%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Yaralı taşımada sedye kullanımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
Sedye kullanımı her zaman tercih edilmelidir.
B
Sadece bacağı kırılanları yatırarak taşımak için tercih edilir.
C
Sadece zehirlenme vakalarının taşınmasında kullanılmalıdır.
D
Köprücük kemiği kırıklarında hastanın sedye ile taşınması hayati önem taşır.
1 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardım sırasında yaralı bir kişiyi taşırken sedye kullanımının temel ve en doğru ilkesinin ne olduğu sorgulanmaktadır. İlk yardımda amaç, yaralıya zarar vermeden, mevcut durumunu kötüleştirmeden onu güvenli bir yere veya sağlık kuruluşuna ulaştırmaktır. Bu nedenle taşıma yöntemleri büyük önem taşır.

a) Sedye kullanımı her zaman tercih edilmelidir.

Bu seçenek doğrudur. Çünkü sedye, yaralıyı en güvenli, en sarsıntısız ve en stabil şekilde taşıma yöntemidir. Yaralının vücudunun düz bir pozisyonda kalmasını sağlayarak, özellikle omurga yaralanması şüphesi olan durumlarda felç gibi ikincil ve daha kötü yaralanmaların önüne geçer. İmkan varsa, yaralının ne tür bir yaralanması olursa olsun, onu hareket ettirmekten kaçınmak ve sedye ile taşımak en ideal ve güvenli yaklaşımdır. Bu nedenle "her zaman tercih edilmesi gereken" yöntem olarak kabul edilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  1. b) Sadece bacağı kırılanları yatırarak taşımak için tercih edilir.

    Bu ifade yanlıştır çünkü "sadece" kelimesiyle kullanımı çok dar bir alana sıkıştırmaktadır. Sedye, bacak kırıklarının yanı sıra omurga yaralanmaları, kalça kırıkları, iç kanamalar, şok durumları veya bilinci kapalı olan tüm yaralılar için kullanılır. Dolayısıyla sedyenin kullanım alanı sadece bacak kırıkları ile sınırlı değildir.

  2. c) Sadece zehirlenme vakalarının taşınmasında kullanılmalıdır.

    Bu ifade de "sadece" kelimesi nedeniyle yanlıştır. Bilinci kapalı veya durumu ağır bir zehirlenme vakası sedye ile taşınabilir, ancak sedyenin asıl ve en yaygın kullanım alanı bu değildir. Sedyeler özellikle travma (kırık, ezilme, omurga hasarı vb.) geçiren hastalar için hayati öneme sahiptir. Bu seçenekte belirtilen durum, sedye kullanımının çok küçük bir kısmını oluşturur.

  3. d) Köprücük kemiği kırıklarında hastanın sedye ile taşınması hayati önem taşır.

    Bu ifade yanlıştır. Köprücük kemiği kırıklarında ilk yardım, genellikle kolun üçgen sargı bezi ile sabitlenmesi ve yaralının rahat edeceği bir pozisyonda, çoğunlukla oturur şekilde sağlık kuruluşuna götürülmesidir. Bu tür bir yaralanmada sedye kullanımı "hayati önem" taşımaz; yaralı genellikle yürüyebilir veya oturarak taşınabilir. Hayati önem taşıyan durumlar, omurga yaralanması şüphesi olan durumlardır.

Soru 2
• Solunum yolu açık tutulur. • Solunum ve dolaşım desteklenir. Yukarıda verilenlerin kazazedeye uygulanmasının amacı aşağıdakilerden hangisidir?
A
Trafik kazalarının azaltılması
B
Temel yaşam desteğinin sağlanması
C
Çok sayıda yaralının olduğunun bildirilmesi
D
Dinlenmiş olarak taşıt kullanmasının sağlanması
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kazazedeye (yaralıya) uygulanan "solunum yolunu açık tutma" ve "solunum ile dolaşımı destekleme" gibi hayati ilk yardım müdahalelerinin temel amacının ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu iki eylem, ilk yardımın en kritik adımlarını oluşturur ve doğrudan kişinin hayatta kalmasını hedefler. Şimdi seçenekleri detaylı olarak inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Temel yaşam desteğinin sağlanması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, soruda verilen maddelerin Temel Yaşam Desteği (TYD) uygulamasının tanımını yapmasıdır. Temel Yaşam Desteği, solunumu veya kalbi durmuş bir kişiye, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar hayatta kalma şansını artırmak için yapılan müdahaleler bütünüdür. Bu desteğin temel amacı, beyin gibi hayati organlara oksijen gitmesini sağlamaktır. "Solunum yolunu açık tutmak" (A-Airway), "solunumu desteklemek" (B-Breathing) ve "dolaşımı desteklemek" (C-Circulation) bu uygulamanın temel adımlarıdır.

Yanlış Cevapların Açıklaması:

  • a) Trafik kazalarının azaltılması: Bu seçenek yanlıştır çünkü trafik kazalarını azaltmak, bir kaza olmadan önce alınması gereken önlemleri ifade eder. Bunlar arasında trafik kurallarına uymak, hız limitlerini aşmamak ve dikkatli araç kullanmak gibi davranışlar bulunur. Soruda verilen müdahaleler ise kaza olduktan sonra yaralıya yapılan bir uygulamadır, yani bir sonuçla ilgilidir, sebeple değil.

  • c) Çok sayıda yaralının olduğunun bildirilmesi: Bu seçenek de yanlıştır. Olay yerinde çok sayıda yaralı olduğunu bildirmek, "Koruma, Bildirme, Kurtarma (KBK)" zincirinin "Bildirme" aşamasıdır ve 112 Acil Yardım'ı arayarak olay yeri hakkında doğru bilgi vermeyi içerir. Bu çok önemli bir adım olsa da, soruda bahsedilen solunum yolunu açma ve dolaşımı destekleme gibi doğrudan tıbbi müdahalelerin adı veya amacı değildir.

  • d) Dinlenmiş olarak taşıt kullanmasının sağlanması: Bu seçenek, tıpkı 'a' seçeneği gibi, bir kazayı önlemeye yönelik bir tedbirdir. Yorgun ve uykusuz araç kullanmak kaza riskini artırır, bu nedenle dinlenmiş olmak bir sürücü sorumluluğudur. Ancak bu durumun, kaza geçirmiş bir yaralıya yapılan ilk yardım uygulamasıyla hiçbir ilgisi yoktur.

Özetle, soruda belirtilen "solunum yolunu açık tutmak" ve "solunum ve dolaşımı desteklemek" ifadeleri, bir insanın hayatını sürdürebilmesi için gereken en temel fonksiyonlardır. Bu fonksiyonları dışarıdan müdahale ile devam ettirme çabasına Temel Yaşam Desteği denir. Bu nedenle doğru cevap 'b' seçeneğidir.

Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi donmaya maruz kalan kişiye uygulanan ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Soğuk ayran içirmek
B
Hemen uyumasını sağlamak
C
Soğuk ortamdan uzaklaştırmak
D
Vücuda sıcak uygulama ve hızlı masaj yapmak
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, soğuk hava nedeniyle donma tehlikesi geçiren bir kazazedeye yapılması gereken ilk ve en önemli müdahalenin ne olduğu sorgulanmaktadır. Donma, vücut dokularının aşırı soğuğa maruz kalarak hasar görmesidir ve doğru ilk yardım hayat kurtarıcı olabilir. Amaç, kişiyi daha fazla ısı kaybından korumak ve durumunun kötüleşmesini engellemektir.

Doğru Cevap: c) Soğuk ortamdan uzaklaştırmak

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, donmaya yol açan temel etkenin soğuk ortam olmasıdır. İlk yardımın en temel prensibi, tehlike kaynağını ortadan kaldırmaktır. Kazazedeyi soğuk, rüzgarlı veya ıslak ortamdan daha korunaklı, ılık bir yere taşımak, vücudun daha fazla ısı kaybetmesini anında durdurur. Bu adım atılmadan yapılacak diğer tüm müdahaleler yetersiz kalacaktır çünkü vücut bir yandan ısınmaya çalışırken diğer yandan soğuk nedeniyle ısı kaybetmeye devam edecektir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Soğuk ayran içirmek: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Vücut ısısı zaten tehlikeli derecede düşmüş bir kişiye soğuk bir içecek vermek, vücut ısısının daha da düşmesine neden olur ve hipotermiyi (vücut ısısının tehlikeli düşüşü) hızlandırır. Eğer kazazede bilinçliyse ve yutkunabiliyorsa, ona verilmesi gereken içecekler ılık, şekerli ve alkolsüz sıvılardır.
  • b) Hemen uyumasını sağlamak: Bu uygulama oldukça tehlikelidir. Donma ve hipotermi, kişinin bilincini bulanıklaştırabilir ve uyku haline neden olabilir. Kazazedenin uyumasına izin vermek, bilinç durumunu takip etmeyi imkansız hale getirir. Kişi uyku sırasında bilincini tamamen kaybedebilir veya kalbi durabilir, bu yüzden bilincinin açık tutulması ve sürekli kontrol edilmesi gerekir.
  • d) Vücuda sıcak uygulama ve hızlı masaj yapmak: Bu, halk arasında doğru bilinen en tehlikeli yanlışlardan biridir. Donmuş dokulara aniden sıcak su, soba veya sıcak su torbası gibi doğrudan ısı uygulamak, dokularda ciddi hasara ve yanıklara yol açabilir. Ayrıca, donmuş bölgeyi ovmak veya masaj yapmak, buz kristallerine dönüşmüş olan hücrelerin parçalanmasına ve kalıcı doku hasarına neden olur. Isıtma işlemi yavaş ve kademeli olmalıdır.

Özetle, donmaya maruz kalmış birine yapılacak ilk yardımın altın kuralı şudur: Önce kişiyi güvenli ve ılık bir ortama alarak daha fazla ısı kaybını önleyin. Ardından ıslak giysilerini çıkarıp kuru ve sıcak battaniyelerle sarın. Bilinci yerindeyse ılık ve şekerli içecekler verin ve en kısa sürede profesyonel tıbbi yardım çağırın.

Soru 4
Burun kanaması olan bir kazazedeye aşağıdaki uygulamalardan hangisinin yapılması doğrudur?
A
Sırtüstü yatırılıp başın geriye alınması 
B
Sümkürtülerek burun içinin temizlenmesi 
C
Burun kanatlarının 5 dakika süre ile sıkılması 
D
Burun köküne ve enseye sıcak uygulama yapılması
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte veya günlük hayatta karşılaşılabilecek bir durum olan burun kanamasında yapılması gereken doğru ilk yardım uygulaması sorulmaktadır. Doğru müdahale kanamayı kısa sürede durdururken, yanlış uygulamalar durumu daha da kötüleştirebilir. Bu nedenle her sürücü adayının bu temel ilk yardım bilgisini bilmesi hayati önem taşır.

Doğru Cevap: c) Burun kanatlarının 5 dakika süre ile sıkılması

Bu yöntem, burun kanamalarında en temel ve etkili ilk yardım uygulamasıdır. Burun kanamalarının çoğu, burnun ön kısmındaki kılcal damarların zedelenmesinden kaynaklanır. Burun kanatlarına (burnun yumuşak kısımları) parmaklarla baskı uygulamak, bu damarların üzerine doğrudan basınç yaparak kanamayı durdurur. Bu baskının en az 5 dakika boyunca kesintisiz sürdürülmesi, kanın pıhtılaşması için gerekli zamanı tanır.

  • Uygulamanın Doğru Şekli: Kazazede oturtulur, başı hafifçe öne eğilir. Başparmak ve işaret parmağı ile burun kanatları sıkıca sıkılır. Kazazedenin ağzından nefes alıp vermesi istenir.

Yanlış Cevap: a) Sırtüstü yatırılıp başın geriye alınması

Bu, halk arasında yaygın olarak bilinen ancak son derece tehlikeli bir yanlıştır. Başın geriye atılması, kanamanın durduğu izlenimi verse de aslında kanın genizden boğaza ve mideye akmasına neden olur. Mideye giden kan bulantı ve kusmaya yol açabilir. Daha da önemlisi, kanın soluk borusuna kaçma riski vardır ve bu durum boğulmalara sebep olabilir.

Yanlış Cevap: b) Sümkürtülerek burun içinin temizlenmesi

Burun kanamasını durdurmak için vücut, kanayan damarın üzerinde bir pıhtı tabakası oluşturmaya çalışır. Sümkürmek, bu pıhtının yerinden oynamasına ve kanamanın yeniden başlamasına veya şiddetlenmesine neden olur. Kanama durduktan sonra dahi bir süre burnu sümkürmekten veya temizlemekten kaçınmak gerekir.

Yanlış Cevap: d) Burun köküne ve enseye sıcak uygulama yapılması

Sıcak uygulama, kan damarlarının genişlemesine (vazodilatasyon) yol açar. Damarlar genişlediğinde bölgeye gelen kan akışı artar. Bu nedenle sıcak uygulama yapmak, kanamayı durdurmak yerine tam tersi bir etki yaratarak kanamanın şiddetini artıracaktır. Bunun yerine, damarları büzerek kan akışını yavaşlatan soğuk uygulama (buz torbası vb.) tercih edilebilir.

Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi ateşli havalede yapılan hatalı ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Karın ve göğüs bölgesi üzerine direkt olarak buz konulması
B
Musluk suyu ile ıslatılan havlu veya küçük bez parçalarıyla ateşi düşmüyorsa kazazedenin oda sıcaklığındaki su ile yıkanması
C
Kazazedenin koltuk altlarına, kasıklarına, dirseklerin iç yüzü ve avuç içlerine ıslak bez yerleştirilmesi
D
Kazazedenin giysilerinin çıkartılması
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ateşli havale geçiren bir kişiye ilk yardım uygulanırken yapılması gerekenler değil, tam tersine **yapılmaması gereken hatalı bir uygulama** sorulmaktadır. Amaç, vücut ısısını güvenli bir şekilde düşürmektir ve bazı yöntemler faydadan çok zarar getirebilir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve nedenlerini anlayalım.

a) Karın ve göğüs bölgesi üzerine direkt olarak buz konulması

Bu seçenek, sorunun doğru cevabıdır çünkü bu uygulama son derece tehlikeli ve hatalıdır. Vücudun aniden ve şok edici bir şekilde soğutulması, özellikle karın ve göğüs gibi hayati organların bulunduğu bölgelere direkt buz uygulanması, kan damarlarının hızla büzülmesine (vazokonstriksiyon) neden olur. Bu durum, vücudun şoka girmesine ve kan dolaşımının bozulmasına yol açabilir. Ayrıca, vücut bu ani soğumaya tepki olarak titremeye başlayabilir ve titreme, vücut ısısını daha da artırarak durumu kötüleştirebilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış (Yani Neden Doğru Uygulamalardır?)

Soruda "hatalı" olan uygulama arandığı için, diğer seçenekler ateşli havalede yapılması doğru olan ilk yardım adımlarını içermektedir. Bu nedenle bu seçenekler sorunun cevabı olamaz.

  • d) Kazazedenin giysilerinin çıkartılması: Bu, yapılması gereken ilk ve en önemli adımlardan biridir. Kalın ve sıkı giysiler vücut ısısını içeride hapseder ve ateşin düşmesini engeller. Kazazedenin üzerindeki fazla kıyafetleri çıkarmak, cildin hava ile temasını artırarak vücut ısısının doğal yollarla düşmesine yardımcı olur.
  • c) Kazazedenin koltuk altlarına, kasıklarına, dirseklerin iç yüzü ve avuç içlerine ıslak bez yerleştirilmesi: Bu da oldukça etkili ve doğru bir yöntemdir. Belirtilen bu bölgeler (koltuk altı, kasık vb.), büyük kan damarlarının cilde yakın geçtiği yerlerdir. Bu noktalara ılık suyla ıslatılmış bezler koymak, kanın dolaşım sırasında soğumasına ve dolayısıyla vücut ısısının daha hızlı ve güvenli bir şekilde düşmesine olanak tanır.
  • b) Musluk suyu ile ıslatılan havlu veya küçük bez parçalarıyla ateşi düşmüyorsa kazazedenin oda sıcaklığındaki su ile yıkanması: Bu uygulama, diğer yöntemler yetersiz kaldığında başvurulabilecek doğru bir adımdır. Burada kritik olan nokta, suyun "oda sıcaklığında" olmasıdır. Soğuk veya buzlu su kullanmak, şok etkisi yaratacağı için hatalıdır. Oda sıcaklığındaki su ile yapılan ılık bir duş, vücut ısısını yavaş ve kontrollü bir şekilde düşürerek hastayı rahatlatır.

Özetle: Ateşli havalede amaç, vücut sıcaklığını yavaş yavaş ve güvenli bir şekilde düşürmektir. Direkt buz uygulamak gibi ani ve şok edici yöntemler tehlikelidir ve kesinlikle kaçınılması gerekir. Giysileri çıkarmak, nabız alınan bölgelere ıslak bez koymak ve gerekirse oda sıcaklığında duş aldırmak ise doğru ve güvenli ilk yardım uygulamalarıdır.

Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi burkulmalarda yapılan ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Eklemdeki ağrıya rağmen hemen hareket ettirilmesi
B
Burkulma ayakta ise kalp seviyesinden aşağıda tutulması
C
Eklem bölgesindeki şişliği azaltmak için turnike uygulanması
D
Şişlik ve ağrıyı azaltmak için öncelikle soğuk uygulama yapılması
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir eklem burkulması durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamasının ne olduğu sorulmaktadır. Burkulma, eklemleri bir arada tutan bağların (ligamentlerin) anlık bir zorlanma ile gerilmesi, kısmen yırtılması veya tamamen kopmasıdır. İlk yardımın temel amacı ise ağrıyı ve şişliği kontrol altına alarak daha fazla hasar oluşmasını engellemek ve kişinin durumunu stabil tutmaktır.

D) Şişlik ve ağrıyı azaltmak için öncelikle soğuk uygulama yapılması (Doğru Cevap)

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, soğuk uygulamanın burkulmalardaki ilk yardımın temel taşı olmasıdır. Burkulan bölgeye soğuk (buz torbası, soğuk su kompresi vb.) uygulamak, o bölgedeki kan damarlarının büzülmesini sağlar. Büzülen damarlardan doku arasına sızan kan ve sıvı miktarı azalır, bu da doğrudan şişliğin (ödemin) ve buna bağlı olarak ağrının kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Soğuk aynı zamanda sinir uçlarını uyuşturarak ağrı hissini de hafifletir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Eklemdeki ağrıya rağmen hemen hareket ettirilmesi: Bu uygulama kesinlikle yanlıştır ve durumu daha da kötüleştirir. Burkulmuş bir eklemi hareket ettirmeye zorlamak, zaten hasar görmüş olan eklem bağlarının daha fazla yırtılmasına ve yaralanmanın ciddiyetinin artmasına neden olur. İlk yardımın temel kurallarından biri, yaralı bölgeyi dinlendirmek ve hareketsiz bırakmaktır.
  • b) Burkulma ayakta ise kalp seviyesinden aşağıda tutulması: Bu da hatalı bir uygulamadır ve doğru olanın tam tersidir. Yaralı bölgeyi kalp seviyesinden aşağıda tutmak, yer çekiminin etkisiyle bölgede daha fazla kan ve sıvı birikmesine yol açar. Bu durum şişliği ve dolayısıyla ağrıyı artırır. Doğru olan uygulama, şişliği azaltmak için burkulan bölgenin altına yastık gibi destekler koyarak kalp seviyesinin üzerine kaldırmaktır.
  • c) Eklem bölgesindeki şişliği azaltmak için turnike uygulanması: Turnike, çok özel ve tehlikeli bir ilk yardım malzemesidir. Yalnızca uzuv kopması gibi durdurulamayan, hayatı tehdit eden atardamar kanamalarında, kan akışını tamamen kesmek için son çare olarak uygulanır. Burkulma gibi bir iç kanama durumunda turnike yapmak, dokulara giden kanı tamamen keserek kangren gibi çok ciddi ve kalıcı hasarlara yol açabilir. Bu nedenle burkulmada kesinlikle uygulanmaz.
Soru 7
Omurga kırıklarında geçici veya kalıcı felç­lerin oluşmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A
Sırtüstü, düz pozisyonda yatırılması
B
Kazazedenin hareketsiz hâle getirilmesi
C
Omuriliğin baskı altında olması ya da zedelenmesi
D
Taşıma esnasında baş, boyun ve gövde ekseninin korunması
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası veya düşme sonucu omurgası kırılan bir kişide felç gelişmesinin altındaki temel tıbbi sebep sorulmaktadır. Yani, "felç" denilen durumun ortaya çıkmasına hangi olay doğrudan yol açar, bunu bulmamız isteniyor. Soruyu bu şekilde anladığımızda, cevapları değerlendirmek daha kolay olacaktır.

Doğru Cevap: c) Omuriliğin baskı altında olması ya da zedelenmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, felcin biyolojik olarak nasıl meydana geldiğini açıklamasıdır. Omurga, üst üste dizilmiş omur kemiklerinden oluşur ve en temel görevi, içindeki kanaldan geçen omuriliği korumaktır. Omurilik, beyin ile vücudun geri kalanı arasındaki iletişimi sağlayan ana sinir kablosu gibidir; hareket etme, hissetme gibi tüm komutlar bu kablo üzerinden iletilir. Omurga kırıldığında, kırılan kemik parçaları yerinden oynayarak bu hassas sinir kablosuna, yani omuriliğe baskı yapabilir, onu sıkıştırabilir veya en kötü durumda keserek kalıcı hasar verebilir. İşte bu hasar nedeniyle beyinden gelen komutlar vücuda ulaşamaz ve felç durumu ortaya çıkar. Bu, felcin doğrudan ve temel nedenidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

Diğer seçenekler, felcin nedeni değil, tam aksine omurilik yaralanmasını ve dolayısıyla felci önlemek için yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamalarıdır. Bu ayrımı anlamak sınav için çok önemlidir. Gelin neden yanlış olduklarına bakalım:

  • a) Sırtüstü, düz pozisyonda yatırılması: Bu, omurga kırığı şüphesi olan bir kişiye yapılması gereken doğru bir müdahaledir. Kazazedeyi bu pozisyonda tutmak, omurganın doğal hizasını korur ve kırık kemiklerin hareket edip omuriliğe zarar verme riskini azaltır. Yani bu bir neden değil, bir önlemdir.
  • b) Kazazedenin hareketsiz hâle getirilmesi: Bu da hayati öneme sahip bir ilk yardım kuralıdır. Kazazedeyi kesinlikle hareket ettirmemek, kırık kemiklerin omuriliğe daha fazla zarar vermesini engeller. Bu da bir neden değil, bir tedbirdir.
  • d) Taşıma esnasında baş, boyun ve gövde ekseninin korunması: Bu, bir kazazedeyi taşımak zorunda kalındığında uygulanacak en kritik kuraldır. Baş, boyun ve gövdenin aynı düz bir çizgiymiş gibi hareket ettirilmesi (eksenin korunması), omuriliğin bükülmesini veya gerilmesini engelleyerek onu korur. Bu da felcin nedeni değil, felci önleme yöntemidir.

Özetle, soru bize felcin nedenini sormaktadır. a, b ve d şıklarındaki ifadeler ise bu kötü sonucu, yani felci engellemek için yapılan doğru ve gerekli müdahalelerdir. Felce yol açan asıl olay, kırık kemiklerin omuriliğe fiziksel olarak zarar vermesidir.

Soru 8
Aşağıdaki durumların hangisinde kazazedeye Heimlich Manevrası uygulanır?
A
Kan şekeri düştüğünde
B
Tam tıkanma yaşadığında
C
Kanaması olduğunda
D
Kalbi durduğunda
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en önemli manevralarından biri olan Heimlich Manevrası'nın hangi acil durumda ve neden uygulanması gerektiği sorulmaktadır. Doğru ilk yardım müdahalesi, doğru zamanda doğru tekniği uygulamakla mümkündür. Bu nedenle her acil durumun kendine özgü bir müdahale yöntemi olduğunu bilmek, ehliyet sınavı ve gerçek hayat için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap b) Tam tıkanma yaşadığında seçeneğidir. Heimlich Manevrası, soluk borusuna kaçan bir cisim (yiyecek, oyuncak vb.) nedeniyle kişinin nefes almasının tamamen engellendiği durumlarda uygulanır. Bu duruma "tam tıkanma" denir ve hayatı tehdit eden bir acil durumdur. Tam tıkanma yaşayan bir kişi öksüremez, konuşamaz, ses çıkaramaz ve bir süre sonra yüzünde ve dudaklarında morarma başlar; genellikle panik içinde elleriyle boğazını işaret eder. Manevra, diyaframın hemen üzerine yapılan baskı ile akciğerlerde kalan havayı dışarı iterek adeta yapay bir öksürük oluşturur ve yabancı cismin dışarı fırlatılmasını sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Kan şekeri düştüğünde: Bu seçenek yanlıştır. Kan şekerinin düşmesi (hipoglisemi), solunum yolu tıkanıklığı ile ilgili bir durum değildir. Belirtileri arasında baş dönmesi, soğuk terleme, titreme ve bilinç bulanıklığı bulunur. Bu durumda yapılması gereken ilk yardım, eğer kişinin bilinci açıksa, ona şekerli su, meyve suyu veya birkaç kesme şeker vermektir. Heimlich Manevrası'nın bu durumla hiçbir ilgisi yoktur ve uygulanması faydasızdır.
  • c) Kanaması olduğunda: Bu seçenek de yanlıştır. Vücutta ciddi bir kanama olduğunda öncelikli amaç kan kaybını durdurmaktır. Bunun için kanayan bölgenin üzerine temiz bir bezle doğrudan ve sıkıca baskı uygulanır, kanayan bölge kalp seviyesinden yukarıda tutulur ve gerekirse baskılı sargı yapılır. Heimlich Manevrası bir kanama durdurma yöntemi değildir.
  • d) Kalbi durduğunda: Bu seçenek de hatalıdır. Bir kişinin kalbi durduğunda ve nefes almıyorsa, yapılması gereken acil müdahale Temel Yaşam Desteği (TYD) uygulamasıdır. Bu uygulama, dolaşımı ve solunumu yapay olarak sürdürmek için yapılan kalp masajı ve suni solunumdan oluşur. Heimlich Manevrası kalbi çalıştırmaz, sadece tıkalı olan solunum yolunu açmayı hedefler. Ancak unutulmamalıdır ki, tam tıkanmaya müdahale edilmezse bir süre sonra kalp durabilir. Bu durumda bile öncelik solunum yolunu açmaktır.

Özetle, her ilk yardım tekniği belirli bir amaca hizmet eder. Heimlich Manevrası da sadece ve sadece soluk borusu tamamen tıkanmış ve nefes alamayan bir kişiye uygulanır. Diğer acil durumlar, kendilerine özgü farklı ilk yardım müdahaleleri gerektirir.

Soru 9
Yetişkinlere yapılan dış kalp masajı uygulamasıyla ilgili olarak verilenlerden hangisi doğrudur?
A
Ellerin parmakları göğüs kafesiyle temas ettirilmeden, dirsekler bükülmeden ve göğüs kemiği üzerine vücuda dik olacak şekilde tutulması
B
Göğüs kemiğinin alt ve üst ucunun tespit edilerek üst yarısına, orta ve yüzük par- mağının dik olarak yerleştirilmesi
C
Uygulama hızının dakikada 30 bası ola- cak şekilde ayarlanması
D
Göğüs kemiği 3 cm aşağı inecek şekilde bası uygulanması
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yetişkin bir kazazedeye yapılan dış kalp masajının (göğüs basısı) doğru uygulama tekniğinin ne olduğu sorulmaktadır. Temel yaşam desteğinin en kritik adımlarından biri olan kalp masajının doğru yapılması, kazazedenin hayatta kalma şansını doğrudan etkiler. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu anlayalım.

a) Ellerin parmakları göğüs kafesiyle temas ettirilmeden, dirsekler bükülmeden ve göğüs kemiği üzerine vücuda dik olacak şekilde tutulması

Bu seçenek DOĞRUDUR. Yetişkinlerde etkili bir kalp masajı için tam olarak bu pozisyon gereklidir. Güçlü olan elin ayası (avuç içi topuğu) göğüs kemiğinin alt yarısının ortasına yerleştirilir, diğer el üzerine kenetlenir. Bası gücünün sadece avuç içinden gelmesi ve kaburgalara zarar vermemesi için parmaklar yukarı kaldırılır ve göğüs kafesine temas ettirilmez. Dirseklerin bükülmemesi ve kolların dik tutulması ise, bası uygularken sırttan ve omuzdan, yani vücut ağırlığından güç alınmasını sağlar, bu da daha etkili ve daha az yorucu bir masaj demektir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Göğüs kemiğinin alt ve üst ucunun tespit edilerek üst yarısına, orta ve yüzük parmağının dik olarak yerleştirilmesi

    Bu ifade yanlıştır. İlk olarak, kalp masajı göğüs kemiğinin üst yarısına değil, alt yarısının ortasına yapılır. İkinci ve en önemli hata ise, "orta ve yüzük parmağının" kullanılmasıdır. Bu teknik, yetişkinlerde değil, bebeklerde (0-1 yaş) uygulanan kalp masajı tekniğidir. Yetişkinlerde iki elin ayası kullanılır.

  • c) Uygulama hızının dakikada 30 bası olacak şekilde ayarlanması

    Bu ifade yanlıştır. Kalp masajında hedeflenen hız, kalbin normal atış hızına yakın bir ritim sağlamaktır. Bu nedenle uygulama hızı dakikada 100 ila 120 bası arasında olmalıdır. "30 bası" ifadesi, genellikle 30 kalp masajı sonrası 2 suni solunum (30:2 kuralı) ile karıştırılmaktadır, ancak bu dakikadaki hızı ifade etmez.

  • d) Göğüs kemiği 3 cm aşağı inecek şekilde bası uygulanması

    Bu ifade yanlıştır. Yetişkin bir insanda kalbin etkili bir şekilde sıkıştırılabilmesi için göğüs kemiğinin yeterince çökmesi gerekir. Bu derinlik en az 5 cm olmalıdır (ancak 6 cm'yi geçmemelidir). 3 cm'lik bir bası, yetişkinler için çok yetersizdir ve kanın vücuda pompalanmasını sağlayamaz. Bu derinlik daha çok çocuklar için geçerlidir.

Özetle: Doğru cevap 'a' şıkkıdır çünkü yetişkinlerde kalp masajı; doğru el pozisyonu (parmaklar havada), bükülmeyen dirsekler ve vücut ağırlığı kullanılarak, dakikada 100-120 hızında ve en az 5 cm derinliğinde uygulanmalıdır.

Soru 10
I. El freninin çekilmesi II. Kontağın kapatılması III. LPG’li ise aracın bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılması Yukarıdakilerden hangileri kazaya uğrayan araçta alınması gereken güvenlik önlemlerindendir?
A
Yalnız I.
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası sonrasında, araçta bulunanların ve çevredeki diğer kişilerin güvenliğini sağlamak için atılması gereken adımların hangileri olduğu sorgulanmaktadır. Amaç, kazanın ardından oluşabilecek ikincil tehlikeleri (yangın, aracın kayması, gaz sızıntısı vb.) en aza indirmektir. Şimdi bu önlemleri ve doğru cevabı adım adım inceleyelim.

Doğru cevap d) I, II ve III seçeneğidir. Çünkü listelenen üç önlem de kaza sonrası güvenliği sağlamak için kritik ve birbirini tamamlayan adımlardır. Bir kaza anında bu adımların hepsi, durumu kontrol altına almak ve daha büyük felaketleri önlemek için gereklidir. Şimdi her bir önlemin neden önemli olduğunu ayrı ayrı ele alalım.

  • I. El freninin çekilmesi: Bu, alınması gereken ilk ve en temel önlemlerden biridir. Kaza sonrası aracın, özellikle eğimli bir yolda ise, kendiliğinden hareket etmesini veya kaymasını engeller. Aracın sabitlenmesi, hem araç içindekilerin güvenli bir şekilde dışarı çıkmasına olanak tanır hem de başka araçlara veya yayalara çarparak yeni kazalara yol açmasını önler.
  • II. Kontağın kapatılması: Bu adım, yangın ve patlama riskini azaltmak için hayati önem taşır. Kaza sırasında aracın yakıt sistemi veya elektrik tesisatı hasar görebilir. Kontağın açık kalması, elektrik akımının devam etmesine ve herhangi bir yakıt sızıntısıyla birleştiğinde kıvılcım çıkararak yangına sebep olmasına yol açabilir. Kontağı kapatmak, bu riski ortadan kaldırır.
  • III. LPG’li ise aracın bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılması: Bu önlem, sadece LPG'li araçlar için geçerli olsa da o araçlar için son derece kritiktir. Kaza anında LPG tankına veya borularına gelen bir darbe, gaz sızıntısına neden olabilir. Sızan gaz, en ufak bir kıvılcımla patlayabilir veya yangın çıkarabilir. Bu nedenle, LPG'li bir araç kazaya karıştıysa, güvenlik için tüpün ana vanasının derhal kapatılması gerekir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler eksik bilgi içerdiği için yanlıştır. Güvenlik bir bütündür ve bu adımlardan herhangi birini atlamak, ciddi riskler doğurabilir.

  • a) Yalnız I: Sadece el frenini çekmek, aracı sabitlemek için yeterlidir ancak yangın, patlama veya gaz sızıntısı riskini ortadan kaldırmaz. Bu yüzden eksik bir önlemdir.
  • b) I ve II: El frenini çekmek ve kontağı kapatmak çok önemli iki adımdır. Ancak eğer araç LPG'li ise en büyük tehlikelerden biri olan gaz sızıntısı riskini göz ardı etmiş olursunuz. Soru, tüm durumları kapsayan en doğru cevabı istemektedir.
  • c) II ve III: Kontağı ve LPG vanasını kapatmak yangın riskini azaltır. Fakat el frenini çekmeyi unutursanız, araç hareket ederek yeni bir kazaya veya tehlikeye neden olabilir. Bu da eksik bir güvenlik önlemidir.

Sonuç olarak, bir kaza durumunda aracın önce sabitlenmesi (I), sonra yangın riskinin ortadan kaldırılması (II) ve eğer varsa gaz sızıntısı tehlikesinin engellenmesi (III) gerekir. Bu nedenle üç önlemi de içeren d seçeneği en doğru ve en kapsamlı cevaptır.

Soru 11
Aşağıdaki durumların hangisinde, kazazedenin bacaklarının 30 cm yukarı kaldırılması doğru bir ilk yardım uygulamasıdır?
A
Şok durumu
B
Beyin kanaması
C
Ayak bölgesinden yılan sokması
D
Akciğer zedelenmesi ve kanaması
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kazazedenin bacaklarını 30 cm yukarıya kaldırma eyleminin hangi tıbbi durumda doğru bir ilk yardım müdahalesi olduğu sorgulanmaktadır. Bu özel pozisyon, kan dolaşımını etkileyerek vücudun belirli bölgelerine kan akışını yönlendirmeyi amaçlar. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ayrıntılı olarak inceleyelim.

a) Şok durumu (Doğru Cevap)

Şok, yaşamsal organlara (beyin, kalp, akciğerler gibi) yeterli miktarda kan gitmemesi sonucu ortaya çıkan ve hayatı tehdit eden ciddi bir dolaşım sistemi yetmezliğidir. İlk yardımda amaç, bu hayati organlara kan akışını artırarak durumu stabil hale getirmektir. Kazazedenin sırt üstü yatırılıp bacaklarının 30 cm kadar yukarı kaldırılmasına "şok pozisyonu" denir. Bu pozisyon, yer çekiminden faydalanarak bacaklardaki kanın vücudun merkezine, yani hayati organlara yönlenmesini sağlar. Bu sayede beyin ve diğer önemli organların kanlanması desteklenir ve kazazedenin durumu, tıbbi yardım gelene kadar daha stabil tutulmaya çalışılır.

b) Beyin kanaması (Yanlış Cevap)

Beyin kanaması geçiren bir kişide, kafa içindeki basınç zaten artmıştır. Bacakları yukarı kaldırmak, vücudun üst kısmına ve dolayısıyla baş bölgesine daha fazla kan gitmesine neden olur. Bu durum, kafa içi basıncını daha da artırarak beyindeki kanamayı şiddetlendirebilir ve beyin dokusuna daha fazla zarar verebilir. Beyin kanaması şüphesi olan bir kazazedeye yapılması gereken, tam tersine, baş ve omuzlarının hafifçe yükseltilerek kafa içi basıncının düşürülmesine yardımcı olmaktır.

c) Ayak bölgesinden yılan sokması (Yanlış Cevap)

Yılan sokması durumunda temel amaç, zehrin vücuda yayılmasını yavaşlatmaktır. Sokulan bölgeyi, özellikle de bacakları yukarı kaldırmak, kan dolaşımını hızlandırarak zehrin kalbe ve diğer organlara daha çabuk ulaşmasına neden olur. Bu son derece tehlikeli bir uygulamadır. Yılan sokmasında yapılması gereken, sokulan bölgenin kalp seviyesinde veya biraz aşağısında tutulması, hareket ettirilmemesi ve en kısa sürede sağlık kuruluşuna ulaşılmasıdır.

d) Akciğer zedelenmesi ve kanaması (Yanlış Cevap)

Akciğer zedelenmesi veya kanaması olan bir kazazede genellikle ciddi solunum güçlüğü çeker. Bu durumdaki bir kişiyi sırt üstü yatırıp bacaklarını yukarı kaldırmak, karın içi organların diyaframa baskı yapmasına ve solunumu daha da zorlaştırmasına neden olabilir. Bu tür durumlarda, kazazedenin nefes almasını kolaylaştırmak için genellikle "yarı oturur pozisyon" tercih edilir. Bu pozisyon, göğüs kafesinin daha rahat hareket etmesini sağlar ve solunumu rahatlatır.

Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi çıkığı olan kazazedeye yapılacak ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Çıkan eklemin yerine oturtulması
B
Çıkık olan bölgede sadece ısı kontrolü yapılması
C
Çıkan eklemin bulunduğu şekilde tespit edilmesi
D
Ağızdan ağrı kesiciler vererek ağrısının azaltılması
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, eklemi yerinden çıkmış bir kazazedeye yapılması gereken doğru ve güvenli ilk yardım uygulamasının ne olduğu sorulmaktadır. İlk yardımın temel amacı, durumu daha kötüye götürmeden, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar kazazedenin hayatını korumak veya durumunu stabil tutmaktır. Bu nedenle, çıkık gibi durumlarda yapılacak müdahalenin bilinçli ve doğru olması kritik öneme sahiptir.

Doğru Cevap: c) Çıkan eklemin bulunduğu şekilde tespit edilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, ilk yardımın en temel kuralı olan "zarar vermeme" ilkesine dayanmasıdır. Çıkık, eklem yüzeylerinin kalıcı olarak birbirinden ayrılmasıdır ve bu durum çevre dokulara, sinirlere ve damarlara zarar verebilir. Çıkan eklemi hareket ettirmek, bu hasarı artırabilir. Bu yüzden eklem, bulunduğu pozisyonda, hareket etmeyecek şekilde bir atel, sargı bezi veya üçgen sargı gibi malzemelerle sabitlenmelidir (tespit edilmelidir). Bu işlem, hem ağrıyı azaltır hem de ek yaralanmaların önüne geçer.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Çıkan eklemin yerine oturtulması: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve çok tehlikelidir. Çıkık bir eklemi yerine oturtma işlemi, sadece uzman sağlık personeli (doktor, ortopedist) tarafından yapılabilir. Bilinçsizce yapılacak bir müdahale, kemiklerin kırılmasına, damarların yırtılmasına veya sinirlerin kalıcı olarak zedelenmesine yol açabilir. İlk yardımcının görevi, eklemi yerine oturtmak değil, güvenli bir şekilde sabitlemektir.
  • b) Çıkık olan bölgede sadece ısı kontrolü yapılması: Bu seçenek yetersiz bir müdahaledir. Bölgedeki kan dolaşımını kontrol etmek (ısı, renk, nabız) önemli bir değerlendirme adımı olsa da, tek başına bir ilk yardım uygulaması değildir. "Sadece" kelimesi bu seçeneği yanlış kılar, çünkü asıl yapılması gereken müdahale olan sabitleme (tespit etme) işlemini içermez.
  • d) Ağızdan ağrı kesiciler vererek ağrısının azaltılması: Bu seçenek de yanlıştır. İlk yardımcı, doktor tavsiyesi olmadan kazazedeye asla ağızdan ilaç vermemelidir. Kazazedenin ilaca karşı alerjisi olabilir, başka bir sağlık sorunu bulunabilir veya acil bir ameliyata alınması gerekebilir. Ağızdan alınan ilaçlar, anestezi sürecini riske atabilir. Ağrıyı azaltmanın en güvenli yolu, bölgeyi doğru şekilde sabitleyerek hareketsiz kalmasını sağlamaktır.

Özetle; bir çıkık vakasıyla karşılaştığınızda yapmanız gereken en doğru ve güvenli ilk yardım uygulaması, eklemi nasıl bulduysanız o şekilde, hiç hareket ettirmeden sabitlemek ve ardından 112'yi arayarak tıbbi yardım istemektir.

Soru 13
Trafik görevlisinin, geceleyin ışıklı işaret çubuğunu şekildeki gibi hareket ettirmesinin sürücüler için anlamı nedir?
A
Dur işareti
B
Geç işareti
C
Yavaşlatma işareti
D
Hızlandırma işareti
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik görevlisinin geceleyin kullandığı ışıklı işaret çubuğuyla yaptığı belirli bir hareketin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Görselde, görevlinin çubuğu vücudunun önünde geniş bir yay çizecek şekilde sağdan sola veya soldan sağa hareket ettirdiği görülmektedir. Bu işaret, özellikle görüşün azaldığı gece koşullarında sürücülerin doğru ve güvenli bir şekilde tepki vermesi için hayati önem taşır.

Doğru cevap a) Dur işareti'dir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, trafik görevlisi ışıklı işaret çubuğunu vücudunun önünde veya başının üzerinde yatay ve geniş bir kavis çizecek şekilde hareket ettiriyorsa, bu hareketin muhatabı olan tüm sürücülerin durması gerektiğini belirtir. Bu işaret, görsel olarak dikkat çekici ve net bir "engel" oluşturarak sürücülere durmaları için kesin bir komut verir. Özellikle kavşaklarda veya kontrol noktalarında trafiği tamamen durdurmak için kullanılır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Geç işareti: Bu seçenek yanlıştır. Trafik görevlisinin "Geç" işareti, genellikle ışıklı çubuğu yere dik bir şekilde tutup, ilerlemesini istediği yöne doğru "gel gel" yapar gibi bir hareketle verilir. Sorudaki görselde ise durdurmaya yönelik geniş bir yay çizme hareketi vardır, bu nedenle bu seçenek doğru olamaz.
  • c) Yavaşlatma işareti: Bu seçenek de hatalıdır. Trafiği yavaşlatmak isteyen bir görevli, ışıklı işaret çubuğunu yere yaklaşık 45 derecelik bir açıyla tutarak yukarıdan aşağıya doğru kesik kesik sallar. Bu hareket, sürücülere hızlarını azaltmaları gerektiğini anlatır. Sorudaki hareket ise kesik kesik ve dikey değil, geniş ve yatay bir harekettir.
  • d) Hızlandırma işareti: Bu seçenek yanlıştır. "Hızlan" işareti, genellikle "Geç" işaretinin daha seri ve çabuk yapılan halidir ve trafiğin akışını hızlandırmayı amaçlar. Görseldeki hareket açıkça bir durma komutu olduğu için hızlanma anlamı taşıması mantıksal olarak da mümkün değildir.

Özetle, trafik polisinin geceleyin ışıklı çubukla yaptığı geniş ve dairesel veya yay şeklindeki hareketler kesin bir durma emridir. Bu işaretleri doğru anlamak, hem kendi güvenliğiniz hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği için çok önemlidir. Unutmayın ki trafik görevlisinin işaretleri, trafik ışıklarından ve levhalarından her zaman daha üstündür ve önceliklidir.

Soru 14
Trafik uygun olsa bile şekildeki kavşakta, hangi numaralı araçların ok yönündeki hareketi kesinlikle yasaktır?
A
Yalnız 1 
B
Yalnız 2
C
Yalnız 3
D
1, 2 ve 3
14 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, resimdeki kavşakta bulunan trafik levhasını dikkate alarak, hangi numaralı aracın yapmak istediği hareketin "kesinlikle yasak" olduğunu bulmamız isteniyor. Sorudaki "Trafik uygun olsa bile" ifadesi, yolun boş olmasının kuralları değiştirmeyeceğini, sadece trafik işaret ve levhalarına odaklanmamız gerektiğini vurgulamaktadır.

Öncelikle kavşaktaki levhayı inceleyelim. Gördüğümüz levha, mavi zeminli yuvarlak bir "Mecburi Yön" levhasıdır. Bu tür levhalar, sürücülere gitmek zorunda oldukları yönleri bildirir. Levhanın üzerindeki oklar, bu kavşağa gelen bir sürücünün sadece düz gidebileceğini veya sağa dönebileceğini emretmektedir. Bu iki yön dışında herhangi bir manevra yapmak yasaktır.

Şimdi araçların hareketlerini bu kurala göre değerlendirelim:

  • 1 Numaralı Araç: Sola dönmek istemektedir. Mecburi yön levhası sola dönüşe izin vermediği için bu hareket yasaktır.
  • 2 Numaralı Araç: Düz gitmek istemektedir. Levha, düz gidilebileceğini açıkça belirttiği için bu hareket serbesttir ve kurallara uygundur.
  • 3 Numaralı Araç: "U" dönüşü yapmak istemektedir. Levha bu harekete izin vermemektedir. Ayrıca, trafik kurallarına göre kavşaklarda, aksi bir işaretle izin verilmedikçe "U" dönüşü yapmak genel olarak yasaktır. Bu nedenle 3 numaralı aracın hareketi kesinlikle yasaktır.

Doğru Cevabın ve Diğer Seçeneklerin Açıklaması

Sorunun kilit noktası "kesinlikle yasaktır" ifadesidir. Hem 1 numaralı aracın sola dönüşü hem de 3 numaralı aracın "U" dönüşü levhaya göre yasaktır. Ancak "U" dönüşü, kavşaklarda hem genel bir kural olarak hem de bu levha özelinde yasaklandığı için çifte bir yasak durumu oluşturur. Sola dönüş yasağı ise sadece bu kavşağa özel olarak levha ile konulmuştur. Bu nedenle "U" dönüşü, sola dönüşe göre daha temel ve kesin bir yasak olarak kabul edilir.

  1. a) Yalnız 1: Bu seçenek yanlıştır. 1 numaralı aracın hareketi yasak olsa da, 3 numaralı aracın yapmak istediği "U" dönüşü daha kesin bir yasaktır.
  2. b) Yalnız 2: Bu seçenek yanlıştır. 2 numaralı araç, levhanın izin verdiği bir yöne gittiği için hareketi kurallara uygundur.
  3. c) Yalnız 3: Bu seçenek doğrudur. "U" dönüşü yapmak, kavşaklarda genel bir kural ihlali olduğu ve aynı zamanda mecburi yön levhasına da aykırı olduğu için "kesinlikle yasak" olan harekettir.
  4. d) 1, 2 ve 3: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü 2 numaralı aracın hareketi yasak değildir.
Soru 15
Şekildeki banketli yoldan geceleyin faydalanmak isteyen yayanın, aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Açık renkte elbise giymesi
B
El fenerini sürücülerin dikkatini dağıtmadan kullanması
C
Kendi gidiş yönüne göre sol bankette yürümesi
D
Kendi gidiş yönüne göre sağ bankette yürümesi
15 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, yaya ve okul geçitlerinin bulunmadığı, banketli bir yolda gece yürüyen bir yayanın güvenliği için alması gereken önlemler ve uyması gereken kurallar sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktası, yayanın hangi davranışı yapmasının yanlış olduğunu bulmaktır. Bu tür sorularda amaç, hem sürücülerin hem de yayaların can güvenliğini en üst düzeyde tutacak trafik kurallarının bilinip bilinmediğini ölçmektir.

Doğru cevap d) Kendi gidiş yönüne göre sağ bankette yürümesi seçeneğidir. Çünkü bu davranış, yayanın can güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atar. Türkiye'de trafik akışı sağ şeritten ilerler. Eğer yaya, kendi gidiş yönüne göre sağ bankette yürürse, arkasından gelen araçları göremez. Bu durum, yayanın kendisine doğru hızla yaklaşan bir tehlikeye karşı tepki verme veya kaçma şansını ortadan kaldırır ve kaza riskini en üst seviyeye çıkarır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış (yani neden yapılması gereken doğru davranışlar) olduğuna bakalım:

  • a) Açık renkte elbise giymesi: Bu, yapılması gereken doğru bir davranıştır. Gece karanlığında, açık renkli giysiler araç farlarından yansıyan ışığı daha iyi yansıtır ve sürücülerin yayayı çok daha erken fark etmesini sağlar. Koyu renkli elbiseler ise yayayı neredeyse görünmez kılar. Bu nedenle, yayanın görünürlüğünü artırmak için açık renkli giysiler tercih etmesi bir güvenlik önlemidir.
  • b) El fenerini sürücülerin dikkatini dağıtmadan kullanması: Bu da yapılması gereken doğru bir davranıştır. El feneri kullanmak, hem yayanın kendi önünü görmesine yardımcı olur hem de hareket eden bir ışık kaynağı olarak sürücülerin dikkatini çeker. Ancak fenerin ışığını doğrudan sürücülerin gözüne tutarak onların görüşünü engellememek ve dikkatini dağıtmamak esastır. Bu yüzden bu ifade, doğru bir güvenlik önlemini tanımlar.
  • c) Kendi gidiş yönüne göre sol bankette yürümesi: Bu, trafik kurallarına göre yapılması gereken zorunlu ve en doğru davranıştır. Yaya, gidiş yönüne göre sol banketten yürüdüğünde, karşı şeritten gelen araçları yüzü dönük bir şekilde görür. Bu sayede, yaklaşan araçları kontrol edebilir, tehlikeli bir durumda zamanında kenara çekilebilir ve kendisini koruyabilir. Bu kural, yayanın güvenliği için hayati önem taşır.

Özetle, bir yayanın banketli bir yolda güvenli bir şekilde yürümesi için temel kural, daima karşıdan gelen trafiği görecek şekilde, yani gidiş yönüne göre sol bankette yürümesidir. Sağ bankette yürümek, arkadan gelen tehlikeyi görmeyi engellediği için kesinlikle yanlıştır ve sorunun doğru cevabıdır.

Soru 16
Trafik görevlisinin geceleyin ışıklı işaret çubuğunu şekildeki gibi hareket ettirmesinin sürücüler için anlamı nedir?
A
Dur işareti
B
Geç işareti
C
Yavaşlatma işareti
D
Hızlandırma işareti
16 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik görevlisinin gece koşullarında, elindeki ışıklı işaret çubuğuyla yaptığı bir hareketin ne anlama geldiğini bilmeniz istenmektedir. Görselde, görevlinin çubuğu vücudunun önünde, omuz hizasından başlayarak aşağı ve yukarı doğru geniş bir yay çizecek şekilde hareket ettirdiği görülmektedir. Bu hareket, sürücülerin trafikteki en temel komutlardan birini anlamasını test eder.

Doğru Cevap: a) Dur işareti

Doğru cevabın "Dur işareti" olmasının sebebi, trafik polisinin bu özel hareketinin evrensel bir dur komutu olmasıdır. Polis, ışıklı çubuğu vücudunun önünde bir set veya bariyer gibi dikey bir düzlemde hareket ettirerek, sürücünün ilerlemesini engellediğini net bir şekilde ifade eder. Bu hareket, özellikle gece veya düşük görüş koşullarında, sürücünün uzaktan bile kolayca algılayabileceği, kesin ve net bir dur emridir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • b) Geç işareti: Bu seçenek yanlıştır. Trafik görevlisinin "Geç" işareti, genellikle ışıklı çubuğu veya kolunu, geçiş yapılması istenen yönde, vücudunun yanından öne doğru savurmasıyla verilir. Bu hareket, sürücüye yolun açık olduğunu ve ilerleyebileceğini belirtir. Görseldeki dikey hareketle hiçbir benzerliği yoktur.
  • c) Yavaşlatma işareti: Bu seçenek de yanlıştır. "Yavaşlatma" işareti için görevli, ışıklı çubuğu veya kolunu aşağı yukarı sallar ancak bu hareket, dur işaretindeki gibi geniş bir yay çizmek yerine, daha yavaş ve dar bir açıyla yapılır. Bu hareket, sürücüye hızını düşürmesi, ancak tamamen durmaması gerektiğini anlatır.
  • d) Hızlandırma işareti: Bu seçenek yanlıştır. "Hızlandırma" işareti, genellikle "Geç" işaretinin daha seri ve tekrar eden bir versiyonudur. Görevli, kolunu veya çubuğu geçiş yönünde tekrar tekrar ve hızlı bir şekilde sallar. Bu, trafiğin akışını hızlandırmak için verilen bir komuttur ve görseldeki durma komutuyla tamamen zıttır.

Özetle, trafik görevlisinin ışıklı çubuğu vücudunun önünde bir bariyer gibi aşağı ve yukarı hareket ettirmesi, sürücüler için kesin bir "DUR" emridir. Ehliyet sınavında ve trafikte bu işaretleri doğru anlamak, hem kendi güvenliğiniz hem de trafiğin düzeni için hayati önem taşır. Unutmayın ki trafik görevlisinin işaretleri, trafik ışıkları ve levhalarından her zaman daha üstündür.

Soru 17
Sola dönüş yapacak olan sürücülerin aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Dar bir kavisle dönmesi
B
Döneceği yönü önceden işaretle bildirmesi
C
Dönüşünü tamamladıktan sonra hızına uygun şeride girmesi
D
Kurallara uygun olarak karşıya geçen yayalara ilk geçiş hakkını vermesi
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sola dönüş yapacak bir sürücünün uyması gereken kurallar arasından hangisinin **yanlış** olduğu, yani yapılmaması gereken bir hareketin ne olduğu sorulmaktadır. Sınavlarda "yanlıştır", "yapılamaz", "değildir" gibi olumsuz ifadelere özellikle dikkat etmek gerekir. Bu soru, sürücünün sola dönüş manevrasını doğru ve güvenli bir şekilde nasıl yapması gerektiğini bilip bilmediğini ölçmektedir.

Doğru Cevap: a) Dar bir kavisle dönmesi

Sola dönüşler, trafik akışının ters yönünden gelen araçların yolunu kesmeyi gerektirdiği için özel dikkat ve doğru bir teknik gerektirir. Trafik kurallarına göre, sola dönüşler geniş bir kavisle yapılmalıdır. Sürücü, kavşağın ortasına doğru ilerlemeli ve karşı yönden gelen trafiği kontrol ettikten sonra, gireceği yolun doğru şeridine yerleşecek şekilde geniş bir açıyla dönmelidir. Dar bir kavisle dönmek, sürücünün hem karşı şeritten gelen aracın yolunu tehlikeli bir şekilde kesmesine hem de dönüş yaptığı yolda yanlış şeride (karşı yöne ait şeride) girmesine neden olabilir. Bu nedenle "dar bir kavisle dönmek" sola dönüş için tamamen yanlış bir manevradır.

Diğer seçeneklerin neden doğru davranışlar olduğunu ve dolayısıyla sorunun cevabı olamayacağını inceleyelim:

  • b) Döneceği yönü önceden işaretle bildirmesi: Bu, trafiğin temel ve en önemli kurallarından biridir. Sürücü, yapacağı her manevrayı (dönüş, şerit değiştirme vb.) diğer sürücülere ve yayalara önceden sinyal vererek bildirmek zorundadır. Bu, trafikteki öngörülebilirliği artırır ve kazaları önler. Dolayısıyla bu yapılması gereken, doğru bir davranıştır.
  • c) Dönüşünü tamamladıktan sonra hızına uygun şeride girmesi: Bir manevra sadece dönüş anından ibaret değildir. Sürücü, dönüşünü güvenli bir şekilde tamamladıktan sonra, girdiği yoldaki trafik akışına uyum sağlamalıdır. Bu da, mevcut hızına en uygun olan şeride (genellikle önce sağ şeride veya yavaş şeride) girmesi anlamına gelir. Bu davranış, trafiğin düzenini ve güvenliğini sağlar, bu yüzden yapılması gereken doğru bir harekettir.
  • d) Kurallara uygun olarak karşıya geçen yayalara ilk geçiş hakkını vermesi: Trafik Kanunu'na göre, dönüş yapan araç sürücüleri, geçmekte oldukları yol üzerinde bulunan ve kurallara uygun şekilde karşıya geçen yayalara ve bisikletlilere ilk geçiş hakkını vermek zorundadır. Yaya güvenliği her zaman önceliklidir. Bu nedenle, bu davranış sadece doğru değil, aynı zamanda yasal bir zorunluluktur.

Özetle, sola dönüşlerde geniş kavis, sağa dönüşlerde ise dar kavis kuralı uygulanır. Soru sola dönüşü sorduğu için "dar bir kavisle dönmek" yanlış bir eylemdir ve bu nedenle sorunun doğru cevabıdır.

Soru 18
Şekildeki trafik görevlisinin işaretine göre 2 numaralı aracın sürücüsü ne yapmalıdır?
A
Beklemeli
B
Sola dönmeli
C
Doğru gitmeli
D
Geriye dönmeli
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kavşakta görev yapan trafik polisinin havaya kaldırdığı tek koluyla verdiği işaretin ne anlama geldiği ve bu işarete göre 2 numaralı aracın nasıl davranması gerektiği sorgulanmaktadır. Trafik polisinin hareketleri, ışıklı trafik işaretleri kadar önemli ve bağlayıcıdır. Bu nedenle her sürücü adayının bu işaretlerin anlamını çok iyi bilmesi gerekir.

Doğru cevap a) Beklemeli seçeneğidir. Trafik görevlisinin bir kolunu havaya kaldırması, tüm yönlerdeki trafik için "DUR" anlamına gelen genel bir emirdir. Bu işaret, trafik ışıklarındaki sarı ışık ile benzer bir işleve sahiptir. Yani, bir sonraki harekete hazırlık için bütün araçların durup beklemesi gerektiğini bildirir. Bu durumda 2 numaralı aracın sürücüsü, diğer tüm araçlar gibi, görevlinin bir sonraki talimatını beklemek zorundadır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. "Sola dönmeli", "doğru gitmeli" veya "geriye dönmeli" gibi seçenekler bir hareket talimatı içerir. Oysa polisin kolunu havaya kaldırması, herhangi bir yöne harekete izin vermez, tam tersine tüm hareketleri durdurur. Trafiğin akmasına izin veren işaretler farklıdır. Örneğin, polis kollarını her iki yana açmış olsaydı, kollarının işaret ettiği yöndeki (1 ve 3 numaralı) araçlar geçebilirken, önünde ve arkasında kalan (2 ve 4 numaralı) araçlar beklemek zorunda kalırdı.

Özetle, bu sorudaki temel kural şudur: Trafik polisi kolunu havaya kaldırdığında, kavşaktaki veya o noktadaki tüm sürücüler için akan trafiğin duracağı ve yeni bir düzenlemeye geçileceği anlamına gelir. Bu nedenle, 2 numaralı aracın sürücüsü herhangi bir manevra yapmadan, güvenli bir şekilde durmalı ve trafik polisinin bir sonraki işaretini beklemelidir.

  • Polisin Kolu Havada: Bütün yönler için "DUR" demektir.
  • Amacı: Trafik akış yönünü değiştirmeden önce tüm araçları durdurarak güvenliği sağlamaktır.
  • Yapılması Gereken: Güvenli bir şekilde durup beklemek.
Soru 19
B sınıfı sürücü belgesine sahip bir sürücünün kullanabileceği diğer sürücü belgesi sınıfı aşağıdakilerden hangisidir?
A
A2 
B
C
D
G
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, standart bir otomobil ehliyeti olan B sınıfı sürücü belgesinin, başka hangi araç türlerini kullanma yetkisi verdiğini bilmemiz isteniyor. Yani, B ehliyetini aldığımızda, ek bir kursa veya sınava girmeden hangi diğer ehliyet sınıfına ait araçları yasal olarak sürebileceğimiz sorulmaktadır. Bu, ehliyet sınıflarının kapsamını ölçen temel bir bilgi sorusudur.

Doğru cevap F sınıfıdır. Çünkü Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, B sınıfı sürücü belgesi alan bir kişi, aynı zamanda M (motorlu bisiklet - moped), B1 (4 tekerlekli motosiklet - ATV) ve F (lastik tekerlekli traktör) sınıflarındaki araçları da kullanma yetkisine sahip olur. Bu nedenle, B ehliyetiniz varsa, ayrıca bir F sınıfı ehliyet almanıza gerek kalmadan traktör kullanabilirsiniz.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) A2 Sınıfı: Bu sınıf, 35 kilovata kadar olan motosikletleri kapsar. A2 sınıfı ehliyet almak için tamamen ayrı bir eğitim ve sınava girilmesi zorunludur. B sınıfı ehliyet, A2 sınıfı motosikletleri kullanma hakkı vermez.
  • b) E Sınıfı: Bu sınıf, eski ehliyet sisteminde otobüsler için verilen bir ehliyet sınıfıydı. Yeni yönetmelikle birlikte bu sınıf kaldırılmış ve yerine D sınıfı gelmiştir. Dolayısıyla güncel sistemde geçerliliği olmadığı gibi, eski sistemde de B sınıfı ehliyet E sınıfını kapsamazdı.
  • d) G Sınıfı: Bu sınıf, kepçe, vinç, forklift gibi iş makinelerini kullanmak için gereklidir. G sınıfı ehliyet almak için özel bir operatörlük kursuna gitmek ve sınavı geçmek gerekir. Otomobil ehliyeti olan B sınıfı, iş makinelerini kullanma yetkisi tanımaz.

Özetle, ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda unutmamanız gereken en önemli bilgi şudur: B sınıfı sürücü belgesi, tek başına bir ehliyet olmanın yanı sıra, M, B1 ve F sınıflarını da kapsayan bir "paket" gibidir. Bu nedenle B ehliyetine sahip bir sürücü, F sınıfı olan traktörleri de yasal olarak kullanabilir.

Soru 20
Aşağıdakilerin hangisindeki araçlar park yerine uygun şekilde park edilmiştir?
A
B
C
D
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir otoparktaki araçların, kendilerine ayrılan park çizgileri arasına doğru ve kurallara uygun şekilde nasıl park etmeleri gerektiği değerlendirilmektedir. Amaç, sürücü adayının nizami park etme kurallarını bilip bilmediğini ölçmektir. Doğru park etme, hem trafik düzeni hem de diğer sürücülerin haklarına saygı göstermek açısından büyük önem taşır.

Doğru Cevap: b)

Doğru olan b seçeneğidir çünkü bu görseldeki her iki araç da kendilerine ayrılan park alanının sınırlarını belirleyen beyaz çizgilerin tam arasına, ortalı bir şekilde park etmiştir. Araçların tekerlekleri veya gövdeleri çizgilere temas etmemekte veya çizgileri aşmamaktadır. Bu park şekli, hem sürücünün kendi aracından rahatça inip binmesine hem de yan taraftaki park yerini kullanacak diğer sürücüye yeterli manevra ve kapı açma alanı bırakmasına olanak tanır. Bu, kurallara uygun, güvenli ve saygılı park etme yöntemidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) seçeneği neden yanlış?
    Bu seçenekteki araçlar, park alanını ayıran çizgilerin tam üzerine park etmiştir. Bu hatalı bir park yöntemidir çünkü yan taraftaki park alanını daraltır. Çizginin üzerine park etmek, hem nizami değildir hem de yanınıza park edecek veya park yerinden çıkacak olan başka bir sürücünün işini zorlaştırır.
  • c) seçeneği neden yanlış?
    Bu seçenek, en bariz hatalı park etme şekillerinden birini göstermektedir. Araçlar, park alanına çapraz bir şekilde girmiş ve birden fazla park yerini aynı anda işgal etmiştir. Bu durum, park alanı kurallarının açık bir ihlalidir ve diğer sürücülerin park yeri bulmasını engelleyen, son derece saygısız bir davranıştır.
  • d) seçeneği neden yanlış?
    Bu seçenekteki araçlar, park alanının içinde olsalar da bir tarafa çok fazla yanaşarak çizgiyi taşmışlardır. Araçların ortalı olmaması, yandaki araç için iniş-biniş alanını kısıtlar. Nizami bir park, aracın ayrılan alan içinde mümkün olduğunca ortalanmasını gerektirir; çizgiyi bu şekilde ihlal etmek de hatalı kabul edilir.

Özetle, bir aracı park ederken temel kural, aracın tamamının (tekerlekler ve gövde dahil) size ayrılan iki beyaz çizginin arasında kalması ve mümkün olduğunca ortalanmasıdır. Bu kurala eksiksiz uyan tek seçenek B seçeneğidir.

Soru 21
Aşağıdaki hâllerin hangisinde sürücü araç kullanmaktan men edilir?
A
Taşıma sınırının üstünde yolcu alınmışsa
B
Taşıma sınırının üstünde yük yüklenmişse
C
Uyuşturucu madde alarak araç kullanıyorsa
D
Araca zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırılmamışsa
21 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, hangi kural ihlalinin doğrudan sürücünün o an ve belirli bir süre boyunca araç kullanmasının yasaklanmasıyla, yani sürücünün men edilmesiyle sonuçlanacağı sorulmaktadır. Buradaki kilit nokta, cezanın araca mı yoksa doğrudan sürücünün kendisine mi yönelik olduğudur. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevap: c) Uyuşturucu madde alarak araç kullanıyorsa

Uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altında araç kullanmak, trafik güvenliğini en üst düzeyde tehlikeye atan ihlallerden biridir. Bu maddeler sürücünün algısını, muhakeme yeteneğini, reflekslerini ve direksiyon hakimiyetini tamamen ortadan kaldırabilir. Bu nedenle kanunlar bu suça karşı en ağır yaptırımlardan birini uygular: Sürücü derhal araç kullanmaktan men edilir, ehliyetine 5 yıl süreyle el konulur ve yüksek miktarda idari para cezası kesilir. Ayrıca bu durum, Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil ettiği için adli süreç de başlatılır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Taşıma sınırının üstünde yolcu alınmışsa: Bu durumda sürücüye idari para cezası uygulanır. Trafik ekipleri, fazla yolcuların araçtan indirilmesini sağlayana kadar aracın seyrine izin vermez. Ancak bu durum, sürücünün ehliyetine el konulmasını veya araç kullanmaktan men edilmesini gerektirmez. Sürücü, durumu düzelttikten sonra yoluna devam edebilir.

  • b) Taşıma sınırının üstünde yük yüklenmişse: Tıpkı fazla yolcu durumunda olduğu gibi, bu ihlalin cezası da öncelikle idari para cezasıdır. Ayrıca, aracın karayoluna zarar vermemesi ve trafik güvenliğini tehlikeye atmaması için fazla yükün indirilmesi istenir ve ancak bu şart yerine getirildikten sonra aracın yola devam etmesine izin verilir. Sürücü şahsen araç kullanmaktan men edilmez.

  • d) Araca zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırılmamışsa: Bu seçenek, en çok karıştırılan şıklardan biridir. Zorunlu trafik sigortası olmayan bir araç tespit edildiğinde, o araç trafikten men edilir ve sigortası yapılana kadar bir otoparka çekilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli fark, men edilenin sürücü değil, aracın kendisi olmasıdır. Sürücü, sigortası olan başka bir aracı kullanmaya devam edebilir; yani sürücülük hakkı elinden alınmaz.

Özetle; uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmak, doğrudan sürücünün bilincini ve yeteneklerini hedef alan bir ihlal olduğu için cezası da doğrudan sürücünün kendisine yöneliktir ve sürücü araç kullanmaktan men edilir. Diğer seçeneklerdeki cezalar ise daha çok aracın durumuyla ilgilidir ve genellikle para cezası veya aracın trafikten alıkonulması şeklinde uygulanır.

Soru 22
Arkadan çarpma şeklindeki trafik kazalarının en önemli sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Takip mesafesi kuralına uyulmaması
B
Takip mesafesi kuralına uyulmaması Görüş mesafesinin kötü olması
C
Öndeki aracın durması
D
Havanın yağışlı olması
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan ve ciddi sonuçlar doğurabilen arkadan çarpma kazalarının temelinde yatan ana faktörün ne olduğu sorgulanmaktadır. Sürücülerin bu tür kazaları önlemek için hangi kurala özellikle dikkat etmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Soruyu doğru anlamak, diğer seçeneklerin neden sadece birer etken olduğunu, ancak ana sebep olmadığını kavramayı gerektirir.

Doğru Cevap: a) Takip mesafesi kuralına uyulmaması

Takip mesafesi, bir aracın önündeki araçla arasında bırakması gereken güvenli boşluktur. Bu mesafe, sürücünün önündeki aracın ani bir manevra yapması veya durması durumunda tehlikeyi fark etmesi, tepki vermesi ve güvenli bir şekilde durabilmesi için hayati önem taşır. Eğer bir sürücü bu kurala uymaz ve öndeki araca çok yakın seyrederse ("tampon tampona gitmek" olarak da bilinir), acil bir durumda fren yapmak için yeterli zamanı ve mesafesi kalmaz. Bu durum, arkadan çarpma kazalarının en temel ve doğrudan sebebidir.

Trafik kurallarına göre takip mesafesi, aracın hızının kilometre cinsinden en az yarısı kadar metre olmalıdır (örneğin, 100 km/s hızla giden bir araç için 50 metre). Hava ve yol şartları kötüyse bu mesafe daha da artırılmalıdır. Bu kurala uyulduğunda, öndeki araç aniden dursa bile arkadaki sürücünün güvenle durabilmesi için yeterli pay bırakılmış olur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • c) Öndeki aracın durması: Bu bir sebep değil, bir durum veya sonuçtur. Trafiğin doğal akışında araçların durması, yavaşlaması veya ani fren yapması son derece normal ve beklenen bir olaydır. Arkadaki sürücünün görevi, bu tür durumlara her an hazırlıklı olmak ve bunu sağlayacak güvenli mesafeyi en başından korumaktır. Kazanın nedeni öndeki aracın durması değil, arkadaki aracın duramamasıdır.
  • b) Görüş mesafesinin kötü olması ve d) Havanın yağışlı olması: Bu iki seçenek, kazaya zemin hazırlayan risk artırıcı faktörlerdir, ancak kazanın en önemli sebebi değillerdir. Sürücülükte temel prensip, sürüşü yol, trafik ve hava şartlarına göre adapte etmektir. Yağışlı havada fren mesafesi uzar, sisli veya karanlık havada görüş düşer. Sorumlu bir sürücü bu gibi durumlarda zaten hızını düşürmeli ve en önemlisi takip mesafesini normalden daha fazla artırmalıdır. Eğer sürücü bunu yapmaz ve kaza meydana gelirse, kazanın kök nedeni yine takip mesafesi kuralını ihlal etmesi olur.

Özetle, arkadan çarpma kazaları neredeyse her zaman önlenebilir kazalardır ve sorumluluk büyük ölçüde arkadaki sürücüye aittir. Diğer tüm etkenler (hava durumu, öndeki aracın ani freni vb.) sürücünün kontrol etmesi ve uyum sağlaması gereken değişkenlerdir. Bu uyumu sağlayan en temel ve en önemli kural ise güvenli takip mesafesini her koşulda korumaktır.

Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi araçlar için durmaya örnektir?
A
Yük boşaltmak için beklemek
B
Yolcu indirmek ve bindirmek
C
Kırmızı ışıkta beklemek
D
Park etmek
23 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan üç önemli kavram arasındaki farkı bilmeniz istenmektedir: Durma, Duraklama ve Park Etme. Bu kavramlar sıkça karıştırılsa da aralarında net ayrımlar vardır. Soru, bu tanımlardan hangisinin "Durma" eylemine karşılık geldiğini bulmanızı beklemektedir.

Doğru cevap olan c) Kırmızı ışıkta beklemek seçeneği, "Durma" tanımına tam olarak uymaktadır. Trafik kanununa göre durma, trafik zorunlulukları (örneğin trafik ışığı, trafik görevlisinin işareti, yolun kapanması gibi) nedeniyle aracın hareketsiz hale getirilmesidir. Sürücünün kendi isteği dışında, uymak zorunda olduğu bir kural veya durum sebebiyle gerçekleşir. Kırmızı ışık yandığında beklemek, sürücünün bir tercihi değil, uyması gereken bir zorunluluktur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Yük boşaltmak için beklemek ve b) Yolcu indirmek ve bindirmek seçenekleri "Duraklama" olarak tanımlanır. Duraklama, sürücünün kendi isteğiyle, yolcu indirip bindirmek, yük alıp boşaltmak veya kısa süreli beklemek amacıyla aracı geçici olarak durdurmasıdır. Buradaki kilit nokta, eylemin sürücünün iradesiyle yapılması ve kısa süreli olmasıdır. Bu bir trafik zorunluluğu değildir.
  • d) Park etmek ise aracın durma ve duraklama halleri dışında, uzun süreli olarak bırakılmasıdır. Park etmede, sürücü genellikle aracını terk eder ve bu eylem duraklamadan daha uzun sürer. Bu da sürücünün kendi isteğiyle yaptığı bir eylemdir ve trafik zorunluluğu ile ilgili değildir.

Özetle, bu üç kavramı birbirinden ayırmak için kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bu eylemi yapmak zorunda mıyım, yoksa bu benim tercihim mi?". Eğer cevap "zorundayım" ise bu Durma'dır (kırmızı ışık, "DUR" levhası). Eğer cevap "tercihim" ve kısa süreli ise bu Duraklama'dır (yolcu indirme). Eğer "tercihim" ve uzun süreli ise bu Park Etme'dir.

Soru 24
Şekildeki gibi eğimsiz iki yönlü dar yoldaki karşılaşmada 2 numaralı aracın sürücüsü ne yapmalıdır?
A
U dönüşü yapmalı
B
1 numaralı araca yol vermeli
C
İlk geçiş hakkını kendisi kullanmalı
D
1 numaralı aracın sürücüsünü ikaz edip durdurmalı
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, eğimsiz ve dar bir yolda karşılaşan iki farklı araç türü arasındaki geçiş önceliği kuralı sorgulanmaktadır. Görselde bir otomobil (1 numara) ve bir minibüs (2 numara) bulunmaktadır. Yolun dar olması sebebiyle iki aracın aynı anda geçmesi mümkün değildir, bu nedenle sürücülerden birinin diğerine yol vermesi gerekmektedir.

Doğru cevap b) 1 numaralı araca yol vermeli seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, eğimsiz (düz) ve dar yollarda karşılaşan farklı cins araçlar için bir geçiş üstünlüğü sıralaması vardır. Bu sıralamaya göre, manevra kabiliyeti daha düşük olan veya daha büyük olan araç, daha küçük ve daha kolay manevra yapabilen araca yol vermek zorundadır. Bu kural, trafiğin akıcılığını ve güvenliğini sağlamayı amaçlar.

Geçiş üstünlüğü sıralaması şu şekildedir: Aksini gösteren bir işaret yoksa, bu tür yollarda otomobil, minibüs, kamyonet, otobüs, kamyon, arazi taşıtı, lastik tekerlekli traktör ve iş makinesi sırasıyla birbirine yol verir. Sorudaki araçlar otomobil ve minibüstür. Bu sıralamada otomobil, minibüsten önce geldiği için geçiş önceliği otomobile aittir. Bu nedenle, 2 numaralı minibüs sürücüsü, 1 numaralı otomobilin geçmesini beklemelidir.

  • a) U dönüşü yapmalı: Bu seçenek yanlıştır. Karşılaşma durumunda U dönüşü yapmak hem gereksiz hem de tehlikeli bir manevradır. Trafik kuralı, sadece bir aracın diğerine yol vermesini gerektirir, tamamen geri dönmesini değil.
  • c) İlk geçiş hakkını kendisi kullanmalı: Bu seçenek yanlıştır çünkü trafik kurallarına göre geçiş hakkı 1 numaralı otomobildedir. Minibüs sürücüsü bu hakkı kendisi kullanmaya çalışırsa kural ihlali yapmış olur ve kazaya sebebiyet verebilir.
  • d) 1 numaralı aracın sürücüsünü ikaz edip durdurmalı: Bu seçenek de yanlıştır. Hatalı olan veya yol vermesi gereken taraf 2 numaralı minibüstür. Kurallara uygun davranan 1 numaralı aracın sürücüsünü ikaz etmek veya durdurmaya çalışmak, hem gereksiz bir gerginliğe yol açar hem de trafik kurallarına aykırıdır.

Özetle, eğimsiz ve dar yollarda karşılaşma anında, araçların cinsine göre belirlenmiş geçiş sıralaması kuralı uygulanır. Bu kurala göre minibüs, otomobile yol vermekle yükümlüdür. Bu nedenle 2 numaralı araç sürücüsünün yapması gereken doğru hareket, 1 numaralı aracın geçişini beklemektir.

Soru 25
Şekildeki trafik işareti neyi bildirir?
A
Zeminde gevşek malzeme bulunduğunu
B
Açılan köprüye yaklaşıldığını
C
Tehlikeli çıkış eğimli yolu
D
Kasisli yolu
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, size bir trafik tehlike uyarı levhası gösterilmiş ve bu levhanın sürücüye neyi bildirdiği sorulmuştur. Bu tür levhalar, sürücüleri ileride karşılaşabilecekleri potansiyel bir tehlikeye karşı önceden uyarmak ve gerekli tedbirleri almalarını sağlamak amacıyla kullanılır. Levhanın doğru yorumlanması, güvenli bir sürüş için kritik öneme sahiptir.

Doğru Cevap: c) Tehlikeli çıkış eğimli yolu

Görseldeki levha, üçgen şekli ve kırmızı çerçevesiyle bir Tehlike Uyarı İşareti'dir. Levhanın içindeki sembol, soldan sağa doğru yukarı yönde ilerleyen bir aracı ve "%10" ifadesini göstermektedir. Bu sembol, sürücünün ileride tırmanması gereken, yani "çıkış" yapacağı dik bir yokuşla karşılaşacağını bildirir. "%10" ifadesi ise yokuşun eğimini belirtir; bu, yolun her 100 metre yatay mesafede 10 metre yükseldiği anlamına gelir ve bu diklik tehlikeli olarak sınıflandırılır. Bu nedenle doğru cevap "Tehlikeli çıkış eğimli yolu" seçeneğidir.

Bu levhayı gören bir sürücü, aracının motorunun daha fazla zorlanacağını ve hızının düşebileceğini öngörmelidir. Özellikle vitesli araçlarda, yokuşa başlamadan önce motorun çekiş gücünü korumak için vitesi küçültmek (örneğin 4. vitesten 3. vitese düşmek) gerekir. Bu sayede araç bayılmaz ve yokuşu güvenli bir şekilde tırmanabilir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Zeminde gevşek malzeme bulunduğunu: Bu seçenek yanlıştır. Zeminde gevşek malzeme (mıcır) olduğunu bildiren levhada, lastiklerinden taş fırlatan bir araç sembolü bulunur. Sorudaki levha ise bir eğimi göstermektedir.
  • b) Açılan köprüye yaklaşıldığını: Bu seçenek de yanlıştır. Açılan köprü levhasında, ortasından iki yana doğru kalkan bir köprü figürü yer alır. Bu levha, hareketli bir köprüye yaklaşıldığı ve geçişin durabileceği konusunda uyarır.
  • d) Kasisli yolu: Bu seçenek yanlıştır. Kasisli yolu bildiren levhada, yol üzerinde bir tümsek sembolü bulunur. Bu levha, hız kesmek amacıyla yapılmış bir kasise yaklaşıldığını belirtir ve sorudaki eğimli yol sembolünden tamamen farklıdır.
Soru 26
Şekle göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
1 numaralı aracın öncelikle geçmesi
B
1 numaralı aracın hızını artırarak kavşağa girmesi
C
1 numaralı aracın 2 ve 3 numaralı araçların geçmesini beklemesi
D
3 numaralı aracın 2 numaralı aracı ikaz ederek durdurması
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik levhalarının bulunduğu kontrolsüz bir kavşakta araçların geçiş hakkı sıralamasının nasıl olması gerektiği sorgulanmaktadır. Doğru ve güvenli sürüş için bu kuralları bilmek hayati önem taşır. Şekli ve levhaları doğru yorumlayarak hangi aracın beklemesi, hangisinin geçmesi gerektiğini bulmamız isteniyor.

Öncelikle kavşaktaki trafik levhalarını inceleyelim. 1 numaralı aracın bulunduğu yolun girişinde ters üçgen şeklinde olan "Yol Ver" levhası bulunmaktadır. Bu levha, 1 numaralı aracın bulunduğu yolun tali yol olduğunu ve bu yoldan kavşağa giren sürücünün anayoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini belirtir. 2 ve 3 numaralı araçların bulunduğu yolda ise baklava dilimi şeklindeki "Anayol" levhası vardır. Bu da bu araçların geçiş önceliğine sahip olduğunu gösterir.

Doğru Cevap Neden "c) 1 numaralı aracın 2 ve 3 numaralı araçların geçmesini beklemesi" seçeneğidir?

Trafik kurallarının en temel prensiplerinden biri, tali yoldan anayola çıkan araçların, anayoldaki araçlara yol vermesi zorunluluğudur. 1 numaralı araç, "Yol Ver" levhasının bulunduğu tali yolda olduğu için, anayoldan gelen 2 ve 3 numaralı araçların geçişini beklemek zorundadır. Sürücü, kavşağa yaklaşırken yavaşlamalı, anayolun müsait olup olmadığını kontrol etmeli ve ancak yol güvenli olduğunda kavşağa girmelidir. Bu nedenle, 1 numaralı aracın yapması gereken doğru hareket, 2 ve 3 numaralı araçların geçmesini beklemektir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) 1 numaralı aracın öncelikle geçmesi: Bu seçenek yanlıştır, çünkü "Yol Ver" levhası tam olarak geçiş hakkının kendisinde olmadığını belirtir. Geçiş önceliği anayoldaki araçlardadır.
  • b) 1 numaralı aracın hızını artırarak kavşağa girmesi: Bu seçenek hem kurallara aykırı hem de son derece tehlikelidir. "Yol Ver" levhası olan bir kavşağa yaklaşan sürücü hızını azaltmalı, durup yolu kontrol etmeli ve güvenli ise geçmelidir. Hız artırmak, olası bir kazaya davetiye çıkarmaktır.
  • d) 3 numaralı aracın 2 numaralı aracı ikaz ederek durdurması: Bu seçenek mantıksız ve konuyla alakasızdır. 2 ve 3 numaralı araçların ikisi de anayoldadır ve 1 numaralı araca göre geçiş üstünlüğüne sahiptir. Kendi aralarında bir geçiş hakkı ihlali durumu söz konusu değildir, dolayısıyla 3 numaralı aracın 2 numaralı aracı durdurması için hiçbir neden yoktur.
Soru 27
Aşağıdakilerden hangisi “köprü yaklaşımı” levhasıdır?
A
B
C
D
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, verilen trafik levhaları arasından “köprü yaklaşımı” levhasının hangisi olduğunu bulmamız isteniyor. Köprü yaklaşım levhaları, sürücüleri bir köprünün fiziksel başlangıcına geldikleri konusunda uyaran ve köprünün girişini, özellikle korkuluklarını veya kenarlarını belirginleştiren özel işaretlerdir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim.

Doğru Cevap D şıkkıdır. Bu şıkta görülen dikey, siyah-beyaz çizgili levhalar, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde “Köprü Yaklaşım Levhaları” olarak tanımlanır. Bu levhalar, köprünün başlangıcında, yolun sağında ve solunda bulunan korkulukların veya duvarların hemen önüne konulur. Amaçları, özellikle gece ve kötü hava koşullarında köprü girişinin daha net bir şekilde fark edilmesini sağlayarak sürücü güvenliğini artırmaktır. Bu yüzden sorunun doğru cevabı bu seçenektir.

  • A Şıkkı Yanlıştır: Bu levha, bir tehlike uyarı işaretidir ve “Her İki Taraftan Daralan Kaplama” anlamına gelir. Sürücüye ileride yolun her iki yandan daralacağını bildirir. Bir köprüye yaklaşırken yol daralabilir ancak bu levhanın asıl anlamı köprü değil, yolun daralmasıdır.
  • B Şıkkı Yanlıştır: Bu levha da bir tehlike uyarı işaretidir ve “Tümsekli Yol” veya "Kasis" anlamını taşır. Yolda bir yükselti veya kasis olduğunu, bu nedenle hızın düşürülmesi gerektiğini belirtir. Köprü yaklaşımı ile doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • C Şıkkı Yanlıştır: Bu levha bir bilgi işaretidir ve üzerinde köprü sembolü bulunur. Bu işaret, ileride bir köprü olduğunu veya geçilen yerin bir köprü olduğunu bilgilendirme amacı taşır. Ancak soruda sorulan “köprü yaklaşım levhası” değildir; o, köprünün fiziksel başlangıcını gösteren D şıkkındaki levhadır. Bu ikisi arasındaki fark ehliyet sınavlarında sıkça karıştırılmaktadır.

Özetle, üçgen içindeki levhalar (A ve B) ilerideki bir tehlikeyi önceden haber verir. Mavi renkli kare levha (C) genel bir bilgi verir. Siyah-beyaz çizgili dikey levha (D) ise tam olarak köprünün başladığı noktayı işaret eder ve bu nedenle “Köprü Yaklaşım Levhası” olarak adlandırılır.

Soru 28
Aşağıdakilerin hangisinde taşıtlar tek yönlü kara yolunda bulunmaktadır?
A
B
C
D
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, verilen görsellerdeki yol ve trafik durumlarına bakarak hangisinin tek yönlü bir kara yolu olduğunu tespit etmemiz istenmektedir. Tek yönlü kara yolu, adından da anlaşılacağı gibi, tüm şeritlerdeki trafiğin sadece bir istikamete doğru aktığı yoldur. Bunu anlamak için yol üzerindeki şerit çizgilerinin ve araçların pozisyonlarının ne anlama geldiğini bilmek gerekir.

Doğru cevap D seçeneğidir. Bu görselde, her iki aracın da aynı yönde ilerlediğini görüyoruz. Ortadaki kesik yol çizgisi, aynı yöne giden trafiği taşıyan şeritleri birbirinden ayırmaktadır. Bu çizgi, kurallara uymak şartıyla şerit değiştirilebileceğini, yani öndeki aracın sollanabileceğini gösterir. Tüm araçların aynı istikamete gitmesi, bu yolun tek yönlü olduğunun en net kanıtıdır.

A ve B seçenekleri ise iki yönlü kara yolunu göstermektedir. Bu yollarda, ortadaki şerit çizgisi karşıdan gelen trafik ile bizim şeridimizi ayırır.

  • A seçeneğindeki kesik çizgi, görüş mesafesi uygun olduğunda ve trafik kurallarına uyarak karşı şeride geçilip sollama yapılabileceğini belirtir.
  • B seçeneğindeki devamlı (düz) çizgi ise sollama yapmanın, yani karşı şeride geçmenin kesinlikle yasak olduğunu ifade eder.
Her iki durumda da yol, gidiş ve geliş olmak üzere iki yönlüdür.

C seçeneği de iki yönlü bir yolu temsil eder, ancak bu yol "bölünmüş yol" olarak adlandırılır. Görseldeki yan yana iki devamlı çizgi, taşıt yolunu bölünmüş yol durumuna getiren bir ayırıcı (refüj) anlamındadır. Bu çizgiler, her iki yöndeki trafiği birbirinden kesin olarak ayırır ve karşı yönden gelen trafiğin şeridine girmenin kesinlikle yasak olduğunu vurgular. Dolayısıyla bu da iki yönlü bir yoldur.

Özetle, bir yolun tek yönlü mü yoksa iki yönlü mü olduğunu anlamanın en basit yolu, ortadaki ayırıcı çizginin işlevine ve araçların hareket yönüne bakmaktır. Eğer çizgi, karşıt yönlerden gelen trafiği ayırıyorsa (A, B, C seçenekleri), o yol iki yönlüdür. Eğer çizgi, aynı yönde giden şeritleri ayırıyorsa ve tüm araçlar aynı yöne gidiyorsa (D seçeneği), o yol tek yönlüdür.

Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi, gözlük veya lens kullanarak görme yeterliliğine sahip olan sürücüler için doğrudur?
A
Bu tür adaylara sürücü belgesi verilmez.
B
Yalnızca şehir dışı yollarda gözlük veya lens kullanmak zorundadırlar.
C
Araç kullanırken gözlük veya lenslerini kullanmak zorundadırlar.
D
Yalnızca gece araç kullanırken gözlük veya lens kullanmak zorundadırlar.
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, görme kusurunu gözlük veya lens ile düzelterek sürücü belgesi almaya hak kazanan kişilerin uyması gereken temel kural sorgulanmaktadır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, sürücü adayının sağlık muayenesinde görme yeteneği belirli standartların altında kalıyorsa ancak gözlük veya kontakt lens ile bu standartları karşılayabiliyorsa, sürücü belgesine bu durum özel bir kod ile işlenir. Bu, kişinin araç kullanırken bu düzeltici araçları kullanmasının yasal bir zorunluluk olduğu anlamına gelir.

Doğru Cevap: c) Araç kullanırken gözlük veya lenslerini kullanmak zorundadırlar.

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik güvenliğinin en temel ilkesine dayanmasıdır. Sürücünün görme yeteneği, çevresindeki tehlikeleri (diğer araçlar, yayalar, trafik işaretleri) zamanında fark edip doğru tepkiyi verebilmesi için kritik öneme sahiptir. Eğer bir sürücü, ancak gözlük veya lens yardımıyla yeterli görme seviyesine ulaşabiliyorsa, bu yardımcı araçlar olmadan araç kullanması hem kendisi hem de trafikteki diğer herkes için büyük bir risk oluşturur. Bu nedenle yasalar, bu kişilerin araç kullandıkları her an gözlük veya lenslerini takmalarını zorunlu kılar.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • a) Bu tür adaylara sürücü belgesi verilmez: Bu ifade yanlıştır. Tıp ve teknoloji, görme kusurlarının gözlük veya lens gibi basit araçlarla düzeltilmesine olanak tanır. Önemli olan, sürücünün bu araçları kullanarak yönetmelikte belirtilen asgari görme standardını yakalamasıdır. Bu şartı sağlayan milyonlarca insan güvenli bir şekilde araç kullanmaktadır ve sürücü belgesi almalarında hiçbir engel yoktur.
  • b) Yalnızca şehir dışı yollarda gözlük veya lens kullanmak zorundadırlar: Bu ifade mantıksız ve yanlıştır. Şehir içi trafik, ani gelişen olaylar, yaya yoğunluğu ve karmaşık kavşaklar nedeniyle genellikle daha fazla dikkat ve keskin görüş gerektirir. Görme zorunluluğu yol tipine göre değişmez; araç hareket halindeyken her zaman geçerlidir. Güvenli görüş hem şehir içinde hem de şehir dışında aynı derecede hayatidir.
  • d) Yalnızca gece araç kullanırken gözlük veya lens kullanmak zorundadırlar: Bu ifade de yanlıştır. Görme kusurları sadece gece değil, gündüz de sürüş güvenliğini doğrudan etkiler. Hatta bazı durumlarda güneşin yansıması gibi etkenler gündüz görüşünü daha da zorlaştırabilir. Bu nedenle, gözlük veya lens kullanma zorunluluğu günün her saati için geçerlidir.

Özetle, sürücü belgeniz sağlık raporu sonucunda "gözlük veya lens ile araç kullanabilir" şartıyla verilmişse, bu sizin için bir tercih değil, yasal bir zorunluluktur. Trafik denetimlerinde bu kurala uymadığınız tespit edilirse cezai işlem uygulanır. En önemlisi, bu kurala uymak, kendi can ve mal güvenliğiniz ile trafikteki diğer insanların güvenliği için vazgeçilmezdir.

Soru 30
Aşağıdaki hâllerin hangisinde sürücü araç kullanmaktan men edilir?
A
Taşıma sınırının üstünde yolcu alınmışsa
B
Taşıma sınırının üstünde yük yüklenmişse
C
Uyuşturucu madde alarak araç kullanıyorsa
D
Araca zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırılmamışsa
30 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, hangi kural ihlalinin sonucunda sürücünün doğrudan ve o an için aracı sürmeye devam etmesinin yasaklandığı, yani "araç kullanmaktan men edildiği" durumu bulmamız isteniyor. Bu ifade, sadece ceza yazılması veya aracın bağlanması değil, bizzat sürücünün direksiyon başına geçmesinin engellenmesi anlamına gelir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevap: c) Uyuşturucu madde alarak araç kullanıyorsa

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisindeyken araç kullanmanın trafik güvenliğini en üst düzeyde tehlikeye atan bir durum olmasıdır. Bu maddeler sürücünün algısını, muhakeme yeteneğini ve reflekslerini doğrudan etkileyerek bir kaza yapma riskini aşırı derecede artırır. Bu nedenle, trafik denetiminde bir sürücünün uyuşturucu madde kullandığı tespit edildiğinde, o sürücünün trafiğe devam etmesine kesinlikle izin verilmez, yani sürücü araç kullanmaktan derhal men edilir. Ayrıca ehliyetine uzun bir süre el konulur, ağır para cezaları ve hapis cezası gibi adli işlemlerle karşı karşıya kalır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

  • a) Taşıma sınırının üstünde yolcu alınmışsa: Bu durum bir kural ihlalidir ve para cezası ile ceza puanı yaptırımı vardır. Ancak bu durumda sürücü doğrudan araç kullanmaktan men edilmez. Trafik ekipleri, fazla yolcuların araçtan indirilmesini sağlar ve yasal sınıra ulaşıldıktan sonra, sürücünün aracı kullanmaya devam etmesine genellikle izin verilir. Yani yasaklanan şey, fazla yolcuyla yola devam etmektir, sürücünün kendisi değildir.

  • b) Taşıma sınırının üstünde yük yüklenmişse: Fazla yolcu durumuna çok benzer bir durumdur. Bu da bir kural ihlalidir ve para cezası ile ceza puanı uygulanır. Sürücü, fazla yükü boşalttıktan ve aracını yasal sınırlara uygun hale getirdikten sonra yoluna devam edebilir. Burada da men edilen şey aracın o anki yüklü halidir, sürücünün aracı kullanma yetkisi değildir.

  • d) Araca zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırılmamışsa: Bu da önemli bir eksikliktir ve tespiti halinde araca yaptırım uygulanır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir ayrım vardır: Bu durumda sürücü değil, aracın kendisi trafikten men edilir. Yani, sigortasız araç bir çekici yardımıyla otoparka çekilir ve trafiğe çıkması yasaklanır. Sürücü ise başka sigortalı bir aracı kullanmaya devam edebilir; yani sürücünün kendisi araç kullanmaktan men edilmemiştir.

Özetle; a, b ve d seçeneklerindeki ihlaller ya aracın o anki durumunun düzeltilmesiyle (fazla yük/yolcu) ya da aracın kendisine yönelik bir yaptırımla (sigortasız aracın trafikten men edilmesi) sonuçlanır. Ancak c seçeneğindeki uyuşturucu madde kullanımı, doğrudan sürücünün bilincini ve aracı güvenli kullanma yetisini ortadan kaldırdığı için, bizzat sürücünün kendisi araç kullanmaktan men edilir.

Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi, bir kaza anında sürücü ve yolcuları araçta tutacak, vücudun ileri-sağa-sola veya yukarı vurmasını önleyecek teçhizattır?
A
Açılabilir tavan
B
Emniyet kemeri
C
Panoramik cam
D
Hidrolik direksiyon
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası anında araç içindeki kişilerin güvenliğini sağlayan, onları koltuklarında sabit tutarak vücutlarının sert bir şekilde aracın çeşitli noktalarına çarpmasını engelleyen temel güvenlik donanımının ne olduğu sorulmaktadır. Kaza sırasında oluşan ani ve şiddetli sarsıntıda, yolcuların ve sürücünün savrulmasını önleyen sistemin hangisi olduğunu bulmamız gerekir.

Doğru cevap b) Emniyet kemeri seçeneğidir. Emniyet kemeri, bir kaza anında devreye giren en temel pasif güvenlik sistemidir. Aracın ani bir şekilde durması veya yön değiştirmesi durumunda, fizik kuralları gereği vücudumuz aynı hızla hareket etmeye devam etmek ister. Emniyet kemeri, bu kontrolsüz hareketi engelleyerek kişiyi koltuğuna sabitler ve başın direksiyona, cama veya aracın diğer sert kısımlarına çarpmasını önler.

Emniyet kemeri, vücudun en dayanıklı bölgeleri olan omuz, göğüs kafesi ve leğen kemiği üzerinden geçerek kaza anındaki darbe kuvvetini vücuda yayar. Bu sayede, tek bir noktaya binecek ölümcül baskıyı azaltır ve kişiyi araç içinde güvenli bir pozisyonda tutar. Ayrıca, aracın takla atması gibi durumlarda kişilerin araçtan dışarı fırlamasını engelleyerek hayati bir koruma sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Açılabilir tavan: Bu donanım, araca estetik ve konfor katmak amacıyla tasarlanmıştır. Genellikle "sunroof" olarak da bilinir ve bir kaza anında yolcuları sabitleme veya koruma gibi bir güvenlik işlevi bulunmaz. Aksine, bazı durumlarda aracın tavan direncini bir miktar azaltabilir.
  • c) Panoramik cam: Tıpkı açılabilir tavan gibi, panoramik cam da aracın içini daha ferah göstermek ve görüş açısını artırmak için kullanılan bir tasarım özelliğidir. Güvenlikli camdan yapılmış olsa da, temel görevi bir kaza anında yolcuları yerinde tutmak değildir.
  • d) Hidrolik direksiyon: Bu sistem, sürücünün direksiyonu daha az güç harcayarak çevirmesini sağlayan bir sürüş konforu ve kontrol sistemidir. Kazayı önlemeye yardımcı olabilir çünkü ani manevraları kolaylaştırır, ancak kaza meydana geldikten sonra yolcuların güvenliğini sağlayan bir donanım değildir.

Sonuç olarak, soruda tanımı yapılan teçhizat, açıkça emniyet kemeridir. Sürücü ve yolcuları kaza sırasında koltukta tutarak vücudun savrulmasını ve bir yerlere çarpmasını engelleyen en önemli ve temel güvenlik donanımıdır.

Soru 32
Şekilde görülen geçiş üstünlüğüne sahip araçların, görev hâlinde karşılaşmaları durumunda ilk geçiş hakkını hangisi kullanmalıdır?
A
Ambulans 
B
Polis aracı
C
İş makinesi 
D
İtfaiye aracı
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, görev halindeki birden fazla geçiş üstünlüğüne sahip aracın bir kavşakta karşılaşması durumunda, hangisinin ilk geçiş hakkına sahip olduğu sorulmaktadır. Trafik kurallarına göre, bu tür durumlar için belirlenmiş net bir sıralama vardır. Bu sıralamayı bilmek, soruyu doğru cevaplamak için anahtardır.

Geçiş üstünlüğüne sahip araçların kendi aralarında karşılaşmaları durumunda uygulanacak olan geçiş hakkı sıralaması, taşıdıkları görevin aciliyetine ve insan hayatı için taşıdığı öneme göre belirlenmiştir. Bu sıralamayı kolayca hatırlamak için CİPS kuralı olarak bilinen bir kısaltma kullanılır. Bu kural, araçların baş harflerinden oluşur ve geçiş önceliğini belirtir.

CİPS kuralının açılımı ve sıralaması şu şekildedir:

  • C - Cankurtaran (Ambulans)
  • İ - İtfaiye
  • P - Polis aracı
  • S - Sivil Savunma araçları

Bu sıralamaya göre, bir kavşakta bu araçlar aynı anda bulunduğunda, ilk geçiş hakkı her zaman can ve yaralı taşıyan ambulansındır. Ondan sonra itfaiye, daha sonra polis aracı ve son olarak sivil savunma araçları geçiş yapar.

Şimdi seçenekleri bu kurala göre değerlendirelim:

a) Ambulans ✓ (DOĞRU)

CİPS kuralına göre sıralamanın en başında C harfi ile temsil edilen Cankurtaran, yani ambulans yer alır. İnsan hayatını kurtarma görevi en öncelikli görev kabul edildiği için, diğer tüm geçiş üstünlüğüne sahip araçlardan önce geçiş hakkı ambulansa aittir. Bu nedenle doğru cevap budur.

b) Polis aracı

Polis aracı, CİPS kuralında P harfi ile temsil edilir ve sıralamada üçüncü sırada yer alır. Bu yüzden, hem ambulanstan hem de itfaiyeden sonra geçiş hakkına sahiptir. Kavşakta ambulans ve itfaiye varken ilk geçiş hakkını kullanamaz.

c) İş makinesi

İş makineleri, Karayolları Trafik Kanunu'na göre geçiş üstünlüğüne sahip araçlar sınıfında yer almaz. Bu araçlar trafikte özel izinlerle bulunsalar bile, bir ambulans, itfaiye veya polis aracı gibi acil durum geçiş önceliğine sahip değildirler. Bu nedenle, bu kavşaktaki diğer tüm araçlara yol vermek zorundadır.

d) İtfaiye aracı

İtfaiye aracı, CİPS kuralında İ harfi ile temsil edilir ve sıralamada ikinci sıradadır. Yangın ve benzeri acil durumlara müdahale ettiği için önceliği yüksektir ancak insan hayatı taşıyan ambulanstan sonra gelir. Dolayısıyla, ilk geçiş hakkı itfaiyeye ait değildir, ambulansa yol vermelidir.

Soru 33
Aşağıdaki işlemlerden hangisi trafiğe çıkacak araçların mevzuata uygunluğunu gösterir?
A
Araç üzerinde keyfi değişiklik yapılması
B
Periyodik bakım kartının doldurulması
C
Muayenesinin yaptırılmamış olması
D
Kayıt ve tescilinin onaylanması
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın yasal olarak trafiğe çıkabilmesi için hangi temel ve resmi işlemin zorunlu olduğu sorgulanmaktadır. Yani, bir otomobilin veya herhangi bir motorlu taşıtın "mevzuata uygun" sayılmasını sağlayan en temel resmi işlem hangisidir diye düşünebiliriz. Bu işlem, aracın devlet nezdinde tanınmasını ve kimlik kazanmasını sağlayan adımdır.

Doğru cevap d) Kayıt ve tescilinin onaylanması seçeneğidir. Bir aracın yasal olarak trafiğe çıkabilmesi için öncelikle devletin resmi kayıtlarına girmesi gerekir. Bu işleme "tescil" denir. Tescil işlemi tamamlandığında araca bir plaka tahsis edilir ve adına bir "Araç Tescil Belgesi" (ruhsat) düzenlenir. Bu belge, aracın kimliğidir ve onun yasal olarak trafiğe çıkma hakkı kazandığını gösteren en temel kanıttır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Araç üzerinde keyfi değişiklik yapılması: Bu seçenek yanlıştır çünkü araç üzerinde yapılan onaylanmamış ve keyfi değişiklikler (modifikasyon), aracın mevzuata uygunluğunu bozabilir. Örneğin, standart dışı egzoz takmak veya aydınlatma sistemini değiştirmek, aracın muayeneden geçememesine ve trafikten men edilmesine neden olabilir. Bu durum, uygunluğu göstermek yerine uygunsuzluğa yol açar.
  • b) Periyodik bakım kartının doldurulması: Bu seçenek de hatalıdır. Periyodik bakım, aracın mekanik sağlığı ve güvenliği için son derece önemlidir ancak özel servisler tarafından yapılan bir işlemdir ve bakım kartı resmi bir belge niteliği taşımaz. Devlet, aracın trafiğe uygunluğunu periyodik bakım kartına bakarak değil, zorunlu olan periyodik araç muayenesine (TÜVTÜRK muayenesi) bakarak denetler.
  • c) Muayenesinin yaptırılmamış olması: Bu ifade, mevzuata uygunluğun tam tersi bir durumu belirtir. Trafiğe çıkan araçların belirli periyotlarla (genellikle 2 yılda bir) fenni muayenesinin yapılması yasal bir zorunluluktur. Muayenesi olmayan bir araç, mevzuata aykırı kabul edilir ve trafiğe çıkması yasaktır. Dolayısıyla bu seçenek kesinlikle yanlıştır.

Özetle, bir aracın trafiğe çıkmasının ilk ve en temel yasal adımı, devlet tarafından kayıt altına alınması, yani tescil edilmesidir. Tescil olmadan bir araç yasal olarak var sayılmaz ve trafiğe çıkamaz. Diğer işlemler (bakım, muayene gibi) tescil edilmiş bir aracın trafikte kalmaya devam edebilmesi için gereken sonraki adımlardır.

Soru 34
Monoküler (tek gözü gören) kişiler, aşağıda verilen sürücü belgesi sınıflarından hangisini almak için başvuru yapabilir?
A
B
C
D
E
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, tıp dilinde "monoküler" olarak adlandırılan, yani tek gözü gören bir bireyin hangi sınıf sürücü belgesi için başvuru yapabileceğinin bilinmesi istenmektedir. Sürücü adaylarının sağlık durumlarına göre alabilecekleri ehliyet sınıfları Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde açıkça belirtilmiştir. Bu durum, hem sürücünün hem de trafikteki diğer kişilerin güvenliği için büyük önem taşır.

Doğru cevap a) B seçeneğidir. Mevcut yönetmeliklere göre, monoküler kişiler belirli şartları karşılamaları halinde B sınıfı sürücü belgesi alabilirler. B sınıfı, otomobil ve kamyonet gibi kişisel kullanıma yönelik araçları kapsadığı için, bu kişilerin sosyal hayata katılımı ve kişisel ulaşım ihtiyaçlarını karşılamaları hedeflenmiştir. Ancak bu durum, bazı özel koşullara bağlanmıştır.

Monoküler bir sürücünün B sınıfı ehliyet alabilmesi için, gören tek gözünün görme keskinliğinin belirli bir seviyede olması ve görüş alanının yeterli genişlikte olması gibi şartlar aranır. Ayrıca bu sürücülere, ehliyetlerinde özel bir kod belirtilerek bazı kısıtlamalar getirilir. Örneğin, araçlarında her iki tarafta da yan ayna bulundurma zorunluluğu, belirli hız limitlerini aşmamaları ve sadece gün batımından bir saat sonra ile gün doğumundan bir saat öncesi arasında (yani gündüz saatlerinde) araç kullanmaları gibi kurallar uygulanır.

Diğer seçenekler olan C, D ve E sınıfları ise yanlış cevaplardır. Bu ehliyet sınıfları, kamyon, çekici, otobüs gibi profesyonel ve ticari amaçlı kullanılan ağır vasıtaları kapsar. Bu tür büyük araçları kullanmak, mükemmel bir derinlik algısı, geniş bir görüş alanı ve yüksek dikkat gerektirir. Tek gözle görüş, bu yetenekleri, özellikle mesafe tahmini ve manevra kabiliyetini önemli ölçüde kısıtlar.

Trafik güvenliği açısından, yolcu veya yük taşıyan ticari araç sürücülerinde çok daha katı sağlık şartları aranır. Monoküler görüş, özellikle sollama yaparken, dar alanlara park ederken veya mesafeyi ayarlarken ciddi riskler oluşturabileceğinden, yönetmelik bu kişilerin C (kamyon), D (otobüs) ve E (römorklu kamyon/çekici - eski sınıflandırma) gibi profesyonel ehliyet sınıflarını almasına izin vermez. Bu, hem sürücünün kendisini hem de taşıdığı yük veya yolcular ile trafikteki diğer herkesi korumaya yönelik bir tedbirdir.

Özetle, bu sorunun ana fikrini şu şekilde aklınızda tutabilirsiniz:

  • Monoküler (Tek Gözü Gören) Sürücüler: Sadece kişisel kullanıma yönelik araçlar için, belirli şartlar ve kısıtlamalar dahilinde ehliyet alabilirler.
  • B Sınıfı: Otomobil gibi kişisel araçları kapsadığı için, monoküler kişilere verilebilen ehliyet sınıfıdır.
  • C, D, E Sınıfları: Kamyon, otobüs gibi profesyonel ve ağır ticari araçları kapsadığı için, daha yüksek güvenlik standartları gerektirir ve monoküler kişilere verilmez.
Soru 35
Aşağıdaki yerlerin hangisinde araçların park edilmesi yasak değildir?
A
Dönemeçlerde
B
Geçiş yolları üzerinde
C
Eğimli yol kesimlerinde
D
Duraklamanın yasak olduğu yerlerde
35 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, verilen seçenekler arasında araç park etmenin yasak olmadığı, yani izin verildiği yerin hangisi olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası "yasak değildir" ifadesidir. Bu ifade, diğer üç seçeneğin kesinlikle yasak olduğu, bir tanesinin ise belirli kurallar dahilinde serbest olduğu anlamına gelir.

Doğru Cevap: c) Eğimli yol kesimlerinde

Doğru cevabın "Eğimli yol kesimlerinde" olmasının sebebi, trafik kurallarının eğimli yollarda park etmeyi yasaklamamasıdır. Ancak bu, gelişigüzel park edilebileceği anlamına gelmez. Eğimli yollarda park ederken aracın güvenliğini sağlamak için alınması gereken özel önlemler vardır. Bu önlemler alınarak park etmeye izin verilir. Bu önlemler şunlardır:

  • El freni mutlaka çekilmelidir.
  • Araç yokuş yukarı park edildiyse vites 1'e, yokuş aşağı park edildiyse geri vitese takılmalıdır.
  • Ön tekerlekler, aracın kayması durumunda yola değil, kaldırıma dönmesini sağlayacak şekilde sağa çevrilmelidir.

Görüldüğü gibi, eğimli yollarda park etmek yasak değildir, sadece belirli güvenlik tedbirleri gerektirir. Bu nedenle bu seçenek, sorunun doğru cevabıdır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

a) Dönemeçlerde: Dönemeçler ve virajlar, sürücülerin görüş mesafesinin kısıtlı olduğu yerlerdir. Bu noktalara park edilen bir araç, hem virajı alan diğer sürücüler için ani bir engel teşkil eder hem de yolun daralmasına neden olur. Bu durum, özellikle yüksek hızla gelen araçlar için büyük bir kaza riski oluşturduğundan, dönemeçlerde park etmek kesinlikle yasaktır.

b) Geçiş yolları üzerinde: Geçiş yolları, binaların, otoparkların, arsaların veya garajların giriş ve çıkışını sağlayan özel mülk bağlantı yollarıdır. Bu yolların üzerine park etmek, başkalarının giriş ve çıkış hakkını engellemek anlamına gelir. Bu sebeple, yaya ve araç trafiğini engellediği için geçiş yolları üzerine park etmek kesinlikle yasaktır.

d) Duraklamanın yasak olduğu yerlerde: Trafik kurallarında "park etme", "duraklama" eyleminden daha uzun süreli bir eylemdir. Duraklama, yolcu indirip bindirmek veya kısa süreli bir yük alıp vermek gibi 5 dakikayı geçmeyen beklemelerdir. Eğer bir yerde kısa süreli duraklamak bile yasaklanmışsa, o yerde daha uzun süreli olan park etme eylemi de hayli hayli yasaktır. Bu, mantıksal olarak en kesin yasaklardan biridir.

Soru 36
Dizel motor kullanan bir araca yanlışlıkla benzin konulması durumunda aşağıdakilerden hangisinin yapılması uygundur?
A
Aracın düşük hızda sürülmesi
B
Yakıt deposunun boşaltılması
C
Aracın yüksek devirde kullanılması
D
Lastik hava basınçlarının düşürülmesi
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, dizel motorlu bir araca yanlışlıkla benzin konulması gibi oldukça ciddi ve motora zarar verebilecek bir durumda yapılması gereken en doğru hareketin ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu durum, araç mekaniği ve yakıt sistemleri hakkında temel bilgi gerektiren önemli bir konudur. Doğru müdahale, binlerce liralık masrafın önüne geçebilir.

Doğru Cevap: b) Yakıt deposunun boşaltılması

Dizel motorlar ile benzinli motorların çalışma prensipleri ve kullandıkları yakıtların özellikleri tamamen farklıdır. Dizel yakıtı (mazot), aynı zamanda yağlı bir yapıya sahiptir ve yüksek basınçlı yakıt pompası ile enjektörler gibi hassas sistem elemanlarını yağlama görevi görür. Benzin ise tam tersine, yağ çözücü ve aşındırıcı bir özelliğe sahip, kuru bir yakıttır.

Dizel depoya benzin konulduğunda ve araç çalıştırıldığında, benzin bu yağlama özelliğini ortadan kaldırır. Yakıt pompası ve enjektörler yağlanmadan, çok yüksek basınç ve sürtünme altında çalışmaya başlar. Bu durum, çok kısa sürede bu parçalarda geri dönülemez hasarlara, aşınmalara ve arızalara yol açar. Bu nedenle yapılacak tek doğru şey, bu yanlış yakıtın motora ve yakıt sistemine ulaşmasını engellemektir. Bunun için de araç kesinlikle çalıştırılmadan yakıt deposu tamamen boşaltılmalı ve sistem temizlenmelidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Aracın düşük hızda sürülmesi: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Aracı düşük hızda da olsa sürmek, motorun çalıştığı ve yanlış yakıt karışımının yakıt sisteminde dolaştığı anlamına gelir. Bu durum, yukarıda bahsedilen hasarın yavaş yavaş ama kesin olarak gerçekleşmesine neden olur. Hasarı engellemek yerine, hasarın oluşmasını sağlamış olursunuz.
  • c) Aracın yüksek devirde kullanılması: Bu, seçenekler arasındaki en kötü ve en zararlı eylemdir. Aracı yüksek devirde kullanmak, yakıt pompasının daha hızlı çalışmasına ve sisteme daha fazla yanlış yakıt pompalanmasına neden olur. Bu da yağsız kalan parçaların çok daha hızlı aşınmasını ve motorun çok daha kısa sürede, çok daha büyük bir hasar almasını sağlar.
  • d) Lastik hava basınçlarının düşürülmesi: Bu seçeneğin konuyla hiçbir ilgisi yoktur. Lastik basıncı, aracın yol tutuşu ve yakıt tüketimi ile ilgili bir ayardır. Yakıt sistemine yanlış yakıt konulması gibi mekanik bir sorunla uzaktan yakından bir bağlantısı bulunmamaktadır. Bu tür ilgisiz seçenekler, sınavda dikkati dağıtmak için konulan çeldirici şıklardır.
Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi rot ayarının bozuk olmasına bağlı olarak meydana gelir?
A
Ön lastiklerin içten veya dıştan aşınması
B
Arka lastiklerin ortadan aşınması
C
Direksiyon kovanının eğilmesi
D
Direksiyon milinin eğilmesi
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın tekerleklerinin duruş açısı ayarı olan **rot ayarının** bozulması durumunda ne gibi bir sonuçla karşılaşılacağı sorulmaktadır. Rot ayarı, tekerleklerin birbirine ve yol yüzeyine doğru açılarla basmasını sağlayarak hem sürüş güvenliğini hem de lastik ömrünü doğrudan etkileyen önemli bir ayardır. Bu ayarın temel amacı, aracın düz bir çizgide ilerlemesini sağlamak ve lastiklerin yola tam olarak temas etmesini garanti etmektir.

Doğru Cevap: a) Ön lastiklerin içten veya dıştan aşınması

Doğru cevabın neden bu seçenek olduğunu açıklayalım. Rot ayarı bozulduğunda, tekerleklerin yere tam dik ve birbirine paralel basması gereken açılar kayar. Bu durumda tekerlekler, düz bir şekilde dönmek yerine, hafifçe içe veya dışa doğru sürüklenerek ilerlemeye başlar. Bu sürekli sürtünme, lastik sırtının dengesiz bir şekilde aşınmasına yol açar ve lastiğin sadece iç veya sadece dış kenarının yola daha fazla temas etmesine neden olur. Sonuç olarak, ön lastiklerde içten veya dıştan aşınma meydana gelir ki bu, rot ayarı bozukluğunun en belirgin ve yaygın işaretidir.
  • b) Arka lastiklerin ortadan aşınması: Bu seçenek yanlıştır. Lastiklerin, ister ön ister arka olsun, ortadan aşınmasının temel nedeni rot ayarı değil, yüksek lastik basıncıdır. Lastiğe gereğinden fazla hava basıldığında, lastiğin orta kısmı şişerek yola daha fazla temas eder ve bu bölge diğer kısımlara göre çok daha hızlı aşınır. Bu durumun rot ayarıyla bir ilgisi yoktur.

  • c) Direksiyon kovanının eğilmesi: Bu seçenek de yanlıştır. Direksiyon kovanı, direksiyon milini çevreleyen koruyucu bir yapıdır. Bu parçanın eğilmesi, bozuk bir ayardan dolayı değil, ancak kaza gibi şiddetli bir fiziksel darbe sonucunda meydana gelebilecek ciddi bir mekanik hasarı ifade eder. Rot ayarı bozukluğu, mevcut bir parçanın eğilmesine veya fiziksel olarak deforme olmasına neden olmaz.

  • d) Direksiyon milinin eğilmesi: Bu seçenek de yanlıştır. Direksiyon mili, direksiyon simidinden gelen hareketi tekerleklere ileten ana bağlantı parçasıdır. Tıpkı direksiyon kovanı gibi, bu parçanın da eğilmesi için rot ayarı bozukluğu yeterli bir sebep değildir. Bu tür bir hasar, genellikle büyük bir kaza veya arabanın altını sert bir yere vurma gibi ciddi darbeler sonucu oluşur.

Özetle, rot ayarı doğrudan lastiklerin yola basma açılarıyla ilgilidir ve bu ayar bozulduğunda lastiklerin kenarlarında düzensiz aşınmalar görülür. Diğer seçenekler ise ya lastik hava basıncıyla ya da ciddi fiziksel hasarlarla ilgili durumlardır.
Soru 38
Araçta elektrik devresini yüksek akıma karşı koruyan devre elemanı hangisidir?
A
Buji 
B
Soket
C
Ampul 
D
Sigorta
38 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir araçtaki elektrik sistemini aşırı akım gibi tehlikeli durumlara karşı koruyan parçanın ne olduğu sorulmaktadır. Araçlardaki elektrik tesisatı, tıpkı evlerimizdeki gibi hassastır ve beklenmedik bir kısa devre veya aşırı yüklenme durumunda ciddi hasarlar görebilir. Bu nedenle, sistemi koruyacak bir güvenlik elemanına ihtiyaç duyulur.

Doğru cevap d) Sigorta'dır. Sigorta, elektrik devresinden geçen akım, belirlenen güvenli seviyeyi aştığında devreyi keserek sisteme bağlı diğer parçaların zarar görmesini engelleyen bir güvenlik elemanıdır. İçerisindeki ince metal tel, yüksek akıma maruz kaldığında ısınarak erir ve kopar. Bu basit ama etkili mekanizmaya "sigorta atması" denir ve bu sayede radyo, farlar, klima veya aracın beyni (ECU) gibi daha pahalı ve karmaşık bileşenler korunmuş olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Buji: Bujinin görevi, motorun ateşleme sisteminin bir parçası olarak silindir içindeki sıkıştırılmış yakıt-hava karışımını bir kıvılcım çıkararak ateşlemektir. Elektrik devresini korumak gibi bir fonksiyonu yoktur, görevi motorun çalışmasını sağlamaktır.
  • b) Soket: Soket, elektrikli bileşenleri veya kabloları birbirine bağlamak için kullanılan bir bağlantı elemanıdır. Akımı bir noktadan diğerine iletir ancak akımın miktarını kontrol etme veya devreyi yüksek akıma karşı koruma gibi aktif bir görevi bulunmaz.
  • c) Ampul: Ampul, elektrik enerjisini kullanarak ışık üreten bir alıcıdır; yani elektrik tüketen bir parçadır. Koruyan değil, tam tersine sigorta tarafından korunması gereken bir elemandır. Yüksek akım, ampulün patlamasına veya bozulmasına neden olur.

Özetle, araçtaki elektrik devresinin emniyetini sağlayan ve yüksek akım durumunda kendini feda ederek sistemi koruyan parça sigortadır. Bu nedenle doğru cevap "d" seçeneğidir.

Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi araçlarda egzoz gaz emisyonlarını azaltmak için kullanılır?
A
Egzoz supabı
B
Emme manifoldu
C
Katalitik konvertör
D
Egzoz manifoldu
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araçların motorundan çıkan ve çevreye zararlı olan gazların miktarını azaltmak için kullanılan sistemin hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu sistem, modern araçlarda hava kirliliğini önlemek için zorunlu olan önemli bir parçadır. Sorunun doğru cevabını ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: c) Katalitik konvertör

Doğru cevap c) Katalitik konvertör'dür. Katalitik konvertör, egzoz sistemi üzerinde, egzoz manifoldundan sonra ve susturucudan önce yer alan bir parçadır. İçerisinde bulunan platin, paladyum ve rodyum gibi değerli metaller sayesinde, motordan çıkan zehirli gazları kimyasal bir reaksiyona sokarak daha az zararlı gazlara dönüştürür. Örneğin, zehirli olan karbon monoksit (CO) gazını karbondioksite (CO2), azot oksitleri (NOx) ise zararsız azot gazına (N2) çevirir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Egzoz supabı: Egzoz supabı, motorun silindirleri içinde yer alan bir parçadır. Görevi, yanma işlemi bittikten sonra oluşan egzoz gazlarının silindirden dışarı, egzoz manifolduna atılmasını sağlamak için açılıp kapanmaktır. Yani gazları temizlemez, sadece dışarı çıkışını kontrol eder. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Emme manifoldu: Emme manifoldu, motorun hava giriş sisteminin bir parçasıdır. Görevi, hava ve yakıt karışımını motorun silindirlerine eşit bir şekilde dağıtmaktır. Egzoz gazları ile hiçbir ilgisi yoktur, tam tersine motorun içine giren havayı yönetir. Bu sebeple bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Egzoz manifoldu: Egzoz manifoldu, motordaki her bir silindirden çıkan sıcak egzoz gazlarını toplayarak tek bir boruda birleştiren parçadır. Bu parça, gazları katalitik konvertöre ve egzoz borusunun geri kalanına yönlendirir. Görevi gazları toplamak ve iletmektir, emisyonları azaltmak veya temizlemek değildir. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, egzoz gazı emisyonlarını azaltma görevi, özel olarak bu iş için tasarlanmış olan katalitik konvertöre aittir. Diğer parçalar egzoz sisteminin veya motorun farklı işlevlere sahip temel bileşenleridir ancak gazların kimyasal yapısını değiştirerek onları daha az zararlı hale getirmezler.

Soru 40
Aşağıdakilerden hangisinin, çok soğuk hava şartlarında motor soğutma suyuna katılması donmayı önler?
A
Akü elektroliti 
B
Motor yağı
C
Fren hidroliği 
D
Antifriz
40 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kış aylarında ve çok soğuk hava koşullarında, bir aracın motorunu donma tehlikesinden korumak için soğutma suyuna hangi sıvının eklenmesi gerektiği sorulmaktadır. Motorun içindeki su donduğunda genleşir ve bu genleşme, motor bloğunda veya radyatörde çatlaklara neden olarak çok ciddi ve masraflı arızalara yol açabilir. Bu nedenle soğutma suyunun donma noktasını düşürmek kritik bir öneme sahiptir.

Doğru cevap d) Antifriz seçeneğidir. Antifriz, kelime anlamı olarak "donma karşıtı" demektir ve temel amacı, suyun donma noktasını 0 derecenin çok daha altına düşürmektir. Motor soğutma suyuna belirli bir oranda antifriz katıldığında, bu karışım -30, -40 derece gibi çok düşük sıcaklıklarda bile sıvı kalmayı başarır. Böylece en soğuk havalarda dahi motor ve soğutma sistemi güvende olur. Ayrıca antifriz, suyun kaynama noktasını da yükselterek yaz aylarında harareti önlemeye yardımcı olur ve sistemdeki metal parçaları paslanmaya karşı korur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Akü elektroliti: Bu sıvı, akünün içinde bulunan asitli bir çözeltidir ve görevi elektrik üretmektir. Soğutma sistemine katılması kesinlikle yanlıştır çünkü yüksek derecede aşındırıcı (korozif) bir maddedir. Motor bloğunu, radyatörü ve bağlantı hortumlarını kısa sürede delerek sisteme onarılamaz zararlar verir.
  • b) Motor yağı: Motorun hareketli parçaları arasındaki sürtünmeyi azaltmak ve aşınmayı önlemek için kullanılır. Yağlama sisteminde dolaşır ve soğutma sistemiyle bir ilgisi yoktur. Su ile karışmaz; soğutma suyuna eklenirse, radyatör kanallarını ve su devirdaim kanallarını tıkayarak motorun hararet yapmasına, yani aşırı ısınmasına neden olur.
  • c) Fren hidroliği: Fren sisteminde, fren pedalına uygulanan kuvveti tekerleklere iletmek için kullanılan özel bir hidrolik sıvıdır. Soğutma sisteminin parçaları (özellikle lastik contalar ve hortumlar) için zararlı olabilir ve soğutma görevi yoktur. Her sıvının araçta kendine özel bir görevi vardır ve kesinlikle birbirinin yerine kullanılamazlar.

Sonuç olarak, motor soğutma sistemini kışın donmaktan, yazın ise hararetten korumak için kullanılan tek doğru ve güvenli sıvı antifrizdir. Bu nedenle araç sahiplerinin kış mevsimi gelmeden önce araçlarındaki antifriz seviyesini ve donma derecesini mutlaka kontrol ettirmeleri gerekir.

Soru 41
Benzinli motorlarda emme zamanında silindirlere hangisi alınır?
A
Hidrolik yağı
B
Sadece hava
C
Sadece yakıt
D
Yakıt-hava karışımı
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dört zamanlı bir benzinli motorun çalışma prensiplerinden ilki olan emme zamanında silindirin içine neyin çekildiği sorulmaktadır. Motorun güç üretebilmesi için doğru zamanda doğru maddelerin silindire alınması kritik öneme sahiptir. Bu soruyu doğru cevaplamak için benzinli motorların temel çalışma döngüsünü bilmek gerekir.

Benzinli bir motorun çalışması genellikle dört temel aşamada gerçekleşir. Bu aşamalara "dört zamanlı çevrim" denir. Bu zamanlar sırasıyla şunlardır:

  1. Emme Zamanı: Piston aşağı doğru hareket ederken emme supabı (valfi) açılır ve silindirin içine yanacak olan madde alınır.
  2. Sıkıştırma Zamanı: Piston yukarı doğru çıkar, her iki supap da kapanır ve silindire alınan madde sıkıştırılır.
  3. Ateşleme (İş) Zamanı: Sıkıştırılan maddenin üzerine buji bir kıvılcım çakar. Bu kıvılcım, maddenin patlayarak yanmasını sağlar ve oluşan basınç pistonu güçlü bir şekilde aşağı iter.
  4. Egzoz Zamanı: Piston tekrar yukarı çıkarken egzoz supabı açılır ve yanma sonucu oluşan atık gazlar silindirden dışarı atılır.

Doğru Cevabın Açıklaması (d - Yakıt-hava karışımı)

Benzinli motorlarda, yakıtın (benzinin) verimli bir şekilde yanabilmesi için hava ile belirli bir oranda karışması zorunludur. Bu ideal karışım, motorun tipine göre karbüratör veya enjeksiyon sistemi aracılığıyla silindire girmeden önce hazırlanır. Emme zamanında piston aşağı doğru hareket ettiğinde silindir içinde bir vakum oluşur ve bu hazır yakıt-hava karışımı emme supabından içeri çekilir. Ateşleme zamanında bujinin çakacağı kıvılcım, işte bu hazır karışımı patlatarak güç üretir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) Hidrolik yağı: Hidrolik yağı, motorun yanma odasıyla hiçbir ilgisi olmayan bir sıvıdır. Genellikle fren sistemleri, direksiyon sistemleri gibi hidrolik güç gerektiren yerlerde kullanılır. Silindire hidrolik yağı girmesi, motor için çok ciddi bir arıza anlamına gelir ve normal çalışma düzeninin bir parçası değildir.
  • b) Sadece hava: Emme zamanında silindire sadece hava alınması, dizel motorların çalışma prensibidir. Dizel motorlarda önce silindire hava alınır, bu hava pistonla çok yüksek oranda sıkıştırılarak aşırı derecede ısıtılır. Ardından bu kızgın havanın içine yakıt (motorin) püskürtülür ve yakıt kendi kendine tutuşur. Benzinli motorlarda ise ateşleme buji ile yapıldığı için önceden hazırlanmış bir karışım gerekir.
  • c) Sadece yakıt: Yakıtın yanabilmesi için oksijene, yani havaya ihtiyacı vardır. Silindire sadece sıvı halde yakıt alınırsa, yanma için gerekli olan hava olmadığından buji kıvılcımı bir patlama oluşturamaz. Motorun çalışması için yakıtın hava ile doğru oranda buharlaşıp karışması şarttır.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi akünün görevlerindendir?
A
Motor yağını ısıtmak
B
Yüksek voltaj üretmek
C
Soğutma suyuna depoluk etmek
D
Marş motoruna ilk hareket için elektrik vermek
42 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın elektrik sisteminin kalbi sayılan akünün temel görevleri arasından en doğrusunu bulmamız istenmektedir. Akü, aracın çalışması için gerekli olan elektrik enerjisini kimyasal olarak depolayan ve ihtiyaç anında bu enerjiyi kullanan bir parçadır. Sorunun seçeneklerini inceleyerek akünün asıl işlevini ve diğer parçaların görevlerini ayırt etmemiz gerekiyor.

Doğru cevap 'd' seçeneğidir. Akünün en temel ve en önemli görevi, motoru çalıştırmak için gereken ilk ve en güçlü elektrik akımını sağlamaktır. Siz kontağı çevirdiğinizde, aküden gelen bu yüksek akım marş motorunu harekete geçirir. Marş motoru da motorun ana milini (krank mili) döndürerek pistonların ilk hareketini yapmasını ve böylece yanma işleminin başlamasını sağlar. Bu yüzden "ilk hareket için elektrik vermek" ifadesi akünün birincil görevini tam olarak tanımlar.

Akü bu temel görevinin yanı sıra, motor çalışmıyorken radyo, farlar ve iç aydınlatma gibi elektrikli donanımları çalıştırmak için de enerji sağlar. Ayrıca motor çalışırken alternatörün (şarj dinamosu) ürettiği elektrikteki dalgalanmaları dengeleyerek elektrik sistemini korur. Ancak sorularda genellikle en kritik görevi olan marş motoruna enerji sağlaması üzerinde durulur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Motor yağını ısıtmak: Bu, akünün bir görevi değildir. Motor yağı, motorun çalışmasıyla birlikte doğal olarak ısınır ve görevi motor parçaları arasındaki sürtünmeyi azaltmaktır. Akünün motor yağını ısıtmak gibi bir işlevi veya donanımı bulunmaz.
  • b) Yüksek voltaj üretmek: Bu ifade yanıltıcıdır. Akü, genellikle 12 volt gibi düşük bir doğru akım (DC) voltajı üretir. Motorun ateşleme sistemi için gereken yüksek voltaj (binlerce volt), endüksiyon bobini (ateşleme bobini) tarafından üretilir. Bobin, aküden aldığı düşük voltajı yükselterek bujilere gönderir ve kıvılcım oluşmasını sağlar. Dolayısıyla yüksek voltaj üretmek bobinin görevidir, akünün değil.
  • c) Soğutma suyuna depoluk etmek: Bu görev, aracın soğutma sistemine aittir. Soğutma suyu (antifriz), radyatör ve genleşme kabı (yedek su deposu) içerisinde bulunur ve motorun aşırı ısınmasını önler. Akü ise tamamen farklı bir sistem olan elektrik sisteminin bir parçasıdır ve içi elektrolit (asitli su) ile doludur.

Özetle, akünün en birincil ve hayati görevi, motorun çalışabilmesi için gerekli olan ilk ateşlemeyi başlatan marş motoruna elektrik enerjisi vermektir. Diğer seçenekler, aracın farklı sistemlerine (yağlama, ateşleme, soğutma) ait görevleri tanımlamaktadır. Bu nedenle ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda, akünün "ilk hareket" ve "elektrik deposu" olduğunu hatırlamanız doğru cevabı bulmanızı kolaylaştıracaktır.

Soru 43
Aşağıdakilerden hangisinin periyodik bakımı yapılmadığında motorda yeterli miktarda yağlama gerçekleşmez?
A
Yağ filtresi 
B
Hava filtresi
C
Yakıt filtresi 
D
Polen filtresi
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, periyodik bakımı aksatıldığında motorun yağlama sistemini doğrudan etkileyerek yetersiz yağlamaya sebep olan parçanın hangisi olduğu sorulmaktadır. Motorun sağlıklı çalışabilmesi için hareketli parçaların sürekli olarak yağlanması gerekir. Bu yağlamanın yetersiz kalması, motorun aşırı ısınmasına, aşınmasına ve hatta tamamen bozulmasına yol açabilir.

Doğru Cevap: a) Yağ filtresi

Doğru cevabın yağ filtresi olmasının sebebi, motorun yağlama sistemindeki en kritik parçalardan biri olmasıdır. Motor yağı, motorun içinde dolaşarak metal parçaların birbirine sürtünmesini engeller ve aynı zamanda motoru soğutmaya yardımcı olur. Bu dolaşım sırasında yağ, metal talaşları, kurum ve diğer kirletici parçacıkları toplar. Yağ filtresinin görevi, yağı bu zararlı parçacıklardan süzerek temizlemektir.

Eğer yağ filtresinin periyodik bakımı yapılmaz ve zamanında değiştirilmezse, filtre gözenekleri bu kirlerle tamamen tıkanır. Tıkanan bir filtre, motor yağının serbestçe dolaşmasını engeller. Bu durumda, motorun kritik noktalarına (pistonlar, yataklar, krank mili gibi) yeterli miktarda ve basınçta yağ ulaşamaz. Sonuç olarak motorda yetersiz yağlama meydana gelir ve bu da ciddi motor arızalarına zemin hazırlar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Hava filtresi: Hava filtresi, motora yanma işlemi için giren havayı temizler. Eğer tıkanırsa, motora yeterli hava giremez. Bu durum motorun çekişten düşmesine, yakıt tüketiminin artmasına ve egzozdan siyah duman atmasına neden olur. Ancak bu durumun motorun yağlanması ile doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • c) Yakıt filtresi: Yakıt filtresi, yakıt deposundan motora giden yakıtı (benzin veya mazot) temizler. Tıkanması durumunda motora yeterli yakıt gitmez, bu da motorun teklemesine, stop etmesine veya hiç çalışmamasına neden olur. Bu, yakıt sistemiyle ilgili bir sorundur, yağlama sistemiyle değil.
  • d) Polen filtresi: Polen filtresi (kabin filtresi olarak da bilinir), dışarıdaki havayı süzerek aracın içine, yani kabine girmesini sağlar. Görevi, toz, polen ve diğer alerjenleri tutarak sürücü ve yolcuların daha temiz bir hava solumasını sağlamaktır. Motorun çalışması veya yağlanması ile hiçbir teknik bağlantısı bulunmaz.

Özetle, soruda belirtilen "yetersiz yağlama" sorunu, doğrudan motorun yağlama sistemini ilgilendiren bir arızadır. Şıklardaki parçalardan sadece yağ filtresi bu sistemin bir elemanıdır ve tıkandığında yağ akışını engelleyerek yetersiz yağlamaya sebep olur.

Soru 44
I. LPG II. Benzin III. Motorin İçten yanmalı motorlarda yukarıdaki yakıtlardan hangileri kullanılır?
A
Yalnız I.
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araçlarda kullanılan içten yanmalı motorların hangi yakıt türleriyle çalışabildiği sorulmaktadır. İçten yanmalı motor, yakıtı motorun içindeki kapalı bir alanda (silindir) yakarak mekanik enerji üreten motor tipidir. Bu tanım, farklı ateşleme sistemlerine ve yakıtlara sahip birkaç motor türünü kapsayan genel bir ifadedir.

Doğru cevap D) I, II ve III seçeneğidir. Çünkü soruda listelenen yakıtların üçü de günümüzde farklı tiplerdeki içten yanmalı motorlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu motorların hepsi, yakıtı motorun içinde yaktığı için "içten yanmalı" olarak sınıflandırılır.

Şimdi yakıtları ve kullanıldıkları motorları tek tek inceleyerek neden hepsinin doğru olduğunu anlayalım:

  • I. LPG (Sıvılaştırılmış Petrol Gazı): Özellikle benzinli araçlara sonradan takılan sistemlerle kullanılan alternatif bir yakıttır. LPG, benzinli motorun çalışma prensibine uygun şekilde silindirlerin içinde yakılır. Bu nedenle LPG ile çalışan motorlar da birer içten yanmalı motordur.
  • II. Benzin: Binek otomobillerde en yaygın kullanılan yakıt türüdür. Benzinli motorlar, yakıt-hava karışımını bir buji kıvılcımı ile ateşleyerek çalışır ve bu işlem motorun içinde gerçekleşir. Bu yüzden benzinli motorlar, içten yanmalı motorların en bilinen örneğidir.
  • III. Motorin (Dizel): Genellikle kamyon, otobüs, tır gibi ticari araçlarda ve bazı binek otomobillerde kullanılır. Dizel motorlarda yakıt, silindir içinde sıkıştırılarak aşırı ısınan havanın içine püskürtülür ve bu yüksek sıcaklık sayesinde kendiliğinden tutuşur. Ateşleme yöntemi farklı olsa da, yanma işlemi motorun içinde gerçekleştiği için dizel motorlar da içten yanmalı motor kategorisindedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım:

a) Yalnız I: Bu seçenek çok eksiktir. Çünkü içten yanmalı motor denildiğinde akla ilk gelen ve en yaygın kullanılan yakıtlar olan benzin ve motorini tamamen dışarıda bırakmaktadır.

b) I ve II: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü motorini (dizel) göz ardı etmektedir. Dizel motorlar, özellikle yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan çok önemli bir içten yanmalı motor türüdür.

c) II ve III: Bu seçenek, en yaygın iki yakıtı içerse de LPG'yi dışlamaktadır. Türkiye'de ve dünyada milyonlarca araç LPG ile çalıştığı için ve bu motorlar da içten yanmalı olduğu için bu seçenek de eksik kalmaktadır.

Özetle, "içten yanmalı motor" genel bir başlık olup hem benzinli, hem dizel, hem de LPG ile çalışan motorları kapsar. Bu nedenle soruda verilen üç yakıt türü de bu motorlarda kullanılır ve doğru cevap hepsini içeren D seçeneğidir.

Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi sorumluluk duygusuna sahip bir sürücünün özelliklerindendir?
A
Trafik kurallarını önemsemeden araç kullanması
B
Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi
C
Sevdiklerinin hayatını tehlikeye atmaktan çekinmemesi
D
Kendi yetki alanına giren herhangi bir olayı başkalarının üstlenmesini beklemesi
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sorumluluk duygusuna sahip bir sürücünün temel davranış biçimi ve zihniyeti sorgulanmaktadır. Sorumluluk, en basit tanımıyla, bir kişinin kendi eylemlerinin sonuçlarını üstlenmesi ve bu sonuçları önceden düşünerek hareket etmesidir. Trafik gibi birçok insanın can ve mal güvenliğinin iç içe geçtiği bir ortamda bu duygu, kazaları önlemek ve güvenli bir akış sağlamak için hayati önem taşır.

Doğru cevap b) Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi seçeneğidir. Çünkü sorumlu bir sürücü, yapacağı her hamlenin (hızlanma, sollama, şerit değiştirme gibi) sadece kendisini değil, trafikteki diğer sürücüleri, yayaları ve yolcuları nasıl etkileyeceğini öngörür. Örneğin, "Bu hızla viraja girersem aracın kontrolünü kaybedebilir miyim?" veya "Öndeki aracı bu kadar yakından takip edersem ani bir frende durabilir miyim?" gibi soruları kendine sorarak riskleri önceden hesaplar. Bu düşünce yapısı, tehlikeli durumların oluşmasını en başından engeller ve güvenli sürüşün temelini oluşturur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Trafik kurallarını önemsemeden araç kullanması: Bu seçenek, sorumluluğun tam tersidir. Trafik kuralları, toplumun ortak güvenliği için konulmuş sınırlardır ve sorumlu bir sürücü bu kurallara uymayı bir görev bilir. Kuralları önemsememek, hem kendini hem de başkalarını tehlikeye atan sorumsuz bir davranıştır.
  • c) Sevdiklerinin hayatını tehlikeye atmaktan çekinmemesi: Bu ifade, sorumsuzluğun da ötesinde, kabul edilemez bir vurdumduymazlıktır. Sorumlu bir sürücü, aracındaki yolcuların, özellikle de ailesi ve arkadaşlarının can güvenliğini her şeyin önünde tutar. Onları tehlikeye atacak riskli hareketlerden bilinçli olarak kaçınır.
  • d) Kendi yetki alanına giren herhangi bir olayı başkalarının üstlenmesini beklemesi: Bu davranış, sorumluluktan kaçmak ve suçu başkalarına atmak anlamına gelir. Örneğin, bir kazaya karıştığında hatasını kabul etmek yerine hemen karşı tarafı suçlamak veya aracının bakımını ihmal edip yolda kaldığında başkalarından yardım beklemek sorumsuz bir tutumdur. Sorumlu bir sürücü, kendi eylemlerinin ve ihmallerinin sonuçlarını üstlenir.

Özetle, ehliyet sınavındaki bu soru, sürücü adayının trafikteki temel ahlaki duruşunu ölçmeyi amaçlamaktadır. Sorumluluk, sadece kuralları bilmek değil, aynı zamanda empati kurarak ve eylemlerinin olası sonuçlarını öngörerek proaktif bir şekilde güvenliği sağlamaktır. Bu nedenle, davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmek, sorumlu bir sürücünün en belirgin ve en önemli özelliğidir.

Soru 46
Ailesi ile birlikte yolculuk yapan bir sürücü, aracını hız limitlerini aşarak sürdüğünde ailesinin hayatını da tehlikeye atmış olacaktır. Bu sürücü, hız ihlalinden kaynaklanan olası bir kazada sevdiklerinin canını riske atmakla trafikte hangi temel değeri yerine getirmemiş olur?
A
Hırçınlık
B
Sorumluluk
C
Bencillik
D
Hoşnutsuzluk
46 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün ailesi yanındayken hız kurallarını ihlal etmesinin ardında yatan temel ahlaki eksiklik sorgulanmaktadır. Sürücünün bu davranışı, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda yolcularına karşı olan en temel görevlerinden birini göz ardı etmesidir. Sorunun odak noktası, bu görevin hangi temel trafik değeri ile ifade edildiğidir.

Doğru Cevap: b) Sorumluluk

Doğru cevabın sorumluluk olmasının sebebi, sürücülüğün en temelinde yatan kavramlardan biri olmasıdır. Bir sürücü direksiyon başına geçtiği andan itibaren sadece kendisinden değil, aracındaki yolculardan, trafikteki diğer insanlardan ve hatta çevreden de sorumlu hale gelir. Sorudaki sürücü, hız yaparak hem yasal bir sorumluluğu (hız limitine uymak) hem de ahlaki bir sorumluluğu (ailesinin can güvenliğini sağlamak) hiçe saymaktadır. Bu nedenle, yerine getirmediği en temel değer sorumluluktur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Hırçınlık: Hırçınlık, sürücünün agresif veya sinirli bir ruh hali içinde olmasını ifade eder. Sürücü hız yaparken hırçın olabilir, ancak bu durumun temelindeki değer ihlali hırçınlık değildir. Sakin bir şekilde de hız limiti aşılarak sorumluluk ihlal edilebilir. Hırçınlık bir davranış biçimidir, sorumluluk ise bir temel değerdir.
  • c) Bencillik: Sürücünün bu davranışı şüphesiz bencilcedir, çünkü kendi isteğini (hızlı gitmek) sevdiklerinin güvenliğinin önüne koymaktadır. Ancak "sorumluluk", trafik bağlamında daha kapsayıcı ve temel bir değerdir. Trafik kuralları, bireylerin bencillik yapmasını önlemek ve ortak bir sorumluluk bilinci oluşturmak için vardır. Bu nedenle bencillik, sorumluluk eksikliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkar.
  • d) Hoşnutsuzluk: Hoşnutsuzluk, bir durumdan memnun olmama halidir. Sürücünün yavaş gitmekten hoşnutsuz olması, onu hız yapmaya iten bir sebep olabilir. Ancak bu, ihlal ettiği temel trafik değerinin kendisi değildir. Hoşnutsuzluk bir duygudur, sorumluluk ise üstlenilmesi gereken bir görev ve ahlaki bir ilkedir.

Özetle, ailesi yanındayken hız yapan bir sürücü, anlık isteklerini sevdiklerinin can güvenliğinden üstün tutarak en temel görevi olan sorumluluk ilkesini çiğnemiş olur. Bu soru, ehliyet sınavında adayların sadece kuralları ezberlemesini değil, aynı zamanda trafiğin bir sorumluluk alanı olduğunu anlamalarını ölçmeyi amaçlamaktadır.

Soru 47
I. Geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek II. Aşırı hız yaparak diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtmak

III. Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park etmek

Yukarıdakilerden hangileri trafikte bireye yapılan hak ihlallerindendir?

A
Yalnız I
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki davranışlardan hangilerinin diğer bireylerin haklarını ihlal ettiği, yani bir "hak ihlali" olduğu sorulmaktadır. Trafik kuralları sadece düzeni sağlamakla kalmaz, aynı zamanda tüm sürücülerin, yayaların ve yolcuların can ve mal güvenliği gibi temel haklarını korumayı amaçlar. Soruyu doğru cevaplamak için her bir öncülü bu "birey hakkı" perspektifinden değerlendirmemiz gerekir.

I. Geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek

Bu davranış bir hak ihlali değildir; tam aksine, toplumsal bir sorumluluk ve yasal bir zorunluluktur. Ambulans, itfaiye veya polis aracı gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçlar, acil bir durumda bir başkasının yaşama hakkını korumak için görev yapmaktadır. Onlara yol vermek, hem o araçların içindeki görevlilerin hem de yardıma muhtaç olan bireylerin haklarına saygı göstermek anlamına gelir. Dolayısıyla bu, olumlu ve doğru bir davranıştır.

II. Aşırı hız yaparak diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtmak

Bu davranış, açık bir hak ihlalidir. Trafikteki her bireyin güvenli bir ortamda seyahat etme hakkı vardır. Aşırı hız yapan bir sürücü, ani manevralar yaparak veya tehlikeli bir şekilde diğer araçlara yaklaşarak çevresindeki sürücülerin paniğe kapılmasına, dikkatlerinin dağılmasına ve kaza riskiyle karşı karşıya kalmalarına neden olur. Bu durum, diğer insanların can ve mal güvenliği hakkını doğrudan tehdit eder.

III. Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park etmek

Bu davranış da çok net bir hak ihlalidir. Engelli park yerleri, engelli bireylerin hastane, alışveriş merkezi gibi sosyal alanlara daha kolay ve güvenli bir şekilde ulaşabilmeleri için onlara tanınmış özel bir haktır. Engeli olmayan bir kişinin bu alanı işgal etmesi, o hakka sahip olan bir engellinin bu imkândan faydalanmasını engeller. Bu, sadece bir park kuralı ihlali değil, aynı zamanda empati yoksunluğu ve engelli bir bireyin hakkını gasp etmektir.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • I. öncül bir hak ihlali değil, bir sorumluluktur. Bu nedenle içinde "I" olan seçenekler (a, b, d) yanlıştır.
  • II. ve III. öncüller ise diğer bireylerin güvenlik ve erişim gibi temel haklarını doğrudan ihlal eden davranışlardır.

Bu değerlendirmeye göre, trafikte bireye yapılan hak ihlalleri II ve III numaralı öncüllerde belirtilen davranışlardır. Bu nedenle doğru cevap c) II ve III. seçeneğidir.

Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi trafikte bireye yapılan hak ihlallerindendir?
A
Aşırı hız yapmaktan kaçınılması
B
Geçiş önceliğine sahip araçlara yol verilmesi
C
Trafikte sürücülerin tek başına olmadığının düşünülmesi
D
Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park edilmesi
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sergilenen davranışlardan hangisinin başka bir bireyin hakkını doğrudan çiğnediği, yani bir hak ihlali olduğu sorulmaktadır. Trafik kuralları sadece düzeni sağlamakla kalmaz, aynı zamanda tüm yol kullanıcılarının (sürücüler, yayalar, yolcular) haklarını korur. Soru, bu korunan haklardan birinin gasp edildiği durumu bulmamızı istiyor.

Doğru Cevap: d) Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park edilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, yapılan eylemin doğrudan ve açık bir şekilde belirli bir grubun hakkını ihlal etmesidir. Engelli park yerleri, engelli bireylerin kamu alanlarına, binalara ve hizmetlere daha kolay ve güvenli bir şekilde erişebilmeleri için özel olarak ayrılmıştır. Bu yerler genellikle girişlere daha yakındır ve araçtan tekerlekli sandalye gibi yardımcı aletlerin indirilebilmesi için daha geniştir. Engeli olmayan bir sürücü bu alana park ettiğinde, o alana gerçekten ihtiyacı olan bir engelli bireyin erişim ve ulaşım hakkını elinden almış olur. Bu durum, sadece bir park kuralı ihlali değil, aynı zamanda bir bireyin temel hakkına yönelik bir saygısızlıktır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

Diğer seçenekler ise bir hak ihlali değil, tam tersine trafikte olması gereken olumlu ve sorumlu davranışlardır. Bu davranışlar, başkalarının haklarına saygı göstermeyi ve trafik güvenliğini artırmayı amaçlar. Şimdi bu seçenekleri neden elediğimizi inceleyelim:

  • a) Aşırı hız yapmaktan kaçınılması: Bu, bir hak ihlali değildir; aksine, trafik kurallarına uymak ve hem kendi hem de diğer sürücü ve yayaların can güvenliği hakkına saygı göstermektir. Aşırı hız yapmak bir hak ihlaline yol açabilir, ancak bundan kaçınmak sorumlu bir davranıştır.
  • b) Geçiş önceliğine sahip araçlara yol verilmesi: Ambulans, itfaiye gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek, yasal bir zorunluluk ve toplumsal bir görevdir. Bu davranış, o araçların taşıdığı hastanın veya yardıma ihtiyacı olan kişinin yaşama hakkına öncelik tanımaktır. Dolayısıyla bu, bir hak ihlali değil, hakka saygıdır.
  • c) Trafikte sürücülerin tek başına olmadığının düşünülmesi: Bu, empatinin ve trafik adabının temelidir. Diğer yol kullanıcılarının varlığını ve haklarını kabul etmek, olası hak ihlallerini en başından önleyen bir düşünce yapısıdır. Bu bilinçle hareket etmek, saygılı ve güvenli bir trafik ortamı yaratır.

Sonuç olarak, a, b ve c seçenekleri trafikte sergilenmesi gereken doğru ve olumlu davranışları ifade ederken, d seçeneği belirli bir grubun yasal olarak tanınmış bir hakkını doğrudan gasp eden bir eylemi tanımlamaktadır. Bu nedenle doğru cevap d seçeneğidir.

Soru 49
Aracı arıza yaptığı için yolda kalmış ve trafiğin aksamasına sebep olmuş sürücünün sorununa, yoldan geçen diğer bir sürücünün durup çözüm bulması hâli, trafikte hangi temel değere sahip olunduğuna örnektir?
A
Yardımlaşmaya
B
Öfke duygusuna
C
Bencil davranmaya
D
Aşırı tepki göstermeye
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte zor bir durumla karşılaşan (arabası bozulan) bir sürücüye, yoldan geçen başka bir sürücünün yardım etme davranışı ele alınmaktadır. Sorunun amacı, bu yardımsever davranışın trafikteki hangi temel insani ve sosyal değeri temsil ettiğini belirlemektir. Bu durum, sürücülerin sadece kendi yolculuklarına odaklanmak yerine, trafiği paylaştıkları diğer insanlara karşı sorumluluk ve duyarlılık göstermesinin bir örneğidir.

Doğru Cevap: a) Yardımlaşmaya

Doğru cevabın "Yardımlaşmaya" olmasının sebebi, sorudaki senaryonun bu kavramı birebir yansıtmasıdır. Yardımlaşma, bireylerin zor durumda olan başkalarına karşılık beklemeden destek olması, onların sorunlarını çözmek için çaba göstermesi anlamına gelir. Soruda, bir sürücü diğerinin sorununa kayıtsız kalmayıp duruyor ve çözüm bulmaya çalışıyor; bu, trafikteki dayanışma ve iş birliğinin en güzel örneklerinden biridir ve doğrudan yardımlaşma değerini gösterir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Öfke duygusuna: Öfke, trafikte sıkışıklık veya bir sorun karşısında gösterilen olumsuz ve saldırgan bir tepkidir. Sorudaki sürücü, arızalanan araç yüzünden trafiğin aksamasına sinirlenmek yerine durup yardım etmektedir. Bu davranış, öfkenin tam tersi olan sakinlik, empati ve yapıcı bir tutumu sergiler.
  • c) Bencil davranmaya: Bencillik, sadece kendi çıkarını ve rahatını düşünmektir. Bencil bir sürücü, yolda kalmış kişiyi görmezden gelir, "Bu benim sorunum değil" diyerek yoluna devam ederdi. Oysa sorudaki sürücü, kendi zamanından ve konforundan feragat ederek başkasına yardım etmektedir, bu da bencilliğin tam zıttı olan fedakâr bir davranıştır.
  • d) Aşırı tepki göstermeye: Aşırı tepki, bir durum karşısında gereğinden fazla ve kontrolsüz bir reaksiyon vermektir (örneğin sürekli korna çalmak, bağırmak). Yardım etmek ise sakin, kontrollü ve çözüm odaklı bir eylemdir. Dolayısıyla, sorudaki sürücünün davranışı aşırı bir tepki değil, aksine olgun ve sorumlu bir davranıştır.

Özetle, bu soru trafikte sürücülerin birbirlerine karşı göstermesi gereken olumlu tutumları ölçmektedir. Zor durumda kalan birine yardım eli uzatmak, trafikte güvenli ve huzurlu bir ortamın oluşması için vazgeçilmez olan yardımlaşma değerinin en temel göstergesidir.

Soru 50
Sürücülerin trafik içindeki davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi hâli, trafikte hangi temel değere sahip olunduğunu gösterir?
A
Kabalık
B
Hırçınlık
C
Bencillik 
D
Sorumluluk
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün trafikte yaptığı her hareketin olası sonuçlarını (hem kendisi hem de diğerleri için) hesaba katarak araç kullanmasının, hangi temel trafik değerine karşılık geldiği sorulmaktadır. Kısacası, "eğer bunu yaparsam ne olur?" diye düşünerek hareket etmek, hangi olumlu özelliği yansıtır diye sorgulanmaktadır. Bu, trafik adabının temel taşlarından biridir.

d) Sorumluluk (Doğru Cevap)

Doğru cevap sorumluluktur. Sorumluluk, bir kişinin kendi eylemlerinin sonuçlarını üstlenmesi, bu sonuçları önceden öngörerek dikkatli ve tedbirli davranması anlamına gelir. Trafikteki bir sürücü, yaptığı manevranın diğer sürücüleri, yayaları ve yolcuları nasıl etkileyeceğini düşünüyorsa, sorumluluk bilincine sahip demektir. Örneğin, "Hız yaparsam kaza riskini artırırım" veya "Sinyal vermezsem arkamdaki sürücüyü tehlikeye atarım" diye düşünmek, tam olarak sorumluluk bilincini gösterir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Kabalık: Kabalık, trafikte diğer yol kullanıcılarına karşı saygısız ve nezaketsiz davranışlarda bulunmaktır. Örneğin, birinin önüne aniden kırmak veya gereksiz yere korna çalmak kabalıktır. Bu davranış, sonuçları düşünmekten çok, düşüncesizliğin bir göstergesidir.
  • b) Hırçınlık: Hırçınlık, trafikte öfkeli, sabırsız ve saldırgan tutumlar sergilemektir. Sürekli şerit değiştirmeye çalışmak, başka araçları sıkıştırmak veya trafikteki diğer sürücülerle tartışmaya girmek hırçın davranışlardır. Bu durum, sonuçları sağlıklı bir şekilde düşünmek yerine, anlık duygularla hareket etmeyi ifade eder.
  • c) Bencillik: Bencillik, sadece kendi çıkarlarını ve rahatını düşünerek hareket etme hâlidir. Örneğin, yolu kapatacak şekilde park etmek veya trafik sıkışıkken kavşağı işgal etmek bencilce davranışlardır. Bencil bir sürücü, davranışlarının başkaları üzerindeki olumsuz sonuçlarını umursamaz, bu yüzden soruda belirtilen düşünceli hareket tarzının tam zıttıdır.

Özetle, trafikteki davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmek; hem kendi güvenliğini hem de trafikteki diğer herkesin güvenliğini ve hakkını gözeten sorumluluk sahibi bir sürücünün özelliğidir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI