%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Yetişkinlere yapılan dış kalp masajı uygulamasıyla ilgili olarak verilenlerden hangisi doğrudur?
A
Ellerin parmakları göğüs kafesiyle temas ettirilmeden, dirsekler bükülmeden ve göğüs kemiği üzerine vücuda dik olacak şekilde tutulması
B
Göğüs kemiğinin alt ve üst ucunun tespit edilerek üst yarısına, orta ve yüzük par- mağının dik olarak yerleştirilmesi
C
Uygulama hızının dakikada 30 bası ola- cak şekilde ayarlanması
D
Göğüs kemiği 3 cm aşağı inecek şekilde bası uygulanması
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yetişkin bir kazazedeye yapılan dış kalp masajının (göğüs basısı) doğru uygulama tekniğinin ne olduğu sorulmaktadır. Temel yaşam desteğinin en kritik adımlarından biri olan kalp masajının doğru yapılması, kazazedenin hayatta kalma şansını doğrudan etkiler. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu anlayalım.

a) Ellerin parmakları göğüs kafesiyle temas ettirilmeden, dirsekler bükülmeden ve göğüs kemiği üzerine vücuda dik olacak şekilde tutulması

Bu seçenek DOĞRUDUR. Yetişkinlerde etkili bir kalp masajı için tam olarak bu pozisyon gereklidir. Güçlü olan elin ayası (avuç içi topuğu) göğüs kemiğinin alt yarısının ortasına yerleştirilir, diğer el üzerine kenetlenir. Bası gücünün sadece avuç içinden gelmesi ve kaburgalara zarar vermemesi için parmaklar yukarı kaldırılır ve göğüs kafesine temas ettirilmez. Dirseklerin bükülmemesi ve kolların dik tutulması ise, bası uygularken sırttan ve omuzdan, yani vücut ağırlığından güç alınmasını sağlar, bu da daha etkili ve daha az yorucu bir masaj demektir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Göğüs kemiğinin alt ve üst ucunun tespit edilerek üst yarısına, orta ve yüzük parmağının dik olarak yerleştirilmesi

    Bu ifade yanlıştır. İlk olarak, kalp masajı göğüs kemiğinin üst yarısına değil, alt yarısının ortasına yapılır. İkinci ve en önemli hata ise, "orta ve yüzük parmağının" kullanılmasıdır. Bu teknik, yetişkinlerde değil, bebeklerde (0-1 yaş) uygulanan kalp masajı tekniğidir. Yetişkinlerde iki elin ayası kullanılır.

  • c) Uygulama hızının dakikada 30 bası olacak şekilde ayarlanması

    Bu ifade yanlıştır. Kalp masajında hedeflenen hız, kalbin normal atış hızına yakın bir ritim sağlamaktır. Bu nedenle uygulama hızı dakikada 100 ila 120 bası arasında olmalıdır. "30 bası" ifadesi, genellikle 30 kalp masajı sonrası 2 suni solunum (30:2 kuralı) ile karıştırılmaktadır, ancak bu dakikadaki hızı ifade etmez.

  • d) Göğüs kemiği 3 cm aşağı inecek şekilde bası uygulanması

    Bu ifade yanlıştır. Yetişkin bir insanda kalbin etkili bir şekilde sıkıştırılabilmesi için göğüs kemiğinin yeterince çökmesi gerekir. Bu derinlik en az 5 cm olmalıdır (ancak 6 cm'yi geçmemelidir). 3 cm'lik bir bası, yetişkinler için çok yetersizdir ve kanın vücuda pompalanmasını sağlayamaz. Bu derinlik daha çok çocuklar için geçerlidir.

Özetle: Doğru cevap 'a' şıkkıdır çünkü yetişkinlerde kalp masajı; doğru el pozisyonu (parmaklar havada), bükülmeyen dirsekler ve vücut ağırlığı kullanılarak, dakikada 100-120 hızında ve en az 5 cm derinliğinde uygulanmalıdır.

Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi, şok durumundaki kazazedeye yapılması gereken ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Yarı oturur pozisyon verilmesi
B
Fiziksel hareketinin artırılması
C
Hava yolu açıklığının sağlanması
D
Soğuk suyla ıslatılmış çarşafla üzerinin örtülmesi
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dolaşım sisteminin yetersizliği sonucu ortaya çıkan ve hayati tehlike oluşturan "şok" durumundaki bir kazazedeye yapılması gereken temel ve öncelikli ilk yardım uygulamasının ne olduğu sorulmaktadır. Şok, vücuttaki doku ve organlara yeterli kan ve oksijenin gitmemesi durumudur ve acil müdahale gerektirir. İlk yardımın temel amacı, durumu daha da kötüleştirmeden profesyonel yardım gelene kadar kazazedenin hayatta kalmasını sağlamaktır.

Doğru Cevap: c) Hava yolu açıklığının sağlanması

İlk yardımın evrensel ve en temel kuralı "ABC" olarak bilinir. Bu kural, müdahalelerin öncelik sırasını belirtir:

  • A (Airway - Hava Yolu): Hava yolunun açık olmasını sağlamak.
  • B (Breathing - Solunum): Solunumun olup olmadığını kontrol etmek.
  • C (Circulation - Dolaşım): Dolaşımın devam ettiğinden emin olmak.

Şok durumundaki bir kazazedenin bilinci kapanabilir. Bilinci kapalı bir kişinin dili geriye kayarak soluk borusunu tıkayabilir. Bu nedenle, diğer tüm müdahalelerden önce kazazedenin nefes alıp verebilmesi için hava yolunun açık olduğundan emin olmak hayati önem taşır. Eğer hava yolu tıkalıysa, yapılacak diğer hiçbir müdahalenin (örneğin kalp masajı veya kanamayı durdurma) bir anlamı kalmaz çünkü vücuda oksijen giremez. Bu yüzden hava yolu açıklığını sağlamak, her zaman ilk ve en öncelikli adımdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. a) Yarı oturur pozisyon verilmesi: Bu pozisyon, genellikle solunum güçlüğü çeken veya göğüs yaralanması olan hastalara uygulanır. Şok durumundaki bir kazazedeye ise kanın beyin ve kalp gibi hayati organlara daha kolay ulaşmasını sağlamak için "şok pozisyonu" verilir. Bu pozisyonda kazazede sırt üstü yatırılır ve bacakları 30 cm kadar yukarı kaldırılır. Yarı oturur pozisyon vermek, beyne giden kan akışını azaltacağı için yanlıştır.
  2. b) Fiziksel hareketinin artırılması: Şok durumundaki bir kazazedeyi hareket ettirmek son derece tehlikelidir. Hareket, vücudun oksijen ihtiyacını artırır ve zaten yetersiz olan dolaşım sistemine daha fazla yük bindirir. Kazazede sakinleştirilmeli, kesinlikle hareket ettirilmemeli ve dinlenmesi sağlanmalıdır.
  3. d) Soğuk suyla ıslatılmış çarşafla üzerinin örtülmesi: Şoktaki bir kazazedenin vücut ısısı genellikle düşer ve titreme görülebilir. Vücut ısısını korumak çok önemlidir. Soğuk ve ıslak bir çarşaf, vücut ısısının daha da düşmesine (hipotermi) neden olarak durumu kötüleştirir. Doğru uygulama, kazazedenin üzerini bir battaniye veya benzeri bir örtü ile örterek vücut sıcaklığını korumaktır.

Özetle, herhangi bir ilk yardım durumunda olduğu gibi şok durumunda da öncelik, kazazedenin nefes almasını garanti altına almaktır. Bu nedenle hava yolu açıklığının sağlanması, yapılması gereken ilk ve en kritik uygulamadır.

Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi bilinç kaybının en ileri durumudur?
A
Şok 
B
Koma
C
Üşüme 
D
Bayılma
3 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bilinç kaybı durumlarının şiddet derecesi sorulmaktadır. Bilinç, kişinin kendisini ve çevresini anlama, algılama ve bunlara tepki verme yeteneğidir. Bilinç kaybı ise bu yeteneğin geçici veya kalıcı olarak yitirilmesidir ve farklı seviyeleri vardır. Soru, bu seviyelerden en ağır, en derin ve en tehlikeli olanını bulmanızı istemektedir.

Doğru cevap Koma'dır. Çünkü koma, bilinç kaybının en ileri ve en derin aşamasıdır. Komadaki bir kişi, çevresinde olup bitenlerin hiçbir şekilde farkında değildir. Seslenme, dokunma ve hatta ağrılı uyaranlar gibi dışarıdan gelen hiçbir etkiye tepki vermez. Yutkunma ve öksürük gibi temel vücut refleksleri bile kaybolmuştur. Bu durum, beyin fonksiyonlarının en alt seviyeye indiğini gösterir ve uzun süreli, hayati tehlike taşıyan bir durumdur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • Bayılma: Bayılma, beyne giden kan akışının anlık ve geçici olarak azalması sonucu ortaya çıkan kısa süreli bir bilinç kaybıdır. Genellikle birkaç saniye veya en fazla bir-iki dakika sürer ve kişi genellikle kendi kendine ayılır. Koma ile karşılaştırıldığında çok daha hafif, yüzeysel ve kısa süreli bir durumdur. Bu nedenle bilinç kaybının en ileri durumu değildir.
  • Şok: Şok, bir bilinç seviyesi değildir; bir dolaşım sistemi bozukluğudur. Vücudun hayati organlarına (beyin, kalp, böbrekler vb.) yeterli miktarda kan ve oksijen gönderememesi durumudur. Şoktaki bir kişide bilinç bulanıklığı, huzursuzluk ve ilerleyen durumlarda bilinç kaybı görülebilir. Ancak şok, bilinç kaybının nedeni olabilirken, bilinç kaybının kendisi veya en ileri seviyesi değildir. Şok, komaya sebep olabilir, ancak koma, o sonucun adıdır.
  • Üşüme: Üşüme, vücut sıcaklığının düşmesine karşı vücudun gösterdiği fizyolojik bir tepkidir ve bilinç durumuyla doğrudan hiçbir ilgisi yoktur. Bilinci tamamen açık bir insan da hasta olduğunda veya soğuk bir ortamda bulunduğunda üşeyebilir ve titreyebilir. Bu seçenek, konuyu anlamayanları elemek için konulmuş bir çeldiricidir.

Özetle, bilinç kaybı seviyelerini hafiften ağıra doğru düşündüğümüzde; bayılma en hafif ve geçici olanıdır. Şok, bilinç kaybına yol açabilen bir dolaşım sorunudur. Koma ise tüm reflekslerin ve tepkilerin kaybolduğu, en derin ve en uzun süreli bilinç kaybı halidir. Bu yüzden bilinç kaybının en ileri durumu komadır.

Soru 4
Yetişkinlere yapılan dış kalp masajı uygulamasıyla ilgili olarak verilenlerden hangisi doğrudur?
A
Ellerin parmakları göğüs kafesiyle temas ettirilmeden, dirsekler bükülmeden ve göğüs kemiği üzerine vücuda dik olacak şekilde tutulması
B
Göğüs kemiğinin alt ve üst ucunun tespit edilerek üst yarısına, orta ve yüzük par- mağının dik olarak yerleştirilmesi
C
Uygulama hızının dakikada 30 bası ola- cak şekilde ayarlanması
D
Göğüs kemiği 3 cm aşağı inecek şekilde bası uygulanması
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yetişkin bir kazazedeye temel yaşam desteği sırasında uygulanan dış kalp masajının doğru tekniğinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Kalp masajının etkili olabilmesi ve kazazedeye zarar vermemesi için her adımı doğru bir şekilde uygulamak hayati önem taşır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu anlayalım.

Doğru Cevap: a) Ellerin parmakları göğüs kafesiyle temas ettirilmeden, dirsekler bükülmeden ve göğüs kemiği üzerine vücuda dik olacak şekilde tutulması

Bu seçenek, yetişkinlerde kalp masajının temel ve en doğru pozisyonunu tarif etmektedir. Gücü doğru noktaya odaklamak için bir elin topuğu göğüs kemiğinin alt yarısının ortasına konulur, diğer el üzerine kenetlenir ve parmaklar göğüs kafesine değdirilmez. Dirseklerin bükülmemesi, kol gücü yerine vücut ağırlığının kullanılmasını sağlar; bu da masajı daha etkili kılar ve ilk yardımcının daha az yorulmasına yardımcı olur. Vücudun dik pozisyonda olması ise baskının doğrudan aşağıya, yani kalbin üzerine uygulanmasını garanti eder.

Neden Diğer Seçenekler Yanlış?

  • b) Göğüs kemiğinin alt ve üst ucunun tespit edilerek üst yarısına, orta ve yüzük parmağının dik olarak yerleştirilmesi
    Bu ifade yanlıştır. Tarif edilen bu yöntem, yetişkinler için değil, bebekler için uygulanan kalp masajı tekniğidir. Yetişkinlerde kalp masajı göğüs kemiğinin alt yarısının ortasına ve iki elin topuğu kullanılarak yapılır. Sadece iki parmakla yapılan bir bası, yetişkin birinin kalbini çalıştırmak için kesinlikle yetersiz kalacaktır.
  • c) Uygulama hızının dakikada 30 bası olacak şekilde ayarlanması
    Bu ifade yanlıştır. Etkili bir kan dolaşımı sağlamak için kalp masajı hızı dakikada 100 ila 120 bası arasında olmalıdır. "30 bası" sayısı, 30 kalp masajından sonra 2 suni solunum yapılması gereken 30:2 döngüsü ile karıştırılmamalıdır. Yani dakikadaki ritim çok daha hızlı olmalıdır.
  • d) Göğüs kemiği 3 cm aşağı inecek şekilde bası uygulanması
    Bu ifade yanlıştır. Yetişkin bir kişide kalp masajı sırasında göğüs kemiğinin çökme derinliği en az 5 cm, en fazla 6 cm olmalıdır. 3 cm'lik bir bası, kalbi yeterince sıkıştırarak kanı vücuda ve beyne pompalamak için yetersiz kalır ve yapılan müdahalenin etkisiz olmasına neden olur.
Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi, durmuş olan dolaşım sistemini yeniden çalışır hâle getirmek için uygulanır?
A
Kalp masajı
B
Atelle tespit
C
Köprü tekniği
D
Rentek manevrası
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kazazedenin en temel hayati fonksiyonlarından biri olan dolaşım sisteminin durması durumunda, onu tekrar faaliyete geçirmek için yapılması gereken ilk yardım uygulamasının ne olduğu sorulmaktadır. Dolaşım sisteminin durması demek, kalbin kan pompalamayı bırakması anlamına gelir. Bu durum, beyin ve diğer hayati organlara oksijen gitmemesine neden olduğu için acil müdahale gerektiren en kritik durumlardan biridir.

Doğru Cevap: a) Kalp masajı

Dolaşım sistemi durduğunda, yani kalp etkili bir şekilde kan pompalayamadığında, dışarıdan bir müdahale ile bu pompalama işleminin yapay olarak sürdürülmesi gerekir. Kalp masajı, göğüs kemiğine ritmik olarak baskı uygulayarak kalbi sıkıştırma ve gevşetme prensibine dayanır. Bu baskı, kalbin içindeki kanın vücuda, özellikle de beyne pompalanmasını sağlayarak, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar hayati organların oksijensiz kalmasını önler. Bu nedenle, durmuş olan dolaşım sistemini yeniden çalışır hâle getirmek veya en azından kan dolaşımını yapay olarak devam ettirmek için yapılan temel uygulama kalp masajıdır. Bu uygulama, Temel Yaşam Desteği'nin (TYD) en önemli parçasıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Atelle tespit: Atel, kırık, çıkık veya burkulma gibi durumlarda, yaralı bölgeyi hareketsiz hâle getirmek için kullanılan bir malzemedir. Atelle tespit işlemi, kemik ve eklem yaralanmalarında daha fazla hasar oluşmasını engellemek ve ağrıyı azaltmak amacıyla yapılır. Dolaşım sisteminin durmasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • c) Köprü tekniği: Bu teknik, genellikle omurga yaralanması şüphesi olan bir kazazedeyi, en az dört ilk yardımcı ile güvenli bir şekilde sedyeye taşımak için kullanılan bir hasta taşıma yöntemidir. Amaç, hastanın vücut eksenini bozmadan hareket ettirmektir. Bu bir taşıma tekniğidir, dolaşımı yeniden başlatma yöntemi değildir.
  • d) Rentek manevrası: Bu manevra, kaza yapmış bir araç içindeki yaralıyı, eğer araçta yangın veya patlama gibi bir tehlike varsa, omurgasına zarar vermeden hızlıca dışarı çıkarmak için kullanılır. Bu bir acil durum taşıma ve araçtan çıkarma tekniğidir. Kalbi durmuş birine uygulanan bir yeniden canlandırma yöntemi değildir, ancak araçtan çıkarıldıktan sonra dolaşımı durmuşsa kalp masajı yapılması gerekir.

Özetle, soru doğrudan "duran dolaşım sistemini çalıştırma" amacını sorduğu için, bu amaca hizmet eden tek uygulama kalp masajıdır. Diğer şıklar ise farklı ilk yardım durumlarında (kırıklar, hasta taşıma, araçtan çıkarma) kullanılan önemli ancak farklı amaçlara hizmet eden tekniklerdir.

Soru 6
Koma durumundaki kazazedeye verilecek en uygun pozisyon aşağıdakilerden hangisidir?
A
Dik oturuş
B
Sırtüstü yatış
C
Baş geride yarı oturuş
D
Yarı yüzüstü yan yatış
6 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bilinci tamamen kapalı, yani çevreden gelen uyarılara tepki vermeyen ancak kendi kendine nefes alıp verebilen bir kazazedeye hangi pozisyonun verilmesi gerektiği sorulmaktadır. Buradaki temel amaç, kazazedenin solunum yolunu açık tutmak ve olası tehlikelerden (kusma, dilin geriye kaçması vb.) koruyarak hayati fonksiyonlarının devamını sağlamaktır.

Doğru Cevap: d) Yarı yüzüstü yan yatış

Bu pozisyon, ilk yardımda "koma pozisyonu" veya "derlenme/iyileşme pozisyonu" olarak da bilinir. Bilinci kapalı ama solunumu olan bir kazazedeye bu pozisyonun verilmesinin hayati nedenleri vardır. Bu pozisyon sayesinde, gevşeyen dilin geriye kayarak soluk borusunu tıkaması engellenir. Ayrıca, kazazedenin kusması durumunda kusmuk, mide içeriği veya ağızdaki kan gibi sıvıların akciğerlere kaçması (aspirasyon) önlenir ve bu sıvıların ağızdan güvenli bir şekilde dışarı akması sağlanır. Bu, kazazedenin boğulmasını engelleyen en güvenli pozisyondur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Dik oturuş: Bilinci kapalı bir kişinin kas kontrolü yoktur. Bu nedenle dik oturtulmaya çalışıldığında vücudunu ve başını dik tutamaz. Başı öne veya yana düşerek solunum yolunu tıkayabilir ve bu durum kazazedenin boğulmasına neden olabilir. Bu yüzden kesinlikle yanlış bir uygulamadır.

  • b) Sırtüstü yatış: Bu, komadaki bir kazazede için en tehlikeli pozisyonlardan biridir. Sırtüstü yatan bilinçsiz bir kişinin kasları gevşediği için dili geriye doğru kayarak soluk borusunu tıkayabilir. Ayrıca, eğer kazazede kusarsa, kusmuk dışarı akamaz ve doğrudan soluk borusuna kaçarak boğulmaya yol açabilir. Bu nedenle bu pozisyondan kaçınılmalıdır.

  • c) Baş geride yarı oturuş: Tıpkı dik oturuş gibi, bu pozisyon da bilinci kapalı bir kişi için sabit ve güvenli değildir. Kazazede vücudunu kontrol edemeyeceği için yana veya öne doğru kayabilir, bu da solunum yolunun kapanmasına neden olabilir. Her ne kadar "başın geride olması" ilkesi solunum yolunu açmaya yönelik bir hareket olsa da, "yarı oturuş" pozisyonu bilinçsiz bir hasta için sürdürülebilir ve güvenli değildir.

Özetle, koma durumundaki bir kazazedenin solunumu devam ediyorsa, ona verilecek en güvenli ve doğru pozisyon, solunum yolunu koruyan ve olası sıvıların dışarı akmasını sağlayan yarı yüzüstü yan yatış (koma pozisyonu) pozisyonudur.

Soru 7
Resimde görülen manevra, hangi amaçla uygulanır?
A
Kanamanın durdurulması için
B
Dolaşımın değerlendirilmesi için
C
Kemik kırıklarının tespit edilmesi için
D
Yabancı cisim tıkanmalarında solunum yolunu açmak için
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen ilk yardım manevrasının hangi amaçla yapıldığı sorulmaktadır. Görseldeki uygulama, halk arasında Heimlich Manevrası olarak bilinen ve tam tıkanma durumlarında hayat kurtaran çok önemli bir müdahaledir. Bu manevrayı ve amacını doğru bilmek, ehliyet sınavı için olduğu kadar günlük hayatta karşılaşılabilecek acil durumlar için de kritiktir.

Doğru Cevap: d) Yabancı cisim tıkanmalarında solunum yolunu açmak için

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, resimde gösterilen Heimlich Manevrası'nın tam olarak bu amaç için tasarlanmış olmasıdır. Bir kişinin soluk borusuna yemek, oyuncak veya başka bir yabancı cisim kaçtığında ve bu cisim hava yolunu tamamen tıkadığında (kişi konuşamaz, öksüremez ve nefes alamaz), bu manevra uygulanır. Uygulanan baskı, akciğerlerde kalan havayı bir basınçla dışarı iterek yapay bir öksürük yaratır ve bu sayede tıkanıklığa neden olan cismin dışarı atılmasını sağlar.

  • Neden a) Kanamanın durdurulması için seçeneği yanlıştır?

    Kanamanın durdurulması için kullanılan ilk yardım yöntemleri tamamen farklıdır. Bunlar arasında kanayan bölgeye temiz bir bezle doğrudan baskı uygulamak, kanayan uzvu kalp seviyesinden yukarı kaldırmak veya çok ciddi durumlarda turnike uygulamak gibi teknikler bulunur. Resimdeki karına baskı uygulamasının kanama kontrolü ile hiçbir ilişkisi yoktur.

  • Neden b) Dolaşımın değerlendirilmesi için seçeneği yanlıştır?

    Dolaşımın değerlendirilmesi, kişinin kalbinin atıp atmadığını ve kan dolaşımının devam edip etmediğini kontrol etmektir. Bu genellikle nabız kontrolü (örneğin boyundaki şah damarından) yapılarak anlaşılır. Resimdeki uygulama bir değerlendirme tekniği değil, solunum yolunu açmaya yönelik aktif bir müdahaledir.

  • Neden c) Kemik kırıklarının tespit edilmesi için seçeneği yanlıştır?

    Kemik kırıklarını tespit etmek için bölgede şekil bozukluğu, şişlik, şiddetli ağrı veya hareket kaybı olup olmadığına bakılır. Kırık şüphesi olan bir bölgeye yapılacak ilk yardım, o bölgeyi hareketsiz hale getirmektir (sabitlemektir). Karına bu şekilde baskı uygulamak, kırık tespiti için kullanılan bir yöntem olmadığı gibi, kaburgalarında kırık olan bir kazazedeye uygulanması durumunda çok ciddi iç yaralanmalara yol açabilir.

Özetle, resimde gördüğünüz manevra, boğulma tehlikesi geçiren bir kişinin hayatını kurtarmak amacıyla solunum yolunu tıkayan yabancı cismi çıkarmak için yapılan Heimlich Manevrası'dır. Bu nedenle doğru cevap "d" seçeneğidir.

Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi, delici göğüs yaralanmalarında kazazedeye yapılan doğru bir ilk yardım uygulamasıdır?
A
Batan cismin çıkarılması
B
Ağızdan ılık içecekler verilmesi
C
Bilinci açık ise yarı oturur duruma getirilmesi
D
Ayaklarının yüksekte tutulup sırtüstü yatırılması
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, göğsüne delici bir cisim (bıçak, demir parçası vb.) saplanmış bir kazazedeye uygulanması gereken doğru ilk yardım yöntemi sorgulanmaktadır. Delici göğüs yaralanmaları hayati tehlike oluşturur çünkü akciğerlere, kalbe veya büyük damarlara zarar verebilir ve solunumu ciddi şekilde etkileyebilir. Bu nedenle, yapılacak her müdahalenin bilinçli ve doğru olması kritik öneme sahiptir.

Doğru Cevap: c) Bilinci açık ise yarı oturur duruma getirilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının temel sebebi, delici göğüs yaralanmalarında kazazedenin en büyük probleminin solunum güçlüğü olmasıdır. Kazazedeyi yarı oturur pozisyona getirmek, yer çekiminin de yardımıyla diyaframın aşağı doğru hareket etmesini kolaylaştırır. Bu durum, akciğerlerin daha rahat genişlemesine olanak tanır ve kazazedenin daha az eforla nefes alıp vermesini sağlar. Bu pozisyon aynı zamanda kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur ve kazazedenin kendini daha güvende hissetmesini sağlar.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Batan cismin çıkarılması: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hatalardan biridir. Göğse saplanmış olan cisim, bir tıpa görevi görerek yaralanan damarları sıkıştırır ve büyük bir iç kanamayı engeller. Eğer bu cisim çıkarılırsa, kontrol edilemeyen şiddetli bir kanama başlayabilir ve kazazedenin durumu hızla kötüleşir. Doğru olan, cismi yerinde sabitlemek ve kesinlikle çıkarmamaktır.
  • b) Ağızdan ılık içecekler verilmesi: Ciddi yaralanmalarda kazazedeye asla ağızdan yiyecek veya içecek verilmemelidir. Bunun birkaç sebebi vardır: Kazazede bilincini kaybederse verilen sıvı soluk borusuna kaçarak boğulmaya neden olabilir. Ayrıca, yaralının ameliyata alınma ihtimali yüksektir ve anestezi öncesinde midenin boş olması gerekir.
  • d) Ayaklarının yüksekte tutulup sırtüstü yatırılması: Bu pozisyon şok pozisyonu olarak bilinir ve genellikle kan kaybına bağlı şok durumlarında uygulanır. Ancak delici göğüs yaralanmalarında kesinlikle yanlıştır. Ayakları yukarı kaldırmak, karın içi organların diyaframa baskı yapmasına neden olur. Bu baskı, zaten zor nefes alan kazazedenin solunumunu daha da güçleştirir ve hayati tehlike yaratır.

Özetle, bilinci açık bir delici göğüs yaralısı ile karşılaştığınızda öncelikli hedefiniz onun daha rahat nefes almasını sağlamaktır. Bunu da en iyi yarı oturur pozisyon ile yapabilirsiniz. Cismi asla çıkarmamalı, yiyecek-içecek vermemeli ve derhal 112'yi arayarak tıbbi yardım istemelisiniz.

Soru 9
İlk yardımcı sol kolu ile omzundan tutarak kazazedeyi oturur duruma getirir.

Çömelerek sağ kolunu kazazedenin bacaklarının arasından geçirir.

Kazazedenin vücudunu sağ omzuna alır.

Sol el ile kazazedenin sağ elini tutar, ağırlığı dizlerine vererek kalkar.

Kazazedenin önde boşta kalan bileğini kavrayarak kazazedeyi hızla olay yerinden uzaklaştırır.

Yukarıda uygulama basamakları verilen acil taşıma tekniği hangisidir?

A
Rentek manevrası
B
Ayak bileklerinden sürükleme
C
Koltuk altından tutarak sürükleme
D
İtfaiyeci yöntemi ile omuzda taşıma
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir ilk yardımcının kazazedeyi olay yerinden uzaklaştırmak için uyguladığı adımlar sırasıyla verilmekte ve bu acil taşıma tekniğinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Soruda tarif edilen adımları dikkatlice inceleyerek doğru tekniği bulmamız gerekir.

Doğru Cevap: d) İtfaiyeci yöntemi ile omuzda taşıma

Doğru cevabın "İtfaiyeci yöntemi ile omuzda taşıma" olmasının sebebi, soruda anlatılan uygulama basamaklarının bu tekniği birebir tarif etmesidir. Bu yöntemde ilk yardımcı, kazazedeyi omzuna alarak taşır. Sorudaki "sağ kolunu kazazedenin bacaklarının arasından geçirmesi", "kazazedenin vücudunu sağ omzuna alması" ve "kazazedenin önde boşta kalan bileğini kavraması" gibi ifadeler, itfaiyeci yönteminin kilit adımlarıdır. Bu teknik, genellikle bilinci kapalı veya yürüyemeyecek durumdaki kişileri, tek bir ilk yardımcının güvenli bir şekilde taşıması için kullanılır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Rentek manevrası: Bu teknik, araç içindeki yaralıyı omuriliğine zarar vermeden çıkarmak için kullanılır. Temel amacı baş, boyun ve gövde eksenini bozmamaktır. Soruda anlatılan adımlar, bir araçtan çıkarma operasyonunu değil, bir kişiyi omuzda taşımayı tarif etmektedir. Bu yüzden Rentek manevrası doğru cevap değildir.
  • b) Ayak bileklerinden sürükleme: Bu teknikte ilk yardımcı, kazazedenin ayak bileklerinden tutarak onu çeker ve sürükler. Bu yöntem, çok acil durumlarda, dar ve geçilmesi zor alanlarda kısa mesafeler için kullanılır. Soruda ise kazazedenin omuza alınarak kaldırıldığı ve taşındığı anlatılmaktadır; sürükleme işlemi yoktur.
  • c) Koltuk altından tutarak sürükleme: Bu yöntemde ise ilk yardımcı, kazazedenin arkasına geçerek kollarını koltuk altlarından geçirir ve ön kollarından tutarak geriye doğru sürükler. Sorudaki tarifte yine bir sürükleme değil, kazazedeyi tamamen yerden keserek omuzda taşıma işlemi vardır. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, soruda verilen uygulama basamakları, kazazedenin tek bir kişi tarafından omuzda dengeli ve güvenli bir şekilde taşınmasını sağlayan İtfaiyeci Yöntemi'ni adım adım tarif etmektedir. Bu nedenle doğru cevap "d" şıkkıdır.

Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi, kazazedenin ikinci değerlendirilme aşamalarından olan "Baştan Aşağı Kontrol" basamağında yer alır?
A
Adı ve soyadının öğrenilmesi
B
Kullandığı ilaçların belirlenmesi
C
Kişisel özgeçmişinin öğrenilmesi
D
Solunum sayısının değerlendirilmesi
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kazazedeye yapılacak ilk yardım müdahalesinin "ikinci değerlendirme" aşaması ve bu aşamanın içinde yer alan "Baştan Aşağı Kontrol" basamağında hangi işlemin yapıldığı sorgulanmaktadır. Doğru cevabı bulmak için ilk yardımda değerlendirme aşamalarını ve bu aşamaların içeriğini bilmek gerekir.

İlk yardımda kazazedenin durumu iki temel aşamada değerlendirilir: Birinci Değerlendirme ve İkinci Değerlendirme. Birinci değerlendirmede, hayati tehlike olup olmadığını anlamak için bilinç, solunum ve dolaşım (ABC) kontrol edilir. Eğer hayati tehlike yoksa veya kontrol altına alındıysa, daha detaylı bir muayene olan ikinci değerlendirmeye geçilir.

İkinci değerlendirme kendi içinde ikiye ayrılır: Görüşerek Bilgi Edinme ve Baştan Aşağı Kontrol. "Görüşerek Bilgi Edinme" aşamasında, kazazedenin bilinci açıksa ona sorular sorarak (adı, ne olduğu, alerjileri, kullandığı ilaçlar, hastalık geçmişi gibi) bilgi toplanır. "Baştan Aşağı Kontrol" ise, adından da anlaşılacağı gibi, ilk yardımcının kendi gözlemlerine ve elleriyle yaptığı fiziksel muayeneye dayanır. Bu aşamada vücut, baştan başlayarak ayaklara kadar sistematik olarak kontrol edilir.

Doğru Cevabın Açıklaması (d)

d) Solunum sayısının değerlendirilmesi: Bu seçenek doğrudur. Çünkü solunum sayısını değerlendirmek, kazazedenin göğüs kafesinin hareketlerini bir dakika boyunca sayarak yapılan fiziksel bir gözlem ve muayene işlemidir. Bu işlem, "Baştan Aşağı Kontrol" basamağında göğüs bölgesi kontrol edilirken yapılır. İlk yardımcı, elleriyle ve gözleriyle vücudu kontrol ederken solunumun hızı, derinliği ve ritmi gibi bulguları değerlendirir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

  • a) Adı ve soyadının öğrenilmesi: Bu işlem, kazazede ile konuşarak, yani "Görüşerek Bilgi Edinme" aşamasında yapılır. Fiziksel bir muayene olan "Baştan Aşağı Kontrol" basamağına dahil değildir.
  • b) Kullandığı ilaçların belirlenmesi: Bu bilgi de yine kazazedeye veya yakınlarına soru sorularak öğrenilir. Bu nedenle, "Görüşerek Bilgi Edinme" aşamasının bir parçasıdır.
  • c) Kişisel özgeçmişinin öğrenilmesi: Kazazedenin herhangi bir kronik hastalığı (şeker, tansiyon vb.) olup olmadığını öğrenmek de ona soru yönelterek yapılır. Bu da "Görüşerek Bilgi Edinme" aşamasına aittir.

Özetle, soruda istenen "Baştan Aşağı Kontrol", vücudun fiziksel olarak muayene edildiği bir basamaktır. Solunum sayısının değerlendirilmesi bu fiziksel muayenenin bir parçasıyken, diğer seçenekler kazazedeyle konuşarak bilgi toplama aşamasına aittir. Bu ayrımı anladığınızda soruyu kolayca çözebilirsiniz.

Soru 11
Kalbi çalıştığı hâlde solunumu durmuş olanlara yapılacak suni solunuma ne kadar devam edilir?
A
10 dakika
B
15 dakika
C
Kalbi daha hızlı çalışana kadar
D
Hasta kendi kendine soluyuncaya kadar
11 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın en kritik uygulamalarından biri olan suni solunumun hangi duruma kadar sürdürülmesi gerektiği test edilmektedir. Sorunun kilit noktası, kazazedenin kalbinin çalıştığı ancak nefes almadığı özel durumdur. Bu senaryoda temel amaç, beyin ve diğer hayati organların oksijensiz kalarak hasar görmesini engellemektir.

Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim:

d) Hasta kendi kendine soluyuncaya kadar ✓ (DOĞRU)

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, suni solunumun amacının tam olarak bu olmasıdır. Suni solunum, vücudun kendi solunum mekanizması devreye girene kadar akciğerlere yapay olarak oksijen sağlamak için yapılan bir yaşam desteğidir. Dolayısıyla, bu desteğe ne zaman son verileceğinin en net göstergesi, hastanın artık bu dış desteğe ihtiyaç duymaması, yani kendi başına yeterli ve düzenli bir şekilde nefes alıp vermeye başlamasıdır.

Ayrıca, ilk yardımcının görevi profesyonel tıbbi yardım gelene kadar devam eder. Eğer hasta kendi kendine solumaya başlamazsa, suni solunuma sağlık ekipleri (112) gelip durumu devralana kadar kesintisiz olarak devam edilmelidir. Bu nedenle, "hasta kendi kendine soluyuncaya kadar" ifadesi, uygulamanın birincil bitiş noktasını belirtir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) 10 dakika ve b) 15 dakika: Bu seçenekler yanlıştır, çünkü ilk yardım uygulamaları keyfi zaman sınırlarına göre yapılmaz. Her insanın vücudu ve durumu farklıdır. Bir kazazede 2 dakika içinde solunuma dönebilirken, bir başkası daha uzun süre desteğe ihtiyaç duyabilir. Uygulamayı belirli bir süre sonunda durdurmak, solunumu henüz başlamamış bir kazazedenin hayatını riske atmak demektir. İlk yardımda belirleyici olan süre değil, hastanın durumudur.

  • c) Kalbi daha hızlı çalışana kadar: Bu seçenek de tamamen yanlıştır. Soruda kazazedenin kalbinin zaten çalıştığı belirtilmiştir. Suni solunumun hedefi akciğerlere hava göndermektir, kalbin çalışma hızını etkilemek değildir. Kalp atış hızı; stres, oksijen azlığı veya başka faktörlere bağlı olarak değişebilir ve bu durum, solunumun geri döndüğünün bir göstergesi olamaz. Bu seçeneği işaretlemek, uygulamanın amacını yanlış anladığınız anlamına gelir.

Özetle, kalbi atan ama solunumu durmuş bir kişiye yapılan suni solunum, ya kişi kendi kendine nefes almaya başlayana kadar ya da profesyonel sağlık ekibi gelene kadar sürdürülmelidir. Bu, ehliyet sınavında ve gerçek hayatta bilinmesi gereken hayati bir ilk yardım kuralıdır.

Soru 12
Yaralı taşımada sedye kullanımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
Sedye kullanımı her zaman tercih edilmelidir.
B
Sadece bacağı kırılanları yatırarak taşımak için tercih edilir.
C
Sadece zehirlenme vakalarının taşınmasın-da kullanılmalıdır.
D
Köprücük kemiği kırıklarında hastanın sed­ye ile taşınması hayati önem taşır.
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en temel konularından biri olan yaralı taşıma teknikleri ve sedye kullanımının önemi sorgulanmaktadır. Amaç, bir kaza durumunda yaralıya zarar vermeden, onu en güvenli şekilde nasıl taşıyacağımıza dair temel kuralı bilip bilmediğimizi ölçmektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

a) Sedye kullanımı her zaman tercih edilmelidir.

Bu ifade doğrudur. İlk yardımın temel prensibi, yaralıya daha fazla zarar vermemek ve mevcut durumunu kötüleştirmemektir. Bir yaralıyı taşırken en büyük risk, omurga gibi hassas bölgelere zarar vermek veya mevcut bir kanamayı ya da kırığı daha kötü hale getirmektir. Sedye, yaralının vücudunu bir bütün olarak, sarsıntısız ve düz bir pozisyonda taşımayı sağlar. Bu nedenle, imkan varsa ve durum uygunsa, yaralıyı taşımak için en güvenli ve ideal yöntem her zaman sedye kullanmaktır.

b) Sadece bacağı kırılanları yatırarak taşımak için tercih edilir.

Bu ifade yanlıştır. "Sadece" kelimesi bu seçeneği hatalı kılmaktadır. Sedye, sadece bacak kırıklarında değil; omurga yaralanması şüphesi, kalça kırıkları, iç kanama şüphesi, bilinç kaybı ve genel durumu kötü olan tüm yaralıların taşınmasında kullanılır. Kullanım alanını sadece bacak kırıklarıyla sınırlamak, ilk yardım bilgisinin eksik olduğunu gösterir.

c) Sadece zehirlenme vakalarının taşınmasında kullanılmalıdır.

Bu ifade de yanlıştır. Yine "sadece" kelimesi ifadenin kapsamını yanlış bir şekilde daraltmaktadır. Zehirlenme vakalarında eğer yaralının bilinci kapalıysa veya genel durumu kötüyse sedye kullanılabilir. Ancak sedyenin birincil kullanım amacı travma (kırık, ezilme, omurga yaralanması vb.) geçirmiş yaralıları güvenli bir şekilde nakletmektir. Sedye kullanımını sadece zehirlenme ile ilişkilendirmek tamamen hatalıdır.

d) Köprücük kemiği kırıklarında hastanın sedye ile taşınması hayati önem taşır.

Bu ifade yanlıştır. Köprücük kemiği kırığı olan bir yaralı, genellikle bilinci açıktır ve hayati bir tehlikesi yoktur. Bu tür yaralılar genellikle oturur pozisyonda, kırık olan kolu üçgen sargı bezi ile sabitlenerek taşınır. Sedye ile taşınması "hayati önem" taşımaz. Hayati önem taşıyan durumlar, omurga yaralanması şüphesi gibi durumlardır. Bu nedenle bu ifade de doğru değildir.

  • Özetle: İlk yardımda yaralı taşırken temel kural, yaralının en az hareketle ve en stabil şekilde taşınmasıdır. Bu koşulu en iyi sağlayan araç sedyedir. Bu yüzden diğer seçenekler belirli ve yanlış durumlarla sedye kullanımını sınırlarken, a seçeneği en doğru ve genel kuralı ifade etmektedir.
Soru 13
Şekle göre hangi numaralı aracın sürücüsü hatalıdır?
A
B
C
D
4
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimdeki kavşakta bulunan dört araçtan hangisinin sürücüsünün bir trafik kuralı ihlali yaptığını, yani hatalı olduğunu bulmamız istenmektedir. Doğru cevabı bulmak için hem araçların hareketlerini hem de yoldaki işaretlemeleri dikkatlice incelememiz gerekir. Bu sorunun anahtarı, yoldaki düz beyaz çizgilerin anlamını bilmektir.

Trafikteki en temel kurallardan biri yol çizgilerinin anlamıdır. Resimde, yolun ortasında bulunan devamlı (kesiksiz) düz beyaz çizgi, şerit değiştirmenin ve öndeki aracı sollamanın yasak olduğunu belirtir. Bu çizgi, görüşün yetersiz olduğu tepe üstleri, virajlar ve kavşak yaklaşımları gibi tehlikeli yerlerde bulunur ve sürücülerin kendi şeritlerinde kalmaları gerektiğini vurgular. Bu çizginin üzerinden diğer şeride veya yolun karşı tarafına geçmek kesinlikle bir kural ihlalidir.

Şimdi araçları tek tek inceleyelim:

  • 1 Numaralı Araç: Bu araç, bulunduğu en sağ şeritten sağa doğru bir dönüş yapmaktadır. Bu manevra, bir kavşakta yapılabilecek normal ve kurallara uygun bir harekettir. Herhangi bir hatası yoktur.
  • 2 Numaralı Araç: Bu araç, kendi şeridinde kalarak kavşaktan düz bir şekilde geçmektedir. Hatalı bir sollama veya şerit değiştirme yapmamaktadır, bu yüzden davranışı doğrudur.
  • 4 Numaralı Araç: Bu araç da 2 numaralı araç gibi karşı yönden gelerek kendi şeridinde düz ilerlemektedir. Yaptığı manevrada herhangi bir kural dışılık bulunmamaktadır.

Gelelim hatalı olan araca. 3 numaralı aracın sürücüsü, sola dönüş yapmak istemektedir. Ancak bu dönüşü yapabilmek için yolun ortasındaki devamlı düz çizgiyi geçmek zorundadır. Resimde de görüldüğü gibi, aracın ön tekerlekleri bu çizgiyi geçmiş durumdadır. Daha önce de belirttiğimiz gibi, devamlı çizgi üzerinden dönüş yapmak veya şerit değiştirmek yasaktır. Bu nedenle, 3 numaralı aracın sürücüsü açıkça bir trafik kuralını ihlal etmektedir ve hatalıdır.

Sonuç olarak, diğer araçlar kurallara uygun hareket ederken, 3 numaralı araç sola dönüş yapmak için yasak olan bir yerden, yani devamlı çizginin üzerinden geçiş yapmaya çalışmaktadır. Bu sebeple sorunun doğru cevabı c) 3 seçeneğidir. Bu tür kavşaklarda sola dönüş yapmak isteyen bir sürücü, ileride dönüşe izin veren kesikli çizgilerin veya özel dönüş ceplerinin olduğu bir noktayı beklemelidir.

Soru 14
Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınan kişinin, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru 5 yıl içinde, ikinci defa tespit edilmesi durumunda sürücü belgesi ne kadar süre ile geri alınır?
A
30 gün 
B
3 ay 
C
6 ay 
D
2 yıl
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün alkollü araç kullanma suçunu belirli bir zaman aralığında tekrarlaması durumunda ehliyetine ne kadar süreyle el konulacağı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları, ihlalin "ikinci defa" yapılması ve bu tekrarın "son ihlalden geriye doğru 5 yıl içinde" gerçekleşmesidir. Karayolları Trafik Kanunu, bu tür tekrarlayan ihlaller için caydırıcılığı artırmak amacıyla kademeli bir ceza sistemi uygular.

Doğru Cevap: d) 2 yıl

Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddesine göre, alkollü araç kullanma ihlalinin son gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru 5 yıl içinde ikinci kez tespit edilmesi durumunda, sürücünün ehliyeti 2 yıl süreyle geri alınır. Kanun, bu suçu tekrarlayan sürücülere karşı daha sert bir tutum sergilemektedir. İlk cezanın caydırıcı olmadığı anlaşıldığında, ikinci cezanın süresi önemli ölçüde artırılarak sürücünün bu tehlikeli davranışı tekrarlamasının önüne geçilmesi hedeflenir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

  • c) 6 ay: Bu seçenek, alkollü olarak araç kullanırken ilk defa yakalanan bir sürücüye uygulanan cezadır. Soru, ihlalin ikinci kez tekrarlandığı durumu sorduğu için bu cevap yanlıştır. Sınavda ilk tespit ile ikinci tespiti birbirine karıştırmamak çok önemlidir.
  • a) 30 gün ve b) 3 ay: Bu süreler, alkollü araç kullanma gibi ciddi bir trafik suçu için kanunda belirtilen ceza süreleri değildir. Yaptırımlar, suçun ciddiyetiyle orantılı olarak çok daha uzun tutulmuştur. Bu nedenle bu şıklar, yasal dayanağı olmayan ve doğrudan elenmesi gereken seçeneklerdir.

Önemli Bilgi ve Özet

Ehliyet sınavı için alkollü araç kullanma cezalarının kademelerini bilmek çok önemlidir. Bu cezalar, son ihlalden geriye doğru 5 yıllık süre içinde şu şekilde uygulanır:

  1. Birinci Tespit: Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır.
  2. İkinci Tespit (5 yıl içinde): Sürücü belgesi 2 yıl süreyle geri alınır.
  3. Üç veya Daha Fazla Tespit (5 yıl içinde): Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geri alınır.

Özetle, bu sorunun doğru cevabının 2 yıl olmasının sebebi, kanunun 5 yıl içindeki ikinci ihlal için bu süreyi net olarak belirlemiş olmasıdır. Bu kademeli ceza sistemini ezberlemek, sınavda bu ve benzeri soruları doğru yanıtlamanızı sağlayacaktır.

Soru 15
Aksine bir durum yoksa, ışıklı trafik işaret cihazında yeşil ışık yanmakta ise sürücü ne yapmalıdır?
A
Durmadan dikkatli geçmeli
B
Sağdan gelen araçların geçmesini beklemeli
C
Durmalı, yolu kontrol ettikten sonra geçmeli
D
İlk geçiş hakkı yayaların olduğu için beklemeli
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün trafik ışığı yeşil yandığında ve herhangi bir özel durum (örneğin bir trafik polisinin dur işareti vermesi veya bir ambulansın geçmesi gibi) olmadığında uyması gereken temel ve doğru davranış biçimi sorgulanmaktadır. Trafik kurallarının en temel konularından biri olan ışıklı işaretlere uyma zorunluluğu test edilmektedir. Bu, sürücünün hem kendi güvenliği hem de trafiğin akıcılığı için bilmesi gereken en önemli kurallardan biridir.

Doğru cevap a) Durmadan dikkatli geçmeli seçeneğidir. Yeşil ışık, Karayolları Trafik Kanunu'na göre "GEÇ" anlamını taşır. Bu, yolun trafiğe açık olduğunu ve size geçiş hakkı tanındığını belirtir. Bu nedenle, önünüzde bir engel yoksa veya aksi bir durum belirtilmemişse, trafik akışını sağlamak için durmadan geçmeniz gerekir. Ancak bu geçişin "dikkatli" bir şekilde yapılması şarttır; çünkü kavşaktaki diğer unsurlara (örneğin geçişini tamamlayamayan bir yaya veya araç) karşı her zaman tedbirli olunmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Sağdan gelen araçların geçmesini beklemeli: Bu kural, "sağdaki aracın geçiş önceliği" olarak bilinir ve sadece trafik ışığı, levha veya trafik görevlisi bulunmayan kontrolsüz kavşaklar için geçerlidir. Işıklı bir kavşakta geçiş üstünlüğünü ışığın rengi belirler. Size yeşil yanarken sağınızdaki yola kırmızı ışık yanacağı için beklemeniz hatalıdır.
  • c) Durmalı, yolu kontrol ettikten sonra geçmeli: Bu davranış, "DUR" levhası veya aralıklı olarak yanıp sönen kırmızı ışıkta yapılması gereken doğru harekettir. Sabit yanan yeşil ışıkta durmak ise hem trafik akışını bozar hem de arkanızdan gelen araçların size çarpmasına neden olabilecek tehlikeli ve yasak bir davranıştır.
  • d) İlk geçiş hakkı yayaların olduğu için beklemeli: Bu ifade genel olarak doğru değildir. Sürücüye yeşil ışık yanarken, karşıdan karşıya geçen yayalara genellikle kırmızı yaya ışığı yanar ve geçiş hakkı sürücüdedir. Elbette, siz yeşil ışıkta geçiş yaparken yola girmiş veya geçişini tamamlayamamış bir yaya varsa, can güvenliği her zaman öncelikli olduğu için ona yol vermelisiniz. Ancak bu bir istisnadır; genel kural yeşil ışıkta geçiş hakkının sürücüde olmasıdır.
Soru 16
Önündeki aracı 80 km/saat hızla takip eden bir sürücü, arada en az kaç metre mesafe bırakmalıdır?
A
20 
B
30 
C
40 
D
50
16 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte güvenli bir sürüş için hayati öneme sahip olan "takip mesafesi" kuralı sorulmaktadır. Takip mesafesi, aracınız ile önünüzdeki araç arasında bırakmanız gereken minimum boşluktur. Bu mesafe, öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda, sizin de güvenli bir şekilde durabilmeniz için yeterli zaman ve alanı sağlar.

Türkiye'deki Karayolları Trafik Kanunu'na göre, kuru ve iyi görüş şartlarına sahip bir yolda uygulanması gereken temel takip mesafesi kuralı "hızın yarısı" kuralıdır. Bu kural, aracınızın kilometre/saat (km/saat) cinsinden hızının yarısı kadar metreyi, takip mesafesi olarak bırakmanız gerektiğini belirtir. Yani, takip mesafesini hesaplamak için hızınızı ikiye bölmeniz yeterlidir.

Çözüm:

  • Soruda verilen araç hızı: 80 km/saat
  • Uygulanacak kural: Hız / 2
  • Hesaplama: 80 / 2 = 40 metre

Bu hesaplamaya göre, 80 km/saat hızla giden bir sürücünün önündeki araçla arasında en az 40 metre mesafe bırakması gerekmektedir. Bu nedenle doğru cevap c) 40 seçeneğidir. Bu mesafe, sürücünün tehlikeyi fark etmesi, tepki vermesi ve fren yaparak güvenli bir şekilde durabilmesi için gerekli olan minimum mesafeyi temsil eder.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  1. a) 20 metre: Bu mesafe, "hızın yarısı" kuralına göre 40 km/saat hızla giderken bırakılması gereken mesafedir (40/2=20). 80 km/saat gibi daha yüksek bir hızda bu mesafe son derece tehlikelidir ve ani bir frende kazaya yol açması kaçınılmazdır.
  2. b) 30 metre: Bu mesafe ise 60 km/saat hızla giderken bırakılması gereken mesafedir (60/2=30). 80 km/saat hız için yine yetersizdir ve güvenli bir duruş için yeterli alanı sağlamaz.
  3. d) 50 metre: Bu mesafe 100 km/saat hızla giderken bırakılması gereken minimum mesafedir (100/2=50). 80 km/saat hızla giderken 50 metre bırakmak güvenli olsa da, soru bizden kurala göre bırakılması gereken "en az" mesafeyi istemektedir. Kurala göre en az mesafe 40 metre olduğu için bu seçenek doğru cevap değildir.

Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta da "2 saniye kuralı"dır. Takip mesafenizi pratik olarak ölçmek için bu kuralı kullanabilirsiniz. Önünüzdeki araç sabit bir nesnenin (tabela, ağaç vb.) yanından geçtiği an "seksen sekiz, seksen dokuz" diye saymaya başlayın. Eğer siz bu saymayı bitirmeden aynı nesnenin yanına gelirseniz, takip mesafeniz yetersiz demektir. Bu sayma işlemi yaklaşık 2 saniye sürer ve bu süre, normal hava koşullarında güvenli takip mesafesini sağlar.

Ayrıca, yağmurlu, karlı, buzlu veya sisli gibi olumsuz hava ve yol koşullarında "hızın yarısı" kuralı yetersiz kalır. Bu gibi durumlarda kayma riski artacağı ve fren mesafesi uzayacağı için takip mesafesini normalin en az iki katına çıkarmak veya daha da artırmak gerekir.

Soru 17
Bir kavşakta sağa dönecek olan sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Hızını azaltması
B
Dönüş işareti vermesi
C
Geniş bir kavisle dönmesi
D
Sağ şeride veya işaretlerle dönüş izni verilen şeride girmesi
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kavşağa yaklaşırken sağa dönüş yapacak bir sürücünün uyması gereken kurallar arasından hangisinin hatalı bir davranış olduğu sorulmaktadır. Sınavda bu tür "yanlıştır", "yapılamaz" gibi olumsuz ifadelere dikkat etmek çok önemlidir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

c) Geniş bir kavisle dönmesi (DOĞRU CEVAP)

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, trafik kurallarına göre sağa dönüşlerin dar bir kavisle yapılması gerektiğidir. Sağa dönerken, aracınızı yolun sağ kenarına mümkün olduğunca yakın tutarak, yani dar bir açıyla dönüş yapmalısınız. Bu manevra, hem şeridinizde kalmanızı sağlar hem de solunuzdan gelen veya yanınızdaki diğer araçlar için bir tehlike oluşturmanızı engeller.

Geniş bir kavisle sağa dönmeye çalışmak, aracınızın sol şeride veya karşı yönden gelen trafiğin yoluna taşmasına neden olabilir. Bu durum, hem sizin hem de diğer sürücülerin güvenliği için büyük bir tehlike oluşturur. Unutmayın: Sağa dönüşler dar, sola dönüşler geniş kavisle yapılır. Bu nedenle, sağa dönerken geniş kavisle dönmek yanlış bir davranıştır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, sağa dönecek bir sürücünün yapması gereken doğru ve zorunlu davranışları belirtmektedir. Soru bizden "yanlış" olanı istediği için bu seçenekler elenir.

  • a) Hızını azaltması: Kavşaklara ve dönüşlere yaklaşırken hızı azaltmak, en temel güvenlik kurallarından biridir. Bu, hem aracı daha iyi kontrol etmenizi sağlar hem de olası bir tehlike anında durabilmeniz için size zaman kazandırır. Bu nedenle hız azaltmak, yapılması gereken doğru bir eylemdir.
  • b) Dönüş işareti vermesi: Dönüş yapacağınızı diğer sürücülere, yayalara ve bisikletlilere önceden bildirmek için sinyal vermek zorunludur. Trafikte niyetinizi belli etmek, iletişimin en önemli parçasıdır ve kazaları önler. Bu da yapılması gereken doğru bir eylemdir.
  • d) Sağ şeride veya işaretlerle dönüş izni verilen şeride girmesi: Sağa dönüş yapmadan önce, güvenli bir şekilde en sağ şeride veya trafik işaretleriyle özel olarak sağa dönüşe izin verilen şeride geçmeniz gerekir. Bu kural, trafiğin akışını düzenler ve diğer sürücülerin sizin ne yapacağınızı tahmin etmesini kolaylaştırır. Bu da yine yapılması gereken doğru bir eylemdir.

Özetle, soru bizden sağa dönüşte yapılması "yanlış" olan davranışı bulmamızı istiyor. Hızı azaltmak, sinyal vermek ve doğru şeride girmek zorunlu ve doğru davranışlarken; geniş bir kavisle dönmek tehlikeli ve kural dışı bir harekettir. Bu nedenle doğru cevap 'c' şıkkıdır.

Soru 18
Aksine bir işaret yoksa, otomobillerin yerleşim yeri dışındaki şehirlerarası çift yönlü kara yollarında azami hızı saatte kaç kilometredir?
A
80
B
90
C
110
D
120
18 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücü adaylarının Türkiye'deki temel hız limitleri bilgisini ölçmek hedeflenmektedir. Sorunun odak noktası; otomobillerin, herhangi bir özel hız limiti levhası bulunmayan, yerleşim yeri dışındaki çift yönlü bir kara yolunda yasal olarak yapabileceği en yüksek hızdır. Bu yol tipi, gidiş ve geliş yönlerinin fiziksel bir ayıraçla (refüj, bariyer vb.) bölünmediği standart şehirlerarası yolları ifade eder.

Doğru cevap b) 90 seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aksine bir trafik işareti bulunmadığı sürece, otomobiller için yerleşim yerleri dışındaki şehirlerarası çift yönlü kara yollarında belirlenen azami hız limiti saatte 90 kilometredir. Bu yollarda karşı yönden gelen trafikle arada fiziksel bir engel bulunmadığı için, kafa kafaya çarpışma riski daha yüksektir ve bu nedenle hız limiti bölünmüş yollara göre daha düşük tutulmuştur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  1. a) 80: Bu seçenek yanlıştır. Saatte 80 km hız limiti, genellikle aynı yol tipi olan şehirlerarası çift yönlü kara yollarında minibüs, otobüs ve kamyonet gibi araçlar için geçerli olan azami hızdır. Sınavlarda sıkça otomobil ile karıştırılması için verilen bir çeldiricidir.

  2. c) 110: Bu seçenek de doğru değildir. Saatte 110 km hız, otomobiller için yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda geçerli olan azami hız limitidir. Bölünmüş yollar, gidiş ve geliş yönleri birbirinden fiziksel olarak ayrıldığı için daha güvenlidir ve daha yüksek hıza izin verir.

  3. d) 120: Bu seçenek de yanlıştır. Saatte 120 km hız, otomobiller için otoyollarda (otoban) geçerli olan standart azami hız limitidir. Otoyollar, en yüksek güvenlik standartlarına sahip, erişim kontrollü yollar olduğu için en yüksek hız limitine sahiptirler.

Özetle, ehliyet sınavı için otomobillerin standart hız limitlerini yol tipine göre ezberlemek çok önemlidir. Bu temel limitler şöyledir:

  • Yerleşim Yeri İçinde: 50 km/s
  • Şehirlerarası Çift Yönlü Kara Yolunda: 90 km/s
  • Bölünmüş Yolda: 110 km/s
  • Otoyolda: 120 km/s

Bu soruda "şehirlerarası çift yönlü kara yolu" belirtildiği için doğru cevap kuşkusuz 90 km/s'tir.

Soru 19
Şekildeki tehlike uyarı işaretini gören sürücü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
Banketten gitmeli
B
Takip mesafesini artırmalı
C
Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli
D
Acil uyarı ışıklarını yakarak seyretmeli
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, "Gevşek Malzemeli Zemin" tehlike uyarı levhasını gören bir sürücünün alması gereken doğru önlemin ne olduğu sorulmaktadır. Bu trafik işareti, yol yüzeyinde çakıl, mıcır gibi serbest malzemelerin bulunduğunu ve araçların lastiklerinden bu malzemelerin sıçrayabileceğini bildirir. Aynı zamanda bu tür zeminlerde yol tutuşunun azalabileceği ve fren mesafesinin uzayabileceği konusunda sürücüyü uyarır.

Doğru Cevap: b) Takip mesafesini artırmalı

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, gevşek malzemeli zeminin yarattığı iki ana tehlikeye karşı en etkili önlem olmasıdır. Birincisi, öndeki aracın lastiklerinden fırlayabilecek taş ve çakıllardan korunmaktır. Takip mesafesini artırdığınızda, bu taşların aracınızın kaportasına ve özellikle ön camına isabet etme olasılığını büyük ölçüde azaltırsınız. İkincisi ise güvenliktir; zemin kaygan olabileceğinden, öndeki aracın ani bir manevra yapması veya frenlemesi durumunda size güvenli bir durma mesafesi sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Banketten gitmeli: Banket, yolun trafiğe ayrılmış bölümü değildir ve sadece arıza gibi zorunlu durumlarda kullanılmalıdır. Gevşek zeminli bir yolda tehlikeden kaçınmak için banketi kullanmak hem yasaktır hem de banketin durumu daha tehlikeli olabileceğinden son derece yanlıştır.
  • c) Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hareketlerden biridir. Gevşek malzemeli zeminde yol tutuşu azalmıştır. Hızı artırmak, aracın kontrolünü kaybetme (savrulma) riskini ciddi şekilde artırır. Ayrıca, sollama gibi riskli bir manevra için kesinlikle uygun bir zemin değildir. Bu tabelayı gören sürücü hızını artırmak yerine tam tersine azaltmalıdır.
  • d) Acil uyarı ışıklarını yakarak seyretmeli: Acil uyarı ışıkları (dörtlüler), aracın arıza nedeniyle durduğu veya çok yavaş ilerlemek zorunda kaldığı acil durumları belirtmek için kullanılır. Hareket halinde normal seyrederken bu ışıkların yakılması, diğer sürücüler için kafa karıştırıcıdır ve trafik kurallarına aykırıdır. Bu levhayı gördüğünüzde yapmanız gereken, sürüş tarzınızı yolun durumuna göre ayarlamaktır, bir acil durum sinyali vermek değil.

Özetle, "Gevşek Malzemeli Zemin" levhasını gördüğünüzde, potansiyel tehlikeleri göz önünde bulundurarak daha dikkatli olmalısınız. Bunun için hızınızı düşürmeli ve öndeki araçla aranızdaki takip mesafesini artırmalısınız. Bu sayede hem kendi güvenliğinizi sağlarsınız hem de aracınızı olası hasarlardan korumuş olursunuz.

Soru 20
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi dönel kavşağa yaklaşıldığını bildirir?
A
B
C
D
20 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücüleri ileride bir dönel kavşak olduğu konusunda önceden uyaran trafik işaretinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, güvenli sürüş için temel bir kuraldır. Sorunun kilit noktası, kavşağın kendisine gelindiğini değil, kavşağa "yaklaşıldığını" bildiren uyarı işaretini bulmaktır.

Doğru Cevap: D Şıkkı

D şıkkında gösterilen işaret, "Dönel Kavşağa Yaklaşım" levhasıdır. Bu işaret, bir tehlike uyarı işaretidir ve üçgen şeklindedir. Sürücüye ileride bir dönel kavşak olduğunu, bu nedenle hızını düşürmesi ve kavşağa girerken dikkatli olması gerektiğini önceden bildirir. Bu levhayı gördükten sonra sürücü, kavşak içindeki araçlara yol vermeye hazırlanmalıdır.

Diğer Şıkların Açıklaması:

  • A Şıkkı: Bu işaret "Dönel Kavşak" levhasıdır. Mavi ve yuvarlak olması, bunun bir zorunluluk (mecburiyet) bildiren işaret olduğunu gösterir. Bu levha, kavşağa yaklaşırken değil, tam kavşağın girişinde bulunur ve sürücüye bu kavşakta dönel kavşak kurallarına uyması gerektiğini, yani sola dönüş yasağı olduğunu ve adanın etrafından dönülmesi gerektiğini emreder. Kısacası, bu işaret "yaklaşımı" değil, "kavşağın kendisini" belirtir.
  • B Şıkkı: Bu işaret "Kontrolsüz Kavşak" levhasıdır. Üçgen şeklindeki bu uyarı levhası, ileride trafik ışığı, polis veya başka bir işaretle kontrol edilmeyen bir kavşak olduğunu bildirir. Bu tür kavşaklarda geçiş hakkı kurallarına (örneğin sağdan gelene yol verme) özellikle dikkat edilmesi gerekir. Dönel kavşak ile bir ilgisi yoktur.
  • C Şıkkı: Bu işaret "Sağdan Ana Yola Giriş" levhasıdır. Ana yolda seyreden sürücüleri, ileride sağ taraftan tali bir yoldan katılım olacağı konusunda uyarır. Bu levhayı gören ana yoldaki sürücü, sağdan yola çıkabilecek araçlara karşı dikkatli olmalıdır. Bu işaret de bir dönel kavşağı göstermez.

Özetle; soruda bir kavşağa "yaklaşıldığını" bildiren uyarı levhası sorulmaktadır. Tehlike uyarı levhaları genellikle üçgen şeklindedir. Bu nedenle doğru cevap, üçgen içinde dönen okların bulunduğu D şıkkıdır. A şıkkındaki mavi yuvarlak levha ise bir uyarı değil, zorunluluk bildiren ve tam kavşak girişinde bulunan bir işarettir.

Soru 21
Aksini gösteren bir trafik işareti yoksa, eğimsiz iki yönlü dar yolda kamyonet ile lastik tekerlekli traktörün karşılaşması hâlinde, hangisi diğerine yol  vermelidir?
A
Hızı fazla olan az olana
B
Şeridi daralmış olan diğerine
C
Lastik tekerlekli traktör, kamyonete
D
Kamyonet, Lastik tekerlekli traktöre
21 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik işaretlerinin bulunmadığı, düz (eğimsiz) ve iki aracın yan yana geçemeyeceği kadar dar bir yolda karşılaşan iki farklı cins aracın geçiş hakkı sorulmaktadır. Kural, bu gibi durumlarda hangi aracın diğerine yol vermesi gerektiğini belirleyen genel trafik kaidelerine dayanır. Bu durum, sürücülerin keyfi kararlar almasını engelleyerek trafiğin güvenli bir şekilde akmasını sağlar.

Doğru cevap c) Lastik tekerlekli traktör, kamyonete seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aksini gösteren bir işaret bulunmayan, eğimsiz ve dar yollarda karşılaşan araçlar için bir geçiş üstünlüğü sıralaması vardır. Bu sıralamada motorlu araçlardan iş makineleri ve lastik tekerlekli traktörler, diğer motorlu araçlara (otomobil, minibüs, kamyonet, kamyon vb.) yol vermek zorundadır. Bu hiyerarşide kamyonet, traktörden daha önceliklidir.

Bu kuralın temel mantığı, genellikle daha yavaş hareket eden, manevra kabiliyeti daha düşük olan veya tarım/inşaat gibi özel amaçlar için kullanılan araçların, trafiğin genel akışını sağlayan ve daha seri olan diğer araçlara öncelik tanımasıdır. Traktör, bir kamyonete göre daha yavaş ve hantal bir araç olarak kabul edilir. Bu nedenle, dar bir yolda karşılaşma durumunda, trafiğin akıcılığını korumak adına traktörün kenara çekilerek kamyonete yol vermesi beklenir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Hızı fazla olan az olana: Bu seçenek yanlıştır çünkü geçiş üstünlüğü aracın o anki hızına göre belirlenmez. Kurallar, hız gibi değişken ve anlık durumlara göre değil, araçların cinsine göre sabit bir düzen oluşturur. Hıza dayalı bir kural, karmaşaya ve kazalara yol açabilirdi.
  • b) Şeridi daralmış olan diğerine: Bu kural, yolun tamamının dar olduğu durumlar için değil, genellikle yol yapım çalışması gibi nedenlerle şeritlerden birinin geçici olarak daraldığı veya kapandığı durumlar için geçerlidir. Soruda ise yolun kendisi "dar" olarak tanımlanmıştır.
  • d) Kamyonet, Lastik tekerlekli traktöre: Bu seçenek, doğru cevabın tam tersidir ve trafik yönetmeliğinde belirtilen araç cinsi hiyerarşisine aykırıdır. Belirtildiği gibi, geçiş önceliği kamyonettedir ve traktör yol vermekle yükümlüdür.
Soru 22
Yapısı itibariyle, sürücüsü dahil en fazla dokuz oturma yeri olan ve insan taşımak için imal edilmiş bulunan motorlu taşıta ne ad verilir?
A
Otobüs 
B
Otomobil
C
Kamyon 
D
Kamyonet
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alan temel bir araç tanımı sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktaları, aracın **üretim amacı** (insan taşımak) ve **yolcu kapasitesidir** (sürücü dahil en fazla dokuz oturma yeri). Bu iki kriteri karşılayan doğru araç sınıfını bulmanız beklenmektedir.

Doğru cevap b) Otomobil seçeneğidir. Türk trafik mevzuatına göre, yapısı itibarıyla sürücüsü dahil en fazla dokuz oturma yeri olan ve insan taşımak amacıyla üretilmiş motorlu taşıtlar otomobil olarak tanımlanır. Bu tanım, ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan temel bir bilgidir ve sorudaki ifadeyle birebir örtüşmektedir. Günlük hayatta kullandığımız binek arabalar, sedan, hatchback, station wagon gibi araçların tamamı bu sınıfa girer.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Otobüs: Bu seçenek yanlıştır çünkü otobüsler de insan taşımak için üretilmiş olsalar da, oturma yeri kapasiteleri çok daha fazladır. Yasal olarak, sürücüsü dahil 10 ila 17 oturma yeri olan taşıtlara "minibüs", 17'den fazla oturma yeri olanlara ise "otobüs" denir. Dolayısıyla, soruda belirtilen "en fazla dokuz oturma yeri" sınırı otobüs tanımını tamamen dışarıda bırakır.
  • c) Kamyon: Bu seçenek de yanlıştır. Kamyonların temel üretim amacı insan değil, yük taşımaktır. Yasal tanımına göre kamyon, izin verilebilen azami yüklü ağırlığı 3.500 kilogramdan fazla olan ve yük taşımak için imal edilmiş motorlu taşıttır. Hem kullanım amacı ("insan taşımak" yerine "yük taşımak") hem de kapasite tanımı bakımından sorudaki ifadeye uymaz.
  • d) Kamyonet: Kamyonet seçeneğinin yanlış olmasının sebebi de kamyon ile benzerdir; temel amacı yük taşımaktır. Kamyondan ayrıldığı nokta ise ağırlığıdır; izin verilebilen azami yüklü ağırlığı 3.500 kilogramı geçmeyen yük taşıma araçlarına kamyonet denir. Soruda açıkça "insan taşımak için imal edilmiş" denildiği için bu seçenek de elenmelidir.

Özetle, bu soruyu doğru cevaplamak için araçların yasal tanımlarındaki iki temel ayrımı bilmek gerekir: Taşıdığı Şey (İnsan/Yük) ve Kapasite (Koltuk Sayısı/Ağırlık). Sorudaki "insan taşıma" amacı kamyon ve kamyoneti elerken, "en fazla 9 koltuk" sınırı da otobüsü elemektedir. Geriye kalan tek doğru tanım otomobile aittir.

Soru 23
Trafik işaret levhaları ile belirlenmiş yaya ve okul geçitlerine yaklaşan sürücülerin aşağıdakilerden hangisini yapmaları yanlıştır?
A
Yavaşlamaları
B
Hızlarını artırmaları
C
Yayalara ilk geçiş hakkını vermeleri
D
Okul geçidi görevlisinin talimatlarına uymaları
23 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün yaya veya okul geçidine yaklaşırken yapmaması gereken, yani yanlış olan davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafik kurallarının temel amacı can ve mal güvenliğini sağlamaktır ve yaya/okul geçitleri bu amacın en çok öne çıktığı yerlerdir. Bu nedenle sürücülerin bu alanlarda ekstra dikkatli ve sorumlu davranmaları beklenir.

Doğru Cevap: b) Hızlarını artırmaları

Doğru cevabın "Hızlarını artırmaları" olmasının sebebi, bu davranışın trafik güvenliğini tamamen hiçe sayan, son derece tehlikeli ve yasak bir hareket olmasıdır. Yaya ve okul geçitleri, yayaların ve özellikle çocukların karşıdan karşıya geçtiği hassas noktalardır. Bu noktalara yaklaşırken hız artırmak, sürücünün olası bir tehlikeye karşı tepki verme süresini kısaltır, fren mesafesini uzatır ve yayalar için ölümcül bir risk oluşturur. Bu nedenle, bir geçide yaklaşırken hız artırmak yapılacak en büyük yanlıştır.

Diğer Seçeneklerin Analizi

Diğer seçeneklerin neden yanlış cevap olduğunu, yani sürücülerin neden bu davranışları yapması gerektiğini inceleyelim:

  • a) Yavaşlamaları: Bu, bir sürücünün yaya veya okul geçidine yaklaşırken yapması gereken ilk ve en önemli davranıştır. Sürücü, geçide yaklaşırken hızını düşürerek hem çevresini daha iyi kontrol edebilir hem de bir yayanın geçide adım atması durumunda güvenli bir şekilde durmak için kendine zaman tanır. Bu, zorunlu ve doğru bir davranıştır.
  • c) Yayalara ilk geçiş hakkını vermeleri: Karayolları Trafik Kanunu'na göre, trafik işaretleriyle belirlenmiş yaya ve okul geçitlerinde geçiş önceliği her zaman yayalarındır. Sürücüler, geçitte veya geçide girmek üzere olan bir yaya gördüklerinde durarak onlara ilk geçiş hakkını tanımakla yükümlüdür. Bu, yasal bir zorunluluk ve doğru bir davranıştır.
  • d) Okul geçidi görevlisinin talimatlarına uymaları: Okul geçidi görevlileri (veya trafik polisleri), trafiği yönetme yetkisine sahiptir. Onların "DUR" veya "GEÇ" gibi işaret ve talimatları, trafik ışıklarından ve levhalarından bile daha üstündür. Bir okul geçidi görevlisinin olduğu yerde sürücünün kendi bildiğini değil, görevlinin talimatlarını uygulaması can güvenliği açısından esastır ve bu da doğru bir davranıştır.

Özetle, soru bizden "yanlış" olan davranışı bulmamızı istiyor. Yavaşlamak, yayalara yol vermek ve görevlinin talimatlarına uymak yapılması gereken doğru ve zorunlu davranışlardır. Hız artırmak ise bu kuralların tam tersi olup, kesinlikle yasak ve yanlış bir davranıştır.

Soru 24
Şekildeki trafik işareti neyi yasaklar?
A
Geri gitmeyi
B
Sola dönmeyi
C
U dönüşü yapmayı
D
Ada etrafında dönmeyi
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, size gösterilen trafik tanzim işaretinin hangi yasağı belirttiği sorulmaktadır. Trafik tanzim işaretleri, sürücülerin trafikte uyması gereken zorunlu kuralları, yasaklamaları ve kısıtlamaları bildirir. Bu işaretleri doğru bir şekilde anlamak, hem sınavda başarılı olmak hem de trafikte güvenli bir şekilde araç kullanmak için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap c) U dönüşü yapmayı seçeneğidir. Şimdi bu cevabın neden doğru olduğunu ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu detaylıca inceleyelim. İşaret levhası, kırmızı renkli yuvarlak bir çerçeveye sahiptir. Trafik işaretlerinde kırmızı daire her zaman bir yasaklama veya kısıtlama anlamına gelir. Levhanın içinde ise 180 derecelik bir dönüşü, yani aracın geldiği istikametin tam tersine dönmesini simgeleyen bir ok sembolü bulunmaktadır. Bu sembol, halk arasında ve trafik dilinde "U dönüşü" olarak bilinen manevrayı temsil eder.

Bu iki görsel bilgiyi birleştirdiğimizde, yani "yasaklama" anlamına gelen kırmızı daire ile "U dönüşü" anlamına gelen sembolü bir araya getirdiğimizde, levhanın net anlamı ortaya çıkar: "U dönüşü yapmak yasaktır". Sürücüler bu levhayı gördükleri yolda veya kavşakta araçlarını geri döndürerek geldikleri yöne doğru gidemezler. Bu kural genellikle trafiğin akışını tehlikeye atabilecek, görüşün yetersiz olduğu veya yolun dar olduğu yerlerde konulur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım:

  • a) Geri gitmeyi: Bu seçenek yanlıştır. Levhadaki sembol, geri geri gitme eylemini değil, aracın yönünü tamamen tersine çevirme manevrasını gösterir. Geri gitmek farklı bir eylemdir ve bu levha ile yasaklanmaz.
  • b) Sola dönmeyi: Bu seçenek de doğru değildir. "Sola dönülmez" işareti, yine kırmızı daire içinde sola doğru kıvrılan bir okun üzerine çapraz kırmızı bir çizgi çekilmesiyle gösterilir. Bu sorudaki işaret ise 90 derecelik bir dönüşü değil, 180 derecelik tam bir dönüşü ifade eder.
  • d) Ada etrafında dönmeyi: Bu seçenek de yanlıştır. Ada etrafında dönüşü gösteren veya düzenleyen işaretler farklıdır. Genellikle mavi zeminli, oklarla dönüş yönünü gösteren mecburi yön levhaları kullanılır. Bu levhanın bir dönel kavşak (ada) ile doğrudan bir ilişkisi yoktur.

Özetle, ehliyet sınavında trafik işaretlerini doğru okuyabilmek için temel prensipleri bilmek gerekir. Kırmızı dairenin bir yasaklama bildirdiğini ve içindeki sembolün de neyin yasaklandığını anlattığını unutmamalısınız. Bu sorudaki sembol açıkça U dönüşünü temsil ettiği için, doğru cevap "U dönüşü yapmayı" yasakladığıdır.

Soru 25
Şekildeki trafik tanzim işareti, kamyona hangi anlamda gabari sınırlaması getirmektedir?
A
Yükseklik 
B
Uzunluk
C
Genişlik 
D
Ağırlık
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, size gösterilen trafik tanzim levhasının anlamını doğru bir şekilde yorumlamanız istenmektedir. Levhanın üzerindeki semboller ve yazılar, yoldaki araçlar için bir "gabari" yani boyut sınırlaması getirmektedir. Sorunun amacı, bu sınırlamanın yükseklik, uzunluk, genişlik veya ağırlık türlerinden hangisi olduğunu belirlemenizdir.

Doğru Cevap: a) Yükseklik

Doğru cevabın "Yükseklik" olmasının sebebi, levhanın üzerindeki görsel ipuçlarıdır. Levhada "3,50 m" yazısının üstünde ve altında, birbirine dönük iki ok bulunmaktadır. Bu dikey oklar, bir nesnenin yerden en üst noktasına kadar olan mesafesini, yani yüksekliğini sembolize eder. Dolayısıyla bu levha, sürücülere ilerideki yol kesiminden (örneğin bir köprü, tünel veya üst geçit) yüksekliği 3,50 metreden fazla olan araçların geçemeyeceğini bildiren bir uyarıdır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • b) Uzunluk: Eğer bu levha bir uzunluk sınırlaması belirtseydi, oklar aracın ön ve arka ucunda, yatay bir şekilde konumlandırılırdı. Uzunluk sınırlaması, genellikle keskin virajlar veya manevra alanı dar olan yerler için kullanılır ve aracın baştan sona toplam mesafesini ifade eder. Levhadaki oklar dikey olduğu için bu seçenek yanlıştır.
  • c) Genişlik: Genişlik sınırlaması levhasında ise oklar aracın sağında ve solunda yer alır ve içeri doğru bakar. Bu, aracın en geniş noktasının belirtilen ölçüden (örneğin "2,30 m") fazla olmaması gerektiğini gösterir. Sorudaki levhada oklar yanlarda değil, üstte ve altta olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Ağırlık: Ağırlık sınırlaması, boyut (gabari) ile ilgili değildir; aracın kütlesiyle ilgilidir. Ağırlık sınırlaması getiren levhalarda genellikle metre ("m") yerine ton ("t") birimi kullanılır (örneğin "7 t"). Sorudaki levhada "m" (metre) birimi kullanıldığı için bu seçenek de kesinlikle yanlıştır.

Özetle, trafik levhalarını doğru yorumlamak için üzerindeki sembollere dikkat etmek çok önemlidir. Bu levhadaki dikey oklar ve "m" birimi, bize sınırlamanın yükseklik ile ilgili olduğunu net bir şekilde göstermektedir. Bu tür levhalara uymamak, hem aracınızın hem de yol üzerindeki yapıların (köprü, tünel vb.) ciddi hasar görmesine neden olabilir.

Soru 26
Aşağıdakilerden hangisi azami hız sınırlaması anlamındadır?
A
B
C
D
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte kullanılan levhalardan hangisinin "azami hız sınırlaması" yani bir yolda yasal olarak yapılabilecek en yüksek hızı gösterdiği sorulmaktadır. Sürücülerin bu levhaları doğru bir şekilde tanıyıp anlamlarına göre hareket etmesi, trafik güvenliği için hayati önem taşır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım.

a) Doğru Cevap: Bu seçenekteki levha, etrafı kırmızı bir çemberle çevrili ve içinde "50" yazan bir trafik işaretidir. Trafik işaret dilinde, kırmızı çember yasaklama veya kısıtlama anlamına gelir. Bu nedenle bu levha, görüldüğü yolda motorlu taşıtların yapabileceği en yüksek hızın, yani azami hızın saatte 50 kilometre olduğunu belirtir. Sürücüler bu levhayı gördüklerinde hızlarını 50 km/s veya altına düşürmek zorundadırlar. Bu yüzden sorunun doğru cevabı budur.

b) Yanlış Cevap: Bu levha, "a" seçeneğindeki levhanın aynısı olup üzerinde baştan başa siyah bir çizgi bulunmaktadır. Trafikte bir yasaklama veya kısıtlama bildiren levhanın üzerindeki bu çizgi, o yasağın veya kısıtlamanın sona erdiğini ifade eder. Dolayısıyla bu levha, "Hız Sınırlaması Sonu" levhasıdır. Bu işareti gören sürücü, daha önce geçerli olan 50 km/s hız sınırının artık bittiğini ve yolun kendi türü için belirlenmiş yasal hız limitine (örneğin, şehirlerarası yolda 90 km/s) dönebileceğini anlar. Bu nedenle bir sınırlama değil, sınırlamanın bitişini belirttiği için yanlıştır.

c) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki levha, mavi zeminli daire şeklinde ve içinde "50" yazan bir işarettir. Mavi renkli daire şeklindeki levhalar, sürücülere bir mecburiyet bildirir. Bu levha, "Mecburi Asgari Hız" levhasıdır ve sürücülerin bu yolda, trafik güvenliğini tehlikeye düşürmemek şartıyla, saatte en az 50 kilometre hızla gitmeleri gerektiğini belirtir. Yani azami (en yüksek) hızın tam tersi olarak asgari (en düşük) hızı ifade ettiği için yanlış bir seçenektir.

d) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki levha, kare şeklinde ve üzerinde iki araç ile "50 km" (genellikle metre olarak "50 m" yazar) ifadesi bulunan bir bilgi işaretidir. Kare veya dikdörtgen şeklindeki levhalar genellikle sürücülere bilgi verir. Bu levha, öndeki araçla aradaki takip mesafesinin en az 50 metre olması gerektiğini hatırlatan bir levhadır. Hız ile değil, araçlar arasındaki güvenli mesafe ile ilgili olduğu için bu seçenek de yanlıştır.

Soru 27
Şekildeki kara yolu bölümünde, hangi numaralı taşıt sürücülerinin yaptığı, asli kusur hâllerinden sayılır
A
Yalnız 4 
B
1 ve 7
C
1, 3 ve 6 
D
2, 6 ve 7
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte "asli kusur" olarak kabul edilen, yani bir kaza anında sürücünün temel olarak suçlu sayılmasına neden olan davranışı sergileyen aracı bulmamız isteniyor. Asli kusur, trafik kurallarının en temel ve en tehlikeli şekilde ihlal edilmesi durumlarında ortaya çıkar. Bu ihlaller, kazanın ana nedeni olarak kabul edilir.

Doğru Cevabın Açıklaması (a - Yalnız 4)

Şekli dikkatle incelediğimizde, 4 numaralı aracın sollama yapmak için karşı şeride geçtiğini görüyoruz. Ancak bu geçişi yaptığı yerdeki yol çizgisi düz devamlı bir çizgidir. Trafik kurallarına göre, düz devamlı yol çizgisi bir "duvar" niteliğindedir ve bu çizginin bulunduğu yerlerde şerit değiştirmek, özellikle de sollama yapmak kesinlikle yasaktır. Karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şeride veya yol bölümüne girmek, Karayolları Trafik Kanunu'nda sayılan asli kusur hâllerinden en önemlilerinden biridir. Bu nedenle 4 numaralı araç sürücüsü, asli kusurlu bir davranış sergilemektedir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • 1 ve 3 Numaralı Araçlar: 1 numaralı araç, sağ şeritten kurallara uygun bir şekilde sağa dönüş yapmaktadır. 3 numaralı araç ise sola dönüş yapmak için kavşak içinde, karşıdan gelen 2 numaralı araca yol vermek üzere beklemektedir. Her iki aracın da yaptığı manevralarda herhangi bir kural ihlali veya asli kusur durumu yoktur.
  • 6 ve 7 Numaralı Araçlar: Bu araçların sürücüleri birer kural ihlali yapmaktadır. 6 numaralı araç, sol şeride geçmeden sağ şeritten sola dönmeye çalışmaktadır. 7 numaralı araç ise sağ şeride geçmeden sol şeritten sağa dönmeye çalışmaktadır. Bu durum, "dönüş manevralarını yanlış yapmak" olarak adlandırılan bir kural ihlalidir ve tehlikelidir. Ancak bu ihlal, kanunda spesifik olarak "asli kusur" listesinde yer alan "karşı yöne girmek" veya "kırmızı ışıkta geçmek" gibi ağır bir kusur olarak sayılmaz. Bu sebeple 6 ve 7 numaralı araçların yaptığı hatalar asli kusur değildir.

Sonuç olarak, seçenekler arasında yer alan araçlardan sadece 4 numaralı aracın yaptığı "düz çizgiyi ihlal ederek karşı şeride geçmek" eylemi, kanunen net bir şekilde asli kusur olarak tanımlanmıştır. Diğer araçların ya bir kusuru yoktur (1, 2, 3) ya da yaptıkları hata asli kusur kategorisine girmemektedir (6, 7). Bu nedenle doğru cevap "Yalnız 4" tür.

Soru 28
Şekildeki gibi park etmiş aracın hangi tarafında duraklama yapılamaz?
A
Önünde
B
Arkasında
C
Yol tarafındaki yanında
D
Ön ve arkasına 50 metre mesafede
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yol kenarına kurallara uygun şekilde park etmiş bir aracın çevresinde, trafik kanunlarına göre hangi noktada "duraklama" yapmanın yasak olduğu sorgulanmaktadır. Duraklama, yolcu indirmek, bindirmek veya kısa süreli bir iş için aracı geçici olarak durdurmak anlamına gelir. Sorunun temel mantığı, duraklamanın trafik akışını tehlikeye atmaması veya engellememesi prensibine dayanır.

Doğru cevap olan c) Yol tarafındaki yanında seçeneğinin doğru olmasının sebebi, bu hareketin trafik akışını doğrudan engellemesidir. Park etmiş bir aracın yol tarafındaki yanına, yani hareket halindeki araçların kullandığı şeride aracınızı durdurduğunuzda, "çift sıra duraklama" yapmış olursunuz. Bu durum, arkanızdan gelen araçların şerit değiştirmesine veya aniden yavaşlamasına neden olarak trafik sıkışıklığına ve kaza riskine yol açar. Bu nedenle, yolun akışını sağlayan şeridi bu şekilde işgal etmek kesinlikle yasaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Önünde: Park etmiş bir aracın önünde, arada güvenli bir mesafe bırakarak ve başka bir yasak (yaya geçidi, kavşak vb.) bulunmuyorsa duraklama yapmakta bir sakınca yoktur. Bu hareket, trafik akışını doğrudan engellemez.
  • b) Arkasında: Tıpkı önünde olduğu gibi, park etmiş bir aracın arkasında da yeterli mesafe bırakılarak duraklama yapılabilir. Bu da trafik şeridini işgal etmediği için genellikle serbesttir.
  • d) Ön ve arkasına 50 metre mesafede: Bu seçenek yanıltıcı bir kuraldır. Trafik kanunlarında park etmiş her aracın önüne ve arkasına 50 metre gibi genel bir duraklama yasağı yoktur. Belirli mesafe kuralları; kavşaklar, otobüs durakları, yaya geçitleri, tepe üstleri gibi özel noktalar için geçerlidir, standart bir park alanı için değil.

Özetle, trafik kurallarının en temel amacı, trafiğin güvenli ve akıcı bir şekilde ilerlemesini sağlamaktır. Park etmiş bir aracın yanına, yolun ortasına doğru duraklama yapmak, bu temel amaca tamamen aykırıdır çünkü şeridi kapatarak trafiği tehlikeye atar. Bu nedenle doğru cevap "Yol tarafındaki yanında" seçeneğidir.

Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi sağa tehlikeli de­vamlı viraj trafik işaretidir?
A
B
C
D
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerden "sağa tehlikeli devamlı viraj" anlamına gelen trafik işaretini tanımaları istenmektedir. Bu işaret, ileride peş peşe gelen, ilki sağa dönük olan tehlikeli virajların olduğu konusunda sürücüyü uyarır. Doğru levhayı seçmek için hem virajın yönünü hem de virajların tek mi yoksa devamlı mı olduğunu dikkatle incelemek gerekir.

Doğru Cevap: b) seçeneğidir. Bu seçenekteki işaret, "Sağa Tehlikeli Devamlı Virajlar" levhasıdır. İşaretin üzerindeki kıvrımlı ve "S" harfine benzer ok, birden fazla virajın olduğunu, yani virajların "devamlı" olduğunu gösterir. Okun ilk hareket yönünün sağa doğru olması, viraj serisinin sağa doğru bir virajla başladığını belirtir. Bu nedenle bu işaret, soruda istenen tanıma tam olarak uymaktadır.

Bu levhayı gören bir sürücü, hızını azaltmalı ve direksiyon hakimiyetini artırmalıdır. Çünkü ileride sadece bir tane değil, peş peşe gelen ve görüş mesafesini kısıtlayabilen tehlikeli dönemeçler bulunmaktadır. Özellikle virajlarda karşı yönden gelen araç olabileceği ihtimaline karşı şeridini koruması hayati önem taşır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) seçeneği neden yanlış? Bu levha, "Tehlikeli Sağ Viraj" işaretidir. Sadece tek bir tehlikeli sağ virajı belirtir. Soruda ise "devamlı" yani birden fazla virajdan bahsedildiği için bu seçenek yanlıştır. Şekil olarak kıvrımlı ve devam eden bir yapıda değildir.
  • c) seçeneği neden yanlış? Bu levha, "Tehlikeli Sol Viraj" işaretidir. Hem virajın yönü ("sol") yanlıştır hem de sadece tek bir virajı göstermektedir. Soru hem "sağa" hem de "devamlı" viraj istediği için bu seçenek tamamen hatalıdır.
  • d) seçeneği neden yanlış? Bu levha, "Sola Tehlikeli Devamlı Virajlar" işaretidir. Şekil olarak devamlı virajları gösterdiği için "devamlı" kısmını karşılasa da, okun ilk hareket yönü sola doğrudur. Soru ise "sağa" tehlikeli devamlı virajı sorduğu için bu seçenek de yanlıştır. Bu seçenek, doğru cevabın en yakın çeldiricisidir ve dikkatli olunması gerekir.

Özetle, viraj levhalarını incelerken okun şekline dikkat etmelisiniz. Eğer ok tek bir bükülme yapıyorsa tek viraj, kıvrımlı ve birden çok bükülme yapıyorsa devamlı viraj anlamına gelir. Okun ilk başladığı yön ise virajın hangi yöne doğru başladığını gösterir.

Soru 30
Trafik görevlisinin geceleyin ışıklı işaret çubuğunu şekildeki gibi hareket ettirmesinin sürücüler için anlamı nedir?
A
Geç işareti
B
Dur işareti
C
Yavaşlatma işareti
D
Hızlandırma işareti
30 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik görevlisinin geceleyin kullandığı ışıklı işaret çubuğuyla yaptığı belirli bir hareketin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Görselde, trafik görevlisinin çubuğu geniş bir kavisle bir yandan diğer yana doğru salladığı görülmektedir. Bu hareket, trafikteki sürücülere net bir talimat vermek için kullanılır ve anlamını bilmek güvenli sürüş için hayati önem taşır.

Doğru Cevap: a) Geç işareti

Trafik görevlisinin, ışıklı işaret çubuğunu omuz hizasında veya başının üzerinde, vücudunun bir yanından diğer yanına doğru geniş bir yay çizecek şekilde hareket ettirmesi, sürücülere "Geç" talimatı verdiğini gösterir. Bu hareket, adeta sürücünün önündeki yolu temizleyerek ona ilerlemesi için bir davet niteliği taşır. Özellikle gece veya görüşün düşük olduğu durumlarda bu ışıklı ve belirgin hareket, sürücülerin güvenli bir şekilde yola devam etmeleri için en açık işarettir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) Dur işareti: Trafik görevlisinin "Dur" işareti, genellikle ışıklı çubuğu başının üzerinde dik bir şekilde sabit tutması veya avuç içi sürücüye dönük olacak şekilde kolunu yukarı kaldırmasıyla verilir. Amaç, yolu fiziksel olarak veya bir sembolle keserek ilerlemeyi engellemektir. Sorudaki hareket, durmayı değil, tam tersine harekete geçmeyi teşvik etmektedir.
  • c) Yavaşlatma işareti: Yavaşlatma talimatı için trafik görevlisi, ışıklı çubuğu veya elini aşağı ve yukarı doğru kesik kesik sallar. Bu hareket, sürücüye hızını düşürmesi gerektiğini anlatır. Sorudaki geniş kavisli hareket bu anlama gelmemektedir, çünkü bu hareket akışı kesintiye uğratmak yerine devam ettirmeyi amaçlar.
  • d) Hızlandırma işareti: Hızlandırma işareti, genellikle yavaşlatma işaretine benzer ancak daha seri ve teşvik edici bir kol hareketiyle yapılır. Bu işaret, zaten hareket halinde olan trafiğin akışını hızlandırmak için kullanılır. Sorudaki görsel ise duran veya yaklaşan bir araca ilerlemesi için verilen bir başlangıç talimatıdır, mevcut hızı artırma talimatı değildir.

Sonuç olarak, görselde tasvir edilen geniş ve kavisli hareket, trafik akışını yönlendiren en temel ve yaygın işaretlerden biridir ve sürücüler için net bir "Geç" anlamı taşır. Bu işaretleri doğru anlamak, hem trafik görevlilerinin talimatlarına uymayı hem de trafikteki genel güvenliği sağlamayı kolaylaştırır.

Soru 31
Araçların niteliklerini tespit ve kontrol edebilecek cihaz ve personel bulunan, teknik kontrolü yapılan yerlere ne ad verilir?
A
Servis istasyonu
B
Araç tartı istasyonu
C
Akaryakıt istasyonu
D
Muayene istasyonu
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, araçların trafiğe çıkabilmesi için yasal olarak zorunlu olan teknik kontrollerin yapıldığı yerin tanımı verilmiş ve bu yerin ne olduğu sorulmuştur. Sorunun anahtar kelimeleri; "niteliklerin tespiti", "teknik kontrol", "cihaz ve personel"dir. Bu ifadeler, resmi ve kapsamlı bir denetim sürecini işaret etmektedir.

Doğru cevap d) Muayene istasyonu'dur. Çünkü araç muayene istasyonları, devlet tarafından yetkilendirilmiş, araçların Karayolları Trafik Kanunu'nda belirtilen standartlara uygun olup olmadığını denetleyen kurumlardır. Bu istasyonlarda, fren sistemleri, aydınlatma, emisyon değerleri, lastikler ve diğer güvenlik donanımları gibi aracın tüm teknik "nitelikleri", özel "cihazlar" kullanılarak eğitimli "personel" tarafından "kontrol" edilir. Bu tanım, soruda verilen tüm unsurları eksiksiz bir şekilde karşılamaktadır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Servis istasyonu: Servis istasyonları, araçların arıza onarımı, periyodik bakımı (yağ, filtre değişimi vb.) ve parça değişimi gibi işlemlerin yapıldığı özel işletmelerdir. Resmi bir denetim ve trafik uygunluğu belgesi verme yetkileri yoktur. İşlemleri bakım ve onarım odaklıdır, resmi bir teknik kontrol değildir.
  • b) Araç tartı istasyonu: Bu istasyonlar, genellikle otoyol kenarlarında bulunur ve özellikle ticari araçların yasalara uygun azami ağırlık sınırlarını (tonaj) aşıp aşmadığını kontrol eder. Görevleri sadece aracın ağırlığını ölçmektir; fren, ışık, motor gibi kapsamlı bir teknik kontrol yapmazlar.
  • c) Akaryakıt istasyonu: Akaryakıt istasyonlarının temel işlevi, araçlara benzin, motorin, LPG gibi yakıtları satmaktır. Lastik havası kontrolü gibi basit hizmetler sunabilseler de, araçların teknik yeterliliğini denetleyecek donanıma, personele veya yasal yetkiye sahip değillerdir.

Sonuç olarak, araçların güvenli ve yasalara uygun olduğunu belgelemek amacıyla yapılan kapsamlı teknik denetimlerin gerçekleştirildiği tek yetkili yer "muayene istasyonu"dur. Bu nedenle doğru cevap 'd' seçeneğidir.

Soru 32
Hız sınırlarını yüzde otuzdan fazla aşmak suretiyle ihlal edenlerin, sürücü belgelerinin bir yıl süre ile geri alınabilmesi için, aynı suçun bir yıl içinde kaç kez işlenmesi gerekir?
A
B
C
D
5
32 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alan spesifik bir kural ihlali ve bu ihlalin tekrarı durumunda uygulanacak yaptırım sorgulanmaktadır. Sorunun odak noktası, hız sınırını %30'dan fazla aşma suçunun, sürücü belgesinin bir yıl süreyle geri alınması sonucunu doğurması için bir yıl içinde kaç defa tekrarlanması gerektiğidir.

Doğru cevap d) 5 seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddesine göre, bir sürücünün hız sınırlarını %30'dan fazla aşması durumunda ciddi bir yaptırımla karşılaşması için bu ihlalin belirli bir sayıda tekrarlanması gerekir. Kanun, bu tehlikeli davranışın caydırıcılığını artırmak için bir "tekerrür" (tekrarlanma) kuralı koymuştur. Bu kurala göre, suçun işlendiği tarihten geriye doğru bir yıl içinde aynı kural ihlali beşinci kez yapıldığında, sürücünün ehliyetine bir yıl süreyle el konulur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. Eğer sürücü bu suçu bir yıl içinde 2, 3 veya 4 kez işlerse, ehliyetine el konulmaz. Bu durumlarda sürücü, her ihlal için ayrı ayrı idari para cezası ve ceza puanı alır, ancak ehliyetinin bir yıl süreyle geri alınması yaptırımı henüz uygulanmaz. Bu yaptırım, sadece ve sadece ihlal sayısının bir yıl içinde beşe ulaşmasıyla tetiklenir. Bu nedenle a, b ve c seçenekleri yanlıştır.

Özetle, bu kuralı aklınızda tutmak için şu adımları izleyebilirsiniz:

  • İhlalin Türü: Hız sınırını %30'dan fazla aşmak.
  • Zaman Aralığı: İhlalin yapıldığı tarihten geriye doğru bir (1) yıl.
  • Tekrar Sayısı: Aynı ihlalin 5 kez işlenmesi.
  • Yaptırım: Sürücü belgesinin bir (1) yıl süreyle geri alınması.

Bu özel kural, sürücülerin sürekli olarak yüksek hız yaparak trafiği tehlikeye atmasını engellemeyi amaçlayan önemli bir maddedir. Sınavda bu tür sayısal ve şarta bağlı sorulara dikkat etmek önemlidir.

Soru 33
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Yolda gizli buzlanma olabileceğini
B
Kaza sebebiyle yolun trafiğe kapatıldığını
C
Düşük banketli yol kesimine yaklaşıldığını
D
Yolda yapım, bakım veya onarım çalışması olduğunu
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, gösterilen trafik işaretinin anlamı sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru bir şekilde tanımak ve ne anlama geldiklerini bilmek, hem ehliyet sınavında başarılı olmak hem de trafikte güvenli bir sürücü olmak için çok önemlidir. Bu işaret, sürücüleri ilerideki yol durumu hakkında önceden bilgilendiren bir uyarı levhasıdır.

Şekilde gördüğünüz işaret, kırmızı çerçeveli üçgen şekliyle bir tehlike uyarı işaretidir. Bu tür işaretlerin amacı, sürücüleri ileride karşılaşabilecekleri potansiyel bir tehlikeye karşı önceden uyarmak ve gerekli önlemleri almalarını sağlamaktır. İşaretin içindeki kürekle çalışan insan figürü, yolda insan emeğiyle yapılan bir faaliyete dikkat çeker.

Doğru cevap d) Yolda yapım, bakım veya onarım çalışması olduğunu seçeneğidir. Bu levha, sürücülere ilerleyen yol kesiminde yol yapımı, asfaltlama, tamirat, temizlik veya benzeri bir çalışma yapıldığını bildirir. Bu levhayı gören bir sürücü, hızını azaltmalı, çevresine karşı daha dikkatli olmalı ve yol üzerindeki işçilere veya iş makinelerine karşı hazırlıklı olmalıdır.

Peki, diğer seçenekler neden yanlıştır? Bunları da tek tek inceleyelim:
  • a) Yolda gizli buzlanma olabileceğini: Bu durum, tamamen farklı bir tehlike uyarı levhası ile bildirilir. Gizli buzlanma levhasının içinde genellikle bir kar tanesi (snowflake) sembolü bulunur. Dolayısıyla bu seçenek yanlıştır.
  • b) Kaza sebebiyle yolun trafiğe kapatıldığını: Yolun bir kaza veya başka bir sebeple kapatılması, genellikle "Girilmez" işareti, polis barikatları veya geçici yönlendirme levhaları ile belirtilir. Bu işaret yolun kapatıldığı anlamına gelmez, sadece üzerinde çalışma olduğunu ve dikkatli geçilmesi gerektiğini uyarır.
  • c) Düşük banketli yol kesimine yaklaşıldığını: Düşük banket, yol kenarındaki toprağın veya dolgunun yol seviyesinden daha alçakta olduğunu ifade eder. Bu durum, tekerleği yol kenarından aşağıya düşmüş bir otomobil figürü içeren farklı bir uyarı levhasıyla gösterilir. Bu nedenle bu seçenek de doğru değildir.

Özetle, kürekle çalışan insan figürü bulunan bu üçgen levha, her zaman yol çalışmasını ifade eder. Bu işareti gördüğünüzde hızınızı düşürmeniz, sollama yapmaktan kaçınmanız ve yol üzerindeki işaret ve işaretçilere uymanız hayati önem taşır.

Soru 34
Park edilmiş araçta aşağıdakilerden hangisinin yapılmasına gerek yoktur?
A
El freninin çekilmesine
B
Motorun durdurulmasına
C
Park lambasının yakılmasına
D
Yol eğimli ise uygun vitese takılmasına
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracı park ettiğimizde yapılması gereken standart güvenlik önlemleri arasından hangisinin her zaman zorunlu olmadığını bulmamız isteniyor. Yani, diğer üç seçenek her park edişte veya belirli durumlarda mutlaka yapılması gereken güvenlik adımlarıyken, bir tanesi duruma göre değişen ve her zaman gerekmeyen bir eylemdir. Bu ayrımı anlamak, soruyu doğru cevaplamak için kilit noktadır. Doğru cevap c) Park lambasının yakılmasına seçeneğidir. Çünkü park lambaları, sadece belirli koşullar altında yakılması gereken bir uyarı sistemidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, park lambaları aracın gece vakti veya sis, kar, şiddetli yağmur gibi görüşün yetersiz olduğu durumlarda, yerleşim yerleri dışındaki karayollarında veya aydınlatılmamış yol kenarlarında park edildiğinde diğer sürücüler tarafından fark edilmesini sağlamak için kullanılır. Ancak, gündüz vakti, aydınlatması yeterli bir sokakta veya bir otoparkta park edildiğinde park lambalarını yakmaya gerek yoktur. Bu nedenle bu işlem, her park durumunda zorunlu bir eylem değildir. Diğer seçeneklerin neden yanlış (yani neden gerekli eylemler) olduğunu inceleyelim:
  • a) El freninin çekilmesine: Bu, park etmenin en temel ve en önemli güvenlik adımıdır. El freni, aracın park edildiği yerde mekanik olarak sabitlenmesini sağlar ve özellikle eğimli yollarda aracın kendiliğinden hareket etmesini (kaymasını) engeller. Aracınızı terk etmeden önce el frenini çekmek, her koşulda mutlak bir zorunluluktur.
  • b) Motorun durdurulmasına: Aracı park ettikten sonra motoru durdurmak hem güvenlik hem de çevre bilinci açısından gereklidir. Motorun çalışır durumda bırakılması, aracın yanlışlıkla hareket etme riskini artırır, yakıt israfına neden olur ve çevreye gereksiz egzoz gazı salar. Bu sebeple aracı terk ederken motoru stop etmek standart ve zorunlu bir prosedürdür.
  • d) Yol eğimli ise uygun vitese takılmasına: Bu, el frenine ek olarak alınan ikinci bir güvenlik önlemidir ve hayati önem taşır. Eğer araç yokuş yukarı park edildiyse 1. vitese, yokuş aşağı park edildiyse geri vitese takılır. Bu sayede, olası bir el freni arızasında veya boşalmasında, şanzıman dişlileri aracın tekerleklerinin dönmesini engelleyerek ek bir güvence sağlar ve aracın kaymasını önler.
Özetle, el frenini çekmek, motoru durdurmak ve eğimli yolda aracı doğru vitese takmak, her durumda uygulanması gereken temel güvenlik önlemleridir. Park lambasını yakmak ise sadece görüşün zayıf olduğu belirli durumlar için geçerli bir kuraldır ve her zaman yapılmasına gerek yoktur.
Soru 35

Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?

A
08.00-16.00 saatleri arasında yayaların yola giremeyeceğini
B
08.00-16.00 saatleri arasında motorlu taşıtların yola girebileceğini
C
08.00-16.00 saatleri arasında yolun motorlu taşıt trafiğine kapalı olduğunu
D
08.00-16.00 saatleri arasında motorlu taşıtların yol kenarına park yapabileceğini
35 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, gösterilen trafik işaretinin ne anlama geldiğini bulmamız isteniyor. Bu tür soruları doğru cevaplamak için trafik işaretini oluşturan tüm unsurları, yani hem ana levhayı hem de altındaki ek paneli birlikte yorumlamak gerekir. İşareti parçalara ayırarak inceleyelim ve doğru cevaba ulaşalım.

Öncelikle üstteki ana işarete bakalım. Bu işaret, kırmızı bir daire içinde beyaz yatay bir çizgiden oluşur. Bu, "Girişi Olmayan Yol" levhasıdır ve genel olarak motorlu veya motorsuz tüm taşıtların bu yola girmesinin yasak olduğunu bildirir. Yani bu levhayı gördüğünüzde, o sokağa veya yola giriş yapmamanız gerektiğini anlamalısınız.

İkinci olarak, ana işaretin altındaki ek panele dikkat etmeliyiz. Bu panel, ana işaretteki yasağın hangi koşullarda geçerli olduğunu açıklar. Panelde "08.00 - 16.00" saatleri ve bir otomobil sembolü bulunmaktadır. Bu, "Girişi Olmayan Yol" kuralının sadece belirtilen saatler arasında ve sadece motorlu taşıtlar (otomobil sembolü ile temsil edilen) için geçerli olduğunu gösterir.

Bu iki bilgiyi birleştirdiğimizde, işaretin tam anlamı ortaya çıkar: Saat 08.00 ile 16.00 arasında motorlu taşıtların bu yola girmesi yasaktır. Bu yorum, doğrudan doğruya C seçeneği ile örtüşmektedir: "08.00-16.00 saatleri arasında yolun motorlu taşıt trafiğine kapalı olduğunu". Bu saatler dışında (örneğin saat 17.00'de) motorlu taşıtlar bu yola girebilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) 08.00-16.00 saatleri arasında yayaların yola giremeyeceğini: Bu seçenek yanlıştır çünkü işaretteki sembol bir otomobildir, yaya değildir. Yayalarla ilgili bir kısıtlama olsaydı, yaya figürü kullanılırdı. Bu işaret yayaları kapsamamaktadır.
  • b) 08.00-16.00 saatleri arasında motorlu taşıtların yola girebileceğini: Bu seçenek, işaretin anlamının tam tersidir. Kırmızı daireli işaretler her zaman bir yasaklama veya kısıtlama bildirir, izin değil. Dolayısıyla bu ifade yanlıştır.
  • d) 08.00-16.00 saatleri arasında motorlu taşıtların yol kenarına park yapabileceğini: Bu seçenek de yanlıştır çünkü işaret yola "girmeyi" yasaklar, "park etmeyi" değil. Park etme ile ilgili levhalar genellikle "P" harfi içerir ve bu işaretten tamamen farklıdır.
Soru 36
Şekilde soru işareti (?) ile gösterilen ve motorda yanma sonucu oluşan gazların dışarı atılmasını sağlayan parça aşağıdakilerden hangisidir?
A
Egzoz manifoldu
B
Emme manifoldu
C
Külbütör kapağı
D
Karter
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir motorun üzerinde soru işareti ile gösterilen parçanın adı ve görevi sorulmaktadır. Sorunun metninde, bu parçanın "motorda yanma sonucu oluşan gazların dışarı atılmasını sağladığı" bilgisi verilmiştir. Bu tanım ve görselden yola çıkarak doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim.

Doğru cevap a) Egzoz manifoldu'dur. Görselde işaretlenen parça, birden fazla borunun birleşerek tek bir çıkış oluşturduğu bir yapıya sahiptir. Bu yapı, motorun silindirlerinden çıkan sıcak egzoz gazlarını toplamak için tasarlanmıştır. Egzoz manifoldunun görevi, her bir silindirde gerçekleşen yanma sonrası oluşan atık gazları tek bir noktada toplayıp egzoz borusuna ve oradan da susturucuya yönlendirmektir. Sorudaki tanım, egzoz manifoldunun işlevini tam olarak açıklamaktadır.

b) Emme manifoldu: Bu seçenek yanlıştır çünkü emme manifoldu, egzoz manifoldunun tam tersi bir görev yapar. Motora yanma için gerekli olan hava ve yakıt karışımını dağıtım boruları aracılığıyla silindirlere gönderir. Yani gazları dışarı atmak yerine, motorun içine hava-yakıt karışımını "emmesini" sağlar. Genellikle motorun diğer tarafında bulunur ve görünüşü farklıdır.

c) Külbütör kapağı: Bu seçenek de yanlıştır. Külbütör kapağı, motorun en üst kısmında yer alan ve supap mekanizmasını (külbütörleri, kam milini vb.) koruyan kapaktır. Temel görevi, bu hareketli parçaları tozdan ve kirden korumak ve motor yağının dışarı sızmasını engellemektir. Gazların tahliyesi ile ilgili bir fonksiyonu yoktur.

d) Karter: Bu seçenek de yanlıştır. Karter, motor bloğunun en altında yer alan ve motor yağının depolandığı metal bir haznedir. Motorun yağlama sisteminin bir parçasıdır ve motor çalışmadığı zamanlarda yağ burada birikir. Görevi yağ depolamaktır ve egzoz sistemiyle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

Soru 37
Kriko ile aracı kaldırırken tekerleklere takoz konulmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A
Aracın motorunu çalıştırabilmek
B
Aracın hareket etmesini engellemek
C
Araç yakıtının buharlaşmasını engellemek
D
Araç motorunun sarsıntısız çalışmasını sağlamak
37 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracı kriko ile kaldırırken, yani lastik değiştirmek gibi bir işlem için, tekerleklere neden takoz konulduğunun temel amacı sorulmaktadır. Bu işlem, araç bakımının en temel güvenlik adımlarından biridir ve doğru bir şekilde anlaşılması hayati önem taşır.

Doğru cevap b) Aracın hareket etmesini engellemek seçeneğidir. Bir aracı kriko ile kaldırdığınızda, aracın ağırlık merkezi değişir ve araç dengesiz bir hale gelir. Özellikle zemin tam olarak düz değilse veya hafif bir eğim varsa, araç kendi kendine ileri veya geri hareket etme riski taşır. Tekerleklerin önüne ve/veya arkasına konulan takozlar, tekerleğin dönmesini fiziksel olarak engelleyerek bu tehlikeli durumu önler ve aracın sabit kalmasını sağlar. Bu, hem sizin güvenliğiniz hem de aracın krikodan düşerek zarar görmemesi için zorunlu bir güvenlik önlemidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Aracın motorunu çalıştırabilmek: Tekerleğe takoz koymanın motorun çalışmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Hatta güvenlik nedeniyle, kriko ile kaldırılmış bir aracın altında çalışırken motorun kesinlikle kapalı olması gerekir. Bu seçenek tamamen alakasızdır.
  • c) Araç yakıtının buharlaşmasını engellemek: Yakıt buharlaşması, yakıt deposu ve yakıt sistemiyle ilgili bir durumdur. Tekerleğe konulan bir takozun yakıt sistemi üzerinde herhangi bir fiziksel veya kimyasal etkisi olamaz. Bu nedenle bu seçenek mantık dışıdır.
  • d) Araç motorunun sarsıntısız çalışmasını sağlamak: Motorun sarsıntısı, motor kulakları (takozları) veya motorun kendi iç mekanizmasıyla ilgilidir. Aracın tekerleğini sabitlemek için kullanılan takozun, motorun çalışma dinamiği üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Bu seçenek de konuyla ilgisizdir.

Özetle, kriko ile araç kaldırılırken takoz kullanmanın tek ve en önemli sebebi, aracın istenmeyen bir şekilde hareket etmesini önleyerek güvenli bir çalışma ortamı yaratmaktır. Bu basit önlem, ciddi yaralanmaların ve maddi hasarların önüne geçebilir.

Soru 38
Motor çalışmazken akünün görevi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Yağlamayı sağlamak
B
Diferansiyeli çalıştırmak
C
Vites kutusunu çalıştırmak
D
Aydınlatma sistemi ve özel alıcıları çalıştırmak
38 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın motoru çalışmıyorken, yani kontak kapalıyken veya sadece açık ("marş basmadan önceki") konumdayken, akünün temel fonksiyonunun ne olduğu sorgulanmaktadır. Motor çalışmadığı için, aracın kendi elektriğini üreten alternatör (şarj dinamosu) de devrede değildir. Bu durumda tüm elektrik ihtiyacının nereden karşılandığı sorunun kilit noktasıdır.

Doğru cevap d) Aydınlatma sistemi ve özel alıcıları çalıştırmak seçeneğidir. Çünkü motor çalışmadığında, araçtaki tüm elektrikli sistemlerin ihtiyaç duyduğu enerjiyi akü sağlar. Farlar, park lambaları, dörtlü flaşörler, iç aydınlatma, radyo/müzik sistemi, merkezi kilit gibi "özel alıcılar" olarak adlandırılan donanımlar güçlerini doğrudan aküden alırlar. Bu nedenle, motor kapalıyken arabanızın ışıklarını veya radyosunu açabildiğinizde, bu gücü sağlayan parça aküdür.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Yağlamayı sağlamak: Yağlama, motorun hareketli parçaları arasındaki sürtünmeyi azaltmak için motor yağı ile yapılır. Bu işlemi yapan yağ pompası, gücünü doğrudan çalışan motordan mekanik olarak alır. Akü ile yani elektrik sistemi ile bir ilgisi yoktur. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
  • b) Diferansiyeli çalıştırmak: Diferansiyel, virajlarda tekerleklerin farklı hızlarda dönmesini sağlayan ve gücü tekerleklere ileten mekanik bir parçadır. Gücünü motordan, şanzıman ve şaft aracılığıyla alır. Elektrikle çalışan bir sistem değildir ve aküden güç almaz. Dolayısıyla bu cevap da yanlıştır.
  • c) Vites kutusunu çalıştırmak: Vites kutusu (şanzıman) da diferansiyel gibi gücü motordan alıp tekerleklere ileten ana mekanik aktarma organlarından biridir. Viteslerin değiştirilmesi ve güç aktarımı temel olarak mekanik prensiplere dayanır. Akünün vites kutusunu "çalıştırmak" gibi bir görevi yoktur, bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, akü aracın elektrik deposudur. Motor çalıştığında alternatör hem aküyü şarj eder hem de aracın elektrik ihtiyacını karşılar. Ancak motor durduğunda alternatör devreden çıkar ve tek güç kaynağı olarak akü kalır; bu durumda da görevi aydınlatma ve diğer elektrikli alıcıları beslemektir.

Soru 39
Motor yağının zamanında değiştirilmemesi aşağıdakilerden hangisine neden olur?
A
Motorun verimli çalışmasına
B
Aracın daha yavaş gitmesine
C
Akünün daha çabuk bitmesine
D
Motordaki aşıntıların artmasına
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motor yağını üreticinin belirttiği zaman veya kilometrede değiştirmemenin araç motoru üzerindeki temel ve en önemli etkisinin ne olduğu sorulmaktadır. Motorun sağlıklı çalışması için motor yağının kritik görevlerini anlamak, doğru cevabı bulmayı kolaylaştıracaktır.

Motor yağı, motorun içinde hareket eden metal parçaların arasında ince bir film tabakası oluşturarak sürtünmeyi en aza indirir. Aynı zamanda motorun soğumasına yardımcı olur ve çalışma sırasında oluşan metal talaşları, kurum gibi zararlı artıkları toplayarak motoru temizler. Bu görevleri sayesinde motorun ömrünü uzatır ve performansını korur.

Doğru Cevabın Açıklaması

d) Motordaki aşıntıların artmasına

Bu seçenek doğrudur. Çünkü zamanla motor yağı, yüksek sıcaklık ve basınç altında çalışmaktan dolayı kimyasal yapısını ve koruyucu özelliklerini yitirir. İçine karışan kurum, metal parçacıkları ve diğer kirleticiler yüzünden yağ kalınlaşır ve kayganlaştırma görevini tam olarak yerine getiremez. Yağlama yeteneği azalan yağ, metal parçaların birbirine direkt olarak temas etmesine ve sürtünmesine neden olur. Bu durum, motordaki piston, silindir, yatak gibi kritik parçalarda ciddi aşıntılara yol açar ve motorun ömrünü önemli ölçüde kısaltır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) Motorun verimli çalışmasına: Bu seçenek, doğru cevabın tam tersidir. Özelliğini yitirmiş ve kirlenmiş bir yağ, sürtünmeyi artırır. Artan sürtünme nedeniyle motor daha fazla zorlanır, daha çok yakıt tüketir ve gücü düşer. Dolayısıyla motorun verimi artmaz, aksine ciddi şekilde azalır.
  • b) Aracın daha yavaş gitmesine: Motorun aşınması ve veriminin düşmesi, uzun vadede aracın performansını etkileyerek yavaşlamasına neden olabilir. Ancak bu durum, "motordaki aşıntıların artmasının" bir sonucudur. Soru bize temel nedeni sormaktadır. Yağın değiştirilmemesinin doğrudan ve ilk etkisi aşınmanın başlamasıdır, aracın yavaşlaması ise bu aşınmanın bir belirtisi veya sonraki aşamasıdır.
  • c) Akünün daha çabuk bitmesine: Motor yağı ve aracın elektrik sistemi (akü, alternatör vb.) birbirinden tamamen bağımsız iki sistemdir. Motor yağının durumu, akünün şarjını veya ömrünü doğrudan etkilemez. Akünün ömrü; şarj sisteminin sağlığına, aracın elektrik tüketimine ve akünün kendi kalitesine bağlıdır. Bu nedenle bu seçenek konuyla ilgisizdir.

Özetle, motor yağını zamanında değiştirmek, motoru koruyan en önemli bakım işlemlerinden biridir. Bu bakımın ihmal edilmesi, doğrudan doğruya motor içindeki parçaların sürtünerek aşınmasına ve büyük masraflara yol açan motor arızalarına neden olur.

Soru 40
I- Araç üstü tavan bagajı kullanılması II- Tam gazdan ve ani hızlanmalardan kaçınılması III- Tavsiye edilen tip ve ebatlarda araç lastiği kullanılması Verilenlerden hangilerinin yapılması araçta yakıt tasarrufu sağlar?
A
Yalnız I 
B
I ve II 
C
II ve III 
D
I, II ve III
40 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir araçta yakıt tasarrufu sağlamak için yapılması gereken doğru uygulamaların hangileri olduğu sorulmaktadır. Verilen üç öncülü tek tek inceleyerek hangilerinin yakıt tüketimini azalttığını, hangilerinin ise artırdığını analiz etmeliyiz. Amaç, en verimli sürüş alışkanlıklarını ve araç bakımını belirlemektir.

Öncülleri detaylı bir şekilde inceleyelim:

  • I- Araç üstü tavan bagajı kullanılması: Bu uygulama yakıt tasarrufu sağlamaz, tam aksine yakıt tüketimini artırır. Araçlar, havayı en az dirençle yaracak şekilde aerodinamik olarak tasarlanır. Tavan üzerine eklenen bir bagaj, bu aerodinamik yapıyı bozar ve rüzgar direncini (sürtünmeyi) artırır. Motor, bu artan direnci yenebilmek için daha fazla güç üretmek zorunda kalır ve bu da doğrudan daha fazla yakıt harcanmasına neden olur. Bu nedenle, I numaralı öncül yakıt tasarrufu sağlamaz.
  • II- Tam gazdan ve ani hızlanmalardan kaçınılması: Bu, yakıt tasarrufu için en önemli ve etkili yöntemlerden biridir. Gaza aniden ve sonuna kadar basmak, motora bir anda çok fazla yakıt gönderilmesine neden olur. Sakin kalkışlar yapmak, hızlanmaları yavaş ve kademeli olarak gerçekleştirmek ve sabit bir hızda seyretmek, motorun en verimli devir aralığında çalışmasını sağlar. Bu sürüş tekniği, "ekonomik sürüş" olarak da bilinir ve yakıt tüketimini önemli ölçüde azaltır.
  • III- Tavsiye edilen tip ve ebatlarda araç lastiği kullanılması: Bu da yakıt tasarrufu için kritik bir faktördür. Araç üreticileri, motor gücü, ağırlık ve süspansiyon sistemine en uygun lastik tipini ve ebadını belirler. Farklı ebatlarda veya özellikte lastik kullanmak, lastiğin yolla temas yüzeyini ve yuvarlanma direncini değiştirebilir. Artan yuvarlanma direnci, motorun aracı hareket ettirmek için daha fazla zorlanmasına ve dolayısıyla daha fazla yakıt tüketmesine yol açar. Doğru lastik seçimi ve doğru hava basıncı, yakıt verimliliğini korur.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

Analizimiz sonucunda, II numaralı öncül (sakin sürüş) ve III numaralı öncül (doğru lastik seçimi) yakıt tasarrufu sağlayan doğru uygulamalardır. I numaralı öncül ise yakıt tüketimini artıran bir durumdur. Bu bilgilere göre seçenekleri değerlendirelim:

  • a) Yalnız I: Yanlıştır, çünkü tavan bagajı yakıt tüketimini artırır.
  • b) I ve II: Yanlıştır, çünkü I numaralı öncül hatalıdır.
  • c) II ve III: Doğrudur. Hem ani hızlanmalardan kaçınmak hem de doğru lastiği kullanmak yakıt tasarrufu sağlar.
  • d) I, II ve III: Yanlıştır, çünkü I numaralı öncül hatalıdır.

Bu nedenle doğru cevap c) II ve III seçeneğidir. Yakıt ekonomisi sağlamak için sürüş alışkanlıklarına dikkat etmek ve aracın üretici tavsiyelerine uygun donanımlara sahip olmasını sağlamak büyük önem taşır.

Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi, araç arızalandığında durma veya mecburi park etme durumunda kullanılır?
A
Sis lambaları
B
Plaka lambaları
C
İç aydınlatma lambaları
D
Acil uyarı (dörtlü ikaz) lambaları
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte seyahat ederken aracınızın beklenmedik bir şekilde arızalanması veya yol kenarında mecburi olarak durmanız gerektiğinde, diğer sürücüleri uyarmak için hangi aydınlatma sistemini kullanmanız gerektiği sorulmaktadır. Bu durum, hem sizin hem de trafikteki diğer kişilerin güvenliği için hayati önem taşıyan bir güvenlik önlemidir. Doğru aydınlatma sistemini kullanmak, olası kazaları önlemek için ilk ve en önemli adımdır.

Doğru cevap d) Acil uyarı (dörtlü ikaz) lambaları seçeneğidir. Çünkü bu lambalar, aracın bir tehlike oluşturduğunu veya acil bir durumda olduğunu diğer sürücülere bildirmek amacıyla tasarlanmıştır. Dörtlü ikaz lambaları yandığında, aracın ön ve arkasındaki tüm sinyal lambaları aynı anda yanıp sönerek dikkat çeker ve diğer sürücülerin yavaşlaması, dikkatli olması ve gerekirse şerit değiştirmesi için güçlü bir görsel uyarı oluşturur. Karayolları Trafik Kanunu'na göre arıza veya acil duraklama hallerinde bu lambaların kullanılması zorunludur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sis lambaları: Sis lambaları, isminden de anlaşılacağı gibi, görüş mesafesinin düştüğü sisli, karlı veya şiddetli yağmurlu havalarda yolu daha iyi görmek ve görünür olmak için kullanılır. Bir arıza durumu için tasarlanmamışlardır ve standart bir uyarı sinyali vermezler. Gereksiz yere kullanıldıklarında diğer sürücülerin gözünü kamaştırabilirler.
  • b) Plaka lambaları: Plaka lambalarının görevi, gece saatlerinde veya görüşün yetersiz olduğu durumlarda aracın arka plakasının okunur olmasını sağlamaktır. Diğer sürücülere bir tehlike bildirme veya uyarıda bulunma gibi bir işlevi yoktur. Sürekli yanan, küçük ve düşük güçlü ışıklardır.
  • c) İç aydınlatma lambaları: İç aydınlatma lambaları, sadece araç içerisindeki sürücü ve yolcuların görüşü için kullanılır. Dışarıdan fark edilmesi zordur ve trafikteki diğer araçlar için bir uyarı anlamı taşımaz. Güvenlik açısından herhangi bir dış sinyal görevi yoktur.

Özetle, bir araç arızalandığında veya tehlikeli bir şekilde durmak zorunda kaldığında, bu durumu trafikteki diğer tüm unsurlara en etkili ve doğru şekilde bildiren sistem acil uyarı lambalarıdır. Bu nedenle, bu gibi durumlarda dörtlü ikaz lambalarını yakmak, hem yasal bir zorunluluk hem de kazaları önlemek için alınması gereken temel bir güvenlik önlemidir.

Soru 42
Araçta kısa devreden doğacak yangın duru­munda hangisinin kablosu çıkarılır?
A
Akü kutup başının
B
Marş motorunun
C
Distribütörün
D
Alternatörün
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir araçta elektrik sisteminden kaynaklanan bir yangın anında yapılması gereken en temel ve en acil müdahalenin ne olduğu sorulmaktadır. Kısa devre, elektrik akımının normal yolu dışına çıkarak kontrolsüz bir şekilde akmasıdır ve bu durum aşırı ısınmaya ve dolayısıyla yangına sebep olabilir. Bu tür bir acil durumda, yangını besleyen enerji kaynağını kesmek hayati önem taşır.

Doğru cevap a) Akü kutup başının seçeneğidir. Çünkü araçtaki tüm elektrik sisteminin ana güç kaynağı aküdür. Kısa devreden kaynaklanan bir yangın durumunda, elektrik akımı kontrolsüz bir şekilde akmaya devam eder ve yangını besler. Akünün kutup başını sökmek, aracın tüm elektrik sisteminin enerjisini tamamen keser. Bu durumu, evinizde bir elektrik yangını çıktığında ana sigortayı kapatmaya benzetebiliriz; nasıl ki sigorta evin tüm elektriğini kesiyorsa, akü kutup başını sökmek de aracın tüm elektriğini keser ve yangının büyümesini engeller.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • b) Marş motorunun: Marş motoru, sadece aracı ilk çalıştırma anında aküden yüksek akım çeken bir parçadır. Yangın, aracın herhangi bir yerindeki bir kablodan kaynaklanabilir. Sadece marş motorunun kablosunu çıkarmak, aracın geri kalanındaki elektrik akımını kesmeyeceği için yangını durdurmada yetersiz kalır.
  • c) Distribütörün: Distribütör, (genellikle eski tip benzinli araçlarda bulunur) ateşleme sisteminin bir parçasıdır ve bujilere yüksek voltaj gönderir. Elektrik sisteminin sadece küçük bir bölümünü oluşturur. Distribütörün kablosunu çıkarmak, aracın genel elektrik akışını durdurmaz ve kısa devrenin devam etmesini engellemez.
  • d) Alternatörün: Alternatör (şarj dinamosu), motor çalışırken aracın elektrik ihtiyacını karşılayan ve aküyü şarj eden parçadır. Motor çalışmıyorsa zaten elektrik üretmez. Motor çalışıyor olsa bile, sistemde hala aküden gelen bir güç vardır. Bu nedenle sadece alternatörün kablosunu kesmek, aküden kaynaklanan elektrik akışını durdurmayacağı için kesin bir çözüm değildir.

Özetle, araçta bir kısa devre yangını meydana geldiğinde amaç, yangını besleyen elektrik akımını tamamen kesmektir. Bunu yapmanın tek ve en etkili yolu, sistemin ana güç kaynağı olan akünün kutup başını sökmektir. Bu müdahale, elektrik akışını kaynağından keserek yangının daha fazla büyümesini ve tehlikeli sonuçlar doğurmasını engeller. Güvenlik için önce negatif (-) kutup başının sökülmesi tavsiye edilir.

Soru 43
Aracın farlarında arıza giderme veya far değişimi yapıldıktan sonra hangi ayarın yapılması gerekir?
A
Rot ayarı 
B
Far ayarı
C
Supap ayarı 
D
Rölanti ayarı
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın aydınlatma sisteminin en önemli parçalarından olan farlarla ilgili bir bakım veya onarım işlemi sonrasında yapılması gereken zorunlu bir ayar sorulmaktadır. Farların değiştirilmesi veya tamir edilmesi gibi işlemler, farın yola baktığı açıyı değiştirebilir. Bu nedenle, işlem sonrasında sürüş güvenliğini tekrar sağlamak için hangi ayarın yapılması gerektiğini bilmek önemlidir.

Doğru cevap b) Far ayarı seçeneğidir. Farlar, gece sürüşünde yolu doğru mesafede ve genişlikte aydınlatmak, aynı zamanda karşıdan gelen sürücülerin gözünü alarak tehlike yaratmamak için hassas bir açıya sahip olmalıdır. Far ampulü değiştirildiğinde, far ünitesi komple sökülüp takıldığında veya bir arıza giderildiğinde bu hassas açı bozulabilir. Bu nedenle, yapılan her müdahaleden sonra farların aydınlatma seviyesinin ve açısının yeniden kontrol edilip ayarlanması, trafik güvenliği için bir zorunluluktur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Rot ayarı: Bu ayar, aracın tekerleklerinin birbirine ve yol yüzeyine olan açılarının ayarlanmasıdır. Doğru rot ayarı, direksiyon hakimiyetini artırır, lastiklerin düzgün aşınmasını sağlar ve aracın düz bir çizgide gitmesine yardımcı olur. Farların aydınlatma sistemiyle doğrudan hiçbir ilgisi yoktur.
  • c) Supap ayarı: Bu, motorun içinde bulunan ve hava-yakıt karışımının silindirlere girmesini ve egzoz gazlarının dışarı atılmasını kontrol eden supapların mekanik bir ayarıdır. Motorun performansı, yakıt verimliliği ve sağlıklı çalışması ile ilgilidir. Aydınlatma sistemiyle herhangi bir bağlantısı bulunmamaktadır.
  • d) Rölanti ayarı: Rölanti, aracın motoru çalışır durumdayken vitesin boşta olduğu ve gaz pedalına basılmadığı andaki minimum çalışma devrini ifade eder. Rölanti ayarı, motorun bu durumda stop etmeden stabil bir şekilde çalışmasını sağlar. Bu ayarın da farlarla bir ilişkisi yoktur.

Özetle, aracın farlarına yapılan herhangi bir müdahale, farların aydınlatma açısını doğrudan etkiler. Yanlış ayarlanmış bir far, ya sürücünün görüş mesafesini tehlikeli derecede kısaltır ya da karşı şeritten gelen sürücünün görüşünü engelleyerek kazalara davetiye çıkarır. Bu yüzden, farlarla ilgili her türlü işlemden sonra far ayarı yapılması şarttır.

Soru 44
Sıkıştırılmış yakıt-hava karışımının buji ile ateşlenmesi sonucu çalışan motor hangisidir?
A
Dizel motor
B
Benzinli motor
C
Marş motoru
D
Buhar makinesi
44 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir motorun çalışma prensibinin en temel adımlarından biri olan ateşleme yöntemine odaklanılıyor. Soru, hangi motor tipinin yakıt ve hava karışımını sıkıştırdıktan sonra ateşlemek için bir buji, yani bir kıvılcım üreten parça, kullandığını bilmemizi istiyor. Bu ateşleme yöntemi, motor türlerini birbirinden ayıran en önemli özelliklerden biridir.

Doğru Cevap: b) Benzinli motor

Benzinli motorlar, "Otto çevrimi" olarak da bilinen dört zamanlı prensiple çalışır. Bu sürecin en kritik adımı ateşleme zamanıdır. Piston, silindir içerisindeki benzin-hava karışımını sonuna kadar sıkıştırdığında, bujiden bir elektrik kıvılcımı çakar. Bu kıvılcım, yüksek basınç altındaki karışımı patlatarak pistonu aşağı iter ve bu sayede motorun güç üretmesini sağlar. Dolayısıyla, "sıkıştırılmış karışım" ve "buji ile ateşleme" ifadeleri doğrudan benzinli motorun çalışma prensibini tanımlamaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Dizel motor: Dizel motorlar da yakıt-hava karışımını sıkıştırır ancak ateşleme için buji kullanmazlar. Bunun yerine, havayı çok yüksek bir basınçla sıkıştırarak aşırı derecede ısıtırlar. Isınan bu havanın üzerine yakıt (motorin) püskürtüldüğünde, karışım bu yüksek sıcaklık nedeniyle kendi kendine ateşlenir. Bu yüzden dizel motorlara "sıkıştırma ile ateşlemeli motorlar" da denir.
  • c) Marş motoru: Marş motoru, arabanın ana motorunu (benzinli veya dizel) çalıştırmak için ilk hareketi veren küçük bir elektrik motorudur. Görevi, kontak anahtarını çevirdiğinizde ana motorun pistonlarını hareket ettirerek ilk ateşleme döngüsünü başlatmaktır. Kendi başına bir yakıt-hava karışımı yakarak sürekli güç üreten bir motor değildir, bu yüzden sorunun tanımına uymaz.
  • d) Buhar makinesi: Buhar makinesi, bir dıştan yanmalı motordur. Yani yakıt (örneğin kömür), motorun dışında bir kazanda yakılır ve bu ısı suyu kaynatarak buhar elde etmek için kullanılır. Elde edilen yüksek basınçlı buhar, pistonları iterek güç üretir. Silindir içinde bir yakıt-hava karışımı sıkıştırılmaz ve ateşleme için buji kullanılmaz.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi hoşgörü sahibi olmayan sürücülerin özelliklerindendir?
A
Öfkeli olmak
B
Sabırlı olmak
C
Başarılı iletişim kurmak
D
Bencillikten uzak durmak
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte hoşgörüsüz davranan, yani diğer sürücülerin hata ve farklılıklarına tahammül edemeyen bir sürücünün hangi özelliğe sahip olacağı sorulmaktadır. Soru, olumsuz bir sürücü profili olan "hoşgörüsüzlüğü" tanımlayan bir özellik bulmamızı istiyor. Bu nedenle, seçeneklerdeki olumlu davranışları eleyerek doğru cevaba ulaşabiliriz.

Doğru Cevap: a) Öfkeli olmak

Hoşgörü, başkalarının yaptığı hatalara veya farklılıklara karşı anlayışlı ve sabırlı olma durumudur. Hoşgörü sahibi olmayan bir sürücü ise tam tersi bir tutum sergiler. Bu sürücüler, trafikteki diğer kişilerin en ufak hatasında veya yavaşlığında hemen sinirlenir ve tepki gösterirler. Bu nedenle öfkeli olmak, hoşgörüsüz bir sürücünün en belirgin özelliklerinden biridir.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • b) Sabırlı olmak: Sabır, hoşgörünün temel bir parçasıdır. Trafikte sabırlı olan bir sürücü, diğer sürücülerin hatalarını anlayışla karşılar ve sakin kalır. Bu özellik, hoşgörülü bir sürücüye aittir, hoşgörüsüz birine değil.
  • c) Başarılı iletişim kurmak: Trafikte başarılı iletişim (sinyal vermek, göz teması kurmak, yol vermek) diğer sürücülere saygı duymanın ve onlarla uyum içinde hareket etmenin bir göstergesidir. Bu, hoşgörülü ve bilinçli sürücülerin bir özelliğidir. Hoşgörüsüz sürücüler genellikle iletişim kurmaktan kaçınır veya agresif bir şekilde iletişim kurarlar.
  • d) Bencillikten uzak durmak: Bencillikten uzak durmak, empati kurabilmek ve trafikte sadece kendini değil, diğer yol kullanıcılarını da düşünebilmektir. Bu, hoşgörünün ve toplumsal sorumluluğun bir gereğidir. Hoşgörüsüz sürücüler ise genellikle bencil davranır ve sadece kendi çıkarlarını düşünürler.

Özetle, soru bizden hoşgörüsüz bir sürücünün olumsuz bir özelliğini bulmamızı istemektedir. "Sabırlı olmak", "başarılı iletişim kurmak" ve "bencillikten uzak durmak" olumlu sürücü davranışlarıyken, "öfkeli olmak" doğrudan hoşgörüsüzlükle ilişkili olumsuz bir davranıştır. Bu yüzden doğru cevap 'a' seçeneğidir.

Soru 46
Sürücüler, beden dilini ve konuşma üslubunu da dikkate alarak trafik adabı açısından başarılı iletişim kurma becerilerini geliştirmek için aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
İnsanların değişebildiğine inanmalıdır.
B
Dinlerken aynı zamanda değerlendirme eğiliminde olmalıdır.
C
Karşısındakinin kişiliğini sevmediğinde zihnini ona kapatmalıdır.
D
Tek bir olayın, birini anlamak için yeterli bir örnek olduğunu düşünmelidir.
46 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte başarılı bir iletişim kurmak ve trafik adabına uygun davranmak için bir sürücünün sahip olması gereken temel bir zihniyet sorgulanmaktadır. Soru, sadece kurallara uymayı değil, aynı zamanda diğer sürücülere karşı olumlu bir tutum sergilemeyi, beden dilini ve konuşma üslubunu doğru kullanmayı da içeren geniş bir perspektif sunuyor. Kısacası, iyi bir sürücünün iletişim becerilerini geliştirmek için hangi düşünce yapısına sahip olması gerektiği sorulmaktadır.

Doğru cevap a) İnsanların değişebildiğine inanmalıdır seçeneğidir. Bu düşünce, trafik adabının ve başarılı iletişimin temelini oluşturan hoşgörü ve sabır için bir ön koşuldur. Trafikte hata yapan bir sürücü gördüğünüzde, onun bu hatasından ders çıkarabileceğine ve bir dahaki sefere daha dikkatli olabileceğine inanmak, öfkeyle tepki vermek yerine daha sakin ve anlayışlı kalmanızı sağlar. Bu olumlu bakış açısı, gereksiz tartışmaları ve stresi önleyerek daha güvenli bir trafik ortamı yaratır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • b) Dinlerken aynı zamanda değerlendirme eğiliminde olmalıdır. Bu seçenek yanlıştır çünkü etkili iletişimin temel kuralı, yargılamadan önce anlamaya çalışmaktır. Dinlerken sürekli olarak karşıdakini değerlendirmek veya yargılamak, empati kurmayı engeller ve savunmacı bir tavra yol açar. Trafikte bu tutum, diğer sürücünün yaptığı bir hatayı anlamaya çalışmak yerine hemen öfkeyle tepki vermenize neden olur, bu da iletişimi tamamen koparır.

  • c) Karşısındakinin kişiliğini sevmediğinde zihnini ona kapatmalıdır. Bu ifade, başarılı iletişimin tam zıttıdır. İletişim, fikir ayrılıkları veya kişisel hoşnutsuzluklar olsa bile açık bir zihinle devam etmeyi gerektirir. Karşınızdaki kişiyi sevmediğiniz için zihninizi ona kapatmak, önyargılı bir yaklaşımdır ve olası bir anlaşmazlığı çözmek yerine daha da büyütür. Trafik adabı, kişisel duygulardan bağımsız olarak tüm sürücülere saygılı olmayı ve iletişim kanallarını açık tutmayı gerektirir.

  • d) Tek bir olayın, birini anlamak için yeterli bir örnek olduğunu düşünmelidir. Bu düşünce de yanlıştır ve genelleme hatası olarak bilinir. Tek bir olaya veya hataya dayanarak bir kişi hakkında kesin bir yargıya varmak, hem haksızlık hem de etkili iletişimin önündeki en büyük engellerden biridir. Bir sürücünün o an yaptığı bir hata, onun her zaman kötü bir sürücü olduğu anlamına gelmez. Bu şekilde düşünmek, hoşgörüyü ortadan kaldırır ve trafikteki gerilimi artırır.

Soru 47
I. Kural ihlallerine II. Tehlikeli davranışlara III. Güvenli sürücülük yeteneklerini olumlu yönde etkilemeye  Trafikte yaşanan öfke duygusu, verilenlerden hangilerine yol açabilmektedir?
A
I ve II 
B
I ve III
C
II ve III 
D
I, II ve III
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfke duygusunun bir sürücünün davranışları ve yetenekleri üzerindeki etkileri sorgulanmaktadır. Soru, öfkenin hangi sonuçlara yol açabileceğini verilen üç öncül üzerinden değerlendirmenizi istemektedir. Bu tür sorular, trafik psikolojisinin ve güvenli sürüş için duygusal kontrolün ne kadar önemli olduğunu ölçmeyi amaçlar. Şimdi öncülleri tek tek inceleyelim:
  • I. Kural ihlallerine: Öfke, sürücünün mantıklı düşünme ve karar verme yeteneğini zayıflatan güçlü bir duygudur. Öfkeli bir sürücü, sabrını kaybederek hız sınırını aşma, kırmızı ışıkta geçme, yakın takip yapma (tampona yapışma) veya aniden şerit değiştirme gibi kural ihlallerine çok daha yatkın hale gelir. Dolayısıyla, öfke duygusu doğrudan kural ihlallerine yol açabilir. Bu ifade doğrudur.
  • II. Tehlikeli davranışlara: Kural ihlalleri, aynı zamanda tehlikeli davranışlardır. Buna ek olarak, öfkeli sürücüler diğer sürücülerle inatlaşma, ani fren yapma (brake-checking), makas atma veya direksiyonu agresif kullanma gibi doğrudan can ve mal güvenliğini riske atan davranışlar sergileyebilir. Bu nedenle öfke, genel olarak tehlikeli davranışlara sebep olur. Bu ifade de doğrudur.
  • III. Güvenli sürücülük yeteneklerini olumlu yönde etkilemeye: Bu ifade, öfkenin güvenli sürüşü iyileştireceğini iddia etmektedir ki bu tamamen yanlıştır. Öfke; dikkati dağıtır, risk algısını düşürür, tepki süresini yavaşlatır ve sürücünün muhakeme yeteneğini olumsuz etkiler. Kısacası, öfke güvenli sürüş yeteneklerini olumlu değil, tam tersine son derece olumsuz yönde etkiler. Bu ifade kesinlikle yanlıştır.

Bu analizden sonra seçenekleri değerlendirelim:

Öfke duygusunun I. Kural ihlallerine ve II. Tehlikeli davranışlara yol açtığını, ancak III. Güvenli sürücülük yeteneklerini olumlu yönde etkilemediğini gördük. Bu durumda, içinde III numaralı ifadenin geçtiği tüm seçenekler yanlış olacaktır.

  • a) I ve II: Bu seçenek, doğru olarak belirlediğimiz iki sonucu da içerir. Bu nedenle doğru cevaptır.
  • b) I ve III: Bu seçenek, yanlış olan III. ifadeyi içerdiği için hatalıdır.
  • c) II ve III: Bu seçenek de yine yanlış olan III. ifadeyi içerdiği için hatalıdır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek de aynı şekilde yanlış olan III. ifadeyi kapsadığı için elenir.

Sonuç olarak, trafikte yaşanan öfke duygusu, sürücüyü hem kuralları çiğnemeye hem de genel olarak tehlikeli davranışlar sergilemeye iter. Bu durum, sürücünün güvenli sürüş yeteneklerini kesinlikle olumlu etkilemez, aksine tehlikeli bir şekilde zayıflatır. Bu nedenle doğru cevap a) I ve II seçeneğidir.

Soru 48

I. Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi

II. Köprü ve tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması

III. Trafo ve elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintilerin yaşanması

IV. Bilhassa yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde büyük ekolojik zararların görülmesi

Yukarıdakilerden hangileri kara yolunda meydana gelen trafik kazalarının kişiye, topluma, kamuya ve çevreye verdiği zararlardandır?

A
I ve II. 
B
I, III ve IV.
C
II, III ve IV. 
D
I, II, III ve IV.
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarının sadece sürücü ve yolculara değil, daha geniş bir çerçevede ne gibi olumsuz etkileri olabileceği sorgulanmaktadır. Sorunun kökünde kazaların "kişiye, topluma, kamuya ve çevreye verdiği zararlar" bütüncül bir şekilde ele alınmıştır. Bu nedenle her bir öncülü bu dört kategoriden en az birine girip girmediğini değerlendirerek incelemeliyiz.

Şimdi maddeleri tek tek analiz edelim:

  • I. Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi: Yol kenarlarındaki ağaçlar, refüjlerdeki bitkiler ve trafik levhaları gibi unsurlar devlete, yani kamuya aittir. Bir kaza sonucunda bu ağaçların veya bitkilerin zarar görmesi, devlete ait bir mülkün zarar görmesi anlamına gelir. Bu durum, doğrudan kamuya verilen bir zarardır. Aynı zamanda ağaçlar çevrenin bir parçası olduğu için dolaylı olarak çevreye de bir zarardır.
  • II. Köprü ve tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması: Bir kaza nedeniyle trafiğin durması veya yavaşlaması, o yolu kullanan yüzlerce, hatta binlerce insanı etkiler. İnsanlar işlerine, okullarına, hastanelere geç kalır; ambulans ve itfaiye gibi acil durum araçları hedeflerine ulaşmakta zorlanır. Bu durum, bireyleri aşan ve bütün bir halkı etkileyen toplumsal bir zarardır.
  • III. Trafo ve elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintilerin yaşanması: Trafolar ve elektrik direkleri, kamu hizmeti sağlayan altyapı tesisleridir ve kamuya aittir. Bunlara çarpılması hem bir kamu zararı oluşturur hem de sonucunda yaşanan elektrik kesintisi bölgedeki evleri, iş yerlerini ve hastaneleri etkileyerek toplumsal bir zarara yol açar.
  • IV. Bilhassa yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde büyük ekolojik zararların görülmesi: Bu madde zaten açıkça "ekolojik zararlar" ifadesini kullanmaktadır. Tehlikeli madde taşıyan bir tankerin devrilmesi sonucu toprağa, suya veya havaya karışan kimyasallar, o bölgedeki doğal yaşamı, bitki örtüsünü ve su kaynaklarını zehirler. Bu, en belirgin çevre zararlarından biridir.

Sonuç ve Doğru Cevabın Açıklaması

Görüldüğü gibi, soruda verilen dört öncülün her biri, trafik kazalarının yol açtığı farklı bir zarar türünü (kamu, toplum veya çevre) başarılı bir şekilde örneklemektedir. Soru, bu zararlardan hangilerinin trafik kazalarının bir sonucu olduğunu sorduğu için, listelenen maddelerin hepsi doğrudur. Bu nedenle, tüm öncülleri içeren D) I, II, III ve IV seçeneği doğru cevaptır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, trafik kazalarının yol açtığı zararların bütününü kapsamadığı için eksiktir ve bu yüzden yanlıştır.

  • a) I ve II: Bu seçenek, elektrik kesintileri (III) ve çevre kirliliği (IV) gibi önemli kamu ve çevre zararlarını dışarıda bırakır.
  • b) I, III ve IV: Bu seçenek, kazaların neden olduğu trafik sıkışıklığı gibi çok yaygın bir toplumsal zararı (II) içermemektedir.
  • c) II, III ve IV: Bu seçenek ise yol kenarındaki ağaçlar gibi kamu mallarına verilen zararı (I) göz ardı etmektedir.

Özetle, trafik kazaları sadece bireysel bir mesele değil, aynı zamanda kamusal, toplumsal ve çevresel sonuçları olan ciddi bir sorundur. Bu soru, sürücü adayının bu geniş bakış açısına sahip olup olmadığını ölçmeyi amaçlamaktadır.

Soru 49
I. Trafikteki bütün kuralların nedenini öğrenir. II. Araç kullanırken yapacağı bir kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunu düşünür. III. Trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde, kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında değildir. Yukarıdakilerden hangileri trafik adabına sahip olan bir sürücü için söylenebilir?
A
Yalnız I.
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
49 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, "trafik adabına sahip" bir sürücünün özelliklerinin neler olduğunu belirlememiz isteniyor. Trafik adabı, sadece kuralları bilmek değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı saygılı, sorumlu, sabırlı ve empatik davranmaktır. Bu kavramı aklımızda tutarak verilen öncülleri tek tek inceleyelim.

I. Trafikteki bütün kuralların nedenini öğrenir.

Bu ifade, trafik adabına sahip bir sürücünün temel özelliklerinden birini anlatır. Kuralları ezberlemek yerine, o kuralların neden konulduğunu anlamak, sürücünün daha bilinçli ve sorumlu davranmasını sağlar. Örneğin, bir okul bölgesinde hız sınırının neden düşük olduğunu anlayan bir sürücü, bu kurala sadece ceza korkusuyla değil, çocukların güvenliğini gerçekten önemsediği için uyar. Bu nedenle, bu ifade trafik adabına sahip bir sürücü için söylenebilir.

II. Araç kullanırken yapacağı bir kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunu düşünür.

Bu ifade, trafik adabına sahip olmayan, bencil ve sığ düşünen bir sürücü profilini çizer. Trafik kurallarının ihlali sadece para cezasıyla sonuçlanmaz; yaralanmalara, can kayıplarına ve manevi travmalara yol açabilir. Trafik adabına sahip bir sürücü, eylemlerinin potansiyel olarak ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğinin farkındadır ve sadece cezadan kaçmak için değil, bu tehlikeleri önlemek için kurallara uyar. Dolayısıyla, bu ifade trafik adabına sahip bir sürücü için söylenemez.

III. Trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde, kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında değildir.

Bu ifade de trafik adabından yoksun bir sürücüyü tanımlamaktadır. Trafik adabının en önemli unsurlarından biri, sorumluluk bilinci ve farkındalıktır. Adaba uygun davranan bir sürücü, yapacağı en küçük bir hatanın bile hem kendi canını hem de başkalarının canını tehlikeye atabileceğinin bilincindedir. Bu farkındalık, onu daha dikkatli ve özenli bir sürücü yapar. Bu ifadedeki "farkında değildir" sözü, tam tersi bir durumu anlattığı için trafik adabına sahip bir sürücü için söylenemez.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

Yaptığımız incelemeler sonucunda, verilen üç ifadeden sadece birincisinin (I) trafik adabına sahip bir sürücünün özelliğini yansıttığını görüyoruz. İkinci (II) ve üçüncü (III) ifadeler ise bu adaba sahip olmayan, sorumsuz sürücülerin düşünce ve davranış biçimlerini tanımlamaktadır.

  • a) Yalnız I: Bu seçenek, analizimizle tamamen uyumludur. Sadece I. madde olumlu ve trafik adabına uygun bir davranışı belirtir. Bu nedenle doğru cevap budur.
  • b) I ve II: II. madde yanlış olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
  • c) II ve III: Her iki madde de trafik adabına aykırı davranışları tanımladığı için bu seçenek tamamen yanlıştır.
  • d) I, II ve III: II. ve III. maddeler yanlış olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi, trafik kazalarının ülke ekonomisine verdiği zararlardan biri değildir?
A
Trafik işaretlerinin hasar görmesi
B
Kara yollarının zamanından önce yıpranması
C
Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması
D
Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasının ardından ülke ekonomisine doğrudan bir maliyet veya zarar getirmeyen seçeneği bulmanız istenmektedir. Soru, "hangisi... zararlardan biri değildir?" şeklinde olumsuz bir ifade içerdiği için dikkatli olmalısınız. Yani, üç seçenek kazanın ekonomik bir sonucu olacak, bir tanesi ise olmayacak.

Yanlış Cevapların Açıklaması (a, b ve d seçenekleri)

Trafik kazaları meydana geldiğinde, kamu malı olan altyapı unsurları zarar görebilir. a) Trafik işaretlerinin hasar görmesi ve d) Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması, bir kaza sonucunda ortaya çıkan somut ve maddi hasarlardır. Kırılan bir levhanın veya parçalanan bir bariyerin devlet tarafından yenilenmesi gerekir. Bu yenileme işlemi, malzeme, işçilik ve zaman maliyeti yaratarak ülke ekonomisine doğrudan bir yük getirir.

Benzer şekilde, b) Kara yollarının zamanından önce yıpranması da kazaların bir sonucudur. Kaza anında yola dökülen yakıt ve yağlar asfaltı eritebilir, yanan bir araç yola kalıcı hasar verebilir veya sürüklenen araçlar yol yüzeyini çizebilir. Bu tür hasarların onarımı için bütçe ayrılması gerekir ve bu da ülke ekonomisi için bir zarardır. Dolayısıyla a, b ve d seçenekleri, kazaların doğrudan neden olduğu ekonomik kayıplardır.

Doğru Cevabın Açıklaması (c seçeneği)

c) Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması seçeneği ise bir trafik kazasının sonucu değil, nedenidir. Daha doğrusu, kazaları ve trafik suçlarını önlemeye yönelik bir idari tedbirdir. Devlet, kazaları azaltmak ve sürücüleri daha dikkatli olmaya teşvik etmek için caydırıcı bir yöntem olarak cezaları artırma kararı alır. Bu durum, kazaların yarattığı ekonomik ve sosyal zararları engelleme amacı taşır.

Ekonomik açıdan bakıldığında ise, kesilen trafik cezaları devlet bütçesine gelir olarak kaydedilir. Bu para, bir vatandaşın cebinden çıkıp devletin kasasına giren bir para transferidir. Ülke ekonomisi içinde bir kayıp yaratmaz, aksine bu gelirler yol yapımı gibi kamu hizmetleri için kullanılabilir. Bu nedenle, cezaların artırılması bir "zarar" değil, kazaları önlemeye yönelik bir "önlem" olarak kabul edilir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI