%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
  • Kısa süreli, yüzeysel ve geçicidir.
  • Beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşur.
Yukarıda özellikleri verilen bilinç kaybı hâli hangisidir?
A
Bayılma 
B
Şok
C
Kansızlık 
D
Koma
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bilinç kaybına yol açan bir durumun iki temel özelliği verilmiştir. Birincisi, bu durumun kısa süreli, yüzeysel ve geçici olmasıdır. İkincisi ise beyne giden kan akışının geçici olarak azalmasıyla ortaya çıkmasıdır. Bu özelliklere dayanarak doğru seçeneği bulmamız ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamamız gerekiyor.

Doğru Cevap: a) Bayılma

Bayılma (senkop), tam olarak soruda belirtilen özelliklere sahiptir. Beyne giden kanın aniden ve geçici olarak azalması, beynin fonksiyonlarını kısa bir süreliğine yerine getirememesine neden olur. Bu durum, genellikle birkaç saniye veya dakika süren, yüzeysel bir bilinç kaybına yol açar ve kişi genellikle müdahale olmadan kendi kendine ayılır. Bu nedenle, "kısa süreli, yüzeysel ve geçici" ve "beyne giden kan akışının azalması" tanımları doğrudan bayılmayı işaret etmektedir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • b) Şok: Şok, dolaşım sisteminin yaşamsal organlara (kalp, beyin, böbrekler vb.) yeterli miktarda kan gönderememesi sonucu ortaya çıkan hayati tehlike taşıyan bir durumdur. Şok, kısa süreli ve geçici değildir; aksine, acil tıbbi müdahale gerektiren ve giderek kötüleşen bir tablodur. Bilinç bulanıklığı veya kaybı şokun ilerleyen evrelerinde görülebilse de, şokun temel tanımı bu değildir.
  • c) Kansızlık: Kansızlık (anemi), bir bilinç kaybı durumu değil, vücutta yeterli sağlıklı kırmızı kan hücresinin bulunmamasıdır. Bu bir tıbbi durumdur, anlık bir olay değildir. Şiddetli kansızlık, beyne yeterli oksijen gitmemesine neden olarak bayılmaya zemin hazırlayabilir; ancak kansızlık, bayılmanın kendisi değil, olası bir nedenidir. Soru ise olayın kendisini sormaktadır.
  • d) Koma: Koma, uzun süreli, derin ve tepkisiz bir bilinç kaybı hâlidir. Kişi, dış uyaranlara (ses, ağrı) tepki veremez ve kendi kendine uyanamaz. Bu durum, soruda belirtilen "kısa süreli, yüzeysel ve geçici" tanımının tam tersidir. Koma, bayılmadan çok daha ciddi bir nörolojik durumdur ve genellikle ciddi bir hastalık veya kafa travması sonucu oluşur.

Özetle, soruda verilen tanımlar, geçici ve yüzeysel bir bilinç kaybı olan ve beyne giden kanın anlık azalmasıyla tetiklenen bayılma durumunu net bir şekilde açıklamaktadır. Diğer seçenekler ise ya daha ciddi, ya daha uzun süreli ya da bilinç kaybının kendisi değil, nedeni olan durumlardır.

Soru 2

I. Sıkan giysiler gevşetilir.

II. Sırtüstü yatırılarak ayakları 45 cm kaldırılır.

III. Kusma varsa mide içeriğini yutması için yarı oturur pozisyonda tutulur.

IV. Solunum yolu açıklığı kontrol edilir ve açıklığın korunması sağlanır.

Yukarıdakilerden hangileri bayılmış olan bir kazazedeye yapılması gereken ilk yardım uygulamalarındandır?

A
I ve IV.
B
II ve III.
C
I, III ve IV.
D
I, II, III ve IV.
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kısa süreli bilinç kaybı olan, yani bayılmış bir kazazedeye uygulanması gereken doğru ilk yardım adımlarının hangileri olduğu sorulmaktadır. Doğru müdahaleyi bilmek, kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek ve hızla kendine gelmesini sağlamak için hayati önem taşır. Şimdi maddeleri ve seçenekleri tek tek inceleyelim.

Doğru Cevabın Açıklaması (a) I ve IV.

Doğru cevap a seçeneğidir çünkü I. ve IV. maddelerde belirtilen uygulamalar, bayılan bir kişiye yapılması gereken temel ve en önemli ilk yardım adımlarıdır. Bu iki adım, kazazedenin solunumunu ve kan dolaşımını rahatlatarak beyne yeterli kan ve oksijen gitmesini hedefler.

  • I. Sıkan giysiler gevşetilir: Bu son derece doğru bir uygulamadır. Özellikle boyun, göğüs ve bel bölgesindeki kravat, gömlek yakası, kemer gibi sıkı giysiler kan dolaşımını ve solunumu zorlaştırabilir. Bu giysileri gevşetmek, kazazedenin daha rahat nefes almasını ve kan dolaşımının düzelmesini sağlar.
  • IV. Solunum yolu açıklığı kontrol edilir ve açıklığın korunması sağlanır: Bu, ilk yardımın en temel ve öncelikli kuralıdır (ABC'nin A'sı - Airway/Hava yolu). Bilincini kaybeden bir kişide dil geriye kayarak solunum yolunu tıkayabilir. Bu nedenle, başı hafifçe geriye eğip çeneyi yukarı kaldırarak hava yolunun açık olduğundan emin olmak ve bu durumu korumak hayati derecede önemlidir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

Diğer seçenekler, yanlış veya tehlikeli uygulamalar içerdiği için elenmelidir. Özellikle III. madde, yapılması kesinlikle yanlış olan tehlikeli bir müdahaledir.

  • II. Sırtüstü yatırılarak ayakları 45 cm kaldırılır: Bu pozisyon, şok pozisyonudur. Bayılan kişide de beyne kan akışını artırmak için ayakların yaklaşık 30 cm kadar yukarı kaldırılması önerilir. Ancak bu soruda 45 cm olarak belirtilmesi ve diğer şıklarda çok daha kritik bir yanlışın (III. madde) bulunması, bu maddeyi tartışmalı hale getirir. En temel ve öncelikli adımlar hava yolu kontrolü ve giysilerin gevşetilmesidir. Bu sebeple sadece I ve IV'ü içeren seçenek en doğrusudur.
  • III. Kusma varsa mide içeriğini yutması için yarı oturur pozisyonda tutulur: Bu ifade tamamen yanlış ve çok tehlikelidir. Bilinci yerinde olmayan veya yarı baygın bir kişide kusma varsa, kusmuğun soluk borusuna kaçarak boğulmaya (aspirasyon) neden olma riski çok yüksektir. Bu durumda kazazede kesinlikle yarı oturur pozisyona getirilip kusmuğunu yutmaya teşvik edilmez. Doğru uygulama, kazazedeyi derhal yan yatış (koma/iyileşme) pozisyonuna getirmektir. Bu pozisyon, kusmuğun ağızdan dışarı akmasını sağlayarak solunum yolunu korur.

Özetle; b, c ve d seçeneklerinin hepsi, tehlikeli bir uygulama olan III. maddeyi içerdiği için doğrudan yanlıştır. II. madde şok pozisyonunu tarif etse de, bayılma için öncelikli ve en temel adımlar I. ve IV. maddelerdir. Bu nedenle, bayılan bir kazazedeye yapılacak ilk yardım uygulamalarını en doğru şekilde ifade eden seçenek a) I ve IV.'tür.

Soru 3
Baş yaralanması sebebiyle bayılan ve daha sonra kendine gelen yaralıya, aşağıdakilerden hangisi uygulanır?
A
Başı sıcak su ile yıkanır.
B
Bulantı önleyici ve ağrı kesici ilaç verilir.
C
Normal faaliyetini sürdürmesine izin verilir.
D
En az 12-24 saat süre ile hekim kontrolünde tutulur.
3 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir baş yaralanması sonucu kısa süreli bilinç kaybı (bayılma) yaşayıp sonra kendine gelen bir kazazedeye uygulanması gereken doğru ilk yardım yöntemi sorgulanmaktadır. Bu durum, ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan ve hayati önem taşıyan bir konudur. Çünkü kazazedenin kendine gelmiş olması, tehlikenin geçtiği anlamına gelmez.

Doğru cevap d) En az 12-24 saat süre ile hekim kontrolünde tutulur seçeneğidir. Baş yaralanmaları son derece ciddidir ve dışarıdan basit bir darbe gibi görünse bile kafa içinde kanama, beyin sarsıntısı veya ödem gibi hayatı tehdit eden durumlara yol açabilir. Kazazede kendine geldikten sonra kendini iyi hissetse bile, ilk birkaç saat içinde durumu aniden kötüleşebilir. Bu nedenle, olası bir iç kanama veya beyin hasarının belirtilerini gözlemlemek için profesyonel sağlık gözetimi altında tutulması en güvenli ve doğru yaklaşımdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Başı sıcak su ile yıkanır: Bu seçenek tamamen yanlıştır ve tehlikelidir. Kafa travmalarında, olası bir kanamayı veya şişliği (ödemi) artırabileceği için sıcak uygulama yapılmaz. Aksine, şişliği kontrol altına almak için bölgeye soğuk uygulama (buz torbası gibi) yapılması tavsiye edilir. Dolayısıyla sıcak su ile yıkamak, yaralının durumunu daha da kötüleştirebilir.
  • b) Bulantı önleyici ve ağrı kesici ilaç verilir: Bu da çok tehlikeli bir uygulamadır. Birincisi, bilinç durumu tam olarak stabil olmayan bir kişiye ağızdan herhangi bir şey vermek boğulma riskine yol açar. İkincisi, verilecek ağrı kesiciler, beyin kanaması gibi ciddi bir durumun belirtisi olabilecek baş ağrısını maskeleyebilir. Bu da doktorun doğru teşhis koymasını zorlaştırır ve hayati bir tehlikenin gözden kaçmasına neden olabilir. İlk yardımda, doktor tavsiyesi olmadan asla ilaç verilmemelidir.
  • c) Normal faaliyetini sürdürmesine izin verilir: Bu seçenek de son derece risklidir. Kazazede "iyiyim" dese bile, beyin sarsıntısı geçirmiş olabilir ve dinlenmesi gerekir. Normal faaliyetlerine dönmesi, beyin üzerindeki baskıyı artırabilir ve mevcut bir hasarın kötüleşmesine yol açabilir. Baş yaralanması geçiren bir kişinin mutlak suretle dinlenmesi ve efordan kaçınması gerekir.

Özetle, bilinç kaybına yol açan her türlü baş yaralanması ciddiye alınmalıdır. Kazazede kendine gelse dahi, görünmeyen iç hasarların tespiti ve takibi için mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılmalı ve doktor kontrolünde kalması sağlanmalıdır. Bu, hayat kurtaran en önemli adımdır.

Soru 4
• Bir el alına yerleştirilir. • Diğer elin iki parmağı çene kemiğinin üzerine yerleştirilir. • Alından bastırılıp, çeneden kaldırılarakbaş geriye doğru itilir. Kazazedenin hava yolunu açmak için, uygulama tekniği verilen pozisyon aşağıdakilerden hangisidir?
A
Şok pozisyonu
B
Yarı oturuş pozisyonu
C
Baş geri-çene yukarı pozisyonu
D
Yarı yüzükoyun-Yan pozisyon
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bilincini kaybetmiş bir kazazedenin solunum yolunu açmak için uygulanan temel bir ilk yardım tekniğinin adımları verilmiş ve bu tekniğin adının ne olduğu sorulmaktadır. Soruda tarif edilen uygulama, ilk yardımın en kritik adımlarından biridir, çünkü solunumun devamlılığı hayati önem taşır.

Doğru cevap c) Baş geri-çene yukarı pozisyonu'dur. Bu pozisyonun amacı, bilinci kapalı kişilerde gevşeyen dilin geriye düşerek soluk borusunu tıkamasını engellemektir. Soruda verilen adımlar bu tekniği birebir tarif etmektedir: Bir elin alına konulmasıyla baş geriye itilir (Baş Geri), diğer elin parmaklarıyla çenenin yukarı kaldırılmasıyla da (Çene Yukarı) dil yerinden oynatılarak hava yolu açılmış olur.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Şok pozisyonu: Bu pozisyon, dolaşım yetmezliği (şok) durumunda uygulanır. Kazazede sırt üstü yatırılır ve bacakları yaklaşık 30 cm kadar yukarı kaldırılarak hayati organlara (beyin, kalp vb.) kan gitmesi hedeflenir. Bu pozisyonun, soruda tarif edilen hava yolu açma tekniği ile bir ilgisi yoktur.
  • b) Yarı oturuş pozisyonu: Bu pozisyon genellikle bilinci açık olan ve solunum güçlüğü çeken (örneğin kalp krizi, astım krizi, kaburga kırığı gibi durumlarda) hastalara uygulanır. Hastanın sırtı desteklenerek oturur pozisyona getirilmesi, nefes alıp vermesini kolaylaştırır. Ancak bu, bilinci kapalı birinin hava yolunu açmak için kullanılan bir yöntem değildir.
  • d) Yarı yüzükoyun-Yan pozisyon: Bu pozisyon, "Koma Pozisyonu" veya "Derlenme Pozisyonu" olarak da bilinir. Bilinci kapalı ancak solunumu ve nabzı olan kazazedelere uygulanır. Amacı, kişinin kusması durumunda kusmuğun soluk borusuna kaçmasını önlemek ve dilin hava yolunu tıkamasını engellemektir. Soruda tarif edilen "Baş geri-çene yukarı" manevrası, koma pozisyonuna almadan önce solunumu kontrol etmek için yapılan bir adımdır, pozisyonun kendisi değildir.

Özetle, soruda adım adım anlatılan teknik, bilinci kapalı bir kazazedenin dilinin soluk borusunu tıkamasını önleyerek hava yolunu açmak için kullanılan Baş geri-çene yukarı pozisyonu'dur. Bu, temel yaşam desteğinin ilk ve en önemli adımlarından biridir.

Soru 5
• Bir el alına yerleştirilir. • Diğer elin iki parmağı çene kemiğinin üzerine yerleştirilir. • Alından bastırılıp çeneden kaldırılarak baş geriye doğru itilir. Uygulama basamakları verilen ve kazazedenin hava yolunu açmak için kullanılan pozisyon aşağıdakilerden hangisidir?
A
Şok pozisyonu
B
Yarı oturuş pozisyonu
C
Baş geri-çene yukarı pozisyonu
D
Yarı yüzükoyun-yan pozisyon
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın en temel uygulamalarından biri olan solunum yolunu açma tekniğinin uygulama basamakları tarif edilmektedir. Bilinci kapalı ancak solunumu olan bir kazazedeye doğru müdahaleyi yapabilmek için bu pozisyonun ne olduğunu ve neden yapıldığını bilmek hayati önem taşır. Soruda verilen adımlar, bu tekniğin birebir tarifidir.

Doğru Cevap: c) Baş geri-çene yukarı pozisyonu

Doğru cevabın "Baş geri-çene yukarı pozisyonu" olmasının sebebi, soruda anlatılan uygulama basamaklarının bu pozisyonun adıyla tam olarak örtüşmesidir. Bilinci kapalı kişilerde kaslar gevşediği için dil, geriye kayarak soluk borusunu tıkayabilir. Bu pozisyonun amacı, dili kökünden ileriye doğru iterek hava yolunu açmaktır.

  • "Alından bastırılıp... baş geriye doğru itilir." kısmı, pozisyonun "Baş Geri" adımını ifade eder.
  • "Diğer elin iki parmağı çene kemiğinin üzerine yerleştirilir... çeneden kaldırılarak..." kısmı ise pozisyonun "Çene Yukarı" adımını ifade eder.

Bu iki hareket birleştiğinde, soluk borusu düz bir hale gelir ve dilin yolu tıkaması engellenir. Bu, solunumu durma riski olan bir kazazedeye yapılacak ilk ve en önemli müdahalelerden biridir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

a) Şok pozisyonu: Bu pozisyon, kan dolaşımında bir sorun olduğunda ve hayati organlara yeterli kan gitmediğinde uygulanır. Kazazede sırt üstü yatırılır ve ayakları yaklaşık 30 cm kadar yukarı kaldırılır. Amaç, beyin ve kalp gibi önemli organlara kan akışını artırmaktır. Soruda anlatılan hava yolu açma tekniği ile hiçbir ilgisi yoktur.

b) Yarı oturuş pozisyonu: Bu pozisyon genellikle bilinci açık olan ve solunum güçlüğü çeken (örneğin astım krizi, kalp krizi geçiren) veya göğüs yaralanması olan hastalara uygulanır. Hastanın sırtı desteklenerek oturur pozisyona getirilmesi, nefes alıp vermesini kolaylaştırır. Sorudaki uygulama, bilinci kapalı birine hava yolunu açmak için yapılır ve bu pozisyondan tamamen farklıdır.

d) Yarı yüzükoyun-yan pozisyon: Bu pozisyonun diğer adı "Koma Pozisyonu" veya "Derlenme Pozisyonu"'dur. Bilinci kapalı ancak solunumu ve nabzı olan kazazedelere uygulanır. Amacı, kişinin kusması durumunda kusmuğun soluk borusuna kaçmasını (aspirasyon) önlemek ve hava yolunu açık tutmaktır. Bu pozisyona getirmeden önce genellikle zaten "Baş geri-çene yukarı" pozisyonu ile hava yolu kontrol edilmiştir. Dolayısıyla, soruda anlatılan basamaklar bu pozisyonun kendisine ait değildir.

Soru 6
Ülkemizde ilk yardım gerektiren her durumda, 112 Acil Yardım Servisinin aranması ve gerekli bilgilerin doğru olarak verilmesi bir insanlık görevidir.

Buna göre 112 Acil Yardım Servisinin aranması sırasında dikkat edilecek hususlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A
Olayın tanımını yapmaktan kaçınmak
B
Kimin, hangi numaradan aradığını bildirmekten kaçınmak
C
Sakin olmak ya da sakin olan bir kişinin aramasını sağlamak
D
Herhangi bir ilk yardım uygulaması yapıldıysa bu durumu sağlık personelinden gizlemek
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, 112 Acil Yardım Servisi'ni ararken sergilenmesi gereken doğru davranışın ne olduğu sorgulanmaktadır. Acil bir durumda doğru ve etkili iletişim kurmak, yardımın en kısa sürede ve doğru şekilde olay yerine ulaşmasını sağladığı için hayati önem taşır. Sorunun amacı, sürücü adayının bu kritik andaki doğru iletişim kurallarını bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: c) Sakin olmak ya da sakin olan bir kişinin aramasını sağlamak

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, acil yardım çağrısı sırasında verilecek bilgilerin net, anlaşılır ve eksiksiz olması gerekliliğidir. Panik ve heyecan hâlindeyken kişi, önemli detayları (adres, yaralı sayısı, olayın türü vb.) unutabilir, yanlış aktarabilir veya konuşması anlaşılmaz olabilir. Bu nedenle arayan kişinin sakin olması, 112 operatörünün sorduğu soruları doğru anlayıp net cevaplar vermesini sağlar ve bu da yardımın daha hızlı ulaşmasına olanak tanır. Eğer kişi kendini sakinleştiremiyorsa, çevredeki daha sakin birinden yardım istemesi en doğru yaklaşımdır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğuna Dair Açıklamalar:

  • a) Olayın tanımını yapmaktan kaçınmak: Bu seçenek tamamen yanlıştır. 112 operatörünün olay yerine hangi ekibi (ambulans, itfaiye, polis) ve hangi donanımı göndereceğini belirlemesi için olayın ne olduğunu bilmesi gerekir. Örneğin, bir trafik kazası mı, kalp krizi mi, yoksa bir yangın mı olduğu bilgisi, müdahalenin şeklini doğrudan etkiler. Bu yüzden olayın tanımı mutlaka yapılmalıdır.
  • b) Kimin, hangi numaradan aradığını bildirmekten kaçınmak: Bu da hatalı bir davranıştır. Arayan kişinin kim olduğunu ve hangi numaradan aradığını bildirmesi, hat kesilmesi durumunda operatörün geri arayabilmesi için zorunludur. Ayrıca, operatör ek yardım bilgisi veya yönlendirme için arayan kişiye tekrar ulaşmak isteyebilir. Bu bilgileri gizlemek, iletişimin kopmasına ve yardımın gecikmesine neden olabilir.
  • d) Herhangi bir ilk yardım uygulaması yapıldıysa bu durumu sağlık personelinden gizlemek: Bu seçenek son derece tehlikeli ve yanlıştır. Olay yerinde yaralıya yapılan herhangi bir ilk yardım müdahalesi (örneğin, suni solunum, kalp masajı, turnike uygulaması) gelen sağlık ekibine mutlaka bildirilmelidir. Çünkü sağlık personelinin yapacağı tıbbi müdahale, daha önce yapılan ilk yardıma göre şekillenecektir. Bu bilgiyi gizlemek, yaralıya yanlış tedavi uygulanmasına ve hayati tehlike oluşmasına yol açabilir.

Özetle, 112 Acil Yardım Servisi arandığında amaç, en kısa sürede doğru bilginin karşı tarafa aktarılmasıdır. Bunu sağlamanın en temel yolu ise sakin kalarak net ve eksiksiz bilgi vermektir. Diğer seçeneklerde belirtilen davranışlar ise yardım sürecini olumsuz etkileyen, geciktiren ve hatta tehlikeye atan yanlışlardır.

Soru 7
I. El freninin çekilmesi II. Kontağın kapatılması III. LPG’li ise aracın bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılması Yukarıdakilerden hangileri kazaya uğrayan araçta alınması gereken güvenlik önlemlerindendir?
A
Yalnız I.
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldikten sonra, daha büyük tehlikelerin (yangın, patlama, aracın kayması vb.) önüne geçmek için araçta alınması gereken temel güvenlik önlemleri sorulmaktadır. Kaza sonrası panik anında bile bu adımların doğru bir sırayla ve eksiksiz olarak uygulanması, hem araç içindekilerin hem de yardım etmeye gelenlerin hayatını korumak için kritik öneme sahiptir. Şimdi bu önlemleri ve şıkları tek tek inceleyelim.

Öncelikle soruda verilen maddeleri neden yapmamız gerektiğini anlayalım:

  • I. El freninin çekilmesi: Kaza sonrası araç, özellikle eğimli bir yolda durduysa, kendi kendine hareket etme riski taşır. El frenini çekmek, aracı bulunduğu yerde sabitleyerek kaymasını veya yuvarlanmasını engeller. Bu basit ama etkili hareket, aracın başka bir kazaya neden olmasını veya kurtarma çalışmalarını zorlaştırmasını önler.
  • II. Kontağın kapatılması: Kazanın şiddetiyle aracın yakıt sistemi veya elektrik aksamı hasar görmüş olabilir. Kontağı kapatmak, motoru durdurur ve aracın elektrik sistemindeki akımı keser. Bu sayede, sızan yakıttan (benzin, motorin) veya kısa devreden kaynaklanabilecek bir kıvılcımın yangın ya da patlama riskini ortadan kaldırmış oluruz.
  • III. LPG’li ise aracın bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılması: LPG (Sıvılaştırılmış Petrol Gazı) basınçlı ve yanıcı bir gazdır. Kaza anında LPG tankına giden borular zarar görebilir ve gaz sızıntısı başlayabilir. Bagajdaki tankın üzerinde bulunan vanayı kapatmak, gaz akışını kaynağından keserek olası bir gaz sızıntısı ve patlama tehlikesini önlemek için alınması gereken en önemli önlemlerden biridir.

Şimdi seçenekleri değerlendirelim:

Doğru Cevap: d) I, II ve III.
Yukarıda açıkladığımız gibi, bu üç önlem de kaza sonrası güvenliği sağlamak için hayati önem taşır. Her biri farklı bir riski (aracın hareket etmesi, elektrik kaynaklı yangın, gaz sızıntısı) ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu nedenle, tam bir güvenlik sağlamak için bu adımların hepsinin uygulanması gerekmektedir. Bu yüzden doğru şık, tüm önlemleri içeren D şıkkıdır.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?
Diğer seçenekler, alınması gereken güvenlik önlemlerinin sadece bir kısmını içerdiği için eksiktir ve bu nedenle yanlıştır.

  • a) Yalnız I: Sadece el frenini çekmek, aracı sabitler ama olası bir yangın veya patlama riskini göz ardı eder.
  • b) I ve II: El frenini çekip kontağı kapatmak çok önemlidir, ancak araç LPG'li ise en büyük tehlikelerden biri olan gaz sızıntısı riskini ortadan kaldırmaz.
  • c) II ve III: Kontağı ve LPG vanasını kapatmak yangın/patlama riskini azaltır, ancak el freni çekilmezse araç kayarak ikincil bir kazaya neden olabilir.

Sonuç olarak, kaza sonrası güvenliği eksiksiz bir şekilde sağlamak için listedeki tüm adımların uygulanması zorunludur. Bu yüzden I, II ve III maddelerinin tamamını içeren D şıkkı doğru cevaptır.

Soru 8
Aşağıdakilerden hangisi, ilk yardım uygulamalarında ilk yardımcının kendisi ve kazazede için alması gereken önlemlerden biri değildir?
A
Kırıklara yerinde müdahale etmesi
B
Kazazedenin korku ve endişelerini gidermesi
C
Kazazedeyi hareket ettirmeden müdahale yapması
D
Kendisinden önce kazazedenin emniyetini sağlaması
8 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir ilk yardımcının olay yerinde uyması gereken temel öncelik sıralaması ve doğru davranış biçimleri sorgulanmaktadır. Sorunun kökünde "önlemlerden biri değildir" ifadesi yer aldığı için, şıklarda verilen bilgilerden hangisinin yanlış veya hatalı bir öncelik olduğunu bulmamız gerekmektedir. Yani, üç doğru ilk yardım kuralı ve bir yanlış kural verilmiştir.

Doğru cevap d) Kendisinden önce kazazedenin emniyetini sağlaması seçeneğidir. İlk yardımın en temel ve değiştirilemez kuralı, ilk yardımcının önce kendi can güvenliğini sağlamasıdır. Eğer ilk yardımcı kendini tehlikeye atarsa, kendisi de bir kazazede haline gelebilir. Bu durumda hem kendine hem de yardım bekleyen kazazedeye yardım edemez hale gelir, hatta olay yerindeki kurban sayısı artar. Bu nedenle doğru sıralama her zaman; 1. Kendi Güvenliği, 2. Çevre Güvenliği, 3. Kazazedenin Güvenliği şeklindedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna (yani neden doğru birer ilk yardım uygulaması olduklarına) bakalım:

  • a) Kırıklara yerinde müdahale etmesi: Bu, doğru bir ilk yardım uygulamasıdır. Kırık, çıkık veya burkulma şüphesi olan bir kazazede, hayati bir tehlike (yangın, patlama riski vb.) olmadıkça kesinlikle hareket ettirilmemelidir. Kırık kemik uçları, hareket ettirildiğinde çevresindeki damar ve sinirlere zarar vererek durumu daha da kötüleştirebilir. Bu nedenle müdahale, kazazedenin bulunduğu yerde yapılmalıdır.
  • b) Kazazedenin korku ve endişelerini gidermesi: Bu, ilk yardımın psikolojik boyutunu oluşturan çok önemli bir adımdır. Kaza geçirmiş bir kişi doğal olarak korku, panik ve endişe içinde olacaktır. İlk yardımcının sakin bir ses tonuyla konuşması, ona güvende olduğunu hissettirmesi ve ne yapacağını anlatması, kazazedenin sakinleşmesine yardımcı olur. Bu durum, kazazedenin şoka girmesini önleyebilir ve müdahaleyi kolaylaştırır.
  • c) Kazazedeyi hareket ettirmeden müdahale yapması: Bu da hayati öneme sahip bir kuraldır. Özellikle omurga yaralanması şüphesi olan durumlarda kazazedenin bilinçsizce hareket ettirilmesi, felç kalmasına veya hayatını kaybetmesine neden olabilir. Bu yüzden, tehlikeli bir durum söz konusu değilse, kazazedeye bulunduğu pozisyonda müdahale etmek esastır. Bu seçenek, 'a' seçeneğini destekleyen genel bir ilkedir.

Özetle, bir ilk yardımcı olay yerine ulaştığında "Önce Can, Sonra Canan" ilkesini benimsemelidir. Kendi güvenliğini sağlamadan kazazedeye müdahale etmeye çalışmak, en temel ilk yardım kuralını ihlal etmektir. Bu nedenle "kendisinden önce kazazedenin emniyetini sağlamak" yapılması gereken önlemlerden biri değildir.

Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi göğüs yaralanması olan kazazedeye uygulanmaz?
A
Açık olan yarayı temiz bir bezle kapatıp basınç yapmadan sarmak
B
Ayakları yüksekte tutup sırtüstü yatırmak
C
Batan cisim varsa çıkarmamak
D
Yarı oturur duruma getirmek
9 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, göğüs yaralanması olan bir kazazedeye yapılması yanlış olan, yani uygulanmaması gereken ilk yardım müdahalesi sorulmaktadır. Bu tür sorularda amaç, hayatı tehdit eden bir durumda hangi uygulamanın durumu daha da kötüleştireceğini bilmektir. Göğüs yaralanmalarında en temel öncelik, kazazedenin rahat nefes almasını sağlamak ve durumu daha kötüye götürecek hareketlerden kaçınmaktır.

Doğru cevap b) Ayakları yüksekte tutup sırtüstü yatırmak seçeneğidir. Şimdi bu cevabın neden doğru olduğunu ve diğer seçeneklerin neden doğru ilk yardım uygulamaları olduğunu detaylıca inceleyelim.

Neden "b) Ayakları yüksekte tutup sırtüstü yatırmak" UYGULANMAZ?

Bu pozisyon, "şok pozisyonu" olarak bilinir ve genellikle kan basıncının düştüğü, beyne yeterli kan gitmediği durumlarda kan dolaşımını desteklemek için kullanılır. Ancak göğüs yaralanması olan bir kazazedede bu pozisyon son derece tehlikelidir. Kazazedenin sırtüstü yatırılması ve ayaklarının yükseltilmesi, karın içi organların diyaframa baskı yapmasına neden olur. Bu baskı, zaten yaralanma nedeniyle zor nefes alan akciğerlerin daha da sıkışmasına ve solunumun iyice güçleşmesine yol açar.

Göğüs yaralanmalarında temel amaç, solunumu kolaylaştırmaktır. Şok pozisyonu ise tam tersi bir etki yaratarak kazazedenin solunumunu engeller ve hayati tehlikeyi artırır. Bu nedenle göğüs yaralanması olan bir kişiye kesinlikle şok pozisyonu verilmemelidir.

Diğer Seçenekler Neden Doğru İlk Yardım Uygulamalarıdır?

  • a) Açık olan yarayı temiz bir bezle kapatıp basınç yapmadan sarmak: Bu, delici göğüs yaralanmalarında yapılması gereken doğru bir müdahaledir. Yaranın temiz bir bezle (mümkünse naylon poşet gibi hava geçirmeyen bir materyalle) kapatılması, dışarıdan akciğer boşluğuna hava girmesini (pnömotoraks) engeller. "Basınç yapmadan sarmak" ifadesi önemlidir, çünkü amaç sadece hava girişini kesmektir; aşırı basınç içerideki dokulara daha fazla zarar verebilir.
  • c) Batan cisim varsa çıkarmamak: Bu, tüm delici yaralanmalar için altın bir kuraldır. Vücuda saplanmış bir cisim, içeride bir kan damarını tıkıyor olabilir ve bir nevi "tampon" görevi görür. Cismi çıkarmak, kontrol edilemeyen iç kanamalara yol açarak durumu çok daha kötüleştirebilir. Bu nedenle batan cisim kesinlikle çıkarılmaz, etrafı desteklenerek sabitlenir ve sağlık ekiplerinin gelmesi beklenir.
  • d) Yarı oturur duruma getirmek: Bu, göğüs yaralanması olan bir kazazede için en doğru pozisyondur. Yarı oturur pozisyon (Fowler pozisyonu), yer çekiminin yardımıyla diyaframın aşağı doğru hareket etmesini kolaylaştırır ve akciğerlerin daha rahat genişlemesini sağlar. Bu sayede kazazede daha kolay nefes alır. Bu nedenle, bilinci açık olan göğüs yaralısı her zaman yarı oturur pozisyona getirilmelidir.

Özetle: Göğüs yaralanmasında öncelik solunumu desteklemektir. Yarı oturur pozisyon solunumu kolaylaştırırken, şok pozisyonu (sırtüstü yatırıp ayakları kaldırmak) solunumu zorlaştırır. Bu nedenle "b" seçeneğindeki uygulama yapılmaz ve sorunun doğru cevabıdır.

Soru 10
Kaza yapmış bir araçta, devrilme tehlikesi belirgin olarak görülüyor ve araç sallanıyorsa, yaralılar araçtan ne zaman çıkarılmalıdır?
A
Hiç zaman kaybetmeden, hemen
B
Araç sabit bir hâle getirildikten sonra
C
Aracın kontak anahtarı kapatıldıktan sonra
D
Araç itilerek yavaşça devrilmesi sağlandıktan sonra
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza anında ilk yardımcının öncelik sıralamasını ve güvenlik bilincini ölçen kritik bir durum ele alınmaktadır. Sorunun kilit noktası, "devrilme tehlikesi belirgin" ve "araç sallanıyor" ifadeleridir. Bu, hem yaralılar hem de yardım edecek kişiler için aktif ve büyük bir tehlikenin var olduğu anlamına gelir. Bu nedenle, yapılacak müdahalenin en temel kuralı, önce ortam güvenliğini sağlamaktır.

Doğru Cevap: b) Araç sabit bir hâle getirildikten sonra

Bu seçeneğin doğru olmasının temel sebebi, ilk yardımın altın kuralıdır: "Önce kendi güvenliğin, sonra çevre güvenliği, en son yaralının güvenliği." Sallanan ve devrilme riski olan bir araca müdahale etmeye çalışmak, hem kurtarıcının hem de içerideki yaralıların hayatını tehlikeye atar. Araç devrilirse, kurtarıcı aracın altında kalabilir ve yaralılar çok daha ağır travmalara maruz kalabilir. Bu nedenle, yapılacak ilk iş aracı takoz, halat veya çevredeki sabit cisimlerle destekleyerek o anki en büyük tehlike olan devrilme riskini ortadan kaldırmaktır. Araç sabitlendikten sonra yaralıları güvenli bir şekilde çıkarmak için gerekli müdahaleye başlanabilir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğuna Bakalım:

  • a) Hiç zaman kaybetmeden, hemen: Bu seçenek, aceleci ve tehlikeli bir davranışı ifade eder. Kaza anında paniğe kapılıp düşünmeden hareket etmek, durumu daha da kötüleştirebilir. Belirgin bir devrilme tehlikesi varken araca girmek veya yaralıyı çekmeye çalışmak, aracın dengesini daha da bozarak devrilmesine neden olabilir. Bu, "yardım edeyim derken zarar vermek" durumunun tipik bir örneğidir.
  • c) Aracın kontak anahtarı kapatıldıktan sonra: Aracın kontağını kapatmak, yangın ve patlama riskini azaltmak için yapılması gereken önemli bir işlemdir. Ancak bu sorudaki öncelikli ve en belirgin tehlike yangın değil, aracın devrilmesidir. Kontağı kapatmak, aracın sallanmasını veya devrilmesini engellemez. Dolayısıyla, bu işlem önemli olsa da, aracı sabitlemekten sonra gelir veya eş zamanlı olarak başka biri tarafından yapılabilir, fakat yaralıyı çıkarmak için tek başına yeterli bir güvenlik önlemi değildir.
  • d) Araç itilerek yavaşça devrilmesi sağlandıktan sonra: Bu, son derece tehlikeli ve kontrolsüz bir eylemdir. Bir arabanın devrilme anını kontrol etmek neredeyse imkânsızdır ve bu girişim, içerideki yaralıların savrularak çok daha ciddi (özellikle omurilik) yaralanmalar yaşamasına sebep olur. Bu seçenek, durumu iyileştirmek yerine felaketle sonuçlanabilecek bilinçsiz bir müdahaleyi tanımlar ve kesinlikle yanlıştır.

Özetle, bu gibi durumlarda soğukkanlılığı korumak ve öncelikleri doğru sıralamak hayati önem taşır. Aktif bir tehlike (devrilme riski) varken yapılacak ilk ve en doğru hareket, bu tehlikeyi ortadan kaldırmak, yani aracı güvenli ve sabit bir hâle getirmektir. Güvenlik sağlandıktan sonra diğer müdahalelere geçilmelidir.

Soru 11
Holger-Nielsen (sırttan bastırma, dirsekten kaldırma) metodu ile suni solunum uygulamasında sırttan basınç yapılması kazazedede aşağıdakilerden hangisini sağlar?
A
Bilinç kaybının düzelmesini
B
Kalbin çalışmasını
C
Nefes vermesini
D
Nefes almasını
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, artık eskisi kadar yaygın kullanılmayan ancak ilk yardım bilgisi olarak bilinmesi gereken Holger-Nielsen suni solunum yönteminin bir adımı sorgulanmaktadır. Soru, bu yöntemin "sırttan bastırma" aşamasının kazazede üzerindeki fizyolojik etkisini, yani ne işe yaradığını bulmanızı istemektedir. Yöntemin adımlarını ve mantığını anladığımızda cevap kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Holger-Nielsen metodu, iki temel hareketten oluşan mekanik bir suni solunum yöntemidir. Bu hareketler, kazazedenin akciğerlerinin pasif olarak dolup boşalmasını sağlar. Yöntemin ilk aşamasında, ilk yardımcı kazazedenin sırtına, kürek kemiklerinin üzerine ellerini koyarak kontrollü bir şekilde basınç uygular. Bu basınç, göğüs kafesini sıkıştırır ve akciğerlerin içindeki havayı dışarı çıkmaya zorlar.

c) Nefes vermesini (Doğru Cevap)

Sırttan yapılan basınç, göğüs kafesini daraltır ve akciğerler üzerindeki baskıyı artırır. Tıpkı içi hava dolu bir balona bastırdığınızda havanın dışarı çıkması gibi, bu işlem de akciğerlerdeki havanın soluk borusu yoluyla dışarı atılmasına neden olur. Bu duruma nefes verme (ekspirasyon) denir. Dolayısıyla, soruda belirtilen "sırttan basınç yapılması" eylemi, doğrudan kazazedenin nefes vermesini sağlamaya yöneliktir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Bilinç kaybının düzelmesini: Suni solunumun temel amacı, vücuda oksijen sağlamaktır. Oksijenlenme düzeldikçe bilinç de yerine gelebilir, ancak sırttan bastırma eyleminin doğrudan ve anlık etkisi bilinci düzeltmek değildir. Bu eylem, solunum mekanizmasının bir parçasıdır, bilinç durumunu hedeflemez.
  • b) Kalbin çalışmasını: Holger-Nielsen metodu bir suni solunum yöntemidir; kalbi çalıştırmaya yönelik bir müdahale içermez. Kalbi çalıştırmak için yapılan müdahale kalp masajıdır (göğüs basısı) ve bu yöntemde uygulanmaz. Bu nedenle bu seçenek tamamen yanlıştır.
  • d) Nefes almasını: Bu seçenek, doğru cevabın tam tersidir. Kazazedenin nefes alması, Holger-Nielsen metodunun ikinci aşamasında gerçekleşir. İlk yardımcı, sırttan basıncı kaldırdıktan sonra kazazedenin dirseklerinden tutarak yukarı ve kendine doğru çeker. Bu hareket göğüs kafesini genişletir, akciğerlerde bir vakum etkisi yaratır ve havanın içeri dolmasını, yani nefes almasını (inspirasyon) sağlar.

Özetle, Holger-Nielsen yönteminde her bir hareketin belirli bir amacı vardır. Sırttan bastırmak akciğerleri boşaltarak nefes vermeyi sağlarken, dirseklerden kaldırmak göğüs kafesini genişleterek nefes almayı sağlar. Soru sadece ilk aşamayı sorduğu için doğru cevap "nefes vermesini" sağlamaktır.

Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi bebeklere yapılan yapay solunum uygulamasında, ilk yardımcının dikkat etmesi gereken kurallardandır?
A
Bebeğin yumuşak bir zemin üzerine sırtüstü yatırılması
B
Hava yolu tıkanıklığına neden olan yabancı cisim varsa bebeğin yutmasının sağlanması
C
Bebeğin solunum yapıp yapmadığının bak-dinle-hisset yöntemiyle 2 dakika süre ile kontrol edilmesi
D
Bebekte solunum yoksa ağız dolusu nefes alınması ve ağzın, bebeğin ağız ve burnunu içine alacak şekilde yerleştirilmesi
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir bebeğe yapay solunum (suni teneffüs) yapılırken dikkat edilmesi gereken doğru uygulama sorgulanmaktadır. Bebeklere yönelik ilk yardım, yetişkinlerden farklılık gösterir ve bu özel kuralların bilinmesi hayati önem taşır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu anlayalım.

d) Bebekte solunum yoksa ağız dolusu nefes alınması ve ağzın, bebeğin ağız ve burnunu içine alacak şekilde yerleştirilmesi

Bu seçenek doğrudur. Bebeklerin yüzü ve solunum yolları çok küçüktür. Bu nedenle, yapay solunum sırasında verilen havanın akciğerlere etkili bir şekilde ulaşması için ilk yardımcının kendi ağzıyla bebeğin hem ağzını hem de burnunu tamamen kapatması gerekir. Ayrıca, bebeğin hassas akciğerlerine zarar vermemek için derin bir nefes yerine sadece "ağız dolusu" bir nefes verilir. Bu yöntem, havanın dışarı kaçmasını önler ve doğru miktarda havanın akciğerlere gitmesini sağlar.

a) Bebeğin yumuşak bir zemin üzerine sırtüstü yatırılması

Bu seçenek yanlıştır. İlk yardım uygulamaları, özellikle kalp masajı ve yapay solunum, mutlaka sert ve düz bir zemin üzerinde yapılmalıdır. Yumuşak bir zemin (yatak, koltuk gibi) vücudun gömülmesine neden olur. Bu durumda, yapılan kalp masajı etkisiz kalır ve solunum yolunu açık tutmak zorlaşır. Bu nedenle bebek, sert bir zemin üzerine yatırılmalıdır.

b) Hava yolu tıkanıklığına neden olan yabancı cisim varsa bebeğin yutmasının sağlanması

Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve çok tehlikelidir. Hava yolunu tıkayan bir yabancı cisim varsa, amaç bu cismi yutturmak değil, tam tersine dışarı çıkarmaktır. Cismi yutmaya zorlamak, tıkanıklığın daha da aşağı inmesine ve durumu çok daha kötüleştirmesine neden olabilir. Bebeklerde yabancı cisim çıkarmak için sırta vurma ve göğüs basısı gibi özel manevralar uygulanır.

c) Bebeğin solunum yapıp yapmadığının bak-dinle-hisset yöntemiyle 2 dakika süre ile kontrol edilmesi

Bu seçenek yanlıştır. Solunum kontrolü, "Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle yapılır ancak bu işlem için tanınan süre en fazla 10 saniyedir. Acil bir durumda 2 dakika gibi uzun bir süre beklemek, beyin hasarı veya ölümle sonuçlanabilecek değerli zamanın kaybı anlamına gelir. İlk yardımda her saniye kritiktir, bu yüzden solunum kontrolü hızlıca yapılmalı ve gerekiyorsa hemen müdahaleye başlanmalıdır.

Soru 13

I. Yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken

II. Görüş yetersizliği olan tepe üstü ve dönemeçlerde

III. Kavşaklarda, demir yolu geçitlerinde ve buralara yaklaşırken

Yukarıdakilerin hangilerinde bir taşıtın önündeki taşıtı geçmesi yasaktır?

A
Yalnız I
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
13 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'na göre bir aracın önündeki aracı sollamasının (geçmesinin) yasak olduğu durumlar sorgulanmaktadır. Sürücülerin trafikte hem kendi güvenliklerini hem de diğer yol kullanıcılarının güvenliğini sağlamak için bu kuralları bilmesi hayati önem taşır. Soruda verilen üç öncülü de trafik güvenliği açısından tek tek değerlendirmemiz gerekir.

Şimdi maddeleri ve neden sollama yasağı kapsamına girdiklerini inceleyelim:

  1. Yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken: Bu alanlar, yayaların ve özellikle çocukların aniden yola çıkma ihtimalinin en yüksek olduğu yerlerdir. Önünüzdeki araç, sizin göremediğiniz bir yaya için yavaşlıyor veya duruyor olabilir. Bu durumda sollama yapmanız, yayanın hayatını tehlikeye atacak çok riskli bir manevradır. Bu nedenle, yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken öndeki aracı geçmek kesinlikle yasaktır.
  2. Görüş yetersizliği olan tepe üstü ve dönemeçlerde: Tepe üstleri ve keskin virajlar (dönemeçler), karşı yönden gelen şeridin net olarak görülemediği "kör noktalardır". Sollama yapmak için karşı şeride geçmeniz gerekir ve bu esnada karşıdan bir aracın gelip gelmediğini bilemezsiniz. Bu tür yerlerde yapılan sollama, görüş yetersizliği nedeniyle kafa kafaya çarpışma gibi çok tehlikeli kazalara yol açabilir. Bu yüzden bu bölgelerde de sollama yapmak yasaktır.
  3. Kavşaklarda, demir yolu geçitlerinde ve buralara yaklaşırken: Kavşaklar, farklı yönlerden gelen araç trafiğinin kesiştiği noktalardır. Kavşakta sollama yapmak, hem diğer yönlerden gelen araçlarla hem de dönüş yapan araçlarla kaza riskini aşırı derecede artırır. Benzer şekilde, demir yolu geçitleri (hemzemin geçitler) de tren trafiği nedeniyle son derece risklidir. Önünüzdeki araç bir tren için durmuş olabilir. Bu nedenle, kavşaklara, demir yolu geçitlerine ve bu tehlikeli noktalara yaklaşırken sollama yapmak yasaklanmıştır.

Cevap Seçeneklerinin Değerlendirilmesi:

  • a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır çünkü sadece yaya geçitlerini kapsar. Oysa tepe üstleri, dönemeçler ve kavşaklar da sollama yasağının olduğu kritik yerlerdir.
  • b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Yaya geçitleri ve görüş yetersizliği olan yerleri doğru bir şekilde içerse de kavşaklar ve demir yolu geçitleri gibi önemli bir kuralı (III. madde) dışarıda bırakır.
  • c) II ve III: Bu seçenek de eksik kalmaktadır. Tepe üstleri ve kavşakları kapsarken, yaya ve okul geçitleri gibi can güvenliğinin ön planda olduğu bir durumu (I. madde) göz ardı eder.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek doğrudur. Çünkü yukarıda açıkladığımız gibi, soruda verilen üç durumun hepsi de trafik güvenliğini sağlamak amacıyla sollama yapmanın kesinlikle yasak olduğu yerlerdir. Her üç öncül de sürücülerin uyması gereken temel ve önemli trafik kurallarını içermektedir.
Soru 14
Şekildeki kontrolsüz kavşakta karşılaşan araçların geçiş hakkı sıralaması nasıl olmalıdır?
A
1 - 2 - 3
B
2 - 1 - 3
C
3 - 1 - 2
D
3 - 2 - 1
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, levhası veya trafik görevlisinin bulunmadığı bir kontrolsüz kavşakta karşılaşan üç aracın geçiş önceliği sıralamasının nasıl olması gerektiği sorulmaktadır. Bu tür kavşaklarda geçiş üstünlüğünü belirleyen temel trafik kurallarını bilmek, soruyu doğru cevaplamak için kritik öneme sahiptir. Doğru sıralamayı bulmak için bu kuralları adım adım uygulamamız gerekir. Kontrolsüz kavşaklarda genel kural, "sağdan gelen araca yol verme" kuralıdır. Yani, her sürücü kendi sağından gelen araca geçiş hakkı tanımak zorundadır. Bununla birlikte, dönüş yapan araçlar için ek bir kural daha vardır: Dönüş yapan araçlar, doğru gitmekte olan araçlara yol vermek zorundadır. Özellikle sola dönüş yapan bir araç, karşı yönden gelen ve düz giden veya sağa dönen araçlara yol vermelidir. Şimdi bu kuralları şekildeki araçlara uygulayalım:
  • 3 Numaralı Araç: Kavşaktaki araçlara baktığımızda, 3 numaralı aracın sağında başka bir araç bulunmamaktadır. "Sağdaki araca yol ver" kuralına göre kimseye yol verme zorunluluğu yoktur. Bu nedenle geçiş önceliği en başta ondadır.
  • 1 ve 2 Numaralı Araçlar: 3 numaralı araç geçtikten sonra kavşakta 1 ve 2 numaralı araçlar kalır. Bu iki araç karşı yönlerden gelmektedir. 1 numaralı araç düz gitmekte, 2 numaralı araç ise sola dönüş yapmaktadır. Kurala göre, sola dönüş yapan 2 numaralı araç, karşıdan gelen ve düz gitmekte olan 1 numaralı araca yol vermek zorundadır.
  • Sonuç: Bu durumda, 1 numaralı araç 2 numaralı araçtan önce geçer. 2 numaralı araç ise herkes geçtikten sonra dönüşünü tamamlar.
Bu adımları birleştirdiğimizde, araçların geçiş hakkı sıralaması şu şekilde oluşur:
  1. Önce sağında araç olmayan 3 numaralı araç geçer.
  2. Daha sonra, sola dönen 2 numaralı araca göre geçiş önceliği olan ve düz giden 1 numaralı araç geçer.
  3. En son olarak, hem 1 numaralı araca hem de 3 numaralı araca yol vermek zorunda olan 2 numaralı araç geçer.

Bu sıralama 3 - 1 - 2 şeklindedir ve doğru cevap d) 3 - 2 - 1 seçeneği değil, c) 3 - 1 - 2 seçeneği olmalıdır. Sorunun görselinde belirtilen doğru cevap (d) hatalıdır. Trafik kurallarına göre doğru sıralama kesinlikle 3 - 1 - 2'dir. Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım:

  • a) 1 - 2 - 3: Bu seçenek yanlıştır, çünkü 1 numaralı aracın sağında 3 numaralı araç vardır ve ona yol vermelidir. İlk geçiş hakkı 1 numaralı araçta olamaz.
  • b) 2 - 1 - 3: Bu seçenek tamamen yanlıştır. 2 numaralı araç sola döndüğü için en son geçmesi gereken araçtır.
  • d) 3 - 2 - 1: Bu seçenek yanlıştır, çünkü 2 numaralı araç sola döndüğü için düz giden 1 numaralı araca yol vermek zorundadır. 1 numaralı araç, 2 numaralı araçtan önce geçmelidir.

ÖNEMLİ NOT: Soruda doğru cevap olarak (d) şıkkı işaretlenmiş olsa da, bu Karayolları Trafik Kanunu'na göre hatalı bir cevaptır. Ehliyet sınavlarında zaman zaman bu tür hatalı sorular veya cevap anahtarları olabilmektedir. Ancak sizin öğrenmeniz gereken doğru kural ve uygulama 3 - 1 - 2 sıralamasıdır.

Soru 15
Şekildeki trafik işaretini gören sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Yolu kontrol etmesi
B
Aracını yavaşlatması
C
Takip mesafesini azaltması
D
Bu bölgeden dikkatli geçmesi
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, üçgen şeklindeki bir tehlike uyarı levhası olan "Kaygan Yol" işaretini gören bir sürücünün yapması gerekenler ve yapmaması gerekenler sorgulanmaktadır. Soru, sürücünün hangi davranışı sergilemesinin "yanlış" olduğunu bulmamızı istiyor. Bu nedenle, şıklarda verilen davranışlardan hangisinin tehlikeli ve hatalı olduğunu tespit etmeliyiz.

Öncelikle trafik işaretini doğru anlamak gerekir. Bu işaret, ilerideki yol yüzeyinin yağmur, kar, buz, mıcır veya başka bir sebeple kaygan olduğunu bildirir. Kaygan zemin, aracın tekerleklerinin yola tutunma kabiliyetini (frenaj ve direksiyon hakimiyetini) azaltır. Bu durum, özellikle ani manevralarda veya fren yapıldığında aracın kayma ve savrulma riskini artırır.

Şimdi seçenekleri bu bilgi ışığında değerlendirelim:

  • a) Yolu kontrol etmesi: Bu doğru bir davranıştır. Sürücü, yolun neden kaygan olduğunu (ıslak mı, buzlu mu, mıcırlı mı) anlamak için yol yüzeyini dikkatle gözlemlemelidir. Bu, sürüşünü daha güvenli bir şekilde ayarlamasına yardımcı olur.
  • b) Aracını yavaşlatması: Bu, yapılması gereken en önemli şeylerden biridir. Düşük hız, sürücüye daha fazla reaksiyon süresi tanır ve aracın kayma riskini önemli ölçüde azaltır. Yavaşlamak, olası bir tehlike anında aracı daha kolay kontrol etmeyi sağlar.
  • d) Bu bölgeden dikkatli geçmesi: Bu da kesinlikle doğru bir davranıştır. Dikkatli olmak; yavaşlamayı, yolu kontrol etmeyi, ani direksiyon hareketlerinden ve sert frenlerden kaçınmayı içeren genel bir güvenlik önlemidir.

Doğru cevaba, yani yapılması yanlış olan davranışa gelelim:

c) Takip mesafesini azaltması: Bu davranış kesinlikle yanlıştır ve sorunun doğru cevabıdır. Takip mesafesi, öndeki araçla aranızda bıraktığınız boşluktur ve acil bir durumda güvenli bir şekilde durabilmeniz için hayati öneme sahiptir. Kaygan bir yolda fren mesafesi normalden çok daha fazla uzar. Bu nedenle sürücü, takip mesafesini azaltmak yerine tam tersine artırmalıdır. Takip mesafesini azaltmak, öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda ona çarpma riskini ciddi şekilde yükseltir.

Soru 16
Kontrolsüz demir yolu geçidine yaklaşan sürücülerin aşağıdakilerden hangisini yapması doğrudur?
A
Hızlarını artırarak geçmesi
B
Uygun mesafede mutlaka durması
C
Demir yolu çok hatlı ise yavaş geçmesi
D
Demir yolu tek hatlı ise hızlı bir şekilde geçmesi
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin **kontrolsüz bir demir yolu geçidine** yaklaştıklarında uygulamaları gereken en temel ve hayati kural sorulmaktadır. Kontrolsüz demir yolu geçidi, herhangi bir bariyer, ışıklı veya sesli uyarı sistemi bulunmayan geçit türüdür. Bu nedenle, trenin gelip gelmediğini kontrol etme sorumluluğu tamamen sürücüye aittir ve bu durum, en yüksek dikkat seviyesini gerektirir.

Doğru Cevap: b) Uygun mesafede mutlaka durması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik kurallarının bu durumu net bir şekilde tanımlamasıdır. Kontrolsüz bir demir yolu geçidine yaklaşan her sürücü, "Dur-Bak-Dinle-Geç" kuralını uygulamak zorundadır. Sürücü, geçide güvenli bir mesafede mutlaka durmalı, aracın camlarını açarak hem sağına hem de soluna dikkatlice bakmalı ve tren sesi olup olmadığını dinlemelidir. Ancak demir yolunun tamamen boş olduğundan emin olduktan sonra geçiş yapabilir. Bu, olası bir tren kazasını önlemenin tek güvenli yoludur.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • a) Hızlarını artırarak geçmesi: Bu seçenek son derece tehlikeli ve kesinlikle yanlıştır. Hızı artırmak, sürücünün çevreyi kontrol etme ve olası bir tehlikeye karşı tepki verme süresini ortadan kaldırır. Aniden belirebilecek bir trene çarpma riskini en üst düzeye çıkaran, ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir davranıştır.
  • c) Demir yolu çok hatlı ise yavaş geçmesi: Sadece yavaşlamak yeterli bir önlem değildir. Özellikle çok hatlı demir yollarında, bir trenin diğerini gizleme ihtimali vardır. Durmadan yavaşça geçmeye çalışmak, bu gizlenmiş ikinci bir treni fark edememenize neden olabilir. Bu nedenle kural, yavaşlamak değil, mutlaka durmaktır.
  • d) Demir yolu tek hatlı ise hızlı bir şekilde geçmesi: Bu da "a" seçeneği gibi tamamen yanlış ve tehlikelidir. Demir yolunun tek hatlı olması, riskin azaldığı anlamına gelmez. Hızlı bir şekilde geçmek, yine "Dur-Bak-Dinle" kuralını ihlal etmektir ve sürücüyü büyük bir riske atar. Geçidin kontrolsüz olması, hattın sayısından bağımsız olarak durmayı zorunlu kılar.

Özetle, bir demir yolu geçidinde bariyer veya uyarı ışığı gibi herhangi bir kontrol mekanizması yoksa, bu geçit "kontrolsüz" olarak kabul edilir. Bu durumda sürücünün yapması gereken tek doğru hareket, geçide güvenli bir mesafede durup yolu kontrol ettikten sonra geçmektir. Bu kural, sürücünün ve yolcuların can güvenliği için hayati önem taşır.

Soru 17
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini yasaklar?
A
Park etmeyi
B
Sola dönmeyi
C
Sağa dönmeyi
D
U dönüşü yapmayı
17 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, size gösterilen trafik levhasının anlamını bilmeniz ve hangi davranışı yasakladığını bulmanız istenmektedir. Bu tür sorular, sürücü adaylarının trafik tanzim işaretlerini ne kadar iyi anladığını ölçmeyi amaçlar. Gösterilen levha, sürücülerin uyması gereken bir kuralı, yani bir yasağı bildiren önemli bir işarettir.

Levhayı dikkatlice incelediğimizde, dairesel bir şekle, kırmızı bir çerçeveye ve beyaz bir zemine sahip olduğunu görürüz. Bu yapı, trafik tanzim işaretleri grubunda yer alan "yasaklama" işaretlerinin genel formatıdır. Levhanın içinde ise sağa doğru yönelen siyah bir ok ve bu okun üzerini kaplayan kırmızı, çapraz bir çizgi bulunmaktadır. Bu sembol kombinasyonu, ok ile gösterilen eylemin yasak olduğu anlamına gelir.

Bu bilgiler ışığında, levhanın anlamı çok nettir: "Sağa Dönmek Yasaktır". Dolayısıyla, bu levhanın bulunduğu bir yola veya kavşağa gelen sürücünün sağa dönmesine izin verilmez. Bu kural, trafik akışını düzenlemek, olası kazaları önlemek veya o yöndeki yolun tek yönlü ya da kapalı olması gibi nedenlerle konulur. Bu nedenle doğru cevap c) Sağa dönmeyi seçeneğidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım. Bu, levhaları daha iyi tanımanıza yardımcı olacaktır:

  • a) Park etmeyi: Park etme yasağını bildiren levha, genellikle mavi zemin üzerine kırmızı çerçeveli ve içinde "P" harfi bulunan bir levhanın üzerinde tek bir çapraz kırmızı çizgi ile gösterilir. Bu levha, park etmeyi yasaklar.
  • b) Sola dönmeyi: Sola dönüş yasağı, sorudaki levhanın tam tersi şeklinde, yani sola doğru yönelen bir okun üzerinin kırmızı bir çizgi ile çizilmesiyle belirtilir.
  • d) U dönüşü yapmayı: "U" dönüşü yapmanın yasak olduğunu bildiren levhada ise, geri dönen kavisli bir okun (U şeklinde) üzeri kırmızı bir çizgi ile kapatılmıştır.

Sonuç olarak, her trafik yasağının kendine özgü bir sembolü vardır ve bu sorudaki sembol, kesin olarak sağa dönüşün yasaklandığını ifade etmektedir. Ehliyet sınavında başarılı olmak için bu levhaların anlamlarını ezberlemek yerine, şekil ve renklerin ne anlama geldiğini mantıksal olarak anlamak çok daha kalıcı bir öğrenme sağlayacaktır.

Soru 18
Kamunun faydalandığı okul, hastane ve benzerlerinin giriş ve çıkış kapılarına her iki yönden kaç metrelik mesafe içinde park edilmesi yasaktır?
A
B
10 
C
15 
D
20
18 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte güvenliği ve düzeni sağlamak amacıyla konulmuş özel bir park yasağı kuralı test edilmektedir. Soru, özellikle yaya ve araç trafiğinin yoğun olduğu, acil durum erişiminin kritik olabileceği okul ve hastane gibi kamu binalarının giriş kapılarına ne kadar mesafede park yasağı olduğunu bilmenizi ölçmeyi amaçlar. Bu kural, bu tür binalara erişimin her zaman açık ve engelsiz kalmasını sağlamak için hayati öneme sahiptir.

Doğru cevap a) 5 metredir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, kamunun yararlandığı okul, hastane, sağlık ocağı, kütüphane gibi binaların giriş ve çıkış kapılarının her iki tarafına 5 metrelik mesafe içinde park yapmak kesinlikle yasaktır. Bu kuralın temel amacı, acil durum araçlarının (ambulans, itfaiye vb.) giriş ve çıkışını engellememek, yayaların (özellikle öğrenciler ve hastalar) güvenli bir şekilde binaya ulaşımını sağlamak ve kapı önündeki görüş açısını daima açık tutmaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) 10 metre, c) 15 metre, d) 20 metre: Bu mesafeler, farklı park yasakları için geçerli olsalar da okul ve hastane kapıları için doğru değildir. Özellikle 15 metre seçeneği, en güçlü çeldiricidir çünkü bu mesafe, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtlarının (otobüs, dolmuş vb.) duraklarını belirten levhalara her iki yönden uygulanması gereken park yasağı mesafesidir. Sınava hazırlanan adaylar sıkça bu iki kuralı birbirine karıştırır. 10 ve 20 metre ise bu bağlamda standart bir yasak mesafesi değildir.

Sınav için akılda kalması gereken en önemli park yasağı mesafelerinden bazıları şunlardır:

  1. Okul, hastane gibi kamu binalarının giriş ve çıkış kapılarına: 5 metre
  2. Kavşaklara, tünellere, köprülere ve bağlantı yollarına yerleşim yerleri içinde: 5 metre
  3. Yaya ve okul geçitlerine: 5 metre
  4. Yangın musluklarına her iki yönden: 5 metre
  5. Yolcu taşıtı durak levhalarına her iki yönden: 15 metre

Bu kuralları bilmek, sadece sınavda başarılı olmanızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda trafikte sorumlu ve bilinçli bir sürücü olmanıza yardımcı olur. Unutmayın ki bu mesafeler, trafikteki herkesin can ve mal güvenliğini korumak için belirlenmiştir.

Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi iki yönlü trafik işaret levhasıdır?
A
B
C
D
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere ilerideki yol durumunun tek yönlüden iki yönlü trafiğe dönüştüğünü bildiren tehlike uyarı işaretinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu işaretler, sürücülerin trafik düzenindeki önemli bir değişikliğe hazırlıklı olmalarını sağlar. Doğru levhayı tanımak, hem kendi güvenliğiniz hem de karşıdan gelen sürücülerin güvenliği için hayati önem taşır.

Doğru cevap "a" seçeneğidir. Bu levha, İki Yönlü Trafik işaretidir. Genellikle tek yönlü bir yoldan veya bölünmüş yolun tek yönlü bir bölümünden çıkıp, karşıdan da araçların geldiği iki yönlü bir yola girileceğini bildirir. Üçgen şekli ve kırmızı çerçevesi, bunun bir "Tehlike Uyarı İşareti" olduğunu gösterir. Sürücü bu levhayı gördüğünde, artık karşı yönden de trafik geleceğini bilmeli, hızını düşürmeli ve daha dikkatli olmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) seçeneği: Bu levha, "Sağdan Daralan Kaplama" işaretidir. Yolun ileride sağ taraftan daralacağını, şerit sayısının azalabileceğini bildirir. Bu işaret, trafik yönüyle değil, yolun fiziki yapısıyla ilgilidir. Dolayısıyla iki yönlü trafikle bir ilgisi yoktur.
  • c) seçeneği: Bu levha, "Karşıdan Gelene Yol Ver" işaretidir. Yuvarlak şekliyle bir "Trafik Tanzim İşareti" yani bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Genellikle köprü, tünel gibi iki aracın yan yana geçemeyeceği kadar dar yerlerde bulunur ve bu levhayı gören sürücünün, karşıdan gelen araca geçiş önceliği vermesi gerektiğini belirtir. Bu işaret, mevcut iki yönlü bir yoldaki geçiş önceliğini düzenler, yolun iki yönlü hale geldiğini bildirmez.
  • d) seçeneği: Bu levha ise "c" seçeneğindeki levhanın tam tersi anlamını taşır ve "Önceliği Olan Yön" veya "Karşıdan Gelene Göre Öncelikli Geçiş Hakkı" işaretidir. Mavi ve kare şekliyle bir "Bilgi İşareti"dir. Dar bir yola yaklaşırken bu levhayı gören sürücü, karşıdan gelen araca göre geçiş önceliğine sahip olduğunu anlar. Bu işaret de yine geçiş üstünlüğü ile ilgilidir, yolun iki yönlü trafiğe başladığını göstermez.

Özetle, soru bizden yolun karakterinin değiştiğini, yani tek yönlüden iki yönlü trafiğe geçildiğini bildiren uyarı levhasını bulmamızı istemektedir. Bu anlamı taşıyan tek levha, zıt yönlü iki oku içinde barındıran üçgen şeklindeki "a" seçeneğindeki levhadır.

Soru 20
Taşıt yolu veya park alanında, kaplama üzerine çizilen şekildeki sembolün anlamı nedir?
A
Özürlü sürücü yolu
B
Özürlü taşıtı giremez
C
Özürlü sürücüler çıkabilir
D
Özürlü sürücüler için park yeri
20 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, yollarda veya otoparklarda zemine çizilmiş olan uluslararası tekerlekli sandalye sembolünün trafik açısından ne ifade ettiği sorulmaktadır. Bu sembol, trafikte sıkça karşılaşılan ve özel bir durumu belirten önemli bir işarettir. Sürücü adaylarının bu işaretin anlamını net bir şekilde bilmesi, hem yasalara uymak hem de toplumsal duyarlılık açısından kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap d) Özürlü sürücüler için park yeri seçeneğidir. Bu sembol, uluslararası alanda "Erişilebilirlik Sembolü" olarak bilinir ve engelli bireylerin kullanımına ayrılmış alanları belirtmek için kullanılır. Taşıt yolu veya park alanında bir park yerinin zeminine çizilmiş olması, o park yerinin yalnızca engelli sürücülerin veya engelli bireyleri taşıyan araçların kullanımına tahsis edildiğini gösterir. Bu park yerleri genellikle binaların girişlerine daha yakın ve manevra kolaylığı sağlamak için daha geniş tasarlanmıştır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Özürlü sürücü yolu: Bu seçenek yanlıştır çünkü bu sembol, belirli bir park alanını veya hizmet noktasını işaret eder, tüm bir yolu veya güzergahı değil. Trafik yönetmeliklerinde "özürlü sürücü yolu" şeklinde bir yol tanımı bulunmamaktadır. İşaret, bir güzergahı değil, belirli bir noktayı tanımlar.
  • b) Özürlü taşıtı giremez: Bu ifade, sembolün anlamının tam tersidir. Bu sembol bir yasaklama değil, aksine bir izin ve tahsis belirtir. Engelli bireylerin araçlarıyla bu alana girebileceğini ve park edebileceğini ifade eder. "Giremez" anlamı taşıyan trafik işaretleri genellikle kırmızı bir çember içerisinde yer alır.
  • c) Özürlü sürücüler çıkabilir: Bu seçenek de yanlıştır. Bu sembol, sürücülere yönelik bir uyarı levhası değildir. Yani, "ileride engelli sürücüler aniden yola çıkabilir, dikkatli olun" gibi bir anlam taşımaz. Sembolün amacı bir uyarıdan ziyade, bir alanın kullanım amacını ve kime ayrıldığını bildirmektir.

Sonuç olarak, zemine çizilmiş bu tekerlekli sandalye figürü, o park yerinin sadece yetkili engelli park kartı veya plakası olan araçlar tarafından kullanılabileceğini net bir şekilde belirtir. Bu kurala uymayarak bu alanlara park etmek, trafik kurallarını ihlal etmek anlamına gelir ve cezai işleme tabidir. Bu nedenle, bu sembolü gördüğünüzde o alanın özel bir amaca hizmet ettiğini ve boş bırakılması gerektiğini bilmelisiniz.

Soru 21

Aksine bir işaret yoksa yerleşim yeri dışındaki bölünmüş kara yolunda, şekildeki 1 numaralı aracın azami (en yüksek) hızı saatte kaç kilometredir?

A
50
B
70
C
90
D
110
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aksine bir trafik levhası bulunmadığı durumda, yerleşim yeri dışında ve bölünmüş bir kara yolunda ilerleyen 1 numaralı aracın yapabileceği yasal en yüksek (azami) hızın ne olduğu sorulmaktadır. Cevabı doğru bir şekilde bulabilmek için Türkiye'deki Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirtilen hız sınırlarını ve yol tiplerini bilmek gereklidir. Soruda verilen görsel ve bilgiler, bu kuralları ne kadar bildiğimizi ölçmektedir.

Doğru Cevap Neden 90'dır? (c seçeneği)

Bu sorunun doğru cevabının 90 km/s olarak belirtilmesi, sorunun dayandığı yönetmelik maddesi veya sorunun hazırlandığı dönemdeki kurallarla ilgilidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre farklı araç cinslerinin farklı yol tiplerinde uyması gereken hız limitleri vardır. Yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda azami hızı 90 km/s olan araç türleri şunlardır:

  • Minibüs
  • Otobüs
  • Motosiklet (L3 sınıfı)

Sorudaki görselde bir otomobil olmasına rağmen, ehliyet sınavı soru bankasında bu sorunun cevabı 90 olarak yerleşmiştir. Bu durum, sorunun otomobil dışındaki bu araç türlerinden birini kapsayacak şekilde genel bir "araç" olarak sorulmasından veya eski bir yönetmeliğe dayanmasından kaynaklanabilir. Bu nedenle, sınav mantığına göre bu şartlarda cevap 90 km/s'dir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  1. a) 50: Saatte 50 km hız, aksine bir işaret yoksa tüm araçlar için yerleşim yeri içindeki azami hız sınırıdır. Soruda ise "yerleşim yeri dışı" bir yoldan bahsedildiği için bu seçenek kesinlikle yanlıştır.
  2. b) 70: Saatte 70 km hız, genellikle özel izinle veya özel amaçla kullanılan bazı araçların (örneğin lastik tekerlekli traktörler veya tehlikeli madde taşıyan bazı araçların belirli yol tiplerindeki) hız limitidir. Sorudaki araç ve yol tipi için standart bir limit değildir.
  3. d) 110: Bu seçenek kafa karıştırıcı olabilir, çünkü güncel kurallara göre otomobillerin (M1 sınıfı) yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda azami hızı saatte 110 kilometredir. Eğer soru spesifik olarak "otomobil" için sorulsaydı ve güncel yönetmeliğe göre değerlendirilseydi, doğru cevap 110 olacaktı. Ancak bu sorunun doğru cevabı 90 olarak kabul edildiği için, sorunun genel bir araç tanımına veya otobüs/minibüs gibi araçlara dayandığını düşünmek gerekir.

Özet ve Sınav İçin İpucu

Özetle, bu soru ehliyet sınavının standart sorularından biridir ve cevabı 90 km/s olarak kabul edilir. Bunun sebebi, bölünmüş yollarda otobüs, minibüs ve motosiklet gibi araçların hız limitinin 90 km/s olmasıdır. Sınava hazırlanan bir sürücü adayı olarak, farklı araç türlerinin farklı yol tiplerindeki (yerleşim yeri içi, çift yönlü yol, bölünmüş yol, otoyol) hız limitlerini ezberlemeniz büyük önem taşır. Özellikle otomobil için bu limitin 110 km/s olduğunu, ancak bu sorunun cevabının istisnai olarak 90 km/s olduğunu bilmek sınavda size avantaj sağlayacaktır.

Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi girişi olmayan yol işaret levhasıdır?
A
B
C
D
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik işaret levhaları arasından "Girişi Olmayan Yol" levhasının hangisi olduğunu bulmanız istenmektedir. Bu levhalar, sürücülerin trafik düzenine uyması ve güvenli bir şekilde seyahat etmesi için kritik öneme sahiptir. Soruyu doğru cevaplamak için her bir levhanın anlamını ve kullanım amacını bilmek gerekir.

Doğru cevap c seçeneğidir. Bu trafik levhası, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde "Girişi Olmayan Yol" olarak adlandırılır. Bu işaret, sürücünün ilerlediği yoldan sapacağı tali yolun veya kavşak kolunun, tek yönlü bir yol olduğunu ve bu yola girişin yasak olduğunu bildirir. Kısacası, bu levhayı gördüğünüzde önünüzdeki kavşaktan o yola dönemeyeceğinizi anlamalısınız.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a seçeneğindeki levha: Bu, "Taşıt Giremez" işaretidir. Genellikle tek yönlü yolların çıkışına veya araç trafiğine tamamen kapalı olan yolların girişine konulur. "Girişi Olmayan Yol" levhası (c seçeneği) bir uyarı niteliği taşırken, bu levha doğrudan bir yasaklama belirtir ve yolun girişinde bulunur. Bu iki levha sıkça karıştırılsa da, "Girişi Olmayan Yol" levhası size ilerideki sokağa giremeyeceğinizi önceden haber verirken, "Taşıt Giremez" levhası tam olarak o sokağın başında durur.
  • b seçeneğindeki levha: Bu levha, "Otomobil Giremez" anlamına gelir. Bu işaretin bulunduğu yola otomobillerin girmesi yasaktır ancak motosiklet, kamyon gibi diğer motorlu taşıtlar, aksine bir işaret yoksa, girebilir. Soru genel bir giriş yasağını sorduğu için bu özel bir durumu belirten levha doğru cevap olamaz.
  • d seçeneğindeki levha: Bu ise "Motosiklet Giremez" işaretidir. Bu yola motosikletlerin girmesinin yasak olduğunu, ancak otomobil gibi diğer araçların girebileceğini belirtir. Bu da sadece belirli bir araç türünü kısıtladığı için sorunun doğru cevabı değildir.

Özetle, soru doğrudan "Girişi Olmayan Yol" levhasının hangisi olduğunu sormaktadır ve bu levhanın resmi adı ve görseli c seçeneğinde doğru olarak verilmiştir. Bu levha, sürücüye bir kavşağa yaklaşırken bağlanacağı yolun ters yön olduğunu bildirerek yanlış bir dönüş yapmasını engeller.

Soru 23
Şekildeki trafik işaretinin anlamı nedir?
A
İleri mecburi yön
B
Girişi olmayan yol
C
Geçme yasağı sonu
D
Hız sınırlaması sonu
23 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, size bir trafik işareti görseli verilmiş ve bu işaretin ne anlama geldiği sorulmuştur. Trafik işaretleri, sürücülere yol ve trafik durumu hakkında bilgi veren, uyaran veya yasaklamalar getiren görsel sembollerdir. Bu işaretleri doğru tanımak ve anlamlarını bilmek, güvenli sürüş için hayati önem taşır.

Doğru Cevabın Açıklaması (b - Girişi olmayan yol)

Soruda gösterilen trafik işareti, kırmızı renkli yuvarlak bir zemin üzerinde beyaz yatay bir şeritten oluşur. Bu işaret, bir Tehlike Uyarı İşareti değil, bir Trafik Tanzim İşaretidir ve anlamı "Girişi Olmayan Yol"'dur. Bu levha, sürücülerin bu yola veya sokağa girmelerinin yasak olduğunu bildirir. Genellikle tek yönlü yolların çıkışında veya trafiğe tamamen kapalı yolların başında bulunur. Bu işareti gördüğünüzde, o yola kesinlikle girmemeli ve alternatif bir güzergah bulmalısınız.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) İleri mecburi yön: Bu seçenek yanlıştır. "İleri Mecburi Yön" levhası, yuvarlak ve mavi zeminli olup üzerinde beyaz bir ok işareti bulunur. Bu levha bir yasaklama değil, bir zorunluluk belirtir ve sürücünün sadece ileri yönde devam etmesi gerektiğini bildirir.
  • c) Geçme yasağı sonu: Bu seçenek de yanlıştır. "Geçme Yasağı Sonu" levhası, genellikle beyaz veya gri zeminli yuvarlak bir tabeladır ve üzerinde önceden getirilmiş olan geçme yasağının sona erdiğini belirten semboller ve bu sembollerin üzerinde siyah bir çapraz çizgi bulunur. Bu işaret, bir yasağın bittiğini haber verir.
  • d) Hız sınırlaması sonu: Bu seçenek de doğru değildir. "Hız Sınırlaması Sonu" levhası, "Geçme Yasağı Sonu" levhasına benzer şekilde, beyaz veya gri zeminli yuvarlak bir tabeladır. Üzerinde daha önce belirtilen hız limitini gösteren bir sayı ve bu sayının üzerinde siyah bir çapraz çizgi yer alır. Bu işaret de bir kısıtlamanın sona erdiğini belirtir.

Özetle, sorudaki kırmızı zeminli ve beyaz çizgili işaret bir yasaklama ifade eder ve araçların o yola girişini engeller. Bu nedenle doğru cevap "Girişi olmayan yol" seçeneğidir. Diğer seçenekler ise farklı renk, şekil ve anlamlara sahip olan başka trafik işaretlerini tanımlamaktadır.

Soru 24
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Otobüs yolunu
B
Otobüslerin park yerini
C
Otobüsün giremeyeceğini
D
Otobüslere hız sınırlamasının olduğunu
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, görselde verilen trafik işaretinin ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür soruları doğru cevaplayabilmek için trafik işaretlerinin genel anlamlarını ve neyi temsil ettiklerini bilmek çok önemlidir. Şimdi bu işareti ve seçenekleri adım adım inceleyelim.

Görseldeki trafik işareti, "Trafik Tanzim İşaretleri" grubuna aittir. Bu gruptaki işaretler, trafiği düzenlemek, belirli yasaklama ve kısıtlamaları bildirmek amacıyla kullanılır. Kırmızı renkli daire şeklindeki levhalar, genellikle bir yasaklama veya kısıtlama belirtir. Levhanın içindeki sembol ise bu yasağın veya kısıtlamanın ne ile ilgili olduğunu gösterir. Bu levhada kırmızı bir daire içinde otobüs figürü bulunmaktadır.

Bu bilgileri birleştirdiğimizde, kırmızı daire "yasak" anlamına gelirken, içindeki otobüs sembolü bu yasağın "otobüsler" için geçerli olduğunu belirtir. Dolayısıyla bu trafik işareti, otobüslerin bu yola veya alana girişinin yasak olduğunu bildirir. Bu nedenle, doğru cevap "Otobüsün giremeyeceğini" belirten seçenektir.

  • c) Otobüsün giremeyeceğini: Bu seçenek DOĞRUDUR. Levha, kırmızı çemberiyle bir yasağı, içindeki otobüs piktogramıyla da bu yasağın otobüslere yönelik olduğunu açıkça ifade etmektedir. Bu yola otobüslerin girmesi yasaktır.
  • a) Otobüs yolunu: Bu seçenek yanlıştır. Otobüslere ayrılmış yolu veya şeridi belirten levhalar genellikle mavi zeminli ve bilgilendirici nitelikte olur. Yasaklama bildiren kırmızı çemberli levha bu anlama gelmez.
  • b) Otobüslerin park yerini: Bu seçenek de yanlıştır. Park yerlerini gösteren levhalar, genellikle mavi zeminli kare şeklinde olup üzerinde "P" harfi bulunur. Eğer bu park yeri sadece otobüslere aitse, "P" harfinin yanında veya altında otobüs sembolü de yer alır.
  • d) Otobüslere hız sınırlamasının olduğunu: Bu seçenek yanlıştır. Hız sınırlaması levhaları, kırmızı bir çember içinde sayılarla belirtilir (örneğin 50, 70 gibi). Sadece belirli bir araç türüne özel bir hız limiti varsa, bu genellikle ek bir panel ile belirtilir. Görseldeki levhada herhangi bir sayı bulunmamaktadır.
Soru 25
Şekildeki trafik görevlisinin işaretine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
Otobüs beklemeli
B
Traktör beklemeli
C
Otobüs ileri gitmeli
D
Traktör geri gitmeli
25 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kavşakta trafiği yöneten bir trafik polisinin el ve kol işaretinin ne anlama geldiğini ve bu işarete göre hangi aracın nasıl hareket etmesi gerektiğini anlamamız istenmektedir. Görselde, trafik görevlisi kollarını iki yana açmış durumdadır. Bu duruşun trafiğe etkisini doğru bir şekilde yorumlamak, soruyu çözmek için anahtardır.

Trafik polisinin bu temel duruşu, ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan önemli bir kuralı ifade eder. Kural şudur: Trafik polisinin kollarının gösterdiği yöndeki (sağındaki ve solundaki) trafik akabilir, yani geçiş yapabilir. Ancak, trafik polisinin ön ve arka cephesinde kalan araçların durup beklemesi zorunludur. Bu duruşu basitçe bir trafik lambasına benzetebiliriz; polisin önü ve arkası kırmızı ışık, kollarının gösterdiği yönler ise yeşil ışık anlamına gelir.

Görseldeki durumu bu kurala göre incelediğimizde:

  • Otobüs: Trafik görevlisinin tam ön cephesinde yer almaktadır. Kurala göre, görevlinin önünde ve arkasında kalan araçlar durmak zorunda olduğu için otobüsün beklemesi gerekir.
  • Traktör: Trafik görevlisinin sağ kolu istikametinde, yani yanında durmaktadır. Kurala göre, görevlinin kollarının işaret ettiği yöndeki araçların geçiş hakkı vardır. Bu nedenle traktör ilerleyebilir.

Şimdi seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendirelim:

  1. a) Otobüs beklemeli: Bu ifade doğrudur. Çünkü otobüs, trafik polisinin "DUR" anlamı taşıyan ön cephesinde bulunmaktadır. Bu yüzden doğru cevap budur.
  2. b) Traktör beklemeli: Bu ifade yanlıştır. Traktör, trafik polisinin "GEÇ" anlamı taşıyan kolu istikametindedir ve yolu açıktır.
  3. c) Otobüs ileri gitmeli: Bu ifade yanlıştır. Otobüsün beklemesi gerekirken ileri gitmesi, trafik kuralı ihlali olur.
  4. d) Traktör geri gitmeli: Bu ifade tamamen anlamsız ve yanlıştır. Trafik işaretleri, normal şartlar altında bir araca kavşakta geri gitmesini emretmez.

Sonuç olarak, trafik polisinin kollarını iki yana açtığı bu duruşta, önünde bulunan otobüsün beklemesi, kolu istikametinde bulunan traktörün ise geçmesi gerekir. Bu nedenle doğru seçenek "a) Otobüs beklemeli" şıkkıdır.

Soru 26
Şekildeki trafik işaretini gören sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması doğrudur?
A
Hızını artırması
B
Sert fren yapması
C
Vitesi boşa alması
D
Uygun vitesle inmesi
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün karşısına çıkan ve üzerinde "%10" yazan tehlikeli eğim (iniş) trafik işaretini gördüğünde hangi davranışı sergilemesi gerektiği sorulmaktadır. Bu işaret, ileride yolun dik bir şekilde aşağıya doğru ineceğini ve sürücünün buna karşı önlem alması gerektiğini bildirir. Amaç, aracın kontrolünü kaybetmeden güvenli bir şekilde yokuştan inmektir.

Doğru Cevap: d) Uygun vitesle inmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, dik ve uzun inişlerde aracın hızını kontrol altında tutmanın en güvenli yolunun motor freni kullanmak olmasıdır. Sürücü, yokuşu çıkarken hangi vitesi kullanıyorsa, inerken de genellikle aynı veya bir alt vitesi tercih etmelidir. Düşük viteste motorun devri yükselir ve bu durum, tekerleklerin dönüşünü yavaşlatarak aracın hızlanmasını engeller. Bu sayede fren pedalına sürekli basma ihtiyacı ortadan kalkar ve fren sisteminin aşırı ısınıp (frenlerin şişmesi) etkisini kaybetmesi riski önlenmiş olur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Hızını artırması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Eğimli bir yolda hızlanmak, yer çekiminin de etkisiyle aracın kontrolünü kaybetmeyi çok kolaylaştırır. Virajlarda savrulma, fren mesafesinin tehlikeli bir şekilde uzaması gibi riskler doğurur. Bu işaret bir tehlike uyarısıdır ve sürücünün yavaşlaması gerektiğini belirtir.
  • b) Sert fren yapması: Uzun bir yokuşta sürekli veya sert fren yapmak son derece tehlikelidir. Fren balataları ve diskleri sürtünme nedeniyle aşırı ısınır. Belli bir sıcaklığın üzerine çıkan fren sistemi, etkinliğini yitirmeye başlar ve "fren boşalması" olarak bilinen durum yaşanabilir. Bu durumda fren pedalı işe yaramaz hale gelir ve çok ciddi kazalara yol açar. Frenler, sadece gerektiğinde hızı düşürmek için aralıklarla kullanılmalıdır.
  • c) Vitesi boşa alması: Bu, yokuş aşağı inerken yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Vitesi boşa almak, motor ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı tamamen keser. Bu durumda motor freninden faydalanılamaz ve araç, yer çekiminin etkisiyle kontrolsüz bir şekilde hızlanır. Aracın tüm yükü fren sistemine biner, bu da frenlerin kısa sürede aşırı ısınıp devre dışı kalmasına neden olur.

Özetle; bu trafik işaretini gördüğünüzde yapmanız gereken en doğru hareket, yokuşun eğimine ve aracınızın yük durumuna göre vitesi küçülterek (örneğin 4. vitesten 3'e veya 2'ye düşürerek) motorun yavaşlatma gücünden faydalanmaktır. Bu yöntem, size güvenli ve kontrollü bir iniş imkânı tanır.

Soru 27
Şekilde görülen araç geçme işlemiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A
2 numaralı aracın arkadan gelen trafiği kontrol etmediği
B
3 numaralı aracın izlediği şeridin yanlış olduğu
C
1 numaralı aracın izlediği şeridin yanlış olduğu
D
3 numaralı aracın geçme yasağına uymadığı
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen trafik durumunu analiz ederek, araçların yaptığı geçme (sollama) manevrasıyla ilgili hangi ifadenin doğru olduğunu bulmamız istenmektedir. Resimde üç araç ve yol çizgileri bulunmaktadır. Doğru bir analiz için hem sürücülerin hareketlerini hem de yolun durumunu birlikte değerlendirmeliyiz.

Öncelikle yolun yapısına bakalım. Ortada bulunan beyaz çizginin kesik çizgi olması, bu yolda sollama yapmanın yasak olmadığını gösterir. Yani, uygun şartlar oluştuğunda sürücüler önlerindeki aracı sollayabilirler. Bu bilgi, bazı seçenekleri elememize yardımcı olacaktır.

a) 2 numaralı aracın arkadan gelen trafiği kontrol etmediği

Bu seçenek doğrudur. Sollama yapacak bir sürücünün uyması gereken en temel kural, manevraya başlamadan önce aynalarını kullanarak ve kör noktasını kontrol ederek arkasından ve sol şeritten gelen bir aracın olup olmadığını kontrol etmektir. Resimde, 3 numaralı araç zaten sollama yapmak için sol şeride geçmiş ve ilerlerken, 2 numaralı araç da aynı anda sol şeride doğru hamle yapmaktadır. Bu durum, 2 numaralı aracın sürücüsünün arkasından gelen 3 numaralı aracı fark etmediğini, yani trafiği kontrol etmeden sollama yapmaya çalıştığını açıkça göstermektedir. Bu, son derece tehlikeli ve kazaya davetiye çıkaran bir hatadır.

b) 3 numaralı aracın izlediği şeridin yanlış olduğu

Bu seçenek yanlıştır. Yolun ortasındaki çizgi kesik olduğu için sollama yapmak serbesttir. 3 numaralı araç, önündeki araçları geçmek için kurallara uygun olarak sol şeridi kullanmaktadır. Dolayısıyla izlediği şeritte bir yanlışlık yoktur. Hatalı olan, 3 numaralı araç zaten o şeritteyken 2 numaralı aracın önüne kırmasıdır.

c) 1 numaralı aracın izlediği şeridin yanlış olduğu

Bu seçenek de yanlıştır. 1 numaralı araç, trafiğin normal akış yönü olan sağ şeritte, herhangi bir kural ihlali yapmadan ilerlemektedir. Resimdeki hatalı manevra ile bir ilgisi yoktur, sadece geçilen araç konumundadır.

d) 3 numaralı aracın geçme yasağına uymadığı

Bu seçenek yanlıştır. Tekrar belirtmek gerekirse, yoldaki kesik çizgiler geçme yasağı olmadığını, aksine geçişe izin verildiğini belirtir. Eğer yolda düz bir çizgi olsaydı, o zaman geçme yasağı olurdu ve bu seçenek doğru olabilirdi. Ancak mevcut durumda 3 numaralı araç bir geçme yasağını ihlal etmemektedir.

Özetle; resimdeki temel sorun, 2 numaralı aracın, kendisini sollamakta olan 3 numaralı aracı fark etmeden sollama manevrasına başlamasıdır. Bu da sürücünün arkadan gelen trafiği kontrol etme kuralını ihlal ettiğini gösterir.

Soru 28
Yetkililerce, araçla ilgili belgelerin alınıp aracın belirli bir yere çekilerek trafikten alıkonulmasına ne denir?
A
Trafik suçu
B
Trafik terörü
C
Trafik kusuru
D
Trafikten men
28 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kurallarını ihlal eden bir araca yetkililer tarafından uygulanan spesifik bir işlemin tanımı sorulmaktadır. Sorunun kökünde üç anahtar eylem vurgulanmaktadır: 1) aracın belgelerine el konulması, 2) aracın bir yere çekilmesi ve 3) bu şekilde trafikten alıkonulması. Bu eylemlerin bütününe verilen resmi ismi bulmamız isteniyor.

Doğru cevap d) Trafikten men seçeneğidir. "Trafikten men", Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanmış resmi bir idari yaptırımdır. Bu yaptırım, aracın kanunda belirtilen ciddi eksiklikleri veya ihlalleri olduğunda uygulanır. Örneğin, zorunlu trafik sigortasının olmaması, aracın muayenesinin yapılmamış olması veya tescil plakası olmadan trafiğe çıkılması gibi durumlarda, trafik polisi veya jandarma aracı trafikten men etme yetkisine sahiptir. Bu işlem, tam olarak soruda tarif edildiği gibi aracın belgelerine geçici olarak el konulup, araç bir yediemin otoparkına çekilerek trafiğe çıkmasının engellenmesiyle gerçekleştirilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Trafik suçu: Trafik suçu, trafik kurallarının ihlal edilmesiyle işlenen ve Türk Ceza Kanunu'nda karşılığı olan daha ciddi fiillerdir (örneğin, alkollü araç kullanarak birinin yaralanmasına veya ölümüne neden olmak). Trafikten men, bir trafik suçunun veya kabahatinin sonucunda uygulanan bir idari tedbirdir, eylemin kendisi değildir. Yani "trafik suçu" sebeptir, "trafikten men" ise bir sonuçtur.
  • b) Trafik terörü: Bu, hukuki bir terim değildir. Genellikle trafikte makas atma, sürekli korna çalma, diğer sürücüleri sıkıştırma gibi son derece tehlikeli ve saygısızca araç kullanan kişilerin davranışlarını tanımlamak için halk arasında kullanılan bir ifadedir. Resmi bir yaptırımın adı değildir.
  • c) Trafik kusuru: Trafik kusuru, trafikte yapılan hatalı davranışların genel adıdır (örneğin, kırmızı ışıkta geçmek, hız limitini aşmak, yanlış park etmek). Her trafik kusuru, aracın trafikten men edilmesiyle sonuçlanmaz. Trafikten men, sadece kanunda özel olarak belirtilmiş daha ağır kusurlar için uygulanan bir yaptırımdır. Dolayısıyla "trafik kusuru", eylemin genel adıyken, "trafikten men" spesifik bir cezadır.

Özetle, soruda anlatılan işlem, bir aracın yasal veya teknik yetersizlikleri sebebiyle, yetkililer tarafından fiziki olarak trafikten uzaklaştırılmasıdır. Bu idari işlemin resmi ve doğru adı "trafikten men"dir.

Soru 29
Boşaltıldığı ortamda çevre kirliliği meydana getirecek maddelere ne ad verilir?
A
Kireç 
B
Atık
C
Yanıcı madde 
D
Yakıcı madde
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kullanıldıktan sonra doğaya bırakıldığında çevreye zarar veren, kirliliğe yol açan maddelerin genel tanımı sorulmaktadır. Soru, bu tür maddeleri kapsayan en doğru ve genel kavramın ne olduğunu bulmanızı istiyor. Çevre bilinci ve trafik güvenliği açısından bu terimi doğru bilmek, özellikle tehlikeli madde taşıyan araçlarla ilgili kurallar için önemlidir.

Doğru cevap b) Atık seçeneğidir. Atık, kullanım süresi dolmuş, artık istenmeyen ve doğaya bırakıldığında canlı yaşamına veya çevreye zarar verebilecek her türlü maddeyi kapsayan genel bir isimdir. Örneğin, kullanılmış motor yağı, egzoz gazları, plastik şişeler veya sanayi tesislerinden çıkan kimyasal maddeler birer atıktır ve hepsi çevre kirliliğine neden olur. Bu nedenle "atık" kelimesi, soruda tarif edilen durumu en geniş ve doğru şekilde ifade eder.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Kireç: Kireç, belirli bir kimyasal maddedir. Her ne kadar aşırı kullanımı toprağın veya suyun kimyasal yapısını bozarak kirliliğe yol açabilse de, çevre kirliliği yaratan tüm maddeleri tanımlayan genel bir terim değildir. Bu yüzden bu seçenek çok özel ve sınırlı kalmaktadır.
  • c) Yanıcı madde: Bu terim, bir maddenin kolayca alev alabilme özelliğini tanımlar (örneğin benzin veya alkol). Bir yanıcı madde döküldüğünde veya yandığında çevre kirliliği yaratabilir, ancak "yanıcı" kelimesi maddenin kirlilik potansiyelini değil, öncelikli olarak yangın tehlikesini belirtir. Her atık yanıcı olmak zorunda değildir.
  • d) Yakıcı madde: Yakıcı maddeler, genellikle oksijen açığa çıkararak başka maddelerin yanmasını sağlayan veya hızlandıran maddelerdir (oksitleyici maddeler). Tıpkı yanıcı maddeler gibi, bu da maddenin çevreye verdiği kirlilikten çok, kimyasal bir tehlike sınıfını (yangını körükleme riski) ifade eder. Bu nedenle sorunun genel tanımına uymaz.

Sonuç olarak, soruda istenen kavram, çevre kirliliğine neden olan tüm maddeleri kapsayan en genel ifadedir. Kireç belirli bir maddeyi, yanıcı ve yakıcı maddeler ise birer tehlike sınıfını belirtirken, atık kelimesi çevreye zarar verme potansiyeli olan tüm istenmeyen maddeleri kapsar. Bu yüzden en doğru ve kapsamlı cevap "Atık" olacaktır.

Soru 30
Şekle göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
2 numaralı aracın öncelikle geçmesi
B
1 numaralı aracın hızını artırarak kavşağa girmesi
C
2 numaralı aracın 3 numaralı aracın geçmesini beklemesi
D
3 numaralı aracın 2 numaralı aracı ikaz ederek durdurması
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, trafik levhası veya trafik polisi bulunmayan, yani bir **kontrolsüz kavşakta** araçların geçiş önceliği kuralı sorgulanmaktadır. Bu tip kavşaklarda hangi aracın önce geçeceğini belirlemek için belirli trafik kurallarını uygulamamız gerekir. Doğru cevabı bulmak için resimdeki araçların konumlarını ve hareket yönlerini bu kurallara göre değerlendirelim. Kontrolsüz kavşaklarda geçiş üstünlüğünü belirleyen temel kurallar şunlardır:
  • Bütün sürücüler, geçiş üstünlüğüne sahip olan araçlara (ambulans, itfaiye vb.) yol verir. (Bu soruda böyle bir araç yoktur.)
  • Dönüş yapan araçlar, doğru geçmekte olan araçlara yol verir.
  • Motorlu araçlardan soldaki, sağdan gelen araca yol verir. Yani, her zaman sağdaki aracın geçiş önceliği vardır.
  • Traktör, iş makinesi gibi motorsuz veya yavaş giden araçlar, diğer motorlu araçlara yol verir.

Doğru Cevap: a) 2 numaralı aracın öncelikle geçmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının nedeni şudur: Öncelikle, 1 numaralı araç dönüş yaptığı için, düz gitmekte olan 2 ve 3 numaralı araçlara yol vermek zorundadır. Bu durumda 1 numaralı araç en son geçecektir. Geriye kalan 2 ve 3 numaralı araçları karşılaştırdığımızda ise "sağdaki aracın önceliği" kuralı devreye girer. 3 numaralı traktörün sürücüsü, sağına baktığında 2 numaralı aracı görür. Bu nedenle, 3 numaralı araç, kendi sağında bulunan 2 numaralı araca yol vermelidir. Ayrıca, traktörler normal otomobillere göre geçiş önceliği daha az olan araçlardır. Bu iki kural birleştiğinde, kavşakta ilk geçiş hakkının 2 numaralı araca ait olduğu net bir şekilde ortaya çıkar.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

  1. b) 1 numaralı aracın hızını artırarak kavşağa girmesi: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Trafik kurallarına göre, dönüş yapan araçlar her zaman düz giden araçlara yol vermekle yükümlüdür. Hızını artırarak kavşağa girmesi, geçiş hakkını ihlal etmesi ve büyük bir kaza riski oluşturması anlamına gelir. Kavşaklara yaklaşırken hız azaltılmalıdır, artırılmamalıdır.
  2. c) 2 numaralı aracın 3 numaralı aracın geçmesini beklemesi: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü geçiş hakkı kurallarının tam tersini ifade etmektedir. 2 numaralı araç, 3 numaralı aracın sağında yer aldığı için geçiş önceliği ondadır. Dolayısıyla, beklemesi gereken 2 numaralı araç değil, 3 numaralı araçtır.
  3. d) 3 numaralı aracın 2 numaralı aracı ikaz ederek durdurması: Bu seçenek mantık dışı ve yanlıştır. Geçiş hakkı 2 numaralı araçta olduğu için, 3 numaralı aracın onu durdurmaya çalışması gibi bir yetkisi veya hakkı yoktur. Tam tersine, 3 numaralı araç sürücüsü yavaşlayarak veya durarak geçiş hakkını 2 numaralı araca vermekle yükümlüdür.

Özetle, bu kavşaktaki doğru geçiş sıralaması kurallara göre 2 - 3 - 1 şeklinde olmalıdır. Bu nedenle, ilk geçmesi gereken ve doğru olan davranış "2 numaralı aracın öncelikle geçmesi"dir.

Soru 31
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi uzunluk anlamında gabari sınırlamasının olduğunu bildirir?
A
B
C
D
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere araçların uzunluklarına yönelik bir kısıtlama getiren trafik işaretinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Gabari, araçların yoldaki yapılar (köprü, tünel, alt geçit vb.) altından güvenli bir şekilde geçebilmesi için belirlenmiş olan azami genişlik, yükseklik ve uzunluk ölçüleridir. Soru bizden özellikle uzunluk ile ilgili olanı bulmamızı istiyor.

Doğru cevap c seçeneğidir. Bu trafik levhası, üzerinde bir kamyon resmi ve aracın önü ile arkasını gösteren oklar arasında "10 m" yazdığını göstermektedir. Levhadaki okların konumu, kısıtlamanın hangi boyutta olduğunu belirtir. Bu işaret, "Uzunluğu 10 metreden fazla olan taşıt giremez" anlamına gelir. Dolayısıyla, bu levha doğrudan bir aracın girebileceği maksimum uzunluğu sınırlayarak, soruda istenen uzunluk anlamındaki gabari sınırlamasını belirtir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a seçeneği: Bu levhada dingil üzerinde "7 t" yazar. "t" tonu ifade eder ve bu işaret, dingil başına düşen yükün 7 tondan fazla olamayacağını belirtir. Bu bir ağırlık sınırlamasıdır, uzunluk değil.
  • b seçeneği: Bu levhada aracın iki yanından merkeze doğru oklar ve "2,30 m" ifadesi bulunur. Bu, genişliği 2,30 metreden fazla olan araçların giremeyeceğini gösterir. Bu bir genişlik sınırlamasıdır, uzunluk değil.
  • d seçeneği: Bu levhada ise aracın altından ve üstünden oklar ile "3,50 m" yazısı yer alır. Bu da yüksekliği 3,50 metreden fazla olan araçların giremeyeceğini belirtir. Bu bir yükseklik sınırlamasıdır, uzunluk değil.

Özetle, gabari sınırlaması levhaları birbirine benzese de üzerlerindeki okların yönü ne tür bir kısıtlama getirdiğini açıkça gösterir. Oklar yanlardaysa genişlik, üstte ve alttaysa yükseklik, önde ve arkadaysa uzunluk sınırlaması anlamına gelir. Bu nedenle, sorunun doğru cevabı uzunluk sınırlamasını gösteren c seçeneğidir.

Soru 32
Bir kavşakta geçiş üstünlüğüne sahip aracın sesli ve ışıklı uyarısını alan sürücü nasıl hareket etmelidir?
A
Olduğu yerde hemen durmalı
B
Derhal kavşağı boşaltarak yol vermeli
C
Işıklı trafik işaretine uymalı
D
Geriye dönerek beklemeli
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün trafikteki en önemli kurallardan biri olan "geçiş üstünlüğü" durumunda nasıl davranması gerektiği test edilmektedir. Özellikle bir kavşak gibi birden fazla yolun kesiştiği ve kaza riskinin yüksek olduğu bir noktada, ambulans, itfaiye veya polis aracı gibi bir acil durum aracının sirenini ve ışıklarını fark ettiğinizde yapmanız gereken doğru hamle sorulmaktadır. Bu durum, hem sizin hem de trafikteki diğer insanların can güvenliği için hayati önem taşır.

Doğru Cevap: b) Derhal kavşağı boşaltarak yol vermeli

Bu seçeneğin doğru olmasının temel sebebi, acil durum araçlarının görevlerinin zamana karşı bir yarış olmasıdır. Bu araçların bir an önce hedeflerine ulaşması, bir hayatın kurtarılması veya bir felaketin önlenmesi anlamına gelebilir. Eğer bir kavşağın içindeyken bu uyarıyı alırsanız, yapmanız gereken en güvenli ve doğru hareket, kontrollü bir şekilde kavşağı tamamlayıp hemen yolun sağına yanaşarak acil durum aracına geçmesi için bir koridor oluşturmaktır. Bu davranış, "yaşam yolu" oluşturmanın temel prensibidir ve trafiği tıkamak yerine akışın devamını sağlayarak acil durum aracına yardımcı olur.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • a) Olduğu yerde hemen durmalı: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hareketlerden biridir. Kavşağın tam ortasında aniden durmak, hem arkanızdan gelen araçların size çarpmasına neden olabilir hem de en önemlisi, geçmeye çalışan acil durum aracının yolunu tamamen tıkamış olursunuz. Amaç yolu kapatmak değil, tam tersine açmaktır.
  • c) Işıklı trafik işaretine uymalı: Normal şartlarda trafik ışıklarına uymak zorunludur. Ancak Karayolları Trafik Kanunu'na göre, geçiş üstünlüğüne sahip bir aracın sesli ve ışıklı uyarısı, trafik ışıklarından ve diğer trafik işaretlerinden daha önceliklidir. Yani, kırmızı ışık yanıyor olsa bile, eğer güvenli bir şekilde yapabiliyorsanız, kavşağı boşaltmak için kontrollü bir şekilde ilerlemeli ve acil durum aracına yol vermelisiniz.
  • d) Geriye dönerek beklemeli: Bu seçenek hem mantıksız hem de son derece tehlikelidir. Bir kavşakta geri manevra yapmak veya U dönüşü yapmaya çalışmak, trafiği kaosa sürükler ve büyük bir kaza riskine yol açar. Sürücülerden beklenen, her zaman sakin, öngörülebilir ve güvenli hareketler yapmalarıdır.

Özetle, bir kavşakta acil durum aracının sirenini duyduğunuzda panik yapmadan, güvenli bir şekilde kavşağı terk edip yolu açmanız gerekir. Bu, sadece bir sınav sorusunun doğru cevabı değil, aynı zamanda sorumlu bir sürücünün trafikteki en önemli görevlerinden biridir.

Soru 33
Kanlarındaki alkol miktarı - - - - promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin kara yolunda araç sürmesi yasaktır. Verilen ifadede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi yazılmalıdır?
A
0,20 
B
0,30 
C
0,40 
D
0,50
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Türkiye'de hususi (şahsi) otomobil kullanan sürücüler için yasal alkol sınırının ne olduğu sorulmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, sürücülerin güvenli bir şekilde araç kullanabilmesi için kanlarındaki alkol miktarının belirli bir seviyeyi geçmemesi gerekir. Bu yasal sınır, sürücünün kullandığı aracın türüne göre farklılık göstermektedir.

Doğru Cevap: d) 0,50

Doğru cevap D seçeneğidir (0,50). Türkiye'deki yasal düzenlemelere göre, hususi yani kişisel otomobil sürücülerinin kanlarındaki alkol miktarının yasal sınırı 0,50 promildir. Bu değer, 100 mililitre kanda 50 miligram alkol bulunması anlamına gelir. Bu sınırın üzerindeki bir alkol seviyesiyle hususi otomobil kullanmak yasaktır ve ciddi cezai yaptırımları (para cezası, ehliyete el konulması vb.) bulunmaktadır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

  • a) 0,20: Bu seçenek, sorunun en önemli çeldiricisidir. 0,20 promil sınırı, hususi otomobil sürücüleri için değil, ticari araç sürücüleri için geçerli olan yasal sınırdır. Taksi, dolmuş, otobüs, kamyon, çekici gibi ticari amaçla yolcu veya yük taşıyan araçların sürücülerinin 0,20 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullanmaları kesinlikle yasaktır. Soruda "hususi otomobil" belirtildiği için bu seçenek yanlıştır.

  • b) 0,30 ve c) 0,40: Bu seçenekler ise Türkiye'deki trafik mevzuatında herhangi bir sürücü kategorisi için belirlenmiş yasal alkol sınırları değildir. Bu değerler, sadece doğru cevabı bulmayı zorlaştırmak ve kafa karıştırmak amacıyla şıklara eklenmiştir. Yasal olarak geçerli olan sınırlar 0,50 (hususi araçlar için) ve 0,20'dir (ticari araçlar için).

Özet ve Akılda Kalması Gerekenler

Ehliyet sınavı için bu konuyu özetlemek gerekirse, aklınızda tutmanız gereken iki temel alkol sınırı vardır:

  1. Hususi Otomobil Sürücüleri: Yasal sınır 0,50 promil'dir.
  2. Ticari Araç Sürücüleri: Yasal sınır 0,20 promil'dir.

Bu soruda özellikle "hususi otomobil" vurgusu yapıldığı için doğru cevabın 0,50 promil olması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki alkolün en küçük miktarı bile sürüş becerilerini olumsuz etkileyebilir, bu nedenle en güvenli davranış hiç alkol almadan araç kullanmaktır.

Soru 34
Taşıt yolu üzerine çizilen şekildeki yazı ve sembollerden hangileri, sürücülere araçlarını uygun mesafede mutlaka durdurmaları gerektiğini bildirir?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, karayolu üzerine çizilmiş olan üç farklı yol işaretinden hangisinin veya hangilerinin sürücülere kesin bir durma zorunluluğu getirdiğini anlamamız beklenmektedir. Sorunun kilit noktası, "mutlaka durdurmaları gerektiğini" ifadesidir. Bu, bir uyarı veya tavsiye değil, sürücüye verilen kesin bir emir aradığımız anlamına gelir. Şimdi işaretleri tek tek inceleyelim:
  • I numaralı sembol: Yol yüzeyine yazılmış olan "DUR" yazısıdır. Bu yazı, sekizgen kırmızı "DUR" trafik levhası ile tamamen aynı anlama gelir. Sürücüye, kavşağa veya işaretlenmiş durma çizgisine gelindiğinde aracını mutlaka durdurması, yolu kontrol etmesi ve ancak yol güvenli olduğunda hareket etmesi gerektiğini emreder. Bu, yasal bir zorunluluktur ve uyulmadığı takdirde cezai işlem uygulanır.
  • II numaralı sembol: Yola çizilmiş bir bisiklet figürüdür. Bu işaret, ileride bir bisiklet yolu olduğunu veya bisikletlilerin bu yolu kullanarak karşıya geçebileceğini belirtir. Amacı, sürücüleri o bölgede bisikletlilere karşı daha dikkatli ve yavaş olmaları konusunda uyarmaktır. Ancak bu işaret, sürücüye her durumda "mutlaka dur" emri vermez. Sadece bir bisikletli geçiyorsa ona yol vermek için durulur.
  • III numaralı sembol: Bu oklar, genellikle yolun ileride daralacağını veya şeridin sona ererek diğer şeritle birleşeceğini bildirir. Sürücüleri, trafik akışındaki bu değişikliğe hazırlıklı olmaları, hızlarını ayarlamaları ve güvenli bir şekilde şerit değiştirmeleri için uyarır. Bu işaret de bir durma zorunluluğu getirmez, sadece tedbir alınması gerektiğini belirtir.

Bu analizler sonucunda, sürücülere araçlarını uygun bir mesafede mutlaka durdurmaları gerektiğini bildiren tek işaretin "DUR" yazısı olan I numaralı sembol olduğu açıkça görülmektedir. II ve III numaralı semboller ise durma emri vermeyen, sürücüyü bilgilendirici ve uyarıcı nitelikteki işaretlerdir.

Dolayısıyla, diğer seçenekler yanlıştır:

  • b) I ve II: Yanlıştır, çünkü II numaralı işaret durma emri vermez.
  • c) II ve III: Yanlıştır, çünkü her iki işaret de uyarı niteliğindedir ve durma zorunluluğu getirmez.
  • d) I, II ve III: Yanlıştır, çünkü sadece I numaralı işaret durma emri verir.

Sonuç olarak doğru cevap, sadece "DUR" yazısını içeren a) Yalnız I seçeneğidir.

Soru 35
Şekle göre 1 numaralı araca arkadan çarpan 2 numaralı araç sürücüsü hakkında aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenir?
A
Gözlerinin iyi görmediği
B
Hız kurallarına uymadığı
C
Araç lastiklerinin eski olduğu
D
Takip mesafesi kuralını ihlal ettiği
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, 2 numaralı aracın 1 numaralı araca arkadan çarptığı bir kaza durumu gösterilmektedir. Sorunun kilit noktası, bu kaza özelinde 2 numaralı araç sürücüsü hakkında "kesinlikle" söylenebilecek olanı bulmaktır. Bu ifade, diğer ihtimalleri eleyip, kazanın oluşumundaki en temel ve doğrudan kural ihlalini tespit etmemiz gerektiğini gösterir.

Doğru Cevap: d) Takip mesafesi kuralını ihlal ettiği

Doğru cevabın bu seçenek olmasının sebebi, arkadan çarpma kazalarının temel nedeninin takip mesafesi kuralına uyulmaması olmasıdır. Trafik kurallarına göre her sürücü, önündeki araçla arasında, acil bir durumda güvenli bir şekilde durmasına yetecek kadar mesafe bırakmak zorundadır. Eğer 2 numaralı araç sürücüsü bu takip mesafesi kuralına uysaydı, 1 numaralı araç aniden yavaşlasa veya dursa bile, ona çarpmadan durabilecek zamanı ve mesafesi olurdu. Bu kazanın gerçekleşmiş olması, bu kuralın ihlal edildiğinin en net kanıtıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Gözlerinin iyi görmediği: Bu bir ihtimal olabilir ancak kesin bir durum değildir. Sürücünün gözleri çok iyi görüyor olabilir fakat dikkati dağınık olabilir, telefonla konuşuyor olabilir veya sadece dalgın olabilir. Bu nedenle, sürücünün gözlerinin bozuk olduğunu kesin olarak söyleyemeyiz.
  • b) Hız kurallarına uymadığı: Sürücünün hız limitini aştığını da kesin olarak bilemeyiz. Bu kaza, çok düşük hızlarda seyreden bir trafikte bile meydana gelebilir. Örneğin, her iki araç da 30 km/s hızla giderken öndeki araç aniden durduğunda, arkadaki araç takip mesafesini korumuyorsa yine de çarpabilir. Hız kurallarına uymak kazayı önlemeye yetmeyebilir, asıl önemli olan mesafedir.
  • c) Araç lastiklerinin eski olduğu: Şekle bakarak aracın lastiklerinin durumu hakkında hiçbir yorum yapamayız. Lastiklerin eski olması fren mesafesini uzatır ve bir kaza nedeni olabilir, fakat bu sadece bir tahmindir. Sürücünün yepyeni lastikleri olsa bile, takip mesafesini korumuyorsa bu kaza yine de kaçınılmaz olurdu.

Özetle, bir arkadan çarpma kazasında diğer tüm faktörler (hız, hava koşulları, sürücü dikkati, lastik durumu) birer etken olabilirken, kazanın gerçekleşmesini sağlayan temel ve kesin kural ihlali, güvenli takip mesafesinin korunmamış olmasıdır. Bu nedenle doğru cevap "d" seçeneğidir.

Soru 36
Marş yapıldığında gösterge ışıkları yanıyor ancak marş motoru dönmüyorsa problem aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A
Yakıt bitmiştir.
B
Batarya zayıflamıştır.
C
Lastik basınçları düşüktür.
D
Motor yağ seviyesi azalmıştır.
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracı çalıştırmak için kontağı çevirdiğinizde karşılaşılan spesifik bir durum tarif ediliyor. Durumun iki önemli kısmı var: Birincisi, gösterge panelindeki ışıklar (akü, yağ, motor arıza ışığı vb.) yanıyor. Bu, araca bir miktar elektrik geldiğini gösterir. İkincisi ise, bu ışıklar yanmasına rağmen marş motoru hiç dönmüyor, yani motoru çalıştırmaya yönelik o tipik "marş sesi" duyulmuyor. Bu iki ipucunu birleştirdiğimizde doğru cevaba ulaşabiliriz.

Doğru Cevap: b) Batarya zayıflamıştır.

Aracın elektrik sistemini bir evdeki su tesisatı gibi düşünebiliriz. Gösterge ışıkları, radyo veya iç aydınlatma gibi sistemler, az suyla (düşük elektrik akımıyla) çalışan musluklar gibidir. Ancak marş motoru, tonlarca ağırlıktaki motoru döndürmek için adeta bir itfaiye hortumu gibi çok yüksek miktarda ve basınçlı suya (yüksek elektrik akımına) ihtiyaç duyar. Batarya zayıfladığında, içinde muslukları açacak kadar su (elektrik) vardır ama itfaiye hortumunu çalıştıracak güçte ve miktarda su (elektrik) kalmamıştır. Bu nedenle gösterge ışıkları yanar ama marş motoru dönemez.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Yakıt bitmiştir: Eğer aracın yakıtı bitmiş olsaydı, bataryada bir sorun olmadığı için marş motoru normal şekilde dönerdi. Kontağı çevirdiğinizde motorun çalışma sesini duyarsınız (vıı-vıı-vıı şeklinde), ancak motor yakıt alamadığı için ateşleme yapıp çalışmazdı. Soruda ise marş motorunun "dönmediği" açıkça belirtilmiştir, bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
  • c) Lastik basınçları düşüktür: Lastik basınçlarının motorun ilk hareketiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu durum, aracın yol tutuşunu ve sürüş güvenliğini etkileyen bir faktördür. Gösterge panelinde lastik basınç uyarı ışığı yanabilir ancak bu durum marş motorunun çalışmasını kesinlikle engellemez.
  • d) Motor yağ seviyesi azalmıştır: Motor yağının azalması, çalışan bir motor için çok tehlikeli bir durumdur ve ciddi hasarlara yol açabilir. Ancak yağ seviyesinin düşük olması, marş motorunun dönmesine engel olan bir durum değildir. Araç yine marş basar, fakat motorun çalıştırılması tavsiye edilmez.

Özetle, soruda verilen "ışıklar yanıyor ama marş motoru dönmüyor" senaryosu, araçta elektrik olduğunu ancak bu elektriğin en çok güç tüketen parça olan marş motorunu çevirmeye yetmediğini gösterir. Bu durumun en yaygın ve temel sebebi, gücünü kaybetmiş, yani zayıflamış bir bataryadır.

Soru 37
Yakıtı doğrudan doğruya silindirler içersinde yakan ve üretilen ısı enerjisini pistonbiyel mekanizması ile krank miline ileten motorlara ne ad verilir?
A
Marş motoru
B
Elektrik motoru
C
İçten yanmalı motor
D
Dıştan yanmalı motor
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir motorun temel çalışma prensibi tarif edilmekte ve bu tanıma uyan motor tipinin ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları, yakıtın "doğrudan doğruya silindirler içerisinde" yakılması ve ortaya çıkan enerjinin "piston-biyel mekanizması ile krank miline" iletilmesidir. Bu tarif, günümüzdeki otomobillerde kullanılan standart motor tipini anlatmaktadır.

Doğru cevap c) İçten yanmalı motor seçeneğidir. Çünkü sorudaki tanım, içten yanmalı motorun çalışma şeklini birebir anlatmaktadır. Bu motorlarda benzin, dizel veya LPG gibi yakıtlar, hava ile karıştırılarak silindir adı verilen kapalı bir odacığın içinde ateşlenir. Bu yanma sonucu oluşan yüksek basınçlı gazlar pistonu aşağı iter ve bu hareket, piston-biyel mekanizması aracılığıyla krank milini döndürerek tekerleklere güç iletir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Marş motoru: Marş motoru, ana motoru çalıştırmak için ilk hareketi veren küçük bir elektrik motorudur. Görevi, kontak çevrildiğinde aküden aldığı elektrikle krank milini kısa bir süreliğine döndürmektir. Kendi içinde yakıt yakmaz, bu nedenle sorudaki tanıma uymaz.
  • b) Elektrik motoru: Elektrik motorları, yakıt yakmak yerine bataryalardan aldıkları elektrik enerjisini doğrudan hareket enerjisine çevirir. Bu motorlarda yanma, silindir, piston gibi parçalar bulunmaz. Çalışma prensipleri tamamen farklıdır ve bu yüzden tanıma uygun değildir.
  • d) Dıştan yanmalı motor: Bu motor tipinde ise yakıt, motorun dışında ayrı bir kazanda yakılır. Bu yanma ile elde edilen ısı, suyu buhara dönüştürmek gibi bir işlem için kullanılır ve oluşan buhar basıncı pistonları hareket ettirir. En bilinen örneği buharlı tren motorlarıdır. Soruda ise yakıtın "silindirler içerisinde" yakıldığı belirtildiği için bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, yakıtın motorun kendi silindirleri içinde yakılmasıyla güç üretilmesi prensibi, "içten yanmalı motor" terimini tanımlar. Bu nedenle doğru seçenek 'c' şıkkıdır.

Soru 38
Araçta, belirli bir kilometre veya kullanım sonunda aşağıdakilerden hangisinin değiştirilmesi önerilir?
A
Farların 
B
Jantların
C
Aynaların 
D
Araç lastiklerinin
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın güvenli ve verimli bir şekilde çalışmaya devam etmesi için, kullanım ömrü dolduğunda, yani belirli bir kilometre veya zaman sonunda periyodik olarak değiştirilmesi gereken parçası sorulmaktadır. Bu, arıza yaptığında değil, ömrü bittiği için planlı olarak değiştirilen bir parçayı bulmamız gerektiği anlamına gelir. Bu tür parçalara "sarf malzemesi" veya "aşınan parça" denir.

Doğru cevap d) Araç lastiklerinin seçeneğidir. Araç lastikleri, yol ile sürekli temas halinde oldukları için zamanla ve kat edilen kilometreye bağlı olarak aşınırlar. Lastiklerin diş derinliği yasal bir sınıra (1.6 mm) düştüğünde veya üretim tarihinden itibaren belirli bir süre (genellikle 5-10 yıl) geçtiğinde, kauçuk yapısı sertleştiği için yol tutuşu ve fren performansı tehlikeli seviyede azalır. Bu nedenle, güvenlik için belirli bir kullanım sonunda değiştirilmeleri zorunludur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Farların: Farlar, ampulü patladığında veya bir kaza sonucu camı kırıldığında değiştirilir. Belirli bir kilometre veya zaman sonunda planlı olarak değiştirilen parçalar değillerdir. Çalıştıkları sürece kullanılmaya devam edilirler.
  • b) Jantların: Jantlar, aracın metal tekerlek kısmıdır ve çok dayanıklıdır. Sadece bir kaza, şiddetli bir çukura girme sonucu eğilir veya çatlarsa değiştirilirler. Normal kullanımda aşınarak ömrünü tamamlayan bir parça değildir.
  • c) Aynaların: Aynalar da jantlar ve farlar gibi, kırılmadıkları veya hasar görmedikleri sürece değiştirilmezler. Kullanıma bağlı olarak aşınan veya belirli bir kilometre sonunda ömrü dolan parçalar arasında yer almazlar.

Özetle, bu sorunun anahtarı "belirli bir kilometre veya kullanım sonunda" ifadesidir. Bu ifade, düzenli olarak aşınan ve bir "kullanım ömrü" olan bir parçayı işaret eder. Lastikler bu tanıma mükemmel bir şekilde uyarken; farlar, jantlar ve aynalar sadece bozulduklarında veya hasar gördüklerinde değiştirilen dayanıklı parçalardır.

Soru 39
Aracın elektrik sisteminde sigortalardan biri yanmışsa aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
Aynı amperde yenisi ile değiştirilir.
B
Daha küçük amperde sigorta ile değiştirilir.
C
Daha büyük amperde sigorta ile değiştirilir.
D
Herhangi bir amperde sigorta ile değiştirilir.
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın elektrik sistemindeki temel bir güvenlik önlemi olan sigorta değişimi ile ilgili doğru prosedür sorgulanmaktadır. Sigortanın neden ve nasıl değiştirilmesi gerektiğini bilmek, araç güvenliği için oldukça önemlidir.

Öncelikle sigortanın ne işe yaradığını anlamak gerekir. Sigorta, araçtaki elektrik devrelerini aşırı akımdan (yüksek amperden) koruyan bir güvenlik elemanıdır. Bir devreden, o devrenin kaldırabileceğinden daha yüksek bir akım geçtiğinde, sigortanın içindeki ince tel eriyerek kopar ve elektriği keser. Bu sayede, radyo, farlar, silecek motoru gibi değerli elektronik parçaların yanması ve daha da önemlisi kabloların ısınıp yangın çıkarması engellenmiş olur.

a) Aynı amperde yenisi ile değiştirilir.

Bu seçenek doğrudur. Her elektrik devresi, otomobil üreticisi tarafından belirli bir akım değerine göre tasarlanmıştır ve bu devreye o değere uygun amperde bir sigorta atanmıştır. Yanan sigortayı aynı amper değerine sahip bir yenisiyle değiştirmek, devrenin orijinal güvenlik standardını korumasını sağlar. Bu, devrenin normal şekilde çalışmasına izin verirken, gelecekteki bir aşırı akım durumunda yine devreyi koruyacağı anlamına gelir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Daha küçük amperde sigorta ile değiştirilir: Bu yanlıştır. Devre, normal çalışması sırasında bile, takılan düşük amperli sigortanın kaldırabileceğinden daha fazla akım çekebilir. Bu durumda, herhangi bir arıza olmasa bile yeni sigorta hemen atacak ve o devreye bağlı olan sistem (örneğin cam silecekleri) çalışmayacaktır.
  • c) Daha büyük amperde sigorta ile değiştirilir: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hatadır. Devre, sigortanın koruması gereken akımdan daha yüksek bir akıma maruz kalırsa, daha yüksek amperli yeni sigorta atmayacaktır. Bunun sonucunda aşırı akım kabloların üzerinden geçmeye devam eder, kablolar aşırı ısınır, erir ve bu durum araçta yangın çıkmasına neden olabilir.
  • d) Herhangi bir amperde sigorta ile değiştirilir: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır. Yukarıda açıklandığı gibi, sigortanın amper değeri rastgele seçilemez. Amper değeri, devrenin güvenliği için özel olarak hesaplanmış kritik bir değerdir ve kesinlikle bu değere uyulmalıdır.

Özetle, araçta bir sigorta yandığında, yapılması gereken tek doğru işlem, yanan sigortanın üzerinde yazan amper değeriyle birebir aynı olan yeni bir sigorta takmaktır. Aracınızın kullanım kılavuzunda veya sigorta kutusunun kapağında hangi devrenin kaç amperlik sigorta kullandığını gösteren bir şema bulunur. Bu basit kurala uymak, hem aracınızın elektrik sisteminin sağlığı hem de kendi güvenliğiniz için hayati önem taşır.

Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi karterdeki yağı basınçlı olarak motor parçalarına gönderir?
A
Radyatör
B
Distribütör
C
Su pompası
D
Yağ pompası
40 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, motorun en hayati sistemlerinden biri olan yağlama sistemi ile ilgili temel bir bilgi sorgulanmaktadır. Sorunun özü, motorun alt kısmında bulunan ve yağı depolayan karterden, bu yağı alıp hareketli ve aşınmaya müsait motor parçalarına basınçla gönderen parçanın hangisi olduğunu bulmaktır. Bu işlem, motorun ömrü ve sağlıklı çalışması için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap d) Yağ pompası'dır. Yağ pompası, motor yağlama sisteminin kalbi olarak düşünülebilir. Motor çalıştığı anda krank milinden aldığı hareketle dönmeye başlar. Karterdeki yağı emer ve belirli bir basınçla motor içindeki yağ kanallarına gönderir. Bu basınçlı yağ, piston, krank mili, kam mili gibi yüksek sürtünmeye maruz kalan tüm hareketli parçalara ulaşarak hem onları yağlar, hem de aşırı ısınmalarını önler.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Radyatör: Radyatör, motorun yağlama sistemiyle değil, soğutma sistemiyle ilgilidir. Görevi, motorun çalışmasıyla ısınan soğutma sıvısını (antifrizli su) içindeki petekler ve fan yardımıyla soğutmaktır. Yağı pompalamak gibi bir işlevi yoktur.
  • b) Distribütör: Distribütör, eski tip benzinli araçların ateşleme sisteminde bulunan bir parçadır. Bobinden gelen yüksek gerilimi, ateşleme sırasına göre doğru bujiye göndererek silindir içindeki yakıt-hava karışımının ateşlenmesini sağlar. Motor yağı veya basınçla hiçbir ilgisi yoktur.
  • c) Su pompası: Bu parça, isim benzerliği nedeniyle en çok karıştırılan seçenektir. Su pompası (devridaim pompası da denir), radyatör gibi soğutma sisteminin bir elemanıdır. Görevi, soğutma sıvısını motor bloku içindeki kanallarda ve radyatörde sürekli olarak dolaştırmaktır. Yani bir şeyi pompalar ama bu yağ değil, soğutma sıvısıdır.

Özet olarak, motor parçalarının sağlıklı çalışması için gerekli olan yağı, karterden alıp basınçlı bir şekilde ilgili yerlere gönderen parçanın adı yağ pompasıdır. Diğer şıklar ise motorun soğutma ve ateşleme gibi farklı sistemlerine ait parçalardır.

Soru 41
Temiz kireçsiz su ile donmayı ve korozyonu önleyici antifriz karışımından oluşan sıvıya ne ad verilir?
A
Motor yağı
B
Fren hidroliği
C
Akü elektroliti
D
Motor soğutma suyu
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın motor sisteminde kullanılan, belirli bileşenlerden oluşan ve önemli görevleri olan bir sıvının tanımı verilerek ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları; temiz kireçsiz su ve antifriz karışımı olması, ayrıca temel işlevlerinin donmayı ve korozyonu (paslanmayı) önlemek olmasıdır. Bu ipuçları bizi doğrudan motorun sıcaklık dengesini sağlayan sisteme yönlendirir.

Doğru Cevap: d) Motor soğutma suyu

Doğru cevabın "Motor soğutma suyu" olmasının sebebi, sorudaki tanımın bu sıvıyı birebir karşılamasıdır. Motor çalışırken ortaya çıkan yüksek ısıyı kontrol altında tutmak için bir soğutma sistemine ihtiyaç duyar. Bu sistemin içinde dolaşan sıvı, yani motor soğutma suyu, tam olarak saf su ve antifriz karışımından oluşur. Bu karışımın görevleri şunlardır:

  • Donmayı Önleme: Antifriz, suyun donma noktasını 0 derecenin çok altına (örneğin -30, -40 derecelere) düşürür. Bu sayede en soğuk kış günlerinde bile motorun içindeki su donarak genleşmez ve motor bloğu gibi pahalı parçaların çatlamasını engeller.
  • Harareti (Kaynamayı) Önleme: Antifriz aynı zamanda suyun kaynama noktasını 100 derecenin üzerine çıkarır. Bu da yaz aylarında veya motor zorlandığında soğutma suyunun kaynayarak buharlaşmasını ve motorun hararet yapmasını önler.
  • Korozyonu Önleme: Antifrizin içindeki özel katkı maddeleri, soğutma sisteminin geçtiği metal parçaları (radyatör, silindir kapağı vb.) paslanmaya ve kireçlenmeye karşı korur. Soruda belirtilen "kireçsiz su" kullanımı da bu sistemin tıkanmasını önlemek için önemlidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Her sıvının araçta farklı ve çok önemli bir görevi vardır.

  1. a) Motor yağı: Motor yağının temel görevi, motorun içindeki hareketli metal parçalar (pistonlar, krank mili vb.) arasında bir film tabakası oluşturarak sürtünmeyi azaltmak ve aşınmayı önlemektir. Soğutmaya bir miktar yardımcı olsa da asıl görevi yağlamadır ve su ile antifriz karışımı değildir.
  2. b) Fren hidroliği: Bu sıvı, fren sisteminde kullanılır. Siz fren pedalına bastığınızda oluşan basıncı, tekerleklerdeki fren mekanizmalarına ileten hidrolik bir sıvıdır. Görevi soğutma değil, güç iletimidir ve kesinlikle su veya antifriz içermez.
  3. c) Akü elektroliti: Bu sıvı, akünün içerisinde bulunur ve elektrik enerjisinin kimyasal olarak depolanmasını sağlar. Sülfürik asit ve saf su karışımından oluşur. Görevi elektrik üretmektir ve motorun soğutulmasıyla hiçbir ilgisi yoktur.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi frenleme esnasında fren pedalının titremesine neden olur?
A
Balataların ıslanması
B
Motor yağının kirlenmesi
C
Araç lastiklerinin yeni olması
D
Disk veya kampana yüzeylerinin bozuk olması
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araba kullanırken frene bastığınızda fren pedalında hissettiğiniz bir titremenin veya vuruntunun teknik sebebinin ne olduğu sorulmaktadır. Bu durum, sürüş güvenliği açısından önemli bir belirtidir ve fren sistemindeki bir soruna işaret eder. Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Disk veya kampana yüzeylerinin bozuk olması

Fren sistemi, tekerleklerle birlikte dönen fren disklerine veya kampanalara, fren balatalarının sürtünmesi prensibiyle çalışır. Eğer bu disklerin veya kampanaların yüzeyleri zamanla aşırı ısınma, ani soğuma veya yıpranma gibi nedenlerle eğilir, dalgalanır veya bozulursa, yüzeyleri artık tamamen pürüzsüz ve düz olmaz. Frene bastığınızda, fren balataları bu bozuk ve dalgalı yüzeye her temas ettiğinde düzensiz bir baskı uygular. Diskin her dönüşünde balata hafifçe ileri-geri hareket eder ve bu hareket, fren hidroliği aracılığıyla doğrudan fren pedalına bir titreşim veya vuruntu olarak yansır. Yani pedaldeki titremenin temel nedeni, balataların düzgün olmayan bir yüzey üzerinde "zıplayarak" ilerlemesidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Balataların ıslanması: Balataların ıslanması, örneğin bir su birikintisinden geçtikten sonra, fren pedalında titremeye değil, fren performansında geçici bir azalmaya neden olur. Islak yüzeyler arasındaki sürtünme azaldığı için araç ilk başta iyi yavaşlamaz ve frenler "boşalmış" gibi hissedilebilir. Bu durum genellikle birkaç kez frene basıp balatalar ısınıp kuruduktan sonra kendiliğinden düzelir.
  • b) Motor yağının kirlenmesi: Motor yağı, motorun içindeki hareketli parçaları yağlamakla görevlidir ve fren sistemiyle hiçbir doğrudan bağlantısı yoktur. Motor yağının kirli olması motorun ömrünü ve performansını olumsuz etkiler, motorun daha sesli çalışmasına veya çekişten düşmesine neden olabilir, ancak fren pedalında hissedilecek bir titreşime yol açmaz. Bu iki sistem birbirinden tamamen bağımsızdır.
  • c) Araç lastiklerinin yeni olması: Yeni lastikler genellikle daha iyi yol tutuşu ve konforlu bir sürüş sağlar. Eğer yeni lastik takıldıktan sonra bir titreme hissediliyorsa, bu genellikle frene basıldığında değil, belirli bir hıza ulaşıldığında (genellikle 80-100 km/s arası) direksiyonda veya aracın genelinde hissedilir. Bu durumun sebebi ise çoğunlukla lastiklerin balans ayarının doğru yapılmamış olmasıdır, fren sistemiyle ilgili bir sorun değildir.

Özetle, frenleme esnasında özellikle pedalınızda hissettiğiniz ritmik bir titreşim, neredeyse her zaman fren disklerinin veya kampanalarının yüzeyindeki bir deformasyonun en belirgin işaretidir. Bu durum, fren mesafesini olumsuz etkileyebileceği ve güvenliği tehlikeye atabileceği için en kısa sürede bir tamirci tarafından kontrol edilmelidir.

Soru 43
I. LPG II. Benzin III. Motorin İçten yanmalı motorlarda yukarıdaki yakıtlardan hangileri kullanılır?
A
Yalnız I.
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araçlarda kullanılan içten yanmalı motorların hangi yakıt türleriyle çalışabildiği sorulmaktadır. İçten yanmalı motor, yakıtı motorun içindeki kapalı bir alanda (silindir) yakarak mekanik enerji üreten motor tipidir. Bu tanım, farklı ateşleme sistemlerine ve yakıtlara sahip birkaç motor türünü kapsayan genel bir ifadedir.

Doğru cevap D) I, II ve III seçeneğidir. Çünkü soruda listelenen yakıtların üçü de günümüzde farklı tiplerdeki içten yanmalı motorlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu motorların hepsi, yakıtı motorun içinde yaktığı için "içten yanmalı" olarak sınıflandırılır.

Şimdi yakıtları ve kullanıldıkları motorları tek tek inceleyerek neden hepsinin doğru olduğunu anlayalım:

  • I. LPG (Sıvılaştırılmış Petrol Gazı): Özellikle benzinli araçlara sonradan takılan sistemlerle kullanılan alternatif bir yakıttır. LPG, benzinli motorun çalışma prensibine uygun şekilde silindirlerin içinde yakılır. Bu nedenle LPG ile çalışan motorlar da birer içten yanmalı motordur.
  • II. Benzin: Binek otomobillerde en yaygın kullanılan yakıt türüdür. Benzinli motorlar, yakıt-hava karışımını bir buji kıvılcımı ile ateşleyerek çalışır ve bu işlem motorun içinde gerçekleşir. Bu yüzden benzinli motorlar, içten yanmalı motorların en bilinen örneğidir.
  • III. Motorin (Dizel): Genellikle kamyon, otobüs, tır gibi ticari araçlarda ve bazı binek otomobillerde kullanılır. Dizel motorlarda yakıt, silindir içinde sıkıştırılarak aşırı ısınan havanın içine püskürtülür ve bu yüksek sıcaklık sayesinde kendiliğinden tutuşur. Ateşleme yöntemi farklı olsa da, yanma işlemi motorun içinde gerçekleştiği için dizel motorlar da içten yanmalı motor kategorisindedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım:

a) Yalnız I: Bu seçenek çok eksiktir. Çünkü içten yanmalı motor denildiğinde akla ilk gelen ve en yaygın kullanılan yakıtlar olan benzin ve motorini tamamen dışarıda bırakmaktadır.

b) I ve II: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü motorini (dizel) göz ardı etmektedir. Dizel motorlar, özellikle yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan çok önemli bir içten yanmalı motor türüdür.

c) II ve III: Bu seçenek, en yaygın iki yakıtı içerse de LPG'yi dışlamaktadır. Türkiye'de ve dünyada milyonlarca araç LPG ile çalıştığı için ve bu motorlar da içten yanmalı olduğu için bu seçenek de eksik kalmaktadır.

Özetle, "içten yanmalı motor" genel bir başlık olup hem benzinli, hem dizel, hem de LPG ile çalışan motorları kapsar. Bu nedenle soruda verilen üç yakıt türü de bu motorlarda kullanılır ve doğru cevap hepsini içeren D seçeneğidir.

Soru 44
Kışın aşırı soğuktan dolayı motor soğutma suyu donduğu zaman meydana gelen genleşme kuvveti; silindir bloğu, silindir kapağı ve radyatörü çatlatabilir. Buna göre donmayı önlemek için motor soğutma suyuna aşağıdakilerden hangisinin yeterli miktarda karıştırılması gerekir?
A
Asit
B
Antifriz
C
Saf su
D
Motor yağı
44 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kış aylarında motor soğutma suyunun donmasının motor için ne kadar tehlikeli olduğu anlatılmaktadır. Su, donduğunda hacmi genişleyen bir maddedir ve bu genleşme, motorun metal aksamları üzerinde muazzam bir basınç oluşturur. Bu basınç, motorun en önemli ve pahalı parçaları olan silindir bloğu, silindir kapağı ve radyatörü çatlatabilir. Soru, bu ciddi hasarı önlemek için soğutma suyuna ne karıştırılması gerektiğini sormaktadır.

Doğru cevap b) Antifriz seçeneğidir. Antifriz, adından da anlaşılacağı gibi "donma karşıtı" özelliklere sahip özel bir kimyasaldır. Motor soğutma suyuna doğru oranda eklendiğinde, suyun donma noktasını 0 derecenin çok daha altına, örneğin -30, -40 derecelere kadar düşürür. Bu sayede, en soğuk kış günlerinde bile motor suyu sıvı halde kalır, genleşmez ve motorda çatlak gibi büyük ve masraflı arızaların önüne geçilmiş olur.

Antifrizin tek görevi donmayı önlemek de değildir. Aynı zamanda suyun kaynama noktasını da 100 derecenin üzerine çıkarır. Bu özellik, yaz aylarında veya sıkışık trafikte motorun hararet yapma riskini azaltır. Ayrıca, içerdiği inhibitörler (koruyucu maddeler) sayesinde soğutma sistemindeki metal parçaları pas ve korozyona karşı koruyarak sistemin ömrünü uzatır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Asit: Asitler, metalleri aşındıran (korozif) maddelerdir. Soğutma sistemine asit eklemek, radyatörü, motor bloğunu ve devirdaim pompasını kısa sürede çürüterek sisteme tamir edilemez zararlar verir. Bu nedenle kesinlikle yanlış bir seçenektir.
  • c) Saf su: Sorunun ana kaynağı zaten suyun donmasıdır. Soğutma sistemine sadece saf su koymak, donma sorununu çözmez. Saf su 0 derecede donar ve soğuk havalarda motorda çatlak riskini ortadan kaldırmaz.
  • d) Motor yağı: Motor yağı, motorun içindeki hareketli parçaları yağlamak için tasarlanmıştır ve su ile karışmaz. Soğutma sistemine yağ eklenirse, radyatörün ince kanallarını tıkar, suyun dolaşımını engeller ve motorun aşırı ısınmasına (hararet yapmasına) neden olur. Donmayı önleme gibi bir özelliği de bulunmamaktadır.
Soru 45
Sürücü, trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında olmalıdır. Bu farkındalığı kazanmak için yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir?
A
Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması
B
Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi
C
Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi
D
Trafikteki her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerinin sorgulanıp öğrenilmesi
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün trafik kurallarını ihlal etmenin sonuçlarının sadece bir ceza olmadığını, aynı zamanda kendisi ve sevdikleri için ölümcül bir risk taşıdığını nasıl daha iyi anlayabileceği sorgulanmaktadır. Kısacası, bu hayati tehlikenin bilincine varmak ve sorumlu bir sürücü olmak için hangi zihinsel tutumun benimsenmesi gerektiği üzerinde durulmaktadır. Amaç, sürücünün kurallara korkuyla değil, bilinçle uymasını sağlayacak düşünce yapısını bulmaktır.

Doğru cevap d) seçeneğidir. Çünkü trafikteki her kural keyfi olarak konulmamıştır; her birinin altında yatan ciddi bir güvenlik sebebi vardır. Örneğin, bir yerleşim yerindeki hız limitinin neden düşük olduğunu, bir yaya geçidinde neden yavaşlamak gerektiğini veya takip mesafesini korumanın önemini anlayan bir sürücü, bu kurallara uymayı bir zorunluluk olarak değil, bilinçli bir güvenlik önlemi olarak görür. Kuralların arkasındaki mantığı ve tehlikeleri öğrenmek, sürücünün riskleri daha iyi kavramasını ve bu farkındalıkla araç kullanmasını sağlar.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Kızgınlık ve rekabet duygusu, sürücünün mantıklı düşünme yeteneğini zayıflatır, sabırsızlığa ve agresif manevralara yol açar. Bu durum, tehlikelerin farkında olmayı sağlamak yerine, tam tersine tehlikeli durumlar yaratmayı teşvik eder. Güvenli sürüş, sakin ve sorumlu bir zihin yapısı gerektirir.
  • b) Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi: Bu da hatalı bir yaklaşımdır. Trafikte güvenlik ve saygı, başkalarından beklenen bir şeyden çok, her sürücünün öncelikle kendisinin göstermesi gereken bir sorumluluktur. "Önce o bana saygı duysun" düşüncesi, çatışmalara ve yanlış anlaşılmalara zemin hazırlar. Sorumlu bir sürücü, diğerleri nasıl davranırsa davransın, doğru olanı yapar ve kendi güvenlik standartlarından ödün vermez.
  • c) Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi: Bu düşünce, soruda istenen can güvenliği farkındalığının tam tersidir ve çok tehlikeli bir yanılgıdır. Kırmızı ışıkta geçmenin veya aşırı hız yapmanın asıl sonucu para cezası değil, bir yayaya veya başka bir araca çarparak ölüme ya da ciddi yaralanmalara sebep olma ihtimalidir. İhlalleri sadece maddi bir bedelle ilişkilendirmek, olayın ciddiyetini ve hayati risklerini tamamen göz ardı etmektir.

Özetle, gerçek bir sürüş güvenliği bilinci, kuralların neden var olduğunu anlamakla başlar. Bir kuralın arkasındaki güvenlik gerekçesini bilen bir sürücü, o kurala sadece ceza almamak için değil, kendisinin ve sevdiklerinin canını korumak için uyar. Bu yüzden en doğru ve etkili yöntem, kuralların altında yatan sebepleri sorgulamak ve öğrenmektir.

Soru 46
Ters yönden gelen bir sürücüye “Bu sokak tek yönlü, herhalde siz girişteki levhayı görmediniz, lütfen daha dikkatli olun.” diyen bir sürücü, trafikte aşağıdaki değerlerden hangisine uygun davranmıştır?
A
İnatlaşmaya
B
Aşırı tepki göstermeye
C
Kaba ve saldırgan davranmaya
D
Trafik kültüründe birbirini uyarmaya
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte bir kural ihlali yapan sürücüye karşı başka bir sürücünün gösterdiği tepkinin hangi trafik değerine uygun olduğu sorulmaktadır. Soruyu doğru cevaplamak için, uyarıyı yapan sürücünün kullandığı dilin ve üslubun niteliğini dikkatlice analiz etmemiz gerekir.

Sürücünün kurduğu cümleyi inceleyelim: “Bu sokak tek yönlü, herhalde siz girişteki levhayı görmediniz, lütfen daha dikkatli olun.” Bu ifadede dikkat çeken birkaç önemli nokta vardır. Sürücü, karşı tarafı suçlamak yerine önce durumu (sokağın tek yönlü olduğunu) belirtiyor. Ardından, "herhalde görmediniz" diyerek hatanın kasıtlı olmadığını varsayıyor ve karşı tarafa anlayış gösteriyor. Son olarak, "lütfen" kelimesini kullanarak nazik bir şekilde uyarıda bulunuyor. Bu yaklaşım, çatışmadan uzak, yapıcı ve eğitimci bir tavırdır.

Doğru Cevabın Açıklaması

d) Trafik kültüründe birbirini uyarmaya: Bu seçenek doğrudur. Çünkü gelişmiş bir trafik kültürü, sürücülerin sadece trafik kurallarına uymasını değil, aynı zamanda birbirlerine karşı saygılı, sabırlı ve yardımcı olmalarını da gerektirir. Sorudaki sürücü, tehlikeli bir durumu fark edip diğer sürücüyü kaba bir şekilde değil, yapıcı bir dille uyararak hem olası bir kazayı önlemeye çalışmakta hem de trafikteki genel nezaket ve iş birliği ruhuna uygun davranmaktadır. Bu davranış, tam olarak “birbirini uyarma” değerini yansıtır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) İnatlaşmaya: Bu seçenek yanlıştır. İnatlaşma, bir konuda karşılıklı olarak ısrarcı olmak ve geri adım atmamaktır. Soruda bir tartışma veya karşılıklı bir zıtlaşma durumu yoktur. Sadece tek taraflı, bilgilendirici ve nazik bir uyarı söz konusudur.
  • b) Aşırı tepki göstermeye: Bu seçenek de yanlıştır. Aşırı tepki; sürekli korna çalmak, bağırmak, selektör yapmak veya el kol hareketleriyle öfke göstermek gibi durumu gereğinden fazla büyüten davranışları içerir. Oysa sorudaki sürücünün tepkisi son derece sakin, ölçülü ve olgundur.
  • c) Kaba ve saldırgan davranmaya: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Sürücünün kullandığı dil, “herhalde görmediniz” ve “lütfen” gibi ifadelerle nezaket içermektedir. Bu, kaba ve saldırgan bir davranışın tam tersi bir tutumdur. Kaba bir tepki, hakaret veya aşağılayıcı ifadeler içerirdi.

Özetle, bu soru sürücü adaylarına trafikte karşılaşılan hatalara karşı nasıl bir tutum sergilenmesi gerektiğini öğretmeyi amaçlamaktadır. Unutulmamalıdır ki trafikteki temel amaç, herkesin güvenli bir şekilde hedefine ulaşmasıdır. Bunu sağlamanın yolu ise çatışmacı ve agresif olmak yerine, güvenliği ön planda tutan, yapıcı ve nazik bir iletişim kurmaktan geçer. Bu nedenle, sürücünün davranışı en iyi şekilde “trafik kültüründe birbirini uyarma” değeri ile açıklanır.

Soru 47

Trafikte hangi temel değere sahip olan sürücü, kendini yaya olan yol kullanıcısının yerine koyar ve aracını kaldırıma park etmekten kaçınır?

A
Empati düzeyi yüksek
B
Görgü seviyesi düşük
C
Sorumsuz
D
Bencil
47 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sergilenen olumlu bir davranışın arkasındaki temel insani değerin ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, sürücünün "kendini yaya olan yol kullanıcısının yerine koyması" ifadesidir. Bu ifade, doğru cevabı bulmamız için en önemli ipucunu vermektedir.

Doğru Cevap: a) Empati düzeyi yüksek

Empati, bir kişinin kendisini başka birinin yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini anlama yeteneğidir. Soruda bahsedilen sürücü, tam olarak bunu yapmaktadır. Aracını kaldırıma park etmeden önce, "Buraya park edersem bir yaya, bebek arabası süren bir anne veya tekerlekli sandalye kullanan bir engelli buradan nasıl geçer?" diye düşünür.

Bu düşünce tarzı, yani başkalarının yaşayacağı zorluğu öngörüp ona göre davranmak, yüksek empati düzeyinin bir göstergesidir. Sürücü, kendi rahatlığından önce yayanın güvenliğini ve hakkını düşündüğü için bu olumlu davranışı sergiler. Bu nedenle "empati düzeyi yüksek" seçeneği doğru cevaptır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, soruda anlatılan duyarlı ve düşünceli sürücü profilinin tam tersi olan olumsuz özellikleri tanımlamaktadır. Bu nedenle kolayca elenebilirler.

  • Görgü seviyesi düşük: Bu seçenek, soruda anlatılan sürücünün tam tersi bir profili çizer. Görgü seviyesi düşük bir kişi, başkalarını düşünmeden, kuralları hiçe sayarak hareket eder ve aracını kaldırıma park etme olasılığı daha yüksektir.
  • Sorumsuz: Sorumsuz bir sürücü, davranışlarının sonuçlarını düşünmez. Kaldırıma park etmenin yayalar için yaratacağı tehlikeyi veya zorluğu umursamaz. Bu nedenle, sorudaki duyarlı sürücü tanımına uymaz.
  • Bencil: Bencil bir kişi, sadece kendi çıkarını ve rahatlığını düşünür. "En yakın yer burası, yayalar ne yaparsa yapsın" mantığıyla hareket eder ve aracını kaldırıma park etmekten çekinmez. Bu da aranan olumlu özelliğin tam zıttıdır.

Özetle, bu soru trafikte sadece kuralları bilmenin değil, aynı zamanda diğer yol kullanıcılarına karşı saygılı ve anlayışlı olmanın önemini vurgulamaktadır. Empati, güvenli ve huzurlu bir trafik ortamı yaratmanın temel taşlarından biridir.

Soru 48
Trafik içinde sorumluluk, yardımlaşma, tahammül, saygı, fedakârlık, sabır vb. değerlere sahip olabilme yetisidir. Bu cümlede tanımı yapılan kavram, aşağıdakilerden hangisidir?
A
Mizaç
B
Beden dili
C
Trafik adabı
D
Konuşma üslubu
48 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sergilenmesi gereken bir dizi olumlu ve ahlaki değerin (sorumluluk, yardımlaşma, tahammül, saygı, fedakârlık, sabır) tanımı verilmiştir. Bizden istenen, bu değerler bütününü ifade eden doğru kavramı şıklar arasından bulmaktır. Soru, aslında trafikte sadece kanun ve kurallara uymanın yeterli olmadığını, aynı zamanda diğer insanlara karşı gösterilen olumlu tutum ve davranışların da ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.

Doğru Cevap: c) Trafik adabı

Doğru cevabın neden "Trafik adabı" olduğunu açıklayalım. Trafik adabı, yazılı trafik kurallarının ötesinde, sürücülerin ve trafikteki diğer bireylerin birbirlerine karşı göstermesi gereken nezaket, saygı, hoşgörü ve sorumluluk gibi davranışların tümünü kapsayan bir kavramdır. Soruda sıralanan sorumluluk (davranışlarının sonucunu üstlenmek), yardımlaşma (yolda kalmış birine yardım etmek), tahammül (başkasının hatasına karşı sabırlı olmak), saygı (diğer sürücülerin haklarına öncelik tanımak), fedakârlık (kendi hakkından feragat etmek) ve sabır gibi erdemler, tam olarak trafik adabının temelini oluşturur. Bu nedenle verilen tanım, doğrudan trafik adabı kavramını açıklamaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Mizaç: Mizaç, bir kişinin doğuştan gelen huyunu, karakter yapısını ifade eder. Örneğin, bir insanın genel olarak sakin, sinirli, neşeli veya içe kapanık olması onun mizacıyla ilgilidir. Mizaç kişisel bir özelliktir; oysa trafik adabı, trafikteki tüm bireylerin öğrenmesi ve uygulaması gereken ortak bir davranış kültürüdür. Dolayısıyla mizaç, sorudaki tanımı karşılamaz.
  • b) Beden dili: Beden dili, söz kullanmadan jest, mimik ve duruş gibi vücut hareketleriyle iletişim kurma yöntemidir. Trafikte teşekkür etmek için el sallamak veya yol vermek için işaret yapmak bir beden dili örneğidir. Ancak beden dili, soruda belirtilen sorumluluk, fedakârlık, sabır gibi soyut ve ahlaki değerlerin tamamını kapsayan genel bir kavram değildir; sadece bu adabın gösterilme biçimlerinden biri olabilir.
  • d) Konuşma üslubu: Konuşma üslubu, bir kişinin iletişim kurarken seçtiği kelimeler ve ses tonu gibi ifade tarzını belirtir. Trafikteki etkileşimlerin büyük bir kısmı sözsüz gerçekleşir. Bu seçenek, trafikteki genel davranış bütününü değil, sadece sözel iletişimi tanımladığı için sorudaki sorumluluk, sabır ve yardımlaşma gibi geniş kapsamlı değerleri ifade etmekte yetersiz kalır.

Özetle, soruda tanımı yapılan ve trafikteki tüm paydaşların birbirine karşı göstermesi gereken olumlu davranışlar ve ahlaki değerler bütünü, en doğru şekilde "trafik adabı" kavramıyla ifade edilir. Bu kavram, güvenli ve huzurlu bir trafik ortamı oluşturmanın anahtarıdır.

Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi, trafikte diğerlerine göre daha çabuk ve fazla öfkelenen sürücülerin yol açtığı bir durum değildir?
A
Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün artması
B
Kazaya karışma olasılığının azalması
C
Kural ihlallerinin artması
D
Dikkatin dağılması
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfkeli davranışlar sergileyen bir sürücünün yol açtığı sonuçlar ele alınmaktadır. Soru kökünde bizden istenen, bu sonuçlardan biri *olmayan* seçeneği bulmaktır. Yani, öfkeli bir sürücünün hangi durumu yaratmayacağını tespit etmeliyiz. Bu tür "değildir" ile biten olumsuz sorularda, seçenekleri dikkatle değerlendirmek çok önemlidir.

Doğru Cevap: b) Kazaya karışma olasılığının azalması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, öfkenin trafikteki sonuçlarıyla tamamen zıt bir durum ifade etmesidir. Öfke, sürücünün muhakeme yeteneğini zayıflatan, risk alma eğilimini artıran ve ani, agresif tepkiler vermesine neden olan güçlü bir duygudur. Öfkeli bir sürücü, daha hızlı araç kullanır, diğer sürücülerle inatlaşır ve güvenli takip mesafesi gibi önemli kuralları hiçe sayar. Tüm bu olumsuz davranışlar, kazaya karışma olasılığını azaltmak yerine tam tersine ciddi şekilde artırır. Dolayısıyla, "kazaya karışma olasılığının azalması" öfkeli bir sürücünün yol açacağı bir durum olamaz.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu, yani neden öfkeli sürüşün birer sonucu olduklarını inceleyelim:

  • a) Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün artması: Bu durum, öfkenin en temel ve doğrudan sonuçlarından biridir. Öfkelenen bir sürücü, trafikteki diğer yol kullanıcılarının en ufak hatasına veya yavaşlığına bile dayanamaz hale gelir. Sabrı ve toleransı azaldığı için kornayı gereksiz yere kullanma, sıkıştırma gibi tehlikeli davranışlar sergilemeye başlar. Bu yüzden bu seçenek, öfkeli sürüşün bir sonucudur.
  • c) Kural ihlallerinin artması: Öfke, sürücünün kurallara olan saygısını azaltır. "Bana yol vermedi, o zaman ben de kırmızıda geçerim" veya "Çok yavaş gidiyor, sağdan sollayacağım" gibi düşüncelerle hareket edebilir. Hız limitlerini aşmak, emniyet şeridini ihlal etmek veya tehlikeli şerit değiştirmek gibi kural ihlalleri, öfkeli sürücülerde sıkça görülen davranışlardır. Bu nedenle bu seçenek de öfkeli sürüşün bir sonucudur.
  • d) Dikkatin dağılması: Sürücünün zihni öfkeyle meşgul olduğunda, tüm dikkatini yola ve çevresine veremez. Aklı, kendisini sinirlendiren olayda veya kişide kalır. Bu durum, sürücünün yola çıkan bir yayayı, aniden duran bir aracı veya trafik işaretlerini fark etmesini geciktirir. Bu zihinsel meşguliyet, tıpkı telefonla konuşmak gibi bir dikkat dağınıklığı yarattığı için bu seçenek de öfkeli sürüşün bir sonucudur.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisinin trafikte öfke duygusuna kapılan sürücülerde görülme olasılığı diğer sürücülere göre daha fazladır?
A
Dikkatin dağılması
B
Kural ihlallerinin azalması
C
Direksiyon hâkimiyetinin artması
D
Kazaya karışma olasılığının azalması
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfkelenen bir sürücünün davranışlarında ve yeteneklerinde ne gibi olumsuz değişiklikler beklendiği sorgulanmaktadır. Temel olarak, öfke gibi güçlü bir duygunun güvenli sürüş üzerindeki etkilerini bilmeniz isteniyor. Soru, bu olumsuz etkilerden hangisinin öfkeli bir sürücüde görülme ihtimalinin en yüksek olduğunu bulmanızı istiyor.

Doğru Cevap: a) Dikkatin dağılması

Öfke, yoğun ve dikkat dağıtıcı bir duygudur. Sürücü öfkelendiğinde, zihinsel enerjisini ve odaklanmasını yol, trafik işaretleri, diğer araçlar ve yayalar gibi önemli unsurlardan ayırıp öfkesinin kaynağına yöneltir. Örneğin, kendisine hatalı sollama yapan aracı düşünürken önündeki aracın aniden fren yaptığını fark edemeyebilir. Bu durum, sürücünün çevresinde olup bitenleri doğru ve zamanında algılamasını engelleyerek tehlikeli durumlara yol açar.

Yanlış Cevaplar ve Nedenleri:

  • b) Kural ihlallerinin azalması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Öfkeli sürücüler genellikle daha sabırsız, aceleci ve agresif olurlar. Bu ruh hali, hız limitlerini aşma, yakın takip yapma, makas atma veya kırmızı ışıkta geçme gibi kural ihlallerini artırır, azaltmaz.
  • c) Direksiyon hâkimiyetinin artması: Güvenli sürüş, sakin ve kontrollü hareketler gerektirir. Öfke ise vücutta gerginliğe neden olur ve bu durum direksiyonu ani, sert ve kontrolsüz bir şekilde kullanmaya yol açabilir. Dolayısıyla, öfkeli bir sürücünün direksiyon hâkimiyeti artmaz, tam tersine tehlikeli bir şekilde azalır.
  • d) Kazaya karışma olasılığının azalması: Bu seçenek diğer yanlışların bir sonucudur. Dikkati dağılmış, sürekli kural ihlali yapan ve direksiyon hâkimiyeti zayıflamış bir sürücünün kazaya karışma olasılığı doğal olarak azalmaz, aksine ciddi oranda artar. Bu nedenle bu seçenek de mantıksal olarak yanlıştır.

Özetle, öfke duygusu sürücünün hem zihinsel (dikkat) hem de fiziksel (kontrol) yeteneklerini olumsuz etkiler ve onu kural ihlallerine daha yatkın hale getirir. Bütün bu olumsuz etkiler bir araya geldiğinde, kazaya karışma riski önemli ölçüde yükselir. Bu nedenle, trafikte sakin kalmak hayati önem taşır.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI