%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi donmaya maruz kalan kişiye uygulanan ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Soğuk ayran içirmek
B
Hemen uyumasını sağlamak
C
Soğuk ortamdan uzaklaştırmak
D
Vücuda sıcak uygulama ve hızlı masaj yapmak
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, soğuk hava nedeniyle donma tehlikesi geçiren bir kazazedeye yapılması gereken ilk ve en önemli müdahalenin ne olduğu sorgulanmaktadır. Donma, vücut dokularının aşırı soğuğa maruz kalarak hasar görmesidir ve doğru ilk yardım hayat kurtarıcı olabilir. Amaç, kişiyi daha fazla ısı kaybından korumak ve durumunun kötüleşmesini engellemektir.

Doğru Cevap: c) Soğuk ortamdan uzaklaştırmak

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, donmaya yol açan temel etkenin soğuk ortam olmasıdır. İlk yardımın en temel prensibi, tehlike kaynağını ortadan kaldırmaktır. Kazazedeyi soğuk, rüzgarlı veya ıslak ortamdan daha korunaklı, ılık bir yere taşımak, vücudun daha fazla ısı kaybetmesini anında durdurur. Bu adım atılmadan yapılacak diğer tüm müdahaleler yetersiz kalacaktır çünkü vücut bir yandan ısınmaya çalışırken diğer yandan soğuk nedeniyle ısı kaybetmeye devam edecektir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Soğuk ayran içirmek: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Vücut ısısı zaten tehlikeli derecede düşmüş bir kişiye soğuk bir içecek vermek, vücut ısısının daha da düşmesine neden olur ve hipotermiyi (vücut ısısının tehlikeli düşüşü) hızlandırır. Eğer kazazede bilinçliyse ve yutkunabiliyorsa, ona verilmesi gereken içecekler ılık, şekerli ve alkolsüz sıvılardır.
  • b) Hemen uyumasını sağlamak: Bu uygulama oldukça tehlikelidir. Donma ve hipotermi, kişinin bilincini bulanıklaştırabilir ve uyku haline neden olabilir. Kazazedenin uyumasına izin vermek, bilinç durumunu takip etmeyi imkansız hale getirir. Kişi uyku sırasında bilincini tamamen kaybedebilir veya kalbi durabilir, bu yüzden bilincinin açık tutulması ve sürekli kontrol edilmesi gerekir.
  • d) Vücuda sıcak uygulama ve hızlı masaj yapmak: Bu, halk arasında doğru bilinen en tehlikeli yanlışlardan biridir. Donmuş dokulara aniden sıcak su, soba veya sıcak su torbası gibi doğrudan ısı uygulamak, dokularda ciddi hasara ve yanıklara yol açabilir. Ayrıca, donmuş bölgeyi ovmak veya masaj yapmak, buz kristallerine dönüşmüş olan hücrelerin parçalanmasına ve kalıcı doku hasarına neden olur. Isıtma işlemi yavaş ve kademeli olmalıdır.

Özetle, donmaya maruz kalmış birine yapılacak ilk yardımın altın kuralı şudur: Önce kişiyi güvenli ve ılık bir ortama alarak daha fazla ısı kaybını önleyin. Ardından ıslak giysilerini çıkarıp kuru ve sıcak battaniyelerle sarın. Bilinci yerindeyse ılık ve şekerli içecekler verin ve en kısa sürede profesyonel tıbbi yardım çağırın.

Soru 2
Şoka girmiş bir kazazedede kanın, beyin ve hayati organlara taşınmasını sağlamak amacıyla yapılan uygulama aşağıdakilerden hangisidir?
A
Baş, boyun ve gövde ekseninin korunması
B
Kazazedenin gömlek yakasının ve kemerinin gevşetilmesi
C
Sırt üstü yatırılarak ayaklarının 30 cm kadar yükseltilmesi
D
Başın yana çevrilerek, çenenin göğüsten uzaklaştırılması
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, tıbbi bir acil durum olan "şok" tablosundaki bir yaralıya, hayati organlarına kan akışını devam ettirmek için yapılması gereken en önemli ve öncelikli müdahale sorulmaktadır. Şok, dolaşım sisteminin vücudun ihtiyaç duyduğu oksijeni ve besini taşıyacak kadar kanı organlara ulaştıramaması durumudur. Bu durumda beyin gibi hayati organlar risk altına girer, bu nedenle müdahalenin amacı kanı bu bölgelere yönlendirmektir.

Doğru Cevap: c) Sırt üstü yatırılarak ayaklarının 30 cm kadar yükseltilmesi

Bu seçenek, "şok pozisyonu" olarak bilinen standart ilk yardım uygulamasını tarif etmektedir. Kazazede sırt üstü yatırıldığında ve bacakları yaklaşık 30 cm (bir tabure veya yastık yüksekliği kadar) yukarı kaldırıldığında, yer çekiminin etkisiyle bacaklardaki kan vücudun merkezine doğru hareket eder. Bu kan, kalbin beyin, akciğerler ve diğer önemli iç organlara daha kolay pompalamasına yardımcı olur. Bu basit ama etkili yöntem, hayati organların kanlanmasını artırarak, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar kazazedenin durumunun stabil kalmasına yardımcı olan en temel müdahaledir.

Diğer Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

  • a) Baş, boyun ve gövde ekseninin korunması: Bu uygulama, özellikle trafik kazası gibi travmalarda omurga yaralanması şüphesi olduğunda felci önlemek için kesinlikle çok önemlidir. Ancak bu hareketin doğrudan amacı, şokun neden olduğu kan dolaşımı yetersizliğini gidermek değildir. Bu, yaralıyı taşırken veya hareket ettirirken ikincil bir hasarı önlemeye yönelik bir tedbirdir.
  • b) Kazazedenin gömlek yakasının ve kemerinin gevşetilmesi: Bu, genel bir ilk yardım kuralıdır ve yapılması faydalıdır. Vücudu sıkan giysileri gevşetmek, kazazedenin daha rahat nefes almasını ve kan dolaşımının rahatlamasını sağlar. Fakat bu eylem, tek başına beyne ve hayati organlara kan akışını artırmak için yeterli ve öncelikli bir yöntem değildir; daha çok destekleyici bir uygulamadır.
  • d) Başın yana çevrilerek, çenenin göğüsten uzaklaştırılması: Bu pozisyon, "koma pozisyonu" veya "derlenme pozisyonu" olarak bilinir. Bilinci kapalı fakat solunumu olan bir kazazedeye uygulanır. Amacı, dilin geriye kaçarak soluk borusunu tıkamasını veya kişinin kusmuğuyla boğulmasını önlemektir. Yani bu pozisyonun önceliği dolaşımı değil, solunum yolunu güvence altına almaktır.

Özetle, soru doğrudan şok durumunda kanın hayati organlara taşınmasını sağlamayı amaçlayan uygulamayı sorduğu için, bu amaca hizmet eden en doğru ve spesifik yöntem şok pozisyonu, yani ayakların 30 cm yükseltilmesidir.

Soru 3
Omurga kırığı olan yaralıya aşağıdaki uygulamalardan hangisi kesinlikle yapılmaz?
A
Sert bir zemine sırtüstü yatırmak
B
Dik oturur şekilde pozisyon vermek
C
Uzun tahta atellerle vücudunu tespit etmek
D
Taşıma esnasında baş ve ayakların gergin olmasını sağlamak
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, omurga (bel kemiği) kırığı şüphesi olan bir yaralıya ilk yardım sırasında yapılması gerekenler ve kesinlikle kaçınılması gereken bir uygulama sorgulanmaktadır. Omurga yaralanmaları son derece ciddidir çünkü omuriliğe zarar vererek kalıcı felce veya ölüme neden olabilirler. Bu nedenle temel amaç, yaralının omurgasını kesinlikle hareket ettirmemektir.

Doğru Cevap: b) Dik oturur şekilde pozisyon vermek

Omurgası kırık olan veya kırık şüphesi bulunan bir yaralıyı dik oturtmak yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Vücudun ağırlığı, hasar görmüş omurlar üzerine biner ve bu basınç, kırık kemik parçalarının omuriliği kesmesine veya ezmesine neden olabilir. Bu durum, yaralının durumunu çok daha kötüleştirebilir ve kalıcı felç riskini en üst düzeye çıkarır. Bu nedenle, yaralı kesinlikle oturtulmamalı veya hareket ettirilmeye çalışılmamalıdır.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • a) Sert bir zemine sırtüstü yatırmak: Bu, yapılması gereken doğru bir uygulamadır. Yaralıyı sert bir zemine (örneğin bir tahta veya zemin) sırtüstü yatırmak, omurganın düz bir çizgide kalmasını sağlar ve istenmeyen hareketleri engeller. Yumuşak bir zemin (yatak, koltuk gibi) vücudun şeklini alarak omurganın bükülmesine neden olabileceği için tehlikelidir.
  • c) Uzun tahta atellerle vücudunu tespit etmek: Bu da doğru ve hayati bir uygulamadır. Baş, boyun ve gövde eksenini sabit tutmak için sedye veya uzun tahta ateller kullanılır. Yaralının vücudu bu sert yüzeye sabitlenerek taşıma sırasında omurganın oynaması tamamen engellenir. Bu işleme "tespit etme" veya "immobilizasyon" denir.
  • d) Taşıma esnasında baş ve ayakların gergin olmasını sağlamak: Bu ifade, taşıma sırasında "baş-boyun-gövde ekseninin" korunması gerektiğini anlatır. Yaralıyı taşırken, bir ilk yardımcı baş ve boyun bölgesini sabit tutar, diğerleri ise vücudu bir bütün olarak, bükülmesine izin vermeden kaldırır. Vücudun bir kütük gibi, gergin ve düz bir hat şeklinde hareket ettirilmesi, omuriliğin zarar görmesini engeller.

Özetle, omurga yaralanması şüphesinde altın kural; hareket ettirmemektir. Eğer taşımak zorunluysa, baş-boyun-gövde eksenini bozmadan, sert bir zemin üzerinde ve en az 3-4 kişi ile hareket ettirmektir. Yaralıyı oturtmak ise bu kuralın tamamen ihlal edilmesi anlamına gelir ve kesinlikle yapılmaz.

Soru 4
Beyin, insan vücudundaki hangi sistemin bir parçasıdır?
A
Dolaşım sisteminin
B
Sindirim sisteminin
C
Hareket sisteminin
D
Sinir sisteminin
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, insan vücudunun komuta merkezi olan beynin, hangi temel vücut sistemine dahil olduğu sorgulanmaktadır. Vücudumuzdaki organlar, belirli görevleri yerine getirmek için sistemler halinde organize olmuştur. Bu sorunun doğru cevabı, beynin işlevini ve görevini anlamaktan geçer.

Doğru Cevap: d) Sinir sisteminin

Sinir sistemi, vücudun iletişim ve kontrol ağıdır. Çevreden gelen uyarıları (gördüklerimiz, duyduklarımız, hissettiklerimiz) algılar, bu bilgileri işler, yorumlar ve vücudun uygun tepkileri vermesi için komutlar gönderir. Beyin, bu sistemin en merkezi ve en gelişmiş organıdır; düşünme, öğrenme, hafıza, karar verme ve tüm vücut fonksiyonlarını yönetme gibi görevleri üstlenir. Bu nedenle beyin, kesin olarak sinir sisteminin bir parçasıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Dolaşım sistemi: Bu sistemin ana görevi, kanı vücutta pompalayarak oksijen ve besinleri hücrelere taşımak, atıkları da uzaklaştırmaktır. Kalp, damarlar ve kan bu sistemin temel parçalarıdır. Beyin, çalışmak için dolaşım sisteminin getirdiği oksijen ve besinlere ihtiyaç duyar ancak sistemin bir parçası değil, bu sistemden hizmet alan bir organdır.
  • b) Sindirim sistemi: Yiyeceklerin parçalanması, besinlerin emilmesi ve atıkların vücuttan uzaklaştırılmasıyla görevlidir. Mide, bağırsaklar ve karaciğer gibi organlardan oluşur. Beynin sindirim faaliyetiyle doğrudan bir ilgisi yoktur, bu nedenle bu sisteme ait olamaz.
  • c) Hareket sistemi: Vücudun hareket etmesini sağlayan ve ona destek olan sistemdir. Kemikler, kaslar ve eklemlerden oluşur. Beyin, sinirler aracılığıyla kaslara hareket etme emrini gönderir, yani hareket sistemini kontrol eder, ancak fiziksel olarak bu sistemin bir parçası değildir.

Özetle, beyin vücudun yönetim ve karar verme merkezidir ve bu görevini sinir sisteminin bir parçası olarak yerine getirir. Diğer sistemler beynin komutları altında çalışır veya ona destek sağlar, ancak beyin bu sistemlere dahil değildir. Ehliyet sınavında bu temel bilgi, sürücünün vücut fonksiyonları ve tepki mekanizmaları hakkındaki farkındalığını ölçmek için önemlidir.

Soru 5
Sürücüler neden ilk yardım bilgi ve becerisine sahip olmalıdır?
A
Kendisinin ve yakınlarının sağlığını korumak için
B
Çevredeki bulaşıcı hastalıklardan korunmak için
C
Hastaları iyileştirici tıbbi tedaviyi uygulamak için
D
Kazalarda hayat kurtarıcı ilk müdahaleyi yapabilmek için
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün ilk yardım bilmesinin temel ve en önemli amacının ne olduğu sorgulanmaktadır. Sürücülük, doğası gereği kaza riskini de beraberinde getirir. Bu nedenle, bir sürücünün acil bir durumda ne yapması gerektiğini bilmesi, ehliyet almanın ve sorumlu bir sürücü olmanın kritik bir parçasıdır.

Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım:

  • d) Kazalarda hayat kurtarıcı ilk müdahaleyi yapabilmek için

    Bu seçenek doğru cevaptır. Bir trafik kazası meydana geldiğinde, profesyonel sağlık ekiplerinin (ambulans, paramedik) olay yerine ulaşması zaman alabilir. Bu ilk dakikalar, "altın dakikalar" olarak adlandırılır ve yaralının hayatta kalma şansını doğrudan etkiler. İlk yardım bilen bir sürücü, kanamayı durdurmak, solunum yolunu açmak veya kalbi duran birine temel yaşam desteği sağlamak gibi hayat kurtarıcı müdahalelerle, sağlık ekipleri gelene kadar yaralının durumunu stabil tutabilir ve hayatta kalmasına yardımcı olabilir. Bu, sürücülerin ilk yardım bilmesinin en birincil ve en hayati nedenidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım:

  • a) Kendisinin ve yakınlarının sağlığını korumak için

    İlk yardım bilmek, şüphesiz kişinin kendisinin ve ailesinin sağlığını korumasına yardımcı olur. Ancak bu, genel bir faydadır ve sadece sürücülere özgü bir durum değildir. Soru, özel olarak "sürücülerin" neden ilk yardım bilmesi gerektiğini sorduğu için, trafik kazalarıyla doğrudan ilgili olan seçenek daha güçlü ve doğru bir cevaptır.

  • b) Çevredeki bulaşıcı hastalıklardan korunmak için

    İlk yardım eğitimi, müdahale sırasında eldiven kullanmak gibi önlemlerle bulaşıcı hastalıklardan korunmayı da öğretir. Fakat bu, ilk yardım öğrenmenin ana amacı değil, bir yan faydasıdır. İlk yardımın asıl hedefi yaralıya yardım etmektir, sadece kendimizi korumak değildir. Bu nedenle bu seçenek, sorunun sorduğu temel amacı yansıtmamaktadır.

  • c) Hastaları iyileştirici tıbbi tedaviyi uygulamak için

    Bu seçenek çok önemli bir ayrımı göz ardı ettiği için yanlıştır. İlk yardım, tıbbi bir tedavi değildir; olay yerinde, doktor veya sağlık görevlisi yardımı sağlanıncaya kadar hayatı kurtarmak ya da durumun kötüleşmesini önlemek amacıyla yapılan ilaçsız uygulamalardır. "İyileştirici tıbbi tedavi" ise doktorlar ve sağlık profesyonelleri tarafından hastanede uygulanan bir süreçtir. İlk yardımcı, tedavi etmez; sadece profesyonel yardım gelene kadar durumu idare eder.

Özetle: Bir sürücünün ilk yardım bilgi ve becerisine sahip olmasının en temel nedeni, bir kaza anında olay yerindeki ilk kişi olabilme ihtimali ve bu durumda profesyonel ekipler gelene kadar yapacağı doğru ve zamanında müdahale ile bir veya daha fazla insanın hayatını kurtarabilmesidir.

Soru 6
I- El freninin çekilmesi II- Kontağın kapatılması III- LPG'li ise tüpün vanasının kapatılması Verilenlerden hangileri, kazaya uğrayan bir araçta alınması gereken güvenlik önlemlerindendir?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldikten sonra, daha büyük tehlikelerin (yangın, patlama, aracın kayması gibi) önüne geçmek için araçta alınması gereken temel güvenlik önlemleri sorulmaktadır. Amaç, hem kazazedelerin hem de yardıma gelenlerin güvenliğini sağlamaktır. Şimdi bu önlemleri ve seçenekleri tek tek inceleyelim.

I- El freninin çekilmesi: Bu, kaza sonrası atılması gereken ilk ve en temel adımlardan biridir. Kaza yapan aracın, özellikle eğimli bir yolda ise, kendi kendine hareket etmesini veya kaymasını önler. Aracın sabitlenmesi, hem içindeki yaralıların durumunun kötüleşmesini engeller hem de kurtarma çalışmaları sırasında ek bir tehlike oluşmasının önüne geçer. Bu nedenle, el frenini çekmek kesinlikle alınması gereken bir güvenlik önlemidir.

II- Kontağın kapatılması: Kaza anında aracın elektrik aksamında veya yakıt sisteminde hasar oluşabilir. Motorun çalışmaya devam etmesi veya elektrik sisteminin aktif kalması, kısa devre nedeniyle bir kıvılcım çıkmasına yol açabilir. Sızan benzin, motor yağı veya diğer yanıcı sıvılar bu kıvılcımla temas ettiğinde yangın veya patlama riski ortaya çıkar. Bu çok ciddi tehlikeyi ortadan kaldırmak için derhal kontak kapatılmalıdır.

III- LPG'li ise tüpün vanasının kapatılması: LPG (Sıvılaştırılmış Petrol Gazı), oldukça yanıcı ve patlayıcı bir yakıttır. Kaza sırasında LPG sisteminin boruları veya bağlantıları zarar görebilir ve gaz sızıntısı başlayabilir. Kontağı kapatmak elektrik kaynaklı kıvılcım riskini azaltsa da, sızan gazın başka bir kaynaktan (örneğin başka bir aracın egzozu, bir sigara izmariti) alev almasını engellemez. Bu nedenle, gaz akışını kaynağından, yani doğrudan tüpün vanasından kesmek, olası bir patlamayı önlemek için hayati bir adımdır.

Doğru Cevabın Değerlendirilmesi

d) I, II ve III: Bu seçenek, yukarıda açıklanan üç temel güvenlik önlemini de içermektedir. Bir kaza anında güvenliği tam olarak sağlamak için aracın sabitlenmesi (I), elektrik kaynaklı yangın riskinin ortadan kaldırılması (II) ve eğer araç LPG'li ise gaz sızıntısı ve patlama riskinin önlenmesi (III) gerekir. Bu üç adım birbirini tamamlayan ve bir bütün olarak uygulanması gereken kritik müdahalelerdir. Bu yüzden en kapsamlı ve doğru cevap budur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Yalnız I: Bu seçenek çok eksiktir. Sadece el frenini çekmek, aracın hareket etmesini önler ancak en büyük tehlikelerden olan yangın ve patlama risklerini tamamen göz ardı eder.
  • b) I ve II: Bu seçenek, benzinli veya dizel bir araç için önemli adımları içerse de, soruda belirtilen "LPG'li ise" durumunu kapsamaz. Türkiye'de LPG'li araçların yaygınlığı düşünüldüğünde, bu ihtimali yok saymak büyük bir güvenlik açığı yaratır ve bu nedenle cevap eksik kalır.
  • c) II ve III: Bu seçenek yangın ve patlama risklerine odaklanırken, aracın sabitlenmesi gibi çok temel bir güvenlik adımını atlamaktadır. Eğimli bir yolda kaymaya başlayan bir araç, hem içindekiler hem de çevresindekiler için yeni ve büyük bir tehlike oluşturur. Bu yüzden bu seçenek de eksiktir.
Soru 7
Kalp masajı uygulaması, aşağıdaki durumların hangisinde sonlandırılır?
A
Kalp çalıştığında
B
112´ye haber verildiğinde
C
Kazazedenin akrabaları geldiğinde
D
Kazazedenin cildinde kızarıklıklar gözlemlendiğinde
7 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, hayat kurtarmak için yapılan temel yaşam desteği uygulamasının en önemli adımlarından biri olan kalp masajının hangi durumda sonlandırılması gerektiği test edilmektedir. Kalp masajı, durmuş olan kalbin yerine kan pompalamak için yapılan kritik bir müdahaledir ve ne zaman durulacağını bilmek, en az nasıl yapılacağını bilmek kadar önemlidir.

Doğru Cevap: a) Kalp çalıştığında

Kalp masajının temel amacı, duran kalbin fonksiyonunu geçici olarak üstlenerek beyin ve diğer hayati organlara kan pompalamaktır. Eğer kazazede tepki vermeye başlarsa, örneğin normal nefes almaya, öksürmeye veya hareket etmeye başlarsa, bu durum kalbinin yeniden çalışmaya başladığının bir işaretidir. Bu noktada, dışarıdan yapılan kalp masajına artık ihtiyaç kalmamıştır ve uygulama sonlandırılmalıdır. Çünkü asıl hedefimize, yani kalbin tekrar çalışmasını sağlamaya ulaşmış oluruz.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) 112´ye haber verildiğinde: 112'ye haber vermek, ilk yardımın ilk adımlarından biridir ancak bu, kalp masajını durdurmak için bir sebep değildir. Aksine, 112 acil yardım ekibi gelene kadar kazazedeyi hayatta tutmak için kalp masajına kesintisiz devam edilmelidir. Profesyonel yardım gelene kadar geçen her saniye kritiktir.
  • c) Kazazedenin akrabaları geldiğinde: Kazazedenin yakınlarının olay yerine gelmesi, duygusal bir durum olsa da tıbbi bir gerekçe değildir. İlk yardım uygulayan kişinin sorumluluğu, sağlık ekipleri gelene veya kazazede yaşamsal belirtiler gösterene kadar müdahaleye devam etmektir. Akrabaların gelmesi üzerine müdahaleyi durdurmak, kazazedenin hayatını tehlikeye atmak anlamına gelir.
  • d) Kazazedenin cildinde kızarıklıklar gözlemlendiğinde: Etkili bir kalp masajı sırasında göğüs kemiğine ciddi bir baskı uygulanır. Bu baskı nedeniyle ciltte kızarıklık, hatta morarma görülmesi normal ve beklenen bir durumdur. Bu durum, masajın etkili bir şekilde yapıldığını bile gösterebilir ve kesinlikle uygulamayı sonlandırmak için bir neden değildir.

Özetle, kalp masajı yalnızca üç ana durumda sonlandırılır:

  1. Kazazede yaşama belirtileri gösterdiğinde (kalp tekrar çalıştığında).
  2. Profesyonel sağlık ekipleri (112) gelip müdahaleyi devraldığında.
  3. İlk yardımcı, devam edemeyecek kadar yorulduğunda ve başka yardım edecek kimse olmadığında.

Bu sorudaki seçenekler arasında doğru olan tek durum, müdahalenin amacına ulaştığı "kalbin tekrar çalıştığı" andır.

Soru 8
İlk değerlendirilmesi yapılan kazazedenin bilincinin kapalı olduğu ve solunumunun olmadığı belirlendiyse bu kazazedeye aşağıdaki ilk yardım uygulamalarından hangisi yapılmalıdır?
A
Temel yaşam desteği uygulanmalıdır.
B
Yarı yüzükoyun-yan pozisyon verilmelidir.
C
Vücudu ıslak havlu ya da çarşafla sarıl- malıdır.
D
Bir elin topuğu ile sırtına 5 kez süpürür tarzda vurulmalıdır.
8 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın en kritik anlarından biri olan, bilinci kapalı ve solunumu durmuş bir kazazedeye ne yapılması gerektiği sorgulanmaktadır. Bu durum, kazazedenin kalbinin durduğu (kardiyak arrest) anlamına gelir ve acil müdahale gerektirir. İlk yardımcının bu durumda zaman kaybetmeden doğru adımları atması, kazazedenin hayatta kalma şansını doğrudan etkiler.

Doğru Cevap: a) Temel yaşam desteği uygulanmalıdır.

Açıklama: Temel Yaşam Desteği (TYD), solunumu ve/veya kalbi durmuş bir kişiye, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar yaşamsal fonksiyonlarını sürdürmek amacıyla yapılan ilaçsız müdahalelerdir. Bilinci kapalı ve solunumu olmayan bir kazazedenin beynine ve diğer hayati organlarına kan pompalanmaz, dolayısıyla oksijen gitmez. Temel Yaşam Desteği, kalp masajı (göğüs kompresyonları) ve suni solunumdan oluşur ve bu uygulamanın amacı, yapay olarak kan dolaşımını ve solunumu sağlayarak beyin hasarını önlemek ve kişiyi hayatta tutmaktır. Bu nedenle, bu durumdaki bir kazazedeye yapılacak tek doğru ve hayat kurtarıcı müdahale budur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • b) Yarı yüzükoyun-yan pozisyon verilmelidir: Bu pozisyon, "koma pozisyonu" veya "iyileşme pozisyonu" olarak da bilinir. Sadece bilinci kapalı ancak solunumu olan kazazedelere uygulanır. Amacı, kişinin kendi kusmuğu veya dili ile boğulmasını önlemek ve solunum yolunu açık tutmaktır. Solunumu olmayan birine bu pozisyonu vermek, hayat kurtarmak için gereken kalp masajını geciktireceği için ölümcül bir hata olur.
  • c) Vücudu ıslak havlu ya da çarşafla sarılmalıdır: Bu uygulama, genellikle yüksek ateş veya sıcak çarpması gibi durumlarda vücut ısısını düşürmek için kullanılır. Bilinci kapalı ve solunumu durmuş bir kazazedenin sorunu vücut ısısı değil, duran kalbi ve solunumudur. Bu müdahale, asıl sorunla völlig alakasızdır ve zaman kaybına neden olur.
  • d) Bir elin topuğu ile sırtına 5 kez süpürür tarzda vurulmalıdır: Bu müdahale, bilinci açık olan ve solunum yoluna bir cisim kaçtığı için boğulan (tam tıkanma) kişilere uygulanır. Amaç, sırta vurarak oluşturulan basınçla yabancı cismin dışarı atılmasını sağlamaktır. Sorudaki kazazedenin bilinci kapalı ve solunumu genel olarak durmuştur, bu nedenle sorun boğulma değil, kalbin durmasıdır. Bu durumda sırta vurmak etkisiz ve yanlıştır.

Özetle: İlk yardımda temel kural şudur; bir kazazedenin yanına geldiğinizde önce bilincini kontrol edersiniz. Eğer bilinci yoksa hemen solunumunu kontrol edersiniz (Bak-Dinle-Hisset yöntemiyle 10 saniye). Eğer solunumu da yoksa, bu durum kalp durmasıdır ve hiç vakit kaybetmeden Temel Yaşam Desteği'ne (kalp masajı ve suni solunum) başlamanız gerekir.

Soru 9
İlk yardımcı olarak bulunduğunuz bir kaza yerinde, kazazedelerden birinin öksürme ile ağzından açık kırmızı renkte, köpüklü kan geldiğini gözlemlediniz. Bu durumda, aşağıdaki organlardan hangisinin yaralandığını düşünürsünüz?
A
Böbrek 
B
Akciğer
C
Bağırsak
D
Karaciğer
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza sonrası yaralının sergilediği belirtilere dayanarak hangi iç organının hasar görmüş olabileceğini teşhis etmeniz istenmektedir. Sorunun kilit noktası, ağızdan gelen kanın rengi, kıvamı ve geliş şeklidir. Bu üç ipucu (öksürme, açık kırmızı renk, köpük) doğru cevaba ulaşmak için çok önemlidir.

Doğru cevap b) Akciğer'dir. Bunun nedenlerini adım adım inceleyelim. Öncelikle kazazedenin kanı "öksürerek" çıkarması, sorunun solunum sistemiyle ilgili olduğunu gösteren en güçlü kanıttır. Kanın "açık kırmızı" renkte olması, oksijence zengin taze kan olduğunu belirtir ki bu da kanın doğrudan, oksijenin kana karıştığı yer olan akciğerlerden geldiğine işaret eder. En ayırt edici belirti ise kanın "köpüklü" olmasıdır; bu durum, akciğerlerdeki hava keseciklerinden sızan kanın, nefes alıp verme sırasında hava ile karışarak köpürmesiyle oluşur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır:

  • a) Böbrek: Böbrek yaralanmalarında kanama genellikle idrar yoluyla olur. Yani kazazedenin ağzından değil, idrarından kan gelir (hematüri). Bu durum karın veya bel bölgesinde şiddetli ağrı ile kendini gösterir.
  • c) Bağırsak: Bağırsak veya mide gibi sindirim sistemi organlarındaki kanamalar, kanın kusma veya dışkılama yoluyla atılmasına neden olur. Eğer kan kusma ile geliyorsa, mide asidiyle temas ettiği için rengi kahve telvesi gibi koyu ve pıhtılaşmış olur. Ağızdan öksürükle ve köpüklü şekilde gelmez.
  • d) Karaciğer: Karaciğer, karın boşluğunun sağ üst kısmında yer alan büyük bir organdır. Yaralanması durumunda genellikle karın içine doğru ciddi bir iç kanama meydana gelir. Bu durum, ağızdan kan gelmesinden ziyade, karında şişlik, sertlik ve şok belirtileri (soluk cilt, hızlı ve zayıf nabız, tansiyon düşüklüğü) ile anlaşılır.

Özetle, bir ilk yardımcı olarak olay yerinde öksürükle birlikte ağızdan gelen parlak kırmızı ve köpüklü kan gördüğünüzde, bu belirtilerin tamamı akciğerlerin zarar gördüğünü ve acil tıbbi müdahale gerektiğini düşündürmelidir. Bu durum, akciğer dokusunun yırtıldığı ve kanın solunum yollarına sızdığı ciddi bir yaralanmanın göstergesidir.

Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi göğüs ağrısı yaşayan kazazedeye yapılacak ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Yarı oturur pozisyon verilmesi
B
Egzersiz yapmasının sağlanması
C
Kullandığı ilaçları varsa almasının engellenmesi
D
Yaşam bulgularından, sadece solunumun değerlendirilmesi
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, göğüs ağrısı şikayeti olan bir kişiye yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamasının ne olduğu sorulmaktadır. Göğüs ağrısı, kalp krizi gibi hayati tehlike taşıyan durumların en önemli belirtilerinden biridir. Bu nedenle doğru ve hızlı müdahale, kazazedenin hayatını kurtarmada kritik bir rol oynar. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim.

a) Yarı oturur pozisyon verilmesi (Doğru Cevap)

Göğüs ağrısı yaşayan bir kazazedeye yarı oturur pozisyon vermek, yapılacak en doğru ilk yardım uygulamasıdır. Bu pozisyon, baş ve omuzların yastık gibi nesnelerle desteklendiği, bacakların ise hafifçe büküldüğü bir oturuş şeklidir. Bu pozisyonun iki temel faydası vardır: Birincisi, akciğerlerin daha rahat genişlemesini sağlayarak kazazedenin daha kolay nefes almasına yardımcı olur. İkincisi ise kalbin üzerindeki baskıyı ve iş yükünü azaltarak, zaten zor durumda olan kalbin daha az yorulmasını sağlar.

b) Egzersiz yapmasının sağlanması (Yanlış Cevap)

Bu seçenek tamamen yanlıştır ve kazazedenin durumunu çok daha kötüleştirebilir. Göğüs ağrısı, genellikle kalbin yeterli oksijen alamadığının bir işaretidir. Egzersiz yapmak ise kalbin oksijen ihtiyacını daha da artırır. Kalp krizi geçiren birine egzersiz yaptırmak, kalp kasındaki hasarı artırabilir ve ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bu durumda yapılması gereken tek şey, kazazedeyi tamamen dinlenir pozisyona almaktır.

c) Kullandığı ilaçları varsa almasının engellenmesi (Yanlış Cevap)

Bu da tehlikeli ve yanlış bir uygulamadır. Özellikle kalp rahatsızlığı olan kişilerin, doktorları tarafından bu tür durumlar için reçete edilmiş (örneğin dil altı hapı gibi) ilaçları olabilir. İlk yardımcının görevi, kazazedenin bu ilaçları almasını engellemek değil, tam tersine eğer yanında ilacı varsa ve bilinci açıksa almasına yardımcı olmaktır. Bu ilaçlar, kan damarlarını genişleterek kalbe giden kan akışını artırır ve hayat kurtarıcı olabilir.

d) Yaşam bulgularından, sadece solunumun değerlendirilmesi (Yanlış Cevap)

İlk yardımda yaşam bulgularının değerlendirilmesi bütüncül bir yaklaşımdır. Sadece solunumu kontrol etmek yeterli değildir. Kazazedenin bilinç durumu, solunumu ve dolaşımı (nabız) birlikte değerlendirilmelidir. Örneğin, kişinin solunumu olabilir ama bilinci kapanmış veya nabzı çok zayıf olabilir. Tüm bu bulgular, 112 Acil Servis'e doğru bilgi vermek ve gerekirse temel yaşam desteğine (kalp masajı ve suni solunum) başlamak için hayati önem taşır.

Soru 11
Vücutta kanın aktığı bölgeye göre sınıflandırılan kanamalarla ilgili verilenlerden hangisi doğrudur?
A
Dış kanamalarda, kanama gözle görülemez.
B
Yaradan vücut dışına doğru olan kanamalar iç kanamalardır.
C
Kanın vücut boşluklarına aktığı kanamalar, dış kanamalar olarak sınıflandırılır.
D
Doğal deliklerden olan kanamalar; kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organları kanamalarıdır.
11 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kanamaların vücutta aktığı yere göre nasıl sınıflandırıldığı ve bu sınıflandırmalara ait temel özellikler sorgulanmaktadır. İlk yardımda kanamaları doğru tanımak, yapılacak müdahale için hayati önem taşır. Temelde kanamalar üç ana gruba ayrılır: dış kanamalar, iç kanamalar ve doğal deliklerden olan kanamalar. Sorunun amacı, bu sınıflandırmaları doğru bir şekilde bilip bilmediğinizi ölçmektir.

Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu açıklayalım.

  1. a) Dış kanamalarda, kanama gözle görülemez.

    Bu ifade yanlıştır. Dış kanamaların en temel tanımı, kanın yaradan vücut dışına akması ve gözle görülebilir olmasıdır. Deri bütünlüğünün bozulduğu kesik, yırtık veya sıyrık gibi durumlarda ortaya çıkar. Gözle görülemeyen kanamalar genellikle iç kanamalardır.

  2. b) Yaradan vücut dışına doğru olan kanamalar iç kanamalardır.

    Bu ifade yanlıştır. Tanımda bir çelişki vardır, çünkü bir yaradan kanın vücut dışına akması durumu, tanım olarak dış kanamadır. İç kanama ise kanın vücut içine, yani organların veya dokuların arasına sızması durumudur ve dışarıdan görülmez.

  3. c) Kanın vücut boşluklarına aktığı kanamalar, dış kanamalar olarak sınıflandırılır.

    Bu ifade de yanlıştır. Kanın karın boşluğu veya göğüs boşluğu gibi vücut boşluklarına akması, iç kanamanın en net tanımıdır. Bu tür kanamalar dışarıdan fark edilmez ancak kısa sürede ciddi hayati tehlike oluşturabilirler. Dış kanama, kanın vücut dışına çıkmasıdır.

  4. d) Doğal deliklerden olan kanamalar; kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organları kanamalarıdır.

    Bu ifade doğrudur. Vücudun doğal açıklıkları olan kulak, burun, ağız, anüs ve üreme organlarından gelen kanamalar bu özel kategoriye girer. Bu tür kanamalar, bazen basit bir nedene (örneğin burun kanaması) bağlı olabileceği gibi, bazen de çok ciddi bir iç yaralanmanın (örneğin kafa travması sonrası kulaktan kan gelmesi) belirtisi olabilir.

Kısacası, kanamaların sınıflandırılmasını şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Dış Kanama: Kan, yaradan vücut dışına akar ve gözle görülür.
  • İç Kanama: Kan, vücut içine (boşluklara, organlara) akar ve gözle görülmez.
  • Doğal Deliklerden Olan Kanama: Kan, kulak, burun, ağız gibi doğal vücut açıklıklarından gelir.

Bu temel ayrımları bildiğinizde, ehliyet sınavında bu konuyla ilgili çıkabilecek soruları kolaylıkla çözebilirsiniz.

Soru 12

Resimde görülen ilk yardım uygulaması,aşağıdaki durumların hangisinde tercih edilmez?

A
Uzuv kopması varsa
B
Baskı noktalarına baskı uygulamak yeterliyse
C
Çok sayıda kazazedenin bulunduğu bir ortamda tek ilk yardımcı varsa
D
Kanaması durdurulamayan kazazede güç koşullarda bir yere taşınacaksa
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen ve "turnike" (boğucu sargı) olarak adlandırılan ilk yardım uygulamasının hangi durumda **tercih edilmemesi** gerektiği sorulmaktadır. Turnike, atardamar kanaması gibi çok ciddi ve hayatı tehdit eden kanamaları durdurmak için kullanılan, ancak doku hasarına yol açma riski nedeniyle en son çare olarak başvurulan bir yöntemdir. Bu nedenle, soruyu yanıtlarken turnikenin ne zaman "zorunlu" ve ne zaman "gereksiz" olduğunu düşünmeliyiz.

Doğru cevap "b) Baskı noktalarına baskı uygulamak yeterliyse" seçeneğidir. İlk yardımda kanama kontrolü için belirli bir sıra izlenir. Öncelikle kanayan yerin üzerine temiz bir bezle doğrudan baskı uygulanır. Bu yeterli olmazsa, kanamayı besleyen ana atardamarın geçtiği baskı noktalarına (örneğin koltuk altı, kasık gibi) basınç uygulanır. Eğer bu yöntemler kanamayı kontrol altına almak için yeterli oluyorsa, turnike gibi riskli bir yönteme başvurmaya gerek yoktur. Dolayısıyla, daha basit ve daha az zararlı bir yöntem işe yararken turnike uygulamak tercih edilmez.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Uzuv kopması varsa: Uzuv kopması, atardamarların da koptuğu ve durdurulması çok zor, şiddetli kanamaların meydana geldiği bir durumdur. Bu, hayatı doğrudan tehdit eder ve kanamayı durdurmak için turnike uygulaması gereken en net durumlardan biridir. Bu yüzden bu seçenekte turnike tercih edilir.
  • c) Çok sayıda kazazedenin bulunduğu bir ortamda tek ilk yardımcı varsa: Bu durum, bir triyaj (öncelik belirleme) senaryosudur. Eğer bir kazazedenin durdurulamayan bir kanaması varsa ve ilk yardımcının ilgilenmesi gereken başka yaralılar da bulunuyorsa, kanayan uzva hızlıca turnike uygulayıp diğer acil vakalara yönelebilir. Bu, kısıtlı zamanda daha fazla hayat kurtarmak için turnikenin tercih edildiği özel bir durumdur.
  • d) Kanaması durdurulamayan kazazede güç koşullarda bir yere taşınacaksa: Eğer baskı uygulama gibi yöntemlerle kanama kontrol altına alınamıyorsa ve yaralının sarsıntılı veya zorlu bir şekilde taşınması gerekiyorsa, turnike en güvenli seçenektir. Çünkü taşıma sırasında uygulanan baskı gevşeyebilir ve kanama yeniden başlayabilir. Turnike, taşıma esnasında kanamanın kesin olarak durmasını sağlar.

Özetle, turnike uygulaması bir son çaredir. Kanamayı durdurmak için daha basit ve güvenli yöntemler (doğrudan baskı, baskı noktalarına basınç) yeterli oluyorsa, dokulara zarar verme riski taşıyan turnike kesinlikle tercih edilmemelidir. Bu nedenle "b" seçeneği doğru cevaptır.

Soru 13
Yerleşim birimleri dışındaki kara yollarında kavşak, tünel ve köprülere 100 metre mesafede, sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması uygundur?
A
Hızını artırması
B
Hızını azaltması
C
Şerit değiştirmesi
D
Taşıt yolu üzerinde duraklaması
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yerleşim birimleri dışındaki yollarda, sürücülerin potansiyel tehlike arz eden kavşak, tünel ve köprü gibi özel noktalara yaklaşırken sergilemesi gereken doğru ve güvenli davranışın ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu tür yerler, normal yol seyrine göre daha fazla dikkat ve tedbir gerektiren alanlardır.

Doğru cevap olan b) Hızını azaltması seçeneğinin neden doğru olduğunu açıklayalım. Kavşaklar, farklı yönlerden gelen araçların yollarının kesiştiği noktalardır ve kaza riski yüksektir. Tüneller, aydınlatmanın ve görüş mesafesinin aniden değiştiği, kaçış alanının olmadığı kapalı mekanlardır. Köprüler ise genellikle daha dar olabilir, yan rüzgarlardan etkilenebilir ve kış aylarında gizli buzlanma riski taşıyabilir. Bu nedenlerle, bu noktalara yaklaşırken hızı azaltmak, sürücüye olası bir tehlikeye karşı daha fazla reaksiyon süresi tanır ve aracın kontrolünü kolaylaştırır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Hızını artırması: Bu seçenek, güvenli sürüşün temel kurallarına tamamen aykırıdır. Tehlike potansiyeli olan bir alana yaklaşırken hızı artırmak, hem kaza riskini yükseltir hem de olası bir kazanın şiddetini artırır. Sürücünün aracı kontrol etme ve ani bir duruma tepki verme yeteneğini ciddi şekilde azaltır.
  • c) Şerit değiştirmesi: Kavşak, tünel ve köprülere yaklaşırken ve bu alanların içinde şerit değiştirmek yasaktır ve son derece tehlikelidir. Bu bölgeler genellikle düz devamlı çizgilerle belirtilir, bu da şerit değiştirmenin yasak olduğunu gösterir. Şerit değiştirme manevrası, bu kritik noktalara gelmeden çok daha önce güvenli bir şekilde tamamlanmalıdır.
  • d) Taşıt yolu üzerinde duraklaması: Karayolları üzerinde, özellikle de tünel, köprü ve kavşak gibi yerlerde keyfi olarak duraklamak veya durmak kesinlikle yasaktır. Akan trafikte aniden durmak, arkadan gelen araçların çarpmasına neden olabilecek çok tehlikeli bir harekettir. Duraklama ve park etme, sadece acil ve zorunlu hallerde (arıza, kaza vb.) güvenlik önlemleri alınarak yapılabilir.

Özetle, bir sürücü olarak kavşak, tünel ve köprü gibi özel ve potansiyel olarak tehlikeli yol kesimlerine yaklaştığınızı belirten trafik işaretlerini gördüğünüzde yapmanız gereken ilk ve en önemli şey, ayağınızı gazdan çekerek veya hafifçe frene dokunarak hızınızı güvenli bir seviyeye düşürmektir. Bu davranış, hem sizin hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği için hayati önem taşır.

Soru 14
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi uzunluk anlamında gabari sınırlamasının olduğunu bildirir?
A
B
C
D
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere araçların uzunluklarına yönelik bir kısıtlama getiren trafik işaretinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Gabari, araçların yoldaki yapılar (köprü, tünel, alt geçit vb.) altından güvenli bir şekilde geçebilmesi için belirlenmiş olan azami genişlik, yükseklik ve uzunluk ölçüleridir. Soru bizden özellikle uzunluk ile ilgili olanı bulmamızı istiyor.

Doğru cevap c seçeneğidir. Bu trafik levhası, üzerinde bir kamyon resmi ve aracın önü ile arkasını gösteren oklar arasında "10 m" yazdığını göstermektedir. Levhadaki okların konumu, kısıtlamanın hangi boyutta olduğunu belirtir. Bu işaret, "Uzunluğu 10 metreden fazla olan taşıt giremez" anlamına gelir. Dolayısıyla, bu levha doğrudan bir aracın girebileceği maksimum uzunluğu sınırlayarak, soruda istenen uzunluk anlamındaki gabari sınırlamasını belirtir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a seçeneği: Bu levhada dingil üzerinde "7 t" yazar. "t" tonu ifade eder ve bu işaret, dingil başına düşen yükün 7 tondan fazla olamayacağını belirtir. Bu bir ağırlık sınırlamasıdır, uzunluk değil.
  • b seçeneği: Bu levhada aracın iki yanından merkeze doğru oklar ve "2,30 m" ifadesi bulunur. Bu, genişliği 2,30 metreden fazla olan araçların giremeyeceğini gösterir. Bu bir genişlik sınırlamasıdır, uzunluk değil.
  • d seçeneği: Bu levhada ise aracın altından ve üstünden oklar ile "3,50 m" yazısı yer alır. Bu da yüksekliği 3,50 metreden fazla olan araçların giremeyeceğini belirtir. Bu bir yükseklik sınırlamasıdır, uzunluk değil.

Özetle, gabari sınırlaması levhaları birbirine benzese de üzerlerindeki okların yönü ne tür bir kısıtlama getirdiğini açıkça gösterir. Oklar yanlardaysa genişlik, üstte ve alttaysa yükseklik, önde ve arkadaysa uzunluk sınırlaması anlamına gelir. Bu nedenle, sorunun doğru cevabı uzunluk sınırlamasını gösteren c seçeneğidir.

Soru 15
Buzlanmanın olduğu yolda sürücünün hangisini yapması doğrudur?
A
Viraja sert girmesi
B
Takip mesafesini artırması
C
Takip mesafesini azaltması
D
Ani fren yaparak durmaya çalışması
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yol yüzeyinin buzlu ve kaygan olduğu zorlu bir sürüş durumunda sürücünün alması gereken en doğru güvenlik önleminin ne olduğu sorulmaktadır. Buzlanma, lastiklerin yol tutuşunu önemli ölçüde azalttığı için sürücünün normal hava koşullarına göre çok daha dikkatli ve öngörülü olması gerekir. Bu nedenle, yapılacak her hareketin sonuçları düşünülerek karar verilmelidir.

Doğru cevap b) Takip mesafesini artırması seçeneğidir. Buzlu yollarda, lastiklerin yol ile olan teması ve sürtünmesi ciddi şekilde azalır. Bu durum, aracın normal bir yola göre çok daha uzun bir mesafede durabilmesine neden olur. Takip mesafesini artırmak, öndeki araçla aranıza daha fazla güvenli alan koymak demektir. Bu ekstra mesafe, olası bir tehlike anında panik yapmadan, yumuşak frenlemeyle veya manevrayla durabilmeniz için size hayati bir zaman kazandırır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Viraja sert girmesi: Bu, buzlu yolda yapılabilecek en tehlikeli hareketlerden biridir. Yol tutuşunun zaten az olduğu bir zeminde viraja sert girmek, aracın merkezkaç kuvvetinin etkisiyle kolayca savrulmasına ve kontrolün kaybedilmesine neden olur. Buzlu yolda virajlara olabildiğince yavaş ve yumuşak bir direksiyon hareketiyle girilmelidir.
  • c) Takip mesafesini azaltması: Bu seçenek, doğru olanın tam tersidir ve son derece tehlikelidir. Zaten uzamış olan fren mesafesi nedeniyle öndeki araca bu kadar yaklaşmak, ani bir durumda çarpışmayı neredeyse kaçınılmaz hale getirir. Güvenli sürüşün temel kuralı, zorlu koşullarda takip mesafesini her zaman artırmaktır.
  • d) Ani fren yaparak durmaya çalışması: Ani fren, buzlu zeminde tekerleklerin kilitlenmesine yol açar. Kilitlenen tekerlekler kaymaya başlar ve direksiyon hakimiyetini tamamen kaybedersiniz. Bu durum, aracı durdurmak yerine kontrolsüz bir şekilde kaymasına sebep olur. Bunun yerine, hızı yavaşça düşürmek ve çok yumuşak, pompalayarak fren yapmak gerekir.
Soru 16
Aksine bir durum yoksa saatte 100 kilometre hızla seyreden bir sürücü, önündeki araca en fazla kaç metre yaklaşabilir?
A
20 
B
30 
C
40
D
50
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki en temel ve hayati kurallardan biri olan "takip mesafesi"nin ne kadar olması gerektiği sorgulanmaktadır. Soru, 100 km/s hızla giden bir aracın, normal hava ve yol koşullarında önündeki araçla arasında bırakması gereken minimum mesafeyi sormaktadır. Bu mesafenin doğru ayarlanması, ani durumlarda kazaları önlemek için kritik öneme sahiptir.

Trafik kurallarına göre, sürücüler önlerindeki araçları, kendi hızlarının kilometre cinsinden en az yarısı kadar metre mesafeden takip etmek zorundadır. Bu kural "hızın yarısı kadar metre" olarak bilinir ve takip mesafesini hesaplamanın en basit ve en yaygın yöntemidir. Bu kural, sürücünün önündeki bir tehlikeyi fark etmesi, tepki vermesi ve fren yaparak güvenli bir şekilde durabilmesi için gereken minimum süreyi ve mesafeyi temel alır.

Soruda verilen hıza bu kuralı uygulayalım:

  • Araç Hızı: 100 km/s
  • Takip Mesafesi Kuralı: Hız / 2
  • Hesaplama: 100 / 2 = 50 metre

Bu hesaplamaya göre, saatte 100 kilometre hızla giden bir sürücünün önündeki araçla arasında en az 50 metre mesafe bırakması gerekmektedir. Bu nedenle d) 50 seçeneği doğru cevaptır. Bu mesafe, sürücüye yaklaşık 2 saniyelik bir tepki süresi tanır ki bu da güvenli sürüş için uluslararası kabul görmüş bir standarttır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  1. a) 20 metre: Bu mesafe, 40 km/s hızla giden bir araç için geçerli olan takip mesafesidir (40/2=20). 100 km/s gibi yüksek bir hızda 20 metrelik bir mesafe, ani bir frende kazayı kaçınılmaz hale getirecek kadar tehlikeli ve kısadır.
  2. b) 30 metre: Bu mesafe, 60 km/s hızla giden bir araç için uygun olan takip mesafesidir (60/2=30). 100 km/s hızla seyrederken bu kadar yakın olmak, sürücünün güvenli bir şekilde tepki vermesine olanak tanımaz.
  3. c) 40 metre: Bu mesafe ise 80 km/s hız için gereken minimum takip mesafesidir (80/2=40). 100 km/s hızda bu mesafe de yetersiz kalır ve risk oluşturur.

Unutulmamalıdır ki, sorudaki "aksine bir durum yoksa" ifadesi normal hava ve yol şartlarını belirtir. Yağmurlu, karlı, buzlu veya sisli havalarda, yani yol tutuşunun azaldığı veya görüş mesafesinin düştüğü durumlarda, bu "hızın yarısı" kuralıyla bulunan mesafeyi daha da artırmak gerekir. Güvenliğiniz için takip mesafesi kuralına her zaman uymak hayati önem taşır.

Soru 17
Kara yolu ile demir yolunun aynı seviyede kesiştiği bariyerli veya bariyersiz geçitlere ne ad verilir?
A
Okul geçidi
B
Yaya geçidi
C
Hemzemin geçit
D
Rampalı geçit
17 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan ancak özel bir adı olan bir geçit türü tanımlanmaktadır. Sorunun anahtar ifadeleri "kara yolu", "demir yolu", "aynı seviyede kesişme" ve "bariyerli veya bariyersiz" olmasıdır. Bu ifadeler, belirli bir trafik tanımını işaret etmektedir ve doğru cevabı bulmak için bu tanımı bilmek gerekir.

Doğru cevap c) Hemzemin geçit seçeneğidir. "Hemzemin" kelimesi, Farsça kökenli olup "hem" (aynı, bir) ve "zemin" (yer, yüzey) kelimelerinin birleşmesiyle oluşur. Yani "aynı seviyede, aynı düzlemde" anlamına gelir. Bu tanım, sorudaki kara yolu ile demir yolunun bir alt veya üst geçit olmaksızın, doğrudan aynı seviyede kesişmesi durumunu mükemmel bir şekilde açıklar. Bu geçitler, trenin geçişi sırasında güvenliği sağlamak amacıyla bariyerli (kapanlı) olabileceği gibi, sadece trafik işaretleri ve ışıklarla kontrol edilen bariyersiz (kapansız) türde de olabilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Okul geçidi: Bu geçit, okulların önünde veya yakınında bulunan, öğrencilerin güvenli bir şekilde karşıdan karşıya geçmeleri için özel olarak işaretlenmiş yol bölümleridir. Bu geçitlerin demir yolu ile bir ilgisi yoktur; tamamen yayaların, özellikle öğrencilerin güvenliğine odaklanmıştır.
  • b) Yaya geçidi: Yayaların, araç yolunda güvenli bir biçimde karşıya geçmeleri için yol üzerine çizgilerle belirlenmiş alanlardır. Okul geçidi gibi, bu geçit de sadece yayalar ve kara yolu trafiği ile ilgilidir, demir yolunu kapsamaz.
  • d) Rampalı geçit: Rampa, eğimli bir yol anlamına gelir. Rampalı geçit, genellikle bir üst geçide çıkarken veya bir alt geçide inerken kullanılan eğimli yolları ifade eder. Bu durum, yolların farklı seviyelerde olduğunu gösterir. Oysa soruda "aynı seviyede" kesişmeden bahsedildiği için bu seçenek tanım ile tamamen çelişmektedir.

Özetle, bir kara yolu ile tren yolunun aynı düzlemde kesiştiği, bariyerli veya bariyersiz olabilen bu özel geçiş noktalarına verilen teknik ve doğru isim hemzemin geçit'tir. Bu tür geçitlere yaklaşırken sürücülerin son derece dikkatli olmaları, hızlarını azaltmaları ve geçiş hakkının daima demir yolu taşıtlarına ait olduğunu bilmeleri hayati önem taşır.

Soru 18
Aşağıdakilerden hangisi park etmede alınacak tedbirlerden biri değildir?
A
El freni ile tespit edilmesi
B
Eğimli yollarda ön tekerleğin sağa çevrilmesi
C
Eğimli yollarda otobüslerin her iki arka tekerleklerine takoz konulması
D
Aracın terk edilmesi hâlinde camlarının açık bırakılması
18 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracı park ederken uygulanması gereken güvenlik önlemleri sorgulanmakta ve bu önlemler arasında olmayan, yani yanlış olan davranışın bulunması istenmektedir. Soru, park etme işleminin sadece aracı bir yere bırakmak olmadığını, aynı zamanda hem aracın hem de çevrenin güvenliğini sağlamak için bir dizi kuralı içerdiğini vurgulamaktadır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

d) Aracın terk edilmesi hâlinde camlarının açık bırakılması

Bu seçenek, sorunun doğru cevabıdır. Çünkü bir aracı park edip terk ederken camları açık bırakmak, bir güvenlik tedbiri değil, tam tersine bir güvenlik zafiyetidir. Açık bırakılan camlar, aracın içindeki değerli eşyaların veya aracın kendisinin çalınmasına davetiye çıkarır. Ayrıca yağmur, toz gibi dış etkenlerin aracın içine girmesine neden olarak araca zarar verebilir. Bu nedenle, park etme işleminden sonra alınacak tedbirler arasında aracın tüm kapılarının kilitlenmesi ve camlarının tamamen kapatılması yer alır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden doğru birer park tedbiri olduğunu ve bu yüzden sorunun cevabı olamayacağını açıklayalım:

  • a) El freni ile tespit edilmesi: Bu, park etmenin en temel ve zorunlu adımıdır. El freni (park freni), aracın mekanik olarak sabitlenmesini sağlar ve özellikle eğimli yollarda aracın kaymasını engeller. Motor durdurulduktan sonra vites uygun konuma getirilip el freni çekilerek araç güvenli bir şekilde sabitlenir. Bu, kesinlikle alınması gereken bir tedbirdir.
  • b) Eğimli yollarda ön tekerleğin sağa çevrilmesi: Bu, özellikle yokuş aşağı park ederken hayati bir güvenlik önlemidir. Ön tekerlekler sağa, yani kaldırıma doğru çevrildiğinde, olası bir fren boşalması durumunda araç yola doğru değil, kaldırıma doğru hareket eder. Kaldırım bir takoz görevi görerek aracı durdurur ve olası bir kazayı engeller. Bu da önemli bir park tedbiridir.
  • c) Eğimli yollarda otobüslerin her iki arka tekerleklerine takoz konulması: Otobüs, kamyon gibi ağır vasıtalar, ağırlıkları nedeniyle eğimli yollarda daha büyük bir risk taşır. Bu araçlarda sadece el frenine güvenmek yeterli olmayabilir. Bu nedenle, aracın kaymasını fiziksel olarak engellemek için arka tekerleklerin önüne veya arkasına (eğimin yönüne göre) takoz konulması zorunlu ve doğru bir güvenlik tedbiridir.

Sonuç olarak, a, b ve c seçenekleri araç park edilirken alınması gereken doğru ve gerekli güvenlik önlemlerini ifade etmektedir. d seçeneği ise tam tersi, yapılmaması gereken ve güvenlik açığı oluşturan bir davranıştır. Bu yüzden sorunun doğru cevabı "d" şıkkıdır.

Soru 19
Aksine bir durum yoksa, ışıklı trafik işaret cihazında yeşil ışık yanmakta ise sürücü ne yapmalıdır?
A
Durmalı, yolu kontrol ettikten sonra geçmeli
B
İlk geçiş hakkı yayaların olduğu için beklemeli
C
Sağdan gelen araçların geçmesini beklemeli
D
Durmadan dikkatli geçmeli
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün ışıklı bir kavşakta yeşil ışık yandığında uygulaması gereken temel ve doğru davranışın ne olduğu sorgulanmaktadır. Sorudaki "aksine bir durum yoksa" ifadesi oldukça önemlidir. Bu ifade, bir trafik polisinin farklı bir yönlendirme yapmadığı, bir ambulans gibi geçiş üstünlüğüne sahip bir aracın gelmediği veya yolda beklenmedik bir engel olmadığı normal şartları kastetmektedir.

Doğru Cevap: d) Durmadan dikkatli geçmeli

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik ışık sistemindeki renklerin evrensel anlamlarına dayanmasıdır. Yeşil ışık, sürücüye "GEÇ" komutunu verir. Bu nedenle, yeşil ışık yandığında sürücünün temel görevi, trafiği aksatmamak için durmadan yoluna devam etmektir. Ancak bu geçişin körü körüne yapılması beklenmez; "dikkatli" kelimesi, sürücünün kavşağı kontrol ederek, olası tehlikelere (örneğin kırmızıda geçen bir araç veya geç kalmış bir yaya) karşı tetikte olarak geçmesi gerektiğini vurgular.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Durmalı, yolu kontrol ettikten sonra geçmeli: Bu davranış, fasılalı (aralıklı) olarak yanıp sönen sarı ışıkta veya "DUR" levhasının bulunduğu bir kavşakta yapılması gereken bir eylemdir. Sürekli yanan yeşil ışıkta durmak, hem trafik kurallarını ihlal etmek anlamına gelir hem de arkanızdan gelen araçlar için bir kaza riski oluşturur. Yeşil ışığın anlamı "dur" değil, "geç"tir.
  • b) İlk geçiş hakkı yayaların olduğu için beklemeli: Bu ifade yanıltıcıdır. Sürücülere yeşil ışık yanarken, genellikle yayalara kırmızı ışık yanar. Eğer bir yaya, size yeşil yanmasına rağmen yola inmişse veya geçişini tamamlayamamışsa, elbette güvenlik için ona yol verirsiniz. Ancak genel kural olarak, yeşil ışıkta geçiş hakkı sizdeyken, olmayan bir yaya için durup beklemeniz gerekmez. "Dikkatli geçmek" bu tür istisnai durumları zaten kapsamaktadır.
  • c) Sağdan gelen araçların geçmesini beklemeli: "Sağdan gelen araca yol verme" kuralı, trafik ışığı, levhası veya trafik polisi bulunmayan, yani kontrolsüz kavşaklar için geçerli bir kuraldır. Işıklı bir kavşak, kontrollü bir kavşaktır ve bu kavşaklarda geçiş üstünlüğünü trafik ışıkları belirler. Yeşil ışık size yandığı için, sağınızdaki yolda bekleyen araçlara kırmızı ışık yanmaktadır ve onların sizi beklemesi gerekir.

Özetle, trafik ışıklı bir kavşakta yeşil ışığı gördüğünüzde, geçiş hakkının sizde olduğunu bilmelisiniz. Bu nedenle, normal şartlar altında durmanıza gerek yoktur. Ancak her zaman kontrollü ve dikkatli bir şekilde geçiş yaparak hem kendi güvenliğinizi hem de trafikteki diğer unsurların güvenliğini sağlamalısınız.

Soru 20
Şekildeki gibi eğimsiz iki yönlü dar yoldaki karşılaşmada 2 numaralı aracın sürücüsü ne yapmalıdır?
A
U dönüşü yapmalı
B
1 numaralı araca yol vermeli
C
İlk geçiş hakkını kendisi kullanmalı
D
1 numaralı aracın sürücüsünü ikaz edip durdurmalı
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, eğimsiz (düz) ve iki yönlü dar bir yolda karşılaşan iki aracın geçiş hakkı kuralı sorgulanmaktadır. Görselde 1 numara ile bir otomobil ve 2 numara ile bir minibüs/kamyonet bulunmaktadır. Yolun darlığı nedeniyle iki aracın aynı anda geçmesi mümkün değildir, bu yüzden araçlardan birinin diğerine yol vermesi gerekmektedir.

Doğru cevap b) 1 numaralı araca yol vermeli seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aksini gösteren bir trafik işareti bulunmadıkça, eğimsiz ve dar yollarda karşılaşan araçların geçiş üstünlüğü belirli bir sıraya göre düzenlenmiştir. Bu sıralama, araçların manevra kabiliyetleri ve boyutları göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Kurala göre, büyük ve hantal araçlar, daha küçük ve kolay manevra yapabilen araçlara yol vermek zorundadır.

Bu kuralın sıralaması şu şekildedir: Bütün araçlar, kendilerinden önce gelen araca yol verir.

  1. Otomobil
  2. Minibüs
  3. Kamyonet
  4. Otobüs
  5. Kamyon
  6. Arazi Taşıtı
  7. Lastik Tekerlekli Traktör
  8. İş Makinesi

Sorudaki durumda 1 numaralı araç bir otomobil, 2 numaralı araç ise bir minibüstür. Yukarıdaki sıralamaya baktığımızda otomobil, minibüsten önce geldiği için geçiş üstünlüğüne sahiptir. Bu nedenle, 2 numaralı minibüs sürücüsü, 1 numaralı otomobilin geçmesini beklemeli ve ona yol vermelidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
  • a) U dönüşü yapmalı: Bu seçenek yanlıştır. Karşılaşma durumunda U dönüşü yapmak hem gereksiz hem de tehlikeli bir manevradır. Trafik kuralları, bu tür durumlar için geri gitme veya uygun bir yerde bekleme gibi daha güvenli çözümler sunar, U dönüşünü değil.
  • c) İlk geçiş hakkını kendisi kullanmalı: Bu seçenek, trafik kuralının tam tersini ifade ettiği için yanlıştır. Belirtilen kural gereği geçiş hakkı otomobildedir. 2 numaralı aracın sürücüsü bu hakkı kendisi kullanmaya çalışırsa kural ihlali yapmış olur ve kazaya sebebiyet verebilir.
  • d) 1 numaralı aracın sürücüsünü ikaz edip durdurmalı: Bu seçenek de yanlıştır. Geçiş hakkı 1 numaralı araçta olduğu için, 2 numaralı aracın sürücüsünün onu ikaz etmesi veya durdurmaya çalışması hatalı ve saldırgan bir davranıştır. Sorumluluk, geçiş hakkı olmayan 2 numaralı aracın sürücüsündedir.
Soru 21
Kamyon, kamyonet ve römorklarda yükle birlikte yolcu taşınırken aşağıdakilerden hangisinin yapılması yasaktır?
A
Yüklerin bağlanması
B
Yolcuların yüklerin üzerine oturtulması
C
Kasanın yan ve arka kapaklarının kapatılması
D
Yolcuların kasa içinde ayrılmış bir yere oturtulması
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kamyon, kamyonet ve römork gibi araçların kasasında yük ile birlikte yolcu taşınması durumunda, trafik kuralları gereği yapılması kesinlikle yasak olan eylem sorulmaktadır. Buradaki temel amaç, hem yükün hem de yolcuların güvenliğini en üst düzeyde sağlamaktır. Bu nedenle, olası tehlikeleri önlemeye yönelik katı kurallar bulunmaktadır.

Doğru cevap b) Yolcuların yüklerin üzerine oturtulması seçeneğidir. Çünkü bu durum, yolcuların can güvenliğini doğrudan tehlikeye atan son derece riskli bir davranıştır. Yüklerin kayması, ani bir fren veya manevra anında yolcuların araçtan düşmesi gibi hayati tehlikeler oluşturur. Bu nedenle Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre bu eylem kesinlikle yasaklanmıştır ve ciddi cezalara tabidir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Yüklerin bağlanması: Bu seçenek yanlıştır çünkü yüklerin bağlanması yasak değil, tam tersine bir zorunluluktur. Yüklerin araç kasasında sabitlenmesi, hem yükün dağılmasını önler hem de yolcular için güvenli bir ortam oluşturur. Güvenli bir taşıma için yükler mutlaka sağlam bir şekilde bağlanmalıdır.
  • c) Kasanın yan ve arka kapaklarının kapatılması: Bu da yanlış bir seçenektir. Tıpkı yüklerin bağlanması gibi, kasa kapaklarının kapalı tutulması da bir güvenlik önlemidir ve yasak değildir. Kapakların kapalı olması, hem yüklerin hem de yolcuların seyir halinde kasadan düşmesini engeller. Bu yüzden yapılması gereken bir işlemdir.
  • d) Yolcuların kasa içinde ayrılmış bir yere oturtulması: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü bu yasak olan değil, yapılması gereken doğru ve yasal işlemdir. Yönetmeliğe göre, eğer yükle birlikte yolcu taşınacaksa, yolcular için kasanın içinde yüklerden tamamen ayrı, güvenli bir bölüm oluşturulmalıdır. Bu seçenek, güvenli taşımanın nasıl olması gerektiğini tarif eder.

Özetle, bu sorunun ana fikri şudur: Yük ve yolcu bir arada taşınırken, yolcuların can güvenliği her zaman önceliklidir. Yolcular asla yüklerle temas halinde olmamalı, onların üzerine oturtulmamalıdır. Bunun yerine, kendilerine ayrılmış, güvenli ve sabit bir alanda seyahat etmelidirler.

Soru 22

I. Araç içinde savrulma

II. Araçtan dışarı fırlama

III. Ölüm ve yaralanmalarda artma

Verilenlerden hangileri, kaza anında emniyet kemerinin kullanılmaması sonucu meydana gelebilecek durumlardandır?

A
Yalnız I 
B
I ve II.
C
II ve III. 
D
I, II ve III.
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza anında emniyet kemeri takmamanın olası sonuçları sorulmaktadır. Emniyet kemeri, pasif güvenlik sistemlerinin en önemlilerinden biridir ve temel görevi, bir çarpışma anında vücudun kontrolsüz hareketini engelleyerek sürücü ve yolcuları korumaktır. Soruda verilen öncülleri tek tek inceleyerek doğru cevaba neden ulaştığımızı anlayalım.

Öncelikle soruda verilen durumları tek tek değerlendirelim:

  1. Araç içinde savrulma: Bir kaza anında, araç aniden durduğunda veya yön değiştirdiğinde, içindeki yolcular eylemsizlik prensibi gereği hareketlerine devam etme eğilimindedir. Emniyet kemeri takılı değilse, vücut serbest kalır ve kontrolsüz bir şekilde aracın içine (ön cama, direksiyona, torpidoya veya diğer yolculara) doğru şiddetle savrulur. Bu durum, ciddi kafa, göğüs ve iç organ yaralanmalarına neden olabilir. Dolayısıyla, bu ifade doğrudur.

  2. Araçtan dışarı fırlama: Özellikle şiddetli kazalarda veya aracın takla attığı durumlarda, kapılar açılabilir veya camlar kırılabilir. Emniyet kemeri, kişiyi koltuğuna sabitleyerek aracın koruyucu kabini içinde kalmasını sağlar. Kemer takılı değilse, çarpışmanın etkisiyle kişinin araçtan dışarı fırlama riski çok yüksektir. Araçtan dışarı fırlamak, bir kazada ölüm riskini kat kat artıran en tehlikeli durumlardan biridir. Bu nedenle, bu ifade de doğrudur.

  3. Ölüm ve yaralanmalarda artma: Yukarıda açıklanan ilk iki durumun doğal bir sonucudur. Araç içinde savrulan veya araçtan dışarı fırlayan bir kişinin hayati tehlike oluşturacak yaralanmalar geçirme olasılığı, kemeri takılı bir kişiye göre çok daha fazladır. Yapılan tüm araştırmalar, emniyet kemeri kullanımının kaza anındaki ölüm ve ağır yaralanma oranlarını önemli ölçüde azalttığını kanıtlamıştır. Bu yüzden, emniyet kemeri takmamak ölüm ve yaralanma riskini doğrudan artırır. Bu ifade de kesinlikle doğrudur.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır, çünkü emniyet kemeri takmamanın tek sonucu araç içinde savrulma değildir. Araçtan dışarı fırlama ve bunun sonucunda ölüm riskinin artması gibi çok daha ciddi sonuçları da vardır.

  • b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Araç içinde savrulma ve dışarı fırlama, ölüm ve yaralanma riskini artıran ana etkenlerdir. Bu nihai sonucu (ölüm ve yaralanmalarda artma) göz ardı ettiği için tam olarak doğru değildir.

  • c) II ve III: Bu seçenek de eksiktir. Kaza anında en sık görülen durumlardan biri olan "araç içinde savrulma"yı (I. madde) içermediği için yanlıştır. Ölüm ve yaralanmalar genellikle bu savrulma sonucunda meydana gelir.

  • d) I, II ve III: Bu seçenek, emniyet kemeri kullanılmamasının tüm olası ve birbiriyle bağlantılı sonuçlarını kapsar. Kemer takmayan bir kişi önce araç içinde savrulur (I), bu savrulma sonucu araçtan dışarı fırlayabilir (II) ve bu iki durumun birleşimiyle ölüm ve yaralanma riski ciddi şekilde artar (III). Bu nedenle, doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 23
Şekildeki taşıtın bulunduğu kara yoluna ne ad verilir?
A
Banket
B
Ana yol
C
Tali yol
D
Bölünmüş yol
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, görseldeki aracın üzerinde bulunduğu yolun trafik kurallarına göre nasıl adlandırıldığı sorulmaktadır. Sorunun doğru cevabına ulaşmak için sürücünün karşılaştığı trafik levhasının anlamını bilmek kritik öneme sahiptir. Bu levha, aracın bulunduğu yolun niteliğini açıkça ortaya koymaktadır.

Doğru Cevap: c) Tali yol

Görselde, aracın yaklaştığı kavşakta kırmızı çerçeveli, ters bir üçgen şeklinde "Yol Ver" levhası bulunmaktadır. Bu levha, sürücünün bağlandığı yolun bir ana yol olduğunu ve o yoldaki araçlara geçiş önceliği tanıması gerektiğini bildirir. Trafik tanımına göre, üzerinde "Yol Ver" veya "Dur" levhası bulunan ve ana yola bağlanan ikinci derecedeki yollara tali yol denir. Dolayısıyla, resimdeki aracın bulunduğu yol bir tali yoldur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Banket: Banket, karayolunda taşıt yolunun hemen kenarında bulunan, genellikle çakıl veya toprak olan, yayaların ve zorunlu durumlarda araçların kullandığı alandır. Görseldeki araç, yolun asfaltla kaplı ana kısmı olan taşıt yolu üzerindedir, bankette değildir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.

  • b) Ana yol: Ana yol, trafik yoğunluğu daha fazla olan ve tali yoldan gelen araçların kendisine yol vermesi gereken öncelikli yoldur. Resimdeki araç, yol vermesi gereken tarafta olduğu için tali yoldadır. Girmek üzere olduğu yol ise ana yoldur. Bu sebeple aracın bulunduğu yol ana yol olamaz.

  • d) Bölünmüş yol: Bölünmüş yol, gidiş ve geliş yönlerinin bir ayırıcı (refüj) ile birbirinden ayrıldığı yollara denir. Görseldeki yolun yapısı hakkında, yani bölünmüş olup olmadığına dair bir bilgi yoktur. Bir yolun tali veya ana yol olması, onun bölünmüş yol olup olmamasından bağımsız bir durumdur; bu nedenle bu seçenek de sorunun cevabı olamaz.

Soru 24
Şekildeki taşıt yolu üzerinde bulunan yazı neyi bildirmektedir?
A
Işıklara 50 m kaldığını
B
Asgari (en az) hız sınırını
C
Azami (en yüksek) hız sınırını
D
Öndeki araca 50 m´den fazla yaklaşılmamasını
24 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, taşıt yolu üzerine çizilmiş ve bir daire içine alınmış "50" sayısının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür yol üzeri işaretlemeler, sürücüleri trafik kuralları hakkında bilgilendirmek ve uyarmak amacıyla kullanılır. Sürücülerin bu işaretlerin anlamını bilmesi, hem kendi güvenlikleri hem de trafikteki diğer unsurların güvenliği için hayati önem taşır.

Doğru cevap olan "c) Azami (en yüksek) hız sınırını" seçeneğinin açıklaması:

Trafikte, bir daire içerisine alınmış sayılar genellikle hız limitlerini belirtir. Yola çizilen bu "50" rakamı, o yolda izin verilen en yüksek hızın saatte 50 kilometre (km/s) olduğunu bildirir. Bu işaretleme, genellikle dikey olarak yerleştirilmiş trafik levhalarını pekiştirmek veya sürücülerin gözden kaçırabileceği durumlarda bir hatırlatma yapmak için kullanılır. Dolayısıyla, bu işareti gören bir sürücü, hızını 50 km/s'nin üzerine çıkarmaması gerektiğini anlamalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunun açıklaması:

  • a) Işıklara 50 m kaldığını: Bu seçenek yanlıştır. Trafik ışıklarına olan mesafeyi bildiren işaretler genellikle dikey levhalardır ve üzerinde trafik lambası sembolü ile birlikte "50 m" gibi bir mesafe bilgisi yer alır. Yol üzerine çizilen daire içindeki sayı, bir mesafeyi değil, bir hızı ifade eder.
  • b) Asgari (en az) hız sınırını: Bu seçenek de yanlıştır. Asgari yani gidilmesi gereken en düşük hız sınırını belirten levhalar genellikle mavi zeminli ve yuvarlaktır. Yol üzerindeki bu işaretleme, standart olarak azami hızı belirtmek için kullanılır, asgari hızı değil. Asgari hız sınırı uygulaması daha çok otoyol gibi özel yollarda bulunur.
  • d) Öndeki araca 50 m´den fazla yaklaşılmamasını: Bu seçenek yanlıştır. Bu kural "takip mesafesi" ile ilgilidir. Takip mesafesi genellikle hızın yarısı kadar metre olarak kabul edilir (örneğin 90 km/s ile giderken 45 metre). Bunu belirtmek için kullanılan özel yol çizgileri (V şeklinde şeritler gibi) veya dikey levhalar bulunur, ancak yola çizilen daire içindeki "50" rakamı bu anlama gelmez.

Özetle, yol üzerine çizilmiş ve daire içine alınmış sayılar, o yoldaki azami (en yüksek) hız sınırını bildirir. Bu işareti gördüğünüzde, hızınızın en fazla belirtilen değerde olması gerektiğini unutmamalısınız.

Soru 25
Şekle göre 2 numaralı aracın sürücüsü ne yapmalıdır?
A
Hızını artırmalı
B
U dönüşü yapmalı
C
1 numaralı araca yol vermeli
D
1 numaralı aracı ikaz ederek durdurmalı
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir T kavşağında karşılaşan iki aracın geçiş hakkı sıralaması ve 2 numaralı sürücünün yapması gereken doğru davranış sorgulanmaktadır. Kavşaktaki trafik işaret levhasını doğru yorumlamak, sorunun çözümündeki en önemli adımdır. Görseli ve trafik kurallarını birlikte değerlendirerek doğru cevaba ulaşabiliriz.

Doğru Cevap: c) 1 numaralı araca yol vermeli

Şimdi bu cevabın neden doğru olduğunu ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Detaylı Açıklama:

Görselde dikkat etmemiz gereken en önemli unsur, 2 numaralı aracın bulunduğu yolda yer alan "Yol Ver" (ters üçgen) levhasıdır. Bu levha, sürücüye bulunduğu yolun bir tali yol (ikinci derecede öneme sahip yol) olduğunu ve birazdan bağlanacağı yolun ise ana yol olduğunu bildirir. Trafik kurallarına göre, tali yoldan ana yola çıkacak olan sürücüler, ana yoldaki tüm araçlara geçiş hakkını vermek zorundadır. 1 numaralı araç ana yolda hareket ettiği için geçiş önceliği ondadır. Bu sebeple 2 numaralı aracın sürücüsü, 1 numaralı aracın geçişini beklemeli ve ona yol vermelidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Hızını artırmalı: Bu seçenek tamamen yanlıştır ve tehlikelidir. "Yol Ver" levhasının olduğu bir kavşağa yaklaşırken sürücünün yavaşlaması, ana yolu kontrol etmesi ve gerekirse durması gerekir. Hızını artırmak, ana yoldan gelen 1 numaralı araçla çarpışmasına neden olabilecek büyük bir kural ihlalidir.
  • b) U dönüşü yapmalı: Soruda 2 numaralı sürücünün U dönüşü yapmasını gerektirecek herhangi bir durum veya işaret belirtilmemiştir. Sürücünün niyeti kavşaktan ana yola çıkmaktır. Gereksiz yere U dönüşü yapmak, hem trafik akışını engeller hem de bu senaryoda mantıksız bir davranıştır.
  • d) 1 numaralı aracı ikaz ederek durdurmalı: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır. Geçiş üstünlüğü 1 numaralı araçtadır. 2 numaralı sürücünün, geçiş hakkına sahip olan bir aracı korna veya selektör gibi yöntemlerle ikaz edip durdurmaya çalışması, trafik kurallarını hiçe saymak anlamına gelir ve son derece tehlikeli bir hareket olur.

Özetle: Trafik işaret levhaları, kavşaklardaki geçiş üstünlüğünü belirleyen en temel unsurlardır. "Yol Ver" levhasını gören bir sürücü, ana yoldaki trafiğin güvenli bir şekilde akmasına izin vermekle yükümlüdür. Bu nedenle 2 numaralı sürücünün yapması gereken tek doğru hareket, ana yoldaki 1 numaralı araca yol vermektir.

Soru 26
Işıklı trafik işaret cihazında hangisinin yanması, yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu bildirir?
A
Aralıklı yanıp sönen sarı ışık
B
Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışık
C
Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık
D
Kırmızı ışıkla birlikte yanan sarı ışık
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik ışıklarının anlamları ve özellikle sarı ışığın farklı durumlardaki işlevi sorgulanmaktadır. Sürücülerin, trafik ışıklarının sıralamasını ve her bir rengin ne anlama geldiğini bilmesi, trafik güvenliği için hayati önem taşır. Sorunun temel amacı, yeşil ışıktan kırmızı ışığa geçiş anını ifade eden sinyali doğru tespit etmektir.

Doğru Cevap: c) Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık

Doğru cevabın "Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık" olmasının sebebi, trafik akışının standart sıralamasıdır. Trafik ışıkları genellikle Yeşil -> Sarı -> Kırmızı -> Kırmızı+Sarı -> Yeşil döngüsünde çalışır. Yeşil ışık, yolun trafiğe açık olduğunu ve geçişin serbest olduğunu belirtir. Yeşil ışıktan sonra yanan sabit sarı ışık ise bir uyarıdır; bu uyarı, yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu ve birazdan kırmızı ışığın yanacağını bildirir. Bu durumda sürücü, güvenli bir şekilde duramayacak kadar kavşağa yaklaşmışsa dikkatli bir şekilde geçişini tamamlamalı, ancak güvenli bir mesafedeyse yavaşlayarak durmaya hazırlanmalıdır.

Diğer Seçeneklerin Açıklamaları:

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Her bir seçeneğin farklı bir anlamı vardır ve bu anlamları bilmek sınavda ve trafikte size avantaj sağlar.

  • a) Aralıklı yanıp sönen sarı ışık: Bu ışık, "Yavaşla ve Dikkatli Geç" anlamına gelir. Genellikle kavşağın kontrollü olduğunu ancak sürücünün kendi geçiş hakkını dikkatli bir şekilde kullanması gerektiğini belirtir. Bu ışık, yolun kapanmak üzere olduğunu değil, dikkatli bir geçiş yapılması gerektiğini bildirir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışık: Bu ışık, "DUR" levhası ile aynı anlama gelir. Sürücünün mutlaka durması, kavşaktaki yolu kontrol etmesi ve yol müsait olduğunda geçiş yapması gerektiğini belirtir. Yolun kapanmasından ziyade, durup kontrol etme zorunluluğu getirir. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Kırmızı ışıkla birlikte yanan sarı ışık: Bu sinyal, yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu değil, tam tersine trafiğe açılmak üzere olduğunu bildirir. Kırmızı ışıkta bekleyen sürücülere, yeşil ışığın yanmak üzere olduğunu ve harekete hazırlanmaları gerektiğini haber verir. Bu nedenle, soruda istenen durumun zıttını ifade ettiği için bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, sarı ışığın iki temel sabit yanma durumu vardır ve anlamları tamamen farklıdır. Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık "Durmaya Hazırlan" (yol kapanıyor), kırmızı ışıkla birlikte yanan sarı ışık ise "Harekete Hazırlan" (yol açılıyor) anlamına gelir. Bu ayrımı bilmek, bu tür soruları kolayca çözmenizi sağlar.

Soru 27
Şekildeki trafik görevlisinin işaretine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
Otobüs beklemeli
B
Traktör beklemeli
C
Otobüs ileri gitmeli
D
Traktör geri gitmeli
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kavşakta trafiği yöneten bir trafik polisinin el ve kol işaretinin ne anlama geldiğini ve bu işarete göre hangi aracın nasıl hareket etmesi gerektiğini anlamamız istenmektedir. Görselde, trafik görevlisi kollarını iki yana açmış durumdadır. Bu duruşun trafiğe etkisini doğru bir şekilde yorumlamak, soruyu çözmek için anahtardır.

Trafik polisinin bu temel duruşu, ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan önemli bir kuralı ifade eder. Kural şudur: Trafik polisinin kollarının gösterdiği yöndeki (sağındaki ve solundaki) trafik akabilir, yani geçiş yapabilir. Ancak, trafik polisinin ön ve arka cephesinde kalan araçların durup beklemesi zorunludur. Bu duruşu basitçe bir trafik lambasına benzetebiliriz; polisin önü ve arkası kırmızı ışık, kollarının gösterdiği yönler ise yeşil ışık anlamına gelir.

Görseldeki durumu bu kurala göre incelediğimizde:

  • Otobüs: Trafik görevlisinin tam ön cephesinde yer almaktadır. Kurala göre, görevlinin önünde ve arkasında kalan araçlar durmak zorunda olduğu için otobüsün beklemesi gerekir.
  • Traktör: Trafik görevlisinin sağ kolu istikametinde, yani yanında durmaktadır. Kurala göre, görevlinin kollarının işaret ettiği yöndeki araçların geçiş hakkı vardır. Bu nedenle traktör ilerleyebilir.

Şimdi seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendirelim:

  1. a) Otobüs beklemeli: Bu ifade doğrudur. Çünkü otobüs, trafik polisinin "DUR" anlamı taşıyan ön cephesinde bulunmaktadır. Bu yüzden doğru cevap budur.
  2. b) Traktör beklemeli: Bu ifade yanlıştır. Traktör, trafik polisinin "GEÇ" anlamı taşıyan kolu istikametindedir ve yolu açıktır.
  3. c) Otobüs ileri gitmeli: Bu ifade yanlıştır. Otobüsün beklemesi gerekirken ileri gitmesi, trafik kuralı ihlali olur.
  4. d) Traktör geri gitmeli: Bu ifade tamamen anlamsız ve yanlıştır. Trafik işaretleri, normal şartlar altında bir araca kavşakta geri gitmesini emretmez.

Sonuç olarak, trafik polisinin kollarını iki yana açtığı bu duruşta, önünde bulunan otobüsün beklemesi, kolu istikametinde bulunan traktörün ise geçmesi gerekir. Bu nedenle doğru seçenek "a) Otobüs beklemeli" şıkkıdır.

Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi araçlar için durmaya örnektir?
A
Yük boşaltmak için beklemek
B
Yolcu indirmek ve bindirmek
C
Kırmızı ışıkta beklemek
D
Park etmek
28 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan üç önemli kavram arasındaki farkı bilmeniz istenmektedir: Durma, Duraklama ve Park Etme. Bu kavramlar sıkça karıştırılsa da aralarında net ayrımlar vardır. Soru, bu tanımlardan hangisinin "Durma" eylemine karşılık geldiğini bulmanızı beklemektedir.

Doğru cevap olan c) Kırmızı ışıkta beklemek seçeneği, "Durma" tanımına tam olarak uymaktadır. Trafik kanununa göre durma, trafik zorunlulukları (örneğin trafik ışığı, trafik görevlisinin işareti, yolun kapanması gibi) nedeniyle aracın hareketsiz hale getirilmesidir. Sürücünün kendi isteği dışında, uymak zorunda olduğu bir kural veya durum sebebiyle gerçekleşir. Kırmızı ışık yandığında beklemek, sürücünün bir tercihi değil, uyması gereken bir zorunluluktur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Yük boşaltmak için beklemek ve b) Yolcu indirmek ve bindirmek seçenekleri "Duraklama" olarak tanımlanır. Duraklama, sürücünün kendi isteğiyle, yolcu indirip bindirmek, yük alıp boşaltmak veya kısa süreli beklemek amacıyla aracı geçici olarak durdurmasıdır. Buradaki kilit nokta, eylemin sürücünün iradesiyle yapılması ve kısa süreli olmasıdır. Bu bir trafik zorunluluğu değildir.
  • d) Park etmek ise aracın durma ve duraklama halleri dışında, uzun süreli olarak bırakılmasıdır. Park etmede, sürücü genellikle aracını terk eder ve bu eylem duraklamadan daha uzun sürer. Bu da sürücünün kendi isteğiyle yaptığı bir eylemdir ve trafik zorunluluğu ile ilgili değildir.

Özetle, bu üç kavramı birbirinden ayırmak için kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bu eylemi yapmak zorunda mıyım, yoksa bu benim tercihim mi?". Eğer cevap "zorundayım" ise bu Durma'dır (kırmızı ışık, "DUR" levhası). Eğer cevap "tercihim" ve kısa süreli ise bu Duraklama'dır (yolcu indirme). Eğer "tercihim" ve uzun süreli ise bu Park Etme'dir.

Soru 29
Şekildeki tehlike uyarı işaretini gören sürücü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
Banketten gitmeli
B
Takip mesafesini artırmalı
C
Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli
D
Acil uyarı ışıklarını yakarak seyretmeli
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün karşılaştığı "Kaygan Yol" tehlike uyarı işaretinin ne anlama geldiği ve bu durumda nasıl bir önlem alması gerektiği sorulmaktadır. Bu işaret, ilerideki yol yüzeyinin yağmur, buz, kar veya başka bir sebeple kaygan olabileceğini ve araçların tekerleklerinin yol tutuşunun azalacağını bildirir. Bu nedenle sürücünün ekstra dikkatli olması ve sürüş tarzını bu tehlikeli duruma göre ayarlaması gerekir.

Doğru cevap b) Takip mesafesini artırmalı seçeneğidir. Kaygan bir yolda aracın fren mesafesi normal bir yola göre belirgin şekilde uzar. Öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda, ona çarpmamak için daha fazla boşluğa ihtiyaç duyulur. Takip mesafesini artırmak, sürücüye tehlike anında tepki vermek ve güvenli bir şekilde durabilmek için gerekli olan o "ekstra zaman ve mesafeyi" tanır. Bu, kaygan zeminlerde kazaları önlemek için alınması gereken en temel ve en önemli önlemlerden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Banketten gitmeli: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Banket, trafik için ayrılmış bir yol bölümü değildir ve acil durumlar dışında kullanılması yasaktır. Ayrıca, banketler genellikle asfalt kalitesi düşük, çamurlu veya çakıllı olabileceğinden daha da kaygan ve tehlikeli olabilir.
  • c) Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli: Bu davranış, kaygan yol uyarısı ile tamamen çelişir ve son derece tehlikelidir. Hız artırmak ve sollama yapmak gibi ani manevralar, yol tutuşunun azaldığı bir zeminde aracın kontrolünü kaybetme (savrulma) riskini en üst düzeye çıkarır. Tam tersine, bu tabelayı gören sürücü hızını düşürmelidir.
  • d) Acil uyarı ışıklarını yakarak seyretmeli: Acil uyarı ışıkları (dörtlüler), aracın arıza nedeniyle durduğu veya ani bir tehlike (örneğin aniden duran trafik) nedeniyle diğer sürücüleri uyardığı özel durumlar için kullanılır. Hareket halindeyken sürekli olarak yakılması, diğer sürücülerin sizin ne yapacağınızı (örneğin şerit değiştirip değiştirmeyeceğinizi) anlamasını zorlaştırır ve trafik güvenliğini tehlikeye atar.

Özetle, kaygan yol tehlike uyarı işareti görüldüğünde yapılması gereken en doğru hareket; hızı azaltmak, ani direksiyon hareketlerinden ve sert frenlerden kaçınmak ve en önemlisi öndeki araçla aradaki takip mesafesini artırmaktır. Bu sayede olası bir tehlike anında güvenli bir şekilde durmak için yeterli alana sahip olunur.

Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi, araç hızının gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak için yapılması gerekenlerdendir?
A
Diğer araçların ilerleyişine engel olacak şekilde yavaş sürülmesi
B
Tepe üstlerine yaklaşırken hızın azaltılması
C
Dönemeçlere girerken hızın artırılması
D
Yüklemede gabarinin üzerine çıkılması
30 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, güvenli bir sürüş için hızımızı yol, trafik ve hava gibi dış koşullara göre nasıl ayarlamamız gerektiği sorgulanmaktadır. Sürücünün sadece hız limitlerine uyması değil, aynı zamanda o anki şartlara en uygun hızı seçmesi beklenir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu anlayalım.

Doğru Cevap: b) Tepe üstlerine yaklaşırken hızın azaltılması

Bu seçenek, proaktif ve güvenli sürüşün temel kurallarından birini ifade eder. Tepe üstleri, sürücünün görüş alanının ciddi şekilde kısıtlandığı "kör noktalardır". Tepeye yaklaşırken yolun diğer tarafında ne olduğunu (örneğin duran bir araç, bir yaya, bir hayvan veya bir kaza) göremezsiniz. Bu nedenle, olası bir tehlikeye karşı zamanında tepki verebilmek ve güvenli bir şekilde durabilmek için tepe üstüne ulaşmadan önce hızı azaltmak zorunlu ve hayati bir önlemdir.

Yanlış Cevapların Açıklamaları:

  • a) Diğer araçların ilerleyişine engel olacak şekilde yavaş sürülmesi: Karayolları Trafik Kanunu'na göre, trafiği sebepsiz yere yavaşlatmak ve diğer araçların geçişini engellemek yasaktır. Güvenli sürüş, gereksiz yavaş gitmek anlamına gelmez. Aksine, trafiğin akışına uyum sağlamak ve akışı tehlikeye atmayacak makul bir hızda ilerlemek gerekir. Aşırı yavaş sürmek, arkadan gelen araçların sabırsızlanmasına ve tehlikeli sollama manevraları yapmasına neden olabilir.

  • c) Dönemeçlere girerken hızın artırılması: Bu, fizik kurallarına ve sürüş güvenliğine tamamen aykırı bir davranıştır. Dönemeçlere (virajlara) hızlı girildiğinde, merkezkaç kuvveti aracın dışa doğru savrulmasına neden olur. Hızı artırmak bu savrulma etkisini daha da güçlendirir ve sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesine, şeritten çıkmasına veya kaza yapmasına yol açar. Doğru davranış, dönemece girmeden önce hızı azaltmak ve dönemeç içinde sabit bir hızla ilerlemektir.

  • d) Yüklemede gabarinin üzerine çıkılması: Gabari, bir aracın yüklü veya yüksüz olarak karayolunda güvenli seyredebilmesi için belirlenmiş maksimum genişlik, yükseklik ve uzunluk ölçüleridir. Gabarinin üzerine çıkmak, aracın köprü, tünel veya trafik levhaları gibi yerlere çarpmasına neden olabilecek çok tehlikeli bir durumdur. Ancak bu kural, aracın yüklenmesi ve boyutları ile ilgilidir; doğrudan sürüş anındaki hızın ayarlanmasıyla ilgili değildir. Bu nedenle soruyla ilgisiz bir seçenektir.

Özetle; araç hızını gerekli şartlara uygun hale getirmek, tehlikelerin önceden sezildiği ve görüşün azaldığı tepe üstü, viraj, yaya geçidi gibi yerlerde yavaşlamayı gerektirir. Diğer seçenekler ise ya tehlikeli sürüş davranışlarını tanımlar ya da sorunun konusuyla ilgisizdir.

Soru 31
Şekildeki kara yolu bölümünde, yan yana çizilmiş kesik ve devamlı yol çizgileri sürücülere aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
İki şeritli yolun tek şeritli yola dönüşeceğini
B
Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini
C
Kesik çizgi tarafındaki araçların şerit değiştirebileceğini
D
Devamlı çizgi tarafındaki araçların şerit değiştirebileceğini
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kara yolunda yan yana çizilmiş biri kesik diğeri devamlı olan yol çizgilerinin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür yol çizgileri, özellikle görüş mesafesinin kısıtlı olduğu tepe üstleri, virajlar veya kavşak yaklaşımları gibi yerlerde trafiği düzenlemek için kullanılır. Çizgilerin anlamını doğru bilmek, sollama (şerit değiştirme) manevralarını güvenli bir şekilde yapabilmek için hayati önem taşır.

Yol çizgilerini yorumlarken temel kural şudur: Sürücü, kendi şeridine en yakın olan çizginin kuralına uymak zorundadır. Eğer sürücünün tarafındaki çizgi kesik ise, bu sürücünün gerekli güvenlik kontrollerini yaptıktan sonra öndeki aracı sollayabileceği veya şerit değiştirebileceği anlamına gelir. Eğer sürücünün tarafındaki çizgi devamlı (düz) ise, bu sürücünün şerit değiştirmesi veya sollama yapması kesinlikle yasaktır.

  • c) Kesik çizgi tarafındaki araçların şerit değiştirebileceğini

    Bu seçenek doğrudur. Çünkü trafik kuralına göre, bir sürücünün kendi bulunduğu şeride en yakın olan çizgi kesik çizgi ise, bu durum o sürücüye şerit değiştirme veya sollama yapma hakkı tanır. Görseldeki durumda, kesik çizgiye daha yakın olan şeritteki bir araç, karşı şeridin müsait olması durumunda şerit değiştirebilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  1. a) İki şeritli yolun tek şeritli yola dönüşeceğini

    Bu bilgi yanlıştır. Yolun daralarak tek şeride düşeceğini belirten işaretler, genellikle yol üzerine çizilen ve şeritleri birleştiren oklar veya "Yol Daralması" uyarı levhalarıdır. Yan yana çizilmiş kesik ve devamlı çizgiler bu anlama gelmez.

  2. b) Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini

    Bu seçenek de yanlıştır. Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceği, genellikle "Tek Yön" levhası ile belirtilir. Ortada bir ayırıcı çizginin bulunması, yolun çift yönlü olduğunun bir göstergesidir.

  3. d) Devamlı çizgi tarafındaki araçların şerit değiştirebileceğini

    Bu ifade, kuralın tam tersidir ve bu nedenle yanlıştır. Devamlı (düz) çizgi, o çizgiye yakın olan şeritteki sürücülerin şerit değiştirmesinin veya sollama yapmasının yasak olduğunu bildirir. Bu kural, genellikle o şerit için görüş mesafesinin yetersiz veya manevranın tehlikeli olduğu durumlarda uygulanır.

Özetle, bu yol işaretinde her şeridin kendi kuralı vardır ve bu kural, o şeride en yakın olan çizgiyle belirlenir. Kesik çizgi "geçebilirsin", devamlı çizgi ise "geçemezsin" anlamına gelir.

Soru 32
Aksine bir işaret bulunmadıkça yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda aşağıdaki araçlardan hangisinin azami hızı saatte 85 kilometredir?
A
Kamyon 
B
Otobüs
C
Otomobil 
D
Motosiklet
32 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'deki trafik kurallarına göre belirli bir yol tipinde - yani yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda - farklı araç türlerinin uyması gereken azami hız limitleri hakkındaki bilginiz ölçülmektedir. Soru, bu şartlar altında hangi aracın hız sınırının tam olarak saatte 85 kilometre olduğunu bulmanızı istiyor. Bu tür sorular, ezberin yanı sıra dikkatli okumayı da gerektirir.

Doğru cevap 'a' şıkkındaki Kamyon'dur. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aksine bir trafik işareti bulunmadığı sürece, kamyonların yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda yapabilecekleri en yüksek hız saatte 85 kilometredir. Bu nedenle, soruda belirtilen hız limiti doğrudan kamyonlar için belirlenmiş olan yasal sınırdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  1. Otobüs: Otobüslerin yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollardaki azami hız limiti saatte 90 kilometredir. Soruda verilen 85 km/s hız limitinden daha yüksek bir sınıra sahip oldukları için bu seçenek yanlıştır. Otobüs ve kamyon hız limitleri birbirine yakın olduğu için sıkça karıştırılabilir, bu detaya dikkat etmek önemlidir.

  2. Otomobil: Otomobiller, bu yol tipinde en yüksek hız limitine sahip araç türüdür. Yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda otomobiller için belirlenen azami hız limiti saatte 110 kilometredir. Bu değer, soruda istenen 85 km/s'den oldukça farklı olduğu için bu şık kesinlikle yanlıştır.

  3. Motosiklet: L3, L4, L5 ve L7 sınıfı motosikletlerin yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollardaki azami hız limiti, otobüslerde olduğu gibi, saatte 90 kilometredir. Bu hız limiti de soruda belirtilen 85 km/s ile uyuşmadığından bu seçenek de yanlıştır. Bu yüzden doğru cevap olamaz.

Özet olarak, ehliyet sınavı için bu temel hız limitlerini bilmek çok önemlidir. Yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda geçerli olan azami hız limitleri şöyledir:

  • Otomobil: 110 km/s
  • Otobüs: 90 km/s
  • Motosiklet: 90 km/s
  • Kamyon: 85 km/s

Bu tabloyu aklınızda tutarak, benzer sorularda kolayca doğru cevabı bulabilirsiniz.

Soru 33
Şekildeki kontrolsüz kavşakta karşılaşan araçların geçiş hakkı sıralaması nasıl olmalıdır?
A
1 - 2 - 3
B
2 - 1 - 3
C
3 - 1 - 2
D
3 - 2 - 1
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, levhası veya trafik görevlisinin bulunmadığı bir kontrolsüz kavşakta karşılaşan üç aracın geçiş önceliği sıralamasının nasıl olması gerektiği sorulmaktadır. Bu tür kavşaklarda geçiş üstünlüğünü belirleyen temel trafik kurallarını bilmek, soruyu doğru cevaplamak için kritik öneme sahiptir. Doğru sıralamayı bulmak için bu kuralları adım adım uygulamamız gerekir. Kontrolsüz kavşaklarda genel kural, "sağdan gelen araca yol verme" kuralıdır. Yani, her sürücü kendi sağından gelen araca geçiş hakkı tanımak zorundadır. Bununla birlikte, dönüş yapan araçlar için ek bir kural daha vardır: Dönüş yapan araçlar, doğru gitmekte olan araçlara yol vermek zorundadır. Özellikle sola dönüş yapan bir araç, karşı yönden gelen ve düz giden veya sağa dönen araçlara yol vermelidir. Şimdi bu kuralları şekildeki araçlara uygulayalım:
  • 3 Numaralı Araç: Kavşaktaki araçlara baktığımızda, 3 numaralı aracın sağında başka bir araç bulunmamaktadır. "Sağdaki araca yol ver" kuralına göre kimseye yol verme zorunluluğu yoktur. Bu nedenle geçiş önceliği en başta ondadır.
  • 1 ve 2 Numaralı Araçlar: 3 numaralı araç geçtikten sonra kavşakta 1 ve 2 numaralı araçlar kalır. Bu iki araç karşı yönlerden gelmektedir. 1 numaralı araç düz gitmekte, 2 numaralı araç ise sola dönüş yapmaktadır. Kurala göre, sola dönüş yapan 2 numaralı araç, karşıdan gelen ve düz gitmekte olan 1 numaralı araca yol vermek zorundadır.
  • Sonuç: Bu durumda, 1 numaralı araç 2 numaralı araçtan önce geçer. 2 numaralı araç ise herkes geçtikten sonra dönüşünü tamamlar.
Bu adımları birleştirdiğimizde, araçların geçiş hakkı sıralaması şu şekilde oluşur:
  1. Önce sağında araç olmayan 3 numaralı araç geçer.
  2. Daha sonra, sola dönen 2 numaralı araca göre geçiş önceliği olan ve düz giden 1 numaralı araç geçer.
  3. En son olarak, hem 1 numaralı araca hem de 3 numaralı araca yol vermek zorunda olan 2 numaralı araç geçer.

Bu sıralama 3 - 1 - 2 şeklindedir ve doğru cevap d) 3 - 2 - 1 seçeneği değil, c) 3 - 1 - 2 seçeneği olmalıdır. Sorunun görselinde belirtilen doğru cevap (d) hatalıdır. Trafik kurallarına göre doğru sıralama kesinlikle 3 - 1 - 2'dir. Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım:

  • a) 1 - 2 - 3: Bu seçenek yanlıştır, çünkü 1 numaralı aracın sağında 3 numaralı araç vardır ve ona yol vermelidir. İlk geçiş hakkı 1 numaralı araçta olamaz.
  • b) 2 - 1 - 3: Bu seçenek tamamen yanlıştır. 2 numaralı araç sola döndüğü için en son geçmesi gereken araçtır.
  • d) 3 - 2 - 1: Bu seçenek yanlıştır, çünkü 2 numaralı araç sola döndüğü için düz giden 1 numaralı araca yol vermek zorundadır. 1 numaralı araç, 2 numaralı araçtan önce geçmelidir.

ÖNEMLİ NOT: Soruda doğru cevap olarak (d) şıkkı işaretlenmiş olsa da, bu Karayolları Trafik Kanunu'na göre hatalı bir cevaptır. Ehliyet sınavlarında zaman zaman bu tür hatalı sorular veya cevap anahtarları olabilmektedir. Ancak sizin öğrenmeniz gereken doğru kural ve uygulama 3 - 1 - 2 sıralamasıdır.

Soru 34
Aksine bir işaret yoksa, eğimsiz iki yönlü dar yolda, otomobil ile otobüsün karşılaşması durumunda, hangisi diğerine yol vermelidir?
A
Otomobil, otobüse
B
Otobüs, otomobile
C
Şeridi daralmış olan, diğerine
D
Azami ağırlığı az olan, diğerine
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik işaretlerinin bulunmadığı, düz (eğimsiz) ve dar bir yolda iki farklı araç türünün karşılaşması durumunda hangisinin geçiş önceliğine sahip olduğu test edilmektedir. Bu durum, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde açıkça belirtilmiş bir kurala dayanır. Kuralın amacı, iki aracın aynı anda geçemeyeceği dar yollarda, trafiğin güvenli ve akıcı bir şekilde devam etmesini sağlamaktır.

Doğru cevap (b) Otobüs, otomobile seçeneğidir. Yönetmeliğe göre, eğimsiz ve dar yollarda, aksini gösteren bir trafik işareti yoksa, büyük araçlar küçük araçlara yol vermek zorundadır. Bu kuralın arkasındaki temel mantık, küçük araçların manevra kabiliyetinin daha yüksek olması, daha kolay durup kalkabilmesi ve yolun kenarına daha rahat yanaşabilmesidir. Otobüs, otomobile göre çok daha büyük ve hantal bir araç olduğu için, geçiş kolaylığını sağlamak otobüs sürücüsünün sorumluluğundadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Otomobil, otobüse: Bu seçenek yanlıştır çünkü kuralın tam tersini ifade etmektedir. Geçiş kolaylığı sağlama sorumluluğu, daha az manevra kabiliyetine sahip olan büyük araçtadır. Bu nedenle otomobil değil, otobüs yol vermelidir.
  • c) Şeridi daralmış olan, diğerine: Bu seçenek de bu senaryo için doğru değildir. Bu kural, genellikle yolun ilerleyen bir kısmında bir şeridin bittiği veya bir engel (örneğin yol çalışması) nedeniyle daraldığı durumlar için geçerlidir. Soruda ise yolun genel yapısının dar olduğu belirtilmiştir, belirli bir noktada şeridin daralmasından bahsedilmemektedir.
  • d) Azami ağırlığı az olan, diğerine: Bu ifade de yanıltıcıdır ve yanlıştır. Geçiş önceliği, araçların spesifik ağırlıklarına göre değil, araçların cinslerine göre belirlenmiş bir hiyerarşiye göre düzenlenmiştir. Kural, "büyük araç küçüğe yol verir" prensibine dayanır, doğrudan kilogram karşılaştırması yapmaz.

Kuralın Genel Sıralaması

Eğimsiz dar yollardaki geçiş üstünlüğü sıralaması genel olarak şöyledir. Listede altta bulunan araç, üstte bulunan araca yol vermek zorundadır:

  1. Otomobil, Minibüs, Kamyonet
  2. Otobüs
  3. Kamyon
  4. Lastik Tekerlekli Traktör
  5. İş Makineleri

Bu sıralamaya göre, Otobüs, Otomobil'den sonra geldiği için karşılaşma anında otomobile yol vermelidir. Bu kuralı aklınızda "Büyük olan, küçüğe yol verir" şeklinde basitçe kodlayabilirsiniz. Ancak unutmayın, bu kural sadece eğimsiz (düz) yollar için geçerlidir. Yol eğimli (yokuşlu) olsaydı, yokuş aşağı inen araç, çıkan araca yol verirdi.

Soru 35
Görev sırasında, belirli araç sürücülerinin can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak şartı ile trafik kısıtlama veya yasaklarına bağlı olmamaları durumuna ne denir?
A
Gabari 
B
Geçiş hakkı
C
Geçiş üstünlüğü 
D
Geçiş kolaylığı
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, görev halindeki ambulans, itfaiye, polis gibi belirli araçların, acil durumlar nedeniyle trafikteki bazı kural ve yasaklara uymama hakkının ne olarak isimlendirildiği sorulmaktadır. Bu hakkın en önemli şartı ise bu sırada diğer insanların can ve mal güvenliğini kesinlikle tehlikeye atmamalarıdır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

Doğru Cevap: c) Geçiş üstünlüğü

Doğru cevap geçiş üstünlüğü'dür. Çünkü Karayolları Trafik Kanunu'na göre, görev sırasında belirli araçların (ambulans, itfaiye, polis aracı, organ nakil araçları vb.) trafikteki yasak ve kısıtlamalara uymama hakkı bulunur. Bu hak, acil bir duruma müdahale ederken zaman kazanmaları için tanınmıştır. Ancak bu hakkı kullanırken siren ve tepe lambası gibi uyarıcı işaretleri kullanmaları ve en önemlisi kimsenin can ve mal güvenliğini tehlikeye atmamaları zorunludur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Gabari: Gabari, bir aracın karayolunda güvenle seyredebilmesi için belirlenmiş olan genişlik, yükseklik ve uzunluk gibi maksimum ölçüleridir. Örneğin, bir köprünün altından geçebilecek maksimum araç yüksekliği o köprünün gabarisini belirtir. Bu konunun sorudaki trafik önceliği ile hiçbir ilgisi yoktur.
  • b) Geçiş hakkı: Bu kavram, geçiş üstünlüğü ile sıkça karıştırılır. Geçiş hakkı, trafikteki tüm sürücülerin ve yayaların belirli durumlarda (örneğin kavşaklarda, yaya geçitlerinde) yolu kullanma sırasını belirleyen genel bir kuraldır. Geçiş üstünlüğü olan bir araca yol vermek ise geçiş hakkı kuralının bir parçasıdır ama kavramın kendisi değildir. Kısacası, geçiş hakkı genel bir kural iken, geçiş üstünlüğü belirli araçlara tanınan özel bir ayrıcalıktır.
  • d) Geçiş kolaylığı: Bu, resmi bir trafik terimi değildir. Trafikteki diğer sürücülerin, geçiş üstünlüğüne sahip bir araca yol açarak onun ilerlemesini sağlamasına "geçiş kolaylığı sağlamak" denir. Ancak bu durum, geçiş üstünlüğüne sahip aracın sahip olduğu yasal hakkın adı değil, diğer sürücülerin yapması gereken bir davranıştır.

Özetle: Görev halindeki bir ambulansın kırmızı ışıkta durmaması, geçiş üstünlüğü hakkını kullandığını gösterir. Kavşakta ilk geçme sırasının kimde olduğunu belirleyen kural ise geçiş hakkı'dır. Bu iki kavram arasındaki farkı bilmek, ehliyet sınavında benzer sorularda doğru cevabı bulmanızı kolaylaştıracaktır.

Soru 36
Şekilde soru işareti (?) ile gösterilen ve motorun çalışması için ilk hareketi veren parça hangisidir?
A
Marş motoru
B
Distribütör
C
Distribütör Alternatör
D
Şarj dinamosu
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kontak anahtarını çevirdiğimizde motorun dönmesini sağlayan, yani motora ilk çalışma hareketini veren parçanın hangisi olduğu sorulmaktadır. Şekilde soru işareti ile gösterilen parça, motorun bu ilk kritik hareketini başlatmaktan sorumludur. Bu parçanın görevini ve diğer şıklardaki parçaların ne işe yaradığını anlamak, motor konusundaki temel bilgileri pekiştirmek için önemlidir.

Doğru cevap a) Marş motoru'dur. Marş motoru, aküden aldığı elektrik enerjisini kullanarak mekanik bir dönme hareketi üreten küçük ve güçlü bir elektrik motorudur. Kontak anahtarını "marş" konumuna getirdiğinizde, marş motorunun dişlisi ileri çıkarak motorun ana miline bağlı olan volan dişlisine kenetlenir. Volanı hızla döndürerek pistonların hareket etmesini ve motorun ilk ateşlemeyi gerçekleştirip kendi gücüyle çalışmaya başlamasını sağlar. Motor çalıştıktan hemen sonra marş motoru devreden çıkar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • Alternatör ve Şarj Dinamosu: Bu iki terim genellikle aynı işlevi gören parçayı ifade eder. Alternatörün görevi, motoru çalıştırmak değil, tam tersine motor çalışırken hareket gücünü kullanarak elektrik üretmektir. Üretilen bu elektrikle hem aracın far, radyo gibi elektrikli sistemleri beslenir hem de akünün sürekli dolu kalması sağlanır. Yani alternatör, ilk hareketi veren değil, motor çalıştıktan sonra devreye giren bir parçadır.
  • Distribütör: Distribütör, ateşleme sisteminin bir parçasıdır ve eski tip benzinli motorlarda bulunur. Görevi, ateşleme bobininde üretilen yüksek voltajlı elektriği, ateşleme sırasına göre doğru zamandaki doğru silindirin bujisine dağıtmaktır. Motorun sarsıntısız ve düzenli çalışması için kritik bir rol oynar ancak motora ilk mekanik hareketi vermez. Sadece ateşleme için gerekli olan kıvılcımın doğru yere ulaşmasını sağlar.

Özetle, soruda tarif edilen "motora ilk hareketi verme" görevi net bir şekilde marş motoruna aittir. Şekilde gösterilen parça da fiziksel olarak bir marş motorudur. Bu nedenle doğru seçenek "a" şıkkıdır.

Soru 37
Motor yağ filtresi, hangi yağın temizlenme­sinde kullanılır?
A
Motor yağının
B
Diferansiyel yağının
C
Vites kutusu yağının
D
Direksiyon kutusu yağının
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, "motor yağ filtresi" adı verilen parçanın, aracın hangi bölümünde bulunan yağı süzerek temizlediği sorulmaktadır. Parçanın isminde yer alan "motor" kelimesi, aslında cevabı bize doğrudan ipucu olarak vermektedir. Konuyu daha iyi kavramak için hem doğru cevabın neden doğru olduğunu hem de diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ayrıntılı olarak inceleyelim.

Doğru Cevap: a) Motor yağının

Motor, aracın çalışmasını sağlayan ve içinde pistonlar gibi çok sayıda hareketli metal parçanın bulunduğu en önemli aksamdır. Motor yağı, bu hareketli parçalar arasında bir film tabakası oluşturarak sürtünmeyi azaltır, aşınmayı önler ve motorun soğumasına yardımcı olur. Çalışma sırasında, sürtünmeden kaynaklanan metal parçacıkları, yanma sonucu oluşan kurum ve diğer kirleticiler motor yağına karışarak yağı kirletir. Motor yağ filtresinin görevi, motor içinde dolaşan bu yağı sürekli olarak süzerek zararlı parçacıkları tutmak ve temiz yağın motorun hassas parçalarına ulaşmasını sağlamaktır. Bu sayede motorun ömrü uzar ve performansı korunur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Araçlarda farklı görevleri olan sistemler, kendilerine özel olarak üretilmiş farklı yağlar kullanır ve bu sistemler birbirinden bağımsızdır. Motor yağ filtresi, sadece motor sistemine aittir. Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu şu şekilde açıklayabiliriz:

  • Diferansiyel yağının: Diferansiyel, virajlarda tekerleklerin farklı hızlarda dönmesini sağlayan bir dişli sistemidir. Bu sistem, motordan tamamen ayrıdır ve kendine özel, daha yoğun kıvamlı bir dişli yağı kullanır. Motor yağ filtresinin diferansiyel sistemiyle hiçbir bağlantısı yoktur.
  • Vites kutusu yağının: Vites kutusu (şanzıman), motorun gücünü tekerleklere aktaran sistemdir. Vites kutusu da motordan ayrı bir birimdir ve kendine özgü bir şanzıman yağı ile çalışır. Dolayısıyla motor yağ filtresi, vites kutusu yağını temizlemez.
  • Direksiyon kutusu yağının: Hidrolik direksiyon sistemleri, direksiyonu daha kolay çevirmemizi sağlayan bir hidrolik sıvı (yağ) kullanır. Bu sistem de kapalı ve motordan bağımsız bir devredir. Motor yağ filtresinin bu sistemin yağıyla bir ilgisi bulunmamaktadır.

Özetle, soruda adı geçen "motor yağ filtresi" isminden de açıkça anlaşıldığı gibi, sadece ve sadece motor yağını temizlemek için tasarlanmış bir parçadır. Her sistemin kendi yağı ve (eğer varsa) kendi filtresi bulunur ve bunlar birbirine karışmaz.

Soru 38
Seyir hâlindeyken motordan "anormal sesler" gelmesi durumunda aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
Motorun devri artılır.
B
Açık camlar varsa kapatılır.
C
Önemsenmez yola devam edilir.
D
Trafik kurallarına uyarak durulur ve kontak kapatılır.
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürüş esnasında aracın en önemli parçası olan motordan gelen sıra dışı seslerin ne anlama geldiği ve bu durumda bir sürücünün uygulaması gereken en güvenli ve doğru hareket tarzının ne olduğu ölçülmektedir. Bu, hem araç sağlığını korumak hem de trafikteki herkesin güvenliğini sağlamak için kritik bir bilgidir. Anormal sesler, genellikle mekanik bir arızanın habercisidir ve asla göz ardı edilmemelidir.

Doğru Cevap: d) Trafik kurallarına uyarak durulur ve kontak kapatılır.

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni güvenlik ve hasarı önleme ilkesidir. Motordan gelen vuruntu, gıcırtı, sürtünme gibi anormal sesler; yağsız kalma, bir parçanın kırılması veya gevşemesi gibi ciddi bir soruna işaret ediyor olabilir. Bu durumda aracı sürmeye devam etmek, motorun tamamen kullanılamaz hâle gelmesine (motorun kilitlenmesi veya "yatak sarması" gibi) ve çok yüksek maliyetli tamir masraflarına yol açabilir. En önemlisi, seyir hâlindeyken motorun aniden durması, direksiyonun veya fren sisteminin kontrolünü zorlaştırarak ciddi kazalara neden olabilir. Bu nedenle yapılacak ilk ve en doğru hareket, trafik güvenliğini tehlikeye atmadan (sinyal vererek, aynaları kontrol ederek) aracı yolun sağına veya en yakın güvenli bir alana çekmek ve motoru durdurmak için kontağı kapatmaktır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğuna Bakalım:

  • a) Motorun devri artırılır: Bu seçenek, durumu çok daha kötüleştirecek tehlikeli bir hamledir. Eğer motorda mekanik bir sorun varsa, devri artırmak sorunlu parçalar üzerindeki baskıyı ve sürtünmeyi artırır. Bu, arızanın çok daha hızlı bir şekilde büyümesine ve motorun anında kilitlenmesine sebep olabilir. Bu, yangın söndürmek için üzerine benzin dökmeye benzer.
  • b) Açık camlar varsa kapatılır: Bu hareket, sorunun çözümüyle hiçbir ilgisi olmayan, aksine sorunu görmezden gelmeye yönelik bir davranıştır. Anormal ses, bir uyarı sinyalidir ve bu sesi daha iyi duymak, sorunun kaynağını anlamaya yardımcı olabilir. Camları kapatarak sesi bastırmak, sadece tehlikeli bir durumu fark etmenizi engeller ve güvenli bir tepki vermenizi geciktirir.
  • c) Önemsenmez yola devam edilir: Bu, en tehlikeli ve sorumsuz seçenektir. Motordan gelen anormal sesler, aracın size "yardım" çağrısıdır. Bu çağrıyı önemsememek, hem aracınızda binlerce liralık hasara yol açabilir hem de trafikteki diğer sürücülerin ve kendi can güvenliğinizi riske atmanıza neden olur. Unutmayın, küçük bir sorun göz ardı edildiğinde büyük bir felakete dönüşebilir.

Özetle, bir sürücü olarak aracınızdan gelen tüm anormal ses, koku veya uyarı ışıklarına karşı duyarlı olmalısınız. Motordan gelen sıra dışı bir ses duyduğunuzda panik yapmadan, ancak durumu ciddiye alarak, güvenli bir şekilde durup kontağı kapatmak, atılması gereken tek doğru adımdır.

Soru 39
Araç bakımını önemseyen sürücü aşağıdakilerden hangisine katkı sağlar?
A
Yakıt sarfiyatının artmasına
B
Çevre kirliliğinin azalmasına
C
Gürültü kirliliğinin artmasına
D
Trafik yoğunluğunun artmasına
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün aracına düzenli olarak bakım yaptırmasının ne gibi olumlu sonuçlar doğuracağı sorgulanmaktadır. Soru, temel olarak araç bakımının sadece araç için değil, aynı zamanda çevre ve trafik için de olan etkilerini anlamanızı ölçmeyi hedefler. Sorumluluk sahibi bir sürücünün bu davranışının getireceği faydayı bulmamız isteniyor.

Doğru cevap b) Çevre kirliliğinin azalmasına seçeneğidir. Çünkü düzenli bakımı yapılan bir araç, daha verimli çalışır. Motor ayarları, yağ değişimi, hava filtresinin temizliği ve egzoz sisteminin kontrolü gibi bakımlar, yakıtın daha tam ve verimli yanmasını sağlar. Bu durum, egzozdan çıkan zararlı gazların (karbonmonoksit, hidrokarbonlar vb.) miktarını önemli ölçüde azaltarak hava kirliliğini önlemeye yardımcı olur.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Yakıt sarfiyatının artmasına: Bu seçenek tamamen yanlıştır, çünkü durumun tam tersi geçerlidir. Bakımı yapılmış bir motor, temiz filtreler ve doğru lastik basıncı ile daha az zorlanır ve daha verimli çalışır. Bu da aracın daha az yakıt tüketmesini, yani yakıt tasarrufu sağlamasını beraberinde getirir. Dolayısıyla bakım, yakıt sarfiyatını artırmaz, azaltır.

  • c) Gürültü kirliliğinin artmasına: Bu seçenek de yanlıştır. Araç bakımının önemli bir parçası da egzoz sisteminin (susturucu vb.) kontrolüdür. Egzoz sistemindeki delikler veya arızalar, aracın normalden çok daha fazla gürültü çıkarmasına neden olur. Düzenli bakım, bu tür arızaları önleyerek veya gidererek aracın daha sessiz çalışmasını sağlar ve gürültü kirliliğini azaltır.

  • d) Trafik yoğunluğunun artmasına: Bu seçenek de mantıksal olarak yanlıştır. Bakımsız araçların yolda arızalanma ve kalma riski çok daha yüksektir. Yolda kalan bir araç, özellikle yoğun saatlerde trafiğin akışını engelleyerek ciddi bir trafik yoğunluğuna neden olur. Düzenli bakım yaptıran bir sürücü ise aracının arıza yapma olasılığını düşürerek trafiğin akışına olumlu katkı sağlar, yoğunluğu artırmaz.

Özetle, aracına düzenli bakım yaptıran bilinçli bir sürücü; hem kendi güvenliğini sağlar, hem yakıttan tasarruf eder, hem de daha az zararlı gaz salınımı ve daha az gürültü ile çevreye karşı sorumluluğunu yerine getirmiş olur.

Soru 40
Dizel motorlu araçları çalıştırırken, marşa basmadan önce gösterge panelindeki ikaz ışıklarından hangisinin sönmesi beklenmelidir?
A
Isıtma bujisi ikaz ışığı
B
El freni çekili ikaz ışığı
C
Yağ basıncı ikaz ışığı
D
Akü şarj ikaz ışığı
40 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, dizel motorlu bir aracın benzinli motorlardan farklı olan özel çalıştırma prosedürü hakkındaki bilginiz ölçülmektedir. Soru, dizel bir aracı çalıştırmak için marşa basmadan hemen önce hangi önemli hazırlık adımının tamamlanması gerektiğini ve bunu gösterge panelinde nasıl anlayacağınızı sorgulamaktadır. Bu, dizel motorların çalışma prensibiyle doğrudan ilgili bir konudur.

a) Isıtma bujisi ikaz ışığı: Doğru Cevap

Doğru cevap ısıtma bujisi ikaz ışığıdır. Dizel motorlarda, yakıtın alev alması için benzinli motorlardaki gibi bir buji kıvılcımı kullanılmaz. Bunun yerine, silindir içine püskürtülen motorin (mazot), yüksek basınç altında sıkıştırılarak aşırı derecede ısınan havanın içine püskürtülür ve bu sıcaklıkla kendi kendine tutuşur. Motor soğukken, özellikle soğuk havalarda, sıkıştırılan hava tek başına yakıtı tutuşturmak için yeterli sıcaklığa ulaşamayabilir.

İşte bu noktada ısıtma bujileri (halk arasında kızdırma bujileri olarak da bilinir) devreye girer. Kontağı çevirdiğinizde (marşa basmadan önceki konumda), bu bujiler elektrikle ısınarak yanma odasının içini ısıtmaya başlar. Gösterge panelinde genellikle sarı renkte ve bir yay veya sarmal şeklinde olan bu ikaz ışığı, ısıtma işleminin devam ettiğini gösterir. Bu ışık söndüğünde, yanma odaları motorun sorunsuz çalışması için gerekli olan ideal sıcaklığa ulaşmış demektir ve artık marşa basabilirsiniz.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıklarda belirtilen ikaz ışıklarının bu ön hazırlık süreciyle bir ilgisi yoktur ve farklı anlamlar taşırlar:

  • b) El freni çekili ikaz ışığı: Bu ışık, motorun çalışma durumuyla ilgili bir bilgi vermez. Sadece aracın el freninin çekili olduğunu belirten bir güvenlik uyarısıdır. Motor çalışsa da çalışmasa da, el freni çekili olduğu sürece bu ışık yanar.
  • c) Yağ basıncı ikaz ışığı: Bu ışık, kontak açıldığında motor çalışmıyorken yanar ve bu normal bir durumdur. Çünkü motor çalışmadığı için yağ pompası da çalışmaz ve sistemde yağ basıncı yoktur. Asıl önemli olan, motor çalıştıktan hemen sonra bu ışığın sönmesidir. Eğer sönmezse, yağlama sisteminde ciddi bir sorun var demektir.
  • d) Akü şarj ikaz ışığı: Tıpkı yağ basıncı ışığı gibi, bu ışık da kontak açıkken motor çalışmadığında yanar. Çünkü motor çalışmadığı için alternatör (şarj dinamosu) de dönmez ve aküyü şarj etmez. Bu ışığın da motor çalıştıktan hemen sonra sönmesi beklenir. Sönmemesi, şarj sisteminde bir arıza olduğuna işarettir.

Özetle, dizel bir aracı çalıştırırken marşa basmadan önce sönmesi beklenen tek ışık, motorun ön ısıtma işleminin tamamlandığını bildiren ısıtma bujisi ikaz ışığıdır. Diğer önemli ışıklar (yağ ve akü) ise motor çalıştıktan sonra sönerek sistemlerin sağlıklı çalıştığını teyit eder.

Soru 41
I- Araç üstü tavan bagajı kullanılması II- Tam gazdan ve ani hızlanmalardan kaçınılması III- Tavsiye edilen tip ve ebatlarda araç lastiği kullanılması Verilenlerden hangilerinin yapılması araçta yakıt tasarrufu sağlar?
A
Yalnız I 
B
I ve II 
C
II ve III 
D
I, II ve III
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir araçta yakıt tasarrufu sağlamak için yapılması gereken doğru uygulamaların hangileri olduğu sorulmaktadır. Verilen üç öncülü tek tek inceleyerek hangilerinin yakıt tüketimini azalttığını, hangilerinin ise artırdığını analiz etmeliyiz. Amaç, en verimli sürüş alışkanlıklarını ve araç bakımını belirlemektir.

Öncülleri detaylı bir şekilde inceleyelim:

  • I- Araç üstü tavan bagajı kullanılması: Bu uygulama yakıt tasarrufu sağlamaz, tam aksine yakıt tüketimini artırır. Araçlar, havayı en az dirençle yaracak şekilde aerodinamik olarak tasarlanır. Tavan üzerine eklenen bir bagaj, bu aerodinamik yapıyı bozar ve rüzgar direncini (sürtünmeyi) artırır. Motor, bu artan direnci yenebilmek için daha fazla güç üretmek zorunda kalır ve bu da doğrudan daha fazla yakıt harcanmasına neden olur. Bu nedenle, I numaralı öncül yakıt tasarrufu sağlamaz.
  • II- Tam gazdan ve ani hızlanmalardan kaçınılması: Bu, yakıt tasarrufu için en önemli ve etkili yöntemlerden biridir. Gaza aniden ve sonuna kadar basmak, motora bir anda çok fazla yakıt gönderilmesine neden olur. Sakin kalkışlar yapmak, hızlanmaları yavaş ve kademeli olarak gerçekleştirmek ve sabit bir hızda seyretmek, motorun en verimli devir aralığında çalışmasını sağlar. Bu sürüş tekniği, "ekonomik sürüş" olarak da bilinir ve yakıt tüketimini önemli ölçüde azaltır.
  • III- Tavsiye edilen tip ve ebatlarda araç lastiği kullanılması: Bu da yakıt tasarrufu için kritik bir faktördür. Araç üreticileri, motor gücü, ağırlık ve süspansiyon sistemine en uygun lastik tipini ve ebadını belirler. Farklı ebatlarda veya özellikte lastik kullanmak, lastiğin yolla temas yüzeyini ve yuvarlanma direncini değiştirebilir. Artan yuvarlanma direnci, motorun aracı hareket ettirmek için daha fazla zorlanmasına ve dolayısıyla daha fazla yakıt tüketmesine yol açar. Doğru lastik seçimi ve doğru hava basıncı, yakıt verimliliğini korur.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

Analizimiz sonucunda, II numaralı öncül (sakin sürüş) ve III numaralı öncül (doğru lastik seçimi) yakıt tasarrufu sağlayan doğru uygulamalardır. I numaralı öncül ise yakıt tüketimini artıran bir durumdur. Bu bilgilere göre seçenekleri değerlendirelim:

  • a) Yalnız I: Yanlıştır, çünkü tavan bagajı yakıt tüketimini artırır.
  • b) I ve II: Yanlıştır, çünkü I numaralı öncül hatalıdır.
  • c) II ve III: Doğrudur. Hem ani hızlanmalardan kaçınmak hem de doğru lastiği kullanmak yakıt tasarrufu sağlar.
  • d) I, II ve III: Yanlıştır, çünkü I numaralı öncül hatalıdır.

Bu nedenle doğru cevap c) II ve III seçeneğidir. Yakıt ekonomisi sağlamak için sürüş alışkanlıklarına dikkat etmek ve aracın üretici tavsiyelerine uygun donanımlara sahip olmasını sağlamak büyük önem taşır.

Soru 42
I- Basıncı II- Diş derinliği III- Hasarlı olup olmadığı Aracın lastiği kontrol edilirken yukarıdakilerden hangileri dikkate alınmalıdır?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın lastiklerini güvenli bir sürüş için kontrol ederken hangi unsurların göz önünde bulundurulması gerektiği sorgulanmaktadır. Güvenli sürüşün temel unsurlarından biri olan lastik kontrolü, birden fazla kritik noktayı içerir. Bu nedenle soruyu yanıtlarken her bir öncülün önemini ayrı ayrı değerlendirmeli ve neden hepsinin gerekli olduğunu anlamalıyız.

Doğru cevap d) I, II ve III seçeneğidir. Çünkü bir lastiğin güvenli kabul edilebilmesi için bu üç temel özelliğin de standartlara uygun olması gerekir. Bu unsurlardan herhangi birinin eksik veya hatalı olması, sürüş güvenliğini doğrudan ve ciddi bir şekilde tehlikeye atar. Şimdi bu üç unsurun neden birlikte kontrol edilmesi gerektiğini detaylıca inceleyelim.

  1. Basınç (I): Lastik basıncı, aracın yol tutuşunu, fren mesafesini ve yakıt tüketimini doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Üreticinin belirlediği değerden daha düşük basınçlı bir lastik, yola daha fazla yayılır, aşırı ısınır ve patlama riski artar. Aynı zamanda direksiyon hakimiyeti zorlaşır ve yakıt tüketimi artar. Çok yüksek basınç ise lastiğin yola temas eden yüzeyini azaltır, bu da özellikle ıslak zeminlerde yol tutuşunu zayıflatır ve fren mesafesini uzatır.

  2. Diş Derinliği (II): Lastik dişleri, lastiğin yola tutunmasını ve özellikle yağışlı havalarda suyun lastik ile yol arasından tahliye edilmesini sağlar. Yasal olarak binek araçlarda lastik diş derinliğinin en az 1.6 mm olması zorunludur. Diş derinliği azaldığında, lastiğin suyu tahliye etme kapasitesi düşer ve "suda kızaklama" (aquaplaning) riski ortaya çıkar. Bu durum, aracın kontrolünü tamamen kaybetmenize neden olabilir. Bu yüzden diş derinliği kontrolü hayati önem taşır.

  3. Hasarlı Olup Olmadığı (III): Lastiğin yüzeyinde ve yanaklarında oluşabilecek her türlü hasar, ciddi bir güvenlik riskidir. Lastikteki bir kesik, yarık, çatlak veya "balon" olarak tabir edilen şişkinlikler, lastiğin yapısal bütünlüğünün bozulduğu anlamına gelir. Bu tür bir hasar, özellikle yüksek hızda veya araç yüklüyken lastiğin aniden patlamasına yol açabilir. Bu nedenle lastikler düzenli olarak gözle kontrol edilmeli ve herhangi bir hasar olup olmadığına bakılmalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Bu soruda diğer seçeneklerin neden yetersiz kaldığını anlamak da önemlidir. Bir lastik kontrolü, bu üç unsurun bir bütün olarak değerlendirilmesiyle tamamlanır. Tek birini veya ikisini kontrol edip diğerini atlamak, eksik bir güvenlik kontrolü yapmak demektir.

  • a) Yalnız I: Sadece lastik basıncını kontrol etmek yeterli değildir. Basıncı doğru olan bir lastiğin dişleri aşınmış (kabak) veya yanağında bir balon olabilir. Bu durum da en az düşük basınç kadar tehlikelidir.
  • b) I ve II: Basınç ve diş derinliği uygun olsa bile, lastiğin yanağında fark edilmeyen bir kesik veya çatlak, ani bir lastik patlamasına neden olabilir. Bu nedenle hasar kontrolü de yapılmalıdır.
  • c) II ve III: Diş derinliği ve hasar durumu iyi olan bir lastiğin basıncı çok düşük veya çok yüksek olabilir. Bu durum da yukarıda belirttiğimiz gibi yol tutuşunu, frenlemeyi ve genel sürüş güvenliğini olumsuz etkiler.

Sonuç olarak, aracın lastik kontrolü bir bütündür ve bu üç unsurdan herhangi birinin ihmal edilmesi, hem sürücünün hem de trafikteki diğer kişilerin güvenliğini tehlikeye atabilir. Bu nedenle doğru cevap, tüm bu kontrolleri içeren d) I, II ve III seçeneğidir.

Soru 43
• Güvenli, ekonomik ve sorunsuz bir sürüş • Hava kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlama Bir motorlu araçtan yukarıda verilen kriterleri hangi durumda gerçekleştirmesi beklenir?
A
Sürekli olarak yüksek hızda kullanıldığında
B
Kontrol ve bakımı doğru şekilde yapıldığında
C
Çok ıslak ya da tozlu ortamda çalıştırıldığında
D
Üretim amacına uygun olarak kullanılmadığında
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir motorlu aracın hangi koşulda hem sürücü ve çevre için en ideal performansı sergileyeceği sorulmaktadır. İstenen ideal performans kriterleri; güvenli, ekonomik ve sorunsuz bir sürüş ile birlikte hava kirliliğini azaltmaktır. Bu iki temel beklentiyi aynı anda karşılayan durumu şıklar arasında bulmamız gerekiyor.

Doğru Cevap: b) Kontrol ve bakımı doğru şekilde yapıldığında

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, bir aracın periyodik kontrol ve bakımlarının yapılmasının, soruda belirtilen tüm olumlu sonuçları doğrudan sağlamasıdır. Düzenli bakım; fren, lastik, direksiyon gibi güvenlik açısından kritik olan sistemlerin her zaman düzgün çalışmasını sağlar, bu da güvenli bir sürüş demektir. Aynı zamanda, motor yağı değişimi, hava filtresi temizliği ve lastik basınçlarının doğru ayarlanması gibi işlemler motorun verimli çalışmasını sağlayarak yakıt tüketimini düşürür, bu da sürüşü ekonomik hale getirir. Verimli çalışan bir motor ve düzgün işleyen diğer aksamlar, arızaların önüne geçerek sorunsuz bir sürüş sunar. Son olarak, bakımlı bir motor yakıtı daha temiz yakar ve egzoz emisyon sistemleri (katalitik konvertör gibi) görevini tam olarak yapar, bu da hava kirliliğinin azaltılmasına en büyük katkıyı sağlar.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Sürekli olarak yüksek hızda kullanıldığında: Bu seçenek yanlıştır çünkü yüksek hızda araç kullanmak, yakıt tüketimini önemli ölçüde artırır ve bu durum ekonomik değildir. Ayrıca, yüksek hız kaza riskini artırdığı için güvenli bir sürüşle çelişir. Motorun yüksek devirde çalışması, emisyon değerlerini de artırarak hava kirliliğine daha fazla neden olur.

  • c) Çok ıslak ya da tozlu ortamda çalıştırıldığında: Bu seçenek, aracın performansını olumlu etkileyen bir durum değil, tam tersine olumsuz etkileyebilecek bir dış çevre koşuludur. Islak zeminler yol tutuşunu azaltarak güvenliği tehlikeye atar. Tozlu ortamlar ise aracın hava filtresinin daha çabuk tıkanmasına neden olarak motor performansını ve yakıt ekonomisini düşürür.

  • d) Üretim amacına uygun olarak kullanılmadığında: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır. Bir aracı üretim amacının dışında kullanmak (örneğin, bir binek otomobili ile ağır yük taşımak gibi) aracın mekanik aksamına zarar verir, yakıt tüketimini artırır ve ciddi güvenlik riskleri oluşturur. Bu durum, aracın daha çabuk yıpranmasına ve daha fazla kirletici gaz salmasına yol açar.

Özetle, bir aracın güvenli, ekonomik, sorunsuz ve çevre dostu olmasının temel şartı, o aracın düzenli olarak kontrol edilmesi ve bakımlarının zamanında ve doğru bir şekilde yapılmasıdır. Diğer şıklar, bu ideallere ulaşmayı engelleyen veya tam tersi sonuçlar doğuran durumlardır.

Soru 44
Motor çalışır durumda iken aracın gösterge panelinde akü şarj ikaz ışığı yanıyorsa, muhtemel arıza aşağıdakilerden hangisinde olabilir?
A
Fan motorunda
B
Alternatörde
C
Marş motorunda
D
Far ampüllerinde
44 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, motorun çalıştığı bir durumda gösterge panelindeki akü şarj ikaz ışığının neden yanıyor olabileceği sorgulanmaktadır. Bu ikaz ışığı, aracın şarj sisteminde bir sorun olduğunu sürücüye bildirmek için vardır. Motor çalışırken bu ışığın yanması, aracın elektrik ihtiyacının karşılanamadığı ve akünün şarj edilmediği anlamına gelir.

Doğru Cevap: b) Alternatörde

Doğru cevabın alternatör olmasının sebebi, aracın şarj sisteminin ana parçası olmasıdır. Alternatör, motor çalışırken mekanik enerjiyi (motorun dönüşünü) elektrik enerjisine çevirir. Üretilen bu elektrik hem aracın far, radyo, silecek gibi sistemlerini çalıştırır hem de biten aküyü yeniden şarj eder. Eğer alternatör arızalanırsa veya onu motora bağlayan V kayışı koparsa, elektrik üretimi durur ve şarj ikaz ışığı yanar. Bu durumda araç, sadece aküdeki mevcut elektrikle çalışmaya devam eder ve akü bittiğinde motor da durur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Fan motorunda: Fan motorunun görevi, radyatördeki suyu soğutarak motorun hararet yapmasını önlemektir. Fan motorunda bir arıza olursa, akü şarj ikaz ışığı değil, hararet (motor sıcaklığı) ikaz ışığı yanar. Bu iki sistem birbirinden bağımsızdır.
  • c) Marş motorunda: Marş motoru, sadece motoru ilk çalıştırma anında devreye giren ve aküden aldığı güçle motorun ilk hareketini sağlayan parçadır. Motor çalıştıktan sonra görevi biter ve devreden çıkar. Dolayısıyla, motor zaten çalışır durumdayken marş motorunda meydana gelecek bir arıza, akü şarj ikaz ışığını yakmaz. Marş motoru arızası genellikle arabanın hiç çalışmamasına neden olur.
  • d) Far ampüllerinde: Far ampülleri, elektrik tüketen parçalardır. Bir ampül patladığında sadece o far yanmaz, ancak bu durum aracın şarj sistemini doğrudan etkilemez ve akü şarj ikaz ışığının yanmasına sebep olmaz. Şarj sistemi, elektrik üretimiyle ilgiliyken, far ampülleri elektrik tüketimiyle ilgilidir.

Özetle, motor çalışırken yanan akü şarj ikaz ışığı, size "Dikkat, aracın elektrik üretemiyor ve sadece akü gücüyle gidiyorsun!" mesajını verir. Bu elektriği üreten parça da alternatör olduğu için, muhtemel arıza alternatörde veya onunla ilgili parçalardadır.

Soru 45
I. Dikkatin dağılması II. Kural ihlallerinin artması III. Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün azalması Verilenlerden hangilerinin, trafikte öfke duygusuna kapılan sürücülerde görülme olasılığı diğer sürücülere göre daha fazladır?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfke duygusuna kapılan bir sürücünün psikolojik ve davranışsal olarak nasıl etkilendiği, bu durumun trafikteki yansımalarının neler olduğu sorgulanmaktadır. Amaç, öfkeli bir sürücünün normal bir sürücüye göre hangi olumsuz davranışları sergilemeye daha yatkın olduğunu belirlemektir. Verilen öncülleri tek tek inceleyerek bu davranışları tespit etmemiz gerekiyor.

Öncüllerin Detaylı Analizi

  • I. Dikkatin dağılması: Öfke, çok güçlü ve zihni meşgul eden bir duygudur. Sürücü öfkelendiğinde, düşünceleri öfkesinin kaynağına (örneğin, kendisine hatalı sollama yapan araca veya trafikteki bir tartışmaya) odaklanır. Bu durum, sürücünün asıl görevi olan yolu, trafik işaretlerini, yayaları ve diğer araçları takip etme yeteneğini zayıflatır. Dolayısıyla, öfkeli bir sürücünün dikkati dağılır ve çevresindeki tehlikeleri fark etme olasılığı azalır. Bu ifade doğrudur.
  • II. Kural ihlallerinin artması: Öfke, mantıklı düşünme ve kendini kontrol etme mekanizmasını olumsuz etkiler. Öfkeli sürücüler daha aceleci, agresif ve risk almaya yatkın hale gelirler. Bu ruh hali, onları normalde yapmayacakları kural ihlallerine iter. Örneğin, hız limitini aşma, ani ve tehlikeli şerit değiştirme, yakın takip (tampona yapışma) veya diğer sürücülere karşı misilleme yapma gibi davranışlar sergileyebilirler. Bu nedenle, öfkeli sürücülerde kural ihlalleri artar. Bu ifade de doğrudur.
  • III. Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün azalması: Bu ifade, öfkeli bir sürücünün davranışının tam tersini anlatmaktadır. Öfke duygusu, kişinin sabrını ve toleransını azaltmaz, tam tersine artırır. Öfkeli bir sürücü, trafikteki en küçük bir yavaşlamaya veya bir başka sürücünün yaptığı basit bir hataya bile aşırı tepki gösterir. Yani, sabırsızlığı ve tahammülsüzlüğü en üst seviyeye çıkar. Bu ifadedeki "azalması" kelimesi onu yanlış kılmaktadır.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  1. a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Çünkü öfkeli sürücülerde dikkatin dağılmasının yanı sıra kural ihlallerinde de artış gözlemlenir. Bu yüzden sadece I. öncülü kabul etmek yeterli değildir.
  2. b) I ve II: Bu seçenek, analiz ettiğimiz doğru sonuçları içermektedir. Öfkeli bir sürücüde hem dikkatin dağılması (I) hem de kural ihlallerinin artması (II) sıkça görülen tehlikeli durumlardır. Bu nedenle bu seçenek doğrudur.
  3. c) II ve III: Bu seçenek, yanlış olan III. öncülü ("Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün azalması") içerdiği için hatalıdır. Öfke, sabırsızlığı artırır, azaltmaz.
  4. d) I, II ve III: Bu seçenek de yine yanlış olan III. öncülü içerdiği için hatalıdır. Bir seçenekteki ifadelerden bir tanesinin bile yanlış olması, o seçeneği tamamen yanlış yapar.

Sonuç olarak; trafikte öfkelenen bir sürücüde, dikkat dağınıklığı ve kural ihlallerinde artış görülme olasılığı diğer sürücülere göre çok daha yüksektir. Sabırsızlık ve tahammülsüzlük ise azalmak yerine tam tersine artar. Bu nedenle doğru cevap I ve II'yi içeren b) şıkkıdır.

Soru 46

Aracını kaldırıma park etmiş bir sürücü, diğer yol kullanıcılarının kaldırımı kullanmasına engel olduğu gibi kaldırımı kullanamayan yayaların araç yoluna çıkmalarına neden olmaktadır. Oysaki - - - - düzeyi yüksek bir sürücü, kendini yaya olan yol kullanıcısının yerine koyar ve aracını kaldırıma park etmez.

Verilen ifadede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi yazılmalıdır?

A
öfke
B
empati
C
bencillik
D
sorumsuzluk
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir kural ihlali üzerinden sürücülerin sahip olması gereken temel bir sosyal beceri sorgulanmaktadır. Sorunun metni, kaldırıma park etmenin yayalar için oluşturduğu tehlikeyi vurguladıktan sonra, bu yanlışı yapmayacak bir sürücünün hangi özelliğe sahip olduğunu bulmamızı istiyor. Metindeki kilit ifade ise "kendini yaya olan yol kullanıcısının yerine koyar" cümlesidir.

Doğru Cevap: b) empati

Doğru cevabın empati olmasının sebebi, empatinin tanımının sorudaki anahtar ifadeyle birebir örtüşmesidir. Empati, bir kişinin kendisini başka bir canlının yerine koyarak onun duygularını ve içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışma yeteneğidir. Paragrafta belirtilen "kendini yaya olan yol kullanıcısının yerine koyar" ifadesi, tam olarak empati kurma eylemini tanımlamaktadır. Empati düzeyi yüksek bir sürücü, "Ben bu kaldırımdan bir bebek arabasıyla, tekerlekli sandalyeyle veya yaşlı bir insan olarak geçmeye çalışsam ne hissederdim?" diye düşünür ve bu düşünce onu aracını doğru yere park etmeye yönlendirir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) öfke: Öfke, trafikte genellikle ani tepkilere, kural ihlallerine ve saldırgan sürüşe neden olan olumsuz bir duygudur. Kaldırıma park eden bir sürücüye karşı diğer insanlar öfke duyabilir, ancak bir sürücünün öfke düzeyinin yüksek olması onu daha düşünceli ve kurallara uyan bir birey yapmaz, tam aksine daha tehlikeli hale getirir. Bu nedenle bu seçenek tamamen yanlıştır.

  • c) bencillik: Bencillik, yalnızca kendi çıkarlarını ve rahatını düşünme durumudur. Aslında soruda anlatılan kaldırıma park etme davranışı, tam olarak bencillik ve sorumsuzluktan kaynaklanan bir eylemdir. Cümlede ise bu eylemi yapmayan, yani olumlu bir özelliğe sahip sürücüden bahsedilmektedir. Dolayısıyla bencillik, aranan özelliğin tam zıttıdır.

  • d) sorumsuzluk: Sorumsuzluk da bencillik gibi, bu olumsuz davranışın temel nedenlerinden biridir. Sorumsuz bir sürücü, davranışlarının başkaları üzerindeki etkilerini düşünmez ve kurallara uymayı önemsemez. Ancak metindeki "kendini yaya olan yol kullanıcısının yerine koyar" ifadesi, sorumsuzluğun karşıtı olan sorumluluktan daha özel bir yeteneği, yani empatiyi tarif etmektedir. Bu nedenle empati, boşluğa en uygun ve en net ifadedir.

Soru 47
I. Kural ihlallerine II. Tehlikeli davranışlara III. Güvenli sürücülük yeteneklerini olumlu yönde etkilemeye  Trafikte yaşanan öfke duygusu, verilenlerden hangilerine yol açabilmektedir?
A
I ve II 
B
I ve III
C
II ve III 
D
I, II ve III
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfke duygusunun bir sürücünün davranışları ve yetenekleri üzerindeki etkileri sorgulanmaktadır. Soru, öfkenin hangi sonuçlara yol açabileceğini verilen üç öncül üzerinden değerlendirmenizi istemektedir. Bu tür sorular, trafik psikolojisinin ve güvenli sürüş için duygusal kontrolün ne kadar önemli olduğunu ölçmeyi amaçlar. Şimdi öncülleri tek tek inceleyelim:
  • I. Kural ihlallerine: Öfke, sürücünün mantıklı düşünme ve karar verme yeteneğini zayıflatan güçlü bir duygudur. Öfkeli bir sürücü, sabrını kaybederek hız sınırını aşma, kırmızı ışıkta geçme, yakın takip yapma (tampona yapışma) veya aniden şerit değiştirme gibi kural ihlallerine çok daha yatkın hale gelir. Dolayısıyla, öfke duygusu doğrudan kural ihlallerine yol açabilir. Bu ifade doğrudur.
  • II. Tehlikeli davranışlara: Kural ihlalleri, aynı zamanda tehlikeli davranışlardır. Buna ek olarak, öfkeli sürücüler diğer sürücülerle inatlaşma, ani fren yapma (brake-checking), makas atma veya direksiyonu agresif kullanma gibi doğrudan can ve mal güvenliğini riske atan davranışlar sergileyebilir. Bu nedenle öfke, genel olarak tehlikeli davranışlara sebep olur. Bu ifade de doğrudur.
  • III. Güvenli sürücülük yeteneklerini olumlu yönde etkilemeye: Bu ifade, öfkenin güvenli sürüşü iyileştireceğini iddia etmektedir ki bu tamamen yanlıştır. Öfke; dikkati dağıtır, risk algısını düşürür, tepki süresini yavaşlatır ve sürücünün muhakeme yeteneğini olumsuz etkiler. Kısacası, öfke güvenli sürüş yeteneklerini olumlu değil, tam tersine son derece olumsuz yönde etkiler. Bu ifade kesinlikle yanlıştır.

Bu analizden sonra seçenekleri değerlendirelim:

Öfke duygusunun I. Kural ihlallerine ve II. Tehlikeli davranışlara yol açtığını, ancak III. Güvenli sürücülük yeteneklerini olumlu yönde etkilemediğini gördük. Bu durumda, içinde III numaralı ifadenin geçtiği tüm seçenekler yanlış olacaktır.

  • a) I ve II: Bu seçenek, doğru olarak belirlediğimiz iki sonucu da içerir. Bu nedenle doğru cevaptır.
  • b) I ve III: Bu seçenek, yanlış olan III. ifadeyi içerdiği için hatalıdır.
  • c) II ve III: Bu seçenek de yine yanlış olan III. ifadeyi içerdiği için hatalıdır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek de aynı şekilde yanlış olan III. ifadeyi kapsadığı için elenir.

Sonuç olarak, trafikte yaşanan öfke duygusu, sürücüyü hem kuralları çiğnemeye hem de genel olarak tehlikeli davranışlar sergilemeye iter. Bu durum, sürücünün güvenli sürüş yeteneklerini kesinlikle olumlu etkilemez, aksine tehlikeli bir şekilde zayıflatır. Bu nedenle doğru cevap a) I ve II seçeneğidir.

Soru 48
Sürücüler, beden dilini ve konuşma üslubunu da dikkate alarak trafik adabı açısından başarılı iletişim kurma becerilerini geliştirmek için aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
İnsanların değişebildiğine inanmalıdır.
B
Dinlerken aynı zamanda değerlendirme eğiliminde olmalıdır.
C
Karşısındakinin kişiliğini sevmediğinde zihnini ona kapatmalıdır.
D
Tek bir olayın, birini anlamak için yeterli bir örnek olduğunu düşünmelidir.
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte başarılı bir iletişim kurmak ve trafik adabına uygun davranmak için bir sürücünün sahip olması gereken temel bir zihniyet sorgulanmaktadır. Soru, sadece kurallara uymayı değil, aynı zamanda diğer sürücülere karşı olumlu bir tutum sergilemeyi, beden dilini ve konuşma üslubunu doğru kullanmayı da içeren geniş bir perspektif sunuyor. Kısacası, iyi bir sürücünün iletişim becerilerini geliştirmek için hangi düşünce yapısına sahip olması gerektiği sorulmaktadır.

Doğru cevap a) İnsanların değişebildiğine inanmalıdır seçeneğidir. Bu düşünce, trafik adabının ve başarılı iletişimin temelini oluşturan hoşgörü ve sabır için bir ön koşuldur. Trafikte hata yapan bir sürücü gördüğünüzde, onun bu hatasından ders çıkarabileceğine ve bir dahaki sefere daha dikkatli olabileceğine inanmak, öfkeyle tepki vermek yerine daha sakin ve anlayışlı kalmanızı sağlar. Bu olumlu bakış açısı, gereksiz tartışmaları ve stresi önleyerek daha güvenli bir trafik ortamı yaratır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • b) Dinlerken aynı zamanda değerlendirme eğiliminde olmalıdır. Bu seçenek yanlıştır çünkü etkili iletişimin temel kuralı, yargılamadan önce anlamaya çalışmaktır. Dinlerken sürekli olarak karşıdakini değerlendirmek veya yargılamak, empati kurmayı engeller ve savunmacı bir tavra yol açar. Trafikte bu tutum, diğer sürücünün yaptığı bir hatayı anlamaya çalışmak yerine hemen öfkeyle tepki vermenize neden olur, bu da iletişimi tamamen koparır.

  • c) Karşısındakinin kişiliğini sevmediğinde zihnini ona kapatmalıdır. Bu ifade, başarılı iletişimin tam zıttıdır. İletişim, fikir ayrılıkları veya kişisel hoşnutsuzluklar olsa bile açık bir zihinle devam etmeyi gerektirir. Karşınızdaki kişiyi sevmediğiniz için zihninizi ona kapatmak, önyargılı bir yaklaşımdır ve olası bir anlaşmazlığı çözmek yerine daha da büyütür. Trafik adabı, kişisel duygulardan bağımsız olarak tüm sürücülere saygılı olmayı ve iletişim kanallarını açık tutmayı gerektirir.

  • d) Tek bir olayın, birini anlamak için yeterli bir örnek olduğunu düşünmelidir. Bu düşünce de yanlıştır ve genelleme hatası olarak bilinir. Tek bir olaya veya hataya dayanarak bir kişi hakkında kesin bir yargıya varmak, hem haksızlık hem de etkili iletişimin önündeki en büyük engellerden biridir. Bir sürücünün o an yaptığı bir hata, onun her zaman kötü bir sürücü olduğu anlamına gelmez. Bu şekilde düşünmek, hoşgörüyü ortadan kaldırır ve trafikteki gerilimi artırır.

Soru 49
Geçilmekte olan araç sürücüsünün yavaşlayıp geçme yapan araca kolaylık sağlaması durumu, trafikte aşağıdaki değerlerden hangisiyle ifade edilir?
A
Bencillik
B
İnatlaşmak
C
Diğergamlık
D
Sorumsuzluk
49 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sollama yapılırken geçilen aracın sürücüsünün sergilediği olumlu bir davranışın hangi temel değerle ifade edildiği sorulmaktadır. Sorunun özü, bir sürücünün başka bir sürücünün işini kolaylaştırmak için kendi hızından feragat etmesinin ne anlama geldiğidir. Bu davranış, trafik adabının ve güvenli sürüşün önemli bir parçasıdır.

Doğru Cevap: c) Diğergamlık

Doğru cevabın diğergamlık olmasının sebebi, kelimenin anlamıyla ilgilidir. Diğergamlık, başkalarının iyiliğini ve çıkarını kendi çıkarından daha fazla veya en az onun kadar düşünme, fedakarlık yapma ve özgecilik anlamına gelir. Sorudaki sürücü, kendisi için bir zorunluluk olmamasına rağmen, sollama yapan aracın manevrasını daha güvenli ve hızlı tamamlayabilmesi için yavaşlamaktadır. Bu hareketiyle kendi seyahat süresinden küçük bir fedakarlık yaparak diğer sürücüye ve genel trafik akışının güvenliğine katkıda bulunmaktadır. Bu, tam olarak diğergamlık davranışının bir örneğidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Bencillik: Bencillik, sadece kendi çıkarını ve rahatını düşünmektir. Eğer geçilen sürücü bencil olsaydı, yavaşlamak yerine hızını korur, hatta sollama yapan aracı engellemek için hızını artırabilirdi. Bu durum, soruda anlatılan davranışın tam tersidir.
  • b) İnatlaşmak: İnatlaşmak, trafikte son derece tehlikeli bir davranıştır ve genellikle "yol vermeme" veya "yarışma" şeklinde ortaya çıkar. Geçilmekte olan bir sürücünün sollama yapan araçla inatlaşması, hızını artırması veya yolunu kapatması anlamına gelir. Sorudaki sürücü ise tam aksine yardımcı olmaktadır, bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Sorumsuzluk: Sorumsuzluk, trafik kurallarını ve güvenliği hiçe sayan davranışları ifade eder. Geçilen aracın yavaşlayarak sollama yapan araca yardımcı olması, tehlikeyi azaltan ve trafik güvenliğini artıran sorumlu bir davranıştır. Sorumsuz bir davranış, aniden hızlanmak veya şerit üzerinde tehlikeli hareketler yapmak olurdu.

Özetle; bir sürücünün, kendisini geçen başka bir araca yol vererek ve yavaşlayarak yardımcı olması, trafikteki diğer sürücüleri düşündüğünü ve onların güvenliğine önem verdiğini gösterir. Bu fedakar ve düşünceli davranış, diğergamlık olarak adlandırılır ve güvenli bir trafik ortamı için tüm sürücülerin sahip olması gereken önemli bir değerdir.

Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi, trafikte diğerlerine göre daha çabuk ve fazla öfkelenen sürücülerin yol açtığı bir durum değildir?
A
Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün artması
B
Kazaya karışma olasılığının azalması
C
Kural ihlallerinin artması
D
Dikkatin dağılması
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfkeli davranışlar sergileyen bir sürücünün yol açtığı sonuçlar ele alınmaktadır. Soru kökünde bizden istenen, bu sonuçlardan biri *olmayan* seçeneği bulmaktır. Yani, öfkeli bir sürücünün hangi durumu yaratmayacağını tespit etmeliyiz. Bu tür "değildir" ile biten olumsuz sorularda, seçenekleri dikkatle değerlendirmek çok önemlidir.

Doğru Cevap: b) Kazaya karışma olasılığının azalması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, öfkenin trafikteki sonuçlarıyla tamamen zıt bir durum ifade etmesidir. Öfke, sürücünün muhakeme yeteneğini zayıflatan, risk alma eğilimini artıran ve ani, agresif tepkiler vermesine neden olan güçlü bir duygudur. Öfkeli bir sürücü, daha hızlı araç kullanır, diğer sürücülerle inatlaşır ve güvenli takip mesafesi gibi önemli kuralları hiçe sayar. Tüm bu olumsuz davranışlar, kazaya karışma olasılığını azaltmak yerine tam tersine ciddi şekilde artırır. Dolayısıyla, "kazaya karışma olasılığının azalması" öfkeli bir sürücünün yol açacağı bir durum olamaz.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu, yani neden öfkeli sürüşün birer sonucu olduklarını inceleyelim:

  • a) Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün artması: Bu durum, öfkenin en temel ve doğrudan sonuçlarından biridir. Öfkelenen bir sürücü, trafikteki diğer yol kullanıcılarının en ufak hatasına veya yavaşlığına bile dayanamaz hale gelir. Sabrı ve toleransı azaldığı için kornayı gereksiz yere kullanma, sıkıştırma gibi tehlikeli davranışlar sergilemeye başlar. Bu yüzden bu seçenek, öfkeli sürüşün bir sonucudur.
  • c) Kural ihlallerinin artması: Öfke, sürücünün kurallara olan saygısını azaltır. "Bana yol vermedi, o zaman ben de kırmızıda geçerim" veya "Çok yavaş gidiyor, sağdan sollayacağım" gibi düşüncelerle hareket edebilir. Hız limitlerini aşmak, emniyet şeridini ihlal etmek veya tehlikeli şerit değiştirmek gibi kural ihlalleri, öfkeli sürücülerde sıkça görülen davranışlardır. Bu nedenle bu seçenek de öfkeli sürüşün bir sonucudur.
  • d) Dikkatin dağılması: Sürücünün zihni öfkeyle meşgul olduğunda, tüm dikkatini yola ve çevresine veremez. Aklı, kendisini sinirlendiren olayda veya kişide kalır. Bu durum, sürücünün yola çıkan bir yayayı, aniden duran bir aracı veya trafik işaretlerini fark etmesini geciktirir. Bu zihinsel meşguliyet, tıpkı telefonla konuşmak gibi bir dikkat dağınıklığı yarattığı için bu seçenek de öfkeli sürüşün bir sonucudur.
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI