%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Şekildeki Baş-Çene pozisyonunun aşağıdaki durumların hangisinde verilmesi sakıncalıdır?
A
Solunum güçlüğü olanlarda
B
Boyun omurlarında hasar olanlarda
C
Dilin geriye kaçıp hava yolunu tıkadığı durumlarda
D
Ağızdan ağıza yapılan suni solunum uygulamalarında
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, temel ilk yardım uygulamalarından biri olan **Baş-Çene pozisyonunun** hangi durumda tehlikeli olabileceği ve uygulanmaması gerektiği sorulmaktadır. Resimde gösterilen bu pozisyon, bilinç kaybı yaşayan kişilerde, kasların gevşemesiyle dilin geriye düşerek solunum yolunu tıkamasını önlemek ve hava yolunu açmak için kullanılır. Temel amaç, kazazedenin rahat nefes almasını sağlamaktır.

Doğru cevap B seçeneğidir. Boyun omurlarında hasar şüphesi olan bir kazazedeye Baş-Çene pozisyonu vermek son derece sakıncalıdır. Çünkü bu manevra sırasında baş geriye doğru itilir ve çene yukarı kaldırılır; bu hareket, hasar görmüş veya kırılmış boyun omurlarının yerinden oynamasına ve içinden geçen omuriliği zedelemesine neden olabilir. Omuriliğin zarar görmesi ise kazazedenin felç kalmasına hatta ölümüne yol açabilir.

Bu nedenle, özellikle trafik kazası, yüksekten düşme, darp gibi durumlarda kazazedede boyun hasarı olabileceğinden şüphelenilmelidir. Böyle bir şüphe varsa, hava yolunu açmak için Baş-Çene pozisyonu yerine, baş ve boyun hiç oynatılmadan uygulanan "Çene İtme Pozisyonu" (Jaw-Thrust) gibi alternatif bir yöntem tercih edilmelidir. Bu yöntemde ilk yardımcı kazazedenin başucuna geçerek iki eliyle alt çeneyi öne ve yukarı doğru iter.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Solunum güçlüğü olanlarda: Eğer solunum güçlüğü, dilin geriye kaçması gibi mekanik bir hava yolu tıkanıklığından kaynaklanıyorsa, Baş-Çene pozisyonu bu sorunu çözmek için yapılması gereken ilk müdahaledir. Dolayısıyla bu durumda sakıncalı değil, tam tersine hayat kurtarıcıdır.
  • c) Dilin geriye kaçıp hava yolunu tıkadığı durumlarda: Bu durum, Baş-Çene pozisyonunun uygulanmasındaki temel sebeptir. Pozisyon, dili bağlı olduğu alt çene kemiğiyle birlikte öne ve yukarı çekerek hava yolunu açar. Bu nedenle bu seçenekte pozisyonun verilmesi sakıncalı değildir, gereklidir.
  • d) Ağızdan ağıza yapılan suni solunum uygulamalarında: Suni solunuma başlamadan önce yapılması gereken ilk ve en önemli işlem, hava yolunun açık olduğundan emin olmaktır. Baş-Çene pozisyonu, hava yolunu açarak verdiğiniz nefesin mideye değil, akciğerlere ulaşmasını sağlar. Bu pozisyon verilmeden yapılan suni solunum etkisiz olur.

Özetle, Baş-Çene pozisyonu hava yolunu açmak için çok etkili ve sık kullanılan bir yöntemdir. Ancak uygulanmasındaki en büyük ve kesin kural, boyun yaralanması şüphesi olan kazazedelere asla uygulanmamasıdır. İlk yardımda her zaman "önce zarar verme" ilkesi geçerlidir ve omuriliği korumak en yüksek önceliktir.

Soru 2
Kaza yapmış bir araçta, devrilme tehlikesi belirgin olarak görülüyor ve araç sallanıyorsa, yaralılar araçtan ne zaman çıkarılmalıdır?
A
Hiç zaman kaybetmeden, hemen
B
Araç sabit bir hâle getirildikten sonra
C
Aracın cinsi ve modeli tespit edildikten sonra
D
Araç itilerek yavaşça devrilmesi sağlandıktan sonra
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kaza sonrası kritik bir durumda, yani aracın devrilme tehlikesi olduğu bir senaryoda, ilkyardımcının uygulaması gereken doğru öncelik sırası ve güvenlik ilkesi sorgulanmaktadır. Bu durum, hem yaralıların hem de kurtarmaya çalışan kişinin hayatını doğrudan etkileyen bir karar anıdır. Temel ilkyardım bilgisinin en önemli prensiplerinden biri olan "Önce Güvenlik" kuralının ne kadar anlaşıldığı test edilmektedir.

Doğru cevap b) Araç sabit bir hâle getirildikten sonra seçeneğidir. İlkyardımın ve acil durum müdahalesinin altın kuralı, önce olay yerinin güvenliğini sağlamaktır. Sallanan ve devrilme riski olan bir araç, hem içindeki yaralılar hem de yardım etmeye çalışanlar için büyük bir tehlike oluşturur. Araç sabitlenmeden yaralıları çıkarmaya çalışmak, aracın dengesini daha da bozarak devrilmesine yol açabilir ve bu durum çok daha ciddi yaralanmalara, hatta ölümlere sebep olabilir. Bu nedenle, öncelikli olarak araç tekerleklerine takoz koymak, halatla bir yere bağlamak veya başka bir araçla desteklemek gibi yöntemlerle sabitlenmeli, tehlike ortadan kaldırıldıktan sonra yaralılara müdahale edilmelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Hiç zaman kaybetmeden, hemen: Bu seçenek, insani bir dürtü olan hemen yardım etme isteğini yansıtsa da ilkyardım kurallarına aykırıdır. Güvenliği sağlanmamış bir ortamda aceleyle yapılacak bir müdahale, "kaş yapayım derken göz çıkarmak" gibi bir sonuç doğurabilir. Devrilme tehlikesi, yaralıları kurtarma çabasını bir felakete dönüştürebilir. Bu yüzden bu seçenek tehlikeli ve yanlıştır.
  • c) Aracın cinsi ve modeli tespit edildikten sonra: Bu seçenek, acil bir durumda tamamen alakasız ve zaman kaybettirici bir eylemdir. Kaza anında yaralıların hayatı söz konusuyken aracın markası, modeli veya teknik özellikleri hiçbir önem taşımaz. Bu seçenek, adayın dikkatini dağıtmak ve doğru önceliklendirme yapıp yapamadığını ölçmek için konulmuş bir çeldiricidir.
  • d) Araç itilerek yavaşça devrilmesi sağlandıktan sonra: Bu seçenek, akıl ve mantık dışı, son derece tehlikeli bir davranıştır. İçinde yaralı insanların olduğu bir aracı bilinçli olarak devirmek, mevcut yaralanmaları (özellikle omurilik yaralanmalarını) çok daha kötüleştirebilir ve yeni ölümcül yaralanmalara neden olabilir. Kurtarma operasyonları, durumu daha kötüleştirmek için değil, güvenli bir şekilde hayat kurtarmak için yapılır.

Özetle, bir kaza yerinde devrilme riski taşıyan bir araçla karşılaşıldığında, soğukkanlılığımızı korumalı ve önceliği her zaman güvenliğe vermeliyiz. Araç sabitlenmeden yapılacak her türlü kurtarma girişimi, riskleri artıracaktır. Bu nedenle, en doğru ve hayat kurtaran sıralama; önce aracı sabitlemek, sonra yaralıları çıkarmaktır.

Soru 3
İlk yardımcı sol kolu ile omzundan tutarak kazazedeyi oturur duruma getirir.

Çömelerek sağ kolunu kazazedenin bacaklarının arasından geçirir.

Kazazedenin vücudunu sağ omzuna alır.

Sol el ile kazazedenin sağ elini tutar, ağırlığı dizlerine vererek kalkar.

Kazazedenin önde boşta kalan bileğini kavrayarak kazazedeyi hızla olay yerinden uzaklaştırır.

Yukarıda uygulama basamakları verilen acil taşıma tekniği hangisidir?

A
Rentek manevrası
B
Ayak bileklerinden sürükleme
C
Koltuk altından tutarak sürükleme
D
İtfaiyeci yöntemi ile omuzda taşıma
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir ilk yardımcının kazazedeyi olay yerinden uzaklaştırmak için uyguladığı adımlar sırasıyla verilmekte ve bu acil taşıma tekniğinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Soruda tarif edilen adımları dikkatlice inceleyerek doğru tekniği bulmamız gerekir.

Doğru Cevap: d) İtfaiyeci yöntemi ile omuzda taşıma

Doğru cevabın "İtfaiyeci yöntemi ile omuzda taşıma" olmasının sebebi, soruda anlatılan uygulama basamaklarının bu tekniği birebir tarif etmesidir. Bu yöntemde ilk yardımcı, kazazedeyi omzuna alarak taşır. Sorudaki "sağ kolunu kazazedenin bacaklarının arasından geçirmesi", "kazazedenin vücudunu sağ omzuna alması" ve "kazazedenin önde boşta kalan bileğini kavraması" gibi ifadeler, itfaiyeci yönteminin kilit adımlarıdır. Bu teknik, genellikle bilinci kapalı veya yürüyemeyecek durumdaki kişileri, tek bir ilk yardımcının güvenli bir şekilde taşıması için kullanılır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Rentek manevrası: Bu teknik, araç içindeki yaralıyı omuriliğine zarar vermeden çıkarmak için kullanılır. Temel amacı baş, boyun ve gövde eksenini bozmamaktır. Soruda anlatılan adımlar, bir araçtan çıkarma operasyonunu değil, bir kişiyi omuzda taşımayı tarif etmektedir. Bu yüzden Rentek manevrası doğru cevap değildir.
  • b) Ayak bileklerinden sürükleme: Bu teknikte ilk yardımcı, kazazedenin ayak bileklerinden tutarak onu çeker ve sürükler. Bu yöntem, çok acil durumlarda, dar ve geçilmesi zor alanlarda kısa mesafeler için kullanılır. Soruda ise kazazedenin omuza alınarak kaldırıldığı ve taşındığı anlatılmaktadır; sürükleme işlemi yoktur.
  • c) Koltuk altından tutarak sürükleme: Bu yöntemde ise ilk yardımcı, kazazedenin arkasına geçerek kollarını koltuk altlarından geçirir ve ön kollarından tutarak geriye doğru sürükler. Sorudaki tarifte yine bir sürükleme değil, kazazedeyi tamamen yerden keserek omuzda taşıma işlemi vardır. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, soruda verilen uygulama basamakları, kazazedenin tek bir kişi tarafından omuzda dengeli ve güvenli bir şekilde taşınmasını sağlayan İtfaiyeci Yöntemi'ni adım adım tarif etmektedir. Bu nedenle doğru cevap "d" şıkkıdır.

Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi “kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek için olay yerinin değerlendirilmesi” işlemini kapsar?
A
Koruma
B
Bildirme
C
Kurtarma
D
Tedavi etme
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldiğinde yapılması gereken ilk yardım uygulamalarının temel adımlarından biri sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, "kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek" ve "olay yerinin değerlendirilmesi" ifadeleridir. Bu ifadeler, henüz yaralılara müdahale etmeden önce, ortamın güvenliğini sağlamak için atılan ilk adımı tanımlar. Bu adımların doğru sıralaması, ehliyet sınavlarında sıkça sorulan "Koruma, Bildirme, Kurtarma (KBK)" kuralı ile özetlenir.

Doğru cevap ‘a) Koruma’ seçeneğidir. Çünkü ‘Koruma’ işlemi, tam olarak soruda belirtilen amacı taşır: olay yerini ve kazazedeleri daha büyük tehlikelerden korumak. Bu aşama, ikinci bir kazanın yaşanmasını engellemek ve mevcut durumu kontrol altına almak için yapılır. Örneğin, kaza yapan aracın motorunu durdurmak, el frenini çekmek, aracın arkasına reflektör veya uyarı işaretleri koymak gibi eylemler bu adıma aittir. Bütün bu faaliyetler, olay yerinin değerlendirilmesi ve güvenli hale getirilmesi demektir.

  • Neden ‘b) Bildirme’ değil? Bildirme, olay yeri güvenliği sağlandıktan sonra atılan ikinci adımdır. Bu aşamada 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak profesyonel yardım istenir. Olay yerini güvene almadan (koruma yapmadan) yardım çağırmak, hem kendinizi hem de başkalarını riske atabileceğiniz için doğru bir sıralama değildir.
  • Neden ‘c) Kurtarma’ değil? Kurtarma, olay yeri güvene alındıktan ve yardım çağrıldıktan sonra yapılan, yaralılara doğrudan ilk yardım müdahalesini içeren üçüncü ve son adımdır. Örneğin, kanamayı durdurmak veya suni teneffüs yapmak gibi uygulamalar bu aşamada yer alır. Olay yeri güvenli değilken yaralıya müdahale etmek, ilk yardımcının da hayatını tehlikeye atabilir.
  • Neden ‘d) Tedavi etme’ değil? Tedavi etme, ilk yardımcının görevi değildir. İlk yardım, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar hayat kurtarmak veya durumun kötüleşmesini önlemek için yapılan ilaçsız uygulamalardır. Tedavi ise doktor ve sağlık profesyonelleri tarafından yapılan tıbbi müdahaleleri kapsar ve daha ileri bir aşamadır.

Özetle, bir kaza anında ilk yapılması gereken şey paniğe kapılmadan olay yerini güvenli hale getirmektir. Bu, Koruma adımıdır ve amacı, soruda da belirtildiği gibi, kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemektir. Bu nedenle doğru cevap "Koruma"dır.

Soru 5
Beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşan kısa süreli, yüzeysel ve geçici bilinç kaybına ne ad verilir?
A
Koma
B
Bayılma
C
Sara krizi
D
Ateşli havale
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, belirli özelliklere sahip bir bilinç kaybı durumunun doğru tanımı istenmektedir. Sorunun kilit noktaları; bilinç kaybının "kısa süreli", "yüzeysel", "geçici" olması ve en önemlisi nedeninin "beyne giden kan akışının azalması" olmasıdır. Bu özelliklerin tamamını karşılayan doğru terimi bulmamız gerekiyor.

Doğru cevap b) Bayılma seçeneğidir. Bayılma (tıbbi adıyla senkop), tam olarak soruda tarif edilen durumdur. Beyne giden kan ve dolayısıyla oksijen miktarının geçici olarak azalması sonucu ortaya çıkar. Genellikle kişi ayağa kalktığında kan basıncının aniden düşmesi, aşırı korku, heyecan, ağrı veya uzun süre ayakta kalma gibi nedenlerle tetiklenir ve kişi genellikle birkaç saniye veya dakika içinde kendine gelir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Koma: Koma, bayılmadan çok daha derin ve uzun süreli bir bilinç kaybıdır. Kişi dış uyarılara (ses, ağrı) tepki vermez ve kendiliğinden uyanamaz. Komanın nedeni genellikle ciddi beyin hasarı, zehirlenme veya metabolik bozukluklar gibi ağır durumlardır; basit bir kan akışı azalması değildir. Bu nedenle "kısa süreli ve yüzeysel" tanımına uymaz.
  • c) Sara krizi: Sara krizi (epilepsi nöbeti), beyindeki normal dışı ve ani elektriksel boşalmalar sonucu ortaya çıkar. Nedeni beyne kan akışının azalması değil, beynin elektriksel aktivitesindeki bir bozukluktur. Kriz sırasında bilinç kaybı yaşanabilse de kasılmalar, titremeler gibi farklı belirtiler de görülebilir ve temel mekanizması sorudakinden tamamen farklıdır.
  • d) Ateşli havale: Ateşli havale, genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda yüksek ateşin beyni etkilemesiyle ortaya çıkan bir nöbet türüdür. Bilinç kaybına yol açsa da temel nedeni "yüksek ateş"tir, beyne giden kan akışının azalması değildir. Bu durum, belirli bir yaş grubuna ve özel bir nedene (ateş) bağlı olduğu için genel bir tanım olan bayılma ile karıştırılmamalıdır.

Özetle, ehliyet sınavında karşınıza çıkabilecek bu soruda anahtar kelimeler "kısa süreli, geçici ve kan akışının azalması"dır. Bu üç özelliği bir arada bulunduran tek durum bayılmadır. Diğer şıklar ise farklı nedenlere dayanan, daha derin veya daha spesifik bilinç kaybı durumlarını ifade eder.

Soru 6
Aşağıdaki organlardan hangisinin yaralanması durumunda öksürme ile ağızdan pembe köpüklü kan gelir?
A
Akciğer 
B
Mide
C
Karaciğer 
D
Dalak
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir yaralanma sonrası ağızdan öksürükle birlikte gelen kanın rengi ve yapısına bakarak hangi organın hasar gördüğünü tespit etmeniz istenmektedir. Belirtilen "pembe köpüklü kan", ilk yardımda çok özel ve önemli bir bulgudur. Bu belirtinin hangi organ yaralanmasına işaret ettiğini bilmek, doğru müdahale için kritik öneme sahiptir.

Doğru Cevap: a) Akciğer

Akciğerler, solunum sistemimizin merkezinde yer alan ve içi hava dolu keseciklerden (alveoller) oluşan organlardır. Trafik kazası gibi ciddi bir travma anında (örneğin kaburga kırığının akciğere batmasıyla) akciğer dokusu zedelenebilir. Bu durumda, akciğerdeki küçük kan damarları yırtılır ve kan, hava keseciklerinin içine sızar.

Yaralı kişi öksürdüğünde, solunum yolundaki bu kan, akciğerlerdeki hava ile şiddetli bir şekilde karışır. Hava ile karışan taze, parlak kırmızı kan, rengi açılarak pembe bir hal alır ve hava kabarcıkları nedeniyle köpüklü bir yapıya bürünür. Bu nedenle öksürükle ağızdan pembe köpüklü kan gelmesi, kesin olarak bir akciğer yaralanmasının belirtisidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • Mide: Mide yaralanmalarında veya mide kanamasında kan, öksürükle değil kusma ile dışarı atılır. Mide asidiyle temas eden kanın rengi koyulaşır ve pıhtılaşır. Bu durum, taze ve pembe bir kan yerine "kahve telvesi" şeklinde koyu renkli bir kusmuğa neden olur.
  • Karaciğer ve Dalak: Bu organlar karın boşluğunda yer alır ve solunum yoluyla doğrudan bir bağlantıları yoktur. Karaciğer veya dalağın yaralanması, çok tehlikeli olan "iç kanamaya" sebep olur. Kan, ağızdan gelmek yerine karın boşluğuna dolar. Belirtileri arasında karın ağrısı, karında şişlik, hassasiyet ve tansiyon düşüklüğü gibi şok belirtileri bulunur.

Özetle, kanın pembe ve köpüklü olması, onun hava ile karıştığının en net göstergesidir. Vücudumuzda kanın hava ile bu şekilde karışarak öksürükle dışarı atılabileceği tek organ akciğerlerdir. Bu yüzden bu belirti, ehliyet sınavı ilk yardım sorularında doğrudan akciğer yaralanmasını işaret eder.

Soru 7
"Ağızdan ağıza" suni solunum yapılacak olan kazazedede boyun travması yoksa verilecek en doğru pozisyon aşağıdakilerden hangisidir?
A
Başın sert bir zeminde hafif yana dönük olması
B
Başının altına yastık konularak sırtüstü yatırılması
C
Sırtüstü yatar pozisyonda iken başının geriye doğru olması
D
Sırtüstü yatar pozisyonda iken çenesinin göğsüne değecek şekilde olması
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunumu durmuş bir kazazedeye suni solunum yapmadan önce, hava yolunu açık tutmak için verilmesi gereken doğru kafa pozisyonu sorulmaktadır. Sorunun en önemli noktası, kazazedede boyun travması (yaralanması) olmadığının belirtilmesidir. Bu durum, baş ve boyun hareketlerini güvenle yapabileceğimiz anlamına gelir.

Doğru cevap c) Sırtüstü yatar pozisyonda iken başının geriye doğru olması seçeneğidir. Bu pozisyon, ilk yardımda "Baş-Geri Çene-Yukarı" manevrası olarak adlandırılır. Bilinci kapalı bir kişinin kasları gevşediği için dili geriye doğru kayarak soluk borusunu tıkayabilir. Başı nazikçe geriye doğru itip çeneyi yukarı kaldırdığımızda, dil yerinden oynayarak öne gelir ve hava yolu açılır. Bu sayede, ağızdan verdiğimiz nefes engellenmeden doğrudan akciğerlere ulaşabilir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Başın sert bir zeminde hafif yana dönük olması: Bu pozisyon, bilinci kapalı ancak kendi kendine nefes alabilen kazazedeler için uygulanan "koma (derlenme) pozisyonu"dur. Amacı, kişinin kusması durumunda kusmuğun solunum yoluna kaçmasını engellemektir. Suni solunum yapılacak, yani nefes almayan bir kişide bu pozisyon hava yolunu tam olarak açmaz.
  • b) Başının altına yastık konularak sırtüstü yatırılması: Bu seçenek de yanlıştır ve oldukça tehlikelidir. Başın altına bir yastık veya destek koymak, başın öne doğru eğilmesine ve çenenin göğse yaklaşmasına neden olur. Bu hareket, hava yolunu açmak yerine tam tersine daraltır veya kapatır, bu da suni solunumu imkansız hale getirir.
  • d) Sırtüstü yatar pozisyonda iken çenesinin göğsüne değecek şekilde olması: Bu, en tehlikeli ve yanlış pozisyondur. Çenenin göğse doğru bastırılması, hava yolunu tamamen kapatır. Bu, "Baş-Geri Çene-Yukarı" pozisyonunun tam tersidir ve kazazedenin nefes almasını tamamen engeller.

Özetle, boyun travması şüphesi olmayan ve suni solunuma ihtiyaç duyan bir kazazedede, hava yolunu açmanın altın kuralı başı geriye, çeneyi yukarıya almaktır. Bu, verdiğiniz hayat kurtarıcı nefesin hedefine ulaşmasını sağlayan en temel ve doğru adımdır.

Soru 8
I- Toplardamar kanamalarında, kan koyu renkli, yavaş ve sürekli akış hâlindedir. II- Atardamar kanamalarında, kan açık renkli ve kalp atımları ile uyumlu olarak kesik kesik akar. Yukarıda kanamalarla ilgili olarak verilenler için ne söylenebilir?
A
Yalnız I doğru
B
Yalnız II doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en temel konularından biri olan dış kanama türlerinin özellikleri hakkındaki bilginiz test edilmektedir. Vücudumuzdaki kanamalar, kanın hangi damardan geldiğine göre üçe ayrılır: Atardamar, toplardamar ve kılcaldamar kanamaları. Soruda verilen iki öncül, bu kanama türlerinden en önemli ikisini tanımlamaktadır. Şimdi bu öncülleri ve cevap şıklarını detaylıca inceleyelim.

Birinci öncül (I), toplardamar kanamalarını anlatmaktadır. Toplardamarlar, vücuttaki oksijeni kullanılmış, yani "kirli" kanı kalbe geri taşıyan damarlardır. Bu nedenle bu damarlardaki kan, oksijen bakımından fakir olduğu için koyu kırmızı renktedir. Ayrıca, kan kalbe geri döndüğü için basıncı düşüktür ve sürekli, yavaş bir akış şeklinde sızıntı yapar. Dolayısıyla, "kan koyu renkli, yavaş ve sürekli akış hâlindedir" ifadesi toplardamar kanaması için tamamen doğrudur.

İkinci öncül (II) ise atardamar kanamalarını tanımlamaktadır. Atardamarlar, kalpten pompalanan oksijen zengini, yani "temiz" kanı vücuda dağıtan damarlardır. Oksijen bakımından zengin olduğu için kanın rengi parlak ve açık kırmızıdır. En önemli özelliği ise, kanın doğrudan kalbin pompalama ritmiyle hareket etmesidir. Bu yüzden kanama, kalp atışlarıyla uyumlu bir şekilde kesik kesik ve fışkırır tarzda olur. Bu nedenle, "kan açık renkli ve kalp atımları ile uyumlu olarak kesik kesik akar" ifadesi de atardamar kanaması için tamamen doğrudur. Atardamar kanamaları, kısa sürede çok kan kaybına yol açtığı için en tehlikeli kanama türüdür.

Her iki öncülün de kanama türlerini doğru bir şekilde tanımladığını gördük. Bu durumda, seçenekleri değerlendirerek doğru cevaba ulaşabiliriz:

  • a) Yalnız I doğru: Bu seçenek yanlıştır, çünkü ikinci öncül de atardamar kanamasını doğru bir şekilde açıklamaktadır.
  • b) Yalnız II doğru: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü birinci öncül de toplardamar kanamasını doğru bir şekilde tanımlamaktadır.
  • c) Her ikisi de doğru: Hem birinci hem de ikinci öncüldeki bilgiler tıbbi olarak doğru olduğu için bu seçenek doğru cevaptır.
  • d) Her ikisi de yanlış: Bu seçenek tamamen yanlıştır, çünkü her iki bilgi de ilk yardım eğitiminin temel ve doğru bilgileridir.

Sonuç olarak, soruda verilen her iki ifade de kanama türlerini ve özelliklerini doğru bir şekilde anlatmaktadır. Bu nedenle doğru cevap c) Her ikisi de doğru seçeneğidir. Ehliyet sınavında bu tür temel ilk yardım bilgileri, acil bir durumda doğru müdahaleyi yapabilmeniz için oldukça önemlidir.

Soru 9

I. Sıkan giysiler gevşetilir.

II. Sırtüstü yatırılarak ayakları 45 cm kaldırılır.

III. Kusma varsa mide içeriğini yutması için yarı oturur pozisyonda tutulur.

IV. Solunum yolu açıklığı kontrol edilir ve açıklığın korunması sağlanır.

Yukarıdakilerden hangileri bayılmış olan bir kazazedeye yapılması gereken ilk yardım uygulamalarındandır?

A
I ve IV.
B
II ve III.
C
I, III ve IV.
D
I, II, III ve IV.
9 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bayılmış bir kişiye uygulanması gereken doğru ilk yardım adımlarının hangileri olduğu sorulmaktadır. Bayılma, beyne giden kan akışının geçici olarak azalması sonucu meydana gelen kısa süreli bilinç kaybıdır. Doğru müdahale, kazazedenin hızla kendine gelmesini ve olası ek yaralanmalardan korunmasını sağlar. Şimdi maddeleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

I. Sıkan giysiler gevşetilir.

Bu uygulama DOĞRUDUR. Bayılan kişinin boynunu, göğsünü veya belini sıkan kravat, gömlek yakası, kemer gibi giysiler kan dolaşımını ve solunumu zorlaştırabilir. Bu giysileri gevşetmek, kazazedenin daha rahat nefes almasına ve kan dolaşımının düzelmesine yardımcı olur. Bu, her türlü bilinç kaybı durumunda yapılması gereken temel bir ilk yardım adımıdır.

II. Sırtüstü yatırılarak ayakları 45 cm kaldırılır.

Bu uygulama YANLIŞTIR. Bayılan kişiyi sırtüstü yatırıp ayaklarını yukarı kaldırmak, beyne kan akışını artırmak için yapılan doğru bir müdahaledir ve buna şok pozisyonu denir. Ancak, standart ilk yardım uygulamasında ayaklar yaklaşık 30 cm kadar yükseltilir. Soruda verilen 45 cm detayı, bu uygulamayı hatalı kılmaktadır. Ehliyet sınavlarında bu gibi sayısal detaylara dikkat etmek önemlidir.

III. Kusma varsa mide içeriğini yutması için yarı oturur pozisyonda tutulur.

Bu uygulama kesinlikle YANLIŞTIR ve çok tehlikelidir. Bilinci tam olarak yerinde olmayan bir kişide kusma varsa, mide içeriğinin soluk borusuna kaçma (aspirasyon) riski vardır. Mide içeriğini yutmasını sağlamak, boğulmaya veya ciddi akciğer enfeksiyonlarına yol açabilir. Bunun yerine yapılması gereken, kazazedeyi derhal yan çevirerek koma (iyileşme) pozisyonuna getirmek ve kusmuğun ağızdan dışarı akmasını sağlamaktır.

IV. Solunum yolu açıklığı kontrol edilir ve açıklığın korunması sağlanır.

Bu uygulama DOĞRUDUR. Bilincini kaybeden bir kişide dil geriye kayarak solunum yolunu tıkayabilir. Bu nedenle ilk yardımın en temel kuralı (ABC'nin A'sı - Airway/Hava yolu), her zaman solunum yolunun açık olup olmadığını kontrol etmek ve açık kalmasını sağlamaktır. Bu, kazazedenin hayatını kurtaracak en öncelikli adımdır.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

Değerlendirmelerimize göre, I ve IV numaralı maddeler bayılan bir kazazedeye yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamalarıdır. II ve III numaralı maddeler ise hatalı ve hatta tehlikeli bilgiler içermektedir.

  • a) I ve IV. Bu seçenek, doğru olarak belirlediğimiz iki uygulamayı içerdiği için DOĞRU CEVAPTIR.
  • b) II ve III. Bu seçenek, her ikisi de yanlış olan uygulamaları içerir.
  • c) I, III ve IV. Bu seçenek, tehlikeli olan III. maddeyi içerdiği için yanlıştır.
  • d) I, II, III ve IV. Bu seçenek, yanlış olan II. ve III. maddeleri içerdiği için yanlıştır.
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi ilk yardımcıda bulunması gereken özelliklerdendir?
A
Telaşlı ve tedirgin olması
B
İletişim becerilerinin zayıf olması
C
Önce çevrenin güvenliğini sağlaması
D
İnsan vücudu ile ilgili temel bilgilere sahip olması
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir ilk yardımcının sahip olması gereken temel niteliklerin ve özelliklerin ne olduğu sorgulanmaktadır. İlk yardımcı, acil bir durumda profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar hayat kurtarmak veya durumun kötüleşmesini önlemek için müdahale eden kişidir. Bu nedenle, hem bilgi ve beceriye hem de belirli kişisel özelliklere sahip olması kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap d) İnsan vücudu ile ilgili temel bilgilere sahip olması seçeneğidir. Çünkü etkili bir ilk yardım müdahalesi, ancak ve ancak insan vücudunun nasıl çalıştığına dair temel bilgilere dayanarak yapılabilir. Örneğin, kanamanın nasıl durdurulacağını bilmek için atardamarların nerede olduğunu, solunumu duran birine yardım etmek için solunum sisteminin nasıl çalıştığını veya bir kırığa nasıl müdahale edileceğini anlamak için iskelet sistemi hakkında temel bilgilere sahip olmak gerekir. Bu bilgi, ilk yardımcının doğru kararlar almasını ve yanlış bir müdahale ile zarar vermesini önlemesini sağlar.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Telaşlı ve tedirgin olması: Bu özellik, bir ilk yardımcıda kesinlikle bulunmaması gereken bir durumdur. Telaş ve panik, ilk yardımcının doğru düşünmesini ve sakin karar almasını engeller. Aksine, bir ilk yardımcı soğukkanlı, sakin ve kendinden emin olmalıdır ki hem yaralıyı sakinleştirebilsin hem de olay yerini doğru bir şekilde yönetebilsin.

  • b) İletişim becerilerinin zayıf olması: İletişim, ilk yardımın en önemli parçalarından biridir. İlk yardımcı, yaralıyla konuşarak ona güven vermeli, bilincini açık tutmaya çalışmalı ve durumu hakkında bilgi almalıdır. Aynı zamanda çevredeki insanları organize etmek ve 112 Acil Servis'e doğru ve net bilgi aktarmak için güçlü iletişim becerilerine sahip olması gerekir. Zayıf iletişim, kargaşaya ve yanlış anlaşılmalara yol açabilir.

  • c) Önce çevrenin güvenliğini sağlaması: Bu seçenek, bir ilk yardımcının sahip olması gereken bir "özellik" değil, uygulaması gereken ilk ve en önemli "kural" veya "eylem"dir. Bir ilk yardımcı olay yerine ulaştığında ilk olarak kendi can güvenliğini ve çevre güvenliğini sağlamalıdır. Ancak soru, bir eylemi değil, ilk yardımcının kişiliğinde veya bilgisinde bulunması gereken bir özelliği sormaktadır. Bu nedenle, "bilgi sahibi olmak" bir özellik iken, "güvenliği sağlamak" bir eylemdir ve bu ince farktan dolayı bu seçenek doğru cevap değildir.

Soru 11

Trafik kazalarında ölümlerin % 80’i kafatası ve omurga yaralanmalarından olmaktadır. Bu yaralanmalarda bilinçli ilk yardım, sakatlıkları önler ve hayatı kurtarır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kafatası ve omurga yaralanmalarında yapılması gereken ilk yardım uygulamalarındandır?

A
Kazazedenin yalnız bırakılması
B
Baş-boyun-gövde ekseninin korunması
C
Bilinci açıksa hareket etmesinin sağlanması
D
Hava yolu açıklığını sağlamak için koma pozisyonu verilmesi
11 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kazalarında en sık görülen ve en tehlikeli sonuçlara yol açabilen kafa ve omurga yaralanmalarında, bir ilk yardımcı olarak yapılması gereken en doğru ve hayat kurtarıcı müdahalenin ne olduğu sorgulanmaktadır. Sorunun giriş paragrafında da belirtildiği gibi, bu tür yaralanmalarda yapılacak bilinçli ilk yardım, kişinin sakat kalmasını önleyebilir veya hayatını kurtarabilir. Bu nedenle, en temel kuralı bilmek kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap b) Baş-boyun-gövde ekseninin korunması seçeneğidir. Çünkü kafa ve omurga yaralanmalarında en büyük tehlike, omuriliğin zarar görmesidir. Omurilik, beyinden gelen sinir komutlarını vücuda ileten çok hassas bir yapıdır ve omurganın içinde korunur. Kaza anında omurgada meydana gelebilecek bir kırık veya zedelenme, kazazedenin yanlış hareket ettirilmesiyle omuriliğe baskı yapabilir veya onu kesebilir. Bu durum, felç veya ölümle sonuçlanabilir. Bu nedenle, kazazedenin başı, boynu ve gövdesi aynı hizada, yani düz bir çizgi (eksen) üzerinde tutularak kesinlikle hareket ettirilmemelidir. Bu, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar yapılacak en önemli müdahaledir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Kazazedenin yalnız bırakılması: Bu seçenek temel ilk yardım kurallarına tamamen aykırıdır. Yaralı bir kişi, özellikle de kafa travması geçirmişse, bilincini kaybedebilir, solunumu durabilir veya durumu aniden kötüleşebilir. Bu yüzden kazazede sürekli gözlem altında tutulmalı, sakinleştirilmeli ve 112 Acil Servis aranarak yardım istenmelidir. Onu yalnız bırakmak, hayati tehlikeye atmak demektir.
  • c) Bilinci açıksa hareket etmesinin sağlanması: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hatalardan biridir. Kazazedenin bilincinin açık olması veya ağrısının olmadığını söylemesi, omurgasında bir sorun olmadığı anlamına gelmez. Kırık bir omur, kişi hareket edene kadar omuriliğe zarar vermemiş olabilir. Ancak en ufak bir hareket, bu kırık kemiklerin yerinden oynamasına ve omuriliği zedelemesine neden olabilir. Bu yüzden "kıpırdama" veya "kalkmaya çalışma" gibi telkinlerde bulunmak yerine, "sakın hareket etme" denilmelidir.
  • d) Hava yolu açıklığını sağlamak için koma pozisyonu verilmesi: Hava yolu açıklığını sağlamak ilk yardımın temel amacıdır, ancak yöntemi duruma göre değişir. Koma pozisyonu (iyileşme/derlenme pozisyonu), bilinci kapalı ama solunumu olan kazazedelere, dillerinin geriye kaçmasını veya kusmuklarını yutmalarını engellemek için verilir. Ancak bu pozisyon, kişiyi yan çevirmeyi gerektirdiği için baş-boyun-gövde eksenini bozar. Omurga yaralanması şüphesinde bu pozisyon kesinlikle verilmez. Bunun yerine, profesyonellerin uyguladığı "çene itme" gibi özel manevralarla hava yolu açılır, ancak bir ilk yardımcı için en güvenli yol, ekseni koruyarak beklemektir.

Özetle, bir trafik kazasında yerde yatan ve kafa, boyun veya sırtından darbe aldığından şüphelendiğiniz bir kişiye yapacağınız en büyük iyilik, onu sabit tutmak ve profesyonel yardım gelene kadar baş-boyun-gövde eksenini korumaktır. Bu basit ama hayati kural, bir insanın hayatının geri kalanını sağlıklı bir şekilde geçirmesini sağlayabilir.

Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi burkulmanın tanımıdır?
A
Eklem çevresinin şişmesi
B
Eklemlerde görülen şekil bozukluğu
C
Eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılması
D
Eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılması
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardım konuları içinde yer alan "burkulma"nın tıbbi olarak doğru tanımının ne olduğu sorulmaktadır. Doğru tanımı bilmek, burkulma ile çıkık veya kırık gibi diğer yaralanmaları birbirinden ayırmanıza yardımcı olur. Şimdi şıkları tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevap: c) Eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılması

Bu tanım burkulmanın temel mekanizmasını en doğru şekilde açıklar. Burkulma, bir eklemin normal hareket sınırlarının ötesinde zorlanması sonucu meydana gelir. Bu zorlanma esnasında eklemi oluşturan kemiklerin yüzeyleri bir anlığına birbirinden ayrılır ve hemen ardından tekrar eski pozisyonlarına dönerler. İşte bu anlık ayrılma ve geri dönme hareketi sırasında eklem bağları (ligamentler) gerilir, yırtılır veya kopar. Bu nedenle doğru tanım "eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılması"dır.

Diğer Şıkların İncelenmesi:

  • a) Eklem çevresinin şişmesi: Şişme, burkulmanın bir tanımı değil, bir belirtisidir. Eklem bağlarının hasar görmesi sonucu bölgede kanama ve sıvı birikmesi olur, bu da şişliğe yol açar. Yani şişlik, burkulmanın kendisi değil, bir sonucudur.
  • b) Eklemlerde görülen şekil bozukluğu: Belirgin bir şekil bozukluğu genellikle burkulmadan çok, çıkık veya kırık durumlarında görülür. Burkulmada da ciddi bir şişlik nedeniyle hafif bir şekil değişikliği olabilir ancak bu, burkulmanın temel tanımı değildir. Tanım, olayın nasıl gerçekleştiğini anlatmalıdır.
  • d) Eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılması: Bu tanım, burkulmanın değil, çıkığın tanımıdır. Çıkık durumunda eklem yüzeyleri birbirinden ayrılır ve kendi kendine eski haline dönemez; kalıcı olarak ayrı kalır. Burkulmayı çıkıktan ayıran en temel fark, ayrılmanın "anlık" mı yoksa "kalıcı" mı olduğudur.

Özetle:

Ehliyet sınavı ilk yardım sorularında bu iki tanımı karıştırmamak çok önemlidir:

  1. Burkulma: Eklem yüzeylerinin ANLIK olarak ayrılmasıdır.
  2. Çıkık: Eklem yüzeylerinin KALICI olarak ayrılmasıdır.

Bu soruda "anlık" kelimesi anahtar kelimedir ve sizi doğrudan doğru cevaba götürür.

Soru 13

Ticari amaçla yük taşımacılığı yapan ve azami ağırlığı 3,5 tonu geçen araçların şoförleri ile ticari amaçla yolcu taşımacılığı yapan ve taşıma kapasitesi şoförü dahil 9 kişiyi geçen araçların şoförlerinin, 24 saatlik herhangi bir süre içinde toplam olarak kaç saatten fazla araç sürmeleri yasaktır?

A
6
B
7
C
8
D
9
13 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ticari olarak yük veya yolcu taşıyan profesyonel şoförlerin bir gün (24 saat) içerisinde toplamda en fazla ne kadar süreyle araç kullanabilecekleri sorulmaktadır. Bu kural, trafikte uzun saatler geçiren şoförlerin yorgunluğa bağlı kaza yapma riskini azaltmak ve genel trafik güvenliğini artırmak amacıyla konulmuştur. Belirtilen araç tipleri (3,5 tonu geçen kamyonlar, tırlar ve şoför dahil 9 kişiyi geçen otobüs, minibüsler) bu kurala tabidir.

Doğru Cevap: d) 9

Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, ticari araç şoförlerinin 24 saatlik bir zaman dilimi içinde toplamda en fazla 9 saat araç kullanmalarına izin verilir. Bu süre, bir şoförün bir gün içinde direksiyon başında geçirebileceği yasal üst sınırdır. Bu kuralın amacı, sürücünün dinlenmesi için yeterli zaman ayırmasını sağlamak ve yorgunluğa bağlı dikkat kaybının önüne geçmektir. Bu 9 saatlik süre, gün içinde molalarla bölünerek kullanılabilir, ancak 24 saatlik periyot içindeki toplam sürüş süresi bu sınırı aşamaz.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler olan 6, 7 ve 8 saat, yasal üst sınırdan daha düşük sürelerdir. Yönetmelik, sürücülerin güvenliği için bir "en fazla" (azami) limit belirler. Bu nedenle, 9 saatin altındaki herhangi bir süre yasal olarak kabul edilebilir olsa da, soruda "kaç saatten fazla araç sürmeleri yasaktır?" denilerek bu üst sınır sorulmaktadır. Dolayısıyla 6, 7 veya 8 saatten fazla araç sürmek yasak değildir, yasak olan 9 saatten fazla sürmektir.

Sürüş Süreleriyle İlgili Bilinmesi Gereken Diğer Önemli Kurallar:

Bu soruyla bağlantılı olarak, ehliyet sınavında karşınıza çıkabilecek diğer kuralları da bilmek önemlidir:

  • Sürekli Araç Sürme Süresi: Bir şoför, mola vermeden en fazla 4,5 saat boyunca sürekli araç kullanabilir. Bu sürenin sonunda mola vermesi zorunludur.
  • Mola Süresi: 4,5 saatlik sürekli sürüşün ardından en az 45 dakika mola verilmelidir. Bu mola, sürüş süresi içinde 15 ve 30 dakikalık iki parça halinde de kullanılabilir.
  • Günlük Dinlenme Süresi: Her 24 saatlik süre içinde, sürücünün en az 11 saat kesintisiz olarak dinlenmesi gerekir. Bu da 24 saatlik döngüyü tamamlar (Örneğin: 9 saat sürüş + 11 saat dinlenme + 4 saat mola/diğer işler).

Özetle, ticari araç şoförleri için 24 saatlik bir periyotta toplam araç kullanma süresinin yasal üst sınırı 9 saattir ve bu sürenin aşılması yasaktır.

Soru 14
Şekle göre, araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması yasaktır?
A
Sola dönüş yapması
B
Sağa dönüş yapması
C
Aynı yönde seyretmesi
D
Kavşağa yaklaşırken hızını azaltması
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kavşağa yaklaşan araç sürücüsünün, karşılaştığı trafik levhasına göre hangi davranışı yapmasının yasak olduğu sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için öncelikle görseldeki trafik levhasının anlamını bilmemiz ve bunu seçeneklerdeki eylemlerle karşılaştırmamız gerekir. Görselde yer alan levha, bir tanzim işaretidir. Kırmızı daire içindeki işaretler, sürücülere bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Bu levhada ise ileriye doğru giden bir okun üzeri kırmızı bir çizgiyle çizilmiştir. Bu işaretin Karayolları Trafik Kanunu'ndaki resmi anlamı, "Girişi Olmayan Yol" levhasıdır ve sürücünün bu yola düz devam etmesinin yasak olduğunu belirtir.

Doğru cevabın neden "c) Aynı yönde seyretmesi" olduğuna bakalım:

Levha, sürücünün bulunduğu şeritten düz devam etmesini açıkça yasaklamaktadır. "Aynı yönde seyretmek" ifadesi, aracın yönünü değiştirmeden düz gitmesi anlamına gelir. Trafik levhası tam olarak bu eylemi yasakladığı için, sürücünün aynı yönde seyretmesi kesinlikle yasaktır. Bu nedenle doğru cevap "c" seçeneğidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sola dönüş yapması ve b) Sağa dönüş yapması: Levha sadece düz gitmeyi yasaklar. Sola veya sağa dönüşle ilgili herhangi bir kısıtlama veya yasaklama belirtmez. Bu durumda sürücü, kavşakta mecburen sola veya sağa dönmek zorundadır. Dolayısıyla bu eylemler yasak değil, aksine yapılması gereken muhtemel manevralardır.
  • d) Kavşağa yaklaşırken hızını azaltması: Bu, bir trafik kuralı değil, temel bir sürüş güvenliği ilkesidir. Tüm sürücüler, kontrolsüz veya kontrollü fark etmeksizin, kavşaklara yaklaşırken olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmak ve güvenli bir geçiş yapmak için hızlarını azaltmalıdır. Bu davranış yasak olmak bir yana, yapılması zorunlu ve doğru bir davranıştır.
Özetle, sürücü bu levhayı gördüğünde düz devam edemeyeceğini anlamalıdır. Güvenli bir şekilde kavşağa yaklaşmak için hızını azaltmalı ve ardından yolun durumuna göre sağa veya sola dönüş yapmalıdır. Levhanın doğrudan yasakladığı tek eylem, düz gitmektir.
Soru 15
Şekildeki kara yolu bölümünde görülen kesik çizginin anlamı nedir?
A
Şerit değiştirmek yasaktır.
B
Öndeki aracı geçmek yasaktır.
C
Taşıt yolu, bölünmüş yol durumuna gelmiştir.
D
Kurallara uygun olarak öndeki araç geçilebilir.
15 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kara yolunun ortasında yer alan ve şeritleri birbirinden ayıran kesik yol çizgisinin trafik kuralları açısından ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu çizgiler, sürücülere yolun o bölümünde hangi manevraları yapıp yapamayacakları hakkında bilgi verir. Bu nedenle, yol çizgilerinin anlamını bilmek güvenli sürüş için temel bir gerekliliktir.

Doğru Cevap: d) Kurallara uygun olarak öndeki araç geçilebilir.

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik işaretleme kurallarına göre kesik yol çizgilerinin temel anlamının bu olmasıdır. Kesik çizgiler, görüş mesafesinin yeterli olduğu ve trafik durumunun uygun olması halinde, sürücülerin şerit değiştirerek önlerindeki aracı sollayabileceklerini belirtir. Elbette bu geçişin sinyal vermek, karşı şeridi kontrol etmek ve hız limitlerine uymak gibi diğer tüm trafik kurallarına uygun şekilde yapılması zorunludur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Şerit değiştirmek yasaktır: Bu ifade yanlıştır. Şerit değiştirmenin yasak olduğunu belirten çizgi, devamlı (düz) çizgidir. Kesik çizgi, tam tersine, gerekli şartlar sağlandığında şerit değiştirilebileceğini ifade eder.
  • b) Öndeki aracı geçmek yasaktır: Bu ifade de yanlıştır. Öndeki aracı geçme yasağı, yine devamlı yol çizgisi ile belirtilir. Devamlı çizginin bulunduğu tepe üstü, viraj, kavşak yaklaşımı gibi görüşün kısıtlı olduğu yerlerde sollama yapmak tehlikeli ve yasaktır.
  • c) Taşıt yolu, bölünmüş yol durumuna gelmiştir: Bu ifade de yanlıştır. Bölünmüş yol, gidiş ve geliş yönlerinin bir ayırıcı (refüj) veya yan yana çizilmiş iki devamlı çizgi ile belirgin bir şekilde ayrıldığı yollardır. Fotoğraftaki yol ise sadece tek bir kesik çizgi ile ayrılmış, iki yönlü bir kara yoludur.

Özetle, yoldaki kesik çizgiyi gördüğünüzde aklınıza gelmesi gereken en temel kural, trafiği tehlikeye düşürmemek ve diğer kurallara uymak şartıyla sollama yapabileceğinizdir. Devamlı çizgiyi gördüğünüzde ise şeridinizde kalmanız ve kesinlikle sollama yapmamanız gerektiğini anlamalısınız.

Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi, bir kaza anında sürücü ve yolcuları araçta tutacak, vücudun ileri-sağa-sola veya yukarı vurmasını önleyecek teçhizattır?
A
Açılabilir tavan
B
Emniyet kemeri
C
Panoramik cam
D
Hidrolik direksiyon
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası anında araç içindeki kişilerin güvenliğini sağlayan, onları koltuklarında sabit tutarak vücutlarının sert bir şekilde aracın çeşitli noktalarına çarpmasını engelleyen temel güvenlik donanımının ne olduğu sorulmaktadır. Kaza sırasında oluşan ani ve şiddetli sarsıntıda, yolcuların ve sürücünün savrulmasını önleyen sistemin hangisi olduğunu bulmamız gerekir.

Doğru cevap b) Emniyet kemeri seçeneğidir. Emniyet kemeri, bir kaza anında devreye giren en temel pasif güvenlik sistemidir. Aracın ani bir şekilde durması veya yön değiştirmesi durumunda, fizik kuralları gereği vücudumuz aynı hızla hareket etmeye devam etmek ister. Emniyet kemeri, bu kontrolsüz hareketi engelleyerek kişiyi koltuğuna sabitler ve başın direksiyona, cama veya aracın diğer sert kısımlarına çarpmasını önler.

Emniyet kemeri, vücudun en dayanıklı bölgeleri olan omuz, göğüs kafesi ve leğen kemiği üzerinden geçerek kaza anındaki darbe kuvvetini vücuda yayar. Bu sayede, tek bir noktaya binecek ölümcül baskıyı azaltır ve kişiyi araç içinde güvenli bir pozisyonda tutar. Ayrıca, aracın takla atması gibi durumlarda kişilerin araçtan dışarı fırlamasını engelleyerek hayati bir koruma sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Açılabilir tavan: Bu donanım, araca estetik ve konfor katmak amacıyla tasarlanmıştır. Genellikle "sunroof" olarak da bilinir ve bir kaza anında yolcuları sabitleme veya koruma gibi bir güvenlik işlevi bulunmaz. Aksine, bazı durumlarda aracın tavan direncini bir miktar azaltabilir.
  • c) Panoramik cam: Tıpkı açılabilir tavan gibi, panoramik cam da aracın içini daha ferah göstermek ve görüş açısını artırmak için kullanılan bir tasarım özelliğidir. Güvenlikli camdan yapılmış olsa da, temel görevi bir kaza anında yolcuları yerinde tutmak değildir.
  • d) Hidrolik direksiyon: Bu sistem, sürücünün direksiyonu daha az güç harcayarak çevirmesini sağlayan bir sürüş konforu ve kontrol sistemidir. Kazayı önlemeye yardımcı olabilir çünkü ani manevraları kolaylaştırır, ancak kaza meydana geldikten sonra yolcuların güvenliğini sağlayan bir donanım değildir.

Sonuç olarak, soruda tanımı yapılan teçhizat, açıkça emniyet kemeridir. Sürücü ve yolcuları kaza sırasında koltukta tutarak vücudun savrulmasını ve bir yerlere çarpmasını engelleyen en önemli ve temel güvenlik donanımıdır.

Soru 17
Aşağıdakilerden hangisi araçlar için durmaya örnektir?
A
Yük boşaltmak için beklemek
B
Yolcu indirmek ve bindirmek
C
Kırmızı ışıkta beklemek
D
Park etmek
17 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan üç önemli kavram arasındaki farkı bilmeniz istenmektedir: Durma, Duraklama ve Park Etme. Bu kavramlar sıkça karıştırılsa da aralarında net ayrımlar vardır. Soru, bu tanımlardan hangisinin "Durma" eylemine karşılık geldiğini bulmanızı beklemektedir.

Doğru cevap olan c) Kırmızı ışıkta beklemek seçeneği, "Durma" tanımına tam olarak uymaktadır. Trafik kanununa göre durma, trafik zorunlulukları (örneğin trafik ışığı, trafik görevlisinin işareti, yolun kapanması gibi) nedeniyle aracın hareketsiz hale getirilmesidir. Sürücünün kendi isteği dışında, uymak zorunda olduğu bir kural veya durum sebebiyle gerçekleşir. Kırmızı ışık yandığında beklemek, sürücünün bir tercihi değil, uyması gereken bir zorunluluktur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Yük boşaltmak için beklemek ve b) Yolcu indirmek ve bindirmek seçenekleri "Duraklama" olarak tanımlanır. Duraklama, sürücünün kendi isteğiyle, yolcu indirip bindirmek, yük alıp boşaltmak veya kısa süreli beklemek amacıyla aracı geçici olarak durdurmasıdır. Buradaki kilit nokta, eylemin sürücünün iradesiyle yapılması ve kısa süreli olmasıdır. Bu bir trafik zorunluluğu değildir.
  • d) Park etmek ise aracın durma ve duraklama halleri dışında, uzun süreli olarak bırakılmasıdır. Park etmede, sürücü genellikle aracını terk eder ve bu eylem duraklamadan daha uzun sürer. Bu da sürücünün kendi isteğiyle yaptığı bir eylemdir ve trafik zorunluluğu ile ilgili değildir.

Özetle, bu üç kavramı birbirinden ayırmak için kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bu eylemi yapmak zorunda mıyım, yoksa bu benim tercihim mi?". Eğer cevap "zorundayım" ise bu Durma'dır (kırmızı ışık, "DUR" levhası). Eğer cevap "tercihim" ve kısa süreli ise bu Duraklama'dır (yolcu indirme). Eğer "tercihim" ve uzun süreli ise bu Park Etme'dir.

Soru 18
Şekildeki trafik işareti neyi bildirir?
A
Geçme yasağı sonunu
B
Hız sınırlaması sonunu
C
Araç trafiğine kapalı yolu
D
Öndeki taşıtı geçme yasağını
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, size gösterilen trafik işaret levhasının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür sorular, ehliyet sınavının en temel konularından olan trafik işaretlerinin anlamlarını bilme becerinizi ölçer. Gösterilen levha, kırmızı çerçeveli yuvarlak yapısıyla bir Tanzim İşareti grubuna aittir. Tanzim işaretleri, sürücülere trafikte uymaları gereken yasaklama, kısıtlama ve mecburi durumları bildirir.

Doğru cevap d) Öndeki taşıtı geçme yasağını seçeneğidir. Levhayı incelediğimizde, kırmızı daire çerçevesi bir yasağı ifade eder. Levhanın içinde, sağda siyah, solda ise kırmızı renkte iki otomobil figürü bulunmaktadır. Bu kompozisyon, sollama (geçme) anını sembolize eder. Sola geçerek öndeki aracı geçen aracın kırmızı renkte gösterilmesi, bu eylemin yani öndeki taşıtı geçmenin yasaklandığını net bir şekilde anlatır. Bu işareti gördüğünüz yollarda, aksi belirtilene kadar sollama yapmamanız gerekir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Bu seçenekleri ve ilgili trafik işaretlerini inceleyelim:

  • a) Geçme yasağı sonunu: Bu levha, öndeki taşıtı geçme yasağının sona erdiğini bildirir. Genellikle gri veya beyaz zemin üzerinde, yasak levhasındaki figürlerin siyah renkte olduğu ve üzerlerinde çapraz bir siyah şerit bulunduğu bir levhadır. Yasak sonu levhaları, kırmızı yasaklama çerçevesi taşımaz.
  • b) Hız sınırlaması sonunu: Bu levha da bir yasağın bittiğini belirtir. Gri veya beyaz zeminli yuvarlak bir levha içinde, daha önce geçerli olan hız limitinin (örneğin 70) üzeri çapraz bir çizgiyle çizilmiş şekilde gösterilir. Görsel olarak sorudaki levha ile hiçbir benzerliği yoktur.
  • c) Araç trafiğine kapalı yolu: Bu durumu bildiren levha, genellikle içinde hiçbir figür olmayan, tamamen kırmızı renkli yuvarlak bir levhadır. Bu işaret, o yola motorlu taşıtların girmesinin yasak olduğunu belirtir. Bazen bu işaret yerine, kırmızı daire içinde beyaz yatay bir şerit bulunan "Girilmez" işareti de kullanılabilir.

Sonuç olarak, soruda gösterilen kırmızı çerçeveli ve içinde kırmızı bir otomobilin sollama yaptığı figürü barındıran levha, açıkça "Öndeki taşıtı geçmek yasaktır" anlamına gelir. Ehliyet sınavında ve trafikte güvenliğiniz için bu tür yasaklama işaretlerini doğru tanımak ve kurallarına uymak hayati önem taşır.

Soru 19
Kanlarındaki alkol miktarı kaç promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin kara yolunda araç sürmesi yasaktır?
A
0,20
B
0,30
C
0,40
D
0,50
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'de hususi otomobil (şahsi, kişisel kullanım amaçlı) sürücüleri için trafikte yasal olarak izin verilen en yüksek kan alkol seviyesinin ne olduğu sorulmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu, trafik güvenliğini sağlamak amacıyla sürücülerin kanlarındaki alkol miktarına bir üst sınır getirmiştir. Bu sınır, sürücünün kullandığı aracın ticari olup olmamasına göre farklılık gösterir.

Doğru cevap d) 0,50 seçeneğidir. Türkiye'deki yasal düzenlemelere göre, hususi otomobil sürücülerinin kanlarındaki alkol miktarının 0,50 promilin üzerinde olması durumunda araç sürmeleri yasaktır. 0,50 promil, bir litre kanda yarım gram alkol bulunduğunu ifade eder. Bu seviye ve üzerindeki alkol miktarının sürücünün dikkat, muhakeme ve reaksiyon süresi gibi yeteneklerini olumsuz etkilediği bilimsel olarak kabul edilmektedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. a) 0,20 promil seçeneği, hususi otomobil sürücüleri için değil, ticari araç sürücüleri (taksi, dolmuş, otobüs, kamyon vb.) ve kamu hizmetinde çalışan sürücüler için geçerli olan yasal sınırdır. Bu sürücüler için alkol toleransı çok daha düşüktür. b) 0,30 ve c) 0,40 seçenekleri ise Türkiye'deki mevcut trafik mevzuatında herhangi bir sürücü kategorisi için belirlenmiş yasal sınırlar değildir; bu nedenle bu şıklar yanıltıcı olarak verilmiştir.

Özetle, bu soruyu doğru cevaplamak için iki temel bilgiyi aklınızda tutmalısınız:

  • Hususi Otomobil Sürücüleri: Yasal sınır 0,50 promildir.
  • Ticari Araç Sürücüleri: Yasal sınır 0,20 promildir.

Unutulmamalıdır ki en güvenli sürüş, sıfır alkol ile yapılan sürüştür. Yasal sınırlar, cezai işlemin başladığı noktayı belirtir, bu seviyeye kadar alkol almanın güvenli olduğu anlamına gelmez.

Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi kazalara ait bir özelliktir?
A
Önlemlere bağlı olarak azalabilmesi
B
Doğal olarak meydana gelmesi
C
Çevresel etkilere bağlı olması
D
Önceden tahmin edilebilmesi
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, "kaza" kavramının temel özelliklerinden hangisinin doğru olduğu sorulmaktadır. Trafik kazalarının doğasını, nedenlerini ve önlenebilirliğini anlamak, ehliyet sınavının ve güvenli sürücülüğün temelini oluşturur. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu açıklayalım.

a) Önlemlere bağlı olarak azalabilmesi (DOĞRU)

Bu seçenek, kazaların en temel ve önemli özelliğini ifade eder. Kazalar, kader veya kaçınılmaz olaylar değildir. Aksine, büyük çoğunluğu insan hataları, dikkatsizlik veya kurallara uymamaktan kaynaklanır. Bu nedenle, alınacak doğru önlemlerle (emniyet kemeri takmak, hız limitlerine uymak, alkollüyken araç kullanmamak, aracın bakımını düzenli yaptırmak gibi) kaza riski önemli ölçüde azaltılabilir. Trafik kurallarının var olma sebebi de budur; kazaları önlemek ve sayılarını azaltmaktır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Doğal olarak meydana gelmesi: Bu ifade yanlıştır çünkü kazalar deprem veya sel gibi doğal afetler değildir. Kazaların neredeyse tamamı insan, araç veya yol kusurlarından kaynaklanan, önlenebilir olaylardır. Onları "doğal" bir süreç olarak kabul etmek, sorumluluktan kaçmak anlamına gelir ve trafik güvenliği anlayışına aykırıdır.
  • c) Çevresel etkilere bağlı olması: Çevresel etkiler (yağmur, sis, buzlanma gibi) kazalar için bir risk faktörü olabilir, ancak kazanın tek veya temel nedeni değildir. İyi bir sürücü, bu tür çevresel koşullara göre önlemini alır, hızını düşürür ve daha dikkatli olur. Dolayısıyla, kazalar sadece çevreye bağlı değildir; sürücünün bu çevreye nasıl tepki verdiğiyle doğrudan ilişkilidir. Bu yüzden bu seçenek, kazanın temel bir özelliği olamaz.
  • d) Önceden tahmin edilebilmesi: Bu ifade de yanlıştır. Eğer bir olayın ne zaman ve nerede olacağı kesin olarak tahmin edilebilseydi, o bir "kaza" olmazdı çünkü insanlar ondan kaçınırdı. Kazaların doğasında beklenmedik olma ve aniden gelişme durumu vardır. Riskli durumlar (örneğin, aşırı hız yapmak) tahmin edilebilir, ancak kazanın kendisi kesin olarak öngörülemez.

Özetle, bu soru bize kazaların kaçınılmaz olmadığını, aksine bilinçli davranışlar ve kurallara uyum sayesinde büyük ölçüde önlenebilecek olaylar olduğunu öğretmektedir. Bu nedenle, alınacak tedbirlerle sayılarının azaltılabilmesi, kazaların en belirgin ve doğru özelliğidir.

Soru 21
Araçta çalışmayan bir elektrik sistemi olduğu zaman ilk kontrol edilmesi gereken yer aşağıdakilerden hangisidir?
A
Fan motoru
B
Far anahtarı
C
Sigorta kutusu
D
Yakıt göstergesi
21 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracınızda radyo, far, silecek gibi herhangi bir elektrikli parçanın aniden çalışmayı durdurması durumunda, sorunun kaynağını bulmak için atmanız gereken ilk ve en mantıklı adımın ne olduğu sorulmaktadır. Bu, arıza tespitinde genel bir kuralı bilip bilmediğinizi ölçen temel bir sorudur. Bir arızayla karşılaştığınızda, en olası ve kontrolü en kolay yerden başlamak hem zaman kazandırır hem de doğru bir yöntemdir.

Doğru cevap c) Sigorta kutusu'dur. Çünkü sigorta kutusu, aracın tüm elektrik devrelerini yüksek akım ve kısa devrelere karşı koruyan bir güvenlik merkezidir. Her bir elektrikli donanım (far, radyo, korna, silecek vb.) genellikle ayrı bir sigortaya bağlıdır. Bir devrede aşırı yüklenme veya kısa devre olduğunda, o devreye ait sigorta "atarak" (içindeki ince tel koparak) kendisini feda eder ve böylece daha pahalı ve onarımı zor olan ana parçanın (örneğin radyonun veya far beyninin) yanmasını engeller. Bu yüzden, bir elektrik sistemi çalışmadığında ilk akla gelmesi gereken ve kontrolü en kolay olan parça, atmış bir sigortadır.

Bu durumu evinizdeki elektrik panosuna benzetebilirsiniz. Evde bir odanın elektriği kesildiğinde, ampulü veya prizi sökmeden önce genellikle şalterin (sigortanın) atıp atmadığını kontrol edersiniz. Araçtaki mantık da tamamen aynıdır; sigorta kutusu, tüm elektrik sisteminin genel bir kontrol noktasıdır ve sorunu en hızlı şekilde teşhis etmenizi sağlar. Sigortayı kontrol etmek, genellikle birkaç saniye süren basit bir işlemdir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Fan motoru: Bu, belirli bir parçadır ve sadece kalorifer veya klima fanı çalışmadığında şüphelenilecek bir bileşendir. Aracın farları veya radyosu bozulduğunda fan motorunu kontrol etmek mantıksızdır. Ayrıca fan motorunun kendisi de bir sigorta ile korunduğu için, arıza durumunda yine ilk olarak onun sigortasına bakmak gerekir.
  • b) Far anahtarı: Bu da sadece farları ve ilgili aydınlatma sistemlerini kontrol eden özel bir anahtardır. Eğer sorun sileceklerde veya cam otomatiklerindeyse, far anahtarının bununla bir ilgisi yoktur. Bu nedenle genel bir ilk kontrol noktası olarak kabul edilemez.
  • d) Yakıt göstergesi: Bu bir gösterge paneli elemanıdır ve bir sonuç bildirir, bir sorunun kaynağı değildir. Elektrik sistemi genel olarak arızalandığında yakıt göstergesi de çalışmaz, ancak bu durumun sebebi değil, sadece bir sonucudur. Bu yüzden ilk kontrol edilecek yer kesinlikle olamaz.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi azami hız sınırlaması anlamındadır?
A
B
C
D
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin bir yolda yasal olarak ulaşabilecekleri en yüksek hızı, yani **'azami hız sınırlaması'nı** gösteren trafik levhasının hangisi olduğu sorulmaktadır. Azami kelimesi "en çok" veya "maksimum" anlamına gelir ve bu levha, belirtilen hızın üzerine çıkmanın yasak olduğunu bildirir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim.

Doğru Cevap: A seçeneği

A seçeneğindeki levha, kırmızı bir daire içerisinde "50" rakamını göstermektedir. Trafik işaret dilinde kırmızı çerçeveli dairesel levhalar genellikle bir yasaklama veya sınırlama bildirir. Bu levha, "Azami Hız Sınırlaması" levhasıdır ve bu yolda hızınızın saatte 50 kilometreyi geçemeyeceği anlamına gelir. Bu nedenle sorunun doğru cevabı bu seçenektir.

Neden B seçeneği yanlış?

B seçeneğindeki mavi zeminli dairesel levha, bir zorunluluk bildirir. Bu levha, "Asgari Hız" yani mecburi en düşük hız levhasıdır. Sürücülerin bu yolda, trafik koşulları elverdiği sürece, saatte en az 50 kilometre hızla gitmeleri gerektiğini belirtir. Bu, soruda istenen "azami" (en yüksek) hızın tam tersi olan "asgari" (en düşük) hızı ifade eder.

Neden C seçeneği yanlış?

C seçeneğindeki levhada, "50" rakamının üzerinde çapraz bir çizgi bulunmaktadır. Trafik levhalarında bu çapraz çizgi, daha önce konulmuş bir yasağın veya sınırlamanın sona erdiğini gösterir. Bu levha "Hız Sınırlaması Sonu" anlamına gelir ve sürücülere artık 50 km/s hız sınırının geçerli olmadığını, yolun genel hız limitlerine geri dönüldüğünü bildirir. Dolayısıyla bir sınırlama getirmez, mevcut olanı kaldırır.

Neden D seçeneği yanlış?

D seçeneğindeki levha da bir azami hız sınırlamasıdır, ancak üzerinde kamyon figürü bulunmaktadır. Bu, levhanın belirttiği 70 km/s hız sınırının sadece kamyon ve benzeri ağır yük taşıtları için geçerli olduğunu gösterir. Soru, genel bir "azami hız sınırlaması" levhasını sorduğu için, tüm araçları kapsayan A seçeneği doğru cevaptır. Bu levha ise sadece belirli bir araç türünü kısıtlar.

Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi sürücüler için trafik suçudur?
A
Seyir hâlinde iken elindeki cep telefonu ile konuşmak
B
Yaya ve okul geçitlerinde aracını yavaşlatmak
C
Öndeki aracı güvenli mesafeden izlemek
D
Gidişe ayrılan sağdaki şeritte seyretmek
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücüler için yasaklanmış olan ve kanunen "trafik suçu" olarak kabul edilen davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Yani seçenekler arasında, yapılması durumunda cezai işlem gerektiren eylemi bulmamız isteniyor. Diğer üç seçenek ise trafikte uyulması gereken doğru ve güvenli davranışları içermektedir.

Doğru Cevap: a) Seyir hâlinde iken elindeki cep telefonu ile konuşmak

Araç kullanırken sürücünün elinde cep telefonu tutarak konuşması, mesajlaşması veya telefonla ilgilenmesi, Karayolları Trafik Kanunu'na göre açıkça yasaklanmış bir davranıştır ve bir trafik suçu olarak kabul edilir. Bunun temel nedeni, bu eylemin sürücünün dikkatini yoldan ayırmasıdır. Dikkati dağılan bir sürücünün tehlikeleri fark etmesi, doğru kararlar vermesi ve tepki göstermesi gecikir, bu da kaza riskini çok büyük ölçüde artırır. Bu kuralın ihlali para cezası ile sonuçlanır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) Yaya ve okul geçitlerinde aracını yavaşlatmak: Bu bir trafik suçu değil, tam tersine sürücülerin uymakla yükümlü olduğu önemli bir kuraldır. Sürücüler, yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken hızlarını azaltmalı ve bu noktalardan geçen veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermelidir. Bu davranış, yayaların can güvenliğini korumaya yönelik zorunlu bir eylemdir.

  • c) Öndeki aracı güvenli mesafeden izlemek: Bu da bir trafik suçu olamaz; aksine en temel ve hayati güvenlik kurallarından biridir. "Takip mesafesi" olarak bilinen bu kural, öndeki aracın ani fren yapması durumunda arkadaki sürücünün güvenli bir şekilde durabilmesi için yeterli zaman ve mesafeyi bırakmasını sağlar. Takip mesafesini korumak, zincirleme kazaları önlemenin en etkili yoludur.

  • d) Gidişe ayrılan sağdaki şeritte seyretmek: Türkiye'de trafik akışı yolun sağından ilerler. Trafik kurallarına göre, sürücülerin aksine bir durum veya trafik işareti olmadıkça yolun en sağ şeridini kullanmaları esastır. Sol şeritler genellikle daha hızlı giden araçlar veya sollama yapmak (araç geçmek) için kullanılır. Bu nedenle sağ şeritte seyretmek, tamamen kurallara uygun ve doğru bir davranıştır.

Özetle, seçenekler arasında yer alan davranışlardan sadece seyir hâlinde cep telefonu kullanmak bir kural ihlali ve trafik suçudur. Diğer üç seçenek ise güvenli bir sürüş için yapılması gereken doğru ve zorunlu davranışlardır.

Soru 24
I- Aracın yük ve teknik özelliğine II- Aracın cinsine uygun hız sınırlamalarına III- Görüş, yol, hava ve trafik durumuna Sürücüler, hızlarını yukarıdakilerden hangilerine göre ayarlamak zorundadır?
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
24 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün güvenli bir sürüş için hızını belirlerken hangi faktörleri göz önünde bulundurması gerektiği sorulmaktadır. Soru, sadece yasal hız limitlerinin değil, aynı zamanda sürüş anındaki değişken koşulların ve aracın kendi durumunun da ne kadar önemli olduğunu ölçmeyi amaçlamaktadır. Güvenli sürüş, bu unsurların tamamını bir arada değerlendirmeyi gerektirir.

Şimdi maddeleri tek tek inceleyerek neden her birinin hız ayarlamasında önemli olduğunu anlayalım:

  1. Aracın yük ve teknik özelliğine: Bu madde son derece kritiktir. Örneğin, yüklü bir kamyonun fren mesafesi, boş bir kamyonunkinden çok daha uzundur. Aynı şekilde, lastikleri aşınmış veya fren sistemi eski bir aracın durma performansı, yeni bir araca göre daha zayıf olacaktır. Bu nedenle sürücü, aracının o anki yük durumunu ve teknik kapasitesini (fren, lastik, motor durumu vb.) bilerek hızını buna göre ayarlamak zorundadır.
  2. Aracın cinsine uygun hız sınırlamalarına: Bu, yasal bir zorunluluktur ve trafik kurallarının temelini oluşturur. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, aynı yolda otomobil, otobüs, kamyon veya motosiklet gibi farklı araç cinsleri için farklı azami hız limitleri belirlenmiştir. Örneğin, bir otoyolda otomobil için hız sınırı 140 km/s iken, aynı yolda bir otobüs için 100 km/s olabilir. Sürücü, kullandığı aracın yasal hız limitlerini bilmeli ve bu limitlere uymalıdır.
  3. Görüş, yol, hava ve trafik durumuna: Bu madde, sürüş anındaki dinamik koşulları ifade eder. Yasal hız sınırı 90 km/s olan bir yolda, eğer yoğun sis varsa, şiddetli yağmur yağıyorsa, yol virajlı veya bozuksa ya da trafik çok sıkışıksa, sürücü hızını bu koşullara uygun olarak yasal sınırın çok daha altına düşürmek zorundadır. Güvenli sürüş, sadece tabeladaki hıza uymak değil, o anki şartların gerektirdiği hıza inmektir.

Doğru Cevabın Açıklaması (d) I, II ve III

Doğru cevap d) I, II ve III seçeneğidir. Çünkü güvenli ve sorumlu bir sürücü, hızını bu üç temel faktörün hepsini aynı anda değerlendirerek ayarlar. Bu faktörler birbirinden bağımsız değildir. Sürücü hem yasal sınırlara (II) uymalı, hem bu sınırlar içinde aracının kapasitesini (I) göz önünde bulundurmalı, hem de tüm bunları o anki hava ve yol koşullarına (III) göre yeniden düzenlemelidir. Bu üç unsurun birleşimi, "duruma uygun hız" veya "güvenli hız" kavramını oluşturur.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır çünkü sürücünün sadece aracının durumuna göre hızını ayarlaması yeterli değildir. Yasal hız sınırlarını (II) ve yol/hava koşullarını (III) tamamen göz ardı etmek hem yasa dışıdır hem de son derece tehlikelidir.
  • b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Sürücü aracının durumunu ve yasal limitleri bilse bile, aniden bastıran bir yağmuru veya yoğun bir sisi (III) dikkate almazsa kaza yapma riski çok yüksek olur. Çevresel faktörler, en az diğerleri kadar önemlidir.
  • c) II ve III: Bu seçenek, en çok yanıltan seçeneklerden biridir. Yasal sınırlara uymak ve hava/yol durumuna göre hızı ayarlamak çok önemlidir, ancak aracın kendi yük ve teknik durumunu (I) hesaba katmamak büyük bir hatadır. Örneğin, frenleri zayıf bir araçla, hava açık ve yol düzgün olsa bile yasal hız limitinde gitmek tehlikeli olabilir.
Soru 25
Taşıt yolu üzerine çizilen şekildeki yatay işaretlemenin anlamı nedir?
A
Dur
B
Yolver
C
Ayrılma şeridi
D
Tırmanma şeridi
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir taşıt yolunun üzerine çizilmiş olan ters üçgen şeklindeki yatay işaretlemenin ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür yol işaretlemeleri, sürücülere kavşak veya birleşme noktalarında nasıl davranmaları gerektiğini bildiren önemli trafik kurallarını içerir. Resimdeki işaretleme, sürücülerin geçiş önceliği hakkında bilgi veren standart bir semboldür.

Doğru cevap "b) Yol ver" seçeneğidir. Karayolları üzerinde gördüğünüz ters (baş aşağı) üçgen sembolü, hem dikey bir levha olarak hem de yola çizilmiş yatay bir işaretleme olarak her zaman "Yol Ver" anlamına gelir. Bu işaret, sürücünün kontrolsüz bir kavşağa yaklaştığını ve kavşaktaki veya girmek üzere olduğu yoldaki araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerektiğini bildirir. Sürücü bu işareti gördüğünde yavaşlamalı, gerekirse durarak ana yoldaki trafiği kontrol etmeli ve yol müsait olduğunda geçiş yapmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Dur: "Dur" işaretlemesi, yola büyük harflerle "DUR" yazılması ve genellikle bu yazının önünde kalın, kesiksiz bir dur çizgisinin bulunmasıyla yapılır. Ayrıca dikey levhası kırmızı renkli ve sekizgen şekildedir. "Dur" işareti, trafik olsun ya da olmasın, sürücünün mutlaka tam olarak durmasını gerektirir. Sorudaki işaret ise sadece yol verme zorunluluğunu belirtir, her durumda durmayı gerektirmez.
  • c) Ayrılma şeridi: Ayrılma şeridi (yavaşlama şeridi), otoyol gibi hızlı akışlı yollardan çıkış yapmak için kullanılan ek şerittir. Sürücülerin ana yolun hızını düşürmeden bu şeride girip güvenli bir şekilde yavaşlamasını sağlar. Bu şeridin başlangıcı genellikle kalın ve kesikli çizgilerle belirtilir, ters üçgen sembolü kullanılmaz.
  • d) Tırmanma şeridi: Tırmanma şeridi, eğimi yüksek olan dik yokuşlarda, yavaş ilerleyen (genellikle ağır tonajlı) araçların trafiği aksatmasını önlemek için yolun sağına eklenen şerittir. Bu sayede diğer araçlar normal hızlarında sol şeritlerden ilerlemeye devam edebilir. Bu şeridin işaretlemesi de standart şerit çizgileriyle yapılır ve sorudaki sembolle bir ilgisi yoktur.

Özetle, yola çizilmiş ters üçgen şekli, sürücüye tali bir yoldan ana yola yaklaştığını ve ana yoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini bildiren evrensel bir trafik işaretidir. Bu nedenle doğru cevap "Yol ver" seçeneğidir.

Soru 26
Yerleşim yerleri içinde trafiği düzenleme amacı ile

• Yer işaretlemelerini

• Trafik işaret levhalarını

• Işıklı ve sesli trafik işaretlerini

temin ve tesis etmek, bunların devamlılığını ve işlerliğini sağlamak, aşağıdaki kuruluşlardan hangisinin görevidir?

A
Belediyelerin
B
Emniyet Genel Müdürlüğünün
C
Kara Yolları Genel Müdürlüğünün
D
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, şehir içindeki yani meskun mahaldeki yolların trafik düzeninden sorumlu olan kurum sorulmaktadır. Soruda listelenen görevler; yol çizgileri gibi yer işaretlemelerini yapmak, "Dur" veya "Hız Limiti" gibi trafik levhalarını yerleştirmek ve trafik ışıklarını kurup çalışmalarını sağlamaktır. Bu görevlerin kime ait olduğunu bilmek, trafiğin işleyişini ve yetki dağılımını anlamak için önemlidir.

Doğru Cevap: a) Belediyelerin

Doğru cevabın "Belediyelerin" olmasının sebebi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddeleridir. Bu kanuna göre, belediye sınırları (yerleşim yerleri) içindeki yolların yapımı, bakımı ve onarımı belediyelerin sorumluluğundadır. Bu sorumluluk, yollar üzerindeki trafik düzenini sağlayacak her türlü işaretleme, levha ve sinyalizasyon sistemini kurmayı ve bunların çalışır durumda olmasını sağlamayı da kapsar. Kısacası, bir şehrin içindeki cadde, sokak ve bulvarlarda gördüğünüz trafikle ilgili tüm bu düzenlemelerden o şehrin belediyesi sorumludur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Emniyet Genel Müdürlüğünün: Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bağlı trafik polisinin görevi, yolları yapmak veya işaretleri koymak değil, mevcut kuralların uygulanmasını sağlamak ve trafiği denetlemektir. Yani, belediyenin koyduğu trafik ışığına veya levhasına sürücülerin uyup uymadığını kontrol ederler. Kurulum ve bakım değil, denetim ve uygulama onların görevidir.
  • c) Kara Yolları Genel Müdürlüğünün: Bu seçenek, en çok karıştırılan seçenektir. Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), şehirler arası yollardan sorumludur. Otoyollar, devlet yolları gibi yerleşim yerleri dışındaki bağlantı yollarının yapımı, bakımı ve bu yollar üzerindeki trafik işaretlerinin tesisi KGM'nin görevidir. Soruda özellikle "yerleşim yerleri içinde" denildiği için bu seçenek yanlış olmaktadır. Bir şehirden çıkıp başka bir şehre doğru otoyolda seyahat ederken gördüğünüz levhalardan KGM sorumludur.
  • d) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının: Bakanlık, trafikle ilgili genel politikaları belirleyen, standartları oluşturan ve ilgili kanun ve yönetmelikleri hazırlayan en üst mercidir. Yani, bir trafik levhasının nasıl olacağını, hangi standartlara uyması gerektiğini belirler ancak bir mahalledeki sokağa o levhayı bizzat dikmez. Bakanlık, işin kural koyma ve genel strateji kısmıyla ilgilenirken, uygulama yerelde belediyeler veya şehirler arasında KGM tarafından yapılır.

Özetle, bu soruyu doğru cevaplamak için kilit ifade "yerleşim yerleri içinde" ifadesidir. Bu ifadeyi gördüğünüzde aklınıza hemen Belediyeler gelmelidir. Eğer soru "şehirler arası yollar" veya "otoyollar" deseydi, o zaman doğru cevap Karayolları Genel Müdürlüğü olurdu.

Soru 27
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi dönel kavşağa yaklaşıldığını bildirir?
A
B
C
D
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücüleri ileride bir dönel kavşak olduğu konusunda önceden uyaran trafik işaretinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, güvenli sürüş için temel bir kuraldır. Sorunun kilit noktası, kavşağın kendisine gelindiğini değil, kavşağa "yaklaşıldığını" bildiren uyarı işaretini bulmaktır.

Doğru Cevap: D Şıkkı

D şıkkında gösterilen işaret, "Dönel Kavşağa Yaklaşım" levhasıdır. Bu işaret, bir tehlike uyarı işaretidir ve üçgen şeklindedir. Sürücüye ileride bir dönel kavşak olduğunu, bu nedenle hızını düşürmesi ve kavşağa girerken dikkatli olması gerektiğini önceden bildirir. Bu levhayı gördükten sonra sürücü, kavşak içindeki araçlara yol vermeye hazırlanmalıdır.

Diğer Şıkların Açıklaması:

  • A Şıkkı: Bu işaret "Dönel Kavşak" levhasıdır. Mavi ve yuvarlak olması, bunun bir zorunluluk (mecburiyet) bildiren işaret olduğunu gösterir. Bu levha, kavşağa yaklaşırken değil, tam kavşağın girişinde bulunur ve sürücüye bu kavşakta dönel kavşak kurallarına uyması gerektiğini, yani sola dönüş yasağı olduğunu ve adanın etrafından dönülmesi gerektiğini emreder. Kısacası, bu işaret "yaklaşımı" değil, "kavşağın kendisini" belirtir.
  • B Şıkkı: Bu işaret "Kontrolsüz Kavşak" levhasıdır. Üçgen şeklindeki bu uyarı levhası, ileride trafik ışığı, polis veya başka bir işaretle kontrol edilmeyen bir kavşak olduğunu bildirir. Bu tür kavşaklarda geçiş hakkı kurallarına (örneğin sağdan gelene yol verme) özellikle dikkat edilmesi gerekir. Dönel kavşak ile bir ilgisi yoktur.
  • C Şıkkı: Bu işaret "Sağdan Ana Yola Giriş" levhasıdır. Ana yolda seyreden sürücüleri, ileride sağ taraftan tali bir yoldan katılım olacağı konusunda uyarır. Bu levhayı gören ana yoldaki sürücü, sağdan yola çıkabilecek araçlara karşı dikkatli olmalıdır. Bu işaret de bir dönel kavşağı göstermez.

Özetle; soruda bir kavşağa "yaklaşıldığını" bildiren uyarı levhası sorulmaktadır. Tehlike uyarı levhaları genellikle üçgen şeklindedir. Bu nedenle doğru cevap, üçgen içinde dönen okların bulunduğu D şıkkıdır. A şıkkındaki mavi yuvarlak levha ise bir uyarı değil, zorunluluk bildiren ve tam kavşak girişinde bulunan bir işarettir.

Soru 28
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
70 metreden sonra yolun daralacağını
B
70 metreden sonra park alanı olduğunu
C
Saatteki hızın 70 kilometreyi geçmeyeceğini
D
Takip mesafesinin 70 metreden az olmayacağını
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücü adaylarına gösterilen bir trafik işaret levhasının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Levhayı doğru yorumlamak, hem sınav başarısı hem de trafikte güvenlik için çok önemlidir. Levhanın üzerindeki sembolleri ve yazıların anlamlarını dikkatlice analiz ederek doğru cevaba ulaşabiliriz.

Öncelikle levhanın yapısını inceleyelim. Kırmızı çerçeveli yuvarlak levhalar, trafik tanzim işaretleri grubuna girer ve genellikle bir yasağı veya kısıtlamayı bildirir. Levhanın içinde art arda giden iki otomobil figürü ve aralarında "70 m" ibaresi bulunmaktadır. Bu görsel, doğrudan öndeki araçla araya konulması gereken mesafeyi, yani takip mesafesini ifade eder.

Bu bilgiler ışığında, levhanın anlamı "Öndeki aracı 70 metreden daha yakın takip etmek yasaktır" şeklinde ortaya çıkar. Dolayısıyla, d) Takip mesafesinin 70 metreden az olmayacağını seçeneği doğru cevaptır. Bu kural, özellikle yüksek hızlarda veya görüşün kısıtlı olduğu durumlarda ani frenlemelere karşı güvenli bir duruş mesafesi bırakmak için konulmuştur ve kazaları önlemede kritik bir rol oynar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) 70 metreden sonra yolun daralacağını: Bu seçenek yanlıştır. Yolun daralacağını bildiren levha, tehlike uyarı işareti grubunda yer alır ve kırmızı çerçeveli bir üçgen şeklindedir. Sorudaki levha ise yuvarlak bir yasaklama levhasıdır.
  • b) 70 metreden sonra park alanı olduğunu: Bu seçenek de yanlıştır. Park alanını gösteren levhalar genellikle mavi zeminli, kare veya dikdörtgen şeklindedir ve üzerinde "P" harfi bulunur. Sorudaki işaretle hiçbir benzerliği yoktur.
  • c) Saatteki hızın 70 kilometreyi geçmeyeceğini: Bu, en çok karıştırılan seçenektir. Hız limiti levhası da kırmızı çerçeveli ve yuvarlaktır, ancak içinde sadece bir sayı (örneğin "70") yazar. Bu sayı, kilometre/saat cinsinden azami hızı belirtir. Sorudaki levhada ise sayının yanında "m" (metre) harfi bulunmaktadır, bu da onun bir hız değil, mesafe belirttiğini açıkça gösterir.

Sonuç olarak, trafik işaretlerini doğru okumak hayati önem taşır. Bu levhada yer alan araç figürleri ve özellikle "m" harfi, levhanın hızla değil, mesafe ile ilgili olduğunu anlamak için kilit noktalardır. Bu ayrımı yapabilmek, sınavda benzer soruları kolayca çözmenizi sağlayacaktır.

Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi Emniyet Genel Müdürlüğünün görevlerinden biri değildir?
A
Araçların muayenesini yapmak 
B
Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek 
C
Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek 
D
El koyduğu trafik kazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Emniyet Genel Müdürlüğüne (özellikle Trafik Polisine) ait olmayan görevin hangisi olduğunu bulmanız istenmektedir. Ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan bu tür sorular, trafikteki farklı kurumların sorumluluk alanlarını bilip bilmediğinizi ölçmeyi amaçlar. Soruyu doğru cevaplamak için her bir seçenekte belirtilen görevin hangi kuruma ait olduğunu bilmek gerekir.

Doğru Cevap: a) Araçların muayenesini yapmak

Doğru cevabın 'a' seçeneği olmasının sebebi, araçların periyodik teknik muayenelerini yapma görevinin Emniyet Genel Müdürlüğüne ait olmamasıdır. Türkiye'de bu görev, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın denetiminde olan ve bu iş için yetkilendirilmiş özel bir kuruluş olan TÜVTÜRK tarafından yerine getirilir. Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı trafik polislerinin görevi ise, bir aracı durdurduğunda o aracın geçerli bir muayenesinin olup olmadığını kontrol etmektir; muayeneyi yapmak değil.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek: Bu, Trafik Polisinin en temel ve en bilinen görevlerinden biridir. Kavşaklarda trafiği yönetmek, yol çalışmalarında veya kaza anında trafiğin akışını sağlamak, trafik ışıklarının yetersiz kaldığı durumlarda düzeni sağlamak gibi işler doğrudan Emniyet Genel Müdürlüğünün sorumluluğundadır.

  • c) Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek: Araçların ilk defa trafiğe çıkarken veya el değiştirdiğinde yapılan kayıt işlemlerine "tescil" denir. Geçmişte bu işlem doğrudan Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Trafik Tescil Şube Müdürlüklerinde yapılıyordu. 2018 yılından itibaren bu görev noterlere devredilmiş olsa da, tescil işlemleri ve verilerin tutulması Emniyet Genel Müdürlüğü ile koordineli bir şekilde yürütülür ve bu görev EGM'nin genel sorumluluk alanı içinde kabul edilir. Bu nedenle, bu seçenek EGM'nin görevlerinden biri sayılır.

  • d) El koyduğu trafik kazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek: Maddi hasarlı, yaralanmalı veya ölümlü trafik kazalarına müdahale etmek Trafik Polisinin görevidir. Kaza yerine gelen polis ekibi, kazanın nasıl meydana geldiğini belirlemek, delilleri toplamak ve tarafların beyanlarını almak suretiyle resmi bir "Trafik Kaza Tespit Tutanağı" düzenler. Bu tutanak, sigorta işlemleri ve hukuki süreçler için temel belgedir.

Özetle, trafik polisinin görevi yoldaki düzeni sağlamak, kurallara uyulup uyulmadığını denetlemek ve kaza gibi olaylara müdahale etmektir. Ancak bir aracın motorunun, frenlerinin veya ışıklarının teknik olarak standartlara uygun olup olmadığını kontrol eden periyodik muayeneyi yapmak, tamamen farklı bir uzmanlık alanıdır ve bu görev TÜVTÜRK'e verilmiştir. Bu ayrımı bilmek, bu soruyu kolayca çözmenizi sağlar.

Soru 30
Aşağıdaki taşıtların hangisinde takograf cihazının bulundurulması zorunlu değildir?
A
Çekici 
B
Otomobil
C
Otobüs 
D
Kamyon
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, hangi araç tipinde takograf cihazı bulundurmanın yasal bir zorunluluk olmadığı sorulmaktadır. Takograf, temel olarak sürücünün sürüş süresini, hızını, katettiği mesafeyi ve dinlenme sürelerini kaydeden bir cihazdır. Bu cihazın temel amacı, özellikle ticari taşımacılıkta sürücülerin yasal çalışma ve dinlenme sürelerine uymasını sağlayarak trafik güvenliğini artırmaktır.

Doğru cevap b) Otomobil'dir. Otomobiller, genellikle kişisel kullanım amacıyla üretilmiş ve ticari yük veya yolcu taşımacılığı için tasarlanmamış araçlardır. Bu nedenle, Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre otomobillerde takograf cihazı bulundurma zorunluluğu yoktur. Yasa, bu zorunluluğu profesyonel sürücülerin kullandığı ticari araçlar için getirmiştir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım. Takograf cihazı, yurt içi ve uluslararası taşımacılık yapan ve belirli ağırlık veya yolcu kapasitesini aşan ticari araçlar için zorunludur. Bu kural, sürücü yorgunluğuna bağlı kazaları önlemeyi hedefler. Bu nedenle kamyon, çekici ve otobüs gibi araçlar bu kapsama girer.

  • Kamyon ve Çekici: Azami yüklü ağırlığı 3.500 kilogramı (3.5 ton) geçen kamyon ve çekicilerde takograf bulundurmak zorunludur. Bu araçlar, ağır yük taşımacılığında kullanıldıkları ve genellikle uzun mesafeler katettikleri için sürücülerin çalışma saatlerinin denetlenmesi hayati önem taşır. Bu yüzden 'Kamyon' ve 'Çekici' seçenekleri yanlıştır.
  • Otobüs: Sürücüsü dahil 9'dan fazla yolcu taşıyan ve ticari amaçla kullanılan otobüslerde de takograf cihazı bulunması yasal bir gerekliliktir. Yolcu taşımacılığında güvenlik en üst düzeyde tutulması gereken bir öncelik olduğu için, otobüs şoförlerinin dinlenme sürelerine harfiyen uyması bu cihazla takip edilir. Bu nedenle 'Otobüs' seçeneği de yanlıştır.

Özetle, takograf cihazı profesyonel sürücüler tarafından kullanılan ve ticari amaçlı yük veya yolcu taşıyan büyük araçlar için bir zorunluluktur. Otomobil ise kişisel bir araç olduğundan bu kuralın dışındadır.

Soru 31
Otomobillerin trafiğe çıkarılabilmesi için aşağıdakilerden hangisinin yaptırılması zorunludur?
A
Zorunlu mali sorumluluk sigortası
B
Koltuk ferdi kaza sigortası
C
Kasko sigortası
D
Aracın bakımı
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir otomobilin yasal olarak trafiğe çıkabilmesi için devlet tarafından zorunlu tutulan temel şartın ne olduğu sorulmaktadır. Yani, bu seçeneklerden hangisi yapılmazsa aracın yola çıkması kanunen yasaktır ve cezai işleme tabidir. Cevapları incelerken hangisinin bir tercih değil, bir mecburiyet olduğunu bulmamız gerekmektedir.

Doğru Cevap: a) Zorunlu mali sorumluluk sigortası

Doğru cevabın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası olmasının sebebi, bu sigortanın kanunla zorunlu kılınmış olmasıdır. Halk arasında daha çok "Trafik Sigortası" olarak bilinen bu poliçenin temel amacı, sizin değil, kaza anında sizin kusurunuzla zarar gören üçüncü şahısların (diğer sürücü, yolcu, yaya veya araçların) maddi ve bedensel zararlarını karşılamaktır. Devlet, trafikteki olası mağduriyetleri önlemek ve zarar gören tarafı güvence altına almak için her araç sahibini bu sigortayı yaptırmaya mecbur kılar. Bu sigorta olmadan aracın muayenesi yapılmaz ve trafikte yakalanması durumunda araç trafikten men edilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • Koltuk ferdi kaza sigortası: Bu sigorta, kaza anında aracın içindeki sürücü ve yolcuların vefat veya kalıcı sakatlık gibi durumlarını teminat altına alır. Genellikle ticari yolcu taşıyan araçlar için zorunlu olsa da, özel otomobiller için tamamen isteğe bağlı bir sigorta türüdür. Bu nedenle trafiğe çıkmak için bir zorunluluk değildir.
  • Kasko sigortası: Kasko, Zorunlu Trafik Sigortası'nın aksine karşı tarafı değil, sigorta yaptıran kişinin kendi aracını güvence altına alır. Çarpma, çalınma, yanma gibi durumlarda aracınızda oluşacak hasarı karşılar. Aracınızı korumak için çok faydalı olsa da, yaptırılması tamamen sürücünün kendi tercihine bağlıdır ve yasal bir zorunluluğu yoktur.
  • Aracın bakımı: Aracın periyodik bakımlarını (yağ değişimi, fren kontrolü vb.) yaptırmak, sürüş güvenliği ve aracın ömrü için son derece önemlidir. Ancak "bakım yaptırmak" bu sorunun cevabı değildir. Yasal zorunluluk olan, aracın belirli aralıklarla "periyodik fenni muayeneden" geçmesidir. Bakım, bu muayeneden başarıyla geçmek için gerekli bir ön hazırlık ve güvenlik adımıdır, fakat sigorta gibi tek başına zorunlu bir poliçe veya işlem değildir.

Özetle, trafiğe çıkan her motorlu taşıt, öncelikle başkalarına verebileceği zararları karşılayabilmek zorundadır ve devlet bunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile garanti altına alır. Diğer sigortalar ve bakım ise sürücünün kendini, yolcularını veya aracını korumaya yönelik, çoğunlukla isteğe bağlı olan önemli adımlardır.

Soru 32
Şekildeki ışıklı trafik işaret cihazında, kırmızı ışık ve yeşil oklu ışık birlikte yanmaktadır. Bu durum sürücülere aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Düz gidilebileceğini
B
Sadece sağa dönülebileceğini
C
Sadece sola dönülebileceğini
D
Yolun tüm yönlere açık olduğunu
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin bir kavşakta karşılaştığı özel bir trafik ışığı durumu ele alınmaktadır: Aynı anda yanan kırmızı ışık ve sağa dönüşü gösteren yeşil oklu ışık. Bu durumun sürücü için ne anlama geldiğini ve hangi manevrayı yapmasına izin verdiğini bilmek, trafik güvenliği açısından hayati önem taşır. Şimdi bu durumu ve seçenekleri detaylıca inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Sadece sağa dönülebileceğini

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, trafik ışıklarındaki sinyallerin hiyerarşisi ve anlamıdır. Ana trafik ışığı olan kırmızı ışık, temel olarak "DUR" anlamı taşır. Bu, düz gidecek veya sola dönecek (eğer sola dönüş de o kavşaktan mümkünse) araçların mutlaka durması gerektiğini ifade eder. Ancak, kırmızı ışıkla birlikte yanan yeşil oklu ışık, bu kurala bir istisna getirir. Yeşil ok, sadece gösterdiği yöne dönüş yapacak sürücüler için geçiş hakkı tanır. Dolayısıyla, bu durumda sürücüler düz gitmek veya başka bir yöne dönmek için beklemek zorundayken, okun gösterdiği sağ yöne dikkatli bir şekilde dönebilirler.

Özetle, kırmızı ışık ana trafiği durdururken, yeşil ok sadece belirli bir yöne (bu soruda sağa) şartlı geçiş izni verir. Bu nedenle sürücü, başka hiçbir manevra yapmadan "sadece sağa dönebilir". Bu kural, trafiğin sıkışık olduğu kavşaklarda, belirli bir yöne olan akışı hızlandırmak için kullanılır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

  • a) Düz gidilebileceğini: Bu seçenek yanlıştır. Çünkü ana ışık kırmızı yanmaktadır ve kırmızı ışığın en temel anlamı düz giden trafiğin durması gerektiğidir. Yeşil ok, düz gitme izni vermez; sadece kendi gösterdiği yön için geçerlidir.
  • c) Sadece sola dönülebileceğini: Bu seçenek de yanlıştır. Şekildeki yeşil oklu ışık açıkça sağ yönü göstermektedir. Sola dönüş izni olması için okun solu göstermesi gerekirdi. Trafik kurallarında işaretlerin gösterdiği yönler nettir ve farklı yorumlanamaz.
  • d) Yolun tüm yönlere açık olduğunu: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Yolun tüm yönlere açık olduğunu belirten sinyal, tek başına yanan yeşil ışıktır. Kırmızı ışığın yanıyor olması, yolun en azından bir yöne (düz gidiş) kapalı olduğunun en net göstergesidir. Yeşil ok ise sadece kısıtlı bir geçiş hakkı tanır.

Önemli Not: Oklu yeşil ışıkta dönüş yaparken de dikkatli olmak gerekir. Dönüş yapılacak yolda olabilecek yayalara veya kurallara uygun olarak geçiş yapan diğer araçlara yol hakkı tanımak zorunludur. Yeşil ok, kontrolsüz bir geçiş hakkı değil, "dikkatli bir şekilde geçiş yapabilirsin" anlamı taşır.

Soru 33
Otomobil, minibüs, kamyonet, otobüs, kamyon, çekici ve tehlikeli madde taşı- yan araçların hepsinde bulundurulması zorunlu olan teçhizat aşağıdakilerden hangisidir?
A
Koruma başlığı
B
Hız sınırlayıcı cihaz
C
Yangın söndürme cihazı
D
Çocuk bağlama sistemleri
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte kullanılan çok çeşitli araç tipleri sıralanmış ve bu araçların hepsinde ortak olarak bulunması gereken teçhizatın ne olduğu sorulmuştur. Sorunun kilit noktası, cevabın hem bir binek otomobil için hem de bir kamyon veya otobüs için geçerli olmasıdır. Bu nedenle, sadece belirli bir araç türüne özgü olan donanımlar elenmelidir.

Doğru cevap "c) Yangın söndürme cihazı" seçeneğidir. Çünkü Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, tehlike anında ilk müdahaleyi yapabilmek amacıyla listelenen tüm motorlu araçlarda (otomobil, minibüs, otobüs, kamyonet, kamyon, çekici) yangın söndürme cihazı bulundurmak zorunludur. Cihazın kapasitesi ve sayısı aracın büyüklüğüne ve taşıdığı yüke göre değişse de, en temel ortak güvenlik ekipmanı budur. Özellikle tehlikeli madde taşıyan araçlarda bu teçhizatın varlığı hayati önem taşır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Koruma başlığı: Bu teçhizat, motosiklet, motorlu bisiklet ve bisiklet gibi sürücünün vücudunun dış darbelere açık olduğu araçlarda zorunludur. Otomobil, kamyon veya otobüs gibi kapalı kasa araçlarda kullanılması gerekmez. Bu nedenle tüm araçlar için ortak bir zorunluluk değildir.
  • b) Hız sınırlayıcı cihaz: Bu cihaz, genellikle yolcu ve yük taşımacılığı yapan büyük ticari araçlarda (otobüs, kamyon, çekici) yasal hız limitlerinin aşılmasını önlemek için zorunlu tutulur. Ancak binek otomobillerde veya küçük kamyonetlerde standart bir zorunluluk değildir. Dolayısıyla, soruda listelenen araçların hepsini kapsamaz.
  • d) Çocuk bağlama sistemleri: Bu sistemler (çocuk koltuğu, yükseltici vb.), sadece belirli yaş ve kilodaki çocukların taşınması durumunda otomobil, minibüs gibi araçlarda zorunludur. Bir kamyonda, çekicide veya yolcusu olmayan bir araçta bulundurma zorunluluğu yoktur. Bu gereklilik, aracı kimin kullandığına ve yolcuların kim olduğuna bağlı olduğu için genel bir teçhizat değildir.

Sonuç olarak, soruda listelenen tüm farklı araç tipleri için geçerli olan tek zorunlu güvenlik donanımı yangın söndürme cihazıdır. Bu soru, adayların araç tiplerine göre değişen özel donanımlar ile tüm araçlar için geçerli olan genel güvenlik kurallarını ayırt etme yeteneğini ölçmektedir.

Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi araç sahiplik belgesidir?
A
Sürücü belgesi
B
Araç tescil belgesi
C
Araç imalat belgesi
D
Servis bakım belgesi
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın yasal olarak kime ait olduğunu kanıtlayan resmi belgenin hangisi olduğu sorulmaktadır. Yani, trafikte veya bir alım-satım işleminde "Bu araba benimdir" diyebilmenizi sağlayan belgenin adını bilmeniz beklenir. Bu belge, aracın kimliği niteliğindedir ve hem araç hem de sahibi hakkında temel bilgileri içerir.

Doğru cevap "b) Araç tescil belgesi" seçeneğidir. Araç tescil belgesi, halk arasında bilinen adıyla "ruhsat", bir aracın belirli bir kişiye veya kuruma ait olduğunu yasal olarak ispatlayan tek resmi belgedir. Bu belgenin üzerinde aracın plakası, modeli, motor ve şasi numarası gibi teknik bilgileri ile birlikte, sahibinin adı, soyadı ve adresi gibi kimlik bilgileri yer alır. Bu nedenle, araç sahiplik belgesi denildiğinde akla ilk gelmesi gereken belge budur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da sınav için önemlidir:

  • a) Sürücü belgesi: Bu belge, araca değil, sürücüye aittir. Bir kişinin belirli bir sınıf aracı kullanmaya yetkili olduğunu gösterir. Aracın kime ait olduğu hakkında hiçbir bilgi içermez, sadece sizin sürücülük yetkinliğinizi kanıtlar.
  • c) Araç imalat belgesi: Bu belge (diğer adıyla Uygunluk Belgesi), aracın fabrikadan çıktığında sahip olduğu teknik özellikleri ve standartlara uygunluğunu gösterir. Genellikle aracın ilk tescil işlemi sırasında kullanılır ve sahiplik bilgisini değil, aracın teknik kimliğini belirtir.
  • d) Servis bakım belgesi: Bu belge, aracın hangi tarihlerde hangi bakımlardan geçtiğini gösteren bir kayıttır. Aracın geçmişini ve durumunu anlamak için önemli olsa da, yasal bir sahiplik kanıtı değildir. Sadece aracın bakım geçmişini ve sağlığını gösterir.

Özetle, ehliyet sınavında ve trafikte unutmamanız gereken en önemli bilgi şudur: Sürücü Belgesi sizin, Araç Tescil Belgesi (Ruhsat) ise aracınızın kimliğidir ve sahipliğini kanıtlar. Bu iki belgeyi trafikteyken her zaman yanınızda bulundurmanız yasal bir zorunluluktur. Bu soru, bu temel ayrımı ne kadar iyi bildiğinizi ölçmektedir.

Soru 35
Şekildeki kara yolunda numaralandırılmış şeritlerden hangisi sadece geçme için kullanılır?
A
B
C
D
1 ve 3
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen üç şeritli ve iki yönlü bir yolda, hangi şeridin **sadece** sollama (geçme) amacıyla kullanıldığı sorulmaktadır. Bu yol tipi, trafikte özel kurallara sahip olduğu için dikkatle incelenmelidir. Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak için her bir şeridin görevini ayrı ayrı ele alalım.

Doğru Cevap: b) 2

Resimdeki 2 numaralı şerit, bu tür üç şeritli ve iki yönlü yollarda orta şerit olarak adlandırılır. Bu şeridin temel ve tek amacı, her iki yönden gelen araçların önlerindeki aracı sollamak (geçmek) için kullanmasıdır. Sürücüler, sollama yapmak için bu şeride girer, geçişini güvenli bir şekilde tamamlar ve ardından derhal kendi yönlerine ait olan sağ şeride (1 numaralı şeride) geri dönerler. Orta şeridin sürekli olarak işgal edilmesi, karşı yönden gelen ve aynı şekilde sollama yapmak isteyen bir araçla kafa kafaya çarpışma gibi çok tehlikeli durumlara yol açabileceği için kesinlikle yasaktır. Bu nedenle 2 numaralı şerit, sadece geçme için kullanılır ve doğru cevaptır.

Diğer Seçeneklerin Analizi

  • a) 1: 1 numaralı şerit, yolun en sağında bulunan şerittir. Trafik kurallarına göre, bu şerit araçların normal seyrini sürdürdüğü ana şerittir. Sürücüler, sollama yapmadıkları zamanlarda bu şeridi kullanmak zorundadır. Dolayısıyla, bu şerit geçme için değil, sürekli seyir için kullanılır. Bu sebeple 'a' seçeneği yanlıştır.
  • c) 3: 3 numaralı şerit, yolun en solunda yer alır ve tamamen karşı yönden gelen trafiğe aittir. Bizim yönümüzdeki bir aracın bu şeride girmesi, trafik kurallarının en ağır ihlallerinden biridir ve kesinlikle yasaktır. Bu şerit, karşı istikametin normal seyir şerididir ve bizim tarafımızdan geçme dahil hiçbir amaçla kullanılamaz. Bu yüzden 'c' seçeneği de yanlıştır.
  • d) 1 ve 3: Bu seçenek, zaten yanlış olduğunu açıkladığımız 1 ve 3 numaralı şeritleri birleştirdiği için hatalıdır. 1 numara seyir şeridi, 3 numara ise karşı yön şerididir; ikisi de sadece geçme amaçlı değildir.

Özetle, bu tür yollarda şeritlerin görevleri şöyledir:

  1. 1 Numaralı Şerit: Gidiş yönündeki araçlar için normal seyir şerididir.
  2. 2 Numaralı Şerit: Her iki yöndeki araçların ortak kullandığı sollama (geçme) şerididir.
  3. 3 Numaralı Şerit: Karşı yöndeki araçlar için normal seyir şerididir.
Soru 36
Akünün bakımında aşağıdakilerden hangisine dikkat edilir?
A
Yağ seviyesine
B
Antifriz seviyesine
C
Elektrolit seviyesine
D
Hidrolik yağ seviyesine
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın en temel elektrik kaynağı olan akünün periyodik bakımında hangi sıvının seviyesinin kontrol edilmesi gerektiği sorulmaktadır. Araçlarda farklı amaçlar için kullanılan birçok sıvı bulunur ve ehliyet sınavında bu sıvıların hangi sisteme ait olduğunu bilmeniz beklenir. Soru, bu temel araç bilgisi seviyesini ölçmeyi amaçlamaktadır.

Doğru cevap c) Elektrolit seviyesine seçeneğidir. Çünkü aküler, içerisinde sülfürik asit ve saf su karışımı olan ve "elektrolit" adı verilen bir sıvı sayesinde elektrik üretir. Özellikle eski tip "sulu akülerde" zamanla buharlaşma nedeniyle bu sıvının seviyesi azalabilir. Seviyenin plakaların altına düşmesi, akünün performansını düşürür ve ömrünü kısaltır, bu yüzden periyodik olarak kontrol edilip gerekirse sadece saf su eklenmesi gerekir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Yağ seviyesi: Bu seçenek motor yağını ifade eder. Motor yağı, motorun içindeki hareketli parçaları yağlamak, soğutmak ve temizlemek için kullanılır. Akü ile hiçbir ilgisi yoktur ve motor bloğunda bulunan yağ çubuğu ile kontrol edilir.
  • b) Antifriz seviyesi: Bu seçenek, motor soğutma sıvısını ifade eder. Antifriz, motorun kışın donmasını, yazın ise hararet yapmasını (aşırı ısınmasını) önler. Radyatör ve genleşme kabında bulunur ve aküden tamamen bağımsız bir sistemdir.
  • d) Hidrolik yağ seviyesi: Bu seçenek genellikle fren sistemi (fren hidroliği) veya hidrolik direksiyon sistemi için kullanılan özel bir yağı ifade eder. Görevi, basınç ileterek frenlerin tutmasını veya direksiyonun kolayca dönmesini sağlamaktır. Bunun da akü bakımıyla bir bağlantısı yoktur.

Özetle, ehliyet sınavı için araçtaki temel sıvıları ve görevlerini ayırt edebilmek çok önemlidir. Akü denildiğinde aklınıza her zaman elektrik ve onun çalışmasını sağlayan elektrolit sıvısı gelmelidir. Diğer sıvılar ise motor, soğutma veya fren/direksiyon gibi farklı sistemlere aittir.

Soru 37
Aracın gösterge panelinde şekildeki uyarı lambasının yanıyor olması neyi bildirir?
A
El freninin çekili olduğunu
B
Yağ basıncının çok düştüğünü
C
Motor hararetinin çok yükseldiğini
D
Şarj sisteminde bir arıza olduğunu
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın gösterge panelinde beliren ve fotoğrafta gösterilen uyarı lambasının ne anlama geldiğini bilmeniz istenmektedir. Gösterge panelindeki ışıklar, sürücüye araçla ilgili önemli bilgiler verir ve bu sembollerin anlamını bilmek güvenli sürüş için temel bir gerekliliktir. Bu semboller genellikle evrenseldir ve çoğu araçta aynı anlama gelir.

Doğru Cevap: a) El freninin çekili olduğunu

Görseldeki uyarı lambası, park freni (el freni) uyarı ışığıdır. Bu ışık, el freninin tam olarak indirilmediğini, yani hala çekili veya kısmen çekili olduğunu gösterir. Araç hareket etmeden önce el freninin tamamen indirildiğinden ve bu ışığın söndüğünden emin olmak gerekir.

El freni çekili olarak araç kullanmak, fren balatalarının aşınmasına, yakıt tüketiminin artmasına ve aracın fren sisteminin zarar görmesine neden olabilir. Ayrıca, bazı araçlarda bu ışık, fren hidroliği seviyesinin düşük olduğunu veya fren sisteminde genel bir arıza olduğunu da bildirebilir. Bu nedenle kırmızı renkte yanan bu uyarı ciddiye alınmalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Yağ basıncının çok düştüğünü: Bu durum, gösterge panelinde genellikle damlayan bir yağdanlık (yağdanlık ibriği) sembolü ile gösterilir. Bu ışık yandığında, motorun yağlamasında ciddi bir sorun var demektir ve motorun zarar görmemesi için araç derhal durdurulmalıdır. Sorudaki sembol bu anlama gelmez.

  • c) Motor hararetinin çok yükseldiğini: Motorun aşırı ısındığını belirten uyarı lambası, genellikle içinde termometre işareti bulunan ve su dalgaları üzerinde yüzen bir semboldür. Bu ışık, motorun soğutma sisteminde bir sorun olduğunu ve hararet yaptığını gösterir. Aracın hemen güvenli bir yere çekilip motorun soğumasını beklemek gerekir.

  • d) Şarj sisteminde bir arıza olduğunu: Akü veya şarj sistemi arızası, gösterge panelinde üzerinde "+" ve "-" işaretleri olan bir batarya (akü) sembolü ile belirtilir. Bu ışık yandığında, alternatörün aküyü şarj etmediği ve aracın sadece akü gücüyle çalıştığı anlaşılır. Bu durum da sorudaki sembolle ilgili değildir.

Soru 38
Araçta yakıt tasarrufu sağlamak için aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
Motor yüksek devirde kullanılır.
B
Eskiyen buji kabloları değiştirilir.
C
Trafiğin yoğun olduğu yollar seçilir.
D
Araç, yokuş aşağı inerken vites boşa alınıp kontak kapatılır.
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın daha az yakıt tüketmesi, yani yakıt tasarrufu yapması için uygulanması gereken doğru davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Seçenekler hem sürüş tekniği hem de araç bakımı ile ilgili farklı durumları içermektedir. Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Eskiyen buji kabloları değiştirilir.

Ateşleme sistemi, motordaki yakıt-hava karışımını ateşleyerek yanmayı başlatan sistemdir. Buji kabloları, bu sistemin kritik bir parçası olarak ateşleme bobininden gelen yüksek voltajlı elektriği bujilere taşır. Zamanla bu kablolar eskir, sertleşir, çatlar ve elektrik akımına karşı dirençleri artar. Bu durum, bujilere ulaşan elektriğin zayıflamasına neden olur.

Zayıf bir kıvılcım, silindir içindeki yakıtın tam ve verimli bir şekilde yanmasını engeller. "Eksik yanma" olarak bilinen bu durumda, yakıtın bir kısmı yanmadan egzozdan dışarı atılır ve motor istenen gücü üretebilmek için daha fazla yakıt tüketmek zorunda kalır. Dolayısıyla, eskiyen buji kablolarını yenileriyle değiştirmek, ateşleme sistemini sağlıklı hale getirir, yanma verimini artırır ve doğrudan yakıt tasarrufu sağlar. Bu, araç bakımının yakıt ekonomisi üzerindeki önemli bir etkisidir.

Diğer Şıkların Analizi ve Neden Yanlış Oldukları

  • a) Motor yüksek devirde kullanılır.

    Bu seçenek tamamen yanlıştır. Motor devri, motorun bir dakikadaki dönüş sayısıdır ve ne kadar yüksek olursa, motor o kadar fazla çalışır ve o kadar çok yakıt tüketir. Yakıt tasarrufu sağlamak için yapılması gereken, motoru "ekonomik devir aralığında" yani genellikle 2000-3000 devir/dakika arasında, aracı yormadan ve ani hızlanmalardan kaçınarak kullanmaktır. Motoru yüksek devirde kullanmak yakıt tüketimini önemli ölçüde artırır.

  • c) Trafiğin yoğun olduğu yollar seçilir.

    Bu da yakıt tasarrufunun tam tersi bir durumdur. Trafiğin yoğun olduğu yollarda sürekli dur-kalk yapılır, araç rölantide (boşta) uzun süre çalışır ve düşük viteslerde sık sık hızlanmak gerekir. Bu durumlar, bir aracın en çok yakıt tükettiği anlardır. Yakıt ekonomisi için akıcı trafiğin olduğu, mümkün olduğunca sabit hızla gidilebilen yollar tercih edilmelidir.

  • d) Araç, yokuş aşağı inerken vites boşa alınıp kontak kapatılır.

    Bu seçenek, hem yakıt tasarrufu sağlamayan hem de son derece tehlikeli bir davranıştır. Kontağı kapatmak, direksiyonun kilitlenmesine, fren ve direksiyon sistemlerinin hidrolik desteğinin (hidrolik fren, hidrolik direksiyon) devre dışı kalmasına neden olur. Bu durumda aracı kontrol etmek neredeyse imkansızlaşır ve ölümcül kazalara yol açabilir. Ayrıca, yeni nesil enjeksiyonlu araçlarda yokuş aşağı inerken vitese takılı ve ayak gazdan çekilmiş durumdayken (motor freni) yakıt akışı zaten kesilir ve araç hiç yakıt tüketmez. Vitesi boşa almak ise motorun rölantide çalışmaya devam etmesi için az da olsa yakıt tüketmesine neden olur. Dolayısıyla bu hareket hem tehlikelidir hem de sanılanın aksine yakıt tasarrufu sağlamaz.

Özetle; yakıt tasarrufu, doğru sürüş alışkanlıkları ve düzenli araç bakımının bir bütünüdür. Bu soruda, ateşleme sisteminin verimli çalışmasını sağlayan bir bakım işlemi olan buji kablolarının değiştirilmesi, yakıt ekonomisine doğrudan katkı sağlayan doğru cevap olarak öne çıkmaktadır.

Soru 39
Dizel motorlarda kullanılan ısıtma bujileri-nin görevi nedir?
A
Soğuk havalarda silindir içindeki havayı ısıtmak
B
Motor soğutma suyunun sıcaklığını ölçmek
C
Motora giren havayı temizlemek
D
Ateşleme yapmak
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dizel motorların önemli bir parçası olan ve "kızdırma bujisi" olarak da bilinen ısıtma bujilerinin temel işlevi sorulmaktadır. Dizel motorların çalışma prensibini ve özellikle soğuk havalardaki ilk çalışma zorluklarını anladığınızda, bu sorunun cevabı oldukça netleşecektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu açıklayalım.

a) Soğuk havalarda silindir içindeki havayı ısıtmak (DOĞRU SEÇENEK)

Bu seçenek, ısıtma bujisinin temel ve en önemli görevini doğru bir şekilde açıklamaktadır. Dizel motorlar, yakıtı ateşlemek için benzinli motorlardaki gibi bir kıvılcım kullanmaz. Bunun yerine, silindire alınan havayı çok yüksek basınçla sıkıştırır; bu sıkıştırma havanın sıcaklığını yüzlerce dereceye çıkarır. İşte bu kızgın havanın üzerine yakıt (motorin) püskürtüldüğünde, yakıt kendiliğinden alev alır. Ancak soğuk havalarda, motorun metal aksamı ve silindire giren hava çok soğuk olduğu için, sıkıştırma sonucu elde edilen sıcaklık yakıtın kolayca tutuşması için yeterli olmayabilir. Isıtma bujisi, marşa basmadan hemen önce devreye girerek ucunu kor haline getirir ve silindir içindeki havayı önceden ısıtarak motorun ilk çalışmasını garanti altına alır.

b) Motor soğutma suyunun sıcaklığını ölçmek

Bu seçenek yanlıştır. Motor soğutma suyunun sıcaklığını ölçme görevi, hararet müşürü veya sıcaklık sensörü adı verilen farklı bir parçaya aittir. Bu sensör, motorun çalışma sıcaklığını sürekli olarak izler ve bu bilgiyi gösterge panelindeki hararet göstergesine iletir. Isıtma bujisi ise bir ölçüm cihazı değil, aktif olarak çalışan bir ısıtıcıdır. Görevleri ve yapıları tamamen farklıdır.

c) Motora giren havayı temizlemek

Bu seçenek de yanlıştır. Motora giren havanın içindeki toz, kir ve diğer yabancı maddeleri temizleme görevi hava filtresi tarafından yerine getirilir. Hava filtresi, motorun hava giriş sisteminin başında yer alır ve motora temiz hava girmesini sağlar. Isıtma bujisi ise yanma odasının (silindirin) içinde bulunur ve havanın temizlenmesiyle ilgili herhangi bir işlevi yoktur.

d) Ateşleme yapmak

Bu seçenek, en çok kafa karıştıran çeldiricilerden biridir. "Ateşleme yapmak" ifadesi, genellikle benzinli motorlarda kullanılan ve kıvılcım çıkaran bujileri (ateşleme bujisi) akla getirir. Dizel motorlarda ise ateşleme, bir kıvılcım ile değil, yüksek basınç ve sıcaklık sayesinde yakıtın kendiliğinden tutuşmasıyla gerçekleşir. Isıtma bujisi bir kıvılcım üretmez; sadece ortamı ısıtarak bu "kendiliğinden tutuşma" olayına, özellikle soğuk havalarda, yardımcı olur. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Soru 40
Motor hareketinin vites kutusuna iletilmesini sağlayan sistem aşağıdakilerden hangisidir?
A
Marş
B
Şarj
C
Ateşleme
D
Kavrama
40 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın motorunda üretilen gücün, tekerleklere hareket vermekle görevli olan vites kutusuna nasıl aktarıldığı sorulmaktadır. Yani, motor ile vites kutusu arasındaki bağlantıyı kuran ve gerektiğinde bu bağlantıyı kesen sistemin adı istenmektedir. Bu sistem, vites değiştirmemize ve aracın motoru çalışırken durabilmemize olanak tanır.

Doğru cevap d) Kavrama sistemidir. Kavrama sistemi, halk arasında daha çok debriyaj olarak bilinir. Bu sistemin temel görevi, motorun krank milinden gelen dönme hareketini, vites kutusuna iletmek veya bu iletişimi sürücünün kontrolünde kesmektir. Sürücü debriyaj pedalına bastığında, kavrama motor ile vites kutusu arasındaki bağlantıyı ayırır; bu sayede vites geçişleri sarsıntısız bir şekilde yapılır veya araç dururken motorun stop etmesi engellenir. Ayak pedaldan çekildiğinde ise sistem tekrar motor gücünü vites kutusuna aktarmaya başlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır:

  • a) Marş Sistemi: Bu sistem, motoru çalıştırmak için gereken ilk hareketi sağlar. Kontak anahtarını çevirdiğinizde marş motoru, motorun volan dişlisini döndürerek pistonların ilk hareketini yapmasını sağlar. Motor çalıştıktan sonra marş sisteminin görevi biter ve devreden çıkar. Yani görevi motoru çalıştırmaktır, gücü iletmek değil.
  • b) Şarj Sistemi: Şarj sistemi, motor çalışırken aracın elektrik ihtiyacını karşılamak ve aküyü doldurmakla görevlidir. Bu sistemin ana parçası alternatördür (şarj dinamosu). Motorun hareketinden faydalanarak elektrik üretir ancak bu mekanik gücü vites kutusuna iletmez.
  • c) Ateşleme Sistemi: Bu sistem, benzinli motorlarda silindirlerin içine sıkıştırılmış olan yakıt-hava karışımını, bujiler aracılığıyla bir kıvılcım çıkararak patlatır. Bu patlama, pistonları hareket ettirir ve motorun güç üretmesini sağlar. Kısacası, ateşleme sistemi gücü üreten bir sistemdir, üretilen gücü vites kutusuna ileten sistem değildir.

Özetle, motorun gücünü üreten sistem ateşleme, motoru ilk harekete geçiren marş, elektrik üreten şarj ve üretilen bu gücü vites kutusuna aktaran veya kesen sistem ise kavrama (debriyaj) sistemidir.

Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi motor soğutma suyunun azalmasına sebep olur?
A
Fren balatalarının aşınması
B
Isıtma bujilerinin arızalanması
C
Hararet göstergesinin arızalanması
D
Radyatör hortumlarının su sızdırması
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın motor soğutma sistemindeki suyun (yani antifrizli suyun) miktarının neden azalabileceği, yani eksilebileceği sorulmaktadır. Motor soğutma sistemi kapalı bir devredir ve normal şartlarda suyunun eksilmemesi gerekir. Suyun azalması, sistemde bir sızıntı veya kaçak olduğu anlamına gelir.

Doğru cevap olan d) Radyatör hortumlarının su sızdırması seçeneğini inceleyelim. Motorun aşırı ısınmasını engelleyen soğutma sistemi, motor ile radyatör arasında soğutma sıvısını dolaştırır. Bu dolaşımı sağlayan parçalar ise kauçuk ve esnek yapıdaki radyatör hortumlarıdır. Zamanla bu hortumlar eskiyebilir, çatlayabilir veya bağlantı noktalarından gevşeyebilir. Böyle bir durumda, sistemdeki basınçlı ve sıcak su bu çatlaklardan veya gevşek bağlantılardan dışarı sızar, bu da motor soğutma suyunun seviyesinin düşmesine neden olur. Bu, su eksilmesinin en yaygın ve doğrudan nedenlerinden biridir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım:
  • a) Fren balatalarının aşınması: Bu durum, aracın fren sistemi ile ilgilidir ve soğutma sisteminden tamamen bağımsızdır. Fren balataları, tekerleklerin dönüşünü yavaşlatmak için disklere sürtünerek görev yapar ve aşınmaları normal bir durumdur. Fren sisteminin kendi hidrolik sıvısı vardır ve bu sıvının motor soğutma suyu ile hiçbir bağlantısı yoktur. Dolayısıyla fren balatalarının aşınması, soğutma suyunu etkilemez.
  • b) Isıtma bujilerinin arızalanması: Isıtma bujileri, özellikle dizel motorlarda soğuk havalarda ilk çalıştırmayı kolaylaştırmak için yanma odasını önceden ısıtan elektrikli parçalardır. Bu parçaların görevi ateşleme sistemiyle ilgilidir. Soğutma sistemiyle ve içindeki sıvıyla herhangi bir teması veya bağlantısı bulunmaz. Arızalanmaları durumunda motor zor çalışır ancak soğutma suyu seviyesinde bir değişikliğe yol açmaz.
  • c) Hararet göstergesinin arızalanması: Hararet göstergesi, sürücüye motorun anlık sıcaklığını bildiren bir panel göstergesidir. Bu bir ölçüm ve bilgilendirme aracıdır. Göstergenin kendisinin arızalanması, motor sıcaklığının yanlış okunmasına veya hiç okunmamasına neden olur. Ancak bu durum, soğutma suyunun fiziksel olarak azalmasına sebep olmaz; yalnızca su kaçağı gibi bir nedenden dolayı motorun hararet yaptığını sürücünün fark etmesini engelleyebilir. Yani gösterge arızası bir sonuçtur, su eksilmesinin nedeni değildir.

Özetle, motor soğutma suyunun azalması, sıvının kapalı sistemin dışına bir yerden sızması gerektiği anlamına gelir. Seçenekler arasında bu fiziksel kaçak durumunu ifade eden tek şık, radyatör hortumlarında meydana gelen bir sızıntıdır. Bu nedenle doğru cevap d seçeneğidir.

Soru 42
Periyodik bakımda aşağıdakilerden hangisinin değiştirilmemesi araç motorunun çalışmasını olumsuz etkiler?
A
Polen filtresinin
B
Yağ filtresinin
C
Araç lastiklerinin
D
Cam sileceklerinin
42 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, periyodik bakım sırasında değiştirilmesi ihmal edildiğinde, aracın en temel ve hayati parçası olan motorun çalışmasını doğrudan ve kötü yönde etkileyecek olan parçanın hangisi olduğu sorulmaktadır. Seçenekler arasında motorla doğrudan ilişkili olan ve motorun sağlığı için kritik önem taşıyan parçayı bulmamız gerekiyor. Bu nedenle her bir seçeneği motorla olan ilişkisi açısından değerlendirmeliyiz.

Doğru Cevap: b) Yağ filtresinin

Doğru cevabın "Yağ filtresi" olmasının sebebi, motorun sağlıklı çalışması için temiz motor yağına ihtiyaç duymasıdır. Yağ filtresi, motor yağının içinde zamanla biriken metal parçacıkları, kurum ve diğer kirleticileri süzerek yağın temiz kalmasını sağlar. Eğer bu filtre zamanında değiştirilmezse tıkanır ve temiz yağın motorun hareketli parçalarına (pistonlar, yataklar vb.) ulaşmasını engeller. Bu durum, sürtünmenin artmasına, motorun aşırı ısınmasına ve en sonunda ciddi motor arızalarına yol açarak motorun çalışmasını doğrudan ve olumsuz bir şekilde etkiler.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

  • a) Polen filtresinin: Polen filtresi, dışarıdan aracın kabinine, yani sürücü ve yolcuların bulunduğu alana giren havayı temizler. Bu filtrenin değiştirilmemesi, klima sisteminin verimini düşürür ve içeriye kötü koku gelmesine neden olabilir. Ancak bu durum, motorun mekanik çalışması üzerinde doğrudan bir etki yaratmaz; sadece sürüş konforunu etkiler.
  • c) Araç lastiklerinin: Araç lastikleri, yol tutuşu, fren mesafesi ve genel sürüş güvenliği için hayati öneme sahiptir. Lastiklerin periyodik olarak kontrol edilmesi ve değiştirilmesi gerekir. Ancak lastiklerin durumu, motorun iç çalışma prensibini (yanma, güç üretme vb.) doğrudan etkilemez.
  • d) Cam sileceklerinin: Cam silecekleri, yağmurlu veya karlı havalarda sürücünün görüş alanını temizleyerek güvenli bir sürüş sağlar. Eskimiş sileceklerin değiştirilmemesi sürüş güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atar, fakat motorun çalışmasıyla hiçbir teknik bağlantısı yoktur.

Sonuç olarak, seçenekler arasında motorun çalışmasını doğrudan ve kritik düzeyde etkileyen tek parça yağ filtresidir. Diğer parçalar sürüş güvenliği ve konforu için önemli olsalar da, motorun mekanik işleyişi üzerinde doğrudan bir etkileri bulunmamaktadır.

Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi benzin-hava karışımını ayarlayan yakıt sisteminin elemanıdır?
A
Distribütör
B
Karbüratör
C
Egzoz manifoldu
D
Benzin otomatiği
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın motorunun düzgün çalışabilmesi için hayati önem taşıyan benzin-hava karışımını hangi parçanın hazırladığı ve oranını ayarladığı sorulmaktadır. Motorun yanma odasında verimli bir patlama gerçekleşmesi için benzinin belirli bir oranda hava ile karışması gerekir. Soru, bu kritik görevi üstlenen parçayı bulmanızı istemektedir.

Doğru cevap b) Karbüratör'dür. Karbüratör, eski nesil benzinli araçlarda bulunan ve motorun ihtiyacına göre benzin ile havayı belirli oranlarda karıştırarak silindirlere gönderen bir yakıt sistemi elemanıdır. Motorun devrine, yüküne ve sıcaklığına göre bu karışım oranını (örneğin soğuk havada daha zengin, normal seyirde daha fakir karışım gibi) hassas bir şekilde ayarlar. Bu nedenle, benzin-hava karışımını ayarlama görevi doğrudan karbüratöre aittir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Distribütör: Bu parça yakıt sisteminin değil, ateşleme sisteminin bir elemanıdır. Görevi, ateşleme bobininden gelen yüksek gerilimi doğru zamanda doğru silindirin bujisine dağıtmaktır. Yani yakıt karışımını hazırlamakla değil, hazırlanan karışımı ateşlemek için kıvılcım göndermekle ilgilidir.
  • c) Egzoz manifoldu: Bu parça, yanma sonrası silindirlerde oluşan atık gazları toplayarak egzoz borusuna yönlendiren egzoz sisteminin bir parçasıdır. Yakıtın motora girmesiyle değil, yandıktan sonra motordan atılmasıyla ilgili bir görev yapar. Dolayısıyla benzin-hava karışımını ayarlayamaz.
  • d) Benzin otomatiği (Yakıt Pompası): Yakıt sisteminin bir parçası olmasına rağmen görevi karışım hazırlamak değildir. Benzin otomatiğinin görevi, yakıt deposundaki benzini çekerek karbüratöre veya enjeksiyon sistemine göndermektir. Yani sadece yakıtın taşınmasını sağlar, havalı karışım oranını ayarlamaz.

Özetle, motor için gerekli olan yanıcı karışımı bir "aşçı" gibi hazırlayan ve oranını ayarlayan parça karbüratördür. Distribütör kıvılcımı çakar, egzoz manifoldu dumanı atar ve benzin otomatiği de sadece benzini taşır. Bu nedenle doğru cevap Karbüratör'dür.

Soru 44
Motor çalışırken marş yapılırsa aşağıdakilerden hangisi meydana gelir?
A
Motor daha hızlı döner.
B
Marş dişlisi zarar görür.
C
Motor daha yavaş döner.
D
Motor daha iyi yağlama yapar.
44 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın motoru zaten çalışır durumdayken kontak anahtarını tekrar çevirip marşa basmanın sonuçları sorulmaktadır. Bu durumu ve mekanik sonuçlarını anlamak için marş motorunun ve motorun çalışma prensibini bilmek önemlidir. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Marş dişlisi zarar görür.

Marş motorunun ucunda, motoru ilk harekete geçirmek için kullanılan küçük ama güçlü bir dişli bulunur. Bu dişliye marş dişlisi denir. Bu küçük dişli, motorun ana miline bağlı olan çok daha büyük bir dişli olan volan dişlisine temas ederek motoru döndürür ve ilk ateşlemenin gerçekleşmesini sağlar. Motor çalışmaya başladığında, sürücü kontağı bırakır ve marş dişlisi otomatik olarak geri çekilerek volan dişlisinden ayrılır.

Eğer motor zaten çalışıyorken, yani volan dişlisi dakikada yüzlerce hatta binlerce devirle dönerken tekrar marş yaparsanız, duran haldeki marş dişlisi ileri fırlayarak bu hızla dönen volan dişlisine çarpar. Bu durumu, hızla dönen bir vantilatörün pervanesine bir kalem sokmaya benzetebiliriz. Bu ani ve çok sert çarpışma, çok daha küçük ve hassas olan marş dişlisinin dişlerinin kırılmasına, aşınmasına veya tamamen parçalanmasına neden olur. Bu yüzden bu hareket, araca mekanik olarak ciddi zarar verir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  1. a) Motor daha hızlı döner: Bu seçenek yanlıştır. Marş motoru, motoru sadece ilk çalışma hızına (birkaç yüz devir/dakika) ulaştırmak için tasarlanmıştır. Çalışan bir motor ise zaten rölantide bile bu hızın çok üzerinde (yaklaşık 800-1000 devir/dakika) döner. Marş motorunun, zaten kendisinden kat kat hızlı dönen bir motoru daha da hızlandırması mekanik olarak imkansızdır.

  2. c) Motor daha yavaş döner: Bu da doğru bir sonuç değildir. Dişlilerin çarpışması anlık bir sarsıntıya veya çok kısa süreli bir yavaşlamaya neden olsa da, bu durumun temel ve kalıcı sonucu motorun yavaşlaması olmaz. Asıl meydana gelen olay, fiziksel hasar ve dişlilerin kırılmasıdır. Bu seçenek, asıl problemi göz ardı eden bir yanıltmacadır.

  3. d) Motor daha iyi yağlama yapar: Bu seçenek konuyla tamamen ilgisizdir. Motorun yağlanması, motor çalıştığı sürece yağ pompası tarafından gerçekleştirilen bir işlemdir. Marş motorunun, motorun yağlama sistemi üzerinde hiçbir olumlu ya da olumsuz etkisi yoktur. Bu, bilgiyi sınamaktan çok dikkati dağıtmak için eklenmiş bir şıktır.

Özetle, çalışan bir motora marş yapmak, yüksek hızda dönen bir sisteme durağan bir parçayı zorla entegre etmeye çalışmaktır. Bu da kaçınılmaz olarak marş dişlisinin zarar görmesiyle sonuçlanır. Bu nedenle ehliyet sınavında bu soruyla karşılaştığınızda, aklınıza hemen dişlilerin birbiriyle uyumsuz hızlarda çarpışması gelmelidir.

Soru 45
- - - - ; trafik içinde sorumluluk, yardımlaşma, tahammül, saygı, fedakârlık, sabır vb. değerlere sahip olabilme yetisidir. Verilen ifadede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi yazılmalıdır?
A
Beden dili
B
Konuşma üslubu
C
Trafik adabı
D
Trafikte hak ihlali
45 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte bir sürücünün sahip olması gereken bir dizi olumlu değeri (sorumluluk, yardımlaşma, tahammül, saygı, fedakârlık, sabır) tanımlayan genel kavramın ne olduğu sorulmaktadır. Bu değerler, sadece trafik kurallarına harfiyen uymanın ötesinde, diğer yol kullanıcılarıyla birlikte uyum içinde, güvenli ve huzurlu bir trafik ortamı oluşturmak için gerekli olan ahlaki yeteneklerdir. Boşluğa gelecek olan ifade, tüm bu değerleri kapsayan bir başlık olmalıdır.

Doğru Cevap: c) Trafik adabı

Doğru cevabın "Trafik adabı" olmasının sebebi, bu ifadenin soruda sıralanan tüm değerleri tam olarak karşılamasıdır. Trafik adabı, yazılı trafik kurallarının yanı sıra, sürücülerin trafikte birbirlerine karşı göstermesi gereken nezaket, anlayış ve sorumluluk gibi yazılı olmayan davranış kurallarının bütünüdür. Sabırlı olmak, bir hata yapan sürücüye karşı tahammüllü davranmak, zor durumda olan birine yardım etmek (yardımlaşma) ve diğer sürücülerin haklarına saygı göstermek, trafik adabının temel unsurlarıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Beden dili: Beden dili, trafikteki iletişimin sadece küçük bir parçasıdır ve genellikle el-kol hareketleri veya mimikler gibi sözsüz ifadeleri kapsar. Soruda belirtilen sorumluluk, fedakârlık ve sabır gibi derin ahlaki değerleri tek başına tanımlayamaz. Bu nedenle bu seçenek yetersiz kalmaktadır.
  • b) Konuşma üslubu: Konuşma üslubu, sürücüler arasında olası bir diyalog durumunda kullanılan dil ve ifade biçimidir. Ancak trafik, çoğunlukla sözsüz iletişimin olduğu bir ortamdır. Sabır, tahammül ve yardımlaşma gibi değerler, konuşma gerektirmeyen davranışlardır. Dolayısıyla bu seçenek, sorudaki tanımın tamamını kapsamamaktadır.
  • d) Trafikte hak ihlali: Bu seçenek, soruda verilen tanımın tam zıttıdır. Hak ihlali, başkalarının haklarına saygı göstermemek, kuralları çiğnemek ve bencilce davranmak anlamına gelir. Oysa soruda saygı, sabır ve fedakârlık gibi olumlu ve yapıcı değerlerden bahsedilmektedir. Bu yüzden bu seçenek tamamen yanlıştır.
Soru 46
Yayalara, özellikle de yaşlı, çocuk ve engellilere; yeşil ışık süresinde karşıya geçişi tamamlayamadığından dolayı korna çalma ya da el kol hareketleri ile çabuk geçmeye zorlama hâli, trafikte hangi temel değere sahip olunmadığını gösterir?
A
Sabır
B
Öfke
C
İnatlaşma
D
Aşırı tepki
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte karşılaşılan belirli bir olumsuz davranışın altında yatan temel eksiklik sorulmaktadır. Senaryo, özellikle yardıma daha çok ihtiyacı olan yaşlı, çocuk ve engelli gibi yayaların, yeşil ışıkta karşıya geçişlerini tamamlayamamaları durumunda bir sürücünün gösterdiği sabırsız tepkiyi (korna çalmak, el kol hareketleri yapmak) ele almaktadır. Bu davranışın, sürücüde hangi temel trafik değerinin bulunmadığını gösterdiği sorgulanmaktadır.

Doğru Cevap: a) Sabır

Doğru cevabın sabır olmasının sebebi, soruda anlatılan durumun doğrudan sabırsızlıkla ilgili olmasıdır. Trafik, farklı hızlarda ve yeteneklerdeki birçok insanın (sürücüler, yayalar, bisikletliler) bir arada hareket ettiği bir ortamdır. Özellikle yaşlı, çocuk veya engelli bir yayanın hareket kabiliyetinin daha yavaş olması beklenen bir durumdur. Bu durumda sürücüden beklenen temel değer, yayanın güvenli bir şekilde karşıya geçişini tamamlamasını sükûnetle beklemektir. Korna çalmak veya el kol hareketleriyle yayayı acele etmeye zorlamak, bu bekleme erdemine, yani sabır değerine sahip olunmadığının en net göstergesidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Öfke: Sürücü bu durumda öfkelenmiş olabilir, ancak öfke, sabırsızlığın bir sonucudur. Sürücünün temel sorunu, bekleyememesi ve durumu anlayışla karşılayamamasıdır. Sabırlı bir insan, bu durumda öfkelenmek yerine durumu normal kabul eder ve sakince bekler. Bu nedenle eksik olan temel değer, bir duygu olan öfkeden ziyade, bir erdem olan sabırdır.

  • c) İnatlaşma: İnatlaşma, genellikle iki tarafın da kendi istediğinde diretmesi ve karşılıklı bir güç mücadelesine girmesi durumudur. Örneğin, dar bir yolda iki sürücünün birbirine yol vermemek için diretmesi bir inatlaşmadır. Sorudaki senaryoda ise yaya ile sürücü arasında karşılıklı bir diretiş yoktur; yaya sadece fiziksel olarak yavaştır. Sürücünün tepkisi tek taraflı bir sabırsızlıktır, inatlaşma değildir.

  • d) Aşırı tepki: Sürücünün korna çalması ve el kol hareketleri yapması, evet, bir aşırı tepkidir. Ancak "aşırı tepki", davranışın bir tanımıdır, o davranışın altında yatan temel değer eksikliğinin adı değildir. Soru, "davranışın adı nedir?" diye sormuyor, "hangi temel değere sahip olunmadığını gösterir?" diye soruyor. Sürücünün aşırı tepki vermesinin nedeni, sabırlı olmamasıdır. Dolayısıyla sabır, daha temel ve kök bir kavramdır.

Özetle, trafikte yavaş hareket eden bir yayaya karşı gösterilen aceleci ve zorlayıcı tavır, sürücünün durumu sükûnetle yönetme ve bekleme becerisi olan sabır değerinden yoksun olduğunu açıkça ortaya koyar. Diğer seçenekler bu durumun sonucu veya farklı bir tanımı olabilse de, eksik olan temel değer sabırdır.

Soru 47
Trafik kazası, sadece maddi hasarlı bile olsa yaşanması hiç istenmeyen ve kazaya karışan sürücüleri psikolojik olarak olumsuz etkileyen bir durumdur.

Buna göre kaza sonrası tarafların birbirine hangi şekilde davranması hâlinde meydana gelen kaza ile ilgili sorunlar daha kısa sürede çözülecektir?

A
Asabi
B
Aşırı tepkili
C
Kaba ve saldırgan
D
Saygılı ve nezaketli
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası sonrasında sürücülerin sergilemesi gereken en doğru tutumun ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, hangi davranışın sorunların "daha kısa sürede" çözülmesini sağlayacağıdır. Kaza anının yarattığı stres ve panik düşünüldüğünde, doğru davranış biçimi hem yasal sürecin hızlanmasına hem de gerginliğin azalmasına yardımcı olur.

Doğru cevap d) Saygılı ve nezaketli seçeneğidir. Çünkü bir kaza sonrası tarafların birbirine saygı ve nezaket çerçevesinde yaklaşması, paniği ve öfkeyi yatıştırır. Bu sakin ortam, tarafların sağlıklı bir iletişim kurarak durumu değerlendirmesine, sigorta ve ruhsat bilgilerini sorunsuzca paylaşmasına ve Kaza Tespit Tutanağı'nı birlikte doldurmasına olanak tanır. Böylece, yasal prosedürler hızlı ve sorunsuz bir şekilde tamamlanır.

Diğer seçenekler ise sorunları çözmek yerine daha da büyütecek davranışlardır. Bu tür olumsuz tavırlar, iletişimi tamamen koparabilir ve basit bir maddi hasarlı kazayı bile karmaşık bir hâle getirebilir. Anlaşma ve uzlaşma ortamını ortadan kaldırarak sürecin uzamasına neden olurlar.

  • a) Asabi: Sinirli ve gergin bir tutum, karşı tarafın da savunmacı veya sinirli bir tavır takınmasına yol açar. Bu durum, sağlıklı bir diyalog kurulmasını engeller ve anlaşmayı imkânsızlaştırır.
  • b) Aşırı tepkili: Bağırmak, panik yapmak veya abartılı tepkiler göstermek, durumu daha da karmaşıklaştırır. Mantıklı düşünmeyi ve hareket etmeyi zorlaştırarak çözüm sürecini yavaşlatır.
  • c) Kaba ve saldırgan: Bu davranış, en tehlikelisidir. Sadece sorunun çözümünü geciktirmekle kalmaz, aynı zamanda tartışmanın büyümesine, hakarete ve hatta fiziksel şiddete dönüşmesine neden olabilir. Bu durum, kazanın yanı sıra ek hukuki sorunlar doğurur.

Sonuç olarak, trafik kazası gibi stresli bir durumda bile sakinliği korumak, saygılı ve nazik olmak sadece bir görgü kuralı değil, aynı zamanda sorunu en hızlı ve en az zararla atlatmanın en akılcı yoludur. Ehliyet sınavında bu tür sorular, sürücü adayının sadece kuralları değil, aynı zamanda trafikteki doğru tutum ve davranışları ne kadar benimsediğini ölçmeyi amaçlar.

Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi, kara yolunda meydana gelen trafik kazalarının çevreye verdiği zararlardan biri değildir?
A
Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması
B
Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi
C
Köprü, tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması
D
Trafo, elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintiler yaşanması
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasının sonuçlarını farklı kategorilere ayırmanız istenmektedir. Sorunun kilit noktası, kazanın **"çevreye verdiği zararlar"** başlığı altına girmeyen seçeneği bulmaktır. Buradaki "çevre" kelimesi, kaza yerindeki fiziksel ortamı, yani doğal unsurları (ağaçlar, toprak vb.) ve yapay unsurları (yollar, köprüler, elektrik direkleri vb.) kapsamaktadır.

Doğru Cevap: a) Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, yargı sistemindeki iş yükünün artmasının toplumsal (sosyal) bir sonuç olmasıdır. Bu durum, kazanın fiziksel çevresine doğrudan bir etki yapmaz. Mahkemeler, avukatlar ve adli süreçler, kazanın hukuki ve idari sonuçlarıdır ve kazanın meydana geldiği yol, ağaç veya elektrik direği gibi çevresel unsurlarla ilgili değildir. Kısacası bu, kazanın çevreye değil, toplumun adalet sistemine olan bir etkisidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

  • b) Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü ağaçlar, yol çevresinin bir parçası olan doğal unsurlardır. Bir kaza sonucu ağaçların devrilmesi veya hasar görmesi, doğrudan çevreye verilen bir zarardır. Bu durum, hem ekolojik dengeye hem de yol peyzajına zarar verir.
  • c) Köprü, tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması: Bu seçenek de yanlıştır. Köprüler ve tüneller, yolun ve çevresinin bir parçası olan önemli altyapı unsurlarıdır. Bu noktalarda meydana gelen bir kaza, bu yapılara fiziksel zarar verebilir ve yolu kullanılamaz hale getirerek çevresel bir soruna (ulaşım ağının bozulması) yol açar. Ulaşımın aksaması, çevredeki fiziksel bir engelden kaynaklandığı için bu kategoriye girer.
  • d) Trafo, elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintiler yaşanması: Bu seçenek de yanlıştır çünkü trafolar ve elektrik direkleri, yol çevresindeki altyapının, yani yapay çevrenin bir parçasıdır. Bu yapılara çarpılması, onlara fiziksel zarar verir ve bu da doğrudan çevreye verilmiş bir zarardır. Sonucunda yaşanan elektrik kesintisi de bu fiziksel hasarın bir yansımasıdır.

Özetle, soruyu doğru çözmek için kazanın sonuçlarını doğru sınıflandırmak gerekir. B, C ve D seçenekleri kazanın yol açtığı fiziksel ve çevresel hasarları anlatırken, A seçeneği kazanın hukuki ve sosyal bir sonucunu anlatmaktadır. Bu nedenle, çevreye verilen zararlardan biri değildir.

Soru 49
Hangi özelliğe sahip olmayan sürücünün sabırsız, öfkeli, yorgun, stresli ve iletişim becerileri eksik bir kişi olma ihtimali daha fazladır?
A
Bencil
B
Hoşgörülü
C
Aşırı tepki gösteren
D
Görgüsüzce davranan
49 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücüde bulunmadığı zaman onu olumsuz davranışlara iten temel bir özelliğin ne olduğu sorulmaktadır. Yani, hangi pozitif karakter özelliğinin eksikliği; sürücüyü sabırsız, öfkeli, yorgun, stresli ve iletişim becerileri zayıf birine dönüştürür? Sorunun kilit noktası "sahip olmayan" ifadesidir, yani bizden eksik olan olumlu bir özelliği bulmamız isteniyor.

Doğru cevap "b) Hoşgörülü" seçeneğidir. Hoşgörü, trafikteki diğer sürücülerin ve yayaların yapabileceği hataları anlayışla karşılama, beklenmedik durumlara karşı sakin kalabilme ve sabır gösterebilme yeteneğidir. Bu temel özellik, sürücünün zihinsel ve duygusal dengesini korumasını sağlar ve güvenli sürüşün temelini oluşturur.

Bir sürücüde hoşgörü özelliği yoksa, yani kişi hoşgörüsüz ise, trafikte karşılaştığı en ufak bir hatayı bile kişisel bir saldırı olarak algılayabilir. Bu durum, anında sabırsızlığa ve öfkeye yol açar. Sürekli gergin bir şekilde araç kullanmak kişiyi stresli ve yorgun hale getirir ve diğer sürücülerle sağlıklı iletişim kurma becerisini (örneğin korna çalmak yerine anlayış göstermek gibi) ortadan kaldırır. Dolayısıyla, hoşgörünün eksikliği soruda sayılan tüm olumsuzlukların ana nedenidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Bencil, c) Aşırı tepki gösteren, d) Görgüsüzce davranan: Bu üç seçenek de zaten olumsuz sürücü özellikleridir. Soru ise hangi özelliğe "sahip olmayan" sürücünün kötü davrandığını soruyor. Örneğin, "bencil olmayan" bir sürücü veya "aşırı tepki göstermeyen" bir sürücü, tam tersine daha olumlu ve güvenli bir sürüş sergiler. Bu seçenekler, hoşgörüsüzlüğün bir sonucu olarak ortaya çıkan davranışlardır, eksikliği sorun yaratan temel bir özellik değildir.

Özetle, hoşgörü, trafikteki sosyal uyumun ve güvenliğin temel taşlarından biridir. Bu pozitif özelliğe sahip olmayan bir sürücünün, soruda belirtilen tüm olumsuz davranışları sergileme potansiyeli çok daha yüksektir. Diğer şıklar ise bu olumsuz durumun kendisi veya sonuçlarıdır, nedeni değil.

Soru 50
Birlikte yaşadığımız trafik ortamında, kişinin belki de farkında bile olmadan yaptığı olumsuz bir davranış hiçbir suçu olmayan bir başka kişinin ölümüne, yaralanmasına ya da ömür boyu sakat kalmasına neden olabilir. Buna göre trafik içinde hatalı davranış sergileyen bir sürücüye hangisinin yapılması,hem o sürücünün hem de trafikteki diğer sürücülerin kaza yapma yada olumsuz bir durum oluşturma riskini azaltır?
A
Aşırı tepki gösterilmesi
B
Kaba ve saldırgan davranılması
C
Kızgın biçimde kornaya basılması
D
Nezaket ve saygı çerçevesinde uyarılması
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte hatalı bir davranış sergileyen başka bir sürücüye karşı sergilenmesi gereken en doğru tutumun ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, seçilecek davranışın hem hatayı yapan sürücünün hem de trafikteki diğer herkesin kaza yapma riskini azaltmasıdır. Amaç, durumu daha tehlikeli hale getirmek değil, tam tersine güvenli bir ortama geri döndürmektir.

Doğru Cevap: d) Nezaket ve saygı çerçevesinde uyarılması

Bu seçeneğin doğru olmasının temel sebebi, trafik ortamının gerginliği artırmaya değil, sakinliği ve güvenliği korumaya dayalı olması gerektiğidir. Hata yapan bir sürücüyü nazik bir şekilde uyarmak, örneğin kısa bir korna çalmak veya bir el işaretiyle yavaşlamasını istemek, o sürücünün hatasını panik yapmadan fark etmesini sağlar. Bu yapıcı yaklaşım, sürücünün savunmaya geçmesini veya agresifleşmesini engelleyerek olası bir tartışmanın ya da "trafik magandalığı"nın önüne geçer ve herkes için güvenliği artırır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Aşırı tepki gösterilmesi: Hata yapan bir sürücüye bağırmak, el kol hareketleri yapmak veya aracını tehlikeli bir şekilde sıkıştırmak gibi aşırı tepkiler, durumu anında daha tehlikeli bir hale getirir. Panikleyen veya sinirlenen sürücü, daha büyük ve ölümcül hatalar yapabilir. Bu davranış, riski azaltmak yerine katlayarak artırır.
  • b) Kaba ve saldırgan davranılması: Bu seçenek, aşırı tepkinin bir adım ötesidir ve doğrudan trafik güvenliğini tehdit eder. Kaba ve saldırgan davranışlar, trafikteki diğer sürücüleri de strese sokar ve yol güvenliğini tamamen ortadan kaldırabilir. Bu tür bir davranış, bir hatayı kavgaya veya kasıtlı bir kazaya dönüştürme potansiyeli taşır.
  • c) Kızgın biçimde kornaya basılması: Kornanın amacı uyarmaktır, taciz etmek veya öfke göstermek değil. Uzun ve öfkeli bir şekilde kornaya basmak, diğer sürücüyü korkutabilir, panikletebilir veya sinirlendirerek misilleme yapmasına neden olabilir. Nazik ve kısa bir "uyarı" kornası ile "öfke" kornası arasındaki fark, bir kazayı önlemek ile bir kazaya sebep olmak arasındaki fark kadar büyüktür.

Özetle; ehliyet sınavındaki bu soru, sürücü adayına sadece kuralları değil, aynı zamanda trafikteki doğru "insani tutumu" da öğretmeyi amaçlar. Unutmayın ki trafikteki en önemli öncelik, her koşulda sakin kalarak hem kendi can güvenliğinizi hem de başkalarının can güvenliğini korumaktır. Nezaket ve saygı, bir zayıflık değil, trafikteki en etkili güvenlik araçlarından biridir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI