%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Kaburga kemiğinde kırık olan kazazedeye aşağıdaki pozisyonlardan hangisi verilerek hastaneye sevk edilmelidir?
A
B
C
D
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kaburga kemiğinde kırık şüphesi olan bir kazazedenin hastaneye sevk edilirken hangi pozisyonda olması gerektiği sorgulanmaktadır. Bu tür göğüs yaralanmalarında ilk yardımın temel amacı, kazazedenin rahat nefes almasını sağlamak, ağrısını en aza indirmek ve kırık kemik uçlarının akciğer gibi iç organlara zarar vermesini engellemektir. Bu amaçları en iyi karşılayan pozisyonu seçmek gerekir.

Doğru Cevap: A Şıkkı (Yarı Oturur veya Oturur Pozisyon)

Kaburga kırıklarında en önemli sorun, kazazedenin nefes alırken şiddetli ağrı hissetmesidir. Bu ağrı, kişinin yeterince derin nefes almasını engeller ve solunumu zorlaştırır. A şıkkında gösterilen yarı oturur pozisyon, bu sorunu çözmek için en ideal pozisyondur. Bu pozisyonda gövde dikleştiği için diyafram aşağı doğru hareket eder, akciğerlerin genişlemesi için daha fazla alan oluşur ve solunum kolaylaşır. Ayrıca bu duruş, kırık kaburgaların iç organlara (özellikle akciğere) batma riskini azaltarak daha fazla yaralanmayı önlemeye yardımcı olur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • B Şıkkı (Sırtüstü Yatış Pozisyonu): Bu pozisyon, bilinci açık ve solunum güçlüğü çeken bir kazazede için uygun değildir. Sırtüstü yatmak, karın içi organların diyaframa baskı yapmasına neden olur. Bu baskı, zaten zor olan nefes alıp verme eylemini daha da güçleştirir ve kazazedenin ağrısını artırır.

  • C Şıkkı (Koma Pozisyonu): Görseldeki pozisyon, koma (yarı yüzükoyun-yan) pozisyonudur. Bu pozisyon, yalnızca bilinci tamamen kapalı olan ancak solunumu devam eden kazazedelere uygulanır. Amacı, dilin geriye kaçarak soluk borusunu tıkamasını veya kişinin kusması durumunda solunum yoluna sıvı kaçmasını engellemektir. Soruda kazazedenin bilincinin kapalı olduğuna dair bir bilgi verilmediğinden bu pozisyon doğru değildir.

  • D Şıkkı (Şok Pozisyonu): Bu pozisyon, ayakların 30 cm kadar yukarı kaldırıldığı şok pozisyonudur. Vücutta kan dolaşımının yetersiz olduğu (tansiyon düşüklüğü, nabız zayıflığı vb.) şok durumlarında, beyin gibi hayati organlara kan akışını artırmak için kullanılır. Kaburga kırığında öncelik solunumu rahatlatmaktır ve bu pozisyon, bacakların yukarı kaldırılmasıyla karın bölgesindeki baskıyı artırarak solunumu olumsuz etkileyebilir.

Özetle: Bilinci açık bir kişide kaburga kırığı varsa, en büyük öncelik nefes almasını kolaylaştırmaktır. Bunun için de en doğru ve güvenli pozisyon, A şıkkında gösterilen yarı oturur pozisyondur.

Soru 2
Yetişkinlere ve bebeklere yapılan temel yaşam desteği uygulamasında, göğüs kemiği kaç cm aşağı inecek şekilde kalp basısı uygulanır? Yetişkin -------- Bebek
A
2 ------------ 1
B
3 ------------ 2
C
5 ------------ 4
D
7 ------------ 6
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kalbi durmuş bir kazazedeye yapılan Temel Yaşam Desteği (TYD) uygulamasında, kan dolaşımını manuel olarak sağlamak için yapılan kalp masajının (göğüs basısı) doğru derinliğinin ne olması gerektiği sorulmaktadır. Doğru derinlik, basının etkili olması ve aynı zamanda kazazedeye zarar vermemesi için hayati öneme sahiptir. Soru, bu derinliğin yetişkinler ve bebekler için ne kadar farklılaştığını ölçmektedir.

Doğru Cevap: c) 5 ------------ 4

  • Yetişkinler için 5 cm: Yetişkin bir bireyde kalp, göğüs kemiği (sternum) ile omurga arasında yer alır. Kalp masajının amacı, bu kemik yapılar arasında kalbi sıkıştırarak içindeki kanı vücuda, özellikle de beyne pompalamaktır. Yapılan araştırmalar ve uluslararası ilk yardım standartları, bu etkinin sağlanabilmesi için göğüs kemiğinin en az 5 cm aşağıya doğru bastırılması gerektiğini belirlemiştir. Bu derinlik, göğüs yüksekliğinin yaklaşık üçte birine denk gelir.
  • Bebekler için 4 cm: Bebeklerin (0-1 yaş) vücut yapıları ve kemik gelişimi yetişkinlerden çok farklıdır. Göğüs kafesleri daha küçük ve hassastır. Bu nedenle, onlara uygulanacak bası daha az derinlikte olmalıdır. Bebeklerde etkili bir kan dolaşımı sağlamak ve aynı zamanda kaburga kırığı veya iç organ yaralanması gibi riskleri en aza indirmek için göğüs kemiğinin 4 cm kadar bastırılması yeterlidir. Bu derinlik de yine bebeğin göğüs yüksekliğinin yaklaşık üçte birine karşılık gelir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

a) 2 cm - 1 cm: Bu derinlikler hem yetişkinler hem de bebekler için çok sığdır. Bu kadar az bir bası, kalbi yeterince sıkıştıramaz ve kanın vücuda pompalanması için gerekli basıncı oluşturamaz. Dolayısıyla bu şekilde yapılan bir kalp masajı etkisiz olur ve kazazedenin hayatta kalma şansını artırmaz.

b) 3 cm - 2 cm: Bu seçenek de doğru derinliklerin altındadır. 3 cm'lik bir bası yetişkin bir bireyde kalbe yeterli basıncı uygulayamazken, 2 cm'lik bir bası da bebek için yetersiz kalacaktır. Temel Yaşam Desteği'nin amacı kanı beyne ulaştırmak olduğu için, bu yetersiz derinlikler uygulamanın amacına ulaşmasını engeller.

d) 7 cm - 6 cm: Bu derinlikler ise tehlikeli derecede fazladır. Yetişkinlerde 6 cm'den fazla bası uygulanması tavsiye edilmez, çünkü bu durum kaburgaların kırılmasına, akciğerlerin veya kalbin zarar görmesine yol açabilir. Benzer şekilde, bir bebeğe 6 cm'lik bir bası uygulamak, çok ciddi iç yaralanmalara ve ölüme neden olabilecek kadar tehlikelidir.

Özetle, ehliyet sınavında ve gerçek hayatta unutmamanız gereken en önemli bilgi şudur: Kalp masajı yaparken amaç, etkili olacak kadar derin ama zarar vermeyecek kadar kontrollü olmaktır. Bu denge, yetişkinler için 5 cm, bebekler için ise 4 cm olarak belirlenmiştir.

Soru 3
Hangi durumdaki kazazedeye, göğüs kemiği 5 cm aşağıya inecek şekilde basınç uygulanır?
A
Kalbi duran
B
Kalbi düzensiz çalışan
C
Solunum sayısı azalan
D
Solunumu düzensiz olan
3 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın en kritik uygulamalarından biri olan kalp masajının (dış kalp masajı) hangi durumda yapılması gerektiği sorulmaktadır. Sorudaki "göğüs kemiği 5 cm aşağıya inecek şekilde basınç" ifadesi, yetişkin bir kazazedeye uygulanan Temel Yaşam Desteği'nin (TYD) standart bir parçasıdır. Bu teknik, belirli ve hayati bir durumu hedefler.

Doğru Cevap: a) Kalbi duran

Göğüs kemiğine 5 cm derinliğinde basınç uygulanması, doğrudan kalp masajı işlemidir. Bu işlem, yalnızca kalbi durmuş (kardiyak arrest) bir kazazedeye uygulanır. Kalp durduğunda, beyin ve diğer hayati organlara kan pompalaması durur, bu da dakikalar içinde kalıcı hasara veya ölüme yol açar.

Kalp masajının amacı, durmuş olan kalbin görevini geçici olarak üstlenmektir. Göğüs kemiğine ritmik olarak uygulanan bu basınç, kalbi mekanik olarak sıkarak kanın vücutta dolaşımını sağlar. Bu nedenle, bu hayat kurtarıcı müdahale sadece ve sadece dolaşımın tamamen durduğu durumlarda yapılır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıklarda belirtilen durumlar ciddi olsa da, kazazedenin kalbi hala çalışmaktadır ve dolaşımı devam etmektedir. Bu durumlarda kalp masajı yapmak hem gereksiz hem de son derece tehlikelidir. İşte nedenleri:

  • b) Kalbi düzensiz çalışan: Bu durumda kalp atmaya devam etmektedir, sadece ritmi bozuktur. Çalışan bir kalbe dışarıdan masaj yapmak, mevcut ritmi daha da bozarak durumu kötüleştirebilir ve ciddi zararlar verebilir. Bu, profesyonel tıbbi müdahale gerektiren bir durumdur.
  • c) Solunum sayısı azalan: Solunumun azalması endişe verici bir işarettir, ancak kişi hala nefes almaktadır. Bu durumda yapılması gereken, solunum yolunun açık olduğundan emin olmak, kişiyi rahat bir pozisyona getirmek ve derhal 112'yi aramaktır. Kalp çalıştığı için kalp masajı yapılmaz.
  • d) Solunumu düzensiz olan: Azalan solunum gibi, düzensiz solunum da kişinin hala nefes aldığını gösterir. Kalp masajı, solunumun ve kalbin tamamen durduğu durumlarda uygulanır. Bu hastaya da ilk yardım olarak solunumu destekleyici pozisyonlar verilir ve acil yardım çağrılır.

Özetle, göğüs kemiğine 5 cm'lik basınç uygulaması, Temel Yaşam Desteği'nin bir parçası olan kalp masajıdır ve sadece bilinci kapalı, solunumu olmayan ve dolayısıyla kalbi durmuş olan bir kazazedeye uygulanır. Diğer seçeneklerde kazazedenin dolaşımı devam ettiği için bu müdahale kesinlikle yapılmamalıdır.

Soru 4
Koma durumundaki kazazedeye aşağıdaki pozisyonlardan hangisi verilmelidir?
A
Dik oturuş
B
Yarı oturuş
C
Yarı yüzüstü yan yatış
D
Sırtüstü yatış
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bilinci kapalı ancak solunumu devam eden, yani koma durumundaki bir kazazedeye verilmesi gereken en güvenli pozisyonun hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu, ilk yardımın en temel ve hayat kurtaran kurallarından biridir, çünkü yanlış bir pozisyon kazazedenin durumunu daha da kötüleştirebilir.

Doğru cevap c) Yarı yüzüstü yan yatış pozisyonudur. Bu pozisyona aynı zamanda "koma pozisyonu" veya "derlenme pozisyonu" da denir. Bu pozisyonun verilmesindeki temel amaç, kazazedenin solunum yolunu açık ve güvende tutmaktır. Bilinci kapalı bir kişinin kasları gevşediği için dili geriye kaçarak soluk borusunu tıkayabilir; yan yatış pozisyonu ise dilin yana düşmesini sağlayarak bu hayati tehlikeyi ortadan kaldırır.

Koma pozisyonunun bir diğer önemli faydası da kazazedenin kusması durumunda ortaya çıkar. Bu pozisyonda baş yana eğik olduğu için ağızda biriken kan, tükürük veya mide içeriği (kusmuk) dışarıya doğru akar. Böylece bu sıvıların soluk borusuna kaçarak kişinin boğulması (aspirasyon) riski engellenmiş olur. Bu pozisyon, kazazedenin güvenli bir şekilde nefes almaya devam etmesini sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Dik oturuş ve b) Yarı oturuş: Bu pozisyonlar, bilinci kapalı bir kazazede için kesinlikle yanlıştır. Bilincini kaybetmiş bir kişinin kas kontrolü yoktur, bu yüzden bu pozisyonlarda desteksiz duramaz. Vücudu öne doğru yığılır ve başı göğsüne düşer, bu durum soluk borusunun bükülerek tıkanmasına neden olabilir. Bu pozisyonlar genellikle bilinci açık ve solunum güçlüğü çeken hastalar için kullanılır.
  • d) Sırtüstü yatış: Bu, komadaki bir kazazede için en tehlikeli pozisyonlardan biridir. Sırtüstü yatan bilinçsiz bir kişinin gevşeyen dili, yer çekiminin etkisiyle doğrudan geriye düşerek solunum yolunu kapatır. Ayrıca, olası bir kusma durumunda mide içeriği tekrar soluk borusuna kaçarak kişinin boğulmasına neden olabilir. Bu nedenle bilinci kapalı ama solunumu olan bir kazazede asla sırtüstü bırakılmamalıdır.

Özetle, bilinci kapalı ancak nefes alıp veren bir kazazede ile karşılaşıldığında, yapılacak en doğru şey onu güvenli bir şekilde yarı yüzüstü yan pozisyona getirmektir. Bu basit müdahale, kişinin solunum yolunu güvence altına alarak tıbbi yardım gelene kadar hayatta kalma şansını büyük ölçüde artırır.

Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi göğüs ağrısı yaşayan kazazedeye yapılacak ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Yarı oturur pozisyon verilmesi
B
Egzersiz yapmasının sağlanması
C
Kullandığı ilaçları varsa almasının engellenmesi
D
Yaşam bulgularından, sadece solunumun değerlendirilmesi
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, göğüs ağrısı şikayeti olan bir kişiye yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamasının ne olduğu sorulmaktadır. Göğüs ağrısı, kalp krizi gibi hayati tehlike taşıyan durumların en önemli belirtilerinden biridir. Bu nedenle doğru ve hızlı müdahale, kazazedenin hayatını kurtarmada kritik bir rol oynar. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim.

a) Yarı oturur pozisyon verilmesi (Doğru Cevap)

Göğüs ağrısı yaşayan bir kazazedeye yarı oturur pozisyon vermek, yapılacak en doğru ilk yardım uygulamasıdır. Bu pozisyon, baş ve omuzların yastık gibi nesnelerle desteklendiği, bacakların ise hafifçe büküldüğü bir oturuş şeklidir. Bu pozisyonun iki temel faydası vardır: Birincisi, akciğerlerin daha rahat genişlemesini sağlayarak kazazedenin daha kolay nefes almasına yardımcı olur. İkincisi ise kalbin üzerindeki baskıyı ve iş yükünü azaltarak, zaten zor durumda olan kalbin daha az yorulmasını sağlar.

b) Egzersiz yapmasının sağlanması (Yanlış Cevap)

Bu seçenek tamamen yanlıştır ve kazazedenin durumunu çok daha kötüleştirebilir. Göğüs ağrısı, genellikle kalbin yeterli oksijen alamadığının bir işaretidir. Egzersiz yapmak ise kalbin oksijen ihtiyacını daha da artırır. Kalp krizi geçiren birine egzersiz yaptırmak, kalp kasındaki hasarı artırabilir ve ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bu durumda yapılması gereken tek şey, kazazedeyi tamamen dinlenir pozisyona almaktır.

c) Kullandığı ilaçları varsa almasının engellenmesi (Yanlış Cevap)

Bu da tehlikeli ve yanlış bir uygulamadır. Özellikle kalp rahatsızlığı olan kişilerin, doktorları tarafından bu tür durumlar için reçete edilmiş (örneğin dil altı hapı gibi) ilaçları olabilir. İlk yardımcının görevi, kazazedenin bu ilaçları almasını engellemek değil, tam tersine eğer yanında ilacı varsa ve bilinci açıksa almasına yardımcı olmaktır. Bu ilaçlar, kan damarlarını genişleterek kalbe giden kan akışını artırır ve hayat kurtarıcı olabilir.

d) Yaşam bulgularından, sadece solunumun değerlendirilmesi (Yanlış Cevap)

İlk yardımda yaşam bulgularının değerlendirilmesi bütüncül bir yaklaşımdır. Sadece solunumu kontrol etmek yeterli değildir. Kazazedenin bilinç durumu, solunumu ve dolaşımı (nabız) birlikte değerlendirilmelidir. Örneğin, kişinin solunumu olabilir ama bilinci kapanmış veya nabzı çok zayıf olabilir. Tüm bu bulgular, 112 Acil Servis'e doğru bilgi vermek ve gerekirse temel yaşam desteğine (kalp masajı ve suni solunum) başlamak için hayati önem taşır.

Soru 6
  • Kısa süreli, yüzeysel ve geçicidir.
  • Beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşur.
Yukarıda özellikleri verilen bilinç kaybı hâli hangisidir?
A
Bayılma 
B
Şok
C
Kansızlık 
D
Koma
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, iki temel özelliği verilen bilinç kaybı durumunun hangisi olduğunu bulmanız istenmektedir. Bu özellikler; durumun kısa süreli, yüzeysel ve geçici olması ve temel nedeninin beyne giden kan akışının anlık olarak azalmasıdır. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

a) Bayılma (Doğru Cevap)

Doğru cevap bayılma'dır. Çünkü bayılma, tam olarak soruda verilen tanımlara uyan bir durumdur. Beyne giden kan akışının çeşitli nedenlerle (ani korku, heyecan, ağrı, uzun süre ayakta kalma vb.) anlık olarak azalması sonucu ortaya çıkar. Bu durum, soruda belirtildiği gibi kısa süreli, yüzeysel ve geçici bir bilinç kaybıdır ve kişi genellikle yatar pozisyona getirildiğinde kısa sürede kendine gelir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Şok: Şok, bayılma gibi geçici ve yüzeysel bir durum değildir. Aksine, yaşamsal organlara yeterli kan gitmemesi (dolaşım sisteminin yetersiz kalması) nedeniyle ortaya çıkan, hayati tehlike taşıyan ciddi bir durumdur. Şoktaki bir kişinin bilinci bulanık olabilir veya tamamen kapanabilir ancak bu durum kısa süreli ve geçici değildir, acil tıbbi müdahale gerektirir.
  • c) Kansızlık: Kansızlık (anemi), bir bilinç kaybı hâli değil, vücutta yeterli sağlıklı kırmızı kan hücresinin bulunmaması durumudur. Kansızlık, baş dönmesine ve bayılmaya zemin hazırlayabilir, yani bayılmanın altında yatan nedenlerden biri olabilir. Ancak soruda tanımlanan anlık bilinç kaybı olayının kendisi "kansızlık" değildir.
  • d) Koma: Koma, tanım olarak uzun süreli, derin ve uyandırılamayan bir bilinç kaybıdır. Kişi, dışarıdan gelen ağrılı veya sesli uyarılara tepki vermez. Bu durum, sorudaki "kısa süreli, yüzeysel ve geçici" tanımının tam tersidir ve çok daha ciddi bir tıbbi durumu ifade eder.

Özetle

Soruda verilen ipuçları olan "kısa süreli ve geçici olması" ile "beyne giden kan akışının azalması" özellikleri, doğrudan bayılma durumunu tarif etmektedir. Diğer seçenekler ise ya çok daha ciddi ve uzun süreli durumlardır (şok, koma) ya da bilinç kaybının kendisi değil, ona neden olabilecek bir hastalıktır (kansızlık).

Soru 7
Kırığı olan ya da kırık şüphesi bulunan kazazedeye, aşağıdakilerden hangisinin yapılması doğru bir ilk yardım uygulamasıdır?
A
Sorunlu bölgenin hareketsizleştirilmesinin sağlanması
B
Kol ya da bacaktaki bozulmuş şeklin düzeltilmeye çalışılması
C
Kırık kuşkulu bölge hareketsizleştirilmeden taşıma yapılması
D
Kazazedenin oturmasına ya da sağa sola kımıldamasına izin verilmesi
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kemik bütünlüğünün bozulması anlamına gelen kırık durumunda veya böyle bir durumdan şüphelenildiğinde, olay yerinde yapılması gereken en doğru ilk yardım uygulamasının ne olduğu sorgulanmaktadır. İlk yardımın temel amacı, mevcut durumu daha kötüye gitmekten korumak ve profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar kazazedeye destek olmaktır. Bu prensip çerçevesinde cevapları inceleyelim.

Doğru Cevap: a) Sorunlu bölgenin hareketsizleştirilmesinin sağlanması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, kırık ilk yardımının altın kuralının bölgeyi hareketsiz kılmak (immobilizasyon) olmasıdır. Kırık kemik uçları keskin olabilir ve hareket ettirildiğinde çevresindeki kaslara, damarlara ve sinirlere zarar verebilir. Bölgeyi hareketsiz hale getirmek, bu ek hasar riskini ortadan kaldırır, ağrıyı azaltır ve kapalı bir kırığın açık kırıka (kemiğin cildi deldiği durum) dönüşmesini engeller. Bu işlem atel, sargı bezi veya o an bulunabilen sert cisimler (tahta parçası, karton vb.) kullanılarak yapılır.

Yanlış Cevapların Açıklamaları:

  • b) Kol ya da bacaktaki bozulmuş şeklin düzeltilmeye çalışılması: Bu, ilk yardımda yapılması gereken en tehlikeli hatalardan biridir. Bozulmuş şekli düzeltmeye çalışmak, yani kırığı "yerine oturtmaya" kalkışmak, bölgedeki sinirlerin, kan damarlarının veya kasların yırtılmasına neden olabilir. Bu müdahale kalıcı sakatlıklara yol açabilir ve kesinlikle sadece doktorlar tarafından, uygun koşullarda yapılmalıdır.
  • c) Kırık kuşkulu bölge hareketsizleştirilmeden taşıma yapılması: Bu seçenek de son derece yanlıştır çünkü doğru uygulamanın tam tersini ifade etmektedir. Kırık bir uzuv sabitlenmeden kazazedenin taşınması, kırık kemik uçlarının hareket etmesine ve çevredeki dokulara zarar vermesine yol açar. Kazazedenin taşınması gerekiyorsa bile, bu işlem mutlaka kırık bölge hareketsiz hale getirildikten sonra yapılmalıdır.
  • d) Kazazedenin oturmasına ya da sağa sola kımıldamasına izin verilmesi: Kırık şüphesi olan bir kişinin gereksiz yere hareket etmesi, ağrıyı artırır ve yaralanmanın şiddetini büyütebilir. Özellikle bacak, kalça veya omurga kırığı şüphesi varsa, kazazedenin oturtulması veya kımıldatılması çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Genel kural, kazazedeyi bulunduğu pozisyonda, mümkün olduğunca hareketsiz tutmaktır.

Özetle, kırık veya kırık şüphesi durumunda ilk yardımcının öncelikli görevi, durumu daha da kötüleştirecek her türlü hareketten kaçınmak ve yaralı bölgeyi sabitleyerek profesyonel yardımın gelmesini beklemektir. Bu nedenle, sorunlu bölgenin hareketsizleştirilmesi en doğru ve hayat kurtarıcı uygulamadır.

Soru 8
Burun kanaması olan kazazedeye yapılması gereken ilk yardım uygulaması hangisidir?
A
Burun kanatlarının 5 dakika süre ile sıkılması
B
Yan yatış pozisyonuna getirilmesi
C
Başının geriye doğru itilmesi
D
Sırtüstü yatırılması
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte veya günlük hayatta karşılaşılabilecek yaygın bir durum olan burun kanamasında, kazazedeye uygulanması gereken doğru ilk yardım yönteminin ne olduğu sorgulanmaktadır. İlk yardım bilgisi, hem kazazedenin durumunun kötüleşmesini engellemek hem de paniği önlemek için kritik öneme sahiptir. Şimdi cevapları tek tek inceleyerek doğru ve yanlışları nedenleriyle birlikte ele alalım.

a) Burun kanatlarının 5 dakika süre ile sıkılması (DOĞRU)

Bu seçenek, burun kanaması için uluslararası kabul görmüş doğru ilk yardım uygulamasıdır. Burun kanamalarının büyük çoğunluğu, burnun ön kısmındaki yumuşak dokuda bulunan kılcal damarların zedelenmesinden kaynaklanır. Burun kanatlarına, yani burnun yumuşak kısmına, baş ve işaret parmaklarıyla baskı uygulamak, bu damarların üzerine doğrudan basınç yaparak kanamayı durdurur. 5 dakikalık süre, kanın pıhtılaşması ve kanamanın durması için genellikle yeterli olan standart bir zamandır.

Doğru uygulama adımları şöyledir:

  • Kazazede sakinleştirilir ve dik bir şekilde oturtulur.
  • Başı, kanın genze ve mideye akmasını engellemek için hafifçe öne doğru eğilir.
  • Burun kanatları (burnun yumuşak, etli kısmı) her iki taraftan sıkıca tutularak yaklaşık 5 dakika boyunca bası uygulanır.
  • Bu sırada ağızdan nefes alıp vermesi söylenir.

b) Yan yatış pozisyonuna getirilmesi (YANLIŞ)

Yan yatış pozisyonu, bilinci kapalı ancak solunumu olan kazazedelere, dillerinin geriye kaçarak soluk yolunu tıkamasını veya kusmuk gibi yabancı cisimlerin akciğerlere kaçmasını önlemek için uygulanır. Burun kanaması olan bir kazazedenin genellikle bilinci yerindedir. Bu nedenle, yan yatış pozisyonu bu durum için gerekli veya doğru bir müdahale değildir. Öncelikli amaç kanamayı durdurmaktır.

c) Başının geriye doğru itilmesi (YANLIŞ)

Bu, toplumda çok yaygın olarak yapılan ancak son derece tehlikeli ve yanlış bir uygulamadır. Başın geriye doğru itilmesi, kanamayı durdurmaz; sadece kanın burnun önünden akmasını engelleyerek boğaza, yani genze ve mideye doğru akmasına neden olur. Yutulan kan mide bulantısına ve kusmaya yol açabilir. Daha da tehlikelisi, kanın soluk borusuna kaçarak boğulma riski yaratmasıdır.

d) Sırtüstü yatırılması (YANLIŞ)

Sırtüstü yatırmak da başı geriye itmekle aynı olumsuz sonuçları doğurur. Bu pozisyonda kan, yer çekiminin de etkisiyle doğrudan genze ve mideye akar. Bu durum, hem kanamanın şiddetinin anlaşılmasını zorlaştırır hem de başın geriye itilmesinde bahsedilen boğulma ve kusma risklerini beraberinde getirir. Kazazede mutlaka oturur pozisyonda tutulmalıdır.

Soru 9
Akciğerler vücudumuzdaki hangi sistemde yer alır?
A
Sinir sisteminde
B
Hareket sisteminde
C
Solunum sisteminde
D
Boşaltım sisteminde
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, akciğerlerin vücudumuzdaki organ sistemlerinden hangisine ait olduğu sorulmaktadır. Bu bilgi, özellikle ilk yardım konularında hayati önem taşıdığı için ehliyet sınavlarında sıkça karşımıza çıkar. Vücudumuzdaki organların hangi sistemlere ait olduğunu bilmek, bir kaza anında ne tür bir yaralanma ile karşı karşıya olduğumuzu anlamamıza yardımcı olur.

Doğru Cevap: c) Solunum sisteminde

Solunum sistemi, vücudun yaşamsal faaliyeti olan nefes alıp vermeyi gerçekleştiren sistemdir. Bu sistemin temel amacı, dışarıdaki havadan oksijeni alıp kana vermek ve kandaki atık madde olan karbondioksiti vücuttan dışarı atmaktır. Akciğerler, bu gaz değişiminin gerçekleştiği ana ve en temel organlardır. Dolayısıyla, akciğerler solunum sisteminin merkezinde yer alır ve bu sistemin en önemli parçasıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. a) Sinir sisteminde: Sinir sistemi; beyin, omurilik ve sinirlerden oluşur. Vücudun yönetim, kontrol ve iletişim merkezidir. Vücuttan ve çevreden gelen bilgileri algılar, işler ve bunlara uygun tepkiler oluşturur. Akciğerler bu sistemin bir parçası değildir, ancak nefes alıp verme ritmimiz sinir sistemi tarafından kontrol edilir. İki sistem birlikte çalışsa da akciğerler sinir sisteminin bir organı değildir.
  2. b) Hareket sisteminde: Hareket sistemi; kemikler, kaslar, eklemler ve bağlardan oluşur. Vücuda destek sağlamak, iç organları korumak ve hareketi mümkün kılmakla görevlidir. Örneğin, göğüs kafesimizdeki kaburga kemikleri (hareket sisteminin bir parçası) akciğerleri korur. Ancak akciğerlerin kendisi bir kemik ya da kas olmadığı için hareket sistemine dahil değildir.
  3. d) Boşaltım sisteminde: Boşaltım sistemi, vücuttaki metabolik atıkları ve fazla maddeleri dışarı atmakla görevlidir. Bu sistemin ana organları böbrekler, idrar boruları, idrar kesesi ve idrar kanalıdır. Bu sistem temel olarak kanı süzerek idrar üretir. Akciğerler de solunum yoluyla karbondioksit atarak bir tür boşaltım yapsa da, vücudun ana "Boşaltım Sistemi" denildiğinde böbreklerin merkezde olduğu üriner sistem kastedilir.
Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi, solunum yolu tıkanıklığı olan bir kazazedenin tam tıkanma yaşadığını gösteren belirtilerden biri değildir?
A
Konuşabilmesi
B
Renginin morarması
C
Nefes almasının durması
D
Acı çekip ellerini boynuna götürmesi
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunum yolu tıkanıklığı yaşayan bir kazazedenin durumunun "tam tıkanma" olduğunu gösteren belirtilerden **olmayanı** bulmamız isteniyor. Yani, hangi belirti bize durumun tam tıkanma değil, daha farklı bir durum (kısmi tıkanma) olduğunu gösterir, onu tespit etmeliyiz. Bu ayrımı anlamak, ilk yardımda doğru müdahaleyi yapmak için hayati önem taşır.

Öncelikle solunum yolu tıkanıklığını ikiye ayırmalıyız: Kısmi Tıkanma ve Tam Tıkanma. Kısmi tıkanmada, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçmıştır ancak hava yolu tam olarak kapanmamıştır; az da olsa hava girişi devam eder. Tam tıkanmada ise hava yolu tamamen kapanmıştır ve akciğerlere hiç hava girip çıkamaz. Bu durum çok daha tehlikelidir ve acil müdahale gerektirir.

Doğru Cevap: a) Konuşabilmesi

Doğru cevabın "Konuşabilmesi" olmasının sebebi, konuşma eyleminin akciğerlerden gelen havanın ses tellerini titretmesiyle gerçekleşmesidir. Eğer bir kazazede, zorlansa bile birkaç kelime söyleyebiliyor, fısıldayabiliyor veya ses çıkarabiliyorsa, bu durum solunum yolundan az da olsa hava geçtiğinin en net kanıtıdır. Bu nedenle konuşabilmek, tam tıkanmanın değil, kısmi tıkanmanın bir belirtisidir ve bu yüzden sorunun doğru cevabıdır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) Renginin morarması: Vücuda yeterli oksijen gitmediğinde, özellikle dudaklarda, yüzde ve parmak uçlarında morarma (siyanoz) başlar. Tam tıkanma durumunda vücuda hiç oksijen giremediği için bu, en belirgin ve tehlikeli belirtilerden biridir. Dolayısıyla bu, tam tıkanma belirtisidir.
  • c) Nefes almasının durması: Solunum yolu tamamen tıkandığında, kazazede nefes alamaz ve veremez. Göğüs hareketleri durur. Bu durum, tam tıkanmanın tanımının kendisidir ve en temel belirtisidir.
  • d) Acı çekip ellerini boynuna götürmesi: Bu hareket, boğulma yaşayan kişilerin yaptığı evrensel bir işarettir. Kişi panik içinde nefes alamadığını ve boğazında bir şey olduğunu anlatmaya çalışır. Bu içgüdüsel hareket, genellikle tam tıkanma yaşayan ve büyük bir tehlike altında olan kişilerde görülür.

Özetle, bir kazazedenin durumunu değerlendirirken ona "İyi misin?" diye sormak çok önemlidir. Eğer size cevap verebiliyor veya öksürebiliyorsa bu kısmi tıkanmadır ve kişiyi öksürmeye teşvik etmelisiniz. Ancak hiç ses çıkaramıyor, nefes alamıyor, rengi morarıyor ve elleriyle boğazını tutuyorsa, bu bir tam tıkanma durumudur ve derhal Heimlich manevrası (karına bası uygulama) yapılması gerekir.

Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi şok belirtilerinden biri değildir?
A
Huzursuzluk
B
Baş dönmesi
C
Dudak çevresinde morarma
D
Ciltte ısı artışı, kızarıklık ve kuruluk
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, acil tıbbi bir durum olan şokun belirtileri arasından hangisinin bu duruma ait olmadığını bulmanız istenmektedir. Şok, vücudun dolaşım sisteminin hayati organlara yeterli kan ve oksijen gönderememesi durumudur ve kendine özgü belirtileri vardır. Sorunun amacı, bu belirtileri doğru bir şekilde bilip bilmediğinizi ölçmektir.

Doğru cevap olan d) Ciltte ısı artışı, kızarıklık ve kuruluk seçeneği bir şok belirtisi değildir. Şok durumunda vücut, hayatta kalmak için bir savunma mekanizması geliştirir. Kanı, cilt gibi daha az hayati bölgelerden çekerek beyin, kalp gibi yaşamsal organlara yönlendirir. Bu nedenle şoktaki bir hastanın cildi kan dolaşımı azaldığı için soğuk, soluk ve terlemeden dolayı nemli (yapışkan) olur. Isı artışı ve kızarıklık ise genellikle ateşli hastalıklar veya enfeksiyon gibi durumların belirtisidir.

Diğer seçeneklerin neden şok belirtisi olduğunu açıklayalım:

  • a) Huzursuzluk: Şokun erken evrelerinde görülen önemli bir belirtidir. Beyne yeterli miktarda oksijen gitmemesi, kişide kafa karışıklığına, endişeye ve genel bir huzursuzluk haline yol açar. Bu, vücudun oksijen eksikliğine verdiği ilk tepkilerden biridir.
  • b) Baş dönmesi: Tıpkı huzursuzluk gibi, beyne giden kan akışının ve oksijenin azalmasından kaynaklanır. Kan basıncının düşmesiyle birlikte kişi kendini sersemlemiş hisseder ve baş dönmesi yaşar. Bu durum ilerlerse bayılma görülebilir.
  • c) Dudak çevresinde morarma: Bu belirti, kandaki oksijen seviyesinin tehlikeli derecede düştüğünü gösterir ve "siyanoz" olarak adlandırılır. Oksijeni azalmış kan daha koyu renklidir ve bu durum, dudak, dil ve tırnak yatakları gibi derinin ince olduğu bölgelerde mor bir renk olarak ortaya çıkar. Bu, şokun ileri ve ciddi bir belirtisidir.

Özet olarak, şok durumunda vücut "kapanma" moduna geçtiği için cilt soğur ve solgunlaşır. Huzursuzluk, baş dönmesi ve morarma ise oksijen yetersizliğinin doğrudan sonuçlarıdır. Ciltte ısı artışı ve kızarıklık ise bu tablonun tamamen zıttı bir durumu ifade ettiği için doğru cevaptır.

Soru 12
Kalp masajı uygulanabilmesi için kazazede-de kesinlikle olması gereken durum aşağıdakilerden hangisidir?
A
Bilinç kaybı olması
B
Reflekslerin kaybolması
C
Sesli uyaranlara tepki vermemesi
D
Dolaşımın durması, kalp atımlarının alınamaması
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kazazedeye kalp masajı (kardiyopulmoner resüsitasyon - CPR) uygulamasına başlamak için hangi kesin ve tek şartın aranması gerektiği sorulmaktadır. İlk yardımda doğru müdahaleyi doğru zamanda yapmak hayati önem taşıdığı için bu ayrımı bilmek çok önemlidir. Şimdi seçenekleri detaylı bir şekilde inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Dolaşımın durması, kalp atımlarının alınamaması

Kalp masajının temel amacı, durmuş olan kalbin yerine kan pompalama görevini dışarıdan mekanik olarak yapmaktır. Bu sayede beyin ve diğer hayati organlara kan ve oksijen gitmesi sağlanır. Dolayısıyla, bir kişiye kalp masajı yapılması için en temel ve vazgeçilmez şart, kalbinin gerçekten durmuş olması, yani dolaşımın olmamasıdır. Kalbi atan bir kişiye kesinlikle kalp masajı yapılmaz; bu durum, çalışan bir kalbin ritmini bozarak hayati tehlikeye yol açabilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

a) Bilinç kaybı olması: Bir kişinin bilincini kaybetmesi (bayılma, koma gibi) kalp masajı için tek başına yeterli bir sebep değildir. Kazazede bayılmış olabilir ama kalbi ve solunumu normal bir şekilde devam ediyor olabilir. Bu durumda yapılacak ilk yardım, kişiyi güvenli bir pozisyona getirmek ve solunum yolunu açık tutmaktır.

b) Reflekslerin kaybolması: Reflekslerin kaybolması da bilinç kaybı gibi derin bir bilinçsizlik durumunu gösterir ancak doğrudan kalbin durduğu anlamına gelmez. Nörolojik rahatsızlıklar veya ciddi yaralanmalar sonucu refleksler kaybolabilirken dolaşım devam edebilir. Bu nedenle bu şık da kalp masajına başlamak için kesin bir kriter değildir.

c) Sesli uyaranlara tepki vermemesi: Bu durum, ilk yardımda bilinç kontrolünün ilk adımıdır ("İyi misiniz?" diye sormak gibi). Ancak kişinin sesli uyarana yanıt vermemesi, sadece bilincinin kapalı olduğunu gösterir. Bu adımdan sonra yapılması gereken, hemen solunumu ve dolaşımı (şah damarından nabız) kontrol etmektir; doğrudan kalp masajına başlamak değil.

Özet ve Akılda Kalması Gerekenler

İlk yardımda müdahale sırası çok önemlidir. Bir kazazede ile karşılaştığınızda izlemeniz gereken adımlar şöyledir:

  • Bilinç Kontrolü: "İyi misiniz?" diye sorarak ve omzuna dokunarak bilinç durumunu kontrol edin.
  • Solunum ve Dolaşım Kontrolü: Bilinç yoksa, hemen "Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle 10 saniye boyunca solunumu kontrol edin. Aynı anda şah damarından nabız (dolaşım) kontrolü yapın.
  • Karar Anı: Eğer bilinç kapalı, solunum yok ve nabız alınamıyorsa, işte ancak bu durumda derhal kalp masajına başlanır.

Bu nedenle, kalp masajı için mutlak şart dolaşımın durması ve kalp atımlarının alınamamasıdır. Diğer şıklar, bu duruma yol açabilecek veya bu durumla birlikte görülebilecek belirtiler olsa da, kalp masajına başlamak için tek başlarına yeterli değillerdir.

Soru 13
Aşağıdaki durumların hangisinde motorlu aracın kara yolunda sürülmesi yasaktır?
A
Sürücü belgesi sürülecek aracın cinsine uygun değilse
B
Aracın periyodik bakım süresi geçmişse
C
Kasko sigortası yaptırılmamışsa
D
Sürülecek araç başkasına aitse
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir motorlu aracın trafiğe çıkmasının hangi durumda kanunen kesin olarak yasaklandığı, yani hangi eylemin aracı sürmeyi yasa dışı hale getirdiği sorulmaktadır. Cevapları incelerken, yasal zorunlulukları ve yaptırımları göz önünde bulundurmak gerekir. Bu soru, sürücünün ve aracın trafiğe çıkabilmesi için gereken temel şartları bilip bilmediğinizi ölçmeyi amaçlar.

Doğru Cevap: a) Sürücü belgesi sürülecek aracın cinsine uygun değilse

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, Karayolları Trafik Kanunu'na göre her sürücünün, kullandığı aracın sınıfına uygun bir sürücü belgesine sahip olmasının zorunlu olmasıdır. Örneğin, B sınıfı ehliyet sadece otomobil ve kamyonet gibi belirli araçları kullanma yetkisi verir. Bu ehliyetle motosiklet, otobüs veya kamyon gibi farklı sınıfa ait bir aracı sürmek kesinlikle yasaktır. Bu kuralın ihlali, sürücü belgesiz araç kullanmakla eşdeğer kabul edilir ve ciddi cezai yaptırımları vardır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

  • b) Aracın periyodik bakım süresi geçmişse: Aracın periyodik bakımının (yağ değişimi, filtre kontrolü vb.) zamanında yapılması, aracın güvenliği ve ömrü için çok önemlidir ancak yasal bir zorunluluk değildir. Bakım süresinin geçmesi, tek başına aracı sürmeyi yasaklamaz. Ancak bakımsızlıktan kaynaklanan ciddi bir teknik arıza (frenlerin tutmaması, lastiklerin kabak olması gibi) aracın zorunlu teknik muayeneden (TÜVTÜRK) geçememesine neden olur. Muayenesi olmayan bir araçla trafiğe çıkmak ise yasaktır. Soru, doğrudan bakım süresini sorduğu için bu seçenek yanlıştır.
  • c) Kasko sigortası yaptırılmamışsa: Türkiye'de araçlar için iki tür sigorta vardır. Bunlardan biri Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası), diğeri ise Kasko'dur. Trafik sigortası, kaza anında karşı tarafa verilebilecek zararları karşılar ve yaptırılması kanunen zorunludur. Kasko ise sürücünün kendi aracının hasarını karşılayan isteğe bağlı bir sigortadır. Dolayısıyla, kasko sigortası olmadan trafiğe çıkmak yasak değildir.
  • d) Sürülecek araç başkasına aitse: Bir aracın başkasına ait olması, o aracı kullanmaya engel bir durum değildir. Araç sahibinin izni olduğu ve sürücünün o araç sınıfına uygun geçerli bir ehliyeti bulunduğu sürece başkasına ait bir araç yasal olarak kullanılabilir. Önemli olan, sürüş sırasında araç ruhsatının ve kendi sürücü belgenizin yanınızda olmasıdır.
Soru 14
Çevre kirliliğini önlemek amacıyla yapılan çalışmalara ne denir?
A
Çevre
B
Çevre hakkı
C
Çevre koruma
D
Çevre düzeni
14 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, doğayı ve yaşadığımız dünyayı kirlenmekten kurtarmak için yapılan tüm eylemlerin, çalışmaların ve faaliyetlerin genel adının ne olduğu sorulmaktadır. Yani, kirliliği durdurmaya yönelik çabaların tamamını kapsayan kavramı bulmamız isteniyor. Bu, ehliyet sınavında sürücü adaylarının çevre bilincini ölçmek için sorulan temel bir sorudur.

Doğru cevap c) Çevre koruma seçeneğidir. Çünkü "çevre koruma", tanım olarak çevrenin kirlenmesini, bozulmasını ve yok olmasını önlemek için alınan tüm tedbirleri ve yapılan çalışmaları ifade eder. Bu kavram, atıkların geri dönüştürülmesinden fabrika bacalarına filtre takılmasına, ağaçlandırma çalışmalarından su kaynaklarının temiz tutulmasına kadar her türlü faaliyeti kapsayan genel bir isimdir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır:

  • a) Çevre: Bu seçenek, yapılan çalışmanın kendisini değil, çalışmanın yapıldığı alanı veya konuyu ifade eder. Çevre, korunan şeyin kendisidir; koruma eyleminin adı değildir. Bu nedenle bu cevap yanlıştır.
  • b) Çevre hakkı: Bu, insanların sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını ifade eden yasal ve sosyal bir kavramdır. Çevre koruma çalışmaları, bu hakkı güvence altına almak için yapılır. Yani "çevre hakkı" bir amaç veya gerekçedir, yapılan çalışmaların kendisi değildir.
  • d) Çevre düzeni: Bu terim genellikle bir yerin fiziksel olarak planlanması, peyzajı ve estetik olarak düzenlenmesi anlamına gelir. Örneğin, parkların yapılması veya şehir planlaması çevre düzeniyle ilgilidir. Çevre korumayı destekleyen bir unsur olsa da, kirliliği önlemeye yönelik tüm çalışmaları kapsayan genel bir terim değildir.

Özetle, soru bizden "kirliliği önleme çalışmalarının" adını istediği için, bu eylemlerin tamamını en doğru ve kapsamlı şekilde ifade eden terim "çevre koruma" olmaktadır. Bu kavram, hem bireysel hem de toplumsal olarak yapılan tüm olumlu çabaları içerir.

Soru 15
Geceleri araç kullanırken aydınlatmanın yeterli olduğu yerlerde araç ışıklarından hangisi kullanılmalıdır?
A
Sis ışıkları
B
Acil uyarı ışıkları
C
Uzağı gösteren ışıklar
D
Yakını gösteren ışıklar
15 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, gece sürüşü sırasında, özellikle şehir içi gibi aydınlatmanın yeterli olduğu bir yolda hangi farların kullanılması gerektiği sorulmaktadır. Bu kural, hem kendi görüş mesafenizi sağlamak hem de trafikteki diğer sürücülerin ve yayaların görüşünü olumsuz etkilememek için hayati bir öneme sahiptir. Doğru ışık kullanımı, güvenli bir sürüşün temel taşlarından biridir.

Doğru cevap d) Yakını gösteren ışıklar seçeneğidir. Çünkü aydınlatmanın yeterli olduğu yollarda (örneğin sokak lambalarıyla aydınlatılmış caddeler) amacımız yolu yüzlerce metre ileriye kadar görmek değil, önümüzdeki yakın mesafeyi kontrol altında tutmak ve en önemlisi diğer yol kullanıcıları tarafından fark edilmektir. Yakını gösteren ışıklar (kısa farlar), bu işlevi yerine getirirken karşıdan gelen sürücülerin veya önümüzdeki araçların gözünü almaz, böylece güvenli bir trafik akışı sağlanmış olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sis ışıkları: Bu ışıklar, yalnızca görüş mesafesinin sis, yoğun kar veya şiddetli yağmur nedeniyle önemli ölçüde düştüğü zorlu hava koşullarında kullanılmalıdır. Normal ve aydınlık bir havada sis farlarını kullanmak hem gereksizdir hem de diğer sürücülerin dikkatini dağıtarak tehlike yaratabilir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.

  • b) Acil uyarı ışıkları: Dörtlü flaşörler olarak da bilinen bu ışıklar, aracın arıza yapması, acil olarak duraklaması veya trafikte ani yavaşlama gibi tehlikeli bir durumu bildirmek amacıyla kullanılır. Normal seyir halindeyken kesinlikle kullanılmamalıdır. Bu ışıkların seyir halinde kullanılması, diğer sürücüler için kafa karıştırıcıdır ve amacı dışında bir kullanımdır.

  • c) Uzağı gösteren ışıklar: Uzun farlar olarak bilinen bu ışıklar, aydınlatmanın hiç olmadığı veya çok yetersiz olduğu yollarda (örneğin, ışıksız bölünmemiş şehirler arası yollar) kullanılır. Aydınlatması yeterli bir yerde uzun farları yakmak, karşıdan gelen veya önünüzde seyreden sürücülerin gözünü alarak geçici körlüğe sebep olabilir. Bu durum, kazalara davetiye çıkaran çok tehlikeli bir davranıştır.

Soru 16
Aşağıdakilerden hangisinin temel işlevi, çarpma anında oluşabilecek etkileri vücudun daha güçlü bölgelerine yönlendirerek ölüm ve yaralanma riskini azaltmaktır?
A
Kriko 
B
Reflektör
C
Emniyet kemeri 
D
Çekme halatı
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası anında devreye girerek insan vücudunu korumaya yönelik bir güvenlik donanımının temel işlevi sorulmaktadır. Sorunun anahtar ifadesi, çarpma kuvvetini vücudun hassas bölgelerinden alıp, bu güce daha iyi dayanabilecek kemikli ve güçlü bölgelere dağıtma prensibidir. Bu tanıma uyan donanımı bularak doğru cevaba ulaşmamız gerekiyor.

Doğru Cevap: c) Emniyet Kemeri

Emniyet kemeri, bir kaza anında vücudun ileri, yana veya yukarı doğru savrulmasını engelleyen en hayati pasif güvenlik sistemidir. Çarpışma sırasında oluşan ani ve şiddetli yavaşlama kuvvetini tek bir noktada toplamak yerine, vücuda yayar. Bu kuvveti özellikle dayanıklı olan leğen kemiği (kalça), göğüs kafesi ve omuz gibi bölgelere yönlendirir.

Bu sayede, çarpmanın etkisi karın bölgesi gibi iç organların bulunduğu hassas alanlardan veya baş ve boyun gibi kritik bölgelerden uzaklaştırılmış olur. Emniyet kemerinin bu kuvvet dağıtma özelliği, iç kanama, organ yaralanması ve kafa travması gibi ölümcül sonuçların riskini büyük ölçüde azaltır. Dolayısıyla soruda tarif edilen işlev, doğrudan emniyet kemerinin çalışma prensibidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Kriko: Kriko, aracın lastiğini değiştirmek veya altına bakmak gibi bakım işlemleri için aracı yerden kaldırmaya yarayan bir alettir. Yolcu güvenliği veya kaza anındaki koruma ile hiçbir ilgisi yoktur.
  • b) Reflektör: Reflektör, araç arızalandığında veya kaza yaptığında, arkadan gelen diğer sürücüleri uyarmak için aracın arkasına konulan üçgen şeklindeki bir ikaz işaretidir. Amacı, kaza anında koruma sağlamak değil, kazayı veya zincirleme kazaları önlemektir.
  • d) Çekme Halatı: Çekme halatı, arızalanan veya hareket edemeyen bir aracı başka bir araçla çekmek için kullanılan bir ekipmandır. Tıpkı kriko gibi bir alettir ve kaza anındaki yolcu güvenliği ile bir fonksiyonu bulunmamaktadır.
Soru 17

Şekildeki trafik işaretinin anlamı nedir?

A
Taşıt giremez
B
Motosiklet giremez
C
Taşıt trafiğine kapalı yol
D
Motosiklet hariç motorlu taşıt trafiğine kapalı yol
17 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kırmızı çerçeveli yuvarlak bir levha içinde hem otomobil hem de motosiklet figürlerinin yer aldığı bir trafik işaretinin anlamı sorulmaktadır. Bu tür işaretler, "Trafik Tanzim İşaretleri" grubuna girer ve sürücülere yoldaki bir yasaklama, kısıtlama veya mecburiyeti bildirir. İşaretin doğru yorumlanması, trafik kurallarına uymak ve güvenli bir sürüş için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap d) Motosiklet hariç motorlu taşıt trafiğine kapalı yol seçeneğidir. Bu işaret, ilk bakışta hem otomobillerin hem de motosikletlerin bu yola girişinin yasak olduğunu düşündürebilir. Ancak trafik kurallarında bu işaretin özel bir anlamı vardır. Normalde sadece otomobil figürünün olduğu "Motorlu Taşıt Giremez" levhası, motosikletleri de kapsar. Bu levhaya ek olarak motosiklet figürünün de konulması, bu yasağa bir istisna getirildiğini belirtir. Yani bu yol, motosikletler dışındaki tüm motorlu taşıtların girişine kapalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Taşıt giremez: Bu anlama gelen levha, kırmızı bir daire içinde beyaz yatay bir çizgiden oluşur. Bu işaret, motorlu veya motorsuz (bisiklet, at arabası vb.) bütün taşıtların o yola girişini yasaklar. Sorudaki işaret ise sadece belirli motorlu taşıtları kapsar.
  • b) Motosiklet giremez: Bu anlama gelen levha, kırmızı çerçeveli yuvarlak bir zemin üzerinde sadece motosiklet figürü içerir. Bu işaret, yalnızca motosikletlerin o yola girişini yasaklar, diğer motorlu taşıtlar için bir kısıtlama getirmez.
  • c) Taşıt trafiğine kapalı yol: Bu anlama gelen levha, kırmızı çerçeveli tamamen beyaz renkli yuvarlak bir levhadır. Bu işaret, yolun her iki yönden de tüm taşıt trafiğine kapatıldığını belirtir. Sorudaki işaret ise sadece belirli bir yönden girişi ve belirli türdeki araçları yasaklamaktadır.

Özetle, soruda verilen işaret, motorlu taşıtların girişini yasaklayan genel kurala bir istisna getirmektedir. Otomobil figürü yasağı, motosiklet figürü ise bu yasağın motosikletler için geçerli olmadığını ifade eder. Bu nedenle, bu işareti gördüğünüzde, kullandığınız araç motosiklet değilse o yola girmemeniz gerektiğini anlamalısınız.

Soru 18
Görev sırasında, belirli araç sürücülerinin can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak şartı ile trafik kısıtlama veya yasaklarına bağlı olmamaları durumuna ne denir?
A
Gabari 
B
Geçiş hakkı
C
Geçiş üstünlüğü 
D
Geçiş kolaylığı
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, görev halindeki ambulans, itfaiye, polis gibi belirli araçların, acil durumlar nedeniyle trafikteki bazı kural ve yasaklara uymama hakkının ne olarak isimlendirildiği sorulmaktadır. Bu hakkın en önemli şartı ise bu sırada diğer insanların can ve mal güvenliğini kesinlikle tehlikeye atmamalarıdır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

Doğru Cevap: c) Geçiş üstünlüğü

Doğru cevap geçiş üstünlüğü'dür. Çünkü Karayolları Trafik Kanunu'na göre, görev sırasında belirli araçların (ambulans, itfaiye, polis aracı, organ nakil araçları vb.) trafikteki yasak ve kısıtlamalara uymama hakkı bulunur. Bu hak, acil bir duruma müdahale ederken zaman kazanmaları için tanınmıştır. Ancak bu hakkı kullanırken siren ve tepe lambası gibi uyarıcı işaretleri kullanmaları ve en önemlisi kimsenin can ve mal güvenliğini tehlikeye atmamaları zorunludur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Gabari: Gabari, bir aracın karayolunda güvenle seyredebilmesi için belirlenmiş olan genişlik, yükseklik ve uzunluk gibi maksimum ölçüleridir. Örneğin, bir köprünün altından geçebilecek maksimum araç yüksekliği o köprünün gabarisini belirtir. Bu konunun sorudaki trafik önceliği ile hiçbir ilgisi yoktur.
  • b) Geçiş hakkı: Bu kavram, geçiş üstünlüğü ile sıkça karıştırılır. Geçiş hakkı, trafikteki tüm sürücülerin ve yayaların belirli durumlarda (örneğin kavşaklarda, yaya geçitlerinde) yolu kullanma sırasını belirleyen genel bir kuraldır. Geçiş üstünlüğü olan bir araca yol vermek ise geçiş hakkı kuralının bir parçasıdır ama kavramın kendisi değildir. Kısacası, geçiş hakkı genel bir kural iken, geçiş üstünlüğü belirli araçlara tanınan özel bir ayrıcalıktır.
  • d) Geçiş kolaylığı: Bu, resmi bir trafik terimi değildir. Trafikteki diğer sürücülerin, geçiş üstünlüğüne sahip bir araca yol açarak onun ilerlemesini sağlamasına "geçiş kolaylığı sağlamak" denir. Ancak bu durum, geçiş üstünlüğüne sahip aracın sahip olduğu yasal hakkın adı değil, diğer sürücülerin yapması gereken bir davranıştır.

Özetle: Görev halindeki bir ambulansın kırmızı ışıkta durmaması, geçiş üstünlüğü hakkını kullandığını gösterir. Kavşakta ilk geçme sırasının kimde olduğunu belirleyen kural ise geçiş hakkı'dır. Bu iki kavram arasındaki farkı bilmek, ehliyet sınavında benzer sorularda doğru cevabı bulmanızı kolaylaştıracaktır.

Soru 19
Araçlarda emniyet kemeri kullanımının zorunlu olması ile aşağıdakilerden hangisi hedeflenmektedir?
A
Kazaların önlenmesi
B
Sürücülerin dikkatinin artırılması
C
Denetimlerde herhangi bir sorun yaşanmaması
D
Kaza anında ölüm ve yaralanmaların en aza indirilmesi
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, emniyet kemerinin takılmasının neden yasal bir zorunluluk haline getirildiği, yani bu kuralın arkasındaki temel amacın ne olduğu sorulmaktadır. Trafik kurallarının her birinin belirli bir amacı vardır ve emniyet kemeri kuralının en önemli hedefini bulmanız beklenmektedir.

Doğru cevap olan (d) seçeneğinin açıklaması:

Emniyet kemerinin birincil ve en hayati işlevi, bir kaza meydana geldiği anda sizi korumaktır. Kaza anında oluşan ani ve şiddetli sarsıntı, vücudun kontrolsüz bir şekilde araç içinde savrulmasına veya araçtan dışarı fırlamasına neden olabilir. Emniyet kemeri, sizi koltuğunuza sabitleyerek bu kontrolsüz hareketi engeller ve başınızı, göğsünüzü direksiyona, ön cama veya aracın diğer sert kısımlarına çarpmanızın önüne geçer. Bu sayede, ölümcül veya ağır yaralanmalara yol açabilecek darbelerden sizi korur. Dolayısıyla, emniyet kemeri zorunluluğunun temel hedefi, kaza durumunda can kaybını ve yaralanmaları mümkün olan en düşük seviyeye indirmektir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunun açıklaması:

  • a) Kazaların önlenmesi: Bu seçenek yanlıştır, çünkü emniyet kemeri pasif bir güvenlik donanımıdır. Yani, kazanın meydana gelmesini engellemez; sadece kaza gerçekleştikten sonraki sonuçların daha hafif olmasını sağlar. Kazaları önleyen unsurlar; trafik kurallarına uymak, hız limitlerini aşmamak, dikkatli olmak ve aracın fren sistemi gibi aktif güvenlik sistemleridir.
  • b) Sürücülerin dikkatinin artırılması: Bu seçenek de hatalıdır. Emniyet kemeri takmanın sürücünün dikkati veya konsantrasyonu üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur. Sürücünün dikkati tamamen kendi zihinsel durumuna, yol ve çevre koşullarına odaklanmasına bağlıdır. Emniyet kemeri fiziksel bir koruma sağlar, zihinsel bir uyarıcı değildir.
  • c) Denetimlerde herhangi bir sorun yaşanmaması: Bu seçenek, amacın kendisi değil, kurala uymanın bir sonucudur. Evet, emniyet kemeri takarak trafik denetimlerinde ceza yemekten kurtulursunuz. Ancak yasanın asıl amacı ceza kesmek değil, sürücü ve yolcuların hayatını korumaktır. Bu yüzden bu seçenek, yasanın temel hedefini değil, ikincil bir sonucunu ifade eder.
Soru 20
Şekildeki kazada hangi numaralı araç sürücüsü asli kusurlu sayılır?
A
1
B
2
C
3
D
4
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen trafik kazasında "asli kusurlu" yani kazanın meydana gelmesindeki ana sorumlu olan sürücünün kim olduğunu bulmamız isteniyor. Bu tür soruları çözmek için trafik levhalarını ve geçiş üstünlüğü kurallarını doğru bir şekilde analiz etmemiz gerekir.

Öncelikle kavşaktaki durumu ve trafik levhalarını inceleyelim. 1 ve 2 numaralı araçların bulunduğu yolda "Ana Yol - Tali Yol Kavşağı" levhası bulunmaktadır. Bu levha, 1 ve 2 numaralı araçların ana yolda olduğunu belirtir. 4 numaralı aracın bulunduğu yolda ise "DUR" levhası vardır. Bu da 3 ve 4 numaralı araçların tali yolda olduğunu ve kavşağa girmeden önce durup ana yoldaki araçlara yol vermeleri gerektiğini gösterir. Bu nedenle, 3 ve 4 numaralı araçlar asli kusurlu olamaz çünkü kaza, ana yoldaki iki araç arasında gerçekleşmiştir.

Doğru Cevap Neden 2 Numaralı Araçtır?

Kaza, ana yol üzerinde seyreden 1 ve 2 numaralı araçlar arasında meydana gelmiştir. Bu durumda, ana yol üzerindeki araçların kendi aralarındaki geçiş hakkı kurallarını değerlendirmemiz gerekir. Trafik kurallarına göre, bir kavşakta dönüş yapan araçlar, doğru gitmekte olan araçlara yol vermek zorundadır. Resimde 1 numaralı araç düz bir şekilde yoluna devam ederken, 2 numaralı araç sola dönüş yapmaktadır.

Bu kurala göre, sola dönüş yapan 2 numaralı sürücü, karşıdan düz gelen 1 numaralı aracın geçişini beklemekle yükümlüdür. Ancak 2 numaralı sürücü bu kurala uymamış, 1 numaralı aracın önüne çıkarak kazaya sebebiyet vermiştir. Bu sebeple kazadaki asli kusurlu sürücü 2 numaralı aracın sürücüsüdür.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?
  • a) 1: 1 numaralı araç sürücüsü ana yolda ve düz istikamette ilerlemektedir. Hem tali yoldan gelen araçlara hem de dönüş yapan 2 numaralı araca karşı geçiş üstünlüğüne sahiptir. Herhangi bir kural ihlali yapmadığı için kusurlu değildir.
  • c) 3 ve d) 4: 3 ve 4 numaralı araçlar tali yoldadır. Kavşaktaki "DUR" levhası gereği, ana yoldaki tüm araçlar geçtikten sonra yola çıkmaları gerekir. Kazaya doğrudan karışmadıkları ve geçiş hakkı ihlali yapmadıkları için kusurlu sayılmazlar.
Soru 21
Kara yollarındaki trafik levhalarına zarar veren sorumluya ne yapılır?
A
6 ay hapis cezası verilir.
B
Trafikten ömür boyu men edilir.
C
Sürücü belgesi varsa geri alınır.
D
Zarar karşılıkları ve masraf ödetilir.
21 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, karayolları üzerinde bulunan ve trafiğin güvenli bir şekilde akmasını sağlayan trafik işaret levhalarına kasıtlı veya kasıtsız olarak zarar veren bir kişiye uygulanacak temel yaptırımın ne olduğu sorulmaktadır. Bu levhalar, tüm sürücülerin ve yayaların can ve mal güvenliği için hayati öneme sahiptir. Bu nedenle, onlara verilen zararın kanunlar çerçevesinde bir karşılığı olması gerekir.

Doğru cevap d) Zarar karşılıkları ve masraf ödetilir seçeneğidir. Çünkü trafik levhaları kamu malıdır ve bu mala zarar veren kişi, verdiği zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Bu durum, Karayolları Trafik Kanunu'nun 17. maddesinde açıkça belirtilmiştir. Zararı veren kişi, levhanın yenilenme veya tamir bedelini ve bu işlem sırasında oluşan diğer tüm masrafları karşılamak zorundadır. Bu, uygulanan ilk ve en temel yaptırımdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) 6 ay hapis cezası verilir: Bu ceza, her durumda uygulanan standart bir yaptırım değildir. Hapis cezası, eylemin kasıtlı olarak kamu malına büyük zarar verme veya trafiği tehlikeye atma gibi çok daha ağır suçlar kapsamında değerlendirilmesi durumunda gündeme gelebilir. Ancak trafik levhasına zarar vermenin temel ve ilk yaptırımı bu değildir.
  • b) Trafikten ömür boyu men edilir: Trafikten ömür boyu men edilme, genellikle alkollü araç kullanarak ölümlü kazaya sebep olma gibi çok ağır ve tekrarlanan suçlar için uygulanan bir cezadır. Bir levhaya zarar vermek, bu kadar ağır bir yaptırımı gerektirecek bir eylem olarak kabul edilmez. Bu ceza, işlenen fiil ile orantılı değildir.
  • c) Sürücü belgesi varsa geri alınır: Sürücü belgesinin geri alınması, ceza puanı sisteminin dolması, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde araç kullanmak gibi belirli kural ihlalleri sonucunda uygulanır. Levhaya zarar vermek tek başına ve doğrudan sürücü belgesinin geri alınmasını gerektirmez. Bu eylem için ceza puanı uygulanabilir ancak belgenin derhal geri alınması söz konusu değildir.

Özetle, trafik levhalarına zarar vermenin hukuktaki temel karşılığı, oluşan maddi zararın sorumlu kişi tarafından ödenmesidir. Bu uygulama, hem kamu malını korumayı hem de caydırıcılık sağlamayı amaçlar. Diğer cezalar ise eylemin niteliğine ve yarattığı tehlikeye göre ayrıca değerlendirilebilecek daha ağır yaptırımlardır ancak sorunun sorduğu temel sonuç, maddi tazminattır.

Soru 22
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Azami hız sınırını
B
Geçme yasağı sonunu
C
Taşıtın giremeyeceğini
D
Hız sınırlaması sonunu
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, size gösterilen trafik işaretinin ne anlama geldiğini bulmanız istenmektedir. Trafik levhalarını doğru tanımak ve anlamlarını bilmek, hem sınavda başarılı olmanız hem de trafikte güvenli bir sürücü olmanız için temel bir gerekliliktir. Şimdi bu levhayı ve seçenekleri detaylı bir şekilde inceleyelim.

Doğru cevap a) Azami hız sınırını seçeneğidir. Fotoğrafta görülen levha, bir "Trafik Tanzim İşareti"dir. Kırmızı renkli yuvarlak çerçeve, genel olarak bir kısıtlama veya yasaklama bildirir. Levhanın içindeki "50" rakamı ise bu kısıtlamanın ne olduğunu belirtir; bu durumda, o yolda yapılabilecek en yüksek, yani azami hızın saatte 50 kilometre olduğunu gösterir. Bu levhayı gördüğünüzde hızınızı 50 km/s'nin üzerine çıkaramazsınız.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da önemlidir. Bu, levhaları daha iyi ayırt etmenize yardımcı olacaktır.

  • b) Geçme yasağı sonunu: Bu seçenek yanlıştır. "Geçme yasağı sonu" levhası, gri veya beyaz zeminli yuvarlak bir levha olup, üzerinde sollama yasağını simgeleyen iki araba figürünün siyah çapraz çizgilerle iptal edildiği bir işarettir. Sorudaki levha ise bir hız limiti belirtmektedir.
  • c) Taşıtın giremeyeceğini: Bu seçenek de doğru değildir. "Taşıt giremez" veya "Girilmez" levhası, genellikle kırmızı bir daire içinde beyaz yatay bir çizgiden oluşur. Bu işaret, sürücülerin o yola veya sokağa girmesinin yasak olduğunu bildirir. Sorudaki levhanın içinde ise bir rakam bulunmaktadır.
  • d) Hız sınırlaması sonunu: Bu seçenek de yanlıştır. "Hız sınırlaması sonu" levhası, mevcut hız sınırının bittiğini bildirir. Genellikle beyaz veya gri zeminli yuvarlak bir levha olup, içinde daha önce belirtilen hız limitini (örneğin "50") gösteren rakamların üzerine çekilmiş siyah çapraz çizgiler bulunur. Sorudaki levha ise bir sınırlamanın başlangıcını belirtir, sonunu değil.

Özetle, kırmızı çerçeveli yuvarlak bir levha içinde bir sayı gördüğünüzde, bu size o yoldaki azami (en yüksek) hız sınırını bildirmektedir. Bu kurala uymak, trafik güvenliği için hayati önem taşır.

Soru 23
Otomobillerin trafiğe çıkarılabilmesi için aşağıdakilerden hangisinin yaptırılması zorunludur?
A
Zorunlu mali sorumluluk sigortası
B
Koltuk ferdi kaza sigortası
C
Kasko sigortası
D
Aracın bakımı
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir otomobilin yasal olarak trafiğe çıkabilmesi için devlet tarafından zorunlu tutulan temel şartın ne olduğu sorulmaktadır. Yani, bu seçeneklerden hangisi yapılmazsa aracın yola çıkması kanunen yasaktır ve cezai işleme tabidir. Cevapları incelerken hangisinin bir tercih değil, bir mecburiyet olduğunu bulmamız gerekmektedir.

Doğru Cevap: a) Zorunlu mali sorumluluk sigortası

Doğru cevabın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası olmasının sebebi, bu sigortanın kanunla zorunlu kılınmış olmasıdır. Halk arasında daha çok "Trafik Sigortası" olarak bilinen bu poliçenin temel amacı, sizin değil, kaza anında sizin kusurunuzla zarar gören üçüncü şahısların (diğer sürücü, yolcu, yaya veya araçların) maddi ve bedensel zararlarını karşılamaktır. Devlet, trafikteki olası mağduriyetleri önlemek ve zarar gören tarafı güvence altına almak için her araç sahibini bu sigortayı yaptırmaya mecbur kılar. Bu sigorta olmadan aracın muayenesi yapılmaz ve trafikte yakalanması durumunda araç trafikten men edilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • Koltuk ferdi kaza sigortası: Bu sigorta, kaza anında aracın içindeki sürücü ve yolcuların vefat veya kalıcı sakatlık gibi durumlarını teminat altına alır. Genellikle ticari yolcu taşıyan araçlar için zorunlu olsa da, özel otomobiller için tamamen isteğe bağlı bir sigorta türüdür. Bu nedenle trafiğe çıkmak için bir zorunluluk değildir.
  • Kasko sigortası: Kasko, Zorunlu Trafik Sigortası'nın aksine karşı tarafı değil, sigorta yaptıran kişinin kendi aracını güvence altına alır. Çarpma, çalınma, yanma gibi durumlarda aracınızda oluşacak hasarı karşılar. Aracınızı korumak için çok faydalı olsa da, yaptırılması tamamen sürücünün kendi tercihine bağlıdır ve yasal bir zorunluluğu yoktur.
  • Aracın bakımı: Aracın periyodik bakımlarını (yağ değişimi, fren kontrolü vb.) yaptırmak, sürüş güvenliği ve aracın ömrü için son derece önemlidir. Ancak "bakım yaptırmak" bu sorunun cevabı değildir. Yasal zorunluluk olan, aracın belirli aralıklarla "periyodik fenni muayeneden" geçmesidir. Bakım, bu muayeneden başarıyla geçmek için gerekli bir ön hazırlık ve güvenlik adımıdır, fakat sigorta gibi tek başına zorunlu bir poliçe veya işlem değildir.

Özetle, trafiğe çıkan her motorlu taşıt, öncelikle başkalarına verebileceği zararları karşılayabilmek zorundadır ve devlet bunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile garanti altına alır. Diğer sigortalar ve bakım ise sürücünün kendini, yolcularını veya aracını korumaya yönelik, çoğunlukla isteğe bağlı olan önemli adımlardır.

Soru 24
Şekle göre, en soldaki şeridi sürekli işgal eden sürücüye aşağıdakilerden hangisi uygulanır?
A
Hafif hapis cezası
B
Sadece ceza puanı
C
Trafikten men cezası
D
Para cezası ve ceza puanı
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, çok şeritli ve tek yönlü bir yolda en soldaki şeridi sürekli olarak, yani geçiş amacı dışında kullanan bir sürücüye hangi yaptırımın uygulanacağı sorulmaktadır. Görseldeki yol, birden fazla şeride sahip bir otoyol veya bölünmüş yoldur ve bu tür yollarda şerit kullanım kuralları oldukça nettir. Bu kuralların ihlali, trafik güvenliğini tehlikeye attığı için belirli cezaları beraberinde getirir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, çok şeritli yollarda en soldaki şerit "sollama şeridi" olarak adlandırılır. Bu şeridin temel amacı, sürücülerin önlerindeki daha yavaş araçları güvenli bir şekilde geçmelerini sağlamaktır. Kural gereği, sürücü sollama işlemini tamamladıktan sonra, trafiği aksatmadan ve tehlikeye düşürmeden kendi şeridine, yani sağdaki uygun şeride geri dönmek zorundadır. En sol şeridin sürekli olarak işgal edilmesi, hem trafiğin akışını yavaşlatır hem de arkadan gelen daha hızlı araçların tehlikeli manevralar yapmasına (örneğin sağdan geçmeye çalışmasına) neden olabilir.

Doğru cevap d) Para cezası ve ceza puanı seçeneğidir. Çünkü en sol şeridi sürekli işgal etmek, Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanmış bir kural ihlalidir. Bu tür ihlaller için kanunda hem idari para cezası hem de sürücünün ehliyetine işlenen ceza puanı yaptırımı öngörülmüştür. Bu çifte yaptırım, sürücüleri kurallara uymaya teşvik etmeyi ve kural ihlallerinin tekrarını önlemeyi amaçlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Hafif hapis cezası: Bu ceza, trafik suçları arasında çok daha ciddi durumlar için uygulanır. Örneğin, ölümlü veya yaralanmalı kazalara neden olmak, belirli bir promil seviyesinin üzerinde alkollü araç kullanmak gibi ağır ihlaller hapis cezasını gerektirebilir. Şerit ihlali bu kategoriye giren bir suç değildir.
  • b) Sadece ceza puanı: Trafik kuralı ihlallerinde genellikle para cezası ve ceza puanı birlikte uygulanır. Sadece ceza puanı verilmesi çok istisnai bir durumdur ve sol şeridi sürekli işgal etmek gibi yaygın bir ihlal için geçerli değildir. Bu ihlalin mutlaka bir maddi karşılığı da bulunur.
  • c) Trafikten men cezası: Bu ceza, sürücüye değil, araca yönelik bir yaptırımdır. Aracın tescil belgesinin olmaması, zorunlu trafik sigortasının yapılmaması veya araçta yapılan teknik değişikliklerin yönetmeliğe aykırı olması gibi durumlarda araç trafikten men edilir. Sürücünün yaptığı bir sürüş hatası için doğrudan araca bu ceza uygulanmaz.

Özetle, en soldaki şeridin sollama dışında sürekli olarak kullanılması yasaktır ve bu kurala uymayan sürücüler, hem para cezası ödemek zorunda kalır hem de ehliyetlerine ceza puanı işlenir. Bu nedenle doğru seçenek 'd' şıkkıdır.

Soru 25
Otobüs, kamyon, minibüs, kamyonet ve çekicilere bir yaş sonunda ve devamında kaç yılda bir muayene yaptırılması zorunludur?
A
B
C
D
4
25 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'deki Karayolları Trafik Kanunu'na göre belirli ticari araç türlerinin periyodik araç muayene zorunluluğu süresi sorulmaktadır. Soruda listelenen araçlar; otobüs, kamyon, minibüs, kamyonet ve çekicidir. Bu araçların ortak özelliği, genellikle ticari amaçla kullanılmaları ve yolcu veya yük taşımacılığı yapmalarıdır. Bu nedenle trafik güvenliği açısından daha sıkı denetlenmeleri gerekir.

Doğru cevap "a) 1" seçeneğidir. Çünkü Türkiye'deki mevzuata göre, ticari olarak tescil edilmiş tüm motorlu taşıtların ilk bir yaşını doldurduktan sonra her yıl periyodik muayeneye girmesi zorunludur. Soruda belirtilen otobüs, kamyon, minibüs, kamyonet ve çekiciler bu kategoriye girmektedir. Bu araçların yoğun kullanımı, taşıdıkları yük ve yolcu sayısı göz önüne alındığında, güvenlik standartlarını korumak amacıyla yıllık kontrol hayati önem taşır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) 2 yıl: Bu süre, hususi (özel) olarak tescil edilmiş otomobiller, römorklar ve motosikletler için geçerlidir. Bu tür araçlar ilk üç yaşını doldurduktan sonra her iki yılda bir muayeneye tabi tutulur. Soruda ticari araçlar sorulduğu için bu seçenek yanlıştır.
  • c) 3 yıl: Bu süre, sıfır kilometre olarak satın alınmış hususi (özel) otomobillerin ve motosikletlerin ilk muayene süresidir. Yani, yeni bir özel otomobil, trafiğe çıktığı tarihten itibaren üç yıl sonra ilk muayenesine girer. Bu sürenin sonunda ise 2 yıllık periyotlar başlar. Ticari araçlar için geçerli bir periyot değildir.
  • d) 4 yıl: Türkiye'deki mevcut araç muayene yönetmeliğinde standart bir araç kategorisi için 4 yıllık bir periyodik muayene süresi bulunmamaktadır. Bu seçenek tamamen kafa karıştırmak için verilmiş bir çeldiricidir.

Özetle, araç muayene sürelerini ezberlerken araçları "ticari" ve "hususi" olarak ayırmak çok önemlidir. Soruda geçen tüm araçlar ticari sınıfa girdiği için muayene periyotları her yıl, yani 1 yılda birdir. Bu kural, trafik güvenliğini en üst düzeyde tutmayı amaçlar.

Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi, yolcu taşımacılığında kullanılan ve sürücüsü dahil dokuzdan fazla oturma yeri olan motorlu taşıttır?
A
Çekici 
B
Otobüs
C
Otomobil 
D
Kamyonet
26 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alan araç tanımlarından biri sorulmaktadır. Sorunun doğru yanıtlanabilmesi için iki temel kritere dikkat etmek gerekir: Birincisi, aracın yolcu taşımacılığı amacıyla kullanılması; ikincisi ise oturma yeri kapasitesinin sürücüsü dahil dokuzdan fazla olmasıdır. Bu iki şartı aynı anda sağlayan araç türünü bulmamız istenmektedir.

Doğru cevap b) Otobüs seçeneğidir. Trafik mevzuatına göre, yolcu taşımacılığında kullanılan ve sürücüsü dahil olmak üzere oturma yeri dokuzdan fazla olan motorlu taşıtlara "otobüs" denir. Bu tanım, soruda verilen kriterlerle birebir örtüşmektedir. Günlük hayatta 10 ile 17 koltuklu araçlara "minibüs" desek de, yasal olarak onlar da "otobüs" sınıfına girer çünkü koltuk sayıları dokuzdan fazladır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • c) Otomobil: Bu seçenek en çok kafa karıştıran şıktır. Otomobil de yolcu taşımak için üretilmiştir, ancak yasal tanımına göre sürücüsü dahil en fazla dokuz oturma yeri olan araçtır. Soru "dokuzdan fazla" dediği için bu tanımın dışında kalır. Kısacası, 1+8 koltuğa kadar olan araçlar otomobil, 1+9 ve üzeri koltuğa sahip olanlar ise otobüs olarak sınıflandırılır.
  • a) Çekici: Çekicinin temel amacı yolcu taşımak değil, kendisi motorlu olmayan römork veya yarı römorkları çekerek yük taşımaktır. Oturma yeri kapasitesi genellikle 2 veya 3 kişi ile sınırlıdır ve ana fonksiyonu yolcu taşımacılığı değildir. Bu nedenle sorudaki tanıma uymaz.
  • d) Kamyonet: Kamyonet de çekici gibi, öncelikli olarak yük taşımak amacıyla üretilmiş bir motorlu taşıttır. İzin verilen azami yüklü ağırlığı 3.500 kilogramı geçmeyen bu araçların ana işlevi yolcu taşımak olmadığından, bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, sorunun anahtar noktası, yolcu taşıyan araçlar arasındaki koltuk sayısı farkını bilmektir. Sürücü dahil 9 koltuğa kadar olanlar otomobil, 9'dan fazla koltuğa sahip olanlar ise otobüs olarak tanımlanır. Bu nedenle doğru cevap otobüstür.

Soru 27
Buzlanmanın olduğu yolda sürücünün hangisini yapması doğrudur?
A
Viraja sert girmesi
B
Takip mesafesini artırması
C
Takip mesafesini azaltması
D
Ani fren yaparak durmaya çalışması
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yol yüzeyinin buzlu ve kaygan olduğu zorlu bir sürüş durumunda sürücünün alması gereken en doğru güvenlik önleminin ne olduğu sorulmaktadır. Buzlanma, lastiklerin yol tutuşunu önemli ölçüde azalttığı için sürücünün normal hava koşullarına göre çok daha dikkatli ve öngörülü olması gerekir. Bu nedenle, yapılacak her hareketin sonuçları düşünülerek karar verilmelidir.

Doğru cevap b) Takip mesafesini artırması seçeneğidir. Buzlu yollarda, lastiklerin yol ile olan teması ve sürtünmesi ciddi şekilde azalır. Bu durum, aracın normal bir yola göre çok daha uzun bir mesafede durabilmesine neden olur. Takip mesafesini artırmak, öndeki araçla aranıza daha fazla güvenli alan koymak demektir. Bu ekstra mesafe, olası bir tehlike anında panik yapmadan, yumuşak frenlemeyle veya manevrayla durabilmeniz için size hayati bir zaman kazandırır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Viraja sert girmesi: Bu, buzlu yolda yapılabilecek en tehlikeli hareketlerden biridir. Yol tutuşunun zaten az olduğu bir zeminde viraja sert girmek, aracın merkezkaç kuvvetinin etkisiyle kolayca savrulmasına ve kontrolün kaybedilmesine neden olur. Buzlu yolda virajlara olabildiğince yavaş ve yumuşak bir direksiyon hareketiyle girilmelidir.
  • c) Takip mesafesini azaltması: Bu seçenek, doğru olanın tam tersidir ve son derece tehlikelidir. Zaten uzamış olan fren mesafesi nedeniyle öndeki araca bu kadar yaklaşmak, ani bir durumda çarpışmayı neredeyse kaçınılmaz hale getirir. Güvenli sürüşün temel kuralı, zorlu koşullarda takip mesafesini her zaman artırmaktır.
  • d) Ani fren yaparak durmaya çalışması: Ani fren, buzlu zeminde tekerleklerin kilitlenmesine yol açar. Kilitlenen tekerlekler kaymaya başlar ve direksiyon hakimiyetini tamamen kaybedersiniz. Bu durum, aracı durdurmak yerine kontrolsüz bir şekilde kaymasına sebep olur. Bunun yerine, hızı yavaşça düşürmek ve çok yumuşak, pompalayarak fren yapmak gerekir.
Soru 28
Aşağıdaki sağlık problemlerinden hangisinin motorlu taşıt sürücü adayında bulunması, sürücü belgesi almasına engel değildir?
A
Renk körlüğü
B
Alkol bağımlılığı
C
Psikotrop madde bağımlılığı
D
Günlük hayatı kısıtlayan denge problemi
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dört farklı sağlık problemi arasından hangisinin sürücü belgesi alınmasına yasal olarak bir engel teşkil etmediği sorulmaktadır. Sürücü adaylarının trafikte hem kendileri hem de başkaları için risk oluşturmaması adına belirli sağlık şartlarını taşımaları gerekir. Soru, bu şartlar arasında hangisinin tolere edilebilir olduğunu bulmanızı istemektedir.

Doğru Cevap: a) Renk körlüğü

Renk körlüğü, sürücü belgesi alınmasına tek başına engel olan bir durum değildir. Bunun temel sebebi, trafik ışıklarının ve işaret levhalarının evrensel standartlara göre tasarlanmış olmasıdır. Örneğin, trafik lambalarında kırmızı ışık her zaman en üstte, sarı ortada ve yeşil en altta yer alır. Bu sayede renkleri ayırt edemeyen bir sürücü, ışığın yandığı konuma bakarak ne yapması gerektiğini anlayabilir. Bu nedenle, yönetmeliklere göre renk körlüğü ehliyet almaya engel sayılmaz.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) Alkol bağımlılığı: Bu seçenek yanlıştır çünkü alkol bağımlılığı, sürücü belgesi alınmasına kesin bir engeldir. Alkol, sürücünün muhakeme yeteneğini, reflekslerini ve dikkatini doğrudan olumsuz etkiler. Bağımlılık durumu, kişinin alkollü araç kullanma riskini aşırı derecede artırdığı için hem kendisi hem de trafikteki diğer herkes için büyük bir tehlike oluşturur. Bu nedenle, alkol bağımlılığı olan kişilere sürücü belgesi verilmez.

  • c) Psikotrop madde bağımlılığı: Bu seçenek de yanlıştır ve ehliyet alınmasına mutlak bir engeldir. Psikotrop maddeler (uyuşturucu veya uyarıcı maddeler), beynin işleyişini değiştirerek algıyı, bilinci ve davranışları ciddi şekilde bozar. Bu tür maddelere bağımlı bir kişinin güvenli bir şekilde araç kullanması imkansızdır. Trafik güvenliği açısından en riskli gruplardan biri olduğu için bu duruma sahip kişilerin sürücü belgesi alması yasaktır.

  • d) Günlük hayatı kısıtlayan denge problemi: Bu seçenek de yanlıştır. Araç kullanmak, ani manevralar yapmayı, frene basmayı ve direksiyonu kontrol etmeyi gerektiren hassas bir fiziksel koordinasyon ister. Günlük hayatı etkileyecek kadar ciddi bir denge problemi (örneğin baş dönmesi, vertigo gibi), sürücünün araba üzerindeki hakimiyetini kaybetmesine neden olabilir. Bu durum, özellikle acil durumlarda tehlikeli sonuçlar doğurabileceğinden, sürücü belgesi alınmasına engel teşkil eder.

Soru 29
İşaret levhalarıyla ilgili aşağıdaki davranışlardan hangisi trafiği tehlikeye düşürmez?
A
Yerlerinin değiştirilmesi
B
Üzerlerine yazı yazılması
C
Görülmelerinin engellenmesi
D
Eskiyenlerin yenileriyle değiştirilmesi
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik işaret levhalarına yönelik yapılan eylemlerden hangisinin trafik güvenliği açısından bir tehlike yaratmadığı, aksine olumlu bir davranış olduğu sorulmaktadır. Şıklarda verilen davranışlardan üç tanesi tehlikeli ve yasakken, biri trafik güvenliğini artıran bir bakım çalışmasıdır. Sorunun mantığı, bu olumlu ve gerekli davranışı diğerlerinden ayırmanızı istemesidir.

d) Eskiyenlerin yenileriyle değiştirilmesi: Bu seçenek doğru cevaptır. Zamanla güneş, yağmur ve diğer dış etkenler nedeniyle trafik levhalarının renkleri solar, üzerlerindeki yansıtıcı (reflektif) malzeme özelliklerini kaybeder ve yazıları okunmaz hale gelir. Bu durum, özellikle gece sürüşlerinde veya sisli, yağmurlu havalarda sürücülerin levhayı fark etmesini veya anlamasını zorlaştırarak büyük bir tehlike oluşturur. Bu nedenle, eskiyen ve işlevini yitiren levhaların standartlara uygun, yeni ve net görünen levhalarla değiştirilmesi, trafik güvenliğini doğrudan artıran, zorunlu ve olumlu bir davranıştır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış ve tehlikeli olduğuna bakalım:

  • a) Yerlerinin değiştirilmesi: Bu davranış son derece tehlikelidir. Trafik levhaları, Karayolları yetkilileri ve trafik mühendisleri tarafından yapılan dikkatli hesaplamalar sonucunda, sürücülerin en doğru zamanda görüp gerekli reaksiyonu verebileceği stratejik noktalara yerleştirilir. Örneğin bir "Dur" levhasının kavşaktan çok uzağa veya çok yakına konulması, sürücüleri yanıltır ve çok ciddi kazalara neden olabilir. Levhaların yerini keyfi olarak değiştirmek, trafik düzenini tamamen bozmaktır.
  • b) Üzerlerine yazı yazılması: Levhaların üzerine yazı yazmak, karalamak veya etiket yapıştırmak, levhanın içerdiği mesajın okunmasını veya sembolün anlaşılmasını engeller. Bir hız limiti levhasındaki rakamın veya bir uyarı işaretinin üzerinin kapatılması, sürücünün o kuraldan haberdar olmasını engeller. Bu durum, sürücünün tereddüt etmesine, yanlış bir manevra yapmasına veya bir kuralı ihlal etmesine yol açarak kazalara davetiye çıkarır.
  • c) Görülmelerinin engellenmesi: Bir trafik levhasının ağaç dalları, reklam panoları, bir bina veya hatalı park etmiş bir araç tarafından kapatılması, o levhanın hiç olmamasıyla aynı anlama gelir. Sürücü, göremediği bir uyarıya veya yasağa uyamaz. Görüşü engellenmiş bir "Tek Yön" veya "Girilmez" levhası nedeniyle bir sürücünün yanlış bir sokağa girmesi, feci sonuçlar doğurabilecek bir trafik ihlalidir.

Özetle, trafik işaret levhaları yol güvenliğinin en önemli unsurlarındandır. Onların yerini, görünürlüğünü veya anlaşılırlığını bozan her türlü müdahale trafiği tehlikeye atarken; işlevlerini korumaya yönelik bakım ve yenileme çalışmaları ise trafik güvenliğini destekleyen doğru bir davranıştır.

Soru 30
“Trafik kazalarında insan, araç, yol ve iklim koşulları etkili olmaktadır.” Buna göre aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi yol koşullarından kaynaklanan bir tehlike olabileceğini bildirir?
A
B
C
D
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarına neden olan dört ana faktörden (insan, araç, yol, iklim) hangisinin "yol koşulları" ile ilgili olduğunu belirten trafik levhasını bulmanız istenmektedir. Soru, yolun fiziksel yapısı veya durumuyla ilgili bir tehlikeyi işaret eden levhayı sormaktadır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

Doğru Cevap: b) Kaygan Yol İşareti

B seçeneğinde gördüğümüz trafik levhası "Kaygan Yol" anlamındadır. Bu işaret, sürücülere yol yüzeyinin yağmur, kar, buz, dökülmüş yağ veya benzeri nedenlerle kaygan hale geldiğini bildirir. Yolun yüzeyinin kaygan olması, doğrudan doğruya "yol koşulları" ile ilgili bir tehlikedir. Bu durumda sürücünün hızını düşürmesi, ani fren ve direksiyon hareketlerinden kaçınması ve takip mesafesini artırması gerekir. Dolayısıyla, soruda belirtilen "yol koşullarından kaynaklanan bir tehlike" tanımına en uygun seçenek budur.

Diğer Seçeneklerin Analizi

  • a) Vahşi Hayvan Geçebilir İşareti: Bu levha, yola aniden vahşi hayvanların (geyik, karaca vb.) çıkabileceği bir bölgeye yaklaşıldığını belirtir. Tehlikenin kaynağı yolun kendisi değil, yola çıkabilecek harici bir canlıdır. Bu durum, yol koşullarından ziyade çevresel bir faktör olarak değerlendirilir.
  • c) Kontrolsüz Demiryolu Geçidi İşareti: Bu levha, sürücüleri ileride bariyeri veya herhangi bir trafik ışığı olmayan bir demiryolu geçidi olduğu konusunda uyarır. Tehlikenin ana kaynağı yolun yapısından çok, o yoldan geçebilecek olan trendir. Bu, yolun bir özelliği olsa da, tehlike doğrudan yolun yüzey durumuyla ilgili değildir.
  • d) Arızalı Araç ve Reflektör: Bu görsel bir trafik işaret levhası değildir. Yolda arıza yapmış bir aracın, diğer sürücüleri uyarmak için arkasına koyduğu üçgen reflektörü temsil etmektedir. Buradaki tehlike, "araç" kaynaklı geçici bir durumdur ve yolun kalıcı bir koşulu ile ilgili değildir.

Özetle

Soru, doğrudan yolun fiziksel durumuyla ilgili bir tehlikeyi soruyor. "Kaygan Yol" işareti, yol yüzeyinin durumu hakkında net bir uyarı yaptığı için "yol koşullarından" kaynaklanan bir tehlikedir. Diğer seçenekler ise çevresel faktörler (vahşi hayvan), yol üzerindeki özel geçitler (demiryolu) veya geçici araç kaynaklı durumlar (arıza) ile ilgilidir. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 31
I- Araçlarını ve araçlarının etrafını kontrol etmeleri II- Işıkla veya kolla, gerekli hâllerde her ikisi ile çıkış işareti vermeleri III- Görüş alanları dışında kalan yerler varsa uyarılmaları için bir gözcü bulundurmaları Duraklanan veya park edilen yerden çıkılırken sürücülerin yukarıdakilerden hangilerini yapmaları zorunludur?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, duraklayan veya park etmiş bir aracın sürücüsünün, tekrar trafiğe katılmak için harekete geçmeden önce yapması gereken zorunlu güvenlik adımları sorgulanmaktadır. Güvenli bir çıkış manevrası için sürücünün hem kendi güvenliğini hem de trafikteki diğer unsurların (yayalar, diğer araçlar vb.) güvenliğini sağlaması gerekir. Şimdi öncülleri ve seçenekleri tek tek inceleyelim.

Öncüllerin Detaylı Açıklaması

  • I- Araçlarını ve araçlarının etrafını kontrol etmeleri: Bu, güvenli bir çıkışın en temel ve ilk adımıdır. Sürücü, araca binmeden önce ve hareket etmeden hemen önce aracın etrafında herhangi bir engel, yaya (özellikle aynalardan görülemeyecek küçük çocuklar), hayvan veya başka bir araç olup olmadığını kontrol etmelidir. Bu kontrol, "kör nokta" olarak adlandırılan ve sadece aynalardan görülemeyen alanları da kapsar. Bu adım, beklenmedik kazaları önlemek için kesinlikle zorunludur.
  • II- Işıkla veya kolla, gerekli hâllerde her ikisi ile çıkış işareti vermeleri: Trafikte iletişim hayati önem taşır. Park yerinden çıkmak, şerit değiştirmekle benzer bir manevradır ve diğer sürücülere niyetinizi önceden bildirmeniz gerekir. Sinyal lambasını (ışıkla işaret) kullanarak çıkış yapacağınız yöne doğru işaret vermeniz, arkanızdan veya yanınızdan geçen araçların yavaşlamasını veya size yol vermesini sağlar. Bu, trafiğin akışını düzenler ve ani kazaları engeller, bu nedenle zorunlu bir kuraldır.
  • III- Görüş alanları dışında kalan yerler varsa uyarılmaları için bir gözcü bulundurmaları: Bu öncül, özellikle zorlu park koşullarında güvenliği en üst düzeye çıkarmayı amaçlar. Örneğin, iki büyük kamyonetin arasından geri geri çıkarken veya görüşünüzün bir duvar tarafından engellendiği durumlarda, aynalar ve sensörler yetersiz kalabilir. Bu gibi durumlarda, sürücünün güvenli bir şekilde çıkabileceğinden emin olması yasal bir sorumluluktur. Eğer sürücü çevresini tam olarak göremiyorsa, bir başkasından (gözcü) yardım istemesi, olası bir kazayı önlemek için zorunlu bir tedbirdir.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi

a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır. Sadece çevreyi kontrol etmek yeterli değildir. Diğer sürücülere niyetinizi bildirmeniz (işaret vermeniz) de aynı derecede zorunludur. Bu seçenek, iletişimin önemini göz ardı eder.

b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Çevreyi kontrol etmek ve sinyal vermek çoğu durumda yeterli olsa da, soruda "zorunlu olanlar" sorulmaktadır. Görüş alanınızın kısıtlı olduğu bir durumda, güvenliği sağlamak için bir gözcüden yardım almak da bir zorunluluk haline gelir. Dolayısıyla III. öncülü dışarıda bırakmak hatadır.

c) II ve III: Bu seçenek de yanlıştır. Çünkü en temel güvenlik adımı olan aracın ve etrafının kontrol edilmesi (I. öncül) atlanmıştır. Sinyal vermeden veya gözcü istemeden önce ilk yapılması gereken şey, sürücünün kendi gözleriyle durumu değerlendirmesidir.

d) I, II ve III: Bu seçenek doğrudur. Güvenli bir çıkış manevrası için bu üç adımın hepsi bir bütün olarak düşünülmelidir. Sürücü önce çevresini kontrol etmeli (I), ardından niyetini diğer sürücülere sinyal vererek bildirmeli (II) ve eğer görüşü kısıtlıysa ve tehlikeli bir durum varsa mutlaka bir gözcüden yardım almalıdır (III). Bu üç kural, Karayolları Trafik Kanunu'nun sürücülere yüklediği "gerekli tüm tedbirleri alma" sorumluluğunu tam olarak karşılar.

Soru 32
Şerit değiştirmek isteyen şekildeki 1 numaralı taşıt sürücüsü, sola sinyal vermeden önce aşağıdakilerden hangisini mutlaka yapmalıdır?
A
Uzun hüzmeli farları yakarak seyretmeli
B
2 numaralı taşıtın geç işaretini beklemeli
C
İç ve dış aynalardan trafik durumunu kontrol etmeli
D
2 numaralı taşıta takip mesafesinden daha fazla yaklaşmalı
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte en sık yapılan manevralardan biri olan şerit değiştirme işleminin en temel güvenlik kuralı sorgulanmaktadır. Soru, 1 numaralı araç sürücüsünün, sol şeride geçme niyetini sinyal ile belirtmeden *hemen önce* atması gereken zorunlu adımı sormaktadır. Bu, güvenli sürüşün temelini oluşturan bir bilgi olduğu için ehliyet sınavlarında sıkça karşınıza çıkabilir.

Doğru Cevap: c) İç ve dış aynalardan trafik durumunu kontrol etmeli

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, güvenli bir sürüşün ilk kuralının çevrenin farkında olmak ve durumu kontrol altına almaktır. Bir sürücü, şerit değiştirmek gibi önemli bir manevra yapmaya karar verdiğinde, ilk olarak geçmek istediği şeridin güvenli olup olmadığını anlamalıdır. Bu da ancak iç dikiz aynası ve geçilecek yöndeki (bu soruda sol) dış ayna kullanılarak yapılabilir. Aynalar, arkadan gelen araçların varlığını, hızlarını ve mesafelerini anlamamızı sağlar.

Bu kontrolü yapmadan sinyal vermek veya direksiyonu kırmak, "kör nokta" olarak adlandırılan ve aynalardan görülemeyen alandaki bir araca çarpma riskini doğurur. Bu nedenle, her türlü şerit değiştirme manevrasının ilk adımı, istisnasız bir şekilde aynaların kontrol edilmesidir. Sinyal, ancak bu kontrol yapıldıktan ve geçişin güvenli olduğuna karar verildikten sonra, diğer sürücüleri niyetimizden haberdar etmek için verilir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Uzun hüzmeli farları yakarak seyretmeli: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Uzun hüzmeli farlar, aydınlatmanın yetersiz olduğu yollarda ileriyi görmek amacıyla kullanılır. Diğer araçların olduğu bir ortamda uzun farları yakmak, sürücülerin gözünü kamaştırarak tehlikeli durumlara yol açar ve bir şerit değiştirme sinyali değildir.
  • b) 2 numaralı taşıtın geç işaretini beklemeli: Bu seçenek de yanlıştır. Trafik kurallarına göre, şerit değiştirme sorumluluğu tamamen manevrayı yapan sürücüye aittir. Başka bir sürücünün size el, kol veya selektör ile "geç işareti" vermesini beklemek güvenilir bir yöntem değildir ve trafik akışında tehlikeli belirsizliklere yol açar.
  • d) 2 numaralı taşıta takip mesafesinden daha fazla yaklaşmalı: Bu seçenek, güvenli sürüş mantığına tamamen terstir. Şerit değiştirirken, hem önümüzdeki hem de yan şeritteki araçlarla olan güvenli takip mesafesini korumak esastır. Diğer araca fazla yaklaşmak, ani bir fren durumunda kaza riskini artırır ve manevra için gerekli olan güvenli alanı ortadan kaldırır.
Soru 33
Taşıt yolu üzerine çizilen şekildeki yazı ve sembollerden hangileri, sürücülere araçlarını uygun mesafede mutlaka durdurmaları gerektiğini bildirir?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, taşıt yolu üzerine çizilmiş olan üç farklı yazı ve sembolden hangisinin sürücülere **mutlaka durmaları** gerektiğini bildirdiği sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, bir uyarı veya bilgilendirme değil, kesin bir durma emri veren işareti tespit etmektir. Bu işaretleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru cevap A seçeneğidir (Yalnız I). Çünkü görselde I numara ile gösterilen "DUR" yazısı, bir yol üzeri işaretlemesidir ve trafik levhalarından "DUR" levhası ile aynı anlama gelir. Bu işaret, sürücüye kavşağa veya kontrol noktasına gelmeden önce aracını mutlaka durdurması, yolu kontrol etmesi ve yol müsait olduğunda hareket etmesi gerektiğini emreder. Bu bir zorunluluktur ve uyulmaması trafik ihlalidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • II numaralı sembol (Bisiklet): Bu sembol, yol üzerinde bir bisiklet yolu olduğunu veya bisikletlilerin bu güzergahı kullandığını belirtir. Sürücüleri bisikletlilere karşı dikkatli olmaları konusunda uyarır ve bilgilendirir. Ancak bu sembol, sürücülere araçlarını mutlaka durdurmaları yönünde bir emir vermez. Sadece daha dikkatli olunması gerektiğini anlatır.
  • III numaralı sembol (Engelli): Bu sembol ise genellikle park alanlarında bulunur ve o park yerinin yalnızca engelli bireylerin kullanımına ayrıldığını gösterir. Hareket halindeki bir araca yönelik bir komut değildir; park etme kurallarını belirten bir bilgilendirme işaretidir. Dolayısıyla, bir durma zorunluluğu bildirmez.

Sonuç olarak, sürücülere araçlarını **uygun mesafede mutlaka durdurmaları gerektiğini** bildiren tek işaret I numaralı "DUR" yazısıdır. Diğer semboller uyarı ve bilgilendirme amacı taşır. Bu nedenle, sorunun doğru cevabı "Yalnız I" seçeneğidir.

Soru 34
Yerleşim yeri içinde kavşaklara ve bağlantı yollarına, kaç metre mesafede duraklamak yasaktır?
A
B
20 
C
30 
D
50
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, yerleşim yeri içerisinde trafiğin akışı ve güvenliği için kritik öneme sahip olan kavşaklara ve bağlantı yollarına ne kadar mesafede duraklama yapmanın yasak olduğu sorulmaktadır. Bu kural, hem diğer sürücülerin görüş açısını kapatmamak hem de dönüş yapacak araçlara yeterli manevra alanı bırakmak için konulmuştur. Sorunun doğru cevabı, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde açıkça belirtilen mesafedir.

Doğru Cevap: a) 5 metre

Doğru cevabın 5 metre olmasının sebebi, trafik kanununda bu mesafenin standart olarak belirlenmiş olmasıdır. Kavşaklar, trafiğin kesiştiği, sürücülerin ve yayaların en dikkatli olması gereken noktalardır. Bir aracın kavşağa 5 metreden daha yakın bir mesafede duraklaması, şu tehlikelere yol açar:

  • Görüşün Engellenmesi: Kavşağa yaklaşan diğer sürücülerin, kesişen yoldan gelen araçları veya karşıya geçen yayaları görmesini engeller. Bu durum, "kör nokta" oluşturarak kazalara davetiye çıkarır.
  • Manevra Kabiliyetinin Azalması: Özellikle otobüs, kamyon gibi büyük araçların kavşaktan dönerken geniş bir alana ihtiyacı vardır. Köşeye çok yakın park etmiş bir araç, bu araçların dönüşünü imkansız hale getirebilir veya zorlaştırarak trafiği tehlikeye sokabilir.
  • Trafik Akışının Bozulması: Kavşak giriş ve çıkışlarını daraltarak trafiğin sıkışmasına neden olur.

Bu nedenlerle, hem sürücülerin hem de yayaların güvenliğini sağlamak amacıyla yerleşim yeri içinde kavşaklara, bağlantı yollarına ve yaya geçitlerine 5 metre mesafe içinde duraklamak kesinlikle yasaktır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler olan 20, 30 ve 50 metre, bu özel durum için yanlış mesafelerdir ve sınavda kafa karıştırmak amacıyla verilmiştir. Trafik kurallarında farklı durumlar için farklı mesafe kuralları bulunur. Örneğin, demiryolu geçitlerine veya tepe üstü gibi görüşün yetersiz olduğu yerlere yaklaşırken farklı kurallar geçerli olabilir. Ancak soru özel olarak "yerleşim yeri içindeki kavşaklar" için sorulduğundan, bu mesafeler doğru değildir.

Unutulmamalıdır ki, bu 5 metrelik kural sadece duraklamak için değil, aynı zamanda park etmek için de geçerlidir. Duraklama, yolcu indirip bindirmek veya kısa süreli yük alıp boşaltmak gibi 5 dakikayı geçmeyen beklemelerdir. Park etme ise aracın 5 dakikadan daha uzun süre bırakılmasıdır. Her iki durumda da kavşağa 5 metreden daha yakın durulamaz.

Soru 35
Işıklı trafik işaret cihazında hangisinin yanması, yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu bildirir?
A
Aralıklı yanıp sönen sarı ışık
B
Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışık
C
Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık
D
Kırmızı ışıkla birlikte yanan sarı ışık
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik ışıklarının anlamları ve özellikle sarı ışığın farklı durumlardaki işlevi sorgulanmaktadır. Sürücülerin, trafik ışıklarının sıralamasını ve her bir rengin ne anlama geldiğini bilmesi, trafik güvenliği için hayati önem taşır. Sorunun temel amacı, yeşil ışıktan kırmızı ışığa geçiş anını ifade eden sinyali doğru tespit etmektir.

Doğru Cevap: c) Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık

Doğru cevabın "Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık" olmasının sebebi, trafik akışının standart sıralamasıdır. Trafik ışıkları genellikle Yeşil -> Sarı -> Kırmızı -> Kırmızı+Sarı -> Yeşil döngüsünde çalışır. Yeşil ışık, yolun trafiğe açık olduğunu ve geçişin serbest olduğunu belirtir. Yeşil ışıktan sonra yanan sabit sarı ışık ise bir uyarıdır; bu uyarı, yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu ve birazdan kırmızı ışığın yanacağını bildirir. Bu durumda sürücü, güvenli bir şekilde duramayacak kadar kavşağa yaklaşmışsa dikkatli bir şekilde geçişini tamamlamalı, ancak güvenli bir mesafedeyse yavaşlayarak durmaya hazırlanmalıdır.

Diğer Seçeneklerin Açıklamaları:

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Her bir seçeneğin farklı bir anlamı vardır ve bu anlamları bilmek sınavda ve trafikte size avantaj sağlar.

  • a) Aralıklı yanıp sönen sarı ışık: Bu ışık, "Yavaşla ve Dikkatli Geç" anlamına gelir. Genellikle kavşağın kontrollü olduğunu ancak sürücünün kendi geçiş hakkını dikkatli bir şekilde kullanması gerektiğini belirtir. Bu ışık, yolun kapanmak üzere olduğunu değil, dikkatli bir geçiş yapılması gerektiğini bildirir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışık: Bu ışık, "DUR" levhası ile aynı anlama gelir. Sürücünün mutlaka durması, kavşaktaki yolu kontrol etmesi ve yol müsait olduğunda geçiş yapması gerektiğini belirtir. Yolun kapanmasından ziyade, durup kontrol etme zorunluluğu getirir. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Kırmızı ışıkla birlikte yanan sarı ışık: Bu sinyal, yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu değil, tam tersine trafiğe açılmak üzere olduğunu bildirir. Kırmızı ışıkta bekleyen sürücülere, yeşil ışığın yanmak üzere olduğunu ve harekete hazırlanmaları gerektiğini haber verir. Bu nedenle, soruda istenen durumun zıttını ifade ettiği için bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, sarı ışığın iki temel sabit yanma durumu vardır ve anlamları tamamen farklıdır. Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık "Durmaya Hazırlan" (yol kapanıyor), kırmızı ışıkla birlikte yanan sarı ışık ise "Harekete Hazırlan" (yol açılıyor) anlamına gelir. Bu ayrımı bilmek, bu tür soruları kolayca çözmenizi sağlar.

Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi yakıt sisteminde yapılan ayarlardandır?
A
Buji ayarı
B
Platin ayarı
C
Rölanti ayarı
D
Debriyaj ayarı
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın farklı sistemlerine ait ayarlar verilmiş ve hangisinin yakıt sistemine ait olduğu sorulmuştur. Bu tür sorular, aracın temel mekanik sistemlerini (yakıt, ateşleme, güç aktarma vb.) ne kadar iyi bildiğinizi ölçmeyi amaçlar. Her bir seçeneği ait olduğu sistemle eşleştirerek doğru cevabı bulabiliriz.

Doğru cevap c) Rölanti ayarı'dır. Rölanti, aracın motorunun durur haldeyken ve gaz pedalına basılmıyorken çalıştığı en düşük devir seviyesidir. Motorun bu devirde stop etmeden ve sarsıntısız çalışması için belirli bir miktarda yakıt ve hava karışımına ihtiyacı vardır. Rölanti ayarı, işte bu yakıt-hava karışımının miktarını düzenleyerek motorun devrini ayarlar ve bu nedenle doğrudan yakıt sistemiyle ilgili bir işlemdir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Buji ayarı: Buji, silindir içindeki sıkıştırılmış yakıt-hava karışımını bir kıvılcım ile ateşleyen parçadır. Buji, yakıt sistemine değil, ateşleme sistemine aittir. Buji ayarı ise bujinin tırnakları arasındaki mesafenin ayarlanmasıdır ve ateşlemenin kalitesini etkiler.
  • b) Platin ayarı: Platin, özellikle eski tip (distribütörlü) araçlarda bulunan ve ateşleme zamanlamasını kontrol eden bir parçadır. Tıpkı buji gibi, platin de ateşleme sisteminin bir elemanıdır. Yakıtın ne zaman ateşleneceğini kontrol eder ama yakıt miktarını ayarlamaz.
  • d) Debriyaj ayarı: Debriyaj (kavrama), motorun gücünü tekerleklere ileten veya bu bağlantıyı kesen sistemdir. Vites değiştirmemizi sağlar. Dolayısıyla debriyaj, güç aktarma organlarının bir parçasıdır ve yakıt sistemiyle hiçbir bağlantısı yoktur.

Özetle, rölanti ayarı doğrudan motorun çalışması için gereken yakıt miktarını kontrol ettiğinden bir yakıt sistemi ayarıdır. Diğer şıklar ise ateşleme ve güç aktarma sistemlerine ait ayarlardır. Bu sistemlerin görevlerini ve parçalarını ayırt edebilmek, ehliyet sınavında motor sorularını kolayca çözmenizi sağlayacaktır.

Soru 37
Araçta, belirli bir kilometre veya kullanım sonunda aşağıdakilerden hangisinin değiştirilmesi önerilir?
A
Farların 
B
Jantların
C
Aynaların 
D
Araç lastiklerinin
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın güvenli ve verimli bir şekilde çalışmaya devam etmesi için, kullanım ömrü dolduğunda, yani belirli bir kilometre veya zaman sonunda periyodik olarak değiştirilmesi gereken parçası sorulmaktadır. Bu, arıza yaptığında değil, ömrü bittiği için planlı olarak değiştirilen bir parçayı bulmamız gerektiği anlamına gelir. Bu tür parçalara "sarf malzemesi" veya "aşınan parça" denir.

Doğru cevap d) Araç lastiklerinin seçeneğidir. Araç lastikleri, yol ile sürekli temas halinde oldukları için zamanla ve kat edilen kilometreye bağlı olarak aşınırlar. Lastiklerin diş derinliği yasal bir sınıra (1.6 mm) düştüğünde veya üretim tarihinden itibaren belirli bir süre (genellikle 5-10 yıl) geçtiğinde, kauçuk yapısı sertleştiği için yol tutuşu ve fren performansı tehlikeli seviyede azalır. Bu nedenle, güvenlik için belirli bir kullanım sonunda değiştirilmeleri zorunludur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Farların: Farlar, ampulü patladığında veya bir kaza sonucu camı kırıldığında değiştirilir. Belirli bir kilometre veya zaman sonunda planlı olarak değiştirilen parçalar değillerdir. Çalıştıkları sürece kullanılmaya devam edilirler.
  • b) Jantların: Jantlar, aracın metal tekerlek kısmıdır ve çok dayanıklıdır. Sadece bir kaza, şiddetli bir çukura girme sonucu eğilir veya çatlarsa değiştirilirler. Normal kullanımda aşınarak ömrünü tamamlayan bir parça değildir.
  • c) Aynaların: Aynalar da jantlar ve farlar gibi, kırılmadıkları veya hasar görmedikleri sürece değiştirilmezler. Kullanıma bağlı olarak aşınan veya belirli bir kilometre sonunda ömrü dolan parçalar arasında yer almazlar.

Özetle, bu sorunun anahtarı "belirli bir kilometre veya kullanım sonunda" ifadesidir. Bu ifade, düzenli olarak aşınan ve bir "kullanım ömrü" olan bir parçayı işaret eder. Lastikler bu tanıma mükemmel bir şekilde uyarken; farlar, jantlar ve aynalar sadece bozulduklarında veya hasar gördüklerinde değiştirilen dayanıklı parçalardır.

Soru 38
Aracın gösterge panelinde bulunan şekildeki gösterge, sürücüye neyi bildirir?
A
Motor yağ basıncını
B
Fren hidrolik seviyesini
C
Depodaki yakıt miktarını
D
Motor soğutma suyu sıcaklığını
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın gösterge panelinde yer alan ve benzin pompası şeklinde olan bir simgenin ne anlama geldiği sorulmaktadır. Sürücülerin araçlarını güvenli ve verimli bir şekilde kullanabilmeleri için bu tür temel göstergelerin anlamlarını bilmeleri hayati önem taşır. Şimdi soruyu ve seçenekleri detaylı bir şekilde inceleyelim.

Doğru Cevap: c) Depodaki yakıt miktarını

Soruda gösterilen simge, evrensel olarak bir yakıt pompası figürüdür. Bu sembol, tüm modern araçların gösterge panelinde bulunur ve doğrudan aracın yakıt sistemiyle ilgilidir. Bu gösterge, yakıt deposunda ne kadar benzin veya motorin kaldığını sürücüye bildirir. Göstergenin ibresi "F" (Full - Dolu) harfine yakınsa depo dolu, "E" (Empty - Boş) harfine yakınsa depo boşalmak üzeredir. Bu nedenle, bu gösterge sürücüye depodaki yakıt miktarını bildirir ve 'c' şıkkı doğrudur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

Diğer şıkların neden yanlış olduğunu anlamak, ehliyet sınavı için bilginizi pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Her bir uyarı ve göstergenin kendine özgü bir simgesi vardır.

  • a) Motor yağ basıncını: Motor yağ basıncı uyarısı, genellikle içinden bir damla damlayan eski tip bir yağdanlık simgesi ile gösterilir. Bu ışık kırmızı renkte yanar ve motor için çok kritik bir durumu, yani yağ basıncının tehlikeli seviyede düştüğünü ifade eder. Sorudaki yakıt pompası simgesiyle hiçbir ilgisi yoktur.
  • b) Fren hidrolik seviyesini: Fren sistemiyle ilgili bir uyarı, genellikle parantez içinde veya sadece bir daire içinde bulunan bir ünlem işareti "(!)" ile gösterilir. Bu ışığın yanması, el freninin çekili olduğunu veya fren hidrolik seviyesinin düştüğünü gösterebilir. Bu da sorudaki simgeden tamamen farklıdır.
  • d) Motor soğutma suyu sıcaklığını: Bu gösterge, halk arasında hararet göstergesi olarak bilinir. Simge olarak genellikle suyun (dalgalı çizgiler) içine batırılmış bir termometre kullanılır. Bu gösterge, motorun çalışma sıcaklığını gösterir ve motorun aşırı ısınıp ısınmadığı konusunda sürücüyü uyarır. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, araç gösterge panelindeki her simge, sürücüye farklı ve önemli bir bilgi verir. Sorudaki benzin pompası simgesi, şüpheye yer bırakmayacak şekilde aracın yakıt seviyesini gösterir. Bu temel simgeleri doğru tanımak, hem aracınızın mekanik sağlığını korumak hem de yolda kalma gibi istenmeyen durumları önlemek için çok önemlidir.

Soru 39
  • I. Soğutma suyunun donmasını engellemek
  • II. Motorun daha verimli çalışmasını sağlamak
  • III. Motorda oluşabilecek pas ve korozyonu önlemek

Yukarıdakilerden hangileri antifrizin görevlerindendir?

A
Yalnız I
B
I ve III.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motor soğutma sisteminde kullanılan antifrizin temel görevlerinin neler olduğu sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için verilen her bir öncülü dikkatlice inceleyelim ve antifrizin motor için ne anlama geldiğini anlayalım.

I. Soğutma suyunun donmasını engellemek: Bu, antifrizin en bilinen ve en temel görevidir. Özellikle kış aylarında hava sıcaklığı sıfırın altına düştüğünde, motorun soğutma sistemindeki saf su donar. Su donduğunda hacmi genişler ve bu durum motor bloğunun çatlamasına, radyatörün delinmesine veya hortumların patlamasına neden olabilir. Antifriz, suya karıştırıldığında suyun donma noktasını eksi derecelere düşürerek bu çok tehlikeli ve masraflı hasarları önler. Dolayısıyla bu ifade doğrudur.

III. Motorda oluşabilecek pas ve korozyonu önlemek: Bu da antifrizin çok önemli bir diğer görevidir. Soğutma sistemi sürekli olarak sıcak su ile temas halindedir ve motor bloğu, radyatör, devirdaim pompası gibi birçok metal parçadan oluşur. Saf su, zamanla bu metallerde paslanmaya ve aşınmaya (korozyon) yol açar. Antifrizin içinde, metal yüzeyleri koruyan ve paslanmayı önleyen özel kimyasal katkı maddeleri bulunur. Bu sayede soğutma kanallarının tıkanması engellenir ve sistemin ömrü uzar. Dolayısıyla bu ifade de doğrudur.

II. Motorun daha verimli çalışmasını sağlamak: Bu ifade kafa karıştırıcı olabilir ancak antifrizin doğrudan bir görevi değildir. Bir motorun verimli çalışması, ideal çalışma sıcaklığında kalmasına bağlıdır. Antifriz, sistemi donma ve aşırı ısınmaya (çünkü aynı zamanda suyun kaynama noktasını da yükseltir) karşı koruyarak motorun bu ideal sıcaklık aralığında kalmasına yardımcı olur. Ancak bu, verimliliği artırmanın dolaylı bir sonucudur. Antifrizin asıl amacı motoru korumaktır, verimliliği artırmak değil. Bu nedenle bu ifade, antifrizin temel görevleri arasında sayılmaz.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

  • a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir çünkü pas ve korozyonu önleme görevini (III) göz ardı eder.
  • b) I ve III: Bu seçenek, antifrizin iki temel ve doğrudan görevini de içermektedir: Soğutma suyunu donmaktan korumak ve sistemi pas ile korozyona karşı korumak. Bu nedenle doğru cevaptır.
  • c) II ve III: Bu seçenek, antifrizin en temel görevi olan donmayı önlemeyi (I) dışarıda bırakıp dolaylı bir etki olan verimliliği (II) dahil ettiği için yanlıştır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek, "verimliliği sağlama" ifadesini (II) temel bir görev olarak kabul ettiği için yanlıştır.
Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi süspansiyon sisteminin elemanıdır?
A
Şaft
B
Direksiyon
C
Vites kutusu
D
Helezon yaylar
40 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın farklı sistemlerine ait parçalar verilmiş ve hangisinin süspansiyon sistemine ait olduğu sorulmuştur. Doğru cevabı bulmak için öncelikle süspansiyon sisteminin ne işe yaradığını ve temel elemanlarının neler olduğunu bilmek gerekir. Süspansiyon sistemi, en basit tanımıyla, yoldaki çukur ve tümsek gibi bozuklukların araç ve içindeki yolcular üzerindeki sarsıcı etkisini azaltan sistemdir.

Süspansiyon sistemi, aracın tekerlekleri ile gövdesi (şasi) arasında yer alır ve sürüş konforunu artırırken aynı zamanda tekerleklerin yola sürekli temas etmesini sağlayarak yol tutuşunu ve fren güvenliğini de artırır. Bu sistemin en temel parçaları yaylar ve amortisörlerdir. Doğru cevap olan (d) seçeneğindeki helezon yaylar da tam olarak bu sistemin en önemli yay tipidir. Bu yaylar, yoldan gelen darbeleri esneyerek üzerine alır ve sarsıntıyı emerek konforlu bir sürüş sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmek için önemlidir. Şimdi diğer şıklara ve hangi sisteme ait olduklarına bakalım:

  • a) Şaft: Bu parça, motorun ürettiği dönme hareketini vites kutusundan alarak tekerleklere ileten bir mildir. Yani aracın hareket etmesini sağlar ve güç aktarma organlarının bir elemanıdır. Süspansiyonla bir görevi yoktur.
  • b) Direksiyon: Aracın istenilen yöne gitmesini sağlayan sistemin kendisidir. Sürücünün direksiyon simidini çevirmesiyle tekerleklere yön verir. Bu parça direksiyon sistemine aittir ve görevi aracı yönlendirmektir.
  • c) Vites kutusu: Şanzıman olarak da bilinir. Motorun gücünü ve hızını ayarlayarak tekerleklere uygun devirde iletilmesini sağlar. Şaft gibi o da güç aktarma organlarının bir parçasıdır ve aracın hızlanması ve yavaşlamasıyla ilgilidir.

Özetle, soru bizden sürüş konforu ve yol tutuşuyla ilgili olan sarsıntı emici sistemin bir parçasını bulmamızı istemektedir. Şaft ve vites kutusu aracın hareketini, direksiyon ise yönünü kontrol eder. Helezon yaylar ise yoldan gelen darbeleri emme görevini üstlendiği için doğrudan süspansiyon sisteminin bir elemanıdır ve bu nedenle doğru cevaptır.

Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi motor parçalarının ve motor yağının aşırı ısınmasını önler?
A
Cam suyu 
B
Fren hidroliği 
C
Akü elektroliti 
D
Motor soğutma suyu
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir otomobil motorunun çalışması sırasında ortaya çıkan yüksek ısının nasıl kontrol altına alındığı ve hangi sıvının bu görevi üstlendiği sorulmaktadır. Motor, yanma işlemi nedeniyle çok yüksek sıcaklıklara ulaşır ve bu sıcaklığın kontrol edilmemesi, motor parçalarına ve motor yağına ciddi zararlar verebilir. Dolayısıyla soru, bu hayati soğutma görevini yerine getiren sıvıyı bulmamızı istiyor.

Doğru Cevap: d) Motor soğutma suyu

Motor soğutma suyu, motorun aşırı ısınmasını önleyen temel unsurdur. Bu özel sıvı (genellikle antifriz ve su karışımı), motor bloğu içindeki kanallarda dolaşarak yanma sonucu oluşan yüksek ısıyı üzerine alır. Daha sonra bu sıcak sıvıyı radyatöre taşıyarak soğumasını sağlar ve soğuyan sıvı tekrar motora dönerek bu döngüyü devam ettirir. Bu sayede hem motor parçaları ideal çalışma sıcaklığında kalır hem de motor yağının aşırı ısınıp özelliğini kaybetmesi engellenir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır:

  • a) Cam suyu: Bu sıvı, aracın ön ve arka camlarını temizlemek için kullanılır. Silecek sistemi ile birlikte çalışır ve görüşü iyileştirmeyi amaçlar. Motorun soğutulması veya ısısıyla hiçbir ilgisi yoktur; tamamen farklı bir sistemin parçasıdır.
  • b) Fren hidroliği: Bu sıvı, fren sisteminin bir parçasıdır ve fren pedalına bastığınızda oluşan basıncı tekerleklerdeki fren mekanizmasına iletir. Aracın güvenli bir şekilde yavaşlamasını ve durmasını sağlar. Motorun sıcaklık kontrolü ile bir görevi bulunmamaktadır.
  • c) Akü elektroliti: Akünün içinde bulunan ve elektrik enerjisinin kimyasal olarak depolanmasını sağlayan asitli bir sıvıdır. Aracın elektrik sistemine güç sağlar ve motorun ilk çalıştırılması (marş basma) için gereklidir. Motorun soğutulmasıyla ilgili herhangi bir fonksiyonu yoktur.

Özetle, motorun sağlıklı ve verimli çalışabilmesi için sıcaklığının belirli bir seviyede tutulması şarttır ve bu görevi doğrudan motor soğutma suyu ve onun dolaştığı soğutma sistemi üstlenir. Diğer sıvılar ise aracın temizlik, fren ve elektrik gibi tamamen farklı ve bağımsız sistemlerine aittir.

Soru 42
Seyir hâlindeyken araçtan “sürekli yakıt kokusu” alınması durumunda aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
Açık camlar kapatılır.
B
Önemsenmez yola devam edilir.
C
Lastiklerin hava basıncı kontrol edilir.
D
Trafik kurallarına uyarak durulur ve kontak kapatılır.
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürüş esnasında aracınızdan sürekli bir yakıt kokusu gelmesi gibi acil ve tehlikeli bir durumda yapılması gereken doğru davranış sorgulanmaktadır. Bu durum, potansiyel bir yakıt sızıntısına işaret eder ve ciddi bir yangın tehlikesi oluşturur. Bu nedenle, sürücünün vereceği tepki hayati önem taşır.

d) Trafik kurallarına uyarak durulur ve kontak kapatılır. seçeneği doğrudur. Çünkü sürekli yakıt kokusu, aracın yakıt sisteminde (depo, borular, enjektörler vb.) bir sızıntı olduğunun en belirgin işaretidir. Sızan yakıt, motorun sıcak parçalarıyla veya egzoz sistemiyle temas ettiğinde ya da elektrik sisteminden kaynaklanabilecek en ufak bir kıvılcımla alev alabilir. Aracı güvenli bir şekilde durdurup kontağı kapatmak, hem motorun ısınmasını durdurur hem de elektrik sistemini devre dışı bırakarak olası bir yangın veya patlama riskini en aza indirir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Açık camlar kapatılır: Bu seçenek yanlıştır ve oldukça tehlikelidir. Camları kapatmak, sorunun kaynağını çözmez; sadece kokuyu ve daha da önemlisi, yanıcı yakıt buharını aracın içine hapsetmiş olursunuz. Bu durum, hem sürücü ve yolcuların zehirleyici buharı solumasına neden olur hem de olası bir yangının araç kabininde başlaması riskini artırır.
  • b) Önemsenmez yola devam edilir: Bu, yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Yakıt sızıntısı kendi kendine düzelmeyecek, aksine araç hareket ettikçe ve motor çalıştıkça daha da kötüleşebilecek bir arızadır. Yola devam etmek, yangın riskini bilerek ve isteyerek kabul etmek anlamına gelir ve hem kendi can güvenliğinizi hem de trafikteki diğer insanların güvenliğini hiçe saymaktır.
  • c) Lastiklerin hava basıncı kontrol edilir: Bu seçenek tamamen ilgisizdir. Yakıt kokusu, aracın yakıt sistemiyle ilgili bir sorundur ve lastiklerin durumuyla hiçbir bağlantısı yoktur. Bu tür alakasız seçenekler, sınavda dikkatinizi ölçmek ve konuya ne kadar hâkim olduğunuzu test etmek için konulur. Sorunun ana odağı olan "yakıt kokusunu" doğru bir şekilde analiz etmeniz beklenir.

Özetle, araçtan gelen sürekli bir yakıt kokusu, bir "acil durum" sinyalidir. Bu durumda panik yapmadan, trafik güvenliğini tehlikeye atmadan aracı en kısa sürede uygun bir yere çekip motoru durdurmak ve profesyonel yardım çağırmak gerekir. Bu, can ve mal güvenliği için atılması gereken en doğru adımdır.

Soru 43
Seyir hâlindeyken araçtan "sürekli yakıt kokusu" alınması durumunda aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
Açık camlar kapatılır.
B
Önemsenmez yola devam edilir.
C
Lastiklerin hava basıncı kontrol edilir.
D
Trafik kurallarına uyarak durulur ve kontak kapatılır.
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, seyir halindeyken aracınızdan sürekli ve belirgin bir yakıt kokusu gelmesi gibi acil bir durumda yapılması gereken doğru davranış sorgulanmaktadır. Bu durum, potansiyel bir yakıt sızıntısının ve dolayısıyla ciddi bir yangın tehlikesinin habercisidir. Sürücünün bu tehlikeyi fark edip en güvenli ve mantıklı adımı atması beklenir.

Doğru cevap olan d) Trafik kurallarına uyarak durulur ve kontak kapatılır seçeneği, can ve mal güvenliğini önceliklendiren tek mantıklı eylemdir. Aracı hemen güvenli bir yere (örneğin emniyet şeridine veya bir cephe) çekmek, hem kendi güvenliğiniz hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği için ilk adımdır. Kontak kapatıldığında ise, motorun çalışması durur ve yakıt pompasının yakıt göndermesi engellenir; bu, olası bir sızıntının devam etmesini yavaşlatır ve motorun sıcak parçalarının veya bir elektrik kıvılcımının yakıtı tutuşturma riskini en aza indirir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Açık camlar kapatılır: Bu seçenek tehlikelidir çünkü sorunu çözmez, sadece kokuyu geçici olarak içeri almamayı hedefler. Yakıt sızıntısı devam ederken camları kapatmak, araç içinde tehlikeli yakıt buharının birikmesine bile neden olabilir. Bu, temel sorunu görmezden gelmektir.
  • b) Önemsenmez yola devam edilir: Bu, verilebilecek en yanlış ve tehlikeli karardır. Sürekli yakıt kokusu, her an bir yangına veya patlamaya dönüşebilecek ciddi bir arızanın işaretidir. Yola devam etmek, hem kendinizi hem de trafikteki diğer herkesi büyük bir riske atmak anlamına gelir.
  • c) Lastiklerin hava basıncı kontrol edilir: Bu seçenek konuyla tamamen alakasızdır. Yakıt kokusu, aracın yakıt sistemiyle (depo, borular, enjektörler vb.) ilgili bir sorundur; lastiklerin hava basıncıyla hiçbir bağlantısı yoktur. Bu, dikkati başka yöne çekmek için konulmuş bir çeldirici cevaptır.

Özetle, araçta sürekli bir yakıt kokusu almak, acil durum olarak kabul edilmelidir. Bu durumda yapılması gereken tek doğru hareket, aracı derhal trafik kurallarına uygun şekilde güvenli bir yere çekip, motoru ve elektrik sistemini durdurmak için kontağı kapatmaktır. Ardından profesyonel yardım (yol yardımı, tamirci) çağrılmalıdır.

Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi araçlarda gücün kaynağıdır?
A
Şaft 
B
Tekerlek
C
Motor 
D
Vites kutusu
44 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın hareket etmesini sağlayan temel enerjinin, yani gücün kaynağının ne olduğu sorulmaktadır. Bir aracın çalışabilmesi ve ilerleyebilmesi için öncelikle bir enerjinin üretilmesi gerekir. Soru, bu ilk enerjiyi üreten parçanın hangisi olduğunu bulmamızı istiyor.

Doğru Cevap: c) Motor

Motor, bir araçtaki gücün asıl ve tek kaynağıdır. Yakıtı (benzin, dizel, LPG gibi) veya elektrik enerjisini kullanarak bunu mekanik enerjiye, yani hareket enerjisine dönüştürür. Tıpkı insan vücudunda kalbin kan pompalayarak tüm organlara yaşam vermesi gibi, motor da ürettiği güçle diğer tüm aktarma organlarının çalışmasını sağlar. Bu nedenle, araçlarda gücün başlangıç noktası ve kaynağı her zaman motordur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Şaft: Şaft, gücü üreten bir parça değildir; gücü ileten bir parçadır. Motorda üretilen ve vites kutusunda düzenlenen gücü, tekerleklere ulaştırmakla görevlidir. Yani şaft, bir postacı gibidir; mektubu (gücü) yazmaz, sadece taşır.
  • b) Tekerlek: Tekerlekler, gücün en son ulaştığı ve aracı yolda hareket ettiren parçalardır. Kendileri bir güç üretmezler, motordan gelen gücü kullanarak dönerler ve aracın ilerlemesini sağlarlar. Gücün uygulandığı yerdir, kaynağı değil.
  • d) Vites kutusu: Vites kutusu (şanzıman), motordan gelen gücü düzenler. Aracın hızına ve yol durumuna göre, tekerleklere iletilecek gücün miktarını ve hızını ayarlar. Gücü üretmez, sadece motordan gelen mevcut gücü yönetir ve aktarır.

Özetle, motor gücü üretir, vites kutusu bu gücü düzenler, şaft bu gücü taşır ve tekerlekler de bu gücü kullanarak aracı hareket ettirir. Bu sıralamada gücün tek kaynağı motordur.

Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi, kara yolunda meydana gelen trafik kazalarının çevreye verdiği zararlardan biri değildir?
A
Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması
B
Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi
C
Köprü, tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması
D
Trafo, elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintiler yaşanması
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasının sonuçlarını farklı kategorilere ayırmanız istenmektedir. Sorunun kilit noktası, kazanın **"çevreye verdiği zararlar"** başlığı altına girmeyen seçeneği bulmaktır. Buradaki "çevre" kelimesi, kaza yerindeki fiziksel ortamı, yani doğal unsurları (ağaçlar, toprak vb.) ve yapay unsurları (yollar, köprüler, elektrik direkleri vb.) kapsamaktadır.

Doğru Cevap: a) Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, yargı sistemindeki iş yükünün artmasının toplumsal (sosyal) bir sonuç olmasıdır. Bu durum, kazanın fiziksel çevresine doğrudan bir etki yapmaz. Mahkemeler, avukatlar ve adli süreçler, kazanın hukuki ve idari sonuçlarıdır ve kazanın meydana geldiği yol, ağaç veya elektrik direği gibi çevresel unsurlarla ilgili değildir. Kısacası bu, kazanın çevreye değil, toplumun adalet sistemine olan bir etkisidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

  • b) Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü ağaçlar, yol çevresinin bir parçası olan doğal unsurlardır. Bir kaza sonucu ağaçların devrilmesi veya hasar görmesi, doğrudan çevreye verilen bir zarardır. Bu durum, hem ekolojik dengeye hem de yol peyzajına zarar verir.
  • c) Köprü, tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması: Bu seçenek de yanlıştır. Köprüler ve tüneller, yolun ve çevresinin bir parçası olan önemli altyapı unsurlarıdır. Bu noktalarda meydana gelen bir kaza, bu yapılara fiziksel zarar verebilir ve yolu kullanılamaz hale getirerek çevresel bir soruna (ulaşım ağının bozulması) yol açar. Ulaşımın aksaması, çevredeki fiziksel bir engelden kaynaklandığı için bu kategoriye girer.
  • d) Trafo, elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintiler yaşanması: Bu seçenek de yanlıştır çünkü trafolar ve elektrik direkleri, yol çevresindeki altyapının, yani yapay çevrenin bir parçasıdır. Bu yapılara çarpılması, onlara fiziksel zarar verir ve bu da doğrudan çevreye verilmiş bir zarardır. Sonucunda yaşanan elektrik kesintisi de bu fiziksel hasarın bir yansımasıdır.

Özetle, soruyu doğru çözmek için kazanın sonuçlarını doğru sınıflandırmak gerekir. B, C ve D seçenekleri kazanın yol açtığı fiziksel ve çevresel hasarları anlatırken, A seçeneği kazanın hukuki ve sosyal bir sonucunu anlatmaktadır. Bu nedenle, çevreye verilen zararlardan biri değildir.

Soru 46
Ailesi ile birlikte yolculuk yapan bir sürücü, aracını hız limitlerini aşarak sürdüğünde ailesinin hayatını da tehlikeye atmış olacaktır. Bu sürücü, hız ihlalinden kaynaklanan olası bir kazada sevdiklerinin canını riske atmakla trafikte aşağıdaki değerlerden hangisini yerine getirmemiş olur?
A
Hırçınlık
B
Bencillik
C
Sorumluluk
D
Hoşnutsuzluk
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün ailesi yanındayken hız yaparak onların hayatını tehlikeye atmasının, trafikteki hangi temel değeri ihlal ettiği sorulmaktadır. Sürücünün bu davranışı, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda taşıdığı yolculara karşı ahlaki bir görevi yerine getirmemesi anlamına gelir. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim.

Doğru Cevap: c) Sorumluluk

Doğru cevabın "Sorumluluk" olmasının sebebi, sürücülüğün temelinde yatan en önemli değerlerden birinin bu olmasıdır. Sorumluluk, bir kişinin kendi davranışlarının sonuçlarını üstlenmesi ve başkalarına karşı olan görevlerini bilerek hareket etmesidir. Bu sorudaki sürücü, direksiyon başına geçtiği andan itibaren hem kendi can güvenliğinden hem de aracındaki yolcuların (özellikle ailesinin) can güvenliğinden birinci derecede sorumludur. Hız limitlerini aşarak bu güvenliği tehlikeye atması, en temel sorumluluğunu göz ardı ettiğini gösterir.

Sürücü, bu hareketiyle "Güvenli bir şekilde yolculuk yapmalarını sağlama" görevini yerine getirmemiş olur. Trafik kuralları, sürücülerin bu sorumluluklarını yerine getirmelerine yardımcı olmak için konulmuştur. Kurallara uymamak ve sevdiklerinin hayatını riske atmak, doğrudan bir sorumluluk ihlalidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Hırçınlık: Hırçınlık, trafikte ani ve agresif davranışlar sergilemek, diğer sürücülere öfkeyle tepki vermek gibi durumları ifade eder. Sürücü hız yaparken hırçın olabilir ama sorunun özü bu değildir. Soru, sürücünün davranışının ailesine olan etkisine odaklanmıştır. Hız yapmak her zaman hırçınlıktan kaynaklanmaz; bu nedenle bu seçenek, durumu tam olarak açıklamaz.
  • b) Bencillik: Bencillik, kişinin sadece kendi istek ve çıkarlarını düşünmesidir. Hız yapan sürücünün bu davranışı şüphesiz bencilce bir eylemdir, çünkü kendi aceleciliğini veya zevkini ailesinin güvenliğinin önüne koymaktadır. Ancak "sorumluluk", bu durumu daha kapsayıcı ve doğru bir şekilde tanımlar. Sorumluluk, kişinin başkalarına karşı olan görevlerini içerirken, bencillik daha çok eylemin arkasındaki motivasyonu açıklar. Trafik etiği bağlamında, hiçe sayılan temel değer "sorumluluk"tur.
  • d) Hoşnutsuzluk: Hoşnutsuzluk, bir durumdan memnun olmama halidir. Bir sürücü trafikten veya başka bir şeyden hoşnutsuz olduğu için hız yapabilir. Fakat bu, sürücünün ruh halini anlatan bir kelimedir; trafikte ihlal ettiği bir değeri değil. Ailesinin canını tehlikeye atması, onun hoşnutsuz olmasından değil, sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklanan bir sonuçtur.

Kısacası, bir sürücünün aracındaki yolcuların güvenliğini sağlamak en temel görevi, yani sorumluluğudur. Hız yaparak bu güvenliği riske atmak, bu temel değeri hiçe saymaktır.

Soru 47
I. Geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek II. Aşırı hız yaparak diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtmak

III. Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park etmek

Yukarıdakilerden hangileri trafikte bireye yapılan hak ihlallerindendir?

A
Yalnız I
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki davranışlardan hangilerinin diğer bireylerin haklarını ihlal ettiği, yani bir "hak ihlali" olduğu sorulmaktadır. Trafik kuralları sadece düzeni sağlamakla kalmaz, aynı zamanda tüm sürücülerin, yayaların ve yolcuların can ve mal güvenliği gibi temel haklarını korumayı amaçlar. Soruyu doğru cevaplamak için her bir öncülü bu "birey hakkı" perspektifinden değerlendirmemiz gerekir.

I. Geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek

Bu davranış bir hak ihlali değildir; tam aksine, toplumsal bir sorumluluk ve yasal bir zorunluluktur. Ambulans, itfaiye veya polis aracı gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçlar, acil bir durumda bir başkasının yaşama hakkını korumak için görev yapmaktadır. Onlara yol vermek, hem o araçların içindeki görevlilerin hem de yardıma muhtaç olan bireylerin haklarına saygı göstermek anlamına gelir. Dolayısıyla bu, olumlu ve doğru bir davranıştır.

II. Aşırı hız yaparak diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtmak

Bu davranış, açık bir hak ihlalidir. Trafikteki her bireyin güvenli bir ortamda seyahat etme hakkı vardır. Aşırı hız yapan bir sürücü, ani manevralar yaparak veya tehlikeli bir şekilde diğer araçlara yaklaşarak çevresindeki sürücülerin paniğe kapılmasına, dikkatlerinin dağılmasına ve kaza riskiyle karşı karşıya kalmalarına neden olur. Bu durum, diğer insanların can ve mal güvenliği hakkını doğrudan tehdit eder.

III. Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park etmek

Bu davranış da çok net bir hak ihlalidir. Engelli park yerleri, engelli bireylerin hastane, alışveriş merkezi gibi sosyal alanlara daha kolay ve güvenli bir şekilde ulaşabilmeleri için onlara tanınmış özel bir haktır. Engeli olmayan bir kişinin bu alanı işgal etmesi, o hakka sahip olan bir engellinin bu imkândan faydalanmasını engeller. Bu, sadece bir park kuralı ihlali değil, aynı zamanda empati yoksunluğu ve engelli bir bireyin hakkını gasp etmektir.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • I. öncül bir hak ihlali değil, bir sorumluluktur. Bu nedenle içinde "I" olan seçenekler (a, b, d) yanlıştır.
  • II. ve III. öncüller ise diğer bireylerin güvenlik ve erişim gibi temel haklarını doğrudan ihlal eden davranışlardır.

Bu değerlendirmeye göre, trafikte bireye yapılan hak ihlalleri II ve III numaralı öncüllerde belirtilen davranışlardır. Bu nedenle doğru cevap c) II ve III. seçeneğidir.

Soru 48
Sürücü, trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında olmalıdır. Bu farkındalığı kazanmak için yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir?
A
Trafikteki her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerinin sorgulanıp öğrenilmesi
B
Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi
C
Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi
D
Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması
48 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün trafik kurallarını sadece bir ceza korkusuyla değil, aynı zamanda bu kuralların kendisinin, sevdiklerinin ve trafikteki diğer insanların can güvenliğini korumak için konulduğunu anlaması, yani bu bilince ve farkındalığa ulaşması için ne yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Asıl amaç, kurallara uymayı bir zorunluluktan çıkarıp, bilinçli bir güvenlik önlemine dönüştürmektir.

Doğru cevabın neden "a) Trafikteki her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerinin sorgulanıp öğrenilmesi" olduğunu ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

a) Doğru Cevabın Açıklaması

Bu seçenek, bir sürücünün kuralları ezberlemek yerine onları anlaması gerektiğini vurgular. Örneğin, "kırmızı ışıkta neden durmalıyım?" sorusunun cevabı sadece "çünkü kural böyle" değildir. Asıl cevap, "kırmızı ışıkta durmazsam, diğer yönden yeşil ışıkta geçen bir araçla çarpışabilir, hem kendi canımı hem de başkalarının canını tehlikeye atabilirim" olmalıdır. Hız limitlerinin neden var olduğunu, takip mesafesinin neden önemli olduğunu anlayan bir sürücü, bu kuralları ihlal etmenin sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini daha iyi kavrar. Bu bilgi, sürücüde gerçek bir güvenlik farkındalığı oluşturur ve onu daha sorumlu bir sürücü yapar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi: Bu düşünce, soruda istenen farkındalığın tam tersidir. Bir kural ihlalini sadece para cezası olarak görmek, olayın can güvenliği boyutunu tamamen göz ardı etmektir. Bu sığ bakış açısı, sürücüyü "yakalanmazsam sorun yok" mantığına iter ve hayati tehlikeleri küçümsemesine neden olur. Oysa trafik kurallarının asıl amacı can kayıplarını ve yaralanmaları önlemektir, para cezası sadece caydırıcı bir unsurdur.

  • c) Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi: Trafikte güvenlik ve saygı, kişisel bir sorumluluktur. Her sürücü, başkalarının ne yaptığına bakmaksızın öncelikle kendisi kurallara uymalı ve saygılı olmalıdır. Saygıyı sürekli başkalarından beklemek, sorumluluğu kendi üzerinden atmaktır ve bu durum trafikte gerginliğe ve tehlikeli durumlara yol açabilir. Güvenli bir trafik ortamı, her bireyin kendi üzerine düşeni yapmasıyla oluşur.

  • d) Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması: Bu, güvenli sürüşün en büyük düşmanlarından biridir. Öfke kontrolünü kaybeden, diğer sürücülerle yarışan veya onları cezalandırmaya çalışan bir sürücü, mantıklı kararlar alamaz. Bu ruh hali, ani ve tehlikeli manevralara, aşırı hıza ve kural ihlallerine yol açar. Soruda aranan "can güvenliği farkındalığı" ile bu agresif sürüş tarzı tamamen zıttır.

Özetle; sorunun istediği farkındalığa ulaşmanın yolu, kuralların ardındaki "neden" sorusunu sormak ve bu kuralların hayat kurtaran mantığını anlamaktır. Diğer seçenekler ise ya tehlikeyi küçümseyen, ya sorumluluktan kaçan ya da doğrudan tehlike yaratan yanlış tutumları ifade etmektedir.

Soru 49
Hangi özelliğe sahip olmayan sürücünün sabırsız, öfkeli, yorgun, stresli ve iletişim becerileri eksik bir kişi olma ihtimali daha fazladır?
A
Bencil
B
Hoşgörülü
C
Aşırı tepki gösteren
D
Görgüsüzce davranan
49 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte olumsuz davranışlar sergileyen bir sürücünün hangi temel pozitif özellikten yoksun olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası "hangi özelliğe sahip olmayan" ifadesidir. Yani, şıklarda verilen özelliklerden hangisinin eksikliği; kişiyi sabırsız, öfkeli, stresli ve iletişim sorunları yaşayan birine dönüştürür, bunu bulmamız gerekiyor.

Doğru cevap b) Hoşgörülü seçeneğidir. Hoşgörü, trafikte başkalarının yapabileceği hataları, acemilikleri veya farklı sürüş tarzlarını anlayışla karşılama yeteneğidir. Bir sürücüde bu özellik olmadığında, yani hoşgörüsüz olduğunda, en küçük bir hatada bile hemen sinirlenir, sabırsızlanır ve diğer sürücülerle olumsuz bir iletişim içine girer. Bu durum, kişiyi sürekli stresli ve yorgun hissettirir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, sorunun mantığını kavramak için çok önemlidir. Bu seçenekler, soruda tarif edilen olumsuz sürücü profilinin zaten bir parçası olan özelliklerdir, eksikliği değil.

  • a) Bencil: Bencillik zaten olumsuz bir özelliktir. Soruda ise bir özelliğin olmaması durumunda ortaya çıkan olumsuzluklar soruluyor. Eğer bir sürücü bencil değilse, bu onu daha iyi bir sürücü yapar, daha kötü değil. Dolayısıyla bu cevap yanlıştır.
  • c) Aşırı tepki gösteren: Bu da tıpkı bencillik gibi olumsuz bir özelliktir. Bir sürücünün aşırı tepki gösterme özelliğine sahip olmaması, onun sakin ve kontrollü olduğu anlamına gelir. Bu da istenen bir durumdur, sorudaki olumsuz tabloyu yaratmaz.
  • d) Görgüsüzce davranan: Görgüsüzlük de bir sürücüde bulunması istenmeyen negatif bir davranıştır. Bir sürücünün görgüsüzce davranma özelliğinin olmaması, onun nazik ve kurallara saygılı olduğunu gösterir. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, soru bizden bir panzehir istiyor. Sabırsızlık, öfke ve stres gibi zehirlerin panzehiri hoşgörüdür. Eğer bu panzehir, yani hoşgörü özelliği kişide yoksa, o zaman bu olumsuz davranışların ortaya çıkma ihtimali çok daha fazla olur. Diğer şıklar ise zaten zehrin kendisidir, panzehirin yokluğu değil.

Soru 50
I. Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi II. Köprü ve tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması III. Trafo ve elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintilerin yaşanması IV. Yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde büyük ekolojik zararların görülmesi Yukarıdakilerden hangileri kara yolunda meydana gelen trafik kazalarının kişiye, topluma, kamuya ve çevreye verdiği zararlardandır?
A
I ve II.
B
I, III ve IV.
C
II, III ve IV.
D
I, II, III ve IV.
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarının yol açtığı zararların kapsamı test edilmektedir. Soru, bu zararların sadece kazaya karışan bireylerle sınırlı kalmayıp; toplumu, kamuya ait varlıkları ve doğal çevreyi de olumsuz etkilediğini anlamanızı beklemektedir. Şıkları tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Öncelikle soruda verilen her bir maddeyi, "kişiye, topluma, kamuya ve çevreye" verilen zararlar çerçevesinde değerlendirelim:

  1. I. Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi: Bu durum, doğrudan bir kamu malına verilen zarardır. Çünkü bu ağaçlar belediyeler veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kamu kurumları tarafından dikilir ve bakılır. Aynı zamanda ağaçlar ekosistemin bir parçası olduğu için bu durum dolaylı olarak çevreye de bir zarardır.
  2. II. Köprü ve tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması: Ulaşımın aksaması, binlerce insanın işine, okuluna veya hastaneye geç kalmasına neden olur. Bu durum, zaman ve iş gücü kaybı yarattığı için doğrudan topluma verilen bir zarardır. Aynı zamanda bu aksaklıkların yönetimi ve giderilmesi için kamu kaynakları (polis, acil durum ekipleri) kullanıldığı için kamuya da bir yük oluşturur.
  3. III. Trafo ve elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintilerin yaşanması: Elektrik direkleri ve trafolar, devlete veya kamu hizmeti sunan şirketlere ait altyapı unsurlarıdır. Bunlara zarar vermek net bir şekilde kamuya verilen bir zarardır. Bunun sonucunda yaşanan elektrik kesintileri ise hastanelerden evlere, iş yerlerinden okullara kadar tüm toplumun hayatını olumsuz etkiler.
  4. IV. Yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde büyük ekolojik zararların görülmesi: Bu madde, kazaların en tehlikeli sonuçlarından birini açıkça ifade etmektedir. Dökülen kimyasallar veya yakıtlar toprağı, su kaynaklarını ve havayı kirleterek doğrudan çevreye çok büyük zararlar verir. Bu kirlilik aynı zamanda bölgedeki insanların sağlığını tehdit ederek kişiye ve topluma da zarar vermiş olur.

Doğru Cevabın Değerlendirilmesi:

Görüldüğü gibi, verilen dört maddenin hepsi de trafik kazalarının kişisel zararların ötesinde toplumsal, kamusal ve çevresel boyutları olduğunu göstermektedir. Her bir madde, soruda belirtilen zarar türlerinden en az birine örnek teşkil etmektedir. Bu nedenle, tüm öncüller doğrudur.

  • d) I, II, III ve IV: Bu seçenek, tüm maddeleri içerdiği için sorunun doğru cevabıdır. Kazaların çok yönlü ve geniş kapsamlı zararlarını tam olarak yansıtan tek seçenektir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) I ve II: Bu seçenek, kazaların kamu altyapısına (III) ve çevreye (IV) verdiği büyük zararları göz ardı ettiği için eksiktir.
  • b) I, III ve IV: Bu seçenek, kazaların ulaşımı aksatarak topluma verdiği önemli zararı (II) içermediği için eksiktir.
  • c) II, III ve IV: Bu seçenek de kamu malı olan yol kenarındaki ağaçların zarar görmesini (I) dışarıda bıraktığı için tam bir cevap değildir.

Özetle, ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda, trafik kazalarının etkilerini olabildiğince geniş düşünmeniz gerekir. Bir kaza sadece iki aracın çarpışması değil; trafiği durduran, elektrikleri kesen, doğayı kirleten ve kamu kaynaklarını tüketen zincirleme bir olaylar dizisidir. Bu nedenle doğru cevap D şıkkıdır.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI