%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi ilk yardımın öncelikli amaçlarındandır?
A
Trafik kazalarının önlenmesi
B
Mesleki başarının artırılması
C
Hayati tehlikenin ortadan kaldırılması
D
Ülkedeki sağlık sisteminin iyileştirilmesi
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın temel ve en önemli hedefinin ne olduğu sorulmaktadır. Yani, bir kaza veya acil durum anında ilk yardım yapan bir kişinin odaklanması gereken en öncelikli görevin ne olduğunu bulmamız gerekiyor. Bu soru, ilk yardımın tanımını ve kapsamını ne kadar iyi anladığınızı ölçmeyi amaçlar. Doğru cevap c) Hayati tehlikenin ortadan kaldırılması seçeneğidir. İlk yardım, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar geçen kritik sürede, yaralının hayatını kurtarmak veya durumunun daha da kötüleşmesini önlemek için yapılan ilaçsız uygulamalardır. Bu tanımın merkezinde, yaralının nefes alması, kalbinin çalışması gibi yaşamsal fonksiyonlarını sürdürmesini sağlamak yatar. Dolayısıyla, kanamayı durdurmak, solunum yolunu açmak veya kalp masajı yapmak gibi müdahalelerle doğrudan hayati tehlikeyi ortadan kaldırmak ilk yardımın bir numaralı ve en öncelikli amacıdır. Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Trafik kazalarının önlenmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü trafik kazalarını önlemek, ilk yardımın değil, trafik eğitimi, kurallara uyma ve yol güvenliği gibi konuların amacıdır. İlk yardım, kaza olduktan sonra devreye giren bir müdahaledir, kaza olmasını engellemez. Bu, bir önleme faaliyetidir, acil durum müdahalesi değil.

  • b) Mesleki başarının artırılması: Bu seçeneğin ilk yardımla hiçbir ilgisi yoktur ve tamamen alakasız bir ifadedir. İlk yardım, birinin kariyerinde ilerlemesi için değil, bir insan hayatını kurtarmak veya ona yardım etmek için öğrenilen ve uygulanan evrensel bir beceridir. Bu nedenle bu şık, anlam olarak konu dışı olduğu için kolayca elenebilir.

  • d) Ülkedeki sağlık sisteminin iyileştirilmesi: Bu da yanlış bir seçenektir. Sağlık sistemini iyileştirmek; hastaneler inşa etmek, daha fazla doktor yetiştirmek gibi uzun vadeli ve devlet politikalarıyla ilgili geniş kapsamlı bir hedeftir. İlk yardım ise olay yerindeki bireyler tarafından anında yapılan, anlık ve kişisel bir müdahaledir.

Özetle, ehliyet sınavında ilk yardımın amaçları sorulduğunda aklınıza gelmesi gereken ilk şey hayatı korumak ve yaşamsal tehlikeleri ortadan kaldırmak olmalıdır. Diğer seçenekler ya konuyla ilgisizdir ya da ilk yardımın değil, başka alanların (trafik güvenliği, sağlık politikası vb.) hedefleridir.
Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi ayak bileklerinden sürükleme yönteminde yapılmaması gereken uygulamalardandır?
A
Kazazedenin baş, boyun ve gövde ekseni bozulmadan sürüklenmesi
B
İlk yardımcının, kazazedenin ayak kısmına çömelmesi
C
Kazazedenin ellerinin yanda serbest bırakılması
D
Kazazedeye yakın mesafede durulması.
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, acil durumlarda kullanılan bir taşıma tekniği olan "ayak bileklerinden sürükleme" yönteminin uygulanışı sırasında hangi davranışın yanlış olduğu sorulmaktadır. Bu yöntem, özellikle dar alanlardan (tünel, enkaz altı gibi) yaralıyı çıkarmak veya tehlikeli bir ortamdan (yangın, patlama riski vb.) hızla uzaklaştırmak için kullanılır. Soruyu doğru cevaplamak için bu tekniğin adımlarını ve amacını bilmek gerekir.

Doğru Cevap: c) Kazazedenin ellerinin yanda serbest bırakılması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, sürükleme sırasında kazazedenin kollarının ve ellerinin serbest bırakılmasının ciddi tehlikeler oluşturmasıdır. Eğer eller yanda serbest kalırsa, yerdeki pürüzlü yüzeylere, engellere veya kapı eşiklerine takılabilir. Bu durum, kollarda sürtünmeye bağlı ciddi yaralanmalara, ezilmelere, hatta kırık veya çıkıklara neden olabilir. Bu yüzden, kazazedeyi sürüklemeden önce elleri mutlaka sabitlenmelidir; genellikle giysisinin içine sokularak, kemerine sıkıştırılarak veya göğüs üzerinde birleştirilerek bu güvenlik önlemi alınır.

  • a) Kazazedenin baş, boyun ve gövde ekseni bozulmadan sürüklenmesi: Bu, yapılması gereken bir uygulamadır. Özellikle omurga yaralanması şüphesi olan durumlarda, baş-boyun-gövde eksenini düz bir çizgide tutmak, olası bir felci önlemek için hayati önem taşır. Sürükleme işlemi bu ekseni koruyacak şekilde yapılmalıdır. Dolayısıyla bu seçenek yanlıştır.
  • b) İlk yardımcının, kazazedenin ayak kısmına çömelmesi: Bu da yapılması gereken doğru bir başlangıç pozisyonudur. İlk yardımcı, kendi sırt ve bel sağlığını korumak için ağırlığı bacak kaslarına vermeli, bunu da çömelerek yapmalıdır. Ayakta durup eğilerek çekmek, ilk yardımcının belini incitmesine neden olabilir. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Kazazedeye yakın mesafede durulması: Bu uygulama da kesinlikle yapılması gerekenlerdendir. Kazazedeye yakın durmak, ilk yardımcının daha iyi bir kavrama sağlamasına, vücut ağırlığını daha etkili kullanmasına ve sürükleme sırasında daha fazla kontrol sahibi olmasına olanak tanır. Uzaktan çekmeye çalışmak hem daha zordur hem de kazazedenin kontrolsüzce savrulmasına neden olabilir. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, ayak bileklerinden sürükleme yöntemi hızlı ve pratik bir taşıma tekniği olsa da, kazazedeye ek bir zarar vermemek için belirli kurallara uyulmalıdır. Kolların serbest bırakılması, bu kuralların en önemlilerinden birinin ihlal edilmesi anlamına gelir ve bu nedenle sorunun doğru cevabıdır.

Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi burkulma belirtilerinden biri değildir?
A
Şişlik
B
Kızarma
C
İşlev kaybı
D
Hareket ile azalan ağrı
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir eklem yaralanması olan burkulmanın belirtileri hakkında bilginiz ölçülmektedir. Soru, verilen seçeneklerden hangisinin bir burkulma durumunda gözlemlenen bir belirti **olmadığını** bulmanızı istemektedir. Bu tür "değildir" ile biten olumsuz sorularda, doğru olan üç belirtiyi eleyip yanlış olanı bulmanız gerekir.

Doğru cevap "d) Hareket ile azalan ağrı" seçeneğidir. Çünkü bir burkulma, eklem bağlarının gerilmesi, yırtılması veya kopması sonucu oluşan akut bir yaralanmadır. Bu tür bir yaralanmada, hasar görmüş bölgeyi hareket ettirmek, zedelenen dokular üzerindeki baskıyı artırır ve bu da ağrının şiddetlenmesine neden olur. Ağrının hareketle azalması değil, tam tersi artması beklenir. Dinlenme durumunda ise ağrı genellikle hafifler.

Diğer seçeneklerin neden yanlış (yani neden burkulma belirtisi) olduğuna bakalım:

  • a) Şişlik: Burkulma sırasında zedelenen bağlardan ve küçük kan damarlarından doku arasına sıvı sızar. Vücudun bu doğal savunma ve iyileşme tepkisi, yaralanan bölgede hızla şişlik oluşmasına neden olur. Bu, burkulmanın en tipik ve belirgin belirtilerinden biridir.
  • b) Kızarma: Vücut, yaralanan bölgeye iyileşmeyi sağlamak için daha fazla kan gönderir. Artan bu kan akışı, bölgedeki damarların genişlemesine ve cildin yüzeyinde kızarık bir görünüm oluşmasına yol açar. Kızarıklık, aynı zamanda bölgenin ısınmasına da neden olabilir.
  • c) İşlev kaybı: Ağrı, şişlik ve eklemdeki hassasiyet nedeniyle kişi, burkulan eklemini normal şekilde kullanamaz. Örneğin, burkulan bir ayak bileğinin üzerine basmak veya burkulan bir el bileğini hareket ettirmek çok acı verici ve zor olabilir. Bu duruma işlev kaybı denir ve burkulmanın önemli bir sonucudur.

Özetle, şişlik, kızarma ve işlev kaybı bir burkulmanın klasik belirtileriyken, hareketle azalan ağrı bu durumun doğasına tamamen aykırıdır. Bir yaralanma sonrası hareketin ağrıyı artırması, dinlenmenin ise azaltması temel bir ilk yardım bilgisidir. Bu nedenle doğru cevap "d" seçeneğidir.

Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi çıkığı olan kazazedeye yapılacak ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Çıkan eklemin yerine oturtulması
B
Çıkık olan bölgede sadece ısı kontrolü yapılması
C
Çıkan eklemin bulunduğu şekilde tespit edilmesi
D
Ağızdan ağrı kesiciler vererek ağrısının azaltılması
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, eklemi yerinden çıkmış bir kazazedeye olay yerinde yapılması gereken en doğru ilk yardım müdahalesinin ne olduğu sorulmaktadır. İlk yardımın temel amacı, durumu daha kötüye gitmekten korumak ve profesyonel tıbbi yardım gelene kadar kazazedeyi güvende tutmaktır. Bu nedenle, atılacak adımların kazazedeye zarar vermemesi esastır.

Doğru Cevap: c) Çıkan eklemin bulunduğu şekilde tespit edilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, çıkık vakalarında ilk yardımın temel kuralının hareketsizliği sağlamak olmasıdır. Çıkmış bir eklem, kemiklerin normal pozisyonunu kaybettiği anlamına gelir ve bu durum çevresindeki damarlara, sinirlere ve kaslara zarar verebilir. Eklemi bulunduğu pozisyonda sabitlemek (tespit etmek), bu hassas dokuların daha fazla zarar görmesini engeller, ağrıyı azaltır ve kazazedenin güvenli bir şekilde hastaneye taşınmasını sağlar. Tespit işlemi atel, sargı bezi veya üçgen sargı gibi malzemelerle yapılabilir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğu:

  • a) Çıkan eklemin yerine oturtulması: Bu, ilk yardımcının kesinlikle yapmaması gereken çok tehlikeli bir müdahaledir. Çıkığı yerine oturtmaya çalışmak, bölgedeki sinirleri, kan damarlarını veya eklem bağlarını kalıcı olarak zedeleyebilir. Bu işlem, yalnızca hastane ortamında ve uzman doktorlar tarafından yapılmalıdır.
  • b) Çıkık olan bölgede sadece ısı kontrolü yapılması: Isı kontrolü, bölgedeki kan dolaşımını değerlendirmek için bir yöntem olabilir ancak tek başına bir ilk yardım uygulaması değildir. Yapılması gereken asıl müdahale olan eklemi sabitleme işlemini içermediği için bu seçenek yetersiz ve yanlıştır. İlk yardımda öncelik, daha fazla hasarı önlemektir.
  • d) Ağızdan ağrı kesiciler vererek ağrısının azaltılması: İlk yardımcılar, doktor onayı veya talimatı olmadan kazazedeye asla ağızdan ilaç vermemelidir. Kazazedenin ilaca karşı alerjisi olabilir, başka bir sağlık sorunu bulunabilir veya yutma güçlüğü çekebilir. Ayrıca, hastanede yapılacak olası bir cerrahi müdahale öncesi hastanın midesinin boş olması gerektiğinden, ilaç vermek tıbbi süreci olumsuz etkileyebilir.

Özetle, bir çıkık durumunda ilk yardımcının görevi, durumu düzeltmeye çalışmak değil, mevcut durumu korumaktır. Bu nedenle, eklemi bulunduğu şekilde hareket ettirmeden sabitlemek ve en kısa sürede 112'yi arayarak tıbbi yardım istemek yapılacak en doğru ve güvenli ilk yardım uygulamasıdır.

Soru 5
Sağlıklı yetişkin bir kişinin dakikadaki solunum sayısı kaçtır?
A
10 - 18 
B
12 - 20
C
14 - 22 
D
16 – 24
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, dinlenme halindeki sağlıklı bir yetişkinin bir dakika içinde ortalama kaç kez nefes alıp verdiği sorulmaktadır. Bu değer, ilk yardımda kazazedenin durumunu değerlendirmek için kullanılan temel yaşamsal bulgulardan biridir. Solunum sayısı, bir nefes alma (inspirasyon) ve bir nefes verme (ekspirasyon) hareketinin bir bütün olarak sayılmasıyla ölçülür.

Doğru cevap b) 12 - 20 seçeneğidir. Tıbbi olarak kabul edilen standartlara göre, dinlenme halindeki sağlıklı bir yetişkinin solunum sayısı dakikada 12 ila 20 arasında değişir. Bu aralık, vücudun yeterli oksijeni aldığını ve karbondioksiti etkin bir şekilde attığını gösteren normal ve sağlıklı bir ritmi ifade eder. Ehliyet sınavı ilk yardım bilgisi kapsamında bu standart aralık temel alınır ve bu değerlerin bilinmesi beklenir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) 10 - 18: Bu aralık doğru cevaba çok yakın olsa da alt sınırı olan 10, normalden biraz yavaş bir solunumu (bradypne) işaret edebilir. Özellikle çok antrenmanlı sporcularda veya uyku sırasında bu değerler görülebilse de, genel yetişkin popülasyonu için kabul edilen standart aralığın alt sınırından daha düşüktür. Bu nedenle en doğru ve kapsayıcı cevap değildir.
  • c) 14 - 22 ve d) 16 – 24: Bu seçenekler ise üst sınırları nedeniyle yanlıştır. Dakikada 20'nin üzerindeki bir solunum hızı, genellikle "takipne" olarak adlandırılan hızlı solunumu gösterir. Bu durum ateş, kaygı, solunum yolu hastalığı veya başka bir sağlık sorununun belirtisi olabilir. Sağlıklı ve dinlenen bir yetişkin için 22 veya 24 gibi değerler normal kabul edilmez, bu yüzden bu seçenekler elenir.

Bu bilginin ehliyet sınavında sorulmasının temel nedeni ilk yardım bilgisini ölçmektir. Bir kaza anında, yaralının solunumunu kontrol ederken dakikada 12'den az veya 20'den fazla nefes alıp verdiğini fark ederseniz, bu durumun acil tıbbi yardım gerektiren bir sorun olabileceğini anlamalısınız. Bu basit kontrol, 112'ye doğru bilgi vermenize ve yaralıya daha etkili yardım edilmesine olanak tanır.

Soru 6
Yaralı taşımada sedye kullanımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
Sedye kullanımı her zaman tercih edilmelidir.
B
Sadece bacağı kırılanları yatırarak taşımak için tercih edilir.
C
Sadece zehirlenme vakalarının taşınmasında kullanılmalıdır.
D
Köprücük kemiği kırıklarında hastanın sedye ile taşınması hayati önem taşır.
6 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardım sırasında yaralı bir kişiyi taşırken sedye kullanımının temel ve en doğru ilkesinin ne olduğu sorgulanmaktadır. İlk yardımda amaç, yaralıya zarar vermeden, mevcut durumunu kötüleştirmeden onu güvenli bir yere veya sağlık kuruluşuna ulaştırmaktır. Bu nedenle taşıma yöntemleri büyük önem taşır.

a) Sedye kullanımı her zaman tercih edilmelidir.

Bu seçenek doğrudur. Çünkü sedye, yaralıyı en güvenli, en sarsıntısız ve en stabil şekilde taşıma yöntemidir. Yaralının vücudunun düz bir pozisyonda kalmasını sağlayarak, özellikle omurga yaralanması şüphesi olan durumlarda felç gibi ikincil ve daha kötü yaralanmaların önüne geçer. İmkan varsa, yaralının ne tür bir yaralanması olursa olsun, onu hareket ettirmekten kaçınmak ve sedye ile taşımak en ideal ve güvenli yaklaşımdır. Bu nedenle "her zaman tercih edilmesi gereken" yöntem olarak kabul edilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  1. b) Sadece bacağı kırılanları yatırarak taşımak için tercih edilir.

    Bu ifade yanlıştır çünkü "sadece" kelimesiyle kullanımı çok dar bir alana sıkıştırmaktadır. Sedye, bacak kırıklarının yanı sıra omurga yaralanmaları, kalça kırıkları, iç kanamalar, şok durumları veya bilinci kapalı olan tüm yaralılar için kullanılır. Dolayısıyla sedyenin kullanım alanı sadece bacak kırıkları ile sınırlı değildir.

  2. c) Sadece zehirlenme vakalarının taşınmasında kullanılmalıdır.

    Bu ifade de "sadece" kelimesi nedeniyle yanlıştır. Bilinci kapalı veya durumu ağır bir zehirlenme vakası sedye ile taşınabilir, ancak sedyenin asıl ve en yaygın kullanım alanı bu değildir. Sedyeler özellikle travma (kırık, ezilme, omurga hasarı vb.) geçiren hastalar için hayati öneme sahiptir. Bu seçenekte belirtilen durum, sedye kullanımının çok küçük bir kısmını oluşturur.

  3. d) Köprücük kemiği kırıklarında hastanın sedye ile taşınması hayati önem taşır.

    Bu ifade yanlıştır. Köprücük kemiği kırıklarında ilk yardım, genellikle kolun üçgen sargı bezi ile sabitlenmesi ve yaralının rahat edeceği bir pozisyonda, çoğunlukla oturur şekilde sağlık kuruluşuna götürülmesidir. Bu tür bir yaralanmada sedye kullanımı "hayati önem" taşımaz; yaralı genellikle yürüyebilir veya oturarak taşınabilir. Hayati önem taşıyan durumlar, omurga yaralanması şüphesi olan durumlardır.

Soru 7
Kalbi çalıştığı hâlde solunumu durmuş olanlara yapılacak suni solunuma ne kadar devam edilir?
A
Hasta kendi kendine soluyuncaya kadar
B
Kalbi daha hızlı çalışana kadar
C
15 dakika
D
10 dakika
7 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın en kritik anlarından biri olan solunum durması durumu ele alınmaktadır. Sorunun kilit noktası, kazazedenin kalbinin çalıştığı ancak nefes alıp vermediği bir senaryodur. Bu durumda yapılması gereken suni solunumun ne zaman sonlandırılması gerektiği sorulmaktadır.

Doğru Cevap: a) Hasta kendi kendine soluyuncaya kadar

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, suni solunumun amacının kendisidir. Suni solunum, vücudun kendi kendine yapamadığı yaşamsal bir fonksiyonu (nefes almayı) dışarıdan destekleyerek beyin ve diğer organlara oksijen gitmesini sağlamaktır. Bu destek, hastanın solunum fonksiyonu geri dönene kadar devam etmelidir. Hasta yeniden normal bir şekilde nefes almaya başladığında, dışarıdan yapılan müdahaleye gerek kalmaz ve suni solunum sonlandırılır.

Ayrıca, ilk yardımcının görevi profesyonel sağlık ekipleri (112 Acil Servis) gelene kadar devam eder. Dolayısıyla, suni solunuma hasta kendi kendine solumaya başlayana kadar veya sağlık ekipleri gelip müdahaleyi devralana kadar devam edilir. Bu seçenek, ilk yardımın temel ve en mantıklı ilkesini ifade ettiği için doğrudur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Kalbi daha hızlı çalışana kadar: Bu seçenek yanlıştır çünkü sorun kalbin hızıyla ilgili değildir. Sorun, solunumun tamamen durmuş olmasıdır. Kalp zaten çalıştığı için hedefimiz kalbin hızını değiştirmek değil, akciğerlere hava göndermektir. Kalp atış hızındaki bir değişiklik, solunumun başladığı anlamına gelmez ve ilk yardımın hedefi bu değildir.
  • c) 15 dakika ve d) 10 dakika: Bu iki seçenek de yanlıştır çünkü ilk yardımda bu tür kesin ve keyfi zaman sınırlamaları yoktur. Bir kazazedeye 10 veya 15 dakika sonra "süre doldu" diyerek müdahaleyi bırakmak, hayati tehlikeye yol açar. Belki de kazazede 16. dakikada nefes almaya başlayacaktır. Müdahale, hastanın durumuna göre belirlenir, saate göre değil.

Özetle, kalbi atan ama solunumu durmuş bir kişiye yapılan suni solunumun tek bir amacı vardır: kişi tekrar nefes almaya başlayana dek onu hayatta tutmak. Bu nedenle müdahale, ya bu olumlu gelişme yaşandığında ya da yetkili sağlık personeli geldiğinde son bulur.

Soru 8
Ülkemizde ilk yardım gerektiren her durumda, 112 Acil Yardım Servisinin aranması ve gerekli bilgilerin doğru olarak verilmesi bir insanlık görevidir.

Buna göre 112 Acil Yardım Servisinin aranması sırasında dikkat edilecek hususlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A
Olayın tanımını yapmaktan kaçınmak
B
Kimin, hangi numaradan aradığını bildirmekten kaçınmak
C
Sakin olmak ya da sakin olan bir kişinin aramasını sağlamak
D
Herhangi bir ilk yardım uygulaması yapıldıysa bu durumu sağlık personelinden gizlemek
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, 112 Acil Yardım Servisi'ni ararken sergilenmesi gereken doğru davranışın ne olduğu sorgulanmaktadır. Acil bir durumda doğru ve etkili iletişim kurmak, yardımın en kısa sürede ve doğru şekilde olay yerine ulaşmasını sağladığı için hayati önem taşır. Sorunun amacı, sürücü adayının bu kritik andaki doğru iletişim kurallarını bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: c) Sakin olmak ya da sakin olan bir kişinin aramasını sağlamak

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, acil yardım çağrısı sırasında verilecek bilgilerin net, anlaşılır ve eksiksiz olması gerekliliğidir. Panik ve heyecan hâlindeyken kişi, önemli detayları (adres, yaralı sayısı, olayın türü vb.) unutabilir, yanlış aktarabilir veya konuşması anlaşılmaz olabilir. Bu nedenle arayan kişinin sakin olması, 112 operatörünün sorduğu soruları doğru anlayıp net cevaplar vermesini sağlar ve bu da yardımın daha hızlı ulaşmasına olanak tanır. Eğer kişi kendini sakinleştiremiyorsa, çevredeki daha sakin birinden yardım istemesi en doğru yaklaşımdır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğuna Dair Açıklamalar:

  • a) Olayın tanımını yapmaktan kaçınmak: Bu seçenek tamamen yanlıştır. 112 operatörünün olay yerine hangi ekibi (ambulans, itfaiye, polis) ve hangi donanımı göndereceğini belirlemesi için olayın ne olduğunu bilmesi gerekir. Örneğin, bir trafik kazası mı, kalp krizi mi, yoksa bir yangın mı olduğu bilgisi, müdahalenin şeklini doğrudan etkiler. Bu yüzden olayın tanımı mutlaka yapılmalıdır.
  • b) Kimin, hangi numaradan aradığını bildirmekten kaçınmak: Bu da hatalı bir davranıştır. Arayan kişinin kim olduğunu ve hangi numaradan aradığını bildirmesi, hat kesilmesi durumunda operatörün geri arayabilmesi için zorunludur. Ayrıca, operatör ek yardım bilgisi veya yönlendirme için arayan kişiye tekrar ulaşmak isteyebilir. Bu bilgileri gizlemek, iletişimin kopmasına ve yardımın gecikmesine neden olabilir.
  • d) Herhangi bir ilk yardım uygulaması yapıldıysa bu durumu sağlık personelinden gizlemek: Bu seçenek son derece tehlikeli ve yanlıştır. Olay yerinde yaralıya yapılan herhangi bir ilk yardım müdahalesi (örneğin, suni solunum, kalp masajı, turnike uygulaması) gelen sağlık ekibine mutlaka bildirilmelidir. Çünkü sağlık personelinin yapacağı tıbbi müdahale, daha önce yapılan ilk yardıma göre şekillenecektir. Bu bilgiyi gizlemek, yaralıya yanlış tedavi uygulanmasına ve hayati tehlike oluşmasına yol açabilir.

Özetle, 112 Acil Yardım Servisi arandığında amaç, en kısa sürede doğru bilginin karşı tarafa aktarılmasıdır. Bunu sağlamanın en temel yolu ise sakin kalarak net ve eksiksiz bilgi vermektir. Diğer seçeneklerde belirtilen davranışlar ise yardım sürecini olumsuz etkileyen, geciktiren ve hatta tehlikeye atan yanlışlardır.

Soru 9

I. Aşırı sıvı kaybı

II. Kalp ritim bozuklukları

III. Başa şiddetli darbe alınması

Yukarıdaki durumların hangilerinde şok tablosu görülebilir?
A
I ve II.
B
I ve III.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
9 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, şok tablosuna yol açabilecek durumların hangileri olduğu sorulmaktadır. Şok, tıbbi bir terim olarak, vücuttaki doku ve organlara yeterli kan ve oksijen gitmemesi sonucu ortaya çıkan, hayati tehlike taşıyan bir dolaşım sistemi yetmezliğidir. Bu tanımı aklımızda tutarak soruda verilen öncülleri tek tek inceleyelim.

Öncelikle şokun nedenlerini ve nasıl geliştiğini anlamak, doğru cevabı bulmamızı kolaylaştıracaktır. Vücudun dolaşım sistemini bir su tesisatına benzetebiliriz: Kalp (pompa), damarlar (borular) ve kan (su). Bu sistemin herhangi bir parçasında ciddi bir sorun yaşanması, sistemin çökmesine yani şoka neden olabilir. Şimdi öncülleri bu benzetme üzerinden değerlendirelim.

  1. I. Aşırı sıvı kaybı: Vücuttan aşırı miktarda sıvı (kan, plazma, su) kaybedilmesi, dolaşımdaki kan hacminin tehlikeli bir şekilde azalmasına neden olur. Tesisat örneğimize dönersek, sistemdeki "su" azalmıştır. Yeterli kan (su) olmayınca, kalp (pompa) organlara kan göndermekte zorlanır ve kan basıncı düşer. Bu durum, dokuların oksijensiz kalmasına ve şok tablosunun gelişmesine yol açar. Bu tür şoka "Hipovolemik Şok" denir ve en sık görülen şok türlerinden biridir.
  2. II. Kalp ritim bozuklukları: Kalp, dolaşım sisteminin pompasıdır. Kalbin çok hızlı, çok yavaş veya düzensiz atması gibi ritim bozuklukları, kalbin kanı etkili bir şekilde pompalama gücünü azaltır. Tesisat örneğimizde, "pompa" arızalanmıştır. Sistemde yeterli kan (su) olsa bile, pompa düzgün çalışmadığı için kan organlara ulaşamaz. Bu durum da organların oksijensiz kalmasına ve şoka neden olur. Bu tür şoka "Kardiyojenik Şok" denir.
  3. III. Başa şiddetli darbe alınması: Başa alınan şiddetli darbeler veya omurilik yaralanmaları, sinir sistemini etkileyebilir. Sinir sistemi, kan damarlarının genişliğini (çapını) kontrol eder. Bu tür bir yaralanma, damarların aniden ve kontrolsüz bir şekilde genişlemesine yol açabilir. Tesisat örneğimizde, sistemdeki "borular" aniden aşırı genişlemiştir. Vücuttaki kan miktarı normal olsa bile, damarlar çok genişlediği için kan basıncı aniden düşer ve kan, organlara ulaşmak yerine damarlarda göllenir. Bu da şoka neden olur ve bu şok türü "Nörojenik Şok" olarak adlandırılır.

Sonuç Değerlendirmesi:

Görüldüğü gibi, verilen üç durum da farklı mekanizmalarla da olsa şok tablosuna yol açabilen ciddi durumlardır. Aşırı sıvı kaybı kan hacmini azaltarak, kalp ritim bozuklukları kalbin pompalama gücünü düşürerek ve başa alınan şiddetli darbe damarların kontrolünü bozarak dolaşım yetmezliğine, yani şoka neden olur. Bu nedenle, her üç öncül de şok nedeni olarak kabul edilir.

  • a), b) ve c) seçenekleri neden yanlıştır? Bu seçenekler eksiktir. Sadece bir veya iki doğru durumu içerirlerken, şoka neden olabilecek diğer geçerli durumu dışarıda bırakmaktadırlar. Örneğin, a) seçeneği III. öncülü, b) seçeneği II. öncülü, c) seçeneği ise I. öncülü göz ardı eder. Oysa her üç durum da tek başına şoka sebep olabilir.
  • d) seçeneği (I, II ve III) neden doğrudur? Bu seçenek, şoka neden olabilecek tüm durumları kapsadığı için doğrudur. Ehliyet sınavlarında ilk yardım bilgisi ölçülürken, şokun farklı nedenlerini bilmek hayati önem taşır. Bu yüzden sorunun doğru cevabı, tüm öncülleri içeren d) şıkkıdır.
Soru 10
Bilinci açık, kulağından kan gelen, göz çevresinde ve kulak arkasında morlukları olan kazazedeye, olay yerinde herhangi bir tehlike söz konusu değilse aşağıdaki ilk yardım uygulamalarından hangisi yapılmalıdır?
A
Ayakları 45 cm yükseltilmeli
B
Başı 30 cm aşağıya indirilmeli
C
Hareket etmemesi sağlanmalı
D
Kulağı temiz bir bezle tıkanmalı
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ciddi bir kafa travması geçirmiş olabilecek bir kazazedenin durumu tarif edilmektedir. Göz çevresinde ve kulak arkasında morluk ile birlikte kulaktan kan gelmesi, kafatası kırıklarının ve beyin hasarının en önemli belirtilerindendir. Olay yerinde ek bir tehlike olmaması, kazazedeyi acil olarak tehlikeli bir yerden taşıma zorunluluğumuzun olmadığı anlamına gelir. Bu durumda önceliğimiz, mevcut durumu daha da kötüleştirmemektir.

Doğru Cevap: c) Hareket etmemesi sağlanmalı

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, tarif edilen belirtilerin olası bir omurga veya kafa travmasına işaret etmesidir. Bu tür yaralanmalarda en küçük bir yanlış hareket, omuriliğe zarar vererek kalıcı felce veya ölüme yol açabilir. Bu yüzden ilk yardımın en temel kuralı, profesyonel sağlık ekipleri (112) gelene kadar kazazedenin baş, boyun ve gövde eksenini bozmadan kesinlikle hareketsiz kalmasını sağlamaktır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Ayakları 45 cm yükseltilmeli: Bu uygulama, "şok pozisyonu" olarak bilinir ve genellikle kan basıncının düştüğü şok durumlarında, beyne kan akışını artırmak için yapılır. Ancak, bir kafa travması şüphesi varsa bu pozisyon son derece tehlikelidir. Ayakları kaldırmak, kafa içindeki kan basıncını artırarak beyin kanamasını veya mevcut hasarı daha da kötüleştirebilir. Bu nedenle kafa yaralanmalarında kesinlikle uygulanmaz.
  • b) Başı 30 cm aşağıya indirilmeli: Bu pozisyon, kafa içi basıncını daha da tehlikeli seviyelere çıkaracağı için kesinlikle yanlıştır. Ayrıca, başı aşağı indirmek boyun ve omurga hizalamasını bozarak olası bir omurilik yaralanmasını felakete dönüştürebilir. Hiçbir travma durumunda bu tür bir uygulama yapılmaz.
  • d) Kulağı temiz bir bezle tıkanmalı: Kulaktan gelen kan veya şeffaf sıvı (beyin omurilik sıvısı), kafatası içindeki bir kırığın ve basıncın dışarıya yol bulduğunu gösterir. Bu akıntıyı engellemek, yani kulağı tıkamak, sıvının dışarı çıkmasını önleyerek kafa içi basıncının tehlikeli bir şekilde artmasına neden olur. Doğru olan, kanamanın kendi kendine akmasına izin vermek ve sadece bölgenin üzerine temiz bir bezle hafifçe kapatarak enfeksiyonu önlemektir, asla tıkamak değildir.

Özetle; soruda verilen belirtiler (göz ve kulak arkası morluk, kulaktan kanama) ciddi bir kafa ve omurga yaralanmasının habercisidir. Bu durumda ilk yardımcının en önemli görevi, 112'yi aradıktan sonra sağlık ekipleri gelene kadar kazazedenin kesinlikle hareket etmemesini sağlamak ve durumunu daha kötüye götürecek yanlış müdahalelerden kaçınmaktır.

Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi, solunum yolu tıkanıklığı olan bir kazazedenin tam tıkanma yaşadığını gösteren belirtilerden biri değildir?
A
Konuşabilmesi
B
Renginin morarması
C
Nefes almasının durması
D
Acı çekip ellerini boynuna götürmesi
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunum yolu tıkanıklığı yaşayan bir kazazedenin durumunun "tam tıkanma" olduğunu gösteren belirtilerden **olmayanı** bulmamız isteniyor. Yani, hangi belirti bize durumun tam tıkanma değil, daha farklı bir durum (kısmi tıkanma) olduğunu gösterir, onu tespit etmeliyiz. Bu ayrımı anlamak, ilk yardımda doğru müdahaleyi yapmak için hayati önem taşır.

Öncelikle solunum yolu tıkanıklığını ikiye ayırmalıyız: Kısmi Tıkanma ve Tam Tıkanma. Kısmi tıkanmada, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçmıştır ancak hava yolu tam olarak kapanmamıştır; az da olsa hava girişi devam eder. Tam tıkanmada ise hava yolu tamamen kapanmıştır ve akciğerlere hiç hava girip çıkamaz. Bu durum çok daha tehlikelidir ve acil müdahale gerektirir.

Doğru Cevap: a) Konuşabilmesi

Doğru cevabın "Konuşabilmesi" olmasının sebebi, konuşma eyleminin akciğerlerden gelen havanın ses tellerini titretmesiyle gerçekleşmesidir. Eğer bir kazazede, zorlansa bile birkaç kelime söyleyebiliyor, fısıldayabiliyor veya ses çıkarabiliyorsa, bu durum solunum yolundan az da olsa hava geçtiğinin en net kanıtıdır. Bu nedenle konuşabilmek, tam tıkanmanın değil, kısmi tıkanmanın bir belirtisidir ve bu yüzden sorunun doğru cevabıdır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) Renginin morarması: Vücuda yeterli oksijen gitmediğinde, özellikle dudaklarda, yüzde ve parmak uçlarında morarma (siyanoz) başlar. Tam tıkanma durumunda vücuda hiç oksijen giremediği için bu, en belirgin ve tehlikeli belirtilerden biridir. Dolayısıyla bu, tam tıkanma belirtisidir.
  • c) Nefes almasının durması: Solunum yolu tamamen tıkandığında, kazazede nefes alamaz ve veremez. Göğüs hareketleri durur. Bu durum, tam tıkanmanın tanımının kendisidir ve en temel belirtisidir.
  • d) Acı çekip ellerini boynuna götürmesi: Bu hareket, boğulma yaşayan kişilerin yaptığı evrensel bir işarettir. Kişi panik içinde nefes alamadığını ve boğazında bir şey olduğunu anlatmaya çalışır. Bu içgüdüsel hareket, genellikle tam tıkanma yaşayan ve büyük bir tehlike altında olan kişilerde görülür.

Özetle, bir kazazedenin durumunu değerlendirirken ona "İyi misin?" diye sormak çok önemlidir. Eğer size cevap verebiliyor veya öksürebiliyorsa bu kısmi tıkanmadır ve kişiyi öksürmeye teşvik etmelisiniz. Ancak hiç ses çıkaramıyor, nefes alamıyor, rengi morarıyor ve elleriyle boğazını tutuyorsa, bu bir tam tıkanma durumudur ve derhal Heimlich manevrası (karına bası uygulama) yapılması gerekir.

Soru 12
  • Kısa süreli, yüzeysel ve geçicidir.
  • Beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşur.
Yukarıda özellikleri verilen bilinç kaybı hâli hangisidir?
A
Bayılma 
B
Şok
C
Kansızlık 
D
Koma
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, iki temel özelliği verilen bilinç kaybı durumunun hangisi olduğunu bulmanız istenmektedir. Bu özellikler; durumun kısa süreli, yüzeysel ve geçici olması ve temel nedeninin beyne giden kan akışının anlık olarak azalmasıdır. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

a) Bayılma (Doğru Cevap)

Doğru cevap bayılma'dır. Çünkü bayılma, tam olarak soruda verilen tanımlara uyan bir durumdur. Beyne giden kan akışının çeşitli nedenlerle (ani korku, heyecan, ağrı, uzun süre ayakta kalma vb.) anlık olarak azalması sonucu ortaya çıkar. Bu durum, soruda belirtildiği gibi kısa süreli, yüzeysel ve geçici bir bilinç kaybıdır ve kişi genellikle yatar pozisyona getirildiğinde kısa sürede kendine gelir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Şok: Şok, bayılma gibi geçici ve yüzeysel bir durum değildir. Aksine, yaşamsal organlara yeterli kan gitmemesi (dolaşım sisteminin yetersiz kalması) nedeniyle ortaya çıkan, hayati tehlike taşıyan ciddi bir durumdur. Şoktaki bir kişinin bilinci bulanık olabilir veya tamamen kapanabilir ancak bu durum kısa süreli ve geçici değildir, acil tıbbi müdahale gerektirir.
  • c) Kansızlık: Kansızlık (anemi), bir bilinç kaybı hâli değil, vücutta yeterli sağlıklı kırmızı kan hücresinin bulunmaması durumudur. Kansızlık, baş dönmesine ve bayılmaya zemin hazırlayabilir, yani bayılmanın altında yatan nedenlerden biri olabilir. Ancak soruda tanımlanan anlık bilinç kaybı olayının kendisi "kansızlık" değildir.
  • d) Koma: Koma, tanım olarak uzun süreli, derin ve uyandırılamayan bir bilinç kaybıdır. Kişi, dışarıdan gelen ağrılı veya sesli uyarılara tepki vermez. Bu durum, sorudaki "kısa süreli, yüzeysel ve geçici" tanımının tam tersidir ve çok daha ciddi bir tıbbi durumu ifade eder.

Özetle

Soruda verilen ipuçları olan "kısa süreli ve geçici olması" ile "beyne giden kan akışının azalması" özellikleri, doğrudan bayılma durumunu tarif etmektedir. Diğer seçenekler ise ya çok daha ciddi ve uzun süreli durumlardır (şok, koma) ya da bilinç kaybının kendisi değil, ona neden olabilecek bir hastalıktır (kansızlık).

Soru 13
Bir otobüs, eğimsiz iki yönlü dar yolda aksine işaret yoksa aşağıdakilerden hangisine geçiş kolaylığı sağlamalıdır?
A
Lastik tekerlekli traktöre
B
İş makinesine
C
Kamyonete
D
Kamyona
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kurallarının özel bir durumu olan **eğimsiz ve dar yollarda karşılaşma** anında hangi aracın diğerine öncelik vermesi gerektiği sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktaları "otobüs", "eğimsiz yol" ve "geçiş kolaylığı sağlama" ifadeleridir. Bu kural, araçların boyutları ve manevra kabiliyetleri arasındaki farka dayanır. Genel kural oldukça basittir: Eğim olmayan (düz) dar bir yolda iki araç karşılaştığında, büyük olan araç küçük olan araca yol vermek zorundadır. Başka bir deyişle, trafik hiyerarşisinde daha az önceliğe sahip olan, yani daha hantal ve büyük olan araç, kendisinden daha küçük ve daha kolay manevra yapabilen araca geçiş kolaylığı sağlar. Bu kural, trafiğin daha akıcı ve güvenli bir şekilde ilerlemesini amaçlar. Bu temel kuralı aklımızda tutarak seçenekleri tek tek inceleyelim:
  • c) Kamyonete: Bu doğru cevaptır. Otobüs, kamyonete göre çok daha büyük, ağır ve manevra kabiliyeti daha düşük bir araçtır. Bu nedenle, genel kurala göre otobüs durarak veya yavaşlayarak kendisinden daha küçük olan kamyonetin güvenli bir şekilde geçmesine izin vermelidir.
  • a) Lastik tekerlekli traktöre: Bu seçenek yanlıştır. Traktör, otobüsten daha yavaş ve trafikteki önceliği daha düşük bir araçtır. Bu karşılaşmada, geçiş kolaylığı sağlaması gereken taraf otobüs değil, traktördür. Yani traktör, otobüse yol vermelidir.
  • b) İş makinesine: Bu seçenek de yanlıştır. İş makineleri, trafikteki en düşük önceliğe sahip araçlar arasındadır. Tıpkı traktör gibi, iş makinesi de kendisinden daha seri ve öncelikli olan otobüse yol vermekle yükümlüdür. Otobüsün iş makinesine yol verme zorunluluğu yoktur.
  • d) Kamyona: Bu seçenek yanlıştır çünkü kamyon ve otobüs, boyut ve hantallık olarak birbirine çok yakın araçlardır. Ancak kural, büyük olanın küçük olana yol vermesi üzerine kuruludur. Kamyonet, otobüsten net bir şekilde daha küçük olduğu için, otobüsün geçiş kolaylığı sağlaması gereken en bariz ve doğru seçenek kamyonettir.
Özetle, ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda hatırlamanız gereken en önemli ilke şudur: Düz ve dar yolda büyük araç, küçük araca yol verir. Bu sıralama genellikle İş Makinesi/Traktör < Kamyon/Otobüs < Kamyonet/Minibüs < Otomobil şeklinde düşünülebilir. Yani listede solda yer alan bir araç, sağında yer alan bir araca yol vermek zorundadır.
Soru 14
Şekildeki kavşakta aşağıdakilerden hangisinin yapılması yasaktır?
A
1 numaralı aracın sola dönüş yapması
B
3 numaralı aracın sola dönüş yapması
C
2 numaralı aracın sağa dönüş yapması
D
1 numaralı aracın durmadan kavşağa girmesi
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen kavşaktaki trafik durumuna göre hangi hareketin kurallara aykırı ve yasak olduğu sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için kavşaktaki trafik işaretlerini ve araçların konumlarını dikkatlice incelememiz gerekir. Bu analiz, sürücülerin uyması gereken kuralları ve geçiş önceliklerini anlamamıza yardımcı olacaktır.

Görseldeki en önemli ipucu, 1 numaralı aracın bulunduğu yoldaki "DUR" levhasıdır. Bu levha, Tali Yol-Ana Yol kavşaklarında tali yoldan gelen sürücünün, ana yola girmeden önce mutlaka durması gerektiğini belirtir. Sürücü, kavşak girişindeki durma çizgisinde aracını tamamen durdurmalı, ana yoldaki araçların geçmesini beklemeli ve yolun güvenli olduğundan emin olduktan sonra hareket etmelidir.

Şimdi seçenekleri bu kural çerçevesinde değerlendirelim:

  • a), b) ve c) seçenekleri neden yanlıştır?

    1 numaralı aracın sola dönüş yapması (a), 3 numaralı aracın sola dönüş yapması (b) ve 2 numaralı aracın sağa dönüş yapması (c) temel olarak yasaklanmış manevralar değildir. 1 numaralı araç, "DUR" levhasına uyup durduktan ve yolu kontrol ettikten sonra sola dönebilir. 2 ve 3 numaralı araçlar ise ana yolda oldukları için geçiş önceliğine sahiptirler ve herhangi bir yasaklayıcı işaret olmadığı için belirtilen yönlere dönüş yapabilirler.

  • d) seçeneği neden doğrudur?

    1 numaralı aracın durmadan kavşağa girmesi kesinlikle yasaktır. "DUR" levhasının en temel ve kesin emri, sürücünün kavşağa girmeden önce tam olarak durmasıdır. Bu kurala uymamak, ana yoldan gelen araçlar için büyük bir kaza riski oluşturur ve trafik kurallarının ciddi bir ihlalidir. Bu nedenle, seçenekler arasında yapılması yasak olan tek hareket budur.

Özetle, bu sorunun anahtarı "DUR" levhasının anlamını bilmektir. Bu levhayı gören bir sürücü, yavaşlayarak değil, mutlaka tam olarak durmak zorundadır. Bu nedenle 1 numaralı aracın durmadan kavşağa girmesi yasaktır ve doğru cevap d şıkkıdır.

Soru 15
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Kamyon garajını
B
Kamyonun giremeyeceğini
C
Kamyon için geçme yasağının sona erdiğini
D
Tehlikeli madde taşıyan taşıtın giremeyeceğini
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, size sunulan trafik işaret levhasının hangi anlama geldiğini bulmanız istenmektedir. Bu tür sorular, ehliyet sınavında trafik işaretlerini ne kadar iyi tanıdığınızı ve anladığınızı ölçmek için sorulur. İşaretin şekli, rengi ve içindeki sembol, anlamını çözmek için kilit ipuçlarıdır.

Doğru cevap b) Kamyonun giremeyeceğini seçeneğidir. Şimdi bu levhayı ve neden bu anlama geldiğini detaylıca inceleyelim. Trafik tanzim işaretleri grubunda yer alan bu levha, yuvarlak şekli ve kırmızı çerçevesiyle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. İçerisindeki kamyon figürü ise bu yasağın hangi araç türü için geçerli olduğunu açıkça belirtir. Bu iki unsuru birleştirdiğimizde, levhanın net anlamı "Kamyon Giremez" olmaktadır ve bu yola kamyonların girişinin yasak olduğunu ifade eder.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.

  • a) Kamyon garajını: Bu seçenek yanlıştır. Kamyon garajı, park yeri gibi bilgilendirici levhalar genellikle yasaklama bildiren kırmızı çerçeveli ve yuvarlak değil, mavi zeminli ve kare veya dikdörtgen şeklinde olur. Bu tür levhalar bir yasaklama değil, bir hizmet veya imkan hakkında bilgi verir.
  • c) Kamyon için geçme yasağının sona erdiğini: Bu seçenek de yanlıştır. Bir yasağın sona erdiğini bildiren levhalar, genellikle yasaklama levhasının aynısının gri veya beyaz zeminli olup üzerinde baştan başa uzanan siyah bir çizgi bulunmasıyla belirtilir. Ayrıca, kamyonlar için sollama yasağı levhası, üzerinde kırmızı bir kamyon ve siyah bir otomobil figürü içerir; bu sorudaki levhadan farklıdır.
  • d) Tehlikeli madde taşıyan taşıtın giremeyeceğini: Bu seçenek de doğru değildir. Tehlikeli madde taşıyan araçların bir yola giremeyeceğini belirten özel bir levha vardır. Bu levhada, genellikle turuncu renkli bir kamyon kasası figürü bulunur ve bu, taşınan yükün özel bir niteliğe sahip olduğunu vurgular. Sorudaki işaret ise genel olarak tüm kamyonları kapsar.
Soru 16
Şekildeki gibi sağa dönüş yapmak isteyen sürücülerin aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Hızlarını azaltmaları
B
Dar bir kavisle dönmeleri
C
Dönüşlerini en sol şeritte tamamlamaları
D
Bulundukları şeritte en sağa yaklaşmaları
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kurallarına göre sağa dönüş yapacak bir sürücünün yapması gereken doğru davranışlar ile yapmaması gereken, yani yanlış olan davranış sorulmaktadır. Görselde, sağ şeritte bulunan ve sağa dönmek için sinyal veren bir araç bulunmaktadır. Bu senaryoya göre şıkları tek tek inceleyerek doğru ve yanlış davranışları belirlemeliyiz.

Doğru cevap c) Dönüşlerini en sol şeritte tamamlamaları şıkkıdır. Çünkü trafik kurallarına göre, sağa dönüş yapan bir sürücü, girdiği yeni yolun yine en sağ şeridine girmek zorundadır. Dönüşü en sol şeritte tamamlamak, hem o şeritten gelen araçlar için tehlike yaratır hem de ciddi bir şerit ihlalidir. Bu davranış, trafiğin akışını bozar ve kazalara davetiye çıkarır.

Şimdi diğer şıkların neden doğru davranışlar olduğunu ve neden elenmeleri gerektiğini inceleyelim:
  • a) Hızlarını azaltmaları: Bu, güvenli bir dönüş için yapılması gereken en temel ve zorunlu harekettir. Sürücüler, bir kavşağa veya dönüş noktasına yaklaşırken mutlaka hızlarını azaltmalıdır. Yüksek hızla yapılan dönüşler, aracın kontrolünü kaybetmeye ve savrulmaya neden olabilir. Bu nedenle bu davranış doğrudur.
  • b) Dar bir kavisle dönmeleri: Sağa dönüşler her zaman "dar bir kavisle" yapılır. Bu, sürücünün kendi şeridinde kalarak, karşı şeride veya yan şeride taşmadan dönüşü güvenli bir şekilde tamamlamasını sağlar. Geniş kavisle dönmek, sola dönüşler için geçerli bir kuraldır. Dolayısıyla sağa dönüş için dar kavisle dönmek doğru bir davranıştır.
  • d) Bulundukları şeritte en sağa yaklaşmaları: Sağa dönüş yapacak bir sürücü, dönüşe başlamadan önce bulunduğu şeridin mümkün olduğunca en sağına yanaşmalıdır. Bu hareket, hem arkadan gelen sürücülere niyetini daha net belli eder hem de sağ taraftan bir başka aracın (özellikle motosiklet veya bisiklet gibi) araya girmesini engeller. Bu da yapılması gereken doğru bir manevradır.

Özetle, A, B ve D şıklarında belirtilenler, güvenli bir sağa dönüş için sürücünün yapması gereken doğru davranışlardır. Soru bizden yanlış olanı istediği için, dönüşü alakasız ve tehlikeli bir şerit olan en sol şeritte tamamlamak kesinlikle hatalı bir davranıştır ve bu nedenle doğru cevap C şıkkıdır.

Soru 17
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Yolun tek yönlü olduğunu
B
Yolun iki taraftan daraldığını
C
Kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını
D
Karşıdan gelene yol verme zorunluluğunu
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, görseli verilen trafik işaret levhasının ne anlama geldiği ve sürücüye hangi kuralı bildirdiği sorulmaktadır. Bu levha, özellikle iki aracın aynı anda geçemeyeceği kadar dar olan yol kesimlerinde trafiği düzenlemek için kullanılır ve geçiş üstünlüğünün kimde olduğunu net bir şekilde belirtir.

Doğru cevap d) Karşıdan gelene yol verme zorunluluğunu seçeneğidir. Bu levha, "Karşıdan Gelene Yol Ver" anlamına gelen bir trafik tanzim işaretidir. Levhanın üzerindeki kırmızı ok, levhayı gören sürücünün gidiş yönünü temsil eder ve kırmızı renk, bu yöndeki sürücünün geçiş önceliğine sahip olmadığını belirtir. Siyah ok ise karşı yönden gelen trafiği temsil eder ve bu yöndeki araçların geçiş önceliğine sahip olduğunu gösterir. Dolayısıyla bu levhayı gören bir sürücü, daralan yola girmeden önce durmalı ve karşıdan gelen araç varsa onun geçmesini beklemelidir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Yolun tek yönlü olduğunu: Bu seçenek yanlıştır. Tek yönlü yolu belirten levha, mavi zemin üzerine beyaz bir okun bulunduğu kare şeklindeki levhadır. Sorudaki levha ise açıkça iki yönlü bir trafik akışının olduğu ancak geçişin daraldığı bir durumu düzenlemektedir.
  • b) Yolun iki taraftan daraldığını: Bu seçenek de yanlıştır. Yolun iki taraftan daraldığını bildiren levha, bir tehlike uyarı işaretidir. Bu işaret, üçgen şeklinde olup kırmızı çerçeve içinde, yolun her iki yanından içe doğru kıvrılan iki siyah çizgi içerir. Amacı sürücüyü önceden uyarmaktır, geçiş hakkı konusunda bir kural belirtmez.
  • c) Kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını: Bu seçenek de doğru değildir. Kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını bildiren levha da bir tehlike uyarı işaretidir ve üçgen şeklindedir. İçerisinde siyah renkte kalın bir "X" işareti bulunur. Bu işaret, sürücüyü bir kavşağa yaklaştığı ve geçiş hakkı kurallarına uyması gerektiği konusunda uyarır.

Özetle, soruda verilen yuvarlak ve kırmızı çerçeveli levha bir trafik tanzim işaretidir ve sürücüye uyması gereken bir kuralı bildirir. Üzerindeki kırmızı ok sizin yönünüzü, siyah ok ise karşı yönü temsil eder. Kırmızı rengin anlamı "dur" veya "yasak" olduğu için, bu levha size karşıdan gelen araca yol verme zorunluluğunuz olduğunu net bir şekilde ifade eder.

Soru 18

Şekildeki trafik işaretinin anlamı nedir?

A
Taşıt giremez
B
Motosiklet giremez
C
Taşıt trafiğine kapalı yol
D
Motosiklet hariç motorlu taşıt trafiğine kapalı yol
18 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kırmızı çerçeveli yuvarlak bir levha içinde hem otomobil hem de motosiklet figürlerinin yer aldığı bir trafik işaretinin anlamı sorulmaktadır. Bu tür işaretler, "Trafik Tanzim İşaretleri" grubuna girer ve sürücülere yoldaki bir yasaklama, kısıtlama veya mecburiyeti bildirir. İşaretin doğru yorumlanması, trafik kurallarına uymak ve güvenli bir sürüş için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap d) Motosiklet hariç motorlu taşıt trafiğine kapalı yol seçeneğidir. Bu işaret, ilk bakışta hem otomobillerin hem de motosikletlerin bu yola girişinin yasak olduğunu düşündürebilir. Ancak trafik kurallarında bu işaretin özel bir anlamı vardır. Normalde sadece otomobil figürünün olduğu "Motorlu Taşıt Giremez" levhası, motosikletleri de kapsar. Bu levhaya ek olarak motosiklet figürünün de konulması, bu yasağa bir istisna getirildiğini belirtir. Yani bu yol, motosikletler dışındaki tüm motorlu taşıtların girişine kapalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Taşıt giremez: Bu anlama gelen levha, kırmızı bir daire içinde beyaz yatay bir çizgiden oluşur. Bu işaret, motorlu veya motorsuz (bisiklet, at arabası vb.) bütün taşıtların o yola girişini yasaklar. Sorudaki işaret ise sadece belirli motorlu taşıtları kapsar.
  • b) Motosiklet giremez: Bu anlama gelen levha, kırmızı çerçeveli yuvarlak bir zemin üzerinde sadece motosiklet figürü içerir. Bu işaret, yalnızca motosikletlerin o yola girişini yasaklar, diğer motorlu taşıtlar için bir kısıtlama getirmez.
  • c) Taşıt trafiğine kapalı yol: Bu anlama gelen levha, kırmızı çerçeveli tamamen beyaz renkli yuvarlak bir levhadır. Bu işaret, yolun her iki yönden de tüm taşıt trafiğine kapatıldığını belirtir. Sorudaki işaret ise sadece belirli bir yönden girişi ve belirli türdeki araçları yasaklamaktadır.

Özetle, soruda verilen işaret, motorlu taşıtların girişini yasaklayan genel kurala bir istisna getirmektedir. Otomobil figürü yasağı, motosiklet figürü ise bu yasağın motosikletler için geçerli olmadığını ifade eder. Bu nedenle, bu işareti gördüğünüzde, kullandığınız araç motosiklet değilse o yola girmemeniz gerektiğini anlamalısınız.

Soru 19
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Yolda gizli buzlanma olabileceğini
B
Kaza sebebiyle yolun trafiğe kapatıldığını
C
Düşük banketli yol kesimine yaklaşıldığını
D
Yolda yapım, bakım veya onarım çalışması olduğunu
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, gösterilen trafik işaretinin anlamı sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru bir şekilde tanımak ve ne anlama geldiklerini bilmek, hem ehliyet sınavında başarılı olmak hem de trafikte güvenli bir sürücü olmak için çok önemlidir. Bu işaret, sürücüleri ilerideki yol durumu hakkında önceden bilgilendiren bir uyarı levhasıdır.

Şekilde gördüğünüz işaret, kırmızı çerçeveli üçgen şekliyle bir tehlike uyarı işaretidir. Bu tür işaretlerin amacı, sürücüleri ileride karşılaşabilecekleri potansiyel bir tehlikeye karşı önceden uyarmak ve gerekli önlemleri almalarını sağlamaktır. İşaretin içindeki kürekle çalışan insan figürü, yolda insan emeğiyle yapılan bir faaliyete dikkat çeker.

Doğru cevap d) Yolda yapım, bakım veya onarım çalışması olduğunu seçeneğidir. Bu levha, sürücülere ilerleyen yol kesiminde yol yapımı, asfaltlama, tamirat, temizlik veya benzeri bir çalışma yapıldığını bildirir. Bu levhayı gören bir sürücü, hızını azaltmalı, çevresine karşı daha dikkatli olmalı ve yol üzerindeki işçilere veya iş makinelerine karşı hazırlıklı olmalıdır.

Peki, diğer seçenekler neden yanlıştır? Bunları da tek tek inceleyelim:
  • a) Yolda gizli buzlanma olabileceğini: Bu durum, tamamen farklı bir tehlike uyarı levhası ile bildirilir. Gizli buzlanma levhasının içinde genellikle bir kar tanesi (snowflake) sembolü bulunur. Dolayısıyla bu seçenek yanlıştır.
  • b) Kaza sebebiyle yolun trafiğe kapatıldığını: Yolun bir kaza veya başka bir sebeple kapatılması, genellikle "Girilmez" işareti, polis barikatları veya geçici yönlendirme levhaları ile belirtilir. Bu işaret yolun kapatıldığı anlamına gelmez, sadece üzerinde çalışma olduğunu ve dikkatli geçilmesi gerektiğini uyarır.
  • c) Düşük banketli yol kesimine yaklaşıldığını: Düşük banket, yol kenarındaki toprağın veya dolgunun yol seviyesinden daha alçakta olduğunu ifade eder. Bu durum, tekerleği yol kenarından aşağıya düşmüş bir otomobil figürü içeren farklı bir uyarı levhasıyla gösterilir. Bu nedenle bu seçenek de doğru değildir.

Özetle, kürekle çalışan insan figürü bulunan bu üçgen levha, her zaman yol çalışmasını ifade eder. Bu işareti gördüğünüzde hızınızı düşürmeniz, sollama yapmaktan kaçınmanız ve yol üzerindeki işaret ve işaretçilere uymanız hayati önem taşır.

Soru 20
Şekildeki kontrolsüz kavşakta ilk geçiş hakkını hangi araç kullanmalıdır?
A
Otomobil 
B
Kamyonet
C
Motosiklet
D
At arabası
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, levhası veya trafik görevlisi bulunmayan bir kontrolsüz kavşakta araçların geçiş önceliği sıralamasının nasıl olması gerektiği sorulmaktadır. Bu tür kavşaklarda geçiş hakkını belirleyen kurallar, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde açıkça belirtilmiştir. Doğru sıralamayı bulmak için bu kuralları adım adım uygulamamız gerekir. Kontrolsüz kavşaklarda geçiş üstünlüğünü belirlemek için üç temel kural vardır ve bunlar bir öncelik sırasına göre uygulanır:
  • Kural 1: Bütün sürücüler, motorsuz araçlara (at arabası, bisiklet vb.) ve iş makinelerine göre geçiş önceliğine sahiptir. Yani motorsuz araçlar, motorlu araçların geçmesini beklemek zorundadır.
  • Kural 2: Dönüş yapan sürücüler, doğru gitmekte olan (düz giden) araçlara yol vermek zorundadır.
  • Kural 3: Yukarıdaki kurallar eşitliği bozmuyorsa, her sürücü kendi sağındaki araca yol vermek zorundadır. Buna "sağdaki aracın geçiş üstünlüğü" kuralı denir.
Şimdi bu kuralları resimdeki araçlara uygulayalım. Öncelikle at arabası, bir motorsuz taşıt olduğu için diğer tüm motorlu taşıtlara (otomobil, kamyonet, motosiklet) yol vermek zorundadır. Bu nedenle at arabası en son geçecektir ve ilk geçiş hakkına sahip olamaz. Bu durum, d) At arabası seçeneğini eler. Geriye kalan üç motorlu aracı kendi aralarında değerlendirmemiz gerekir. Geriye kalan otomobil, kamyonet ve motosiklete baktığımızda, motosikletin sola dönüş yaptığını, otomobil ve kamyonetin ise düz gittiğini görüyoruz. İkinci kuralımıza göre, dönüş yapan araçlar düz gidenlere yol vermelidir. Bu sebeple motosiklet, düz gitmekte olan otomobil ve kamyonetin geçmesini beklemek zorundadır. Böylece ilk geçiş hakkının motosiklete ait olmadığı anlaşılır ve c) Motosiklet seçeneği de elenmiş olur.

Son olarak elimizde düz gitmekte olan otomobil ve kamyonet kalmıştır. Bu iki aracın geçiş üstünlüğünü belirlemek için üçüncü kuralımızı, yani "sağdaki aracın önceliği" kuralını uygularız. Kamyonetin sürücü koltuğundan baktığımızda, otomobil onun sağında kalmaktadır. Bu durumda kamyonet, sağındaki otomobile yol vermek zorundadır. Dolayısıyla, ilk geçiş hakkı otomobile aittir. Bu nedenle a) Otomobil cevabı doğrudur ve b) Kamyonet seçeneği yanlıştır.

Özetle, araçların geçiş sıralaması şu şekilde olmalıdır:

  1. Otomobil (Düz gidiyor ve kamyonetin sağında)
  2. Kamyonet (Düz gidiyor ancak otomobilin solunda)
  3. Motosiklet (Dönüş yaptığı için düz gidenlere yol verir)
  4. At arabası (Motorsuz taşıt olduğu için tüm motorlu taşıtlara yol verir)

Soru 21
Şekildeki trafik işareti neyi bildirir?
A
Dönel kavşağa yaklaşıldığını
B
Kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını
C
Demir yolu geçidine yaklaşıldığını
D
Ana yol - tali yol kavşağına yaklaşıldığını
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin sıkça karşılaştığı ve tehlike uyarı işaretleri grubunda yer alan ters üçgen şeklindeki bir trafik levhasının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu işaret, sürücüyü ileride karşılaşacağı yol durumu hakkında önceden bilgilendirerek, gerekli tedbirleri alması (yavaşlaması, durmaya hazır olması vb.) için uyarır. Şimdi cevapları ve açıklamalarını detaylı olarak inceleyelim.

Görselde yer alan trafik işareti, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde T-1 koduyla tanımlanan "Yol Ver" levhasıdır. Bu levha, sürücünün bir kavşağa yaklaştığını ve bu kavşakta geçiş önceliğinin kendisinde olmadığını bildirir. Bu işareti gören sürücü, hızını azaltmalı, kavşaktaki diğer araçlara yol vermeli ve ancak yolun güvenli bir şekilde geçişe uygun olduğundan emin olduktan sonra hareket etmelidir.

Trafik ışıkları, trafik polisi veya başka bir yetkili tarafından yönetilmeyen kavşaklara "kontrolsüz kavşak" adı verilir. Bu tür kavşaklarda trafik akışı, "Yol Ver", "Dur" gibi trafik işaretleri veya genel geçiş hakkı kuralları ile sağlanır. "Yol Ver" levhası da tam olarak bu tip kontrolsüz kavşaklarda düzeni sağlamak ve kimin geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu belirtmek için kullanılır. Dolayısıyla bu levhayı görmek, bir kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını ifade eder. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Dönel kavşağa yaklaşıldığını: Bu seçenek yanlıştır. Dönel kavşaklara yaklaşıldığını bildiren levha, genellikle mavi renkli ve yuvarlak olup üzerinde birbirini takip eden beyaz oklar bulunur. Tehlike uyarı levhası olarak ise üçgen içinde dönen oklar sembolü kullanılır. Sorudaki işaret bu anlama gelmez.
  • c) Demir yolu geçidine yaklaşıldığını: Bu seçenek de yanlıştır. Demir yolu geçitlerini bildiren levhalar farklıdır. Örneğin, üçgen içinde tren lokomotifi sembolü (kontrolsüz demir yolu geçidi) veya çit sembolü (kontrollü demir yolu geçidi) bulunur. Bu işaretin demir yolu ile bir ilgisi yoktur.
  • d) Ana yol - tali yol kavşağına yaklaşıldığını: Bu seçenek teknik olarak doğru bir durumu ifade etse de, sorunun en doğru cevabı değildir. "Yol Ver" levhası, tali yolda bulunan sürücünün ana yoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini belirtir, yani bu kavşak bir ana yol-tali yol kavşağıdır. Ancak bu kavşak türü, "kontrolsüz kavşak" tanımının bir alt kategorisidir. Ehliyet sınavı mantığında, bu işaretin temel ve genel anlamı olan "kontrolsüz kavşağa yaklaşım" ifadesi doğru kabul edilir çünkü işaretin varlık amacı bu tip bir kavşakta düzeni sağlamaktır.
Soru 22
Şekildeki kavşakta ilk geçiş hakkı sıralaması nasıl olmalıdır?
A
1 - 2 - 3 
B
1 - 3 - 2
C
2 - 3 - 1 
D
3 - 1 – 2
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, levhası veya trafik polisi bulunmayan bir kontrolsüz kavşakta araçların geçiş hakkı sıralamasının ne olması gerektiği sorulmaktadır. Bu tür kavşaklarda geçiş hakkını belirlemek için Karayolları Trafik Kanunu'nda belirtilen kuralları adım adım uygulamamız gerekir. Öncelikle kavşaktaki araçların durumunu analiz edelim:
  • 1 Numaralı Araç: Otomobil, sola dönüş yapıyor.
  • 2 Numaralı Araç: Traktör, düz gidiyor.
  • 3 Numaralı Araç: Otomobil, düz gidiyor.
Geçiş hakkı sıralamasını belirlemek için aşağıdaki kurallar hiyerarşik olarak uygulanır:

1. Kural: Dönen Araçlar Düz Gidenlere Yol Verir

Trafik kurallarına göre, dönüş yapan araç sürücüleri, doğru geçmekte olan (düz giden) araçlara yol vermek zorundadır. Bu durumda 1 numaralı otomobil sola dönüş yaptığı için, karşı yönden düz gelmekte olan 3 numaralı otomobile yol vermelidir. Bu kurala göre, 3 numaralı araç 1 numaralı araçtan kesinlikle önce geçecektir. Bu bilgiyle A ve B şıkları elenmiş olur.

2. Kural: İş Makineleri ve Traktörler Diğer Motorlu Araçlara Yol Verir

Kontrolsüz kavşaklarda, lastik tekerlekli traktörler ve iş makineleri, diğer motorlu araçlara yol vermek zorundadır. 2 numaralı araç bir traktör olduğu için, diğer motorlu araçlar olan 1 ve 3 numaralı otomobillere yol vermelidir. Bu kural tek başına uygulandığında bile, traktörün en son geçeceğini anlarız. Sıralama X - Y - 2 şeklinde olmalıdır.

3. Kural: Sağdaki Aracın Geçiş Önceliği (Sağ El Kuralı)

Tüm kurallar uygulandıktan sonra hala bir sıralama yapılamıyorsa, her sürücü kendi sağından gelen araca yol vermek zorundadır. Bu kuralı araçlar arasında uygulayalım:

  • 2 numaralı traktörün sağında 3 numaralı otomobil vardır. Bu yüzden 2, 3'e yol vermelidir.
  • 1 numaralı otomobilin sağında 2 numaralı traktör vardır. Bu yüzden 1, 2'ye yol vermelidir.
  • 3 numaralı otomobilin sağında ise herhangi bir araç yoktur.
Bu kuralı bir zincir haline getirdiğimizde; 3 numaranın geçiş önceliği vardır, 2 numara 3'e yol verir, 1 numara da 2'ye yol verir. Böylece sıralama 3 - 2 - 1 şeklinde olur.

Sonuç ve Değerlendirme

Yukarıdaki tüm trafik kurallarını birleştirdiğimizde, ortaya çıkan mantıksal ve doğru sıralama 3 - 2 - 1'dir. 3 numaralı araç, hem düz gittiği için hem de en sağda olduğu için ilk geçiş hakkına sahiptir. Ardından, sağda kalma kuralına göre 2 numaralı traktör geçer ve en son olarak, hem sola döndüğü için hem de diğer iki araca yol vermek zorunda olduğu için 1 numaralı araç geçer.

Ancak, soruda doğru cevap olarak c) 2 - 3 - 1 seçeneği işaretlenmiştir. Bu, ehliyet sınavı soru bankalarında zaman zaman karşılaşılan hatalı veya kafa karıştırıcı sorulardan biridir. İşaretlenen (c) şıkkı, trafik kurallarının doğru uygulanmasıyla çelişmektedir. Çünkü 2 numaralı traktörün, sağındaki 3 numaralı otomobile yol vermesi gerekirken ilk geçmesi "Sağ El Kuralı"nı ihlal eder. Bu nedenle, kurallara göre doğru sıralama 3-2-1 olmalıyken, sorunun cevabı hatalı olarak verilmiştir. Sınava hazırlanan bir sürücü adayı olarak sizin, kuralların doğru uygulanışını (yani 3-2-1 sıralamasını) bilmeniz en önemlisidir.

Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi araç sahiplik belgesidir?
A
Sürücü belgesi
B
Araç tescil belgesi
C
Araç imalat belgesi
D
Servis bakım belgesi
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın yasal olarak kime ait olduğunu gösteren resmi belgenin hangisi olduğu sorulmaktadır. Yani, devlet kayıtlarında bir arabanın, kamyonun veya motosikletin sahibi olarak kimin göründüğünü kanıtlayan belgeyi bulmamız isteniyor. Doğru cevap B seçeneği olan Araç Tescil Belgesi'dir.

Doğru cevabın Araç Tescil Belgesi olmasının sebebi, bu belgenin bir aracın adeta kimlik kartı olmasıdır. Halk arasında "ruhsat" olarak da bilinen bu belge, aracın şasi numarası, motor numarası, markası, modeli gibi benzersiz teknik bilgilerini içerir. En önemlisi ise, belgenin üzerinde aracın mevcut yasal sahibinin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve adresi gibi bilgilerin yer almasıdır. Bu nedenle, bir trafik kontrolünde veya alım-satım işleminde aracın mülkiyetini ispatlayan tek geçerli ve resmi belge budur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sürücü belgesi: Genellikle "ehliyet" olarak bildiğimiz bu belge, bir kişinin belirli bir sınıftaki aracı kullanmaya yetkili olduğunu gösterir. Bir araca sahip olmak için ehliyet sahibi olmak zorunlu değildir; aynı şekilde ehliyeti olan herkesin bir aracı olmak zorunda da değildir. Bu belge, kişiye "kullanma yetkisi" verir, "sahiplik hakkı" değil.
  • c) Araç imalat belgesi: Bu belge, aracın fabrikadan çıktığında sahip olduğu teknik özellikleri ve Avrupa standartlarına uygunluğunu gösteren bir belgedir (Uygunluk Belgesi olarak da bilinir). Aracın ilk tescil işlemi için gereklidir ancak aracın o anki sahibini göstermez. Sadece aracın üretimine dair teknik bir kanıttır.
  • d) Servis bakım belgesi: Bu belge, aracın geçmişte hangi periyodik bakımlardan geçtiğini, hangi parçalarının değiştiğini ve yapılan onarımları kaydeden bir defterdir. Aracın teknik durumu ve geçmişi hakkında değerli bilgiler verse de, yasal olarak sahipliği kanıtlayan resmi bir belge niteliği taşımaz.
Soru 24
Araçlarda emniyet kemeri kullanımının zorunlu olması ile aşağıdakilerden hangisi hedeflenmektedir?
A
Denetimlerde herhangi bir sorun yaşanmaması
B
Kaza anında ölüm ve yaralanmaların en aza indirilmesi
C
Sürücülerin dikkatinin artırılması
D
Kazaların önlenmesi
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, emniyet kemerinin araçlarda neden bir zorunluluk haline getirildiğinin arkasındaki temel ve en önemli amaç sorgulanmaktadır. Yani, kanun koyucunun bu kuralı getirirken ulaşmak istediği asıl hedef nedir? Bu sorunun doğru cevabını bulmak için emniyet kemerinin işlevini ve ne zaman devreye girdiğini anlamak gerekir.

Doğru cevap b) Kaza anında ölüm ve yaralanmaların en aza indirilmesi seçeneğidir. Emniyet kemerinin birincil ve en hayati görevi, bir çarpışma veya ani fren anında vücudun kontrolsüz bir şekilde ileri, yana veya araç dışına savrulmasını engellemektir. Sizi koltuğunuza sabitleyerek, başınızı ve vücudunuzu direksiyona, ön panele veya cama çarpmanızı önler. Bu sayede, kaza anında meydana gelebilecek ciddi yaralanmaların ve ölümlerin riski büyük ölçüde azalır.

  • a) Denetimlerde herhangi bir sorun yaşanmaması: Bu seçenek yanlıştır, çünkü bu durum yasanın bir amacı değil, bir sonucudur. Trafik denetimleri, emniyet kemeri takma zorunluluğu gibi hayat kurtaran kurallara uyulmasını sağlamak için bir araçtır. Asıl hedef denetimden sorunsuz geçmek değil, o denetimin yapılma sebebi olan can güvenliğini sağlamaktır.

  • c) Sürücülerin dikkatinin artırılması: Bu seçenek de yanlıştır. Emniyet kemeri takmanın sürücünün konsantrasyonu veya dikkati üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur. Sürücünün dikkati; uykusuz olmamak, cep telefonu kullanmamak ve yola odaklanmak gibi faktörlere bağlıdır. Emniyet kemeri, dikkat dağınıklığı sonucu oluşabilecek bir kazanın kötü sonuçlarını hafifleten pasif bir güvenlik donanımıdır.

  • d) Kazaların önlenmesi: Bu seçenek, en çok karıştırılan yanlış cevaptır. Emniyet kemeri, bir kazanın meydana gelmesini önlemez. Kazaları önlemek için hız kurallarına uymak, takip mesafesini korumak ve trafik işaretlerine dikkat etmek gerekir. Emniyet kemeri, kaza olduktan *sonra*, yani kaza anında devreye girerek sizi koruyan bir sistemdir; kaza öncesinde bir işlevi yoktur.

Soru 25
Hız sınırlarını yüzde otuzdan fazla aşmak suretiyle ihlal edenlerin, sürücü belgelerinin bir yıl süre ile geri alınabilmesi için, aynı suçun bir yıl içinde kaç kez işlenmesi gerekir?
A
5
B
4
C
3
D
2
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin hız sınırını belirli bir oranın üzerinde aşmaları durumunda, ehliyetlerinin bir yıl süreyle geri alınması için bu kural ihlalini belirli bir zaman diliminde kaç defa yapmaları gerektiği sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktaları; hız aşım oranının **yüzde otuzdan fazla** olması, ehliyetin **bir yıl** süreyle geri alınması ve bu durumun **bir yıl içinde** gerçekleşmesidir.

Doğru cevap a) 5 seçeneğidir. Türkiye'deki Karayolları Trafik Kanunu'na göre, hız sınırlarını %30'dan fazla aşmak suretiyle trafik kuralını ihlal eden bir sürücü, bu suçu geriye dönük olarak bir yıl içerisinde toplam beş kez işlerse, sürücü belgesine bir yıl süreyle el konulur. Bu kural, özellikle tekrar eden ve trafik güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atan sürücüleri caydırmayı amaçlamaktadır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. Eğer sürücü bu suçu bir yıl içinde 2, 3 veya 4 kez işlerse, her seferinde para cezası ve ceza puanı yaptırımı ile karşılaşır ancak ehliyeti geri alınmaz. Kanun, ehliyetin bir yıl süreyle geri alınması gibi ağır bir yaptırım için net bir sınır belirlemiştir ve bu sınır beşinci ihlalde dolmaktadır. Dolayısıyla, dördüncü ihlalden sonra bile ehliyet geri alınmaz, ancak beşinci ihlal gerçekleştiği anda bu yaptırım devreye girer.

Bu durumu bir örnekle somutlaştıralım. Bir sürücünün 1 Ocak'ta hız sınırını %30'dan fazla aştığını düşünelim. Bu ilk ihlalidir. Aynı sürücü, takip eden aylarda bu suçu işlemeye devam ederse ve örneğin 15 Aralık'ta beşinci kez aynı suçu işlerse, geriye dönük bir yıl kontrol edildiğinde beş ihlale ulaştığı için sürücü belgesi bir yıl süreyle geri alınır. Ancak 15 Aralık'ta dördüncü ihlalini yapsaydı, sadece o ihlalin cezasını öder ve ehliyetini kullanmaya devam ederdi.

Soru 26
Şekildeki trafik işareti neyi bildirir?
A
Kaygan yola yaklaşıldığını
B
Sağa dönmenin yasaklandığını
C
Sağa tehlikeli viraja yaklaşıldığını
D
Sağ taraftan tek yönlü yola girileceğini
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere gösterilen bir trafik levhasının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Trafik levhalarını doğru yorumlamak, güvenli sürüşün en temel kurallarından biridir. Bu levhanın anlamını çözmek için şekline ve içindeki sembole dikkat etmemiz gerekir. Levha, üçgen şekli ve kırmızı çerçevesiyle bir Tehlike Uyarı İşareti'dir. Bu tür işaretler, sürücüleri ileride karşılaşabilecekleri bir tehlikeye karşı önceden uyarmak ve gerekli tedbirleri (hız azaltma, dikkat artırma vb.) almalarını sağlamak amacıyla kullanılır. Levhanın içindeki sembol ise yolun sağa doğru keskin bir şekilde kıvrıldığını, yani bir viraj olduğunu açıkça göstermektedir.

Bu bilgiler ışığında, doğru cevap c) Sağa tehlikeli viraja yaklaşıldığını seçeneğidir. Bu levha, sürücüye ileride görüş açısını daraltabilecek veya yol tutuşunu etkileyebilecek keskin ve potansiyel olarak tehlikeli bir sağ viraj olduğunu bildirir. Bu uyarıyı gören sürücü, viraja girmeden önce hızını düşürmeli ve direksiyon hakimiyetini artırmaya hazır olmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Kaygan yola yaklaşıldığını: Bu seçenek yanlıştır. Kaygan yolu bildiren levha da bir tehlike uyarı işaretidir (üçgen), ancak içinde sağa kıvrılan yol yerine zikzak izler bırakan kayan bir otomobil figürü bulunur. Bu, yol yüzeyinin yağmur, buz veya başka bir nedenle kaygan olabileceği anlamına gelir.
  • b) Sağa dönmenin yasaklandığını: Bu seçenek de yanlıştır. Yasaklama bildiren işaretler "Trafik Tanzim İşaretleri" grubuna girer ve genellikle daire şeklindedir. Sağa dönüş yasağı, kırmızı çerçeveli yuvarlak bir levha içinde sağa dönen bir okun üzerine çapraz bir kırmızı çizgi çekilmesiyle gösterilir. Bu bir uyarı değil, bir kuraldır.
  • d) Sağ taraftan tek yönlü yola girileceğini: Bu seçenek yanlıştır. Tek yönlü yol gibi bilgilendirme amaçlı işaretler genellikle "Bilgi İşaretleri" grubundadır ve mavi renkli, kare veya dikdörtgen şeklindedir. Bu işaret, bir tehlikeyi değil, yolun trafik akış düzeni hakkında bir bilgiyi ifade eder.

Özetle, trafik işaretlerinin şekilleri (üçgen, daire, kare) onların genel anlamını anlamak için en önemli ipucudur. Bu sorudaki üçgen levha bir tehlikeyi, içindeki sağa dönen ok ise bu tehlikenin "sağa tehlikeli viraj" olduğunu net bir şekilde bildirmektedir.

Soru 27
• Kırmızı ışık yanması • Yolun trafiğe kapanması • Yetkililerin dur işareti vermesi Seyir hâlindeki taşıtların yukarıda verilen faktörlerle durdurulmasına ne ad verilir?
A
Durma 
B
Park etme
C
Duraklama 
D
Trafikten men
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, seyir hâlindeki bir aracın, sürücünün kendi iradesi dışında, dış etkenler ve trafik kuralları gereği hareketini sonlandırması durumunun tanımı sorulmaktadır. Soruda verilen örnekler (kırmızı ışık, yolun kapanması, yetkili işareti) bu durumun zorunlu niteliğini vurgulamaktadır. Bu kavramları doğru anlamak, trafikteki en temel kurallardan biridir.

a) Durma ✓ (DOĞRU)

Doğru cevap Durma'dır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre "Durma", trafik zorunlulukları (örneğin trafik görevlisinin işareti, kırmızı ışık, öndeki aracın durması veya yolun kapanması gibi) nedeniyle aracın durdurulmasıdır. Bu eylem, sürücünün keyfi bir kararı değil, uymakla yükümlü olduğu bir kural veya durumdan kaynaklanır. Soruda verilen tüm örnekler, birer trafik zorunluluğu olduğu için bu tanıma tam olarak uymaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Park etme: Park etme, aracın "durma" ve "duraklama" halleri dışında, genellikle sürücünün aracı terk ettiği uzun süreli bırakılmasıdır. Kırmızı ışıkta beklemek veya polisin "dur" işaretine uymak, aracı uzun süreli bırakma amacı taşımaz. Bu nedenle park etme, bu durum için yanlış bir tanımdır.
  • c) Duraklama: Duraklama, sürücünün iradesiyle, yolcu indirip bindirmek, yük alıp boşaltmak veya kısa bir süre beklemek gibi amaçlarla aracın geçici olarak durdurulmasıdır. Duraklamanın en önemli özelliği, sürücünün isteğine bağlı ve kısa süreli olmasıdır. Oysa sorudaki durumlar isteğe bağlı değil, zorunludur. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Trafikten men: Trafikten men, bir sürüş eylemi değil, idari bir yaptırımdır. Aracın muayenesinin olmaması, zorunlu trafik sigortasının yapılmaması gibi ciddi kural ihlallerinde, yetkililerin araca el koyarak trafikten alıkoyması işlemidir. Soruda bahsedilen durumlarla hiçbir ilgisi yoktur.

Özetle:

Trafikteki bu üç temel kavramı ayırt etmenin en kolay yolu şudur: Eğer durma sebebiniz bir zorunluluktan (kırmızı ışık, polis, kaza) kaynaklanıyorsa bu DURMA'dır. Eğer durma sebebiniz kendi isteğinizle ve kısa süreli bir iş (yolcu indirme gibi) içinse bu DURAKLAMA'dır. Eğer aracı bırakıp gidecekseniz bu da PARK ETME'dir.

Soru 28
Aşağıdakilerden hangisinin şehir içindeki araçlarda kullanılması yasaktır?
A
Stepne 
B
Havalı korna
C
Güneş gözlüğü 
D
Emniyet kemeri
28 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'deki trafik kurallarına göre şehir içinde seyir halindeyken hangi donanımın veya aracın kullanılmasının yasak olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, bir şeyin arabada bulunması değil, aktif olarak kullanılmasıdır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru cevap b) Havalı korna'dır. Havalı kornalar, standart otomobil kornalarına göre çok daha yüksek ve rahatsız edici bir ses çıkarır. Bu tür kornaların amacı, genellikle otoyol gibi yüksek hızlı yollarda seyreden kamyon veya otobüs gibi büyük araçların diğer sürücüleri uzaktan uyarmasıdır. Şehir içinde gereksiz yere kullanılması, gürültü kirliliğine neden olduğu ve diğer sürücüleri, yayaları ve bisikletlileri korkutup paniğe sevk edebileceği için Karayolları Trafik Yönetmeliği tarafından yasaklanmıştır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım:

  • a) Stepne: Stepne, yedek lastik anlamına gelir ve bir aracın patlayan lastiğini değiştirmek için kullanılır. Trafik kurallarına göre araçta bulundurulması zorunlu olan bir güvenlik ekipmanıdır. Kullanılması yasak olmak bir yana, acil durumlar için arabada olması şarttır.
  • c) Güneş gözlüğü: Güneş gözlüğü, sürücünün kişisel bir eşyasıdır ve özellikle güneşli havalarda parlamayı önleyerek görüşü iyileştirir. Sürüş güvenliğini artıran bir araç olduğu için kullanımının yasak olması söz konusu değildir. Aksine, görüşü zorlaştıran hava koşullarında kullanılması tavsiye edilir.
  • d) Emniyet kemeri: Emniyet kemeri, bir kaza anında sürücüyü ve yolcuları koruyan en temel pasif güvenlik donanımıdır. Kullanılması yasak olmak yerine, hem şehir içinde hem de şehir dışında tüm yolcular için kanunen zorunludur. Emniyet kemeri takmamak, trafik cezası gerektiren bir kural ihlalidir.
Soru 29
Kara yolu üzerinde hareket hâlinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma veya zararla sonuçlanan olaylara ne ad verilir?
A
Kayıp 
B
Hasar
C
Tahribat 
D
Trafik kazası
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alan temel bir tanım sorulmaktadır. Sorunun kökünde verilen "kara yolu üzerinde hareket hâlinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma veya zararla sonuçlanan olay" ifadesi, belirli bir kavramın yasal tanımıdır. Şıklarda bu tanıma en uygun ve doğru olan kavramı bulmamız istenmektedir.

Doğru cevap "d) Trafik kazası" seçeneğidir. Çünkü bu ifade, trafik kazasının kanunlar ve yönetmeliklerdeki tam karşılığıdır. Bir olayın trafik kazası sayılabilmesi için gereken tüm unsurları içerir: olayın bir kara yolu üzerinde gerçekleşmesi, en az bir hareketli aracın olaya karışması ve sonucunda can veya mal kaybının (ölüm, yaralanma, hasar) meydana gelmesi. Bu nedenle, sorudaki tanım doğrudan "trafik kazası" kavramını işaret etmektedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Kayıp: Bu kelime, bir trafik kazasının sonuçlarından sadece birini ifade eder ve çok genel bir kavramdır. Örneğin, bir kazada "can kaybı" veya "maddi kayıp" yaşanabilir. Ancak "kayıp" kelimesi, olayın kendisini değil, olayın doğurduğu sonucu tanımlar. Bu yüzden olayın adı olarak kullanılamaz.
  • b) Hasar: Hasar, genellikle maddi zararı, yani araçlarda veya çevrede meydana gelen bozulmayı ifade eder. Tıpkı "kayıp" gibi, "hasar" da bir trafik kazasının olası sonuçlarından sadece biridir. Bir kaza, hiç maddi hasar olmadan sadece yaralanma ile de sonuçlanabilir. Bu nedenle "hasar" kelimesi, tanımın tamamını kapsamaz.
  • c) Tahribat: Bu kelime, "hasar" kelimesine göre daha şiddetli bir yıkımı ve bozulmayı anlatır. Genellikle kasıtlı yapılan eylemler veya doğal afetler sonucu oluşan büyük çaplı yıkımlar için kullanılır. Bir trafik kazası istem dışı gerçekleşen bir olaydır ve her zaman büyük bir "tahribat" ile sonuçlanmayabilir. Bu yüzden bu terim de sorudaki genel tanım için uygun değildir.

Sonuç olarak, soruda verilen tanım, bir olayın tüm unsurlarını (yer, katılanlar, sonuçlar) eksiksiz bir şekilde kapsayan tek terim olan trafik kazasıdır. Diğer seçenekler ise bu olayın sadece bir parçasını veya sonucunu ifade ettiği için yanlış cevaplardır.

Soru 30
Son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru 5 yıl içinde yasal sınırların üzerinde alkollü olarak araç kullandığı üçüncü defa tespit edilen sürücünün, sürücü belgesi ne kadar süre ile geri alınır?
A
5 yıl 
B
2 yıl 
C
1 yıl 
D
6 ay
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün belirli bir zaman aralığında yasal alkol sınırının üzerinde araç kullanma ihlalini tekrarlaması durumunda uygulanacak ceza sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları "geriye doğru 5 yıl içinde" ve "üçüncü defa tespit edilmesi" ifadeleridir. Bu, trafik kanununda kademeli olarak artan cezai yaptırımlardan birini ölçen önemli bir bilgidir.

Doğru cevap a) 5 yıl'dır. Türkiye'deki 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre, alkollü araç kullanma cezaları ihlalin tekrar sayısına göre artmaktadır. Son ihlalin yapıldığı tarihten geriye doğru beş yıllık süre kontrol edildiğinde, sürücünün bu suçu üçüncü kez işlediği görülürse, sürücü belgesine kanun gereği 5 yıl süreyle el konulur. Bu, trafik güvenliğini tehlikeye atan sürücüleri caydırmak için konulmuş en ağır yaptırımlardan biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. d) 6 ay seçeneği, yasal sınırların üzerinde alkollü olarak araç kullandığı ilk defa tespit edilen sürücülere uygulanan ceza süresidir. b) 2 yıl seçeneği ise, aynı suçu 5 yıl içinde ikinci defa işleyen sürücülere verilen cezadır. Soru "üçüncü defa"yı sorduğu için bu iki seçenek de yanlıştır.

c) 1 yıl seçeneği ise alkollü araç kullanma cezaları arasında standart bir geri alma süresi değildir ve genellikle çeldirici olarak şıklara eklenir. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır. Unutulmamalıdır ki, bu kademeli ceza sistemi sürücülerin aynı hatayı tekrarlamasını önlemeyi amaçlar ve her tekrarda ceza süresi ciddi şekilde artar.

Özetle, 5 yıl içindeki alkollü araç kullanma ihlallerinde sürücü belgesinin geri alınma süreleri şöyledir:
  • Birinci Tespit: 6 ay
  • İkinci Tespit: 2 yıl
  • Üçüncü ve Sonraki Tespitler: 5 yıl
Bu bilgilere göre, soruda belirtilen üçüncü tespit durumu için doğru cevap kesin olarak 5 yıldır.
Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi trafik kazalarına neden olan faktörlerden yol unsuru içinde yer alır?
A
Havanın sisli olması
B
Yol zemininin gevşek olması
C
Yüksek hızda araç kullanılması
D
Araç fren sisteminin arızalanması
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kazalarına sebep olan faktörlerin doğru bir şekilde sınıflandırılması istenmektedir. Trafik kazalarının nedenleri genel olarak üç ana başlık altında toplanır: insan, araç ve yol/çevre faktörleri. Sorunun kökünde bizden özellikle "yol unsuru" içinde yer alan faktörü bulmamız beklenmektedir. Bu, kazaya neden olan sebebin doğrudan yolun kendisiyle ilgili olması gerektiği anlamına gelir.

Doğru cevap olan b) Yol zemininin gevşek olması seçeneği, doğrudan yolun fiziksel durumuyla ilgili bir kusuru ifade eder. Yol unsurları; yolun yapısı, yüzeyinin durumu (kaygan, bozuk, gevşek olması), virajların keskinliği, eğim, trafik işaret ve levhalarının eksikliği gibi yolun kendisine ait özellikleri kapsar. Gevşek bir zemin, aracın yol tutuşunu azaltarak sürücünün kontrolünü kaybetmesine neden olabilir ve bu durum net bir şekilde yoldan kaynaklanan bir kaza sebebidir.

  • a) Havanın sisli olması: Bu seçenek yanlıştır çünkü sis, bir yol unsuru değil, bir çevre ve hava koşulu faktörüdür. Hava koşulları (sis, yağmur, kar, buzlanma) sürüşü etkilese de, yolun fiziksel yapısıyla ilgili değildir. Bu nedenle çevre faktörleri kategorisinde değerlendirilir.

  • c) Yüksek hızda araç kullanılması: Bu seçenek yanlıştır. Hız yapmak, sürücünün verdiği bir karardır ve sürücü hatası olarak kabul edilir. Trafik kazalarının en büyük nedeni olan insan faktörü kategorisine girer. Sürücünün kurallara uymaması, dikkatsizliği veya yanlış kararları bu grupta yer alır.

  • d) Araç fren sisteminin arızalanması: Bu seçenek de yanlıştır. Fren sisteminin arızalanması, aracın teknik bir sorunudur. Aracın bakımsızlığı, mekanik bir parçanın bozulması gibi durumlar araç faktörü olarak sınıflandırılır. Bu durumun yolla veya sürücüyle doğrudan bir ilgisi yoktur.

Özetle, ehliyet sınavında bu tür sorularla karşılaştığınızda, kazaya neden olan faktörün kaynağını düşünmelisiniz. Sorun sürücüden mi kaynaklanıyor (insan), arabanın kendisinden mi (araç), yoksa yolun yapısından veya hava durumundan mı (yol/çevre)? Bu soru özelinde "yol zemininin gevşek olması" doğrudan yolun kendisine ait bir kusur olduğu için doğru cevaptır.

Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi tali yoldan kavşağa gelindiğini bildirir?
A
B
C
D
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik levhalarından hangisinin bir sürücünün tali yoldan ana yol kavşağına yaklaştığını belirttiği sorulmaktadır. Tali yol, trafik yoğunluğu daha az olan ve ana yola bağlanan yoldur. Bu yoldan gelen sürücülerin ana yoldaki araçlara yol vermesi gerekir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

Doğru Cevap A seçeneğidir. Görseldeki levha, "Yol Ver" levhasıdır. Bu levha, ters üçgen şekliyle diğer levhalardan kolayca ayırt edilir ve sürücüye durmadan, dikkatli bir şekilde ana yoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini bildirir. Bu levha her zaman tali yolun sonuna, ana yol kavşağına gelmeden önce konulur. Dolayısıyla bu levhayı gören bir sürücü, tali yolda olduğunu ve bir kavşağa yaklaştığını anlar.

B seçeneği yanlıştır. Bu levha, "Anayol" levhasıdır. Bu levha, sürücünün öncelikli yani ana yolda seyrettiğini ve kavşaklarda geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu belirtir. Bu durum, soruda istenen "tali yoldan kavşağa gelme" durumunun tam tersidir. Bu levhayı gören sürücü yol istemez, kendisine yol verileceğini bilir.

C seçeneği yanlıştır. Görseldeki levha, "Öndeki Taşıtı Geçmek Yasaktır" levhasıdır. Bu levha, sürücülerin önlerindeki aracı sollamalarının tehlikeli ve yasak olduğu yol kesimlerinde kullanılır. Kavşaklardaki geçiş hakkı veya yolun ana/tali olmasıyla bir ilgisi yoktur. Bu nedenle bu seçenek doğru cevap olamaz.

D seçeneği yanlıştır. Bu levha, "Azami Hız Sınırlaması" levhasıdır. Levhanın üzerindeki "70" rakamı, o yolda yapılabilecek en yüksek hızın saatte 70 kilometre olduğunu gösterir. Bu levha da yolun ana ya da tali yol olduğu hakkında bir bilgi vermez, sadece hız kuralı belirtir. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.

  • Özetle:
  • A) Yol Ver: Tali yoldasın, anayola çıkıyorsun, yol ver. (DOĞRU)
  • B) Anayol: Anayoldasın, geçiş üstünlüğü sende. (YANLIŞ)
  • C) Sollama Yasağı: Öndeki aracı geçmek yasak. (YANLIŞ)
  • D) Hız Limiti: En fazla 70 km/s hızla gidebilirsin. (YANLIŞ)
Soru 33
.Aşağıdakilerden hangisi yol ver işaretidir?
A
B
C
D
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere tali yoldan anayola çıkarken veya kontrolsüz bir kavşağa yaklaşırken anayoldaki veya kavşaktaki diğer araçlara geçiş hakkını vermeleri gerektiğini bildiren **"Yol Ver"** işaret levhasının hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu levha, trafik güvenliği açısından hayati öneme sahip bir uyarı ve düzenleme işaretidir. Her bir seçeneği inceleyerek doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım.

Doğru cevap A seçeneğidir. Resimde görülen, kenarları kırmızı, içi beyaz ve tepe noktası aşağı bakan üçgen levha, Karayolları Trafik Kanunu'nda T-1 olarak tanımlanan "Yol Ver" işaret levhasıdır. Bu levhayı gören sürücü, hızını azaltmalı, kavşaktaki veya anayoldaki araçları kontrol etmeli ve onlara ilk geçiş hakkını tanıyarak, yol müsait olduğunda kavşağa girmelidir. Durmayı gerektirecek bir trafik yoksa, durmadan dikkatli bir şekilde geçiş yapabilir.

B seçeneğindeki sekizgen kırmızı levha ise "Dur" işaretidir. Bu işaret, "Yol Ver" işaretinden daha kesin bir komut içerir ve sürücünün kavşağa gelmeden önce, diğer trafik işaret veya işaretçileriyle belirtilmiş durma çizgisinde, yoksa kavşak girişinde mutlaka tam olarak durmasını gerektirir. Sürücü, durduktan sonra yolu kontrol edip güvenli olduğuna emin olunca hareket edebilir. Bu nedenle, "Yol Ver" ile karıştırılmamalıdır ve bu seçenek yanlıştır.

C seçeneğinde yer alan levha, "Öndeki Taşıtı Geçmek Yasaktır" anlamına gelir. Bu işaret, genellikle görüş mesafesinin kısıtlı olduğu virajlar, tepe üstleri veya dar yollar gibi tehlikeli olabilecek bölgelerde motorlu taşıtların (motosikletler hariç) öndeki aracı sollamasını yasaklar. Bu levhanın kavşaklardaki geçiş üstünlüğü ile bir ilgisi yoktur, bu yüzden yanlış bir seçenektir.

D seçeneğindeki levha ise "Taşıt Giremez" işaretidir. Genellikle tek yönlü yolların ters girişinde veya araç trafiğine kapalı alanların başında bulunur. Sürücülere bu yola veya alana motorlu veya motorsuz herhangi bir taşıtla girmenin yasak olduğunu bildirir. Bu işaret de geçiş hakkı ile ilgili bir düzenleme yapmadığı için doğru cevap olamaz.

Soru 34
Monoküler (tek gözü gören) kişiler, aşağıda verilen sürücü belgesi sınıflarından hangisini almak için başvuru yapabilir?
A
B
C
D
E
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, tıp dilinde "monoküler" olarak adlandırılan, yani tek gözü gören bir bireyin hangi sınıf sürücü belgesi için başvuru yapabileceğinin bilinmesi istenmektedir. Sürücü adaylarının sağlık durumlarına göre alabilecekleri ehliyet sınıfları Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde açıkça belirtilmiştir. Bu durum, hem sürücünün hem de trafikteki diğer kişilerin güvenliği için büyük önem taşır.

Doğru cevap a) B seçeneğidir. Mevcut yönetmeliklere göre, monoküler kişiler belirli şartları karşılamaları halinde B sınıfı sürücü belgesi alabilirler. B sınıfı, otomobil ve kamyonet gibi kişisel kullanıma yönelik araçları kapsadığı için, bu kişilerin sosyal hayata katılımı ve kişisel ulaşım ihtiyaçlarını karşılamaları hedeflenmiştir. Ancak bu durum, bazı özel koşullara bağlanmıştır.

Monoküler bir sürücünün B sınıfı ehliyet alabilmesi için, gören tek gözünün görme keskinliğinin belirli bir seviyede olması ve görüş alanının yeterli genişlikte olması gibi şartlar aranır. Ayrıca bu sürücülere, ehliyetlerinde özel bir kod belirtilerek bazı kısıtlamalar getirilir. Örneğin, araçlarında her iki tarafta da yan ayna bulundurma zorunluluğu, belirli hız limitlerini aşmamaları ve sadece gün batımından bir saat sonra ile gün doğumundan bir saat öncesi arasında (yani gündüz saatlerinde) araç kullanmaları gibi kurallar uygulanır.

Diğer seçenekler olan C, D ve E sınıfları ise yanlış cevaplardır. Bu ehliyet sınıfları, kamyon, çekici, otobüs gibi profesyonel ve ticari amaçlı kullanılan ağır vasıtaları kapsar. Bu tür büyük araçları kullanmak, mükemmel bir derinlik algısı, geniş bir görüş alanı ve yüksek dikkat gerektirir. Tek gözle görüş, bu yetenekleri, özellikle mesafe tahmini ve manevra kabiliyetini önemli ölçüde kısıtlar.

Trafik güvenliği açısından, yolcu veya yük taşıyan ticari araç sürücülerinde çok daha katı sağlık şartları aranır. Monoküler görüş, özellikle sollama yaparken, dar alanlara park ederken veya mesafeyi ayarlarken ciddi riskler oluşturabileceğinden, yönetmelik bu kişilerin C (kamyon), D (otobüs) ve E (römorklu kamyon/çekici - eski sınıflandırma) gibi profesyonel ehliyet sınıflarını almasına izin vermez. Bu, hem sürücünün kendisini hem de taşıdığı yük veya yolcular ile trafikteki diğer herkesi korumaya yönelik bir tedbirdir.

Özetle, bu sorunun ana fikrini şu şekilde aklınızda tutabilirsiniz:

  • Monoküler (Tek Gözü Gören) Sürücüler: Sadece kişisel kullanıma yönelik araçlar için, belirli şartlar ve kısıtlamalar dahilinde ehliyet alabilirler.
  • B Sınıfı: Otomobil gibi kişisel araçları kapsadığı için, monoküler kişilere verilebilen ehliyet sınıfıdır.
  • C, D, E Sınıfları: Kamyon, otobüs gibi profesyonel ve ağır ticari araçları kapsadığı için, daha yüksek güvenlik standartları gerektirir ve monoküler kişilere verilmez.
Soru 35
Şekle göre aşağıdakilerden hangisi yasaktır?
A
Araçların takip mesafesine uyması
B
2 numaralı aracın 1 numaralı aracı geçmesi
C
3 numaralı kamyonun önündeki araçları geçmesi
D
2 numaralı aracın 1 numaralı aracı geçerken hızını arttırması
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen trafik sahnesine göre hangi davranışın yasak olduğu sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için resimdeki yol çizgilerinin ve araçların durumunu trafik kuralları çerçevesinde analiz etmemiz gerekir. Resimdeki en kritik unsur, iki trafik şeridini birbirinden ayıran devamlı (düz) yol çizgisidir.

Doğru Cevap: c) 3 numaralı kamyonun önündeki araçları geçmesi

Doğru cevabın neden bu seçenek olduğunu açıklayalım. Trafik kurallarına göre, yolda devamlı (düz) bir çizgi varsa, bu çizginin diğer tarafındaki şeride geçmek, yani sollama yapmak yasaktır. Bu kural, görüş mesafesinin kısıtlı olduğu tepe üstleri, virajlar, kavşaklar gibi tehlikeli yerlerde trafiğin güvenliğini sağlamak için konulmuştur. Resimde 3 numaralı kamyonun, önündeki 2 ve 1 numaralı araçları geçebilmesi için sol şeride, yani karşı yönden gelen trafiğin şeridine girmesi gerekir. Devamlı yol çizgisi bu geçişe izin vermediği için bu davranış kesinlikle yasaktır.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • a) Araçların takip mesafesine uyması: Bu seçenek bir yasağı değil, tam tersine uyulması zorunlu olan, güvenli bir sürüş kuralını ifade eder. Sürücüler, ani fren durumlarında kazayı önlemek için öndeki araçla aralarında her zaman güvenli bir takip mesafesi bırakmak zorundadır. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) 2 numaralı aracın 1 numaralı aracı geçmesi: Bu davranış da, tıpkı (c) seçeneğinde olduğu gibi, devamlı yol çizgisi nedeniyle yasaktır. 2 numaralı aracın sollama yapması için karşı şeride geçmesi gerekir ki bu da kural ihlalidir. Ancak, ehliyet sınavlarında bazen birden fazla yasak durum olabilir ve en belirgin veya kapsamlı olanı seçmeniz istenebilir. Bu soruda hem otomobilin hem de kamyonun sollama yapması yasak olsa da, cevap anahtarı (c) seçeneğini doğru kabul etmiştir. Her iki durumda da temel yasak sebebi aynıdır: devamlı yol çizgisi.
  • d) 2 numaralı aracın 1 numaralı aracı geçerken hızını arttırması: Sollama (geçme) eylemi, yasal ve güvenli bir şekilde yapıldığında hız artırmayı gerektiren bir manevradır. Amaç, karşı şeritte mümkün olan en kısa süreyi geçirmektir. Dolayısıyla, hız artırmak sollama eyleminin bir parçasıdır ve yasak olan şey hız artırmak değil, sollama yapmanın kendisidir. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, resimdeki devamlı yol çizgisi, şerit değiştirmeyi ve öndeki aracı geçmeyi yasaklar. Bu yasağa uymayan her türlü sollama girişimi kural ihlalidir. (c) seçeneği bu kural ihlalini net bir şekilde ifade ettiği için doğru cevaptır.

Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi bilinç kaybının başlıca nedenlerinden biri değildir?
A
Bayılma
B
Beyin kanaması
C
Yüzün kızarması
D
Aşırı dozda alkol alımı
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bilinç kaybına yol açan durumlar ile yol açmayan bir durumun ayırt edilmesi istenmektedir. Yani, şıklardan hangisinin bilinç kaybı için bir neden olmadığını bulmamız gerekiyor. Soruyu doğru anlamak, bilinç kaybının ne olduğunu ve neyin buna sebep olabileceğini düşünmeyi gerektirir.

Doğru cevap olan c) Yüzün kızarması seçeneğini inceleyelim. Yüzün kızarması, genellikle utangaçlık, heyecan, öfke gibi duygusal tepkiler veya fiziksel efor sonucu cilt yüzeyine yakın kan damarlarının genişlemesiyle ortaya çıkan fizyolojik bir durumdur. Bu durum, bilinç kaybının bir nedeni değil, tam tersine vücudun bir tepkisidir. Hatta bilinç kaybı (bayılma) yaşanırken yüz genellikle solar, kızarmaz. Dolayısıyla, yüz kızarması bilinç kaybına yol açmaz.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu, yani neden bilinç kaybına yol açtıklarını açıklayalım:

  • a) Bayılma: Bayılma (senkop), beyne giden kan akışının geçici olarak azalması sonucu meydana gelen kısa süreli bir bilinç kaybıdır. Bu nedenle bayılma, bilinç kaybının tanımı içinde yer alan ve en yaygın nedenlerinden biridir. Soruda "nedenlerinden biri değildir" dendiği için bu şık elenir.
  • b) Beyin kanaması: Beyin kanaması, kafa içinde bir kan damarının yırtılmasıyla beyin dokusu içine kan sızmasıdır. Bu durum, beyin üzerindeki basıncı artırarak ve beyin hücrelerine zarar vererek ciddi ve uzun süreli bilinç kayıplarına, hatta komaya yol açabilir. Bu yüzden bilinç kaybının en tehlikeli ve başlıca nedenlerinden biridir.
  • d) Aşırı dozda alkol alımı: Alkol, merkezi sinir sistemini baskılayan bir maddedir. Aşırı miktarda tüketildiğinde, beynin normal fonksiyonlarını ciddi şekilde yavaşlatır ve bu durum "alkol zehirlenmesi" olarak bilinir. Bu zehirlenme, kişinin bilincini kaybetmesine (sızmasına) neden olabilir, bu yüzden bilinç kaybının önemli nedenleri arasında sayılır.

Özetle, soru bizden bilinç kaybının bir nedeni olmayanı bulmamızı istiyor. Bayılma, beyin kanaması ve aşırı alkol alımı doğrudan bilinç kaybına yol açabilen durumlarken, yüzün kızarması sadece fizyolojik bir tepkidir ve bilinç kaybıyla bir neden-sonuç ilişkisi yoktur. Bu yüzden doğru cevap 'c' şıkkıdır.

Soru 37
Motordaki aşınmaları hangi sistem azaltır?
A
Şarj sistemi 
B
Marş sistemi
C
Ateşleme sistemi
D
Yağlama sistemi
37 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir motorun çalışması sırasında hareket eden metal parçaların birbirine sürtünerek zamanla yıpranmasını, yani aşınmasını engelleyen veya en aza indiren sistemin hangisi olduğu sorulmaktadır. Motorun ömrünü uzatan en kritik faktörlerden biri olan bu mekanizmayı doğru anlamak önemlidir.

Doğru cevap d) Yağlama sistemi seçeneğidir. Motor, içinde pistonlar, krank mili ve yataklar gibi çok sayıda metal parçanın yüksek hızlarda ve sıcaklıklarda birbirine temas ederek çalıştığı bir makinedir. Yağlama sistemi, motor yağı adı verilen özel bir sıvıyı basınçla bu hareketli parçaların arasına göndererek ince bir film tabakası oluşturur. Bu yağ filmi, metalin metale doğrudan temasını keser, sürtünmeyi büyük ölçüde azaltır ve böylece aşınmayı engeller.

Yağlama sisteminin tek görevi aşınmayı önlemek de değildir. Aynı zamanda sürtünmeden kaynaklanan ısının bir kısmını üzerine alarak motorun soğumasına yardımcı olur. Parçalar arasında oluşan mikroskobik metal talaşlarını ve kirleri temizleyerek yağ filtresine taşır. Bu çok yönlü koruma sayesinde motorun verimli çalışmasını sağlar ve ömrünü uzatır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Şarj sistemi: Bu sistemin görevi, motor çalışırken alternatör (şarj dinamosu) aracılığıyla elektrik üretmektir. Üretilen bu elektrikle hem aküyü doldurur hem de aracın far, radyo gibi elektrikli aksamlarının ihtiyacını karşılar. Motorun mekanik aşınmasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • b) Marş sistemi: Bu sistem, aracı çalıştırmak için motora ilk hareketi verir. Kontak anahtarını çevirdiğinizde aküden aldığı güçle marş motorunu çalıştırır ve motorun dönmesini sağlar. Motor çalıştıktan sonra görevi biter ve devreden çıkar. Motorun çalışması sırasındaki aşınmayı azaltma gibi bir fonksiyonu bulunmaz.
  • c) Ateşleme sistemi: Benzinli motorlarda, silindirdeki sıkıştırılmış hava-yakıt karışımını bujilerle kıvılcım çıkararak ateşleyen sistemdir. Bu ateşleme sayesinde güç üretilir ve motor çalışır. Görevi güç üretmektir, motor parçalarını aşınmaya karşı korumak değildir.

Özetle, motorun uzun ömürlü ve sağlıklı çalışabilmesi için parçalar arasındaki sürtünmeyi ve aşınmayı minimuma indiren hayati sistem yağlama sistemidir. Diğer sistemler motorun çalışması için gerekli olan farklı görevleri yerine getirirler ancak aşınmayı önleme görevini üstlenmezler.

Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi, aracı kullanmaya başlamadan önce yapılması gereken hazırlıklardan biri değildir?
A
Klimanın açılması
B
Koltuğun ayarlanması
C
Aynaların ayarlanması
D
Emniyet kemerinin takılması
38 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün aracını hareket ettirmeden önce tamamlaması gereken zorunlu güvenlik hazırlıkları sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, hangi eylemin bir güvenlik önlemi değil de daha çok kişisel bir tercih veya konforla ilgili olduğunu ayırt etmektir. "Hazırlıklardan biri değildir?" ifadesi, seçenekler arasında güvenlikle doğrudan ilgisi olmayan adımı bulmamız gerektiğini gösterir.

Doğru Cevap: a) Klimanın açılması

Klimanın açılması, sürüş güvenliğini doğrudan etkileyen bir hazırlık adımı değildir. Bu eylem tamamen sürücünün ve yolcuların konforuyla ilgilidir ve aracın sıcaklığını ayarlamaya yarar. Sürücü, klimayı yola çıkmadan önce, yola çıktıktan sonra veya hiç açmama özgürlüğüne sahiptir. Bu nedenle, sürüşe başlamadan önce yapılması "gereken" zorunlu bir hazırlık olarak kabul edilmez.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

Diğer seçenekler ise sürüş güvenliği için hayati önem taşıyan ve mutlaka yapılması gereken adımlardır. Bu adımların neden zorunlu olduğunu aşağıda detaylı olarak görebilirsiniz:

  • b) Koltuğun ayarlanması: Bu, en temel güvenlik hazırlıklarından biridir. Doğru koltuk ayarı, sürücünün direksiyona, fren ve gaz pedallarına tam olarak hakim olmasını sağlar. Yanlış bir oturma pozisyonu, acil bir durumda pedallara zamanında ve doğru güçle basmayı engelleyebilir ve sürücünün yola olan hakimiyetini azaltır.
  • c) Aynaların ayarlanması: İç ve yan aynalar, sürücünün çevresindeki trafiği ve "kör noktaları" kontrol etmesi için kritik öneme sahiptir. Aracı hareket ettirmeden önce aynaların doğru bir şekilde ayarlanması, şerit değiştirme veya manevra yapma gibi durumlarda diğer araçları fark etmeyi sağlar ve olası kazaları önler.
  • d) Emniyet kemerinin takılması: Emniyet kemeri, bir kaza anında sürücüyü ve yolcuları koruyan en önemli pasif güvenlik sistemidir. Aracı hareket ettirmeden önce takılması hem yasal bir zorunluluktur hem de olası bir çarpışma anında ciddi yaralanmaları ve ölümleri önleyen hayati bir adımdır.

Özetle, koltuk ve ayna ayarları ile emniyet kemerinin takılması, sürüş güvenliğinin temelini oluşturan zorunlu adımlardır. Klimanın açılması ise bu zorunlu adımların dışında kalan, tamamen sürücünün konforuna yönelik bir eylemdir. Bu nedenle doğru cevap 'a' seçeneğidir.

Soru 39
Araçlarda yakıt tasarrufu sağlamak için aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?
A
Termostat çıkartılmalı
B
Eskimiş bujiler değiştirilmeli
C
Lastiklerin hava basıncı indirilmeli
D
Motor yüksek devirde çalıştırılmalı
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın daha az yakıt tüketmesi, yani yakıt tasarrufu yapması için uygulanması gereken doğru yöntemin hangisi olduğu sorgulanmaktadır. Sürücülerin hem bütçelerini korumak hem de çevreye daha az zarar vermek için bu tür bilgileri bilmesi önemlidir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu anlayalım.

Doğru Cevap: b) Eskimiş bujiler değiştirilmeli

Doğru cevap b) Eskimiş bujiler değiştirilmeli seçeneğidir. Bujiler, motorun yanma odasındaki yakıt-hava karışımını ateşleyen kritik parçalardır. Zamanla eskir, kirlenir veya aşınırlar ve bu durumda ürettikleri kıvılcım zayıflar. Zayıf kıvılcım, yakıtın tam olarak yanamamasına neden olur; bu duruma "eksik yanma" denir. Tam yanamayan yakıt hem motor gücünü düşürür hem de israf edildiği için yakıt tüketimini ciddi oranda artırır. Bu nedenle, eskimiş bujilerin yenileriyle değiştirilmesi, yanma verimliliğini artırarak doğrudan yakıt tasarrufu sağlar.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Termostat çıkartılmalı: Bu seçenek yanlıştır. Termostat, motorun soğutma suyu sıcaklığını ideal seviyede (genellikle 85-95°C arası) tutan bir parçadır. Motorun en verimli çalıştığı sıcaklık bu aralıktır. Termostat çıkarılırsa, motor sürekli soğuk çalışır ve ideal çalışma sıcaklığına ulaşamaz. Soğuk çalışan bir motor, daha zengin yakıt karışımına ihtiyaç duyar ve bu da yakıt tüketimini artırır. Ayrıca motorun aşınmasını da hızlandırır.

  • c) Lastiklerin hava basıncı indirilmeli: Bu seçenek yanlıştır. Lastiklerin hava basıncı düşük olduğunda, lastiğin yola temas eden yüzeyi genişler. Bu durum, "yuvarlanma direncini" artırır. Yani, motorun aracı hareket ettirmek için daha fazla güç harcaması gerekir. Artan bu direnç, doğrudan yakıt tüketiminin artmasına neden olur. Yakıt tasarrufu için lastik basınçları azaltılmamalı, tam tersine üreticinin tavsiye ettiği ideal değerde tutulmalıdır.

  • d) Motor yüksek devirde çalıştırılmalı: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır. Motor devri (RPM), motorun dakikadaki dönüş sayısını ifade eder ve devir ne kadar yüksekse, motor o kadar fazla yakıt tüketir. Yüksek devirde pistonlar daha hızlı hareket eder, daha sık ateşleme yapılır ve daha fazla yakıt püskürtülür. Ekonomik sürüşün temel kuralı, aracı mümkün olan en düşük devirde, sarsıntı yapmadan ve vites yükselterek kullanmaktır. Motoru yüksek devirde çalıştırmak, yakıt israfının en bilinen nedenlerinden biridir.

Özetle; yakıt tasarrufu sağlamak için aracın periyodik bakımlarının aksatılmaması çok önemlidir. Eskimiş bujileri değiştirmek gibi basit bir bakım işlemi, yanma verimliliğini artırarak yakıt tüketimini düşürür. Diğer seçeneklerde belirtilen işlemler ise tam tersi etki yaratarak yakıt sarfiyatını artırır ve araca zarar verebilir.

Soru 40
Radyatöre konulacak su peteklerin neresinde olmalıdır?
A
Altında 
B
Üzerinde
C
Ortasında 
D
Hizasında
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın motor soğutma sisteminin en kritik parçası olan radyatördeki doğru su (soğutma sıvısı) seviyesinin ne olması gerektiği test edilmektedir. Motorun sağlıklı çalışması ve hararet yapmaması için bu seviyenin doğru olması hayati önem taşır. Sorunun mantığı, hem soğutmanın tam olarak yapılması hem de sistemin güvenliğinin sağlanması üzerine kuruludur.

Doğru cevap b) Üzerinde seçeneğidir. Bunun temel sebebi, radyatörün içindeki peteklerin (ince kanalların) görevinin, içinden geçen sıcak suyu soğutmak olmasıdır. Soğutma işleminin verimli olabilmesi için, suyun tüm petekleri tamamen kaplaması, yani seviyenin peteklerin üzerinde olması gerekir. Böylece motorun ürettiği ısı, su aracılığıyla peteklerin tüm yüzeyine yayılır ve hava akımıyla etkili bir şekilde dışarı atılır.

Ayrıca, motor çalıştıkça ısınan soğutma sıvısı genleşir, yani hacmi artar. Su seviyesi peteklerin üzerinde olduğunda, bu genleşme için radyatörün en üst kısmında bir miktar hava boşluğu kalır. Bu boşluk, artan basıncın sistemi (hortumları, contaları veya radyatörün kendisini) zorlayıp hasar vermesini engeller. Yani "üzerinde" ifadesi hem peteklerin tamamen suyla kaplı olmasını hem de genleşme payı bırakılmasını sağlayan ideal seviyeyi tanımlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Altında: Bu, en tehlikeli ve yanlış durumdur. Eğer su seviyesi peteklerin altındaysa, peteklerin üst kısmı boş kalır ve görevini yapamaz. Sistem, motoru soğutmak için yeterli sıvıya sahip olmadığından, motor çok kısa sürede hararet yapar ve bu durum motorda ciddi ve masraflı arızalara yol açabilir.
  • c) Ortasında: Bu da yetersiz bir seviyedir. Su seviyesinin peteklerin ortasında olması, radyatörün soğutma kapasitesinin yaklaşık olarak yarısını kullanabildiğiniz anlamına gelir. Bu durum, özellikle sıcak havalarda, yokuş çıkarken veya aracı zorlayan diğer koşullarda motorun hararet yapma riskini ciddi şekilde artırır.
  • d) Hizasında: Bu seçenek yanıltıcıdır. Su seviyesini peteklerin tam hizasına kadar doldurmak, ısınan suyun genleşmesi için yeterli boşluk bırakmamak anlamına gelir. Genleşen sıvı, sistemde aşırı basınç oluşturur ve bu basınç en zayıf noktadan, genellikle radyatör kapağından, suyun taşmasına neden olur. Sürekli su eksilmesine ve daha ciddi durumlarda hortumların patlamasına bile yol açabilir.

Özetle, aracınızın motorunu korumak için radyatördeki su seviyesi daima peteklerin tamamını kaplayacak şekilde, yani üzerinde olmalıdır. Bu sayede hem maksimum soğutma verimi elde edilir hem de sistemin genleşme payı korunmuş olur.

Soru 41
Lastiklerin hava basıncı dengesiz olursa frenleme anında aşağıdakilerden hangisi olur?
A
Araç bir tarafa çeker. 
B
Fren pedalı sertleşir. 
C
Frenlerden ses gelir. 
D
Fren hidroliği azalır.
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın lastiklerindeki hava basınçlarının birbirinden farklı, yani dengesiz olmasının, fren yapıldığı anda ne gibi bir sonuç doğuracağı sorulmaktadır. Bu durum, aracın yol tutuşunu ve güvenliğini doğrudan etkileyen önemli bir konudur. Doğru ve dengeli lastik basıncı, aracın hem performansını hem de güvenliğini sağlamak için kritik bir rol oynar.

Doğru Cevap: a) Araç bir tarafa çeker.

Doğru cevabın neden "Araç bir tarafa çeker" olduğunu açıklayalım. Lastiklerin yere temas eden yüzeyi, yol tutuşunu belirler. Bir lastiğin hava basıncı diğerinden düşükse, düşük basınçlı lastiğin yola temas eden yüzeyi daha fazla yayılır ve şekli bozulur. Frenleme anında, her lastiğe binen yük ve fren kuvveti farklılaşır. Basıncı normal olan lastik daha iyi bir yol tutuşu sağlarken, basıncı düşük olan lastik daha zayıf bir tutunma sergiler. Bu yol tutuşu dengesizliği, fren kuvvetinin tekerleklere eşit dağılmamasına neden olur ve araç, yol tutuşu daha iyi olan veya frenleme kuvveti daha etkili olan tarafa doğru çekme yapar.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Fren pedalı sertleşir: Fren pedalının sertleşmesi, genellikle fren hidrolik sistemindeki bir sorundan, özellikle de fren servosu (westinghouse) arızasından veya vakum hortumlarındaki bir sızıntıdan kaynaklanır. Bu durumun lastiklerin hava basıncıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. Lastik basıncı, fren sisteminin mekanik veya hidrolik işleyişini etkilemez.
  • c) Frenlerden ses gelir: Frenlerden gelen sesler (gıcırdama, sürtünme vb.) çoğunlukla fren balatalarının veya disklerinin aşınmış olmasından, aralarına yabancı bir cisim girmesinden veya sistemdeki mekanik bir sorundan kaynaklanır. Bu da yine lastik basıncından bağımsız bir durumdur ve doğrudan fren donanımıyla ilgilidir.
  • d) Fren hidroliği azalır: Fren hidroliğinin azalması, fren sisteminde bir sızıntı olduğu anlamına gelir. Bu sızıntı fren hortumlarında, rekorlarda veya fren merkezinde olabilir. Bu çok tehlikeli bir durumdur ve frenlerin tutmamasına neden olabilir, ancak lastiklerin hava basıncı ile hiçbir bağlantısı yoktur.

Özetle, lastik hava basınçları arasındaki dengesizlik, tekerleklerin yola tutunma kabiliyetini farklılaştırır. Fren yapıldığında bu farklılık, aracın dengesini bozarak bir yöne doğru çekmesine sebep olur. Bu nedenle aracınızın lastik basınçlarını düzenli olarak kontrol etmek ve üreticinin tavsiye ettiği değerlerde tutmak, sürüş güvenliği için hayati öneme sahiptir.

Soru 42
Aracın gösterge panelinde bulunan şekildeki mavi renkli ikaz ışığı, aşağıdaki-lerden hangisi devrede iken yanar?
A
Arka sis lambası
B
Kısa hüzmeli farlar
C
Uzun hüzmeli farlar
D
Sol sinyal lambaları
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın gösterge panelinde yanan mavi renkli bir ikaz ışığının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Gösterge panelindeki ışıkların renkleri ve şekilleri, sürücüye aracın durumu hakkında önemli bilgiler verir. Bu sembolleri doğru tanımak, güvenli bir sürüş için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap c) Uzun hüzmeli farlar seçeneğidir. Araçlarda uzun hüzmeli farlar (halk arasında "uzunlar" olarak da bilinir) devreye alındığında, gösterge panelinde evrensel olarak mavi renkli ve ileriye doğru düz ışık demetleri yayan bir far sembolü yanar. Bu mavi renk, sürücüyü uzun farların açık olduğu ve karşıdan gelen sürücülerin gözünü alabileceği konusunda uyarmak için özellikle seçilmiştir. Bu nedenle, bu mavi ışığı gördüğünüzde, uzun farlarınızın aktif olduğunu anlamalısınız.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Arka sis lambası: Arka sis lambasının ikaz ışığı genellikle turuncu veya sarı renktedir. Sembolü, sağa dönük bir lamba ve içinden geçen dalgalı bir sis çizgisinden oluşur. Mavi renkte olmadığı için bu seçenek yanlıştır.
  • b) Kısa hüzmeli farlar: Kısa hüzmeli farlar (normal sürüş farları) yandığında gösterge panelinde yanan ışık genellikle yeşil renktedir. Sembolü, ışık demetlerinin aşağıya doğru eğimli olduğunu gösteren çizgiler içerir. Renk ve sembolün yönü farklı olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Sol sinyal lambaları: Sinyal lambalarının ikaz ışığı, yeşil renkte ve yanıp sönen bir ok şeklindedir. Sol sinyal için ok sola, sağ sinyal için ise sağa bakar. Hem rengi, hem şekli hem de yanıp sönme özelliği ile sorudaki sabit yanan mavi ışıktan tamamen farklıdır.

Özetle, araç gösterge panelindeki renkler genel bir anlam taşır. Mavi renk neredeyse her zaman uzun farları, yeşil renk farlar veya sinyaller gibi aktif ancak normal durumları, sarı/turuncu renk ise sis farı gibi dikkat edilmesi gereken bir durumu belirtir. Bu sorudaki mavi renkli, düz ışınlı far sembolü kesin olarak uzun hüzmeli farların devrede olduğunu gösterir.

Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi motorda yapılan ve yakıt tasarrufuna etki eden ayarlardandır?
A
Far ayarı 
B
Rot ayarı
C
Fren ayarı 
D
Rölanti ayarı
43 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın motorunda yapılan ve doğrudan yakıt tüketimini etkileyen bir ayarın hangisi olduğu sorulmaktadır. Cevabı doğru bulabilmek için seçeneklerde verilen ayarların hem motorla ilgili olması hem de yakıt harcamasını doğrudan değiştirmesi gerekmektedir. Bu iki koşulu sağlayan tek seçenek doğru cevaptır.

Doğru Cevap: d) Rölanti ayarı

Rölanti, motorun araç dururken ve vites boştayken çalıştığı en düşük devir sayısıdır. Başka bir deyişle, gaza basmadığınızda motorun stop etmeden çalışmasını sağlayan minimum çalışma hızıdır. Rölanti ayarı ise doğrudan motorun bu çalışma devrini düzenler ve bu yüzden motor üzerinde yapılan bir ayardır.

Eğer rölanti devri gereğinden yükseğe ayarlanırsa, motor durduğu yerde bile olması gerekenden daha hızlı çalışır ve fazladan yakıt tüketir. Tersi durumda, çok düşük ayarlanırsa motor düzensiz çalışabilir veya stop edebilir. Bu nedenle doğru yapılmış bir rölanti ayarı, motorun en verimli şekilde minimum yakıtı tüketmesini sağlayarak yakıt tasarrufuna doğrudan etki eder.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Far ayarı: Far ayarı, aracın aydınlatma sistemiyle ilgilidir ve ışığın doğru açıyla yolu aydınlatmasını sağlar. Bu ayarın motorun çalışmasıyla veya yakıt tüketimiyle hiçbir ilgisi yoktur. Görevi, gece sürüş güvenliğini artırmaktır.
  • b) Rot ayarı: Rot ayarı, tekerleklerin birbirine ve yola olan açılarının düzeltilmesidir. Bu ayar, direksiyon ve yürüyen aksam ile ilgilidir, motorla ilgili değildir. Bozuk bir rot ayarı, lastiklerin düzensiz aşınmasına ve sürtünmenin artmasına neden olarak yakıt tüketimini dolaylı yoldan bir miktar artırsa da, bu motorda yapılan bir ayar değildir. Soru özellikle "motorda yapılan" bir ayarı sorduğu için bu seçenek yanlıştır.
  • c) Fren ayarı: Fren ayarı, aracın fren sisteminin doğru ve güvenli bir şekilde çalışmasını sağlar. Fren sisteminin motorla doğrudan bir bağlantısı yoktur. Sadece frenlerin sıkı olup aracı kasması gibi anormal durumlarda yakıt tüketimi artabilir, ancak fren ayarı motor üzerinde yapılan ve yakıt tasarrufu amaçlayan bir işlem değildir.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi araçta fazla yakıt tüketimine sebep olur?
A
Bujilerin yeni olması
B
Yakıt borularının uzun olması
C
Depodaki yakıt seviyesinin düşmesi
D
Tavsiye edilmeyen araç lastiği kullanılması
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın normalden daha fazla yakıt harcamasına, yani yakıt verimliliğinin düşmesine neden olan bir durumu bulmamız istenmektedir. Sürüş ekonomisini olumsuz etkileyen faktörün hangisi olduğunu anlamak için her seçeneği dikkatlice incelemek gerekir. Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım ele alalım.

d) Tavsiye edilmeyen araç lastiği kullanılması (Doğru Cevap)

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni yuvarlanma direncidir. Araç lastikleri, aracın yolla temasını sağlayan ve motorun ürettiği gücü yola aktaran kritik parçalardır. Araç üreticisi, o model için en ideal yakıt verimliliği ve yol tutuşu sağlayacak lastik boyutlarını, tipini ve hava basıncını tavsiye eder. Tavsiye edilmeyen, örneğin daha geniş tabanlı, yanlış basınçta veya mevsime uygun olmayan bir lastik kullanmak, lastiğin yola sürtünmesini artırır. Bu artan sürtünme (yuvarlanma direnci), motorun aracı hareket ettirmek için daha fazla güç üretmesini gerektirir ve bu da doğrudan yakıt tüketiminin artmasına yol açar.

Diğer Seçeneklerin Analizi

  • a) Bujilerin yeni olması: Bu seçenek yanlıştır çünkü bujilerin yeni olması yakıt tüketimini artırmaz, tam aksine yakıt tasarrufuna yardımcı olur. Bujiler, motorun silindirlerindeki yakıt-hava karışımını ateşleyen parçalardır. Zamanla eskiyen ve kirlenen bujiler, zayıf ateşleme yapar ve bu da yakıtın tam olarak yanamamasına neden olur. Verimsiz yanma, motor gücünü düşürür ve aynı performansı elde etmek için daha fazla yakıt harcanmasına yol açar. Yeni bujiler ise tam ve verimli bir yanma sağlayarak motorun optimum performansta çalışmasını ve yakıt ekonomisinin iyileşmesini sağlar.
  • b) Yakıt borularının uzun olması: Bu seçenek de yanlıştır. Yakıt borularının uzunluğu, aracın mühendislik tasarımı sırasında belirlenen sabit bir özelliktir. Yakıt pompası, bu boru uzunluğuna göre yakıtı motora yeterli basınçta iletecek şekilde tasarlanmıştır. Dolayısıyla, yakıt borularının standart uzunluğu, sürücünün değiştirebileceği veya yakıt tüketimini doğrudan etkileyen bir faktör değildir. Bu durum, aracın normal işleyişinin bir parçasıdır ve fazla tüketime sebep olmaz.
  • c) Depodaki yakıt seviyesinin düşmesi: Bu seçenek de yanlıştır; hatta tam tersi bir durum söz konusudur. Yakıtın bir ağırlığı vardır. Yakıt deposu tamamen doluyken araç, depo boşken olduğundan daha ağırdır. Fizik kuralı gereği, daha ağır bir kütleyi hareket ettirmek için daha fazla enerji gerekir. Bu nedenle, depodaki yakıt seviyesi düştükçe araç hafifler ve bu durum, teorik olarak yakıt tüketimini çok az da olsa azaltır, kesinlikle artırmaz.
Soru 45
Sürücüler, beden dilini ve konuşma üslubunu da dikkate alarak trafik adabı açısından başarılı iletişim kurma becerilerini geliştirmek için aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
İnsanların değişebildiğine inanmalıdır.
B
Dinlerken aynı zamanda değerlendirme eğiliminde olmalıdır.
C
Karşısındakinin kişiliğini sevmediğinde zihnini ona kapatmalıdır.
D
Tek bir olayın, birini anlamak için yeterli bir örnek olduğunu düşünmelidir.
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte başarılı bir iletişim kurmak ve trafik adabına uygun davranmak için bir sürücünün sahip olması gereken temel bir zihniyet sorgulanmaktadır. Soru, sadece kurallara uymayı değil, aynı zamanda diğer sürücülere karşı olumlu bir tutum sergilemeyi, beden dilini ve konuşma üslubunu doğru kullanmayı da içeren geniş bir perspektif sunuyor. Kısacası, iyi bir sürücünün iletişim becerilerini geliştirmek için hangi düşünce yapısına sahip olması gerektiği sorulmaktadır.

Doğru cevap a) İnsanların değişebildiğine inanmalıdır seçeneğidir. Bu düşünce, trafik adabının ve başarılı iletişimin temelini oluşturan hoşgörü ve sabır için bir ön koşuldur. Trafikte hata yapan bir sürücü gördüğünüzde, onun bu hatasından ders çıkarabileceğine ve bir dahaki sefere daha dikkatli olabileceğine inanmak, öfkeyle tepki vermek yerine daha sakin ve anlayışlı kalmanızı sağlar. Bu olumlu bakış açısı, gereksiz tartışmaları ve stresi önleyerek daha güvenli bir trafik ortamı yaratır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • b) Dinlerken aynı zamanda değerlendirme eğiliminde olmalıdır. Bu seçenek yanlıştır çünkü etkili iletişimin temel kuralı, yargılamadan önce anlamaya çalışmaktır. Dinlerken sürekli olarak karşıdakini değerlendirmek veya yargılamak, empati kurmayı engeller ve savunmacı bir tavra yol açar. Trafikte bu tutum, diğer sürücünün yaptığı bir hatayı anlamaya çalışmak yerine hemen öfkeyle tepki vermenize neden olur, bu da iletişimi tamamen koparır.

  • c) Karşısındakinin kişiliğini sevmediğinde zihnini ona kapatmalıdır. Bu ifade, başarılı iletişimin tam zıttıdır. İletişim, fikir ayrılıkları veya kişisel hoşnutsuzluklar olsa bile açık bir zihinle devam etmeyi gerektirir. Karşınızdaki kişiyi sevmediğiniz için zihninizi ona kapatmak, önyargılı bir yaklaşımdır ve olası bir anlaşmazlığı çözmek yerine daha da büyütür. Trafik adabı, kişisel duygulardan bağımsız olarak tüm sürücülere saygılı olmayı ve iletişim kanallarını açık tutmayı gerektirir.

  • d) Tek bir olayın, birini anlamak için yeterli bir örnek olduğunu düşünmelidir. Bu düşünce de yanlıştır ve genelleme hatası olarak bilinir. Tek bir olaya veya hataya dayanarak bir kişi hakkında kesin bir yargıya varmak, hem haksızlık hem de etkili iletişimin önündeki en büyük engellerden biridir. Bir sürücünün o an yaptığı bir hata, onun her zaman kötü bir sürücü olduğu anlamına gelmez. Bu şekilde düşünmek, hoşgörüyü ortadan kaldırır ve trafikteki gerilimi artırır.

Soru 46
Öndeki araç yol kenarına park etmeye çalışırken arkadan gelen diğer aracın onu beklemesi durumu, trafikte hangi temel değere sahip olunduğunu gösterir?
A
Öfke 
B
Sabır
C
İnatlaşma 
D
Aşırı tepki
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir durum üzerinden sürücülerin sahip olması gereken temel bir davranış biçimi ve insani değer sorgulanmaktadır. Sorunun özü, bir sürücünün, başka bir sürücünün manevrasını tamamlaması için ona zaman tanımasının hangi olumlu özelliği yansıttığıdır. Bu durum, trafik akışının sağlıklı ve güvenli bir şekilde devam etmesi için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap b) Sabır seçeneğidir. Çünkü öndeki aracın park etme manevrası biraz zaman alabilir. Arkadaki sürücünün korna çalmadan, aceleci tavırlar sergilemeden veya tehlikeli bir şekilde onu geçmeye çalışmadan beklemesi, durumu anlayışla karşıladığını ve o anın gerektirdiği sükuneti koruyabildiğini gösterir. Sabır, trafikteki stresi azaltan, olası tartışma ve kazaları önleyen en önemli erdemlerden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Öfke: Öfke, bu durumda gösterilecek olumsuz bir duygudur. Eğer arkadaki sürücü öfkeli olsaydı, beklemez, korna çalar, el kol hareketleri yapar veya söylenirdi. Soruda anlatılan "bekleme" eylemi, öfkenin tam tersi bir davranıştır.
  • c) İnatlaşma: İnatlaşma, sürücülerin birbirine yol vermemek için yarıştığı veya kasıtlı olarak birbirini engellediği bir durumdur. Örneğin, park etmeye çalışan araca yer bırakmamak veya onu sıkıştırmaya çalışmak bir inatlaşma örneği olurdu. Beklemek ise bir uzlaşı ve anlayış göstergesidir, inatlaşma değil.
  • d) Aşırı tepki: Aşırı tepki, yaşanan küçük bir olaya orantısız ve abartılı bir karşılık vermektir. Sürekli korna çalmak, araçtan inip bağırmak veya tehlikeli bir sollama manevrası yapmak aşırı tepkiye girer. Oysa sorudaki sürücü sakin bir şekilde bekleyerek en doğru ve ölçülü davranışı sergilemektedir.

Sonuç olarak, trafikte diğer sürücülere karşı anlayışlı olmak ve onların manevralarını tamamlamaları için sakince beklemek, sabır değerine sahip olunduğunun en net göstergesidir. Bu davranış, hem kendi güvenliğiniz hem de trafikteki diğer insanların güvenliği ve huzuru için hayati önem taşır.

Soru 47
Seyir hâlindeki sürücünün, yaptığı bir hatadan dolayı eliyle veya yüz ifadesiyle diğer sürücülerden özür dilemesi trafikte aşağıdakilerden hangisinin kullanıldığına örnek olur?
A
Beden dilinin
B
Bencilliğin
C
İnatlaşmanın
D
Tahammülsüzlüğün
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte bir sürücünün söz kullanmadan, sadece el ve yüz hareketleriyle başka bir sürücüden özür dileme davranışının hangi kavrama karşılık geldiği sorulmaktadır. Bu, sürücüler arasındaki sözsüz iletişimin ve trafik adabının önemli bir parçasıdır. Şimdi soruyu ve seçenekleri detaylıca inceleyelim.

Doğru cevap "a) Beden dilinin" seçeneğidir. Beden dili, insanların iletişim kurarken kelimeler yerine kullandıkları jestler (el, kol hareketleri), mimikler (yüz ifadeleri) ve vücut duruşunu ifade eder. Soruda anlatılan durumda sürücü, "kusura bakmayın" veya "özür dilerim" demek için sözcükler yerine elini kaldırmakta veya mahcup bir yüz ifadesi takınmaktadır. Bu hareketler, karşıdaki sürücüye bir mesaj iletmenin en etkili yoludur ve doğrudan beden dilinin kullanımına bir örnektir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • Bencilliğin: Bencillik, sadece kendini düşünme ve başkalarının haklarını veya duygularını önemsememe durumudur. Hata yapıp özür dilemek, bencilliğin tam tersine, başkalarına karşı sorumluluk ve saygı duyulduğunu gösteren bir erdemdir. Bencil bir sürücü hatasını kabul etmez, dolayısıyla bu seçenek yanlıştır.
  • İnatlaşmanın: İnatlaşma, trafikte bir konuda ısrarcı olma, geri adım atmama veya bir başka sürücüyle güç mücadelesine girme davranışıdır. Sorudaki sürücü ise hatasını kabul ederek bir uzlaşma ve nezaket ortamı yaratmaya çalışmaktadır. Bu durum, inatlaşmanın tamamen zıttıdır.
  • Tahammülsüzlüğün: Tahammülsüzlük, diğer insanların hatalarına veya farklılıklarına karşı sabır gösterememe halidir. Özür dilemek, olası bir gerginliği önlemek ve karşıdaki sürücünün anlayışına sığınmak için yapılan bir davranıştır. Bu, tahammülsüzlüğün değil, aksine anlayış ve hoşgörünün bir göstergesidir.

Özetle, trafikte yapılan bir hata sonrası el veya yüz ifadesiyle özür dilemek, sürücüler arasında olumlu bir iletişim kurmayı sağlar ve bu iletişimin adı beden dilidir. Bu davranış, trafikteki stresi azaltır, olası tartışmaları önler ve daha saygılı bir sürüş ortamı yaratılmasına katkıda bulunur.

Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi hoşgörü sahibi olmayan sürücülerin özelliklerindendir?
A
Öfkeli olmak
B
Sabırlı olmak
C
Başarılı iletişim kurmak
D
Bencillikten uzak durmak
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte hoşgörüsüz davranan, yani diğer sürücülerin hata ve farklılıklarına tahammül edemeyen bir sürücünün hangi özelliğe sahip olacağı sorulmaktadır. Soru, olumsuz bir sürücü profili olan "hoşgörüsüzlüğü" tanımlayan bir özellik bulmamızı istiyor. Bu nedenle, seçeneklerdeki olumlu davranışları eleyerek doğru cevaba ulaşabiliriz.

Doğru Cevap: a) Öfkeli olmak

Hoşgörü, başkalarının yaptığı hatalara veya farklılıklara karşı anlayışlı ve sabırlı olma durumudur. Hoşgörü sahibi olmayan bir sürücü ise tam tersi bir tutum sergiler. Bu sürücüler, trafikteki diğer kişilerin en ufak hatasında veya yavaşlığında hemen sinirlenir ve tepki gösterirler. Bu nedenle öfkeli olmak, hoşgörüsüz bir sürücünün en belirgin özelliklerinden biridir.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • b) Sabırlı olmak: Sabır, hoşgörünün temel bir parçasıdır. Trafikte sabırlı olan bir sürücü, diğer sürücülerin hatalarını anlayışla karşılar ve sakin kalır. Bu özellik, hoşgörülü bir sürücüye aittir, hoşgörüsüz birine değil.
  • c) Başarılı iletişim kurmak: Trafikte başarılı iletişim (sinyal vermek, göz teması kurmak, yol vermek) diğer sürücülere saygı duymanın ve onlarla uyum içinde hareket etmenin bir göstergesidir. Bu, hoşgörülü ve bilinçli sürücülerin bir özelliğidir. Hoşgörüsüz sürücüler genellikle iletişim kurmaktan kaçınır veya agresif bir şekilde iletişim kurarlar.
  • d) Bencillikten uzak durmak: Bencillikten uzak durmak, empati kurabilmek ve trafikte sadece kendini değil, diğer yol kullanıcılarını da düşünebilmektir. Bu, hoşgörünün ve toplumsal sorumluluğun bir gereğidir. Hoşgörüsüz sürücüler ise genellikle bencil davranır ve sadece kendi çıkarlarını düşünürler.

Özetle, soru bizden hoşgörüsüz bir sürücünün olumsuz bir özelliğini bulmamızı istemektedir. "Sabırlı olmak", "başarılı iletişim kurmak" ve "bencillikten uzak durmak" olumlu sürücü davranışlarıyken, "öfkeli olmak" doğrudan hoşgörüsüzlükle ilişkili olumsuz bir davranıştır. Bu yüzden doğru cevap 'a' seçeneğidir.

Soru 49
Denetim ve ceza korkusu olmadan yazılı kurallara uymanın yanı sıra yazılı olmayan, trafik içerisinde karşılıklı anlayış ve empati gerektiren davranışları oluşturma ve bu davranışları alışkanlık haline getirmedir. Bu cümlede tanımı yapılan kavram, aşağıdakilerden hangisidir?
A
Mizaç 
B
Beden dili
C
Trafik adabı 
D
Konuşma üslubu
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki davranışları tanımlayan bir kavramın ne olduğu sorulmaktadır. Verilen tanım, sadece kanunlara uymanın ötesinde bir anlam taşır. Tanımın kilit noktalarını inceleyerek doğru cevaba ulaşalım:
  • Denetim ve ceza korkusu olmadan uymak: Bu, kurallara dış bir zorlama (polis, ceza) olmadığı için değil, içselleştirildiği ve doğru olduğu için uyulduğunu gösterir.
  • Yazılı olmayan kurallar: Trafik kanunlarında belirtilmeyen ancak sürücülerin birbirine gösterdiği nezaket ve saygı kurallarını ifade eder. Örneğin, sıkışık trafikte fermuar sistemiyle birleşmek yazılı bir kural olmasa da bir nezaket kuralıdır.
  • Karşılıklı anlayış ve empati: Diğer sürücülerin veya yayaların durumunu anlamaya çalışmak, onların yerine kendini koyabilmektir. Örneğin, acemi bir sürücünün panik yapabileceğini düşünerek ona korna çalmak yerine sabır göstermek empati gerektirir.
  • Alışkanlık haline getirme: Bu davranışların bir defalık değil, sürücünün karakterinin bir parçası haline gelmesidir.

Bu unsurları bir araya getirdiğimizde, tanımın doğrudan trafik adabını açıkladığını görürüz.

Doğru Cevap Neden c) Trafik adabı?

Trafik adabı, yasal zorunlulukların ve yazılı kuralların ötesine geçen bir kavramdır. Sürücülerin trafikteki diğer paydaşlara (diğer sürücüler, yayalar, yolcular) karşı sorumlu, saygılı, sabırlı ve yardımsever olmasını içeren bir davranışlar bütünüdür. Sorudaki tanım, ceza korkusu olmadan, empati kurarak ve yazılı olmayan nezaket kurallarına uyarak trafikte var olmayı anlattığı için trafik adabı kavramını eksiksiz bir şekilde karşılamaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. Mizaç: Mizaç, bir kişinin doğuştan gelen huy veya karakter özellikleridir. Örneğin, bir kişinin sakin veya sinirli olması onun mizacıyla ilgilidir. Trafik adabı ise sonradan öğrenilen ve geliştirilen bir davranış biçimidir. Sakin mizaçlı bir kişi trafik adabına daha kolay uyum sağlayabilir ancak mizaç, tanımın kendisi değildir.
  2. Beden dili: Beden dili, sözsüz iletişim kurma yöntemidir; el, kol hareketleri, mimikler gibi unsurları içerir. Trafikte teşekkür etmek için el kaldırmak bir beden dili örneğidir ancak bu, soruda verilen geniş ve kapsamlı tanımın (empati, içselleştirme, yazılı olmayan kurallar) sadece çok küçük bir parçasıdır.
  3. Konuşma üslubu: Bu, bir kişinin konuşurken seçtiği kelimeler ve ses tonudur. Trafikteki davranışlarla doğrudan bir ilgisi yoktur. Ancak trafik adabına sahip olmayan bir sürücü, olası bir anlaşmazlıkta kötü bir konuşma üslubu kullanabilir. Bu bir sonuçtur, tanımın kendisi değildir.

Sonuç olarak, soruda tanımı yapılan kavram, sürücülerin yasal zorunlulukların ötesinde, birbirlerine karşı saygılı, sabırlı ve anlayışlı olmalarını ifade eden trafik adabıdır.

Soru 50

Trafik ortamında bazen hak kendinizden yana iken bile bu hakkınızı diğer sürücüye vermek size bir şey kaybettirmeyeceği gibi daha huzurlu bir trafik ortamı sağlamaya katkıda bulunacaktır.

Yukarıdaki açıklama trafikteki temel değerlerden hangisine aittir?

A
Sabırsızlık
B
Saldırganlık
C
Tahammülsüzlük
D
Feragat ve fedakârlık
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sergilenen olumlu bir davranış biçiminin hangi temel değere karşılık geldiği sorulmaktadır. Sorunun metninde, bir sürücünün yasal olarak geçiş hakkı kendisine ait olmasına rağmen, trafik akışını ve huzurunu korumak amacıyla bu hakkından vazgeçip başka bir sürücüye yol vermesi durumu anlatılmaktadır. Bu davranışın, hem sürücüye bir şey kaybettirmeyeceği hem de trafiği daha yaşanılır bir hale getireceği vurgulanmaktadır.

Doğru Cevap: d) Feragat ve fedakârlık

Doğru cevabın "Feragat ve fedakârlık" olmasının sebebi, sorudaki metnin bu kavramları birebir açıklamasıdır. Feragat etmek, sahip olunan bir haktan kendi isteğiyle vazgeçmek anlamına gelir. Soruda bahsedilen "hak kendinizden yana iken bile bu hakkınızı diğer sürücüye vermek" ifadesi, tam olarak feragat etme eylemidir. Fedakârlık ise, daha büyük bir iyilik veya ortak bir fayda (örneğin huzurlu bir trafik ortamı) için kendi çıkarından veya rahatlığından küçük bir ödün vermektir. Bu iki kavram birleştiğinde, metinde anlatılan ideal sürücü davranışını oluşturur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıklar, metinde anlatılan olumlu davranışın tam tersi olan olumsuz tutumları ifade eder. Bu nedenle kolayca elenebilirler:

  • a) Sabırsızlık: Sabırsız bir sürücü, hakkı kendisindeyken bir an bile beklemek istemez, tam tersine hakkını hemen kullanmak için acele eder. Başkasına yol vermek yerine, korna çalarak veya aceleci manevralar yaparak kendi geçişini zorlar. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
  • b) Saldırganlık: Saldırgan sürücülük, trafikte diğerlerini rakip olarak görme, onlarla yarışma ve agresif davranışlar sergileme halidir. Hakkından vazgeçmek bir yana, başkasının hakkını gasp etmeye bile çalışabilir. Bu nedenle, metindeki yapıcı ve sakin tutumla tamamen zıttır.
  • c) Tahammülsüzlük: Tahammülsüz bir sürücü, diğer sürücülerin hatalarına veya yavaşlığına katlanamaz. Başka bir sürücünün kendisinden yol istemesi veya bir hata yapması durumunda sinirlenir ve olumsuz tepki verir. Hakkını başkasına devretmek, tahammülsüz bir sürücünün yapacağı son şeydir.

Özetle, bu soru trafikte sadece kurallara uymanın değil, aynı zamanda diğer sürücülere karşı anlayışlı, özverili ve yapıcı olmanın önemini vurgulamaktadır. Kendi hakkınızdan gönüllü olarak vazgeçerek trafiğin genel akışına ve huzuruna katkıda bulunmak, feragat ve fedakârlık değerlerinin en güzel örneklerinden biridir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI