Soru 1 |
Bildirme | |
Koruma | |
Kurtarma | |
Tedavi etme |
Doğru Cevap: b) Koruma
Doğru cevabın "Koruma" olmasının sebebi, soruda verilen tanımın tam olarak bu adımı açıklamasıdır. İlk yardımın temel uygulamaları "KBK" olarak bilinen bir zincirden oluşur: Koruma, Bildirme ve Kurtarma. Koruma, bu zincirin ilk ve en önemli halkasıdır. Olay yerine gelindiğinde, yaralıya müdahale etmeden veya yardım çağırmadan önce, çevrenin güvenli olup olmadığını kontrol etmek gerekir. Bu, akan trafikte uyarı işaretleri (reflektör, üçgen) koymak, aracın kontağını kapatmak, gaz sızıntısı olup olmadığını kontrol etmek gibi işlemleri içerir. Sorudaki "olay yerinin değerlendirilmesi" ve "güvenli bir çevre oluşturmak" ifadeleri, doğrudan koruma basamağının temel amaçlarıdır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Bildirme: Bu seçenek yanlıştır çünkü "Bildirme", olay yerinin güvenliği sağlandıktan sonra yapılan ikinci adımdır. Bu adım, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak kaza hakkında doğru ve net bilgi vermeyi içerir. Sorunun metninde acil servisi aramakla ilgili bir bilgi bulunmamaktadır.
- c) Kurtarma: Bu seçenek de yanlıştır. "Kurtarma" (Müdahale olarak da bilinir), olay yeri güvenliği sağlanıp yardım çağrıldıktan sonra, yaralılara temel ilk yardım uygulamalarının yapıldığı üçüncü ve son adımdır. Örneğin, kanamayı durdurmak, suni solunum yapmak veya temel yaşam desteği sağlamak bu aşamada yapılır. Soru, yaralıya yapılan bir müdahaleden değil, çevre güvenliğinden bahsetmektedir.
- d) Tedavi etme: Bu seçenek yanlıştır, çünkü "tedavi etmek" profesyonel sağlık çalışanlarının (doktor, hemşire, paramedik) yaptığı tıbbi işlemleri ifade eder. İlk yardımcı, tedavi etmez; sadece profesyonel yardım gelene kadar yaralının durumunun kötüleşmesini önlemek veya hayatını kurtarmak için temel müdahalelerde bulunur. Bu nedenle "tedavi etme" ilk yardımın temel uygulamalarından biri olarak sayılmaz.
Özetle, ehliyet sınavında sıkça karşılaşılan bu soru, ilk yardımın "KBK" kuralının ilk adımı olan Koruma'yı test etmektedir. Bir kaza yerinde her şeyden önce kendi can güvenliğinizi, yaralının güvenliğini ve çevredekilerin güvenliğini sağlamak zorundasınız. Bu nedenle olay yerini değerlendirip güvenli bir ortam oluşturmak, atılacak ilk ve en hayati adımdır.
Soru 2 |

Çene altına | |
Şakak bölgesine | |
Kasığın iç kısmına | |
Köprücük kemiğinin iç kısmına |
Bu soruda, omuz veya kolda meydana gelen ciddi bir kanamayı durdurmak veya yavaşlatmak için vücudun hangi ana basınç noktasına baskı uygulanması gerektiği sorulmaktadır. Basınç noktaları, atardamarların kemiğe yakın geçtiği ve yüzeye yakın olduğu bölgelerdir. Bu noktalara baskı uygulayarak kanamanın olduğu bölgeye giden kan akışı azaltılabilir.
Doğru Cevap: d) Köprücük kemiğinin iç kısmına
Doğru cevabın "Köprücük kemiğinin iç kısmı" olmasının sebebi, kola kan taşıyan ana atardamarın (subklavyen arter) bu bölgeden geçmesidir. Köprücük kemiğinin hemen altından ve iç kısmından geçen bu damar, kemik ile kaburga arasına sıkıştırılabilir. Bu noktaya yapılan güçlü bir baskı, omuza ve kolun tamamına giden kan akışını önemli ölçüde yavaşlatır ve kanamanın kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Bu, özellikle turnike uygulanamayan veya doğrudan yara üzerine baskının yetersiz kaldığı durumlarda hayat kurtarıcı bir ilk yardım tekniğidir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?
- a) Çene altına: Bu bölgeye basınç uygulamak, yüzün alt kısmı ve çene bölgesindeki kanamaları kontrol etmek için kullanılır. Kol ve omuz bölgesindeki kan dolaşımı üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
- b) Şakak bölgesine: Şakak bölgesindeki atardamar, başın yan tarafı ve kafa derisindeki kanamaları kontrol etmek için kullanılır. Vücudun bu üst noktasının kol kanamasıyla bir ilgisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.
- c) Kasığın iç kısmına: Kasığın iç kısmı, bacağa giden ana atardamarın (femoral arter) geçtiği çok önemli bir basınç noktasıdır. Bu noktaya baskı uygulamak, bacaklardaki ciddi kanamaları kontrol altına almak için kullanılır. Soruda omuz ve kol kanaması sorulduğu için bu seçenek yanlıştır.
Özetle, her basınç noktası vücudun farklı bir bölgesindeki kanamayı kontrol eder. Omuz ve kol kanamaları için doğru basınç uygulama noktası, kanın kola ulaştığı ana damarın geçtiği köprücük kemiğinin iç kısmıdır.
Soru 3 |
Şok | |
Koma | |
Üşüme | |
Bayılma |
Doğru cevap Koma'dır. Çünkü koma, bilinç kaybının en ileri ve en ağır tablosudur. Koma durumundaki bir kişi, çevresinde olup bitenlerin hiçbir şekilde farkında değildir ve en güçlü uyaranlara (seslenme, dürtme, ağrılı uyaranlar) bile kesinlikle tepki vermez. Bu durumda yutkunma ve öksürük gibi hayati refleksler dahi kaybolmuştur, bu da durumu son derece ciddi kılar.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:- d) Bayılma: Bayılma, beyne anlık olarak yeterli kan gitmemesi sonucu oluşan kısa süreli ve geçici bir bilinç kaybıdır. Genellikle birkaç saniye veya en fazla birkaç dakika sürer ve kişi dinlenmeye alınınca veya yatırılınca bilinci hızla yerine gelir. Koma ile karşılaştırıldığında çok daha hafif ve kısa süreli bir durumdur, bu yüzden bilinç kaybının en ileri durumu olamaz.
- a) Şok: Şok, temel olarak bir dolaşım sistemi yetmezliğidir; yani kalbin ve damarların vücuda yeterli miktarda kan pompalayamaması durumudur. Şoktaki bir kişide bilinç bulanıklığı, huzursuzluk ve endişe hali görülebilir ve durum kötüleşirse bilinç kaybı yaşanabilir. Ancak şok, doğrudan bir bilinç durumu değil, bilinç kaybına neden olabilen bir rahatsızlıktır. Bilinç kaybının kendisi değil, sebebidir.
- c) Üşüme: Üşüme, vücut ısısının düşmesi veya hastalık gibi nedenlerle ortaya çıkan bir titreme halidir ve bilinç durumuyla doğrudan bir ilişkisi yoktur. Bilinci tamamen açık bir insan da üşüyebilir. Bu seçenek, konuyu dağıtmak ve dikkati başka yöne çekmek için konulmuş bir çeldiricidir ve bilinç kaybı ile ilgili değildir.
Özetle, bilinç kaybı seviyelerini bir merdiven gibi düşünebiliriz. Bayılma bu merdivenin en alt basamaklarından biriyken, Koma en üst basamağı, yani bilincin en kapalı ve en ileri kayıp durumunu temsil eder. Bu nedenle doğru cevap "Koma"dır.
Soru 4 |
Göğüs kemiğinde kırık olan | |
Bulantı ve kusması olan | |
Kalça kemiğinde kırık olan | |
Omurilik zedelenmesi olan |
Bu soruda, ilk yardım sırasında hangi durumdaki bir yaralının yan yatış pozisyonuna (koma pozisyonu) alınarak taşınmasının güvenli ve doğru olduğu sorgulanmaktadır. Bu pozisyonun temel amacı, bilinci kapalı veya kusma riski olan kişinin solunum yolunu açık tutmaktır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve nedenlerini anlayalım.
Doğru Cevap: b) Bulantı ve kusması olan
Bulantı ve kusması olan bir kişi, özellikle bilinci tam olarak yerinde değilse, sırt üstü yattığında büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Kustuğu takdirde mide içeriği soluk borusuna kaçabilir, bu da solunum yolunun tıkanmasına ve boğulmaya neden olabilir. Yan yatış pozisyonu, yer çekimi sayesinde kusmuğun ağızdan dışarı akmasını sağlayarak solunum yolunu güvende tutar. Bu nedenle, kusma riski olan bir yaralı için en güvenli pozisyon budur.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğu:
- a) Göğüs kemiğinde kırık olan: Göğüs kemiği veya kaburga kırığı olan bir kişiyi yan yatırmak, kırık kemik uçlarının akciğer veya kalp gibi hayati organlara batma riskini artırır ve şiddetli ağrıya neden olur. Bu durumdaki bir yaralı, nefes almasını kolaylaştırmak için genellikle yarı oturur pozisyonda taşınmalıdır.
- c) Kalça kemiğinde kırık olan: Kalça kemiği kırığı çok ağrılı ve ciddi bir yaralanmadır. Yaralıyı yan çevirmek, kırığın durumunu kötüleştirebilir, kan damarlarına veya sinirlere zarar verebilir. Bu tür yaralılar, hareket ettirilmeden, bulundukları pozisyonda bacakları sabitlenerek (genellikle sırt üstü) taşınmalıdır.
- d) Omurilik zedelenmesi olan: Bu, seçenekler arasındaki en tehlikeli durumdur. Omurilik zedelenmesi şüphesi olan bir kişiyi kesinlikle hareket ettirmemek gerekir. Yaralıyı yan çevirmek gibi bilinçsiz bir hareket, omuriliğe daha fazla zarar vererek kalıcı felce veya ölüme yol açabilir. Bu hastalarda "baş-boyun-gövde" ekseninin bozulmaması hayati önem taşır ve profesyonel yardım gelene kadar asla hareket ettirilmemelidir.
Özetle, yan yatış pozisyonu öncelikli olarak solunum yolunu korumak için kullanılır. Kırık ve özellikle omurilik yaralanması gibi durumlarda ise temel kural, yaralıyı mümkün olduğunca hareketsiz tutarak daha fazla zarar görmesini engellemektir.
Soru 5 |
Yaralı bölgenin düzeltilmeye çalışılması | |
Yara varsa üzerinin temiz bir bezle kapatılması | |
Tespit yapılırken yaralı bölgenin hareket ettirilmesi | |
Tespit edilecek bölgenin sadece sert malzeme ile kaplanması |
Doğru Cevap: b) Yara varsa üzerinin temiz bir bezle kapatılması
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, ilk yardımın temel önceliklerinden birini yansıtmasıdır: enfeksiyonu önlemek. Eğer kırıkla birlikte deride bir kesik veya yara oluşmuşsa (buna açık kırık denir), bu yara dış ortamdaki mikroplara karşı savunmasız kalır. Tespit işlemine geçmeden önce bu açık yaranın üzerini temiz, mümkünse steril bir bezle kapatmak, bölgeyi enfeksiyon kapma riskinden korur. Bu, kanamayı kontrol altına almakla birlikte yapılacak ilk ve en önemli adımlardan biridir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Yaralı bölgenin düzeltilmeye çalışılması: Bu, ilk yardımda yapılabilecek en tehlikeli hatalardan biridir. Kırılmış bir kemiği veya çıkmış bir eklemi yerine oturtmaya çalışmak, bölgedeki sinirlere, damarlara ve kas dokusuna çok ciddi zararlar verebilir. Bu hareket, kapalı bir kırığı açık kılığa çevirebilir veya iç kanamayı artırabilir. Yaralı bölge bulunduğu pozisyonda sabitlenmelidir.
- c) Tespit yapılırken yaralı bölgenin hareket ettirilmesi: Bu seçenek, tespit işleminin temel amacıyla çelişmektedir. Tespit (sabitleme), yaralı bölgenin hareketini tamamen engellemek için yapılır. Hareket, hem acıyı artırır hem de kırık kemik uçlarının etraftaki dokulara zarar verme riskini çoğaltır. Tespit işlemi, bölgeyi mümkün olan en az hareketle sabitlemeyi hedefler.
- d) Tespit edilecek bölgenin sadece sert malzeme ile kaplanması: Bu ifade "sadece" kelimesi yüzünden yanlıştır. Tespit için atel gibi sert malzemeler kullanılır ancak bu malzemeler asla doğrudan cilde temas ettirilmemelidir. Sert malzemenin altına, bölgenin şeklini alacak ve cildi koruyacak pamuk, bez gibi yumuşak dolgu malzemeleri konulmalıdır. Bu, hem kan dolaşımının engellenmesini önler hem de yaralının konforunu artırır.
Özetle, kırık, çıkık ve burkulmalarda ilk yardımın temel kuralı, yaralı bölgeyi bulunduğu gibi sabitlemek, hareket ettirmemek ve eğer açık bir yara varsa enfeksiyonu önlemek için üzerini temiz bir bezle kapatmaktır. Bu nedenle doğru cevap 'b' seçeneğidir.
Soru 6 |
İtfaiyeci yöntemi | |
Rentek manevrası | |
Heimlich manevrası | |
Sürükleme yöntemi |
Doğru Cevap: d) Sürükleme yöntemi
Soruda verilen açıklama, sürükleme yöntemini tam olarak tarif etmektedir. Sürükleme, kazazedeyi yerden kaldırmadan, genellikle omuzlarından, kollarından, ayak bileklerinden veya bir battaniye yardımıyla çekerek güvenli bir alana taşımaktır. Özellikle enkaz, çökme veya tünel gibi ilk yardımcının ayağa kalkıp kazazedeyi kaldıramayacağı kadar dar ve tehlikeli alanlarda bu yöntem hayat kurtarıcıdır. Ayrıca, ilk yardımcının tek başına olduğu ve kazazedenin iri ve kilolu olduğu durumlarda, onu kaldırmaya gücü yetmeyebilir. Sürükleme, kaldırmaya göre çok daha az güç gerektirdiği için bu tür durumlarda en mantıklı ve güvenli taşıma tekniğidir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) İtfaiyeci yöntemi: Bu teknikte ilk yardımcı, kazazedeyi omzunun üzerine alarak taşır. Bu yöntemi uygulayabilmek için hem ilk yardımcının yeterli güce sahip olması hem de hareket edilecek alanın geniş ve engelsiz olması gerekir. Soruda belirtilen "dar alanlar" ve "enkaz altı" gibi durumlar için kesinlikle uygun değildir.
- b) Rentek manevrası: Bu manevra, özellikle trafik kazalarında, araç içindeki yaralıyı omuriliğine zarar vermeden çıkarmak için kullanılan özel bir tekniktir. Genel bir taşıma tekniği olmayıp, amacı baş-boyun-gövde eksenini korumaktır. Sorudaki enkaz altı veya tünel gibi genel dar alan tanımına uymaz; spesifik olarak araçtan çıkarma ile ilgilidir.
- c) Heimlich manevrası: Bu bir taşıma tekniği değildir. Solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu boğulma tehlikesi yaşayan kişiye, hava yolunu açmak için uygulanan bir ilk yardım müdahalesidir. Konu olarak kazazedeyi bir yerden başka bir yere nakletmekle hiçbir ilgisi yoktur.
Özetle, sorudaki tanım, bir kazazedeyi dar ve tehlikeli alanlardan çıkarmak veya ilk yardımcının tek başına ağır birini taşıması gerektiğinde başvurulan en etkili yöntem olan sürükleme yöntemini açıkça anlatmaktadır. Bu nedenle doğru cevap "d" seçeneğidir.
Soru 7 |
Yarı oturur pozisyon verilmesi | |
Egzersiz yapmasının sağlanması | |
Kullandığı ilaçları varsa almasının engellenmesi | |
Yaşam bulgularından, sadece solunumun değerlendirilmesi |
Doğru Cevap: a) Yarı oturur pozisyon verilmesi
Göğüs ağrısı çeken bir kazazedeyi yarı oturur pozisyona getirmek, en doğru ilk yardım uygulamasıdır. Bu pozisyon, kişinin daha rahat nefes almasını sağlar ve kalbin üzerindeki yükü azaltır. Böylece kalbin daha az çalışarak daha az oksijene ihtiyaç duyması hedeflenir, bu da mevcut durumu kötüleştirmeyi önler.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- b) Egzersiz yapmasının sağlanması: Bu son derece tehlikeli ve yanlış bir uygulamadır. Egzersiz, kalbin oksijen ihtiyacını artırır ve göğüs ağrısı eğer bir kalp krizinden kaynaklanıyorsa durumu çok daha kötüleştirebilir, hatta ölümcül olabilir. Kazazede kesinlikle dinlenmelidir.
- c) Kullandığı ilaçları varsa almasının engellenmesi: Bu da hatalı bir yaklaşımdır. Eğer kişinin kalp rahatsızlığı için doktoru tarafından verilmiş (örneğin dil altı hapı gibi) bir ilacı varsa, bu ilacı almasına yardım edilmelidir. Bu ilaçlar, damarları genişleterek kalbi rahatlatmak için tasarlanmıştır ve hayat kurtarıcı olabilirler.
- d) Yaşam bulgularından, sadece solunumun değerlendirilmesi: İlk yardımda yaşam bulguları bir bütündür; bilinç, solunum ve dolaşım (nabız) birlikte değerlendirilmelidir. Sadece solunuma bakmak, bilinç kaybı veya dolaşım sorunları gibi diğer hayati tehlikeleri gözden kaçırmanıza neden olur. Bu nedenle eksik bir değerlendirmedir.
Özetle, göğüs ağrısı olan birine ilk yardım yaparken temel amaç, kişiyi sakinleştirmek, en rahat edeceği ve kalbinin en az yorulacağı pozisyon olan yarı oturur pozisyona getirmek ve hemen 112 Acil Yardım'ı aramaktır. Kazazedenin hareket etmesi, yorulması veya panik yapması engellenmelidir.
Soru 8 |
Sözlü ve gürültülü uyaranlara cevap vermesi | |
Göz bebeklerinin farklı büyüklükte olması | |
Ağrılı uyaranlara cevap vermesi | |
Tüm uyaranlara tepkisiz olması |
İlk yardımda bilinç düzeyleri genellikle üç ana kategoride değerlendirilir. Bu değerlendirme, en hafif bilinç kaybından en ağır duruma doğru sıralanır. Bu sıralamayı anlamak, sorunun cevabını ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu kavramayı kolaylaştırır.
- 1. Derece Bilinç Düzeyi: Kişi uykulu bir haldedir ancak sözlü ve gürültülü uyaranlara cevap verir. Adıyla seslenildiğinde veya hafifçe omuzuna dokunulup "İyi misiniz?" diye sorulduğunda gözlerini açabilir, mırıldanabilir veya basit komutları yerine getirebilir.
- 2. Derece Bilinç Düzeyi: Kişi sözlü ve gürültülü uyaranlara tepki vermez. Ancak omuz başının sıkılması gibi ağrılı bir uyarana tepki verir. Bu tepki, inleme, elini çekme veya yüzünü buruşturma şeklinde olabilir.
- 3. Derece Bilinç Düzeyi: En ağır seviyedir. Kişi hiçbir uyarana (sözlü, gürültülü veya ağrılı) tepki vermez. Bu durum koma hali olarak da bilinir ve acil tıbbi müdahale gerektirir.
Şimdi seçenekleri bu bilgilere göre inceleyelim:
a) Sözlü ve gürültülü uyaranlara cevap vermesi: Bu ifade, yukarıda açıkladığımız gibi 1. derece bilinç düzeyinin tanımıdır. Yaralı tam olarak uyanık olmasa da, seslenildiğinde veya gürültü yapıldığında bir şekilde tepki verebilmektedir. Bu nedenle bu seçenek DOĞRU cevaptır.
b) Göz bebeklerinin farklı büyüklükte olması: Bu durum, "anizokori" olarak adlandırılır ve genellikle ciddi bir kafa travması, beyin kanaması veya sinir sistemi hasarının belirtisidir. Bu, bilinç durumunu etkileyebilecek bir nedenin bulgusu olsa da, bilinç düzeyinin kendisini tanımlayan bir tepki değildir. Yani bu bir sonuçtur, bilinç seviyesinin tanımı değildir.
c) Ağrılı uyaranlara cevap vermesi: Bu ifade, 2. derece bilinç düzeyini gösteren bir bulgudur. Yaralı, sözlü komutlara tepkisiz kalırken, ancak canı yandığında bir tepki vermektedir. Bu durum, 1. dereceden daha ağır bir bilinç kaybını ifade eder.
d) Tüm uyaranlara tepkisiz olması: Bu ifade, 3. derece bilinç düzeyini, yani koma halini tanımlar. Bu, bilinç kaybının en derin ve en tehlikeli seviyesidir. Yaralının ne sesli ne de ağrılı hiçbir uyarana yanıt vermediği durumdur.
Soru 9 |
Dış kanamalarda, kanama gözle görülemez. | |
Yaradan vücut dışına doğru olan kanamalar iç kanamalardır. | |
Kanın vücut boşluklarına aktığı kanamalar, dış kanamalar olarak sınıflandırılır. | |
Doğal deliklerden olan kanamalar; kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organları kanamalarıdır. |
d) Doğal deliklerden olan kanamalar; kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organları kanamalarıdır. (DOĞRU)
Bu seçenek doğrudur. Kanamaların sınıflandırılmasında, kanın vücudun zaten var olan doğal açıklıklarından gelmesi durumu ayrı bir kategori olarak ele alınır. Kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organları vücudun doğal delikleridir ve bu bölgelerden gelen kanamalar bu şekilde isimlendirilir. Örneğin, bir kafa travması sonrası kulaktan veya burundan kan gelmesi, ciddi bir iç yaralanmanın habercisi olabilen bir doğal delik kanamasıdır.
Neden Diğer Seçenekler Yanlış?
- a) Dış kanamalarda, kanama gözle görülemez.
Bu ifade yanlıştır. Dış kanamaların tanımı, kanın derideki bir bütünlük bozulmasından (kesik, yırtık vb.) dolayı vücut dışına akmasıdır. Dolayısıyla dış kanamaların en belirgin özelliği, kanamanın gözle görülebilir olmasıdır. Gözle görülemeyen kanamalar iç kanamalardır.
- b) Yaradan vücut dışına doğru olan kanamalar iç kanamalardır.
Bu ifade tanım olarak tamamen hatalıdır. Bir yaradan kanın vücut dışına doğru akması, tam olarak dış kanamanın tanımıdır. İç kanama ise kanın vücut içine, yani organların veya dokuların arasına akmasıdır. Bu seçenek, iki farklı kanama türünün tanımını birbiriyle karıştırmaktadır.
- c) Kanın vücut boşluklarına aktığı kanamalar, dış kanamalar olarak sınıflandırılır.
Bu ifade de yanlıştır. Kanın karın boşluğu, göğüs boşluğu gibi vücut içindeki boşluklara sızması durumu iç kanama olarak adlandırılır. Bu tür kanamalar dışarıdan görülmez ve hayati tehlike oluşturabilir. Dış kanama olarak sınıflandırılması kesinlikle yanlıştır.
Özetle:
Ehliyet sınavında bu tür sorularla karşılaştığınızda kanama türlerinin temel tanımlarını hatırlamanız önemlidir.
- Dış Kanama: Kan vücut dışına akar, gözle görülür.
- İç Kanama: Kan vücut içine akar, gözle görülmez.
- Doğal Deliklerden Kanama: Kan, kulak ve burun gibi doğal açıklıklardan gelir.
Bu bilgiler ışığında, sorunun doğru cevabının 'd' seçeneği olduğu açıkça görülmektedir.
Soru 10 |
Solunumun değerlendirilmesini | |
Kan dolaşımının değerlendirilmesini | |
Sindirim sisteminin değerlendirilmesini | |
Hava yolu açıklığının değerlendirilmesini |
Doğru Cevabın Açıklaması (b seçeneği)
Doğru cevap b) Kan dolaşımının değerlendirilmesidir. İlk yardımın ABC'sindeki "C" harfi, İngilizce "Circulation" (Dolaşım) kelimesinin baş harfinden gelir. Bu adım, kalbin kanı vücuda pompalamaya devam edip etmediğini, yani dolaşım sisteminin çalışıp çalışmadığını kontrol etmeyi amaçlar. Bu değerlendirme, hayat kurtarma zincirinin üçüncü ve çok önemli bir halkasıdır.
Dolaşımı değerlendirmek için ilk yardımcı, yaralının nabzını kontrol eder. Yetişkinlerde bu kontrol genellikle boyundaki şah damarından yapılır. Aynı zamanda vücutta hayatı tehdit eden ciddi bir kanama olup olmadığına bakılır. Eğer nabız yoksa, bu durum kalbin durduğu anlamına gelir ve derhal dış kalp masajına (göğüs basısı) başlanması gerekir. Bu nedenle "C", doğrudan kalp ve dolaşım sisteminin kontrolünü ifade eder.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
- a) Solunumun değerlendirilmesini: Bu seçenek yanlıştır, çünkü solunumun değerlendirilmesi ilk yardım ABC'sinin "B" harfini temsil eder. "B", İngilizce "Breathing" (Solunum) kelimesinden gelir. Yaralının hava yolu açıldıktan sonra, "Bak-Dinle-Hisset" yöntemi ile nefes alıp almadığı kontrol edilir. Bu, "C" adımından önce gelen ikinci adımdır.
- c) Sindirim sisteminin değerlendirilmesini: Bu seçenek tamamen yanlıştır. İlk yardımın ABC'si gibi acil durum protokolleri, solunum ve dolaşım gibi o an için hayati olan fonksiyonlara odaklanır. Sindirim sisteminin durumu, acil müdahale öncelikleri arasında yer almaz ve bu değerlendirme ilk yardımın temel basamaklarından biri değildir.
- d) Hava yolu açıklığının değerlendirilmesini: Bu seçenek de yanlıştır. Hava yolu açıklığının değerlendirilmesi ve sağlanması, ABC'nin ilk adımı olan "A" harfini ifade eder. "A", İngilizce "Airway" (Hava Yolu) kelimesinin karşılığıdır. Bir kişinin nefes alabilmesi için öncelikle hava yolunun açık olması gerekir. Bu nedenle bu adım, diğer tüm adımlardan önce gelir.
Özetle, ehliyet sınavında karşınıza çıkabilecek bu temel kuralı unutmamak çok önemlidir. İlk yardımın ABC'si, hayat kurtarmak için izlenmesi gereken hayati bir sıralamadır:
- A (Airway): Hava yolu açıklığının sağlanması.
- B (Breathing): Solunumun değerlendirilmesi.
- C (Circulation): Dolaşımın değerlendirilmesi.
Bu sıralamaya göre, soruda istenen "C" harfi daima kan dolaşımının değerlendirilmesini ifade eder.
Soru 11 |
Sıkıştırıcı bir bandajla burkulan eklemin tespit edilmesi | |
Şişliği azaltmak için bölgenin vücut seviyesinden aşağıya indirilmesi | |
Burkulan eklem yüzeyinin sürekli hareket ettirilmesi | |
Boğucu sargı (turnike) uygulanması |
a) Sıkıştırıcı bir bandajla burkulan eklemin tespit edilmesi
Bu seçenek DOĞRUDUR. Burkulan bir ekleme elastik bandaj gibi sıkıştırıcı bir sargı uygulamak, ilk yardımın temel adımlarından biridir. Bu uygulamanın iki temel amacı vardır: Birincisi, eklemi sabitleyerek (tespit ederek) hareketini kısıtlamak ve zedelenmiş bağların daha fazla zarar görmesini engellemektir. İkincisi ise, uygulanan hafif baskı ile bölgedeki iç kanamayı ve sıvı birikimini (ödemi) kontrol altına alarak şişliği ve ağrıyı azaltmaktır.
b) Şişliği azaltmak için bölgenin vücut seviyesinden aşağıya indirilmesi
Bu seçenek YANLIŞTIR. İlk yardımda genel kural, şişliği önlemek veya azaltmak için yaralanan bölgeyi kalp seviyesinden yukarıda tutmaktır. Bölgeyi aşağıya indirmek, yer çekiminin etkisiyle kanın ve vücut sıvılarının o bölgede toplanmasına neden olur. Bu durum, şişliğin ve dolayısıyla ağrının daha da artmasına yol açar. Doğru uygulama, burkulan ayak veya elin altına yastık gibi destekler koyarak onu yukarı kaldırmaktır.
c) Burkulan eklem yüzeyinin sürekli hareket ettirilmesi
Bu seçenek YANLIŞTIR. Burkulma, eklem bağlarında bir zedelenme olduğu anlamına gelir. Bu hassas durumu olan eklemi sürekli hareket ettirmek, yırtılan veya gerilen bağların daha fazla hasar görmesine, ağrının şiddetlenmesine ve iyileşme sürecinin uzamasına neden olur. İlk yardımın amacı, yaralı bölgeyi dinlendirmek ve hareketsiz bırakarak dokuların kendini onarmasına izin vermektir.
d) Boğucu sargı (turnike) uygulanması
Bu seçenek KESİNLİKLE YANLIŞTIR ve son derece tehlikelidir. Boğucu sargı, yani turnike, yalnızca uzuv kopması gibi durdurulamayan, hayatı tehdit eden şiddetli atardamar kanamalarında, son çare olarak başvurulan bir yöntemdir. Burkulma gibi bir durumda turnike uygulamak, bölgeye giden tüm kan akışını keser. Bu durum, dokuların oksijensiz kalarak ölmesine (kangren) ve o uzvun tamamen kaybedilmesine neden olabilir. Bu nedenle burkulmada asla uygulanmaz.
Soru 12 |
Bacak bölgesinde olan kanamalarda | |
Karın bölgesinde olan kanamalarda | |
Yüz bölgesinde olan kanamalarda | |
Kol bölgesinde olan kanamalarda |
Doğru cevap c) Yüz bölgesinde olan kanamalarda seçeneğidir. Bunun nedeni, şah damarının (karotis arter) boynun her iki yanında bulunan ve beyne, yüze ve başın diğer bölgelerine kan taşıyan ana atardamar olmasıdır. Yüz bölgesinde durdurulamayan ciddi bir kanama olduğunda, kanamanın olduğu taraftaki şah damarına, çene köşesi ile adem elması arasına hafifçe baskı uygulanarak kan akışı yavaşlatılabilir. Bu yöntem, sadece diğer kanama durdurma metotları (doğrudan baskı, sargı bezi vb.) işe yaramadığında ve sadece sağlık profesyonelleri gelene kadar geçici olarak uygulanmalıdır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Bacak bölgesinde olan kanamalarda: Bacağa kan taşıyan ana atardamar kasık bölgesinden geçer (femoral arter). Bu nedenle, bacaktaki büyük bir kanamayı kontrol altına almak için bası noktası şah damarı değil, kasık bölgesidir. Şah damarına basmak bacak kanamasını etkilemez.
- b) Karın bölgesinde olan kanamalarda: Karın bölgesindeki kanamalar genellikle iç kanamalardır ve dışarıdan bir bası noktasına baskı uygulayarak kontrol altına alınamazlar. Bu durum çok ciddidir ve derhal tıbbi müdahale gerektirir. Şah damarına basmanın karın kanamasına hiçbir etkisi yoktur.
- d) Kol bölgesinde olan kanamalarda: Koldaki kanamalar için bası noktası, kolun üst iç kısmında, koltuk altına yakın bölgeden geçen atardamardır (brakiyal arter). Alternatif olarak köprücük kemiği üzerindeki noktaya da baskı uygulanabilir. Boyundaki şah damarına basmak kol kanamasını durdurmak için yanlış bir uygulamadır.
Özetle, her kanama bölgesi için farklı bir bası noktası vardır ve bu noktalar kanamanın kaynağına giden ana atardamar üzerinde bulunur. Şah damarı baş ve yüz bölgesini beslediği için, bu bölgedeki kanamaları kontrol altına almak amacıyla kullanılan bir bası noktasıdır. Bu nedenle doğru cevap "Yüz bölgesinde olan kanamalarda" seçeneğidir.
Soru 13 |
Şekildeki gibi sola dönüş yapacak olan sürücü, aşağıdakilerden hangilerini yapmalıdır? I. Sola dönüş lambasını yakmalı II. Hızını azaltmalı III. Dar bir kavisle dönmeli Yalnız I | |
I ve II | |
II ve III | |
I, II ve III |
Bu soruda, bir kavşakta sola dönüş yapmak isteyen bir sürücünün uyması gereken temel trafik kuralları sorgulanmaktadır. Güvenli bir sürüş için her manevranın belirli adımları vardır. Sola dönüşler, karşıdan gelen trafiği kesmeyi gerektirebileceği için özellikle dikkatli yapılması gereken manevralardır. Şimdi maddeleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.
I. Sola dönüş lambasını yakmalı
Bu ifade kesinlikle doğrudur. Trafikteki en temel iletişim kurallarından biri, niyetinizi diğer sürücülere, yayalara ve yol kullanıcılarına önceden bildirmektir. Sola dönmeden önce sola sinyal (dönüş lambası) vermek, arkanızdaki ve karşı şeritteki sürücülerin sizin ne yapacağınızı anlamasını sağlar. Bu sayede onlar da kendi pozisyonlarını ve hızlarını ayarlayabilir, böylece olası kazaların önüne geçilmiş olur. Sinyal vermek bir tercih değil, yasal bir zorunluluktur.
II. Hızını azaltmalı
Bu ifade de kesinlikle doğrudur. Hiçbir dönüş, düz gidiş hızıyla yapılamaz. Bir viraja veya kavşağa girerken hızı azaltmak, aracın kontrolünü sağlamak için esastır. Hızı azaltarak hem dönüşü daha güvenli bir şekilde tamamlarsınız hem de kavşaktaki diğer araçları veya yayaları kontrol etmek için kendinize yeterli zaman tanımış olursunuz. Yüksek hızla yapılan bir dönüş, savrulmaya veya kazaya neden olabilir.
III. Dar bir kavisle dönmeli
Bu ifade yanlıştır. Trafik kurallarına göre, sola dönüşler geniş bir kavisle yapılır. Bunun sebebi, dönüşü tamamladıktan sonra gidilecek yolun doğru şeridine (genellikle en sol şeridine veya uygun şeride) girebilmektir. Eğer dar bir kavisle dönerseniz, karşı yönden gelen ve sağa dönen araçların yolunu kesme veya dönüş yaptığınız yolun yanlış şeridine girme tehlikesiyle karşılaşırsınız. Dar kavisle dönüş kuralı, sağa dönüşler için geçerlidir.
- Sola Dönüş: Geniş Kavis
- Sağa Dönüş: Dar Kavis
Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi
Yukarıdaki analizlere göre, sola dönüş yapacak bir sürücünün yapması gereken zorunlu eylemler I ve II numaralı maddelerde belirtilmiştir. III numaralı madde ise hatalı bir bilgidir.
- a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir, çünkü hızı azaltmak (II) da zorunludur.
- b) I ve II: Bu seçenek doğrudur. Sürücü hem sola dönüş lambasını yakmalı hem de hızını azaltmalıdır. Bu iki kural, güvenli bir sol dönüşün temelini oluşturur.
- c) II ve III: Bu seçenek yanlıştır, çünkü III. maddedeki "dar kavisle dönme" kuralı sola dönüş için hatalıdır.
- d) I, II ve III: Bu seçenek de III. maddedeki yanlış bilgiyi içerdiği için yanlıştır.
Özetle, şekildeki sürücü güvenli bir sol dönüş yapmak için öncelikle sinyal vererek niyetini belli etmeli (I), ardından kavşağa yaklaşırken aracın kontrolünü sağlamak için hızını azaltmalı (II) ve son olarak dönüşü geniş bir kavisle tamamlamalıdır. Soruda verilen öncüllerden I ve II doğru olduğu için doğru cevap b) I ve II seçeneğidir.
Soru 14 |
Taşıt yolu üzerine çizilen şekildeki yazı ve sembollerden hangileri, sürücülere araçlarını uygun mesafede mutlaka durdurmaları gerektiğini bildirir? Yalnız I | |
Ive II | |
IIve III | |
I, IIve III |
Doğru Cevabın Açıklaması (a - Yalnız I)
Soru görselinde I numara ile gösterilen ve yol üzerine yazılmış olan "DUR" yazısı, sekizgen kırmızı "DUR" levhası ile aynı anlama gelir. Bu işaret, sürücülere ileride bir kavşak, kontrol noktası veya tehlikeli bir geçit olduğunu ve bu noktaya gelmeden önce aracını mutlaka durdurması gerektiğini bildiren bir emirdir. Sürücü, durma çizgisinde veya kavşak girişinde aracını tamamen durdurmalı, yolu kontrol etmeli ve yol güvenli ise geçiş yapmalıdır. Bu nedenle, sürücülere mutlaka durmaları gerektiğini bildiren işaret "DUR" yazısıdır.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
- II numaralı sembol: Bu sembol, yol üzerinde bir bisiklet yolu olduğunu veya bisikletlilerin bu bölümü kullanabileceğini gösterir. Bu işaret bir uyarı ve bilgilendirme işaretidir. Sürücüye bu alanda bisikletlilere karşı daha dikkatli ve yavaş olması gerektiğini hatırlatır, ancak "mutlaka dur" emri vermez. Bu yüzden II numaralı sembol bu sorunun cevabı olamaz.
- III numaralı sembol: Bu sembol, bir engelli park yeri işaretidir. Sadece engelli bireylerin kullanımına ayrılmış bir park alanını belirtir. Bu işaretin amacı, hareket halindeki bir araca durma komutu vermek değil, park etme kurallarını düzenlemektir. Dolayısıyla, bu işaretin de sürücülere mutlaka durmaları gerektiğini bildiren bir anlamı yoktur.
Sonuç olarak, seçenekleri değerlendirdiğimizde:
- b) I ve II: Yanlıştır, çünkü II numaralı bisiklet yolu işareti durma zorunluluğu getirmez.
- c) II ve III: Yanlıştır, çünkü ne bisiklet yolu ne de engelli park yeri işareti durma zorunluluğu bildirir.
- d) I, II ve III: Yanlıştır, çünkü sadece I numaralı işaret durma zorunluluğu getirir.
Bu açıklamalar ışığında, sürücülere araçlarını uygun mesafede mutlaka durdurmaları gerektiğini bildiren tek işaret, I numara ile gösterilen "DUR" yazısıdır. Bu nedenle doğru cevap a) Yalnız I seçeneğidir.
Soru 15 |

Yalnız 1 | |
1 ve 2 | |
1 ve 3 | |
2 ve 4 |
Bu soruda, bir kavşakta trafiği yöneten trafik polisinin verdiği işarete göre hangi araçların geçiş hakkına sahip olduğu sorulmaktadır. Trafik polisinin el ve kol hareketleri, trafik ışıkları ve işaret levhalarından daha üstündür. Bu nedenle, sürücülerin polisin işaretlerini doğru anlaması ve bu işaretlere uyması hayati önem taşır.
Öncelikle trafik polisinin duruşunu ve ne anlama geldiğini inceleyelim. Polis, kollarını iki yana açmış bir şekilde durmaktadır. Bu duruşun temel bir kuralı vardır: Trafiğin akış yönü, polisin ön ve arka tarafıdır. Polisin kollarının işaret ettiği yönler (sağ ve sol tarafı) ise trafiğe kapalıdır. Bunu, polisin vücudunun akan trafiğe paralel, durması gereken trafiğe ise bir set gibi dik durduğu şeklinde düşünebilirsiniz.
Bu kuralı şekildeki araçlara uygulayalım:
- 1 Numaralı Araç: Polisin ön tarafında bulunmaktadır. Kurala göre, polisin önündeki trafik geçebilir. Bu yüzden 1 numaralı araç geçmelidir.
- 3 Numaralı Araç: Polisin arka tarafında bulunmaktadır. Kurala göre, polisin arkasındaki trafik de geçebilir. Bu yüzden 3 numaralı araç da geçmelidir.
- 2 ve 4 Numaralı Araçlar: Bu araçlar, polisin kollarının uzandığı istikamette, yani polisin sağında ve solunda yer almaktadırlar. Kuralımıza göre bu yönlerdeki trafiğin durması gerekmektedir. Dolayısıyla 2 ve 4 numaralı araçlar beklemelidir.
Bu değerlendirmeye göre, geçmesi doğru olan araçlar 1 ve 3 numaralı araçlardır. Bu nedenle doğru cevap c) 1 ve 3 seçeneğidir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Yalnız 1: Bu seçenek yanlıştır, çünkü sadece 1 numaralı araç değil, polisin arkasında kalan 3 numaralı aracın da geçiş hakkı vardır.
- b) 1 ve 2: Bu seçenek yanlıştır, çünkü 2 numaralı araç polisin kolu istikametinde olduğu için durmak zorundadır.
- d) 2 ve 4: Bu seçenek tamamen yanlıştır, çünkü her iki araç da polisin dur işareti verdiği yöndedir ve beklemeleri gerekir.
Soru 16 |

Durup beklemeli | |
Durmadan geçmeli | |
Gelen araç yoksa dikkatli geçmeli | |
Yayalar geçebileceği için yavaş gitmeli |
Doğru cevap a) Durup beklemeli seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, ışıklı trafik işaret cihazında yanan sabit kırmızı ışık, trafiğin durması gerektiğini bildiren kesin bir emirdir. Sürücü, aracıyla durma çizgisini geçmeden durmak zorundadır. Eğer durma çizgisi yoksa, yaya geçidinin önünde, yaya geçidi de yoksa kavşağa girmeden ve diğer yönden gelen araçların geçişini engellemeyecek şekilde uygun bir mesafede durup yeşil ışığın yanmasını beklemelidir. Bu kural, kavşaklardaki trafik akışını düzenlemek ve kazaları önlemek için hayati önem taşır.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- b) Durmadan geçmeli: Bu seçenek, trafik kuralının tam tersidir ve son derece tehlikelidir. Kırmızı ışıkta geçmek, "kırmızı ışık ihlali" olarak bilinen ciddi bir trafik suçudur ve ağır kazalara sebebiyet verebilir. Diğer yönden yeşil ışıkta geçen araçlarla veya yayalarla çarpışma riski çok yüksektir.
- c) Gelen araç yoksa dikkatli geçmeli: Bu kural, sürücü adaylarının sıkça karıştırdığı bir durumu ifade eder. "Durup, yolu kontrol edip, trafik müsaitse geçme" kuralı, sabit yanan kırmızı ışık için değil, fasılalı olarak yanıp sönen kırmızı ışık için geçerlidir. Yanıp sönen kırmızı ışık, "DUR" levhası ile aynı anlama gelir. Ancak soruda gösterilen sabit kırmızı ışıkta, yol tamamen boş olsa bile geçiş yapmak kesinlikle yasaktır.
- d) Yayalar geçebileceği için yavaş gitmeli: Kırmızı ışık yandığında yayaların karşıya geçme hakkı olduğu doğrudur. Ancak sürücünün görevi sadece yavaşlamak değil, tamamen durmaktır. Yavaşlayarak geçmeye çalışmak hem kural ihlalidir hem de o an yola adımını atmış bir yaya için ölümcül bir tehlike yaratabilir. Bu nedenle, yavaşlamak yetersiz ve yanlış bir davranıştır.
Özetle, trafikte kırmızı ışığın anlamı nettir: DUR ve BEKLE. Bu kural, trafiğin düzeni ve tüm yol kullanıcılarının can güvenliği için taviz verilmeden uygulanması gereken temel bir prensiptir.
Soru 17 |
Sağa dar, sola geniş | |
Sağa geniş, sola dar | |
Sağa ve sola geniş | |
Sağa ve sola dar |
Bu soruda, bir kavşağa yaklaştığımızda ve dönüş yapmak istediğimizde, aracımızla çizmemiz gereken hayali yayın (kavisin) şeklinin nasıl olması gerektiği sorgulanmaktadır. Bu, hem trafik akışını düzenlemek hem de kazaları önlemek için kritik öneme sahip temel bir kuraldır. Doğru cevap olan a) Sağa dar, sola geniş seçeneğini ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.
Doğru Cevap: a) Sağa dar, sola geniş
- Sağa Dar Dönüş: Sağa dönüş yaparken amacımız, mümkün olan en kısa ve en güvenli yolu izlemektir. Bunun için, dönüş yapacağımız yola girmeden önce kendi şeridimizin en sağına yaklaşırız. Dönüş sırasında kaldırıma veya yol kenarına yakın, dar bir kavisle döneriz ve girdiğimiz yolun yine en sağ şeridine konumlanırız. Bu manevra, hem arkamızdan gelen trafiği engellememizi hem de karşı şeride veya yan şeride taşarak tehlike yaratmamızı önler.
- Sola Geniş Dönüş: Sola dönüşler, sağa dönüşlerden daha karmaşıktır çünkü karşı yönden gelen trafiğin yolundan geçmemiz gerekir. Güvenli bir sola dönüş için öncelikle kavşağın ortasına kadar ilerlemeli, karşıdan gelen araçlara yol verdikten sonra dönüşe başlamalıyız. Dönüşü geniş bir kavisle yaparak, döneceğimiz yolun doğru şeridine (genellikle gidiş yönüne göre sol şeride) girmeliyiz. Eğer sola dar bir kavisle dönersek, kavşağın köşesini kesmiş olur ve karşı yönden gelen araçların şeridini tehlikeli bir şekilde ihlal etmiş oluruz.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- b) Sağa geniş, sola dar: Bu seçenek, güvenli sürüş kurallarının tam tersidir. Sağa geniş bir kavisle dönmek, aracın yan şeride veya karşı şeride taşmasına neden olarak büyük bir kaza riski oluşturur. Sola dar bir kavisle dönmek ise, karşıdan gelen ve belki de o an sola dönen başka bir araçla kafa kafaya çarpışma riskini doğurur.
- c) Sağa ve sola geniş: Sola geniş dönüş yapmak doğru bir manevra olsa da, sağa geniş dönüş yapmak yukarıda belirttiğimiz gibi tehlikeli bir şerit ihlalidir. Bir aracın sağa dönerken kendi şeridinden dışarıya doğru savrulması kabul edilemez bir hatadır. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
- d) Sağa ve sola dar: Sağa dar dönüş yapmak doğru bir tekniktir. Ancak sola dar dönüş yapmak, kavşağın ortasına yeterince girmeden, kestirme bir yoldan dönmek anlamına gelir. Bu durum, karşı şeridi ihlal ettiği ve kazalara davetiye çıkardığı için kesinlikle yanlıştır.
Özetle, kavşaklarda güvenliği sağlamak ve trafik akışını düzenlemek için her sürücünün uyması gereken temel kural; sağa dönüşlerde dar bir kavisle kendi şeridinde kalmak ve sola dönüşlerde ise kavşak ortasına ilerleyip geniş bir kavisle karşı trafiğin yolunu kesmeden dönüşü tamamlamaktır.
Soru 18 |
Sis ışıklarını | |
Acil uyarı ışıklarını | |
Uzağı gösteren ışıkları | |
Yakını gösteren ışıkları |
Bu soruda, gece sürüşü sırasında yapılan bir sollama manevrasının en kritik anlarından biri ele alınmaktadır. Soru, öndeki aracı geçmek için harekete geçen bir sürücünün, geçmekte olduğu araçla aynı hizaya gelene kadar hangi ışıkları kullanması gerektiğini sorgulamaktadır. Bu durum, hem kendi güvenliğiniz hem de diğer sürücünün güvenliği için doğru aydınlatma kurallarını bilmeyi gerektirir.
Doğru Cevap: d) Yakını gösteren ışıklar
Doğru cevabın yakını gösteren ışıklar (kısa farlar) olmasının temel sebebi, öndeki sürücünün görüşünü engellememek ve onu tehlikeye atmamaktır. Sollama manevrasına başlarken ve geçilen araçla yan yana gelene kadar arkanızda ve yanınızda olduğu için, uzağı gösteren ışıkları (uzun farlar) kullanırsanız, bu ışıklar öndeki aracın dikiz aynasından ve yan aynalarından yansıyarak sürücünün gözlerini kamaştırır. Gözleri kamaşan bir sürücü anlık olarak yol kontrolünü kaybedebilir, bu da her iki araç için de büyük bir kaza riski oluşturur. Bu nedenle, sollama tamamlanana kadar kısa farlar kullanılmalıdır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- c) Uzağı gösteren ışıklar: Bu seçenek, en çok karıştırılan ancak en tehlikeli olanıdır. Yukarıda açıklandığı gibi, uzun farlar öndeki sürücüyü kör edebilir. Uzağı gösteren ışıklar, ancak sollama manevrası bittikten, geçilen araç dikiz aynanızda göründükten ve aranıza güvenli bir mesafe girdikten sonra, karşıdan başka bir araç gelmiyorsa yakılabilir.
- a) Sis ışıkları: Sis ışıklarının kullanım amacı bellidir; yoğun sis, kar veya şiddetli yağmur gibi görüş mesafesinin çok düştüğü hava şartlarında yolu daha iyi görmeyi sağlamaktır. Normal hava koşullarında, özellikle de bir aracı sollarken sis ışıklarını kullanmak gereksizdir ve diğer sürücülerin dikkatini dağıtabilir. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
- b) Acil uyarı ışıkları: Acil uyarı ışıkları (dörtlüler), aracın bir arıza nedeniyle durakladığı veya acil bir durum olduğu zaman diğer sürücüleri uyarmak için kullanılır. Hareket halindeyken ve özellikle sollama gibi planlı bir manevra sırasında acil uyarı ışıklarının kullanılması kesinlikle yanlıştır. Bu, diğer sürücülere yanlış bir mesaj vererek kafa karışıklığına ve tehlikeli durumlara yol açar.
Özetle, geceleyin güvenli bir sollama için kural basittir: Öndeki aracın sürücüsüne saygı gösterin ve onun görüşünü tehlikeye atmayın. Bu nedenle, yan yana gelinceye kadar yakını gösteren ışıkları kullanmalı, onu tamamen geçtikten sonra ise yolun durumu müsaitse uzağı gösteren ışıklara geçiş yapmalısınız.
Soru 19 |

Şerit değiştirmek yasaktır. | |
Öndeki aracı geçmek yasaktır. | |
Kurallara uygun olarak öndeki araç geçilebilir. | |
Taşıt yolu, bölünmüş yol durumuna gelmiştir. |
Bu soruda, karayolunun ortasında yer alan kesik yol çizgisinin ne anlama geldiği sorulmaktadır. Resimde iki yönlü bir yolda, şeritleri ayıran çizginin kesik (aralıklı) olduğu net bir şekilde görülmektedir. Trafik kurallarında yol çizgilerinin her birinin sürücüler için hayati önem taşıyan bir anlamı vardır ve bu anlamları bilmek güvenli sürüş için zorunludur.
Doğru Cevap: c) Kurallara uygun olarak öndeki araç geçilebilir.
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik işaretleme kurallarına göre kesik yol çizgilerinin temel anlamının "görüş mesafesi açık ve trafik durumu uygun olduğunda sollama yapılabileceği" olmasıdır. Yani, sürücü karşı şeridi kontrol edip herhangi bir tehlike görmüyorsa, kurallara uyarak şerit değiştirebilir ve önündeki aracı geçebilir. Bu çizgi, geçişin potansiyel olarak serbest olduğunu ancak nihai sorumluluğun sürücüde olduğunu belirtir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Şerit değiştirmek yasaktır. ve b) Öndeki aracı geçmek yasaktır. seçenekleri yanlıştır. Bu kurallar, yolun ortasında devamlı (düz) bir çizgi olduğunda geçerlidir. Devamlı yol çizgisi, görüş mesafesinin kapalı olduğu tepe üstü, viraj gibi tehlikeli yerlerde bulunur ve şerit değiştirmenin ve sollama yapmanın kesinlikle yasak olduğunu bildirir.
- d) Taşıt yolu, bölünmüş yol durumuna gelmiştir. seçeneği de yanlıştır. Bölünmüş yol, gidiş ve geliş yönlerinin birbirinden bir ayırıcı (refüj, bariyer veya boş bir arazi şeridi) ile fiziksel olarak ayrıldığı yollardır. Sadece boya ile çizilmiş bir çizgi, yolu bölünmüş yol yapmaz.
Önemli Not ve Sınav İpucu
Ehliyet sınavında yol çizgileriyle ilgili sorular sıkça çıkar. Bu nedenle temel kuralı aklınızda tutmak çok önemlidir:
- Kesik Çizgi: Kurallara uyarak sollama yapılabilir.
- Devamlı Çizgi: Sollama yapmak kesinlikle yasaktır.
- Yan Yana Kesik ve Devamlı Çizgi: Sürücüler sadece kendilerine en yakın olan çizginin anlamına uymak zorundadır. Eğer size yakın olan çizgi kesik ise sollama yapabilirsiniz; devamlı ise yapamazsınız.
Soru 20 |

Hızını artırmalı | |
U dönüşü yapmalı | |
1 numaralı araca yol vermeli | |
1 numaralı aracı ikaz ederek durdurmalı |
Görseli incelediğimizde, bu kavşağın bir anayol ve tali yol kesişimi olduğunu görüyoruz. Bunu anlamamızı sağlayan en önemli ipuçları trafik levhalarıdır. 2 numaralı aracın bulunduğu yolda "Yol Ver" (ters üçgen) levhası bulunurken, 1 numaralı aracın bulunduğu yolda ise "Anayol" (eşkenar dörtgen) levhası yer almaktadır. Bu levhalar, kavşaktaki geçiş üstünlüğünü net bir şekilde belirler.
"Yol Ver" levhası, sürücünün tali yolda olduğunu ve anayoldan gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerektiğini bildirir. "Anayol" levhası ise sürücüye, kavşakta geçiş önceliğinin kendisinde olduğunu belirtir. Trafik kurallarına göre, tali yoldan anayola çıkan bir sürücü, anayoldaki tüm araçların geçişini beklemek zorundadır.
Doğru Cevabın Açıklaması
Bu kurallar doğrultusunda, tali yolda bulunan ve "Yol Ver" levhasına uymak zorunda olan 2 numaralı aracın sürücüsü, anayoldan gelen 1 numaralı araca yol vermelidir. 1 numaralı araç kendi geçişini güvenli bir şekilde tamamladıktan sonra, 2 numaralı araç sürücüsü kavşağa girebilir. Bu nedenle c) 1 numaralı araca yol vermeli seçeneği doğru ve güvenli olan tek davranıştır.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
- a) Hızını artırmalı: Bu seçenek tamamen yanlıştır ve büyük bir kazaya yol açabilir. "Yol Ver" levhası olan bir sürücünün yavaşlaması, gerekirse durarak anayolun boşalmasını beklemesi gerekir; hızını artırması kesinlikle yasaktır.
- b) U dönüşü yapmalı: Soruda sürücünün U dönüşü yapmasını gerektirecek bir durum yoktur. Kavşaktaki geçiş hakkı sorulmaktadır ve gereksiz yere U dönüşü yapmak hem kural dışı hem de tehlikeli olabilir.
- d) 1 numaralı aracı ikaz ederek durdurmalı: Bu davranış, trafik adabına ve kurallarına aykırıdır. Geçiş üstünlüğü 1 numaralı araçtadır ve 2 numaralı aracın sürücüsünün onu durdurmaya çalışması, bir hakkı gasp etme girişimidir ve trafikte agresif bir davranış olarak kabul edilir.
Soru 21 |

Ambulans | |
Polis aracı | |
İş makinesi | |
İtfaiye aracı |
Geçiş üstünlüğüne sahip araçların kendi aralarında karşılaşmaları durumunda uygulanacak olan geçiş hakkı sıralaması, taşıdıkları görevin aciliyetine ve insan hayatı için taşıdığı öneme göre belirlenmiştir. Bu sıralamayı kolayca hatırlamak için CİPS kuralı olarak bilinen bir kısaltma kullanılır. Bu kural, araçların baş harflerinden oluşur ve geçiş önceliğini belirtir.
CİPS kuralının açılımı ve sıralaması şu şekildedir:
- C - Cankurtaran (Ambulans)
- İ - İtfaiye
- P - Polis aracı
- S - Sivil Savunma araçları
Bu sıralamaya göre, bir kavşakta bu araçlar aynı anda bulunduğunda, ilk geçiş hakkı her zaman can ve yaralı taşıyan ambulansındır. Ondan sonra itfaiye, daha sonra polis aracı ve son olarak sivil savunma araçları geçiş yapar.
Şimdi seçenekleri bu kurala göre değerlendirelim:
a) Ambulans ✓ (DOĞRU)CİPS kuralına göre sıralamanın en başında C harfi ile temsil edilen Cankurtaran, yani ambulans yer alır. İnsan hayatını kurtarma görevi en öncelikli görev kabul edildiği için, diğer tüm geçiş üstünlüğüne sahip araçlardan önce geçiş hakkı ambulansa aittir. Bu nedenle doğru cevap budur.
b) Polis aracıPolis aracı, CİPS kuralında P harfi ile temsil edilir ve sıralamada üçüncü sırada yer alır. Bu yüzden, hem ambulanstan hem de itfaiyeden sonra geçiş hakkına sahiptir. Kavşakta ambulans ve itfaiye varken ilk geçiş hakkını kullanamaz.
c) İş makinesiİş makineleri, Karayolları Trafik Kanunu'na göre geçiş üstünlüğüne sahip araçlar sınıfında yer almaz. Bu araçlar trafikte özel izinlerle bulunsalar bile, bir ambulans, itfaiye veya polis aracı gibi acil durum geçiş önceliğine sahip değildirler. Bu nedenle, bu kavşaktaki diğer tüm araçlara yol vermek zorundadır.
d) İtfaiye aracıİtfaiye aracı, CİPS kuralında İ harfi ile temsil edilir ve sıralamada ikinci sıradadır. Yangın ve benzeri acil durumlara müdahale ettiği için önceliği yüksektir ancak insan hayatı taşıyan ambulanstan sonra gelir. Dolayısıyla, ilk geçiş hakkı itfaiyeye ait değildir, ambulansa yol vermelidir.
Soru 22 |

Kavşağa | |
Köprüye | |
Tali yola | |
Demir yoluna |
Doğru Cevap: b) Köprüye
Resimde görülen trafik işaretleri "Köprü Başı Levhaları" olarak adlandırılır. Bu levhaların temel amacı, sürücüleri bir köprüye, viyadüğe veya menfeze (küçük köprü) yaklaştıkları konusunda uyarmaktır. Kara yolunun sağ ve soluna karşılıklı olarak yerleştirilmeleri, sürücünün gireceği yapının genişliğini ve başlangıç noktasını net bir şekilde algılamasını sağlar. Özellikle gece, sisli veya yağışlı havalar gibi görüş mesafesinin düştüğü durumlarda, köprünün kenarlarını belirginleştirerek güvenli bir geçişe yardımcı olurlar.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- a) Kavşağa: Kavşağa yaklaşıldığını bildiren levhalar genellikle üçgen şeklinde uyarı işaretleridir (örneğin, ana yol-tali yol kavşağı işareti) veya yuvarlak veya kare şeklinde bilgilendirme levhalarıdır. Sorudaki dikey ve çizgili levhanın bir kavşakla ilgisi yoktur. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
- c) Tali yola: Tali yol, bir kavşakta geçiş önceliği olmayan yoldur. Tali yola yaklaşıldığını değil, tali yoldan ana yola çıkışın olduğu bir kavşağa yaklaşıldığını bildiren levhalar bulunur. Bu levha da üçgen şeklindedir ve sorudaki işaretle alakası yoktur. Bu sebeple bu seçenek de yanlıştır.
- d) Demir yoluna: Demir yolu geçidine (hemzemin geçit) yaklaşıldığını bildiren levhalar oldukça farklıdır. Bunlar arasında üzerinde tren figürü olan üçgen levha, bariyerli veya bariyersiz geçidi belirten levhalar ve geçide olan mesafeyi gösteren (300m, 200m, 100m) kırmızı çizgili mesafe levhaları bulunur. Sorudaki siyah-beyaz çizgili levha, demir yolu geçitleri için kullanılmaz, bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
Özetle:
Soruda gösterilen ve yolun her iki tarafında bulunan siyah-beyaz çizgili dikey levhalar, sürücüye bir köprüye yaklaştığını bildiren standart uyarı işaretleridir. Bu işaretler, sürücünün köprünün başlangıcını ve genişliğini fark ederek hızını ayarlamasına ve daha dikkatli olmasına olanak tanır. Dolayısıyla doğru cevap b seçeneğidir.
Soru 23 |
Taşıt yolu üzerine çizilen şekildeki çizgilerin anlamı nedir?

Yavaşlama çizgisi | |
Taralı alana girilmez. | |
Bölünmüş yol başlangıcı | |
Taralı alan içine park edilebilir. |
Doğru cevap b) Taralı alana girilmez seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, bu şekilde taranarak boyanmış alanlar, trafiği düzenlemek ve ayırmak amacıyla kullanılır. Genellikle şeritlerin ayrıldığı kavşak, köprü ve otoyol çıkışları gibi yerlerde bulunur. Bu alanların temel amacı, trafiği doğru şeritlere yönlendirmek ve ayrılan veya birleşen trafik akımları arasında güvenli bir boşluk oluşturmaktır. Sürücülerin bu alanların üzerine girmesi, duraklaması veya park etmesi kesinlikle yasaktır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Yavaşlama çizgisi: Yavaşlama uyarı çizgileri, genellikle tehlikeli bir viraja, kavşağa veya gişelere yaklaşırken sürücüyü yavaşlaması için uyaran, yolun enine (seyir yönüne dik) çizilen ve aralıkları giderek sıklaşan çizgilerdir. Sorudaki görsel ise yol boyunca uzanan ve şeritleri ayıran çapraz çizgilerden oluşmaktadır, bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
- c) Bölünmüş yol başlangıcı: Bölünmüş yol başlangıcı, genellikle ortasında bir refüj veya ayırıcı bulunan ve karşı yön trafiğinin fiziksel olarak ayrıldığı yol kesimini ifade eder. Bu durum genellikle dikey bir trafik levhası ile belirtilir. Sorudaki taralı alan, bölünmüş yol başlangıcında kullanılabilse de, işaretin kendisinin anlamı "bölünmüş yol başlangıcı" değil, "girilmesi yasak alan"dır.
- d) Taralı alan içine park edilebilir: Bu seçenek, doğru cevabın tam tersidir ve kesinlikle yanlıştır. Taralı alanlar, trafik akışının güvenliğini sağlamak için oluşturulmuş tampon bölgelerdir. Bu alanlara park etmek, hem trafik akışını engeller hem de ciddi kazalara yol açabilecek tehlikeli bir davranıştır.
Özetle, yolda gördüğünüz bu çapraz çizgili taralı alanlar, araç trafiğine kapalı bölgelerdir. Bu çizgileri bir duvar veya fiziksel bir engel gibi düşünmelisiniz. Bu alanlara girmek, trafik kurallarını ihlal etmek anlamına gelir ve tehlikelidir. Sınavda ve trafikte bu işareti gördüğünüzde, kesinlikle bu alanın dışında kalarak kendi şeridinizde ilerlemeniz gerektiğini unutmamalısınız.
Soru 24 |

1 - 2 - 3 - 4 | |
1 - 2 - 4 - 3 | |
2 - 1 - 4 - 3 | |
4 - 1 - 2 - 3 |
Doğru Cevabın Açıklaması (a) 1 - 2 - 3 - 4
Sıralamayı belirlemek için adım adım gidelim:- Anayol - Tali Yol Ayrımı: İlk olarak kavşaktaki yolların durumuna bakmalıyız. 1 ve 2 numaralı araçların bulunduğu yolda "Anayol" levhası, 3 ve 4 numaralı araçların bulunduğu yolda ise "Yol Ver" levhası vardır. Bu durum, 1 ve 2 numaralı araçların anayolda, 3 ve 4 numaralı araçların ise tali yolda olduğunu gösterir. Trafik kuralına göre, anayoldaki araçlar tali yoldaki araçlara göre daima geçiş önceliğine sahiptir. Bu nedenle, 1 ve 2 numaralı araçlar, 3 ve 4 numaralı araçlardan kesinlikle önce geçecektir.
- Anayoldaki Araçların Sıralaması (1 ve 2): Şimdi anayolda bulunan 1 numaralı otobüs ile 2 numaralı otomobilin kendi aralarındaki geçiş hakkını belirlemeliyiz. Trafikte önemli bir kural şudur: "Düz giden araçlar, dönecek olan araçlara göre geçiş önceliğine sahiptir." 1 numaralı otobüs düz gitmekte, 2 numaralı otomobil ise sağa dönüş yapmaktadır. Bu kurala göre düz giden otobüs (1), dönen otomobilden (2) önce geçer. Böylece ilk sıralama 1 - 2 şeklinde oluşur.
- Tali Yoldaki Araçların Sıralaması (3 ve 4): Anayoldaki araçlar geçtikten sonra sıra tali yoldaki araçlara gelir. 3 numaralı traktör ve 4 numaralı polis otosu "Yol Ver" levhasının olduğu yolda beklemektedir. 4 numaralı araç bir polis otosu olmasına rağmen, tepe lambası veya sireni aktif olmadığı için geçiş üstünlüğüne sahip değildir ve normal bir araç gibi kurallara uymak zorundadır. Tıpkı anayolda olduğu gibi, burada da "düz giden araç dönecek olandan önceliklidir" kuralı uygulanır. 3 numaralı traktör düz gitmekte, 4 numaralı polis otosu ise sola dönüş yapmaktadır. Bu yüzden düz giden traktör (3), dönen polis otosundan (4) önce geçer. Bu araçların sıralaması da 3 - 4 şeklinde olur.
- Genel Sıralama: Tüm bu adımları birleştirdiğimizde, önce anayoldaki araçların (1 ve 2), sonra da tali yoldaki araçların (3 ve 4) kendi sıralarına göre geçtiğini görürüz. Bu da bize doğru sıralamayı verir: 1 - 2 - 3 - 4.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- b) 1 - 2 - 4 - 3: Bu seçenek, anayoldaki sıralamayı (1-2) doğru yapsa da tali yoldaki sıralamayı yanlış yapar. Sola dönen polis otosuna (4), düz giden traktörden (3) öncelik vermiştir. Bu, "düz giden önceliklidir" kuralına aykırıdır.
- c) 2 - 1 - 4 - 3: Bu seçenek, anayoldaki araçların önceliğini doğru tespit etmiş ancak kendi aralarındaki sıralamayı yanlış yapmıştır. Sağa dönen otomobile (2), düz giden otobüsten (1) öncelik vermiştir ki bu hatalıdır.
- d) 4 - 1 - 2 - 3: Bu seçenek en temel kuralı ihlal etmiştir. Tali yolda bulunan ve geçiş üstünlüğü olmayan polis otosuna (4) ilk geçiş hakkını vermiştir. Anayoldaki araçlar her zaman tali yoldakilerden önce geçer.
Soru 25 |
20 | |
30 | |
40 | |
50 |
Bu soruda, trafikte güvenli bir sürüş için hayati öneme sahip olan "takip mesafesi" kuralı sorulmaktadır. Takip mesafesi, aracınız ile önünüzdeki araç arasında bırakmanız gereken minimum boşluktur. Bu mesafe, öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda, sizin de güvenli bir şekilde durabilmeniz için yeterli zaman ve alanı sağlar.
Türkiye'deki Karayolları Trafik Kanunu'na göre, kuru ve iyi görüş şartlarına sahip bir yolda uygulanması gereken temel takip mesafesi kuralı "hızın yarısı" kuralıdır. Bu kural, aracınızın kilometre/saat (km/saat) cinsinden hızının yarısı kadar metreyi, takip mesafesi olarak bırakmanız gerektiğini belirtir. Yani, takip mesafesini hesaplamak için hızınızı ikiye bölmeniz yeterlidir.
Çözüm:
- Soruda verilen araç hızı: 80 km/saat
- Uygulanacak kural: Hız / 2
- Hesaplama: 80 / 2 = 40 metre
Bu hesaplamaya göre, 80 km/saat hızla giden bir sürücünün önündeki araçla arasında en az 40 metre mesafe bırakması gerekmektedir. Bu nedenle doğru cevap c) 40 seçeneğidir. Bu mesafe, sürücünün tehlikeyi fark etmesi, tepki vermesi ve fren yaparak güvenli bir şekilde durabilmesi için gerekli olan minimum mesafeyi temsil eder.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- a) 20 metre: Bu mesafe, "hızın yarısı" kuralına göre 40 km/saat hızla giderken bırakılması gereken mesafedir (40/2=20). 80 km/saat gibi daha yüksek bir hızda bu mesafe son derece tehlikelidir ve ani bir frende kazaya yol açması kaçınılmazdır.
- b) 30 metre: Bu mesafe ise 60 km/saat hızla giderken bırakılması gereken mesafedir (60/2=30). 80 km/saat hız için yine yetersizdir ve güvenli bir duruş için yeterli alanı sağlamaz.
- d) 50 metre: Bu mesafe 100 km/saat hızla giderken bırakılması gereken minimum mesafedir (100/2=50). 80 km/saat hızla giderken 50 metre bırakmak güvenli olsa da, soru bizden kurala göre bırakılması gereken "en az" mesafeyi istemektedir. Kurala göre en az mesafe 40 metre olduğu için bu seçenek doğru cevap değildir.
Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta da "2 saniye kuralı"dır. Takip mesafenizi pratik olarak ölçmek için bu kuralı kullanabilirsiniz. Önünüzdeki araç sabit bir nesnenin (tabela, ağaç vb.) yanından geçtiği an "seksen sekiz, seksen dokuz" diye saymaya başlayın. Eğer siz bu saymayı bitirmeden aynı nesnenin yanına gelirseniz, takip mesafeniz yetersiz demektir. Bu sayma işlemi yaklaşık 2 saniye sürer ve bu süre, normal hava koşullarında güvenli takip mesafesini sağlar.
Ayrıca, yağmurlu, karlı, buzlu veya sisli gibi olumsuz hava ve yol koşullarında "hızın yarısı" kuralı yetersiz kalır. Bu gibi durumlarda kayma riski artacağı ve fren mesafesi uzayacağı için takip mesafesini normalin en az iki katına çıkarmak veya daha da artırmak gerekir.
Soru 26 |

Önünde | |
Arkasında | |
Yol tarafındaki yanında | |
Ön ve arkasına 50 metre mesafede |
Doğru cevap olan c) Yol tarafındaki yanında seçeneğinin doğru olmasının sebebi, bu hareketin trafik akışını doğrudan engellemesidir. Park etmiş bir aracın yol tarafındaki yanına, yani hareket halindeki araçların kullandığı şeride aracınızı durdurduğunuzda, "çift sıra duraklama" yapmış olursunuz. Bu durum, arkanızdan gelen araçların şerit değiştirmesine veya aniden yavaşlamasına neden olarak trafik sıkışıklığına ve kaza riskine yol açar. Bu nedenle, yolun akışını sağlayan şeridi bu şekilde işgal etmek kesinlikle yasaktır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Önünde: Park etmiş bir aracın önünde, arada güvenli bir mesafe bırakarak ve başka bir yasak (yaya geçidi, kavşak vb.) bulunmuyorsa duraklama yapmakta bir sakınca yoktur. Bu hareket, trafik akışını doğrudan engellemez.
- b) Arkasında: Tıpkı önünde olduğu gibi, park etmiş bir aracın arkasında da yeterli mesafe bırakılarak duraklama yapılabilir. Bu da trafik şeridini işgal etmediği için genellikle serbesttir.
- d) Ön ve arkasına 50 metre mesafede: Bu seçenek yanıltıcı bir kuraldır. Trafik kanunlarında park etmiş her aracın önüne ve arkasına 50 metre gibi genel bir duraklama yasağı yoktur. Belirli mesafe kuralları; kavşaklar, otobüs durakları, yaya geçitleri, tepe üstleri gibi özel noktalar için geçerlidir, standart bir park alanı için değil.
Özetle, trafik kurallarının en temel amacı, trafiğin güvenli ve akıcı bir şekilde ilerlemesini sağlamaktır. Park etmiş bir aracın yanına, yolun ortasına doğru duraklama yapmak, bu temel amaca tamamen aykırıdır çünkü şeridi kapatarak trafiği tehlikeye atar. Bu nedenle doğru cevap "Yol tarafındaki yanında" seçeneğidir.
Soru 27 |

I. Yol ver - II. Girişi olmayan yol | |
I. Dur - II. Taşıt trafiğine kapalı yol | |
I. Taşıt trafiğine kapalı yol - II. Girişi olmayan yol | |
I. Azami hız sınırlaması - II. Bütün yasaklama ve kısıtlamaların sonu |
Bu soruda, size verilen iki trafik işaret levhasının (I ve II) anlamlarını sırasıyla bulmanız istenmektedir. Ehliyet sınavlarında trafik işaretlerini doğru tanımak ve anlamlarını bilmek çok önemlidir. Bu iki işaret, genellikle birbirleriyle karıştırıldığı için sıkça sorulur.
Doğru Cevabın Açıklaması (C Seçeneği)
Doğru cevap c) I. Taşıt trafiğine kapalı yol - II. Girişi olmayan yol seçeneğidir. Şimdi bu levhaları tek tek inceleyelim:
- I. İşaret: Taşıt Trafiğine Kapalı Yol: Bu levha, etrafı beyaz çizgili, içi tamamen kırmızı olan bir daire şeklindedir. Bu işareti gördüğünüz yol, her iki yönden de motorlu veya motorsuz taşıtların (otomobil, motosiklet, bisiklet vb.) girişine kapatılmıştır. Genellikle sadece yayaların kullanımına açık olan caddelerin veya belirli saatlerde trafiğe kapatılan yolların girişinde bulunur. Kısacası, bu yola hiçbir taşıt giremez.
- II. İşaret: Girişi Olmayan Yol: Bu levha, kırmızı bir daire içinde kalın beyaz bir yatay çizgiden oluşur. Bu işaret, tek yönlü bir yolun ters istikametini gösterir. Yani, bu yola bu yönden girmeniz yasaktır, çünkü karşıdan size doğru gelen bir trafik akışı vardır. Ancak yolun diğer ucundan bu yola giriş serbesttir. Halk arasında "Ters Yön" levhası olarak da bilinir.
Sonuç olarak, birinci işaret yolun tamamen taşıt trafiğine kapalı olduğunu, ikinci işaret ise o yola sadece o yönden girilemeyeceğini belirtir. Bu nedenle C seçeneği, her iki işaretin anlamını doğru sırada vermektedir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) I. Yol ver - II. Girişi olmayan yol: Bu seçenek yanlıştır çünkü "Yol Ver" levhası, tepesi aşağı bakan bir üçgen şeklindedir. Birinci işaret bu levha değildir.
- b) I. Dur - II. Taşıt trafiğine kapalı yol: Bu seçenek de yanlıştır. "Dur" levhası, sekizgen şeklinde ve kırmızı renklidir. Ayrıca ikinci işaretin anlamı "Taşıt trafiğine kapalı yol" değil, "Girişi olmayan yol"dur. Seçenekte anlamlar karıştırılmıştır.
- d) I. Azami hız sınırlaması - II. Bütün yasaklama ve kısıtlamaların sonu: Bu seçenek tamamen yanlıştır. "Azami hız sınırlaması" levhası, kırmızı çerçeveli bir daire içinde sayılarla belirtilir (örneğin 50, 70 gibi). "Bütün yasaklama ve kısıtlamaların sonu" levhası ise, üzerinde siyah bir çapraz çizgi bulunan beyaz bir dairedir.
Önemli Not: Bu iki levha arasındaki temel farkı aklınızda tutmanız sınavda size yardımcı olacaktır. "Taşıt Trafiğine Kapalı Yol" (I) levhası yolun her iki yönden de kapalı olduğunu, "Girişi Olmayan Yol" (II) levhası ise yolun sadece sizin bulunduğunuz yönden kapalı olduğunu (tek yön) ifade eder.
Soru 28 |

Şeridin sağdan daralacağını | |
Kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını | |
Sağ tarafta bisiklet yolu bulunduğunu | |
Şeridin sadece ileri seyir veya sağa dönüş için olduğunu |
Doğru Cevap: d) Şeridin sadece ileri seyir veya sağa dönüş için olduğunu
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, yol üzerindeki işaretin anlamını birebir yansıtmasıdır. Görselde yer alan yatay işaretleme, bir "Yön Oku" olarak adlandırılır. Bu oklar, sürücülerin bulundukları şeritten ilerideki kavşakta hangi yönlere gidebileceklerini gösterir. İşarette hem düz gidişi (ileri seyir) simgeleyen bir ok hem de sağa dönüşü simgeleyen bir ok bir arada bulunmaktadır. Bu durum, bu şeridi kullanan bir sürücünün kavşaktan ya dümdüz devam etmesi ya da sağa dönmesi gerektiğini, başka bir manevra (örneğin sola dönüş) yapmasının yasak olduğunu açıkça belirtir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Şeridin sağdan daralacağını: Bu seçenek yanlıştır. Yolun sağdan daralacağını bildiren işaretler, genellikle üçgen bir uyarı levhası şeklinde olur veya yol çizgileri birbirine yaklaşarak daralmayı gösterir. Görseldeki okların şerit genişliği ile bir ilgisi yoktur, sadece gidilebilecek yönleri bildirir.
- b) Kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını: Bu seçenek de yanlıştır. Kontrolsüz bir kavşağa yaklaşıldığını bildiren uyarı levhası, içinde "X" işareti bulunan üçgen bir levhadır. Yoldaki bu oklar ise bir kavşağın kontrolsüz olduğunu değil, tam aksine o kavşakta trafiğin belirli kurallara göre nasıl yönlendirildiğini belirtir.
- c) Sağ tarafta bisiklet yolu bulunduğunu: Bu seçenek yanlıştır. Bir bisiklet yolunu belirten işaretleme, üzerinde bisiklet sembolü (piktogramı) bulunan mavi zeminli bir levha veya yol üzerine çizilmiş bir bisiklet figürüdür. Sorudaki oklar, genel motorlu taşıt trafiği için yönlendirme yapar.
Özetle, yol üzerine çizilmiş bu oklar, sürücülerin kavşağa gelmeden önce gidecekleri yöne uygun şeride girmelerini sağlamak için kullanılır. Bu işaret, içinde bulunduğunuz şeridin size "sadece ileri gitme veya sağa dönme" izni verdiğini net bir şekilde ifade eder. Bu kurala uymak, hem trafik akışının düzenli olmasını sağlar hem de ani ve tehlikeli şerit değişikliklerinin önüne geçer.
Soru 29 |
Yalnız I | |
I ve II | |
II ve III | |
I, II ve III |
I. Kesik yol çizgisi: Bu çizgi türü, trafiğin akış yönü aynı veya farklı olan şeritleri ayırmak için kullanılır. En önemli özelliği, sürücülere belirli kurallara uymak şartıyla şerit değiştirme ve öndeki aracı geçme (sollama) izni vermesidir. Bu kurallar; görüş mesafesinin yeterli olması, karşıdan veya arkadan gelen bir aracın bulunmaması ve manevranın güvenli bir şekilde tamamlanabileceğinden emin olunmasıdır. Dolayısıyla, kesik yol çizgisi geçilebilir bir çizgidir.
II. Devamlı yol çizgisi: Bu çizgi, şerit değiştirmenin ve öndeki aracı geçmenin tehlikeli olduğu yerlerde kullanılır. Virajlar, tepe üstleri, kavşaklar ve görüşün kısıtlı olduğu alanlarda bu çizgiyi görürüz. Devamlı yol çizgisinin anlamı nettir: "Şerit değiştirme ve sollama yapmak yasaktır." Bu çizgi, sürücüler için adeta bir duvar görevi görür ve kesinlikle geçilmemelidir.
III. Yan yana iki devamlı yol çizgisi: Bu çizgi, yolu bölünmüş yol haline getirir ve taşıt yolunu iki farklı yöndeki trafik için ayırır. Tek devamlı çizgiden daha güçlü bir yasaklama anlamı taşır. Bu çizginin bulunduğu yerlerde, her iki yöndeki araçların da bu çizgiyi aşarak karşı şeride geçmesi kesinlikle yasaktır. Bu çizgi, yolu fiziksel bir ayırıcı (refüj) gibi böler.
Seçeneklerin Değerlendirilmesi:
- a) Yalnız I: Bu seçenek doğrudur. Çünkü yukarıdaki açıklamalara göre, kurallara uyulduğu takdirde geçişe izin veren tek çizgi türü kesik yol çizgisidir.
- b) I ve II: Bu seçenek yanlıştır. Çünkü II numaralı devamlı yol çizgisi geçişe izin vermez, tam tersine yasaklar.
- c) II ve III: Bu seçenek yanlıştır. Hem devamlı yol çizgisi (II) hem de yan yana iki devamlı yol çizgisi (III) geçilemez çizgilerdir.
- d) I, II ve III: Bu seçenek de yanlıştır. Çünkü II ve III numaralı çizgiler geçişi kesin olarak yasaklar.
Özetle, trafikte güvenli bir sürüş için unutmamanız gereken en temel kural şudur: Kesik çizgiler, şartlar uygunsa geçişe izin verirken, devamlı çizgiler (ister tek ister çift olsun) kesinlikle geçilmemesi gereken birer engeldir.
Soru 30 |
Sis ışıklarını | |
Acil uyarı ışıklarını | |
Uzağı gösteren ışıkları | |
Yakını gösteren ışıkları |
Doğru Cevap: d) Yakını gösteren ışıklar
Doğru cevabın yakını gösteren ışıklar (kısa farlar) olmasının temel sebebi, öndeki sürücünün görüşünü engellememek ve güvenliği tehlikeye atmamaktır. Sollama yaparken öndeki araca yaklaştığınızda, eğer uzağı gösteren (uzun) farları kullanırsanız, bu ışıklar doğrudan öndeki aracın dikiz ve yan aynalarına yansır. Bu durum, öndeki sürücünün gözlerini kamaştırarak geçici körlüğe sebep olabilir, paniğe kapılmasına veya şeridini koruyamamasına yol açabilir. Bu nedenle, sollama manevrasına başlarken ve araçla yan yana gelene kadar kısa farlar kullanılmalıdır ki hem kendi önünüzü görebilin hem de diğer sürücüyü rahatsız etmeyin.
Sollama işlemi tamamlandıktan, yani öndeki aracı geçip güvenli bir mesafeye ulaştıktan sonra, eğer yol koşulları uygunsa (karşıdan gelen yoksa ve ilerisi boşsa) tekrar uzağı gösteren ışıklara geçiş yapabilirsiniz. Ancak soru, "yan yana gelinceye kadar" olan süreci sorduğu için bu aşamada kesinlikle yakını gösteren ışıklar kullanılmalıdır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Sis ışıkları: Sis farları, adından da anlaşılacağı gibi, yalnızca sis, yoğun kar veya şiddetli yağmur gibi görüş mesafesinin çok düştüğü hava koşullarında kullanılır. Normal hava koşullarında veya sollama amacıyla sis farlarını kullanmak hem yasaktır hem de diğer sürücülerin gözünü alarak tehlike yaratır.
- b) Acil uyarı ışıkları: Acil uyarı ışıkları (dörtlüler), aracınız arızalandığında, acil bir durumda durmak zorunda kaldığınızda veya trafikte bir tehlike oluşturduğunuzda diğer sürücüleri uyarmak için kullanılır. Sollama gibi normal bir sürüş manevrası sırasında kesinlikle kullanılmaz. Dörtlüleri yakarak sollama yapmaya çalışmak, diğer sürücüler için kafa karıştırıcı ve yanlış bir sinyal olur.
- c) Uzağı gösteren ışıklar: Bu seçenek, sorunun en güçlü çeldiricisidir. Uzağı gösteren (uzun) farlar, aydınlatmanın yetersiz olduğu yollarda ileriyi daha iyi görmek için kullanılır. Ancak, önünüzde bir araç varken veya karşıdan bir araç gelirken kullanılması kesinlikle yanlıştır. Yukarıda açıklandığı gibi, öndeki araca arkadan yaklaşırken uzun farları yakmak, sürücünün aynalarından yansıyarak görüşünü tamamen engeller ve çok tehlikeli bir duruma sebep olur.
Özetle, geceleyin sollama yaparken temel kural, öndeki sürücünün güvenliğini riske atmamaktır. Bu nedenle, sollama niyetiyle yaklaşıp araçla aynı hizaya gelene kadar yakını gösteren ışıklar kullanılır. Bu, güvenli ve kurallara uygun sürüşün temel bir parçasıdır.
Soru 31 |
Takip mesafesi | |
Geçiş mesafesi | |
İntikal mesafesi | |
Görüş mesafesi |
Doğru cevap a) Takip mesafesi'dir. Takip mesafesi, trafikte seyrederken öndeki araçla aranızda bırakmanız gereken güvenli boşluktur. Bu mesafe, öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda size çarpmadan durabilmeniz için yeterli zaman ve alanı tanır. Bu mesafeyi ayarlamanın en pratik ve güvenilir yolu "2 saniye" kuralıdır.
Bu kural şu şekilde uygulanır: Öndeki araç yol kenarındaki sabit bir nesneyi (örneğin bir trafik levhası, ağaç veya köprü ayağı) geçtiği an saymaya başlarsınız. "Seksen sekiz, seksen dokuz" diyerek saymak yaklaşık iki saniye sürer. Eğer siz bu sayımı bitirmeden aynı sabit nesnenin yanına gelirseniz, öndeki aracı çok yakından takip ediyorsunuz demektir ve yavaşlayarak aradaki mesafeyi açmanız gerekir. Bu iki saniyelik süre, sizin o anki hızınızda katettiğiniz mesafeyi temsil eder ve bu da tam olarak ideal ve güvenli takip mesafesidir.
- b) Geçiş mesafesi: Bu seçenek yanlıştır. Geçiş mesafesi, bir aracı sollamak (geçmek) için gereken toplam mesafeyi ifade eder. Bu mesafe; sollama yapacağınız aracın hızı, sizin hızınız ve karşı şeritten gelen trafiğin durumu gibi birçok karmaşık faktöre bağlıdır. Bu nedenle, basit bir 2 saniye kuralıyla hesaplanamaz ve çok daha uzun bir mesafeyi kapsar.
- c) İntikal mesafesi: Bu seçenek yanlıştır. İntikal mesafesi (reaksiyon mesafesi olarak da bilinir), bir tehlikeyi fark ettiğiniz andan ayağınızı frene götürüp basmaya başladığınız ana kadar geçen sürede aracın ilerlediği yoldur. Ortalama bir sürücü için bu süre 1 saniyenin altındadır. 2 saniyelik takip mesafesi, hem bu intikal süresini hem de frenleme için ek bir güvenlik payını içerir. Yani intikal mesafesi, takip mesafesinin sadece bir parçasıdır.
- d) Görüş mesafesi: Bu seçenek de yanlıştır. Görüş mesafesi, sürücünün yolu net bir şekilde ne kadar ilerisini görebildiğidir. Bu durum virajlar, tepe üstleri, sis, yağmur gibi hava ve yol koşullarına bağlı olarak değişir. Güvenli bir sürüş için hızınızı görüş mesafenize göre ayarlamanız gerekse de, 2 saniye kuralı doğrudan öndeki araçla olan mesafeyi belirler, yolun ne kadar ilerisini gördüğünüzü değil.
Özetle, "Aracın 2 saniyede gideceği yol" ifadesi, hızınız ne olursa olsun size güvenli bir durma payı bırakan dinamik bir ölçümdür ve bu ölçüm doğrudan takip mesafesini belirlemek için kullanılır.
Soru 32 |
Olayı en yakın zabıta veya sağlık kuruluşuna bildirmek | |
Kazaya karışan araçların yerini değiştirmek | |
Kaza yerindeki iz ve delilleri yok etmek | |
Olay yerinden uzaklaşmak |
a) Olayı en yakın zabıta veya sağlık kuruluşuna bildirmek: Bu seçenek doğru cevaptır. Bir trafik kazası meydana geldiğinde, yapılması gereken ilk ve en önemli eylem, durumu derhal yetkililere haber vermektir. Günümüzde bu, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yapılır. Bu sayede olay yerine en kısa sürede ambulans, polis veya jandarma gibi profesyonel ekiplerin ulaşması sağlanır ve yaralılara zamanında müdahale edilir. Bu, hem yasal bir zorunluluk hem de bir vatandaşlık görevidir.
b) Kazaya karışan araçların yerini değiştirmek: Bu seçenek yanlıştır. Özellikle yaralanmalı veya ölümlü kazalarda, araçların kaza sonrası konumu, fren izleri ve diğer unsurlar, kazanın nedenini ve kusur durumunu belirlemek için önemli delillerdir. Polis veya jandarma ekipleri gelmeden araçların yerini değiştirmek, bu delillerin kaybolmasına ve soruşturmanın yanlış yönlenmesine sebep olur. Araçlar, yalnızca yaralanmanın olmadığı, tarafların anlaştığı ve Kaza Tespit Tutanağı düzenlediği maddi hasarlı kazalarda trafiği açmak amacıyla hareket ettirilebilir.
c) Kaza yerindeki iz ve delilleri yok etmek: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve aynı zamanda yasal olarak bir suçtur. Kaza yerindeki cam kırıkları, fren izleri, sürüklenme izleri gibi her türlü delil, olayın aydınlatılması için hayati önem taşır. Bu delilleri bilerek yok etmek veya gizlemeye çalışmak, "suç delillerini karartmak" anlamına gelir ve ciddi hukuki yaptırımları vardır. Sorumluluğumuz, bu delilleri korumaktır.
d) Olay yerinden uzaklaşmak: Bu seçenek de yanlıştır ve yasalara aykırıdır. Bir kazaya karıştıysanız olay yerini terk etmek, "kazayı bildirmeme ve olay yerinden kaçma" suçunu oluşturur. Eğer kazaya sadece tanık olduysanız bile, yaralılara yardım etme ve durumu yetkililere bildirme yükümlülüğünüz vardır. Hiçbir şey yapmadan olay yerinden uzaklaşmak, hem vicdani sorumluluktan hem de yasal yükümlülükten kaçmak demektir.
Soru 33 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Doğru Cevap: b) seçeneği
Bu seçenekte gördüğümüz işaret, "Motosiklet Hariç Motorlu Taşıt Trafiğine Kapalı Yol" anlamını taşır. Kırmızı çember içindeki otomobil figürü, genel olarak motorlu taşıtların bu yola girişinin yasak olduğunu belirtir. Ancak bu işaretin en önemli özelliği, isminden de anlaşılacağı gibi, motosikletleri bu yasaktan muaf tutmasıdır. Dolayısıyla, bu levhanın olduğu bir yola otomobil, kamyonet, otobüs gibi motorlu taşıtlar giremezken, motosikletler serbestçe girebilir. Bu nedenle sorunun doğru cevabı bu seçenektir.
Diğer Seçeneklerin Açıklaması
- a) seçeneği: Bu işaret "Motosiklet Giremez" levhasıdır. Kırmızı yasak çemberi içinde doğrudan bir motosiklet figürü bulunur. Bu, o yola motosikletlerin girişinin kesinlikle yasak olduğu anlamına gelir. Dolayısıyla bu seçenek, soruda istenenin tam tersi bir durumu ifade eder.
- c) seçeneği: Bu işaret "Bisiklet Giremez" levhasıdır. Yasaklama sadece bisikletler için geçerlidir. Motosikletler motorlu taşıt sınıfında olduğu için bu işaret onları doğrudan etkilemez. Ancak soru, motosikletin girebileceği yolu belirten en uygun işareti sorduğu için, özellikle motosikletlere bir istisna tanıyan (b) seçeneği daha doğru ve kesin bir cevaptır.
- d) seçeneği: Bu işaret "Kamyon Giremez" levhasıdır. Bu levha, genellikle ağırlık, boyut veya gürültü gibi nedenlerle kamyonların girmesinin istenmediği yollarda kullanılır. Bu yasaklama kamyonlar içindir ve motosikletleri kapsamaz. (c) seçeneğinde olduğu gibi, bu yola da motosiklet girebilir fakat (b) seçeneğindeki işaret, motorlu taşıtlar arasında özellikle motosiklete izin veren tek işarettir, bu da onu en net cevap yapar.
Özetle, ehliyet sınavlarında işaretlerin sadece genel anlamları değil, getirdikleri istisnalar da sorgulanır. (b) seçeneğindeki işaret, diğer motorlu taşıtları yasaklarken motosikletlere açıkça izin veren özel bir anlama sahiptir. Bu yüzden, "motosikletin girebileceği yolu" en doğru şekilde ifade eden işaret budur.
Soru 34 |
Zırhlı taşıt | |
Kamu hizmeti taşıtı | |
Organ nakil araçları | |
Umum servis araçları |
Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'na göre trafikte belirli şartlar altında yol önceliğine sahip olan, yani "geçiş üstünlüğü" bulunan araç türünün hangisi olduğu sorulmaktadır. Geçiş üstünlüğü, bir aracın görev halindeyken can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak şartıyla trafik kısıtlama ve yasaklarına bağlı olmaması durumudur. Diğer sürücülerin bu araçlara yol vermesi yasal bir zorunluluktur.
Doğru cevap c) Organ nakil araçları seçeneğidir. Çünkü organ nakli, insan hayatı için saniyelerin bile çok önemli olduğu, son derece acil bir durumdur. Nakledilecek organın veya dokunun en hızlı ve güvenli şekilde hastaya ulaştırılması gerekir. Bu sebeple kanun, organ ve doku nakli yapan araçlara, tıpkı ambulanslar gibi, görev esnasında geçiş üstünlüğü hakkı tanımıştır.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Zırhlı taşıt: Bu ifade genel bir tanımdır. Eğer bu zırhlı taşıt bir polis veya askeri araç ise ve görev halindeyse geçiş üstünlüğü olabilir. Ancak bankalara ait para nakil araçları gibi özel zırhlı taşıtların geçiş üstünlüğü yoktur. Seçenek bu ayrımı yapmadığı için genel bir kural olarak doğru kabul edilemez.
- b) Kamu hizmeti taşıtı: Belediye otobüsleri, çöp kamyonları, yol temizlik araçları gibi araçlar kamu hizmeti taşıtıdır. Bu araçlar toplum için önemli görevler yapsalar da trafikte herhangi bir geçiş üstünlükleri bulunmaz. Normal trafik kurallarına uymak zorundadırlar.
- d) Umum servis araçları: Okul servisleri veya personel taşıyan servis araçları bu kategoriye girer. Bu araçların da geçiş üstünlüğü hakkı yoktur. Hatta okul taşıtları durduğunda arkasındaki araçların durması gibi özel kurallar olsa da, bu durum onlara trafikte öncelik hakkı tanımaz.
Özetle, geçiş üstünlüğü sadece acil ve hayati durumlarla ilgili görev yapan araçlara verilir. Bunların başında cankurtaran (ambulans), itfaiye, polis araçları ve organ nakil araçları gelir. Bu soruda da seçenekler arasında bu tanıma en net uyan ve kanunda açıkça belirtilen araç türü organ nakil araçlarıdır.
Soru 35 |
Sağ şeride geçmek | |
Sığınma cebine girmek | |
Önündeki aracı geçmek | |
Bulunduğu şeridi izlemek ve hızını artırmamak |
Bu soruda, bölünmüş bir yolda (yani gidiş ve geliş yönlerinin birbirinden fiziksel bir ayırıcı ile ayrıldığı yollarda) bir araç tarafından geçilirken, geçilen aracın sürücüsü olarak sizin yasal ve güvenli bir şekilde ne yapmanız gerektiği sorgulanmaktadır. Trafikte güvenliğin temelinin öngörülebilirlik ve diğer sürücülere yardımcı olmak olduğunu unutmamak gerekir. Bu kural, sollama manevrasının emniyetli bir şekilde tamamlanabilmesi için kritik öneme sahiptir.
Doğru Cevap: d) Bulunduğu şeridi izlemek ve hızını artırmamak
Bu seçeneğin doğru olmasının iki temel sebebi vardır. Birincisi, bulunduğunuz şeridi izlemek, sizi sollayan sürücü için bir istikrar ve öngörülebilirlik sağlar. Sizi geçmeye karar veren sürücü, sizin mevcut konumunuza ve hızınıza göre bir plan yapmıştır. Şeridinizi ani bir şekilde değiştirmeniz, bu planı bozarak ciddi bir kaza riski yaratabilir. Bu yüzden en güvenli davranış, manevra bitene kadar şeridinizde sabit kalmaktır.
İkinci kısım olan hızını artırmamak ise Karayolları Trafik Kanunu'nda açıkça belirtilmiş bir zorunluluktur. Geçilmekte olan bir sürücünün hızını artırması, sollama mesafesini ve süresini tehlikeli bir şekilde uzatır. Bu durum, sollayan aracı daha uzun süre yan şeritte kalmaya zorlar ve olası bir tehlike anında manevra alanını daraltır. Hatta güvenliği artırmak için hızınızı sabit tutmanız veya gerekiyorsa hafifçe azaltmanız, sollama işlemini kolaylaştıracaktır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Sağ şeride geçmek: Eğer zaten en sağ şeritteyseniz bu mümkün değildir. Sol şeritteyseniz ve sağ şeride geçmek güvenliyse bu bir nezaket kuralı olabilir, ancak bu bir zorunluluk değildir. Soruda "ne yapmak zorundadır?" denilmektedir. Öncelikli ve zorunlu olan kural, şeridi korumak ve hızı artırmamaktır; gereksiz şerit değiştirmek değil.
- b) Sığınma cebine girmek: Sığınma cepleri, arıza veya acil durumlar gibi zorunlu hallerde duraklamak için yapılmıştır. Normal bir sollama manevrasını kolaylaştırmak için sığınma cebine girilmez. Bu, hem trafik akışını bozan hem de sığınma cebinin amacına aykırı, hatalı bir davranıştır.
- c) Önündeki aracı geçmek: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hareketlerden biridir. Arkadan gelen bir araç sizi sollamaya çalışırken sizin de önünüzdeki aracı sollamaya kalkmanız, "sollamaya karşılık verme" olarak kabul edilir ve kazaya davetiye çıkarır. Bu durum, hem sizi sollayan aracı hem de kendinizi büyük bir riske atar ve kesinlikle yasaktır.
Özetle, trafikte geçilmekte olan sürücünün temel görevi, geçiş manevrasını yapan sürücüye zorluk çıkarmamak ve manevranın en güvenli şekilde tamamlanmasına yardımcı olmaktır. Bunun en temel yolu da kendi şeridinizde kalarak hızınızı artırmamaktır.
Soru 36 |
Yalnız I | |
I ve II | |
II ve III | |
I, II ve III |
- I- Aracın farları: Farlar, sürüş güvenliğinin en temel unsurlarından biridir. Özellikle gece, tünel gibi ışığın az olduğu ortamlarda veya sisli, yağmurlu havalarda yolu görmenizi sağlar. Aynı zamanda, diğer sürücülerin ve yayaların sizi fark etmesi için de hayati öneme sahiptir. Çalışmayan veya arızalı farlarla yola çıkmak, hem görüşünüzü kısıtlar hem de sizi trafikte neredeyse görünmez kılarak büyük kaza riskleri yaratır.
- II- Motor yağ seviyesi: Motor yağı, aracın motorundaki hareketli parçaları yağlayarak sürtünmeyi azaltır, motorun aşırı ısınmasını engeller ve parçaları temizler. Yola çıkmadan önce yağ seviyesini kontrol etmek, motorun sağlığı için zorunludur. Düşük yağ seviyesi, motorda ciddi ve masraflı arızalara, hatta motorun tamamen kullanılamaz hale gelmesine (motorun "yatak sarması") neden olabilir. Bu durum, seyir halindeyken aracın aniden durmasına yol açarak tehlikeli durumlar yaratabilir.
- III- Cam silecek lastikleri: Görüş netliği, güvenli sürüşün olmazsa olmazıdır. Yağmurlu, karlı veya çamurlu havalarda ön camınızı temiz tutan tek şey sileceklerdir. Zamanla eskiyen, sertleşen veya yırtılan silecek lastikleri, camı temizlemek yerine suyu ve kiri yayarak görüşü daha da kötüleştirir. Aniden bastıran bir yağmurda veya bir aracın sıçrattığı çamurlu suda çalışmayan silecekler, sürücünün görüşünü tamamen kaybetmesine ve kontrolü yitirmesine neden olabilir.
Doğru Cevap: d) I, II ve III
Doğru cevabın d) I, II ve III olmasının sebebi, yukarıda açıklanan her üç unsurun da güvenli bir sürüş için vazgeçilmez olmasıdır. Farlar görüş ve görünürlük, motor yağı aracın mekanik güvenliği ve çalışırlığı, silecekler ise yine görüş güvenliği için kritiktir. Sorumlu bir sürücü, bu üç temel kontrolü de yola çıkmadan önce yaparak hem kendi can güvenliğini hem de trafikteki diğer insanların güvenliğini sağlamış olur. Bir tanesinin bile eksik olması, potansiyel bir tehlike demektir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır çünkü sadece farların iyi durumda olması yeterli değildir. Motor yağı düşük bir araçla yolda kalabilir veya silecekleri çalışmayan bir araçla yağmurda kaza yapabilirsiniz.
- b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Farlarınız ve motor yağınız mükemmel olsa bile, kötü hava koşullarında çalışmayan silecekler nedeniyle görüşünüz kapandığında kaza yapma riskiniz çok yüksektir.
- c) II ve III: Bu seçenek de yanlıştır. Motorunuzun ve sileceklerinizin durumu iyi olsa dahi, gece veya görüşün zayıf olduğu koşullarda çalışmayan farlarla araç kullanmak son derece tehlikelidir ve yasal olarak da yasaktır.
Soru 37 |
Radyatördeki suyu kartere göndermek | |
Radyatördeki suyu su kanallarına göndermek | |
Radyatördeki suyu yağ kanallarına göndermek | |
Radyatördeki suyu yanma odasına göndermek |
Bu soruda, motorun aşırı ısınmasını önleyen soğutma sisteminin en önemli parçalarından biri olan su pompasının (devirdaim pompası) temel görevi sorulmaktadır. Motorun verimli ve sağlıklı çalışabilmesi için sıcaklığının belirli bir seviyede tutulması gerekir ve su pompası bu döngüde kilit bir rol oynar. Bu sistemin nasıl çalıştığını anladığınızda, pompanın görevini de kolayca bulabilirsiniz.
Doğru Cevap: b) Radyatördeki suyu su kanallarına göndermek
Motor çalıştığında oluşan yüksek ısı, silindirlerin etrafındaki su kanallarında (ceketlerinde) dolaşan sıvı (antifrizli su) tarafından emilir. Isınan bu sıvı radyatöre gider ve burada seyir halindeki rüzgar veya fan yardımıyla soğutulur. İşte su pompasının görevi tam bu noktada başlar; radyatörde soğumuş olan bu suyu tekrar basınçla motorun içindeki su kanallarına göndermektir. Kısacası su pompası, soğutma sisteminin kalbi gibidir ve sıvının motor ile radyatör arasında sürekli olarak dolaşımını (devirdaim) sağlar.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Radyatördeki suyu kartere göndermek: Bu seçenek yanlıştır. Karter, motor yağının depolandığı yerdir. Soğutma suyunun motor yağına karışması, yağın özelliğini bozarak motorda çok ciddi arızalara yol açar. Bu durum, bir arıza belirtisidir, sistemin normal bir çalışması değildir.
- c) Radyatördeki suyu yağ kanallarına göndermek: Bu da benzer şekilde hatalıdır. Yağ kanalları, motorun hareketli parçalarını yağlamak için tasarlanmıştır, su taşımak için değil. Soğutma sistemi ve yağlama sistemi birbirinden tamamen ayrı çalışan iki farklı sistemdir ve sıvılarının asla birbirine karışmaması gerekir.
- d) Radyatördeki suyu yanma odasına göndermek: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır. Yanma odası, yakıt ve hava karışımının ateşlendiği yerdir. Bu odaya su girmesi, motorun çalışmasını engeller ve "hidrolok" adı verilen çok ciddi mekanik hasarlara neden olabilir. Bu da ancak silindir kapak contasının yanması gibi büyük bir arıza durumunda gerçekleşebilir.
Özetle, su pompasının tek ve en temel görevi, soğutma sıvısının motor bloğu ile radyatör arasında sürekli olarak dolaşmasını sağlayarak motorun ideal çalışma sıcaklığında kalmasını temin etmektir. Bu nedenle doğru cevap, soğumuş suyun radyatörden alınıp motorun içindeki su kanallarına gönderildiğini belirten 'b' seçeneğidir.
Soru 38 |
Yakıt tüketimini artırmak | |
Tekerleğe gelen yükü azaltmak | |
Motorun erken ısınmasını sağlamak | |
Sürtünmeye bağlı aşınmayı azaltmak |
Doğru cevap d) Sürtünmeye bağlı aşınmayı azaltmak seçeneğidir. Motorun içinde pistonlar, krank mili gibi çok sayıda metal parça yüksek hızda birbirine temas ederek hareket eder. Motor yağı, bu hareketli parçalar arasında ince bir film tabakası oluşturarak metalin metale doğrudan sürtünmesini engeller. Bu sayede sürtünme en aza indirilir ve parçaların aşınması, yani yıpranması önlenmiş olur. Bu, motorun ömrünü uzatan en temel görevdir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım:- a) Yakıt tüketimini artırmak: Bu seçenek yanlıştır çünkü motor yağı tam tersi bir etki yapar. Sürtünmeyi azalttığı için motor daha verimli çalışır ve bu durum yakıt tüketiminin artmasına değil, azalmasına yardımcı olur. Verimli çalışan bir motor, aynı işi yapmak için daha az yakıta ihtiyaç duyar.
- b) Tekerleğe gelen yükü azaltmak: Bu ifadenin motor yağı ile hiçbir ilgisi yoktur. Tekerleğe gelen yük, aracın ağırlığı, içindeki yolcu ve yük miktarı ile ilgilidir ve bu yükü süspansiyon sistemi (amortisörler, yaylar) taşır. Motor yağı, motorun iç mekanizmasında görev yapar.
- c) Motorun erken ısınmasını sağlamak: Bu da yanlış bir bilgidir. Motor yağı, sürtünmeyi azaltarak aşırı ısı oluşumunu engeller. Ayrıca, motor içinde dolaşarak sıcak parçalardaki ısıyı alıp kartere taşıyarak motorun soğutulmasına da yardımcı olur. Dolayısıyla motoru ısıtmak yerine, ideal çalışma sıcaklığında kalmasına katkıda bulunur.
Özetle, motor yağının birincil ve en önemli görevi, hareketli motor parçaları arasındaki sürtünmeyi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan aşınmayı önlemektir. Bu temel görevinin yanı sıra motorun soğumasına yardımcı olmak, parçaları temizlemek ve paslanmayı (korozyon) önlemek gibi ek görevleri de vardır.
Soru 39 |
Aracın motorunu çalıştırabilmek | |
Aracın hareket etmesini engellemek | |
Araç yakıtının buharlaşmasını engellemek | |
Araç motorunun sarsıntısız çalışmasını sağlamak |
Doğru Cevap: b) Aracın hareket etmesini engellemek
Bir aracı kriko ile kaldırdığınızda, aracın ağırlık merkezi değişir ve sadece üç tekerlek üzerinde durduğu için dengesi azalır. Zemin tam olarak düz değilse veya araca bijonları sökmek gibi bir kuvvet uygulandığında, araç en küçük bir eğimde bile kayma veya ileri-geri hareket etme eğilimi gösterebilir. Tekerleklere, özellikle de krikonun çaprazındaki tekerleğe konulan bir takoz, bu tekerleği fiziksel olarak kilitleyerek aracın istenmeyen her türlü hareketini engeller. Bu sayede aracın krikodan kayarak düşmesi gibi çok tehlikeli bir durumun önüne geçilmiş olur.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- a) Aracın motorunu çalıştırabilmek: Bu seçenek yanlıştır. Tekerleğe takoz koymanın aracın motorunun çalışmasıyla hiçbir teknik bağlantısı yoktur. Hatta güvenlik gereği, araç kriko üzerindeyken motorun çalıştırılması kesinlikle tavsiye edilmez, çünkü motorun titreşimi aracın dengesini bozabilir.
- c) Araç yakıtının buharlaşmasını engellemek: Bu seçenek de tamamen ilgisiz ve yanlıştır. Yakıtın buharlaşması, yakıt deposu ve yakıt sisteminin yapısıyla ilgilidir. Tekerleğin önüne konulan bir cismin, aracın yakıt sistemi üzerinde hiçbir etkisi olamaz.
- d) Araç motorunun sarsıntısız çalışmasını sağlamak: Bu seçenek de yanlıştır. Motorun sarsıntısız çalışması; motorun kendi iç mekaniği, ateşleme sistemi ve motor kulakları gibi parçaların durumuyla alakalıdır. Takoz, aracın dışarıdan sabitlenmesini sağlar, motorun çalışmasına etki etmez.
Özetle, kriko kullanımı sırasında takoz yerleştirmek, yerle teması devam eden tekerlekleri sabitleyerek aracın kaymasını veya yuvarlanmasını önlemek için alınan hayati bir güvenlik önlemidir. Bu basit işlem, hem sizin hem de aracınızın güvenliğini sağlar.
Soru 40 |
Motor yağı | |
Araç lastiği | |
Fren hidroliği | |
Akü elektroliti |
Bu soruda, aracın motorunda bulunan hareketli parçaların birbirine sürtünerek aşınmasını engelleyen ve bu sayede motorun ömrünü uzatan temel unsurun ne olduğu sorulmaktadır. Yani, motorun sağlıklı çalışması için "yağlama" görevini hangi sıvının veya parçanın yaptığı sorgulanmaktadır.
Doğru cevap a) Motor yağı seçeneğidir. Motor, içerisinde pistonlar, krank mili, yataklar gibi çok sayıda metal parçanın çok yüksek hızlarda ve sıcaklıklarda hareket ettiği bir sistemdir. Motor yağı, bu hareketli parçaların arasında koruyucu bir film tabakası oluşturur. Bu tabaka sayesinde metal parçaların birbirine doğrudan teması engellenir, sürtünme ve aşınma minimuma indirilir. Bu durum, parçaların ömrünü uzatır ve motorun verimli çalışmasını sağlar.
Motor yağının yağlama dışında başka önemli görevleri de vardır. Hareketli parçalar arasında oluşan yüksek ısıyı üzerine alarak motorun soğutulmasına yardımcı olur. Aynı zamanda, aşınma sonucu ortaya çıkan mikroskobik metal parçacıklarını ve yanma sonucu oluşan kurumları bünyesinde toplayarak motorun içini temizler. Bu kirleri yağ filtresine taşıyarak sistemin temiz kalmasını sağlar.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- b) Araç lastiği: Lastiklerin görevi, aracın yol ile temasını kurarak yol tutuşunu sağlamak, hareketi iletmek ve sürüş konforuna katkıda bulunmaktır. Motorun içindeki parçaların yağlanması ile hiçbir ilgisi yoktur.
- c) Fren hidroliği: Bu sıvı, fren sisteminde kullanılan hidrolik bir akışkandır. Sürücü fren pedalına bastığında oluşan basıncı, tekerleklerdeki fren mekanizmalarına (balatalara) ileterek aracın yavaşlamasını veya durmasını sağlar. Görevi basınç iletmek olup motoru yağlamak değildir.
- d) Akü elektroliti: Bu madde, akünün (bataryanın) içinde bulunan ve elektrik enerjisinin kimyasal olarak depolanmasını sağlayan asitli bir sıvıdır. Motorun ilk çalışması için gerekli olan elektrik enerjisini üretir. Motorun mekanik parçalarını yağlama gibi bir fonksiyonu bulunmamaktadır.
Özetle, soruda belirtilen sürtünmeyi azaltma ve parçaların ömrünü uzatma görevi, doğrudan motorun içine konulan ve bu amaç için özel olarak üretilen motor yağına aittir.
Soru 41 |
Yalnız I | |
Yalnız II | |
Yalnız III | |
I, II ve III |
Şimdi maddeleri tek tek inceleyerek neden her birinin yola çıkmadan önce yapılması gerektiğini anlayalım:
I. Lastik hava basınçlarının ve yakıt seviyesinin kontrol edilmesi: Bu madde, aracın hem mekanik sağlığı hem de yolculuğun sorunsuz devamı için kritiktir. Düşük veya çok yüksek lastik basıncı, aracın yol tutuşunu olumsuz etkiler, fren mesafesini uzatır ve lastiklerin çabuk aşınmasına neden olur. Yakıt seviyesini kontrol etmek ise yolda kalma gibi tehlikeli bir durumu önlemek için yapılması gereken en temel hazırlıklardan biridir.
II. Aydınlatma ve sinyal sisteminin düzgün çalışıp çalışmadığının kontrol edilmesi: Trafikteki en önemli kurallardan biri "görülmek ve görmektir". Farlar, stop lambaları, sinyaller gibi aydınlatma sistemleri, diğer sürücülerle iletişim kurmanızı ve özellikle gece veya kötü hava koşullarında fark edilmenizi sağlar. Yola çıkmadan önce bu sistemlerin çalıştığından emin olmak, olası kazaları önlemek için hayati bir adımdır.
III. Ön koltuklar, kafalıkları ve aynanın beden ölçülerine uygun olarak ayarlanması: Bu hazırlık, sürücünün araca tam olarak hakim olmasını ve güvenliğini sağlar. Doğru koltuk ayarı, pedallara ve direksiyona rahatça ulaşmanızı sağlarken, doğru ayna ayarı kör noktaları en aza indirerek çevre kontrolünü artırır. Kafalık ayarı ise özellikle arkadan çarpma anında boyun yaralanmalarını (kamçı etkisi) önleyen pasif bir güvenlik önlemidir.
Doğru Cevap Neden D) I, II ve III'tür?
Doğru cevap D seçeneğidir çünkü listelenen üç hazırlık da güvenli bir sürüşün ayrılmaz parçalarıdır ve hepsi aracı hareket ettirmeden önce yapılmalıdır. Bu kontroller bir bütün olarak sürücünün hem kendi güvenliğini hem de trafikteki diğer insanların güvenliğini sağlamasına yardımcı olur. Birini eksik yapmak, sürüş sırasında beklenmedik risklerle karşılaşma olasılığını artırır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?
- a) Yalnız I, b) Yalnız II ve c) Yalnız III seçenekleri: Bu seçenekler eksiktir. Güvenli bir sürüş için sadece lastik ve yakıtı, sadece aydınlatmayı veya sadece koltuk ayarını kontrol etmek yeterli değildir. Örneğin, koltuğunuzu ayarlasanız bile patlak bir lastikle yola çıkmak veya sinyalleriniz çalışmıyorken seyahat etmek son derece tehlikelidir. Bu nedenle, her üç kontrol de bir bütün olarak değerlendirilmeli ve yapılmalıdır.
Soru 42 |
Şarj göstergesi | |
Yakıt göstergesi | |
Hararet göstergesi | |
Fren hidroliği göstergesi |
Doğru cevap c) Hararet göstergesi'dir. Hararet göstergesinin temel görevi, motorun içinde dolaşarak onu soğutan sıvının (antifrizli su) sıcaklığını ölçmek ve sürücüye bildirmektir. Genellikle gösterge panelinde "C" (Cold - Soğuk) ve "H" (Hot - Sıcak) harfleriyle işaretlenmiş bir ibre bulunur. İdeal durumda bu ibrenin ortalarda bir yerde durması beklenir; ibrenin "H" harfine doğru tehlikeli bir şekilde yükselmesi, motorun aşırı ısındığı (hararet yaptığı) anlamına gelir ve derhal durup motoru soğutmak gerekir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. a) Şarj göstergesi, akünün şarj olup olmadığını ve şarj sisteminin (alternatörün) düzgün çalışıp çalışmadığını gösteren bir ikaz lambasıdır. Genellikle bir akü sembolü şeklindedir ve motorun sıcaklığıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. b) Yakıt göstergesi ise aracın deposunda ne kadar yakıt kaldığını gösterir ve sürücünün yakıt seviyesini takip etmesini sağlar.
Son olarak, d) Fren hidroliği göstergesi bir güvenlik uyarısıdır. Bu ikaz lambası, fren sistemindeki hidrolik sıvısının seviyesi azaldığında veya el freni çekili unutulduğunda yanar. Gördüğünüz gibi bu gösterge de fren sisteminin durumuyla ilgilidir, motorun soğutma suyu sıcaklığı hakkında bilgi vermez. Bu nedenle, motorun sıcaklığını bildiren tek doğru gösterge hararet göstergesidir.
Soru 43 |
Aracın gösterge panelinde bulunan şekildeki ikaz ışığının, motor çalışmaya başladığında ya da seyir sırasında yanıyor olması sürücüye neyi bildirir Motor kaputunun açık kaldığını | |
Motor yağı basıncının çok düştüğünü | |
Motor soğutma suyu sisteminde bir arıza olduğunu | |
Fren sisteminde hidrolik seviye düşüşü veya bir arıza olduğunu |
Doğru Cevap: b) Motor yağı basıncının çok düştüğünü
Bu ikaz ışığı, motor yağı basınç lambasıdır. Motorun sağlıklı çalışabilmesi için, motor yağı belirli bir basınçla tüm hareketli parçalara (pistonlar, krank mili, yataklar vb.) pompalanmalıdır. Yağın bu parçalar arasında bir film tabakası oluşturarak sürtünmeyi engellemesi ve aşınmayı önlemesi gerekir. Eğer bu lamba motor çalışırken yanıyorsa, bu basıncın tehlikeli derecede düştüğü anlamına gelir. Bu durum, yağın motorun kritik noktalarına ulaşamadığını ve metal parçaların birbirine sürtmeye başladığını gösterir ki bu da çok kısa sürede ciddi motor hasarına yol açabilir.
Bu ışık yandığında yapılması gereken en doğru hareket, derhal güvenli bir yere çekip motoru stop etmektir. Ardından yağ seviyesi kontrol edilmeli ve gerekirse bir servisten yardım istenmelidir. Bu uyarıyı dikkate almadan yola devam etmek, motorun "yatak sarması" olarak bilinen ve tamir maliyeti çok yüksek olan bir arızayla sonuçlanmasına neden olabilir.
Diğer Şıkların Açıklaması
- a) Motor kaputunun açık kaldığını: Motor kaputunun açık olduğunu bildiren ikaz ışığı farklıdır. Genellikle, ön kaputu açık bir araba silüeti şeklindedir. Bu bir güvenlik uyarısıdır ancak motorun mekanik sağlığı ile doğrudan ilgili değildir.
- c) Motor soğutma suyu sisteminde bir arıza olduğunu: Motorun hararet yaptığını veya soğutma sıvısının azaldığını bildiren ikaz ışığı, genellikle içinde dalga işareti olan bir termometre sembolüdür. Bu da önemli bir uyarıdır ancak yağ basıncı ile ilgili değildir.
- d) Fren sisteminde hidrolik seviye düşüşü veya bir arıza olduğunu: Fren sistemiyle ilgili bir uyarı, genellikle içinde bir ünlem işareti bulunan bir daire şeklindedir. Bu lamba, fren hidroliğinin azaldığını veya el freninin çekili olduğunu gösterir ve acil müdahale gerektiren bir güvenlik sorununa işaret eder.
Özetle; soruda gösterilen yağdanlık sembolü, motorun can damarı olan yağlama sisteminde kritik bir sorun olduğunu, yani motor yağı basıncının çok düştüğünü bildirir. Bu, sürücünün asla göz ardı etmemesi gereken ve aracı derhal durdurmasını gerektiren bir uyarıdır.
Soru 44 |
Soğutma sistemi | |
Ateşleme sistemi | |
Aydınlatma sistemi | |
Göstergeler sistemi |
Doğru cevap 'a) Soğutma sistemi'dir. Çünkü motor, çalışırken içerisinde gerçekleşen yanma ve sürtünme nedeniyle çok yüksek sıcaklıklara ulaşır. Soğutma sistemi, motorun içindeki bu fazla ısıyı antifrizli su (soğutma sıvısı) aracılığıyla alır ve radyatör vasıtasıyla havaya atarak motoru soğutur. Bu sayede motorun aşırı ısınıp hararet yapması ve parçalarının zarar görmesi engellenir, aynı zamanda en verimli çalıştığı ideal sıcaklıkta kalması sağlanır. Bu durum, motorun tam güç üretmesine olanak tanır.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- b) Ateşleme sistemi: Bu sistemin görevi, yakıt-hava karışımını bujilerle kıvılcım çıkararak ateşlemek ve yanma olayını başlatmaktır. Motorun çalışmasını sağlayan temel sistemlerden biri olsa da, motorun sıcaklığını düzenlemek gibi bir fonksiyonu yoktur. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
- c) Aydınlatma sistemi: Bu sistem, aracın farları, sinyalleri, stop lambaları gibi aydınlatma elemanlarını kontrol eder. Sürücünün yolu görmesi ve diğer sürücüler tarafından görülmesi için gereklidir. Motorun çalışma sıcaklığı ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
- d) Göstergeler sistemi: Bu sistem, sürücüye araçla ilgili önemli bilgileri sunar. Örneğin, hararet göstergesi motorun sıcaklığını gösterir. Ancak bu sistem sıcaklığı düzenlemez veya kontrol etmez, sadece mevcut durumu sürücüye bildirir. Sıcaklığı aktif olarak ayarlayan ve sabit tutan sistem soğutma sistemidir, gösterge sistemi değil.
Özetle, motorun aşırı ısınmasını engelleyerek ve onu en verimli güç üreteceği optimum sıcaklıkta tutarak tam performansla çalışmasını sağlayan sistem soğutma sistemidir.
Soru 45 |
İnatlaşmaya | |
Aşırı tepki göstermeye | |
Kaba ve saldırgan davranmaya | |
Trafik kültüründe birbirini uyarmaya |
Bu soruda, trafikte bir kural ihlali yapan sürücüye karşı başka bir sürücünün gösterdiği tepkinin hangi trafik değerine uygun olduğu sorulmaktadır. Soruyu doğru cevaplamak için, uyarıyı yapan sürücünün kullandığı dilin ve üslubun niteliğini dikkatlice analiz etmemiz gerekir.
Sürücünün kurduğu cümleyi inceleyelim: “Bu sokak tek yönlü, herhalde siz girişteki levhayı görmediniz, lütfen daha dikkatli olun.” Bu ifadede dikkat çeken birkaç önemli nokta vardır. Sürücü, karşı tarafı suçlamak yerine önce durumu (sokağın tek yönlü olduğunu) belirtiyor. Ardından, "herhalde görmediniz" diyerek hatanın kasıtlı olmadığını varsayıyor ve karşı tarafa anlayış gösteriyor. Son olarak, "lütfen" kelimesini kullanarak nazik bir şekilde uyarıda bulunuyor. Bu yaklaşım, çatışmadan uzak, yapıcı ve eğitimci bir tavırdır.
Doğru Cevabın Açıklaması
d) Trafik kültüründe birbirini uyarmaya: Bu seçenek doğrudur. Çünkü gelişmiş bir trafik kültürü, sürücülerin sadece trafik kurallarına uymasını değil, aynı zamanda birbirlerine karşı saygılı, sabırlı ve yardımcı olmalarını da gerektirir. Sorudaki sürücü, tehlikeli bir durumu fark edip diğer sürücüyü kaba bir şekilde değil, yapıcı bir dille uyararak hem olası bir kazayı önlemeye çalışmakta hem de trafikteki genel nezaket ve iş birliği ruhuna uygun davranmaktadır. Bu davranış, tam olarak “birbirini uyarma” değerini yansıtır.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
- a) İnatlaşmaya: Bu seçenek yanlıştır. İnatlaşma, bir konuda karşılıklı olarak ısrarcı olmak ve geri adım atmamaktır. Soruda bir tartışma veya karşılıklı bir zıtlaşma durumu yoktur. Sadece tek taraflı, bilgilendirici ve nazik bir uyarı söz konusudur.
- b) Aşırı tepki göstermeye: Bu seçenek de yanlıştır. Aşırı tepki; sürekli korna çalmak, bağırmak, selektör yapmak veya el kol hareketleriyle öfke göstermek gibi durumu gereğinden fazla büyüten davranışları içerir. Oysa sorudaki sürücünün tepkisi son derece sakin, ölçülü ve olgundur.
- c) Kaba ve saldırgan davranmaya: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Sürücünün kullandığı dil, “herhalde görmediniz” ve “lütfen” gibi ifadelerle nezaket içermektedir. Bu, kaba ve saldırgan bir davranışın tam tersi bir tutumdur. Kaba bir tepki, hakaret veya aşağılayıcı ifadeler içerirdi.
Özetle, bu soru sürücü adaylarına trafikte karşılaşılan hatalara karşı nasıl bir tutum sergilenmesi gerektiğini öğretmeyi amaçlamaktadır. Unutulmamalıdır ki trafikteki temel amaç, herkesin güvenli bir şekilde hedefine ulaşmasıdır. Bunu sağlamanın yolu ise çatışmacı ve agresif olmak yerine, güvenliği ön planda tutan, yapıcı ve nazik bir iletişim kurmaktan geçer. Bu nedenle, sürücünün davranışı en iyi şekilde “trafik kültüründe birbirini uyarma” değeri ile açıklanır.
Soru 46 |
Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması | |
Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi | |
Köprü, tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması | |
Trafo, elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintiler yaşanması |
Doğru Cevap: a) Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması
Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, yargı sistemindeki iş yükünün artmasının toplumsal (sosyal) bir sonuç olmasıdır. Bu durum, kazanın fiziksel çevresine doğrudan bir etki yapmaz. Mahkemeler, avukatlar ve adli süreçler, kazanın hukuki ve idari sonuçlarıdır ve kazanın meydana geldiği yol, ağaç veya elektrik direği gibi çevresel unsurlarla ilgili değildir. Kısacası bu, kazanın çevreye değil, toplumun adalet sistemine olan bir etkisidir.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi
- b) Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü ağaçlar, yol çevresinin bir parçası olan doğal unsurlardır. Bir kaza sonucu ağaçların devrilmesi veya hasar görmesi, doğrudan çevreye verilen bir zarardır. Bu durum, hem ekolojik dengeye hem de yol peyzajına zarar verir.
- c) Köprü, tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması: Bu seçenek de yanlıştır. Köprüler ve tüneller, yolun ve çevresinin bir parçası olan önemli altyapı unsurlarıdır. Bu noktalarda meydana gelen bir kaza, bu yapılara fiziksel zarar verebilir ve yolu kullanılamaz hale getirerek çevresel bir soruna (ulaşım ağının bozulması) yol açar. Ulaşımın aksaması, çevredeki fiziksel bir engelden kaynaklandığı için bu kategoriye girer.
- d) Trafo, elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintiler yaşanması: Bu seçenek de yanlıştır çünkü trafolar ve elektrik direkleri, yol çevresindeki altyapının, yani yapay çevrenin bir parçasıdır. Bu yapılara çarpılması, onlara fiziksel zarar verir ve bu da doğrudan çevreye verilmiş bir zarardır. Sonucunda yaşanan elektrik kesintisi de bu fiziksel hasarın bir yansımasıdır.
Özetle, soruyu doğru çözmek için kazanın sonuçlarını doğru sınıflandırmak gerekir. B, C ve D seçenekleri kazanın yol açtığı fiziksel ve çevresel hasarları anlatırken, A seçeneği kazanın hukuki ve sosyal bir sonucunu anlatmaktadır. Bu nedenle, çevreye verilen zararlardan biri değildir.
Soru 47 |
Bencil | |
Sorumsuz | |
Görgü seviyesi düşük | |
Empati düzeyi yüksek |
Bu soruda, yoğun bir trafikte başkalarının hakkına saygı gösteren ve trafik düzenini bozmayan bir sürücünün hangi olumlu özelliğe sahip olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, sürücünün "önlerine geçip, trafiği daha da sıkışık hâle getirmemesi" yani olumsuz bir davranışı sergilememesidir. Bu nedenle, bu olumlu davranışı açıklayan temel değeri bulmamız gerekiyor.
Doğru Cevap: d) Empati düzeyi yüksek
Doğru cevabın neden "Empati düzeyi yüksek" olduğunu açıklayalım. Empati, bir kişinin kendisini başka birinin yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini anlama yeteneğidir. Trafikte empati düzeyi yüksek bir sürücü, sırada bekleyen diğer sürücülerin ne hissedeceğini düşünür. "Ben başkasının önüne geçersem, o kişi sinirlenir, haksızlığa uğradığını düşünür ve trafik daha da kilitlenir. Ben de aynı durumda olsam rahatsız olurdum." diye düşünerek bu bencil davranıştan kaçınır. Bu nedenle, başkalarının hakkına saygı gösterir ve trafik akışını olumsuz etkileyecek hareketler yapmaz.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
Diğer şıkların neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Bu seçenekler, soruda tarif edilen olumlu davranışın tam tersini yapacak sürücü tiplerini tanımlar.
- a) Bencil: Bencil bir sürücü, sadece kendi çıkarını ve menfaatini düşünür. Başkalarının ne hissettiği veya trafiğin durumu onun için önemli değildir; tek amacı bir an önce kendi istediği yere ulaşmaktır. Dolayısıyla, bencil bir sürücü tam da soruda bahsedilen olumsuz davranışı, yani başkalarının önüne geçme eylemini yapar.
- b) Sorumsuz: Sorumsuz bir sürücü, yaptığı hareketlerin sonuçlarını düşünmez. Davranışlarının başkalarına veya trafiğin geneline nasıl bir etki yapacağını umursamaz. Kurallara uymamanın veya tehlikeli manevralar yapmanın getireceği sorumluluğu üstlenmez. Bu yüzden sorumsuz bir sürücü de kolaylıkla başkalarının önüne geçerek trafiği tehlikeye atar ve sıkıştırır; yani bu davranışı yapar.
- c) Görgü seviyesi düşük: Görgü, toplum içinde uyulması gereken nezaket ve saygı kurallarıdır. Görgü seviyesi düşük bir sürücü, trafikteki yazılı olmayan saygı ve nezaket kurallarını bilmez veya umursamaz. Başkalarının hakkına saygı göstermek gibi bir kaygısı olmadığı için, sırada beklemek yerine aralara girerek ilerlemeyi normal bir davranış olarak görür ve bu davranışı yapar.
Özetle, bu soru trafikte sadece kuralları bilmenin değil, aynı zamanda diğer insanlara karşı saygılı ve anlayışlı olmanın önemini vurgulamaktadır. Empati, güvenli ve akıcı bir trafik ortamı için sürücülerin sahip olması gereken en temel değerlerden biridir.
Soru 48 |
Trafik ortamında bazen hak kendinizden yana iken bile bu hakkınızı diğer sürücüye vermek size bir şey kaybettirmeyeceği gibi daha huzurlu bir trafik ortamı sağlamaya katkıda bulunacaktır.
Yukarıdaki açıklama trafikteki temel değerlerden hangisine aittir?
Sabırsızlık | |
Saldırganlık | |
Tahammülsüzlük | |
Feragat ve fedakârlık |
Doğru Cevap: d) Feragat ve fedakârlık
Doğru cevabın "Feragat ve fedakârlık" olmasının sebebi, sorudaki metnin bu kavramları birebir açıklamasıdır. Feragat etmek, sahip olunan bir haktan kendi isteğiyle vazgeçmek anlamına gelir. Soruda bahsedilen "hak kendinizden yana iken bile bu hakkınızı diğer sürücüye vermek" ifadesi, tam olarak feragat etme eylemidir. Fedakârlık ise, daha büyük bir iyilik veya ortak bir fayda (örneğin huzurlu bir trafik ortamı) için kendi çıkarından veya rahatlığından küçük bir ödün vermektir. Bu iki kavram birleştiğinde, metinde anlatılan ideal sürücü davranışını oluşturur.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
Diğer şıklar, metinde anlatılan olumlu davranışın tam tersi olan olumsuz tutumları ifade eder. Bu nedenle kolayca elenebilirler:
- a) Sabırsızlık: Sabırsız bir sürücü, hakkı kendisindeyken bir an bile beklemek istemez, tam tersine hakkını hemen kullanmak için acele eder. Başkasına yol vermek yerine, korna çalarak veya aceleci manevralar yaparak kendi geçişini zorlar. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
- b) Saldırganlık: Saldırgan sürücülük, trafikte diğerlerini rakip olarak görme, onlarla yarışma ve agresif davranışlar sergileme halidir. Hakkından vazgeçmek bir yana, başkasının hakkını gasp etmeye bile çalışabilir. Bu nedenle, metindeki yapıcı ve sakin tutumla tamamen zıttır.
- c) Tahammülsüzlük: Tahammülsüz bir sürücü, diğer sürücülerin hatalarına veya yavaşlığına katlanamaz. Başka bir sürücünün kendisinden yol istemesi veya bir hata yapması durumunda sinirlenir ve olumsuz tepki verir. Hakkını başkasına devretmek, tahammülsüz bir sürücünün yapacağı son şeydir.
Özetle, bu soru trafikte sadece kurallara uymanın değil, aynı zamanda diğer sürücülere karşı anlayışlı, özverili ve yapıcı olmanın önemini vurgulamaktadır. Kendi hakkınızdan gönüllü olarak vazgeçerek trafiğin genel akışına ve huzuruna katkıda bulunmak, feragat ve fedakârlık değerlerinin en güzel örneklerinden biridir.
Soru 49 |
Öfkeyi bastırmak ya da yok etmek | |
Kızgınlığa yol açan olayları değiştirmek | |
İnsanlar ya da olaylar karşısında gösterilen içsel ve dışsal tepkilerde kontrolsüz davranılmasını sağlamak | |
Kızgınlığın ya da öfkenin yol açtığı duygusal ve fizyolojik tepkileri azaltmak |
Doğru Cevap: d) Kızgınlığın ya da öfkenin yol açtığı duygusal ve fizyolojik tepkileri azaltmak
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, öfke yönetiminin temel felsefesini en iyi şekilde açıklamasıdır. Öfke, doğal ve normal bir duygudur; amaç onu tamamen ortadan kaldırmak değildir. Önemli olan, öfkelendiğimizde vücudumuzda ve duygularımızda meydana gelen olumsuz değişiklikleri kontrol altına alabilmektir. Öfkelendiğimizde kalbimiz hızla çarpar, tansiyonumuz yükselir (fizyolojik tepkiler) ve aynı zamanda aşırı sinirli, gergin veya saldırgan hissedebiliriz (duygusal tepkiler). Öfke yönetiminin amacı, bu tehlikeli tepkileri kontrol altına alarak sakin kalmayı, mantıklı düşünmeyi ve dolayısıyla trafikte güvenli kararlar vermeyi sağlamaktır.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğuna Bakalım:
- a) Öfkeyi bastırmak ya da yok etmek: Bu seçenek yanlıştır çünkü öfke doğal bir duygudur ve onu tamamen yok etmek veya sürekli bastırmak sağlıklı değildir. Bastırılan öfke, ileride daha büyük ve kontrolsüz patlamalara yol açabilir. Amaç, öfkeyi hissetmek ama onu doğru ve güvenli bir şekilde ifade etmeyi öğrenmektir.
- b) Kızgınlığa yol açan olayları değiştirmek: Bu da hatalı bir yaklaşımdır. Çünkü trafikte veya hayatta karşımıza çıkan her olayı kontrol edemeyiz. Başka bir sürücünün yaptığı hatayı veya trafik sıkışıklığını değiştiremeyiz. Öfke yönetimi, kontrol edemediğimiz dış olaylara karşı kendi tepkilerimizi kontrol etmeyi öğretir, olayların kendisini değil.
- c) İnsanlar ya da olaylar karşısında gösterilen içsel ve dışsal tepkilerde kontrolsüz davranılmasını sağlamak: Bu seçenek, öfke yönetiminin tanımının tam tersidir. Öfke yönetiminin asıl hedefi kontrolü sağlamaktır, kontrolsüzlüğü teşvik etmek değil. Kontrolsüz davranışlar, trafikte "yol magandalığı" olarak bilinen tehlikeli durumlara ve kazalara sebep olur.
Özetle, ehliyet sınavında bu soruyla karşılaştığınızda aklınızda tutmanız gereken en önemli şey şudur: Öfke yönetimi, öfkeyi hissetmemek değil, öfkenin sizi ve davranışlarınızı kontrol etmesine izin vermemektir. Amaç, öfkenin yarattığı olumsuz fiziksel ve duygusal etkileri azaltarak direksiyon başında sakin ve güvenli kalmaktır.
Soru 50 |
Buna göre kaza sonrası tarafların birbirine hangi şekilde davranması hâlinde meydana gelen kaza ile ilgili sorunlar daha kısa sürede çözülecektir?
Asabi | |
Aşırı tepkili | |
Kaba ve saldırgan | |
Saygılı ve nezaketli |
Doğru cevap d) Saygılı ve nezaketli seçeneğidir. Çünkü bir kaza sonrası tarafların birbirine saygı ve nezaket çerçevesinde yaklaşması, paniği ve öfkeyi yatıştırır. Bu sakin ortam, tarafların sağlıklı bir iletişim kurarak durumu değerlendirmesine, sigorta ve ruhsat bilgilerini sorunsuzca paylaşmasına ve Kaza Tespit Tutanağı'nı birlikte doldurmasına olanak tanır. Böylece, yasal prosedürler hızlı ve sorunsuz bir şekilde tamamlanır.
Diğer seçenekler ise sorunları çözmek yerine daha da büyütecek davranışlardır. Bu tür olumsuz tavırlar, iletişimi tamamen koparabilir ve basit bir maddi hasarlı kazayı bile karmaşık bir hâle getirebilir. Anlaşma ve uzlaşma ortamını ortadan kaldırarak sürecin uzamasına neden olurlar.
- a) Asabi: Sinirli ve gergin bir tutum, karşı tarafın da savunmacı veya sinirli bir tavır takınmasına yol açar. Bu durum, sağlıklı bir diyalog kurulmasını engeller ve anlaşmayı imkânsızlaştırır.
- b) Aşırı tepkili: Bağırmak, panik yapmak veya abartılı tepkiler göstermek, durumu daha da karmaşıklaştırır. Mantıklı düşünmeyi ve hareket etmeyi zorlaştırarak çözüm sürecini yavaşlatır.
- c) Kaba ve saldırgan: Bu davranış, en tehlikelisidir. Sadece sorunun çözümünü geciktirmekle kalmaz, aynı zamanda tartışmanın büyümesine, hakarete ve hatta fiziksel şiddete dönüşmesine neden olabilir. Bu durum, kazanın yanı sıra ek hukuki sorunlar doğurur.
Sonuç olarak, trafik kazası gibi stresli bir durumda bile sakinliği korumak, saygılı ve nazik olmak sadece bir görgü kuralı değil, aynı zamanda sorunu en hızlı ve en az zararla atlatmanın en akılcı yoludur. Ehliyet sınavında bu tür sorular, sürücü adayının sadece kuralları değil, aynı zamanda trafikteki doğru tutum ve davranışları ne kadar benimsediğini ölçmeyi amaçlar.
|
0/50 |



