%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi, şoka girmiş kazazedede görülebilecek belirtilerden biri değildir?
A
Kan basıncında yükselme
B
Bilinç seviyesinde azalma
C
Hızlı ve yüzeysel solunum
D
Ciltte soğukluk, solukluk ve nemlilik
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, tıbbi bir acil durum olan "şok" halindeki bir kazazedede görülmesi beklenmeyen, yani şok belirtisi olmayan seçeneği bulmamız istenmektedir. Şoku ve belirtilerini doğru bir şekilde anlamak, bu soruyu çözmek için anahtardır.

Öncelikle şokun ne olduğunu anlamak önemlidir. Şok, kalp ve damar sisteminin yaşamsal organlara (beyin, kalp, akciğerler vb.) yeterli miktarda kan pompalayamaması durumudur. Bu nedenle organlara yeterli oksijen gitmez ve hayati fonksiyonlar tehlikeye girer. Bu durum, ciddi kanamalar, kalp krizleri, şiddetli alerjik reaksiyonlar veya ağır enfeksiyonlar gibi nedenlerle ortaya çıkabilir.

Doğru cevap a) Kan basıncında yükselme seçeneğidir. Çünkü şok durumunun en temel özelliklerinden biri, dolaşım sisteminin yetersiz kalması sonucu kan basıncının normalin altına düşmesidir (hipotansiyon). Vücut, organlara yeterli kanı gönderemediği için tansiyon yükselmez, tam tersine tehlikeli seviyelerde düşer. Bu nedenle, kan basıncında bir yükselme şok belirtisi olamaz.

Diğer seçeneklerin neden şok belirtisi olduğunu ve dolayısıyla neden yanlış cevaplar olduğunu inceleyelim:
  • b) Bilinç seviyesinde azalma: Bu, tipik bir şok belirtisidir. Beyne yeterli kan ve oksijen gitmediğinde, kişinin zihinsel fonksiyonları yavaşlar. Bu durum, kazazedede huzursuzluk, endişe, kafa karışıklığı, sersemlik ve durum ağırlaştıkça bilinç kaybına kadar gidebilir.

  • c) Hızlı ve yüzeysel solunum: Bu da klasik bir şok belirtisidir. Vücut, dokulara yeterli oksijen ulaştıramadığı için bu açığı kapatmaya çalışır. Daha fazla oksijen alabilmek amacıyla solunum refleks olarak hızlanır. Ancak vücut zayıf düştüğü için bu soluklar derin değil, kesik kesik ve yüzeysel olur.

  • d) Ciltte soğukluk, solukluk ve nemlilik: Bu belirti de şok durumunda sıkça görülür. Vücut, hayatta kalmak için bir savunma mekanizması olarak, kısıtlı olan kan akışını deri ve uzuvlar gibi daha az kritik bölgelerden çekerek beyin ve kalp gibi hayati organlara yönlendirir. Deriye daha az kan gitmesi cildin soluk ve soğuk olmasına, vücudun stres tepkisi ise soğuk terlemeye (nemlilik) neden olur.

Özetle, şoka girmiş bir kazazedede kan basıncı yükselmez, aksine düşer. Bilinçte azalma, hızlı ve yüzeysel solunum ile soğuk, soluk ve nemli cilt ise şokun temel ve beklenen belirtileridir. Bu nedenle sorunun doğru cevabı "a" seçeneğidir.

Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi, kazazedenin ikinci değerlendirilme aşamalarından olan "Baştan Aşağı Kontrol" basamağında yer alır?
A
Adı ve soyadının öğrenilmesi
B
Kullandığı ilaçların belirlenmesi
C
Kişisel özgeçmişinin öğrenilmesi
D
Solunum sayısının değerlendirilmesi
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kazazedeye yapılacak ilk yardım müdahalesinin "İkinci Değerlendirme" aşaması ve bu aşamanın alt basamakları hakkındaki bilginiz ölçülmektedir. Özellikle, ikinci değerlendirmenin iki ana bölümünden biri olan "Baştan Aşağı Kontrol" sırasında hangi işlemin yapıldığını bulmanız istenmektedir. Bu konuyu anlamak, ilk yardımın sistematiğini kavramak için çok önemlidir.

Doğru cevap d) Solunum sayısının değerlendirilmesi seçeneğidir. Çünkü "Baştan Aşağı Kontrol", kazazedenin vücudunun sistematik bir şekilde, elle ve gözle muayene edilerek yaralanma, kanama, şişlik, şekil bozukluğu gibi belirtilerin arandığı fiziksel bir muayene aşamasıdır. Bu fiziksel muayene sırasında, yaşam bulgularından biri olan solunumun sayısı ve niteliği de gözlemlenerek değerlendirilir. İlk yardımcı, kazazedenin göğüs kafesinin hareketlerini izleyerek bir dakika içindeki nefes alışverişini sayar ve bu bilgiyi not alır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım. a), b) ve c) seçeneklerinde belirtilen işlemler, ikinci değerlendirmenin "Baştan Aşağı Kontrol" basamağında değil, "Görüşerek Bilgi Edinme (AMPE/SAMPLE Anamnezi)" adı verilen diğer basamağında yer alır. Bu basamakta, kazazedenin bilinci açıksa kendisiyle, değilse çevresindekilerle konuşularak bilgi toplanır. Bu, fiziksel bir muayene değil, bir sorgulama ve görüşme aşamasıdır.

  • a) Adı ve soyadının öğrenilmesi: Kazazede ile iletişim kurmanın ve bilinç durumunu daha detaylı anlamanın bir parçasıdır. Bu bilgi, konuşarak elde edilir.
  • b) Kullandığı ilaçların belirlenmesi: Kazazedenin mevcut sağlık durumu hakkında önemli bir ipucudur (Örneğin, diyabet, kalp ilacı vb.). Bu bilgi de yine kendisine veya yakınlarına sorularak öğrenilir.
  • c) Kişisel özgeçmişinin öğrenilmesi: Kronik bir hastalığı, alerjisi veya geçirdiği önemli bir rahatsızlık olup olmadığını anlamak için yapılır. Bu da yine görüşme yoluyla elde edilen bir bilgidir.

Özetle, ilk yardımın ikinci değerlendirmesi iki temel adımdan oluşur: önce kazazede ile konuşarak bilgi toplanır (diğer şıklar), ardından vücudu fiziksel olarak kontrol edilir (doğru cevap). Solunum sayısını değerlendirmek, vücudu fiziksel olarak gözlemlemeyi gerektirdiği için "Baştan Aşağı Kontrol" basamağının ayrılmaz bir parçasıdır.

Soru 3
Bir kişinin asit-baz veya bilinmeyen bir kimyasal sıvıyı yeni içtiği fark ediliyor. Bilinci yerinde olan bu kişiye yapılması gereken ilk yardım uygulaması aşağıdakilerden hangisidir?
A
Kusturmak
B
Bol su içirmek
C
Açık havaya çıkarmak
D
Sarımsaklı yoğurt yedirmek
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bilinci açık bir kişinin yakıcı (asit-baz) veya ne olduğu bilinmeyen bir kimyasal sıvıyı içmesi durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamasının ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu tür durumlarda amaç, zarar gören kişiye daha fazla hasar vermeden, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar durumu olabildiğince kontrol altında tutmaktır.

Doğru cevap b) Bol su içirmek seçeneğidir. Çünkü yakıcı bir kimyasal madde içildiğinde ilk amaç, bu maddenin yoğunluğunu azaltarak dokulara verdiği zararı en aza indirmektir. Su, kimyasal maddeyi seyreltir, yani etkisini zayıflatır ve maddenin ağız, yutak ve yemek borusundan mideye daha hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlayarak temas ettiği yüzeylerdeki hasar süresini kısaltır. Bu, yapılabilecek en güvenli ve etkili ilk müdahaledir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Kusturmak: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve çok tehlikelidir. Asit veya baz gibi yakıcı bir madde, yemek borusundan aşağı inerken bu dokuları bir kez yakmıştır. Kişiyi kusturmak, aynı yakıcı maddenin yemek borusundan tekrar yukarı çıkmasına neden olur ve bu da aynı dokuların ikinci kez yanmasına yol açar. Bu durum, mevcut hasarı katlayarak çok daha ciddi ve kalıcı yaralanmalara sebep olur.

  • c) Açık havaya çıkarmak: Bu uygulama, genellikle zehirli gaz veya duman solunması (inhalasyon) durumlarında tercih edilen bir ilk yardım yöntemidir. Oksijen alımını artırarak solunan zehirli gazın vücuttan atılmasına yardımcı olur. Ancak bu sorudaki olay kimyasal bir sıvının içilmesi, yani sindirim yoluyla zehirlenmedir. Açık havanın içilen kimyasalın etkisini azaltmaya yönelik doğrudan bir faydası yoktur.

  • d) Sarımsaklı yoğurt yedirmek: Bu, halk arasında yaygın olan ancak bilimsel bir temeli olmayan yanlış bir uygulamadır. İçilen kimyasalın ne olduğu bilinmediği için yoğurt gibi bir gıda vermek, kimyasalla beklenmedik bir reaksiyona girerek durumu daha da kötüleştirebilir. Ayrıca, herhangi bir şey yedirmek veya içirmek (su hariç) kişinin midesini doldurarak kusturabilir ve bu da kusturmanın tehlikelerini beraberinde getirir.

Özetle, yakıcı bir kimyasal içen ve bilinci yerinde olan bir kişiye yapılacak ilk yardım, maddeyi seyreltmek için bol su içirmek ve derhal 112 Acil Servis'i aramaktır. Asla kusturulmamalı veya su dışında herhangi bir yiyecek-içecek verilmemelidir.

Soru 4
Şekildeki gibi cisim batması durumunda ilk yardım olarak aşağıdaki uygulamalardan hangisinin yapılması doğrudur?
A
Cismin çıkarılması ve yaraya tentürdiyot dökülmesi
B
Cismin çıkarılması ve yaralının hastaneye sevk edilmesi
C
Cismin dışarıda kalan kısmının kesilmesi ve yaranın sarılması
D
Cismin çıkarılmadan sabitlenmesi ve yaralının hastaneye sevk edilmesi
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, vücuda saplanmış bir cisim (örneğin bıçak, cam parçası, demir çubuk) ile karşılaşıldığında uygulanması gereken doğru ilk yardım yöntemi sorgulanmaktadır. Bu tür yaralanmalar, ciddi kanamalara ve iç organ hasarlarına yol açabileceğinden, doğru müdahale hayati önem taşır. Sorunun amacı, ilk yardımcının paniğe kapılmadan, yaralıya daha fazla zarar vermeden durumu nasıl kontrol altına alması gerektiğini ölçmektir.

Doğru cevap d) Cismin çıkarılmadan sabitlenmesi ve yaralının hastaneye sevk edilmesi seçeneğidir. Bunun temel nedeni, vücuda saplanmış olan cismin, yaralanma sırasında hasar görmüş bir kan damarını tıkıyor (tampon görevi görüyor) olabilmesidir. Eğer bu cisim bilinçsizce çıkarılırsa, damardaki tıkaç ortadan kalkar ve durdurulması çok zor, hayatı tehdit eden bir iç veya dış kanama başlayabilir. Ayrıca cismi çıkarmaya çalışmak, çevresindeki dokulara, sinirlere ve damarlara daha fazla zarar verebilir.

Bu nedenle yapılması gereken en doğru hareket, cismi yerinden oynatmamaktır. Cismin etrafı temiz bezler veya sargı bezleri ile desteklenerek sabitlenmelidir. Bu sabitleme işlemi, cismin hareket etmesini engelleyerek hem kanama riskini azaltır hem de yaralının hastaneye nakli sırasında daha fazla zarar görmesini önler. Sabitleme yapıldıktan sonra derhal 112 aranmalı veya yaralının en hızlı şekilde bir sağlık kuruluşuna ulaşması sağlanmalıdır.

  • a) Cismin çıkarılması ve yaraya tentürdiyot dökülmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü cismi çıkarmak, yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü çok tehlikelidir ve şiddetli kanamaya yol açabilir. Ayrıca, açık ve derin yaralara tentürdiyot gibi antiseptik solüsyonlar doğrudan dökülmez; bu, dokulara zarar verebilir ve iyileşmeyi geciktirebilir.
  • b) Cismin çıkarılması ve yaralının hastaneye sevk edilmesi: Bu seçenek de "cismin çıkarılması" eylemini içerdiği için yanlıştır. Cismi çıkarmak, ilk yardımcının yapmaması gereken en temel hatadır. Bu işlemi sadece sağlık profesyonelleri, hastane ortamında ve kanamayı kontrol altına alabilecek donanıma sahipken yapmalıdır.
  • c) Cismin dışarıda kalan kısmının kesilmesi ve yaranın sarılması: Bu seçenek de hatalıdır. Cismi kesmeye veya kırmaya çalışmak, titreşim yaratarak içerideki ucun hareket etmesine ve daha fazla hasara yol açmasına neden olabilir. Ayrıca, cismin dışarıda kalan kısmı, doktorların cismin ne kadar derinde olduğunu ve hangi açıyla girdiğini anlamaları için önemli bir ipucudur.

Özetle, batan bir cisimle karşılaşıldığında ilk yardımcının görevi cismi çıkarmak değil, onu güvenli bir şekilde sabitleyerek ve kanamayı (varsa) cismin etrafına baskı uygulayarak kontrol altına alarak yaralının acil tıbbi yardım almasını sağlamaktır. Bu, ehliyet sınavlarında sıkça sorulan ve hayati önem taşıyan bir ilk yardım kuralıdır.

Soru 5
Baş ve yüzdeki ağır kanamalarda, aşağıdaki bası noktalarından hangisine basınç uygulanır?
A
Kasık
B
Koltuk altı
C
Şah damarı
D
Köprücük kemiği üzeri
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, baş ve yüz bölgesinde meydana gelen ciddi bir kanamayı durdurmak için hangi ana damara (bası noktasına) baskı yapılması gerektiği sorulmaktadır. Vücuttaki bası noktaları, kanamayı kontrol altına almak amacıyla kanamanın olduğu bölgeye giden kan akışını yavaşlatmak için kullanılan stratejik noktalardır. Bu noktalar, atardamarın kemiğe yakın geçtiği ve elle baskı yapılarak sıkıştırılabileceği yerlerdir.

Doğru cevap c) Şah damarı seçeneğidir. Şah damarı (karotis arter), boynun her iki yanında bulunan ve beyne, yüze ve başa kan taşıyan ana atardamardır. Baş ve yüzdeki ağır bir kanama durumunda, kanamanın olduğu taraftaki şah damarına parmaklarla baskı uygulamak, kanamanın kaynağına giden kan akışını önemli ölçüde azaltır ve kanamanın kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

Bu uygulama çok dikkatli yapılmalıdır. Baskı, sadece kanamanın olduğu taraftaki şah damarına uygulanmalı ve asla iki tarafa aynı anda baskı yapılmamalıdır. Çünkü her iki şah damarını aynı anda sıkıştırmak, beyne giden kan akışını tamamen keserek çok tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Kasık: Bu bölge, bacaklardaki atardamar kanamalarını kontrol etmek için kullanılır. Bacağa kan taşıyan ana damar (femoral arter) buradan geçtiği için, bacaktaki bir kanamayı durdurmak amacıyla kasığa baskı uygulanır. Baş ve yüz ile bir ilgisi yoktur.
  • b) Koltuk altı: Kol ve omuz bölgesindeki ağır kanamaları durdurmak için kullanılan bir bası noktasıdır. Kola giden ana damar (aksiller arter) bu bölgededir ve buraya yapılan basınç kol kanamalarını kontrol eder. Baş ve yüz için etkisizdir.
  • d) Köprücük kemiği üzeri: Bu nokta da yine kol ve omuz bölgesindeki kanamaları kontrol etmek için kullanılır. Buradan geçen damar (subklavian arter), kola giden kan akışını kontrol etmeye yarar ve baş-yüz kanamaları için birincil bası noktası değildir.

Özetle, ilk yardımda kanamayı durdurmak için baskı uygulanacak nokta, kanamanın olduğu bölgeye göre belirlenir. Baş ve yüz bölgesi için doğru bası noktası, boyunda bulunan şah damarıdır. Bu bilgi, ehliyet sınavı için önemli bir ilk yardım kuralıdır.

Soru 6
İlk yardımın ABC'si olarak kabul edilen uygulamalardan "A" neyi ifade etmektedir?
A
Hava yolu açıklığının değerlendirilmesini
B
Kan dolaşımının değerlendirilmesini
C
Solunumun değerlendirilmesini
D
Kanamanın durdurulmasını
6 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın en temel ve hayat kurtarıcı adımlarını simgeleyen "ABC" kuralının ilk harfi olan "A"nın ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu kural, bilinci kapalı bir kazazedeye müdahale ederken hangi sırayla ve ne yapılması gerektiğini belirten evrensel bir protokoldür. Bu sıralama, hayati fonksiyonların devamlılığı için en öncelikli olandan başlar.

Doğru Cevap: a) Hava yolu açıklığının değerlendirilmesini

Açıklama: İlk yardımın "A"sı, İngilizce "Airway" kelimesinin karşılığıdır ve Türkçe'de "Hava Yolu" anlamına gelir. Bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için en temel gereksinim, nefes alıp verebilmesidir. Eğer hava yolu (soluk borusu) tıkalıysa, akciğerlere hava giremez ve diğer tüm müdahaleler anlamsız kalır. Bu nedenle, bilinci kapalı bir kişiye yapılacak ilk müdahale, hava yolunun açık olup olmadığını kontrol etmek ve gerekirse açık kalmasını sağlamaktır. Bu kontrol, ağız içinde yabancı bir cisim olup olmadığına bakmak ve dili geriye kaçarak soluk borusunu tıkamışsa "Baş-Çene Pozisyonu" vererek hava yolunu açmak gibi uygulamaları içerir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Kan dolaşımının değerlendirilmesi: Bu uygulama, ilk yardımın "C" basamağını ifade eder. İngilizce "Circulation" (Dolaşım) kelimesinden gelir. Hava yolu açılıp solunumun varlığı kontrol edildikten sonra, kalbin kanı vücuda pompalayıp pompalamadığını gösteren dolaşım belirtileri (nabız, yaşam belirtileri) ve büyük kanamalar kontrol edilir. Bu adım, "A" ve "B" adımlarından sonra geldiği için yanlış cevaptır.
  • c) Solunumun değerlendirilmesi: Bu uygulama, ilk yardımın "B" basamağını ifade eder. İngilizce "Breathing" (Solunum) kelimesinden gelir. Hava yolunun açık olduğundan emin olunduktan sonra, kazazedenin nefes alıp almadığı "Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle 10 saniye boyunca kontrol edilir. Bu adım, "A"dan sonra geldiği için bu sorunun doğru cevabı olamaz.
  • d) Kanamanın durdurulması: Kanamanın durdurulması, hayati öneme sahip bir ilk yardım uygulamasıdır ve "C" yani dolaşımın değerlendirilmesi basamağının bir parçasıdır. Ancak, ABC sıralamasının "A" harfini doğrudan ifade etmez. Öncelik her zaman nefes almayı sağlayan hava yolundadır.

Özetle, ilk yardımda müdahale sırası hayati önem taşır. Önce nefes alabilmesi için hava yolu açılır (A), sonra nefes alıp almadığı kontrol edilir (B) ve son olarak kan dolaşımının devamlılığı sağlanır (C). Bu nedenle, "A" her zaman hava yolu açıklığının değerlendirilmesini ifade eder.

Soru 7
Yukarıda soru işareti (?) ile gösterilen ve temel yaşam desteğinin 1. aşaması olan uygulama aşağıdakilerden hangisidir?
A
Kırık kontrolünün yapılması
B
Kanamanın kontrol edilmesi
C
Şok pozisyonunun verilmesi
D
Hava yolu açıklığının sağlanması
7 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, görselde soru işaretiyle gösterilen uygulamanın ne olduğu ve Temel Yaşam Desteği'nin ilk aşamasını temsil ettiği belirtilmektedir. Görselde, bir ilk yardımcı bilinci kapalı görünen bir kişiye "Baş-Çene Pozisyonu" vermektedir. Bu pozisyonun amacını ve Temel Yaşam Desteği'ndeki yerini bilmek soruyu doğru cevaplamak için anahtardır.

Doğru cevap "d) Hava yolu açıklığının sağlanması" seçeneğidir. Bunun nedeni, bilincini kaybetmiş bir kişide kasların gevşemesiyle birlikte dilin geriye doğru kayarak soluk borusunu tıkayabilmesidir. Görseldeki "Baş-Çene Pozisyonu" (bir el alında, diğer elin parmak uçları çenede olacak şekilde başın geriye itilmesi) tam olarak bu tehlikeyi önlemek için yapılır. Bu manevra, dili kökünden ileri iterek hava yolunu açar ve kazazedenin nefes alıp almadığını kontrol etmeden önceki ilk ve en hayati adımdır.

Temel Yaşam Desteği (TYD) bir zincir gibidir ve her halkası doğru sırada uygulanmalıdır. Çevre güvenliği sağlandıktan ve hastanın bilinci kontrol edildikten sonraki ilk adım, solunumun devamlılığı için kritik olan hava yolunu açmaktır. Çünkü hava yolu tıkalı bir kişiye suni solunum yapmak veya diğer müdahalelerde bulunmak imkansızdır. Bu nedenle bu uygulama, Temel Yaşam Desteği'nin 1. aşamasıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Kırık kontrolünün yapılması: Kırık kontrolü, ilk yardımın "ikincil değerlendirme" aşamasında yer alır. Yani, hastanın solunumu ve dolaşımı gibi hayati fonksiyonları güvence altına alındıktan sonra yapılır. Hava yolu tıkalı ve nefes almayan bir hastada kırık aramak zaman kaybıdır ve öncelik sıralamasında yanlıştır.
  • b) Kanamanın kontrol edilmesi: Eğer çok şiddetli, fışkırır tarzda bir atardamar kanaması yoksa, solunumu sağlamak her zaman daha önceliklidir. Bir insan nefes almadan sadece birkaç dakika yaşayabilir. Bu nedenle, standart bir ilk yardım uygulamasında öncelik daima hava yolu ve solunumdadır.
  • c) Şok pozisyonunun verilmesi: Şok pozisyonu (hastayı sırt üstü yatırıp bacaklarını 30 cm yukarı kaldırmak), dolaşım yetmezliği belirtileri gösteren hastalara uygulanan bir yöntemdir. Bu pozisyon, ancak hastanın hava yolu açık, solunumu var ve bilinci yerindeyse uygulanabilir. Temel Yaşam Desteği'nin ilk adımı kesinlikle değildir.
Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi ilk yardımın öncelikli amaçlarındandır?
A
Trafikteki kaza sayısını azaltmak
B
Sağlık personelinin mesleki başarısını artırmak
C
İnsanları zararlı alışkanlıklarından uzak- laştırmak
D
Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en temel, en acil ve en önemli hedefinin ne olduğu sorulmaktadır. "Öncelikli amaç" ifadesi, bir ilk yardımcı olay yerine ulaştığında aklına gelmesi ve uygulaması gereken ilk ve en kritik görevi ifade eder. Seçenekleri bu bakış açısıyla değerlendirmek gerekir.

Doğru cevap d) Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak seçeneğidir. Çünkü ilk yardımın varoluş sebebi, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar geçen kritik dakikalarda kişinin hayatta kalmasını sağlamaktır. Yaşamsal fonksiyonlar; solunum, kan dolaşımı (kalp atışı) ve bilinç durumu gibi hayatın devamı için olmazsa olmaz işlevlerdir. Bu fonksiyonlardan birinin durması, çok kısa sürede beyin ölümüne ve ardından vücudun tamamen ölmesine yol açar. Bu nedenle ilk yardımcının önceliği, bu fonksiyonları kontrol etmek ve gerekiyorsa temel yaşam desteği (suni solunum, kalp masajı vb.) ile sürdürülmesini sağlamaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Trafikteki kaza sayısını azaltmak: Bu, ilk yardımın değil, trafik güvenliği eğitiminin, yol mühendisliğinin ve trafik denetimlerinin bir amacıdır. Kaza sayısını azaltmak bir "önleme" faaliyetidir. Oysa ilk yardım, kaza veya olay "meydana geldikten sonra" yapılan bir "müdahaledir". Bu yüzden ilk yardımın öncelikli amacı olamaz.
  • b) Sağlık personelinin mesleki başarısını artırmak: Olay yerinde yapılan doğru bir ilk yardım, elbette hastaneye ulaşan yaralının durumunun daha stabil olmasını sağlar ve bu da sağlık personelinin işini kolaylaştırır. Ancak bu, ilk yardımın ana hedefi değil, olumlu bir sonucudur. İlk yardımcının temel amacı, sağlık personelinin başarısını düşünmek değil, o an yaralının hayatını kurtarmaktır.
  • c) İnsanları zararlı alışkanlıklarından uzaklaştırmak: Bu, genel bir halk sağlığı ve eğitim konusudur. Sigara, alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzaklaştırmak uzun vadeli bir toplum sağlığı hedefidir. Kaza yerinde, kanaması olan veya kalbi durmuş birine zararlı alışkanlıkları hakkında tavsiye vermek, o anki acil durumla tamamen ilgisiz ve anlamsızdır.

Özetle, bir kaza veya ani bir hastalık durumunda, ilk yardımcının aklındaki tek öncelik, yaralının nefes alıp almadığını, kalbinin atıp atmadığını kontrol etmek ve bu yaşamsal fonksiyonların devamlılığını sağlamaya çalışmaktır. Diğer tüm hedefler ya başka kurumların görevidir ya da ilk yardımın dolaylı bir sonucudur.

Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi ciddi yaralanmalarda yapılması gereken ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Yara içinin kurcalanması Yara içinin kurcalanması
B
Yarada kanama varsa durdurulması
C
Yaranın üzerinin temiz pamukla kapatılması
D
Yaraya saplanan yabancı cisimlerin çıkarılması
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ciddi bir yaralanma ile karşılaşıldığında bir ilk yardımcının öncelikli olarak ne yapması gerektiği sorgulanmaktadır. İlk yardımın temel amacı, hayatı korumak, durumun kötüleşmesini önlemek ve iyileşmeyi kolaylaştırmaktır. Bu nedenle, en hayati tehlikeyi ortadan kaldıracak müdahale her zaman önceliklidir.

Doğru Cevap: b) Yarada kanama varsa durdurulması

Ciddi yaralanmalarda en büyük ve en acil tehlike, aşırı kan kaybı ve buna bağlı olarak gelişen şok durumudur. Vücuttaki kanın azalması, hayati organlara yeterli oksijenin taşınamamasına neden olur ve bu durum kısa sürede ölüme yol açabilir. Bu yüzden, bir ilk yardımcının olay yerindeki ilk ve en önemli görevi, eğer varsa, aktif kanamayı derhal kontrol altına almaktır.

Kanamanın durdurulması için yara üzerine temiz bir bez veya gazlı bez ile doğrudan baskı uygulanır. Kanama durmazsa, baskı artırılır ve kanayan bölge kalp seviyesinden yukarıda tutulmaya çalışılır. Bu müdahale, yaralının hayatta kalması ve tıbbi yardım gelene kadar durumunun stabil kalması için kritik öneme sahiptir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Yara içinin kurcalanması: Bu, kesinlikle yapılmaması gereken bir harekettir. Yaranın içini kurcalamak, oradaki dokulara daha fazla zarar verebilir, enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırır ve kanamayı şiddetlendirebilir. Yaranın temizliği ve detaylı müdahalesi profesyonel sağlık ekiplerine bırakılmalıdır.
  • c) Yaranın üzerinin temiz pamukla kapatılması: Yaranın üzerini kapatmak doğru bir adım olsa da, bunun için pamuk kullanmak yanlıştır. Pamuk lifleri kolayca yaraya yapışır, yara iyileşirken bu lifleri temizlemek zorlaşır ve enfeksiyon için uygun bir ortam yaratır. Bunun yerine her zaman steril gazlı bez veya bulunamıyorsa temiz, tüy bırakmayan bir bez kullanılmalıdır.
  • d) Yaraya saplanan yabancı cisimlerin çıkarılması: Bu, ilk yardımda yapılan en tehlikeli ve ölümcül hatalardan biridir. Yaraya saplanmış bir cisim (örneğin bir bıçak, cam parçası veya demir çubuk), bir tampon görevi görerek büyük bir damarı tıkıyor ve şiddetli bir kanamayı engelliyor olabilir. Cisim çıkarıldığında kontrol edilemeyen bir kanama başlayabilir. Bu yüzden cisim kesinlikle yerinden oynatılmamalı, etrafı bezlerle desteklenerek sabitlenmeli ve sağlık ekiplerinin gelmesi beklenmelidir.
Soru 10
I- İyileşmeyi kolaylaştırmak II- Kazazedelerin özel yaşamlarıyla ilgilenmek III- Yaşamın korunması ve sürdürülmesini sağlamak Yukarıda verilenlerden hangileri ilk yardımın amaçlarındandır?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
I ve III 
D
I, II ve III
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın temel amaçlarının neler olduğu sorulmaktadır. Verilen öncülleri dikkatlice inceleyerek hangilerinin ilk yardımın temel prensipleriyle uyumlu olduğunu bulmamız gerekiyor. İlk yardım, herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalardır.

Şimdi öncülleri tek tek inceleyelim:

  • I- İyileşmeyi kolaylaştırmak: Bu, ilk yardımın temel amaçlarından biridir. Yapılan doğru müdahaleler (örneğin, bir kanamayı durdurmak, kırık bir kolu sabitlemek veya bir yanığı soğutmak), profesyonel tıbbi yardım gelene kadar yaralının durumunun kötüleşmesini engeller. Bu durum, hastaneye ulaştığında tedavi sürecini olumlu etkiler ve iyileşmeyi hızlandırır. Dolayısıyla bu öncül doğrudur.
  • III- Yaşamın korunması ve sürdürülmesini sağlamak: Bu, ilk yardımın en öncelikli ve en temel amacıdır. İlk yardımcının ilk hedefi, kazazedenin hayati tehlikesini ortadan kaldırmak, solunum ve dolaşım gibi temel yaşam fonksiyonlarının devam etmesini sağlamaktır. Örneğin, suni solunum veya kalp masajı yapmak doğrudan bu amaca hizmet eder. Bu nedenle bu öncül de doğrudur.

II- Kazazedelerin özel yaşamlarıyla ilgilenmek: Bu ifade, ilk yardımın amaçları arasında kesinlikle yer almaz. İlk yardımcının görevi, tamamen tıbbi yardım sağlamak ve kazazedenin sağlığına odaklanmaktır. Kazazedenin kişisel, sosyal veya özel hayatı ile ilgili sorular sormak veya bu konularla ilgilenmek, hem etik değildir hem de ilk yardımcının görevi ve yetkisi dışındadır. Bu nedenle bu öncül yanlıştır.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

  1. a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Çünkü ilk yardımın en temel amacı olan "yaşamın korunmasını" (III) göz ardı etmektedir.
  2. b) I ve II: Bu seçenek yanlıştır. Çünkü ilk yardımın amacıyla hiçbir ilgisi olmayan ve etik dışı olan "özel yaşamla ilgilenmek" (II) maddesini içermektedir.
  3. c) I ve III: Bu seçenek doğrudur. İlk yardımın iki temel ve doğru amacını, yani "iyileşmeyi kolaylaştırmak" (I) ve "yaşamın korunmasını sağlamak" (III) maddelerini bir araya getirmiştir.
  4. d) I, II ve III: Bu seçenek de yanlıştır. Doğru olan I ve III numaralı öncüllerin yanında, tamamen yanlış olan II numaralı öncülü de içerdiği için elenir.

Sonuç olarak, ilk yardımın temel amaçları hayatı korumak, mevcut durumun daha da kötüleşmesini önlemek ve bu sayede iyileşme sürecine katkıda bulunmaktır. Bu nedenle doğru cevap I ve III'ü içeren C seçeneğidir.

Soru 11
Koma durumundaki kazazedeye aşağıdaki pozisyonlardan hangisi verilmelidir?
A
Dik oturuş
B
Yarı oturuş
C
Yarı yüzüstü yan yatış
D
Sırtüstü yatış
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bilinci kapalı ancak solunumu devam eden, yani koma durumundaki bir kazazedeye verilmesi gereken en güvenli pozisyonun hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu, ilk yardımın en temel ve hayat kurtaran kurallarından biridir, çünkü yanlış bir pozisyon kazazedenin durumunu daha da kötüleştirebilir.

Doğru cevap c) Yarı yüzüstü yan yatış pozisyonudur. Bu pozisyona aynı zamanda "koma pozisyonu" veya "derlenme pozisyonu" da denir. Bu pozisyonun verilmesindeki temel amaç, kazazedenin solunum yolunu açık ve güvende tutmaktır. Bilinci kapalı bir kişinin kasları gevşediği için dili geriye kaçarak soluk borusunu tıkayabilir; yan yatış pozisyonu ise dilin yana düşmesini sağlayarak bu hayati tehlikeyi ortadan kaldırır.

Koma pozisyonunun bir diğer önemli faydası da kazazedenin kusması durumunda ortaya çıkar. Bu pozisyonda baş yana eğik olduğu için ağızda biriken kan, tükürük veya mide içeriği (kusmuk) dışarıya doğru akar. Böylece bu sıvıların soluk borusuna kaçarak kişinin boğulması (aspirasyon) riski engellenmiş olur. Bu pozisyon, kazazedenin güvenli bir şekilde nefes almaya devam etmesini sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Dik oturuş ve b) Yarı oturuş: Bu pozisyonlar, bilinci kapalı bir kazazede için kesinlikle yanlıştır. Bilincini kaybetmiş bir kişinin kas kontrolü yoktur, bu yüzden bu pozisyonlarda desteksiz duramaz. Vücudu öne doğru yığılır ve başı göğsüne düşer, bu durum soluk borusunun bükülerek tıkanmasına neden olabilir. Bu pozisyonlar genellikle bilinci açık ve solunum güçlüğü çeken hastalar için kullanılır.
  • d) Sırtüstü yatış: Bu, komadaki bir kazazede için en tehlikeli pozisyonlardan biridir. Sırtüstü yatan bilinçsiz bir kişinin gevşeyen dili, yer çekiminin etkisiyle doğrudan geriye düşerek solunum yolunu kapatır. Ayrıca, olası bir kusma durumunda mide içeriği tekrar soluk borusuna kaçarak kişinin boğulmasına neden olabilir. Bu nedenle bilinci kapalı ama solunumu olan bir kazazede asla sırtüstü bırakılmamalıdır.

Özetle, bilinci kapalı ancak nefes alıp veren bir kazazede ile karşılaşıldığında, yapılacak en doğru şey onu güvenli bir şekilde yarı yüzüstü yan pozisyona getirmektir. Bu basit müdahale, kişinin solunum yolunu güvence altına alarak tıbbi yardım gelene kadar hayatta kalma şansını büyük ölçüde artırır.

Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi kırık, çıkık ve burkulmaların tespiti sırasında dikkat edilmesi gereken hususlardandır?
A
Yaralı bölgenin düzeltilmeye çalışılması
B
Yara varsa üzerinin temiz bir bezle kapatılması
C
Tespit yapılırken yaralı bölgenin hareket ettirilmesi
D
Tespit edilecek bölgenin sadece sert malzeme ile kaplanması
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kişide kırık, çıkık veya burkulma şüphesi olduğunda, o bölgeyi sabitlerken (tespit ederken) yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamasının ne olduğu sorulmaktadır. Amaç, yaralıya daha fazla zarar vermeden, mevcut durumu koruyarak ve olası ek riskleri (enfeksiyon gibi) önleyerek profesyonel yardım gelene kadar durumu kontrol altında tutmaktır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Yara varsa üzerinin temiz bir bezle kapatılması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, ilk yardımın temel önceliklerinden birini yansıtmasıdır: enfeksiyonu önlemek. Eğer kırıkla birlikte deride bir kesik veya yara oluşmuşsa (buna açık kırık denir), bu yara dış ortamdaki mikroplara karşı savunmasız kalır. Tespit işlemine geçmeden önce bu açık yaranın üzerini temiz, mümkünse steril bir bezle kapatmak, bölgeyi enfeksiyon kapma riskinden korur. Bu, kanamayı kontrol altına almakla birlikte yapılacak ilk ve en önemli adımlardan biridir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Yaralı bölgenin düzeltilmeye çalışılması: Bu, ilk yardımda yapılabilecek en tehlikeli hatalardan biridir. Kırılmış bir kemiği veya çıkmış bir eklemi yerine oturtmaya çalışmak, bölgedeki sinirlere, damarlara ve kas dokusuna çok ciddi zararlar verebilir. Bu hareket, kapalı bir kırığı açık kılığa çevirebilir veya iç kanamayı artırabilir. Yaralı bölge bulunduğu pozisyonda sabitlenmelidir.
  • c) Tespit yapılırken yaralı bölgenin hareket ettirilmesi: Bu seçenek, tespit işleminin temel amacıyla çelişmektedir. Tespit (sabitleme), yaralı bölgenin hareketini tamamen engellemek için yapılır. Hareket, hem acıyı artırır hem de kırık kemik uçlarının etraftaki dokulara zarar verme riskini çoğaltır. Tespit işlemi, bölgeyi mümkün olan en az hareketle sabitlemeyi hedefler.
  • d) Tespit edilecek bölgenin sadece sert malzeme ile kaplanması: Bu ifade "sadece" kelimesi yüzünden yanlıştır. Tespit için atel gibi sert malzemeler kullanılır ancak bu malzemeler asla doğrudan cilde temas ettirilmemelidir. Sert malzemenin altına, bölgenin şeklini alacak ve cildi koruyacak pamuk, bez gibi yumuşak dolgu malzemeleri konulmalıdır. Bu, hem kan dolaşımının engellenmesini önler hem de yaralının konforunu artırır.

Özetle, kırık, çıkık ve burkulmalarda ilk yardımın temel kuralı, yaralı bölgeyi bulunduğu gibi sabitlemek, hareket ettirmemek ve eğer açık bir yara varsa enfeksiyonu önlemek için üzerini temiz bir bezle kapatmaktır. Bu nedenle doğru cevap 'b' seçeneğidir.

Soru 13
Şekildeki taşıt yolu üzerinde bulunan yazı neyi bildirmektedir?
A
Işıklara 50 m kaldığını
B
Asgari (en az) hız sınırını
C
Azami (en yüksek) hız sınırını
D
Öndeki araca 50 m´den fazla yaklaşılmamasını
13 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, taşıt yolu üzerine çizilmiş ve bir daire içine alınmış "50" sayısının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür yol üzeri işaretlemeler, sürücüleri trafik kuralları hakkında bilgilendirmek ve uyarmak amacıyla kullanılır. Sürücülerin bu işaretlerin anlamını bilmesi, hem kendi güvenlikleri hem de trafikteki diğer unsurların güvenliği için hayati önem taşır.

Doğru cevap olan "c) Azami (en yüksek) hız sınırını" seçeneğinin açıklaması:

Trafikte, bir daire içerisine alınmış sayılar genellikle hız limitlerini belirtir. Yola çizilen bu "50" rakamı, o yolda izin verilen en yüksek hızın saatte 50 kilometre (km/s) olduğunu bildirir. Bu işaretleme, genellikle dikey olarak yerleştirilmiş trafik levhalarını pekiştirmek veya sürücülerin gözden kaçırabileceği durumlarda bir hatırlatma yapmak için kullanılır. Dolayısıyla, bu işareti gören bir sürücü, hızını 50 km/s'nin üzerine çıkarmaması gerektiğini anlamalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunun açıklaması:

  • a) Işıklara 50 m kaldığını: Bu seçenek yanlıştır. Trafik ışıklarına olan mesafeyi bildiren işaretler genellikle dikey levhalardır ve üzerinde trafik lambası sembolü ile birlikte "50 m" gibi bir mesafe bilgisi yer alır. Yol üzerine çizilen daire içindeki sayı, bir mesafeyi değil, bir hızı ifade eder.
  • b) Asgari (en az) hız sınırını: Bu seçenek de yanlıştır. Asgari yani gidilmesi gereken en düşük hız sınırını belirten levhalar genellikle mavi zeminli ve yuvarlaktır. Yol üzerindeki bu işaretleme, standart olarak azami hızı belirtmek için kullanılır, asgari hızı değil. Asgari hız sınırı uygulaması daha çok otoyol gibi özel yollarda bulunur.
  • d) Öndeki araca 50 m´den fazla yaklaşılmamasını: Bu seçenek yanlıştır. Bu kural "takip mesafesi" ile ilgilidir. Takip mesafesi genellikle hızın yarısı kadar metre olarak kabul edilir (örneğin 90 km/s ile giderken 45 metre). Bunu belirtmek için kullanılan özel yol çizgileri (V şeklinde şeritler gibi) veya dikey levhalar bulunur, ancak yola çizilen daire içindeki "50" rakamı bu anlama gelmez.

Özetle, yol üzerine çizilmiş ve daire içine alınmış sayılar, o yoldaki azami (en yüksek) hız sınırını bildirir. Bu işareti gördüğünüzde, hızınızın en fazla belirtilen değerde olması gerektiğini unutmamalısınız.

Soru 14
I- Motosikletinde aşınmış lastik kullanması II- Seyir hâlinde iken koruma başlığı ve koruma gözlüğü kullanması III- Motosikletine aldığı yolcuya koruma başlığı takması Yukarıdakilerden hangileri güvenilir motosiklet sürücüsünün özelliklerindendir?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
14 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, güvenilir bir motosiklet sürücüsünün sahip olması gereken özelliklerin hangileri olduğu sorulmaktadır. Güvenilir bir sürücü, hem kendi can güvenliğini hem de trafiğe katılan diğer kişilerin (özellikle de yolcusunun) can güvenliğini ön planda tutan, trafik kurallarına ve güvenlik önlemlerine uyan kişidir. Şimdi maddeleri tek tek inceleyerek bu tanıma hangilerinin uyduğunu bulalım.

Öncelikle maddeleri değerlendirelim:

  • I- Motosikletinde aşınmış lastik kullanması: Aşınmış lastikler, yol tutuşunu ciddi şekilde azaltır. Özellikle ıslak ve kaygan zeminlerde fren mesafesini uzatır ve kayma riskini artırır. Bu durum, hem sürücünün hem de diğer insanların hayatını tehlikeye atan son derece sorumsuz bir davranıştır. Dolayısıyla bu, güvenilir bir sürücünün özelliği olamaz.
  • II- Seyir hâlinde iken koruma başlığı ve koruma gözlüğü kullanması: Koruma başlığı (kask), bir kaza anında hayat kurtaran en önemli ekipmandır. Koruma gözlüğü ise sürüş sırasında göze toz, böcek veya rüzgâr kaçmasını engelleyerek sürücünün görüşünün net kalmasını sağlar. Bu iki ekipmanı kullanmak, bilinçli ve güvenli bir sürüşün temel şartıdır. Bu nedenle bu, güvenilir bir sürücünün en önemli özelliklerindendir.
  • III- Motosikletine aldığı yolcuya koruma başlığı takması: Güvenilir bir sürücü, sadece kendi güvenliğinden değil, aynı zamanda taşıdığı yolcunun güvenliğinden de sorumludur. Yolcusunun da kask takmasını sağlamak, bu sorumluluğun bir gereğidir. Bu davranış, sürücünün ne kadar bilinçli ve sorumlu olduğunu gösterir. Bu da güvenilir bir sürücünün kesinlikle yapması gereken bir davranıştır.

Şimdi seçenekleri bu bilgilere göre değerlendirelim:

Doğru Cevap: c) II ve III
Bu seçenek doğrudur çünkü güvenilir bir sürücünün en temel özelliklerini içerir. Hem kendi güvenliği için kask ve gözlük takması (II. madde) hem de yolcusunun güvenliğini düşünerek ona da kask taktırması (III. madde), sorumlu bir sürücü profilini tam olarak yansıtmaktadır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğu:

  1. a) Yalnız I: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Aşınmış lastik kullanmak, güvenilirliğin değil, tehlikeli ve sorumsuz bir sürücünün özelliğidir.
  2. b) I ve II: Bu seçenek de yanlıştır. Her ne kadar II. madde (kask ve gözlük kullanmak) doğru bir davranış olsa da, I. madde (aşınmış lastik kullanmak) yanlış olduğu için bu seçeneği de elememiz gerekir. Güvenilir bir sürücü bu iki davranışı aynı anda sergilemez.
  3. d) I, II ve III: Bu seçenek de I. maddeyi içerdiği için yanlıştır. Güvenilir bir sürücü kask takıp yolcusuna da taktırabilir (II ve III), ancak bunu yaparken asla aşınmış lastik gibi büyük bir güvenlik açığına göz yummaz.
Soru 15
Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışık aşağıdakilerden hangisi ile aynı anlamı taşır?
A
B
C
D
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik ışıklarından biri olan aralıklı yanıp sönen kırmızı ışığın hangi trafik levhası ile aynı anlama geldiğini bulmamız isteniyor. Bu tür sorular, sürücülerin hem ışıklı işaret cihazlarının hem de trafik levhalarının anlamlarını ne kadar iyi bildiğini ölçmek için sorulur. Trafik güvenliği açısından bu kuralları bilmek hayati önem taşır.

Aralıklı olarak yanıp sönen kırmızı ışık, sürücülere mutlak bir durma zorunluluğu getirir. Bu ışığı gördüğünüzde, kavşağa veya geçide gelmeden önce aracınızı güvenli bir şekilde tam olarak durdurmalısınız. Durduktan sonra, kavşaktaki diğer yolları kontrol etmeli, geçiş hakkına sahip olan araçlar varsa onlara yol vermeli ve ancak yolun güvenli olduğundan emin olduktan sonra geçiş yapmalısınız. Kısacası, bu ışık "DUR, KONTROL ET, GÜVENLİYSE GEÇ" anlamına gelir.

Doğru cevap olan b seçeneğindeki levha, "DUR" levhasıdır. Bu sekizgen şeklindeki levha, uluslararası olarak aynı anlama gelir ve sürücüye, bulunduğu noktada aracını mutlaka durdurması gerektiğini emreder. Tıpkı aralıklı yanan kırmızı ışıkta olduğu gibi, "DUR" levhasını gören sürücü de aracını tamamen durdurmalı, yolu kontrol etmeli ve geçiş önceliğine sahip araçlara yol verdikten sonra emniyetli bir şekilde yoluna devam etmelidir. Bu nedenle, aralıklı yanıp sönen kırmızı ışık ile "DUR" levhası birebir aynı anlamı taşır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a seçeneği: Bu levha "Yol Ver" levhasıdır. Ters üçgen şeklindeki bu levha, sürücünün kavşağa yaklaşırken yavaşlamasını ve anayoldan gelen araçlara yol vermesini gerektirir. Ancak "DUR" levhası gibi mutlak bir durma zorunluluğu yoktur; eğer tali yoldan anayola çıkarken anayolda hiç araç yoksa, sürücü durmadan kontrollü bir şekilde geçiş yapabilir. Bu nedenle aralıklı kırmızı ışıkla aynı anlama gelmez.
  • c seçeneği: Bu levha "Taşıt Giremez" levhasıdır. Bu işaret, motorlu veya motorsuz taşıtların o yola girmesinin yasak olduğunu belirtir. Kavşaktaki geçiş hakkı veya durma kuralları ile bir ilgisi yoktur, tamamen bir giriş yasağını ifade eder.
  • d seçeneği: Bu levha "Karşıdan Gelene Yol Ver" levhasıdır. Genellikle köprü, tünel veya onarım yapılan dar yol kesimlerinde kullanılır. Sürücüye, karşı yönden gelen aracın geçiş önceliği olduğunu ve onun geçmesini beklemesi gerektiğini bildirir. Bu levhanın anlamı da aralıklı kırmızı ışığın anlamından tamamen farklıdır.
Soru 16
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Azami hız sınırını
B
Geçme yasağı sonunu
C
Taşıtın giremeyeceğini
D
Hız sınırlaması sonunu
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, size gösterilen trafik işaretinin ne anlama geldiğini bulmanız istenmektedir. Trafik levhalarını doğru tanımak ve anlamlarını bilmek, hem sınavda başarılı olmanız hem de trafikte güvenli bir sürücü olmanız için temel bir gerekliliktir. Şimdi bu levhayı ve seçenekleri detaylı bir şekilde inceleyelim.

Doğru cevap a) Azami hız sınırını seçeneğidir. Fotoğrafta görülen levha, bir "Trafik Tanzim İşareti"dir. Kırmızı renkli yuvarlak çerçeve, genel olarak bir kısıtlama veya yasaklama bildirir. Levhanın içindeki "50" rakamı ise bu kısıtlamanın ne olduğunu belirtir; bu durumda, o yolda yapılabilecek en yüksek, yani azami hızın saatte 50 kilometre olduğunu gösterir. Bu levhayı gördüğünüzde hızınızı 50 km/s'nin üzerine çıkaramazsınız.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da önemlidir. Bu, levhaları daha iyi ayırt etmenize yardımcı olacaktır.

  • b) Geçme yasağı sonunu: Bu seçenek yanlıştır. "Geçme yasağı sonu" levhası, gri veya beyaz zeminli yuvarlak bir levha olup, üzerinde sollama yasağını simgeleyen iki araba figürünün siyah çapraz çizgilerle iptal edildiği bir işarettir. Sorudaki levha ise bir hız limiti belirtmektedir.
  • c) Taşıtın giremeyeceğini: Bu seçenek de doğru değildir. "Taşıt giremez" veya "Girilmez" levhası, genellikle kırmızı bir daire içinde beyaz yatay bir çizgiden oluşur. Bu işaret, sürücülerin o yola veya sokağa girmesinin yasak olduğunu bildirir. Sorudaki levhanın içinde ise bir rakam bulunmaktadır.
  • d) Hız sınırlaması sonunu: Bu seçenek de yanlıştır. "Hız sınırlaması sonu" levhası, mevcut hız sınırının bittiğini bildirir. Genellikle beyaz veya gri zeminli yuvarlak bir levha olup, içinde daha önce belirtilen hız limitini (örneğin "50") gösteren rakamların üzerine çekilmiş siyah çapraz çizgiler bulunur. Sorudaki levha ise bir sınırlamanın başlangıcını belirtir, sonunu değil.

Özetle, kırmızı çerçeveli yuvarlak bir levha içinde bir sayı gördüğünüzde, bu size o yoldaki azami (en yüksek) hız sınırını bildirmektedir. Bu kurala uymak, trafik güvenliği için hayati önem taşır.

Soru 17

Aksine bir işaret yoksa yerleşim yeri dışındaki bölünmüş kara yolunda, şekildeki 1 numaralı aracın azami (en yüksek) hızı saatte kaç kilometredir?

A
50
B
70
C
90
D
110
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aksine bir trafik levhası bulunmadığı durumda, yerleşim yeri dışında ve bölünmüş bir kara yolunda ilerleyen 1 numaralı aracın yapabileceği yasal en yüksek (azami) hızın ne olduğu sorulmaktadır. Cevabı doğru bir şekilde bulabilmek için Türkiye'deki Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirtilen hız sınırlarını ve yol tiplerini bilmek gereklidir. Soruda verilen görsel ve bilgiler, bu kuralları ne kadar bildiğimizi ölçmektedir.

Doğru Cevap Neden 90'dır? (c seçeneği)

Bu sorunun doğru cevabının 90 km/s olarak belirtilmesi, sorunun dayandığı yönetmelik maddesi veya sorunun hazırlandığı dönemdeki kurallarla ilgilidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre farklı araç cinslerinin farklı yol tiplerinde uyması gereken hız limitleri vardır. Yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda azami hızı 90 km/s olan araç türleri şunlardır:

  • Minibüs
  • Otobüs
  • Motosiklet (L3 sınıfı)

Sorudaki görselde bir otomobil olmasına rağmen, ehliyet sınavı soru bankasında bu sorunun cevabı 90 olarak yerleşmiştir. Bu durum, sorunun otomobil dışındaki bu araç türlerinden birini kapsayacak şekilde genel bir "araç" olarak sorulmasından veya eski bir yönetmeliğe dayanmasından kaynaklanabilir. Bu nedenle, sınav mantığına göre bu şartlarda cevap 90 km/s'dir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  1. a) 50: Saatte 50 km hız, aksine bir işaret yoksa tüm araçlar için yerleşim yeri içindeki azami hız sınırıdır. Soruda ise "yerleşim yeri dışı" bir yoldan bahsedildiği için bu seçenek kesinlikle yanlıştır.
  2. b) 70: Saatte 70 km hız, genellikle özel izinle veya özel amaçla kullanılan bazı araçların (örneğin lastik tekerlekli traktörler veya tehlikeli madde taşıyan bazı araçların belirli yol tiplerindeki) hız limitidir. Sorudaki araç ve yol tipi için standart bir limit değildir.
  3. d) 110: Bu seçenek kafa karıştırıcı olabilir, çünkü güncel kurallara göre otomobillerin (M1 sınıfı) yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda azami hızı saatte 110 kilometredir. Eğer soru spesifik olarak "otomobil" için sorulsaydı ve güncel yönetmeliğe göre değerlendirilseydi, doğru cevap 110 olacaktı. Ancak bu sorunun doğru cevabı 90 olarak kabul edildiği için, sorunun genel bir araç tanımına veya otobüs/minibüs gibi araçlara dayandığını düşünmek gerekir.

Özet ve Sınav İçin İpucu

Özetle, bu soru ehliyet sınavının standart sorularından biridir ve cevabı 90 km/s olarak kabul edilir. Bunun sebebi, bölünmüş yollarda otobüs, minibüs ve motosiklet gibi araçların hız limitinin 90 km/s olmasıdır. Sınava hazırlanan bir sürücü adayı olarak, farklı araç türlerinin farklı yol tiplerindeki (yerleşim yeri içi, çift yönlü yol, bölünmüş yol, otoyol) hız limitlerini ezberlemeniz büyük önem taşır. Özellikle otomobil için bu limitin 110 km/s olduğunu, ancak bu sorunun cevabının istisnai olarak 90 km/s olduğunu bilmek sınavda size avantaj sağlayacaktır.

Soru 18
Trafikte bulunanları uyarmak için, şekildeki aracın arkasında yanmakta olan geri vites lambalarının rengi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Mavi
B
Yeşil
C
Beyaz
D
Kırmızı
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın geri manevra yapacağını trafikteki diğer sürücü ve yayalara bildirmek amacıyla yanan lambaların rengi sorulmaktadır. Görselde de bir otomobilin arkasında, geri vitese takıldığında yanan iki lamba gösterilmektedir. Bu lambaların standart ve yasal olarak belirlenmiş bir rengi vardır ve bu renk, trafikteki herkes için ortak bir anlam taşır.

Doğru cevap Beyaz'dır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, motorlu araçların geri vitese takıldığında otomatik olarak yanan lambalarının rengi beyaz olmak zorundadır. Beyaz rengin seçilmesinin iki temel sebebi vardır: Birincisi, gece veya kötü hava koşullarında sürücünün geri manevra yapacağı alanı aydınlatarak görüşü artırmak; ikincisi ise diğer yol kullanıcılarına aracın standart ileri hareket yönünün aksine, geriye doğru hareket ettiği veya edeceği konusunda net ve ayırt edici bir uyarı vermektir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • Kırmızı: Araçların arkasındaki kırmızı renkli ışıklar genellikle tehlike, yavaşlama veya durma anlamı taşır. Fren lambaları ve arka park (stop) lambaları kırmızıdır. Geri vites lambası da kırmızı olsaydı, sürücülerin fren yapıldığını düşünerek kafa karışıklığı yaşamasına ve kazalara neden olabilirdi.
  • Mavi: Mavi renkli tepe lambaları, ambulans, polis, itfaiye gibi geçiş üstünlüğüne sahip görevli ve acil durum araçlarına aittir. Sivil araçlarda mavi ışık kullanılması kesinlikle yasaktır ve trafikte yanlış bir aciliyet algısı yaratır.
  • Yeşil: Yeşil renk trafikte genel olarak "geçiş serbest" veya "ilerle" anlamı taşır (trafik lambalarında olduğu gibi). Araçların aydınlatma donanımında standart olarak kullanılan bir renk değildir ve trafikteki diğer işaretlerle karışıklığa yol açacağı için tercih edilmez.

Özetle, trafikteki her ışık renginin evrensel bir anlamı vardır ve bu, güvenli bir iletişim için kritik öneme sahiptir. Bir aracın arkasında yanan beyaz ışıkları gördüğünüzde, o aracın ya geri vitese takmış olduğunu ya da geri geri hareket ettiğini anlamalısınız. Bu nedenle, geri vites lambalarının standart rengi her zaman beyaz'dır.

Soru 19
Işıklı trafik işaret cihazında yanan hangi ışık, ikaz mahiyetinde olup yanış sırasına göre yolun trafiğe kapanmak veya açılmak üzere olduğunu gösterir?
A
Yeşil ışık 
B
Sarı ışık
C
Kırmızı ışık 
D
Kırmızı oklu ışık
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik ışıklarında hangi rengin bir "uyarı" veya "ikaz" anlamı taşıdığı ve yolun durumunun değişeceğini (açılacağını veya kapanacağını) bildirdiği sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları "ikaz mahiyetinde olması" ve "kapanmak veya açılmak üzere olduğunu" göstermesidir. Bu iki özelliği bir arada taşıyan tek ışık sarı ışıktır.

Doğru Cevap: b) Sarı ışık

Doğru cevap sarı ışıktır. Çünkü sarı ışığın temel görevi, sürücüleri bir sonraki ışığa hazırlamaktır; yani bir ikaz, bir uyarıdır. Sarı ışığın iki farklı anlamı vardır ve her ikisi de yolun durumunun değişmek üzere olduğunu bildirir.

  • Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık: Yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu, birazdan kırmızı ışığın yanacağını haber verir. Sürücünün yavaşlayıp güvenli bir şekilde duruşa hazırlanması gerektiğini ikaz eder.
  • Kırmızı ışıkla birlikte yanan sarı ışık: Yolun trafiğe açılmak üzere olduğunu, birazdan yeşil ışığın yanacağını bildirir. Sürücünün harekete geçmek için hazırlanması gerektiğini belirtir.

Görüldüğü gibi sarı ışık, hem yolun kapanacağını hem de açılacağını bildiren bir hazırlık ve uyarı ışığıdır. Bu nedenle sorunun tanımına tam olarak uymaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. a) Yeşil ışık: Yeşil ışık bir ikaz değil, geçiş iznidir. Sürücülere yolun açık olduğunu ve kontrollü bir şekilde ilerleyebileceklerini bildirir. Yolun kapanmak veya açılmak üzere olduğuna dair bir uyarı anlamı taşımaz, o anki "geç" durumunu belirtir.

  2. c) Kırmızı ışık: Kırmızı ışık, kesin bir "dur" emridir. Yolun trafiğe kapalı olduğunu net bir şekilde ifade eder. Sarı ışık gibi bir hazırlık veya ikaz durumu belirtmez; o anki "dur" durumunu kesin olarak bildirir.

  3. d) Kırmızı oklu ışık: Kırmızı oklu ışık da standart kırmızı ışık gibi bir "dur" emridir. Ancak bu emir, sadece okun gösterdiği yöne dönecek sürücüler için geçerlidir. Bu nedenle, bu da bir ikaz değil, belirli bir yöne özel bir yasaklamadır ve bir geçiş durumu belirtmez.

Özetle, trafik ışıklarında kırmızı ve yeşil ışıklar kesin emirler (Dur, Geç) verirken, sarı ışık bu emirler arasındaki geçişi sağlayan, sürücüyü bir sonraki duruma hazırlayan tek ikaz ışığıdır.

Soru 20
Şekildeki trafik görevlisinin işaretine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
Otobüs beklemeli
B
Traktör beklemeli
C
Otobüs ileri gitmeli
D
Traktör geri gitmeli
20 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kavşakta trafiği yöneten bir trafik polisinin el ve kol işaretinin ne anlama geldiğini ve bu işarete göre hangi aracın nasıl hareket etmesi gerektiğini anlamamız istenmektedir. Görselde, trafik görevlisi kollarını iki yana açmış durumdadır. Bu duruşun trafiğe etkisini doğru bir şekilde yorumlamak, soruyu çözmek için anahtardır.

Trafik polisinin bu temel duruşu, ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan önemli bir kuralı ifade eder. Kural şudur: Trafik polisinin kollarının gösterdiği yöndeki (sağındaki ve solundaki) trafik akabilir, yani geçiş yapabilir. Ancak, trafik polisinin ön ve arka cephesinde kalan araçların durup beklemesi zorunludur. Bu duruşu basitçe bir trafik lambasına benzetebiliriz; polisin önü ve arkası kırmızı ışık, kollarının gösterdiği yönler ise yeşil ışık anlamına gelir.

Görseldeki durumu bu kurala göre incelediğimizde:

  • Otobüs: Trafik görevlisinin tam ön cephesinde yer almaktadır. Kurala göre, görevlinin önünde ve arkasında kalan araçlar durmak zorunda olduğu için otobüsün beklemesi gerekir.
  • Traktör: Trafik görevlisinin sağ kolu istikametinde, yani yanında durmaktadır. Kurala göre, görevlinin kollarının işaret ettiği yöndeki araçların geçiş hakkı vardır. Bu nedenle traktör ilerleyebilir.

Şimdi seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendirelim:

  1. a) Otobüs beklemeli: Bu ifade doğrudur. Çünkü otobüs, trafik polisinin "DUR" anlamı taşıyan ön cephesinde bulunmaktadır. Bu yüzden doğru cevap budur.
  2. b) Traktör beklemeli: Bu ifade yanlıştır. Traktör, trafik polisinin "GEÇ" anlamı taşıyan kolu istikametindedir ve yolu açıktır.
  3. c) Otobüs ileri gitmeli: Bu ifade yanlıştır. Otobüsün beklemesi gerekirken ileri gitmesi, trafik kuralı ihlali olur.
  4. d) Traktör geri gitmeli: Bu ifade tamamen anlamsız ve yanlıştır. Trafik işaretleri, normal şartlar altında bir araca kavşakta geri gitmesini emretmez.

Sonuç olarak, trafik polisinin kollarını iki yana açtığı bu duruşta, önünde bulunan otobüsün beklemesi, kolu istikametinde bulunan traktörün ise geçmesi gerekir. Bu nedenle doğru seçenek "a) Otobüs beklemeli" şıkkıdır.

Soru 21
Taşıt yolu üzerine çizilen şekildeki çizgilerin anlamı nedir?
A
Yaya geçidi
B
Sağa tehlikeli viraj
C
Taralı alana girilmez.
D
Taralı alan içine park edilebilir.
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, taşıt yolu üzerine çizilmiş olan ve "taralı alan" olarak adlandırılan çapraz çizgilerin anlamı sorulmaktadır. Bu yol işaretlemesi, sürücülerin trafikte nasıl davranması gerektiğini belirten önemli bir yatay işarettir. Amacı, trafiği düzenlemek, yönlendirmek ve yol güvenliğini en üst düzeye çıkarmaktır.

Doğru cevap c) Taralı alana girilmez seçeneğidir. Görseldeki bu işaretleme, sürücülerin girmemesi gereken bir alanı belirtir. Bu alanlar genellikle trafiğin ayrıldığı veya birleştiği yerlerde, kavşaklarda, şerit başlangıçlarında veya köprü viyadük gibi yapıların ayaklarının önünde bulunur. Temel kural, araçların bu çizgilerle belirlenmiş bölgenin üzerinden geçmemesi, içinde duraklamaması ve kesinlikle park etmemesidir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Yaya geçidi: Bu seçenek yanlıştır, çünkü yaya geçitleri yola dik olarak çizilen kalın ve kesiksiz beyaz çizgilerden (zebra deseni) oluşur. Sorudaki görsel ise çapraz taranmış çizgilerden oluşmaktadır ve yaya geçidini temsil etmez.
  • b) Sağa tehlikeli viraj: Bu da yanlış bir seçenektir. Sağa tehlikeli viraj uyarısı, yola çizilen bir işaret değil, yol kenarında bulunan üçgen şeklindeki bir trafik uyarı levhasıdır. Yol çizgileri ile değil, dikey işaretlemelerle belirtilir.
  • d) Taralı alan içine park edilebilir: Bu seçenek, doğru cevabın tam tersidir ve kesinlikle yanlıştır. Taralı alanlar, trafik akışını düzenlemek ve tehlikeli manevraları önlemek amacıyla oluşturulur. Bu alana park etmek, hem trafik güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atar hem de cezai işlem gerektiren bir kural ihlalidir.

Özetle, yolda bu tür çapraz taranmış çizgileri gördüğünüzde, bu bölgenin trafiğe kapalı bir güvenlik adacığı gibi olduğunu ve aracınızla bu alana kesinlikle girmemeniz gerektiğini bilmelisiniz. Bu kural, özellikle karmaşık kavşaklarda ve şerit değişimlerinde kazaları önlemek için hayati öneme sahiptir.

Soru 22
Şekildeki tehlike uyarı işaretini gören sürücü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
Banketten gitmeli
B
Takip mesafesini artırmalı
C
Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli
D
Acil uyarı ışıklarını yakarak seyretmeli
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün karşılaştığı "Kaygan Yol" tehlike uyarı işaretinin ne anlama geldiği ve bu durumda nasıl bir önlem alması gerektiği sorulmaktadır. Bu işaret, ilerideki yol yüzeyinin yağmur, buz, kar veya başka bir sebeple kaygan olabileceğini ve araçların tekerleklerinin yol tutuşunun azalacağını bildirir. Bu nedenle sürücünün ekstra dikkatli olması ve sürüş tarzını bu tehlikeli duruma göre ayarlaması gerekir.

Doğru cevap b) Takip mesafesini artırmalı seçeneğidir. Kaygan bir yolda aracın fren mesafesi normal bir yola göre belirgin şekilde uzar. Öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda, ona çarpmamak için daha fazla boşluğa ihtiyaç duyulur. Takip mesafesini artırmak, sürücüye tehlike anında tepki vermek ve güvenli bir şekilde durabilmek için gerekli olan o "ekstra zaman ve mesafeyi" tanır. Bu, kaygan zeminlerde kazaları önlemek için alınması gereken en temel ve en önemli önlemlerden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Banketten gitmeli: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Banket, trafik için ayrılmış bir yol bölümü değildir ve acil durumlar dışında kullanılması yasaktır. Ayrıca, banketler genellikle asfalt kalitesi düşük, çamurlu veya çakıllı olabileceğinden daha da kaygan ve tehlikeli olabilir.
  • c) Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli: Bu davranış, kaygan yol uyarısı ile tamamen çelişir ve son derece tehlikelidir. Hız artırmak ve sollama yapmak gibi ani manevralar, yol tutuşunun azaldığı bir zeminde aracın kontrolünü kaybetme (savrulma) riskini en üst düzeye çıkarır. Tam tersine, bu tabelayı gören sürücü hızını düşürmelidir.
  • d) Acil uyarı ışıklarını yakarak seyretmeli: Acil uyarı ışıkları (dörtlüler), aracın arıza nedeniyle durduğu veya ani bir tehlike (örneğin aniden duran trafik) nedeniyle diğer sürücüleri uyardığı özel durumlar için kullanılır. Hareket halindeyken sürekli olarak yakılması, diğer sürücülerin sizin ne yapacağınızı (örneğin şerit değiştirip değiştirmeyeceğinizi) anlamasını zorlaştırır ve trafik güvenliğini tehlikeye atar.

Özetle, kaygan yol tehlike uyarı işareti görüldüğünde yapılması gereken en doğru hareket; hızı azaltmak, ani direksiyon hareketlerinden ve sert frenlerden kaçınmak ve en önemlisi öndeki araçla aradaki takip mesafesini artırmaktır. Bu sayede olası bir tehlike anında güvenli bir şekilde durmak için yeterli alana sahip olunur.

Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi araç sahiplik belgesidir?
A
Sürücü belgesi
B
Araç tescil belgesi
C
Araç imalat belgesi
D
Servis bakım belgesi
23 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın yasal olarak kime ait olduğunu kanıtlayan resmi belgenin hangisi olduğu sorulmaktadır. Yani, trafikte veya bir alım-satım işleminde "Bu araba benimdir" diyebilmenizi sağlayan belgenin adını bilmeniz beklenir. Bu belge, aracın kimliği niteliğindedir ve hem araç hem de sahibi hakkında temel bilgileri içerir.

Doğru cevap "b) Araç tescil belgesi" seçeneğidir. Araç tescil belgesi, halk arasında bilinen adıyla "ruhsat", bir aracın belirli bir kişiye veya kuruma ait olduğunu yasal olarak ispatlayan tek resmi belgedir. Bu belgenin üzerinde aracın plakası, modeli, motor ve şasi numarası gibi teknik bilgileri ile birlikte, sahibinin adı, soyadı ve adresi gibi kimlik bilgileri yer alır. Bu nedenle, araç sahiplik belgesi denildiğinde akla ilk gelmesi gereken belge budur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da sınav için önemlidir:

  • a) Sürücü belgesi: Bu belge, araca değil, sürücüye aittir. Bir kişinin belirli bir sınıf aracı kullanmaya yetkili olduğunu gösterir. Aracın kime ait olduğu hakkında hiçbir bilgi içermez, sadece sizin sürücülük yetkinliğinizi kanıtlar.
  • c) Araç imalat belgesi: Bu belge (diğer adıyla Uygunluk Belgesi), aracın fabrikadan çıktığında sahip olduğu teknik özellikleri ve standartlara uygunluğunu gösterir. Genellikle aracın ilk tescil işlemi sırasında kullanılır ve sahiplik bilgisini değil, aracın teknik kimliğini belirtir.
  • d) Servis bakım belgesi: Bu belge, aracın hangi tarihlerde hangi bakımlardan geçtiğini gösteren bir kayıttır. Aracın geçmişini ve durumunu anlamak için önemli olsa da, yasal bir sahiplik kanıtı değildir. Sadece aracın bakım geçmişini ve sağlığını gösterir.

Özetle, ehliyet sınavında ve trafikte unutmamanız gereken en önemli bilgi şudur: Sürücü Belgesi sizin, Araç Tescil Belgesi (Ruhsat) ise aracınızın kimliğidir ve sahipliğini kanıtlar. Bu iki belgeyi trafikteyken her zaman yanınızda bulundurmanız yasal bir zorunluluktur. Bu soru, bu temel ayrımı ne kadar iyi bildiğinizi ölçmektedir.

Soru 24
Trafik kazalarında araçlara ait kusurlardan bazıları şunlardır: • Kusurlu far • Kusurlu rot • Kusurlu fren • Kusurlu direksiyon Bu kusurlara bağlı trafik kazalarını önlemek için aşağıdakilerden hangisinin yapılması uygun olur?
A
Araç yakıtının zamanında alınması
B
Araç bakımının zamanında yapılması
C
Motor yağının zamanında değiştirilmesi
D
Seyir sırasında saatte bir mola verilmesi
24 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın güvenliğini doğrudan etkileyen bazı kritik teknik kusurlar sıralanmış ve bu kusurlardan kaynaklanabilecek kazaları önlemek için en etkili yöntemin hangisi olduğu sorulmuştur. Soruda listelenen kusurlar; far, rot, fren ve direksiyon gibi aracın temel güvenlik donanımlarıyla ilgilidir. Bu nedenle cevap, bu sistemlerin tamamını kapsayan bir önlem olmalıdır.

Doğru cevap B seçeneğidir: Araç bakımının zamanında yapılması. Çünkü periyodik araç bakımı, soruda belirtilen tüm kritik sistemlerin düzenli olarak kontrol edilmesini, ayarlanmasını ve gerekirse onarılmasını içeren kapsamlı bir süreçtir. Bakım sırasında fren balataları, hidrolik seviyeleri, far ayarları, direksiyon mekanizması ve rot ayarları gibi unsurlar uzmanlar tarafından incelenir. Bu sayede olası arızalar tehlikeli bir kazaya yol açmadan önce tespit edilip giderilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Araç yakıtının zamanında alınması: Yakıt almak, aracın çalışmaya devam etmesi için gereklidir. Yakıtın bitmesi aracın yolda kalmasına sebep olarak tehlike oluşturabilir, ancak bu durum fren, far veya direksiyon gibi mekanik sistemlerdeki bir arızayı önlemez. Bu seçenek, soruda belirtilen spesifik kusurlarla doğrudan ilgili değildir.
  • c) Motor yağının zamanında değiştirilmesi: Motor yağının değişimi, motorun sağlığı ve ömrü için çok önemlidir ve düzenli bakımın önemli bir parçasıdır. Ancak tek başına motor yağını değiştirmek, kusurlu bir freni, bozuk bir farı veya hatalı bir rot ayarını düzeltmez. "Araç bakımı" (B seçeneği), motor yağı değişimini de içeren çok daha geniş ve kapsayıcı bir ifadedir.
  • d) Seyir sırasında saatte bir mola verilmesi: Düzenli mola vermek, sürücü yorgunluğunu ve dikkat dağınıklığını önlemek için alınan çok önemli bir tedbirdir. Ancak bu önlem sürücünün durumuyla ilgilidir, aracın teknik ve mekanik durumuyla ilgili değildir. Soru, araca ait kusurlara odaklandığı için bu seçenek doğru cevap olamaz.

Sonuç olarak, soruda listelenen far, rot, fren ve direksiyon gibi hayati donanımlardaki kusurları önlemenin en doğru ve kapsamlı yolu, bu sistemlerin tümünün kontrol edildiği periyodik araç bakımını zamanında yaptırmaktır.

Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi geçiş üstünlüğüne sahip araçlardandır?
A
Motosiklet
B
İtfaiye aracı
C
Tarım traktörü
D
Toplu taşıma aracı
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki araçlar arasından hangisinin kanunla belirlenmiş özel bir "geçiş üstünlüğü" hakkına sahip olduğu sorulmaktadır. Geçiş üstünlüğü, belirli araçların görev sırasında, can ve mal güvenliğini tehlikeye atmamak şartıyla, trafik kısıtlama ve yasaklarına bağlı olmaması durumudur. Bu hakka sahip araçlar, diğer sürücülerin kendilerine yol vermesini bekleyebilir.

Doğru cevap b) İtfaiye aracı'dır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre itfaiye araçları, görev halindeyken geçiş üstünlüğüne sahip olan araçların başında gelir. Yangın, kurtarma gibi acil durumlara müdahale ettikleri için, olay yerine en hızlı şekilde ulaşmaları kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, sirenlerini ve tepe lambalarını çalıştırdıkları zaman diğer tüm sürücüler yavaşlamak, durmak ve yolu açarak onlara geçiş kolaylığı sağlamak zorundadır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Motosiklet: Motosikletler, standart bir binek araçtır ve trafikte otomobillerle aynı hak ve sorumluluklara sahiptir. Herhangi bir geçiş üstünlüğü yoktur ve tüm trafik kurallarına uymakla yükümlüdür. Sadece polis veya jandarma gibi görevliler tarafından kullanılan ve uyarı işaretleri açık olan motosikletler bu kuralın dışındadır, ancak bu üstünlük motosikletin kendisinden değil, yürüttüğü kamu görevinden gelir.
  • c) Tarım traktörü: Tarım traktörleri, bir iş makinesi olarak kabul edilir ve genellikle yavaş hareket ederler. Trafikte herhangi bir geçiş üstünlükleri bulunmadığı gibi, hızları ve boyutları nedeniyle çoğu zaman diğer araçlara yol vermek durumunda kalırlar. Ayrıca otoyol gibi belirli yollara girmeleri de yasaktır.
  • d) Toplu taşıma aracı: Otobüs, minibüs gibi toplu taşıma araçlarının geçiş üstünlüğü yoktur. Ancak trafikte akışı kolaylaştırmak adına kendilerine ayrılmış şeritler veya duraklardan çıkarken öncelik gibi bazı kolaylıklara sahip olabilirler. Bu durum, acil bir durumda kırmızı ışıkta geçmelerine veya hız limitini aşmalarına izin veren bir geçiş üstünlüğü değildir.
Soru 26
Manevra yapacak sürücü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
Ön, arka ve yanlardaki trafiği kontrol etmeli
B
İşaret verdiği anda manevraya başlamalı
C
Manevraya başladıktan sonra işaret vermeli
D
Manevra bitmeden önce işaret vermeyi sona erdirmeli
26 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte güvenli bir şekilde manevra (şerit değiştirme, dönüş yapma, park etme vb.) yapmak için bir sürücünün izlemesi gereken doğru adımların ne olduğu sorgulanmaktadır. Güvenli sürüşün temel prensibi, her zaman çevrenin farkında olmak ve niyetini diğer sürücülere doğru zamanda bildirmektir. Bu soru, bu temel kuralı ne kadar anladığınızı ölçmektedir.

Doğru Cevap: a) Ön, arka ve yanlardaki trafiği kontrol etmeli

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafikte güvenliğin her zaman ilk sırada gelmesidir. Bir sürücü, aracının hareket yönünü değiştirecek herhangi bir hamle yapmadan önce, bu hareketin başka bir aracı, yayayı veya nesneyi tehlikeye atıp atmayacağından emin olmalıdır. Bu emin olma süreci ise ancak ve ancak aracın önünü, arkasını ve yanlarını (özellikle kör noktaları) dikkatlice kontrol etmekle mümkündür. Bu kontrol, manevranın ilk ve en önemli adımıdır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • b) İşaret verdiği anda manevraya başlamalı: Bu davranış son derece tehlikelidir. Sinyal vermenin amacı, niyetinizi diğer sürücülere önceden bildirmektir. Onlara sizin ne yapacağınızı anlamaları ve kendi pozisyonlarını buna göre ayarlamaları için zaman tanımalısınız. Sinyal verir vermez manevraya başlarsanız, diğer sürücüleri hazırlıksız yakalar ve kazaya sebebiyet verme riskini artırırsınız. Doğru sıra; önce kontrol et, sonra sinyal ver, güvenli olduğundan emin ol ve sonra manevraya başla şeklindedir.
  • c) Manevraya başladıktan sonra işaret vermeli: Bu seçenek, sinyal vermenin amacını tamamen ortadan kaldırır. Sinyal, yapılacak bir eylemi önceden haber vermek için kullanılır. Eğer manevraya zaten başlamışsanız, sinyal vermenin bir anlamı kalmaz çünkü diğer sürücüler için bir uyarı niteliği taşımaz. Bu durum, trafikteki diğer sürücüler için büyük bir belirsizlik ve tehlike yaratır.
  • d) Manevra bitmeden önce işaret vermeyi sona erdirmeli: Bu da hatalı bir davranıştır. Sinyal, manevranız tamamen bitene kadar açık kalmalıdır. Örneğin, şerit değiştiriyorsanız, aracınız yeni şeride tam olarak yerleşene kadar sinyaliniz yanmaya devam etmelidir. Sinyali erken kapatmak, diğer sürücülerin manevrayı tamamladığınızı düşünüp yanlış bir hamle yapmasına neden olabilir. Sinyal, eylem bittikten sonra kapatılmalıdır.

Özetle, güvenli bir manevranın altın kuralı her zaman "Kontrol Et, Niyetini Bildir, Uygula" prensibine dayanır. Bu sorudaki doğru cevap olan "Ön, arka ve yanlardaki trafiği kontrol etmeli" seçeneği, bu prensibin ilk ve en kritik adımını ifade etmektedir.

Soru 27
Şekle göre kontrolsüz kavşakta karşılaşan araçlardan hangisi ilk geçiş hakkını kullanmalıdır?
A
1 numaralı araç
B
2 numaralı araç
C
Hızı az olan araç
D
Hızı fazla olan araç
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, levhası veya trafik görevlisinin bulunmadığı bir "kontrolsüz kavşakta" karşılaşan iki aracın geçiş önceliği sıralaması sorulmaktadır. Bu tür kavşaklarda sürücülerin uyması gereken temel ve hayati kurallar vardır. Soruyu doğru cevaplamak için bu kuralları bilmek ve şekil üzerinde doğru bir şekilde uygulamak gerekir.

Trafik kurallarına göre, kontrolsüz kavşaklarda geçiş hakkı sıralamasını belirleyen en temel ilke, "sağdaki araca yol verme" kuralıdır. Bu kural, bütün sürücülerin kavşağa yaklaşırken kendi sağından gelen araca ilk geçiş hakkını vermesi gerektiğini belirtir. Bu sayede kavşakta bir düzen sağlanır ve kazaların önüne geçilir. Şekli bu kurala göre incelediğimizde, 1 numaralı aracın sağında 2 numaralı araç bulunmaktadır. Bu durumda 1 numaralı sürücü, kendi sağından gelen 2 numaralı araca yol vermek zorundadır.

Şimdi seçenekleri detaylı olarak inceleyelim:

  • a) 1 numaralı araç: Bu seçenek yanlıştır. Çünkü 1 numaralı araç, 2 numaralı aracın solundadır. Kontrolsüz kavşak kuralı gereği soldaki araç, sağındaki araca yol vermelidir. Ayrıca, dönüş yapan araçlar düz giden araçlara yol vermek zorundadır. Şekilde 1 numaralı araç sola dönüş yapmakta, 2 numaralı araç ise düz gitmektedir; bu durum da geçiş hakkının 2 numaralı araçta olduğunu bir kez daha doğrular.
  • b) 2 numaralı araç: Bu seçenek doğrudur. Çünkü 2 numaralı araç, 1 numaralı aracın sağında yer almaktadır. "Sağdaki aracın geçiş önceliği vardır" kuralına göre ilk geçiş hakkı 2 numaralı araca aittir. 2 numaralı aracın sürücüsü sağına baktığında herhangi bir araç görmediği için (sağı boş olduğu için) kavşağı ilk olarak kullanma hakkına sahiptir.
  • c) Hızı az olan araç & d) Hızı fazla olan araç: Bu iki seçenek de yanlıştır. Geçiş hakkı kuralları, araçların hızlarına göre belirlenmez. Trafik kuralları, hız gibi değişken ve tehlikeli bir faktöre göre değil, araçların konumlarına ve hareket yönlerine göre düzenlenmiştir. Hızlı olmak veya yavaş olmak, bir sürücüye geçiş üstünlüğü kazandırmaz. Aksine, kavşaklara yaklaşırken hız azaltmak bir güvenlik gerekliliğidir.

Özetle, kontrolsüz bir kavşakta karşılaştığınızda aklınıza gelmesi gereken ilk ve en önemli kural, sağınızdan gelen araca daima yol vermeniz gerektiğidir. Bu soruda 2 numaralı araç, 1 numaralı aracın sağında olduğu için geçiş hakkı onundur.

Soru 28
Bir kavşak yakınında kara yolu taşıt yollarının birbirine bağlanmasını sağlayan, kavşak alanı dışında kalan ve bir yönlü trafiğe ayrılmış olan kara yolu kısmına ne ad verilir?
A
Banket 
B
Ana yol
C
Geçiş yolu 
D
Bağlantı yolu
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafiğin yoğun olduğu kavşaklarda akışı düzenlemek için kullanılan özel bir yol bölümünün tanımı sorulmaktadır. Sorunun kökünde dört önemli ipucu bulunmaktadır: 1) Kavşak yakınında olması, 2) Taşıt yollarını birbirine bağlaması, 3) Kavşak alanının dışında kalması ve 4) Tek yönlü trafiğe ayrılmış olması. Bu özellikler, doğru cevabı bulmamız için bize yol gösterecektir.

Doğru cevap d) Bağlantı yolu'dur. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre bağlantı yolu, tam olarak soruda tarif edilen yapıdır. Bu yolların temel amacı, farklı yönlere gidecek araçları kavşaktaki ana trafik akışından ayırarak, trafiğin sıkışmasını önlemek ve güvenliği artırmaktır. Özellikle büyük kavşaklarda, otoyol giriş ve çıkışlarında veya farklı seviyelerdeki yolları birleştiren yonca yaprağı kavşaklarda bu yolları sıkça görürüz.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Banket: Banket, taşıt yolu kenarında, yolun kaplaması dışında kalan ve genellikle çakıl veya stabilize malzemeden yapılan kısımdır. Acil durumlarda araçların durması veya yayaların yürümesi için kullanılır. Yolları birbirine bağlama gibi bir işlevi yoktur, bu nedenle bu cevap yanlıştır.
  • b) Ana yol: Ana yol, üzerindeki trafiğin, kesiştiği diğer yollardaki trafiğe göre geçiş önceliğine sahip olduğu yoldur. Bağlantı yolları genellikle bir ana yola bağlanır veya bir ana yoldan ayrılır, ancak bağlantı yolunun kendisi ana yol değildir. Soru, ana yolun tanımını değil, ona bağlanan bir parçayı sormaktadır.
  • c) Geçiş yolu: Geçiş yolu, araçların bir mülke (örneğin bir benzin istasyonu, bir otopark veya bir evin garajı) girip çıkması için yapılmış özel yoldur. İki kamuya açık karayolunu birbirine bağlamaz, bir karayolunu özel bir mülke bağlar. Bu tanım, sorudaki "kara yolu taşıt yollarının birbirine bağlanması" ifadesiyle uyuşmamaktadır.

Özetle, soru bir kavşakta yolları birbirine bağlayan, tek yönlü ve kavşak alanının dışında kalan yolu sormaktadır. Bu tanım, trafiği rahatlatmak için kullanılan bağlantı yolu kavramını eksiksiz bir şekilde karşılamaktadır. Diğer şıklar ise yolun farklı bölümlerini veya farklı yol türlerini ifade ettiği için yanlıştır.

Soru 29
Aralıklı yanıp sönen sarı ışık aşağıdakilerden hangisi ile aynı anlamı taşır?
A
B
C
D
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik ışıklarından biri olan aralıklı yanıp sönen sarı ışığın, hangi trafik levhası ile aynı anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür sorular, sürücülerin hem ışıklı işaret cihazlarının hem de trafik levhalarının anlamlarını bilmesini ve birbiriyle ilişkilendirebilmesini ölçmeyi hedefler. Sürücülerin kavşaklarda nasıl davranması gerektiğini belirleyen temel kurallardan biridir.

Doğru Cevap: a) seçeneği

Aralıklı olarak yanıp sönen sarı ışık, sürücüye "Yol Ver" anlamını taşır. Bu ışığı gören bir sürücü, kavşağa yaklaşırken yavaşlamalı, kavşağı dikkatli bir şekilde kontrol etmeli ve varsa kavşaktaki diğer araçlara geçiş hakkı vermelidir. Eğer kavşak boş ve güvenli ise durmadan, yavaşlayarak geçiş yapabilir. A seçeneğindeki üçgen şeklindeki levha ise "Yol Ver" levhasıdır ve aralıklı yanan sarı ışık ile birebir aynı anlama gelir. Her ikisi de sürücüye, geçiş önceliğinin kendisinde olmadığını ve dikkatli olması gerektiğini bildirir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) seçeneği: Bu levha "DUR" levhasıdır. Bu levhayı gören sürücü, kavşakta başka bir araç olmasa bile mutlaka durmak zorundadır. Durduktan sonra yolu kontrol edip güvenli ise geçiş yapabilir. Aralıklı yanıp sönen sarı ışık ise mutlaka durulması gerektiğini belirtmez, sadece yavaşlayıp yol vermeyi gerektirir. "DUR" levhasının ışıklı trafik cihazlarındaki karşılığı, aralıklı yanıp sönen kırmızı ışıktır.
  • c) seçeneği: Bu levha "Sesli ikaz cihazlarının (korna) kullanımı yasaktır" anlamına gelir. Bu levhanın amacı gürültü kirliliğini önlemektir ve kavşaktaki geçiş hakkı kurallarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Dolayısıyla aralıklı yanan sarı ışıkla bir anlam ilişkisi bulunmamaktadır.
  • d) seçeneği: Bu levha "Öndeki taşıtı geçmek yasaktır" (Sollama Yasağı) anlamına gelir. Bu kural genellikle görüşün yetersiz olduğu virajlar, tepe üstleri veya dar yollar gibi yerlerde bulunur. Kavşak geçiş kuralları ve geçiş önceliği ile doğrudan bir bağlantısı yoktur. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, aralıklı yanıp sönen sarı ışık ile "Yol Ver" levhası, sürücülere aynı talimatı verir: "Yavaşla, dikkatli ol ve geçiş hakkını diğer araçlara ver." Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 30
Kavşaklara yaklaşırken yol üzerine çizilmiş şekildeki oklar sürücülere neyi bildirir?
A
Hızın artırılması gerektiğini
B
Sağa ve sola dönülemeyeceğini
C
Seyir yönüne uygun şeridin kullanılması gerektiğini
D
Durma, duraklama ve park etmenin yasaklanmış olduğunu
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kavşağa yaklaşırken yolun üzerine çizilmiş olan yön oklarının sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür yol üzeri işaretlemeleri, trafiğin düzenli ve güvenli bir şekilde akmasını sağlamak için kritik öneme sahiptir. Sürücülerin bu okları doğru yorumlayarak, kavşağa girmeden önce doğru pozisyonu almaları beklenir.

Doğru cevap C) Seyir yönüne uygun şeridin kullanılması gerektiğini seçeneğidir. Yol üzerindeki bu oklar, sürücülere gitmek istedikleri yöne göre hangi şeridi seçmeleri gerektiğini önceden bildirir. Örneğin, görseldeki sol şeritte sadece düz gidiş oku varken, sağ şeritte hem düz gidiş hem de sağa dönüş oku bulunmaktadır. Bu durum, düz gidecek sürücülerin her iki şeridi de kullanabileceğini, ancak sağa dönecek sürücülerin mutlaka sağ şeride geçmesi gerektiğini ifade eder. Bu işaretler, kavşak içinde ani ve tehlikeli şerit değişikliklerini önlemeyi amaçlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Hızın artırılması gerektiğini: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Kavşaklara yaklaşırken trafik yoğunlaşabilir, yayalar veya diğer araçlar aniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle sürücüler hızlarını artırmak yerine, tam tersine yavaşlamalı ve kontrollü bir şekilde kavşağa yaklaşmalıdır. Yön oklarının hız ile bir ilgisi yoktur.
  • b) Sağa ve sola dönülemeyeceğini: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü görseldeki sağ şeritte açıkça sağa dönüşe izin veren bir ok bulunmaktadır. Bu ok, sağa dönüşün yasak olmadığını, aksine o şeritten yapılabileceğini gösterir. Sola dönüşe izin veren bir ok olmaması, o kavşaktan sola dönüşün yasak olabileceğini düşündürse de, seçenek hem sağı hem de solu kapsadığı için hatalıdır.
  • d) Durma, duraklama ve park etmenin yasaklanmış olduğunu: Kavşaklarda ve yakınlarında durmak, duraklamak ve park etmek genel olarak yasaktır, ancak bu yasağı bildiren işaretler bu yön okları değildir. Bu tür yasaklar genellikle trafik levhaları (örneğin "Park Etmek Yasaktır" levhası) veya sarı renkli bordür çizgileri ile belirtilir. Yön oklarının görevi, park yasağını değil, gidilecek istikameti bildirmektir.

Özetle, yol üzerine çizilen bu oklar birer "ön bilgilendirme" işaretidir. Sürücüye, "Eğer şu yöne gitmek istiyorsan, bu şeritte olmalısın" mesajını verir. Bu sayede sürücüler, kavşağa gelmeden pozisyonlarını alır ve trafik akışı daha güvenli ve düzenli hale gelir.

Soru 31
Şekildeki trafik işareti hangi yol bölümünde bulunur?
A
Eğimli
B
Kasisli
C
Virajlı
D
Kaygan
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir tehlike uyarı levhası gösterilmekte ve bu levhanın anlamı, yani hangi tür bir yol kesiminde sürücüleri uyardığı sorulmaktadır. Tehlike uyarı işaretlerinin ortak amacı, sürücüleri ileride karşılaşabilecekleri potansiyel bir tehlikeye karşı önceden bilgilendirmek ve gerekli tedbirleri almalarını sağlamaktır. Bu işaretler genellikle üçgen şeklindedir ve kırmızı bir çerçeveye sahiptir.

Doğru Cevap: d) Kaygan

Soruda gösterilen levha, resmi olarak "Kaygan Yol" işaretidir. Levhanın üzerindeki resim (piktogram), tekerleklerinden iz bırakarak kontrolünü kaybetmiş gibi görünen bir otomobili simgeler. Bu sembol, yol yüzeyinin normalden daha kaygan olduğunu ve aracın yol tutuşunun azalabileceğini ifade eder. Bu durum yağmur, kar, buz, yola dökülmüş yağ veya mıcır gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Sürücü bu işareti gördüğünde, takip mesafesini artırmalı, hızını düşürmeli ve ani direksiyon hareketlerinden veya sert fren yapmaktan kaçınmalıdır.

  • Neden a) Eğimli seçeneği yanlıştır?

    Eğimli yolları belirtmek için kullanılan işaretler farklıdır. Bu işaretler, bir aracın yokuş yukarı veya yokuş aşağı gittiğini gösteren bir sembol içerir ve genellikle eğimin yüzdesini (örneğin %10 gibi) belirtir. Bu işaretler yolun eğimi hakkında bilgi verir, yüzeyin kayganlığı hakkında değil.

  • Neden b) Kasisli seçeneği yanlıştır?

    Kasisli yolu, yani yoldaki tümseği belirten işaret, üzerinde yol yüzeyinde bir yükselti (tümsek) simgesi bulunan bir levhadır. Bu işaret, sürücüyü hızını azaltması gereken fiziksel bir engele karşı uyarır. Sorudaki işaret ise yolun yüzeyinin durumuyla ilgili bir tehlikeyi bildirir.

  • Neden c) Virajlı seçeneği yanlıştır?

    Virajlı yolları gösteren işaretler, ilerideki virajın yönünü ve şeklini gösteren kıvrımlı oklar içerir. Sağa veya sola tehlikeli viraj ya da birbirini takip eden tehlikeli virajlar gibi farklı türleri vardır. Bu işaretler yolun geometrisi hakkında uyarı yaparken, sorudaki işaret yolun yüzeyinin fiziksel durumu hakkında uyarı yapar.

Özetle, tekerleklerinden iz bırakarak kayan bir araba sembolü gördüğünüzde, bu her zaman ilerideki yolun kaygan olduğu ve ekstra dikkatli olmanız gerektiği anlamına gelir. Bu nedenle doğru cevap "d" şıkkıdır.

Soru 32
Şekildeki kara yolu bölümünde görülen kesik çizginin anlamı nedir?
A
Şerit değiştirmek yasaktır.
B
Öndeki aracı geçmek yasaktır.
C
Taşıt yolu, bölünmüş yol durumuna gelmiştir.
D
Kurallara uygun olarak öndeki araç geçilebilir.
32 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kara yolunun ortasında yer alan ve şeritleri birbirinden ayıran kesik yol çizgisinin trafik kuralları açısından ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu çizgiler, sürücülere yolun o bölümünde hangi manevraları yapıp yapamayacakları hakkında bilgi verir. Bu nedenle, yol çizgilerinin anlamını bilmek güvenli sürüş için temel bir gerekliliktir.

Doğru Cevap: d) Kurallara uygun olarak öndeki araç geçilebilir.

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik işaretleme kurallarına göre kesik yol çizgilerinin temel anlamının bu olmasıdır. Kesik çizgiler, görüş mesafesinin yeterli olduğu ve trafik durumunun uygun olması halinde, sürücülerin şerit değiştirerek önlerindeki aracı sollayabileceklerini belirtir. Elbette bu geçişin sinyal vermek, karşı şeridi kontrol etmek ve hız limitlerine uymak gibi diğer tüm trafik kurallarına uygun şekilde yapılması zorunludur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Şerit değiştirmek yasaktır: Bu ifade yanlıştır. Şerit değiştirmenin yasak olduğunu belirten çizgi, devamlı (düz) çizgidir. Kesik çizgi, tam tersine, gerekli şartlar sağlandığında şerit değiştirilebileceğini ifade eder.
  • b) Öndeki aracı geçmek yasaktır: Bu ifade de yanlıştır. Öndeki aracı geçme yasağı, yine devamlı yol çizgisi ile belirtilir. Devamlı çizginin bulunduğu tepe üstü, viraj, kavşak yaklaşımı gibi görüşün kısıtlı olduğu yerlerde sollama yapmak tehlikeli ve yasaktır.
  • c) Taşıt yolu, bölünmüş yol durumuna gelmiştir: Bu ifade de yanlıştır. Bölünmüş yol, gidiş ve geliş yönlerinin bir ayırıcı (refüj) veya yan yana çizilmiş iki devamlı çizgi ile belirgin bir şekilde ayrıldığı yollardır. Fotoğraftaki yol ise sadece tek bir kesik çizgi ile ayrılmış, iki yönlü bir kara yoludur.

Özetle, yoldaki kesik çizgiyi gördüğünüzde aklınıza gelmesi gereken en temel kural, trafiği tehlikeye düşürmemek ve diğer kurallara uymak şartıyla sollama yapabileceğinizdir. Devamlı çizgiyi gördüğünüzde ise şeridinizde kalmanız ve kesinlikle sollama yapmamanız gerektiğini anlamalısınız.

Soru 33
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi düşük banket anlamındadır?
A
B
C
D
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, gösterilen trafik tehlike uyarı işaretlerinden hangisinin **"düşük banket"** anlamına geldiği sorulmaktadır. Düşük banket, yolun asfalt kaplaması ile yolun hemen kenarında bulunan toprak veya çakıl alan (banket) arasında tehlikeli bir yükseklik farkı olduğu anlamına gelir. Sürücülerin bu durumdan haberdar olması, olası bir kontrol kaybını önlemek için çok önemlidir.

Doğru cevap A seçeneğidir. Bu trafik işareti, "Düşük Banket" tehlike uyarı levhasıdır. Levhanın üzerindeki görselde, bir aracın sağ tekerleklerinin yol seviyesinden daha alçakta olan bankete düştüğü net bir şekilde resmedilmiştir. Bu işaret, sürücülere yolun kenarında ani bir seviye düşüşü olduğu konusunda uyarıda bulunur ve yol kenarına fazla yaklaşmamaları gerektiğini hatırlatır. Bankete düşen bir araç, direksiyon hakimiyetini kaybedebilir veya yola geri dönmekte zorlanabilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • B seçeneği: Bu işaret "Kaygan Yol" levhasıdır. Arkasında fren izi bırakan bir araba figürü, yol yüzeyinin yağmur, kar, buz veya başka bir nedenle kaygan olduğunu belirtir. Sürücüleri takip mesafesini artırmaları ve ani manevralardan kaçınmaları için uyarır.
  • C seçeneği: Bu işaret "Gevşek Malzemeli Zemin" levhasıdır. Tekerleklerinden taş sıçratan araba figürü, yolda mıcırlı veya stabilize bir bölüm olduğunu gösterir. Bu durum, hem öndeki araçtan taş sıçrama riskini hem de fren mesafesinin uzayabileceğini ifade eder.
  • D seçeneği: Bu işaret "Her İki Taraftan Daralan Kaplama" levhasıdır. İşaret, ileride yolun her iki yandan da daralacağını bildirir. Sürücülerin bu daralan bölgeye yaklaşırken hızlarını azaltmaları ve daha dikkatli olmaları gerektiğini belirtir.

Sonuç olarak, seçenekler arasındaki görseller incelendiğinde, yol ile banket arasındaki seviye farkını doğrudan anlatan tek işaret A seçeneğindeki "Düşük Banket" levhasıdır.

Soru 34
Aksine bir işaret yoksa, otomobillerin yerleşim yeri dışındaki şehirler arası çift yönlü kara yollarında azami hızı  saatte kaç kilometredir?
A
120 
B
110 
C
90 
D
80
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Türkiye'deki trafik kurallarına göre bir otomobilin, belirli bir yol tipindeki yasal azami hızının ne olduğu sorulmaktadır. Soruyu doğru cevaplamak için üç önemli detayı aklımızda tutmalıyız: aracın cinsi (otomobil), yolun konumu (yerleşim yeri dışı) ve yolun yapısı (şehirler arası çift yönlü kara yolu). Bu bilgiler ışığında, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirtilen standart hız limitini bulmamız gerekiyor.

Doğru cevap c) 90'dır. Türkiye'deki trafik kurallarına göre, aksini gösteren bir trafik işareti bulunmadığı sürece, otomobillerin yerleşim yerleri dışındaki şehirler arası çift yönlü kara yollarında yapabilecekleri azami hız saatte 90 kilometredir. "Çift yönlü kara yolu", gidiş ve geliş trafiğinin bir refüj veya bariyer gibi fiziksel bir ayırıcıyla ayrılmadığı, sadece yol çizgileriyle ayrıldığı yollardır. Bu yollarda karşı yönden gelen trafikle karşılaşma riski daha yüksek olduğu için hız limiti, bölünmüş yollara göre daha düşüktür.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • b) 110 seçeneği neden yanlış? Saatte 110 kilometre hız limiti, otomobiller için yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda geçerlidir. Bölünmüş yollar, ortasında refüj veya bariyer bulunan, bu sayede karşı yön trafiğinin fiziksel olarak ayrıldığı daha güvenli yollardır. Soru, "bölünmüş yol" değil, "çift yönlü kara yolu" dediği için bu seçenek doğru değildir. Ehliyet sınavlarında bu iki yol tipi arasındaki fark sıkça sorulur.
  • a) 120 seçeneği neden yanlış? Saatte 120 kilometre hızı, genellikle otoyollar ile ilişkilendirilen bir hız limitidir. Güncel yönetmeliğe göre otomobillerin otoyollardaki azami hızı 130 km/s'e (bazı otoyollarda ise 140 km/s'e) çıkarılmıştır. Ancak 120 km/s, eski limit olması ve yaygın bir bilgi olması nedeniyle sınavlarda güçlü bir çeldirici olarak kullanılır. Soruda belirtilen yol tipi bir otoyol olmadığı için bu seçenek de yanlıştır.
  • d) 80 seçeneği neden yanlış? Saatte 80 kilometre hız limiti, soruda belirtilen aynı yol tipinde (şehirler arası çift yönlü kara yolu) daha farklı ve yavaş araçlar için geçerlidir. Örneğin, otobüs, kamyon ve kamyonet gibi araçların bu yollardaki azami hızı 80 km/s'tir. Soru özellikle otomobiller için sorulduğundan bu şık elenmelidir.

Özet olarak, bir otomobil sürücüsünün bilmesi gereken temel hız limitleri şunlardır:

  1. Yerleşim yeri içinde: 50 km/s
  2. Yerleşim yeri dışında çift yönlü yolda: 90 km/s
  3. Yerleşim yeri dışında bölünmüş yolda: 110 km/s
  4. Otoyolda: 130 km/s veya 140 km/s

Bu soruyu doğru cevaplayabilmek için en önemli nokta, "çift yönlü kara yolu" ile "bölünmüş yol" arasındaki farkı bilmektir.

Soru 35
Yerleşim birimleri dışındaki kara yollarında geceleri seyrederken aşağıdaki durumların hangisinde uzağı gösteren ışıkların yakılması mecburidir?
A
Karşılaşmalarda
B
Öndeki araç yakından izlenirken
C
Aydınlatmanın yeterli olduğu kesimlerde
D
Yeterince aydınlatılmamış tünellere girerken
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin yerleşim birimleri dışındaki yollarda, gece seyahat ederken uzağı gösteren ışıkları (genellikle "uzun farlar" olarak bilinir) hangi durumda yakmalarının mecburi olduğu sorulmaktadır. Uzağı gösteren ışıkların temel amacı, aydınlatmanın olmadığı veya yetersiz olduğu yollarda sürücünün görüş mesafesini en üst düzeye çıkarmaktır. Bu temel bilgiyi aklımızda tutarak seçenekleri inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Yeterince aydınlatılmamış tünellere girerken

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, tünellerin kendine has tehlikeler barındırmasıdır. Yeterince aydınlatılmamış bir tünele girildiğinde, sürücünün gözü anlık bir karanlığa alışmakta zorlanır ve görüş mesafesi aniden sıfıra düşebilir. Tünel içindeki olası bir engeli, virajı veya duran bir aracı önceden fark edebilmek için görüş mesafesini anında ve en uzağa taşıyacak olan uzağı gösteren ışıkların yakılması, can ve mal güvenliği için bir mecburiyettir. Bu durum, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde de açıkça belirtilmiştir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, trafik kurallarını daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu durumlar, uzağı gösteren ışıkların yakılmasının yasak olduğu veya gerekmediği anlardır.

  • a) Karşılaşmalarda: Karşı yönden bir araç gelirken uzağı gösteren ışıkların yakılması kesinlikle yasaktır. Uzun farlar, karşıdaki sürücünün gözünü kamaştırarak geçici körlüğe sebep olur ve bu durum çok tehlikeli kazalara yol açabilir. Bu yüzden, karşıdan bir araç geldiğinde derhal yakını gösteren ışıklara (kısa farlara) geçmek zorunludur.
  • b) Öndeki araç yakından izlenirken: Bir aracı takip ederken uzağı gösteren ışıkları yakmak da yanlıştır. Yaktığınız uzun farlar, öndeki aracın dikiz aynasından ve yan aynalarından yansıyarak sürücünün gözünü alır ve dikkatini dağıtır. Bu durum, hem öndeki sürücü için tehlikelidir hem de bir trafik kuralı ihlalidir. Bu durumda da yakını gösteren ışıklar kullanılmalıdır.
  • c) Aydınlatmanın yeterli olduğu kesimlerde: Yolun aydınlatması (sokak lambaları vb.) yeterliyse ve görüş mesafesi zaten iyiyse, uzağı gösteren ışıkları yakmaya gerek yoktur. Bu tür durumlarda yakını gösteren ışıklar hem yeterli görüşü sağlar hem de diğer sürücüleri gereksiz yere rahatsız etmemiş olur. Uzun farların amacı, aydınlatılmamış yolu aydınlatmaktır.

Özetle, uzağı gösteren ışıklar sadece görüşün çok kısıtlı olduğu, çevrede başka sürücüleri tehlikeye atmayacak ve yolu daha ileriden görmenin hayati önem taşıdığı durumlarda kullanılır. Yeterince aydınlatılmamış bir tünel, bu şartların hepsini karşılayan ve uzun far kullanımını mecburi kılan en tipik örnektir.

Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi dört zamanlı bir motorun çalışma zamanlarından biri değildir?
A
İş zamanı 
B
Marş zamanı
C
Emme zamanı 
D
Sıkıştırma zaman
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dört zamanlı bir motorun çalışmasını sağlayan temel ve tekrarlanan aşamaların (zamanların) neler olduğu bilgisi sorgulanmaktadır. Soru, verilen seçeneklerden hangisinin bu dört temel aşamadan biri olmadığını bulmanızı istemektedir. Motorun çalışması için sürekli tekrar eden bu döngüyü anlamak, doğru cevabı bulmak için kilit noktadır.

Öncelikle dört zamanlı bir motorun çalışma prensibini ve bu zamanların ne olduğunu hatırlayalım. Bir motorun güç üretebilmesi için pistonun silindir içinde yaptığı dört temel hareket vardır ve bu hareketlerin her birine "zaman" denir. Bu döngü sürekli olarak tekrarlanır ve motorun çalışmasını sağlar.

Dört zamanlı motorun çalışma sıralaması şöyledir:
  1. Emme Zamanı: Piston aşağı doğru hareket ederken silindirin içine yakıt-hava karışımı emilir.
  2. Sıkıştırma Zamanı: Piston yukarı doğru hareket ederek silindirdeki yakıt-hava karışımını sıkıştırır.
  3. İş (Ateşleme) Zamanı: Sıkışan karışım buji tarafından ateşlenir. Oluşan patlama pistonu büyük bir güçle aşağı iter ve bu hareket, motorun asıl gücünü ürettiği zamandır.
  4. Egzoz Zamanı: Piston tekrar yukarı çıkarak yanma sonucu oluşan atık gazları silindirden dışarı atar.

Şimdi seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendirelim:

  • a) İş zamanı: Yukarıda açıkladığımız gibi bu, motorun güç ürettiği üçüncü ve en önemli zamandır. Dolayısıyla bu, motorun çalışma zamanlarından biridir.
  • c) Emme zamanı: Bu, motorun çalışabilmesi için gerekli olan yakıt-hava karışımının silindire alındığı ilk zamandır. Dolayısıyla bu da motorun çalışma zamanlarından biridir.
  • d) Sıkıştırma zamanı: Bu, yakıt-hava karışımının ateşlemeye hazır hale getirilmesi için sıkıştırıldığı ikinci zamandır. Bu da motorun temel çalışma zamanlarından biridir.

b) Marş zamanı: Bu seçenek ise doğru cevaptır. Çünkü "marş", motorun kendiliğinden çalışmaya başlaması için dışarıdan verilen ilk harekettir. Kontak anahtarını çevirdiğinizde marş motoru, motora ilk dönüş hareketini verir ve bu sayede Emme, Sıkıştırma, İş ve Egzoz zamanlarından oluşan döngü başlar. Motor çalışmaya başladıktan sonra marş motorunun görevi biter. Kısacası, marş bir "çalıştırma eylemidir", motorun kendi kendine devam ettirdiği bir "çalışma zamanı" değildir.

Soru 37
Motor çalışır durumda iken aracın gösterge panelinde yağ basıncı ikaz ışığı yanıyorsa aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
Motor devri düşürülür.
B
Motor devri yükseltilir.
C
Motor hemen durdurulur.
D
Motor rölantide çalıştırılır.
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araç hareket halindeyken gösterge panelindeki en kritik ikaz ışıklarından biri olan yağ basıncı ikaz ışığının yanması durumunda sürücünün ne yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Bu ışık, motorun "can damarı" olan yağlama sisteminde ciddi bir sorun olduğunu gösterir ve acil müdahale gerektirir.

Doğru cevap c) Motor hemen durdurulur seçeneğidir. Çünkü yağ basıncı ikaz ışığı, motorun hareketli parçaları arasına yağın yeterli basınçla gönderilemediği anlamına gelir. Yağlama, motor parçalarının birbirine sürtünerek aşırı ısınmasını ve aşınmasını önler. Bu basınç ortadan kalktığında, metal parçalar doğrudan birbirine temas eder, çok kısa sürede aşırı ısınır ve "motorun yatak sarması" olarak bilinen, çok masraflı ve ciddi bir arızaya yol açar. Bu kalıcı hasarı önlemenin tek yolu, hasara neden olan hareketi, yani motorun çalışmasını derhal durdurmaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Motor devri düşürülür ve d) Motor rölantide çalıştırılır: Bu iki seçenek de temelde yanlıştır. Motor devrini düşürmek veya aracı rölantide çalıştırmak, motorun çalışmaya devam etmesi demektir. Yağlama olmadan çalışan bir motor, düşük devirde bile olsa hasar görmeye devam edecektir. Bu seçenekler, kaçınılmaz olan motor hasarını sadece birkaç saniye geciktirir ama engellemez.
  • b) Motor devri yükseltilir: Bu, yapılabilecek en kötü şeydir. Motor devrini yükseltmek, yağsız kalan metal parçaların birbirine daha hızlı ve daha şiddetli bir şekilde sürtünmesine neden olur. Bu durum, motorun saniyeler içinde kilitlenmesine ve tamamen kullanılamaz hale gelmesine yol açar. Motor hasarını en üst düzeye çıkaracak tehlikeli bir eylemdir.

Özetle, yağ basıncı ikaz ışığı yandığında, bu bir "kenara çek ve bekle" uyarısı değil, bir "hemen dur" emridir. Sürücü, güvenli bir şekilde aracı yolun kenarına çekmeli ve kontağı derhal kapatmalıdır. Motoru bir saniye bile fazladan çalıştırmak, binlerce liralık bir motor tamiri masrafına yol açabilir. Unutmayın: Yağ lambası, motorun acil yardım çağrısıdır.

Soru 38
Benzinli motorlarda, aşağıdakilerden hangisinin tırnakları arasında oluşan kıvılcımla silindir içerisindeki yanma olayı başlatılmış olur?
A
Buji
B
Flaşör
C
Distribütör
D
Kontak anahtarı
38 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, benzinli bir motorun çalışmasını sağlayan temel prensiplerden biri olan ateşleme sistemi sorgulanmaktadır. Soru, silindir içindeki sıkıştırılmış benzin-hava karışımını ateşleyerek yanmayı başlatan kıvılcımı hangi parçanın ürettiğini bulmamızı istiyor. Bu, motorun güç üretmesi için gereken en kritik adımlardan biridir.

Doğru Cevap: a) Buji

Benzinli motorlarda ateşleme sisteminin son ve en önemli halkası bujidir. Ateşleme bobininden gelen yüksek voltajlı elektrik akımı bujiye ulaşır. Bujinin alt kısmında, "tırnak" olarak adlandırılan iki küçük metal uç (elektrot) bulunur ve aralarında küçük bir boşluk vardır. Yüksek voltaj bu boşluktan atlarken çok güçlü bir kıvılcım oluşturur ve bu kıvılcım, silindir içinde sıkıştırılmış olan yakıt-hava karışımını anında ateşler. Bu ateşleme sonucunda oluşan kontrollü patlama (yanma), pistonu aşağı iterek motorun çalışması için gereken gücü üretir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • Flaşör: Flaşör, aracın sinyal lambalarının ve dörtlü ikaz lambalarının belirli bir ritimde yanıp sönmesini sağlayan elektronik veya mekanik bir röledir. Motorun ateşleme sistemiyle hiçbir ilgisi yoktur. Görevi tamamen aydınlatma ve ikaz sistemiyle ilgilidir.

  • Distribütör: Distribütör, özellikle eski tip benzinli motorlarda bulunan bir parçadır. Görevi, ateşleme bobininden gelen yüksek voltajı, ateşleme sırasına göre doğru zamandla doğru silindirin bujisine dağıtmaktır. Yani elektriği dağıtır, ancak kıvılcımı kendisi oluşturmaz. Kıvılcımı oluşturan parça, distribütörün akımı yolladığı bujidir.

  • Kontak Anahtarı: Kontak anahtarı, sürücünün aracı çalıştırmak için kullandığı ana şalterdir. Kontak anahtarını çevirdiğinizde, aracın elektrik sistemine ve ateşleme sistemine akım gitmesi için komut vermiş olursunuz. Yani tüm süreci başlatan parçadır, ancak silindir içinde doğrudan bir kıvılcım oluşturma gibi bir görevi yoktur.

Özetle, kontak anahtarı sistemi başlatır, distribütör (eski araçlarda) elektriği doğru bujiye yönlendirir, ancak sadece buji, tırnakları arasında o kritik kıvılcımı yaratarak yanma olayını başlatan parçadır. Bu nedenle doğru cevap "Buji"dir.

Soru 39
Aracın gösterge panelinde bulunan "de­vir saati" sürücüye aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
km/saat cinsinden aracın hızını
B
Aracın katettiği toplam kilometreyi
C
dev/dak cinsinden motorun devrini
D
Uzun hüzme anahtarının açık olduğunu
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın gösterge panelinde yer alan "devir saati"nin ne işe yaradığı ve sürücüye hangi bilgiyi verdiği sorulmaktadır. Gösterge panelindeki her bir işaretin ve saatin anlamını bilmek, hem sınavda başarılı olmak hem de güvenli ve verimli bir sürüş deneyimi için temel bir gerekliliktir. Bu soru, sürücünün aracıyla ilgili en temel bilgilerden birini ölçmeyi amaçlamaktadır.

Doğru cevap c) dev/dak cinsinden motorun devrini seçeneğidir. "Devir saati", teknik adıyla "takometre", motorun krank milinin bir dakika içinde kaç tam tur döndüğünü gösterir. Bu değer genellikle "x1000 dev/dak" (devir/dakika) veya "RPM" (Revolutions Per Minute) olarak ifade edilir. Örneğin, ibre 3'ü gösteriyorsa, motor dakikada 3000 devirle çalışıyor demektir. Bu bilgi, özellikle manuel vitesli araçlarda doğru zamanda vites değiştirmek, motoru zorlamamak ve yakıt tasarrufu sağlamak için kritik öneme sahiptir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) km/saat cinsinden aracın hızını: Bu bilgi yanlıştır. Aracın anlık hızını km/saat (kilometre/saat) cinsinden gösteren göstergeye hız göstergesi veya kilometre saati denir. Devir saati motorun çalışma hızını, hız göstergesi ise tekerleklerin dönme hızına bağlı olarak aracın ilerleme hızını bildirir. Bu ikisi sıkça karıştırılsa da görevleri tamamen farklıdır.
  • b) Aracın katettiği toplam kilometreyi: Bu seçenek de yanlıştır. Aracın üretildiği andan itibaren katettiği toplam mesafeyi gösteren bölüme kilometre sayacı (odometre) denir. Bu sayaç, genellikle hız göstergesinin içinde küçük bir dijital veya mekanik ekranda yer alır ve aracın ne kadar kullanıldığını gösterir.
  • d) Uzun hüzme anahtarının açık olduğunu: Bu seçenek de doğru değildir. Uzun hüzmeli farların açık olduğunu sürücüye bildiren, gösterge panelindeki genellikle mavi renkli bir ikaz lambasıdır. Bu bir "saat" veya kadranlı gösterge değil, belirli bir durumu bildiren bir uyarı ışığıdır ve kendine özgü bir sembolü bulunur.

Özetle, devir saati motorun devrini, hız göstergesi aracın hızını, kilometre sayacı toplam mesafeyi ve ikaz lambaları da çeşitli uyarıları (uzun farlar, arıza, emniyet kemeri vb.) bildirir. Bu ayrımı bilmek, ehliyet sınavı için önemli bir bilgidir.

Soru 40
Motorlu araçlarda motorun yağ seviyesini kontrol etmeye yarayan ve özel göstergesi bulunan parçaya ne ad verilir.
A
Yağdanlık 
B
Yağ filtresi
C
Yağ çubuğu 
D
Yağ pompası
40 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın motorundaki yağ miktarını ölçmek için kullanılan ve üzerinde seviye işaretleri bulunan parçanın adı sorulmaktadır. Motor yağının doğru seviyede olması, motorun düzgün çalışması ve aşınmalardan korunması için hayati öneme sahiptir. Bu kontrolü yapmamızı sağlayan basit ama önemli bir alet vardır.

Doğru cevap c) Yağ çubuğu'dur. Yağ çubuğu, motor bloğunun içine uzanan, genellikle ucunda sürücünün kolayca çekebilmesi için renkli plastik bir halka bulunan metal bir çubuktur. Bu çubuğun alt kısmında, yağın olması gereken en az (MIN) ve en fazla (MAX) seviyelerini gösteren iki çizgi veya işaret bulunur. Sürücü, bu çubuğu kullanarak motor yağının bu iki çizgi arasında olup olmadığını kolayca kontrol edebilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Yağdanlık: Yağdanlık, motora yağ eklemek için kullanılan bir kaptır. Görevi yağ seviyesini ölçmek değil, eksilen yağı tamamlamaktır. Yani bir ölçüm aleti değil, bir dolum aracıdır.
  • b) Yağ filtresi: Yağ filtresi, motor içinde dolaşan yağı temizleyerek metal parçacıkları ve kirleri süzmeye yarar. Motorun sağlığı için çok önemli bir parça olmasına rağmen, yağın seviyesini gösterme gibi bir işlevi yoktur.
  • d) Yağ pompası: Yağ pompası, motorun en alt kısmında (karter) bulunan yağı basınçla motorun hareketli parçalarına göndererek yağlanmalarını sağlar. Görevi yağı dolaştırmaktır, seviyesini kontrol etmek değildir.

Sonuç olarak, motor yağ seviyesini üzerindeki özel göstergeler (MIN/MAX işaretleri) sayesinde kontrol etmemizi sağlayan parça yağ çubuğu'dur. Bu nedenle doğru seçenek 'c' şıkkıdır.

Soru 41

I. Lastik hava basınçlarının ve yakıt seviyesinin kontrol edilmesi

II. Aydınlatma ve sinyal sisteminin düzgün çalışıp çalışmadığının kontrol edilmesi

III. Ön koltuklar, kafalıkları ve aynanın beden ölçülerine uygun olarak ayarlanması

Verilenlerden hangileri, aracı kullanmaya başlamadan önce yapılması gereken hazırlıklardandır?

A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I, II ve III.
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün motoru çalıştırmadan ve yola çıkmadan önce aracında yapması gereken temel hazırlık ve kontrollerin neler olduğu sorgulanmaktadır. Güvenli ve sorunsuz bir sürüş deneyimi için bu adımlar hayati önem taşır. Soruda verilen her bir öncülü tek tek inceleyerek neden gerekli olduklarını anlayalım.

I. Lastik hava basınçlarının ve yakıt seviyesinin kontrol edilmesi:

Bu kontrol, sürüşün hem güvenliği hem de planlaması için temel bir adımdır. Lastik hava basınçları, aracın yol tutuşunu, fren mesafesini ve yakıt verimliliğini doğrudan etkiler. Düşük basınçlı bir lastik, aracın kontrolünü zorlaştırabilir ve patlama riskini artırır. Yakıt seviyesini kontrol etmek ise yolculuk sırasında yolda kalma gibi istenmeyen durumların önüne geçmek için yapılması gereken basit ama zorunlu bir hazırlıktır. Dolayısıyla bu öncül, yola çıkmadan önce yapılması gereken önemli bir hazırlıktır.

II. Aydınlatma ve sinyal sisteminin düzgün çalışıp çalışmadığının kontrol edilmesi:

Aydınlatma ve sinyal sistemi, trafikteki en önemli iletişim araçlarından biridir. Farlarınız, stop lambalarınız ve sinyalleriniz, hem sizin yolu ve çevreyi görmenizi sağlar hem de diğer sürücülerin sizi görmesini ve ne yapacağınızı (dönüş, durma vb.) anlamasını sağlar. Özellikle gece veya sisli, yağmurlu gibi görüşün düşük olduğu hava koşullarında bu sistemin kusursuz çalışması, kazaları önlemek için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, yola çıkmadan önce bu sistemin kontrolü kesinlikle yapılmalıdır.

III. Ön koltuklar, kafalıkları ve aynanın beden ölçülerine uygun olarak ayarlanması:

Bu madde, sürücünün araca tam olarak hakim olabilmesi ve pasif güvenlik önlemlerinden en iyi şekilde faydalanabilmesi için zorunludur. Doğru ayarlanmış bir koltuk, pedallara ve direksiyona rahatça ulaşmanızı sağlar. Doğru ayarlanmış aynalar (iç dikiz ve yan aynalar) ise kör noktaları en aza indirerek çevre kontrolünü artırır. Kafalık ayarı ise, olası bir kaza anında, özellikle arkadan çarpmalarda boyun yaralanmalarını önleyen çok önemli bir güvenlik unsurudur. Bu ayarlar aracı hareket ettirdikten sonra yapılamayacağı için yola çıkmadan önce tamamlanmalıdır.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

  • a, b ve c seçenekleri: Bu seçenekler, yapılması gereken hazırlıklardan sadece birini doğru kabul ettiği için eksiktir. Güvenli bir sürüş için bu kontrollerin hepsi bir bütün olarak önemlidir. Sadece lastikleri kontrol edip ayna ayarını yapmamak veya sadece ışıkları kontrol edip yakıt seviyesine bakmamak ciddi riskler oluşturur.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek, verilen üç öncülün de aracı kullanmaya başlamadan önce yapılması gereken temel ve önemli hazırlıklar olduğunu doğru bir şekilde belirtmektedir. Güvenli, konforlu ve kurallara uygun bir sürüş için bu üç kontrol de eksiksiz olarak yapılmalıdır.

Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 42
Otomobillerde, mekanizmayı oluşturan motor, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüme ne ad verilir?
A
Kavrama
B
Karoseri
C
Manifold
D
Süspansiyon
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir otomobilin mekanik ve iskelet yapısını oluşturan motor, tekerlek ve şasi gibi temel parçalar hariç tutulduğunda, dışarıdan bakıldığında görülen gövde kısmının teknik adının ne olduğu sorulmaktadır. Kısacası, aracın estetik görünümünü veren ve iç aksamını koruyan dış kabuğun ismi istenmektedir.

Doğru Cevap: b) Karoseri

Karoseri, bir aracın dış iskeletini ve yüzeyini oluşturan parçaların bütününe verilen isimdir. Bu bölüm, aracın aerodinamik yapısını, estetik görünümünü sağlar ve en önemlisi, yolcuları ve mekanik aksamı yağmur, rüzgar, darbe gibi dış etkenlere karşı koruyan bir kabuk görevi görür. Aracın kapıları, kaputu, tavanı, çamurlukları ve bagaj kapağı gibi tüm dış yüzeyleri karoseriye dahildir.

Soru, tam olarak bu "görünen dış bölümü" sorduğu için doğru cevap Karoseri'dir. Genellikle şasi ile karıştırılsa da, şasi aracın temel iskelet yapısıdır ve karoseri bu iskeletin üzerine giydirilen dış gövdedir. Bu yüzden sorunun tanımına en uygun seçenek budur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Kavrama: Kavrama, halk arasında debriyaj olarak da bilinen sistemdir. Motorun ürettiği gücü vites kutusuna iletmek veya bu bağlantıyı kesmek için kullanılır. Aracın içinde, motor ile şanzıman arasında yer alan bir aktarma organıdır ve dışarıdan kesinlikle görülmez.
  • c) Manifold: Manifold, motorun bir parçasıdır ve kaputun altında yer alır. Motora temiz hava ve yakıt karışımını dağıtan boru sistemine "emme manifoldu", yanma sonrası oluşan egzoz gazlarını motordan dışarı atan boru sistemine ise "egzoz manifoldu" denir. Aracın görünen dış bölümü ile hiçbir ilgisi yoktur.
  • d) Süspansiyon: Süspansiyon sistemi, tekerlekleri aracın gövdesine bağlayan ve yoldaki bozukluklardan kaynaklanan sarsıntıları emerek sürüş konforunu ve yol tutuşunu artıran bir sistemdir. Amortisörler ve yaylar bu sistemin en bilinen parçalarıdır ve aracın altında, tekerleklerin çevresinde bulunurlar. Karoseri gibi aracın dış kabuğunu oluşturmazlar.

Sonuç olarak, soru bir otomobilin dış gövdesini tanımlamaktadır ve bu tanıma uyan tek teknik terim "Karoseri"dir. Diğer seçenekler ise aracın motor, güç aktarma ve yürüyen aksam gibi iç mekanik sistemlerine ait parçalardır. Bu temel ayrımı bilmek, ehliyet sınavındaki motor bilgisi soruları için oldukça önemlidir.

Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi virajlarda çekici tekerleklerin farklı hızlarda dönmesini sağlar?
A
Amortisör 
B
Direksiyon 
C
Diferansiyel 
D
Kilometre sayacı
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın virajı dönerken çekişin olduğu tekerleklerin (motor gücünü yola aktaran tekerleklerin) neden ve hangi parça sayesinde farklı hızlarda dönebildiği sorulmaktadır. Bu durum, aracın güvenli ve stabil bir şekilde dönebilmesi için kritik bir öneme sahiptir. Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Bir araç viraj alırken, virajın dış tarafında kalan tekerlek, iç tarafta kalan tekerleğe göre daha uzun bir mesafe kat etmek zorundadır. Düşünün ki bir atlet pistte koşuyor; dış kulvardaki atlet, iç kulvardakine göre daha fazla yol koşar. Arabanın tekerlekleri için de durum aynıdır. Bu farklı mesafeleri aynı sürede alabilmeleri için dıştaki tekerleğin içteki tekerlekten daha hızlı dönmesi gerekir.

c) Diferansiyel (Doğru Cevap)

Doğru cevap diferansiyeldir. Diferansiyel, motordan gelen gücü tekerleklere dağıtan ve aynı zamanda bu tekerleklerin virajlarda farklı hızlarda dönmesine izin veren özel bir dişli sistemidir. Eğer diferansiyel olmasaydı, her iki tekerlek de aynı hızda dönmeye zorlanırdı. Bu durumda viraj dönerken tekerleklerden biri kayar veya zıplama yapardı, bu da hem lastiklerin aşırı yıpranmasına hem de aracın yol tutuşunun ciddi şekilde zayıflamasına neden olurdu.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Amortisör: Amortisörler, süspansiyon sisteminin bir parçasıdır. Görevleri, yoldaki kasis ve çukurlardan kaynaklanan sarsıntıları ve salınımları emerek sürüş konforunu ve yol tutuşunu artırmaktır. Tekerleklerin dönüş hızıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • b) Direksiyon: Direksiyon sistemi, sürücünün araca yön vermesini sağlar. Yani tekerleklerin açısını değiştirerek aracın döneceği istikameti belirler. Direksiyon, viraj alma ihtiyacını ortaya çıkaran sistemdir ancak tekerleklerin farklı hızlarda dönmesini sağlayan mekanizma değildir.
  • d) Kilometre sayacı: Kilometre sayacı, aracın katettiği toplam mesafeyi ölçen ve gösterge panelinde gösteren bir cihazdır. Aracın mekanik işleyişine, özellikle de tekerleklerin dönüş hızını ayarlamaya yönelik herhangi bir fonksiyonu bulunmaz. Tamamen bir ölçüm aracıdır.

Özetle, bir virajda aracın güvenli ve dengeli bir şekilde dönebilmesi için dış tekerleğin iç tekerlekten daha hızlı dönmesi şarttır. Bu hayati görevi yerine getiren mekanik parça ise diferansiyeldir.

Soru 44
Aracın gösterge panelinde bulunan "devir saati" sürücüye aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
km/saat cinsinden aracın hızını
B
Aracın katettiği toplam kilometreyi
C
dev/dak cinsinden motorun devrini
D
Uzun hüzme anahtarının açık olduğunu
44 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, araçların gösterge panelinde yer alan ve genellikle üzerinde "RPM x1000" gibi bir ibare bulunan "devir saati" göstergesinin hangi bilgiyi verdiğini anlamamız isteniyor. Sürücünün bu göstergeye bakarak aracın hangi durumu hakkında bilgi edindiğini bilmesi, hem aracın doğru kullanımı hem de sınav başarısı için önemlidir.

Doğru Cevap: c) dev/dak cinsinden motorun devrini

Doğru cevabın neden "c" şıkkı olduğunu açıklayalım. Devir saati, teknik adıyla "takometre", aracın motor krank milinin bir dakika içinde kaç tam tur döndüğünü gösterir. Bu değer, "devir/dakika" (dev/dak) veya uluslararası kullanımıyla "RPM" (Revolutions Per Minute) olarak ifade edilir. Sürücü, devir saatine bakarak motorun ne kadar zorlandığını anlar ve vites değişimlerini bu bilgiye göre en uygun zamanda yaparak yakıt tasarrufu sağlar ve motorun ömrünü uzatır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) km/saat cinsinden aracın hızını: Bu bilgiyi veren gösterge "hız göstergesi" veya "kilometre saati" olarak adlandırılır. Devir saati motorun çalışma hızını gösterirken, hız göstergesi tekerleklerin dönme hızına bağlı olarak aracın ne kadar süratle ilerlediğini gösterir. Bu iki gösterge genellikle gösterge panelinde yan yana bulunur ama farklı bilgileri bildirirler.
  • b) Aracın katettiği toplam kilometreyi: Bu bilgiyi gösteren kısım "kilometre sayacı" veya "odometre"dir. Bu sayaç, aracın üretildiği andan itibaren veya sıfırlandığından beri ne kadar yol yaptığını kaydeder. Devir saati anlık bir durumu gösterirken, kilometre sayacı birikimli bir toplamı gösterir.
  • d) Uzun hüzme anahtarının açık olduğunu: Uzun farların açık olduğunu bildiren şey, devir saati gibi analog bir gösterge değil, genellikle mavi renkte yanan bir "ikaz lambası"dır. Gösterge panelindeki bu tür ışıklar, sürücüyü aktif olan sistemler (sinyal, farlar, sis lambası vb.) veya arızalar hakkında uyarır.

Özetle, ehliyet sınavında karşınıza çıkabilecek bu soruda unutmamanız gereken en temel bilgi şudur: Devir saati motorun devrini, hız göstergesi ise aracın hızını bildirir. Doğru vites zamanlaması ve ekonomik sürüş için devir saatini doğru okumak ve anlamak çok önemlidir.

Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi, trafik kazalarının ülke ekonomisine verdiği zararlardan biri değildir?
A
Trafik işaretlerinin hasar görmesi
B
Kara yollarının zamanından önce yıpranması
C
Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması
D
Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması
45 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kazalarının ülke ekonomisine getirdiği maliyetler ve zararlar sorgulanmaktadır. Seçenekler arasında, bir kazanın doğrudan veya dolaylı bir sonucu olarak ortaya çıkan ekonomik bir kayıp olmayan maddeyi bulmamız isteniyor. Sorunun kilit noktası, "zarar" kelimesinin ekonomik anlamını doğru yorumlamaktır.

Doğru cevap c) Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması seçeneğidir. Çünkü bu seçenek, bir trafik kazasının yarattığı bir ekonomik zarar veya maliyet değildir. Aksine, kazaları önlemek ve trafik düzenini sağlamak amacıyla devlet tarafından alınan idari bir tedbirdir. Bu cezalarla toplanan paralar devlet bütçesine gelir olarak kaydedilir, bir gider veya zarar kalemi oluşturmaz.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ve neden birer ekonomik zarar olduğunu inceleyelim:

  • a) Trafik işaretlerinin hasar görmesi: Bir kaza sırasında trafik levhaları, sinyalizasyon lambaları veya diğer işaretler zarar görebilir. Bu işaretlerin onarılması veya yenisiyle değiştirilmesi devlet için bir maliyettir. Bu nedenle, ülke ekonomisi için doğrudan bir zarardır.
  • b) Kara yollarının zamanından önce yıpranması: Kazalar, yol yüzeyinde ciddi hasarlara yol açabilir. Örneğin, yanan bir araç asfaltı eritebilir veya devrilen ağır bir kamyon yolda çöküntü oluşturabilir. Bu tür hasarların tamiri, planlanan yol bakım bütçesinin dışında ekstra bir masraf yaratır ve bu da ekonomik bir kayıptır.
  • d) Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması: Oto korkulukları (bariyeler), araçların yoldan çıkmasını önlemek için vardır ve kazalarda sıkça hasar görürler. Bu korkulukların tamir edilmesi veya değiştirilmesi gerekir, bu da yine kamu kaynaklarından karşılanan bir maliyettir ve ekonomik bir zarar olarak kabul edilir.

Özetle, a, b ve d seçenekleri bir kaza sonucunda ortaya çıkan ve tamiri için para harcanması gereken somut ve maddi zararları ifade eder. Ancak c seçeneği, kazaları önlemeye yönelik bir yasal düzenlemedir ve ekonomik bir zarar değil, aksine devlete gelir sağlayan bir uygulamadır.

Soru 46
Trafikte kırmızı ışıkta beklerken ışık sarıya döner dönmez önündeki araca korna çalan, ışığın yeşile dönmesi için 1 saniye bile bekleyemeyen sürücünün bu davranışı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A
Saygılı
B
Telaşsız
C
Sorumlu
D
Sabırsız
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir davranış modeli üzerinden sürücünün kişilik özelliğini yorumlamamız istenmektedir. Kırmızı ışığın sarıya dönmesiyle birlikte, daha yeşil yanmadan öndeki araca korna çalan bir sürücünün bu aceleci tavrının hangi kavramla en iyi açıklandığı sorulmaktadır. Bu davranış, sürücünün zihinsel ve duygusal durumunu yansıtan önemli bir ipucudur.

Doğru cevap d) Sabırsız seçeneğidir. Sabırsızlık, bir kişinin bekleme veya gecikmelere karşı tahammülünün düşük olması durumudur. Soruda anlatılan sürücü, yeşil ışığın yanması için gereken çok kısa bir süreyi bile bekleyememekte ve korna çalarak öndeki sürücüyü acele etmeye zorlamaktadır. Bu davranış, bekleme eylemine karşı gösterilen bir tepki olup, sabırsızlığın en net göstergelerinden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Saygılı: Saygılı bir sürücü, diğer yol kullanıcılarının haklarına ve zamanlarına özen gösterir, onları rahatsız edecek davranışlardan kaçınır. Henüz geçiş hakkı doğmamış bir sürücüye korna çalarak onu rahatsız etmek ve baskı kurmak, saygılı bir davranışın tam tersidir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Telaşsız: Telaşsız olmak, sakin ve aceleci olmayan bir ruh halini ifade eder. Sorudaki sürücü ise tam aksine, bir an önce harekete geçmek istediği için oldukça telaşlı ve aceleci bir tavır sergilemektedir. Dolayısıyla bu seçenek de doğru olamaz.
  • c) Sorumlu: Sorumlu bir sürücü, trafik kurallarına uyar ve kendi davranışlarının başkaları üzerindeki olası olumsuz etkilerini düşünür. Yeşil ışık yanmadan korna çalmak, öndeki sürücünün paniğe kapılmasına veya hata yapmasına (örneğin, erken hareket edip kazaya karışmasına) neden olabilecek sorumsuz bir davranıştır. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, bu soru trafikte sabrın ne kadar önemli bir erdem olduğunu vurgulamaktadır. Sürücünün sergilediği bu aceleci ve baskıcı tutum, trafikte tehlikeli durumlar yaratabilecek olan sabırsızlık davranışının tipik bir örneğidir. Ehliyet sınavında bu gibi sorularla, sürücü adaylarının trafikteki doğru tutum ve davranışları anlaması hedeflenir.

Soru 47
Yağmurlu bir günde araç sürerken kaldırımdaki yayalara su sıçratmamaya özen gösterilmesi durumu, trafikte hangi temel değere sahip olunduğuna örnektir?
A
İnatlaşmaya
B
Yardımlaşmaya
C
Nezaket ve saygıya
D
Konuşma üslubuna
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün yağmurlu bir havada su birikintisinin yanından geçerken yavaşlayarak veya dikkatli geçerek yayaları ıslatmamaya çalışması davranışının altında yatan temel trafik değeri sorulmaktadır. Bu davranış, sürücünün sadece kurallara uymasını değil, aynı zamanda diğer yol kullanıcılarına karşı olan tutumunu da gösteren bir trafik adabı örneğidir.

Doğru cevap c) Nezaket ve saygıya seçeneğidir. Çünkü sürücünün bu davranışı, tamamen başkalarını düşünme ve onlara saygı gösterme eylemidir. Yasal bir zorunluluktan çok, sürücünün empati kurarak "Ben o yayanın yerinde olsaydım ıslanmak istemezdim" diye düşünmesiyle ortaya çıkar. Bu düşünceli hareket, trafikteki diğer insanlara karşı gösterilen bir incelik, yani nezaket ve onların varlığına duyulan bir saygıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) İnatlaşmaya: İnatlaşma, trafikte genellikle olumsuz sonuçlar doğuran, başkalarıyla rekabete girme veya kendi istediğini zorla yapma durumudur. Sorudaki davranış ise bunun tam tersi, uzlaşmacı ve düşünceli bir tavırdır. Bu nedenle bu seçenek tamamen yanlıştır.
  • b) Yardımlaşmaya: Yardımlaşma, trafikte zor durumda kalan birine (örneğin aracı bozulan bir sürücüye) yardım etmektir. Yayayı ıslatmamak bir yardım eylemi değil, ona zarar vermekten veya onu rahatsız etmekten kaçınma eylemidir. Bu yüzden, olumlu bir değer olsa da bu durum için en uygun tanım değildir.
  • d) Konuşma üslubuna: Bu seçenek, sürücülerin birbirleriyle veya yetkililerle olan sözlü iletişimini ifade eder. Soruda anlatılan durum ise bir sürüş davranışıdır ve herhangi bir konuşma veya diyalog içermez. Dolayısıyla konuyla hiçbir ilgisi yoktur.

Sonuç olarak, bir sürücünün yayaları düşünerek su sıçratmamaya özen göstermesi, trafikteki diğer bireylerin haklarına ve konforuna değer verdiğini gösterir. Bu durum, trafikteki en temel sosyal değerlerden olan nezaket ve saygının en güzel örneklerinden biridir.

Soru 48
Ailesi ile birlikte yolculuk yapan bir sürücü, aracını hız limitlerini aşarak sürdüğünde ailesinin hayatını da tehlikeye atmış olacaktır. Bu sürücü, hız ihlalinden kaynaklanan olası bir kazada sevdiklerinin canını riske atmakla trafikte hangi temel değeri yerine getirmemiş olur?
A
Hırçınlık
B
Sorumluluk
C
Bencillik
D
Hoşnutsuzluk
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün ailesi yanındayken hız kurallarını ihlal etmesinin ardında yatan temel ahlaki eksiklik sorgulanmaktadır. Sürücünün bu davranışı, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda yolcularına karşı olan en temel görevlerinden birini göz ardı etmesidir. Sorunun odak noktası, bu görevin hangi temel trafik değeri ile ifade edildiğidir.

Doğru Cevap: b) Sorumluluk

Doğru cevabın sorumluluk olmasının sebebi, sürücülüğün en temelinde yatan kavramlardan biri olmasıdır. Bir sürücü direksiyon başına geçtiği andan itibaren sadece kendisinden değil, aracındaki yolculardan, trafikteki diğer insanlardan ve hatta çevreden de sorumlu hale gelir. Sorudaki sürücü, hız yaparak hem yasal bir sorumluluğu (hız limitine uymak) hem de ahlaki bir sorumluluğu (ailesinin can güvenliğini sağlamak) hiçe saymaktadır. Bu nedenle, yerine getirmediği en temel değer sorumluluktur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Hırçınlık: Hırçınlık, sürücünün agresif veya sinirli bir ruh hali içinde olmasını ifade eder. Sürücü hız yaparken hırçın olabilir, ancak bu durumun temelindeki değer ihlali hırçınlık değildir. Sakin bir şekilde de hız limiti aşılarak sorumluluk ihlal edilebilir. Hırçınlık bir davranış biçimidir, sorumluluk ise bir temel değerdir.
  • c) Bencillik: Sürücünün bu davranışı şüphesiz bencilcedir, çünkü kendi isteğini (hızlı gitmek) sevdiklerinin güvenliğinin önüne koymaktadır. Ancak "sorumluluk", trafik bağlamında daha kapsayıcı ve temel bir değerdir. Trafik kuralları, bireylerin bencillik yapmasını önlemek ve ortak bir sorumluluk bilinci oluşturmak için vardır. Bu nedenle bencillik, sorumluluk eksikliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkar.
  • d) Hoşnutsuzluk: Hoşnutsuzluk, bir durumdan memnun olmama halidir. Sürücünün yavaş gitmekten hoşnutsuz olması, onu hız yapmaya iten bir sebep olabilir. Ancak bu, ihlal ettiği temel trafik değerinin kendisi değildir. Hoşnutsuzluk bir duygudur, sorumluluk ise üstlenilmesi gereken bir görev ve ahlaki bir ilkedir.

Özetle, ailesi yanındayken hız yapan bir sürücü, anlık isteklerini sevdiklerinin can güvenliğinden üstün tutarak en temel görevi olan sorumluluk ilkesini çiğnemiş olur. Bu soru, ehliyet sınavında adayların sadece kuralları ezberlemesini değil, aynı zamanda trafiğin bir sorumluluk alanı olduğunu anlamalarını ölçmeyi amaçlamaktadır.

Soru 49
Aracını park ettikten sonra durduğu yerin diğer yol kullanıcıları açısından görme-görülme ya da manevra engeli oluşturup oluşturmadığını kontrol eden bir sürücünün bu davranışı trafikteki hangi değere uygundur?
A
Empati
B
Tahammül
C
Beden dili
D
Konuşma üslubu
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün park etme eylemi sırasında gösterdiği bir davranışın, trafikteki temel değerlerden hangisiyle örtüştüğü sorgulanmaktadır. Sürücü, aracını park ettikten sonra durduğu yerin başka sürücüler veya yayalar için bir engel olup olmadığını kontrol ediyor. Bu, başkalarını düşünen, bilinçli ve sorumlu bir harekettir.

Doğru cevap a) Empati seçeneğidir. Empati, kendimizi başka birinin yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anlama, olaylara onun bakış açısıyla bakma yeteneğidir. Trafikte empati, diğer yol kullanıcılarının (sürücüler, yayalar, bisikletliler) ne gibi zorluklar yaşayabileceğini önceden düşünmek ve buna göre hareket etmek anlamına gelir. Sorudaki sürücü, "Benim park ettiğim bu araç, karşıdan gelen bir arabanın görüşünü engeller mi?" veya "Bir yaya buradan geçerken zorlanır mı?" diye düşünerek, kendisini diğer yol kullanıcılarının yerine koymaktadır. Bu davranış, empatinin trafikteki en net ve en önemli örneklerinden biridir.

  • Neden Diğerleri Yanlış?

b) Tahammül: Bu seçenek yanlıştır. Tahammül, trafikte karşılaşılan olumsuz durumlara, başkalarının yaptığı hatalara veya yavaşlığa karşı sabırlı olma durumudur. Örneğin, acemi bir sürücünün yavaş gitmesine veya önünüzdeki aracın sinyal vermeyi unutmasına sinirlenmemek bir tahammül göstergesidir. Sorudaki olayda ise sürücü bir olumsuzluğa sabır göstermiyor, aksine olumsuz bir durum yaratmamak için önceden önlem alıyor.

c) Beden dili: Bu seçenek de yanlıştır. Beden dili, trafikte sözsüz iletişim kurma yöntemidir; el hareketleri, mimikler veya göz teması gibi unsurları içerir. Örneğin, yol verdiğiniz bir sürücünün size el sallayarak teşekkür etmesi veya bir yayanın geçmek için sizinle göz teması kurması beden diline bir örnektir. Sorudaki sürücü ise kimseyle iletişim kurmuyor, sadece kendi başına bir kontrol gerçekleştiriyor.

d) Konuşma üslubu: Bu seçenek de konuyla tamamen ilgisizdir. Bu değer, sürücülerin bir anlaşmazlık anında veya herhangi bir diyalog sırasında birbirleriyle sözlü iletişim kurarken kullandığı dilin nazik ve saygılı olmasıyla ilgilidir. Soruda herhangi bir diyalog veya konuşma durumu bulunmadığından, bu seçenek doğru olamaz.

Özetle, soruda anlatılan davranış, sürücünün kendi eyleminin başkalarını nasıl etkileyeceğini düşünmesi ve onların güvenliğini ve rahatını gözetmesidir. Bu durum, doğrudan doğruya empati kurma becerisiyle ilgilidir. Bu nedenle doğru cevap "Empati"dir.

Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi trafik ortamında sürücülerin en fazla ihtiyaç duyacakları değerlerdendir?
A
Öfke
B
Hoşgörü
C
İnatlaşma
D
Aşırı tepki
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte güvenli ve uyumlu bir sürüş için sürücülerin sahip olması gereken en temel ve olumlu insani değerin ne olduğu sorulmaktadır. Soru, kural bilgisinin ötesinde, sürücünün trafikteki tutumunu ve psikolojisini ölçmeyi amaçlar. Seçenekler arasında yer alan olumsuz davranışlar arasından, trafikteki kaosu ve tehlikeyi önleyecek pozitif değeri bulmanız beklenmektedir.

Doğru cevap b) Hoşgörü'dür. Trafik, milyonlarca farklı insanın, farklı yetenek, tecrübe ve ruh halleriyle bir arada bulunduğu karmaşık bir sosyal ortamdır. Bu ortamda, başka bir sürücünün yaptığı hatayı, acemiliğini veya dalgınlığını anlayışla karşılamak, sakin kalabilmek ve çatışmadan kaçınmak anlamına gelen hoşgörü, kazaları önleyen ve stresi azaltan en önemli anahtardır. Hoşgörülü bir sürücü, hem kendi güvenliğini hem de diğerlerinin güvenliğini düşünür ve trafiğin daha akıcı olmasına yardımcı olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • Öfke: Öfke, sürücünün mantıklı düşünme ve doğru karar verme yeteneğini kaybetmesine neden olan son derece tehlikeli bir duygudur. Öfkeli sürücüler, ani ve agresif manevralar yapar, hız limitlerini aşar, yakın takip eder ve diğer sürücüleri tehlikeye atarlar. Bu nedenle öfke, trafikte ihtiyaç duyulan değil, kesinlikle kontrol altında tutulması ve kaçınılması gereken bir durumdur.
  • İnatlaşma: Trafikte "ben haklıyım" diyerek inatlaşmak, küçük bir yol verme meselesini bile büyük bir kaza riskine dönüştürebilir. Örneğin, daralan bir yolda başka bir sürücüye yol vermemek için hızlanmak veya birinin sinyal vererek şerit değiştirmesini engellemeye çalışmak inatlaşmadır. Unutmayın ki trafikte haklı olmaktan daha önemli olan, güvenli bir şekilde hedefinize ulaşmaktır.
  • Aşırı tepki: Bir sürücünün yaptığı küçük bir hataya uzun uzun korna çalarak, selektör yaparak veya el kol hareketleriyle aşırı tepki göstermek, ortamdaki gerilimi tırmandırır. Bu durum, hem tepkiyi gösteren sürücünün hem de diğer sürücülerin dikkatini dağıtarak yeni hatalara ve kazalara zemin hazırlar. Sakin kalmak ve durumu büyütmemek, güvenli sürüşün temelidir.

Özetle, bu soru sürücü adayının trafikteki temel yaklaşımını sorgulamaktadır. Öfke, inatlaşma ve aşırı tepki gibi olumsuz ve tehlikeli davranışların aksine, hoşgörü, sürücülerin hem kendilerini hem de diğer yol kullanıcılarını korumak için en çok ihtiyaç duyacakları pozitif ve yapıcı değerdir. Güvenli bir trafik ortamı, kurallara uymanın yanı sıra, sürücülerin birbirine karşı saygılı ve hoşgörülü olmasıyla mümkündür.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI