%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Kazazedeye sözlü uyaranla ya da hafifçe omzuna dokunarak “iyi misiniz?” diye sorularak - - - - değerlendirmesi yapılır. Yukarıdaki açıklamada boş bırakılan yere hangisi yazılmalıdır?
A
dolaşım
B
bilinç durumu
C
solunum
D
hava yolu açıklığı
1 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir ilk yardımcının kaza yapmış bir kişiye (kazazedeye) ilk müdahaleyi yaparken uyguladığı temel bir adımın amacı sorulmaktadır. Kazazedeye seslenerek ve omzuna dokunarak verilen uyarının, hangi yaşamsal fonksiyonu değerlendirmek için yapıldığı bilinmelidir. Bu, ilk yardımın en kritik ve ilk adımlarından biridir.

Doğru cevap b) bilinç durumu seçeneğidir. Bir kazazedeye “iyi misiniz?” diye seslenmek (sözlü uyaran) ve hafifçe omzuna dokunmak (ağrılı uyaran), kişinin çevresine karşı duyarlı olup olmadığını, yani bilincinin yerinde olup olmadığını anlamak için yapılır. Eğer kazazede bu uyaranlara gözlerini açarak, konuşarak veya hareket ederek tepki veriyorsa, bilincinin açık olduğu kabul edilir. Tepki vermiyorsa bilincinin kapalı olduğu anlaşılır ve ilk yardımın sonraki adımlarına geçilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Dolaşım: Bu seçenek yanlıştır. Dolaşım, kalbin kan pompalama işlevini ifade eder. Dolaşım kontrolü, genellikle bilinç kapalıysa nabız kontrolü (örneğin boyundaki şah damarından) yapılarak veya vücutta aktif bir kanama olup olmadığına bakılarak değerlendirilir. "İyi misiniz?" sorusu, kan dolaşımı hakkında bilgi vermez.
  • c) Solunum: Bu seçenek de yanlıştır. Solunum kontrolü, kazazedenin nefes alıp almadığını anlamak için yapılır. Bu kontrol, meşhur “Bak-Dinle-Hisset” yöntemiyle 10 saniye boyunca uygulanır. İlk yardımcı, kazazedenin göğüs hareketlerine bakar, nefes sesini dinler ve nefesin sıcaklığını yanağında hissetmeye çalışır. Bu işlem, bilinç kontrolü yapıldıktan sonra, eğer bilinç kapalıysa gerçekleştirilir.
  • d) Hava yolu açıklığı: Bu seçenek de doğru değildir. Hava yolu açıklığı, nefes borusunun açık olup olmadığını kontrol etmektir. Bilinci kapalı bir kişide dil geriye kaçarak veya ağız içindeki bir cisim (kan, kusmuk, takma diş vb.) nedeniyle solunum yolu tıkanabilir. Hava yolunu açmak için “Baş-Çene Pozisyonu” verilir. Bu da yine bilinç kontrolünden sonraki bir adımdır.

Özetle, ilk yardımda bir sıralama vardır ve her şeyden önce kazazedenin tepki verip vermediği, yani bilinci kontrol edilir. Soruda anlatılan yöntem, bu sıralamanın en başındaki bilinç durumu değerlendirmesi aşamasıdır. Bu ilk değerlendirme, sonraki tüm müdahalelerin nasıl yapılacağını belirler.

Soru 2
Resimde görülen manevra, hangi amaçla uygulanır?
A
Kanamanın durdurulması için
B
Dolaşımın değerlendirilmesi için
C
Kemik kırıklarının tespit edilmesi için
D
Yabancı cisim tıkanmalarında solunum yolunu açmak için
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen ilk yardım manevrasının hangi amaçla yapıldığı sorulmaktadır. Görseldeki uygulama, halk arasında Heimlich Manevrası olarak bilinen ve tam tıkanma durumlarında hayat kurtaran çok önemli bir müdahaledir. Bu manevrayı ve amacını doğru bilmek, ehliyet sınavı için olduğu kadar günlük hayatta karşılaşılabilecek acil durumlar için de kritiktir.

Doğru Cevap: d) Yabancı cisim tıkanmalarında solunum yolunu açmak için

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, resimde gösterilen Heimlich Manevrası'nın tam olarak bu amaç için tasarlanmış olmasıdır. Bir kişinin soluk borusuna yemek, oyuncak veya başka bir yabancı cisim kaçtığında ve bu cisim hava yolunu tamamen tıkadığında (kişi konuşamaz, öksüremez ve nefes alamaz), bu manevra uygulanır. Uygulanan baskı, akciğerlerde kalan havayı bir basınçla dışarı iterek yapay bir öksürük yaratır ve bu sayede tıkanıklığa neden olan cismin dışarı atılmasını sağlar.

  • Neden a) Kanamanın durdurulması için seçeneği yanlıştır?

    Kanamanın durdurulması için kullanılan ilk yardım yöntemleri tamamen farklıdır. Bunlar arasında kanayan bölgeye temiz bir bezle doğrudan baskı uygulamak, kanayan uzvu kalp seviyesinden yukarı kaldırmak veya çok ciddi durumlarda turnike uygulamak gibi teknikler bulunur. Resimdeki karına baskı uygulamasının kanama kontrolü ile hiçbir ilişkisi yoktur.

  • Neden b) Dolaşımın değerlendirilmesi için seçeneği yanlıştır?

    Dolaşımın değerlendirilmesi, kişinin kalbinin atıp atmadığını ve kan dolaşımının devam edip etmediğini kontrol etmektir. Bu genellikle nabız kontrolü (örneğin boyundaki şah damarından) yapılarak anlaşılır. Resimdeki uygulama bir değerlendirme tekniği değil, solunum yolunu açmaya yönelik aktif bir müdahaledir.

  • Neden c) Kemik kırıklarının tespit edilmesi için seçeneği yanlıştır?

    Kemik kırıklarını tespit etmek için bölgede şekil bozukluğu, şişlik, şiddetli ağrı veya hareket kaybı olup olmadığına bakılır. Kırık şüphesi olan bir bölgeye yapılacak ilk yardım, o bölgeyi hareketsiz hale getirmektir (sabitlemektir). Karına bu şekilde baskı uygulamak, kırık tespiti için kullanılan bir yöntem olmadığı gibi, kaburgalarında kırık olan bir kazazedeye uygulanması durumunda çok ciddi iç yaralanmalara yol açabilir.

Özetle, resimde gördüğünüz manevra, boğulma tehlikesi geçiren bir kişinin hayatını kurtarmak amacıyla solunum yolunu tıkayan yabancı cismi çıkarmak için yapılan Heimlich Manevrası'dır. Bu nedenle doğru cevap "d" seçeneğidir.

Soru 3
Şok pozisyonunda, kazazedenin bacakları kaç cm kadar yukarı kaldırılır?
A
30 
B
 40 
C
50 
D
60
3 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardım uygulamalarından biri olan şok pozisyonu verilirken, kazazedenin bacaklarının yerden ne kadar yükseltilmesi gerektiği bilgisi sorgulanmaktadır. Bu, ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan ve hayat kurtarma zinciri açısından önemli bir bilgidir. Doğru müdahale için standart ölçüyü bilmek kritik öneme sahiptir.

Şok, en basit tanımıyla dolaşım sisteminin yetersizliği nedeniyle vücuttaki yaşamsal organlara (beyin, kalp vb.) yeterli miktarda kan ve oksijenin gitmemesi durumudur. Şok pozisyonunun amacı, bacaklardaki kanı yer çekimi yardımıyla vücudun merkezine, yani hayati organların bulunduğu göğüs ve baş bölgesine yönlendirmektir. Bu sayede beyin ve kalp gibi organların kanlanması artırılarak, durumun kötüleşmesi engellenmeye çalışılır.

a) 30 cm (Doğru Cevap): Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, 30 cm'nin ilk yardımda kabul edilen standart ve en etkili yükseklik olmasıdır. Bacakları yaklaşık 30 cm (bir karış veya bir omuz genişliği kadar) yükseltmek, bacaklardaki kanın yaşamsal organlara yönlendirilmesi için yeterlidir. Bu yükseklik, aynı zamanda kazazedenin solunumunu olumsuz etkilemeden maksimum faydayı sağlar.

b), c) ve d) 40 cm, 50 cm, 60 cm (Yanlış Cevaplar): Bu seçenekler yanlıştır çünkü bacakları gereğinden fazla yukarı kaldırmak faydadan çok zarar getirebilir. Bacaklar 30 cm'den daha fazla kaldırıldığında, karın içi organlar göğüs boşluğuna doğru baskı yapar. Bu baskı, diyaframın hareketini kısıtlayarak kazazedenin nefes alıp vermesini zorlaştırabilir. Zaten şok durumundaki bir kazazedenin solunumunu riske atmak son derece tehlikelidir. Bu nedenle, daha yüksek mesafeler etkili değil, aksine potansiyel olarak zararlıdır.

Özetle, şok pozisyonunda amaç, solunumu engellemeden kan dolaşımını desteklemektir ve bu dengeyi en iyi sağlayan yükseklik 30 cm olarak belirlenmiştir. Bu nedenle ehliyet sınavında bu soruyla karşılaştığınızda, standart ve güvenli ölçü olan 30 cm'yi seçmelisiniz. Unutmayın, ilk yardımda yapılan her hareketin bilimsel bir dayanağı ve standart bir ölçüsü vardır.

Soru 4
Koma durumundaki kazazedeye verilecek en uygun pozisyon aşağıdakilerden hangisidir?
A
Dik oturuş
B
Sırtüstü yatış
C
Baş geride yarı oturuş
D
Yarı yüzüstü yan yatış
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bilinci tamamen kapalı, yani çevreden gelen uyarılara tepki vermeyen ancak kendi kendine nefes alıp verebilen bir kazazedeye hangi pozisyonun verilmesi gerektiği sorulmaktadır. Buradaki temel amaç, kazazedenin solunum yolunu açık tutmak ve olası tehlikelerden (kusma, dilin geriye kaçması vb.) koruyarak hayati fonksiyonlarının devamını sağlamaktır.

Doğru Cevap: d) Yarı yüzüstü yan yatış

Bu pozisyon, ilk yardımda "koma pozisyonu" veya "derlenme/iyileşme pozisyonu" olarak da bilinir. Bilinci kapalı ama solunumu olan bir kazazedeye bu pozisyonun verilmesinin hayati nedenleri vardır. Bu pozisyon sayesinde, gevşeyen dilin geriye kayarak soluk borusunu tıkaması engellenir. Ayrıca, kazazedenin kusması durumunda kusmuk, mide içeriği veya ağızdaki kan gibi sıvıların akciğerlere kaçması (aspirasyon) önlenir ve bu sıvıların ağızdan güvenli bir şekilde dışarı akması sağlanır. Bu, kazazedenin boğulmasını engelleyen en güvenli pozisyondur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Dik oturuş: Bilinci kapalı bir kişinin kas kontrolü yoktur. Bu nedenle dik oturtulmaya çalışıldığında vücudunu ve başını dik tutamaz. Başı öne veya yana düşerek solunum yolunu tıkayabilir ve bu durum kazazedenin boğulmasına neden olabilir. Bu yüzden kesinlikle yanlış bir uygulamadır.

  • b) Sırtüstü yatış: Bu, komadaki bir kazazede için en tehlikeli pozisyonlardan biridir. Sırtüstü yatan bilinçsiz bir kişinin kasları gevşediği için dili geriye doğru kayarak soluk borusunu tıkayabilir. Ayrıca, eğer kazazede kusarsa, kusmuk dışarı akamaz ve doğrudan soluk borusuna kaçarak boğulmaya yol açabilir. Bu nedenle bu pozisyondan kaçınılmalıdır.

  • c) Baş geride yarı oturuş: Tıpkı dik oturuş gibi, bu pozisyon da bilinci kapalı bir kişi için sabit ve güvenli değildir. Kazazede vücudunu kontrol edemeyeceği için yana veya öne doğru kayabilir, bu da solunum yolunun kapanmasına neden olabilir. Her ne kadar "başın geride olması" ilkesi solunum yolunu açmaya yönelik bir hareket olsa da, "yarı oturuş" pozisyonu bilinçsiz bir hasta için sürdürülebilir ve güvenli değildir.

Özetle, koma durumundaki bir kazazedenin solunumu devam ediyorsa, ona verilecek en güvenli ve doğru pozisyon, solunum yolunu koruyan ve olası sıvıların dışarı akmasını sağlayan yarı yüzüstü yan yatış (koma pozisyonu) pozisyonudur.

Soru 5
• Bulantı ve kusma olması • Burun ve kulaktan kan gelmesi • Göz bebeklerinin farklı büyüklükte olması Yukarıda verilen belirtilerin bir kazazedede görülmesi hangi durumda olur?
A
Akciğer delinmesi
B
Baş yaralanması
C
Dalak yırtılması
D
Kalp spazmı
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kazazedede gözlemlenen üç önemli belirtinin (bulantı-kusma, burun-kulaktan kan gelmesi, göz bebeklerinde farklılık) hangi tür yaralanmaya işaret ettiği sorulmaktadır. Bu belirtiler, vücudun hangi bölgesinin hasar gördüğünü anlamak için kritik ipuçları verir. Özellikle bu üç belirtinin bir arada görülmesi, çok spesifik ve acil bir duruma işaret eder.

Doğru Cevap: b) Baş yaralanması

Doğru cevabın "Baş yaralanması" olmasının sebebi, soruda verilen belirtilerin tamamının doğrudan beyin ve kafa bölgesiyle ilgili olmasıdır. Bu belirtiler, genellikle ciddi bir kafa travması sonrası ortaya çıkar ve her biri, kafatasının içindeki hasarın bir göstergesidir. Bu durumu daha iyi anlamak için belirtileri tek tek inceleyelim:

  • Bulantı ve kusma: Kafa travması sonucu beyin sarsılabilir ve kafatası içindeki basınç artabilir. Beyindeki kusma merkezi, bu artan basınçtan etkilenerek bulantı ve kusmayı tetikler. Bu, özellikle ani ve fışkırır tarzda bir kusma ise, kafa içi basınç artışının (KİBAS) önemli bir işaretidir.
  • Burun ve kulaktan kan gelmesi: Trafik kazası gibi şiddetli bir darbe sonucu kafatası tabanında kırık oluşabilir. Bu kırık, beyin zarlarının da yırtılmasına neden olarak beyin-omurilik sıvısı ile karışık kanın kulaktan veya burundan sızmasına yol açar. Bu durum, çok ciddi bir baş yaralanmasının kesin belirtilerindendir.
  • Göz bebeklerinin farklı büyüklükte olması (Anizokori): Beynin içinde oluşan bir kanama veya ödem, göz bebeklerinin boyutunu kontrol eden sinirlere baskı yapabilir. Bu baskı sonucu bir göz bebeği normal kalırken diğeri genişleyebilir veya küçülebilir. Göz bebekleri arasındaki bu eşitsizlik, beyin hasarının ilerlediğini gösteren hayati bir tehlike işaretidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, doğru cevabı pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Her bir yaralanmanın kendine özgü belirtileri vardır ve bu belirtiler soruda verilenlerle uyuşmaz.

  1. a) Akciğer delinmesi: Bu durumda belirtiler solunum sistemi ile ilgilidir. Kişide nefes darlığı, göğüste şiddetli ve batıcı ağrı, öksürükle kan gelmesi ve göğüsteki yaradan hava sesi duyulması gibi bulgular görülür. Sorudaki nörolojik (sinir sistemiyle ilgili) belirtilerle bir ilgisi yoktur.
  2. c) Dalak yırtılması: Bu, bir karın içi organ yaralanmasıdır. Belirtileri arasında karın sol üst bölgesinde şiddetli ağrı, bu ağrının sol omuza vurması (Kehr belirtisi) ve iç kanamaya bağlı şok belirtileri (soluk cilt, hızlı ve zayıf nabız, tansiyon düşüklüğü) bulunur. Yine, baş yaralanmasına özgü belirtiler görülmez.
  3. d) Kalp spazmı: Kalp spazmı veya kalp krizi, dolaşım sistemiyle ilgili bir sorundur. En tipik belirtisi göğüste sıkıştırıcı tarzda şiddetli bir ağrı, bu ağrının sol kola, çeneye veya sırta yayılması, soğuk terleme ve nefes darlığıdır. Bulantı görülebilse de, kulaktan kan gelmesi veya göz bebeklerinde farklılık gibi belirtilerle kesinlikle ilişkili değildir.

Sonuç olarak, soruda listelenen üç belirtinin birlikte görülmesi, kazazedenin beynini ve kafatasını etkileyen ciddi bir baş yaralanması geçirdiğinin güçlü bir kanıtıdır. Bu durum, acil tıbbi müdahale gerektiren hayati bir tehlikedir.

Soru 6
Bayılma durumunda aşağıdaki sistemlerden hangisinin faaliyeti durur?
A
Dolaşım sistemi 
B
Sindirim sistemi
C
Hareket sistemi 
D
Solunum sistemi
6 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kişi bayıldığında vücudundaki temel sistemlerden hangisinin işlevinin geçici olarak durduğu sorulmaktadır. Bayılmanın ne olduğunu ve vücut üzerindeki etkilerini anlamak, doğru cevabı bulmak için kilit noktadır. Bayılma, beyne giden kan akışının geçici olarak azalması sonucu meydana gelen kısa süreli bilinç kaybıdır.

Bu temel bilgiyi aklımızda tutarak seçenekleri inceleyelim ve doğru cevaba ulaşalım.

c) Hareket sistemi (Doğru Cevap)

Bayılma sırasında bilinç kaybolur. Bilinç, bizim istemli hareketlerimizi kontrol ettiğimiz merkezdir. Bilinç kaybolduğunda, beyinden kaslara giden istemli komutlar da kesilir. Bu nedenle kişi kas kontrolünü tamamen kaybeder, vücudu gevşer ve genellikle olduğu yere yığılır. Kısacası, hareket sisteminin istemli (bilinçli) faaliyeti tamamen durur.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım:

  • a) Dolaşım sistemi: Bu seçenek yanlıştır. Dolaşım sistemi (kalp ve damarlar) bayılma sırasında çalışmaya devam eder. Hatta bayılmanın kendisi, dolaşımdaki geçici bir aksaklık (beyne yeterli kan gitmemesi) yüzünden olur, ancak kalp atmayı veya kan dolaşımı durmaz. Eğer dolaşım sistemi dursaydı, bu durum bayılma değil, kalp durması (kardiyak arrest) olurdu ve çok daha ciddi bir tıbbi acil durum teşkil ederdi.
  • b) Sindirim sistemi: Bu seçenek de yanlıştır. Sindirim, büyük ölçüde otonom (kendi kendine çalışan) bir sistemdir ve bilinç durumundan doğrudan etkilenmez. Kısa süreli bir bilinç kaybı olan bayılma esnasında mide ve bağırsakların faaliyeti devam eder. Bu sistemin durması için çok daha ciddi ve uzun süreli durumlar gerekir.
  • d) Solunum sistemi: Bu seçenek yanlıştır. Solunum, tıpkı dolaşım gibi hayati bir fonksiyondur ve beyin sapı tarafından istemsiz olarak kontrol edilir. Bayılan bir kişi nefes alıp vermeye devam eder. Solunumu durmuş olsaydı, bu durum solunum durması olarak adlandırılırdı ve acil müdahale gerektirirdi. Bayılan kişide solunum yavaşlayabilir veya yüzeyselleşebilir ama asla tamamen durmaz.

Özetle: Bayılma, bilinç kaybına yol açtığı için sadece bilinçli olarak kontrol ettiğimiz hareket sisteminin faaliyetini durdurur. Kalp atışı, nefes alıp verme gibi hayati ve istemsiz fonksiyonlar ise devam eder.

Soru 7
Duyu organlarının hiçbir uyarana tepki veremeyecek şekilde fonksiyonlarını yitirmesiyle beliren uzun süreli bilinç kaybı hâli aşağıdakilerden hangisidir?
A
Şok 
B
Bayılma
C
Koma 
D
Kansızlık
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardım bilgisi açısından önemli bir kavram olan derin ve uzun süreli bilinç kaybının tanımı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları; bilinç kaybının uzun süreli olması ve kişinin ses, ışık, ağrı gibi dış uyarılara hiçbir şekilde tepki verememesidir. Bu tanıma uyan doğru seçeneği ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

c) Koma (Doğru Cevap)

Koma, beynin fonksiyonlarının ciddi şekilde bozulması sonucu ortaya çıkan en derin bilinç kaybı durumudur. Koma halindeki bir kişi, çevresinde olup bitenlerin farkında değildir ve en güçlü uyaranlara (örneğin, seslenme, dürtme, ağrılı uyaran) bile tepki vermez. Soruda bahsedilen "uzun süreli bilinç kaybı" ve "duyu organlarının hiçbir uyarana tepki verememesi" ifadeleri, koma durumunu birebir tarif etmektedir. Bu nedenle doğru cevap Koma'dır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. Şok: Şok, dolaşım sisteminin yaşamsal organlara yeterli miktarda kan gönderememesi durumudur. Şoktaki bir kişide bilinç bulanıklığı veya seviyesinde azalma görülebilir ancak bu durum komadaki gibi derin ve tam bir tepkisizlik hali değildir. Şokun belirtileri arasında hızlı ve zayıf nabız, hızlı ve yüzeysel solunum, soğuk ve nemli cilt bulunur; temel sorun dolaşım yetmezliğidir, beynin tamamen kendini kapatması değildir.
  2. Bayılma: Bayılma (senkop), beyne giden kan akışının anlık olarak azalması sonucu meydana gelen kısa süreli ve geçici bir bilinç kaybıdır. Genellikle birkaç saniye veya dakika sürer ve kişi dinlenince kendine gelir. Komadan en temel farkı süresinin çok kısa olmasıdır. Soruda ise "uzun süreli" bir bilinç kaybından bahsedilmektedir, bu yüzden bayılma doğru cevap olamaz.
  3. Kansızlık: Kansızlık (anemi), kanda yeterli sayıda sağlıklı kırmızı kan hücresinin veya hemoglobinin bulunmaması durumudur. Bu bir hastalık veya belirti olup, başlı başına bir bilinç kaybı hali değildir. Kansızlığın belirtileri yorgunluk, halsizlik, solukluk ve nefes darlığıdır. Şiddetli kansızlık bayılmaya neden olabilir ancak kansızlık, soruda tanımı yapılan uzun süreli ve derin bilinç kaybı durumu olan koma ile aynı şey değildir.

Özetle, soruda tanımı yapılan durum, uyaranlara karşı tam bir tepkisizlik ve uzun sürmesi özellikleriyle diğer bilinç bozukluklarından ayrılır. Bu tanım, tıbbi olarak koma durumunu ifade eder.

Soru 8
• Ayaklarının pedala sıkışmadığından emin olunur. • Yan tarafından yaklaşılır ve bir elle kolu, diğer elle çenesi kavranarak hafif hareketlerle boynu tespit edilir. • Baş-boyun-gövde hizasını bozmadan raçtan dışarı çekilir. Uygulama basamakları verilen ve kazazedenin araçtan çıkarılmasında kullanılan teknik, aşağıdakilerden hangisidir?
A
Rentek manevrası
B
İtfaiyeci yöntemi
C
Heimlich manevrası
D
Ayak bileklerinden sürükleme yöntemi
8 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası sonrası araç içinde sıkışmış bir kazazedenin, omurga bütünlüğünü koruyarak araçtan nasıl çıkarılacağını anlatan uygulama basamakları verilmiştir. Sorunun amacı, bu özel tekniğin adını bilip bilmediğinizi ölçmektir. Verilen adımlar, yaralıya daha fazla zarar vermeden, özellikle olası bir boyun veya omurga zedelenmesini önleyerek onu güvenli bir ortama taşımayı hedefler.

a) Rentek manevrası (Doğru Cevap)

Soruda açıklanan adımlar, tam olarak Rentek manevrasını tarif etmektedir. Bu manevra, özellikle araç içinde bilinci kapalı veya omurga yaralanması şüphesi olan kazazedeleri çıkarmak için kullanılır. Temel prensibi, baş, boyun ve gövde eksenini tek bir bütün olarak, yani bir kütük gibi hareket ettirerek yaralıyı araçtan çıkarmaktır. Bu sayede, omurilikte meydana gelebilecek ikincil ve kalıcı hasarların önüne geçilmesi amaçlanır.

  • Ayakların kontrol edilmesi: Manevraya başlamadan önce kazazedenin ayaklarının pedallara veya herhangi bir yere sıkışıp sıkışmadığını kontrol etmek, çıkarma işlemi sırasında takılmayı ve ani sarsıntıları önler.
  • Boynun sabitlenmesi: Bir elle koltuk altından, diğer elle çeneden destekleyerek boynu sabitlemek, manevranın en kritik adımıdır. Bu hareket, başın kontrolsüzce oynamasını engelleyerek omurgayı korur.
  • Baş-boyun-gövde hizasını bozmadan çekme: Bu ilke, Rentek manevrasının temelini oluşturur. Vücudu bir bütün olarak hareket ettirmek, omurga üzerindeki baskıyı en aza indirir ve felç gibi ciddi sonuçları önler.

Bu nedenle, soruda anlatılan uygulama basamakları doğrudan Rentek manevrasına aittir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

b) İtfaiyeci yöntemi: Bu yöntem, genellikle bir ilk yardımcının yaralıyı omzuna alarak taşıdığı bir tekniktir. Daha çok engebeli arazilerde veya uzun mesafelerde yaralı taşımak için kullanılır. Araç içinden yaralı çıkarmak için uygun bir yöntem değildir ve baş-boyun-gövde hizasını korumayı önceliklendirmez.

c) Heimlich manevrası: Bu manevra, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu boğulma tehlikesi yaşayan kişilere uygulanır. Karına yapılan baskı ile akciğerlerdeki havanın cismi dışarı itmesi hedeflenir. Araçtan yaralı çıkarma ile hiçbir ilgisi yoktur.

d) Ayak bileklerinden sürükleme yöntemi: Bu, sadece çok acil durumlarda (örneğin patlama, yangın tehlikesi) ve başka hiçbir taşıma imkanı olmadığında başvurulan bir yöntemdir. Omurga yaralanması şüphesi olan bir kazazede için son derece tehlikelidir, çünkü baş ve boyun tamamen desteksiz kalır ve ciddi zararlar görebilir.

Özetle, soruda tarif edilen adımlar, yaralının omurgasını koruyarak araçtan acil bir şekilde çıkarılmasını sağlayan Rentek manevrasının birebir uygulamasıdır. Diğer şıklar ise farklı ilk yardım durumları için kullanılan ve bu senaryoyla ilgisi olmayan tekniklerdir.

Soru 9
Resimde uygulaması gösterilen ve kazazedenin omuriliğine zarar verilmeden araçtan çıkarılmasında kullanılan tekniğe ne ad verilir?
A
İtfaiyeci yöntemi
B
Rentek manevrası
C
Sürükleme yöntemi
D
Heimlich manevrası
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza sonrası araç içinde bulunan yaralının, omuriliğine zarar vermeden nasıl çıkarıldığını gösteren bir ilk yardım tekniğinin adı sorulmaktadır. Resimdeki uygulama, ilk yardımcının yaralının arkasına geçerek, koltuk altlarından kollarını geçirip, yaralının başını, boynunu ve gövdesini sabit bir hat üzerinde tutarak onu araçtan dışarı doğru hareket ettirdiğini göstermektedir. Bu özel teknik, omurilik yaralanması şüphesi olan durumlarda hayati önem taşır.

Doğru Cevap: b) Rentek manevrası

Doğru cevap Rentek manevrasıdır. Bu manevra, adını İngilizce "Rapid Extrication" (Hızlı Çıkarma) tekniğinden alır ve özellikle araç içindeki kazazedelerde kullanılır. Temel amacı, yaralının baş-boyun-gövde eksenini bozmadan, yani omurgayı düz bir çizgide tutarak, onu güvenli bir yere taşımaktır. Resimde görüldüğü gibi ilk yardımcı, kazazedenin başını kendi vücuduyla destekler, kollarını koltuk altından geçirerek kazazedenin bir kolunu kavrar ve bu şekilde omurgayı sabitleyerek kontrollü bir çıkarma işlemi gerçekleştirir.

Rentek manevrası, özellikle araçta yangın, patlama tehlikesi varsa veya kazazedenin solunumu durmuş ve acil kalp masajı (CPR) yapılması gerekiyorsa uygulanır. Bu durumlarda zaman kısıtlıdır ancak omuriliğe verilecek zarar felce veya ölüme yol açabileceğinden, bu manevra kontrollü ve dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Kısacası, resimdeki uygulama tam olarak Rentek manevrasının adımlarını göstermektedir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) İtfaiyeci yöntemi: Bu yöntem, genellikle bilinci kapalı bir yaralıyı taşımak için kullanılır. İlk yardımcı, yaralıyı omzunun üzerine alarak taşır. Ancak bu taşıma şeklinde yaralının omurgası sabit kalmaz ve bükülür. Bu nedenle, omurilik yaralanması şüphesi olan bir kazazedeye kesinlikle uygulanmamalıdır.
  • c) Sürükleme yöntemi: Bu yöntem, dar alanlardan yaralıyı çıkarmak veya ilk yardımcının yaralıyı kaldıracak gücü olmadığında kullanılır. Genellikle battaniye, ceket gibi malzemelerle veya doğrudan yaralının koltuk altlarından tutularak çekilmesiyle yapılır. Sürükleme yöntemi, omurga güvenliğini Rentek manevrası kadar sağlayamaz ve son çare olarak düşünülmelidir.
  • d) Heimlich manevrası: Bu manevranın araçtan çıkarma ile hiçbir ilgisi yoktur. Heimlich manevrası, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu boğulma tehlikesi yaşayan kişilere uygulanan bir ilk yardım tekniğidir. Karına yapılan baskı ile yabancı cismin dışarı atılması amaçlanır.
Soru 10
Bir trafik kazasında ilk yardım uygulamalarına ilk olarak nerede başlanmalıdır?
A
Hastanede
B
Olay yerinde
C
Ambulans içinde
D
Sağlık merkezinde
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldiğinde hayat kurtarmaya yönelik ilk müdahalenin, yani ilk yardımın nerede ve ne zaman yapılması gerektiği sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktası "ilk olarak" ifadesidir. Bu, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar geçen o kritik sürede yapılması gerekenleri ve bu müdahalenin başlangıç noktasını anlamanızı ölçer.

Doğru Cevap: b) Olay yerinde

Doğru cevabın "Olay yerinde" olmasının temel sebebi, ilk yardımın tanımında ve amacında gizlidir. İlk yardım, herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önlemek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut olanaklarla yapılan ilaçsız uygulamalardır. Bu tanım gereği, müdahale vakit kaybetmeden, hemen kazanın olduğu yerde başlamalıdır. Yaralının durumunun daha da kötüleşmesini engellemek ve onu hayatta tutmak için geçen her saniye çok değerlidir; bu nedenle hastaneye veya ambulansa ulaşmayı beklemek, hayati riskleri artırır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Hastanede / d) Sağlık merkezinde: Bu seçenekler yanlıştır çünkü hastane ve sağlık merkezleri, ilk yardımın yapıldığı yerler değil, acil tedavinin yapıldığı profesyonel kurumlardır. İlk yardımın amacı, yaralıyı bu kurumlara canlı ve durumu stabil bir şekilde ulaştırmaktır. Yaralı hastaneye vardığında, ilk yardım süreci çoktan bitmiş, profesyonel tıbbi tedavi süreci başlamış olur.
  • c) Ambulans içinde: Ambulans içinde sağlık profesyonelleri (paramedikler, acil tıp teknisyenleri) tarafından yapılan müdahale, ilk yardımdan daha ileri bir seviye olan acil yardımdır. Elbette ambulans olay yerine geldiğinde müdahale başlar ve yolda devam eder. Ancak soru, ilk yardımın "ilk olarak" nerede başladığını sormaktadır; bu da her zaman ambulans gelmeden önce, olay yerinde, ilk yardımcı tarafından yapılan müdahaledir.

Özetle, ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda aklınızda tutmanız gereken en önemli ilke şudur: İlk yardım, profesyonel yardım gelene kadar olay yerinde yapılır. Acil yardım ve tedavi ise ambulans, sağlık merkezi ve hastane gibi yerlerde profesyoneller tarafından yapılır. Bu nedenle, bir kazazedeye yapılacak ilk müdahale, her zaman kazanın gerçekleştiği yerde, yani olay yerinde başlar.

Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi, kaza sonrası güvenli bir ortamın oluşturulması için yapılması gereken uygulamalardandır?
A
Yardımı güçleştirecek meraklı kişilerin olay yerinden uzaklaştırılması
B
Olay yerinin diğer araç sürücüleri tarafından görünmesinin engellenmesi
C
Araç LPG´li ise bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılmaması
D
Kazaya uğrayan aracın kontağının açık bırakılması
11 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldikten sonra, hem kazazedelerin hem de yardıma gelecek olanların güvenliğini sağlamak ve ikincil kazaları önlemek amacıyla atılması gereken adımlardan hangisinin doğru olduğu sorulmaktadır. Kaza sonrası panik anında doğru adımları bilmek, hayat kurtarıcı olabilir ve durumu daha kötüye gitmekten alıkoyar. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu anlayalım.

Doğru Cevap: a) Yardımı güçleştirecek meraklı kişilerin olay yerinden uzaklaştırılması

Bir kaza meydana geldiğinde, etrafta hızla bir kalabalık toplanabilir. Bu meraklı kişiler, iyi niyetli olsalar bile genellikle profesyonel yardım ekiplerinin (ambulans, polis, itfaiye) olay yerine ulaşmasını ve çalışmasını engellerler. Ayrıca, yaralılara yapılacak ilk yardım müdahalesini zorlaştırır, kanıtların kaybolmasına neden olabilir ve en önemlisi, kendilerini ve başkalarını olası bir patlama veya ikinci bir kaza riskine atarlar. Bu nedenle, güvenli bir çalışma alanı yaratmak ve yardımı kolaylaştırmak için bu kişilerin olay yerinden nazikçe uzaklaştırılması, atılması gereken en doğru adımlardan biridir.

Yanlış Cevapların Açıklamaları

  • b) Olay yerinin diğer araç sürücüleri tarafından görünmesinin engellenmesi: Bu ifade tamamen yanlıştır ve çok tehlikeli bir duruma yol açar. Aksine, kaza yerinin diğer sürücüler tarafından mümkün olduğunca erken ve net bir şekilde görülmesi gerekir. Bu sayede sürücüler yavaşlayabilir ve güvenli bir şekilde kaza yerinden geçebilirler. Kaza yerini görünür kılmak için aracın dörtlü ikaz lambaları yakılır ve aracın önüne ve arkasına, yolun durumuna göre uygun mesafelere reflektörlü üçgen uyarı levhaları konulur.
  • c) Araç LPG´li ise bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılmaması: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır ve büyük bir risk oluşturur. Kaza sırasında aracın yakıt sistemi veya LPG tankı hasar görebilir ve gaz sızıntısı başlayabilir. Sızan gaz, en ufak bir kıvılcımla (örneğin aracın elektrik aksamından kaynaklanacak) büyük bir yangına veya patlamaya neden olabilir. Bu nedenle, eğer güvenli bir şekilde ulaşılabiliyorsa, LPG'li bir aracın tank vanası derhal kapatılmalıdır.
  • d) Kazaya uğrayan aracın kontağının açık bırakılması: Bu da hatalı bir uygulamadır. Kaza sonrası yapılacak ilk işlerden biri, aracın motorunu durdurmak ve kontağı kapatmaktır. Kontak açık bırakıldığında aracın elektrik sistemi çalışmaya devam eder. Kaza nedeniyle hasar görmüş kablolar kısa devre yapabilir ve bu da yakıt sızıntısıyla birleşerek yangın çıkma riskini ciddi oranda artırır. Kontağı kapatmak, bu riski ortadan kaldırmak için alınan temel bir önlemdir.

Özetle, kaza sonrası güvenliği sağlamak için olay yerini görünür kılmak, potansiyel tehlikeleri (LPG sızıntısı, elektrik kaçağı) ortadan kaldırmak ve yardım ekiplerinin rahat çalışabileceği bir ortam oluşturmak gerekir. Meraklı kalabalığı uzaklaştırmak, bu güvenli ortamı oluşturmanın en önemli parçalarından biridir.

Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi burkulmalarda yapılan ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Eklemdeki ağrıya rağmen hemen hareket ettirilmesi
B
Burkulma ayakta ise kalp seviyesinden aşağıda tutulması
C
Şişlik ve ağrıyı azaltmak için öncelikle soğuk uygulama yapılması
D
Eklem bölgesindeki şişliği azaltmak için turnike uygulanması
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, eklemlerin zorlanması sonucu oluşan bir yaralanma olan "burkulma" durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım müdahalesinin hangisi olduğu sorgulanmaktadır. Burkulmalar, günlük hayatta sıkça karşılaşılan ve doğru müdahale edilmediğinde iyileşme süreci uzayabilen durumlardır. Bu nedenle ehliyet sınavında ilk yardım bilgisi olarak önemi büyüktür.

Doğru Cevap: c) Şişlik ve ağrıyı azaltmak için öncelikle soğuk uygulama yapılması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, burkulma sonrası ilk anlarda bölgede meydana gelen iç kanama ve sıvı birikimini (ödem) kontrol altına almanın en etkili yolunun soğuk uygulama olmasıdır. Soğuk, yaralanan bölgedeki kan damarlarının büzülmesini sağlar. Bu sayede bölgeye giden kan akışı yavaşlar, bu da şişliğin ve morarmanın daha az olmasına yardımcı olur. Ayrıca soğuk, sinir uçlarını geçici olarak uyuşturarak ağrı hissini de önemli ölçüde azaltır.

Yanlış Cevapların Açıklamaları:

  • a) Eklemdeki ağrıya rağmen hemen hareket ettirilmesi: Bu uygulama kesinlikle yanlıştır ve durumu daha da kötüleştirebilir. Ağrı, vücudun o bölgede bir sorun olduğuna dair bir uyarı sinyalidir. Ağrıya rağmen eklemi hareket ettirmek, zaten hasar görmüş olan eklem bağlarına (ligamentlere) daha fazla zarar verebilir, yırtığın büyümesine neden olabilir ve iyileşme sürecini ciddi şekilde uzatır. Burkulmalarda ilk yapılması gereken şeylerden biri, eklemi dinlendirmek ve hareketsiz kalmasını sağlamaktır.
  • b) Burkulma ayakta ise kalp seviyesinden aşağıda tutulması: Bu da tamamen yanlış bir uygulamadır. Burkulan bir uzvu, özellikle de ayak veya bacağı kalp seviyesinden aşağıda tutmak, yer çekiminin de etkisiyle kanın ve vücut sıvılarının o bölgede toplanmasına neden olur. Bu durum, şişliği ve dolayısıyla ağrıyı artırır. Doğru olan uygulama, tam tersine, burkulan bölgenin altına yastık gibi destekler koyarak kalp seviyesinin üzerine kaldırmaktır. Bu, kanın ve ödemin bölgeden daha kolay uzaklaşmasını sağlayarak şişliği azaltır.
  • d) Eklem bölgesindeki şişliği azaltmak için turnike uygulanması: Bu seçenek, ilk yardımda yapılabilecek en tehlikeli hatalardan biridir. Turnike, sadece durdurulamayan, hayatı tehdit eden büyük atardamar kanamalarında, son çare olarak ve eğitimli kişiler tarafından uygulanan bir yöntemdir. Burkulma gibi bir durumda turnike uygulamak, bölgeye giden kan akışını tamamen keser. Bu durum, dokuların oksijensiz kalarak ölmesine (nekroz) ve hatta o uzvun kaybedilmesine (amputasyon) yol açabilir. Şişliği azaltmak için asla turnike kullanılmaz.

Özetle, bir burkulma durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım adımları şunlardır: yaralı bölgeyi dinlendirmek, şişliği ve ağrıyı kontrol altına almak için ilk 24-48 saat boyunca düzenli aralıklarla (örneğin bir beze sarılı buz torbasıyla 15-20 dakika) soğuk uygulama yapmak, bölgeyi kalp seviyesinden yukarıda tutmak ve elastik bandaj gibi bir malzemeyle hafifçe sararak desteklemektir.

Soru 13
Şekildeki gibi park etmiş aracın hangi tarafında duraklama yapılamaz?
A
Önünde
B
Arkasında
C
Yol tarafındaki yanında
D
Ön ve arkasına 50 metre mesafede
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yol kenarına kurallara uygun şekilde park etmiş bir aracın çevresinde, trafik kanunlarına göre hangi noktada "duraklama" yapmanın yasak olduğu sorgulanmaktadır. Duraklama, yolcu indirmek, bindirmek veya kısa süreli bir iş için aracı geçici olarak durdurmak anlamına gelir. Sorunun temel mantığı, duraklamanın trafik akışını tehlikeye atmaması veya engellememesi prensibine dayanır.

Doğru cevap olan c) Yol tarafındaki yanında seçeneğinin doğru olmasının sebebi, bu hareketin trafik akışını doğrudan engellemesidir. Park etmiş bir aracın yol tarafındaki yanına, yani hareket halindeki araçların kullandığı şeride aracınızı durdurduğunuzda, "çift sıra duraklama" yapmış olursunuz. Bu durum, arkanızdan gelen araçların şerit değiştirmesine veya aniden yavaşlamasına neden olarak trafik sıkışıklığına ve kaza riskine yol açar. Bu nedenle, yolun akışını sağlayan şeridi bu şekilde işgal etmek kesinlikle yasaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Önünde: Park etmiş bir aracın önünde, arada güvenli bir mesafe bırakarak ve başka bir yasak (yaya geçidi, kavşak vb.) bulunmuyorsa duraklama yapmakta bir sakınca yoktur. Bu hareket, trafik akışını doğrudan engellemez.
  • b) Arkasında: Tıpkı önünde olduğu gibi, park etmiş bir aracın arkasında da yeterli mesafe bırakılarak duraklama yapılabilir. Bu da trafik şeridini işgal etmediği için genellikle serbesttir.
  • d) Ön ve arkasına 50 metre mesafede: Bu seçenek yanıltıcı bir kuraldır. Trafik kanunlarında park etmiş her aracın önüne ve arkasına 50 metre gibi genel bir duraklama yasağı yoktur. Belirli mesafe kuralları; kavşaklar, otobüs durakları, yaya geçitleri, tepe üstleri gibi özel noktalar için geçerlidir, standart bir park alanı için değil.

Özetle, trafik kurallarının en temel amacı, trafiğin güvenli ve akıcı bir şekilde ilerlemesini sağlamaktır. Park etmiş bir aracın yanına, yolun ortasına doğru duraklama yapmak, bu temel amaca tamamen aykırıdır çünkü şeridi kapatarak trafiği tehlikeye atar. Bu nedenle doğru cevap "Yol tarafındaki yanında" seçeneğidir.

Soru 14
Şekle göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A
1 ve 2 numaralı taşıtlar ana yoldadır.
B
3 ve 4 numaralı taşıtlar tali yoldadır.
C
3 ve 4 numaralı taşıtlar bölünmüş kara yolundadır.
D
1, 2, 3 ve 4 numaralı taşıtlar iki yönlü kara yolundadır.
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, verilen trafik kavşağı görselini analiz ederek şıklarda yer alan ifadelerden hangisinin yanlış olduğunu bulmamız istenmektedir. Bunun için görseldeki trafik levhalarını ve yolun yapısını dikkatlice incelememiz gerekir.

Öncelikle görseldeki en önemli ipucu, 3 ve 4 numaralı araçların bulunduğu yoldaki "Yol Ver" levhasıdır. Bu ters üçgen şeklindeki levha, üzerinde bulunduğu yolun bir tali yol (ikinci dereceden yol) olduğunu ve bu yoldan gelen sürücülerin ana yoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini belirtir. Bu temel bilgiden yola çıkarak şıkları değerlendirebiliriz.

  • a) 1 ve 2 numaralı taşıtlar ana yoldadır. Bu ifade doğrudur. 3 ve 4 numaralı araçların olduğu yol "Yol Ver" levhası ile tali yol olarak belirlendiğine göre, bu yolla kesişen ve 1 ile 2 numaralı araçların üzerinde seyrettiği yol ana yoldur. Ana yoldaki araçların geçiş önceliği vardır.
  • b) 3 ve 4 numaralı taşıtlar tali yoldadır. Bu ifade de doğrudur. Az önce belirttiğimiz gibi, "Yol Ver" levhası tam olarak bu anlama gelir. Bu levhanın bulunduğu yol, ana yola bağlanan bir tali yoldur.
  • d) 1, 2, 3 ve 4 numaralı taşıtlar iki yönlü kara yolundadır. Bu ifade de doğrudur. Görseli incelediğimizde, hem ana yolun (1 ve 2 numaralı araçların yolu) hem de tali yolun (3 ve 4 numaralı araçların yolu) karşıt yönlerden gelen trafiğe açık olduğunu görüyoruz. Yolları ayıran kesikli çizgiler de bunu destekler. Bu nedenle kavşaktaki tüm yollar iki yönlü kara yoludur.

c) 3 ve 4 numaralı taşıtlar bölünmüş kara yolundadır. Bu ifade ise yanlıştır. Bir yolun "bölünmüş kara yolu" olabilmesi için, karşıt yönlerden gelen trafik akışının bir ayırıcı (refüj, bariyer vb.) ile fiziksel olarak birbirinden ayrılmış olması gerekir. Görseldeki yolda böyle bir ayırıcı bulunmamaktadır; sadece yol çizgileri vardır. Bu nedenle 3 ve 4 numaralı araçların bulunduğu yol, bölünmüş bir yol değil, iki yönlü bir kara yoludur.

Sonuç olarak, soru bizden yanlış olan ifadeyi bulmamızı istediği için doğru cevap C şıkkıdır. Çünkü 3 ve 4 numaralı araçların bulunduğu yol, bir bölünmüş kara yolu değildir.

Soru 15
Kara yolunda, ticari olarak tescil edilmiş bir motorlu taşıtı süren kişiye ne ad verilir?
A
Şoför 
B
Sürücü
C
İşleten 
D
Araç sahibi
15 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, karayolunda ticari amaçla kullanılan bir motorlu taşıtı süren kişiye verilen yasal ve mesleki ismin ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, aracın "ticari olarak tescil edilmiş" olmasıdır. Bu ifade, aracın kişisel kullanım dışında, bir kazanç elde etme amacıyla kullanıldığını belirtir.

a) Şoför (Doğru Cevap)

Doğru cevap "Şoför" seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre şoför, ticari olarak tescil edilmiş bir motorlu taşıtı karayolunda süren ve bu işi meslek olarak yapan kişidir. Yani, taksi, dolmuş, otobüs, kamyon gibi araçları kullanarak para kazanan kişilere "şoför" denir. Sorudaki "ticari" kelimesi, bu mesleki tanımı doğrudan işaret ettiği için doğru cevap budur.

b) Sürücü (Yanlış Cevap)

Sürücü, karayolunda motorlu veya motorsuz bir aracı sevk ve idare eden kişiye verilen genel bir isimdir. Kendi özel otomobilini kullanan bir kişi "sürücü"dür. Bu tanım, işin ticari olup olmamasından bağımsızdır. Her şoför aynı zamanda bir sürücüdür, ancak her sürücü (örneğin özel aracını süren biri) bir şoför değildir. Soru, özel olarak "ticari" taşıtı süren kişiyi sorduğu için daha spesifik ve doğru olan terim "şoför"dür.

c) İşleten (Yanlış Cevap)

İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Kısacası, aracın yasal ve hukuki sorumluluğunu taşıyan kişi veya kurumdur. İşleten, aracı bizzat sürmek zorunda değildir; örneğin bir otobüs firması "işleten" olabilir ama otobüsü süren kişi "şoför"dür.

d) Araç sahibi (Yanlış Cevap)

Araç sahibi, aracın mülkiyetine sahip olan, yani ruhsatta adı yazan kişidir. Araç sahibi, aracını kendi kullanabileceği gibi bir başkasının kullanmasına da izin verebilir. Örneğin, bir kişi kamyonun sahibi olabilir (araç sahibi) ama bu kamyonu ticari olarak kullanması için birini işe alabilir. Bu durumda kamyonu süren kişi "şoför", ruhsatta adı yazan kişi ise "araç sahibi" olur. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Soru 16
Aksine bir durum yoksa, otoyollarda yolcu sepetsiz iki tekerlekli motosikletlerin azami hız sınırı saatte kaç kilometredir?
A
70 
B
80 
C
90 
D
100
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Türkiye'deki otoyollarda standart, yani yolcu sepeti olmayan iki tekerlekli bir motosikletin yasal olarak yapabileceği en yüksek hızın ne olduğu sorulmaktadır. Sorudaki "aksine bir durum yoksa" ifadesi önemlidir; bu, trafik levhalarıyla daha düşük bir hız sınırı belirtilmediği durumlar için geçerli olan genel kuralı bilmemiz gerektiği anlamına gelir. Bu tür sorular, sürücü adaylarının farklı yol tiplerine göre farklı araçlar için belirlenmiş hız limitlerini ezbere bilip bilmediğini ölçmeyi amaçlar.

Doğru cevap olan "d) 100" seçeneğinin açıklaması:

Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, Türkiye'deki otoyollarda (erişme kontrollü karayolu) yolcu sepetsiz iki tekerlekli motosikletler (L3 sınıfı) için belirlenen azami hız sınırı saatte 100 kilometredir. Bu kural, otoyolların yüksek standartlı ve daha güvenli yapısı göz önünde bulundurularak belirlenmiştir. Dolayısıyla, herhangi bir trafik işaretiyle farklı bir hız limiti belirtilmediği sürece, bir motosiklet sürücüsü otoyolda en fazla 100 km/s hızla gidebilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunun açıklaması:

  • c) 90 km/s: Bu hız limiti, motosikletler için otoyollarda değil, bölünmüş yollarda geçerli olan azami hız sınırıdır. Otoyollar ve bölünmüş yollar farklı yol tipleridir ve hız limitleri de buna göre değişir. Bu seçenek, iki yol tipini birbiriyle karıştıran sürücü adayları için bir çeldiricidir.
  • b) 80 km/s: Bu hız limiti ise motosikletler için şehirlerarası çift yönlü karayollarında geçerli olan azami hızdır. Bu yollar, bölünmüş yollara veya otoyollara göre daha düşük standartlara sahip olduğundan hız limiti de daha düşüktür. Bu seçeneği işaretlemek, şehirlerarası yol ile otoyol hız limitini karıştırdığınız anlamına gelir.
  • a) 70 km/s: Bu hız limiti genellikle yolcu sepetli motosikletler (L4 sınıfı) veya bazı özel ticari araçlar için farklı yol tiplerinde geçerli olabilir. Standart iki tekerlekli bir motosiklet için otoyolda geçerli bir hız limiti değildir ve bu nedenle yanlış bir cevaptır.

Özetle, ehliyet sınavına hazırlanan bir adayın motosikletler için temel hız limitlerini şu şekilde ezberlemesi gerekir:

  1. Otoyollarda: 100 km/s
  2. Bölünmüş Yollarda: 90 km/s
  3. Şehirlerarası Çift Yönlü Yollarda: 80 km/s
  4. Yerleşim Yeri İçinde: 50 km/s

Bu soruyu doğru cevaplamak, farklı yol tipleri arasındaki hız limiti farklarını bildiğinizi gösterir.

Soru 17
Bir aracın güvenle taşıyabileceği en çokyük ağırlığına veya yolcu ve hizmetli sayısına ne denir?
A
Gabari
B
Taşıma sınırı
C
Dingil ağırlığı
D
Azami ağırlık
17 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın yasal ve teknik olarak taşımasına izin verilen en fazla yük veya yolcu kapasitesini ifade eden resmi terimin ne olduğu sorulmaktadır. Bu terim, aracın güvenli bir şekilde seyredebilmesi, fren yapabilmesi ve manevra kabiliyetini koruyabilmesi için üretici tarafından belirlenen ve ruhsatta belirtilen bir değerdir. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Taşıma sınırı

Doğru cevap Taşıma sınırı'dır. Bu terim, bir aracın kendi boş ağırlığı (dara) haricinde, üzerine alabileceği en fazla yük, yolcu ve hizmetli miktarını ifade eder. Aracın ruhsatında (tescil belgesi) "İstiap Haddi" olarak da geçer ve hem ağırlık (kilogram cinsinden) hem de kişi sayısı olarak belirtilebilir. Sorudaki "en çok yük ağırlığına veya yolcu ve hizmetli sayısına" tanımı, doğrudan taşıma sınırını açıklamaktadır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • a) Gabari: Bu seçenek yanlıştır çünkü gabari, bir aracın ağırlığı ile ilgili bir kavram değildir. Gabari, aracın yüklü veya yüksüz olarak karayolunda güvenli seyrini temin etmek amacıyla uzunluk, genişlik ve yüksekliklerini belirleyen ölçülerdir. Örneğin, köprü altlarındaki yükseklik uyarı tabelaları, araçların gabarisine yönelik bir uyarıdır.
  • c) Dingil ağırlığı: Bu seçenek de yanlıştır. Dingil ağırlığı, araçtaki yükle birlikte her bir dingile (aks) düşen ağırlık miktarıdır. Karayollarının yapısının bozulmaması ve güvenliğin sağlanması için önemlidir, ancak aracın toplam taşıma kapasitesini ifade etmez. Bir aracın toplam ağırlığı yasal sınırlar içinde olsa bile, yükün dengesiz dağıtılması sonucu bir dingile aşırı yük binebilir ve bu durum "dingil ağırlığı" sınırının aşılmasına neden olabilir.
  • d) Azami ağırlık: Bu seçenek, doğru cevaba en yakın çeldiricidir ancak yanlıştır. Azami ağırlık (veya Azami Yüklü Ağırlık), aracın kendi boş ağırlığı ile taşıma sınırının (yük, yolcu, sürücü vb.) toplamını ifade eder. Yani, aracın yüküyle birlikte yolda ulaşabileceği en yüksek yasal ağırlıktır. Soru ise sadece taşınabilen yük ve yolcu miktarını sorduğu için doğru cevap taşıma sınırıdır.

Özetle, bir araca ne kadar yük veya yolcu koyabileceğinizi belirten değere Taşıma Sınırı (İstiap Haddi) denir. Bu kapasite aracın boş ağırlığı ile toplandığında ise aracın yoldaki Azami Ağırlığı'nı oluşturur.

Soru 18
Uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücü hakkında aşağıdaki işlemlerden hangisi yapılır?
A
Sadece para cezası verilir.
B
Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır.
C
En sağ şeritten gitmek koşuluyla araç kullanmasına izin verilir.
D
İdari para cezasının yanısıra sürücü belgesi 5 yıl süreyle geri alınır ve Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır.
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik güvenliğini en ciddi şekilde tehlikeye atan durumlardan biri olan uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altında araç kullanmanın yasal sonuçları sorulmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili mevzuatlar, bu tür ihlallere karşı son derece caydırıcı ve ağır yaptırımlar öngörmektedir. Sorunun amacı, sürücü adayının bu ağır yaptırımların farkında olup olmadığını ölçmektir.

Doğru cevap d) seçeneğidir. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde alarak araç kullandığı tespit edilen bir sürücüye uygulanan yaptırımlar çok yönlüdür. Bu durum, basit bir trafik ihlalinden çok daha fazlası olarak kabul edilir ve hem idari hem de adli sonuçları olan ciddi bir suçtur. Bu nedenle sürücüye hem idari para cezası verilir, hem sürücü belgesine 5 yıl gibi çok uzun bir süreyle el konulur, hem de bu eylemi bir suç teşkil ettiği için hakkında Türk Ceza Kanunu (TCK) hükümleri uyarınca adli işlem başlatılır. Bu adli süreç, hapis cezası gibi sonuçlar doğurabilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sadece para cezası verilir: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır çünkü yaptırımın caydırıcılığı yoktur. Uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmak, sadece sürücünün değil, trafikteki diğer tüm insanların can güvenliğini tehlikeye atan bir eylemdir. Bu nedenle cezası sadece maddi bir bedelle sınırlı olamaz.
  • b) Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır: Bu seçenek, genellikle alkollü araç kullanımıyla karıştırıldığı için bir çeldirici olarak verilmiştir. Sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınması, yasal alkol sınırının üzerinde ilk kez yakalanan sürücüler için geçerli olan bir cezadır. Uyuşturucu madde kullanımı çok daha ağır bir ihlal olarak kabul edildiğinden, ehliyete el koyma süresi 5 yıldır.
  • c) En sağ şeritten gitmek koşuluyla araç kullanmasına izin verilir: Bu seçenek tamamen mantık dışıdır ve trafik güvenliği ilkeleriyle taban tabana zıttır. Uyuşturucu madde etkisi altındaki bir sürücünün refleksleri, algısı ve karar verme yeteneği ciddi şekilde bozulmuştur. Böyle bir sürücünün, hangi şeritte olursa olsun trafiğe devam etmesine izin verilmesi düşünülemez.

Özetle, ehliyet sınavında bu konuyla ilgili bir soruyla karşılaştığınızda aklınızda tutmanız gereken en önemli nokta şudur: Uyuşturucu veya uyarıcı madde ile araç kullanmak, üç temel ve ağır yaptırımı beraberinde getirir. Bunlar; idari para cezası, sürücü belgesinin 5 yıl geri alınması ve Türk Ceza Kanunu'na göre adli işlem yapılmasıdır.

Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi karşıdan gelene yol ver anlamındadır?
A
B
C
D
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte özellikle daralan yollar, köprüler veya tek aracın geçebileceği kesimlerde karşılaşılan bir durumu düzenleyen trafik işaret levhası sorulmaktadır. Amaç, hangi levhanın sürücüye "Karşı yönden gelen araca geçiş önceliği tanı, ona yol ver" komutunu verdiğini bilmektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu açıklayalım.

b) Doğru Cevap: Bu seçenekteki levha, "Karşıdan Gelene Yol Ver" işaretidir. Daire şeklinde ve kırmızı çerçeveli olması, bunun bir tanzim (düzenleme) işareti olduğunu ve uyulması zorunlu bir kural belirttiğini gösterir. İçindeki oklardan kırmızı olan sizin gidiş yönünüzü, siyah olan ise karşıdan gelenin yönünü temsil eder. Kırmızı renk yasaklama ve tehlike belirttiği için, sizin yönünüzü gösteren okun kırmızı olması, geçiş önceliğinizin olmadığını ve karşıdan gelen aracı beklemeniz gerektiğini ifade eder. Bu nedenle soruyla birebir örtüşen doğru cevap budur.

a) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki levha, "İki Yönlü Trafikte Öncelik" veya "Karşıdan Gelene Göre Öncelikli Yol" işaretidir. Mavi ve kare şeklinde olması, bunun bir bilgi işareti olduğunu gösterir. Bu levha, doğru cevaptaki levhanın tam tersi bir anlama sahiptir. Beyaz ve daha kalın ok sizin gidiş yönünüzü, kırmızı ok ise karşıdan gelenin yönünü temsil eder. Beyaz ok öncelikli olduğundan, bu levhayı gördüğünüzde daralan yolda geçiş üstünlüğünün sizde olduğunu ve karşıdan gelen aracın size yol vermesi gerektiğini anlarsınız. Dolayısıyla bu seçenek yanlıştır.

c) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki levha, genel bir anlama sahip olan "Yol Ver" işaretidir. Ters üçgen şeklindeki bu levha, genellikle tali yoldan ana yola çıkışlarda veya kavşaklarda bulunur. Sürücüye, girmek üzere olduğu yoldaki araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerektiğini bildirir. Soruda ise spesifik olarak "karşıdan gelen" araca yol verme durumu sorulmaktadır. Bu levha o özel durumu değil, genel bir yol verme zorunluluğunu belirttiği için doğru cevap değildir.

d) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki levha, herkes tarafından bilinen "DUR" işaretidir. Sekizgen yapısıyla diğer levhalardan kolayca ayrılır ve en kesin kurallardan birini belirtir. Bu levhayı gören sürücü, kavşağa veya kontrol noktasına gelmeden önce mutlaka tam olarak durmak zorundadır. Yol müsait olsa bile durmadan geçmek yasaktır. Soru ise durmayı değil, sadece karşıdan gelen araca öncelik tanımayı ifade ettiği için bu seçenek de yanlıştır.

Soru 20
Geçiş üstünlüğüne sahip araç sürücüsü bu hakkı kullanırken aşağıdakilerden hangisine dikkat etmek zorundadır?
A
Hız sınırlamasına
B
Trafik yasaklarına
C
Çevreyi rahatsız etmemeye
D
Can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamaya
20 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte geçiş üstünlüğü hakkına sahip olan araçların (ambulans, itfaiye, polis aracı gibi) bu hakkı kullanırken uymak zorunda oldukları en temel ve en önemli kural sorulmaktadır. Geçiş üstünlüğü, bu araçlara görev halindeyken bazı trafik kurallarını ihlal etme yetkisi verir, ancak bu yetki sınırsız değildir. Soru, bu yetkinin sınırının ne olduğunu anlamanızı ölçmektedir.

Doğru cevap d) Can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamaya seçeneğidir. Çünkü geçiş üstünlüğü, başka insanların hayatını veya malını tehlikeye atma hakkı vermez. Örneğin, bir ambulans kırmızı ışıkta geçebilir, ancak kavşağa kontrolsüz bir şekilde ve hızla dalamaz. Önce yavaşlamalı, diğer sürücülerin kendisini fark edip yol verdiğinden emin olmalı ve ancak ondan sonra emniyetli bir şekilde geçiş yapmalıdır. Bu hakkın temel amacı hayat kurtarmaktır, yeni tehlikeler yaratmak değil.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Hız sınırlamasına: Bu seçenek yanlıştır, çünkü geçiş üstünlüğüne sahip bir aracın en temel ayrıcalıklarından biri, görev sırasında aciliyet gerektirdiği için hız limitlerine uymama hakkıdır. Bir hastayı hastaneye yetiştirmeye çalışan bir ambulansın 50 km/s hız sınırına uyması beklenemez. Bu nedenle bu kurala dikkat etmek zorunda değildirler.
  • b) Trafik yasaklarına: Bu seçenek de yanlıştır. Geçiş üstünlüğü, kırmızı ışıkta geçme, ters yöne girme veya durma yasağı olan yerlerde durmama gibi birçok trafik yasağını ihlal etme hakkını da içerir. Bir itfaiye aracının yangına ulaşmak için tek yönlü bir sokağa girmesi gerekebilir. Dolayısıyla bu hak, trafik yasaklarına uymama ayrıcalığı tanır.
  • c) Çevreyi rahatsız etmemeye: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Aksine, geçiş üstünlüğüne sahip araçlar görev halindeyken sirenlerini ve tepe lambalarını kullanarak çevreye sesli ve ışıklı uyarı vermek zorundadır. Bu durumun amacı, diğer sürücüleri ve yayaları uyararak kendilerine yol verilmesini sağlamaktır. Bu, doğası gereği çevreyi "rahatsız eden" bir durumdur ama trafik güvenliği için zorunludur.

Özetle, geçiş üstünlüğü hakkı; hız limitleri, trafik ışıkları ve bazı yasaklar gibi kuralları esnetme imkanı sağlar. Ancak bu hak, hiçbir zaman can ve mal güvenliğini riske atma lüksü tanımaz. Bu, tüm trafik kurallarının üzerindeki en temel ve evrensel kuraldır.

Soru 21
Aksine bir durum yoksa, saatte 120 kilometre hızla seyreden bir sürücü, önündeki araca en fazla kaç metre yaklaşabilir?
A
20 
B
30 
C
40 
D
60
21 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikteki en temel ve hayati kurallardan biri olan güvenli takip mesafesi hakkındaki bilginiz ölçülmektedir. Soru, saatte 120 kilometre hızla giden bir aracın, normal hava ve yol koşullarında önündeki araçla arasında bırakması gereken minimum mesafenin ne olduğunu sormaktadır. Bu mesafeyi doğru hesaplamak, ani durumlarda kazaları önlemek için kritik öneme sahiptir.

Trafik kurallarına göre, güvenli takip mesafesini belirlemek için kullanılan en yaygın ve basit yöntem "hızın yarısı" kuralıdır. Bu kural, sürücünün seyir halindeki hızının kilometre/saat (km/s) cinsinden değerinin yarısı kadar metreyi, önündeki araçla arasında mesafe olarak bırakması gerektiğini belirtir. Bu mesafe, sürücünün tehlikeyi fark etmesi, tepki vermesi ve fren yaparak güvenli bir şekilde durabilmesi için gerekli olan minimum alanı sağlar.

Şimdi bu kuralı sorudaki verilere uygulayalım:

  • Aracın Hızı: 120 km/s
  • Uygulanacak Kural: Hız / 2
  • Hesaplama: 120 / 2 = 60 metre

Bu hesaplamaya göre, saatte 120 km hızla giden bir sürücünün önündeki araçla arasında en az 60 metre mesafe bırakması gerekmektedir. Bu nedenle doğru cevap (d) seçeneğidir. Bu mesafe, sürücüye yaklaşık 2 saniyelik bir tepki süresi tanır ki bu da uluslararası kabul görmüş güvenli bir süredir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  1. a) 20 metre: Bu mesafe, sadece 40 km/s hızla giderken (40/2=20) yeterli olabilecek bir mesafedir. 120 km/s gibi yüksek bir hızda 20 metre, ani bir frende kazanın kaçınılmaz olacağı kadar tehlikeli ve yetersiz bir aralıktır.
  2. b) 30 metre: Bu mesafe, 60 km/s hızla giderken (60/2=30) bırakılması gereken minimum mesafedir. 120 km/s hızda bu mesafe, sürücünün tepki vermesine dahi fırsat tanımayabilir ve arkadan çarpma riskini aşırı derecede artırır.
  3. c) 40 metre: Bu mesafe ise 80 km/s hızla giderken (80/2=40) uygun olan takip mesafesidir. 120 km/s hızın gerektirdiği fren mesafesi için bu aralık da oldukça kısadır ve güvenli değildir.

Unutulmamalıdır ki, sorudaki "aksine bir durum yoksa" ifadesi normal hava ve yol şartlarını (kuru zemin, açık hava) kastetmektedir. Eğer yol ıslak, karlı, buzlu veya görüş mesafesi düşük ise "hızın yarısı" kuralıyla bulunan bu minimum mesafe kesinlikle artırılmalıdır. Bu gibi durumlarda takip mesafesini iki katına çıkarmak veya daha da fazla artırmak en güvenli yaklaşımdır.

Soru 22
Şekildeki kara yolu bölümünde, yan yana çizilmiş kesik ve devamlı yol çizgileri sürücülere aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
İki şeritli yolun tek şeritli yola dönüşeceğini
B
Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini
C
Kesik çizgi tarafındaki araçların şerit değiştirebileceğini
D
Devamlı çizgi tarafındaki araçların şerit değiştirebileceğini
22 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kara yolunda yan yana çizilmiş biri kesik diğeri devamlı olan yol çizgilerinin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür yol çizgileri, özellikle görüş mesafesinin kısıtlı olduğu tepe üstleri, virajlar veya kavşak yaklaşımları gibi yerlerde trafiği düzenlemek için kullanılır. Çizgilerin anlamını doğru bilmek, sollama (şerit değiştirme) manevralarını güvenli bir şekilde yapabilmek için hayati önem taşır.

Yol çizgilerini yorumlarken temel kural şudur: Sürücü, kendi şeridine en yakın olan çizginin kuralına uymak zorundadır. Eğer sürücünün tarafındaki çizgi kesik ise, bu sürücünün gerekli güvenlik kontrollerini yaptıktan sonra öndeki aracı sollayabileceği veya şerit değiştirebileceği anlamına gelir. Eğer sürücünün tarafındaki çizgi devamlı (düz) ise, bu sürücünün şerit değiştirmesi veya sollama yapması kesinlikle yasaktır.

  • c) Kesik çizgi tarafındaki araçların şerit değiştirebileceğini

    Bu seçenek doğrudur. Çünkü trafik kuralına göre, bir sürücünün kendi bulunduğu şeride en yakın olan çizgi kesik çizgi ise, bu durum o sürücüye şerit değiştirme veya sollama yapma hakkı tanır. Görseldeki durumda, kesik çizgiye daha yakın olan şeritteki bir araç, karşı şeridin müsait olması durumunda şerit değiştirebilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  1. a) İki şeritli yolun tek şeritli yola dönüşeceğini

    Bu bilgi yanlıştır. Yolun daralarak tek şeride düşeceğini belirten işaretler, genellikle yol üzerine çizilen ve şeritleri birleştiren oklar veya "Yol Daralması" uyarı levhalarıdır. Yan yana çizilmiş kesik ve devamlı çizgiler bu anlama gelmez.

  2. b) Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini

    Bu seçenek de yanlıştır. Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceği, genellikle "Tek Yön" levhası ile belirtilir. Ortada bir ayırıcı çizginin bulunması, yolun çift yönlü olduğunun bir göstergesidir.

  3. d) Devamlı çizgi tarafındaki araçların şerit değiştirebileceğini

    Bu ifade, kuralın tam tersidir ve bu nedenle yanlıştır. Devamlı (düz) çizgi, o çizgiye yakın olan şeritteki sürücülerin şerit değiştirmesinin veya sollama yapmasının yasak olduğunu bildirir. Bu kural, genellikle o şerit için görüş mesafesinin yetersiz veya manevranın tehlikeli olduğu durumlarda uygulanır.

Özetle, bu yol işaretinde her şeridin kendi kuralı vardır ve bu kural, o şeride en yakın olan çizgiyle belirlenir. Kesik çizgi "geçebilirsin", devamlı çizgi ise "geçemezsin" anlamına gelir.

Soru 23
Trafik görevlisinin hangi hareketi bir seri halinde yapması, o yönde akan "trafiğin yavaşlaması" talimatını içerir?
A
B
C
D
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik görevlisinin yaptığı işaretlerden hangisinin "Trafiği Yavaşlat" anlamına geldiği sorulmaktadır. Trafik polisinin el, kol ve vücut hareketleri, sürücüler için tıpkı trafik ışıkları ve levhaları gibi bağlayıcı kurallardır. Bu işaretlerin anlamlarını bilmek, hem sınavda başarılı olmak hem de trafikte güvenli bir şekilde seyretmek için çok önemlidir.

Doğru cevap a seçeneğidir. Görselde, trafik polisi bir kolunu yana doğru uzatmış ve elini aşağı-yukarı doğru hareket ettirmektedir. Bu hareket, işaretin yapıldığı yönde ilerleyen araç sürücülerine "hızınızı azaltın" veya "yavaşlayın" talimatını verir. Hareketin bir seri halinde, yani tekrar edilerek yapılması, bu talimatın sürekliliğini ve önemini vurgular.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) seçeneği: Bu görselde trafik polisi kollarını iki yana açarak sabit bir şekilde durmaktadır. Bu işaret, polisin ön ve arka cephesinde kalan yolların trafiğe kapalı olduğunu, yani bu yönlerden gelen araçların DURMASI gerektiğini belirtir. Polisin kollarının baktığı yönlerdeki (sağ ve solundaki) trafik ise akmaya devam edebilir. Dolayısıyla bu bir yavaşlama değil, durma işaretidir.
  • c) seçeneği: Bu harekette trafik polisi bir kolunu dik bir şekilde yukarı kaldırmıştır. Bu, tüm yönlerden gelen trafik için genel bir DUR talimatıdır. Trafik ışıklarındaki sarı ışığın görevine benzer; yani bir sonraki harekete hazırlık için tüm sürücülerin durması gerektiğini bildirir. Bu da bir yavaşlama değil, kesin bir durma komutudur.
  • d) seçeneği: Bu görselde ise trafik polisi koluyla ileriyi işaret etmektedir. Bu hareket, trafiği yönlendirme, hızlandırma veya belirli bir yöndeki araçlara GEÇ talimatı verme amacıyla kullanılır. Soru bizden yavaşlama talimatını istediği için bu seçenek tam tersi bir anlama sahiptir ve yanlıştır.

Özetle, trafik polisinin kolunu aşağı yukarı sallaması "Yavaşla", kollarını iki yana açması veya tek kolunu yukarı kaldırması "Dur", koluyla işaret etmesi ise genellikle "Geç" veya "Hızlan" anlamına gelir. Bu nedenle sorunun doğru cevabı "a" seçeneğidir.

Soru 24
Taşıtların bir dizi hâlinde güvenli seyredebilmeleri için taşıt yolunun çizgilerle ayrılmış bölümüne ne ad verilir?
A
Bölünmüş yol
B
Banket
C
Şerit
D
İki yönlü yol
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafiğin düzenli ve güvenli bir şekilde akmasını sağlamak için taşıt yolunun üzerine çizilen çizgilerle ayrılmış, araçların peş peşe gittiği bölümlerin tanımı sorulmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alan temel tanımlardan biri olan bu kavram, sürücülerin yoldaki konumlarını belirlemeleri için kritik öneme sahiptir. Sorunun amacı, sürücü adayının yolun temel unsurlarını bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru cevap c) Şerit seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre şerit; "Taşıtların bir dizi hâlinde güvenli seyredebilmeleri için taşıt yolunun çizgilerle ayrılmış bölümü" olarak tanımlanır. Yollardaki kesik veya düz çizgiler, bu şeritleri oluşturur ve her bir şerit, genellikle tek bir araç dizisinin ilerlemesi için tasarlanmıştır. Sürücüler, yol ve trafik durumuna göre bu şeritleri kullanarak seyahat eder, şerit değiştirir veya sollama yaparlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Bölünmüş yol: Bu seçenek yanlıştır çünkü bölünmüş yol, bir yöndeki trafiğin diğer yöndeki trafikten bir ayırıcı (refüj, bariyer vb.) ile fiziksel olarak ayrıldığı yol türünü ifade eder. Bölünmüş bir yolun kendisi de birden fazla şeritten oluşabilir. Yani bölünmüş yol, şeridi kapsayan daha genel bir yol tipidir, şeridin kendisi değildir.
  • b) Banket: Bu seçenek de yanlıştır. Banket, taşıt yolu kenarında bulunan, genellikle asfalt veya stabilize malzeme ile kaplı olan ve yayaların yürümesi veya araçların zorunlu durumlarda durması için ayrılmış alandır. Banket, araçların sürekli ve düzenli seyretmesi için tasarlanmış bir bölüm değildir.
  • d) İki yönlü yol: Bu seçenek yanlıştır. İki yönlü yol, taşıt trafiğinin her iki yönde de (gidiş ve geliş) aktığı yol türünü belirtir. Tıpkı bölünmüş yol gibi, iki yönlü bir yol da en az iki şeritten (bir gidiş, bir geliş) oluşur. Bu ifade, yolun genel yapısını tanımlar, araçların tek sıra halinde ilerlediği bölümü değil.

Özetle, soru doğrudan yolun çizgilerle ayrılmış ve araçların tek sıra halinde gittiği en küçük birimini sormaktadır. Bu tanımın Karayolları Trafik Yönetmeliği'ndeki tam karşılığı şerit'tir. Diğer seçenekler ise farklı yol tiplerini veya yolun farklı bölümlerini tanımladığı için doğru cevap olamazlar.

Soru 25
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi düşük banket anlamındadır?
A
B
C
D
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, gösterilen trafik tehlike uyarı işaretlerinden hangisinin **"düşük banket"** anlamına geldiği sorulmaktadır. Düşük banket, yolun asfalt kaplaması ile yolun hemen kenarında bulunan toprak veya çakıl alan (banket) arasında tehlikeli bir yükseklik farkı olduğu anlamına gelir. Sürücülerin bu durumdan haberdar olması, olası bir kontrol kaybını önlemek için çok önemlidir.

Doğru cevap A seçeneğidir. Bu trafik işareti, "Düşük Banket" tehlike uyarı levhasıdır. Levhanın üzerindeki görselde, bir aracın sağ tekerleklerinin yol seviyesinden daha alçakta olan bankete düştüğü net bir şekilde resmedilmiştir. Bu işaret, sürücülere yolun kenarında ani bir seviye düşüşü olduğu konusunda uyarıda bulunur ve yol kenarına fazla yaklaşmamaları gerektiğini hatırlatır. Bankete düşen bir araç, direksiyon hakimiyetini kaybedebilir veya yola geri dönmekte zorlanabilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • B seçeneği: Bu işaret "Kaygan Yol" levhasıdır. Arkasında fren izi bırakan bir araba figürü, yol yüzeyinin yağmur, kar, buz veya başka bir nedenle kaygan olduğunu belirtir. Sürücüleri takip mesafesini artırmaları ve ani manevralardan kaçınmaları için uyarır.
  • C seçeneği: Bu işaret "Gevşek Malzemeli Zemin" levhasıdır. Tekerleklerinden taş sıçratan araba figürü, yolda mıcırlı veya stabilize bir bölüm olduğunu gösterir. Bu durum, hem öndeki araçtan taş sıçrama riskini hem de fren mesafesinin uzayabileceğini ifade eder.
  • D seçeneği: Bu işaret "Her İki Taraftan Daralan Kaplama" levhasıdır. İşaret, ileride yolun her iki yandan da daralacağını bildirir. Sürücülerin bu daralan bölgeye yaklaşırken hızlarını azaltmaları ve daha dikkatli olmaları gerektiğini belirtir.

Sonuç olarak, seçenekler arasındaki görseller incelendiğinde, yol ile banket arasındaki seviye farkını doğrudan anlatan tek işaret A seçeneğindeki "Düşük Banket" levhasıdır.

Soru 26
Trafik görevlisinin geceleyin ışıklı işaret çubuğunu şekildeki gibi hareket ettirmesinin sürücüler için anlamı nedir?
A
Geç işareti
B
Dur işareti
C
Yavaşlatma işareti
D
Hızlandırma işareti
26 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik görevlisinin geceleyin kullandığı ışıklı işaret çubuğuyla yaptığı belirli bir hareketin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Görselde, trafik görevlisinin çubuğu geniş bir kavisle bir yandan diğer yana doğru salladığı görülmektedir. Bu hareket, trafikteki sürücülere net bir talimat vermek için kullanılır ve anlamını bilmek güvenli sürüş için hayati önem taşır.

Doğru Cevap: a) Geç işareti

Trafik görevlisinin, ışıklı işaret çubuğunu omuz hizasında veya başının üzerinde, vücudunun bir yanından diğer yanına doğru geniş bir yay çizecek şekilde hareket ettirmesi, sürücülere "Geç" talimatı verdiğini gösterir. Bu hareket, adeta sürücünün önündeki yolu temizleyerek ona ilerlemesi için bir davet niteliği taşır. Özellikle gece veya görüşün düşük olduğu durumlarda bu ışıklı ve belirgin hareket, sürücülerin güvenli bir şekilde yola devam etmeleri için en açık işarettir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) Dur işareti: Trafik görevlisinin "Dur" işareti, genellikle ışıklı çubuğu başının üzerinde dik bir şekilde sabit tutması veya avuç içi sürücüye dönük olacak şekilde kolunu yukarı kaldırmasıyla verilir. Amaç, yolu fiziksel olarak veya bir sembolle keserek ilerlemeyi engellemektir. Sorudaki hareket, durmayı değil, tam tersine harekete geçmeyi teşvik etmektedir.
  • c) Yavaşlatma işareti: Yavaşlatma talimatı için trafik görevlisi, ışıklı çubuğu veya elini aşağı ve yukarı doğru kesik kesik sallar. Bu hareket, sürücüye hızını düşürmesi gerektiğini anlatır. Sorudaki geniş kavisli hareket bu anlama gelmemektedir, çünkü bu hareket akışı kesintiye uğratmak yerine devam ettirmeyi amaçlar.
  • d) Hızlandırma işareti: Hızlandırma işareti, genellikle yavaşlatma işaretine benzer ancak daha seri ve teşvik edici bir kol hareketiyle yapılır. Bu işaret, zaten hareket halinde olan trafiğin akışını hızlandırmak için kullanılır. Sorudaki görsel ise duran veya yaklaşan bir araca ilerlemesi için verilen bir başlangıç talimatıdır, mevcut hızı artırma talimatı değildir.

Sonuç olarak, görselde tasvir edilen geniş ve kavisli hareket, trafik akışını yönlendiren en temel ve yaygın işaretlerden biridir ve sürücüler için net bir "Geç" anlamı taşır. Bu işaretleri doğru anlamak, hem trafik görevlilerinin talimatlarına uymayı hem de trafikteki genel güvenliği sağlamayı kolaylaştırır.

Soru 27
Yayaların ve araç kullananların diğer yaya ve araç kullananlara göre, yolu kullanma sırasındaki öncelik hakkına ne denir?
A
Geçiş yolu 
B
Geçiş hakkı
C
Geçiş kolaylığı 
D
Geçiş üstünlüğü
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki düzeni ve güvenliği sağlayan en temel kurallardan birinin tanımı sorulmaktadır. Soru, yayaların ve sürücülerin trafikte karşılaştıklarında, kimin önce hareket etme hakkına sahip olduğunu belirleyen kuralın adını istemektedir. Bu kural, trafikteki karmaşayı önler ve herkesin ne yapacağını bilmesini sağlar.

Doğru Cevap: b) Geçiş hakkı

Doğru cevap geçiş hakkı'dır. Çünkü Karayolları Trafik Kanunu'na göre "geçiş hakkı", yayaların ve araç kullananların, diğer yaya ve araç kullananlara göre yolu kullanmadaki öncelik sırası olarak tanımlanır. Bu tanım, soruda verilen ifadeyle birebir aynıdır. Örneğin, trafik polisinin veya ışıklı trafik işaretlerinin olmadığı bir kavşakta, ana yoldaki bir aracın tali yoldan gelen araca göre önceliği olması durumu bir geçiş hakkıdır. Benzer şekilde, yaya geçidinde karşıya geçen bir yayanın, yaklaşan araca göre önceliği olması da bir geçiş hakkıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Geçiş yolu: Bu seçenek yanlıştır çünkü "geçiş yolu" bir hak değil, fiziksel bir yerdir. Bir mülke (örneğin bir benzin istasyonu, otopark veya apartman garajı) giriş ve çıkış yapmak için kullanılan karayolu üzerindeki alana geçiş yolu denir. Soru bir "hak" sorduğu için, bir "yer" ismi olan bu seçenek doğru olamaz.
  • c) Geçiş kolaylığı: Bu seçenek de yanlıştır. "Geçiş kolaylığı" bir trafik kuralı veya yasal bir hak değildir; daha çok bir nezaket ve saygı ifadesidir. Örneğin, sıkışık trafikte şerit değiştirmeye çalışan bir sürücüye yol vermek veya dar bir yolda karşıdan gelen araca yol vermek için kenara çekilmek "geçiş kolaylığı" sağlamaktır. Bu bir zorunluluk değil, sürücülerin birbirine yardımcı olduğu bir davranıştır.
  • d) Geçiş üstünlüğü: Bu seçenek, "geçiş hakkı" ile en çok karıştırılan kavramdır ve bu yüzden dikkatli olunmalıdır. "Geçiş üstünlüğü", sadece belirli araçlara (ambulans, itfaiye, polis aracı gibi) görev halindeyken tanınan özel bir haktır. Bu araçlar, sesli ve ışıklı uyarılarını kullandıklarında, diğer tüm sürücülerin ve yayaların onlara yol verme zorunluluğu vardır. Geçiş üstünlüğü, genel bir kural değil, acil durumlara özgü istisnai bir haktır. Soru ise tüm yaya ve sürücüler arasındaki genel öncelik hakkını sormaktadır.

Özetle, geçiş hakkı trafikteki tüm kullanıcılar için geçerli olan genel öncelik kuralıdır. Geçiş üstünlüğü ise sadece görev başındaki acil durum araçlarına aittir. Bu ayrımı bilmek, ehliyet sınavında ve trafikte doğru kararlar vermenizi sağlar.

Soru 28
Aralıklı olarak yanıp sönen kırmızı ışıkta sürücü ne yapmalıdır?
A
Durmadan, dikkatli geçmeli
B
Yeşil ışık yanıncaya kadar durmalı
C
Durmalı, trafik uygunsa devam etmeli
D
Yavaşlayıp, yolu kontrol ederek geçmeli
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin sıkça karşılaştığı ancak bazen anlamını karıştırdığı özel bir trafik ışığı durumu sorgulanmaktadır: aralıklı olarak yanıp sönen kırmızı ışık. Bu ışığın ne anlama geldiğini ve sürücünün bu durumda tam olarak ne yapması gerektiğini bilmek, hem sınav başarısı hem de trafik güvenliği için kritik öneme sahiptir. Doğru davranış biçimini anlamak, olası kazaları önlemenin temel adımlarından biridir.

Doğru cevap c) Durmalı, trafik uygunsa devam etmeli seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, fasılalı yani aralıklı olarak yanıp sönen kırmızı ışık, "DUR" trafik levhası ile birebir aynı anlama gelir. Bu durumda sürücü, kavşağa veya geçiş noktasına geldiğinde aracını mutlaka tam olarak durdurmalıdır. Durduktan sonra, geçiş önceliğine sahip olan diğer yollardaki araçların veya yayaların geçmesini beklemeli ve yolun tamamen güvenli ve uygun olduğundan emin olduktan sonra yoluna devam etmelidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

a) Durmadan, dikkatli geçmeli: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır, çünkü aralıklı yanan kırmızı ışığın en temel ve zorunlu gerekliliği "DURMAK" eylemidir. Durmadan geçmek, bir DUR levhasını ihlal etmekle aynı şeydir ve ciddi bir kural ihlalidir. Bu davranış, genellikle aralıklı yanıp sönen sarı ışıkla karıştırılan bir hatadır.

b) Yeşil ışık yanıncaya kadar durmalı: Bu seçenek de hatalıdır. Bu kural, sabit yanan, yani yanıp sönmeyen kırmızı ışık için geçerlidir. Aralıklı yanan ışık, sistemin normal trafik akışı döngüsünde olmadığını, belki bir arıza durumunda veya gece saatleri gibi trafiğin az olduğu zamanlarda çalıştığını gösterir. Bu nedenle yeşil ışığın yanmasını beklemek gerekmez; durup yolu kontrol ettikten sonra güvenli ise geçiş yapılır.

d) Yavaşlayıp, yolu kontrol ederek geçmeli: Bu seçenek de yanlıştır. Çünkü bu kural, aralıklı olarak yanıp sönen sarı ışık veya "YOL VER" levhası için geçerlidir. Kırmızı ışık, sarı ışıktan daha üst bir uyarı seviyesindedir ve yavaşlamayı değil, tam bir duruşu zorunlu kılar. Yavaşlamak ve durmak arasındaki fark, bu sorunun kilit noktasıdır.

Özetle, bu kuralı aklınızda kalıcı hale getirmek için şu basit benzetmeyi kullanabilirsiniz:

  • Aralıklı Yanan Kırmızı Işık = DUR Levhası (Mutlaka dur, yolu kontrol et, müsaitse devam et.)
  • Aralıklı Yanan Sarı Işık = YOL VER Levhası (Yavaşla, yolu kontrol et, gerekirse dur ve yol ver.)

Bu iki temel farkı bildiğinizde, hem ehliyet sınavında hem de gerçek trafikte doğru kararı kolayca verebilirsiniz.

Soru 29
Ticari amaçla yolcu taşımacılığı yapan ve taşıma kapasitesi şoförü dahil 9 kişiyi geçen araçların şoförlerinin; sürekli 4,5 saatlik araç kullanma süresi sonunda, eğer istirahata çekilmiyor ise en az kaç dakika mola almaları mecburidir?
A
20 
B
25 
C
35 
D
45
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ticari olarak yolcu taşıyan ve şoför dahil 9'dan fazla koltuğu olan (yani minibüs, otobüs vb.) bir aracın şoförünün, yasal olarak belirlenmiş en uzun kesintisiz sürüş süresini tamamladıktan sonra vermesi gereken zorunlu minimum mola süresi sorgulanmaktadır. Bu kural, uzun yolculuklarda şoför yorgunluğuna bağlı kaza riskini azaltmak için konulmuştur.

Doğru Cevap: d) 45

Doğru cevabın 45 dakika olmasının sebebi, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde açıkça belirtilen kuraldır. Yönetmeliğe göre, ticari amaçla yük ve yolcu taşımacılığı yapan şoförler, sürekli olarak en fazla 4,5 saat araç kullanabilirler. Bu 4,5 saatlik sürüş süresinin sonunda, şoförlerin en az 45 dakika mola vermesi zorunludur. Bu mola, şoförün dinlenmesini, dikkatini toplamasını ve güvenli sürüşe devam etmesini sağlamak için hayati öneme sahiptir.

Bu 45 dakikalık mola, istenirse 4,5 saatlik sürüş periyodu içerisinde bölünebilir. Ancak bu bölünme de belirli bir kurala tabidir: Mola, önce en az 15 dakikalık bir parça ve ardından en az 30 dakikalık bir parça olmak üzere ikiye ayrılabilir. Her iki durumda da toplam mola süresi 45 dakikayı bulmak zorundadır. Soru, 4,5 saatlik sürenin sonunda verilecek molayı sorduğu için net cevap 45 dakikadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) 20 dakika, b) 25 dakika ve c) 35 dakika: Bu süreler, yasal olarak belirlenen minimum dinlenme süresinin altındadır. Yönetmelik, şoförün yorgunluğunu etkin bir şekilde atabilmesi için 45 dakikalık bir süreyi şart koşmuştur. 20, 25 veya 35 dakikalık molalar yetersiz kabul edilir ve bu kurala uymamak cezai işlem gerektirir. Bu seçenekler, kuralı tam olarak bilmeyen adayları yanıltmak için verilmiş çeldirici şıklardır.

Özetle: Ehliyet sınavı için unutmamanız gereken en temel kural şudur: "4,5 saat sürüş, 45 dakika mola". Bu kural, profesyonel sürücülerin ve taşıdıkları yolcuların can güvenliği için konulmuş çok önemli bir trafik kuralıdır.

Soru 30
Taşıt yolu üzerine çizilen şekildeki çizgilerin anlamı nedir?
A
Yaya geçidi
B
Bisiklet yolu
C
Taralı alana girilmez
D
Yavaşlama uyarı çizgileri
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, taşıt yolu üzerine çizilmiş ve aralarındaki mesafe giderek daralan enine çizgilerin ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu çizgiler, sürücülerin algısını etkileyerek trafikte önemli bir güvenlik işlevi görür. Görseldeki işaretlemenin amacını ve diğer seçeneklerden farkını anlamak, güvenli sürüş için kritik bir bilgidir.

Doğru cevap d) Yavaşlama uyarı çizgileri seçeneğidir. Bu çizgiler, özellikle kavşak, trafik ışıkları, yaya geçidi, tehlikeli viraj veya gişe gibi hız düşürülmesi gereken yerlerden önce yola çizilir. Çizgilerin aralığı başlangıçta geniş olup, tehlikeli noktaya yaklaştıkça giderek daralır. Bu tasarım, sürücüde optik bir yanılsama yaratarak hızının arttığı hissine kapılmasına ve içgüdüsel olarak yavaşlamasına neden olur. Temel amaç, sürücüyü ilerideki duruma karşı önceden uyarmak ve hızını güvenli bir seviyeye düşürmesini sağlamaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Yaya geçidi: Bu seçenek yanlıştır. Yaya geçitleri, genellikle "zebra geçidi" olarak bilinen, yol boyunca uzanan kalın ve geniş beyaz şeritlerle belirtilir. Sorudaki görselde ise yola enlemesine çizilmiş, aralıkları daralan ince çizgiler bulunmaktadır. Bu iki işaretleme birbirinden tamamen farklıdır.
  • b) Bisiklet yolu: Bu seçenek de yanlıştır. Bisiklet yolları, genellikle yolun kenarında ayrı bir şerit olarak belirlenir ve üzerinde bisiklet piktogramı (sembolü) bulunur. Ayrıca, bisiklet yollarının zemini dikkat çekmesi için mavi veya kırmızı gibi farklı bir renge boyanabilir. Görseldeki işaretleme bir bisiklet yolunu göstermemektedir.
  • c) Taralı alana girilmez: Bu seçenek de hatalıdır. "Taralı alana girilmez" işaretlemesi, genellikle yol ayrımlarında veya şerit başlangıçlarında bulunan ve üzerine çapraz (eğik) çizgiler çizilmiş alanlardır. Bu alanlar, trafiği yönlendirmek için kullanılır ve araçların bu bölgeye girmesi veya üzerinde duraklaması yasaktır. Sorudaki çizgiler ise eğik değil, yola dik olarak çizilmiştir.

Özetle, resimde gördüğünüz ve sıklığı giderek artan bu enine çizgiler, sürücünün dikkatini çekmek ve ilerideki potansiyel bir tehlikeye hazırlıklı olması için hızını azaltması gerektiğini bildiren yavaşlama uyarı çizgileridir. Bu çizgileri gördüğünüzde, ayağınızı gazdan çekerek ve gerekirse frene basarak hızınızı düşürmeye hazırlanmalısınız.

Soru 31
Araçlarda ilk yardım çantası bulundurulması konusunda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
Sadece şehir içi taşımacılık yapan araçlarda zorunludur. 
B
Sadece şehirler arası taşımacılık yapan araçlarda zorunludur. 
C
Motorlu araçlarda (motorlu bisiklet, motosiklet ve traktör hariç) zorunludur. 
D
Sadece A1, A2 ve F sınıfı belge ile kullanılan araçlarda zorunludur.
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Türkiye'deki trafik kurallarına göre hangi araçların zorunlu olarak ilk yardım çantası bulundurması gerektiği sorgulanmaktadır. Bu, sürücülerin hem yasal sorumluluklarını hem de acil durumlara hazırlıklı olma bilincini ölçen temel bir bilgidir. Sorunun doğru ve yanlış cevaplarını adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: c) Motorlu araçlarda (motorlu bisiklet, motosiklet ve traktör hariç) zorunludur.

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddelerini birebir yansıtmasıdır. Yönetmeliğe göre, trafiğe çıkan otomobil, minibüs, otobüs, kamyonet, kamyon, çekici gibi tüm motorlu araçlarda, içeriği belirlenmiş standartlara uygun bir ilk yardım çantası bulundurmak mecburidir. Ancak bu kuralın bazı istisnaları vardır ve bu istisnalar da seçenekte doğru bir şekilde belirtilmiştir.

Kuralın istisnaları olan motorlu bisiklet, motosiklet ve traktörlerin bu zorunluluktan muaf tutulmasının pratik nedenleri vardır. Bu araçlarda, ilk yardım çantasını hava şartlarından (yağmur, çamur, toz) koruyacak, temiz ve güvenli bir şekilde saklayacak kapalı bir alan genellikle bulunmaz. Bu nedenle, bu araçlar için ilk yardım çantası zorunluluğu getirilmemiştir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) ve b) seçenekleri: Bu seçenekler, zorunluluğu aracın kullanıldığı yer ile (şehir içi veya şehirler arası) sınırlandırdığı için yanlıştır. İlk yardım çantası bulundurma zorunluluğu, aracın nerede kullanıldığına bakılmaksızın geçerlidir. Kaza riski her yolda mevcuttur, bu nedenle aracınızla sadece şehir içinde dolaşıyor olsanız bile ilk yardım çantasını bulundurmak zorundasınız.
  • d) seçeneği: Bu seçenek, kuralı tamamen tersine çevirdiği için yanlıştır ve oldukça çeldirici bir şıktır. A1 ve A2 sınıfı ehliyetler motosikletler, F sınıfı ehliyet ise traktörler için kullanılır. Doğru cevapta bu araçların ilk yardım çantası zorunluluğundan muaf olduğu açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla bu seçenek, kuralın tam zıttını iddia etmektedir.

Özetle, ehliyet sınavına hazırlanan bir adayın aklında kalması gereken temel kural şudur: İki veya üç tekerlekli motorlu araçlar (motosiklet, motorlu bisiklet) ve traktörler hariç, trafiğe çıkan tüm motorlu araçlarda standartlara uygun bir ilk yardım çantası bulunmalıdır. Bu kural, sürücü ve yolcuların can güvenliğini sağlamaya yönelik önemli bir tedbirdir.

Soru 32
Manevra yapacak sürücü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
İşaret verdiği anda manevraya başlamalı
B
Ön, arka ve yanlardaki trafiği kontrol etmeli
C
Manevraya başladıktan sonra işaret vermeli
D
Manevra bitmeden önce işaret vermeyi sona erdirmeli
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte bir manevra (örneğin şerit değiştirme, dönüş yapma veya park etme) yapacak bir sürücünün izlemesi gereken doğru ve güvenli adımların ne olduğu sorgulanmaktadır. Sürücünün hem kendi güvenliği hem de trafikteki diğer unsurların (diğer araçlar, yayalar vb.) güvenliği için belirli bir işlem sırasını takip etmesi gerekir. Bu soru, bu işlem sırasının en önemli adımını bulmanızı istemektedir.

Doğru Cevap: b) Ön, arka ve yanlardaki trafiği kontrol etmeli

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafikte güvenliğin her zaman birinci öncelik olmasıdır. Bir sürücü, aracının konumunu veya yönünü değiştirecek herhangi bir hamle yapmadan önce, çevresinde ne olup bittiğini tam olarak anlamalıdır. Bu kontrol; iç dikiz aynası, yan aynalar ve özellikle aynalarda görünmeyen kör noktaların başı çevirerek kontrol edilmesini içerir. Bu 360 derecelik kontrol, yapılacak manevranın başka bir yol kullanıcısı için tehlike oluşturup oluşturmayacağını anlamanın tek yoludur ve manevra kararının ilk adımıdır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) İşaret verdiği anda manevraya başlamalı: Bu seçenek son derece tehlikeli bir davranışı tanımlar. Sinyal vermek, manevra yapma niyetinizi diğer sürücülere bildirmek içindir, manevraya başlama hakkı vermez. Sinyal verdikten sonra, diğer sürücülerin niyetinizi anladığından ve size yol vermek için gerekli pozisyonu aldığından emin olmalısınız. Çevreyi kontrol etmeden, sadece sinyal vererek aniden manevraya başlamak, özellikle kör noktada bulunan bir araca çarpmayla sonuçlanabilecek büyük bir kazaya davetiye çıkarır.

  • c) Manevraya başladıktan sonra işaret vermeli: Bu seçenek, sinyal vermenin temel amacına tamamen aykırıdır. Sinyalin amacı, yapacağınız hamleyi önceden bildirerek diğer sürücüleri uyarmak ve onlara tepki verme zamanı tanımaktır. Manevraya başladıktan sonra sinyal vermenin hiçbir anlamı yoktur, çünkü tehlikeli durum çoktan yaratılmış olur. Bu, diğer sürücüler için şaşırtıcı ve öngörülemez bir durum yaratarak kaza riskini artırır.

  • d) Manevra bitmeden önce işaret vermeyi sona erdirmeli: Sinyal, manevra süreci boyunca aktif kalmalıdır. Örneğin, şerit değiştiriyorsanız, aracınız yeni şeride tam olarak yerleşene kadar sinyaliniz yanmaya devam etmelidir. Sinyali erken kapatmak, diğer sürücülerin manevrayı tamamladığınızı veya yapmaktan vazgeçtiğinizi düşünmesine neden olabilir. Bu durum, özellikle arkanızdaki sürücünün kafasını karıştırarak yanlış bir hamle yapmasına yol açabilir.

Özetle, trafikte güvenli bir manevra için izlenmesi gereken doğru sıra şöyledir:

  1. Kontrol Et: Aynalardan ve kör noktadan çevrendeki trafiği kontrol et.
  2. İşaret Ver: Yapacağın manevra için sinyal vererek niyetini bildir.
  3. Tekrar Kontrol Et: Sinyaline diğer sürücülerin tepkisini ve trafiğin son durumunu bir kez daha kontrol et.
  4. Manevrayı Gerçekleştir: Trafik müsait olduğunda manevranı güvenli bir şekilde yap.

Bu nedenle, manevra yapacak bir sürücünün atması gereken ilk ve en önemli adım, çevresindeki trafiği dikkatlice kontrol etmektir.

Soru 33
Aksine bir işaret bulunmadıkça, otoyolda minibüs ve otobüsler için azami hız saatte kaç kilometredir?
A
80
B
90
C
100
D
110
33 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'deki otoyollarda, özel bir hız sınırı tabelası ile farklı bir limit belirtilmediği durumlarda, minibüs ve otobüs kategorisindeki araçların yasal olarak ulaşabileceği en yüksek hızın (azami hız) ne olduğu sorulmaktadır. Bu tür sorular, sürücü adaylarının farklı yol tiplerine ve farklı araç cinslerine göre belirlenmiş standart hız limitlerini bilip bilmediğini ölçmeyi amaçlar. Doğru cevabı bulmak için Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirtilen hız sınırlarını hatırlamak gerekir.

Doğru Cevap: c) 100

Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aksine bir trafik işareti bulunmadıkça otoyollarda (erişme kontrollü karayolu) minibüsler (M2 sınıfı) ve otobüsler (M2 ve M3 sınıfı) için azami hız sınırı saatte 100 kilometredir. Bu kural, yolcu taşımacılığı yapan bu büyük araçların güvenliklerini sağlamak ve otoyolun yüksek hız akışına uyum göstermeleri arasında bir denge kurmak için belirlenmiştir. Bu nedenle, sorunun doğru cevabı "100" seçeneğidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) 80: Bu seçenek yanlıştır. Saatte 80 kilometre, minibüs ve otobüslerin otoyollardaki değil, şehirlerarası çift yönlü karayollarındaki azami hız sınırıdır. Otoyollar, daha yüksek standartlara sahip olduğu için bu araçlara daha yüksek bir hız limiti tanınmıştır.
  • b) 90: Bu seçenek de yanlıştır. Saatte 90 kilometre, minibüs ve otobüslerin bölünmüş yollardaki azami hız sınırıdır. Ayrıca bu hız limiti, otoyollarda kamyon ve çekiciler için geçerli olan azami hızdır. Soru minibüs ve otobüsler için otoyol limitini sorduğundan bu cevap doğru değildir.
  • d) 110: Bu seçenek yanlıştır. Saatte 110 kilometre, otoyollarda minibüs ve otobüsler için belirlenen hız limitinden daha yüksektir. Bu hız sınırı, otoyollarda panelvan tipi araçlar için geçerlidir. Otomobiller için ise otoyol hız sınırı genel olarak 130 km/s (bazı otoyollarda 140 km/s) olarak belirlenmiştir.

Özetle; ehliyet sınavına hazırlanan bir adayın, araç cinslerine ve yol tiplerine göre hız sınırlarını iyi bilmesi çok önemlidir. Bu sorunun püf noktası, hem araç tipini (minibüs ve otobüs) hem de yol tipini (otoyol) doğru bir şekilde eşleştirmektir. Bu eşleştirme yapıldığında doğru cevabın 100 km/s olduğu net bir şekilde görülür.

Soru 34
Şehirler arası yük veya yolcu nakliyatı yapan otobüs, kamyon ve çekicilerde takograf cihazının kullanılmasındaki başlıca amaç nedir?
A
Sürücünün araç kullanma, dinlenme süreleri ile araç kullanırken yaptığı hızı tespit etmek
B
Sürücünün kat ettiği kilometreyi ve tükettiği akaryakıtı tespit etmek
C
Sürücünün taşıdığı yük miktarını ve aldığı parayı tespit etmek
D
Sürücünün çalıştığı günleri ve hak ettiği ücreti tespit etmek
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, şehirler arası taşımacılık yapan otobüs, kamyon gibi büyük ticari araçlarda takograf cihazının bulunmasının en temel ve öncelikli sebebinin ne olduğu sorgulanmaktadır. Takograf, bir nevi aracın "kara kutusu" olarak düşünülebilir ve temel amacı, sürücünün ve aracın faaliyetlerini yasal düzenlemeler çerçevesinde kaydetmektir. Bu kayıtlar, hem sürücünün hem de trafikteki diğer insanların güvenliği için hayati önem taşır.

Doğru Cevap: a) Sürücünün araç kullanma, dinlenme süreleri ile araç kullanırken yaptığı hızı tespit etmek

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, takograf cihazının icat edilme ve yasal olarak zorunlu kılınmasındaki ana felsefeyi tam olarak yansıtmasıdır. Cihazın temel görevi, sürüş güvenliğini artırmak ve yasal denetimi sağlamaktır. Bunu da üç temel veriyi kaydederek yapar: sürücünün ne kadar süre aralıksız araç kullandığı, yasal olarak vermesi gereken molaları verip vermediği ve aracın anlık ve ortalama hızı. Bu veriler sayesinde, yorgun ve uykusuz araç kullanımının önüne geçilmesi ve hız ihlallerinin tespit edilmesi hedeflenir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Sürücünün kat ettiği kilometreyi ve tükettiği akaryakıtı tespit etmek: Takograf cihazı kat edilen kilometreyi de kaydeder ancak bu onun birincil amacı değildir; bu bilgi zaten aracın kilometre sayacında da mevcuttur. Tüketilen akaryakıtı tespit etmek ise takografın değil, aracın motor kontrol ünitesi (ECU) gibi daha modern sistemlerin görevidir. Bu nedenle bu seçenek, cihazın ana fonksiyonunu ifade etmez.
  • c) Sürücünün taşıdığı yük miktarını ve aldığı parayı tespit etmek: Taşınan yük miktarı kantarlarda ölçülür ve irsaliye gibi belgelerle kayıt altına alınır; takografın bu bilgiyi ölçme gibi bir özelliği yoktur. Sürücünün aldığı para ise tamamen ticari ve muhasebesel bir konudur ve takograf cihazının ilgi alanına girmez. Bu seçenek, cihazın işleviyle tamamen alakasızdır.
  • d) Sürücünün çalıştığı günleri ve hak ettiği ücreti tespit etmek: Takograf verileri, bir sürücünün çalıştığı günleri doğrulamak için dolaylı olarak kullanılabilir. Ancak cihazın varlık sebebi, bir şirketin bordro veya insan kaynakları departmanına veri sağlamak değildir. Asıl amaç, sürücünün yasal çalışma saatlerine uyup uymadığını denetleyerek trafik güvenliğini sağlamaktır; ücret hesabı ikincil bir sonuçtur.

Özetle, takograf cihazının varlık sebebi ticari bir amaçtan çok, trafik güvenliğini sağlamak ve sürücülerin yasal çalışma ve dinlenme sınırlarına uymasını garanti altına almaktır. Bu nedenle en doğru ve kapsayıcı cevap "a" seçeneğidir.

Soru 35
Yerleşim yerleri içinde trafiği düzenleme amacı ile

• Yer işaretlemelerini

• Trafik işaret levhalarını

• Işıklı ve sesli trafik işaretlerini

temin ve tesis etmek, bunların devamlılığını ve işlerliğini sağlamak, aşağıdaki kuruluşlardan hangisinin görevidir?

A
Belediyelerin
B
Emniyet Genel Müdürlüğünün
C
Kara Yolları Genel Müdürlüğünün
D
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, şehir içindeki yani meskun mahaldeki yolların trafik düzeninden sorumlu olan kurum sorulmaktadır. Soruda listelenen görevler; yol çizgileri gibi yer işaretlemelerini yapmak, "Dur" veya "Hız Limiti" gibi trafik levhalarını yerleştirmek ve trafik ışıklarını kurup çalışmalarını sağlamaktır. Bu görevlerin kime ait olduğunu bilmek, trafiğin işleyişini ve yetki dağılımını anlamak için önemlidir.

Doğru Cevap: a) Belediyelerin

Doğru cevabın "Belediyelerin" olmasının sebebi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddeleridir. Bu kanuna göre, belediye sınırları (yerleşim yerleri) içindeki yolların yapımı, bakımı ve onarımı belediyelerin sorumluluğundadır. Bu sorumluluk, yollar üzerindeki trafik düzenini sağlayacak her türlü işaretleme, levha ve sinyalizasyon sistemini kurmayı ve bunların çalışır durumda olmasını sağlamayı da kapsar. Kısacası, bir şehrin içindeki cadde, sokak ve bulvarlarda gördüğünüz trafikle ilgili tüm bu düzenlemelerden o şehrin belediyesi sorumludur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Emniyet Genel Müdürlüğünün: Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bağlı trafik polisinin görevi, yolları yapmak veya işaretleri koymak değil, mevcut kuralların uygulanmasını sağlamak ve trafiği denetlemektir. Yani, belediyenin koyduğu trafik ışığına veya levhasına sürücülerin uyup uymadığını kontrol ederler. Kurulum ve bakım değil, denetim ve uygulama onların görevidir.
  • c) Kara Yolları Genel Müdürlüğünün: Bu seçenek, en çok karıştırılan seçenektir. Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), şehirler arası yollardan sorumludur. Otoyollar, devlet yolları gibi yerleşim yerleri dışındaki bağlantı yollarının yapımı, bakımı ve bu yollar üzerindeki trafik işaretlerinin tesisi KGM'nin görevidir. Soruda özellikle "yerleşim yerleri içinde" denildiği için bu seçenek yanlış olmaktadır. Bir şehirden çıkıp başka bir şehre doğru otoyolda seyahat ederken gördüğünüz levhalardan KGM sorumludur.
  • d) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının: Bakanlık, trafikle ilgili genel politikaları belirleyen, standartları oluşturan ve ilgili kanun ve yönetmelikleri hazırlayan en üst mercidir. Yani, bir trafik levhasının nasıl olacağını, hangi standartlara uyması gerektiğini belirler ancak bir mahalledeki sokağa o levhayı bizzat dikmez. Bakanlık, işin kural koyma ve genel strateji kısmıyla ilgilenirken, uygulama yerelde belediyeler veya şehirler arasında KGM tarafından yapılır.

Özetle, bu soruyu doğru cevaplamak için kilit ifade "yerleşim yerleri içinde" ifadesidir. Bu ifadeyi gördüğünüzde aklınıza hemen Belediyeler gelmelidir. Eğer soru "şehirler arası yollar" veya "otoyollar" deseydi, o zaman doğru cevap Karayolları Genel Müdürlüğü olurdu.

Soru 36
I- Motor ve araç kontrolünün yapılması II- Koltuk ve aynaların ayarlanması III- Emniyet kemerinin ayarlanması Verilenlerden hangileri, aracı kullanmaya başlamadan önce yapılması gereken hazırlıklardandır?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün aracı hareket ettirmeden önce tamamlaması gereken temel ve zorunlu hazırlık adımlarının neler olduğu sorulmaktadır. Güvenli bir sürüş deneyimi, sadece aracı kullanma becerisiyle değil, aynı zamanda bu hazırlık adımlarını doğru bir sırayla ve eksiksiz olarak yerine getirmekle başlar. Soru, sürücü adayının bu bütüncül güvenlik bilincine sahip olup olmadığını ölçmeyi amaçlamaktadır.

Şimdi maddeleri tek tek inceleyelim:

  • I- Motor ve araç kontrolünün yapılması: Bu madde, araca binmeden önce yapılması gereken dış kontrolleri ifade eder. Lastiklerin havasını gözle kontrol etmek, aracın altında herhangi bir yağ veya su sızıntısı olup olmadığına bakmak, farların ve sinyal lambalarının temiz ve çalışır durumda olduğunu kontrol etmek bu aşamanın bir parçasıdır. Bu ön kontrol, aracın teknik olarak yola çıkmaya hazır ve güvenli olduğundan emin olmanızı sağlar ve olası arızaları önceden fark etmenize yardımcı olur.
  • II- Koltuk ve aynaların ayarlanması: Araca bindikten sonra yapılması gereken ilk ayarlamalardır. Doğru bir koltuk ayarı, sürücünün direksiyona, pedallara ve vitese rahatça hâkim olmasını sağlar. Aynaların doğru bir şekilde ayarlanması ise, çevredeki trafiği ve özellikle "kör noktaları" minimuma indirerek güvenli bir görüş alanı oluşturur. Bu ayarlar, sürücünün araçla bütünleşmesi ve çevresine tam olarak hâkim olması için kritik öneme sahiptir.
  • III- Emniyet kemerinin ayarlanması: Tüm fiziksel ayarlar tamamlandıktan sonra, motoru çalıştırmadan hemen önce yapılması gereken hayati bir adımdır. Emniyet kemeri, olası bir kaza anında sürücüyü ve yolcuları koruyan en temel pasif güvenlik sistemidir. Vücuda doğru şekilde oturması ve kilit mekanizmasının çalışır durumda olması, maksimum koruma sağlaması için gereklidir.

Doğru Cevabın ve Diğer Seçeneklerin Değerlendirilmesi

d) I, II ve III: Bu seçenek doğrudur. Çünkü güvenli bir sürüşe hazırlık süreci, bu üç temel adımı da içeren bir bütündür. Sürücü önce aracın dış güvenliğinden emin olur (I), sonra kendi sürüş pozisyonunu ve görüş alanını en ideal hale getirir (II) ve son olarak can güvenliği için en önemli önlemi alır (III). Bu adımlardan herhangi birinin atlanması, sürüş güvenliğini doğrudan riske atar.

Diğer seçenekler ise eksik bilgi içerdiği için yanlıştır:

  1. a) Yalnız I: Sadece aracı dışarıdan kontrol etmek yeterli değildir. Doğru oturma pozisyonu ve ayna ayarları olmadan araca hâkim olamazsınız ve emniyet kemeri olmadan can güvenliğiniz tehlikede olur.
  2. b) I ve II: Araç kontrolü ve koltuk/ayna ayarı yapılmış olsa bile, emniyet kemerini takmamak (III. madde) en temel güvenlik kuralını ihlal etmektir. Bu nedenle bu seçenek eksiktir.
  3. c) II ve III: Sürücünün araca oturduktan sonraki hazırlıkları yapması önemlidir, ancak aracın teknik bir sorunu (örneğin patlak bir lastik) olup olmadığını kontrol etmeden (I. madde) yola çıkmak büyük bir risktir. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi motorla vites kutu-su arasındaki irtibatı keserek, vites değiştirme imkânı sağlayan güç aktarma organıdır?
A
Kavrama (Debriyaj)
B
Fren balatası
C
Helezon yay
D
Amortisör
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın motorunda üretilen gücü tekerleklere ileten sistemin bir parçası sorulmaktadır. Özellikle, motor ile vites kutusu (şanzıman) arasındaki bağlantıyı anlık olarak kesip vites değiştirmemizi sağlayan parçanın hangisi olduğu istenmektedir. Bu işlemi yapan parça, güç aktarma organları arasında kritik bir role sahiptir.

Doğru cevap a) Kavrama (Debriyaj) seçeneğidir. Kavrama sistemi, motor ile vites kutusu arasında yer alır ve temel görevi bu iki önemli parça arasındaki güç akışını kontrol etmektir. Sürücü debriyaj pedalına bastığında, kavrama sistemi motorun dönme hareketini vites kutusuna iletmeyi durdurur. Bu sayede, vites kutusundaki dişliler üzerindeki yük kalkar ve vites geçişi rahat ve sarsıntısız bir şekilde yapılabilir.

Debriyaj pedalını bıraktığınızda ise kavrama tekrar motor ile vites kutusunu birbirine bağlar ve motorun gücü seçilen vitesteki dişliler aracılığıyla tekerleklere iletilmeye devam eder. Kısacası, vites değiştirmek için motorun gücünü geçici olarak "boşa almamızı" sağlayan parça kavramadır. Bu nedenle sorunun tanımına tam olarak uymaktadır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • b) Fren balatası: Fren balatası, bir güç aktarma organı değil, fren sisteminin bir parçasıdır. Görevi, tekerleklerle birlikte dönen fren diskine veya kampanasına sürtünerek aracın yavaşlamasını veya durmasını sağlamaktır. Motor ile vites kutusu arasında bir bağlantı kesme görevi yoktur.
  • c) Helezon yay: Helezon yay, süspansiyon sisteminin bir elemanıdır. Aracın ağırlığını taşır ve yoldaki kasis veya çukurlardan kaynaklanan sarsıntıları emerek sürüş konforunu artırır. Güç aktarma organlarıyla herhangi bir bağlantısı veya görevi bulunmamaktadır.
  • d) Amortisör: Amortisör de helezon yay gibi süspansiyon sisteminin bir parçasıdır. Helezon yayların salınımını (yaylanmasını) kontrol altına alarak aracın yola daha iyi tutunmasını sağlar ve sürüş güvenliğini artırır. Motor gücünün aktarılmasıyla ilgili bir işlevi yoktur.
Soru 38
.• Güvenli, ekonomik ve sorunsuz bir sürüş • Hava kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlama Bir motorlu araçtan yukarıda verilen kriterleri hangi durumda gerçekleştirmesi beklenir?
A
Sürekli olarak yüksek hızda kullanıldığında
B
Kontrol ve bakımı doğru şekilde yapıldığında
C
Çok ıslak ya da tozlu ortamda çalıştırıldığında
D
Üretim amacına uygun olarak kullanılmadığında
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir motorlu aracın hem sürücü hem de çevre için en ideal durumda olmasını sağlayan temel şartın ne olduğu sorulmaktadır. Soruda belirtilen kriterler; güvenli, ekonomik, sorunsuz bir sürüş ve hava kirliliğini azaltmaktır. Bu olumlu sonuçların hepsini aynı anda sağlayan durumu bulmamız gerekiyor.

Doğru cevap b) Kontrol ve bakımı doğru şekilde yapıldığında seçeneğidir. Çünkü bir aracın düzenli olarak kontrol ve bakımının yapılması, soruda listelenen tüm olumlu sonuçları doğrudan etkiler. Bakımlı bir araç, her açıdan daha verimli ve güvenilir olur.

  • Güvenli Sürüş: Bakımı yapılmış bir aracın frenleri, lastikleri, direksiyon sistemi ve aydınlatmaları kusursuz çalışır. Bu da ani durumlarda kaza riskini en aza indirerek güvenli bir sürüş sağlar.
  • Ekonomik ve Sorunsuz Sürüş: Motor yağı, hava filtresi gibi parçaların zamanında değiştirilmesi, motorun daha verimli çalışmasını sağlar ve yakıt tüketimini düşürür. Bu durum hem cebinize ekonomik katkı sağlar hem de düzenli bakım sayesinde aracın yolda kalma, arıza yapma gibi sorunlar çıkarma ihtimali azalır.
  • Hava Kirliliğini Azaltma: Bakımlı bir motor, yakıtı tam ve verimli bir şekilde yakar. Bu sayede egzozdan çıkan zararlı gazların (emisyon) miktarı azalır ve araç çevreye daha az zarar verir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

a) Sürekli olarak yüksek hızda kullanıldığında: Bu seçenek yanlıştır çünkü yüksek hız, tam tersi sonuçlar doğurur. Yüksek hız yapmak hem yakıt tüketimini ciddi oranda artırır (ekonomik değildir) hem de fren mesafesini uzatıp kaza riskini yükselttiği için güvenli değildir. Ayrıca motorun zorlanması, çevreye daha fazla zararlı gaz salınmasına neden olabilir.

c) Çok ıslak ya da tozlu ortamda çalıştırıldığında: Bu seçenek de yanlıştır. Bu durumlar, aracın performansını ve güvenliğini olumsuz etkileyen dış koşullardır. Islak zeminler lastiklerin yol tutuşunu azaltarak güvenliği tehlikeye atarken, tozlu ortamlar aracın hava filtresini tıkayarak motorun verimsiz çalışmasına ve yakıt tüketiminin artmasına neden olur.

d) Üretim amacına uygun olarak kullanılmadığında: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır. Bir aracı amacı dışında kullanmak (örneğin, bir binek otomobili yük taşımak veya arazide kullanmak) araca ciddi zararlar verir. Bu durum, aracı güvensiz hale getirir, sık arızalara ve büyük masraflara yol açar (sorunlu ve ekonomik olmayan sürüş) ve aracın ömrünü kısaltır.

Soru 39
Aracın elektrik sisteminde bulunan sigortalardan biri yanmış ise yerine takılacak olan yeni sigortanın amper değeri eskisine göre nasıl olmalıdır?
A
Aynı 
B
Daha büyük
C
Daha küçük 
D
Önemli değildir.
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın elektrik donanımında bir arıza nedeniyle atan veya yanan bir sigortanın yerine yenisi takılırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta sorulmaktadır. Özellikle yeni sigortanın amper değerinin, eski sigortaya göre ne olması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Bu, araç güvenliği için temel bir bilgidir.

Doğru cevap a) Aynı seçeneğidir. Sigortalar, araçtaki elektrik devrelerini aşırı akıma karşı korumak için tasarlanmış birer güvenlik elemanıdır. Her bir elektrik devresi (farlar, radyo, silecekler vb.) belirli bir miktarda akım çeker ve bu devreler, bu akım değerine dayanacak şekilde üretilmiştir. Sigorta, bu devrenin "zayıf halkası" olarak görev yapar; devreden geçmemesi gereken bir yükseklikte akım geçtiğinde, sigortanın içindeki ince tel eriyerek kopar ve devreyi keser. Böylece, o devreye bağlı olan pahalı elektronik aksamın veya kabloların yanması engellenmiş olur.

Bu nedenle, yanmış bir sigortanın yerine mutlaka orijinali ile aynı amper değerine sahip yeni bir sigorta takılmalıdır. Aracın üreticisi, o devre için en güvenli ve en uygun amper değerini hesaplayarak belirlemiştir. Aynı değerde bir sigorta kullanmak, sistemin tasarlandığı gibi güvenli bir şekilde çalışmaya devam etmesini sağlar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Daha büyük: Bu seçenek yanlıştır ve oldukça tehlikelidir. Eğer yanan sigortanın yerine daha yüksek amperli bir sigorta takarsanız, sigorta görevini yapamaz hale gelir. Devreden normalin üzerinde bir akım geçtiğinde, yeni ve daha güçlü sigorta atmayacağı için bu yüksek akım doğrudan devredeki kablolara ve elektronik bileşenlere ulaşır. Bu durum, kabloların aşırı ısınıp erimesine, kısa devreye ve en kötü senaryoda araç yangınına sebep olabilir. Unutmayın, sigortanın amacı devreyi korumaktır; daha büyük bir sigorta takmak bu korumayı ortadan kaldırmaktır.

  • c) Daha küçük: Bu seçenek de yanlıştır. Orijinalinden daha düşük amperli bir sigorta takarsanız, bu sigorta devrenin normal çalışması için ihtiyaç duyduğu akıma bile dayanamayabilir. Örneğin, radyonuzun normalde çektiği akım 8 amper ise ve siz oraya 5 amperlik bir sigorta takarsanız, radyoyu açtığınızda veya sesini biraz yükselttiğinizde sigorta hemen atacaktır. Bu durum tehlikeli olmasa da, devrenin düzgün çalışmasını engeller ve sürekli sigorta değiştirmenize neden olur.

  • d) Önemli değildir: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılabileceği gibi, bir sigortanın en kritik ve belirleyici özelliği onun amper değeridir. Sigortanın varlık sebebi, belirli bir amper değerinde devreyi keserek güvenliği sağlamaktır. Bu değeri göz ardı etmek, aracın elektrik sistemini ve genel güvenliğini büyük bir riske atmak anlamına gelir.

Soru 40
Düz yolda normal hızla seyrederken, araç bir tarafa çekme yapıyorsa sebebi aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A
Ön lastiklerin hava basıncının eşit olmaması
B
Aracın yükünün fazla olması
C
Hava filtresinin kirli olması
D
Motorun yağ yakması
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın düz bir yolda ilerlerken direksiyonu serbest bıraktığınızda veya düz tuttuğunuzda neden istemsiz olarak sağa veya sola yöneldiği, yani "çekme" yaptığı sorgulanmaktadır. Bu durum, sürüş güvenliğini doğrudan etkileyen bir sorundur ve kaynağının doğru tespit edilmesi önemlidir. Sorunun temel mantığı, aracın sağ ve sol tarafındaki tekerlekler arasında bir dengesizlik olup olmadığını anlamaya dayanır.

Doğru cevap a) Ön lastiklerin hava basıncının eşit olmaması seçeneğidir. Çünkü bir ön lastiğin hava basıncı diğerinden daha düşükse, basıncı düşük olan lastiğin yanakları daha fazla esner ve yere temas eden yüzeyi genişler. Bu durum, o lastiğin yuvarlanma direncini artırır. Araç ilerlerken, yuvarlanma direnci yüksek olan (yani havası inik olan) lastik, diğer lastiğe göre daha yavaş dönme eğiliminde olur ve bu da adeta bir fren etkisi yaratarak aracın o tarafa doğru çekmesine neden olur.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Aracın yükünün fazla olması: Aracın aşırı yüklü olması, genel yol tutuşunu, fren mesafesini ve süspansiyon sisteminin çalışmasını olumsuz etkiler. Ancak yük, aracın geneline dengeli bir şekilde dağıtılmışsa, aracın özellikle tek bir yöne doğru çekmesine sebep olmaz. Çekme yapması için yükün sadece bir tarafa aşırı ve dengesiz şekilde yığılmış olması gerekir ki bu, normal bir "fazla yük" durumundan farklıdır.
  • c) Hava filtresinin kirli olması: Hava filtresi, motora giren havayı temizlemekle görevlidir. Filtrenin kirli olması, motora yeterli hava gitmesini engeller, bu da motorun performansında düşüşe, yakıt tüketiminde artışa ve motorun boğulmasına neden olabilir. Bu durumun aracın tekerlekleri veya direksiyon sistemiyle hiçbir mekanik bağlantısı yoktur, dolayısıyla bir tarafa çekme yapmasına yol açmaz.
  • d) Motorun yağ yakması: Motorun yağ yakması, genellikle piston segmanlarının veya supap contalarının aşınması gibi motor içi mekanik bir sorunun belirtisidir. Bu durum, egzozdan mavi duman çıkmasına, motor yağının eksilmesine ve motorun ömrünün kısalmasına neden olur. Tıpkı hava filtresi gibi, bu sorunun da aracın yönlendirme mekanizmasıyla veya tekerleklerin dengesiyle bir ilgisi yoktur.

Özetle, aracın bir yöne çekmesi problemi, doğrudan aracın yürüyen aksamı, yani tekerlekler, lastikler, süspansiyon ve direksiyon sistemi ile ilgilidir. Seçenekler arasında bu sisteme doğrudan etki eden tek durum, lastik basınçlarındaki dengesizliktir.

Soru 41
Motor çalışır durumda iken aracın gösterge panelinde yağ basıncı ikaz ışığı yanıyorsa sebebi aşağıdakilerden hangisi  olabilir?
A
Fren hidroliğinin eksilmesi
B
Karterde yağın kalmaması
C
Depodaki yakıtın azalması
D
Radyatörde antifrizin olmaması
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motor çalışır durumdayken aracın gösterge panelinde yanan yağ basıncı ikaz ışığının olası nedeni sorgulanmaktadır. Bu ikaz ışığı, genellikle kırmızı renkte bir yağdanlık simgesi şeklindedir ve motorun sağlığı açısından en önemli uyarılardan biridir. Bu ışığın yanması, motorun yağlama sisteminde ciddi bir sorun olduğunu ve acil müdahale gerektiğini belirtir.

Doğru cevap b) Karterde yağın kalmaması seçeneğidir. Motor yağı, motorun içindeki hareketli parçaların (pistonlar, krank mili vb.) birbirine sürtünmesini engelleyerek aşınmayı önler ve aynı zamanda motorun soğumasına yardımcı olur. Bu yağ, motorun alt kısmında bulunan ve "karter" olarak adlandırılan bir haznede toplanır. Motor çalıştığında, bir yağ pompası bu karterdeki yağı alarak basınçlı bir şekilde motorun tüm hareketli parçalarına gönderir.

Eğer karterde yağ kalmazsa veya seviyesi çok düşerse, yağ pompası sisteme gönderecek yağ bulamaz. Bu durumda motorun içindeki yağ basıncı tehlikeli bir şekilde düşer. Yağ basınç sensörü bu basınç düşüklüğünü algılar ve sürücüyü uyarmak için gösterge panelindeki yağ basıncı ikaz ışığını yakar. Bu, motorun yağlanmadığı ve çok kısa sürede büyük ve masraflı arızalar yaşayabileceği anlamına gelen çok ciddi bir durumdur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Fren hidroliğinin eksilmesi: Fren hidroliği, fren sisteminin bir parçasıdır ve motorun yağlama sistemiyle hiçbir ilgisi yoktur. Fren hidroliği eksildiğinde, gösterge panelinde genellikle içinde ünlem işareti (!) olan bir daire veya "BRAKE" yazılı farklı bir ikaz ışığı yanar.
  • c) Depodaki yakıtın azalması: Yakıt, motorun çalışması için gerekli enerjiyi sağlar. Yakıt azaldığında, gösterge panelinde genellikle sarı renkli bir benzin pompası simgesi belirir. Bu uyarının motorun yağ basıncıyla bir bağlantısı bulunmamaktadır.
  • d) Radyatörde antifrizin olmaması: Antifriz (soğutma sıvısı), motorun aşırı ısınmasını (hararet yapmasını) önler. Radyatörde antifriz olmadığında motor hararet yapar ve hararet göstergesi yükselir veya termometre şeklinde kırmızı bir ikaz ışığı yanar. Bu durum da yağ basıncı ikaz ışığından tamamen farklı bir soruna işaret eder.

Özetle, yağ basıncı ikaz ışığı yandığında, bu durum doğrudan motorun yağlama sistemindeki bir sorunu gösterir. En yaygın ve temel sebep, karterdeki yağın bitmesi veya kritik seviyenin altına düşmesidir. Bu uyarıyı gördüğünüzde, motora kalıcı hasar vermemek için aracı derhal güvenli bir yere çekip motoru durdurmanız hayati önem taşır.

Soru 42
Hava filtresi kirli ise motor nasıl bir karışımla çalışır?
A
Fakir
B
Zengin
C
Normal 
D
Az yakıtlı
42 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, motorun çalışması için hayati önem taşıyan hava-yakıt karışımının, aracın bir parçasının (hava filtresi) durumuyla nasıl etkilendiği ölçülmektedir. Motorun sağlıklı ve verimli çalışabilmesi için doğru oranda hava ve yakıtın bir araya gelmesi gerekir. Hava filtresi ise motora giren havanın temizlenmesinden sorumludur.

Doğru cevap b) Zengin seçeneğidir. Motorun yanma odasına giren havanın miktarını hava filtresi belirler. Eğer bu filtre toz, kir ve partiküllerle tıkanırsa, motor yeterli miktarda temiz havayı içeriye çekemez. Ancak yakıt sistemi, normalde gelmesi gereken hava miktarına göre yakıt püskürtmeye devam eder. Bu durumda, azalan havaya karşılık yakıt miktarı oransal olarak çok fazla kalır. Yakıtın havaya göre fazla olduğu bu karışıma "zengin karışım" denir.

Zengin karışımla çalışan bir motor, yakıtı verimli bir şekilde yakamaz. Bu durum, aracın performansının düşmesine, yakıt tüketiminin belirgin bir şekilde artmasına ve egzozdan siyah duman çıkmasına neden olabilir. Kısacası, motor "boğulur" çünkü yanma için yeterli oksijeni (havayı) bulamaz.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Fakir: Fakir karışım, zengin karışımın tam tersidir; yani yakıt miktarının havaya göre az olması durumudur. Bu durum genellikle yakıt sisteminde bir sorun olduğunda veya motora bir sızıntıdan dolayı fazla hava girdiğinde oluşur. Kirli bir hava filtresi havayı azalttığı için fakir karışıma değil, zengin karışıma yol açar.
  • c) Normal: Normal karışım, motorun ideal oranda (stokiyometrik oran) hava ve yakıtla çalıştığı durumdur. Bu, en verimli yanmanın gerçekleştiği karışımdır ve ancak temiz bir hava filtresi ile mümkündür. Filtre kirli olduğunda bu ideal oran bozulur.
  • d) Az yakıtlı: Bu ifade, "fakir karışım" ile temelde aynı anlama gelir. Sorunun temelinde yakıtın azlığı değil, havanın azlığı yatmaktadır. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
Soru 43
I- Akü kontrolü II- Lastik kontrolü III- Antifriz kontrolü Yukarıda verilenlerden hangileri, aracın kış koşullarına hazırlanmasında alınması gereken önlemlerdendir?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın kış mevsimine güvenli bir şekilde hazırlanması için yapılması gereken temel kontrollerin hangileri olduğu sorulmaktadır. Kış koşulları; düşük sıcaklıklar, kar yağışı, buzlanma ve ıslak zeminler gibi zorlu şartları beraberinde getirir. Bu nedenle, aracın bu şartlara uyum sağlayabilmesi için bazı özel önlemlerin alınması hayati önem taşır.

Doğru cevap d) I, II ve III seçeneğidir. Çünkü verilen üç kontrol de aracın kış aylarında güvenli ve sorunsuz çalışması için kritik öneme sahiptir. Bu kontrollerin her biri, farklı bir risk faktörünü ortadan kaldırmaya yöneliktir ve bir bütün olarak aracın kışa hazır olmasını sağlar. Şimdi bu üç maddenin neden gerekli olduğunu tek tek inceleyelim.

  • I- Akü Kontrolü: Soğuk havalar, akünün kimyasal reaksiyonlarını yavaşlatarak performansını önemli ölçüde düşürür. Zayıf bir akü, normal havalarda aracı çalıştırabilirken, kışın dondurucu soğuklarında motoru çalıştırmak için yeterli gücü üretemeyebilir. Bu durum, yolda kalmanıza neden olabilir. Bu yüzden kışa girmeden önce akünün şarj durumu, sıvı seviyesi ve kutup başları mutlaka kontrol edilmelidir.
  • II- Lastik Kontrolü: Kış aylarında yol tutuşu, kar, buz ve ıslak zeminler nedeniyle ciddi şekilde azalır. Yaz lastikleri 7 derecenin altındaki sıcaklıklarda sertleşir ve yol tutuş özelliklerini kaybeder. Bu nedenle, güvenli bir sürüş ve daha kısa fren mesafesi için diş derinliği yeterli olan kış lastiklerinin takılması zorunludur. Ayrıca lastik hava basınçları da düzenli olarak kontrol edilmelidir.
  • III- Antifriz Kontrolü: Antifriz, motor soğutma suyunun donma noktasını düşürerek en soğuk havalarda bile motorun zarar görmesini engeller. Eğer soğutma sistemindeki su donarsa, genleşerek radyatörü ve hatta motor bloğunu çatlatabilir. Bu, çok masraflı ve ciddi bir arızaya yol açar. Bu sebeple kış gelmeden önce soğutma sistemindeki antifriz seviyesi ve donma derecesi mutlaka ölçülmelidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, kış hazırlığını eksik bıraktıkları için yanlıştır. Güvenli bir sürüş için bu kontrollerin hiçbiri atlanamaz.

  1. a) Yalnız I: Sadece akü kontrolü yapmak, aracın kışa hazır olduğu anlamına gelmez. Akünüz tam dolu olsa bile, kötü lastiklerle buzlu bir yolda duramazsınız veya antifriz eksikliği nedeniyle motorunuz donabilir.
  2. b) I ve II: Akü ve lastik kontrolü çok önemlidir, ancak antifriz kontrolünü atlamak büyük bir risktir. Bu seçenek, motoru donma tehlikesine karşı korumasız bırakır ve bu da aracın en temel parçasının hasar görmesine neden olabilir.
  3. c) II ve III: Lastikleriniz ve antifriziniz mükemmel durumda olsa bile, eğer aracınız soğuk bir sabah zayıf bir akü yüzünden çalışmazsa bu hazırlığın bir anlamı kalmaz. Aracın ilk hareketini sağlayan akü, en az diğerleri kadar kritik bir parçadır.

Sonuç olarak, aracın kış koşullarında hem güvenli bir şekilde hareket edebilmesi hem de mekanik olarak sorun çıkarmaması için akü, lastik ve antifriz kontrollerinin üçü de eksiksiz bir şekilde yapılmalıdır. Bu nedenle en kapsamlı ve doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi araçta fazla yakıt tüketimine sebep olur?
A
Bujilerin yeni olması
B
Yakıt borularının uzun olması
C
Depodaki yakıt seviyesinin düşmesi
D
Tavsiye edilmeyen araç lastiği kullanılması
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın normalden daha fazla yakıt harcamasına, yani yakıt verimliliğinin düşmesine neden olan bir durumu bulmamız istenmektedir. Sürüş ekonomisini olumsuz etkileyen faktörün hangisi olduğunu anlamak için her seçeneği dikkatlice incelemek gerekir. Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım ele alalım.

d) Tavsiye edilmeyen araç lastiği kullanılması (Doğru Cevap)

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni yuvarlanma direncidir. Araç lastikleri, aracın yolla temasını sağlayan ve motorun ürettiği gücü yola aktaran kritik parçalardır. Araç üreticisi, o model için en ideal yakıt verimliliği ve yol tutuşu sağlayacak lastik boyutlarını, tipini ve hava basıncını tavsiye eder. Tavsiye edilmeyen, örneğin daha geniş tabanlı, yanlış basınçta veya mevsime uygun olmayan bir lastik kullanmak, lastiğin yola sürtünmesini artırır. Bu artan sürtünme (yuvarlanma direnci), motorun aracı hareket ettirmek için daha fazla güç üretmesini gerektirir ve bu da doğrudan yakıt tüketiminin artmasına yol açar.

Diğer Seçeneklerin Analizi

  • a) Bujilerin yeni olması: Bu seçenek yanlıştır çünkü bujilerin yeni olması yakıt tüketimini artırmaz, tam aksine yakıt tasarrufuna yardımcı olur. Bujiler, motorun silindirlerindeki yakıt-hava karışımını ateşleyen parçalardır. Zamanla eskiyen ve kirlenen bujiler, zayıf ateşleme yapar ve bu da yakıtın tam olarak yanamamasına neden olur. Verimsiz yanma, motor gücünü düşürür ve aynı performansı elde etmek için daha fazla yakıt harcanmasına yol açar. Yeni bujiler ise tam ve verimli bir yanma sağlayarak motorun optimum performansta çalışmasını ve yakıt ekonomisinin iyileşmesini sağlar.
  • b) Yakıt borularının uzun olması: Bu seçenek de yanlıştır. Yakıt borularının uzunluğu, aracın mühendislik tasarımı sırasında belirlenen sabit bir özelliktir. Yakıt pompası, bu boru uzunluğuna göre yakıtı motora yeterli basınçta iletecek şekilde tasarlanmıştır. Dolayısıyla, yakıt borularının standart uzunluğu, sürücünün değiştirebileceği veya yakıt tüketimini doğrudan etkileyen bir faktör değildir. Bu durum, aracın normal işleyişinin bir parçasıdır ve fazla tüketime sebep olmaz.
  • c) Depodaki yakıt seviyesinin düşmesi: Bu seçenek de yanlıştır; hatta tam tersi bir durum söz konusudur. Yakıtın bir ağırlığı vardır. Yakıt deposu tamamen doluyken araç, depo boşken olduğundan daha ağırdır. Fizik kuralı gereği, daha ağır bir kütleyi hareket ettirmek için daha fazla enerji gerekir. Bu nedenle, depodaki yakıt seviyesi düştükçe araç hafifler ve bu durum, teorik olarak yakıt tüketimini çok az da olsa azaltır, kesinlikle artırmaz.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi, trafik denetim görevlileriyle iletişim kuran sürücünün trafik adabı açısından özen göstermesi gereken davranışlardandır?
A
Empati kurmaktan kaçınmak
B
Dinlemeyi etkin şekilde yapmamak
C
Karşısındaki kişiye saygı duyarak varlığını kabul etmek
D
Karşısındaki kişinin ne demek istediğini gözden geçirmek yerine akıl okumak
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik denetim görevlisi (örneğin, bir trafik polisi) tarafından durdurulduğunuzda, trafik adabına uygun olarak sergilemeniz gereken doğru davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Soru, sürücünün iletişim becerilerini ve stresli bir durumda bile saygılı ve sakin kalabilme yeteneğini ölçmeyi amaçlamaktadır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim.

Doğru Cevap: c) Karşısındaki kişiye saygı duyarak varlığını kabul etmek

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik adabının temelinde saygı ve anlayışın yatmasıdır. Trafik denetim görevlisi, kanunların kendisine verdiği bir yetkiyi kullanarak görevini yapmaktadır. Sürücünün bu durumu ve görevlinin otoritesini saygıyla kabul etmesi, iletişimin sağlıklı başlaması için en önemli adımdır. Bu davranış, olası bir gerginliği en başından engeller ve sorunların daha sakin ve yapıcı bir şekilde çözülmesine olanak tanır.

  • a) Empati kurmaktan kaçınmak: Bu seçenek yanlıştır, çünkü empati kurmak olumlu bir davranıştır. Empati, kendinizi karşınızdaki kişinin yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmaktır. Trafik görevlisinin de zorlu hava koşullarında veya yoğun trafikte görev yaptığını düşünmek, onunla daha anlayışlı bir iletişim kurmanızı sağlar. Empatiden kaçınmak ise iletişimi zorlaştırır ve çatışmacı bir tutuma neden olur.

  • b) Dinlemeyi etkin şekilde yapmamak: Bu seçenek de tamamen yanlış bir tutumdur. Trafik görevlisi size bir bilgi verirken, bir uyarıda bulunurken veya bir işlem hakkında açıklama yaparken onu dikkatle dinlememek, durumu yanlış anlamanıza yol açabilir. Etkin dinleme yapmamak, hem saygısızlık olarak algılanır hem de sürücünün kendi haklarını veya sorumluluklarını tam olarak öğrenmesini engeller.

  • d) Karşısındaki kişinin ne demek istediğini gözden geçirmek yerine akıl okumak: Bu seçenek de yanlış bir iletişim yöntemidir. "Akıl okumak", karşınızdaki kişinin niyetleri hakkında, onun sözlerine veya davranışlarına dayanmadan, kendi önyargılarınızla varsayımlarda bulunmaktır. Örneğin, "Kesin bana ceza yazmak için bahane arıyor" diye düşünmek bir akıl okuma örneğidir. Bunun yerine yapılması gereken, görevlinin söylediklerini dikkatle dinlemek ve anlamaya çalışmaktır; bu, yanlış anlaşılmaların önüne geçer.

Özetle, bir trafik denetimi sırasında sürücüden beklenen en temel ve doğru davranış, görevini yapan memura saygı göstermek ve onun varlığını ve yetkisini kabul etmektir. Bu tavır, trafik adabının bir gereğidir ve iletişimin en doğru şekilde kurulmasını sağlar.

Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi, trafik kazalarının ülke ekonomisine verdiği zararlardan biri değildir?
A
Trafik işaretlerinin hasar görmesi
B
Kara yollarının zamanından önce yıpranması
C
Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması
D
Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kazalarının ülke ekonomisine getirdiği maliyetler ve zararlar sorgulanmaktadır. Seçenekler arasında, bir kazanın doğrudan veya dolaylı bir sonucu olarak ortaya çıkan ekonomik bir kayıp olmayan maddeyi bulmamız isteniyor. Sorunun kilit noktası, "zarar" kelimesinin ekonomik anlamını doğru yorumlamaktır.

Doğru cevap c) Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması seçeneğidir. Çünkü bu seçenek, bir trafik kazasının yarattığı bir ekonomik zarar veya maliyet değildir. Aksine, kazaları önlemek ve trafik düzenini sağlamak amacıyla devlet tarafından alınan idari bir tedbirdir. Bu cezalarla toplanan paralar devlet bütçesine gelir olarak kaydedilir, bir gider veya zarar kalemi oluşturmaz.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ve neden birer ekonomik zarar olduğunu inceleyelim:

  • a) Trafik işaretlerinin hasar görmesi: Bir kaza sırasında trafik levhaları, sinyalizasyon lambaları veya diğer işaretler zarar görebilir. Bu işaretlerin onarılması veya yenisiyle değiştirilmesi devlet için bir maliyettir. Bu nedenle, ülke ekonomisi için doğrudan bir zarardır.
  • b) Kara yollarının zamanından önce yıpranması: Kazalar, yol yüzeyinde ciddi hasarlara yol açabilir. Örneğin, yanan bir araç asfaltı eritebilir veya devrilen ağır bir kamyon yolda çöküntü oluşturabilir. Bu tür hasarların tamiri, planlanan yol bakım bütçesinin dışında ekstra bir masraf yaratır ve bu da ekonomik bir kayıptır.
  • d) Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması: Oto korkulukları (bariyeler), araçların yoldan çıkmasını önlemek için vardır ve kazalarda sıkça hasar görürler. Bu korkulukların tamir edilmesi veya değiştirilmesi gerekir, bu da yine kamu kaynaklarından karşılanan bir maliyettir ve ekonomik bir zarar olarak kabul edilir.

Özetle, a, b ve d seçenekleri bir kaza sonucunda ortaya çıkan ve tamiri için para harcanması gereken somut ve maddi zararları ifade eder. Ancak c seçeneği, kazaları önlemeye yönelik bir yasal düzenlemedir ve ekonomik bir zarar değil, aksine devlete gelir sağlayan bir uygulamadır.

Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi, araç kullanırken öfke duygusuna kapılan bir sürücünün kendisini sakinleştirmek için uygulaması gereken yöntemlerden biri değildir?
A
Trafik ortamında gerilimli durumların olabileceğini kabul etmesi
B
Karşılaşılan durumla ilgili negatif çözümler üretmesi
C
Radyo veya müzik açması
D
Derin nefes alması
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfkelenen bir sürücünün, bu öfke duygusunu kontrol altına almak ve sakinleşmek için yapmaması gereken, yani yanlış olan davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Soru, sürücünün öfke anında hangi davranıştan kaçınması gerektiğini bilip bilmediğini ölçmeyi amaçlamaktadır. Doğru cevap olan B seçeneği dışındaki seçenekler, öfke kontrolü için tavsiye edilen doğru yöntemlerdir.

Doğru Cevap: b) Karşılaşılan durumla ilgili negatif çözümler üretmesi

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, negatif çözümler üretmenin öfkeyi azaltmak yerine tam tersine daha da körüklemesidir. Öfkelenen bir sürücü, karşılaştığı durumla ilgili "Şimdi ona gününü göstereceğim", "Bu acemi şoförün ehliyetini kim vermiş?" gibi intikamcı, suçlayıcı veya karamsar düşünceler ürettiğinde, stres seviyesi artar ve sakinleşmesi imkansız hale gelir. Bu tür düşünceler, sürücüyü tehlikeli ve agresif davranışlara (ani fren yapma, sıkıştırma, korna çalma gibi) itebilir. Dolayısıyla bu, bir sakinleşme yöntemi değil, öfkeyi tırmandırma yöntemidir.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • a) Trafik ortamında gerilimli durumların olabileceğini kabul etmesi: Bu, öfke kontrolünde en önemli adımlardan biridir. Trafiğin doğası gereği kalabalık, stresli ve hatalara açık bir ortam olduğunu baştan kabul etmek, sürücünün beklentilerini doğru ayarlamasını sağlar. Bu sayede, bir hata veya olumsuz bir durumla karşılaştığında bunu kişisel bir saldırı olarak algılamak yerine, "trafiğin normal bir parçası" olarak görüp daha sakin kalabilir. Bu, doğru bir yöntemdir.
  • c) Radyo veya müzik açması: Bu, dikkat dağıtma tekniği olarak bilinen etkili bir yöntemdir. Sürücü, öfkelendiği anda dikkatini yoldaki olumsuz durumdan alıp sevdiği bir müziğe veya bir radyo programına yönlendirdiğinde, zihni meşgul olur ve öfke duygusunun yoğunluğu azalır. Özellikle sakinleştirici müzikler, kalp atış hızını yavaşlatarak fiziksel olarak da rahatlamaya yardımcı olabilir. Bu, doğru bir yöntemdir.
  • d) Derin nefes alması: Bu, öfke kontrolünde kullanılan temel ve çok etkili bir fiziksel tekniktir. Öfke anında vücut "savaş ya da kaç" moduna geçer, kalp hızlı çarpar ve nefes alıp verme sıklaşır. Birkaç kez yavaş ve derin nefes almak, vücudun sakinleşme mekanizmasını devreye sokar, kan basıncını düşürür ve sinir sistemini yatıştırır. Bu, sürücünün hem zihinsel hem de fiziksel olarak kontrolü yeniden ele almasını sağlayan doğru bir yöntemdir.
Soru 48
Hangi temel değere sahip sürücü, yoğun trafikte bir dizi hâlinde gitmekte olan diğer sürücülerin önlerine geçip, trafiği daha da sıkışık hâle getirerek yoluna devam etmez?
A
Bencil
B
Sorumsuz
C
Görgü seviyesi düşük
D
Empati düzeyi yüksek
48 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, yoğun bir trafikte başkalarının hakkına saygı gösteren ve trafik düzenini bozmayan bir sürücünün hangi olumlu özelliğe sahip olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, sürücünün "önlerine geçip, trafiği daha da sıkışık hâle getirmemesi" yani olumsuz bir davranışı sergilememesidir. Bu nedenle, bu olumlu davranışı açıklayan temel değeri bulmamız gerekiyor.

Doğru Cevap: d) Empati düzeyi yüksek

Doğru cevabın neden "Empati düzeyi yüksek" olduğunu açıklayalım. Empati, bir kişinin kendisini başka birinin yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini anlama yeteneğidir. Trafikte empati düzeyi yüksek bir sürücü, sırada bekleyen diğer sürücülerin ne hissedeceğini düşünür. "Ben başkasının önüne geçersem, o kişi sinirlenir, haksızlığa uğradığını düşünür ve trafik daha da kilitlenir. Ben de aynı durumda olsam rahatsız olurdum." diye düşünerek bu bencil davranıştan kaçınır. Bu nedenle, başkalarının hakkına saygı gösterir ve trafik akışını olumsuz etkileyecek hareketler yapmaz.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Bu seçenekler, soruda tarif edilen olumlu davranışın tam tersini yapacak sürücü tiplerini tanımlar.

  • a) Bencil: Bencil bir sürücü, sadece kendi çıkarını ve menfaatini düşünür. Başkalarının ne hissettiği veya trafiğin durumu onun için önemli değildir; tek amacı bir an önce kendi istediği yere ulaşmaktır. Dolayısıyla, bencil bir sürücü tam da soruda bahsedilen olumsuz davranışı, yani başkalarının önüne geçme eylemini yapar.
  • b) Sorumsuz: Sorumsuz bir sürücü, yaptığı hareketlerin sonuçlarını düşünmez. Davranışlarının başkalarına veya trafiğin geneline nasıl bir etki yapacağını umursamaz. Kurallara uymamanın veya tehlikeli manevralar yapmanın getireceği sorumluluğu üstlenmez. Bu yüzden sorumsuz bir sürücü de kolaylıkla başkalarının önüne geçerek trafiği tehlikeye atar ve sıkıştırır; yani bu davranışı yapar.
  • c) Görgü seviyesi düşük: Görgü, toplum içinde uyulması gereken nezaket ve saygı kurallarıdır. Görgü seviyesi düşük bir sürücü, trafikteki yazılı olmayan saygı ve nezaket kurallarını bilmez veya umursamaz. Başkalarının hakkına saygı göstermek gibi bir kaygısı olmadığı için, sırada beklemek yerine aralara girerek ilerlemeyi normal bir davranış olarak görür ve bu davranışı yapar.

Özetle, bu soru trafikte sadece kuralları bilmenin değil, aynı zamanda diğer insanlara karşı saygılı ve anlayışlı olmanın önemini vurgulamaktadır. Empati, güvenli ve akıcı bir trafik ortamı için sürücülerin sahip olması gereken en temel değerlerden biridir.

Soru 49
I. Dikkatin dağılması II. Kural ihlallerinin artması III. Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün azalması Verilenlerden hangilerinin, trafikte öfke duygusuna kapılan sürücülerde görülme olasılığı diğer sürücülere göre daha fazladır?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfke duygusuna kapılan bir sürücünün psikolojik ve davranışsal olarak nasıl etkilendiği, bu durumun trafikteki yansımalarının neler olduğu sorgulanmaktadır. Amaç, öfkeli bir sürücünün normal bir sürücüye göre hangi olumsuz davranışları sergilemeye daha yatkın olduğunu belirlemektir. Verilen öncülleri tek tek inceleyerek bu davranışları tespit etmemiz gerekiyor.

Öncüllerin Detaylı Analizi

  • I. Dikkatin dağılması: Öfke, çok güçlü ve zihni meşgul eden bir duygudur. Sürücü öfkelendiğinde, düşünceleri öfkesinin kaynağına (örneğin, kendisine hatalı sollama yapan araca veya trafikteki bir tartışmaya) odaklanır. Bu durum, sürücünün asıl görevi olan yolu, trafik işaretlerini, yayaları ve diğer araçları takip etme yeteneğini zayıflatır. Dolayısıyla, öfkeli bir sürücünün dikkati dağılır ve çevresindeki tehlikeleri fark etme olasılığı azalır. Bu ifade doğrudur.
  • II. Kural ihlallerinin artması: Öfke, mantıklı düşünme ve kendini kontrol etme mekanizmasını olumsuz etkiler. Öfkeli sürücüler daha aceleci, agresif ve risk almaya yatkın hale gelirler. Bu ruh hali, onları normalde yapmayacakları kural ihlallerine iter. Örneğin, hız limitini aşma, ani ve tehlikeli şerit değiştirme, yakın takip (tampona yapışma) veya diğer sürücülere karşı misilleme yapma gibi davranışlar sergileyebilirler. Bu nedenle, öfkeli sürücülerde kural ihlalleri artar. Bu ifade de doğrudur.
  • III. Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün azalması: Bu ifade, öfkeli bir sürücünün davranışının tam tersini anlatmaktadır. Öfke duygusu, kişinin sabrını ve toleransını azaltmaz, tam tersine artırır. Öfkeli bir sürücü, trafikteki en küçük bir yavaşlamaya veya bir başka sürücünün yaptığı basit bir hataya bile aşırı tepki gösterir. Yani, sabırsızlığı ve tahammülsüzlüğü en üst seviyeye çıkar. Bu ifadedeki "azalması" kelimesi onu yanlış kılmaktadır.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  1. a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Çünkü öfkeli sürücülerde dikkatin dağılmasının yanı sıra kural ihlallerinde de artış gözlemlenir. Bu yüzden sadece I. öncülü kabul etmek yeterli değildir.
  2. b) I ve II: Bu seçenek, analiz ettiğimiz doğru sonuçları içermektedir. Öfkeli bir sürücüde hem dikkatin dağılması (I) hem de kural ihlallerinin artması (II) sıkça görülen tehlikeli durumlardır. Bu nedenle bu seçenek doğrudur.
  3. c) II ve III: Bu seçenek, yanlış olan III. öncülü ("Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün azalması") içerdiği için hatalıdır. Öfke, sabırsızlığı artırır, azaltmaz.
  4. d) I, II ve III: Bu seçenek de yine yanlış olan III. öncülü içerdiği için hatalıdır. Bir seçenekteki ifadelerden bir tanesinin bile yanlış olması, o seçeneği tamamen yanlış yapar.

Sonuç olarak; trafikte öfkelenen bir sürücüde, dikkat dağınıklığı ve kural ihlallerinde artış görülme olasılığı diğer sürücülere göre çok daha yüksektir. Sabırsızlık ve tahammülsüzlük ise azalmak yerine tam tersine artar. Bu nedenle doğru cevap I ve II'yi içeren b) şıkkıdır.

Soru 50

Trafik ortamında bazen hak kendinizden yana iken bile bu hakkınızı diğer sürücüye vermek size bir şey kaybettirmeyeceği gibi daha huzurlu bir trafik ortamı sağlamaya katkıda bulunacaktır.

Yukarıdaki açıklama trafikteki temel değerlerden hangisine aittir?

A
Sabırsızlık
B
Saldırganlık
C
Tahammülsüzlük
D
Feragat ve fedakârlık
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sergilenen olumlu bir davranış biçiminin hangi temel değere karşılık geldiği sorulmaktadır. Sorunun metninde, bir sürücünün yasal olarak geçiş hakkı kendisine ait olmasına rağmen, trafik akışını ve huzurunu korumak amacıyla bu hakkından vazgeçip başka bir sürücüye yol vermesi durumu anlatılmaktadır. Bu davranışın, hem sürücüye bir şey kaybettirmeyeceği hem de trafiği daha yaşanılır bir hale getireceği vurgulanmaktadır.

Doğru Cevap: d) Feragat ve fedakârlık

Doğru cevabın "Feragat ve fedakârlık" olmasının sebebi, sorudaki metnin bu kavramları birebir açıklamasıdır. Feragat etmek, sahip olunan bir haktan kendi isteğiyle vazgeçmek anlamına gelir. Soruda bahsedilen "hak kendinizden yana iken bile bu hakkınızı diğer sürücüye vermek" ifadesi, tam olarak feragat etme eylemidir. Fedakârlık ise, daha büyük bir iyilik veya ortak bir fayda (örneğin huzurlu bir trafik ortamı) için kendi çıkarından veya rahatlığından küçük bir ödün vermektir. Bu iki kavram birleştiğinde, metinde anlatılan ideal sürücü davranışını oluşturur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıklar, metinde anlatılan olumlu davranışın tam tersi olan olumsuz tutumları ifade eder. Bu nedenle kolayca elenebilirler:

  • a) Sabırsızlık: Sabırsız bir sürücü, hakkı kendisindeyken bir an bile beklemek istemez, tam tersine hakkını hemen kullanmak için acele eder. Başkasına yol vermek yerine, korna çalarak veya aceleci manevralar yaparak kendi geçişini zorlar. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
  • b) Saldırganlık: Saldırgan sürücülük, trafikte diğerlerini rakip olarak görme, onlarla yarışma ve agresif davranışlar sergileme halidir. Hakkından vazgeçmek bir yana, başkasının hakkını gasp etmeye bile çalışabilir. Bu nedenle, metindeki yapıcı ve sakin tutumla tamamen zıttır.
  • c) Tahammülsüzlük: Tahammülsüz bir sürücü, diğer sürücülerin hatalarına veya yavaşlığına katlanamaz. Başka bir sürücünün kendisinden yol istemesi veya bir hata yapması durumunda sinirlenir ve olumsuz tepki verir. Hakkını başkasına devretmek, tahammülsüz bir sürücünün yapacağı son şeydir.

Özetle, bu soru trafikte sadece kurallara uymanın değil, aynı zamanda diğer sürücülere karşı anlayışlı, özverili ve yapıcı olmanın önemini vurgulamaktadır. Kendi hakkınızdan gönüllü olarak vazgeçerek trafiğin genel akışına ve huzuruna katkıda bulunmak, feragat ve fedakârlık değerlerinin en güzel örneklerinden biridir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI