%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
I- Deri soğuk ve nemlidir. II- Nabız düzenli ve dolgundur. III- Solunum yüzeysel ve hızlıdır. Verilen bulgulardan hangileri şok belirtisidir?
A
Yalnız I 
B
Yalnız II
C
I ve III 
D
II ve III
1 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımda hayati bir durum olan şok tablosunun belirtileri sorgulanmaktadır. Doğru cevabı bulmak için şokun ne olduğunu ve vücutta ne gibi değişikliklere yol açtığını anlamak gerekir. Şok, dolaşım sisteminin yaşamsal organlara (beyin, kalp, böbrekler gibi) yeterli miktarda kan ve oksijen gönderememesi durumudur ve acil müdahale gerektirir.

Şimdi verilen bulguları tek tek inceleyelim ve şok belirtisi olup olmadıklarını değerlendirelim:

  • I- Deri soğuk ve nemlidir: Bu ifade doğrudur. Şok durumunda vücut, hayati organlara kan akışını devam ettirebilmek için kanı deriden ve uzuvlardan (kol, bacak gibi) çeker. Kan akışı azalan deri soğur. Vücudun stres tepkisi nedeniyle de terleme görülür, bu da derinin soğuk ve nemli (yapış yapış) olmasına neden olur. Bu, şokun en tipik belirtilerinden biridir.
  • II- Nabız düzenli ve dolgundur: Bu ifade yanlıştır. "Düzenli ve dolgun" bir nabız, sağlıklı ve normal bir dolaşım sisteminin işaretidir. Şok durumunda ise kalp, azalan kan basıncını telafi etmek için daha hızlı çalışmaya başlar ancak kan hacmi azaldığı için nabız vuruşları zayıflar. Dolayısıyla şoktaki bir kişinin nabzı hızlı ve zayıftır, dolgun değildir.
  • III- Solunum yüzeysel ve hızlıdır: Bu ifade de doğrudur. Vücut dokularına yeterli oksijen gitmediği için, solunum sistemi bu açığı kapatmaya çalışır. Bu nedenle kişi daha sık nefes alıp vermeye başlar (hızlı solunum). Ancak bu solunumlar genellikle etkisiz ve derinden olmayan, yani yüzeysel solunumlardır. Bu da tipik bir şok belirtisidir.

Bu değerlendirmelere göre, şok belirtileri I. ve III. maddelerde doğru bir şekilde verilmiştir. II. madde ise şok durumunun tam tersini ifade etmektedir.

Şimdi seçenekleri inceleyelim:

  1. a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Çünkü III. maddedeki "solunumun yüzeysel ve hızlı olması" da bir şok belirtisidir.
  2. b) Yalnız II: Bu seçenek tamamen yanlıştır. "Düzenli ve dolgun nabız" sağlıklı bir durumun göstergesidir, şok belirtisi değildir.
  3. c) I ve III: Bu seçenek doğrudur. Hem derinin soğuk ve nemli olması (I) hem de solunumun yüzeysel ve hızlı olması (III) şokun klasik belirtilerindendir.
  4. d) II ve III: Bu seçenek yanlıştır. Çünkü şok belirtisi olmayan II. maddeyi içermektedir.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi, 112'nin aranması sırasında dikkat edilmesi gereken hususlardan biri değildir?
A
Kesin yer ve adres bilgilerini vermekten kaçınılması
B
Kimin, hangi numaradan aradığının bildirilmesi
C
112 merkezi tarafından sorulan sorulara net bir şekilde cevap verilmesi
D
Herhangi bir ilk yardım uygulaması yapıldıysa nasıl bir yardım verildiğinin belirtilmesi
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aradığımızda yapmamamız gereken, yani yanlış olan davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Sınavda bu tür "değildir" ile biten olumsuz sorulara özellikle dikkat etmek gerekir. Bu, doğru davranışları bilip, aralarından yanlış olanı seçmemiz gerektiği anlamına gelir.

Doğru Cevap: a) Kesin yer ve adres bilgilerini vermekten kaçınılması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, 112 arandığında yapılması gereken en önemli şeyin tam tersini ifade etmesidir. Acil yardım ekiplerinin (ambulans, itfaiye, polis) olay yerine hızlı ve doğru bir şekilde ulaşabilmesi için kesin ve net adres bilgisi hayati önem taşır. Adres vermekten kaçınmak veya eksik bilgi vermek, yardımın gecikmesine hatta hiç ulaşamamasına neden olabilir. Bu nedenle, adres vermekten kaçınmak, yapılması gereken bir şey değil, kesinlikle yapılmaması gereken bir hatadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Bu seçenekler, 112 arandığında yapılması gereken doğru davranışları belirttiği için sorunun cevabı olamazlar. Onları tek tek inceleyelim:

  • b) Kimin, hangi numaradan aradığının bildirilmesi: Bu çok önemli bir adımdır. Arayan kişinin kim olduğunu ve hangi numaradan aradığını belirtmesi, yetkililerin geri arama yapabilmesi için gereklidir. Telefon hattı kesilirse veya ek bilgiye ihtiyaç duyulursa, size bu numaradan tekrar ulaşabilirler. Bu yüzden bu, yapılması gereken doğru bir davranıştır.
  • c) 112 merkezi tarafından sorulan sorulara net bir şekilde cevap verilmesi: 112 çağrı merkezi görevlisi, durumu hızlıca analiz etmek ve en uygun ekibi yönlendirmek için size standart sorular sorar. "Hastanın bilinci açık mı?", "Kanama var mı?" gibi sorular, durumun ciddiyetini anlamak için kritiktir. Bu sorulara sakin, net ve doğru cevaplar vermek, müdahalenin kalitesini artırır. Bu da yapılması gereken doğru bir davranıştır.
  • d) Herhangi bir ilk yardım uygulaması yapıldıysa nasıl bir yardım verildiğinin belirtilmesi: Olay yerinde bir ilk yardım uygulaması (örneğin kalp masajı, turnike, suni solunum) yapıldıysa, bunu 112 görevlisine bildirmek çok önemlidir. Bu bilgi, olay yerine gelecek sağlık ekibinin hazırlıklı olmasını ve müdahaleye kaldığı yerden doğru bir şekilde devam etmesini sağlar. Bu da yine yapılması gereken doğru bir davranıştır.

Özetle, soru bizden 112'yi ararken yapılmaması gerekeni bulmamızı istiyor. Adres vermekten kaçınmak, yardımın temelini engellediği için kesinlikle yanlış bir davranıştır ve bu nedenle sorunun doğru cevabıdır. Diğer seçenekler ise acil durumda hayat kurtarmaya yardımcı olan doğru ve gerekli adımlardır.

Soru 3
Kazazedeyi araçtan çıkarırken aşağıdakilerden hangisine dikkat edilmelidir?
A
Kollarının baş hizasında durmasına 
B
Baş tarafından çekilerek çıkarılmasına 
C
Ayak tarafından çekilerek çıkarılmasına 
D
Baş-boyun-gövde hizasının bozulmamasına
3 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası sonrası yaralı bir kişiyi araçtan çıkarırken uygulanması gereken en temel ve hayati ilke sorulmaktadır. Amaç, kazazedeye yardım ederken ona daha fazla zarar vermemek, özellikle de omurgasını korumaktır. Bu nedenle, ilk yardımın en önemli kurallarından biri bu sorunun merkezinde yer alır.

Doğru cevap d) Baş-boyun-gövde hizasının bozulmamasına seçeneğidir. Çünkü bir trafik kazasında, çarpmanın etkisiyle kazazedenin boyun ve omurgasında ciddi bir yaralanma meydana gelmiş olma ihtimali her zaman vardır. Eğer kazazede, bu eksen korunmadan, bilinçsizce hareket ettirilirse, hasar görmüş omurlar omuriliğe baskı yapabilir. Bu durum, kişinin kalıcı olarak felç kalmasına ve hatta ölümüne yol açabilir. Bu yüzden kazazede, sanki tek bir parça halindeymiş gibi, bir bütün olarak hareket ettirilmelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Kollarının baş hizasında durmasına: Bu seçenek yanlıştır. Kazazedenin kollarının pozisyonu, omurga güvenliği gibi hayati bir konunun yanında tamamen ikincil bir detaydır. İlk ve en önemli öncelik omurga hattını korumaktır; kolların duruşu bu sırada önemli bir faktör değildir ve bu duruşu sağlamaya çalışmak zaman kaybına veya yanlış harekete neden olabilir.
  • b) Baş tarafından çekilerek çıkarılmasına: Bu, son derece tehlikeli ve yanlış bir yöntemdir. Bir kişiyi başından çekmek, tüm vücut ağırlığının boyun omurlarına binmesine neden olur. Eğer boyunda bir kırık veya zedelenme varsa, bu hareket durumu çok daha kötüleştirecek ve omuriliğe kesin olarak zarar verecektir. Bu, baş-boyun-gövde hizasını tamamen bozan bir harekettir.
  • c) Ayak tarafından çekilerek çıkarılmasına: Bu seçenek de aynı şekilde çok tehlikelidir. Kazazede ayaklarından çekildiğinde, vücudun üst kısmı ve özellikle baş ile boyun tamamen desteksiz kalır. Bu durumda baş geriye düşer, boyun anormal bir şekilde bükülür ve omurga hizası tamamen bozulur. Bu da felçle sonuçlanabilecek ciddi yaralanmalara neden olabilir.

Özetle, bir kazazedeyi araçtan çıkarırken (özellikle Rentek Manevrası gibi teknikler kullanılarak) tek bir ana kural vardır: Baş, boyun ve gövdeyi düz bir çizgide, bir bütün olarak tutmak. Bu kural, kazazedenin hayatını ve gelecekteki yaşam kalitesini korumak için kritik öneme sahiptir.

Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi ilk yardımda haberleşme ilkelerindendir?
A
Uzun ve detaylı bilgi verilmesi
B
Yaralıların tüm kimlik bilgilerinin tam olarak verilmesi
C
Olayın ciddiyetinin anlaşılabilmesi için aceleci ve telaşlı olunması
D
İlk yardım uygulaması yapıldı ise nasıl bir yardım yapıldığının anlatılması
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kaza veya acil durum anında 112 Acil Yardım hattı ile iletişim kurarken hangi bilginin verilmesinin doğru ve önemli bir ilke olduğu sorgulanmaktadır. Amaç, yardım ekiplerinin olay yerine en hızlı ve en doğru şekilde ulaşmasını sağlamak için gerekli olan etkili iletişimin temel kurallarını bilmektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

d) İlk yardım uygulaması yapıldı ise nasıl bir yardım yapıldığının anlatılması

Bu seçenek doğru cevaptır. Çünkü olay yerinde yaralılara herhangi bir ilk yardım müdahalesi (örneğin kanamayı durdurmak için baskı uygulama, kalp masajı yapma, turnike uygulama gibi) yapıldıysa, bu bilginin 112 operatörüne bildirilmesi hayati önem taşır. Bu bilgi, olay yerine gelecek sağlık ekibinin durumu daha iyi anlamasını, ne tür ekipmanla gelmeleri gerektiğini belirlemesini ve vardıklarında müdahaleye nereden devam edeceklerini bilmelerini sağlar. Bu, hem zaman kazandırır hem de yaralıya yapılacak profesyonel müdahalenin kalitesini artırır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım:

  • a) Uzun ve detaylı bilgi verilmesi: Bu ilke yanlıştır. Acil durumlarda zaman çok kritiktir. Haberleşme kısa, öz ve anlaşılır olmalıdır. Gereksiz detaylar ve uzun anlatımlar, operatörün önemli bilgileri almasını geciktirir ve yardımın ulaşma süresini uzatabilir. Operatör, ihtiyaç duyduğu ek bilgileri size sorular sorarak zaten alacaktır.
  • b) Yaralıların tüm kimlik bilgilerinin tam olarak verilmesi: Bu ilke de yanlıştır. İlk yardım ve acil yardım çağrısında öncelik, yaralıların kimlik bilgileri değil, sağlık durumları ve sayılarıdır. Yaralının adı, soyadı veya TC kimlik numarası gibi bilgiler o an için acil müdahaleyi etkilemez. Bu tür bilgileri toplamaya çalışmak, değerli zamanın boşa harcanmasına neden olur.
  • c) Olayın ciddiyetinin anlaşılabilmesi için aceleci ve telaşlı olunması: Bu, kesinlikle yanlış bir yaklaşımdır. Panik ve telaş, etkili iletişimin en büyük düşmanıdır. Aceleci ve telaşlı bir şekilde konuşmak, sesin anlaşılmamasına, adres veya yaralı sayısı gibi kritik bilgilerin yanlış aktarılmasına yol açabilir. İlk yardımda haberleşmenin temel ilkelerinden biri sakin kalmak ve bilgileri net bir ses tonuyla aktarmaktır.

Özetle, 112'yi aradığınızda sakin kalarak olayın ne olduğunu, tam adresi, yaralı sayısını ve durumlarını ve eğer yaptıysanız hangi ilk yardım müdahalesinde bulunduğunuzu net bir şekilde anlatmanız gerekir. Bu, hayat kurtaran bir iletişim zincirinin en önemli halkasıdır.

Soru 5
I- Kanın oksijen taşımasının engellenmesi II- Fiziksel aktivitenin artması III- Boğucu etki yapması Karbonmonoksit zehirlenmelerinde yukarı-dakilerden hangilerinin olması beklenir?
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
I, II ve III
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, karbonmonoksit (CO) gazının solunması durumunda vücutta meydana gelen etkiler sorgulanmaktadır. Karbonmonoksit, renksiz, kokusuz ve tatsız bir gaz olduğu için "sessiz katil" olarak da bilinir. Bu gazın zehirleyici etkilerini anlamak, soruyu doğru cevaplamak için anahtardır. Şimdi verilen öncülleri ve seçenekleri adım adım inceleyelim.

Doğru Cevabın Açıklaması (b) I ve III

Doğru cevap I ve III numaralı öncülleri içerir. Bunun nedenlerini ayrıntılı olarak ele alalım:

  • I- Kanın oksijen taşımasının engellenmesi: Bu, karbonmonoksit zehirlenmesinin temel mekanizmasıdır. Normalde, soluduğumuz havadaki oksijen, akciğerlerimizden kana geçer ve kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobin adı verilen bir proteine bağlanır. Hemoglobin, oksijeni vücudumuzdaki tüm doku ve organlara taşır. Ancak karbonmonoksit gazı, hemoglobine oksijenden yaklaşık 200-250 kat daha güçlü bir şekilde bağlanır. Bu durumda hemoglobin, oksijen yerine karbonmonoksiti taşımaya başlar ve kanın dokulara oksijen ulaştırma kapasitesi ciddi şekilde düşer. Bu nedenle bu ifade doğrudur.
  • III- Boğucu etki yapması: Karbonmonoksit, kimyasal bir boğulmaya neden olur. Fiziksel boğulma gibi (örneğin nefes borusuna bir şey kaçması) havayollarını tıkamaz, ancak kanın oksijen taşımasını engellediği için hücreler ve dokular oksijensiz kalır. Hücre seviyesinde yaşanan bu oksijen yetersizliği, tıpkı nefes alamamak gibi bir "boğulma" etkisi yaratır. Bu yüzden karbonmonoksit, boğucu gazlar sınıfında yer alır. Bu ifade de doğrudur.

Sonuç olarak, karbonmonoksit zehirlenmesinde hem kanın oksijen taşıma görevi engellenir (I) hem de bu durum vücutta boğucu bir etki yaratır (III). Bu nedenle doğru seçenek "I ve III" içeren b) şıkkıdır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Yanlışlığın temel sebebi II numaralı öncüldür:

  • II- Fiziksel aktivitenin artması: Bu ifade tamamen yanlıştır. Vücudun fiziksel aktivite yapabilmesi için enerjiye, bu enerjiyi üretmek için de oksijene ihtiyacı vardır. Karbonmonoksit zehirlenmesinde vücut oksijensiz kaldığı için tam tersi bir durum yaşanır. Zehirlenmenin belirtileri arasında baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk, kas güçsüzlüğü ve uyku hali bulunur. Fiziksel aktivitede artış değil, ciddi bir düşüş ve hareket edememe durumu ortaya çıkar.

Bu bilgi ışığında diğer şıkları değerlendirelim:

  1. a) I ve II: Bu seçenek, yanlış olan "Fiziksel aktivitenin artması" (II) öncülünü içerdiği için yanlıştır.
  2. c) II ve III: Bu seçenek de yine yanlış olan "Fiziksel aktivitenin artması" (II) öncülünü içerdiği için elenir.
  3. d) I, II ve III: Bu seçenek, doğru öncüllerin yanında yanlış olan II numaralı öncülü de barındırdığı için yanlıştır.
Soru 6
İlk Yardım ile Acil Tedavi arasındaki farklarla ilgili olarak tabloda verilen bilgiler için ne söylenebilir?
A
I. doğru, II. yanlış
B
I. yanlış, II. doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ehliyet sınavının en temel konularından olan "İlk Yardım" ve "Acil Tedavi" arasındaki farkların bilinip bilinmediği ölçülmektedir. Tabloda bu iki kavrama ait tanımlar verilmiş ve bu tanımların doğruluğu hakkında bir yargıya varmanız istenmiştir. Şimdi bu kavramları ve tabloda verilen bilgileri adım adım inceleyelim.

Öncelikle bu iki kavramın doğru tanımlarını bilmemiz gerekiyor. İlk Yardım, herhangi bir kaza ya da yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut olanaklarla yapılan ilaçsız uygulamalardır. Bu müdahaleyi, konuyla ilgili eğitim almış herkes yapabilir, sağlık personeli olma zorunluluğu yoktur.

Acil Tedavi ise, acil tedavi ünitelerinde (ambulans, hastane acil servisi vb.) ve bu konuda eğitim almış doktor ve sağlık personeli tarafından yapılan tıbbi müdahalelerdir. Acil tedavide ilaç ve tıbbi cihazlar kullanılır. Bu tanım, ilk yardımın bittiği ve profesyonel sağlık hizmetinin başladığı noktayı ifade eder.

Şimdi bu doğru tanımlar ışığında tablodaki ifadeleri değerlendirelim:
  • I. İlk Yardım: Tabloda "Yetişmiş sağlık personeli tarafından yapılan müdahaledir." denilmektedir. Bu ifade YANLIŞTIR. Yukarıda açıkladığımız gibi, ilk yardımı sağlık personeli değil, eğitim almış veya almamış herhangi bir vatandaş olay yerinde yapar. Sağlık personelinin yaptığı müdahale Acil Tedavi'dir.
  • II. Acil Tedavi: Tabloda "Olay yerinde bulunan kişilerce yapılan müdahaledir." denilmektedir. Bu ifade de YANLIŞTIR. Olay yerinde bulunan kişilerin yaptığı müdahale İlk Yardım'dır. Acil Tedavi, profesyonel sağlık ekipleri tarafından yapılır.

Görüldüğü gibi, tabloda her iki tanım da birbiriyle karıştırılarak yanlış verilmiştir. İlk Yardım'ın tanımı Acil Tedavi'ye, Acil Tedavi'nin tanımı ise İlk Yardım'a yazılmıştır. Dolayısıyla her iki ifade de yanlıştır. Bu durumda mantıksal olarak doğru seçeneğin "d) Her ikisi de yanlış" olması gerekir.

Ancak, bu sorunun cevap anahtarında doğru cevap "b) I. yanlış, II. doğru" olarak belirtilmiştir. Bu durum, sorunun kendisinin veya cevap anahtarının hatalı olduğunu göstermektedir. Sınav sistemindeki bazı eski veya hatalı sorularda bu tip durumlarla karşılaşılabilmektedir. Soruyu hazırlayanlar muhtemelen II. ifadedeki "Olay yerinde" kelimesine odaklanarak bir hata yapmış olabilirler, ancak tanımın bütünü açıkça yanlıştır. Yine de, sınav mantığına göre bir değerlendirme yaparsak, I. ifadenin kesinlikle yanlış olduğu, II. ifadenin ise hatalı bir şekilde doğru kabul edildiği bir senaryo ile karşı karşıyayız. Bu sorunun doğru cevabı, kavramların gerçek tanımlarına göre "d) Her ikisi de yanlış" olmalıdır.

Özetle:

  1. Neden 'a' ve 'c' yanlış? Çünkü I. ifade kesinlikle yanlıştır. Bu nedenle 'a' ve 'c' seçenekleri elenir.
  2. Neden 'd' mantıksal olarak doğru? Çünkü hem I. hem de II. ifade, kavramların doğru tanımlarına göre yanlıştır. Tanımlar birbiriyle değiştirilmiştir.
  3. Neden cevap anahtarı 'b' diyor? Bu, büyük ihtimalle bir soruhazırlama hatasıdır. Ancak böyle bir soruyla karşılaştığınızda, İlk Yardım'ın kesinlikle sağlık personeli tarafından yapılmadığını bilmek, I. ifadenin yanlış olduğunu anlamanızı sağlar. Bu bilgi bile sizi doğru cevaba yaklaştırabilir. Unutmamanız gereken en temel bilgi şudur: İlk Yardımı vatandaş, Acil Tedaviyi sağlık personeli yapar.

Soru 7
• Bir el alına yerleştirilir. • Diğer elin iki parmağı çene kemiğinin üzerine yerleştirilir. • Alından bastırılıp çeneden kaldırılarak baş geriye doğru itilir. Uygulama basamakları verilen ve kazazedenin hava yolunu açmak için kullanılan pozisyon aşağıdakilerden hangisidir?
A
Şok pozisyonu
B
Yarı oturuş pozisyonu
C
Baş geri-çene yukarı pozisyonu
D
Yarı yüzükoyun-yan pozisyon
7 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın en temel uygulamalarından biri olan solunum yolunu açma tekniğinin uygulama basamakları tarif edilmektedir. Bilinci kapalı ancak solunumu olan bir kazazedeye doğru müdahaleyi yapabilmek için bu pozisyonun ne olduğunu ve neden yapıldığını bilmek hayati önem taşır. Soruda verilen adımlar, bu tekniğin birebir tarifidir.

Doğru Cevap: c) Baş geri-çene yukarı pozisyonu

Doğru cevabın "Baş geri-çene yukarı pozisyonu" olmasının sebebi, soruda anlatılan uygulama basamaklarının bu pozisyonun adıyla tam olarak örtüşmesidir. Bilinci kapalı kişilerde kaslar gevşediği için dil, geriye kayarak soluk borusunu tıkayabilir. Bu pozisyonun amacı, dili kökünden ileriye doğru iterek hava yolunu açmaktır.

  • "Alından bastırılıp... baş geriye doğru itilir." kısmı, pozisyonun "Baş Geri" adımını ifade eder.
  • "Diğer elin iki parmağı çene kemiğinin üzerine yerleştirilir... çeneden kaldırılarak..." kısmı ise pozisyonun "Çene Yukarı" adımını ifade eder.

Bu iki hareket birleştiğinde, soluk borusu düz bir hale gelir ve dilin yolu tıkaması engellenir. Bu, solunumu durma riski olan bir kazazedeye yapılacak ilk ve en önemli müdahalelerden biridir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

a) Şok pozisyonu: Bu pozisyon, kan dolaşımında bir sorun olduğunda ve hayati organlara yeterli kan gitmediğinde uygulanır. Kazazede sırt üstü yatırılır ve ayakları yaklaşık 30 cm kadar yukarı kaldırılır. Amaç, beyin ve kalp gibi önemli organlara kan akışını artırmaktır. Soruda anlatılan hava yolu açma tekniği ile hiçbir ilgisi yoktur.

b) Yarı oturuş pozisyonu: Bu pozisyon genellikle bilinci açık olan ve solunum güçlüğü çeken (örneğin astım krizi, kalp krizi geçiren) veya göğüs yaralanması olan hastalara uygulanır. Hastanın sırtı desteklenerek oturur pozisyona getirilmesi, nefes alıp vermesini kolaylaştırır. Sorudaki uygulama, bilinci kapalı birine hava yolunu açmak için yapılır ve bu pozisyondan tamamen farklıdır.

d) Yarı yüzükoyun-yan pozisyon: Bu pozisyonun diğer adı "Koma Pozisyonu" veya "Derlenme Pozisyonu"'dur. Bilinci kapalı ancak solunumu ve nabzı olan kazazedelere uygulanır. Amacı, kişinin kusması durumunda kusmuğun soluk borusuna kaçmasını (aspirasyon) önlemek ve hava yolunu açık tutmaktır. Bu pozisyona getirmeden önce genellikle zaten "Baş geri-çene yukarı" pozisyonu ile hava yolu kontrol edilmiştir. Dolayısıyla, soruda anlatılan basamaklar bu pozisyonun kendisine ait değildir.

Soru 8
Öksüren, nefes alabilen ve tıkandığını ifade edebilen bir kazazedeye aşağıdaki ilk yardım uygulamalarından hangisi yapılır?
A
Kazazedeye dokunulmadan öksürmeye teşvik edilir.
B
Bir elin topuk kısmıyla iki kürek kemiğinin arasına 5 kez kuvvetlice vurulur.
C
Bir elin başparmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur, kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır.
D
Kazazedenin bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur ve bir elin topuğuyla göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır.
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu oluşan bir tıkanıklık durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım müdahalesi sorulmaktadır. Sorunun en önemli kısmı, kazazedenin durumunu tarif eden ifadelerdir: "öksüren, nefes alabilen ve tıkandığını ifade edebilen". Bu belirtiler, hava yolunun tamamen değil, kısmen tıkandığını gösterir ve bu duruma "Kısmi Tıkanma" denir.

a) Kazazedeye dokunulmadan öksürmeye teşvik edilir. ✓ (DOĞRU)

Bu seçenek doğrudur çünkü tarif edilen durum bir kısmi tıkanmadır. Kısmi tıkanmada, hava yolu tam olarak kapanmamıştır ve kazazede az da olsa nefes alıp verebilir. Vücudun bu duruma karşı en etkili doğal savunma mekanizması öksürüktür. Güçlü bir öksürük, akciğerlerdeki havayı basınçla dışarı iterek yabancı cismin atılmasını sağlayabilir. Bu nedenle ilk yardımcının yapması gereken en doğru şey, kazazedenin yanında durarak onu sakinleştirmek ve öksürmeye devam etmesi için teşvik etmektir. Müdahale etmek, cismin yerini değiştirip tam tıkanmaya yol açabileceği için risklidir.

b) Bir elin topuk kısmıyla iki kürek kemiğinin arasına 5 kez kuvvetlice vurulur. (YANLIŞ)

Bu uygulama, tam tıkanma durumunda, yani kazazede hiç nefes alamadığında, öksüremediğinde, konuşamadığında ve morarmaya başladığında yapılan ilk müdahaledir. Kısmen nefes alabilen ve öksürebilen birine sırttan vurmak, yabancı cismin daha derine inmesine veya hava yolunu tamamen tıkamasına neden olabilir. Bu yüzden kısmi tıkanmada bu yöntem kesinlikle uygulanmaz.

c) Bir elin başparmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur, kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır. (YANLIŞ)

Bu teknikte tarif edilen uygulama, "Heimlich Manevrası" (Karına Baskı Uygulaması) olarak bilinir. Tıpkı sırta vurma gibi, bu manevra da sadece tam tıkanma durumunda ve kazazedenin bilinci açıkken uygulanır. Amacı, karın boşluğuna yapılan ani basınçla diyaframı yukarı iterek akciğerlerdeki havayı dışarı fırlatmak ve cismi çıkarmaktır. Öksürebilen birine bu manevrayı yapmak hem gereksizdir hem de iç organlara zarar verme riski taşır.

d) Kazazedenin bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur ve bir elin topuğuyla göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır. (YANLIŞ)

Bu seçenek, bilinen ve geçerli bir ilk yardım tekniği değildir. Tarif edilen pozisyon ve müdahale şekli tamamen hatalıdır ve kazazedeye yardım etmek yerine ona ciddi zararlar verebilir, iç kanamaya veya organ yaralanmalarına yol açabilir. İlk yardım uygulamaları her zaman standart ve güvenliği kanıtlanmış yöntemlerden oluşur; bu seçenek ise tamamen hayal ürünü ve tehlikelidir.

  • Özetle: Eğer bir kişi tıkandığında öksürebiliyor, nefes alabiliyor veya konuşabiliyorsa bu kısmi tıkanmadır ve sadece öksürmeye teşvik edilir.
  • Eğer kişi öksüremiyor, nefes alamıyor, konuşamıyor ve boğazını tutuyorsa bu tam tıkanmadır ve o zaman sırasıyla sırta vurma ve Heimlich manevrası gibi müdahaleler gerekir.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi kalp durmasının belirtilerindendir?
A
Aşırı hareketlilik
B
Bilincin açık olması
C
Kalp atımının olmaması
D
Hızlı ve yüzeysel solunum
9 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kalp durması (kardiyak arrest) olarak bilinen ve anında müdahale gerektiren acil bir tıbbi durumun en kesin ve temel belirtisi sorulmaktadır. Ehliyet sınavında ilk yardım bilgisi ölçüldüğü için, bu hayati durumu tanıyabilmek ve doğru adımı atabilmek çok önemlidir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevabın Açıklaması

c) Kalp atımının olmaması

Bu seçenek doğrudur. Kalp durmasının tanımı, kalbin vücuda kan pompalama işlevini aniden ve beklenmedik bir şekilde yitirmesidir. Kalp pompalamayı durdurduğunda, kan dolaşımı da durur. Bunun en net ve doğrudan sonucu, şah damarı (boyun) veya bilek gibi noktalardan nabız alınamaması, yani kalp atımının olmamasıdır. İlk yardımda, bilinç ve solunum kontrolünden sonra nabız kontrolü yapılarak kalp durması kesinleştirilir ve hemen kalp masajına başlanır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

a) Aşırı hareketlilik

Bu seçenek yanlıştır. Kalp durduğunda, beyne ve kaslara oksijen gitmez. Oksijensiz kalan beyin fonksiyonlarını yitirir ve kişi bilincini kaybederek hareketsiz kalır. Aşırı hareketlilik veya kasılmalar, kalp durmasından ziyade sara (epilepsi) nöbeti gibi farklı tıbbi durumların belirtisi olabilir. Kalp durmasında kişi tepkisiz ve tamamen hareketsiz yatar.

b) Bilincin açık olması

Bu seçenek yanlıştır. Beyin, fonksiyonlarını sürdürebilmek için kesintisiz kan akışına ve oksijene ihtiyaç duyar. Kalp durduğunda beyne giden kan akışı saniyeler içinde kesilir ve bu durum kişinin hemen bilincini kaybetmesine neden olur. Eğer bir kişinin bilinci açıksa, konuşabiliyor veya sorulara tepki verebiliyorsa kalbi çalışıyor demektir. Bilinç kaybı, kalp durmasının en erken ve en önemli belirtilerinden biridir.

d) Hızlı ve yüzeysel solunum

Bu seçenek yanlıştır. Kalp durmasıyla birlikte solunum da kısa bir süre içinde durur. Bazen kalp durmasının ilk saniyelerinde "agonal solunum" adı verilen, normal olmayan, iç çekme veya horlama şeklinde birkaç düzensiz nefes görülebilir. Ancak bu etkili bir solunum değildir ve kısa sürede tamamen kesilir. Hızlı ve yüzeysel solunum ise genellikle şok, astım krizi, panik atak veya ciddi bir yaralanma gibi kalbin henüz durmadığı durumlarda görülen bir belirtidir.

  • Özetle: Kalp durmasının üç temel ve en önemli belirtisi şunlardır:
    1. Bilinç Kaybı: Kişi sesli ve ağrılı uyarılara tepki vermez.
    2. Solunumun Durması: "Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle solunum olmadığı anlaşılır.
    3. Kalp Atımının Olmaması: Nabız alınamaz.

Bu nedenle, sorunun doğru cevabı, kalp durmasını en net şekilde tanımlayan "Kalp atımının olmaması" seçeneğidir.

Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi ilk yardımın temel uygulamalarından biri değildir?
A
Koruma 
B
Kurtarma
C
Bildirme 
D
Tedavi etme
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın temel adımları veya uygulamaları arasında hangisinin yer almadığı sorulmaktadır. İlk yardım, herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut olanaklar ile yapılan ilaçsız uygulamalardır. Bu tanımı aklımızda tutarak seçenekleri inceleyelim.

İlk yardımın temel uygulamaları, hayat kurtarma zincirinin ilk halkasıdır ve genellikle "KBK" kuralı olarak özetlenir. Bu kural, bir ilk yardımcının olay yerinde izlemesi gereken öncelik sırasını belirtir. Bu adımlar şunlardır:

  • Koruma
  • Bildirme
  • Kurtarma

Şimdi bu adımların ve seçeneklerin ne anlama geldiğine bakalım:

a) Koruma: Bu seçenek, KBK kuralının ilk adımıdır ve ilk yardımın temel uygulamalarından biridir. Koruma, hem kazazedenin hem de ilk yardımcının güvenliğini sağlamak amacıyla olay yerinde alınması gereken önlemleri içerir. Örneğin, bir trafik kazasında olay yerini üçgen reflektörlerle işaretlemek, aracın kontağını kapatmak ve tehlike oluşturabilecek durumları ortadan kaldırmak bu adıma girer. Bu nedenle bu seçenek yanlış cevaptır.

c) Bildirme: Bu seçenek, KBK kuralının ikinci adımıdır ve yine ilk yardımın temel bir parçasıdır. Olay yeri güvenliği sağlandıktan sonra yapılması gereken en önemli şey, profesyonel yardım çağırmaktır. Türkiye'de acil durum numarası olan 112'yi arayarak olayın ne olduğunu, yerini, yaralı sayısını ve durumlarını bildirmek bu aşamayı oluşturur. Bu nedenle bu seçenek de yanlış cevaptır.

b) Kurtarma: Bu seçenek, KBK kuralının son adımıdır ve ilk yardımcının kazazedeye yaptığı müdahaleleri kapsar. Bildirme işlemi yapıldıktan sonra, profesyonel ekipler gelene kadar kazazedeye temel yaşam desteği (suni solunum, kalp masajı), kanama durdurma, yarayı kapatma gibi uygulamalar yapılır. Bu uygulamalar, kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemeyi ve hayatta kalmasını sağlamayı amaçlar. Bu nedenle bu seçenek de yanlış cevaptır.

d) Tedavi etme: Bu seçenek doğru cevaptır çünkü "tedavi etmek" ilk yardımın temel uygulamalarından biri değildir. Tedavi; ilaç kullanmayı, teşhis koymayı, ameliyat yapmayı ve diğer ileri tıbbi müdahaleleri içeren, sadece doktorlar ve sağlık profesyonelleri tarafından hastane veya klinik ortamında yapılan bir işlemdir. İlk yardımcının görevi tedavi etmek değil, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar kişinin hayatını kurtarmak ve durumunu stabil tutmaktır. Bu yüzden "Tedavi etme" bir ilk yardım uygulaması sayılmaz.

Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi, tam tıkanıklık yaşayan ve karından baskı uygulanamayan çok küçük bebeklerde, hava yolunun açılması için yapılması gereken uygulamalardan biri değildir?
A
5 kez el bileğinin iç kısmı ile bebeğin sırtına, kürek kemiklerinin arasına hafifçe vurulması
B
Başparmak ve diğer parmakların yardımıyla bebeğin çenesinin kavranması
C
Bebeğin başının gergin ve gövdesinden yukarıda olacak şekilde tutulması
D
Bebeğin ilk yardımcının bir kolu üzerine ters olarak yatırılması
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu tam tıkanıklık yaşayan bir bebeğe uygulanacak ilk yardım adımlarından hangisinin yanlış olduğu sorulmaktadır. Bu tür sorular, doğru ilk yardım bilgisini ölçmeyi hedefler ve bir adımı yanlış bilmenin bile ne kadar tehlikeli olabileceğini vurgular. Soruyu doğru cevaplamak için bebeklerde Heimlich manevrasının adımlarını bilmek gerekir.

Doğru Cevap: c) Bebeğin başının gergin ve gövdesinden yukarıda olacak şekilde tutulması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının (yani, yapılması gereken uygulamalardan biri olmamasının) temel nedeni fiziktir. Hava yoluna kaçan yabancı cismin dışarı atılabilmesi için yer çekiminden faydalanmak esastır. Bu nedenle, bebeğe sırt vuruşu uygulanırken başının gövdesinden aşağıda olması hedeflenir. Başın yukarıda tutulması, cismin daha da aşağıya inmesine neden olabilir ve yapılan müdahaleyi etkisiz kılar.

  • Neden Yanlış Bir Uygulamadır: Başın gövdeden yukarıda olması, yer çekiminin cismi dışarı itme gücünü ortadan kaldırır. Doğru pozisyon, bebeğin başının aşağıya eğik olmasıdır. Bu sayede yapılan her vuruş, cismin ağza doğru hareket etmesine yardımcı olur.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

Diğer seçenekler, bebeklerde tam tıkanıklık durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım prosedürünün adımlarıdır. Bu yüzden bu soru için "yanlış cevap" olurlar.

  • a) 5 kez el bileğinin iç kısmı ile bebeğin sırtına, kürek kemiklerinin arasına hafifçe vurulması: Bu, bebeklerde Heimlich manevrasının ilk ve en önemli adımıdır. Sırtına, kürek kemiklerinin arasına uygulanan 5 vuruş, akciğerlerdeki havayı sıkıştırarak bir basınç oluşturur ve yabancı cismin dışarı fırlatılmasını amaçlar. Bu uygulama kesinlikle doğrudur.
  • b) Başparmak ve diğer parmakların yardımıyla bebeğin çenesinin kavranması: Bebeği kol üzerine yatırırken başını ve boynunu sabit tutmak çok önemlidir. Çeneyi kavramak, bebeğin başının kontrolsüzce sallanmasını önler ve aynı zamanda hava yolunun açık kalmasına yardımcı olur. Bu, güvenli bir müdahale için zorunlu bir adımdır.
  • d) Bebeğin ilk yardımcının bir kolu üzerine ters olarak yatırılması: Bu, müdahale için bebeğe verilen temel pozisyondur. İlk yardımcı, bebeği yüzüstü şekilde kendi kolunun üzerine yatırır. Bu pozisyon hem bebeğe destek sağlar hem de sırtına vuruşların etkili bir şekilde uygulanabilmesine olanak tanır.

Özetle, soru bizden yanlış olan uygulamayı bulmamızı istiyor. Bebeğin başını gövdesinden yukarıda tutmak, yer çekimi prensibine aykırı olduğu için yabancı cismin çıkmasını zorlaştıran hatalı bir harekettir. Doğrusu, başın gövdeden aşağıda olmasıdır.

Soru 12
Kırık, çıkık, burkulma gibi kemik ve eklemi ilgilendiren olaylarda ilk yardımcının temel hedefi ne olmalıdır?
A
Sorunlu bölgeyi hareketsiz duruma getirerek kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek
B
Kazazedenin oturması ya da sağa sola kımıldamasına izin vermek
C
Kol ya da bacakta bozulmuş şekli düzeltmeye çalışmak
D
Kırık bölgenin hareket ettirilmesini sağlamak
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza anında kırık, çıkık veya burkulma gibi bir durumla karşılaşıldığında, ilk yardımcının öncelikli olarak ne yapması gerektiği sorgulanmaktadır. İlk yardımın temel amacı, yaralının durumunun daha da kötüye gitmesini engellemek ve profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar onu güvende tutmaktır. Bu nedenle, kemik ve eklem yaralanmalarında atılacak ilk ve en önemli adımın ne olduğunu bilmek hayati önem taşır.

a) Sorunlu bölgeyi hareketsiz duruma getirerek kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek

Bu seçenek doğrudur. Kırılmış bir kemiğin uçları jilet gibi keskin olabilir. Yaralı bölge hareket ettirilirse, bu keskin kemik uçları çevredeki kan damarlarını, sinirleri veya kasları keserek çok daha ciddi hasarlara yol açabilir. Bölgeyi sabitleyerek (immobilize ederek) hareketsiz hale getirmek, bu ek zararların önüne geçer, ağrıyı azaltır ve yaralının durumunun stabil kalmasını sağlar. İlk yardımcının temel hedefi tam olarak budur.

b) Kazazedenin oturması ya da sağa sola kımıldamasına izin vermek

Bu seçenek yanlıştır. Kazazedeyi hareket etmeye teşvik etmek veya buna izin vermek, yaralı bölgenin de oynamasına neden olur. Bu durum, yukarıda bahsedilen riskleri (damar ve sinir yaralanması, ağrının artması vb.) doğrudan tetikler. İlk yardımın temel kuralı, özellikle kemik ve eklem yaralanmalarında, yaralıyı ve yaralı bölgeyi mümkün olduğunca hareketsiz tutmaktır.

c) Kol ya da bacakta bozulmuş şekli düzeltmeye çalışmak

Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve çok tehlikelidir. Kırık veya çıkık nedeniyle şekli bozulmuş bir uzvu "düzeltmeye" veya yerine oturtmaya çalışmak, ilk yardımcının görevi değildir. Bu işlem, yalnızca tıp eğitimi almış profesyoneller tarafından yapılabilir. Bilinçsizce yapılan böyle bir müdahale, kalıcı sinir hasarlarına, damarların kopmasına ve doku ölümlerine (kangren) yol açabilir.

d) Kırık bölgenin hareket ettirilmesini sağlamak

Bu seçenek de yanlıştır. Bu ifade, doğru olanın tam tersini söylemektedir. Kırık bir bölgeyi hareket ettirmek, yaralanmayı daha karmaşık hale getirir ve iyileşme sürecini zorlaştırır. Amaç, hareketi tamamen kısıtlamaktır, hareket ettirilmesini sağlamak değil. Bu nedenle bu seçenek, ilk yardım bilgisiyle tamamen çelişmektedir.

Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi, araçlarda olası bir kaza anında ölüm ve yaralanmaların en aza indirilmesi amacıyla alınan önlemlerdendir?
A
Koyu renk giysiler giyilmesi
B
Aracın kapılarının açık tutulması
C
Trafikteki motorlu araç sayısının artırılması
D
Seyir halinde iken emniyet kemeri kullanılması
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza meydana geldiğinde araç içindeki kişilerin can güvenliğini sağlamak ve yaralanmaları olabildiğince azaltmak için tasarlanmış bir güvenlik önlemi sorulmaktadır. Yani soru, bir çarpışma anında bizi neyin koruyacağını bulmamızı istiyor. Bu tür önlemlere "pasif güvenlik" sistemleri denir ve en temel olanı doğru cevapta gizlidir.

Doğru cevap d) Seyir halinde iken emniyet kemeri kullanılması seçeneğidir. Bir kaza anında, ani durma veya çarpma nedeniyle vücudumuz "eylemsizlik" prensibi gereği ileri doğru fırlama eğilimi gösterir. Emniyet kemeri, bu kontrolsüz hareketi engelleyerek vücudumuzu koltuğa sabitler. Bu sayede başımızın cama veya direksiyona çarpması, göğsümüzün ön panele vurması ya da en tehlikelisi olan araçtan dışarı fırlamamız önlenmiş olur. Emniyet kemeri, çarpma kuvvetini vücudun daha dayanıklı bölgelerine (kalça ve omuz kemikleri) yayarak hayati organların zarar görme riskini büyük ölçüde azaltır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Koyu renk giysiler giyilmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü giysilerin renginin, bir kaza anında araç içindeki yaralanma riskiyle hiçbir ilgisi yoktur. Giysilerin rengi, daha çok yayaların veya bisikletlilerin gece trafikte fark edilebilirliği ile ilgili bir konudur. Hatta koyu renkler, bu durumlarda görünürlüğü azaltarak tehlike yaratabilir.
  • b) Aracın kapılarının açık tutulması: Bu seçenek de tamamen hatalıdır ve son derece tehlikelidir. Seyir halinde kapıların açık olması, bir güvenlik önlemi olmak bir yana, kaza anında yolcuların araçtan dışarı savrulmasına neden olur. Araçtan dışarı savrulmak, ölümle sonuçlanan kazaların en yaygın sebeplerinden biridir ve bu seçenek güvenliği artırmak yerine hayatı doğrudan riske atar.
  • c) Trafikteki motorlu araç sayısının artırılması: Bu seçenek de yanlıştır. Trafikteki araç sayısının artması, trafik yoğunluğunu ve dolayısıyla kaza olma riskini artırır; azaltmaz. Bu seçenek, kaza anında koruma sağlamak yerine, kazanın meydana gelme olasılığını yükselten bir faktördür ve sorunun amacıyla tamamen terstir.

Özetle, emniyet kemeri, bir kaza anında hayat kurtaran en temel ve en etkili pasif güvenlik donanımıdır. Diğer seçenekler ise konuyla ilgisiz veya tam tersi şekilde tehlike yaratan durumlardır. Bu nedenle, araca biner binmez yapılması gereken ilk şey emniyet kemerini takmaktır.

Soru 14
Yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hâl ve hareketlerine ne ad verilir?
A
Erişme 
B
Ulaşım
C
Trafik 
D
Taşıma
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, karayolu olarak adlandırılan yollar üzerinde bulunan canlıların ve araçların tüm durum ve eylemlerini kapsayan genel kavrama ne ad verildiği sorulmaktadır. Sorunun kökü, "hâl ve hareketler" ifadesiyle hem duran hem de hareket eden tüm unsurları (insanlar, hayvanlar, arabalar vb.) içine alan bir tanımı işaret etmektedir. Bu tanımı en doğru karşılayan terimi bulmamız gerekmektedir.

Doğru Cevap: c) Trafik

Doğru cevabın Trafik olmasının sebebi, bu kelimenin yasal ve genel tanımdaki karşılığıdır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre trafik; yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hâl ve hareketlerinin bütünüdür. Bu tanım, soruda verilen ifadeyle birebir örtüşmektedir. Trafik denildiğinde aklımıza sadece hareket eden araçlar gelse de, yol kenarında yürüyen bir yaya, yola çıkmış bir hayvan veya park etmiş bir araç da trafiğin bir parçasıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Erişme: Erişme, bir yere varma, ulaşma veya bir yere giriş imkânı anlamına gelir. Örneğin, "köprü kapalı olduğu için karşı yakaya erişim yok" cümlesindeki gibi bir imkânı veya eylemin sonucunu ifade eder. Karayolu üzerindeki genel durumu ve hareketliliği tanımlamaz, bu yüzden yanlış bir seçenektir.
  • b) Ulaşım: Ulaşım, insanların veya eşyaların bir yerden başka bir yere taşınması sürecini ifade eden daha geniş bir kavramdır. Ulaşım; yolları, araçları, sistemleri ve altyapıyı kapsar. Trafik ise, bu ulaşım sisteminin karayolu üzerindeki anlık, gözlemlenebilir durumudur. Dolayısıyla ulaşım, trafiği de içine alan daha genel bir başlıktır ama sorudaki spesifik tanımın karşılığı değildir.
  • d) Taşıma: Taşıma, bir nesneyi veya canlıyı bir noktadan diğerine götürme, nakletme eylemidir. Bu eylem, trafiğin içinde gerçekleşen olaylardan sadece bir tanesidir. Örneğin, bir kamyonun yük taşıması veya bir otobüsün yolcu taşıması gibi. Ancak trafik, taşıma eyleminin yanı sıra özel aracıyla gezintiye çıkmış bir sürücüyü veya karşıdan karşıya geçen bir yayayı da kapsadığı için "taşıma" kelimesi bu tanım için yetersiz kalır.
Soru 15
Şekildeki kara yolu bölümünde, yan yana çizilmiş kesik ve devamlı yol çizgileri sürücülere aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
İki şeritli yolun tek şeritli yola dönüşeceğini
B
Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini
C
Kesik çizgi tarafındaki araçların şerit değiştirebileceğini
D
Devamlı çizgi tarafındaki araçların şerit değiştirebileceğini
15 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kara yolunda yan yana çizilmiş biri kesik diğeri devamlı olan yol çizgilerinin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür yol çizgileri, özellikle görüş mesafesinin kısıtlı olduğu tepe üstleri, virajlar veya kavşak yaklaşımları gibi yerlerde trafiği düzenlemek için kullanılır. Çizgilerin anlamını doğru bilmek, sollama (şerit değiştirme) manevralarını güvenli bir şekilde yapabilmek için hayati önem taşır.

Yol çizgilerini yorumlarken temel kural şudur: Sürücü, kendi şeridine en yakın olan çizginin kuralına uymak zorundadır. Eğer sürücünün tarafındaki çizgi kesik ise, bu sürücünün gerekli güvenlik kontrollerini yaptıktan sonra öndeki aracı sollayabileceği veya şerit değiştirebileceği anlamına gelir. Eğer sürücünün tarafındaki çizgi devamlı (düz) ise, bu sürücünün şerit değiştirmesi veya sollama yapması kesinlikle yasaktır.

  • c) Kesik çizgi tarafındaki araçların şerit değiştirebileceğini

    Bu seçenek doğrudur. Çünkü trafik kuralına göre, bir sürücünün kendi bulunduğu şeride en yakın olan çizgi kesik çizgi ise, bu durum o sürücüye şerit değiştirme veya sollama yapma hakkı tanır. Görseldeki durumda, kesik çizgiye daha yakın olan şeritteki bir araç, karşı şeridin müsait olması durumunda şerit değiştirebilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  1. a) İki şeritli yolun tek şeritli yola dönüşeceğini

    Bu bilgi yanlıştır. Yolun daralarak tek şeride düşeceğini belirten işaretler, genellikle yol üzerine çizilen ve şeritleri birleştiren oklar veya "Yol Daralması" uyarı levhalarıdır. Yan yana çizilmiş kesik ve devamlı çizgiler bu anlama gelmez.

  2. b) Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini

    Bu seçenek de yanlıştır. Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceği, genellikle "Tek Yön" levhası ile belirtilir. Ortada bir ayırıcı çizginin bulunması, yolun çift yönlü olduğunun bir göstergesidir.

  3. d) Devamlı çizgi tarafındaki araçların şerit değiştirebileceğini

    Bu ifade, kuralın tam tersidir ve bu nedenle yanlıştır. Devamlı (düz) çizgi, o çizgiye yakın olan şeritteki sürücülerin şerit değiştirmesinin veya sollama yapmasının yasak olduğunu bildirir. Bu kural, genellikle o şerit için görüş mesafesinin yetersiz veya manevranın tehlikeli olduğu durumlarda uygulanır.

Özetle, bu yol işaretinde her şeridin kendi kuralı vardır ve bu kural, o şeride en yakın olan çizgiyle belirlenir. Kesik çizgi "geçebilirsin", devamlı çizgi ise "geçemezsin" anlamına gelir.

Soru 16
Şekildeki araç sürücüsü, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtı durağının en az kaç metre mesafe dışına aracını park edebilir?
A
B
10 
C
15
D
20
16 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikteki en temel park kurallarından biri olan, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtı duraklarına (otobüs durağı gibi) ne kadar mesafede park yasağı olduğu sorgulanmaktadır. Görselde bir otobüs durağı levhası ve bir otomobil bulunmaktadır. Soru, bu levhanın en az kaç metre yakınına park etmenin yasak olduğunu, dolayısıyla park etmek için en az ne kadar uzağında durulması gerektiğini sormaktadır.

Doğru cevap c) 15 metredir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, trafiğin akışını ve yolcu güvenliğini sağlamak amacıyla belirli yerlere park etmek yasaklanmıştır. Bu yerlerden biri de kamu hizmeti yapan yolcu taşıtlarının duraklarını gösteren levhalardır. Yasaya göre, bu levhaların her iki yönünde, yani durağın hem öncesinde hem de sonrasında 15 metrelik mesafe içinde park yapmak kesinlikle yasaktır.

Bu kuralın temel amacı, otobüs gibi büyük araçların durağa rahatça yanaşmasını, yolcularını güvenli bir şekilde indirip bindirmesini ve tekrar güvenli bir şekilde trafiğe çıkabilmesini sağlamaktır. Eğer araçlar durağa çok yakın park ederse, otobüs durağa tam olarak yanaşamaz, yolun ortasında durmak zorunda kalır. Bu durum, hem otobüsten inen ve binen yolcular için tehlike oluşturur hem de arkadan gelen trafiği engelleyerek sıkışıklığa neden olur.

  • Neden diğer seçenekler yanlış?
  • a) 5 metre ve b) 10 metre: Bu mesafeler, bir otobüsün güvenli manevra yapması için kesinlikle yetersizdir. 5 veya 10 metre uzağa park edilmiş bir araç, otobüsün durağa yanaşmasını büyük ölçüde engelleyecektir. Bu nedenle bu seçenekler trafik güvenliği açısından yanlıştır ve yasal olarak belirlenen minimum mesafenin altındadır.
  • d) 20 metre: 20 metre uzağa park etmek yasak değildir, tam aksine serbesttir. Ancak soru, park edebileceğiniz "en az" mesafeyi sormaktadır. Yasal sınır 15 metre olduğu için, 15,1 metreye bile park edebilirsiniz. 20 metre, yasal minimum sınırdan daha uzak bir mesafe olduğu için sorunun doğru cevabı olamaz. Soru, yasağın bittiği minimum noktayı istemektedir.

Özetle, bir otobüs durağı levhası gördüğünüzde, bu levhanın hem önüne hem de arkasına doğru en az 15 metrelik bir alanı boş bırakmanız gerektiğini unutmamalısınız. Bu, hem yasal bir zorunluluktur hem de toplu taşıma araçlarının ve yolcuların güvenliği için kritik öneme sahiptir.

Soru 17
Trafikte güvenle seyahat etmek yüksek seviyede konsantrasyon gerektirir. Buna göre, direksiyon başında iken seyir emniyetinin tehlikeye düşmemesi için, aşağıdakilerden hangisinin yapılması doğru bir uygulama değildir?
A
Elde cep telefonu ile konuşulması
B
Temiz hava için araç camlarının kısa süreliğine açılması
C
Yol şartlarına göre kontrol edilebilecek hızda araç kullanılması
D
Trafik yoğunluğu düşük olan alternatif güzergâhların seçilmesi
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, direksiyon başındayken sürücünün konsantrasyonunu korumak ve trafik güvenliğini sağlamak için yapılması gerekenler ve yapılmaması gerekenler sorgulanmaktadır. Soru kökündeki "doğru bir uygulama değildir" ifadesi, bizden şıklar arasındaki en tehlikeli ve yanlış olan davranışı bulmamızı istemektedir. Yani, hangi davranışın trafik güvenliğini riske attığını tespit etmeliyiz.

Doğru Cevap: a) Elde cep telefonu ile konuşulması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, araç kullanırken elde cep telefonu ile konuşmanın sürüş güvenliğini birden fazla yönden tehlikeye atmasıdır. Sürücü telefonla konuşurken hem fiziksel hem de zihinsel olarak dikkatini yoldan ayırır. Fiziksel olarak bir elini direksiyondan çekmek zorunda kalır, bu da ani bir manevra veya acil durum anında aracın kontrolünü zorlaştırır. Zihinsel olarak ise dikkati konuşmaya odaklandığı için çevresindeki trafik işaretlerini, yayaları veya diğer araçların hareketlerini fark etme süresi uzar, bu da kazalara davetiye çıkarır.

Diğer Seçeneklerin Analizi

Diğer seçenekler ise trafik güvenliğini artıran veya en azından tehlikeye atmayan doğru uygulamalardır. Bu nedenle sorunun cevabı olamazlar:

  • b) Temiz hava için araç camlarının kısa süreliğine açılması: Bu, güvenliği olumlu etkileyen bir davranıştır. Araç içindeki havasızlık ve biriken karbondioksit, sürücüde uyku ve yorgunluk hissine neden olabilir. Camları kısa bir süreliğine açarak içeri temiz hava girmesini sağlamak, sürücünün daha dinç ve uyanık kalmasına yardımcı olur, dolayısıyla konsantrasyonunu artırır.
  • c) Yol şartlarına göre kontrol edilebilecek hızda araç kullanılması: Bu, güvenli sürüşün temel kurallarından biridir. Sürücünün hızını yağmur, sis, viraj veya yolun durumu gibi faktörlere göre ayarlaması, aracın kontrolünü kaybetme riskini en aza indirir. Bu davranış, olası tehlikelere karşı zamanında tepki verebilmek için hayati öneme sahiptir ve kesinlikle doğru bir uygulamadır.
  • d) Trafik yoğunluğu düşük olan alternatif güzergâhların seçilmesi: Yoğun trafik, sürücü için stresli bir ortam yaratır ve kaza riskini artırır. Sürekli dur-kalk yapmak, diğer araçlarla çok yakın mesafede ilerlemek sürücünün dikkatini daha fazla yorar. Mümkünse daha sakin ve akıcı trafiğe sahip yolları tercih etmek, hem stresi azaltır hem de sürüş güvenliğini artırır.

Özetle, soruda bizden güvenliği tehlikeye atan yanlış davranış istenmektedir. Elde telefonla konuşmak dikkati dağıtarak kaza riskini doğrudan artırırken, diğer şıklardaki eylemler sürücünün dikkatini toplamasına ve daha güvenli bir sürüş gerçekleştirmesine yardımcı olan doğru uygulamalardır.

Soru 18
Aşağıdakilerin hangisinde dönüş ışıklarının kullanılması yasaktır?
A
Şerit değiştirmelerde
B
Sürücülere "geç" mesajının verilmesinde
C
Kavşaklarda sağa ve sola dönüşlerde
D
Bir aracın geçilmesi esnasında
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dönüş ışıklarının (yani sinyallerin) hangi durumda kullanılmasının trafik kurallarına göre **yasak** olduğu sorulmaktadır. Sinyaller, sürücünün yapacağı manevrayı diğer yol kullanıcılarına bildirmek için kullandığı en önemli iletişim aracıdır. Ancak bu aracın amaç dışı ve tehlike yaratacak şekilde kullanılması yasaklanmıştır.

Doğru Cevap: b) Sürücülere "geç" mesajının verilmesinde

Doğru cevabın bu şık olmasının sebebi, sinyal lambalarının amacının bu olmamasıdır. Bir sürücünün sinyal lambasını yakması, kendi yapacağı bir yön değişikliğini (şerit değiştirme, sağa/sola dönme vb.) bildirdiği anlamına gelir. Önünüzdeki aracın sol sinyalini yakarak size "yol müsait, beni geçebilirsin" mesajı vermesi, trafik kurallarında yeri olmayan, tehlikeli ve kesinlikle yasak olan bir davranıştır. Çünkü bu durum, sinyali veren sürücünün sola döneceği veya sol şeride geçeceği şeklinde de yorumlanabilir ve ciddi kazalara yol açabilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Şerit değiştirmelerde: Şerit değiştirmek, sinyal kullanımının en temel ve zorunlu olduğu durumlardan biridir. Sürücü, şerit değiştirmeden önce niyetini diğer sürücülere sinyal vererek bildirmek zorundadır. Bu nedenle bu seçenekte sinyal kullanımı yasak değil, aksine bir mecburiyettir.
  • c) Kavşaklarda sağa ve sola dönüşlerde: Tıpkı şerit değiştirmede olduğu gibi, kavşaklarda yapılacak dönüşlerde de sinyal vermek esastır. Kavşağa yaklaşırken hangi yöne döneceğinizi sinyal ile belirtmek, hem diğer araçların hem de yayaların sizin hareketinizi öngörmesini sağlar ve kazaları önler. Bu kullanım da zorunludur.
  • d) Bir aracın geçilmesi esnasında: Öndeki bir aracı sollamak için önce sol şeride geçmek, sollama bittikten sonra da tekrar sağ şeride dönmek gerekir. Her iki manevra da birer şerit değiştirme eylemidir ve her ikisinde de sinyal kullanmak zorunludur. Önce sol sinyal verilerek şeride çıkılır, ardından sağ sinyal verilerek şeride geri dönülür.

Özetle, sinyal lambaları sadece ve sadece sürücünün kendi manevra niyetini bildirmek için kullanılır. Başka sürücülere yol tarifi yapmak, selam vermek veya "geç" gibi mesajlar iletmek için kullanılması tehlikeli ve yasaktır.

Soru 19
Şekle göre, 1 numaralı aracın sürücüsü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
Öndeki aracın geç işaretine uymalıdır.
B
Hızını artırarak öndeki aracı geçmelidir.
C
Takip mesafesine uyarak bulunduğu şeridi izlemelidir.
D
Öndeki araca takip mesafesinden daha fazla yaklaşmalıdır.
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, 1 numaralı aracın sürücüsünün, önündeki araçla olan ilişkisini ve trafik işaretlerine göre nasıl davranması gerektiğini anlamamız isteniyor. Resimde dikkat etmemiz gereken iki önemli unsur bulunmaktadır: birincisi, araçların bulunduğu şeridi ayıran kesintisiz (düz) çizgi ve ikincisi ise yolun sağındaki "İleri Mecburi Yön" levhasıdır. Bu iki unsur, sürücünün yapması gereken doğru eylemi belirler.

Doğru cevap olan "c) Takip mesafesine uyarak bulunduğu şeridi izlemelidir" seçeneği, trafik kurallarının en temel ve güvenli prensiplerini bir araya getirir. Kesintisiz yol çizgisi, şerit değiştirmenin ve dolayısıyla öndeki aracı sollamanın yasak olduğunu gösterir. Ayrıca, "İleri Mecburi Yön" levhası da sürücünün düz gitmesi gerektiğini belirtir. Bu nedenle, sürücü şeridinde kalmalıdır. Aynı zamanda, her koşulda öndeki araçla arasında güvenli bir takip mesafesi bırakmak, ani duruşlarda kazayı önlemek için hayati önem taşır. Bu seçenek, hem yasal zorunlulukları hem de güvenli sürüş tekniğini bir arada sunduğu için doğrudur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Öndeki aracın geç işaretine uymalıdır: Bu seçenek yanlıştır çünkü trafikte her sürücü kendi kararından sorumludur. Öndeki sürücünün verdiği bir işaret, sollama yasağını ortadan kaldırmaz. Kesintisiz çizgi varken sollama yapmak kural ihlalidir ve tehlikelidir, öndeki sürücü işaret verse bile bu durum değişmez.
  • b) Hızını artırarak öndeki aracı geçmelidir: Bu seçenek, resimdeki en belirgin kural olan sollama yasağını tamamen göz ardı etmektedir. Kesintisiz düz çizgi, "sollama yapma" anlamına gelir. Hızı artırıp sollama yapmaya çalışmak, hem ciddi bir kural ihlali hem de büyük bir kaza riskidir.
  • d) Öndeki araca takip mesafesinden daha fazla yaklaşmalıdır: Bu davranışa "yakın takip" (tampona yapışma) denir ve son derece tehlikelidir. Güvenli takip mesafesi, öndeki aracın ani fren yapması durumunda durabilmek için gerekli olan minimum mesafedir. Bu mesafeyi azaltmak, arkadan çarpma riskini en üst düzeye çıkarır ve kesinlikle yanlış bir davranıştır.

Özetle, 1 numaralı aracın sürücüsü, yol çizgilerinin ve trafik levhasının getirdiği kurallara uymalıdır. Bu kurallar, sollama yapmasını yasaklamakta ve düz gitmesini emretmektedir. Bu nedenle yapılması gereken tek doğru ve güvenli hareket, şeridini koruyarak ve öndeki araçla güvenli takip mesafesini muhafaza ederek yola devam etmektir.

Soru 20
Koruma başlığı ve koruma gözlüğünün hangi araç sürücüsü tarafından kullanılması zorunludur?
A
Otobüs 
B
Traktör
C
Motosiklet 
D
Kamyon
20 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte seyir halindeyken koruma başlığı (kask) ve koruma gözlüğü takmanın hangi araç sürücüsü için yasal bir zorunluluk olduğu sorulmaktadır. Sorunun temel amacı, sürücülerin kendi güvenlikleri için almaları gereken özel tedbirleri bilip bilmediğini ölçmektir. Bu ekipmanlar, özellikle sürücünün vücudunun dış etkenlere açık olduğu durumlarda hayati önem taşır.

Doğru cevap c) Motosiklet seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, motosiklet ve motorlu bisiklet sürücülerinin koruma başlığı (kask) takması zorunludur. Aynı şekilde, sürücünün gözlerini rüzgar, toz, böcek gibi dış etkenlerden koruyarak güvenli bir görüş sağlamak amacıyla koruma gözlüğü veya kaskın rüzgarlığının (vizör) kullanılması da gereklidir. Motosiklet sürücüleri, bir kaza anında doğrudan darbelere maruz kaldıkları için bu ekipmanlar hayat kurtarıcıdır.

Diğer seçenekler olan otobüs, traktör ve kamyon sürücüleri için bu zorunluluk bulunmamaktadır. Çünkü bu araçların sürücüleri, "kapalı bir kabin" veya "karoser" adı verilen metal bir yapı içerisinde seyahat ederler. Bu kapalı yapı, sürücüyü dış etkenlerden ve olası bir kaza anındaki darbelerden büyük ölçüde korur. Bu nedenle, bu sürücülerin kask veya özel bir gözlük takmasına gerek yoktur.

Bu araç sürücüleri için zorunlu olan temel güvenlik donanımı ise emniyet kemeridir. Özetle, soru sürücünün fiziksel olarak ne kadar korumasız olduğuyla ilgilidir. Motosiklet sürücüsü tamamen savunmasızken, diğer araçların sürücüleri aracın kendi şasisi tarafından korunmaktadır. Bu ayrımı anladığınızda, bu tür soruları kolayca cevaplayabilirsiniz.

Soru 21
Ticari amaçlı yük veya yolcu taşımacılığında kullanılan araç resimleri verilmiştir. Bu araçlardan hangilerini şehirler arasında kullanan bir şoförün 24 saat süre içerisinde; devamlı olarak 4,5 saatten fazla sürmesi yasaktır?
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimlerde gösterilen ticari araçlardan hangilerinin şoförlerinin, şehirlerarası yollarda 24 saatlik bir süre içinde kesintisiz olarak 4,5 saatten fazla araç kullanamayacağı sorulmaktadır. Bu kural, profesyonel sürücülerin yorgunluğa bağlı kaza yapmalarını önlemek ve trafik güvenliğini artırmak amacıyla konulmuştur. Bu nedenle soruyu yanıtlarken, hangi araçların "ticari amaçlı yük ve yolcu taşımacılığı" kapsamına girdiğini ve bu kuralın hangileri için geçerli olduğunu bilmemiz gerekir.

Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, ticari amaçla yük ve yolcu taşımacılığı yapan şoförlerin sürüş ve dinlenme süreleri net bir şekilde belirlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre, otobüs, kamyon ve çekici (TIR) gibi araçları kullanan şoförler, devamlı olarak 4,5 saatten fazla araç süremezler. Bu 4,5 saatlik sürüş süresinin sonunda en az 45 dakika mola vermeleri zorunludur. Bu mola, istenirse 4,5 saatlik sürüş periyodu içinde en az 15 dakikalık ve 30 dakikalık iki parça halinde de kullanılabilir.

Şimdi resimdeki araçları bu kurala göre tek tek inceleyelim:

  • I Numaralı Araç (Otobüs): Otobüsler, ticari amaçla şehirlerarası yolcu taşımacılığı yaparlar. Bu nedenle otobüs şoförleri, 4,5 saatlik kesintisiz sürüş yasağına tabidir.
  • II Numaralı Araç (Kamyon): Kamyonlar, ticari amaçla şehirlerarası yük taşımacılığı yaparlar. Dolayısıyla kamyon şoförleri de bu kurala uymak zorundadır.
  • III Numaralı Araç (Çekici / TIR): Çekiciler (genellikle dorseleriyle birlikte TIR olarak anılır), ticari amaçla ulusal veya uluslararası yük taşımacılığında kullanılırlar. Bu sebeple çekici şoförleri de aynı şekilde 4,5 saatlik sürüş limitine uymakla yükümlüdür.

Görüldüğü gibi, soruda belirtilen "devamlı olarak 4,5 saatten fazla sürme yasağı" kuralı, resimlerdeki araçların hepsi için geçerlidir. Çünkü her üç araç da ticari amaçlı yolcu veya yük taşımacılığı yapmaktadır. Bu nedenle doğru cevap, I, II ve III numaralı araçların tümünü içeren seçenektir.

Doğru Cevap Neden D) I, II ve III'tür?

Doğru cevap D seçeneğidir çünkü trafik yönetmeliği, bu sürüş süresi kısıtlamasını ticari yolcu taşımacılığı yapan otobüsler ile ticari yük taşımacılığı yapan kamyon ve çekiciler arasında bir ayrım yapmadan hepsine uygular. Soruda verilen her üç araç da bu kapsama girdiği için, kural hepsi için geçerlidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?
  • a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır çünkü kural sadece otobüsler için değil, aynı zamanda ticari yük taşıyan kamyon ve çekiciler için de geçerlidir.
  • b) I ve II: Bu seçenek, çekiciyi (III) kural dışında bıraktığı için eksiktir ve yanlıştır. Çekici şoförleri de bu kurala uymak zorundadır.
  • c) II ve III: Bu seçenek ise otobüsü (I) kural dışında tuttuğu için yanlıştır. Ticari yolcu taşımacılığı yapan şoförler de aynı sürüş ve dinlenme süresi kurallarına tabidir.
Soru 22
I- İtfaiye araçları II- Toplu taşıma araçları III- Yaralı ve acil hasta taşıyan araçlar Verilenlerden hangileri geçiş üstünlüğüne sahip araçlardandır?
A
Yalnız I 
B
I ve II 
C
I ve III 
D
I, II ve III
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte hangi araçların "geçiş üstünlüğü" olarak bilinen özel hakka sahip olduğu sorgulanmaktadır. Geçiş üstünlüğü, görev halindeyken can ve mal güvenliğini tehlikeye atmamak koşuluyla, trafik kurallarına (kırmızı ışık, hız limiti vb.) uymama hakkı demektir. Bu hak, acil ve hayati görevleri yerine getiren belirli araçlara tanınmıştır.

I- İtfaiye araçları: Yangın, sel, kaza gibi acil durumlara müdahale eden itfaiye araçları, olay yerine en hızlı şekilde ulaşmak zorundadır. Bu nedenle, görev sırasında sirenlerini ve tepe lambalarını kullanarak geçiş üstünlüğü hakkını kullanırlar. Diğer sürücülerin bu araçlara yol vermesi zorunludur. Dolayısıyla bu öncül doğrudur.

III- Yaralı ve acil hasta taşıyan araçlar: Ambulanslar ve benzeri cankurtaran araçları, hayat kurtarmak gibi kritik bir görev üstlenirler. Hastayı veya yaralıyı en kısa sürede sağlık kuruluşuna ulaştırmak için zamana karşı yarışırlar. Bu sebeple, trafikteki en önemli geçiş üstünlüğüne sahip araçlardan biridirler. Dolayısıyla bu öncül de doğrudur.

Doğru cevabın c) I ve III olmasının sebebi, hem itfaiye araçlarının hem de ambulans gibi acil hasta taşıyan araçların Karayolları Trafik Kanunu'na göre geçiş üstünlüğüne sahip olarak tanımlanmasıdır. Bu araçlar, görevlerini yerine getirirken diğer tüm araçlara göre önceliklidir ve diğer sürücüler bu araçların geçişini kolaylaştırmakla yükümlüdür.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • II- Toplu taşıma araçları: Bu öncül, sınavda en çok karıştırılan noktadır. Otobüs, minibüs gibi toplu taşıma araçlarının geçiş üstünlüğü yoktur. Bu araçların sahip olduğu hak, "geçiş kolaylığı"dır. Bu kural, toplu taşıma araçlarının duraklardan çıkış yaparken diğer sürücülerin onlara yol vermesini ifade eder. Ancak bu hak onlara kırmızı ışıkta geçme veya hız limitini aşma gibi bir yetki vermez. Bu nedenle II numaralı öncül yanlıştır.

Bu bilgiler ışığında diğer şıkları değerlendirelim:

  1. a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır, çünkü yaralı ve acil hasta taşıyan araçları (III) içermemektedir.
  2. b) I ve II: Bu seçenek, toplu taşıma araçlarını (II) yanlış bir şekilde dahil ettiği için hatalıdır.
  3. d) I, II ve III: Bu seçenek de yine toplu taşıma araçlarının (II) geçiş üstünlüğü olmadığını göz ardı ettiği için yanlıştır.
Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi arızalı aracı başka bir araç çekerken dikkat edilmesi gereken kurallardandır?
A
Her iki aracın yüklü olması
B
Çekilen aracın sürücü yönetiminde olması
C
Her iki aracın taşıma sınırlarının eşit olması
D
Çekilen aracın yüklü, çeken aracın boş olması
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte arızalanan bir aracın başka bir araç tarafından çekilmesi (yedeklenmesi) sırasında uyulması gereken temel bir güvenlik kuralı sorulmaktadır. Amaç, bu işlemin hem araçlardaki kişiler hem de trafikteki diğer sürücüler için en güvenli şekilde yapılmasını sağlamaktır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu anlayalım.

Doğru Cevap: b) Çekilen aracın sürücü yönetiminde olması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, çekme işlemi sırasında güvenliğin en temel unsurunun kontrol olmasıdır. Çekilen aracın içinde bir sürücü bulunmalıdır çünkü bu sürücü, aracın direksiyonunu kullanarak çeken aracı takip etmek zorundadır. Ayrıca, fren sistemi çalışıyorsa yavaşlamalara ve durmalara yardımcı olmalı, sinyal ve dörtlü flaşör gibi uyarı ışıklarını kullanarak trafikteki diğer sürücüleri bilgilendirmelidir. Sürücüsüz bir araç, özellikle virajlarda veya yavaşlarken bir o yana bir bu yana savrularak hem çeken araca hem de trafiğe büyük bir tehlike oluşturur.

Yanlış Cevapların Açıklaması

  • a) Her iki aracın yüklü olması: Bu seçenek yanlıştır çünkü araçların yüklü olması, çekme işlemini daha da zorlaştırır ve tehlikeli hale getirir. Yüklü araçlar daha ağırdır, bu da çeken aracın motorunu zorlar ve fren mesafesini ciddi şekilde uzatır. Kural tam tersidir; güvenlik için araçların mümkünse boş olması tercih edilir.
  • c) Her iki aracın taşıma sınırlarının eşit olması: Bu bir zorunluluk değildir ve bu nedenle yanlıştır. Önemli olan, çeken aracın gücünün ve ağırlığının, çekilen aracı güvenli bir şekilde hareket ettirmeye yetmesidir. Örneğin, büyük ve güçlü bir kamyonet, kendisinden çok daha düşük taşıma sınırına sahip küçük bir otomobili rahatlıkla çekebilir. Taşıma kapasitelerinin eşit olması gerekmez.
  • d) Çekilen aracın yüklü, çeken aracın boş olması: Bu seçenek, en tehlikeli senaryolardan birini tanımladığı için kesinlikle yanlıştır. Çeken aracın, çektiği araçtan daha hafif olması durumunda, özellikle yokuş aşağı veya ani fren anında, arkadaki ağır aracın (çekilen aracın) öndeki hafif aracı (çeken aracı) iterek kontrolünü kaybettirmesi riski çok yüksektir. Güvenli olan, çeken aracın çektiği araçtan daha ağır olmasıdır.

Özetle, bir aracı çekerken en kritik kural, çekilen aracın direksiyon başında bir sürücü tarafından kontrol edilmesidir. Bu, aracın yolda doğru bir şekilde ilerlemesini, savrulmamasını ve gerekli durumlarda fren yaparak güvenliğe katkıda bulunmasını sağlar.

Soru 24
Yerleşim yeri dışındaki kara yollarında kav­şak, tünel ve köprülere 100 metre mesafe­de, sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması uygundur?
A
Hızını artırması
B
Hızını azaltması
C
Şerit değiştirmesi
D
Taşıt yolu üzerinde duraklaması
24 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, yerleşim yeri dışındaki yüksek hızlı yollarda, sürücülerin potansiyel tehlike arz eden kavşak, tünel ve köprü gibi özel noktalara yaklaşırken uyması gereken temel güvenlik kuralı sorgulanmaktadır. Bu tür yerlere girmeden önce alınması gereken en önemli önlem, aracın kontrolünü artırmak ve olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmaktır. Bu hazırlığın ilk ve en önemli adımı ise aracın hızını güvenli bir seviyeye indirmektir.

Doğru Cevap: b) Hızını azaltması

Kavşak, tünel ve köprülere yaklaşırken hızın azaltılması trafik güvenliği açısından zorunludur. Bu noktalar, görüş mesafesinin azalabileceği, yolun daralabileceği, farklı yönlerden araçların çıkabileceği veya yol zemininde beklenmedik değişikliklerin (buzlanma gibi) olabileceği riskli bölgelerdir. Hızı azaltmak, sürücüye daha fazla tepki süresi tanır, olası bir tehlike anında daha kısa mesafede durmasını sağlar ve aracın kontrolünü kolaylaştırır. Bu nedenle, bu bölgelere yaklaşırken yavaşlamak, en doğru ve güvenli sürücü davranışıdır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Hızını artırması: Bu seçenek tamamen yanlıştır ve tehlikelidir. Potansiyel bir tehlike bölgesine yaklaşırken hızı artırmak, kaza riskini katbekat yükseltir. Sürücünün kontrolünü azaltır, fren mesafesini uzatır ve olası bir çarpışmanın şiddetini artırır.
  • c) Şerit değiştirmesi: Kavşak, tünel ve köprülere yaklaşırken şerit değiştirmek genellikle yasaktır ve bu durum kesintisiz (düz) şerit çizgileriyle belirtilir. Bu bölgelerde şerit değiştirmek, diğer sürücüler için beklenmedik bir manevra olacağından ve görüş açısı kısıtlı olabileceğinden dolayı tehlikelidir ve kazalara yol açabilir.
  • d) Taşıt yolu üzerinde duraklaması: Acil bir durum (arıza, kaza vb.) olmadığı sürece, yerleşim yeri dışındaki kara yollarında, özellikle de kavşak, tünel ve köprü gibi kritik noktalara yakın yerlerde duraklamak kesinlikle yasaktır. Akan trafikte aniden duraklamak, arkadan gelen araçların çarpmasına neden olabilecek çok tehlikeli bir davranıştır.

Özetle, bir sürücü olarak kavşak, tünel ve köprü gibi özel ve potansiyel olarak tehlikeli alanlara yaklaşırken yapmanız gereken ilk ve en önemli şey, hızınızı güvenli bir seviyeye düşürerek kontrollü bir şekilde ilerlemektir. Bu, hem kendi güvenliğiniz hem de trafikteki diğer insanların güvenliği için hayati bir kuraldır.

Soru 25
Şekle göre aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenir?
A
2 numaralı aracın yanlış şeritte seyrettiği
B
2 numaralı aracın takip mesafesine uymadığı
C
1 numaralı aracın dönüş işaretini yanlış kullandığı
D
1 numaralı aracın doğru geçmekte olan 2 numaralı araca yol vermediği
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimdeki trafik durumuna bakarak seçeneklerdeki ifadelerden hangisinin kesinlikle doğru olduğunu bulmamız istenmektedir. Resimde bir T kavşağı, bu kavşağa tali yoldan katılmak isteyen 1 numaralı araç ve ana yolda seyreden 2 numaralı araç bulunmaktadır. Doğru sonuca ulaşmak için trafik kurallarını ve levhaların anlamlarını bilmemiz gerekir.

Doğru Cevap: d) 1 numaralı aracın doğru geçmekte olan 2 numaralı araca yol vermediği

Bu seçeneğin doğru olmasının en temel nedeni, 1 numaralı aracın bulunduğu yolda "Yol Ver" levhasının olmasıdır. Bu üçgen şeklindeki levha, sürücünün tali yoldan ana yola çıktığını ve ana yoldaki araçlara geçiş hakkını vermek zorunda olduğunu belirtir. Resimde 2 numaralı araç ana yolda düz bir şekilde ilerlemektedir ve geçiş üstünlüğüne sahiptir. 1 numaralı araç ise bu kurala uymayarak 2 numaralı aracın önüne çıkmakta, yani ona yol vermemektedir. Bu nedenle bu ifade, resimdeki duruma göre kesinlikle doğrudur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) 2 numaralı aracın yanlış şeritte seyrettiği: Bu ifade yanlıştır. Türkiye'de trafik sağdan akar ve 2 numaralı araç, kendi gidiş yönüne göre yolun sağ şeridinde doğru bir şekilde ilerlemektedir. Herhangi bir şerit ihlali söz konusu değildir.
  • b) 2 numaralı aracın takip mesafesine uymadığı: Bu ifade de yanlıştır. Takip mesafesi, bir aracın önündeki araçla arasında bırakması gereken güvenli mesafedir. Resimde 2 numaralı aracın önünde başka bir araç bulunmadığı için takip mesafesi kuralının ihlal edilip edilmediği söylenemez. Bu durum resimdeki senaryo ile alakasızdır.
  • c) 1 numaralı aracın dönüş işaretini yanlış kullandığı: Bu ifade de yanlıştır. 1 numaralı araç sola dönmek istemektedir ve sola dönüş sinyalini yakmıştır. Sinyal, sürücünün niyetini belirtmek için kullanılır ve bu durumda doğru şekilde kullanılmaktadır. Buradaki hata sinyalin yanlış kullanılması değil, geçiş hakkı kuralına uyulmamasıdır.

Özetle, bu sorunun anahtarı "Yol Ver" levhasını ve anlamını bilmektir. Bu levhayı gören sürücü, ana yoldaki trafiği kontrol etmeli ve yol boş olduğunda geçiş yapmalıdır. 1 numaralı araç bu kuralı ihlal ettiği için doğru cevap D şıkkıdır.

Soru 26

Şekildeki taşıt yolu üzerine çizilen yatay işaretlemeye göre araç sürücüsü nasıl davranmalıdır?

A
50 metre sonra durmalı
B
Asgari (en az) 50 km/saat hızla gitmeli
C
Azami (en fazla) 50 km/saat hızla gitmeli
D
Öndeki araçla arasında 50 metre mesafe bırakmalı
26 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, taşıt yolu üzerine çizilmiş olan "50" rakamının ne anlama geldiği ve sürücünün bu işaretlemeye göre nasıl davranması gerektiği sorulmaktadır. Bu tür işaretlemeler, sürücüleri yolun o bölümündeki özel bir kural hakkında bilgilendiren yatay trafik işaretleridir. Sürücünün bu işareti doğru yorumlayarak trafik kurallarına uygun şekilde hareket etmesi beklenir.

Doğru Cevap: c) Azami (en fazla) 50 km/saat hızla gitmeli

Yol üzerine çizilen bu tür rakamlar, o yoldaki azami hız sınırını belirtir. Yani, bu işareti gören bir sürücü, hızını en fazla saatte 50 kilometreye düşürmelidir. Bu hızın üzerine çıkmak trafik kuralı ihlalidir ve tehlikeli durumlara yol açabilir. Genellikle bu işaretlemeler, ileride tehlikeli bir viraj, okul geçidi, kavşak veya yerleşim yeri gibi hız düşürülmesi gereken yerlere yaklaşırken sürücüyü önceden uyarmak amacıyla kullanılır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) 50 metre sonra durmalı: Bu seçenek yanlıştır. Durulması gerektiğini belirten işaret "DUR" levhası veya yol üzerindeki kalın beyaz dur çizgisidir. Yola çizilen "50" rakamı, durma mesafesi ile değil, hız limiti ile ilgilidir.
  • b) Asgari (en az) 50 km/saat hızla gitmeli: Bu seçenek de yanlıştır. Asgari hız limitleri genellikle mavi zeminli yuvarlak levhalarla belirtilir ve trafiği yavaşlatmamak için otoyol gibi belirli yollarda kullanılır. Yol üzerine çizilen bu işaretleme, gidilebilecek en düşük hızı değil, en yüksek hızı gösterir.
  • d) Öndeki araçla arasında 50 metre mesafe bırakmalı: Bu seçenek yanlıştır. Bu durum, takip mesafesi ile ilgilidir. Takip mesafesi, hız ve yol koşullarına göre sürücü tarafından ayarlanır ve genellikle "hızın yarısı kadar metre" veya "iki saniye kuralı" ile hesaplanır. Yoldaki "50" rakamı, takip mesafesini değil, hız sınırını belirtir.

Özetle, yol üzerinde gördüğünüz "50" gibi rakamlar, o bölgede izin verilen en yüksek hızı, yani azami hız sınırını ifade eder. Bu işareti gördüğünüzde yapmanız gereken, hızınızı kontrol edip en fazla 50 km/saat hıza uymaktır. Bu kural, hem sizin hem de trafikteki diğer kişilerin güvenliği için çok önemlidir.

Soru 27
Koşulların uygun olması hâlinde sürücü kesik yol çizgileri boyunca aşağıdakilerden hangisini yapabilir?
A
Diğer şeride geçemez.
B
Önündeki aracı geçebilir.
C
Takip mesafesini azaltabilir.
D
Sol şeritte sürekli seyredebilir.
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaştığımız kesik yol çizgilerinin ne anlama geldiği ve bu çizgilerin bulunduğu bir yolda sürücünün hangi manevrayı yapma hakkına sahip olduğu sorgulanmaktadır. Sorudaki "koşulların uygun olması hâlinde" ifadesi, bu manevranın ancak trafik güvenliği sağlandığında (görüş mesafesi açık, karşıdan araç gelmiyor vb.) yapılabileceğini özellikle vurgulamaktadır.

Doğru cevap b) Önündeki aracı geçebilir. seçeneğidir. Karayollarındaki kesik yol çizgileri, sürücülere kurallara uymak şartıyla şerit değiştirebileceklerini ve öndeki aracı geçebileceklerini (sollama yapabileceklerini) bildirir. Bu nedenle, trafik durumu müsait olduğunda, sürücü sinyalini verip aynalarını kontrol ettikten sonra güvenli bir şekilde sollama yapabilir. Bu, kesik çizgilerin en temel ve birincil anlamıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Diğer şeride geçemez: Bu ifade, kesik yol çizgilerinin anlamının tam tersidir. Sürücülerin diğer şeride geçmesini yasaklayan çizgi türü, devamlı (düz) yol çizgisidir. Eğer yolda kesik çizgi yerine devamlı düz bir çizgi olsaydı, bu durumda şerit değiştirmek ve sollama yapmak yasak olurdu.
  • c) Takip mesafesini azaltabilir: Takip mesafesi, yolun üzerindeki çizgilerden bağımsız olan, hayati bir güvenlik kuralıdır. Önünüzdeki araçla aranızdaki mesafeyi tehlikeli biçimde azaltmak, ani fren durumlarında kazaya neden olur ve her koşulda yasaktır. Yol çizgileri, takip mesafesi kuralını asla değiştirmez.
  • d) Sol şeritte sürekli seyredebilir: Türkiye'deki trafik kurallarına göre sol şerit, bir geçiş şerididir, sürekli kullanılacak bir şerit değildir. Sürücüler, önlerindeki aracı solladıktan sonra, arkadan gelen trafiği engellememek için güvenli bir şekilde tekrar sağ şeride geçmek zorundadır. Sol şeridi sürekli olarak işgal etmek bir trafik kuralı ihlalidir.

Özetle, kesik yol çizgileri size "Gerekli güvenlik kontrollerini yaptıktan sonra şerit değiştirebilir ve sollama yapabilirsin" mesajını verir. Bu yüzden doğru cevap, koşullar uygun olduğunda öndeki aracın geçilebileceğini belirten 'b' seçeneğidir.

Soru 28
Şekle göre, araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması yasaktır?
A
Sola dönüş yapması
B
Sağa dönüş yapması
C
Aynı yönde seyretmesi
D
Kavşağa yaklaşırken hızını azaltması
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kavşağa yaklaşan araç sürücüsünün, karşılaştığı trafik levhasına göre hangi davranışı yapmasının yasak olduğu sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için öncelikle görseldeki trafik levhasının anlamını bilmemiz ve bunu seçeneklerdeki eylemlerle karşılaştırmamız gerekir. Görselde yer alan levha, bir tanzim işaretidir. Kırmızı daire içindeki işaretler, sürücülere bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Bu levhada ise ileriye doğru giden bir okun üzeri kırmızı bir çizgiyle çizilmiştir. Bu işaretin Karayolları Trafik Kanunu'ndaki resmi anlamı, "Girişi Olmayan Yol" levhasıdır ve sürücünün bu yola düz devam etmesinin yasak olduğunu belirtir.

Doğru cevabın neden "c) Aynı yönde seyretmesi" olduğuna bakalım:

Levha, sürücünün bulunduğu şeritten düz devam etmesini açıkça yasaklamaktadır. "Aynı yönde seyretmek" ifadesi, aracın yönünü değiştirmeden düz gitmesi anlamına gelir. Trafik levhası tam olarak bu eylemi yasakladığı için, sürücünün aynı yönde seyretmesi kesinlikle yasaktır. Bu nedenle doğru cevap "c" seçeneğidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sola dönüş yapması ve b) Sağa dönüş yapması: Levha sadece düz gitmeyi yasaklar. Sola veya sağa dönüşle ilgili herhangi bir kısıtlama veya yasaklama belirtmez. Bu durumda sürücü, kavşakta mecburen sola veya sağa dönmek zorundadır. Dolayısıyla bu eylemler yasak değil, aksine yapılması gereken muhtemel manevralardır.
  • d) Kavşağa yaklaşırken hızını azaltması: Bu, bir trafik kuralı değil, temel bir sürüş güvenliği ilkesidir. Tüm sürücüler, kontrolsüz veya kontrollü fark etmeksizin, kavşaklara yaklaşırken olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmak ve güvenli bir geçiş yapmak için hızlarını azaltmalıdır. Bu davranış yasak olmak bir yana, yapılması zorunlu ve doğru bir davranıştır.
Özetle, sürücü bu levhayı gördüğünde düz devam edemeyeceğini anlamalıdır. Güvenli bir şekilde kavşağa yaklaşmak için hızını azaltmalı ve ardından yolun durumuna göre sağa veya sola dönüş yapmalıdır. Levhanın doğrudan yasakladığı tek eylem, düz gitmektir.
Soru 29
Sürücülerin taşıt yolunun sol şeridinde aşağıdakilerden hangisini yapması yasaktır?
A
Yavaşlaması
B
Vites küçültmesi
C
Uygun hızla seyretmesi
D
Yolcu indirip bindirmesi
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülerin çok şeritli yollarda en soldaki şeridi kullanırken hangi davranıştan kaçınmaları gerektiği sorgulanmaktadır. Sol şeridin trafikteki özel bir rolü vardır ve bu rolü anlamak, soruyu doğru cevaplamak için anahtardır. Sol şerit, öncelikli olarak daha hızlı giden araçların ve sollama (geçiş) yapan araçların kullanması için ayrılmıştır.

Doğru Cevap: d) Yolcu indirip bindirmesi

Doğru cevabın neden "Yolcu indirip bindirmesi" olduğunu açıklayalım. Sol şerit, trafiğin en hızlı aktığı şerittir. Bu şeritte duraklamak veya durmak, arkadan gelen yüksek hızlı araçlar için çok büyük bir tehlike oluşturur ve zincirleme kazalara neden olabilir. Yolcu indirme ve bindirme işlemi, aracın tamamen durmasını gerektiren bir eylemdir ve bu eylem sadece yolun en sağında, bankette veya bu iş için ayrılmış ceplerde güvenli bir şekilde yapılabilir. Sol şeritte yolcu indirmek, hem yolcunun hem de diğer sürücülerin can güvenliğini hiçe saymaktır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Yavaşlaması: Bir sürücünün sol şeritte yavaşlaması her zaman yasak değildir. Örneğin, önündeki trafik yavaşladığında, bir tehlikeyle karşılaştığında veya sola dönüş yapmak için hazırlanırken yavaşlaması gerekir. Elbette, sol şeridi gereksiz yere işgal edip yavaşlayarak trafiği engellemek yasaktır, ancak "yavaşlama" eyleminin kendisi bir zorunluluk olabilir. Bu nedenle bu seçenek kesin bir yasak değildir.
  • b) Vites küçültmesi: Vites küçültmek, aracın hızını kontrol etmek, yavaşlamak veya hızlanmaya hazırlanmak için yapılan normal bir sürücülük eylemidir. Bu, herhangi bir şeritte yapılabilecek teknik bir manevradır ve sol şeritte yapılmasının özel bir yasağı yoktur. Yavaşlama ihtiyacı duyulduğunda vites küçültmek son derece normaldir.
  • c) Uygun hızla seyretmesi: Bu seçenek, yasak olmak bir yana, sürücüden beklenen bir davranıştır. "Uygun hız", trafik kurallarına, yol ve hava şartlarına göre ayarlanmış hız demektir. Sol şeridi kullanan bir sürücünün, o şeridin akışına ve hız limitlerine uygun bir hızda seyretmesi gerekir. Bu nedenle bu davranış yasak değil, aksine bir kuraldır.

Özetle, sol şerit bir geçiş ve hızlanma şerididir; durma, duraklama veya park etme gibi trafiğin akışını tamamen kesintiye uğratacak eylemler için kesinlikle uygun değildir. Yolcu indirip bindirmek aracı durdurmayı gerektirdiğinden, bu şeritte yapılması kesinlikle yasak ve son derece tehlikelidir.

Soru 30
Manevra yapacak sürücü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
İşaret verdiği anda manevraya başlamalı
B
Ön, arka ve yanlardaki trafiği kontrol etmeli
C
Manevraya başladıktan sonra işaret vermeli
D
Manevra bitmeden önce işaret vermeyi sona erdirmeli
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte bir manevra (örneğin şerit değiştirme, dönüş yapma veya park etme) yapacak bir sürücünün izlemesi gereken doğru ve güvenli adımların ne olduğu sorgulanmaktadır. Sürücünün hem kendi güvenliği hem de trafikteki diğer unsurların (diğer araçlar, yayalar vb.) güvenliği için belirli bir işlem sırasını takip etmesi gerekir. Bu soru, bu işlem sırasının en önemli adımını bulmanızı istemektedir.

Doğru Cevap: b) Ön, arka ve yanlardaki trafiği kontrol etmeli

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafikte güvenliğin her zaman birinci öncelik olmasıdır. Bir sürücü, aracının konumunu veya yönünü değiştirecek herhangi bir hamle yapmadan önce, çevresinde ne olup bittiğini tam olarak anlamalıdır. Bu kontrol; iç dikiz aynası, yan aynalar ve özellikle aynalarda görünmeyen kör noktaların başı çevirerek kontrol edilmesini içerir. Bu 360 derecelik kontrol, yapılacak manevranın başka bir yol kullanıcısı için tehlike oluşturup oluşturmayacağını anlamanın tek yoludur ve manevra kararının ilk adımıdır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) İşaret verdiği anda manevraya başlamalı: Bu seçenek son derece tehlikeli bir davranışı tanımlar. Sinyal vermek, manevra yapma niyetinizi diğer sürücülere bildirmek içindir, manevraya başlama hakkı vermez. Sinyal verdikten sonra, diğer sürücülerin niyetinizi anladığından ve size yol vermek için gerekli pozisyonu aldığından emin olmalısınız. Çevreyi kontrol etmeden, sadece sinyal vererek aniden manevraya başlamak, özellikle kör noktada bulunan bir araca çarpmayla sonuçlanabilecek büyük bir kazaya davetiye çıkarır.

  • c) Manevraya başladıktan sonra işaret vermeli: Bu seçenek, sinyal vermenin temel amacına tamamen aykırıdır. Sinyalin amacı, yapacağınız hamleyi önceden bildirerek diğer sürücüleri uyarmak ve onlara tepki verme zamanı tanımaktır. Manevraya başladıktan sonra sinyal vermenin hiçbir anlamı yoktur, çünkü tehlikeli durum çoktan yaratılmış olur. Bu, diğer sürücüler için şaşırtıcı ve öngörülemez bir durum yaratarak kaza riskini artırır.

  • d) Manevra bitmeden önce işaret vermeyi sona erdirmeli: Sinyal, manevra süreci boyunca aktif kalmalıdır. Örneğin, şerit değiştiriyorsanız, aracınız yeni şeride tam olarak yerleşene kadar sinyaliniz yanmaya devam etmelidir. Sinyali erken kapatmak, diğer sürücülerin manevrayı tamamladığınızı veya yapmaktan vazgeçtiğinizi düşünmesine neden olabilir. Bu durum, özellikle arkanızdaki sürücünün kafasını karıştırarak yanlış bir hamle yapmasına yol açabilir.

Özetle, trafikte güvenli bir manevra için izlenmesi gereken doğru sıra şöyledir:

  1. Kontrol Et: Aynalardan ve kör noktadan çevrendeki trafiği kontrol et.
  2. İşaret Ver: Yapacağın manevra için sinyal vererek niyetini bildir.
  3. Tekrar Kontrol Et: Sinyaline diğer sürücülerin tepkisini ve trafiğin son durumunu bir kez daha kontrol et.
  4. Manevrayı Gerçekleştir: Trafik müsait olduğunda manevranı güvenli bir şekilde yap.

Bu nedenle, manevra yapacak bir sürücünün atması gereken ilk ve en önemli adım, çevresindeki trafiği dikkatlice kontrol etmektir.

Soru 31
Zorunlu hâller dışında otoyollarda motorlu araçların asgari (en az) hız sınırı saatte kaç kilometredir?
A
15
B
35
C
40
D
50
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Türkiye'deki otoyollarda, trafik sıkışıklığı veya bir kaza gibi zorunlu bir durum olmadığı sürece, bir aracın yasal olarak inebileceği en düşük hızın ne olduğu sorulmaktadır. Otoyollar yüksek hızlı yollar olduğu için, trafiğin akışını ve güvenliğini tehlikeye atmamak adına bir minimum hız limiti belirlenmiştir. Bu kural, otoyolun amacına uygun şekilde kullanılmasını sağlar.

Doğru Cevap: c) 40

Türkiye'deki Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, zorunlu hâller dışında otoyollarda motorlu araçlar için asgari (en az) hız sınırı saatte 40 kilometredir. Otoyollar, hızlı ve akıcı bir trafik akışı için tasarlanmış özel yollardır. Bu yollarda çok yavaş seyreden bir araç, arkadan yüksek hızla gelen diğer sürücüler için ani fren yapma veya tehlikeli manevra yapma zorunluluğu doğurarak büyük bir kaza riski oluşturur. Bu nedenle, trafik güvenliğini korumak ve otoyolun verimli kullanılmasını sağlamak için bu minimum hız kuralı konulmuştur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) 15 km/s: Bu hız, bir otoyol için tehlikeli derecede yavaştır. Genellikle sadece iş makineleri veya belirli özel görevli araçların normal yollardaki hız sınırıdır ve otoyol trafiği için kesinlikle uygun değildir. Bu hızda giden bir araç, trafikte neredeyse duran bir engel gibi algılanır ve ciddi kazalara yol açabilir.
  • b) 35 km/s: Bu seçenek, doğru cevaba yakın olsa da yasal olarak belirlenen sınır değildir. Yönetmelikte belirtilen rakam net bir şekilde 40 km/s olduğu için bu cevap yanlıştır. Sınavlarda bu gibi yakın değerler, kuralı tam olarak bilip bilmediğinizi ölçmek için verilir.
  • d) 50 km/s: Bu seçenek de kafa karıştırıcı olabilir, çünkü 50 km/s genellikle şehir içi yollardaki azami (en yüksek) hız sınırıdır. Ancak soru, otoyoldaki asgari (en düşük) hızı sormaktadır. Bu iki kavramı ve yol tipini birbiriyle karıştırmamak çok önemlidir.

Özetle, otoyolların temel amacı hızlı ve kesintisiz ulaşım sağlamaktır. Bu amaca hizmet etmesi ve tehlikeli durumların önüne geçilmesi için araçların belirli bir hızın altına düşmemesi gerekir. Türkiye'de bu yasal sınır saatte 40 kilometre olarak belirlenmiştir. Sınavda "asgari" (en az) ve "azami" (en çok) kelimelerine ve yol tipine (otoyol, şehir içi yol vb.) dikkat etmeniz, bu tür soruları doğru cevaplamanız için kilit rol oynar.

Soru 32
Kara yollarında araç kullanan bir sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması yasaktır?
A
Aksine bir işaret yoksa daralan yol kesimlerinde yüklü araçlara geçiş kolaylığı sağlaması
B
Kavşaklarda, demir yolu geçitlerinde ve buralara yaklaşırken öndeki aracı geçmesi
C
Kavşağa geldiğinde varsa kurallara uygun olarak karşıya geçen yayalara geçiş hakkını vermesi
D
Geçiş üstünlüğü bulunan bir aracın duyulur veya görülür işaretini aldığında, bu araçların kolayca ilerlemelerini sağlamak için taşıt yolu üzerinde yer açması
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün trafikteyken yapması kesinlikle yasak olan davranışı bulmamız isteniyor. Yani, şıklardan üç tanesi sürücülerin uyması gereken doğru ve sorumlu davranışları, bir tanesi ise tehlikeli olduğu için kanunen yasaklanmış bir eylemi ifade etmektedir. Bu tür sorular, sürücü adaylarının en temel ve kritik güvenlik kurallarını bilip bilmediğini ölçmeyi amaçlar.

Doğru Cevap: b) Kavşaklarda, demir yolu geçitlerinde ve buralara yaklaşırken öndeki aracı geçmesi

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının nedeni, belirtilen yerlerde öndeki aracı geçmenin (sollama yapmanın) Karayolları Trafik Kanunu tarafından kesinlikle yasaklanmış olmasıdır. Kavşaklar, farklı yönlerden gelen araçların karşılaştığı, trafik yoğunluğunun ve kaza riskinin en yüksek olduğu noktalardır. Benzer şekilde, demir yolu geçitleri, tüneller, köprüler ve görüşün yetersiz olduğu tepe üstleri gibi yerlerde sollama yapmak, karşıdan gelebilecek bir aracı veya treni fark edememe riskinden dolayı son derece tehlikelidir ve bu yüzden yasaktır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • a) Aksine bir işaret yoksa daralan yol kesimlerinde yüklü araçlara geçiş kolaylığı sağlaması: Bu davranış yasak değil, tam aksine beklenen bir davranıştır. Ağır ve yüklü araçların manevra kabiliyetleri daha düşüktür ve yavaş hareket ederler. Daralan yollarda bu araçlara öncelik tanımak, hem trafik akışını kolaylaştırır hem de olası kazaları önleyen bir trafik adabı ve güvenlik kuralıdır. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır çünkü yapılması gereken bir eylemdir.
  • c) Kavşağa geldiğinde varsa kurallara uygun olarak karşıya geçen yayalara geçiş hakkını vermesi: Bu, bir sürücünün en temel görevlerinden biridir ve kanuni bir zorunluluktur. Trafikte yaya önceliği esastır ve özellikle yaya geçitlerinde veya kavşaklarda karşıya geçen yayalara yol vermek zorunludur. Bu davranışı yapmamak bir kural ihlalidir, dolayısıyla bu seçenek de yapılması gereken doğru bir davranışı belirttiği için yanlış cevaptır.
  • d) Geçiş üstünlüğü bulunan bir aracın duyulur veya görülür işaretini aldığında, bu araçların kolayca ilerlemelerini sağlamak için taşıt yolu üzerinde yer açması: Ambulans, itfaiye, polis gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçların siren veya tepe lambası gibi işaretleri alındığında, tüm sürücülerin bu araçlara yol vermesi yasal bir zorunluluktur. Bu, "fermuar yöntemi" ile yol açarak veya güvenli bir şekilde kenara çekilerek yapılır. Bu davranış hayat kurtarmak için kritik öneme sahip olduğundan, yasak olmak bir yana, yapılması zorunlu bir eylemdir.

Özetle, soru bizden yasak olanı bulmamızı istediği için, kaza riskini en üst düzeye çıkaran ve kanunen yasaklanmış olan "kavşak ve demir yolu geçidi gibi kritik noktalarda sollama yapmak" eylemini içeren b seçeneği doğru cevaptır.

Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi trafik kazalarının en önemli sebebidir?
A
Trafik görevlisi sayısının yetersiz olması
B
Uyarı işaretlerinin yetersiz olması
C
Sürücülerin kurallara uymaması
D
Yolların bakımsız olması
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarına yol açan çeşitli etkenler arasında en temel ve en yaygın olanının hangisi olduğu sorulmaktadır. Unutmamak gerekir ki, şıklarda belirtilen tüm faktörler kazalara neden olabilir, ancak soru bizden "en önemli" olanı, yani kazaların kök nedenini bulmamızı istiyor. Doğru cevap c) Sürücülerin kurallara uymaması seçeneğidir. Trafik kazaları üzerine yapılan tüm araştırmalar ve istatistikler, kazaların çok büyük bir bölümünün (%90'dan fazlasının) insan hatasından, yani sürücülerin yaptığı hatalardan kaynaklandığını göstermektedir. Aşırı hız, alkollü araç kullanma, takip mesafesine uymama, kırmızı ışıkta geçme, cep telefonuyla ilgilenme gibi kural ihlalleri, kazaların ana nedenidir. Yollar, işaretler veya denetim ne kadar iyi olursa olsun, kurallara uymayan bir sürücü her zaman kaza riski yaratır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Trafik görevlisi sayısının yetersiz olması: Trafik polisleri, kuralların uygulanmasını sağlayarak caydırıcı bir rol oynar, ancak kazaların temel sebebi denetim eksikliği değildir. Her sürücü, bir görevli olmasa bile kurallara uymakla yükümlüdür. Bu nedenle, denetim yetersizliği bir etken olsa da, asıl sebep sürücünün kuralı ihlal etme kararıdır.
  • b) Uyarı işaretlerinin yetersiz olması: Trafik işaretleri, sürücüleri tehlikelere karşı uyarmak ve yolu düzenlemek için çok önemlidir. Ancak bir işaretin olmaması, sürücünün dikkatli olma ve yol şartlarına göre aracını kullanma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Örneğin, keskin bir virajda uyarı levhası olmasa bile, sürücünün virajı görerek hızını azaltması gerekir. Bu durum, kazaya katkıda bulunabilir ama kazanın asıl nedeni sürücünün durumu doğru değerlendirememesidir.
  • d) Yolların bakımsız olması: Yoldaki çukurlar, bozuk zemin veya yetersiz aydınlatma gibi unsurlar da kaza riskini artırır ve önemli birer faktördür. Fakat kurallara uyan, dikkatli bir sürücü, yolun durumuna göre hızını ayarlar ve tehlikelerden kaçınmaya çalışır. Yolu bozuk olduğu halde yüksek hızla giden bir sürücünün yaptığı kaza, yolun durumundan çok sürücünün verdiği yanlış karara bağlıdır.

Sonuç olarak, trafik sisteminin en önemli ve en dinamik unsuru insandır. Diğer tüm faktörler (yol, araç, denetim) ne kadar kusursuz olursa olsun, sürücünün kurallara uymaması tek başına bir kazaya sebep olmak için yeterlidir. Bu yüzden sürücü hataları, trafik kazalarının en önemli sebebidir.

Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi yolun her iki yönden taşıt trafiğine kapatılmış olduğunu bildirir?
A
B
C
D
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere bir yolun hem gidiş hem de geliş yönünden, yani her iki taraftan da araç trafiğine tamamen kapalı olduğunu belirten trafik işaret levhasının hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu tür levhalar, genellikle yol çalışması, etkinlik veya yolun kalıcı olarak trafiğe kapatılması gibi durumlarda kullanılır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

Doğru Cevap: C Seçeneği

Doğru cevap C seçeneğidir. Bu trafik işaret levhası, "Her İki Yönden Taşıt Trafiğine Kapalı Yol" anlamına gelir. Kırmızı bir daire içinde beyaz bir zemin bulunan bu levha, görüldüğü yolun başlangıcında ve sonunda yer alır ve o yola hiçbir motorlu veya motorsuz taşıtın her iki yönden de giriş yapamayacağını kesin bir dille ifade eder. Bu nedenle sorunun tam karşılığı bu levhadır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, trafik kurallarını daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu levhalar da sıkça karşılaşılan önemli işaretlerdir ve anlamlarını bilmek gerekir.

  • a) Girişi Olmayan Yol: Bu levha, "Girişi Olmayan Yol" işaretidir. Genellikle tek yönlü yolların çıkışına konulur ve sürücülerin bu yola ters yönden girmesini yasaklar. Yolun diğer ucundan trafik akışı devam ediyor olabilir, yani bu levha yolun her iki yönden kapalı olduğu anlamına gelmez, sadece sizin bulunduğunuz yönden girişin yasak olduğunu belirtir.
  • b) Taşıt Trafiğine Kapalı Yol: Bu levha, üzerinde otomobil simgesi bulunduğu için özellikle "Otomobil (veya belirtilen motorlu taşıt) Trafiğine Kapalı Yol" anlamına gelir. Bu yola otomobillerin girmesi yasaktır ancak motosiklet, bisiklet gibi diğer araçların girişine izin veriliyor olabilir. Kapsamı C seçeneğindeki levha kadar genel değildir ve her iki yönü de kesin olarak kapsamaz.
  • d) Motosiklet ve Motorlu Taşıt Giremez: Bu levha, üzerinde hem motosiklet hem de otomobil simgesi barındırır. Anlamı, bu yola motosikletlerin ve otomobillerin girmesinin yasak olduğudur. Ancak otobüs, kamyon veya bisiklet gibi diğer araç türleri için bir kısıtlama belirtmez. Dolayısıyla bu da belirli araç türlerini hedef alan bir yasaklama olup, yolun her yönden tüm taşıtlara kapalı olduğu anlamına gelmez.

Özetle, bir yolun tüm taşıtlar için ve her iki yönden de kapalı olduğunu belirten tek ve net işaret, C seçeneğinde gösterilen içi boş beyaz zeminli kırmızı daire levhasıdır.

Soru 35
Bölünmüş kara yolunda geçilmekte olan araç sürücüsü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
Hızını artırmalı
B
Bulunduğu şeridi izlemeli
C
Önündeki aracı geçmeye çalışmalı
D
Dönüş lambalarıyla "geç" işareti vermeli
35 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bölünmüş bir kara yolunda seyrederken başka bir aracın sizi sollamaya (geçmeye) başladığı bir senaryo ele alınmaktadır. Böyle bir durumda, geçilmekte olan aracın sürücüsü olarak sizin, trafik güvenliğini sağlamak ve sollama manevrasını kolaylaştırmak için hangi doğru davranışı sergilemeniz gerektiği sorgulanmaktadır.

Doğru Cevap: b) Bulunduğu şeridi izlemeli

Trafikte en temel kurallardan biri öngörülebilir olmaktır. Sizi geçmekte olan bir sürücü, sizin mevcut hızınızda ve şeridinizde kalacağınızı varsayarak manevrasını planlar. Bu nedenle, bulunduğunuz şeridi korumalı ve hızınızı değiştirmeden (veya gerekirse güvenli geçiş için hafifçe yavaşlayarak) yolunuza devam etmelisiniz. Bu davranış, sollama yapan sürücünün manevrasını güvenli ve hızlı bir şekilde tamamlamasına olanak tanır ve olası bir karmaşayı veya kazayı önler.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Hızını artırmalı: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hareketlerden biridir. Hızınızı artırmanız, sollama mesafesini ve süresini uzatır. Bu durum, sollama yapan aracı tehlikeye atar ve bir "yarış" ortamı yaratarak kaza riskini ciddi şekilde artırır. Bu davranış, trafik kurallarına aykırıdır ve kesinlikle yasaktır.
  • c) Önündeki aracı geçmeye çalışmalı: Sizi geçen bir araç varken sizin de önünüzdeki aracı geçmeye çalışmanız, zincirleme bir kaza riskini beraberinde getirir. Sizi sollamak için yan şeride geçmiş olan araçla çarpışma ihtimaliniz çok yüksektir. Her sürücü kendi geçiş manevrasını güvenli bir şekilde tamamlamalıdır; aynı anda birden fazla aracın birbirini sollamaya çalışması kaosa yol açar.
  • d) Dönüş lambalarıyla "geç" işareti vermeli: Bu, sürücüler arasında yaygın olan ancak yanlış ve tehlikeli bir alışkanlıktır. Sinyal vererek "geçebilirsin" işareti vermek, sollama sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir. Karşıdan bir araç gelmesi veya ileride bir tehlike olması durumunda, bu işareti verdiğiniz için hukuki olarak sorumlu tutulabilirsiniz. Sollama kararını ve sorumluluğunu daima geçişi yapacak olan sürücü almalıdır. Sizin göreviniz ona işaret vermek değil, sadece kendi şeridinizde güvenli bir şekilde seyretmektir.

Özetle, bölünmüş bir yolda geçilirken sürücünün temel görevi, istikrarlı ve öngörülebilir olmaktır. Bu da en iyi şekilde, mevcut şeridi izleyerek ve ani hareketlerden kaçınarak sağlanır. Bu kural, hem sizin hem de diğer sürücülerin güvenliği için hayati önem taşır.

Soru 36
Aracın gösterge panelinde, aşağıdaki ikaz ışıklarından hangisinin yanıyor olması kısa hüzmeli farların açık olduğunu bildirir?
A
B
C
D
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın gösterge panelinde bulunan ikaz ışıklarından hangisinin kısa hüzmeli farların (genellikle "kısa farlar" olarak bilinir) açık olduğunu belirttiği sorulmaktadır. Sürücülerin güvenli bir sürüş için gösterge panelindeki sembolleri doğru bir şekilde tanıması çok önemlidir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevap: B Seçeneği

Kısa Hüzmeli Far İkaz Işığı

B seçeneğindeki sembol, kısa hüzmeli farları temsil eder. Bu sembolde, far simgesinden çıkan ışık çizgilerinin aşağı doğru eğimli olduğu görülür. Bu eğim, kısa farların ışığının karşıdan gelen sürücünün gözünü almayacak şekilde yolu aydınlatmak üzere yere doğru yönlendirildiğini simgeler. Gösterge panelinde bu ışık genellikle yeşil renkte yanar ve aracın önündeki yaklaşık 25 metrelik mesafeyi aydınlatır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, ehliyet sınavı için bilginizi pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Her bir sembolün farklı ve önemli bir anlamı vardır.

  • A Seçeneği:

    Uzun Hüzmeli Far İkaz Işığı

    Bu sembol, uzun hüzmeli farları (uzun farlar) gösterir. Işık çizgilerinin düz ve ileriye doğru olması, ışığın uzağı aydınlattığını ifade eder. Uzun farlar, gösterge panelinde genellikle mavi renkte yanar ve yaklaşık 100 metrelik bir mesafeyi aydınlatır. Yerleşim yeri dışında, aydınlatmanın yetersiz olduğu ve karşıdan araç gelmeyen yollarda kullanılır.

  • C Seçeneği:

    Sis Farı İkaz Işığı

    Bu sembol, sis farlarını temsil eder. Far simgesinden çıkan ışık çizgilerinin üzerinden geçen dalgalı çizgi, sis, yoğun yağmur veya kar gibi zorlu hava koşullarını simgeler. Ön sis farları genellikle yeşil, arka sis farı ise sarı veya turuncu renkte yanar. Bu farlar, görüş mesafesinin çok düştüğü durumlarda kullanılır.

  • D Seçeneği:

    Park Lambası veya Dörtlü Flaşör İkaz Işığı

    Bu sembol, park lambalarını (park ışıkları) veya bazı araçlarda dörtlü flaşörlerin açık olduğunu gösteren genel aydınlatma ikazıdır. Genellikle aracın dış aydınlatma sisteminin ilk kademesi olan park lambaları yakıldığında yeşil renkte yanar. Bu ışıklar, aracın boyutlarını belli etmek için kullanılır ancak yolu aydınlatma amacı taşımazlar.

Özetle, sorunun doğru cevabı B seçeneğidir çünkü aşağı doğru eğimli ışık çizgileri, karşıdaki sürücüleri rahatsız etmeden yolu aydınlatan kısa hüzmeli farları simgeler. Diğer semboller ise sırasıyla uzun farları, sis farlarını ve park lambalarını göstermektedir.

Soru 37
Araçta çalışmayan bir elektrik sistemi olduğu zaman ilk kontrol edilmesi gereken yer aşağıdakilerden hangisidir?
A
Fan motoru
B
Far anahtarı
C
Sigorta kutusu
D
Yakıt göstergesi
37 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracınızda herhangi bir elektrikli aksamın (örneğin farlar, radyo, silecekler) aniden çalışmayı durdurması durumunda, arızayı tespit etmek için atmanız gereken ilk mantıklı adımın ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası "ilk kontrol edilmesi gereken yer" ifadesidir, bu da bizi arızanın kaynağı olabilecek genel ve merkezi bir noktaya yönlendirmelidir.

Doğru cevap c) Sigorta kutusu'dur. Sigorta kutusu, aracın elektrik sisteminin beyni ve koruma kalkanı gibidir. İçerisindeki sigortalar, her bir elektrik devresini (farlar, radyo, cam motorları vb.) aşırı akım veya kısa devre gibi tehlikeli durumlara karşı korur. Bir devrede sorun olduğunda, o devreye ait sigorta "atarak" (yani içindeki ince tel koparak) daha pahalı ve önemli parçaların zarar görmesini önler.

Bu nedenle, bir elektrik arızasıyla karşılaşıldığında ilk yapılması gereken, sigorta kutusunu kontrol etmektir. Çünkü sorun genellikle basit bir sigorta atmasından kaynaklanabilir ve bu, sürücünün bile kolayca tespit edip değiştirebileceği en yaygın ve en basit arızadır. Diğer parçaları kontrol etmeden önce sigortaya bakmak, hem zaman kazandırır hem de gereksiz yere karmaşık ve masraflı tamir işlemlerine girişmeyi engeller. Tıpkı evde bir odanın elektriği kesildiğinde önce şalteri kontrol etmek gibi.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Fan motoru: Fan motoru, soğutma veya klima sistemine ait özel bir parçadır. Eğer sadece fan çalışmıyorsa o zaman fan motorundan şüphelenilebilir. Ancak genel bir elektrik sistemi arızasında (örneğin farların ve radyonun aynı anda bozulması gibi) ilk bakılacak yer değildir, çünkü sorun tek bir parçayla sınırlı olmayabilir.
  • b) Far anahtarı: Bu da tıpkı fan motoru gibi belirli bir işlevi olan özel bir parçadır. Sadece farlarınız veya sinyalleriniz çalışmıyorsa far anahtarından şüphelenmek mantıklıdır. Fakat bu anahtar, aracın diğer elektrik sistemlerinden (örneğin cam otomatikleri) bağımsızdır, bu yüzden genel bir arıza için ilk kontrol noktası olamaz.
  • d) Yakıt göstergesi: Yakıt göstergesi, bir arızanın nedeni değil, bir sonucudur. Yani, elektrik sistemindeki bir arıza nedeniyle yakıt göstergesi çalışmayabilir. Ancak yakıt göstergesini kontrol etmek, arızanın kaynağını bulmanıza yardımcı olmaz. O, arızadan etkilenen bir parçadır, arızanın merkezi değildir.

Özetle, araçta herhangi bir elektrikli sistem çalışmadığında, sorunun kaynağını bulmak için ilk ve en mantıklı adım, bütün elektrik sistemini koruyan merkezi birim olan sigorta kutusunu kontrol etmektir.

Soru 38
Buji kablolarından biri çıkmış ise motor nasıl çalışır?
A
Sarsıntılı
B
Çalışmaz
C
Sarsıntısız
D
Yüksek rölantide
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, benzinli bir motorun ateşleme sisteminin önemli bir parçası olan buji kablosunun işlevini ve eksikliğinde ne olacağını anlamanız beklenmektedir. Motorun sağlıklı çalışması için her bir silindirde düzenli olarak ateşleme yapılması gerekir. Soru, bu düzen bozulduğunda motorun tepkisinin ne olacağını ölçmektedir.

Öncelikle buji ve buji kablosunun görevini hatırlayalım. Benzinli motorlarda, silindir içindeki sıkıştırılmış hava-yakıt karışımını ateşlemek için bir kıvılcıma ihtiyaç vardır. Bu kıvılcımı buji oluşturur. Buji kablosu ise bujinin kıvılcım çakması için gereken yüksek voltajlı elektriği ateşleme bobininden bujiye taşıyan bir iletkendir.

Eğer buji kablolarından biri yerinden çıkmış veya kopmuş ise, o kablonun bağlı olduğu silindirdeki bujiye elektrik ulaşamaz. Bu durumda, o silindirin içinde ateşleme gerçekleşmez ve yakıt yanmadan egzozdan dışarı atılır. Örneğin, dört silindirli bir motorda silindirlerden biri ateşleme yapmadığında, motor aslında üç silindirin gücüyle çalışmaya zorlanır. Bu durum, motorun çalışma dengesini tamamen bozar.

  • a) Sarsıntılı: Bu cevap DOĞRUDUR. Motor, tüm silindirlerinin belirli bir sırada ve uyum içinde ateşleme yapmasıyla dengeli bir şekilde çalışır. Silindirlerden biri bu ahenge katılmadığında, motorun güç üretimi döngüsü bozulur. Ateşleme olmayan her çevrimde motor bir anlık güç kaybı ve dengesizlik yaşar. Bu durum, motorun ve dolayısıyla aracın hissedilir derecede titremesine, yani sarsıntılı çalışmasına neden olur. Bu duruma halk arasında "motorun teklemesi" de denir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  1. b) Çalışmaz: Bu seçenek yanlıştır. Günümüzdeki otomobillerin çoğu çok silindirli (genellikle 4 veya daha fazla) motorlara sahiptir. Bir silindirde ateşleme olmasa bile, diğer silindirler çalışmaya devam ederek motorun dönmesini sağlar. Motorun gücü belirgin şekilde düşer ve çalışması çok düzensizleşir ama genellikle tamamen stop etmez, çalışmaya devam eder.
  2. c) Sarsıntısız: Bu seçenek, doğru cevabın tam tersidir ve mantıken imkansızdır. Motorun güç üreten temel birimlerinden birinin devre dışı kalması, çalışma dengesini bozarak kaçınılmaz olarak sarsıntıya yol açar. Bu nedenle motorun sarsıntısız çalışması mümkün değildir.
  3. d) Yüksek rölantide: Bu seçenek de yanlıştır. Bir silindirin ateşleme yapmaması motorun verimini düşürür ve rölanti devrinin de dengesizleşmesine, hatta düşmesine neden olur. Motor, normal rölanti devrini korumakta zorlanır. Motor kontrol ünitesi (beyin) durumu toparlamak için devri yükseltmeye çalışsa bile bu durum sabit bir "yüksek rölanti" değil, dalgalanan ve düzensiz bir rölanti olarak kendini gösterir.

Özetle, buji kablosunun çıkması bir silindirin devre dışı kalması anlamına gelir. Bu da motorun çalışma ritmini ve dengesini bozarak sarsıntılı bir çalışmaya sebep olur.

Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi frenleme esnasında fren pedalının titremesine neden olur?
A
Balataların ıslanması
B
Motor yağının kirlenmesi
C
Araç lastiklerinin yeni olması
D
Disk veya kampana yüzeylerinin bozuk olması
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araba kullanırken frene bastığınızda fren pedalında hissettiğiniz bir titremenin veya vuruntunun teknik sebebinin ne olduğu sorulmaktadır. Bu durum, sürüş güvenliği açısından önemli bir belirtidir ve fren sistemindeki bir soruna işaret eder. Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Disk veya kampana yüzeylerinin bozuk olması

Fren sistemi, tekerleklerle birlikte dönen fren disklerine veya kampanalara, fren balatalarının sürtünmesi prensibiyle çalışır. Eğer bu disklerin veya kampanaların yüzeyleri zamanla aşırı ısınma, ani soğuma veya yıpranma gibi nedenlerle eğilir, dalgalanır veya bozulursa, yüzeyleri artık tamamen pürüzsüz ve düz olmaz. Frene bastığınızda, fren balataları bu bozuk ve dalgalı yüzeye her temas ettiğinde düzensiz bir baskı uygular. Diskin her dönüşünde balata hafifçe ileri-geri hareket eder ve bu hareket, fren hidroliği aracılığıyla doğrudan fren pedalına bir titreşim veya vuruntu olarak yansır. Yani pedaldeki titremenin temel nedeni, balataların düzgün olmayan bir yüzey üzerinde "zıplayarak" ilerlemesidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Balataların ıslanması: Balataların ıslanması, örneğin bir su birikintisinden geçtikten sonra, fren pedalında titremeye değil, fren performansında geçici bir azalmaya neden olur. Islak yüzeyler arasındaki sürtünme azaldığı için araç ilk başta iyi yavaşlamaz ve frenler "boşalmış" gibi hissedilebilir. Bu durum genellikle birkaç kez frene basıp balatalar ısınıp kuruduktan sonra kendiliğinden düzelir.
  • b) Motor yağının kirlenmesi: Motor yağı, motorun içindeki hareketli parçaları yağlamakla görevlidir ve fren sistemiyle hiçbir doğrudan bağlantısı yoktur. Motor yağının kirli olması motorun ömrünü ve performansını olumsuz etkiler, motorun daha sesli çalışmasına veya çekişten düşmesine neden olabilir, ancak fren pedalında hissedilecek bir titreşime yol açmaz. Bu iki sistem birbirinden tamamen bağımsızdır.
  • c) Araç lastiklerinin yeni olması: Yeni lastikler genellikle daha iyi yol tutuşu ve konforlu bir sürüş sağlar. Eğer yeni lastik takıldıktan sonra bir titreme hissediliyorsa, bu genellikle frene basıldığında değil, belirli bir hıza ulaşıldığında (genellikle 80-100 km/s arası) direksiyonda veya aracın genelinde hissedilir. Bu durumun sebebi ise çoğunlukla lastiklerin balans ayarının doğru yapılmamış olmasıdır, fren sistemiyle ilgili bir sorun değildir.

Özetle, frenleme esnasında özellikle pedalınızda hissettiğiniz ritmik bir titreşim, neredeyse her zaman fren disklerinin veya kampanalarının yüzeyindeki bir deformasyonun en belirgin işaretidir. Bu durum, fren mesafesini olumsuz etkileyebileceği ve güvenliği tehlikeye atabileceği için en kısa sürede bir tamirci tarafından kontrol edilmelidir.

Soru 40

Aracın gösterge panelinde şekildeki uyarı lambasının yanıyor olması neyi bildirir?

A
Lastik basıncının düşük olduğunu
B
El freninin çekili olduğunu
C
Sis lambalarının yandığını
D
Fren balatalarının bittiğini
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araç gösterge panelinde beliren belirli bir uyarı lambasının anlamı sorulmaktadır. Sürücülerin, araçlarındaki bu tür ikaz ışıklarının ne anlama geldiğini bilmesi, hem sürüş güvenliği hem de aracın teknik sağlığını korumak açısından hayati öneme sahiptir. Şimdi soruyu ve seçenekleri adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Fren balatalarının bittiğini

Soruda gösterilen sembol, uluslararası standartlarda fren balatası aşınma uyarısı olarak kabul edilir. Sembolü dikkatle incelediğimizde, ortada bir daire ve bu dairenin her iki yanında üçer adet kesik çizgi görürüz. Buradaki daire fren diskini, yanlardaki kesik çizgiler ise aşınarak incelmiş ve ömrünü tamamlamak üzere olan fren balatalarını temsil eder. Bu ışık yandığında, aracın fren balatalarının güvenli seviyenin altına indiğini ve en kısa sürede değiştirilmesi gerektiğini anlamalısınız.

Aşınmış fren balataları, aracın fren performansını ciddi şekilde düşürür. Bu durum, fren mesafesinin uzamasına, ani durumlarda aracın duramamasına ve hatta fren disklerinin zarar görmesine neden olabilir. Bu nedenle, bu uyarı ışığı yandığında kesinlikle ihmal edilmemeli ve bir an önce yetkili bir servise başvurulmalıdır. Bu uyarı, doğrudan sürüş güvenliğinizle ilgili kritik bir ikazdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım:

  • a) Lastik basıncının düşük olduğunu: Lastik basıncı uyarı ışığı tamamen farklı bir semboldür. Genellikle bir at nalına veya parantez içine alınmış kesik bir lastik profiline benzer ve içinde bir ünlem işareti (!) bulunur. Bu sembol, lastiklerinizden bir veya daha fazlasının havasının inmiş olduğunu bildirir.
  • b) El freninin çekili olduğunu: El freni (park freni) uyarı ışığı da farklıdır. Genellikle bir daire içinde "P" harfi veya bir ünlem işareti (!) bulunur. Bu ışık, el freni çekili durumdayken veya bazı araçlarda fren hidrolik seviyesi düştüğünde yanar.
  • c) Sis lambalarının yandığını: Sis lambası göstergesi bir uyarı değil, bilgilendirme ışığıdır. Genellikle yeşil (ön sis farı) veya sarı/turuncu (arka sis farı) renkte olur. Sembolü ise, ışık huzmelerini kesen dalgalı bir çizgiden oluşan bir far şeklindedir.

Sonuç olarak, sorudaki görselin doğru anlamı, fren balatalarının aşındığı ve değiştirilmesi gerektiğidir. Ehliyet sınavında ve gerçek hayatta bu tür gösterge ışıklarını doğru tanımak, hem sizi hem de trafikteki diğer insanları koruyacak önemli bir bilgidir.

Soru 41
Akünün elektrolit seviyesi hangisindeki gibi olmalıdır?
A
Plakaların ortasında
B
Plakaların en altında
C
Plakaların 1 cm altında
D
Plakaların 1 cm üzerinde
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın aküsünün içindeki sıvı seviyesinin, yani elektrolitin, hangi düzeyde olması gerektiği sorgulanmaktadır. Akünün verimli çalışması, elektrik üretebilmesi ve ömrünün uzun olması için bu seviyenin doğru ayarlanması çok önemlidir. Bu nedenle, ehliyet sınavlarında motor bilgisi bölümünde sıkça karşılaşılan bir konudur.

Doğru cevap d) Plakaların 1 cm üzerinde seçeneğidir. Akünün içinde elektrik üretimini sağlayan pozitif ve negatif kurşun plakalar bulunur. Bu plakaların kimyasal reaksiyona girerek elektrik üretebilmesi için tamamının elektrolit adı verilen asitli su karışımının içinde olması gerekir. Plakaların yaklaşık 1 cm üzerine kadar doldurulması, akü çalışırken veya şarj olurken meydana gelebilecek ısınma ve buharlaşma nedeniyle oluşacak sıvı kaybını telafi etmek içindir. Bu pay, plakaların hiçbir zaman havayla temas etmemesini garanti altına alır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Plakaların ortasında: Eğer elektrolit seviyesi plakaların ortasında olursa, plakaların üst yarısı sıvının dışında, yani havayla temas halinde kalır. Havayla temas eden bu kısımlar kimyasal reaksiyona giremez, elektrik üretemez ve zamanla "sülfatlaşma" denilen bir durumla sertleşerek kalıcı olarak bozulur. Bu durum akünün kapasitesini ciddi oranda düşürür ve ömrünü kısaltır.
  • b) Plakaların en altında: Bu seçenek, plakaların neredeyse tamamının kuru kalması anlamına gelir. Bu durumda akü neredeyse hiç elektrik üretemez ve çok kısa sürede tamamen kullanılamaz hale gelir. Bu, akü için en zararlı durumlardan biridir.
  • c) Plakaların 1 cm altında: Bu şık da B seçeneği gibi plakaların tamamen kuru kalacağını ifade eder. Elektrolit olmadan plakalar arasında kimyasal bir reaksiyon gerçekleşemeyeceği için akünün çalışması imkansızdır.

Özetle, akü plakalarının tamamının elektrolit sıvısı içinde kalması hayati öneme sahiptir. Plakaların üzerindeki yaklaşık 1 cm'lik fazlalık ise bir güvenlik payı olarak düşünülebilir. Bu seviye sayesinde, normal kullanım sırasındaki küçük sıvı kayıplarında bile plakalar korunur ve akü maksimum verimlilikle çalışmaya devam eder. Bakım gerektiren eski tip akülerde bu seviye kontrol edilir ve eksilme varsa sadece saf su eklenerek tamamlanır.

Soru 42
Aracın gösterge panelinde bulunan şekildeki gösterge sürücüye neyi bildirir?
A
Araç hızını
B
Yakıt miktarını
C
Motor sıcaklığını
D
Motor devir sayısını
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın gösterge panelinde yer alan ve üzerinde "x1000 rpm" yazan bir göstergenin ne işe yaradığı sorulmaktadır. Bu gösterge, sürücüye motorun anlık çalışma durumu hakkında çok önemli bir bilgi verir. Sürücünün bu göstergeyi doğru yorumlaması, hem güvenli hem de ekonomik bir sürüş için gereklidir.

Doğru cevap d) Motor devir sayısını seçeneğidir. Görselde yer alan gösterge, teknik adıyla takometre, halk arasında ise devir saati olarak bilinir. Bu gösterge, motorun krank milinin bir dakika içinde kaç tam tur döndüğünü, yani motorun "devir" sayısını gösterir. Üzerindeki "x1000 rpm" ifadesi, iğnenin gösterdiği rakamın 1000 ile çarpılması gerektiğini belirtir; örneğin, iğne '2' rakamının üzerindeyse motor dakikada 2000 devirle çalışıyor demektir.

Sürücüler devir saatine bakarak araç için en uygun vites değiştirme zamanını anlarlar. Genellikle manuel vitesli araçlarda, motoru yormadan ve yakıt tasarrufu sağlayarak vites değiştirmek için bu gösterge takip edilir. Ayrıca, göstergedeki kırmızı ile işaretlenmiş bölge (redline), motorun zarar görebileceği tehlikeli derecede yüksek devirleri gösterir ve sürücünün bu bölgeye girmekten kaçınması gerekir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Araç hızını: Aracın ne kadar hızlı gittiğini gösteren panele hız göstergesi (kilometre saati) denir. Bu göstergenin üzerinde genellikle "km/s" veya "km/h" birimi yazar ve 0'dan başlayarak 200-240 gibi daha yüksek sayılara kadar çıkar. Sorudaki görseldeki birim "rpm" olduğu için bu seçenek yanlıştır.
  • b) Yakıt miktarını: Depoda ne kadar yakıt kaldığını gösteren panele yakıt göstergesi denir. Bu göstergede genellikle bir benzin pompası simgesi bulunur ve 'F' (Full - Dolu) ile 'E' (Empty - Boş) harfleriyle seviye belirtilir. Dolayısıyla, sorudaki görsel bir yakıt göstergesi değildir.
  • c) Motor sıcaklığını: Motorun soğutma suyu sıcaklığını bildiren gösterge hararet göstergesidir. Bu göstergede ise genellikle bir termometre simgesi bulunur ve 'C' (Cold - Soğuk) ile 'H' (Hot - Sıcak) harfleri yer alır. Bu gösterge, motorun aşırı ısınıp ısınmadığını kontrol etmek için kritik öneme sahiptir ve sorudaki görselle bir ilgisi yoktur.
Soru 43
Taşıtla ilgili sistemlerin çalışma durumlarını bildiren ışıklı, sesli veya ibreli uyarıcıların toplandığı bölüme ne ad verilir?
A
Kabin 
B
Gösterge paneli
C
Başlık 
D
Sigorta tablası
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın sürücüsüne anlık bilgiler veren; hız, motor devri, yakıt durumu gibi verileri gösteren ve herhangi bir arıza durumunda sürücüyü uyaran tüm ikaz lambaları, ibreler ve sesli uyarıların bir araya geldiği bölümün adı sorulmaktadır. Bu bölüm, sürücünün aracı güvenli ve doğru bir şekilde kullanabilmesi için hayati öneme sahiptir. Sürücü, bu bölümü sürekli kontrol ederek aracın durumu hakkında bilgi sahibi olur.

Doğru cevap B) Gösterge paneli'dir. Gösterge paneli, direksiyonun hemen arkasında yer alan ve aracın çalışmasıyla ilgili tüm kritik bilgileri barındıran bölümdür. Soruda belirtilen ışıklı (motor arıza lambası, akü lambası), sesli (emniyet kemeri uyarısı, park sensörü sesi) ve ibreli (hız, devir, hararet, yakıt göstergeleri) uyarıcıların tamamı bu panel üzerinde toplanmıştır. Sürücü, bu panele bakarak aracın ne kadar hızlı gittiğini, motorun hangi devirde çalıştığını, yakıtının ne kadar kaldığını ve herhangi bir mekanik veya elektriksel sorun olup olmadığını anında görebilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • Kabin: Kabin, aracın sürücü ve yolcuların içinde oturduğu bölümün genel adıdır. Koltuklar, direksiyon, vites kolu ve gösterge paneli gibi birçok unsur kabinin içindedir. Ancak soru, bu genel alanın tamamını değil, sadece uyarıcıların toplandığı spesifik bölümü sorduğu için "kabin" çok genel ve yanlış bir cevaptır.
  • Başlık: Bu kelime, araç tekniğinde genellikle "koltuk başlığı" (yolcuların başını yasladığı bölüm) anlamında kullanılır ve göstergelerle hiçbir ilgisi yoktur. Sorunun bağlamı düşünüldüğünde tamamen alakasız bir seçenektir ve kafa karıştırmak için konulmuştur.
  • Sigorta tablası: Sigorta tablası, aracın elektrik sistemini yüksek akım veya kısa devrelere karşı koruyan sigortaların bulunduğu bir kutudur. Genellikle sürücünün doğrudan göremeyeceği bir yerde, torpido gözünün arkasında veya motor bölümünde yer alır. Sürücüye bilgi vermek gibi bir işlevi yoktur, görevi aracı elektriksel arızalardan korumaktır.

Özetle, aracın beyni gibi çalışan ve sürücüye tüm gerekli bilgileri anlık olarak sunan, ışıklı, sesli ve ibreli uyarıcıların tamamının bir arada bulunduğu bölüme gösterge paneli denir. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 44
Yakıttan elde ettiği ısı enerjisini mekanik enerjiye çeviren makinelere ne ad verilir?
A
Alternatör
B
Motor
C
Diferansiyel
D
Vites kutusu
44 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın temel çalışma prensibi sorgulanmaktadır. Yakıttan (benzin, motorin vb.) yanma yoluyla elde edilen ısı enerjisini, tekerlekleri döndürerek aracı hareket ettiren mekanik enerjiye (hareket enerjisine) dönüştüren ana parçanın hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu işlem, içten yanmalı motorların en temel tanımıdır.

Doğru Cevap: b) Motor

Doğru cevap Motor'dur çünkü motor, tam olarak soruda tarif edilen işlevi yerine getirir. Motorun silindirleri içerisinde yakıt ve hava karışımı bir buji veya yüksek basınç ile ateşlenir. Bu yanma işlemi sonucunda ortaya çıkan yüksek ısı ve basınç, pistonları aşağı doğru iterek bir hareket başlatır. Bu doğrusal hareket, krank mili aracılığıyla dairesel bir harekete, yani mekanik enerjiye dönüştürülür ve bu güç daha sonra tekerleklere iletilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, aracın diğer parçalarının görevlerini kavramak için önemlidir. Bu seçenekler "çeldirici" olarak verilmiştir.

  • a) Alternatör: Bu seçenek yanlıştır. Alternatör, aracın elektrik üreten parçasıdır. Motordan bir kayış aracılığıyla aldığı mekanik enerjiyi, aküyü şarj etmek ve aracın elektrikli sistemlerini (farlar, radyo, silecekler vb.) çalıştırmak için elektrik enerjisine çevirir. Yani soruda istenen enerji dönüşümünün (ısıdan mekaniğe) tam tersi bir mantıkla çalışır (mekanikten elektriğe).

  • c) Diferansiyel: Bu seçenek de yanlıştır. Diferansiyel, güç aktarma organlarından biridir ve motorda üretilen mekanik enerjiyi tekerleklere ileten sistemin bir parçasıdır. Asıl görevi, araç viraj alırken virajın iç ve dış kısmında kalan tekerleklerin farklı hızlarda dönmesine izin vererek aracın savrulmasını önlemektir. Diferansiyel enerji üretmez, sadece üretilmiş olan mekanik enerjiyi tekerleklere akıllıca dağıtır.

  • d) Vites kutusu: Bu seçenek de yanlıştır. Vites kutusu (şanzıman), motordan gelen mekanik gücün hızını ve torkunu (döndürme kuvvetini) ayarlamaya yarar. Sürücünün yolun durumuna ve hıza göre aracı en verimli şekilde kullanmasını sağlar. Vites kutusu da diferansiyel gibi bir güç aktarma organıdır; yakıttan enerji üretmez, sadece motordan gelen mekanik enerjiyi düzenler.

Özetle, yakıtın kimyasal enerjisini ısıya, ardından da harekete (mekanik enerjiye) çeviren yegane parça motor'dur. Diğer şıklar ise bu mekanik enerjiyi elektriğe çeviren (alternatör) veya tekerleklere ileten (diferansiyel, vites kutusu) yardımcı sistemlerdir.

Soru 45
Sürücülerin trafik içindeki davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi hâli, trafikte hangi temel değere sahip olunduğunu gösterir?
A
Kabalık
B
Hırçınlık
C
Bencillik 
D
Sorumluluk
45 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün trafikteki eylemlerinin ne gibi sonuçlar doğurabileceğini önceden hesaba katarak davranmasının hangi temel değeri yansıttığı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası "sonuçlarını düşünerek hareket etme" ifadesidir. Bu ifade, bilinçli, öngörülü ve başkalarını dikkate alan bir sürüş tarzını tanımlar.

Doğru Cevap: d) Sorumluluk

Doğru cevabın sorumluluk olmasının sebebi, bu değerin tanımıyla doğrudan örtüşmesidir. Sorumluluk, bir kişinin kendi davranışlarının ve bu davranışların yol açtığı sonuçların hesabını verebilmesi, bu sonuçları üstlenmesi demektir. Trafikte sorumlu bir sürücü, yapacağı bir manevranın (örneğin ani bir fren, hızlı bir şerit değiştirme veya hatalı sollama) sadece kendisini değil, diğer sürücüleri, yayaları ve yolcuları nasıl etkileyeceğini düşünür ve ona göre hareket eder. Bu nedenle, sonuçları düşünmek, sorumluluk bilincinin en temel göstergesidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Kabalık: Kabalık, başkalarına karşı saygısız ve düşüncesiz davranışlarda bulunmaktır. Kornayı gereksiz yere çalmak, sıkıştırmak veya el kol hareketleri yapmak kaba davranışlardır. Bu davranışlar, sonuçları düşünmekten çok, anlık bir düşüncesizliğin veya umursamazlığın ürünüdür. Dolayısıyla sorudaki tanımın tam tersidir.
  • b) Hırçınlık: Hırçınlık veya agresiflik, trafikte öfkeli, sabırsız ve saldırgan tutumlar sergilemektir. Sürekli selektör yapmak, yakın takip (tampona yapışmak) veya başkalarıyla yarışmak hırçın davranışlardır. Bu sürücüler, eylemlerinin tehlikeli sonuçlarını düşünmek yerine anlık öfkeleriyle hareket ederler.
  • c) Bencillik: Bencillik, sadece kendi çıkarını ve rahatını düşünmek, başkalarının haklarını ve ihtiyaçlarını görmezden gelmektir. "Yol benim hakkım" diyerek kimseye yol vermeyen, park edilmemesi gereken bir yere aracını bırakarak başkalarını zor durumda bırakan sürücü bencil davranmaktadır. Bencil bir sürücü, davranışlarının başkaları üzerindeki olumsuz sonuçlarını önemsemez.

Özetle, bir sürücünün "Eğer bu hızla gidersem virajı alamayabilirim" veya "Bu aracı şimdi sollarsam karşıdan gelene çarpabilirim" gibi düşüncelerle hareket etmesi, hem kendi can güvenliği hem de trafikteki diğer insanların can güvenliği için sorumluluk taşıdığını gösteren en net davranıştır.

Soru 46
I. Kural ihlallerine II. Tehlikeli davranışlara III. Güvenli sürücülük yeteneklerini olumlu yönde etkilemeye  Trafikte yaşanan öfke duygusu, verilenlerden hangilerine yol açabilmektedir?
A
I ve II 
B
I ve III
C
II ve III 
D
I, II ve III
46 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfke duygusunun bir sürücünün davranışları ve yetenekleri üzerindeki etkileri sorgulanmaktadır. Soru, öfkenin hangi sonuçlara yol açabileceğini verilen üç öncül üzerinden değerlendirmenizi istemektedir. Bu tür sorular, trafik psikolojisinin ve güvenli sürüş için duygusal kontrolün ne kadar önemli olduğunu ölçmeyi amaçlar. Şimdi öncülleri tek tek inceleyelim:
  • I. Kural ihlallerine: Öfke, sürücünün mantıklı düşünme ve karar verme yeteneğini zayıflatan güçlü bir duygudur. Öfkeli bir sürücü, sabrını kaybederek hız sınırını aşma, kırmızı ışıkta geçme, yakın takip yapma (tampona yapışma) veya aniden şerit değiştirme gibi kural ihlallerine çok daha yatkın hale gelir. Dolayısıyla, öfke duygusu doğrudan kural ihlallerine yol açabilir. Bu ifade doğrudur.
  • II. Tehlikeli davranışlara: Kural ihlalleri, aynı zamanda tehlikeli davranışlardır. Buna ek olarak, öfkeli sürücüler diğer sürücülerle inatlaşma, ani fren yapma (brake-checking), makas atma veya direksiyonu agresif kullanma gibi doğrudan can ve mal güvenliğini riske atan davranışlar sergileyebilir. Bu nedenle öfke, genel olarak tehlikeli davranışlara sebep olur. Bu ifade de doğrudur.
  • III. Güvenli sürücülük yeteneklerini olumlu yönde etkilemeye: Bu ifade, öfkenin güvenli sürüşü iyileştireceğini iddia etmektedir ki bu tamamen yanlıştır. Öfke; dikkati dağıtır, risk algısını düşürür, tepki süresini yavaşlatır ve sürücünün muhakeme yeteneğini olumsuz etkiler. Kısacası, öfke güvenli sürüş yeteneklerini olumlu değil, tam tersine son derece olumsuz yönde etkiler. Bu ifade kesinlikle yanlıştır.

Bu analizden sonra seçenekleri değerlendirelim:

Öfke duygusunun I. Kural ihlallerine ve II. Tehlikeli davranışlara yol açtığını, ancak III. Güvenli sürücülük yeteneklerini olumlu yönde etkilemediğini gördük. Bu durumda, içinde III numaralı ifadenin geçtiği tüm seçenekler yanlış olacaktır.

  • a) I ve II: Bu seçenek, doğru olarak belirlediğimiz iki sonucu da içerir. Bu nedenle doğru cevaptır.
  • b) I ve III: Bu seçenek, yanlış olan III. ifadeyi içerdiği için hatalıdır.
  • c) II ve III: Bu seçenek de yine yanlış olan III. ifadeyi içerdiği için hatalıdır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek de aynı şekilde yanlış olan III. ifadeyi kapsadığı için elenir.

Sonuç olarak, trafikte yaşanan öfke duygusu, sürücüyü hem kuralları çiğnemeye hem de genel olarak tehlikeli davranışlar sergilemeye iter. Bu durum, sürücünün güvenli sürüş yeteneklerini kesinlikle olumlu etkilemez, aksine tehlikeli bir şekilde zayıflatır. Bu nedenle doğru cevap a) I ve II seçeneğidir.

Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi, öfkeyi başarılı bir şekilde yönetmek için önerilen davranışlardan biri değildir?
A
İletişim becerilerinin geliştirilmesi
B
Alaycı ve aşağılayıcı mizaha başvurulması
C
Düşünme tarzının yeniden yapılandırılması
D
Nefes egzersizlerinin öğrenilip uygulanması
47 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, öfkeyi kontrol altına almak için kullanılabilecek yöntemlerden hangisinin işe yaramadığını, hatta durumu daha da kötüleştirebileceğini bulmamız isteniyor. Sorunun kökündeki "değildir" ifadesi çok önemlidir, çünkü bizden olumsuz olan, yani yanlış olan davranışı bulmamız beklenmektedir. Bu nedenle şıkları incelerken "Bu davranış öfkeyi yönetmeye yardımcı olur mu, olmaz mı?" diye düşünmeliyiz.

Doğru Cevap: b) Alaycı ve aşağılayıcı mizaha başvurulması

Doğru cevabın bu seçenek olmasının sebebi, alaycı ve aşağılayıcı mizahın öfkeyi yönetmek yerine onu daha da alevlendiren bir davranış olmasıdır. Bu tür bir mizah, aslında gizlenmiş bir saldırganlık biçimidir ve karşıdaki kişiyi küçük düşürmeyi, incitmeyi amaçlar. Bu durum, var olan gerginliği azaltmak yerine artırır, iletişimi tamamen koparır ve sorunun çözümünü imkansız hale getirir. Öfke anında bu yola başvurmak, durumu kişisel bir çatışmaya dönüştürerek tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) İletişim becerilerinin geliştirilmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü etkili iletişim, öfke yönetiminin temel taşlarından biridir. Duygularınızı ve düşüncelerinizi karşı tarafa suçlayıcı olmadan, "ben dili" kullanarak sakince ifade edebilmek, yanlış anlaşılmaları önler ve öfkenin birikmesini engeller. Bu nedenle iletişim becerilerini geliştirmek, öfkeyi yönetmek için önerilen ve doğru bir yöntemdir.

  • c) Düşünme tarzının yeniden yapılandırılması: Bu seçenek de yanlıştır çünkü olaylara bakış açımız, hissettiğimiz duyguları doğrudan etkiler. Örneğin trafikte birinin sizi sıkıştırdığını düşündüğünüzde "Bunu bana kasten yapıyor!" diye düşünmek yerine, "Belki acelesi vardır veya dalgındır" gibi daha olumlu ve mantıklı bir düşünce tarzı benimsemek, öfkelenmenizi engelleyebilir. Bu, öfke kontrolü için çok etkili ve önerilen bir tekniktir.

  • d) Nefes egzersizlerinin öğrenilip uygulanması: Bu seçenek de yanlıştır çünkü derin ve yavaş nefes alıp vermek, vücudun "savaş ya da kaç" tepkisini yatıştırır. Öfkelendiğimizde artan kalp atış hızımızı ve tansiyonumuzu düşürerek sakinleşmemize yardımcı olur. Özellikle trafikte anlık bir öfke patlaması yaşamadan önce birkaç derin nefes almak, durumu kontrol altına almak için son derece pratik ve önerilen bir yöntemdir.

Özetle, soru bizden öfke yönetimi için "uygun olmayan" davranışı bulmamızı istiyor. İletişim, düşünceyi yapılandırma ve nefes egzersizleri öfkeyi azaltan yapıcı yöntemlerken; alaycı ve aşağılayıcı mizah öfkeyi artıran, çatışmayı körükleyen yıkıcı bir davranıştır. Bu yüzden doğru cevap B şıkkıdır.

Soru 48
Birlikte yaşadığımız trafik ortamında, kişinin belki de farkında bile olmadan yaptığı olumsuz bir davranış hiçbir suçu olmayan bir başka kişinin ölümüne, yaralanmasına ya da ömür boyu sakat kalmasına neden olabilir. Buna göre trafik içinde hatalı davranış sergileyen bir sürücüye hangisinin yapılması,hem o sürücünün hem de trafikteki diğer sürücülerin kaza yapma yada olumsuz bir durum oluşturma riskini azaltır?
A
Aşırı tepki gösterilmesi
B
Kaba ve saldırgan davranılması
C
Kızgın biçimde kornaya basılması
D
Nezaket ve saygı çerçevesinde uyarılması
48 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte hatalı bir davranış sergileyen başka bir sürücüye karşı sergilenmesi gereken en doğru tutumun ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, seçilecek davranışın hem hatayı yapan sürücünün hem de trafikteki diğer herkesin kaza yapma riskini azaltmasıdır. Amaç, durumu daha tehlikeli hale getirmek değil, tam tersine güvenli bir ortama geri döndürmektir.

Doğru Cevap: d) Nezaket ve saygı çerçevesinde uyarılması

Bu seçeneğin doğru olmasının temel sebebi, trafik ortamının gerginliği artırmaya değil, sakinliği ve güvenliği korumaya dayalı olması gerektiğidir. Hata yapan bir sürücüyü nazik bir şekilde uyarmak, örneğin kısa bir korna çalmak veya bir el işaretiyle yavaşlamasını istemek, o sürücünün hatasını panik yapmadan fark etmesini sağlar. Bu yapıcı yaklaşım, sürücünün savunmaya geçmesini veya agresifleşmesini engelleyerek olası bir tartışmanın ya da "trafik magandalığı"nın önüne geçer ve herkes için güvenliği artırır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Aşırı tepki gösterilmesi: Hata yapan bir sürücüye bağırmak, el kol hareketleri yapmak veya aracını tehlikeli bir şekilde sıkıştırmak gibi aşırı tepkiler, durumu anında daha tehlikeli bir hale getirir. Panikleyen veya sinirlenen sürücü, daha büyük ve ölümcül hatalar yapabilir. Bu davranış, riski azaltmak yerine katlayarak artırır.
  • b) Kaba ve saldırgan davranılması: Bu seçenek, aşırı tepkinin bir adım ötesidir ve doğrudan trafik güvenliğini tehdit eder. Kaba ve saldırgan davranışlar, trafikteki diğer sürücüleri de strese sokar ve yol güvenliğini tamamen ortadan kaldırabilir. Bu tür bir davranış, bir hatayı kavgaya veya kasıtlı bir kazaya dönüştürme potansiyeli taşır.
  • c) Kızgın biçimde kornaya basılması: Kornanın amacı uyarmaktır, taciz etmek veya öfke göstermek değil. Uzun ve öfkeli bir şekilde kornaya basmak, diğer sürücüyü korkutabilir, panikletebilir veya sinirlendirerek misilleme yapmasına neden olabilir. Nazik ve kısa bir "uyarı" kornası ile "öfke" kornası arasındaki fark, bir kazayı önlemek ile bir kazaya sebep olmak arasındaki fark kadar büyüktür.

Özetle; ehliyet sınavındaki bu soru, sürücü adayına sadece kuralları değil, aynı zamanda trafikteki doğru "insani tutumu" da öğretmeyi amaçlar. Unutmayın ki trafikteki en önemli öncelik, her koşulda sakin kalarak hem kendi can güvenliğinizi hem de başkalarının can güvenliğini korumaktır. Nezaket ve saygı, bir zayıflık değil, trafikteki en etkili güvenlik araçlarından biridir.

Soru 49
Hangi özelliğe sahip olmayan sürücünün sabırsız, öfkeli, yorgun, stresli ve iletişim becerileri eksik bir kişi olma ihtimali daha fazladır?
A
Bencil
B
Hoşgörülü
C
Aşırı tepki gösteren
D
Görgüsüzce davranan
49 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücüde bulunmadığı zaman onu olumsuz davranışlara iten temel bir özelliğin ne olduğu sorulmaktadır. Yani, hangi pozitif karakter özelliğinin eksikliği; sürücüyü sabırsız, öfkeli, yorgun, stresli ve iletişim becerileri zayıf birine dönüştürür? Sorunun kilit noktası "sahip olmayan" ifadesidir, yani bizden eksik olan olumlu bir özelliği bulmamız isteniyor.

Doğru cevap "b) Hoşgörülü" seçeneğidir. Hoşgörü, trafikteki diğer sürücülerin ve yayaların yapabileceği hataları anlayışla karşılama, beklenmedik durumlara karşı sakin kalabilme ve sabır gösterebilme yeteneğidir. Bu temel özellik, sürücünün zihinsel ve duygusal dengesini korumasını sağlar ve güvenli sürüşün temelini oluşturur.

Bir sürücüde hoşgörü özelliği yoksa, yani kişi hoşgörüsüz ise, trafikte karşılaştığı en ufak bir hatayı bile kişisel bir saldırı olarak algılayabilir. Bu durum, anında sabırsızlığa ve öfkeye yol açar. Sürekli gergin bir şekilde araç kullanmak kişiyi stresli ve yorgun hale getirir ve diğer sürücülerle sağlıklı iletişim kurma becerisini (örneğin korna çalmak yerine anlayış göstermek gibi) ortadan kaldırır. Dolayısıyla, hoşgörünün eksikliği soruda sayılan tüm olumsuzlukların ana nedenidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Bencil, c) Aşırı tepki gösteren, d) Görgüsüzce davranan: Bu üç seçenek de zaten olumsuz sürücü özellikleridir. Soru ise hangi özelliğe "sahip olmayan" sürücünün kötü davrandığını soruyor. Örneğin, "bencil olmayan" bir sürücü veya "aşırı tepki göstermeyen" bir sürücü, tam tersine daha olumlu ve güvenli bir sürüş sergiler. Bu seçenekler, hoşgörüsüzlüğün bir sonucu olarak ortaya çıkan davranışlardır, eksikliği sorun yaratan temel bir özellik değildir.

Özetle, hoşgörü, trafikteki sosyal uyumun ve güvenliğin temel taşlarından biridir. Bu pozitif özelliğe sahip olmayan bir sürücünün, soruda belirtilen tüm olumsuz davranışları sergileme potansiyeli çok daha yüksektir. Diğer şıklar ise bu olumsuz durumun kendisi veya sonuçlarıdır, nedeni değil.

Soru 50
Öndeki araç yol kenarına park etmeye çalışırken arkadan gelen diğer aracın onu beklemesi durumu, trafikte hangi temel değere sahip olunduğunu gösterir?
A
Öfke 
B
Sabır
C
İnatlaşma 
D
Aşırı tepki
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir durum üzerinden sürücülerin sahip olması gereken temel bir davranış biçimi ve insani değer sorgulanmaktadır. Sorunun özü, bir sürücünün, başka bir sürücünün manevrasını tamamlaması için ona zaman tanımasının hangi olumlu özelliği yansıttığıdır. Bu durum, trafik akışının sağlıklı ve güvenli bir şekilde devam etmesi için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap b) Sabır seçeneğidir. Çünkü öndeki aracın park etme manevrası biraz zaman alabilir. Arkadaki sürücünün korna çalmadan, aceleci tavırlar sergilemeden veya tehlikeli bir şekilde onu geçmeye çalışmadan beklemesi, durumu anlayışla karşıladığını ve o anın gerektirdiği sükuneti koruyabildiğini gösterir. Sabır, trafikteki stresi azaltan, olası tartışma ve kazaları önleyen en önemli erdemlerden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Öfke: Öfke, bu durumda gösterilecek olumsuz bir duygudur. Eğer arkadaki sürücü öfkeli olsaydı, beklemez, korna çalar, el kol hareketleri yapar veya söylenirdi. Soruda anlatılan "bekleme" eylemi, öfkenin tam tersi bir davranıştır.
  • c) İnatlaşma: İnatlaşma, sürücülerin birbirine yol vermemek için yarıştığı veya kasıtlı olarak birbirini engellediği bir durumdur. Örneğin, park etmeye çalışan araca yer bırakmamak veya onu sıkıştırmaya çalışmak bir inatlaşma örneği olurdu. Beklemek ise bir uzlaşı ve anlayış göstergesidir, inatlaşma değil.
  • d) Aşırı tepki: Aşırı tepki, yaşanan küçük bir olaya orantısız ve abartılı bir karşılık vermektir. Sürekli korna çalmak, araçtan inip bağırmak veya tehlikeli bir sollama manevrası yapmak aşırı tepkiye girer. Oysa sorudaki sürücü sakin bir şekilde bekleyerek en doğru ve ölçülü davranışı sergilemektedir.

Sonuç olarak, trafikte diğer sürücülere karşı anlayışlı olmak ve onların manevralarını tamamlamaları için sakince beklemek, sabır değerine sahip olunduğunun en net göstergesidir. Bu davranış, hem kendi güvenliğiniz hem de trafikteki diğer insanların güvenliği ve huzuru için hayati önem taşır.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI