Soru 1 |
10 | |
20 | |
30 | |
40 |
Bu soruda, bilinci kapalı bir kazazedeye ilk yardım uygularken yapılması gereken en kritik adımlardan biri olan solunum kontrolünün standart süresi sorulmaktadır. İlk yardımda her saniyenin önemi büyüktür ve bu nedenle "Bak-Dinle-Hisset" yöntemi için belirlenmiş net bir zaman aralığı vardır. Bu süreyi bilmek, hem doğru bir değerlendirme yapmak hem de hayat kurtarıcı müdahaleye zamanında başlamak için zorunludur.
Doğru cevap a) 10 saniyedir. Uluslararası ilk yardım kılavuzlarına göre, bir kazazedenin solunum yapıp yapmadığını anlamak için ayrılması gereken süre en fazla 10 saniyedir. Bu süre, ilk yardımcının kazazedenin göğüs kafesinin hareket edip etmediğine bakması, kulağını kazazedenin ağız ve burnuna yaklaştırarak nefes seslerini dinlemesi ve yanağında nefesin sıcaklığını hissetmesi için yeterli bir zamandır. 10 saniye, normal bir solunumu veya anormal, can çekişme benzeri (agonal) solunumları tespit etmek için ideal bir denge sunar.
Diğer seçeneklerin yanlış olmasının sebebi, ilk yardımda zamanın hayati önem taşımasıdır. Solunumu ve kalbi durmuş bir kişide, beynin oksijensiz kalması sonucu kalıcı hasar oluşmaya başlar. Solunumu kontrol etmek için 20, 30 veya 40 saniye gibi uzun süreler beklemek, eğer solunum yoksa başlanması gereken kalp masajı (göğüs basısı) ve suni solunumu tehlikeli derecede geciktirmek anlamına gelir. Bu gecikme, kazazedenin hayatta kalma şansını önemli ölçüde azaltır. Bu nedenle, 10 saniyelik kontrolün sonunda solunumdan emin olunamazsa, hemen solunumun olmadığı varsayılır ve Temel Yaşam Desteği'ne başlanır.
Soru 2 |
Hava yolu açıklığının değerlendirilmesi | |
Kan dolaşımının değerlendirilmesi | |
Solunumun değerlendirilmesi | |
Sindirimin değerlendirilmesi |
Doğru cevap "d) Sindirimin değerlendirilmesi" seçeneğidir. Çünkü ilk yardım, kaza veya ani bir hastalık durumunda kişinin hayatını kurtarmak için yapılan ilk müdahaledir ve öncelik her zaman hayati fonksiyonlardadır. Sindirim sistemi, vücudun uzun vadeli fonksiyonlarından biridir ve acil bir durumda değerlendirilmesi gereken bir öncelik taşımaz.
Bir ilk yardımcı, kazazedenin nefes alıp almadığını, kalbinin çalışıp çalışmadığını kontrol ederken, sindirim sisteminin durumuyla ilgilenmez. Bu durum, acil tıbbi müdahale gerektiren bir öncelik değildir. Bu nedenle, ilk yardımın ABC'si içinde sindirimin değerlendirilmesi yer almaz.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna ve ilk yardımın ABC'sinin ne anlama geldiğine bakalım:
- A - Hava yolu açıklığının değerlendirilmesi (Airway): Bu, ilk yardımın ilk ve en önemli adımıdır. Bir kişinin nefes alabilmesi için öncelikle hava yolunun (ağız ve burundan akciğerlere giden yol) açık olması gerekir. Bilincini kaybetmiş bir kişide dil geriye kaçarak veya yabancı bir cisimle solunum yolu tıkanabilir. Bu nedenle ilk olarak hava yolu kontrol edilir.
- B - Solunumun değerlendirilmesi (Breathing): Hava yolu açık olduğundan emin olunduktan sonra, kazazedenin nefes alıp almadığı kontrol edilir. "Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle 10 saniye boyunca solunum kontrolü yapılır. Solunum yoksa, bu durum hayati bir tehlikedir ve derhal müdahale gerektirir.
- C - Kan dolaşımının değerlendirilmesi (Circulation): Solunum da varsa, vücutta kan dolaşımının devam edip etmediği değerlendirilir. Bu aşamada nabız kontrolü, vücut ısısı ve büyük kanamaların olup olmadığına bakılır. Dolaşımın durması, kalbin durduğu anlamına gelir ve bu da acil müdahale gerektiren bir durumdur.
Özetle, ilk yardımın ABC'si, hayat kurtarmak için izlenmesi gereken öncelik sırasıdır: A (Hava Yolu), B (Solunum) ve C (Dolaşım). Sindirim sistemi bu hayati fonksiyonlar arasında yer almadığı için doğru cevap (d) seçeneğidir.
Soru 3 |
Şekerli su içirilmeli | |
Sırtüstü yatırılıp ayakları yükseltilmeli | |
Sert bir yere sırtüstü yatırılıp boyun üzerine baskı yapılmalı | |
Yüz aşağıda olacak şekilde kol üzerine yatırılıp kürek kemiklerinin arasına vurulmalı |
Bu soruda, bilinci açık bir bebeğin (1 yaş altı) solunum yoluna bir cisim kaçtığında, yani boğulma durumu yaşandığında uygulanması gereken doğru ilk yardım tekniğinin ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu durum, bebeğin öksüremediği, ses çıkaramadığı ve nefes almakta zorlandığı acil bir durumdur. Doğru müdahaleyi bilmek, bebeğin hayatını kurtarmak için kritik öneme sahiptir.
Doğru cevap olan (d) Yüz aşağıda olacak şekilde kol üzerine yatırılıp kürek kemiklerinin arasına vurulmalı seçeneği, bebekler için standart ve hayat kurtarıcı bir ilk yardım manevrasıdır. Bu teknikte ilk yardımcı, bebeği bir kolunun üzerine yüzüstü yatırır ve bebeğin başını, gövdesinden daha aşağıda olacak şekilde tutar. Bu pozisyon, yer çekiminden faydalanarak cismin dışarı çıkmasını kolaylaştırır. Ardından, elin topuk kısmıyla bebeğin kürek kemiklerinin arasına, aşağıdan yukarıya doğru 5 kez ölçülü bir şekilde vurulur. Bu vuruşlar, akciğerlerdeki havayı sıkıştırarak bir basınç oluşturur ve yabancı cismin dışarı fırlatılmasına yardımcı olur.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, doğru müdahaleyi pekiştirmek için çok önemlidir. Yanlış bir müdahale durumu daha da kötüleştirebilir.
- a) Şekerli su içirilmeli: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve çok tehlikelidir. Soluk yolu zaten kısmen veya tamamen tıkalı olan bir bebeğe sıvı içirmeye çalışmak, sıvının da akciğerlere kaçmasına (aspirasyon) neden olabilir. Bu durum boğulmayı daha da şiddetlendirir ve zatürre gibi ciddi komplikasyonlara yol açar. Tıkanıklık varken kesinlikle bir şey yedirilip içirilmemelidir.
- b) Sırtüstü yatırılıp ayakları yükseltilmeli: Bu pozisyon "şok pozisyonu" olarak bilinir ve genellikle kan dolaşımı ile ilgili problemlerde (bayılma, kanama vb.) kullanılır. Boğulma durumunda bebeği sırtüstü yatırmak, dilin ve yabancı cismin yer çekimi etkisiyle soluk borusunu daha da tıkamasına neden olabilir. Bu nedenle bu müdahale hem etkisiz hem de tehlikelidir.
- c) Sert bir yere sırtüstü yatırılıp boyun üzerine baskı yapılmalı: Bu, yapılabilecek en tehlikeli ve hatalı müdahalelerden biridir. Bir bebeğin boyun yapısı son derece hassastır. Boyuna baskı uygulamak, soluk borusuna, damarlara veya omurgasına ciddi ve kalıcı zararlar verebilir. Bu hareketin cismi çıkarmakla hiçbir ilgisi yoktur ve kesinlikle kaçınılması gerekir.
Özetle, bir bebeğin soluk yoluna cisim kaçtığında uygulanacak doğru ilk yardım yöntemi, yer çekiminden ve sırta vurarak oluşturulan basınçtan faydalanmaktır. Bu nedenle, bebeği güvenli bir şekilde kol üzerine yüzüstü yatırıp kürek kemiklerinin arasına vurmak, bilimsel olarak kanıtlanmış ve öğretilen tek doğru yöntemdir.
Soru 4 |
15 kalp masajı, 1 suni solunum uygulamasının hemen sonrası | |
30 kalp masajı, 2 suni solunumu 5 tur uyguladıktan sonra | |
60 kalp masajı, 1 suni solunumu 5 tur uyguladıktan sonra | |
60 kalp masajı, 2 suni solunum uygulamasının hemen sonrası |
Bu soruda, tek başına olan bir ilk yardımcının, suda boğulma sonucu kalbi ve solunumu durmuş bir yetişkine ne zaman tıbbi yardım (112) çağırması gerektiği ve bu süreçte hangi Temel Yaşam Desteği (TYD) uygulamasını yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktaları; ilk yardımcının tek başına olması, kazazedenin suda boğulmuş olması ve yetişkin olmasıdır. Bu durum, standart bir kalp krizinden farklı bir yaklaşım gerektirir.
Doğru Cevap: b) 30 kalp masajı, 2 suni solunumu 5 tur uyguladıktan sonra
Bu seçeneğin doğru olmasının temel sebebi, suda boğulma vakalarında kalbin durma nedeninin oksijensizlik (hipoksi) olmasıdır. Kalp, oksijen yetersizliğinden dolayı durduğu için ilk yardımcının önceliği, kazazedeye hemen bir miktar oksijen sağlamaktır. Tek başına olan ilk yardımcı, hemen 112'yi arayarak vakit kaybederse, beynin oksijensiz kalma süresi uzar ve hayatta kalma şansı ciddi şekilde düşer. Bu nedenle, uluslararası ilk yardım kuralları bu gibi durumlarda (boğulma, zehirlenme, çocuk ve bebekler) önce 5 tur (yaklaşık 2 dakika) Temel Yaşam Desteği uygulanmasını, ardından 112'nin aranmasını önerir.
Yetişkin bir insana uygulanan standart Temel Yaşam Desteği oranı 30 kalp masajı ve 2 suni solunumdur. Bu bir tur olarak kabul edilir. 5 tur boyunca bu döngü tekrarlandıktan sonra, vücuda bir miktar oksijen gitmiş ve kan dolaşımı sağlanmış olur. Bu kritik 2 dakikalık müdahalenin ardından ilk yardımcı hemen 112'yi arayarak profesyonel yardım istemelidir. Bu yüzden "30 kalp masajı, 2 suni solunumu 5 tur uyguladıktan sonra" ifadesi doğru yanıttır.
- Neden Diğer Seçenekler Yanlış?
a) 15 kalp masajı, 1 suni solunum uygulamasının hemen sonrası: Bu seçenek iki açıdan yanlıştır. Birincisi, yetişkinlerde tek yardımcı ile uygulanan kalp masajı ve suni solunum oranı 30:2'dir; 15:1 veya 15:2 oranı çocuklar için (özellikle iki ilk yardımcı varsa) kullanılır. İkincisi, boğulma vakasında "hemen sonra" yardım çağırmak, hayati öneme sahip ilk 2 dakikalık oksijenlendirme şansını kaçırmak anlamına gelir.
c) 60 kalp masajı, 1 suni solunumu 5 tur uyguladıktan sonra: Bu seçenekteki 60:1 oranı, standart bir Temel Yaşam Desteği protokolü değildir. Kalp masajının etkinliği için belirlenen 30 masajlık setler, hem kan dolaşımını sağlamak hem de ilk yardımcının yorulmasını engellemek için idealdir. 60 masajlık bir set, suni solunum için çok uzun bir ara verilmesine neden olur ve etkili değildir.
d) 60 kalp masajı, 2 suni solunum uygulamasının hemen sonrası: Bu seçenekte de kalp masajı sayısı (60) yanlıştır. Standart oran 30:2'dir. Ayrıca, "hemen sonrası" yardım çağırmak, yukarıda açıklandığı gibi, boğulma vakalarında doğru bir strateji değildir. Önce 5 tur (yaklaşık 2 dakika) müdahale edilmelidir.
Özetle: Unutmayın, eğer bir yetişkinin kalp durmasının nedeninin oksijensizlik (boğulma gibi) olduğundan şüpheleniyorsanız ve tek başınızaysanız, önceliğiniz 112'yi aramak değil, yaklaşık 2 dakika (5 tur 30:2) Temel Yaşam Desteği uygulamaktır. Bu kritik müdahale, ambulans gelene kadar beynin ve diğer organların hayatta kalma şansını artırır.
Soru 5 |
Oksijenli su ile yara üzerindeki pıhtıları temizlemek | |
Yara kenarlarını birbirine yaklaştırdıktan sonra sarmak | |
Yara üzerini tentürdiyotlu pamukla sarıp sıcak tutmak | |
Yara üzerine alkol döküp açık bırakmak |
Bu soruda, kesik şeklindeki bir yaralanma durumunda uygulanması gereken doğru ilk yardım yönteminin hangisi olduğu sorulmaktadır. İlk yardımın temel amacı, kanamayı kontrol altına almak, enfeksiyon riskini azaltmak ve yaranın daha hızlı iyileşmesine yardımcı olmaktır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu açıklayalım.
b) Yara kenarlarını birbirine yaklaştırdıktan sonra sarmak
- Neden Doğru: Bu seçenek, kesik yaralanmalarında uygulanması gereken temel ve en doğru ilk yardım ilkesini ifade eder. Yara kenarlarını birbirine yaklaştırmak, doku kaybını önler ve yaranın daha kolay kapanmasını sağlar. Bu işlem, aynı zamanda kanamanın durmasına yardımcı olur ve yaranın iyileşme sürecini hızlandırarak daha az iz kalmasını sağlar. Yara temiz bir bez veya sargı bezi ile sarıldığında ise hem dış etkenlerden (mikrop, kir vb.) korunmuş olur hem de kanamayı durdurmak için gerekli olan baskı uygulanmış olur.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Oksijenli su ile yara üzerindeki pıhtıları temizlemek: Bu uygulama kesinlikle yanlıştır. Pıhtı, vücudun kanamayı durdurmak için oluşturduğu doğal bir tıkaçtır. Pıhtıyı temizlemek, kanamanın yeniden başlamasına neden olur. Ayrıca oksijenli su gibi maddeler, yara çevresindeki sağlam dokulara da zarar vererek iyileşmeyi geciktirebilir.
- c) Yara üzerini tentürdiyotlu pamukla sarıp sıcak tutmak: Bu seçenekte birden fazla hata bulunmaktadır. Tentürdiyot gibi alkol bazlı antiseptikler, açık yaranın içine direkt olarak uygulanmamalıdır çünkü dokulara zarar verir ve şiddetli yanma hissine neden olur. Daha da önemlisi, pamuk asla açık yara üzerine konulmaz; çünkü pamuk lifleri yaraya yapışır, temizlenmesi zorlaşır ve enfeksiyon riskini artırır. Yara üzerine sıcak uygulama yapmak ise kan damarlarını genişleterek kanamayı artırabilir.
- d) Yara üzerine alkol döküp açık bırakmak: Alkol, tentürdiyot gibi, açık yaraya sürüldüğünde sağlıklı hücrelere zarar verir ve iyileşmeyi yavaşlatır. Ayrıca çok fazla acıya sebep olur. Yarayı temizledikten sonra açık bırakmak ise onu mikroplara ve dışarıdan gelebilecek kirlere karşı savunmasız hale getirir. Bu durum, enfeksiyon kapma riskini ciddi şekilde artırır.
Özetle; bir kesik yarasında doğru ilk yardım, kanamayı durdurmak ve enfeksiyonu önlemektir. Bunun için en etkili yöntem, yara dudaklarını bir araya getirerek temiz bir sargı bezi ile sarmaktır. Bu hem kanamayı kontrol eder hem de yarayı dış etkenlerden korur.
Soru 6 |
Dinle | |
Bak | |
Hisset | |
Dinle-Hisset |
Bu soruda, ilk yardımda solunum kontrolü için kullanılan "Bak-Dinle-Hisset" yönteminin adımları sorgulanmaktadır. Soruda belirtilen özel eylem, yani kazazedenin ağzına bir cam veya ayna yaklaştırıp buğulanıp buğulanmadığını kontrol etme işleminin, bu yöntemin hangi aşamasına ait olduğunu bulmamız isteniyor. Bu yöntem, bilinci kapalı bir kişinin nefes alıp almadığını anlamak için kritik bir adımdır.
Doğru cevap olan "b) Bak" seçeneğinin açıklanması:
"Bak-Dinle-Hisset" yönteminin "Bak" aşaması, solunuma dair görsel belirtileri aramayı içerir. Bu aşamada ilk yardımcı, kazazedenin göğüs kafesinin inip kalkıp kalkmadığına bakar. Soruda belirtilen ayna veya cam parçasını ağza yaklaştırma eylemi de tamamen görsel bir kontroldür. Kazazede nefes veriyorsa, nefesteki su buharı soğuk cam yüzeyine çarparak buğulanma (buharlanma) yapar. İlk yardımcının bu buğulanmayı "görmesi", solunumun varlığına dair bir kanıttır ve bu nedenle doğrudan "Bak" aşamasına girer.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunun açıklanması:
- a) Dinle: "Dinle" aşaması, ilk yardımcının kulağını kazazedenin ağız ve burnuna yaklaştırarak soluk alıp verme sırasında çıkan sesleri duymaya çalışmasıdır. Hırıltı, nefes sesi gibi işitsel veriler bu aşamada değerlendirilir. Ayna ile yapılan kontrolde herhangi bir ses dinlenmediği için bu seçenek yanlıştır.
- c) Hisset: "Hisset" aşamasında, ilk yardımcı yanağını kazazedenin ağız ve burun bölgesine yaklaştırır. Buradaki amaç, kazazedenin nefesinin sıcaklığını ve oluşturduğu hava akımını kendi cildinde hissetmektir. Ayna kullanımı dokunma veya hissetme duyusuyla ilgili olmadığından bu seçenek de yanlıştır.
- d) Dinle-Hisset: Bu seçenek, yukarıda açıklanan iki aşamanın birleşimidir. İlk yardımcı genellikle kulağını yaklaştırdığında hem duymaya hem de hissetmeye çalışır. Ancak sorudaki eylem spesifik olarak görsel bir kontrol olduğu için, sadece işitsel ve dokunsal kontrolleri içeren bu birleşik seçenek de doğru cevap olamaz.
Özetle, "Bak-Dinle-Hisset" yöntemi solunumu üç farklı duyu organıyla kontrol etmeyi amaçlar. Bak ile gözümüzle göğüs hareketlerini ve buğulanmayı, Dinle ile kulağımızla nefes sesini, Hisset ile de yanağımızda nefesin sıcaklığını ve esintisini kontrol ederiz. Soruda tarif edilen ayna ile buğulanma kontrolü, tamamen görme duyusuna dayalı bir işlem olduğu için "Bak" aşamasının bir parçasıdır.
Soru 7 |
Hızlı ve aceleci davranmaya | |
Kazayı seyredenlerin uzaklaştırılmasına | |
Kaza yapan araca hasar verilmemesine | |
Yaralıda yeni bir yaralanma meydana gelmemesine |
Bu soruda, bir trafik kazası sonrası araç içindeki yaralıyı dışarı çıkarma işlemi sırasında, ilk yardımcının sahip olması gereken en temel ve en önemli önceliğin ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu, acil bir durumda doğru karar verme yeteneğini ölçen kritik bir ilk yardım sorusudur. Önceliklerin doğru sıralanması, yaralının hayatta kalma ve iyileşme şansını doğrudan etkiler.
d) Yaralıda yeni bir yaralanma meydana gelmemesine
Bu seçenek, ilk yardımın en temel ilkesi olan "Önce Zarar Verme" (Primum non nocere) prensibini yansıttığı için doğru cevaptır. Kaza geçirmiş bir yaralının, özellikle boyun ve omurgasında, dışarıdan fark edilmeyen ciddi bir yaralanması olabilir. Yapılacak bilinçsiz ve yanlış bir hareket, mevcut bir omurilik zedelenmesini kalıcı felce veya ölüme dönüştürebilir. Bu nedenle, yaralıyı araçtan çıkarırken asıl amaç, baş-boyun-gövde eksenini bozmadan, onu tek bir parça halinde hareket ettirerek mevcut durumunu daha da kötüleştirmemektir. "Rentek Manevrası" gibi özel taşıma teknikleri de tam olarak bu amaç için uygulanır.
- a) Hızlı ve aceleci davranmaya: Bu seçenek yanlıştır çünkü panik ve acelecilik, hatalı müdahalelere yol açar. Elbette yaralıyı (örneğin araçta yangın tehlikesi varsa) hızlıca çıkarmak gerekebilir, ancak bu "aceleci ve plansız" olmak anlamına gelmez. Her hareketin kontrollü, sakin ve bilinçli bir şekilde yapılması, yaralının güvenliği için hızdan daha önemlidir.
- b) Kazayı seyredenlerin uzaklaştırılmasına: Çevredeki kalabalığı uzaklaştırmak, olay yerinde güvenli bir çalışma alanı oluşturmak ve paniği engellemek için önemli bir adımdır. Ancak bu, yaralının fiziksel güvenliğinden daha öncelikli değildir. İlk odak noktası her zaman doğrudan yaralının kendisi ve onun hayatını tehdit eden durumlar olmalıdır.
- c) Kaza yapan araca hasar verilmemesine: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve en son düşünülmesi gereken şeydir. İnsan hayatı, her türlü maddi mülkten kıyaslanamayacak kadar daha değerlidir. Yaralıyı güvenli bir şekilde çıkarmak için aracın camını kırmak, kapısını sökmek veya herhangi bir parçasını kesmek gerekiyorsa, bir an bile tereddüt edilmemelidir. Aracın durumu, kurtarma operasyonunda bir öncelik değildir.
Özetle, bir yaralıyı araçtan çıkarırken tüm eylemlerin temel amacı, mevcut durumu kötüleştirmemek ve yaralının hayatını riske atacak yeni yaralanmalara yol açmamaktır. Diğer tüm faktörler bu ana hedeften sonra gelir.
Soru 8 |
Yalnız I | |
I ve II | |
II ve III | |
I, II ve III |
Doğru cevabın a) Yalnız I seçeneği olmasının sebebi, soruda tarif edilen özelliklerin yalnızca atardamar kanamalarına ait olmasıdır. Şimdi bunu detaylıca inceleyelim:
I- Atardamar Kanamaları: Atardamarlar, kalpten pompalanan oksijen bakımından zengin, yani "temiz" kanı vücudun geri kalanına taşıyan damarlardır. Oksijenle dolu kanın rengi parlak ve açık kırmızıdır. En önemli özelliği ise, kanın doğrudan kalbin güçlü pompalama basıncı altında olmasıdır. Bu yüzden bir atardamar kesildiğinde kan, her kalp atışıyla senkronize bir şekilde, kesik kesik ve fışkırarak akar. Bu tanım, soruda verilenle birebir örtüşmektedir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım:
II- Toplardamar Kanamaları: Toplardamarlar, vücutta kullanılmış ve oksijenini kaybetmiş olan "kirli" kanı kalbe geri taşır. Oksijen seviyesi düşük olduğu için bu kanın rengi koyu kırmızıdır, hatta vişne çürüğüne benzetilir. Toplardamarlardaki kan basıncı düşük olduğundan, kanama fışkırma şeklinde olmaz; bunun yerine yara ağzından sürekli ve yayılarak, sızıntı şeklinde akar. Dolayısıyla, ne rengi ne de akış şekli sorudaki tanıma uyar.
III- Kılcal Damar Kanamaları: Bunlar en küçük ve en yüzeysel damarlardır. Genellikle basit sıyrık ve çiziklerde görülürler. Kanaması çok hafiftir ve küçük kabarcıklar halinde veya yavaş bir sızıntı şeklinde olur. Fışkırma veya güçlü bir akış söz konusu değildir. Bu nedenle bu kanama türü de sorudaki tanıma uymaz.
Sonuç olarak seçenekleri değerlendirdiğimizde:
- a) Yalnız I: Doğru seçenektir. Çünkü sadece atardamar kanaması açık renkli, parlak kırmızıdır ve kalp atışıyla uyumlu şekilde fışkırır.
- b) I ve II: Yanlıştır. Çünkü II numaralı toplardamar kanaması koyu renklidir ve fışkırmaz.
- c) II ve III: Yanlıştır. Çünkü ne toplardamar ne de kılcal damar kanaması sorudaki özellikleri taşır.
- d) I, II ve III: Yanlıştır. Çünkü her kanama türünün kendine özgü, farklı belirtileri vardır.
Soru 9 |
Bildirme | |
Koruma | |
Kurtarma | |
Tedavi etme |
Doğru cevap b) Koruma'dır. Soruda verilen tanım, "Koruma" ilkesini birebir açıklamaktadır. "Kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek" ve "olay yerinde oluşabilecek tehlikeleri belirleyerek güvenli bir çevre oluşturmak" ifadeleri, Koruma basamağının temel amaçlarıdır. İlk yardımcının, müdahaleye başlamadan önce kendisinin, çevredeki kişilerin ve kazazedenin güvenliğini sağlaması gerekir. Bu, her şeyden önce gelen en önemli adımdır.
Örneğin, bir trafik kazasında Koruma ilkesini uygulamak şunları içerir: Kendi aracınızı güvenli bir yere park etmek, aracın motorunu durdurmak, el frenini çekmek, olay yerini diğer sürücülerin görebilmesi için uyarı reflektörleri veya üçgen reflektör yerleştirmek ve olası bir yangın veya patlama riskine karşı (LPG'li araç gibi) önlem almaktır. Bütün bu eylemler, yeni bir kazanın veya tehlikenin ortaya çıkmasını engellemeye yöneliktir ve "Koruma" basamağını oluşturur.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Bildirme: Bu aşama, olay yerinin güvenliği sağlandıktan sonra acil yardım ekiplerine (Türkiye'de 112) haber verilmesidir. Sorudaki tanım, telefonla arama veya bilgi verme eyleminden değil, olay yerini güvenli hale getirme eyleminden bahsetmektedir. Bildirme, genellikle Koruma'dan sonraki ikinci adımdır.
- c) Kurtarma: Bu aşama, ilk yardımcının kazazedeye doğrudan müdahale ettiği kısımdır. Örneğin, kanamayı durdurmak, suni solunum yapmak veya kalp masajı uygulamak gibi eylemler "Kurtarma" kapsamına girer. Sorudaki tanım ise kazazedeye yapılan bir müdahaleyi değil, çevre güvenliğini anlatmaktadır. Kurtarma, Koruma ve Bildirme adımlarından sonra gelir.
- d) Tedavi etme: Bu terim, genellikle profesyonel sağlık personeli (doktor, hemşire vb.) tarafından yapılan tıbbi müdahaleleri ifade eder. İlk yardımcı "tedavi etmez", sadece durumun kötüleşmesini önlemek ve yaşamı korumak için temel "ilk yardım" uygulamaları yapar. Bu nedenle bu seçenek, ilk yardımın temel uygulamaları arasında doğru bir terim değildir ve sorunun tanımıyla ilgisi yoktur.
Özetle, ilk yardımın hayat kurtarma zinciri genellikle KBK olarak kısaltılan bir sırayı takip eder: Önce Koruma (olay yerini güvenli hale getirme), sonra Bildirme (112'yi arama) ve en son Kurtarma (kazazedeye müdahale). Soruda anlatılan eylem, bu zincirin ilk ve en temel halkası olan Koruma'dır.
Soru 10 |
Solunum sayısının değerlendirilmesi | |
Hoşgörülü ve nazik davranılması | |
Bilinç düzeyinin kontrol edilmesi | |
Cilt renginin değerlendirilmesi |
Doğru Cevabın Açıklaması (b seçeneği)
Doğru cevap b) Hoşgörülü ve nazik davranılması seçeneğidir. Çünkü "Görüşerek Bilgi Edinme" aşamasının temel amacı, bilinci açık olan kazazede ile iletişim kurarak olay, şikayetleri, geçmiş sağlık sorunları (alerji, kullandığı ilaçlar vb.) gibi önemli bilgileri öğrenmektir. Kaza geçirmiş bir kişi genellikle korku, ağrı ve panik içindedir. Bu durumdaki bir kişiden doğru ve eksiksiz bilgi alabilmek için ilk yardımcının sakin, güven verici, hoşgörülü ve nazik olması şarttır. Bu tutum, kazazedenin rahatlamasını ve iş birliği yapmasını sağlar.Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
- a) Solunum sayısının değerlendirilmesi: Bu seçenek yanlıştır. Solunum sayısını kontrol etmek, kazazede ile konuşarak yapılan bir işlem değildir; fiziksel bir muayenedir. Bu işlem, ikinci değerlendirmenin "Görüşerek Bilgi Edinme" basamağında değil, "Baştan Aşağı Kontrol" basamağında yapılır. İlk yardımcı, kazazedenin göğüs hareketlerini izleyerek bir dakika içindeki nefes alıp verme sayısını belirler.
- c) Bilinç düzeyinin kontrol edilmesi: Bu seçenek de yanlıştır. Bilinç düzeyinin kontrolü (sözlü veya ağrılı uyarana tepki verip vermediği), ilk yardımın en başında, yani birinci değerlendirme aşamasında yapılan hayati bir kontroldür. İkinci değerlendirmeye geçilmeden çok önce, kazazedenin durumunun ciddiyetini anlamak için yapılır. Zaten "görüşerek bilgi edinme" aşamasına geçilebilmesi için kazazedenin bilincinin açık olması gerekir.
- d) Cilt renginin değerlendirilmesi: Bu seçenek de yanlıştır. Cildin rengini (soluk mu, morarmış mı, kızarık mı olduğunu) gözlemlemek, dolaşım sistemi hakkında bilgi veren fiziksel bir bulgudur. Bu kontrol de yine ikinci değerlendirmenin "Baştan Aşağı Kontrol" aşamasında, vücut muayenesi yapılırken gerçekleştirilir. Bu, bir gözlemdir, görüşme değildir.
Özetle, soru bizden "konuşarak" bilgi toplama aşamasına ait bir unsuru bulmamızı istiyor. Hoşgörülü ve nazik davranmak, bu konuşma ve iletişim sürecinin temelini oluştururken; diğer seçenekler fiziksel muayene ve gözlem içeren farklı değerlendirme basamaklarına aittir.
Soru 11 |
Mide | |
Dalak | |
Akciğer | |
Karaciğer |
Doğru Cevap: c) Akciğer
Akciğerler, solunum sistemimizin merkezinde yer alan ve içi milyonlarca küçük hava keseciği (alveol) ile dolu olan organlardır. Bir kaza veya delici bir yaralanma sonucu akciğerler hasar gördüğünde, bu hava keseciklerinin etrafındaki kılcal damarlar da yırtılabilir. Bu durumda, kan doğrudan hava yollarına sızar ve orada bulunan hava ile karışır.
Kişi nefes aldığında veya yaralanmanın etkisiyle öksürdüğünde, hava yollarındaki bu kan, hava ile çalkalanarak bir köpük oluşturur. Kanın, hava ve tükürük ile karışması ona taze ve parlak kırmızı yerine daha açık, pembe bir renk verir. Bu nedenle, öksürükle birlikte ağızdan gelen pembe ve köpüklü kan, doğrudan bir akciğer yaralanmasının en belirgin ve klasik işaretidir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Mide: Mide yaralanmalarında veya mide kanamasında kanama olursa, bu kan genellikle öksürükle değil, kusma ile dışarı atılır. Mide asidiyle temas eden kanın rengi koyulaşır ve genellikle "kahve telvesi" görünümünü alır. Köpüklü olmaz, çünkü akciğerlerdeki gibi yoğun bir hava karışımı söz konusu değildir.
- b) Dalak ve d) Karaciğer: Bu iki organ da karın boşluğunda bulunur ve solunum sistemiyle doğrudan bir bağlantıları yoktur. Dalak veya karaciğer yaralandığında, kanama karın boşluğunun içine doğru olur. Bu duruma iç kanama denir ve belirtileri genellikle karın ağrısı, karında sertlik ve şişlik, tansiyon düşüklüğü ve şok halidir. Kanın bu organlardan solunum yollarına ulaşarak öksürükle dışarı atılması anatomik olarak mümkün değildir.
Soru 12 |
Sürekli buzla ovulur. | |
Kuvvetli masaj yapılır. | |
Sıcak uygulama yapılır. | |
Hareketsiz kalması sağlanır. |
d) Hareketsiz kalması sağlanır. (DOĞRU)
Kırık ve çıkıklarda ilk yardımın altın kuralı, yaralı bölgeyi kesinlikle hareket ettirmemektir. Çünkü kırılan kemik uçları veya yerinden çıkan eklem hareket ettirildiğinde, çevresindeki damarlara, sinirlere ve kaslara zarar verebilir. Bu durum, basit bir kırığı karmaşık hale getirebilir, iç kanamaya yol açabilir veya kalıcı sakatlıklara neden olabilir. Yaralı bölgenin hareketsizliğini sağlamak (tespit veya sabitleme), bu ikincil yaralanmaları önler, ağrıyı azaltır ve güvenli bir şekilde hastaneye nakledilmesine olanak tanır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Sürekli buzla ovulur. Bu seçenek iki sebepten yanlıştır. Birincisi, "ovmak" eylemi yaralı bölgeye hareket ve baskı uygulamak demektir, bu da hareketsizlik kuralını ihlal eder ve daha fazla hasara yol açar. İkincisi, buzun "sürekli" olarak cilde temas ettirilmesi donma yanıklarına sebep olabilir. Soğuk uygulama şişliği ve ağrıyı azaltmak için faydalıdır ancak bir beze sarılarak 15-20 dakikalık periyotlarla yapılmalıdır.
- b) Kuvvetli masaj yapılır. Bu, yapılabilecek en tehlikeli müdahalelerden biridir. Kırık bir kemiğe veya çıkık bir ekleme masaj yapmak, inanılmaz bir acıya sebep olacağı gibi, kırık kemik uçlarının damarları ve sinirleri parçalamasına neden olabilir. Bu durum, ciddi iç kanamalara ve geri döndürülemez sinir hasarlarına yol açarak durumu çok daha kötüleştirir.
- c) Sıcak uygulama yapılır. Sıcak uygulama, kan damarlarını genişleterek bölgeye kan akışını artırır. Kırık gibi akut bir yaralanmada bölgede zaten iç kanama ve ödem (şişlik) vardır. Sıcak uygulamak, kanamayı ve şişliği daha da artırarak basıncın yükselmesine ve ağrının şiddetlenmesine neden olur. Bu nedenle sıcak uygulama, bu tür yeni yaralanmalarda kesinlikle yapılmamalıdır.
Özetle, ehliyet sınavında ve gerçek hayatta karşınıza çıkabilecek bir kırık veya çıkık durumunda hatırlamanız gereken en önemli şey; yaralı bölgeyi bulduğunuz pozisyonda sabitlemek ve kesinlikle hareket ettirmemektir. Diğer tüm müdahaleler (masaj, ovma, sıcak uygulama) durumu daha da kötüleştirme riski taşır.
Soru 13 |

Dönel kavşağa | |
Açılan köprüye | |
Ana yol - tali yol kavşağına | |
Kontrollü demir yolu geçidine |
Doğru cevap c) Ana yol - tali yol kavşağına seçeneğidir. Levhanın içindeki sembolü dikkatle incelediğimizde, dikey ve kalın bir çizgi ile bu çizgiyi sağdan kesen daha ince bir çizgi görmekteyiz. Trafik işaretlerinin dilinde, kalın çizgi, üzerinde seyrettiğiniz ve geçiş üstünlüğüne sahip olduğunuz ana yolu temsil eder. İnce çizgi ise size yol vermesi gereken, daha az yoğun olan tali yolu (ikincil yol) ifade eder. Bu levha, ana yolda ilerlerken sağ tarafınızdan bir tali yolun bu yola bağlandığı bir kavşağa yaklaştığınızı size bildirir ve o yönden çıkabilecek araçlara karşı tetikte olmanız gerektiğini hatırlatır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Dönel kavşağa: Dönel kavşağa yaklaşıldığını bildiren uyarı levhası, üçgen içerisinde birbirini dairesel şekilde takip eden üç adet ok sembolü içerir. Bu işaret, ileride trafiğin bir ada etrafında döndüğü bir kavşak olduğunu belirtir. Sorudaki işaretin şekliyle tamamen farklıdır.
- b) Açılan köprüye: Açılan köprü tehlikesini bildiren levhada, üçgen içerisinde iki yana doğru açılan bir köprü resmi bulunur. Bu işaret, genellikle gemi trafiği olan yerlerde köprünün açılarak kara yolu trafiğinin durdurulabileceği konusunda uyarır. Sorudaki levha ile ilgisi yoktur.
- d) Kontrollü demir yolu geçidine: Kontrollü, yani bariyerli (kapanlı) bir demir yolu geçidine yaklaşıldığını bildiren levhanın içinde bir çit sembolü yer alır. Eğer geçit kontrolsüz (bariyersiz) ise, levhanın içinde buharlı bir tren (lokomotif) sembolü bulunur. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.
Özet olarak, soruda gösterilen trafik işareti, sürücünün bir ana yolda ilerlediğini ve sağdan tali bir yoldan katılımın olacağı bir kavşağa yaklaştığını belirtir. Bu işareti gören sürücü, geçiş hakkı kendisinde olmasına rağmen kavşağa yaklaşırken dikkatini artırmalı ve hızını kontrol etmelidir.
Soru 14 |

Dur işareti | |
Dönüş işareti | |
Yavaşlatma işareti | |
Hızlandırma işareti |
Görselde trafik görevlisinin ışıklı çubuğu bir yay çizecek veya dairesel bir hat üzerinde hareket ettirdiği görülmektedir. Bu hareket, sürücülere dönüş yapmaları veya belirtilen yöne girmeleri gerektiğini bildiren bir işarettir. Genellikle bir kavşakta veya yönlendirmenin gerekli olduğu bir noktada, polisin işaret ettiği istikamete doğru dönüş yapılmasını veya o yola sapılmasını emreder. Bu nedenle doğru cevap 'Dönüş işareti' olan b) şıkkıdır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:- a) Dur işareti: Bu seçenek yanlıştır. Trafik polisinin 'Dur' işareti genellikle kolunu veya ışıklı çubuğu vücuduna dik bir açıyla havaya kaldırmasıyla veya doğrudan aracın önünde yatay olarak tutmasıyla verilir. Resimdeki dairesel hareket, durmayı değil, aksine yönlendirilmiş bir hareketi ifade eder.
- c) Yavaşlatma işareti: Bu seçenek de yanlıştır. 'Yavaşla' işareti için trafik polisi, kolunu veya ışıklı çubuğu aşağı ve yukarı doğru yavaşça sallar (sanki havayı aşağı doğru itiyormuş gibi). Bu hareket, sürücüye hızını düşürmesi gerektiğini anlatır. Sorudaki dairesel hareket bu anlama gelmez.
- d) Hızlandırma işareti: Bu seçenek de hatalıdır. 'Hızlan' veya 'Geç' işareti, genellikle polisin kolunu veya çubuğu dirsekten kırarak art arda kendisine doğru çekmesiyle verilir. Bu, trafiği hızlandırma amacı taşır. Resimdeki hareket ise hızlanmayı değil, belirli bir yöne sapmayı belirtir.
Özetle, trafik polisinin ışıklı çubukla yaptığı geniş ve dairesel hareketler her zaman bir yönlendirme, yani dönüş veya belirtilen yola girme anlamı taşır. Diğer işaretlerin (Dur, Yavaşla, Hızlan) kendilerine özgü, farklı hareketleri vardır. Bu işaretleri doğru yorumlamak, hem sınavda başarılı olmanız hem de trafikte güvenli bir sürüş gerçekleştirmeniz için çok önemlidir.
Soru 15 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Doğru cevap b) seçeneğindeki otomobildir. Türkiye'deki trafik kurallarına göre, otomobillerin (M1 sınıfı) yerleşim yeri dışındaki şehirler arası çift yönlü kara yollarında yasal azami hız sınırı 90 km/saattir. Bu, sürücülerin özel bir trafik işaretiyle farklı bir hız belirtilmediği sürece uyması gereken standart limittir. Bu hız sınırı, yolun genellikle tek şeritli gidiş ve tek şeritli geliş şeklinde olduğu, ortada fiziki bir ayırıcının (refüj gibi) bulunmadığı yollar için geçerlidir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım. Hem a) seçeneğindeki otobüs hem de c) seçeneğindeki kamyon, yolcu ve yük taşımacılığı yapan büyük ve ağır araçlardır. Bu araçların fren mesafeleri daha uzun olduğu ve manevra kabiliyetleri daha düşük olduğu için, güvenlik amacıyla hız limitleri otomobillere göre daha düşüktür. Bu nedenle, şehirler arası çift yönlü kara yollarındaki azami hız limitleri 80 km/saat olarak belirlenmiştir.
Benzer şekilde, d) seçeneğinde gösterilen motosikletlerin (L3 sınıfı) de bu yol tipindeki azami hızı 80 km/saattir. Dolayısıyla, otobüs, kamyon ve motosikletin bu yoldaki hız limiti 80 km/saat olduğu için bu seçenekler yanlıştır. Soruda istenen 90 km/saatlik hıza sadece otomobil ulaşabilmektedir.
Özet olarak, yerleşim yeri dışındaki şehirler arası çift yönlü kara yolunda varsayılan azami hız sınırları şöyledir:
- Otomobil: 90 km/saat
- Otobüs: 80 km/saat
- Kamyon: 80 km/saat
- Motosiklet: 80 km/saat
Bu tablo, sorunun neden otomobili doğru cevap olarak işaretlediğini net bir şekilde göstermektedir. Ehliyet sınavında bu hız limitleri sıkça sorulduğundan, farklı yol tipleri (çift yönlü yol, bölünmüş yol, otoyol) için farklı araçların hızlarını ezberlemek önemlidir.
Soru 16 |
Seyir hâlinde iken elindeki cep telefonu ile konuşmak | |
Yaya ve okul geçitlerinde aracını yavaşlatmak | |
Öndeki aracı güvenli mesafeden izlemek | |
Gidişe ayrılan sağdaki şeritte seyretmek |
Doğru Cevap: a) Seyir hâlinde iken elindeki cep telefonu ile konuşmak
Araç kullanırken sürücünün elinde cep telefonu tutarak konuşması, mesajlaşması veya telefonla ilgilenmesi, Karayolları Trafik Kanunu'na göre açıkça yasaklanmış bir davranıştır ve bir trafik suçu olarak kabul edilir. Bunun temel nedeni, bu eylemin sürücünün dikkatini yoldan ayırmasıdır. Dikkati dağılan bir sürücünün tehlikeleri fark etmesi, doğru kararlar vermesi ve tepki göstermesi gecikir, bu da kaza riskini çok büyük ölçüde artırır. Bu kuralın ihlali para cezası ile sonuçlanır.
Diğer Seçeneklerin Açıklaması:
-
b) Yaya ve okul geçitlerinde aracını yavaşlatmak: Bu bir trafik suçu değil, tam tersine sürücülerin uymakla yükümlü olduğu önemli bir kuraldır. Sürücüler, yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken hızlarını azaltmalı ve bu noktalardan geçen veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermelidir. Bu davranış, yayaların can güvenliğini korumaya yönelik zorunlu bir eylemdir.
-
c) Öndeki aracı güvenli mesafeden izlemek: Bu da bir trafik suçu olamaz; aksine en temel ve hayati güvenlik kurallarından biridir. "Takip mesafesi" olarak bilinen bu kural, öndeki aracın ani fren yapması durumunda arkadaki sürücünün güvenli bir şekilde durabilmesi için yeterli zaman ve mesafeyi bırakmasını sağlar. Takip mesafesini korumak, zincirleme kazaları önlemenin en etkili yoludur.
-
d) Gidişe ayrılan sağdaki şeritte seyretmek: Türkiye'de trafik akışı yolun sağından ilerler. Trafik kurallarına göre, sürücülerin aksine bir durum veya trafik işareti olmadıkça yolun en sağ şeridini kullanmaları esastır. Sol şeritler genellikle daha hızlı giden araçlar veya sollama yapmak (araç geçmek) için kullanılır. Bu nedenle sağ şeritte seyretmek, tamamen kurallara uygun ve doğru bir davranıştır.
Özetle, seçenekler arasında yer alan davranışlardan sadece seyir hâlinde cep telefonu kullanmak bir kural ihlali ve trafik suçudur. Diğer üç seçenek ise güvenli bir sürüş için yapılması gereken doğru ve zorunlu davranışlardır.
Soru 17 |
Işıkla veya kolla çıkış işareti vermesi | |
Aracını ve aracının etrafını kontrol etmesi | |
Yoldan geçen araç sürücülerini ikaz edip yavaşlatması | |
Sakıncalı bir durum olmadığında manevraya başlaması |
Doğru Cevap: c) Yoldan geçen araç sürücülerini ikaz edip yavaşlatması
Bu seçeneğin doğru cevap olmasının temel nedeni, trafik kurallarında geçiş hakkının her zaman akan trafikteki araçlarda olmasıdır. Park yerinden çıkan bir sürücünün, yoldan geçen araçlara yol verme zorunluluğu vardır. Kendi manevrası için yoldaki trafiği durdurma, yavaşlatma veya korna gibi sesli ikazlarla rahatsız etme gibi bir hakkı veya yetkisi yoktur. Aksine, akan trafiğin güvenliğini tehlikeye atmamak için sabırla beklemeli ve tamamen güvenli bir boşluk bulduğunda yola çıkmalıdır.
Bu davranışı sergilemek, hem trafik akışını tehlikeli bir şekilde kesintiye uğratmak hem de kazalara davetiye çıkarmak anlamına gelir. Unutmayın, yola yeni katılan sürücü akan trafiğe uyum sağlamakla yükümlüdür; akan trafikteki araçların, yola çıkan sürücüye uyum sağlama gibi bir zorunluluğu bulunmaz. Bu nedenle bu davranış, yapılması gereken bir kural değil, tam aksine yasak ve tehlikeli bir harekettir.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
Diğer seçenekler, sürücünün uyması gereken zorunlu ve doğru davranışları belirtmektedir. Soru bizden kural "olmayanı" istediği için bu şıklar elenir:
- a) Işıkla veya kolla çıkış işareti vermesi: Bu, yapılması zorunlu bir kuraldır. Sürücü, yola çıkma niyetini diğer sürücülere sinyal vererek önceden bildirmek zorundadır. Bu iletişim, trafikteki öngörülebilirliği artırır ve diğer sürücülerin tedbir almasını sağlayarak kazaları önler.
- b) Aracını ve aracının etrafını kontrol etmesi: Bu, en temel güvenlik önlemlerinden biridir. Sürücü, manevraya başlamadan önce aynalarını kontrol etmeli, "kör nokta" olarak tabir edilen ve aynalardan görünmeyen alanları kontrol etmek için başını çevirip bakmalı ve aracın etrafında (özellikle arkasında) çocuk, hayvan veya başka bir engel olup olmadığını mutlaka kontrol etmelidir.
- d) Sakıncalı bir durum olmadığında manevraya başlaması: Bu da uyulması gereken temel bir kuraldır. Sürücü, tüm kontrolleri yaptıktan sonra, hem kendisi hem de yoldaki diğer araçlar, yayalar veya bisikletliler için herhangi bir tehlike oluşturmayacak, güvenli bir anı bekleyerek manevrasına başlamalıdır. Aceleci davranmak büyük riskler taşır.
Özetle, soru bizden kurallara aykırı olan davranışı bulmamızı istiyor. Park yerinden çıkan bir sürücünün temel görevleri; niyetini belli etmek (sinyal), çevresini tam olarak kontrol etmek ve trafik için en güvenli anda yola çıkmaktır. Yoldaki araçları yavaşlatmaya veya durdurmaya çalışmak ise bu görevlerin tam tersi, tehlikeli ve kural dışı bir davranıştır.
Soru 18 |
Okul geçidi | |
Yaya geçidi | |
Hemzemin geçit | |
Rampalı geçit |
Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan ancak özel bir adı olan bir geçit türü tanımlanmaktadır. Sorunun anahtar ifadeleri "kara yolu", "demir yolu", "aynı seviyede kesişme" ve "bariyerli veya bariyersiz" olmasıdır. Bu ifadeler, belirli bir trafik tanımını işaret etmektedir ve doğru cevabı bulmak için bu tanımı bilmek gerekir.
Doğru cevap c) Hemzemin geçit seçeneğidir. "Hemzemin" kelimesi, Farsça kökenli olup "hem" (aynı, bir) ve "zemin" (yer, yüzey) kelimelerinin birleşmesiyle oluşur. Yani "aynı seviyede, aynı düzlemde" anlamına gelir. Bu tanım, sorudaki kara yolu ile demir yolunun bir alt veya üst geçit olmaksızın, doğrudan aynı seviyede kesişmesi durumunu mükemmel bir şekilde açıklar. Bu geçitler, trenin geçişi sırasında güvenliği sağlamak amacıyla bariyerli (kapanlı) olabileceği gibi, sadece trafik işaretleri ve ışıklarla kontrol edilen bariyersiz (kapansız) türde de olabilir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Okul geçidi: Bu geçit, okulların önünde veya yakınında bulunan, öğrencilerin güvenli bir şekilde karşıdan karşıya geçmeleri için özel olarak işaretlenmiş yol bölümleridir. Bu geçitlerin demir yolu ile bir ilgisi yoktur; tamamen yayaların, özellikle öğrencilerin güvenliğine odaklanmıştır.
- b) Yaya geçidi: Yayaların, araç yolunda güvenli bir biçimde karşıya geçmeleri için yol üzerine çizgilerle belirlenmiş alanlardır. Okul geçidi gibi, bu geçit de sadece yayalar ve kara yolu trafiği ile ilgilidir, demir yolunu kapsamaz.
- d) Rampalı geçit: Rampa, eğimli bir yol anlamına gelir. Rampalı geçit, genellikle bir üst geçide çıkarken veya bir alt geçide inerken kullanılan eğimli yolları ifade eder. Bu durum, yolların farklı seviyelerde olduğunu gösterir. Oysa soruda "aynı seviyede" kesişmeden bahsedildiği için bu seçenek tanım ile tamamen çelişmektedir.
Özetle, bir kara yolu ile tren yolunun aynı düzlemde kesiştiği, bariyerli veya bariyersiz olabilen bu özel geçiş noktalarına verilen teknik ve doğru isim hemzemin geçit'tir. Bu tür geçitlere yaklaşırken sürücülerin son derece dikkatli olmaları, hızlarını azaltmaları ve geçiş hakkının daima demir yolu taşıtlarına ait olduğunu bilmeleri hayati önem taşır.
Soru 19 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Bu soruda, bir trafik polisinin sürücülere "yavaşlamaları" gerektiğini bildirmek için kullandığı özel el-kol hareketinin hangisi olduğunu tespit etmemiz istenmektedir. Trafik görevlisinin her hareketinin belirli bir anlamı vardır ve sürücülerin bu işaretleri doğru yorumlaması, trafiğin güvenli ve düzenli akışı için hayati önem taşır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.
a) Doğru Cevap: Bu seçenekteki görselde trafik görevlisi, kollarından birini dirsekten bükmeden yana doğru uzatmış ve elini aşağı yukarı sallamaktadır. Bu hareket, uluslararası geçerliliği olan "Trafiği Yavaşlatma" işaretidir. Görevli bu işareti yaptığında, o yönden gelen sürücülerin hızlarını azaltarak kontrollü bir şekilde ilerlemeleri gerektiğini anlamaları gerekir. Bu, bir tehlikeye yaklaşılıyor olabileceği veya trafiğin ileride durma noktasına gelebileceği anlamına gelebilir.
b) Yanlış Cevap: Bu görselde trafik görevlisi her iki kolunu da yanlara doğru tamamen açmış durumdadır. Bu işaret, görevlinin kollarının gösterdiği istikametlerdeki (yani sağındaki ve solundaki) trafiğin "geçebileceğini" belirtir. Aynı anda, görevlinin ön ve arka tarafında kalan trafiğin ise "durması" gerektiğini ifade eder. Dolayısıyla bu bir "Geç" ve "Dur" işaretidir, "Yavaşla" işareti değildir.
c) Yanlış Cevap: Bu seçenekte görevli, kollarından birini dik bir şekilde yukarı kaldırmıştır. Bu hareket, tüm yönlerdeki trafik için genel bir "Dur" emridir. Bu işaret, genellikle trafik akış yönünün değiştirileceğini bildirmek için kullanılır ve trafik ışıklarındaki sarı ışık ile aynı anlama gelir. Sürücülerin yola çıkmaya hazırlanması veya emniyetli bir şekilde durmaya hazırlanması gerektiğini belirtir. Bu nedenle "Yavaşla" anlamına gelmez.
d) Yanlış Cevap: Bu görselde ise trafik görevlisi, koluyla belirli bir yönü işaret ederek "Geç" veya "Hızlan" talimatı vermektedir. Genellikle trafiğin sıkıştığı anlarda akışı hızlandırmak veya duran bir araca hareket etmesini söylemek için kullanılır. Bu hareket, yavaşlamanın tam tersi bir anlama sahiptir ve sürücüleri ilerlemeye teşvik eder. Bu sebeple bu seçenek de yanlıştır.
Özetle, trafik görevlisinin hareketlerinin anlamları şöyledir:
- a şıkkı: Kolu aşağı yukarı sallamak → Yavaşla
- b şıkkı: Kollar iki yanda açık → Kollar yönündeki trafik geçsin, ön ve arka dursun
- c şıkkı: Tek kol havada → Bütün yönler için dur (hazırlan)
- d şıkkı: Kolla bir yönü işaret etmek → Geç / Hızlan
Soru 20 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Doğru cevap a seçeneğidir. Resimde bir otobüs görülmektedir. Türkiye'deki trafik mevzuatına göre, yolcu taşımacılığı yapan otobüs, minibüs ve sürücü dahil 9'dan fazla oturma yeri olan otomobillerde yangın söndürme cihazı bulundurulması zorunludur. Bu kuralın temel amacı, bir yangın anında araçta bulunan çok sayıda insanın can güvenliğini sağlamak ve yangına hızlıca müdahale etme imkanı tanımaktır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. b seçeneğindeki motosiklet için yangın söndürme cihazı zorunluluğu yoktur. Motosikletlerin yapısı gereği bu cihazı taşımak için uygun bir yer bulunmamaktadır ve yönetmelik bu araçları zorunluluk kapsamı dışında tutmuştur. Benzer şekilde, d seçeneğindeki bisiklet motorsuz bir taşıt olduğu için yangın riski taşımaz ve bu nedenle herhangi bir yangın söndürme ekipmanı gerektirmez.
c seçeneğinde gösterilen traktör de genellikle bu zorunluluktan muaftır. Tarım veya iş makinesi olarak kullanılan standart traktörlerde yangın söndürme cihazı bulundurma şartı aranmaz. Ancak, tehlikeli madde taşıyan veya özel amaçlarla donatılmış bazı iş makinelerinde farklı güvenlik donanımları istenebilmektedir, fakat genel kural traktörler için bir zorunluluk olmaması yönündedir.
Özetle, yangın söndürme cihazı bulundurma zorunluluğu, taşıdığı yolcu sayısı veya yükün cinsi ve ağırlığı nedeniyle daha yüksek risk taşıyan araçlar için getirilmiştir. Bu kuralın geçerli olduğu başlıca araçlar şunlardır:
- Otomobil, minibüs ve otobüsler
- Kamyon, kamyonet ve çekiciler
- Tehlikeli madde taşıyan araçlar (Bu araçlarda daha özel ve fazla sayıda cihaz gerekebilir)
Soru 21 |
Şekle göre, 1 numaralı aracın sürücüsü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?

Öndeki araca takip mesafesinden daha fazla yaklaşmalı | |
Takip mesafesine uyarak bulunduğu şeridi izlemeli | |
Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli | |
Öndeki aracın geç işaretine uymalı |
Bu soruda, görseldeki trafik durumuna göre 1 numaralı araç sürücüsünün yapması gereken doğru davranışın ne olduğu sorulmaktadır. Doğru kararı verebilmek için öncelikle yoldaki trafik işaretlerini, özellikle de yol çizgilerini doğru yorumlamak gerekir.
Görseli incelediğimizde, iki şeritli bir yolda ilerleyen araçları görüyoruz. Bu iki şeridi birbirinden ayıran en önemli unsur ise devamlı (düz) beyaz çizgidir. Trafik kurallarına göre, devamlı yol çizgisi, görüş mesafesinin kısıtlı olduğu tepe üstü, viraj gibi yerlerde bulunur ve şerit değiştirmenin, dolayısıyla öndeki aracı geçmenin (sollama yapmanın) kesinlikle yasak olduğunu belirtir. Sürücüler bu çizgiyi geçemezler.
Doğru Cevap: b) Takip mesafesine uyarak bulunduğu şeridi izlemeli
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, yoldaki devamlı çizginin getirdiği yasaktır. 1 numaralı araç sürücüsü sollama yapamayacağı için kendi şeridinde kalmak zorundadır. Aynı zamanda, trafikteki en temel güvenlik kurallarından biri olan ve öndeki araçla arasında olası bir tehlike anında güvenle durabilecek kadar mesafe bırakmayı ifade eden takip mesafesi kuralına uymalıdır. Bu nedenle, en güvenli ve yasalara uygun davranış, takip mesafesini koruyarak şeridi izlemektir.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:
- a) Öndeki araca takip mesafesinden daha fazla yaklaşmalı: Bu davranış "tampona yapışmak" olarak da bilinir ve son derece tehlikelidir. Öndeki aracın ani fren yapması durumunda kazaya sebep olur. Takip mesafesi kuralı, tam da bu tür kazaları önlemek için vardır ve bu kurala uymak zorunludur.
- c) Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli: Yoldaki devamlı çizgi, bu manevranın yasak olduğunu açıkça göstermektedir. Bu yasağa rağmen öndeki aracı geçmeye çalışmak, hem kural ihlalidir hem de karşı yönden gelebilecek bir araçla kafa kafaya çarpışma riskini doğurur. Bu nedenle kesinlikle yanlıştır.
- d) Öndeki aracın geç işaretine uymalı: Trafikte sollama yapma kararı ve sorumluluğu, tamamen sollama yapacak olan sürücüye aittir. Öndeki sürücü, yolu boş görerek size "geç" işareti verse bile, yoldaki devamlı çizgi gibi bir yasak varken bu işarete uyamazsınız. Sürücü, her zaman trafik kurallarını ve işaretlerini öncelikli olarak dikkate almalıdır.
Özetle, yoldaki devamlı çizgi "sollama yapma, şeridinde kal" anlamına gelir. Bu durumda sürücünün yapması gereken tek doğru davranış, güvenli takip mesafesini koruyarak kendi şeridinde seyrine devam etmektir.
Soru 22 |

Hızlandırma işareti | |
Yavaşlatma işareti | |
Dönüş işareti | |
Dur işareti |
Bu soruda, bir trafik görevlisinin geceleyin ışıklı işaret çubuğuyla yaptığı belirli bir hareketin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Görselde, görevlinin çubuğu geniş bir kavisle veya dairesel bir şekilde hareket ettirerek belirli bir yönü işaret ettiği görülmektedir. Bu işaretler, sürücülerin trafik ışıklarının veya levhalarının yetersiz kaldığı durumlarda uyması gereken en yetkili talimatlardır.
Doğru cevap c) Dönüş işareti seçeneğidir. Trafik görevlisinin ışıklı çubuğu bu şekilde kullanarak yaptığı dairesel ve yönlendirici hareket, sürücülere "belirtilen yöne dön" veya "o yönden devam et" talimatını verir. Bu işaret, trafiği bir kavşaktan döndürmek, bir yola yönlendirmek veya şerit değiştirmeyi belirtmek için kullanılır. Hareketin kendisi, akışın devam etmesini ancak belirli bir istikamete doğru olmasını emreder.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Hızlandırma işareti: Bu seçenek yanlıştır. Trafik görevlisi trafiği hızlandırmak istediğinde, kolunu veya ışıklı çubuğu trafiğin akış yönünde daha hızlı ve tekrarlı bir şekilde sallar. Bu hareket, sürücülere daha çabuk ilerlemeleri gerektiğini anlatır. Sorudaki dairesel ve yönlendirici hareket bu anlama gelmez.
- b) Yavaşlatma işareti: Bu seçenek de yanlıştır. Trafik görevlisinin yavaşlama talimatı, kolunu veya ışıklı çubuğu yukarıdan aşağıya doğru yavaş ve kesik kesik hareket ettirmesiyle verilir. Bu hareket, sürücülere hızlarını düşürmeleri için yapılan bir uyarıdır ve görseldeki hareketle ilgisi yoktur.
- d) Dur işareti: Bu seçenek de hatalıdır. "Dur" işareti, en kesin talimatlardan biridir ve genellikle görevlinin kolunu veya ışıklı çubuğu dik bir şekilde havaya kaldırmasıyla veya aracın gidiş yönüne doğru yatay olarak uzatmasıyla verilir. Görseldeki hareket, trafiği durdurmak yerine tam tersine akışını yönlendirmeyi amaçlamaktadır.
Özetle, trafik görevlisinin ışıklı çubuğu dairesel bir hareketle belirli bir yönü göstermesi, sürücülerin o yöne dönmesi veya ilerlemesi gerektiği anlamına gelen bir "Dönüş İşareti"dir. Bu işaretleri doğru anlamak, özellikle gece sürüşlerinde ve trafiğin yoğun olduğu bölgelerde güvenliğiniz için çok önemlidir.
Soru 23 |
2 | |
3 | |
6 | |
7 |
Bu soruda, bir sürücünün trafik kurallarını ihlal ederek biriktirdiği ceza puanlarının belirli bir sınırı aşması durumunda uygulanacak yaptırım sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, bu durumun "bir yıl içinde" ve "birinci defa" gerçekleşmesidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre ceza puanı sisteminin nasıl işlediğini bilmek, doğru cevabı bulmak için esastır.
Doğru cevap a) 2 seçeneğidir. Türkiye'deki trafik mevzuatına göre, bir sürücü, trafik kuralı ihlalinin yapıldığı tarihten geriye doğru son bir yıl içinde toplam 100 ceza puanına ulaşır veya bu puanı aşarsa ve bu durum ilk kez tespit edilirse, sürücü belgesine iki (2) ay süreyle el konulur. Bu sürenin sonunda sürücünün belgesini geri alabilmesi için belirli bir trafik ve çevre bilgisi eğitimini başarıyla tamamlaması gerekmektedir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. 3 ay, 6 ay ve 7 ay gibi süreler, 100 ceza puanının ilk kez aşılması durumunda uygulanan standart ceza süresi değildir. Örneğin, 6 ay süreyle ehliyete el konulması, genellikle ilk defa alkollü araç kullanırken yakalanma gibi daha ciddi ve tekil suçlar için geçerlidir. 3 ve 7 ay ise bu ceza puanı sistematiğinde yer almayan, kafa karıştırmak amacıyla verilmiş çeldirici şıklardır.
Bu konuyu daha iyi anlamak için ceza puanı sisteminin aşamalarını bilmek önemlidir. Bu sistem, sürücüleri kurallara uymaya teşvik etmek için kademeli bir yaptırım uygular:
- Birinci Defa 100 Puanı Aşmak: Ehliyete 2 ay süreyle el konulur ve sürücü trafik eğitimine tabi tutulur.
- İkinci Defa 100 Puanı Aşmak (aynı yıl içinde): Ehliyete 4 ay süreyle el konulur ve sürücü psiko-teknik değerlendirmeye gönderilir.
- Üçüncü Defa 100 Puanı Aşmak (aynı yıl içinde): Sürücü belgesi süresiz olarak iptal edilir.
Dolayısıyla, soruda "birinci defa" vurgusu yapıldığı için doğru cevap net bir şekilde 2 aydır.
Soru 24 |
20 | |
30 | |
40 | |
50 |
Bu soruda, Türkiye'deki trafik kurallarına göre, bir şehrin veya kasabanın içinde, yani "yerleşim yeri içinde" seyahat eden belirli araç türlerinin uyması gereken temel hız sınırı sorulmaktadır. Özellikle minibüs, otobüs ve kamyonlar için geçerli olan ve herhangi bir trafik levhasıyla farklı bir hız belirtilmediği durumlardaki azami (en yüksek) hızın ne olduğu istenmektedir. Bu, sürücülerin bilmesi gereken en temel ve genel kurallardan biridir.
Doğru cevap "d) 50" seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aksini gösteren bir trafik işareti bulunmadığı sürece, yerleşim yerleri içindeki yollarda bütün motorlu araçlar için (belirtilen bazı istisnalar hariç) azami hız sınırı saatte 50 kilometredir. Bu kural otomobiller için geçerli olduğu gibi, soruda belirtilen minibüs, otobüs ve kamyonlar için de geçerlidir. Bu nedenle, genel kural olarak şehir içinde 50 km/s hızını aşmamak esastır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince; 20, 30 ve 40 km/s gibi hızlar genel bir kural değildir. Bu hız limitleri, genellikle özel durumlar için trafik işaretleri ile belirlenir. Örneğin, bir okul bölgesine, yaya geçidine veya trafiğin yavaşlatılması gereken dar bir sokağa yaklaştığınızda "30" veya "20" yazan hız limiti levhaları görebilirsiniz. Ancak bu levhalar sadece o belirli bölge için geçerlidir ve yerleşim yerinin tamamı için standart hız limitini temsil etmezler.
Özetle, ehliyet sınavı için aklınızda tutmanız gereken en önemli bilgi şudur: Bir yerleşim yeri (şehir, ilçe, köy merkezi vb.) levhasını geçtikten sonra, farklı bir hız limiti gösteren bir levha görmediğiniz sürece hızınız 50 km/s'i geçmemelidir. Bu kural, araç tipi ayrımı yapmaksızın çoğu motorlu taşıt için standarttır.
- Doğru Cevap (50 km/s): Yerleşim yeri içindeki standart azami hızdır.
- Yanlış Cevaplar (20, 30, 40 km/s): Sadece özel olarak levhalarla belirtilen okul, hastane, yaya bölgesi gibi alanlarda geçerli olabilen istisnai hızlardır.
- Anahtar İfade: Sorudaki "aksine bir işaret yoksa" ifadesi, sizden özel durumları değil, genel kuralı bilmenizi istemektedir.
Soru 25 |

1 numaralı aracın sola dönüş yapması | |
3 numaralı aracın sola dönüş yapması | |
2 numaralı aracın sağa dönüş yapması | |
1 numaralı aracın durmadan kavşağa girmesi |
Görseldeki en önemli ipucu, 1 numaralı aracın bulunduğu yoldaki "DUR" levhasıdır. Bu levha, Tali Yol-Ana Yol kavşaklarında tali yoldan gelen sürücünün, ana yola girmeden önce mutlaka durması gerektiğini belirtir. Sürücü, kavşak girişindeki durma çizgisinde aracını tamamen durdurmalı, ana yoldaki araçların geçmesini beklemeli ve yolun güvenli olduğundan emin olduktan sonra hareket etmelidir.
Şimdi seçenekleri bu kural çerçevesinde değerlendirelim:
- a), b) ve c) seçenekleri neden yanlıştır?
1 numaralı aracın sola dönüş yapması (a), 3 numaralı aracın sola dönüş yapması (b) ve 2 numaralı aracın sağa dönüş yapması (c) temel olarak yasaklanmış manevralar değildir. 1 numaralı araç, "DUR" levhasına uyup durduktan ve yolu kontrol ettikten sonra sola dönebilir. 2 ve 3 numaralı araçlar ise ana yolda oldukları için geçiş önceliğine sahiptirler ve herhangi bir yasaklayıcı işaret olmadığı için belirtilen yönlere dönüş yapabilirler.
- d) seçeneği neden doğrudur?
1 numaralı aracın durmadan kavşağa girmesi kesinlikle yasaktır. "DUR" levhasının en temel ve kesin emri, sürücünün kavşağa girmeden önce tam olarak durmasıdır. Bu kurala uymamak, ana yoldan gelen araçlar için büyük bir kaza riski oluşturur ve trafik kurallarının ciddi bir ihlalidir. Bu nedenle, seçenekler arasında yapılması yasak olan tek hareket budur.
Özetle, bu sorunun anahtarı "DUR" levhasının anlamını bilmektir. Bu levhayı gören bir sürücü, yavaşlayarak değil, mutlaka tam olarak durmak zorundadır. Bu nedenle 1 numaralı aracın durmadan kavşağa girmesi yasaktır ve doğru cevap d şıkkıdır.
Soru 26 |

Hızını artırarak kavşağa girmesi | |
Uygun mesafede mutlaka durması | |
Yavaş ve dikkatli bir şekilde geçmesi | |
Ana yoldan gelen araçlara yol vermemesi |
Görseldeki en önemli ipucu, sürücünün önünde bulunan sarı baklava şeklindeki "Ana Yol" levhasıdır. Bu levha, sürücünün bulunduğu yolun öncelikli, yani geçiş üstünlüğüne sahip bir yol olduğunu bildirir. Bu durumda, kavşağa diğer yollardan (tali yollardan) bağlanacak olan araçlar, ana yoldaki bu sürücüye yol vermek zorundadır.
Ancak, geçiş üstünlüğüne sahip olmak, kavşağa kontrolsüz ve hızlı bir şekilde girilebileceği anlamına gelmez. Trafiğin en temel kuralı can güvenliğidir. Kavşaklar her zaman potansiyel tehlike bölgeleridir. Diğer sürücülerin hata yapabileceği, bir yayanın yola çıkabileceği veya bir acil durum aracının yaklaşıyor olabileceği her zaman düşünülmelidir.
- Doğru Cevap: c) Yavaş ve dikkatli bir şekilde geçmesi
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, geçiş üstünlüğü olsa dahi sürücünün kavşağa yaklaşırken hızını azaltmasının ve çevresini kontrol ederek dikkatli bir şekilde geçmesinin zorunlu olmasıdır. Bu, "savunmacı sürüş" tekniğinin bir gereğidir ve olası kazaları önlemenin en etkili yoludur. Sürücü, hakkını kullanırken aynı zamanda güvenliği de sağlamakla yükümlüdür.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Hızını artırarak kavşağa girmesi: Bu davranış son derece tehlikelidir ve trafik kurallarına tamamen aykırıdır. Kavşaklara yaklaşırken hız her zaman azaltılmalıdır, asla artırılmaz.
- b) Uygun mesafede mutlaka durması: Durma zorunluluğu, yalnızca kırmızı ışık yandığında veya "DUR" levhası bulunduğunda geçerlidir. Ana yol levhası, geçiş önceliği olduğunu belirtir, durma zorunluluğu getirmez. Gereksiz yere durmak, arkadan gelen trafiği de tehlikeye atabilir.
- d) Ana yoldan gelen araçlara yol vermemesi: Bu ifade kafa karıştırıcıdır, çünkü sürücü zaten ana yoldadır. Eğer "tali yoldan gelen araçlara yol vermemesi" kastediliyorsa, bu durum geçiş hakkının bir sonucudur fakat yapılması gereken zorunlu eylem değildir. Sürücünün asıl zorunluluğu, bu hakkını güvenli bir şekilde kullanmak için yavaş ve dikkatli olmaktır.
Soru 27 |

Traktörün geçebileceğini | |
Traktörün giremeyeceğini | |
Traktörlerin park edebileceğini | |
Sadece traktörün girebileceğini |
Bu soruda, gösterilen trafik işaretinin sürücülere ne anlattığı ve hangi kuralı bildirdiği sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, hem sınav başarısı hem de trafikte can ve mal güvenliği için hayati öneme sahiptir. Şimdi bu işaretin anlamını ve seçenekleri detaylı bir şekilde inceleyelim.
Doğru Cevabın Açıklaması (b şıkkı)
Gördüğümüz levha, bir Trafik Tanzim İşaretidir. Bu tür işaretlerin genel kuralı şudur: Kırmızı renkli daire şeklindeki levhalar, bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Levhanın içindeki sembol ise bu yasağın hangi araç türü veya eylem için geçerli olduğunu gösterir. Bu levhada kırmızı daire içinde bir traktör figürü bulunmaktadır. Bu iki bilgiyi birleştirdiğimizde, levhanın anlamı "Traktör Girişi Yasak" yani "Traktör Giremez" olur. Bu nedenle, b) Traktörün giremeyeceğini seçeneği doğrudur.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
- a) Traktörün geçebileceğini: Bu seçenek, levhanın anlamının tam tersidir. Trafikte yasaklama ve kısıtlama bildiren işaretler genellikle kırmızı renklidir. Bir aracın geçişine izin verildiğini veya bir yasağın sona erdiğini belirten levhalar farklıdır. Dolayısıyla bu şık yanlıştır.
- c) Traktörlerin park edebileceğini: Bu levha, bir yola girişi yasaklar, park etme ile ilgili bir kural belirtmez. Park etme kurallarını bildiren levhalar genellikle "P" harfi içerir veya üzerinde farklı semboller olan (örneğin duraklama ve park etme yasağını gösteren) mavi veya kırmızı dairelerdir. Bu sebeple bu şık da yanlıştır.
- d) Sadece traktörün girebileceğini: Bir yolun sadece belirli bir araç türüne ayrıldığını belirten levhalar "Mecburiyet Bildiren" işaretlerdir ve genellikle mavi zemin üzerine beyaz sembollerle gösterilirler. Kırmızı daire bir yasaklama belirttiği için "sadece" bu aracın girebileceği anlamını taşımaz, tam aksine o aracın giremeyeceğini belirtir. Bu nedenle bu şık da hatalıdır.
Özetle: Ehliyet sınavında ve trafikte unutmamanız gereken en temel kurallardan biri şudur; kırmızı çerçeveli yuvarlak levhalar bir YASAK bildirir. Levhanın içindeki resim, yasağın kimin veya ne için geçerli olduğunu size söyler. Bu sorudaki levha, traktörlerin bu yola girmesinin yasak olduğunu net bir şekilde ifade etmektedir.
Soru 28 |

Bisiklet yolunu kullanması | |
Yayaları ikaz ederek bekletmesi | |
Sol şeride geçip yoluna devam etmesi | |
Bu bölgede azami 30 kilometre/saathızla gitmesi |
Doğru cevap d) Bu bölgede azami 30 kilometre/saat hızla gitmesi seçeneğidir. Çünkü resimdeki trafik levhası, bir yaya bölgesine veya okul geçidine yaklaşıldığını ve bu bölgede uyulması gereken azami hız sınırını belirtir. Levhanın altındaki "30" ibaresi, sürücünün saatte 30 kilometreyi geçmemesi gerektiğini açıkça gösteren bir hız sınırlamasıdır. Bu nedenle, sürücünün yapması gereken en temel ve doğru hareket, hızını bu sınıra düşürmektir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:-
a) Bisiklet yolunu kullanması: Bu seçenek yanlıştır. Resmin sağ tarafında görülen bisiklet yolu, adından da anlaşılacağı gibi sadece bisikletlilerin kullanımı için ayrılmıştır. Motorlu araçların bu yolları kullanması kesinlikle yasaktır ve bir trafik kuralı ihlalidir.
-
b) Yayaları ikaz ederek bekletmesi: Bu seçenek son derece tehlikeli ve yanlıştır. Görüntüde bir yaya geçidi bulunmaktadır ve trafik levhası da bu bölgenin yayalar için önemli olduğunu vurgulamaktadır. Yaya geçitlerinde geçiş üstünlüğü her zaman yayalardadır. Sürücü, yayaları korna veya selektörle ikaz edip yollarını kesmek yerine, yavaşlayarak veya tamamen durarak onlara yol vermelidir.
-
c) Sol şeride geçip yoluna devam etmesi: Bu seçenek de yanlıştır. Yaya geçidine yaklaşırken şerit değiştirmek, özellikle yayaları görmeyen diğer sürücüler için tehlikeli durumlar oluşturabilir. Ayrıca, hız limiti ve yaya önceliği kuralı o bölgedeki tüm şeritler için geçerlidir; sol şeride geçmek sürücüyü bu sorumluluklardan kurtarmaz.
Sonuç olarak, 2 numaralı araç sürücüsü, önündeki uyarı ve hız limiti levhasına uymalıdır. Bu levha, sürücüye hem yaya tehlikesine karşı dikkatli olması gerektiğini hatırlatır hem de uyması gereken maksimum hız sınırını net bir şekilde bildirir. Bu nedenle sürücünün yapması gereken ilk ve en doğru hareket, hızını saatte 30 kilometrenin altına düşürmektir.
Soru 29 |

Hızını artırması | |
Hızını azaltması | |
Duraklama yapmaması | |
Takip mesafesini artırması |
Doğru cevap a) Hızını artırması seçeneğidir. Çünkü kaygan bir yolda hız artırmak, sürücünün araç üzerindeki kontrolünü kaybetme riskini ciddi şekilde yükseltir. Tekerleklerin yol ile olan teması (çekiş gücü) zaten zayıflamışken hızı artırmak, savrulma, patinaj yapma veya fren mesafesinin tehlikeli biçimde uzaması gibi sonuçlara yol açar. Bu nedenle, bu levhayı gören bir sürücünün yapacağı en tehlikeli ve yanlış hareket hızını artırmaktır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna, yani sürücünün neden bu davranışları yapması gerektiğine bakalım:- b) Hızını azaltması: Bu, yapılması gereken en temel ve doğru davranıştır. Hızı düşürmek, aracın kontrolünü kolaylaştırır, direksiyon hakimiyetini artırır ve olası bir tehlike anında güvenli bir şekilde durabilmek için sürücüye gerekli zamanı tanır. Kaygan yol levhası görüldüğünde ilk yapılması gereken hız azaltmaktır.
- c) Duraklama yapmaması: Tehlikeli ve kaygan olduğu belirtilen bir yol kesiminde, özellikle viraj veya tepe üstü gibi görüşün kısıtlı olduğu yerlerde, zorunlu bir durum olmadıkça duraklama yapmak diğer sürücüler için risk oluşturabilir. Arkadan gelen bir aracın da kayarak duramayabileceği düşünülmelidir. Bu nedenle akıcı bir şekilde, yavaşlayarak bölgeyi geçmek en doğrusudur.
- d) Takip mesafesini artırması: Kaygan zeminde fren mesafesi kuru zemine göre çok daha fazla uzar. Öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda ona çarpmamak için aradaki takip mesafesini normalden daha fazla olacak şekilde artırmak, hayati öneme sahip bir güvenlik tedbiridir.
Özetle, "Kaygan Yol" işareti görüldüğünde hız azaltılmalı, takip mesafesi artırılmalı ve gereksiz yere duraklama yapılmamalıdır. Hızı artırmak ise bu durumda yapılacak en büyük hatadır ve kazaya davetiye çıkarır. Bu yüzden sorunun cevabı "Hızını artırması" seçeneğidir.
Soru 30 |

Sis ışıkları | |
Park ışıkları | |
Acil uyarı ışıkları | |
Yakını gösteren ışıklar |
Doğru cevap d) Yakını gösteren ışıklar'dır. Uzağı gösteren ışıklar (uzun farlar), aydınlatmanın yetersiz olduğu yollarda ileriyi net görebilmek için kullanılır ancak karşı yönden gelen sürücünün gözünü alarak geçici körlüğe neden olabilir. Bu tehlikeli durumu önlemek için, bir araçla karşılaşıldığında veya bir aracı takip ederken, ışıklar derhal yakını gösteren (kısa) farlara alınmalıdır. Kısa farlar, yolu yaklaşık 25 metre kadar aydınlatır ve ışık hüzmesi aşağıya doğru yönlendirildiği için karşıdaki sürücüyü rahatsız etmez.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:- a) Sis ışıkları: Sis ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, yalnızca sis, yoğun kar veya şiddetli yağmur gibi görüş mesafesinin çok düştüğü hava koşullarında kullanılmalıdır. Normal hava koşullarında kullanılması hem gereksizdir hem de diğer sürücülerin dikkatini dağıtabilir. Bu nedenle sorudaki senaryo için yanlış bir seçenektir.
- b) Park ışıkları: Park ışıkları, aracın park halindeyken diğer sürücüler tarafından fark edilmesini sağlamak amacıyla kullanılır. Sürüş sırasında yolu aydınlatmak için yeterli güce sahip değildirler. Sadece park ışıklarıyla gece araç kullanmak, hem sürücünün yolu görmesini engeller hem de yasa dışı olduğu için son derece tehlikelidir.
- c) Acil uyarı ışıkları: Acil uyarı ışıkları (dörtlüler), aracın arıza yaptığı, tehlikeli bir şekilde yavaşladığı veya yol kenarında durduğu acil durumları belirtmek için kullanılır. Hareket halindeyken normal sürüş esnasında yakılmazlar çünkü bu, diğer sürücüler için kafa karıştırıcı bir sinyaldir. Bu ışıkların amacı yolu aydınlatmak değil, bir tehlikeyi bildirmektir.
Özetle, gece sürüşlerinde güvenlik ve diğer sürücülere saygı esastır. Karşı yönden bir araç geldiğinde veya önünüzdeki bir aracı yakından takip ettiğinizde, göz kamaşmasını önlemek için daima uzağı gösteren (uzun) farlardan yakını gösteren (kısa) farlara geçiş yapılmalıdır. Bu kural, hem sizin hem de diğer sürücülerin yolu güvenli bir şekilde görmesini sağlar.
Soru 31 |
Yalnız I | |
I ve II | |
I ve III | |
I, II ve III |
I- İtfaiye araçları: Yangın, sel, kaza gibi acil durumlara müdahale eden itfaiye araçları, olay yerine en hızlı şekilde ulaşmak zorundadır. Bu nedenle, görev sırasında sirenlerini ve tepe lambalarını kullanarak geçiş üstünlüğü hakkını kullanırlar. Diğer sürücülerin bu araçlara yol vermesi zorunludur. Dolayısıyla bu öncül doğrudur.
III- Yaralı ve acil hasta taşıyan araçlar: Ambulanslar ve benzeri cankurtaran araçları, hayat kurtarmak gibi kritik bir görev üstlenirler. Hastayı veya yaralıyı en kısa sürede sağlık kuruluşuna ulaştırmak için zamana karşı yarışırlar. Bu sebeple, trafikteki en önemli geçiş üstünlüğüne sahip araçlardan biridirler. Dolayısıyla bu öncül de doğrudur.
Doğru cevabın c) I ve III olmasının sebebi, hem itfaiye araçlarının hem de ambulans gibi acil hasta taşıyan araçların Karayolları Trafik Kanunu'na göre geçiş üstünlüğüne sahip olarak tanımlanmasıdır. Bu araçlar, görevlerini yerine getirirken diğer tüm araçlara göre önceliklidir ve diğer sürücüler bu araçların geçişini kolaylaştırmakla yükümlüdür.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- II- Toplu taşıma araçları: Bu öncül, sınavda en çok karıştırılan noktadır. Otobüs, minibüs gibi toplu taşıma araçlarının geçiş üstünlüğü yoktur. Bu araçların sahip olduğu hak, "geçiş kolaylığı"dır. Bu kural, toplu taşıma araçlarının duraklardan çıkış yaparken diğer sürücülerin onlara yol vermesini ifade eder. Ancak bu hak onlara kırmızı ışıkta geçme veya hız limitini aşma gibi bir yetki vermez. Bu nedenle II numaralı öncül yanlıştır.
Bu bilgiler ışığında diğer şıkları değerlendirelim:
- a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır, çünkü yaralı ve acil hasta taşıyan araçları (III) içermemektedir.
- b) I ve II: Bu seçenek, toplu taşıma araçlarını (II) yanlış bir şekilde dahil ettiği için hatalıdır.
- d) I, II ve III: Bu seçenek de yine toplu taşıma araçlarının (II) geçiş üstünlüğü olmadığını göz ardı ettiği için yanlıştır.
Soru 32 |

Ambulans | |
Polis aracı | |
İş makinesi | |
İtfaiye aracı |
Geçiş üstünlüğüne sahip araçların kendi aralarında karşılaşmaları durumunda uygulanacak olan geçiş hakkı sıralaması, taşıdıkları görevin aciliyetine ve insan hayatı için taşıdığı öneme göre belirlenmiştir. Bu sıralamayı kolayca hatırlamak için CİPS kuralı olarak bilinen bir kısaltma kullanılır. Bu kural, araçların baş harflerinden oluşur ve geçiş önceliğini belirtir.
CİPS kuralının açılımı ve sıralaması şu şekildedir:
- C - Cankurtaran (Ambulans)
- İ - İtfaiye
- P - Polis aracı
- S - Sivil Savunma araçları
Bu sıralamaya göre, bir kavşakta bu araçlar aynı anda bulunduğunda, ilk geçiş hakkı her zaman can ve yaralı taşıyan ambulansındır. Ondan sonra itfaiye, daha sonra polis aracı ve son olarak sivil savunma araçları geçiş yapar.
Şimdi seçenekleri bu kurala göre değerlendirelim:
a) Ambulans ✓ (DOĞRU)CİPS kuralına göre sıralamanın en başında C harfi ile temsil edilen Cankurtaran, yani ambulans yer alır. İnsan hayatını kurtarma görevi en öncelikli görev kabul edildiği için, diğer tüm geçiş üstünlüğüne sahip araçlardan önce geçiş hakkı ambulansa aittir. Bu nedenle doğru cevap budur.
b) Polis aracıPolis aracı, CİPS kuralında P harfi ile temsil edilir ve sıralamada üçüncü sırada yer alır. Bu yüzden, hem ambulanstan hem de itfaiyeden sonra geçiş hakkına sahiptir. Kavşakta ambulans ve itfaiye varken ilk geçiş hakkını kullanamaz.
c) İş makinesiİş makineleri, Karayolları Trafik Kanunu'na göre geçiş üstünlüğüne sahip araçlar sınıfında yer almaz. Bu araçlar trafikte özel izinlerle bulunsalar bile, bir ambulans, itfaiye veya polis aracı gibi acil durum geçiş önceliğine sahip değildirler. Bu nedenle, bu kavşaktaki diğer tüm araçlara yol vermek zorundadır.
d) İtfaiye aracıİtfaiye aracı, CİPS kuralında İ harfi ile temsil edilir ve sıralamada ikinci sıradadır. Yangın ve benzeri acil durumlara müdahale ettiği için önceliği yüksektir ancak insan hayatı taşıyan ambulanstan sonra gelir. Dolayısıyla, ilk geçiş hakkı itfaiyeye ait değildir, ambulansa yol vermelidir.
Soru 33 |
1,5 | |
2,5 | |
3,5 | |
4,5 |
Bu soruda, ticari olarak yolcu taşıyan ve şoför dahil 9 kişiden fazla kapasitesi olan (yani minibüs ve otobüs gibi) araçların şoförlerinin, mola vermeden, aralıksız (devamlı) olarak en fazla ne kadar süre araç kullanabileceği sorulmaktadır. Bu, şoförlerin yorgunluğa bağlı kaza yapmalarını önlemek için getirilmiş önemli bir kuraldır.
Doğru cevap d) 4,5 saat seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, ticari amaçla yük ve yolcu taşımacılığı yapan şoförler, 24 saatlik bir süre içerisinde devamlı olarak en fazla 4,5 saat araç kullanabilirler. Bu sürenin sonunda, şoförlerin yasal olarak mola vermesi zorunludur. Bu kural, uzun yolda dikkat dağınıklığını ve yorgunluğu en aza indirmeyi amaçlar.
4,5 saatlik kesintisiz sürüşün ardından şoförlerin en az 45 dakika mola vermesi gerekir. Eğer şoförler isterlerse, bu 45 dakikalık molayı, 4,5 saatlik sürüş süresi içerisinde en az 15'er dakikalık parçalar halinde de kullanabilirler. Örneğin, 2 saat araç kullandıktan sonra 15 dakika, ardından 2,5 saat daha kullandıktan sonra 30 dakika mola verebilirler. Önemli olan, 4,5 saatlik sürüş periyodu bittiğinde toplamda 45 dakikalık dinlenmenin tamamlanmış olmasıdır.
Bu soruda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, "devamlı" ve "toplam" sürüş süresi arasındaki farktır.
- Devamlı Sürüş Süresi: Mola vermeden, aralıksız olarak araç kullanılabilecek en uzun süredir ve bu süre 4,5 saattir.
- Toplam Günlük Sürüş Süresi: Bir şoförün 24 saatlik bir dilimde, molalarla birlikte kullanabileceği toplam süredir ve bu süre 9 saati geçemez.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince: a) 1,5 saat, b) 2,5 saat ve c) 3,5 saat seçenekleri, yönetmelikte belirtilen yasal sınırın altındadır. Bir şoför bu süreler kadar araç kullanabilir, ancak soru "en fazla kaç saat" diye sorduğu için yasal olarak izin verilen maksimum süreyi bulmamız gerekmektedir. Bu nedenle 4,5 saat doğru cevaptır; diğer şıklar ise bu kural için belirlenmiş yasal bir anlam taşımayan, yanıltıcı seçeneklerdir.
Soru 34 |

90 | |
100 | |
110 | |
120 |
Bu soruda, görseldeki aracın (otomobil) uyması gereken azami hız sınırı sorulmaktadır. Sorunun doğru çözümü için üç önemli detayı birleştirmemiz gerekir: aracın cinsi, yolun tipi ve yolun konumu. Bu üç bilgiyi doğru bir şekilde analiz ettiğimizde cevaba kolayca ulaşabiliriz.
Soru metninde ve görselde verilen bilgileri inceleyelim:
- Araç Cinsi: Görselde bir otomobil bulunmaktadır.
- Yolun Konumu: "Yerleşim yeri dışındaki" bir yoldan bahsedilmektedir.
- Yolun Tipi: "Bölünmüş yollarda" ifadesi kullanılmıştır. Bölünmüş yol, gidiş ve geliş yönlerinin bir ayırıcı (refüj, bariyer vb.) ile birbirinden ayrıldığı yollardır.
Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, bu üç şart bir araya geldiğinde otomobiller için belirlenmiş olan standart hız sınırı saatte 110 kilometredir. Bu nedenle doğru cevap "c" şıkkıdır. Bu kural, sürücülerin hızlarını yolun yapısına ve güvenliğine göre ayarlamalarını sağlamak için konulmuştur ve herhangi bir hız sınırı levhası bulunmadığı durumlarda geçerlidir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu hız sınırları da farklı durumlar için geçerlidir ancak bu sorunun koşullarına uymazlar.
- a) 90 km/s: Bu hız sınırı, otomobiller için yerleşim yeri dışındaki iki yönlü karayollarında geçerlidir. İki yönlü karayolları, ortasında bir ayırıcı bulunmayan ve karşı yönden gelen trafikle ayrılmamış yollardır. Soru "bölünmüş yol" dediği için bu seçenek yanlıştır.
- b) 100 km/s: Bu hız sınırı genellikle minibüs ve otobüs gibi araçların bölünmüş yollardaki azami hızıdır. Soruda verilen araç bir otomobil olduğu için bu seçenek de yanlıştır. Araç cinsine göre hız sınırlarının değiştiğini unutmamak önemlidir.
- d) 120 km/s: Bu hız sınırı, otomobiller için otoyollarda (erişme kontrollü karayolu) geçerli olan temel azami hızdır. Otoyollar, bölünmüş yollardan daha yüksek standartlara sahip, özel giriş ve çıkışları olan yollardır. Soru "bölünmüş yol" belirttiği için bu seçenek de doğru değildir.
Özetle: Soruda belirtilen otomobil, yerleşim yeri dışında ve bölünmüş bir yolda ilerlediği için uyması gereken yasal azami hız sınırı 110 km/s'tir. Bu nedenle doğru cevap c) 110 seçeneğidir.
Soru 35 |
Geri dönmesini | |
Motoru durdurmasını | |
Harekete hazırlanmasını | |
Biraz sonra kırmızı ışığın yanacağını |
Bu soruda, bir kavşakta kırmızı ışıkta beklerken ışıkların değişim sırasındaki bir anın sürücü için ne anlama geldiği test edilmektedir. Sorunun kilit noktası, kırmızı ışık ile sarı ışığın birlikte yanması durumudur. Bu, trafik ışık döngüsündeki çok özel bir anı ifade eder ve her sürücünün bu sinyalin anlamını doğru bilmesi gerekir.
Doğru cevap c) Harekete hazırlanmasını seçeneğidir. Trafik kurallarına göre, kırmızı ışık "Dur" anlamına gelir. Kırmızı ışık sönmeden sarı ışığın da yanmaya başlaması, "Dur" emrinin sona ermek üzere olduğunu ve hemen ardından yeşil ışığın yanacağını bildirir. Bu bir ön uyarıdır ve sürücüye kalkış için hazırlık yapması gerektiğini (örneğin vitesi boştan almak, fren pedalından ayağını çekmeye hazırlanmak gibi) işaret eder.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Geri dönmesini: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Trafik ışıkları, ileri yöndeki trafik akışını kontrol eder. Hiçbir ışık kombinasyonu sürücüye geri dönmesi veya geri manevra yapması talimatını vermez. Kavşak gibi bir yerde geri dönmek son derece tehlikeli ve kural dışıdır.
- b) Motoru durdurmasını: Bu seçenek de yanlıştır. Kırmızı ve sarı ışığın birlikte yanması, bekleme süresinin bitmek üzere olduğunu ve hareketin çok yakında başlayacağını gösterir. Bu durumda motoru durdurmak, yeşil ışık yandığında zaman kaybına neden olur ve trafiğin akışını yavaşlatır.
- d) Biraz sonra kırmızı ışığın yanacağını: Bu seçenek, sarı ışığın diğer göreviyle karıştırılmaktadır. Yeşil ışıktan sonra tek başına yanan sarı ışık, yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu ve biraz sonra kırmızı ışığın yanacağını bildirir. Ancak soruda belirtilen kırmızı ile birlikte yanan sarı ışık, bunun tam tersi bir anlama gelir ve kalkışa hazırlık yapılması gerektiğini ifade eder.
Özet olarak, trafik ışıklarında kırmızı ve sarı ışığın aynı anda yandığını gördüğünüzde, bu yeşil ışığın yanmasına saniyeler kaldığı anlamına gelir. Bu durumda aracınızı hareket ettirmemeli, ancak güvenli bir kalkış için hazırlıklarınızı tamamlamalısınız. Bu kural, trafik akışının daha düzenli ve verimli olmasını sağlar.
Soru 36 |
Aracın düşük hızda sürülmesi | |
Yakıt deposunun boşaltılması | |
Aracın yüksek devirde kullanılması | |
Lastik hava basınçlarının düşürülmesi |
Bu soruda, dizel motorlu bir araca yanlışlıkla benzin konulması gibi oldukça ciddi ve motora zarar verebilecek bir durumda yapılması gereken en doğru hareketin ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu durum, araç mekaniği ve yakıt sistemleri hakkında temel bilgi gerektiren önemli bir konudur. Doğru müdahale, binlerce liralık masrafın önüne geçebilir.
Doğru Cevap: b) Yakıt deposunun boşaltılması
Dizel motorlar ile benzinli motorların çalışma prensipleri ve kullandıkları yakıtların özellikleri tamamen farklıdır. Dizel yakıtı (mazot), aynı zamanda yağlı bir yapıya sahiptir ve yüksek basınçlı yakıt pompası ile enjektörler gibi hassas sistem elemanlarını yağlama görevi görür. Benzin ise tam tersine, yağ çözücü ve aşındırıcı bir özelliğe sahip, kuru bir yakıttır.
Dizel depoya benzin konulduğunda ve araç çalıştırıldığında, benzin bu yağlama özelliğini ortadan kaldırır. Yakıt pompası ve enjektörler yağlanmadan, çok yüksek basınç ve sürtünme altında çalışmaya başlar. Bu durum, çok kısa sürede bu parçalarda geri dönülemez hasarlara, aşınmalara ve arızalara yol açar. Bu nedenle yapılacak tek doğru şey, bu yanlış yakıtın motora ve yakıt sistemine ulaşmasını engellemektir. Bunun için de araç kesinlikle çalıştırılmadan yakıt deposu tamamen boşaltılmalı ve sistem temizlenmelidir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Aracın düşük hızda sürülmesi: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Aracı düşük hızda da olsa sürmek, motorun çalıştığı ve yanlış yakıt karışımının yakıt sisteminde dolaştığı anlamına gelir. Bu durum, yukarıda bahsedilen hasarın yavaş yavaş ama kesin olarak gerçekleşmesine neden olur. Hasarı engellemek yerine, hasarın oluşmasını sağlamış olursunuz.
- c) Aracın yüksek devirde kullanılması: Bu, seçenekler arasındaki en kötü ve en zararlı eylemdir. Aracı yüksek devirde kullanmak, yakıt pompasının daha hızlı çalışmasına ve sisteme daha fazla yanlış yakıt pompalanmasına neden olur. Bu da yağsız kalan parçaların çok daha hızlı aşınmasını ve motorun çok daha kısa sürede, çok daha büyük bir hasar almasını sağlar.
- d) Lastik hava basınçlarının düşürülmesi: Bu seçeneğin konuyla hiçbir ilgisi yoktur. Lastik basıncı, aracın yol tutuşu ve yakıt tüketimi ile ilgili bir ayardır. Yakıt sistemine yanlış yakıt konulması gibi mekanik bir sorunla uzaktan yakından bir bağlantısı bulunmamaktadır. Bu tür ilgisiz seçenekler, sınavda dikkati dağıtmak için konulan çeldirici şıklardır.
Soru 37 |
Yalnız I | |
I ve II | |
II ve III | |
I, II ve III |
- I- Tam gazdan kaçınmak: Rodaj döneminde motor parçaları henüz birbirine tam olarak alışmamıştır. Motora tam gaz vererek aniden yüksek devirlere çıkmak, bu hassas parçalar üzerinde aşırı basınç, sürtünme ve ısı yaratır. Bu durum, parçaların düzgün bir şekilde alışması yerine, anormal bir şekilde aşınmasına veya hatta çizilmesine neden olabilir. Bu nedenle, motorun sağlığı için tam gaz vermekten kesinlikle kaçınılmalıdır.
- II- Ani hızlanmalardan kaçınmak: Ani hızlanmalar da tıpkı tam gaz vermek gibi motora bir anda aşırı yük bindirir. Motor devri aniden yükselir ve bu durum, alışma sürecindeki parçalar için zararlıdır. Rodaj döneminde amaç, motoru farklı devirlerde, ancak yumuşak ve kademeli bir şekilde çalıştırmaktır. Gaz pedalına nazikçe basarak sakin bir sürüş yapmak, parçaların birbirine sağlıklı bir şekilde uyum sağlamasına yardımcı olur.
- III- Aynı vitesle uzun zaman gitmekten kaçınmak: Bu madde, rodaj döneminin en önemli ancak en sık gözden kaçırılan kurallarından biridir. Motoru sürekli olarak aynı devirde ve aynı viteste çalıştırmak (örneğin, otoyolda saatlerce 100 km/s hızla sabit gitmek), pistonların ve segmanların silindir içinde sadece belirli bir aralıkta çalışmasına neden olur. Sağlıklı bir rodaj için motorun değişken devirlerde çalıştırılması gerekir. Farklı viteslerde ve farklı hızlarda (ancak ani hızlanmalardan kaçınarak) aracı kullanmak, parçaların tüm çalışma yüzeyleri boyunca dengeli bir şekilde alışmasını sağlar.
Bu üç maddeyi değerlendirdiğimizde, hepsinin sağlıklı bir motor alıştırma süreci için kritik öneme sahip olduğunu görüyoruz. Motorun uzun ömürlü ve performanslı olması için hem aşırı yüklenmelerden (tam gaz ve ani hızlanma) kaçınmak, hem de motoru tekdüze bir çalışmadan koruyarak (farklı vites ve devirlerde kullanmak) dinamik bir şekilde alıştırmak gerekir.
Şimdi seçenekleri inceleyelim:
- a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Sadece tam gazdan kaçınmak yeterli değildir; ani hızlanmalar ve sabit devirde sürüş de motor için zararlıdır.
- b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Motoru aşırı yükten korumak önemlidir, ancak motorun farklı devirlerde çalıştırılması gerektiğini belirten III. maddeyi içermediği için yetersiz kalır.
- c) II ve III: Bu seçenek de eksiktir. Ani hızlanmalardan ve sabit devirde sürüşten kaçınmak doğru olsa da, en temel kurallardan biri olan "tam gaz vermemek" ilkesini (I. madde) dışarıda bırakmaktadır.
- d) I, II ve III: Bu seçenek, başarılı bir rodaj dönemi için gerekli olan tüm temel kuralları içermektedir. Motora aşırı yük bindirmemek (I ve II) ve motoru değişken devirlerde çalıştırarak parçaların düzgün alışmasını sağlamak (III) için bu üç kurala da uyulmalıdır. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 38 |
Bujinin daha iyi ateşlemesine | |
Farların daha canlı yanmasına | |
Akünün daha çabuk bitmesine | |
Elektrik tesisatının yanmasına |
Doğru Cevabın Açıklaması (d) Elektrik tesisatının yanmasına
Araçtaki her elektrik kablosu, belirli bir kalınlığa sahiptir ve bu kalınlığa göre güvenle taşıyabileceği bir maksimum akım (amper) kapasitesi vardır. Sigortalar, bu kabloların kapasitesinden biraz daha düşük bir amper değerine sahip olacak şekilde seçilir. Örneğin, 15 amper akıma dayanabilen bir kablo demetini korumak için 10 amperlik bir sigorta kullanılır. Böylece devrede bir sorun olup akım 10 amperi geçtiğinde, kablolar ısınmaya bile fırsat bulamadan sigorta atar ve sistemi korur.
Eğer siz 10 amperlik yanmış bir sigortayı, 20 veya 30 amper gibi daha yüksek değerli bir sigortayla değiştirirseniz veya sigortayı bir telle sararak köprülerseniz, devrenin korumasını ortadan kaldırmış olursunuz. Bu durumda, devrede bir kısa devre veya arıza olduğunda akım 15-20 amper seviyelerine çıksa bile yeni sigorta atmayacaktır. Ancak bu yüksek akıma dayanamayan kablolar aşırı derecede ısınacak, üzerlerindeki plastik yalıtım eriyecek ve sonunda bu durum elektrik tesisatının alev almasına, yani yanmasına neden olacaktır. Bu, araç yangınlarının en yaygın nedenlerinden biridir.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
- a) Bujinin daha iyi ateşlemesine: Sigortanın görevi bir sistemin performansını artırmak değil, onu korumaktır. Ateşleme sistemi, fabrikasyon olarak belirlenmiş voltaj ve akım değerleriyle çalışır. Sigortanın amperini yükseltmek, bujiye giden elektrik akımını artırmaz veya ateşlemeyi daha "iyi" yapmaz. Sadece ateşleme sisteminde bir arıza olduğunda onu korumasız bırakır.
- b) Farların daha canlı yanmasına: Farların parlaklığı, ampulün gücü (watt) ve aküden gelen standart voltaj ile ilgilidir. Sigorta, bir regülatör gibi akımı ayarlamaz; sadece tehlikeli bir seviyeye ulaştığında keser. Daha yüksek amperli bir sigorta takmak, farlara giden normal akımı değiştirmez ve bu nedenle farların daha canlı yanmasını sağlamaz. Aksine, far devresindeki bir arızada tesisatın yanmasına yol açar.
- c) Akünün daha çabuk bitmesine: Sigorta, kendisi elektrik tüketen bir parça değildir. Sadece bir anahtar gibi devreyi açıp kapatır. Akünün çabuk bitmesi, genellikle şarj sistemindeki bir arıza, aracın bir yerinde elektrik kaçağı olması veya akünün ömrünün bitmesi gibi nedenlerden kaynaklanır. Sigorta değerini değiştirmek, akünün normal deşarj hızını doğrudan etkilemez.
Özetle, sigorta aracınızın elektrik sisteminin cankurtaranıdır. Yanmış bir sigorta her zaman aynı amper değerindeki yenisi ile değiştirilmelidir. Farklı bir değer kullanmak veya telle sarmak gibi geçici çözümler, aracınızı ve dolayısıyla sizi büyük bir yangın tehlikesiyle karşı karşıya bırakır.
Soru 39 |

Rot | |
Fren | |
Motor | |
Direransiyel |
Doğru cevap c) Motor seçeneğidir. Resimde soru işareti ile gösterilen büyük ve merkezi parça, aracın motorudur. Motor, yakıtı (benzin, dizel, LPG vb.) hava ile karıştırıp yakarak bir patlama oluşturur ve bu patlamadan elde ettiği ısı enerjisini mekanik enerjiye, yani harekete dönüştürür. Bu güç, daha sonra aktarma organları vasıtasıyla tekerleklere iletilir ve aracın ilerlemesini sağlar. Kısacası, bir aracın hareket edebilmesi için gereken temel gücü üreten sistem motordur.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Rot: Rot veya rot kolu, direksiyon sisteminin bir parçasıdır. Sürücü direksiyonu çevirdiğinde, bu hareketin tekerleklere iletilmesini ve tekerleklerin sağa veya sola dönmesini sağlar. Yani aracın yönünü belirler, ancak hareket için güç üretmez.
- b) Fren: Fren sistemi, aracın hareketini yavaşlatmak veya tamamen durdurmak için kullanılır. Tekerleklerin dönme hareketine karşı bir sürtünme kuvveti uygulayarak çalışır. Dolayısıyla, güç üretmek yerine mevcut hareketi sonlandırma görevini üstlenir; görevi motorun tam tersidir.
- d) Diferansiyel: Diferansiyel, motorda üretilen gücü tekerleklere dağıtan bir aktarma organıdır. Özellikle viraj dönerken, aracın iç ve dış tekerleklerinin farklı hızlarda dönmesine olanak tanıyarak güvenli ve dengeli bir sürüş sağlar. Diferansiyel gücü üretmez, sadece motordan gelen gücü tekerleklere iletir ve düzenler.
Sonuç olarak, resimde gösterilen parça motordur ve aracın hareketi için gerekli olan gücü üreten yegane sistemdir. Bu nedenle doğru cevap "Motor" olmalıdır.
Soru 40 |
Distribütör | |
Karbüratör | |
Egzoz manifoldu | |
Benzin otomatiği |
Doğru cevap b) Karbüratör'dür. Karbüratör, eski nesil benzinli araçlarda bulunan ve motorun ihtiyacına göre benzin ile havayı belirli oranlarda karıştırarak silindirlere gönderen bir yakıt sistemi elemanıdır. Motorun devrine, yüküne ve sıcaklığına göre bu karışım oranını (örneğin soğuk havada daha zengin, normal seyirde daha fakir karışım gibi) hassas bir şekilde ayarlar. Bu nedenle, benzin-hava karışımını ayarlama görevi doğrudan karbüratöre aittir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Distribütör: Bu parça yakıt sisteminin değil, ateşleme sisteminin bir elemanıdır. Görevi, ateşleme bobininden gelen yüksek gerilimi doğru zamanda doğru silindirin bujisine dağıtmaktır. Yani yakıt karışımını hazırlamakla değil, hazırlanan karışımı ateşlemek için kıvılcım göndermekle ilgilidir.
- c) Egzoz manifoldu: Bu parça, yanma sonrası silindirlerde oluşan atık gazları toplayarak egzoz borusuna yönlendiren egzoz sisteminin bir parçasıdır. Yakıtın motora girmesiyle değil, yandıktan sonra motordan atılmasıyla ilgili bir görev yapar. Dolayısıyla benzin-hava karışımını ayarlayamaz.
- d) Benzin otomatiği (Yakıt Pompası): Yakıt sisteminin bir parçası olmasına rağmen görevi karışım hazırlamak değildir. Benzin otomatiğinin görevi, yakıt deposundaki benzini çekerek karbüratöre veya enjeksiyon sistemine göndermektir. Yani sadece yakıtın taşınmasını sağlar, havalı karışım oranını ayarlamaz.
Özetle, motor için gerekli olan yanıcı karışımı bir "aşçı" gibi hazırlayan ve oranını ayarlayan parça karbüratördür. Distribütör kıvılcımı çakar, egzoz manifoldu dumanı atar ve benzin otomatiği de sadece benzini taşır. Bu nedenle doğru cevap Karbüratör'dür.
Soru 41 |
Sürekli olarak yüksek hızda kullanıldığında | |
Kontrol ve bakımı doğru şekilde yapıldığında | |
Çok ıslak ya da tozlu ortamda çalıştırıldığında | |
Üretim amacına uygun olarak kullanılmadığında |
Doğru Cevap: b) Kontrol ve bakımı doğru şekilde yapıldığında
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, bir aracın periyodik kontrol ve bakımlarının yapılmasının, soruda belirtilen tüm olumlu sonuçları doğrudan sağlamasıdır. Düzenli bakım; fren, lastik, direksiyon gibi güvenlik açısından kritik olan sistemlerin her zaman düzgün çalışmasını sağlar, bu da güvenli bir sürüş demektir. Aynı zamanda, motor yağı değişimi, hava filtresi temizliği ve lastik basınçlarının doğru ayarlanması gibi işlemler motorun verimli çalışmasını sağlayarak yakıt tüketimini düşürür, bu da sürüşü ekonomik hale getirir. Verimli çalışan bir motor ve düzgün işleyen diğer aksamlar, arızaların önüne geçerek sorunsuz bir sürüş sunar. Son olarak, bakımlı bir motor yakıtı daha temiz yakar ve egzoz emisyon sistemleri (katalitik konvertör gibi) görevini tam olarak yapar, bu da hava kirliliğinin azaltılmasına en büyük katkıyı sağlar.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
-
a) Sürekli olarak yüksek hızda kullanıldığında: Bu seçenek yanlıştır çünkü yüksek hızda araç kullanmak, yakıt tüketimini önemli ölçüde artırır ve bu durum ekonomik değildir. Ayrıca, yüksek hız kaza riskini artırdığı için güvenli bir sürüşle çelişir. Motorun yüksek devirde çalışması, emisyon değerlerini de artırarak hava kirliliğine daha fazla neden olur.
-
c) Çok ıslak ya da tozlu ortamda çalıştırıldığında: Bu seçenek, aracın performansını olumlu etkileyen bir durum değil, tam tersine olumsuz etkileyebilecek bir dış çevre koşuludur. Islak zeminler yol tutuşunu azaltarak güvenliği tehlikeye atar. Tozlu ortamlar ise aracın hava filtresinin daha çabuk tıkanmasına neden olarak motor performansını ve yakıt ekonomisini düşürür.
-
d) Üretim amacına uygun olarak kullanılmadığında: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır. Bir aracı üretim amacının dışında kullanmak (örneğin, bir binek otomobili ile ağır yük taşımak gibi) aracın mekanik aksamına zarar verir, yakıt tüketimini artırır ve ciddi güvenlik riskleri oluşturur. Bu durum, aracın daha çabuk yıpranmasına ve daha fazla kirletici gaz salmasına yol açar.
Özetle, bir aracın güvenli, ekonomik, sorunsuz ve çevre dostu olmasının temel şartı, o aracın düzenli olarak kontrol edilmesi ve bakımlarının zamanında ve doğru bir şekilde yapılmasıdır. Diğer şıklar, bu ideallere ulaşmayı engelleyen veya tam tersi sonuçlar doğuran durumlardır.
Soru 42 |
Boş | |
1. vites | |
2. vites | |
3. vites |
Doğru cevap a) Boş seçeneğidir. Vites boş konumdayken, motor ile tekerlekler arasındaki güç bağlantısı kesilmiş olur. Bu sayede marşa bastığınızda motor çalışır ancak bu gücü tekerleklere iletmez. Sonuç olarak, araç yerinde sabit kalır ve ani, kontrolsüz bir hareket yapmaz. Bu, motoru çalıştırmanın en güvenli ve mekanik olarak en doğru yoludur.
Diğer seçenekler olan 1., 2. veya 3. vitesin yanlış olmasının temel sebebi ise tehlike oluşturmalarıdır. Eğer araç bu viteslerden birindeyken motor çalıştırılırsa, motorun ürettiği ilk hareket gücü doğrudan tekerleklere aktarılır. Bu durum, aracın debriyaja basılmamışsa aniden ileri doğru sıçramasına (fırlamasına) neden olur. Bu kontrolsüz hareket, park halindeyken öndeki araca, bir duvara veya bir insana çarpma gibi ciddi kazalara yol açabilir.
Her ne kadar günümüzdeki birçok modern manuel vitesli araç, güvenlik önlemi olarak debriyaj pedalına basılmadan marş almasa da, ehliyet sınavlarında öğretilen ve her zaman uygulanması gereken evrensel kural budur. Debriyaja bassanız bile, vitesin boşta olması alışkanlığı, olası bir dalgınlıkta veya ayağınızın debriyajdan kayması durumunda sizi ve çevrenizi koruyan ek bir güvenlik katmanıdır. Bu nedenle en doğru ve profesyonel yöntem, aracı çalıştırmadan önce vitesi boşa alıp, debriyaja tam basarak marşa basmaktır.
Özetle, araç motorunu ilk çalıştırırken vitesin boş konumda olmasının sebepleri şunlardır:
- Güvenlik: Aracın aniden ileri veya geri fırlayarak kazaya neden olmasını engeller.
- Mekanik Koruma: Motor ve marş motoru, aracı hareket ettirme yükü olmadan daha rahat çalışır, bu da parçaların ömrünü uzatır.
- Doğru Sürüş Alışkanlığı: Bu, her sürücünün edinmesi gereken temel bir güvenlik alışkanlığıdır.
Soru 43 |
Konjektör | |
Marş motoru | |
Alternatör | |
Şarj dinamosu |
Bu soruda, duran bir motoru çalıştırmak için gereken ilk mekanik gücü, yani ilk dönüş hareketini hangi parçanın sağladığı sorulmaktadır. Arabanın kontağını çevirdiğinizde motorun kendi kendine çalışmaya başlamasını sağlayan kritik bir parça vardır. Bu parçayı ve diğer seçeneklerin görevlerini inceleyelim.
Doğru cevap b) Marş motoru'dur. Marş motoru, aküden aldığı elektrik enerjisini kullanarak mekanik bir dönme hareketi üreten küçük ve güçlü bir elektrik motorudur. Siz kontağı çevirdiğinizde, marş motorunun dişlisi ileri çıkarak motorun ana miline bağlı olan volan dişlisine kenetlenir ve onu döndürmeye başlar. Bu ilk döndürme hareketi, pistonların silindirler içinde hareket etmesini, yakıt-hava karışımının silindirlere çekilmesini ve ateşlemenin başlamasını sağlar; böylece motor kendi gücüyle çalışmaya başlar.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım:
- a) Konjektör: Bu parça, aracın şarj sisteminin bir elemanıdır. Alternatörün ürettiği elektriğin voltajını düzenler. Görevi, akünün aşırı şarj olmasını önlemek ve elektrik sistemini yüksek voltajdan korumaktır. Motorun ilk hareketini vermekle hiçbir ilgisi yoktur.
- c) Alternatör: Alternatör, motor çalışmaya başladıktan sonra devreye girer. Motorun hareketinden faydalanarak mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirir. Bu elektrikle hem aracın aküsünü şarj eder hem de far, radyo gibi elektrikli sistemlerin çalışmasını sağlar. Yani, motoru başlatan değil, motor çalıştıktan sonra elektrik üreten parçadır.
- d) Şarj dinamosu: Şarj dinamosu, alternatör ile temelde aynı görevi yapan, ancak daha eski teknolojiye sahip bir parçadır. Eski model araçlarda bulunur ve motor çalışırken elektrik üreterek aküyü şarj eder. Tıpkı alternatör gibi, motorun ilk hareketini vermez, aksine çalışmak için motorun hareketine ihtiyaç duyar.
Özetle, motoru çalıştırmak için gereken ilk itme gücünü veya dönme hareketini marş motoru sağlar. Alternatör ve konjektör ise motor çalıştıktan sonra devreye giren şarj sisteminin parçalarıdır. Bu nedenle doğru cevap "Marş motoru" seçeneğidir.
Soru 44 |
İki çizgisi arasında | |
Alt çizgisinden aşağıda | |
Üst çizgisinden yukarıda | |
Yağ çubuğunda hiç görülmemeli |
Doğru cevap a) İki çizgisi arasında seçeneğidir. Motor yağı çubuğunun ucunda genellikle iki belirgin işaret bulunur. Bunlardan alttaki çizgi yağın olması gereken en düşük seviyeyi (Minimum - MIN), üstteki çizgi ise en yüksek seviyeyi (Maksimum - MAX) belirtir. Motorun sağlıklı ve verimli çalışabilmesi için yağ seviyesinin bu iki çizginin arasında olması gerekir. Bu aralık, motorun tüm hareketli parçalarının yeterince yağlanmasını sağlarken, aynı zamanda aşırı yağ basıncından kaynaklanabilecek sorunları da önler.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- b) Alt çizgisinden aşağıda: Eğer yağ seviyesi minimum çizgisinin altındaysa, bu durum motorda yeterli miktarda yağ olmadığını gösterir. Yetersiz yağlama, motor parçaları arasında aşırı sürtünmeye, bu da hararetin yükselmesine ve motorun ciddi şekilde hasar görmesine, hatta "motorun yatak sarması" olarak bilinen arızaya yol açabilir. Bu, motor için çok tehlikeli bir durumdur ve acilen yağ eklenmesi gerekir.
- c) Üst çizgisinden yukarıda: Motora gereğinden fazla yağ koymak da en az eksik olması kadar zararlıdır. Fazla yağ, motorun içinde krank mili tarafından çırpılarak köpürebilir ve yağlama özelliğini yitirebilir. Ayrıca, motor içinde oluşan aşırı basınç, keçeler ve contalar gibi sızdırmazlık elemanlarına zarar vererek yağ sızıntılarına neden olabilir. Bu nedenle yağ seviyesi asla maksimum çizgisini geçmemelidir.
- d) Yağ çubuğunda hiç görülmemeli: Bu, seçenekler arasındaki en kritik ve tehlikeli durumdur. Yağ çubuğunda hiç yağ görünmüyorsa, motorda yağ kalmamış veya tehlikeli derecede azalmış demektir. Bu durumda motor kesinlikle çalıştırılmamalıdır. Motoru bu halde çalıştırmak, dakikalar hatta saniyeler içinde geri dönüşü olmayan çok büyük hasarlara yol açacaktır.
Soru 45 |
I ve II. | |
I, III ve IV. | |
II, III ve IV. | |
I, II, III ve IV. |
Öncelikle soruda verilen her bir maddeyi, "kişiye, topluma, kamuya ve çevreye" verilen zararlar çerçevesinde değerlendirelim:
- I. Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi: Bu durum, doğrudan bir kamu malına verilen zarardır. Çünkü bu ağaçlar belediyeler veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kamu kurumları tarafından dikilir ve bakılır. Aynı zamanda ağaçlar ekosistemin bir parçası olduğu için bu durum dolaylı olarak çevreye de bir zarardır.
- II. Köprü ve tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması: Ulaşımın aksaması, binlerce insanın işine, okuluna veya hastaneye geç kalmasına neden olur. Bu durum, zaman ve iş gücü kaybı yarattığı için doğrudan topluma verilen bir zarardır. Aynı zamanda bu aksaklıkların yönetimi ve giderilmesi için kamu kaynakları (polis, acil durum ekipleri) kullanıldığı için kamuya da bir yük oluşturur.
- III. Trafo ve elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintilerin yaşanması: Elektrik direkleri ve trafolar, devlete veya kamu hizmeti sunan şirketlere ait altyapı unsurlarıdır. Bunlara zarar vermek net bir şekilde kamuya verilen bir zarardır. Bunun sonucunda yaşanan elektrik kesintileri ise hastanelerden evlere, iş yerlerinden okullara kadar tüm toplumun hayatını olumsuz etkiler.
- IV. Yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde büyük ekolojik zararların görülmesi: Bu madde, kazaların en tehlikeli sonuçlarından birini açıkça ifade etmektedir. Dökülen kimyasallar veya yakıtlar toprağı, su kaynaklarını ve havayı kirleterek doğrudan çevreye çok büyük zararlar verir. Bu kirlilik aynı zamanda bölgedeki insanların sağlığını tehdit ederek kişiye ve topluma da zarar vermiş olur.
Doğru Cevabın Değerlendirilmesi:
Görüldüğü gibi, verilen dört maddenin hepsi de trafik kazalarının kişisel zararların ötesinde toplumsal, kamusal ve çevresel boyutları olduğunu göstermektedir. Her bir madde, soruda belirtilen zarar türlerinden en az birine örnek teşkil etmektedir. Bu nedenle, tüm öncüller doğrudur.
- d) I, II, III ve IV: Bu seçenek, tüm maddeleri içerdiği için sorunun doğru cevabıdır. Kazaların çok yönlü ve geniş kapsamlı zararlarını tam olarak yansıtan tek seçenektir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) I ve II: Bu seçenek, kazaların kamu altyapısına (III) ve çevreye (IV) verdiği büyük zararları göz ardı ettiği için eksiktir.
- b) I, III ve IV: Bu seçenek, kazaların ulaşımı aksatarak topluma verdiği önemli zararı (II) içermediği için eksiktir.
- c) II, III ve IV: Bu seçenek de kamu malı olan yol kenarındaki ağaçların zarar görmesini (I) dışarıda bıraktığı için tam bir cevap değildir.
Özetle, ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda, trafik kazalarının etkilerini olabildiğince geniş düşünmeniz gerekir. Bir kaza sadece iki aracın çarpışması değil; trafiği durduran, elektrikleri kesen, doğayı kirleten ve kamu kaynaklarını tüketen zincirleme bir olaylar dizisidir. Bu nedenle doğru cevap D şıkkıdır.
Soru 46 |
Trafik kazası geçiren kişiler:
I. Canlarına bir zarar gelmese bile psikolojik olarak zarar görürler.
II. Kişilerin bu bozuk psikolojileri ailelerin eve topluma olumsuz yansır.
Verilenler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
I. doğru, II. yanlış | |
I. yanlış, II. doğru | |
Her ikisi de doğru | |
Her ikisi de yanlış |
I. Öncülün Değerlendirilmesi: "Canlarına bir zarar gelmese bile psikolojik olarak zarar görürler."
Bu ifade kesinlikle doğrudur. Trafik kazası, saniyeler içinde gerçekleşen ve kişinin hayatını tehlikeye atan son derece stresli bir olaydır. Kaza anında yaşanan korku, şok ve panik, kişide derin izler bırakabilir. Fiziksel bir yara almamış olmak, bu olayın zihinsel ve duygusal etkilerinden muaf olunduğu anlamına gelmez. Kazadan sonra kişilerde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), anksiyete, araç kullanma korkusu (vehophobia), uykusuzluk ve sinirlilik gibi psikolojik sorunlar görülebilir.
II. Öncülün Değerlendirilmesi: "Kişilerin bu bozuk psikolojileri ailelerine ve topluma olumsuz yansır."
Bu ifade de doğrudur ve birinci öncülün doğal bir sonucudur. Psikolojik olarak zor bir süreçten geçen bir bireyin davranışları ve ruh hali kaçınılmaz olarak sosyal çevresini etkiler. Örneğin, kaza sonrası sürekli gergin ve sinirli olan bir kişi, ailesiyle olan iletişiminde sorunlar yaşayabilir. İşine odaklanmakta zorlanabilir, bu da iş verimini düşürerek toplumsal hayata olumsuz yansır. Dolayısıyla, bireyin yaşadığı psikolojik travma, bir dalga gibi yayılarak önce ailesini, sonra da içinde bulunduğu toplumu etkiler.
Seçeneklerin İncelenmesi
- a) I. doğru, II. yanlış: Bu seçenek yanlıştır. Çünkü birinci öncülde belirtilen psikolojik zararın, kişinin sosyal çevresini etkilememesi düşünülemez. İnsan sosyal bir varlıktır ve yaşadığı olumsuzluklar çevresine yansır.
- b) I. yanlış, II. doğru: Bu seçenek de mantıksal olarak tutarsız ve yanlıştır. Eğer birinci öncülün yanlış olduğunu, yani kişilerin psikolojik olarak zarar görmediğini varsayarsak, ortada aileye ve topluma yansıyacak olumsuz bir psikoloji de olmazdı.
- c) Her ikisi de doğru: Bu seçenek doğru cevaptır. Yukarıda açıkladığımız gibi, trafik kazaları fiziksel hasar olmasa bile ciddi psikolojik travmalara yol açar (I. öncül) ve bu travmalar kişinin ailesini ve toplumu olumsuz etkiler (II. öncül).
- d) Her ikisi de yanlış: Bu seçenek, trafik kazalarının insani boyutunu tamamen göz ardı ettiği için yanlıştır. Kazaların sadece maddi hasar ve fiziksel yaralanmalardan ibaret olmadığını bilmek, sorumlu bir sürücü olmanın gereğidir.
Özetle, bu soru bize bir sürücü adayının sadece trafik kurallarını değil, aynı zamanda trafiğin insani ve toplumsal yönlerini de anlaması gerektiğini hatırlatır. Bir kaza, metal ve cam yığınından çok daha fazlasıdır; insanların ruhunda ve sosyal ilişkilerinde derin izler bırakabilen ciddi bir olaydır. Bu nedenle her iki ifade de doğrudur.
Soru 47 |
I. Canlarına bir zarar gelmese bile psikolojik olarak zarar görürler.
II. Kişilerin bu bozuk psikolojileri ailelerin eve topluma olumsuz yansır.
Verilenler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
I. doğru, II. yanlış | |
I. yanlış, II. doğru | |
Her ikisi de doğru | |
Her ikisi de yanlış |
Soru 48 |
Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi | |
Sürekli şerit değiştirerek (slalom yaparak) araç kullanması | |
Aracını kullanırken trafik kurallarının bilincinde olması | |
Trafik içindeki davranışlarının sorumluluğunu üstlenerek araç kullanması |
Bu soruda, trafikte sergilenen bir davranışın diğer yol kullanıcıları üzerindeki olumsuz etkileri sorgulanmaktadır. Soru, hangi sürücü hareketinin diğer insanları tehlikeye atacak şekilde dikkatlerini dağıtacağını veya korkuya kapılmalarına neden olacağını bulmanızı istiyor. Yani, seçenekler arasında güvenli sürüş ilkelerine aykırı, tehlikeli ve bencilce bir davranışı tespit etmelisiniz.
Doğru cevap olan b) seçeneği, trafikteki en tehlikeli ve sorumsuz davranışlardan birini ifade eder. Sürekli şerit değiştirerek, yani halk arasında bilinen adıyla "slalom yaparak" araç kullanmak, sürücünün bir sonraki hamlesini diğer sürücüler için tamamen öngörülemez kılar. Bu ani ve düzensiz hareketler, çevredeki diğer araç sürücülerinin ani fren yapmasına, direksiyon kırmasına veya ne yapacağını şaşırarak paniğe kapılmasına neden olur ve trafik akışının güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atar.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna ve neden güvenli sürüş davranışları olduğuna bakalım:
- a) Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi: Bu, ideal bir sürücüde bulunması gereken en önemli özelliklerden biridir. Yaptığı bir manevranın veya hız seçiminin diğer sürücüleri, yayaları ve yolcuları nasıl etkileyeceğini düşünen bir kişi, tehlike yaratmak yerine tam tersine güvenli bir ortam oluşturur. Bu nedenle bu cevap yanlıştır.
- c) Aracını kullanırken trafik kurallarının bilincinde olması: Trafik kuralları, karayolundaki düzeni ve herkesin can güvenliğini sağlamak için konulmuştur. Bu kuralları bilen ve onlara uyan bir sürücü, diğerleri için bir belirsizlik veya panik unsuru değil, aksine güvenilir ve öngörülebilir bir yol kullanıcısıdır. Bu yüzden bu seçenek de doğru cevap olamaz.
- d) Trafik içindeki davranışlarının sorumluluğunu üstlenerek araç kullanması: Bu, olgun ve güvenilir bir sürücü profilini tanımlar. Kendi eylemlerinin sonuçlarını kabul eden, başkalarını tehlikeye atmaktan kaçınan ve bir hata yaptığında bunun farkında olan bir sürücü, trafikte panik yaratmaz, aksine güven ortamının oluşmasına katkıda bulunur. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.
Özetle, bu soru trafikteki olumlu ve olumsuz davranışları ayırt etme yeteneğinizi ölçmektedir. Sürekli şerit değiştirmek (slalom yapmak), öngörülemez, agresif ve bencil bir davranış olduğu için diğer sürücülerde paniğe yol açar. Diğer seçeneklerde belirtilen davranışlar ise sorumlu, kurallara uyan ve bilinçli hareket etmeyi ifade eder ki bunlar güvenli bir trafik ortamının temelini oluşturur.
Soru 49 |
Kendinden çok başkalarını düşünen, başkalarının iyiliği için fedakârlık yapan ve özgeci şeklinde tanımlanır. Yardım etme davranışının bir alt kategorisidir.
Yukarıdaki açıklama hangi davranış özelliğine aittir?
Bencillik | |
Saldırganlık | |
Diğergamlık | |
Sorumsuzluk |
Bu soruda, trafikte ve sosyal hayatta önemli bir kavram olan bir davranış özelliğinin tanımı verilmiş ve bu tanımın hangi kavrama ait olduğu sorulmuştur. Sorunun metninde yer alan "kendinden çok başkalarını düşünen", "fedakârlık yapan" ve "özgeci" gibi anahtar ifadeler, bizi doğru cevaba yönlendiren ipuçlarıdır. Bu özellik, özellikle trafikte güvenli ve saygılı bir ortamın oluşması için kritik öneme sahiptir.
Doğru Cevap: c) Diğergamlık
Doğru cevap diğergamlık'tır çünkü soruda verilen tanım bu kavramı birebir karşılamaktadır. Diğergamlık, herhangi bir karşılık beklemeden, başkalarının iyiliği için çaba gösterme ve fedakârlıkta bulunma durumudur. Sorudaki "özgeci" kelimesi de zaten diğergamlık ile eş anlamlıdır ve bu kavramı pekiştirir. Trafikte aracı arızalanan bir sürücüye yardım etmek veya bir yayanın güvenle karşıya geçmesini beklemek diğergamlık örnekleridir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Bencillik: Bu kavram, diğergamlığın tam zıttıdır. Bencil bir kişi, başkalarını düşünmeden sadece kendi çıkarını ve rahatını ön planda tutar. Trafikte başkasının hakkını gasp etmek veya acil bir durumda yol vermemek bencillik davranışıdır.
- b) Saldırganlık: Bu davranış, başkalarına kasıtlı olarak zarar verme veya onları incitme eğilimidir. Trafikte korna çalarak taciz etmek, sıkıştırmak veya sözlü hakarette bulunmak saldırganlığa örnektir. Sorudaki yardım etme ve fedakârlık tanımıyla hiçbir ilgisi yoktur.
- d) Sorumsuzluk: Sorumsuzluk, bir kişinin üzerine düşen görev ve yükümlülükleri yerine getirmemesi anlamına gelir. Örneğin, aracının bakımını yaptırmamak veya trafik kurallarına uymamak birer sorumsuzluktur. Bu durum, başkalarına yardım etmekten ziyade, görevleri ihmal etmektir.
Özetle, soru metni bize karşılıksız iyilik yapma ve başkalarını önceliklendirme davranışını tarif etmektedir. Bu tanıma uyan tek kavram "diğergamlık"tır. Ehliyet sınavında bu tür sorular, sürücü adaylarının sadece kuralları değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı göstermeleri gereken olumlu tutum ve davranışları ne kadar anladığını ölçmeyi amaçlar.
Soru 50 |
Beden dili | |
Konuşma üslubu | |
Trafik adabı | |
Trafikte hak ihlali |
Bu soruda, trafikte bir sürücünün sahip olması gereken bir dizi olumlu değeri (sorumluluk, yardımlaşma, tahammül, saygı, fedakârlık, sabır) tanımlayan genel kavramın ne olduğu sorulmaktadır. Bu değerler, sadece trafik kurallarına harfiyen uymanın ötesinde, diğer yol kullanıcılarıyla birlikte uyum içinde, güvenli ve huzurlu bir trafik ortamı oluşturmak için gerekli olan ahlaki yeteneklerdir. Boşluğa gelecek olan ifade, tüm bu değerleri kapsayan bir başlık olmalıdır.
Doğru Cevap: c) Trafik adabı
Doğru cevabın "Trafik adabı" olmasının sebebi, bu ifadenin soruda sıralanan tüm değerleri tam olarak karşılamasıdır. Trafik adabı, yazılı trafik kurallarının yanı sıra, sürücülerin trafikte birbirlerine karşı göstermesi gereken nezaket, anlayış ve sorumluluk gibi yazılı olmayan davranış kurallarının bütünüdür. Sabırlı olmak, bir hata yapan sürücüye karşı tahammüllü davranmak, zor durumda olan birine yardım etmek (yardımlaşma) ve diğer sürücülerin haklarına saygı göstermek, trafik adabının temel unsurlarıdır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Beden dili: Beden dili, trafikteki iletişimin sadece küçük bir parçasıdır ve genellikle el-kol hareketleri veya mimikler gibi sözsüz ifadeleri kapsar. Soruda belirtilen sorumluluk, fedakârlık ve sabır gibi derin ahlaki değerleri tek başına tanımlayamaz. Bu nedenle bu seçenek yetersiz kalmaktadır.
- b) Konuşma üslubu: Konuşma üslubu, sürücüler arasında olası bir diyalog durumunda kullanılan dil ve ifade biçimidir. Ancak trafik, çoğunlukla sözsüz iletişimin olduğu bir ortamdır. Sabır, tahammül ve yardımlaşma gibi değerler, konuşma gerektirmeyen davranışlardır. Dolayısıyla bu seçenek, sorudaki tanımın tamamını kapsamamaktadır.
- d) Trafikte hak ihlali: Bu seçenek, soruda verilen tanımın tam zıttıdır. Hak ihlali, başkalarının haklarına saygı göstermemek, kuralları çiğnemek ve bencilce davranmak anlamına gelir. Oysa soruda saygı, sabır ve fedakârlık gibi olumlu ve yapıcı değerlerden bahsedilmektedir. Bu yüzden bu seçenek tamamen yanlıştır.
|
0/50 |











