%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi ilk yardımın öncelikli amaçlarındandır?
A
Trafikteki kaza sayısını azaltmak
B
Sağlık personelinin mesleki başarısını artırmak
C
İnsanları zararlı alışkanlıklarından uzak- laştırmak
D
Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en temel, en acil ve en önemli hedefinin ne olduğu sorulmaktadır. "Öncelikli amaç" ifadesi, bir ilk yardımcı olay yerine ulaştığında aklına gelmesi ve uygulaması gereken ilk ve en kritik görevi ifade eder. Seçenekleri bu bakış açısıyla değerlendirmek gerekir.

Doğru cevap d) Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak seçeneğidir. Çünkü ilk yardımın varoluş sebebi, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar geçen kritik dakikalarda kişinin hayatta kalmasını sağlamaktır. Yaşamsal fonksiyonlar; solunum, kan dolaşımı (kalp atışı) ve bilinç durumu gibi hayatın devamı için olmazsa olmaz işlevlerdir. Bu fonksiyonlardan birinin durması, çok kısa sürede beyin ölümüne ve ardından vücudun tamamen ölmesine yol açar. Bu nedenle ilk yardımcının önceliği, bu fonksiyonları kontrol etmek ve gerekiyorsa temel yaşam desteği (suni solunum, kalp masajı vb.) ile sürdürülmesini sağlamaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Trafikteki kaza sayısını azaltmak: Bu, ilk yardımın değil, trafik güvenliği eğitiminin, yol mühendisliğinin ve trafik denetimlerinin bir amacıdır. Kaza sayısını azaltmak bir "önleme" faaliyetidir. Oysa ilk yardım, kaza veya olay "meydana geldikten sonra" yapılan bir "müdahaledir". Bu yüzden ilk yardımın öncelikli amacı olamaz.
  • b) Sağlık personelinin mesleki başarısını artırmak: Olay yerinde yapılan doğru bir ilk yardım, elbette hastaneye ulaşan yaralının durumunun daha stabil olmasını sağlar ve bu da sağlık personelinin işini kolaylaştırır. Ancak bu, ilk yardımın ana hedefi değil, olumlu bir sonucudur. İlk yardımcının temel amacı, sağlık personelinin başarısını düşünmek değil, o an yaralının hayatını kurtarmaktır.
  • c) İnsanları zararlı alışkanlıklarından uzaklaştırmak: Bu, genel bir halk sağlığı ve eğitim konusudur. Sigara, alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzaklaştırmak uzun vadeli bir toplum sağlığı hedefidir. Kaza yerinde, kanaması olan veya kalbi durmuş birine zararlı alışkanlıkları hakkında tavsiye vermek, o anki acil durumla tamamen ilgisiz ve anlamsızdır.

Özetle, bir kaza veya ani bir hastalık durumunda, ilk yardımcının aklındaki tek öncelik, yaralının nefes alıp almadığını, kalbinin atıp atmadığını kontrol etmek ve bu yaşamsal fonksiyonların devamlılığını sağlamaya çalışmaktır. Diğer tüm hedefler ya başka kurumların görevidir ya da ilk yardımın dolaylı bir sonucudur.

Soru 2
I- Kanın oksijen taşımasının engellenmesi II- Fiziksel aktivitenin artması III- Boğucu etki yapması Karbonmonoksit zehirlenmelerinde yukarı-dakilerden hangilerinin olması beklenir?
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
I, II ve III
2 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, karbonmonoksit (CO) gazının solunması durumunda vücutta meydana gelen etkiler sorgulanmaktadır. Karbonmonoksit, renksiz, kokusuz ve tatsız bir gaz olduğu için "sessiz katil" olarak da bilinir. Bu gazın zehirleyici etkilerini anlamak, soruyu doğru cevaplamak için anahtardır. Şimdi verilen öncülleri ve seçenekleri adım adım inceleyelim.

Doğru Cevabın Açıklaması (b) I ve III

Doğru cevap I ve III numaralı öncülleri içerir. Bunun nedenlerini ayrıntılı olarak ele alalım:

  • I- Kanın oksijen taşımasının engellenmesi: Bu, karbonmonoksit zehirlenmesinin temel mekanizmasıdır. Normalde, soluduğumuz havadaki oksijen, akciğerlerimizden kana geçer ve kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobin adı verilen bir proteine bağlanır. Hemoglobin, oksijeni vücudumuzdaki tüm doku ve organlara taşır. Ancak karbonmonoksit gazı, hemoglobine oksijenden yaklaşık 200-250 kat daha güçlü bir şekilde bağlanır. Bu durumda hemoglobin, oksijen yerine karbonmonoksiti taşımaya başlar ve kanın dokulara oksijen ulaştırma kapasitesi ciddi şekilde düşer. Bu nedenle bu ifade doğrudur.
  • III- Boğucu etki yapması: Karbonmonoksit, kimyasal bir boğulmaya neden olur. Fiziksel boğulma gibi (örneğin nefes borusuna bir şey kaçması) havayollarını tıkamaz, ancak kanın oksijen taşımasını engellediği için hücreler ve dokular oksijensiz kalır. Hücre seviyesinde yaşanan bu oksijen yetersizliği, tıpkı nefes alamamak gibi bir "boğulma" etkisi yaratır. Bu yüzden karbonmonoksit, boğucu gazlar sınıfında yer alır. Bu ifade de doğrudur.

Sonuç olarak, karbonmonoksit zehirlenmesinde hem kanın oksijen taşıma görevi engellenir (I) hem de bu durum vücutta boğucu bir etki yaratır (III). Bu nedenle doğru seçenek "I ve III" içeren b) şıkkıdır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Yanlışlığın temel sebebi II numaralı öncüldür:

  • II- Fiziksel aktivitenin artması: Bu ifade tamamen yanlıştır. Vücudun fiziksel aktivite yapabilmesi için enerjiye, bu enerjiyi üretmek için de oksijene ihtiyacı vardır. Karbonmonoksit zehirlenmesinde vücut oksijensiz kaldığı için tam tersi bir durum yaşanır. Zehirlenmenin belirtileri arasında baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk, kas güçsüzlüğü ve uyku hali bulunur. Fiziksel aktivitede artış değil, ciddi bir düşüş ve hareket edememe durumu ortaya çıkar.

Bu bilgi ışığında diğer şıkları değerlendirelim:

  1. a) I ve II: Bu seçenek, yanlış olan "Fiziksel aktivitenin artması" (II) öncülünü içerdiği için yanlıştır.
  2. c) II ve III: Bu seçenek de yine yanlış olan "Fiziksel aktivitenin artması" (II) öncülünü içerdiği için elenir.
  3. d) I, II ve III: Bu seçenek, doğru öncüllerin yanında yanlış olan II numaralı öncülü de barındırdığı için yanlıştır.
Soru 3
Böbrekler, insan vücudundaki hangi sistemi oluşturan organlardandır?
A
Sinir sistemi
B
Sindirim sistemi
C
Dolaşım sistemi
D
Boşaltım sistemi
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, böbreklerin insan vücudundaki temel görevi ve hangi organ sistemine ait olduğu sorulmaktadır. Vücudumuzdaki organlar, belirli görevleri yerine getirmek için bir araya gelerek sistemleri oluşturur. Bu soruyu doğru cevaplamak için böbreklerin ana işlevini ve diğer sistemlerin görevlerini bilmek gerekir.

Doğru cevap d) Boşaltım sistemi seçeneğidir. Boşaltım sistemi, vücuttaki metabolizma sonucu oluşan atık maddeleri, fazla suyu ve tuzları kandan süzerek dışarı atmakla görevlidir. Böbrekler bu sistemin ana organlarıdır; kanı sürekli olarak filtreler, zararlı maddeleri ayıklar ve idrarı oluşturarak vücuttan atılmasını sağlarlar. Bu nedenle böbrekler, boşaltım sisteminin merkezinde yer alır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • a) Sinir sistemi: Bu sistem beyin, omurilik ve sinirlerden oluşur. Vücudun iletişim ve kontrol merkezidir; düşünme, hareket etme ve duyuları algılama gibi işlevleri yönetir. Böbreklerin, kanı temizleme görevi ile sinir sisteminin doğrudan bir bağlantısı yoktur.

  • b) Sindirim sistemi: Mide, bağırsaklar, karaciğer gibi organlardan oluşan bu sistem, yediğimiz besinleri parçalamak, emilimini sağlamak ve posayı dışarı atmakla görevlidir. Böbrekler besinlerin sindirimiyle değil, kanın temizlenmesiyle ilgilendiği için bu seçenek de yanlıştır.

  • c) Dolaşım sistemi: Kalp, atardamarlar, toplardamarlar ve kandan oluşan bu sistem, vücuda oksijen ve besin taşır. Böbrekler, dolaşım sisteminin taşıdığı kanı temizlemek için bu sistemle çok yakın çalışır. Ancak böbrekler, dolaşım sisteminin bir parçası değil, kanı temizleme işlevini yerine getiren boşaltım sisteminin bir parçasıdır.

Özetle, böbreklerin temel işlevi kanı süzerek atık maddelerden idrar oluşturmak ve bunu vücuttan atmaktır. Bu görev, doğrudan boşaltım sisteminin tanımına uymaktadır. Bu nedenle ehliyet sınavında bu soruyla karşılaştığınızda, böbrekleri her zaman boşaltım sistemi ile ilişkilendirmelisiniz.

Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi göğüs yaralanması olan kazazedeye uygulanmaz?
A
Açık olan yarayı temiz bir bezle kapatıp basınç yapmadan sarmak
B
Ayakları yüksekte tutup sırtüstü yatırmak
C
Batan cisim varsa çıkarmamak
D
Yarı oturur duruma getirmek
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, göğüs yaralanması olan bir kazazedeye yapılması yanlış olan, yani uygulanmaması gereken ilk yardım müdahalesi sorulmaktadır. Bu tür sorularda amaç, hayatı tehdit eden bir durumda hangi uygulamanın durumu daha da kötüleştireceğini bilmektir. Göğüs yaralanmalarında en temel öncelik, kazazedenin rahat nefes almasını sağlamak ve durumu daha kötüye götürecek hareketlerden kaçınmaktır.

Doğru cevap b) Ayakları yüksekte tutup sırtüstü yatırmak seçeneğidir. Şimdi bu cevabın neden doğru olduğunu ve diğer seçeneklerin neden doğru ilk yardım uygulamaları olduğunu detaylıca inceleyelim.

Neden "b) Ayakları yüksekte tutup sırtüstü yatırmak" UYGULANMAZ?

Bu pozisyon, "şok pozisyonu" olarak bilinir ve genellikle kan basıncının düştüğü, beyne yeterli kan gitmediği durumlarda kan dolaşımını desteklemek için kullanılır. Ancak göğüs yaralanması olan bir kazazedede bu pozisyon son derece tehlikelidir. Kazazedenin sırtüstü yatırılması ve ayaklarının yükseltilmesi, karın içi organların diyaframa baskı yapmasına neden olur. Bu baskı, zaten yaralanma nedeniyle zor nefes alan akciğerlerin daha da sıkışmasına ve solunumun iyice güçleşmesine yol açar.

Göğüs yaralanmalarında temel amaç, solunumu kolaylaştırmaktır. Şok pozisyonu ise tam tersi bir etki yaratarak kazazedenin solunumunu engeller ve hayati tehlikeyi artırır. Bu nedenle göğüs yaralanması olan bir kişiye kesinlikle şok pozisyonu verilmemelidir.

Diğer Seçenekler Neden Doğru İlk Yardım Uygulamalarıdır?

  • a) Açık olan yarayı temiz bir bezle kapatıp basınç yapmadan sarmak: Bu, delici göğüs yaralanmalarında yapılması gereken doğru bir müdahaledir. Yaranın temiz bir bezle (mümkünse naylon poşet gibi hava geçirmeyen bir materyalle) kapatılması, dışarıdan akciğer boşluğuna hava girmesini (pnömotoraks) engeller. "Basınç yapmadan sarmak" ifadesi önemlidir, çünkü amaç sadece hava girişini kesmektir; aşırı basınç içerideki dokulara daha fazla zarar verebilir.
  • c) Batan cisim varsa çıkarmamak: Bu, tüm delici yaralanmalar için altın bir kuraldır. Vücuda saplanmış bir cisim, içeride bir kan damarını tıkıyor olabilir ve bir nevi "tampon" görevi görür. Cismi çıkarmak, kontrol edilemeyen iç kanamalara yol açarak durumu çok daha kötüleştirebilir. Bu nedenle batan cisim kesinlikle çıkarılmaz, etrafı desteklenerek sabitlenir ve sağlık ekiplerinin gelmesi beklenir.
  • d) Yarı oturur duruma getirmek: Bu, göğüs yaralanması olan bir kazazede için en doğru pozisyondur. Yarı oturur pozisyon (Fowler pozisyonu), yer çekiminin yardımıyla diyaframın aşağı doğru hareket etmesini kolaylaştırır ve akciğerlerin daha rahat genişlemesini sağlar. Bu sayede kazazede daha kolay nefes alır. Bu nedenle, bilinci açık olan göğüs yaralısı her zaman yarı oturur pozisyona getirilmelidir.

Özetle: Göğüs yaralanmasında öncelik solunumu desteklemektir. Yarı oturur pozisyon solunumu kolaylaştırırken, şok pozisyonu (sırtüstü yatırıp ayakları kaldırmak) solunumu zorlaştırır. Bu nedenle "b" seçeneğindeki uygulama yapılmaz ve sorunun doğru cevabıdır.

Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi, şok durumundaki kazazedeye yapılması gereken ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Yarı oturur pozisyon verilmesi
B
Fiziksel hareketinin artırılması
C
Hava yolu açıklığının sağlanması
D
Soğuk suyla ıslatılmış çarşafla üzerinin örtülmesi
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, şok durumundaki bir kazazedeye uygulanması gereken en temel ve öncelikli ilk yardım adımının hangisi olduğu sorgulanmaktadır. İlk yardımda, hayatı tehdit eden durumlar için her zaman bir öncelik sırası vardır ve bu sıra "ABC" kuralı olarak bilinir. Bu kural, doğru müdahalenin temelini oluşturur.

Doğru Cevap: c) Hava yolu açıklığının sağlanması

Doğru cevabın "Hava yolu açıklığının sağlanması" olmasının sebebi, ilk yardımın en temel kuralına dayanmasıdır. Bir insanın yaşayabilmesi için öncelikle nefes alabilmesi gerekir ve nefes alabilmesi için de hava yolunun (ağız ve boğaz) açık olması şarttır. Şok durumundaki bir kazazedenin bilinci kapalı veya yarı kapalı olabilir, bu durumda dil geriye kaçarak veya kusmuk gibi yabancı cisimler soluk borusunu tıkayarak hava yolunu kapatabilir. Diğer tüm müdahaleler, kazazedenin nefes alabildiğinden emin olunduktan sonra anlam kazanır. Bu nedenle, ilk olarak hava yolu kontrol edilmeli ve açık kalması sağlanmalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Yarı oturur pozisyon verilmesi: Bu pozisyon genellikle solunum güçlüğü çeken veya göğüs yaralanması olan hastalara verilir. Şok durumundaki bir kazazedeye verilmesi gereken standart pozisyon ise "şok pozisyonu"dur. Bu pozisyonda kazazede sırt üstü yatırılır, bacakları 30 cm kadar yukarı kaldırılarak beyin ve kalp gibi hayati organlara kan gitmesi desteklenir. Yarı oturur pozisyon, şoktaki hastanın durumunu kötüleştirebilir.
  • b) Fiziksel hareketinin artırılması: Bu seçenek tamamen yanlıştır ve kazazede için çok tehlikelidir. Şok, vücudun yeterli kan ve oksijen alamaması durumudur. Kazazedeyi hareket ettirmek, vücudun oksijen ihtiyacını daha da artırarak şokun derinleşmesine ve durumunun hızla kötüleşmesine neden olur. Şoktaki bir hasta kesinlikle sakin tutulmalı ve gereksiz yere hareket ettirilmemelidir.
  • d) Soğuk suyla ıslatılmış çarşafla üzerinin örtülmesi: Bu uygulama da son derece yanlıştır. Şoktaki bir kazazedenin vücut ısısı genellikle düşer, derisi soğuk ve nemli olur. Soğuk ve ıslak bir çarşafla üzerini örtmek, vücut ısısının daha da düşmesine (hipotermi) yol açar ve şoku ağırlaştırır. Yapılması gereken tam tersidir; kazazedenin vücut ısısını korumak için üzerinin kuru bir battaniye veya benzeri bir örtü ile örtülmesi gerekir.

Özetle, herhangi bir ilk yardım durumunda olduğu gibi şokta da öncelik her zaman hayat kurtaran temel adımlardadır. A (Airway - Hava Yolu), B (Breathing - Solunum) ve C (Circulation - Dolaşım) kontrolü esastır. Bu sorudaki "Hava yolu açıklığının sağlanması" seçeneği, bu temel ve hayati öneme sahip ilk adımı ifade etmektedir.

Soru 6
Yetişkinlere yapılan dış kalp masajı uygulamasıyla ilgili verilenlerden hangisi doğrudur?
A
Göğüs kemiğinin alt ve üst ucunun tespit edilerek üst yarısına orta ve yüzük parmağının dik olarak yerleştirilmesi
B
Basıyı tam uygulayabilmek için kazazedeye uzak mesafede durulması
C
Göğüs kemiğine bası uygulama ve kaldırmanın ritmik olarak yapılması
D
Göğüs kemiği 1 cm çökecek şekilde bası uygulanması
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yetişkin bir kazazedeye yapılan temel yaşam desteğinin en kritik adımlarından biri olan dış kalp masajının (göğüs kompresyonu) doğru uygulama tekniği sorgulanmaktadır. Amaç, durmuş olan kalbin yerine kan dolaşımını yapay olarak devam ettirerek beyin gibi hayati organların oksijensiz kalmasını önlemektir. Bu nedenle her bir detayın doğru bilinmesi hayati önem taşır.

c) Göğüs kemiğine bası uygulama ve kaldırmanın ritmik olarak yapılması seçeneği doğrudur. Kalp masajının temel amacı, kanı vücuda pompalamaktır. Bu işlemin etkili olabilmesi için basıların belirli bir ritim ve hızda (dakikada 100-120 bası olacak şekilde) yapılması gerekir. Göğüs kemiğine bası uygulandıktan sonra, kalbin tekrar kanla dolmasına izin vermek için göğsün tamamen serbest bırakılarak eski haline gelmesi beklenmelidir. Bu ritmik döngü, yapay bir kan dolaşımı oluşturur.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Göğüs kemiğinin alt ve üst ucunun tespit edilerek üst yarısına orta ve yüzük parmağının dik olarak yerleştirilmesi: Bu seçenek yanlıştır. Bu tarif, yetişkinler için değil, bebekler (0-1 yaş) için uygulanan kalp masajı tekniğidir. Yetişkinlerde ise göğüs kemiğinin alt yarısının ortasına bir elin topuğu yerleştirilir, diğer el bu elin üzerine kenetlenir ve dirsekler bükülmeden bası uygulanır.
  • b) Basıyı tam uygulayabilmek için kazazedeye uzak mesafede durulması: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Etkili bir bası uygulayabilmek için vücut ağırlığından faydalanmak gerekir. Bu nedenle kazazedeye uzak değil, tam tersine yanında diz çökerek mümkün olduğunca yakın durulmalıdır. Omuzlar ve kollar, bası noktasına dik bir açıda olmalıdır.
  • d) Göğüs kemiği 1 cm çökecek şekilde bası uygulanması: Bu seçenek yanlıştır. Yetişkin bir insanda kalbin etkili bir şekilde sıkıştırılabilmesi için göğüs kemiği en az 5 cm çöktürülmelidir (bu derinlik 6 cm'yi geçmemelidir). 1 cm'lik bir bası, kalbe neredeyse hiç etki etmez ve kan dolaşımını sağlamak için tamamen yetersizdir.
Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi, yaralanmalarda uygulanan genel ilk yardım kurallarından biri değildir?
A
Kanamanın durdurulması
B
Yara yerinin değerlendirilmesi
C
Yara üzerinin pamukla kapatılması
D
Yaşam bulgularının kontrol edilmesi
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir yaralanma durumunda yapılması gereken genel ilk yardım uygulamaları arasında hangisinin bulunmadığı sorulmaktadır. Yani, şıklardan hangisinin yanlış bir uygulama olduğunu bulmamız gerekiyor. Bu tür "değildir" ile biten sorular, doğru ilk yardım bilgisini ölçerken aynı zamanda yaygın olarak yapılan hataları bilip bilmediğinizi de test eder.

Doğru cevap c) Yara üzerinin pamukla kapatılması seçeneğidir. Çünkü açık bir yaranın üzerine doğrudan pamuk koymak, ilk yardımda yapılan en yaygın ve tehlikeli hatalardan biridir. Pamuğun lifleri yaraya yapışır, kan pıhtısına karışır ve daha sonra sağlık görevlileri tarafından temizlenmesini zorlaştırarak enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırır.

Yaraya yapışan pamuk lifleri, yaranın iyileşme sürecini de olumsuz etkileyebilir. Bunun yerine, yaranın üzeri temiz ve steril bir gazlı bezle veya bulunamıyorsa temiz bir bezle kapatılmalıdır. Bu sayede hem kanama kontrol altına alınır hem de yara dış etkenlerden ve mikroplardan korunmuş olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış cevap olduğunu, yani neden doğru ilk yardım adımları olduklarını inceleyelim:
  • a) Kanamanın durdurulması: Bu, yaralanmalarda ilk yardımın en temel ve öncelikli adımıdır. Kan kaybını en aza indirmek, yaralının hayati tehlikeye girmesini (örneğin şoka girmesini) önler. Genellikle yaranın üzerine temiz bir bezle doğrudan baskı uygulanarak yapılır ve bu kesinlikle doğru bir uygulamadır.

  • b) Yara yerinin değerlendirilmesi: Yaraya müdahale etmeden önce ne tür bir yara olduğunu (kesik, ezik, batma vb.), içinde yabancı bir cisim olup olmadığını ve kanamanın şiddetini anlamak gerekir. Bu değerlendirme, en doğru müdahalenin nasıl yapılacağını belirlemek için zorunlu bir adımdır. Bu yüzden bu da doğru bir ilk yardım kuralıdır.

  • d) Yaşam bulgularının kontrol edilmesi: Özellikle ciddi yaralanmalarda, yaralının bilincini, solunumunu ve dolaşımını (Nabız gibi) kontrol etmek hayati önem taşır. Bazen küçük bir yara gibi görünen durum, aslında daha büyük bir iç sorunun habercisi olabilir. Yaraya odaklanmadan önce kişinin genel durumunun stabil olduğundan emin olmak, ilk yardımın ana kuralıdır.

Özetle, kanamayı durdurmak, yarayı değerlendirmek ve yaşam bulgularını kontrol etmek ilk yardımın olmazsa olmazlarıdır. Ancak yaranın üzerine pamuk koymak, yaraya faydadan çok zarar veren yanlış bir uygulamadır ve kesinlikle kaçınılması gerekir.

Soru 8
Karın bölgesinde yaralanma olanlara aşağıdaki uygulamalardan hangisinin yapılması yanlıştır?
A
Meyve suyu içirilmesi
B
Şoka karşı önlem alınması
C
Yara yerinin soğuk tutulması
D
Yara yerine göre uygun pozisyon verilmesi
8 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, karın bölgesinden yaralanmış bir kişiye yapılması gereken ilk yardım uygulamaları arasında hangisinin yanlış olduğu sorulmaktadır. Amaç, hayatı tehdit eden bir durumda hangi adımdan kesinlikle kaçınılması gerektiğini bilmektir. Bu tür sorularda doğru ilk yardım bilgisi, yaralının durumunun kötüleşmesini önlemek için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap a) Meyve suyu içirilmesi seçeneğidir. Karın bölgesinde ciddi bir yaralanma (iç kanama, organ hasarı vb.) olma ihtimali çok yüksektir. Bu durumda olan bir yaralıya ağızdan herhangi bir yiyecek veya içecek vermek son derece tehlikelidir. Bunun birkaç önemli nedeni vardır:

  • Ameliyat İhtimali: Yaralının acil bir ameliyata alınması gerekebilir. Midenin dolu olması, anestezi sırasında kusmaya ve kusmuğun akciğerlere kaçmasına (aspirasyon) neden olabilir. Bu durum hayati tehlike yaratır.
  • İç Organ Hasarı: Verilen sıvı, hasar görmüş mide veya bağırsaklardan karın boşluğuna sızabilir. Bu, enfeksiyon riskini artırır ve yaralının durumunu daha da ağırlaştırır.
  • Sindirim Sistemini Uyarmak: Sıvı alımı, sindirim sistemini çalışmaya teşvik eder. Yaralı bir sistemin çalıştırılması, mevcut kanamayı veya hasarı artırabilir.

Bu nedenle, bilinç kaybı olmasa bile karın yaralanması olan bir kişiye kesinlikle ağızdan hiçbir şey verilmemelidir. Bu kural, su, meyve suyu, çay gibi tüm sıvılar ve tüm yiyecekler için geçerlidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna (yani neden doğru ilk yardım uygulamaları olduğuna) bakalım:

  1. b) Şoka karşı önlem alınması: Karın yaralanmaları, özellikle iç kanama riski nedeniyle şokun en sık görüldüğü durumlardandır. Yaralının vücut ısısını korumak için üzerini örtmek, bacaklarını (eğer başka bir yaralanma yoksa) 30 cm kadar yukarı kaldırmak ve onu sakinleştirmek gibi şoka karşı önlemler almak, yapılması gereken doğru bir ilk yardım uygulamasıdır.
  2. c) Yara yerinin soğuk tutulması: Yara yerine doğrudan olmamak kaydıyla, temiz bir beze sarılmış soğuk bir uygulama (buz torbası gibi) yapmak, kanamayı yavaşlatmaya, ağrıyı ve şişliği azaltmaya yardımcı olur. Bu nedenle bu uygulama doğru bir adımdır.
  3. d) Yara yerine göre uygun pozisyon verilmesi: Karın yaralanmalarında yaralıya sırt üstü yatırılarak dizlerinin altına rulo yapılmış bir battaniye veya yastık gibi bir destek konulur ve dizleri bükülür. Bu pozisyon, karın kaslarını gevşeterek ağrıyı azaltır ve iç organlar üzerindeki baskıyı hafifletir. Bu, yapılması gereken standart ve doğru bir uygulamadır.
Soru 9
Boyun, sırt ve bel omurları kırıklarında, yaralı uygun şekilde tespit ve nakil edilmezse aşağıdakilerden hangisinin olması beklenir?
A
Vücudun bir bölgesinde felç oluşması
B
Nabız atışlarının sürekli hızlanması
C
Bulantı ve kusmanın olması
D
Vücut sıcaklığının artması
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, omurga (yani boyun, sırt ve bel omurları) kırığı şüphesi olan bir kazazedeye yanlış müdahale yapıldığında ortaya çıkabilecek en tehlikeli ve en olası sonucun ne olduğu sorgulanmaktadır. Omurga, vücudumuzun ana taşıyıcı direği olmasının yanı sıra, beyin ile vücudun geri kalanı arasındaki iletişimi sağlayan ve omurilik adı verilen hayati sinir demetini korur. Bu nedenle, omurga yaralanmalarına yapılacak müdahale son derece kritiktir.

a) Vücudun bir bölgesinde felç oluşması (Doğru Cevap)

Doğru cevap felç oluşmasıdır, çünkü omurga kırıldığında, kırık kemik parçaları bir bıçak gibi keskinleşebilir. Yaralı, bilinçsizce veya yanlış bir şekilde hareket ettirilirse, bu keskin kemik uçları omurganın içinden geçen omuriliğe baskı yapabilir, onu zedeleyebilir ve hatta koparabilir. Omurilik, hareket ve hissetme komutlarını taşıyan ana kablo gibidir. Bu kablo zarar gördüğünde, beyinden gelen sinyaller hasarlı bölgenin altındaki uzuvlara ulaşamaz. Sonuç olarak, yaralının kollarında, bacaklarında veya vücudunun bir bölümünde kalıcı veya geçici his ve hareket kaybı, yani felç meydana gelir. Bu, yanlış taşımanın en doğrudan ve en yıkıcı sonucudur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Nabız atışlarının sürekli hızlanması: Nabzın hızlanması, vücudun ağrı, korku, kan kaybı veya şok gibi durumlara verdiği genel bir tepkidir. Omurga kırığı olan birinde nabız zaten yüksek olabilir. Ancak bu durum, özellikle "yanlış taşıma" sonucunda ortaya çıkan spesifik bir sonuç değildir. Felç riski ise doğrudan yanlış taşıma ile ilgilidir.
  • c) Bulantı ve kusmanın olması: Bulantı ve kusma da birçok travmanın genel bir belirtisidir. Özellikle kafa travması, şok veya şiddetli ağrı durumlarında görülebilir. Omurga yaralanmasına eşlik edebilir ancak omuriliğin zedelenmesinin birincil ve en karakteristik sonucu değildir.
  • d) Vücut sıcaklığının artması: Travma sonrası vücut sıcaklığının artması (ateş) genellikle bir enfeksiyon belirtisidir ve kazadan hemen sonra ortaya çıkması beklenmez. Hatta tam tersine, şok durumundaki bir yaralının vücut sıcaklığı genellikle düşme eğilimindedir. Bu nedenle bu seçenek, yanlış taşımanın acil bir sonucu olamaz.

Özetle, boyun, sırt veya belinde kırık şüphesi olan bir yaralıyı hareket ettirmemek "altın kuraldır". Yapılacak en küçük bir yanlış hareket, omuriliği zedeleyerek kişiyi ömür boyu felç bırakabilir. Bu nedenle, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar yaralının baş-boyun-gövde ekseni bozulmadan sabitlenmesi ve kesinlikle hareket ettirilmemesi hayati önem taşır.

Soru 10
Köprücük kemiği kırıklarında yaralının hangi bölgesi tespit edilir?
A
El 
B
Omuz
C
Kalça 
D
Göğüs
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir ilk yardım durumu olan köprücük kemiği kırığı yaşandığında, yaralının vücudunda hangi bölgenin hareketini kısıtlamak amacıyla sabitlenmesi (tespit edilmesi) gerektiği sorulmaktadır. Doğru ilk yardım uygulaması, yaralının durumunun kötüleşmesini önlemek ve ağrısını azaltmak için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, hangi bölgeye müdahale edileceğini bilmek ehliyet sınavı için önemli bir bilgidir.

Doğru cevap b) Omuz seçeneğidir. Köprücük kemiği, göğüs kafesinin üst kısmında, omuz başı ile göğüs kemiği arasında uzanan bir kemiktir ve omuz ekleminin hareketliliğinde kilit bir rol oynar. Bu kemik kırıldığında, kolun kendi ağırlığı ve en ufak bir hareketi bile kırık uçlarının yerinden oynamasına, damar ve sinirlere zarar vermesine ve çok şiddetli ağrıya neden olur. Bu yüzden ilk yardımın temel amacı, kolun ve dolayısıyla omuz bölgesinin hareketini tamamen engelleyerek kırığı sabit tutmaktır.

Bu sabitleme işlemi, genellikle üçgen sargı bezi gibi malzemelerle yapılır. Yaralının kolu, dirsekten bükülerek bir kol askısı ile göğsüne doğru yaklaştırılır ve bu şekilde omuz eklemi desteklenir. Ardından kol, ek bir sargıyla vücuda sabitlenerek omuz bölgesinin hiçbir şekilde hareket etmemesi sağlanır. Bu müdahalenin odak noktası her zaman omuz eklemini ve bağlantılı olduğu kolu hareketsiz bırakmaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) El: Eli sabitlemek, köprücük kemiği kırığı için tamamen etkisiz bir yöntemdir. Çünkü elin sabitlenmesi, kolun ve omuzun serbestçe hareket etmesine engel olmaz. Bu durum, kırık bölgesindeki ağrının devam etmesine ve kırık uçlarının oynamasına neden olur.
  • c) Kalça: Kalça, vücudun alt tarafında bulunan ve köprücük kemiği ile anatomik olarak hiçbir bağlantısı olmayan bir bölgedir. Bu seçenek, konuyu bilmeyen adayları yanıltmak için konulmuş, ilgisiz bir çeldiricidir.
  • d) Göğüs: Bu seçenek kafa karıştırıcı olabilir, çünkü tespit işlemi sırasında kol göğse sabitlenir. Ancak burada asıl amaç göğsü sabitlemek değil, göğsü bir destek olarak kullanarak omuz ve kolun hareketini engellemektir. Yani tespit edilen, hareketsiz kalması hedeflenen bölge omuzdur; göğüs ise bu işlem için kullanılan bir dayanak noktasıdır.

Kısacası, köprücük kemiği doğrudan omuz yapısının bir parçası olduğu için, kırık durumunda yapılacak en doğru ve etkili ilk yardım müdahalesi, omuz bölgesini tespit etmektir.

Soru 11
Vücutta kanın aktığı bölgeye göre sınıflandırılan kanamalarla ilgili verilenlerden hangisi doğrudur?
A
Dış kanamalarda, kanama gözle görülemez.
B
Yaradan vücut dışına doğru olan kanamalar iç kanamalardır.
C
Kanın vücut boşluklarına aktığı kanamalar, dış kanamalar olarak sınıflandırılır.
D
Doğal deliklerden olan kanamalar; kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organları kanamalarıdır.
11 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kanamaların vücutta aktığı yere göre nasıl sınıflandırıldığı ve bu sınıflandırmalara ait temel özellikler sorgulanmaktadır. İlk yardımda kanamaları doğru tanımak, yapılacak müdahale için hayati önem taşır. Temelde kanamalar üç ana gruba ayrılır: dış kanamalar, iç kanamalar ve doğal deliklerden olan kanamalar. Sorunun amacı, bu sınıflandırmaları doğru bir şekilde bilip bilmediğinizi ölçmektir.

Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu açıklayalım.

  1. a) Dış kanamalarda, kanama gözle görülemez.

    Bu ifade yanlıştır. Dış kanamaların en temel tanımı, kanın yaradan vücut dışına akması ve gözle görülebilir olmasıdır. Deri bütünlüğünün bozulduğu kesik, yırtık veya sıyrık gibi durumlarda ortaya çıkar. Gözle görülemeyen kanamalar genellikle iç kanamalardır.

  2. b) Yaradan vücut dışına doğru olan kanamalar iç kanamalardır.

    Bu ifade yanlıştır. Tanımda bir çelişki vardır, çünkü bir yaradan kanın vücut dışına akması durumu, tanım olarak dış kanamadır. İç kanama ise kanın vücut içine, yani organların veya dokuların arasına sızması durumudur ve dışarıdan görülmez.

  3. c) Kanın vücut boşluklarına aktığı kanamalar, dış kanamalar olarak sınıflandırılır.

    Bu ifade de yanlıştır. Kanın karın boşluğu veya göğüs boşluğu gibi vücut boşluklarına akması, iç kanamanın en net tanımıdır. Bu tür kanamalar dışarıdan fark edilmez ancak kısa sürede ciddi hayati tehlike oluşturabilirler. Dış kanama, kanın vücut dışına çıkmasıdır.

  4. d) Doğal deliklerden olan kanamalar; kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organları kanamalarıdır.

    Bu ifade doğrudur. Vücudun doğal açıklıkları olan kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organlarından gelen kanamalar bu özel kategoriye girer. Bu tür kanamalar, bazen basit bir nedene (örneğin burun kanaması) bağlı olabileceği gibi, bazen de çok ciddi bir iç yaralanmanın (örneğin kafa travması sonrası kulaktan kan gelmesi) belirtisi olabilir.

Kısacası, kanamaların sınıflandırılmasını şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Dış Kanama: Kan, yaradan vücut dışına akar ve gözle görülür.
  • İç Kanama: Kan, vücut içine (boşluklara, organlara) akar ve gözle görülmez.
  • Doğal Deliklerden Olan Kanama: Kan, kulak, burun, ağız gibi doğal vücut açıklıklarından gelir.

Bu temel ayrımları bildiğinizde, ehliyet sınavında bu konuyla ilgili çıkabilecek soruları kolaylıkla çözebilirsiniz.

Soru 12

Resimde görülen ilk yardım uygulaması,aşağıdaki durumların hangisinde tercih edilmez?

A
Uzuv kopması varsa
B
Baskı noktalarına baskı uygulamak yeterliyse
C
Çok sayıda kazazedenin bulunduğu bir ortamda tek ilk yardımcı varsa
D
Kanaması durdurulamayan kazazede güç koşullarda bir yere taşınacaksa
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen ve "turnike" (boğucu sargı) olarak adlandırılan ilk yardım uygulamasının hangi durumda **tercih edilmemesi** gerektiği sorulmaktadır. Turnike, atardamar kanaması gibi çok ciddi ve hayatı tehdit eden kanamaları durdurmak için kullanılan, ancak doku hasarına yol açma riski nedeniyle en son çare olarak başvurulan bir yöntemdir. Bu nedenle, soruyu yanıtlarken turnikenin ne zaman "zorunlu" ve ne zaman "gereksiz" olduğunu düşünmeliyiz.

Doğru cevap "b) Baskı noktalarına baskı uygulamak yeterliyse" seçeneğidir. İlk yardımda kanama kontrolü için belirli bir sıra izlenir. Öncelikle kanayan yerin üzerine temiz bir bezle doğrudan baskı uygulanır. Bu yeterli olmazsa, kanamayı besleyen ana atardamarın geçtiği baskı noktalarına (örneğin koltuk altı, kasık gibi) basınç uygulanır. Eğer bu yöntemler kanamayı kontrol altına almak için yeterli oluyorsa, turnike gibi riskli bir yönteme başvurmaya gerek yoktur. Dolayısıyla, daha basit ve daha az zararlı bir yöntem işe yararken turnike uygulamak tercih edilmez.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Uzuv kopması varsa: Uzuv kopması, atardamarların da koptuğu ve durdurulması çok zor, şiddetli kanamaların meydana geldiği bir durumdur. Bu, hayatı doğrudan tehdit eder ve kanamayı durdurmak için turnike uygulaması gereken en net durumlardan biridir. Bu yüzden bu seçenekte turnike tercih edilir.
  • c) Çok sayıda kazazedenin bulunduğu bir ortamda tek ilk yardımcı varsa: Bu durum, bir triyaj (öncelik belirleme) senaryosudur. Eğer bir kazazedenin durdurulamayan bir kanaması varsa ve ilk yardımcının ilgilenmesi gereken başka yaralılar da bulunuyorsa, kanayan uzva hızlıca turnike uygulayıp diğer acil vakalara yönelebilir. Bu, kısıtlı zamanda daha fazla hayat kurtarmak için turnikenin tercih edildiği özel bir durumdur.
  • d) Kanaması durdurulamayan kazazede güç koşullarda bir yere taşınacaksa: Eğer baskı uygulama gibi yöntemlerle kanama kontrol altına alınamıyorsa ve yaralının sarsıntılı veya zorlu bir şekilde taşınması gerekiyorsa, turnike en güvenli seçenektir. Çünkü taşıma sırasında uygulanan baskı gevşeyebilir ve kanama yeniden başlayabilir. Turnike, taşıma esnasında kanamanın kesin olarak durmasını sağlar.

Özetle, turnike uygulaması bir son çaredir. Kanamayı durdurmak için daha basit ve güvenli yöntemler (doğrudan baskı, baskı noktalarına basınç) yeterli oluyorsa, dokulara zarar verme riski taşıyan turnike kesinlikle tercih edilmemelidir. Bu nedenle "b" seçeneği doğru cevaptır.

Soru 13
Şekildeki trafik kazası, aşağıdakilerden hangisine uyulmaması sonucu meydana gelmiş olabilir?
A
Takip mesafesine
B
Kavşaklarda geçiş hakkına
C
Öndeki aracı geçme kuralına
D
Farların kullanılacağı yer ve hâllere
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde görülen trafik kazasının hangi temel trafik kuralının ihlali sonucu meydana gelmiş olabileceği sorulmaktadır. Kazanın nedenini doğru tespit edebilmek için öncelikle resimdeki durumu ve araçların konumlarını dikkatlice analiz etmemiz gerekir.

Resmi incelediğimizde bir T kavşağı görüyoruz. Sarı renkli araç ana yol üzerinde seyrederken, mavi renkli araç ise tali yoldan (daha dar olan ve ana yola bağlanan yol) ana yola çıkış yapmaktadır. Kaza, mavi aracın ana yolun ortasındayken, sarı aracın ona sağ tarafından çarpmasıyla gerçekleşmiştir. Bu durum, kavşaklardaki geçiş kurallarının ihlal edildiğine dair güçlü bir ipucu vermektedir.

Doğru Cevap: b) Kavşaklarda geçiş hakkına

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik kurallarında kavşaklardaki geçiş üstünlüğünün net bir şekilde belirtilmiş olmasıdır. Tali yoldan ana yola çıkan bir araç, ana yoldan gelen araçlara her zaman yol vermek zorundadır. Resimdeki mavi aracın sürücüsü, ana yoldan gelen sarı araca yol vermeden kavşağa girerek onun geçiş hakkını ihlal etmiş ve kazaya sebep olmuştur. Bu nedenle kazanın temel nedeni, geçiş hakkı kuralına uyulmamasıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Takip mesafesine: Takip mesafesi kuralı, aynı şeritte art arda giden araçlar için geçerlidir. Öndeki aracın ani durması durumunda arkadaki aracın güvenli bir şekilde durabilmesi için bırakması gereken mesafeyi ifade eder. Bu kazada araçlar farklı yollardan gelip yandan çarpıştığı için takip mesafesi ihlali söz konusu değildir.
  • c) Öndeki aracı geçme kuralına: Öndeki aracı geçme (sollama) kuralı, bir aracın, önünde aynı yönde ilerleyen başka bir aracı sollayarak geçmesi sırasındaki kuralları içerir. Resimdeki kaza bir sollama durumu değil, farklı yönlerden gelen iki aracın kavşakta çarpışmasıdır. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Farların kullanılacağı yer ve hâllere: Farlar genellikle gece, tünel, sisli veya yağışlı havalar gibi görüşün yetersiz olduğu durumlarda kullanılır. Resimdeki kaza, açıkça gündüz vaktinde meydana gelmiştir ve görüşü engelleyen bir durum görünmemektedir. Kazanın sebebi farların kullanılmaması değil, bir sürücünün diğerinin yol hakkını gasp etmesidir.

Özetle, bu kaza tipi, kavşaklarda kimin öncelikli olduğunu belirleyen geçiş hakkı kurallarının ne kadar hayati olduğunu gösteren tipik bir örnektir. Tali yoldan ana yola çıkan sürücülerin, ana yolun tamamen güvenli ve boş olduğundan emin olmadan kavşağa girmemesi gerekmektedir.

Soru 14
Şekildeki kara yolu üzerinde soru işareti (?) ile gösterilen, çizgilerle belirlenmiş alana ne ad verilir?
A
Banket 
B
Yaya yolu
C
Yaya geçidi 
D
Bisiklet yolu
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir karayolu üzerinde beyaz çizgilerle boyanmış ve soru işareti ile gösterilen alanın trafik terminolojisindeki adının ne olduğu sorulmaktadır. Görselde, bir yayanın yolun karşısına geçmek için kullandığı, belirgin beyaz çizgilerden oluşan bir bölüm gösterilmektedir. Bu alanı ve diğer trafik terimlerini doğru bir şekilde bilmek, hem ehliyet sınavı hem de güvenli sürüş için temel bir gerekliliktir.

Doğru Cevap: c) Yaya geçidi

Doğru cevap yaya geçidi'dir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre yaya geçidi, taşıt yolu üzerinde, yayaların güvenli bir şekilde karşıya geçmelerini sağlamak için trafik işaretleri ile belirlenmiş alandır. Resimde gördüğümüz kalın ve beyaz çizgiler, dünya genelinde yaya geçidini belirtmek için kullanılan standart bir işarettir. Sürücüler bu alana yaklaşırken yavaşlamak ve geçitte bulunan veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • a) Banket: Banket, karayolunun taşıt yolu kenarı ile şev başı veya hendek iç üst kenarı arasında kalan ve olağan olarak yayaların ve hayvanların kullanacağı, zorunlu hâllerde de araçların faydalanabileceği kısımdır. Genellikle asfalt kaplamanın bittiği yerdeki toprak veya çakıl kısımdır. Resimdeki alan yolun üzerinde ve çizgilerle belirlenmiş olduğu için banket değildir.
  • b) Yaya yolu: Yaya yolu (veya kaldırım), karayolunun taşıt yolu kenarında, sadece yayaların kullanımı için ayrılmış olan kısımdır. Genellikle yoldan daha yüksek bir seviyede bulunur ve araç trafiğinden ayrılmıştır. Resimdeki alan ise yolun karşısına geçmek için taşıt yolunun üzerinde yer alır, yolun kenarında değil. Bu nedenle yaya yolu da yanlış bir cevaptır.
  • d) Bisiklet yolu: Bisiklet yolu, adından da anlaşılacağı gibi sadece bisikletlilerin kullanımı için ayrılmış özel bir yoldur. Genellikle üzerinde bir bisiklet piktogramı (sembolü) bulunur ve bazen farklı bir renkle (örneğin mavi veya kırmızı) kaplanmış olabilir. Görseldeki işaretler ve alan, bisiklet kullanımı için değil, yayalar için olduğundan bu seçenek de yanlıştır.
Soru 15
Bir aracın güvenle taşıyabileceği, en çok yük ağırlığına veya yolcu ve hizmetli sayısı­na ne denir?
A
Gabari
B
Yüklü ağırlık
C
Azami toplam ağırlık
D
Taşıma sınırı (Kapasite)
15 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın yasal ve teknik olarak güvenli bir şekilde taşımasına izin verilen en fazla yük veya insan miktarını tanımlayan resmi trafik teriminin ne olduğu sorulmaktadır. Bu terim, aracın hem güvenliği hem de yasalara uygunluğu açısından kritik bir öneme sahiptir. Sorunun temel amacı, sürücü adayının araçların kapasiteleriyle ilgili temel kavramları bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: d) Taşıma sınırı (Kapasite)

Neden bu cevap doğru? Taşıma sınırı veya diğer adıyla kapasite, bir aracın üreticisi tarafından belirlenen ve ruhsatında belirtilen, güvenle taşıyabileceği en fazla yük ağırlığını (kamyon, kamyonet gibi araçlar için kilogram veya ton cinsinden) veya en fazla yolcu ve hizmetli sayısını (otomobil, otobüs gibi araçlar için kişi sayısı olarak) ifade eder. Bu sınır, aracın fren sistemi, motor gücü, şasi yapısı ve lastikleri gibi teknik özellikleri göz önünde bulundurularak hesaplanır. Bu sınıra uymak, aracın yol tutuşunu, fren mesafesini ve genel sürüş güvenliğini doğrudan etkilediği için hayati önem taşır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • a) Gabari: Bu seçenek yanlıştır çünkü gabari, bir aracın ağırlığıyla değil, boyutlarıyla ilgilidir. Gabari, aracın yüklü veya yüksüz olarak karayolunda güvenli bir şekilde seyredebilmesi için belirlenmiş olan azami genişlik, yükseklik ve uzunluk ölçüleridir. Örneğin, bir köprünün altından geçebilecek maksimum araç yüksekliği gabari ile ilgili bir konudur, aracın taşıdığı yükün ağırlığı ile değil.

  • b) Yüklü ağırlık: Bu seçenek de yanlıştır. Yüklü ağırlık, bir aracın o anki toplam ağırlığını ifade eder. Yani, aracın kendi boş ağırlığı (net ağırlık) ile içindeki sürücü, yolcular, hizmetliler ve yükün toplam ağırlığıdır. Bu bir sınır değil, anlık bir durum ve değişken bir değerdir. Örneğin, kapasitesi 10 ton olan bir kamyonun o anda 5 ton yükle seyretmesi durumunda, yüklü ağırlığı kendi ağırlığı artı 5 tondur.

  • c) Azami toplam ağırlık: Bu seçenek, doğru cevaba çok yakın olduğu için en çok karıştırılan şıktır. Ancak yanlıştır, çünkü azami toplam ağırlık, aracın kendisi, tüm sıvıları (yakıt, yağ vb.), sürücüsü, yolcuları ve taşıdığı yük ile birlikte ulaşabileceği yasal olarak izin verilen en yüksek ağırlıktır. Soru ise sadece "taşınan yük ağırlığı veya yolcu sayısı"nı, yani araca eklenebilecek maksimum miktarı sormaktadır. Kısacası, Taşıma Sınırı = Azami Toplam Ağırlık - Aracın Boş Ağırlığı formülüyle ifade edilebilir. Soru, bu denklemin "Taşıma Sınırı" kısmını sormaktadır.

Özetle, ehliyet sınavında bu kavramları ayırt etmek çok önemlidir. Gabari boyutları, yüklü ağırlık o anki durumu, azami toplam ağırlık ulaşılacak en son toplam kütleyi ifade ederken; taşıma sınırı (kapasite) ise araca eklenebilecek en fazla yük veya yolcu miktarını tanımlar.

Soru 16
Manevra yapacak sürücü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
İşaret verdiği anda manevraya başlamalı
B
Ön, arka ve yanlardaki trafiği kontrol etmeli
C
Manevraya başladıktan sonra işaret vermeli
D
Manevra bitmeden önce işaret vermeyi sona erdirmeli
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte şerit değiştirmek, dönmek veya park etmek gibi bir hareket, yani bir **manevra** yapacak olan sürücünün izlemesi gereken doğru ve güvenli adımların ne olduğu sorgulanmaktadır. Güvenli sürüşün temelinde, sürücünün kendi hareketlerini planlarken çevresindeki trafikten tamamen haberdar olması yatar. Bu soru, bu temel prensibi ne kadar anladığınızı ölçmektedir.

Doğru Cevap: b) Ön, arka ve yanlardaki trafiği kontrol etmeli

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, güvenli sürüşün en temel ve vazgeçilmez kuralı olmasıdır. Bir sürücü, direksiyonu herhangi bir yöne kırmadan veya şerit değiştirmeden önce, "360 derece güvenlik" olarak da adlandırılan bir çevre kontrolü yapmak zorundadır. Bu kontrol; dikiz aynası, yan aynalar ve özellikle aynaların gösteremediği alanlar olan kör noktaların omuz üzerinden bakılarak kontrol edilmesini içerir. Bu kontrolü yapmadan başlanan bir manevra, fark edilmeyen bir araca, motosiklete veya yayaya çarpmayla sonuçlanabilecek çok büyük bir risk taşır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) İşaret verdiği anda manevraya başlamalı: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Sinyal vermek, manevra yapma niyetinizi diğer sürücülere bildirmektir, manevraya başlamak için bir "hak" veya "izin" değildir. Sinyal verdikten sonra, diğer sürücülerin niyetinizi anladığından ve size yol verdiğinden emin olmak için trafiği tekrar kontrol etmeniz ve ancak yol müsait olduğunda manevraya başlamanız gerekir. Sinyal verir vermez hareket etmek, kazaya davetiye çıkarmaktır.
  • c) Manevraya başladıktan sonra işaret vermeli: Bu seçenek, sinyal vermenin amacına tamamen aykırıdır. Sinyalin amacı, yapacağınız hamleyi diğer sürücülere önceden bildirerek onların tedbir almasını sağlamaktır. Manevraya başladıktan sonra sinyal vermenin hiçbir faydası yoktur, çünkü diğer sürücüleri zaten ani ve beklenmedik bir durumla karşı karşıya bırakmış olursunuz. Doğru sıra; önce kontrol, sonra sinyal, sonra tekrar kontrol ve son olarak manevradır.
  • d) Manevra bitmeden önce işaret vermeyi sona erdirmeli: Bu da hatalı bir davranıştır. Sinyal, manevranız başladığı andan, aracınız yeni şeridine veya pozisyonuna tam olarak yerleşip düz bir şekilde ilerlemeye başlayana kadar devam etmelidir. Sinyali erken kapatmak, arkanızdaki veya yanınızdaki sürücülerin manevranızı tamamladığınızı veya vazgeçtiğinizi düşünmesine neden olabilir. Bu durum, kafa karışıklığına ve tehlikeli durumlara yol açabilir.

Özetle, trafikte güvenli bir manevra için izlenmesi gereken adımlar şöyledir:

  1. Gideceğin yönü ve çevreyi gözlemle (aynalar ve kör nokta kontrolü).
  2. Niyetini uygun zamanda sinyal vererek bildir.
  3. Trafiğin manevra için güvenli olduğundan tekrar emin ol.
  4. Güvenli bir şekilde manevraya başla ve tamamla.
  5. Manevra bittikten sonra sinyali kapat.

Bu soru, sürücünün sadece kendi aracını değil, trafikteki tüm unsurları dikkate alarak hareket etmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Soru 17
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Azami hız sınırını
B
Geçme yasağı sonunu
C
Taşıtın giremeyeceğini
D
Hız sınırlaması sonunu
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, size gösterilen trafik işaretinin ne anlama geldiğini bulmanız istenmektedir. Trafik levhalarını doğru tanımak ve anlamlarını bilmek, hem sınavda başarılı olmanız hem de trafikte güvenli bir sürücü olmanız için temel bir gerekliliktir. Şimdi bu levhayı ve seçenekleri detaylı bir şekilde inceleyelim.

Doğru cevap a) Azami hız sınırını seçeneğidir. Fotoğrafta görülen levha, bir "Trafik Tanzim İşareti"dir. Kırmızı renkli yuvarlak çerçeve, genel olarak bir kısıtlama veya yasaklama bildirir. Levhanın içindeki "50" rakamı ise bu kısıtlamanın ne olduğunu belirtir; bu durumda, o yolda yapılabilecek en yüksek, yani azami hızın saatte 50 kilometre olduğunu gösterir. Bu levhayı gördüğünüzde hızınızı 50 km/s'nin üzerine çıkaramazsınız.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da önemlidir. Bu, levhaları daha iyi ayırt etmenize yardımcı olacaktır.

  • b) Geçme yasağı sonunu: Bu seçenek yanlıştır. "Geçme yasağı sonu" levhası, gri veya beyaz zeminli yuvarlak bir levha olup, üzerinde sollama yasağını simgeleyen iki araba figürünün siyah çapraz çizgilerle iptal edildiği bir işarettir. Sorudaki levha ise bir hız limiti belirtmektedir.
  • c) Taşıtın giremeyeceğini: Bu seçenek de doğru değildir. "Taşıt giremez" veya "Girilmez" levhası, genellikle kırmızı bir daire içinde beyaz yatay bir çizgiden oluşur. Bu işaret, sürücülerin o yola veya sokağa girmesinin yasak olduğunu bildirir. Sorudaki levhanın içinde ise bir rakam bulunmaktadır.
  • d) Hız sınırlaması sonunu: Bu seçenek de yanlıştır. "Hız sınırlaması sonu" levhası, mevcut hız sınırının bittiğini bildirir. Genellikle beyaz veya gri zeminli yuvarlak bir levha olup, içinde daha önce belirtilen hız limitini (örneğin "50") gösteren rakamların üzerine çekilmiş siyah çapraz çizgiler bulunur. Sorudaki levha ise bir sınırlamanın başlangıcını belirtir, sonunu değil.

Özetle, kırmızı çerçeveli yuvarlak bir levha içinde bir sayı gördüğünüzde, bu size o yoldaki azami (en yüksek) hız sınırını bildirmektedir. Bu kurala uymak, trafik güvenliği için hayati önem taşır.

Soru 18
Otobüs, kamyon, minibüs, kamyonet ve çekicilere bir yaş sonunda ve devamında kaç yılda bir muayene yaptırılması zorunludur?
A
4
B
3
C
2
D
1
18 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, belirli ticari ve ağır vasıta araçların periyodik muayene zorunluluklarının hangi sıklıkta olduğu sorgulanmaktadır. Soruda listelenen araçlar; otobüs, kamyon, minibüs, kamyonet ve çekicidir. Bu araçların ortak özelliği, genellikle ticari amaçlarla kullanılmaları ve yoğun bir şekilde trafiğe çıkmalarıdır. Bu nedenle, güvenlik standartlarının sürekli olarak yüksek tutulması hedeflenir.

Doğru cevap d) 1 seçeneğidir. Türkiye'deki Karayolları Trafik Kanunu'na göre, ticari olarak tescil edilmiş tüm motorlu taşıtlar, ilk tescil tarihinden itibaren bir yıl geçtikten sonra ilk muayenelerine girmek zorundadır. Bu ilk muayeneden sonra ise, muayene süreci her yıl tekrarlanır. Soruda belirtilen otobüs, kamyon, minibüs, kamyonet ve çekici gibi araçlar bu "ticari araç" sınıfına girdiği için, muayeneleri yılda bir yapılmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım. 2 yıl (c seçeneği) ve 3 yıl (b seçeneği) periyotları genellikle hususi (özel) otomobiller için geçerlidir. Sıfır kilometre bir hususi otomobilin ilk muayenesi 3 yılın sonunda yapılır. Bu ilk muayeneden sonra ise muayeneler her 2 yılda bir tekrarlanır. Dolayısıyla bu seçenekler, soruda belirtilen ticari araçlar için geçerli değildir.

4 yıl (a seçeneği) ise Türkiye'deki mevcut araç muayene yönetmeliğinde herhangi bir standart periyodik muayene süresini temsil etmemektedir. Bu nedenle bu seçenek tamamen yanıltıcı bir şıktır. Özetle, araçların kullanım amacı ve tipi, muayene periyotlarını belirleyen en önemli faktördür. Ticari araçların sık kullanımı ve taşıdıkları riskler nedeniyle muayeneleri her yıl zorunlu tutulmuştur.

  • Ticari Araçlar (Otobüs, Kamyon, Minibüs, Çekici, Kamyonet, Taksi vb.): İlk bir yaş sonunda ve devamında her yıl.
  • Hususi Otomobiller ve Motosikletler: İlk üç yaş sonunda ve devamında iki yılda bir.
  • Lastik Tekerlekli Traktörler: İlk üç yaş sonunda ve devamında üç yılda bir.
Soru 19
Sağa dönmek isteyen şekildeki 1 numaralı araç sürücüsü aşağıdaki işlemleri hangi sıra ile yapmalıdır? 1- Hızın azaltılması 2- Dönüş işaretinin verilmesi 3- Dar bir kavisle dönülmesi 4- Sağ şeride girilmesi
A
1 - 2 - 3 - 4 
B
1 - 4 - 2 - 3
C
2 - 4 - 1 - 3 
D
4 - 2 - 1 - 3
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafiğin aktığı bir yolda sağa dönüş yapmak isteyen 1 numaralı araç sürücüsünün, bu manevrayı güvenli ve kurallara uygun bir şekilde tamamlamak için hangi adımları hangi sırayla izlemesi gerektiği sorulmaktadır. Görselde aracın sol şeritte olduğu görülmektedir, bu detay sorunun çözümü için kritik bir öneme sahiptir.

Doğru cevap olan c) 2 - 4 - 1 - 3 seçeneğinin adımlarını tek tek inceleyelim ve neden bu sıranın doğru olduğunu anlayalım.

  1. Dönüş İşaretinin Verilmesi (2): Trafikteki en temel kural, yapacağınız manevrayı önceden diğer sürücülere bildirmektir. Sağa dönme niyetiniz varsa, ilk yapmanız gereken şey sağ sinyalinizi yakarak bu niyetinizi arkanızdaki ve yanınızdaki araçlara belli etmektir. Bu, onların sizin ne yapacağınızı tahmin ederek kendi pozisyonlarını ve hızlarını ayarlamalarına olanak tanır.
  2. Sağ Şeride Girilmesi (4): Sinyal vererek niyetinizi belli ettikten sonra, dönüş için doğru konuma geçmelisiniz. Sağa dönüşler her zaman yolun sağ şeridinden yapılır. Sürücü, aynalarını kontrol ederek ve trafiğin uygun olduğundan emin olarak, bulunduğu sol şeritten güvenli bir şekilde sağ şeride geçmelidir.
  3. Hızın Azaltılması (1): Artık doğru şeritte ve dönüş yapmaya hazırsınız. Kavşağa yaklaşırken, dönüşü güvenli bir şekilde yapabilmek için hızınızı azaltmanız gerekir. Hızı azaltma işlemi, dönüş anında değil, dönüşe başlamadan hemen önce yapılmalıdır. Bu, aracın kontrolünü kaybetmenizi önler.
  4. Dar Bir Kavisle Dönülmesi (3): Hızınızı azalttıktan sonra son adım manevrayı tamamlamaktır. Sağa dönüşler her zaman dar bir kavisle yapılır. Bu, hem kendi şeridinizde kalmanızı sağlar hem de karşı yönden gelebilecek veya döneceğiniz yoldaki diğer araçlar için tehlike oluşturmanızı engeller.

Bu adımlar bir araya geldiğinde 2 - 4 - 1 - 3 sıralaması ortaya çıkar. Bu sıralama, sürücünün hem kendi güvenliğini hem de diğer sürücülerin güvenliğini en üst düzeyde tuttuğu mantıksal ve yasal bir akıştır: Önce niyetini belli et, sonra doğru pozisyonu al, ardından yavaşlayarak hazırlan ve son olarak manevrayı tamamla.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) 1 - 2 - 3 - 4: Bu seçenekte hızınızı azaltıp (1) sinyal verdikten sonra (2) dönmeye (3) çalışıyorsunuz. Ancak bu sırada hala sol şerittesiniz, çünkü sağ şeride girme (4) işlemi en sona bırakılmış. Sol şeritten sağa dönmek hem imkansızdır hem de çok büyük bir kazaya sebep olur.
  • b) 1 - 4 - 2 - 3: Burada önce yavaşlayıp (1) sonra sağ şeride geçiyorsunuz (4). Ancak sinyal verme (2) işlemi şerit değiştirdikten sonra yapılıyor. Kural olarak, şerit değiştirmeden veya dönmeden önce sinyal vererek niyetinizi belli etmeniz gerekir.
  • d) 4 - 2 - 1 - 3: Bu seçenekte önce sağ şeride girip (4) sonra sinyal veriyorsunuz (2). Tıpkı (b) seçeneğindeki gibi, bu da hatalıdır. Sinyal, yapacağınız manevranın bir uyarısıdır ve manevradan önce verilmelidir. Sinyal vermeden aniden şerit değiştirmek, arkadan gelen sürücüyü şaşırtır ve tehlikeli bir duruma yol açar.
Soru 20
Aralıklı yanıp sönen sarı ışık aşağıdakilerden hangisi ile aynı anlamı taşır?
A
B
C
D
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik ışıklarından biri olan aralıklı yanıp sönen sarı ışığın, hangi trafik levhası ile aynı anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür sorular, sürücülerin hem ışıklı işaret cihazlarının hem de trafik levhalarının anlamlarını bilmesini ve birbiriyle ilişkilendirebilmesini ölçmeyi hedefler. Sürücülerin kavşaklarda nasıl davranması gerektiğini belirleyen temel kurallardan biridir.

Doğru Cevap: a) seçeneği

Aralıklı olarak yanıp sönen sarı ışık, sürücüye "Yol Ver" anlamını taşır. Bu ışığı gören bir sürücü, kavşağa yaklaşırken yavaşlamalı, kavşağı dikkatli bir şekilde kontrol etmeli ve varsa kavşaktaki diğer araçlara geçiş hakkı vermelidir. Eğer kavşak boş ve güvenli ise durmadan, yavaşlayarak geçiş yapabilir. A seçeneğindeki üçgen şeklindeki levha ise "Yol Ver" levhasıdır ve aralıklı yanan sarı ışık ile birebir aynı anlama gelir. Her ikisi de sürücüye, geçiş önceliğinin kendisinde olmadığını ve dikkatli olması gerektiğini bildirir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) seçeneği: Bu levha "DUR" levhasıdır. Bu levhayı gören sürücü, kavşakta başka bir araç olmasa bile mutlaka durmak zorundadır. Durduktan sonra yolu kontrol edip güvenli ise geçiş yapabilir. Aralıklı yanıp sönen sarı ışık ise mutlaka durulması gerektiğini belirtmez, sadece yavaşlayıp yol vermeyi gerektirir. "DUR" levhasının ışıklı trafik cihazlarındaki karşılığı, aralıklı yanıp sönen kırmızı ışıktır.
  • c) seçeneği: Bu levha "Sesli ikaz cihazlarının (korna) kullanımı yasaktır" anlamına gelir. Bu levhanın amacı gürültü kirliliğini önlemektir ve kavşaktaki geçiş hakkı kurallarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Dolayısıyla aralıklı yanan sarı ışıkla bir anlam ilişkisi bulunmamaktadır.
  • d) seçeneği: Bu levha "Öndeki taşıtı geçmek yasaktır" (Sollama Yasağı) anlamına gelir. Bu kural genellikle görüşün yetersiz olduğu virajlar, tepe üstleri veya dar yollar gibi yerlerde bulunur. Kavşak geçiş kuralları ve geçiş önceliği ile doğrudan bir bağlantısı yoktur. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, aralıklı yanıp sönen sarı ışık ile "Yol Ver" levhası, sürücülere aynı talimatı verir: "Yavaşla, dikkatli ol ve geçiş hakkını diğer araçlara ver." Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 21

I. Gece öndeki araç geçilirken uzağı gösteren ışıkların kullanılması gerekir.

II. Sis ışıklarının; sis, kar, şiddetli yağmur sebebiyle görüşün yetersiz olduğu hâller dışında kullanılması yasaktır.

Yukarıda verilenler için hangisi söylenir?

A
I. doğru, II. yanlış
B
I. yanlış, II. doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
21 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülerin araç ışıklarını hangi durumlarda ve nasıl kullanması gerektiğine dair temel trafik kuralları bilgisi ölçülmektedir. Soruda verilen iki öncülün doğruluğu veya yanlışlığı değerlendirilerek doğru seçeneğin bulunması istenmektedir. Bu kurallar, hem kendi güvenliğimiz hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği için hayati önem taşır.

I. Gece öndeki araç geçilirken uzağı gösteren ışıkların kullanılması gerekir.

Bu ifade yanlıştır. Uzağı gösteren ışıklar, yani "uzun farlar", karşıdan gelen veya önünüzde giden bir araç olmadığında, aydınlatmanın yetersiz olduğu yollarda kullanılır. Öndeki bir aracı takip ederken veya onu sollamak için arkasına yaklaştığınızda uzun farları yakmak, öndeki sürücünün dikiz aynalarından yansıyan yoğun ışık nedeniyle gözlerinin kamaşmasına neden olur. Bu durum sürücünün anlık olarak yolu görememesine ve kontrolü kaybetmesine yol açabileceği için son derece tehlikeli ve yasaktır. Doğru davranış, yakını gösteren ışıklar (kısa farlar) ile seyrederken, selektör yaparak (kısa süreli uzun farları yakıp söndürerek) geçme niyetinizi belli etmektir.

II. Sis ışıklarının; sis, kar, şiddetli yağmur sebebiyle görüşün yetersiz olduğu hâller dışında kullanılması yasaktır.

Bu ifade doğrudur. Sis ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, sadece görüş mesafesinin sis, yoğun kar veya şiddetli yağmur gibi nedenlerle önemli ölçüde düştüğü zorlu hava koşullarında kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Bu özel durumlar dışında, özellikle açık havalarda veya gece yol aydınlatması yeterliyken sis ışıklarının kullanılması, diğer sürücülerin (hem öndeki hem de karşıdan gelen) gözlerini kamaştırır ve dikkatlerini dağıtır. Bu nedenle gereksiz yere sis ışığı kullanmak Karayolları Trafik Kanunu'na göre yasaktır ve cezai işleme tabidir.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • I. öncül: Yanlış
  • II. öncül: Doğru

Bu değerlendirmeye göre, doğru seçenek "I. yanlış, II. doğru" ifadesini içeren seçenektir.

  1. a) I. doğru, II. yanlış: Bu seçenek yanlıştır, çünkü I. öncül yanlış, II. öncül ise doğrudur.
  2. b) I. yanlış, II. doğru: Bu seçenek doğrudur, çünkü yaptığımız analizle birebir örtüşmektedir.
  3. c) Her ikisi de doğru: Bu seçenek yanlıştır, çünkü I. öncül yanlıştır.
  4. d) Her ikisi de yanlış: Bu seçenek yanlıştır, çünkü II. öncül doğrudur.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi otoyolda yapılabilecek davranışlardandır?
A
Geri gitmek
B
Geriye dönmek
C
Zorunluluk dışında park etmek
D
Hızına uygun şeritte gitmek
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, otoyol gibi yüksek hızlı ve özel kuralları olan bir yolda sürücülerin yapmasına izin verilen, yani doğru ve yasal olan davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Otoyollar, trafik akışını hızlı ve güvenli tutmak için tasarlanmıştır. Bu nedenle, diğer yollarda yapılabilecek bazı manevralar otoyollarda hem çok tehlikeli hem de kesinlikle yasaktır.

Doğru cevap d) Hızına uygun şeritte gitmek seçeneğidir. Otoyollarda trafik güvenliği ve akıcılığı için şerit disiplini hayati önem taşır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre sürücüler, hızlarına ve aracın cinsine uygun olan şeritten gitmek zorundadır. Örneğin, ağır vasıtalar ve yavaş giden araçlar en sağ şeridi kullanırken, daha hızlı araçlar sol şeritleri kullanır; ancak sol şerit sürekli işgal edilmemeli, sadece sollama amacıyla kullanılmalıdır. Bu kural, trafiğin düzenli akmasını sağlar ve kazaları önler.

Diğer seçeneklerin neden yanlış ve tehlikeli olduğunu inceleyelim:
  • a) Geri gitmek: Otoyolda geri gitmek, trafiği tehlikeye atan en riskli davranışlardan biridir. Arkadan yüksek hızla gelen araçların size çarpma riski çok yüksektir ve bu manevra kesinlikle yasaktır. Eğer bir çıkışı kaçırırsanız, asla geri gitmemeli, bir sonraki çıkışı kullanarak güzergahınıza geri dönmelisiniz.
  • b) Geriye dönmek: Geri gitmek gibi, otoyolda "U" dönüşü yapmak veya geriye dönmek de kesinlikle yasaktır. Bu hareket, birden fazla trafik şeridini kesmenizi gerektirir ve feci kazalara yol açabilir. Yön değiştirmek için sadece otoyol çıkışları ve kavşaklar kullanılmalıdır.
  • c) Zorunluluk dışında park etmek: Otoyolda duraklamak ve park etmek, sadece arıza, kaza veya trafik polisinin talimatı gibi zorunlu hallerde ve emniyet şeridi kullanılarak yapılabilir. Keyfi olarak veya dinlenmek amacıyla emniyet şeridinde ya da yol üzerinde durmak, hem trafiği tehlikeye atar hem de yasaktır. Dinlenmek için özel olarak ayrılmış park alanları ve dinlenme tesisleri kullanılmalıdır.
Soru 23
Aşağıdaki yakıtlardan hangisini kullanan araçların kapalı otoparka kabul edilmesi yasaktır?
A
LPG
B
Benzin
C
Motorin
D
Biyodizel
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, belirli bir yakıt türünü kullanan araçların neden kapalı otoparklara alınmadığı sorulmaktadır. Bu yasağın arkasındaki temel sebep, güvenlik ve olası bir sızıntı durumunda yakıtın fiziksel özelliklerinin yaratacağı tehlikedir. Cevapları değerlendirirken her yakıtın kapalı bir alanda nasıl davrandığını ve ne tür bir risk oluşturduğunu anlamak önemlidir.

Doğru cevap LPG'dir (Sıvılaştırılmış Petrol Gazı). Bunun en temel ve kritik sebebi, LPG'nin havadan daha ağır bir gaz olmasıdır. Herhangi bir sızıntı durumunda, LPG tanktan gaz halinde çıkar ve havaya karışıp dağılmak yerine, ağır olduğu için doğrudan zemine çöker. Otopark gibi kapalı ve havalandırması sınırlı olabilecek alanlarda, zeminde birikerek adeta görünmez bir gaz gölü oluşturur.

Zeminde biriken bu gaz, son derece yanıcı ve patlayıcıdır. Başka bir aracın çalıştırılması sırasında egzozdan çıkabilecek bir kıvılcım, otoparktaki herhangi bir elektrik aksamının yaratacağı ark veya statik elektrik gibi en ufak bir ateşleyici unsur, birikmiş olan bu gazı anında ateşleyebilir. Bu durum, çok büyük bir patlamaya ve kontrol edilmesi zor bir yangına yol açabilir. İşte bu yüksek ve ölümcül risk nedeniyle, Türkiye'deki "Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik" gereği LPG'li araçların kapalı otoparklara kabul edilmesi yasaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince:

  • Benzin: Benzinli araçlar kapalı otoparklara kabul edilir. Benzin buharı da havadan ağır olsa da, LPG gibi basınçlı bir tanktan sızarak bir anda yoğun bir gaz kütlesi oluşturma riski çok daha düşüktür. Standart otopark havalandırma sistemleri, olası benzin buharı sızıntılarını kontrol altında tutmak için yeterli kabul edilir.
  • Motorin (Dizel) ve Biyodizel: Bu iki yakıt türü, benzine ve özellikle LPG'ye göre çok daha güvenlidir. Parlama noktaları oldukça yüksektir, yani kolay kolay alev almazlar ve çok zor buharlaşırlar. Bu nedenle, kapalı bir alanda patlayıcı bir atmosfer oluşturma riskleri neredeyse sıfırdır. Bu yüzden dizel ve biyodizel yakıtlı araçlar için kapalı otoparklarda herhangi bir kısıtlama bulunmaz.

Özetle, bu sorunun cevabını belirleyen en önemli faktör, yakıtın fiziksel özelliğidir. LPG, havadan ağır olduğu için sızıntı anında zemine çöküp birikerek yüksek patlama riski oluşturur. Diğer yakıtlar ise sıvı formları ve kimyasal özellikleri gereği bu denli büyük bir risk teşkil etmezler.

Soru 24
Şekildeki trafik işaretini gören sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması doğrudur?
A
Yolun solundan gitmesi
B
Takip mesafesini azaltması
C
Yavaş ve daha dikkatli gitmesi
D
Sağa dönüş lambasını yakması
24 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücünün resimde gördüğü trafik işaret levhasının anlamını bilmesi ve bu anlama göre trafikte hangi doğru davranışı sergilemesi gerektiği ölçülmektedir. Resimdeki levha, üçgen şekli ve kırmızı çerçevesiyle bir Tehlike Uyarı İşareti'dir. İçindeki sembol ise, tekerleklerden taş sıçradığını gösterir ve bu levhanın anlamı "Gevşek Malzemeli Zemin"dir.

Bu işaret, yol yüzeyinde mıcırlı, çakıllı veya stabilize bir bölümün olduğunu ve araçların tekerleklerinden taş sıçrayabileceğini bildirir. Gevşek zeminler, lastiklerin yol tutuşunu azaltır ve fren mesafesini uzatır. Ayrıca, öndeki araçtan veya kendi aracınızdan sıçrayan taşlar hem sizin hem de diğer araçların camlarına ve kaportasına zarar verebilir. Bu nedenle, bu levhayı gören bir sürücünün alması gereken en temel önlem, potansiyel tehlikelere karşı hazırlıklı olmaktır.

Doğru Cevap: c) Yavaş ve daha dikkatli gitmesi

  • Neden Doğru? Gevşek malzemeli bir zeminde hız yapmak, aracın savrulma (kayma) riskini artırır ve fren yapıldığında durma mesafesini önemli ölçüde uzatır. Hızı azaltarak (yavaş giderek) aracın kontrolünü sağlamak kolaylaşır. Aynı zamanda daha dikkatli olmak, hem öndeki araçtan sıçrayabilecek taşlara karşı hazırlıklı olmayı hem de ani manevralardan kaçınmayı gerektirir. Bu, en güvenli ve mantıklı davranıştır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. a) Yolun solundan gitmesi: Türkiye'de trafik akışı yolun sağından sağlanır. Bu levha, yolun şeridini veya gidiş yönünü değiştirmeniz gerektiği anlamına gelmez. Yolun solundan gitmek, karşı yönden gelen araçlarla çarpışma riskini doğuran son derece tehlikeli bir kural ihlalidir.
  2. b) Takip mesafesini azaltması: Bu, yapılması gerekenin tam tersidir. Gevşek zeminli yollarda öndeki araçtan taş sıçrama ihtimali çok yüksektir. Takip mesafesini azaltmak, bu taşların aracınıza isabet etme riskini artırır. Güvenli bir sürüş için takip mesafesi artırılmalıdır.
  3. d) Sağa dönüş lambasını yakması: Sinyal lambaları, şerit değiştirme veya dönüş yapma niyetini diğer sürücülere bildirmek için kullanılır. Bu levha bir kavşak veya dönüşü değil, yolun zemin yapısındaki bir tehlikeyi bildirir. Gereksiz yere sinyal yakmak, diğer sürücüleri yanıltır ve kazalara neden olabilir.
Soru 25
Aksini gösteren bir trafik işareti yoksa, eğimsiz iki yönlü dar yolda kamyonet ile lastik tekerlekli traktörün karşılaşması hâlinde, hangisi diğerine yol  vermelidir?
A
Hızı fazla olan az olana
B
Şeridi daralmış olan diğerine
C
Lastik tekerlekli traktör, kamyonete
D
Kamyonet, Lastik tekerlekli traktöre
25 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik işaretlerinin bulunmadığı, düz (eğimsiz) ve iki aracın yan yana geçemeyeceği kadar dar bir yolda karşılaşan iki farklı cins aracın geçiş hakkı sorulmaktadır. Kural, bu gibi durumlarda hangi aracın diğerine yol vermesi gerektiğini belirleyen genel trafik kaidelerine dayanır. Bu durum, sürücülerin keyfi kararlar almasını engelleyerek trafiğin güvenli bir şekilde akmasını sağlar.

Doğru cevap c) Lastik tekerlekli traktör, kamyonete seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aksini gösteren bir işaret bulunmayan, eğimsiz ve dar yollarda karşılaşan araçlar için bir geçiş üstünlüğü sıralaması vardır. Bu sıralamada motorlu araçlardan iş makineleri ve lastik tekerlekli traktörler, diğer motorlu araçlara (otomobil, minibüs, kamyonet, kamyon vb.) yol vermek zorundadır. Bu hiyerarşide kamyonet, traktörden daha önceliklidir.

Bu kuralın temel mantığı, genellikle daha yavaş hareket eden, manevra kabiliyeti daha düşük olan veya tarım/inşaat gibi özel amaçlar için kullanılan araçların, trafiğin genel akışını sağlayan ve daha seri olan diğer araçlara öncelik tanımasıdır. Traktör, bir kamyonete göre daha yavaş ve hantal bir araç olarak kabul edilir. Bu nedenle, dar bir yolda karşılaşma durumunda, trafiğin akıcılığını korumak adına traktörün kenara çekilerek kamyonete yol vermesi beklenir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Hızı fazla olan az olana: Bu seçenek yanlıştır çünkü geçiş üstünlüğü aracın o anki hızına göre belirlenmez. Kurallar, hız gibi değişken ve anlık durumlara göre değil, araçların cinsine göre sabit bir düzen oluşturur. Hıza dayalı bir kural, karmaşaya ve kazalara yol açabilirdi.
  • b) Şeridi daralmış olan diğerine: Bu kural, yolun tamamının dar olduğu durumlar için değil, genellikle yol yapım çalışması gibi nedenlerle şeritlerden birinin geçici olarak daraldığı veya kapandığı durumlar için geçerlidir. Soruda ise yolun kendisi "dar" olarak tanımlanmıştır.
  • d) Kamyonet, Lastik tekerlekli traktöre: Bu seçenek, doğru cevabın tam tersidir ve trafik yönetmeliğinde belirtilen araç cinsi hiyerarşisine aykırıdır. Belirtildiği gibi, geçiş önceliği kamyonettedir ve traktör yol vermekle yükümlüdür.
Soru 26
Sürücü belgesi olmayanların araç kullanarak trafiğe çıktıklarının tespiti hâlinde aşağıdakilerden hangisi uygulanır?
A
İdari para cezası
B
Ağır hapis cezası
C
Aracı en sağ şeritten sürme cezası
D
Sürücü belgesi almaktan men cezası
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kişinin sürücü belgesi (ehliyet) olmadan motorlu bir araç kullanırken trafik denetiminde yakalanması durumunda kendisine hangi cezanın verileceği sorulmaktadır. Bu durum, Karayolları Trafik Kanunu'nda açıkça belirtilmiş bir kural ihlalidir ve ciddi sonuçları vardır. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: a) İdari para cezası

Sürücü belgesi olmadan araç kullanmak, trafik kurallarının en temel ihlallerinden biridir. Türkiye'deki Karayolları Trafik Kanunu'na göre, bu kuralı ihlal eden kişiye doğrudan uygulanan ceza idari para cezasıdır. Bu ceza, mahkeme kararı gerektirmeyen ve trafik polisleri gibi yetkili idari birimler tarafından kesilen bir para cezasıdır. Ayrıca, ehliyetsiz sürücüye ceza kesilmekle kalmaz, aracın sahibi farklı bir kişiyse ve bu duruma izin vermişse, araç sahibine de ayrıca tescil plakası üzerinden aynı miktarda para cezası uygulanır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • b) Ağır hapis cezası: Bu seçenek yanlıştır. Hapis cezası, trafik kazası sonucu yaralanmaya veya ölüme sebebiyet verme gibi çok daha ciddi ve adli suç teşkil eden durumlarda mahkemeler tarafından verilir. Ehliyetsiz araç kullanmak bir "kabahat" olarak nitelendirilir ve karşılığı öncelikli olarak para cezasıdır, hapis cezası değildir.
  • c) Aracı en sağ şeritten sürme cezası: Bu seçenek tamamen mantık dışıdır ve bir ceza türü değildir. En sağ şeritten sürmek, belirli durumlar için bir trafik kuralı olabilir (örneğin yavaş giden araçlar için), ancak ehliyetsiz araç kullanma gibi bir ihlalin yaptırımı olamaz. Bu tür seçenekler, sınavda dikkati dağıtmak için konulur.
  • d) Sürücü belgesi almaktan men cezası: Bu seçenek de bu durum için doğrudan uygulanan bir ceza değildir. Sürücü belgesi almaktan men edilme, genellikle alkollü araç kullanma gibi suçların tekrarı, sürücü belgelerinin sahte olması veya sağlık durumunun sürücülüğe elverişli olmaması gibi özel ve ağır durumlarda uygulanabilen bir yaptırımdır. Ehliyetsiz yakalanan bir kişiye ilk olarak para cezası verilir, ehliyet alması engellenmez.

Özetle, ehliyet sınavına hazırlanan bir adayın bilmesi gereken en önemli nokta şudur: Sürücü belgesi olmadan trafiğe çıkmanın tespit edilmesi hâlinde, kanunlar gereği uygulanan temel ve doğrudan yaptırım idari para cezasıdır. Bu durum, hem sürücünün hem de araç sahibinin sorumluluğundadır.

Soru 27
Aracın 2 saniyede gideceği yol uzunluğu, hangi mesafenin belirlenmesinde kullanılır?
A
Takip mesafesi
B
Geçiş mesafesi
C
Görüş mesafesi
D
İntikal mesafesi
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikteki en temel güvenlik kurallarından biri olan ve sürücülerin öndeki araçla arasında bırakması gereken güvenli boşluğu ifade eden bir kavram sorulmaktadır. Sorunun özü, "2 saniye kuralı" olarak bilinen pratik yöntemin hangi mesafeyi ölçmek için kullanıldığıdır. Bu kural, sürücünün o anki hızına göre güvenli mesafeyi pratik bir şekilde ayarlamasına yardımcı olur.

Doğru Cevap: a) Takip mesafesi

Takip mesafesi, bir aracın önündeki araçla arasında bırakması gereken, ani bir fren durumunda çarpışmayı önleyecek kadar olan güvenli boşluktur. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre bu mesafe, normal hava ve yol koşullarında aracın hızının kilometre cinsinden en az yarısı kadar metre olmalıdır (örneğin 90 km/s hızla giden bir araç için 45 metre). Ancak bu mesafeyi sürüş esnasında sürekli olarak metre ile ölçmek pratik değildir.

İşte bu noktada evrensel olarak kabul görmüş "2 saniye kuralı" devreye girer. Bu kural, takip mesafesini pratik olarak ayarlamanın en kolay ve güvenilir yoludur. Öndeki aracın sabit bir nesnenin (örneğin bir trafik levhası, köprü veya ağaç) yanından geçtiği anı belirleyip, içinizden "seksen sekiz, seksen dokuz" diye saymaya başladığınızda, sizin aracınız da aynı nesnenin yanına geldiğinde saymayı bitirmişseniz, aradaki mesafe güvenli demektir. Bu sayma işlemi yaklaşık 2 saniye sürdüğü için, aracınızın 2 saniyede katettiği yol, sizin o anki hızınızdaki güvenli takip mesafeniz olur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Geçiş mesafesi: Bu mesafe, bir aracı sollamak (geçmek) için gereken toplam mesafeyi ifade eder. Sollama yapacağınız aracın hızı, kendi hızınız, karşı şeridin boş olması ve aracınızın ivmelenmesi gibi birçok faktöre bağlıdır. 2 saniye kuralı ile doğrudan bir ilgisi yoktur; geçiş mesafesi çok daha uzun ve karmaşık bir hesaplama gerektirir.
  • c) Görüş mesafesi: Bu, sürücünün yolu ne kadar ilerisine kadar net bir şekilde görebildiğini ifade eder. Hava koşulları (sis, yağmur), yolun yapısı (viraj, tepe üstü) gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Güvenli sürüş için hayati öneme sahip olsa da, 2 saniye kuralı ile belirlenen bir mesafe değildir, çevresel bir durumdur.
  • d) İntikal mesafesi: Bu mesafe, sürücünün bir tehlikeyi fark ettiği andan ayağını frene götürüp basmaya başladığı ana kadar geçen sürede aracın katettiği yoldur. Buna "reaksiyon mesafesi" de denir. Sağlıklı ve dikkatli bir sürücü için bu süre ortalama 0.75 saniyedir. 2 saniyelik takip mesafesi, hem bu intikal mesafesini hem de frenlemeye başlama ve ilk yavaşlama anını içeren çok daha geniş bir güvenlik payı bırakır. Yani intikal mesafesi, 2 saniyelik mesafenin sadece bir parçasıdır, tamamı değildir.

Özetle, aracın 2 saniyede aldığı yol, her hızda dinamik olarak değişen ve sürücünün pratik bir şekilde ayarlayabileceği en güvenli takip mesafesini belirlemek için kullanılan evrensel bir kuraldır. Bu nedenle doğru cevap "a" seçeneğidir.

Soru 28
Araçlarda emniyet kemeri kullanımının zorunlu olması ile aşağıdakilerden hangisi hedeflenmektedir?
A
Denetimlerde herhangi bir sorun yaşanmaması
B
Kaza anında ölüm ve yaralanmaların en aza indirilmesi
C
Sürücülerin dikkatinin artırılması
D
Kazaların önlenmesi
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, emniyet kemerinin araçlarda neden bir zorunluluk haline getirildiğinin arkasındaki temel ve en önemli amaç sorgulanmaktadır. Yani, kanun koyucunun bu kuralı getirirken ulaşmak istediği asıl hedef nedir? Bu sorunun doğru cevabını bulmak için emniyet kemerinin işlevini ve ne zaman devreye girdiğini anlamak gerekir.

Doğru cevap b) Kaza anında ölüm ve yaralanmaların en aza indirilmesi seçeneğidir. Emniyet kemerinin birincil ve en hayati görevi, bir çarpışma veya ani fren anında vücudun kontrolsüz bir şekilde ileri, yana veya araç dışına savrulmasını engellemektir. Sizi koltuğunuza sabitleyerek, başınızı ve vücudunuzu direksiyona, ön panele veya cama çarpmanızı önler. Bu sayede, kaza anında meydana gelebilecek ciddi yaralanmaların ve ölümlerin riski büyük ölçüde azalır.

  • a) Denetimlerde herhangi bir sorun yaşanmaması: Bu seçenek yanlıştır, çünkü bu durum yasanın bir amacı değil, bir sonucudur. Trafik denetimleri, emniyet kemeri takma zorunluluğu gibi hayat kurtaran kurallara uyulmasını sağlamak için bir araçtır. Asıl hedef denetimden sorunsuz geçmek değil, o denetimin yapılma sebebi olan can güvenliğini sağlamaktır.

  • c) Sürücülerin dikkatinin artırılması: Bu seçenek de yanlıştır. Emniyet kemeri takmanın sürücünün konsantrasyonu veya dikkati üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur. Sürücünün dikkati; uykusuz olmamak, cep telefonu kullanmamak ve yola odaklanmak gibi faktörlere bağlıdır. Emniyet kemeri, dikkat dağınıklığı sonucu oluşabilecek bir kazanın kötü sonuçlarını hafifleten pasif bir güvenlik donanımıdır.

  • d) Kazaların önlenmesi: Bu seçenek, en çok karıştırılan yanlış cevaptır. Emniyet kemeri, bir kazanın meydana gelmesini önlemez. Kazaları önlemek için hız kurallarına uymak, takip mesafesini korumak ve trafik işaretlerine dikkat etmek gerekir. Emniyet kemeri, kaza olduktan *sonra*, yani kaza anında devreye girerek sizi koruyan bir sistemdir; kaza öncesinde bir işlevi yoktur.

Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi yolun her iki yönden taşıt trafiğine kapatılmış olduğunu bildirir?
A
B
C
D
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere bir yolun hem gidiş hem de geliş yönünden, yani her iki taraftan da araç trafiğine tamamen kapalı olduğunu belirten trafik işaret levhasının hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu tür levhalar, genellikle yol çalışması, etkinlik veya yolun kalıcı olarak trafiğe kapatılması gibi durumlarda kullanılır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

Doğru Cevap: C Seçeneği

Doğru cevap C seçeneğidir. Bu trafik işaret levhası, "Her İki Yönden Taşıt Trafiğine Kapalı Yol" anlamına gelir. Kırmızı bir daire içinde beyaz bir zemin bulunan bu levha, görüldüğü yolun başlangıcında ve sonunda yer alır ve o yola hiçbir motorlu veya motorsuz taşıtın her iki yönden de giriş yapamayacağını kesin bir dille ifade eder. Bu nedenle sorunun tam karşılığı bu levhadır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, trafik kurallarını daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu levhalar da sıkça karşılaşılan önemli işaretlerdir ve anlamlarını bilmek gerekir.

  • a) Girişi Olmayan Yol: Bu levha, "Girişi Olmayan Yol" işaretidir. Genellikle tek yönlü yolların çıkışına konulur ve sürücülerin bu yola ters yönden girmesini yasaklar. Yolun diğer ucundan trafik akışı devam ediyor olabilir, yani bu levha yolun her iki yönden kapalı olduğu anlamına gelmez, sadece sizin bulunduğunuz yönden girişin yasak olduğunu belirtir.
  • b) Taşıt Trafiğine Kapalı Yol: Bu levha, üzerinde otomobil simgesi bulunduğu için özellikle "Otomobil (veya belirtilen motorlu taşıt) Trafiğine Kapalı Yol" anlamına gelir. Bu yola otomobillerin girmesi yasaktır ancak motosiklet, bisiklet gibi diğer araçların girişine izin veriliyor olabilir. Kapsamı C seçeneğindeki levha kadar genel değildir ve her iki yönü de kesin olarak kapsamaz.
  • d) Motosiklet ve Motorlu Taşıt Giremez: Bu levha, üzerinde hem motosiklet hem de otomobil simgesi barındırır. Anlamı, bu yola motosikletlerin ve otomobillerin girmesinin yasak olduğudur. Ancak otobüs, kamyon veya bisiklet gibi diğer araç türleri için bir kısıtlama belirtmez. Dolayısıyla bu da belirli araç türlerini hedef alan bir yasaklama olup, yolun her yönden tüm taşıtlara kapalı olduğu anlamına gelmez.

Özetle, bir yolun tüm taşıtlar için ve her iki yönden de kapalı olduğunu belirten tek ve net işaret, C seçeneğinde gösterilen içi boş beyaz zeminli kırmızı daire levhasıdır.

Soru 30
"İkiden fazla şeritli taşıt yollarında karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit veya yol bölümüne girme" trafik kazalarında .................... sayılan hâllerdendir. Verilen ifadede noktalarla belirtilen yere aşağıdakilerden hangisi yazılmalıdır?
A
tali kusur
B
asli kusur
C
yol kusuru
D
kusuru paylaştırma
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki çok tehlikeli bir kural ihlalinin, bir kaza durumunda yasal olarak nasıl sınıflandırıldığı sorulmaktadır. "İkiden fazla şeritli yollarda karşı yönden gelen trafiğin şeridine girmek" eyleminin hukuki karşılığını bilmeniz beklenmektedir. Bu durum, trafik güvenliğini en üst düzeyde tehlikeye atan bir davranış olduğu için, sonuçları da ona göre ağır olmaktadır.

Doğru cevap b) asli kusur seçeneğidir. Trafik hukukunda "asli kusur", bir kazanın meydana gelmesindeki ana ve doğrudan sebep olan, affedilmesi mümkün olmayan en temel kural ihlallerini tanımlamak için kullanılır. Karayolları Trafik Kanunu'nda asli kusur sayılan haller açıkça listelenmiştir. Karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şeride girmek, bu listede yer alan en net ve tehlikeli ihlallerden biridir ve bir kaza anında sürücünün temel olarak hatalı olduğunu gösterir.

Asli kusurlu sayılmak, bir kaza sonrasında tüm hukuki ve maddi sorumluluğun o sürücüye yüklenmesi anlamına gelir. Kırmızı ışıkta geçmek, alkollüyken araç kullanmak, arkadan çarpmak veya şerit ihlali yaparak karşı yöne geçmek gibi durumlar, kazanın başka hiçbir faktöre bakılmaksızın bu ihlali yapan sürücü yüzünden gerçekleştiğini kabul ettirir. Bu nedenle bu davranış "asli kusur" olarak nitelendirilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) tali kusur: Tali kusur, kazanın meydana gelmesinde etkisi olan ancak ana sebep olmayan ikincil derecedeki hatalardır. Örneğin, sinyal vermeden şerit değiştirmek veya takip mesafesini tam olarak ayarlayamamak gibi durumlar tali kusur sayılabilir. Soruda belirtilen karşı şeride girme eylemi ise çok daha ciddi bir ihlaldir ve tali (ikincil) olarak kabul edilemez.
  • c) yol kusuru: Yol kusuru, sürücünün değil, yolun kendisinden kaynaklanan problemleri ifade eder. Yolda oluşan büyük bir çukur, silinmiş şerit çizgileri, hatalı bir trafik işareti veya çalışmayan bir trafik lambası gibi durumlar yol kusurudur. Sorudaki olay ise sürücünün bir eylemiyle ilgilidir, yolun durumuyla değil.
  • d) kusuru paylaştırma: Kusuru paylaştırma, bir kusur türü değil, bir kaza sonrası yapılan değerlendirmenin sonucudur. Kazaya karışan tarafların hatalarının oranlanarak (%75-%25 gibi) sorumluluklarının paylaştırılması işlemidir. Soruda ise yapılan hatanın adının ne olduğu sorulmaktadır, bir sonuç veya işlem değil.
Soru 31
Kaza yapan aracın ön ve arkasına, diğer araç sürücülerini yavaşlatmak ve olası bir kaza tehlikesini önlemek için aşağıdakilerden hangisi yerleştirilmelidir?
A
Yangın tüpü
B
Üçgen reflektör
C
Beyaz renkte taş
D
Teneke veya bidon gibi malzemeler
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza ya da arıza sonrasında, karayolunda durmak zorunda kalan bir aracın, trafik akışını tehlikeye atmamak için alması gereken en temel güvenlik önlemi sorgulanmaktadır. Temel amaç, yoldaki diğer sürücüleri önceden uyararak hem onların hem de kaza yerindekilerin can güvenliğini sağlamaktır. Bu nedenle kullanılacak malzemenin uzaktan kolayca fark edilebilir ve standart bir anlama sahip olması gerekir.

Doğru cevap b) Üçgen reflektör seçeneğidir. Çünkü üçgen reflektör, uluslararası standartlara göre üretilmiş, özel yansıtıcı yüzeye sahip bir güvenlik ekipmanıdır. Gündüz parlak rengiyle, gece ise üzerine vuran far ışığını güçlü bir şekilde geri yansıtarak sürücüleri yüzlerce metre önceden uyarır. Karayolları Trafik Yönetmeliği gereği her araçta zorunlu olarak bulundurulması gereken bu ekipman, kaza ve arıza anlarında aracın önüne ve arkasına uygun mesafelere (yerleşim yeri içinde 30 metre, dışında 150 metre gibi) konularak en etkili ve doğru uyarıyı sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Yangın tüpü: Bu seçenek yanlıştır çünkü yangın tüpünün amacı olası bir yangına müdahale etmektir, uyarı işareti olmak değil. Yansıtıcı bir özelliği yoktur, özellikle gece ve kötü hava koşullarında fark edilmesi neredeyse imkansızdır. Onu uyarı için yola koymak, asıl görevi olan yangın söndürme anında kullanılamamasına neden olarak çok daha büyük bir tehlike yaratır.
  • c) Beyaz renkte taş ve d) Teneke veya bidon gibi malzemeler: Bu seçenekler de tamamen yanlıştır ve son derece tehlikelidir. Bu tür derme çatma işaretlerin standart bir anlamı yoktur ve diğer sürücüler tarafından bir tehlike olarak algılanmayabilir. Yansıtıcı özellikleri olmadığından gece fark edilmeleri çok zordur ve kendileri yolda başka bir kaza tehlikesi oluştururlar. Üzerinden geçen bir araç bu cisimleri fırlatarak daha büyük kazalara sebep olabilir.

Sonuç olarak, trafikte can güvenliğini sağlamak için kuralına uygun, standart ve yasal olarak zorunlu olan ekipmanı kullanmak esastır. Bu durumda doğru, güvenli ve yasal olan tek yöntem üçgen reflektör kullanmaktır.

Soru 32
Sürücülerin taşıt yolunun sol şeridinde aşağıdakilerden hangisini yapması yasaktır?
A
Yavaşlaması
B
Vites küçültmesi
C
Uygun hızla seyretmesi
D
Yolcu indirip bindirmesi
32 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülerin çok şeritli yollarda en soldaki şeridi kullanırken hangi davranıştan kaçınmaları gerektiği sorgulanmaktadır. Sol şeridin trafikteki özel bir rolü vardır ve bu rolü anlamak, soruyu doğru cevaplamak için anahtardır. Sol şerit, öncelikli olarak daha hızlı giden araçların ve sollama (geçiş) yapan araçların kullanması için ayrılmıştır.

Doğru Cevap: d) Yolcu indirip bindirmesi

Doğru cevabın neden "Yolcu indirip bindirmesi" olduğunu açıklayalım. Sol şerit, trafiğin en hızlı aktığı şerittir. Bu şeritte duraklamak veya durmak, arkadan gelen yüksek hızlı araçlar için çok büyük bir tehlike oluşturur ve zincirleme kazalara neden olabilir. Yolcu indirme ve bindirme işlemi, aracın tamamen durmasını gerektiren bir eylemdir ve bu eylem sadece yolun en sağında, bankette veya bu iş için ayrılmış ceplerde güvenli bir şekilde yapılabilir. Sol şeritte yolcu indirmek, hem yolcunun hem de diğer sürücülerin can güvenliğini hiçe saymaktır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Yavaşlaması: Bir sürücünün sol şeritte yavaşlaması her zaman yasak değildir. Örneğin, önündeki trafik yavaşladığında, bir tehlikeyle karşılaştığında veya sola dönüş yapmak için hazırlanırken yavaşlaması gerekir. Elbette, sol şeridi gereksiz yere işgal edip yavaşlayarak trafiği engellemek yasaktır, ancak "yavaşlama" eyleminin kendisi bir zorunluluk olabilir. Bu nedenle bu seçenek kesin bir yasak değildir.
  • b) Vites küçültmesi: Vites küçültmek, aracın hızını kontrol etmek, yavaşlamak veya hızlanmaya hazırlanmak için yapılan normal bir sürücülük eylemidir. Bu, herhangi bir şeritte yapılabilecek teknik bir manevradır ve sol şeritte yapılmasının özel bir yasağı yoktur. Yavaşlama ihtiyacı duyulduğunda vites küçültmek son derece normaldir.
  • c) Uygun hızla seyretmesi: Bu seçenek, yasak olmak bir yana, sürücüden beklenen bir davranıştır. "Uygun hız", trafik kurallarına, yol ve hava şartlarına göre ayarlanmış hız demektir. Sol şeridi kullanan bir sürücünün, o şeridin akışına ve hız limitlerine uygun bir hızda seyretmesi gerekir. Bu nedenle bu davranış yasak değil, aksine bir kuraldır.

Özetle, sol şerit bir geçiş ve hızlanma şerididir; durma, duraklama veya park etme gibi trafiğin akışını tamamen kesintiye uğratacak eylemler için kesinlikle uygun değildir. Yolcu indirip bindirmek aracı durdurmayı gerektirdiğinden, bu şeritte yapılması kesinlikle yasak ve son derece tehlikelidir.

Soru 33
Şekle göre aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenir?
A
2 numaralı aracın yanlış şeritte seyrettiği
B
2 numaralı aracın takip mesafesine uymadığı
C
1 numaralı aracın dönüş işaretini yanlış kullandığı
D
1 numaralı aracın doğru geçmekte olan 2 numaralı araca yol vermediği
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimdeki trafik durumuna bakarak seçeneklerdeki ifadelerden hangisinin kesinlikle doğru olduğunu bulmamız istenmektedir. Resimde bir T kavşağı, bu kavşağa tali yoldan katılmak isteyen 1 numaralı araç ve ana yolda seyreden 2 numaralı araç bulunmaktadır. Doğru sonuca ulaşmak için trafik kurallarını ve levhaların anlamlarını bilmemiz gerekir.

Doğru Cevap: d) 1 numaralı aracın doğru geçmekte olan 2 numaralı araca yol vermediği

Bu seçeneğin doğru olmasının en temel nedeni, 1 numaralı aracın bulunduğu yolda "Yol Ver" levhasının olmasıdır. Bu üçgen şeklindeki levha, sürücünün tali yoldan ana yola çıktığını ve ana yoldaki araçlara geçiş hakkını vermek zorunda olduğunu belirtir. Resimde 2 numaralı araç ana yolda düz bir şekilde ilerlemektedir ve geçiş üstünlüğüne sahiptir. 1 numaralı araç ise bu kurala uymayarak 2 numaralı aracın önüne çıkmakta, yani ona yol vermemektedir. Bu nedenle bu ifade, resimdeki duruma göre kesinlikle doğrudur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) 2 numaralı aracın yanlış şeritte seyrettiği: Bu ifade yanlıştır. Türkiye'de trafik sağdan akar ve 2 numaralı araç, kendi gidiş yönüne göre yolun sağ şeridinde doğru bir şekilde ilerlemektedir. Herhangi bir şerit ihlali söz konusu değildir.
  • b) 2 numaralı aracın takip mesafesine uymadığı: Bu ifade de yanlıştır. Takip mesafesi, bir aracın önündeki araçla arasında bırakması gereken güvenli mesafedir. Resimde 2 numaralı aracın önünde başka bir araç bulunmadığı için takip mesafesi kuralının ihlal edilip edilmediği söylenemez. Bu durum resimdeki senaryo ile alakasızdır.
  • c) 1 numaralı aracın dönüş işaretini yanlış kullandığı: Bu ifade de yanlıştır. 1 numaralı araç sola dönmek istemektedir ve sola dönüş sinyalini yakmıştır. Sinyal, sürücünün niyetini belirtmek için kullanılır ve bu durumda doğru şekilde kullanılmaktadır. Buradaki hata sinyalin yanlış kullanılması değil, geçiş hakkı kuralına uyulmamasıdır.

Özetle, bu sorunun anahtarı "Yol Ver" levhasını ve anlamını bilmektir. Bu levhayı gören sürücü, ana yoldaki trafiği kontrol etmeli ve yol boş olduğunda geçiş yapmalıdır. 1 numaralı araç bu kuralı ihlal ettiği için doğru cevap D şıkkıdır.

Soru 34
Şekildeki gibi eğimsiz iki yönlü dar yoldaki karşılaşmada 1 numaralı aracın sürücüsü ne yapmalıdır?
A
U dönüşü yapmalı
B
2 numaralı araca yol vermeli
C
İlk geçiş hakkını kendisi kullanmalı
D
2 numaralı aracın sürücüsünü ikaz edip durdurmalı
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, eğimsiz (düz) ve dar bir yolda karşılaşan iki farklı türdeki araçtan, 1 numaralı aracın (otomobil) sürücüsünün hangi davranışı sergilemesi gerektiği sorgulanmaktadır. Bu durum, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde açıkça belirtilen bir geçiş üstünlüğü kuralı ile ilgilidir. Doğru davranış, trafik akışının güvenli ve düzenli bir şekilde devam etmesini sağlamak için kritiktir.

Doğru Cevabın Açıklaması (b seçeneği)

Doğru cevap "2 numaralı araca yol vermeli" seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, eğimsiz (düz) ve dar yollarda, iki aracın yan yana geçemeyeceği durumlarda, geçiş kolaylığı sağlama sırası belirli bir hiyerarşiye göre düzenlenmiştir. Bu kurala göre, aksini gösteren bir trafik işareti yoksa, otomobil sürücüleri; minibüs, kamyonet, otobüs, kamyon gibi kendilerinden daha büyük araçlara yol vermek zorundadır. Görselde 1 numaralı araç bir otomobil, 2 numaralı araç ise bir minibüstür. Bu nedenle, daha küçük ve manevra kabiliyeti daha yüksek olan otomobilin sürücüsü, daha büyük olan minibüse yol vermelidir.

Bu kuralın temel mantığı, büyük ve ağır araçların manevra yapmasının, durup kalkmasının daha zor olmasıdır. Trafik güvenliğini ve akıcılığını sağlamak amacıyla, daha kolay hareket edebilen küçük aracın, büyük araca öncelik tanıması beklenir. Bu yüzden 1 numaralı sürücü, güvenli bir noktada (örneğin bir geçiş cebinde veya yolun genişlediği bir yerde) durarak veya yavaşlayarak 2 numaralı aracın geçişini beklemelidir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) U dönüşü yapmalı: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Karşılaşma durumunda U dönüşü yapmak, hem gereksiz hem de tehlikeli bir manevradır. Trafik kuralı, geçişi kolaylaştırmayı amaçlar, sürücüyü geldiği yöne geri göndermeyi değil. Bu davranış, trafiği daha da tehlikeye atabilir.
  • c) İlk geçiş hakkını kendisi kullanmalı: Bu seçenek, trafik kuralının tam tersidir. Belirtildiği gibi, eğimsiz dar yollarda geçiş üstünlüğü daha büyük olan araçtadır. 1 numaralı sürücü ilk geçiş hakkını kullanmaya çalışırsa, kural ihlali yapmış olur ve bir kaza riski yaratır.
  • d) 2 numaralı aracın sürücüsünü ikaz edip durdurmalı: Bu davranış, trafik adabına ve kurallarına aykırıdır. Geçiş hakkı kendisinde olmayan bir sürücünün, korna veya selektör gibi ikaz sistemlerini kullanarak diğer sürücüyü durdurmaya çalışması, trafikte gereksiz gerginliğe ve tehlikeli durumlara yol açar. Sorumluluk, kurala göre yol vermesi gereken 1 numaralı sürücüdedir.

Özetle: Eğimsiz ve dar yollardaki karşılaşmalarda, "küçük araç büyük araca yol verir" prensibini unutmamak gerekir. Bu soruda otomobil (1 numara), minibüse (2 numara) yol vermekle yükümlüdür.

Soru 35
Sürücüsü dahil oturma yeri on yediyi aşmayan otobüslere ne ad verilir?
A
Minibüs 
B
Tramvay
C
Kamyonet 
D
Arazi taşıtı
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'na göre belirli bir yolcu kapasitesine sahip olan bir taşıtın yasal tanımı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, "sürücüsü dahil oturma yeri on yediyi aşmayan" ifadesidir. Bu ifade, araçların sınıflandırılmasında kullanılan resmi bir kriter olduğu için ehliyet sınavlarında sıkça karşınıza çıkabilir.

Doğru cevap a) Minibüs'tür. Çünkü Karayolları Trafik Kanunu'na göre, yapısı itibarıyla sürücüsü dahil on ila on yedi oturma yeri olan ve insan taşımak için imal edilmiş bulunan motorlu taşıta minibüs denir. Soruda belirtilen "on yediyi aşmayan" tanımı, bu yasal sınıflandırmaya tam olarak uymaktadır. Bu nedenle, bu kapasitedeki araçlar yasal olarak minibüs olarak adlandırılır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) Tramvay: Tramvay, karayolunda değil, kendine özel olarak döşenmiş raylar üzerinde hareket eden bir toplu taşıma aracıdır. Sınıflandırması yolcu kapasitesine göre değil, bir raylı sistem aracı olmasına göre yapılır. Dolayısıyla bu seçenek, sorulan araç tanımıyla tamamen alakasızdır.
  • c) Kamyonet: Kamyonetin temel amacı yolcu değil, yük taşımaktır. Yasal tanımı, izin verilen azami yüklü ağırlığı 3.500 kilogramı geçmeyen motorlu yük taşıtlarıdır. Yolcu kapasitesi, kamyonetin birincil sınıflandırma kriteri olmadığından bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Arazi taşıtı: Arazi taşıtı, hem karayolunda hem de arazide (yol dışı) gidebilme yeteneğine sahip araçlar için kullanılan genel bir terimdir. Bu tanım, aracın yolcu kapasitesini değil, kullanım amacını ve teknik özelliklerini (örneğin 4x4 çekiş sistemi) belirtir. Bir arazi taşıtı, yolcu sayısına göre otomobil veya minibüs sınıfına girebilir, ancak bu terim tek başına kapasiteyi ifade etmez.

Özetle, ehliyet sınavı için araç sınıflarını yolcu kapasitesine göre bilmek çok önemlidir. Bu temel ayrımı aklınızda tutarak benzer soruları kolaylıkla çözebilirsiniz:

  1. Sürücü dahil 9 veya daha az oturma yeri olan: Otomobil
  2. Sürücü dahil 10 ile 17 arasında oturma yeri olan: Minibüs
  3. Sürücü dahil 18 veya daha fazla oturma yeri olan: Otobüs
Soru 36
Aşağıdakilerden hangisinin aşınması direksiyon boşluğunun fazlalaşmasına neden olur?
A
Pistonların
B
Krank milinin
C
Rot başlarının
D
Vites kutusunun
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, direksiyonu çevirdiğimizde tekerleklerin hemen tepki vermemesi, yani direksiyonda oluşan boşluğun hangi parçanın yıpranmasından (aşınmasından) kaynaklandığı sorulmaktadır. Direksiyon boşluğu, sürüş güvenliğini doğrudan etkileyen önemli bir durumdur ve aracın yönlendirilmesinde gecikmelere yol açar. Bu nedenle, bu boşluğa neden olan parçayı bilmek önemlidir.

Doğru Cevap: c) Rot başlarının

Rot başları, direksiyon kutusundan gelen hareketi tekerleklere ileten kritik bağlantı parçalarıdır. Uçlarında bir bilye ve yuva bulunan mafsallardır ve bu yapı, tekerleklerin hem sağa-sola dönmesine hem de süspansiyonla birlikte aşağı-yukarı hareket etmesine olanak tanır. Zamanla ve özellikle bozuk yollarda kullanıma bağlı olarak bu mafsallar aşınır. Aşınma sonucunda bilye ile yuvası arasında bir boşluk oluşur. İşte direksiyonu çevirdiğinizde hissettiğiniz o boşluk, büyük ölçüde bu aşınmış bağlantı noktalarından kaynaklanır. Direksiyonun ilk hareketi bu boşluğu almakla geçer ve ancak ondan sonra tekerleklere hareket iletilir, bu da direksiyon tepkisinde gecikmeye neden olur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Pistonların: Pistonlar, motorun içinde silindirler boyunca hareket ederek yakıt-hava karışımını sıkıştıran ve yanma gücünü krank miline ileten parçalardır. Pistonların aşınması motorun performansını düşürür, yağ yakmasına veya güç kaybına neden olur. Direksiyon sistemiyle hiçbir ilgisi yoktur.
  • b) Krank milinin: Krank mili, pistonlardan aldığı doğrusal hareketi dairesel harekete çeviren ana motor parçasıdır. Motorun çalışması için temel bir bileşendir ve gücü şanzımana (vites kutusuna) iletir. Krank milinin aşınması motorun tamamen bozulmasına yol açabilecek ciddi bir sorundur ancak direksiyon boşluğuna neden olmaz.
  • d) Vites kutusunun: Vites kutusu (şanzıman), motordan gelen gücü tekerleklere farklı hız ve torklarda iletmeye yarayan sistemdir. Vites kutusundaki bir aşınma, vites geçişlerinde zorluk, ses yapma veya aracın hareket etmemesi gibi sorunlara yol açar. Aracın yönlendirilmesini sağlayan direksiyon sistemiyle doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır.

Kısacası, direksiyon sistemi bir bütün olarak düşünüldüğünde, direksiyon simidinden tekerleklere kadar uzanan bir mekanizmadır. Rot başları bu mekanizmanın en önemli bağlantı mafsallarından biridir ve aşınmaları, sistemdeki bağlantıların gevşemesine ve dolayısıyla direksiyonda hissedilen boşluğun artmasına doğrudan sebep olur.

Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi debriyaj balatasının sıyrılarak aşınmasına sebep olur?
A
Aracın hızlı kullanılması
B
Aracın yavaş kullanılması
C
Ani ve sert kalkış yapılması
D
Park hâlinde viteste bırakılması
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, debriyaj balatasının normalden daha hızlı ve hatalı bir şekilde aşınmasına, yani "sıyrılarak aşınmasına" neden olan sürücü davranışının hangisi olduğu sorgulanmaktadır. Debriyaj sistemi, motorun gücünü tekerleklere ileten veya bu bağlantıyı kesen kritik bir parçadır. Bu sistemin en önemli elemanlarından biri olan debriyaj balatasının sağlığı, doğru kullanım alışkanlıklarına bağlıdır.

Doğru Cevap: c) Ani ve sert kalkış yapılması

Doğru cevabın neden "Ani ve sert kalkış yapılması" olduğunu detaylıca inceleyelim. Araçla kalkış yaparken motor yüksek devirde çalıştırılıp debriyaj pedalı aniden bırakıldığında, motorun dönüş hızı (volan aracılığıyla) ile şanzımanın duran haldeki hızı arasında çok büyük bir fark oluşur. Debriyaj balatası, bu iki farklı hızı eşitlemek için volan ile şanzıman arasında kayarak, yani "sıyrılarak" kavramaya çalışır. Bu esnada ortaya çıkan aşırı sürtünme, çok yüksek miktarda ısı üretir ve balatanın yüzeyini adeta yakarak eritir, bu da balatanın hızla aşınmasına ve ömrünün kısalmasına yol açar.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • a) Aracın hızlı kullanılması: Bu seçenek yanlıştır. Araç seyir halindeyken (vites değiştirme anları hariç) debriyaj pedalı tamamen bırakılmış durumdadır. Bu durumda debriyaj balatası volana tam olarak kenetlenmiştir ve birlikte dönerler. Arada herhangi bir kayma veya sürtünme olmadığı için, aracın hızlı kullanılması doğrudan debriyaj balatasının aşınmasına neden olmaz.
  • b) Aracın yavaş kullanılması: Bu seçenek de yanlıştır. Tıpkı hızlı kullanımda olduğu gibi, araç uygun viteste yavaş bir şekilde ilerlerken de debriyaj balatası tam kavramış durumdadır ve bir sürtünme söz konusu değildir. Ancak, sürekli olarak yarım debriyaj yaparak çok yavaş ilerlemek (örneğin sıkışık trafikte) balataya zarar verir, fakat soruda belirtilen "sıyrılarak aşınma" en şiddetli şekilde ani kalkışlarda meydana gelir.
  • d) Park hâlinde viteste bırakılması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Araç park halindeyken motor çalışmaz ve sistemde herhangi bir dönme hareketi yoktur. Aracı viteste bırakmak, el frenine ek olarak tekerleklerin dönmesini engelleyen bir güvenlik önlemidir. Bu durumun debriyaj balatasının aşınmasıyla hiçbir ilgisi yoktur çünkü hareket ve sürtünme mevcut değildir.

Özetle, debriyaj balatasının en büyük düşmanı, motor ile şanzıman arasında yüksek devir farkı varken gerçekleşen sürtünmedir. Ani ve sert kalkışlar, bu durumu en yoğun şekilde yaratan eylem olduğu için balatanın yüzeyinin sıyrılarak aşınmasına ve kısa sürede işlevini yitirmesine sebep olur. Konforlu ve uzun ömürlü bir sürüş için kalkışların sakin ve motor devrini aşırı yükseltmeden yapılması gerekir.

Soru 38
Benzinli motorlar hangi prensibe göre çalışır?
A
Sıkıştırılmış hava üzerine mazot püskürtme
B
Sıkıştırılmış mazot-hava karışımını bujiyle ateşleme
C
Sıkıştırılmış benzin-hava karışımını bujiyle ateşleme
D
Sıkıştırılmış benzin-hava karışımını enjektörle ateşleme
38 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, benzinli bir motorun çalışmasını sağlayan temel prensip sorgulanmaktadır. Yani, motorun yakıttan nasıl güç ürettiği ve bu sürecin ana adımlarının ne olduğu sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için benzinli ve dizel motorlar arasındaki temel farkları bilmek önemlidir.

Doğru Cevap: c) Sıkıştırılmış benzin-hava karışımını bujiyle ateşleme

Benzinli motorlar, "Dört Zamanlı Otto Çevrimi" adı verilen bir prensiple çalışır. Bu süreçte motor, silindirin içine önce belirli bir oranda karıştırılmış benzin ve hava karışımını çeker. Piston yukarı doğru hareket ederek bu yanıcı karışımı yüksek bir basınçla sıkıştırır, bu da onu daha patlayıcı hale getirir.

Sıkıştırma işleminin en tepe noktasında, buji adı verilen parça bir elektrik kıvılcımı oluşturur. Bu kıvılcım, yüksek basınç altındaki benzin-hava karışımını anında ateşler. Oluşan kontrollü patlama, pistonu büyük bir güçle aşağı iter ve bu itme gücü krank mili aracılığıyla tekerleklere iletilerek aracın hareket etmesini sağlar. Bu nedenle, sıkıştırılmış benzin-hava karışımının bujiyle ateşlenmesi, benzinli motorların temel çalışma ilkesidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Sıkıştırılmış hava üzerine mazot püskürtme: Bu ifade, dizel motorların çalışma prensibini anlatmaktadır. Dizel motorlarda silindire sadece hava alınır ve bu hava çok yüksek oranda sıkıştırılarak aşırı derecede ısıtılır. Daha sonra bu kızgın havanın üzerine enjektörle mazot (dizel yakıt) püskürtülür ve yakıt, sıcaklıkla temas edince kendiliğinden tutuşur. Dizel motorlarda buji bulunmaz.
  • b) Sıkıştırılmış mazot-hava karışımını bujiyle ateşleme: Bu seçenek teknik olarak hatalıdır çünkü iki farklı motor tipinin özelliklerini birbiriyle karıştırmaktadır. Mazot, dizel motor yakıtıdır ve buji ise benzinli motorlarda bulunan bir parçadır. Mazot, yapısı gereği buji kıvılcımı ile verimli bir şekilde ateşlenmez; bu yüzden bu ifade mantıksız ve yanlıştır.
  • d) Sıkıştırılmış benzin-hava karışımını enjektörle ateşleme: Bu seçenek oldukça yanıltıcıdır. Modern benzinli motorlarda yakıtı püskürtmek için enjektör kullanılır, bu doğrudur. Ancak enjektörün görevi ateşleme yapmak değildir; görevi, benzini silindirin içine veya emme manifolduna püskürterek hava ile karışmasını sağlamaktır. Ateşleme görevini her zaman ve sadece buji yapar.

Özetle, aklınızda tutmanız gereken en temel fark şudur: Benzinli motor "buji" ile ateşleme yapar, dizel motor ise sıkıştırılmış sıcak havanın içine yakıt püskürterek kendiliğinden ateşleme yapar. Bu nedenle doğru cevap 'c' seçeneğidir.

Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi araçta fazla yakıt tüketimine sebep olur?
A
Bujilerin yeni olması
B
Yakıt borularının uzun olması
C
Depodaki yakıt seviyesinin düşmesi
D
Tavsiye edilmeyen araç lastiği kullanılması
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın normalden daha fazla yakıt harcamasına neden olabilecek durumlar arasından doğru olanı bulmamız isteniyor. Yakıt tüketimi, aracın motorunun ne kadar verimli çalıştığı ve dış etkenlere karşı ne kadar zorlandığı ile doğrudan ilgilidir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

d) Tavsiye edilmeyen araç lastiği kullanılması

Bu seçenek doğru cevaptır. Araç lastikleri, aracın yolla temas eden tek parçasıdır ve yakıt tüketimi üzerinde çok önemli bir etkiye sahiptir. Üreticinin tavsiye ettiği boyut, tip ve hava basıncında olmayan lastikler, yuvarlanma direncini artırır. Örneğin, havası inik bir lastik veya araca uygun olmayan daha geniş tabanlı bir lastik, yol yüzeyine daha fazla yayılarak sürtünmeyi artırır ve motorun aracı hareket ettirmek için daha fazla güç harcamasına neden olur. Bu durum da doğrudan yakıt tüketimini artırır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Bujilerin yeni olması

    Bu seçenek yanlıştır. Bujiler, ateşleme sisteminin önemli bir parçasıdır ve silindir içindeki yakıt-hava karışımını ateşleyen kıvılcımı oluşturur. Yeni ve temiz bujiler, daha güçlü ve verimli bir ateşleme sağlar. Bu sayede yakıt tam olarak yanar, motorun performansı artar ve yakıt tüketimi azalır veya ideal seviyede kalır. Yani bujilerin yeni olması, yakıt tasarrufu sağlayan olumlu bir durumdur.

  • b) Yakıt borularının uzun olması

    Bu seçenek de yanlıştır. Yakıt borularının uzunluğu, aracın üreticisi tarafından aracın tasarımına göre belirlenmiş standart bir özelliktir. Bu uzunluğun yakıt tüketimi üzerinde fark edilebilir bir etkisi yoktur. Yakıt pompası, yakıtı bu borulardan motora ulaştırmak için tasarlanmıştır ve boru uzunluğu bu sistemin normal bir parçasıdır. Bu nedenle, yakıt tüketimini artıran bir faktör olarak kabul edilmez.

  • c) Depodaki yakıt seviyesinin düşmesi

    Bu seçenek de yanlıştır. Depodaki yakıt seviyesinin düşmesi, aracın toplam ağırlığının azalması anlamına gelir. Araç ne kadar hafif olursa, motor onu hareket ettirmek için o kadar az zorlanır. Dolayısıyla, yakıt seviyesinin düşmesi teorik olarak yakıt tüketimini bir miktar azaltabilir, ancak kesinlikle artırmaz. Bu etki çok küçük olsa da, mantıksal olarak bu seçeneğin yanlış olduğu açıktır.

Özetle; doğru lastik seçimi ve doğru lastik basıncı, aracın güvenliği ve performansı kadar yakıt ekonomisi için de kritik öneme sahiptir. Tavsiye edilmeyen lastikler, motoru gereksiz yere yorarak cebinizden daha fazla para çıkmasına neden olur.

Soru 40
İçten yanmalı motorlar hangi enerjiyi mekanik enerjiye dönüştürür?
A
Isı enerjisini 
B
Hidrolik enerjiyi
C
Nükleer enerjiyi 
D
Elektrik enerjisini
40 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, araçlarda yaygın olarak kullanılan içten yanmalı motorların temel çalışma prensibi sorgulanmaktadır. Soru, bu motorların hangi enerji türünü alıp, tekerlekleri döndüren hareket enerjisine, yani mekanik enerjiye çevirdiğini bilmenizi istemektedir. Bu dönüşüm sürecini anlamak, motorun nasıl çalıştığını kavramak için çok önemlidir.

Doğru Cevap: a) Isı enerjisini

İçten yanmalı motorun çalışma mantığı, adından da anlaşılacağı gibi, "içeride" gerçekleşen bir "yanma" olayına dayanır. Silindirlerin içine alınan yakıt (benzin, dizel vb.) ve hava karışımı, buji ile ateşlenir veya yüksek basınçla sıkıştırılarak patlatılır. Bu patlama sonucunda çok yüksek bir sıcaklık ve basınç ortaya çıkar; işte bu, ısı enerjisidir. Oluşan bu yüksek ısı ve basınç, pistonları büyük bir güçle aşağıya doğru iterek krank milini döndürür ve bu dönme hareketi de şanzıman aracılığıyla tekerleklere iletilir. Dolayısıyla, motor yakıtın yanmasıyla oluşan ısı enerjisini, pistonları ve milleri hareket ettiren mekanik enerjiye dönüştürmüş olur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Hidrolik enerjiyi: Hidrolik enerji, sıvıların (genellikle yağ) basıncıyla elde edilen enerjidir. Araçlarda hidrolik sistemler frenlerde, direksiyonda veya bazı özel donanımlarda kullanılır. Ancak motorun kendisi, çalışmak için hidrolik enerjiyi mekanik enerjiye dönüştürmez; tam tersine, motorun ürettiği mekanik enerji hidrolik sistemlere güç verebilir.
  • c) Nükleer enerjiyi: Nükleer enerji, atom çekirdeklerinin parçalanması (fisyon) veya birleşmesi (füzyon) ile ortaya çıkan çok büyük bir enerjidir. Bu enerji türü nükleer santrallerde ve nükleer denizaltılarda kullanılır. Günümüzdeki standart otomobil motorlarında nükleer enerji kullanılmaz.
  • d) Elektrik enerjisini: Elektrik enerjisini mekanik enerjiye dönüştüren motorlara "elektrik motoru" denir. Bu motorlar, bataryadan aldıkları elektrikle çalışır ve elektrikli araçlarda bulunur. İçten yanmalı motorlar ise yakıt yakarak çalıştığı için bu seçenek de yanlıştır. Ancak unutulmamalıdır ki, içten yanmalı bir motorda ateşleme sistemi (bujiler) ve diğer elektronik aksamlar için elektrik enerjisi (aküden gelen) kullanılır, fakat bu, motorun ana güç dönüşüm prensibi değildir.

Özetle, ehliyet sınavında karşınıza çıkabilecek bu temel sorunun cevabı, içten yanmalı motorun yakıtı yakarak ısı enerjisi ürettiğini ve bu ısıyı kullanarak pistonları hareket ettirip mekanik enerji elde ettiğini bilmektir.

Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi aracın gösterge paneli üzerinde yer almaz?
A
Kilometre saati
B
Kontak anahtarı
C
Hava yastığı ikaz ışığı
D
El freni çekili ikaz ışığı
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün araç kullanırken sürekli olarak gözlemlediği gösterge paneli üzerinde hangi unsurun bulunmadığı sorulmaktadır. Gösterge paneli, direksiyonun hemen arkasında yer alan ve aracın hızı, motor devri, yakıt seviyesi ve çeşitli uyarılar gibi kritik bilgileri sürücüye anlık olarak ileten bölümdür. Soruyu doğru cevaplamak için gösterge panelinin işlevini ve üzerinde bulunan elemanları bilmek gerekir.

Doğru cevap b) Kontak anahtarı'dır. Kontak anahtarı, aracın motorunu çalıştırmak, durdurmak veya elektrik sistemini devreye sokmak için kullanılan bir parçadır. Fiziksel bir anahtar veya bir başlatma düğmesi olabilir. Konumu genellikle direksiyon kolonunun sağ tarafında veya orta konsolda bulunur. Yani, kontak anahtarı bir bilgi veya uyarı gösterme elemanı değil, aracı başlatan bir kumanda mekanizmasıdır ve bu nedenle gösterge panelinin üzerinde yer almaz.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Kilometre saati: Aracın anlık hızını (km/s) ve toplam katettiği mesafeyi (kilometre sayacı) gösteren temel bir göstergedir. Sürücünün en çok baktığı göstergelerden biri olduğu için gösterge panelinin merkezinde veya en belirgin yerinde bulunur.
  • c) Hava yastığı ikaz ışığı: Hava yastığı (airbag) sisteminde bir arıza olup olmadığını sürücüye bildiren çok önemli bir güvenlik uyarısıdır. Tüm ikaz ve uyarı ışıkları gibi, sürücünün anında fark edebilmesi için gösterge paneli üzerinde yer alır.
  • d) El freni çekili ikaz ışığı: Park freninin (el freni) çekili olduğunu veya fren hidrolik seviyesinin düşük olduğunu belirten bir uyarı ışığıdır. Sürücünün el freni çekiliyken hareket etmesini önlemek amacıyla gösterge panelinde belirgin bir şekilde bulunur.

Özetle, gösterge paneli sürücüyü bilgilendirmek ve uyarmak için tasarlanmış bir bilgi ekranıdır. Kilometre saati, hava yastığı ikaz ışığı ve el freni ikaz ışığı bu panelin ayrılmaz bilgi ve uyarı parçalarıdır. Kontak anahtarı ise bir kontrol elemanı olduğu için bu panelin dışında, farklı bir konumda yer alır.

Soru 42
Aracın gösterge panelinde bulunan şekildeki mavi renkli ikaz ışığı, aşağıdakilerden hangisi devrede iken yanar?
A
Arka sis lambası
B
Kısa hüzmeli farlar
C
Uzun hüzmeli farlar
D
Sol sinyal lambaları
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın gösterge panelinde beliren mavi renkli bir ikaz ışığının hangi anlama geldiği ve hangi aydınlatma sisteminin aktif olduğunu gösterdiği sorulmaktadır. Gösterge panelindeki sembolleri ve renklerini tanımak, sürüş güvenliği ve aracın doğru kullanımı için temel bir bilgidir. Bu sembol, sürücüye aracın aydınlatma durumu hakkında kritik bilgi verir.

Doğru cevap c) Uzun hüzmeli farlar seçeneğidir. Soruda gösterilen sembol, uluslararası standartlara göre uzun hüzmeli farların (genellikle "uzun farlar" olarak bilinir) açık olduğunu gösterir. Bu sembolün iki temel özelliği vardır: Birincisi, far resminden çıkan ışık hüzmelerinin yere paralel ve düz olmasıdır; bu, ışığın uzağı aydınlattığını simgeler. İkincisi ve en ayırt edici özelliği ise renginin mavi olmasıdır. Mavi renk, sürücünün dikkatini çekerek, karşıdan gelen sürücülerin gözünü kamaştırabilecek güçlü bir aydınlatmanın devrede olduğu konusunda bir uyarı niteliği taşır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Arka sis lambası: Arka sis lambasının ikaz ışığı genellikle turuncu veya sarı renkte olur. Sembolü, far sembolünün sağ tarafında, ışık hüzmelerini kesen dalgalı bir çizgi içerir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Kısa hüzmeli farlar: Kısa hüzmeli farlar (normal farlar) devredeyken yanan ikaz ışığı standart olarak yeşil renktedir. Sembolü ise uzun far sembolüne benzese de, ışık hüzmeleri karşıdan gelen sürücünün gözünü almamak için aşağıya doğru eğik bir şekilde çizilmiştir. Sorudaki ışık mavi ve hüzmeler düz olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Sol sinyal lambaları: Sinyal lambalarının göstergesi, sola veya sağa dönük bir ok şeklindedir ve rengi yeşil olur. Ayrıca, sinyal lambaları çalıştığında bu gösterge ışığı sabit yanmaz, sürekli olarak yanıp söner. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, araç gösterge panelindeki renkler sürücüye önemli mesajlar verir. Mavi renk neredeyse evrensel olarak uzun farları, yeşil renk genellikle kısa farlar, sinyaller gibi standart olarak devrede olan sistemleri, sarı/turuncu renk ise dikkat veya uyarı gerektiren durumları (sis farı, yakıt azlığı, motor arıza ışığı gibi) belirtir. Bu temel renk kodlamasını bilmek, ehliyet sınavında ve trafikte size büyük kolaylık sağlayacaktır.

Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi ateşleme sisteminin görevidir?
A
Aküyü şarj etmek
B
Motoru soğutmak
C
Motorun hareketli parçalarını yağlamak
D
Silindirdeki yakıt-hava karışımını ateşlemek
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir arabanın motorunda bulunan ateşleme sisteminin temel görevinin ne olduğu sorulmaktadır. Motorun çalışabilmesi için birden fazla sistemin uyum içinde görev yapması gerekir ve ateşleme sistemi bu sistemlerin en önemlilerinden biridir. Soru, bu sistemin spesifik olarak hangi işlevi yerine getirdiğini bilmenizi ölçmeyi amaçlamaktadır.

Doğru cevap olan d) Silindirdeki yakıt-hava karışımını ateşlemek seçeneği, ateşleme sisteminin ana ve tek görevini ifade eder. Benzinli motorlarda, silindirlerin içine püskürtülen yakıt ile hava karışır ve piston tarafından sıkıştırılır. Tam bu sıkıştırmanın en üst noktasında, ateşleme sisteminin bir parçası olan buji, yüksek voltajlı bir elektrik akımıyla bir kıvılcım oluşturur.

Bu kıvılcım, sıkıştırılmış yakıt-hava karışımını patlatarak bir yanma meydana getirir. Oluşan bu kontrollü patlama, pistonu aşağıya doğru iterek krank milini döndürür ve böylece motora hareket gücü kazandırılır. Kısacası, ateşleme sistemi olmadan motorun çalışması için gereken yanma işlemi başlatılamaz.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

a) Aküyü şarj etmek: Bu görev, ateşleme sistemine değil, Şarj Sistemi'ne aittir. Motor çalışırken, alternatör (şarj dinamosu) adı verilen parça mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirir. Bu elektrik hem aracın elektrik ihtiyacını karşılar hem de akünün sürekli olarak dolu kalmasını sağlar.

b) Motoru soğutmak: Motorun ideal çalışma sıcaklığında kalmasını sağlamak Soğutma Sistemi'nin görevidir. Radyatör, vantilatör, devirdaim pompası ve termostat gibi parçalardan oluşan bu sistem, motorun içinde dolaşan su ve antifriz karışımı sayesinde motorun aşırı ısınmasını önler. Ateşleme sistemiyle doğrudan bir ilgisi yoktur.

c) Motorun hareketli parçalarını yağlamak: Bu işlev, motorun ömrünü uzatan ve sürtünmeyi azaltan Yağlama Sistemi tarafından yerine getirilir. Karterdeki motor yağı, bir yağ pompası aracılığıyla motorun içindeki piston, yatak gibi hareketli parçalara gönderilir. Bu sayede parçaların birbirine sürtünerek aşınması engellenir.

Özetle, motorun temel sistemleri ve görevleri şunlardır:

  • Ateşleme Sistemi: Yakıt-hava karışımını buji ile ateşler.
  • Şarj Sistemi: Aküyü şarj eder ve aracın elektriğini üretir.
  • Soğutma Sistemi: Motorun hararet yapmasını önler.
  • Yağlama Sistemi: Hareketli parçalar arasındaki sürtünmeyi azaltır.

Bu nedenle, sorunun doğru cevabı kesin olarak d seçeneğidir.

Soru 44
Kriko ile aracı kaldırırken tekerleklere takoz konulmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A
Aracın motorunu çalıştırabilmek
B
Aracın hareket etmesini engellemek
C
Araç yakıtının buharlaşmasını engellemek
D
Araç motorunun sarsıntısız çalışmasını sağlamak
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracı lastik değiştirmek veya altına bakmak gibi bir nedenle kriko ile kaldırırken, yere basan diğer tekerleklere neden takoz konulduğu sorulmaktadır. Bu, araç güvenliği ile ilgili temel ve çok önemli bir bilgiyi ölçmeyi amaçlayan bir sorudur. İşlemin temel amacı, aracı tamamen hareketsiz hale getirerek güvenli bir çalışma ortamı yaratmaktır.

Doğru Cevap: b) Aracın hareket etmesini engellemek

Bir aracı kriko ile kaldırdığınızda, aracın ağırlık merkezi değişir ve sadece üç tekerlek üzerinde durduğu için dengesi azalır. Zemin tam olarak düz değilse veya araca bijonları sökmek gibi bir kuvvet uygulandığında, araç en küçük bir eğimde bile kayma veya ileri-geri hareket etme eğilimi gösterebilir. Tekerleklere, özellikle de krikonun çaprazındaki tekerleğe konulan bir takoz, bu tekerleği fiziksel olarak kilitleyerek aracın istenmeyen her türlü hareketini engeller. Bu sayede aracın krikodan kayarak düşmesi gibi çok tehlikeli bir durumun önüne geçilmiş olur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Aracın motorunu çalıştırabilmek: Bu seçenek yanlıştır. Tekerleğe takoz koymanın aracın motorunun çalışmasıyla hiçbir teknik bağlantısı yoktur. Hatta güvenlik gereği, araç kriko üzerindeyken motorun çalıştırılması kesinlikle tavsiye edilmez, çünkü motorun titreşimi aracın dengesini bozabilir.
  • c) Araç yakıtının buharlaşmasını engellemek: Bu seçenek de tamamen ilgisiz ve yanlıştır. Yakıtın buharlaşması, yakıt deposu ve yakıt sisteminin yapısıyla ilgilidir. Tekerleğin önüne konulan bir cismin, aracın yakıt sistemi üzerinde hiçbir etkisi olamaz.
  • d) Araç motorunun sarsıntısız çalışmasını sağlamak: Bu seçenek de yanlıştır. Motorun sarsıntısız çalışması; motorun kendi iç mekaniği, ateşleme sistemi ve motor kulakları gibi parçaların durumuyla alakalıdır. Takoz, aracın dışarıdan sabitlenmesini sağlar, motorun çalışmasına etki etmez.

Özetle, kriko kullanımı sırasında takoz yerleştirmek, yerle teması devam eden tekerlekleri sabitleyerek aracın kaymasını veya yuvarlanmasını önlemek için alınan hayati bir güvenlik önlemidir. Bu basit işlem, hem sizin hem de aracınızın güvenliğini sağlar.

Soru 45
Trafik içinde sorumluluk, yardımlaşma, tahammül, saygı, fedakârlık, sabır vb. değerlere sahip olabilme yetisidir. Bu cümlede tanımı yapılan kavram, aşağıdakilerden hangisidir?
A
Mizaç
B
Beden dili
C
Trafik adabı
D
Konuşma üslubu
45 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sergilenmesi gereken bir dizi olumlu ve ahlaki değerin (sorumluluk, yardımlaşma, tahammül, saygı, fedakârlık, sabır) tanımı verilmiştir. Bizden istenen, bu değerler bütününü ifade eden doğru kavramı şıklar arasından bulmaktır. Soru, aslında trafikte sadece kanun ve kurallara uymanın yeterli olmadığını, aynı zamanda diğer insanlara karşı gösterilen olumlu tutum ve davranışların da ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.

Doğru Cevap: c) Trafik adabı

Doğru cevabın neden "Trafik adabı" olduğunu açıklayalım. Trafik adabı, yazılı trafik kurallarının ötesinde, sürücülerin ve trafikteki diğer bireylerin birbirlerine karşı göstermesi gereken nezaket, saygı, hoşgörü ve sorumluluk gibi davranışların tümünü kapsayan bir kavramdır. Soruda sıralanan sorumluluk (davranışlarının sonucunu üstlenmek), yardımlaşma (yolda kalmış birine yardım etmek), tahammül (başkasının hatasına karşı sabırlı olmak), saygı (diğer sürücülerin haklarına öncelik tanımak), fedakârlık (kendi hakkından feragat etmek) ve sabır gibi erdemler, tam olarak trafik adabının temelini oluşturur. Bu nedenle verilen tanım, doğrudan trafik adabı kavramını açıklamaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Mizaç: Mizaç, bir kişinin doğuştan gelen huyunu, karakter yapısını ifade eder. Örneğin, bir insanın genel olarak sakin, sinirli, neşeli veya içe kapanık olması onun mizacıyla ilgilidir. Mizaç kişisel bir özelliktir; oysa trafik adabı, trafikteki tüm bireylerin öğrenmesi ve uygulaması gereken ortak bir davranış kültürüdür. Dolayısıyla mizaç, sorudaki tanımı karşılamaz.
  • b) Beden dili: Beden dili, söz kullanmadan jest, mimik ve duruş gibi vücut hareketleriyle iletişim kurma yöntemidir. Trafikte teşekkür etmek için el sallamak veya yol vermek için işaret yapmak bir beden dili örneğidir. Ancak beden dili, soruda belirtilen sorumluluk, fedakârlık, sabır gibi soyut ve ahlaki değerlerin tamamını kapsayan genel bir kavram değildir; sadece bu adabın gösterilme biçimlerinden biri olabilir.
  • d) Konuşma üslubu: Konuşma üslubu, bir kişinin iletişim kurarken seçtiği kelimeler ve ses tonu gibi ifade tarzını belirtir. Trafikteki etkileşimlerin büyük bir kısmı sözsüz gerçekleşir. Bu seçenek, trafikteki genel davranış bütününü değil, sadece sözel iletişimi tanımladığı için sorudaki sorumluluk, sabır ve yardımlaşma gibi geniş kapsamlı değerleri ifade etmekte yetersiz kalır.

Özetle, soruda tanımı yapılan ve trafikteki tüm paydaşların birbirine karşı göstermesi gereken olumlu davranışlar ve ahlaki değerler bütünü, en doğru şekilde "trafik adabı" kavramıyla ifade edilir. Bu kavram, güvenli ve huzurlu bir trafik ortamı oluşturmanın anahtarıdır.

Soru 46
Sürücünün aracını hareket ettirmesiyle birlikte trafikteki diğer yol kullanıcıları ile iletişimi başlar ve aracını park edinceye kadar da bu iletişim sürer. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi trafikte olumlu yönde iletişim kurma becerisine örnektir?
A
Korkutmak veya şaşırtmak
B
Su, çamur ve benzerlerini sıçratmak
C
Sola ya da sağa dönüş yapmadan önce sinyal vermek
D
Sigara külü ve izmaritlerini veya başka şeyleri yola atıp dökmek
46 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sürücülerin diğer insanlar (sürücüler, yayalar) ile kurduğu iletişimin ne anlama geldiği ve bu iletişimin "olumlu" bir örneğinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafikte iletişim sadece konuşmak veya el hareketleri yapmak değildir; aracınızla yaptığınız her manevra, verdiğiniz her sinyal, diğer yol kullanıcılarına bir mesaj iletir. Soru, bu mesajlardan hangisinin yapıcı, güvenli ve saygılı olduğunu bulmanızı istiyor.

Doğru Cevap: c) Sola ya da sağa dönüş yapmadan önce sinyal vermek

  • Neden Doğru? Sinyal vermek, trafikteki en temel ve en önemli iletişim yöntemidir. Bir sürücü sinyal verdiğinde, diğer sürücülere ve yayalara bir sonraki hamlesinin ne olacağını önceden bildirmiş olur. Örneğin, sağa sinyal verdiğinizde "Ben sağa döneceğim, lütfen buna göre pozisyon alın veya hızınızı ayarlayın" mesajını iletirsiniz. Bu, niyetinizi açıkça belli eden, belirsizliği ortadan kaldıran ve herkesin güvenliğine katkıda bulunan olumlu bir iletişim şeklidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. a) Korkutmak veya şaşırtmak: Bu davranış, trafikte olumlu iletişimin tam zıttıdır. Ani fren yapmak, bir aracın üzerine aniden direksiyon kırmak veya korna ile taciz etmek gibi hareketler, diğer sürücüleri paniğe sevk eder ve kaza riskini artırır. Bu, iletişim değil, saldırganlık ve tehlike yaratmaktır.
  2. b) Su, çamur ve benzerlerini sıçratmak: Bu hareket, özellikle yağmurlu havalarda yol kenarında bekleyen yayalara veya yanınızdaki araçlara karşı yapılan büyük bir saygısızlıktır. Bu davranış, diğer yol kullanıcılarına karşı düşüncesiz ve kaba olduğunuz mesajını verir. Trafik adabına tamamen aykırı, olumsuz bir tutumdur.
  3. d) Sigara külü ve izmaritlerini veya başka şeyleri yola atıp dökmek: Bu davranış, hem çevre kirliliğine yol açan bir sorumsuzluktur hem de diğer sürücüler için tehlike oluşturabilir. Örneğin, yola atılan bir sigara izmariti, arkadan gelen bir motosiklet sürücüsünün gözüne kaçabilir veya kuru bir alanda yangına sebep olabilir. Bu, hem bir çevre suçu hem de trafik güvenliğini hiçe sayan olumsuz bir eylemdir.

Kısacası, trafikte olumlu iletişim kurmak, diğer yol kullanıcılarının niyetinizi anlamasını sağlamak, onlara saygı göstermek ve genel trafik akışını daha güvenli hale getirmektir. Sinyal vermek bu tanıma mükemmel bir şekilde uyarken, diğer seçenekler trafikteki huzuru ve güvenliği bozan davranışlardır.

Soru 47
Sürücünün trafik ortamında yaptığı davranışlardan hangisi, diğer sürücülerin dikkatinin dağılmasına ya da paniğe kapılmalarına sebep olabilir?
A
Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi
B
Sürekli şerit değiştirerek (slalom yaparak) araç kullanması
C
Aracını kullanırken trafik kurallarının bilincinde olması
D
Trafik içindeki davranışlarının sorumluluğunu üstlenerek araç kullanması
47 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sergilenen bir davranışın diğer yol kullanıcıları üzerindeki olumsuz etkileri sorgulanmaktadır. Soru, hangi sürücü hareketinin diğer insanları tehlikeye atacak şekilde dikkatlerini dağıtacağını veya korkuya kapılmalarına neden olacağını bulmanızı istiyor. Yani, seçenekler arasında güvenli sürüş ilkelerine aykırı, tehlikeli ve bencilce bir davranışı tespit etmelisiniz.

Doğru cevap olan b) seçeneği, trafikteki en tehlikeli ve sorumsuz davranışlardan birini ifade eder. Sürekli şerit değiştirerek, yani halk arasında bilinen adıyla "slalom yaparak" araç kullanmak, sürücünün bir sonraki hamlesini diğer sürücüler için tamamen öngörülemez kılar. Bu ani ve düzensiz hareketler, çevredeki diğer araç sürücülerinin ani fren yapmasına, direksiyon kırmasına veya ne yapacağını şaşırarak paniğe kapılmasına neden olur ve trafik akışının güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna ve neden güvenli sürüş davranışları olduğuna bakalım:

  • a) Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi: Bu, ideal bir sürücüde bulunması gereken en önemli özelliklerden biridir. Yaptığı bir manevranın veya hız seçiminin diğer sürücüleri, yayaları ve yolcuları nasıl etkileyeceğini düşünen bir kişi, tehlike yaratmak yerine tam tersine güvenli bir ortam oluşturur. Bu nedenle bu cevap yanlıştır.
  • c) Aracını kullanırken trafik kurallarının bilincinde olması: Trafik kuralları, karayolundaki düzeni ve herkesin can güvenliğini sağlamak için konulmuştur. Bu kuralları bilen ve onlara uyan bir sürücü, diğerleri için bir belirsizlik veya panik unsuru değil, aksine güvenilir ve öngörülebilir bir yol kullanıcısıdır. Bu yüzden bu seçenek de doğru cevap olamaz.
  • d) Trafik içindeki davranışlarının sorumluluğunu üstlenerek araç kullanması: Bu, olgun ve güvenilir bir sürücü profilini tanımlar. Kendi eylemlerinin sonuçlarını kabul eden, başkalarını tehlikeye atmaktan kaçınan ve bir hata yaptığında bunun farkında olan bir sürücü, trafikte panik yaratmaz, aksine güven ortamının oluşmasına katkıda bulunur. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, bu soru trafikteki olumlu ve olumsuz davranışları ayırt etme yeteneğinizi ölçmektedir. Sürekli şerit değiştirmek (slalom yapmak), öngörülemez, agresif ve bencil bir davranış olduğu için diğer sürücülerde paniğe yol açar. Diğer seçeneklerde belirtilen davranışlar ise sorumlu, kurallara uyan ve bilinçli hareket etmeyi ifade eder ki bunlar güvenli bir trafik ortamının temelini oluşturur.

Soru 48
Aracını park ettikten sonra durduğu yerin diğer yol kullanıcıları açısından görme-görülme ya da manevra engeli oluşturup oluşturmadığını kontrol eden bir sürücünün bu davranışı trafikteki hangi değere uygundur?
A
Empati
B
Tahammül
C
Beden dili
D
Konuşma üslubu
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün park etme eylemi sırasında gösterdiği bir davranışın, trafikteki temel değerlerden hangisiyle örtüştüğü sorgulanmaktadır. Sürücü, aracını park ettikten sonra durduğu yerin başka sürücüler veya yayalar için bir engel olup olmadığını kontrol ediyor. Bu, başkalarını düşünen, bilinçli ve sorumlu bir harekettir.

Doğru cevap a) Empati seçeneğidir. Empati, kendimizi başka birinin yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anlama, olaylara onun bakış açısıyla bakma yeteneğidir. Trafikte empati, diğer yol kullanıcılarının (sürücüler, yayalar, bisikletliler) ne gibi zorluklar yaşayabileceğini önceden düşünmek ve buna göre hareket etmek anlamına gelir. Sorudaki sürücü, "Benim park ettiğim bu araç, karşıdan gelen bir arabanın görüşünü engeller mi?" veya "Bir yaya buradan geçerken zorlanır mı?" diye düşünerek, kendisini diğer yol kullanıcılarının yerine koymaktadır. Bu davranış, empatinin trafikteki en net ve en önemli örneklerinden biridir.

  • Neden Diğerleri Yanlış?

b) Tahammül: Bu seçenek yanlıştır. Tahammül, trafikte karşılaşılan olumsuz durumlara, başkalarının yaptığı hatalara veya yavaşlığa karşı sabırlı olma durumudur. Örneğin, acemi bir sürücünün yavaş gitmesine veya önünüzdeki aracın sinyal vermeyi unutmasına sinirlenmemek bir tahammül göstergesidir. Sorudaki olayda ise sürücü bir olumsuzluğa sabır göstermiyor, aksine olumsuz bir durum yaratmamak için önceden önlem alıyor.

c) Beden dili: Bu seçenek de yanlıştır. Beden dili, trafikte sözsüz iletişim kurma yöntemidir; el hareketleri, mimikler veya göz teması gibi unsurları içerir. Örneğin, yol verdiğiniz bir sürücünün size el sallayarak teşekkür etmesi veya bir yayanın geçmek için sizinle göz teması kurması beden diline bir örnektir. Sorudaki sürücü ise kimseyle iletişim kurmuyor, sadece kendi başına bir kontrol gerçekleştiriyor.

d) Konuşma üslubu: Bu seçenek de konuyla tamamen ilgisizdir. Bu değer, sürücülerin bir anlaşmazlık anında veya herhangi bir diyalog sırasında birbirleriyle sözlü iletişim kurarken kullandığı dilin nazik ve saygılı olmasıyla ilgilidir. Soruda herhangi bir diyalog veya konuşma durumu bulunmadığından, bu seçenek doğru olamaz.

Özetle, soruda anlatılan davranış, sürücünün kendi eyleminin başkalarını nasıl etkileyeceğini düşünmesi ve onların güvenliğini ve rahatını gözetmesidir. Bu durum, doğrudan doğruya empati kurma becerisiyle ilgilidir. Bu nedenle doğru cevap "Empati"dir.

Soru 49

Trafikte hangi temel değere sahip olan sürücü, kendini yaya olan yol kullanıcısının yerine koyar ve aracını kaldırıma park etmekten kaçınır?

A
Empati düzeyi yüksek
B
Görgü seviyesi düşük
C
Sorumsuz
D
Bencil
49 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sergilenen olumlu bir davranışın arkasındaki temel insani değerin ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, sürücünün "kendini yaya olan yol kullanıcısının yerine koyması" ifadesidir. Bu ifade, doğru cevabı bulmamız için en önemli ipucunu vermektedir.

Doğru Cevap: a) Empati düzeyi yüksek

Empati, bir kişinin kendisini başka birinin yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini anlama yeteneğidir. Soruda bahsedilen sürücü, tam olarak bunu yapmaktadır. Aracını kaldırıma park etmeden önce, "Buraya park edersem bir yaya, bebek arabası süren bir anne veya tekerlekli sandalye kullanan bir engelli buradan nasıl geçer?" diye düşünür.

Bu düşünce tarzı, yani başkalarının yaşayacağı zorluğu öngörüp ona göre davranmak, yüksek empati düzeyinin bir göstergesidir. Sürücü, kendi rahatlığından önce yayanın güvenliğini ve hakkını düşündüğü için bu olumlu davranışı sergiler. Bu nedenle "empati düzeyi yüksek" seçeneği doğru cevaptır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, soruda anlatılan duyarlı ve düşünceli sürücü profilinin tam tersi olan olumsuz özellikleri tanımlamaktadır. Bu nedenle kolayca elenebilirler.

  • Görgü seviyesi düşük: Bu seçenek, soruda anlatılan sürücünün tam tersi bir profili çizer. Görgü seviyesi düşük bir kişi, başkalarını düşünmeden, kuralları hiçe sayarak hareket eder ve aracını kaldırıma park etme olasılığı daha yüksektir.
  • Sorumsuz: Sorumsuz bir sürücü, davranışlarının sonuçlarını düşünmez. Kaldırıma park etmenin yayalar için yaratacağı tehlikeyi veya zorluğu umursamaz. Bu nedenle, sorudaki duyarlı sürücü tanımına uymaz.
  • Bencil: Bencil bir kişi, sadece kendi çıkarını ve rahatlığını düşünür. "En yakın yer burası, yayalar ne yaparsa yapsın" mantığıyla hareket eder ve aracını kaldırıma park etmekten çekinmez. Bu da aranan olumlu özelliğin tam zıttıdır.

Özetle, bu soru trafikte sadece kuralları bilmenin değil, aynı zamanda diğer yol kullanıcılarına karşı saygılı ve anlayışlı olmanın önemini vurgulamaktadır. Empati, güvenli ve huzurlu bir trafik ortamı yaratmanın temel taşlarından biridir.

Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi trafikte bireye yapılan hak ihlallerindendir?
A
Aşırı hız yapmaktan kaçınılması
B
Geçiş önceliğine sahip araçlara yol verilmesi
C
Trafikte sürücülerin tek başına olmadığının düşünülmesi
D
Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park edilmesi
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sergilenen davranışlardan hangisinin başka bir bireyin hakkını doğrudan çiğnediği, yani bir hak ihlali olduğu sorulmaktadır. Trafik kuralları sadece düzeni sağlamakla kalmaz, aynı zamanda tüm yol kullanıcılarının (sürücüler, yayalar, yolcular) haklarını korur. Soru, bu korunan haklardan birinin gasp edildiği durumu bulmamızı istiyor.

Doğru Cevap: d) Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park edilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, yapılan eylemin doğrudan ve açık bir şekilde belirli bir grubun hakkını ihlal etmesidir. Engelli park yerleri, engelli bireylerin kamu alanlarına, binalara ve hizmetlere daha kolay ve güvenli bir şekilde erişebilmeleri için özel olarak ayrılmıştır. Bu yerler genellikle girişlere daha yakındır ve araçtan tekerlekli sandalye gibi yardımcı aletlerin indirilebilmesi için daha geniştir. Engeli olmayan bir sürücü bu alana park ettiğinde, o alana gerçekten ihtiyacı olan bir engelli bireyin erişim ve ulaşım hakkını elinden almış olur. Bu durum, sadece bir park kuralı ihlali değil, aynı zamanda bir bireyin temel hakkına yönelik bir saygısızlıktır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

Diğer seçenekler ise bir hak ihlali değil, tam tersine trafikte olması gereken olumlu ve sorumlu davranışlardır. Bu davranışlar, başkalarının haklarına saygı göstermeyi ve trafik güvenliğini artırmayı amaçlar. Şimdi bu seçenekleri neden elediğimizi inceleyelim:

  • a) Aşırı hız yapmaktan kaçınılması: Bu, bir hak ihlali değildir; aksine, trafik kurallarına uymak ve hem kendi hem de diğer sürücü ve yayaların can güvenliği hakkına saygı göstermektir. Aşırı hız yapmak bir hak ihlaline yol açabilir, ancak bundan kaçınmak sorumlu bir davranıştır.
  • b) Geçiş önceliğine sahip araçlara yol verilmesi: Ambulans, itfaiye gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek, yasal bir zorunluluk ve toplumsal bir görevdir. Bu davranış, o araçların taşıdığı hastanın veya yardıma ihtiyacı olan kişinin yaşama hakkına öncelik tanımaktır. Dolayısıyla bu, bir hak ihlali değil, hakka saygıdır.
  • c) Trafikte sürücülerin tek başına olmadığının düşünülmesi: Bu, empatinin ve trafik adabının temelidir. Diğer yol kullanıcılarının varlığını ve haklarını kabul etmek, olası hak ihlallerini en başından önleyen bir düşünce yapısıdır. Bu bilinçle hareket etmek, saygılı ve güvenli bir trafik ortamı yaratır.

Sonuç olarak, a, b ve c seçenekleri trafikte sergilenmesi gereken doğru ve olumlu davranışları ifade ederken, d seçeneği belirli bir grubun yasal olarak tanınmış bir hakkını doğrudan gasp eden bir eylemi tanımlamaktadır. Bu nedenle doğru cevap d seçeneğidir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI