%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1

I. Sıkan giysiler gevşetilir.

II. Sırtüstü yatırılarak ayakları 45 cm kaldırılır.

III. Kusma varsa mide içeriğini yutması için yarı oturur pozisyonda tutulur.

IV. Solunum yolu açıklığı kontrol edilir ve açıklığın korunması sağlanır.

Yukarıdakilerden hangileri bayılmış olan bir kazazedeye yapılması gereken ilk yardım uygulamalarındandır?

A
I ve IV.
B
II ve III.
C
I, III ve IV.
D
I, II, III ve IV.
1 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bayılmış bir kişiye uygulanması gereken doğru ilk yardım adımlarının hangileri olduğu sorulmaktadır. Bayılma, beyne giden kan akışının geçici olarak azalması sonucu meydana gelen kısa süreli bilinç kaybıdır. Doğru müdahale, kazazedenin hızla kendine gelmesini ve olası ek yaralanmalardan korunmasını sağlar. Şimdi maddeleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

I. Sıkan giysiler gevşetilir.

Bu uygulama DOĞRUDUR. Bayılan kişinin boynunu, göğsünü veya belini sıkan kravat, gömlek yakası, kemer gibi giysiler kan dolaşımını ve solunumu zorlaştırabilir. Bu giysileri gevşetmek, kazazedenin daha rahat nefes almasına ve kan dolaşımının düzelmesine yardımcı olur. Bu, her türlü bilinç kaybı durumunda yapılması gereken temel bir ilk yardım adımıdır.

II. Sırtüstü yatırılarak ayakları 45 cm kaldırılır.

Bu uygulama YANLIŞTIR. Bayılan kişiyi sırtüstü yatırıp ayaklarını yukarı kaldırmak, beyne kan akışını artırmak için yapılan doğru bir müdahaledir ve buna şok pozisyonu denir. Ancak, standart ilk yardım uygulamasında ayaklar yaklaşık 30 cm kadar yükseltilir. Soruda verilen 45 cm detayı, bu uygulamayı hatalı kılmaktadır. Ehliyet sınavlarında bu gibi sayısal detaylara dikkat etmek önemlidir.

III. Kusma varsa mide içeriğini yutması için yarı oturur pozisyonda tutulur.

Bu uygulama kesinlikle YANLIŞTIR ve çok tehlikelidir. Bilinci tam olarak yerinde olmayan bir kişide kusma varsa, mide içeriğinin soluk borusuna kaçma (aspirasyon) riski vardır. Mide içeriğini yutmasını sağlamak, boğulmaya veya ciddi akciğer enfeksiyonlarına yol açabilir. Bunun yerine yapılması gereken, kazazedeyi derhal yan çevirerek koma (iyileşme) pozisyonuna getirmek ve kusmuğun ağızdan dışarı akmasını sağlamaktır.

IV. Solunum yolu açıklığı kontrol edilir ve açıklığın korunması sağlanır.

Bu uygulama DOĞRUDUR. Bilincini kaybeden bir kişide dil geriye kayarak solunum yolunu tıkayabilir. Bu nedenle ilk yardımın en temel kuralı (ABC'nin A'sı - Airway/Hava yolu), her zaman solunum yolunun açık olup olmadığını kontrol etmek ve açık kalmasını sağlamaktır. Bu, kazazedenin hayatını kurtaracak en öncelikli adımdır.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

Değerlendirmelerimize göre, I ve IV numaralı maddeler bayılan bir kazazedeye yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamalarıdır. II ve III numaralı maddeler ise hatalı ve hatta tehlikeli bilgiler içermektedir.

  • a) I ve IV. Bu seçenek, doğru olarak belirlediğimiz iki uygulamayı içerdiği için DOĞRU CEVAPTIR.
  • b) II ve III. Bu seçenek, her ikisi de yanlış olan uygulamaları içerir.
  • c) I, III ve IV. Bu seçenek, tehlikeli olan III. maddeyi içerdiği için yanlıştır.
  • d) I, II, III ve IV. Bu seçenek, yanlış olan II. ve III. maddeleri içerdiği için yanlıştır.
Soru 2
I- Kazazede sakinleştirilir, endişeleri giderilir. II- Kanama ciddi ise, kulağı tıkamadan temiz bezlerle kapatılır. III- Kazazede bilinçsiz ise kanayan kulak üzerine yan yatırılır. Kulak kanaması olan bir kazazedeye, yukarıda verilenlerden hangilerinin yapılması doğru bir ilk yardım uygulamasıdır?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kulak kanaması yaşayan bir kazazedeye yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamalarının hangileri olduğu sorgulanmaktadır. Kulak kanaması, özellikle bir kaza sonrası meydana geldiyse, basit bir yaralanmadan ziyade ciddi bir kafa travmasının (örneğin kafatası kırığının) belirtisi olabilir. Bu nedenle, yapılacak ilk yardım müdahaleleri hayati önem taşır. Şimdi şıkları tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

I. Kazazede sakinleştirilir, endişeleri giderilir.

Bu ifade kesinlikle doğrudur. İlk yardımın temel kurallarından biri, kazazedeye psikolojik destek sağlamaktır. Özellikle ciddi bir kaza geçirmiş ve kanaması olan bir kişi doğal olarak panik ve korku içinde olacaktır. Onu sakinleştirmek, sakin bir ses tonuyla konuşmak ve endişelerini gidermeye çalışmak, nabzının ve tansiyonunun kontrolsüzce yükselmesini engeller. Bu durum, genel sağlık durumunun daha da kötüleşmesini önlemeye yardımcı olur.

II. Kanama ciddi ise, kulağı tıkamadan temiz bezlerle kapatılır.

Bu ifade de kesinlikle doğrudur ve en kritik adımlardan biridir. Kulak kanaması bir kafa travması sonucu oluşmuşsa, kanla birlikte beyin-omurilik sıvısı da sızıyor olabilir. Kulağı pamuk veya başka bir cisimle tıkamak, bu sıvının dışarı akmasını engelleyerek kafa içi basıncın tehlikeli bir şekilde artmasına neden olabilir. Bunun yerine yapılması gereken, kanamanın ve sıvının emilmesi için kulağın üzerine tıkamadan, gevşek bir şekilde temiz bir bez veya gazlı bez koymaktır.

III. Kazazede bilinçsiz ise kanayan kulak üzerine yan yatırılır.

Bu ifade de kesinlikle doğrudur. Eğer kazazedenin bilinci kapalıysa, en büyük tehlikelerden biri solunum yolunun tıkanmasıdır. Kazazedeyi kanayan kulağının üzerine yan yatırmak iki önemli amaca hizmet eder. Birincisi, kan ve diğer sıvıların dışarıya rahatça akmasını sağlayarak kafa içi basıncın artmasını önler. İkincisi ise, dilin geriye kaçarak soluk borusunu tıkamasını veya kişinin kusması durumunda kusmuğun akciğerlere kaçmasını engeller, yani solunum yolunu açık tutar.

Neden Diğer Seçenekler Yanlış?

  • a) Yalnız I: Kazazedeyi sakinleştirmek önemlidir ancak kanamayı yönetmek ve bilinç kaybı durumunda doğru pozisyonu vermek gibi hayati fiziksel müdahaleleri içermediği için eksiktir.
  • b) I ve II: Bu iki adım doğru olsa da, kazazedenin bilincini kaybetmesi durumunda ne yapılacağını belirten üçüncü ve çok önemli adımı göz ardı etmektedir. İlk yardım, her türlü senaryoya hazırlıklı olmayı gerektirir.
  • c) II ve III: Bu iki fiziksel müdahale doğru olmakla birlikte, ilk yardımın ayrılmaz bir parçası olan psikolojik desteği (kazazedeyi sakinleştirme) atlamaktadır. Bu nedenle bu seçenek de eksik kalır.

Sonuç

Görüldüğü gibi, verilen üç öncül de kulak kanaması olan bir kazazedeye yapılması gereken doğru, tam ve kapsamlı bir ilk yardım uygulamasını tarif etmektedir. Her bir adım, kazazedenin hayatını korumaya yönelik farklı ama birbiriyle ilişkili bir amaca hizmet eder. Bu nedenle, I, II ve III numaralı ifadelerin tamamını içeren d) seçeneği doğru cevaptır.

Soru 3
Omuz veya koldaki kanamalarda,şekilde belirtilen hangi kısma basınç uygulanmalıdır?
A
Çene altına
B
Şakak bölgesine
C
Kasığın iç kısmına
D
Köprücük kemiğinin iç kısmına
3 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, omuz veya kolda meydana gelen ciddi bir kanamayı durdurmak veya yavaşlatmak için vücudun hangi ana basınç noktasına baskı uygulanması gerektiği sorulmaktadır. Basınç noktaları, atardamarların kemiğe yakın geçtiği ve yüzeye yakın olduğu bölgelerdir. Bu noktalara baskı uygulayarak kanamanın olduğu bölgeye giden kan akışı azaltılabilir.

Doğru Cevap: d) Köprücük kemiğinin iç kısmına

Doğru cevabın "Köprücük kemiğinin iç kısmı" olmasının sebebi, kola kan taşıyan ana atardamarın (subklavyen arter) bu bölgeden geçmesidir. Köprücük kemiğinin hemen altından ve iç kısmından geçen bu damar, kemik ile kaburga arasına sıkıştırılabilir. Bu noktaya yapılan güçlü bir baskı, omuza ve kolun tamamına giden kan akışını önemli ölçüde yavaşlatır ve kanamanın kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Bu, özellikle turnike uygulanamayan veya doğrudan yara üzerine baskının yetersiz kaldığı durumlarda hayat kurtarıcı bir ilk yardım tekniğidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Çene altına: Bu bölgeye basınç uygulamak, yüzün alt kısmı ve çene bölgesindeki kanamaları kontrol etmek için kullanılır. Kol ve omuz bölgesindeki kan dolaşımı üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Şakak bölgesine: Şakak bölgesindeki atardamar, başın yan tarafı ve kafa derisindeki kanamaları kontrol etmek için kullanılır. Vücudun bu üst noktasının kol kanamasıyla bir ilgisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.
  • c) Kasığın iç kısmına: Kasığın iç kısmı, bacağa giden ana atardamarın (femoral arter) geçtiği çok önemli bir basınç noktasıdır. Bu noktaya baskı uygulamak, bacaklardaki ciddi kanamaları kontrol altına almak için kullanılır. Soruda omuz ve kol kanaması sorulduğu için bu seçenek yanlıştır.

Özetle, her basınç noktası vücudun farklı bir bölgesindeki kanamayı kontrol eder. Omuz ve kol kanamaları için doğru basınç uygulama noktası, kanın kola ulaştığı ana damarın geçtiği köprücük kemiğinin iç kısmıdır.

Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi çıkığın tanımıdır?
A
Eklem bağlarının kopması
B
Eklem yüzeylerinin birbirinden ayrılması
C
Eklem çevresindeki derinin zedelenmesi
D
Eklem bağları ve yüzeylerinin zedelenmesi
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardım bilgisi kapsamında "çıkık" teriminin tıbbi olarak doğru tanımının ne olduğu sorulmaktadır. Çıkık, burkulma ve kırık gibi kavramlar ehliyet sınavının ilk yardım bölümünde sıkça karıştırıldığı için, aralarındaki farkı bilmek büyük önem taşır. Sorunun amacı, bu temel kavramlar arasındaki ayrımı ne kadar iyi bildiğinizi ölçmektir.

Doğru Cevap: b) Eklem yüzeylerinin birbirinden ayrılması

Doğru cevabın neden "b" seçeneği olduğunu açıklayalım. Bir eklem, iki veya daha fazla kemiğin birleştiği hareketli bir yapıdır. Çıkık, bu eklemi oluşturan kemiklerin uçlarının, yani eklem yüzeylerinin, kalıcı olarak birbirinden ayrılması ve normal pozisyonunu kaybetmesidir. Kısacası, kemikler ait oldukları yuvadan tamamen çıkmıştır. Bu durum, eklemin normal hareketini imkansız hale getirir ve yoğun ağrıya, şişliğe ve şekil bozukluğuna neden olur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Eklem bağlarının kopması: Bu tanım, çıkıktan farklı bir durumu ifade eder. Eklem bağlarının anlık bir zorlanma ile gerilmesi, yırtılması veya kopması durumuna burkulma denir. Burkulmada, eklem yüzeyleri anlık olarak ayrılıp tekrar yerine gelebilir ancak kalıcı olarak ayrılmazlar. Temel hasar, kemikleri bir arada tutan bağlardadır.
  • c) Eklem çevresindeki derinin zedelenmesi: Bu durum, bir darbe sonucu oluşabilecek sıyrık, ezik veya kesik gibi yüzeysel bir yaralanmadır. Çıkık gibi ciddi bir eklem yaralanmasının tanımı olamaz. Çıkık durumunda deri zedelenmesi de görülebilir ancak bu, çıkığın kendisi değil, olası bir sonucudur.
  • d) Eklem bağları ve yüzeylerinin zedelenmesi: Bu seçenek çok genel bir ifadedir ve hem çıkığı hem de burkulmayı kısmen kapsayabilir. Ancak çıkığın temel ve ayırt edici özelliği, bağların veya yüzeylerin sadece zedelenmesi değil, eklem yüzeylerinin kalıcı olarak birbirinden ayrılmasıdır. Bu nedenle "b" seçeneği, çıkığı en net ve en doğru şekilde tanımlamaktadır.

Özetle, ehliyet sınavı için bu üç kavramı şu şekilde aklınızda tutabilirsiniz: Eğer kemikler yerinden oynamış ve kalıcı olarak ayrılmışsa bu çıkıktır. Eğer sadece eklemi tutan bağlar zarar görmüşse bu burkulmadır. Eğer kemiğin bütünlüğünde bir bozulma, yani çatlama veya ayrılma varsa bu da kırıktır. Bu soru, çıkığın tanımını sorduğu için doğru cevap, eklem yüzeylerinin kalıcı ayrılığını ifade eden "b" şıkkıdır.

Soru 5

• Yaralanmanın ciddiyetinin değerlendirilmesi

• İlk yardım önceliklerinin belirlenmesi

• Yapılacak ilk yardım yönteminin belirlenmesi

• Güvenli bir müdahale sağlanması

Verilenler aşağıdakilerden hangisinin amacını oluşturur?

A
Yaralıyı değerlendirmenin
B
Trafik kazalarını azaltmanın
C
Sağlık personeli niteliği kazanmanın
D
İnsanları zararlı alışkanlıklarından uzaklaştırmanın
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardım sırasında gerçekleştirilen bir dizi eylemin ortak amacının ne olduğu sorulmaktadır. Verilen maddeler, bir ilk yardımcının olay yerinde yaralı bir kişiye müdahale etmeden önce ve müdahale sırasında attığı adımları sıralamaktadır. Bu adımların hepsini kapsayan genel başlığı bulmamız isteniyor.

Doğru Cevap: a) Yaralıyı değerlendirmenin

Doğru cevabın neden "Yaralıyı değerlendirmenin" olduğunu açıklayalım. Soruda listelenen maddeler, bir bütün olarak olay yerindeki durumu ve yaralının durumunu anlamaya yönelik bir süreçtir. İlk yardımcı, bu adımları takip ederek neyle karşı karşıya olduğunu anlar, planını yapar ve en doğru müdahaleyi güvenli bir şekilde gerçekleştirir. Bu sürece genel olarak "yaralıyı (veya olay yerini) değerlendirme" denir.

  • Yaralanmanın ciddiyetinin değerlendirilmesi: Yaralının hayati tehlikesi var mı, kanaması ne durumda, kırığı var mı gibi soruların cevabını aramak, değerlendirmenin ilk adımıdır.
  • İlk yardım önceliklerinin belirlenmesi: Birden fazla yaralı varsa hangisine önce müdahale edileceğini veya tek yaralının hangi sorununa (örneğin önce solunum sonra kanama) öncelik verileceğini belirlemek, yapılan değerlendirmenin bir sonucudur.
  • Yapılacak ilk yardım yönteminin belirlenmesi: Yaralının durumunu değerlendirdikten sonra, örneğin kalp masajı mı, turnike mi yoksa Heimlich manevrası mı yapılacağına karar verilir. Bu da yine değerlendirme sürecinin bir parçasıdır.
  • Güvenli bir müdahale sağlanması: Hem kendisinin hem de yaralının güvenliğini tehlikeye atmamak için olay yerini (trafik, yangın tehlikesi vb.) kontrol etmek, değerlendirme sürecinin en başında gelir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

b) Trafik kazalarını azaltmanın: Bu seçenek, kazalar olmadan önce alınması gereken önlemleri ifade eder. Örneğin trafik kurallarına uymak, emniyet kemeri takmak veya alkollü araç kullanmamak gibi eylemler kazaları azaltmaya yöneliktir. Sorudaki maddeler ise kaza olduktan sonra yapılacak müdahaleyi anlattığı için bu seçenek yanlıştır.

c) Sağlık personeli niteliği kazanmanın: Sağlık personeli (doktor, hemşire, paramedik) olmak, uzun bir tıp eğitimi ve staj süreci gerektirir. Sorudaki maddeler ise profesyonel bir eğitim almamış, ancak temel ilk yardım bilgisine sahip her vatandaşın yapması gereken eylemlerdir. Bu adımları uygulamak, kişiyi sağlık personeli yapmaz; sadece bilinçli bir ilk yardımcı yapar.

d) İnsanları zararlı alışkanlıklarından uzaklaştırmanın: Bu seçenek, sigara, alkol gibi maddelerin kullanımıyla mücadele etmek gibi toplum sağlığına yönelik genel bir amacı ifade eder. Olay yerindeki acil bir durumla ve ilk yardımla hiçbir ilgisi yoktur. Bu nedenle tamamen konu dışı bir seçenektir.

Soru 6
I. El freninin çekilmesi II. Kontağın kapatılması III. LPG’li ise aracın bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılması Yukarıdakilerden hangileri kazaya uğrayan araçta alınması gereken güvenlik önlemlerindendir?
A
Yalnız I.
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
6 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası sonrasında, araçta bulunanların ve çevredeki diğer kişilerin güvenliğini sağlamak için atılması gereken adımların hangileri olduğu sorgulanmaktadır. Amaç, kazanın ardından oluşabilecek ikincil tehlikeleri (yangın, aracın kayması, gaz sızıntısı vb.) en aza indirmektir. Şimdi bu önlemleri ve doğru cevabı adım adım inceleyelim.

Doğru cevap d) I, II ve III seçeneğidir. Çünkü listelenen üç önlem de kaza sonrası güvenliği sağlamak için kritik ve birbirini tamamlayan adımlardır. Bir kaza anında bu adımların hepsi, durumu kontrol altına almak ve daha büyük felaketleri önlemek için gereklidir. Şimdi her bir önlemin neden önemli olduğunu ayrı ayrı ele alalım.

  • I. El freninin çekilmesi: Bu, alınması gereken ilk ve en temel önlemlerden biridir. Kaza sonrası aracın, özellikle eğimli bir yolda ise, kendiliğinden hareket etmesini veya kaymasını engeller. Aracın sabitlenmesi, hem araç içindekilerin güvenli bir şekilde dışarı çıkmasına olanak tanır hem de başka araçlara veya yayalara çarparak yeni kazalara yol açmasını önler.
  • II. Kontağın kapatılması: Bu adım, yangın ve patlama riskini azaltmak için hayati önem taşır. Kaza sırasında aracın yakıt sistemi veya elektrik tesisatı hasar görebilir. Kontağın açık kalması, elektrik akımının devam etmesine ve herhangi bir yakıt sızıntısıyla birleştiğinde kıvılcım çıkararak yangına sebep olmasına yol açabilir. Kontağı kapatmak, bu riski ortadan kaldırır.
  • III. LPG’li ise aracın bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılması: Bu önlem, sadece LPG'li araçlar için geçerli olsa da o araçlar için son derece kritiktir. Kaza anında LPG tankına veya borularına gelen bir darbe, gaz sızıntısına neden olabilir. Sızan gaz, en ufak bir kıvılcımla patlayabilir veya yangın çıkarabilir. Bu nedenle, LPG'li bir araç kazaya karıştıysa, güvenlik için tüpün ana vanasının derhal kapatılması gerekir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler eksik bilgi içerdiği için yanlıştır. Güvenlik bir bütündür ve bu adımlardan herhangi birini atlamak, ciddi riskler doğurabilir.

  • a) Yalnız I: Sadece el frenini çekmek, aracı sabitlemek için yeterlidir ancak yangın, patlama veya gaz sızıntısı riskini ortadan kaldırmaz. Bu yüzden eksik bir önlemdir.
  • b) I ve II: El frenini çekmek ve kontağı kapatmak çok önemli iki adımdır. Ancak eğer araç LPG'li ise en büyük tehlikelerden biri olan gaz sızıntısı riskini göz ardı etmiş olursunuz. Soru, tüm durumları kapsayan en doğru cevabı istemektedir.
  • c) II ve III: Kontağı ve LPG vanasını kapatmak yangın riskini azaltır. Fakat el frenini çekmeyi unutursanız, araç hareket ederek yeni bir kazaya veya tehlikeye neden olabilir. Bu da eksik bir güvenlik önlemidir.

Sonuç olarak, bir kaza durumunda aracın önce sabitlenmesi (I), sonra yangın riskinin ortadan kaldırılması (II) ve eğer varsa gaz sızıntısı tehlikesinin engellenmesi (III) gerekir. Bu nedenle üç önlemi de içeren d seçeneği en doğru ve en kapsamlı cevaptır.

Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi, kaza sonrası güvenli bir ortamın oluşturulması için yapılması gereken uygulamalardandır?
A
Yardımı güçleştirecek meraklı kişilerin olay yerinden uzaklaştırılması
B
Olay yerinin diğer araç sürücüleri tarafından görünmesinin engellenmesi
C
Araç LPG´li ise bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılmaması
D
Kazaya uğrayan aracın kontağının açık bırakılması
7 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldikten sonra, hem kazazedelerin hem de yardıma gelecek olanların güvenliğini sağlamak ve ikincil kazaları önlemek amacıyla atılması gereken adımlardan hangisinin doğru olduğu sorulmaktadır. Kaza sonrası panik anında doğru adımları bilmek, hayat kurtarıcı olabilir ve durumu daha kötüye gitmekten alıkoyar. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu anlayalım.

Doğru Cevap: a) Yardımı güçleştirecek meraklı kişilerin olay yerinden uzaklaştırılması

Bir kaza meydana geldiğinde, etrafta hızla bir kalabalık toplanabilir. Bu meraklı kişiler, iyi niyetli olsalar bile genellikle profesyonel yardım ekiplerinin (ambulans, polis, itfaiye) olay yerine ulaşmasını ve çalışmasını engellerler. Ayrıca, yaralılara yapılacak ilk yardım müdahalesini zorlaştırır, kanıtların kaybolmasına neden olabilir ve en önemlisi, kendilerini ve başkalarını olası bir patlama veya ikinci bir kaza riskine atarlar. Bu nedenle, güvenli bir çalışma alanı yaratmak ve yardımı kolaylaştırmak için bu kişilerin olay yerinden nazikçe uzaklaştırılması, atılması gereken en doğru adımlardan biridir.

Yanlış Cevapların Açıklamaları

  • b) Olay yerinin diğer araç sürücüleri tarafından görünmesinin engellenmesi: Bu ifade tamamen yanlıştır ve çok tehlikeli bir duruma yol açar. Aksine, kaza yerinin diğer sürücüler tarafından mümkün olduğunca erken ve net bir şekilde görülmesi gerekir. Bu sayede sürücüler yavaşlayabilir ve güvenli bir şekilde kaza yerinden geçebilirler. Kaza yerini görünür kılmak için aracın dörtlü ikaz lambaları yakılır ve aracın önüne ve arkasına, yolun durumuna göre uygun mesafelere reflektörlü üçgen uyarı levhaları konulur.
  • c) Araç LPG´li ise bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılmaması: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır ve büyük bir risk oluşturur. Kaza sırasında aracın yakıt sistemi veya LPG tankı hasar görebilir ve gaz sızıntısı başlayabilir. Sızan gaz, en ufak bir kıvılcımla (örneğin aracın elektrik aksamından kaynaklanacak) büyük bir yangına veya patlamaya neden olabilir. Bu nedenle, eğer güvenli bir şekilde ulaşılabiliyorsa, LPG'li bir aracın tank vanası derhal kapatılmalıdır.
  • d) Kazaya uğrayan aracın kontağının açık bırakılması: Bu da hatalı bir uygulamadır. Kaza sonrası yapılacak ilk işlerden biri, aracın motorunu durdurmak ve kontağı kapatmaktır. Kontak açık bırakıldığında aracın elektrik sistemi çalışmaya devam eder. Kaza nedeniyle hasar görmüş kablolar kısa devre yapabilir ve bu da yakıt sızıntısıyla birleşerek yangın çıkma riskini ciddi oranda artırır. Kontağı kapatmak, bu riski ortadan kaldırmak için alınan temel bir önlemdir.

Özetle, kaza sonrası güvenliği sağlamak için olay yerini görünür kılmak, potansiyel tehlikeleri (LPG sızıntısı, elektrik kaçağı) ortadan kaldırmak ve yardım ekiplerinin rahat çalışabileceği bir ortam oluşturmak gerekir. Meraklı kalabalığı uzaklaştırmak, bu güvenli ortamı oluşturmanın en önemli parçalarından biridir.

Soru 8
Tıbbi yardım haberleşmesinde iletilecek mesaj nasıl olmalıdır?
A
Gizli
B
Şifreli
C
Kısa, öz ve anlaşılır
D
Ayrıntılı ve uzun
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza veya acil tıbbi durum anında 112 Acil Çağrı Merkezi gibi birimlerle iletişim kurarken, verilecek mesajın taşıması gereken temel özellikler sorgulanmaktadır. Buradaki amaç, yardım ekiplerinin olay yerine en hızlı ve doğru şekilde ulaşmasını sağlamaktır. Bu nedenle, kurulan iletişim, hayat kurtaran müdahalenin ilk ve en kritik adımıdır.

Doğru cevap olan c) Kısa, öz ve anlaşılır seçeneğidir. Çünkü acil durumlarda zaman hayati öneme sahiptir. Haberleşmeyi yapan kişinin panik yapmadan, durumu en net ve en temel bilgilerle aktarması gerekir. Bu sayede çağrı merkezi görevlisi durumu hızla kavrar, doğru ekibi (ambulans, itfaiye, polis) yönlendirebilir ve gerekirse telefonda ilk yardım talimatları verebilir.

Kısa, öz ve anlaşılır bir mesaj genellikle şu bilgileri içermelidir:

  • Kesin yer ve adres bilgisi: Olay yerinin net bir şekilde tarifi (mahalle, cadde, sokak, bina numarası, bilinen bir yerin yakını vb.).
  • Olayın tanımı: Ne olduğu kısaca anlatılmalı (trafik kazası, düşme, kalp krizi vb.).
  • Yaralı sayısı ve durumu: Kaç kişinin yardıma ihtiyacı olduğu ve yaralıların genel durumu (bilinci açık mı, kanaması var mı vb.) hakkında temel bilgiler.
  • Arayan kişinin kimliği ve telefon numarası: Geri aranma ihtimaline karşı bu bilgiler de verilmelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

a) Gizli ve b) Şifreli seçenekleri tamamen yanlıştır. Tıbbi yardım haberleşmesinin amacı bilgi aktarmaktır. Bilginin gizli veya şifreli olması, yardımın ulaşmasını imkansız hale getirir. Bu seçenekler, acil durum mantığıyla tamamen çelişir ve hayatı tehlikeye atar.

d) Ayrıntılı ve uzun seçeneği ise çeldirici bir cevaptır. Elbette bazı detaylar önemlidir ancak mesajın gereksiz yere uzatılması, olayın nasıl olduğuyla ilgili uzun hikayeler anlatılması zaman kaybına yol açar. Çağrı merkezi görevlisinin ihtiyaç duyduğu temel bilgileri ("öz" bilgi) gölgede bırakır ve ekiplerin yönlendirilmesini geciktirir. Önemli olan, en kritik bilgileri en hızlı şekilde vermektir.

Sonuç olarak, bir ilk yardımcı veya acil bir duruma tanıklık eden sorumlu bir vatandaş olarak, 112'yi aradığınızda sakin kalmalı ve mesajınızı her zaman kısa, öz ve anlaşılır bir şekilde iletmelisiniz. Bu, hayat kurtarmak için atacağınız en doğru adımdır.

Soru 9
Aşağıdaki durumların hangisinde, kazazedenin bacaklarının 30 cm yukarı kaldırılması doğru bir ilk yardım uygulamasıdır?
A
Şok durumu
B
Beyin kanaması
C
Ayak bölgesinden yılan sokması
D
Akciğer zedelenmesi ve kanaması
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kazazedenin bacaklarını 30 cm yukarıya kaldırma eyleminin hangi tıbbi durumda doğru bir ilk yardım müdahalesi olduğu sorgulanmaktadır. Bu özel pozisyon, kan dolaşımını etkileyerek vücudun belirli bölgelerine kan akışını yönlendirmeyi amaçlar. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ayrıntılı olarak inceleyelim.

a) Şok durumu (Doğru Cevap)

Şok, yaşamsal organlara (beyin, kalp, akciğerler gibi) yeterli miktarda kan gitmemesi sonucu ortaya çıkan ve hayatı tehdit eden ciddi bir dolaşım sistemi yetmezliğidir. İlk yardımda amaç, bu hayati organlara kan akışını artırarak durumu stabil hale getirmektir. Kazazedenin sırt üstü yatırılıp bacaklarının 30 cm kadar yukarı kaldırılmasına "şok pozisyonu" denir. Bu pozisyon, yer çekiminden faydalanarak bacaklardaki kanın vücudun merkezine, yani hayati organlara yönlenmesini sağlar. Bu sayede beyin ve diğer önemli organların kanlanması desteklenir ve kazazedenin durumu, tıbbi yardım gelene kadar daha stabil tutulmaya çalışılır.

b) Beyin kanaması (Yanlış Cevap)

Beyin kanaması geçiren bir kişide, kafa içindeki basınç zaten artmıştır. Bacakları yukarı kaldırmak, vücudun üst kısmına ve dolayısıyla baş bölgesine daha fazla kan gitmesine neden olur. Bu durum, kafa içi basıncını daha da artırarak beyindeki kanamayı şiddetlendirebilir ve beyin dokusuna daha fazla zarar verebilir. Beyin kanaması şüphesi olan bir kazazedeye yapılması gereken, tam tersine, baş ve omuzlarının hafifçe yükseltilerek kafa içi basıncının düşürülmesine yardımcı olmaktır.

c) Ayak bölgesinden yılan sokması (Yanlış Cevap)

Yılan sokması durumunda temel amaç, zehrin vücuda yayılmasını yavaşlatmaktır. Sokulan bölgeyi, özellikle de bacakları yukarı kaldırmak, kan dolaşımını hızlandırarak zehrin kalbe ve diğer organlara daha çabuk ulaşmasına neden olur. Bu son derece tehlikeli bir uygulamadır. Yılan sokmasında yapılması gereken, sokulan bölgenin kalp seviyesinde veya biraz aşağısında tutulması, hareket ettirilmemesi ve en kısa sürede sağlık kuruluşuna ulaşılmasıdır.

d) Akciğer zedelenmesi ve kanaması (Yanlış Cevap)

Akciğer zedelenmesi veya kanaması olan bir kazazede genellikle ciddi solunum güçlüğü çeker. Bu durumdaki bir kişiyi sırt üstü yatırıp bacaklarını yukarı kaldırmak, karın içi organların diyaframa baskı yapmasına ve solunumu daha da zorlaştırmasına neden olabilir. Bu tür durumlarda, kazazedenin nefes almasını kolaylaştırmak için genellikle "yarı oturur pozisyon" tercih edilir. Bu pozisyon, göğüs kafesinin daha rahat hareket etmesini sağlar ve solunumu rahatlatır.

Soru 10
Bak-Dinle-Hisset yönteminde "Bak" ne anlama gelir?
A
Yaralının göğüs kafesinin inip kalktığına bakılması
B
Kaza bölgesinde yanıcı madde olup olmadığına bakılması
C
Yaralıda kırık olup olmadığına bakılması
D
Kaç yaralı olduğuna bakılması
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en temel konularından biri olan Bak-Dinle-Hisset yönteminin "Bak" aşamasının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu yöntem, bilinci kapalı olan bir yaralının solunum yapıp yapmadığını anlamak için kullanılır ve yaklaşık 10 saniye sürer. Her bir adımı, solunumu farklı bir duyu organıyla kontrol etmeyi amaçlar.

Bak-Dinle-Hisset yöntemini uygularken ilk yardımcı, başını yaralının ağzına ve burnuna yaklaştırır; bu sırada kulağıyla solunum sesini duymaya ("Dinle"), yanağıyla da nefesin sıcaklığını hissetmeye ("Hisset") çalışır. Bu pozisyondayken gözleriyle de yaralının göğsüne doğru bakar. Bu üç eylemin amacı, solunumun varlığını kesin olarak teyit etmektir.

Doğru Cevabın Açıklaması (a seçeneği):

Doğru cevap a) Yaralının göğüs kafesinin inip kalktığına bakılması seçeneğidir. Çünkü "Bak" aşaması, solunumun gözle görülebilen en net işaretini kontrol etmektir. Bir kişi nefes aldığında akciğerler hava ile dolar ve göğüs kafesi yükselir; nefes verdiğinde ise hava boşalır ve göğüs kafesi alçalır. Bu hareketi 10 saniye boyunca gözlemlemek, solunumun varlığı veya yokluğu hakkında ilk yardımcıya kritik bilgi verir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • b) Kaza bölgesinde yanıcı madde olup olmadığına bakılması: Bu seçenek yanlıştır. Kaza yerinde yanıcı veya patlayıcı madde olup olmadığını kontrol etmek, ilk yardımın en başında yer alan "Olay Yeri Güvenliğinin Sağlanması" aşamasıdır. Bu, ilk yardımcının yaralıya müdahale etmeden önce kendi can güvenliğini sağlaması için yaptığı bir kontroldür, Bak-Dinle-Hisset yöntemiyle ilgisi yoktur.
  • c) Yaralıda kırık olup olmadığına bakılması: Bu seçenek de yanlıştır. Kırık, kanama, ezik gibi yaralanmaların kontrolü, "İkincil Değerlendirme" aşamasında yapılır. İkincil değerlendirme, yaralının solunumu ve dolaşımı gibi hayati fonksiyonları güvence altına alındıktan sonra yapılan baştan aşağı detaylı muayenedir. Öncelik her zaman solunumu kontrol etmektir.
  • d) Kaç yaralı olduğuna bakılması: Bu seçenek de yanlıştır. Olay yerinde kaç yaralı olduğunu belirlemek, yine "Olay Yeri Değerlendirmesi" aşamasının bir parçasıdır. Bu bilgi, 112 Acil Yardım'ı ararken doğru bilgi vermek ve yardımı organize etmek için önemlidir. Ancak bu, tek bir yaralının solunumunu kontrol ettiğimiz Bak-Dinle-Hisset yönteminin bir adımı değildir.

Özetle, Bak-Dinle-Hisset yöntemi, sadece ve sadece yaralının solunumunu kontrol etmeye odaklanmış bir tekniktir. Bu teknikteki "Bak" adımı da doğrudan solunumun fiziksel belirtisi olan göğüs kafesi hareketlerini izlemeyi ifade eder.

Soru 11
Kaza sonrası solunum durması, yangın tehlikesi, patlama gibi tehlikeli durumların olasılığı mevcut ise kazazedenin omuriliğine zarar vermeden araçtan çıkarılmasında kullanılan teknik aşağıdakilerden hangisidir?
A
Rentek manevrası
B
İtfaiyeci yöntemi ile omuzda taşıma
C
Ayak bileklerinden sürükleme yöntemi
D
Koltuk altından tutarak sürükleme yöntemi
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası sonrası yangın, patlama veya solunum durması gibi hayati tehlike arz eden bir durum olduğunda, bilinci kapalı veya hareket edemeyen bir kazazedenin araçtan nasıl çıkarılması gerektiği sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktası, bu işlemin omuriliğe zarar vermeden yapılması zorunluluğudur. Bu, hem hızlı olmayı hem de kazazedenin baş, boyun ve gövde eksenini sabit tutmayı gerektiren özel bir teknik demektir.

Doğru cevap "a) Rentek manevrası" seçeneğidir. Rentek manevrası, tam olarak bu senaryo için geliştirilmiş bir ilk yardım tekniğidir. Bu manevranın temel amacı, acil bir tehlike (yangın, patlama vb.) nedeniyle kazazedenin araçtan derhal çıkarılması gerektiğinde, baş-boyun-gövde eksenini mümkün olduğunca sabit tutarak omurilik yaralanması riskini en aza indirmektir. İlk yardımcı, kazazedenin koltuk altlarından girerek kollarını göğsünde birleştirir, başını kendi göğsüne yaslayarak sabitler ve kazazedeyi tek bir blok halinde araçtan dışarı çeker.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • İtfaiyeci yöntemi ile omuzda taşıma: Bu yöntem, kazazedeyi bir yerden başka bir yere taşımak için kullanılır, ancak araç içindeki birini bu pozisyona getirmek omurilik için çok risklidir. Kazazedeyi oturduğu yerden kaldırıp omuza almak, boyun ve belde tehlikeli hareketlere neden olabilir. Bu yüzden araçtan çıkarma tekniği değildir.
  • Ayak bileklerinden sürükleme yöntemi: Bu, çok acil durumlarda kullanılan ve kazazedeye en çok zarar verme potansiyeli olan bir yöntemdir. Bu teknikte baş ve boyun tamamen desteksiz kalır, yerde sürüklenir ve omurilik yaralanması riski çok yüksektir. Sorunun "omuriliğe zarar vermeden" şartını kesinlikle karşılamaz.
  • Koltuk altından tutarak sürükleme yöntemi: Ayak bileklerinden sürüklemeye benzer şekilde, bu da acil bir tahliye yöntemidir. Ancak bu teknikte de baş geriye düşer ve boyun desteksiz kalır. Omuriliği koruma amacı gütmediği için bu senaryoda kesinlikle yanlış bir tercihtir.

Sonuç olarak, bir araç içinde, omurilik yaralanması şüphesi olan ve aynı zamanda acil tehlike nedeniyle hemen çıkarılması gereken bir kazazede için tek doğru ve güvenli yöntem Rentek manevrasıdır. Diğer yöntemler ya farklı amaçlar içindir ya da omuriliği koruma hedefini göz ardı eder.

Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi burkulmalarda yapılan ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Eklemdeki ağrıya rağmen hemen hareket ettirilmesi
B
Burkulma ayakta ise kalp seviyesinden aşağıda tutulması
C
Şişlik ve ağrıyı azaltmak için öncelikle soğuk uygulama yapılması
D
Eklem bölgesindeki şişliği azaltmak için turnike uygulanması
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, eklemlerin zorlanması sonucu oluşan bir yaralanma olan "burkulma" durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım müdahalesinin hangisi olduğu sorgulanmaktadır. Burkulmalar, günlük hayatta sıkça karşılaşılan ve doğru müdahale edilmediğinde iyileşme süreci uzayabilen durumlardır. Bu nedenle ehliyet sınavında ilk yardım bilgisi olarak önemi büyüktür.

Doğru Cevap: c) Şişlik ve ağrıyı azaltmak için öncelikle soğuk uygulama yapılması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, burkulma sonrası ilk anlarda bölgede meydana gelen iç kanama ve sıvı birikimini (ödem) kontrol altına almanın en etkili yolunun soğuk uygulama olmasıdır. Soğuk, yaralanan bölgedeki kan damarlarının büzülmesini sağlar. Bu sayede bölgeye giden kan akışı yavaşlar, bu da şişliğin ve morarmanın daha az olmasına yardımcı olur. Ayrıca soğuk, sinir uçlarını geçici olarak uyuşturarak ağrı hissini de önemli ölçüde azaltır.

Yanlış Cevapların Açıklamaları:

  • a) Eklemdeki ağrıya rağmen hemen hareket ettirilmesi: Bu uygulama kesinlikle yanlıştır ve durumu daha da kötüleştirebilir. Ağrı, vücudun o bölgede bir sorun olduğuna dair bir uyarı sinyalidir. Ağrıya rağmen eklemi hareket ettirmek, zaten hasar görmüş olan eklem bağlarına (ligamentlere) daha fazla zarar verebilir, yırtığın büyümesine neden olabilir ve iyileşme sürecini ciddi şekilde uzatır. Burkulmalarda ilk yapılması gereken şeylerden biri, eklemi dinlendirmek ve hareketsiz kalmasını sağlamaktır.
  • b) Burkulma ayakta ise kalp seviyesinden aşağıda tutulması: Bu da tamamen yanlış bir uygulamadır. Burkulan bir uzvu, özellikle de ayak veya bacağı kalp seviyesinden aşağıda tutmak, yer çekiminin de etkisiyle kanın ve vücut sıvılarının o bölgede toplanmasına neden olur. Bu durum, şişliği ve dolayısıyla ağrıyı artırır. Doğru olan uygulama, tam tersine, burkulan bölgenin altına yastık gibi destekler koyarak kalp seviyesinin üzerine kaldırmaktır. Bu, kanın ve ödemin bölgeden daha kolay uzaklaşmasını sağlayarak şişliği azaltır.
  • d) Eklem bölgesindeki şişliği azaltmak için turnike uygulanması: Bu seçenek, ilk yardımda yapılabilecek en tehlikeli hatalardan biridir. Turnike, sadece durdurulamayan, hayatı tehdit eden büyük atardamar kanamalarında, son çare olarak ve eğitimli kişiler tarafından uygulanan bir yöntemdir. Burkulma gibi bir durumda turnike uygulamak, bölgeye giden kan akışını tamamen keser. Bu durum, dokuların oksijensiz kalarak ölmesine (nekroz) ve hatta o uzvun kaybedilmesine (amputasyon) yol açabilir. Şişliği azaltmak için asla turnike kullanılmaz.

Özetle, bir burkulma durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım adımları şunlardır: yaralı bölgeyi dinlendirmek, şişliği ve ağrıyı kontrol altına almak için ilk 24-48 saat boyunca düzenli aralıklarla (örneğin bir beze sarılı buz torbasıyla 15-20 dakika) soğuk uygulama yapmak, bölgeyi kalp seviyesinden yukarıda tutmak ve elastik bandaj gibi bir malzemeyle hafifçe sararak desteklemektir.

Soru 13
Araçların niteliklerini tespit ve kontrol ede­bilecek cihaz ve personel bulunan ve teknik kontrolü yapılan yerlere ne ad verilir?
A
Muayene istasyonu
B
Servis istasyonu
C
Terminal
D
Garaj
13 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, araçların trafiğe çıkmaya elverişli olup olmadıklarını belirlemek amacıyla, belirli standartlara göre teknik açıdan denetlendiği resmi kurumun adı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları; bu yerin özel cihazlara ve uzman personele sahip olması ve burada yapılan işlemin "teknik kontrol" olmasıdır. Bu tanıma uyan doğru kavramı bulmamız gerekmektedir.

a) Muayene istasyonu (DOĞRU)

Doğru cevap muayene istasyonudur. Çünkü muayene istasyonları, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca araçların kusurlarını ve niteliklerini tespit etmekle görevli resmi veya yetkilendirilmiş kuruluşlardır. Bu istasyonlarda, fren sisteminden aydınlatmaya, egzoz emisyon değerlerinden lastik durumuna kadar bir aracın güvenli ve çevreye duyarlı olup olmadığını kontrol eden özel cihazlar ve bu konuda eğitimli personel bulunur. Bu nedenle sorudaki tanım, tam olarak muayene istasyonunu karşılamaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • b) Servis istasyonu: Servis istasyonları, araçların bakım, onarım ve tamir işlemlerinin yapıldığı yerlerdir. Burada da uzman personel ve çeşitli cihazlar bulunur ancak temel amaçları aracı "kontrol edip onaylamak" değil, "arızasını gidermek veya bakımını yapmaktır". Bir araç sahibi, muayeneden geçemeyen aracını tamir ettirmek için servise götürür, ancak resmi teknik kontrol ve onayı servisten alamaz.
  • c) Terminal: Terminal, genellikle otobüs, tren veya uçak gibi toplu taşıma araçlarının yolcu indirip bindirdiği, seferlerin başladığı ve bittiği yerlere verilen isimdir. Araçların teknik kontrolü ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Görevi, ulaşım ve lojistik hizmetleri sağlamaktır.
  • d) Garaj: Garaj kelimesi genellikle iki anlamda kullanılır; birincisi araçların park edildiği kapalı yer (otopark), ikincisi ise küçük ölçekli tamirhanelerdir. Her iki anlamda da araçların resmi teknik kontrolünün yapıldığı, yasal yetkiye sahip bir yeri ifade etmez. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, ehliyet sınavında bu gibi kavramları doğru ayırt etmek önemlidir. Muayene istasyonu, aracın trafiğe çıkabilirliğine dair "resmi onay" veren yerken; servis istasyonu, bu onayı alabilmesi için aracın "bakım ve onarımının" yapıldığı yerdir. Soru, resmi kontrol ve tespiti sorduğu için doğru cevap "Muayene istasyonu" olmalıdır.

Soru 14
Ağır hasarlı veya ölümlü trafik kazalarına karışan sürücülerin aşağıdakilerden hangisini yapması yasaktır?
A
Kazaya karışan aracın yerini değiştirmesi
B
Olayı en kısa zamanda yetkililere bildirmesi
C
Trafik güvenliği için ışıklı yansıtıcı cihazlar koyması
D
İstenildiği takdirde gerekli bilgi ve belgeleri karşı tarafa vermesi
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ağır hasarlı veya birinin hayatını kaybettiği ciddi bir trafik kazasına karışan sürücünün yapmaması gereken, yani yasal olarak yasak olan davranışın ne olduğu sorulmaktadır. Bu tür kazalar adli bir olay niteliği taşıdığı için sürücülerin sorumlulukları, sadece maddi hasarlı kazalara göre daha farklı ve ciddidir. Bu nedenle, sürücünün hem kendi güvenliği hem de yasal sorumlulukları açısından doğru adımları bilmesi hayati önem taşır.

Doğru cevap a) Kazaya karışan aracın yerini değiştirmesi seçeneğidir. Çünkü ölümlü veya ağır hasarlı kazalar, aynı zamanda bir suç mahalli olarak kabul edilir. Kaza sonrası olay yerine gelecek olan trafik polisi veya jandarma, kazanın nasıl meydana geldiğini, kimin kusurlu olduğunu belirlemek için araçların konumunu, fren izlerini ve diğer delilleri inceler. Araçların yerini değiştirmek, bu delillerin kaybolmasına veya bozulmasına neden olur ve bu durum soruşturmayı olumsuz etkileyeceği için kesinlikle yasaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu, yani neden yapılması gereken doğru davranışlar olduğunu inceleyelim:

  • b) Olayı en kısa zamanda yetkililere bildirmesi: Bu davranış yasak olmak yerine, tam tersine bir zorunluluktur. Ciddi kazalarda derhal 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak sağlık ve güvenlik ekiplerine (polis, jandarma, ambulans) haber verilmelidir. Bu, hem yaralılara müdahale edilmesi hem de kazanın resmi kayıtlara geçmesi için kritik bir adımdır.
  • c) Trafik güvenliği için ışıklı yansıtıcı cihazlar koyması: Bu da sürücünün temel görevlerinden biridir ve kesinlikle yasak değildir. Kaza sonrası başka kazaların yaşanmasını önlemek için, aracın önüne ve arkasına, diğer sürücülerin görebileceği mesafeye reflektör veya ışıklı yansıtıcı cihazlar konulmalıdır. Bu, hem kaza yerindekilerin hem de yoldaki diğer sürücülerin güvenliğini sağlar.
  • d) İstenildiği takdirde gerekli bilgi ve belgeleri karşı tarafa vermesi: Bu da yasal bir yükümlülüktür. Kazaya karışan tarafların, sigorta ve yasal işlemlerin yapılabilmesi için birbirlerine ehliyet, ruhsat ve trafik sigortası poliçesi gibi belgeleri göstermesi ve bilgi vermesi gerekir. Yetkililer geldiğinde de bu bilgi ve belgeler onlara eksiksiz olarak sunulmalıdır.

Özetle, ağır hasarlı veya ölümlü bir kazada, olay yeri bir inceleme alanı olarak kabul edildiğinden, yetkililer gelene kadar hiçbir şeye dokunulmamalı ve araçların yeri kesinlikle değiştirilmemelidir. Diğer seçenekler ise sürücünün hem yasal olarak yapmakla yükümlü olduğu hem de trafik güvenliği açısından yapması gereken doğru davranışlardır.

Soru 15

Konvoy hâlinde yavaş seyreden araçların arasındaki mesafe ne kadar olmalıdır?

A
Araç uzunluğunun üç katı kadar
B
Trafik ve yol durumuna göre istenildiği kadar
C
Aracın cinsi ve teknik özelliklerinin gerektirdiği kadar
D
Kendilerini geçmek isteyen araçların güvenle girebilecekleri kadar
15 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, özellikle yavaş ilerleyen ve bir grup (konvoy) oluşturan araçların aralarında bırakması gereken takip mesafesinin temel kuralı sorulmaktadır. Bu durum, genel "takip mesafesi" kuralından (hızın yarısı kadar metre) farklı bir amaca hizmet eder. Buradaki anahtar kelimeler "konvoy hâlinde" ve "yavaş seyreden" ifadeleridir.

Doğru cevap D seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, bir konvoy şeklinde (özellikle kamyon, tır gibi ağır vasıtaların oluşturduğu) yavaş ilerleyen araç grupları, kendi aralarında özel bir mesafe bırakmak zorundadır. Bu mesafenin temel amacı, arkadan gelen ve daha hızlı olan diğer araçların sollama (geçme) manevrasını güvenli bir şekilde yapabilmelerini sağlamaktır. Uzun bir konvoyu tek seferde geçmek çok riskli olduğundan, bırakılan bu boşluklar, sollama yapan aracın tehlike anında veya manevrayı tamamlarken araya güvenle girebileceği bir "sığınma alanı" görevi görür.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Araç uzunluğunun üç katı kadar: Bu kural, sabit ve matematiksel bir ölçü sunar ancak her durum için geçerli değildir. Örneğin, kısa bir otomobil ile uzun bir tır için bu mesafe çok farklı olacaktır. Trafik kanunları, bu tür durumlarda sabit bir kat sayısı yerine, trafiğin akışını ve güvenliğini temel alan dinamik bir kural belirlemiştir. Bu nedenle bu seçenek yanıltıcıdır.

  • b) Trafik ve yol durumuna göre istenildiği kadar: "İstenildiği kadar" ifadesi bu seçeneği doğrudan yanlış kılar. Trafik kuralları sürücünün keyfiyetine veya isteğine bırakılamaz; çünkü bu durum, trafikteki diğer sürücüler için öngörülemez ve tehlikeli durumlar yaratır. Kurallar, herkesin uyması gereken standartları belirler.

  • c) Aracın cinsi ve teknik özelliklerinin gerektirdiği kadar: Bu ifade, genel olarak fren mesafesi ve güvenli duruş için önemli bir faktördür. Ağır bir aracın durma mesafesi daha uzundur ve bu durum takip mesafesini etkiler. Ancak soru, özellikle "konvoy" durumunu ve bu durumun diğer araçlar üzerindeki etkisini sorduğu için bu cevap eksik kalmaktadır. Konvoydaki asıl amaç, sadece öndeki araca çarpmamak değil, aynı zamanda diğer araçların geçişini kolaylaştırmaktır.

Özetle, yavaş ilerleyen bir konvoyun amacı, arkadan gelen trafiği tehlikeye atmadan akışı sağlamaktır. Bu nedenle araçlar arasında, sollama yapan bir aracın güvenle sığabileceği kadar boşluk bırakılması, hem yasal bir zorunluluk hem de hayati bir güvenlik önlemidir.

Soru 16
B sınıfı sürücü belgesine sahip olan Mehmet, A2 sınıfı sürücü belgesi almak için başvuru yapıyor. Bu durumda Mehmet, aşağıda resimleri verilen araçlardan hangisini kullanmak istemektedir?
A
B
C
D
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücü belgesi sınıflarının hangi araçları kullanmaya yetki verdiğini bilip bilmediğiniz ölçülmektedir. Sorunun kilit noktası, Mehmet'in A2 sınıfı ehliyet almak için başvuru yapmasıdır. Mevcut B sınıfı ehliyeti olması, kafa karıştırmak için verilmiş bir bilgidir; asıl odaklanılması gereken, yeni alınmak istenen ehliyetin türüdür.

Doğru cevap B şıkkıdır. Çünkü A2 sınıfı sürücü belgesi, belirli güç ve ağırlık oranlarına sahip motosikletleri kullanmak için verilir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre A2 sınıfı ehliyet; gücü 35 kilovatı (yaklaşık 47 beygir) ve gücünün ağırlığına oranı 0,2'yi geçmeyen, sepetli veya sepetsiz iki tekerlekli motosikletler ile gücü 15 kilovatı geçmeyen üç tekerlekli motosikletleri kapsar. Resimde bir motosiklet yer aldığı için, A2 ehliyeti almak isteyen birinin amacı bu aracı kullanmaktır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • A) Otomobil: A şıkkındaki araç bir otomobildir. Otomobil kullanmak için gerekli olan ehliyet sınıfı B sınıfıdır. Soruda Mehmet'in zaten B sınıfı ehliyete sahip olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle, yeni bir başvuru yaparak otomobil kullanmayı hedeflemesi mantıksızdır, çünkü bu yetkiye zaten sahiptir.
  • C) Kamyon: C şıkkında bir kamyon görülmektedir. Kamyon kullanmak için C sınıfı sürücü belgesi gereklidir. Mehmet'in başvurusu A2 sınıfı için olduğundan, bu ağır vasıtayı kullanmak istemesi söz konusu değildir. Bu seçenek, tamamen farklı bir araç kategorisini temsil ettiği için yanlıştır.
  • D) Otobüs: D şıkkında ise bir otobüs yer almaktadır. Yolcu taşımacılığında kullanılan otobüsleri sürebilmek için D sınıfı ehliyet alınması zorunludur. Mehmet'in A2 sınıfı başvurusu ile otobüs kullanma isteği arasında bir bağlantı yoktur, bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, her sürücü belgesi sınıfı farklı bir araç türünü kullanma yetkisi verir. Bu soruda A2 sınıfının motosikletler için olduğunu bilmek, soruyu doğru cevaplamak için yeterlidir. Mehmet, A2 ehliyeti için başvurduğuna göre, amacı B şıkkında gösterilen motosikleti kullanmaktır. Diğer şıklar farklı ehliyet sınıflarını gerektiren araçları gösterdiği için elenir.

Soru 17
Araçların muayene süresi dolmasa bile, aşağıdaki hâllerin hangisinden dolayı özel muayenesi zorunludur?
A
Kazaya karışması sonucu yetkili görevli tarafından gerekli görüldüğünde 
B
Sürücüsü veya işleticisi değiştiğinde 
C
Motoru bakımdan geçirildiğinde 
D
Sahibi değiştiğinde
17 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın periyodik (düzenli) muayenesinin geçerlilik süresi devam ederken, hangi olağanüstü durumda bu sürenin beklenmeden "özel muayeneye" girmesinin zorunlu olduğu sorgulanmaktadır. Yani, normal muayene takvimi dışında, aracı acilen tekrar muayeneye götürmemizi gerektiren durumun ne olduğu soruluyor.

Doğru Cevap: a) Kazaya karışması sonucu yetkili görevli tarafından gerekli görüldüğünde

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni trafik güvenliğidir. Bir araç, özellikle de ana iskeletini, şasisini, fren veya direksiyon sistemini etkileyebilecek ciddi bir kazaya karıştığında, dışarıdan sağlam görünse bile teknik olarak tehlikeli bir duruma gelmiş olabilir. Bu nedenle, kaza mahalline gelen trafik polisi veya jandarma gibi yetkili bir görevli, aracın trafiğe çıkmasının riskli olabileceğine kanaat getirirse, periyodik muayene süresi devam etse bile aracı özel muayeneye sevk edebilir. Bu muayene, aracın kazadan sonra trafiğe çıkabilecek kadar güvenli olup olmadığını tespit etmek için yapılır.

Yanlış Cevapların Açıklamaları:

  • b) Sürücüsü veya işleticisi değiştiğinde: Bir aracın sürücüsünün değişmesi, aracın teknik özelliklerinde veya güvenliğinde bir değişiklik yaratmaz. Örneğin, bir şirket aracını farklı çalışanların kullanması veya aile içinde aracı farklı kişilerin sürmesi, her seferinde muayene gerektiren bir durum değildir. Bu, tamamen idari bir durum olup aracın mekanik yapısıyla ilgisi yoktur.

  • c) Motoru bakımdan geçirildiğinde: Motor bakımı (yağ değişimi, filtre değişimi, bujilerin kontrolü vb.) aracın performansını ve ömrünü artırmak için yapılan rutin ve olumlu bir işlemdir. Bu işlem, aracın muayeneden geçmesini gerektirmez; tam aksine, aracın muayene standartlarına uygun kalmasına yardımcı olur. Ancak, motorda yapılan ve aracın teknik özelliklerini değiştiren büyük tadilatlar (örneğin motor değişimi) muayene gerektirebilir, fakat soruda sadece "bakım" ifadesi geçmektedir.

  • d) Sahibi değiştiğinde: Araç satışı, yani sahibinin değişmesi, noter aracılığıyla yapılan hukuki bir işlemdir. Aracın mevcut muayenesi, satış işlemiyle birlikte yeni sahibine geçer ve geçerlilik süresi boyunca devam eder. Yeni sahibin, sadece muayene süresi dolduğunda aracı tekrar muayeneye götürmesi gerekir. Satış yapıldığı için özel bir muayene zorunluluğu bulunmamaktadır.

Özetle, özel muayene zorunluluğu, aracın teknik güvenliğini doğrudan ve ciddi şekilde etkileyebilecek olağanüstü durumlar için geçerlidir. Büyük bir kaza, bu durumların en belirgin olanıdır. Diğer seçenekler ise aracın güvenliğini doğrudan etkilemeyen idari veya rutin işlemlerdir.

Soru 18
Şekildeki trafik işaretinin anlamı nedir?
A
İleri mecburi yön
B
Girişi olmayan yol
C
Geçme yasağı sonu
D
Hız sınırlaması sonu
18 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, size bir trafik işareti görseli verilmiş ve bu işaretin ne anlama geldiği sorulmuştur. Trafik işaretleri, sürücülere yol ve trafik durumu hakkında bilgi veren, uyaran veya yasaklamalar getiren görsel sembollerdir. Bu işaretleri doğru tanımak ve anlamlarını bilmek, güvenli sürüş için hayati önem taşır.

Doğru Cevabın Açıklaması (b - Girişi olmayan yol)

Soruda gösterilen trafik işareti, kırmızı renkli yuvarlak bir zemin üzerinde beyaz yatay bir şeritten oluşur. Bu işaret, bir Tehlike Uyarı İşareti değil, bir Trafik Tanzim İşaretidir ve anlamı "Girişi Olmayan Yol"'dur. Bu levha, sürücülerin bu yola veya sokağa girmelerinin yasak olduğunu bildirir. Genellikle tek yönlü yolların çıkışında veya trafiğe tamamen kapalı yolların başında bulunur. Bu işareti gördüğünüzde, o yola kesinlikle girmemeli ve alternatif bir güzergah bulmalısınız.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) İleri mecburi yön: Bu seçenek yanlıştır. "İleri Mecburi Yön" levhası, yuvarlak ve mavi zeminli olup üzerinde beyaz bir ok işareti bulunur. Bu levha bir yasaklama değil, bir zorunluluk belirtir ve sürücünün sadece ileri yönde devam etmesi gerektiğini bildirir.
  • c) Geçme yasağı sonu: Bu seçenek de yanlıştır. "Geçme Yasağı Sonu" levhası, genellikle beyaz veya gri zeminli yuvarlak bir tabeladır ve üzerinde önceden getirilmiş olan geçme yasağının sona erdiğini belirten semboller ve bu sembollerin üzerinde siyah bir çapraz çizgi bulunur. Bu işaret, bir yasağın bittiğini haber verir.
  • d) Hız sınırlaması sonu: Bu seçenek de doğru değildir. "Hız Sınırlaması Sonu" levhası, "Geçme Yasağı Sonu" levhasına benzer şekilde, beyaz veya gri zeminli yuvarlak bir tabeladır. Üzerinde daha önce belirtilen hız limitini gösteren bir sayı ve bu sayının üzerinde siyah bir çapraz çizgi yer alır. Bu işaret de bir kısıtlamanın sona erdiğini belirtir.

Özetle, sorudaki kırmızı zeminli ve beyaz çizgili işaret bir yasaklama ifade eder ve araçların o yola girişini engeller. Bu nedenle doğru cevap "Girişi olmayan yol" seçeneğidir. Diğer seçenekler ise farklı renk, şekil ve anlamlara sahip olan başka trafik işaretlerini tanımlamaktadır.

Soru 19
Sürücüsü dahil oturma yeri on yediyi aşmayan otobüslere ne ad verilir?
A
Minibüs 
B
Tramvay
C
Kamyonet 
D
Arazi taşıtı
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'na göre belirli bir yolcu kapasitesine sahip olan bir taşıtın yasal tanımı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, "sürücüsü dahil oturma yeri on yediyi aşmayan" ifadesidir. Bu ifade, araçların sınıflandırılmasında kullanılan resmi bir kriter olduğu için ehliyet sınavlarında sıkça karşınıza çıkabilir.

Doğru cevap a) Minibüs'tür. Çünkü Karayolları Trafik Kanunu'na göre, yapısı itibarıyla sürücüsü dahil on ila on yedi oturma yeri olan ve insan taşımak için imal edilmiş bulunan motorlu taşıta minibüs denir. Soruda belirtilen "on yediyi aşmayan" tanımı, bu yasal sınıflandırmaya tam olarak uymaktadır. Bu nedenle, bu kapasitedeki araçlar yasal olarak minibüs olarak adlandırılır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) Tramvay: Tramvay, karayolunda değil, kendine özel olarak döşenmiş raylar üzerinde hareket eden bir toplu taşıma aracıdır. Sınıflandırması yolcu kapasitesine göre değil, bir raylı sistem aracı olmasına göre yapılır. Dolayısıyla bu seçenek, sorulan araç tanımıyla tamamen alakasızdır.
  • c) Kamyonet: Kamyonetin temel amacı yolcu değil, yük taşımaktır. Yasal tanımı, izin verilen azami yüklü ağırlığı 3.500 kilogramı geçmeyen motorlu yük taşıtlarıdır. Yolcu kapasitesi, kamyonetin birincil sınıflandırma kriteri olmadığından bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Arazi taşıtı: Arazi taşıtı, hem karayolunda hem de arazide (yol dışı) gidebilme yeteneğine sahip araçlar için kullanılan genel bir terimdir. Bu tanım, aracın yolcu kapasitesini değil, kullanım amacını ve teknik özelliklerini (örneğin 4x4 çekiş sistemi) belirtir. Bir arazi taşıtı, yolcu sayısına göre otomobil veya minibüs sınıfına girebilir, ancak bu terim tek başına kapasiteyi ifade etmez.

Özetle, ehliyet sınavı için araç sınıflarını yolcu kapasitesine göre bilmek çok önemlidir. Bu temel ayrımı aklınızda tutarak benzer soruları kolaylıkla çözebilirsiniz:

  1. Sürücü dahil 9 veya daha az oturma yeri olan: Otomobil
  2. Sürücü dahil 10 ile 17 arasında oturma yeri olan: Minibüs
  3. Sürücü dahil 18 veya daha fazla oturma yeri olan: Otobüs
Soru 20
Şekildeki araç sürücüsü, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtı durağının en az kaç metre mesafe dışına aracını park edebilir?
A
B
10 
C
15 
D
20
20 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün kamu hizmeti yapan yolcu taşıtı durağına (örneğin bir otobüs durağına) en yakın ne kadar mesafede park edebileceği sorulmaktadır. Bu, trafikte hem düzeni hem de güvenliği sağlamak için belirlenmiş önemli bir kuraldır. Sorunun temel amacı, duraklama ve park etme yasaklarına ilişkin yasal mesafeyi bilip bilmediğinizi ölçmektir.

Doğru Cevap: c) 15

Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtlarının duraklarını belirten levhalara her iki yönde 15 metrelik mesafe içinde park etmek yasaktır. Bu kuralın amacı, otobüs gibi toplu taşıma araçlarının durağa rahatça yanaşmasını, yolcularını güvenli bir şekilde indirip bindirmesini ve tekrar trafiğe sorunsuz bir şekilde katılmasını sağlamaktır. 15 metrelik bu alan, otobüsün manevra yapabilmesi için gerekli olan asgari güvenlik boşluğunu oluşturur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) 5 metre ve b) 10 metre: Bu mesafeler, bir otobüsün güvenli bir şekilde durağa yanaşması ve ayrılması için kesinlikle yeterli değildir. 5 veya 10 metreye park edilmiş bir araç, otobüsün durağa tam olarak yanaşmasını engelleyerek hem yolcular için tehlike yaratır hem de trafiğin akışını olumsuz etkiler. Bu nedenle bu şıklar yanlıştır.
  • d) 20 metre: 20 metre mesafeye park etmek yasak değildir, hatta güvenlidir. Ancak soru bizden "en az" kaç metre olması gerektiğini sormaktadır. Yasal olarak belirlenmiş minimum mesafe 15 metre olduğu için, en doğru ve kesin cevap 15'tir. 20 metre, gerekli olan minimum mesafeden daha uzak olduğu için sorunun köküne tam olarak uyan cevap değildir.

Özetle, ehliyet sınavında ve trafikte unutmamanız gereken en önemli kurallardan biri budur: Bir otobüs durağı levhası gördüğünüzde, bu levhanın hem önüne hem de arkasına 15'er metrelik bir alana aracınızı park edemezsiniz. Bu kurala uymak, toplu taşımanın aksamadan işlemesi ve yaya güvenliğinin sağlanması için büyük önem taşır.

Soru 21
Aşağıdakilerden hangisi azami hız sınırlaması anlamındadır?
A
B
C
D
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte kullanılan levhalardan hangisinin "azami hız sınırlaması" yani bir yolda yasal olarak yapılabilecek en yüksek hızı gösterdiği sorulmaktadır. Sürücülerin bu levhaları doğru bir şekilde tanıyıp anlamlarına göre hareket etmesi, trafik güvenliği için hayati önem taşır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım.

a) Doğru Cevap: Bu seçenekteki levha, etrafı kırmızı bir çemberle çevrili ve içinde "50" yazan bir trafik işaretidir. Trafik işaret dilinde, kırmızı çember yasaklama veya kısıtlama anlamına gelir. Bu nedenle bu levha, görüldüğü yolda motorlu taşıtların yapabileceği en yüksek hızın, yani azami hızın saatte 50 kilometre olduğunu belirtir. Sürücüler bu levhayı gördüklerinde hızlarını 50 km/s veya altına düşürmek zorundadırlar. Bu yüzden sorunun doğru cevabı budur.

b) Yanlış Cevap: Bu levha, "a" seçeneğindeki levhanın aynısı olup üzerinde baştan başa siyah bir çizgi bulunmaktadır. Trafikte bir yasaklama veya kısıtlama bildiren levhanın üzerindeki bu çizgi, o yasağın veya kısıtlamanın sona erdiğini ifade eder. Dolayısıyla bu levha, "Hız Sınırlaması Sonu" levhasıdır. Bu işareti gören sürücü, daha önce geçerli olan 50 km/s hız sınırının artık bittiğini ve yolun kendi türü için belirlenmiş yasal hız limitine (örneğin, şehirlerarası yolda 90 km/s) dönebileceğini anlar. Bu nedenle bir sınırlama değil, sınırlamanın bitişini belirttiği için yanlıştır.

c) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki levha, mavi zeminli daire şeklinde ve içinde "50" yazan bir işarettir. Mavi renkli daire şeklindeki levhalar, sürücülere bir mecburiyet bildirir. Bu levha, "Mecburi Asgari Hız" levhasıdır ve sürücülerin bu yolda, trafik güvenliğini tehlikeye düşürmemek şartıyla, saatte en az 50 kilometre hızla gitmeleri gerektiğini belirtir. Yani azami (en yüksek) hızın tam tersi olarak asgari (en düşük) hızı ifade ettiği için yanlış bir seçenektir.

d) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki levha, kare şeklinde ve üzerinde iki araç ile "50 km" (genellikle metre olarak "50 m" yazar) ifadesi bulunan bir bilgi işaretidir. Kare veya dikdörtgen şeklindeki levhalar genellikle sürücülere bilgi verir. Bu levha, öndeki araçla aradaki takip mesafesinin en az 50 metre olması gerektiğini hatırlatan bir levhadır. Hız ile değil, araçlar arasındaki güvenli mesafe ile ilgili olduğu için bu seçenek de yanlıştır.

Soru 22
Aksine bir durum yoksa, şekildeki gibi ışıklı trafik işaret cihazında yeşil ışığın yandığını gören sürücü ne  yapmalıdır?
A
Durmadan dikkatli geçmeli
B
İlk geçiş hakkını yayalara vermeli
C
Durup, yolu kontrol ettikten sonra geçmeli
D
Sağdan gelen araçların geçmesini beklemeli
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ışıklı bir trafik işaret cihazında yanan yeşil ışığın sürücü için ne anlama geldiği ve bu durumda nasıl davranması gerektiği sorgulanmaktadır. Sorudaki "Aksine bir durum yoksa" ifadesi, bir trafik polisinin farklı bir işaret vermesi, bir ambulansın geçmesi veya yayanın zaten yola inmiş olması gibi istisnai durumların olmadığını, standart kuralın ne olduğunu sorduğunu belirtir.

a) Durmadan dikkatli geçmeli

Bu seçenek doğrudur. Trafik kurallarına göre, sabit yanan yeşil ışık, yolun trafiğe açık olduğunu ve sürücünün geçiş hakkına sahip olduğunu belirtir. Bu nedenle sürücü, kavşağa geldiğinde durmasına gerek yoktur. Ancak "dikkatli" kelimesi burada kilit öneme sahiptir; çünkü kavşaklar her zaman potansiyel tehlike barındırır. Sürücü, geçiş hakkı kendisinde olsa bile, kavşağı kontrol ederek ve olası tehlikelere karşı hazırlıklı olarak geçişini tamamlamalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) İlk geçiş hakkını yayalara vermeli: Yeşil ışık sürücüye yanarken, genellikle yayaların ışığı kırmızıdır. Bu nedenle, normal şartlarda bekleyen bir yayaya yol verme zorunluluğu yoktur. Ancak, eğer bir yaya siz yeşil ışığa gelmeden önce karşıya geçmeye başlamış ve yolda kalmışsa, bu "aksine bir durum" teşkil eder ve yayanın geçişini tamamlaması beklenmelidir. Soru standart durumu sorduğu için bu seçenek yanlıştır.
  • c) Durup, yolu kontrol ettikten sonra geçmeli: Bu kural, kırmızı ışıkta veya "DUR" levhasının olduğu yerlerde geçerlidir. Yeşil ışık, "durma" eyleminin tam tersi olan "geç" komutunu verir. Yeşil ışıkta durmak, hem trafik akışını engeller hem de arkanızdan gelen araçların size çarpmasına neden olabilecek tehlikeli bir harekettir.
  • d) Sağdan gelen araçların geçmesini beklemeli: "Sağdan gelen araca yol verme" kuralı, herhangi bir trafik ışığı, levhası veya görevlisinin bulunmadığı kontrolsüz kavşaklar için geçerlidir. Işıklı bir kavşak, kontrollü bir kavşaktır ve buradaki geçiş üstünlüğünü ışıkların rengi belirler. Size yeşil yanarken, sağdan (ve soldan) gelen araçlara kırmızı ışık yanmaktadır, bu yüzden onları beklemeniz gerekmez.

Özetle: Yeşil ışık, sürücüye "durmadan, kontrollü ve dikkatli bir şekilde geçiş yapma" hakkı tanır. Sürücü bu hakkı kullanırken kavşak içindeki diğer unsurlara karşı yine de tedbirli olmalıdır.

Soru 23
Şekildeki trafik işareti neyi yasaklar?
A
Geri gitmeyi
B
Sola dönmeyi
C
U dönüşü yapmayı
D
Ada etrafında dönmeyi
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bize gösterilen trafik tanzim işaretinin ne anlama geldiği ve hangi davranışı yasakladığı sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, hem ehliyet sınavında başarılı olmak hem de trafikte güvenli bir sürücü olmak için temel bir gerekliliktir. Şimdi bu işareti ve seçenekleri detaylı bir şekilde inceleyelim.

Öncelikle trafik işaretinin kendisini analiz edelim. Kırmızı çerçeveli, yuvarlak trafik işaretleri genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. İşaretin içinde, 180 derecelik bir dönüşü simgeleyen, yani "U" harfine benzeyen bir manevrayı gösteren siyah bir ok bulunmaktadır. Bu okun üzeri ise yine kırmızı bir çizgi ile çizilmiştir, bu da bu hareketin yasak olduğu anlamına gelir.

Bu analiz doğrultusunda doğru cevabın neden c) U dönüşü yapmayı seçeneği olduğunu açıklayalım. İşaretin içindeki sembol, bir aracın bulunduğu yolda tam bir geri dönüş yaparak geldiği istikametin tersine yönelmesini ifade eder. Bu manevraya trafikte "U dönüşü" denir. Dolayısıyla bu levha, görüldüğü yolda U dönüşü yapmanın kesinlikle yasak olduğunu sürücüye bildirir. Bu kurala uymamak, özellikle karşı yönden gelen araçlar için büyük bir tehlike oluşturabilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da anlamak önemlidir:

  • a) Geri gitmeyi: Geri gitmek, aracı vitesi geriye takarak arkaya doğru sürmektir. Bu levha ise ileri yönde yapılan bir dönüş manevrasını konu alır. Geri gitmenin yasak olduğu yerler ve durumlar Karayolları Trafik Kanunu'nda ayrı olarak belirtilmiştir ve bu işaretle bir ilgisi yoktur.
  • b) Sola dönmeyi: Bu seçenek, U dönüşü ile en çok karıştırılan manevradır. Sola dönüş, genellikle bir kavşakta veya bir ara yola girmek için yapılan yaklaşık 90 derecelik bir manevradır. U dönüşü ise 180 derecelik bir manevradır. "Sola Dönülmez" işareti, bu işarete benzese de içindeki ok sadece sola doğru kıvrılır, tam bir geri dönüş yapmaz.
  • d) Ada etrafında dönmeyi: Ada (veya dönel kavşak), trafiğin bir merkez etrafında döndüğü bir kavşak türüdür. Ada etrafında dönüşü düzenleyen işaretler genellikle mavi renkli, yuvarlak ve mecburi yön bildiren işaretlerdir. Bu işaret ise belirli bir manevrayı yasaklamaktadır, bir kavşak düzenlemesini değil.

Özet olarak, soruda gösterilen işaret, şekli itibarıyla "U" harfine benzeyen bir dönüşü yasakladığı için net bir şekilde U dönüşü yasağını ifade eder. Sınavda bu ve benzeri işaretlerle karşılaştığınızda, işaretin şekli ile temsil ettiği hareket arasındaki bağlantıyı kurmanız doğru cevabı bulmanızı kolaylaştıracaktır.

Soru 24
Şekildeki kontrolsüz kavşakta ilk geçiş hakkını hangi araç kullanmalıdır?
A
Otomobil 
B
Kamyonet
C
Motosiklet
D
At arabası
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, levhası veya trafik görevlisi bulunmayan bir kontrolsüz kavşakta araçların geçiş önceliği sıralamasının nasıl olması gerektiği sorulmaktadır. Bu tür kavşaklarda geçiş hakkını belirleyen kurallar, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde açıkça belirtilmiştir. Doğru sıralamayı bulmak için bu kuralları adım adım uygulamamız gerekir. Kontrolsüz kavşaklarda geçiş üstünlüğünü belirlemek için üç temel kural vardır ve bunlar bir öncelik sırasına göre uygulanır:
  • Kural 1: Bütün sürücüler, motorsuz araçlara (at arabası, bisiklet vb.) ve iş makinelerine göre geçiş önceliğine sahiptir. Yani motorsuz araçlar, motorlu araçların geçmesini beklemek zorundadır.
  • Kural 2: Dönüş yapan sürücüler, doğru gitmekte olan (düz giden) araçlara yol vermek zorundadır.
  • Kural 3: Yukarıdaki kurallar eşitliği bozmuyorsa, her sürücü kendi sağındaki araca yol vermek zorundadır. Buna "sağdaki aracın geçiş üstünlüğü" kuralı denir.
Şimdi bu kuralları resimdeki araçlara uygulayalım. Öncelikle at arabası, bir motorsuz taşıt olduğu için diğer tüm motorlu taşıtlara (otomobil, kamyonet, motosiklet) yol vermek zorundadır. Bu nedenle at arabası en son geçecektir ve ilk geçiş hakkına sahip olamaz. Bu durum, d) At arabası seçeneğini eler. Geriye kalan üç motorlu aracı kendi aralarında değerlendirmemiz gerekir. Geriye kalan otomobil, kamyonet ve motosiklete baktığımızda, motosikletin sola dönüş yaptığını, otomobil ve kamyonetin ise düz gittiğini görüyoruz. İkinci kuralımıza göre, dönüş yapan araçlar düz gidenlere yol vermelidir. Bu sebeple motosiklet, düz gitmekte olan otomobil ve kamyonetin geçmesini beklemek zorundadır. Böylece ilk geçiş hakkının motosiklete ait olmadığı anlaşılır ve c) Motosiklet seçeneği de elenmiş olur.

Son olarak elimizde düz gitmekte olan otomobil ve kamyonet kalmıştır. Bu iki aracın geçiş üstünlüğünü belirlemek için üçüncü kuralımızı, yani "sağdaki aracın önceliği" kuralını uygularız. Kamyonetin sürücü koltuğundan baktığımızda, otomobil onun sağında kalmaktadır. Bu durumda kamyonet, sağındaki otomobile yol vermek zorundadır. Dolayısıyla, ilk geçiş hakkı otomobile aittir. Bu nedenle a) Otomobil cevabı doğrudur ve b) Kamyonet seçeneği yanlıştır.

Özetle, araçların geçiş sıralaması şu şekilde olmalıdır:

  1. Otomobil (Düz gidiyor ve kamyonetin sağında)
  2. Kamyonet (Düz gidiyor ancak otomobilin solunda)
  3. Motosiklet (Dönüş yaptığı için düz gidenlere yol verir)
  4. At arabası (Motorsuz taşıt olduğu için tüm motorlu taşıtlara yol verir)

Soru 25
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi, kavşaklarda üzerinde bulunulan yolun tali yol olduğunu ve ana yoldaki araçlara yol verilmesi gerektiğini belirtir?
A
B
C
D
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kavşağa yaklaşırken sürücünün bulunduğu yolun ikincil (tali) bir yol olduğunu ve kavşaktaki ana yolda seyreden araçlara geçiş hakkı vermesi gerektiğini bildiren trafik işaretinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu durum, trafikte geçiş üstünlüğünün kimde olduğunu belirleyen en temel kurallardan biridir ve doğru levhayı tanımak hayati önem taşır.

Doğru Cevap: A Seçeneği

Doğru cevap A seçeneğidir. Bu işaret, "Yol Ver" anlamına gelen T-1 numaralı trafik tanzim işaretidir. Ters üçgen şeklindeki bu levha, sürücüye bir tali yoldan anayola yaklaştığını ve kavşağa girmeden önce anayoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini bildirir. Bu levhayı gören sürücü, hızını düşürmeli, anayolu kontrol etmeli ve güvenli bir şekilde geçiş yapabilecek durumdaysa kavşağa girmelidir.

Diğer Seçeneklerin Açıklamaları:

  • B Seçeneği: Bu sekizgen şeklindeki kırmızı levha, "Dur" işaretidir. Bu işaret de tali yollarda bulunur ve anayoldaki araçlara yol verilmesi gerektiğini belirtir. Ancak "Yol Ver" işaretinden temel farkı, sürücünün kavşağa gelmeden mutlaka tam olarak durmasını zorunlu kılmasıdır. Soru, genel olarak yol verilmesi gerektiğini belirten işareti sorduğu için "Yol Ver" levhası daha temel ve doğru yanıttır.
  • C Seçeneği: Bu baklava dilimi şeklindeki sarı levha, "Anayol" işaretidir. Bu levha, soruda istenen durumun tam tersini ifade eder. Bu işareti gören sürücü, kendisinin geçiş önceliğine sahip olduğu bir anayolda seyrettiğini anlar. Kavşaklara yaklaşırken tali yollardan çıkan araçların kendisine yol vermesi gerektiğini bilir.
  • D Seçeneği: Üzerinde siyah bir çizgi bulunan bu levha ise "Anayol Sonu" işaretidir. Bu işaret, sürücünün o ana kadar seyrettiği geçiş önceliğine sahip anayolun artık bittiğini bildirir. Bu levhadan sonraki kavşaklarda sürücü, artık geçiş üstünlüğüne sahip olmayacaktır ve diğer genel trafik kuralları geçerli olacaktır.

Özetle, A seçeneğindeki "Yol Ver" levhası, sürücünün tali yolda olduğunu ve anayola yol vermesi gerektiğini doğrudan belirten temel işarettir. Bu nedenle sorunun doğru cevabı A seçeneğidir.

Soru 26
Trafik görevlisinin geceleyin ışıklı işaret çubuğunu şekildeki gibi hareket ettirmesinin sürücüler için anlamı nedir?
A
Dur işareti
B
Dönüş işareti
C
Yavaşlatma işareti
D
Hızlandırma işareti
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik polisinin gece kullandığı ışıklı işaret çubuğuyla yaptığı belirli bir hareketin ne anlama geldiği sorulmaktadır. Trafik polisinin işaretleri, özellikle gece veya görüşün düşük olduğu durumlarda trafiğin güvenli bir şekilde akmasını sağlamak için hayati öneme sahiptir. Bu nedenle her sürücü adayının bu işaretleri doğru bir şekilde bilmesi ve trafikte anında uygulayabilmesi gerekir.

Görselde trafik görevlisinin ışıklı çubuğu bir yay çizecek veya dairesel bir hat üzerinde hareket ettirdiği görülmektedir. Bu hareket, sürücülere dönüş yapmaları veya belirtilen yöne girmeleri gerektiğini bildiren bir işarettir. Genellikle bir kavşakta veya yönlendirmenin gerekli olduğu bir noktada, polisin işaret ettiği istikamete doğru dönüş yapılmasını veya o yola sapılmasını emreder. Bu nedenle doğru cevap 'Dönüş işareti' olan b) şıkkıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Dur işareti: Bu seçenek yanlıştır. Trafik polisinin 'Dur' işareti genellikle kolunu veya ışıklı çubuğu vücuduna dik bir açıyla havaya kaldırmasıyla veya doğrudan aracın önünde yatay olarak tutmasıyla verilir. Resimdeki dairesel hareket, durmayı değil, aksine yönlendirilmiş bir hareketi ifade eder.
  • c) Yavaşlatma işareti: Bu seçenek de yanlıştır. 'Yavaşla' işareti için trafik polisi, kolunu veya ışıklı çubuğu aşağı ve yukarı doğru yavaşça sallar (sanki havayı aşağı doğru itiyormuş gibi). Bu hareket, sürücüye hızını düşürmesi gerektiğini anlatır. Sorudaki dairesel hareket bu anlama gelmez.
  • d) Hızlandırma işareti: Bu seçenek de hatalıdır. 'Hızlan' veya 'Geç' işareti, genellikle polisin kolunu veya çubuğu dirsekten kırarak art arda kendisine doğru çekmesiyle verilir. Bu, trafiği hızlandırma amacı taşır. Resimdeki hareket ise hızlanmayı değil, belirli bir yöne sapmayı belirtir.

Özetle, trafik polisinin ışıklı çubukla yaptığı geniş ve dairesel hareketler her zaman bir yönlendirme, yani dönüş veya belirtilen yola girme anlamı taşır. Diğer işaretlerin (Dur, Yavaşla, Hızlan) kendilerine özgü, farklı hareketleri vardır. Bu işaretleri doğru yorumlamak, hem sınavda başarılı olmanız hem de trafikte güvenli bir sürüş gerçekleştirmeniz için çok önemlidir.

Soru 27
Şekildeki trafik işaretlerine göre 1 numaralı araç sürücü nasıl davranmalıdır?
A
Hızını artırmalı
B
Önündeki aracı geçmeli
C
Öndeki araçla arasındaki takip mesafesini azaltmalı
D
Daralan yol kesiminde karşıdan gelen araca yol vermeli
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, 1 numaralı araç sürücüsünün karşısındaki trafik işaretlerine göre nasıl hareket etmesi gerektiği sorgulanmaktadır. Doğru ve güvenli bir sürüş için bu işaretlerin anlamlarını bilmek ve birlikte yorumlamak kritik öneme sahiptir. Şimdi bu işaretleri ve cevap şıklarını adım adım inceleyerek doğru davranışın ne olduğunu anlayalım.

Öncelikle resimdeki iki trafik işaretini anlamamız gerekiyor. Üstte yer alan üçgen şeklindeki levha bir tehlike uyarı işaretidir ve "Sağdan Daralan Kaplama" anlamına gelir. Bu işaret, sürücüye ileride yolun sağ taraftan daralacağını haber verir ve dikkatli olması, hızını azaltması gerektiğini belirtir. Yani sürücü, ileride fiziksel bir değişikliğe karşı uyarılmaktadır.

Altta bulunan yuvarlak levha ise bir trafik tanzim işaretidir ve uyulması zorunlu bir kuralı ifade eder. Bu levhanın adı "Karşıdan Gelene Yol Ver" levhasıdır. Levhadaki kırmızı ok bizim ilerlediğimiz yönü, siyah ok ise karşıdan gelen yönü temsil eder. Kırmızı renk daima bir kısıtlama veya yasaklama belirttiği için, bu levha bizim yönümüzdeki araçların, daralan bu yol kesiminde karşıdan gelen araçlara geçiş önceliği vermesi gerektiğini zorunlu kılar.

Doğru Cevabın Açıklaması

d) Daralan yol kesiminde karşıdan gelen araca yol vermeli

Bu seçenek, alttaki "Karşıdan Gelene Yol Ver" levhasının doğrudan anlamıdır. Üstteki levha yolun daralacağını haber verirken, alttaki levha bu daralan yolda kimin önceliği olduğunu net bir şekilde belirtir. Bu nedenle 1 numaralı araç sürücüsü yavaşlamalı, daralan bölüme girmeden önce karşıdan gelen bir araç varsa onun geçmesini beklemeli ve yol vermelidir. Bu, trafik akışının güvenli bir şekilde sağlanması için zorunlu bir kuraldır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) Hızını artırmalı: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Tehlike uyarı işaretleri, sürücüleri yavaşlamaları ve daha dikkatli olmaları konusunda uyarır. Yolun daraldığı bir kesime hızlanarak girmek, hem kontrolü kaybetme hem de olası bir kazaya neden olma riskini ciddi şekilde artırır.

  • b) Önündeki aracı geçmeli: Bu davranış son derece tehlikelidir. Yolun daraldığı bir bölümde görüş mesafesi azalır ve manevra alanı kısıtlanır. Bu durumda öndeki aracı sollamaya çalışmak, karşı yönden gelen bir araçla kafa kafaya çarpışma riskini en üst düzeye çıkarır ve kesinlikle yapılmamalıdır.

  • c) Öndeki araçla arasındaki takip mesafesini azaltmalı: Bu da güvenli sürüş ilkelerine aykırıdır. Tehlikeli veya dikkat gerektiren yol kesimlerine yaklaşırken, öndeki aracın ani bir manevra yapma veya durma ihtimaline karşı takip mesafesi azaltılmaz, aksine artırılır. Mesafeyi azaltmak, olası bir tehlike anında tepki verme süresini ortadan kaldırır.

Soru 28
Şekildeki gibi, tek yönlü kara yolunda bulunan 1 numaralı araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Önündeki aracı ikaz ederek hızlanmasını istemesi
B
Önündeki araçla takip mesafesine dikkat etmesi
C
Geçmek için en sol şeridi kullanması
D
En sağ şeride geçerek seyretmesi
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, tek yönlü ve üç şeritli bir yolda orta şeritte seyreden 1 numaralı araç sürücüsünün yapmaması gereken, yani trafik kurallarına ve adabına aykırı olan davranış sorulmaktadır. Soruyu doğru cevaplamak için her bir seçeneği trafik kuralları çerçevesinde değerlendirmemiz gerekir. Unutmayın, bu tür sorularda bizden "yanlış olan" davranışı bulmamız isteniyor.

Doğru Cevap: a) Önündeki aracı ikaz ederek hızlanmasını istemesi

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, bu davranışın trafik adabına ve güvenli sürüş ilkelerine aykırı olmasıdır. Önünüzdeki sürücüyü korna çalarak veya selektör yaparak (ışıkla ikaz) sürekli rahatsız etmek, onu taciz etmek anlamına gelir. Bu durum, öndeki sürücünün panik yapmasına, dikkatinin dağılmasına ve kaza riskinin artmasına neden olabilir. Trafikte sabırlı olmak ve diğer sürücülere saygı göstermek esastır; bir sürücüyü hızlanmaya zorlamak kesinlikle yanlış bir davranıştır.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • b) Önündeki araçla takip mesafesine dikkat etmesi: Bu, sürücünün yapması gereken doğru ve zorunlu bir davranıştır. Güvenli bir sürüş için öndeki araçla araya, hızın yarısı kadar metre (örneğin 90 km/s hızla giderken en az 45 metre) veya "iki saniye" kuralına uygun bir mesafe bırakılmalıdır. Bu, ani durumlarda kazayı önler. Dolayısıyla bu seçenek, yanlış bir davranış değildir.
  • c) Geçmek için en sol şeridi kullanması: Bu da tamamen doğru bir davranıştır. Çok şeritli tek yönlü yollarda, en sol şerit "sollama şeridi" olarak kullanılır. 1 numaralı sürücü, önündeki aracı geçmek istediğinde kurallara uygun şekilde sinyalini verip aynalarını kontrol ederek en sol şeride geçmeli ve geçişini tamamladıktan sonra tekrar kendi şeridine dönmelidir. Bu, sollama işleminin doğru yapılışıdır.
  • d) En sağ şeride geçerek seyretmesi: Bu davranış da duruma göre doğru olabilir. Trafik kurallarına göre, geçiş yapmıyorsanız veya yolun ilerisinde sola dönmeyecekseniz, yolun sağ şeritlerini kullanmanız gerekir. Bu, trafiğin akıcılığını sağlar ve daha hızlı giden araçların sol şeritleri kullanmasına olanak tanır. Dolayısıyla 1 numaralı sürücünün daha yavaş seyretmek veya yoluna sağdan devam etmek için en sağ şeride geçmesi yanlış bir davranış değildir.

Özetle; takip mesafesini korumak, sollamak için sol şeridi kullanmak ve yavaş giderken sağ şeride geçmek doğru ve güvenli sürüş davranışlarıdır. Ancak öndeki sürücüyü taciz ederek hızlanmasını istemek, hem tehlikeli hem de trafik adabına aykırı olduğu için soruda belirtilen "yanlış" davranıştır.

Soru 29
Şekle göre aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A
1 ve 2 numaralı taşıtlar ana yoldadır.
B
3 ve 4 numaralı taşıtlar tali yoldadır.
C
3 ve 4 numaralı taşıtlar bölünmüş kara yolundadır.
D
1, 2, 3 ve 4 numaralı taşıtlar iki yönlü kara yolundadır.
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, verilen trafik kavşağı görselini analiz ederek şıklarda yer alan ifadelerden hangisinin yanlış olduğunu bulmamız istenmektedir. Bunun için görseldeki trafik levhalarını ve yolun yapısını dikkatlice incelememiz gerekir.

Öncelikle görseldeki en önemli ipucu, 3 ve 4 numaralı araçların bulunduğu yoldaki "Yol Ver" levhasıdır. Bu ters üçgen şeklindeki levha, üzerinde bulunduğu yolun bir tali yol (ikinci dereceden yol) olduğunu ve bu yoldan gelen sürücülerin ana yoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini belirtir. Bu temel bilgiden yola çıkarak şıkları değerlendirebiliriz.

  • a) 1 ve 2 numaralı taşıtlar ana yoldadır. Bu ifade doğrudur. 3 ve 4 numaralı araçların olduğu yol "Yol Ver" levhası ile tali yol olarak belirlendiğine göre, bu yolla kesişen ve 1 ile 2 numaralı araçların üzerinde seyrettiği yol ana yoldur. Ana yoldaki araçların geçiş önceliği vardır.
  • b) 3 ve 4 numaralı taşıtlar tali yoldadır. Bu ifade de doğrudur. Az önce belirttiğimiz gibi, "Yol Ver" levhası tam olarak bu anlama gelir. Bu levhanın bulunduğu yol, ana yola bağlanan bir tali yoldur.
  • d) 1, 2, 3 ve 4 numaralı taşıtlar iki yönlü kara yolundadır. Bu ifade de doğrudur. Görseli incelediğimizde, hem ana yolun (1 ve 2 numaralı araçların yolu) hem de tali yolun (3 ve 4 numaralı araçların yolu) karşıt yönlerden gelen trafiğe açık olduğunu görüyoruz. Yolları ayıran kesikli çizgiler de bunu destekler. Bu nedenle kavşaktaki tüm yollar iki yönlü kara yoludur.

c) 3 ve 4 numaralı taşıtlar bölünmüş kara yolundadır. Bu ifade ise yanlıştır. Bir yolun "bölünmüş kara yolu" olabilmesi için, karşıt yönlerden gelen trafik akışının bir ayırıcı (refüj, bariyer vb.) ile fiziksel olarak birbirinden ayrılmış olması gerekir. Görseldeki yolda böyle bir ayırıcı bulunmamaktadır; sadece yol çizgileri vardır. Bu nedenle 3 ve 4 numaralı araçların bulunduğu yol, bölünmüş bir yol değil, iki yönlü bir kara yoludur.

Sonuç olarak, soru bizden yanlış olan ifadeyi bulmamızı istediği için doğru cevap C şıkkıdır. Çünkü 3 ve 4 numaralı araçların bulunduğu yol, bir bölünmüş kara yolu değildir.

Soru 30
Motorlu bisiklet, motosiklet ve sürücüleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinin yapılması yasaktır?
A
Sürücü arkasında yeterli oturma yeri olsa bile bir kişiden fazlasının taşınması
B
Gidiş yönüne göre yolun en sağından seyredilmesi
C
Tehlikeli madde taşıyan araçların geçilmesi
D
Geçme yaparken sinyal verilmesi
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motorlu bisiklet ve motosiklet sürücülerinin trafikte uyması gereken kurallardan hangisinin bir *yasak* olduğunu bulmamız isteniyor. Yani, şıklarda verilen dört eylemden üçü serbest veya zorunlu iken, biri kesinlikle yasaktır. Sorunun odak noktası, bu iki tekerlekli araçların özel kullanım kurallarıdır.

Doğru Cevap: a) Sürücü arkasında yeterli oturma yeri olsa bile bir kişiden fazlasının taşınması

Doğru cevabın neden bu şık olduğunu detaylıca inceleyelim. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, motosikletlerde sürücü, kendi arkasında bulunan ve standartlara uygun olan yolcu selesine sadece bir yolcu bindirebilir. Bu kural, motosikletin dengesi, fren mesafesi ve manevra kabiliyeti gibi hayati güvenlik unsurları göz önünde bulundurularak konulmuştur. Şıkta geçen "yeterli oturma yeri olsa bile" ifadesi, kuralın fiziksel alana değil, yasal ve teknik sınırlamaya dayandığını vurgulamak için eklenmiş bir çeldiricidir. Motosiklete sürücü hariç birden fazla kişi (örneğin iki çocuk veya iki yetişkin) bindirmek, aracın dengesini bozarak hem sürücü hem de yolcular için büyük bir tehlike oluşturur ve bu nedenle kesinlikle yasaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım:

  • b) Gidiş yönüne göre yolun en sağından seyredilmesi: Bu ifade yasak değil, aksine genellikle uyulması gereken bir kuraldır. Trafik kurallarına göre, motorlu bisiklet ve motosiklet gibi araçlar, şeritlerinin sağ tarafını kullanarak ilerlemelidir. Bu, daha hızlı araçların sol taraftan güvenli bir şekilde geçiş yapabilmesine olanak tanır. Dolayısıyla bu bir yasak değil, doğru bir sürüş tekniğidir.
  • c) Tehlikeli madde taşıyan araçların geçilmesi: Motosikletlerin, tehlikeli madde taşıyan araçları geçmesi yasak değildir. Elbette bu tür araçları sollarken daha dikkatli olmak, güvenli takip mesafesini korumak ve geçişi hızlıca tamamlamak önemlidir. Ancak kurallara uyulduğu sürece (görüşün açık olması, geçişe yasak bir işaretin olmaması vb.) bu eylemi yapmalarını engelleyen özel bir yasak bulunmamaktadır.
  • d) Geçme yaparken sinyal verilmesi: Bu seçenek de bir yasak olamaz; tam tersine trafikteki en temel zorunluluklardan biridir. Şerit değiştirirken veya bir aracı sollarken sinyal vermek, diğer sürücüleri niyetiniz hakkında bilgilendirir ve kazaları önler. Bu, tüm motorlu taşıtlar için geçerli olan evrensel ve zorunlu bir güvenlik kuralıdır.

Özetle, soru bizden motorlu bisiklet ve motosikletler için yasak olan bir davranışı bulmamızı istiyor. Diğer şıklar trafikte yapılması gereken veya izin verilen davranışlarken, sürücü arkasında birden fazla yolcu taşımak, aracın güvenliğini doğrudan tehlikeye attığı için kanunen yasaklanmıştır. Bu nedenle doğru cevap 'a' seçeneğidir.

Soru 31
Aşağıdaki yerlerin hangisinde araçların park edilmesi yasak değildir?
A
Dönemeçlerde
B
Geçiş yolları üzerinde
C
Eğimli yol kesimlerinde
D
Duraklamanın yasak olduğu yerlerde
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, verilen seçenekler arasında araç park etmenin yasak olmadığı, yani izin verildiği yerin hangisi olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası "yasak değildir" ifadesidir. Bu ifade, diğer üç seçeneğin kesinlikle yasak olduğu, bir tanesinin ise belirli kurallar dahilinde serbest olduğu anlamına gelir.

Doğru Cevap: c) Eğimli yol kesimlerinde

Doğru cevabın "Eğimli yol kesimlerinde" olmasının sebebi, trafik kurallarının eğimli yollarda park etmeyi yasaklamamasıdır. Ancak bu, gelişigüzel park edilebileceği anlamına gelmez. Eğimli yollarda park ederken aracın güvenliğini sağlamak için alınması gereken özel önlemler vardır. Bu önlemler alınarak park etmeye izin verilir. Bu önlemler şunlardır:

  • El freni mutlaka çekilmelidir.
  • Araç yokuş yukarı park edildiyse vites 1'e, yokuş aşağı park edildiyse geri vitese takılmalıdır.
  • Ön tekerlekler, aracın kayması durumunda yola değil, kaldırıma dönmesini sağlayacak şekilde sağa çevrilmelidir.

Görüldüğü gibi, eğimli yollarda park etmek yasak değildir, sadece belirli güvenlik tedbirleri gerektirir. Bu nedenle bu seçenek, sorunun doğru cevabıdır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

a) Dönemeçlerde: Dönemeçler ve virajlar, sürücülerin görüş mesafesinin kısıtlı olduğu yerlerdir. Bu noktalara park edilen bir araç, hem virajı alan diğer sürücüler için ani bir engel teşkil eder hem de yolun daralmasına neden olur. Bu durum, özellikle yüksek hızla gelen araçlar için büyük bir kaza riski oluşturduğundan, dönemeçlerde park etmek kesinlikle yasaktır.

b) Geçiş yolları üzerinde: Geçiş yolları, binaların, otoparkların, arsaların veya garajların giriş ve çıkışını sağlayan özel mülk bağlantı yollarıdır. Bu yolların üzerine park etmek, başkalarının giriş ve çıkış hakkını engellemek anlamına gelir. Bu sebeple, yaya ve araç trafiğini engellediği için geçiş yolları üzerine park etmek kesinlikle yasaktır.

d) Duraklamanın yasak olduğu yerlerde: Trafik kurallarında "park etme", "duraklama" eyleminden daha uzun süreli bir eylemdir. Duraklama, yolcu indirip bindirmek veya kısa süreli bir yük alıp vermek gibi 5 dakikayı geçmeyen beklemelerdir. Eğer bir yerde kısa süreli duraklamak bile yasaklanmışsa, o yerde daha uzun süreli olan park etme eylemi de hayli hayli yasaktır. Bu, mantıksal olarak en kesin yasaklardan biridir.

Soru 32
Bir araç çevreyi rahatsız edecek şekilde duman ve gürültü çıkarıyorsa aşağıdakilerden hangisi uygulanır?
A
Sürücüsüne hapis cezası verilir.
B
Araç sahibine sadece para cezası verilir.
C
İhtar edilir, tekrarı halinde araç trafikten men edilir.
D
Sürücüsü trafikten ömür boyu men edilir.
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın egzozundan aşırı duman çıkarması veya modifiye edilmiş egzoz gibi nedenlerle normalden fazla gürültü yapması durumunda uygulanacak yasal yaptırımın ne olduğu sorulmaktadır. Bu durum, Karayolları Trafik Kanunu'nda belirtilen kurallara aykırıdır ve hem çevre kirliliğine hem de gürültü kirliliğine yol açarak toplumun huzurunu bozar. Bu nedenle trafik denetimlerinde bu tür araçlara özel işlemler uygulanır.

Doğru cevap c) İhtar edilir, tekrarı halinde araç trafikten men edilir seçeneğidir. Bu uygulamanın mantığı aşamalı bir yaptırım sistemine dayanır. Trafik polisi veya jandarma tarafından ilk kez bu kusurla tespit edilen araca öncelikle bir idari para cezası kesilir ve sürücüsüne aracın teknik kusurunu gidermesi için bir uyarı (ihtar) yapılır. Eğer araç sahibi bu uyarıya rağmen gerekli tamiratı yaptırmaz ve aynı kusurla tekrar trafiğe çıkarsa, bu kez araç kusuru giderilene kadar trafikten men edilir, yani bağlanarak otoparka çekilir.

  • Neden 'a' seçeneği yanlış?
    Sürücüsüne hapis cezası verilmesi, bu tür bir kabahat için orantısız ve yasal olmayan bir cezadır. Hapis cezaları, ölümlü kazaya neden olmak, alkollü araç kullanarak birinin yaralanmasına sebep olmak gibi çok daha ağır trafik suçları için uygulanır. Aracın teknik bir kusuru adli bir suç değil, idari bir kabahattir.
  • Neden 'b' seçeneği yanlış?
    Araç sahibine sadece para cezası verilmesi eksik bir bilgidir. Evet, bu durumda bir para cezası uygulanır ancak yaptırım bununla sınırlı değildir. Eğer sadece para cezası verilseydi, araç sahibi cezayı ödeyip aynı kusurlu araçla trafiğe çıkmaya devam edebilirdi. Kanunun amacı, para almak değil, sorunu kökten çözerek aracın çevreye zarar vermesini engellemektir.
  • Neden 'd' seçeneği yanlış?
    Sürücünün trafikten ömür boyu men edilmesi, alınabilecek en ağır ehliyet cezalarından biridir ve sürücünün kişiliği ile ilgili, tekrarlanan ve çok tehlikeli suçlar (örneğin uyuşturucu madde etkisinde defalarca araç kullanmak) için düşünülür. Sorudaki durum, aracın bir parçasıyla ilgilidir ve sürücünün ehliyetinin kalıcı olarak alınmasını gerektiren bir durum değildir.

Özetle, trafik kuralları bu gibi durumlarda sorunun çözümüne odaklanır. İlk aşamada sürücüyü uyararak ve para cezası keserek durumu düzeltmesi için bir fırsat tanır. Eğer sürücü bu sorumluluğu yerine getirmezse, kamu düzenini ve çevreyi korumak amacıyla daha sert bir önlem olan aracın trafikten men edilmesi yoluna gidilir. Bu nedenle, aşamalı ve çözüm odaklı bir yaptırım olan "ihtar ve tekrarı halinde trafikten men" en doğru cevaptır.

Soru 33
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi tali yolda bulunur?
A
B
C
D
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, hangi trafik işaret levhasının bir tali yolda, yani anayola bağlanan ve geçiş önceliği olmayan bir yolda bulunduğunu bulmamız isteniyor. Tali yol, trafik yoğunluğu anayola göre daha az olan ve anayoldaki araçlara yol vermesi gereken yoldur. Bu nedenle, tali yolda bulunan bir işaretin sürücüye "dur" veya "yol ver" gibi bir uyarıda bulunması gerekir.

Doğru cevap c) seçeneğidir. Bu işaret, "Yol Ver" levhasıdır. Ters üçgen şeklindeki bu levha, bir tali yolun anayolla birleştiği noktadan hemen önce bulunur. Bu işareti gören sürücü, anayoldan gelen araçlara yol vermesi gerektiğini, yani kavşağa yaklaşırken yavaşlayıp anayol müsait olduğunda geçiş yapması gerektiğini anlar. Bu levha, tanımı gereği tali yollara konulur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) seçeneği: Bu levha, "İleri Mecburi Yön" levhasıdır. Sürücüye sadece ileri yönde gidebileceğini, sağa veya sola dönemeyeceğini bildirir. Bu levha yolun anayol ya da tali yol olmasıyla ilgili bir bilgi vermez; herhangi bir yolda trafik düzenlemesi için kullanılabilir.
  • b) seçeneği: Bu levha, "Anayol" levhasıdır. Sürücüye, üzerinde bulunduğu yolun anayol olduğunu ve kavşaklarda geçiş önceliğine sahip olduğunu bildirir. Dolayısıyla bu işaret tali yolda değil, tam tersine anayolda bulunur.
  • d) seçeneği: Bu levha, "Anayol Sonu" levhasıdır. Sürücüye, üzerinde bulunduğu anayolun sona erdiğini ve ilerideki kavşaklarda artık geçiş önceliğine sahip olmayacağını bildirir. Bu işaret de anayol üzerinde bulunur, tali yolda değil.

Özetle, bir kavşağa yaklaşırken "Yol Ver" (c seçeneği) veya "Dur" levhasını görüyorsanız tali yoldasınız demektir. Eğer baklava dilimi şeklindeki sarı renkli "Anayol" (b seçeneği) levhasını görüyorsanız anayoldasınız ve geçiş üstünlüğü sizdedir. Bu nedenle soruya göre tali yolda bulunan işaret "Yol Ver" levhasıdır.

Soru 34
Yayaların ve araç kullananların diğer yaya ve araç kullananlara göre, yolu kullanma sırasındaki öncelik hakkına ne denir?
A
Geçiş yolu 
B
Geçiş hakkı
C
Geçiş kolaylığı 
D
Geçiş üstünlüğü
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki düzeni ve güvenliği sağlayan en temel kurallardan birinin tanımı sorulmaktadır. Soru, yayaların ve sürücülerin trafikte karşılaştıklarında, kimin önce hareket etme hakkına sahip olduğunu belirleyen kuralın adını istemektedir. Bu kural, trafikteki karmaşayı önler ve herkesin ne yapacağını bilmesini sağlar.

Doğru Cevap: b) Geçiş hakkı

Doğru cevap geçiş hakkı'dır. Çünkü Karayolları Trafik Kanunu'na göre "geçiş hakkı", yayaların ve araç kullananların, diğer yaya ve araç kullananlara göre yolu kullanmadaki öncelik sırası olarak tanımlanır. Bu tanım, soruda verilen ifadeyle birebir aynıdır. Örneğin, trafik polisinin veya ışıklı trafik işaretlerinin olmadığı bir kavşakta, ana yoldaki bir aracın tali yoldan gelen araca göre önceliği olması durumu bir geçiş hakkıdır. Benzer şekilde, yaya geçidinde karşıya geçen bir yayanın, yaklaşan araca göre önceliği olması da bir geçiş hakkıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Geçiş yolu: Bu seçenek yanlıştır çünkü "geçiş yolu" bir hak değil, fiziksel bir yerdir. Bir mülke (örneğin bir benzin istasyonu, otopark veya apartman garajı) giriş ve çıkış yapmak için kullanılan karayolu üzerindeki alana geçiş yolu denir. Soru bir "hak" sorduğu için, bir "yer" ismi olan bu seçenek doğru olamaz.
  • c) Geçiş kolaylığı: Bu seçenek de yanlıştır. "Geçiş kolaylığı" bir trafik kuralı veya yasal bir hak değildir; daha çok bir nezaket ve saygı ifadesidir. Örneğin, sıkışık trafikte şerit değiştirmeye çalışan bir sürücüye yol vermek veya dar bir yolda karşıdan gelen araca yol vermek için kenara çekilmek "geçiş kolaylığı" sağlamaktır. Bu bir zorunluluk değil, sürücülerin birbirine yardımcı olduğu bir davranıştır.
  • d) Geçiş üstünlüğü: Bu seçenek, "geçiş hakkı" ile en çok karıştırılan kavramdır ve bu yüzden dikkatli olunmalıdır. "Geçiş üstünlüğü", sadece belirli araçlara (ambulans, itfaiye, polis aracı gibi) görev halindeyken tanınan özel bir haktır. Bu araçlar, sesli ve ışıklı uyarılarını kullandıklarında, diğer tüm sürücülerin ve yayaların onlara yol verme zorunluluğu vardır. Geçiş üstünlüğü, genel bir kural değil, acil durumlara özgü istisnai bir haktır. Soru ise tüm yaya ve sürücüler arasındaki genel öncelik hakkını sormaktadır.

Özetle, geçiş hakkı trafikteki tüm kullanıcılar için geçerli olan genel öncelik kuralıdır. Geçiş üstünlüğü ise sadece görev başındaki acil durum araçlarına aittir. Bu ayrımı bilmek, ehliyet sınavında ve trafikte doğru kararlar vermenizi sağlar.

Soru 35
Aşağıdaki trafik işaret levhalarından hangisi trafik tanzim işaretleri grubunda yer alır?
A
B
C
D
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, verilen trafik işaret levhalarından hangisinin "Trafik Tanzim İşaretleri" grubuna dahil olduğunu belirlememiz istenmektedir. Trafik işaret levhaları, sürücüleri bilgilendirmek, uyarmak ve trafiği düzenlemek amacıyla üç ana gruba ayrılır. Bu grupları anlamak, soruyu doğru cevaplamak için anahtardır. Öncelikle trafik işaret levhalarının ana gruplarını ve ne anlama geldiklerini kısaca hatırlayalım:
  • Trafik Tehlike Uyarı İşaretleri: Genellikle üçgen şeklindedirler ve kırmızı çerçevelidirler. Sürücüyü ilerideki yol üzerinde bulunan bir tehlikeye karşı önceden uyarırlar. Amaçları, sürücünün hızını azaltması ve daha dikkatli olması gerektiğini bildirmektir.
  • Trafik Tanzim İşaretleri: Genellikle daire şeklindedirler. Sürücülere belirli yasaklamalar veya zorunluluklar getirirler. Trafiği düzenlemek (tanzim etmek) amacıyla konulmuş kuralları belirtirler.
  • Trafik Bilgi İşaretleri: Genellikle kare veya dikdörtgen şeklindedirler. Sürücülere yol, güzergah, yerleşim yerleri ve çeşitli hizmetler hakkında bilgi verirler.

Şimdi seçeneklerdeki levhaları bu gruplara göre inceleyelim:

a) : Bu levha, üçgen şeklinde olduğu için bir tehlike uyarı işaretidir. Anlamı, ileride yaya geçidi olduğudur. Sürücüyü bir tehlikeye (yola aniden çıkabilecek yayalara) karşı uyarır, bir yasaklama veya zorunluluk getirmez. Bu nedenle trafik tanzim işareti değildir.

c) : Bu levha da üçgen şeklindedir ve bir tehlike uyarı işaretidir. Anlamı, yolun her iki taraftan daralacağıdır. Sürücüyü ilerideki yol durumundaki bir değişikliğe karşı uyarır. Bu seçenek de trafik tanzim işareti grubuna girmez.

d) : Bu levha da üçgen şeklindedir ve bir tehlike uyarı işaretidir. Anlamı, ileride okul geçidi olduğudur. Sürücüyü, öğrencilerin yola çıkma ihtimaline karşı uyararak dikkatli olmasını ve hızını düşürmesini söyler. Bu da bir uyarı levhasıdır.

b) ✓ (DOĞRU): Bu levha, daire şeklindedir ve "Karşıdan Gelene Yol Ver" anlamına gelir. Bu işaret, bir kural, bir zorunluluk belirtir. Sürücüye, daralan yollarda karşıdan gelen araca geçiş önceliği vermesi gerektiğini emreder. Trafik akışını düzenlediği ve bir zorunluluk getirdiği için Trafik Tanzim İşaretleri grubunda yer alır.

Sonuç olarak, seçenekler arasında daire şeklinde olan ve bir kural (zorunluluk) belirten tek levha "b" seçeneğindeki "Karşıdan Gelene Yol Ver" işaretidir. Bu nedenle doğru cevap b şıkkıdır.

Soru 36
Şekilde soru işareti (?) ile gösterilen ve vites kutusundan gelen hareketin diferansiyele iletilmesini sağlayan güç aktarma organının adı nedir?
A
Şaft 
B
Aks
C
Volan 
D
Kavrama
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın güç aktarma sisteminde yer alan ve şekilde soru işareti ile gösterilen parçanın ismi sorulmaktadır. Sorunun metninde bu parçanın görevinin, vites kutusundan (şanzımandan) aldığı dönme hareketini diferansiyele iletmek olduğu da belirtilmiştir. Bu tanım ve görsel, doğru cevabı bulmamız için kilit bilgiler içermektedir.

Doğru cevap a) Şaft seçeneğidir. Şaft (kardan mili olarak da bilinir), motorun ürettiği ve vites kutusu tarafından düzenlenen dönme hareketini, aracın arkasında bulunan diferansiyele taşıyan uzun, mil şeklindeki bir güç aktarma organıdır. Şekilde de görüldüğü gibi, vites kutusunun çıkışından başlayıp diferansiyelin girişine kadar uzanan bu parça tam olarak şafttır. Bu nedenle, soru metnindeki tanım ve görseldeki konum, şaftı işaret etmektedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu seçenekleri ve görevlerini inceleyelim:

  • b) Aks: Akslar, diferansiyelden çıkan hareketi tekerleklere ileten millerdir. Yani, güç aktarma sisteminde şafttan sonra yer alırlar. Şekilde diferansiyelin iki yanından tekerleklere doğru uzanan kısa miller akslardır. Soru işaretinin gösterdiği yer ise diferansiyel ile vites kutusu arasındadır.
  • c) Volan: Volan, motorun krank milinin ucunda bulunan ve motorun daha sarsıntısız çalışmasını sağlayan ağır bir disktir. Aynı zamanda kavrama (debriyaj) sisteminin bir parçasıdır ve motor ile vites kutusu arasında yer alır. Gösterilen uzun mil ile hiçbir ilgisi yoktur.
  • d) Kavrama: Kavrama (debriyaj sistemi), motor ile vites kutusu arasındaki güç akışını isteğe bağlı olarak kesip tekrar bağlamaya yarar. Sürücünün vites değiştirmesine olanak tanır. Konum olarak vites kutusundan önce bulunur ve şekilde gösterilen parça değildir.

Özetle, güç aktarma organlarının sıralaması genellikle şu şekildedir: Motor → Volan → Kavrama → Vites Kutusu → Şaft → Diferansiyel → Akslar → Tekerlekler. Bu sıralamayı bildiğinizde, vites kutusu ile diferansiyel arasındaki bağlantıyı sağlayan parçanın şaft olduğunu kolayca anlayabilirsiniz.

Soru 37
Motorun soğutma sisteminde kullanılan termostat, aşağıdakilerden hangisinin belirli bir sıcaklıkta kalmasını sağlar?
A
Fren hidroliğinin
B
Diferansiyel yağının
C
Vites kutusu yağının
D
Motor soğutma suyunun
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir motorun soğutma sisteminde yer alan ve kritik bir görev üstlenen **termostat** parçasının ne işe yaradığı sorulmaktadır. Termostatın temel fonksiyonu, motorun en verimli şekilde çalışabilmesi için sıcaklığını belirli bir aralıkta tutmaktır. Bu görevi, soğutma sıvısının dolaşımını kontrol ederek yerine getirir.

Doğru Cevap: d) Motor soğutma suyunun

Doğru cevabın "Motor soğutma suyunun" olmasının sebebi, termostatın doğrudan soğutma sisteminin bir parçası olmasıdır. Motor ilk çalıştığında soğuktur ve en kısa sürede ideal çalışma sıcaklığına ulaşması gerekir. Termostat bu aşamada kapalı kalarak soğutma suyunun radyatöre gitmesini engeller ve suyun sadece motor bloğu içinde dolaşmasını sağlar. Bu sayede motor çok daha hızlı bir şekilde ısınır.

Motor, ideal çalışma sıcaklığına (genellikle 85-95°C arası) ulaştığında ise termostat açılarak sıcak suyun soğuması için radyatöre gitmesine izin verir. Radyatörde soğuyan su, tekrar motora dönerek motorun aşırı ısınmasını engeller. Kısacası termostat, bir vana gibi çalışarak motor soğutma suyunun sıcaklığını sabit bir seviyede tutar ve motorun her zaman en verimli sıcaklıkta kalmasını sağlar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • a) Fren hidroliği: Bu sıvı, fren sistemine aittir ve tekerleklerdeki fren mekanizmasına hidrolik basınç uygulamak için kullanılır. Motorun soğutma sistemiyle veya termostatla hiçbir ilgisi yoktur. Fren sisteminin sıcaklığı farklı mekanizmalarla kontrol edilir.
  • b) Diferansiyel yağı: Bu yağ, aracın güç aktarma organlarından olan diferansiyelin içinde bulunur. Görevi, virajlarda tekerleklerin farklı hızlarda dönmesini sağlayan dişlileri yağlamak ve soğutmaktır. Motor soğutma sisteminden tamamen bağımsız bir sistemdir.
  • c) Vites kutusu yağı: Şanzıman yağı olarak da bilinen bu sıvı, vites kutusundaki dişlilerin ve hareketli parçaların yağlanmasını sağlar. Vites geçişlerini kolaylaştırır ve aşınmayı önler. Bu sistemin de motor soğutma sistemi ve termostat ile bir bağlantısı bulunmamaktadır.

Özetle, soruda geçen "termostat" kelimesi doğrudan "soğutma sistemi" ile ilişkilidir. Bu sistemin temel sıvısı ise "motor soğutma suyu" (antifriz) olduğundan, termostatın görevi bu suyun sıcaklığını düzenlemektir. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 38

Aracın gösterge panelinde şekildeki uyarı lambasının yanıyor olması neyi bildirir?

A
Lastik basıncının düşük olduğunu
B
El freninin çekili olduğunu
C
Sis lambalarının yandığını
D
Fren balatalarının bittiğini
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araç gösterge panelinde beliren belirli bir uyarı lambasının anlamı sorulmaktadır. Sürücülerin, araçlarındaki bu tür ikaz ışıklarının ne anlama geldiğini bilmesi, hem sürüş güvenliği hem de aracın teknik sağlığını korumak açısından hayati öneme sahiptir. Şimdi soruyu ve seçenekleri adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Fren balatalarının bittiğini

Soruda gösterilen sembol, uluslararası standartlarda fren balatası aşınma uyarısı olarak kabul edilir. Sembolü dikkatle incelediğimizde, ortada bir daire ve bu dairenin her iki yanında üçer adet kesik çizgi görürüz. Buradaki daire fren diskini, yanlardaki kesik çizgiler ise aşınarak incelmiş ve ömrünü tamamlamak üzere olan fren balatalarını temsil eder. Bu ışık yandığında, aracın fren balatalarının güvenli seviyenin altına indiğini ve en kısa sürede değiştirilmesi gerektiğini anlamalısınız.

Aşınmış fren balataları, aracın fren performansını ciddi şekilde düşürür. Bu durum, fren mesafesinin uzamasına, ani durumlarda aracın duramamasına ve hatta fren disklerinin zarar görmesine neden olabilir. Bu nedenle, bu uyarı ışığı yandığında kesinlikle ihmal edilmemeli ve bir an önce yetkili bir servise başvurulmalıdır. Bu uyarı, doğrudan sürüş güvenliğinizle ilgili kritik bir ikazdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım:

  • a) Lastik basıncının düşük olduğunu: Lastik basıncı uyarı ışığı tamamen farklı bir semboldür. Genellikle bir at nalına veya parantez içine alınmış kesik bir lastik profiline benzer ve içinde bir ünlem işareti (!) bulunur. Bu sembol, lastiklerinizden bir veya daha fazlasının havasının inmiş olduğunu bildirir.
  • b) El freninin çekili olduğunu: El freni (park freni) uyarı ışığı da farklıdır. Genellikle bir daire içinde "P" harfi veya bir ünlem işareti (!) bulunur. Bu ışık, el freni çekili durumdayken veya bazı araçlarda fren hidrolik seviyesi düştüğünde yanar.
  • c) Sis lambalarının yandığını: Sis lambası göstergesi bir uyarı değil, bilgilendirme ışığıdır. Genellikle yeşil (ön sis farı) veya sarı/turuncu (arka sis farı) renkte olur. Sembolü ise, ışık huzmelerini kesen dalgalı bir çizgiden oluşan bir far şeklindedir.

Sonuç olarak, sorudaki görselin doğru anlamı, fren balatalarının aşındığı ve değiştirilmesi gerektiğidir. Ehliyet sınavında ve gerçek hayatta bu tür gösterge ışıklarını doğru tanımak, hem sizi hem de trafikteki diğer insanları koruyacak önemli bir bilgidir.

Soru 39
Dizel motorlarda yakıtın ateşlenmesi nasıl olur?
A
Buji kıvılcımı ile
B
Elektrik motoru ile
C
Dışarıdan ısıtılarak
D
Sıkıştırılan havanın sıcaklığı ile
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, dizel motorların çalışma prensibinin en kritik adımı olan ateşleme sisteminin nasıl gerçekleştiği sorgulanmaktadır. Bu özellik, dizel motorları benzinli motorlardan ayıran en temel farklardan biridir. Soruyu doğru cevaplamak için dizel motorun dört zamanlı çevrimindeki sıkıştırma ve yanma adımlarını bilmek gerekir.

Doğru Cevap: d) Sıkıştırılan havanın sıcaklığı ile

Dizel motorlarda ateşleme süreci, benzinli motorlardan tamamen farklıdır. Motorun "emme" zamanında silindirin içine sadece hava alınır. Ardından "sıkıştırma" zamanında piston yukarı hareket ederek bu havayı çok yüksek bir oranda (yaklaşık 1:15 ile 1:22 arasında) sıkıştırır. Fizik kuralı gereği, yüksek basınç altında sıkıştırılan havanın sıcaklığı 500-600°C gibi çok yüksek derecelere ulaşır. Piston en üst noktaya ulaştığı anda, enjektörler bu kızgın havanın içine yüksek basınçla motorin (dizel yakıtı) püskürtür. Yakıt, bu yüksek sıcaklıktaki hava ile temas ettiği anda kendiliğinden tutuşur ve yanma gerçekleşir. Bu olaya "sıkıştırma ile ateşleme" denir ve dizel motorların temel çalışma prensibidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Buji kıvılcımı ile: Bu yöntem benzinli motorlara aittir. Benzinli motorlarda silindire hava ve yakıt karışımı alınır, bu karışım sıkıştırılır ve ardından bir bujinin oluşturduğu elektrik kıvılcımı ile ateşlenir. Dizel motorlarda ateşleme için buji bulunmaz; ancak soğuk havalarda ilk çalışmayı kolaylaştırmak için yanma odasını önceden ısıtan "kızdırma bujileri" bulunur, fakat bu bujilerin görevi ateşleme için kıvılcım çakmak değildir.
  • b) Elektrik motoru ile: Araçlardaki elektrik motoru, "marş motoru" olarak bilinir. Marş motorunun görevi, yakıtı ateşlemek değil, motorun ilk hareketini sağlamak yani pistonların hareket döngüsünü başlatmaktır. Motor çalışmaya başladıktan sonra marş motorunun görevi biter. Ateşleme ile doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • c) Dışarıdan ısıtılarak: Bu ifade genel olarak yanlıştır çünkü motor sürekli çalışırken ateşleme dışarıdan bir ısı kaynağı ile sağlanmaz. Yukarıda bahsedilen "kızdırma bujileri" sadece motor çok soğukken ilk çalıştırma anında devreye girerek yanma odasının ısınmasına yardımcı olur. Motor normal çalışma sıcaklığına ulaştıktan sonra bu bujiler devreden çıkar ve ateşleme tamamen sıkıştırılan havanın sıcaklığı ile devam eder. Bu nedenle bu seçenek, motorun genel çalışma prensibini ifade etmez.

Özetle, ehliyet sınavı için aklınızda kalması gereken en önemli bilgi şudur: Benzinli motorlar buji kıvılcımı ile çalışırken, dizel motorlar sıkıştırılmış kızgın havanın içine yakıt püskürtülmesiyle çalışır. Bu temel fark, iki motor tipi arasındaki yakıt, performans ve yapısal özellikleri de belirler.

Soru 40
I- Termostatın arızalanması II- Devridaim pompasının arızalanması III- Radyatör üzerinde bulunan fan müşirinin arızalanması Verilenlerden hangileri motorun hararet yapma sebebidir?
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir araba motorunun soğutma sisteminde yer alan üç farklı parçanın arızalanması durumunda, hangilerinin motorun aşırı ısınmasına, yani "hararet yapmasına" neden olacağı sorulmaktadır. Motorun verimli ve sorunsuz çalışabilmesi için belirli bir sıcaklık aralığında kalması gerekir. Soğutma sistemi, bu sıcaklığı sabit tutmakla görevlidir ve bu sistemdeki herhangi bir kritik parçanın bozulması motorun hararet yapmasına yol açar. Şimdi verilen öncülleri tek tek inceleyelim:
  1. Termostatın arızalanması: Termostat, motor soğutma suyunun sıcaklığını düzenleyen bir vanadır. Motor soğukken kapalı kalarak motorun ideal çalışma sıcaklığına daha çabuk ulaşmasını sağlar. Motor ısındığında ise açılarak sıcak suyun soğutulması için radyatöre gitmesine izin verir. Eğer termostat arızalanır ve kapalı konumda takılı kalırsa, sıcak su radyatöre gidemez, motorun içinde hapsolur ve bu durum motorun hararet yapmasına neden olur.

  2. Devridaim pompasının arızalanması: Devridaim pompası, soğutma sisteminin kalbi gibidir. Görevi, soğutma sıvısını (antifrizli su) motor bloğu ile radyatör arasında sürekli olarak dolaştırmaktır. Bu pompa bozulursa veya pompayı çeviren V kayışı koparsa, su dolaşımı tamamen durur. Motor içinde ısınan su soğutulmak üzere radyatöre taşınamaz ve motor çok kısa bir sürede hararet yapar.

  3. Radyatör üzerinde bulunan fan müşirinin arızalanması: Fan müşiri (veya hararet müşiri), radyatördeki suyun sıcaklığını ölçen bir sensördür. Özellikle araç dururken veya yavaş giderken (trafikte olduğu gibi) radyatörden yeterli rüzgar geçmediği için soğutma yetersiz kalır. Suyun sıcaklığı belirli bir seviyeyi aştığında bu müşir, radyatör fanına elektrik göndererek çalışmasını sağlar. Eğer fan müşiri bozulursa, su ne kadar ısınırsa ısınsın fanı çalıştırmaz ve bu da özellikle dur-kalk trafikte motorun hararet yapmasına sebep olur.

Görüldüğü gibi, verilen üç arıza durumu da soğutma sisteminin farklı aşamalarını etkileyerek motorun aşırı ısınmasına yol açmaktadır. Termostat suyun geçişini, devridaim pompası suyun dolaşımını, fan müşiri ise suyun ek olarak soğutulmasını kontrol eder. Bu üç kritik parçadan herhangi birinin arızası, soğutma görevini aksatır. Bu nedenle, I, II ve III'ün hepsi motorun hararet yapma sebebidir ve doğru cevap D seçeneğidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelirsek:

  • a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Sadece termostatı hararet sebebi olarak kabul ederken, devridaim pompası ve fan müşiri gibi çok önemli arızaları göz ardı eder.
  • b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Özellikle şehir içi trafiğinde fanın çalışmaması en yaygın hararet nedenlerinden biridir ve bu seçenekte fan müşiri arızası (III) dikkate alınmamıştır.
  • c) II ve III: Bu seçenek de termostatın kapalı kalması gibi kritik ve sık rastlanan bir arızayı dışarıda bıraktığı için eksik bir cevaptır.
Soru 41
Şekilde soru işareti (?) ile gösterilen ve aracın hızı ile torkunu ayarlayan güç aktarma organı hangisidir?
A
Aks
B
Volan
C
Vites kutusu 
D
Diferansiyel
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın güç aktarma organları şeması üzerinde soru işareti (?) ile belirtilen parçanın adı ve görevi sorulmaktadır. Sorunun metninde bu parçanın "aracın hızı ile torkunu ayarlayan" bir organ olduğu ipucu verilmiştir. Bu tanım ve şemadaki konumu, doğru cevabı bulmamız için kilit rol oynar.

Doğru Cevap: c) Vites kutusu

Şemada soru işareti ile gösterilen parça, motordan aldığı gücü tekerleklere ileten sistemin bir elemanıdır ve motor ile şaft arasında yer almaktadır. Bu parçanın görevi, motorun ürettiği dönme gücünü (tork) ve hızı, yol ve sürüş koşullarına göre değiştirerek tekerleklere aktarmaktır. Sürücü, vites kolu yardımıyla bu kutu içindeki farklı boyutlardaki dişlileri seçerek aracın çekiş gücünü (tork) veya hızını ayarlar. Örneğin, kalkışta veya yokuş tırmanırken yüksek tork ve düşük hız sağlayan birinci vites kullanılırken, düz yolda yüksek hız için beşinci veya altıncı vites kullanılır. Bu nedenle doğru cevap vites kutusudur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Aks: Aks, diferansiyelden aldığı dönme hareketini doğrudan tekerleklere ileten mildir. Gücü tekerleklere ulaştırmak dışında hız ve tork ayarlama gibi bir görevi yoktur. Şemada diferansiyel ile tekerlekler arasında yer alır.
  • b) Volan: Volan, motorun krank milinin ucunda bulunan ve motorun daha sarsıntısız çalışmasını sağlayan ağır bir disktir. Aynı zamanda motorun ürettiği gücü debriyaj aracılığıyla vites kutusuna aktarmanın ilk adımıdır. Ancak hız ve tork oranlarını ayarlamaz, sadece hareketi aktarır ve dengeler.
  • d) Diferansiyel: Diferansiyel, şafttan aldığı hareketi 90 derece çevirerek akslar aracılığıyla tekerleklere iletir. En önemli görevi ise, virajlarda içteki ve dıştaki tekerleğin farklı hızlarda dönmesine izin vererek aracın savrulmasını önlemek ve dönüşü kolaylaştırmaktır. Vites kutusu gibi genel hız ve tork ayarı yapmaz.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi, araç arızalandığında durma veya mecburi park etme durumunda kullanılır?
A
Sis lambaları
B
Plaka lambaları
C
İç aydınlatma lambaları
D
Acil uyarı (dörtlü ikaz) lambaları
42 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte seyahat ederken aracınızın beklenmedik bir şekilde arızalanması veya yol kenarında mecburi olarak durmanız gerektiğinde, diğer sürücüleri uyarmak için hangi aydınlatma sistemini kullanmanız gerektiği sorulmaktadır. Bu durum, hem sizin hem de trafikteki diğer kişilerin güvenliği için hayati önem taşıyan bir güvenlik önlemidir. Doğru aydınlatma sistemini kullanmak, olası kazaları önlemek için ilk ve en önemli adımdır.

Doğru cevap d) Acil uyarı (dörtlü ikaz) lambaları seçeneğidir. Çünkü bu lambalar, aracın bir tehlike oluşturduğunu veya acil bir durumda olduğunu diğer sürücülere bildirmek amacıyla tasarlanmıştır. Dörtlü ikaz lambaları yandığında, aracın ön ve arkasındaki tüm sinyal lambaları aynı anda yanıp sönerek dikkat çeker ve diğer sürücülerin yavaşlaması, dikkatli olması ve gerekirse şerit değiştirmesi için güçlü bir görsel uyarı oluşturur. Karayolları Trafik Kanunu'na göre arıza veya acil duraklama hallerinde bu lambaların kullanılması zorunludur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sis lambaları: Sis lambaları, isminden de anlaşılacağı gibi, görüş mesafesinin düştüğü sisli, karlı veya şiddetli yağmurlu havalarda yolu daha iyi görmek ve görünür olmak için kullanılır. Bir arıza durumu için tasarlanmamışlardır ve standart bir uyarı sinyali vermezler. Gereksiz yere kullanıldıklarında diğer sürücülerin gözünü kamaştırabilirler.
  • b) Plaka lambaları: Plaka lambalarının görevi, gece saatlerinde veya görüşün yetersiz olduğu durumlarda aracın arka plakasının okunur olmasını sağlamaktır. Diğer sürücülere bir tehlike bildirme veya uyarıda bulunma gibi bir işlevi yoktur. Sürekli yanan, küçük ve düşük güçlü ışıklardır.
  • c) İç aydınlatma lambaları: İç aydınlatma lambaları, sadece araç içerisindeki sürücü ve yolcuların görüşü için kullanılır. Dışarıdan fark edilmesi zordur ve trafikteki diğer araçlar için bir uyarı anlamı taşımaz. Güvenlik açısından herhangi bir dış sinyal görevi yoktur.

Özetle, bir araç arızalandığında veya tehlikeli bir şekilde durmak zorunda kaldığında, bu durumu trafikteki diğer tüm unsurlara en etkili ve doğru şekilde bildiren sistem acil uyarı lambalarıdır. Bu nedenle, bu gibi durumlarda dörtlü ikaz lambalarını yakmak, hem yasal bir zorunluluk hem de kazaları önlemek için alınması gereken temel bir güvenlik önlemidir.

Soru 43
Araç motorunun ilk çalıştırılması esnasında vites hangi konumda olmalıdır?
A
Boş
B
1. vites
C
2. vites
D
3. vites
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracı çalıştırırken uygulanması gereken en temel ve en önemli güvenlik kuralı sorgulanmaktadır. Motoru çalıştırma eyleminin, aracın istenmeyen bir şekilde hareket etmesine yol açmadan, güvenli bir biçimde nasıl yapılması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Bu işlem, hem sürücünün hem de çevresindekilerin güvenliği için kritik bir öneme sahiptir.

Doğru cevap a) Boş seçeneğidir. Vites boş konumdayken, motor ile tekerlekler arasındaki güç bağlantısı kesilmiş olur. Bu sayede marşa bastığınızda motor çalışır ancak bu gücü tekerleklere iletmez. Sonuç olarak, araç yerinde sabit kalır ve ani, kontrolsüz bir hareket yapmaz. Bu, motoru çalıştırmanın en güvenli ve mekanik olarak en doğru yoludur.

Diğer seçenekler olan 1., 2. veya 3. vitesin yanlış olmasının temel sebebi ise tehlike oluşturmalarıdır. Eğer araç bu viteslerden birindeyken motor çalıştırılırsa, motorun ürettiği ilk hareket gücü doğrudan tekerleklere aktarılır. Bu durum, aracın debriyaja basılmamışsa aniden ileri doğru sıçramasına (fırlamasına) neden olur. Bu kontrolsüz hareket, park halindeyken öndeki araca, bir duvara veya bir insana çarpma gibi ciddi kazalara yol açabilir.

Her ne kadar günümüzdeki birçok modern manuel vitesli araç, güvenlik önlemi olarak debriyaj pedalına basılmadan marş almasa da, ehliyet sınavlarında öğretilen ve her zaman uygulanması gereken evrensel kural budur. Debriyaja bassanız bile, vitesin boşta olması alışkanlığı, olası bir dalgınlıkta veya ayağınızın debriyajdan kayması durumunda sizi ve çevrenizi koruyan ek bir güvenlik katmanıdır. Bu nedenle en doğru ve profesyonel yöntem, aracı çalıştırmadan önce vitesi boşa alıp, debriyaja tam basarak marşa basmaktır.

Özetle, araç motorunu ilk çalıştırırken vitesin boş konumda olmasının sebepleri şunlardır:

  • Güvenlik: Aracın aniden ileri veya geri fırlayarak kazaya neden olmasını engeller.
  • Mekanik Koruma: Motor ve marş motoru, aracı hareket ettirme yükü olmadan daha rahat çalışır, bu da parçaların ömrünü uzatır.
  • Doğru Sürüş Alışkanlığı: Bu, her sürücünün edinmesi gereken temel bir güvenlik alışkanlığıdır.
Soru 44
I- Araç üstü tavan bagajı kullanılması II- Tam gazdan ve ani hızlanmalardan kaçınılması III- Tavsiye edilen tip ve ebatlarda araç lastiği kullanılması Verilenlerden hangilerinin yapılması araçta yakıt tasarrufu sağlar?
A
Yalnız I 
B
I ve II 
C
II ve III 
D
I, II ve III
44 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir araçta yakıt tasarrufu sağlamak için yapılması gereken doğru uygulamaların hangileri olduğu sorulmaktadır. Verilen üç öncülü tek tek inceleyerek hangilerinin yakıt tüketimini azalttığını, hangilerinin ise artırdığını analiz etmeliyiz. Amaç, en verimli sürüş alışkanlıklarını ve araç bakımını belirlemektir.

Öncülleri detaylı bir şekilde inceleyelim:

  • I- Araç üstü tavan bagajı kullanılması: Bu uygulama yakıt tasarrufu sağlamaz, tam aksine yakıt tüketimini artırır. Araçlar, havayı en az dirençle yaracak şekilde aerodinamik olarak tasarlanır. Tavan üzerine eklenen bir bagaj, bu aerodinamik yapıyı bozar ve rüzgar direncini (sürtünmeyi) artırır. Motor, bu artan direnci yenebilmek için daha fazla güç üretmek zorunda kalır ve bu da doğrudan daha fazla yakıt harcanmasına neden olur. Bu nedenle, I numaralı öncül yakıt tasarrufu sağlamaz.
  • II- Tam gazdan ve ani hızlanmalardan kaçınılması: Bu, yakıt tasarrufu için en önemli ve etkili yöntemlerden biridir. Gaza aniden ve sonuna kadar basmak, motora bir anda çok fazla yakıt gönderilmesine neden olur. Sakin kalkışlar yapmak, hızlanmaları yavaş ve kademeli olarak gerçekleştirmek ve sabit bir hızda seyretmek, motorun en verimli devir aralığında çalışmasını sağlar. Bu sürüş tekniği, "ekonomik sürüş" olarak da bilinir ve yakıt tüketimini önemli ölçüde azaltır.
  • III- Tavsiye edilen tip ve ebatlarda araç lastiği kullanılması: Bu da yakıt tasarrufu için kritik bir faktördür. Araç üreticileri, motor gücü, ağırlık ve süspansiyon sistemine en uygun lastik tipini ve ebadını belirler. Farklı ebatlarda veya özellikte lastik kullanmak, lastiğin yolla temas yüzeyini ve yuvarlanma direncini değiştirebilir. Artan yuvarlanma direnci, motorun aracı hareket ettirmek için daha fazla zorlanmasına ve dolayısıyla daha fazla yakıt tüketmesine yol açar. Doğru lastik seçimi ve doğru hava basıncı, yakıt verimliliğini korur.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

Analizimiz sonucunda, II numaralı öncül (sakin sürüş) ve III numaralı öncül (doğru lastik seçimi) yakıt tasarrufu sağlayan doğru uygulamalardır. I numaralı öncül ise yakıt tüketimini artıran bir durumdur. Bu bilgilere göre seçenekleri değerlendirelim:

  • a) Yalnız I: Yanlıştır, çünkü tavan bagajı yakıt tüketimini artırır.
  • b) I ve II: Yanlıştır, çünkü I numaralı öncül hatalıdır.
  • c) II ve III: Doğrudur. Hem ani hızlanmalardan kaçınmak hem de doğru lastiği kullanmak yakıt tasarrufu sağlar.
  • d) I, II ve III: Yanlıştır, çünkü I numaralı öncül hatalıdır.

Bu nedenle doğru cevap c) II ve III seçeneğidir. Yakıt ekonomisi sağlamak için sürüş alışkanlıklarına dikkat etmek ve aracın üretici tavsiyelerine uygun donanımlara sahip olmasını sağlamak büyük önem taşır.

Soru 45

Trafik psikologları, yaşam tarzı ile araç kullanmanın ilişkili olduğunu belirtmektedirler. Diğer bir deyişle, insan nasıl yaşarsa öyle araç kullanır. Trafik adabı açısından değerlendirmek gerekirse bir toplumdaki kişiler birbirlerine nasıl davranıyorlarsa birlikte yaşama, yol yordamları ne ise trafik ortamında da aynı adap içinde davranırlar.

Buna göre stresle olumlu baş etme konusunda sorun yaşayan sürücülerin, genel olarak trafikte hangi temel değere sahip olmadığı bilinir?

A
Sabır 
B
Öfke
C
Bencillik 
D
İnatlaşma
45 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, verilen metinden hareketle stresle başa çıkmakta zorlanan bir sürücünün trafikte hangi temel pozitif değerden yoksun olduğunu bulmamız isteniyor. Metin, bir kişinin günlük hayattaki davranışlarının ve karakterinin, araç kullanma tarzını da doğrudan etkilediğini vurgulamaktadır. Yani, yaşam tarzımız trafikteki "adap" kurallarını nasıl uyguladığımızı belirler.

Stres, trafikte sıkça karşılaşılan bir durumdur; trafik sıkışıklığı, diğer sürücülerin hataları veya zamanla yarışmak gibi faktörler strese neden olabilir. Stresle olumlu başa çıkabilmek, bu gibi durumlarda sakin kalmayı, aceleci ve fevri tepkiler vermemeyi gerektirir. Bu beceri, doğrudan sabır değeriyle ilişkilidir. Sabırlı bir sürücü, zorlu trafik koşullarında bile sakinliğini koruyabilir, beklemeyi bilir ve ani tepkiler vermekten kaçınır. Dolayısıyla, stresle baş etme sorunu yaşayan bir sürücü, bu temel değer olan sabırdan yoksundur.

Şimdi seçenekleri daha detaylı inceleyelim:

  • a) Sabır: Bu doğru cevaptır. Soruda aranan, sürücüde olması gereken ama olmayan temel bir değerdir. Stres anında kontrolü kaybetmek, bağırmak, korna çalmak veya tehlikeli manevralar yapmak, sabır eksikliğinin en net göstergeleridir. Metnin ana fikriyle de uyumlu olarak, sabırlı olma değeri, stresle başa çıkmanın temelini oluşturur.
  • b) Öfke: Öfke, bir temel değer değil, olumsuz bir duygudur. Stresle başa çıkamamanın ve sabırsızlığın bir sonucudur. Sürücü sabırlı olmadığı için öfkelenir. Soru, bu olumsuz duygunun temelinde yatan eksik değeri sorduğu için öfke yanlış bir cevaptır.
  • c) Bencillik: Bencillik, başkalarını düşünmeden sadece kendi çıkarına hareket etmektir ve olumsuz bir kişilik özelliğidir. Stresle başa çıkma sorunuyla ilişkili olabilse de, sorunun tam merkezinde değildir. Stres anında gösterilen ani ve kontrolsüz tepkilerin temel nedeni, beklemeye veya zorluğa tahammül edememek, yani sabırsızlıktır.
  • d) İnatlaşma: İnatlaşma da bir değer değil, olumsuz bir davranıştır. Genellikle sabırsızlık ve öfkenin bir sonucu olarak trafikte ortaya çıkar. Örneğin, yol vermemek için inatlaşan bir sürücü, bunu genellikle sabırsızlığı ve öfkesi nedeniyle yapar. Bu nedenle inatlaşma, asıl eksik olan değer değil, o eksikliğin bir yansımasıdır.

Özetle, soru bizden stresle başa çıkamamanın altında yatan eksik temel değeri bulmamızı istiyor. Öfke, bencillik ve inatlaşma bu durumun olumsuz sonuçları veya davranışlarıyken, bu olumsuzlukların temelinde yatan eksiklik sabır değeridir.

Soru 46
Sürücünün trafik ortamında yaptığı davranışlardan hangisi, diğer sürücülerin dikkatinin dağılmasına ya da paniğe kapılmalarına sebep olabilir?
A
Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi
B
Sürekli şerit değiştirerek (slalom yaparak) araç kullanması
C
Aracını kullanırken trafik kurallarının bilincinde olması
D
Trafik içindeki davranışlarının sorumluluğunu üstlenerek araç kullanması
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sergilenen bir davranışın diğer yol kullanıcıları üzerindeki olumsuz etkileri sorgulanmaktadır. Soru, hangi sürücü hareketinin diğer insanları tehlikeye atacak şekilde dikkatlerini dağıtacağını veya korkuya kapılmalarına neden olacağını bulmanızı istiyor. Yani, seçenekler arasında güvenli sürüş ilkelerine aykırı, tehlikeli ve bencilce bir davranışı tespit etmelisiniz.

Doğru cevap olan b) seçeneği, trafikteki en tehlikeli ve sorumsuz davranışlardan birini ifade eder. Sürekli şerit değiştirerek, yani halk arasında bilinen adıyla "slalom yaparak" araç kullanmak, sürücünün bir sonraki hamlesini diğer sürücüler için tamamen öngörülemez kılar. Bu ani ve düzensiz hareketler, çevredeki diğer araç sürücülerinin ani fren yapmasına, direksiyon kırmasına veya ne yapacağını şaşırarak paniğe kapılmasına neden olur ve trafik akışının güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna ve neden güvenli sürüş davranışları olduğuna bakalım:

  • a) Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi: Bu, ideal bir sürücüde bulunması gereken en önemli özelliklerden biridir. Yaptığı bir manevranın veya hız seçiminin diğer sürücüleri, yayaları ve yolcuları nasıl etkileyeceğini düşünen bir kişi, tehlike yaratmak yerine tam tersine güvenli bir ortam oluşturur. Bu nedenle bu cevap yanlıştır.
  • c) Aracını kullanırken trafik kurallarının bilincinde olması: Trafik kuralları, karayolundaki düzeni ve herkesin can güvenliğini sağlamak için konulmuştur. Bu kuralları bilen ve onlara uyan bir sürücü, diğerleri için bir belirsizlik veya panik unsuru değil, aksine güvenilir ve öngörülebilir bir yol kullanıcısıdır. Bu yüzden bu seçenek de doğru cevap olamaz.
  • d) Trafik içindeki davranışlarının sorumluluğunu üstlenerek araç kullanması: Bu, olgun ve güvenilir bir sürücü profilini tanımlar. Kendi eylemlerinin sonuçlarını kabul eden, başkalarını tehlikeye atmaktan kaçınan ve bir hata yaptığında bunun farkında olan bir sürücü, trafikte panik yaratmaz, aksine güven ortamının oluşmasına katkıda bulunur. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, bu soru trafikteki olumlu ve olumsuz davranışları ayırt etme yeteneğinizi ölçmektedir. Sürekli şerit değiştirmek (slalom yapmak), öngörülemez, agresif ve bencil bir davranış olduğu için diğer sürücülerde paniğe yol açar. Diğer seçeneklerde belirtilen davranışlar ise sorumlu, kurallara uyan ve bilinçli hareket etmeyi ifade eder ki bunlar güvenli bir trafik ortamının temelini oluşturur.

Soru 47
Hangi temel değere sahip sürücü, yoğun trafikte bir dizi hâlinde gitmekte olan diğer sürücülerin önlerine geçip, trafiği daha da sıkışık hâle getirerek yoluna devam etmez?
A
Bencil
B
Sorumsuz
C
Görgü seviyesi düşük
D
Empati düzeyi yüksek
47 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, yoğun bir trafikte başkalarının hakkına saygı gösteren ve trafik düzenini bozmayan bir sürücünün hangi olumlu özelliğe sahip olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, sürücünün "önlerine geçip, trafiği daha da sıkışık hâle getirmemesi" yani olumsuz bir davranışı sergilememesidir. Bu nedenle, bu olumlu davranışı açıklayan temel değeri bulmamız gerekiyor.

Doğru Cevap: d) Empati düzeyi yüksek

Doğru cevabın neden "Empati düzeyi yüksek" olduğunu açıklayalım. Empati, bir kişinin kendisini başka birinin yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini anlama yeteneğidir. Trafikte empati düzeyi yüksek bir sürücü, sırada bekleyen diğer sürücülerin ne hissedeceğini düşünür. "Ben başkasının önüne geçersem, o kişi sinirlenir, haksızlığa uğradığını düşünür ve trafik daha da kilitlenir. Ben de aynı durumda olsam rahatsız olurdum." diye düşünerek bu bencil davranıştan kaçınır. Bu nedenle, başkalarının hakkına saygı gösterir ve trafik akışını olumsuz etkileyecek hareketler yapmaz.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Bu seçenekler, soruda tarif edilen olumlu davranışın tam tersini yapacak sürücü tiplerini tanımlar.

  • a) Bencil: Bencil bir sürücü, sadece kendi çıkarını ve menfaatini düşünür. Başkalarının ne hissettiği veya trafiğin durumu onun için önemli değildir; tek amacı bir an önce kendi istediği yere ulaşmaktır. Dolayısıyla, bencil bir sürücü tam da soruda bahsedilen olumsuz davranışı, yani başkalarının önüne geçme eylemini yapar.
  • b) Sorumsuz: Sorumsuz bir sürücü, yaptığı hareketlerin sonuçlarını düşünmez. Davranışlarının başkalarına veya trafiğin geneline nasıl bir etki yapacağını umursamaz. Kurallara uymamanın veya tehlikeli manevralar yapmanın getireceği sorumluluğu üstlenmez. Bu yüzden sorumsuz bir sürücü de kolaylıkla başkalarının önüne geçerek trafiği tehlikeye atar ve sıkıştırır; yani bu davranışı yapar.
  • c) Görgü seviyesi düşük: Görgü, toplum içinde uyulması gereken nezaket ve saygı kurallarıdır. Görgü seviyesi düşük bir sürücü, trafikteki yazılı olmayan saygı ve nezaket kurallarını bilmez veya umursamaz. Başkalarının hakkına saygı göstermek gibi bir kaygısı olmadığı için, sırada beklemek yerine aralara girerek ilerlemeyi normal bir davranış olarak görür ve bu davranışı yapar.

Özetle, bu soru trafikte sadece kuralları bilmenin değil, aynı zamanda diğer insanlara karşı saygılı ve anlayışlı olmanın önemini vurgulamaktadır. Empati, güvenli ve akıcı bir trafik ortamı için sürücülerin sahip olması gereken en temel değerlerden biridir.

Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi hoşgörü sahibi olmayan sürücülerin özelliklerindendir?
A
Öfkeli olmak
B
Sabırlı olmak
C
Başarılı iletişim kurmak
D
Bencillikten uzak durmak
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte hoşgörüsüz davranan, yani diğer sürücülerin hata ve farklılıklarına tahammül edemeyen bir sürücünün hangi özelliğe sahip olacağı sorulmaktadır. Soru, olumsuz bir sürücü profili olan "hoşgörüsüzlüğü" tanımlayan bir özellik bulmamızı istiyor. Bu nedenle, seçeneklerdeki olumlu davranışları eleyerek doğru cevaba ulaşabiliriz.

Doğru Cevap: a) Öfkeli olmak

Hoşgörü, başkalarının yaptığı hatalara veya farklılıklara karşı anlayışlı ve sabırlı olma durumudur. Hoşgörü sahibi olmayan bir sürücü ise tam tersi bir tutum sergiler. Bu sürücüler, trafikteki diğer kişilerin en ufak hatasında veya yavaşlığında hemen sinirlenir ve tepki gösterirler. Bu nedenle öfkeli olmak, hoşgörüsüz bir sürücünün en belirgin özelliklerinden biridir.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • b) Sabırlı olmak: Sabır, hoşgörünün temel bir parçasıdır. Trafikte sabırlı olan bir sürücü, diğer sürücülerin hatalarını anlayışla karşılar ve sakin kalır. Bu özellik, hoşgörülü bir sürücüye aittir, hoşgörüsüz birine değil.
  • c) Başarılı iletişim kurmak: Trafikte başarılı iletişim (sinyal vermek, göz teması kurmak, yol vermek) diğer sürücülere saygı duymanın ve onlarla uyum içinde hareket etmenin bir göstergesidir. Bu, hoşgörülü ve bilinçli sürücülerin bir özelliğidir. Hoşgörüsüz sürücüler genellikle iletişim kurmaktan kaçınır veya agresif bir şekilde iletişim kurarlar.
  • d) Bencillikten uzak durmak: Bencillikten uzak durmak, empati kurabilmek ve trafikte sadece kendini değil, diğer yol kullanıcılarını da düşünebilmektir. Bu, hoşgörünün ve toplumsal sorumluluğun bir gereğidir. Hoşgörüsüz sürücüler ise genellikle bencil davranır ve sadece kendi çıkarlarını düşünürler.

Özetle, soru bizden hoşgörüsüz bir sürücünün olumsuz bir özelliğini bulmamızı istemektedir. "Sabırlı olmak", "başarılı iletişim kurmak" ve "bencillikten uzak durmak" olumlu sürücü davranışlarıyken, "öfkeli olmak" doğrudan hoşgörüsüzlükle ilişkili olumsuz bir davranıştır. Bu yüzden doğru cevap 'a' seçeneğidir.

Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi hoşgörülü olma özelliği taşımayan sürücülerin özelliklerindendir?
A
Öfkeli olmak
B
Sabırlı davranmak
C
Başarılı iletişim kurmak
D
Kural ihlalinden kaçınmak
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte hoşgörülü olmayan, yani anlayışsız ve sabırsız bir sürücünün hangi davranışı sergileyeceği sorulmaktadır. Sorunun kökündeki "taşımayan" ifadesi kilit noktadır, çünkü bizden olumlu değil, olumsuz bir sürücü özelliği bulmamız istenmektedir. Bu tür sorularda, seçeneklerdeki davranışların hangisinin olumlu, hangisinin olumsuz olduğunu belirlemek çözümü kolaylaştırır.

Doğru Cevap: a) Öfkeli olmak

Hoşgörü, başkalarının yaptığı hatalara, yavaş hareket etmelerine veya beklenmedik durumlara karşı anlayışlı ve sakin kalabilme yeteneğidir. Öfkeli olmak ise bu durumun tam zıttıdır. Trafikte çabuk sinirlenen, diğer sürücülere karşı agresif tepkiler veren (sürekli korna çalmak, bağırmak, tehlikeli manevralar yapmak gibi) bir kişi, hoşgörüden tamamen uzak bir sürücüdür.

Bu nedenle öfke, hoşgörüsüzlüğün en net göstergesidir ve trafikte hem sürücünün kendisi hem de diğerleri için ciddi tehlikeler yaratır. Soru, hoşgörülü olma özelliği taşımayan bir sürücünün özelliğini sorduğu için "Öfkeli olmak" doğru cevaptır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • b) Sabırlı davranmak: Sabır, hoşgörünün temelini oluşturan en önemli erdemlerden biridir. Trafiğin sıkışık olduğu anlarda, bir acemi sürücünün arkasında veya bir yayanın geçmesini beklerken sakince durabilmek, tam olarak hoşgörülü bir sürücünün sergileyeceği bir davranıştır. Bu olumlu bir özellik olduğu için aradığımız cevap değildir.
  • c) Başarılı iletişim kurmak: Trafikte başarılı iletişim, sadece konuşmak anlamına gelmez. Sinyal vermek, selektör yapmak, el işaretleriyle teşekkür etmek veya yol vermek gibi davranışlar, sürücüler arasında bir anlayış ve uyum ortamı yaratır. Başarılı iletişim kuran bir sürücü, çatışmadan kaçınır ve bu da onun hoşgörülü olduğunu gösterir. Bu da olumlu bir özelliktir.
  • d) Kural ihlalinden kaçınmak: Trafik kurallarına uymak, diğer yol kullanıcılarının haklarına ve can güvenliğine saygı duymak demektir. Kurallara uyan bir sürücü, düzeni bozmadığı ve başkalarını tehlikeye atmadığı için sorumlu ve saygılı bir profil çizer. Bu davranış, hoşgörülü bir sürüş anlayışıyla doğrudan ilişkilidir ve olumlu bir özelliktir.

Özetle, soru bizden olumsuz bir sürücü özelliği bulmamızı istemektedir. Sabırlı olmak, iyi iletişim kurmak ve kurallara uymak; güvenli ve saygılı bir sürüş için gereken olumlu davranışlardır. Öfkeli olmak ise tam tersine, hoşgörüsüzlüğü ve tehlikeyi temsil eden olumsuz bir davranıştır.

Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi trafik ortamında sürücülerin en fazla ihtiyaç duyacakları değerlerdendir?
A
Öfke
B
Hoşgörü
C
İnatlaşma
D
Aşırı tepki
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte güvenli ve uyumlu bir sürüş için sürücülerin sahip olması gereken en temel ve olumlu insani değerin ne olduğu sorulmaktadır. Soru, kural bilgisinin ötesinde, sürücünün trafikteki tutumunu ve psikolojisini ölçmeyi amaçlar. Seçenekler arasında yer alan olumsuz davranışlar arasından, trafikteki kaosu ve tehlikeyi önleyecek pozitif değeri bulmanız beklenmektedir.

Doğru cevap b) Hoşgörü'dür. Trafik, milyonlarca farklı insanın, farklı yetenek, tecrübe ve ruh halleriyle bir arada bulunduğu karmaşık bir sosyal ortamdır. Bu ortamda, başka bir sürücünün yaptığı hatayı, acemiliğini veya dalgınlığını anlayışla karşılamak, sakin kalabilmek ve çatışmadan kaçınmak anlamına gelen hoşgörü, kazaları önleyen ve stresi azaltan en önemli anahtardır. Hoşgörülü bir sürücü, hem kendi güvenliğini hem de diğerlerinin güvenliğini düşünür ve trafiğin daha akıcı olmasına yardımcı olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • Öfke: Öfke, sürücünün mantıklı düşünme ve doğru karar verme yeteneğini kaybetmesine neden olan son derece tehlikeli bir duygudur. Öfkeli sürücüler, ani ve agresif manevralar yapar, hız limitlerini aşar, yakın takip eder ve diğer sürücüleri tehlikeye atarlar. Bu nedenle öfke, trafikte ihtiyaç duyulan değil, kesinlikle kontrol altında tutulması ve kaçınılması gereken bir durumdur.
  • İnatlaşma: Trafikte "ben haklıyım" diyerek inatlaşmak, küçük bir yol verme meselesini bile büyük bir kaza riskine dönüştürebilir. Örneğin, daralan bir yolda başka bir sürücüye yol vermemek için hızlanmak veya birinin sinyal vererek şerit değiştirmesini engellemeye çalışmak inatlaşmadır. Unutmayın ki trafikte haklı olmaktan daha önemli olan, güvenli bir şekilde hedefinize ulaşmaktır.
  • Aşırı tepki: Bir sürücünün yaptığı küçük bir hataya uzun uzun korna çalarak, selektör yaparak veya el kol hareketleriyle aşırı tepki göstermek, ortamdaki gerilimi tırmandırır. Bu durum, hem tepkiyi gösteren sürücünün hem de diğer sürücülerin dikkatini dağıtarak yeni hatalara ve kazalara zemin hazırlar. Sakin kalmak ve durumu büyütmemek, güvenli sürüşün temelidir.

Özetle, bu soru sürücü adayının trafikteki temel yaklaşımını sorgulamaktadır. Öfke, inatlaşma ve aşırı tepki gibi olumsuz ve tehlikeli davranışların aksine, hoşgörü, sürücülerin hem kendilerini hem de diğer yol kullanıcılarını korumak için en çok ihtiyaç duyacakları pozitif ve yapıcı değerdir. Güvenli bir trafik ortamı, kurallara uymanın yanı sıra, sürücülerin birbirine karşı saygılı ve hoşgörülü olmasıyla mümkündür.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI