%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Rentek manevrası;

I. Solunum durması, yangın tehlikesi ve patlama gibi tehlikeli durumlarda,

II. Kazazedenin omuriliğine zarar vermeden araçtan çıkarılmasında kullanılır.

Verilenler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A
I. doğru, II. yanlış
B
I. yanlış, II. doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın önemli konularından biri olan Rentek manevrasının hangi durumlarda ve ne amaçla kullanıldığına dair verilen iki bilginin doğruluğu değerlendirilmektedir. Bu manevra, özellikle trafik kazalarında hayat kurtaran kritik bir tekniktir. Doğru cevabı ve nedenlerini adım adım inceleyelim.

I. Öncülün Değerlendirilmesi: "Solunum durması, yangın tehlikesi ve patlama gibi tehlikeli durumlarda kullanılır."

Bu ifade doğrudur. İlk yardımın temel kuralı, eğer hayati bir tehlike yoksa kazazedeyi kesinlikle yerinden oynatmamaktır. Ancak Rentek manevrası, tam da bu kuralın istisnasını oluşturan acil durumlar için tasarlanmıştır. Eğer olay yerinde bir yangın, patlama riski varsa veya kazazedenin solunumu durmuşsa (ve temel yaşam desteği için düz bir zemine alınması gerekiyorsa), kazazedeyi hızla ve güvenli bir şekilde araçtan çıkarmak zorunlu hale gelir. Bu nedenle, Rentek manevrası bu gibi tehlikeli ve acil durumlarda başvurulan bir yöntemdir.

II. Öncülün Değerlendirilmesi: "Kazazedenin omuriliğine zarar vermeden araçtan çıkarılmasında kullanılır."

Bu ifade de doğrudur. Rentek manevrasının asıl amacı, kazazedeyi araçtan çıkarırken baş, boyun ve gövde eksenini mümkün olduğunca sabit tutmaktır. Trafik kazalarında en büyük risklerden biri, bilinçsizce yapılan bir taşıma sırasında omuriliğin zarar görmesi ve kişinin felç kalmasıdır. Rentek manevrası, ilk yardımcının kendi kollarını kullanarak kazazedenin boynunu ve omurgasını desteklemesini sağlar, böylece omuriliğe zarar verme riski en aza indirilerek güvenli bir tahliye gerçekleştirilir.

Sonuç ve Seçeneklerin Analizi:

Her iki öncül de Rentek manevrasının temel özelliklerini doğru bir şekilde açıklamaktadır. Birinci öncül manevranın "ne zaman" (uygulama koşullarını), ikinci öncül ise "ne amaçla" (uygulama hedefini) yapıldığını belirtir. Bu bilgiler ışığında seçenekleri değerlendirelim:

  • a) I. doğru, II. yanlış: Bu seçenek yanlıştır, çünkü ikinci öncül de doğrudur.
  • b) I. yanlış, II. doğru: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü birinci öncül de doğrudur.
  • c) Her ikisi de doğru: Her iki ifadenin de Rentek manevrasını doğru tanımladığı için bu seçenek doğru cevaptır.
  • d) Her ikisi de yanlış: Bu seçenek tamamen yanlıştır, çünkü her iki bilgi de doğrudur.

Kısacası, Rentek manevrası, hem acil ve tehlikeli durumlarda hayat kurtarmak için başvurulan bir yöntemdir hem de bu işlem sırasında omuriliği korumayı amaçlayan özel bir tekniktir. Bu nedenle her iki ifade de doğrudur.

Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi, 112'nin aranması sırasında dikkat edilmesi gereken hususlardan biri değildir?
A
Kesin yer ve adres bilgilerini vermekten kaçınılması
B
Kimin, hangi numaradan aradığının bildirilmesi
C
112 merkezi tarafından sorulan sorulara net bir şekilde cevap verilmesi
D
Herhangi bir ilk yardım uygulaması yapıldıysa nasıl bir yardım verildiğinin belirtilmesi
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aradığımızda yapmamamız gereken, yani yanlış olan davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Sınavda bu tür "değildir" ile biten olumsuz sorulara özellikle dikkat etmek gerekir. Bu, doğru davranışları bilip, aralarından yanlış olanı seçmemiz gerektiği anlamına gelir.

Doğru Cevap: a) Kesin yer ve adres bilgilerini vermekten kaçınılması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, 112 arandığında yapılması gereken en önemli şeyin tam tersini ifade etmesidir. Acil yardım ekiplerinin (ambulans, itfaiye, polis) olay yerine hızlı ve doğru bir şekilde ulaşabilmesi için kesin ve net adres bilgisi hayati önem taşır. Adres vermekten kaçınmak veya eksik bilgi vermek, yardımın gecikmesine hatta hiç ulaşamamasına neden olabilir. Bu nedenle, adres vermekten kaçınmak, yapılması gereken bir şey değil, kesinlikle yapılmaması gereken bir hatadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Bu seçenekler, 112 arandığında yapılması gereken doğru davranışları belirttiği için sorunun cevabı olamazlar. Onları tek tek inceleyelim:

  • b) Kimin, hangi numaradan aradığının bildirilmesi: Bu çok önemli bir adımdır. Arayan kişinin kim olduğunu ve hangi numaradan aradığını belirtmesi, yetkililerin geri arama yapabilmesi için gereklidir. Telefon hattı kesilirse veya ek bilgiye ihtiyaç duyulursa, size bu numaradan tekrar ulaşabilirler. Bu yüzden bu, yapılması gereken doğru bir davranıştır.
  • c) 112 merkezi tarafından sorulan sorulara net bir şekilde cevap verilmesi: 112 çağrı merkezi görevlisi, durumu hızlıca analiz etmek ve en uygun ekibi yönlendirmek için size standart sorular sorar. "Hastanın bilinci açık mı?", "Kanama var mı?" gibi sorular, durumun ciddiyetini anlamak için kritiktir. Bu sorulara sakin, net ve doğru cevaplar vermek, müdahalenin kalitesini artırır. Bu da yapılması gereken doğru bir davranıştır.
  • d) Herhangi bir ilk yardım uygulaması yapıldıysa nasıl bir yardım verildiğinin belirtilmesi: Olay yerinde bir ilk yardım uygulaması (örneğin kalp masajı, turnike, suni solunum) yapıldıysa, bunu 112 görevlisine bildirmek çok önemlidir. Bu bilgi, olay yerine gelecek sağlık ekibinin hazırlıklı olmasını ve müdahaleye kaldığı yerden doğru bir şekilde devam etmesini sağlar. Bu da yine yapılması gereken doğru bir davranıştır.

Özetle, soru bizden 112'yi ararken yapılmaması gerekeni bulmamızı istiyor. Adres vermekten kaçınmak, yardımın temelini engellediği için kesinlikle yanlış bir davranıştır ve bu nedenle sorunun doğru cevabıdır. Diğer seçenekler ise acil durumda hayat kurtarmaya yardımcı olan doğru ve gerekli adımlardır.

Soru 3
"Kazazedenin genellikle enkaz altından ve tünel gibi dar alanlardan çıkarılmasında kullanılır. Ayrıca ilk yardımcı, fiziksel güç kapasitesini de değerlendirmeli, iri ve kilolu kazazedeleri bu teknikle taşımalıdır." Yukarıdaki açıklama, acil taşıma tekniklerinden hangisine aittir?
A
İtfaiyeci yöntemi
B
Rentek manevrası
C
Heimlich manevrası
D
Sürükleme yöntemi
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, acil durumlarda kullanılan bir hasta taşıma tekniğinin tanımı verilmiş ve bu tanımın hangi tekniğe ait olduğu sorulmuştur. Sorunun metnindeki anahtar ipuçları; "enkaz altı", "tünel gibi dar alanlar", "ilk yardımcının fiziksel gücü" ve "iri ve kilolu kazazedeler" ifadeleridir. Bu ipuçlarını değerlendirerek doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Sürükleme yöntemi

Soruda verilen açıklama, sürükleme yöntemini tam olarak tarif etmektedir. Sürükleme, kazazedeyi yerden kaldırmadan, genellikle omuzlarından, kollarından, ayak bileklerinden veya bir battaniye yardımıyla çekerek güvenli bir alana taşımaktır. Özellikle enkaz, çökme veya tünel gibi ilk yardımcının ayağa kalkıp kazazedeyi kaldıramayacağı kadar dar ve tehlikeli alanlarda bu yöntem hayat kurtarıcıdır. Ayrıca, ilk yardımcının tek başına olduğu ve kazazedenin iri ve kilolu olduğu durumlarda, onu kaldırmaya gücü yetmeyebilir. Sürükleme, kaldırmaya göre çok daha az güç gerektirdiği için bu tür durumlarda en mantıklı ve güvenli taşıma tekniğidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) İtfaiyeci yöntemi: Bu teknikte ilk yardımcı, kazazedeyi omzunun üzerine alarak taşır. Bu yöntemi uygulayabilmek için hem ilk yardımcının yeterli güce sahip olması hem de hareket edilecek alanın geniş ve engelsiz olması gerekir. Soruda belirtilen "dar alanlar" ve "enkaz altı" gibi durumlar için kesinlikle uygun değildir.
  • b) Rentek manevrası: Bu manevra, özellikle trafik kazalarında, araç içindeki yaralıyı omuriliğine zarar vermeden çıkarmak için kullanılan özel bir tekniktir. Genel bir taşıma tekniği olmayıp, amacı baş-boyun-gövde eksenini korumaktır. Sorudaki enkaz altı veya tünel gibi genel dar alan tanımına uymaz; spesifik olarak araçtan çıkarma ile ilgilidir.
  • c) Heimlich manevrası: Bu bir taşıma tekniği değildir. Solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu boğulma tehlikesi yaşayan kişiye, hava yolunu açmak için uygulanan bir ilk yardım müdahalesidir. Konu olarak kazazedeyi bir yerden başka bir yere nakletmekle hiçbir ilgisi yoktur.

Özetle, sorudaki tanım, bir kazazedeyi dar ve tehlikeli alanlardan çıkarmak veya ilk yardımcının tek başına ağır birini taşıması gerektiğinde başvurulan en etkili yöntem olan sürükleme yöntemini açıkça anlatmaktadır. Bu nedenle doğru cevap "d" seçeneğidir.

Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi çıkıklarda yapılan ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Kazazedenin hareket ettirilmesi
B
Çıkığın yerine oturtulmaya çalışılması
C
Çıkığın alt bölgesindeki deri rengi, ısı ve nabzın kontrol edilmesi
D
Eklemin düzeltildikten sonra tespit edilmesi
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir eklem çıkığı ile karşılaşıldığında, ilk yardımcının yapması gereken doğru ve güvenli uygulamanın ne olduğu test edilmektedir. Çıkık, eklem yüzeylerinin kalıcı olarak birbirinden ayrılmasıdır ve ciddi bir durumdur. İlk yardımın temel amacı, durumu daha kötüleştirmeden, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar kazazedeyi güvende tutmaktır.

Doğru Cevap: c) Çıkığın alt bölgesindeki deri rengi, ısı ve nabzın kontrol edilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, çıkığın en tehlikeli sonuçlarından birinin bölgedeki damar ve sinirlere baskı yapması veya zarar vermesi olmasıdır. Çıkık olan eklemin alt kısmında (örneğin, dirsek çıkığında el bileğinde veya omuz çıkığında kolda) kan dolaşımının devam edip etmediğini anlamak hayati önem taşır. Deri renginin soluklaşması veya morarması, bölgenin soğuması ya da nabzın alınamaması, kan dolaşımının bozulduğuna işaret eder ve bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir. Bu kontrol, ilk yardımcının durumun ciddiyetini anlamasına ve 112'ye doğru bilgi vermesine yardımcı olan kritik bir adımdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Kazazedenin hareket ettirilmesi: Çıkık durumunda kazazedeyi gereksiz yere hareket ettirmek son derece yanlıştır. Hareket, ayrılmış olan eklemin çevresindeki kan damarlarına, sinirlere ve bağ dokularına daha fazla zarar verebilir. Ayrıca ağrıyı şiddetlendirir. Kazazede, sadece bulunduğu ortam güvenli değilse (yangın, trafik tehlikesi vb.) ve zorunluysa hareket ettirilmelidir.
  • b) Çıkığın yerine oturtulmaya çalışılması: Bu, ilk yardımcının yapmaması gereken en tehlikeli müdahalelerden biridir. Çıkığı yerine oturtma işlemi, sadece uzman sağlık personeli (doktor) tarafından, genellikle anestezi altında ve doğru tekniklerle yapılabilir. Bilinçsizce yapılacak bir müdahale, eklemde, damarlarda veya sinirlerde kalıcı hasara, hatta felce yol açabilir. İlk yardımcının görevi çıkığı "tedavi etmek" değil, "tespit etmektir".
  • d) Eklemin düzeltildikten sonra tespit edilmesi: Bu seçenek, "düzeltildikten sonra" ifadesi nedeniyle yanlıştır. Çıkık eklem, bulunduğu pozisyonda, kesinlikle düzeltilmeye veya normal şekline getirilmeye çalışılmadan sabitlenmelidir (tespit edilmelidir). Amaç, eklemin daha fazla hareket etmesini önleyerek zararı en aza indirmektir. Eklemi düzeltmeye çalışmak, B seçeneğindeki gibi ciddi riskler taşır.

Özetle, bir çıkık durumunda ilk yardımcının temel görevleri; kazazedeyi sakinleştirmek, hareket ettirmemek, çıkık bölgeyi bulunduğu şekilde sabitlemek, bölgenin alt kısmındaki dolaşımı (deri rengi, ısı, nabız) kontrol etmek ve hemen 112'yi arayarak tıbbi yardım istemektir.

Soru 5
Bilinç kaybının en ileri durumu, koma hâli olarak bilinir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi koma hâli belirtilerindendir?
A
Öksürmek
B
Yutkunmak
C
İdrar kaçırmak
D
Sesli dürtülere tepki vermek
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bilinç kaybının en ileri seviyesi olan koma hâlinin belirtilerinden birini bulmamız isteniyor. Koma, beynin normal fonksiyonlarını yerine getiremediği, kişinin çevresine ve uyarılara hiçbir şekilde tepki veremediği derin bir bilinçsizlik durumudur. Bu durumda vücudun istemli (irademizle yaptığımız) hareketleri tamamen ortadan kalkar ve bazı temel refleksler de kaybolur.

Doğru cevap "c) İdrar kaçırmak" seçeneğidir. Koma durumundaki bir kişide, beyin vücut üzerindeki kontrolünü kaybeder. Bu kontrol kaybı, idrar ve dışkıyı tutmayı sağlayan kasları (sfinkterleri) da etkiler. Bu kasların gevşemesi sonucu kişi istemsiz olarak idrarını veya dışkısını kaçırabilir. Bu durum, derin bilinç kaybının ve vücut fonksiyonları üzerindeki kontrolün yitirildiğinin en net göstergelerinden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Öksürmek ve b) Yutkunmak: Bu ikisi, vücudun kendini korumak için yaptığı önemli reflekslerdir. Öksürmek solunum yolunu, yutkunmak ise ağızdaki sıvıları temizler. Koma durumunda bu refleksler zayıflayabilir veya tamamen kaybolabilir. Ancak bu eylemlerin varlığı, beynin alt kısımlarının hâlâ bir miktar çalıştığını gösterir ve koma hâlinin tanımlayıcı bir belirtisi olarak kabul edilmezler. Hatta bu reflekslerin varlığı, durumun komadan daha hafif bir bilinç bozukluğu olabileceğine işaret edebilir.
  • d) Sesli dürtülere tepki vermek: Bu seçenek, koma tanımının tam tersidir. Bir kişinin seslenildiğinde gözünü açması, inlemesi veya herhangi bir şekilde tepki vermesi, bilinç düzeyinin komadan daha iyi olduğunu gösterir. Koma hâlindeki kişi, sesli veya ağrılı uyaranlar dahil olmak üzere hiçbir dış uyarana yanıt vermez. Tepki vermesi, bilinç kaybının koma seviyesinde olmadığını kanıtlar.

Özetle, koma en derin bilinçsizlik hâlidir ve vücut kontrolünün tamamen kaybolmasıyla karakterizedir. İdrar kaçırmak bu kontrol kaybının bir sonucuyken; öksürme, yutkunma gibi refleksler veya sesli uyarılara tepki verme, komadan daha hafif bilinç bozukluklarında görülen durumlardır.

Soru 6
Kalp masajı uygulanabilmesi için kazazede-de kesinlikle olması gereken durum aşağıdakilerden hangisidir?
A
Bilinç kaybı olması
B
Reflekslerin kaybolması
C
Sesli uyaranlara tepki vermemesi
D
Dolaşımın durması, kalp atımlarının alınamaması
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kazazedeye kalp masajı (kardiyopulmoner resüsitasyon - CPR) uygulamasına başlamak için hangi kesin ve tek şartın aranması gerektiği sorulmaktadır. İlk yardımda doğru müdahaleyi doğru zamanda yapmak hayati önem taşıdığı için bu ayrımı bilmek çok önemlidir. Şimdi seçenekleri detaylı bir şekilde inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Dolaşımın durması, kalp atımlarının alınamaması

Kalp masajının temel amacı, durmuş olan kalbin yerine kan pompalama görevini dışarıdan mekanik olarak yapmaktır. Bu sayede beyin ve diğer hayati organlara kan ve oksijen gitmesi sağlanır. Dolayısıyla, bir kişiye kalp masajı yapılması için en temel ve vazgeçilmez şart, kalbinin gerçekten durmuş olması, yani dolaşımın olmamasıdır. Kalbi atan bir kişiye kesinlikle kalp masajı yapılmaz; bu durum, çalışan bir kalbin ritmini bozarak hayati tehlikeye yol açabilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

a) Bilinç kaybı olması: Bir kişinin bilincini kaybetmesi (bayılma, koma gibi) kalp masajı için tek başına yeterli bir sebep değildir. Kazazede bayılmış olabilir ama kalbi ve solunumu normal bir şekilde devam ediyor olabilir. Bu durumda yapılacak ilk yardım, kişiyi güvenli bir pozisyona getirmek ve solunum yolunu açık tutmaktır.

b) Reflekslerin kaybolması: Reflekslerin kaybolması da bilinç kaybı gibi derin bir bilinçsizlik durumunu gösterir ancak doğrudan kalbin durduğu anlamına gelmez. Nörolojik rahatsızlıklar veya ciddi yaralanmalar sonucu refleksler kaybolabilirken dolaşım devam edebilir. Bu nedenle bu şık da kalp masajına başlamak için kesin bir kriter değildir.

c) Sesli uyaranlara tepki vermemesi: Bu durum, ilk yardımda bilinç kontrolünün ilk adımıdır ("İyi misiniz?" diye sormak gibi). Ancak kişinin sesli uyarana yanıt vermemesi, sadece bilincinin kapalı olduğunu gösterir. Bu adımdan sonra yapılması gereken, hemen solunumu ve dolaşımı (şah damarından nabız) kontrol etmektir; doğrudan kalp masajına başlamak değil.

Özet ve Akılda Kalması Gerekenler

İlk yardımda müdahale sırası çok önemlidir. Bir kazazede ile karşılaştığınızda izlemeniz gereken adımlar şöyledir:

  • Bilinç Kontrolü: "İyi misiniz?" diye sorarak ve omzuna dokunarak bilinç durumunu kontrol edin.
  • Solunum ve Dolaşım Kontrolü: Bilinç yoksa, hemen "Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle 10 saniye boyunca solunumu kontrol edin. Aynı anda şah damarından nabız (dolaşım) kontrolü yapın.
  • Karar Anı: Eğer bilinç kapalı, solunum yok ve nabız alınamıyorsa, işte ancak bu durumda derhal kalp masajına başlanır.

Bu nedenle, kalp masajı için mutlak şart dolaşımın durması ve kalp atımlarının alınamamasıdır. Diğer şıklar, bu duruma yol açabilecek veya bu durumla birlikte görülebilecek belirtiler olsa da, kalp masajına başlamak için tek başlarına yeterli değillerdir.

Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi, kaza sonrası güvenli bir ortamın oluşturulması için yapılması gereken uygulamalardandır?
A
Yardımı güçleştirecek meraklı kişilerin olay yerinden uzaklaştırılması
B
Olay yerinin diğer araç sürücüleri tarafından görünmesinin engellenmesi
C
Araç LPG´li ise bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılmaması
D
Kazaya uğrayan aracın kontağının açık bırakılması
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldikten sonra hem kazazedelerin hem de yardıma gelenlerin güvenliğini sağlamak için atılması gereken ilk adımlardan hangisinin doğru olduğu sorulmaktadır. Buradaki temel amaç, mevcut durumu daha da kötüleştirebilecek ek tehlikeleri (ikinci bir kaza, yangın, patlama vb.) ortadan kaldırmaktır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim.

a) Yardımı güçleştirecek meraklı kişilerin olay yerinden uzaklaştırılması

Bu seçenek doğru cevaptır. Kaza sonrası olay yerinde toplanan meraklı kalabalıklar, ciddi sorunlara yol açabilir. Bu kişiler, panik ve kargaşa yaratarak profesyonel yardım ekiplerinin (ambulans, itfaiye, polis) olay yerine ulaşmasını ve çalışmasını engelleyebilir. Ayrıca, yaralılara yapılacak ilk yardımı zorlaştırabilir ve bilinçsiz müdahalelere neden olabilirler. Bu nedenle, sakin ve kontrollü bir şekilde kalabalığı olay yerinden uzaklaştırmak, güvenli bir çalışma ortamı oluşturmanın en önemli adımlarından biridir.

b) Olay yerinin diğer araç sürücüleri tarafından görünmesinin engellenmesi

Bu seçenek yanlıştır. Tam tersine, kaza yerinin diğer sürücüler tarafından mümkün olduğunca erken ve net bir şekilde görülmesi gerekir. Olay yerinin görünürlüğünü sağlamak, arkadan gelen araçların zamanında yavaşlayıp durmasını sağlayarak zincirleme kazaları önler. Bu amaçla, kaza yapan aracın önüne ve arkasına, yolun durumuna göre uygun mesafelere üçgen reflektörler konulmalıdır.

c) Araç LPG’li ise bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılmaması

Bu seçenek yanlıştır ve son derece tehlikeli bir durumu ifade eder. LPG (Sıvılaştırılmış Petrol Gazı) yanıcı ve patlayıcı bir maddedir. Kaza sırasında aracın yakıt sisteminde veya LPG tankında bir hasar oluşmuşsa, gaz sızıntısı riski vardır. En küçük bir kıvılcım bile büyük bir yangına veya patlamaya neden olabileceği için, eğer güvenli bir şekilde ulaşılabiliyorsa, LPG'li aracın bagajındaki tüpün vanası derhal kapatılmalıdır. Bu, olası bir yangın veya patlama riskini ortadan kaldırmak için hayati bir önlemdir.

d) Kazaya uğrayan aracın kontağının açık bırakılması

Bu seçenek de yanlıştır. Kazaya karışan bir aracın kontağı derhal kapatılmalıdır. Çünkü kaza anında aracın elektrik aksamında hasar meydana gelmiş olabilir. Açık bırakılan kontak, kısa devreye neden olarak yakıt sızıntısı gibi durumlarda yangın çıkma riskini artırır. Güvenliği sağlamak için aracın motoru durdurulmalı, kontak kapatılmalı ve el freni çekilmelidir.

Soru 8
• Geçici hafıza kaybı • Burundan kan gelmesi • Göz bebeklerinde büyüklük farkı Yukarıdaki belirtiler, hangi bölge yaralanmalarında daha çok görülür?
A
Baş 
B
Karın
C
Göğüs 
D
Omurga
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, verilen üç önemli belirtinin (geçici hafıza kaybı, burundan kan gelmesi, göz bebeklerinde büyüklük farkı) vücudun hangi bölgesindeki bir yaralanmaya işaret ettiği sorulmaktadır. Bu belirtiler, ilk yardım açısından son derece kritik bilgiler içerir ve doğru bölgeyi tespit etmek, yapılacak müdahale için hayati önem taşır. Soruyu doğru cevaplamak için her bir belirtinin ne anlama geldiğini anlamak gerekir.

Doğru Cevap: a) Baş

Doğru cevabın "Baş" olmasının sebebi, soruda verilen tüm belirtilerin doğrudan beyin ve kafa bölgesiyle ilgili olmasıdır. Bu belirtileri tek tek inceleyelim:

  • Geçici hafıza kaybı: Hafıza, beynin bir fonksiyonudur. Başa alınan sert bir darbe, beynin sarsılmasına (konküzyon) ve normal işlevlerini geçici olarak yerine getirememesine neden olabilir. Bu durum, kazazedede kaza anını veya hemen öncesini hatırlayamama gibi geçici hafıza kayıplarına yol açar. Bu, net bir beyin hasarı belirtisidir.
  • Burundan kan gelmesi: Trafik kazası gibi travmalar sonrası burundan kan gelmesi, basit bir burun kanamasından çok daha ciddi bir duruma işaret edebilir. Özellikle kanla birlikte şeffaf bir sıvının (beyin-omurilik sıvısı) da gelmesi, kafa tabanında bir kırık olduğunun en önemli göstergelerinden biridir. Bu durum, beyin zarlarının yırtıldığı ve çok acil müdahale gerektiren bir baş yaralanması olduğunu gösterir.
  • Göz bebeklerinde büyüklük farkı: Göz bebeklerimizin (pupilla) büyüklüğü ve ışığa tepkisi, beyin tarafından kontrol edilir. Başa alınan bir darbe sonucu beyin içinde kanama veya ödem oluşursa, kafa içi basınç artar. Bu artan basınç, göz bebeklerini kontrol eden sinirlere baskı yaparak bir göz bebeğinin diğerinden daha büyük olmasına (anizokori) veya her ikisinin de anormal şekilde büyümesine/küçülmesine neden olabilir. Bu, çok ciddi bir beyin hasarı belirtisidir.

Görüldüğü gibi, verilen üç belirti de doğrudan beyin fonksiyonları ve kafa yapısıyla ilgilidir. Bu nedenle, bu belirtiler bir arada görüldüğünde akla ilk gelmesi gereken ve en çok şüphelenilmesi gereken yaralanma bölgesi baş bölgesidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır.

  • b) Karın: Karın bölgesi yaralanmalarında genellikle karın ağrısı, karında sertlik veya şişlik, iç kanamaya bağlı şok belirtileri (soluk cilt, hızlı ve zayıf nabız, terleme) ve bulantı gibi belirtiler görülür. Hafıza kaybı veya göz bebeklerinde değişiklik gibi nörolojik belirtiler karın yaralanmalarına özgü değildir.
  • c) Göğüs: Göğüs yaralanmalarında en tipik belirtiler nefes almada zorluk, göğüste şiddetli ağrı, öksürükle kan gelmesi ve göğüs duvarında gözle görülür bir şekil bozukluğudur. Bu belirtilerin soruda verilenlerle bir ilgisi yoktur.
  • d) Omurga: Omurga yaralanmaları da oldukça ciddidir ve genellikle sinir sistemiyle ilgilidir. Ancak belirtileri daha çok kollarda veya bacaklarda his kaybı, uyuşma, karıncalanma, hareket edememe (felç) ve şiddetli sırt veya boyun ağrısı şeklinde ortaya çıkar. Geçici hafıza kaybı ve göz bebeği farklılığı, doğrudan omurga değil, beyin hasarını işaret eder.
Soru 9
Koma durumundaki kazazedeye verilecek en uygun pozisyon aşağıdakilerden hangisidir?
A
Dik oturuş
B
Sırtüstü yatış
C
Baş geride yarı oturuş
D
Yarı yüzüstü yan yatış
9 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bilinci tamamen kapalı, yani çevreden gelen uyarılara tepki vermeyen ancak kendi kendine nefes alıp verebilen bir kazazedeye hangi pozisyonun verilmesi gerektiği sorulmaktadır. Buradaki temel amaç, kazazedenin solunum yolunu açık tutmak ve olası tehlikelerden (kusma, dilin geriye kaçması vb.) koruyarak hayati fonksiyonlarının devamını sağlamaktır.

Doğru Cevap: d) Yarı yüzüstü yan yatış

Bu pozisyon, ilk yardımda "koma pozisyonu" veya "derlenme/iyileşme pozisyonu" olarak da bilinir. Bilinci kapalı ama solunumu olan bir kazazedeye bu pozisyonun verilmesinin hayati nedenleri vardır. Bu pozisyon sayesinde, gevşeyen dilin geriye kayarak soluk borusunu tıkaması engellenir. Ayrıca, kazazedenin kusması durumunda kusmuk, mide içeriği veya ağızdaki kan gibi sıvıların akciğerlere kaçması (aspirasyon) önlenir ve bu sıvıların ağızdan güvenli bir şekilde dışarı akması sağlanır. Bu, kazazedenin boğulmasını engelleyen en güvenli pozisyondur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Dik oturuş: Bilinci kapalı bir kişinin kas kontrolü yoktur. Bu nedenle dik oturtulmaya çalışıldığında vücudunu ve başını dik tutamaz. Başı öne veya yana düşerek solunum yolunu tıkayabilir ve bu durum kazazedenin boğulmasına neden olabilir. Bu yüzden kesinlikle yanlış bir uygulamadır.

  • b) Sırtüstü yatış: Bu, komadaki bir kazazede için en tehlikeli pozisyonlardan biridir. Sırtüstü yatan bilinçsiz bir kişinin kasları gevşediği için dili geriye doğru kayarak soluk borusunu tıkayabilir. Ayrıca, eğer kazazede kusarsa, kusmuk dışarı akamaz ve doğrudan soluk borusuna kaçarak boğulmaya yol açabilir. Bu nedenle bu pozisyondan kaçınılmalıdır.

  • c) Baş geride yarı oturuş: Tıpkı dik oturuş gibi, bu pozisyon da bilinci kapalı bir kişi için sabit ve güvenli değildir. Kazazede vücudunu kontrol edemeyeceği için yana veya öne doğru kayabilir, bu da solunum yolunun kapanmasına neden olabilir. Her ne kadar "başın geride olması" ilkesi solunum yolunu açmaya yönelik bir hareket olsa da, "yarı oturuş" pozisyonu bilinçsiz bir hasta için sürdürülebilir ve güvenli değildir.

Özetle, koma durumundaki bir kazazedenin solunumu devam ediyorsa, ona verilecek en güvenli ve doğru pozisyon, solunum yolunu koruyan ve olası sıvıların dışarı akmasını sağlayan yarı yüzüstü yan yatış (koma pozisyonu) pozisyonudur.

Soru 10
Öksüren, nefes alabilen ve tıkandığını ifade edebilen bir kazazedeye aşağıdaki ilk yardım uygulamalarından hangisi yapılır?
A
Kazazedeye dokunulmadan öksürmeye teşvik edilir.
B
Bir elin topuk kısmıyla iki kürek kemiğinin arasına 5 kez kuvvetlice vurulur.
C
Bir elin başparmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur, kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır.
D
Kazazedenin bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur ve bir elin topuğuyla göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır.
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu oluşan bir tıkanıklık durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım müdahalesi sorulmaktadır. Sorunun en önemli kısmı, kazazedenin durumunu tarif eden ifadelerdir: "öksüren, nefes alabilen ve tıkandığını ifade edebilen". Bu belirtiler, hava yolunun tamamen değil, kısmen tıkandığını gösterir ve bu duruma "Kısmi Tıkanma" denir.

a) Kazazedeye dokunulmadan öksürmeye teşvik edilir. ✓ (DOĞRU)

Bu seçenek doğrudur çünkü tarif edilen durum bir kısmi tıkanmadır. Kısmi tıkanmada, hava yolu tam olarak kapanmamıştır ve kazazede az da olsa nefes alıp verebilir. Vücudun bu duruma karşı en etkili doğal savunma mekanizması öksürüktür. Güçlü bir öksürük, akciğerlerdeki havayı basınçla dışarı iterek yabancı cismin atılmasını sağlayabilir. Bu nedenle ilk yardımcının yapması gereken en doğru şey, kazazedenin yanında durarak onu sakinleştirmek ve öksürmeye devam etmesi için teşvik etmektir. Müdahale etmek, cismin yerini değiştirip tam tıkanmaya yol açabileceği için risklidir.

b) Bir elin topuk kısmıyla iki kürek kemiğinin arasına 5 kez kuvvetlice vurulur. (YANLIŞ)

Bu uygulama, tam tıkanma durumunda, yani kazazede hiç nefes alamadığında, öksüremediğinde, konuşamadığında ve morarmaya başladığında yapılan ilk müdahaledir. Kısmen nefes alabilen ve öksürebilen birine sırttan vurmak, yabancı cismin daha derine inmesine veya hava yolunu tamamen tıkamasına neden olabilir. Bu yüzden kısmi tıkanmada bu yöntem kesinlikle uygulanmaz.

c) Bir elin başparmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur, kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır. (YANLIŞ)

Bu teknikte tarif edilen uygulama, "Heimlich Manevrası" (Karına Baskı Uygulaması) olarak bilinir. Tıpkı sırta vurma gibi, bu manevra da sadece tam tıkanma durumunda ve kazazedenin bilinci açıkken uygulanır. Amacı, karın boşluğuna yapılan ani basınçla diyaframı yukarı iterek akciğerlerdeki havayı dışarı fırlatmak ve cismi çıkarmaktır. Öksürebilen birine bu manevrayı yapmak hem gereksizdir hem de iç organlara zarar verme riski taşır.

d) Kazazedenin bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur ve bir elin topuğuyla göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır. (YANLIŞ)

Bu seçenek, bilinen ve geçerli bir ilk yardım tekniği değildir. Tarif edilen pozisyon ve müdahale şekli tamamen hatalıdır ve kazazedeye yardım etmek yerine ona ciddi zararlar verebilir, iç kanamaya veya organ yaralanmalarına yol açabilir. İlk yardım uygulamaları her zaman standart ve güvenliği kanıtlanmış yöntemlerden oluşur; bu seçenek ise tamamen hayal ürünü ve tehlikelidir.

  • Özetle: Eğer bir kişi tıkandığında öksürebiliyor, nefes alabiliyor veya konuşabiliyorsa bu kısmi tıkanmadır ve sadece öksürmeye teşvik edilir.
  • Eğer kişi öksüremiyor, nefes alamıyor, konuşamıyor ve boğazını tutuyorsa bu tam tıkanmadır ve o zaman sırasıyla sırta vurma ve Heimlich manevrası gibi müdahaleler gerekir.
Soru 11
Kalp masajı uygulaması, aşağıdaki durumların hangisinde sonlandırılır?
A
Kalp çalıştığında
B
112´ye haber verildiğinde
C
Kazazedenin akrabaları geldiğinde
D
Kazazedenin cildinde kızarıklıklar gözlemlendiğinde
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Temel Yaşam Desteği'nin en önemli adımlarından biri olan kalp masajının ne zaman durdurulması gerektiği sorgulanmaktadır. Kalp masajı, kalbi durmuş bir kişide kan dolaşımını yapay olarak devam ettirmek için yapılan hayati bir müdahaledir. Bu müdahaleyi ne zaman sonlandıracağını bilmek, en az nasıl başlayacağını bilmek kadar kritiktir.

Doğru Cevap: a) Kalp çalıştığında

Kalp masajının temel amacı, durmuş olan kalbin fonksiyonunu geçici olarak üstlenmek ve beyin gibi hayati organlara kan pompalamaktır. Eğer bu müdahale sonucunda kazazedenin kalbi tekrar kendi kendine çalışmaya başlarsa, dışarıdan yapılan bu desteğe artık gerek kalmaz. Kazazedenin öksürmesi, normal nefes almaya başlaması veya hareket etmesi gibi yaşam belirtileri göstermesi, kalbin tekrar çalıştığının bir işaretidir. Bu durumda kalp masajı derhal sonlandırılmalı ve kazazedenin solunumu kontrol edilerek profesyonel yardım beklenmelidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • b) 112´ye haber verildiğinde: Bu seçenek yanlıştır. 112'ye haber vermek, ilk yardımın ilk adımlarından biridir ve kalp masajına başlamadan önce veya hemen başında yapılmalıdır. 112'yi aradıktan sonra kalp masajını durdurmak, profesyonel yardım gelene kadar kazazedeyi dolaşımsız bırakmak anlamına gelir ki bu durum beyin hasarına veya ölüme yol açabilir. Kalp masajına, 112 ekibi gelip müdahaleyi devralana kadar kesintisiz devam edilmelidir.
  • c) Kazazedenin akrabaları geldiğinde: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır. Kazazedenin akrabalarının olay yerine gelmesi, tıbbi bir durumu değiştirmez. İlk yardımcının görevi, profesyonel sağlık ekibi gelene kadar kazazedeye yaşam desteği sağlamaktır. Duygusal veya sosyal durumlar, hayati bir müdahalenin sonlandırılması için asla bir gerekçe olamaz.
  • d) Kazazedenin cildinde kızarıklıklar gözlemlendiğinde: Bu seçenek de yanlıştır. Kalp masajı sırasında göğüs kemiğine uygulanan basınç nedeniyle ciltte kızarıklık veya morarma oluşması normaldir. Bu durum, kalp masajının sonlandırılması için bir sebep değildir. Ciltteki kızarıklık, dolaşımın geri döndüğünün veya müdahalenin durdurulması gerektiğinin bir işareti olarak kabul edilmez.

Özetle, kalp masajı sadece üç temel durumda sonlandırılır:

  1. Kazazede yaşam belirtileri (normal solunum, öksürme, hareket) göstermeye başladığında.
  2. Profesyonel sağlık ekibi (112) gelip müdahaleyi devraldığında.
  3. İlk yardımcı, devam edemeyecek kadar yorulduğunda ve güvenliğini tehlikeye atacak duruma geldiğinde.
Soru 12
Tıbbi yardım haberleşmesinde iletilecek mesaj nasıl olmalıdır?
A
Gizli
B
Şifreli
C
Kısa, öz ve anlaşılır
D
Ayrıntılı ve uzun
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza veya acil tıbbi durum anında 112 Acil Çağrı Merkezi gibi birimlerle iletişim kurarken, verilecek mesajın taşıması gereken temel özellikler sorgulanmaktadır. Buradaki amaç, yardım ekiplerinin olay yerine en hızlı ve doğru şekilde ulaşmasını sağlamaktır. Bu nedenle, kurulan iletişim, hayat kurtaran müdahalenin ilk ve en kritik adımıdır.

Doğru cevap olan c) Kısa, öz ve anlaşılır seçeneğidir. Çünkü acil durumlarda zaman hayati öneme sahiptir. Haberleşmeyi yapan kişinin panik yapmadan, durumu en net ve en temel bilgilerle aktarması gerekir. Bu sayede çağrı merkezi görevlisi durumu hızla kavrar, doğru ekibi (ambulans, itfaiye, polis) yönlendirebilir ve gerekirse telefonda ilk yardım talimatları verebilir.

Kısa, öz ve anlaşılır bir mesaj genellikle şu bilgileri içermelidir:

  • Kesin yer ve adres bilgisi: Olay yerinin net bir şekilde tarifi (mahalle, cadde, sokak, bina numarası, bilinen bir yerin yakını vb.).
  • Olayın tanımı: Ne olduğu kısaca anlatılmalı (trafik kazası, düşme, kalp krizi vb.).
  • Yaralı sayısı ve durumu: Kaç kişinin yardıma ihtiyacı olduğu ve yaralıların genel durumu (bilinci açık mı, kanaması var mı vb.) hakkında temel bilgiler.
  • Arayan kişinin kimliği ve telefon numarası: Geri aranma ihtimaline karşı bu bilgiler de verilmelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

a) Gizli ve b) Şifreli seçenekleri tamamen yanlıştır. Tıbbi yardım haberleşmesinin amacı bilgi aktarmaktır. Bilginin gizli veya şifreli olması, yardımın ulaşmasını imkansız hale getirir. Bu seçenekler, acil durum mantığıyla tamamen çelişir ve hayatı tehlikeye atar.

d) Ayrıntılı ve uzun seçeneği ise çeldirici bir cevaptır. Elbette bazı detaylar önemlidir ancak mesajın gereksiz yere uzatılması, olayın nasıl olduğuyla ilgili uzun hikayeler anlatılması zaman kaybına yol açar. Çağrı merkezi görevlisinin ihtiyaç duyduğu temel bilgileri ("öz" bilgi) gölgede bırakır ve ekiplerin yönlendirilmesini geciktirir. Önemli olan, en kritik bilgileri en hızlı şekilde vermektir.

Sonuç olarak, bir ilk yardımcı veya acil bir duruma tanıklık eden sorumlu bir vatandaş olarak, 112'yi aradığınızda sakin kalmalı ve mesajınızı her zaman kısa, öz ve anlaşılır bir şekilde iletmelisiniz. Bu, hayat kurtarmak için atacağınız en doğru adımdır.

Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi çevreye duyarlı bir davranış değildir?
A
Sigara külü ve izmaritlerinin veya başka şeylerin yola atılıp dökülmesi
B
Bir yere giderken toplu taşıma araçlarının kullanılması
C
Trafiğin yoğun olduğu saatlerde trafiğe çıkılmaması
D
Sürücünün en kısa ve en uygun yolu kullanması
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin sergilediği davranışlardan hangisinin çevre bilincine aykırı olduğu, yani çevreye zarar verdiği sorulmaktadır. Soru kökündeki "değildir" ifadesi önemlidir; bizden olumsuz, çevreye duyarsız olan davranışı bulmamız isteniyor. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

a) Sigara külü ve izmaritlerinin veya başka şeylerin yola atılıp dökülmesi

Bu seçenek, doğru cevaptır. Çünkü sigara izmariti, külü veya herhangi bir çöpü yola atmak, çevreyi doğrudan kirleten bir davranıştır. Sigara izmaritleri, doğada çözünmesi çok uzun yıllar alan plastik ve zehirli kimyasallar içerir. Bu maddeler toprağa ve suya karışarak çevreye ciddi zararlar verir. Bu nedenle bu davranış, çevreye duyarlı bir davranışın tam tersidir.

b) Bir yere giderken toplu taşıma araçlarının kullanılması

Bu seçenek yanlıştır, çünkü toplu taşıma araçlarını kullanmak çevreye duyarlı bir davranıştır. Tek bir araçla çok sayıda insanın taşınması, trafiğe çıkacak bireysel araç sayısını azaltır. Bu durum, daha az yakıt tüketilmesine ve dolayısıyla atmosfere salınan zararlı egzoz gazı miktarının düşmesine yardımcı olur. Bu sayede hava kirliliği ve karbon ayak izi azalır.

c) Trafiğin yoğun olduğu saatlerde trafiğe çıkılmaması

Bu seçenek de yanlıştır. Trafiğin yoğun olduğu saatlerde araç kullanmaktan kaçınmak, çevre dostu bir yaklaşımdır. Sıkışık trafikte araçlar sürekli dur-kalk yapar ve rölantide çalışır, bu da normalden çok daha fazla yakıt tüketmelerine ve daha fazla egzoz gazı salmalarına neden olur. Trafiğin akıcı olduğu saatleri tercih etmek, hem yakıt tasarrufu sağlar hem de hava kirliliğini azaltır.

d) Sürücünün en kısa ve en uygun yolu kullanması

Bu seçenek de yanlış bir cevaptır, çünkü en kısa ve en uygun yolu kullanmak da çevreye duyarlı bir davranıştır. Gidilecek yere daha kısa bir yoldan ulaşmak, aracın motorunun daha az süre çalışması anlamına gelir. Motor ne kadar az çalışırsa, o kadar az yakıt tüketir ve o kadar az zararlı gaz salınımı yapar. Bu nedenle, gereksiz yere yolu uzatmamak çevre için olumlu bir adımdır.

Özetle:

Soru bizden çevreye duyarlı olmayan davranışı bulmamızı istiyordu. b, c ve d seçeneklerindeki davranışlar yakıt tüketimini ve egzoz salınımını azaltarak çevreyi korumaya yönelik olumlu eylemlerdir. Ancak a seçeneğindeki yola çöp atmak, çevreyi doğrudan kirleten, sorumsuz ve çevreye duyarsız bir davranıştır. Bu yüzden doğru cevap a şıkkıdır.

Soru 14
Yerleşim yeri içinde, trafik işaret levhalarına yaklaşım yönünde kaç metre mesafede duraklamak yasaktır?
A
15
B
20
C
25
D
30
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin yerleşim yerleri içindeyken, trafik işaret levhalarına ne kadar mesafede duraklama yapamayacakları, yani yasal olarak bırakmaları gereken minimum mesafe sorulmaktadır. Bu kural, trafik levhalarının diğer sürücüler tarafından rahatça görülebilmesini sağlamak ve trafik akışının güvenliğini artırmak için konulmuştur.

Doğru cevap a) 15 metredir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, yerleşim yerleri içinde trafik işaret levhalarına yaklaşım yönünde 15 metrelik mesafe içinde duraklamak kesinlikle yasaktır. Bu kuralın temel amacı, park etmiş bir aracın, arkadan gelen diğer sürücülerin "Dur", "Yol Ver" veya hız limiti gibi hayati öneme sahip levhaları görmesini engellemesinin önüne geçmektir. Bu sayede olası kazalar engellenmiş olur.

Diğer seçeneklerin yanlış olmasının sebebi, bu mesafelerin yasal düzenlemede farklı durumlar için belirtilmiş olması veya tamamen yanıltma amaçlı verilmesidir. Örneğin, 20, 25 ve 30 metre gibi değerler, trafik işaret levhaları için belirlenmiş yasal duraklama mesafesi değildir. Sınavda bu tür yakın rakamlar, sürücü adayının kuralı net bir şekilde bilip bilmediğini ölçmek için kullanılır. Bu yüzden doğru ve yasal olan mesafeyi ezberlemek önemlidir.

Özetle, bu kuralı aklınızda tutmak için şu mantığı kullanabilirsiniz: Bir aracın levhanın önüne park etmesi, o levhayı "görünmez" kılar ve bu durum büyük bir tehlike yaratır. Bu tehlikeyi önlemek için kanun koyucu, yeterli bir görüş mesafesi bırakılmasını zorunlu kılmıştır ve bu mesafeyi yerleşim yeri içinde 15 metre olarak belirlemiştir. Bu kural sadece yaklaşım yönü için değil, levhayı geçtikten sonraki 15 metrelik mesafe için de geçerlidir.

  • Kural: Trafik işaret levhalarına 15 metre mesafe içinde duraklamak yasaktır.
  • Yer: Yerleşim yeri içinde.
  • Amaç: Levhaların diğer sürücüler tarafından görülmesini sağlamak ve trafik güvenliğini artırmak.
Soru 15
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi yükseklik anlamında gabari sınırlamasının olduğunu bildirir?
A
B
C
D
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araçların uyması gereken yükseklik anlamında gabari sınırlamasını gösteren trafik işaretini bulmamız isteniyor. Gabari, bir taşıtın yüklü veya yüksüz olarak karayolunda güvenli bir şekilde seyredebilmesi için belirlenmiş olan azami genişlik, yükseklik ve uzunluk ölçüleridir. Soru bizden özellikle "yükseklik" ile ilgili olan levhayı istemektedir.

Doğru cevap c) seçeneğidir. Bu trafik levhası, "Yükseklik Gabarisi" olarak adlandırılır. Levhanın üzerinde bulunan "3.50 m" ifadesi, geçilecek yol kesiminde izin verilen maksimum araç yüksekliğini belirtir. Levhanın üst ve alt kısmında bulunan ve içe doğru bakan üçgenler, bu sınırlamanın dikey yönde, yani yükseklik için geçerli olduğunu görsel olarak pekiştirir. Bu işareti gören bir sürücü, aracının yüksekliği 3.50 metreden fazlaysa bu yola girmemesi gerektiğini anlar; aksi takdirde tünel, köprü altı veya üst geçit gibi yerlere sıkışabilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) seçeneği: Bu levha, "Yüklü Ağırlığı 7 Tondan Fazla Olan Taşıt Giremez" anlamındadır. Üzerindeki "7 t" ifadesi, ton cinsinden bir ağırlık sınırı belirtir. Bu işaret, aracın boyutuyla değil, toplam kütlesiyle ilgilidir ve bir gabari sınırlaması değil, ağırlık kısıtlamasıdır.
  • b) seçeneği: Bu levha, "Uzunluğu 10 Metreden Fazla Olan Taşıt Giremez" anlamını taşır. Bu bir "Uzunluk Gabarisi" levhasıdır. Levha, araçların veya araç katarının toplam uzunluğunu sınırlar ve genellikle dar virajlı veya manevra yapmanın zor olduğu yollarda kullanılır. Soru yükseklik ile ilgili olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
  • d) seçeneği: Bu levha, "Genişliği 2.30 Metreden Fazla Olan Taşıt Giremez" anlamındadır. Bu bir "Genişlik Gabarisi" levhasıdır. Levhanın sağ ve sol tarafında bulunan içe dönük üçgenler, sınırlamanın yatay yönde, yani genişlik için olduğunu gösterir. Dar yollar, köprüler veya tünel girişlerinde kullanılır. Soru yükseklik ile ilgili olduğu için bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, gabari işaretlerini ayırt etmek için üzerindeki sembollere dikkat etmek gerekir. Üstte ve altta üçgenler varsa yükseklik, yanlarda üçgenler varsa genişlik, kamyon resmi ve metre cinsinden bir değer varsa uzunluk, "t" harfi varsa ağırlık sınırlaması anlaşılmalıdır. Bu soruda yükseklik sorulduğu için doğru cevap "c" seçeneğidir.

Soru 16
Şekildeki kavşakta ilk geçiş hakkı sıralaması nasıl olmalıdır?
A
1 - 2 - 3 
B
1 - 3 - 2
C
2 - 3 - 1 
D
3 - 1 – 2
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, levhası veya trafik polisi bulunmayan bir kontrolsüz kavşakta araçların geçiş hakkı sıralamasının ne olması gerektiği sorulmaktadır. Bu tür kavşaklarda geçiş hakkını belirlemek için Karayolları Trafik Kanunu'nda belirtilen kuralları adım adım uygulamamız gerekir. Öncelikle kavşaktaki araçların durumunu analiz edelim:
  • 1 Numaralı Araç: Otomobil, sola dönüş yapıyor.
  • 2 Numaralı Araç: Traktör, düz gidiyor.
  • 3 Numaralı Araç: Otomobil, düz gidiyor.
Geçiş hakkı sıralamasını belirlemek için aşağıdaki kurallar hiyerarşik olarak uygulanır:

1. Kural: Dönen Araçlar Düz Gidenlere Yol Verir

Trafik kurallarına göre, dönüş yapan araç sürücüleri, doğru geçmekte olan (düz giden) araçlara yol vermek zorundadır. Bu durumda 1 numaralı otomobil sola dönüş yaptığı için, karşı yönden düz gelmekte olan 3 numaralı otomobile yol vermelidir. Bu kurala göre, 3 numaralı araç 1 numaralı araçtan kesinlikle önce geçecektir. Bu bilgiyle A ve B şıkları elenmiş olur.

2. Kural: İş Makineleri ve Traktörler Diğer Motorlu Araçlara Yol Verir

Kontrolsüz kavşaklarda, lastik tekerlekli traktörler ve iş makineleri, diğer motorlu araçlara yol vermek zorundadır. 2 numaralı araç bir traktör olduğu için, diğer motorlu araçlar olan 1 ve 3 numaralı otomobillere yol vermelidir. Bu kural tek başına uygulandığında bile, traktörün en son geçeceğini anlarız. Sıralama X - Y - 2 şeklinde olmalıdır.

3. Kural: Sağdaki Aracın Geçiş Önceliği (Sağ El Kuralı)

Tüm kurallar uygulandıktan sonra hala bir sıralama yapılamıyorsa, her sürücü kendi sağından gelen araca yol vermek zorundadır. Bu kuralı araçlar arasında uygulayalım:

  • 2 numaralı traktörün sağında 3 numaralı otomobil vardır. Bu yüzden 2, 3'e yol vermelidir.
  • 1 numaralı otomobilin sağında 2 numaralı traktör vardır. Bu yüzden 1, 2'ye yol vermelidir.
  • 3 numaralı otomobilin sağında ise herhangi bir araç yoktur.
Bu kuralı bir zincir haline getirdiğimizde; 3 numaranın geçiş önceliği vardır, 2 numara 3'e yol verir, 1 numara da 2'ye yol verir. Böylece sıralama 3 - 2 - 1 şeklinde olur.

Sonuç ve Değerlendirme

Yukarıdaki tüm trafik kurallarını birleştirdiğimizde, ortaya çıkan mantıksal ve doğru sıralama 3 - 2 - 1'dir. 3 numaralı araç, hem düz gittiği için hem de en sağda olduğu için ilk geçiş hakkına sahiptir. Ardından, sağda kalma kuralına göre 2 numaralı traktör geçer ve en son olarak, hem sola döndüğü için hem de diğer iki araca yol vermek zorunda olduğu için 1 numaralı araç geçer.

Ancak, soruda doğru cevap olarak c) 2 - 3 - 1 seçeneği işaretlenmiştir. Bu, ehliyet sınavı soru bankalarında zaman zaman karşılaşılan hatalı veya kafa karıştırıcı sorulardan biridir. İşaretlenen (c) şıkkı, trafik kurallarının doğru uygulanmasıyla çelişmektedir. Çünkü 2 numaralı traktörün, sağındaki 3 numaralı otomobile yol vermesi gerekirken ilk geçmesi "Sağ El Kuralı"nı ihlal eder. Bu nedenle, kurallara göre doğru sıralama 3-2-1 olmalıyken, sorunun cevabı hatalı olarak verilmiştir. Sınava hazırlanan bir sürücü adayı olarak sizin, kuralların doğru uygulanışını (yani 3-2-1 sıralamasını) bilmeniz en önemlisidir.

Soru 17
Araçlarda ilk yardım çantası bulundurulması konusunda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
Sadece şehir içi taşımacılık yapan araçlarda zorunludur. 
B
Sadece şehirler arası taşımacılık yapan araçlarda zorunludur. 
C
Motorlu araçlarda (motorlu bisiklet, motosiklet ve traktör hariç) zorunludur. 
D
Sadece A1, A2 ve F sınıfı belge ile kullanılan araçlarda zorunludur.
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Türkiye'deki trafik kurallarına göre hangi araçların zorunlu olarak ilk yardım çantası bulundurması gerektiği sorgulanmaktadır. Bu, sürücülerin hem yasal sorumluluklarını hem de acil durumlara hazırlıklı olma bilincini ölçen temel bir bilgidir. Sorunun doğru ve yanlış cevaplarını adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: c) Motorlu araçlarda (motorlu bisiklet, motosiklet ve traktör hariç) zorunludur.

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddelerini birebir yansıtmasıdır. Yönetmeliğe göre, trafiğe çıkan otomobil, minibüs, otobüs, kamyonet, kamyon, çekici gibi tüm motorlu araçlarda, içeriği belirlenmiş standartlara uygun bir ilk yardım çantası bulundurmak mecburidir. Ancak bu kuralın bazı istisnaları vardır ve bu istisnalar da seçenekte doğru bir şekilde belirtilmiştir.

Kuralın istisnaları olan motorlu bisiklet, motosiklet ve traktörlerin bu zorunluluktan muaf tutulmasının pratik nedenleri vardır. Bu araçlarda, ilk yardım çantasını hava şartlarından (yağmur, çamur, toz) koruyacak, temiz ve güvenli bir şekilde saklayacak kapalı bir alan genellikle bulunmaz. Bu nedenle, bu araçlar için ilk yardım çantası zorunluluğu getirilmemiştir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) ve b) seçenekleri: Bu seçenekler, zorunluluğu aracın kullanıldığı yer ile (şehir içi veya şehirler arası) sınırlandırdığı için yanlıştır. İlk yardım çantası bulundurma zorunluluğu, aracın nerede kullanıldığına bakılmaksızın geçerlidir. Kaza riski her yolda mevcuttur, bu nedenle aracınızla sadece şehir içinde dolaşıyor olsanız bile ilk yardım çantasını bulundurmak zorundasınız.
  • d) seçeneği: Bu seçenek, kuralı tamamen tersine çevirdiği için yanlıştır ve oldukça çeldirici bir şıktır. A1 ve A2 sınıfı ehliyetler motosikletler, F sınıfı ehliyet ise traktörler için kullanılır. Doğru cevapta bu araçların ilk yardım çantası zorunluluğundan muaf olduğu açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla bu seçenek, kuralın tam zıttını iddia etmektedir.

Özetle, ehliyet sınavına hazırlanan bir adayın aklında kalması gereken temel kural şudur: İki veya üç tekerlekli motorlu araçlar (motosiklet, motorlu bisiklet) ve traktörler hariç, trafiğe çıkan tüm motorlu araçlarda standartlara uygun bir ilk yardım çantası bulunmalıdır. Bu kural, sürücü ve yolcuların can güvenliğini sağlamaya yönelik önemli bir tedbirdir.

Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi, gözlük veya lens kullanarak görme yeterliliğine sahip olan sürücüler için doğrudur?
A
Bu tür adaylara sürücü belgesi verilmez.
B
Yalnızca şehir dışı yollarda gözlük veya lens kullanmak zorundadırlar.
C
Araç kullanırken gözlük veya lenslerini kullanmak zorundadırlar.
D
Yalnızca gece araç kullanırken gözlük veya lens kullanmak zorundadırlar.
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, görme kusurunu gözlük veya lens ile düzelterek sürücü belgesi almaya hak kazanan kişilerin uyması gereken temel kural sorgulanmaktadır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, sürücü adayının sağlık muayenesinde görme yeteneği belirli standartların altında kalıyorsa ancak gözlük veya kontakt lens ile bu standartları karşılayabiliyorsa, sürücü belgesine bu durum özel bir kod ile işlenir. Bu, kişinin araç kullanırken bu düzeltici araçları kullanmasının yasal bir zorunluluk olduğu anlamına gelir.

Doğru Cevap: c) Araç kullanırken gözlük veya lenslerini kullanmak zorundadırlar.

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik güvenliğinin en temel ilkesine dayanmasıdır. Sürücünün görme yeteneği, çevresindeki tehlikeleri (diğer araçlar, yayalar, trafik işaretleri) zamanında fark edip doğru tepkiyi verebilmesi için kritik öneme sahiptir. Eğer bir sürücü, ancak gözlük veya lens yardımıyla yeterli görme seviyesine ulaşabiliyorsa, bu yardımcı araçlar olmadan araç kullanması hem kendisi hem de trafikteki diğer herkes için büyük bir risk oluşturur. Bu nedenle yasalar, bu kişilerin araç kullandıkları her an gözlük veya lenslerini takmalarını zorunlu kılar.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • a) Bu tür adaylara sürücü belgesi verilmez: Bu ifade yanlıştır. Tıp ve teknoloji, görme kusurlarının gözlük veya lens gibi basit araçlarla düzeltilmesine olanak tanır. Önemli olan, sürücünün bu araçları kullanarak yönetmelikte belirtilen asgari görme standardını yakalamasıdır. Bu şartı sağlayan milyonlarca insan güvenli bir şekilde araç kullanmaktadır ve sürücü belgesi almalarında hiçbir engel yoktur.
  • b) Yalnızca şehir dışı yollarda gözlük veya lens kullanmak zorundadırlar: Bu ifade mantıksız ve yanlıştır. Şehir içi trafik, ani gelişen olaylar, yaya yoğunluğu ve karmaşık kavşaklar nedeniyle genellikle daha fazla dikkat ve keskin görüş gerektirir. Görme zorunluluğu yol tipine göre değişmez; araç hareket halindeyken her zaman geçerlidir. Güvenli görüş hem şehir içinde hem de şehir dışında aynı derecede hayatidir.
  • d) Yalnızca gece araç kullanırken gözlük veya lens kullanmak zorundadırlar: Bu ifade de yanlıştır. Görme kusurları sadece gece değil, gündüz de sürüş güvenliğini doğrudan etkiler. Hatta bazı durumlarda güneşin yansıması gibi etkenler gündüz görüşünü daha da zorlaştırabilir. Bu nedenle, gözlük veya lens kullanma zorunluluğu günün her saati için geçerlidir.

Özetle, sürücü belgeniz sağlık raporu sonucunda "gözlük veya lens ile araç kullanabilir" şartıyla verilmişse, bu sizin için bir tercih değil, yasal bir zorunluluktur. Trafik denetimlerinde bu kurala uymadığınız tespit edilirse cezai işlem uygulanır. En önemlisi, bu kurala uymak, kendi can ve mal güvenliğiniz ile trafikteki diğer insanların güvenliği için vazgeçilmezdir.

Soru 19
Aksine bir durum yoksa, yol çizgileri ile belirlenmiş yaya ve okul geçitlerinin bulunduğu yerlerde geçiş önceliği aşağıdakilerden hangisine aittir?
A
Araçlara 
B
Yayalara
C
Yolculara
D
Sürücülere
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kuralları içerisindeki en temel ve hayati konulardan biri olan geçiş önceliği sorgulanmaktadır. Özellikle sinyalizasyon (trafik ışığı) veya trafik polisinin bulunmadığı, sadece yol çizgileriyle belirlenmiş yaya ve okul geçitlerinde, trafiğin akışını düzenleyen hiyerarşinin ne olduğu bilinmelidir. Bu durum, sürücülerin en çok dikkat etmesi gereken anlardan biridir.

Doğru cevap b) Yayalara seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 74. maddesi bu durumu çok net bir şekilde düzenler. Bu maddeye göre, görevli bir kişi veya trafik ışığı bulunmayan ancak trafik işareti veya yol çizgileri ile belirlenmiş yaya veya okul geçitlerine yaklaşan sürücüler, hızlarını azaltmak ve bu geçitlerden geçen veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır. Bu kural, trafikte daha savunmasız olan yayanın güvenliğini sağlamayı amaçlar ve "yayanın üstünlüğü" ilkesini temel alır.

Bu kuralın arkasındaki mantık, can güvenliğini her şeyin önünde tutmaktır. Yayalar, bir aracın çarpması durumunda en savunmasız olan yol kullanıcılarıdır. Bu nedenle, kanun koyucu sürücülere özel bir sorumluluk yüklemiştir. Türkiye'de "Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın" gibi kampanyalarla da bu kuralın önemi sıkça vurgulanmaktadır. Sürücü adayı olarak, bir yaya geçidine yaklaşırken ayağınızı gazdan çekip frene yakın tutmanız ve bir yaya gördüğünüzde durmaya hazır olmanız gerektiğini asla unutmamalısınız.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Araçlara: Bu seçenek, kuralın tam tersidir. Belirtilen yerlerde geçiş önceliği araçlarda değil, yayalardadır. Sürücü, yayaya yol vermekle yükümlüdür.
  • c) Yolculara: Yolcu, bir aracın içinde seyahat eden kişidir. Trafikteki geçiş önceliği, aracın dışındaki yayalar ile araçlar arasında bir konudur. Yolcunun bu durumda doğrudan bir geçiş hakkı veya sorumluluğu yoktur.
  • d) Sürücülere: Sürücü, aracı idare eden kişidir ve geçiş hakkına sahip olan değil, geçiş hakkını vermekle yükümlü olan taraftır. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, "aksine bir durum" (örneğin trafik polisinin "geç" işareti veya yayalar için yanan kırmızı ışık) olmadığı sürece, çizgilerle belirlenmiş yaya ve okul geçitlerinde mutlak öncelik her zaman yayalara aittir. Bu, hem bir yasal zorunluluk hem de önemli bir insanlık görevidir.

Soru 20
Şekle göre, araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması yasaktır?
A
Sola dönüş yapması
B
Sağa dönüş yapması
C
Aynı yönde seyretmesi
D
Kavşağa yaklaşırken hızını azaltması
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kavşağa yaklaşan araç sürücüsünün, karşılaştığı trafik levhasına göre hangi davranışı yapmasının yasak olduğu sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için öncelikle görseldeki trafik levhasının anlamını bilmemiz ve bunu seçeneklerdeki eylemlerle karşılaştırmamız gerekir. Görselde yer alan levha, bir tanzim işaretidir. Kırmızı daire içindeki işaretler, sürücülere bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Bu levhada ise ileriye doğru giden bir okun üzeri kırmızı bir çizgiyle çizilmiştir. Bu işaretin Karayolları Trafik Kanunu'ndaki resmi anlamı, "Girişi Olmayan Yol" levhasıdır ve sürücünün bu yola düz devam etmesinin yasak olduğunu belirtir.

Doğru cevabın neden "c) Aynı yönde seyretmesi" olduğuna bakalım:

Levha, sürücünün bulunduğu şeritten düz devam etmesini açıkça yasaklamaktadır. "Aynı yönde seyretmek" ifadesi, aracın yönünü değiştirmeden düz gitmesi anlamına gelir. Trafik levhası tam olarak bu eylemi yasakladığı için, sürücünün aynı yönde seyretmesi kesinlikle yasaktır. Bu nedenle doğru cevap "c" seçeneğidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sola dönüş yapması ve b) Sağa dönüş yapması: Levha sadece düz gitmeyi yasaklar. Sola veya sağa dönüşle ilgili herhangi bir kısıtlama veya yasaklama belirtmez. Bu durumda sürücü, kavşakta mecburen sola veya sağa dönmek zorundadır. Dolayısıyla bu eylemler yasak değil, aksine yapılması gereken muhtemel manevralardır.
  • d) Kavşağa yaklaşırken hızını azaltması: Bu, bir trafik kuralı değil, temel bir sürüş güvenliği ilkesidir. Tüm sürücüler, kontrolsüz veya kontrollü fark etmeksizin, kavşaklara yaklaşırken olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmak ve güvenli bir geçiş yapmak için hızlarını azaltmalıdır. Bu davranış yasak olmak bir yana, yapılması zorunlu ve doğru bir davranıştır.
Özetle, sürücü bu levhayı gördüğünde düz devam edemeyeceğini anlamalıdır. Güvenli bir şekilde kavşağa yaklaşmak için hızını azaltmalı ve ardından yolun durumuna göre sağa veya sola dönüş yapmalıdır. Levhanın doğrudan yasakladığı tek eylem, düz gitmektir.
Soru 21
Kavşağa yaklaşan bir sürücü, trafik işaret ışığının aralıklarla kırmızı yanıp söndüğünü fark etmiştir. Bu durumda sürücü nasıl davranmalıdır?
A
Durmalı, ilk geçiş hakkını kendisi kullanmalı
B
Hızını sabit tutmalı, kontrollü bir şekilde geçmeli
C
Hızını azaltmalı, kontrollü bir şekilde durmadan geçmeli
D
Durmalı, ilk geçiş hakkını diğer yönden gelen araçlara vermeli
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün kavşağa yaklaşırken aralıklarla (fasılalı) yanıp sönen kırmızı ışık gördüğünde uygulaması gereken doğru davranışın ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu durum, trafik güvenliği açısından hayati öneme sahip bir kuralı içerir ve ehliyet sınavlarında sıkça karşınıza çıkabilir. Trafik işaret ışıklarının her rengi ve yanıp sönme şekli farklı bir anlam taşır.

Aralıklı olarak yanıp sönen kırmızı ışık, "DUR" levhası ile aynı anlama gelir. Bu, sürücünün kavşağa gelmeden önce mutlaka durması gerektiğini belirten kesin bir emirdir. Sürücü, kavşak girişindeki durma çizgisinde, eğer çizgi yoksa kavşak girişinde görüş alanını engellemeyecek şekilde aracını tamamen durdurmalıdır. Bu duruş, sadece yavaşlamak değil, tekerleklerin hareketinin tamamen kesilmesi anlamına gelir.

Doğru cevap olan d) Durmalı, ilk geçiş hakkını diğer yönden gelen araçlara vermeli seçeneği bu kuralı eksiksiz bir şekilde açıklamaktadır. Sürücü, durduktan sonra kavşaktaki ve diğer yollardaki trafik durumunu kontrol etmelidir. Eğer kavşaktan geçmekte olan veya kavşağa yaklaşan başka araçlar varsa, geçiş önceliği onlardadır. Sürücü, ancak kavşağın müsait ve güvenli olduğundan emin olduktan sonra hareket edebilir. Bu kural, kontrolsüz bir kavşakta kazaları önlemek için vardır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Durmalı, ilk geçiş hakkını kendisi kullanmalı: Bu seçenek "durmalı" kısmı ile doğru başlasa da "ilk geçiş hakkını kendisi kullanmalı" ifadesiyle tamamen yanlış bir yönlendirme yapmaktadır. Aralıklı kırmızı ışığın asıl amacı, sizin durup diğerlerine yol vermenizi sağlamaktır. İlk geçiş hakkını kendinizde görmeniz, büyük bir kazaya sebep olabilir.
  • b) Hızını sabit tutmalı, kontrollü bir şekilde geçmeli: Bu davranış, yeşil ışıkta veya geçiş üstünlüğüne sahip olduğunuz bir anayolda geçerli olabilir. Ancak aralıklı kırmızı ışıkta hızını sabit tutmak, "DUR" emrini tamamen yok saymak anlamına gelir ve çok tehlikeli bir ihlaldir.
  • c) Hızını azaltmalı, kontrollü bir şekilde durmadan geçmeli: Bu davranış, aralıklı olarak yanıp sönen sarı ışık için geçerlidir. Aralıklı yanan sarı ışık, "YOL VER" levhası ile aynı anlama gelir ve sürücünün yavaşlayıp yolu kontrol ederek, eğer trafik yoksa durmadan geçebileceğini belirtir. Kırmızı ışıkla sarı ışığın anlamını karıştırmak, sınavlarda sıkça yapılan bir hatadır.

Özetle, aralıklı yanıp sönen kırmızı ışığı gördüğünüzde aklınıza hemen "DUR" levhası gelmelidir. Bu, önce duracağınız, sonra da yolu kontrol edip geçiş hakkını diğer araçlara vereceğiniz anlamına gelir. Bu kurala uymak, hem sizin hem de trafikteki diğer kişilerin güvenliği için zorunludur.

Soru 22
Uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücü hakkında aşağıdaki işlemlerden hangisi yapılır?
A
Sadece para cezası verilir.
B
Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır.
C
En sağ şeritten gitmek koşuluyla araç kullanmasına izin verilir.
D
İdari para cezasının yanısıra sürücü belgesi 5 yıl süreyle geri alınır ve Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır.
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik güvenliğini en ciddi şekilde tehlikeye atan durumlardan biri olan uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altında araç kullanmanın yasal sonuçları sorulmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili mevzuatlar, bu tür ihlallere karşı son derece caydırıcı ve ağır yaptırımlar öngörmektedir. Sorunun amacı, sürücü adayının bu ağır yaptırımların farkında olup olmadığını ölçmektir.

Doğru cevap d) seçeneğidir. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde alarak araç kullandığı tespit edilen bir sürücüye uygulanan yaptırımlar çok yönlüdür. Bu durum, basit bir trafik ihlalinden çok daha fazlası olarak kabul edilir ve hem idari hem de adli sonuçları olan ciddi bir suçtur. Bu nedenle sürücüye hem idari para cezası verilir, hem sürücü belgesine 5 yıl gibi çok uzun bir süreyle el konulur, hem de bu eylemi bir suç teşkil ettiği için hakkında Türk Ceza Kanunu (TCK) hükümleri uyarınca adli işlem başlatılır. Bu adli süreç, hapis cezası gibi sonuçlar doğurabilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sadece para cezası verilir: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır çünkü yaptırımın caydırıcılığı yoktur. Uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmak, sadece sürücünün değil, trafikteki diğer tüm insanların can güvenliğini tehlikeye atan bir eylemdir. Bu nedenle cezası sadece maddi bir bedelle sınırlı olamaz.
  • b) Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır: Bu seçenek, genellikle alkollü araç kullanımıyla karıştırıldığı için bir çeldirici olarak verilmiştir. Sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınması, yasal alkol sınırının üzerinde ilk kez yakalanan sürücüler için geçerli olan bir cezadır. Uyuşturucu madde kullanımı çok daha ağır bir ihlal olarak kabul edildiğinden, ehliyete el koyma süresi 5 yıldır.
  • c) En sağ şeritten gitmek koşuluyla araç kullanmasına izin verilir: Bu seçenek tamamen mantık dışıdır ve trafik güvenliği ilkeleriyle taban tabana zıttır. Uyuşturucu madde etkisi altındaki bir sürücünün refleksleri, algısı ve karar verme yeteneği ciddi şekilde bozulmuştur. Böyle bir sürücünün, hangi şeritte olursa olsun trafiğe devam etmesine izin verilmesi düşünülemez.

Özetle, ehliyet sınavında bu konuyla ilgili bir soruyla karşılaştığınızda aklınızda tutmanız gereken en önemli nokta şudur: Uyuşturucu veya uyarıcı madde ile araç kullanmak, üç temel ve ağır yaptırımı beraberinde getirir. Bunlar; idari para cezası, sürücü belgesinin 5 yıl geri alınması ve Türk Ceza Kanunu'na göre adli işlem yapılmasıdır.

Soru 23
Geceleyin arkasındaki aracın geçme uyarısını alan araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması doğrudur?
A
Arkadaki araç sürücüsüne sinyalle geç işareti vermesi
B
Hızını sabit tutması, gerekirse yavaşlaması
C
Uzağı gösteren lambaları yakması
D
Taşıt yolunun soluna yaklaşması
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, gece yolculuk yaparken arkanızdaki bir aracın sizi sollamak istediğini ve bunun için size bir uyarı (selektör gibi) verdiğini varsaymamız isteniyor. Bu durumda, sollanacak olan araç sürücüsü olarak sizin yapmanız gereken en doğru ve güvenli davranışın ne olduğu sorgulanmaktadır. Trafikteki temel amaç, hem kendi güvenliğimizi hem de diğer sürücülerin güvenliğini tehlikeye atmadan, geçiş işlemini kolaylaştırmaktır.

Doğru Cevap: b) Hızını sabit tutması, gerekirse yavaşlaması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, sollama yapan sürücünün işini kolaylaştırmak ve manevrayı mümkün olan en kısa sürede ve en güvenli şekilde tamamlamasına yardımcı olmaktır. Hızınızı artırırsanız, sollama mesafesi uzar ve bu durum tehlike yaratır. Hızınızı sabit tutarak veya trafik durumu müsait değilse hafifçe yavaşlayarak, arkanızdaki aracın sizi daha çabuk geçmesini ve şeridine güvenle dönmesini sağlarsınız. Bu davranış, trafikteki en önemli kurallardan biri olan "geçiş kolaylığı sağlama" ilkesine tam olarak uyar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Arkadaki araç sürücüsüne sinyalle geç işareti vermesi: Bu davranış kesinlikle yanlıştır ve büyük bir tehlike oluşturur. Siz "geç" işareti verdiğinizde, sollama manevrasının sorumluluğunu üstlenmiş olursunuz. Eğer ileride sizin göremediğiniz bir tehlike (karşıdan gelen araç, yoldaki bir çukur vb.) varsa ve bir kaza olursa, sorumlu tutulabilirsiniz. Sollama kararını ve sorumluluğunu daima sollama yapan sürücü almalıdır.
  • c) Uzağı gösteren lambaları yakması: Geceleyin uzağı gösteren lambaları (uzun farları) yakmak, hem arkanızdaki sürücünün aynalardan yansıyan ışıkla gözlerinin kamaşmasına hem de karşı yönden gelen sürücülerin görüşünün engellenmesine neden olur. Bu durum, sollama gibi riskli bir manevra sırasında kazaya davetiye çıkarmak demektir. Tam tersine, eğer uzun farlarınız açıksa, arkanızdaki araç yanınıza geldiğinde onu rahatsız etmemek için kısa farlara geçmeniz gerekir.
  • d) Taşıt yolunun soluna yaklaşması: Bu da çok tehlikeli ve yanlış bir harekettir. Sollama işlemi aracın sol tarafından yapılır. Sizin sola yaklaşmanız, sollama yapacak aracın geçiş koridorunu daraltır ve onu tehlikeli bir manevraya zorlar. Doğru olan, şeridinizdeki konumunuzu korumak, hatta gerekirse şeridin biraz sağına yaklaşarak geçiş için daha fazla alan bırakmaktır.
Soru 24
Taşıt yolu üzerine çizilen aşağıdaki yatay işaretlemelerden hangisi, şeridin sadece ileri yönde seyir için olduğunu bildirir?
A
B
C
D
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, taşıt yolu üzerine çizilmiş olan yön oklarından hangisinin, bulunduğu şeridi kullanan sürücülerin sadece ileri gitmek zorunda olduğunu belirttiği sorulmaktadır. Yol üzerindeki bu yatay işaretlemeler, sürücülere yaklaşan kavşak veya yol ayrımında hangi manevraları yapabileceklerini önceden bildirir ve trafiğin düzenli akmasını sağlar. Bu işaretler, dikey trafik levhaları gibi bağlayıcıdır ve uyulması zorunludur.

Doğru Cevap: a) seçeneğidir.

Bu seçenekteki görselde, şerit üzerine çizilmiş tek bir düz ok bulunmaktadır. Bu ok, "İleri Yön Oku" olarak adlandırılır. Bu işareti gören bir sürücü, bulunduğu şeritte sadece ve sadece ileri yönde seyrine devam edebilir. Sağa veya sola dönmek, U dönüşü yapmak gibi manevralar bu şeritten kesinlikle yasaktır.

Diğer Seçeneklerin Açıklamaları:

  • b) seçeneği: Bu görselde, hem ileri hem de sağa doğru yönelen bir ok bulunur. Bu işaret, "İleri ve Sağa Mecburi Yön" anlamına gelir. Sürücüler bu şeridi kullanarak ya düz gidebilirler ya da sağa dönebilirler. Soru "sadece ileri yönde" dediği için bu seçenek yanlıştır çünkü sağa dönme alternatifi de sunmaktadır.
  • c) seçeneği: Bu görselde sadece sağa dönen bir ok yer almaktadır. Bu işaret, "Sağa Mecburi Yön" demektir ve bu şeridin yalnızca sağa dönüş yapacak araçlar için ayrıldığını belirtir. Bu şeritten düz gitmek yasaktır, bu nedenle sorunun cevabı olamaz.
  • d) seçeneği: Bu görselde ise sola dönüş ve geriye (U) dönüşü belirten iki ayrı ok bulunmaktadır. Bu işaretlemenin olduğu şerit, "Sola ve Geriye Dönüş" şerididir. Sürücüler bu şeridi ya sola dönmek ya da uygunsa U dönüşü yapmak için kullanmalıdır. İleri gitme seçeneği olmadığı için bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, yol üzerindeki yön okları sürücülere gitmeleri gereken zorunlu istikametleri bildirir. Soruda istenen "sadece ileri yönde seyir" anlamını, tek bir düz okun bulunduğu a) seçeneği karşılamaktadır. Ehliyet sınavında bu tür yatay işaretlemelerin anlamlarını bilmek, hem sınav başarısı hem de trafikte güvenli sürüş için çok önemlidir.

Soru 25
Şekildeki trafik işaretlerinin anlamları sırasıyla hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?
A
I. Yol ver - II. Girişi olmayan yol
B
I. Dur - II. Taşıt trafiğine kapalı yol
C
I. Taşıt trafiğine kapalı yol - II. Girişi olmayan yol
D
I. Azami hız sınırlaması - II. Bütün yasaklama ve kısıtlamaların sonu
25 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, size verilen iki trafik işaret levhasının (I ve II) anlamlarını sırasıyla bulmanız istenmektedir. Ehliyet sınavlarında trafik işaretlerini doğru tanımak ve anlamlarını bilmek çok önemlidir. Bu iki işaret, genellikle birbirleriyle karıştırıldığı için sıkça sorulur.

Doğru Cevabın Açıklaması (C Seçeneği)

Doğru cevap c) I. Taşıt trafiğine kapalı yol - II. Girişi olmayan yol seçeneğidir. Şimdi bu levhaları tek tek inceleyelim:

  • I. İşaret: Taşıt Trafiğine Kapalı Yol: Bu levha, etrafı beyaz çizgili, içi tamamen kırmızı olan bir daire şeklindedir. Bu işareti gördüğünüz yol, her iki yönden de motorlu veya motorsuz taşıtların (otomobil, motosiklet, bisiklet vb.) girişine kapatılmıştır. Genellikle sadece yayaların kullanımına açık olan caddelerin veya belirli saatlerde trafiğe kapatılan yolların girişinde bulunur. Kısacası, bu yola hiçbir taşıt giremez.
  • II. İşaret: Girişi Olmayan Yol: Bu levha, kırmızı bir daire içinde kalın beyaz bir yatay çizgiden oluşur. Bu işaret, tek yönlü bir yolun ters istikametini gösterir. Yani, bu yola bu yönden girmeniz yasaktır, çünkü karşıdan size doğru gelen bir trafik akışı vardır. Ancak yolun diğer ucundan bu yola giriş serbesttir. Halk arasında "Ters Yön" levhası olarak da bilinir.

Sonuç olarak, birinci işaret yolun tamamen taşıt trafiğine kapalı olduğunu, ikinci işaret ise o yola sadece o yönden girilemeyeceğini belirtir. Bu nedenle C seçeneği, her iki işaretin anlamını doğru sırada vermektedir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. a) I. Yol ver - II. Girişi olmayan yol: Bu seçenek yanlıştır çünkü "Yol Ver" levhası, tepesi aşağı bakan bir üçgen şeklindedir. Birinci işaret bu levha değildir.
  2. b) I. Dur - II. Taşıt trafiğine kapalı yol: Bu seçenek de yanlıştır. "Dur" levhası, sekizgen şeklinde ve kırmızı renklidir. Ayrıca ikinci işaretin anlamı "Taşıt trafiğine kapalı yol" değil, "Girişi olmayan yol"dur. Seçenekte anlamlar karıştırılmıştır.
  3. d) I. Azami hız sınırlaması - II. Bütün yasaklama ve kısıtlamaların sonu: Bu seçenek tamamen yanlıştır. "Azami hız sınırlaması" levhası, kırmızı çerçeveli bir daire içinde sayılarla belirtilir (örneğin 50, 70 gibi). "Bütün yasaklama ve kısıtlamaların sonu" levhası ise, üzerinde siyah bir çapraz çizgi bulunan beyaz bir dairedir.

Önemli Not: Bu iki levha arasındaki temel farkı aklınızda tutmanız sınavda size yardımcı olacaktır. "Taşıt Trafiğine Kapalı Yol" (I) levhası yolun her iki yönden de kapalı olduğunu, "Girişi Olmayan Yol" (II) levhası ise yolun sadece sizin bulunduğunuz yönden kapalı olduğunu (tek yön) ifade eder.

Soru 26

Şekildeki kavşakta karşılaşan araçların geçiş hakkı sıralaması nasıl olmalıdır?

A
1 - 2 - 3
B
1 - 3 - 2
C
2 - 3 - 1
D
3 - 2 - 1
26 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, trafik polisi veya trafik levhası bulunmayan bir kontrolsüz kavşakta karşılaşan üç aracın geçiş önceliği sıralamasının nasıl olması gerektiği sorulmaktadır. Bu tür kavşaklarda geçiş hakkını belirlemek için Karayolları Trafik Kanunu'nda belirtilen genel kuralları uygulamamız gerekir. Doğru sıralamayı bulmak için araçların hareket yönlerini ve birbirlerine göre konumlarını dikkatlice incelemeliyiz.

Geçiş hakkı sıralamasını belirlerken uymamız gereken temel kurallar şunlardır:

  • Bütün sürücüler, geçiş üstünlüğüne sahip olan araçlara (ambulans, itfaiye vb.) yol verir. (Bu soruda geçiş üstünlüğüne sahip bir araç yoktur.)
  • Dönüş yapan araçlar, doğru gitmekte olan araçlara yol verir.
  • Kontrolsüz kavşaklarda, bütün sürücüler sağdan gelen araca yol verir.
  • Traktör ve iş makinesi gibi motorsuz veya yavaş hareket eden taşıtlar, diğer motorlu taşıtlara yol verir.

Doğru Cevabın Açıklaması (b) 1 - 3 - 2

Şimdi bu kuralları şekildeki duruma uygulayalım. İlk olarak, dönüş yapan aracın durumuna bakmalıyız. 2 numaralı traktör sola dönüş yapmak istemektedir. 1 ve 3 numaralı araçlar ise düz gitmektedir. Trafik kuralına göre, "dönüş yapan araçlar, düz giden araçlara yol verir". Bu nedenle, 2 numaralı traktör, hem 1 numaralı aracın hem de 3 numaralı aracın geçmesini beklemek zorundadır. Bu durum, 2 numaralı aracın en son geçeceğini kesinleştirir.

2 numaralı aracın en son geçeceğini anladıktan sonra, geriye 1 ve 3 numaralı araçların sıralaması kalır. Her ikisi de düz gittiği için aralarındaki önceliği belirlemek amacıyla "sağdaki araca yol verilir" kuralını uygularız. 3 numaralı aracın sağında 1 numaralı araç bulunmaktadır. Bu yüzden, 3 numaralı araç, 1 numaralı araca yol vermelidir. 1 numaralı aracın sağında ise herhangi bir araç bulunmadığı için geçiş önceliği ondadır. Dolayısıyla, ilk olarak 1 numaralı araç geçer.

Tüm bu adımları birleştirdiğimizde doğru sıralama ortaya çıkar. Önce sağ tarafı boş olan ve düz giden 1 numaralı araç geçer. Daha sonra, 1 numaralı araç geçtikten sonra yolu açılan ve düz giden 3 numaralı araç geçer. En son olarak ise, her iki düz giden araca da yol vermek zorunda olan ve sola dönüş yapan 2 numaralı traktör kavşağı terk eder. Bu nedenle doğru sıralama 1 - 3 - 2 şeklindedir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

a) 1 - 2 - 3: Bu seçenek, 1 numaralı aracın ilk geçeceğini doğru belirtse de, 2 numaralı traktöre 3 numaralı araçtan önce geçiş hakkı tanıyarak hata yapmaktadır. Dönüş yapan 2 numaralı traktör, düz giden 3 numaralı araca yol vermek zorundadır. Bu kural ihlal edildiği için bu seçenek yanlıştır.

c) 2 - 3 - 1: Bu seçenek, en temel kuralı ihlal ederek başlamaktadır. Sola dönüş yapan 2 numaralı traktörün, düz giden araçlardan önce geçme hakkı kesinlikle yoktur. Trafikte en riskli manevralardan biri olan sola dönüşlerde, sürücüler karşıdan gelen ve düz giden trafiğe yol vermekle yükümlüdür. Bu nedenle bu seçenek tamamen yanlıştır.

d) 3 - 2 - 1: Bu seçenek, "sağdaki araca yol verilir" kuralını göz ardı etmektedir. 3 numaralı aracın sağında 1 numaralı araç olduğu için, 3 numaranın ilk geçiş hakkına sahip olması mümkün değildir. İlk geçiş hakkı, sağı boş olan 1 numaralı araca aittir. Bu temel kurala uyulmadığı için bu seçenek de yanlıştır.

Soru 27
Trafik kuruluşunca, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen sürücüye aşağıdaki işlemlerden hangisi uygulanır?
A
Sadece para cezası verilir.
B
Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır.
C
Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geçici olarak geri alınır.
D
En sağ şeritten gitmek koşuluyla araç sürmesine izin verilir.
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik denetimi sırasında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen bir sürücüye uygulanacak yasal yaptırım sorulmaktadır. Bu durum, trafik güvenliğini en üst düzeyde tehlikeye atan en ciddi ihlallerden biri olarak kabul edilir ve cezası da buna göre oldukça ağırdır.

Doğru Cevap: c) Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geçici olarak geri alınır.

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddesidir. Kanuna göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde alarak araç kullandığı tespit edilen sürücülerin ehliyetine, suçun ilk kez işlenmiş olup olmadığına bakılmaksızın, doğrudan 5 yıl süreyle el konulur. Bu, alkollü araç kullanma cezalarından çok daha ağır bir yaptırımdır ve bu maddelerin trafikteki tehlikesinin ne kadar büyük olduğunun bir göstergesidir.

Ayrıca, sürücü belgesinin geri alınmasının yanı sıra, sürücüye yüksek bir idari para cezası da uygulanır ve bu kişiler Türk Ceza Kanunu kapsamında adli işleme tabi tutulurlar. Yani ceza sadece ehliyetin alınmasıyla sınırlı kalmaz. Sürücü, aracı kullanmaktan derhal men edilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Sadece para cezası verilir: Bu seçenek yanlıştır çünkü uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmak, sadece para cezası ile geçiştirilemeyecek kadar ciddi bir suçtur. Asıl amaç, tehlikeli sürücüyü belirli bir süre trafikten uzaklaştırmaktır. Bu nedenle, para cezasına ek olarak sürücü belgesine de el konulur.
  • b) Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır: Bu seçenek de yanlıştır. Sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınması, yasal sınırların üzerinde alkollü olarak ilk defa yakalanan sürücülere uygulanan bir cezadır. Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler için uygulanan ceza çok daha ağırdır ve doğrudan 5 yıldır.
  • d) En sağ şeritten gitmek koşuluyla araç sürmesine izin verilir: Bu seçenek tamamen yanlıştır ve mantığa aykırıdır. Uyuşturucu madde etkisi altındaki bir sürücünün algı, refleks ve muhakeme yeteneği son derece zayıflamıştır. Böyle bir sürücünün hangi şeritte olursa olsun trafiğe çıkması hem kendi hem de başkalarının can güvenliği için büyük bir risk oluşturur. Bu nedenle araç sürmesine kesinlikle izin verilmez.

Özetle, ehliyet sınavında bu konuyla ilgili bir soru geldiğinde unutmamanız gereken en önemli nokta şudur: Alkollü araç kullanmanın cezası kademeliyken (ilk yakalanmada 6 ay, ikincide 2 yıl, üçüncüde 5 yıl), uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımında ceza ilk seferde doğrudan 5 yıldır.

Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi otoyolda yapılabilecek davranışlardandır?
A
Geri gitmek
B
Geriye dönmek
C
Zorunluluk dışında park etmek
D
Hızına uygun şeritte gitmek
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, otoyol gibi yüksek hızlı ve özel kuralları olan bir yolda sürücülerin yapmasına izin verilen, yani doğru ve yasal olan davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Otoyollar, trafik akışını hızlı ve güvenli tutmak için tasarlanmıştır. Bu nedenle, diğer yollarda yapılabilecek bazı manevralar otoyollarda hem çok tehlikeli hem de kesinlikle yasaktır.

Doğru cevap d) Hızına uygun şeritte gitmek seçeneğidir. Otoyollarda trafik güvenliği ve akıcılığı için şerit disiplini hayati önem taşır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre sürücüler, hızlarına ve aracın cinsine uygun olan şeritten gitmek zorundadır. Örneğin, ağır vasıtalar ve yavaş giden araçlar en sağ şeridi kullanırken, daha hızlı araçlar sol şeritleri kullanır; ancak sol şerit sürekli işgal edilmemeli, sadece sollama amacıyla kullanılmalıdır. Bu kural, trafiğin düzenli akmasını sağlar ve kazaları önler.

Diğer seçeneklerin neden yanlış ve tehlikeli olduğunu inceleyelim:
  • a) Geri gitmek: Otoyolda geri gitmek, trafiği tehlikeye atan en riskli davranışlardan biridir. Arkadan yüksek hızla gelen araçların size çarpma riski çok yüksektir ve bu manevra kesinlikle yasaktır. Eğer bir çıkışı kaçırırsanız, asla geri gitmemeli, bir sonraki çıkışı kullanarak güzergahınıza geri dönmelisiniz.
  • b) Geriye dönmek: Geri gitmek gibi, otoyolda "U" dönüşü yapmak veya geriye dönmek de kesinlikle yasaktır. Bu hareket, birden fazla trafik şeridini kesmenizi gerektirir ve feci kazalara yol açabilir. Yön değiştirmek için sadece otoyol çıkışları ve kavşaklar kullanılmalıdır.
  • c) Zorunluluk dışında park etmek: Otoyolda duraklamak ve park etmek, sadece arıza, kaza veya trafik polisinin talimatı gibi zorunlu hallerde ve emniyet şeridi kullanılarak yapılabilir. Keyfi olarak veya dinlenmek amacıyla emniyet şeridinde ya da yol üzerinde durmak, hem trafiği tehlikeye atar hem de yasaktır. Dinlenmek için özel olarak ayrılmış park alanları ve dinlenme tesisleri kullanılmalıdır.
Soru 29
Öndeki aracın güvenle takip edildiği uzaklığa ne denir?
A
Takip mesafesi 
B
Geçiş mesafesi
C
Görüş mesafesi 
D
İntikal mesafesi
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte bir aracın önündeki araçla arasında bırakması gereken emniyetli boşluğun adının ne olduğu sorulmaktadır. Bu mesafe, öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda arkadaki sürücünün güvenli bir şekilde durabilmesi veya manevra yapabilmesi için hayati öneme sahiptir. Doğru terimi bilmek, trafik kurallarını ve güvenli sürüş tekniklerini anladığınızı gösterir.

a) Takip mesafesi: Bu seçenek doğru cevaptır. Takip mesafesi, bir aracın seyir halindeyken kendi hızı ve yol şartlarına göre önündeki araçla arasında bırakması gereken minimum güvenli uzaklığı ifade eden resmi ve teknik terimdir. Bu mesafe, sürücünün tehlikeyi fark etmesi, tepki vermesi ve aracını güvenli bir şekilde yavaşlatıp durdurabilmesi için yeterli zaman ve alanı tanır. Trafik kurallarına göre bu mesafe, genellikle "88-89 Kuralı" veya "2 Saniye Kuralı" ile pratik olarak ölçülür.

Takip mesafesini ayarlamak için kullanılan en yaygın yöntemler şunlardır:

  • 2 Saniye Kuralı: Öndeki aracın yol kenarındaki sabit bir nesneyi (ağaç, levha vb.) geçtiği anı belirleyin. Ardından içinizden "seksen sekiz, seksen dokuz" diye saymaya başlayın. Eğer siz aynı nesnenin yanına geldiğinizde saymayı bitirmişseniz veya saymanız daha uzun sürmüşse, takip mesafeniz yeterli demektir. Yağışlı veya kaygan zeminlerde bu süreyi 3-4 saniyeye çıkarmak gerekir.
  • Hızın Yarısı Metodu: Aracın kilometre cinsinden hızının yarısı, metre olarak takip mesafesini verir. Örneğin, 90 km/s hızla giden bir aracın önündeki araçla en az 45 metre mesafe bırakması gerekir. Bu yöntem de pratik bir ölçüm sağlar.

b) Geçiş mesafesi: Bu seçenek yanlıştır. Geçiş mesafesi, bir aracı sollama (geçme) manevrasını güvenli bir şekilde tamamlamak için gereken toplam mesafeyi ifade eder. Bu mesafe, sollama yapacak aracın hızlanması, diğer aracın yanından geçmesi ve tekrar kendi şeridine güvenle dönmesi için ihtiyaç duyduğu alanı kapsar. Soruda bahsedilen durum, bir aracı takip etme durumudur, geçme (sollama) durumu değildir.

c) Görüş mesafesi: Bu seçenek de yanlıştır. Görüş mesafesi, sürücünün yolun ilerisini net bir şekilde ne kadar uzağa görebildiğini ifade eder. Bu mesafe hava koşullarına (sis, yağmur), yolun yapısına (viraj, tepe) ve gece/gündüz olmasına göre değişir. Güvenli bir sürüş için görüş mesafesi çok önemli olsa da, bu terim iki araç arasındaki boşluğu değil, sürücünün kendi görebildiği alanı tanımlar.

d) İntikal mesafesi: Bu seçenek yanlıştır. İntikal mesafesi, sürücünün bir tehlikeyi fark ettiği andan ayağını frene götürüp basmaya başladığı ana kadar geçen sürede aracın katettiği yoldur. Genellikle "reaksiyon mesafesi" olarak da bilinir. Bu mesafe, toplam duruş mesafesinin sadece bir parçasıdır. Takip mesafesi ise hem intikal mesafesini hem de fren mesafesini (frene basıldıktan sonra aracın durana kadar katettiği yol) kapsayacak şekilde ayarlanması gereken toplam güvenli boşluktur.

Soru 30
Şekildeki gibi bir kavşakta karşılaşan araçların geçiş hakkı sıralaması nasıl olmalıdır?
A
1 - 2 - 4 - 3
B
2 - 1 - 3 - 4
C
2 - 3 - 4 - 1
D
3 - 1 - 2 - 4
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, trafik levhası veya trafik polisi bulunmayan, yani bir kontrolsüz kavşakta karşılaşan dört aracın geçiş hakkı sıralamasının ne olması gerektiği sorulmaktadır. Bu tür kavşaklarda geçiş üstünlüğünü belirlemek için Karayolları Trafik Kanunu'nda belirtilen kuralları adım adım uygulamamız gerekir.

Kontrolsüz kavşaklarda geçiş hakkını belirleyen temel kurallar şunlardır:

  • Bütün sürücüler, geçiş üstünlüğüne sahip olan araçlara (ambulans, itfaiye vb.) yol verir. (Bu resimde geçiş üstünlüğüne sahip bir araç yoktur.)
  • Dönüş yapan araçlar, doğru gitmekte olan araçlara yol verir.
  • Her sürücü, sağındaki araca geçiş hakkını vermek zorundadır.
  • Traktör, iş makinesi gibi motorsuz veya yavaş giden araçlar, diğer motorlu araçlara yol verir. (Ancak bu kural genellikle "sağdaki araç" kuralından sonra gelir.)

Bu kuralları resimdeki duruma uygulayarak doğru sıralamayı bulalım:

  1. İlk Geçmesi Gereken Araç: 2 Numaralı Traktör

    Kontrolsüz kavşaklardaki en temel kural "herkes sağındakine yol verir" kuralıdır. Bu kurala göre her araç, kendi sağındaki yolun boş olup olmadığını kontrol eder. Resme baktığımızda, 1 numaralı aracın sağında 4 numara, 4 numaralı aracın sağında 2 numara, 2 numaralı aracın sağında ise kimse yoktur. Sağı boş olan tek araç 2 numaralı traktör olduğu için kavşağı ilk kullanma hakkı ona aittir. Bu nedenle, ilk geçecek araç 2'dir.

  2. İkinci ve Üçüncü Geçmesi Gereken Araçlar: 1 ve 3 Numaralı Otomobiller

    2 numaralı traktör geçtikten sonra geriye 1, 3 ve 4 numaralı araçlar kalır. Burada devreye "dönüş yapan araçlar, düz gidenlere yol verir" kuralı girer. 3 numaralı araç sola dönüş yaptığı için, karşı yönden düz gelen 1 numaralı araca yol vermek zorundadır. Bu, 1'in 3'ten önce geçmesi gerektiği anlamına gelir. Bu kural, 1 ve 4 arasındaki "sağdaki araç" kuralından daha öncelikli olarak değerlendirilir çünkü bu ikisi doğrudan birbiriyle kesişen bir manevra içerisindedir. Bu sebeple ikinci olarak 1 numaralı araç geçer. 1 numaralı araç geçtikten sonra, dönüş yapmak için bekleyen 3 numaralı araç geçişini tamamlar ve üçüncü olur.

  3. Son Geçmesi Gereken Araç: 4 Numaralı Motosiklet

    Diğer tüm araçlar geçişini tamamladıktan sonra, kavşakta kalan son araç 4 numaralı motosiklettir. Diğer araçların geçmesini beklediği için kavşağı en son o terk eder. Bu nedenle, son geçecek araç 4'tür.

Sonuç olarak, tüm kuralları birleştirdiğimizde ortaya çıkan doğru geçiş hakkı sıralaması 2 - 1 - 3 - 4 şeklindedir. Bu sıralama, B seçeneğinde doğru olarak verilmiştir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) 1 - 2 - 4 - 3 : 1 numaralı araç ilk geçemez, çünkü sağında 4 numaralı araç vardır ve ona yol vermelidir.
  • c) 2 - 3 - 4 - 1 : 3 numaralı araç ikinci geçemez, çünkü dönüş yaptığı için karşıdan düz gelen 1 numaralı araca yol vermek zorundadır.
  • d) 3 - 1 - 2 - 4 : 3 numaralı araç ilk geçemez, çünkü hem dönüş yapmaktadır hem de sağında araçlar bulunmaktadır. En az önceliğe sahip araçlardan biridir.
Soru 31
Kara Yolları Trafik Kanunu’na göre “C1, C1E, C, CE, D1, D1E, D ve DE” sınıfı sürücü belgeleri kaç yıl süreyle geçerlidir?
A
B
C
D
10
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'na göre belirli sürücü belgesi sınıflarının geçerlilik süresi sorulmaktadır. Soruda listelenen C1, C1E, C, CE, D1, D1E, D ve DE sınıfları, genellikle kamyon, çekici, otobüs gibi büyük ve ticari araçları kullanmak için gerekli olan profesyonel ehliyet sınıflarıdır. Kanun, bu tür araçları kullanan sürücüler için farklı bir geçerlilik süresi belirlemiştir.

Doğru Cevap: b) 5

Doğru cevabın 5 yıl olmasının sebebi, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddesinde açıkça belirtilmesidir. Bu yönetmeliğe göre, ticari amaçla yük ve yolcu taşımacılığı yapan ağır vasıta sürücülerinin sağlık durumlarını daha sık kontrol ettirmeleri gerekmektedir. Bu nedenle, C ve D serisi olarak bilinen (kamyon, çekici, otobüs vb.) profesyonel ehliyet sınıflarının geçerlilik süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir. Bu sürenin sonunda sürücünün, sürücülüğe engel bir sağlık sorunu olmadığını gösteren yeni bir sağlık raporu alarak ehliyetini yenilemesi zorunludur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) 2 yıl: Bu seçenek yanlıştır. Karayolları Trafik Kanunu'nda standart sürücü belgeleri için 2 yıllık bir geçerlilik süresi bulunmamaktadır. Bu seçenek, tamamen bir çeldirici olarak eklenmiştir.
  • c) 7 yıl: Bu seçenek de yanlıştır. Tıpkı 2 yıl seçeneği gibi, mevcut yönetmelikte herhangi bir ehliyet sınıfı için 7 yıllık bir geçerlilik periyodu tanımlanmamıştır. Bu da kafa karıştırmak amacıyla konulmuş bir seçenektir.
  • d) 10 yıl: Bu seçenek, sorudaki en güçlü çeldiricidir ancak yanlıştır. 10 yıllık geçerlilik süresi, M, A1, A2, A, B1, B, BE, F ve G gibi daha çok hususi (kişisel) kullanıma yönelik olan moped, motosiklet, otomobil, traktör gibi araçların ehliyet sınıfları için geçerlidir. Sınavda bu iki süreyi karıştırmamak çok önemlidir.

Özetle aklınızda kalması gereken kural şudur:

  1. Eğer ehliyet sınıfı kamyon, çekici, otobüs gibi profesyonel ve ticari araçları kapsıyorsa (yani C ve D serisi ise), geçerlilik süresi 5 yıldır.
  2. Eğer ehliyet sınıfı otomobil, motosiklet, traktör gibi hususi araçları kapsıyorsa (yani M, A, B, F, G serisi ise), geçerlilik süresi 10 yıldır.
Soru 32
Şekildeki kara yoluna ne ad verilir?
A
Bağlantı yolu
B
İki yönlü kara yolu
C
Tek yönlü kara yolu
D
Bölünmüş kara yolu
32 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, verilen görseldeki kara yolunun trafik düzenine göre ne olarak adlandırıldığı sorulmaktadır. Görseli dikkatlice incelediğimizde, yolun ortasında kesik bir şerit çizgisi olduğunu ve farklı yönlere giden araçların aynı taşıt yolunu kullandığını görüyoruz. Bu durum, yolun tanımını yapmamız için en önemli ipucudur.

Doğru cevap b) İki yönlü kara yolu seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre iki yönlü kara yolu, taşıt yolunun her iki yöndeki taşıt trafiği için kullanıldığı yollardır. Görselde de bir aracın bize doğru geldiğini, diğerinin ise ileri yönde gittiğini görüyoruz. Yani trafik akışı çift yönlüdür ve bu tanıma tam olarak uymaktadır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu pekiştirmek için önemlidir. Bu seçenekleri tek tek inceleyelim:

  • a) Bağlantı yolu: Bağlantı yolu, bir kavşak yakınında bulunan ve kara yollarının birbirine bağlanmasını sağlayan kısa, tek yönlü yollardır. Örneğin, bir otoyoldan çıkıp başka bir yola girmek için kullanılan yan yollar bağlantı yoludur. Görseldeki yol, ana bir yol güzergahı gibi durmaktadır ve bir bağlantı yolu özelliği göstermemektedir.
  • c) Tek yönlü kara yolu: Bu yol türünde, tüm trafik akışı sadece bir yöne doğrudur. Eğer bu yol tek yönlü olsaydı, görseldeki her iki aracın da aynı yöne gidiyor olması gerekirdi. Ancak araçlar zıt yönlerde hareket ettiği için bu seçenek yanlıştır.
  • d) Bölünmüş kara yolu: Bu, en çok karıştırılan seçenektir. Bölünmüş kara yolu, gidiş ve geliş yönlerinin birbirinden fiziksel bir ayırıcı (refüj, bariyer veya yeşil alan gibi) ile ayrıldığı yollardır. Görseldeki yolda ise yönleri ayıran şey sadece bir boya, yani şerit çizgisidir. Fiziksel bir ayrım olmadığı için bu yola bölünmüş kara yolu denemez.
Soru 33
Aşağıdakilerin hangisinde durulur ve yol kontrol edildikten sonra geçilir?
A
Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışıkta
B
Aralıklı yanıp sönen sarı ışıkta
C
Kırmızı ışıkta
D
Sarı ışıkta
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün hangi trafik ışığı durumunda aracını önce tamamen durdurması, ardından yolu kontrol edip güvenli olduğuna karar verdikten sonra geçiş yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Bu kural, özellikle sinyalizasyonun tam olarak çalışmadığı veya belirli saatlerde farklı bir anlama geldiği kavşaklardaki geçiş üstünlüğünü ve güvenliği sağlamak için çok önemlidir.

Doğru Cevap: a) Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışıkta

Aralıklı olarak, yani fasılalı yanıp sönen kırmızı ışık, trafik işaret levhalarından "DUR" levhası ile birebir aynı anlama gelir. Bu ışığı gören bir sürücü, kavşağa veya durma çizgisine geldiğinde aracını mutlaka tam olarak durdurmak zorundadır. Bu eylem, sadece yavaşlamak değil, tekerleklerin hareketinin bir anlığına tamamen kesilmesi demektir.

Sürücü aracını durdurduktan sonra, geçiş hakkına sahip olan diğer yollardan gelen araç olup olmadığını dikkatlice kontrol etmelidir. Eğer kavşak müsaitse ve geçiş yapmak için herhangi bir tehlike yoksa, yol hakkı kendisinde olmasa bile dikkatli bir şekilde hareket edebilir. Dolayısıyla, "durulur ve yol kontrol edildikten sonra geçilir" kuralı tam olarak bu durumu ifade eder.

Neden Diğer Seçenekler Yanlış?

  • b) Aralıklı yanıp sönen sarı ışıkta: Bu ışık, "YOL VER" anlamı taşır. Sürücünün bu noktaya geldiğinde yavaşlaması ve dikkatli bir şekilde geçmesi gerektiğini bildirir. Mutlak bir durma zorunluluğu yoktur. Sadece, ana yoldan veya geçiş üstünlüğüne sahip başka bir araç geliyorsa ona yol vermek için durulur. Yol boş ise durmadan, yavaşlayarak geçilir.
  • c) Kırmızı ışıkta: Sabit yanan kırmızı ışık, kesin bir durma emridir. Bu ışık yanarken, yol boş olsa bile kesinlikle geçiş yapılamaz. Sürücü, yolu kontrol edip geçmek yerine, ışığın yeşile dönmesini beklemek zorundadır. Bu seçenekte "kontrol ettikten sonra geçme" eylemi yoktur.
  • d) Sarı ışıkta: Sabit yanan sarı ışık, bir uyarıdır ve ışığın yeşilden kırmızıya dönmek üzere olduğunu belirtir. Sürücünün yavaşlayarak güvenli bir şekilde durmaya hazırlanması gerektiğini ifade eder. Eğer sürücü durma çizgisine çok yaklaşmışsa ve güvenli bir şekilde duramayacaksa geçişini tamamlayabilir. Ancak temel anlamı "durmaya hazırlan" demektir, "dur ve kontrol et sonra geç" demek değildir.
Soru 34
Taşıt yolları üzerine çizilen şekildeki yatay işaretlemelerden hangileri yaya geçidini gösterir?
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, karayolları üzerine çizilen üç farklı yatay işaretlemenin anlamları sorulmakta ve hangilerinin yaya geçidini belirttiği istenmektedir. Sürücülerin bu işaretlemeleri doğru bir şekilde tanıması, hem yayaların güvenliği hem de trafik akışının düzeni için hayati önem taşır. Her bir işaretlemeyi ve anlamını inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Şimdi görseldeki işaretlemeleri tek tek ele alalım:

  • I Numaralı İşaretleme: Bu işaretleme, kalın ve kesintisiz beyaz çizgilerden oluşur. Trafikte en sık karşılaşılan ve "zebra geçidi" olarak da bilinen standart yaya geçidi işaretidir. Bu alanı gören sürücüler, yavaşlamalı ve geçitten geçen veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır.
  • II Numaralı İşaretleme: Bu işaretleme, kesik ve kalın beyaz çizgilerden oluşur. Görünüşü birinciden farklı olsa da, bu da bir yaya geçidi türüdür ve yasal olarak aynı anlama gelir. Sürücüler, bu tür bir geçitte de yayaların geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu bilmeli ve buna göre davranmalıdır.
  • III Numaralı İşaretleme: Bu işaretleme, yolun enine çizilmiş tek ve kesintisiz kalın bir çizgidir. Bu çizgi bir yaya geçidi değildir; bu bir dur çizgisidir. Genellikle trafik ışıklarından, dur levhalarından veya kontrolsüz kavşaklardan önce bulunur ve sürücünün durması gereken sınırı belirtir. Sürücü, bu çizgiyi geçmeden durmalıdır.

Bu bilgilere dayanarak seçenekleri değerlendirelim:

Doğru Cevap: b) I ve II
Açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, hem I numaralı standart yaya geçidi hem de II numaralı kesik çizgili yaya geçidi, yayaların karşıdan karşıya güvenle geçmesi için ayrılmış alanları gösterir. Bu nedenle her ikisi de yaya geçididir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır, çünkü II numaralı işaretleme de bir yaya geçidi türüdür ve bu seçenekte göz ardı edilmiştir.
  • c) II ve III: Bu seçenek yanlıştır. II numaralı işaretleme yaya geçidi olsa da, III numaralı işaretleme bir "dur çizgisi" olduğu için bu seçenek hatalıdır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü III numaralı işaretlemenin yaya geçidi ile bir ilgisi yoktur ve dahil edilmesi cevabı yanlış kılar.
Soru 35
I- Çekme halatı II- Pense, tornavida III- Kriko, bijon anahtarı IV- Bir çift patinaj zinciri Yukarıdaki malzeme ve takımlardan han­gilerinin otomobillerde bulundurulması zorunludur?
A
Ive II
B
I, IIve III
C
II, IIIve IV
D
I, II, IIIve IV
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Türkiye'deki Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre otomobillerde yasal olarak bulundurulması zorunlu olan avadanlıkların (malzeme ve takımların) hangileri olduğu test edilmektedir. Sürücülerin acil durumlara ve mevsimsel koşullara hazırlıklı olmasını sağlamak amacıyla belirlenen bu malzemelerin tamamını bilmek, sınav başarısı ve trafik güvenliği için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap d) I, II, III ve IV seçeneğidir. Çünkü yönetmeliğe göre, soruda listelenen tüm malzemelerin otomobillerde bulundurulması zorunludur. Şimdi bu malzemelerin neden gerekli olduğunu ve neden hepsinin cevapta yer alması gerektiğini tek tek inceleyelim.

  • I- Çekme halatı: Aracın arıza yapması veya kaza durumunda, başka bir araç tarafından güvenli bir şekilde çekilebilmesi için gereklidir. Aynı şekilde, zor durumda kalmış başka bir araca yardım etmenizi de sağlar. Bu nedenle acil durumlar için zorunlu bir güvenlik ekipmanıdır.
  • II- Pense, tornavida: Bu aletler, "temel avadanlık" olarak kabul edilir. Akü kutup başının gevşemesi, bir sigortanın değiştirilmesi veya küçük bir vidanın sıkılması gibi basit onarımlar için sürücünün yanında bulunmalıdır. Bu tür küçük müdahaleler, yolda kalmanızı önleyebilir.
  • III- Kriko, bijon anahtarı: Lastik patlaması, trafikte en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Stepne (yedek lastik) tek başına bir işe yaramaz. Aracı kaldırmak için kriko ve tekerlekteki vidaları (bijonları) sökmek için bijon anahtarı olmadan lastik değiştirmek imkansızdır. Bu sebeple bu ikili, stepne ile birlikte zorunlu bir takımdır.
  • IV- Bir çift patinaj zinciri: Özellikle kış aylarında, karlı ve buzlu yollarda aracın yol tutuşunu artırmak ve kaymayı önlemek için hayati öneme sahiptir. Türkiye'de, valilikler tarafından belirlenen tarihler arasında (genellikle 1 Aralık - 1 Nisan) ticari araçlarda zorunlu, özel otomobillerde ise denetimlerde bulundurulması istenen ve şiddetle tavsiye edilen bir malzemedir. Ehliyet sınavı kapsamında genel bir zorunluluk olarak kabul edilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, zorunlu olan malzemelerden bazılarını eksik bıraktığı için yanlıştır. Unutmayın ki, yasal zorunluluk "bazılarının" değil, "hepsinin" araçta olmasını gerektirir.

  • a) I ve II: Bu seçenek, lastik değişimi için gerekli olan kriko ve bijon anahtarını (III) ve kış koşulları için zorunlu olan patinaj zincirini (IV) içermediği için eksiktir.
  • b) I, II ve III: Bu seçenek oldukça çeldiricidir çünkü en temel arıza ve lastik patlaması durumları için gerekli malzemeleri içerir. Ancak kış güvenliği için zorunlu olan patinaj zincirini (IV) dışarıda bıraktığı için tam olarak doğru değildir.
  • c) II, III ve IV: Bu seçenek de arıza durumunda çekme işlemi için hayati olan çekme halatını (I) içermediği için eksik kalmaktadır.

Sonuç olarak, bir sürücünün hem yasalara uyması hem de trafikte karşılaşabileceği temel sorunlara hazırlıklı olması için soruda verilen dört grup malzemenin tamamını aracında bulundurması gerekmektedir. Bu nedenle doğru ve en kapsamlı cevap d seçeneğidir.

Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi, aracın elektrik devrelerinde meydana gelebilecek kısa devre sonunda sistemi olası yangın  tehlikesine karşı korumak için kullanılır?
A
Flaşör 
B
Sigorta
C
Far anahtarı 
D
Sinyal ampulü
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir araçtaki elektrik sisteminde tehlikeli bir durum olan "kısa devre" meydana geldiğinde, sistemi ve aracı bir yangın felaketinden koruyan parçanın hangisi olduğu sorulmaktadır. Kısa devre, elektrik akımının normal yolundan saparak kontrolsüz bir şekilde ve çok yüksek bir seviyede akmasıdır. Bu durum, kabloların aşırı ısınmasına ve sonuç olarak yangın çıkmasına neden olabilir.

Doğru Cevap: b) Sigorta

Doğru cevap sigortadır. Sigorta, araçların elektrik sistemindeki en temel güvenlik elemanıdır. Tıpkı bir evdeki elektrik sigortaları gibi, aracın sigortası da devreden belirli bir amperden daha yüksek akım geçtiğinde kendini feda ederek erir ve devreyi keser. Bu sayede, kısa devre anında oluşan aşırı akımın kablolara ve diğer elektronik bileşenlere ulaşması engellenir, kabloların ısınıp alev almasının önüne geçilir ve olası bir yangın tehlikesi ortadan kaldırılır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Flaşör: Flaşör, sinyal lambalarının veya dörtlü ikaz lambalarının belirli bir ritimde yanıp sönmesini sağlayan elektronik bir devredir. Görevi, akımı kesintili olarak ileterek yanıp sönme efektini oluşturmaktır. Elektrik devresini aşırı akıma karşı koruma gibi bir güvenlik işlevi yoktur.
  • c) Far Anahtarı: Far anahtarı, sürücünün farları, park lambalarını ve diğer aydınlatma birimlerini açıp kapatmasını sağlayan bir kontrol düğmesidir. Bu parça, devreyi manuel olarak açıp kapatır ancak kısa devre gibi otomatik bir koruma sağlamaz. Far anahtarının kendisi de bir sigorta ile korunur.
  • d) Sinyal Ampulü: Sinyal ampulü, elektrik enerjisini ışık enerjisine dönüştüren bir alıcıdır. Yani, sistemin koruduğu parçalardan biridir, sistemi koruyan parça değildir. Bir kısa devre durumunda sigorta atarak sinyal ampulüne ve onun bağlı olduğu kablolara zarar gelmesini önler.

Özetle, soruda belirtilen "kısa devre sonucu yangın tehlikesine karşı koruma" görevini üstlenen tek parça sigortadır. Sigorta, elektrik devresinin güvenlik bekçisi olarak çalışır ve belirlenen akım değeri aşıldığında devreyi keserek tüm sistemi güvence altına alır.

Soru 37
Araçta yakıt tasarrufu sağlamak için aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
Motor yüksek devirde kullanılır.
B
Eskiyen buji kabloları değiştirilir.
C
Trafiğin yoğun olduğu yollar seçilir.
D
Araç, yokuş aşağı inerken vites boşa alınıp kontak kapatılır.
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın daha az yakıt tüketmesi, yani yakıt tasarrufu yapması için uygulanması gereken doğru davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Yakıt tasarrufu, hem sürücünün bütçesine katkı sağlar hem de çevreye salınan zararlı gazları azaltır. Bu nedenle araç bakımı ve sürüş teknikleriyle ilgili doğru uygulamaları bilmek, ehliyet sınavı için oldukça önemlidir.

Doğru Cevap: b) Eskiyen buji kabloları değiştirilir.

Buji kabloları, ateşleme sisteminin önemli bir parçasıdır. Görevleri, motordaki bujilere ateşleme için gerekli olan yüksek elektrik akımını iletmektir. Zamanla bu kablolar eskir, yıpranır ve elektrik iletkenliğini kaybeder. Bu durumda bujilere yeterli akım gitmez ve silindir içindeki yakıt-hava karışımı tam olarak yanamaz.

Eskiyen kabloların yenileriyle değiştirilmesi, ateşlemenin verimli ve tam zamanında olmasını sağlar. Tam ve verimli yanma, motorun gücünü artırır ve yakıtın israf edilmesini önleyerek doğrudan yakıt tasarrufu sağlar. Bu seçenek, aracın periyodik bakımının yakıt ekonomisi üzerindeki olumlu etkisini vurgulamaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Motor yüksek devirde kullanılır: Motoru yüksek devirde kullanmak, yani sürekli olarak bağırtmak, motorun daha fazla çalışmasına ve daha sık ateşleme yapmasına neden olur. Bu durum, yakıt tüketimini önemli ölçüde artırır. Tasarruf için ideal olan, aracı sakin kullanmak ve vitesleri doğru zamanda (genellikle 2000-3000 devir aralığında) değiştirerek motoru yormamaktır.
  • c) Trafiğin yoğun olduğu yollar seçilir: Yoğun trafik, sürekli dur-kalk yapmayı gerektirir. Aracın en çok yakıt tükettiği anlardan biri, durur halden harekete geçtiği ilk kalkış anıdır. Ayrıca, trafikte rölantide (boşta) beklemek de yakıtın boşa harcanmasına neden olur. Tasarruf için akıcı trafiğin olduğu, daha az dur-kalk yapılacak yollar tercih edilmelidir.
  • d) Araç, yokuş aşağı inerken vites boşa alınıp kontak kapatılır: Bu seçenek, yakıt tasarrufu sağlamadığı gibi son derece tehlikeli ve kesinlikle yapılmaması gereken bir davranıştır. Kontağı kapatmak, direksiyonun kilitlenmesine ve fren sisteminin (fren hidroliği desteği) devre dışı kalmasına neden olabilir. Ayrıca, yeni nesil enjeksiyonlu araçlarda yokuş aşağı inerken vites boşa alınmaz, aksine araç viteste bırakılır. Bu durumda "yakıt kesme" (cut-off) özelliği devreye girer ve araç hiç yakıt tüketmez. Aracı boşa almak ise motorun rölantide çalışmaya devam etmesi için yakıt harcamasına neden olur.
Soru 38
Lastiklerin hava basıncı dengesizse frenleme anında aşağıdakilerden hangisi olur?
A
Araç bir tarafa çeker.
B
Fren pedalı sertleşir.
C
Frenlerden ses gelir.
D
Fren hidroliği azalır.
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın lastiklerindeki hava basınçlarının birbirinden farklı olmasının, yani dengesiz olmasının, fren yapıldığı anda ne gibi bir sonuç doğuracağı sorulmaktadır. Bu durum, sürüş güvenliğini doğrudan etkileyen önemli bir konudur. Doğru cevap ve diğer seçeneklerin açıklamaları aşağıda detaylı olarak verilmiştir.

Doğru Cevap: a) Araç bir tarafa çeker.

Lastiklerin hava basıncı, lastiğin yola temas eden yüzeyinin şeklini ve büyüklüğünü belirler. Eğer lastiklerin hava basınçları arasında bir dengesizlik varsa, örneğin sağ ön lastiğin havası normalden az, sol ön lastiğin havası ise normalse, iki lastiğin yola tutunma kabiliyetleri birbirinden farklı olur. Frenleme anında, tekerleklere eşit fren kuvveti uygulansa bile, yol tutuşu farklı olan lastikler yavaşlama sırasında farklı tepkiler verir. Basıncı düşük olan lastiğin yola daha fazla yayılması veya basıncı yüksek olanın daha az temas etmesi nedeniyle, frenleme kuvveti tekerlekler arasında dengesiz dağılır. Bu dengesizlik, aracın daha iyi tutunan veya daha fazla sürtünme yaratan tarafa doğru çekmesine neden olur.

Diğer Seçeneklerin Açıklamaları:

  • b) Fren pedalı sertleşir: Fren pedalının sertleşmesi, genellikle fren hidrolik sisteminin yardımcısı olan fren servosu (westinghouse) arızası veya vakum hortumlarındaki bir sorundan kaynaklanır. Lastiklerin hava basıncı ile fren pedalının hissi arasında doğrudan bir bağlantı yoktur. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • c) Frenlerden ses gelir: Frenlerden ses gelmesi (gıcırdama, sürtme vb.), genellikle aşınmış fren balataları, disklerin yüzeyindeki bozulmalar veya fren sistemine yabancı bir cisim girmesi gibi mekanik sorunların bir işaretidir. Lastik basıncındaki bir dengesizlik, fren mekanizmasının kendisinden ses gelmesine neden olmaz. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Fren hidroliği azalır: Fren hidroliğinin azalması, fren sisteminin kapalı bir devre olmasından dolayı ancak hidrolik sistemdeki bir sızıntıdan kaynaklanabilir. Lastiklerin içinde hava bulunur ve bu durumun fren hidrolik sıvısının seviyesiyle hiçbir ilgisi yoktur. Dolayısıyla bu seçenek de hatalıdır.
Soru 39
Donmayı önlemek için radyatöre ne konulur?
A
Yağ 
B
Asit
C
Antifriz 
D
Saf su
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın motor soğutma sistemini kış aylarının dondurucu soğuklarından korumak için radyatöre eklenmesi gereken özel sıvının ne olduğu sorulmaktadır. Motorun içindeki su donduğunda genleşir ve bu durum motor bloğunu, radyatörü ve hortumları çatlatarak çok ciddi ve masraflı hasarlara yol açabilir. Bu nedenle, soğutma sıvısının donma noktasını düşürmek kritik bir öneme sahiptir.

Doğru Cevap: c) Antifriz

Antifriz, kelime anlamı olarak "donma karşıtı" demektir ve motor soğutma suyuna eklenen kimyasal bir maddedir. Temel görevi, suyun donma noktasını 0°C'nin çok daha altındaki derecelere (örneğin -30°C veya -40°C gibi) düşürmektir. Bu sayede en soğuk kış günlerinde bile radyatördeki ve motor bloğundaki suyun donması engellenmiş olur.

Antifrizin tek faydası donmayı önlemek değildir. Aynı zamanda, suyun kaynama noktasını da yükselterek yaz aylarında motorun hararet yapma riskini azaltır. Ayrıca içerdiği özel katkı maddeleri sayesinde soğutma sistemindeki metal parçaları paslanmaya ve korozyona (aşınmaya) karşı koruyarak sistemin ömrünü uzatır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Yağ: Yağ, motorun hareketli parçalarını (piston, krank mili vb.) yağlamak ve sürtünmeyi azaltmak için kullanılır. Soğutma sisteminde yeri yoktur. Su ile karışmaz ve radyatörün ince kanallarını tıkayarak motorun soğumasını engeller, bu da hararete yol açar.
  • b) Asit: Asit, metal ve lastik gibi malzemeler için son derece aşındırıcı (korozif) bir maddedir. Radyatöre konulması durumunda motorun metal aksamını, hortumları ve contaları kısa sürede delerek soğutma sisteminin tamamen bozulmasına neden olur. Bu, araca yapılabilecek en büyük zararlardan biridir.
  • d) Saf su: Saf su, soğutma sisteminin ana sıvısı olmasına rağmen kış koşulları için tek başına kesinlikle yeterli değildir. Çünkü 0°C'de donar ve yukarıda bahsedilen genleşme nedeniyle motorda çatlaklara yol açar. Bu nedenle soğuk iklimlerde suyun içine mutlaka antifriz karıştırılmalıdır.
Soru 40
Kriko ile aracı kaldırırken tekerleklere takoz konulmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A
Aracın motorunu çalıştırabilmek
B
Aracın hareket etmesini engellemek
C
Araç yakıtının buharlaşmasını engellemek
D
Araç motorunun sarsıntısız çalışmasını sağlamak
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracı lastik değiştirmek veya altına bakmak gibi bir nedenle kriko ile kaldırırken, yere basan diğer tekerleklere neden takoz konulduğu sorulmaktadır. Bu, araç güvenliği ile ilgili temel ve çok önemli bir bilgiyi ölçmeyi amaçlayan bir sorudur. İşlemin temel amacı, aracı tamamen hareketsiz hale getirerek güvenli bir çalışma ortamı yaratmaktır.

Doğru Cevap: b) Aracın hareket etmesini engellemek

Bir aracı kriko ile kaldırdığınızda, aracın ağırlık merkezi değişir ve sadece üç tekerlek üzerinde durduğu için dengesi azalır. Zemin tam olarak düz değilse veya araca bijonları sökmek gibi bir kuvvet uygulandığında, araç en küçük bir eğimde bile kayma veya ileri-geri hareket etme eğilimi gösterebilir. Tekerleklere, özellikle de krikonun çaprazındaki tekerleğe konulan bir takoz, bu tekerleği fiziksel olarak kilitleyerek aracın istenmeyen her türlü hareketini engeller. Bu sayede aracın krikodan kayarak düşmesi gibi çok tehlikeli bir durumun önüne geçilmiş olur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Aracın motorunu çalıştırabilmek: Bu seçenek yanlıştır. Tekerleğe takoz koymanın aracın motorunun çalışmasıyla hiçbir teknik bağlantısı yoktur. Hatta güvenlik gereği, araç kriko üzerindeyken motorun çalıştırılması kesinlikle tavsiye edilmez, çünkü motorun titreşimi aracın dengesini bozabilir.
  • c) Araç yakıtının buharlaşmasını engellemek: Bu seçenek de tamamen ilgisiz ve yanlıştır. Yakıtın buharlaşması, yakıt deposu ve yakıt sisteminin yapısıyla ilgilidir. Tekerleğin önüne konulan bir cismin, aracın yakıt sistemi üzerinde hiçbir etkisi olamaz.
  • d) Araç motorunun sarsıntısız çalışmasını sağlamak: Bu seçenek de yanlıştır. Motorun sarsıntısız çalışması; motorun kendi iç mekaniği, ateşleme sistemi ve motor kulakları gibi parçaların durumuyla alakalıdır. Takoz, aracın dışarıdan sabitlenmesini sağlar, motorun çalışmasına etki etmez.

Özetle, kriko kullanımı sırasında takoz yerleştirmek, yerle teması devam eden tekerlekleri sabitleyerek aracın kaymasını veya yuvarlanmasını önlemek için alınan hayati bir güvenlik önlemidir. Bu basit işlem, hem sizin hem de aracınızın güvenliğini sağlar.

Soru 41
Benzinli motorlarda, aşağıdakilerden hangisinin tırnakları arasında oluşan kıvılcımla silindir içerisindeki yanma olayı başlatılmış olur?
A
Buji 
B
Flaşör
C
Distribütör 
D
Kontak anahtarı
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, benzinli bir aracın motorunda, yakıt-hava karışımını ateşleyerek yanmayı başlatan parçanın hangisi olduğu sorulmaktadır. Silindir içine sıkıştırılmış olan bu karışımın patlaması ve motorun güç üretmesi için yüksek enerjili bir kıvılcıma ihtiyaç vardır. Soru, tam olarak bu kritik kıvılcımı üreten parçayı bulmamızı istiyor.

Doğru cevap a) Buji seçeneğidir. Buji, ateşleme sisteminin son ve en önemli parçasıdır. Ateşleme bobininden gelen yüksek voltajlı elektriği alır ve alt kısmında bulunan, "tırnaklar" olarak da bilinen elektrotları arasına iletir. Bu tırnaklar arasında oluşan çok güçlü elektrik atlaması, bir kıvılcım meydana getirir ve bu kıvılcım, silindirdeki sıkıştırılmış benzin-hava karışımını ateşleyerek yanma olayını başlatır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • Flaşör: Flaşör, aracın sinyal lambalarının ve dörtlü ikaz lambalarının belirli aralıklarla yanıp sönmesini sağlayan bir elektrik devresi elemanıdır. Motorun çalışması veya ateşleme sistemi ile hiçbir ilgisi yoktur. Görevi tamamen aydınlatma ve ikaz sistemiyle sınırlıdır.
  • Distribütör: Distribütör, eski tip ateşleme sistemlerinde bulunan bir parçadır. Görevi, ateşleme bobininden gelen yüksek voltajı, doğru zamanda doğru silindirin bujisine dağıtmaktır. Kıvılcımı kendisi üretmez, sadece elektriği ilgili bujiye yönlendirir. Yani kıvılcımın oluştuğu yer değil, elektriğin dağıtıldığı yerdir.
  • Kontak anahtarı: Kontak anahtarı, aracın elektrik sistemini ve ateşleme sistemini devreye sokan bir şalterdir. Siz anahtarı çevirdiğinizde, ateşleme sistemine "çalış" komutunu verirsiniz. Ancak, kendisi doğrudan silindir içinde bir kıvılcım oluşturmaz; tüm süreci başlatan ilk adımdır.

Özetle, kontak anahtarı komutu verir, distribütör (eski sistemlerde) elektriği doğru yere yönlendirir ve buji, bu elektriği kullanarak silindir içinde o kritik kıvılcımı oluşturur. Bu nedenle, tırnakları arasında kıvılcım oluşturarak yanmayı başlatan parça bujidir.

Soru 42
Dört zamanlı benzinli motorlarda, zamanların oluşum sırası aşağıdaki gibidir. Buna göre, hangi zamanda emme supabı açılır ve silindirlere yakıt-hava karışımı girer?
A
Emme zamanı
B
Sıkıştırma zamanı
C
Ateşleme (İş) zamanı
D
Egzoz zamanı
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dört zamanlı bir benzinli motorun çalışma prensibi ve bu prensibi oluşturan zamanlardan hangisinde silindire yakıt-hava karışımının alındığı sorgulanmaktadır. Dört zamanlı motorlar, gücü dört aşamada (zamanda) üretirler ve her bir zamanın belirli bir görevi vardır. Motorun verimli çalışabilmesi için bu zamanların doğru sırada ve doğru şekilde gerçekleşmesi kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap a) Emme zamanı'dır. Dört zamanlı motorun ilk zamanı olan Emme Zamanı'nda, piston silindir içinde tepe noktadan alt noktaya doğru hareket etmeye başlar. Pistonun bu aşağı yönlü hareketi silindir içinde bir vakum (emme kuvveti) oluşturur. Aynı anda emme supabı açılır ve bu vakum etkisiyle karbüratörden veya enjeksiyon sisteminden gelen yakıt-hava karışımı silindirin içine dolar. Kısacası, soruda belirtilen "emme supabının açılması" ve "yakıt-hava karışımının girmesi" olaylarının her ikisi de sadece Emme Zamanı'nda gerçekleşir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?
  • b) Sıkıştırma zamanı: Bu zamanda hem emme hem de egzoz supapları kapalıdır. Emme zamanında silindire alınmış olan yakıt-hava karışımı, pistonun yukarı hareketiyle sıkıştırılır. Amaç, karışımın basıncını ve sıcaklığını artırarak ateşlemeye hazır hale getirmektir. Dolayısıyla bu zamanda silindire herhangi bir karışım girişi olmaz.
  • c) Ateşleme (İş) zamanı: Sıkıştırmanın son anında, buji tarafından bir kıvılcım çakılarak sıkıştırılmış yakıt-hava karışımı ateşlenir. Oluşan patlama, pistonu büyük bir güçle aşağı iter ve bu güç krank milini döndürerek aracın hareket etmesini sağlar. Bu zamanda da supaplar kapalıdır ve içeriye karışım alınmaz, aksine içerideki karışım yakılarak iş (güç) üretilir.
  • d) Egzoz zamanı: İş zamanından sonra, piston tekrar yukarı doğru hareket ederken bu kez egzoz supabı açılır. Pistonun bu itme hareketi, yanma sonucu oluşan atık gazları (egzoz dumanını) silindirden dışarı atar. Bu aşamada emme supabı kapalıdır ve içeriye yeni karışım alınmaz, tam tersine yanmış gazlar dışarı atılır.

Özetle, dört zamanlı motorun çalışma döngüsü şöyledir:

  1. Emme: Yakıt-hava karışımı silindire alınır.
  2. Sıkıştırma: Karışım sıkıştırılır.
  3. Ateşleme (İş): Karışım yakılır ve güç üretilir.
  4. Egzoz: Yanmış gazlar dışarı atılır.

Her zamanın adı, o zamanda gerçekleşen temel olayı tanımlar. Bu mantıkla yaklaştığınızda, "emme" kelimesinin "içeri alma" anlamına geldiğini ve yakıt-hava karışımının bu zamanda silindire alındığını kolayca hatırlayabilirsiniz.

Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi yakıt sarfiyatını artırır?
A
Rölanti devrinin yüksek olması
B
Fren hidroliğinin tamamlanması
C
Soğutma suyuna antifriz katılması
D
Lastik hava basınçlarının kontrol edilmes
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın normalden daha fazla yakıt tüketmesine, yani yakıt sarfiyatını artırmasına neden olan durumu bulmamız isteniyor. Seçenekleri tek tek inceleyerek hangisinin motorun daha çok benzin veya mazot yakmasına sebep olacağını belirlemeliyiz.

Doğru Cevap: a) Rölanti devrinin yüksek olması

Rölanti, aracın motorunun durur haldeyken ve vites boşta iken çalıştığı en düşük devir sayısıdır. Eğer bu devir, üreticinin belirlediği normal seviyeden daha yüksek olursa, motor durduğu yerde bile gereğinden fazla çalışır ve sürekli olarak yakıt tüketir. Bu durum, adeta siz dinlenirken bile hızlı hızlı nefes alıp vermeniz gibidir; gereksiz yere enerji ve dolayısıyla yakıt harcanır. Bu nedenle rölanti devrinin yüksek olması yakıt sarfiyatını doğrudan artıran bir durumdur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Fren hidroliğinin tamamlanması: Fren hidroliği, fren sisteminin güvenli bir şekilde çalışması için hayati öneme sahip bir sıvıdır. Yakıt tüketimiyle doğrudan bir ilişkisi yoktur. Bu sıvıyı eksildiğinde tamamlamak, aracın daha fazla yakıt yakmasına neden olmaz; bu işlem sadece frenlerin düzgün çalışmasını sağlayan bir bakım işlemidir.
  • c) Soğutma suyuna antifriz katılması: Antifriz, motorun soğutma suyunun kışın donmasını, yazın ise kaynamasını önleyen bir maddedir. Motorun her zaman ideal çalışma sıcaklığında kalmasına yardımcı olarak verimli çalışmasını sağlar. Hatta motorun aşırı ısınıp veya soğuk kalıp verimsiz çalışmasını engelleyerek yakıt sarfiyatını dolaylı yoldan iyileştirebilir, bu yüzden yakıtı kesinlikle artırmaz.
  • d) Lastik hava basınçlarının kontrol edilmesi: Bu seçenek, yakıt sarfiyatını artırmanın tam tersi bir etkiye sahiptir. Düşük hava basıncına sahip lastikler, yol ile daha fazla sürtünmeye neden olur ve motorun aracı hareket ettirmek için daha fazla güç harcamasına yol açar. Bu da yakıt tüketimini artırır. Lastik basınçlarını düzenli olarak kontrol edip ideal seviyeye getirmek, sürtünmeyi azalttığı için yakıt tasarrufu sağlar.

Özetle, rölanti devrinin yüksek olması motorun gereksiz yere fazla çalışarak doğrudan yakıt israfına yol açmasıdır. Diğer seçenekler ise aracın güvenliği ve verimliliği için yapılan, yakıt tüketimini artırmayan, hatta bazıları dolaylı yoldan azaltan standart bakım işlemleridir.

Soru 44
Dizel motorlu aracın gösterge panelinde aşağıdaki ikaz ışıklarından hangisinin yanıyor olması, ısıtma bujilerinin çalışmakta olduğunu bildirir?
A
B
C
D
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dizel bir aracın gösterge panelinde hangi ikaz ışığının, motorun ilk çalıştırılması için önemli bir parça olan ısıtma bujilerinin (kızdırma bujileri olarak da bilinir) aktif olduğunu belirttiği sorulmaktadır. Dizel motorların çalışma prensibini ve gösterge paneli sembollerini bilmek bu soruyu doğru cevaplamak için kritiktir.

Doğru cevap b) seçeneğidir. Bu sembol, bir yay veya sarmal (rezistans) şeklindedir ve ısıtma (kızdırma) bujisi ikaz ışığıdır. Dizel motorlar, benzili motorlar gibi bujilerle ateşleme yapmaz; bunun yerine havayı yüksek basınçla sıkıştırarak aşırı derecede ısıtır ve bu sıcak havanın içine püskürtülen yakıtın kendiliğinden alev almasıyla çalışır. Soğuk havalarda motorun ilk çalıştırılması sırasında silindir içindeki havayı yeterli sıcaklığa getirmek zor olduğundan, ısıtma bujileri devreye girerek yanma odasını önceden ısıtır ve motorun kolayca çalışmasını sağlar. Bu ışık yandığında, bujilerin ısıtma yaptığını ve motoru çalıştırmak için bu ışığın sönmesini beklemeniz gerektiğini anlarsınız.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  1. a) seçeneği: Bu sembol, arka cam rezistansı ikaz ışığıdır. Genellikle kış aylarında veya yağmurlu havalarda arka camda oluşan buğuyu veya donmayı çözmek için kullanılır. Bu düğmeye basıldığında, arka camdaki ince teller ısınır ve camın görüşünü netleştirir. Motorun çalışması veya ısıtma bujileri ile hiçbir ilgisi yoktur.
  2. c) seçeneği: Bu sembol, park freni (el freni) ikaz ışığıdır. El freni çekili olduğunda veya fren sisteminde (örneğin fren hidroliği seviyesinin düşmesi gibi) bir arıza olduğunda yanar. Sürücüyü, el frenini indirmesi veya fren sistemini kontrol ettirmesi gerektiği konusunda uyarır. Isıtma bujileriyle bir bağlantısı bulunmamaktadır.
  3. d) seçeneği: Bu sembol, evrensel olarak bilinen düşük yakıt seviyesi ikaz ışığıdır. Aracın yakıt deposundaki yakıtın azaldığını ve en kısa sürede yakıt alınması gerektiğini bildirir. Tüm araçlarda (benzinli, dizel, LPG) bulunan standart bir uyarıdır ve motorun ön ısıtma sistemiyle ilgili değildir.

Özetle, sarmal şeklindeki ikaz ışığı sadece dizel motorlu araçlarda bulunur ve motor soğukken kontak açıldığında yanar. Bu ışık, ısıtma bujilerinin silindirleri motorun çalışması için uygun sıcaklığa getirdiğini gösterir. Işık söndükten sonra marşa basılması, motorun daha kolay çalışmasını sağlar ve motoru korur.

Soru 45
• Kaza sonrası meydana gelen maddi hasar miktarı • İş gücü kaybının yanı sıra yaralıların tedavi süreçleri ve maliyeti Trafik kazalarıyla ilgili olarak verilenler, aşağıdakilerden hangisini olumsuz yönde etkiler?
A
Ülke ekonomisini
B
Kasko sigortasının önemini
C
Bireylerde trafik bilincinin oluşmasını
D
Taşıt güvenlik donanımlarının gelişimini
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarının yol açtığı iki önemli sonucun, yani maddi hasarlar ile yaralanmalara bağlı iş gücü kaybı ve tedavi masraflarının, verilen seçeneklerden hangisi üzerinde olumsuz bir etki yarattığı sorulmaktadır. Sorunun temel amacı, bir trafik kazasının sadece kazaya karışan kişileri değil, daha geniş bir çerçevede toplumu ve devleti nasıl etkilediğini anlamanızı ölçmektir.

Doğru cevap a) Ülke ekonomisini seçeneğidir. Çünkü soruda belirtilen her iki durum da doğrudan ve büyük ölçekte ülke ekonomisine zarar verir. Kaza sonrası oluşan maddi hasarlar, araçların onarımı veya değiştirilmesi için harcanan parayı ifade eder. Aynı zamanda, yaralıların uzun süren tedavi süreçleri sağlık sistemine büyük bir mali yük getirir ve bu kişiler çalışamadığı için üretimde bir düşüş (iş gücü kaybı) yaşanır. Tüm bu masraflar ve kayıplar birleştiğinde, ülke ekonomisi üzerinde ciddi bir olumsuz etki yaratır.

Peki, diğer seçenekler neden yanlıştır? Onları da tek tek inceleyelim:
  • b) Kasko sigortasının önemini: Trafik kazaları, kasko sigortasının önemini olumsuz yönde etkilemez, tam tersine olumlu yönde etkiler. İnsanlar, kazaların ne kadar büyük maddi hasarlara yol açabileceğini gördüklerinde, kendilerini güvence altına almak için kasko sigortası yaptırmanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlarlar. Yani kazalar, sigortanın önemine dair farkındalığı artırır.
  • c) Bireylerde trafik bilincinin oluşmasını: Kazalar, bireylerde trafik bilincinin oluşmasını da olumsuz etkilemez; aksine bu bilincin artmasına neden olabilir. Bir kaza yaşamak veya bir kazaya tanık olmak, sürücüleri ve yayaları trafik kurallarına uyma, daha dikkatli olma ve risklerden kaçınma konusunda daha bilinçli hale getirir. Dolayısıyla bu etki olumsuzdur denemez.
  • d) Taşıt güvenlik donanımlarının gelişimini: Kazalar, taşıt güvenlik donanımlarının gelişimini kesinlikle olumsuz etkilemez. Tam tersine, otomobil üreticileri ve mühendisler, gerçekleşen kazaları analiz ederek araçları nasıl daha güvenli hale getirebileceklerini araştırırlar. Hava yastıkları, ABS fren sistemleri, elektronik stabilite programları gibi birçok güvenlik donanımı, kaza verilerinin incelenmesiyle geliştirilmiştir. Yani kazalar, bu alanda gelişimi teşvik eden olumlu bir rol oynar.

Özetle, trafik kazalarının yol açtığı maddi kayıplar ve tedavi masrafları, diğer seçeneklerdeki gibi farkındalığı veya gelişimi artırmak yerine, doğrudan paranın ve üretkenliğin kaybedilmesine neden olur. Bu durum, en geniş kapsamda ülke ekonomisine zarar verir. Bu nedenle doğru cevap "Ülke ekonomisini" seçeneğidir.

Soru 46
Aşağıdaki değerlerden hangisine sahip olan sürücü, yoğun trafikte bir dizi hâlinde gitmekte olan diğer sürücülerin önlerine geçip trafiği daha da sıkışık hâle getirerek yoluna devam etmez?
A
Bencil
B
Sorumsuz
C
Görgü seviyesi düşük
D
Empati düzeyi yüksek
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte olumsuz bir davranış sergileyen sürücü tipinin tam zıttı, yani olumlu bir değere sahip olan sürücünün kim olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, yoğun trafikte sırasını beklemeyip başkalarının önüne geçen ve trafiği daha da kötüleştiren bir davranışı "yapmayacak" olan sürücünün özelliğini bulmaktır. Bu, trafik adabı ve sürücü psikolojisi ile ilgili bir sorudur.

Doğru Cevap: d) Empati düzeyi yüksek

Doğru cevabın neden "Empati düzeyi yüksek" olduğunu açıklayalım. Empati, bir kişinin kendisini başka birinin yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini anlama yeteneğidir. Trafikte empati düzeyi yüksek bir sürücü, kendi yaptığı bir hareketin diğer sürücüleri nasıl etkileyeceğini düşünür. "Ben şimdi bu aracın önüne kırarsam, o sürücü ne hisseder? Belki de dakikalardır bekliyor, bu yaptığım haksızlık olur ve trafiği daha da karıştırır. Başkasının bana bunu yapmasını istemezdim." gibi düşünür ve bu bencil davranıştan kaçınır. Bu nedenle, empati sahibi bir sürücü, başkalarının hakkına saygı gösterir ve trafiği sıkıştıran hareketler yapmaz.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Bencil: Bencil bir sürücü, sadece kendi çıkarlarını ve hedefine bir an önce ulaşmayı düşünür. Diğer sürücülerin ne kadar beklediği, trafiğin ne kadar sıkıştığı veya yaptığının ne kadar haksız olduğu umurunda olmaz. Dolayısıyla, bencil bir sürücü tam da soruda tarif edilen olumsuz davranışı sergileme eğilimindedir.
  • b) Sorumsuz: Sorumsuz bir sürücü, davranışlarının sonuçlarını düşünmez. Yaptığı kural ihlalinin veya saygısızlığın trafiğe, diğer insanlara veya güvenliğe olan etkisini önemsemez. Bu nedenle, sorumsuz bir sürücü de başkalarının önüne geçerek trafiği tehlikeye atmaktan ve sıkıştırmaktan çekinmez.
  • c) Görgü seviyesi düşük: Trafik, aynı zamanda yazılı olmayan görgü ve nezaket kurallarının da geçerli olduğu bir sosyal ortamdır. Görgü seviyesi düşük bir kişi, sıraya girmek, başkasının hakkına saygı göstermek gibi temel nezaket kurallarını bilmez veya umursamaz. Bu yüzden, bu özelliğe sahip bir sürücünün de diğer araçların önüne geçmesi beklenen bir davranıştır.

Özetle, soru bizden trafikteki olumsuz bir davranışı "yapmayacak" olan sürücünün sahip olduğu pozitif özelliği bulmamızı istiyor. Bencillik, sorumsuzluk ve görgüsüzlük bu olumsuz davranışın sebepleri iken, empati bu davranışı engelleyen en temel insani değerdir.

Soru 47
Ters yönden gelen bir sürücüye “Bu sokak tek yönlü, herhalde siz girişteki levhayı görmediniz, lütfen daha dikkatli olun.” diyen bir sürücü, trafikte aşağıdaki değerlerden hangisine uygun davranmıştır?
A
İnatlaşmaya
B
Aşırı tepki göstermeye
C
Kaba ve saldırgan davranmaya
D
Trafik kültüründe birbirini uyarmaya
47 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte bir kural ihlali yapan sürücüye karşı başka bir sürücünün gösterdiği tepkinin hangi trafik değerine uygun olduğu sorulmaktadır. Soruyu doğru cevaplamak için, uyarıyı yapan sürücünün kullandığı dilin ve üslubun niteliğini dikkatlice analiz etmemiz gerekir.

Sürücünün kurduğu cümleyi inceleyelim: “Bu sokak tek yönlü, herhalde siz girişteki levhayı görmediniz, lütfen daha dikkatli olun.” Bu ifadede dikkat çeken birkaç önemli nokta vardır. Sürücü, karşı tarafı suçlamak yerine önce durumu (sokağın tek yönlü olduğunu) belirtiyor. Ardından, "herhalde görmediniz" diyerek hatanın kasıtlı olmadığını varsayıyor ve karşı tarafa anlayış gösteriyor. Son olarak, "lütfen" kelimesini kullanarak nazik bir şekilde uyarıda bulunuyor. Bu yaklaşım, çatışmadan uzak, yapıcı ve eğitimci bir tavırdır.

Doğru Cevabın Açıklaması

d) Trafik kültüründe birbirini uyarmaya: Bu seçenek doğrudur. Çünkü gelişmiş bir trafik kültürü, sürücülerin sadece trafik kurallarına uymasını değil, aynı zamanda birbirlerine karşı saygılı, sabırlı ve yardımcı olmalarını da gerektirir. Sorudaki sürücü, tehlikeli bir durumu fark edip diğer sürücüyü kaba bir şekilde değil, yapıcı bir dille uyararak hem olası bir kazayı önlemeye çalışmakta hem de trafikteki genel nezaket ve iş birliği ruhuna uygun davranmaktadır. Bu davranış, tam olarak “birbirini uyarma” değerini yansıtır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) İnatlaşmaya: Bu seçenek yanlıştır. İnatlaşma, bir konuda karşılıklı olarak ısrarcı olmak ve geri adım atmamaktır. Soruda bir tartışma veya karşılıklı bir zıtlaşma durumu yoktur. Sadece tek taraflı, bilgilendirici ve nazik bir uyarı söz konusudur.
  • b) Aşırı tepki göstermeye: Bu seçenek de yanlıştır. Aşırı tepki; sürekli korna çalmak, bağırmak, selektör yapmak veya el kol hareketleriyle öfke göstermek gibi durumu gereğinden fazla büyüten davranışları içerir. Oysa sorudaki sürücünün tepkisi son derece sakin, ölçülü ve olgundur.
  • c) Kaba ve saldırgan davranmaya: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Sürücünün kullandığı dil, “herhalde görmediniz” ve “lütfen” gibi ifadelerle nezaket içermektedir. Bu, kaba ve saldırgan bir davranışın tam tersi bir tutumdur. Kaba bir tepki, hakaret veya aşağılayıcı ifadeler içerirdi.

Özetle, bu soru sürücü adaylarına trafikte karşılaşılan hatalara karşı nasıl bir tutum sergilenmesi gerektiğini öğretmeyi amaçlamaktadır. Unutulmamalıdır ki trafikteki temel amaç, herkesin güvenli bir şekilde hedefine ulaşmasıdır. Bunu sağlamanın yolu ise çatışmacı ve agresif olmak yerine, güvenliği ön planda tutan, yapıcı ve nazik bir iletişim kurmaktan geçer. Bu nedenle, sürücünün davranışı en iyi şekilde “trafik kültüründe birbirini uyarma” değeri ile açıklanır.

Soru 48

I. Trafikteki bütün kuralların nedenini öğrenir.

II. Araç kullanırken yapacağı bir kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunu düşünür.

III. Trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde, kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında olur.

Yukarıdakilerden hangileri trafik adabına sahip olan bir sürücü için söylenebilir?

A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
I, II ve III
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, "trafik adabına" sahip, yani trafikte sorumlu, saygılı ve bilinçli davranan bir sürücünün özelliklerinin hangileri olduğu sorulmaktadır. Trafik adabı, sadece kuralları bilmek değil, aynı zamanda bu kuralların ardındaki mantığı anlamak ve davranışlarının sonuçlarını öngörebilmektir. Şimdi öncülleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

I. Trafikteki bütün kuralların nedenini öğrenir.

Bu ifade, trafik adabına sahip bir sürücünün en temel özelliklerinden biridir. Kuralları sadece ezberlemek yerine, onların neden konulduğunu (örneğin can ve mal güvenliğini sağlamak, trafiği akıcı hale getirmek) anlayan bir sürücü, bu kurallara çok daha bilinçli bir şekilde uyar. Bu durum, sürücünün sorumluluk sahibi olduğunun ve trafiği bir bütün olarak gördüğünün göstergesidir. Dolayısıyla, bu öncül doğrudur.

II. Araç kullanırken yapacağı bir kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunu düşünür.

Bu ifade, trafik adabıyla tamamen çelişen, yanlış ve tehlikeli bir düşünce yapısıdır. Sorumlu bir sürücü, bir kural ihlalinin para cezasından çok daha ciddi sonuçları olabileceğini; yaralanmalara, ölümlere ve manevi yıkımlara yol açabileceğini bilir. Davranışlarının sonuçlarını sadece maddi bir yük olarak görmek, empati ve sorumluluk eksikliğini gösterir. Bu nedenle bu öncül, trafik adabına sahip bir sürücü için kesinlikle söylenemez.

III. Trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde, kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında olur.

Bu ifade, trafik adabına sahip bir sürücünün sahip olduğu yüksek farkındalığı ve sorumluluk duygusunu tanımlar. Böyle bir sürücü, yaptığı her hareketin sadece kendisini değil, aracındaki sevdiklerini ve trafikteki diğer tüm insanları etkileyebileceğini bilir. Bu farkındalık, sürücüyü kurallara uymaya ve riskli davranışlardan kaçınmaya teşvik eder. Dolayısıyla, bu öncül de doğrudur.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

Yaptığımız analiz sonucunda, trafik adabına sahip bir sürücü için I ve III numaralı ifadelerin doğru, II numaralı ifadenin ise yanlış olduğunu gördük. Bu durumda, doğru cevabı içeren seçenek B seçeneğidir.

  • a) I ve II: Bu seçenek yanlıştır çünkü II. öncül trafik adabına aykırıdır.
  • b) I ve III: Bu seçenek doğrudur çünkü her iki ifade de trafik adabına sahip, sorumlu bir sürücünün özelliklerini yansıtmaktadır.
  • c) II ve III: Bu seçenek de II. öncülün yanlış olması sebebiyle elenir.
  • d) I, II ve III: Tüm öncülleri içeren bu seçenek de hatalıdır, çünkü II. öncül, I ve III. öncüllerdeki olumlu sürücü profili ile taban tabana zıttır.
Soru 49

I. Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi

II. Köprü ve tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması

III. Trafo ve elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintilerin yaşanması

IV. Bilhassa yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde büyük ekolojik zararların görülmesi

Yukarıdakilerden hangileri kara yolunda meydana gelen trafik kazalarının kişiye, topluma, kamuya ve çevreye verdiği zararlardandır?

A
I ve II. 
B
I, III ve IV.
C
II, III ve IV. 
D
I, II, III ve IV.
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarının sadece sürücü ve yolculara değil, daha geniş bir çerçevede ne gibi olumsuz etkileri olabileceği sorgulanmaktadır. Sorunun kökünde kazaların "kişiye, topluma, kamuya ve çevreye verdiği zararlar" bütüncül bir şekilde ele alınmıştır. Bu nedenle her bir öncülü bu dört kategoriden en az birine girip girmediğini değerlendirerek incelemeliyiz.

Şimdi maddeleri tek tek analiz edelim:

  • I. Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi: Yol kenarlarındaki ağaçlar, refüjlerdeki bitkiler ve trafik levhaları gibi unsurlar devlete, yani kamuya aittir. Bir kaza sonucunda bu ağaçların veya bitkilerin zarar görmesi, devlete ait bir mülkün zarar görmesi anlamına gelir. Bu durum, doğrudan kamuya verilen bir zarardır. Aynı zamanda ağaçlar çevrenin bir parçası olduğu için dolaylı olarak çevreye de bir zarardır.
  • II. Köprü ve tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması: Bir kaza nedeniyle trafiğin durması veya yavaşlaması, o yolu kullanan yüzlerce, hatta binlerce insanı etkiler. İnsanlar işlerine, okullarına, hastanelere geç kalır; ambulans ve itfaiye gibi acil durum araçları hedeflerine ulaşmakta zorlanır. Bu durum, bireyleri aşan ve bütün bir halkı etkileyen toplumsal bir zarardır.
  • III. Trafo ve elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintilerin yaşanması: Trafolar ve elektrik direkleri, kamu hizmeti sağlayan altyapı tesisleridir ve kamuya aittir. Bunlara çarpılması hem bir kamu zararı oluşturur hem de sonucunda yaşanan elektrik kesintisi bölgedeki evleri, iş yerlerini ve hastaneleri etkileyerek toplumsal bir zarara yol açar.
  • IV. Bilhassa yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde büyük ekolojik zararların görülmesi: Bu madde zaten açıkça "ekolojik zararlar" ifadesini kullanmaktadır. Tehlikeli madde taşıyan bir tankerin devrilmesi sonucu toprağa, suya veya havaya karışan kimyasallar, o bölgedeki doğal yaşamı, bitki örtüsünü ve su kaynaklarını zehirler. Bu, en belirgin çevre zararlarından biridir.

Sonuç ve Doğru Cevabın Açıklaması

Görüldüğü gibi, soruda verilen dört öncülün her biri, trafik kazalarının yol açtığı farklı bir zarar türünü (kamu, toplum veya çevre) başarılı bir şekilde örneklemektedir. Soru, bu zararlardan hangilerinin trafik kazalarının bir sonucu olduğunu sorduğu için, listelenen maddelerin hepsi doğrudur. Bu nedenle, tüm öncülleri içeren D) I, II, III ve IV seçeneği doğru cevaptır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, trafik kazalarının yol açtığı zararların bütününü kapsamadığı için eksiktir ve bu yüzden yanlıştır.

  • a) I ve II: Bu seçenek, elektrik kesintileri (III) ve çevre kirliliği (IV) gibi önemli kamu ve çevre zararlarını dışarıda bırakır.
  • b) I, III ve IV: Bu seçenek, kazaların neden olduğu trafik sıkışıklığı gibi çok yaygın bir toplumsal zararı (II) içermemektedir.
  • c) II, III ve IV: Bu seçenek ise yol kenarındaki ağaçlar gibi kamu mallarına verilen zararı (I) göz ardı etmektedir.

Özetle, trafik kazaları sadece bireysel bir mesele değil, aynı zamanda kamusal, toplumsal ve çevresel sonuçları olan ciddi bir sorundur. Bu soru, sürücü adayının bu geniş bakış açısına sahip olup olmadığını ölçmeyi amaçlamaktadır.

Soru 50
Öndeki araç yol kenarına park etmeye çalışırken arkadan gelen diğer aracın onu beklemesi durumu, trafikte hangi temel değere sahip olunduğunu gösterir?
A
Öfke 
B
Sabır
C
İnatlaşma 
D
Aşırı tepki
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir durum üzerinden sürücülerin sahip olması gereken temel bir davranış biçimi ve insani değer sorgulanmaktadır. Sorunun özü, bir sürücünün, başka bir sürücünün manevrasını tamamlaması için ona zaman tanımasının hangi olumlu özelliği yansıttığıdır. Bu durum, trafik akışının sağlıklı ve güvenli bir şekilde devam etmesi için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap b) Sabır seçeneğidir. Çünkü öndeki aracın park etme manevrası biraz zaman alabilir. Arkadaki sürücünün korna çalmadan, aceleci tavırlar sergilemeden veya tehlikeli bir şekilde onu geçmeye çalışmadan beklemesi, durumu anlayışla karşıladığını ve o anın gerektirdiği sükuneti koruyabildiğini gösterir. Sabır, trafikteki stresi azaltan, olası tartışma ve kazaları önleyen en önemli erdemlerden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Öfke: Öfke, bu durumda gösterilecek olumsuz bir duygudur. Eğer arkadaki sürücü öfkeli olsaydı, beklemez, korna çalar, el kol hareketleri yapar veya söylenirdi. Soruda anlatılan "bekleme" eylemi, öfkenin tam tersi bir davranıştır.
  • c) İnatlaşma: İnatlaşma, sürücülerin birbirine yol vermemek için yarıştığı veya kasıtlı olarak birbirini engellediği bir durumdur. Örneğin, park etmeye çalışan araca yer bırakmamak veya onu sıkıştırmaya çalışmak bir inatlaşma örneği olurdu. Beklemek ise bir uzlaşı ve anlayış göstergesidir, inatlaşma değil.
  • d) Aşırı tepki: Aşırı tepki, yaşanan küçük bir olaya orantısız ve abartılı bir karşılık vermektir. Sürekli korna çalmak, araçtan inip bağırmak veya tehlikeli bir sollama manevrası yapmak aşırı tepkiye girer. Oysa sorudaki sürücü sakin bir şekilde bekleyerek en doğru ve ölçülü davranışı sergilemektedir.

Sonuç olarak, trafikte diğer sürücülere karşı anlayışlı olmak ve onların manevralarını tamamlamaları için sakince beklemek, sabır değerine sahip olunduğunun en net göstergesidir. Bu davranış, hem kendi güvenliğiniz hem de trafikteki diğer insanların güvenliği ve huzuru için hayati önem taşır.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI