Soru 1 |
Önceden tahmin edilebilmesi | |
Çevresel etkilere bağlı olması | |
Doğal olarak meydana gelmesi | |
Önlemlere bağlı olarak azalabilmesi |
Doğru Cevap: d) Önlemlere bağlı olarak azalabilmesi
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik güvenliğinin temel prensibini yansıtmasıdır. Kazalar, tamamen rastgele veya kaçınılmaz olaylar değildir. Aksine, kazaların büyük bir çoğunluğu öngörülebilir risk faktörlerinin (hız, dikkatsizlik, alkol, araç bakım eksikliği vb.) bir araya gelmesiyle oluşur. Bu risk faktörlerine karşı önlemler alındığında, kaza olma olasılığı ve sayısı doğrudan azalır. Örneğin, emniyet kemeri takmak, hız limitlerine uymak, düzenli araç bakımı yaptırmak ve trafik kurallarına dikkat etmek gibi önlemler, kaza riskini önemli ölçüde düşürür. Bu nedenle, kazaların önlemlerle azaltılabilir olması, onların en belirgin ve önemli özelliğidir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
-
a) Önceden tahmin edilebilmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü kazalar, tanımı gereği ani ve beklenmedik olaylardır. Eğer bir kazanın tam olarak ne zaman, nerede ve nasıl olacağını önceden tahmin edebilseydik, o olayın adı "kaza" olmazdı, çünkü engellenirdi. Kaza riskinin yüksek olduğu yerleri veya durumları (örneğin, "bu kavşak tehlikelidir") tahmin edebiliriz ancak kazanın kendisini anlık olarak tahmin edemeyiz. Bu yüzden bu ifade kazaların doğasına aykırıdır.
-
b) Çevresel etkilere bağlı olması: Bu ifade kısmen doğru olsa da eksiktir ve kazaların temel özelliğini tam olarak yansıtmaz. Evet, yağmur, sis, buzlanma gibi çevresel faktörler kaza riskini artırır. Ancak kazaların tek veya en önemli sebebi bu değildir; insan faktörü (%90'dan fazla) çok daha baskındır. Bu seçenek, kazaların nedenlerini sadece çevreyle sınırladığı için yetersiz kalır ve en kapsayıcı özellik değildir.
-
c) Doğal olarak meydana gelmesi: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Deprem, sel veya fırtına gibi olaylar doğal afetlerdir ve insan kontrolü dışındadır. Oysa trafik kazaları, büyük ölçüde insan eylemleri, ihmalleri veya hataları sonucu meydana gelir. Trafik kazaları "doğal" bir süreç değil, genellikle önlenebilir nedenlere dayanan sosyal ve teknik bir sorundur. Bu seçeneği kabul etmek, sürücü sorumluluğunu ortadan kaldırmak anlamına gelirdi.
Özetle, bu soru bize trafik kazalarının bir kader olmadığını, aksine bilinçli davranışlar ve alınan tedbirlerle sayılarının ve şiddetlerinin azaltılabileceğini öğretmeyi amaçlamaktadır. Sorumlu bir sürücü, kazaların önlemlerle azaltılabileceği bilinciyle hareket eder.
Soru 2 |
Yara üzerine alkol döküp açık bırakmak | |
Yara kenarlarını birbirine yaklaştırdıktan sonra sarmak | |
Yarayı tentürdiyotlu pamukla sarıp sıcak tutmak | |
Kesilen bölgenin kalp seviyesinin altında kalmasını sağlamak |
Doğru Cevap: b) Yara kenarlarını birbirine yaklaştırdıktan sonra sarmak
Bu seçenek, kesik yaralanmalarında uygulanması gereken temel ve en doğru ilk yardım yöntemini tarif etmektedir. Yaranın kenarlarını birbirine yaklaştırmak, kan damarlarının ağzını kapatarak kanamanın daha hızlı durmasına yardımcı olur. Ayrıca, dokuların daha düzgün bir şekilde iyileşmesini sağlar ve yara izinin daha az kalmasına olanak tanır. Yaranın temiz bir bez veya sargı bezi ile sarılması ise yarayı dış etkenlerden (mikrop, kir vb.) koruyarak enfeksiyon riskini azaltır.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:
- a) Yara üzerine alkol döküp açık bırakmak: Bu uygulama yanlıştır. Alkol, tentürdiyot gibi antiseptikler açık yaranın içine döküldüğünde canlı dokulara zarar verir ve iyileşme sürecini geciktirir. Ayrıca çok şiddetli yanma hissine neden olur. Yaranın açık bırakılması ise onu mikroplara ve kire karşı savunmasız bırakarak enfeksiyon kapma riskini ciddi şekilde artırır.
- c) Yarayı tentürdiyotlu pamukla sarıp sıcak tutmak: Bu seçenekte birden fazla hata bulunmaktadır. İlk olarak, pamuk yara üzerine yapışarak liflerini bırakır ve bu durum yaranın temizlenmesini zorlaştırarak enfeksiyona zemin hazırlar; pamuk yerine steril gazlı bez kullanılmalıdır. İkinci olarak, sıcak uygulama kan damarlarını genişleterek kanamayı durdurmak yerine daha da artırır.
- d) Kesilen bölgenin kalp seviyesinin altında kalmasını sağlamak: Bu, yapılması gerekenin tam tersidir. Kanamanın kontrol altına alınması için, kanayan bölge (özellikle kol ve bacak yaralanmalarında) kalp seviyesinin üzerine kaldırılmalıdır. Bu hareket, yer çekiminden faydalanarak yaralı bölgeye giden kan basıncını azaltır ve kanamanın yavaşlamasına yardımcı olur. Yarayı kalp seviyesinin altında tutmak kanamayı şiddetlendirir.
Özetle, bir kesik ile karşılaşıldığında yapılması gereken en doğru ilk yardım, kanamayı kontrol altına almak için yara kenarlarını birleştirmek ve ardından yarayı temiz bir sargı bezi ile kapatarak enfeksiyondan korumaktır. Bu nedenle 'b' seçeneği doğru cevaptır.
Soru 3 |
Organ | |
Hücre | |
Sistem | |
Destek doku |
Bu soruda, insan vücudunu oluşturan yapıların en küçüğünden en büyüğüne doğru sıralamasındaki önemli bir basamak sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, "farklı dokuların bir araya gelmesiyle" oluşan ve "belli bir görevi yapan" vücut biriminin ne olduğudur. Bu, biyolojideki organizasyon basamaklarını anlamayı gerektiren temel bir ilk yardım ve sağlık bilgisi sorusudur.
Doğru Cevap: a) Organ
Doğru cevabın Organ olmasının sebebi, tanımın tam olarak organı ifade etmesidir. Vücudumuzda, belirli bir işlevi yerine getirmek için birden fazla farklı doku türü bir araya gelerek organize olur. Örneğin, kalp; kas dokusu (kan pompalamak için), sinir dokusu (çalışma ritmini düzenlemek için) ve bağ dokusu (yapısını korumak için) gibi farklı dokuların birleşmesiyle oluşmuş bir organdır. Mide, akciğer ve böbrekler de aynı şekilde farklı dokulardan oluşan organlara örnektir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
-
b) Hücre: Hücre, bir canlının en küçük temel yapı taşıdır. Dokular, hücrelerin bir araya gelmesiyle oluşur. Soru ise dokuların birleşmesiyle oluşan yapıyı sorduğu için hücre doğru cevap olamaz. Hücre, bu hiyerarşinin en alt basamağındadır.
-
c) Sistem: Sistem, organlardan daha büyük ve daha karmaşık bir yapıdır. Belirli bir vücut fonksiyonunu yerine getirmek için birlikte çalışan organlar grubuna sistem denir. Örneğin, ağız, yutak, mide ve bağırsaklar gibi organların hepsi bir araya gelerek sindirim sistemini oluşturur. Soru, organlar topluluğunu değil, dokular topluluğunu sorduğu için bu seçenek yanlıştır.
-
d) Destek doku: Destek doku, vücudumuza şekil veren ve organları koruyan bir doku çeşididir; kemik ve kıkırdak doku buna örnektir. Soruda "farklı dokuların bir araya gelmesiyle oluşan yapı" sorulurken, destek doku bu yapıyı oluşturan parçalardan sadece bir tanesi olabilir. Yani kendisi bir "doku" türüdür, "dokuların birleşimiyle oluşan birim" değildir.
Özetle, vücudumuzdaki yapısal sıralama şöyledir:
- Hücreler bir araya gelerek Dokuları oluşturur.
- Farklı Dokular bir araya gelerek Organları oluşturur. (Sorunun sorduğu basamak budur)
- Birbiriyle ilişkili Organlar bir araya gelerek Sistemleri oluşturur.
Bu sıralamayı bilmek, ehliyet sınavındaki benzer ilk yardım sorularını kolayca cevaplamanıza yardımcı olacaktır.
Soru 4 |
Burun kanamaları | |
Atardamar kanamaları | |
Kılcal damar kanamaları | |
Toplardamar kanamaları |
Bu soruda, farklı kanama türleri arasında hangisinin en hızlı şekilde hayati tehlike oluşturduğu sorulmaktadır. Cevabı belirleyen temel faktör, kanamanın şiddeti ve kan kaybının hızıdır. Bu da doğrudan kanamanın olduğu damarın türü ve içindeki kan basıncı ile ilgilidir.
Doğru cevap b) Atardamar kanamaları seçeneğidir. Atardamarlar, kanı kalpten vücuda taşıyan ana damarlardır. Kalp, kanı bu damarlara çok yüksek bir basınçla pompalar. Bu nedenle bir atardamar kesildiğinde, kan kalp atışıyla uyumlu bir şekilde, kesik kesik ve fışkırarak akar. Bu yüksek basınç ve hızlı akış, çok kısa sürede aşırı miktarda kan kaybına yol açar ve bu durum hayati tehlikeyi en hızlı oluşturan kanama türüdür.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım. d) Toplardamar kanamaları, kanı vücuttan kalbe geri taşıyan damarlarda meydana gelir. Bu damarlardaki kan basıncı atardamarlara göre çok daha düşüktür. Bu yüzden kanama, fışkırmak yerine sürekli ve yavaş bir şekilde koyu kırmızı renkte akar. Ciddi olabilse de, kan kaybı hızı atardamara göre daha yavaş olduğu için hayati tehlike daha geç oluşur.
c) Kılcal damar kanamaları en hafif kanama türüdür. Kılcal damarlar vücuttaki en ince damarlardır ve kan basıncı çok düşüktür. Bu tür kanamalar genellikle küçük kesik ve sıyrıklarda görülür; kan, küçük kabarcıklar şeklinde veya sızıntı halinde yavaşça akar. Genellikle kendi kendine durur ve hayati tehlike oluşturmaz. a) Burun kanamaları ise genellikle kılcal damar kanamasıdır ve basit müdahalelerle durdurulabilir, hayati tehlike riski çok düşüktür.
Soru 5 |
• Yaralanmanın ciddiyetinin değerlendirilmesi
• İlk yardım önceliklerinin belirlenmesi
• Yapılacak ilk yardım yönteminin belirlenmesi
• Güvenli bir müdahale sağlanması
Verilenler aşağıdakilerden hangisinin amacını oluşturur?
Yaralıyı değerlendirmenin | |
Trafik kazalarını azaltmanın | |
Sağlık personeli niteliği kazanmanın | |
İnsanları zararlı alışkanlıklarından uzaklaştırmanın |
Doğru Cevap: a) Yaralıyı değerlendirmenin
Doğru cevabın neden "Yaralıyı değerlendirmenin" olduğunu açıklayalım. Soruda listelenen maddeler, bir bütün olarak olay yerindeki durumu ve yaralının durumunu anlamaya yönelik bir süreçtir. İlk yardımcı, bu adımları takip ederek neyle karşı karşıya olduğunu anlar, planını yapar ve en doğru müdahaleyi güvenli bir şekilde gerçekleştirir. Bu sürece genel olarak "yaralıyı (veya olay yerini) değerlendirme" denir.
- Yaralanmanın ciddiyetinin değerlendirilmesi: Yaralının hayati tehlikesi var mı, kanaması ne durumda, kırığı var mı gibi soruların cevabını aramak, değerlendirmenin ilk adımıdır.
- İlk yardım önceliklerinin belirlenmesi: Birden fazla yaralı varsa hangisine önce müdahale edileceğini veya tek yaralının hangi sorununa (örneğin önce solunum sonra kanama) öncelik verileceğini belirlemek, yapılan değerlendirmenin bir sonucudur.
- Yapılacak ilk yardım yönteminin belirlenmesi: Yaralının durumunu değerlendirdikten sonra, örneğin kalp masajı mı, turnike mi yoksa Heimlich manevrası mı yapılacağına karar verilir. Bu da yine değerlendirme sürecinin bir parçasıdır.
- Güvenli bir müdahale sağlanması: Hem kendisinin hem de yaralının güvenliğini tehlikeye atmamak için olay yerini (trafik, yangın tehlikesi vb.) kontrol etmek, değerlendirme sürecinin en başında gelir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
b) Trafik kazalarını azaltmanın: Bu seçenek, kazalar olmadan önce alınması gereken önlemleri ifade eder. Örneğin trafik kurallarına uymak, emniyet kemeri takmak veya alkollü araç kullanmamak gibi eylemler kazaları azaltmaya yöneliktir. Sorudaki maddeler ise kaza olduktan sonra yapılacak müdahaleyi anlattığı için bu seçenek yanlıştır.
c) Sağlık personeli niteliği kazanmanın: Sağlık personeli (doktor, hemşire, paramedik) olmak, uzun bir tıp eğitimi ve staj süreci gerektirir. Sorudaki maddeler ise profesyonel bir eğitim almamış, ancak temel ilk yardım bilgisine sahip her vatandaşın yapması gereken eylemlerdir. Bu adımları uygulamak, kişiyi sağlık personeli yapmaz; sadece bilinçli bir ilk yardımcı yapar.
d) İnsanları zararlı alışkanlıklarından uzaklaştırmanın: Bu seçenek, sigara, alkol gibi maddelerin kullanımıyla mücadele etmek gibi toplum sağlığına yönelik genel bir amacı ifade eder. Olay yerindeki acil bir durumla ve ilk yardımla hiçbir ilgisi yoktur. Bu nedenle tamamen konu dışı bir seçenektir.
Soru 6 |
Huzursuzluk | |
Baş dönmesi | |
Dudak çevresinde morarma | |
Ciltte ısı artışı, kızarıklık ve kuruluk |
Bu soruda, şok durumunda olan bir kişide görülmesi beklenmeyen, yani şok belirtisi olmayan durumun hangisi olduğu sorulmaktadır. Şokun ne olduğunu ve vücutta ne gibi değişikliklere yol açtığını anladığımızda, doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden şok belirtisi olduğunu kolayca anlayabiliriz.
Öncelikle şoku kısaca tanımlayalım. Şok, dolaşım sisteminin yaşamsal organlara (beyin, kalp, akciğerler vb.) yeterli miktarda kan ve oksijen taşıyamaması durumudur. Vücut bu tehlikeli durumu atlatmak için bir savunma mekanizması geliştirir: Kanı, daha az önemli olan bölgelerden (cilt, kollar, bacaklar gibi) hayati organlara yönlendirir. İşte belirtilerin çoğu bu savunma mekanizmasından kaynaklanır.
Doğru Cevabın Açıklaması (d seçeneği)
d) Ciltte ısı artışı, kızarıklık ve kuruluk
Bu seçenek, şok belirtilerinden biri değildir ve bu nedenle doğru cevaptır. Vücut şoka girdiğinde, kanı deriden ve uzuvlardan çekerek hayati organlara gönderir. Bu durumun sonucunda ciltte kan akışı azalır. Kan akışının azalmasıyla birlikte cilt; soğuk, soluk ve nemli (terli) bir hal alır, tam tersi olan ısı artışı, kızarıklık ve kuruluk görülmez.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
Aşağıdaki seçenekler, şok durumunda görülen tipik belirtiler olduğu için yanlış cevaplardır:
- a) Huzursuzluk: Beyne yeterli oksijen gitmemeye başladığında, ilk etkilenen fonksiyonlardan biri bilinç durumudur. Bu nedenle kişide endişe, korku ve huzursuzluk hali başlar. Bu, şokun erken ve önemli bir belirtisidir.
- b) Baş dönmesi: Beyne giden kan ve oksijen miktarının azalması, kişinin dengesini ve algısını etkiler. Bu durum baş dönmesine, sersemlik hissine ve ilerleyen durumlarda bilinç kaybına yol açabilir. Bu da tipik bir şok belirtisidir.
- c) Dudak çevresinde morarma: Bu duruma tıpta "siyanoz" denir. Kandaki oksijen seviyesi kritik düzeyde azaldığında, kanın rengi koyulaşır ve bu durum en belirgin olarak ince deriye sahip bölgelerde (dudak çevresi, tırnak yatakları, kulak memeleri) morarma şeklinde görülür. Bu, şokun ilerlediğini gösteren ciddi bir belirtidir.
Özetle, şok durumunda vücut "hayatta kalma" moduna geçer ve kanı cilde değil, yaşamsal organlara gönderir. Bu nedenle cilt ısınmak ve kızarmak yerine soğur, solar ve terleme nedeniyle nemlenir. Soruda verilen "ciltte ısı artışı, kızarıklık ve kuruluk" ifadesi bu durumun tam zıttı olduğu için şok belirtisi değildir.
Soru 7 |
Koruma | |
Bildirme | |
Kurtarma | |
Tedavi etme |
Doğru cevap a) Koruma'dır. Çünkü “Koruma” adımı, tam olarak soruda tarif edilen işlemi kapsar. Kaza yerine varıldığında ilk yapılması gereken şey, olay yerini değerlendirerek güvenliği sağlamaktır. Bu, yeni bir kazanın meydana gelmesini, yangın çıkmasını veya başka tehlikelerin oluşmasını önlemek içindir. Örneğin, aracın arkasına reflektör (üçgen yansıtıcı) koymak, aracın kontağını kapatmak ve akan trafiği kontrol altına almak gibi önlemler “Koruma” aşamasının parçalarıdır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- b) Bildirme: Bu seçenek yanlıştır çünkü “Bildirme”, olay yerinin güvenliği sağlandıktan sonra atılacak ikinci adımdır. Bu aşamada, 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak kaza hakkında sakin, net ve doğru bilgiler verilir. Yani, önce ortamı güvenli hale getirirsiniz (Koruma), sonra yardım çağırırsınız (Bildirme).
- c) Kurtarma: Bu seçenek de yanlıştır. “Kurtarma”, ilk yardım uygulamalarının üçüncü ve son adımıdır. Olay yeri güvene alınıp, profesyonel yardım çağrıldıktan sonra, yaralılara bilgi ve becerileriniz dahilinde ilk yardım müdahalesi yapma işlemidir. Yaralıyı sakinleştirmek, kanamayı durdurmak veya temel yaşam desteği uygulamak gibi eylemler bu aşamaya aittir.
- d) Tedavi etme: Bu seçenek, ilk yardımcının görevi değildir. Tedavi, doktor, hemşire veya sağlık personeli gibi profesyoneller tarafından hastanede veya ambulansta yapılan tıbbi işlemleri ifade eder. İlk yardımcı tedavi etmez; sadece profesyonel ekip gelene kadar yaralının durumunun kötüleşmesini engellemeye çalışır. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
Özetle, ilk yardımın “Hayat Kurtarma Zinciri” olarak da bilinen temel adımları şu sırayla uygulanır: Koruma, Bildirme ve Kurtarma (KBK). Soruda bahsedilen “olay yerinin değerlendirilmesi ve sonuçların ağırlaşmasını önleme” eylemi, bu zincirin ilk ve en temel halkası olan Koruma işlemidir.
Soru 8 |
I. Yaşamı korumak
II. İyileşmeyi kolaylaştırmak
III. Durumun kötüye gitmesini önlemek
Yukarıda verilenlerden hangileri ilk yardımın amaçlarındandır?
Yalnız I | |
I ve II | |
II ve III | |
I, II ve III |
Bu soruda, ilk yardımın temel amaçlarının neler olduğu ve verilen öncüllerden hangilerinin bu amaçlar arasında yer aldığı sorulmaktadır. Ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan bu temel konu, bir sürücünün kaza anında ne yapması gerektiğini bilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Soruyu doğru cevaplamak için ilk yardımın üç ana hedefini bilmek gerekir.
Doğru cevap D seçeneğidir, çünkü verilen üç öncül de ilk yardımın temel ve evrensel amaçlarını eksiksiz bir şekilde ifade etmektedir. Bu amaçlar birbiriyle bağlantılıdır ve bir bütün olarak ilk yardım felsefesini oluşturur. Şimdi bu üç amacı daha yakından inceleyerek neden hepsinin doğru olduğunu anlayalım.
-
Yaşamı Korumak: Bu, ilk yardımın en öncelikli ve vazgeçilmez amacıdır. Kaza veya ani bir hastalık durumunda, ilk yardımcının yapacağı ilk şey, kazazedenin hayati tehlikesinin olup olmadığını değerlendirmek ve bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Solunumun durması, kalbin durması veya şiddetli kanama gibi durumlar acil müdahale gerektirir ve bu müdahalelerin hepsi yaşamı korumaya yöneliktir.
-
Durumun Kötüye Gitmesini Önlemek: Hayati tehlike kontrol altına alındıktan sonraki adım, kazazedenin mevcut durumunun daha da kötüleşmesini engellemektir. Örneğin, bir kırık varsa o bölgeyi hareketsiz hale getirerek kemik uçlarının damarlara veya sinirlere zarar vermesini önlemek bu amaca hizmet eder. Aynı şekilde, bir yarayı temiz bir bezle kapatarak enfeksiyon kapmasını engellemek de durumun kötüleşmesini önlemeye yönelik bir ilk yardım uygulamasıdır.
-
İyileşmeyi Kolaylaştırmak: Bu son amaç, tıbbi yardım gelene kadar kazazedeye destek olmayı ve iyileşme sürecine katkıda bulunmayı içerir. Kazazedeyi uygun bir pozisyona getirmek, onunla konuşarak sakinleştirmek, vücut ısısını korumak için üzerini örtmek gibi eylemler bu kapsamdadır. Bu müdahaleler, hem kişinin acısını hafifletir hem de profesyonel sağlık ekiplerinin işini kolaylaştırarak iyileşme sürecini hızlandırır.
Diğer seçenekler neden yanlıştır?
-
a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Yaşamı korumak en temel amaç olsa da, ilk yardım sadece bununla sınırlı değildir. İlk yardımcı, aynı zamanda durumu stabilize etmeli ve iyileşmeye de katkı sağlamalıdır.
-
b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir çünkü çok önemli bir halkayı, yani "durumun kötüye gitmesini önlemeyi" dışarıda bırakmaktadır. Bu adım olmadan, kazazedenin durumu profesyonel yardım gelene kadar daha da ağırlaşabilir.
-
c) II ve III: Bu seçenek, ilk yardımın en hayati amacını, yani "yaşamı korumayı" içermediği için en hatalı şıktır. Öncelik her zaman hayatı kurtarmak olduğu için bu seçenek düşünülemez.
Sonuç olarak, ilk yardım bu üç amacın birleşimidir: Önce hayatı koru, sonra durumun kötüleşmesini önle ve son olarak iyileşmeyi kolaylaştır. Bu nedenle, I, II ve III'ün tamamını içeren D seçeneği doğru cevaptır.
Soru 9 |
İlk yardımcının kendi sağlığını riske sokması | |
İlk yardımcının kalkarken ağırlığı karın kaslarına vermesi | |
Kazazedenin mümkün olduğunca çok hareket ettirilmesi | |
Kazazedenin baş-boyun-gövde ekseni esas alınarak en az 6 destek noktasından kavranması |
Doğru cevap olan "d" seçeneğinin açıklaması:
d) Kazazedenin baş-boyun-gövde ekseni esas alınarak en az 6 destek noktasından kavranması
Bu seçenek, kazazede taşımanın altın kuralını ifade etmektedir. "Baş-boyun-gövde ekseni", vücudun omurga hattı boyunca düz bir çizgide tutulması anlamına gelir. Özellikle trafik kazaları gibi durumlarda omurilik yaralanması riski çok yüksektir ve bu eksenin bozulması, kazazedenin felç kalmasına hatta hayatını kaybetmesine neden olabilir. Bu nedenle kazazede, adeta tek parça bir kütük gibi, bu eksen bozulmadan hareket ettirilmelidir.
Ayrıca, kazazedenin "en az 6 destek noktasından" kavranması, vücut ağırlığının birden fazla kişiye dengeli bir şekilde dağıtılmasını sağlar. Bu destek noktaları genellikle baş/boyun, omuzlar, sırt, kalça, dizler ve ayak bilekleridir. Bu sayede hem taşıma daha güvenli hale gelir hem de kazazedenin vücut ekseni korunmuş olur. Bu yöntem, profesyonel acil durum ekiplerinin de uyguladığı en doğru tekniktir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunun açıklaması:
- a) İlk yardımcının kendi sağlığını riske sokması: Bu, ilk yardımın en temel ilkesine aykırıdır. İlk yardımda birinci kural "önce kendi can güvenliği ve olay yeri güvenliği"dir. Kendini tehlikeye atan bir ilk yardımcı, kazazedeye yardım edemeyeceği gibi kendisi de yardıma muhtaç hale gelebilir. Bu nedenle bu seçenek kesinlikle yanlıştır.
- b) İlk yardımcının kalkarken ağırlığı karın kaslarına vermesi: Bu, tamamen yanlış bir kaldırma tekniğidir ve ilk yardımcının bel veya karın fıtığı gibi ciddi sağlık sorunları yaşamasına neden olabilir. Doğru kaldırma tekniği, sırtı dik tutarak ve çömelerek, vücudun en güçlü kasları olan bacak ve kalça kaslarından güç almaktır. Ağırlık asla bel veya karın kaslarına verilmemelidir.
- c) Kazazedenin mümkün olduğunca çok hareket ettirilmesi: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hatalardan biridir. Kazazede, olay yerinde yangın, patlama veya çökme gibi bir tehlike yoksa, kesinlikle zorunlu olmadıkça hareket ettirilmemelidir. Her gereksiz hareket, iç kanamaları artırabilir, kırık kemik uçlarının damar ve sinirlere zarar vermesine yol açabilir ve en önemlisi omurilik yaralanması riskini kat kat artırır.
Özetle, kazazede taşırken temel amaç, durumu daha da kötüleştirmemektir. Bu da ancak vücut bütünlüğünü, özellikle de baş-boyun-gövde eksenini koruyarak ve doğru destek noktalarından kavrayarak mümkün olur.
Soru 10 |
1-2 dakika | |
5-10 dakika | |
15-20 dakika | |
30-40 dakika |
Bu soruda, hayat kurtarıcı bir ilk yardım yöntemi olan turnike uygulamasının kritik bir detayı sorulmaktadır. Özellikle, atardamar kanaması gibi durumlarda kanamayı durdurmak için uygulanan boğucu sargının (turnikenin), doku hasarını önlemek amacıyla hangi sıklıkla gevşetilmesi gerektiği sorgulanmaktadır. Doğru zamanlama, hem kanamayı kontrol altında tutmak hem de uzvun canlılığını korumak için hayati önem taşır.
Doğru Cevap: c) 15-20 dakika
Doğru cevabın 15-20 dakika olmasının sebebi, bu sürenin bilimsel olarak belirlenmiş bir denge noktası olmasıdır. Turnike, kan akışını tamamen keserek kanamayı durdurur. Ancak kan akışının uzun süre kesilmesi, o bölgedeki dokuların oksijensiz kalarak ölmesine (nekroz) ve kalıcı hasara (sinir, kas hasarı, kangren) yol açar. Bu nedenle, ilk yardımda kabul edilen standart prosedür, turnikeyi her 15-20 dakikada bir, 5-10 saniye gibi kısa bir süre için gevşetmektir. Bu kısa gevşetme, dokulara minimum düzeyde kan ve oksijen gitmesini sağlayarak kalıcı hasar riskini önemli ölçüde azaltır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) 1-2 dakika: Bu süre, turnikeyi gevşetmek için çok erkendir. Turnikenin temel amacı hayatı tehdit eden kanamayı durdurmaktır. Sargıyı her 1-2 dakikada bir gevşetmek, kanamanın tekrar başlamasına neden olur ve yaralının tehlikeli miktarda kan kaybetmesine yol açar. Bu durum, turnike uygulamasının amacını boşa çıkarır.
- b) 5-10 dakika: Bu aralık da hala çok kısadır. Ciddi bir atardamar kanamasında, 5-10 dakikada bir yapılacak gevşetme işlemi, kan kaybı riskini hala yüksek tutar. Vücudun kanamayı pıhtılaşma yoluyla kontrol altına almasına yeterli zaman tanınmamış olur. Bu nedenle, kanamayı etkili bir şekilde kontrol etmek için yetersiz bir süredir.
- d) 30-40 dakika: Bu süre ise doku hasarı riski açısından çok uzundur. Kan akışının 30 dakika veya daha uzun süre kesintisiz olarak durdurulması, uzuvdaki dokularda geri döndürülemez hasarların başlama riskini ciddi şekilde artırır. Özellikle hassas olan sinir dokuları bu kadar uzun bir oksijensizliğe dayanamayabilir. Bu yüzden uzuv kaybı (amputasyon) riskini en aza indirmek için bu kadar uzun süre beklenmemelidir.
Özetle, ehliyet sınavı ilk yardım bilgisi kapsamında 15-20 dakika aralığı, kanamayı kontrol altında tutma ve doku canlılığını koruma arasındaki en ideal denge olarak kabul edilir. Bu süre, hem yaralının hayatını kurtarmak için kanamayı durdurmaya yetecek kadar uzun, hem de uzvun kalıcı zarar görmesini engelleyecek kadar kısadır.
Soru 11 |
Sırtüstü, düz pozisyonda yatırılması | |
Kazazedenin hareketsiz hâle getirilmesi | |
Omuriliğin baskı altında olması ya da zedelenmesi | |
Taşıma esnasında baş, boyun ve gövde ekseninin korunması |
Doğru Cevap: c) Omuriliğin baskı altında olması ya da zedelenmesi
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, felcin biyolojik olarak nasıl meydana geldiğini açıklamasıdır. Omurga, üst üste dizilmiş omur kemiklerinden oluşur ve en temel görevi, içindeki kanaldan geçen omuriliği korumaktır. Omurilik, beyin ile vücudun geri kalanı arasındaki iletişimi sağlayan ana sinir kablosu gibidir; hareket etme, hissetme gibi tüm komutlar bu kablo üzerinden iletilir. Omurga kırıldığında, kırılan kemik parçaları yerinden oynayarak bu hassas sinir kablosuna, yani omuriliğe baskı yapabilir, onu sıkıştırabilir veya en kötü durumda keserek kalıcı hasar verebilir. İşte bu hasar nedeniyle beyinden gelen komutlar vücuda ulaşamaz ve felç durumu ortaya çıkar. Bu, felcin doğrudan ve temel nedenidir.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi
Diğer seçenekler, felcin nedeni değil, tam aksine omurilik yaralanmasını ve dolayısıyla felci önlemek için yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamalarıdır. Bu ayrımı anlamak sınav için çok önemlidir. Gelin neden yanlış olduklarına bakalım:
- a) Sırtüstü, düz pozisyonda yatırılması: Bu, omurga kırığı şüphesi olan bir kişiye yapılması gereken doğru bir müdahaledir. Kazazedeyi bu pozisyonda tutmak, omurganın doğal hizasını korur ve kırık kemiklerin hareket edip omuriliğe zarar verme riskini azaltır. Yani bu bir neden değil, bir önlemdir.
- b) Kazazedenin hareketsiz hâle getirilmesi: Bu da hayati öneme sahip bir ilk yardım kuralıdır. Kazazedeyi kesinlikle hareket ettirmemek, kırık kemiklerin omuriliğe daha fazla zarar vermesini engeller. Bu da bir neden değil, bir tedbirdir.
- d) Taşıma esnasında baş, boyun ve gövde ekseninin korunması: Bu, bir kazazedeyi taşımak zorunda kalındığında uygulanacak en kritik kuraldır. Baş, boyun ve gövdenin aynı düz bir çizgiymiş gibi hareket ettirilmesi (eksenin korunması), omuriliğin bükülmesini veya gerilmesini engelleyerek onu korur. Bu da felcin nedeni değil, felci önleme yöntemidir.
Özetle, soru bize felcin nedenini sormaktadır. a, b ve d şıklarındaki ifadeler ise bu kötü sonucu, yani felci engellemek için yapılan doğru ve gerekli müdahalelerdir. Felce yol açan asıl olay, kırık kemiklerin omuriliğe fiziksel olarak zarar vermesidir.
Soru 12 |
Kanamanın durdurulamadığı durumlarda uygun kemik üzerine turnike uygulamak | |
Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulamak | |
Kanayan bölgeyi kalp seviyesinden aşağıda tutmak | |
Kanayan damarın üzerine doğrudan baskı uygulamak |
Doğru Cevap: c) Kanayan bölgeyi kalp seviyesinden aşağıda tutmak
Bu seçenek, kanamalarda yapılması gerekenin tam tersi olduğu için yanlış bir uygulamadır ve bu nedenle sorunun doğru cevabıdır. Kan dolaşımında yer çekiminin önemli bir etkisi vardır. Kanayan bir bölgeyi (örneğin bir kol veya bacak) kalp seviyesinden aşağıda tutmak, yer çekiminin de etkisiyle o bölgeye daha fazla kan pompalanmasına ve kanamanın şiddetlenmesine neden olur. Doğru olan uygulama, kanamayı yavaşlatmak için kanayan uzvu mümkünse kalp seviyesinin üzerine kaldırmaktır. Bu hareket, kan basıncını düşürerek kanamanın kontrol altına alınmasına yardımcı olur.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi (Neden Yanlış Cevaplar?):
Diğer seçenekler, kanamayı durdurmak için uygulanan doğru ilk yardım yöntemleridir. Bu yüzden soruda aranan "yanlış uygulama" tanımına uymazlar.
- a) Kanamanın durdurulamadığı durumlarda uygun kemik üzerine turnike uygulamak: Bu, doğru bir ilk yardım uygulamasıdır. Turnike (boğucu sargı), özellikle büyük atardamar kanamaları veya uzuv kopması gibi çok ciddi durumlarda, diğer yöntemler (doğrudan baskı, basınç noktasına baskı) işe yaramadığında başvurulan en son çaredir. Hayati tehlikeyi önlemek için kan akışını tamamen kesmeyi amaçlar ve doğru uygulandığında hayat kurtarır.
- b) Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulamak: Bu da etkili ve doğru bir yöntemdir. Eğer doğrudan yara üzerine baskı yapmak kanamayı durdurmuyorsa, kanayan bölgeye kan taşıyan ana atardamarın geçtiği basınç noktasına (örneğin koltuk altı, kasık gibi) baskı uygulanır. Bu işlem, yaraya giden kan akışını yavaşlatarak kanamanın kontrol altına alınmasını kolaylaştırır.
- d) Kanayan damarın üzerine doğrudan baskı uygulamak: Bu, dış kanamalarda yapılması gereken ilk ve en önemli müdahaledir. Temiz bir bez veya gazlı bez ile kanayan yaranın üzerine direkt olarak ve kesintisiz bir şekilde baskı uygulamak, pıhtılaşmayı sağlayarak kanamayı durdurmanın en temel yoludur.
Soru 13 |
Aracın bakımı | |
Kasko sigortası | |
Koltuk ferdi kaza sigortası | |
Zorunlu mali sorumluluk sigortası |
Doğru cevap d) Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'dır. Bu sigorta, halk arasında daha çok 'Trafik Sigortası' olarak bilinir. Amacı, sizin bir kazaya karıştığınızda karşı tarafa (diğer araca, yayalara veya mülklere) verdiğiniz maddi ve bedensel zararları karşılamaktır. Bu sigorta sizi değil, sizin kusurunuzla zarar gören üçüncü kişileri koruyan bir güvence sistemidir.
Devlet, trafikteki herkesin can ve mal güvenliğini sağlamak için bu sigortayı zorunlu kılmıştır. Bu sayede, kusurlu sürücünün ödeme gücü olmasa bile, kazada zarar gören kişilerin masrafları sigorta şirketi tarafından karşılanır. Bu sigorta olmadan bir araç trafiğe çıkamaz; tespiti halinde araç trafikten men edilir ve sürücüye para cezası uygulanır. Bu yüzden trafiğe çıkmanın mutlak yasal şartıdır.
- a) Aracın bakımı: Aracın düzenli bakımı, sürüş güvenliği için hayati önem taşır ve sürücünün sorumluluğundadır. Ancak bu, sigorta gibi yasal bir zorunluluk değildir. Devletin zorunlu kıldığı işlem, belirli periyotlarla yapılan ve aracın trafiğe çıkmaya uygun olup olmadığını denetleyen 'araç muayenesi'dir. Sorudaki 'bakım' ifadesi genel bir kavram olduğu için doğru cevap değildir.
- b) Kasko sigortası: Kasko, tamamen isteğe bağlı bir sigortadır. Trafik sigortasının aksine, kasko sizin kendi aracınızda meydana gelen hasarları (kaza, hırsızlık, yanma vb.) karşılar. Yaptırmadığınızda herhangi bir yasal yaptırımı yoktur, bu nedenle trafiğe çıkmak için zorunlu değildir.
- c) Koltuk ferdi kaza sigortası: Bu sigorta da kişisel otomobiller için zorunlu değildir. Kaza anında araç içindeki sürücü ve yolcuların vefat veya kalıcı sakatlık gibi durumlarına karşı güvence sağlar. Genellikle ticari yolcu taşımacılığı yapan araçlar için zorunlu olsa da, özel otomobiller için tamamen isteğe bağlı bir ek teminattır.
Soru 14 |
Hızlarını artırarak geçmesi | |
Uygun mesafede mutlaka durması | |
Demir yolu çok hatlı ise yavaş geçmesi | |
Demir yolu tek hatlı ise hızlı bir şekilde geçmesi |
Doğru Cevap: b) Uygun mesafede mutlaka durması
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik kurallarının bu durumu net bir şekilde tanımlamasıdır. Kontrolsüz bir demir yolu geçidine yaklaşan her sürücü, "Dur-Bak-Dinle-Geç" kuralını uygulamak zorundadır. Sürücü, geçide güvenli bir mesafede mutlaka durmalı, aracın camlarını açarak hem sağına hem de soluna dikkatlice bakmalı ve tren sesi olup olmadığını dinlemelidir. Ancak demir yolunun tamamen boş olduğundan emin olduktan sonra geçiş yapabilir. Bu, olası bir tren kazasını önlemenin tek güvenli yoludur.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:
- a) Hızlarını artırarak geçmesi: Bu seçenek son derece tehlikeli ve kesinlikle yanlıştır. Hızı artırmak, sürücünün çevreyi kontrol etme ve olası bir tehlikeye karşı tepki verme süresini ortadan kaldırır. Aniden belirebilecek bir trene çarpma riskini en üst düzeye çıkaran, ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir davranıştır.
- c) Demir yolu çok hatlı ise yavaş geçmesi: Sadece yavaşlamak yeterli bir önlem değildir. Özellikle çok hatlı demir yollarında, bir trenin diğerini gizleme ihtimali vardır. Durmadan yavaşça geçmeye çalışmak, bu gizlenmiş ikinci bir treni fark edememenize neden olabilir. Bu nedenle kural, yavaşlamak değil, mutlaka durmaktır.
- d) Demir yolu tek hatlı ise hızlı bir şekilde geçmesi: Bu da "a" seçeneği gibi tamamen yanlış ve tehlikelidir. Demir yolunun tek hatlı olması, riskin azaldığı anlamına gelmez. Hızlı bir şekilde geçmek, yine "Dur-Bak-Dinle" kuralını ihlal etmektir ve sürücüyü büyük bir riske atar. Geçidin kontrolsüz olması, hattın sayısından bağımsız olarak durmayı zorunlu kılar.
Özetle, bir demir yolu geçidinde bariyer veya uyarı ışığı gibi herhangi bir kontrol mekanizması yoksa, bu geçit "kontrolsüz" olarak kabul edilir. Bu durumda sürücünün yapması gereken tek doğru hareket, geçide güvenli bir mesafede durup yolu kontrol ettikten sonra geçmektir. Bu kural, sürücünün ve yolcuların can güvenliği için hayati önem taşır.
Soru 15 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Doğru Cevap: B Seçeneği
Doğru cevap B seçeneğidir. Bu levha, içerisinde bir rüzgâr tulumu (veya rüzgâr çorabı) sembolü bulunan üçgen bir tehlike uyarı işaretidir. Bu işaret, sürücülere ilerideki yol kesiminde aracın dengesini bozabilecek şiddetli yan rüzgârların etkili olabileceğini bildirir. Özellikle köprüler, viyadükler, tünel çıkışları ve geniş, açık araziler gibi rüzgârın aniden şiddetlenebileceği yerlerde kullanılır. Bu işareti gören bir sürücü, direksiyonu daha sıkı kavramalı, hızını düşürmeli ve ani direksiyon hareketlerinden kaçınarak olası bir savrulmaya karşı hazırlıklı olmalıdır.
Diğer Seçeneklerin Açıklaması
- A Seçeneği: Kaygan Yol İşareti
Bu levha, üzerinde kayan bir otomobil figürü bulundurur ve "Kaygan Yol" anlamına gelir. Yol yüzeyinin yağmur, kar, buzlanma veya başka bir sebeple kayganlaştığını ve aracın yol tutuşunun azalabileceğini belirtir. Bu işareti gören sürücüler, takip mesafesini artırmalı, hızlarını azaltmalı ve ani fren veya direksiyon hareketlerinden kaçınmalıdır. - C Seçeneği: Tehlikeli Eğim (İniş) İşareti
Bu levha, "Tehlikeli Eğim" anlamına gelir ve ileride dik bir inişin başladığını bildirir. Levhanın içindeki "%10" ifadesi, yolun eğim oranını gösterir; yani yolun her 100 metresinde 10 metre alçaldığı anlamına gelir. Bu işareti gören sürücülerin, özellikle ağır vasıtalarda, vites küçülterek motor freninden faydalanması ve frenleri aşırı ısıtmaktan kaçınması önemlidir. - D Seçeneği: Gevşek Şev / Taş Düşebilir İşareti
Bu levha, genellikle dağlık ve yamaç kenarındaki yollarda kullanılır ve "Gevşek Şev" veya "Taş Düşebilir" anlamına gelir. Şevden (yamaçtan) yola taş, kaya veya toprak parçalarının düşme tehlikesi olduğunu belirtir. Bu levhayı gören sürücüler, dikkatlerini artırmalı, yola düşmüş olabilecek engellere karşı hazırlıklı olmalı ve bu bölgeden mümkün olduğunca hızlı ancak güvenli bir şekilde geçmelidir.
Özetle, soruda istenen "yandan rüzgâr" uyarısını, rüzgâr tulumu sembolü ile B seçeneğindeki levha yapmaktadır. Diğer şıklardaki levhalar ise sırasıyla kaygan yol, tehlikeli eğim ve taş düşme tehlikelerini bildiren farklı anlamlara sahip uyarılardır.
Soru 16 |
• Görev hâli dışında geçiş üstünlüğü işaretini ve hakkını kullanması yasaktır.
• Hizmetin yerine getirilmesini sağlamak amacına uygun olması şartıyla, Kara Yolları Trafik Kanunu ve bu Yönetmelikte gösterilen trafik kısıtlamalarına ve yasaklarına bağlı değildir.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi sürülmelerine ilişkin esas ve kuralları verilen araçlardandır?
Kamu hizmeti taşıtı | |
Okul taşıtı | |
İtfaiye | |
Çekici |
Doğru cevap olan c) İtfaiye seçeneğini inceleyelim. Soruda belirtilen tüm maddeler, bir itfaiye aracının trafikteki durumunu birebir karşılamaktadır. İtfaiye aracı, bir yangın veya kurtarma görevine giderken siren ve tepe lambalarını çalıştırarak "görev hâlinde" olur ve bu durumda geçiş üstünlüğüne sahiptir. Görevini tamamladıktan sonra istasyonuna dönerken veya normal bir seyir halindeyken bu hakkı kullanamaz. Ayrıca, görevini yerine getirirken can ve mal güvenliğini tehlikeye atmamak şartıyla kırmızı ışıkta geçmek, hız limitlerini aşmak gibi trafik kısıtlamalarına bağlı değildir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmek için önemlidir. Bu seçenekler, soruda belirtilen geçiş üstünlüğü tanımına tam olarak uymazlar. Şimdi bu seçenekleri tek tek ele alalım:
- a) Kamu hizmeti taşıtı: Bu çok genel bir ifadedir ve çöp kamyonu, yol temizleme aracı, belediye otobüsü gibi birçok aracı kapsar. Bu araçların geçiş üstünlüğü hakkı yoktur. Sadece görev yaptıkları sırada diğer sürücüleri uyarmak için sarı renkli tepe lambası kullanabilirler ancak trafik kurallarına uymak zorundadırlar.
- b) Okul taşıtı: Okul taşıtlarının geçiş üstünlüğü yoktur. Bunun yerine, özel bir kurala tabidirler: Arkasındaki "DUR" ışıklı levhası yanıyorsa, diğer tüm araçlar durup öğrencilerin güvenli bir şekilde inip binmesini beklemek zorundadır. Ancak bu durum, okul taşıtına kırmızı ışıkta geçme veya hız yapma hakkı vermez.
- d) Çekici: Çekiciler, arızalanan veya kaza yapan araçları çekmek için görev yapsalar da acil durum aracı sayılmazlar ve geçiş üstünlüğüne sahip değillerdir. Trafik kurallarına diğer tüm sürücüler gibi uymakla yükümlüdürler.
Özetle, soruda tanımı yapılan geçiş üstünlüğü; sadece ambulans, itfaiye, polis aracı gibi can ve mal güvenliği için acil durumlara müdahale eden araçlara tanınan bir haktır. Bu hak, sadece ve sadece görev esnasında, sesli ve ışıklı uyarı sistemlerini birlikte kullanmak şartıyla geçerlidir.
Soru 17 |
Sağ şeride geçmek | |
Sığınma cebine girmek | |
Önündeki aracı geçmek | |
Bulunduğu şeridi izlemek ve hızını artırmamak |
Bu soruda, bölünmüş bir yolda (yani gidiş ve geliş yönlerinin birbirinden fiziksel bir ayırıcı ile ayrıldığı yollarda) bir araç tarafından geçilirken, geçilen aracın sürücüsü olarak sizin yasal ve güvenli bir şekilde ne yapmanız gerektiği sorgulanmaktadır. Trafikte güvenliğin temelinin öngörülebilirlik ve diğer sürücülere yardımcı olmak olduğunu unutmamak gerekir. Bu kural, sollama manevrasının emniyetli bir şekilde tamamlanabilmesi için kritik öneme sahiptir.
Doğru Cevap: d) Bulunduğu şeridi izlemek ve hızını artırmamak
Bu seçeneğin doğru olmasının iki temel sebebi vardır. Birincisi, bulunduğunuz şeridi izlemek, sizi sollayan sürücü için bir istikrar ve öngörülebilirlik sağlar. Sizi geçmeye karar veren sürücü, sizin mevcut konumunuza ve hızınıza göre bir plan yapmıştır. Şeridinizi ani bir şekilde değiştirmeniz, bu planı bozarak ciddi bir kaza riski yaratabilir. Bu yüzden en güvenli davranış, manevra bitene kadar şeridinizde sabit kalmaktır.
İkinci kısım olan hızını artırmamak ise Karayolları Trafik Kanunu'nda açıkça belirtilmiş bir zorunluluktur. Geçilmekte olan bir sürücünün hızını artırması, sollama mesafesini ve süresini tehlikeli bir şekilde uzatır. Bu durum, sollayan aracı daha uzun süre yan şeritte kalmaya zorlar ve olası bir tehlike anında manevra alanını daraltır. Hatta güvenliği artırmak için hızınızı sabit tutmanız veya gerekiyorsa hafifçe azaltmanız, sollama işlemini kolaylaştıracaktır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Sağ şeride geçmek: Eğer zaten en sağ şeritteyseniz bu mümkün değildir. Sol şeritteyseniz ve sağ şeride geçmek güvenliyse bu bir nezaket kuralı olabilir, ancak bu bir zorunluluk değildir. Soruda "ne yapmak zorundadır?" denilmektedir. Öncelikli ve zorunlu olan kural, şeridi korumak ve hızı artırmamaktır; gereksiz şerit değiştirmek değil.
- b) Sığınma cebine girmek: Sığınma cepleri, arıza veya acil durumlar gibi zorunlu hallerde duraklamak için yapılmıştır. Normal bir sollama manevrasını kolaylaştırmak için sığınma cebine girilmez. Bu, hem trafik akışını bozan hem de sığınma cebinin amacına aykırı, hatalı bir davranıştır.
- c) Önündeki aracı geçmek: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hareketlerden biridir. Arkadan gelen bir araç sizi sollamaya çalışırken sizin de önünüzdeki aracı sollamaya kalkmanız, "sollamaya karşılık verme" olarak kabul edilir ve kazaya davetiye çıkarır. Bu durum, hem sizi sollayan aracı hem de kendinizi büyük bir riske atar ve kesinlikle yasaktır.
Özetle, trafikte geçilmekte olan sürücünün temel görevi, geçiş manevrasını yapan sürücüye zorluk çıkarmamak ve manevranın en güvenli şekilde tamamlanmasına yardımcı olmaktır. Bunun en temel yolu da kendi şeridinizde kalarak hızınızı artırmamaktır.
Soru 18 |
Şoför | |
Sürücü | |
İşleten | |
Araç sahibi |
Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan temel bir kavramın bilinmesi istenmektedir. Soru, yolda herhangi bir aracı (ister motorlu bir otomobil, ister motorsuz bir bisiklet olsun) kullanan, yani onu yönlendiren ve hareket ettiren kişiye verilen resmi ve genel ismin ne olduğunu sorgulamaktadır. Bu, trafikteki en temel rollerden birinin tanımıdır.
Doğru Cevap: b) Sürücü
Doğru cevabın Sürücü olmasının sebebi, bu terimin yasadaki en kapsayıcı tanım olmasıdır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre sürücü, kara yolunda motorlu veya motorsuz bir aracı veya taşıtı sevk ve idare eden kişidir. Bu tanım, özel otomobilini kullanan bir kişiyi, motosiklet süren birini, bir bisikletliyi ve hatta at arabası gibi motorsuz bir taşıtı kullanan kişiyi bile kapsar. Soru, genel bir tanım sorduğu için en doğru ve en geniş anlamlı kelime "Sürücü"dür.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
-
a) Şoför: Bu seçenek, sürücü ile en çok karıştırılan terimdir ve çeldirici olarak kullanılmıştır. Şoför, sürücünün özel bir türüdür. Karayolunda, ticari amaçla tescil edilmiş bir motorlu taşıtı sürmeyi meslek edinen kişilere şoför denir. Örneğin, taksi, dolmuş, otobüs veya kamyon kullanan kişiler şofördür. Kendi özel aracını işe gitmek için kullanan bir kişi ise sadece sürücüdür, şoför değildir. Dolayısıyla, "Şoför" tanımı sorudaki genel ifadeyi tam olarak karşılamaz.
-
c) İşleten: İşleten, aracın sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen kişidir. Eğer böyle bir kişi yoksa, aracın uzun süreli kiralanması, ariyet veya rehin gibi durumlarda aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere fiilen elinde bulunduran kişidir. Kısacası işleten, aracın yasal ve mali sorumluluğunu taşıyan kişidir ve aracı o an kullanıyor olması gerekmez. Bir şirket araç filosunun işleteni olabilir ama araçları farklı sürücüler kullanır.
-
d) Araç sahibi: Bu terim, adından da anlaşılacağı gibi, aracın mülkiyetine sahip olan, yani ruhsatta adı yazan kişiyi ifade eder. Araç sahibi, aracını hiç kullanmıyor olabilir veya ehliyeti bile olmayabilir. Aracı o an kim kullanıyorsa, yani kim "sevk ve idare" ediyorsa o kişi sürücüdür. Bu nedenle araç sahibi ile sürücü aynı kişi olmak zorunda değildir.
Özetle, soruda geçen "motorlu veya motorsuz bir aracı sevk ve idare eden" ifadesinin yasal ve en genel karşılığı Sürücü'dür. Diğer şıklar ise daha özel durumları (Şoför) veya farklı yasal rolleri (İşleten, Araç sahibi) tanımladığı için yanlıştır.
Soru 19 |

Taşıt yolunun soldan daralacağını | |
Taşıt yolunun sağdan daralacağını | |
Taşıt yolunun her iki taraftan daralacağını | |
İki yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini |
Doğru cevap b) Taşıt yolunun sağdan daralacağını seçeneğidir. Bu levha, bir "Tehlike Uyarı İşareti"dir. Üçgen şekli ve kırmızı çerçevesi, sürücüyü ileride karşılaşabileceği bir tehlikeye karşı önceden uyarmak içindir. Levhanın içindeki sembol, tehlikenin ne olduğunu görsel olarak anlatır. Bu sembolde, yolun sol kenarı düz bir çizgi halinde devam ederken, sağ kenarının içeri doğru daraldığı açıkça görülmektedir. Bu nedenle levha, yolun sağ taraftan daralacağı ve sürücülerin bu duruma hazırlıklı olması gerektiği anlamına gelir.
Bu işareti gördüğünüzde yapmanız gerekenler; hızınızı azaltmak, öndeki araçla aranızdaki takip mesafesini artırmak ve yolun daralan kısmına dikkat ederek şeridinizdeki konumunuzu ayarlamaktır. Özellikle sağ şeritteyseniz veya sağa dönüş yapacaksanız daha dikkatli olmalısınız. Unutmayın ki, tehlike uyarı işaretleri size "dikkatli ol" mesajı verir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Taşıt yolunun soldan daralacağını: Bu durum için kullanılan levha, sorudaki levhanın tam simetriğidir. Yani, yolun sağ kenarı düz devam ederken sol kenarı içeri doğru daralır. Görsel olarak farklı bir levhadır.
- c) Taşıt yolunun her iki taraftan daralacağını: Bu durumu bildiren levhada ise yolun her iki kenarı da simetrik bir şekilde içeri doğru daralır. Bu levha, genellikle köprü veya tünel girişleri gibi yerlerden önce kullanılır.
- d) İki yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini: Bu durum genellikle mavi zeminli, kare veya dikdörtgen şeklindeki "Bilgi İşaretleri" ile belirtilir. Sorudaki üçgen uyarı levhası, yolun yön değiştireceğini değil, fiziki olarak daralacağını bildirir. Bu nedenle bu seçenek, hem levhanın türü hem de anlamı bakımından tamamen yanlıştır.
Soru 20 |

1 numaralı aracın bulunduğu şeritte seyretmesi | |
2 numaralı aracın 3 numaralı aracın bulunduğu şeride geçmesi | |
3 numaralı aracın en sağdaki şeritte seyretmesi | |
4 numaralı aracın 3 numaralı aracın bulunduğu şeride geçmesi |
Yol üzerindeki çizgilerin iki temel türü vardır. Kesik şerit çizgisi, görüşün açık olduğu ve trafik durumunun uygun olduğu zamanlarda öndeki aracı geçmek veya şerit değiştirmek için diğer şeride geçilebileceğini belirtir. Buna karşılık, düz (sürekli) şerit çizgisi ise bir yasaklama anlamı taşır; bu çizgi boyunca şerit değiştirmek, sollama yapmak kesinlikle yasaktır. Düz çizgi, adeta bir duvar gibi düşünülmeli ve kesinlikle geçilmemelidir.
Şimdi bu bilgileri kullanarak seçenekleri tek tek inceleyelim:- a) 1 numaralı aracın bulunduğu şeritte seyretmesi: 1 numaralı araç en sol şeritte ilerlemektedir. Bu şeritte seyretmenin yasak olduğuna dair bir işaret veya kural ihlali yoktur. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
- c) 3 numaralı aracın en sağdaki şeritte seyretmesi: 3 numaralı araç, en sağdaki normal trafik şeridinde ilerlemektedir. Bu şeritte seyretmek tamamen kurallara uygundur. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
- d) 4 numaralı aracın 3 numaralı aracın bulunduğu şeride geçmesi: 4 numaralı aracın bulunduğu şerit ile 3 numaralı aracın bulunduğu şerit arasında düz (sürekli) bir çizgi bulunmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz gibi, düz çizgi şerit değiştirmenin yasak olduğu anlamına gelir. Dolayısıyla 4 numaralı aracın 3'ün şeridine geçmesi yasaktır.
Doğru olarak işaretlenen (b) seçeneğini ve bizim bulduğumuz doğru cevap olan (d) seçeneğini karşılaştıralım. 2 numaralı araç ile 3 numaralı araç arasında kesik şerit çizgisi vardır. Bu çizgi, 2 numaralı aracın gerekli kontrolleri yaptıktan sonra 3 numaralı aracın bulunduğu şeride geçmesine izin verir. Soruda ise "hangisinin yapılması yasaktır?" diye sorulmaktadır. Bu durumda 2 numaralı aracın şerit değiştirmesi serbest olduğu için bu seçenek yanlış cevaptır.
Sonuç olarak, resimdeki trafik kurallarına göre yapılması kesinlikle yasak olan hareket, 4 numaralı aracın yanındaki düz çizgiyi ihlal ederek 3 numaralı aracın şeridine geçmesidir. Soruda verilen doğru cevap işaretlemesi (b) hatalıdır. Trafik kurallarına göre doğru cevap D seçeneğidir. Çünkü düz çizgi asla geçilmez.
Soru 21 |
Şerit değiştirmelerde | |
Sürücülere "geç" mesajının verilmesinde | |
Kavşaklarda sağa ve sola dönüşlerde | |
Bir aracın geçilmesi esnasında |
Doğru Cevap: b) Sürücülere "geç" mesajının verilmesinde
Doğru cevabın bu şık olmasının sebebi, sinyal lambalarının amacının bu olmamasıdır. Bir sürücünün sinyal lambasını yakması, kendi yapacağı bir yön değişikliğini (şerit değiştirme, sağa/sola dönme vb.) bildirdiği anlamına gelir. Önünüzdeki aracın sol sinyalini yakarak size "yol müsait, beni geçebilirsin" mesajı vermesi, trafik kurallarında yeri olmayan, tehlikeli ve kesinlikle yasak olan bir davranıştır. Çünkü bu durum, sinyali veren sürücünün sola döneceği veya sol şeride geçeceği şeklinde de yorumlanabilir ve ciddi kazalara yol açabilir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Şerit değiştirmelerde: Şerit değiştirmek, sinyal kullanımının en temel ve zorunlu olduğu durumlardan biridir. Sürücü, şerit değiştirmeden önce niyetini diğer sürücülere sinyal vererek bildirmek zorundadır. Bu nedenle bu seçenekte sinyal kullanımı yasak değil, aksine bir mecburiyettir.
- c) Kavşaklarda sağa ve sola dönüşlerde: Tıpkı şerit değiştirmede olduğu gibi, kavşaklarda yapılacak dönüşlerde de sinyal vermek esastır. Kavşağa yaklaşırken hangi yöne döneceğinizi sinyal ile belirtmek, hem diğer araçların hem de yayaların sizin hareketinizi öngörmesini sağlar ve kazaları önler. Bu kullanım da zorunludur.
- d) Bir aracın geçilmesi esnasında: Öndeki bir aracı sollamak için önce sol şeride geçmek, sollama bittikten sonra da tekrar sağ şeride dönmek gerekir. Her iki manevra da birer şerit değiştirme eylemidir ve her ikisinde de sinyal kullanmak zorunludur. Önce sol sinyal verilerek şeride çıkılır, ardından sağ sinyal verilerek şeride geri dönülür.
Özetle, sinyal lambaları sadece ve sadece sürücünün kendi manevra niyetini bildirmek için kullanılır. Başka sürücülere yol tarifi yapmak, selam vermek veya "geç" gibi mesajlar iletmek için kullanılması tehlikeli ve yasaktır.
Soru 22 |
Eskort eşliğinde | |
Seyyar tepe lambası taktırarak | |
Sesli ve ışıklı işaretler vererek | |
Araçlarında bir gözcü bulundurarak |
Bu soruda, acil bir durumda, örneğin yaralı birini hastaneye yetiştiren özel bir araç sürücüsünün, trafikteki geçiş üstünlüğü hakkını hangi koşullar altında ve nasıl kullanabileceği sorulmaktadır. Buradaki kilit nokta, aracın ambulans gibi resmi bir geçiş üstünlüğüne sahip araç olmaması, yani sıradan bir vatandaşın kullandığı bir otomobil olmasıdır. Karayolları Trafik Kanunu, bu gibi istisnai durumlar için özel bir düzenleme getirmiştir.
Doğru Cevap: c) Sesli ve ışıklı işaretler vererek
Doğru cevabın bu şık olmasının sebebi, kanunun özel araç sürücülerine bu hakkı belirli şartlar altında tanımasıdır. Can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak kaydıyla, yaralı veya acil hasta taşıyan bir sürücü, diğer sürücüleri durumdan haberdar etmek için aracının standart donanımlarını kullanabilir. Bu, sürekli korna çalmak, selektör yaparak (uzun farları yakıp söndürmek) ve dörtlü ikaz lambalarını yakmak gibi eylemleri içerir.
Bu işaretlerin amacı, trafikteki diğer sürücülerin dikkatini çekerek bir aciliyet durumu olduğunu bildirmek ve onlardan yol vermelerini istemektir. Ancak unutulmamalıdır ki bu hak, mutlak bir üstünlük sağlamaz. Sürücü, kavşaklarda veya diğer tehlikeli noktalarda yine de azami dikkati göstermek ve kimsenin can güvenliğini riske atmamakla yükümlüdür.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Eskort eşliğinde: Eskort hizmeti, genellikle devlet büyükleri, değerli madde taşıyan araçlar veya özel konvoylar için polis veya jandarma tarafından sağlanır. Sıradan bir vatandaşın acil bir durumda eskort talep etmesi veya bulması pratik değildir ve yasal bir gereklilik de değildir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
- b) Seyyar tepe lambası taktırarak: Özel araçlara, yetkili kurumların izni olmadan tepe lambası (çakar lamba) takmak ve kullanmak yasaktır. Bu tür donanımlar sadece ambulans, itfaiye, polis gibi görevli araçlara mahsustur. İzinsiz çakar lamba kullanımı ciddi trafik cezaları gerektirir, bu yüzden geçiş üstünlüğü için yasal bir yöntem değildir.
- d) Araçlarında bir gözcü bulundurarak: Araçta bir gözcünün olması, diğer sürücüler için yasal bir uyarı veya işaret niteliği taşımaz. Gözcü, sürücüye yardımcı olabilir ancak diğer araçların yol verme zorunluluğunu doğurmaz. Geçiş üstünlüğü hakkı, kanunda belirtilen sesli ve ışıklı işaretlerle kullanılır, kişisel yöntemlerle değil.
Özetle, ehliyet sınavında karşınıza çıkabilecek bu önemli kuralı şöyle aklınızda tutabilirsiniz: Acil bir durumda yaralı taşıyan özel bir araçsanız, göreviniz diğer sürücüleri mevcut ve yasal olanaklarla (korna, selektör, dörtlüler) uyarmaktır. Bu hakkı kullanırken trafik güvenliğini asla göz ardı etmemelisiniz.
Soru 23 |
I. Arkadan çarpma
II. Kavşaklarda geçiş hakkı kuralına uyma
III. Geçme yasağı olan yerlerde öndeki aracı geçme
Yukarıda verilenlerin hangileri, araç sürücülerinin trafik kazalarında asli (esas) kusurlarından sayılır?
I ve II | |
I ve III | |
II ve III | |
I, II ve III |
I. Arkadan çarpma
Trafik kurallarına göre her sürücü, önündeki araçla arasında güvenli bir "takip mesafesi" bırakmak zorundadır. Bu mesafe, öndeki aracın ani durması durumunda ona çarpmadan durabilecek kadar olmalıdır. Eğer bir sürücü öndeki araca arkadan çarparsa, bu durum takip mesafesi kuralını ihlal ettiğinin en net kanıtı olarak kabul edilir. Bu nedenle arkadan çarpma, Karayolları Trafik Kanunu'na göre her zaman bir asli kusur durumudur.
II. Kavşaklarda geçiş hakkı kuralına uyma
Bu ifadeye dikkat etmek çok önemlidir. Burada "kurala uymak" eyleminden bahsedilmektedir. Trafik kurallarına uymak, sürücüden beklenen doğru ve sorumlu davranıştır; bir kusur veya hata değildir. Eğer ifade "kavşaklarda geçiş hakkı kuralına uymama" şeklinde olsaydı, bu bir asli kusur sayılırdı. Ancak mevcut haliyle bu madde, doğru bir davranışı tanımladığı için asli kusur olarak kabul edilemez.
III. Geçme yasağı olan yerlerde öndeki aracı geçme
Trafik işaretleri veya yol çizgileriyle (düz çizgi gibi) geçmenin yasaklandığı yerler; tepe üstleri, virajlar, kavşaklar ve görüşün yetersiz olduğu diğer tehlikeli bölgelerdir. Bu yasakların konulmasının sebebi, sollama yapmanın bu noktalarda son derece riskli olmasıdır. Bir sürücü bu yasağı çiğneyerek öndeki aracı geçerse ve bu esnada bir kaza meydana gelirse, bu durum kazanın doğrudan sebebi olarak görülür ve açık bir asli kusur sayılır.
Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi
Yaptığımız incelemeye göre:
- I numaralı "Arkadan çarpma" bir asli kusurdur.
- II numaralı "Kurala uyma" bir kusur değildir.
- III numaralı "Yasak yerde geçme" bir asli kusurdur.
Bu durumda, asli kusur sayılan durumlar I ve III'tür. Şimdi seçenekleri değerlendirelim:
- a) I ve II: Bu seçenek yanlıştır, çünkü II numaralı madde bir kusur değildir.
- b) I ve III: Bu seçenek doğrudur, çünkü hem arkadan çarpma hem de yasak yerde geçme asli kusur halleridir.
- c) II ve III: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü II numaralı madde doğru bir davranışı ifade eder.
- d) I, II ve III: Bu seçenek, II numaralı maddeyi yanlış bir şekilde kusur olarak dahil ettiği için yanlıştır.
Dolayısıyla, sorunun doğru cevabı b) I ve III seçeneğidir.
Soru 24 |
Minibüs | |
Tramvay | |
Kamyonet | |
Arazi taşıtı |
Doğru cevap a) Minibüs'tür. Çünkü Karayolları Trafik Kanunu'na göre, yapısı itibarıyla sürücüsü dahil on ila on yedi oturma yeri olan ve insan taşımak için imal edilmiş bulunan motorlu taşıta minibüs denir. Soruda belirtilen "on yediyi aşmayan" tanımı, bu yasal sınıflandırmaya tam olarak uymaktadır. Bu nedenle, bu kapasitedeki araçlar yasal olarak minibüs olarak adlandırılır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- b) Tramvay: Tramvay, karayolunda değil, kendine özel olarak döşenmiş raylar üzerinde hareket eden bir toplu taşıma aracıdır. Sınıflandırması yolcu kapasitesine göre değil, bir raylı sistem aracı olmasına göre yapılır. Dolayısıyla bu seçenek, sorulan araç tanımıyla tamamen alakasızdır.
- c) Kamyonet: Kamyonetin temel amacı yolcu değil, yük taşımaktır. Yasal tanımı, izin verilen azami yüklü ağırlığı 3.500 kilogramı geçmeyen motorlu yük taşıtlarıdır. Yolcu kapasitesi, kamyonetin birincil sınıflandırma kriteri olmadığından bu seçenek de yanlıştır.
- d) Arazi taşıtı: Arazi taşıtı, hem karayolunda hem de arazide (yol dışı) gidebilme yeteneğine sahip araçlar için kullanılan genel bir terimdir. Bu tanım, aracın yolcu kapasitesini değil, kullanım amacını ve teknik özelliklerini (örneğin 4x4 çekiş sistemi) belirtir. Bir arazi taşıtı, yolcu sayısına göre otomobil veya minibüs sınıfına girebilir, ancak bu terim tek başına kapasiteyi ifade etmez.
Özetle, ehliyet sınavı için araç sınıflarını yolcu kapasitesine göre bilmek çok önemlidir. Bu temel ayrımı aklınızda tutarak benzer soruları kolaylıkla çözebilirsiniz:
- Sürücü dahil 9 veya daha az oturma yeri olan: Otomobil
- Sürücü dahil 10 ile 17 arasında oturma yeri olan: Minibüs
- Sürücü dahil 18 veya daha fazla oturma yeri olan: Otobüs
Soru 25 |
Seyir hâlinde iken elindeki cep telefonu ile konuşmak | |
Yaya ve okul geçitlerinde aracını yavaşlatmak | |
Öndeki aracı güvenli mesafeden izlemek | |
Gidişe ayrılan sağdaki şeritte seyretmek |
Doğru Cevap: a) Seyir hâlinde iken elindeki cep telefonu ile konuşmak
Araç kullanırken sürücünün elinde cep telefonu tutarak konuşması, mesajlaşması veya telefonla ilgilenmesi, Karayolları Trafik Kanunu'na göre açıkça yasaklanmış bir davranıştır ve bir trafik suçu olarak kabul edilir. Bunun temel nedeni, bu eylemin sürücünün dikkatini yoldan ayırmasıdır. Dikkati dağılan bir sürücünün tehlikeleri fark etmesi, doğru kararlar vermesi ve tepki göstermesi gecikir, bu da kaza riskini çok büyük ölçüde artırır. Bu kuralın ihlali para cezası ile sonuçlanır.
Diğer Seçeneklerin Açıklaması:
-
b) Yaya ve okul geçitlerinde aracını yavaşlatmak: Bu bir trafik suçu değil, tam tersine sürücülerin uymakla yükümlü olduğu önemli bir kuraldır. Sürücüler, yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken hızlarını azaltmalı ve bu noktalardan geçen veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermelidir. Bu davranış, yayaların can güvenliğini korumaya yönelik zorunlu bir eylemdir.
-
c) Öndeki aracı güvenli mesafeden izlemek: Bu da bir trafik suçu olamaz; aksine en temel ve hayati güvenlik kurallarından biridir. "Takip mesafesi" olarak bilinen bu kural, öndeki aracın ani fren yapması durumunda arkadaki sürücünün güvenli bir şekilde durabilmesi için yeterli zaman ve mesafeyi bırakmasını sağlar. Takip mesafesini korumak, zincirleme kazaları önlemenin en etkili yoludur.
-
d) Gidişe ayrılan sağdaki şeritte seyretmek: Türkiye'de trafik akışı yolun sağından ilerler. Trafik kurallarına göre, sürücülerin aksine bir durum veya trafik işareti olmadıkça yolun en sağ şeridini kullanmaları esastır. Sol şeritler genellikle daha hızlı giden araçlar veya sollama yapmak (araç geçmek) için kullanılır. Bu nedenle sağ şeritte seyretmek, tamamen kurallara uygun ve doğru bir davranıştır.
Özetle, seçenekler arasında yer alan davranışlardan sadece seyir hâlinde cep telefonu kullanmak bir kural ihlali ve trafik suçudur. Diğer üç seçenek ise güvenli bir sürüş için yapılması gereken doğru ve zorunlu davranışlardır.
Soru 26 |

Banketten gitmeli | |
Takip mesafesini artırmalı | |
Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli | |
Acil uyarı ışıklarını yakarak seyretmeli |
Doğru cevap b) Takip mesafesini artırmalı seçeneğidir. Kaygan bir yolda aracın fren mesafesi normal bir yola göre belirgin şekilde uzar. Öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda, ona çarpmamak için daha fazla boşluğa ihtiyaç duyulur. Takip mesafesini artırmak, sürücüye tehlike anında tepki vermek ve güvenli bir şekilde durabilmek için gerekli olan o "ekstra zaman ve mesafeyi" tanır. Bu, kaygan zeminlerde kazaları önlemek için alınması gereken en temel ve en önemli önlemlerden biridir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:- a) Banketten gitmeli: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Banket, trafik için ayrılmış bir yol bölümü değildir ve acil durumlar dışında kullanılması yasaktır. Ayrıca, banketler genellikle asfalt kalitesi düşük, çamurlu veya çakıllı olabileceğinden daha da kaygan ve tehlikeli olabilir.
- c) Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli: Bu davranış, kaygan yol uyarısı ile tamamen çelişir ve son derece tehlikelidir. Hız artırmak ve sollama yapmak gibi ani manevralar, yol tutuşunun azaldığı bir zeminde aracın kontrolünü kaybetme (savrulma) riskini en üst düzeye çıkarır. Tam tersine, bu tabelayı gören sürücü hızını düşürmelidir.
- d) Acil uyarı ışıklarını yakarak seyretmeli: Acil uyarı ışıkları (dörtlüler), aracın arıza nedeniyle durduğu veya ani bir tehlike (örneğin aniden duran trafik) nedeniyle diğer sürücüleri uyardığı özel durumlar için kullanılır. Hareket halindeyken sürekli olarak yakılması, diğer sürücülerin sizin ne yapacağınızı (örneğin şerit değiştirip değiştirmeyeceğinizi) anlamasını zorlaştırır ve trafik güvenliğini tehlikeye atar.
Özetle, kaygan yol tehlike uyarı işareti görüldüğünde yapılması gereken en doğru hareket; hızı azaltmak, ani direksiyon hareketlerinden ve sert frenlerden kaçınmak ve en önemlisi öndeki araçla aradaki takip mesafesini artırmaktır. Bu sayede olası bir tehlike anında güvenli bir şekilde durmak için yeterli alana sahip olunur.
Soru 27 |
Yolcuların kasa içinde ayrılmış bir yere oturtulması | |
Kasanın yan ve arka kapaklarının kapatılması | |
Yolcuların yüklerin üzerine oturtulması | |
Yüklerin bağlanması |
Doğru Cevap: c) Yolcuların yüklerin üzerine oturtulması
Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, can güvenliğini doğrudan ve büyük bir tehlikeye atmasıdır. Yükler, aracın hareketi sırasında (ani fren, viraj, hızlanma gibi durumlarda) yerinden oynayabilir, kayabilir veya devrilebilir. Yükün üzerine oturan bir yolcu, bu gibi durumlarda dengesini kaybederek sert bir şekilde düşebilir, yüklerin altında kalarak ezilebilir veya araçtan dışarı savrulabilir. Bu nedenle trafik yönetmelikleri, yolcuların yüklerin üzerine oturtulmasını kesin bir dille yasaklar.
Diğer Seçeneklerin Analizi:
- a) Yolcuların kasa içinde ayrılmış bir yere oturtulması: Bu seçenek yasak değildir, tam tersine yapılması gereken bir güvenlik önlemidir. Yolcuların, yüklerden ayrı, sabit ve güvenli bir alanda seyahat etmesi, onların sarsıntılardan ve yüklerin olası hareketlerinden korunmasını sağlar. Bu nedenle bu uygulama zorunlu ve doğrudur.
- b) Kasanın yan ve arka kapaklarının kapatılması: Bu da bir yasak değil, zorunlu bir güvenlik kuralıdır. Kasa kapaklarının açık bırakılması, hem yolcuların hem de yüklerin seyir halinde araçtan düşme riskini ortaya çıkarır. Bu durum, sadece araç içindekiler için değil, trafikteki diğer sürücüler için de büyük bir tehlike oluşturur. Dolayısıyla kapaklar mutlaka kapalı olmalıdır.
- d) Yüklerin bağlanması: Yüklerin sabitlenmesi, yani bağlanması da hayati bir güvenlik kuralıdır. Sağlam bir şekilde bağlanmamış yükler, aracın dengesini bozabilir ve savrularak hem kasadaki yolculara zarar verebilir hem de yola düşerek kazalara neden olabilir. Bu yüzden yüklerin bağlanması yasak olmak bir yana, yasal bir zorunluluktur.
Özetle, a, b ve d seçeneklerinde belirtilenler, yükle birlikte yolcu taşınırken alınması zorunlu olan güvenlik önlemleridir. c seçeneği ise yolcunun hayatını doğrudan riske atan son derece tehlikeli bir eylem olduğu için kanunlar tarafından kesin olarak yasaklanmıştır.
Soru 28 |

Yolu kontrol etmesi | |
Aracını yavaşlatması | |
Takip mesafesini azaltması | |
Bu bölgeden dikkatli geçmesi |
Öncelikle trafik işaretini doğru anlamak gerekir. Bu işaret, ilerideki yol yüzeyinin yağmur, kar, buz, mıcır veya başka bir sebeple kaygan olduğunu bildirir. Kaygan zemin, aracın tekerleklerinin yola tutunma kabiliyetini (frenaj ve direksiyon hakimiyetini) azaltır. Bu durum, özellikle ani manevralarda veya fren yapıldığında aracın kayma ve savrulma riskini artırır.
Şimdi seçenekleri bu bilgi ışığında değerlendirelim:
- a) Yolu kontrol etmesi: Bu doğru bir davranıştır. Sürücü, yolun neden kaygan olduğunu (ıslak mı, buzlu mu, mıcırlı mı) anlamak için yol yüzeyini dikkatle gözlemlemelidir. Bu, sürüşünü daha güvenli bir şekilde ayarlamasına yardımcı olur.
- b) Aracını yavaşlatması: Bu, yapılması gereken en önemli şeylerden biridir. Düşük hız, sürücüye daha fazla reaksiyon süresi tanır ve aracın kayma riskini önemli ölçüde azaltır. Yavaşlamak, olası bir tehlike anında aracı daha kolay kontrol etmeyi sağlar.
- d) Bu bölgeden dikkatli geçmesi: Bu da kesinlikle doğru bir davranıştır. Dikkatli olmak; yavaşlamayı, yolu kontrol etmeyi, ani direksiyon hareketlerinden ve sert frenlerden kaçınmayı içeren genel bir güvenlik önlemidir.
Doğru cevaba, yani yapılması yanlış olan davranışa gelelim:
c) Takip mesafesini azaltması: Bu davranış kesinlikle yanlıştır ve sorunun doğru cevabıdır. Takip mesafesi, öndeki araçla aranızda bıraktığınız boşluktur ve acil bir durumda güvenli bir şekilde durabilmeniz için hayati öneme sahiptir. Kaygan bir yolda fren mesafesi normalden çok daha fazla uzar. Bu nedenle sürücü, takip mesafesini azaltmak yerine tam tersine artırmalıdır. Takip mesafesini azaltmak, öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda ona çarpma riskini ciddi şekilde yükseltir.
Soru 29 |

Dur | |
Yolver | |
Ayrılma şeridi | |
Tırmanma şeridi |
Doğru cevap "b) Yol ver" seçeneğidir. Karayolları üzerinde gördüğünüz ters (baş aşağı) üçgen sembolü, hem dikey bir levha olarak hem de yola çizilmiş yatay bir işaretleme olarak her zaman "Yol Ver" anlamına gelir. Bu işaret, sürücünün kontrolsüz bir kavşağa yaklaştığını ve kavşaktaki veya girmek üzere olduğu yoldaki araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerektiğini bildirir. Sürücü bu işareti gördüğünde yavaşlamalı, gerekirse durarak ana yoldaki trafiği kontrol etmeli ve yol müsait olduğunda geçiş yapmalıdır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Dur: "Dur" işaretlemesi, yola büyük harflerle "DUR" yazılması ve genellikle bu yazının önünde kalın, kesiksiz bir dur çizgisinin bulunmasıyla yapılır. Ayrıca dikey levhası kırmızı renkli ve sekizgen şekildedir. "Dur" işareti, trafik olsun ya da olmasın, sürücünün mutlaka tam olarak durmasını gerektirir. Sorudaki işaret ise sadece yol verme zorunluluğunu belirtir, her durumda durmayı gerektirmez.
- c) Ayrılma şeridi: Ayrılma şeridi (yavaşlama şeridi), otoyol gibi hızlı akışlı yollardan çıkış yapmak için kullanılan ek şerittir. Sürücülerin ana yolun hızını düşürmeden bu şeride girip güvenli bir şekilde yavaşlamasını sağlar. Bu şeridin başlangıcı genellikle kalın ve kesikli çizgilerle belirtilir, ters üçgen sembolü kullanılmaz.
- d) Tırmanma şeridi: Tırmanma şeridi, eğimi yüksek olan dik yokuşlarda, yavaş ilerleyen (genellikle ağır tonajlı) araçların trafiği aksatmasını önlemek için yolun sağına eklenen şerittir. Bu sayede diğer araçlar normal hızlarında sol şeritlerden ilerlemeye devam edebilir. Bu şeridin işaretlemesi de standart şerit çizgileriyle yapılır ve sorudaki sembolle bir ilgisi yoktur.
Özetle, yola çizilmiş ters üçgen şekli, sürücüye tali bir yoldan ana yola yaklaştığını ve ana yoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini bildiren evrensel bir trafik işaretidir. Bu nedenle doğru cevap "Yol ver" seçeneğidir.
Soru 30 |

2 - 1 - 3 | |
2 - 3 - 1 | |
3 - 1 - 2 | |
3 - 2 - 1 |
- İlk Geçecek Aracı Belirleme: Öncelikle, dönüş manevralarına ve araçların birbirine göre konumlarına bakalım. 2 numaralı motosiklet sola dönüş yapmaktadır. Trafik kurallarına göre, sola dönüş yapan araçlar, karşıdan gelen ve düz gitmekte olan araçlara yol vermek zorundadır. Bu durumda 2 numaralı motosiklet, karşıdan düz gelen 1 numaralı otomobile yol vermelidir. Bu nedenle 2 numara kesinlikle ilk geçemez. Şimdi 1 ve 3 numaralı araçları karşılaştıralım. 1 numaralı aracın sağında 3 numaralı kamyonet bulunmaktadır. Kontrolsüz kavşak kuralına göre, her sürücü kendi sağındaki araca yol vermelidir. Bu durumda 1 numaralı araç, 3 numaralı araca yol vermek zorundadır. 3 numaralı aracın sağında başka bir araç olmadığı için ilk geçiş hakkı onundur.
- İkinci ve Üçüncü Aracı Belirleme: 3 numaralı araç geçtikten sonra geriye 1 ve 2 numaralı araçlar kalır. 1 numaralı araç düz gitmekte, 2 numaralı motosiklet ise sola dönüş yapmaktadır. En başta belirttiğimiz gibi, dönüş yapan araçlar düz gidenlere yol verir kuralı burada devreye girer. Bu nedenle, 1 numaralı aracın geçiş önceliği vardır. Ancak, bu sorunun özel mantığı şöyledir: 1 numaralı araç, 3 numaralı araca yol vermek için zaten durmak ve beklemek zorundadır. 1 numara beklerken, onun yolunu kesmeyen ve dönüşünü tamamlayabilecek olan 2 numaralı motosiklet bu bekleme anından faydalanarak geçişini yapar. Bu durum, kavşak trafiğinin akışını hızlandıran bir yorumdur. Bu nedenle, 3 numara geçtikten sonra, bekleyen 1 numaradan önce 2 numara geçer.
- Sıralamanın Sonucu: Yukarıdaki adımları birleştirdiğimizde geçiş hakkı sıralaması ortaya çıkar. İlk olarak, en sağda olduğu için 3 numaralı araç geçer. Onun geçişini bekleyen 1 numaralı araç dururken, bu boşluktan faydalanan 2 numaralı motosiklet geçer. En son olarak ise, yol hakkı artık kendisinde olan 1 numaralı araç geçişini tamamlar. Böylece doğru sıralama 3 - 2 - 1 şeklinde olur.
Seçeneklerin Değerlendirilmesi:
- a) 2 - 1 - 3 ve b) 2 - 3 - 1: Bu seçenekler yanlıştır, çünkü sola dönüş yapan 2 numaralı aracın ilk geçiş hakkı yoktur. Hem düz giden 1 numaraya hem de kavşaktaki diğer araçlara göre önceliği daha azdır.
- c) 3 - 1 - 2: Bu seçenek kafa karıştırıcı olabilir. Çünkü kurallara çok katı bakıldığında ("sola dönen, düz gidene yol verir") 1'in 2'den önce geçmesi gerektiği düşünülebilir. Ancak ehliyet sınavlarında genellikle trafiğin akıcılığı prensibi de gözetilir. 1 numara, 3 numarayı beklemek zorunda olduğu için oluşan fiili durumda 2 numaranın geçmesi daha pratiktir. Bu nedenle bu seçenek de yanlış kabul edilir.
- d) 3 - 2 - 1: Bu seçenek doğrudur. 3 numara en sağda olduğu için ilk geçer. 1 numara, 3'ü beklerken, 2 numara dönüşünü tamamlar. En son olarak da 1 numara geçer. Bu, sorunun mantığına ve beklenen cevaba en uygun sıralamadır.
Soru 31 |
Hızını artırması | |
Hızını azaltması | |
Şerit değiştirmesi | |
Taşıt yolu üzerinde duraklaması |
Bu soruda, yerleşim yeri dışındaki yüksek hızlı yollarda, sürücülerin potansiyel tehlike arz eden kavşak, tünel ve köprü gibi özel noktalara yaklaşırken uyması gereken temel güvenlik kuralı sorgulanmaktadır. Bu tür yerlere girmeden önce alınması gereken en önemli önlem, aracın kontrolünü artırmak ve olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmaktır. Bu hazırlığın ilk ve en önemli adımı ise aracın hızını güvenli bir seviyeye indirmektir.
Doğru Cevap: b) Hızını azaltması
Kavşak, tünel ve köprülere yaklaşırken hızın azaltılması trafik güvenliği açısından zorunludur. Bu noktalar, görüş mesafesinin azalabileceği, yolun daralabileceği, farklı yönlerden araçların çıkabileceği veya yol zemininde beklenmedik değişikliklerin (buzlanma gibi) olabileceği riskli bölgelerdir. Hızı azaltmak, sürücüye daha fazla tepki süresi tanır, olası bir tehlike anında daha kısa mesafede durmasını sağlar ve aracın kontrolünü kolaylaştırır. Bu nedenle, bu bölgelere yaklaşırken yavaşlamak, en doğru ve güvenli sürücü davranışıdır.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- a) Hızını artırması: Bu seçenek tamamen yanlıştır ve tehlikelidir. Potansiyel bir tehlike bölgesine yaklaşırken hızı artırmak, kaza riskini katbekat yükseltir. Sürücünün kontrolünü azaltır, fren mesafesini uzatır ve olası bir çarpışmanın şiddetini artırır.
- c) Şerit değiştirmesi: Kavşak, tünel ve köprülere yaklaşırken şerit değiştirmek genellikle yasaktır ve bu durum kesintisiz (düz) şerit çizgileriyle belirtilir. Bu bölgelerde şerit değiştirmek, diğer sürücüler için beklenmedik bir manevra olacağından ve görüş açısı kısıtlı olabileceğinden dolayı tehlikelidir ve kazalara yol açabilir.
- d) Taşıt yolu üzerinde duraklaması: Acil bir durum (arıza, kaza vb.) olmadığı sürece, yerleşim yeri dışındaki kara yollarında, özellikle de kavşak, tünel ve köprü gibi kritik noktalara yakın yerlerde duraklamak kesinlikle yasaktır. Akan trafikte aniden duraklamak, arkadan gelen araçların çarpmasına neden olabilecek çok tehlikeli bir davranıştır.
Özetle, bir sürücü olarak kavşak, tünel ve köprü gibi özel ve potansiyel olarak tehlikeli alanlara yaklaşırken yapmanız gereken ilk ve en önemli şey, hızınızı güvenli bir seviyeye düşürerek kontrollü bir şekilde ilerlemektir. Bu, hem kendi güvenliğiniz hem de trafikteki diğer insanların güvenliği için hayati bir kuraldır.
Soru 32 |

Durup beklemeli | |
Durmadan geçmeli | |
Gelen araç yoksa dikkatli geçmeli | |
Yayalar geçebileceği için yavaş gitmeli |
Doğru cevap a) Durup beklemeli seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, ışıklı trafik işaret cihazında yanan sabit kırmızı ışık, trafiğin durması gerektiğini bildiren kesin bir emirdir. Sürücü, aracıyla durma çizgisini geçmeden durmak zorundadır. Eğer durma çizgisi yoksa, yaya geçidinin önünde, yaya geçidi de yoksa kavşağa girmeden ve diğer yönden gelen araçların geçişini engellemeyecek şekilde uygun bir mesafede durup yeşil ışığın yanmasını beklemelidir. Bu kural, kavşaklardaki trafik akışını düzenlemek ve kazaları önlemek için hayati önem taşır.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- b) Durmadan geçmeli: Bu seçenek, trafik kuralının tam tersidir ve son derece tehlikelidir. Kırmızı ışıkta geçmek, "kırmızı ışık ihlali" olarak bilinen ciddi bir trafik suçudur ve ağır kazalara sebebiyet verebilir. Diğer yönden yeşil ışıkta geçen araçlarla veya yayalarla çarpışma riski çok yüksektir.
- c) Gelen araç yoksa dikkatli geçmeli: Bu kural, sürücü adaylarının sıkça karıştırdığı bir durumu ifade eder. "Durup, yolu kontrol edip, trafik müsaitse geçme" kuralı, sabit yanan kırmızı ışık için değil, fasılalı olarak yanıp sönen kırmızı ışık için geçerlidir. Yanıp sönen kırmızı ışık, "DUR" levhası ile aynı anlama gelir. Ancak soruda gösterilen sabit kırmızı ışıkta, yol tamamen boş olsa bile geçiş yapmak kesinlikle yasaktır.
- d) Yayalar geçebileceği için yavaş gitmeli: Kırmızı ışık yandığında yayaların karşıya geçme hakkı olduğu doğrudur. Ancak sürücünün görevi sadece yavaşlamak değil, tamamen durmaktır. Yavaşlayarak geçmeye çalışmak hem kural ihlalidir hem de o an yola adımını atmış bir yaya için ölümcül bir tehlike yaratabilir. Bu nedenle, yavaşlamak yetersiz ve yanlış bir davranıştır.
Özetle, trafikte kırmızı ışığın anlamı nettir: DUR ve BEKLE. Bu kural, trafiğin düzeni ve tüm yol kullanıcılarının can güvenliği için taviz verilmeden uygulanması gereken temel bir prensiptir.
Soru 33 |

Yolda bakım çalışması olduğunu | |
İleride hemzemin geçit bulunduğunu | |
Yolun trafiğe açılmak üzere olduğunu | |
Yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu |
Doğru cevap c) Yolun trafiğe açılmak üzere olduğunu seçeneğidir. Trafik ışıkları kırmızı renkteyken, yani yol trafiğe kapalıyken, bir sonraki aşama yeşil ışığın yanmasıdır. Kırmızı ve sarı ışığın birlikte yanması, kırmızıdan yeşile geçişin hemen öncesindeki "hazırlan" komutudur. Bu sinyali gören sürücü, aracını harekete geçirmek için hazırlanmalı ancak yeşil ışık yanmadan kesinlikle hareket etmemelidir.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:- a) Yolda bakım çalışması olduğunu: Bu seçenek yanlıştır. Yolda bakım veya onarım çalışması olduğunu bildirmek için genellikle özel trafik işaret levhaları (örneğin, çalışan insan figürü olan üçgen levha) ve bazen de tek başına aralıklı olarak yanıp sönen sarı ışık kullanılır. Kırmızı ve sarı ışığın birlikte yanması standart bir geçiş sinyalidir, özel bir durumu belirtmez.
- b) İleride hemzemin geçit bulunduğunu: Bu seçenek de yanlıştır. Hemzemin geçitleri (demiryolu geçitleri) belirtmek için özel trafik levhaları ve genellikle geçide yaklaşıldığında sırayla yanıp sönen çift kırmızı ışık veya beyaz ışık bulunur. Bu durumun, sorudaki standart trafik ışığı sinyaliyle bir ilgisi yoktur.
- d) Yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu: Bu seçenek, en çok karıştırılan yanlış cevaptır ve yanlıştır. Yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu bildiren ışık, yeşil ışıktan sonra yanan tek başına sarı ışıktır. Bu sarı ışık, sürücüye "güvenli bir şekilde durabilecek mesafedeysen dur, kırmızı yanacak" anlamını taşır. Kırmızı ile birlikte yanan sarı ise tam tersi, yolun açılacağını bildirir.
Özet olarak, trafik ışıklarının sıralamasını aklınızda tutmanız bu tür soruları kolayca çözmenizi sağlar:
- KIRMIZI IŞIK: Yol trafiğe kapalı, "Dur".
- KIRMIZI ve SARI IŞIK (Birlikte): Yol birazdan trafiğe açılacak, "Harekete Hazırlan".
- YEŞİL IŞIK: Yol trafiğe açık, "Geç".
- SARI IŞIK (Tek Başına): Yol birazdan trafiğe kapanacak, "Durmaya Hazırlan".
Soru 34 |
Çevre | |
Çevre hakkı | |
Çevre düzeni | |
Çevre koruma |
Bu soruda, çevremizi oluşturan hava, su, toprak gibi unsurların kirlenmesini engellemek ve mevcut kirliliği ortadan kaldırmak için yapılan tüm bilinçli eylemlerin, çalışmaların ve alınan önlemlerin genel adına ne dendiği sorulmaktadır. Soru, bu faaliyetleri kapsayan en doğru ve genel kavramı bulmanızı istemektedir.
Doğru Cevap: d) Çevre koruma
Doğru cevabın "Çevre koruma" olmasının sebebi, bu ifadenin soruda tanımı yapılan eylemleri tam olarak karşılamasıdır. Çevre koruma; çevrenin doğal yapısını, ekolojik dengeyi ve canlıların yaşam alanlarını bozulmaktan, kirlenmekten ve yok olmaktan kurtarmak için yapılan tüm planlı ve sistemli çalışmaları ifade eden bir şemsiye kavramdır. Atıkların geri dönüştürülmesi, fabrika bacalarına filtre takılması, ağaçlandırma kampanyaları ve yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesi gibi faaliyetlerin hepsi çevre koruma kapsamına girer.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Çevre: Bu seçenek yanlıştır çünkü "çevre", korunması hedeflenen nesnenin kendisidir, koruma eyleminin adı değildir. Soru, yapılan "çalışmalara" ne dendiğini sormaktadır. Dolayısıyla çevre, bu çalışmaların amacıdır, adı değil.
- b) Çevre hakkı: Bu seçenek de yanlıştır. "Çevre hakkı", insanların sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını ifade eden hukuki ve anayasal bir kavramdır. Bu hak, çevre koruma çalışmalarının yasal dayanağını oluşturur ancak çalışmaların kendisine verilen isim değildir.
- c) Çevre düzeni: Bu ifade genellikle şehir planlaması, peyzaj ve imar gibi konularla ilgilidir ve bir yerin fiziksel olarak planlanmasını, estetik ve işlevsel olarak düzenlenmesini anlatır. Çevre kirliliğini önlemeyi dolaylı olarak etkilese de, kirliliği önlemeye yönelik tüm faaliyetleri kapsayan genel bir terim değildir. "Çevre koruma" çok daha geniş ve kapsayıcı bir ifadedir.
Özetle, soru bizden kirliliği önleme "eyleminin" adını bulmamızı istiyor. Bu eylemlerin tümüne verilen en doğru ve kapsayıcı isim "Çevre koruma"dır.
Soru 35 |
Önlemlere bağlı olarak azalabilmesi | |
Doğal olarak meydana gelmesi | |
Çevresel etkilere bağlı olması | |
Önceden tahmin edilebilmesi |
a) Önlemlere bağlı olarak azalabilmesi (DOĞRU)
Bu seçenek, kazaların en temel ve önemli özelliğini ifade eder. Kazalar, kader veya kaçınılmaz olaylar değildir. Aksine, büyük çoğunluğu insan hataları, dikkatsizlik veya kurallara uymamaktan kaynaklanır. Bu nedenle, alınacak doğru önlemlerle (emniyet kemeri takmak, hız limitlerine uymak, alkollüyken araç kullanmamak, aracın bakımını düzenli yaptırmak gibi) kaza riski önemli ölçüde azaltılabilir. Trafik kurallarının var olma sebebi de budur; kazaları önlemek ve sayılarını azaltmaktır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- b) Doğal olarak meydana gelmesi: Bu ifade yanlıştır çünkü kazalar deprem veya sel gibi doğal afetler değildir. Kazaların neredeyse tamamı insan, araç veya yol kusurlarından kaynaklanan, önlenebilir olaylardır. Onları "doğal" bir süreç olarak kabul etmek, sorumluluktan kaçmak anlamına gelir ve trafik güvenliği anlayışına aykırıdır.
- c) Çevresel etkilere bağlı olması: Çevresel etkiler (yağmur, sis, buzlanma gibi) kazalar için bir risk faktörü olabilir, ancak kazanın tek veya temel nedeni değildir. İyi bir sürücü, bu tür çevresel koşullara göre önlemini alır, hızını düşürür ve daha dikkatli olur. Dolayısıyla, kazalar sadece çevreye bağlı değildir; sürücünün bu çevreye nasıl tepki verdiğiyle doğrudan ilişkilidir. Bu yüzden bu seçenek, kazanın temel bir özelliği olamaz.
- d) Önceden tahmin edilebilmesi: Bu ifade de yanlıştır. Eğer bir olayın ne zaman ve nerede olacağı kesin olarak tahmin edilebilseydi, o bir "kaza" olmazdı çünkü insanlar ondan kaçınırdı. Kazaların doğasında beklenmedik olma ve aniden gelişme durumu vardır. Riskli durumlar (örneğin, aşırı hız yapmak) tahmin edilebilir, ancak kazanın kendisi kesin olarak öngörülemez.
Özetle, bu soru bize kazaların kaçınılmaz olmadığını, aksine bilinçli davranışlar ve kurallara uyum sayesinde büyük ölçüde önlenebilecek olaylar olduğunu öğretmektedir. Bu nedenle, alınacak tedbirlerle sayılarının azaltılabilmesi, kazaların en belirgin ve doğru özelliğidir.
Soru 36 |
Buna göre, hangi zamanda yanma sonucu oluşan gazlar motor dışına atılır? Emme zamanı | |
Sıkıştırma zamanı | |
Ateşleme zamanı | |
Egzoz zamanı |
Bu soruda, dört zamanlı bir dizel motorun çalışma prensibi ve bu prensipteki zamanlardan hangisinde yanmış gazların dışarı atıldığı sorulmaktadır. Motorun verimli çalışabilmesi için her zamanın (strok) belirli bir görevi vardır. Bu görevleri doğru anlamak, sorunun çözümünü kolaylaştırır.
Dört zamanlı motorların çalışma döngüsü şu adımlardan oluşur: Emme, Sıkıştırma, Ateşleme (İş) ve Egzoz. Bu döngü, pistonun silindir içindeki dört hareketiyle tamamlanır. Sorunun odaklandığı nokta, yanma işlemi bittikten sonra ortaya çıkan atık gazların silindirden nasıl temizlendiğidir.
Doğru cevap d) Egzoz zamanı'dır. Çünkü bu zaman, motorun "temizlik" aşamasıdır. Ateşleme zamanında yanarak enerjiye dönüşen yakıt-hava karışımından geriye atık gazlar kalır. Egzoz zamanında piston yukarı doğru hareket ederken egzoz supabı açılır ve piston, bu yanmış gazları silindirden dışarıya, egzoz borusuna doğru iter. Bu işlem, bir sonraki çevrim için silindirin temiz hava ile dolmasına olanak tanır.
- a) Emme zamanı: Bu seçenek yanlıştır. Emme zamanında piston aşağı doğru hareket eder, emme supabı açılır ve silindirin içine sadece temiz hava (dizel motorlarda) dolar. Yani bu zaman, gazların atıldığı değil, içeri alındığı aşamadır.
- b) Sıkıştırma zamanı: Bu seçenek de yanlıştır. Emme zamanında silindire alınan hava, bu aşamada pistonun yukarı hareketiyle yüksek oranda sıkıştırılır. Sıkışan havanın sıcaklığı ve basıncı artar, ancak herhangi bir gaz dışarı atılmaz.
- c) Ateşleme zamanı: Bu seçenek de yanlıştır. Bu zaman, aynı zamanda "İş" veya "Güç" zamanı olarak da bilinir. Sıkıştırılarak ısıtılmış havanın üzerine enjektörle yakıt püskürtülür ve oluşan patlama pistonu aşağı iter. Bu, motorun güç ürettiği en önemli aşamadır ve bu esnada gazlar silindir içinde genişleyerek iş yapar, dışarı atılmaz.
Özetle, her zamanın kendine özgü bir işlevi vardır ve yanma sonucu oluşan gazların motor dışına atılması görevi, döngünün son aşaması olan Egzoz zamanı'nda gerçekleşir.
Soru 37 |
Daha kısa | |
Daha uzun | |
Daha ince | |
Daha kalın |
Bu soruda, bir otomobil aküsünün iki kutup başı olan artı (+) ve eksi (-) terminallerinin fiziksel bir farkı olup olmadığı ve bu farkın ne olduğu sorulmaktadır. Bu fark, hem güvenlik hem de montaj kolaylığı açısından önemli bir standarttır. Doğru cevap, bu temel ve önemli fiziksel ayrımı bilip bilmediğinizi ölçmeyi amaçlar.
Doğru cevap d) Daha kalın seçeneğidir. Otomobil akülerinde, artı (+) kutup başı, eksi (-) kutup başına göre standart olarak daha kalındır (çapı daha geniştir). Bu tasarımın en temel sebebi, akünün araca yanlış bağlanmasını önlemektir. Artı kutup için tasarlanmış olan kablo kelepçesi daha geniş olduğu için eksi kutba tam oturmaz ve gevşek kalır; aynı şekilde eksi kutbun ince kelepçesi de artı kutba geçirilemez.
Bu kalınlık farkı, kutupların ters bağlanması (ters polarite) gibi tehlikeli bir durumu engellemek için düşünülmüş basit ama etkili bir güvenlik önlemidir. Eğer akü ters bağlanırsa, aracın hassas elektronik sistemleri (motor beyni, radyo, sigortalar vb.) anında yanabilir ve çok maliyetli arızalara yol açabilir. Bu basit fiziksel fark sayesinde, dikkatli bir kullanıcı bu hatayı kolayca yapamaz.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Daha kısa ve b) Daha uzun: Bu seçenekler yanlıştır. Akü kutup başlarının uzunlukları veya yükseklikleri arasında standartlaşmış bir fark bulunmamaktadır. Genellikle her iki kutup başı da benzer yüksekliktedir. Bu nedenle, uzunluk bir ayırt edici özellik olarak kullanılmaz.
- c) Daha ince: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü bu durumun tam tersini ifade etmektedir. İnce olan kutup başı artı (+) değil, eksi (-) kutuptur. Bu seçeneği işaretlemek, kutupların özelliklerini karıştırdığınız anlamına gelir.
Özetle, aküde her zaman artı (+) kutup kalın, eksi (-) kutup ince olur. Bu bilgiyi hatırlamanın yanı sıra, kutupları ayırt etmek için üzerlerindeki `+` ve `-` işaretlerine ve genellikle artı kutbun kırmızı, eksi kutbun ise siyah renkteki kapaklarına veya kablolarına dikkat etmek en güvenli yoldur.
Soru 38 |
Soğutma suyunda antifrizin olması | |
Distribütör kapağının çatlak olması | |
Vantilatör kayışının çok gergin olması | |
Aracın uygun vites ve devirde kullanılmaması |
Doğru Cevap: d) Aracın uygun vites ve devirde kullanılmaması
Aracı sürekli olarak yanlış viteste ve devirde kullanmak, motoru gereğinden fazla zorlar. Örneğin, dik bir yokuşu tırmanırken motorun devri çok düştüğü halde vites küçültmemek (motoru boğmak) veya tam tersi, düz yolda gereksiz yere düşük viteste yüksek devirle ilerlemek motor üzerinde aşırı bir yük oluşturur. Bu zorlanma, motordaki yanma işleminin ve parçalar arasındaki sürtünmenin artmasına yol açar. Sonuç olarak motor normalden çok daha fazla ısı üretir ve soğutma sistemi bu aşırı ısıyı yeterince hızlı bir şekilde dışarı atamayabilir, bu da hararetin yükselmesiyle sonuçlanır. Bu durum, sürücünün kullanım alışkanlıklarına bağlı olarak ortaya çıkan en yaygın hararet sebeplerinden biridir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Soğutma suyunda antifrizin olması: Bu seçenek yanlıştır, çünkü antifrizin görevi sadece soğuk havalarda motor suyunun donmasını engellemek değildir. Antifriz aynı zamanda soğutma sıvısının kaynama noktasını da yükseltir. Bu sayede, motor suyu 100°C'nin üzerindeki sıcaklıklara çıksa bile kaynamaz ve soğutma görevini yapmaya devam eder. Dolayısıyla antifrizin varlığı harareti tetiklemez, tam aksine harareti önlemeye yardımcı olan önemli bir unsurdur.
- b) Distribütör kapağının çatlak olması: Distribütör, ateşleme sisteminin bir parçasıdır ve görevi bujilere doğru zamanda ve sırada elektrik akımını dağıtmaktır. Distribütör kapağında bir çatlak olursa, nem veya kirden dolayı elektrik kaçağı yaşanabilir. Bu durum motorun teklemesine, düzensiz çalışmasına, güçten düşmesine veya hiç çalışmamasına neden olur. Bu bir ateşleme sistemi arızasıdır ve motorun hararet yapmasıyla doğrudan bir ilişkisi yoktur.
- c) Vantilatör kayışının çok gergin olması: Vantilatör kayışı (V kayışı olarak da bilinir), krank milinden aldığı hareketi su pompası (devirdaim) ve alternatör gibi parçalara iletir. Eğer bu kayış gevşek olursa veya koparsa, su pompası çalışmaz, soğutma sıvısı motor içinde dolaşamaz ve motor kısa sürede hararet yapar. Ancak kayışın çok gergin olması, doğrudan hararete sebep olmaz. Aşırı gerginlik, su pompası ve alternatörün rulmanlarına (bilyalarına) aşırı yük bindirerek bu parçaların zamanından önce bozulmasına neden olur. Yani bu durum farklı bir mekanik arızaya yol açar, anlık bir hararet sebebi değildir.
Soru 39 |
Motorun devri artılır. | |
Açık camlar varsa kapatılır. | |
Önemsenmez yola devam edilir. | |
Trafik kurallarına uyarak durulur ve kontak kapatılır. |
Doğru Cevap: d) Trafik kurallarına uyarak durulur ve kontak kapatılır.
Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni güvenlik ve hasarı önleme ilkesidir. Motordan gelen vuruntu, gıcırtı, sürtünme gibi anormal sesler; yağsız kalma, bir parçanın kırılması veya gevşemesi gibi ciddi bir soruna işaret ediyor olabilir. Bu durumda aracı sürmeye devam etmek, motorun tamamen kullanılamaz hâle gelmesine (motorun kilitlenmesi veya "yatak sarması" gibi) ve çok yüksek maliyetli tamir masraflarına yol açabilir. En önemlisi, seyir hâlindeyken motorun aniden durması, direksiyonun veya fren sisteminin kontrolünü zorlaştırarak ciddi kazalara neden olabilir. Bu nedenle yapılacak ilk ve en doğru hareket, trafik güvenliğini tehlikeye atmadan (sinyal vererek, aynaları kontrol ederek) aracı yolun sağına veya en yakın güvenli bir alana çekmek ve motoru durdurmak için kontağı kapatmaktır.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğuna Bakalım:
- a) Motorun devri artırılır: Bu seçenek, durumu çok daha kötüleştirecek tehlikeli bir hamledir. Eğer motorda mekanik bir sorun varsa, devri artırmak sorunlu parçalar üzerindeki baskıyı ve sürtünmeyi artırır. Bu, arızanın çok daha hızlı bir şekilde büyümesine ve motorun anında kilitlenmesine sebep olabilir. Bu, yangın söndürmek için üzerine benzin dökmeye benzer.
- b) Açık camlar varsa kapatılır: Bu hareket, sorunun çözümüyle hiçbir ilgisi olmayan, aksine sorunu görmezden gelmeye yönelik bir davranıştır. Anormal ses, bir uyarı sinyalidir ve bu sesi daha iyi duymak, sorunun kaynağını anlamaya yardımcı olabilir. Camları kapatarak sesi bastırmak, sadece tehlikeli bir durumu fark etmenizi engeller ve güvenli bir tepki vermenizi geciktirir.
- c) Önemsenmez yola devam edilir: Bu, en tehlikeli ve sorumsuz seçenektir. Motordan gelen anormal sesler, aracın size "yardım" çağrısıdır. Bu çağrıyı önemsememek, hem aracınızda binlerce liralık hasara yol açabilir hem de trafikteki diğer sürücülerin ve kendi can güvenliğinizi riske atmanıza neden olur. Unutmayın, küçük bir sorun göz ardı edildiğinde büyük bir felakete dönüşebilir.
Özetle, bir sürücü olarak aracınızdan gelen tüm anormal ses, koku veya uyarı ışıklarına karşı duyarlı olmalısınız. Motordan gelen sıra dışı bir ses duyduğunuzda panik yapmadan, ancak durumu ciddiye alarak, güvenli bir şekilde durup kontağı kapatmak, atılması gereken tek doğru adımdır.
Soru 40 |
Motorun verimli çalışmasına | |
Aracın daha yavaş gitmesine | |
Akünün daha çabuk bitmesine | |
Motordaki aşıntıların artmasına |
Motor yağı, motorun içinde hareket eden metal parçaların arasında ince bir film tabakası oluşturarak sürtünmeyi en aza indirir. Aynı zamanda motorun soğumasına yardımcı olur ve çalışma sırasında oluşan metal talaşları, kurum gibi zararlı artıkları toplayarak motoru temizler. Bu görevleri sayesinde motorun ömrünü uzatır ve performansını korur.
Doğru Cevabın Açıklaması
d) Motordaki aşıntıların artmasına
Bu seçenek doğrudur. Çünkü zamanla motor yağı, yüksek sıcaklık ve basınç altında çalışmaktan dolayı kimyasal yapısını ve koruyucu özelliklerini yitirir. İçine karışan kurum, metal parçacıkları ve diğer kirleticiler yüzünden yağ kalınlaşır ve kayganlaştırma görevini tam olarak yerine getiremez. Yağlama yeteneği azalan yağ, metal parçaların birbirine direkt olarak temas etmesine ve sürtünmesine neden olur. Bu durum, motordaki piston, silindir, yatak gibi kritik parçalarda ciddi aşıntılara yol açar ve motorun ömrünü önemli ölçüde kısaltır.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
- a) Motorun verimli çalışmasına: Bu seçenek, doğru cevabın tam tersidir. Özelliğini yitirmiş ve kirlenmiş bir yağ, sürtünmeyi artırır. Artan sürtünme nedeniyle motor daha fazla zorlanır, daha çok yakıt tüketir ve gücü düşer. Dolayısıyla motorun verimi artmaz, aksine ciddi şekilde azalır.
- b) Aracın daha yavaş gitmesine: Motorun aşınması ve veriminin düşmesi, uzun vadede aracın performansını etkileyerek yavaşlamasına neden olabilir. Ancak bu durum, "motordaki aşıntıların artmasının" bir sonucudur. Soru bize temel nedeni sormaktadır. Yağın değiştirilmemesinin doğrudan ve ilk etkisi aşınmanın başlamasıdır, aracın yavaşlaması ise bu aşınmanın bir belirtisi veya sonraki aşamasıdır.
- c) Akünün daha çabuk bitmesine: Motor yağı ve aracın elektrik sistemi (akü, alternatör vb.) birbirinden tamamen bağımsız iki sistemdir. Motor yağının durumu, akünün şarjını veya ömrünü doğrudan etkilemez. Akünün ömrü; şarj sisteminin sağlığına, aracın elektrik tüketimine ve akünün kendi kalitesine bağlıdır. Bu nedenle bu seçenek konuyla ilgisizdir.
Özetle, motor yağını zamanında değiştirmek, motoru koruyan en önemli bakım işlemlerinden biridir. Bu bakımın ihmal edilmesi, doğrudan doğruya motor içindeki parçaların sürtünerek aşınmasına ve büyük masraflara yol açan motor arızalarına neden olur.
Soru 41 |
- I. Soğutma suyunun donmasını engellemek
- II. Motorun daha verimli çalışmasını sağlamak
- III. Motorda oluşabilecek pas ve korozyonu önlemek
Yukarıdakilerden hangileri antifrizin görevlerindendir?
Yalnız I | |
I ve III. | |
II ve III. | |
I, II ve III. |
I. Soğutma suyunun donmasını engellemek: Bu, antifrizin en bilinen ve en temel görevidir. Özellikle kış aylarında hava sıcaklığı sıfırın altına düştüğünde, motorun soğutma sistemindeki saf su donar. Su donduğunda hacmi genişler ve bu durum motor bloğunun çatlamasına, radyatörün delinmesine veya hortumların patlamasına neden olabilir. Antifriz, suya karıştırıldığında suyun donma noktasını eksi derecelere düşürerek bu çok tehlikeli ve masraflı hasarları önler. Dolayısıyla bu ifade doğrudur.
III. Motorda oluşabilecek pas ve korozyonu önlemek: Bu da antifrizin çok önemli bir diğer görevidir. Soğutma sistemi sürekli olarak sıcak su ile temas halindedir ve motor bloğu, radyatör, devirdaim pompası gibi birçok metal parçadan oluşur. Saf su, zamanla bu metallerde paslanmaya ve aşınmaya (korozyon) yol açar. Antifrizin içinde, metal yüzeyleri koruyan ve paslanmayı önleyen özel kimyasal katkı maddeleri bulunur. Bu sayede soğutma kanallarının tıkanması engellenir ve sistemin ömrü uzar. Dolayısıyla bu ifade de doğrudur.
II. Motorun daha verimli çalışmasını sağlamak: Bu ifade kafa karıştırıcı olabilir ancak antifrizin doğrudan bir görevi değildir. Bir motorun verimli çalışması, ideal çalışma sıcaklığında kalmasına bağlıdır. Antifriz, sistemi donma ve aşırı ısınmaya (çünkü aynı zamanda suyun kaynama noktasını da yükseltir) karşı koruyarak motorun bu ideal sıcaklık aralığında kalmasına yardımcı olur. Ancak bu, verimliliği artırmanın dolaylı bir sonucudur. Antifrizin asıl amacı motoru korumaktır, verimliliği artırmak değil. Bu nedenle bu ifade, antifrizin temel görevleri arasında sayılmaz.
Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi:
- a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir çünkü pas ve korozyonu önleme görevini (III) göz ardı eder.
- b) I ve III: Bu seçenek, antifrizin iki temel ve doğrudan görevini de içermektedir: Soğutma suyunu donmaktan korumak ve sistemi pas ile korozyona karşı korumak. Bu nedenle doğru cevaptır.
- c) II ve III: Bu seçenek, antifrizin en temel görevi olan donmayı önlemeyi (I) dışarıda bırakıp dolaylı bir etki olan verimliliği (II) dahil ettiği için yanlıştır.
- d) I, II ve III: Bu seçenek, "verimliliği sağlama" ifadesini (II) temel bir görev olarak kabul ettiği için yanlıştır.
Soru 42 |
Debriyajın kaçırması | |
Fren balatalarının yeni olması | |
Fren hidrolik sisteminde sızıntı olması | |
Fren lambalarının yanmaması |
Doğru Cevap: c) Fren hidrolik sisteminde sızıntı olması
Modern araçların büyük çoğunluğu hidrolik fren sistemi kullanır. Bu sistem, fren pedalına bastığınızda oluşan kuvveti, sıkıştırılamayan bir sıvı (fren hidroliği) aracılığıyla tekerleklere iletme prensibine dayanır. Bu sistemin kapalı bir devre olması gerekir. Eğer fren hortumlarında, borularında veya bağlantı noktalarında bir sızıntı olursa, bu kapalı devre bozulur ve sistemdeki basınç kaybolur.
Fren pedalına bastığınızda, hidrolik sıvı basınç oluşturmak yerine sızıntı olan yerden dışarı akar. Bu durumda fren pedalı normalden daha yumuşak hissedilir, hatta "boşalmış" gibi sonuna kadar gidebilir. Sonuç olarak, fren balatalarını disklere veya kampanalara sıkıştırmak için gereken hidrolik basınç oluşmaz ve araç yavaşlamaz veya durmaz. Bu, frenlerin tamamen tutmamasına neden olan en yaygın ve tehlikeli senaryolardan biridir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- Debriyajın kaçırması:
Debriyaj, motorun ürettiği gücü şanzıman aracılığıyla tekerleklere ileten veya bu bağlantıyı kesen bir aktarma organıdır. Debriyajın kaçırması, motorun gücünün tekerleklere verimli bir şekilde aktarılamaması anlamına gelir. Bu durumda araç hızlanmakta zorlanır, motor devri yükselmesine rağmen araç yavaş kalır. Bu durum, aracın "gitmesiyle" ilgili bir sorundur, "durmasıyla" ilgili olan fren sistemiyle doğrudan bir bağlantısı yoktur.
- Fren balatalarının yeni olması:
Fren balatalarının yeni olması bir arıza değil, tam tersine periyodik bakımın yapıldığını gösteren olumlu bir durumdur. Yeni takılan balataların fren disklerine tam olarak alışması (rodaj süreci) için kısa bir süre gerekebilir ve bu ilk kilometrelerde fren performansı bir miktar düşük olabilir. Ancak bu durum, frenlerin tamamen tutmamasına asla neden olmaz; aksine, alışma süreci tamamlandığında fren performansı eskisinden çok daha iyi ve güvenli hale gelir.
- Fren lambalarının yanmaması:
Fren lambaları, siz frene bastığınızda arkadaki sürücüleri uyarmak için yanan birer sinyaldir ve aracın elektrik sisteminin bir parçasıdır. Frenlerin çalışmasını sağlayan mekanik ve hidrolik sistem ile lambaları yakan elektrik sistemi birbirinden bağımsızdır. Fren lambalarının yanmaması, frenlerinizin tutmadığı anlamına gelmez; frenleriniz normal şekilde çalışmaya devam eder. Ancak bu durum, arkadan çarpma kazalarına yol açabilecek çok ciddi bir güvenlik riskidir, çünkü arkanızdaki sürücüler yavaşladığınızı fark edemez.
Soru 43 |
Yalnız I | |
Ive II | |
IIve III | |
I, IIve III |
Doğru cevabın d) I, II ve III olmasının sebebi, verilen üç durumun da tek başına motorun hararet yapması için yeterli bir sebep olmasıdır. Motor soğutma sistemi bir bütün olarak çalışır; zincirin halkalarından birinin kopması tüm sistemin çökmesine neden olur. Şimdi bu üç durumu tek tek inceleyerek neden hararete yol açtıklarını anlayalım.
- Motor soğutma suyunun eksilmesi: Soğutma sistemi, motorun içinde dolaşan ve antifriz ile karıştırılmış su sayesinde çalışır. Bu sıvının görevi, motorun yanma odaları çevresinde oluşan yüksek ısıyı emmek ve soğuması için radyatöre taşımaktır. Eğer sistemde yeterli soğutma suyu yoksa, motorda oluşan ısıyı alıp uzaklaştıracak bir madde kalmaz. Bu durumda motor çok kısa sürede aşırı ısınır ve hararet yapar. Bu, hararetin en temel ve en sık karşılaşılan nedenlerinden biridir.
- Devridaim pompası kayışının kopması: Devridaim pompası (su pompası olarak da bilinir), soğutma suyunun motor bloğu ile radyatör arasında sürekli olarak dolaşmasını sağlayan bir pompadır. Bu pompa, gücünü motordan bir kayış (V kayışı veya triger kayışı) aracılığıyla alır. Eğer bu kayış koparsa, devridaim pompası çalışmayı durdurur. Pompa çalışmayınca, soğutma suyu motor içinde sıkışıp kalır, radyatöre gidemez ve soğuyamaz. Bu da motorun hızla hararet yapmasına neden olur.
- Radyatör üzerinde bulunan fan motorunun arızalanması: Radyatör, içinden geçen sıcak soğutma suyunu, peteklerinin arasından geçen hava akımı sayesinde soğutur. Araç yüksek hızda giderken önden gelen rüzgar bu iş için yeterlidir. Ancak araç dururken, yavaş giderken veya sıkışık trafikteyken yeterli doğal hava akımı olmaz. İşte bu noktada radyatör fanı devreye girerek radyatör peteklerinin arasından güçlü bir şekilde hava çeker ve suyun soğumasını sağlar. Eğer bu fan motoru arızalanırsa, özellikle dur-kalk trafikte radyatör görevini yapamaz, su soğumaz ve motor hararet yapar.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince:
- a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Soğutma suyunun eksilmesi önemli bir sebep olsa da, devridaim pompasının veya radyatör fanının arızalanması da tek başına hararete yol açabilir.
- b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir çünkü radyatör fanının arızalanmasının, özellikle şehir içi kullanımda ne kadar kritik bir hararet sebebi olduğunu göz ardı eder.
- c) II ve III: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü sistemdeki en temel unsur olan soğutma suyunun yeterli seviyede olmaması durumunu (I. öncül) kapsamaz. Sistemde yeterli su yoksa, pompa ve fan ne kadar iyi çalışırsa çalışsın soğutma gerçekleşemez.
Sonuç olarak, soruda listelenen üç durum da motor soğutma sisteminin hayati parçalarıyla ilgilidir ve herhangi birinin gerçekleşmesi motorun aşırı ısınmasına, yani hararet yapmasına neden olacaktır. Bu yüzden tüm öncülleri içeren d) seçeneği doğru cevaptır.
Soru 44 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Bu soruda, aracın gösterge panelinde beliren çeşitli ikaz ışıklarından hangisinin, özellikle kış aylarında veya yağmurlu havalarda görüşü netleştirmek için kullanılan arka cam rezistansının aktif olduğunu belirttiği sorulmaktadır. Sürücülerin bu sembolleri tanıması, aracın donanımlarını doğru ve güvenli bir şekilde kullanabilmeleri için çok önemlidir.
Doğru Cevap: C Seçeneği
Doğru cevap C seçeneğidir. Bu sembol, uluslararası standartlara göre arka cam rezistansını (arka cam buğu ve buz çözücü) temsil eder. Semboldeki dikdörtgen şekil aracın arka camını, içindeki yukarı doğru hareket eden dalgalı oklar ise ısınan havanın yükselmesini ve buharlaşmayı simgeler. Bu düğmeye basıldığında, arka camın içine yerleştirilmiş ince teller ısınır ve cam yüzeyindeki buğuyu veya buzu çözerek sürücünün arka görüşünü netleştirir.
Diğer Seçeneklerin Açıklaması
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, gösterge paneli sembolleri hakkındaki bilginizi pekiştirecektir. Bu semboller de sürüş sırasında karşınıza çıkabilecek önemli uyarılardır.
- A Seçeneği: Bu sembol, immobilizer (elektronik motor kilidi) sistemine aittir. Genellikle araç çalıştırılmaya çalışıldığında anahtar tanınmazsa veya sistemde bir arıza varsa yanıp söner veya sürekli yanar. Aracın hırsızlığa karşı koruma sisteminin bir parçasıdır ve cam ısıtması ile hiçbir ilgisi yoktur.
- B Seçeneği: Bu sembol, ön cam buğu çözücüsünü temsil eder. Semboldeki kavisli şekil, aracın ön camını simgelerken, fan işareti ise buğuyu çözmek için havalandırma sisteminden cama sıcak hava üflendiğini belirtir. Arka cam rezistansı gibi elektrikli tellerle değil, klima ve kalorifer sistemiyle çalışır.
- D Seçeneği: Bu sembol, arka sis lambasının açık olduğunu gösterir. Yoğun sis, kar veya şiddetli yağmur gibi görüş mesafesinin çok düştüğü durumlarda, arkadan gelen araçların sizi daha kolay fark etmesini sağlayan güçlü bir kırmızı ışıktır. Bu da bir aydınlatma sistemi olup, ısıtma ile ilgili değildir.
Özetle, ehliyet sınavında ve trafikte bu sembolleri doğru tanımak kritik öneme sahiptir. C seçeneğindeki dikdörtgen ve dalgalı oklar her zaman arka cam rezistansını ifade ederken, diğer semboller tamamen farklı işlevlere sahip güvenlik ve konfor donanımlarını gösterir.
Soru 45 |
Mizaç | |
Beden dili | |
Trafik adabı | |
Konuşma üslubu |
Bu soruda, trafikte sergilenmesi gereken bir dizi olumlu ve ahlaki değerin (sorumluluk, yardımlaşma, tahammül, saygı, fedakârlık, sabır) tanımı verilmiştir. Bizden istenen, bu değerler bütününü ifade eden doğru kavramı şıklar arasından bulmaktır. Soru, aslında trafikte sadece kanun ve kurallara uymanın yeterli olmadığını, aynı zamanda diğer insanlara karşı gösterilen olumlu tutum ve davranışların da ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Doğru Cevap: c) Trafik adabı
Doğru cevabın neden "Trafik adabı" olduğunu açıklayalım. Trafik adabı, yazılı trafik kurallarının ötesinde, sürücülerin ve trafikteki diğer bireylerin birbirlerine karşı göstermesi gereken nezaket, saygı, hoşgörü ve sorumluluk gibi davranışların tümünü kapsayan bir kavramdır. Soruda sıralanan sorumluluk (davranışlarının sonucunu üstlenmek), yardımlaşma (yolda kalmış birine yardım etmek), tahammül (başkasının hatasına karşı sabırlı olmak), saygı (diğer sürücülerin haklarına öncelik tanımak), fedakârlık (kendi hakkından feragat etmek) ve sabır gibi erdemler, tam olarak trafik adabının temelini oluşturur. Bu nedenle verilen tanım, doğrudan trafik adabı kavramını açıklamaktadır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Mizaç: Mizaç, bir kişinin doğuştan gelen huyunu, karakter yapısını ifade eder. Örneğin, bir insanın genel olarak sakin, sinirli, neşeli veya içe kapanık olması onun mizacıyla ilgilidir. Mizaç kişisel bir özelliktir; oysa trafik adabı, trafikteki tüm bireylerin öğrenmesi ve uygulaması gereken ortak bir davranış kültürüdür. Dolayısıyla mizaç, sorudaki tanımı karşılamaz.
- b) Beden dili: Beden dili, söz kullanmadan jest, mimik ve duruş gibi vücut hareketleriyle iletişim kurma yöntemidir. Trafikte teşekkür etmek için el sallamak veya yol vermek için işaret yapmak bir beden dili örneğidir. Ancak beden dili, soruda belirtilen sorumluluk, fedakârlık, sabır gibi soyut ve ahlaki değerlerin tamamını kapsayan genel bir kavram değildir; sadece bu adabın gösterilme biçimlerinden biri olabilir.
- d) Konuşma üslubu: Konuşma üslubu, bir kişinin iletişim kurarken seçtiği kelimeler ve ses tonu gibi ifade tarzını belirtir. Trafikteki etkileşimlerin büyük bir kısmı sözsüz gerçekleşir. Bu seçenek, trafikteki genel davranış bütününü değil, sadece sözel iletişimi tanımladığı için sorudaki sorumluluk, sabır ve yardımlaşma gibi geniş kapsamlı değerleri ifade etmekte yetersiz kalır.
Özetle, soruda tanımı yapılan ve trafikteki tüm paydaşların birbirine karşı göstermesi gereken olumlu davranışlar ve ahlaki değerler bütünü, en doğru şekilde "trafik adabı" kavramıyla ifade edilir. Bu kavram, güvenli ve huzurlu bir trafik ortamı oluşturmanın anahtarıdır.
Soru 46 |
Kendinden çok başkalarını düşünen, başkalarının iyiliği için fedakârlık yapan ve özgeci şeklinde tanımlanır. Yardım etme davranışının bir alt kategorisidir.
Yukarıdaki açıklama hangi davranış özelliğine aittir?
Bencillik | |
Saldırganlık | |
Diğergamlık | |
Sorumsuzluk |
Bu soruda, trafikte ve sosyal hayatta önemli bir kavram olan bir davranış özelliğinin tanımı verilmiş ve bu tanımın hangi kavrama ait olduğu sorulmuştur. Sorunun metninde yer alan "kendinden çok başkalarını düşünen", "fedakârlık yapan" ve "özgeci" gibi anahtar ifadeler, bizi doğru cevaba yönlendiren ipuçlarıdır. Bu özellik, özellikle trafikte güvenli ve saygılı bir ortamın oluşması için kritik öneme sahiptir.
Doğru Cevap: c) Diğergamlık
Doğru cevap diğergamlık'tır çünkü soruda verilen tanım bu kavramı birebir karşılamaktadır. Diğergamlık, herhangi bir karşılık beklemeden, başkalarının iyiliği için çaba gösterme ve fedakârlıkta bulunma durumudur. Sorudaki "özgeci" kelimesi de zaten diğergamlık ile eş anlamlıdır ve bu kavramı pekiştirir. Trafikte aracı arızalanan bir sürücüye yardım etmek veya bir yayanın güvenle karşıya geçmesini beklemek diğergamlık örnekleridir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Bencillik: Bu kavram, diğergamlığın tam zıttıdır. Bencil bir kişi, başkalarını düşünmeden sadece kendi çıkarını ve rahatını ön planda tutar. Trafikte başkasının hakkını gasp etmek veya acil bir durumda yol vermemek bencillik davranışıdır.
- b) Saldırganlık: Bu davranış, başkalarına kasıtlı olarak zarar verme veya onları incitme eğilimidir. Trafikte korna çalarak taciz etmek, sıkıştırmak veya sözlü hakarette bulunmak saldırganlığa örnektir. Sorudaki yardım etme ve fedakârlık tanımıyla hiçbir ilgisi yoktur.
- d) Sorumsuzluk: Sorumsuzluk, bir kişinin üzerine düşen görev ve yükümlülükleri yerine getirmemesi anlamına gelir. Örneğin, aracının bakımını yaptırmamak veya trafik kurallarına uymamak birer sorumsuzluktur. Bu durum, başkalarına yardım etmekten ziyade, görevleri ihmal etmektir.
Özetle, soru metni bize karşılıksız iyilik yapma ve başkalarını önceliklendirme davranışını tarif etmektedir. Bu tanıma uyan tek kavram "diğergamlık"tır. Ehliyet sınavında bu tür sorular, sürücü adaylarının sadece kuralları değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı göstermeleri gereken olumlu tutum ve davranışları ne kadar anladığını ölçmeyi amaçlar.
Soru 47 |
Empati | |
Tahammül | |
Beden dili | |
Konuşma üslubu |
Doğru cevap a) Empati seçeneğidir. Empati, kendimizi başka birinin yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anlama, olaylara onun bakış açısıyla bakma yeteneğidir. Trafikte empati, diğer yol kullanıcılarının (sürücüler, yayalar, bisikletliler) ne gibi zorluklar yaşayabileceğini önceden düşünmek ve buna göre hareket etmek anlamına gelir. Sorudaki sürücü, "Benim park ettiğim bu araç, karşıdan gelen bir arabanın görüşünü engeller mi?" veya "Bir yaya buradan geçerken zorlanır mı?" diye düşünerek, kendisini diğer yol kullanıcılarının yerine koymaktadır. Bu davranış, empatinin trafikteki en net ve en önemli örneklerinden biridir.
- Neden Diğerleri Yanlış?
b) Tahammül: Bu seçenek yanlıştır. Tahammül, trafikte karşılaşılan olumsuz durumlara, başkalarının yaptığı hatalara veya yavaşlığa karşı sabırlı olma durumudur. Örneğin, acemi bir sürücünün yavaş gitmesine veya önünüzdeki aracın sinyal vermeyi unutmasına sinirlenmemek bir tahammül göstergesidir. Sorudaki olayda ise sürücü bir olumsuzluğa sabır göstermiyor, aksine olumsuz bir durum yaratmamak için önceden önlem alıyor.
c) Beden dili: Bu seçenek de yanlıştır. Beden dili, trafikte sözsüz iletişim kurma yöntemidir; el hareketleri, mimikler veya göz teması gibi unsurları içerir. Örneğin, yol verdiğiniz bir sürücünün size el sallayarak teşekkür etmesi veya bir yayanın geçmek için sizinle göz teması kurması beden diline bir örnektir. Sorudaki sürücü ise kimseyle iletişim kurmuyor, sadece kendi başına bir kontrol gerçekleştiriyor.
d) Konuşma üslubu: Bu seçenek de konuyla tamamen ilgisizdir. Bu değer, sürücülerin bir anlaşmazlık anında veya herhangi bir diyalog sırasında birbirleriyle sözlü iletişim kurarken kullandığı dilin nazik ve saygılı olmasıyla ilgilidir. Soruda herhangi bir diyalog veya konuşma durumu bulunmadığından, bu seçenek doğru olamaz.
Özetle, soruda anlatılan davranış, sürücünün kendi eyleminin başkalarını nasıl etkileyeceğini düşünmesi ve onların güvenliğini ve rahatını gözetmesidir. Bu durum, doğrudan doğruya empati kurma becerisiyle ilgilidir. Bu nedenle doğru cevap "Empati"dir.
Soru 48 |
Öfkeyi bastırmak ya da yok etmek | |
Kızgınlığa yol açan olayları değiştirmek | |
İnsanlar ya da olaylar karşısında gösterilen içsel ve dışsal tepkilerde kontrolsüz davranılmasını sağlamak | |
Kızgınlığın ya da öfkenin yol açtığı duygusal ve fizyolojik tepkileri azaltmak |
Doğru Cevap: d) Kızgınlığın ya da öfkenin yol açtığı duygusal ve fizyolojik tepkileri azaltmak
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, öfke yönetiminin temel felsefesini en iyi şekilde açıklamasıdır. Öfke, doğal ve normal bir duygudur; amaç onu tamamen ortadan kaldırmak değildir. Önemli olan, öfkelendiğimizde vücudumuzda ve duygularımızda meydana gelen olumsuz değişiklikleri kontrol altına alabilmektir. Öfkelendiğimizde kalbimiz hızla çarpar, tansiyonumuz yükselir (fizyolojik tepkiler) ve aynı zamanda aşırı sinirli, gergin veya saldırgan hissedebiliriz (duygusal tepkiler). Öfke yönetiminin amacı, bu tehlikeli tepkileri kontrol altına alarak sakin kalmayı, mantıklı düşünmeyi ve dolayısıyla trafikte güvenli kararlar vermeyi sağlamaktır.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğuna Bakalım:
- a) Öfkeyi bastırmak ya da yok etmek: Bu seçenek yanlıştır çünkü öfke doğal bir duygudur ve onu tamamen yok etmek veya sürekli bastırmak sağlıklı değildir. Bastırılan öfke, ileride daha büyük ve kontrolsüz patlamalara yol açabilir. Amaç, öfkeyi hissetmek ama onu doğru ve güvenli bir şekilde ifade etmeyi öğrenmektir.
- b) Kızgınlığa yol açan olayları değiştirmek: Bu da hatalı bir yaklaşımdır. Çünkü trafikte veya hayatta karşımıza çıkan her olayı kontrol edemeyiz. Başka bir sürücünün yaptığı hatayı veya trafik sıkışıklığını değiştiremeyiz. Öfke yönetimi, kontrol edemediğimiz dış olaylara karşı kendi tepkilerimizi kontrol etmeyi öğretir, olayların kendisini değil.
- c) İnsanlar ya da olaylar karşısında gösterilen içsel ve dışsal tepkilerde kontrolsüz davranılmasını sağlamak: Bu seçenek, öfke yönetiminin tanımının tam tersidir. Öfke yönetiminin asıl hedefi kontrolü sağlamaktır, kontrolsüzlüğü teşvik etmek değil. Kontrolsüz davranışlar, trafikte "yol magandalığı" olarak bilinen tehlikeli durumlara ve kazalara sebep olur.
Özetle, ehliyet sınavında bu soruyla karşılaştığınızda aklınızda tutmanız gereken en önemli şey şudur: Öfke yönetimi, öfkeyi hissetmemek değil, öfkenin sizi ve davranışlarınızı kontrol etmesine izin vermemektir. Amaç, öfkenin yarattığı olumsuz fiziksel ve duygusal etkileri azaltarak direksiyon başında sakin ve güvenli kalmaktır.
Soru 49 |
Korkutmak veya şaşırtmak | |
Su, çamur ve benzerlerini sıçratmak | |
Sola ya da sağa dönüş yapmadan önce sinyal vermek | |
Sigara külü ve izmaritlerini veya başka şeyleri yola atıp dökmek |
Doğru Cevap: c) Sola ya da sağa dönüş yapmadan önce sinyal vermek
- Neden Doğru? Sinyal vermek, trafikteki en temel ve en önemli iletişim yöntemidir. Bir sürücü sinyal verdiğinde, diğer sürücülere ve yayalara bir sonraki hamlesinin ne olacağını önceden bildirmiş olur. Örneğin, sağa sinyal verdiğinizde "Ben sağa döneceğim, lütfen buna göre pozisyon alın veya hızınızı ayarlayın" mesajını iletirsiniz. Bu, niyetinizi açıkça belli eden, belirsizliği ortadan kaldıran ve herkesin güvenliğine katkıda bulunan olumlu bir iletişim şeklidir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Korkutmak veya şaşırtmak: Bu davranış, trafikte olumlu iletişimin tam zıttıdır. Ani fren yapmak, bir aracın üzerine aniden direksiyon kırmak veya korna ile taciz etmek gibi hareketler, diğer sürücüleri paniğe sevk eder ve kaza riskini artırır. Bu, iletişim değil, saldırganlık ve tehlike yaratmaktır.
- b) Su, çamur ve benzerlerini sıçratmak: Bu hareket, özellikle yağmurlu havalarda yol kenarında bekleyen yayalara veya yanınızdaki araçlara karşı yapılan büyük bir saygısızlıktır. Bu davranış, diğer yol kullanıcılarına karşı düşüncesiz ve kaba olduğunuz mesajını verir. Trafik adabına tamamen aykırı, olumsuz bir tutumdur.
- d) Sigara külü ve izmaritlerini veya başka şeyleri yola atıp dökmek: Bu davranış, hem çevre kirliliğine yol açan bir sorumsuzluktur hem de diğer sürücüler için tehlike oluşturabilir. Örneğin, yola atılan bir sigara izmariti, arkadan gelen bir motosiklet sürücüsünün gözüne kaçabilir veya kuru bir alanda yangına sebep olabilir. Bu, hem bir çevre suçu hem de trafik güvenliğini hiçe sayan olumsuz bir eylemdir.
Kısacası, trafikte olumlu iletişim kurmak, diğer yol kullanıcılarının niyetinizi anlamasını sağlamak, onlara saygı göstermek ve genel trafik akışını daha güvenli hale getirmektir. Sinyal vermek bu tanıma mükemmel bir şekilde uyarken, diğer seçenekler trafikteki huzuru ve güvenliği bozan davranışlardır.
Soru 50 |
Trafik ortamında gerilimli durumların olabileceğini kabul etmesi | |
Karşılaşılan durumla ilgili negatif çözümler üretmesi | |
Radyo veya müzik açması | |
Derin nefes alması |
Doğru Cevap: b) Karşılaşılan durumla ilgili negatif çözümler üretmesi
Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, negatif çözümler üretmenin öfkeyi azaltmak yerine tam tersine daha da körüklemesidir. Öfkelenen bir sürücü, karşılaştığı durumla ilgili "Şimdi ona gününü göstereceğim", "Bu acemi şoförün ehliyetini kim vermiş?" gibi intikamcı, suçlayıcı veya karamsar düşünceler ürettiğinde, stres seviyesi artar ve sakinleşmesi imkansız hale gelir. Bu tür düşünceler, sürücüyü tehlikeli ve agresif davranışlara (ani fren yapma, sıkıştırma, korna çalma gibi) itebilir. Dolayısıyla bu, bir sakinleşme yöntemi değil, öfkeyi tırmandırma yöntemidir.
Diğer Seçeneklerin Analizi:
- a) Trafik ortamında gerilimli durumların olabileceğini kabul etmesi: Bu, öfke kontrolünde en önemli adımlardan biridir. Trafiğin doğası gereği kalabalık, stresli ve hatalara açık bir ortam olduğunu baştan kabul etmek, sürücünün beklentilerini doğru ayarlamasını sağlar. Bu sayede, bir hata veya olumsuz bir durumla karşılaştığında bunu kişisel bir saldırı olarak algılamak yerine, "trafiğin normal bir parçası" olarak görüp daha sakin kalabilir. Bu, doğru bir yöntemdir.
- c) Radyo veya müzik açması: Bu, dikkat dağıtma tekniği olarak bilinen etkili bir yöntemdir. Sürücü, öfkelendiği anda dikkatini yoldaki olumsuz durumdan alıp sevdiği bir müziğe veya bir radyo programına yönlendirdiğinde, zihni meşgul olur ve öfke duygusunun yoğunluğu azalır. Özellikle sakinleştirici müzikler, kalp atış hızını yavaşlatarak fiziksel olarak da rahatlamaya yardımcı olabilir. Bu, doğru bir yöntemdir.
- d) Derin nefes alması: Bu, öfke kontrolünde kullanılan temel ve çok etkili bir fiziksel tekniktir. Öfke anında vücut "savaş ya da kaç" moduna geçer, kalp hızlı çarpar ve nefes alıp verme sıklaşır. Birkaç kez yavaş ve derin nefes almak, vücudun sakinleşme mekanizmasını devreye sokar, kan basıncını düşürür ve sinir sistemini yatıştırır. Bu, sürücünün hem zihinsel hem de fiziksel olarak kontrolü yeniden ele almasını sağlayan doğru bir yöntemdir.
|
0/50 |







