%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
I- Yara içi kurcalanır. II- Saplanan yabancı cisim çıkarılmaz. III- Yaranın üzeri kapatılarak tıbbi yardım istenir. Yukarıdakilerden hangileri, ciddi yaralanmalarda yapılması gereken doğru bir ilk yardım uygulamasıdır?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
1 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ciddi bir yaralanma durumunda, özellikle de vücuda bir cisim saplanmışsa, yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamalarının hangileri olduğu test edilmektedir. Amaç, ilk yardımcının yaralıya zarar vermeden, durumu daha da kötüleştirmeden profesyonel yardım gelene kadar ne yapması gerektiğini bilip bilmediğini ölçmektir. Şimdi öncülleri ve seçenekleri tek tek inceleyelim.

I- Yara içi kurcalanır.

Bu ifade, yapılması gerekenler arasında kesinlikle yanlıştır. Bir yaranın içini kurcalamak, temizlemeye çalışmak veya içindeki yabancı maddeleri çıkarmaya yeltenmek çok tehlikelidir. Bu hareket, yara içerisindeki damar, sinir veya dokulara daha fazla zarar verebilir, kanamayı artırabilir ve en önemlisi enfeksiyon riskini çok ciddi şekilde yükseltir. İlk yardımcının görevi yarayı temizlemek değil, durumu stabilize edip profesyonel yardım çağırmaktır.

II- Saplanan yabancı cisim çıkarılmaz.

Bu ifade, ilk yardımın en temel ve hayati kurallarından biridir ve doğru bir uygulamadır. Vücuda saplanmış bir cisim (bıçak, cam parçası, demir çubuk vb.), bulunduğu yerde bir tampon görevi görerek büyük bir kanamayı engelliyor olabilir. Eğer bu cisim bilinçsizce çıkarılırsa, hasar görmüş büyük bir damar aniden açılabilir ve durdurulması çok zor, hayatı tehdit eden bir kanama başlayabilir. Bu nedenle cisim sabitlenmeli ve kesinlikle çıkarılmamalıdır; bu işlem sadece hastane ortamında doktorlar tarafından yapılmalıdır.

III- Yaranın üzeri kapatılarak tıbbi yardım istenir.

Bu ifade de yine temel ilk yardım kurallarından biridir ve doğru bir adımdır. Yarayı dış etkenlerden ve mikroplardan korumak için temiz bir bezle veya sargı beziyle kapatmak önemlidir. Eğer saplanan bir cisim varsa, cismin etrafı bezlerle desteklenerek sabitlenir ve ardından yaranın üzeri kapatılır. Bu işlemden hemen sonra veya işlem sırasında derhal 112 aranarak profesyonel tıbbi yardım istenmesi, yaralının hayatını kurtarmak için en önemli adımdır.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır, çünkü I numaralı öncül (Yara içi kurcalanır) kesinlikle yapılmaması gereken tehlikeli bir davranıştır.
  • b) I ve II: Bu seçenek de yanlıştır. II numaralı öncül doğru olsa da, I numaralı yanlış öncülü içerdiği için doğru kabul edilemez.
  • c) II ve III: Bu seçenek doğru cevaptır. Çünkü hem saplanan cismin çıkarılmaması (II) hem de yaranın üzerinin kapatılarak tıbbi yardım istenmesi (III), ciddi yaralanmalarda yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamalarıdır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek, yanlış olan I numaralı öncülü içerdiği için hatalıdır. Doğru adımların yanında tek bir yanlış adım bile ilk yardım uygulamasını tehlikeli hale getirir.
Soru 2
Kanamanın fazla olduğu bacak yaralanmalarında, kanamayı azaltmak için basınç uygulanacak bölge aşağıdakilerden hangisidir?
A
Kasık iç kısmı
B
Kolun üst kısmı
C
Bacak dış kısmı
D
Karnın ön üst kısmı
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bacakta meydana gelen ciddi bir kanamayı durdurmak veya yavaşlatmak için vücudun hangi bölgesine baskı yapılması gerektiği sorgulanmaktadır. İlk yardımda amaç, kanamanın olduğu bölgeye giden kan akışını, kan damarına kalbe en yakın ve en etkili noktadan baskı uygulayarak azaltmaktır. Bu kilit noktalara "basınç noktası" denir.

Doğru cevap a) Kasık iç kısmı seçeneğidir. Bunun temel nedeni, bacağa kan taşıyan ana atardamarın (femoral arter) bu bölgeden geçmesidir. Kasık iç kısmı, bu büyük atardamarın cilde en yakın olduğu ve altındaki kemiğe doğru bastırılarak kan akışının etkili bir şekilde kesilebildiği yerdir. Tıpkı bir bahçe hortumundan akan suyu kesmek için hortumun üzerine basmak gibi, kasık iç kısmına yapılan baskı da bacağa giden kanı önemli ölçüde azaltarak hayat kurtarıcı olabilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • b) Kolun üst kısmı: Bu bölge de bir basınç noktasıdır ancak kol ve el yaralanmalarındaki kanamaları kontrol etmek için kullanılır. Bacak yaralanması için tamamen yanlış bir bölgedir, çünkü bacağa giden kan dolaşımı üzerinde hiçbir etkisi yoktur.
  • c) Bacak dış kısmı: Bacağın ana atardamarı iç kısımdan geçer. Bacağın dış kısmına basınç uygulamak, ana damara yeterli baskı yapmayacağı için kanamayı durdurmada etkisiz kalacaktır. Basınç, doğru damarın üzerine yapılmalıdır.
  • d) Karnın ön üst kısmı: Bu bölgeye basınç uygulamak, bacağa giden kan akışını kontrol etmez ve iç organlara zarar verme riski taşır. Vücudun dolaşım sistemiyle ilgili olarak bacak kanaması için tamamen alakasız ve tehlikeli bir müdahaledir.

Özetle, ehliyet sınavında ve gerçek hayatta unutmamanız gereken en önemli bilgi şudur: Vücuttaki büyük kanamalarda, kanı durdurmak için yaralı bölge ile kalp arasındaki ana atardamar üzerine basınç uygulanır. Bacak için bu nokta, ana atardamarın geçtiği kasık iç kısmıdır.

Soru 3
"Holger-Nielsen" (sırttan bastırma) metodu ile suni solunum hangi durumlarda tercih edilmelidir?
A
Omurga yaralanmalarında
B
Kapalı göğüs yaralanmalarında
C
Ağız-burun çevresinin kanamalı yaralanmalarında
D
Boylamasına karın yaralanmalarında
3 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımda kullanılan ve artık daha az tercih edilen eski bir suni solunum tekniği olan "Holger-Nielsen" metodunun hangi özel durumda kullanılması gerektiğini bilmemiz isteniyor. Bu metot, kazazedenin yüzüstü yatırılarak sırtına basınç uygulanması ve kollarının kaldırılması esasına dayanır. Modern yöntemlere göre neden sadece belirli bir durumda tercih edildiğini anlamak önemlidir.

Doğru cevap olan c) Ağız-burun çevresinin kanamalı yaralanmalarında seçeneğini detaylıca inceleyelim. Suni solunumun en bilinen ve etkili yöntemleri ağızdan ağıza veya ağızdan buruna hava üflemektir. Ancak kazazedenin ağız ve burun bölgesinde ciddi bir yaralanma, ezilme veya yoğun kanama varsa, bu standart yöntemleri uygulamak imkansız hale gelir. Ağızdan hava üflemeye çalıştığınızda hem etkili bir şekilde ciğerlere hava gönderemezsiniz hem de kanamanın soluk borusuna kaçmasına neden olabilirsiniz. İşte bu noktada, Holger-Nielsen gibi ağız ve burunla doğrudan temas gerektirmeyen bir yöntem tek geçerli seçenek olarak ortaya çıkar.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım:

  • a) Omurga yaralanmalarında: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve çok tehlikelidir. Omurga yaralanması şüphesi olan bir kazazede kesinlikle hareket ettirilmemelidir. Holger-Nielsen metodu ise kazazedeyi yüzüstü çevirmeyi ve sırtına basınç uygulamayı gerektirir. Bu hareketler, omurilikte kalıcı hasara, felce ve hatta ölüme yol açabilir. Bu nedenle omurga yaralanması şüphesinde bu yöntem asla uygulanmaz.
  • b) Kapalı göğüs yaralanmalarında: Kapalı göğüs yaralanması, kaburga kırıkları gibi durumları içerebilir. Sırttan bastırma metodu, kırık kaburgaların akciğer gibi iç organlara batmasına ve durumu daha da kötüleştirmesine neden olabilir. Bu yüzden göğüs bölgesinde bir yaralanma varsa, sırta basınç uygulamak son derece risklidir ve tercih edilmez.
  • d) Boylamasına karın yaralanmalarında: Karın bölgesindeki bir yaralanma, suni solunum için birincil engel değildir. Kazazedenin ağız ve burun yolu açıksa, standart ağızdan ağıza suni solunum yöntemi rahatlıkla uygulanabilir. Holger-Nielsen metodunu uygulamak için özel bir sebep yoktur, hatta kazazedeyi yüzüstü yatırmak karındaki yaraya baskı yapabilir.

Özetle, Holger-Nielsen (sırttan bastırma) metodu, modern ilk yardımda nadiren kullanılan bir tekniktir. Sadece ve sadece, daha etkili olan ağızdan veya burundan suni solunum yapmanın, kazazedenin yüzündeki ciddi yaralanmalar ve kanamalar nedeniyle imkansız olduğu durumlarda bir alternatif olarak düşünülmelidir.

Soru 4
Burkulmalarda aşağıdaki ilk yardım uygulamalarından hangisinin yapılması yanlıştır?
A
Burkulan bölgenin dinlendirilmesi
B
Burkulan bölgenin yüksekte tutulması
C
Burkulan bölgeye buz torbası konulması
D
Burkulan bölgeye sıcak uygulama yapılması
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir eklem burkulması durumunda yapılması gereken ilk yardım uygulamaları arasından hangisinin yanlış olduğu, yani yaralıya zarar vereceği sorulmaktadır. Burkulma, eklemleri çevreleyen bağların (ligamentlerin) aniden gerilmesi veya yırtılması durumudur. Doğru ilk yardım, iyileşme sürecini hızlandırırken, yanlış bir müdahale durumu daha da kötüleştirebilir.

Doğru cevap d) Burkulan bölgeye sıcak uygulama yapılması seçeneğidir. Çünkü bir burkulma yaşandığında, o bölgedeki küçük kan damarlarında hasar oluşur ve iç kanama başlar. Bu durum şişliğe (ödeme) ve morarmaya neden olur. Sıcak uygulama yapmak, kan damarlarını genişletir (vazodilatasyon) ve bölgeye kan akışını artırır. Bu da iç kanamayı ve şişliği artırarak ağrıyı şiddetlendirir ve iyileşme sürecini uzatır. Bu nedenle burkulmanın ilk 24-48 saatlik akut döneminde sıcak uygulamadan kesinlikle kaçınılmalıdır.

Diğer seçenekler ise burkulma durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım adımlarını belirtmektedir. Bu adımların temel amacı, hasarı sınırlamak, ağrıyı ve şişliği kontrol altına almaktır. Bu doğru uygulamalar şunlardır:

  • a) Burkulan bölgenin dinlendirilmesi: Bu, yapılması gereken ilk ve en önemli adımlardan biridir. Burkulan eklemi (örneğin ayak bileği) hareket ettirmek veya üzerine yük bindirmek, hasar görmüş bağların daha fazla zedelenmesine yol açar. Bölgeyi dinlendirmek, dokuların kendi kendini onarma sürecini başlatması için gereklidir.
  • b) Burkulan bölgenin yüksekte tutulması: Burkulan bölgeyi (kol veya bacak gibi) kalp seviyesinden yukarıda tutmak, yer çekiminin yardımıyla bölgede biriken kan ve sıvının vücuda geri dağılmasını sağlar. Bu yöntem, şişliğin oluşmasını engellemede veya mevcut şişliği azaltmada oldukça etkilidir.
  • c) Burkulan bölgeye buz torbası konulması: Soğuk uygulama (buz), sıcak uygulamanın tam tersi bir etki gösterir. Kan damarlarını büzerek (vazokonstriksiyon) bölgeye olan kan akışını yavaşlatır. Bu sayede iç kanama, şişlik ve ağrı kontrol altına alınır. Buz, doğrudan cilde temas etmemesi için bir havluya sarılarak 15-20 dakikalık periyotlarla uygulanmalıdır.

Özetle, bir burkulma meydana geldiğinde ilk yardımın temel amacı şişliği ve ağrıyı azaltmaktır. Bu nedenle bölgeyi dinlendirmek, yukarı kaldırmak ve soğuk uygulamak doğru adımlardır. Sıcak uygulama ise tam tersi bir etki yaratarak durumu kötüleştireceği için kesinlikle yanlış bir müdahaledir.

Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi delici karın yaralanması olan kazazedeye yapılması gereken ilk yardım uygulamalarından biri değildir?
A
Bilinç kontrolünün yapılması
B
Yaşam bulgularının sık sık izlenmesi
C
Dışarı çıkan organlarının içeri sokulmaya çalışılması
D
Bilinci yerinde ise sırtüstü pozisyonda bacakları bükülmüş olarak yatırılması
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, delici karın yaralanması gibi çok ciddi bir durumda, ilk yardımcının yapmaması gereken, yani hatalı olan uygulama sorulmaktadır. Bu tür "değildir" ile biten sorularda, şıklardan üç tanesi doğru ilk yardım uygulaması iken, bir tanesi kesinlikle yapılmaması gereken tehlikeli bir davranıştır. Amacımız bu yanlış davranışı bulmaktır.

Doğru Cevap: c) Dışarı çıkan organlarının içeri sokulmaya çalışılması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının nedeni, dışarı çıkmış organlara dokunmanın ve onları içeri itmeye çalışmanın son derece tehlikeli ve yanlış bir ilk yardım uygulaması olmasıdır. Organları içeri itmek, yaralının durumunu daha da kötüleştirebilir. Çünkü bu hareket, hem organlara daha fazla zarar verme hem de karın içine mikrop taşıyarak ciddi bir enfeksiyona (peritonit) yol açma riski taşır. Yapılması gereken, organların üzerini temiz ve nemli bir bezle kapatmak, kurumasını önlemek ve derhal tıbbi yardım çağırmaktır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • a) Bilinç kontrolünün yapılması: Bu seçenek, her türlü ilk yardım durumunun ilk ve en temel adımıdır. Yaralının bilincinin açık olup olmadığını kontrol etmek, yapılacak diğer müdahaleleri belirlemek için kritik öneme sahiptir. Bilinci yerinde olan birine farklı, bilinci kapalı olan birine farklı müdahale edilir. Bu nedenle bu, yapılması gereken doğru bir uygulamadır.

  • b) Yaşam bulgularının sık sık izlenmesi: Delici karın yaralanmaları, iç kanama ve şok riski taşıyan çok ciddi durumlardır. Bu nedenle kazazedenin solunumu, nabzı gibi yaşamsal belirtilerinin düzenli olarak kontrol edilmesi, durumunun kötüye gidip gitmediğini anlamak için hayati önem taşır. Bu bilgi, olay yerine gelecek sağlık ekipleri için de çok değerlidir. Dolayısıyla bu da doğru bir uygulamadır.

  • d) Bilinci yerinde ise sırtüstü pozisyonda bacakları bükülmüş olarak yatırılması: Bu pozisyon, karın kaslarını gevşetir ve karın içindeki basıncı azaltır. Bu sayede yaralının ağrısı hafifler ve yaraya binen gerginlik azalır. Bu, delici karın yaralanmalarında bilinci açık hastalar için standart ve doğru bir pozisyondur. Bu nedenle bu da yapılması gereken doğru bir uygulamadır.

Özet olarak; delici karın yaralanmasında bilinç kontrolü yapılır, yaşam bulguları izlenir ve doğru pozisyon verilir. Ancak dışarı çıkmış organlara asla dokunulmaz ve içeri itilmeye çalışılmaz. Bu nedenle sorunun cevabı C seçeneğidir.

Soru 6
Vücutta kanın aktığı bölgeye göre sınıflandırılan kanamalarla ilgili verilenlerden hangisi doğrudur?
A
Dış kanamalarda, kanama gözle görülemez.
B
Yaradan vücut dışına doğru olan kanamalar iç kanamalardır.
C
Kanın vücut boşluklarına aktığı kanamalar, dış kanamalar olarak sınıflandırılır.
D
Doğal deliklerden olan kanamalar; kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organları kanamalarıdır.
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kanamaların vücutta kanın aktığı yere göre yapılan sınıflandırmasına dair doğru bilginin hangisi olduğu sorulmaktadır. İlk yardımda kanamalar temelde üç ana gruba ayrılır: kanın aktığı yöne göre dış kanamalar, iç kanamalar ve doğal deliklerden olan kanamalar. Şimdi seçenekleri bu temel bilgilere göre tek tek inceleyelim.

d) Doğal deliklerden olan kanamalar; kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organları kanamalarıdır. (DOĞRU)

Bu seçenek doğrudur. Kanamaların sınıflandırılmasında, kanın vücudun zaten var olan doğal açıklıklarından gelmesi durumu ayrı bir kategori olarak ele alınır. Kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organları vücudun doğal delikleridir ve bu bölgelerden gelen kanamalar bu şekilde isimlendirilir. Örneğin, bir kafa travması sonrası kulaktan veya burundan kan gelmesi, ciddi bir iç yaralanmanın habercisi olabilen bir doğal delik kanamasıdır.

Neden Diğer Seçenekler Yanlış?

  • a) Dış kanamalarda, kanama gözle görülemez.

    Bu ifade yanlıştır. Dış kanamaların tanımı, kanın derideki bir bütünlük bozulmasından (kesik, yırtık vb.) dolayı vücut dışına akmasıdır. Dolayısıyla dış kanamaların en belirgin özelliği, kanamanın gözle görülebilir olmasıdır. Gözle görülemeyen kanamalar iç kanamalardır.

  • b) Yaradan vücut dışına doğru olan kanamalar iç kanamalardır.

    Bu ifade tanım olarak tamamen hatalıdır. Bir yaradan kanın vücut dışına doğru akması, tam olarak dış kanamanın tanımıdır. İç kanama ise kanın vücut içine, yani organların veya dokuların arasına akmasıdır. Bu seçenek, iki farklı kanama türünün tanımını birbiriyle karıştırmaktadır.

  • c) Kanın vücut boşluklarına aktığı kanamalar, dış kanamalar olarak sınıflandırılır.

    Bu ifade de yanlıştır. Kanın karın boşluğu, göğüs boşluğu gibi vücut içindeki boşluklara sızması durumu iç kanama olarak adlandırılır. Bu tür kanamalar dışarıdan görülmez ve hayati tehlike oluşturabilir. Dış kanama olarak sınıflandırılması kesinlikle yanlıştır.

Özetle:

Ehliyet sınavında bu tür sorularla karşılaştığınızda kanama türlerinin temel tanımlarını hatırlamanız önemlidir.

  • Dış Kanama: Kan vücut dışına akar, gözle görülür.
  • İç Kanama: Kan vücut içine akar, gözle görülmez.
  • Doğal Deliklerden Kanama: Kan, kulak ve burun gibi doğal açıklıklardan gelir.

Bu bilgiler ışığında, sorunun doğru cevabının 'd' seçeneği olduğu açıkça görülmektedir.

Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi şok belirtilerindendir?
A
Zihinsel aktivitenin artması
B
Cildin soğuk ve nemli olması
C
Vücut sıcaklığının hızla yükselmesi
D
Dilin gevşeyerek geriye doğru toplanması
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en önemli konularından biri olan şokun belirtileri sorgulanmaktadır. Şok, dolaşım sisteminin yaşamsal organlara yeterli miktarda kan gönderememesi sonucu ortaya çıkan ve acil müdahale gerektiren hayati bir durumdur. Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

b) Cildin soğuk ve nemli olması (DOĞRU CEVAP)

Bu seçenek doğrudur çünkü şok durumunda vücut, hayati organları (beyin, kalp, akciğerler) korumak için kanı cilde ve uzuvlara giden damarları daraltarak bu bölgelerden çeker. Kan akışının azalması cildin soğuk ve soluk görünmesine neden olur. Vücudun bu stresli duruma tepki olarak salgıladığı hormonlar ise terlemeye yol açar, bu da cildin nemli veya yapış yapış olmasına sebep olur. Bu nedenle soğuk ve nemli cilt, şokun en tipik ve klasik belirtilerinden biridir.

a) Zihinsel aktivitenin artması (YANLIŞ)

Bu seçenek yanlıştır çünkü şok durumunda beyne giden kan ve oksijen miktarı azalır. Bu durum, zihinsel aktivitenin artmasına değil, tam tersine azalmasına yol açar. Kişide başlangıçta huzursuzluk ve endişe görülebilir ancak durum ilerledikçe kafa karışıklığı, bilinç bulanıklığı, uyuşukluk ve hatta bilinç kaybı meydana gelir. Dolayısıyla zihinsel fonksiyonlarda artış değil, belirgin bir düşüş beklenir.

c) Vücut sıcaklığının hızla yükselmesi (YANLIŞ)

Bu seçenek de yanlıştır. Şok durumunda dolaşımın yavaşlaması ve kanın cilde yeterince ulaşamaması nedeniyle vücut ısı kaybeder. Bu yüzden vücut sıcaklığı yükselmek yerine tam aksine düşme eğilimi gösterir. Vücut sıcaklığının hızla yükselmesi (ateş), genellikle enfeksiyon gibi durumların bir belirtisidir, şokun değil.

d) Dilin gevşeyerek geriye doğru toplanması (YANLIŞ)

Bu durum, doğrudan şokun bir belirtisi olmaktan çok, bilinç kaybının bir sonucudur. Herhangi bir nedenle bilincini kaybeden bir kişide kaslar gevşer ve dil de gevşeyerek soluk yolunu tıkamak üzere geriye doğru kayabilir. Şok ilerlediğinde bilinç kaybı yaşanabilir ve bu durum ortaya çıkabilir; ancak bu, şokun kendisine özgü bir belirti değil, bilinç kaybının genel bir tehlikesidir.

Soru 8
Tıbbi yardım haberleşmesinde iletilecek mesaj nasıl olmalıdır?
A
Gizli
B
Şifreli
C
Kısa, öz ve anlaşılır
D
Ayrıntılı ve uzun
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza veya acil tıbbi durum anında 112 Acil Çağrı Merkezi gibi birimlerle iletişim kurarken, verilecek mesajın taşıması gereken temel özellikler sorgulanmaktadır. Buradaki amaç, yardım ekiplerinin olay yerine en hızlı ve doğru şekilde ulaşmasını sağlamaktır. Bu nedenle, kurulan iletişim, hayat kurtaran müdahalenin ilk ve en kritik adımıdır.

Doğru cevap olan c) Kısa, öz ve anlaşılır seçeneğidir. Çünkü acil durumlarda zaman hayati öneme sahiptir. Haberleşmeyi yapan kişinin panik yapmadan, durumu en net ve en temel bilgilerle aktarması gerekir. Bu sayede çağrı merkezi görevlisi durumu hızla kavrar, doğru ekibi (ambulans, itfaiye, polis) yönlendirebilir ve gerekirse telefonda ilk yardım talimatları verebilir.

Kısa, öz ve anlaşılır bir mesaj genellikle şu bilgileri içermelidir:

  • Kesin yer ve adres bilgisi: Olay yerinin net bir şekilde tarifi (mahalle, cadde, sokak, bina numarası, bilinen bir yerin yakını vb.).
  • Olayın tanımı: Ne olduğu kısaca anlatılmalı (trafik kazası, düşme, kalp krizi vb.).
  • Yaralı sayısı ve durumu: Kaç kişinin yardıma ihtiyacı olduğu ve yaralıların genel durumu (bilinci açık mı, kanaması var mı vb.) hakkında temel bilgiler.
  • Arayan kişinin kimliği ve telefon numarası: Geri aranma ihtimaline karşı bu bilgiler de verilmelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

a) Gizli ve b) Şifreli seçenekleri tamamen yanlıştır. Tıbbi yardım haberleşmesinin amacı bilgi aktarmaktır. Bilginin gizli veya şifreli olması, yardımın ulaşmasını imkansız hale getirir. Bu seçenekler, acil durum mantığıyla tamamen çelişir ve hayatı tehlikeye atar.

d) Ayrıntılı ve uzun seçeneği ise çeldirici bir cevaptır. Elbette bazı detaylar önemlidir ancak mesajın gereksiz yere uzatılması, olayın nasıl olduğuyla ilgili uzun hikayeler anlatılması zaman kaybına yol açar. Çağrı merkezi görevlisinin ihtiyaç duyduğu temel bilgileri ("öz" bilgi) gölgede bırakır ve ekiplerin yönlendirilmesini geciktirir. Önemli olan, en kritik bilgileri en hızlı şekilde vermektir.

Sonuç olarak, bir ilk yardımcı veya acil bir duruma tanıklık eden sorumlu bir vatandaş olarak, 112'yi aradığınızda sakin kalmalı ve mesajınızı her zaman kısa, öz ve anlaşılır bir şekilde iletmelisiniz. Bu, hayat kurtarmak için atacağınız en doğru adımdır.

Soru 9
Kaza yerindeki araçtan, yaralının çıkarılmasında ilk aşama aşağıdakilerden hangisidir?
A
Tıbbi yardım istenmesi
B
Yaralıyı taşımak için sedye getirilmesi
C
Motorun durdurulup aracın sabitlenmesi
D
Yaralının araçtan çıkarılabileceği çıkış yerlerinin sağlanması
9 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası sonrası araç içinde bulunan bir yaralıyı araçtan çıkarmadan önce yapılması gereken ilk ve en önemli adımın ne olduğu sorgulanmaktadır. İlk yardımın temel prensibi, her zaman önce olay yerinin ve ilk yardımcının kendi güvenliğini sağlamaktır. Bu prensip göz önünde bulundurulduğunda, seçenekleri değerlendirebiliriz.

Doğru Cevap: c) Motorun durdurulup aracın sabitlenmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni GÜVENLİK ilkesidir. Kaza yapmış bir aracın motoru hala çalışıyor olabilir. Çalışan bir motor, kısa devre veya yakıt sızıntısı gibi durumlarda yangın çıkarma riski taşır. Ayrıca, araç viteste kalmışsa veya eğimli bir yoldaysa, motorun çalışması veya sarsıntıyla aniden hareket edebilir. Bu durum, hem yaralının durumunu daha da kötüleştirebilir hem de yardım etmeye çalışan kişinin hayatını tehlikeye atabilir. Bu nedenle, yaralıya müdahale etmeden önceki mutlak ilk adım, kontağı kapatarak motoru durdurmak ve el frenini çekerek aracı sabitlemektir. Bu, olay yerini herkes için güvenli hale getirmenin ilk aşamasıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Tıbbi yardım istenmesi: Tıbbi yardım istemek (112'yi aramak) şüphesiz çok önemlidir ve en kısa sürede yapılması gereken bir eylemdir. Ancak bu, olay yerini güvenli hale getirdikten hemen sonraki adımdır. Eğer aracı güvenli hale getirmeden telefonla konuşmaya başlarsanız, bu sırada oluşabilecek bir yangın veya aracın hareket etmesi gibi bir tehlikeyi önleyemezsiniz. Unutmayın, ilk yardımın kuralı: "Önce güvenlik, sonra yardım çağırma ve müdahale."

  • b) Yaralıyı taşımak için sedye getirilmesi: Bu, ilk yardım sürecinin çok daha sonraki bir aşamasıdır. Yaralının durumu değerlendirilmeden, gerekli müdahaleler yapılmadan ve profesyonel ekipler gelmeden sedye hazırlığı yapmak hem gereksiz hem de zaman kaybıdır. Öncelikle yaralının durumu ve olay yerinin güvenliği önceliklidir. Sedye, taşıma aşamasında kullanılan bir araçtır ve ilk adım olamaz.

  • d) Yaralının araçtan çıkarılabileceği çıkış yerlerinin sağlanması: Bu eylem, yaralıyı araçtan çıkarma (ekstrikasyon) sürecinin bir parçasıdır. Kapıları açmak, sıkışmış yerleri gevşetmek gibi işlemler, ancak ve ancak araç tamamen güvenli hale getirildikten sonra yapılır. Aracı sabitlemeden yaralıyı çıkarmaya çalışmak veya çıkış yolu hazırlamak, aracın dengesini bozarak daha büyük tehlikelere yol açabilir. Bu yüzden bu adım, motoru durdurup aracı sabitledikten sonra gelir.

Özetle, bir kaza yerinde yaralıya yardım etme sıralaması şu şekilde olmalıdır:

  1. Olay yerinin güvenliğini sağla (Aracı sabitle, motoru durdur, uyarı işaretleri koy).
  2. Hemen 112'yi arayarak tıbbi yardım iste.
  3. Yaralının bilincini ve solunumunu kontrol et (ABC değerlendirmesi).
  4. Gerekli ve bilinen ilk yardım müdahalelerini yap (kanama durdurma vb.).
  5. Yaralıyı, eğer hayati bir tehlike (yangın, patlama riski) yoksa, profesyoneller gelene kadar kesinlikle yerinden oynatma.
Soru 10
Aşağıdakilerin hangisinde şok pozisyonu vermek sakıncalıdır?
A
Bacağında kanama olanlarda
B
El bileğinde açık kırık olanlarda
C
Tansiyonu düşük ve nabız alınamayanlarda
D
Burnundan ve kulağından kanama olanlarda
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımda uygulanan şok pozisyonunun hangi durumda yaralı veya hasta için tehlikeli olabileceği, yani kesinlikle yapılmaması gerektiği sorulmaktadır. Doğru kararı verebilmek için öncelikle şok pozisyonunun amacını ve ne zaman uygulanmaması gerektiğini bilmek çok önemlidir.

Öncelikle şok pozisyonunun ne olduğunu ve amacını hatırlayalım. Şok pozisyonu, kişinin sırtüstü yatırılıp, bacaklarının 30 cm kadar yukarıya kaldırılmasıyla uygulanır. Bu pozisyonun amacı, bacaklardaki kanın beyin, kalp gibi hayati organlara yönlendirilmesini sağlayarak bu organların kanlanmasını artırmaktır. Vücutta kan dolaşımının yetersiz kaldığı durumlarda hayati fonksiyonları desteklemek için kullanılır.

Doğru cevap (d) seçeneğidir. Çünkü bir kazazedenin burnundan ve kulağından kan gelmesi, çok büyük ihtimalle ciddi bir kafa travması geçirdiğinin ve muhtemelen bir beyin kanaması veya kafatası kırığı riskinin olduğunun en önemli belirtisidir. Böyle bir durumda hastaya şok pozisyonu vermek, bacaklardaki kanı baş bölgesine yönlendirecektir. Bu durum, kafa içindeki basıncı (kafa içi basıncı) daha da artırarak beyin hasarını ağırlaştırabilir ve hayati tehlike yaratabilir. Bu nedenle, kafa travması şüphesi olan hiç kimseye şok pozisyonu verilmez.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna ve bu durumlarda neden şok pozisyonu verilebileceğine bakalım:

  • a) Bacağında kanama olanlarda: Bu durum, şok pozisyonunun en sık uygulandığı durumlardan biridir. Bacakların yukarı kaldırılması hem kanamayı azaltmaya yardımcı olur hem de kan kaybına bağlı gelişebilecek şoku engellemek için hayati organlara kan gönderir. Yani bu durumda şok pozisyonu vermek doğrudur ve hayat kurtarıcıdır.
  • b) El bileğinde açık kırık olanlarda: El bileğindeki bir kırık, bacakların kaldırılmasını gerektiren şok pozisyonu için bir engel teşkil etmez. Aksine, kırığa bağlı ağrı ve olası kanama nedeniyle kişi şoka girebilir. Bu nedenle, hastanın bilinci yerindeyse ve başka bir engel yoksa şok pozisyonu vermek faydalı olabilir.
  • c) Tansiyonu düşük ve nabız alınamayanlarda: Bu belirtiler, şokun en temel tanımıdır. Dolaşım sistemi çökmüş ve hayati organlara yeterli kan gitmiyor demektir. Bu durumda yapılması gereken ilk şey, derhal şok pozisyonu vererek beyne ve kalbe kan akışını desteklemektir. Dolayısıyla bu, şok pozisyonunun sakıncalı değil, tam aksine zorunlu olduğu bir durumdur.

Özetle, şok pozisyonunun temel mantığı kanı hayati organlara göndermektir. Ancak bu durum, kafa travması şüphesi olduğunda tam tersi bir etki yaratarak tehlikeli hale gelir. Burun ve kulak kanaması da kafa travmasının en net işaretçisi olduğu için bu durumda şok pozisyonu kesinlikle uygulanmamalıdır.

Soru 11
Solunum yolu yabancı bir cisimle tıkanmış olan kazazede öksürüyor, nefes alabiliyor ve konuşabiliyorsa bu kazazedede aşağıdakilerden hangisinin olduğu düşünülür?
A
Koma
B
Kısmi tıkanma
C
Tam tıkanma
D
Solunum durması
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçmış bir kişinin gösterdiği belirtilere bakarak durumunu doğru bir şekilde teşhis etmemiz istenmektedir. Soruda verilen kilit bilgiler kazazedenin öksürebildiği, nefes alabildiği ve konuşabildiğidir. Bu üç belirti, solunum yolundaki tıkanmanın seviyesini anlamamız için en önemli ipuçlarıdır.

Doğru Cevap: b) Kısmi tıkanma

Doğru cevabın "Kısmi tıkanma" olmasının sebebi, soruda tarif edilen belirtilerin tamamının hava yolunun tamamen kapanmadığını göstermesidir. Kısmi tıkanmada, yabancı cisim solunum yolunu daraltır ancak hava geçişine az da olsa izin verir. Bu sayede kişi zorlansa da nefes alabilir, ses çıkarabilir ve vücudun doğal bir savunma mekanizması olan öksürük refleksini kullanarak cismi dışarı atmaya çalışabilir. Bu nedenle, öksüren, nefes alan ve konuşan bir kazazedede kısmi tıkanma olduğu düşünülür.

Bu durumda yapılması gereken ilk yardım müdahalesi, kişinin sırtına vurmak ya da Heimlich manevrası yapmak değildir. Tam aksine, kişi öksürmeye teşvik edilmelidir. Çünkü öksürük, cismi dışarı atmak için vücudun en etkili yöntemidir ve bu refleksin devam etmesi istenir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Koma: Koma, kişinin bilincinin tamamen kapalı olduğu ve çevresel uyarılara tepki veremediği derin bir bilinçsizlik halidir. Sorudaki kazazede ise öksürme ve konuşma gibi bilinçli veya refleksif eylemleri yapabildiği için komada değildir.
  • c) Tam tıkanma: Bu, kısmi tıkanmanın tam tersidir ve çok daha tehlikeli bir durumdur. Tam tıkanmada yabancı cisim solunum yolunu tamamen kapatır ve hava geçişi tamamen engellenir. Bu durumda kazazede nefes alamaz, öksüremez ve kesinlikle konuşamaz. Genellikle panik içinde iki eliyle boğazını tutar (evrensel boğulma işareti) ve bir süre sonra yüzünde morarma başlar. Bu durumda derhal Heimlich manevrası uygulanmalıdır.
  • d) Solunum durması: Solunum durması, nefes alıp verme eyleminin tamamen durmasıdır. Soruda ise kazazedenin "nefes alabildiği" açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır. Tam tıkanma durumu müdahale edilmezse kısa süre içinde solunum durmasına yol açabilir, ancak sorudaki belirtiler henüz o aşamada değildir.

Özetle, ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda, kazazedenin ses çıkarıp çıkaramadığına ve öksürüp öksüremediğine odaklanmalısınız. Eğer ses ve öksürük varsa bu kısmi tıkanmadır. Eğer hiç ses yoksa, kişi öksüremiyor ve boğazını tutuyorsa bu tam tıkanmadır. Bu ayrımı bilmek, hayat kurtaran doğru ilk yardım müdahalesini yapmanızı sağlar.

Soru 12
Bir kaza anında, yapılan ilk yardım uygulamaları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?
A
Mevcut araç-gereçlerle yapılması
B
Hayat kurtarıcı uygulamalar olması
C
Olay yerinde bulunan kişiler tarafından yapılması
D
Müdahale için doktor ya da sağlık personelinin beklenmesi
12 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kaza anında yapılan ilk yardımın temel özelliklerini anlamamız isteniyor. Soru kökünde "hangisi doğru değildir?" ifadesi geçtiği için, şıklarda yer alan ifadelerden üç tanesi ilk yardımın doğru bir tanımını yaparken, bir tanesi yanlış bir bilgiyi içerecektir. Bizim görevimiz bu yanlış bilgiyi, yani ilk yardımın tanımına uymayan seçeneği bulmaktır.

Doğru cevap "d) Müdahale için doktor ya da sağlık personelinin beklenmesi" seçeneğidir. Çünkü ilk yardımın temel amacı, profesyonel sağlık ekipleri (doktor, ambulans) olay yerine ulaşana kadar geçen kritik sürede, yaralının durumunun kötüleşmesini önlemek ve hayatını kurtarmaktır. Eğer müdahale etmek yerine sadece sağlık personelini beklerseniz, bu duruma "ilk yardım" denmez. İlk yardım, tam da o bekleme süresini değerlendirmek için yapılan acil ve geçici müdahaledir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna (yani ilk yardım için neden doğru ifadeler olduğuna) bakalım:

  • a) Mevcut araç-gereçlerle yapılması: Bu ifade doğrudur. İlk yardımcı, olay yerinde bulabildiği malzemeleri (örneğin bir fular, giysi parçası, sopa vb.) kullanarak müdahale eder. Profesyonel tıbbi malzeme aramaz. Bu, ilk yardımın en temel özelliklerinden biridir.
  • b) Hayat kurtarıcı uygulamalar olması: Bu ifade de doğrudur. İlk yardımın öncelikli hedefi, solunumu duran birine suni solunum yapmak veya kalbi duran birine kalp masajı uygulamak gibi hayat kurtaran müdahalelerde bulunmaktır. Amaç, yaşamsal fonksiyonları desteklemektir.
  • c) Olay yerinde bulunan kişiler tarafından yapılması: Bu ifade de doğrudur. İlk yardım, bu konuda eğitim almış veya almamış, ancak yardım etme bilincine sahip, olay yerindeki herhangi bir kişi tarafından uygulanabilir. Zaten adı üstünde "ilk" yardımdır, yani profesyonellerden önce yapılan yardımdır.

Özetle, ilk yardım; profesyonel yardım gelene kadar, olay yerinde, mevcut imkanlarla, hayat kurtarmak amacıyla yapılan ilaçsız uygulamalardır. Bu nedenle, profesyonel yardımı "beklemek" ilk yardımın tanımının ve ruhunun tamamen zıttıdır. Bu soruyu doğru cevaplamak, ilk yardımın ne anlama geldiğini temel düzeyde anladığınızı gösterir.

Soru 13
Şekle göre sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması zorunludur?
A
 Hızını azaltması
B
Sabit hızla seyretmesi
C
Durup, kavşağı kontrol etmesi
D
Tali yoldan gelen araçlara yol vermesi
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün resimde gördüğü trafik levhasına göre yapması gereken zorunlu davranış sorulmaktadır. Resimdeki levha, bir tehlike uyarı işaretidir ve sürücüyü ilerideki yol durumu hakkında önceden bilgilendirerek tedbir almasını sağlar. Bu özel işaret, "Kontrolsüz Kavşak" anlamına gelir. Yani, sürücünün yaklaştığı kavşakta trafik ışığı, trafik polisi veya geçiş üstünlüğünü belirten başka bir işaret (DUR, YOL VER gibi) bulunmamaktadır.

a) Hızını azaltması (Doğru Cevap)

Tehlike uyarı işaretlerinin temel amacı, sürücüyü olası bir riske karşı uyarmak ve güvenli bir geçiş için hazırlamaktır. Kontrolsüz kavşak levhasını gören bir sürücü, kavşağa yaklaşırken her an soldan veya sağdan başka bir aracın çıkabileceğini öngörmelidir. Bu potansiyel tehlikeye karşı hazırlıklı olmanın ve olası bir kazayı önlemenin en temel ve zorunlu kuralı, hızı azaltarak kavşağa kontrollü bir şekilde yaklaşmaktır. Hızını azaltan sürücü, hem çevresini daha iyi gözlemleyebilir hem de ani bir durumda durmak için yeterli mesafeye sahip olur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Sabit hızla seyretmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü kontrolsüz bir kavşağa aynı hızla girmek büyük bir risktir. Sürücü, kavşaktaki durumu değerlendiremeden tehlikeli bir duruma girebilir. Tehlike uyarı işaretleri, mevcut hızın potansiyel olarak tehlikeli olduğunu ve yavaşlama gerektiğini belirtir.
  • c) Durup, kavşağı kontrol etmesi: Bu davranış "DUR" levhasının olduğu yerlerde zorunludur. Kontrolsüz kavşak levhası, "mutlaka dur" anlamına gelmez. Sadece yavaşlayıp kavşağı kontrol etmeyi, yol boşsa ve geçiş hakkı sizdeyse durmadan geçebileceğinizi ifade eder. Durmak sadece kavşakta başka bir araç varsa ve geçiş hakkı onda ise gerekir.
  • d) Tali yoldan gelen araçlara yol vermesi: Bu levha, yaklaşılan kavşaktaki yolların eşit öneme sahip olduğunu belirtir. Yani bir anayol-tali yol ayrımı yoktur. Bu tür kavşaklarda genel kural, "sağdan gelen araca yol verme" kuralıdır. Seçenekte "tali yoldan gelen" ifadesi kullanıldığı için yanlıştır, çünkü bu levhanın olduğu yerde tali yol kavramı bulunmaz.

Özetle, resimdeki "Kontrolsüz Kavşak" uyarı levhasını gören bir sürücünün yapması gereken ilk ve en önemli zorunluluk, olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmak için hızını azaltmaktır. Bu, güvenli bir sürüşün temel prensibidir.

Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi tali yoldan kavşağa gelindiğini bildirir?
A
B
C
D
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik levhalarından hangisinin bir sürücünün tali yoldan ana yol kavşağına yaklaştığını belirttiği sorulmaktadır. Tali yol, trafik yoğunluğu daha az olan ve ana yola bağlanan yoldur. Bu yoldan gelen sürücülerin ana yoldaki araçlara yol vermesi gerekir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

Doğru Cevap A seçeneğidir. Görseldeki levha, "Yol Ver" levhasıdır. Bu levha, ters üçgen şekliyle diğer levhalardan kolayca ayırt edilir ve sürücüye durmadan, dikkatli bir şekilde ana yoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini bildirir. Bu levha her zaman tali yolun sonuna, ana yol kavşağına gelmeden önce konulur. Dolayısıyla bu levhayı gören bir sürücü, tali yolda olduğunu ve bir kavşağa yaklaştığını anlar.

B seçeneği yanlıştır. Bu levha, "Anayol" levhasıdır. Bu levha, sürücünün öncelikli yani ana yolda seyrettiğini ve kavşaklarda geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu belirtir. Bu durum, soruda istenen "tali yoldan kavşağa gelme" durumunun tam tersidir. Bu levhayı gören sürücü yol istemez, kendisine yol verileceğini bilir.

C seçeneği yanlıştır. Görseldeki levha, "Öndeki Taşıtı Geçmek Yasaktır" levhasıdır. Bu levha, sürücülerin önlerindeki aracı sollamalarının tehlikeli ve yasak olduğu yol kesimlerinde kullanılır. Kavşaklardaki geçiş hakkı veya yolun ana/tali olmasıyla bir ilgisi yoktur. Bu nedenle bu seçenek doğru cevap olamaz.

D seçeneği yanlıştır. Bu levha, "Azami Hız Sınırlaması" levhasıdır. Levhanın üzerindeki "70" rakamı, o yolda yapılabilecek en yüksek hızın saatte 70 kilometre olduğunu gösterir. Bu levha da yolun ana ya da tali yol olduğu hakkında bir bilgi vermez, sadece hız kuralı belirtir. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.

  • Özetle:
  • A) Yol Ver: Tali yoldasın, anayola çıkıyorsun, yol ver. (DOĞRU)
  • B) Anayol: Anayoldasın, geçiş üstünlüğü sende. (YANLIŞ)
  • C) Sollama Yasağı: Öndeki aracı geçmek yasak. (YANLIŞ)
  • D) Hız Limiti: En fazla 70 km/s hızla gidebilirsin. (YANLIŞ)
Soru 15
Aksine bir işaret yoksa, eğimsiz iki yönlü dar yolda, motorsuz ile motorlu taşıtın karşılaşmaları hâlinde, hangisi diğerine yol vermelidir?
A
Motorlu taşıt, motorsuz taşıta
B
Motorsuz taşıt, motorlu taşıta
C
Şeridi daralmış olan taşıt, diğerine
D
Trafik yoğunluğu az olan yöndeki taşıt, diğerine
15 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, belirli koşullar altında iki farklı araç türünün karşılaşması durumunda hangisinin geçiş önceliğine sahip olduğu test edilmektedir. Sorunun kilit noktaları; yolun eğimsiz (düz), iki yönlü ve dar olması, ayrıca herhangi bir trafik işaretiyle özel bir durum belirtilmemiş olmasıdır. Karşılaşan taşıtlar ise bir motorlu taşıt (otomobil, kamyonet, motosiklet vb.) ve bir motorsuz taşıttır (bisiklet, at arabası, el arabası vb.).

Doğru cevap b) Motorsuz taşıt, motorlu taşıta seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği bu durumu net bir şekilde düzenlemiştir. Bu kuralın arkasındaki temel mantık, araçların manevra kabiliyeti ve trafik akışının güvenliğidir. Motorlu bir aracın dar bir yolda durması, kenara çekilmesi veya geri gitmesi, motorsuz bir araca göre çok daha zordur ve daha fazla risk barındırır.

Motorsuz bir taşıt (örneğin bir bisiklet), çok daha kolay bir şekilde yavaşlayabilir, durabilir ve yolun en sağına yanaşarak motorlu aracın geçmesi için güvenli bir alan oluşturabilir. Bu kural, daha zor manevra yapan ve potansiyel olarak daha tehlikeli olan motorlu aracın hareketini kesintiye uğratmamayı amaçlar. Bu sayede, dar yoldaki karşılaşma anında trafik sıkışıklığı ve kaza riski en aza indirilmiş olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Motorlu taşıt, motorsuz taşıta: Bu ifade, kuralın tam tersidir. Her ne kadar genel trafikte motorlu araçların daha savunmasız olan motorsuz araçlara ve yayalara karşı daha dikkatli olması gerekse de, bu spesifik "dar yolda karşılaşma" durumunda öncelik kuralı, manevra kabiliyetine göre motorlu araca verilmiştir.
  • c) Şeridi daralmış olan taşıt, diğerine: Bu kural farklı bir senaryo için geçerlidir. Bu seçenek, yolun genel olarak dar olduğu durumlar için değil, örneğin bir şeritte park etmiş bir araç veya bir yol çalışması gibi bir engel nedeniyle şeridi geçici olarak daralan aracın beklemesi gerektiğini ifade eder. Soruda ise yolun kendisi dardır.
  • d) Trafik yoğunluğu az olan yöndeki taşıt, diğerine: Trafik yoğunluğu, iki aracın birebir karşılaşmasındaki geçiş hakkını belirleyen bir kural değildir. Geçiş önceliği; araçların cinsi, yolun eğimi veya trafik işaretleri gibi somut ve net kurallara dayanır. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
Soru 16
I- Dönüş ışıklarının "geç" anlamında kullanılması yasaktır. II- Sadece park veya sis ışıkları yakılarak da araç sürülebilir. Bu bilgiler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A
I. doğru II. yanlıştır. 
B
Her ikisi de yanlıştır. 
C
I. yanlış II. doğrudur. 
D
Her ikisi de doğrudur.
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araç ışıklarının kullanımıyla ilgili iki temel kural hakkındaki bilginiz test edilmektedir. Trafik güvenliği için ışıkların doğru ve amacına uygun kullanılması hayati önem taşır. Şimdi bu iki bilgiyi ve seçenekleri detaylıca inceleyelim.

I. Bilginin Değerlendirilmesi: Dönüş ışıklarının "geç" anlamında kullanılması yasaktır.

Bu ifade kesinlikle doğrudur. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, dönüş ışıkları (sinyaller) sadece ve sadece dönüş yapılacağını veya şerit değiştirileceğini bildirmek amacıyla kullanılır. Bazı sürücülerin, özellikle sol şeritteyken arkalarındaki aracın kendilerini geçebileceğini belirtmek için sol sinyali yakıp söndürmesi yaygın bir alışkanlık olsa da bu, yasaktır ve son derece tehlikelidir. Bu hatalı kullanım, diğer sürücüler için kafa karışıklığına yol açabilir ve aniden sola dönüleceği veya şerit değiştirileceği izlenimi yaratarak kazalara sebep olabilir. Unutmayın, sinyallerin tek anlamı yön değiştirmektir.

II. Bilginin Değerlendirilmesi: Sadece park veya sis ışıkları yakılarak da araç sürülebilir.

Bu ifade kesinlikle yanlıştır. Araç kullanırken gece veya görüşün yetersiz olduğu durumlarda (yağmur, sis, tünel vb.) mutlaka kısa veya uzun farların yakılması zorunludur. Park ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, araç park halindeyken veya kısa süreli duraklamalarda aracın yerini belli etmek için kullanılır ve seyir halinde yeterli aydınlatmayı sağlamaz. Sis ışıkları ise sadece yoğun sis, kar veya şiddetli yağmur gibi görüş mesafesinin çok düştüğü durumlarda, kısa farlarla birlikte kullanılması gereken yardımcı ışıklardır. Tek başlarına kullanılarak araç sürülmesi yasaktır ve yetersiz aydınlatma nedeniyle tehlikelidir.

Sonuç ve Seçeneklerin Analizi

  • I. bilgi doğrudur: Dönüş ışıkları "geç" demek için kullanılamaz.
  • II. bilgi yanlıştır: Araç sadece park veya sis ışıklarıyla sürülemez.

Bu değerlendirmelere göre, "I. doğru, II. yanlıştır" sonucuna ulaşırız. Bu da bizi doğrudan a) seçeneğine götürür.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince:

  • b) Her ikisi de yanlıştır: Bu seçenek yanlıştır, çünkü I. bilgi doğrudur.
  • c) I. yanlış II. doğrudur: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü durum tam tersidir; I. doğru, II. yanlıştır.
  • d) Her ikisi de doğrudur: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü II. bilgi açıkça yanlıştır.

Dolayısıyla, trafik kurallarının doğru uygulanışını sorgulayan bu sorunun net cevabı a) I. doğru II. yanlıştır seçeneğidir.

Soru 17
Şekildeki araç sürücüsü kavşaktan sağa dönerek seyrini sürdürmek istiyor. Bu sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Sağa sinyal vermesi
B
Yayaların geçişini beklemesi
C
Kavşağa yaklaşırken hızını düşürmesi
D
Yayaları ikaz ederek durdurup, seyrini sürdürmesi
17 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kavşakta sağa dönmek isteyen bir araç sürücüsünün, yaya geçidinde bulunan bir yaya ile karşılaştığı durum ele alınmaktadır. Sorunun bizden istediği, sürücünün bu durumda yapması "yanlış" olan davranışı bulmaktır. Bu tür sorularda, trafik kurallarının en temel amacı olan can güvenliğini ve geçiş üstünlüğü kurallarını düşünmemiz gerekir.

Doğru cevap olan (d) seçeneği, trafik kurallarının en temel prensiplerinden birini ihlal ettiği için yanlıştır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, yaya geçitlerinde ve okul geçitlerinde geçiş önceliği her zaman yayalarındır. Sürücünün, korna veya selektör gibi bir ikazla yayayı durdurmaya çalışması ve yoluna devam etmesi, hem yasaktır hem de yayanın can güvenliğini tehlikeye atan son derece tehlikeli bir davranıştır. Unutulmamalıdır ki, trafikte en savunmasız olanlar yayalardır ve sürücüler onları korumakla yükümlüdür.

Diğer seçenekleri incelediğimizde, bunların sürücünün yapması gereken doğru davranışlar olduğunu görürüz.

  • a) Sağa sinyal vermesi: Bu, bir sürücünün dönüş yapmadan önce niyetini diğer sürücülere ve yayalara bildirmesi için zorunlu ve doğru bir harekettir. Sinyal vermek, trafiğin öngörülebilir ve güvenli akmasını sağlar.
  • c) Kavşağa yaklaşırken hızını düşürmesi: Bu da temel bir güvenlik kuralıdır. Sürücüler, kavşaklara, yaya geçitlerine ve dönüş yapacakları yerlere yaklaşırken kontrolü kaybetmemek ve olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmak için hızlarını azaltmalıdır.

b) Yayaların geçişini beklemesi seçeneği ise (d) seçeneğinin tam tersi olup, sürücünün yasal ve ahlaki sorumluluğudur. Şekilde görüldüğü gibi yaya, geçiş hakkının kendisinde olduğu yaya geçidindedir. Bu durumda sürücü, yayanın karşıya güvenli bir şekilde geçişini tamamlamasını beklemek zorundadır. Bu, "yaya önceliği" kuralının doğrudan bir uygulamasıdır.

Özetle, bu soru sürücülerin yaya önceliği kuralına ne kadar hakim olduğunu ölçmektedir. Bir sürücü, yaya geçidindeki bir yayaya yol vermekle yükümlüdür; onu ikaz ederek kendi geçişini sağlamaya çalışması kabul edilemez bir hatadır. Bu nedenle, yapılması "yanlış" olan davranış (d) seçeneğinde belirtilmiştir.

Soru 18
Sürücülerin iniş eğimli bir yolda aşağıdakilerden hangisini yapması yasaktır?
A
Düşük hızla seyretmesi
B
Çıkışta kullandığı vitesle inmesi
C
Hız azaltmak için frene basması
D
Motorun çalışmasını durdurup, vitesi boşa alarak inmesi
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, eğimli bir yolda iniş yaparken sürücünün yapması kesinlikle yasak olan ve büyük tehlike arz eden davranışı bulmamız isteniyor. Sorunun temel amacı, sürücü adayının yokuş aşağı güvenli sürüş tekniklerini bilip bilmediğini ölçmektir. Bu tekniklerin en önemlisi, aracın hızını sadece frenlerle değil, motorun gücünden de faydalanarak kontrol altında tutmaktır.

Doğru Cevap: d) Motorun çalışmasını durdurup, vitesi boşa alarak inmesi

Bu seçeneğin yasak ve son derece tehlikeli olmasının birkaç temel nedeni vardır. Vitesi boşa aldığınızda, motor ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı kesmiş olursunuz. Bu durumda "motor freni" olarak bilinen yavaşlatma etkisinden tamamen mahrum kalırsınız ve araç, yer çekiminin etkisiyle sürekli hızlanır. Hızı kontrol etmek için tek seçeneğiniz frenler kalır ki bu da uzun ve dik bir inişte fren sisteminin aşırı ısınmasına, hatta frenlerin tutmamasına (fren patlaması) yol açabilir.

Daha da tehlikelisi, motorun çalışmasını durdurmaktır. Modern araçlarda fren sistemi (fren hidroliği) ve direksiyon sistemi (hidrolik direksiyon) motor çalışırken devreye giren yardımcı sistemlerle desteklenir. Motoru durdurduğunuzda bu destek sistemleri devre dışı kalır. Sonuç olarak, fren pedalı taş gibi sertleşir ve fren yapmak için çok büyük bir kuvvet uygulamanız gerekir; aynı şekilde direksiyon da çok sertleşir ve araca yön vermek neredeyse imkansız hale gelir. Bu durum, aracın kontrolünü tamamen kaybetmenize neden olur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Düşük hızla seyretmesi: Bu, yasak olmak bir yana, yokuş aşağı inerken yapılması gereken güvenli bir davranıştır. Düşük hız, sürücüye daha iyi bir kontrol ve daha uzun bir reaksiyon süresi sağlar. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Çıkışta kullandığı vitesle inmesi: Bu, yokuş aşağı güvenli sürüşün altın kuralıdır. Aracı yokuş yukarı tırmanırken kullandığınız vites (örneğin 2. veya 3. vites) ile inmek, motor frenini en etkili şekilde kullanmanızı sağlar. Motor, düşük viteste tekerleklerin dönüşünü yavaşlatarak aracın hızlanmasını engeller ve frenlere binen yükü azaltır. Bu, tavsiye edilen bir yöntem olduğu için yasak olamaz.
  • c) Hız azaltmak için frene basması: Frenler, hızı kontrol etmek için temel bir araçtır. Yokuş aşağı inerken motor frenine ek olarak, hızı daha da düşürmek veya aracı durdurmak için frenlere basmak tamamen normal ve gereklidir. Yasak olan, sürekli olarak frene basarak fren sistemini aşırı ısıtmaktır, ancak hız azaltmak için frene basmanın kendisi yasak değildir.

Özetle, yokuş aşağı inerken vitesi boşa almak ve motoru kapatmak, aracın hız kontrolünü ve yönlendirme kabiliyetini ortadan kaldırdığı için kesinlikle yasaktır ve ölümcül kazalara yol açabilir. Güvenli bir iniş için daima düşük viteste, düşük hızda ve motor freninden faydalanarak, gerektiğinde frenleri de kullanarak seyretmek gerekir.

Soru 19
Şekildeki trafik işareti sürücüye neyi bildirir?
A
70 metreden sonra yolun daralacağını
B
70 metreden sonra park alanı olduğunu
C
Saatteki hızın 70 kilometreyi geçmeyeceğini
D
Takip mesafesinin 70 metreden az olmayacağını
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen trafik tanzim işaretinin sürücüye hangi kuralı bildirdiği sorulmaktadır. Bu tür işaretler, sürücülere trafikte uymaları gereken zorunlulukları veya yasaklamaları bildirir. İşareti doğru yorumlamak, hem sınav başarısı hem de trafikte güvenlik için kritik öneme sahiptir.

İşareti dikkatlice incelediğimizde, kırmızı çerçeveli dairesel bir levha içinde art arda giden iki otomobil sembolü görüyoruz. Bu iki otomobil arasında "70" sayısı ve bu sayının mesafeyi belirttiğini gösteren oklar bulunmaktadır. Bu görsel kompozisyon, araçlar arasındaki mesafeye yönelik bir kuralı ifade etmektedir. Kırmızı çerçeveli dairesel işaretler bir yasaklama veya sınırlama bildirdiğinden, bu işaret öndeki araç ile araya konulması gereken minimum mesafeyi belirtir.

d) Takip mesafesinin 70 metreden az olmayacağını ✓

Bu seçenek doğrudur. İşaret, sürücünün önündeki araçla arasında en az 70 metrelik bir takip mesafesi bırakması gerektiğini zorunlu kılar. Bu kural, özellikle ani fren durumlarında zincirleme kazaları önlemek amacıyla tünel, köprü gibi görüş mesafesinin azaldığı veya durmanın riskli olduğu yerlerde kullanılır. Bu nedenle doğru cevap "d" şıkkıdır.

  • a) 70 metreden sonra yolun daralacağını: Bu seçenek yanlıştır. Yolun daralacağını bildiren işaret, üçgen şeklindeki tehlike uyarı işaretidir ve içinde iki yandan sıkıştırılmış bir yol sembolü bulunur. Eğer bu daralma belirli bir mesafe sonra başlayacaksa, bu durum üçgen levhanın altına eklenen dikdörtgen bir panel ile belirtilir. Sorudaki işaretin yolun genişliği ile bir ilgisi yoktur.
  • b) 70 metreden sonra park alanı olduğunu: Bu seçenek yanlıştır. Park alanını gösteren işaret, genellikle mavi zeminli kare bir levhadır ve üzerinde beyaz "P" harfi bulunur. Sorudaki işaret, park etme ile ilgili bir bilgi vermemektedir.
  • c) Saatteki hızın 70 kilometreyi geçmeyeceğini: Bu seçenek, en çok karıştırılan yanlış cevaptır. Azami hız sınırını bildiren işaret de kırmızı çerçeveli ve daireseldir, ancak içinde sadece "70" sayısı yazar. Sorudaki işarette ise hızdan ziyade mesafeyi vurgulayan iki araç sembolü ve oklar bulunmaktadır. Bu nedenle bu işaret bir hız limiti değil, bir takip mesafesi kuralı bildirir.
Soru 20
Şekildeki 1 numaralı araç 80 km/saat hızla seyrederken önündeki araca en fazla kaç metre yaklaşabilir?
A
10 
B
20 
C
30 
D
40
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, belirli bir hızla hareket eden bir aracın, önündeki araçla arasında bırakması gereken yasal ve güvenli en az mesafenin ne kadar olduğu sorulmaktadır. Bu mesafe, "takip mesafesi" olarak adlandırılır ve sürücünün, öndeki aracın ani durması veya yavaşlaması gibi durumlarda güvenli bir şekilde tepki verebilmesi için hayati önem taşır.

Trafik kurallarına göre, takip mesafesini hesaplamak için kullanılan temel ve en kolay yöntem "hızın yarısı" kuralıdır. Bu kural, normal hava ve yol şartları altında, bir aracın takip mesafesinin, kilometre/saat (km/saat) cinsinden hızının metre cinsinden en az yarısı kadar olması gerektiğini belirtir. Bu mesafe, sürücüye tehlikeyi fark etme, tepki verme ve fren yaparak güvenli bir şekilde durabilme imkânı tanır.

Soruda verilen bilgiye göre 1 numaralı araç 80 km/saat hızla seyretmektedir. "Hızın yarısı" kuralını bu duruma uygulayalım:

  • Aracın Hızı: 80 km/saat
  • Güvenli Takip Mesafesi (Metre) = Hız / 2
  • Hesaplama: 80 / 2 = 40 metre

Bu hesaplamaya göre, 80 km/saat hızla giden bir aracın önündeki araçla arasında en az 40 metrelik bir boşluk bırakması gerekmektedir. Araç, önündeki araca 40 metreden daha fazla yaklaşmamalıdır. Bu nedenle doğru cevap "40" olmalıdır.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

  1. d) 40: Bu seçenek, "hızın yarısı" kuralına göre yapılan doğru hesaplamanın sonucudur. 80 km/saat hızda minimum güvenli mesafe 40 metredir. Bu yüzden doğru cevap budur.
  2. a) 10, b) 20, c) 30: Bu mesafeler, 80 km/saat gibi yüksek bir sürat için son derece tehlikelidir. Öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda, bu kadar kısa mesafelerden takip eden bir sürücünün kazayı önlemesi neredeyse imkânsızdır. Bu seçenekler, güvenli takip mesafesi kuralını açıkça ihlal etmektedir ve yanlıştır.

Ayrıca, bu kuralın pratik bir uygulaması da "2 saniye kuralı" veya "88-89 sayma" yöntemidir. Bu yöntemde, öndeki aracın geçtiği sabit bir nesne (ağaç, levha vb.) belirlenir ve o araç nesneyi geçer geçmez "seksen sekiz, seksen dokuz" diye saymaya başlanır. Sayma bittiğinde siz de aynı nesnenin hizasına yeni geliyorsanız, aranızdaki mesafe yaklaşık 2 saniyedir ve bu güvenli bir mesafedir. 80 km/saat hızla 2 saniyede kat edilen mesafe de yaklaşık 44 metreye denk gelir, bu da 40 metre cevabını destekler.

Soru 21
Şekildeki trafik işareti neyi bildirir?
A
Geçme yasağının sona erdiğini
B
Kamyonlar için geçme yasağının sona erdiğini
C
Tehlikeli madde taşıyan taşıtın giremeyeceğini
D
Kamyonların öndeki taşıtı geçmesinin yasak olduğunu
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, gösterilen trafik tanzim işaretinin sürücülere ne anlattığı ve hangi kuralı bildirdiği sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, hem sınav başarısı hem de trafikte can ve mal güvenliği için hayati önem taşır. Bu işaret, özellikle kamyon sürücülerini ilgilendiren önemli bir yasağı ifade eder.

Doğru Cevap: d) Kamyonların öndeki taşıtı geçmesinin yasak olduğunu

Bu işaret bir trafik tanzim işaretidir. Yuvarlak şekli ve kırmızı çerçevesi, bir yasaklama veya kısıtlama getirdiğini gösterir. İşaretin içindeki semboller ise yasağın ne olduğunu ve kimleri kapsadığını açıklar. İşarette, sağ şeritte bir kamyon ve onun solunda, yani sollama pozisyonunda kırmızı renkle çizilmiş bir otomobil bulunur. Bu kompozisyon, kamyonun öndeki aracı sollamasının, yani geçmesinin yasaklandığını net bir şekilde anlatır. Bu nedenle doğru cevap "Kamyonların öndeki taşıtı geçmesinin yasak olduğunu" belirten D seçeneğidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Geçme yasağının sona erdiğini: Bu seçenek yanlıştır. Yasakların sona erdiğini bildiren levhalar genellikle gri veya beyaz zemin üzerine siyah semboller ve üzerlerinde çapraz bir siyah çizgi ile gösterilir. Bu işaret ise bir yasağın başlangıcını bildirir, sonunu değil.
  • b) Kamyonlar için geçme yasağının sona erdiğini: Bu seçenek de yanlıştır. Tıpkı A seçeneğinde olduğu gibi, bu da bir yasağın sonunu ifade eder. Kamyonlar için geçme yasağının sonunu bildiren levha, sorudaki levhanın gri zeminli ve üzerinde çapraz siyah çizgi olan versiyonudur.
  • c) Tehlikeli madde taşıyan taşıtın giremeyeceğini: Bu seçenek yanlıştır. Tehlikeli madde taşıyan taşıtların bir yola giremeyeceğini bildiren levha da yuvarlak ve kırmızı çerçevelidir, ancak içinde turuncu renkli bir kamyon piktogramı bulunur. Sorudaki işaretle sembolleri tamamen farklıdır.

Özetle, soruda gösterilen levha, kamyon sürücülerine yönelik bir sollama yasağı getirir. Bu kural genellikle görüş mesafesinin kısıtlı olduğu, yolun daraldığı veya trafik güvenliğinin tehlikeye girebileceği rampalar gibi bölgelerde uygulanır. Bu işareti gören bir kamyon sürücüsü, yasak sona erene kadar önündeki aracı geçmemelidir.

Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi Emniyet Genel Müdürlüğünün görevlerinden biri değildir?
A
Araçların muayenesini yapmak 
B
Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek 
C
Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek 
D
El koyduğu trafik kazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Emniyet Genel Müdürlüğüne (özellikle Trafik Polisine) ait olmayan görevin hangisi olduğunu bulmanız istenmektedir. Ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan bu tür sorular, trafikteki farklı kurumların sorumluluk alanlarını bilip bilmediğinizi ölçmeyi amaçlar. Soruyu doğru cevaplamak için her bir seçenekte belirtilen görevin hangi kuruma ait olduğunu bilmek gerekir.

Doğru Cevap: a) Araçların muayenesini yapmak

Doğru cevabın 'a' seçeneği olmasının sebebi, araçların periyodik teknik muayenelerini yapma görevinin Emniyet Genel Müdürlüğüne ait olmamasıdır. Türkiye'de bu görev, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın denetiminde olan ve bu iş için yetkilendirilmiş özel bir kuruluş olan TÜVTÜRK tarafından yerine getirilir. Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı trafik polislerinin görevi ise, bir aracı durdurduğunda o aracın geçerli bir muayenesinin olup olmadığını kontrol etmektir; muayeneyi yapmak değil.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek: Bu, Trafik Polisinin en temel ve en bilinen görevlerinden biridir. Kavşaklarda trafiği yönetmek, yol çalışmalarında veya kaza anında trafiğin akışını sağlamak, trafik ışıklarının yetersiz kaldığı durumlarda düzeni sağlamak gibi işler doğrudan Emniyet Genel Müdürlüğünün sorumluluğundadır.

  • c) Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek: Araçların ilk defa trafiğe çıkarken veya el değiştirdiğinde yapılan kayıt işlemlerine "tescil" denir. Geçmişte bu işlem doğrudan Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Trafik Tescil Şube Müdürlüklerinde yapılıyordu. 2018 yılından itibaren bu görev noterlere devredilmiş olsa da, tescil işlemleri ve verilerin tutulması Emniyet Genel Müdürlüğü ile koordineli bir şekilde yürütülür ve bu görev EGM'nin genel sorumluluk alanı içinde kabul edilir. Bu nedenle, bu seçenek EGM'nin görevlerinden biri sayılır.

  • d) El koyduğu trafik kazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek: Maddi hasarlı, yaralanmalı veya ölümlü trafik kazalarına müdahale etmek Trafik Polisinin görevidir. Kaza yerine gelen polis ekibi, kazanın nasıl meydana geldiğini belirlemek, delilleri toplamak ve tarafların beyanlarını almak suretiyle resmi bir "Trafik Kaza Tespit Tutanağı" düzenler. Bu tutanak, sigorta işlemleri ve hukuki süreçler için temel belgedir.

Özetle, trafik polisinin görevi yoldaki düzeni sağlamak, kurallara uyulup uyulmadığını denetlemek ve kaza gibi olaylara müdahale etmektir. Ancak bir aracın motorunun, frenlerinin veya ışıklarının teknik olarak standartlara uygun olup olmadığını kontrol eden periyodik muayeneyi yapmak, tamamen farklı bir uzmanlık alanıdır ve bu görev TÜVTÜRK'e verilmiştir. Bu ayrımı bilmek, bu soruyu kolayca çözmenizi sağlar.

Soru 23
Şekildeki trafik işaretini gören sürücü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
Banketten gitmelidir.
B
Aracının hızını artırmalıdır.
C
Öndeki aracı geçmemelidir.
D
Geçiş hakkını kendisi kullanmalıdır.
23 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülere resimde verilen trafik işaretinin anlamı ve bu işareti gördüklerinde ne yapmaları gerektiği sorulmaktadır. Bu işaret, trafik güvenliği açısından kritik öneme sahip bir yasaklama levhasıdır ve sürücülerin bu levhanın anlamını net bir şekilde bilmesi gerekir. Levha, tehlikeli olabilecek yol kesimlerinde sollama yapılmasını engellemek amacıyla kullanılır.

Öncelikle trafik işaretini tanıyalım. Bu işaret, bir Trafik Tanzim İşareti'dir ve resmi adı "Öndeki Taşıtı Geçmek Yasaktır" levhasıdır. Genellikle görüş mesafesinin kısıtlı olduğu virajlar, tepe üstleri, tüneller, köprüler veya daralan yollar gibi sollama yapmanın tehlikeli olduğu yerlere konulur. Levhanın amacı, sürücülerin riskli sollama manevraları yaparak karşı yönden gelen araçlarla kafa kafaya çarpışmasını önlemektir.

Doğru Cevap: c) Öndeki aracı geçmemelidir.

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, levhanın anlamının tam olarak bu olmasıdır. Sürücü bu işareti gördüğü andan itibaren, yasağın bittiğini belirten bir başka işaret görene kadar önündeki aracı sollayamaz. Bu kurala uymak, hem kendi can güvenliği hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği için zorunludur. Dolayısıyla, doğru davranış önündeki aracı takip mesafesini koruyarak geçmemektir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Banketten gitmelidir: Bu seçenek yanlıştır. Banket, yolun taşıt trafiğine ayrılmış kısmının dışında kalan ve genellikle acil durumlar, arızalar veya yayaların yürümesi için ayrılmış bir alandır. Trafik kurallarına göre, zorunlu haller dışında banketten araç sürmek yasak ve tehlikelidir. Bu levhanın banket kullanımıyla hiçbir ilgisi yoktur.
  • b) Aracının hızını artırmalıdır: Bu seçenek de tamamen yanlıştır. "Öndeki Taşıtı Geçmek Yasaktır" levhası, genellikle tehlikeli bir yol kesimine girildiğini belirtir. Böyle bir durumda hız artırmak, tam tersine kaza riskini yükseltir. Sürücü hızını artırmak yerine, mevcut hızını korumalı veya yol şartlarına göre hızını düşürmelidir.
  • d) Geçiş hakkını kendisi kullanmalıdır: Bu seçenek yanlıştır. "Geçiş hakkı" kavramı genellikle kavşaklarda, dar yollarda veya yol birleşmelerinde hangi aracın öncelikli olduğunu belirtir. Bu levha ise bir geçiş hakkı veya önceliği belirtmez; sadece sollama (geçme) eylemini yasaklar. Bu işaretin geçiş üstünlüğü veya hakkıyla bir bağlantısı yoktur.

Özetle, fotoğraftaki "Öndeki Taşıtı Geçmek Yasaktır" levhasını gören bir sürücünün yapması gereken tek doğru davranış, sollama yasağının sona erdiğini belirten levhayı görene kadar şeridinde kalarak önündeki aracı geçmemektir.

Soru 24
Şekildeki gibi, tek yönlü kara yolunda bulunan 1 numaralı araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Önündeki aracı ikaz ederek hızlanmasını istemesi
B
Önündeki araçla takip mesafesine dikkat etmesi
C
Geçmek için en sol şeridi kullanması
D
En sağ şeride geçerek seyretmesi
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, tek yönlü ve üç şeritli bir yolda orta şeritte seyreden 1 numaralı araç sürücüsünün yapmaması gereken, yani trafik kurallarına ve adabına aykırı olan davranış sorulmaktadır. Soruyu doğru cevaplamak için her bir seçeneği trafik kuralları çerçevesinde değerlendirmemiz gerekir. Unutmayın, bu tür sorularda bizden "yanlış olan" davranışı bulmamız isteniyor.

Doğru Cevap: a) Önündeki aracı ikaz ederek hızlanmasını istemesi

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, bu davranışın trafik adabına ve güvenli sürüş ilkelerine aykırı olmasıdır. Önünüzdeki sürücüyü korna çalarak veya selektör yaparak (ışıkla ikaz) sürekli rahatsız etmek, onu taciz etmek anlamına gelir. Bu durum, öndeki sürücünün panik yapmasına, dikkatinin dağılmasına ve kaza riskinin artmasına neden olabilir. Trafikte sabırlı olmak ve diğer sürücülere saygı göstermek esastır; bir sürücüyü hızlanmaya zorlamak kesinlikle yanlış bir davranıştır.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • b) Önündeki araçla takip mesafesine dikkat etmesi: Bu, sürücünün yapması gereken doğru ve zorunlu bir davranıştır. Güvenli bir sürüş için öndeki araçla araya, hızın yarısı kadar metre (örneğin 90 km/s hızla giderken en az 45 metre) veya "iki saniye" kuralına uygun bir mesafe bırakılmalıdır. Bu, ani durumlarda kazayı önler. Dolayısıyla bu seçenek, yanlış bir davranış değildir.
  • c) Geçmek için en sol şeridi kullanması: Bu da tamamen doğru bir davranıştır. Çok şeritli tek yönlü yollarda, en sol şerit "sollama şeridi" olarak kullanılır. 1 numaralı sürücü, önündeki aracı geçmek istediğinde kurallara uygun şekilde sinyalini verip aynalarını kontrol ederek en sol şeride geçmeli ve geçişini tamamladıktan sonra tekrar kendi şeridine dönmelidir. Bu, sollama işleminin doğru yapılışıdır.
  • d) En sağ şeride geçerek seyretmesi: Bu davranış da duruma göre doğru olabilir. Trafik kurallarına göre, geçiş yapmıyorsanız veya yolun ilerisinde sola dönmeyecekseniz, yolun sağ şeritlerini kullanmanız gerekir. Bu, trafiğin akıcılığını sağlar ve daha hızlı giden araçların sol şeritleri kullanmasına olanak tanır. Dolayısıyla 1 numaralı sürücünün daha yavaş seyretmek veya yoluna sağdan devam etmek için en sağ şeride geçmesi yanlış bir davranış değildir.

Özetle; takip mesafesini korumak, sollamak için sol şeridi kullanmak ve yavaş giderken sağ şeride geçmek doğru ve güvenli sürüş davranışlarıdır. Ancak öndeki sürücüyü taciz ederek hızlanmasını istemek, hem tehlikeli hem de trafik adabına aykırı olduğu için soruda belirtilen "yanlış" davranıştır.

Soru 25
Trafik uygun olsa bile şekildeki aracın hangi yöndeki hareketi kesinlikle yasaktır?
A
Sola dönmesi
B
Sağa dönmesi
C
U dönüşü yapması
D
Aynı yönde ilerlemesi
25 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, resimdeki trafik levhası göz önünde bulundurulduğunda, sürücünün hangi manevrayı yapmasının kesinlikle yasak olduğu sorulmaktadır. Sorudaki "trafik uygun olsa bile" ifadesi, yolun boş olmasının veya başka bir aracın bulunmamasının kuralı değiştirmeyeceğini, yasağın levhadan kaynaklandığını ve mutlak olduğunu vurgulamaktadır.

Öncelikle resimdeki trafik levhasını incelememiz gerekir. Bu levha, mavi zeminli yuvarlak bir trafik işaretidir ve "Mecburi Yön Levhası" olarak adlandırılır. Bu tür levhalar, sürücülere gitmek zorunda oldukları yönleri bildirir ve bu yönler dışında bir hareket yapmalarını yasaklar. Resimdeki levha, sürücülerin ya düz ilerlemesi ya da sola dönmesi gerektiğini emretmektedir.

Doğru Cevabın Açıklaması (c - U dönüşü yapması)

Doğru cevap U dönüşü yapmasıdır. Çünkü mecburi yön levhaları, sadece üzerinde gösterilen istikametlere gidilmesine izin verir. Bu levhada düz gitme ve sola dönme seçenekleri vardır. Trafik kurallarına göre, sola dönüşe izin veren veya bunu zorunlu kılan bir levha, aksi belirtilmedikçe U dönüşüne izin vermez. U dönüşü, tamamen geri dönmeyi ifade eden ayrı bir manevradır ve bu levhanın izin verdiği hareketler arasında yer almaz. Bu nedenle U dönüşü yapmak kesinlikle yasaktır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
  • a) Sola dönmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü levha üzerindeki oklardan biri zaten sola dönüşü göstermektedir. Bu, sürücünün yapabileceği zorunlu ve yasal hareketlerden biridir.
  • b) Sağa dönmesi: Sağa dönmek de bu levhaya göre yasaktır, çünkü levhada sağa dönüşü gösteren bir ok yoktur. Ancak soruda "kesinlikle yasak" olan en net ifade sorulmaktadır. Trafik kurallarında U dönüşü yasağı, bu tür levhalar için çok daha temel ve kesin bir kuraldır. Sola dönüş okunun U dönüşünü kapsamadığı bilgisi, ehliyet sınavlarında sıkça ölçülen bir bilgidir.
  • d) Aynı yönde ilerlemesi: Bu seçenek de yanlıştır. Levha üzerindeki oklardan diğeri düz ilerlemeyi, yani aynı yönde devam etmeyi emretmektedir. Bu, sürücünün seçebileceği yasal bir alternatiftir.

Özetle, "İleri ve Sola Mecburi Yön" levhası, sürücüyü sadece bu iki yöne gitmeye zorlar. Sağa dönmek ve U dönüşü yapmak yasaktır. Fakat U dönüşü, sola dönüş izniyle karıştırılabilecek bir hareket olduğu için, bu yasağın altı özellikle çizilir ve sorularda "kesinlikle yasak" olan hareket olarak kabul edilir.

Soru 26
Şekildeki trafik işareti neyi bildirir?
A
Traktörün geçebileceğini
B
Traktörün giremeyeceğini
C
Traktörlerin park edebileceğini
D
Sadece traktörün girebileceğini
26 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, size gösterilen trafik işaretinin ne anlama geldiğini bulmanız istenmektedir. Bu tür sorular, trafik levhalarının temel anlamlarını bilip bilmediğinizi ölçmeyi amaçlar. Doğru cevabı bulmak için trafik işaretlerinin genel kurallarını ve bu özel işaretin neyi simgelediğini bilmek gerekir.

Şekildeki levha, kırmızı bir daire içerisinde bir traktör piktogramı (resmi) göstermektedir. Trafik işaret dilinde, kırmızı çerçeveli yuvarlak levhalar genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Bu levhalara "Tehlike Uyarı İşaretleri" değil, "Tanzim İşaretleri" grubundan "Yasaklama ve Kısıtlama" levhaları denir. İçindeki sembol ise bu yasağın ne veya kim için geçerli olduğunu belirtir.

Bu bilgileri birleştirdiğimizde; kırmızı daire "yasak" anlamına gelirken, içindeki traktör resmi bu yasağın "traktörler" için olduğunu gösterir. Dolayısıyla bu levhanın anlamı, traktörlerin bu yola girmesinin yasak olduğudur. Bu nedenle, b) Traktörün giremeyeceğini seçeneği doğru cevaptır. Bu levha genellikle traktörlerin hızları veya boyutları nedeniyle trafiği tehlikeye atabileceği veya yavaşlatabileceği otoyol, ekspres yol gibi yollarda veya tarım araçlarına uygun olmayan şehir içi yollarda kullanılır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Traktörün geçebileceğini: Bu seçenek, yasağın tam tersini ifade eder. Bir geçiş iznini veya serbestliği belirten levhalar genellikle yasaklama bildiren kırmızı çerçeveli olmaz.
  • c) Traktörlerin park edebileceğini: Park etme ile ilgili levhalar genellikle mavi zeminli, kare veya dikdörtgen şeklinde olup üzerinde "P" harfi bulunur. Bu levhanın şekli ve rengi park izni ile ilgili değildir.
  • d) Sadece traktörün girebileceğini: Bir yolun sadece belirli bir araç türüne ayrıldığını belirten levhalar "Mecburiyet" levhalarıdır ve genellikle mavi zeminli yuvarlak levhalardır. Kırmızı çerçeve bir yasak bildirdiği için bu seçenek de yanlıştır.
Soru 27
Bir sürücünün, emniyet kemeri kullanmaya özen göstermesinin esas nedeni ne olmalıdır?
A
Trafik kazalarında koruyucu önlem olarak görmek
B
Araçta bulunan uyarı sistemini susturmak
C
Denetimlerde problem yaşamamak
D
Ceza almaktan çekinmek
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün emniyet kemeri takarken zihninde olması gereken **temel ve en önemli düşüncenin** ne olduğu sorgulanmaktadır. Yani, "Neden emniyet kemeri takmalıyım?" sorusuna verilecek en doğru ve bilinçli cevap aranmaktadır. Şıklarda verilen nedenlerden hangisinin sorumlu bir sürücü davranışını yansıttığı bulunmalıdır.

Doğru Cevap: a) Trafik kazalarında koruyucu önlem olarak görmek

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, emniyet kemerinin varoluş amacını tam olarak açıklamasıdır. Emniyet kemerinin birincil işlevi, olası bir kaza anında sürücüyü ve yolcuları koltuğa sabitleyerek araç içinde savrulmalarını, başlarını veya vücutlarını sert yüzeylere çarpmalarını ve en önemlisi araçtan dışarı fırlamalarını engellemektir. Dolayısıyla, emniyet kemerini bir ceza veya denetim korkusuyla değil, kendi can güvenliğini ve sevdiklerinin can güvenliğini sağlayan hayati bir önlem olarak görmek, bir sürücünün sahip olması gereken en doğru ve temel bilinçtir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Araçta bulunan uyarı sistemini susturmak: Bu, son derece yüzeysel ve tehlikeli bir yaklaşımdır. Araçtaki uyarı sistemi (ikaz sesi), sürücüyü hayati bir tehlikeye karşı uyarmak için vardır. Sadece o sesi susturmak için emniyet kemerini takmak, asıl tehlikeyi göz ardı edip sadece bir rahatsızlığı gidermek anlamına gelir. Bu, bilinçli bir davranış değildir.

  • c) Denetimlerde problem yaşamamak ve d) Ceza almaktan çekinmek: Bu iki seçenek de birbirine çok benzer ve dışsal bir motivasyona dayanır. Yani, sürücü emniyet kemerini kendi güvenliği için değil, bir otorite (polis) tarafından yakalanma veya para cezası alma korkusuyla takmaktadır. Oysa bilinçli bir sürücü, yolda hiç denetim olmasa veya ceza sistemi olmasa bile kendi canını korumak için emniyet kemerini her zaman takmalıdır. Cezalar ve denetimler, bu bilince sahip olmayanları teşvik etmek için bir araçtır, amacın kendisi değildir.

Özetle, bu soru sürücü adayının kurallara neden uyması gerektiğini ölçmektedir. Kurallara sadece ceza korkusuyla değil, o kuralların altında yatan mantığı ve can güvenliğini koruma amacını anladığı için uyan bir sürücü profili hedeflenmektedir. Emniyet kemerinin esas nedeni her zaman can güvenliğidir.

Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi geçiş üstünlüğüne sahip araçların sürülmesine ilişkin esaslardan biri değildir?
A
Bu araçlar, görev hâlinde iken geçiş üstünlüğü hakkına sahiptir.
B
Bu hak, halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak, ışıklı ve sesli uyarı işaretlerini bir arada vermek şartı ile kullanılır.
C
Emniyet ve asayiş işlerinde kullanılan, boyama şekilleri ve ayrım işareti bulunmayan araçlar anında sökülüp takılabilen ışıklı ihbar işareti bulundurmak zorundadır.
D
Bu araçların görev hâli dışında geçiş üstünlüğü işaret ve hakkını kullanmaları serbesttir.
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, geçiş üstünlüğüne sahip araçların (ambulans, itfaiye, polis aracı vb.) trafikteki hareketlerine ilişkin kurallardan hangisinin yanlış olduğu sorulmaktadır. Yani, seçeneklerde verilen dört ifadeden üç tanesi doğru bir kuralı belirtirken, bir tanesi hatalı bir bilgidir. Sınavda sizden bu hatalı ve kural dışı olan ifadeyi bulmanız istenmektedir.

Doğru Cevap: d) Bu araçların görev hâli dışında geçiş üstünlüğü işaret ve hakkını kullanmaları serbesttir.

Bu ifadenin neden doğru cevap (yani yanlış bir kural) olduğunu açıklayalım. Geçiş üstünlüğü, bir araca değil, o aracın yürüttüğü göreve tanınan bir haktır. Örneğin, bir ambulansın siren çalarak trafikte ilerlemesinin sebebi, içinde acil bir hasta taşıması veya bir vakaya yetişmeye çalışmasıdır. Görevi bittiğinde, yani hastayı hastaneye bıraktıktan sonra, artık trafikteki diğer tüm araçlarla eşit haklara sahiptir. Görev hâli dışında sirenlerini ve tepe lambalarını (çakarlarını) keyfi olarak kullanması kesinlikle yasaktır. Bu nedenle "kullanmaları serbesttir" ifadesi tamamen yanlıştır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden doğru kurallar olduğunu ve neden cevap olamayacağını inceleyelim:

  • a) Bu araçlar, görev hâlinde iken geçiş üstünlüğü hakkına sahiptir. Bu ifade, geçiş üstünlüğü hakkının en temel ve en önemli kuralıdır. Bu hak, sadece ve sadece "görev hâli" ile sınırlıdır. Bu yüzden bu ifade doğrudur.
  • b) Bu hak, halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak, ışıklı ve sesli uyarı işaretlerini bir arada vermek şartı ile kullanılır. Bu da çok önemli bir kuraldır. Geçiş üstünlüğü, bu araçlara trafikteki diğer her şeyi ezme hakkı vermez. Sürücü, kavşaklardan veya kırmızı ışıktan geçerken bile çevresindeki araçların ve yayaların güvenliğini tehlikeye atmayacak şekilde dikkatli olmak zorundadır. Ayrıca, diğer sürücüleri uyarmak için hem sesli (siren) hem de ışıklı (tepe lambası) uyarı sistemlerini birlikte kullanması gerekir. Bu ifade de doğrudur.
  • c) Emniyet ve asayiş işlerinde kullanılan, boyama şekilleri ve ayrım işareti bulunmayan araçlar anında sökülüp takılabilen ışıklı ihbar işareti bulundurmak zorundadır. Bu kural, özellikle sivil polis araçları gibi dışarıdan bakıldığında resmi bir araç olduğu anlaşılmayan taşıtlar için geçerlidir. Bu araçların, görev anında geçiş üstünlüğünü kullanabilmeleri için diğer sürücüler tarafından fark edilmeleri gerekir. Bu nedenle, kolayca takılıp sökülebilen ışıklı uyarı (çakar lamba) sistemleri bulundurmak zorundadırlar. Bu ifade de doğru bir kuraldır.

Özetle: Soru, geçiş üstünlüğü ile ilgili yanlış bilgiyi bulmamızı istiyor. Geçiş üstünlüğü sadece görev sırasında geçerli olan, can ve mal güvenliği tehlikeye atılmadan ve uyarı işaretleri kullanılarak faydalanılan bir haktır. Görev bittiğinde bu hak da biter. Bu yüzden "görev dışında kullanmak serbesttir" ifadesi kesinlikle yanlıştır ve sorunun doğru cevabıdır.

Soru 29
Aksine bir durum yoksa yerleşim yeri dışındaki kara yollarında, geceleri hangi ışıkların yakılması zorunludur?
A
Sis ışıklarının
B
Park ışıklarının
C
Acil uyarı ışıklarının
D
Uzağı gösteren ışıkların
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülerin gece vakti ve aydınlatmanın yetersiz olduğu yerleşim yeri dışındaki kara yollarında hangi ışıkları kullanmalarının zorunlu olduğu test edilmektedir. Sorunun kilit noktaları "yerleşim yeri dışı", "geceleri" ve "aksine bir durum yoksa" ifadeleridir. Bu koşullar, sürücünün hem kendi güvenliği hem de diğer yol kullanıcılarının güvenliği için maksimum görüş mesafesine sahip olması gerektiğini vurgular.

d) Uzağı gösteren ışıkların

Doğru cevap budur. Çünkü yerleşim yeri dışındaki kara yolları genellikle ışıksız veya çok az aydınlatılmıştır. Uzağı gösteren ışıklar, yani uzun farlar, yolu yaklaşık 100 metreye kadar aydınlatarak sürücünün ilerideki virajları, trafik levhalarını, yoldaki engelleri veya hayvanları çok daha erken fark etmesini sağlar. Bu, yüksek hızlarda seyrederken güvenli bir sürüş için hayati öneme sahiptir. Sorudaki "aksine bir durum yoksa" ifadesi ise, karşı yönden bir araç gelmediği veya önünüzde seyreden bir aracı yakından takip etmediğiniz durumları kasteder; bu durumlarda diğer sürücülerin gözünü kamaştırmamak için kısa farlara geçmek zorunludur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  1. Sis ışıklarının: Sis ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, yalnızca görüş mesafesinin sis, şiddetli yağmur veya kar yağışı nedeniyle ciddi şekilde düştüğü durumlarda kullanılır. Normal ve açık hava koşullarında geceleyin sis farlarını yakmak, diğer sürücülerin gözünü alabileceği için hem tehlikeli hem de yasaktır. Bu nedenle genel bir zorunluluk değildir.
  2. Park ışıklarının: Park ışıkları, aracın park halindeyken diğer araçlar tarafından fark edilmesini sağlamak için kullanılır. Işık gücü çok düşüktür ve yolu aydınlatma amacı taşımazlar. Hareket halindeki bir aracın sadece park ışıklarıyla seyretmesi, yolu görmesini imkansız hale getireceği için son derece tehlikelidir ve kesinlikle yasaktır.
  3. Acil uyarı ışıklarının: Acil uyarı ışıkları (dörtlü ikaz lambaları), aracın arıza yapması, kaza durumu veya yol üzerinde tehlikeli bir şekilde duraklamak zorunda kalması gibi acil ve istisnai durumlarda diğer sürücüleri uyarmak için kullanılır. Normal seyir halindeyken bu ışıkların yakılması, diğer sürücülerin sizin niyetinizi (örneğin duracağınızı veya bir tehlike olduğunu) yanlış anlamasına neden olur ve trafik güvenliğini riske atar.
Soru 30
Kara yolunda insan, hayvan ve yük taşımaya yarayan araçlara ne ad verilir?
A
Taşıt
B
Tren
C
Ulaşım
D
Taşıma
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kara yolunda kullanılan ve temel amacı insan, hayvan veya yükü bir yerden başka bir yere götürmek olan araçların genel adının ne olduğu sorulmaktadır. Bu, ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan temel bir tanım sorusudur ve Karayolları Trafik Kanunu'ndaki tanımları bilmeyi gerektirir. Sorunun doğru cevabını ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: a) Taşıt

Karayolları Trafik Kanunu'na göre, taşıt, "Karayolunda insan, hayvan ve yük taşımaya yarayan araçlar" olarak tanımlanır. Bu tanım, soruda verilen ifadeyle birebir aynıdır. Otomobil, kamyon, otobüs, motosiklet gibi motorlu araçlar ile bisiklet, at arabası gibi motorsuz araçların tamamı bu genel kategoriye girer. Dolayısıyla, sorunun sorduğu genel ve kapsayıcı terim "taşıt" kelimesidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

Diğer şıkların neden yanlış olduğunu anlamak, doğru cevabı pekiştirmek için çok önemlidir. Bu terimler birbiriyle ilişkili olsa da aralarında net farklar bulunur.

  • b) Tren: Tren de insan ve yük taşımaya yarayan bir araçtır ancak temel farkı, kara yolunda değil, demir yolunda (raylar üzerinde) hareket etmesidir. Soru, özellikle "kara yolunda" kullanılan araçları sorduğu için tren bu tanımın dışında kalır. Bu nedenle tren, bu soru için yanlış bir cevaptır.
  • c) Ulaşım: Ulaşım, bir araç değil, bir sistem veya eylemdir. İnsanların, malların veya hizmetlerin bir yerden başka bir yere aktarılması sürecinin genel adıdır. Taşıtlar, ulaşım sisteminin bir parçasıdır ama "ulaşım" kelimesi aracın kendisini tanımlamaz. Örneğin, "Toplu ulaşım araçları" dediğimizde, ulaşım eylemini gerçekleştiren taşıtlardan bahsederiz.
  • d) Taşıma: Taşıma da ulaşım gibi bir aracı değil, bir eylemi veya işi ifade eder. "Yük taşıma", "yolcu taşıma" gibi ifadelerde olduğu gibi, bir nesneyi veya canlıyı bir yerden bir yere götürme fiilidir. Bu işi yapan araca ise taşıt denir. Kısacası, taşıma eylemdir, taşıt ise o eylemi gerçekleştiren araçtır.

Özetle

Bu sorunun anahtarı, sorulan ifadenin yasal tanımını bilmektir. Taşıt, kara yolunda hareket eden tüm araçları kapsayan genel bir terimdir. Tren farklı bir yolda (demir yolu) hareket eder. Ulaşım ve taşıma ise birer araç değil, birer sistem veya eylemdir. Bu nedenle doğru cevap kesin olarak "a) Taşıt" seçeneğidir.

Soru 31
Okul taşıtlarının arkasındaki DUR işaretinin yanması neyi bildirir?
A
Taşıtın arıza yaptığını
B
Taşıtın geri manevra yaptığını
C
Öğrencilerin indirilip bindirildiğini
D
Taşıtın okula yaklaşmış olduğunu
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir okul taşıtının arkasında bulunan ve ışıklı olan 'DUR' levhasının yandığında ne anlama geldiği ve diğer sürücülerin ne yapması gerektiği sorulmaktadır. Bu işaret, diğer sürücülerin uyması gereken çok önemli bir kuralı belirtir ve doğrudan öğrenci güvenliği ile ilgilidir. Bu nedenle anlamını ve gerektirdiği davranışı bilmek, ehliyet sınavı ve güvenli sürüş için kritik öneme sahiptir.

Doğru Cevap: c) Öğrencilerin indirilip bindirildiğini

Okul taşıtının arkasındaki ışıklı 'DUR' işaretinin yanması, aracın durduğunu ve öğrencilerin araca bindiğini veya araçtan indiğini gösterir. Bu esnada küçük çocuklar dikkatsizce yola fırlayabileceğinden, bu durum trafikteki en yüksek dikkat gerektiren anlardan biridir. Bu işareti gören arkadaki ve karşı yöndeki tüm sürücüler, okul taşıtını geçmeden kesinlikle durmak ve beklemek zorundadır. Işık sönüp levha kapanana kadar hareket edilmemelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Taşıtın arıza yaptığını: Bu seçenek yanlıştır. Bir aracın arıza yaptığını belirtmek için dörtlü ikaz lambaları (flaşörler) kullanılır. Okul taşıtının 'DUR' levhası arıza durumu için tasarlanmamıştır, tamamen farklı bir amaca hizmet eder.

  • b) Taşıtın geri manevra yaptığını: Bu seçenek de yanlıştır. Araçlar geri manevra yaparken, arkalarında bulunan beyaz renkli geri vites lambaları yanar. Bazı büyük taşıtlarda sesli bir uyarı da bulunur. 'DUR' levhasının geri manevra ile bir ilgisi yoktur.

  • d) Taşıtın okula yaklaşmış olduğunu: Bu seçenek hatalıdır. Okul taşıtı, öğrencileri evlerinden alıp okula götürdüğü için okuldan çok uzakta da bu işlemi yapabilir. 'DUR' levhası, taşıtın konumuyla değil, yaptığı eylemle (öğrenci indirme-bindirme) ilgilidir. Okul bölgeleri ise genellikle kalıcı trafik işaretleri ve hız sınırı levhaları ile belirtilir.

Özetle, okul taşıtının yanan 'DUR' levhası, hareket halindeki bir tehlike uyarısıdır ve "Öğrenci Güvenliği Alanı" oluşturur. Bu işareti gördüğünüzde aklınıza gelmesi gereken tek şey, potansiyel olarak yola çıkabilecek çocukların varlığı ve sizin mutlak durma zorunluluğunuzdur. Bu kurala uymak, sadece bir trafik kuralı değil, aynı zamanda çocuklarımızın can güvenliğini korumak için bir sorumluluktur.

Soru 32
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Traktörün geçebileceğini
B
Traktörün giremeyeceğini
C
Traktörlerin park edebileceğini
D
Sadece traktörün girebileceğini
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücü adaylarına bir trafik tanzim işareti gösterilmekte ve bu işaretin anlamının ne olduğu sorulmaktadır. Trafik tanzim işaretleri, trafiği düzenlemek, sürücülere uymaları gereken yasaklama, kısıtlama ve mecburiyetleri bildirmek için kullanılır. Bu işaretlerin anlamlarını doğru bilmek, hem sınav başarısı hem de trafikte can ve mal güvenliği için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevabın b) Traktörün giremeyeceğini olmasının sebebi, trafik işaret dilindeki temel kurallardır. Uluslararası standartlara göre, etrafı kırmızı bir çember ile çevrilmiş beyaz veya sarı zeminli yuvarlak levhalar yasaklama veya kısıtlama bildirir. Levhanın içinde yer alan sembol ise, bu yasağın hangi araç türünü veya durumu kapsadığını belirtir. Bu levhada kırmızı yasaklama çemberi içinde bir traktör figürü bulunmaktadır, bu da bu yola traktörlerin girişinin yasak olduğu anlamına gelir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Traktörün geçebileceğini: Bu seçenek, levhanın anlamının tam tersidir. Kırmızı çember her zaman bir yasağı ifade eder, bir serbestlik veya izni değil. Eğer bir yolun traktör geçişine uygun olduğu belirtilmek istenseydi, bu farklı bir tehlike uyarı veya bilgi işareti ile yapılırdı.
  • c) Traktörlerin park edebileceğini: Bu seçenek de hatalıdır çünkü park etme ile ilgili levhalar tamamen farklıdır. Park etmeye izin veren levhalar genellikle mavi zeminli ve üzerinde beyaz "P" harfi bulunan kare levhalardır. Park yasağını bildiren levhalar ise yine kırmızı çemberli ancak içinde "P" harfi olan veya sadece çapraz kırmızı bir çizgi bulunan mavi zeminli levhalardır. Bu işaretin park etme ile bir ilişkisi yoktur.
  • d) Sadece traktörün girebileceğini: Bu ifade bir "mecburiyet" belirtir ve bu tür yolları gösteren levhalar "Mecburi Yol" levhalarıdır. Mecburiyet bildiren levhalar, kırmızı çemberli değil, mavi zeminli yuvarlak levhalardır. Örneğin, mavi zeminli bir levha içinde beyaz bir traktör figürü olsaydı, bu o yolun sadece traktörler tarafından kullanılması gereken mecburi bir yol olduğu anlamına gelirdi.

Özet olarak, bu sorudaki trafik işareti, bir yasaklama levhasıdır. Kırmızı çember "Girmek Yasak" veya "Yapmak Yasak" anlamını taşır, içindeki traktör sembolü ise bu yasağın traktörler için geçerli olduğunu açıkça gösterir. Bu nedenle levha, sürücülere bu yola traktör ile girmenin yasak olduğunu bildirir.

Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi azami hız sınırlaması anlamındadır?
A
B
C
D
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin uyması gereken en yüksek hızı, yani "azami hız sınırlamasını" belirten trafik levhasının hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafik levhalarının renkleri ve şekilleri, onların anlamlarını belirlemede kilit rol oynar. Bu nedenle her bir seçeneği dikkatle inceleyerek doğru cevabı bulalım.

Doğru cevap A seçeneğidir. Resimde görülen levha, kırmızı bir daire içerisinde "50" rakamını göstermektedir. Trafik işaret dilinde kırmızı renkli daireler genellikle bir yasağı, kısıtlamayı veya tehlikeyi belirtir. Bu levha, sürücülerin bu yolda gidebilecekleri en yüksek (azami) hızın saatte 50 kilometre olduğunu bildirir. Bu hızın üzerine çıkmak yasaktır ve cezai işleme tabidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da önemlidir. Bu, levhaları daha iyi öğrenmenize yardımcı olacaktır. Diğer şıklardaki levhaların anlamları şöyledir:

  • B seçeneğindeki levha: Mavi zeminli ve daire şeklindeki levhalar, bir zorunluluğu veya mecburiyeti ifade eder. Bu levha, "asgari hız" yani mecburi en düşük hız levhasıdır. Anlamı, bu yolda saatte 50 kilometreden daha yavaş gidilmemesi gerektiğidir. Bu nedenle azami hızın tam tersi bir anlam taşır.
  • C seçeneğindeki levha: Üzerinde daha önce konulmuş bir kuralın iptal edildiğini gösteren siyah bir çizgi bulunur. Bu levha, "hız sınırlaması sonu" anlamına gelir. Yani daha önce geçerli olan saatte 50 kilometre hız sınırının bu noktadan itibaren sona erdiğini belirtir. Sürücüler bu levhadan sonra yolun genel hız limitlerine uymalıdır.
  • D seçeneğindeki levha: Bu bir hız levhası değildir. Üzerinde "50 m" yazması, bunun "50 metre" olarak okunması gerektiğini gösterir. Bu tür levhalar genellikle başka bir ana levhanın altına eklenir ve o levhanın belirttiği durumun 50 metre ileride başlayacağını veya 50 metre boyunca devam edeceğini bildirir. Örneğin, bir viraj işaretinin altında yer alarak virajın 50 metre ileride olduğunu belirtebilir.

Özetle, azami hız limitini kırmızı daireli levha (A), asgari (en düşük) hızı mavi daireli levha (B) ve hız limitinin bittiğini ise üzeri çizili levha (C) gösterir. Bu temel ayrımı bilmek, ehliyet sınavında ve trafikte size büyük kolaylık sağlayacaktır.

Soru 34
• Park probleminin artması • Çevrenin bozulması ve kirlilik • Yakıt tüketiminin artması ve israf • Aracın yıpranması ve ömrünün azalması • Trafiğin yoğunlaşması ve trafik kargaşası Verilen sorunlara aşağıdakilerden hangisi daha fazla yol açar?
A
Trafiğin yoğun olmadığı saatlerde trafiğe çıkılması
B
Özel araçların zaruri olmayan durumlarda kullanılması
C
Aynı istikamete giden kişilerle aracın müşterek kullanılması
D
Mümkün olduğunca toplu taşıma araçlarının tercih edilmesi
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte ve genel olarak araç kullanımında karşılaşılan bir dizi olumsuz durum sıralanmıştır. Bunlar; park sorunu, çevre kirliliği, yakıt israfı, araçların yıpranması ve trafik yoğunluğudur. Soru, bu olumsuz sonuçlara şıklarda verilen davranışlardan hangisinin en çok neden olduğunu bulmamızı istemektedir. Yani, sorunun kökenini, ana sebebini aramalıyız.

Doğru cevap olan (b) seçeneğinin açıklaması:

Özel araçların zaruri olmayan durumlarda kullanılması, soruda listelenen tüm problemlerin temel kaynağıdır. Yakın mesafeye markete gitmek, yürüyerek veya bisikletle gidilebilecek bir yere arabayla gitmek gibi zaruri olmayan kullanımlar, trafikteki araç sayısını gereksiz yere artırır. Trafikteki her bir ek araç, park yeri ihtiyacını, egzoz gazı salınımını, tüketilen yakıt miktarını ve trafiğin sıkışıklığını doğrudan artırır. Bu durum, aynı zamanda aracın motor ve diğer aksamlarının daha fazla çalışmasına neden olarak yıpranmasını hızlandırır. Bu nedenle, özel araçların keyfi ve gereksiz kullanımı, sıralanan tüm sorunlara doğrudan ve en büyük ölçüde yol açan davranıştır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunun açıklaması:

  • a) Trafiğin yoğun olmadığı saatlerde trafiğe çıkılması: Bu davranış, soruda belirtilen sorunlara yol açmak yerine, bu sorunları azaltmaya yönelik bir çözümdür. Trafiğin sakin olduğu saatleri tercih etmek, trafik yoğunluğunu ve kargaşasını önler, yakıt tüketimini düşürür ve aracın daha az yıpranmasını sağlar. Dolayısıyla bu seçenek bir neden değil, bir çözümdür.
  • c) Aynı istikamete giden kişilerle aracın müşterek kullanılması: Bu uygulama "carpooling" olarak da bilinir ve trafikteki araç sayısını azaltmayı hedefler. Örneğin, aynı iş yerine giden dört kişinin tek bir araçla seyahat etmesi, trafikte üç aracın daha az olması demektir. Bu durum, park sorunundan yakıt israfına kadar tüm olumsuzlukları azaltan, çevre dostu ve ekonomik bir çözümdür.
  • d) Mümkün olduğunca toplu taşıma araçlarının tercih edilmesi: Bu da sorunlara neden olan değil, sorunları en etkili şekilde çözen davranışlardan biridir. Onlarca kişinin özel araçları yerine tek bir otobüs veya metro gibi toplu taşıma aracını kullanması, trafikteki araç yoğunluğunu, çevre kirliliğini ve yakıt tüketimini önemli ölçüde azaltır. Bu yüzden bu seçenek de bir çözüm önerisidir.

Özetle, soru bizden sorunların nedenini bulmamızı istiyor. a, c ve d seçenekleri bu sorunlara karşı geliştirilmiş çözümler iken, b seçeneği bu sorunların ortaya çıkmasındaki ana faktördür. Bu yüzden doğru cevap b şıkkıdır.

Soru 35
Şekilde görülen geçiş üstünlüğüne sahip araçların, görev hâlinde karşılaşmaları durumunda ilk geçiş hakkını hangisi kullanmalıdır?
A
İş makinesi 
B
Polis aracı
C
Ambulans 
D
İtfaiye aracı
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, görev halindeyken bir kavşakta karşılaşan ve hepsi geçiş üstünlüğüne sahip olan farklı türdeki araçların hangisinin ilk geçiş hakkına sahip olduğu sorulmaktadır. Bu durum, Karayolları Trafik Kanunu'nda belirtilen özel bir hiyerarşiye, yani öncelik sıralamasına göre çözülür. Bu sıralama, araçların taşıdığı görevin aciliyetine ve önemine göre belirlenmiştir.

Geçiş üstünlüğüne sahip araçların kendi aralarındaki öncelik sıralaması, akılda kalması için CİPS olarak kodlanabilir. Bu kural, araçların baş harflerinden oluşur ve geçiş önceliği sırasını belirtir. Bu sıralama, en acil ve hayati görevden daha az acil olana doğru ilerler.

CİPS Kuralının Açılımı:

  1. C - Cankurtaran (Ambulans)
  2. İ - İtfaiye
  3. P - Polis
  4. S - Sivil Savunma Araçları

Bu kurala göre, insan hayatını kurtarma görevi her zaman en üst önceliktedir. Bu nedenle, bir kavşakta bu araçlar karşılaştığında ilk geçiş hakkı daima cankurtaran, yani ambulanstadır. Ambulans geçtikten sonra itfaiye, itfaiye geçtikten sonra ise polis aracı geçiş hakkını kullanır.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi:
  • c) Ambulans: Doğru cevaptır. CİPS kuralına göre ambulans, insan hayatını taşıdığı için sıralamanın en başında yer alır ve ilk geçiş hakkına sahiptir.
  • d) İtfaiye aracı: Yanlıştır. İtfaiye, sıralamada ambulanstan sonra gelir. Bu nedenle, kavşakta ambulans varken onun geçmesini beklemek zorundadır.
  • b) Polis aracı: Yanlıştır. Polis aracı, CİPS sıralamasında hem ambulanstan hem de itfaiyeden sonra, yani üçüncü sırada yer alır.
  • a) İş makinesi: Yanlıştır. İş makineleri, CİPS sıralamasında yer alan geçiş üstünlüğüne sahip acil durum araçlarından biri değildir. Görevleri gereği trafikte bazı kolaylıklara sahip olsalar da, bir ambulans, itfaiye veya polis aracı ile karşılaştıklarında onlara yol vermekle yükümlüdürler.

Sonuç olarak, görev halindeki bu araçlar bir kavşakta karşılaştığında, en hayati görevi üstlenen ambulansın ilk geçiş hakkı vardır. Bu nedenle doğru cevap "c) Ambulans" seçeneğidir.

Soru 36
Bujide kıvılcım meydana gelmiyorsa sebebi aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A
Benzinin bitmesi
B
Motor yağının eksilmesi
C
Fren ayarının bozulması
D
Endüksiyon bobini kablosunun çıkması
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, benzinli bir aracın motorunu çalıştırmak için kritik bir öneme sahip olan bujide neden kıvılcım oluşmayabileceği sorulmaktadır. Bujinin kıvılcım oluşturması, aracın ateşleme sisteminin düzgün çalıştığı anlamına gelir. Bu nedenle, sorunun cevabını ateşleme sisteminde meydana gelebilecek bir arızada aramak gerekir.

Doğru cevap olan d) Endüksiyon bobini kablosunun çıkması seçeneğini inceleyelim. Endüksiyon bobini, aküden gelen 12 voltluk düşük gerilimi, bujide kıvılcım oluşturmak için gereken binlerce voltluk (örneğin 20.000 - 30.000 Volt) yüksek gerilime dönüştüren parçadır. Eğer bu yüksek gerilimi bujilere taşıyan kablo yerinden çıkmışsa, elektrik bujiye ulaşamaz. Elektrik olmadan da bujinin kıvılcım çakması imkansızdır, bu yüzden bu seçenek doğrudan sorunun cevabıdır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım:

  • a) Benzinin bitmesi: Bu durum aracın yakıt sistemiyle ilgilidir. Arabada benzin olmasa bile, kontak çevrildiğinde ateşleme sistemi görevini yapmaya çalışır ve bujiler kıvılcım üretir. Ancak yakacak yakıt olmadığı için motor çalışmaz. Yani benzinin bitmesi kıvılcım oluşumunu engellemez, sadece motorun çalışmasını engeller.
  • b) Motor yağının eksilmesi: Motor yağı, yağlama sisteminin bir parçasıdır ve motorun hareketli parçaları arasındaki sürtünmeyi azaltarak aşınmayı ve aşırı ısınmayı önler. Yağın eksik olması motora ciddi zararlar verebilir, ancak ateşleme sisteminin elektriksel çalışması üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur. Dolayısıyla, yağ eksik olsa bile buji kıvılcım üretmeye devam eder.
  • c) Fren ayarının bozulması: Bu durum, aracın fren sistemiyle ilgilidir ve aracın güvenli bir şekilde durmasını sağlar. Fren sisteminin, motorun ateşleme sistemiyle hiçbir mekanik veya elektriksel bağlantısı yoktur. Bu nedenle fren ayarının bozulması, bujinin kıvılcım üretmesini kesinlikle etkilemez.

Özetle, bu soru araçların farklı sistemleri arasındaki temel farkları bilmenizi ölçmektedir. Bujide kıvılcım olmaması, doğrudan bir ateşleme sistemi sorununa işaret eder ve endüksiyon bobini de bu sistemin kalbidir. Bobinden çıkan bir kablo, bu sistemin çalışmasını tamamen durdurur.

Soru 37
Yaz aylarında kış lastiklerinin kullanılması aşağıdakilerden hangisine neden olur?
A
Aracın maksimum hızının artmasına
B
Lastiklerin daha çabuk aşınmasına
C
Fren sisteminin arızalanmasına
D
Yakıt tüketiminin azalmasına
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kış koşulları için tasarlanmış özel lastiklerin, sıcak hava ve zemin koşullarının hakim olduğu yaz aylarında kullanılmasının yaratacağı temel sonucun ne olduğu sorulmaktadır. Bu soruyu doğru cevaplamak için kış ve yaz lastiklerinin temel yapısal farklarını bilmek gerekir. Her lastik tipi, belirli sıcaklık aralıklarında en iyi performansı göstermek üzere üretilir.

Doğru Cevap: b) Lastiklerin daha çabuk aşınmasına

Kış lastikleri, 7°C'nin altındaki soğuk hava koşullarında sertleşip yol tutuşunu kaybetmemesi için çok daha yumuşak bir kauçuk (hamur) karışımından üretilir. Yaz aylarında ise asfaltın sıcaklığı 50-60°C'yi bulabilir. Bu yüksek sıcaklık, kış lastiğinin zaten yumuşak olan hamurunu iyice gevşetir ve adeta sakız gibi bir kıvama getirir. Bu aşırı yumuşak yapı, lastiğin sıcak asfalta daha fazla sürtünmesine ve normalden çok daha hızlı bir şekilde eriyerek aşınmasına yol açar. Bu durum, lastiğin ömrünü ciddi şekilde kısaltır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Aracın maksimum hızının artmasına: Bu ifade tamamen yanlıştır. Aksine, yazın kullanılan kış lastikleri aşırı yumuşadığı için yol tutuşu zayıflar ve özellikle yüksek hızlarda araç dengesini olumsuz etkiler. Güvenli bir sürüş sağlamadığı gibi aracın performansını artırmaz, bilakis düşürür.
  • c) Fren sisteminin arızalanmasına: Bu seçenek yanıltıcıdır. Yazın kış lastiği kullanmak, lastiğin yolu iyi tutamaması nedeniyle fren mesafesini tehlikeli bir şekilde uzatır. Ancak bu durum, fren diskleri, balatalar veya hidrolik sistem gibi fren sisteminin mekanik parçalarında doğrudan bir arızaya neden olmaz. Sorun lastiğin performansındadır, fren sisteminin kendisinde değil.
  • d) Yakıt tüketiminin azalmasına: Bu ifade de doğru değildir, tam tersi bir durum yaşanır. Yumuşak hamurlu kış lastiği sıcak asfalta daha fazla yapışır ve bu da "yuvarlanma direncini" artırır. Motor, tekerlekleri döndürmek için bu artan dirence karşı daha fazla güç harcamak zorunda kalır. Bu da yakıt tüketiminin azalmasına değil, belirgin bir şekilde artmasına neden olur.

Özetle; her lastik kendi mevsiminde kullanılmalıdır. Yazın kış lastiği kullanmak, hem lastiklerin çok çabuk yıpranmasına yol açarak ekonomik zarar yaratır hem de artan fren mesafesi ve azalan yol tutuşu nedeniyle sürüş güvenliğini ciddi anlamda tehlikeye atar.

Soru 38
Şekilde soru işareti (?) ile gösterilen ve vites kutusundan gelen hareketin diferansiyele iletilmesini sağlayan güç aktarma organının adı nedir?
A
Şaft 
B
Aks
C
Volan 
D
Kavrama
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın güç aktarma sisteminde yer alan ve şekilde soru işareti ile gösterilen parçanın ismi sorulmaktadır. Sorunun metninde bu parçanın görevinin, vites kutusundan (şanzımandan) aldığı dönme hareketini diferansiyele iletmek olduğu da belirtilmiştir. Bu tanım ve görsel, doğru cevabı bulmamız için kilit bilgiler içermektedir.

Doğru cevap a) Şaft seçeneğidir. Şaft (kardan mili olarak da bilinir), motorun ürettiği ve vites kutusu tarafından düzenlenen dönme hareketini, aracın arkasında bulunan diferansiyele taşıyan uzun, mil şeklindeki bir güç aktarma organıdır. Şekilde de görüldüğü gibi, vites kutusunun çıkışından başlayıp diferansiyelin girişine kadar uzanan bu parça tam olarak şafttır. Bu nedenle, soru metnindeki tanım ve görseldeki konum, şaftı işaret etmektedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu seçenekleri ve görevlerini inceleyelim:

  • b) Aks: Akslar, diferansiyelden çıkan hareketi tekerleklere ileten millerdir. Yani, güç aktarma sisteminde şafttan sonra yer alırlar. Şekilde diferansiyelin iki yanından tekerleklere doğru uzanan kısa miller akslardır. Soru işaretinin gösterdiği yer ise diferansiyel ile vites kutusu arasındadır.
  • c) Volan: Volan, motorun krank milinin ucunda bulunan ve motorun daha sarsıntısız çalışmasını sağlayan ağır bir disktir. Aynı zamanda kavrama (debriyaj) sisteminin bir parçasıdır ve motor ile vites kutusu arasında yer alır. Gösterilen uzun mil ile hiçbir ilgisi yoktur.
  • d) Kavrama: Kavrama (debriyaj sistemi), motor ile vites kutusu arasındaki güç akışını isteğe bağlı olarak kesip tekrar bağlamaya yarar. Sürücünün vites değiştirmesine olanak tanır. Konum olarak vites kutusundan önce bulunur ve şekilde gösterilen parça değildir.

Özetle, güç aktarma organlarının sıralaması genellikle şu şekildedir: Motor → Volan → Kavrama → Vites Kutusu → Şaft → Diferansiyel → Akslar → Tekerlekler. Bu sıralamayı bildiğinizde, vites kutusu ile diferansiyel arasındaki bağlantıyı sağlayan parçanın şaft olduğunu kolayca anlayabilirsiniz.

Soru 39
Lastiklerin hava basıncı dengesiz olursa frenleme anında aşağıdakilerden hangisi olur?
A
Araç bir tarafa çeker. 
B
Fren pedalı sertleşir. 
C
Frenlerden ses gelir. 
D
Fren hidroliği azalır.
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın lastiklerindeki hava basınçlarının birbirinden farklı, yani dengesiz olmasının, fren yapıldığı anda ne gibi bir sonuç doğuracağı sorulmaktadır. Bu durum, aracın yol tutuşunu ve güvenliğini doğrudan etkileyen önemli bir konudur. Doğru ve dengeli lastik basıncı, aracın hem performansını hem de güvenliğini sağlamak için kritik bir rol oynar.

Doğru Cevap: a) Araç bir tarafa çeker.

Doğru cevabın neden "Araç bir tarafa çeker" olduğunu açıklayalım. Lastiklerin yere temas eden yüzeyi, yol tutuşunu belirler. Bir lastiğin hava basıncı diğerinden düşükse, düşük basınçlı lastiğin yola temas eden yüzeyi daha fazla yayılır ve şekli bozulur. Frenleme anında, her lastiğe binen yük ve fren kuvveti farklılaşır. Basıncı normal olan lastik daha iyi bir yol tutuşu sağlarken, basıncı düşük olan lastik daha zayıf bir tutunma sergiler. Bu yol tutuşu dengesizliği, fren kuvvetinin tekerleklere eşit dağılmamasına neden olur ve araç, yol tutuşu daha iyi olan veya frenleme kuvveti daha etkili olan tarafa doğru çekme yapar.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Fren pedalı sertleşir: Fren pedalının sertleşmesi, genellikle fren hidrolik sistemindeki bir sorundan, özellikle de fren servosu (westinghouse) arızasından veya vakum hortumlarındaki bir sızıntıdan kaynaklanır. Bu durumun lastiklerin hava basıncıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. Lastik basıncı, fren sisteminin mekanik veya hidrolik işleyişini etkilemez.
  • c) Frenlerden ses gelir: Frenlerden gelen sesler (gıcırdama, sürtünme vb.) çoğunlukla fren balatalarının veya disklerinin aşınmış olmasından, aralarına yabancı bir cisim girmesinden veya sistemdeki mekanik bir sorundan kaynaklanır. Bu da yine lastik basıncından bağımsız bir durumdur ve doğrudan fren donanımıyla ilgilidir.
  • d) Fren hidroliği azalır: Fren hidroliğinin azalması, fren sisteminde bir sızıntı olduğu anlamına gelir. Bu sızıntı fren hortumlarında, rekorlarda veya fren merkezinde olabilir. Bu çok tehlikeli bir durumdur ve frenlerin tutmamasına neden olabilir, ancak lastiklerin hava basıncı ile hiçbir bağlantısı yoktur.

Özetle, lastik hava basınçları arasındaki dengesizlik, tekerleklerin yola tutunma kabiliyetini farklılaştırır. Fren yapıldığında bu farklılık, aracın dengesini bozarak bir yöne doğru çekmesine sebep olur. Bu nedenle aracınızın lastik basınçlarını düzenli olarak kontrol etmek ve üreticinin tavsiye ettiği değerlerde tutmak, sürüş güvenliği için hayati öneme sahiptir.

Soru 40
Buji ile ateşlemeli motorlarda emme zamanında silindirlere hangisi alınır?
A
Yakıt-hava karışımı
B
Sadece hava
C
Sadece yakıt
D
Hidrolik yağı
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, "buji ile ateşlemeli motor" olarak da bilinen benzinli motorların çalışma prensibi sorgulanmaktadır. Sorunun odak noktası, motorun dört zamanından ilki olan "emme zamanında" silindire neyin alındığıdır. Bu motor tipinin nasıl çalıştığını anlamak, doğru cevabı bulmak için kilit öneme sahiptir. Motorların verimli bir şekilde çalışabilmesi için belirli adımları sırayla takip etmesi gerekir. Buji ile ateşlemeli motorlar genellikle dört zamanlı çevrimle çalışır. Bu zamanlar şunlardır:
  • 1. Emme Zamanı: Pistonun aşağı hareket ederek silindir içine karışımı çektiği zaman.
  • 2. Sıkıştırma Zamanı: Pistonun yukarı hareket ederek silindirdeki karışımı sıkıştırdığı zaman.
  • 3. Ateşleme (İş) Zamanı: Sıkışan karışımın buji tarafından ateşlenmesiyle pistonun itildiği ve güç üretildiği zaman.
  • 4. Egzoz Zamanı: Yanmış gazların pistonun yukarı hareketiyle silindirden dışarı atıldığı zaman.

Doğru cevap a) Yakıt-hava karışımı'dır. Çünkü benzinli motorlarda yanma olayının gerçekleşebilmesi için yakıtın (benzin) ve havanın (içindeki oksijen) belirli bir oranda bir araya gelmesi şarttır. Emme zamanında piston silindir içinde aşağı doğru hareket ederken bir vakum etkisi oluşturur ve emme supabı açılır. Bu esnada, karbüratör veya modern araçlardaki enjeksiyon sistemi tarafından önceden hazırlanmış olan yakıt ve hava karışımı silindirin içine dolar.

b) Sadece hava seçeneği yanlıştır, çünkü bu durum dizel motorların çalışma prensibidir. Dizel motorlarda emme zamanında silindire sadece hava alınır, bu hava sıkıştırma zamanında çok yüksek basınçla sıkıştırılarak aşırı derecede ısıtılır. Ateşleme zamanında ise bu sıcak havanın üzerine yakıt püskürtülür ve yakıt kendi kendine tutuşur. Benzinli motorlarda ateşleme buji ile yapıldığı için karışımın önceden hazır olması gerekir.

c) Sadece yakıt seçeneği de yanlıştır. Yanma reaksiyonu için yakıtın bir yakıcıya, yani oksijene ihtiyacı vardır. Hava olmadan sadece yakıt silindire alınırsa, buji kıvılcım çaksa bile yanma gerçekleşmez ve motor güç üretemez. Bu nedenle yakıtın mutlaka hava ile karışması zorunludur.

d) Hidrolik yağı seçeneği ise konuyla tamamen alakasızdır. Hidrolik yağı, motorun yanma odasına giren bir sıvı değildir; genellikle hidrolik direksiyon, fren sistemleri (fren hidroliği olarak) gibi mekanizmalarda basınç ve güç iletimi için kullanılır. Yanma sürecinde hiçbir rolü yoktur ve silindire alınması motor için çok ciddi arızalara yol açar.

Soru 41
Dizel motorlarda sıkıştırılmış hava üzerine enjektörle aşağıdakilerden hangisi püskürtülür?
A
Benzin 
B
Motorin
C
Antifriz 
D
Su buharı
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, dizel motorların çalışma prensibinin en temel adımlarından biri olan ateşleme sürecinin nasıl gerçekleştiği sorgulanmaktadır. Soru, piston tarafından sıkıştırılarak çok yüksek sıcaklıklara ulaşan havanın üzerine, yanmayı başlatmak için neyin püskürtüldüğünü bilmenizi ölçmektedir. Bu, dizel ve benzinli motorlar arasındaki en temel farklardan biridir.

Doğru cevap b) Motorin seçeneğidir. Dizel motorların çalışma mantığı, havayı aşırı derecede sıkıştırarak ısıtmaya dayanır. Silindirin içine önce sadece hava alınır ve piston bu havayı yaklaşık 16:1 ila 22:1 gibi yüksek bir oranda sıkıştırır. Bu yüksek basınç, havanın sıcaklığını 500-700°C gibi yakıtın kendiliğinden tutuşma sıcaklığının üzerine çıkarır. Tam bu anda enjektör, yüksek basınçla bu kızgın havanın içine motorin (dizel yakıtı) püskürtür ve yakıt anında alev alarak patlar, böylece güç üretilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Benzin: Benzin, benzinli motorlarda kullanılan bir yakıttır ve dizel motorlardan farklı bir çalışma prensibine sahiptir. Benzinli motorlarda hava-yakıt karışımı birlikte sıkıştırılır ve ateşleme bir buji tarafından çıkarılan kıvılcımla sağlanır. Benzin, dizel motordaki gibi yüksek sıcaklıktaki havaya püskürtülürse kontrolsüz bir şekilde ve çok erken patlayarak "vuruntu"ya neden olur, bu da motora ciddi zararlar verebilir.
  • c) Antifriz: Antifriz, motorun soğutma sisteminde dolaşan bir sıvıdır. Temel görevi, motorun çalışma sıcaklığını dengede tutmak ve kışın soğutma sıvısının donmasını önlemektir. Antifrizin yanma odası veya yakıt sistemi ile hiçbir ilgisi yoktur; yanıcı bir madde değildir.
  • d) Su buharı: Su buharı bir yakıt değildir. Aksine, yanma olayını söndürücü bir etkiye sahiptir. Sıkıştırılmış sıcak havanın üzerine su buharı püskürtmek, sıcaklığı düşürerek motorinin ateşlenmesini engeller ve motorun çalışmasını durdurur. Su buharı, yanma sonucunda egzozdan atılan bir üründür, yanmayı başlatan bir unsur değildir.
Soru 42
Seyir hâlindeyken araçtan "sürekli yakıt kokusu" alınması durumunda aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
Açık camlar kapatılır.
B
Önemsenmez yola devam edilir.
C
Lastiklerin hava basıncı kontrol edilir.
D
Trafik kurallarına uyarak durulur ve kontak kapatılır.
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, seyir halindeyken aracınızdan sürekli ve belirgin bir yakıt kokusu gelmesi gibi acil bir durumda yapılması gereken doğru davranış sorgulanmaktadır. Bu durum, potansiyel bir yakıt sızıntısının ve dolayısıyla ciddi bir yangın tehlikesinin habercisidir. Sürücünün bu tehlikeyi fark edip en güvenli ve mantıklı adımı atması beklenir.

Doğru cevap olan d) Trafik kurallarına uyarak durulur ve kontak kapatılır seçeneği, can ve mal güvenliğini önceliklendiren tek mantıklı eylemdir. Aracı hemen güvenli bir yere (örneğin emniyet şeridine veya bir cephe) çekmek, hem kendi güvenliğiniz hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği için ilk adımdır. Kontak kapatıldığında ise, motorun çalışması durur ve yakıt pompasının yakıt göndermesi engellenir; bu, olası bir sızıntının devam etmesini yavaşlatır ve motorun sıcak parçalarının veya bir elektrik kıvılcımının yakıtı tutuşturma riskini en aza indirir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Açık camlar kapatılır: Bu seçenek tehlikelidir çünkü sorunu çözmez, sadece kokuyu geçici olarak içeri almamayı hedefler. Yakıt sızıntısı devam ederken camları kapatmak, araç içinde tehlikeli yakıt buharının birikmesine bile neden olabilir. Bu, temel sorunu görmezden gelmektir.
  • b) Önemsenmez yola devam edilir: Bu, verilebilecek en yanlış ve tehlikeli karardır. Sürekli yakıt kokusu, her an bir yangına veya patlamaya dönüşebilecek ciddi bir arızanın işaretidir. Yola devam etmek, hem kendinizi hem de trafikteki diğer herkesi büyük bir riske atmak anlamına gelir.
  • c) Lastiklerin hava basıncı kontrol edilir: Bu seçenek konuyla tamamen alakasızdır. Yakıt kokusu, aracın yakıt sistemiyle (depo, borular, enjektörler vb.) ilgili bir sorundur; lastiklerin hava basıncıyla hiçbir bağlantısı yoktur. Bu, dikkati başka yöne çekmek için konulmuş bir çeldirici cevaptır.

Özetle, araçta sürekli bir yakıt kokusu almak, acil durum olarak kabul edilmelidir. Bu durumda yapılması gereken tek doğru hareket, aracı derhal trafik kurallarına uygun şekilde güvenli bir yere çekip, motoru ve elektrik sistemini durdurmak için kontağı kapatmaktır. Ardından profesyonel yardım (yol yardımı, tamirci) çağrılmalıdır.

Soru 43
Araçta yakıt tasarrufu sağlamak için aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
Motor yüksek devirde kullanılır.
B
Eskiyen buji kabloları değiştirilir.
C
Trafiğin yoğun olduğu yollar seçilir.
D
Araç, yokuş aşağı inerken vites boşa alınıp kontak kapatılır.
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın daha az yakıt tüketmesi, yani yakıt tasarrufu yapması için uygulanması gereken doğru davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Yakıt tasarrufu, hem sürücünün bütçesine katkı sağlar hem de çevreye salınan zararlı gazları azaltır. Bu nedenle araç bakımı ve sürüş teknikleriyle ilgili doğru uygulamaları bilmek, ehliyet sınavı için oldukça önemlidir.

Doğru Cevap: b) Eskiyen buji kabloları değiştirilir.

Buji kabloları, ateşleme sisteminin önemli bir parçasıdır. Görevleri, motordaki bujilere ateşleme için gerekli olan yüksek elektrik akımını iletmektir. Zamanla bu kablolar eskir, yıpranır ve elektrik iletkenliğini kaybeder. Bu durumda bujilere yeterli akım gitmez ve silindir içindeki yakıt-hava karışımı tam olarak yanamaz.

Eskiyen kabloların yenileriyle değiştirilmesi, ateşlemenin verimli ve tam zamanında olmasını sağlar. Tam ve verimli yanma, motorun gücünü artırır ve yakıtın israf edilmesini önleyerek doğrudan yakıt tasarrufu sağlar. Bu seçenek, aracın periyodik bakımının yakıt ekonomisi üzerindeki olumlu etkisini vurgulamaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Motor yüksek devirde kullanılır: Motoru yüksek devirde kullanmak, yani sürekli olarak bağırtmak, motorun daha fazla çalışmasına ve daha sık ateşleme yapmasına neden olur. Bu durum, yakıt tüketimini önemli ölçüde artırır. Tasarruf için ideal olan, aracı sakin kullanmak ve vitesleri doğru zamanda (genellikle 2000-3000 devir aralığında) değiştirerek motoru yormamaktır.
  • c) Trafiğin yoğun olduğu yollar seçilir: Yoğun trafik, sürekli dur-kalk yapmayı gerektirir. Aracın en çok yakıt tükettiği anlardan biri, durur halden harekete geçtiği ilk kalkış anıdır. Ayrıca, trafikte rölantide (boşta) beklemek de yakıtın boşa harcanmasına neden olur. Tasarruf için akıcı trafiğin olduğu, daha az dur-kalk yapılacak yollar tercih edilmelidir.
  • d) Araç, yokuş aşağı inerken vites boşa alınıp kontak kapatılır: Bu seçenek, yakıt tasarrufu sağlamadığı gibi son derece tehlikeli ve kesinlikle yapılmaması gereken bir davranıştır. Kontağı kapatmak, direksiyonun kilitlenmesine ve fren sisteminin (fren hidroliği desteği) devre dışı kalmasına neden olabilir. Ayrıca, yeni nesil enjeksiyonlu araçlarda yokuş aşağı inerken vites boşa alınmaz, aksine araç viteste bırakılır. Bu durumda "yakıt kesme" (cut-off) özelliği devreye girer ve araç hiç yakıt tüketmez. Aracı boşa almak ise motorun rölantide çalışmaya devam etmesi için yakıt harcamasına neden olur.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi, araç arızalandığında durma veya mecburi park etme durumunda kullanılır?
A
Sis lambaları
B
Plaka lambaları
C
İç aydınlatma lambaları
D
Acil uyarı (dörtlü ikaz) lambaları
44 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte seyahat ederken aracınızın beklenmedik bir şekilde arızalanması veya yol kenarında mecburi olarak durmanız gerektiğinde, diğer sürücüleri uyarmak için hangi aydınlatma sistemini kullanmanız gerektiği sorulmaktadır. Bu durum, hem sizin hem de trafikteki diğer kişilerin güvenliği için hayati önem taşıyan bir güvenlik önlemidir. Doğru aydınlatma sistemini kullanmak, olası kazaları önlemek için ilk ve en önemli adımdır.

Doğru cevap d) Acil uyarı (dörtlü ikaz) lambaları seçeneğidir. Çünkü bu lambalar, aracın bir tehlike oluşturduğunu veya acil bir durumda olduğunu diğer sürücülere bildirmek amacıyla tasarlanmıştır. Dörtlü ikaz lambaları yandığında, aracın ön ve arkasındaki tüm sinyal lambaları aynı anda yanıp sönerek dikkat çeker ve diğer sürücülerin yavaşlaması, dikkatli olması ve gerekirse şerit değiştirmesi için güçlü bir görsel uyarı oluşturur. Karayolları Trafik Kanunu'na göre arıza veya acil duraklama hallerinde bu lambaların kullanılması zorunludur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sis lambaları: Sis lambaları, isminden de anlaşılacağı gibi, görüş mesafesinin düştüğü sisli, karlı veya şiddetli yağmurlu havalarda yolu daha iyi görmek ve görünür olmak için kullanılır. Bir arıza durumu için tasarlanmamışlardır ve standart bir uyarı sinyali vermezler. Gereksiz yere kullanıldıklarında diğer sürücülerin gözünü kamaştırabilirler.
  • b) Plaka lambaları: Plaka lambalarının görevi, gece saatlerinde veya görüşün yetersiz olduğu durumlarda aracın arka plakasının okunur olmasını sağlamaktır. Diğer sürücülere bir tehlike bildirme veya uyarıda bulunma gibi bir işlevi yoktur. Sürekli yanan, küçük ve düşük güçlü ışıklardır.
  • c) İç aydınlatma lambaları: İç aydınlatma lambaları, sadece araç içerisindeki sürücü ve yolcuların görüşü için kullanılır. Dışarıdan fark edilmesi zordur ve trafikteki diğer araçlar için bir uyarı anlamı taşımaz. Güvenlik açısından herhangi bir dış sinyal görevi yoktur.

Özetle, bir araç arızalandığında veya tehlikeli bir şekilde durmak zorunda kaldığında, bu durumu trafikteki diğer tüm unsurlara en etkili ve doğru şekilde bildiren sistem acil uyarı lambalarıdır. Bu nedenle, bu gibi durumlarda dörtlü ikaz lambalarını yakmak, hem yasal bir zorunluluk hem de kazaları önlemek için alınması gereken temel bir güvenlik önlemidir.

Soru 45

Trafik denetim görevlileriyle iletişim kuran sürücünün, trafik adabı açısından özen göstermesi gereken davranış şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A
Karşısındaki kişiyi suçlaması
B
Empati kurmaktan kaçınması
C
Karşısındaki kişiye saygı duyması
D
Karşısındaki kişiyi dinlemekten kaçınması
45 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün trafik denetimi sırasında görevli bir memur ile iletişim kurarken "trafik adabı" açısından nasıl davranması gerektiği sorgulanmaktadır. Trafik adabı, sadece kurallara uymak değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı saygılı, sabırlı ve anlayışlı olmayı da içeren bir davranış bütünüdür. Bu soru, sürücünün bu tür bir durumda sergilemesi gereken olumlu tutumu ölçmeyi amaçlamaktadır.

Doğru Cevap: c) Karşısındaki kişiye saygı duyması

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, saygının sağlıklı ve doğru bir iletişimin temelini oluşturmasıdır. Trafik denetim görevlisi, kanunların kendisine verdiği yetkiyle görevini yapmaktadır. Sürücü, bir hata yapmış olsa da olmasa da, karşısındaki görevliye saygılı bir üslupla yaklaşmalıdır. Sakin kalmak, görevlinin talimatlarını dikkatle dinlemek ve saygılı bir dil kullanmak, hem olası bir gerginliği önler hem de sürücünün olgun ve sorumlu bir birey olduğunu gösterir. Bu davranış, trafik adabının en temel gerekliliklerinden biridir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • a) Karşısındaki kişiyi suçlaması: Bu davranış, tamamen yanlış ve yapıcı olmayan bir tutumdur. Bir denetim anında görevliyi suçlamak, durumu kişiselleştirmek ve gerginliği artırmaktan başka bir işe yaramaz. Sorumluluktan kaçmak ve savunmacı bir tavır sergilemek, trafik adabına tamamen aykırıdır ve iletişimi koparır.
  • b) Empati kurmaktan kaçınması: Empati, kendini karşısındaki kişinin yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmaktır. Trafik görevlisinin de zorlu şartlar altında çalıştığını, işinin bir parçası olarak denetim yaptığını düşünmek empati kurmaktır. Empatiden kaçınmak, bencil ve anlayışsız bir davranış olup, trafik adabının gerektirdiği hoşgörü ve anlayış ilkesiyle çelişir.
  • d) Karşısındaki kişiyi dinlemekten kaçınması: İletişimin en önemli unsurlarından biri dinlemektir. Trafik görevlisinin ne söylediğini, hangi uyarıda veya bilgilendirmede bulunduğunu anlamak için onu dikkatle dinlemek gerekir. Dinlemekten kaçınmak, hem büyük bir saygısızlık hem de durumu anlamayı engelleyen bir davranıştır. Bu tutum, yanlış anlaşılmalara ve sorunların büyümesine neden olabilir.

Özetle, bir trafik denetimi sırasında sürücüden beklenen en temel ve doğru davranış, durumu ne olursa olsun sakinliğini koruyarak karşısındaki görevliye saygı duymasıdır. Bu tavır, hem yasalara hem de toplumsal kurallara uyum sağlayan, bilinçli bir sürücünün özelliğidir.

Soru 46

Trafik kazası geçiren kişiler:

I. Canlarına bir zarar gelmese bile psikolojik olarak zarar görürler.

II. Kişilerin bu bozuk psikolojileri ailelerin eve topluma olumsuz yansır.

Verilenler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A
I. doğru, II. yanlış
B
I. yanlış, II. doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
46 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasının sadece fiziksel sonuçlarını değil, aynı zamanda kazaya karışan kişiler ve çevreleri üzerindeki psikolojik ve sosyal etkilerini anlayıp anlamadığınız ölçülmektedir. Soru, size iki öncül (I ve II) sunmakta ve bu öncüllerin doğruluğunu değerlendirmenizi istemektedir. Şimdi bu öncülleri ve seçenekleri adım adım inceleyelim.

I. Öncülün Değerlendirilmesi: "Canlarına bir zarar gelmese bile psikolojik olarak zarar görürler."

Bu ifade kesinlikle doğrudur. Trafik kazası, saniyeler içinde gerçekleşen ve kişinin hayatını tehlikeye atan son derece stresli bir olaydır. Kaza anında yaşanan korku, şok ve panik, kişide derin izler bırakabilir. Fiziksel bir yara almamış olmak, bu olayın zihinsel ve duygusal etkilerinden muaf olunduğu anlamına gelmez. Kazadan sonra kişilerde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), anksiyete, araç kullanma korkusu (vehophobia), uykusuzluk ve sinirlilik gibi psikolojik sorunlar görülebilir.

II. Öncülün Değerlendirilmesi: "Kişilerin bu bozuk psikolojileri ailelerine ve topluma olumsuz yansır."

Bu ifade de doğrudur ve birinci öncülün doğal bir sonucudur. Psikolojik olarak zor bir süreçten geçen bir bireyin davranışları ve ruh hali kaçınılmaz olarak sosyal çevresini etkiler. Örneğin, kaza sonrası sürekli gergin ve sinirli olan bir kişi, ailesiyle olan iletişiminde sorunlar yaşayabilir. İşine odaklanmakta zorlanabilir, bu da iş verimini düşürerek toplumsal hayata olumsuz yansır. Dolayısıyla, bireyin yaşadığı psikolojik travma, bir dalga gibi yayılarak önce ailesini, sonra da içinde bulunduğu toplumu etkiler.

Seçeneklerin İncelenmesi

  • a) I. doğru, II. yanlış: Bu seçenek yanlıştır. Çünkü birinci öncülde belirtilen psikolojik zararın, kişinin sosyal çevresini etkilememesi düşünülemez. İnsan sosyal bir varlıktır ve yaşadığı olumsuzluklar çevresine yansır.
  • b) I. yanlış, II. doğru: Bu seçenek de mantıksal olarak tutarsız ve yanlıştır. Eğer birinci öncülün yanlış olduğunu, yani kişilerin psikolojik olarak zarar görmediğini varsayarsak, ortada aileye ve topluma yansıyacak olumsuz bir psikoloji de olmazdı.
  • c) Her ikisi de doğru: Bu seçenek doğru cevaptır. Yukarıda açıkladığımız gibi, trafik kazaları fiziksel hasar olmasa bile ciddi psikolojik travmalara yol açar (I. öncül) ve bu travmalar kişinin ailesini ve toplumu olumsuz etkiler (II. öncül).
  • d) Her ikisi de yanlış: Bu seçenek, trafik kazalarının insani boyutunu tamamen göz ardı ettiği için yanlıştır. Kazaların sadece maddi hasar ve fiziksel yaralanmalardan ibaret olmadığını bilmek, sorumlu bir sürücü olmanın gereğidir.

Özetle, bu soru bize bir sürücü adayının sadece trafik kurallarını değil, aynı zamanda trafiğin insani ve toplumsal yönlerini de anlaması gerektiğini hatırlatır. Bir kaza, metal ve cam yığınından çok daha fazlasıdır; insanların ruhunda ve sosyal ilişkilerinde derin izler bırakabilen ciddi bir olaydır. Bu nedenle her iki ifade de doğrudur.

Soru 47
• Kaza sonrası meydana gelen maddi hasar miktarı • İş gücü kaybının yanı sıra yaralıların tedavi süreçleri ve maliyeti Trafik kazalarıyla ilgili olarak verilenler, aşağıdakilerden hangisini olumsuz yönde etkiler?
A
Ülke ekonomisini
B
Kasko sigortasının önemini
C
Bireylerde trafik bilincinin oluşmasını
D
Taşıt güvenlik donanımlarının gelişimini
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarının yol açtığı iki önemli sonucun, yani maddi hasarlar ile yaralanmalara bağlı iş gücü kaybı ve tedavi masraflarının, verilen seçeneklerden hangisi üzerinde olumsuz bir etki yarattığı sorulmaktadır. Sorunun temel amacı, bir trafik kazasının sadece kazaya karışan kişileri değil, daha geniş bir çerçevede toplumu ve devleti nasıl etkilediğini anlamanızı ölçmektir.

Doğru cevap a) Ülke ekonomisini seçeneğidir. Çünkü soruda belirtilen her iki durum da doğrudan ve büyük ölçekte ülke ekonomisine zarar verir. Kaza sonrası oluşan maddi hasarlar, araçların onarımı veya değiştirilmesi için harcanan parayı ifade eder. Aynı zamanda, yaralıların uzun süren tedavi süreçleri sağlık sistemine büyük bir mali yük getirir ve bu kişiler çalışamadığı için üretimde bir düşüş (iş gücü kaybı) yaşanır. Tüm bu masraflar ve kayıplar birleştiğinde, ülke ekonomisi üzerinde ciddi bir olumsuz etki yaratır.

Peki, diğer seçenekler neden yanlıştır? Onları da tek tek inceleyelim:
  • b) Kasko sigortasının önemini: Trafik kazaları, kasko sigortasının önemini olumsuz yönde etkilemez, tam tersine olumlu yönde etkiler. İnsanlar, kazaların ne kadar büyük maddi hasarlara yol açabileceğini gördüklerinde, kendilerini güvence altına almak için kasko sigortası yaptırmanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlarlar. Yani kazalar, sigortanın önemine dair farkındalığı artırır.
  • c) Bireylerde trafik bilincinin oluşmasını: Kazalar, bireylerde trafik bilincinin oluşmasını da olumsuz etkilemez; aksine bu bilincin artmasına neden olabilir. Bir kaza yaşamak veya bir kazaya tanık olmak, sürücüleri ve yayaları trafik kurallarına uyma, daha dikkatli olma ve risklerden kaçınma konusunda daha bilinçli hale getirir. Dolayısıyla bu etki olumsuzdur denemez.
  • d) Taşıt güvenlik donanımlarının gelişimini: Kazalar, taşıt güvenlik donanımlarının gelişimini kesinlikle olumsuz etkilemez. Tam tersine, otomobil üreticileri ve mühendisler, gerçekleşen kazaları analiz ederek araçları nasıl daha güvenli hale getirebileceklerini araştırırlar. Hava yastıkları, ABS fren sistemleri, elektronik stabilite programları gibi birçok güvenlik donanımı, kaza verilerinin incelenmesiyle geliştirilmiştir. Yani kazalar, bu alanda gelişimi teşvik eden olumlu bir rol oynar.

Özetle, trafik kazalarının yol açtığı maddi kayıplar ve tedavi masrafları, diğer seçeneklerdeki gibi farkındalığı veya gelişimi artırmak yerine, doğrudan paranın ve üretkenliğin kaybedilmesine neden olur. Bu durum, en geniş kapsamda ülke ekonomisine zarar verir. Bu nedenle doğru cevap "Ülke ekonomisini" seçeneğidir.

Soru 48
Kentlerimizin en büyük sorunlarından biri olan trafik sıkışıklığında trafiği açmayacağını bile bile sürekli korna çalarak, çevrede bulunanların gürültü kirliliğine maruz bırakılması hâli, trafikte hangi temel değere sahip olunmadığını gösterir?
A
Öfke 
B
Sabır
C
İnatlaşma 
D
Aşırı tepki
48 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik sıkışıklığı gibi değiştirilmesi sürücünün elinde olmayan bir durumda, sürekli korna çalarak hem kendine hem de çevresine zarar veren bir sürücünün davranışının altında yatan temel eksiklik sorulmaktadır. Sürücünün bu davranışı, trafikteki en önemli değerlerden birine sahip olmadığını göstermektedir. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Sabır

Doğru cevabın sabır olmasının sebebi, soruda anlatılan durumun tam olarak sabırsızlık örneği olmasıdır. Sabır, zorlu veya can sıkıcı bir durum karşısında sakin kalabilme, metanetli bir şekilde bekleme ve olumsuz tepkiler vermekten kaçınma erdemidir. Trafik sıkışıklığı, sürücünün kontrolü dışındadır ve bu durumu korna çalarak değiştirmek mümkün değildir. Bunu bildiği halde korna çalan sürücü, bekleme ve durumu olduğu gibi kabul etme yeteneğinden, yani sabır değerinden yoksundur.

Trafikte sabırlı olmak, hem sürücünün kendi ruh sağlığını koruması hem de diğer yol kullanıcıları ve çevredekilerle saygılı bir iletişim kurması için temel bir gerekliliktir. Sabırsızlık ise strese, agresif davranışlara ve sorudaki gibi gürültü kirliliğine yol açar. Bu nedenle, bu davranışın temelinde yatan eksiklik sabırdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Öfke: Öfke, sabırsızlığın bir sonucu olarak ortaya çıkan bir duygudur. Sürücü sabırsız olduğu için öfkelenir ve korna çalar. Ancak soru, bu davranışın altında yatan temel değeri sormaktadır. Öfke bir duygu iken, sabır bir değer ve karakter özelliğidir. Sabır eksikliği, öfkeye yol açan asıl sebeptir. Bu yüzden öfke, sonuçtur, kök neden değildir.
  • c) İnatlaşma: İnatlaşma, genellikle başka bir sürücüyle veya bir kuralla karşılıklı bir direniş halini ifade eder. Örneğin, yol vermemek için inatlaşmak veya yanlış yere park etmekte ısrar etmek gibi. Sorudaki senaryoda sürücü, başka bir kişiyle değil, durumun kendisiyle mücadele etmektedir. Bu nedenle bu davranış, inatlaşmadan çok, durumun getirdiği zorluğa katlanamamayı, yani sabırsızlığı ifade eder.
  • d) Aşırı tepki: Sürekli korna çalmak, evet, duruma verilen aşırı bir tepkidir. Ancak "aşırı tepki" bir davranış biçiminin tanımıdır, eksik olan temel bir değeri ifade etmez. Soru, "Sürücü nasıl bir davranış sergiliyor?" diye sorsaydı "aşırı tepki" düşünülebilirdi. Fakat soru, "Hangi temel değere sahip olunmadığını gösterir?" diye sorduğu için, bu aşırı tepkinin kaynağı olan sabır eksikliğine odaklanmamız gerekir.
Soru 49
Trafik içinde hatalı davranış sergileyen bir sürücüyü uyarmak aşağıdakilerden hangisini azaltır?
A
Trafikteki araç sayısını
B
Sürücünün kaza yapma riskini
C
Yayaların yaya geçidini kullanma oranlarını
D
Diğer sürücülerin trafik kurallarına uyma yüzdelerini
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte tehlikeli veya yanlış bir hareket yapan bir sürücüyü uyarmanın getireceği olumlu ve doğrudan sonuç sorulmaktadır. Temel amaç, bu uyarının trafikteki hangi olumsuz durumu azalttığını bulmaktır. Bu, trafik adabı ve güvenliği ile ilgili temel bir prensibi ölçen bir sorudur.

Doğru Cevap: b) Sürücünün kaza yapma riskini

Trafikte yapılan her hata, bir kaza riskini beraberinde getirir. Örneğin, sinyal vermeden şerit değiştiren, aniden yavaşlayan veya tehlikeli bir şekilde başka bir araca yaklaşan bir sürücü, hem kendisi hem de diğerleri için bir tehlike oluşturur. Bu durumda yapılan yerinde ve nazik bir uyarı (kısa bir korna veya selektör gibi), sürücünün dikkatini toparlamasına ve yaptığı hatanın farkına varmasına yardımcı olur.

Hatasını fark eden sürücü, davranışını düzeltecektir. Bu düzeltme, o an ortaya çıkan kaza tehlikesini ortadan kaldırır veya önemli ölçüde azaltır. Dolayısıyla, bir sürücüyü uyarmak, doğrudan doğruya onun kaza yapma riskini azaltmaya yönelik en etkili eylemdir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Trafikteki araç sayısını: Bir sürücüyü uyarmanın, yoldaki toplam araç sayısı üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Bu seçenek, konuyla tamamen alakasızdır ve mantıksal bir bağlantı kurmaz. Uyarı, mevcut araçların daha güvenli hareket etmesini amaçlar, sayılarını değiştirmez.
  • c) Yayaların yaya geçidini kullanma oranlarını: Bir sürücüye yapılan uyarı, o anki bir durumu düzeltir ancak genel olarak yayaların davranışlarını etkilemez. Yayaların yaya geçidini kullanma oranı, genel trafik eğitimi, denetimler ve altyapı gibi çok daha geniş faktörlere bağlıdır. Tek bir uyarı, bu genel oranı değiştirecek bir etkiye sahip değildir.
  • d) Diğer sürücülerin trafik kurallarına uyma yüzdelerini: Uyarınız, sadece uyardığınız sürücünün davranışını etkileme potansiyeline sahiptir. Trafikteki diğer binlerce sürücünün kurallara uyma alışkanlıkları üzerinde bir etkisi olmaz. Hatta, agresif bir uyarı, trafikteki gerginliği artırarak diğer sürücülerin daha olumsuz davranışlar sergilemesine bile neden olabilir.

Özetle, trafikte hatalı bir sürücüyü uyarmanın temel ve en önemli amacı, potansiyel bir kazayı önlemektir. Bu eylem, tehlikeli durumu anında düzelterek kaza riskini azaltır ve trafik güvenliğine anlık bir katkı sağlar. Diğer seçenekler ise bu eylemin doğrudan ve mantıklı bir sonucu değildir.

Soru 50
Hangi özelliğe sahip olmayan sürücünün sabırsız, öfkeli, yorgun, stresli ve iletişim becerileri eksik bir kişi olma ihtimali daha fazladır?
A
Bencil
B
Hoşgörülü
C
Aşırı tepki gösteren
D
Görgüsüzce davranan
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücüde bulunmadığı zaman onu olumsuz davranışlara iten temel bir özelliğin ne olduğu sorulmaktadır. Yani, hangi pozitif karakter özelliğinin eksikliği; sürücüyü sabırsız, öfkeli, yorgun, stresli ve iletişim becerileri zayıf birine dönüştürür? Sorunun kilit noktası "sahip olmayan" ifadesidir, yani bizden eksik olan olumlu bir özelliği bulmamız isteniyor.

Doğru cevap "b) Hoşgörülü" seçeneğidir. Hoşgörü, trafikteki diğer sürücülerin ve yayaların yapabileceği hataları anlayışla karşılama, beklenmedik durumlara karşı sakin kalabilme ve sabır gösterebilme yeteneğidir. Bu temel özellik, sürücünün zihinsel ve duygusal dengesini korumasını sağlar ve güvenli sürüşün temelini oluşturur.

Bir sürücüde hoşgörü özelliği yoksa, yani kişi hoşgörüsüz ise, trafikte karşılaştığı en ufak bir hatayı bile kişisel bir saldırı olarak algılayabilir. Bu durum, anında sabırsızlığa ve öfkeye yol açar. Sürekli gergin bir şekilde araç kullanmak kişiyi stresli ve yorgun hale getirir ve diğer sürücülerle sağlıklı iletişim kurma becerisini (örneğin korna çalmak yerine anlayış göstermek gibi) ortadan kaldırır. Dolayısıyla, hoşgörünün eksikliği soruda sayılan tüm olumsuzlukların ana nedenidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Bencil, c) Aşırı tepki gösteren, d) Görgüsüzce davranan: Bu üç seçenek de zaten olumsuz sürücü özellikleridir. Soru ise hangi özelliğe "sahip olmayan" sürücünün kötü davrandığını soruyor. Örneğin, "bencil olmayan" bir sürücü veya "aşırı tepki göstermeyen" bir sürücü, tam tersine daha olumlu ve güvenli bir sürüş sergiler. Bu seçenekler, hoşgörüsüzlüğün bir sonucu olarak ortaya çıkan davranışlardır, eksikliği sorun yaratan temel bir özellik değildir.

Özetle, hoşgörü, trafikteki sosyal uyumun ve güvenliğin temel taşlarından biridir. Bu pozitif özelliğe sahip olmayan bir sürücünün, soruda belirtilen tüm olumsuz davranışları sergileme potansiyeli çok daha yüksektir. Diğer şıklar ise bu olumsuz durumun kendisi veya sonuçlarıdır, nedeni değil.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI