Soru 1 |
Nefes alıp vermekle şiddetinin değişmesi | |
Genellikle göğüs ortasında başlaması | |
Dinlenmekle geçmemesi | |
Uzun süreli olması |
Doğru Cevap: b) Genellikle göğüs ortasında başlaması
Kalp spazmı ağrısının en tipik ve bilinen özelliği, göğüs kafesinin ortasında, halk arasında "iman tahtası" olarak da bilinen kemiğin arkasında başlamasıdır. Bu ağrı genellikle bir baskı, sıkışma, ağırlık veya yanma hissi şeklinde tarif edilir. Ağrı sadece bu bölgede kalmayıp sol kola, boyuna, çeneye, omuzlara ve sırta doğru yayılabilir. Bu nedenle, göğüs ortasında başlayan ve yayılan bir ağrı, kalp spazmı için en önemli belirtidir.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- a) Nefes alıp vermekle şiddetinin değişmesi: Bu özellik kalp kaynaklı ağrılardan çok, akciğerler veya akciğer zarıyla (plevra) ilgili sorunların belirtisidir. Örneğin zatürre veya akciğer zarında iltihaplanma gibi durumlarda, derin nefes almak ağrıyı bıçak saplanır gibi artırır. Kalp ağrısının şiddeti ise nefes alıp vermekten genellikle etkilenmez.
- c) Dinlenmekle geçmemesi: Bu ifade kalp spazmından çok, daha ciddi bir durum olan kalp krizinin bir özelliğidir. Kalp spazmı (anjina), genellikle efor (yürüme, merdiven çıkma) veya stresle ortaya çıkar ve kişi dinlendiğinde birkaç dakika içinde hafifler veya geçer. Eğer göğüs ağrısı dinlenmeye rağmen geçmiyorsa, bu durum kalp krizine işaret ediyor olabilir ve acil tıbbi yardım gerektirir.
- d) Uzun süreli olması: Bu özellik de yine kalp krizini düşündürür. Tipik bir kalp spazmı ağrısı genellikle kısa sürelidir ve 5-10 dakika kadar sürer. Ağrının 20 dakikadan daha uzun sürmesi, durumun kalp spazmını aşıp kalp krizine dönüştüğünün önemli bir göstergesidir.
Özetle, kalp spazmı ağrısı göğüs ortasında başlar, genellikle kısa sürelidir ve dinlenmekle geçer. Eğer ağrı dinlenmekle geçmiyor, uzun sürüyor ve çok şiddetliyse, bu durumun bir kalp krizi olabileceği akılda tutulmalı ve derhal 112 aranmalıdır.
Soru 2 |
I ve II | |
I ve III | |
II ve III | |
I, II ve III |
Bu soruda, karbonmonoksit (CO) gazının solunması durumunda vücutta meydana gelen etkiler sorgulanmaktadır. Karbonmonoksit, renksiz, kokusuz ve tatsız bir gaz olduğu için "sessiz katil" olarak da bilinir. Bu gazın zehirleyici etkilerini anlamak, soruyu doğru cevaplamak için anahtardır. Şimdi verilen öncülleri ve seçenekleri adım adım inceleyelim.
Doğru Cevabın Açıklaması (b) I ve III
Doğru cevap I ve III numaralı öncülleri içerir. Bunun nedenlerini ayrıntılı olarak ele alalım:
- I- Kanın oksijen taşımasının engellenmesi: Bu, karbonmonoksit zehirlenmesinin temel mekanizmasıdır. Normalde, soluduğumuz havadaki oksijen, akciğerlerimizden kana geçer ve kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobin adı verilen bir proteine bağlanır. Hemoglobin, oksijeni vücudumuzdaki tüm doku ve organlara taşır. Ancak karbonmonoksit gazı, hemoglobine oksijenden yaklaşık 200-250 kat daha güçlü bir şekilde bağlanır. Bu durumda hemoglobin, oksijen yerine karbonmonoksiti taşımaya başlar ve kanın dokulara oksijen ulaştırma kapasitesi ciddi şekilde düşer. Bu nedenle bu ifade doğrudur.
- III- Boğucu etki yapması: Karbonmonoksit, kimyasal bir boğulmaya neden olur. Fiziksel boğulma gibi (örneğin nefes borusuna bir şey kaçması) havayollarını tıkamaz, ancak kanın oksijen taşımasını engellediği için hücreler ve dokular oksijensiz kalır. Hücre seviyesinde yaşanan bu oksijen yetersizliği, tıpkı nefes alamamak gibi bir "boğulma" etkisi yaratır. Bu yüzden karbonmonoksit, boğucu gazlar sınıfında yer alır. Bu ifade de doğrudur.
Sonuç olarak, karbonmonoksit zehirlenmesinde hem kanın oksijen taşıma görevi engellenir (I) hem de bu durum vücutta boğucu bir etki yaratır (III). Bu nedenle doğru seçenek "I ve III" içeren b) şıkkıdır.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Yanlışlığın temel sebebi II numaralı öncüldür:
- II- Fiziksel aktivitenin artması: Bu ifade tamamen yanlıştır. Vücudun fiziksel aktivite yapabilmesi için enerjiye, bu enerjiyi üretmek için de oksijene ihtiyacı vardır. Karbonmonoksit zehirlenmesinde vücut oksijensiz kaldığı için tam tersi bir durum yaşanır. Zehirlenmenin belirtileri arasında baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk, kas güçsüzlüğü ve uyku hali bulunur. Fiziksel aktivitede artış değil, ciddi bir düşüş ve hareket edememe durumu ortaya çıkar.
Bu bilgi ışığında diğer şıkları değerlendirelim:
- a) I ve II: Bu seçenek, yanlış olan "Fiziksel aktivitenin artması" (II) öncülünü içerdiği için yanlıştır.
- c) II ve III: Bu seçenek de yine yanlış olan "Fiziksel aktivitenin artması" (II) öncülünü içerdiği için elenir.
- d) I, II ve III: Bu seçenek, doğru öncüllerin yanında yanlış olan II numaralı öncülü de barındırdığı için yanlıştır.
Soru 3 |
Şok pozisyonu | |
Yarı oturuş pozisyonu | |
Baş geri-çene yukarı pozisyonu | |
Yarı yüzükoyun-yan pozisyon |
Bu soruda, ilk yardımın en temel uygulamalarından biri olan solunum yolunu açma tekniğinin uygulama basamakları tarif edilmektedir. Bilinci kapalı ancak solunumu olan bir kazazedeye doğru müdahaleyi yapabilmek için bu pozisyonun ne olduğunu ve neden yapıldığını bilmek hayati önem taşır. Soruda verilen adımlar, bu tekniğin birebir tarifidir.
Doğru Cevap: c) Baş geri-çene yukarı pozisyonu
Doğru cevabın "Baş geri-çene yukarı pozisyonu" olmasının sebebi, soruda anlatılan uygulama basamaklarının bu pozisyonun adıyla tam olarak örtüşmesidir. Bilinci kapalı kişilerde kaslar gevşediği için dil, geriye kayarak soluk borusunu tıkayabilir. Bu pozisyonun amacı, dili kökünden ileriye doğru iterek hava yolunu açmaktır.
- "Alından bastırılıp... baş geriye doğru itilir." kısmı, pozisyonun "Baş Geri" adımını ifade eder.
- "Diğer elin iki parmağı çene kemiğinin üzerine yerleştirilir... çeneden kaldırılarak..." kısmı ise pozisyonun "Çene Yukarı" adımını ifade eder.
Bu iki hareket birleştiğinde, soluk borusu düz bir hale gelir ve dilin yolu tıkaması engellenir. Bu, solunumu durma riski olan bir kazazedeye yapılacak ilk ve en önemli müdahalelerden biridir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?
a) Şok pozisyonu: Bu pozisyon, kan dolaşımında bir sorun olduğunda ve hayati organlara yeterli kan gitmediğinde uygulanır. Kazazede sırt üstü yatırılır ve ayakları yaklaşık 30 cm kadar yukarı kaldırılır. Amaç, beyin ve kalp gibi önemli organlara kan akışını artırmaktır. Soruda anlatılan hava yolu açma tekniği ile hiçbir ilgisi yoktur.
b) Yarı oturuş pozisyonu: Bu pozisyon genellikle bilinci açık olan ve solunum güçlüğü çeken (örneğin astım krizi, kalp krizi geçiren) veya göğüs yaralanması olan hastalara uygulanır. Hastanın sırtı desteklenerek oturur pozisyona getirilmesi, nefes alıp vermesini kolaylaştırır. Sorudaki uygulama, bilinci kapalı birine hava yolunu açmak için yapılır ve bu pozisyondan tamamen farklıdır.
d) Yarı yüzükoyun-yan pozisyon: Bu pozisyonun diğer adı "Koma Pozisyonu" veya "Derlenme Pozisyonu"'dur. Bilinci kapalı ancak solunumu ve nabzı olan kazazedelere uygulanır. Amacı, kişinin kusması durumunda kusmuğun soluk borusuna kaçmasını (aspirasyon) önlemek ve hava yolunu açık tutmaktır. Bu pozisyona getirmeden önce genellikle zaten "Baş geri-çene yukarı" pozisyonu ile hava yolu kontrol edilmiştir. Dolayısıyla, soruda anlatılan basamaklar bu pozisyonun kendisine ait değildir.
Soru 4 |
I. Olay yerini yeterince görünebilir biçimde işaretliyor,
II. Kıvılcım oluşturabilecek ışıklandırma veya çağrı araçlarının kullanılmasına izin vermiyor,
III. Birinci değerlendirme sonucu tüm uyaranlara karşı tepkisiz olduğu belirlenen kazazedeye şekerli içecekler veriyor.
Bu ilk yardımcı, yukarıdaki uygulamaların hangilerinde hatalı davranmıştır? Yalnız I | |
Yalnız II | |
Yalnız III | |
I, II ve III. |
I. Olay yerini yeterince görünebilir biçimde işaretliyor.
Bu, bir ilk yardımcının yapması gereken ilk ve en önemli adımlardan biridir. Kaza yerinin işaretlenmesi, hem olay yerindeki kişilerin (ilk yardımcı, kazazedeler) güvenliğini sağlar hem de yoldan geçen diğer sürücüleri uyararak yeni kazaların (zincirleme kazalar) oluşmasını engeller. Bunun için aracın dörtlü flaşörleri yakılır ve kaza yerinin önüne ve arkasına, yolun durumuna göre uygun mesafelere (genellikle şehir içinde 30 metre, şehir dışında 150 metre) üçgen reflektör konulur. Dolayısıyla bu davranış doğrudur.
II. Kıvılcım oluşturabilecek ışıklandırma veya çağrı araçlarının kullanılmasına izin vermiyor.
Bu uygulama da hayati bir güvenlik önlemidir. Kaza yapmış araçlarda yakıt (benzin, LPG vb.) sızıntısı olma ihtimali yüksektir. Bu sızıntıdan kaynaklanan yakıt buharı, en küçük bir kıvılcımla bile alev alabilir ve patlamaya neden olabilir. Cep telefonları, çakmaklar veya bazı el fenerleri gibi cihazlar kıvılcım oluşturma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle, olay yerinde bu tür cihazların kullanılmasını engellemek, olası bir yangın veya patlama riskini ortadan kaldırmak için yapılan doğru bir davranıştır.
III. Birinci değerlendirme sonucu tüm uyaranlara karşı tepkisiz olduğu belirlenen kazazedeye şekerli içecekler veriyor.
İşte bu, ilk yardımda yapılan en tehlikeli ve temel hatalardan biridir. Soruda kazazedenin "tüm uyaranlara karşı tepkisiz" olduğu belirtiliyor. Bu, kişinin bilincinin kapalı olduğu anlamına gelir. Bilinci kapalı bir kişinin yutma ve öksürme gibi koruyucu refleksleri çalışmaz. Bu durumdaki bir kişiye ağızdan herhangi bir yiyecek veya içecek vermeye çalışmak, verilen sıvının soluk borusuna kaçmasına (aspirasyon) ve kişinin boğulmasına neden olabilir. Bu, ölümcül bir hatadır. Bu nedenle bu davranış kesinlikle hatalıdır.
Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi
- İlk yardımcı, I. ve II. maddelerde olay yeri ve çevre güvenliği için tamamen doğru adımlar atmıştır.
- Ancak III. maddede, bilinci kapalı bir kazazedeye sıvı vererek hayatını tehlikeye atan çok ciddi bir hata yapmıştır.
Soru bize "hangilerinde hatalı davranmıştır?" diye sorduğu için, sadece III. maddedeki uygulamanın hatalı olduğunu görüyoruz. Bu nedenle doğru cevap "Yalnız III" seçeneğidir.
Doğru Cevap: c) Yalnız III
Soru 5 |
Kazazedenin hareket ettirilmesi | |
Çıkığın yerine oturtulmaya çalışılması | |
Çıkığın alt bölgesindeki deri rengi, ısı ve nabzın kontrol edilmesi | |
Eklemin düzeltildikten sonra tespit edilmesi |
Doğru Cevap: c) Çıkığın alt bölgesindeki deri rengi, ısı ve nabzın kontrol edilmesi
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, çıkığın en tehlikeli sonuçlarından birinin bölgedeki damar ve sinirlere baskı yapması veya zarar vermesi olmasıdır. Çıkık olan eklemin alt kısmında (örneğin, dirsek çıkığında el bileğinde veya omuz çıkığında kolda) kan dolaşımının devam edip etmediğini anlamak hayati önem taşır. Deri renginin soluklaşması veya morarması, bölgenin soğuması ya da nabzın alınamaması, kan dolaşımının bozulduğuna işaret eder ve bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir. Bu kontrol, ilk yardımcının durumun ciddiyetini anlamasına ve 112'ye doğru bilgi vermesine yardımcı olan kritik bir adımdır.Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Kazazedenin hareket ettirilmesi: Çıkık durumunda kazazedeyi gereksiz yere hareket ettirmek son derece yanlıştır. Hareket, ayrılmış olan eklemin çevresindeki kan damarlarına, sinirlere ve bağ dokularına daha fazla zarar verebilir. Ayrıca ağrıyı şiddetlendirir. Kazazede, sadece bulunduğu ortam güvenli değilse (yangın, trafik tehlikesi vb.) ve zorunluysa hareket ettirilmelidir.
- b) Çıkığın yerine oturtulmaya çalışılması: Bu, ilk yardımcının yapmaması gereken en tehlikeli müdahalelerden biridir. Çıkığı yerine oturtma işlemi, sadece uzman sağlık personeli (doktor) tarafından, genellikle anestezi altında ve doğru tekniklerle yapılabilir. Bilinçsizce yapılacak bir müdahale, eklemde, damarlarda veya sinirlerde kalıcı hasara, hatta felce yol açabilir. İlk yardımcının görevi çıkığı "tedavi etmek" değil, "tespit etmektir".
- d) Eklemin düzeltildikten sonra tespit edilmesi: Bu seçenek, "düzeltildikten sonra" ifadesi nedeniyle yanlıştır. Çıkık eklem, bulunduğu pozisyonda, kesinlikle düzeltilmeye veya normal şekline getirilmeye çalışılmadan sabitlenmelidir (tespit edilmelidir). Amaç, eklemin daha fazla hareket etmesini önleyerek zararı en aza indirmektir. Eklemi düzeltmeye çalışmak, B seçeneğindeki gibi ciddi riskler taşır.
Özetle, bir çıkık durumunda ilk yardımcının temel görevleri; kazazedeyi sakinleştirmek, hareket ettirmemek, çıkık bölgeyi bulunduğu şekilde sabitlemek, bölgenin alt kısmındaki dolaşımı (deri rengi, ısı, nabız) kontrol etmek ve hemen 112'yi arayarak tıbbi yardım istemektir.
Soru 6 |
Resimde uygulaması gösterilen ve kazazedenin omuriliğine zarar verilmeden araçtan çıkarılmasında kullanılan tekniğe ne ad verilir? İtfaiyeci yöntemi | |
Rentek manevrası | |
Sürükleme yöntemi | |
Heimlich manevrası |
Doğru Cevap: b) Rentek manevrası
Doğru cevap Rentek manevrasıdır. Bu manevra, adını İngilizce "Rapid Extrication" (Hızlı Çıkarma) tekniğinden alır ve özellikle araç içindeki kazazedelerde kullanılır. Temel amacı, yaralının baş-boyun-gövde eksenini bozmadan, yani omurgayı düz bir çizgide tutarak, onu güvenli bir yere taşımaktır. Resimde görüldüğü gibi ilk yardımcı, kazazedenin başını kendi vücuduyla destekler, kollarını koltuk altından geçirerek kazazedenin bir kolunu kavrar ve bu şekilde omurgayı sabitleyerek kontrollü bir çıkarma işlemi gerçekleştirir.
Rentek manevrası, özellikle araçta yangın, patlama tehlikesi varsa veya kazazedenin solunumu durmuş ve acil kalp masajı (CPR) yapılması gerekiyorsa uygulanır. Bu durumlarda zaman kısıtlıdır ancak omuriliğe verilecek zarar felce veya ölüme yol açabileceğinden, bu manevra kontrollü ve dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Kısacası, resimdeki uygulama tam olarak Rentek manevrasının adımlarını göstermektedir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) İtfaiyeci yöntemi: Bu yöntem, genellikle bilinci kapalı bir yaralıyı taşımak için kullanılır. İlk yardımcı, yaralıyı omzunun üzerine alarak taşır. Ancak bu taşıma şeklinde yaralının omurgası sabit kalmaz ve bükülür. Bu nedenle, omurilik yaralanması şüphesi olan bir kazazedeye kesinlikle uygulanmamalıdır.
- c) Sürükleme yöntemi: Bu yöntem, dar alanlardan yaralıyı çıkarmak veya ilk yardımcının yaralıyı kaldıracak gücü olmadığında kullanılır. Genellikle battaniye, ceket gibi malzemelerle veya doğrudan yaralının koltuk altlarından tutularak çekilmesiyle yapılır. Sürükleme yöntemi, omurga güvenliğini Rentek manevrası kadar sağlayamaz ve son çare olarak düşünülmelidir.
- d) Heimlich manevrası: Bu manevranın araçtan çıkarma ile hiçbir ilgisi yoktur. Heimlich manevrası, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu boğulma tehlikesi yaşayan kişilere uygulanan bir ilk yardım tekniğidir. Karına yapılan baskı ile yabancı cismin dışarı atılması amaçlanır.
Soru 7 |
Göğüs ve sırt kısmının iki elin arasına alınarak sıkıştırılması | |
Sağ elin yumruk hâline getirilerek göğüs merkezine vurulması | |
Göğüs kemiği 6 cm aşağıya inecek şekilde basınç uygulanması | |
Bir elin orta ve yüzük parmağı ile göğüs kemiği 4 cm aşağıya inecek şekilde basınç uygulanması |
Doğru Cevap: d) Bir elin orta ve yüzük parmağı ile göğüs kemiği 4 cm aşağıya inecek şekilde basınç uygulanması
Bu seçeneğin doğru olmasının nedenleri şunlardır: Bebeklerin göğüs kafesi çok hassas ve küçüktür, bu yüzden yetişkinlerde olduğu gibi avuç içi ile baskı uygulanmaz. Bunun yerine, tek bir ilk yardımcı, bir elinin orta ve yüzük parmağını kullanarak bebeğin göğüs kemiğinin (iman tahtası) alt yarısına, meme başlarını birleştiren hayali çizginin hemen altına yerleştirir. Buradan uygulanan basınç ile göğüs kemiği yaklaşık 4 cm (göğüs yüksekliğinin 1/3'ü kadar) çöktürülür. Bu yöntem, bebeğe zarar vermeden kalbe etkili bir şekilde baskı yapmayı sağlar.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- a) Göğüs ve sırt kısmının iki elin arasına alınarak sıkıştırılması: Bu yöntem yanlış değildir ancak genellikle iki ilk yardımcı olduğunda tercih edilen bir tekniktir. "Başparmakla kalp masajı" olarak da bilinen bu yöntemde, bir kişi bebeğin göğsünü iki eliyle kavrar ve iki başparmağıyla göğüs kemiğine baskı uygular. Soruda "tek ilk yardımcı" vurgusu yapıldığı için, en standart ve yaygın olarak öğretilen iki parmak tekniği doğru kabul edilir.
- b) Sağ elin yumruk hâline getirilerek göğüs merkezine vurulması: Bu son derece yanlış ve tehlikeli bir uygulamadır. Göğse yumrukla vurmak, bazı filmlerde görülen ve sadece çok özel durumlarda profesyoneller tarafından denenen bir yöntemdir ve temel ilk yardımda kesinlikle yeri yoktur. Özellikle bir bebeğe uygulandığında ciddi iç organ yaralanmalarına ve kemik kırıklarına neden olabilir.
- c) Göğüs kemiği 6 cm aşağıya inecek şekilde basınç uygulanması: Bu basınç derinliği yetişkinler için geçerlidir. Yetişkinlerde kalp masajı yapılırken göğüs kemiği 5-6 cm çöktürülür. Bir bebeğin narin vücuduna 6 cm'lik bir basınç uygulamak, kaburgalarının kırılmasına ve akciğer gibi iç organlarının zarar görmesine yol açar. Bebekler için doğru derinlik 4 cm'dir.
Özetle, ehliyet sınavında ve gerçek hayatta unutmamanız gereken en önemli bilgi şudur: Tek başınıza bir bebeğe kalp masajı yapıyorsanız, iki parmağınızı (orta ve yüzük) kullanarak göğüs kemiğini 4 cm kadar çöktürmelisiniz. Bu, hem etkili hem de en güvenli yöntemdir.
Soru 8 |
Tıbbi yardım istenmesi | |
Yaralının hemen araçtan çıkarılması | |
Yaralının hemen hastaneye taşınması | |
Trafik ve can güvenliğinin sağlanması |
Doğru Cevap: d) Trafik ve can güvenliğinin sağlanması
Bir kaza anında yapılacak ilk iş, olay yerinde hem kendi can güvenliğinizi hem de kazazedelerin ve diğer sürücülerin güvenliğini sağlamaktır. Güvenli bir ortam oluşturmadan yaralılara yardım etmeye çalışmak, zincirleme bir kazaya yol açabilir ve hem sizi hem de başkalarını tehlikeye atabilir. Bu adım, aracın dörtlülerini yakmak, görünür bir yere uyarı üçgeni (reflektör) koymak ve kaza yapan aracı mümkünse güvenli bir alana çekmek gibi önlemleri içerir.
Bu ilk ve en kritik adımı atmadan diğer müdahalelere geçmek, yardım etmeye çalışırken kendinizin de bir kazazede olmasına neden olabilir. Unutmayın ki, eğer siz güvende değilseniz, kimseye yardım edemezsiniz. Güvenlik sağlandıktan sonra durum değerlendirmesi yapılır ve diğer adımlara geçilir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Tıbbi yardım istenmesi: Tıbbi yardım istemek (112'yi aramak) hayati derecede önemlidir, ancak bu ikinci adımdır. Olay yerini güvene almadan, durumu tam olarak anlamadan ve kaç yaralı olduğunu bilmeden 112'yi aramak eksik bilgi vermenize neden olabilir. Önce güvenliği sağlayıp ardından durumu değerlendirerek 112'ye doğru ve sakin bilgi vermek en doğrusudur.
- b) Yaralının hemen araçtan çıkarılması: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hatalardan biridir. Araç içinde yangın veya patlama gibi acil bir tehlike yoksa, yaralı asla bilinçsizce araçtan çıkarılmamalıdır. Özellikle boyun ve omurga yaralanması ihtimaline karşı yapılacak yanlış bir hareket, yaralının felç kalmasına veya hayatını kaybetmesine sebep olabilir. Bu işlem, sadece eğitimli kişiler tarafından ve zorunlu hallerde (örneğin Rentek manevrası ile) yapılmalıdır.
- c) Yaralının hemen hastaneye taşınması: Bu, ilk yardımcının görevi değildir ve son derece yanlıştır. Yaralıyı uygun ekipman olmadan (sedye, boyunluk vb.) ve profesyonel olmayan bir şekilde taşımak, mevcut yaralanmaları (iç kanama, kırık, omurilik hasarı) çok daha kötü hale getirebilir. Yaralının nakli, olay yerine gelecek olan profesyonel sağlık ekipleri tarafından yapılmalıdır.
Soru 9 |
1-2 dakika | |
5-10 dakika | |
15-20 dakika | |
30-40 dakika |
Bu soruda, hayat kurtarıcı bir ilk yardım yöntemi olan turnike uygulamasının kritik bir detayı sorulmaktadır. Özellikle, atardamar kanaması gibi durumlarda kanamayı durdurmak için uygulanan boğucu sargının (turnikenin), doku hasarını önlemek amacıyla hangi sıklıkla gevşetilmesi gerektiği sorgulanmaktadır. Doğru zamanlama, hem kanamayı kontrol altında tutmak hem de uzvun canlılığını korumak için hayati önem taşır.
Doğru Cevap: c) 15-20 dakika
Doğru cevabın 15-20 dakika olmasının sebebi, bu sürenin bilimsel olarak belirlenmiş bir denge noktası olmasıdır. Turnike, kan akışını tamamen keserek kanamayı durdurur. Ancak kan akışının uzun süre kesilmesi, o bölgedeki dokuların oksijensiz kalarak ölmesine (nekroz) ve kalıcı hasara (sinir, kas hasarı, kangren) yol açar. Bu nedenle, ilk yardımda kabul edilen standart prosedür, turnikeyi her 15-20 dakikada bir, 5-10 saniye gibi kısa bir süre için gevşetmektir. Bu kısa gevşetme, dokulara minimum düzeyde kan ve oksijen gitmesini sağlayarak kalıcı hasar riskini önemli ölçüde azaltır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) 1-2 dakika: Bu süre, turnikeyi gevşetmek için çok erkendir. Turnikenin temel amacı hayatı tehdit eden kanamayı durdurmaktır. Sargıyı her 1-2 dakikada bir gevşetmek, kanamanın tekrar başlamasına neden olur ve yaralının tehlikeli miktarda kan kaybetmesine yol açar. Bu durum, turnike uygulamasının amacını boşa çıkarır.
- b) 5-10 dakika: Bu aralık da hala çok kısadır. Ciddi bir atardamar kanamasında, 5-10 dakikada bir yapılacak gevşetme işlemi, kan kaybı riskini hala yüksek tutar. Vücudun kanamayı pıhtılaşma yoluyla kontrol altına almasına yeterli zaman tanınmamış olur. Bu nedenle, kanamayı etkili bir şekilde kontrol etmek için yetersiz bir süredir.
- d) 30-40 dakika: Bu süre ise doku hasarı riski açısından çok uzundur. Kan akışının 30 dakika veya daha uzun süre kesintisiz olarak durdurulması, uzuvdaki dokularda geri döndürülemez hasarların başlama riskini ciddi şekilde artırır. Özellikle hassas olan sinir dokuları bu kadar uzun bir oksijensizliğe dayanamayabilir. Bu yüzden uzuv kaybı (amputasyon) riskini en aza indirmek için bu kadar uzun süre beklenmemelidir.
Özetle, ehliyet sınavı ilk yardım bilgisi kapsamında 15-20 dakika aralığı, kanamayı kontrol altında tutma ve doku canlılığını koruma arasındaki en ideal denge olarak kabul edilir. Bu süre, hem yaralının hayatını kurtarmak için kanamayı durdurmaya yetecek kadar uzun, hem de uzvun kalıcı zarar görmesini engelleyecek kadar kısadır.
Soru 10 |
Kırık bölgenin hareketsiz hale getirilmesi | |
Kırık bölge hareketsiz hale getirilmeden taşıma yapılması | |
Kol ya da bacakta bozulmuş şeklin düzeltilmeye çalışılması | |
Kazazedenin oturmasına ya da sağa sola kımıldamasına izin verilmesi |
Doğru Cevap: a) Kırık bölgenin hareketsiz hale getirilmesi
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, kırık ilk yardımının altın kuralı olmasıdır. Kırık kemiğin sivri uçları, hareket ettikçe etrafındaki dokular için bir bıçak gibi tehlike oluşturur. Bölgeyi hareketsiz hale getirerek (sabitleyerek veya tespit ederek), bu sivri kemik uçlarının damarları kesmesini, sinirleri zedelemesini veya kasları daha fazla yırtmasını önlemiş olursunuz. Bu işlem aynı zamanda kazazedenin acısını azaltır ve şoka girmesini engellemeye yardımcı olur.
Yanlış Cevapların Açıklamaları:
-
b) Kırık bölge hareketsiz hale getirilmeden taşıma yapılması: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hatalardan biridir. Kırık bölge sabitlenmeden yapılacak her türlü taşıma, kırık kemik uçlarının hareket etmesine neden olur. Bu durum, basit bir kırığı (kapalı kırık) damar ve sinir yaralanmasının eşlik ettiği, hayati tehlike oluşturabilecek karmaşık bir kırığa (açık kırık veya parçalı kırık) dönüştürebilir.
-
c) Kol ya da bacakta bozulmuş şeklin düzeltilmeye çalışılması: Kırık nedeniyle bozulan vücut şeklini düzeltmeye çalışmak, kesinlikle ilk yardımcıların görevi değildir ve çok tehlikelidir. Bu müdahale, bölgedeki damar ve sinirlerin kopmasına, kalıcı sakatlıklara yol açabilir. İlk yardımcının amacı, kırığı "bulduğu pozisyonda" sabitlemektir, düzeltmek değil.
-
d) Kazazedenin oturmasına ya da sağa sola kımıldamasına izin verilmesi: Bu seçenek de hareketin tehlikeli olduğu prensibine aykırıdır. Kazazedenin kendi kendine yapacağı küçük bir hareket bile, kırık bölgesindeki kemik uçlarının yerinden oynamasına ve çevre dokulara zarar vermesine sebep olabilir. Bu nedenle, profesyonel yardım gelene kadar kazazedenin mümkün olduğunca hareketsiz kalması sağlanmalıdır.
Özetle, kırık şüphesi olan bir durumda en temel ve en önemli kural, yaralı bölgeyi hareket ettirmemek ve güvenli bir şekilde sabitleyerek daha fazla zarar görmesini engellemektir.
Soru 11 |
Omurilik | |
Pankreas | |
Böbrekler | |
Akciğerler |
Bu soruda, vücudumuzun adeta bir bilgisayar gibi çalışan ana kontrol merkezini oluşturan sistemin bir parçası sorulmaktadır. Soruda bahsedilen işlevler; bilinç, algılama, anlama, organların uyumlu çalışması ve denge gibi karmaşık görevlerdir. Bu görevlerin tamamı, sinir sistemi tarafından yönetilir. Dolayısıyla soru, bize şıklardan hangisinin sinir sistemine ait bir yapı olduğunu sormaktadır.
Doğru Cevap: a) Omurilik
Doğru cevap Omurilik'tir çünkü omurilik, beyin ile birlikte Merkezi Sinir Sistemi'ni oluşturan iki ana yapıdan biridir. Beyinden aldığı komutları vücudun diğer bölgelerine iletir ve vücuttan gelen duyu bilgilerini beyne taşır. Aynı zamanda refleks gibi istemsiz hareketlerin de merkezidir, bu da hareketlerin uyumu ve kontrolü açısından kritik bir rol oynadığını gösterir. Soruda belirtilen tüm kontrol ve denge işlevleri, doğrudan sinir sisteminin görevidir ve omurilik bu sistemin temel bir parçasıdır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- b) Pankreas: Pankreas, hem sindirim sistemi hem de endokrin (hormonal) sistem için çalışan bir organdır. Sindirim için enzimler üretir ve kan şekerini dengelemek için insülin gibi hormonlar salgılar. Sinir sisteminin bilinç, algı ve hareket kontrolü gibi görevleriyle doğrudan bir ilgisi yoktur.
- c) Böbrekler: Böbrekler, boşaltım sisteminin temel organlarıdır. Kanı süzerek zararlı ve atık maddeleri temizler, idrar üretir ve vücudun sıvı-tuz dengesini ayarlar. Vücudun kontrol ve komuta merkezi olan sinir sistemine ait bir yapı değildir.
- d) Akciğerler: Akciğerler, solunum sisteminin ana organıdır. Vücuda oksijen alınmasını ve karbondioksit atılmasını sağlarlar. Solunum eylemi sinir sistemi tarafından kontrol edilse de, akciğerlerin kendisi algılama, anlama veya hareket uyumu gibi işlevleri yöneten bir yapı değildir.
Özetle, soru vücudun yönetim ve kontrol mekanizmasını sormaktadır. Bu mekanizma sinir sistemidir. Şıklarda verilen organlardan sadece omurilik, bu sistemin temel bir parçasıyken; pankreas, böbrekler ve akciğerler sırasıyla sindirim/hormonal, boşaltım ve solunum gibi farklı sistemlere aittir.
Soru 12 |
Çift kemik bulunan bölgeye uygulaması | |
Tel, lastik, ip gibi malzemeleri kullanması | |
Uygulanan bölgenin üzerini sargı bezi ile kapatması | |
Kazazedenin alnına “turnike” ya da “T”harfi yazması |
Doğru cevap olan d) Kazazedenin alnına “turnike” ya da “T”harfi yazması seçeneği, turnike uygulamasının en kritik adımlarından biridir. Olay yerinde çok sayıda yaralı olduğunda, sağlık ekipleri geldiğinde hızlı bir triaj (yaralıları öncelik sırasına göre ayırma) yaparlar. Kazazedenin alnına yazılan “T” harfi veya "turnike" kelimesi, sağlık görevlilerine o kişiye turnike uygulandığını anında bildirir. Bu işaret, turnikenin gözden kaçmasını engeller ve yaralıya öncelikli müdahale edilmesini sağlar. Ayrıca, harfin yanına turnikenin uygulandığı saatin de yazılması, doktorların uzvun ne kadar süredir kansız kaldığını bilmesi açısından çok önemlidir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:-
a) Çift kemik bulunan bölgeye uygulaması: Bu bilgi yanlıştır. Turnike, atardamarı tek bir kemiğe sıkıştırarak kan akışını kesme prensibiyle çalışır. Bu nedenle en etkili olduğu yerler, kolun üst kısmı (pazı kemiği) ve bacağın üst kısmı (uyluk kemiği) gibi tek kemikli bölgelerdir. Ön kol (iki kemik) veya alt bacak (iki kemik) gibi çift kemikli bölgelere turnike uygulamak, damarın kemikler arasına kaçmasına neden olabilir ve kanamayı durdurmada etkisiz kalır.
-
b) Tel, lastik, ip gibi malzemeleri kullanması: Bu, kesinlikle yapılmaması gereken tehlikeli bir uygulamadır. Tel, ip veya ince lastik gibi malzemeler, basıncı çok dar bir alana yoğunlaştırarak dokulara, sinirlere ve damarlara zarar verir; adeta bir kesici gibi davranır. Turnike uygulaması için en az 8-10 cm genişliğinde, kravat, fular veya üçgen sargı bezi gibi sağlam ve geniş malzemeler kullanılmalıdır. Amaç, dokuyu kesmeden kanamayı durdurmaktır.
-
c) Uygulanan bölgenin üzerini sargı bezi ile kapatması: Bu da çok büyük bir hatadır. Turnike, her zaman görünür olmalıdır. Üzeri kapatılırsa, olay yerine gelen sağlık ekipleri turnikeyi fark etmeyebilir. Fark edilmeyen bir turnike, uzva kan akışının gereğinden çok daha uzun süre kesilmesine yol açar ve bu durum, kurtarılabilecek bir uzvun kaybedilmesine (amputasyon) neden olabilir. Bu nedenle turnike asla kapatılmaz, yaralının kıyafetleri çıkarılarak direkt ten üzerine uygulanır ve üzeri açık bırakılır.
Özetle, çok sayıda yaralının olduğu bir ortamda, uygulanan turnikenin sağlık ekipleri tarafından hemen fark edilmesi hayati önem taşır. Bu iletişimi sağlamanın en etkili ve evrensel yolu, yaralının alnına büyük bir “T” harfi ve uygulama saatini yazmaktır. Bu basit işlem, hem yaralının hayatını kurtarmaya yardımcı olur hem de uzvun geleceği için kritik bir bilgi sağlar.
Soru 13 |

Taşıma sınırını | |
Sınırlı yükseklik gabarisini | |
Geçme yasağını | |
Dingil ağırlığını |
Doğru Cevap: b) Sınırlı yükseklik gabarisini
Resimdeki trafik levhası, bir "Yükseklik Gabarisi" levhasıdır. Bu levha, belirli bir noktadan (köprü, alt geçit, tünel vb.) geçecek olan araçlar için izin verilen maksimum yüksekliği bildirir. Levhanın üzerindeki "3,5 m" ifadesi, bu alt geçitten yalnızca yüksekliği 3,5 metreden az olan araçların güvenli bir şekilde geçebileceği anlamına gelir. Kamyon gibi yüksek araçların sürücüleri, araçlarının yüklü haldeki toplam yüksekliğini bilmek ve bu tür levhalara azami dikkat göstermek zorundadır. Eğer kamyonun yüksekliği 3,5 metreyi aşıyorsa, sürücü bu alt geçidi kullanmamalı ve alternatif bir yol bulmalıdır. Aksi takdirde araç alt geçide çarparak sıkışabilir, bu da hem sürücü hem de diğer yol kullanıcıları için büyük bir tehlike oluşturur.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:
- a) Taşıma sınırını: Taşıma sınırı (istiap haddi), bir aracın yasal olarak taşıyabileceği maksimum yük ağırlığını ifade eder. Bu, genel olarak önemli bir kural olsa da, resimdeki levhanın belirttiği kısıtlama ağırlıkla değil, aracın fiziksel yüksekliğiyle ilgilidir. Sürücünün o anki önceliği aracın yüksekliğidir.
- c) Geçme yasağını: Geçme yasağı, öndeki aracı sollamanın yasak olduğunu belirten bir kuraldır ve genellikle farklı bir trafik levhası ile gösterilir. Resimde geçme yasağını belirten bir işaret bulunmamaktadır. Bu nedenle sürücünün bu noktada öncelikli olarak dikkate alması gereken kural bu değildir.
- d) Dingil ağırlığını: Dingil ağırlığı, bir aracın her bir dingiline binen maksimum yük miktarını ifade eder. Bu kural genellikle yolun veya köprünün taşıma kapasitesini korumak için konulur ve kendine özgü bir trafik levhası vardır. Resimdeki levha, dingil ağırlığı hakkında bir bilgi vermemektedir, sadece yükseklik kısıtlamasını göstermektedir.
Soru 14 |

Hızını artırması | |
Sert fren yapması | |
Vitesi boşa alması | |
Uygun vitesle inmesi |
Doğru Cevap: d) Uygun vitesle inmesi
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, dik ve uzun inişlerde aracın hızını kontrol altında tutmanın en güvenli yolunun motor freni kullanmak olmasıdır. Sürücü, yokuşu çıkarken hangi vitesi kullanıyorsa, inerken de genellikle aynı veya bir alt vitesi tercih etmelidir. Düşük viteste motorun devri yükselir ve bu durum, tekerleklerin dönüşünü yavaşlatarak aracın hızlanmasını engeller. Bu sayede fren pedalına sürekli basma ihtiyacı ortadan kalkar ve fren sisteminin aşırı ısınıp (frenlerin şişmesi) etkisini kaybetmesi riski önlenmiş olur.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- a) Hızını artırması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Eğimli bir yolda hızlanmak, yer çekiminin de etkisiyle aracın kontrolünü kaybetmeyi çok kolaylaştırır. Virajlarda savrulma, fren mesafesinin tehlikeli bir şekilde uzaması gibi riskler doğurur. Bu işaret bir tehlike uyarısıdır ve sürücünün yavaşlaması gerektiğini belirtir.
- b) Sert fren yapması: Uzun bir yokuşta sürekli veya sert fren yapmak son derece tehlikelidir. Fren balataları ve diskleri sürtünme nedeniyle aşırı ısınır. Belli bir sıcaklığın üzerine çıkan fren sistemi, etkinliğini yitirmeye başlar ve "fren boşalması" olarak bilinen durum yaşanabilir. Bu durumda fren pedalı işe yaramaz hale gelir ve çok ciddi kazalara yol açar. Frenler, sadece gerektiğinde hızı düşürmek için aralıklarla kullanılmalıdır.
- c) Vitesi boşa alması: Bu, yokuş aşağı inerken yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Vitesi boşa almak, motor ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı tamamen keser. Bu durumda motor freninden faydalanılamaz ve araç, yer çekiminin etkisiyle kontrolsüz bir şekilde hızlanır. Aracın tüm yükü fren sistemine biner, bu da frenlerin kısa sürede aşırı ısınıp devre dışı kalmasına neden olur.
Özetle; bu trafik işaretini gördüğünüzde yapmanız gereken en doğru hareket, yokuşun eğimine ve aracınızın yük durumuna göre vitesi küçülterek (örneğin 4. vitesten 3'e veya 2'ye düşürerek) motorun yavaşlatma gücünden faydalanmaktır. Bu yöntem, size güvenli ve kontrollü bir iniş imkânı tanır.
Soru 15 |
Yol eğimliyse çıkışta kullanılan vitesle inilmesi | |
Park manevrası yaparken geri gidilmesi | |
Hız azaltmak için frene basılması | |
Ters yönden yola girilmesi |
Doğru cevap olan d) Ters yönden yola girilmesi seçeneği, tek yönlü yol kuralının en temel ve en tehlikeli ihlalidir. Bir yolun tek yönlü olarak belirlenmesinin sebebi, tüm araçların aynı istikamete gitmesini sağlamaktır. Bu yola ters istikametten girmek, trafik akışına karşı hareket etmek anlamına gelir. Bu durum, doğrudan karşıdan gelen araçlarla kafa kafaya çarpışma gibi çok ciddi kazalara yol açabilir ve bu nedenle kesinlikle yasaktır. Trafik levhaları, bir yolun girişinde "Girilmez" işaretiyle bu durumu net bir şekilde belirtir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna ve tek yönlü yollarda neden yasak olmadığına bakalım:- a) Yol eğimliyse çıkışta kullanılan vitesle inilmesi: Bu, yasak olmak bir yana, aslında güvenli sürüş için tavsiye edilen bir tekniktir. Eğimli yollarda iniş yaparken, çıkışta kullanılan düşük vitesin kullanılması "motor freni" yapılmasını sağlar. Bu sayede araç sadece fren balatalarına yüklenerek değil, motorun gücüyle de yavaşlar. Bu durum frenlerin aşırı ısınıp tutmaz hale gelmesini önler ve her türlü yolda (tek yönlü veya çift yönlü) uygulanması gereken bir güvenlik önlemidir.
- b) Park manevrası yaparken geri gidilmesi: Tek yönlü yollarda park etmek yasak değildir ve park manevralarının birçoğu (özellikle paralel park) geri gitmeyi gerektirir. Burada önemli olan, geri gitme eyleminin uzun süreli bir sürüş değil, sadece aracı park etmek için yapılan kısa ve kontrollü bir manevra olmasıdır. Trafik akışını tehlikeye atmadan ve diğer sürücüleri engellemeden yapıldığı sürece park için geri manevra yapmak serbesttir.
- c) Hız azaltmak için frene basılması: Frene basmak, araç kontrolünün en temel unsurudur. Önünüzdeki araç yavaşladığında, bir yaya geçidine yaklaşırken veya herhangi bir tehlike anında hızınızı azaltmak için frene basmanız gerekir. Bu, yolun tek yönlü ya da çift yönlü olmasından bağımsız, sürüşün doğal ve zorunlu bir parçasıdır. Bu eylemin yasak olması düşünülemez.
Soru 16 |
5 | |
10 | |
15 | |
20 |
Bu soruda, trafikte güvenliği ve düzeni sağlamak amacıyla konulmuş özel bir park yasağı kuralı test edilmektedir. Soru, özellikle yaya ve araç trafiğinin yoğun olduğu, acil durum erişiminin kritik olabileceği okul ve hastane gibi kamu binalarının giriş kapılarına ne kadar mesafede park yasağı olduğunu bilmenizi ölçmeyi amaçlar. Bu kural, bu tür binalara erişimin her zaman açık ve engelsiz kalmasını sağlamak için hayati öneme sahiptir.
Doğru cevap a) 5 metredir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, kamunun yararlandığı okul, hastane, sağlık ocağı, kütüphane gibi binaların giriş ve çıkış kapılarının her iki tarafına 5 metrelik mesafe içinde park yapmak kesinlikle yasaktır. Bu kuralın temel amacı, acil durum araçlarının (ambulans, itfaiye vb.) giriş ve çıkışını engellememek, yayaların (özellikle öğrenciler ve hastalar) güvenli bir şekilde binaya ulaşımını sağlamak ve kapı önündeki görüş açısını daima açık tutmaktır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- b) 10 metre, c) 15 metre, d) 20 metre: Bu mesafeler, farklı park yasakları için geçerli olsalar da okul ve hastane kapıları için doğru değildir. Özellikle 15 metre seçeneği, en güçlü çeldiricidir çünkü bu mesafe, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtlarının (otobüs, dolmuş vb.) duraklarını belirten levhalara her iki yönden uygulanması gereken park yasağı mesafesidir. Sınava hazırlanan adaylar sıkça bu iki kuralı birbirine karıştırır. 10 ve 20 metre ise bu bağlamda standart bir yasak mesafesi değildir.
Sınav için akılda kalması gereken en önemli park yasağı mesafelerinden bazıları şunlardır:
- Okul, hastane gibi kamu binalarının giriş ve çıkış kapılarına: 5 metre
- Kavşaklara, tünellere, köprülere ve bağlantı yollarına yerleşim yerleri içinde: 5 metre
- Yaya ve okul geçitlerine: 5 metre
- Yangın musluklarına her iki yönden: 5 metre
- Yolcu taşıtı durak levhalarına her iki yönden: 15 metre
Bu kuralları bilmek, sadece sınavda başarılı olmanızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda trafikte sorumlu ve bilinçli bir sürücü olmanıza yardımcı olur. Unutmayın ki bu mesafeler, trafikteki herkesin can ve mal güvenliğini korumak için belirlenmiştir.
Soru 17 |
Sağdan ana yola girişi | |
Soldan ana yola girişi | |
Sağa tehlikeli virajı | |
Açılan köprüyü |
Doğru Cevap: a) Sağdan ana yola girişi
Gördüğümüz bu üçgen şeklindeki levha, bir tehlike uyarı işaretidir. Levhanın içindeki kalın ve düz çizgi, üzerinde seyrettiğiniz ana yolu temsil eder. Bu ana yola sağ taraftan bağlanan daha ince çizgi ise, tali yoldan (daha az öneme sahip bir yoldan) bir katılımın veya bir kavşağın olduğunu gösterir. Bu nedenle bu işaret, ileride sağdan bir yolun sizin bulunduğunuz ana yola bağlanacağını ve bu yoldan araçların çıkabileceğini bildirir.
Bu levhayı gören bir sürücü, kavşağa yaklaşırken dikkatli olmalı, hızını düşürmeli ve sağdan yola katılabilecek araçlara karşı hazırlıklı olmalıdır. Geçiş üstünlüğü ana yoldaki sürücüde olsa bile, her zaman tedbirli olmak trafik güvenliği için esastır. Bu işaret, sürücüyü "Dikkat, sağdan araç çıkabilir!" şeklinde uyarır.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- b) Soldan ana yola girişi: Bu seçenek yanlıştır çünkü işaretteki ince çizgi, yani tali yol bağlantısı, ana yolun sağ tarafındadır. Soldan ana yola girişi bildiren levhada, ince çizgi kalın çizginin sol tarafında yer alırdı. Bu iki işaret birbirinin simetriğidir.
- c) Sağa tehlikeli virajı: Bu seçenek de yanlıştır. Sağa tehlikeli virajı bildiren levha, yine üçgen şeklinde bir tehlike uyarı işareti olmasına rağmen, içinde sağa doğru kıvrılan bir ok sembolü bulunur. Sorudaki işaret ise bir kavşak veya katılımı göstermektedir, virajı değil.
- d) Açılan köprüyü: Bu seçenek de yanlıştır. Açılan köprü işareti, sürücüleri hareketli (açılıp kapanabilen) bir köprüye yaklaştıkları konusunda uyarır. Bu levhanın içinde, ortasından iki yana doğru kalkan bir köprü figürü yer alır. Sorudaki işaretle hiçbir ilgisi yoktur.
Soru 18 |

Sis ışıkları | |
Park ışıkları | |
Acil uyarı ışıkları | |
Yakını gösteren ışıklar |
Doğru cevap d) Yakını gösteren ışıklar'dır. Uzağı gösteren ışıklar (uzun farlar), aydınlatmanın yetersiz olduğu yollarda ileriyi net görebilmek için kullanılır ancak karşı yönden gelen sürücünün gözünü alarak geçici körlüğe neden olabilir. Bu tehlikeli durumu önlemek için, bir araçla karşılaşıldığında veya bir aracı takip ederken, ışıklar derhal yakını gösteren (kısa) farlara alınmalıdır. Kısa farlar, yolu yaklaşık 25 metre kadar aydınlatır ve ışık hüzmesi aşağıya doğru yönlendirildiği için karşıdaki sürücüyü rahatsız etmez.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:- a) Sis ışıkları: Sis ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, yalnızca sis, yoğun kar veya şiddetli yağmur gibi görüş mesafesinin çok düştüğü hava koşullarında kullanılmalıdır. Normal hava koşullarında kullanılması hem gereksizdir hem de diğer sürücülerin dikkatini dağıtabilir. Bu nedenle sorudaki senaryo için yanlış bir seçenektir.
- b) Park ışıkları: Park ışıkları, aracın park halindeyken diğer sürücüler tarafından fark edilmesini sağlamak amacıyla kullanılır. Sürüş sırasında yolu aydınlatmak için yeterli güce sahip değildirler. Sadece park ışıklarıyla gece araç kullanmak, hem sürücünün yolu görmesini engeller hem de yasa dışı olduğu için son derece tehlikelidir.
- c) Acil uyarı ışıkları: Acil uyarı ışıkları (dörtlüler), aracın arıza yaptığı, tehlikeli bir şekilde yavaşladığı veya yol kenarında durduğu acil durumları belirtmek için kullanılır. Hareket halindeyken normal sürüş esnasında yakılmazlar çünkü bu, diğer sürücüler için kafa karıştırıcı bir sinyaldir. Bu ışıkların amacı yolu aydınlatmak değil, bir tehlikeyi bildirmektir.
Özetle, gece sürüşlerinde güvenlik ve diğer sürücülere saygı esastır. Karşı yönden bir araç geldiğinde veya önünüzdeki bir aracı yakından takip ettiğinizde, göz kamaşmasını önlemek için daima uzağı gösteren (uzun) farlardan yakını gösteren (kısa) farlara geçiş yapılmalıdır. Bu kural, hem sizin hem de diğer sürücülerin yolu güvenli bir şekilde görmesini sağlar.
Soru 19 |
Üçgen reflektör | |
İlk yardım çantası | |
Yangın söndürme cihazı | |
Sarı ışıklı, dönerli uyarı lambası |
Doğru Cevap: d) Sarı ışıklı, dönerli uyarı lambası
Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, sarı ışıklı dönerli lambaların standart binek otomobiller için zorunlu bir donanım olmamasıdır. Bu tür uyarı lambaları; traktörler, yol yapım ve bakım araçları, kurtarıcı (çekici) araçlar ve tarım makineleri gibi özel amaçlı ve yavaş hareket eden taşıtlar tarafından kullanılır. Amaçları, trafikteki diğer sürücüleri kendi varlıkları, yavaş hızları veya yaptıkları özel iş konusunda uyarmaktır. Normal bir otomobil sürücüsünün bu lambayı aracında bulundurma veya kullanma zorunluluğu yoktur.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu, yani neden zorunlu donanımlar olduklarını inceleyelim:
-
a) Üçgen reflektör: Bu, bir kaza veya arıza durumunda aracın önüne ve arkasına (genellikle yerleşim yeri içinde 30 metre, dışında 150 metre mesafeye) konulması gereken çok önemli bir güvenlik malzemesidir. Diğer sürücüleri yolda duran bir araç olduğu konusunda uyararak olası yeni kazaları önler. Bu nedenle her otomobilde en az 2 adet bulundurulması yasal bir zorunluluktur.
-
b) İlk yardım çantası: Trafik kazalarında veya herhangi bir acil durumda, sağlık ekipleri gelene kadar yaralılara ilk müdahaleyi yapabilmek için gerekli malzemeleri içerir. İçerisinde sargı bezi, flaster, antiseptik solüsyon gibi temel tıbbi malzemeler bulunur. Can güvenliği açısından kritik bir öneme sahip olduğu için tüm motorlu taşıtlarda (motosiklet ve motorlu bisiklet hariç) bulundurulması zorunludur.
-
c) Yangın söndürme cihazı: Araçlarda çıkabilecek küçük çaplı yangınlara (özellikle motor veya elektrik aksamı kaynaklı) anında müdahale edebilmek için gereklidir. Otomobillerde sürücünün hemen ulaşabileceği bir yerde (genellikle sürücü koltuğunun altında) 1 adet 1 kg'lık yangın söndürme cihazının bulundurulması zorunludur. Bu cihaz, yangının büyümesini engelleyerek hem can hem de mal kaybını önleyebilir.
Özetle, üçgen reflektör, ilk yardım çantası ve yangın söndürme cihazı tüm otomobiller için hayati öneme sahip ve yasalarla zorunlu kılınmış güvenlik ekipmanlarıdır. Sarı ışıklı dönerli lamba ise sadece belirli türdeki özel amaçlı araçlar için geçerli bir donanımdır. Bu nedenle, otomobillerde bulundurulması zorunlu olmayan malzeme "Sarı ışıklı, dönerli uyarı lambası"dır.
Soru 20 |
Yavaşlaması | |
Vites küçültmesi | |
Uygun hızla seyretmesi | |
Yolcu indirip bindirmesi |
Bu soruda, sürücülerin çok şeritli yollarda en soldaki şeridi kullanırken hangi davranıştan kaçınmaları gerektiği sorgulanmaktadır. Sol şeridin trafikteki özel bir rolü vardır ve bu rolü anlamak, soruyu doğru cevaplamak için anahtardır. Sol şerit, öncelikli olarak daha hızlı giden araçların ve sollama (geçiş) yapan araçların kullanması için ayrılmıştır.
Doğru Cevap: d) Yolcu indirip bindirmesi
Doğru cevabın neden "Yolcu indirip bindirmesi" olduğunu açıklayalım. Sol şerit, trafiğin en hızlı aktığı şerittir. Bu şeritte duraklamak veya durmak, arkadan gelen yüksek hızlı araçlar için çok büyük bir tehlike oluşturur ve zincirleme kazalara neden olabilir. Yolcu indirme ve bindirme işlemi, aracın tamamen durmasını gerektiren bir eylemdir ve bu eylem sadece yolun en sağında, bankette veya bu iş için ayrılmış ceplerde güvenli bir şekilde yapılabilir. Sol şeritte yolcu indirmek, hem yolcunun hem de diğer sürücülerin can güvenliğini hiçe saymaktır.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Yavaşlaması: Bir sürücünün sol şeritte yavaşlaması her zaman yasak değildir. Örneğin, önündeki trafik yavaşladığında, bir tehlikeyle karşılaştığında veya sola dönüş yapmak için hazırlanırken yavaşlaması gerekir. Elbette, sol şeridi gereksiz yere işgal edip yavaşlayarak trafiği engellemek yasaktır, ancak "yavaşlama" eyleminin kendisi bir zorunluluk olabilir. Bu nedenle bu seçenek kesin bir yasak değildir.
- b) Vites küçültmesi: Vites küçültmek, aracın hızını kontrol etmek, yavaşlamak veya hızlanmaya hazırlanmak için yapılan normal bir sürücülük eylemidir. Bu, herhangi bir şeritte yapılabilecek teknik bir manevradır ve sol şeritte yapılmasının özel bir yasağı yoktur. Yavaşlama ihtiyacı duyulduğunda vites küçültmek son derece normaldir.
- c) Uygun hızla seyretmesi: Bu seçenek, yasak olmak bir yana, sürücüden beklenen bir davranıştır. "Uygun hız", trafik kurallarına, yol ve hava şartlarına göre ayarlanmış hız demektir. Sol şeridi kullanan bir sürücünün, o şeridin akışına ve hız limitlerine uygun bir hızda seyretmesi gerekir. Bu nedenle bu davranış yasak değil, aksine bir kuraldır.
Özetle, sol şerit bir geçiş ve hızlanma şerididir; durma, duraklama veya park etme gibi trafiğin akışını tamamen kesintiye uğratacak eylemler için kesinlikle uygun değildir. Yolcu indirip bindirmek aracı durdurmayı gerektirdiğinden, bu şeritte yapılması kesinlikle yasak ve son derece tehlikelidir.
Soru 21 |
I. Arkadan çarpma
II. Kavşaklarda geçiş hakkı kuralına uyma
III. Geçme yasağı olan yerlerde öndeki aracı geçme
Yukarıda verilenlerin hangileri, araç sürücülerinin trafik kazalarında asli (esas) kusurlarından sayılır?
I ve II | |
I ve III | |
II ve III | |
I, II ve III |
I. Arkadan çarpma
Trafik kurallarına göre her sürücü, önündeki araçla arasında güvenli bir "takip mesafesi" bırakmak zorundadır. Bu mesafe, öndeki aracın ani durması durumunda ona çarpmadan durabilecek kadar olmalıdır. Eğer bir sürücü öndeki araca arkadan çarparsa, bu durum takip mesafesi kuralını ihlal ettiğinin en net kanıtı olarak kabul edilir. Bu nedenle arkadan çarpma, Karayolları Trafik Kanunu'na göre her zaman bir asli kusur durumudur.
II. Kavşaklarda geçiş hakkı kuralına uyma
Bu ifadeye dikkat etmek çok önemlidir. Burada "kurala uymak" eyleminden bahsedilmektedir. Trafik kurallarına uymak, sürücüden beklenen doğru ve sorumlu davranıştır; bir kusur veya hata değildir. Eğer ifade "kavşaklarda geçiş hakkı kuralına uymama" şeklinde olsaydı, bu bir asli kusur sayılırdı. Ancak mevcut haliyle bu madde, doğru bir davranışı tanımladığı için asli kusur olarak kabul edilemez.
III. Geçme yasağı olan yerlerde öndeki aracı geçme
Trafik işaretleri veya yol çizgileriyle (düz çizgi gibi) geçmenin yasaklandığı yerler; tepe üstleri, virajlar, kavşaklar ve görüşün yetersiz olduğu diğer tehlikeli bölgelerdir. Bu yasakların konulmasının sebebi, sollama yapmanın bu noktalarda son derece riskli olmasıdır. Bir sürücü bu yasağı çiğneyerek öndeki aracı geçerse ve bu esnada bir kaza meydana gelirse, bu durum kazanın doğrudan sebebi olarak görülür ve açık bir asli kusur sayılır.
Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi
Yaptığımız incelemeye göre:
- I numaralı "Arkadan çarpma" bir asli kusurdur.
- II numaralı "Kurala uyma" bir kusur değildir.
- III numaralı "Yasak yerde geçme" bir asli kusurdur.
Bu durumda, asli kusur sayılan durumlar I ve III'tür. Şimdi seçenekleri değerlendirelim:
- a) I ve II: Bu seçenek yanlıştır, çünkü II numaralı madde bir kusur değildir.
- b) I ve III: Bu seçenek doğrudur, çünkü hem arkadan çarpma hem de yasak yerde geçme asli kusur halleridir.
- c) II ve III: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü II numaralı madde doğru bir davranışı ifade eder.
- d) I, II ve III: Bu seçenek, II numaralı maddeyi yanlış bir şekilde kusur olarak dahil ettiği için yanlıştır.
Dolayısıyla, sorunun doğru cevabı b) I ve III seçeneğidir.
Soru 22 |
Otobüs | |
Minibüs | |
Motosiklet | |
Otomobil |
Doğru cevap c) Motosiklet seçeneğidir. Türk trafik mevzuatına göre, motorlu bisiklet, motosiklet ve lastik tekerlekli traktör gibi araçlarda ilk yardım çantası bulundurmak zorunlu değildir. Bunun temel nedenlerinden biri, bu araçlarda çantayı güvenli ve korunaklı bir şekilde taşımak için yeterli alanın olmamasıdır. Ayrıca, olası bir kazada sürücünün araçtan savrulma ihtimali yüksek olduğundan, çantanın araçta kalması bir fayda sağlamayabilir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Otobüs: Otobüsler, çok sayıda yolcu taşıyan ticari araçlardır. Bu nedenle, olası bir kaza veya acil durumda yolculara ilk müdahalede bulunabilmek için standartlara uygun ve tam donanımlı bir ilk yardım çantası bulundurmaları kanunen zorunludur.
- b) Minibüs: Minibüsler de yolcu taşımacılığı yaptığı için otobüslerle aynı kurala tabidir. İçindeki yolcu sayısının birden fazla olması, ilk yardım çantası bulundurma zorunluluğunu beraberinde getirir.
- d) Otomobil: Tüm hususi ve ticari otomobillerde, sürücü ve yolcuların güvenliği için ilk yardım çantası bulundurmak mecburidir. Trafik denetimlerinde ilk yardım çantasının eksikliği veya bulunmaması bir kusur olarak kabul edilir.
Özetle, bu sorunun anahtarı, kuralın genelini ve istisnalarını bilmektir. Genel kural, otomobil, minibüs, otobüs gibi yolcu taşıyan motorlu araçlarda ilk yardım çantasının zorunlu olmasıdır. Motosiklet ve traktör gibi araçlar ise bu kuralın dışında bırakılan temel istisnalardır.
Soru 23 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Doğru Cevap: D Seçeneği
D seçeneğindeki görselde trafik görevlisi, elindeki ışıklı işaret çubuğunu başının üzerinden geçirerek geniş bir yay (U şeklinde bir kavis) çizmektedir. Bu hareket, trafiğin tüm yönlerden durması gerektiğini bildiren genel bir "DUR" işaretidir. Bu işaret, genellikle bir kavşakta tüm trafiği aynı anda durdurmak veya acil bir durum nedeniyle yolu tamamen kapatmak için kullanılır ve tüm sürücüler için en net durma emridir.
Diğer Seçeneklerin Açıklamaları
- A Seçeneği: Bu görselde görevli, ışıklı çubuğu vücudunun önünde, aşağı ve yukarı doğru sallamaktadır. Bu hareket, trafiğin akışını yönlendirmek için kullanılır ve "GEÇ" veya "HIZLAN" anlamına gelir. Sürücüye yolun açık olduğunu ve ilerlemesi gerektiğini bildirir, bu nedenle "dur" işaretinin tam tersidir.
- B Seçeneği: Bu görselde görevli, kolunu yana doğru dümdüz uzatmış ve ışıklı çubuğu sabit bir şekilde tutmaktadır. Bu işaret de bir "dur" komutudur ancak sadece kolun işaret ettiği yönden gelen trafiğin durması gerektiğini belirtir. D seçeneğindeki gibi genel bir dur emri değil, yönlü bir dur emridir. Soruda genel "dur" işareti sorulduğu için en kapsayıcı ve doğru cevap D seçeneğidir.
- C Seçeneği: Bu görselde ise görevli, ışıklı çubuğu yere doğru eğik bir şekilde tutarak dairesel bir hareket yapmaktadır. Bu işaret, sürücülere hızlarını düşürmeleri gerektiğini bildiren "YAVAŞLA" talimatıdır. Trafiğin durmasını değil, kontrollü bir şekilde yavaşlamasını ister.
Özetle, D seçeneğindeki hareket, geceleyin bir trafik görevlisinin tüm sürücülere verdiği en kesin ve genel "DUR" komutudur. Diğer seçenekler ise "Geç", "Yönlü Dur" ve "Yavaşla" gibi farklı talimatları ifade etmektedir. Bu işaretleri doğru bir şekilde öğrenmek, ehliyet sınavında başarılı olmanızın yanı sıra trafikte güvenli bir sürüş için de zorunludur.
Soru 24 |
Gidiş yönüne göre yolun en sağından seyredilmesi | |
İkiden fazlasının taşıt yolunun bir şeridinde yan yana sürülmesi | |
Tehlikeli madde taşıyan araçların geçilmesi | |
Geçme yaparken sinyal verilmesi |
b) İkiden fazlasının taşıt yolunun bir şeridinde yan yana sürülmesi
Bu seçenek doğru cevaptır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, bir trafik şeridi içerisinde en fazla iki motosikletin yan yana gitmesine izin verilir. Üç veya daha fazla motosikletin aynı şerit içinde yan yana seyretmesi hem trafik güvenliğini tehlikeye atar hem de yasal olarak yasaklanmıştır. Bu kural, şeridin genişliğinin güvenli bir sürüş ve acil durum manevraları için yeterli olmamasından kaynaklanır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
-
a) Gidiş yönüne göre yolun en sağından seyredilmesi: Bu ifade yasak değil, tam tersine genellikle tavsiye edilen ve uyulması gereken bir kuraldır. Motosikletler, diğer motorlu araçlara göre daha yavaş kalabildikleri veya daha az yer kapladıkları için, trafiği aksatmamak ve kendi güvenliklerini sağlamak amacıyla genellikle şeridin sağ tarafını kullanmalıdırlar. Bu nedenle bu davranış yasak değildir.
-
c) Tehlikeli madde taşıyan araçların geçilmesi: Bu ifade de bir yasağı belirtmez. Trafik kurallarına göre, gerekli güvenlik önlemleri alındığı, geçmenin yasak olmadığı bir yerde (örneğin kesik çizgili yolda) ve sinyal vererek, motosiklet sürücüleri de tehlikeli madde taşıyan araçları geçebilirler. Bu konuda motosikletler için özel bir yasak bulunmamaktadır.
-
d) Geçme yaparken sinyal verilmesi: Bu seçenek, yasak olmak bir yana, trafikteki en temel ve zorunlu kurallardan biridir. Sadece motosikletler için değil, tüm araç sürücüleri için şerit değiştirirken veya sollama yaparken sinyal vermek mecburidir. Sinyal vermek, trafikteki diğer sürücüleri niyetiniz hakkında bilgilendirerek kazaları önleyen hayati bir davranıştır.
Özetle; soru, motosiklet sürücüleri için yasak olan davranışı sormaktadır. Bir şeritte ikiden fazla motosikletin yan yana gitmesi hem tehlikeli hem de kanunen yasak olduğu için doğru cevap B şıkkıdır. Diğer şıklar ise ya yapılması gereken ya da belirli kurallar dahilinde yapılmasına izin verilen davranışları ifade etmektedir.
Soru 25 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Doğru Cevap: C Şıkkı
Doğru cevap C şıkkıdır. Bu şıkta gördüğümüz levha, mavi zeminli ve yuvarlak bir işarettir. Mavi zeminli yuvarlak levhalar, sürücülere bir zorunluluk veya mecburiyet bildirir. İçindeki motosiklet figürü ise bu yolun "Mecburi Motosiklet Yolu" olduğunu veya "Motosiklet Girebilir" anlamı taşıdığını gösterir. Dolayısıyla bu levha, bir yolun özellikle motosikletler için ayrıldığını ve motosikletlerin bu yola girebileceğini net bir şekilde ifade eder.
Diğer Şıkların İncelenmesi
Diğer şıkların neden yanlış olduğunu anlamak, trafik levhaları bilginizi pekiştirecektir. Bu levhaların her biri farklı bir anlama gelmektedir ve motosiklet sürücüleri için önemli kurallar içerir.
- a) Motosiklet Giremez: Bu levha, kırmızı çerçeveli yuvarlak bir yasaklama levhasıdır. İçindeki motosiklet figürü, bu yola motosikletlerin girişinin yasak olduğunu belirtir. Bu nedenle bu şık yanlıştır çünkü soru, motosikletin girebileceği yolu sormaktadır.
- b) Motorlu Taşıt Giremez: Bu levha, motosiklet hariç diğer motorlu taşıtların (otomobil, kamyonet vb.) bu yola girmesinin yasak olduğunu bildirir. Her ne kadar bu levhanın olduğu yola motosiklet girebilse de, levhanın asıl amacı motosikletlere bir yol göstermek değil, diğer taşıtları yasaklamaktır. Soru, motosikletin girebileceğini gösteren levhayı sorduğu için en doğru ve net cevap bu değildir.
- d) Motorlu Bisiklet (Moped) Giremez: Bu levha, sadece motorlu bisikletlerin (genellikle moped olarak bilinir) bu yola girişini yasaklar. Motosiklet ve motorlu bisiklet farklı araç sınıflarıdır. Dolayısıyla bu levhanın olduğu yola motosiklet girebilir, ancak levha motosikletler için bir izin veya yönlendirme belirtmez; sadece mopedler için bir yasaklama koyar.
Özetle, soru motosikletlerin girebileceği yolu gösteren levhayı sormaktadır. C şıkkındaki mavi levha, bu yolu pozitif bir şekilde motosikletlere tahsis ederken, diğer şıklar ya yasaklama (a) ya da başka taşıt türleri için yasaklama (b, d) bildirmektedir. Bu nedenle en doğru ve net cevap C şıkkıdır.
Soru 26 |
Sis ışıklarını | |
Park ışıklarını | |
Yakını gösteren ışıkları | |
Uzağı gösteren ışıkları |
Bu soruda, gece sürüşü sırasında önümüzdeki bir aracı yakından takip ederken uymamız gereken en temel ve önemli aydınlatma kuralı sorgulanmaktadır. Trafik güvenliği açısından kritik olan bu durum, hem kendi görüş mesafemizi ayarlamak hem de diğer sürücüleri tehlikeye atmamakla ilgilidir. Doğru ışık kullanımı, kazaları önlemedeki en basit ama en etkili yöntemlerden biridir.
Doğru Cevap: c) Yakını gösteren ışıkları
Doğru cevabın "Yakını gösteren ışıklar" olmasının sebebi, trafik güvenliği ve sürücü konforu ile doğrudan ilişkilidir. Yakını gösteren ışıklar (kısa farlar), yolu yaklaşık 25 metre kadar aydınlatır ve ışık hüzmesi yere doğru eğimlidir. Bu sayede, öndeki aracın sürücüsünün dikiz aynasından veya yan aynalarından yansıyan ışık gözünü almaz, yani sürücünün körleşmesine neden olmaz. Bu durum, öndeki sürücünün dikkatini dağıtmadan ve görüşünü engellemeden güvenli bir takip mesafesi sürdürmenizi sağlar.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- d) Uzağı gösteren ışıklar: Bu seçenek, bu senaryodaki en tehlikeli ve yanlış davranıştır. Uzağı gösteren ışıklar (uzun farlar), yolu 100 metreye kadar aydınlatır ve ışık hüzmesi karşıya doğrudur. Öndeki aracı yakından takip ederken uzun farları yakmak, ışığın doğrudan öndeki aracın aynalarına yansımasına ve sürücünün gözünü kamaştırarak geçici körlük yaşamasına sebep olur. Bu durum, öndeki sürücünün yola hakimiyetini kaybetmesine ve ciddi kazalara yol açabilir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre bu durum kesinlikle yasaktır.
- a) Sis ışıklarını: Sis ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, sadece yoğun sis, kar veya şiddetli yağmur gibi görüş mesafesinin çok düştüğü hava koşullarında kullanılmalıdır. Normal hava koşullarında sis farlarını yakmak, diğer sürücülerin dikkatini dağıtabilir ve gözlerini rahatsız edebilir. Bu nedenle, geceleyin normal bir havada araç takip ederken kullanılması gereken ışıklar sis ışıkları değildir.
- b) Park ışıklarını: Park ışıkları (gündüz farı olarak da bilinir), aracın boyutlarını ve konumunu belli etmek için kullanılır ve çok düşük bir aydınlatma gücüne sahiptir. Hareket halindeyken yolu aydınlatmak için kesinlikle yetersizdir. Geceleyin sadece park ışıklarıyla araç kullanmak, hem sizin yolu görememenize hem de diğer sürücülerin sizi zamanında fark edememesine neden olacağı için son derece tehlikeli ve yasaktır.
Özetle, gece sürüşünde temel kural şudur: Karşınızdan bir araç geliyorsa veya bir aracın arkasında seyrediyorsanız, diğer sürücülerin görüşüne engel olmamak için daima yakını gösteren ışıkları (kısa farları) kullanmak zorundasınız. Uzağı gösteren ışıklar (uzun farlar) ise sadece aydınlatmanın yetersiz olduğu, önünüzde veya karşı şeritte kimsenin olmadığı yollarda kullanılmalıdır.
Soru 27 |
Karşılaşmalarda | |
Öndeki araç yakından izlenirken | |
Aydınlatmanın yeterli olduğu kesimlerde | |
Yeterince aydınlatılmamış tünellere girerken |
Doğru Cevap: d) Yeterince aydınlatılmamış tünellere girerken
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, tünellerin kendine has tehlikeler barındırmasıdır. Yeterince aydınlatılmamış bir tünele girildiğinde, sürücünün gözü anlık bir karanlığa alışmakta zorlanır ve görüş mesafesi aniden sıfıra düşebilir. Tünel içindeki olası bir engeli, virajı veya duran bir aracı önceden fark edebilmek için görüş mesafesini anında ve en uzağa taşıyacak olan uzağı gösteren ışıkların yakılması, can ve mal güvenliği için bir mecburiyettir. Bu durum, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde de açıkça belirtilmiştir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, trafik kurallarını daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu durumlar, uzağı gösteren ışıkların yakılmasının yasak olduğu veya gerekmediği anlardır.
- a) Karşılaşmalarda: Karşı yönden bir araç gelirken uzağı gösteren ışıkların yakılması kesinlikle yasaktır. Uzun farlar, karşıdaki sürücünün gözünü kamaştırarak geçici körlüğe sebep olur ve bu durum çok tehlikeli kazalara yol açabilir. Bu yüzden, karşıdan bir araç geldiğinde derhal yakını gösteren ışıklara (kısa farlara) geçmek zorunludur.
- b) Öndeki araç yakından izlenirken: Bir aracı takip ederken uzağı gösteren ışıkları yakmak da yanlıştır. Yaktığınız uzun farlar, öndeki aracın dikiz aynasından ve yan aynalarından yansıyarak sürücünün gözünü alır ve dikkatini dağıtır. Bu durum, hem öndeki sürücü için tehlikelidir hem de bir trafik kuralı ihlalidir. Bu durumda da yakını gösteren ışıklar kullanılmalıdır.
- c) Aydınlatmanın yeterli olduğu kesimlerde: Yolun aydınlatması (sokak lambaları vb.) yeterliyse ve görüş mesafesi zaten iyiyse, uzağı gösteren ışıkları yakmaya gerek yoktur. Bu tür durumlarda yakını gösteren ışıklar hem yeterli görüşü sağlar hem de diğer sürücüleri gereksiz yere rahatsız etmemiş olur. Uzun farların amacı, aydınlatılmamış yolu aydınlatmaktır.
Özetle, uzağı gösteren ışıklar sadece görüşün çok kısıtlı olduğu, çevrede başka sürücüleri tehlikeye atmayacak ve yolu daha ileriden görmenin hayati önem taşıdığı durumlarda kullanılır. Yeterince aydınlatılmamış bir tünel, bu şartların hepsini karşılayan ve uzun far kullanımını mecburi kılan en tipik örnektir.
Soru 28 |
Otomobil, kamyona | |
Kamyon, otomobile | |
Trafik yoğunluğu az olan yöndeki taşıt, diğerine | |
Trafik yoğunluğu fazla olan yöndeki taşıt, diğerine |
Doğru cevap olan "b) Kamyon, otomobile" seçeneğinin açıklaması:
Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aksini gösteren bir trafik işareti olmadıkça, eğimsiz ve dar yollarda karşılaşan farklı cins araçlardan, büyük olan araç küçük olan araca yol vermek zorundadır. Bu kuralın temel mantığı, geçiş kolaylığı ilkesine dayanır. Otomobiller, kamyonlara göre daha küçük, daha hafif ve manevra kabiliyeti daha yüksek araçlardır. Bu nedenle otomobilin durması, kenara çekilmesi veya geri gitmesi, bir kamyona göre çok daha kolay ve güvenlidir. Kamyonlar ise ağır ve hantal oldukları için manevra yapmaları zordur, bu yüzden geçiş önceliği daha çevik olan otomobile verilir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunun açıklaması:
- a) Otomobil, kamyona: Bu seçenek yanlıştır çünkü yukarıda açıklanan geçiş kolaylığı kuralının tam tersini ifade etmektedir. Trafik güvenliği ve akıcılığı açısından, manevrası zor olan büyük aracın beklemesi, manevrası kolay olan küçük aracın ise geçmesi esastır. Bu nedenle otomobilin kamyona yol vermesi beklenmez.
- c) ve d) Trafik yoğunluğu az/fazla olan yöndeki taşıt, diğerine: Bu seçenekler de yanlıştır. Belirtilen senaryoda geçiş önceliğini belirleyen faktör trafik yoğunluğu değildir. Kural, araçların cinsine ve fiziksel özelliklerine göre belirlenmiştir. Trafik yoğunluğu, bir kavşakta veya polis kontrolünde dikkate alınabilecek bir durum olsa da, iki aracın dar bir yolda karşılaşması durumunda bir öncelik kriteri oluşturmaz.
Bu kuralı daha genel bir sıralama ile aklınızda tutabilirsiniz. Eğimsiz dar yollarda karşılaşma durumunda, aşağıdaki listede altta bulunan araç, üstte bulunan araca yol vermelidir:
- Otomobil, Minibüs, Kamyonet
- Otobüs
- Kamyon
- Arazi Taşıtı, Lastik Tekerlekli Traktör
- İş Makineleri
Özetle, "büyük araç küçüğe yol verir" kuralı bu sorunun anahtarıdır. Bu nedenle, kamyon otomobile yol vermelidir.
Soru 29 |
Otomobil | |
Motosiklet | |
Telikeli madde taşıyan taşıt | |
Lastik tekerlekli traktör |
Trafik kurallarında genel takip mesafesi, "hızın yarısı" veya "2 saniye" kuralı olarak bilinir. Örneğin, 90 km/s hızla giden bir otomobilin önündeki araçla arasında en az 45 metre mesafe bırakması gerekir. Bu kural, sürücünün önündeki aracın ani durması durumunda güvenli bir şekilde durabilmesi için yeterli zaman ve mesafeyi sağlamayı amaçlar.
Doğru Cevap: c) Tehlikeli madde taşıyan taşıt
- Neden Doğru: Tehlikeli madde (yanıcı, patlayıcı, zehirli vb.) taşıyan araçlar, kaza anında çok büyük felaketlere yol açabilirler. Bu araçların karıştığı bir kaza, sadece kendileri için değil, çevredeki diğer tüm araçlar ve insanlar için de büyük bir risk oluşturur. Bu yüksek risk nedeniyle, Karayolları Trafik Yönetmeliği bu araçlara özel bir kural getirmiştir. Bu kurala göre, tehlikeli madde taşıyan taşıtlar, yerleşim birimleri dışındaki yollarda, hızları ne olursa olsun, önlerindeki araçla aralarında en az 50 metre mesafe bırakmak zorundadırlar. Bu, olası bir kaza durumunda zincirleme reaksiyonları önlemek ve müdahale ekiplerine güvenli bir alan sağlamak için kritik bir önlemdir.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- a) Otomobil ve b) Motosiklet: Bu iki araç türü için özel bir sabit takip mesafesi kuralı yoktur. Bu araçların sürücüleri, yukarıda bahsedilen genel "hızın yarısı" veya "2 saniye" kuralına uymak zorundadırlar. Dolayısıyla, takip mesafeleri hızlarına bağlı olarak sürekli değişir; 50 metreden az da olabilir, çok da olabilir.
- d) Lastik tekerlekli traktör: Traktörler de genel takip mesafesi kurallarına tabidir. Ancak bu araçlar yapıları gereği yavaş hareket ettikleri için, hızlarının yarısı kadar olan takip mesafesi genellikle 50 metrenin çok altında kalır. Onlar için belirlenmiş böyle özel ve yüksek bir minimum mesafe zorunluluğu bulunmamaktadır.
Özetle, takip mesafesi denildiğinde aklınıza "hızın yarısı" kuralı gelmelidir. Ancak soruda "tehlikeli madde" gibi özel bir durum belirtiliyorsa, bu araçların taşıdığı büyük riskten dolayı hızlarına bakılmaksızın uymaları gereken sabit 50 metrelik özel kuralı hatırlamanız gerekir.
Soru 30 |
5 | |
10 | |
15 | |
20 |
Doğru Cevap: c) 15
Doğru cevabın 15 km/s olmasının sebebi, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde açıkça belirtilmiş bir kural olmasıdır. Yönetmeliğe göre, aksine bir işaret bulunmadıkça ve zorunlu bir sebep olmadıkça, şehirler arası karayollarında motorlu araçların kullanabileceği en düşük hız saatte 15 kilometredir. Bu kuralın amacı, trafiğin akıcılığını sağlamak ve çok yavaş giderek tehlike yaratan araçları engellemektir. Normal seyrin 90-110 km/s olduğu bir yolda 5-10 km/s gibi bir hızla giden bir araç, arkadan gelen araçlar için ciddi bir kaza riski oluşturur.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) 5 ve b) 10: Bu hızlar, bir şehirler arası karayolunun akışı için aşırı yavaştır. Neredeyse durma noktasına yakın olan bu hızlar, trafik güvenliğini sağlamak yerine ciddi şekilde tehlikeye atar. Bu nedenle yasa koyucu, minimum sınırı bu kadar düşük belirlememiştir.
- d) 20: Bu seçenek doğru cevaba yakın olsa da, yönetmelikte belirtilen net rakam değildir. Ehliyet sınavlarında trafik kurallarıyla ilgili net ve ezbere dayalı bilgiler sorulabilir, bu yüzden doğru rakamı bilmek önemlidir. Yasal sınır 20 değil, 15 km/s'tir.
Önemli Bir Not ve Sık Yapılan Hata
Bu soruda en çok karıştırılan konu, otoyollar (otobanlar) ile şehirler arası karayolları arasındaki farktır. Her iki yol tipi için asgari hız sınırları farklıdır. Bu soruda "şehirler arası karayolu" sorulmuştur, ancak sınavda karşınıza "otoyol" da çıkabilir. Bu iki önemli kuralı unutmamalısınız:
- Şehirler arası karayollarında asgari hız sınırı: 15 km/s
- Otoyollarda (Erişme Kontrollü Karayolu) asgari hız sınırı: 40 km/s
Dolayısıyla, soruda hangi yol tipinin sorulduğuna çok dikkat etmek, doğru cevabı bulmak için hayati önem taşır. Bu sorunun cevabı, şehirler arası karayolu için belirlenen 15 km/s'tir.
Soru 31 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Doğru cevap d) şıkkıdır. Bu şıkta yer alan yatay işaretlemede, hem ileri yönü gösteren bir ok hem de sola dönüşü gösteren bir ok bir arada bulunmaktadır. Bu işaret, içinde bulunduğunuz şeridi kullanarak kavşakta ya düz devam edebileceğinizi ya da sola dönebileceğinizi açıkça belirtir. Sürücüler bu şeritteyken bu iki hareketten birini yapmak zorundadır; örneğin sağa dönemezler.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) şıkkı: Bu görselde sadece ileri yönü gösteren tek bir ok vardır. Bu işaret, o şeridin sadece ileri seyir için olduğunu, sağa veya sola dönüş yapılamayacağını ifade eder. Soru hem ileri hem de sola dönüş seçeneğini sorduğu için bu cevap yanlıştır.
- b) şıkkı: Bu görselde sadece sağa dönüşü gösteren bir ok bulunmaktadır. Bu işaretleme, şeridin sadece sağa dönüş için ayrıldığını bildirir. Bu şeritteki bir sürücü düz gidemez veya sola dönemez.
- c) şıkkı: Bu görselde ise hem ileri hem de sağa dönüşü gösteren oklar bir aradadır. Bu işaret, şeridi kullanan sürücülerin ileri gidebileceğini veya sağa dönebileceğini belirtir. Soruda sola dönüş istendiği için bu seçenek de doğru cevap değildir.
Özetle, taşıt yolu üzerine çizilen bu yön okları, sürücülere yaklaşan kavşakta hangi manevraları yapabileceklerini bildiren mecburi yön işaretleridir. Şeridinize çizilmiş olan okun gösterdiği istikamet veya istikametler dışında bir hareket yapmanız trafik kurallarına aykırıdır. Bu nedenle sorunun doğru cevabı, hem ileri hem de sola yönü gösteren okların bulunduğu d) şıkkıdır.
Soru 32 |
I ve II | |
I, II ve III | |
II, III ve IV | |
I, II, III ve IV |
Bu soruda, Türkiye'de otomobillerde yasal olarak bulundurulması zorunlu olan malzeme ve takımların hangileri olduğu sorulmaktadır. Sürücülerin yolda karşılaşabilecekleri acil durumlara (lastik patlaması, arıza, karlı yollar vb.) hazırlıklı olmalarını sağlamak amacıyla Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirtilen bu ekipmanların bilinmesi ehliyet sınavı için oldukça önemlidir. Şimdi bu malzemeleri ve neden zorunlu olduklarını tek tek inceleyelim.
- I- Çekme halatı: Aracınızın arıza yapması veya yolda kalması durumunda başka bir araç tarafından çekilebilmesi için gereklidir. Aynı şekilde, yolda kalmış başka bir sürücüye yardım edebilmeniz için de önemlidir. Bu nedenle, acil durumlar için araçta bulundurulması zorunlu bir güvenlik ekipmanıdır.
- II- Pense, tornavida: Bu aletler, temel bir takım setinin parçalarıdır. Akü kutup başının gevşemesi, bir vidanın sıkılması veya küçük çaplı bir elektrik aksamının düzeltilmesi gibi basit onarımlar için sürücünün yanında bulunmalıdır. Bu tür küçük sorunları çözerek yola devam etmeyi sağlayabileceği için zorunlu tutulmuştur.
- III- Kriko, bijon anahtarı: Aracın lastiği patladığında, yedeğiyle (stepne) değiştirebilmek için bu iki alet şarttır. Kriko, aracı yerden kaldırmaya yararken, bijon anahtarı ise tekerleği sabitleyen vidaları (bijonları) söküp takmak için kullanılır. Lastik patlaması en sık karşılaşılan yol sorunlarından biri olduğu için bu ekipmanlar hayati öneme sahiptir ve kesinlikle zorunludur.
- IV- Bir çift patinaj zinciri: Özellikle kış aylarında, karlı ve buzlu yollarda aracın yol tutuşunu artırmak ve kaymayı önlemek için kullanılır. Yönetmeliğe göre, özellikle kış lastiği zorunluluğu olan tarihlerde (genellikle 1 Aralık - 1 Nisan arası) araçta patinaj zinciri bulundurmak zorunludur. Soru genel bir durumu ifade ettiği için, patinaj zinciri de zorunlu ekipmanlar listesinde yer alır.
Seçeneklerin Değerlendirilmesi:
Soruda verilen dört maddenin de otomobillerde bulundurulması yasal bir zorunluluktur. Bu ekipmanlar, sürücünün yolda kalması durumunda temel sorunları çözebilmesi ve güvenli bir şekilde yoluna devam edebilmesi veya yardım alabilmesi için gereklidir. Şimdi seçenekleri bu bilgi ışığında inceleyelim:
- a) I ve II: Bu seçenek eksiktir. Lastik değiştirmek için en temel aletler olan kriko ve bijon anahtarını (III) ve kış koşulları için patinaj zincirini (IV) içermemektedir.
- b) I, II ve III: Bu seçenek de eksiktir. Çoğu acil durum ekipmanını içerse de, kış aylarında zorunlu olan patinaj zincirini (IV) dışarıda bırakmıştır.
- c) II, III ve IV: Bu seçenek de hatalıdır çünkü arıza durumunda çok önemli olan çekme halatını (I) içermemektedir.
- d) I, II, III ve IV: Bu seçenek, soruda listelenen ve yönetmeliğe göre otomobillerde bulundurulması zorunlu olan tüm ekipmanları içermektedir. Bu nedenle doğru cevap budur.
Sonuç olarak, çekme halatı, temel el aletleri, lastik değiştirme ekipmanları ve patinaj zinciri, bir otomobilde bulunması gereken zorunlu donanımlardır. Bu yüzden sorunun doğru cevabı, tüm bu maddeleri kapsayan d) seçeneğidir.
Soru 33 |
Öndeki aracın işaretini beklemek | |
Başka araç tarafından geçilmiyor olmak | |
Karşı yönden gelen trafiği kontrol etmek | |
Geçmeden önce sola dönüş ışığını yakmak |
Doğru cevap a) Öndeki aracın işaretini beklemek şıkkıdır. Trafik kurallarına göre, geçme işleminin tüm sorumluluğu geçişi yapan sürücüye aittir. Öndeki sürücünün size yol vermek veya geçmeniz için işaret vermesi gibi bir zorunluluğu yoktur. Hatta bu tür bir işarete güvenerek sollama yapmak tehlikeli durumlara yol açabilir, çünkü öndeki sürücü durumu yanlış değerlendirmiş olabilir. Güvenli bir geçiş için tüm kontrolleri bizzat sizin yapmanız gerekir.
Şimdi diğer şıkların neden zorunlu kurallar olduğunu ve bu yüzden yanlış cevap olduklarını inceleyelim:
- b) Başka araç tarafından geçilmiyor olmak: Bu, sollama yapmanın temel güvenlik şartlarından biridir. Eğer arkanızdaki bir araç sizi sollamaya başlamışsa, sizin de önünüzdeki aracı sollamaya kalkmanız çok tehlikeli bir zincirleme kazaya neden olabilir. Bu nedenle, sollamaya başlamadan önce aynalarınızı kontrol ederek arkanızdan gelen ve sizi geçmekte olan bir araç olmadığından emin olmalısınız. Bu, uyulması zorunlu bir kuraldır.
- c) Karşı yönden gelen trafiği kontrol etmek: Sollama, karşı şeride geçmeyi gerektiren bir manevra olduğu için en kritik kurallardan biridir. Karşıdan gelen araçla güvenli bir mesafeniz yoksa sollama yapmak kesinlikle yasaktır ve hayati risk taşır. Sürücü, sollama işlemini tamamen bitirip kendi şeridine güvenle dönebileceği kadar bir boşluk olduğundan emin olmalıdır. Bu da uyulması zorunlu bir kuraldır.
- d) Geçmeden önce sola dönüş ışığını yakmak: Sinyal vermek, trafikteki diğer sürücüleri niyetiniz hakkında bilgilendirmenin en temel yoludur. Sollamaya başlamadan yeterli bir mesafe önceden sola sinyal vererek hem arkanızdaki hem de önünüzdeki sürücüyü uyarmanız yasal bir zorunluluktur. Bu, sürpriz manevraların önüne geçerek kazaları önler ve uyulması zorunlu bir kuraldır.
Özetle, araç sollama manevrası yüksek dikkat ve sorumluluk gerektirir. Karşı şeridi, arkanızdaki trafiği kontrol etmek ve sinyal vermek zorunlu kurallardır. Ancak öndeki araçtan bir işaret beklemek veya onun işaretine güvenmek, trafik kurallarında yeri olmayan ve sürücünün kendi sorumluluğunu başkasına devretmesi anlamına gelen yanlış bir davranıştır. Bu nedenle doğru cevap 'a' şıkkıdır.
Soru 34 |
Trafik uygun olsa bile şekildeki kavşakta, hangi numaralı araçların ok yönündeki hareketi kesinlikle yasaktır? Yalnız 1 | |
Yalnız 2 | |
Yalnız 3 | |
1, 2 ve 3 |
Bu soruda, resimdeki kavşakta bulunan trafik levhasını dikkate alarak, hangi numaralı aracın yapmak istediği hareketin "kesinlikle yasak" olduğunu bulmamız isteniyor. Sorudaki "Trafik uygun olsa bile" ifadesi, yolun boş olmasının kuralları değiştirmeyeceğini, sadece trafik işaret ve levhalarına odaklanmamız gerektiğini vurgulamaktadır.
Öncelikle kavşaktaki levhayı inceleyelim. Gördüğümüz levha, mavi zeminli yuvarlak bir "Mecburi Yön" levhasıdır. Bu tür levhalar, sürücülere gitmek zorunda oldukları yönleri bildirir. Levhanın üzerindeki oklar, bu kavşağa gelen bir sürücünün sadece düz gidebileceğini veya sağa dönebileceğini emretmektedir. Bu iki yön dışında herhangi bir manevra yapmak yasaktır.
Şimdi araçların hareketlerini bu kurala göre değerlendirelim:
- 1 Numaralı Araç: Sola dönmek istemektedir. Mecburi yön levhası sola dönüşe izin vermediği için bu hareket yasaktır.
- 2 Numaralı Araç: Düz gitmek istemektedir. Levha, düz gidilebileceğini açıkça belirttiği için bu hareket serbesttir ve kurallara uygundur.
- 3 Numaralı Araç: "U" dönüşü yapmak istemektedir. Levha bu harekete izin vermemektedir. Ayrıca, trafik kurallarına göre kavşaklarda, aksi bir işaretle izin verilmedikçe "U" dönüşü yapmak genel olarak yasaktır. Bu nedenle 3 numaralı aracın hareketi kesinlikle yasaktır.
Doğru Cevabın ve Diğer Seçeneklerin Açıklaması
Sorunun kilit noktası "kesinlikle yasaktır" ifadesidir. Hem 1 numaralı aracın sola dönüşü hem de 3 numaralı aracın "U" dönüşü levhaya göre yasaktır. Ancak "U" dönüşü, kavşaklarda hem genel bir kural olarak hem de bu levha özelinde yasaklandığı için çifte bir yasak durumu oluşturur. Sola dönüş yasağı ise sadece bu kavşağa özel olarak levha ile konulmuştur. Bu nedenle "U" dönüşü, sola dönüşe göre daha temel ve kesin bir yasak olarak kabul edilir.
- a) Yalnız 1: Bu seçenek yanlıştır. 1 numaralı aracın hareketi yasak olsa da, 3 numaralı aracın yapmak istediği "U" dönüşü daha kesin bir yasaktır.
- b) Yalnız 2: Bu seçenek yanlıştır. 2 numaralı araç, levhanın izin verdiği bir yöne gittiği için hareketi kurallara uygundur.
- c) Yalnız 3: Bu seçenek doğrudur. "U" dönüşü yapmak, kavşaklarda genel bir kural ihlali olduğu ve aynı zamanda mecburi yön levhasına da aykırı olduğu için "kesinlikle yasak" olan harekettir.
- d) 1, 2 ve 3: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü 2 numaralı aracın hareketi yasak değildir.
Soru 35 |

Polis aracı | |
Ambulans | |
İş makinesi | |
İtfaiye aracı |
Bu soruda, görev hâlinde olan ve geçiş üstünlüğüne sahip birden fazla aracın bir kavşakta aynı anda karşılaşması durumunda hangi sırayla geçmeleri gerektiği sorgulanmaktadır. Bu durum, trafikte hayati önem taşıyan özel bir kurala tabidir ve sürücülerin bu sıralamayı bilmesi beklenir. Doğru cevabın anlaşılması için bu özel sıralamanın bilinmesi gerekmektedir.
Karayolları Trafik Kanunu'na göre, geçiş üstünlüğüne sahip araçların karşılaşmaları durumunda uyulması gereken bir öncelik sıralaması vardır. Bu sıralama, akılda kalması için "CİPS" olarak kodlanabilir. Bu kodlamanın açılımı ve sıralaması şu şekildedir:
- C - Cankurtaran (Ambulans)
- İ - İtfaiye
- P - Polis aracı
- S - Sivil Savunma Aracı
Bu kurala göre, insan hayatı ve sağlığı en öncelikli olduğu için ambulans her zaman ilk geçiş hakkına sahiptir. Ardından yangın ve benzeri acil durumlara müdahale eden itfaiye, sonrasında ise kamu düzeni ve güvenliğini sağlayan polis aracı gelir.
Doğru Cevap: b) Ambulans
Soruya bu kuralı uyguladığımızda, kavşakta bulunan araçlar arasında ambulansın en yüksek önceliğe sahip olduğunu görürüz. CİPS sıralamasının ilk harfi olan "C" cankurtaranı, yani ambulansı temsil eder. Bu nedenle, diğer tüm geçiş üstünlüğüne sahip araçlar, görev hâlindeki bir ambulansa yol vermek zorundadır ve ilk geçiş hakkı ambulansındır.
Diğer Seçeneklerin Açıklaması:
- a) Polis aracı: Polis aracı, CİPS sıralamasında üçüncü sırada yer alır. Bu yüzden kavşakta karşılaştığı hem ambulansa hem de itfaiyeye yol vermelidir. Geçiş hakkı sıralamasında sondadır.
- c) İş makinesi: İş makineleri, geçiş üstünlüğüne sahip araçlar sınıfına girmez. Normal bir araç gibi trafik kurallarına uymak zorundadır ve bu kavşaktaki tüm geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermelidir. Bu nedenle bu seçenek doğrudan elenir.
- d) İtfaiye aracı: İtfaiye, sıralamada ikinci sırada yer alır. Polise göre önceliği olsa da, insan hayatı taşıması sebebiyle en yüksek önceliğe sahip olan ambulansa yol vermekle yükümlüdür.
Soru 36 |
Buji ayarı | |
Platin ayarı | |
Rölanti ayarı | |
Debriyaj ayarı |
Bu soruda, bir aracın farklı sistemlerine ait ayarlar verilmiş ve hangisinin yakıt sistemine ait olduğu sorulmuştur. Bu tür sorular, aracın temel mekanik sistemlerini (yakıt, ateşleme, güç aktarma vb.) ne kadar iyi bildiğinizi ölçmeyi amaçlar. Her bir seçeneği ait olduğu sistemle eşleştirerek doğru cevabı bulabiliriz.
Doğru cevap c) Rölanti ayarı'dır. Rölanti, aracın motorunun durur haldeyken ve gaz pedalına basılmıyorken çalıştığı en düşük devir seviyesidir. Motorun bu devirde stop etmeden ve sarsıntısız çalışması için belirli bir miktarda yakıt ve hava karışımına ihtiyacı vardır. Rölanti ayarı, işte bu yakıt-hava karışımının miktarını düzenleyerek motorun devrini ayarlar ve bu nedenle doğrudan yakıt sistemiyle ilgili bir işlemdir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Buji ayarı: Buji, silindir içindeki sıkıştırılmış yakıt-hava karışımını bir kıvılcım ile ateşleyen parçadır. Buji, yakıt sistemine değil, ateşleme sistemine aittir. Buji ayarı ise bujinin tırnakları arasındaki mesafenin ayarlanmasıdır ve ateşlemenin kalitesini etkiler.
- b) Platin ayarı: Platin, özellikle eski tip (distribütörlü) araçlarda bulunan ve ateşleme zamanlamasını kontrol eden bir parçadır. Tıpkı buji gibi, platin de ateşleme sisteminin bir elemanıdır. Yakıtın ne zaman ateşleneceğini kontrol eder ama yakıt miktarını ayarlamaz.
- d) Debriyaj ayarı: Debriyaj (kavrama), motorun gücünü tekerleklere ileten veya bu bağlantıyı kesen sistemdir. Vites değiştirmemizi sağlar. Dolayısıyla debriyaj, güç aktarma organlarının bir parçasıdır ve yakıt sistemiyle hiçbir bağlantısı yoktur.
Özetle, rölanti ayarı doğrudan motorun çalışması için gereken yakıt miktarını kontrol ettiğinden bir yakıt sistemi ayarıdır. Diğer şıklar ise ateşleme ve güç aktarma sistemlerine ait ayarlardır. Bu sistemlerin görevlerini ve parçalarını ayırt edebilmek, ehliyet sınavında motor sorularını kolayca çözmenizi sağlayacaktır.
Soru 37 |
Marş sistemi | |
Yakıt sistemi | |
Ateşleme sistemi | |
Direksiyon sistemi |
Doğru Cevap: d) Direksiyon sistemi
Direksiyon sistemi, sürücünün direksiyon simidi aracılığıyla yaptığı dairesel hareketleri, tekerleklerin sağa veya sola dönmesini sağlayan mekanik bir düzeneğe dönüştürür. Sürücü direksiyonu çevirdiğinde, bu hareket bir dizi mil, mafsal ve dişli aracılığıyla tekerleklere iletilir ve aracın yönü değişir. Günümüz araçlarında bulunan hidrolik veya elektrik destekli sistemler (power steering) sayesinde, direksiyonu çevirmek için gereken güç en aza indirilmiştir, bu da yönlendirme işlemini "kolay ve zahmetsiz" hale getirir. Bu nedenle, aracın istenilen yöne yönlendirilmesinden sorumlu olan sistem direksiyon sistemidir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
Diğer şıklarda verilen sistemlerin araçtaki görevleri tamamen farklıdır ve aracın yönlendirilmesiyle doğrudan bir ilgileri yoktur. Bu sistemlerin görevlerini anlamak, neden yanlış cevap olduklarını net bir şekilde ortaya koyar.
- a) Marş sistemi: Bu sistemin tek görevi, kontağı çevirdiğinizde motorun çalışması için gerekli olan ilk hareketi sağlamaktır. Aküden aldığı elektrik enerjisiyle marş motorunu döndürür ve bu da ana motorun pistonlarını harekete geçirerek çalışmasını başlatır. Motor çalıştıktan sonra marş sisteminin görevi biter ve aracın yönlendirilmesine hiçbir katkısı olmaz.
- b) Yakıt sistemi: Yakıt sistemi, aracın deposundaki yakıtı (benzin, motorin vb.) alarak motorun ihtiyaç duyduğu oranda ve basınçta silindirlere gönderir. Bu sistem aracın hareket etmesi için gerekli olan enerjinin ham maddesini sağlar. Yani, aracın gitmesini sağlar ama nereye gideceğini kontrol etmez.
- c) Ateşleme sistemi: Bu sistem, özellikle benzinli araçlarda, yakıt sisteminin silindirlere gönderdiği yakıt-hava karışımını bujiler aracılığıyla bir kıvılcım çıkararak ateşler. Bu ateşleme sonucunda oluşan patlama, pistonları iterek motora güç verir. Kısacası, motorun çalışması ve güç üretmesi için kritik bir sistemdir fakat aracın yönü üzerinde hiçbir kontrolü veya etkisi yoktur.
Soru 38 |
Buji | |
Karter | |
Enjektör | |
Distribütör |
Bu soruda, motorun çalışması için gerekli olan sistemlerden biri olan yakıt enjeksiyon sisteminin bir parçasını bulmanız istenmektedir. Yakıt enjeksiyon sistemi, motora yanması için gönderilecek yakıtı, doğru zamanda ve doğru miktarda silindirlerin içine veya emme manifolduna püskürten sistemdir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.
Doğru Cevap: c) Enjektör
Doğru cevap Enjektör'dür. Çünkü enjektör, yakıt enjeksiyon sisteminin ana ve en önemli parçasıdır. Kelime anlamı olarak "püskürtücü" demektir ve görevi, yakıt pompasından gelen basınçlı yakıtı, motorun beyninden (ECU) aldığı sinyallerle çok küçük zerreler halinde silindirlere püskürtmektir. Bu hassas püskürtme işlemi, yakıtın hava ile mükemmel bir şekilde karışmasını ve verimli bir yanma gerçekleşmesini sağlar.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
-
a) Buji: Buji, yakıt enjeksiyon sisteminin değil, ateşleme sisteminin bir parçasıdır. Görevi, silindir içinde sıkıştırılmış olan hava-yakıt karışımını ateşlemek için yüksek voltajlı bir elektrik kıvılcımı oluşturmaktır. Yani buji yakıtı göndermez, gönderilmiş olan yakıtı yakar.
-
b) Karter: Karter, motorun yağlama sisteminin bir parçasıdır. Motorun en alt kısmında yer alan ve motor yağını depolayan bir haznedir. Motorun hareketli parçalarının yağlanması için gerekli olan yağı içinde barındırır ve yakıt sistemiyle doğrudan bir ilgisi yoktur.
-
d) Distribütör: Distribütör de buji gibi ateşleme sisteminin bir parçasıdır ve genellikle eski tip (karbüratörlü) araçlarda bulunur. Görevi, ateşleme bobininden gelen yüksek voltajlı elektriği, doğru ateşleme sırasına göre ilgili silindirin bujisine dağıtmaktır. Yakıtın püskürtülmesiyle değil, elektriğin dağıtılmasıyla ilgilidir.
Özetle, soru size yakıtı motora püskürten sistemin parçasını sormaktadır. Bu işlevi doğrudan yerine getiren parça enjektör'dür. Diğer şıklar ise ateşleme ve yağlama gibi motorun farklı sistemlerine ait parçalardır.
Soru 39 |

Yağın azalması | |
Akünün boşalmas | |
Fren hidroliğinin bitmesi | |
Marş motorunun arızalanması |
Öncelikle, bu ikaz ışığının neden yandığını anlamak gerekir. Bu ışık, halk arasında "akü ışığı" olarak bilinse de, aslında sadece akünün durumunu değil, tüm şarj sisteminin bir arızasını gösterir. Araç motoru çalışırken, "alternatör" (şarj dinamosu) adı verilen bir parça elektrik üretir. Bu elektrik hem aracın far, radyo gibi sistemlerini çalıştırır hem de aküyü sürekli olarak şarj ederek dolu kalmasını sağlar. Eğer bu ışık seyir hâlindeyken yanıyorsa, bu durum alternatörün artık elektrik üretmediği veya yetersiz ürettiği anlamına gelir.
Doğru Cevabın Açıklaması (b - Akünün boşalması)Şarj sistemi (alternatör) arızalandığında, araç çalışmaya devam etmek için ihtiyaç duyduğu tüm elektriği doğrudan aküde depolanan enerjiden kullanmaya başlar. Ateşleme sistemi, farlar, silecekler, radyo ve diğer tüm elektronik aksamlar akünün gücünü tüketir. Ancak alternatör çalışmadığı için akü tekrar şarj edilemez. Bu durum, cep telefonunuzu şarja takmadan sürekli kullanmaya benzer; bir süre sonra şarjı kaçınılmaz olarak bitecektir. Bu nedenle, araç sürülmeye devam edilirse, aküdeki mevcut enerji tükenir ve akü boşalır.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması- a) Yağın azalması: Motor yağının azalması veya yağ basıncının düşmesi, motorun sağlığı için kritik bir durumdur. Ancak bu durum, gösterge panelinde genellikle kırmızı bir yağdanlık sembolü ile gösterilir. Akü şarj ikaz ışığının yanmasıyla motor yağı seviyesi arasında doğrudan bir bağlantı yoktur; bunlar tamamen farklı sistemlerdir.
- c) Fren hidroliğinin bitmesi: Fren hidroliği, fren sisteminin çalışması için hayati öneme sahiptir. Seviyesi azaldığında veya sistemde bir sorun olduğunda, genellikle içinde ünlem işareti (!) bulunan bir daire veya "BRAKE" yazısı olan farklı bir ikaz ışığı yanar. Bu durumun da aracın elektrik şarj sistemiyle bir ilgisi bulunmamaktadır.
- d) Marş motorunun arızalanması: Marş motoru, sadece motoru ilk çalıştırma anında devreye giren bir parçadır. Motor çalıştıktan sonra görevi biter. Akü şarj ikaz ışığı ise motor zaten çalışır durumdayken yanar. Dolayısıyla bu ışık, marş motorunda bir arıza olduğunu göstermez. Ancak, akü tamamen boşaldıktan sonra aracı durdurup tekrar çalıştırmak istediğinizde, marş motoru çalışmayacaktır çünkü çalışması için gereken elektriği boşalmış aküden alamaz. Yani marş motorunun çalışmaması, akünün boşalmasının bir sonucudur, sebebi değil.
Özetle, akü şarj ikaz ışığı yandığında araç şarj sisteminde bir sorun var demektir ve araç aküdeki enerjiyi tüketmeye başlar. Sürüşe devam etmek, kısa bir süre sonra akünün tamamen boşalmasına ve motorun stop etmesine yol açacaktır. Bu nedenle bu ışık yandığında, güvenli bir şekilde aracı kenara çekip kontağı kapatmak en doğru davranıştır.
Soru 40 |
Buji | |
Flaşör | |
Enjektör | |
Regülatör |
Doğru cevap a) Buji seçeneğidir. Benzinli motorlarda ateşleme sisteminin son ve en kritik elemanı bujidir. Ateşleme bobininden gelen yüksek gerilimli elektrik, bujinin ucundaki tırnaklar arasında atlayarak bir elektrik arkı, yani kıvılcım oluşturur. Bu kıvılcım, tam doğru zamanda, yani pistonun sıkıştırma zamanının sonunda en üst noktaya ulaştığı anda çakarak sıkışmış olan yakıt-hava karışımını patlatır ve motorun güç üretmesini sağlar.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da en az doğru cevabı bilmek kadar önemlidir. Bu, benzer sorularda çeldiricilere düşmenizi engeller. Şimdi diğer şıkları ve görevlerini inceleyelim:
- Flaşör: Bu parça, motorun çalışmasıyla ilgili değildir. Aracın sinyal lambalarının ve dörtlü ikaz lambalarının belirli aralıklarla yanıp sönmesini sağlayan bir elektrik devresi elemanıdır. Yani görevi, aydınlatma ve ikaz sistemini kontrol etmektir, ateşleme yapmak değil.
- Enjektör: Enjektör, motorun yakıt sisteminin bir parçasıdır. Görevi, yakıtı silindirlerin içine veya emme manifolduna çok ince tanecikler halinde püskürtmektir. Yani, yanacak olan yakıtı temin eder ama onu ateşlemez. Kısacası, enjektör yemeği hazırlar, buji ise ocağı yakar.
- Regülatör: Bu terim, "düzenleyici" anlamına gelir ve bir araçta birden fazla regülatör bulunabilir. Örneğin, alternatörün ürettiği elektriğin voltajını düzenleyen "konjektör (voltaj regülatörü)" veya yakıt sistemindeki basıncı ayarlayan "yakıt basınç regülatörü" vardır. Her iki durumda da görevi bir değeri (voltaj veya basınç) sabit tutmaktır, kıvılcım çıkarmak değildir.
Özetle, benzinli bir motorda silindire alınan yakıt-hava karışımını ateşlemek için gereken o sihirli kıvılcımı çıkaran parça bujidir. Diğer parçalar aracın farklı sistemlerinde (aydınlatma, yakıt, elektrik) tamamen farklı görevler üstlenirler.
Soru 41 |
Motorun yağ yakması | |
Motorun çekişten düşmesi | |
Motorun hararet yapması | |
Motor gücünün artması |
Bu soruda, benzinli bir motorun en kritik parçalarından biri olan bujilerin görevini tam olarak yerine getirememesi durumunda ortaya çıkacak sonuç sorulmaktadır. Bujilerin temel görevi, ateşleme sisteminin bir parçası olarak, silindir içindeki sıkıştırılmış yakıt-hava karışımını bir kıvılcım ile ateşlemektir. Bu ateşleme sayesinde yanma ve güç üretimi gerçekleşir.
Doğru cevabın neden "b) Motorun çekişten düşmesi" olduğunu açıklayalım. Bujiler zamanla aşındığında veya tırnak aralıkları bozulduğunda (ayarsızlaştığında), ürettikleri kıvılcım zayıflar veya düzensizleşir. Zayıf bir kıvılcım, silindirdeki yakıt-hava karışımını tam ve verimli bir şekilde yakamaz. Bu duruma "zayıf yanma" veya "ateşleme teklemesi" denir. Yanma verimli olmayınca, pistonları iten güç azalır ve motor beklenen performansı üretemez. Bu durum, sürücü tarafından motorun gücünü kaybetmesi, yani çekişten düşmesi olarak hissedilir. Ayrıca bu sorun, yakıt tüketiminin artmasına ve motorun sarsıntılı çalışmasına da neden olur.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
-
a) Motorun yağ yakması: Bu seçenek yanlıştır. Motorun yağ yakması, bujilerle ilgili bir sorun değil, motorun iç mekaniğiyle ilgili bir problemdir. Genellikle piston segmanlarının, supap contalarının veya silindir duvarlarının aşınması sonucu motor yağının yanma odasına sızması ve yakıtla birlikte yanmasıyla oluşur. Bujilerin bozuk olması yağ yakmaya neden olmaz; tam tersine, yağ yakan bir motorun bujileri yağ ile kaplanarak daha çabuk bozulur.
-
c) Motorun hararet yapması: Bu seçenek de yanlıştır. Motorun hararet yapması (aşırı ısınması), neredeyse her zaman soğutma sistemiyle ilgili bir arızadan kaynaklanır. Radyatörün tıkalı olması, termostatın arızalanması, devridaim (su) pompasının bozulması veya soğutma sıvısının eksik olması gibi nedenler hararetin ana sebepleridir. Bujilerin ayarsızlığı, motorun aşırı ısınmasının doğrudan bir nedeni değildir.
-
d) Motor gücünün artması: Bu seçenek mantıken tamamen hatalıdır. Bir motor parçasının aşınması, ayarının bozulması veya arızalanması hiçbir zaman motor gücünü artırmaz; aksine performans kaybına yol açar. Bujilerin görevi verimli yanma sağlamak olduğu için, görevlerini yapamadıklarında motorun gücü kaçınılmaz olarak düşer.
Soru 42 |
Şekilde soru işareti (?) ile gösterilen ve motorda yanma sonucu oluşan gazların dışarı atılmasını sağlayan parça aşağıdakilerden hangisidir? Karter | |
Külbütör kapağı | |
Egzoz manifoldu | |
Emme manifoldu |
Bu soruda, bir motorun üzerinde soru işareti ile gösterilen parçanın adı ve görevi sorulmaktadır. Sorunun metninde bu parçanın görevinin "motorda yanma sonucu oluşan gazların dışarı atılmasını sağlamak" olduğu belirtilmiştir. Bu bilgi ve görseli birleştirerek doğru cevabı bulmamız gerekmektedir.
Doğru Cevap: c) Egzoz manifoldu
Doğru cevabın Egzoz manifoldu olmasının sebebi, bu parçanın görevinin tam olarak soruda tarif edilen iş olmasıdır. Motorun silindirleri içinde yakıt-hava karışımı yandıktan sonra ortaya atık gazlar çıkar. Egzoz manifoldu, her bir silindirden çıkan bu sıcak ve basınçlı atık gazları toplayarak tek bir boru üzerinden egzoz sisteminin geri kalanına (katalitik konvertör, susturucu ve egzoz borusu) yönlendirir. Görselde de her silindire bağlanan boruların birleştiği bir yapı görülmektedir, bu yapı egzoz manifoldunun tipik görüntüsüdür.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Karter: Karter, motorun en alt kısmında bulunan ve motor yağını depolayan bir parçadır. Görevi motorun yağlanmasını sağlamak ve yağı bir haznede tutmaktır. Yanmış gazların dışarı atılmasıyla hiçbir ilgisi yoktur.
- b) Külbütör kapağı: Bu kapak, motorun en üstünde yer alır ve supap mekanizmasını (külbütörleri) dış etkenlerden korur, aynı zamanda motor yağının dışarı sızmasını engeller. Yani görevi koruma ve sızdırmazlıktır, gazların atılımıyla bir bağlantısı bulunmaz.
- d) Emme manifoldu: Emme manifoldu, egzoz manifoldunun tam tersi bir işlev görür. Dışarıdan gelen temiz hava ve yakıt karışımını silindirlere dağıtan parçadır. Yani "emme" işlemi yaparak motorun içine bir şeyler alır. Soruda ise içeride oluşan gazların "dışarı atılması" sorulduğu için bu seçenek de yanlıştır.
Özetle, motora temiz hava-yakıt karışımını alan parça Emme Manifoldu, yanma sonucu oluşan kirli gazları motordan dışarı atan parça ise Egzoz Manifoldu'dur. Soruda gazların dışarı atılması sorulduğu için doğru cevap C seçeneğidir.
Soru 43 |
Benzin | |
Motorin | |
Antifriz | |
Su buharı |
Bu soruda, dizel motorların çalışma prensibinin en temel adımlarından biri olan ateşleme sürecinin nasıl gerçekleştiği sorgulanmaktadır. Soru, piston tarafından sıkıştırılarak çok yüksek sıcaklıklara ulaşan havanın üzerine, yanmayı başlatmak için neyin püskürtüldüğünü bilmenizi ölçmektedir. Bu, dizel ve benzinli motorlar arasındaki en temel farklardan biridir.
Doğru cevap b) Motorin seçeneğidir. Dizel motorların çalışma mantığı, havayı aşırı derecede sıkıştırarak ısıtmaya dayanır. Silindirin içine önce sadece hava alınır ve piston bu havayı yaklaşık 16:1 ila 22:1 gibi yüksek bir oranda sıkıştırır. Bu yüksek basınç, havanın sıcaklığını 500-700°C gibi yakıtın kendiliğinden tutuşma sıcaklığının üzerine çıkarır. Tam bu anda enjektör, yüksek basınçla bu kızgın havanın içine motorin (dizel yakıtı) püskürtür ve yakıt anında alev alarak patlar, böylece güç üretilir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Benzin: Benzin, benzinli motorlarda kullanılan bir yakıttır ve dizel motorlardan farklı bir çalışma prensibine sahiptir. Benzinli motorlarda hava-yakıt karışımı birlikte sıkıştırılır ve ateşleme bir buji tarafından çıkarılan kıvılcımla sağlanır. Benzin, dizel motordaki gibi yüksek sıcaklıktaki havaya püskürtülürse kontrolsüz bir şekilde ve çok erken patlayarak "vuruntu"ya neden olur, bu da motora ciddi zararlar verebilir.
- c) Antifriz: Antifriz, motorun soğutma sisteminde dolaşan bir sıvıdır. Temel görevi, motorun çalışma sıcaklığını dengede tutmak ve kışın soğutma sıvısının donmasını önlemektir. Antifrizin yanma odası veya yakıt sistemi ile hiçbir ilgisi yoktur; yanıcı bir madde değildir.
- d) Su buharı: Su buharı bir yakıt değildir. Aksine, yanma olayını söndürücü bir etkiye sahiptir. Sıkıştırılmış sıcak havanın üzerine su buharı püskürtmek, sıcaklığı düşürerek motorinin ateşlenmesini engeller ve motorun çalışmasını durdurur. Su buharı, yanma sonucunda egzozdan atılan bir üründür, yanmayı başlatan bir unsur değildir.
Soru 44 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Doğru cevap a) seçeneğidir. Bu görsel, Akü Şarj İkaz Işığı'dır. Motor çalışır durumdayken bu ışığın yanması, aracın şarj sisteminde (alternatör veya V kayışı gibi parçalarda) bir sorun olduğu ve akünün şarj edilmediği anlamına gelir. Araç bu durumda sadece aküde depolanan elektrikle çalışmaya devam eder ve akü bittiğinde motor aniden durur. Bu durum, seyir hâlindeyken hidrolik direksiyon ve fren destek sistemlerinin devre dışı kalmasına neden olabileceği için son derece tehlikelidir ve derhal durmayı gerektirir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- b) seçeneği: Bu simge, Park Lambaları'nın veya gabari ışıklarının açık olduğunu gösterir. Bu bir arıza belirtisi değildir; sadece aydınlatma sisteminin bir parçasının aktif olduğunu bildiren bir bilgilendirme ışığıdır. Bu ışık yandığında aracı durdurmak için hiçbir neden yoktur.
- c) seçeneği: Bu simge, Arka Cam Rezistansı'nın (buğu çözücünün) çalıştığını belirtir. Özellikle kış aylarında arka camdaki buğuyu veya buzlanmayı çözmek için kullanılır. Bu da bir arıza göstergesi değil, bir konfor özelliğinin aktif olduğunu gösteren bir bildirimdir.
- d) seçeneği: Bu simge, Kısa Farlar'ın açık olduğunu gösterir. Geceleri veya görüşün düşük olduğu durumlarda farların açık olduğunu sürücüye hatırlatan standart bir bilgilendirme ışığıdır. Herhangi bir tehlike veya arıza durumu belirtmez.
Özetle, araç gösterge panelindeki ikaz ışıkları arasında bir öncelik sıralaması vardır. Genellikle kırmızı renkte yanan ikaz ışıkları (akü, yağ basıncı, hararet göstergesi gibi) ciddi bir mekanik veya elektriksel arızayı işaret eder ve trafik güvenliğini tehlikeye atmayacak şekilde derhal durulmasını gerektirir. Diğer renklerdeki ışıklar ise çoğunlukla bilgilendirme amaçlıdır.
Soru 45 |
Bencil | |
Sorumsuz | |
Görgü seviyesi düşük | |
Empati düzeyi yüksek |
Bu soruda, trafikte olumsuz bir davranış sergileyen sürücü tipinin tam zıttı, yani olumlu bir değere sahip olan sürücünün kim olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, yoğun trafikte sırasını beklemeyip başkalarının önüne geçen ve trafiği daha da kötüleştiren bir davranışı "yapmayacak" olan sürücünün özelliğini bulmaktır. Bu, trafik adabı ve sürücü psikolojisi ile ilgili bir sorudur.
Doğru Cevap: d) Empati düzeyi yüksek
Doğru cevabın neden "Empati düzeyi yüksek" olduğunu açıklayalım. Empati, bir kişinin kendisini başka birinin yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini anlama yeteneğidir. Trafikte empati düzeyi yüksek bir sürücü, kendi yaptığı bir hareketin diğer sürücüleri nasıl etkileyeceğini düşünür. "Ben şimdi bu aracın önüne kırarsam, o sürücü ne hisseder? Belki de dakikalardır bekliyor, bu yaptığım haksızlık olur ve trafiği daha da karıştırır. Başkasının bana bunu yapmasını istemezdim." gibi düşünür ve bu bencil davranıştan kaçınır. Bu nedenle, empati sahibi bir sürücü, başkalarının hakkına saygı gösterir ve trafiği sıkıştıran hareketler yapmaz.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Bencil: Bencil bir sürücü, sadece kendi çıkarlarını ve hedefine bir an önce ulaşmayı düşünür. Diğer sürücülerin ne kadar beklediği, trafiğin ne kadar sıkıştığı veya yaptığının ne kadar haksız olduğu umurunda olmaz. Dolayısıyla, bencil bir sürücü tam da soruda tarif edilen olumsuz davranışı sergileme eğilimindedir.
- b) Sorumsuz: Sorumsuz bir sürücü, davranışlarının sonuçlarını düşünmez. Yaptığı kural ihlalinin veya saygısızlığın trafiğe, diğer insanlara veya güvenliğe olan etkisini önemsemez. Bu nedenle, sorumsuz bir sürücü de başkalarının önüne geçerek trafiği tehlikeye atmaktan ve sıkıştırmaktan çekinmez.
- c) Görgü seviyesi düşük: Trafik, aynı zamanda yazılı olmayan görgü ve nezaket kurallarının da geçerli olduğu bir sosyal ortamdır. Görgü seviyesi düşük bir kişi, sıraya girmek, başkasının hakkına saygı göstermek gibi temel nezaket kurallarını bilmez veya umursamaz. Bu yüzden, bu özelliğe sahip bir sürücünün de diğer araçların önüne geçmesi beklenen bir davranıştır.
Özetle, soru bizden trafikteki olumsuz bir davranışı "yapmayacak" olan sürücünün sahip olduğu pozitif özelliği bulmamızı istiyor. Bencillik, sorumsuzluk ve görgüsüzlük bu olumsuz davranışın sebepleri iken, empati bu davranışı engelleyen en temel insani değerdir.
Soru 46 |
Trafik işaretlerinin hasar görmesi | |
Kara yollarının zamanından önce yıpranması | |
Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması | |
Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması |
Bu soruda, trafik kazalarının ülke ekonomisine getirdiği maliyetler ve zararlar sorgulanmaktadır. Seçenekler arasında, bir kazanın doğrudan veya dolaylı bir sonucu olarak ortaya çıkan ekonomik bir kayıp olmayan maddeyi bulmamız isteniyor. Sorunun kilit noktası, "zarar" kelimesinin ekonomik anlamını doğru yorumlamaktır.
Doğru cevap c) Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması seçeneğidir. Çünkü bu seçenek, bir trafik kazasının yarattığı bir ekonomik zarar veya maliyet değildir. Aksine, kazaları önlemek ve trafik düzenini sağlamak amacıyla devlet tarafından alınan idari bir tedbirdir. Bu cezalarla toplanan paralar devlet bütçesine gelir olarak kaydedilir, bir gider veya zarar kalemi oluşturmaz.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ve neden birer ekonomik zarar olduğunu inceleyelim:
- a) Trafik işaretlerinin hasar görmesi: Bir kaza sırasında trafik levhaları, sinyalizasyon lambaları veya diğer işaretler zarar görebilir. Bu işaretlerin onarılması veya yenisiyle değiştirilmesi devlet için bir maliyettir. Bu nedenle, ülke ekonomisi için doğrudan bir zarardır.
- b) Kara yollarının zamanından önce yıpranması: Kazalar, yol yüzeyinde ciddi hasarlara yol açabilir. Örneğin, yanan bir araç asfaltı eritebilir veya devrilen ağır bir kamyon yolda çöküntü oluşturabilir. Bu tür hasarların tamiri, planlanan yol bakım bütçesinin dışında ekstra bir masraf yaratır ve bu da ekonomik bir kayıptır.
- d) Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması: Oto korkulukları (bariyeler), araçların yoldan çıkmasını önlemek için vardır ve kazalarda sıkça hasar görürler. Bu korkulukların tamir edilmesi veya değiştirilmesi gerekir, bu da yine kamu kaynaklarından karşılanan bir maliyettir ve ekonomik bir zarar olarak kabul edilir.
Özetle, a, b ve d seçenekleri bir kaza sonucunda ortaya çıkan ve tamiri için para harcanması gereken somut ve maddi zararları ifade eder. Ancak c seçeneği, kazaları önlemeye yönelik bir yasal düzenlemedir ve ekonomik bir zarar değil, aksine devlete gelir sağlayan bir uygulamadır.
Soru 47 |
Bencillik | |
İnatlaşmak | |
Diğergamlık | |
Sorumsuzluk |
Bu soruda, trafikte sollama yapılırken geçilen aracın sürücüsünün sergilediği olumlu bir davranışın hangi temel değerle ifade edildiği sorulmaktadır. Sorunun özü, bir sürücünün başka bir sürücünün işini kolaylaştırmak için kendi hızından feragat etmesinin ne anlama geldiğidir. Bu davranış, trafik adabının ve güvenli sürüşün önemli bir parçasıdır.
Doğru Cevap: c) Diğergamlık
Doğru cevabın diğergamlık olmasının sebebi, kelimenin anlamıyla ilgilidir. Diğergamlık, başkalarının iyiliğini ve çıkarını kendi çıkarından daha fazla veya en az onun kadar düşünme, fedakarlık yapma ve özgecilik anlamına gelir. Sorudaki sürücü, kendisi için bir zorunluluk olmamasına rağmen, sollama yapan aracın manevrasını daha güvenli ve hızlı tamamlayabilmesi için yavaşlamaktadır. Bu hareketiyle kendi seyahat süresinden küçük bir fedakarlık yaparak diğer sürücüye ve genel trafik akışının güvenliğine katkıda bulunmaktadır. Bu, tam olarak diğergamlık davranışının bir örneğidir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Bencillik: Bencillik, sadece kendi çıkarını ve rahatını düşünmektir. Eğer geçilen sürücü bencil olsaydı, yavaşlamak yerine hızını korur, hatta sollama yapan aracı engellemek için hızını artırabilirdi. Bu durum, soruda anlatılan davranışın tam tersidir.
- b) İnatlaşmak: İnatlaşmak, trafikte son derece tehlikeli bir davranıştır ve genellikle "yol vermeme" veya "yarışma" şeklinde ortaya çıkar. Geçilmekte olan bir sürücünün sollama yapan araçla inatlaşması, hızını artırması veya yolunu kapatması anlamına gelir. Sorudaki sürücü ise tam aksine yardımcı olmaktadır, bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
- d) Sorumsuzluk: Sorumsuzluk, trafik kurallarını ve güvenliği hiçe sayan davranışları ifade eder. Geçilen aracın yavaşlayarak sollama yapan araca yardımcı olması, tehlikeyi azaltan ve trafik güvenliğini artıran sorumlu bir davranıştır. Sorumsuz bir davranış, aniden hızlanmak veya şerit üzerinde tehlikeli hareketler yapmak olurdu.
Özetle; bir sürücünün, kendisini geçen başka bir araca yol vererek ve yavaşlayarak yardımcı olması, trafikteki diğer sürücüleri düşündüğünü ve onların güvenliğine önem verdiğini gösterir. Bu fedakar ve düşünceli davranış, diğergamlık olarak adlandırılır ve güvenli bir trafik ortamı için tüm sürücülerin sahip olması gereken önemli bir değerdir.
Soru 48 |
Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması | |
Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi | |
Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi | |
Trafikteki her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerinin sorgulanıp öğrenilmesi |
Doğru cevap d) seçeneğidir. Çünkü trafikteki her kural keyfi olarak konulmamıştır; her birinin altında yatan ciddi bir güvenlik sebebi vardır. Örneğin, bir yerleşim yerindeki hız limitinin neden düşük olduğunu, bir yaya geçidinde neden yavaşlamak gerektiğini veya takip mesafesini korumanın önemini anlayan bir sürücü, bu kurallara uymayı bir zorunluluk olarak değil, bilinçli bir güvenlik önlemi olarak görür. Kuralların arkasındaki mantığı ve tehlikeleri öğrenmek, sürücünün riskleri daha iyi kavramasını ve bu farkındalıkla araç kullanmasını sağlar.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Kızgınlık ve rekabet duygusu, sürücünün mantıklı düşünme yeteneğini zayıflatır, sabırsızlığa ve agresif manevralara yol açar. Bu durum, tehlikelerin farkında olmayı sağlamak yerine, tam tersine tehlikeli durumlar yaratmayı teşvik eder. Güvenli sürüş, sakin ve sorumlu bir zihin yapısı gerektirir.
- b) Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi: Bu da hatalı bir yaklaşımdır. Trafikte güvenlik ve saygı, başkalarından beklenen bir şeyden çok, her sürücünün öncelikle kendisinin göstermesi gereken bir sorumluluktur. "Önce o bana saygı duysun" düşüncesi, çatışmalara ve yanlış anlaşılmalara zemin hazırlar. Sorumlu bir sürücü, diğerleri nasıl davranırsa davransın, doğru olanı yapar ve kendi güvenlik standartlarından ödün vermez.
- c) Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi: Bu düşünce, soruda istenen can güvenliği farkındalığının tam tersidir ve çok tehlikeli bir yanılgıdır. Kırmızı ışıkta geçmenin veya aşırı hız yapmanın asıl sonucu para cezası değil, bir yayaya veya başka bir araca çarparak ölüme ya da ciddi yaralanmalara sebep olma ihtimalidir. İhlalleri sadece maddi bir bedelle ilişkilendirmek, olayın ciddiyetini ve hayati risklerini tamamen göz ardı etmektir.
Özetle, gerçek bir sürüş güvenliği bilinci, kuralların neden var olduğunu anlamakla başlar. Bir kuralın arkasındaki güvenlik gerekçesini bilen bir sürücü, o kurala sadece ceza almamak için değil, kendisinin ve sevdiklerinin canını korumak için uyar. Bu yüzden en doğru ve etkili yöntem, kuralların altında yatan sebepleri sorgulamak ve öğrenmektir.
Soru 49 |
Trafikteki her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerinin sorgulanıp öğrenilmesi | |
Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi | |
Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi | |
Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması |
Bu soruda, bir sürücünün trafik kurallarını sadece bir ceza korkusuyla değil, aynı zamanda bu kuralların kendisinin, sevdiklerinin ve trafikteki diğer insanların can güvenliğini korumak için konulduğunu anlaması, yani bu bilince ve farkındalığa ulaşması için ne yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Asıl amaç, kurallara uymayı bir zorunluluktan çıkarıp, bilinçli bir güvenlik önlemine dönüştürmektir.
Doğru cevabın neden "a) Trafikteki her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerinin sorgulanıp öğrenilmesi" olduğunu ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.
a) Doğru Cevabın Açıklaması
Bu seçenek, bir sürücünün kuralları ezberlemek yerine onları anlaması gerektiğini vurgular. Örneğin, "kırmızı ışıkta neden durmalıyım?" sorusunun cevabı sadece "çünkü kural böyle" değildir. Asıl cevap, "kırmızı ışıkta durmazsam, diğer yönden yeşil ışıkta geçen bir araçla çarpışabilir, hem kendi canımı hem de başkalarının canını tehlikeye atabilirim" olmalıdır. Hız limitlerinin neden var olduğunu, takip mesafesinin neden önemli olduğunu anlayan bir sürücü, bu kuralları ihlal etmenin sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini daha iyi kavrar. Bu bilgi, sürücüde gerçek bir güvenlik farkındalığı oluşturur ve onu daha sorumlu bir sürücü yapar.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
-
b) Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi: Bu düşünce, soruda istenen farkındalığın tam tersidir. Bir kural ihlalini sadece para cezası olarak görmek, olayın can güvenliği boyutunu tamamen göz ardı etmektir. Bu sığ bakış açısı, sürücüyü "yakalanmazsam sorun yok" mantığına iter ve hayati tehlikeleri küçümsemesine neden olur. Oysa trafik kurallarının asıl amacı can kayıplarını ve yaralanmaları önlemektir, para cezası sadece caydırıcı bir unsurdur.
-
c) Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi: Trafikte güvenlik ve saygı, kişisel bir sorumluluktur. Her sürücü, başkalarının ne yaptığına bakmaksızın öncelikle kendisi kurallara uymalı ve saygılı olmalıdır. Saygıyı sürekli başkalarından beklemek, sorumluluğu kendi üzerinden atmaktır ve bu durum trafikte gerginliğe ve tehlikeli durumlara yol açabilir. Güvenli bir trafik ortamı, her bireyin kendi üzerine düşeni yapmasıyla oluşur.
-
d) Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması: Bu, güvenli sürüşün en büyük düşmanlarından biridir. Öfke kontrolünü kaybeden, diğer sürücülerle yarışan veya onları cezalandırmaya çalışan bir sürücü, mantıklı kararlar alamaz. Bu ruh hali, ani ve tehlikeli manevralara, aşırı hıza ve kural ihlallerine yol açar. Soruda aranan "can güvenliği farkındalığı" ile bu agresif sürüş tarzı tamamen zıttır.
Özetle; sorunun istediği farkındalığa ulaşmanın yolu, kuralların ardındaki "neden" sorusunu sormak ve bu kuralların hayat kurtaran mantığını anlamaktır. Diğer seçenekler ise ya tehlikeyi küçümseyen, ya sorumluluktan kaçan ya da doğrudan tehlike yaratan yanlış tutumları ifade etmektedir.
Soru 50 |
I. Trafikteki bütün kuralların nedenini öğrenir.
II. Araç kullanırken yapacağı bir kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunu düşünür.
III. Trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde, kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında olur.
Yukarıdakilerden hangileri trafik adabına sahip olan bir sürücü için söylenebilir?
I ve II | |
I ve III | |
II ve III | |
I, II ve III |
I. Trafikteki bütün kuralların nedenini öğrenir.
Bu ifade, trafik adabına sahip bir sürücünün en temel özelliklerinden biridir. Kuralları sadece ezberlemek yerine, onların neden konulduğunu (örneğin can ve mal güvenliğini sağlamak, trafiği akıcı hale getirmek) anlayan bir sürücü, bu kurallara çok daha bilinçli bir şekilde uyar. Bu durum, sürücünün sorumluluk sahibi olduğunun ve trafiği bir bütün olarak gördüğünün göstergesidir. Dolayısıyla, bu öncül doğrudur.
II. Araç kullanırken yapacağı bir kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunu düşünür.
Bu ifade, trafik adabıyla tamamen çelişen, yanlış ve tehlikeli bir düşünce yapısıdır. Sorumlu bir sürücü, bir kural ihlalinin para cezasından çok daha ciddi sonuçları olabileceğini; yaralanmalara, ölümlere ve manevi yıkımlara yol açabileceğini bilir. Davranışlarının sonuçlarını sadece maddi bir yük olarak görmek, empati ve sorumluluk eksikliğini gösterir. Bu nedenle bu öncül, trafik adabına sahip bir sürücü için kesinlikle söylenemez.
III. Trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde, kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında olur.
Bu ifade, trafik adabına sahip bir sürücünün sahip olduğu yüksek farkındalığı ve sorumluluk duygusunu tanımlar. Böyle bir sürücü, yaptığı her hareketin sadece kendisini değil, aracındaki sevdiklerini ve trafikteki diğer tüm insanları etkileyebileceğini bilir. Bu farkındalık, sürücüyü kurallara uymaya ve riskli davranışlardan kaçınmaya teşvik eder. Dolayısıyla, bu öncül de doğrudur.
Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi
Yaptığımız analiz sonucunda, trafik adabına sahip bir sürücü için I ve III numaralı ifadelerin doğru, II numaralı ifadenin ise yanlış olduğunu gördük. Bu durumda, doğru cevabı içeren seçenek B seçeneğidir.
- a) I ve II: Bu seçenek yanlıştır çünkü II. öncül trafik adabına aykırıdır.
- b) I ve III: Bu seçenek doğrudur çünkü her iki ifade de trafik adabına sahip, sorumlu bir sürücünün özelliklerini yansıtmaktadır.
- c) II ve III: Bu seçenek de II. öncülün yanlış olması sebebiyle elenir.
- d) I, II ve III: Tüm öncülleri içeren bu seçenek de hatalıdır, çünkü II. öncül, I ve III. öncüllerdeki olumlu sürücü profili ile taban tabana zıttır.
|
0/50 |















