Soru 1 |
Yara içinin kurcalanması Yara içinin kurcalanması | |
Yarada kanama varsa durdurulması | |
Yaranın üzerinin temiz pamukla kapatılması | |
Yaraya saplanan yabancı cisimlerin çıkarılması |
Doğru Cevap: b) Yarada kanama varsa durdurulması
Ciddi yaralanmalarda en büyük ve en acil tehlike, aşırı kan kaybı ve buna bağlı olarak gelişen şok durumudur. Vücuttaki kanın azalması, hayati organlara yeterli oksijenin taşınamamasına neden olur ve bu durum kısa sürede ölüme yol açabilir. Bu yüzden, bir ilk yardımcının olay yerindeki ilk ve en önemli görevi, eğer varsa, aktif kanamayı derhal kontrol altına almaktır.
Kanamanın durdurulması için yara üzerine temiz bir bez veya gazlı bez ile doğrudan baskı uygulanır. Kanama durmazsa, baskı artırılır ve kanayan bölge kalp seviyesinden yukarıda tutulmaya çalışılır. Bu müdahale, yaralının hayatta kalması ve tıbbi yardım gelene kadar durumunun stabil kalması için kritik öneme sahiptir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?
- a) Yara içinin kurcalanması: Bu, kesinlikle yapılmaması gereken bir harekettir. Yaranın içini kurcalamak, oradaki dokulara daha fazla zarar verebilir, enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırır ve kanamayı şiddetlendirebilir. Yaranın temizliği ve detaylı müdahalesi profesyonel sağlık ekiplerine bırakılmalıdır.
- c) Yaranın üzerinin temiz pamukla kapatılması: Yaranın üzerini kapatmak doğru bir adım olsa da, bunun için pamuk kullanmak yanlıştır. Pamuk lifleri kolayca yaraya yapışır, yara iyileşirken bu lifleri temizlemek zorlaşır ve enfeksiyon için uygun bir ortam yaratır. Bunun yerine her zaman steril gazlı bez veya bulunamıyorsa temiz, tüy bırakmayan bir bez kullanılmalıdır.
- d) Yaraya saplanan yabancı cisimlerin çıkarılması: Bu, ilk yardımda yapılan en tehlikeli ve ölümcül hatalardan biridir. Yaraya saplanmış bir cisim (örneğin bir bıçak, cam parçası veya demir çubuk), bir tampon görevi görerek büyük bir damarı tıkıyor ve şiddetli bir kanamayı engelliyor olabilir. Cisim çıkarıldığında kontrol edilemeyen bir kanama başlayabilir. Bu yüzden cisim kesinlikle yerinden oynatılmamalı, etrafı bezlerle desteklenerek sabitlenmeli ve sağlık ekiplerinin gelmesi beklenmelidir.
Soru 2 |
Kanamanın durdurulmasını | |
Kan dolaşımının sağlanmasını | |
Solunum desteğinin sağlanmasını | |
Hava yolu açıklığının sağlanmasını |
Doğru cevap d) Hava yolu açıklığının sağlanmasıdır. "A" harfi, İngilizce "Airway" kelimesinin baş harfidir ve Türkçede "Hava Yolu" anlamına gelir. Bir kişiye solunum desteği veya kalp masajı yapmadan önce, nefes alıp verebilmesi için akciğerlerine havanın ulaşabileceği yolun açık olup olmadığını kontrol etmek mutlak bir zorunluluktur. Bu nedenle ilk yardımın ABC'sinde "A" her zaman ilk ve en önemli adımdır.
Hava yolu, bilinci kapalı bir kişide genellikle geriye doğru kayan dil veya ağız içindeki yabancı cisimler (kan, kusmuk, kırık diş parçaları vb.) tarafından tıkanabilir. İlk yardımcı, "Baş Geri-Çene Yukarı" pozisyonu vererek bu olası tıkanıklığı giderir ve hava yolunu açık hale getirir. Eğer hava yolu tıkalıysa, yapacağınız diğer müdahalelerin (örneğin suni solunum) hiçbir anlamı olmayacaktır, çünkü verdiğiniz hava akciğerlere ulaşamaz.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- c) Solunum desteğinin sağlanması: Bu uygulama, ABC'nin "B" adımını ifade eder. "B", İngilizce "Breathing" (Solunum) kelimesinden gelir. Hava yolu güvenliği sağlandıktan (A) sonra, yaralının nefes alıp almadığı "Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle 10 saniye boyunca kontrol edilir. Eğer solunum yoksa, suni solunuma başlanır.
- b) Kan dolaşımının sağlanması: Bu uygulama, ABC'nin "C" adımını ifade eder. "C", İngilizce "Circulation" (Dolaşım) kelimesinden gelir. Solunum kontrolünden (B) sonra, nabız gibi dolaşım belirtileri kontrol edilir ve eğer dolaşım yoksa dış kalp masajına (göğüs basısı) başlanır.
- a) Kanamanın durdurulmasını: Ciddi kanamaların kontrolü de dolaşımın (Circulation - C) devamlılığı için hayati bir müdahaledir ve genellikle "C" adımı içinde değerlendirilir. Ancak, ABC sıralamasındaki temel öncelik her zaman nefes alabilmek için açık bir hava yoludur. Bir kişi nefes alamıyorsa, kanamayı durdurmanın tek başına bir anlamı kalmaz.
Özetle, ilk yardımın ABC'si hayat kurtaran bir zincir gibidir ve halkaların doğru sırada takip edilmesi gerekir. Önce hava yolu açılır (A - Airway), sonra bu açık yoldan nefes alınıp alınmadığına bakılır (B - Breathing) ve son olarak kalbin bu oksijeni vücuda pompalayıp pompalamadığı, yani dolaşımın olup olmadığı kontrol edilir (C - Circulation). Bu sıralamayı bilmek, hem ehliyet sınavında başarılı olmanızı hem de gerçek bir acil durumda doğru ve etkili müdahalede bulunmanızı sağlar.
Soru 3 |
Böbrek | |
Akciğer | |
Bağırsak | |
Karaciğer |
Doğru cevap b) Akciğer seçeneğidir. Bunun nedeni, soruda tarif edilen belirtilerin tamamının tipik bir akciğer yaralanmasını işaret etmesidir. Akciğerler, solunum sistemimizin merkezidir ve sürekli hava ile doludur. Bu nedenle, bir akciğer yaralanmasında kan, solunum yollarındaki hava ile karışarak dışarı atılır.
Kanın açık kırmızı olması, oksijen bakımından zengin olduğunu gösterir ki bu kan doğrudan akciğerlerden gelen taze kandır. En belirleyici özellik ise kanın köpüklü olmasıdır. Bu köpük, kanın akciğerlerdeki hava ile karışması sonucu oluşur. Öksürük ise vücudun solunum yollarındaki bu kanı dışarı atma refleksidir. Bu üç belirti (öksürük, açık kırmızı kan, köpük) birleştiğinde akla ilk gelmesi gereken organ akciğerdir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Böbrek: Böbrek yaralanmalarında kanama genellikle idrarla dışarı atılır. Yani, kazazedenin idrarında kan görülür (hematüri). Ağızdan öksürükle kan gelmesi, böbrek yaralanmasının bir belirtisi değildir.
- c) Bağırsak: Bağırsak veya genel olarak sindirim sistemi kanamalarında kan, dışkı yoluyla atılır. Kanamanın olduğu yere göre dışkı parlak kırmızı veya katran gibi siyah renkte olabilir. Bazen şiddetli mide kanamaları kusma ile gelebilir ama bu kan genellikle "kahve telvesi" gibi koyu renklidir ve öksürükle değil, kusmayla gelir.
- d) Karaciğer: Karaciğer, karın boşluğunda yer alan bir organdır. Yaralanması durumunda genellikle karın içine doğru ciddi bir iç kanama meydana gelir. Ağızdan kan gelmesi tipik bir belirtisi değildir ve eğer kan sindirim sistemine karışıp ağızdan gelse bile bu, kusma yoluyla olur ve akciğer kanamasındaki gibi açık kırmızı ve köpüklü olmaz.
Özetle, bir ilk yardımcı olarak öksürük, açık kırmızı renkte kan ve köpüklü görünüm üçlüsünü bir arada gördüğünüzde, bu durumun acil müdahale gerektiren ciddi bir akciğer yaralanması olduğunu hemen düşünmelisiniz. Bu belirtiler, ehliyet sınavı ilk yardım bölümü için bilinmesi gereken önemli bir bilgidir.
Soru 4 |
Kesin yer ve adres bilgilerini vermekten kaçınılması | |
Kimin, hangi numaradan aradığının bildirilmesi | |
112 merkezi tarafından sorulan sorulara net bir şekilde cevap verilmesi | |
Herhangi bir ilk yardım uygulaması yapıldıysa nasıl bir yardım verildiğinin belirtilmesi |
Bu soruda, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aradığımızda yapmamamız gereken, yani yanlış olan davranışı bulmamız isteniyor. Sorunun kökü "dikkat edilmesi gereken hususlardan biri değildir" şeklinde olduğu için, şıklardaki doğru davranışları eleyerek yanlış olanı bulmalıyız. Bu tür "olumsuz" soru kökleri, dikkatli okunmadığında kafa karıştırabilir.
Doğru cevap a) Kesin yer ve adres bilgilerini vermekten kaçınılması seçeneğidir. Çünkü acil bir durumda yardım ekiplerinin (ambulans, itfaiye, polis) olay yerine en hızlı ve doğru şekilde ulaşabilmesi için en kritik bilgi, olayın gerçekleştiği kesin adrestir. Adres bilgisini vermekten kaçınmak veya eksik vermek, yardımın gecikmesine, hatta hiç ulaşamamasına neden olabilir. Bu durum, hayatı tehlikede olan birinin durumunu daha da kötüleştirebilir, bu yüzden bu davranış kesinlikle yapılmaması gereken bir hatadır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış (yani neden yapılması gereken doğru davranışlar) olduğuna bakalım:
- b) Kimin, hangi numaradan aradığının bildirilmesi: Bu çok önemli bir bilgidir. 112 operatörü, hattın kesilmesi veya ek bilgiye ihtiyaç duyulması durumunda sizi geri arayabilmelidir. Ayrıca kim olduğunuzu belirtmek, aramanın ciddiyetini ve sorumluluğunu gösterir. Bu nedenle bu, yapılması gereken doğru bir davranıştır.
- c) 112 merkezi tarafından sorulan sorulara net bir şekilde cevap verilmesi: 112 operatörleri, durumu hızlıca analiz etmek ve doğru ekibi yönlendirmek için eğitim almış profesyonellerdir. Size soracakları sorular (hastanın durumu, olayın ne olduğu vb.) kritik öneme sahiptir. Sakin kalarak bu sorulara net ve kısa cevaplar vermek, sürecin doğru işlemesini sağlar. Bu da yapılması gereken doğru bir davranıştır.
- d) Herhangi bir ilk yardım uygulaması yapıldıysa nasıl bir yardım verildiğinin belirtilmesi: Olay yerinde bir ilk yardım uygulaması (örneğin kalp masajı, turnike, suni solunum) yaptıysanız, bunu operatöre bildirmeniz hayati önem taşır. Bu bilgi, olay yerine gelecek sağlık ekibinin hazırlıklı olmasını ve müdahaleye kaldığı yerden doğru bir şekilde devam etmesini sağlar. Bu da yine yapılması gereken doğru ve önemli bir davranıştır.
Özetle, 112'yi aradığınızda adresinizi kesinlikle vermeli, kim olduğunuzu ve numaranızı bildirmeli, sorulan sorulara net cevaplar vermeli ve yaptığınız ilk yardımı anlatmalısınız. Adres vermekten kaçınmak ise yapılacak en büyük hatadır ve sorunun doğru cevabıdır.
Soru 5 |

Solunum güçlüğü olanlarda | |
Boyun omurlarında hasar olanlarda | |
Dilin geriye kaçıp hava yolunu tıkadığı durumlarda | |
Ağızdan ağıza yapılan suni solunum uygulamalarında |
Doğru cevap B seçeneğidir. Boyun omurlarında hasar şüphesi olan bir kazazedeye Baş-Çene pozisyonu vermek son derece sakıncalıdır. Çünkü bu manevra sırasında baş geriye doğru itilir ve çene yukarı kaldırılır; bu hareket, hasar görmüş veya kırılmış boyun omurlarının yerinden oynamasına ve içinden geçen omuriliği zedelemesine neden olabilir. Omuriliğin zarar görmesi ise kazazedenin felç kalmasına hatta ölümüne yol açabilir.
Bu nedenle, özellikle trafik kazası, yüksekten düşme, darp gibi durumlarda kazazedede boyun hasarı olabileceğinden şüphelenilmelidir. Böyle bir şüphe varsa, hava yolunu açmak için Baş-Çene pozisyonu yerine, baş ve boyun hiç oynatılmadan uygulanan "Çene İtme Pozisyonu" (Jaw-Thrust) gibi alternatif bir yöntem tercih edilmelidir. Bu yöntemde ilk yardımcı kazazedenin başucuna geçerek iki eliyle alt çeneyi öne ve yukarı doğru iter.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Solunum güçlüğü olanlarda: Eğer solunum güçlüğü, dilin geriye kaçması gibi mekanik bir hava yolu tıkanıklığından kaynaklanıyorsa, Baş-Çene pozisyonu bu sorunu çözmek için yapılması gereken ilk müdahaledir. Dolayısıyla bu durumda sakıncalı değil, tam tersine hayat kurtarıcıdır.
- c) Dilin geriye kaçıp hava yolunu tıkadığı durumlarda: Bu durum, Baş-Çene pozisyonunun uygulanmasındaki temel sebeptir. Pozisyon, dili bağlı olduğu alt çene kemiğiyle birlikte öne ve yukarı çekerek hava yolunu açar. Bu nedenle bu seçenekte pozisyonun verilmesi sakıncalı değildir, gereklidir.
- d) Ağızdan ağıza yapılan suni solunum uygulamalarında: Suni solunuma başlamadan önce yapılması gereken ilk ve en önemli işlem, hava yolunun açık olduğundan emin olmaktır. Baş-Çene pozisyonu, hava yolunu açarak verdiğiniz nefesin mideye değil, akciğerlere ulaşmasını sağlar. Bu pozisyon verilmeden yapılan suni solunum etkisiz olur.
Özetle, Baş-Çene pozisyonu hava yolunu açmak için çok etkili ve sık kullanılan bir yöntemdir. Ancak uygulanmasındaki en büyük ve kesin kural, boyun yaralanması şüphesi olan kazazedelere asla uygulanmamasıdır. İlk yardımda her zaman "önce zarar verme" ilkesi geçerlidir ve omuriliği korumak en yüksek önceliktir.
Soru 6 |
Kanamanın sızıntı şeklinde olması | |
Kanın koyu renkli ve küçük kabarcıklar şeklinde akması | |
Açık renkli kanın kalp atımları ile uyumlu olarak kesik kesik akması | |
Kanamanın fışkırma olmadan akması ve kısa sürede durdurulabilmesi |
Doğru Cevap: c) Açık renkli kanın kalp atımları ile uyumlu olarak kesik kesik akması
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, atardamarların görevini ve yapısını yansıtmasıdır. Atardamarlar, kalpten pompalanan temiz (oksijen yönünden zengin) kanı vücuda dağıtan damarlardır. Oksijenle dolu olduğu için kanın rengi açık kırmızı ve parlaktır. Ayrıca kan, doğrudan kalbin pompalama gücüyle hareket ettiği için, her kalp atışında damardan dışarıya doğru fışkırır veya kesik kesik akar. Bu, atardamar kanamalarının en belirgin ve en tehlikeli özelliğidir.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
-
a) Kanamanın sızıntı şeklinde olması: Bu özellik, kılcal damar kanamalarına aittir. Kılcal damarlar vücuttaki en ince damarlardır ve kan basıncı çok düşüktür. Bu nedenle, bir yaralanma olduğunda kanama genellikle yavaş yavaş, küçük noktacıklar veya sızıntı şeklinde olur. Genellikle hayati tehlike oluşturmaz ve kendi kendine durabilir.
-
b) Kanın koyu renkli ve küçük kabarcıklar şeklinde akması: Kanın koyu renkli olması, oksijenini dokulara bırakmış olan kirli kanın özelliğidir. Bu kanı taşıyan damarlar ise toplardamarlardır. Dolayısıyla, koyu renkli ve sürekli akan (fışkırmayan) kanama, toplardamar kanamasını işaret eder. Kabarcıklar ifadesi ise genellikle yanıltıcı bir detay olarak eklenmiştir.
-
d) Kanamanın fışkırma olmadan akması ve kısa sürede durdurulabilmesi: Fışkırma olmadan, yayılarak ve sürekli bir şekilde akan kanama toplardamar kanamasının özelliğidir. Kısa sürede durdurulabilmesi ise genellikle kılcal damar kanamaları için geçerlidir. Atardamar kanamaları ise yüksek basınç nedeniyle fışkırarak akar ve durdurulması en zor olan, en tehlikeli kanama türüdür.
Özetle: Ehliyet sınavında ve gerçek hayatta unutmamanız gereken en önemli bilgi şudur; kanın rengi açık ve parlak kırmızıysa, akışı ise kalbin ritmiyle uyumlu olarak fışkırır veya kesik kesik ise bu bir atardamar kanamasıdır. Bu durum acil ve doğru müdahale gerektiren hayati bir tehlikedir.
Soru 7 |
Diz ile kalça arası | |
Ayak bileğinin alt kısmı | |
Ayak bileğinin üst kısmı | |
Diz kapağının olduğu bölge |
Doğru cevap a) Diz ile kalça arası seçeneğidir. Bu bölge, yani uyluk, vücudumuzda tek ve kalın bir kemik olan "femur" kemiğini barındırır. Turnike, kanamayı durdurmak için ana atardamarı kemiğe doğru sıkıştırarak kan akışını kesme prensibiyle çalışır. Uyluk bölgesinin tek kemikli yapısı, turnikenin damar üzerine tam ve etkili bir basınç uygulamasını sağlayarak kanamayı en verimli şekilde durdurmasına olanak tanır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- b) Ayak bileğinin alt kısmı: Bu bölge ayaktır ve bacağın daha üst kısımlarından gelen büyük bir kanamayı durdurmak için tamamen etkisizdir. Ayrıca turnike, kanayan bölgeye mümkün olduğunca yakın ancak doğru anatomik bölgeye uygulanmalıdır; ayak bu tanıma uymaz.
- c) Ayak bileğinin üst kısmı: Diz ile ayak bileği arasındaki bu bölge, "kaval" ve "kamış" kemiği olmak üzere iki adet kemik içerir. Turnike bu çift kemikli bölgeye uygulandığında, atardamar bu iki kemiğin arasına kayarak gizlenebilir. Bu durumda turnike yeterli basıncı oluşturamaz ve kanamayı durdurmada etkisiz kalır.
- d) Diz kapağının olduğu bölge: Diz, bir eklem bölgesidir. Eklemlerin üzerine doğrudan turnike uygulamak, bölgedeki sinirlere, damarlara ve eklem yapısının kendisine ciddi ve kalıcı hasarlar verebilir. Bu nedenle turnike uygulaması için eklem bölgelerinden kesinlikle kaçınılmalıdır.
Özetle, turnike uygulamasındaki en temel kural, kanamanın olduğu yerin üst kısmında (kalbe daha yakın tarafta) ve tek kemikli bir bölgeye uygulanmasıdır. Bacak için bu bölge "diz ile kalça arası" (uyluk), kol için ise "dirsek ile omuz arası" (pazı) bölgesidir. Bu bilgi, hem sınavda başarılı olmanız hem de gerçek hayatta doğru bir ilk yardım müdahalesi yapabilmeniz için çok önemlidir.
Soru 8 |
Yarayı sargı bezi ile kapattıktan sonra yaralı bölgeyi sabitlemek | |
Yara üzerine merhem sürüp yarayı sarmak | |
Yara üzerine tentürdiyot sürüp bırakmak | |
Yarayı temiz pamukla kapatmak |
Doğru cevap a) Yarayı sargı bezi ile kapattıktan sonra yaralı bölgeyi sabitlemek seçeneğidir. Çünkü ilk yardımın temel amacı, mevcut durumu korumak ve daha fazla zarar oluşmasını engellemektir. Yarayı temiz bir sargı bezi ile kapatmak, dış etkenlerden ve mikroplardan koruyarak enfeksiyon riskini azaltır. Ardından, özellikle kırık veya çıkık şüphesi varsa, yaralı bölgeyi sabitlemek (hareketsiz hale getirmek), taşıma sırasında kemik uçlarının damarlara, sinirlere veya kaslara zarar vermesini önler ve ağrıyı azaltır.
b) Yara üzerine merhem sürüp yarayı sarmak seçeneği yanlıştır. Çünkü ilk yardım sırasında yaraya doktor tavsiyesi olmadan asla merhem, krem veya herhangi bir ilaç sürülmez. Sürülen madde hem yarayı temizleyecek sağlık personelinin işini zorlaştırabilir hem de kazazedede alerjik reaksiyonlara neden olabilir. İlk yardımın amacı tedavi etmek değil, durumu stabil tutmaktır.
c) Yara üzerine tentürdiyot sürüp bırakmak seçeneği de yanlıştır. Tentürdiyot gibi alkol bazlı antiseptikler, açık yara üzerine direkt uygulandığında sağlam dokulara da zarar vererek iyileşmeyi geciktirebilir. Ayrıca, yarayı açık bırakmak enfeksiyon kapma riskini artırır. Bu nedenle modern ilk yardım uygulamalarında bu tür maddelerin doğrudan yaraya sürülmesi önerilmez.
d) Yarayı temiz pamukla kapatmak seçeneği hatalı bir uygulamadır. Pamuk, lifli yapısı nedeniyle yaranın içine yapışır ve kanla birleşerek pıhtılaşmış bir kütle oluşturur. Bu pamuk liflerini daha sonra yaradan temizlemek çok zordur ve bu işlem sırasında yaraya daha fazla zarar verilebilir. Bu nedenle açık yaraların kapatılmasında pamuk yerine yapışmayan, steril sargı bezi veya gazlı bez kullanılmalıdır.
Soru 9 |
Saç dökülmesi | |
Bedensel aktivitede artma | |
Ağızdan köpüklü kan gelmesi | |
Yaralanma bölgesinin alt tarafında felç |
Doğru cevap olan "d) Yaralanma bölgesinin alt tarafında felç" seçeneğini inceleyelim. Omurilik, beyinden gelen hareket komutlarını kollara, bacaklara ve diğer organlara taşıyan ve bu bölgelerden gelen his (ağrı, dokunma, sıcaklık) bilgilerini beyne ileten milyonlarca sinir lifinden oluşan bir pakettir. Bir trafik kazası veya yüksekten düşme gibi bir olayda omurga zarar görürse, içindeki omurilik de ezilebilir, sıkışabilir veya kopabilir. Bu durumda, sinir iletimi yaralanma noktasında kesintiye uğrar ve yaralanan bölgenin altındaki vücut kısımları beyinle iletişimini kaybeder. Bu iletişimin kesilmesi, o bölgelerde hareket ve his kaybına yani felce yol açar.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Saç dökülmesi: Saç dökülmesi, omurga yaralanması gibi ani bir travmanın doğrudan bir sonucu değildir. Genellikle genetik faktörler, hormonal değişiklikler, stres, beslenme eksiklikleri veya bazı hastalıklar gibi daha uzun süreli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar.
- b) Bedensel aktivitede artma: Bu seçenek, mantıksal olarak durumun tam tersidir. Omurga yaralanması, sinir sistemine verdiği hasar nedeniyle hareketi ciddi şekilde kısıtlayan veya tamamen ortadan kaldıran bir durumdur. Bu nedenle bedensel aktivitede bir artış değil, tam aksine çok ciddi bir azalma veya tamamen kaybolma durumu söz konusudur.
- c) Ağızdan köpüklü kan gelmesi: Bu belirti, omurga yaralanmasının değil, tipik olarak bir akciğer yaralanmasının işaretidir. Akciğerler hasar gördüğünde, kan hava yollarına sızar ve solunum sırasında hava ile karışarak köpüklü bir hal alır. Bir kazada hem omurga hem de akciğerler aynı anda yaralanabilir, ancak bu belirti doğrudan omurga hasarından kaynaklanmaz.
Özetle, omurga yaralanmalarının en bilinen ve en tehlikeli sonucu, omuriliğin zarar görmesiyle sinirsel iletimin kesilmesi ve buna bağlı olarak yaralanma seviyesinin altında felç gelişmesidir. Bu bilgi, özellikle bir kaza sonrası yaralılara müdahale ederken, onları bilinçsizce hareket ettirmemenin ne kadar hayati olduğunu anlamak açısından çok önemlidir.
Soru 10 |
Çıkığın yerine oturtulmaya çalışılması | |
Eklemin düzeltildikten sonra tespit edilmesi | |
Çıkık olan bölgeye kuvvetli masaj yapılması | |
Bölgenin nabzının, deri renginin ve ısısının kontrol edilmesi |
Doğru cevap d) Bölgenin nabzının, deri renginin ve ısısının kontrol edilmesi seçeneğidir. Çünkü bir eklem yerinden çıktığında, çevresindeki kan damarlarına ve sinirlere baskı yapabilir veya onları zedeleyebilir. Bu kontrol, çıkığın olduğu bölgenin ilerisindeki (örneğin kolda bir çıkık varsa el ve parmaklardaki) kan dolaşımının ve sinir fonksiyonlarının devam edip etmediğini anlamak için hayati önem taşır. Nabız alınamaması, deride solukluk, morarma veya soğukluk olması, acil bir damar yaralanmasının habercisi olabilir ve bu bilgi sağlık ekiplerine doğru şekilde aktarılmalıdır.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Çıkığın yerine oturtulmaya çalışılması: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve en tehlikeli müdahalelerden biridir. Çıkığı yerine oturtma işlemi, anatomi bilgisi gerektiren tıbbi bir işlemdir. İlk yardımcının böyle bir girişimde bulunması, eklem çevresindeki damarları, sinirleri, bağları ve kasları yırtarak kalıcı hasarlara, hatta kemik kırıklarına yol açabilir. Bu işlem sadece doktorlar tarafından yapılmalıdır.
- b) Eklemin düzeltildikten sonra tespit edilmesi: Bu seçenek, "düzeltildikten sonra" ifadesi nedeniyle yanlıştır. İlk yardımda temel kural, kırık ve çıkıkları bulunduğu şekilde sabitlemektir. Eklemi düzeltmeye çalışmak, A seçeneğinde belirtilen tehlikelerin aynısını yaratır. Doğru olan, eklemi hareket ettirmeden, mevcut pozisyonunda destekleyerek (örneğin yastık veya sargı bezleriyle) sabitlemektir.
- c) Çıkık olan bölgeye kuvvetli masaj yapılması: Bu da son derece yanlış bir uygulamadır. Çıkık bölgesinde zaten bir doku hasarı ve muhtemelen iç kanama vardır. O bölgeye masaj yapmak, kanamayı ve şişliği (ödemi) artırır, ağrıyı şiddetlendirir ve hasar görmüş dokuların daha da zedelenmesine neden olur.
Özetle, bir çıkıkla karşılaştığınızda göreviniz durumu teşhis edip tedavi etmek değil, daha fazla zarar oluşmasını engellemektir. Bu nedenle yapılacak ilk ve en önemli değerlendirmelerden biri, bölgedeki dolaşımın devamlılığını kontrol etmek için nabız, deri rengi ve ısı kontrolü yapmaktır. Ardından eklem bulunduğu pozisyonda sabitlenmeli ve derhal 112 aranarak tıbbi yardım istenmelidir.
Soru 11 |

Cismin çıkarılması ve yaraya tentürdiyot dökülmesi | |
Cismin çıkarılması ve yaralının hastaneye sevk edilmesi | |
Cismin dışarıda kalan kısmının kesilmesi ve yaranın sarılması | |
Cismin çıkarılmadan sabitlenmesi ve yaralının hastaneye sevk edilmesi |
Doğru cevap d) Cismin çıkarılmadan sabitlenmesi ve yaralının hastaneye sevk edilmesi seçeneğidir. Bunun temel nedeni, vücuda saplanmış olan cismin, yaralanma sırasında hasar görmüş bir kan damarını tıkıyor (tampon görevi görüyor) olabilmesidir. Eğer bu cisim bilinçsizce çıkarılırsa, damardaki tıkaç ortadan kalkar ve durdurulması çok zor, hayatı tehdit eden bir iç veya dış kanama başlayabilir. Ayrıca cismi çıkarmaya çalışmak, çevresindeki dokulara, sinirlere ve damarlara daha fazla zarar verebilir.
Bu nedenle yapılması gereken en doğru hareket, cismi yerinden oynatmamaktır. Cismin etrafı temiz bezler veya sargı bezleri ile desteklenerek sabitlenmelidir. Bu sabitleme işlemi, cismin hareket etmesini engelleyerek hem kanama riskini azaltır hem de yaralının hastaneye nakli sırasında daha fazla zarar görmesini önler. Sabitleme yapıldıktan sonra derhal 112 aranmalı veya yaralının en hızlı şekilde bir sağlık kuruluşuna ulaşması sağlanmalıdır.
- a) Cismin çıkarılması ve yaraya tentürdiyot dökülmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü cismi çıkarmak, yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü çok tehlikelidir ve şiddetli kanamaya yol açabilir. Ayrıca, açık ve derin yaralara tentürdiyot gibi antiseptik solüsyonlar doğrudan dökülmez; bu, dokulara zarar verebilir ve iyileşmeyi geciktirebilir.
- b) Cismin çıkarılması ve yaralının hastaneye sevk edilmesi: Bu seçenek de "cismin çıkarılması" eylemini içerdiği için yanlıştır. Cismi çıkarmak, ilk yardımcının yapmaması gereken en temel hatadır. Bu işlemi sadece sağlık profesyonelleri, hastane ortamında ve kanamayı kontrol altına alabilecek donanıma sahipken yapmalıdır.
- c) Cismin dışarıda kalan kısmının kesilmesi ve yaranın sarılması: Bu seçenek de hatalıdır. Cismi kesmeye veya kırmaya çalışmak, titreşim yaratarak içerideki ucun hareket etmesine ve daha fazla hasara yol açmasına neden olabilir. Ayrıca, cismin dışarıda kalan kısmı, doktorların cismin ne kadar derinde olduğunu ve hangi açıyla girdiğini anlamaları için önemli bir ipucudur.
Özetle, batan bir cisimle karşılaşıldığında ilk yardımcının görevi cismi çıkarmak değil, onu güvenli bir şekilde sabitleyerek ve kanamayı (varsa) cismin etrafına baskı uygulayarak kontrol altına alarak yaralının acil tıbbi yardım almasını sağlamaktır. Bu, ehliyet sınavlarında sıkça sorulan ve hayati önem taşıyan bir ilk yardım kuralıdır.
Soru 12 |

Kasık bölgesine | |
Şakak bölgesine | |
Çene altı bölgesine | |
Köprücük kemiğinin iç kısmına |
Doğru cevap d) Köprücük kemiğinin iç kısmına seçeneğidir. Çünkü omuz ve kola kan taşıyan ana atardamar (subklavyen arter), köprücük kemiğinin hemen altından geçer. Bu bölgeye, başparmakla veya diğer parmaklarla aşağı ve içe doğru güçlü bir şekilde bastırıldığında, atardamar birinci kaburga kemiği ile köprücük kemiği arasında sıkışır. Bu sıkışma, kola giden kan akışını büyük ölçüde azaltarak hayat kurtarıcı olabilir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Kasık bölgesine: Kasık bölgesi, bacağa giden ana atardamarın (femoral arter) geçtiği yerdir. Bu noktaya basınç uygulamak, bacaklardaki şiddetli kanamaları kontrol etmek için kullanılır. Omuz veya koldaki bir kanama için bu bölgeye basınç uygulamak tamamen etkisizdir çünkü kanamanın olduğu bölgeyle ilgisi yoktur.
- b) Şakak bölgesine: Şakak bölgesi, başın yan tarafında yer alır ve buradan geçen atardamar kafa derisindeki kanamaları kontrol etmek için kullanılır. Vücudun üst kısmında olsa da, kol ve omuz dolaşım sistemiyle doğrudan bir bağlantısı yoktur. Bu nedenle bu bölgeye yapılacak basıncın kol kanamasına bir faydası olmaz.
- c) Çene altı bölgesine: Çene altı bölgesi, yüz bölgesindeki kanamaları kontrol altına almak için kullanılan bir başka basınç noktasıdır. Buradan geçen atardamar yüzü besler. Tıpkı şakak bölgesi gibi, bu noktanın da omuz ve kol kanamaları üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.
Özetle, ilk yardımda doğru baskı noktasını seçmek hayati önem taşır. Baskı noktası, daima kanayan bölge ile kalp arasında, atardamarın kemiğe en yakın geçtiği yer olmalıdır. Omuz ve kol kanamaları için bu en uygun ve etkili nokta, şekilde de gösterildiği gibi köprücük kemiğinin iç kısmıdır.
Soru 13 |
• Yer işaretlemelerini
• Trafik işaret levhalarını
• Işıklı ve sesli trafik işaretlerini
temin ve tesis etmek, bunların devamlılığını ve işlerliğini sağlamak, aşağıdaki kuruluşlardan hangisinin görevidir?
Belediyelerin | |
Emniyet Genel Müdürlüğünün | |
Kara Yolları Genel Müdürlüğünün | |
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının |
Doğru Cevap: a) Belediyelerin
Doğru cevabın "Belediyelerin" olmasının sebebi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddeleridir. Bu kanuna göre, belediye sınırları (yerleşim yerleri) içindeki yolların yapımı, bakımı ve onarımı belediyelerin sorumluluğundadır. Bu sorumluluk, yollar üzerindeki trafik düzenini sağlayacak her türlü işaretleme, levha ve sinyalizasyon sistemini kurmayı ve bunların çalışır durumda olmasını sağlamayı da kapsar. Kısacası, bir şehrin içindeki cadde, sokak ve bulvarlarda gördüğünüz trafikle ilgili tüm bu düzenlemelerden o şehrin belediyesi sorumludur.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- b) Emniyet Genel Müdürlüğünün: Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bağlı trafik polisinin görevi, yolları yapmak veya işaretleri koymak değil, mevcut kuralların uygulanmasını sağlamak ve trafiği denetlemektir. Yani, belediyenin koyduğu trafik ışığına veya levhasına sürücülerin uyup uymadığını kontrol ederler. Kurulum ve bakım değil, denetim ve uygulama onların görevidir.
- c) Kara Yolları Genel Müdürlüğünün: Bu seçenek, en çok karıştırılan seçenektir. Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), şehirler arası yollardan sorumludur. Otoyollar, devlet yolları gibi yerleşim yerleri dışındaki bağlantı yollarının yapımı, bakımı ve bu yollar üzerindeki trafik işaretlerinin tesisi KGM'nin görevidir. Soruda özellikle "yerleşim yerleri içinde" denildiği için bu seçenek yanlış olmaktadır. Bir şehirden çıkıp başka bir şehre doğru otoyolda seyahat ederken gördüğünüz levhalardan KGM sorumludur.
- d) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının: Bakanlık, trafikle ilgili genel politikaları belirleyen, standartları oluşturan ve ilgili kanun ve yönetmelikleri hazırlayan en üst mercidir. Yani, bir trafik levhasının nasıl olacağını, hangi standartlara uyması gerektiğini belirler ancak bir mahalledeki sokağa o levhayı bizzat dikmez. Bakanlık, işin kural koyma ve genel strateji kısmıyla ilgilenirken, uygulama yerelde belediyeler veya şehirler arasında KGM tarafından yapılır.
Özetle, bu soruyu doğru cevaplamak için kilit ifade "yerleşim yerleri içinde" ifadesidir. Bu ifadeyi gördüğünüzde aklınıza hemen Belediyeler gelmelidir. Eğer soru "şehirler arası yollar" veya "otoyollar" deseydi, o zaman doğru cevap Karayolları Genel Müdürlüğü olurdu.
Soru 14 |
Sadece para cezası verilir. | |
Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır. | |
Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geri alınır. | |
Sürücü belgesine süresiz olarak el konur. |
Doğru Cevap: b) Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır.
Karayolları Trafik Kanunu'na göre, alkollü olarak araç kullandığı ilk kez tespit edilen sürücünün ehliyetine 6 ay süreyle el konulur. Bu işleme ek olarak, sürücüye idari para cezası da uygulanır ve ceza puanı verilir. Bu cezanın temel amacı, sürücünün trafik güvenliğini tehlikeye atmasını geçici bir süre engellemek ve caydırıcılık sağlamaktır.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- a) Sadece para cezası verilir: Bu seçenek yanlıştır. Alkollü araç kullanmak ciddi bir trafik ihlalidir ve cezası sadece para cezasından ibaret değildir. Sürücünün trafikten geçici olarak men edilmesi için ehliyetine de mutlaka el konulur. Para cezası, ehliyetin geri alınmasına ek olarak verilen bir cezadır.
- c) Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geri alınır: Bu seçenek yanlıştır. Sürücü belgesinin 5 yıl süreyle geri alınması, alkollü araç kullanma suçunun son beş yıl içinde üçüncü kez işlenmesi durumunda uygulanır. Birinci tespitte verilen ceza bu kadar ağır değildir.
- d) Sürücü belgesine süresiz olarak el konur: Bu seçenek de yanlıştır. Sürücü belgesine süresiz olarak el konulması (iptal edilmesi) çok daha ağır suçlar veya belirli adli kararlar sonucunda uygulanır. Alkollü araç kullanmanın ilk kez tespit edilmesi durumunda böyle bir ceza söz konusu değildir.
Özet ve Akılda Kalması Gerekenler:
Alkollü araç kullanma cezaları kademelidir. Sınav için bu kademeleri bilmek önemlidir:
- Birinci Tespit: Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır + Para cezası.
- İkinci Tespit (5 yıl içinde): Sürücü belgesi 2 yıl süreyle geri alınır + Para cezası + Sürücü Davranışlarını Geliştirme Eğitimi.
- Üçüncü Tespit (5 yıl içinde): Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geri alınır + Para cezası + Psikoteknik değerlendirme.
Soru 15 |

Dönel kavşağa yaklaşıldığını | |
Kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını | |
Demir yolu geçidine yaklaşıldığını | |
Ana yol - tali yol kavşağına yaklaşıldığını |
Doğru Cevap: b) Kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını
Doğru cevabın "Kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını" olmasının sebebi, trafik işaretinin anlamıdır. Resimde görülen ve içinde çarpı (X) işareti bulunan bu üçgen levha, Karayolları Trafik Kanunu'nda "Kontrolsüz Kavşak" işareti olarak tanımlanmıştır. Bu işaret, sürücüye yaklaştığı kavşakta trafik ışığı, trafik polisi veya başka bir işaret levhası (Dur, Yol Ver vb.) ile geçiş üstünlüğünün belirlenmediğini bildirir. Bu nedenle sürücü, kavşağa yaklaşırken yavaşlamalı ve geçiş hakkı kurallarına uymaya hazır olmalıdır.
Kontrolsüz bir kavşakta, genel kural olarak, bütün sürücüler geçiş üstünlüğüne sahip olan araçlara yol vermek zorundadır. Eğer bir geçiş üstünlüğü durumu yoksa, sağdan gelen araca yol verme kuralı (sağdaki aracın geçiş önceliği vardır) uygulanır. Bu işaret, sürücüyü işte bu kuralları uygulaması gereken bir noktaya geldiği konusunda uyarır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Dönel kavşağa yaklaşıldığını: Bu seçenek yanlıştır çünkü dönel kavşağa yaklaşıldığını bildiren tehlike uyarı levhasının içinde çarpı işareti yerine, bir daire etrafında dönen üç adet ok sembolü bulunur. Bu sembol, ilerideki kavşak tipinin ada etrafında dönülerek geçilen bir kavşak olduğunu açıkça gösterir.
- c) Demir yolu geçidine yaklaşıldığını: Bu seçenek de yanlıştır. Kontrolsüz (bariyersiz) demir yolu geçidini belirten levhada bir lokomotif figürü, kontrollü (bariyerli) demir yolu geçidini belirten levhada ise bir çit figürü yer alır. Demir yolu geçitleri için kullanılan işaretler tamamen farklıdır.
- d) Ana yol - tali yol kavşağına yaklaşıldığını: Bu seçenek en çok karıştırılan seçenektir fakat yanlıştır. Ana yol - tali yol kavşağını bildiren levhalarda, kalın bir çizgi ile ana yol, ince bir çizgi ile de ona bağlanan tali yol gösterilir. Bu işaretler, kimin geçiş önceliğine sahip olduğunu (ana yoldakinin) net bir şekilde belirtir. Oysa sorudaki "X" işareti, yolların eşit öneme sahip olduğunu ve özel bir geçiş üstünlüğü olmadığını ifade eder.
Soru 16 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Doğru cevap a seçeneğidir. Resimde bir otobüs görülmektedir. Türkiye'deki trafik mevzuatına göre, yolcu taşımacılığı yapan otobüs, minibüs ve sürücü dahil 9'dan fazla oturma yeri olan otomobillerde yangın söndürme cihazı bulundurulması zorunludur. Bu kuralın temel amacı, bir yangın anında araçta bulunan çok sayıda insanın can güvenliğini sağlamak ve yangına hızlıca müdahale etme imkanı tanımaktır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. b seçeneğindeki motosiklet için yangın söndürme cihazı zorunluluğu yoktur. Motosikletlerin yapısı gereği bu cihazı taşımak için uygun bir yer bulunmamaktadır ve yönetmelik bu araçları zorunluluk kapsamı dışında tutmuştur. Benzer şekilde, d seçeneğindeki bisiklet motorsuz bir taşıt olduğu için yangın riski taşımaz ve bu nedenle herhangi bir yangın söndürme ekipmanı gerektirmez.
c seçeneğinde gösterilen traktör de genellikle bu zorunluluktan muaftır. Tarım veya iş makinesi olarak kullanılan standart traktörlerde yangın söndürme cihazı bulundurma şartı aranmaz. Ancak, tehlikeli madde taşıyan veya özel amaçlarla donatılmış bazı iş makinelerinde farklı güvenlik donanımları istenebilmektedir, fakat genel kural traktörler için bir zorunluluk olmaması yönündedir.
Özetle, yangın söndürme cihazı bulundurma zorunluluğu, taşıdığı yolcu sayısı veya yükün cinsi ve ağırlığı nedeniyle daha yüksek risk taşıyan araçlar için getirilmiştir. Bu kuralın geçerli olduğu başlıca araçlar şunlardır:
- Otomobil, minibüs ve otobüsler
- Kamyon, kamyonet ve çekiciler
- Tehlikeli madde taşıyan araçlar (Bu araçlarda daha özel ve fazla sayıda cihaz gerekebilir)
Soru 17 |

Hızını artırması | |
Sert fren yapması | |
Vitesi boşa alması | |
Uygun vitesle inmesi |
Doğru Cevap: d) Uygun vitesle inmesi
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, dik ve uzun inişlerde aracın hızını kontrol altında tutmanın en güvenli yolunun motor freni kullanmak olmasıdır. Sürücü, yokuşu çıkarken hangi vitesi kullanıyorsa, inerken de genellikle aynı veya bir alt vitesi tercih etmelidir. Düşük viteste motorun devri yükselir ve bu durum, tekerleklerin dönüşünü yavaşlatarak aracın hızlanmasını engeller. Bu sayede fren pedalına sürekli basma ihtiyacı ortadan kalkar ve fren sisteminin aşırı ısınıp (frenlerin şişmesi) etkisini kaybetmesi riski önlenmiş olur.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- a) Hızını artırması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Eğimli bir yolda hızlanmak, yer çekiminin de etkisiyle aracın kontrolünü kaybetmeyi çok kolaylaştırır. Virajlarda savrulma, fren mesafesinin tehlikeli bir şekilde uzaması gibi riskler doğurur. Bu işaret bir tehlike uyarısıdır ve sürücünün yavaşlaması gerektiğini belirtir.
- b) Sert fren yapması: Uzun bir yokuşta sürekli veya sert fren yapmak son derece tehlikelidir. Fren balataları ve diskleri sürtünme nedeniyle aşırı ısınır. Belli bir sıcaklığın üzerine çıkan fren sistemi, etkinliğini yitirmeye başlar ve "fren boşalması" olarak bilinen durum yaşanabilir. Bu durumda fren pedalı işe yaramaz hale gelir ve çok ciddi kazalara yol açar. Frenler, sadece gerektiğinde hızı düşürmek için aralıklarla kullanılmalıdır.
- c) Vitesi boşa alması: Bu, yokuş aşağı inerken yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Vitesi boşa almak, motor ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı tamamen keser. Bu durumda motor freninden faydalanılamaz ve araç, yer çekiminin etkisiyle kontrolsüz bir şekilde hızlanır. Aracın tüm yükü fren sistemine biner, bu da frenlerin kısa sürede aşırı ısınıp devre dışı kalmasına neden olur.
Özetle; bu trafik işaretini gördüğünüzde yapmanız gereken en doğru hareket, yokuşun eğimine ve aracınızın yük durumuna göre vitesi küçülterek (örneğin 4. vitesten 3'e veya 2'ye düşürerek) motorun yavaşlatma gücünden faydalanmaktır. Bu yöntem, size güvenli ve kontrollü bir iniş imkânı tanır.
Soru 18 |
Sürücü belgesi | |
Araç imalat belgesi | |
Mali sorumluluk sigortası | |
Motorlu araç trafik belgesi |
Bu soruda, bir aracın yasal olarak trafiğe çıkabilmesi için gerekli olan ve aynı zamanda periyodik muayene geçerlilik tarihini gösteren belgenin hangisi olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları, belgenin hem "trafiğe çıkış izni" vermesi hem de "muayene sürelerini" belirtmesidir. Bu iki önemli işlevi yerine getiren belgeyi bulmamız gerekiyor.
Doğru cevap d) Motorlu Araç Trafik Belgesi'dir. Çünkü bu belge, bir aracın resmi olarak devlet kayıtlarına girdiğini, yani tescil edildiğini gösteren kimlik kartı gibidir. Tescil işlemi tamamlanmış bir aracın trafiğe çıkmasına yasal olarak izin veren temel belge budur. Ayrıca, belgenin üzerinde periyodik araç muayenelerinin yapıldığı ve bir sonraki muayenenin ne zaman yapılması gerektiğini gösteren özel bir bölüm bulunur. Bu nedenle her iki şartı da karşılayan tek seçenek budur.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Sürücü Belgesi: Bu belge araca değil, sürücüye aittir. Kişinin belirli bir kategorideki aracı kullanmaya yetkili olduğunu kanıtlar. Aracın tescili veya muayene süresi hakkında hiçbir bilgi içermez. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
- b) Araç İmalat Belgesi: Bu belge (diğer adıyla Uygunluk Belgesi), aracın fabrikadan çıktığındaki teknik özelliklerini içerir. Genellikle sıfır bir aracın ilk tescil işlemi sırasında kullanılır ve aracın yönetmeliklere uygun üretildiğini gösterir. Trafikteyken yanınızda taşıdığınız ve muayene tarihlerini gösteren bir belge değildir.
- c) Mali Sorumluluk Sigortası: Bu belge, Zorunlu Trafik Sigortası poliçesidir. Bir kaza durumunda karşı tarafa verilebilecek maddi ve bedensel zararları karşılamak için zorunludur. Trafiğe çıkmak için gerekli olsa da, aracın trafiğe çıkışına "müsaade eden" resmi tescil belgesi değildir ve üzerinde muayene süreleri yer almaz.
Özetle, Motorlu Araç Trafik Belgesi, aracın kimliği olarak trafiğe çıkış iznini temsil eder ve aynı zamanda muayene geçerlilik tarihlerini belirleyen resmi belgedir. Sınavda bu tür sorularla karşılaştığınızda, her belgenin temel işlevini hatırlamak doğru cevabı bulmanızı kolaylaştıracaktır.
Soru 19 |
Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geçici olarak geri alınır. | |
Sadece şehir içinde araç sürmesine izin verilir. | |
Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır. | |
Sadece para cezası verilir. |
Doğru Cevap: a) Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geçici olarak geri alınır.
Bu seçenek doğrudur çünkü Türkiye'deki mevcut trafik mevzuatına göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanarak araç sürdüğü kan tahlili gibi teknik cihazlarla tespit edilen sürücülerin ehliyetine 5 yıl süreyle el konulur. Bu, trafik güvenliğini en üst düzeyde tehlikeye atan bir davranış olduğu için kanun koyucu tarafından çok ağır bir yaptırım öngörülmüştür. Ayrıca, sürücü belgesinin geri alınmasının yanı sıra, yüksek miktarda idari para cezası uygulanır ve bu kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu kapsamında adli işlem de başlatılır.
Yanlış Cevapların Açıklaması:
- b) Sadece şehir içinde araç sürmesine izin verilir: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmak her yerde tehlikelidir ve trafik kanununda böyle bir "kısmi kısıtlama" uygulaması yoktur. Amaç, tehlikeli sürücüyü trafikten tamamen uzaklaştırmaktır, sürüş alanını daraltmak değil.
- c) Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır: Bu seçenek, ehliyet sınavlarında en sık karıştırılan bilgilerden biridir. Sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınması cezası, yasal sınırların üzerinde alkollü araç kullanırken ilk kez yakalanan sürücüler için geçerlidir. Uyuşturucu madde kullanımı çok daha ağır bir suç olarak kabul edildiği için cezası da alkole göre çok daha uzundur. Bu ayrımı bilmek sınav için çok önemlidir.
- d) Sadece para cezası verilir: Bu seçenek de yanlıştır. Uyuşturucu madde etkisinde araç kullanmak gibi hayati tehlike oluşturan bir durumda sadece para cezası yeterli bir caydırıcı değildir. Bu nedenle, para cezasına ek olarak sürücüyü trafikten uzaklaştırmak amacıyla ehliyete uzun süreli el koyma yaptırımı uygulanır.
Özetle:
Unutulmaması gereken en önemli nokta, alkollü araç kullanma ile uyuşturucu madde etkisinde araç kullanma cezaları arasındaki farktır. Sınavda bu iki durum sıkça birbiriyle karıştırılarak sorulur.
- Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde: Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geri alınır.
- Alkollü Araç Kullanma (İlk Kez): Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır.
Soru 20 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
- Trafik Tehlike Uyarı İşaretleri: Genellikle üçgen şeklindedirler ve kırmızı çerçevelidirler. Sürücüyü ilerideki yol üzerinde bulunan bir tehlikeye karşı önceden uyarırlar. Amaçları, sürücünün hızını azaltması ve daha dikkatli olması gerektiğini bildirmektir.
- Trafik Tanzim İşaretleri: Genellikle daire şeklindedirler. Sürücülere belirli yasaklamalar veya zorunluluklar getirirler. Trafiği düzenlemek (tanzim etmek) amacıyla konulmuş kuralları belirtirler.
- Trafik Bilgi İşaretleri: Genellikle kare veya dikdörtgen şeklindedirler. Sürücülere yol, güzergah, yerleşim yerleri ve çeşitli hizmetler hakkında bilgi verirler.
Şimdi seçeneklerdeki levhaları bu gruplara göre inceleyelim:
a)
: Bu levha, üçgen şeklinde olduğu için bir tehlike uyarı işaretidir. Anlamı, ileride yaya geçidi olduğudur. Sürücüyü bir tehlikeye (yola aniden çıkabilecek yayalara) karşı uyarır, bir yasaklama veya zorunluluk getirmez. Bu nedenle trafik tanzim işareti değildir.
c)
: Bu levha da üçgen şeklindedir ve bir tehlike uyarı işaretidir. Anlamı, yolun her iki taraftan daralacağıdır. Sürücüyü ilerideki yol durumundaki bir değişikliğe karşı uyarır. Bu seçenek de trafik tanzim işareti grubuna girmez.
d)
: Bu levha da üçgen şeklindedir ve bir tehlike uyarı işaretidir. Anlamı, ileride okul geçidi olduğudur. Sürücüyü, öğrencilerin yola çıkma ihtimaline karşı uyararak dikkatli olmasını ve hızını düşürmesini söyler. Bu da bir uyarı levhasıdır.
b)
✓ (DOĞRU): Bu levha, daire şeklindedir ve "Karşıdan Gelene Yol Ver" anlamına gelir. Bu işaret, bir kural, bir zorunluluk belirtir. Sürücüye, daralan yollarda karşıdan gelen araca geçiş önceliği vermesi gerektiğini emreder. Trafik akışını düzenlediği ve bir zorunluluk getirdiği için Trafik Tanzim İşaretleri grubunda yer alır.
Sonuç olarak, seçenekler arasında daire şeklinde olan ve bir kural (zorunluluk) belirten tek levha "b" seçeneğindeki "Karşıdan Gelene Yol Ver" işaretidir. Bu nedenle doğru cevap b şıkkıdır.
Soru 21 |

Banketten gitmeli | |
Takip mesafesini artırmalı | |
Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli | |
Acil uyarı ışıklarını yakarak derhâl durmalı |
Doğru Cevap: b) Takip mesafesini artırmalı
Kaygan bir yolda, aracın fren mesafesi normal bir yola göre belirgin şekilde uzar. Çünkü tekerlekler ile yol arasındaki sürtünme azalmıştır ve aracı durdurmak daha fazla zaman ve mesafe gerektirir. Bu durumda, öndeki araçla aranızdaki takip mesafesini artırmak hayati önem taşır. Öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda, size güvenli bir şekilde yavaşlamak ve durmak için yeterli zamanı ve mesafeyi tanıyacaktır.
Diğer Şıkların İncelenmesi:
- a) Banketten gitmeli: Banket, yolun kenarında bulunan ve genellikle acil durumlar için ayrılmış kısımdır. Trafik akışı için tasarlanmamıştır ve yüzeyi daha da bozuk veya kaygan olabilir. Kaygan yolda banketten gitmek, aracın kontrolünü kaybetme riskini daha da artıracağı için kesinlikle yanlış ve tehlikeli bir davranıştır.
- c) Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hareketlerden biridir. Kaygan bir yolda hız artırmak, aracın yol tutuşunu daha da azaltır ve savrulma riskini en üst düzeye çıkarır. Öndeki aracı geçmek (sollama yapmak) gibi ani manevralardan bu tür yol koşullarında kesinlikle kaçınılmalıdır. Aksine, hız azaltılmalıdır.
- d) Acil uyarı ışıklarını yakarak derhâl durmalı: Acil uyarı ışıkları (dörtlüler), aracınız arızalandığında veya yolda bir tehlike oluşturacak şekilde durmak zorunda kaldığınızda kullanılır. Sadece bir uyarı levhası gördüğünüz için aniden durmak, arkanızdan gelen trafiğin size çarpmasına neden olabilir. Bu levha "ileride dikkatli ol" anlamına gelir, "hemen dur" anlamına gelmez.
Özetle, kaygan yol levhasını gören bir sürücünün yapması gereken en temel ve güvenli hareketler; hızını azaltmak, ani direksiyon hareketlerinden ve sert frenlerden kaçınmak ve en önemlisi, olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmak için öndeki araçla arasındaki takip mesafesini artırmaktır.
Soru 22 |
Geçilecek aracın hızının | |
Geçilecek aracın markasının | |
Geçme yasağı olup olmadığının | |
Karşıdan gelen araçla olan mesafenin |
Doğru Cevap: b) Geçilecek aracın markasının
Geçilecek olan aracın markasının (örneğin Fiat, BMW, Renault vb.) güvenli bir geçiş manevrası için hiçbir önemi yoktur. Bir aracın markası, o aracın o anki hızı, sürücüsünün niyeti veya yolun durumu hakkında herhangi bir güvenilir bilgi vermez. Bu nedenle, sollama kararı alırken aracın markası tamamen göz ardı edilmesi gereken, alakasız bir detaydır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Geçilecek aracın hızının: Bu bilgi çok önemlidir. Önünüzdeki aracın ne kadar hızlı gittiğini bilmek, onu geçmek için ne kadar zamana ve mesafeye ihtiyacınız olacağını hesaplamanız için kritik bir veridir. Eğer araç çok hızlıysa, sollama manevrası çok daha uzun sürecek ve daha riskli hale gelecektir.
- c) Geçme yasağı olup olmadığının: Bu, hem yasal bir zorunluluk hem de hayati bir güvenlik kuralıdır. Düz çizgi, trafik levhaları, tepe üstleri, kör noktalar veya kavşaklar gibi geçme yasağı olan yerlerde sollama yapmak kazalara davetiye çıkarır. Bu nedenle, sollama yapmadan önce mutlaka geçme yasağı olup olmadığını kontrol etmelisiniz.
- d) Karşıdan gelen araçla olan mesafenin: Güvenli bir sollama için en önemli faktörlerden biridir. Karşıdan gelen bir araç varsa, o aracın size olan uzaklığını ve hızını doğru bir şekilde tahmin etmeniz gerekir. Sollama manevrasını, karşıdaki araçla tehlikeli bir şekilde yaklaşmadan tamamlayabileceğinizden kesinlikle emin olmalısınız. Yetersiz mesafe, kafa kafaya çarpışma gibi en tehlikeli kaza türlerine yol açabilir.
Özetle, güvenli bir sollama yapabilmek için geçeceğiniz aracın hızını, sollama yapacağınız yerde bir yasak olup olmadığını ve karşıdan gelen araçla aranızdaki mesafeyi çok dikkatli bir şekilde değerlendirmeniz gerekir. Ancak geçeceğiniz aracın markası, bu güvenlik denkleminin tamamen dışında kalan önemsiz bir bilgidir.
Soru 23 |
El freninin çekilmesine | |
Motorunun durdurulmasına | |
Acil uyarı ışıklarının yakılmasına | |
Yol eğimli ise uygun vitese takılmasına |
Bu soruda, bir aracı güvenli bir şekilde park etme işlemi sırasında uygulanması gereken adımlar sorgulanmakta ve bu adımlar arasından hangisinin standart bir park etme prosedürünün parçası olmadığı sorulmaktadır. Amaç, sürücü adayının acil durum sinyalleri ile rutin park etme işlemlerini birbirinden ayırt edip edemediğini ölçmektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.
c) Acil uyarı ışıklarının yakılmasına
Doğru cevap budur, çünkü acil uyarı ışıkları (dörtlüler), adından da anlaşılacağı gibi, bir acil durumu veya tehlikeyi belirtmek için kullanılır. Örneğin, aracın arıza yapması, ani bir şekilde yavaşlamak zorunda kalınması veya tehlikeli bir şekilde yol kenarında kısa süreli duraklama yapılması gibi durumlarda yakılır. Standart ve güvenli bir alana yapılan park işlemi, bir acil durum değildir; bu nedenle park ederken acil uyarı ışıklarının yakılmasına gerek yoktur ve hatta diğer sürücüleri yanıltabileceği için hatalı bir davranıştır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
Diğer seçeneklerde belirtilen eylemler, aracı güvenli bir şekilde park etmek için zorunlu ve kritik adımlardır. Bu adımların neden gerekli olduğunu aşağıda açıklayalım:
- a) El freninin çekilmesine: Aracınızı park ettiğinizde, özellikle de eğimli bir yolda, kaymasını önlemek için en temel güvenlik önlemi el frenini çekmektir. El freni, aracın tekerleklerini mekanik olarak kilitleyerek sabit kalmasını sağlar. Bu adım, hem kendi aracınızın hem de çevredeki diğer araçların ve yayaların güvenliği için kesinlikle zorunludur.
- b) Motorunun durdurulmasına: Park işlemi tamamlandıktan sonra aracı terk ederken motorun durdurulması gerekir. Bu, yakıt israfını önler, çevre kirliliğini azaltır ve en önemlisi aracın çalınma veya bir başkası tarafından yanlışlıkla hareket ettirilme riskini ortadan kaldırır. Park edilmiş bir aracın motoru çalışır durumda bırakılmaz.
- d) Yol eğimli ise uygun vitese takılmasına: Bu, el frenine ek olarak alınan ikinci bir güvenlik önlemidir. Eğer araç yokuş yukarı park edildiyse vites 1'e, yokuş aşağı park edildiyse geri (R) vitese takılır. Bu sayede, olası bir el freni arızası veya boşalması durumunda motorun kompresyonu (direnci) aracın kaymasını engelleyecektir. Bu nedenle eğimli yollarda park ederken bu adım da hayati önem taşır.
Özet olarak; el frenini çekmek, motoru durdurmak ve eğimli yolda doğru vitese takmak, güvenli bir park işleminin vazgeçilmez parçalarıdır. Ancak acil uyarı ışıkları, park etme eylemi için değil, tehlike ve acil durumlar için tasarlanmıştır. Bu yüzden park edilen bir araç için yapılmasına gerek olmayan işlem, acil uyarı ışıklarının yakılmasıdır.
Soru 24 |
Yolu trafiğe açmaları | |
İlk yardım önlemlerini almaları | |
Araçların yerlerini değiştirmeleri | |
Kaza tespit tutanağı düzenlemeleri |
Doğru Cevap: b) İlk yardım önlemlerini almaları
Ölümcül bir kazada en temel öncelik insan hayatıdır. Kazada hayatını kaybetmiş bir veya daha fazla kişi olsa bile, olay yerinde hayati tehlikesi olan başka yaralılar da olabilir. Sürücülerin, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar, kendi bilgi ve becerileri dahilinde yaralılara temel ilk yardım müdahalelerinde bulunarak hayatta kalma şanslarını artırmaları hem yasal bir zorunluluk hem de vicdani bir görevdir. Bu nedenle, olay yerinin güvenliği sağlandıktan sonra yapılması gereken ilk iş, yaralıların durumunu kontrol etmek ve gerekli ilk yardımı yapmaktır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Yolu trafiğe açmaları ve c) Araçların yerlerini değiştirmeleri: Bu iki seçenek de temelde aynı sebepten yanlıştır. Ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan kazalar, adli bir soruşturma gerektirir. Kaza mahalli, savcılık ve polis tarafından incelenecek bir "olay yeri" niteliğindedir. Araçların yerini değiştirmek veya yolu trafiğe açmak, delillerin kaybolmasına veya bozulmasına neden olacağı için kesinlikle yasaktır ve suç teşkil eder.
- d) Kaza tespit tutanağı düzenlemeleri: Kaza Tespit Tutanağı, tarafların kendi aralarında anlaştığı ve sadece maddi hasarın meydana geldiği kazalar için kullanılır. İçinde yaralanma veya ölüm olan hiçbir kazada bu tutanak düzenlenmez. Bu tür durumlarda derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak trafik polisine ve sağlık ekiplerine haber vermek zorunludur; resmi işlemleri yetkililer yürütür.
Özetle, ölümcül bir kazaya karışan sürücünün sorumluluk sıralaması nettir. Önce olay yerinin güvenliğini sağlamalı (yeni kazaları önlemek için), hemen 112'yi aramalı ve ardından yaralılara ilk yardım uygulamalıdır. Kaza yeri, yetkililer gelene kadar kesinlikle değiştirilmemelidir çünkü bu, adli soruşturmanın en önemli parçasıdır.
Soru 25 |
Aynı | |
Yarısı kadar | |
10 km/saat daha az | |
10 km/saat daha fazla |
Bu soruda, bir otomobile römork takıldığında yasal olarak uyması gereken azami hız sınırının, römorksuz durumuna kıyasla nasıl değiştiği sorgulanmaktadır. Bu, doğrudan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirtilen özel bir kurala dayanan bir bilgi sorusudur. Sürücü adayının, araçların cinsine ve durumuna göre değişen hız limitlerini bilip bilmediği ölçülmektedir.
Doğru cevap c) 10 km/saat daha az seçeneğidir. Türkiye'deki trafik kurallarına göre, bir araca römork veya yarı römork takıldığında, o aracın ilgili yol için belirlenmiş olan azami hız sınırından 10 km/saat daha düşük bir hızla gitmesi zorunludur. Bu kuralın temel amacı, artan ağırlık ve uzunluk nedeniyle ortaya çıkan güvenlik risklerini azaltmaktır.
Römork takılı bir aracın fren mesafesi uzar, manevra kabiliyeti zorlaşır ve özellikle yüksek hızlarda "yalpalama" veya "salınım" yapma riski artar. Bu nedenle yasa koyucu, bu tehlikeleri en aza indirmek için standart bir hız düşürme limiti belirlemiştir. Örneğin, bir otomobil için hız sınırı 90 km/saat olan bölünmüş bir yolda, aynı otomobil römork çektiğinde azami 80 km/saat hızla gidebilir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Aynı: Bu seçenek yanlıştır çünkü römork, aracın sürüş dinamiklerini (frenleme, denge, ivmelenme) tamamen değiştirir. Hız limitinin aynı kalması, fren mesafesinin uzaması gibi riskleri göz ardı etmek anlamına gelir ve bu durum trafik güvenliğiyle çelişir.
- b) Yarısı kadar: Bu seçenek de yanlıştır çünkü bu kadar büyük bir hız düşüşü pratik değildir. Trafiğin akışını tehlikeli bir şekilde yavaşlatarak arkadan çarpma gibi farklı kaza riskleri yaratabilir. Kural, güvenliği sağlarken trafiğin akıcılığını da korumayı hedefler.
- d) 10 km/saat daha fazla: Bu seçenek mantık dışıdır. Araca ek bir yük ve ağırlık getiren, kontrolünü zorlaştıran bir durum varken hız limitini artırmak, kazaya davetiye çıkarmak demektir. Güvenlik önlemleri hızı azaltmayı gerektirir, artırmayı değil.
Özetle, ehliyet sınavında karşınıza çıkabilecek bu kuralı unutmamanız önemlidir. Bir otomobile römork taktığınızda, gidebileceğiniz yasal en yüksek hız, o yol için belirlenmiş olan normal hız sınırından her zaman 10 km/saat daha azdır. Bu, hem sizin hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği için hayati bir kuraldır.
Soru 26 |
Araçlara | |
Yayalara | |
Yolculara | |
Sürücülere |
Bu soruda, trafik kuralları içerisindeki en temel ve hayati konulardan biri olan geçiş önceliği sorgulanmaktadır. Özellikle sinyalizasyon (trafik ışığı) veya trafik polisinin bulunmadığı, sadece yol çizgileriyle belirlenmiş yaya ve okul geçitlerinde, trafiğin akışını düzenleyen hiyerarşinin ne olduğu bilinmelidir. Bu durum, sürücülerin en çok dikkat etmesi gereken anlardan biridir.
Doğru cevap b) Yayalara seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 74. maddesi bu durumu çok net bir şekilde düzenler. Bu maddeye göre, görevli bir kişi veya trafik ışığı bulunmayan ancak trafik işareti veya yol çizgileri ile belirlenmiş yaya veya okul geçitlerine yaklaşan sürücüler, hızlarını azaltmak ve bu geçitlerden geçen veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır. Bu kural, trafikte daha savunmasız olan yayanın güvenliğini sağlamayı amaçlar ve "yayanın üstünlüğü" ilkesini temel alır.
Bu kuralın arkasındaki mantık, can güvenliğini her şeyin önünde tutmaktır. Yayalar, bir aracın çarpması durumunda en savunmasız olan yol kullanıcılarıdır. Bu nedenle, kanun koyucu sürücülere özel bir sorumluluk yüklemiştir. Türkiye'de "Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın" gibi kampanyalarla da bu kuralın önemi sıkça vurgulanmaktadır. Sürücü adayı olarak, bir yaya geçidine yaklaşırken ayağınızı gazdan çekip frene yakın tutmanız ve bir yaya gördüğünüzde durmaya hazır olmanız gerektiğini asla unutmamalısınız.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Araçlara: Bu seçenek, kuralın tam tersidir. Belirtilen yerlerde geçiş önceliği araçlarda değil, yayalardadır. Sürücü, yayaya yol vermekle yükümlüdür.
- c) Yolculara: Yolcu, bir aracın içinde seyahat eden kişidir. Trafikteki geçiş önceliği, aracın dışındaki yayalar ile araçlar arasında bir konudur. Yolcunun bu durumda doğrudan bir geçiş hakkı veya sorumluluğu yoktur.
- d) Sürücülere: Sürücü, aracı idare eden kişidir ve geçiş hakkına sahip olan değil, geçiş hakkını vermekle yükümlü olan taraftır. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
Özetle, "aksine bir durum" (örneğin trafik polisinin "geç" işareti veya yayalar için yanan kırmızı ışık) olmadığı sürece, çizgilerle belirlenmiş yaya ve okul geçitlerinde mutlak öncelik her zaman yayalara aittir. Bu, hem bir yasal zorunluluk hem de önemli bir insanlık görevidir.
Soru 27 |
Sağlık Bakanlığı | |
Milli Eğitim Bakanlığı | |
Emniyet Genel Müdürlüğü | |
Karayolları Genel Müdürlüğü |
Doğru cevap c) Emniyet Genel Müdürlüğü'dür. Uzun yıllar boyunca Türkiye'de araçların ilk tescil, devir, plaka değişikliği gibi tüm işlemleri Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bağlı Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlükleri tarafından yürütülmüştür. Bu nedenle ehliyet sınavı müfredatında ve eski tip sorularda bu kurum sorumlu olarak belirtilmektedir.
ÖNEMLİ GÜNCELLEME: Bu sorunun ehliyet sınavı bilgi bankasında yer almasına rağmen, 2018 yılında yapılan bir yasal düzenleme ile araç tescil işlemleri Emniyet Genel Müdürlüğü'nden alınarak Türkiye Noterler Birliği'ne devredilmiştir. Günümüzde sıfır bir aracın tescili, ikinci el araçların satışı ve devri gibi tüm işlemler noterlerde yapılmaktadır. Ancak sınavda bu şekilde bir soru ile karşılaşırsanız, şıklarda "Noterler" yoksa sorunun eski müfredata göre hazırlandığını düşünerek "Emniyet Genel Müdürlüğü" seçeneğini işaretlemeniz doğru olacaktır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:- a) Sağlık Bakanlığı: Bu bakanlığın görevi, toplum sağlığını korumak ve sağlık hizmetlerini düzenlemektir. Sürücülükle ilgili tek bağlantısı, ehliyet almak için gerekli olan "sürücü olur" sağlık raporlarının verilme sürecini denetlemektir. Araçların kaydı veya plakası ile bir ilgisi yoktur.
- b) Milli Eğitim Bakanlığı: Bu bakanlık, ülkedeki eğitim ve öğretim faaliyetlerinden sorumludur. Sürücülük alanındaki görevi, sürücü kurslarının açılmasına izin vermek, bu kursları denetlemek ve ehliyet için gerekli olan teorik ve direksiyon sınavlarını düzenlemektir. Yani sürücüyü eğitir ve belgeler, aracı değil.
- d) Karayolları Genel Müdürlüğü: Bu kurumun ana görevi, devlet ve il yollarını yapmak, bu yolların bakım ve onarımını sağlamak, yol çizgileri, trafik işaret levhaları gibi unsurları yerleştirmektir. Kısacası, araçların üzerinde hareket ettiği altyapıdan sorumludur, araçların kendisinin tescilinden sorumlu değildir.
Soru 28 |
Park ışıklarının | |
Acil uyarı ışıklarının | |
Uzağı gösteren ışıkların | |
Yakını gösteren ışıkların |
Doğru Cevap: d) Yakını gösteren ışıkların
Doğru cevabın "Yakını gösteren ışıklar" olmasının sebebi, bu ışıkların (kısa farlar olarak da bilinir) tasarım amacıdır. Yakını gösteren ışıklar, aracın önündeki yaklaşık 25 metrelik mesafeyi aydınlatacak şekilde yere doğru eğimli bir açıyla tasarlanmıştır. Bu eğimli yapı sayesinde, ışık demeti karşı yönden gelen sürücünün göz hizasına doğrudan ulaşmaz. Böylece karşıdaki sürücünün gözleri kamaşmaz, görüşü engellenmez ve güvenli bir şekilde yoluna devam edebilir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, yerleşim yerleri içinde veya dışında, aydınlatmanın yeterli olduğu yerlerde ve en önemlisi karşı yönden bir araçla karşılaşıldığında ya da bir aracı takip ederken yakını gösteren ışıkların kullanılması zorunludur. Bu kural, hem kazaları önlemek hem de trafikteki diğer sürücülere saygı göstermek için konulmuştur. Karşıdan gelen sürücünün gözünün kamaşması, saniyeler sürse bile direksiyon hakimiyetini kaybetmesine veya yoldaki bir tehlikeyi fark edememesine neden olabilir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- c) Uzağı gösteren ışıklar: Bu ışıklar (uzun farlar), yaklaşık 100 metrelik bir mesafeyi aydınlatır ve ışık demetini doğrudan karşıya gönderir. Karşıdan bir araç gelirken uzun farları yakmak, sürücünün gözünü alarak geçici körlüğe sebep olur ve bu durum çok tehlikelidir. Uzağı gösteren ışıklar, sadece aydınlatmanın yetersiz olduğu, virajlı ve boş yollarda, karşıdan gelen bir araç olmadığında kullanılmalıdır. Bu seçenek, soruda istenen durumun tam tersini ifade eder.
- a) Park ışıklarının: Park ışıkları, aracın boyutlarını ve konumunu belli etmek için kullanılan, çok düşük güce sahip ışıklardır. Bu ışıklar yolu aydınlatma özelliğine sahip değildir. Gece sürüşü sırasında sadece park ışıklarıyla ilerlemek, sürücünün yolu görmesini engellediği için hem yasak hem de son derece tehlikelidir. Dolayısıyla sürüş esnasında kullanılabilecek bir aydınlatma seçeneği değildir.
- b) Acil uyarı ışıklarının: Dörtlü flaşörler olarak da bilinen bu ışıklar, aracın bir arıza yaptığını, acil bir durum olduğunu veya tehlikeli bir şekilde durduğunu belirtmek için kullanılır. Seyir halindeyken acil durumlar (örneğin aniden yavaşlayan konvoyun en arkasında olmak gibi istisnalar hariç) dışında kullanılması yasaktır. Bu ışıkların amacı yolu aydınlatmak değil, diğer sürücüleri bir tehlikeye karşı uyarmaktır.
Özetle, gece yolculuklarında güvenliğin anahtarı doğru far kullanımıdır. Karşıdan bir araç geldiğini gördüğünüz anda, eğer açıksa uzağı gösteren ışıkları hemen kapatıp yakını gösteren ışıklara geçiş yapmalısınız. Bu basit ama önemli kural, hem sizin hem de diğer sürücülerin can güvenliğini korur.
Soru 29 |

1 ve 2 numaralı taşıtlar ana yoldadır. | |
3 ve 4 numaralı taşıtlar tali yoldadır. | |
3 ve 4 numaralı taşıtlar bölünmüş kara yolundadır. | |
1, 2, 3 ve 4 numaralı taşıtlar iki yönlü kara yolundadır. |
Öncelikle görseldeki en önemli ipucu, 3 ve 4 numaralı araçların bulunduğu yoldaki "Yol Ver" levhasıdır. Bu ters üçgen şeklindeki levha, üzerinde bulunduğu yolun bir tali yol (ikinci dereceden yol) olduğunu ve bu yoldan gelen sürücülerin ana yoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini belirtir. Bu temel bilgiden yola çıkarak şıkları değerlendirebiliriz.
- a) 1 ve 2 numaralı taşıtlar ana yoldadır. Bu ifade doğrudur. 3 ve 4 numaralı araçların olduğu yol "Yol Ver" levhası ile tali yol olarak belirlendiğine göre, bu yolla kesişen ve 1 ile 2 numaralı araçların üzerinde seyrettiği yol ana yoldur. Ana yoldaki araçların geçiş önceliği vardır.
- b) 3 ve 4 numaralı taşıtlar tali yoldadır. Bu ifade de doğrudur. Az önce belirttiğimiz gibi, "Yol Ver" levhası tam olarak bu anlama gelir. Bu levhanın bulunduğu yol, ana yola bağlanan bir tali yoldur.
- d) 1, 2, 3 ve 4 numaralı taşıtlar iki yönlü kara yolundadır. Bu ifade de doğrudur. Görseli incelediğimizde, hem ana yolun (1 ve 2 numaralı araçların yolu) hem de tali yolun (3 ve 4 numaralı araçların yolu) karşıt yönlerden gelen trafiğe açık olduğunu görüyoruz. Yolları ayıran kesikli çizgiler de bunu destekler. Bu nedenle kavşaktaki tüm yollar iki yönlü kara yoludur.
c) 3 ve 4 numaralı taşıtlar bölünmüş kara yolundadır. Bu ifade ise yanlıştır. Bir yolun "bölünmüş kara yolu" olabilmesi için, karşıt yönlerden gelen trafik akışının bir ayırıcı (refüj, bariyer vb.) ile fiziksel olarak birbirinden ayrılmış olması gerekir. Görseldeki yolda böyle bir ayırıcı bulunmamaktadır; sadece yol çizgileri vardır. Bu nedenle 3 ve 4 numaralı araçların bulunduğu yol, bölünmüş bir yol değil, iki yönlü bir kara yoludur.
Sonuç olarak, soru bizden yanlış olan ifadeyi bulmamızı istediği için doğru cevap C şıkkıdır. Çünkü 3 ve 4 numaralı araçların bulunduğu yol, bir bölünmüş kara yolu değildir.
Soru 30 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Doğru cevap c) seçeneğidir. Bu trafik levhası, "Yükseklik Gabarisi" olarak adlandırılır. Levhanın üzerinde bulunan "3.50 m" ifadesi, geçilecek yol kesiminde izin verilen maksimum araç yüksekliğini belirtir. Levhanın üst ve alt kısmında bulunan ve içe doğru bakan üçgenler, bu sınırlamanın dikey yönde, yani yükseklik için geçerli olduğunu görsel olarak pekiştirir. Bu işareti gören bir sürücü, aracının yüksekliği 3.50 metreden fazlaysa bu yola girmemesi gerektiğini anlar; aksi takdirde tünel, köprü altı veya üst geçit gibi yerlere sıkışabilir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) seçeneği: Bu levha, "Yüklü Ağırlığı 7 Tondan Fazla Olan Taşıt Giremez" anlamındadır. Üzerindeki "7 t" ifadesi, ton cinsinden bir ağırlık sınırı belirtir. Bu işaret, aracın boyutuyla değil, toplam kütlesiyle ilgilidir ve bir gabari sınırlaması değil, ağırlık kısıtlamasıdır.
- b) seçeneği: Bu levha, "Uzunluğu 10 Metreden Fazla Olan Taşıt Giremez" anlamını taşır. Bu bir "Uzunluk Gabarisi" levhasıdır. Levha, araçların veya araç katarının toplam uzunluğunu sınırlar ve genellikle dar virajlı veya manevra yapmanın zor olduğu yollarda kullanılır. Soru yükseklik ile ilgili olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
- d) seçeneği: Bu levha, "Genişliği 2.30 Metreden Fazla Olan Taşıt Giremez" anlamındadır. Bu bir "Genişlik Gabarisi" levhasıdır. Levhanın sağ ve sol tarafında bulunan içe dönük üçgenler, sınırlamanın yatay yönde, yani genişlik için olduğunu gösterir. Dar yollar, köprüler veya tünel girişlerinde kullanılır. Soru yükseklik ile ilgili olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
Özetle, gabari işaretlerini ayırt etmek için üzerindeki sembollere dikkat etmek gerekir. Üstte ve altta üçgenler varsa yükseklik, yanlarda üçgenler varsa genişlik, kamyon resmi ve metre cinsinden bir değer varsa uzunluk, "t" harfi varsa ağırlık sınırlaması anlaşılmalıdır. Bu soruda yükseklik sorulduğu için doğru cevap "c" seçeneğidir.
Soru 31 |

Bağlantı yolu | |
İki yönlü kara yolu | |
Tek yönlü kara yolu | |
Bölünmüş kara yolu |
Bu soruda, verilen görseldeki kara yolunun trafik düzenine göre ne olarak adlandırıldığı sorulmaktadır. Görseli dikkatlice incelediğimizde, yolun ortasında kesik bir şerit çizgisi olduğunu ve farklı yönlere giden araçların aynı taşıt yolunu kullandığını görüyoruz. Bu durum, yolun tanımını yapmamız için en önemli ipucudur.
Doğru cevap b) İki yönlü kara yolu seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre iki yönlü kara yolu, taşıt yolunun her iki yöndeki taşıt trafiği için kullanıldığı yollardır. Görselde de bir aracın bize doğru geldiğini, diğerinin ise ileri yönde gittiğini görüyoruz. Yani trafik akışı çift yönlüdür ve bu tanıma tam olarak uymaktadır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu pekiştirmek için önemlidir. Bu seçenekleri tek tek inceleyelim:
- a) Bağlantı yolu: Bağlantı yolu, bir kavşak yakınında bulunan ve kara yollarının birbirine bağlanmasını sağlayan kısa, tek yönlü yollardır. Örneğin, bir otoyoldan çıkıp başka bir yola girmek için kullanılan yan yollar bağlantı yoludur. Görseldeki yol, ana bir yol güzergahı gibi durmaktadır ve bir bağlantı yolu özelliği göstermemektedir.
- c) Tek yönlü kara yolu: Bu yol türünde, tüm trafik akışı sadece bir yöne doğrudur. Eğer bu yol tek yönlü olsaydı, görseldeki her iki aracın da aynı yöne gidiyor olması gerekirdi. Ancak araçlar zıt yönlerde hareket ettiği için bu seçenek yanlıştır.
- d) Bölünmüş kara yolu: Bu, en çok karıştırılan seçenektir. Bölünmüş kara yolu, gidiş ve geliş yönlerinin birbirinden fiziksel bir ayırıcı (refüj, bariyer veya yeşil alan gibi) ile ayrıldığı yollardır. Görseldeki yolda ise yönleri ayıran şey sadece bir boya, yani şerit çizgisidir. Fiziksel bir ayrım olmadığı için bu yola bölünmüş kara yolu denemez.
Soru 32 |
Resimde görülen koruma başlığını, aşağıda verilenlerden hangilerinin kullanması zorunludur? I- Motosiklet yolcuları II- Motosiklet sürücüleri III- Motorlu bisiklet yolcuları IV- Motorlu bisiklet sürücüleri I ve II | |
III ve IV | |
I, II ve III | |
I, II, III ve IV |
Bu soruda, resimde gösterilen ve "kask" olarak da bilinen koruma başlığının, trafikte hangi kişiler tarafından kullanılmasının yasal bir zorunluluk olduğu sorgulanmaktadır. Sorunun doğru çözümü için Türkiye'deki Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddelerini bilmek gerekir. Bu yönetmelik, iki tekerlekli motorlu araçların kullanımı sırasında alınması gereken güvenlik önlemlerini net bir şekilde belirtir.
Doğru Cevap: d) I, II, III ve IV
Doğru cevabın d) I, II, III ve IV seçeneği olmasının sebebi, trafik mevzuatının bu konuda hiçbir ayrım yapmamasıdır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, motorlu bisiklet ve motosiklet gibi iki tekerlekli motorlu araçları kullanan sürücülerin koruma başlığı (kask) takması zorunludur. Aynı şekilde, bu araçlarda seyahat eden yolcuların da kask takma zorunluluğu bulunmaktadır. Kanun, can güvenliğini esas aldığı için sürücü ile yolcu arasında veya aracın "motosiklet" ya da "motorlu bisiklet" olması arasında bir fark gözetmez.
- I- Motosiklet yolcuları: Zorunludur.
- II- Motosiklet sürücüleri: Zorunludur.
- III- Motorlu bisiklet yolcuları: Zorunludur.
- IV- Motorlu bisiklet sürücüleri: Zorunludur.
Tüm bu grupların kask takması yasal bir gereklilik olduğu için, hepsini içeren d) seçeneği doğru yanıttır. Bu kuralın temel amacı, olası bir kaza anında kafa travması riskini en aza indirerek hayati tehlikeyi önlemektir.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
Diğer seçenekler, yasal zorunluluğun kapsamını eksik belirttiği için yanlıştır.
- a) I ve II: Bu seçenek sadece motosiklet sürücü ve yolcularını kapsar. Motorlu bisiklet sürücü ve yolcularını dışarıda bıraktığı için eksiktir ve bu nedenle yanlıştır.
- b) III ve IV: Bu seçenek ise sadece motorlu bisiklet sürücü ve yolcularını kapsar. Motosiklet sürücü ve yolcularını içermediği için bu da eksik bir bilgidir ve yanlıştır.
- c) I, II ve III: Bu seçenek motorlu bisiklet sürücüsünü (IV. madde) kapsamadığı için yanlıştır. Kural, motorlu bisiklet sürücüleri için de geçerlidir.
Özetle, ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda unutmamanız gereken en önemli nokta şudur: Türkiye'de iki tekerlekli motorlu bir araca biniyorsanız, sürücü de olsanız yolcu da olsanız, aracın cinsi ne olursa olsun (motosiklet veya motorlu bisiklet) kask takmak zorundasınız. Bu kural hem sizin hem de taşıdığınız yolcunun can güvenliği için hayati önem taşır.
Soru 33 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Bu soruda, sürücülere öndeki aracı sollama (geçme) yasağının bittiğini bildiren trafik işaretinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, güvenli sürüş için temel bir kuraldır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım ve nedenlerini açıklayalım.
a) Doğru Cevap: Bu seçenekteki işaret, "Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı Sonu" levhasıdır. Levhanın genel yapısına baktığımızda, beyaz zemin üzerine çekilmiş kalın siyah çapraz bir çizgi veya şerit görürüz. Trafik işaret dilinde bu yapı, daha önce bildirilmiş olan bir yasağın veya kısıtlamanın sona erdiğini ifade eder. Bu levha, önceden başlamış olan sollama yasağının bu noktadan itibaren geçerli olmadığını ve yol, trafik ve hava koşulları uygunsa sollama yapılabileceğini bildirir. Bu nedenle sorunun doğru cevabı budur.
b) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki işaret, "Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı" levhasıdır. Kırmızı çerçeveli yuvarlak levhalar, genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. İçerisinde biri kırmızı, diğeri siyah iki otomobil figürünün bulunması, öndeki aracı geçmenin (sollamanın) yasak olduğunu belirtir. Bu işaret yasağı başlatan işarettir, sona erdiğini bildirmez. Dolayısıyla bu seçenek yanlıştır.
c) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki işaret, "Kamyonlar İçin Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı" levhasıdır. Yine kırmızı çerçeveli bir yasaklama levhasıdır ancak içerisindeki figürlerden biri kamyon, diğeri otomobildir. Bu işaret, sadece kamyon gibi büyük yük taşıtlarının kendilerinden öndeki araçları geçmesinin yasak olduğunu belirtir, tüm araçlar için geçerli genel bir sollama yasağı değildir. Ayrıca bu işaret de yasağı başlattığı için sorunun cevabı olamaz.
d) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki işaret, "Kamyonlar İçin Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı Sonu" levhasıdır. Tıpkı 'a' seçeneğindeki gibi yasağın sonunu bildiren bir yapıya sahiptir (beyaz zemin üzerine siyah çapraz şerit). Ancak bu levha, sadece kamyonlar için geçerli olan sollama yasağının sona erdiğini bildirir. Soru genel olarak "öndeki taşıtı geçme yasağının sonu"nu sorduğu için, tüm motorlu taşıtları kapsayan 'a' seçeneği doğru cevaptır.
Soru 34 |

Bisikletin geçebileceğini | |
Bisikletin giremeyeceğini | |
Yolun bisikletlilere ait olduğunu | |
Bisikletin yavaş gitmesi gerektiğini |
Doğru Cevap: a) Bisikletin geçebileceğini
Bu trafik işareti, "Mecburi Bisiklet Yolu" levhasıdır. Dairesel ve mavi zeminli olması, bu yolun belirli bir kullanıcı grubuna tahsis edildiğini ve o grubun bu yolu kullanmasının zorunlu olduğunu belirtir. Bu durumda işaret, yolun bisikletliler için ayrıldığını gösterir. Dolayısıyla, bu levhanın bulunduğu yerden bisikletlilerin geçebileceği, hatta geçmek zorunda olduğu anlamı çıkar. Bu nedenle "Bisikletin geçebileceğini" seçeneği en doğru ve net ifadedir.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi
- b) Bisikletin giremeyeceğini: Bu seçenek yanlıştır. Bir yola girişin yasak olduğunu bildiren levhalar genellikle kırmızı çerçeveli daire şeklindedir. "Bisiklet Giremez" levhası, kırmızı bir çember içinde siyah bisiklet figürü barındırır. Sorudaki işaret ise mavi renklidir ve yasaklama değil, zorunluluk bildirir.
- c) Yolun bisikletlilere ait olduğunu: Bu ifade doğruya yakın olsa da tam olarak doğru değildir ve yanıltıcı olabilir. "Ait olmak" kelimesi, yolun mülkiyetini veya mutlak kontrolünü ifade edebilir. Levhanın asıl anlamı, bu yolun bisikletlilerin kullanımı için tahsis edilmiş zorunlu bir güzergah olduğudur. "Bisikletin geçebileceğini" ifadesi, levhanın bildirdiği en temel ve kesin bilgidir.
- d) Bisikletin yavaş gitmesi gerektiğini: Bu seçenek de yanlıştır. Trafik işaretinde hıza dair herhangi bir uyarı veya rakam bulunmamaktadır. Sürücüleri yavaşlamaları konusunda uyaran levhalar genellikle üçgen şeklindeki tehlike uyarı işaretleridir veya üzerinde hız limiti yazan dairesel levhalardır. Bu işaretin hız ile bir ilgisi yoktur.
Özetle, gördüğünüz mavi renkli ve dairesel trafik işareti, bir zorunluluk belirtir. İçindeki bisiklet sembolü ile birleştiğinde, bu yolun bisikletlilerin kullanması gereken bir yol olduğunu anlatır. Bu durum, doğal olarak bisikletlilerin bu yoldan geçebileceği anlamına gelir. Bu yüzden doğru cevap 'a' şıkkıdır.
Soru 35 |
Dönüş ışıklarının | |
Sis veya park ışıklarının | |
Uzağı gösteren ışıkların | |
Yakını gösteren ışıkların |
Doğru cevap d) Yakını gösteren ışıklar seçeneğidir. Yakını gösteren ışıklar, halk arasında "kısa farlar" olarak da bilinir. Bu farlar, ışığı yolun yüzeyine doğru eğimli bir açıyla yansıtarak sürücünün önündeki yaklaşık 25 metrelik mesafeyi aydınlatır. En önemli özelliği, karşı yönden gelen sürücünün gözünü almamasıdır. Bu sayede, iki araç birbirinin yanından geçerken sürücüler yolu ve kendi şeritlerini net bir şekilde görmeye devam edebilir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:- a) Dönüş ışıklarının: Dönüş ışıkları, yani sinyaller, yalnızca gidilecek yönü belirtmek veya şerit değiştirmek amacıyla kullanılır. Genel aydınlatma sağlamazlar ve bir karşılaşma anında sürekli yakılmaları anlamsız ve kural dışıdır. Bu nedenle bu seçenek tamamen yanlıştır.
- b) Sis veya park ışıklarının: Sis ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, yalnızca görüş mesafesinin çok düştüğü yoğun sis, kar veya şiddetli yağmur gibi hava koşullarında kullanılır. Normal hava koşullarında kullanılması diğer sürücülerin dikkatini dağıtabilir. Park ışıkları ise araç dururken görünür olmak için kullanılır ve sürüş için yeterli aydınlatmayı kesinlikle sağlamaz. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
- c) Uzağı gösteren ışıkların: Uzağı gösteren ışıklar, yani "uzun farlar", yolu yaklaşık 100 metreye kadar aydınlatır ve aydınlatılmamış yollarda görüşü artırmak için kullanılır. Ancak, karşıdan bir araç geldiği anda uzun farları kullanmak, karşıdaki sürücünün gözünü kamaştırarak geçici körlüğe neden olur. Bu durum, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesine ve çok tehlikeli kazalara yol açabileceği için kesinlikle yasaktır.
Özetle, trafikteki temel nezaket ve güvenlik kuralı gereği, gece sürüşü sırasında karşıdan bir araç geldiğini fark ettiğiniz anda, eğer açıksa, uzağı gösteren (uzun) farlarınızı kapatıp derhal yakını gösteren (kısa) farlara geçmeniz zorunludur. Bu kural, hem sizin hem de diğer sürücünün güvenli bir şekilde yoluna devam etmesini sağlar.
Soru 36 |

El freninin çekili olduğunu | |
Yağ basıncının çok düştüğünü | |
Motor hararetinin çok yükseldiğini | |
Şarj sisteminde bir arıza olduğunu |
Doğru Cevap: a) El freninin çekili olduğunu
Görseldeki uyarı lambası, park freni (el freni) uyarı ışığıdır. Bu ışık, el freninin tam olarak indirilmediğini, yani hala çekili veya kısmen çekili olduğunu gösterir. Araç hareket etmeden önce el freninin tamamen indirildiğinden ve bu ışığın söndüğünden emin olmak gerekir.
El freni çekili olarak araç kullanmak, fren balatalarının aşınmasına, yakıt tüketiminin artmasına ve aracın fren sisteminin zarar görmesine neden olabilir. Ayrıca, bazı araçlarda bu ışık, fren hidroliği seviyesinin düşük olduğunu veya fren sisteminde genel bir arıza olduğunu da bildirebilir. Bu nedenle kırmızı renkte yanan bu uyarı ciddiye alınmalıdır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
-
b) Yağ basıncının çok düştüğünü: Bu durum, gösterge panelinde genellikle damlayan bir yağdanlık (yağdanlık ibriği) sembolü ile gösterilir. Bu ışık yandığında, motorun yağlamasında ciddi bir sorun var demektir ve motorun zarar görmemesi için araç derhal durdurulmalıdır. Sorudaki sembol bu anlama gelmez.
-
c) Motor hararetinin çok yükseldiğini: Motorun aşırı ısındığını belirten uyarı lambası, genellikle içinde termometre işareti bulunan ve su dalgaları üzerinde yüzen bir semboldür. Bu ışık, motorun soğutma sisteminde bir sorun olduğunu ve hararet yaptığını gösterir. Aracın hemen güvenli bir yere çekilip motorun soğumasını beklemek gerekir.
-
d) Şarj sisteminde bir arıza olduğunu: Akü veya şarj sistemi arızası, gösterge panelinde üzerinde "+" ve "-" işaretleri olan bir batarya (akü) sembolü ile belirtilir. Bu ışık yandığında, alternatörün aküyü şarj etmediği ve aracın sadece akü gücüyle çalıştığı anlaşılır. Bu durum da sorudaki sembolle ilgili değildir.
Soru 37 |
Flaşör | |
Sigorta | |
Far anahtarı | |
Sinyal ampulü |
Doğru Cevap: b) Sigorta
Doğru cevap sigortadır. Sigorta, araçların elektrik sistemindeki en temel güvenlik elemanıdır. Tıpkı bir evdeki elektrik sigortaları gibi, aracın sigortası da devreden belirli bir amperden daha yüksek akım geçtiğinde kendini feda ederek erir ve devreyi keser. Bu sayede, kısa devre anında oluşan aşırı akımın kablolara ve diğer elektronik bileşenlere ulaşması engellenir, kabloların ısınıp alev almasının önüne geçilir ve olası bir yangın tehlikesi ortadan kaldırılır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Flaşör: Flaşör, sinyal lambalarının veya dörtlü ikaz lambalarının belirli bir ritimde yanıp sönmesini sağlayan elektronik bir devredir. Görevi, akımı kesintili olarak ileterek yanıp sönme efektini oluşturmaktır. Elektrik devresini aşırı akıma karşı koruma gibi bir güvenlik işlevi yoktur.
- c) Far Anahtarı: Far anahtarı, sürücünün farları, park lambalarını ve diğer aydınlatma birimlerini açıp kapatmasını sağlayan bir kontrol düğmesidir. Bu parça, devreyi manuel olarak açıp kapatır ancak kısa devre gibi otomatik bir koruma sağlamaz. Far anahtarının kendisi de bir sigorta ile korunur.
- d) Sinyal Ampulü: Sinyal ampulü, elektrik enerjisini ışık enerjisine dönüştüren bir alıcıdır. Yani, sistemin koruduğu parçalardan biridir, sistemi koruyan parça değildir. Bir kısa devre durumunda sigorta atarak sinyal ampulüne ve onun bağlı olduğu kablolara zarar gelmesini önler.
Özetle, soruda belirtilen "kısa devre sonucu yangın tehlikesine karşı koruma" görevini üstlenen tek parça sigortadır. Sigorta, elektrik devresinin güvenlik bekçisi olarak çalışır ve belirlenen akım değeri aşıldığında devreyi keserek tüm sistemi güvence altına alır.
Soru 38 |
Buji ayarı | |
Platin ayarı | |
Rölanti ayarı | |
Debriyaj ayarı |
Bu soruda, bir aracın farklı sistemlerine ait ayarlar verilmiş ve hangisinin yakıt sistemine ait olduğu sorulmuştur. Bu tür sorular, aracın temel mekanik sistemlerini (yakıt, ateşleme, güç aktarma vb.) ne kadar iyi bildiğinizi ölçmeyi amaçlar. Her bir seçeneği ait olduğu sistemle eşleştirerek doğru cevabı bulabiliriz.
Doğru cevap c) Rölanti ayarı'dır. Rölanti, aracın motorunun durur haldeyken ve gaz pedalına basılmıyorken çalıştığı en düşük devir seviyesidir. Motorun bu devirde stop etmeden ve sarsıntısız çalışması için belirli bir miktarda yakıt ve hava karışımına ihtiyacı vardır. Rölanti ayarı, işte bu yakıt-hava karışımının miktarını düzenleyerek motorun devrini ayarlar ve bu nedenle doğrudan yakıt sistemiyle ilgili bir işlemdir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Buji ayarı: Buji, silindir içindeki sıkıştırılmış yakıt-hava karışımını bir kıvılcım ile ateşleyen parçadır. Buji, yakıt sistemine değil, ateşleme sistemine aittir. Buji ayarı ise bujinin tırnakları arasındaki mesafenin ayarlanmasıdır ve ateşlemenin kalitesini etkiler.
- b) Platin ayarı: Platin, özellikle eski tip (distribütörlü) araçlarda bulunan ve ateşleme zamanlamasını kontrol eden bir parçadır. Tıpkı buji gibi, platin de ateşleme sisteminin bir elemanıdır. Yakıtın ne zaman ateşleneceğini kontrol eder ama yakıt miktarını ayarlamaz.
- d) Debriyaj ayarı: Debriyaj (kavrama), motorun gücünü tekerleklere ileten veya bu bağlantıyı kesen sistemdir. Vites değiştirmemizi sağlar. Dolayısıyla debriyaj, güç aktarma organlarının bir parçasıdır ve yakıt sistemiyle hiçbir bağlantısı yoktur.
Özetle, rölanti ayarı doğrudan motorun çalışması için gereken yakıt miktarını kontrol ettiğinden bir yakıt sistemi ayarıdır. Diğer şıklar ise ateşleme ve güç aktarma sistemlerine ait ayarlardır. Bu sistemlerin görevlerini ve parçalarını ayırt edebilmek, ehliyet sınavında motor sorularını kolayca çözmenizi sağlayacaktır.
Soru 39 |
Far ayarı | |
Buji ayarı | |
Avans ayarı | |
Rölanti ayarı |
Bu soruda, aracın motorunda yapılan ve doğrudan yakıt tüketimini etkileyen ayarlar ile ilgisi olmayan seçeneği bulmanız istenmektedir. Yani, seçeneklerden üç tanesi motorun daha az veya daha çok yakıt yakmasına neden olan ayarlarken, bir tanesinin bu durumla hiçbir ilgisi yoktur. Sorunun amacı, motorun temel çalışma prensipleri ve yakıt ekonomisiyle ilgili bilginizi ölçmektir.
Doğru cevap a) Far ayarı seçeneğidir. Far ayarı, aracın aydınlatma sisteminin bir parçasıdır ve motorun çalışmasıyla doğrudan bir bağlantısı yoktur. Bu ayar, farların ışık huzmesinin yüksekliğini ve yönünü düzenleyerek gece sürüşlerinde karşıdan gelen sürücülerin gözünü almasını engellemek ve yolu en verimli şekilde aydınlatmak için yapılır. Yakıt tüketimi üzerinde herhangi bir etkisi bulunmaz; bu ayar tamamen sürüş güvenliği ve görüş mesafesi ile ilgilidir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ve yakıt tasarrufunu nasıl etkilediklerini inceleyelim:
- Buji ayarı: Bujiler, motorun silindirleri içindeki hava-yakıt karışımını ateşleyen kritik parçalardır. Buji tırnak aralığının doğru ayarlanmamış olması, ateşlemenin zayıf olmasına veya hiç olmamasına neden olur. Bu durum, yakıtın tam olarak yanamadan egzozdan atılmasına, yani çiğ yakıt atılmasına yol açar. Sonuç olarak motorun performansı düşer ve yakıt tüketimi belirgin şekilde artar.
- Avans ayarı: Avans ayarı, bujinin yakıt-hava karışımını ne zaman ateşleyeceğini belirleyen zamanlama ayarıdır. Ateşlemenin pistonun en ideal konumunda yapılması, motordan maksimum verim alınmasını sağlar. Avans ayarı bozuksa, ateşleme çok erken veya çok geç yapılır, bu da yanma verimini düşürür, motorun gücünü azaltır ve yakıt tüketimini artırır.
- Rölanti ayarı: Rölanti, aracın durur haldeyken ve viteste değilken motorun çalıştığı en düşük devir sayısıdır. Rölanti devri gereğinden yükseğe ayarlanmışsa, motor durduğu yerde bile sürekli olarak fazla yakıt tüketir. Doğru bir rölanti ayarı, gereksiz yakıt sarfiyatını önleyerek tasarrufa katkıda bulunur.
Özetle, buji, avans ve rölanti ayarları doğrudan motorun yanma verimliliği ve çalışma düzeniyle ilgili olduğu için yakıt tüketimini doğrudan etkiler. Far ayarı ise motor sisteminden tamamen bağımsız bir aydınlatma ve güvenlik ayarıdır, bu nedenle yakıt tasarrufu ile bir ilişkisi yoktur.
Soru 40 |
Aynı | |
Daha büyük | |
Daha küçük | |
Önemli değildir. |
Bu soruda, aracın elektrik donanımında bir arıza nedeniyle atan veya yanan bir sigortanın yerine yenisi takılırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta sorulmaktadır. Özellikle yeni sigortanın amper değerinin, eski sigortaya göre ne olması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Bu, araç güvenliği için temel bir bilgidir.
Doğru cevap a) Aynı seçeneğidir. Sigortalar, araçtaki elektrik devrelerini aşırı akıma karşı korumak için tasarlanmış birer güvenlik elemanıdır. Her bir elektrik devresi (farlar, radyo, silecekler vb.) belirli bir miktarda akım çeker ve bu devreler, bu akım değerine dayanacak şekilde üretilmiştir. Sigorta, bu devrenin "zayıf halkası" olarak görev yapar; devreden geçmemesi gereken bir yükseklikte akım geçtiğinde, sigortanın içindeki ince tel eriyerek kopar ve devreyi keser. Böylece, o devreye bağlı olan pahalı elektronik aksamın veya kabloların yanması engellenmiş olur.
Bu nedenle, yanmış bir sigortanın yerine mutlaka orijinali ile aynı amper değerine sahip yeni bir sigorta takılmalıdır. Aracın üreticisi, o devre için en güvenli ve en uygun amper değerini hesaplayarak belirlemiştir. Aynı değerde bir sigorta kullanmak, sistemin tasarlandığı gibi güvenli bir şekilde çalışmaya devam etmesini sağlar.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
-
b) Daha büyük: Bu seçenek yanlıştır ve oldukça tehlikelidir. Eğer yanan sigortanın yerine daha yüksek amperli bir sigorta takarsanız, sigorta görevini yapamaz hale gelir. Devreden normalin üzerinde bir akım geçtiğinde, yeni ve daha güçlü sigorta atmayacağı için bu yüksek akım doğrudan devredeki kablolara ve elektronik bileşenlere ulaşır. Bu durum, kabloların aşırı ısınıp erimesine, kısa devreye ve en kötü senaryoda araç yangınına sebep olabilir. Unutmayın, sigortanın amacı devreyi korumaktır; daha büyük bir sigorta takmak bu korumayı ortadan kaldırmaktır.
-
c) Daha küçük: Bu seçenek de yanlıştır. Orijinalinden daha düşük amperli bir sigorta takarsanız, bu sigorta devrenin normal çalışması için ihtiyaç duyduğu akıma bile dayanamayabilir. Örneğin, radyonuzun normalde çektiği akım 8 amper ise ve siz oraya 5 amperlik bir sigorta takarsanız, radyoyu açtığınızda veya sesini biraz yükselttiğinizde sigorta hemen atacaktır. Bu durum tehlikeli olmasa da, devrenin düzgün çalışmasını engeller ve sürekli sigorta değiştirmenize neden olur.
-
d) Önemli değildir: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılabileceği gibi, bir sigortanın en kritik ve belirleyici özelliği onun amper değeridir. Sigortanın varlık sebebi, belirli bir amper değerinde devreyi keserek güvenliği sağlamaktır. Bu değeri göz ardı etmek, aracın elektrik sistemini ve genel güvenliğini büyük bir riske atmak anlamına gelir.
Soru 41 |
Karbüratör | |
Emme supabı | |
Egzoz manifoldu | |
Emme manifoldu |
Bu soruda, bir içten yanmalı motorun çalışması sonucu oluşan atık gazların, silindirlerden (yanma odalarından) atıldıktan sonra hangi parça tarafından toplanarak egzoz sisteminin geri kalanına iletildiği sorulmaktadır. Yani motorun, yanma sonrası ortaya çıkan "dumanı" ilk olarak nerede topladığını bilmemiz gerekiyor.
Doğru Cevap: c) Egzoz manifoldu
Doğru cevabın egzoz manifoldu olmasının sebebi, bu parçanın görevinin tam olarak soruda tarif edilen iş olmasıdır. Motorun her bir silindirinde patlama (yanma) gerçekleştikten sonra, oluşan sıcak ve basınçlı yanmış gazlar egzoz supaplarının açılmasıyla dışarı itilir. Egzoz manifoldu, her bir silindirden çıkan bu gazları bir araya toplayan ve tek bir çıkışta birleştirerek egzoz borusuna yönlendiren, genellikle dökme demirden yapılmış bir parçadır. Onu, bir apartmanın her dairesinden gelen bacaları tek bir ana bacada birleştiren bir kolektör gibi düşünebilirsiniz.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
-
a) Karbüratör: Bu seçenek yanlıştır, çünkü karbüratör motorun "nefes alma" yani emme sisteminin bir parçasıdır. Görevi, yanma işlemi için gerekli olan hava ile yakıtı belirli bir oranda karıştırmaktır. Yanmış gazlarla hiçbir ilgisi yoktur, aksine yanacak olan karışımı hazırlar. (Not: Yeni nesil araçlarda karbüratör yerine enjeksiyon sistemi kullanılır.)
-
b) Emme supabı: Bu seçenek de yanlıştır. Supaplar, motorun silindirlerine giriş ve çıkışı kontrol eden kapakçıklardır. Emme supabı, adından da anlaşılacağı gibi, hazırlanan hava-yakıt karışımının silindirin içine emilmesine, yani girmesine izin verir. Yanmış gazların çıkması için görev yapan parça ise "egzoz supabı"dır, ancak soru gazları toplayan parçayı sormaktadır.
-
d) Emme manifoldu: Bu seçenek, egzoz manifoldunun tam tersi işlevi gördüğü için yanlıştır. Emme manifoldu, karbüratör veya gaz kelebeği tarafından hazırlanan hava-yakıt karışımını alıp motorun her bir silindirine eşit şekilde dağıtan parçadır. Kısacası, emme manifoldu motora temiz karışımı dağıtırken, egzoz manifoldu motordan çıkan kirli (yanmış) gazları toplar.
Soru 42 |
Kavramanın tam ayırmaması | |
Gaz pedalına tam basılmaması | |
Fren pedalına tam basılmaması | |
Lastik hava basıncının düşük olması |
Doğru Cevap: a) Kavramanın tam ayırmaması
Doğru cevap a) Kavramanın tam ayırmaması seçeneğidir. Bunun nedenini anlamak için önce kavrama (debriyaj) sisteminin görevini bilmek gerekir. Debriyaj pedalına bastığınızda, motorun gücünü vites kutusuna ileten bağlantıyı kesersiniz. Bu işleme "ayırma" denir. Bu ayırma sayesinde, vites kutusu içindeki dişliler serbest kalır ve siz rahatça vites değiştirebilirsiniz.
Eğer debriyaj sistemi düzgün çalışmıyorsa ve siz pedala bastığınızda motor ile vites kutusu arasındaki bağlantıyı tam olarak kesemiyorsa (yani tam ayırmıyorsa), vites kutusundaki dişliler dönmeye devam eder. Bu durumda vites değiştirmeye çalıştığınızda, dönen dişlileri birbirine geçmeye zorlarsınız ve bu da o meşhur "cart" sesine neden olur. Bu durum, debriyaj balatasının aşınması, debriyaj teli veya hidrolik sistemindeki bir arızadan kaynaklanabilir.
Yanlış Cevapların Açıklaması
- b) Gaz pedalına tam basılmaması: Bu seçenek yanlıştır. Gaz pedalı, motora giden yakıt miktarını ayarlayarak motorun devrini kontrol eder. Vites değiştirirken gaz pedalını zaten bırakırsınız. Gaz pedalına az basmak veya çok basmak, aracın sarsılmasına veya yığılmasına neden olabilir ancak doğrudan vites kutusundan mekanik bir sürtünme sesi gelmesinin sebebi değildir.
- c) Fren pedalına tam basılmaması: Bu seçenek de yanlıştır. Fren pedalı, aracın tekerleklerini yavaşlatmak ve durdurmak için kullanılır. Vites kutusunun içindeki dişlilerin çalışmasıyla doğrudan bir mekanik bağlantısı yoktur. Bu yüzden vites değiştirirken ses gelmesiyle bir ilgisi bulunmaz.
- d) Lastik hava basıncının düşük olması: Bu seçenek tamamen ilgisizdir. Lastik basıncı, aracın yol tutuşunu, yakıt tüketimini ve sürüş konforunu etkiler. Vites kutusu gibi bir iç mekanizma ile hiçbir bağlantısı yoktur ve vites değiştirirken ses çıkarmasına neden olamaz.
Özetle; vites değiştirirken duyulan sesin en yaygın ve temel sebebi, debriyajın motor gücünü şanzımandan tam olarak ayıramamasıdır. Bu durum, hala dönmekte olan dişlilerin birbirine sürtünerek ses çıkarmasına yol açar.
Soru 43 |
Fan motorunda | |
Alternatörde | |
Marş motorunda | |
Far ampüllerinde |
Bu soruda, motorun çalıştığı bir durumda gösterge panelindeki akü şarj ikaz ışığının neden yanıyor olabileceği sorgulanmaktadır. Bu ikaz ışığı, aracın şarj sisteminde bir sorun olduğunu sürücüye bildirmek için vardır. Motor çalışırken bu ışığın yanması, aracın elektrik ihtiyacının karşılanamadığı ve akünün şarj edilmediği anlamına gelir.
Doğru Cevap: b) Alternatörde
Doğru cevabın alternatör olmasının sebebi, aracın şarj sisteminin ana parçası olmasıdır. Alternatör, motor çalışırken mekanik enerjiyi (motorun dönüşünü) elektrik enerjisine çevirir. Üretilen bu elektrik hem aracın far, radyo, silecek gibi sistemlerini çalıştırır hem de biten aküyü yeniden şarj eder. Eğer alternatör arızalanırsa veya onu motora bağlayan V kayışı koparsa, elektrik üretimi durur ve şarj ikaz ışığı yanar. Bu durumda araç, sadece aküdeki mevcut elektrikle çalışmaya devam eder ve akü bittiğinde motor da durur.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Fan motorunda: Fan motorunun görevi, radyatördeki suyu soğutarak motorun hararet yapmasını önlemektir. Fan motorunda bir arıza olursa, akü şarj ikaz ışığı değil, hararet (motor sıcaklığı) ikaz ışığı yanar. Bu iki sistem birbirinden bağımsızdır.
- c) Marş motorunda: Marş motoru, sadece motoru ilk çalıştırma anında devreye giren ve aküden aldığı güçle motorun ilk hareketini sağlayan parçadır. Motor çalıştıktan sonra görevi biter ve devreden çıkar. Dolayısıyla, motor zaten çalışır durumdayken marş motorunda meydana gelecek bir arıza, akü şarj ikaz ışığını yakmaz. Marş motoru arızası genellikle arabanın hiç çalışmamasına neden olur.
- d) Far ampüllerinde: Far ampülleri, elektrik tüketen parçalardır. Bir ampül patladığında sadece o far yanmaz, ancak bu durum aracın şarj sistemini doğrudan etkilemez ve akü şarj ikaz ışığının yanmasına sebep olmaz. Şarj sistemi, elektrik üretimiyle ilgiliyken, far ampülleri elektrik tüketimiyle ilgilidir.
Özetle, motor çalışırken yanan akü şarj ikaz ışığı, size "Dikkat, aracın elektrik üretemiyor ve sadece akü gücüyle gidiyorsun!" mesajını verir. Bu elektriği üreten parça da alternatör olduğu için, muhtemel arıza alternatörde veya onunla ilgili parçalardadır.
Soru 44 |
Buji | |
Flaşör | |
Enjektör | |
Regülatör |
Doğru cevap a) Buji seçeneğidir. Benzinli motorlarda ateşleme sisteminin son ve en kritik elemanı bujidir. Ateşleme bobininden gelen yüksek gerilimli elektrik, bujinin ucundaki tırnaklar arasında atlayarak bir elektrik arkı, yani kıvılcım oluşturur. Bu kıvılcım, tam doğru zamanda, yani pistonun sıkıştırma zamanının sonunda en üst noktaya ulaştığı anda çakarak sıkışmış olan yakıt-hava karışımını patlatır ve motorun güç üretmesini sağlar.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da en az doğru cevabı bilmek kadar önemlidir. Bu, benzer sorularda çeldiricilere düşmenizi engeller. Şimdi diğer şıkları ve görevlerini inceleyelim:
- Flaşör: Bu parça, motorun çalışmasıyla ilgili değildir. Aracın sinyal lambalarının ve dörtlü ikaz lambalarının belirli aralıklarla yanıp sönmesini sağlayan bir elektrik devresi elemanıdır. Yani görevi, aydınlatma ve ikaz sistemini kontrol etmektir, ateşleme yapmak değil.
- Enjektör: Enjektör, motorun yakıt sisteminin bir parçasıdır. Görevi, yakıtı silindirlerin içine veya emme manifolduna çok ince tanecikler halinde püskürtmektir. Yani, yanacak olan yakıtı temin eder ama onu ateşlemez. Kısacası, enjektör yemeği hazırlar, buji ise ocağı yakar.
- Regülatör: Bu terim, "düzenleyici" anlamına gelir ve bir araçta birden fazla regülatör bulunabilir. Örneğin, alternatörün ürettiği elektriğin voltajını düzenleyen "konjektör (voltaj regülatörü)" veya yakıt sistemindeki basıncı ayarlayan "yakıt basınç regülatörü" vardır. Her iki durumda da görevi bir değeri (voltaj veya basınç) sabit tutmaktır, kıvılcım çıkarmak değildir.
Özetle, benzinli bir motorda silindire alınan yakıt-hava karışımını ateşlemek için gereken o sihirli kıvılcımı çıkaran parça bujidir. Diğer parçalar aracın farklı sistemlerinde (aydınlatma, yakıt, elektrik) tamamen farklı görevler üstlenirler.
Soru 45 |
Sabır | |
Öfke | |
İnatlaşma | |
Aşırı tepki |
Bu soruda, trafikte karşılaşılan belirli bir olumsuz davranışın altında yatan temel eksiklik sorulmaktadır. Senaryo, özellikle yardıma daha çok ihtiyacı olan yaşlı, çocuk ve engelli gibi yayaların, yeşil ışıkta karşıya geçişlerini tamamlayamamaları durumunda bir sürücünün gösterdiği sabırsız tepkiyi (korna çalmak, el kol hareketleri yapmak) ele almaktadır. Bu davranışın, sürücüde hangi temel trafik değerinin bulunmadığını gösterdiği sorgulanmaktadır.
Doğru Cevap: a) Sabır
Doğru cevabın sabır olmasının sebebi, soruda anlatılan durumun doğrudan sabırsızlıkla ilgili olmasıdır. Trafik, farklı hızlarda ve yeteneklerdeki birçok insanın (sürücüler, yayalar, bisikletliler) bir arada hareket ettiği bir ortamdır. Özellikle yaşlı, çocuk veya engelli bir yayanın hareket kabiliyetinin daha yavaş olması beklenen bir durumdur. Bu durumda sürücüden beklenen temel değer, yayanın güvenli bir şekilde karşıya geçişini tamamlamasını sükûnetle beklemektir. Korna çalmak veya el kol hareketleriyle yayayı acele etmeye zorlamak, bu bekleme erdemine, yani sabır değerine sahip olunmadığının en net göstergesidir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
-
b) Öfke: Sürücü bu durumda öfkelenmiş olabilir, ancak öfke, sabırsızlığın bir sonucudur. Sürücünün temel sorunu, bekleyememesi ve durumu anlayışla karşılayamamasıdır. Sabırlı bir insan, bu durumda öfkelenmek yerine durumu normal kabul eder ve sakince bekler. Bu nedenle eksik olan temel değer, bir duygu olan öfkeden ziyade, bir erdem olan sabırdır.
-
c) İnatlaşma: İnatlaşma, genellikle iki tarafın da kendi istediğinde diretmesi ve karşılıklı bir güç mücadelesine girmesi durumudur. Örneğin, dar bir yolda iki sürücünün birbirine yol vermemek için diretmesi bir inatlaşmadır. Sorudaki senaryoda ise yaya ile sürücü arasında karşılıklı bir diretiş yoktur; yaya sadece fiziksel olarak yavaştır. Sürücünün tepkisi tek taraflı bir sabırsızlıktır, inatlaşma değildir.
-
d) Aşırı tepki: Sürücünün korna çalması ve el kol hareketleri yapması, evet, bir aşırı tepkidir. Ancak "aşırı tepki", davranışın bir tanımıdır, o davranışın altında yatan temel değer eksikliğinin adı değildir. Soru, "davranışın adı nedir?" diye sormuyor, "hangi temel değere sahip olunmadığını gösterir?" diye soruyor. Sürücünün aşırı tepki vermesinin nedeni, sabırlı olmamasıdır. Dolayısıyla sabır, daha temel ve kök bir kavramdır.
Özetle, trafikte yavaş hareket eden bir yayaya karşı gösterilen aceleci ve zorlayıcı tavır, sürücünün durumu sükûnetle yönetme ve bekleme becerisi olan sabır değerinden yoksun olduğunu açıkça ortaya koyar. Diğer seçenekler bu durumun sonucu veya farklı bir tanımı olabilse de, eksik olan temel değer sabırdır.
Soru 46 |
Hoşgörülü olması | |
Bencil davranması | |
Aşırı stres yapması | |
Sürekli kornaya basması |
Bu soruda, trafikte karşılaşılan olumsuz bir duruma karşı sürücünün göstermesi gereken doğru tutum sorgulanmaktadır. Sorunun odak noktası, öfke gibi yıkıcı bir duygu yerine, hem sürücünün kendisi hem de diğer yol kullanıcıları için olumlu ve güvenli bir ortam yaratacak davranışın ne olduğudur.
Doğru Cevap: a) Hoşgörülü olması
Doğru cevap 'Hoşgörülü olması' seçeneğidir. Çünkü hoşgörü, trafikteki diğer sürücülerin veya yayaların hata yapabileceğini kabul etmek, sabırlı olmak ve ani tepkiler vermekten kaçınmak anlamına gelir. Bu tutum, gerginliği azaltır, olası tartışma ve kavgaları önler ve trafiğin daha akıcı ve sakin bir şekilde ilerlemesini sağlar. Öfkenin tam zıttı olan hoşgörü, huzurlu bir trafik ortamının temelini oluşturur.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- b) Bencil davranması: Bencil bir sürücü, sadece kendi çıkarlarını düşünür, başkalarının haklarına saygı göstermez ve kuralları ihlal etme eğilimindedir. Bu davranış, trafikteki stresi ve çatışmayı artıran temel nedenlerden biridir; dolayısıyla huzurlu bir ortam oluşturmaz, tam aksine bozar.
- c) Aşırı stres yapması: Stres, sürücünün dikkatini dağıtan, doğru karar verme yeteneğini zayıflatan ve agresif tepkilere yol açan olumsuz bir durumdur. Öfke gibi, stres de istenmeyen bir duygudur ve trafik ortamını daha tehlikeli ve gergin hâle getirir. Huzurlu bir ortam için stresten uzak durmak gerekir.
- d) Sürekli kornaya basması: Korna, genellikle bir uyarı aracı olarak kullanılır. Ancak sürekli ve gereksiz yere kornaya basmak, bir öfke ve sabırsızlık göstergesidir. Bu davranış, gürültü kirliliği yaratır ve diğer sürücüleri de strese sokarak ortamı daha da gerginleştirir.
Sonuç olarak, trafik sadece araçların hareket ettiği bir alan değil, aynı zamanda bir sosyal etkileşim ortamıdır. Bu ortamda huzuru sağlamanın yolu, öfke, bencillik ve stres gibi olumsuz davranışlar yerine, hoşgörü, sabır ve empati gibi pozitif tutumları benimsemektir. Bu nedenle, 'hoşgörülü olmak' en doğru ve yapıcı davranıştır.
Soru 47 |
Trafik denetim görevlileriyle iletişim kuran sürücünün, trafik adabı açısından özen göstermesi gereken davranış şekli aşağıdakilerden hangisidir?
Karşısındaki kişiyi suçlaması | |
Empati kurmaktan kaçınması | |
Karşısındaki kişiye saygı duyması | |
Karşısındaki kişiyi dinlemekten kaçınması |
Bu soruda, bir sürücünün trafik denetimi sırasında görevli bir memur ile iletişim kurarken "trafik adabı" açısından nasıl davranması gerektiği sorgulanmaktadır. Trafik adabı, sadece kurallara uymak değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı saygılı, sabırlı ve anlayışlı olmayı da içeren bir davranış bütünüdür. Bu soru, sürücünün bu tür bir durumda sergilemesi gereken olumlu tutumu ölçmeyi amaçlamaktadır.
Doğru Cevap: c) Karşısındaki kişiye saygı duyması
Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, saygının sağlıklı ve doğru bir iletişimin temelini oluşturmasıdır. Trafik denetim görevlisi, kanunların kendisine verdiği yetkiyle görevini yapmaktadır. Sürücü, bir hata yapmış olsa da olmasa da, karşısındaki görevliye saygılı bir üslupla yaklaşmalıdır. Sakin kalmak, görevlinin talimatlarını dikkatle dinlemek ve saygılı bir dil kullanmak, hem olası bir gerginliği önler hem de sürücünün olgun ve sorumlu bir birey olduğunu gösterir. Bu davranış, trafik adabının en temel gerekliliklerinden biridir.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:
- a) Karşısındaki kişiyi suçlaması: Bu davranış, tamamen yanlış ve yapıcı olmayan bir tutumdur. Bir denetim anında görevliyi suçlamak, durumu kişiselleştirmek ve gerginliği artırmaktan başka bir işe yaramaz. Sorumluluktan kaçmak ve savunmacı bir tavır sergilemek, trafik adabına tamamen aykırıdır ve iletişimi koparır.
- b) Empati kurmaktan kaçınması: Empati, kendini karşısındaki kişinin yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmaktır. Trafik görevlisinin de zorlu şartlar altında çalıştığını, işinin bir parçası olarak denetim yaptığını düşünmek empati kurmaktır. Empatiden kaçınmak, bencil ve anlayışsız bir davranış olup, trafik adabının gerektirdiği hoşgörü ve anlayış ilkesiyle çelişir.
- d) Karşısındaki kişiyi dinlemekten kaçınması: İletişimin en önemli unsurlarından biri dinlemektir. Trafik görevlisinin ne söylediğini, hangi uyarıda veya bilgilendirmede bulunduğunu anlamak için onu dikkatle dinlemek gerekir. Dinlemekten kaçınmak, hem büyük bir saygısızlık hem de durumu anlamayı engelleyen bir davranıştır. Bu tutum, yanlış anlaşılmalara ve sorunların büyümesine neden olabilir.
Özetle, bir trafik denetimi sırasında sürücüden beklenen en temel ve doğru davranış, durumu ne olursa olsun sakinliğini koruyarak karşısındaki görevliye saygı duymasıdır. Bu tavır, hem yasalara hem de toplumsal kurallara uyum sağlayan, bilinçli bir sürücünün özelliğidir.
Soru 48 |
Mizaç | |
Beden dili | |
Trafik adabı | |
Konuşma üslubu |
- Denetim ve ceza korkusu olmadan uymak: Bu, kurallara dış bir zorlama (polis, ceza) olmadığı için değil, içselleştirildiği ve doğru olduğu için uyulduğunu gösterir.
- Yazılı olmayan kurallar: Trafik kanunlarında belirtilmeyen ancak sürücülerin birbirine gösterdiği nezaket ve saygı kurallarını ifade eder. Örneğin, sıkışık trafikte fermuar sistemiyle birleşmek yazılı bir kural olmasa da bir nezaket kuralıdır.
- Karşılıklı anlayış ve empati: Diğer sürücülerin veya yayaların durumunu anlamaya çalışmak, onların yerine kendini koyabilmektir. Örneğin, acemi bir sürücünün panik yapabileceğini düşünerek ona korna çalmak yerine sabır göstermek empati gerektirir.
- Alışkanlık haline getirme: Bu davranışların bir defalık değil, sürücünün karakterinin bir parçası haline gelmesidir.
Bu unsurları bir araya getirdiğimizde, tanımın doğrudan trafik adabını açıkladığını görürüz.
Doğru Cevap Neden c) Trafik adabı?
Trafik adabı, yasal zorunlulukların ve yazılı kuralların ötesine geçen bir kavramdır. Sürücülerin trafikteki diğer paydaşlara (diğer sürücüler, yayalar, yolcular) karşı sorumlu, saygılı, sabırlı ve yardımsever olmasını içeren bir davranışlar bütünüdür. Sorudaki tanım, ceza korkusu olmadan, empati kurarak ve yazılı olmayan nezaket kurallarına uyarak trafikte var olmayı anlattığı için trafik adabı kavramını eksiksiz bir şekilde karşılamaktadır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- Mizaç: Mizaç, bir kişinin doğuştan gelen huy veya karakter özellikleridir. Örneğin, bir kişinin sakin veya sinirli olması onun mizacıyla ilgilidir. Trafik adabı ise sonradan öğrenilen ve geliştirilen bir davranış biçimidir. Sakin mizaçlı bir kişi trafik adabına daha kolay uyum sağlayabilir ancak mizaç, tanımın kendisi değildir.
- Beden dili: Beden dili, sözsüz iletişim kurma yöntemidir; el, kol hareketleri, mimikler gibi unsurları içerir. Trafikte teşekkür etmek için el kaldırmak bir beden dili örneğidir ancak bu, soruda verilen geniş ve kapsamlı tanımın (empati, içselleştirme, yazılı olmayan kurallar) sadece çok küçük bir parçasıdır.
- Konuşma üslubu: Bu, bir kişinin konuşurken seçtiği kelimeler ve ses tonudur. Trafikteki davranışlarla doğrudan bir ilgisi yoktur. Ancak trafik adabına sahip olmayan bir sürücü, olası bir anlaşmazlıkta kötü bir konuşma üslubu kullanabilir. Bu bir sonuçtur, tanımın kendisi değildir.
Sonuç olarak, soruda tanımı yapılan kavram, sürücülerin yasal zorunlulukların ötesinde, birbirlerine karşı saygılı, sabırlı ve anlayışlı olmalarını ifade eden trafik adabıdır.
Soru 49 |
Trafik adabı;
I. Denetim ve ceza korkusuyla yazılı kurallara uymak,
II. Yazılı olmayan, trafik içerisinde karşılıklı anlayış ve empati gerektiren davranışları oluşturmak ve bu davranışları alışkanlık hâline getirmektir.
Verilenler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
I. doğru, II. yanlış | |
I. yanlış, II. doğru | |
Her ikisi de doğru | |
Her ikisi de yanlış |
Bu soruda, "trafik adabı" kavramının doğru tanımının ne olduğu sorgulanmaktadır. Bize iki adet öncül verilmiş ve bu öncüllerden hangisinin trafik adabını doğru bir şekilde açıkladığını bulmamız istenmiştir. Bu kavramı doğru anlamak, soruyu çözmek için anahtardır.
Şimdi öncülleri tek tek inceleyelim:
I. Denetim ve ceza korkusuyla yazılı kurallara uymak
Bu ifade, trafik kurallarına uymanın arkasındaki motivasyonu "korku" olarak tanımlamaktadır. Yani bir sürücü, sırf polis görecek veya ceza yiyecek diye kırmızı ışıkta duruyorsa, bu davranış trafik adabından kaynaklanmaz. Bu sadece kurallara zorunlu bir itaattir. Trafik adabı ise içselleştirilmiş bir saygı ve sorumluluk duygusunu gerektirir, dışsal bir zorlama veya korkuyu değil. Bu nedenle bu tanım, trafik adabının özünü yansıtmamaktadır ve yanlıştır.
II. Yazılı olmayan, trafik içerisinde karşılıklı anlayış ve empati gerektiren davranışları oluşturmak ve bu davranışları alışkanlık hâline getirmektir.
Bu ifade ise trafik adabının tam olarak ne olduğunu açıklamaktadır. Trafik adabı, kanunlarda veya yönetmeliklerde her zaman açıkça belirtilmeyen, ancak trafiğin daha güvenli ve akıcı olmasını sağlayan davranışlardır. Örneğin, dar bir yolda karşıdan gelen araca yol vermek, fermuar sistemiyle birleşen yollarda sırasıyla geçiş hakkı tanımak veya bir yayanın geçmesine yardımcı olmak gibi davranışlar empati ve anlayış gerektirir. Bu davranışları bir alışkanlık haline getirmek, trafik adabına sahip olunduğunu gösterir. Dolayısıyla bu tanım doğrudur.
Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi
- a) I. doğru, II. yanlış: Bu seçenek yanlıştır, çünkü açıkladığımız gibi I. öncül trafik adabını yanlış tanımlarken, II. öncül doğru tanımlamaktadır.
- b) I. yanlış, II. doğru: Bu seçenek DOĞRU CEVAPTIR. Çünkü I. öncül korkuya dayalı itaati anlatır ve yanlıştır. II. öncül ise empati ve anlayışa dayalı, yazılı olmayan kuralları anlatır ve trafik adabının özünü oluşturur.
- c) Her ikisi de doğru: Bu seçenek yanlıştır, çünkü I. öncül trafik adabının tanımı değildir.
- d) Her ikisi de yanlış: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü II. öncül trafik adabını çok isabetli bir şekilde tanımlamaktadır.
Özetle, trafik adabı ceza korkusuyla kurallara uymak değil, diğer yol kullanıcılarına saygı göstererek, empati kurarak ve yazılı olmayan nezaket kurallarını benimseyerek trafiği herkes için daha iyi bir yer haline getirmektir.
Soru 50 |
Bencillik | |
Diğergamlık | |
Nezaketsizlik | |
Hoşgörüsüzlük |
Bu soruda, trafikte olumlu bir sürücü tutumunun tanımı yapılıyor ve bu tanıma en uygun kavramın hangisi olduğu soruluyor. Sorunun kökünde yer alan "kendinden çok başkalarını düşünmek" ve "başkalarının iyiliği için fedakârlık yapmak" ifadeleri, cevabı bulmamız için en önemli ipuçlarıdır. Bu ifadeler, bireyin kendi çıkarlarını ikinci plana atıp toplumun veya diğer bireylerin yararını gözettiği bir karakter özelliğini işaret etmektedir.
Doğru Cevap: b) Diğergamlık
Doğru cevabın Diğergamlık olmasının sebebi, bu kelimenin anlamının sorudaki tanımla birebir örtüşmesidir. Diğergamlık, herhangi bir karşılık beklemeden başkalarının iyiliği için çaba gösterme, fedakârlıkta bulunma ve başkalarını kendinden daha fazla düşünme erdemidir. Trafikte diğergam bir sürücü, yol hakkı kendisinin olmasına rağmen yaya veya acemi bir sürücüye yol verir, sıkışık trafikte diğer araçların önüne geçmeye çalışmak yerine sabırla bekler ve zor durumda olan birine yardım etmek için durur.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu seçenekler, soruda tarif edilen olumlu tutumun tam tersi olan olumsuz davranışları tanımlar.
- a) Bencillik: Bencillik, sadece kendi çıkarlarını ve isteklerini düşünen, başkalarını hiç umursamayan bir tutumdur. Bencil bir sürücü, trafikte sürekli kendi önceliğini düşünür, başkalarına yol vermez, kuralları kendi çıkarı için ihlal eder. Bu, sorudaki "başkalarını düşünme" ifadesinin tam zıttıdır.
- c) Nezaketsizlik: Nezaketsizlik, başkalarına karşı kaba, saygısız ve düşüncesiz davranmaktır. Trafikte nezaketsiz bir sürücü, ani fren yapar, küfür eder, korna çalarak başkalarını rahatsız eder. Bu davranış, başkalarının iyiliğini düşünmek bir yana, onları rahatsız etmeye yöneliktir.
- d) Hoşgörüsüzlük: Hoşgörüsüzlük, farklılıklara, hatalara veya yavaşlığa karşı sabır gösterememe durumudur. Hoşgörüsüz bir sürücü, hata yapan bir acemi sürücüye veya yavaş ilerleyen yaşlı bir yayaya karşı öfkelenir ve agresif tepkiler verir. Bu da fedakârlık ve başkalarını düşünme davranışıyla tamamen çelişir.
Sonuç olarak, soru trafikte gösterilmesi gereken erdemli ve özverili bir davranışı sormaktadır. Bu tanıma uyan tek kavram diğergamlık iken, diğer şıklar trafikte tehlike yaratan ve kaçınılması gereken olumsuz kişilik özellikleridir.
|
0/50 |











