%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Bir travma sonucu deri ya da mukozanın bütünlüğünün bozulmasına ne ad verilir?
A
Şok
B
Yara
C
Koma
D
Tıkanma
1 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir darbe, çarpma veya kesik gibi dışarıdan gelen bir etki (travma) sonucunda, vücudumuzun dış yüzeyini kaplayan deri veya ağız içi gibi nemli dokuları oluşturan mukozanın normal yapısının bozulması durumuna verilen isim sorulmaktadır. Bu, ilk yardımın en temel konularından biridir. Doğru terimi bilmek, olası bir durumda ne ile karşı karşıya olduğunuzu anlamanıza yardımcı olur.

Doğru Cevap: b) Yara

Doğru cevabın Yara olmasının sebebi, tanımın tam olarak bu durumu karşılamasıdır. Tıbbi ve ilk yardım dilinde yara, bir travma neticesinde deri veya mukoza bütünlüğünün bozulmasıdır. Bu bir kesik, sıyrık, ezik veya delici bir cisim batması şeklinde olabilir. Soru kökündeki ifade, yaranın ders kitaplarındaki tanımıyla birebir aynıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Şok: Şok, deri bütünlüğünün bozulması durumu değildir. Şok, yaşamsal organlara yeterli miktarda kan gitmemesi nedeniyle ortaya çıkan ve dolaşım sisteminin yetersiz kaldığı ciddi bir durumdur. Örneğin, aşırı kan kaybı sonucu bir yaralı şoka girebilir, ancak yaranın kendisi şok değildir; şokun bir nedeni olabilir.
  • c) Koma: Koma, yutkunma ve öksürük gibi reflekslerin ve dışarıdan gelen uyarılara karşı tepkinin azaldığı ya da tamamen kaybolduğu, uzun süreli ve derin bir bilinç kaybı halidir. Bu durumun deri bütünlüğü ile doğrudan bir ilgisi yoktur; beyin fonksiyonlarındaki bir bozulmayı ifade eder.
  • d) Tıkanma: Tıkanma, genellikle solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu hava geçişinin engellenmesi durumudur. Bu durum boğulma tehlikesi yaratır ve solunum sistemi ile ilgilidir. Deri veya mukoza bütünlüğünün bozulmasıyla bir bağlantısı yoktur.

Özetle, soru size cildin fiziksel olarak zarar görmesi durumunun adını sormaktadır. Şok, koma ve tıkanma vücudun farklı sistemlerini etkileyen çok daha karmaşık ve genel durumlardır. Bu nedenle, deri ve mukoza bütünlüğünün bozulmasını en doğru ve net şekilde ifade eden terim "Yara"dır.

Soru 2
Tıbbi yardım istenirken aşağıdakilerden hangisinin bildirilmesi gereksizdir?
A
Yaralıların eğitim durumu
B
Olay yerinin tam adresi
C
Araçların hasar durumu
D
Yaralı sayısı
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza sonrası 112 Acil Yardım'ı aradığınızda, telefondaki görevliye hangi bilgiyi vermenizin **gereksiz** olduğu, yani acil yardım sürecine hiçbir katkı sağlamayacağı sorulmaktadır. Amaç, acil durumda hangi bilgilerin hayati öneme sahip olduğunu, hangilerinin ise zaman kaybı olduğunu bilip bilmediğinizi ölçmektir.

Doğru Cevap: a) Yaralıların eğitim durumu

Doğru cevabın "Yaralıların eğitim durumu" olmasının sebebi, bu bilginin acil tıbbi müdahale için tamamen anlamsız ve gereksiz olmasıdır. Acil sağlık ekipleri, yaralının kim olduğuna, ne iş yaptığına veya eğitim seviyesine bakmaksızın, sadece sağlık durumuna ve yaralanmanın ciddiyetine odaklanır. Bir yaralının üniversite mezunu ya da ilkokul mezunu olması, yapılacak ilk yardım veya tedavi yöntemini kesinlikle değiştirmez. Bu nedenle bu bilgiyi vermek, telefon görüşmesini uzatarak zaman kaybettirmekten başka bir işe yaramaz.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

Diğer seçeneklerde verilen bilgiler, acil yardım ekiplerinin olay yerine doğru ve hazırlıklı bir şekilde ulaşması için hayati önem taşır. Bu nedenle bu bilgilerin bildirilmesi gereksiz değil, tam aksine zorunludur.

  • b) Olay yerinin tam adresi: Bu, verilecek en önemli bilgidir. Adres ne kadar net ve anlaşılır olursa, ambulans ve diğer ekipler olay yerine o kadar hızlı ulaşır. Adres verirken sadece sokak ve numara değil, aynı zamanda bilinen bir yer (okul, cami, market gibi) veya önemli bir yol ayrımı gibi belirgin noktaları söylemek, ekiplerin sizi bulmasını çok kolaylaştırır. Bu bilgi olmadan yardımın size ulaşması imkansızdır.
  • c) Araçların hasar durumu: Bu bilgi ilk başta önemsiz gibi görünebilir ancak oldukça kritiktir. Örneğin, araçta büyük bir hasar olduğunu, duman çıktığını veya birilerinin sıkıştığını belirtmeniz, olay yerine sadece ambulansın değil, aynı zamanda itfaiye ve kurtarma ekiplerinin de gönderilmesini sağlayabilir. Aracın hasar durumu, kazanın şiddeti ve yaralıların durumu hakkında ön bilgi verir.
  • d) Yaralı sayısı: Bu bilgi de son derece önemlidir. Çünkü acil yardım merkezi, olay yerindeki yaralı sayısına göre kaç adet ambulans ve sağlık personeli göndereceğine karar verir. Tek yaralının olduğu bir kazaya bir ambulans yeterliyken, 5 yaralının olduğu bir kazaya en az 2-3 ambulans gönderilmesi gerekebilir. Bu bilgiyi doğru vermek, herkese zamanında müdahale edilmesini sağlar.
Soru 3
Kalbi durmuş olan bir kazazedede aşağdaki belirtilerden hangisi gözlenir?
A
Göz bebeklerinin genişlemesi
B
Solunumun yüzeyselleşmesi
C
Kan basıncının artması
D
Nabzın yavaşlaması
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kalbi durmuş, yani dolaşımı tamamen durmuş bir kazazedede ortaya çıkan en belirgin ve kesin belirtilerden birinin ne olduğu sorulmaktadır. Kalp durması, yaşamsal fonksiyonların sona erdiği en kritik acil durumdur ve bu belirtileri doğru tanımak, ilk yardım uygulaması için hayati önem taşır. Sorunun doğru ve yanlış seçeneklerini adım adım inceleyelim.

a) Göz bebeklerinin genişlemesi (Doğru Cevap)

Kalp durduğunda, vücuda ve en önemlisi beyne kan pompalanması durur. Beyin, oksijensizliğe karşı en hassas organımızdır ve saniyeler içinde fonksiyonlarını kaybetmeye başlar. Beynin oksijensiz kalması, göz bebeklerinin boyutunu kontrol eden otonom sinir sistemini etkiler ve bu durum göz bebeklerinin sabit bir şekilde genişlemesine (büyümesine) neden olur. Ayrıca bu göz bebekleri ışığa tepki vermez hale gelir. Bu belirti, beyin fonksiyonlarının durma noktasına geldiğini gösteren ciddi bir işarettir.

b) Solunumun yüzeyselleşmesi (Yanlış Cevap)

Solunumun yüzeyselleşmesi, genellikle solunum güçlüğü çeken veya bilinci zayıflayan bir kişide görülen bir durumdur. Ancak kalp tamamen durduğunda, solunum merkezi de oksijensiz kaldığı için solunum yüzeyselleşmez, kısa bir süre sonra tamamen durur. Bazen "agonal solunum" denilen, iç çekme veya horlama benzeri birkaç düzensiz nefes görülebilir, ancak bu etkili bir solunum değildir ve kısa sürede kesilir. Dolayısıyla kalp durmasının belirtisi, solunumun olmamasıdır.

c) Kan basıncının artması (Yanlış Cevap)

Bu seçenek, gerçekleşen durumun tam tersidir. Kan basıncı, kalbin kanı damarlara pompalarken oluşturduğu basınçtır. Kalp bir pompa gibi çalıştığı için, bu pompanın durması durumunda damarların içinde herhangi bir basınç oluşamaz. Bu nedenle, kalbi duran bir kazazedede kan basıncı artmak yerine ölçülemeyecek seviyeye düşer, yani sıfırlanır.

d) Nabzın yavaşlaması (Yanlış Cevap)

Nabız, kalbin her atışında kanın atardamarlara yaptığı vuruşun hissedilmesidir. Nabzın yavaşlaması (bradikardi), kalbin durmasından önceki bir aşama olabilir, ancak kalbin durduğu andaki belirti değildir. Kalp durduğunda, artık hiç atmadığı için damarlarda hissedilebilecek bir vuruş da olmaz. Dolayısıyla, kalbi durmuş bir kazazedede nabız yavaşlamaz, tamamen kaybolur ve nabız alınamaz.

Soru 4
Omurga kırığı olan yaralıya aşağıdaki uygulamalardan hangisi kesinlikle yapılmaz?
A
Taşıma esnasında baş ve ayakların gergin olmasını sağlamak
B
Uzun tahta atellerle vücudunu tespit etmek
C
Dik oturur şekilde pozisyon vermek
D
Sert bir zemine sırtüstü yatırmak
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, omurga (bel kemiği) kırığı şüphesi olan bir yaralıya ilk yardım sırasında yapılması en tehlikeli ve yasak olan hareketin hangisi olduğu sorulmaktadır. Omurga yaralanmalarında temel kural, yaralının durumunu daha da kötüleştirebilecek ve kalıcı hasara (felç gibi) yol açabilecek her türlü yanlış hareketten kaçınmaktır. Bu nedenle, yaralının omurgasını olabildiğince sabit tutmak hayati önem taşır.

Doğru Cevap: c) Dik oturur şekilde pozisyon vermek

Omurga kırığı olan bir yaralıyı dik oturtmaya çalışmak, yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Bu hareket, kırık olan omurların yerinden oynamasına ve omurganın içinden geçen hassas sinir ağı olan omuriliğe baskı yapmasına veya onu zedelemesine neden olabilir. Omuriliğin zarar görmesi, kısmi veya tam felçle, hatta ölümle sonuçlanabilecek geri döndürülemez bir hasar demektir. Bu nedenle, yaralının omurgasına dikey bir yük bindiren oturma pozisyonu kesinlikle yasaktır.

Diğer Seçeneklerin Analizi (Neden Yanlışlar?)

  • a) Taşıma esnasında baş ve ayakların gergin olmasını sağlamak: Bu ifade, yaralının "baş-boyun-gövde eksenini" koruma ilkesini anlatır. Yaralı taşınırken, bir ilk yardımcı başı sabitlerken, diğerleri vücudu düz bir hat şeklinde tutarak taşır. Baş ve ayaklardan hafifçe çekerek gerginlik sağlamak, omurganın bir bütün olarak, bükülmeden hareket etmesine yardımcı olur. Bu, doğru bir taşıma tekniğidir.
  • b) Uzun tahta atellerle vücudunu tespit etmek: Bu uygulama, yaralıyı sabitlemenin (tespit etmenin) bir yöntemidir. Yaralının yanlarına ve altına sert destekler (uzun tahtalar, omurga tahtası vb.) yerleştirilerek vücudun bir bütün olarak hareket etmesi sağlanır ve omurganın bükülmesi engellenir. Bu, omurga yaralanmalarında yapılması gereken doğru bir uygulamadır.
  • d) Sert bir zemine sırtüstü yatırmak: Omurga kırığı şüphesi olan yaralı, kesinlikle yumuşak bir zemine (yatak, koltuk gibi) yatırılmamalıdır. Çünkü yumuşak zemin vücudun şeklini alarak omurganın bükülmesine neden olur. Yaralıyı, bulunduğu yerde sert bir zemine sırtüstü yatırmak veya sert bir sedyeye almak, omurganın doğal düzlüğünü korumak için en güvenli pozisyondur.

Özetle: Omurga yaralanmalarındaki altın kural HAREKETSİZLİKTİR. Yaralıyı oturtmak veya ayağa kaldırmak gibi omurgayı bükecek veya üzerine yük bindirecek her türlü hareketten kaçınılmalıdır. Diğer seçenekler ise yaralının omurgasını sabit tutmaya ve güvenli bir şekilde taşımaya yönelik doğru ilk yardım uygulamalarıdır.

Soru 5
Öksüren, nefes alabilen ve tıkandığını ifade edebilen bir kazazedeye aşağıdaki ilk yardım uygulamalarından hangisi yapılır?
A
Kazazedeye dokunulmadan öksürmeye teşvik edilir.
B
Bir elin topuk kısmıyla iki kürek kemiğinin arasına 5 kez kuvvetlice vurulur.
C
Bir elin başparmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur, kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır.
D
Kazazedenin bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur ve bir elin topuğuyla göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır.
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu oluşan bir tıkanıklık durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım müdahalesi sorulmaktadır. Sorunun en önemli kısmı, kazazedenin durumunu tarif eden ifadelerdir: "öksüren, nefes alabilen ve tıkandığını ifade edebilen". Bu belirtiler, hava yolunun tamamen değil, kısmen tıkandığını gösterir ve bu duruma "Kısmi Tıkanma" denir.

a) Kazazedeye dokunulmadan öksürmeye teşvik edilir. ✓ (DOĞRU)

Bu seçenek doğrudur çünkü tarif edilen durum bir kısmi tıkanmadır. Kısmi tıkanmada, hava yolu tam olarak kapanmamıştır ve kazazede az da olsa nefes alıp verebilir. Vücudun bu duruma karşı en etkili doğal savunma mekanizması öksürüktür. Güçlü bir öksürük, akciğerlerdeki havayı basınçla dışarı iterek yabancı cismin atılmasını sağlayabilir. Bu nedenle ilk yardımcının yapması gereken en doğru şey, kazazedenin yanında durarak onu sakinleştirmek ve öksürmeye devam etmesi için teşvik etmektir. Müdahale etmek, cismin yerini değiştirip tam tıkanmaya yol açabileceği için risklidir.

b) Bir elin topuk kısmıyla iki kürek kemiğinin arasına 5 kez kuvvetlice vurulur. (YANLIŞ)

Bu uygulama, tam tıkanma durumunda, yani kazazede hiç nefes alamadığında, öksüremediğinde, konuşamadığında ve morarmaya başladığında yapılan ilk müdahaledir. Kısmen nefes alabilen ve öksürebilen birine sırttan vurmak, yabancı cismin daha derine inmesine veya hava yolunu tamamen tıkamasına neden olabilir. Bu yüzden kısmi tıkanmada bu yöntem kesinlikle uygulanmaz.

c) Bir elin başparmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur, kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır. (YANLIŞ)

Bu teknikte tarif edilen uygulama, "Heimlich Manevrası" (Karına Baskı Uygulaması) olarak bilinir. Tıpkı sırta vurma gibi, bu manevra da sadece tam tıkanma durumunda ve kazazedenin bilinci açıkken uygulanır. Amacı, karın boşluğuna yapılan ani basınçla diyaframı yukarı iterek akciğerlerdeki havayı dışarı fırlatmak ve cismi çıkarmaktır. Öksürebilen birine bu manevrayı yapmak hem gereksizdir hem de iç organlara zarar verme riski taşır.

d) Kazazedenin bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur ve bir elin topuğuyla göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır. (YANLIŞ)

Bu seçenek, bilinen ve geçerli bir ilk yardım tekniği değildir. Tarif edilen pozisyon ve müdahale şekli tamamen hatalıdır ve kazazedeye yardım etmek yerine ona ciddi zararlar verebilir, iç kanamaya veya organ yaralanmalarına yol açabilir. İlk yardım uygulamaları her zaman standart ve güvenliği kanıtlanmış yöntemlerden oluşur; bu seçenek ise tamamen hayal ürünü ve tehlikelidir.

  • Özetle: Eğer bir kişi tıkandığında öksürebiliyor, nefes alabiliyor veya konuşabiliyorsa bu kısmi tıkanmadır ve sadece öksürmeye teşvik edilir.
  • Eğer kişi öksüremiyor, nefes alamıyor, konuşamıyor ve boğazını tutuyorsa bu tam tıkanmadır ve o zaman sırasıyla sırta vurma ve Heimlich manevrası gibi müdahaleler gerekir.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi şok pozisyonudur?
A
B
C
D
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardım uygulamaları arasında yer alan temel pozisyonlardan biri olan şok pozisyonunun hangisi olduğu sorulmaktadır. Şok, dolaşım sisteminin yaşamsal organlara (beyin, kalp vb.) yeterli miktarda kan gönderememesi sonucu ortaya çıkan ve acil müdahale gerektiren hayati bir durumdur. Şok pozisyonu, bu durumu kontrol altına almak ve organlara giden kan akışını artırmak için verilir.

Doğru cevap c seçeneğidir. Bu görselde, kazazede sırtüstü yatırılmış ve ayakları yerden yaklaşık 30 cm kadar yukarı kaldırılmıştır. Bu pozisyonun amacı, bacaklarda ve karın bölgesinde bulunan kanın, yer çekiminin de yardımıyla beyin ve kalp gibi hayati organlara doğru akmasını sağlamaktır. Bu sayede, bu kritik organların kanlanması ve oksijen alması desteklenerek, şokun ilerlemesi yavaşlatılır ve kişinin hayati fonksiyonlarının korunmasına yardımcı olunur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a seçeneği: Bu pozisyon koma pozisyonu (derlenme veya iyileşme pozisyonu) olarak adlandırılır. Bilinci kapalı ancak kendi kendine nefes alabilen kişilere uygulanır. Bu pozisyonun amacı, dilin geriye kaçarak soluk borusunu tıkamasını ve kişinin kusması durumunda kusmuğun akciğerlere kaçmasını engellemektir. Şok tedavisi için değil, solunum yolunu açık tutmak için kullanılır.
  • b seçeneği: Bu pozisyon yarı oturur pozisyondur. Genellikle solunum güçlüğü çeken (astım, kalp krizi vb.) veya göğüs yaralanması olan kişilere verilir. Vücudun üst kısmının dik olması, akciğerlerin daha rahat çalışmasını ve nefes almanın kolaylaşmasını sağlar. Şok durumunda ise kanı beyne göndermek hedeflendiği için bu pozisyon uygun değildir.
  • d seçeneği: Bu pozisyonda kişi sadece sırtüstü düz bir şekilde yatmaktadır. Bu, genel bir dinlenme pozisyonu olabilir veya omurga yaralanması şüphesi olduğunda hastayı hareket ettirmemek için tercih edilebilir. Ancak şok pozisyonunun en önemli özelliği olan ayakların yukarı kaldırılması bu pozisyonda yoktur. Bu nedenle şokun olumsuz etkilerini azaltmak için yetersiz bir pozisyondur.

Özetle, şok durumunda temel amaç kanı hayati organlara yönlendirmektir ve bunu en etkili şekilde sağlayan pozisyon, hastayı sırtüstü yatırıp bacaklarını 30 cm yükseltmektir. Bu nedenle doğru cevap c seçeneğidir.

Soru 7
Vücudumuzda belli bir işlevi yerine getirmek amacıyla bir araya gelen organların oluşturdukları yapıya ne denir?
A
Doku 
B
Hücre
C
Gövde 
D
Sistem
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, canlı vücudunu oluşturan yapıların organizasyon basamakları hakkındaki bilginiz ölçülmektedir. Soru, belirli bir görevi (örneğin sindirim, solunum, dolaşım gibi) yerine getirmek amacıyla birlikte çalışan **organlar topluluğuna** ne isim verildiğini sormaktadır. Bu, biyolojinin temel konularından biridir ve vücudun nasıl bir bütün olarak çalıştığını anlamak için önemlidir.

Doğru Cevap: d) Sistem

Doğru cevap Sistem'dir. Çünkü vücudumuzda, ortak bir amacı gerçekleştirmek için birden fazla organ uyum içinde birlikte çalışır. Örneğin, mide, bağırsaklar, karaciğer gibi organlar bir araya gelerek yiyecekleri sindirme görevini üstlenir ve bu yapıya Sindirim Sistemi denir. Aynı şekilde, kalp, damarlar ve kan gibi yapılar da kanı vücuda pompalamak için Dolaşım Sistemi'ni oluşturur. Sorudaki tanım, tam olarak "sistem" kavramını açıklamaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

a) Doku: Doku, organlardan daha küçük bir yapıdır. Benzer görevleri yapmak için bir araya gelmiş hücrelerin oluşturduğu topluluktur. Örneğin, kas dokusu veya sinir dokusu gibi. Organlar, farklı dokuların bir araya gelmesiyle oluşur, bu nedenle bu seçenek yanlıştır.

b) Hücre: Hücre, canlılığın en temel ve en küçük yapı birimidir. Vücudumuzdaki her şey hücrelerden oluşur; dokular, organlar ve sistemler hücrelerin organize olmasıyla meydana gelir. Soru, organların bir araya gelerek oluşturduğu yapıyı sorduğu için hücre en temel birim olduğundan yanlış cevaptır.

c) Gövde: Gövde, vücudun baş, kollar ve bacaklar dışındaki ana bölümünü ifade eden anatomik bir bölgedir. İçerisinde kalp, akciğer, mide gibi birçok önemli organı barındırır ancak belirli bir işlevi yerine getiren organlar topluluğunun bilimsel adı değildir. Gövde bir bölgeyi, sistem ise işlevsel bir birliği tanımlar.

Kısaca vücudun organizasyon şemasını küçükten büyüğe doğru şöyle özetleyebiliriz:

  • Hücreler (En küçük yapı taşı)
  • Dokular (Benzer hücrelerin birleşimi)
  • Organlar (Farklı dokuların birleşimi)
  • Sistemler (Belirli bir işlev için çalışan organların birleşimi - Sorunun doğru cevabı)
  • Organizma (Tüm sistemlerin birleşimi, yani canlının kendisi)
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi şok belirtilerindendir?
A
Nabız atışının güçlü olması
B
Cildin kuru ve sıcak olması
C
Kan basıncının düşmesi
D
Zihinsel aktivitenin artması
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, acil bir tıbbi durum olan şokun temel belirtilerinden birini bilmeniz istenmektedir. Şok, en basit tanımıyla, vücuttaki doku ve organlara yeterli miktarda kan ve oksijen gitmemesi durumudur. Bu durum, dolaşım sisteminin görevini yerine getirememesi anlamına gelir ve hayati tehlike oluşturur.

Doğru Cevap: c) Kan basıncının düşmesi

Şokun en temel ve belirleyici özelliği, dolaşım sisteminin çökmesidir. Vücudun kanı damarlarda yeterli basınçla dolaştıramaması sonucu kan basıncı (tansiyon) düşer. Bu durum, yaşamsal organların yeterli kanla beslenememesine yol açar. Bu nedenle kan basıncının düşmesi, şokun en kritik ve beklenen belirtisidir.

  • a) Nabız atışının güçlü olması: Bu seçenek yanlıştır. Şok durumunda vücut, azalan kan hacmini veya basıncını telafi etmek için kalbi daha hızlı çalıştırır. Ancak kan hacmi azaldığı için nabız hızlı ama zayıf hissedilir. Güçlü bir nabız, sağlıklı bir dolaşım sisteminin işaretidir, şokun değil.
  • b) Cildin kuru ve sıcak olması: Bu seçenek de yanlıştır. Şoktaki vücut, hayati organlara (beyin, kalp, akciğerler) kan göndermek için derideki ve uzuvlardaki kan damarlarını büzer. Bu nedenle kan deriden çekilir ve cilt soluk, soğuk ve nemli (terli) bir hal alır. Sıcak ve kuru cilt, genellikle ateşli hastalıkların bir belirtisidir.
  • d) Zihinsel aktivitenin artması: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Beyne giden kan ve oksijen miktarı azaldığı için şoktaki bir kişinin zihinsel fonksiyonları bozulur. Başlangıçta huzursuzluk ve endişe görülebilir, ancak durum ilerledikçe kafa karışıklığı, bilinç bulanıklığı ve sonunda bilinç kaybı meydana gelir. Zihinsel aktivitede artış değil, azalma görülür.

Özetle, ehliyet sınavında ve ilk yardım durumlarında şoku aklınızda tutmanız gereken temel belirtiler şunlardır: Düşük kan basıncı, hızlı ama zayıf nabız, soluk-soğuk-nemli bir cilt ve bilinç seviyesinde azalma. Bu sorunun doğru cevabı bu nedenle kan basıncının düşmesidir.

Soru 9
Bak-Dinle-Hisset yönteminde "Bak" ne anlama gelir?
A
Yaralının göğüs kafesinin inip kalktığına bakılması
B
Kaza bölgesinde yanıcı madde olup olmadığına bakılması
C
Yaralıda kırık olup olmadığına bakılması
D
Kaç yaralı olduğuna bakılması
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en temel konularından biri olan Bak-Dinle-Hisset yönteminin "Bak" aşamasının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu yöntem, bilinci kapalı olan bir yaralının solunum yapıp yapmadığını anlamak için kullanılır ve yaklaşık 10 saniye sürer. Her bir adımı, solunumu farklı bir duyu organıyla kontrol etmeyi amaçlar.

Bak-Dinle-Hisset yöntemini uygularken ilk yardımcı, başını yaralının ağzına ve burnuna yaklaştırır; bu sırada kulağıyla solunum sesini duymaya ("Dinle"), yanağıyla da nefesin sıcaklığını hissetmeye ("Hisset") çalışır. Bu pozisyondayken gözleriyle de yaralının göğsüne doğru bakar. Bu üç eylemin amacı, solunumun varlığını kesin olarak teyit etmektir.

Doğru Cevabın Açıklaması (a seçeneği):

Doğru cevap a) Yaralının göğüs kafesinin inip kalktığına bakılması seçeneğidir. Çünkü "Bak" aşaması, solunumun gözle görülebilen en net işaretini kontrol etmektir. Bir kişi nefes aldığında akciğerler hava ile dolar ve göğüs kafesi yükselir; nefes verdiğinde ise hava boşalır ve göğüs kafesi alçalır. Bu hareketi 10 saniye boyunca gözlemlemek, solunumun varlığı veya yokluğu hakkında ilk yardımcıya kritik bilgi verir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • b) Kaza bölgesinde yanıcı madde olup olmadığına bakılması: Bu seçenek yanlıştır. Kaza yerinde yanıcı veya patlayıcı madde olup olmadığını kontrol etmek, ilk yardımın en başında yer alan "Olay Yeri Güvenliğinin Sağlanması" aşamasıdır. Bu, ilk yardımcının yaralıya müdahale etmeden önce kendi can güvenliğini sağlaması için yaptığı bir kontroldür, Bak-Dinle-Hisset yöntemiyle ilgisi yoktur.
  • c) Yaralıda kırık olup olmadığına bakılması: Bu seçenek de yanlıştır. Kırık, kanama, ezik gibi yaralanmaların kontrolü, "İkincil Değerlendirme" aşamasında yapılır. İkincil değerlendirme, yaralının solunumu ve dolaşımı gibi hayati fonksiyonları güvence altına alındıktan sonra yapılan baştan aşağı detaylı muayenedir. Öncelik her zaman solunumu kontrol etmektir.
  • d) Kaç yaralı olduğuna bakılması: Bu seçenek de yanlıştır. Olay yerinde kaç yaralı olduğunu belirlemek, yine "Olay Yeri Değerlendirmesi" aşamasının bir parçasıdır. Bu bilgi, 112 Acil Yardım'ı ararken doğru bilgi vermek ve yardımı organize etmek için önemlidir. Ancak bu, tek bir yaralının solunumunu kontrol ettiğimiz Bak-Dinle-Hisset yönteminin bir adımı değildir.

Özetle, Bak-Dinle-Hisset yöntemi, sadece ve sadece yaralının solunumunu kontrol etmeye odaklanmış bir tekniktir. Bu teknikteki "Bak" adımı da doğrudan solunumun fiziksel belirtisi olan göğüs kafesi hareketlerini izlemeyi ifade eder.

Soru 10
• Bir el alına yerleştirilir. • Diğer elin iki parmağı çene kemiğinin üzerine yerleştirilir. • Alından bastırılıp, çeneden kaldırılarakbaş geriye doğru itilir. Kazazedenin hava yolunu açmak için, uygulama tekniği verilen pozisyon aşağıdakilerden hangisidir?
A
Şok pozisyonu
B
Yarı oturuş pozisyonu
C
Baş geri-çene yukarı pozisyonu
D
Yarı yüzükoyun-Yan pozisyon
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bilincini kaybetmiş bir kazazedenin solunum yolunu açmak için uygulanan temel bir ilk yardım tekniğinin adımları verilmiş ve bu tekniğin adının ne olduğu sorulmaktadır. Soruda tarif edilen uygulama, ilk yardımın en kritik adımlarından biridir, çünkü solunumun devamlılığı hayati önem taşır.

Doğru cevap c) Baş geri-çene yukarı pozisyonu'dur. Bu pozisyonun amacı, bilinci kapalı kişilerde gevşeyen dilin geriye düşerek soluk borusunu tıkamasını engellemektir. Soruda verilen adımlar bu tekniği birebir tarif etmektedir: Bir elin alına konulmasıyla baş geriye itilir (Baş Geri), diğer elin parmaklarıyla çenenin yukarı kaldırılmasıyla da (Çene Yukarı) dil yerinden oynatılarak hava yolu açılmış olur.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Şok pozisyonu: Bu pozisyon, dolaşım yetmezliği (şok) durumunda uygulanır. Kazazede sırt üstü yatırılır ve bacakları yaklaşık 30 cm kadar yukarı kaldırılarak hayati organlara (beyin, kalp vb.) kan gitmesi hedeflenir. Bu pozisyonun, soruda tarif edilen hava yolu açma tekniği ile bir ilgisi yoktur.
  • b) Yarı oturuş pozisyonu: Bu pozisyon genellikle bilinci açık olan ve solunum güçlüğü çeken (örneğin kalp krizi, astım krizi, kaburga kırığı gibi durumlarda) hastalara uygulanır. Hastanın sırtı desteklenerek oturur pozisyona getirilmesi, nefes alıp vermesini kolaylaştırır. Ancak bu, bilinci kapalı birinin hava yolunu açmak için kullanılan bir yöntem değildir.
  • d) Yarı yüzükoyun-Yan pozisyon: Bu pozisyon, "Koma Pozisyonu" veya "Derlenme Pozisyonu" olarak da bilinir. Bilinci kapalı ancak solunumu ve nabzı olan kazazedelere uygulanır. Amacı, kişinin kusması durumunda kusmuğun soluk borusuna kaçmasını önlemek ve dilin hava yolunu tıkamasını engellemektir. Soruda tarif edilen "Baş geri-çene yukarı" manevrası, koma pozisyonuna almadan önce solunumu kontrol etmek için yapılan bir adımdır, pozisyonun kendisi değildir.

Özetle, soruda adım adım anlatılan teknik, bilinci kapalı bir kazazedenin dilinin soluk borusunu tıkamasını önleyerek hava yolunu açmak için kullanılan Baş geri-çene yukarı pozisyonu'dur. Bu, temel yaşam desteğinin ilk ve en önemli adımlarından biridir.

Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi atardamar kanamasının özelliğidir?
A
Açık renkli kanın, yara ağzından kalp atımlarına uyumlu şekilde fışkırarak akması
B
Düşük basınçla akması ve kısa sürede durdurulabilmesi
C
Koyu renkli ve taşma tarzında kan akması
D
Kanamanın sızıntı şeklinde olması
11 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, vücudumuzdaki kanama türlerinden biri olan atardamar kanamasının ayırt edici özelliklerinin ne olduğu sorulmaktadır. İlk yardımda doğru müdahaleyi yapabilmek için kanamanın türünü (atardamar, toplardamar, kılcal damar) doğru tespit etmek hayati önem taşır. Soru, bu üç kanama türü arasındaki temel farkları bilip bilmediğinizi ölçmeyi amaçlamaktadır.

Doğru cevap olan a seçeneği, atardamar kanamasını mükemmel bir şekilde tanımlar. Atardamarlar, kalpten pompalanan oksijen zengini kanı vücuda taşıdığı için bu kanın rengi parlak kırmızı ve açık renklidir. Ayrıca, kan doğrudan kalbin pompalama gücüyle hareket ettiği için, her kalp atışıyla birlikte kanamanın şiddeti artar ve yara yerinden fışkırır tarzda, kesik kesik akar. Bu iki özellik, yani açık renk ve fışkırarak akma, atardamar kanamasının en belirgin işaretleridir ve en tehlikeli kanama türü olduğunu gösterir.

  • Açık Renk: Kanın oksijen bakımından zengin olmasından kaynaklanır.
  • Fışkırarak Akma: Kanın yüksek basınçla ve kalbin ritmine uygun olarak pompalanmasından kaynaklanır.

b seçeneği yanlıştır çünkü "Düşük basınçla akması ve kısa sürede durdurulabilmesi" ifadesi atardamar kanamasının tam zıttıdır. Atardamar kanamaları, vücuttaki en yüksek basınçlı kanamalardır ve bu nedenle durdurulması en zor olanıdır; acil ve doğru müdahale gerektirir. Bu tanım daha çok kılcal damar veya hafif toplardamar kanamalarına uyar.

c seçeneği yanlıştır çünkü "Koyu renkli ve taşma tarzında kan akması" ifadesi toplardamar kanamasını anlatır. Toplardamarlar, vücutta kullanılmış, yani oksijenini kaybetmiş kirli kanı kalbe geri taşır. Bu nedenle kanın rengi koyu kırmızıdır ve kan, kalbin itme gücünden uzak olduğu için daha düşük basınçla, yara yerinden sürekli ve yayılarak akar; fışkırma olmaz.

d seçeneği de yanlıştır. "Kanamanın sızıntı şeklinde olması" ifadesi kılcal damar kanamasını tanımlar. Kılcal damarlar vücudumuzdaki en ince damarlardır ve bu tür kanamalar genellikle yüzeyseldir. Kanama, küçük kabarcıklar veya hafif bir sızıntı şeklinde görülür ve genellikle tehlikeli değildir, kendi kendine kolayca durabilir. Bu tanım, yüksek basınçlı atardamar kanamasıyla hiçbir şekilde uyuşmaz.

Soru 12
Kazazedelerde görülen kırık ve ezilmeler hangi sistemi ilgilendiren bir konudur?
A
Hareket sistemini
B
Dolaşım sistemini
C
Sindirim sistemini
D
Boşaltım sistemini
12 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası sonrası yaralanan bir kişide (kazazede) görülen "kırık" ve "ezilme" gibi yaralanmaların, vücudumuzdaki hangi temel sistemle doğrudan ilişkili olduğu sorulmaktadır. Bu, ilk yardım bilgisinin temelini oluşturan bir konudur, çünkü yaralanmanın hangi sisteme ait olduğunu bilmek, doğru müdahaleyi yapmak için ilk adımdır.

Doğru Cevap: a) Hareket sistemini

Doğru cevabın neden Hareket Sistemi olduğunu açıklayalım. Hareket sistemi, vücudumuza şeklini veren, onu destekleyen ve hareket etmemizi sağlayan yapılar bütünüdür. Bu sistemin ana bileşenleri kemikler, kaslar, eklemler, tendonlar ve bağlardır. Soruda bahsedilen "kırık", doğrudan kemiklerin bütünlüğünün bozulması anlamına gelir. "Ezilme" ise genellikle kasların ve diğer yumuşak dokuların zarar görmesidir. Dolayısıyla, hem kırıklar hem de ezilmeler, hareket sistemini oluşturan temel yapıları doğrudan etkileyen yaralanmalardır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Dolaşım sistemi: Dolaşım sistemi kalp, kan ve damarlardan oluşur ve vücutta kanın pompalanmasından sorumludur. Büyük bir kırık damarlara zarar verip kanamaya (iç veya dış kanama) neden olabilir ve bu durum dolaşım sistemini etkileyebilir. Ancak kırığın kendisi, dolaşım sisteminin bir parçasına değil, hareket sisteminin bir parçası olan kemiğe verilen bir hasardır. Soru, yaralanmanın hangi sistemi ilgilendirdiğini sorduğu için, birincil olarak etkilenen sistem hareket sistemidir.

  • c) Sindirim sistemi: Sindirim sistemi; mide, bağırsaklar gibi organlardan oluşur ve yiyeceklerin sindirilerek enerjiye dönüştürülmesinden sorumludur. Kırık ve ezilmelerin sindirim sistemiyle doğrudan bir ilgisi yoktur. Ancak karın bölgesine alınan şiddetli bir darbe sonucu iç organlar zarar görürse, o zaman sindirim sistemiyle ilgili bir yaralanmadan bahsedilebilir, fakat bu durum sorudaki "kırık ve ezilme" tanımından farklıdır.

  • d) Boşaltım sistemi: Boşaltım sistemi; böbrekler, idrar torbası gibi organları içerir ve vücuttaki atık maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Kırık ve ezilmelerin boşaltım sistemiyle de doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır. Leğen kemiği kırığı gibi bazı özel durumlarda idrar torbası zarar görebilir, fakat bu durum, kırığın birincil olarak hareket sistemini ilgilendirdiği gerçeğini değiştirmez.

Özetle: Ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda, yaralanmanın tanımını düşünün. "Kırık" dendiğinde aklınıza hemen kemik, "ezilme" dendiğinde ise kas ve doku gelmelidir. Bu yapıların tamamı vücudun hareket etmesini sağlayan Hareket Sistemi'nin parçalarıdır. Bu nedenle doğru cevap her zaman "Hareket sistemi" olacaktır.

Soru 13
Aksine bir durum yoksa, yerleşim birimleri dışındaki kara yollarında geceleri seyrederken hangi ışıkların yakılması mecburidir?
A
Sis ışıkları
B
Park ışıkları
C
Acil uyarı ışıkları
D
Uzağı gösteren ışıklar
13 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, gece vakti, şehir veya kasaba gibi yerleşim yerlerinin dışında, genellikle aydınlatması olmayan bir kara yolunda araç kullanırken hangi ışıkların yakılmasının zorunlu olduğu sorulmaktadır. Sorudaki "aksine bir durum yoksa" ifadesi, standart ve normal koşullar altında geçerli olan temel kuralı anlamamız gerektiğini vurgular. Bu ifade, özel durumların (karşıdan araç gelmesi, bir aracı takip etme vb.) olmadığı varsayımını belirtir.

Doğru Cevap: d) Uzağı gösteren ışıklar

Doğru cevabın "Uzağı gösteren ışıklar" (genellikle uzun farlar olarak bilinir) olmasının sebebi, bu ışıkların maksimum görüş mesafesi sağlamasıdır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre uzağı gösteren ışıklar, yolu 100 metre ilerisine kadar aydınlatmalıdır. Yerleşim birimleri dışındaki yollar genellikle ışıksız ve virajlı olabileceğinden, sürücünün tehlikeleri, yol işaretlerini ve yolun durumunu erkenden fark edebilmesi için bu uzun mesafeli aydınlatma hayati önem taşır. Bu nedenle, önünüzde bir araç yoksa veya karşı yönden bir araç gelmiyorsa, gece sürüşlerinde temel kural uzun farların kullanılmasıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Sis ışıkları: Bu ışıklar, sadece görüş mesafesinin sis, kar veya şiddetli yağmur gibi hava koşulları nedeniyle ciddi şekilde düştüğü durumlarda kullanılır. Normal hava koşullarında gece seyrederken sis ışıklarının yakılması hem gereksizdir hem de diğer sürücülerin gözünü kamaştırabileceği için yasaktır. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
  • b) Park ışıkları: Park ışıkları (veya gabari ışıkları), aracın boyutlarını belli etmek için, duran veya park halindeki bir aracın görünürlüğünü sağlamak amacıyla kullanılır. Yolu aydınlatma güçleri yoktur ve hareket halindeyken (seyir halindeyken) kesinlikle yetersizdirler. Seyir halinde park ışıklarıyla gitmek tehlikeli ve yasaktır.
  • c) Acil uyarı ışıkları: Dörtlü flaşörler olarak da bilinen bu ışıklar, bir arıza, kaza veya ani bir tehlike durumunda diğer sürücüleri uyarmak için kullanılır. Normal bir sürüş esnasında kullanılamazlar çünkü bu, diğer sürücüler için bir tehlike olduğu yönünde yanlış bir sinyal verir. Bu nedenle normal seyir halinde yakılması zorunlu değildir ve yanlıştır.
Soru 14
Şekildeki kontrolsüz kavşakta ilk geçiş hakkını hangi araç kullanmalıdır?
A
Traktör 
B
Otomobil
C
Kamyonet 
D
Motosiklet
14 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik ışığı, trafik polisi veya herhangi bir işaret levhası bulunmayan bir kontrolsüz kavşakta araçların geçiş önceliği sıralamasının nasıl olması gerektiği sorulmaktadır. Kontrolsüz kavşaklarda geçiş hakkını belirleyen özel kurallar vardır ve bu kuralları doğru bir şekilde uygulamak gerekir.

Kontrolsüz kavşaklarda geçiş hakkı kuralları genel olarak şu şekildedir:

  • Bütün sürücüler, geçiş üstünlüğüne sahip araçlara (ambulans, itfaiye vb.) yol vermelidir. (Bu soruda geçiş üstünlüğüne sahip bir araç yoktur.)
  • Doğru giden araçlar, dönecek olan araçlara göre önceliklidir.
  • Lastik tekerlekli traktör ve iş makineleri, diğer motorlu araçlara yol vermelidir.
  • Motorlu araçlardan sağdaki araç, soldakine göre önceliklidir.

Doğru Cevap Neden "Kamyonet"?

Bu kuralları resimdeki duruma uyguladığımızda; ilk olarak düz giden araçların, dönüş yapan araçlara göre öncelikli olduğunu görürüz. Resimde kamyonet ve traktör düz gitmekte, otomobil ve motosiklet ise dönüş yapmaktadır. Bu nedenle, otomobil ve motosiklet beklemek zorundadır. İlk geçiş hakkı ya kamyonette ya da traktördedir.

Şimdi kamyonet ve traktör arasında bir sıralama yapmamız gerekiyor. Trafik kurallarına göre, "Lastik tekerlekli traktörler ve iş makineleri, kontrolsüz kavşaklarda diğer motorlu araçlara yol vermek zorundadır." Kamyonet bir motorlu araç olduğu için traktöre göre geçiş önceliğine sahiptir. Bu sebeple traktör beklemeli ve ilk geçiş hakkını kamyonet kullanmalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Traktör: Traktör düz gitmesine rağmen, kural gereği diğer motorlu araç olan kamyonete yol vermek zorunda olduğu için ilk geçiş hakkına sahip değildir.
  • b) Otomobil: Otomobil sola dönüş yapmaktadır. Sola dönüş yapan araçlar, hem düz giden araçlara hem de sağa dönüş yapan araçlara yol vermek zorundadır. Bu nedenle en son geçecek araçlardan biridir ve ilk geçiş hakkı ona ait olamaz.
  • d) Motosiklet: Motosiklet sağa dönüş yapsa da, kural olarak dönüş yapan araçlar düz gidenlere yol vermek zorundadır. Kavşakta düz giden kamyonet ve traktör varken, motosikletin beklemesi gerekir.

Özetle, bu kavşaktaki doğru geçiş sıralaması şu şekildedir:

  1. Kamyonet (Düz gidiyor ve traktöre göre öncelikli)
  2. Traktör (Düz gidiyor)
  3. Motosiklet (Sağa dönüş, sola dönüşe göre önceliklidir)
  4. Otomobil (Sola dönüş yaptığı için en son geçer)

Bu sıralamaya göre ilk geçiş hakkı kamyonete aittir.

Soru 15
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi, öndeki taşıtı geçme yasağının sona erdiğini bildirir?
A
B
C
D
15 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülere daha önce bildirilmiş olan bir sollama (öndeki taşıtı geçme) yasağının bittiğini ve artık sollama yapmanın serbest olduğunu belirten trafik işaret levhasının hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlayabilmek için yasakların başlangıcını ve sonunu belirten levhalar arasındaki temel farkları bilmek önemlidir.

Doğru Cevap: b) seçeneği

b) şıkkındaki levha, "Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı Sonu" anlamına gelir. Bu levhanın genel yapısı, yasak sonu levhalarının standart formatındadır. Gri veya beyaz zemin üzerine çekilmiş siyah ve kalın çapraz bir çizgi, daha önce konulmuş olan bir yasağın artık geçerli olmadığını belirtir. Levhanın içindeki soluk renkli otomobil figürleri ise sona eren yasağın spesifik olarak "sollama yasağı" olduğunu gösterir. Sürücü bu levhayı gördüğünde, yol ve trafik koşulları uygunsa, öndeki aracı güvenli bir şekilde geçebilir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması
  • a) seçeneği: Bu levha, "Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı" anlamına gelir. Kırmızı çerçeveli yuvarlak levhalar genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Bu işaret, görüldüğü noktadan itibaren öndeki aracı geçmenin (sollamanın) yasak olduğunu belirtir. Yani bu levha yasağı bitirmez, tam tersine başlatır. Bu nedenle yanlış cevaptır.
  • c) seçeneği: Bu levha, "Kamyonlar İçin Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı" anlamına gelir. Levhadaki kamyon figürü, bu yasağın sadece kamyon ve türevi büyük yük taşıtları için geçerli olduğunu belirtir. Otomobil sürücüleri için bir sollama yasağı ifade etmez. Ayrıca bu levha da bir yasağın başlangıcını bildirdiği için sorunun cevabı olamaz.
  • d) seçeneği: Bu levha, "Kamyonlar İçin Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı Sonu" anlamına gelir. Tıpkı b şıkkı gibi bir yasak sonu levhasıdır; ancak bu levha, sadece kamyonlar için olan sollama yasağının bittiğini bildirir. Soru genel olarak "öndeki taşıtı geçme yasağının sonu"nu sorduğu için, tüm motorlu taşıtları kapsayan genel yasağın sonunu belirten b şıkkı doğru cevaptır.

Özetle, trafik işaretlerinde kırmızı halka bir yasağın başlangıcını, gri/beyaz zemin üzerine siyah çapraz çizgi ise o yasağın sonunu ifade eder. Bu temel bilgi, benzer birçok soruyu doğru cevaplamanıza yardımcı olacaktır.

Soru 16
Ülkemizde, her yıl yaklaşık olarak beş bin kişinin hayatını kaybettiği ve bu rakamın iki katı kadar da yaralanma olayının gerçekleştiği trafik kazalarının önünün kesilmesindeki en büyük etken aşağıdakilerden hangisidir?
A
Otomotiv sanayisindeki gelişmelerin takip edilmesi 
B
Bireylerde trafik kültürü ve bilincinin oluşturulması 
C
Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması 
D
Taşıt bakımlarının zamanında yaptırılması
16 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ülkemizde yaşanan ve ciddi can kayıplarına yol açan trafik kazalarını engellemek için en temel, en köklü ve en etkili çözümün ne olduğu sorgulanmaktadır. Şıklarda verilen tüm seçenekler trafik güvenliğine katkı sağlayan unsurlar olsa da, soru bizden "en büyük etkeni" bulmamızı istiyor. Bu nedenle, sorunun kök nedenini hedef alan en kapsamlı seçeneği belirlememiz gerekir.

Doğru Cevap: b) Bireylerde trafik kültürü ve bilincinin oluşturulması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik kazalarının çok büyük bir bölümünün insan hatasından kaynaklanmasıdır. Trafik kültürü ve bilinci; kurallara uymanın bir zorunluluktan öte, bir sorumluluk olduğunu anlamak, diğer sürücü ve yayalara saygı göstermek, sabırlı olmak ve trafikteki riskleri öngörebilmek gibi davranışları içerir. Eğer her birey bu bilince sahip olursa, trafik kazalarının ana nedeni olan insan faktörü ortadan kalkmış olur. Bu bilinç, diğer tüm önlemlerin de temelini oluşturur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Otomotiv sanayisindeki gelişmelerin takip edilmesi: Bu seçenek, araçların daha güvenli hale gelmesini ifade eder. Hava yastıkları, ABS fren sistemi, şerit takip asistanı gibi teknolojiler kazaların şiddetini azaltabilir veya bazı durumlarda kazayı önleyebilir. Ancak, en teknolojik aracı bile bilinçsiz bir sürücü kullandığında kaza riski devam eder. Teknoloji, sürücü hatasını tamamen ortadan kaldıramaz; bu yüzden bu, temel çözüm değil, destekleyici bir unsurdur.

  • c) Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması: Cezaların caydırıcı bir etkisi olduğu doğrudur. Ancak cezalar, davranışın altında yatan nedeni değiştirmez; sadece korkuyla o anlık davranışı engeller. Trafik bilinci olmayan bir sürücü, ceza korkusuyla sadece denetimin olduğu yerlerde kurallara uyabilir, denetim olmadığında ise yine hatalı davranışlarına devam edebilir. Kalıcı bir çözüm için bireyin kurallara inanması ve içselleştirmesi gerekir, sadece cezadan korkması değil.

  • d) Taşıt bakımlarının zamanında yaptırılması: Araç bakımı hayati öneme sahiptir ve teknik arızalardan kaynaklanan kazaları önler. Fakat istatistiklere bakıldığında, teknik arıza kaynaklı kazaların oranı, sürücü hatası kaynaklı kazaların oranına göre çok daha düşüktür. Dolayısıyla, araç bakımı önemli bir gereklilik olsa da, kazaları önlemedeki "en büyük etken" değildir. Bilinçli bir sürücü, zaten aracının bakımını da zamanında yaptırmanın önemini bilir.

Özetle, diğer seçenekler trafik güvenliğinin önemli parçaları olsa da, hepsi eninde sonunda bilinçli bir sürücünün varlığına bağlıdır. Trafik kültürü ve bilinci oluşturulduğunda, sürücüler hem kurallara uyar, hem araçlarının bakımını ihmal etmez, hem de yeni teknolojileri doğru kullanır. Bu nedenle, kazaları kökünden çözmek için en büyük etken, insana yatırım yapmak ve toplumda sağlam bir trafik bilinci oluşturmaktır.

Soru 17
Şekildeki gibi yeterince aydınlatılmamış tünele giriş yapan aracın sürücüsü aşağıdakilerden hangisini yapmak zorundadır?
A
Duraklamak
B
Araç içi ışıkları yakmak
C
Uzağı gösteren ışıkları yakmak
D
Park ve sis ışıklarını birlikte yakmak
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün aydınlatması yetersiz olan bir tünele girerken uyması gereken temel trafik kuralı ve güvenli sürüş tekniği sorgulanmaktadır. Tünele girildiği anda ani ışık değişimi nedeniyle sürücünün görüşü geçici olarak zayıflar. Bu durumu telafi etmek ve yolu güvenli bir şekilde görebilmek için doğru aydınlatma sisteminin kullanılması hayati önem taşır.

Doğru Cevap: c) Uzağı gösteren ışıkları yakmak

Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aydınlatmanın yetersiz olduğu tünellerde, yerleşim yeri dışındaki aydınlatılmamış yollarda ve benzeri görüşün azaldığı durumlarda "uzağı gösteren ışıkların" (halk arasında bilinen adıyla uzun farların) yakılması zorunludur. Bunun temel sebebi, sürücünün mümkün olan en uzak mesafeyi net bir şekilde görebilmesini sağlamaktır. Uzun farlar, tünel içindeki virajları, yol üzerindeki olası engelleri veya tehlikeleri çok önceden fark etmenize olanak tanır ve size tepki vermek için zaman kazandırır.

Bu kuralın önemli bir istisnası vardır: Eğer tünelde karşı yönden gelen bir araç varsa veya kendi şeridinizde önünüzde seyreden bir araç bulunuyorsa, diğer sürücülerin gözünü almamak için derhal "yakını gösteren ışıklara" (kısa farlara) geçmeniz gerekir. Ancak soru, tünele giriş anındaki genel ve zorunlu kuralı sorduğu için, tünelin boş olduğu varsayılarak cevap verilmelidir. Bu durumda en doğru ve güvenli hareket, uzağı gösteren ışıkları yakmaktır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?
  • a) Duraklamak: Tünel içerisinde duraklamak, trafik akışını tehlikeli bir şekilde engeller. Arkadan yüksek hızla gelen araçların size çarpma riskini doğurur ve zincirleme kazalara sebep olabilir. Tüneller, duraklama ve park etmenin kesinlikle yasak olduğu yerlerdir. Bu nedenle bu seçenek tamamen yanlıştır.

  • b) Araç içi ışıkları yakmak: Aracın iç aydınlatmasını yakmanın yolu görmeye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine, özellikle gece veya karanlık ortamlarda, yanan iç ışıklar ön camda yansımalar oluşturarak dışarıyı görmenizi zorlaştırır. Bu durum, sürücünün görüşünü iyileştirmek yerine daha da kötüleştirir.

  • d) Park ve sis ışıklarını birlikte yakmak: Park ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, araç park halindeyken konumunu belli etmek için kullanılır ve yolu aydınlatma gücü yoktur. Sis ışıkları ise sadece yoğun sis, kar veya şiddetli yağmur gibi görüş mesafesinin çok düştüğü özel hava koşullarında kullanılır. Normal bir havada, aydınlatılmamış bir tünelde sis farı yakmak hem yasal olarak yanlıştır hem de yolu etkili bir şekilde aydınlatmaz.

Özetle, aydınlatması yetersiz bir tünele girildiğinde amaç, yolu en net ve en uzak mesafeden görebilmektir. Bu ihtiyacı karşılayan tek doğru aydınlatma seçeneği uzağı gösteren ışıklardır.

Soru 18
• Gözlerini açık tutmakta zorlanıyorsa • Dalıyor ya da dikkatini toplayamıyorsa Araç kullanırken yukarıda verilen belirtilerin sürücüde sezilmesi halinde aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?
A
Mola verilmeli
B
Yola devam edilmeli
C
Gözler ovuşturulmalı
D
Baş dik tutmaya çalışılmalı
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün araç kullanırken yorgunluk ve uykusuzluk gibi tehlikeli durumların belirtilerini göstermesi halinde atması gereken en doğru ve güvenli adımın ne olduğu sorgulanmaktadır. Soruda verilen "gözlerini açık tutmakta zorlanma" ve "dalma ya da dikkatini toplayamama" gibi belirtiler, sürücünün direksiyon başında uykuya dalma riskiyle karşı karşıya olduğunun, yani "mikro uyku" tehlikesinin habercisidir. Bu durum, hem sürücünün hem de trafikteki diğer kişilerin hayatını tehlikeye atan çok ciddi bir risktir.

Doğru Cevap: a) Mola verilmeli

Doğru cevabın "Mola verilmeli" olmasının sebebi, yorgunluğun ve uykusuzluğun tek gerçek çözümünün dinlenmek olmasıdır. Sürücü bu belirtileri hissettiği anda, vücudu ve beyni dinlenmeye ihtiyacı olduğu sinyalini vermektedir. Bu sinyali görmezden gelmek, saniyeler içinde gerçekleşebilecek bir kazaya davetiye çıkarmaktır. Güvenli bir yere aracı çekip kısa bir mola vermek, uyumak, yüzünü yıkamak veya biraz hava almak, sürücünün dikkatini ve reflekslerini yeniden kazanmasını sağlayarak güvenli bir şekilde yola devam etmesine olanak tanır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Yola devam edilmeli: Bu seçenek en tehlikeli ve kesinlikle yanlış olanıdır. Yorgunluk belirtileri, sürücünün aracı güvenli bir şekilde idare etme yeteneğini kaybettiğini gösterir. Yola devam etmek, sürücünün direksiyon başında uyuyakalma ve kontrolü tamamen kaybetme riskini göze alması demektir. Bu, hem kendisi hem de başkaları için ölümcül sonuçlar doğurabilir.
  • c) Gözler ovuşturulmalı: Gözleri ovuşturmak, yorgunluğa karşı anlık ve geçici bir rahatlama hissi verebilir, ancak bu kesinlikle bir çözüm değildir. Bu eylem, yorgunluğun asıl nedenini ortadan kaldırmaz ve uyku halini sadece birkaç saniyeliğine erteleyebilir. Sürücü, bu geçici rahatlamaya aldanarak yola devam ederse, kısa bir süre sonra çok daha şiddetli bir uyku haliyle karşılaşabilir.
  • d) Baş dik tutmaya çalışılmalı: Bu da tıpkı gözleri ovuşturmak gibi, yorgunluğun belirtileriyle fiziksel olarak savaşmaya çalışmaktır. Ancak beyin dinlenmeye ihtiyaç duyduğunda, siz ne kadar fiziksel çaba gösterseniz de "mikro uyku" denilen ve birkaç saniye süren bilinç kayıpları yaşayabilirsiniz. Saatte 90 km hızla giden bir aracın sadece 3 saniyelik bir bilinç kaybında yaklaşık 75 metre kontrolsüz ilerleyeceği düşünüldüğünde, bu durumun ne kadar tehlikeli olduğu anlaşılmaktadır.

Özetle, araç kullanırken yorgunluk ve dikkat dağınıklığı belirtileri hissedildiğinde, yapılabilecek tek sorumlu ve güvenli hareket, aracı derhal güvenli bir noktaya çekip dinlenmek için mola vermektir. Unutmayın, güvenli sürüş sadece kurallara uymak değil, aynı zamanda sürücünün fiziksel ve zihinsel olarak aracı kullanmaya uygun durumda olmasını da gerektirir.

Soru 19
Şekildeki yol bölümünde görülen trafik işaret levhası, sürücüye aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Bölünmüş yola gireceğini
B
Tali yol kavşağına yaklaştığını
C
İki yönlü yol kesimine yaklaştığını
D
İleride kontrolsüz bir kavşağın olduğunu
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kırmızı üçgen içerisindeki iki zıt yönlü okun ne anlama geldiği ve sürücüyü hangi duruma karşı uyardığı sorulmaktadır. Bu tür levhalar, "Tehlike Uyarı İşaretleri" grubuna aittir ve sürücüleri ilerideki yol durumu hakkında önceden bilgilendirerek tehlikelere karşı hazırlıklı olmalarını sağlar. Levhanın anlamını doğru bilmek, güvenli bir sürüş için kritik öneme sahiptir.

Levhanın kendisini incelediğimizde, kırmızı üçgen çerçevenin bir tehlikeye yaklaşıldığını bildirdiğini anlıyoruz. İçerisindeki sembol ise tehlikenin ne olduğunu açıklar. Bu levhada, birbirine zıt yönde hareket eden iki ok bulunmaktadır. Bu oklar, trafiğin iki farklı yönde aktığını sembolize eder. Dolayısıyla bu işaret, sürücünün bulunduğu yolun durumunun değişeceğini ve artık karşı yönden de araçların geleceği bir yol kesimine yaklaştığını bildirir.

Doğru Cevabın Açıklaması (c seçeneği)

c) İki yönlü yol kesimine yaklaştığını: Bu seçenek doğrudur. Levhadaki zıt yönlü iki ok, iki yönlü trafiği temsil eder. Bu işaret genellikle tek yönlü bir yoldan veya bölünmüş bir yoldan (ortasında refüj olan) çıkıp, trafiğin hem gidiş hem de geliş olarak aynı platformda aktığı bir yola girileceği zaman kullanılır. Sürücüyü, "Dikkat, artık karşı şeritten araç gelebilir, kendi şeridinde kalmalısın!" şeklinde uyarır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
  • a) Bölünmüş yola gireceğini: Bu seçenek yanlıştır çünkü bu levha bölünmüş yolun bittiğini ve iki yönlü trafiğin başladığını bildirir, tam tersini değil. Sürücünün bölünmüş bir yola gireceğini bildiren levha, genellikle ortasında bir ayırıcı (refüj) bulunan ve iki farklı yöne giden okları gösteren bir işarettir. Bu durum, trafik güvenliğini artıran bir durum olduğu için bu levha ile karıştırılmamalıdır.
  • b) Tali yol kavşağına yaklaştığını: Bu seçenek de yanlıştır. Tali yol kavşağına yaklaşıldığını bildiren levhada, ana yolu temsil eden kalın bir çizgi ve bu yola bağlanan tali yolu temsil eden daha ince bir çizgi bulunur. Sorudaki levha bir kavşak değil, yolun kendi yapısındaki bir değişikliği bildirmektedir.
  • d) İleride kontrolsüz bir kavşağın olduğunu: Bu seçenek yanlıştır. Kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını bildiren tehlike uyarı işareti, kırmızı üçgen içerisinde siyah bir çarpı (X) işareti olan levhadır. Bu levha, sürücülerin kavşakta geçiş hakkı kurallarına özellikle dikkat etmesi gerektiğini belirtir. Sorudaki levhanın bir kavşakla ilgisi yoktur.

Özetle, resimdeki trafik levhası, sürücüyü mevcut yol durumunun (muhtemelen tek yönlü veya bölünmüş yol) sona ereceği ve karşıdan gelen trafiğin olacağı iki yönlü bir yol kesimine yaklaştığı konusunda uyarmaktadır. Bu nedenle doğru cevap C seçeneğidir.

Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi Kara Yolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerindendir?
A
Çocuk trafik eğitim parklarını yapmak
B
Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek
C
Sürücü adaylarının teorik ve uygulamalı sınavlarını yapmak ve başarılı olanlara sertifika verilmesini sağlamak
D
Tüm kara yollarındaki işaretleme standartlarını tespit etmek, yayınlamak ve kontrol etmek
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Türkiye'deki trafikle ilgili farklı kurumların görevleri arasından hangisinin özellikle Kara Yolları Genel Müdürlüğüne (KGM) ait olduğunu bulmamız isteniyor. Trafik düzeni, birçok kurumun iş birliği ile sağlanır ve her kurumun kendine özgü görevleri vardır. Bu soruyu doğru cevaplamak için bu kurumların temel sorumluluk alanlarını bilmek önemlidir.

d) Tüm kara yollarındaki işaretleme standartlarını tespit etmek, yayınlamak ve kontrol etmek

Bu seçenek doğru cevaptır. Kara Yolları Genel Müdürlüğü (KGM), Türkiye'deki devlet ve il yollarının yapımından, bakımından ve onarımından sorumlu ana kurumdur. Bu sorumluluğun en önemli parçalarından biri de bu yollar üzerindeki trafik güvenliğini sağlamaktır. Trafik işaretleri, yol çizgileri ve sinyalizasyon sistemlerinin ülke genelinde bir standartta olması, sürücülerin her yerde aynı kurallarla karşılaşmasını sağlar ve karışıklığı önler. İşte bu standartları belirlemek, bunları resmi olarak yayınlamak ve uygulanıp uygulanmadığını denetlemek doğrudan KGM'nin görevidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Çocuk trafik eğitim parklarını yapmak: Çocuklara yönelik trafik eğitim parkları, genellikle yerel yönetimlerin sorumluluğundadır. Bu tür sosyal ve eğitsel projeler, büyük ölçüde Belediyeler tarafından planlanır ve hayata geçirilir. KGM'nin ana görevi şehirlerarası yollar olduğu için bu tür yerel projelerle doğrudan ilgilenmez.
  • b) Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek: Trafiğin anlık olarak yönetilmesi, yani kavşaklarda trafiği yönlendirmek, kazalara müdahale etmek, trafik akışını sağlamak gibi görevler Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı trafik polisinin görevidir. KGM yolların fiziki yapısını ve standartlarını belirlerken, trafik polisi bu yollar üzerindeki anlık akışı yönetir.
  • c) Sürücü adaylarının teorik ve uygulamalı sınavlarını yapmak ve başarılı olanlara sertifika verilmesini sağlamak: Sürücü eğitimi ve belgelendirme süreçleri tamamen Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) sorumluluğundadır. MEB, sürücü kurslarının müfredatını belirler, teorik (e-sınav) ve uygulamalı (direksiyon) sınavları organize eder ve başarılı olan adaylara sürücü sertifikası verir. Bu sertifika ile Nüfus Müdürlüğüne başvurularak ehliyet alınır.

Özetle, bu soruda kurumların görev dağılımını iyi anlamak gerekir. KGM yolların altyapısı ve standartları ile ilgilenirken, Trafik Polisi anlık trafik yönetimi, Milli Eğitim Bakanlığı eğitim ve sınavlar, Belediyeler ise kendi sınırlarındaki yerel projelerle ilgilenir. Bu nedenle, tüm yollardaki işaretleme standartlarını belirlemek KGM'nin temel görevlerinden biridir.

Soru 21
Önündeki aracı 80 km/saat hızla takip eden bir sürücü, arada en az kaç metre mesafe bırakmalıdır?
A
20 
B
30 
C
40 
D
50
21 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte güvenli bir sürüş için hayati öneme sahip olan "takip mesafesi" kuralı sorulmaktadır. Takip mesafesi, aracınız ile önünüzdeki araç arasında bırakmanız gereken minimum boşluktur. Bu mesafe, öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda, sizin de güvenli bir şekilde durabilmeniz için yeterli zaman ve alanı sağlar.

Türkiye'deki Karayolları Trafik Kanunu'na göre, kuru ve iyi görüş şartlarına sahip bir yolda uygulanması gereken temel takip mesafesi kuralı "hızın yarısı" kuralıdır. Bu kural, aracınızın kilometre/saat (km/saat) cinsinden hızının yarısı kadar metreyi, takip mesafesi olarak bırakmanız gerektiğini belirtir. Yani, takip mesafesini hesaplamak için hızınızı ikiye bölmeniz yeterlidir.

Çözüm:

  • Soruda verilen araç hızı: 80 km/saat
  • Uygulanacak kural: Hız / 2
  • Hesaplama: 80 / 2 = 40 metre

Bu hesaplamaya göre, 80 km/saat hızla giden bir sürücünün önündeki araçla arasında en az 40 metre mesafe bırakması gerekmektedir. Bu nedenle doğru cevap c) 40 seçeneğidir. Bu mesafe, sürücünün tehlikeyi fark etmesi, tepki vermesi ve fren yaparak güvenli bir şekilde durabilmesi için gerekli olan minimum mesafeyi temsil eder.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  1. a) 20 metre: Bu mesafe, "hızın yarısı" kuralına göre 40 km/saat hızla giderken bırakılması gereken mesafedir (40/2=20). 80 km/saat gibi daha yüksek bir hızda bu mesafe son derece tehlikelidir ve ani bir frende kazaya yol açması kaçınılmazdır.
  2. b) 30 metre: Bu mesafe ise 60 km/saat hızla giderken bırakılması gereken mesafedir (60/2=30). 80 km/saat hız için yine yetersizdir ve güvenli bir duruş için yeterli alanı sağlamaz.
  3. d) 50 metre: Bu mesafe 100 km/saat hızla giderken bırakılması gereken minimum mesafedir (100/2=50). 80 km/saat hızla giderken 50 metre bırakmak güvenli olsa da, soru bizden kurala göre bırakılması gereken "en az" mesafeyi istemektedir. Kurala göre en az mesafe 40 metre olduğu için bu seçenek doğru cevap değildir.

Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta da "2 saniye kuralı"dır. Takip mesafenizi pratik olarak ölçmek için bu kuralı kullanabilirsiniz. Önünüzdeki araç sabit bir nesnenin (tabela, ağaç vb.) yanından geçtiği an "seksen sekiz, seksen dokuz" diye saymaya başlayın. Eğer siz bu saymayı bitirmeden aynı nesnenin yanına gelirseniz, takip mesafeniz yetersiz demektir. Bu sayma işlemi yaklaşık 2 saniye sürer ve bu süre, normal hava koşullarında güvenli takip mesafesini sağlar.

Ayrıca, yağmurlu, karlı, buzlu veya sisli gibi olumsuz hava ve yol koşullarında "hızın yarısı" kuralı yetersiz kalır. Bu gibi durumlarda kayma riski artacağı ve fren mesafesi uzayacağı için takip mesafesini normalin en az iki katına çıkarmak veya daha da artırmak gerekir.

Soru 22
I. Geçiş yollarının önü ve üzeri II. Kamu hizmeti yapan yolcu taşıtlarının durakları III. Görüşün yeterli olmadığı tepe üstlerine yakın yerler ve dönemeçler Yukarıdakilerden hangileri park etmenin yasak olduğu yerlerdendir?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'na göre sürücülerin hangi belirtilen yerlerde araçlarını park etmelerinin yasak olduğu sorgulanmaktadır. Trafik güvenliğini sağlamak ve trafik akışını düzenli tutmak amacıyla belirlenmiş bu kuralları bilmek, hem sınavda başarılı olmak hem de trafikte sorumlu bir sürücü olmak için çok önemlidir. Soruda verilen üç öncülü de tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

I. Geçiş yollarının önü ve üzeri

Bu madde, bir bina, arsa, garaj veya otopark gibi özel mülklere giriş çıkışı sağlayan yolları ifade eder. Bu tür geçiş yollarının önüne veya üzerine park etmek, o mülkü kullanan diğer sürücülerin giriş ve çıkış hakkını engeller. Bu durum sadece bir nezaketsizlik değil, aynı zamanda kanunen yasak olan ve trafik düzenini bozan bir davranıştır. Acil bir durumda (örneğin, bir ambulansın otoparktan çıkması gerektiğinde) çok ciddi sorunlara yol açabilir.

II. Kamu hizmeti yapan yolcu taşıtlarının durakları

Otobüs, dolmuş, minibüs gibi toplu taşıma araçlarının yolcularını güvenli bir şekilde indirip bindirmeleri için ayrılmış olan duraklara park etmek kesinlikle yasaktır. Durağa park edilmiş bir araç, toplu taşıma aracının durağa tam olarak yanaşmasını engeller. Bu durumda otobüs yolda durmak zorunda kalır, bu da hem trafiği aksatır hem de yolcuların araçtan inip binerken can güvenliğini tehlikeye atar. Bu kural, genellikle durak levhasının 15 metre öncesi ve sonrasını kapsar.

III. Görüşün yeterli olmadığı tepe üstlerine yakın yerler ve dönemeçler

Bu, en temel güvenlik kurallarından biridir. Tepe üstleri ve keskin virajlar gibi sürücülerin ileriyi net olarak göremediği "kör noktalarda" park etmek son derece tehlikelidir. Böyle bir yere park edilmiş bir araç, tepeyi aşan veya virajı dönen bir sürücü için ani ve beklenmedik bir engel oluşturur. Sürücünün park halindeki aracı fark etmesi için yeterli zamanı ve mesafesi olmayabilir, bu da zincirleme kazalara yol açabilecek ciddi bir risktir.

Sonuç ve Cevapların Değerlendirilmesi

  • d) I, II ve III (Doğru Cevap): Görüldüğü gibi, verilen üç durumun hepsi de trafik akışını engellediği veya ciddi güvenlik riskleri oluşturduğu için park etmenin yasak olduğu yerlerdendir. Bu nedenle, tüm öncülleri içeren bu seçenek doğru cevaptır.
  • a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır çünkü II ve III numaralı öncüllerde belirtilen yerlerde de park etmek yasaktır. Cevap eksiktir.
  • b) I ve II: Bu seçenek de yanlıştır. Geçiş yolları ve duraklar doğru olsa da, görüşün yetersiz olduğu tepe üstü ve dönemeçlerde park etme yasağını içermediği için eksiktir.
  • c) II ve III: Bu seçenek de aynı şekilde yanlıştır. Duraklar ve görüşün yetersiz olduğu yerler doğru olsa da, geçiş yollarını engelleme yasağını dışarıda bıraktığı için eksik bir cevaptır.
Soru 23
Aksine bir işaret yoksa, otomobillerin yerleşim yeri dışındaki şehirlerarası çift yönlü kara yollarında azami hızı saatte kaç kilometredir?
A
80
B
90
C
110
D
120
23 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücü adaylarının Türkiye'deki temel hız limitleri bilgisini ölçmek hedeflenmektedir. Sorunun odak noktası; otomobillerin, herhangi bir özel hız limiti levhası bulunmayan, yerleşim yeri dışındaki çift yönlü bir kara yolunda yasal olarak yapabileceği en yüksek hızdır. Bu yol tipi, gidiş ve geliş yönlerinin fiziksel bir ayıraçla (refüj, bariyer vb.) bölünmediği standart şehirlerarası yolları ifade eder.

Doğru cevap b) 90 seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aksine bir trafik işareti bulunmadığı sürece, otomobiller için yerleşim yerleri dışındaki şehirlerarası çift yönlü kara yollarında belirlenen azami hız limiti saatte 90 kilometredir. Bu yollarda karşı yönden gelen trafikle arada fiziksel bir engel bulunmadığı için, kafa kafaya çarpışma riski daha yüksektir ve bu nedenle hız limiti bölünmüş yollara göre daha düşük tutulmuştur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  1. a) 80: Bu seçenek yanlıştır. Saatte 80 km hız limiti, genellikle aynı yol tipi olan şehirlerarası çift yönlü kara yollarında minibüs, otobüs ve kamyonet gibi araçlar için geçerli olan azami hızdır. Sınavlarda sıkça otomobil ile karıştırılması için verilen bir çeldiricidir.

  2. c) 110: Bu seçenek de doğru değildir. Saatte 110 km hız, otomobiller için yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda geçerli olan azami hız limitidir. Bölünmüş yollar, gidiş ve geliş yönleri birbirinden fiziksel olarak ayrıldığı için daha güvenlidir ve daha yüksek hıza izin verir.

  3. d) 120: Bu seçenek de yanlıştır. Saatte 120 km hız, otomobiller için otoyollarda (otoban) geçerli olan standart azami hız limitidir. Otoyollar, en yüksek güvenlik standartlarına sahip, erişim kontrollü yollar olduğu için en yüksek hız limitine sahiptirler.

Özetle, ehliyet sınavı için otomobillerin standart hız limitlerini yol tipine göre ezberlemek çok önemlidir. Bu temel limitler şöyledir:

  • Yerleşim Yeri İçinde: 50 km/s
  • Şehirlerarası Çift Yönlü Kara Yolunda: 90 km/s
  • Bölünmüş Yolda: 110 km/s
  • Otoyolda: 120 km/s

Bu soruda "şehirlerarası çift yönlü kara yolu" belirtildiği için doğru cevap kuşkusuz 90 km/s'tir.

Soru 24
Şekle göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
2 numaralı aracın öncelikle geçmesi
B
1 numaralı aracın hızını artırarak kavşağa girmesi
C
2 numaralı aracın 3 numaralı aracın geçmesini beklemesi
D
3 numaralı aracın 2 numaralı aracı ikaz ederek durdurması
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir T kavşağında bulunan üç aracın trafik kurallarına göre geçiş hakkı sıralamasının nasıl olması gerektiği ve buna bağlı olarak hangi ifadenin doğru olduğu sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için kavşaktaki trafik işaretlerini ve genel geçiş önceliği kurallarını adım adım incelememiz gerekir.

Öncelikle kavşağı ve araçların konumlarını analiz edelim. Görselde 1 numaralı aracın bulunduğu yolda "Yol Ver" (▲) levhası bulunmaktadır. Bu levha, 1 numaralı aracın bir tali yoldan (ikinci dereceden öncelikli yol) ana yola bağlandığını gösterir. Trafik kurallarına göre, tali yoldan gelen sürücüler, ana yoldaki tüm araçlara yol vermek zorundadır. Bu nedenle, 1 numaralı araç en son geçecektir.

Şimdi ana yol üzerinde bulunan 2 ve 3 numaralı araçlar arasındaki geçiş hakkını belirlemeliyiz. Her ikisi de ana yolda olduğu için birbirlerine karşı üstünlükleri yolun önceliğine göre değil, hareketlerine göre belirlenir. Trafikte çok önemli bir kural vardır: Dönüş yapan araçlar, düz gitmekte olan araçlara yol vermek zorundadır. Bu durumda, 3 numaralı araç düz ilerlerken, 2 numaralı araç sola dönüş yapmaktadır. Bu kurala göre geçiş önceliği düz giden 3 numaralı araca aittir.

Bu analiz sonucunda, kavşaktaki doğru geçiş sıralaması şu şekilde olmalıdır:

  1. Önce düz gittiği için 3 numaralı araç geçmelidir.
  2. Daha sonra ana yolda olduğu için 2 numaralı araç geçmelidir.
  3. En son ise tali yolda olduğu için 1 numaralı araç geçmelidir.
Sıralama: 3 → 2 → 1

Şimdi bu sıralamaya göre seçenekleri değerlendirelim:

  • a) 2 numaralı aracın öncelikle geçmesi: Bu ifade yanlıştır. Yukarıda açıkladığımız gibi, 2 numaralı araç dönüş yaptığı için düz giden 3 numaralı araca yol vermek zorundadır. İlk geçiş hakkı 3 numaralı araca aittir. (Not: Ehliyet sınavlarında bazen hatalı sorular veya cevap anahtarları olabilmektedir. Trafik kurallarına göre bu şık kesinlikle yanlıştır.)
  • b) 1 numaralı aracın hızını artırarak kavşağa girmesi: Bu ifade yanlıştır. 1 numaralı araç, "Yol Ver" levhası olan tali yoldadır. Hızını artırmak yerine yavaşlamalı, ana yoldaki 2 ve 3 numaralı araçların geçmesini beklemelidir.
  • c) 2 numaralı aracın 3 numaralı aracın geçmesini beklemesi: Bu ifade doğrudur. Trafik kurallarına göre, sola dönüş yapan 2 numaralı araç, karşıdan gelen ve düz gitmekte olan 3 numaralı araca yol vermelidir. Bu, en güvenli ve doğru davranıştır.
  • d) 3 numaralı aracın 2 numaralı aracı ikaz ederek durdurması: Bu ifade yanlıştır. 3 numaralı aracın geçiş hakkı vardır ve yoluna devam etmelidir. Diğer sürücüleri ikaz ederek durdurmak gibi bir görevi veya hakkı yoktur; bu, trafik akışını tehlikeye atabilir.

Sonuç olarak: Sorunun şıkları incelendiğinde, trafik kurallarına göre doğru olan davranış "c" seçeneğinde belirtilmiştir. Ancak, soruda doğru cevap olarak "a" şıkkı işaretlenmiş. Bu durum, sorunun veya cevap anahtarının hatalı olduğunu göstermektedir. Sınavda bu tür bir durumla karşılaşırsanız, kuralı bilmeniz en doğrusudur. Unutmayın: Ana yolda düz giden, dönene göre; tali yoldaki ise ana yoldakilere göre daima bekler.

Soru 25
Şekle göre 1 numaralı araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Hızını azaltması
B
Öndeki aracı geçmesi
C
Takip mesafesini artırması
D
Duraklama yapmaktan kaçınması
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir tepe üstüne yaklaşan 1 numaralı araç sürücüsünün yapmaması gereken, yani hatalı olan davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Görseldeki en önemli ipucu, aracın görüş mesafesinin çok kısıtlı olduğu bir tepe üstüne yaklaşıyor olması ve yoldaki şerit çizgisinin düz (kesintisiz) olmasıdır. Bu tür yerler, trafik kazaları açısından potansiyel tehlike barındıran noktalardır.

Doğru cevap b) Öndeki aracı geçmesi seçeneğidir. Çünkü tepe üstü gibi görüşün yetersiz olduğu yerlerde karşı yönden bir aracın gelip gelmediği görülemez. Bu durumda sollama yapmak, karşıdan gelen araçla kafa kafaya çarpışma gibi çok tehlikeli bir kazaya yol açabilir. Zaten yoldaki düz çizgi de bu tehlikeden dolayı sollama yapmanın (şerit değiştirmenin) yasak olduğunu belirtir. Bu nedenle sürücünün bu noktada öndeki aracı geçmeye çalışması kesinlikle yanlış ve yasaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna, yani sürücünün neden bu davranışları yapması gerektiğine bakalım:

  • a) Hızını azaltması: Bu, yapılması gereken doğru bir davranıştır. Görüş mesafesinin azaldığı tepe üstü, viraj, tünel gibi yerlere yaklaşırken olası bir tehlikeye karşı zamanında durabilmek veya manevra yapabilmek için hız azaltılmalıdır. Bu nedenle bu seçenek, yapılması yanlış bir davranış değildir.
  • c) Takip mesafesini artırması: Bu da yapılması gereken doğru bir davranıştır. Öndeki aracın, tepe üstünde aniden beliren bir tehlike (örneğin yolda duran bir araç veya bir hayvan) nedeniyle ani fren yapma olasılığı vardır. Takip mesafesini artırmak, bu gibi durumlarda güvenli bir şekilde durabilmek için gerekli zamanı ve mesafeyi tanır.
  • d) Duraklama yapmaktan kaçınması: Bu da yine doğru bir davranıştır. Tepe üstleri gibi görüşün kapalı olduğu yerlerde duraklama veya park etme yapmak çok tehlikelidir. Arkadan gelen ve sizi görmeyen bir sürücü, aracınıza çarpabilir. Bu nedenle bu tür tehlikeli ve görüşün kısıtlı olduğu yerlerde duraklama yapmaktan kaçınmak gerekir.

Özetle, soru bizden yapılması yanlış olan davranışı bulmamızı istiyor. Hızı azaltmak, takip mesafesini artırmak ve duraklama yapmaktan kaçınmak bu durumda yapılması gereken güvenli ve doğru davranışlardır. Ancak öndeki aracı geçmek (sollama yapmak) hem görüş yetersizliği hem de yoldaki düz çizgi kuralı nedeniyle kesinlikle yanlış ve yasaktır.

Soru 26
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Öndeki taşıtı geçmenin yasak olduğunu
B
Hız sınırlaması sonunu
C
Geçme yasağı sonunu
D
Park yasağını
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, gösterilen trafik levhasının anlamının ne olduğu sorulmaktadır. Levhayı doğru yorumlayabilmek için üzerindeki sembollerin ne anlama geldiğini bilmek gerekir. Levhaya dikkatlice baktığımızda, beyaz zeminli yuvarlak bir şekil, üzerinde sağ üstten sol alta doğru uzanan kalın siyah bir şerit ve levhanın içinde soluk renkte iki otomobil silüeti görmekteyiz. Bu görsel unsurlar, levhanın anlamını çözmemiz için bize ipucu verir.

Doğru Cevap: c) Geçme yasağı sonunu

Bu levha, daha önce "Öndeki Taşıtı Geçmek Yasaktır" levhası ile belirtilmiş olan yasağın artık sona erdiğini bildirir. Trafik işaretlerinde, beyaz veya mavi zemin üzerine çekilmiş kalın siyah veya birden fazla ince çapraz çizgi, genellikle bir kısıtlamanın veya yasağın bittiği anlamına gelir. Levhanın içindeki soluk renkli iki araba figürü ise sona eren yasağın "geçme yasağı" olduğunu net bir şekilde belirtir. Dolayısıyla, sürücüler bu levhayı gördükten sonra, yol ve trafik durumu uygunsa, kurallara uyarak öndeki aracı geçebilirler.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Öndeki taşıtı geçmenin yasak olduğunu: Bu seçeneği bildiren levha, kırmızı çerçeveli beyaz bir daire içinde, sol tarafta kırmızı, sağ tarafta ise siyah bir otomobil figürü içerir. Bu levha bir yasağın başlangıcını bildirirken, sorudaki levha bir yasağın sonunu bildirmektedir. Bu iki levha sıkça karıştırılsa da, "yasak sonu" levhasındaki siyah çapraz çizgi en belirgin ayırt edici özelliktir.
  • b) Hız sınırlaması sonunu: "Hız sınırlaması sonu" levhası da sorudaki levhaya benzer şekilde beyaz zeminli ve üzerinde siyah çapraz bir şerit bulunan bir levhadır. Ancak, o levhanın içinde araba figürleri yerine, sona eren hız limitini gösteren soluk renkli bir sayı (örneğin 50, 70 gibi) bulunur. Sorudaki levhada sayı değil, araba figürleri olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Park yasağını: "Park yasağı" levhası (Park Etmek Yasaktır), mavi zemin üzerine kırmızı bir çerçeve ve tek bir kırmızı çapraz çizgiden oluşur. Hem renkleri hem de şekli itibarıyla soruda verilen levhadan tamamen farklıdır. Bu nedenle bu seçenek kolayca elenebilir.

Özetle, sorudaki levha, üzerindeki siyah çapraz şerit nedeniyle bir yasağın "sona erdiğini", içindeki araba sembolleri nedeniyle de bu yasağın "geçme yasağı" olduğunu belirtir. Bu nedenle doğru cevap c) Geçme yasağı sonunu seçeneğidir.

Soru 27
Araç kornalarının kullanımı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A
Rahatsız etmeyecek şekilde kullanılması
B
Uyarı amacı dışında kullanılması
C
Ses tonunun sabit olması
D
Korkutmadan uyarması
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araç kornasının trafik içindeki doğru ve yanlış kullanım kuralları sorgulanmaktadır. Soru bizden, verilen şıklar arasında korna kullanımıyla ilgili **yanlış** olan ifadeyi bulmamızı istiyor. Yani, yapılması yasak veya uygun olmayan davranışı belirlemeliyiz.

Doğru cevap b) Uyarı amacı dışında kullanılması şıkkıdır.

Karayolları Trafik Kanunu'na göre, korna bir güvenlik ve uyarı aracıdır. Temel amacı, tehlikeli bir durumu bildirmek, diğer sürücüleri veya yayaları olası bir kaza riskine karşı uyarmaktır. Kornayı birini selamlamak, yol istemek, sinirlenince tepki göstermek veya kutlama yapmak gibi amaçlarla kullanmak kesinlikle yasaktır ve trafik kurallarının ihlalidir. Bu nedenle, kornanın "uyarı amacı dışında kullanılması" yanlış bir davranıştır ve sorunun doğru cevabıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • a) Rahatsız etmeyecek şekilde kullanılması: Bu ifade, korna kullanımının doğru bir prensibini açıklar. Korna, gereksiz yere ve uzun süreli çalınarak çevredeki insanları rahatsız etmemelidir. Sadece gerektiği kadar, kısa ve net bir şekilde kullanılmalıdır. Bu nedenle bu ifade doğru bir kullanım şeklidir, sorunun istediği yanlış ifade değildir.

  • c) Ses tonunun sabit olması: Bu da korna ile ilgili doğru bir teknik özelliktir. Araçlardaki kornaların ses tonu, yönetmeliklerle belirlenmiş standartlara uygun ve sabit olmalıdır. Melodi çalan veya ses tonu değişen havalı kornalar gibi standart dışı sistemler yasaktır. Dolayısıyla bu ifade de doğrudur ve aradığımız cevap olamaz.

  • d) Korkutmadan uyarması: Bu, korna kullanırken dikkat edilmesi gereken en önemli nezaket ve güvenlik kurallarından biridir. Kornanın amacı tehlikeyi bildirmektir, ancak bunu yaparken yayaları veya diğer sürücüleri paniğe sevk etmemek gerekir. Özellikle bir yayanın veya bisikletlinin hemen arkasında aniden ve şiddetli bir şekilde korna çalmak, onların korkarak yanlış bir hamle yapmasına neden olabilir. Bu yüzden bu ifade de doğru bir kullanım ilkesidir.

Özetle, araç kornası sadece ve sadece tehlike anında bir uyarı mekanizması olarak kullanılmalıdır. Diğer tüm kullanımlar hem trafik kurallarına aykırıdır hem de diğer yol kullanıcıları için rahatsız edicidir. Bu soru, sürücü adayının kornanın bir iletişim veya tepki aracı değil, bir güvenlik donanımı olduğunu anlamasını ölçmektedir.

Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi trafik kazalarına neden olan faktörlerden yol unsuru içinde yer alır?
A
Havanın sisli olması
B
Yol zemininin gevşek olması
C
Yüksek hızda araç kullanılması
D
Araç fren sisteminin arızalanması
28 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kazalarına sebep olan faktörlerin doğru bir şekilde sınıflandırılması istenmektedir. Trafik kazalarının nedenleri genel olarak üç ana başlık altında toplanır: insan, araç ve yol/çevre faktörleri. Sorunun kökünde bizden özellikle "yol unsuru" içinde yer alan faktörü bulmamız beklenmektedir. Bu, kazaya neden olan sebebin doğrudan yolun kendisiyle ilgili olması gerektiği anlamına gelir.

Doğru cevap olan b) Yol zemininin gevşek olması seçeneği, doğrudan yolun fiziksel durumuyla ilgili bir kusuru ifade eder. Yol unsurları; yolun yapısı, yüzeyinin durumu (kaygan, bozuk, gevşek olması), virajların keskinliği, eğim, trafik işaret ve levhalarının eksikliği gibi yolun kendisine ait özellikleri kapsar. Gevşek bir zemin, aracın yol tutuşunu azaltarak sürücünün kontrolünü kaybetmesine neden olabilir ve bu durum net bir şekilde yoldan kaynaklanan bir kaza sebebidir.

  • a) Havanın sisli olması: Bu seçenek yanlıştır çünkü sis, bir yol unsuru değil, bir çevre ve hava koşulu faktörüdür. Hava koşulları (sis, yağmur, kar, buzlanma) sürüşü etkilese de, yolun fiziksel yapısıyla ilgili değildir. Bu nedenle çevre faktörleri kategorisinde değerlendirilir.

  • c) Yüksek hızda araç kullanılması: Bu seçenek yanlıştır. Hız yapmak, sürücünün verdiği bir karardır ve sürücü hatası olarak kabul edilir. Trafik kazalarının en büyük nedeni olan insan faktörü kategorisine girer. Sürücünün kurallara uymaması, dikkatsizliği veya yanlış kararları bu grupta yer alır.

  • d) Araç fren sisteminin arızalanması: Bu seçenek de yanlıştır. Fren sisteminin arızalanması, aracın teknik bir sorunudur. Aracın bakımsızlığı, mekanik bir parçanın bozulması gibi durumlar araç faktörü olarak sınıflandırılır. Bu durumun yolla veya sürücüyle doğrudan bir ilgisi yoktur.

Özetle, ehliyet sınavında bu tür sorularla karşılaştığınızda, kazaya neden olan faktörün kaynağını düşünmelisiniz. Sorun sürücüden mi kaynaklanıyor (insan), arabanın kendisinden mi (araç), yoksa yolun yapısından veya hava durumundan mı (yol/çevre)? Bu soru özelinde "yol zemininin gevşek olması" doğrudan yolun kendisine ait bir kusur olduğu için doğru cevaptır.

Soru 29
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Sola tehlikeli devamlı virajı 
B
Dönel kavşağa yaklaşıldığını 
C
Tünele yaklaşıldığını 
D
Sola mecburi yönü
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, verilen trafik işaret levhasının ne anlama geldiği ve sürücüye hangi durumu bildirdiği sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru bir şekilde tanımak ve anlamlarını bilmek, hem sınav başarısı hem de trafikte can güvenliği için kritik öneme sahiptir. Bu işaret, bir tehlike uyarı levhası olup, sürücüyü ilerideki yol durumu hakkında önceden bilgilendirerek tedbir almasını sağlar.

Doğru Cevap: b) Dönel kavşağa yaklaşıldığını

Şekildeki levha, Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan bir Tehlike Uyarı İşareti'dir. Bu tür işaretlerin genel özelliği, üçgen şeklinde ve kırmızı çerçeveli olmalarıdır. Levhanın içindeki sembol ise uyarının ne hakkında olduğunu anlatır. Bu levhanın içindeki üç adet dairesel ok, trafiğin bir merkez etrafında döndüğü bir kavşak tipini, yani dönel kavşağı (ada veya göbek olarak da bilinir) simgeler. Dolayısıyla bu işareti gören bir sürücü, ileride bir dönel kavşağa yaklaştığını anlamalı, hızını düşürmeli ve kavşağa girerken geçiş üstünlüğü kurallarına uymaya hazır olmalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Sola tehlikeli devamlı virajı: Bu durumu bildiren levha da bir tehlike uyarı işareti olduğu için üçgen şeklindedir. Ancak içinde, sola doğru başlayan ve devam eden kıvrımlı bir yol (S şeklinde bir ok) sembolü bulunur. Sorudaki dairesel oklarla bir benzerliği yoktur.
  • c) Tünele yaklaşıldığını: Tünele yaklaşıldığını bildiren levha yine üçgen şeklinde bir tehlike uyarı işaretidir. Bu levhanın içinde ise bir tünel girişini temsil eden bir piktogram yer alır. Bu sembol de sorudaki işaretten tamamen farklıdır.
  • d) Sola mecburi yönü: Bu seçenek, levha türü olarak diğerlerinden ayrılır. "Mecburi yön" bildiren levhalar, tehlike uyarısı değil, bir Tanzim İşareti'dir. Bu levhalar üçgen değil, mavi zeminli ve daire şeklindedir. Sola mecburi yön levhası, mavi daire içinde sola bakan beyaz bir ok şeklinde olur ve sürücüye o yöne gitmenin zorunlu olduğunu bildirir. Yani hem şekil, hem renk, hem de anlam olarak sorudaki levha ile tamamen farklıdır.

Özetle, soruda gösterilen üçgen içindeki dairesel oklar, sürücüyü ileride bir dönel kavşağın varlığına karşı uyarır. Bu nedenle doğru cevap, dönel kavşağa yaklaşıldığını ifade eden (b) seçeneğidir. Diğer şıklar, farklı yol durumlarını belirten ve kendilerine özgü sembollere sahip olan başka trafik işaretlerini tanımlamaktadır.

Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi tehlikeli viraj yön levhasıdır?
A
B
C
D
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere tehlikeli bir virajın yönünü gösteren ve genellikle virajın tam içinde veya başlangıcında bulunan levhanın hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu tür levhalar, sürücünün virajı güvenli bir şekilde almasına yardımcı olmak için yolun gidişatını net bir şekilde belli eder. Soruyu doğru cevaplamak için her bir levhanın anlamını ve kullanım amacını bilmek gerekir.

Doğru Cevap: A Seçeneği

A seçeneğinde gösterilen levha, Tehlikeli Viraj Yön Levhası'dır. Bu levha, özellikle keskin ve görüş mesafesi kısıtlı olan virajlarda, yolun dış kenarına yerleştirilir. Amacı, sürücüye virajın yönünü ve keskinliğini göstererek yol hattını takip etmesine yardımcı olmaktır. Üst üste tekrarlanan oklar, virajın ne kadar tehlikeli olduğunu vurgular ve sürücüyü yavaşlaması ve daha dikkatli olması için uyarır. Bu nedenle sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

  • B Seçeneği: Bu levha, üçgen şekliyle bir tehlike uyarı işaretidir ve Sağa Tehlikeli Viraj anlamına gelir. Bu levha, viraja gelmeden önce konumlandırılarak sürücüyü ileride tehlikeli bir sağ viraj olduğu konusunda uyarır ve hızını azaltmasını ister. Soru ise virajın yönünü gösteren levhayı sorduğu için bu seçenek yanlıştır.
  • C Seçeneği: Mavi ve yuvarlak olan bu levha, bir zorunluluk bildiren tanzim işaretidir. Anlamı Sağa Mecburi Yön'dür. Sürücülerin bu levhanın bulunduğu kavşakta veya yolda sağa dönmek zorunda olduğunu belirtir. Tehlikeli bir virajla doğrudan bir ilgisi yoktur, bir yol emridir.
  • D Seçeneği: Mavi ve kare olan bu levha, bir bilgi işaretidir ve Tek Yönlü Yol anlamına gelir. Girilen yolun tek yönlü olduğunu ve trafiğin sadece ok yönünde aktığını gösterir. Bu levha da yolun geometrik yapısı olan viraj hakkında değil, trafik akış düzeni hakkında bilgi verir.

Özetle, ehliyet sınavında levhaları doğru tanımak çok önemlidir. A seçeneğindeki levha doğrudan virajın yönünü gösterirken, B seçeneği virajdan önce uyarı yapar. C ve D seçenekleri ise sırasıyla bir zorunluluk ve bir bilgi belirttiği için tehlikeli viraj yönü ile ilgili değildir.

Soru 31

• Tescile bağlı araçların muayenelerini yapmak veya yaptırmak

• Trafik zabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzere, araçların ağırlık ve boyut kontrollerini yapmak veya yaptırmak ve denetlemek

Yukarıdaki görev ve yetkiler, verilen kurumlardan hangisine aittir?

A
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına
B
Karayolları Genel Müdürlüğüne
C
Emniyet Genel Müdürlüğüne
D
İçişleri Bakanlığına
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'de araçların teknik yeterliliklerini ve yasal standartlara uygunluğunu denetleyen iki temel görevin hangi kuruma ait olduğu sorulmaktadır. Bu görevler; birincisi, araçların periyodik olarak yapılması zorunlu olan fenni muayeneleri, ikincisi ise özellikle ticari araçların yollarda uyması gereken ağırlık ve boyut limitlerinin kontrolüdür. Soruyu doğru cevaplamak için bu görevlerin hangi kurumun yetki alanına girdiğini bilmek gerekir.

Doğru cevap "a) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına" seçeneğidir. Çünkü Türkiye'de ulaştırma politikalarını belirleyen, karayolu taşımacılığına ilişkin kural ve standartları koyan en üst yetkili merci bu bakanlıktır. Araç muayeneleri, araçların trafikte güvenli bir şekilde seyretmesini sağlamak amacıyla yapılan teknik bir kontroldür. Bakanlık, bu görevi doğrudan kendisi yapabileceği gibi, yetkilendirdiği özel kuruluşlar aracılığıyla da "yaptırabilir". Nitekim günümüzde araç muayeneleri, bu bakanlığın denetiminde olan TÜVTÜRK tarafından yapılmaktadır. Benzer şekilde, yolların ve köprülerin kapasitesini aşan, trafik güvenliğini tehlikeye atan aşırı yüklü veya gabari dışı (boyutları standart dışı) araçların denetimi de yine bu bakanlığın temel görev ve yetkileri arasındadır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) Karayolları Genel Müdürlüğü: Bu kurum, adından da anlaşılacağı gibi, devlet yolları ve otoyolların yapımından, bakımından ve onarımından sorumludur. Görevi yol altyapısını oluşturmak ve korumaktır. Araçların teknik denetimi veya muayenesi doğrudan görev alanına girmez. Ağırlık kontrolleri yolların korunmasıyla ilgili olsa da, bu denetim sistemini kurma ve yönetme yetkisi bakanlığa aittir.
  • c) Emniyet Genel Müdürlüğü: Bu kurum, trafik polisleri (Trafik Zabıtası) aracılığıyla trafikteki düzeni ve güvenliği sağlar. Trafik polisleri, yollarda denetim yaparak kurallara uyulup uyulmadığını kontrol eder, sürücülerin belgelerini ve araçların muayenesinin olup olmadığını denetler. Ancak soruda belirtilen "muayene yapmak veya yaptırmak" yani muayene sistemini kurmak ve işletmek, Emniyet'in değil, Bakanlığın görevidir. Soru metnindeki "Trafik zabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzere" ifadesi de bu ayrımı vurgulamaktadır.
  • d) İçişleri Bakanlığı: Emniyet Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığına bağlı bir kurumdur. Dolayısıyla, Emniyet Genel Müdürlüğünün görev alanı dışındaki bu yetki, onun bağlı olduğu İçişleri Bakanlığına da ait değildir. İçişleri Bakanlığının görevi daha çok ülkenin iç güvenliği ve kamu düzeni ile ilgilidir. Araçların teknik standartlarını belirlemek ve muayene sistemini yönetmek ise Ulaştırma Bakanlığının uzmanlık alanıdır.

Özetle, araç muayeneleri ve ağırlık/boyut kontrolleri gibi teknik ve yasal düzenlemeleri yapma, bu sistemleri kurma ve denetleme yetkisi en üst düzeyde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına (güncel adıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı) aittir. Diğer kurumlar ise bu sistem içinde kendi görev alanlarıyla ilgili (yol bakımı, trafik denetimi gibi) rolleri üstlenirler.

Soru 32
Sürücüler, geceleri yakın ilerisi görülmeyen kavşak, dönemeç ve tepe üstlerine yaklaşırken gelişlerini nasıl haber vermek zorundadır?
A
Dönüş ışıklarını yakarak
B
Birkaç defa korna çalarak
C
Acil uyarı ışıklarını yakarak
D
Yakın ve uzağı gösteren ışıkları art arda ve sıra ile yakarak
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, geceleyin araç kullanırken görüş mesafesinin azaldığı ve tehlike potansiyeli taşıyan noktalara yaklaşırken, diğer sürücüleri kendi varlığınızdan nasıl haberdar etmeniz gerektiği sorgulanmaktadır. Buradaki temel amaç, görünürlüğün düşük olduğu bir alana girmeden önce "ben geliyorum" mesajını diğer yol kullanıcılarına en doğru ve etkili şekilde iletmektir. Bu, proaktif bir güvenlik önlemidir ve olası çarpışmaları engellemeyi hedefler.

Doğru Cevap (d): Yakın ve uzağı gösteren ışıkları art arda ve sıra ile yakmak. Bu hareket, sürücüler arasında "selektör yapmak" olarak da bilinir ve bu durum için en doğru davranıştır. Geceleyin, ilerisi görülmeyen bir virajın veya tepenin arkasından gelebilecek bir başka aracı sesle uyarmanız zordur ve çoğu zaman yasaktır. Ancak ışık, çok daha uzak mesafelerden fark edilebilir. Kısa ve uzun farları art arda yakıp söndürdüğünüzde, ışığınızın parlaması karşı yönden gelen sürücünün dikkatini çeker ve bir aracın yaklaştığını anlamasını sağlar.

Bu görsel uyarı, özellikle dağlık ve virajlı yollarda hayati önem taşır. Karşıdaki sürücü sizin ışık uyarınızı gördüğünde, hızını düşürür, şeridine daha fazla yaklaşır ve olası bir kafa kafaya çarpışma riskini en aza indirmek için gerekli tedbirleri alır. Bu nedenle, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirtilen doğru ve güvenli yöntem budur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Dönüş ışıklarını yakarak: Bu seçenek yanlıştır. Dönüş ışıkları (sinyaller), yalnızca şerit değiştirme veya bir yöne dönme niyetinizi belirtmek için kullanılır. İlerisi görünmeyen bir viraja yaklaşırken sinyal vermeniz, diğer sürücülere o noktada bir yere sapacağınız yönünde yanlış bir mesaj verir. Bu durum kafa karışıklığına ve kazaya neden olabilir.
  • b) Birkaç defa korna çalarak: Korna, gündüzleri benzer durumlarda kullanılabilse de, soru özellikle "geceleri" ifadesini içermektedir. Trafik kurallarına göre, yerleşim yerleri içinde ve dışında, geceleri korna gibi sesli ikaz cihazlarının gereksiz yere kullanılması yasaktır. Sadece ani ve kaçınılmaz bir tehlike anında çalınabilir. Bu nedenle geceleyin bir viraja yaklaşırken korna çalmak doğru bir davranış değildir.
  • c) Acil uyarı ışıklarını yakarak: Dörtlü flaşörler olarak da bilinen bu ışıklar, adından da anlaşılacağı gibi acil durumlar için kullanılır. Aracınız arızalandığında, tehlikeli bir şekilde yavaşladığınızda veya yol kenarında durmak zorunda kaldığınızda diğer sürücüleri uyarmak içindir. Normal seyrinizde bir viraja yaklaşırken bu ışıkları yakmak, aracınızda bir sorun olduğu şeklinde yanlış anlaşılmalara yol açar ve amacına uygun bir kullanım değildir.
Soru 33
Şekildeki trafik kazası aşağıdakilerden hangisine uyulmaması sonucu meydana gelmiş olabilir?
A
Takip mesafesine
B
Kavşaklarda ilk geçiş hakkına
C
Farların kullanılacağı yer ve hâllere
D
Geçiş üstünlüğü bulunan araçlara yol verilmesi kuralına
33 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, resimde gösterilen trafik kazasının hangi kural ihlali sonucu meydana geldiğini bulmamız isteniyor. Kazayı doğru analiz etmek için öncelikle görseldeki trafik işaretlerini ve araçların konumunu dikkatlice incelemeliyiz. Bu sayede kazanın temel nedenini kolayca anlayabiliriz.

Görseli incelediğimizde bir kavşakta iki aracın karıştığı bir kaza görüyoruz. Kırmızı renkli araç, üzerinde "DUR" levhası bulunan bir yoldan ana yola çıkmaya çalışmaktadır. Mavi renkli araç ise ana yolda seyir halindedir. Kaza, kırmızı aracın, ana yoldaki mavi araca yandan çarpmasıyla gerçekleşmiştir. "DUR" levhası, sürücünün kavşağa gelmeden önce mutlaka durması ve ana yoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini belirten çok önemli bir işarettir.

Doğru Cevap: b) Kavşaklarda ilk geçiş hakkına

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, kazanın tam olarak bir geçiş hakkı ihlalinden kaynaklanmasıdır. Trafik kurallarına göre, "DUR" levhasının bulunduğu yoldan gelen sürücüler (kırmızı araç) tali yoldadır ve ana yoldan gelen sürücülere (mavi araç) ilk geçiş hakkını vermek zorundadır. Kırmızı aracın sürücüsü bu kurala uymamış, durup yolu kontrol etmeden kavşağa girmiş ve ana yolda geçiş hakkına sahip olan mavi araca çarparak kazaya sebep olmuştur.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • a) Takip mesafesine: Takip mesafesi, aynı şeritte art arda giden iki araç arasındaki güvenli mesafeyi ifade eder. Bu kaza, araçların birbirini arkadan takip ederken değil, farklı yönlerden gelerek kavşakta çarpışması sonucu meydana gelmiştir. Dolayısıyla takip mesafesi ihlali söz konusu değildir.
  • c) Farların kullanılacağı yer ve hâllere: Farların kullanımı genellikle gece, sisli hava veya tünel gibi görüşün yetersiz olduğu durumlarda zorunludur. Görseldeki kaza, açık bir havada ve gündüz saatlerinde gerçekleşmiş gibi görünmektedir. Kazanın nedeni aydınlatma veya far kullanımı ile ilgili bir durum değildir.
  • d) Geçiş üstünlüğü bulunan araçlara yol verilmesi kuralına: Geçiş üstünlüğü; ambulans, itfaiye, polis aracı gibi görev halindeki belirli araçlara tanınan bir haktır. Resimdeki araçların hiçbiri geçiş üstünlüğüne sahip bir araç değildir. Bu kaza, normal sivil araçlar arasında yaşanan bir geçiş hakkı sorunudur.

Özetle, kırmızı aracın sürücüsü "DUR" levhasına uymayarak kavşaktaki ilk geçiş hakkı kuralını ihlal ettiği için bu kaza meydana gelmiştir. Bu tür kavşaklarda her zaman ana yoldaki aracın geçiş önceliği vardır.

Soru 34
Aksine bir işaret yoksa şekildeki aracın yerleşim yeri içindeki azami hızı saatte kaç kilometredir?
A
50 
B
70 
C
80 
D
90
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen aracın (bir otomobil) herhangi bir özel hız limiti levhası bulunmayan bir yerleşim yeri (şehir veya ilçe merkezi gibi) içinde yapabileceği en yüksek hızın ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları "aksine bir işaret yoksa" ve "yerleşim yeri içi" ifadeleridir. Bu, bizden genel trafik kuralını bilmemizi istemektedir.

Doğru cevap a) 50 seçeneğidir. Çünkü Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, Türkiye'de otomobiller için yerleşim yerleri içindeki yasal azami hız sınırı, özel bir levha ile farklı bir hız belirtilmediği sürece, saatte 50 kilometredir. Bu kural, yaya güvenliğini sağlamak, trafik yoğunluğunu kontrol altında tutmak ve olası kazaları önlemek amacıyla konulmuştur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. 70 km/s, 80 km/s ve 90 km/s gibi hızlar, genellikle yerleşim yerleri dışındaki yollarda geçerli olan limitlerdir. Örneğin 90 km/s, otomobillerin şehirler arası iki yönlü karayollarındaki azami hız sınırıdır. Bu hızlar, şehir içindeki yaya ve araç trafiğinin yoğun olduğu bölgeler için çok yüksek ve tehlikelidir.

Özetle, ehliyet sınavına hazırlanan bir sürücü adayı olarak otomobiller için temel hız sınırlarını bilmeniz çok önemlidir. Bu sorunun cevabı, en temel ve en sık karşılaşılan kural olan şehir içi hız limitidir. Unutulmaması gereken temel hız limitleri şunlardır:

  • Yerleşim yeri içinde: 50 km/s
  • Şehirler arası çift yönlü karayollarında: 90 km/s
  • Bölünmüş yollarda: 110 km/s
  • Otoyollarda (otoban): 130 km/s (Bazı otoyollarda 140 km/s olabilir)
Soru 35
Şekildeki trafik işaretini gören sürücü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
Banketten gitmelidir.
B
Aracının hızını artırmalıdır.
C
Öndeki aracı geçmemelidir.
D
Geçiş hakkını kendisi kullanmalıdır.
35 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülere resimde verilen trafik işaretinin anlamı ve bu işareti gördüklerinde ne yapmaları gerektiği sorulmaktadır. Bu işaret, trafik güvenliği açısından kritik öneme sahip bir yasaklama levhasıdır ve sürücülerin bu levhanın anlamını net bir şekilde bilmesi gerekir. Levha, tehlikeli olabilecek yol kesimlerinde sollama yapılmasını engellemek amacıyla kullanılır.

Öncelikle trafik işaretini tanıyalım. Bu işaret, bir Trafik Tanzim İşareti'dir ve resmi adı "Öndeki Taşıtı Geçmek Yasaktır" levhasıdır. Genellikle görüş mesafesinin kısıtlı olduğu virajlar, tepe üstleri, tüneller, köprüler veya daralan yollar gibi sollama yapmanın tehlikeli olduğu yerlere konulur. Levhanın amacı, sürücülerin riskli sollama manevraları yaparak karşı yönden gelen araçlarla kafa kafaya çarpışmasını önlemektir.

Doğru Cevap: c) Öndeki aracı geçmemelidir.

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, levhanın anlamının tam olarak bu olmasıdır. Sürücü bu işareti gördüğü andan itibaren, yasağın bittiğini belirten bir başka işaret görene kadar önündeki aracı sollayamaz. Bu kurala uymak, hem kendi can güvenliği hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği için zorunludur. Dolayısıyla, doğru davranış önündeki aracı takip mesafesini koruyarak geçmemektir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Banketten gitmelidir: Bu seçenek yanlıştır. Banket, yolun taşıt trafiğine ayrılmış kısmının dışında kalan ve genellikle acil durumlar, arızalar veya yayaların yürümesi için ayrılmış bir alandır. Trafik kurallarına göre, zorunlu haller dışında banketten araç sürmek yasak ve tehlikelidir. Bu levhanın banket kullanımıyla hiçbir ilgisi yoktur.
  • b) Aracının hızını artırmalıdır: Bu seçenek de tamamen yanlıştır. "Öndeki Taşıtı Geçmek Yasaktır" levhası, genellikle tehlikeli bir yol kesimine girildiğini belirtir. Böyle bir durumda hız artırmak, tam tersine kaza riskini yükseltir. Sürücü hızını artırmak yerine, mevcut hızını korumalı veya yol şartlarına göre hızını düşürmelidir.
  • d) Geçiş hakkını kendisi kullanmalıdır: Bu seçenek yanlıştır. "Geçiş hakkı" kavramı genellikle kavşaklarda, dar yollarda veya yol birleşmelerinde hangi aracın öncelikli olduğunu belirtir. Bu levha ise bir geçiş hakkı veya önceliği belirtmez; sadece sollama (geçme) eylemini yasaklar. Bu işaretin geçiş üstünlüğü veya hakkıyla bir bağlantısı yoktur.

Özetle, fotoğraftaki "Öndeki Taşıtı Geçmek Yasaktır" levhasını gören bir sürücünün yapması gereken tek doğru davranış, sollama yasağının sona erdiğini belirten levhayı görene kadar şeridinde kalarak önündeki aracı geçmemektir.

Soru 36
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Sesli ikaz cihazlarını kullanmanın yasak olduğunu
B
Tehlikeli madde taşıtının giremeyeceğini
C
Motorlu taşıt trafiğine kapalı yolu
D
Durmanın yasak olduğunu
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, size gösterilen trafik işaretinin ne anlama geldiğini bulmanız istenmektedir. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, hem sınav başarısı hem de trafikte güvenli bir sürüş için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle her bir işaretin anlamını ve neden kullanıldığını iyi bilmek gerekir.

Şekilde gördüğünüz levha, yuvarlak şekli ve kırmızı çerçevesiyle bir "Tanzim İşareti" grubuna aittir. Bu tür levhalar, sürücülere trafikte uymaları gereken bir yasağı veya kısıtlamayı bildirir. Levhanın içindeki sembol ise neyin yasaklandığını açıkça belirtir. Bu temel bilgiyi aklımızda tutarak seçenekleri değerlendirebiliriz.

a) Sesli ikaz cihazlarını kullanmanın yasak olduğunu: Bu seçenek doğrudur. Levhanın içinde bir korna (klakson) sembolü bulunmaktadır. Kırmızı çerçeveli yasaklama levhası ile birleştiğinde bu sembol, "korna çalmanın" veya "sesli ikaz cihazlarını kullanmanın" yasak olduğu anlamına gelir. Bu işaret genellikle hastane, okul, huzurevi veya gürültünün rahatsızlık verebileceği sessiz olması gereken yerleşim bölgelerinin girişlerinde kullanılır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmeniz için önemlidir:

  • b) Tehlikeli madde taşıtının giremeyeceğini: Bu seçenek yanlıştır. Tehlikeli madde taşıyan araçların bir yola giremeyeceğini belirten levhada, yine kırmızı daire içinde ancak bu kez turuncu renkli bir kamyon sembolü bulunur. Soruda gösterilen işaretle bir ilgisi yoktur.
  • c) Motorlu taşıt trafiğine kapalı yolu: Bu da yanlış bir seçenektir. Bir yolun motorlu taşıt trafiğine (motosikletler hariç) kapalı olduğunu bildiren levhada, kırmızı daire içinde bir otomobil sembolü yer alır. Sorudaki korna işaretiyle karıştırılmamalıdır.
  • d) Durmanın yasak olduğunu: Bu seçenek de yanlıştır. Durmanın (ve dolayısıyla park etmenin de) yasak olduğunu bildiren levha, mavi zemin üzerine kırmızı çerçeveli ve içinde çapraz iki kırmızı şerit (X şeklinde) bulunan bir işarettir. Bu işaret, hem görünüm hem de anlam olarak sorudaki işaretten tamamen farklıdır.

Özetle, kırmızı çerçeveli yuvarlak levhalar bir yasağı ifade eder ve levhanın içindeki sembol, yasağın ne ile ilgili olduğunu gösterir. Bu sorudaki korna sembolü, sürücüye bulunduğu bölgede gereksiz yere korna çalarak gürültü yapmasının yasak olduğunu net bir şekilde bildirmektedir.

Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi araç güç aktarma organına aittir?
A
Şaft 
B
Alternatör
C
Marş motoru 
D
Amortisör
37 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın motorunda üretilen gücü tekerleklere ileten sistemin, yani güç aktarma organlarının bir parçasının hangisi olduğu sorulmaktadır. Güç aktarma organları, motorun hareketini tekerleklere ulaştırarak aracın ilerlemesini sağlayan bir dizi parçadan oluşur. Bu sistemin elemanlarını bilmek, aracın nasıl çalıştığını anlamak için temel bir bilgidir.

Doğru cevap a) Şaft'tır. Şaft, özellikle arkadan itişli veya dört çekerli araçlarda, şanzımandan (vites kutusu) çıkan dönme hareketini diferansiyele ileten, mil şeklindeki sağlam bir parçadır. Bu sayede motorun gücü arka tekerleklere (veya hem ön hem arka tekerleklere) ulaştırılmış olur. Dolayısıyla şaft, güç aktarma sisteminin temel ve vazgeçilmez bir elemanıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • Alternatör: Bu parça, aracın güç aktarma sistemine değil, şarj sistemine aittir. Motor çalışırken mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirerek aküyü şarj eder ve aracın far, radyo gibi elektrikli donanımlarının çalışmasını sağlar. Görevi tekerleklere güç iletmek değil, elektrik üretmektir.
  • Marş motoru: Bu parça aracın marş sistemine aittir. Kontak çevrildiğinde aküden aldığı elektrik enerjisiyle çalışarak motora ilk hareketi verir ve motorun çalışmasını başlatır. Motor çalıştıktan sonra görevi biter ve güç aktarımına dahil olmaz.
  • Amortisör: Bu parça, güç aktarma organı değil, süspansiyon sisteminin bir elemanıdır. Görevi, yoldaki kasis ve çukurlardan kaynaklanan sarsıntıları emerek sürüş konforunu artırmak ve tekerleklerin yola sürekli temas etmesini sağlamaktır. Aracın hareketi için gerekli gücün iletimiyle bir ilgisi yoktur.

Özetle, şaft motor gücünü tekerleklere ileten bir aktarma organıyken; alternatör elektrik üretir, marş motoru motoru başlatır ve amortisör sarsıntıları önler. Bu nedenle, güç aktarma organına ait olan tek parça şafttır.

Soru 38
Aracın gösterge panelinde aşağıdaki ikaz ışıklarından hangisinin yanıyor olması, el freninin çekili olduğunu gösterir?
A
B
C
D
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın gösterge panelinde bulunan çeşitli ikaz ışıklarından hangisinin el freninin çekili olduğunu veya park freni sisteminde bir sorun olduğunu gösterdiği sorulmaktadır. Sürücülerin güvenli bir sürüş için bu ışıkların anlamlarını bilmesi hayati önem taşır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğer şıkların neden yanlış olduğunu açıklayalım.

a) Doğru Cevap: Bu seçenekteki sembol, uluslararası standartlara göre Park Freni (El Freni) ikaz ışığıdır. Bir daire içinde "P" harfi (Park kelimesinin baş harfi) veya bazen bir ünlem işareti (!) bulunur. Bu ışık, el freni çekili olduğunda yanar ve sürücüyü aracı hareket ettirmeden önce freni indirmesi gerektiği konusunda uyarır. Eğer el freni indirilmiş olmasına rağmen bu ışık yanmaya devam ediyorsa, bu durum fren hidroliği seviyesinin düşük olduğu veya fren sisteminde genel bir arıza olduğu anlamına gelebilir.

b) Yanlış Cevap: Bu görsel, Akü (Şarj) ikaz ışığıdır. Artı (+) ve eksi (-) kutupları gösteren bir batarya sembolüdür. Araç çalışırken bu ışığın yanması, akünün şarj olmadığını, yani şarj dinamosunda (alternatör) veya ilgili sistemde bir arıza olduğunu gösterir. Bu durum, aracın elektrik sisteminin yakında gücünü kaybedeceği ve yolda kalabileceğiniz anlamına gelir. El freni ile bir ilgisi yoktur.

c) Yanlış Cevap: Bu sembol, Yağ Basıncı ikaz ışığıdır. Ucundan bir damla sızan eski tip bir yağdanlığı temsil eder. Bu ışığın yanması, motor yağ basıncının tehlikeli derecede düştüğünü gösterir ve bu, motor için çok ciddi bir durumdur. Bu ışık yandığında araç derhal durdurulmalı ve motor stop edilmelidir, aksi takdirde motor ağır hasar görebilir. Bu uyarının da park freniyle bir bağlantısı yoktur.

d) Yanlış Cevap: Bu gösterge, Arka Sis Lambası ikaz ışığıdır. Sola doğru bakan bir lamba sembolü ve ışık huzmelerini kesen dalgalı bir çizgiden oluşur. Bu ışık, sürücü arka sis lambalarını yaktığında panelde belirir ve sadece yoğun sis, kar veya yağmur gibi görüş mesafesinin çok düştüğü durumlarda kullanılmalıdır. Bu sembol, bir aydınlatma sisteminin aktif olduğunu bildirir ve el freniyle ilgili bir uyarı değildir.

Sonuç olarak, el freninin çekili olduğunu gösteren ikaz ışığı "a" şıkkında doğru olarak verilmiştir. Diğer şıklar ise aracın farklı ve önemli sistemlerindeki (şarj, motor yağı, aydınlatma) durumları bildiren farklı ikaz ışıklarıdır.

Soru 39
Motorlu araçlarda motorun yağ seviyesini kontrol etmeye yarayan ve özel işaretleri bulunan parçaya ne ad verilir?
A
Yağdanlık
B
Yağ çubuğu
C
Yağ filtresi
D
Yağ pompası
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın motorundaki yağ miktarını ölçmek için kullanılan ve üzerinde seviye göstergeleri bulunan parçanın adı sorulmaktadır. Motorun sağlıklı çalışabilmesi için yağ seviyesinin belirli bir aralıkta olması kritik öneme sahiptir. Bu kontrolü yapmamızı sağlayan basit ama önemli bir alet motorun içinde bulunur.

Doğru cevap b) Yağ çubuğu'dur. Yağ çubuğu, motor bloğuna daldırılan ve ucu motorun alt kısmındaki yağ karterine kadar uzanan metal bir çubuktur. Çubuğun ucunda, genellikle "MIN" (minimum) ve "MAX" (maksimum) veya "L" (Low) ve "H" (High) şeklinde iki çizgi veya işaret bulunur. Motor yağı seviyesinin bu iki işaret arasında olması, motorda yeterli miktarda yağ olduğunu gösterir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Yağdanlık: Yağdanlık, motora yağ eklemek için kullanılan bir kaptır. Genellikle plastik veya metalden yapılmış, ucu huni şeklinde olan bir alettir. Motorun yağ seviyesini ölçmekle değil, eksilen yağı tamamlamakla ilgili bir araç olduğu için bu cevap yanlıştır.
  • c) Yağ filtresi: Yağ filtresi, motor içinde dolaşan yağı temizlemekle görevlidir. Yağın içindeki metal parçacıkları, kurum ve diğer kirleticileri süzerek motor parçalarının aşınmasını önler. Görevi temizlik olduğu için yağ seviyesini ölçmez ve bu nedenle yanlış bir seçenektir.
  • d) Yağ pompası: Yağ pompası, motor yağını karterden alarak basınçla motorun hareketli parçalarına (pistonlar, krank mili vb.) gönderen mekanik bir parçadır. Motorun yağlanmasını, yani yağın sistem içinde dolaşımını sağlar. Seviye kontrolü ile bir ilgisi yoktur, bu yüzden bu cevap da yanlıştır.

Özetle, motor yağlama sisteminde her parçanın farklı bir görevi vardır. Yağ pompası yağı dolaştırır, yağ filtresi yağı temizler, yağdanlık ile yağ eklenir. Ancak motor durdurulduktan bir süre sonra yağ seviyesini kontrol etmeye yarayan, üzerinde özel seviye işaretleri bulunan tek parça yağ çubuğu'dur.

Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi motor ömrünü etkileyen en önemli faktördür?
A
Alaşımlı jant
B
Motor yağı kalitesi
C
Doğru yapılmış far ayarı
D
Delinmiş egzoz susturucusu
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın motorunun ne kadar süre sağlıklı bir şekilde çalışacağını, yani ömrünü belirleyen en kritik unsurun ne olduğu sorulmaktadır. Seçenekler arasında motorla doğrudan ve hayati ilişkisi olan faktörü bulmamız gerekir. Bu soru, sürücü adayının aracın temel mekanik aksamları arasındaki önem sırasını bilip bilmediğini ölçmeyi amaçlar.

Doğru cevap b) Motor yağı kalitesi'dir. Motor yağı, motorun içerisinde sürekli hareket eden metal parçalar arasındaki sürtünmeyi azaltan, bu parçaları soğutan, temizleyen ve aşınmaya karşı koruyan hayati bir sıvıdır. Kaliteli ve doğru viskozitedeki bir motor yağı, bu görevleri etkin bir şekilde yerine getirerek motorun ömrünü doğrudan uzatır.

Eğer kalitesiz, yanlış veya zamanı geçmiş bir yağ kullanılırsa, metal parçalar birbirine sürterek aşınır, motor aşırı ısınır ve içerisinde tortu birikir. Bu durum, zamanla motorun performansını düşürür ve en sonunda motorun kilitlenmesi (yatak sarması) gibi çok ciddi ve masraflı arızalara yol açar. Bu nedenle motor yağı kalitesi, motor sağlığı için en temel ve en önemli unsurdur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Alaşımlı jant: Jantlar, aracın tekerlek sisteminin bir parçasıdır ve sürüş konforu ile dış görünüşü etkiler. Motorun çalışması veya ömrü üzerinde doğrudan hiçbir etkisi yoktur. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
  • c) Doğru yapılmış far ayarı: Far ayarı, gece sürüş güvenliği için çok önemlidir; sürücünün yolu iyi görmesini ve karşıdan gelen sürücülerin gözünü almasını engeller. Ancak bu ayarın motorun mekanik sağlığı veya ömrü ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
  • d) Delinmiş egzoz susturucusu: Egzoz susturucusunun delik olması, aracın çok daha gürültülü çalışmasına ve egzoz emisyon değerlerinin bozulmasına neden olabilir. Bu durum motorun performansını bir miktar etkilese de, motorun iç parçalarının aşınması gibi hayati bir soruna yol açmaz. Motor yağı kalitesizliğinin yaratacağı hasarın yanında etkisi çok daha azdır.

Sonuç olarak, jant, far ayarı ve egzoz gibi parçalar aracın farklı sistemleriyle ilgiliyken, motor yağı kalitesi doğrudan motorun kalbini, yani hareketli parçalarını korur. Bu sebeple motor ömrünü etkileyen en önemli faktör tartışmasız bir şekilde motor yağının kalitesidir.

Soru 41
Şekilde soru işareti (?) ile gösterilen ve aracın hızı ile torkunu ayarlayan güç aktarma organı hangisidir?
A
Aks
B
Volan
C
Vites kutusu 
D
Diferansiyel
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın güç aktarma organları şeması üzerinde soru işareti (?) ile belirtilen parçanın adı ve görevi sorulmaktadır. Sorunun metninde bu parçanın "aracın hızı ile torkunu ayarlayan" bir organ olduğu ipucu verilmiştir. Bu tanım ve şemadaki konumu, doğru cevabı bulmamız için kilit rol oynar.

Doğru Cevap: c) Vites kutusu

Şemada soru işareti ile gösterilen parça, motordan aldığı gücü tekerleklere ileten sistemin bir elemanıdır ve motor ile şaft arasında yer almaktadır. Bu parçanın görevi, motorun ürettiği dönme gücünü (tork) ve hızı, yol ve sürüş koşullarına göre değiştirerek tekerleklere aktarmaktır. Sürücü, vites kolu yardımıyla bu kutu içindeki farklı boyutlardaki dişlileri seçerek aracın çekiş gücünü (tork) veya hızını ayarlar. Örneğin, kalkışta veya yokuş tırmanırken yüksek tork ve düşük hız sağlayan birinci vites kullanılırken, düz yolda yüksek hız için beşinci veya altıncı vites kullanılır. Bu nedenle doğru cevap vites kutusudur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Aks: Aks, diferansiyelden aldığı dönme hareketini doğrudan tekerleklere ileten mildir. Gücü tekerleklere ulaştırmak dışında hız ve tork ayarlama gibi bir görevi yoktur. Şemada diferansiyel ile tekerlekler arasında yer alır.
  • b) Volan: Volan, motorun krank milinin ucunda bulunan ve motorun daha sarsıntısız çalışmasını sağlayan ağır bir disktir. Aynı zamanda motorun ürettiği gücü debriyaj aracılığıyla vites kutusuna aktarmanın ilk adımıdır. Ancak hız ve tork oranlarını ayarlamaz, sadece hareketi aktarır ve dengeler.
  • d) Diferansiyel: Diferansiyel, şafttan aldığı hareketi 90 derece çevirerek akslar aracılığıyla tekerleklere iletir. En önemli görevi ise, virajlarda içteki ve dıştaki tekerleğin farklı hızlarda dönmesine izin vererek aracın savrulmasını önlemek ve dönüşü kolaylaştırmaktır. Vites kutusu gibi genel hız ve tork ayarı yapmaz.
Soru 42
Seyir hâlindeyken araçtan yanık kablo kokusu alınırsa aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
Durulur, kontak kapatılır ve akü bağlantısı çıkarılır.
B
Lastiklerin hava basıncı kontrol edilir.
C
Önemsenmez, devam edilir.
D
Yakıt seviyesi kontrol edilir.
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürüş esnasında araçtan yanık kablo kokusu alınması gibi acil ve tehlikeli bir durumda sürücünün yapması gereken doğru davranış sorgulanmaktadır. Bu koku, aracın elektrik sisteminde ciddi bir arıza olduğunun ve potansiyel bir yangın tehlikesinin habercisidir. Bu nedenle, sürücünün panik yapmadan, hızlı ve doğru adımları atması hayati önem taşır.

Doğru Cevap: a) Durulur, kontak kapatılır ve akü bağlantısı çıkarılır.

Yanık kablo kokusu, aracın elektrik sisteminde bir kısa devre veya aşırı ısınma olduğunun en net işaretidir. Bu durum, araç yangını gibi çok tehlikeli bir sonuca yol açabilir, bu yüzden derhal müdahale etmek gerekir. Doğru hareket tarzı şu adımları içerir: Öncelikle araç derhal güvenli bir yere (örneğin emniyet şeridine) çekilerek durdurulmalıdır. Ardından, motoru ve elektrik sisteminin büyük bir kısmını devreden çıkarmak için kontak kapatılır. Son ve en önemli adım olarak, elektrik akımını tamamen kesmek ve kısa devrenin devam ederek yangın çıkarma riskini ortadan kaldırmak için akünün kutup başlarından biri (genellikle eksi (-) kutup) sökülür.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Lastiklerin hava basıncı kontrol edilir: Bu seçenek tamamen ilgisizdir. Yanık kablo kokusu elektrik sistemiyle ilgili bir sorundur, lastiklerle hiçbir bağlantısı yoktur. Lastiklerden aşırı ısınma veya sürtünme sonucu yanık kokusu gelebilir, ancak sorudaki koku spesifik olarak "kablo" yanığıdır ve bu da doğrudan elektrik arızasına işaret eder.
  • c) Önemsenmez, devam edilir: Bu, yapılabilecek en tehlikeli ve yanlış harekettir. Küçük bir elektrik arızası, siz yola devam ederken hızla büyüyerek aracın tamamen alev almasına neden olabilir. Bu durum hem sizin hem de trafikteki diğer insanların can güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atar. Bu tür uyarılar asla göz ardı edilmemelidir.
  • d) Yakıt seviyesi kontrol edilir: Yakıt seviyesinin elektrik sistemindeki bir arızayla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Bu seçenek de sürücünün dikkatini asıl tehlikeden uzaklaştırmak için konulmuş bir çeldiricidir. Yanık benzin veya mazot kokusu farklı bir tehlikeye işaret ederken, yanık kablo kokusu doğrudan elektrik aksamını işaret eder.
Soru 43
Dizel motorlar hangi prensibe göre çalışır?
A
Sıkıştırılmış hava üzerine mazot püskürtme 
B
Sıkıştırılmış hava üzerine benzin püskürtme 
C
Sıkıştırılmış mazot-hava karışımını bujiyle ateşleme 
D
Sıkıştırılmış benzin-hava karışımını bujiyle ateşleme
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dizel motorların ateşleme sisteminin nasıl çalıştığı, yani gücü nasıl ürettiği sorulmaktadır. Dizel ve benzinli motorların en temel farkı bu ateşleme prensibidir. Bu farkı anladığınızda soruyu kolayca çözebilirsiniz.

Doğru cevap a) Sıkıştırılmış hava üzerine mazot püskürtme seçeneğidir. Dizel motorların çalışma prensibi tam olarak budur. Piston silindir içerisine sadece havayı çeker ve bu havayı çok yüksek bir basınçla sıkıştırır. Bu sıkıştırma işlemi havanın sıcaklığını yaklaşık 500-700°C gibi çok yüksek derecelere çıkarır. İşte bu kızgın havanın üzerine enjektörler tarafından yüksek basınçla mazot püskürtüldüğünde, mazot kendiliğinden tutuşur ve yanar. Bu yanma sonucu oluşan basınç pistonu iterek motorun çalışmasını sağlar. Bu sisteme "sıkıştırma ile ateşleme" denir ve dizel motorlarda buji bulunmamasının sebebi budur.

  • b) Sıkıştırılmış hava üzerine benzin püskürtme: Bu seçenek yanlıştır çünkü dizel motorlar yakıt olarak mazot kullanır, benzin değil. Benzin ve mazotun kimyasal özellikleri ve yanma karakterleri farklıdır. Benzin, bu prensiple verimli ve güvenli bir şekilde çalışmaz, kontrolsüz patlamalara (vuruntu) neden olabilir.
  • c) Sıkıştırılmış mazot-hava karışımını bujiyle ateşleme: Bu seçenek iki açıdan yanlıştır. Birincisi, dizel motorlarda ateşleme için buji kullanılmaz. İkincisi, dizel motorlar yakıt ve havayı birlikte sıkıştırmaz; önce sadece havayı sıkıştırır. Eğer mazot ve hava karışımı birlikte sıkıştırılsaydı, yüksek basınçtan dolayı bujiye gerek kalmadan kontrolsüz bir şekilde ve yanlış zamanda patlardı.
  • d) Sıkıştırılmış benzin-hava karışımını bujiyle ateşleme: Bu seçenek dizel motorlar için yanlıştır, ancak bu ifade benzinli motorların çalışma prensibini doğru bir şekilde tanımlar. Benzinli motorlarda, benzin ve hava karıştırılarak silindire alınır, sıkıştırılır ve bu karışım bir bujiden çıkan kıvılcımla ateşlenir. Soru dizel motorları sorduğu için bu seçenek doğru cevap değildir.

Özetle, ehliyet sınavı için aklınızda tutmanız gereken en önemli bilgi şudur: Dizel motor havayı sıkıştırarak ısıtır ve kızgın havanın üzerine mazot püskürterek ateşleme yapar. Benzinli motor ise benzin-hava karışımını sıkıştırır ve bujiden çıkan kıvılcımla ateşler.

Soru 44

Araçta, kullanım ömrünü tamamlamış lastiklerin kullanılması aşağıdakilerden hangisini artırır?

A
Sürüş konforunu
B
Trafik kazası riskini
C
Direksiyon hâkimiyetini
D
Aracın yol üzerinde tutunmasını
44 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir araçta artık güvenli olmayan, yani kullanım ömrünü doldurmuş lastiklerin kullanılmasının hangi durumu artıracağı sorulmaktadır. Lastikler, aracın yolla temasını sağlayan tek ve en önemli parçalardır. Bu nedenle, lastiklerin durumu aracın güvenliği, performansı ve konforu üzerinde doğrudan etkilidir.

Doğru Cevap: b) Trafik kazası riskini

Kullanım ömrünü tamamlamış, yani diş derinliği yasal sınırın altına inmiş (kabaklaşmış) veya yapısı bozulmuş lastikler, aracın yol tutuşunu ciddi şekilde zayıflatır. Özellikle yağmurlu havalarda, lastik kanalları suyu etkili bir şekilde tahliye edemediği için "suda kızaklama" (aquaplaning) riski ortaya çıkar ve araç kontrolünü kaybedebilir. Buna ek olarak, fren mesafesi uzar ve ani manevralarda araç savrulabilir. Tüm bu olumsuz etkiler, bir araya geldiğinde trafik kazası riskini belirgin bir şekilde artırır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Sürüş konforunu: Eskimiş lastiklerin kauçuğu sertleşir ve yüzeyinde düzensiz aşınmalar oluşabilir. Bu durum, yoldaki titreşimleri ve sesleri daha fazla içeriye ileterek sürüş konforunu artırmaz, tam tersine azaltır. Araç daha sarsıntılı ve gürültülü bir sürüş sunar.

  • c) Direksiyon hâkimiyetini: Direksiyon hakimiyeti, lastiklerin yola ne kadar iyi tutunduğu ile doğrudan ilişkilidir. Yol tutuşu zayıflamış lastikler, direksiyon hareketlerine daha geç ve yetersiz tepki verir. Bu nedenle, ömrünü tamamlamış lastikler direksiyon hâkimiyetini artırmaz, aksine ciddi ölçüde azaltır.

  • d) Aracın yol üzerinde tutunmasını: Lastiklerin en temel görevi, dişleri ve özel yapısı sayesinde aracı yola tutundurmaktır. Aşınmış lastiklerde bu dişler neredeyse kaybolduğu için aracın yol üzerinde tutunması (yol tutuşu) artmaz, bilakis tehlikeli seviyede azalır.

Özetle, kullanım ömrünü tamamlamış lastikler sürüş güvenliği ile ilgili tüm olumlu özellikleri (konfor, yol tutuşu, direksiyon hakimiyeti) azaltırken; tek bir şeyi, yani olumsuz bir sonucu olan trafik kazası riskini artırır. Bu nedenle doğru cevap "b" seçeneğidir.

Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi hoşgörü sahibi olmayan sürücülerin özelliklerindendir?
A
Öfkeli olmak
B
Sabırlı olmak
C
Başarılı iletişim kurmak
D
Bencillikten uzak durmak
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte hoşgörüsüz davranan, yani diğer sürücülerin hata ve farklılıklarına tahammül edemeyen bir sürücünün hangi özelliğe sahip olacağı sorulmaktadır. Soru, olumsuz bir sürücü profili olan "hoşgörüsüzlüğü" tanımlayan bir özellik bulmamızı istiyor. Bu nedenle, seçeneklerdeki olumlu davranışları eleyerek doğru cevaba ulaşabiliriz.

Doğru Cevap: a) Öfkeli olmak

Hoşgörü, başkalarının yaptığı hatalara veya farklılıklara karşı anlayışlı ve sabırlı olma durumudur. Hoşgörü sahibi olmayan bir sürücü ise tam tersi bir tutum sergiler. Bu sürücüler, trafikteki diğer kişilerin en ufak hatasında veya yavaşlığında hemen sinirlenir ve tepki gösterirler. Bu nedenle öfkeli olmak, hoşgörüsüz bir sürücünün en belirgin özelliklerinden biridir.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • b) Sabırlı olmak: Sabır, hoşgörünün temel bir parçasıdır. Trafikte sabırlı olan bir sürücü, diğer sürücülerin hatalarını anlayışla karşılar ve sakin kalır. Bu özellik, hoşgörülü bir sürücüye aittir, hoşgörüsüz birine değil.
  • c) Başarılı iletişim kurmak: Trafikte başarılı iletişim (sinyal vermek, göz teması kurmak, yol vermek) diğer sürücülere saygı duymanın ve onlarla uyum içinde hareket etmenin bir göstergesidir. Bu, hoşgörülü ve bilinçli sürücülerin bir özelliğidir. Hoşgörüsüz sürücüler genellikle iletişim kurmaktan kaçınır veya agresif bir şekilde iletişim kurarlar.
  • d) Bencillikten uzak durmak: Bencillikten uzak durmak, empati kurabilmek ve trafikte sadece kendini değil, diğer yol kullanıcılarını da düşünebilmektir. Bu, hoşgörünün ve toplumsal sorumluluğun bir gereğidir. Hoşgörüsüz sürücüler ise genellikle bencil davranır ve sadece kendi çıkarlarını düşünürler.

Özetle, soru bizden hoşgörüsüz bir sürücünün olumsuz bir özelliğini bulmamızı istemektedir. "Sabırlı olmak", "başarılı iletişim kurmak" ve "bencillikten uzak durmak" olumlu sürücü davranışlarıyken, "öfkeli olmak" doğrudan hoşgörüsüzlükle ilişkili olumsuz bir davranıştır. Bu yüzden doğru cevap 'a' seçeneğidir.

Soru 46
Trafikte yaşanan öfke duygusu aşağıdakilerden hangisine yol açabilmektedir?
A
Kural ihlallerinin azalmasına
B
Direksiyon hâkimiyetinin artmasına
C
Kazaya karışma olasılığının azalmasına
D
Sürücülük yeteneğinin olumsuz yönde etkilenmesine
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte öfke gibi güçlü bir duygunun sürücü üzerindeki psikolojik ve fizyolojik etkileri sorgulanmaktadır. Soru, öfkeli bir sürücünün davranışlarının ve yeteneklerinin nasıl değişebileceğini anlamanızı beklemektedir. Güvenli sürüşün sadece kuralları bilmekle değil, aynı zamanda duyguları kontrol altında tutmakla da ilgili olduğunu unutmamak önemlidir.

Doğru Cevap: d) Sürücülük yeteneğinin olumsuz yönde etkilenmesine

Öfke, sürücünün mantıklı düşünme ve doğru karar verme yeteneğini doğrudan etkileyen güçlü bir duygudur. Öfkelenen bir sürücünün dikkati dağılır, muhakeme yeteneği zayıflar ve risk algısı düşer. Bu durum, sürücünün direksiyon hâkimiyeti, fren mesafesi ayarı ve çevresel faktörleri değerlendirme gibi temel sürüş becerilerini olumsuz yönde etkiler. Kısacası, öfke hali sürücülük için gereken zihinsel ve fiziksel yetenekleri köreltir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Kural ihlallerinin azalmasına: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Öfkeli sürücüler, sabırsız ve agresif davranışlar sergilemeye daha yatkındır. Bu nedenle hız sınırını aşma, yakın takip yapma, hatalı sollama veya kırmızı ışıkta geçme gibi kural ihlallerini daha fazla yapma eğilimindedirler. Öfke, kural ihlallerini azaltmaz, tam tersine artırır.
  • b) Direksiyon hâkimiyetinin artmasına: Bu da yanlış bir ifadedir. Öfke, vücutta gerginliğe ve ani, kontrolsüz hareketlere yol açabilir. Öfkeli bir sürücü direksiyonu daha sert ve ani hareketlerle kontrol etmeye çalışabilir, bu da direksiyon hâkimiyetini artırmak yerine ciddi şekilde azaltır ve savrulma gibi tehlikelere yol açar.
  • c) Kazaya karışma olasılığının azalmasına: Bu seçenek, diğer yanlışların bir sonucudur. Kural ihlalleri arttığında, direksiyon hâkimiyeti azaldığında ve sürücünün dikkati dağıldığında kazaya karışma olasılığı doğal olarak azalmaz, aksine tehlikeli bir şekilde artar. Öfkeli sürüş, trafik kazalarının en önemli nedenlerinden biridir.

Özetle; trafikte yaşanan öfke, sürücünün dikkatini, muhakeme yeteneğini ve fiziksel kontrolünü zayıflatarak genel sürüş performansını olumsuz etkiler. Bu durum, hem sürücünün kendisi hem de trafikteki diğer kişiler için büyük bir risk oluşturur. Bu nedenle sakin kalmak ve duyguları yönetmek, güvenli bir sürüşün en temel kurallarından biridir.

Soru 47
Geçme yapan araca, geçilmekte olan araç sürücüsünün yavaşlayıp kolaylık sağlaması durumu, trafikte hangi temel değerle ifade edilir?
A
Bencillik 
B
İnatlaşmak
C
Diğergamlık 
D
Sorumsuzluk
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki bir davranışın altında yatan temel insani değerin ne olduğu sorgulanmaktadır. Özellikle, sollama yapan bir araca, sollanmakta olan aracın sürücüsünün hızını azaltarak ve yol vererek yardımcı olması eyleminin hangi kavramla örtüştüğü sorulmuştur. Bu durum, sürücünün sadece kendi durumunu değil, trafikteki diğer sürücülerin güvenliğini ve rahatlığını da düşündüğünü gösteren bir davranıştır.

Doğru cevap c) Diğergamlık seçeneğidir. Diğergamlık, kelime anlamı olarak başkalarının iyiliğini ve mutluluğunu kendi çıkarlarının önünde tutma, özgecilik veya fedakarlık anlamına gelir. Soruda anlatılan sürücü, sollama yapan aracın manevrasını daha güvenli ve hızlı bir şekilde tamamlamasına yardımcı olarak tam olarak bu değeri sergilemektedir. Kendi yolculuğunda belki birkaç saniye kaybedecek olsa da, trafiğin genel akışını ve başka bir sürücünün güvenliğini önceliklendirerek diğergam bir davranışta bulunur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Bencillik: Bencillik, sadece kendi çıkarını ve rahatını düşünmektir. Eğer sürücü bencil olsaydı, sollama yapan araca yol vermez, hatta belki de hızını artırarak geçilmesini zorlaştırırdı. Bu nedenle bu seçenek, tarif edilen davranışın tam zıttıdır.
  • b) İnatlaşmak: İnatlaşmak, trafikte bir tür rekabete girmek ve diğer sürücüye üstünlük kurmaya çalışmaktır. Sollanırken hızlanmak, yol vermemek veya ani manevralar yapmak inatlaşma örneğidir. Sorudaki sürücü ise tam tersine, bir çatışmadan kaçınarak iş birliği yapmaktadır.
  • d) Sorumsuzluk: Sorumsuzluk, bir kişinin üzerine düşen görevleri ve kuralları umursamaması, dikkatsiz ve tehlikeli davranmasıdır. Sollayan araca yavaşlayarak yardım etmek, son derece sorumlu bir davranıştır çünkü olası bir kazayı önlemeye ve trafik güvenliğini artırmaya yöneliktir. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, trafikte sollama yapan bir araca yardımcı olmak, kişisel bir fedakarlık gerektiren ve başkasının güvenliğini düşünen bir eylemdir. Bu davranış, trafikte empati kurmanın ve iş birliği yapmanın en güzel örneklerinden biridir ve en doğru şekilde diğergamlık kavramıyla ifade edilir.

Soru 48

Trafik kazası geçiren kişiler:

I. Canlarına bir zarar gelmese bile psikolojik olarak zarar görürler.

II. Kişilerin bu bozuk psikolojileri ailelerin eve topluma olumsuz yansır.

Verilenler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A
I. doğru, II. yanlış
B
I. yanlış, II. doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasının sadece fiziksel sonuçlarını değil, aynı zamanda kazaya karışan kişiler ve çevreleri üzerindeki psikolojik ve sosyal etkilerini anlayıp anlamadığınız ölçülmektedir. Soru, size iki öncül (I ve II) sunmakta ve bu öncüllerin doğruluğunu değerlendirmenizi istemektedir. Şimdi bu öncülleri ve seçenekleri adım adım inceleyelim.

I. Öncülün Değerlendirilmesi: "Canlarına bir zarar gelmese bile psikolojik olarak zarar görürler."

Bu ifade kesinlikle doğrudur. Trafik kazası, saniyeler içinde gerçekleşen ve kişinin hayatını tehlikeye atan son derece stresli bir olaydır. Kaza anında yaşanan korku, şok ve panik, kişide derin izler bırakabilir. Fiziksel bir yara almamış olmak, bu olayın zihinsel ve duygusal etkilerinden muaf olunduğu anlamına gelmez. Kazadan sonra kişilerde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), anksiyete, araç kullanma korkusu (vehophobia), uykusuzluk ve sinirlilik gibi psikolojik sorunlar görülebilir.

II. Öncülün Değerlendirilmesi: "Kişilerin bu bozuk psikolojileri ailelerine ve topluma olumsuz yansır."

Bu ifade de doğrudur ve birinci öncülün doğal bir sonucudur. Psikolojik olarak zor bir süreçten geçen bir bireyin davranışları ve ruh hali kaçınılmaz olarak sosyal çevresini etkiler. Örneğin, kaza sonrası sürekli gergin ve sinirli olan bir kişi, ailesiyle olan iletişiminde sorunlar yaşayabilir. İşine odaklanmakta zorlanabilir, bu da iş verimini düşürerek toplumsal hayata olumsuz yansır. Dolayısıyla, bireyin yaşadığı psikolojik travma, bir dalga gibi yayılarak önce ailesini, sonra da içinde bulunduğu toplumu etkiler.

Seçeneklerin İncelenmesi

  • a) I. doğru, II. yanlış: Bu seçenek yanlıştır. Çünkü birinci öncülde belirtilen psikolojik zararın, kişinin sosyal çevresini etkilememesi düşünülemez. İnsan sosyal bir varlıktır ve yaşadığı olumsuzluklar çevresine yansır.
  • b) I. yanlış, II. doğru: Bu seçenek de mantıksal olarak tutarsız ve yanlıştır. Eğer birinci öncülün yanlış olduğunu, yani kişilerin psikolojik olarak zarar görmediğini varsayarsak, ortada aileye ve topluma yansıyacak olumsuz bir psikoloji de olmazdı.
  • c) Her ikisi de doğru: Bu seçenek doğru cevaptır. Yukarıda açıkladığımız gibi, trafik kazaları fiziksel hasar olmasa bile ciddi psikolojik travmalara yol açar (I. öncül) ve bu travmalar kişinin ailesini ve toplumu olumsuz etkiler (II. öncül).
  • d) Her ikisi de yanlış: Bu seçenek, trafik kazalarının insani boyutunu tamamen göz ardı ettiği için yanlıştır. Kazaların sadece maddi hasar ve fiziksel yaralanmalardan ibaret olmadığını bilmek, sorumlu bir sürücü olmanın gereğidir.

Özetle, bu soru bize bir sürücü adayının sadece trafik kurallarını değil, aynı zamanda trafiğin insani ve toplumsal yönlerini de anlaması gerektiğini hatırlatır. Bir kaza, metal ve cam yığınından çok daha fazlasıdır; insanların ruhunda ve sosyal ilişkilerinde derin izler bırakabilen ciddi bir olaydır. Bu nedenle her iki ifade de doğrudur.

Soru 49
Trafik kazası, sadece maddi hasarlı bile olsa yaşanması hiç istenmeyen ve kazaya karışan sürücüleri psikolojik olarak olumsuz etkileyen bir durumdur.

Buna göre kaza sonrası tarafların birbirine hangi şekilde davranması hâlinde meydana gelen kaza ile ilgili sorunlar daha kısa sürede çözülecektir?

A
Asabi
B
Aşırı tepkili
C
Kaba ve saldırgan
D
Saygılı ve nezaketli
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası sonrasında sürücülerin sergilemesi gereken en doğru tutumun ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, hangi davranışın sorunların "daha kısa sürede" çözülmesini sağlayacağıdır. Kaza anının yarattığı stres ve panik düşünüldüğünde, doğru davranış biçimi hem yasal sürecin hızlanmasına hem de gerginliğin azalmasına yardımcı olur.

Doğru cevap d) Saygılı ve nezaketli seçeneğidir. Çünkü bir kaza sonrası tarafların birbirine saygı ve nezaket çerçevesinde yaklaşması, paniği ve öfkeyi yatıştırır. Bu sakin ortam, tarafların sağlıklı bir iletişim kurarak durumu değerlendirmesine, sigorta ve ruhsat bilgilerini sorunsuzca paylaşmasına ve Kaza Tespit Tutanağı'nı birlikte doldurmasına olanak tanır. Böylece, yasal prosedürler hızlı ve sorunsuz bir şekilde tamamlanır.

Diğer seçenekler ise sorunları çözmek yerine daha da büyütecek davranışlardır. Bu tür olumsuz tavırlar, iletişimi tamamen koparabilir ve basit bir maddi hasarlı kazayı bile karmaşık bir hâle getirebilir. Anlaşma ve uzlaşma ortamını ortadan kaldırarak sürecin uzamasına neden olurlar.

  • a) Asabi: Sinirli ve gergin bir tutum, karşı tarafın da savunmacı veya sinirli bir tavır takınmasına yol açar. Bu durum, sağlıklı bir diyalog kurulmasını engeller ve anlaşmayı imkânsızlaştırır.
  • b) Aşırı tepkili: Bağırmak, panik yapmak veya abartılı tepkiler göstermek, durumu daha da karmaşıklaştırır. Mantıklı düşünmeyi ve hareket etmeyi zorlaştırarak çözüm sürecini yavaşlatır.
  • c) Kaba ve saldırgan: Bu davranış, en tehlikelisidir. Sadece sorunun çözümünü geciktirmekle kalmaz, aynı zamanda tartışmanın büyümesine, hakarete ve hatta fiziksel şiddete dönüşmesine neden olabilir. Bu durum, kazanın yanı sıra ek hukuki sorunlar doğurur.

Sonuç olarak, trafik kazası gibi stresli bir durumda bile sakinliği korumak, saygılı ve nazik olmak sadece bir görgü kuralı değil, aynı zamanda sorunu en hızlı ve en az zararla atlatmanın en akılcı yoludur. Ehliyet sınavında bu tür sorular, sürücü adayının sadece kuralları değil, aynı zamanda trafikteki doğru tutum ve davranışları ne kadar benimsediğini ölçmeyi amaçlar.

Soru 50
I. Geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek II. Aşırı hız yaparak diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtmak

III. Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park etmek

Yukarıdakilerden hangileri trafikte bireye yapılan hak ihlallerindendir?

A
Yalnız I
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki davranışlardan hangilerinin diğer bireylerin haklarını ihlal ettiği, yani bir "hak ihlali" olduğu sorulmaktadır. Trafik kuralları sadece düzeni sağlamakla kalmaz, aynı zamanda tüm sürücülerin, yayaların ve yolcuların can ve mal güvenliği gibi temel haklarını korumayı amaçlar. Soruyu doğru cevaplamak için her bir öncülü bu "birey hakkı" perspektifinden değerlendirmemiz gerekir.

I. Geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek

Bu davranış bir hak ihlali değildir; tam aksine, toplumsal bir sorumluluk ve yasal bir zorunluluktur. Ambulans, itfaiye veya polis aracı gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçlar, acil bir durumda bir başkasının yaşama hakkını korumak için görev yapmaktadır. Onlara yol vermek, hem o araçların içindeki görevlilerin hem de yardıma muhtaç olan bireylerin haklarına saygı göstermek anlamına gelir. Dolayısıyla bu, olumlu ve doğru bir davranıştır.

II. Aşırı hız yaparak diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtmak

Bu davranış, açık bir hak ihlalidir. Trafikteki her bireyin güvenli bir ortamda seyahat etme hakkı vardır. Aşırı hız yapan bir sürücü, ani manevralar yaparak veya tehlikeli bir şekilde diğer araçlara yaklaşarak çevresindeki sürücülerin paniğe kapılmasına, dikkatlerinin dağılmasına ve kaza riskiyle karşı karşıya kalmalarına neden olur. Bu durum, diğer insanların can ve mal güvenliği hakkını doğrudan tehdit eder.

III. Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park etmek

Bu davranış da çok net bir hak ihlalidir. Engelli park yerleri, engelli bireylerin hastane, alışveriş merkezi gibi sosyal alanlara daha kolay ve güvenli bir şekilde ulaşabilmeleri için onlara tanınmış özel bir haktır. Engeli olmayan bir kişinin bu alanı işgal etmesi, o hakka sahip olan bir engellinin bu imkândan faydalanmasını engeller. Bu, sadece bir park kuralı ihlali değil, aynı zamanda empati yoksunluğu ve engelli bir bireyin hakkını gasp etmektir.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • I. öncül bir hak ihlali değil, bir sorumluluktur. Bu nedenle içinde "I" olan seçenekler (a, b, d) yanlıştır.
  • II. ve III. öncüller ise diğer bireylerin güvenlik ve erişim gibi temel haklarını doğrudan ihlal eden davranışlardır.

Bu değerlendirmeye göre, trafikte bireye yapılan hak ihlalleri II ve III numaralı öncüllerde belirtilen davranışlardır. Bu nedenle doğru cevap c) II ve III. seçeneğidir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI