%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi, kazazedenin ikinci değerlendirilme aşamalarından olan "Görüşerek Bilgi Edinme" basamağında yer alır?
A
Solunum sayısının değerlendirilmesi
B
Hoşgörülü ve nazik davranılması
C
Bilinç düzeyinin kontrol edilmesi
D
Cilt renginin değerlendirilmesi
1 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın ikinci değerlendirme aşaması içinde yer alan "Görüşerek Bilgi Edinme" basamağının bir parçası olan davranış sorulmaktadır. İlk yardımda kazazedenin durumu iki aşamada değerlendirilir: Birincil Değerlendirme (ABC ve bilinç kontrolü gibi hayati tehlikelerin kontrolü) ve İkinci Değerlendirme (hayati tehlike yoksa yapılan detaylı muayene). İkinci değerlendirme de kendi içinde "görüşerek bilgi edinme" ve "baştan aşağı kontrol" olarak ikiye ayrılır.

Doğru Cevap: b) Hoşgörülü ve nazik davranılması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, "Görüşerek Bilgi Edinme" aşamasının temel amacının kazazede ile iletişim kurarak olay hakkında bilgi toplamak olmasıdır. Kazazede korkmuş, acı çekiyor veya şokta olabilir. Bu durumda ona hoşgörülü ve nazik davranmak, kendini güvende hissetmesini sağlar ve size daha doğru ve eksiksiz bilgi vermesine yardımcı olur. Bu, etkili bir iletişimin ve dolayısıyla doğru bilgi toplamanın ön koşuludur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Solunum sayısının değerlendirilmesi: Bu, fiziksel bir muayene işlemidir. Kazazedenin solunumunu dinleyerek veya göğüs hareketlerini sayarak yapılır. Bu işlem, ikinci değerlendirmenin "Görüşerek Bilgi Edinme" basamağında değil, "Baştan Aşağı Kontrol" basamağında veya hayati bir tehlike şüphesi varsa Birincil Değerlendirme'de yer alır.

  • c) Bilinç düzeyinin kontrol edilmesi: Bilinç kontrolü, ilk yardımın en temel ve ilk adımlarından biridir. Kazazedenin hayati tehlikesinin olup olmadığını anlamak için yapılan Birincil Değerlendirme aşamasının bir parçasıdır. İkinci değerlendirmeye geçebilmek için zaten kazazedenin bilincinin açık olduğu varsayılır.

  • d) Cilt renginin değerlendirilmesi: Cilt rengine bakmak (soluk mu, morarmış mı vb.), dolaşım sistemi hakkında bilgi veren bir gözlemdir. Bu da tıpkı solunum sayısını değerlendirmek gibi fiziksel bir kontroldür ve ikinci değerlendirmenin "Baştan Aşağı Kontrol" basamağında yapılır. Görüşerek yapılan bir işlem değildir.

Özetle, soru size kazazede ile konuşarak bilgi toplama aşamasında ne yapmanız gerektiğini soruyor. Bu aşamanın başarılı olması için önce güven ortamı oluşturmak gerekir ve bu da hoşgörülü ve nazik bir yaklaşımla mümkündür. Diğer seçenekler ise fiziksel muayene adımlarıdır.

Soru 2
Diz ile kalça arasındaki kemikte kırık varsa dıştan uygulanacak atelin boyu ne kadar olmalıdır?
A
Topuktan dize kadar
B
Dizden kalçaya kadar
C
Topuktan kalçaya kadar
D
Topuktan koltuk altına kadar
2 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, vücudumuzun en uzun ve en güçlü kemiği olan uyluk kemiği (femur) kırıklarında uygulanması gereken ilk yardım tekniği sorulmaktadır. Uyluk kemiği, diz ile kalça arasında yer alır ve bu kemikteki kırıklar ciddi kanamalara ve hayati tehlikelere yol açabilir. Bu nedenle kırığı doğru şekilde sabitlemek (tespit etmek), yaralının durumunun kötüleşmesini önlemek için hayati önem taşır.

Doğru cevap d) Topuktan koltuk altına kadar seçeneğidir. İlk yardımda uzun kemik kırıklarının tespit edilmesindeki temel kural, kırığın hem altındaki hem de üstündeki eklemleri hareketsiz hale getirmektir. Uyluk kemiği kırığında bu eklemler diz (alttaki) ve kalça (üstteki) eklemleridir. Bu kural, kırık kemik uçlarının hareket ederek çevre dokulara, damarlara veya sinirlere zarar vermesini önlemeyi amaçlar.

Ancak kalça eklemi, hareket kabiliyeti çok yüksek ve doğrudan gövdeye bağlı bir eklemdir. Sadece kalçaya kadar uzanan bir atel, gövdenin en ufak bir hareketiyle bile kalçanın oynamasına ve dolayısıyla kırık kemiğin hareket etmesine engel olamaz. Atelin koltuk altına kadar uzatılması, tüm bacağı, kalçayı ve leğen kemiğini bir bütün olarak gövdeye karşı sabitler. Bu sayede tam bir hareketsizlik sağlanır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Topuktan dize kadar: Bu uygulama, kaval kemiği (dizin altındaki bacak kemikleri) kırıkları için geçerlidir. Uyluk kemiği kırığında ise kırık bölgeyi ve en önemlisi kalça eklemini tamamen serbest bıraktığı için kesinlikle yetersiz ve hatalıdır.
  • b) Dizden kalçaya kadar: Bu seçenek, sadece kırık olan kemiğin kendisini desteklemeye çalışır ancak temel kural olan "kırığın altındaki ve üstündeki eklemi sabitleme" ilkesini tamamen ihlal eder. Hem diz hem de kalça eklemi hareketli kalacağı için kırık kemik uçlarının birbirine sürtünmesine ve daha fazla hasara yol açmasına neden olur.
  • c) Topuktan kalçaya kadar: Bu seçenek, dizi ve ayak bileğini sabitlediği için diğer yanlış şıklara göre daha iyi görünse de hala eksiktir. En kritik nokta olan kalça ekleminin gövdeye karşı hareketini tam olarak engelleyemez. Atel kalçada son bulacağı için leğen kemiği ve gövde hareketleri kırığı etkilemeye devam eder.

Özetle, uyluk kemiği gibi büyük ve hayati bir kemiğin kırığında amaç, yaralı bacağı bir bütün olarak gövdeye sabitleyerek tam bir hareketsizlik sağlamaktır. Bunu başarmanın tek yolu, ateli topuktan başlayıp koltuk altına kadar uzatmaktır. Bu yöntem, ağrıyı en aza indirir ve kırık kemik uçlarının büyük damarları veya sinirleri yaralayarak kalıcı hasara veya ciddi kanamaya yol açmasını engeller.

Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi atardamar kanamasındaki kanın özelliklerindendir?
A
Yavaş akması
B
Kısa sürede pıhtılaşması
C
Çok hafif olup sızarak akması
D
Açık kırmızı renkte olması ve fışkırarak akması
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, vücutta meydana gelen kanama türlerinden biri olan atardamar kanamasının kendine has, ayırt edici özelliklerinin ne olduğu sorulmaktadır. İlk yardım bilgisi açısından kanamanın türünü (atardamar, toplardamar, kılcal damar) doğru tespit etmek, yapılacak müdahalenin etkinliği için hayati önem taşır. Bu nedenle her kanama türünün özelliklerini bilmek gerekir.

Doğru cevap d) Açık kırmızı renkte olması ve fışkırarak akması seçeneğidir. Bunun iki temel nedeni vardır. Birincisi, atardamarlar kalpten pompalanan ve oksijen açısından zengin olan "temiz" kanı vücuda dağıtır. Oksijenle dolu kanın rengi parlak ve açık kırmızıdır. Bu, atardamar kanamasını diğerlerinden ayıran en belirgin renk özelliğidir.

İkinci neden ise kanın akış şeklidir. Atardamarlardaki kan, doğrudan kalbin güçlü pompalama basıncı altındadır. Bu yüksek basınç nedeniyle, kan damardan dışarı çıkarken yavaşça sızmaz veya akmaz; tam tersine, kalp atışlarıyla uyumlu bir ritimde, kesik kesik ve fışkırarak akar. Bu, en tehlikeli kanama türü olmasının sebebidir, çünkü kısa sürede çok ciddi kan kaybına yol açabilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Yavaş akması: Bu özellik, toplardamar (venöz) kanamasına aittir. Toplardamarlar, vücuttan toplanan kirli (oksijeni az) kanı kalbe geri getirdiği için içlerindeki basınç daha düşüktür. Bu nedenle kanama, fışkırmak yerine yaranın dışına yayılarak ve sürekli bir şekilde daha yavaş akar. Rengi de koyu kırmızıdır.
  • b) Kısa sürede pıhtılaşması: Atardamar kanaması, yüksek basınç ve hızlı akış nedeniyle durdurulması en zor ve en geç pıhtılaşan kanama türüdür. Kısa sürede pıhtılaşma genellikle en hafif kanama olan kılcal damar kanamalarında görülür. Vücudun doğal pıhtılaşma mekanizması, atardamarın basıncına karşı koymakta zorlanır.
  • c) Çok hafif olup sızarak akması: Bu tanım, en yüzeysel ve en az tehlikeli kanama olan kılcal damar (kapiller) kanamasını ifade eder. Kılcal damarlar çok ince olduğu için kan, küçük kabarcıklar halinde veya hafif bir sızıntı şeklinde akar. Günlük hayattaki basit sıyrıklar bu tür kanamalara örnektir.

Özetle, ehliyet sınavında ve gerçek hayatta kanamaları ayırt etmek için şu üç temel özelliği aklınızda tutmalısınız:

  1. Atardamar Kanaması: Açık kırmızı renkte, kalp atışıyla uyumlu ve fışkırır tarzda.
  2. Toplardamar Kanaması: Koyu kırmızı renkte, sürekli ve yayılarak akar.
  3. Kılcal Damar Kanaması: Sızıntı veya küçük kabarcıklar şeklinde, en hafif kanama.
Soru 4
Olay yerinde olası tehlikelerin belirlenerek güvenli bir çevrenin oluşturulması işlemi, ilk yardımın temel uygulamalarının hangisi içinde değerlendirilir?
A
Koruma 
B
Bildirme
C
Kurtarma 
D
Müdahale
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın temel adımlarından hangisinin, bir kaza veya acil durum anında ilk olarak yapılması gereken güvenlik önlemlerini kapsadığı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, "olası tehlikelerin belirlenerek güvenli bir çevrenin oluşturulması" ifadesidir. Bu, yaralıya müdahale etmeden *önce* hem kendimizin hem de çevredeki diğer kişilerin güvenliğini sağlama eylemidir.

a) Koruma (Doğru Cevap)

Doğru cevap Koruma'dır. Çünkü ilk yardımın ilk ve en önemli adımı, olay yerinin güvenliğini sağlamaktır. Bir ilk yardımcı, yaralıya yardım etmeden önce kendi can güvenliğini ve olay yerindeki diğer kişilerin güvenliğini düşünmek zorundadır. Bu adım, yeni kazaların oluşmasını önlemek ve mevcut durumu daha da kötüleştirmemek için hayati önem taşır. Örneğin, bir trafik kazasında aracın kontağını kapatmak, el frenini çekmek, olay yerine uyarı işaretleri (reflektör) koymak ve olası bir yangın veya patlama riskini değerlendirmek "Koruma" basamağının parçalarıdır.

b) Bildirme (Yanlış Cevap)

Bildirme, ilk yardımın ikinci temel adımıdır. Olay yerinin güvenliği sağlandıktan sonra, profesyonel yardım çağırmak için 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması işlemidir. Bu aşamada olay yeri, yaralı sayısı ve durumu hakkında net ve doğru bilgiler verilir. Soru, yardım çağırma eyleminden değil, güvenlik önlemlerinden bahsettiği için bu seçenek yanlıştır.

c) Kurtarma (Yanlış Cevap)

Kurtarma, ilk yardımın üçüncü ve son temel adımıdır. Bu aşama, olay yerinde yaralılara yapılan ilk yardım müdahalelerini içerir. Yaralının bilincini kontrol etmek, solunumunu değerlendirmek, kanamayı durdurmak veya temel yaşam desteği uygulamak gibi işlemler "Kurtarma" basamağında yer alır. Soru, yaralıya yapılan müdahaleyi değil, ortamın güvenli hale getirilmesini sorduğu için bu seçenek de yanlıştır.

d) Müdahale (Yanlış Cevap)

Müdahale kelimesi, "Kurtarma" ile hemen hemen aynı anlama gelir ve yaralıya yapılan tıbbi yardımı ifade eder. Ehliyet sınavı ve ilk yardım eğitimlerinde kullanılan standart terminoloji "Koruma, Bildirme, Kurtarma" (KBK) şeklindedir. "Müdahale" bu standart sıralamada yer almaz ve "Kurtarma" basamağının bir karşılığı olarak kullanılabileceği için, soruda belirtilen güvenlik oluşturma eylemini karşılamaz. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, ilk yardımda her zaman şu sıra izlenmelidir:

  • 1. Koruma: Önce olay yerinin güvenliğini sağla.
  • 2. Bildirme: Hemen 112'yi ara ve durumu bildir.
  • 3. Kurtarma: Güvenli bir ortamda, profesyonel yardım gelene kadar yaralıya gerekli ilk yardımı yap.

Bu soru, bu sıralamanın ilk ve en temel adımını, yani Koruma'yı sormaktadır.

Soru 5
Öksüren, nefes alabilen ve tıkandığını ifade edebilen bir kazazedeye aşağıdaki ilk yardım uygulamalarından hangisi yapılır?
A
Kazazedeye dokunulmadan öksürmeye teşvik edilir.
B
Bir elin topuk kısmıyla iki kürek kemiğinin arasına 5 kez kuvvetlice vurulur.
C
Bir elin başparmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur, kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır.
D
Kazazedenin bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur ve bir elin topuğuyla göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır.
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu oluşan bir tıkanıklık durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım müdahalesi sorulmaktadır. Sorunun en önemli kısmı, kazazedenin durumunu tarif eden ifadelerdir: "öksüren, nefes alabilen ve tıkandığını ifade edebilen". Bu belirtiler, hava yolunun tamamen değil, kısmen tıkandığını gösterir ve bu duruma "Kısmi Tıkanma" denir.

a) Kazazedeye dokunulmadan öksürmeye teşvik edilir. ✓ (DOĞRU)

Bu seçenek doğrudur çünkü tarif edilen durum bir kısmi tıkanmadır. Kısmi tıkanmada, hava yolu tam olarak kapanmamıştır ve kazazede az da olsa nefes alıp verebilir. Vücudun bu duruma karşı en etkili doğal savunma mekanizması öksürüktür. Güçlü bir öksürük, akciğerlerdeki havayı basınçla dışarı iterek yabancı cismin atılmasını sağlayabilir. Bu nedenle ilk yardımcının yapması gereken en doğru şey, kazazedenin yanında durarak onu sakinleştirmek ve öksürmeye devam etmesi için teşvik etmektir. Müdahale etmek, cismin yerini değiştirip tam tıkanmaya yol açabileceği için risklidir.

b) Bir elin topuk kısmıyla iki kürek kemiğinin arasına 5 kez kuvvetlice vurulur. (YANLIŞ)

Bu uygulama, tam tıkanma durumunda, yani kazazede hiç nefes alamadığında, öksüremediğinde, konuşamadığında ve morarmaya başladığında yapılan ilk müdahaledir. Kısmen nefes alabilen ve öksürebilen birine sırttan vurmak, yabancı cismin daha derine inmesine veya hava yolunu tamamen tıkamasına neden olabilir. Bu yüzden kısmi tıkanmada bu yöntem kesinlikle uygulanmaz.

c) Bir elin başparmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur, kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır. (YANLIŞ)

Bu teknikte tarif edilen uygulama, "Heimlich Manevrası" (Karına Baskı Uygulaması) olarak bilinir. Tıpkı sırta vurma gibi, bu manevra da sadece tam tıkanma durumunda ve kazazedenin bilinci açıkken uygulanır. Amacı, karın boşluğuna yapılan ani basınçla diyaframı yukarı iterek akciğerlerdeki havayı dışarı fırlatmak ve cismi çıkarmaktır. Öksürebilen birine bu manevrayı yapmak hem gereksizdir hem de iç organlara zarar verme riski taşır.

d) Kazazedenin bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur ve bir elin topuğuyla göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır. (YANLIŞ)

Bu seçenek, bilinen ve geçerli bir ilk yardım tekniği değildir. Tarif edilen pozisyon ve müdahale şekli tamamen hatalıdır ve kazazedeye yardım etmek yerine ona ciddi zararlar verebilir, iç kanamaya veya organ yaralanmalarına yol açabilir. İlk yardım uygulamaları her zaman standart ve güvenliği kanıtlanmış yöntemlerden oluşur; bu seçenek ise tamamen hayal ürünü ve tehlikelidir.

  • Özetle: Eğer bir kişi tıkandığında öksürebiliyor, nefes alabiliyor veya konuşabiliyorsa bu kısmi tıkanmadır ve sadece öksürmeye teşvik edilir.
  • Eğer kişi öksüremiyor, nefes alamıyor, konuşamıyor ve boğazını tutuyorsa bu tam tıkanmadır ve o zaman sırasıyla sırta vurma ve Heimlich manevrası gibi müdahaleler gerekir.
Soru 6
I- Önce kendi can güvenliğini sağlaması II- Sakin, kendine güvenli ve pratik olması III- İnsan vücudu ile ilgili temel bilgilere sahip olması Verilenlerden hangileri bir ilk yardımcıda bulunması gereken özelliklerdendir?
A
Yalnız I 
B
I ve II 
C
II ve III 
D
I, II ve III
6 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir ilk yardımcının sahip olması gereken en temel ve önemli özellikler sorgulanmaktadır. İlk yardım, sadece tıbbi bir müdahale değil, aynı zamanda bir olay yerini doğru yönetme, sakin kalabilme ve en önemlisi hem kendini hem de kazazedeyi koruma sanatıdır. Bu nedenle, doğru cevabı bulmak için verilen her bir maddenin bir ilk yardımcı için ne kadar hayati olduğunu anlamamız gerekir.

Doğru cevap d) I, II ve III seçeneğidir. Şimdi bu maddelerin her birini ve neden bir bütün olarak doğru kabul edildiklerini detaylıca inceleyelim.

  • I- Önce kendi can güvenliğini sağlaması: Bu, ilk yardımın altın kuralıdır ve her şeyden önce gelir. Eğer ilk yardımcı, olay yerinin güvenliğini (örneğin; trafik, yangın, elektrik kaçağı) sağlamadan müdahaleye başlarsa, kendisi de bir kazazede haline gelebilir. Bu durumda, yardım edemeyeceği gibi, kurtarma ekipleri için fazladan bir yaralı anlamına gelir. Dolayısıyla, bir ilk yardımcının ilk ve en önemli sorumluluğu, kendi güvenliğini ve olay yeri güvenliğini sağlamaktır.

  • II- Sakin, kendine güvenli ve pratik olması: Panik, en büyük düşmandır. İlk yardımcı paniğe kapılırsa, doğru kararlar alamaz, bildiklerini uygulayamaz ve çevresindekileri de paniğe sürükleyebilir. Sakin kalarak durumu kontrol altına almalı, kendine güvenerek ne yapacağını bilmeli ve pratik çözümler üreterek eldeki imkanları en iyi şekilde kullanmalıdır. Bu özellikler, kriz anını doğru yönetebilmek için kritik öneme sahiptir.

  • III- İnsan vücudu ile ilgili temel bilgilere sahip olması: İlk yardım, bilgiye dayalı bir uygulamadır. İnsan vücudunun temel işleyişini, kanamanın nasıl durdurulacağını, solunum yolunun nasıl açılacağını veya bir kırığa nasıl müdahale edileceğini bilmeden etkili bir yardım yapmak imkansızdır. Temel anatomi ve fizyoloji bilgisi, doğru müdahaleyi doğru zamanda yapabilmek için vazgeçilmez bir temel oluşturur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, bir ilk yardımcının sahip olması gereken özellikleri eksik bıraktığı için yanlıştır. Etkili bir ilk yardımcı olabilmek için bu üç özelliğin bir arada bulunması şarttır.

  1. a) Yalnız I: Sadece kendi can güvenliğini sağlamak yeterli değildir. Güvenli bir ortamda olup, sakin kalamıyor veya ne yapacağını bilmiyorsa, bu kişi etkili bir ilk yardımcı olamaz.

  2. b) I ve II: Kendi güvenliğini sağlaması ve sakin olması çok önemlidir. Ancak insan vücudu hakkında temel bilgisi yoksa (örneğin, şah damarının nerede olduğunu bilmiyorsa), yapacağı müdahale yetersiz kalabilir veya daha da kötüsü, hastaya zarar verebilir.

  3. c) II ve III: Sakin ve bilgili olmak harika bir kombinasyondur. Fakat bu kişi, kendi can güvenliğini tehlikeye atarak (örneğin, hızla akan trafikteki bir yaralıya kontrolsüzce koşarak) müdahale ederse, kendisi de yaralanabilir ve yardım etme şansını tamamen kaybeder.

Sonuç olarak, başarılı ve etkili bir ilk yardım için bu üç özellik birbirinden ayrılamaz bir bütündür. İlk yardımcı önce güvenliği sağlamalı, sonra sakin ve pratik bir zihinle hareket etmeli ve tüm bunları yaparken sahip olduğu temel bilgiyi kullanmalıdır. Bu nedenle, I, II ve III maddelerinin tamamını içeren d seçeneği doğru cevaptır.

Soru 7
I- Ağızdan buruna II- Silvester (Göğüsten bastırma) III- Holger-Nielsen (Sırttan bastırma) Ağız-burun çevresinde kanama olan yara-lılarda solunum durması söz konusu ise, yukarıdaki suni solunum yöntemlerinden hangileri uygulanabilir?
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
7 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın en kritik durumlarından biri olan solunum durması ele alınmaktadır. Ancak durumu özel kılan bir detay vardır: Kazazedenin ağız ve burun çevresinde kanama olması. Bu durum, standart suni solunum yöntemlerinin uygulanabilirliğini doğrudan etkiler ve ilk yardımcının doğru tekniği seçmesini gerektirir.

Soru, bu özel durumda hangi suni solunum yöntemlerinin güvenli ve etkili olduğunu sorgulamaktadır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

  • I- Ağızdan buruna suni solunum: Bu yöntem, ilk yardımcının kendi ağzını kazazedenin burnuna yerleştirerek nefes vermesiyle uygulanır. Ancak sorudaki kazazedenin ağız ve burun çevresinde kanama vardır. Bu yöntemi uygulamak, hem ilk yardımcının kan ile temas ederek enfeksiyon kapma riskini artırır hem de kazazedenin solunum yoluna kan pıhtısı veya yabancı cisim itilmesine neden olabilir. Bu nedenle, bu durumda kesinlikle uygulanmamalıdır.

Bu ilk tespitten sonra, içinde "I" seçeneği bulunan tüm şıklar (a, b ve d) otomatik olarak elenmiş olur. Geriye sadece "c" şıkkı kalır. Ancak konuyu tam olarak anlamak için diğer yöntemleri de inceleyelim.

  • II- Silvester (Göğüsten bastırma) Yöntemi: Bu yöntemde kazazede sırtüstü yatırılır. İlk yardımcı, kazazedenin baş tarafına geçerek kollarını bileklerinden tutar, yukarı kaldırarak göğüs kafesini genişletir (nefes alma) ve ardından kolları göğsün üzerine bastırarak havayı dışarı çıkarır (nefes verme). Bu teknik, ağız ve burun bölgesine herhangi bir temas gerektirmediği için, bu bölgede kanama olan bir kazazede için uygun ve güvenli bir yöntemdir.
  • III- Holger-Nielsen (Sırttan bastırma) Yöntemi: Bu yöntemde ise kazazede yüzüstü yatırılır ve başı yana çevrilir. İlk yardımcı, kazazedenin sırtına (kürek kemiklerinin arasına) baskı uygulayarak nefes vermesini sağlar. Ardından kazazedenin dirseklerinden tutup yukarı kaldırarak göğüs kafesinin genişlemesini ve nefes almasını sağlar. Tıpkı Silvester yönteminde olduğu gibi, Holger-Nielsen yöntemi de ağız ve burun bölgesine temas gerektirmez. Bu nedenle, bu durumdaki bir kazazede için uygun ve güvenli bir alternatiftir.

Sonuç olarak; ağız-burun çevresinde kanaması olan ve solunumu durmuş bir kazazedeye, doğrudan ağız veya burunla temas gerektirmeyen suni solunum yöntemleri uygulanmalıdır. Silvester (göğüsten bastırma) ve Holger-Nielsen (sırttan bastırma) yöntemleri tam olarak bu amaca hizmet eden, dışarıdan uygulanan manuel tekniklerdir. Bu yüzden her ikisi de bu durumda kullanılabilir.

Doğru Cevap: c) II ve III

Soru 8
Kalp ve kan damarları vücudumuzdaki hangi sistemde yer alır?
A
Sinir sisteminde
B
Dolaşım sisteminde
C
Sindirim sisteminde
D
Solunum sisteminde
8 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, vücudumuzun temel organlarından olan kalp ve kan damarlarının hangi ana sisteme dahil olduğu sorulmaktadır. Vücudumuz, belirli görevleri yerine getirmek için birlikte çalışan organlardan oluşan sistemlere ayrılmıştır. Soruyu doğru yanıtlamak için bu sistemlerin temel işlevlerini ve hangi organları içerdiğini bilmek önemlidir.

Doğru cevap b) Dolaşım sisteminde seçeneğidir. Dolaşım sistemi, vücudun lojistik ve taşıma ağı olarak görev yapar. Bu sistemin en temel görevi, kan aracılığıyla hücrelere oksijen, besin, su ve hormon gibi hayati maddeleri ulaştırmak ve aynı zamanda hücrelerde oluşan karbondioksit gibi atık maddeleri toplayarak vücuttan atılacakları organlara taşımaktır.

Bu karmaşık taşıma işleminin merkezinde ise kalp ve kan damarları bulunur. Kalp, güçlü bir pompa gibi çalışarak kanı sürekli olarak damarların içine pompalar. Kan damarları (atardamarlar, toplardamarlar ve kılcal damarlar) ise bu kanın vücut içinde dolaştığı otoyollar ve ara yollar gibidir. Bu nedenle kalp ve kan damarları, dolaşım sisteminin ayrılmaz ve temel parçalarıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Sinir sistemi: Sinir sistemi; beyin, omurilik ve sinirlerden oluşur. Vücudun komuta ve kontrol merkezidir; düşünme, hareket etme ve duyu algısı gibi işlevleri yönetir. Sinir sistemi kalbin çalışma hızını düzenleyebilir ancak kalp ve damarlar bu sistemin bir parçası değildir.

  • c) Sindirim sistemi: Bu sistem mide, bağırsaklar, karaciğer ve pankreas gibi organları içerir. Görevi, tüketilen besinleri parçalamak, emmek ve enerjiye dönüştürmektir. Dolaşım sistemi, sindirim sonucu emilen besinleri hücrelere taşısa da, kalp ve damarlar bir sindirim organı değildir.

  • d) Solunum sistemi: Akciğerler ve solunum yollarından (burun, gırtlak, soluk borusu) oluşan bu sistem, vücuda oksijen alınmasını ve karbondioksitin dışarı atılmasını sağlar. Dolaşım sistemi, solunum sisteminin aldığı oksijeni kana yükleyip vücuda dağıtır. Bu iki sistem yaşam için birlikte çalışmak zorunda olsa da, kalp ve damarlar yapısal olarak solunum sistemine değil, dolaşım sistemine aittir.

Soru 9
Kaza yerine ulaşan ilk yardımcının öncelikle yapması gereken nedir?
A
Yaralıları belirlemek
B
Yaralıları araçtan çıkarmak
C
Kazayı yetkililere haber vermek
D
Kendisinin ve yaralıların güvenliğini sağlamak
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza anında olay yerine ilk varan ilk yardımcının atması gereken en temel ve öncelikli adımın ne olduğu sorulmaktadır. İlk yardımda doğru sıralamayı bilmek hayati önem taşır ve bu soru, bu sıralamanın ilk ve en kritik basamağını ölçmektedir. Bu adımlar zincirinin ilki, her zaman güvenliğin sağlanmasıdır.

Doğru Cevap: d) Kendisinin ve yaralıların güvenliğini sağlamak

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, ilk yardımın en temel kuralının "önce kendi güvenliğin" olmasıdır. Kaza yeri, devam eden trafik, yangın, patlama riski, gaz sızıntısı gibi ikincil tehlikeler barındırabilir. Eğer ilk yardımcı kendini güvenceye almazsa, kendisi de bir kazazede haline gelebilir ve bu durumda kimseye yardım edemez. Bu nedenle, olay yerine varan kişi önce durumu değerlendirmeli, aracını güvenli bir yere çekmeli, uyarı işaretleri (reflektör) koyarak diğer sürücüleri uyarmalı ve olası tehlikeleri (kontak kapatmak gibi) ortadan kaldırmalıdır. Bu, hem kendisinin hem de mevcut yaralıların daha fazla zarar görmesini engeller.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Yaralıları belirlemek: Yaralıların sayısını ve durumunu tespit etmek elbette çok önemlidir. Ancak bu işlem, çevre güvenliği sağlandıktan sonra yapılmalıdır. Güvenli olmayan bir ortamda yaralılara yaklaşmak, ilk yardımcının da yaralanmasına neden olabilir. Bu yüzden yaralıları belirlemek, güvenlikten sonraki adımdır.
  • b) Yaralıları araçtan çıkarmak: Bu, genellikle en son yapılması gereken ve çok dikkatli olunması gereken bir işlemdir. Eğer yaralının bulunduğu yerde yangın, patlama veya solunum durması gibi acil bir tehlike yoksa, yaralı kesinlikle araçtan çıkarılmamalıdır. Çünkü bilinçsizce yapılacak bir hareket, omurilik zedelenmesine ve kişinin felç kalmasına yol açabilir. Bu işlem, "kurtarma" aşamasının bir parçasıdır ve en son düşünülmelidir.
  • c) Kazayı yetkililere haber vermek: Yetkililere (112 Acil Çağrı Merkezi) haber vermek hayati bir adımdır ve çok hızlı yapılmalıdır. Ancak bu işlem bile, olay yerinin güvenliğini sağlamak için bir iki basit önlem alındıktan sonra yapılmalıdır. Örneğin, akan trafikte bir kazaya müdahale ediyorsanız, telefonu elinize almadan önce uyarı reflektörünü koymak, yeni bir kazayı önleyerek durumu daha da kötüleşmekten kurtarır. Bu işlem genellikle güvenlik sağlandıktan hemen sonraki adımdır.

Özetle, ilk yardımda "Koruma, Bildirme, Kurtarma (KBK)" olarak bilinen bir hayat kurtarma zinciri vardır. Bu sorudaki doğru cevap olan güvenliği sağlamak, bu zincirin ilk ve en önemli halkası olan "Koruma" adımını temsil eder. Unutmayın, güvenli olmayan bir ortamda yapılan ilk yardım, hem sizin hem de kazazedelerin hayatını daha büyük bir tehlikeye atabilir.

Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi ilk yardımın öncelikli amaçlarındandır?
A
Trafikteki kaza sayısının azaltılması
B
İnsanların zararlı alışkanlıklarından uzaklaştırılması
C
Kazazedenin durumunun kötüleşmesinin önlenmesi
D
Trafik ortamını paylaşanların özel yaşamıyla ilgilenilmesi
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kaza veya acil durum anında yapılan ilk yardım uygulamasının temel ve en önemli hedeflerinden birinin ne olduğu sorulmaktadır. İlk yardımın ne olduğunu ve neyi amaçladığını anladığımızda, doğru cevabı kolayca bulabiliriz. İlk yardım, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar olay yerinde yapılan, hayat kurtarıcı ve durumun daha da kötüleşmesini engelleyen, ilaçsız müdahaleler bütünüdür.

İlk yardımın üç temel ve öncelikli amacı vardır. Bu amaçlar, müdahalenin temelini oluşturur ve her ilk yardımcı bu hedeflere odaklanmalıdır. Bu amaçlar şunlardır:

  • Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak: Bu, ilk yardımın en temel amacıdır. Solunumun veya kalbin durması gibi hayati tehlikelerde, kazazedenin yaşama tutunmasını sağlamak için gerekli müdahaleler (örneğin kalp masajı, suni solunum) yapılır.
  • Mevcut durumun kötüleşmesini önlemek: Kazazedenin yaralanmasının veya durumunun, sağlık ekipleri gelene kadar daha kötüye gitmesini engellemektir. Bu, kanamayı durdurmak, kırığı sabitlemek veya yaralıyı güvenli bir yere taşımak gibi eylemleri içerir.
  • İyileşmeyi kolaylaştırmak: Yapılan doğru müdahalelerle, kazazedenin daha hızlı ve sorunsuz bir şekilde iyileşme sürecine girmesine yardımcı olmaktır. Örneğin, yaranın temiz tutulması enfeksiyon riskini azaltarak iyileşmeyi hızlandırır.

c) Kazazedenin durumunun kötüleşmesinin önlenmesi seçeneği bu nedenle doğrudur. Yukarıda belirttiğimiz gibi, bu, ilk yardımın üç ana hedefinden biridir. Bir ilk yardımcı, yaptığı müdahaleyle kan kaybını önleyerek, şoka girmesini engelleyerek veya omuriliğine zarar gelmesini önleyerek kazazedenin durumunu stabil tutmaya çalışır. Bu, hayati bir öneme sahiptir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  1. a) Trafikteki kaza sayısının azaltılması: Bu, ilk yardımın değil, trafik güvenliğinin bir amacıdır. Kaza sayısını azaltmak; trafik kurallarına uymak, yol ve araç güvenliğini artırmak, sürücü eğitimi gibi önleyici tedbirlerle mümkündür. İlk yardım, kaza olduktan *sonra* devreye girer.
  2. b) İnsanların zararlı alışkanlıklarından uzaklaştırılması: Bu, bir toplum sağlığı ve eğitim konusudur. Sigara, alkol gibi alışkanlıklarla mücadele etmek, ilk yardımın acil durum müdahalesi kapsamına girmez. Bu, uzun vadeli bir sağlık hedefidir.
  3. d) Trafik ortamını paylaşanların özel yaşamıyla ilgilenilmesi: Bu seçenek, ilk yardımın konusuyla tamamen ilgisizdir. Bir ilk yardımcının görevi, kazazedeye tıbbi destek sağlamaktır; kişilerin özel hayatlarına müdahale etmek hem yasal olarak yanlıştır hem de etik değildir.
Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi, delici karın yaralanmalarında yapılan doğru bir ilk yardım uygulamasıdır?
A
Enfeksiyonu engellemek için yara bölgesinin sıcak sabunlu su ile yıkanması
B
Organlar dışarı çıkmış ise içeri sokulmayıp, üzerinin temiz ve nemli bir bez ile örtülmesi
C
Kazazedenin bilinci yerinde ise yüz üstü pozisyonda yatırılması
D
Sıvı kaybını önlemek için ağızdan ılık içecekler verilmesi
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, delici bir karın yaralanması gibi çok ciddi bir durumda, olay yerinde yapılması gereken doğru ilk yardım müdahalesinin ne olduğu sorgulanmaktadır. Delici karın yaralanmaları, hayati tehlike taşıyan ve acil tıbbi müdahale gerektiren durumlardır. Bu nedenle, ilk yardımcının yapacağı doğru hamleler, yaralının hayatta kalma şansını doğrudan etkileyebilir.

Doğru Cevap: b) Organlar dışarı çıkmış ise içeri sokulmayıp, üzerinin temiz ve nemli bir bez ile örtülmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, ilk yardımın ana prensiplerinden biri olan "daha fazla zarar vermeme" ilkesine dayanmasıdır. Eğer karın duvarı delinmiş ve iç organlar dışarı çıkmışsa (bu duruma eviserasyon denir), bu organlar son derece hassas ve enfeksiyona açıktır. Organları içeri itmeye çalışmak, onlara daha fazla zarar verebilir, damarları zedeleyebilir ve karın içine mikrop bulaşma riskini ciddi şekilde artırabilir. Bu, durumu çok daha kötüleştirecek ölümcül bir hata olur.

Yapılması gereken en doğru hareket, dışarıdaki organların üzerini temiz ve nemli bir bezle (mümkünse steril gazlı bez veya temiz bir tülbent) örtmektir. Bezin nemli olması, organların kurumasını ve doku hasarını önler. Bu işlemden sonra yaralının bilinci açıksa sırt üstü yatırılıp dizlerinin bükülmesi (şok pozisyonu) sağlanmalı ve derhal 112 Acil Servis aranmalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • a) Enfeksiyonu engellemek için yara bölgesinin sıcak sabunlu su ile yıkanması: Bu uygulama kesinlikle yanlıştır. Delici ve derin bir yarayı sabunlu su ile yıkamak, mikropları ve sabun kalıntılarını yaranın daha da derinlerine iterek çok tehlikeli bir karın içi enfeksiyonuna (peritonit) yol açabilir. Ayrıca sıcak su kanamayı artırabilir. Bu tür yaraların temizliği sadece hastane ortamında, profesyoneller tarafından yapılmalıdır.
  • c) Kazazedenin bilinci yerinde ise yüz üstü pozisyonda yatırılması: Bu pozisyon da tamamen yanlıştır. Yaralıyı yüz üstü yatırmak, karın bölgesine baskı uygulayarak dışarı çıkmış organlara daha fazla zarar verir, iç kanamayı artırabilir ve yaralının nefes almasını zorlaştırabilir. Doğru pozisyon, sırt üstü yatıp bacakları karna doğru bükerek karın kaslarını gevşetmektir.
  • d) Sıvı kaybını önlemek için ağızdan ılık içecekler verilmesi: Bu, ciddi yaralanmalarda yapılan en yaygın hatalardan biridir. Delici karın yaralanması olan bir kişinin büyük ihtimalle acil ameliyata alınması gerekecektir. Ameliyat öncesi hastanın midesinin boş olması gerekir. Ağızdan sıvı verilmesi, kusmaya ve kusmuğun akciğerlere kaçmasına (aspirasyon) neden olabilir. Ayrıca, iç kanama nedeniyle yaşanan sıvı kaybı, ağızdan verilen sıvılarla telafi edilemez; bu kayıp sadece hastanede damar yoluyla (serum) giderilebilir.

Özetle, delici karın yaralanmalarında ilk yardımın amacı, durumu daha da kötüleştirmeden, yaralıyı en stabil şekilde tutarak profesyonel tıbbi yardımın gelmesini sağlamaktır. Bu nedenle organlara dokunmamak, onları sadece nemli ve temiz bir bezle örtmek hayat kurtaran en önemli adımdır.

Soru 12
Sıcak çarpması sonucu oluşan bitkinli­ğin esas sebebi aşağıdaki durumlardan hangisidir?
A
Nabız sayısının azalması
B
Kan dolaşımının yavaşlaması
C
Sindirim sisteminin çalışmaması
D
Terleme sonucu aşırı su ve tuz kaybı olması
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sıcak havalarda vücudun aşırı ısınması sonucu ortaya çıkan ve "sıcak çarpması" olarak bilinen durumun yol açtığı yorgunluk ve bitkinliğin temel kaynağı sorulmaktadır. Vücudun neden bu kadar halsiz düştüğünü anlamak, ilk yardım açısından da büyük önem taşır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

d) Terleme sonucu aşırı su ve tuz kaybı olması (DOĞRU)

Bu seçenek, sıcak çarpmasındaki bitkinliğin esas sebebini doğru bir şekilde açıklamaktadır. Vücudumuz, sıcak havada ısısını dengelemek ve kendini soğutmak için terler. Ancak bu terleme aşırı boyutlara ulaştığında, vücut sadece su değil, aynı zamanda kan dolaşımı, sinir iletimi ve kas fonksiyonları için hayati olan sodyum (tuz) gibi önemli mineralleri de kaybeder.

Bu aşırı su ve tuz kaybı, kanın hacminin azalmasına ve yoğunlaşmasına neden olur. Kalp, yoğunlaşan bu kanı vücuda pompalamak için daha fazla çalışmak zorunda kalır ve bu durum yorgunluğa yol açar. Aynı zamanda, tuz gibi elektrolitlerin kaybı kaslarda kramplara, halsizliğe ve genel bir bitkinlik hissine sebep olur. Dolayısıyla, sıcak çarpmasındaki bitkinliğin temelinde yatan ana mekanizma budur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Nabız sayısının azalması: Bu seçenek yanlıştır çünkü gerçekte durum tam tersidir. Vücut, su kaybı nedeniyle azalan kan hacmini telafi etmek ve organlara yeterli oksijen taşıyabilmek için kalbi daha hızlı çalıştırır. Bu nedenle sıcak çarpması geçiren bir kişide nabız sayısı azalmaz, aksine hızlanır (artar).
  • b) Kan dolaşımının yavaşlaması: Bu ifade de yanıltıcıdır. Vücut, soğumak için kan damarlarını genişleterek kanı cilde yönlendirir ve kalp daha hızlı atar. Dolayısıyla dolaşım "yavaşlamaz", aksine hızlanmaya çalışır. Asıl sorun, dolaşımın yavaşlaması değil, dolaşımda yeterli miktarda sıvı (kan) olmamasıdır. Bu nedenle bu seçenek de temel sebep değildir.
  • c) Sindirim sisteminin çalışmaması: Vücut, sıcak çarpması gibi bir stres durumuna girdiğinde, kan akışını hayati organlara (beyin, kalp) ve cilde (soğutma için) yönlendirir. Bu sırada sindirim sistemi gibi daha az öncelikli sistemlerin çalışması yavaşlayabilir veya durabilir. Ancak bu durum, bitkinliğin bir sonucudur, sebebi değildir. Genel bitkinlik hissi, sindirimin durmasından değil, tüm vücudu etkileyen su ve tuz kaybından kaynaklanır.
Soru 13
Önündeki aracı güvenli ve yeterli mesafeden izlemeyen sürücü için aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenir?
A
Çok dikkatli olduğu
B
Çok tecrübeli olduğu
C
Trafik kuralına uymadığı
D
Yolun yapısına bağlı olarak hareket ettiği
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki en önemli güvenlik kurallarından biri olan takip mesafesi kuralına uymayan bir sürücü hakkındaki kesin yargı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası "kesinlikle söylenir" ifadesidir. Bu, sürücünün niyeti, tecrübesi veya yol durumu gibi değişkenlerden bağımsız, her zaman doğru olan seçeneği bulmamız gerektiği anlamına gelir.

Doğru cevap c) Trafik kuralına uymadığı seçeneğidir. Çünkü güvenli takip mesafesini korumak, Karayolları Trafik Kanunu tarafından zorunlu kılınmış net bir kuraldır. Bu kural, genellikle "88-89" veya "2 saniye" kuralı olarak bilinir ve sürücülerin önlerindeki araçla aralarında, ani bir fren durumunda güvenle durabilecekleri kadar boşluk bırakmalarını emreder. Bu mesafeyi korumayan bir sürücü, yorum veya duruma bağlı olmaksızın, doğrudan bir trafik kuralını ihlal etmiş olur. Bu nedenle bu ifade, sürücü için kesinlikle söylenebilecek tek yargıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Çok dikkatli olduğu: Bu seçenek, soruda anlatılan durumun tam tersidir. Önündeki araca tehlikeli derecede yaklaşan bir sürücü, dikkatli değil, aksine dikkatsiz ve riskli bir sürüş davranışı sergilemektedir. Dikkatli bir sürücü, olası tehlikelere karşı önlem olarak takip mesafesini her zaman korur.
  • b) Çok tecrübeli olduğu: Tecrübe, kurallara uymayı veya uymamayı garanti etmez. Çok tecrübeli bir sürücü, kötü alışkanlıklar edinmiş veya kendine aşırı güvendiği için takip mesafesini ihlal edebilir. Aynı şekilde, acemi bir sürücü de bu kuralı bilmediği veya önemsemediği için hata yapabilir. Sürücünün tecrübesi hakkında kesin bir yorum yapılamaz.
  • d) Yolun yapısına bağlı olarak hareket ettiği: Yolun yapısı (virajlı, düz, yokuş vb.) sürüş hızını ve şeklini etkilese de, takip mesafesi kuralını ortadan kaldırmaz. Aksine, görüşün kısıtlı olduğu veya yolun kaygan olduğu zorlu yol şartlarında takip mesafesini daha da artırmak gerekir. Dolayısıyla bu kuralı ihlal etmek, yolun yapısına uyum sağlamak değil, temel bir güvenlik kuralını yok saymaktır.

Özetle, bir sürücünün takip mesafesine uymaması; onun dikkati, tecrübesi veya yol koşulları hakkındaki kişisel yorumlardan bağımsız olarak, her durumda net bir trafik kuralı ihlalidir. Sınavda bu tür "kesinlikle" ifadesi içeren sorularda, kişisel yorumlara değil, kanun ve yönetmeliklerdeki net kurallara dayanan cevabı aramalısınız.

Soru 14
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Sağdan ana yola girişi
B
Soldan ana yola girişi
C
Sağa tehlikeli virajı
D
Açılan köprüyü
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere gösterilen bir trafik tehlike uyarı işaretinin ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür işaretler, sürücüleri ileride karşılaşabilecekleri potansiyel bir tehlikeye karşı önceden uyarmak ve gerekli tedbirleri almalarını sağlamak amacıyla kullanılır. İşaretin üzerindeki sembolleri doğru yorumlamak, güvenli bir sürüş için hayati önem taşır.

Doğru Cevap: a) Sağdan ana yola girişi

Gördüğümüz bu üçgen şeklindeki levha, bir tehlike uyarı işaretidir. Levhanın içindeki kalın ve düz çizgi, üzerinde seyrettiğiniz ana yolu temsil eder. Bu ana yola sağ taraftan bağlanan daha ince çizgi ise, tali yoldan (daha az öneme sahip bir yoldan) bir katılımın veya bir kavşağın olduğunu gösterir. Bu nedenle bu işaret, ileride sağdan bir yolun sizin bulunduğunuz ana yola bağlanacağını ve bu yoldan araçların çıkabileceğini bildirir.

Bu levhayı gören bir sürücü, kavşağa yaklaşırken dikkatli olmalı, hızını düşürmeli ve sağdan yola katılabilecek araçlara karşı hazırlıklı olmalıdır. Geçiş üstünlüğü ana yoldaki sürücüde olsa bile, her zaman tedbirli olmak trafik güvenliği için esastır. Bu işaret, sürücüyü "Dikkat, sağdan araç çıkabilir!" şeklinde uyarır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • b) Soldan ana yola girişi: Bu seçenek yanlıştır çünkü işaretteki ince çizgi, yani tali yol bağlantısı, ana yolun sağ tarafındadır. Soldan ana yola girişi bildiren levhada, ince çizgi kalın çizginin sol tarafında yer alırdı. Bu iki işaret birbirinin simetriğidir.
  • c) Sağa tehlikeli virajı: Bu seçenek de yanlıştır. Sağa tehlikeli virajı bildiren levha, yine üçgen şeklinde bir tehlike uyarı işareti olmasına rağmen, içinde sağa doğru kıvrılan bir ok sembolü bulunur. Sorudaki işaret ise bir kavşak veya katılımı göstermektedir, virajı değil.
  • d) Açılan köprüyü: Bu seçenek de yanlıştır. Açılan köprü işareti, sürücüleri hareketli (açılıp kapanabilen) bir köprüye yaklaştıkları konusunda uyarır. Bu levhanın içinde, ortasından iki yana doğru kalkan bir köprü figürü yer alır. Sorudaki işaretle hiçbir ilgisi yoktur.
Soru 15
Şekildeki trafik işareti neyi yasaklar?
A
Geri gitmeyi
B
Sola dönmeyi
C
U dönüşü yapmayı
D
Ada etrafında dönmeyi
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bize gösterilen trafik tanzim işaretinin ne anlama geldiği ve hangi davranışı yasakladığı sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, hem ehliyet sınavında başarılı olmak hem de trafikte güvenli bir sürücü olmak için temel bir gerekliliktir. Şimdi bu işareti ve seçenekleri detaylı bir şekilde inceleyelim.

Öncelikle trafik işaretinin kendisini analiz edelim. Kırmızı çerçeveli, yuvarlak trafik işaretleri genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. İşaretin içinde, 180 derecelik bir dönüşü simgeleyen, yani "U" harfine benzeyen bir manevrayı gösteren siyah bir ok bulunmaktadır. Bu okun üzeri ise yine kırmızı bir çizgi ile çizilmiştir, bu da bu hareketin yasak olduğu anlamına gelir.

Bu analiz doğrultusunda doğru cevabın neden c) U dönüşü yapmayı seçeneği olduğunu açıklayalım. İşaretin içindeki sembol, bir aracın bulunduğu yolda tam bir geri dönüş yaparak geldiği istikametin tersine yönelmesini ifade eder. Bu manevraya trafikte "U dönüşü" denir. Dolayısıyla bu levha, görüldüğü yolda U dönüşü yapmanın kesinlikle yasak olduğunu sürücüye bildirir. Bu kurala uymamak, özellikle karşı yönden gelen araçlar için büyük bir tehlike oluşturabilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da anlamak önemlidir:

  • a) Geri gitmeyi: Geri gitmek, aracı vitesi geriye takarak arkaya doğru sürmektir. Bu levha ise ileri yönde yapılan bir dönüş manevrasını konu alır. Geri gitmenin yasak olduğu yerler ve durumlar Karayolları Trafik Kanunu'nda ayrı olarak belirtilmiştir ve bu işaretle bir ilgisi yoktur.
  • b) Sola dönmeyi: Bu seçenek, U dönüşü ile en çok karıştırılan manevradır. Sola dönüş, genellikle bir kavşakta veya bir ara yola girmek için yapılan yaklaşık 90 derecelik bir manevradır. U dönüşü ise 180 derecelik bir manevradır. "Sola Dönülmez" işareti, bu işarete benzese de içindeki ok sadece sola doğru kıvrılır, tam bir geri dönüş yapmaz.
  • d) Ada etrafında dönmeyi: Ada (veya dönel kavşak), trafiğin bir merkez etrafında döndüğü bir kavşak türüdür. Ada etrafında dönüşü düzenleyen işaretler genellikle mavi renkli, yuvarlak ve mecburi yön bildiren işaretlerdir. Bu işaret ise belirli bir manevrayı yasaklamaktadır, bir kavşak düzenlemesini değil.

Özet olarak, soruda gösterilen işaret, şekli itibarıyla "U" harfine benzeyen bir dönüşü yasakladığı için net bir şekilde U dönüşü yasağını ifade eder. Sınavda bu ve benzeri işaretlerle karşılaştığınızda, işaretin şekli ile temsil ettiği hareket arasındaki bağlantıyı kurmanız doğru cevabı bulmanızı kolaylaştıracaktır.

Soru 16
Taşıt yolu üzerine çizilen şekildeki yatay işaretlemenin anlamı nedir?
A
Yaya geçidi
B
Bisiklet yolu
C
Bölünmüş yol başlangıcı
D
Trafiği hızlandırma işareti
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir taşıt yolunun zeminine çizilmiş olan V şeklindeki yatay işaretlemenin ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür işaretlemeler, sürücülere yolun ilerleyen kısmındaki fiziksel değişiklikler veya kurallar hakkında önceden bilgi vermek amacıyla kullanılır. Bu özel işaret, sürücünün yolun ilerisindeki bir engele veya yol ayrımına yaklaştığını bildirir.

Doğru cevap c) Bölünmüş yol başlangıcı'dır. Bu işaretleme, ileride yolun ortadan bir ayırıcı (refüj, bariyer veya yeşil alan gibi) ile ikiye ayrılacağını gösterir. Sürücü bu işareti gördüğünde, önündeki ayırıcının sağ tarafından ilerlemesi gerektiğini anlamalıdır. İşaretin V şekli, trafiğin bu engelin etrafından nasıl akması gerektiğini görsel olarak tarif eder ve sürücüyü güvenli bir şekilde doğru şeride yönlendirir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Yaya geçidi: Bu seçenek yanlıştır. Yaya geçitleri, yol üzerine birbirine paralel olarak çizilen kalın beyaz çizgilerden (zebra deseni) oluşur. Sorudaki işaretleme, bir yaya geçidi işaretlemesinden tamamen farklıdır ve yayaların geçiş hakkına sahip olduğu bir alanı belirtmez.
  • b) Bisiklet yolu: Bu seçenek de yanlıştır. Bisiklet yollarını belirtmek için genellikle yol zeminine bir bisiklet sembolü çizilir. Bazen bu yollar, diğer taşıt yollarından ayırt edilmesi için farklı bir renge (genellikle mavi) boyanır. Görseldeki işaretin bir bisiklet sembolü ile hiçbir ilgisi yoktur.
  • d) Trafiği hızlandırma işareti: Bu seçenek yanlıştır. Trafikte "hızlanma şeridi" vardır ve bu şeritler genellikle otoyollara katılım noktalarında bulunur. Ancak, görseldeki işaretin amacı trafiği hızlandırmak değil, sürücüyü ilerideki fiziksel bir ayrım konusunda uyarmaktır. Bu işaret bir hızlanma talimatı vermez, aksine dikkatli olmayı ve doğru pozisyon almayı gerektirir.

Özetle, taşıt yolu üzerindeki bu ok şeklindeki işaretleme, tek yönlü yolun ileride bir refüj veya engel ile bölünerek iki ayrı şerit haline geleceğini, yani bölünmüş yolun başladığını bildirir. Bu, sürücünün güvenliği için önemli bir uyarı işaretidir.

Soru 17
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Traktörün geçebileceğini
B
Traktörün giremeyeceğini
C
Traktörlerin park edebileceğini
D
Sadece traktörün girebileceğini
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücü adaylarına bir trafik tanzim işareti gösterilmekte ve bu işaretin anlamının ne olduğu sorulmaktadır. Trafik tanzim işaretleri, trafiği düzenlemek, sürücülere uymaları gereken yasaklama, kısıtlama ve mecburiyetleri bildirmek için kullanılır. Bu işaretlerin anlamlarını doğru bilmek, hem sınav başarısı hem de trafikte can ve mal güvenliği için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevabın b) Traktörün giremeyeceğini olmasının sebebi, trafik işaret dilindeki temel kurallardır. Uluslararası standartlara göre, etrafı kırmızı bir çember ile çevrilmiş beyaz veya sarı zeminli yuvarlak levhalar yasaklama veya kısıtlama bildirir. Levhanın içinde yer alan sembol ise, bu yasağın hangi araç türünü veya durumu kapsadığını belirtir. Bu levhada kırmızı yasaklama çemberi içinde bir traktör figürü bulunmaktadır, bu da bu yola traktörlerin girişinin yasak olduğu anlamına gelir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Traktörün geçebileceğini: Bu seçenek, levhanın anlamının tam tersidir. Kırmızı çember her zaman bir yasağı ifade eder, bir serbestlik veya izni değil. Eğer bir yolun traktör geçişine uygun olduğu belirtilmek istenseydi, bu farklı bir tehlike uyarı veya bilgi işareti ile yapılırdı.
  • c) Traktörlerin park edebileceğini: Bu seçenek de hatalıdır çünkü park etme ile ilgili levhalar tamamen farklıdır. Park etmeye izin veren levhalar genellikle mavi zeminli ve üzerinde beyaz "P" harfi bulunan kare levhalardır. Park yasağını bildiren levhalar ise yine kırmızı çemberli ancak içinde "P" harfi olan veya sadece çapraz kırmızı bir çizgi bulunan mavi zeminli levhalardır. Bu işaretin park etme ile bir ilişkisi yoktur.
  • d) Sadece traktörün girebileceğini: Bu ifade bir "mecburiyet" belirtir ve bu tür yolları gösteren levhalar "Mecburi Yol" levhalarıdır. Mecburiyet bildiren levhalar, kırmızı çemberli değil, mavi zeminli yuvarlak levhalardır. Örneğin, mavi zeminli bir levha içinde beyaz bir traktör figürü olsaydı, bu o yolun sadece traktörler tarafından kullanılması gereken mecburi bir yol olduğu anlamına gelirdi.

Özet olarak, bu sorudaki trafik işareti, bir yasaklama levhasıdır. Kırmızı çember "Girmek Yasak" veya "Yapmak Yasak" anlamını taşır, içindeki traktör sembolü ise bu yasağın traktörler için geçerli olduğunu açıkça gösterir. Bu nedenle levha, sürücülere bu yola traktör ile girmenin yasak olduğunu bildirir.

Soru 18
Şekildeki trafik işaretinin bulunduğu yola aşağıdaki taşıtlardan hangisi girebilir?
A
Otobüs
B
Kamyon
C
Otomobil
D
Motosiklet
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, gösterilen trafik işaretinin bulunduğu bir yola şıklarda verilen taşıtlardan hangisinin giriş yapabileceği sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için öncelikle trafik işaretinin ne anlama geldiğini bilmemiz gerekir. Bu işaret, ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan önemli bir trafik tanzim işaretidir.

Şekildeki levha, kırmızı renkli yuvarlak bir çerçeve içinde motosiklet silüeti bulunan bir "Trafik Tanzim İşareti"dir. Trafikte kırmızı renkli yuvarlak levhalar genellikle bir yasağı veya kısıtlamayı bildirir. Bu özel levhanın anlamı ise "Motosiklet Giremez" şeklindedir. Yani bu levhanın bulunduğu yola, sepetli veya sepetsiz tüm motosikletlerin ve motorlu bisikletlerin (moped) girmesi yasaktır.

Sorunun kökünde "hangisi girebilir?" diye sorulduğu için, levhanın yasakladığı taşıt dışındaki seçenekleri değerlendirmeliyiz. Levha sadece motosiklet girişini yasaklamaktadır. Otobüs, kamyon veya otomobil gibi diğer taşıtların girişini yasaklayan bir anlam taşımaz. Dolayısıyla, eğer yolu kısıtlayan başka bir işaret yoksa, bu yola otobüs, kamyon ve otomobil girebilir.

Ancak, soruda doğru cevap olarak "d) Motosiklet" seçeneği işaretlenmiştir. Bu durum, sorunun aslında "Aşağıdaki taşıtlardan hangisi bu yola giremez?" şeklinde sorulmak istenirken bir yazım hatası yapıldığını göstermektedir. Eğer soru "hangisi giremez?" şeklinde olsaydı, levhanın anlamı gereği doğru cevap kesinlikle "Motosiklet" olurdu. Sınavda bu tür bir durumla karşılaşırsanız, levhanın anlamını düşünerek en mantıklı cevabı işaretlemelisiniz. Bu levhanın anlamı nettir: Motosikletin girmesi yasaktır.

Özetle:

  • Levhanın Anlamı: Motosiklet Giremez.
  • Yanlış Seçenekler (Soru "girebilir" şeklinde sorulduğunda): Levha sadece motosikleti yasaklar, bu nedenle otomobil, kamyon ve otobüsün girişine (başka bir işaret yoksa) izin verilir.
  • Doğru Seçenek (Soru "giremez" olarak düzeltildiğinde): Levha doğrudan motosikletin girişini yasakladığı için, bu yola giremeyecek olan tek taşıt motosiklettir. Sorudaki işaretleme de bu mantığa dayanmaktadır.
Soru 19
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi, öndeki taşıtı geçme yasağının sona erdiğini bildirir?
A
B
C
D
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülere daha önce bildirilmiş olan bir sollama (öndeki taşıtı geçme) yasağının bittiğini ve artık sollama yapmanın serbest olduğunu belirten trafik işaret levhasının hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlayabilmek için yasakların başlangıcını ve sonunu belirten levhalar arasındaki temel farkları bilmek önemlidir.

Doğru Cevap: b) seçeneği

b) şıkkındaki levha, "Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı Sonu" anlamına gelir. Bu levhanın genel yapısı, yasak sonu levhalarının standart formatındadır. Gri veya beyaz zemin üzerine çekilmiş siyah ve kalın çapraz bir çizgi, daha önce konulmuş olan bir yasağın artık geçerli olmadığını belirtir. Levhanın içindeki soluk renkli otomobil figürleri ise sona eren yasağın spesifik olarak "sollama yasağı" olduğunu gösterir. Sürücü bu levhayı gördüğünde, yol ve trafik koşulları uygunsa, öndeki aracı güvenli bir şekilde geçebilir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması
  • a) seçeneği: Bu levha, "Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı" anlamına gelir. Kırmızı çerçeveli yuvarlak levhalar genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Bu işaret, görüldüğü noktadan itibaren öndeki aracı geçmenin (sollamanın) yasak olduğunu belirtir. Yani bu levha yasağı bitirmez, tam tersine başlatır. Bu nedenle yanlış cevaptır.
  • c) seçeneği: Bu levha, "Kamyonlar İçin Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı" anlamına gelir. Levhadaki kamyon figürü, bu yasağın sadece kamyon ve türevi büyük yük taşıtları için geçerli olduğunu belirtir. Otomobil sürücüleri için bir sollama yasağı ifade etmez. Ayrıca bu levha da bir yasağın başlangıcını bildirdiği için sorunun cevabı olamaz.
  • d) seçeneği: Bu levha, "Kamyonlar İçin Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı Sonu" anlamına gelir. Tıpkı b şıkkı gibi bir yasak sonu levhasıdır; ancak bu levha, sadece kamyonlar için olan sollama yasağının bittiğini bildirir. Soru genel olarak "öndeki taşıtı geçme yasağının sonu"nu sorduğu için, tüm motorlu taşıtları kapsayan genel yasağın sonunu belirten b şıkkı doğru cevaptır.

Özetle, trafik işaretlerinde kırmızı halka bir yasağın başlangıcını, gri/beyaz zemin üzerine siyah çapraz çizgi ise o yasağın sonunu ifade eder. Bu temel bilgi, benzer birçok soruyu doğru cevaplamanıza yardımcı olacaktır.

Soru 20
Taşıt yolu üzerine çizilen şekildeki yatay işaretlemenin anlamı nedir?
A
Bisiklet yolu
B
Motosiklet yolu
C
Bisiklet giremez
D
Motorlu bisiklet yolu
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, taşıt yolu üzerine çizilmiş olan yatay bir işaretlemenin, yani yol zeminindeki şeklin ne anlama geldiği sorulmaktadır. Görselde, yolun yüzeyine beyaz boya ile çizilmiş bir bisiklet figürü bulunmaktadır. Bu tür işaretlemeler, sürücülere ve diğer yol kullanıcılarına yolun o bölümünün kullanımı hakkında bilgi vermek amacıyla kullanılır.

Doğru Cevap: a) Bisiklet yolu

Bu işaretlemenin doğru anlamı "Bisiklet yolu"dur. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, yol üzerine çizilen bu bisiklet sembolü, o yolun veya yolun o şeridinin bisikletlilerin kullanımı için ayrıldığını belirtir. Bu işaret, diğer araç sürücülerini bu alanın bisikletlilere ait olduğu konusunda uyarır ve bisikletliler için güvenli bir geçiş alanı oluşturmayı hedefler. Bu nedenle, bu sembolü gördüğünüzde buranın bir bisiklet yolu veya bisiklet şeridi olduğunu anlamalısınız.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Motosiklet yolu: Bu seçenek yanlıştır çünkü görseldeki sembol bir bisikleti temsil etmektedir, motosikleti değil. Motosikletler için ayrılmış yollar veya park alanları farklı sembollerle veya yazılarla belirtilir. Trafik işaretleri, temsil ettikleri araç türüne göre özel olarak tasarlanmıştır ve birbiri yerine kullanılamazlar.
  • c) Bisiklet giremez: Bu seçenek de yanlıştır. "Giremez" veya "yasak" anlamı taşıyan işaretler genellikle kırmızı bir daire içerisine alınmış sembollerdir (düşey işaretleme levhaları). Yol üzerine çizilen bu tür pozitif semboller, bir yasağı değil, tam tersine o alanın belirli bir kullanıma tahsis edildiğini gösterir. Yani bu işaret, bisikletlilerin bu yolu kullanması gerektiğini ifade eder, girmelerinin yasak olduğunu değil.
  • d) Motorlu bisiklet yolu: Bu seçenek de yanlıştır. Motorlu bisiklet (moped), motora sahip bir araç türüdür ve yasal olarak bisikletten farklı bir kategoridedir. Görseldeki sembol, pedalsız ve motorsuz, klasik bir bisikleti göstermektedir. Dolayısıyla bu işaret, sadece motor gücü olmayan bisikletler için ayrılmış bir yolu belirtir.

Özetle, yol zeminine çizilmiş bisiklet figürü, o alanın bisikletlilere ayrılmış bir "Bisiklet Yolu" olduğunu net bir şekilde ifade eden standart bir yatay trafik işaretidir.

Soru 21
Geçiş üstünlüğüne sahip araç sürücüsü, bu hakkı kullanırken aşağıdakilerden hangisine dikkat etmek zorundadır?
A
Hız sınırlamasına
B
Trafik yasaklarına
C
Çevreyi rahatsız etmemeye
D
Can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamaya
21 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ambulans, itfaiye, polis aracı gibi geçiş üstünlüğüne sahip bir aracın sürücüsünün, bu özel hakkı kullanırken bile uymak zorunda olduğu en temel ve en önemli kuralın ne olduğu sorulmaktadır. Geçiş üstünlüğü, bu araçlara trafikteki diğer kuralların bir kısmını (kırmızı ışıkta geçmek, hız limitini aşmak gibi) ihlal etme hakkı tanır, ancak bu hak sınırsız değildir. Soru, bu hakkın sınırının ne olduğunu anlamanızı ölçmektedir.

Doğru Cevap: d) Can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamaya

Doğru cevabın neden "Can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamaya" olduğunu açıklayalım. Geçiş üstünlüğünün asıl amacı, bir hayat kurtarmak, bir yangını söndürmek veya bir suçu önlemek gibi acil bir duruma en hızlı şekilde müdahale etmektir. Ancak bu müdahale sırasında, sürücünün yeni kazalara sebep olması, başka insanların canını veya malını tehlikeye atması kabul edilemez. Örneğin, bir ambulans şoförü kırmızı ışıkta geçerken, kavşaktaki diğer araçlara veya yayalara çarpmamak için yavaşlamak ve yolu kontrol etmek zorundadır. Bu nedenle, can ve mal güvenliği her kuralın üzerindedir ve geçiş üstünlüğü bu temel kuralı asla ortadan kaldırmaz.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Hız sınırlamasına: Bu seçenek yanlıştır, çünkü geçiş üstünlüğüne sahip araçlar görev halindeyken hız sınırlamalarına uymak zorunda değildir. Zaten bu hakkın verilme nedenlerinden biri, olay yerine hızla ulaşabilmeleridir. Bu yüzden hız limitini aşabilirler.
  • b) Trafik yasaklarına: Bu seçenek de yanlıştır. Geçiş üstünlüğü, görevli araca kırmızı ışıkta geçme, ters yöne girme veya durma yasağı olan yerlerde durmama gibi birçok trafik yasağını ihlal etme hakkı tanır. Sürücü, bu yasaklara uymak zorunda değildir.
  • c) Çevreyi rahatsız etmemeye: Bu seçenek mantıksız ve yanlıştır. Geçiş üstünlüğünü kullanan araçlar, yollarını açmak ve diğer sürücüleri uyarmak için sesli (siren) ve ışıklı (tepe lambası) uyarı sistemlerini kullanmak zorundadır. Bu sistemler doğası gereği çevreyi rahatsız eder, ancak amaçları can ve mal güvenliğini sağlamak olduğu için bu rahatsızlık zorunludur.

Özetle, bir itfaiye aracı yangına giderken hız yapabilir ve kırmızı ışıkta geçebilir, ancak bunu yaparken kavşağı kontrol etmeden ve diğer araçların üzerine sürerek yeni bir felakete yol açamaz. Geçiş üstünlüğü, diğer kuralları esnetme hakkı verse de, en temel kural olan "başkalarının can ve mal güvenliğini tehlikeye atmama" sorumluluğunu asla ortadan kaldırmaz.

Soru 22
I- İlk yardım tedbirlerini almak II- Olayı en yakın zabıta veya sağlık kuruluşuna bildirmek III- Yetkililerin isteği hâlinde yaralıları en yakın sağlık kuruluşuna götürmek Trafik kazasına karışan veya olay yerinden geçenler, yukarıda verilenlerden hangilerini yapmakla yükümlüdür?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
22 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazasına karışan veya sadece yoldan geçerken kazaya tanık olan bir kişinin yasal olarak yerine getirmesi gereken sorumlulukların neler olduğu sorulmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu, bu gibi durumlarda hem kazaya karışanların hem de tanık olanların belirli görevleri olduğunu açıkça belirtir. Doğru cevabın neden "I, II ve III" olduğunu ve diğer seçeneklerin neden eksik kaldığını adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: d) I, II ve III

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, bir kaza anında yapılması gereken tüm temel ve yasal yükümlülükleri kapsamasıdır. Bu sorumluluklar bir bütün olarak ele alınmalıdır ve biri diğerinin yerine geçmez. Şimdi bu üç görevi ayrı ayrı ele alalım:

  1. İlk yardım tedbirlerini almak: Bu, kaza yerindeki en acil ve hayati sorumluluktur. Kaza mahallinde yeni bir kazanın oluşmasını önlemek için güvenlik önlemleri almak (örneğin, aracın arkasına reflektör koymak) ve yaralılara, bilginiz dahilinde, temel ilk yardım müdahalelerinde bulunmak (örneğin, kanamayı durdurmaya çalışmak, solunum yolunu açık tutmak) hem insani hem de yasal bir görevdir. Bu, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar yaralıların hayatta kalma şansını artırır.
  2. Olayı en yakın zabıta veya sağlık kuruluşuna bildirmek: İlk yardım önlemleriyle eş zamanlı olarak yapılması gereken bir diğer kritik görev de durumu derhal yetkililere bildirmektir. Türkiye'de 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak kazanın yeri, yaralı sayısı ve durumu hakkında bilgi vermek, profesyonel yardımın (ambulans, polis, itfaiye) en kısa sürede olay yerine ulaşmasını sağlar. Bu bildirim yükümlülüğü, olayın resmi olarak kayıt altına alınması ve gerekli müdahalenin organize edilmesi için zorunludur.
  3. Yetkililerin isteği hâlinde yaralıları en yakın sağlık kuruluşuna götürmek: Bu madde oldukça önemlidir ve bir koşula bağlıdır. Normal şartlarda, yaralıların profesyonel sağlık ekipleri tarafından taşınması esastır, çünkü yanlış bir taşıma omurilik zedelenmesi gibi kalıcı hasarlara yol açabilir. Ancak, olay yerinde bulunan bir yetkili (polis, jandarma vb.) yaralının acil olarak taşınması gerektiğini belirtir ve sizden yardım isterse, bu isteği yerine getirmek bir yükümlülük haline gelir. Buradaki anahtar ifade "yetkililerin isteği hâlinde" olmasıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Yalnız I: Sadece ilk yardım tedbirlerini almak yeterli değildir. Profesyonel yardım çağırmadan (madde II) yapılan ilk yardım eksik kalır ve tek başına bir çözüm değildir. Bu nedenle bu seçenek yetersizdir.
  • b) I ve II: İlk yardım yapmak ve olayı bildirmek en temel iki görevdir. Ancak kanun, yetkililerin talimatlarına uyma sorumluluğunu da içerir. Dolayısıyla, yetkililerin talebi durumunda yaralıyı taşıma yükümlülüğünü (madde III) dışarıda bıraktığı için bu seçenek de eksiktir.
  • c) II ve III: Bu seçenek, en temel insani görev olan "ilk yardım tedbirlerini alma" (madde I) sorumluluğunu göz ardı etmektedir. Bir kazazedeye yardım etmeden sadece yetkilileri aramak ve onların talebini beklemek, hayati bir gecikmeye neden olabilir ve yasal olarak da eksik bir davranıştır.

Sonuç olarak, bir trafik kazasıyla karşılaştığınızda sorumluluklarınız bir bütündür. Önce olay yerinin güvenliğini sağlayıp temel ilk yardımı uygulamalı, eş zamanlı olarak durumu yetkililere bildirmeli ve son olarak yetkililerin yönlendirmelerine uymalısınız. Bu nedenle üç maddeyi de içeren d) seçeneği en doğru ve eksiksiz cevaptır.

Soru 23
Şekildeki akaryakıt istasyonundan çıkmak isteyen 2 numaralı aracın sürücüsü ne yapmalıdır?
A
Geçiş hakkını kendi kullanmalı
B
Hızlanarak yoluna devam etmeli
C
1 numaralı aracın geçmesini beklemeli
D
Korna çalıp 1 numaralı aracı durdurmalı
23 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir akaryakıt istasyonu gibi bir mülkten anayola çıkmak isteyen 2 numaralı aracın sürücüsünün, yolda ilerlemekte olan 1 numaralı araca karşı nasıl bir davranış sergilemesi gerektiği sorgulanmaktadır. Bu durum, trafikte sıkça karşılaşılan ve geçiş hakkı kurallarının temelini oluşturan bir senaryodur. Sürücünün, trafik güvenliğini tehlikeye atmadan yola nasıl katılması gerektiğini bilmesi esastır.

Doğru cevap "c) 1 numaralı aracın geçmesini beklemeli" seçeneğidir. Trafik kurallarına göre, bir mülkten (akaryakıt istasyonu, otopark, garaj, bahçe vb.) karayoluna çıkan sürücüler, karayolundaki araçlara yol vermek zorundadır. Bu kurala "mülkten çıkış kuralı" denir ve anayoldaki trafiğin akışını ve güvenliğini sağlamayı amaçlar. Bu nedenle, 2 numaralı araç sürücüsü, anayolda seyir halinde olan 1 numaralı aracın geçişini güvenli bir mesafeden beklemelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Geçiş hakkını kendi kullanmalı: Bu seçenek yanlıştır çünkü geçiş üstünlüğü anayolda ilerleyen 1 numaralı araca aittir. Mülkten çıkan araç beklemekle yükümlüdür; geçiş hakkını zorla kullanmaya çalışmak ciddi bir kural ihlali ve kaza sebebidir.
  • b) Hızlanarak yoluna devam etmeli: Bu davranış son derece tehlikelidir ve "atak sürüş" olarak kabul edilir. 1 numaralı aracın önüne aniden çıkarak onu ani fren yapmaya veya manevra yapmaya zorlamak, hem kendisinin hem de diğer sürücünün can güvenliğini tehlikeye atar. Güvenli sürüş, öngörülebilir ve sabırlı olmayı gerektirir.
  • d) Korna çalıp 1 numaralı aracı durdurmalı: Bu seçenek de tamamen yanlıştır. Korna, bir tehlikeyi haber vermek veya uyarıda bulunmak için kullanılır, haklı olan bir sürücüyü durdurup kendinize yol açmak için değil. Bu hareket, trafik adabına aykırı, kaba ve tehlikeli bir davranıştır.

Özetle, bu sorunun ana teması geçiş hakkı ve mülkten çıkış kurallarıdır. Karayoluna bir tesisten veya özel bir alandan dahil olurken, anayoldaki trafiğin güvenliği ve akıcılığı her zaman önceliklidir. Bu sebeple 2 numaralı sürücünün yapması gereken tek doğru ve güvenli hareket, 1 numaralı aracın geçişini tamamlamasını sabırla beklemek ve ardından yol müsait olduğunda anayola katılmaktır.

Soru 24
Şekildeki trafik işaretini gören sürücü ne yapmalıdır?
A
Hızını artırmalı
B
Geriye dönmeli
C
Hızını azaltmalı
D
Yolun kayganlığını kontrol etmeli
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin resimde gördükleri "Kaygan Yol" trafik işaretine nasıl tepki vermeleri gerektiği sorgulanmaktadır. Bu işaret, bir tehlike uyarı işaretidir ve sürücüyü ileride karşılaşabileceği potansiyel bir tehlike hakkında önceden bilgilendirir. Bu tür işaretlerin temel amacı, sürücünün gerekli önlemleri alarak güvenli bir şekilde seyrine devam etmesini sağlamaktır.

Doğru cevap c) Hızını azaltmalı seçeneğidir. Resimdeki üçgen şeklindeki kırmızı çerçeveli işaret, bir tehlike uyarı levhasıdır ve "Kaygan Yol" anlamına gelir. Bu levha, yol yüzeyinin yağmur, kar, buz, mıcır veya başka bir sebeple kaygan olabileceğini belirtir. Kaygan bir yolda aracın yol tutuşu azalır, fren mesafesi uzar ve direksiyon hakimiyeti zorlaşır. Bu nedenle, bu işareti gören bir sürücünün yapması gereken ilk ve en önemli şey, aracın kontrolünü kaybetme riskini en aza indirmek için hızını düşürmektir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Hızını artırmalı: Bu seçenek tamamen yanlıştır ve çok tehlikelidir. Kaygan bir yolda hızı artırmak, aracın yol tutuşunu daha da azaltır ve savrulma, patinaj yapma veya kontrolü tamamen kaybetme riskini en üst düzeye çıkarır. Bu, bir kazaya davetiye çıkarmakla eşdeğerdir.
  • b) Geriye dönmeli: Bu işaret, yolun kapalı veya geçilemez olduğu anlamına gelmez. Sadece ilerideki yol şartlarının dikkat gerektirdiğini bildirir. Sürücüden beklenen, yoluna dikkatli bir şekilde devam etmesidir. Geriye dönmek, özel bir durum olmadıkça (örneğin yolun tamamen buzla kaplı ve geçilemez olması gibi) gereksiz bir eylemdir.
  • d) Yolun kayganlığını kontrol etmeli: Bu ifade tehlikeli bir eyleme yol açabilir. Sürücünün yolun kaygan olup olmadığını anlamak için ani fren veya direksiyon hareketleri gibi denemeler yapması, tam da levhanın engellemeye çalıştığı tehlikeli durumun, yani savrulmanın yaşanmasına neden olabilir. Sürücü, levhanın uyarısını dikkate almalı ve yolu test etmek yerine, kaygan olduğunu varsayarak tedbirini almalıdır.

Özetle, "Kaygan Yol" tehlike uyarı işaretini gören bir sürücü, potansiyel bir tehlikeyle karşılaşacağını anlamalıdır. Bu durumda yapılması gereken en mantıklı ve güvenli hareket, takip mesafesini artırmak, ani direksiyon ve fren hareketlerinden kaçınmak ve en önemlisi hızını güvenli bir seviyeye düşürmektir. Bu sayede olası bir kayma anında aracı kontrol altında tutmak daha kolay olacaktır.

Soru 25
Trafik görevlisinin, geceleyin ışıklı işaret çubuğunu şekildeki gibi hareket ettirmesinin sürücüler için anlamı nedir?
A
Dur işareti
B
Geç işareti
C
Yavaşlatma işareti
D
Hızlandırma işareti
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik görevlisinin geceleyin kullandığı ışıklı işaret çubuğuyla yaptığı belirli bir hareketin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Görselde, görevlinin çubuğu vücudunun önünde geniş bir yay çizecek şekilde sağdan sola veya soldan sağa hareket ettirdiği görülmektedir. Bu işaret, özellikle görüşün azaldığı gece koşullarında sürücülerin doğru ve güvenli bir şekilde tepki vermesi için hayati önem taşır.

Doğru cevap a) Dur işareti'dir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, trafik görevlisi ışıklı işaret çubuğunu vücudunun önünde veya başının üzerinde yatay ve geniş bir kavis çizecek şekilde hareket ettiriyorsa, bu hareketin muhatabı olan tüm sürücülerin durması gerektiğini belirtir. Bu işaret, görsel olarak dikkat çekici ve net bir "engel" oluşturarak sürücülere durmaları için kesin bir komut verir. Özellikle kavşaklarda veya kontrol noktalarında trafiği tamamen durdurmak için kullanılır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Geç işareti: Bu seçenek yanlıştır. Trafik görevlisinin "Geç" işareti, genellikle ışıklı çubuğu yere dik bir şekilde tutup, ilerlemesini istediği yöne doğru "gel gel" yapar gibi bir hareketle verilir. Sorudaki görselde ise durdurmaya yönelik geniş bir yay çizme hareketi vardır, bu nedenle bu seçenek doğru olamaz.
  • c) Yavaşlatma işareti: Bu seçenek de hatalıdır. Trafiği yavaşlatmak isteyen bir görevli, ışıklı işaret çubuğunu yere yaklaşık 45 derecelik bir açıyla tutarak yukarıdan aşağıya doğru kesik kesik sallar. Bu hareket, sürücülere hızlarını azaltmaları gerektiğini anlatır. Sorudaki hareket ise kesik kesik ve dikey değil, geniş ve yatay bir harekettir.
  • d) Hızlandırma işareti: Bu seçenek yanlıştır. "Hızlan" işareti, genellikle "Geç" işaretinin daha seri ve çabuk yapılan halidir ve trafiğin akışını hızlandırmayı amaçlar. Görseldeki hareket açıkça bir durma komutu olduğu için hızlanma anlamı taşıması mantıksal olarak da mümkün değildir.

Özetle, trafik polisinin geceleyin ışıklı çubukla yaptığı geniş ve dairesel veya yay şeklindeki hareketler kesin bir durma emridir. Bu işaretleri doğru anlamak, hem kendi güvenliğiniz hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği için çok önemlidir. Unutmayın ki trafik görevlisinin işaretleri, trafik ışıklarından ve levhalarından her zaman daha üstündür ve önceliklidir.

Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi kontrolsüz kavşak trafik işaretidir?
A
B
C
D
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, şıklarda verilen trafik işaret levhalarından hangisinin bir kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını bildirdiği sorulmaktadır. Kontrolsüz kavşak, trafik ışıkları, "Dur" veya "Yol Ver" levhaları ya da bir trafik polisi tarafından yönetilmeyen, geçiş üstünlüğünün genel trafik kurallarına göre belirlendiği kavşak türüdür. Bu tür kavşaklarda temel kural, "sağdan gelen araca yol verme" kuralıdır.

Doğru cevap "a" seçeneğidir. Çünkü bu görselde yer alan üçgen içerisindeki "X" işareti, Tehlike Uyarı İşaretleri grubunda yer alan "Kontrolsüz Kavşak" levhasıdır (T-17). Bu levha, sürücüye ileride bulunan kavşağın herhangi bir sinyalizasyon veya öncelik belirten levha ile kontrol edilmediğini bildirir. Sürücü bu levhayı gördüğünde hızını düşürmeli ve kavşağa yaklaşırken sağından gelebilecek araçlara ilk geçiş hakkını vermeye hazır olmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) seçeneği: Bu levha, "Sağdan Ana Yola Giriş" (T-22b) işaretidir. Ana yolda seyreden sürücüleri, sağ taraftan tali bir yoldan katılım olacağı konusunda uyarır. Bu levha, bir ana yol-tali yol ayrımını gösterdiği için kavşağın kontrollü olduğunu, yani geçiş üstünlüğünün ana yoldaki araçlarda olduğunu belirtir. Bu nedenle kontrolsüz bir kavşağı işaret etmez.
  • c) seçeneği: Ters üçgen şeklindeki bu levha, evrensel olarak "Yol Ver" (T-1) anlamına gelir. Tali yoldan ana yola çıkacak sürücülerin, ana yoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini bildiren bir kontrol levhasıdır. Bu levhanın varlığı, kavşağın kesinlikle kontrollü olduğunu gösterir.
  • d) seçeneği: Sekizgen şeklindeki bu levha ise "Dur" (T-2) levhasıdır. Sürücünün kavşağa gelmeden önce mutlaka durmasını, kavşağın güvenli olduğundan emin olduktan sonra geçmesini emreder. "Dur" levhası, bir kavşağı kontrol eden en net işaretlerden biridir ve bu nedenle bu kavşak kontrollü bir kavşaktır.

Özetle, "a" seçeneğindeki levha sürücüye genel geçiş kurallarının (sağdaki aracın önceliği) geçerli olduğu bir kavşağa yaklaştığını bildirirken; "b", "c" ve "d" seçeneklerindeki levhalar ise kimin durması, yavaşlaması veya öncelikli olduğu önceden belirlenmiş olan kontrollü kavşaklarda kullanılır.

Soru 27
Şekildeki kara yolu bölümünde sürücülerin aşağıdakilerden hangisini yapması doğrudur?
A
Hızını azaltması
B
Hız sınırını aşması
C
Önündeki aracı geçmesi
D
Takip mesafesini azaltması
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün resimde gördüğü trafik levhası ve yol durumuna göre nasıl bir davranış sergilemesi gerektiği sorgulanmaktadır. Doğru ve güvenli sürüş tekniğini belirlemek için öncelikle resimdeki uyarı levhasını ve yolun durumunu doğru analiz etmemiz gerekir.

Resimde gördüğümüz sarı zeminli, eşkenar dörtgen şeklindeki levha bir tehlike uyarı işaretidir. İçindeki piktogram, tekerleklerinden iz bırakan kayan bir aracı göstermektedir. Bu levhanın anlamı "Kaygan Yol"dur. Sürücüye, ilerideki yol kesiminin yağmur, kar, buz, dökülmüş yağ veya benzeri nedenlerle kaygan olabileceği ve dikkatli olması gerektiği konusunda önceden uyarıda bulunur.

Kaygan bir yol yüzeyi, lastiklerin yola tutunma kabiliyetini (aderans) ciddi şekilde azaltır. Bu durum, aracın kontrolünü zorlaştırır, fren mesafesini uzatır ve ani manevralarda savrulma riskini artırır. Bu nedenle, sürücünün bu tür bir yola yaklaşırken alması gereken en temel ve en önemli önlem, aracın kontrolünü kaybetmemek için hızını düşürmektir.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • a) Hızını azaltması: Bu seçenek doğrudur. Kaygan yol levhasını gören bir sürücünün yapması gereken ilk şey, güvenli bir seviyeye kadar yavaşlamaktır. Düşük hız, hem olası bir tehlike anında durmak için daha fazla zaman tanır hem de aracın yol tutuşunu artırarak savrulma riskini en aza indirir.
  • b) Hız sınırını aşması: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Hız sınırını aşmak her koşulda yasak ve tehlikelidir. Kaygan bir yolda hız sınırını aşmak, adeta bir kazaya davetiye çıkarmaktır, çünkü araç kontrolü neredeyse imkânsız hale gelir.
  • c) Önündeki aracı geçmesi (Sollama yapması): Bu seçenek yanlıştır. Sollama, hızlanma ve şerit değiştirme gibi riskli manevralar içerir. Kaygan bir zeminde bu tür ani manevralar yapmak, aracın kaymasına ve sürücünün kontrolü kaybetmesine neden olabilir. Bu nedenle, kaygan yol kesimlerinde sollama yapmaktan kaçınılmalıdır.
  • d) Takip mesafesini azaltması: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır ve çok tehlikelidir. Kaygan yolda fren mesafesi normal bir yola göre çok daha fazla uzar. Bu yüzden sürücü, önündeki araçla arasındaki mesafeyi azaltmak yerine tam tersine artırmalıdır. Böylece, öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda durmak için yeterli mesafeye sahip olur.

Özetle; "Kaygan Yol" uyarı levhası, sürücüyü potansiyel bir tehlikeye karşı uyarır. Bu durumda sürücünün alması gereken en doğru ve güvenli önlem, aracın kontrolünü sağlamak ve fren mesafesini hesaba katarak hızını azaltmaktır.

Soru 28
Kara Yolları Trafik Kanununa göre “M,A1, A2, A, B1, B, BE, F ve G” sınıfı sürücü belgeleri kaç yıl süreyle geçerlidir?
A
10
B
15
C
20
D
25
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'na göre belirli ehliyet sınıflarının ne kadar süreyle geçerli olduğu sorulmaktadır. Soruda listelenen sınıflar M, A1, A2, A, B1, B, BE, F ve G'dir. Bu sınıfların geçerlilik süresini bilmek, ehliyet sınavı için önemli ve temel bir bilgidir.

Doğru Cevabın Açıklaması (a seçeneği)

Doğru cevap 10 yıldır. Karayolları Trafik Yönetmeliği, sürücü belgelerini kullanım amaçlarına ve araç tiplerine göre iki ana gruba ayırmıştır. Soruda belirtilen M (moped), A1, A2, A (motosiklet), B1 (ATV), B (otomobil), BE (römorklu otomobil), F (traktör) ve G (iş makinesi) sınıfları, genellikle kişisel ve hususi kullanıma yönelik araçları kapsar. Bu nedenle bu sınıflar, 1. grup sürücü belgeleri olarak kabul edilir ve geçerlilik süreleri 10 yıl olarak belirlenmiştir.

Bu düzenlemenin amacı, daha çok bireysel sürücülerin kullandığı bu araçlar için yenileme periyodunu daha uzun tutmaktır. 10 yılın sonunda sürücünün güncel bir sağlık raporu alarak ve gerekli harçları ödeyerek ehliyetini yenilemesi gerekir. Bu süre, sürücünün trafikte güvenli bir şekilde araç kullanmaya devam edip edemeyeceğinin belirli aralıklarla kontrol edilmesini sağlar.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak için, mevzuattaki diğer ehliyet grubunu da bilmek faydalıdır. Kamyon, çekici, otobüs gibi ticari ve ağır vasıtaları kapsayan C1, C1E, C, CE, D1, D1E, D, DE sınıfları 2. grup sürücü belgeleridir. Bu gruptaki ehliyetlerin geçerlilik süresi ise 5 yıldır. Dolayısıyla, mevzuatta ehliyetler için sadece 5 yıl ve 10 yıl olmak üzere iki farklı geçerlilik süresi bulunmaktadır.

  • b) 15, c) 20 ve d) 25: Bu süreler, mevcut trafik mevzuatında herhangi bir ehliyet sınıfı için geçerlilik süresi olarak tanımlanmamıştır. Kanun, geçerlilik sürelerini net bir şekilde 10 yıl ve 5 yıl olarak ikiye ayırmıştır. Bu nedenle, 10 ve 5 dışındaki tüm yıl seçenekleri doğrudan yanlıştır ve çeldirici olarak verilmiştir.

Özet ve Sınav İpucu

Ehliyet sınavı için bu ayrımı kolayca aklınızda tutabilirsiniz. Genellikle kişisel olarak kullandığınız motosiklet, otomobil, traktör gibi araçların ehliyetleri 10 yıl geçerlidir. Ticari amaçla kullanılan ve daha büyük sorumluluk gerektiren kamyon, otobüs gibi araçların ehliyetleri ise daha sık sağlık kontrolü gerektirdiğinden 5 yıl geçerlidir.

Soru 29
“Sürücü belgesi, sürücünün işlemiş olduğu kusura göre belirli bir süreliğine trafik zabıtalarınca geri alınır.” Buna göre aşağıdakilerden hangisi, sürücü belgesinin geri alınmasını gerektiren kusurlardan biri değildir?
A
Ölümlü kazalarda asli kusurlu olmak
B
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak
C
Trafik işaretiyle belirlenmiş hız sınırını %10 oranında geçmek
D
Kanunda belirtilen miktarın üzerinde alkollü olarak araç kullanmak
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, hangi trafik kusurunun sürücü belgesinin geri alınmasıyla sonuçlanmayacağı sorulmaktadır. Trafik Kanunu'na göre bazı ciddi kusurlar doğrudan ehliyete el konulmasını gerektirirken, daha hafif kusurlar genellikle para cezası veya ceza puanı ile cezalandırılır. Sorunun mantığı, bu ciddi ve hafif kusurlar arasındaki farkı bilip bilmediğinizi ölçmektir.

Doğru Cevap: c) Trafik işaretiyle belirlenmiş hız sınırını %10 oranında geçmek

Doğru cevabın neden bu seçenek olduğunu açıklayalım. Hız sınırını aşmak bir trafik suçudur, ancak cezanın ağırlığı, hızın ne kadar aşıldığına bağlı olarak değişir. Hız sınırını %10 ila %30 arasında aşmanın cezası idari para cezası ve 10 ceza puanıdır. Sürücü belgesi bu oranda bir aşım için hemen geri alınmaz. Bu nedenle, bu seçenek ehliyetin geri alınmasını gerektiren bir kusur değildir.

Ancak unutmayın ki, hız sınırı %50'den fazla aşılırsa veya bir yıl içinde hız ihlali 5 defa tekrarlanırsa sürücü belgesine el konulabilir. Fakat soruda belirtilen %10'luk aşım, bu ağır ceza kapsamına girmez.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğuna Bakalım:

  • a) Ölümlü kazalarda asli kusurlu olmak: Bu, trafik kuralları içindeki en ciddi kusurlardan biridir. Bir sürücünün ölümlü bir kazada asli kusurlu (yani kazanın meydana gelmesindeki ana sorumlu) olduğu tespit edilirse, sürücü belgesi mahkeme kararıyla 1 yıl süreyle geri alınır. Bu durum, sürücünün trafikte yarattığı büyük tehlikenin bir sonucudur.
  • b) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak: Karayolları Trafik Kanunu bu konuda çok nettir. Uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisindeyken araç kullanmak kesinlikle yasaktır ve tespiti halinde sürücü belgesi 5 yıl süreyle geri alınır. Bu kuralın amacı, sürücünün algısını ve reflekslerini tehlikeli bir şekilde etkileyen maddelerin trafikte kullanılmasını tamamen engellemektir.
  • d) Kanunda belirtilen miktarın üzerinde alkollü olarak araç kullanmak: Alkollü araç kullanmak da sürücü belgesinin geri alınmasını gerektiren ciddi bir suçtur. Yasal sınırın (hususi araçlar için 0.50 promil) üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücülerin ehliyetlerine, suçun tekrar sayısına göre artan sürelerle el konulur. Bu süreler; birinci defada 6 ay, ikinci defada 2 yıl, üç ve daha fazlasında ise 5 yıl şeklindedir.

Özetle; ölümlü kazada asli kusurlu olmak, uyuşturucu kullanmak ve yasal sınırın üzerinde alkollü araç kullanmak gibi durumlar, trafik güvenliğini doğrudan ve ciddi şekilde tehlikeye attığı için sürücü belgesinin geri alınmasıyla cezalandırılır. Ancak hız sınırını %10 gibi düşük bir oranda aşmak, daha hafif bir ihlal olarak kabul edilir ve genellikle para cezası ile sonuçlanır.

Soru 30
Aksine bir işaret yoksa aşağıdaki taşıtlardan hangisinin, yerleşim yeri dışındaki kara yollarında "azami hız sınırı" diğerlerine göre daha fazladır?
A
Otomobil
B
Otobüs
C
Motosiklet
D
Kamyon
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, özel bir hız sınırı levhası bulunmayan yerleşim yeri dışındaki kara yollarında, verilen araç türlerinden hangisinin yasal olarak en yüksek hıza çıkabileceği sorulmaktadır. Bu tür sorular, sürücü adaylarının farklı araç kategorileri için belirlenmiş standart hız limitlerini bilmesini ölçmeyi amaçlar. Sorunun anahtarı, "aksine bir işaret yoksa" ve "yerleşim yeri dışı" ifadeleridir.

Doğru Cevap: a) Otomobil

Doğru cevabın otomobil olmasının sebebi, Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre binek araçlar olan otomobillerin, diğer ağır veya özel amaçlı taşıtlara göre daha yüksek azami hız limitlerine sahip olmasıdır. Yerleşim yeri dışındaki yollarda otomobiller için belirlenen hız sınırları, yolun tipine göre değişiklik gösterse de her zaman diğer seçeneklerden daha yüksektir. Örneğin, bölünmüş yollarda 110 km/s, iki yönlü kara yollarında ise 90 km/s hıza ulaşabilirler.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • b) Otobüs: Otobüsler, yolcu taşıyan ağır vasıtalardır ve güvenlik nedeniyle hızları sınırlandırılmıştır. Yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda azami 90 km/s, iki yönlü kara yollarında ise 80 km/s hız yapabilirler. Bu hızlar, otomobillerin limitlerinden daha düşüktür.
  • c) Motosiklet: Motosikletlerin hız limitleri, motor gücüne göre değişebilmekle birlikte, yaygın olarak kullanılan (L3 sınıfı) motosikletler için bu limitler otobüslerle benzerdir. Bölünmüş yollarda 90 km/s ve iki yönlü kara yollarında 80 km/s'dir. Dolayısıyla, motosikletlerin hız sınırı da otomobillerden daha azdır.
  • d) Kamyon: Kamyonlar, ağır yük taşıdıkları ve fren mesafeleri çok uzun olduğu için en düşük hız limitlerine sahip araçlardandır. Yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda 85 km/s, iki yönlü kara yollarında ise 80 km/s hızı geçemezler. Bu da kamyonu, otomobile göre çok daha yavaş bir seçenek yapar.

Özet ve Sonuç

Toparlayacak olursak, yerleşim yeri dışındaki bir bölünmüş yolda hız limitleri şöyledir:

  1. Otomobil: 110 km/s
  2. Otobüs: 90 km/s
  3. Motosiklet: 90 km/s
  4. Kamyon: 85 km/s

Bu karşılaştırma net bir şekilde göstermektedir ki, herhangi bir özel trafik işaretiyle farklı bir limit belirtilmediği sürece, yerleşim yeri dışındaki kara yollarında en yüksek azami hız sınırına sahip olan araç otomobildir.

Soru 31
Tehlikeli eğimli yollarda karşılaşma hâlinde; çıkan aracın geçişi zorsa, inen araç sürücüsü ne yapmalıdır?
A
Çıkan aracın geri gitmesini sağlamalı
B
Motoru durdurup, vitesi boşa alıp inmeli
C
Varsa sığınma cebine girmeli, yoksa sağa yanaşıp durmalı
D
Çıkan araç sürücüsünü ikaz ederek yavaşlatmalı
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, tehlikeli ve dar bir yokuşta karşılaşan iki araçtan, yokuş aşağı inen aracın sürücüsünün, yokuş yukarı çıkan araca yol vermek için nasıl bir manevra yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Trafik kurallarında bu durum, güvenlik ve fiziğin temel prensipleri göz önünde bulundurularak net bir şekilde tanımlanmıştır. Amaç, her iki sürücü için de en güvenli geçişi sağlamaktır.

Doğru Cevap: c) Varsa sığınma cebine girmeli, yoksa sağa yanaşıp durmalı

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, trafik kurallarının eğimli yollarda geçiş üstünlüğünü yokuş yukarı çıkan araca vermesidir. Yokuş yukarı hareket eden bir aracın durduktan sonra tekrar kalkış yapması, yokuş aşağı inen bir araca göre çok daha zordur. Çıkan araç, kalkış sırasında geri kayma riski taşır, motoru ve debriyajı daha fazla zorlanır ve momentumunu kaybeder. Bu nedenle, trafik güvenliğini sağlamak amacıyla, daha kolay manevra yapabilecek olan inen aracın, çıkan araca yol vermesi esastır.

Doğru davranış şekli de bu kurala dayanır. Eğer yolda bir sığınma cebi (genişletilmiş alan veya kaçış rampası) varsa, inen araç sürücüsü buraya girerek yolu tamamen açmalı ve çıkan aracın rahatça geçmesini sağlamalıdır. Sığınma cebi yoksa, inen araç sürücüsü yolun en sağına yanaşarak durmalı ve çıkan aracın geçebileceği kadar boşluk bırakmalıdır. Bu, en güvenli ve sorumlu davranıştır.

  • a) Çıkan aracın geri gitmesini sağlamalı: Bu seçenek tamamen yanlıştır çünkü kuralın tam tersidir. Yokuş yukarı çıkan bir aracı geri gitmeye zorlamak son derece tehlikelidir. Sürücünün geri manevra yaparken kontrolü kaybetme, aracı kaydırma veya bir kazaya sebep olma riski çok yüksektir. Geçiş üstünlüğü çıkan araçta olduğu için bu talepte bulunulamaz.
  • b) Motoru durdurup, vitesi boşa alıp inmeli: Bu seçenek, yapılabilecek en tehlikeli hareketlerden biridir. Eğimli bir yolda vitesi boşa almak, aracın kontrolünün büyük ölçüde frenlere kalmasına neden olur ve motorun frenleme etkisinden (motor freni) faydalanmayı engeller. Motoru durdurmak ise hidrolik direksiyon ve fren sistemlerini devre dışı bırakabilir, bu da aracı tamamen kontrolsüz bırakma riski taşır.
  • d) Çıkan araç sürücüsünü ikaz ederek yavaşlatmalı: Bu seçenek de yanlıştır. Sorun, çıkan aracın yavaşlaması değil, geçecek yer bulamamasıdır. Onu ikaz etmek veya yavaşlatmaya çalışmak, zaten zor bir durumda olan sürücünün dikkatini dağıtabilir ve paniğe kapılmasına neden olabilir. Sorumluluk, yolu açması gereken inen araç sürücüsündedir; çıkan sürücüyü meşgul etmek yerine kendi manevrasını yapmalıdır.

Özetle, tehlikeli eğimli yollarda temel kural şudur: İnen araç, çıkan araca yol verir. Bu yol verme işlemi de en güvenli şekilde, varsa sığınma cebine girerek, yoksa yolun sağına yanaşıp durarak yapılır.

Soru 32
1. Işıklı trafik işaret cihazı 2. Trafik levhası ve yer işaretlemeleri 3. Trafik görevlisi Yukarıda verilenlerin bir kavşakta bulunması hâlinde, sürücülerin bunlara uymadakiöncelik sıralaması nasıl olmalıdır?
A
1 - 2 - 3
B
2 - 3 - 1
C
3 - 1 - 2
D
3 - 2 - 1
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün bir kavşağa geldiğinde karşısına çıkabilecek farklı trafik kontrol unsurlarına (trafik polisi, trafik lambaları ve trafik levhaları) hangi sırayla uyması gerektiği, yani hangisinin daha üstün olduğu sorulmaktadır. Bu, trafikteki en temel ve hayati kurallardan biridir, çünkü bu hiyerarşiyi bilmek, kavşaklarda karışıklığı ve kazaları önler.

Doğru Cevap: c) 3 - 1 - 2

Doğru sıralamanın 3 - 1 - 2 olmasının sebebi, trafikteki yetki ve öncelik hiyerarşisidir. Bu hiyerarşi, en dinamik ve anlık durum değerlendirmesi yapabilen unsurdan en statik ve genel kural belirten unsura doğru ilerler. Bu mantığı anladığınızda, sıralamayı asla unutmazsınız.

  • 1. Öncelik: Trafik Görevlisi (3)

Trafik görevlisi (trafik polisi), kavşaktaki en yetkili kişidir. Onun varlığı, genellikle normal trafik akışının dışında bir durum olduğunu gösterir; örneğin bir kaza, yoğun trafik, bir arıza veya bir protokol geçişi olabilir. Trafik görevlisinin el, kol ve düdük ile yaptığı işaretler, o anki duruma özel ve anlık talimatlardır. Bu nedenle, trafik ışığı kırmızı yansa bile polis size "geç" diyorsa geçmek zorundasınız. Aynı şekilde, ışık yeşilken polis "dur" diyorsa durmalısınız. Kısacası, trafik polisinin talimatları, diğer tüm işaret ve levhaları geçersiz kılar.

  • 2. Öncelik: Işıklı Trafik İşaret Cihazı (1)

Eğer kavşakta bir trafik görevlisi yoksa, uymanız gereken ikinci en önemli unsur trafik lambalarıdır. Trafik lambaları, trafiği dinamik olarak düzenler ve geçiş hakkını belirli sürelerle araçlara verir. Eğer bir kavşakta hem trafik lambası hem de "DUR" levhası varsa ve trafik lambası yeşil yanıyorsa, durmanıza gerek yoktur, geçiş yaparsınız. Çünkü ışıklı cihaz, statik olan levhadan daha üstündür. Işıklar sadece arızalıysa (örneğin sarı ışık fasılalı yanıp sönüyorsa) veya kapalıysa, o zaman bir sonraki önceliğe geçilir.

  • 3. Öncelik: Trafik Levhası ve Yer İşaretlemeleri (2)

Kavşakta ne bir trafik görevlisi ne de çalışan bir ışıklı trafik işaret cihazı varsa, sürücüler trafik levhalarına ve yol çizgileri gibi yer işaretlemelerine uymak zorundadır. "DUR" levhası, "Yol Ver" levhası veya anayol-tali yol levhaları bu durumlarda devreye girer. Bu işaretler, kavşaktaki temel geçiş kurallarını belirler ve diğer unsurlar olmadığında başvurulacak son ve sabit kurallardır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

a) 1 - 2 - 3: Bu seçenek, trafik görevlisini en sona koyar ki bu en büyük hatadır. Trafik polisinin talimatlarını yok saymak, trafikteki en tehlikeli davranışlardan biridir ve kesinlikle yanlıştır.

b) 2 - 3 - 1: Bu seçenek, en statik kural olan levhaları en başa koyar. Bu da kaosa neden olurdu. Örneğin, polis trafiği yönetirken veya ışıklar çalışırken herkesin "DUR" levhasına göre hareket ettiğini düşünün; trafik tamamen kilitlenirdi.

d) 3 - 2 - 1: Bu seçenek, trafik görevlisini doğru bir şekilde ilk sıraya koyar ancak sonrasında levhaları ışıklardan daha öncelikli kabul eder. Yukarıda açıkladığımız gibi, çalışan bir trafik ışığı (örneğin yeşil ışık), bir "DUR" levhasından her zaman daha üstündür. Bu nedenle bu sıralama da hatalıdır.

Soru 33
Şekildeki kontrolsüz kavşakta ilk geçiş hakkını hangi araç kullanmalıdır?
A
Otomobil 
B
Kamyonet
C
Motosiklet
D
At arabası
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, levhası veya trafik görevlisi bulunmayan bir kontrolsüz kavşakta araçların geçiş önceliği sıralamasının nasıl olması gerektiği sorulmaktadır. Bu tür kavşaklarda geçiş hakkını belirleyen kurallar, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde açıkça belirtilmiştir. Doğru sıralamayı bulmak için bu kuralları adım adım uygulamamız gerekir. Kontrolsüz kavşaklarda geçiş üstünlüğünü belirlemek için üç temel kural vardır ve bunlar bir öncelik sırasına göre uygulanır:
  • Kural 1: Bütün sürücüler, motorsuz araçlara (at arabası, bisiklet vb.) ve iş makinelerine göre geçiş önceliğine sahiptir. Yani motorsuz araçlar, motorlu araçların geçmesini beklemek zorundadır.
  • Kural 2: Dönüş yapan sürücüler, doğru gitmekte olan (düz giden) araçlara yol vermek zorundadır.
  • Kural 3: Yukarıdaki kurallar eşitliği bozmuyorsa, her sürücü kendi sağındaki araca yol vermek zorundadır. Buna "sağdaki aracın geçiş üstünlüğü" kuralı denir.
Şimdi bu kuralları resimdeki araçlara uygulayalım. Öncelikle at arabası, bir motorsuz taşıt olduğu için diğer tüm motorlu taşıtlara (otomobil, kamyonet, motosiklet) yol vermek zorundadır. Bu nedenle at arabası en son geçecektir ve ilk geçiş hakkına sahip olamaz. Bu durum, d) At arabası seçeneğini eler. Geriye kalan üç motorlu aracı kendi aralarında değerlendirmemiz gerekir. Geriye kalan otomobil, kamyonet ve motosiklete baktığımızda, motosikletin sola dönüş yaptığını, otomobil ve kamyonetin ise düz gittiğini görüyoruz. İkinci kuralımıza göre, dönüş yapan araçlar düz gidenlere yol vermelidir. Bu sebeple motosiklet, düz gitmekte olan otomobil ve kamyonetin geçmesini beklemek zorundadır. Böylece ilk geçiş hakkının motosiklete ait olmadığı anlaşılır ve c) Motosiklet seçeneği de elenmiş olur.

Son olarak elimizde düz gitmekte olan otomobil ve kamyonet kalmıştır. Bu iki aracın geçiş üstünlüğünü belirlemek için üçüncü kuralımızı, yani "sağdaki aracın önceliği" kuralını uygularız. Kamyonetin sürücü koltuğundan baktığımızda, otomobil onun sağında kalmaktadır. Bu durumda kamyonet, sağındaki otomobile yol vermek zorundadır. Dolayısıyla, ilk geçiş hakkı otomobile aittir. Bu nedenle a) Otomobil cevabı doğrudur ve b) Kamyonet seçeneği yanlıştır.

Özetle, araçların geçiş sıralaması şu şekilde olmalıdır:

  1. Otomobil (Düz gidiyor ve kamyonetin sağında)
  2. Kamyonet (Düz gidiyor ancak otomobilin solunda)
  3. Motosiklet (Dönüş yaptığı için düz gidenlere yol verir)
  4. At arabası (Motorsuz taşıt olduğu için tüm motorlu taşıtlara yol verir)

Soru 34

Dönel kavşaklardaki geriye dönüşlerde aşağıdakilerden hangisinin yapılması yasaktır?

A
Ada etrafında dönerken gereksiz yere şerit değiştirilmesi
B
Dönüş sonrası hızının gerektirdiği şeride girilmesi
C
Orta adaya bitişik şeritten dönüşe geçilmesi
D
Sağa ve sola dönüş kurallarına uyulması
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir dönel kavşakta "U" dönüşü (geriye dönüş) yaparken hangi davranışın trafik kurallarına aykırı ve yasak olduğu sorulmaktadır. Dönel kavşaklar, trafiğin kesintisiz ve güvenli bir şekilde akmasını sağlamak için tasarlanmıştır ve bu alanlarda uyulması gereken özel kurallar bulunur. Sorunun amacı, sürücü adayının bu özel kurallara ne kadar hakim olduğunu ölçmektir.

Doğru Cevap: a) Ada etrafında dönerken gereksiz yere şerit değiştirilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni güvenliktir. Dönel kavşağın içindeyken, yani ada etrafında seyrederken, tüm sürücülerin belirli bir akış düzenine uyması beklenir. Bu akış sırasında gereksiz yere veya aniden şerit değiştirmek, hem kendi aracınız hem de diğer araçlar için büyük bir kaza riski oluşturur. Özellikle kör noktada kalmış bir araca çarpma ihtimali çok yüksektir. Bu nedenle, kavşağa girmeden önce doğru şeride yerleşmeli ve dönüşünüzü tamamlayana kadar o şeritte kalmalısınız.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • b) Dönüş sonrası hızının gerektirdiği şeride girilmesi: Bu davranış yasak değil, aksine doğru ve gerekli bir davranıştır. Dönel kavşaktan çıkıp ana yola katıldığınızda, trafik akışına uyum sağlamak için hızınıza uygun olan şeride (örneğin daha yavaş seyredecekseniz sağ şeride) geçmeniz gerekir. Bu, trafik düzenini korumak için önemlidir.
  • c) Orta adaya bitişik şeritten dönüşe geçilmesi: Bu davranış da yasak değildir; tam tersine, dönel kavşakta geriye dönüş (U dönüşü) veya sola dönüş yapacak bir aracın uyması gereken doğru kuraldır. Geriye dönecek olan sürücü, kavşağa yaklaşırken en soldaki, yani orta adaya en yakın şeride geçmelidir. Bu sayede, sağındaki şeritlerden düz gidecek veya sağa dönecek olan araçların yolunu tıkamamış olur.
  • d) Sağa ve sola dönüş kurallarına uyulması: Bu, her zaman ve her yerde geçerli olan temel bir trafik kuralıdır. Dönel kavşaklar da bu genel kuraldan muaf değildir. Kavşağa girerken ve çıkarken sinyal vermek, geçiş önceliği kurallarına uymak gibi sağa ve sola dönüş kurallarına riayet etmek zorunludur. Dolayısıyla bu davranışın yapılması yasak olamaz, aksine bir yükümlülüktür.

Özetle; dönel kavşaklarda en tehlikeli ve yasak olan hareket, kavşağın içindeyken yapılan plansız şerit değiştirmelerdir. Güvenli bir sürüş için kavşağa girmeden önce gideceğiniz yöne göre doğru şeridi seçmeli ve dönüşünüzü bu şeridi koruyarak tamamlamalısınız.

Soru 35
Yerleşim birimleri dışındaki kara yollarında yeterince aydınlatılmamış tünellere girerken hangi ışıkların yakılması  zorunludur?
A
Sis ışıklarının
B
Park ışıklarının
C
Acil uyarı ışıklarının
D
Uzağı gösteren ışıkların
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin görüş mesafesinin aniden ve ciddi şekilde düştüğü bir senaryoda, yani aydınlatması yetersiz bir tünele girerken hangi farları kullanmaları gerektiği sorgulanmaktadır. Buradaki kilit noktalar; sürüşün gece veya gündüz fark etmeksizin görüşün çok azaldığı bir ortamda yapılması ve amacın hem yolu görmek hem de görünür olmaktır. Bu durum, sürücünün en uzak mesafeyi net bir şekilde görebilmesini gerektirir.

Doğru Cevap: d) Uzağı gösteren ışıkların

Uzağı gösteren ışıklar (uzun farlar), sürücünün önündeki yolu mümkün olan en uzak mesafeye kadar aydınlatmak için tasarlanmıştır. Yeterince aydınlatılmamış bir tünele girildiğinde, görüş mesafesi aniden sıfıra yakın bir seviyeye düşer. Bu tehlikeli durumda, tünelin ilerisindeki virajları, olası engelleri veya duran araçları erken fark edebilmek hayati önem taşır ve bunu ancak uzağı gösteren ışıklar sağlayabilir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde de "geceleri yerleşim birimleri dışındaki karayollarında seyrederken ve yeterince aydınlatılmamış tünellere girerken" uzağı gösteren ışıkların yakılması zorunlu kılınmıştır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Sis ışıklarının: Sis ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi yoğun sis, kar veya şiddetli yağmur gibi görüşün ciddi şekilde düştüğü hava koşullarında kullanılır. Bu ışıklar, yolu geniş bir açıyla ve yere yakın bir şekilde aydınlatarak sürücünün şerit çizgilerini takip etmesine yardımcı olur. Ancak uzağı aydınlatma kapasiteleri sınırlıdır, bu nedenle karanlık bir tünelde ileriyi görmek için yetersiz kalırlar.
  • b) Park ışıklarının: Park ışıkları (pozisyon lambaları), aracın boyutlarını ve konumunu belli etmek için kullanılır ve sadece araç park halindeyken veya kısa süreli duraklamalarda yakılır. Sürüş sırasında yolu aydınlatma gibi bir işlevleri yoktur. Sadece park ışıklarıyla tünele girmek, önünüzü hiç görememenize neden olacağı için son derece tehlikeli ve yasaktır.
  • c) Acil uyarı ışıklarının: Acil uyarı ışıkları (dörtlüler), aracın arıza yaptığı, kaza yaptığı veya trafikte ani bir yavaşlama gibi acil ve tehlikeli bir durumu diğer sürücülere bildirmek için kullanılır. Hareket halindeyken normal sürüş esnasında yakılmazlar. Tünele girerken dörtlüleri yakmak, diğer sürücülerin sizin durduğunuzu veya bir sorun yaşadığınızı düşünmesine neden olarak kafa karışıklığına yol açabilir.

Özetle, aydınlatması yetersiz bir tünele girerken temel amaç, maksimum görüş mesafesi sağlamaktır. Bu ihtiyacı sadece uzağı gösteren ışıklar karşılayabilir. Diğer ışık türleri farklı ve özel amaçlar için tasarlanmıştır ve bu senaryoda kullanılmaları hem yetersiz hem de hatalı olur.

Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi buji ile ateşlemeli motorların yakıtıdır?
A
Benzin
B
Motorin
C
Antifriz
D
Gaz yağı
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motor tipleri ile bu motorlarda kullanılan yakıtlar arasındaki temel bir ilişki sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktası "buji ile ateşlemeli motor" ifadesidir. Bu ifade, yakıt-hava karışımını ateşlemek için bir kıvılcım (spark) kullanan motor tipini belirtir ve bu motorun yakıtının ne olduğunu bulmanız istenir.

Doğru cevap a) Benzin'dir. Benzinli motorlar, "buji ile ateşlemeli motorlar" olarak da bilinir. Bu motorlarda, silindirin içine alınan benzin ve hava karışımı, piston tarafından sıkıştırılır. Sıkıştırmanın en üst noktasında, buji bir elektrik kıvılcımı çakar ve bu kıvılcım, sıkışmış olan yakıt-hava karışımını ateşleyerek patlama ve güç üretilmesini sağlar. Bu nedenle buji, benzinli motorların ayrılmaz bir parçasıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • Motorin: Motorin, dizel motorların yakıtıdır. Dizel motorlar, "sıkıştırma ile ateşlemeli" prensibiyle çalışır. Bu motorlarda silindire sadece hava alınır, bu hava çok yüksek bir basınçla sıkıştırılarak aşırı derecede ısıtılır. Daha sonra üzerine motorin püskürtüldüğünde, yakıt bu sıcak havanın etkisiyle kendi kendine alev alır. Yani dizel motorlarda ateşleme için bujiye ihtiyaç yoktur.
  • Antifriz: Antifriz bir yakıt değildir. Motorun soğutma sisteminde, radyatördeki su ile karıştırılarak kullanılan bir sıvıdır. Görevi, kışın soğutma suyunun donmasını önlemek ve yazın motorun hararet yapmasını engellemektir. Yanma veya ateşleme ile hiçbir ilgisi bulunmaz.
  • Gaz yağı: Gaz yağı da bir petrol ürünü ve yakıt türüdür ancak standart otomobil motorlarında kullanılmaz. Genellikle jet motorlarında (uçak yakıtı), eski tip lambalarda ve bazı ısıtıcılarda yakıt olarak kullanılır. Buji ile ateşlemeli binek araç motorları için uygun bir yakıt değildir.

Özetle, ehliyet sınavı için akılda tutulması gereken en temel ayrım şudur: Eğer bir soruda "buji" veya "kıvılcım ile ateşleme" ifadeleri geçiyorsa, bu motorun yakıtı benzindir. Eğer "sıkıştırma ile ateşleme" veya "kendi kendine tutuşma" gibi ifadeler geçiyorsa, bu motorun yakıtı motorin (dizel)'dir.

Soru 37
Karlı ve buzlu yol kesimlerinde, araçların kaymasını önlemek amacıyla öncelikle motordan güç alan tekerleklerine, aşağıdakilerden hangisi takılır?
A
Çekme halatı
B
Patinaj zinciri
C
Hız sınırlayıcı cihaz
D
Lastik basınç sensörü
37 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kışın zorlu yol koşullarında, yani karla veya buzla kaplı zeminlerde, bir aracın yol tutuşunu artırmak ve kaymasını engellemek için hangi ekipmanın kullanıldığı sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktası, bu ekipmanın "öncelikle motordan güç alan tekerleklere" takılmasıdır. Bu ifade, aracın çekişinin sağlandığı tekerlekleri, yani itiş veya çekiş tekerleklerini işaret eder.

Doğru cevap B) Patinaj zinciri seçeneğidir. Patinaj zincirleri, lastiklerin üzerine takılan ve metal halkalardan oluşan özel bir donanımdır. Bu zincirler, kar ve buz gibi kaygan zeminlere batarak veya tutunarak lastiğin zeminle olan sürtünmesini ve yol tutuşunu ciddi ölçüde artırır. Motordan gelen güç, çekiş tekerleklerine iletildiği için bu tekerlekler kaymaya ve patinaj yapmaya en yatkın olanlardır. Zincir doğrudan bu tekerleklere takılarak motor gücünün yola etkili bir şekilde aktarılması ve aracın güvenle hareket etmesi sağlanır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Çekme halatı: Çekme halatı, hareket edemeyen, arızalanmış veya bir yere saplanmış bir aracı başka bir araç yardımıyla çekmek için kullanılır. Sürüş esnasında kaymayı önleyici bir işlevi yoktur; bir kurtarma ekipmanıdır. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • c) Hız sınırlayıcı cihaz: Bu cihaz, aracın üretici tarafından belirlenen veya yasal olarak izin verilen maksimum hızı aşmasını elektronik olarak engeller. Genellikle ticari araçlarda güvenlik ve yakıt ekonomisi için kullanılır. Yol tutuşunu veya çekişi artıran bir etkisi olmadığından, karlı ve buzlu yollarda kaymayı önlemez.
  • d) Lastik basınç sensörü: Bu sensör, lastiklerin içindeki hava basıncını sürekli olarak izler ve basınçta tehlikeli bir düşüş olduğunda sürücüyü uyarır. Doğru lastik basıncı genel sürüş güvenliği için önemli olsa da, bu sensörün buzlu yolda kaymayı engelleyecek doğrudan bir fonksiyonu yoktur. Sadece bir bilgi ve uyarı sistemidir.

Özetle, karlı ve buzlu yollarda temel sorun, lastik ile zemin arasındaki tutunma (sürtünme) kaybıdır. Patinaj zinciri, bu tutunmayı fiziksel olarak artırmak için tasarlanmış tek ekipmandır. Motordan gelen gücün boşa dönmesini (patinaj) engelleyerek aracın hem kalkış yapmasını hem de güvenli bir şekilde yavaşlamasını sağlar. Bu nedenle, çekişin olduğu tekerleklere takılması hayati önem taşır.

Soru 38
Motor çok sıcak iken radyatöre soğuk su konulması aşağıdakilerden hangisine sebep olur?
A
Motor gücünün artmasına
B
Motor sıcaklığının artmasına
C
Fren hidroliğinin azalmasına
D
Motor bloğunun çatlamasına
38 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aşırı ısınmış bir motorun radyatörüne aniden soğuk su eklenmesinin yol açabileceği tehlikeli sonuçlar sorgulanmaktadır. Bu durum, acil anlarda sürücülerin yapabileceği yaygın ancak çok tehlikeli bir hatadır. Sorunun temelinde yatan fiziksel prensip, ani sıcaklık değişimlerinin metaller üzerindeki etkisidir.

Doğru cevap d) Motor bloğunun çatlamasına seçeneğidir. Motor çalıştığında, özellikle hararet yaptığında, motoru oluşturan metal parçalar (silindir kapağı ve motor bloğu gibi) aşırı derecede genleşir ve çok yüksek sıcaklıklara ulaşır. Bu sıcak metalin üzerine aniden soğuk su döküldüğünde, "termal şok" adı verilen bir olay meydana gelir.

Termal şok, sıcak bir malzemenin yüzeyinin aniden soğumasıyla büzüşmesi, iç kısımlarının ise hala sıcak ve genleşmiş kalması durumudur. Bu ani ve dengesiz büzülme, metalin yapısında muazzam bir iç gerilim yaratır. Bu gerilim, metalin dayanıklılığını aşarak motor bloğunda veya silindir kapağında kılcal veya büyük çatlakların oluşmasına neden olur.

Bu durumu, sıcak bir cam bardağa aniden buzlu su doldurduğunuzda bardağın çatlamasına benzetebiliriz. Motor bloğunun çatlaması, çok masraflı ve tamiri zor, hatta bazen imkansız olan ciddi bir motor arızasıdır. Bu nedenle bu hareketten kesinlikle kaçınılmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Motor gücünün artmasına: Motorun soğutulması performansı doğrudan artırmaz; aksine, bu şekilde yanlış bir soğutma yöntemi motora zarar vererek gücün tamamen kaybolmasına yol açar. Motor gücü, ideal çalışma sıcaklığında en verimlidir, ani şoklarla artmaz.
  • b) Motor sıcaklığının artmasına: Bu seçenek mantıksal olarak tamamen terstir. Soğuk su, temas ettiği bölgenin sıcaklığını aniden düşürür, artırmaz. Sorun sıcaklığın artması değil, çok hızlı ve dengesiz bir şekilde düşmesidir.
  • c) Fren hidroliğinin azalmasına: Fren sistemi ile motor soğutma sistemi birbirinden tamamen bağımsız iki ayrı sistemdir. Radyatöre su eklenmesinin fren hidroliği seviyesi üzerinde herhangi bir doğrudan etkisi yoktur. Bu seçenek, konuyla ilgisiz bir çeldiricidir.

Özetle, hararet yapmış bir motora asla hemen soğuk su eklenmemelidir. Yapılması gereken en doğru şey, aracı güvenli bir yere çekip motorun kendi kendine soğumasını beklemektir. Eğer su eklemek zorunlu ise, motorun bir miktar soğuması beklendikten sonra, motor rölantide çalışırken suyun çok yavaş bir şekilde eklenmesi, termal şok riskini azaltabilir ancak en güvenli yöntem tamamen soğumasını beklemektir.

Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi, aracı kullanmaya başlamadan önce yapılması gereken hazırlıklardan biri değildir?
A
Klimanın açılması
B
Koltuğun ayarlanması
C
Aynaların ayarlanması
D
Emniyet kemerinin takılması
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün aracını hareket ettirmeden önce tamamlaması gereken zorunlu güvenlik hazırlıkları sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, hangi eylemin bir güvenlik önlemi değil de daha çok kişisel bir tercih veya konforla ilgili olduğunu ayırt etmektir. "Hazırlıklardan biri değildir?" ifadesi, seçenekler arasında güvenlikle doğrudan ilgisi olmayan adımı bulmamız gerektiğini gösterir.

Doğru Cevap: a) Klimanın açılması

Klimanın açılması, sürüş güvenliğini doğrudan etkileyen bir hazırlık adımı değildir. Bu eylem tamamen sürücünün ve yolcuların konforuyla ilgilidir ve aracın sıcaklığını ayarlamaya yarar. Sürücü, klimayı yola çıkmadan önce, yola çıktıktan sonra veya hiç açmama özgürlüğüne sahiptir. Bu nedenle, sürüşe başlamadan önce yapılması "gereken" zorunlu bir hazırlık olarak kabul edilmez.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

Diğer seçenekler ise sürüş güvenliği için hayati önem taşıyan ve mutlaka yapılması gereken adımlardır. Bu adımların neden zorunlu olduğunu aşağıda detaylı olarak görebilirsiniz:

  • b) Koltuğun ayarlanması: Bu, en temel güvenlik hazırlıklarından biridir. Doğru koltuk ayarı, sürücünün direksiyona, fren ve gaz pedallarına tam olarak hakim olmasını sağlar. Yanlış bir oturma pozisyonu, acil bir durumda pedallara zamanında ve doğru güçle basmayı engelleyebilir ve sürücünün yola olan hakimiyetini azaltır.
  • c) Aynaların ayarlanması: İç ve yan aynalar, sürücünün çevresindeki trafiği ve "kör noktaları" kontrol etmesi için kritik öneme sahiptir. Aracı hareket ettirmeden önce aynaların doğru bir şekilde ayarlanması, şerit değiştirme veya manevra yapma gibi durumlarda diğer araçları fark etmeyi sağlar ve olası kazaları önler.
  • d) Emniyet kemerinin takılması: Emniyet kemeri, bir kaza anında sürücüyü ve yolcuları koruyan en önemli pasif güvenlik sistemidir. Aracı hareket ettirmeden önce takılması hem yasal bir zorunluluktur hem de olası bir çarpışma anında ciddi yaralanmaları ve ölümleri önleyen hayati bir adımdır.

Özetle, koltuk ve ayna ayarları ile emniyet kemerinin takılması, sürüş güvenliğinin temelini oluşturan zorunlu adımlardır. Klimanın açılması ise bu zorunlu adımların dışında kalan, tamamen sürücünün konforuna yönelik bir eylemdir. Bu nedenle doğru cevap 'a' seçeneğidir.

Soru 40
Motordaki yağ basıncını sürücüye bildiren gösterge aşağıdakilerden hangisidir?
A
Motor devir göstergesi
B
Hararet göstergesi
C
Yağ göstergesi
D
Yakıt göstergesi
40 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın gösterge panelinde bulunan ve motorun en önemli hayati fonksiyonlarından biri olan yağlama sisteminin durumu hakkında sürücüyü uyaran göstergenin hangisi olduğu sorulmaktadır. Motorun sağlıklı çalışabilmesi için parçaların sürekli olarak yağlanması gerekir ve bu yağlamanın doğru basınçta yapılması hayati önem taşır. Soru, bu basıncı bildiren göstergeyi tespit etmenizi istemektedir.

Doğru cevap c) Yağ göstergesi'dir. Bu gösterge, motorun içindeki yağın basıncının yeterli seviyede olup olmadığını kontrol eder. Genellikle kırmızı renkte bir yağdanlık simgesi şeklinde olan bu ikaz lambası, motor çalışırken yanarsa çok ciddi bir soruna işaret eder. Yağ basıncının düşmesi, motor parçalarının yeterince yağlanmadığı ve sürtünme nedeniyle aşırı ısınıp hasar görebileceği anlamına gelir. Bu nedenle, yağ lambası yandığında araç derhal güvenli bir yere çekilip motor durdurulmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Motor devir göstergesi: Bu gösterge, motorun dakikadaki devir sayısını (RPM - Revolutions Per Minute) gösterir. Sürücünün vites değiştirmesine veya motorun ne kadar zorlandığını anlamasına yardımcı olur. Yağ basıncı ile doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • b) Hararet göstergesi: Bu gösterge, motor soğutma suyunun sıcaklığını ölçer. Motorun aşırı ısınıp ısınmadığını (yani hararet yapıp yapmadığını) bildirir. Bu da önemli bir uyarıdır ancak yağ basıncıyla ilgili değildir.
  • d) Yakıt göstergesi: Adından da anlaşılacağı gibi, yakıt deposunda ne kadar yakıt kaldığını gösterir. Sürücüyü yakıt seviyesi hakkında bilgilendirir ve motorun içindeki yağ basıncıyla bir bağlantısı bulunmaz.

Özetle, her göstergenin araçta farklı ve önemli bir görevi vardır. Yağ göstergesi, motorun sağlığı için kritik olan yağlama sisteminin basıncını bildirirken; diğer göstergeler motor devri, motor sıcaklığı ve yakıt seviyesi gibi farklı bilgileri sürücüye sunar. Bu nedenle bu sorunun doğru cevabı "Yağ göstergesi"dir.

Soru 41
Araçların güvenli bir şekilde yavaşlamasını, durmasını ve sabitlenmesini sağlayan sistem aşağıdakilerden hangisidir?
A
Fren sistemi
B
Marş sistemi
C
Ateşleme sistemi
D
Süspansiyon sistemi
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın hareketini kontrol eden en temel güvenlik mekanizmalarından biri sorulmaktadır. Özellikle aracın hızını azaltma, tamamen durdurma ve park halindeyken sabit kalmasını sağlayan sistemin ne olduğu istenmektedir. Bu üç temel işlevi yerine getiren sistem, aracın en kritik güvenlik donanımlarından biridir.

Doğru Cevap: a) Fren sistemi

Doğru cevap fren sistemidir. Çünkü fren sistemi, aracın tekerleklerinin dönüş hızını yavaşlatarak veya tamamen durdurarak kinetik enerjiyi ısı enerjisine dönüştürür. Ayak freni (servis freni) aracın hareket halindeyken yavaşlamasını ve durmasını sağlarken, el freni (park freni) ise araç durduktan sonra, özellikle eğimli yollarda, sabit kalmasını temin eder. Soruda belirtilen "yavaşlama", "durma" ve "sabitlenme" işlevlerinin tamamı fren sisteminin görevidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Marş sistemi: Bu sistem, aracın motorunu çalıştırmak için ilk hareketi verir. Kontağı çevirdiğinizde motorun dönmesini sağlayan parçadır. Aracın durması veya yavaşlamasıyla hiçbir ilgisi yoktur; tam tersine, aracın çalışmaya başlamasını sağlar.
  • c) Ateşleme sistemi: Bu sistem, benzinli motorlarda silindir içindeki yakıt-hava karışımını buji yardımıyla ateşleyerek patlama oluşturur ve motorun güç üretmesini sağlar. Yani ateşleme sistemi, aracın hareket etmesi için gerekli olan gücü üreten sürecin bir parçasıdır. Aracın durmasıyla değil, çalışması ve gitmesiyle ilgilidir.
  • d) Süspansiyon sistemi: Bu sistem, yoldan gelen sarsıntıları ve darbeleri emerek sürüş konforunu artırır ve lastiklerin yola sürekli temas etmesini sağlayarak yol tutuşunu iyileştirir. Güvenli bir sürüş için çok önemli olsa da, aracın yavaşlamasını veya durmasını doğrudan sağlayan bir sistem değildir. Görevi, sürüş sırasında denge ve konfor sağlamaktır.

Özetle, soruda tanımlanan görevleri (yavaşlama, durma, sabitleme) bütün olarak yerine getiren tek sistem fren sistemidir. Diğer sistemler aracın çalıştırılması, güç üretmesi ve sürüş konforu gibi farklı ve önemli görevleri üstlenirler.

Soru 42
• Güvenli, ekonomik ve sorunsuz bir sürüş • Hava kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlama Bir motorlu araçtan yukarıda verilen kriterleri hangi durumda gerçekleştirmesi beklenir?
A
Sürekli olarak yüksek hızda kullanıldığında
B
Kontrol ve bakımı doğru şekilde yapıldığında
C
Çok ıslak ya da tozlu ortamda çalıştırıldığında
D
Üretim amacına uygun olarak kullanılmadığında
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir motorlu aracın hangi koşulda hem sürücü ve çevre için en ideal performansı sergileyeceği sorulmaktadır. İstenen ideal performans kriterleri; güvenli, ekonomik ve sorunsuz bir sürüş ile birlikte hava kirliliğini azaltmaktır. Bu iki temel beklentiyi aynı anda karşılayan durumu şıklar arasında bulmamız gerekiyor.

Doğru Cevap: b) Kontrol ve bakımı doğru şekilde yapıldığında

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, bir aracın periyodik kontrol ve bakımlarının yapılmasının, soruda belirtilen tüm olumlu sonuçları doğrudan sağlamasıdır. Düzenli bakım; fren, lastik, direksiyon gibi güvenlik açısından kritik olan sistemlerin her zaman düzgün çalışmasını sağlar, bu da güvenli bir sürüş demektir. Aynı zamanda, motor yağı değişimi, hava filtresi temizliği ve lastik basınçlarının doğru ayarlanması gibi işlemler motorun verimli çalışmasını sağlayarak yakıt tüketimini düşürür, bu da sürüşü ekonomik hale getirir. Verimli çalışan bir motor ve düzgün işleyen diğer aksamlar, arızaların önüne geçerek sorunsuz bir sürüş sunar. Son olarak, bakımlı bir motor yakıtı daha temiz yakar ve egzoz emisyon sistemleri (katalitik konvertör gibi) görevini tam olarak yapar, bu da hava kirliliğinin azaltılmasına en büyük katkıyı sağlar.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Sürekli olarak yüksek hızda kullanıldığında: Bu seçenek yanlıştır çünkü yüksek hızda araç kullanmak, yakıt tüketimini önemli ölçüde artırır ve bu durum ekonomik değildir. Ayrıca, yüksek hız kaza riskini artırdığı için güvenli bir sürüşle çelişir. Motorun yüksek devirde çalışması, emisyon değerlerini de artırarak hava kirliliğine daha fazla neden olur.

  • c) Çok ıslak ya da tozlu ortamda çalıştırıldığında: Bu seçenek, aracın performansını olumlu etkileyen bir durum değil, tam tersine olumsuz etkileyebilecek bir dış çevre koşuludur. Islak zeminler yol tutuşunu azaltarak güvenliği tehlikeye atar. Tozlu ortamlar ise aracın hava filtresinin daha çabuk tıkanmasına neden olarak motor performansını ve yakıt ekonomisini düşürür.

  • d) Üretim amacına uygun olarak kullanılmadığında: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır. Bir aracı üretim amacının dışında kullanmak (örneğin, bir binek otomobili ile ağır yük taşımak gibi) aracın mekanik aksamına zarar verir, yakıt tüketimini artırır ve ciddi güvenlik riskleri oluşturur. Bu durum, aracın daha çabuk yıpranmasına ve daha fazla kirletici gaz salmasına yol açar.

Özetle, bir aracın güvenli, ekonomik, sorunsuz ve çevre dostu olmasının temel şartı, o aracın düzenli olarak kontrol edilmesi ve bakımlarının zamanında ve doğru bir şekilde yapılmasıdır. Diğer şıklar, bu ideallere ulaşmayı engelleyen veya tam tersi sonuçlar doğuran durumlardır.

Soru 43
Dört zamanlı bir dizel motorunda emme zamanında silindirlere hangisi emilir?
A
Hava 
B
Benzin
C
Motorin 
D
Karışım
43 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir dizel motorunun çalışma prensiplerinden biri olan dört zamanlı çevrimin ilk aşaması, yani emme zamanı hedeflenmektedir. Soru, bu ilk zamanda piston silindir içinde aşağı doğru hareket ederken içeriye neyin alındığını bilmenizi istemektedir. Dizel ve benzinli motorların en temel farklarından biri bu aşamada ortaya çıkar.

Doğru Cevap: a) Hava

Dizel motorlarının çalışma prensibi, sıkıştırma ile ateşlemeye dayanır. Bu prensibin ilk adımı, emme zamanında silindire sadece ve sadece havanın doldurulmasıdır. Piston aşağı doğru inerken oluşan vakum etkisiyle emme subabı açılır ve silindirin içi temiz hava ile dolar. Bu aşamada silindire kesinlikle yakıt alınmaz, bu dizel motorlarını benzinli motorlardan ayıran en önemli özelliktir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • c) Motorin: Motorin, dizel motorunun yakıtıdır, bu doğru. Ancak motorin, emme zamanında silindire alınmaz. Bunun yerine, ikinci zaman olan sıkıştırma zamanının sonunda, piston tarafından yüksek basınçla sıkıştırılarak aşırı derecede ısıtılmış olan havanın üzerine yüksek basınçlı enjektörler tarafından püskürtülür. Sıcak hava ile temas eden motorin kendiliğinden alev alır ve yanma gerçekleşir. Yani motorin "emilmez", "püskürtülür".
  • d) Karışım: "Karışım" ifadesi, hava ve yakıtın birlikte bulunduğu durumu anlatır. Bu durum, dizel motorları için değil, benzinli motorlar için geçerlidir. Benzinli motorlarda emme zamanında silindire benzin ve hava karışımı emilir ve bu karışım daha sonra buji tarafından bir kıvılcımla ateşlenir. Dizel motorunda ise ateşleme buji ile değil, sıkıştırılmış sıcak hava ile sağlandığı için önceden bir karışım hazırlanmaz.
  • b) Benzin: Benzin, dizel motorlarının yakıtı değildir. Tamamen farklı bir yakıt türüdür ve benzinli motorlarda kullanılır. Bir dizel motoruna benzin konulması, motorda çok ciddi hasarlara yol açar. Bu nedenle bu seçenek doğrudan yanlıştır.

Özetle, ehliyet sınavında bu soruyla karşılaştığınızda aklınıza gelmesi gereken en temel bilgi şudur: Dizel motoru emme zamanında silindire sadece hava alır, sıkıştırır ve ısınan bu havanın üzerine motorin püskürterek yanmayı sağlar. Benzinli motor ise en başta hava-yakıt karışımını silindire alır ve bujinin kıvılcımı ile ateşler.

Soru 44
Otomobillerde, mekanizmayı oluşturan motor, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüme ne ad verilir?
A
Kavrama 
B
Karoseri 
C
Manifold
D
Süspansiyon
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir otomobilin iskeletini ve mekanik aksamını (motor, şanzıman, tekerlekler vb.) örten, ona şeklini ve estetik görünümünü veren dış kabuğun adı sorulmaktadır. Soru, aracın "giysisi" olarak da düşünebileceğimiz bu bölümün teknik ismini bilmenizi amaçlamaktadır. Bu bölüm, aynı zamanda yolcuları ve iç mekanizmayı yağmur, rüzgar, darbe gibi dış etkenlerden koruyan en temel yapıdır.

Doğru cevap b) Karoseri'dir. Karoseri, bir otomobilin motor, şasi ve yürüyen aksamı dışında kalan, metal veya kompozit malzemeden yapılmış dış gövdesidir. Kapılar, kaput, tavan, bagaj kapağı ve çamurluklar gibi tüm görünen dış yüzeyler karoseriyi oluşturur. Soru tanımındaki "görünen dış bölüm" ifadesi tam olarak karoseriyi tarif etmektedir.

### Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • Kavrama: Kavrama (debriyaj), motorun ürettiği gücü vites kutusuna (şanzıman) isteğe bağlı olarak ileten veya kesen bir güç aktarma organıdır. Aracın içinde, motor ile şanzıman arasında yer alan mekanik bir parçadır ve dışarıdan görünmez. Bu nedenle sorunun cevabı olamaz.
  • Manifold: Manifold, motora hava ve yakıt karışımını taşıyan (emme manifoldu) veya yanmış gazları motordan dışarı atan (egzoz manifoldu) boru sistemidir. Motorun bir parçasıdır, aracın görünen dış bölümü değildir. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.
  • Süspansiyon: Süspansiyon sistemi, tekerlekler ile araç gövdesi arasında yer alan ve yoldan gelen sarsıntıları emerek sürüş konforu ve yol tutuşu sağlayan sistemdir. Amortisörler ve yaylar gibi parçalardan oluşur. Aracın altında yer alan bu mekanik sistem, dış kabuk değildir.

Özetle, ehliyet sınavında bu tür sorularla karşılaştığınızda, aracın temel parçalarının ne işe yaradığını ve nerede bulunduğunu bilmek önemlidir. Karoseri aracın dış kabuğu iken; kavrama, manifold ve süspansiyon aracın çalışmasını sağlayan iç mekanik sistemlerin parçalarıdır.

Soru 45
Aşağıdakilerden hangisinin trafikte öfke duygusuna kapılan sürücülerde görülme olasılığı diğer sürücülere göre daha fazladır?
A
Dikkatin dağılması
B
Kural ihlallerinin azalması
C
Direksiyon hâkimiyetinin artması
D
Kazaya karışma olasılığının azalması
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfkelenen bir sürücünün davranışlarında ve yeteneklerinde ne gibi olumsuz değişiklikler beklendiği sorgulanmaktadır. Temel olarak, öfke gibi güçlü bir duygunun güvenli sürüş üzerindeki etkilerini bilmeniz isteniyor. Soru, bu olumsuz etkilerden hangisinin öfkeli bir sürücüde görülme ihtimalinin en yüksek olduğunu bulmanızı istiyor.

Doğru Cevap: a) Dikkatin dağılması

Öfke, yoğun ve dikkat dağıtıcı bir duygudur. Sürücü öfkelendiğinde, zihinsel enerjisini ve odaklanmasını yol, trafik işaretleri, diğer araçlar ve yayalar gibi önemli unsurlardan ayırıp öfkesinin kaynağına yöneltir. Örneğin, kendisine hatalı sollama yapan aracı düşünürken önündeki aracın aniden fren yaptığını fark edemeyebilir. Bu durum, sürücünün çevresinde olup bitenleri doğru ve zamanında algılamasını engelleyerek tehlikeli durumlara yol açar.

Yanlış Cevaplar ve Nedenleri:

  • b) Kural ihlallerinin azalması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Öfkeli sürücüler genellikle daha sabırsız, aceleci ve agresif olurlar. Bu ruh hali, hız limitlerini aşma, yakın takip yapma, makas atma veya kırmızı ışıkta geçme gibi kural ihlallerini artırır, azaltmaz.
  • c) Direksiyon hâkimiyetinin artması: Güvenli sürüş, sakin ve kontrollü hareketler gerektirir. Öfke ise vücutta gerginliğe neden olur ve bu durum direksiyonu ani, sert ve kontrolsüz bir şekilde kullanmaya yol açabilir. Dolayısıyla, öfkeli bir sürücünün direksiyon hâkimiyeti artmaz, tam tersine tehlikeli bir şekilde azalır.
  • d) Kazaya karışma olasılığının azalması: Bu seçenek diğer yanlışların bir sonucudur. Dikkati dağılmış, sürekli kural ihlali yapan ve direksiyon hâkimiyeti zayıflamış bir sürücünün kazaya karışma olasılığı doğal olarak azalmaz, aksine ciddi oranda artar. Bu nedenle bu seçenek de mantıksal olarak yanlıştır.

Özetle, öfke duygusu sürücünün hem zihinsel (dikkat) hem de fiziksel (kontrol) yeteneklerini olumsuz etkiler ve onu kural ihlallerine daha yatkın hale getirir. Bütün bu olumsuz etkiler bir araya geldiğinde, kazaya karışma riski önemli ölçüde yükselir. Bu nedenle, trafikte sakin kalmak hayati önem taşır.

Soru 46
Trafikte kırmızı ışıkta beklerken ışık sarıya döner dönmez önündeki araca korna çalan, ışığın yeşile dönmesi için 1 saniye bile bekleyemeyen sürücünün bu davranışı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A
Saygılı
B
Telaşsız
C
Sorumlu
D
Sabırsız
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir davranış modeli üzerinden sürücünün kişilik özelliğini yorumlamamız istenmektedir. Kırmızı ışığın sarıya dönmesiyle birlikte, daha yeşil yanmadan öndeki araca korna çalan bir sürücünün bu aceleci tavrının hangi kavramla en iyi açıklandığı sorulmaktadır. Bu davranış, sürücünün zihinsel ve duygusal durumunu yansıtan önemli bir ipucudur.

Doğru cevap d) Sabırsız seçeneğidir. Sabırsızlık, bir kişinin bekleme veya gecikmelere karşı tahammülünün düşük olması durumudur. Soruda anlatılan sürücü, yeşil ışığın yanması için gereken çok kısa bir süreyi bile bekleyememekte ve korna çalarak öndeki sürücüyü acele etmeye zorlamaktadır. Bu davranış, bekleme eylemine karşı gösterilen bir tepki olup, sabırsızlığın en net göstergelerinden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Saygılı: Saygılı bir sürücü, diğer yol kullanıcılarının haklarına ve zamanlarına özen gösterir, onları rahatsız edecek davranışlardan kaçınır. Henüz geçiş hakkı doğmamış bir sürücüye korna çalarak onu rahatsız etmek ve baskı kurmak, saygılı bir davranışın tam tersidir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Telaşsız: Telaşsız olmak, sakin ve aceleci olmayan bir ruh halini ifade eder. Sorudaki sürücü ise tam aksine, bir an önce harekete geçmek istediği için oldukça telaşlı ve aceleci bir tavır sergilemektedir. Dolayısıyla bu seçenek de doğru olamaz.
  • c) Sorumlu: Sorumlu bir sürücü, trafik kurallarına uyar ve kendi davranışlarının başkaları üzerindeki olası olumsuz etkilerini düşünür. Yeşil ışık yanmadan korna çalmak, öndeki sürücünün paniğe kapılmasına veya hata yapmasına (örneğin, erken hareket edip kazaya karışmasına) neden olabilecek sorumsuz bir davranıştır. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, bu soru trafikte sabrın ne kadar önemli bir erdem olduğunu vurgulamaktadır. Sürücünün sergilediği bu aceleci ve baskıcı tutum, trafikte tehlikeli durumlar yaratabilecek olan sabırsızlık davranışının tipik bir örneğidir. Ehliyet sınavında bu gibi sorularla, sürücü adaylarının trafikteki doğru tutum ve davranışları anlaması hedeflenir.

Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi trafik kazalarının topluma verdiği zararlardan biri değildir?
A
Üretim ve refah kayıplarının yaşanması
B
Kara yollarının zamanından önce yıpranması
C
Uzun vadede kalkınmaya olumlu etki yapması
D
Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması
47 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kazalarının topluma getirdiği olumsuz etkilerden, yani zararlardan biri olmayanı bulmamız isteniyor. Soru kökündeki "değildir" ifadesi çok önemlidir, çünkü bizden kazaların bir sonucu olanları değil, sonucu olmayanı işaretlememiz beklenmektedir. Şıkları tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevabın Açıklaması (c şıkkı)

c) Uzun vadede kalkınmaya olumlu etki yapması

Bu seçenek doğru cevaptır çünkü trafik kazaları bir toplumun kalkınmasına asla olumlu etki yapmaz; tam tersine, kalkınmayı engelleyen en önemli sorunlardan biridir. Kazalar, can ve mal kayıplarına yol açarak ülkenin hem insan gücünü hem de ekonomik kaynaklarını tüketir. Sağlık sistemine binen yük, hasar gören araçların ve yolların onarım maliyetleri ve kaybedilen iş gücü, ülke ekonomisine doğrudan zarar verir. Bu nedenle, kazaların kalkınmaya "olumlu" etki yapması mantıksal olarak imkansızdır ve sorunun doğru cevabıdır.

Diğer Şıkların Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

Diğer seçenekler, trafik kazalarının topluma verdiği gerçek zararları ifade ettiği için bu soruya göre yanlış cevaplardır. Gelin bu zararları daha yakından inceleyelim:

  • a) Üretim ve refah kayıplarının yaşanması: Bu ifade, trafik kazalarının doğrudan bir sonucudur. Kazalarda yaralanan veya hayatını kaybeden insanlar, ülkenin üretim gücünün bir parçasıdır. Bu kişilerin işlerine devam edememesi "üretim kaybına" yol açar. Aynı zamanda, ailelerin yaşadığı maddi ve manevi sıkıntılar, tedavi masrafları ve gelir kayıpları toplumun genel "refah seviyesini" düşürür. Dolayısıyla bu, kazaların bir zararıdır.
  • b) Kara yollarının zamanından önce yıpranması: Kaza anında yollar, bariyerler, trafik işaretleri gibi altyapı unsurları zarar görebilir. Ayrıca, kaza sonrası yapılan kurtarma çalışmaları, yolun trafiğe kapatılması ve onarım işlemleri de yolun ömrünü kısaltır ve onu yıpratır. Bu da devlete ek bir maliyet yükü getirir. Dolayısıyla bu da kazaların bir zararıdır.
  • d) Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması: Maddi hasarlı, yaralanmalı veya ölümlü kazalar sonrasında sigorta anlaşmazlıkları, tazminat talepleri ve ceza davaları açılır. Bu durum, zaten yoğun olan mahkemelerin ve adalet sisteminin iş yükünü daha da artırır. Davaların uzun sürmesi hem mağdurlar için yıpratıcı bir süreç olur hem de yargı sisteminin verimliliğini düşürür. Dolayısıyla bu da kazaların topluma verdiği önemli bir zarardır.

Özetle; a, b ve d şıkları trafik kazalarının topluma verdiği gerçek ve kanıtlanmış zararları sıralarken, c şıkkı bu zararların tam tersi olan, mantıken mümkün olmayan bir iddiada bulunmaktadır. Bu yüzden doğru cevap c şıkkıdır.

Soru 48
Sürücü, trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında olmalıdır. Bu farkındalığı kazanmak için yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir?
A
Trafikteki her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerinin sorgulanıp öğrenilmesi
B
Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi
C
Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi
D
Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması
48 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün trafik kurallarını sadece bir ceza korkusuyla değil, aynı zamanda bu kuralların kendisinin, sevdiklerinin ve trafikteki diğer insanların can güvenliğini korumak için konulduğunu anlaması, yani bu bilince ve farkındalığa ulaşması için ne yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Asıl amaç, kurallara uymayı bir zorunluluktan çıkarıp, bilinçli bir güvenlik önlemine dönüştürmektir.

Doğru cevabın neden "a) Trafikteki her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerinin sorgulanıp öğrenilmesi" olduğunu ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

a) Doğru Cevabın Açıklaması

Bu seçenek, bir sürücünün kuralları ezberlemek yerine onları anlaması gerektiğini vurgular. Örneğin, "kırmızı ışıkta neden durmalıyım?" sorusunun cevabı sadece "çünkü kural böyle" değildir. Asıl cevap, "kırmızı ışıkta durmazsam, diğer yönden yeşil ışıkta geçen bir araçla çarpışabilir, hem kendi canımı hem de başkalarının canını tehlikeye atabilirim" olmalıdır. Hız limitlerinin neden var olduğunu, takip mesafesinin neden önemli olduğunu anlayan bir sürücü, bu kuralları ihlal etmenin sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini daha iyi kavrar. Bu bilgi, sürücüde gerçek bir güvenlik farkındalığı oluşturur ve onu daha sorumlu bir sürücü yapar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi: Bu düşünce, soruda istenen farkındalığın tam tersidir. Bir kural ihlalini sadece para cezası olarak görmek, olayın can güvenliği boyutunu tamamen göz ardı etmektir. Bu sığ bakış açısı, sürücüyü "yakalanmazsam sorun yok" mantığına iter ve hayati tehlikeleri küçümsemesine neden olur. Oysa trafik kurallarının asıl amacı can kayıplarını ve yaralanmaları önlemektir, para cezası sadece caydırıcı bir unsurdur.

  • c) Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi: Trafikte güvenlik ve saygı, kişisel bir sorumluluktur. Her sürücü, başkalarının ne yaptığına bakmaksızın öncelikle kendisi kurallara uymalı ve saygılı olmalıdır. Saygıyı sürekli başkalarından beklemek, sorumluluğu kendi üzerinden atmaktır ve bu durum trafikte gerginliğe ve tehlikeli durumlara yol açabilir. Güvenli bir trafik ortamı, her bireyin kendi üzerine düşeni yapmasıyla oluşur.

  • d) Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması: Bu, güvenli sürüşün en büyük düşmanlarından biridir. Öfke kontrolünü kaybeden, diğer sürücülerle yarışan veya onları cezalandırmaya çalışan bir sürücü, mantıklı kararlar alamaz. Bu ruh hali, ani ve tehlikeli manevralara, aşırı hıza ve kural ihlallerine yol açar. Soruda aranan "can güvenliği farkındalığı" ile bu agresif sürüş tarzı tamamen zıttır.

Özetle; sorunun istediği farkındalığa ulaşmanın yolu, kuralların ardındaki "neden" sorusunu sormak ve bu kuralların hayat kurtaran mantığını anlamaktır. Diğer seçenekler ise ya tehlikeyi küçümseyen, ya sorumluluktan kaçan ya da doğrudan tehlike yaratan yanlış tutumları ifade etmektedir.

Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi, trafik kazalarının ülke ekonomisine verdiği zararlardan biri değildir?
A
Trafik işaretlerinin hasar görmesi
B
Kara yollarının zamanından önce yıpranması
C
Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması
D
Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasının ardından ülke ekonomisine doğrudan bir maliyet veya zarar getirmeyen seçeneği bulmanız istenmektedir. Soru, "hangisi... zararlardan biri değildir?" şeklinde olumsuz bir ifade içerdiği için dikkatli olmalısınız. Yani, üç seçenek kazanın ekonomik bir sonucu olacak, bir tanesi ise olmayacak.

Yanlış Cevapların Açıklaması (a, b ve d seçenekleri)

Trafik kazaları meydana geldiğinde, kamu malı olan altyapı unsurları zarar görebilir. a) Trafik işaretlerinin hasar görmesi ve d) Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması, bir kaza sonucunda ortaya çıkan somut ve maddi hasarlardır. Kırılan bir levhanın veya parçalanan bir bariyerin devlet tarafından yenilenmesi gerekir. Bu yenileme işlemi, malzeme, işçilik ve zaman maliyeti yaratarak ülke ekonomisine doğrudan bir yük getirir.

Benzer şekilde, b) Kara yollarının zamanından önce yıpranması da kazaların bir sonucudur. Kaza anında yola dökülen yakıt ve yağlar asfaltı eritebilir, yanan bir araç yola kalıcı hasar verebilir veya sürüklenen araçlar yol yüzeyini çizebilir. Bu tür hasarların onarımı için bütçe ayrılması gerekir ve bu da ülke ekonomisi için bir zarardır. Dolayısıyla a, b ve d seçenekleri, kazaların doğrudan neden olduğu ekonomik kayıplardır.

Doğru Cevabın Açıklaması (c seçeneği)

c) Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması seçeneği ise bir trafik kazasının sonucu değil, nedenidir. Daha doğrusu, kazaları ve trafik suçlarını önlemeye yönelik bir idari tedbirdir. Devlet, kazaları azaltmak ve sürücüleri daha dikkatli olmaya teşvik etmek için caydırıcı bir yöntem olarak cezaları artırma kararı alır. Bu durum, kazaların yarattığı ekonomik ve sosyal zararları engelleme amacı taşır.

Ekonomik açıdan bakıldığında ise, kesilen trafik cezaları devlet bütçesine gelir olarak kaydedilir. Bu para, bir vatandaşın cebinden çıkıp devletin kasasına giren bir para transferidir. Ülke ekonomisi içinde bir kayıp yaratmaz, aksine bu gelirler yol yapımı gibi kamu hizmetleri için kullanılabilir. Bu nedenle, cezaların artırılması bir "zarar" değil, kazaları önlemeye yönelik bir "önlem" olarak kabul edilir.

Soru 50
Geçme yapan araca, geçilmekte olan araç sürücüsünün yavaşlayıp kolaylık sağlaması durumu, trafikte hangi temel değerle ifade edilir?
A
Bencillik 
B
İnatlaşmak
C
Diğergamlık 
D
Sorumsuzluk
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki bir davranışın altında yatan temel insani değerin ne olduğu sorgulanmaktadır. Özellikle, sollama yapan bir araca, sollanmakta olan aracın sürücüsünün hızını azaltarak ve yol vererek yardımcı olması eyleminin hangi kavramla örtüştüğü sorulmuştur. Bu durum, sürücünün sadece kendi durumunu değil, trafikteki diğer sürücülerin güvenliğini ve rahatlığını da düşündüğünü gösteren bir davranıştır.

Doğru cevap c) Diğergamlık seçeneğidir. Diğergamlık, kelime anlamı olarak başkalarının iyiliğini ve mutluluğunu kendi çıkarlarının önünde tutma, özgecilik veya fedakarlık anlamına gelir. Soruda anlatılan sürücü, sollama yapan aracın manevrasını daha güvenli ve hızlı bir şekilde tamamlamasına yardımcı olarak tam olarak bu değeri sergilemektedir. Kendi yolculuğunda belki birkaç saniye kaybedecek olsa da, trafiğin genel akışını ve başka bir sürücünün güvenliğini önceliklendirerek diğergam bir davranışta bulunur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Bencillik: Bencillik, sadece kendi çıkarını ve rahatını düşünmektir. Eğer sürücü bencil olsaydı, sollama yapan araca yol vermez, hatta belki de hızını artırarak geçilmesini zorlaştırırdı. Bu nedenle bu seçenek, tarif edilen davranışın tam zıttıdır.
  • b) İnatlaşmak: İnatlaşmak, trafikte bir tür rekabete girmek ve diğer sürücüye üstünlük kurmaya çalışmaktır. Sollanırken hızlanmak, yol vermemek veya ani manevralar yapmak inatlaşma örneğidir. Sorudaki sürücü ise tam tersine, bir çatışmadan kaçınarak iş birliği yapmaktadır.
  • d) Sorumsuzluk: Sorumsuzluk, bir kişinin üzerine düşen görevleri ve kuralları umursamaması, dikkatsiz ve tehlikeli davranmasıdır. Sollayan araca yavaşlayarak yardım etmek, son derece sorumlu bir davranıştır çünkü olası bir kazayı önlemeye ve trafik güvenliğini artırmaya yöneliktir. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, trafikte sollama yapan bir araca yardımcı olmak, kişisel bir fedakarlık gerektiren ve başkasının güvenliğini düşünen bir eylemdir. Bu davranış, trafikte empati kurmanın ve iş birliği yapmanın en güzel örneklerinden biridir ve en doğru şekilde diğergamlık kavramıyla ifade edilir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI