%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Aşağıdakilerin hangisinde şok pozisyonu vermek sakıncalıdır?
A
Bacağında kanama olanlarda
B
El bileğinde açık kırık olanlarda
C
Tansiyonu düşük ve nabız alınamayanlarda
D
Burnundan ve kulağından kanama olanlarda
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımda uygulanan şok pozisyonunun hangi durumda yaralı veya hasta için tehlikeli olabileceği, yani kesinlikle yapılmaması gerektiği sorulmaktadır. Doğru kararı verebilmek için öncelikle şok pozisyonunun amacını ve ne zaman uygulanmaması gerektiğini bilmek çok önemlidir.

Öncelikle şok pozisyonunun ne olduğunu ve amacını hatırlayalım. Şok pozisyonu, kişinin sırtüstü yatırılıp, bacaklarının 30 cm kadar yukarıya kaldırılmasıyla uygulanır. Bu pozisyonun amacı, bacaklardaki kanın beyin, kalp gibi hayati organlara yönlendirilmesini sağlayarak bu organların kanlanmasını artırmaktır. Vücutta kan dolaşımının yetersiz kaldığı durumlarda hayati fonksiyonları desteklemek için kullanılır.

Doğru cevap (d) seçeneğidir. Çünkü bir kazazedenin burnundan ve kulağından kan gelmesi, çok büyük ihtimalle ciddi bir kafa travması geçirdiğinin ve muhtemelen bir beyin kanaması veya kafatası kırığı riskinin olduğunun en önemli belirtisidir. Böyle bir durumda hastaya şok pozisyonu vermek, bacaklardaki kanı baş bölgesine yönlendirecektir. Bu durum, kafa içindeki basıncı (kafa içi basıncı) daha da artırarak beyin hasarını ağırlaştırabilir ve hayati tehlike yaratabilir. Bu nedenle, kafa travması şüphesi olan hiç kimseye şok pozisyonu verilmez.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna ve bu durumlarda neden şok pozisyonu verilebileceğine bakalım:

  • a) Bacağında kanama olanlarda: Bu durum, şok pozisyonunun en sık uygulandığı durumlardan biridir. Bacakların yukarı kaldırılması hem kanamayı azaltmaya yardımcı olur hem de kan kaybına bağlı gelişebilecek şoku engellemek için hayati organlara kan gönderir. Yani bu durumda şok pozisyonu vermek doğrudur ve hayat kurtarıcıdır.
  • b) El bileğinde açık kırık olanlarda: El bileğindeki bir kırık, bacakların kaldırılmasını gerektiren şok pozisyonu için bir engel teşkil etmez. Aksine, kırığa bağlı ağrı ve olası kanama nedeniyle kişi şoka girebilir. Bu nedenle, hastanın bilinci yerindeyse ve başka bir engel yoksa şok pozisyonu vermek faydalı olabilir.
  • c) Tansiyonu düşük ve nabız alınamayanlarda: Bu belirtiler, şokun en temel tanımıdır. Dolaşım sistemi çökmüş ve hayati organlara yeterli kan gitmiyor demektir. Bu durumda yapılması gereken ilk şey, derhal şok pozisyonu vererek beyne ve kalbe kan akışını desteklemektir. Dolayısıyla bu, şok pozisyonunun sakıncalı değil, tam aksine zorunlu olduğu bir durumdur.

Özetle, şok pozisyonunun temel mantığı kanı hayati organlara göndermektir. Ancak bu durum, kafa travması şüphesi olduğunda tam tersi bir etki yaratarak tehlikeli hale gelir. Burun ve kulak kanaması da kafa travmasının en net işaretçisi olduğu için bu durumda şok pozisyonu kesinlikle uygulanmamalıdır.

Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi, tam tıkanıklık yaşayan ve karından baskı uygulanamayan çok küçük bebeklerde, hava yolunun açılması için yapılması gereken uygulamalardan biri değildir?
A
5 kez el bileğinin iç kısmı ile bebeğin sırtına, kürek kemiklerinin arasına hafifçe vurulması
B
Başparmak ve diğer parmakların yardımıyla bebeğin çenesinin kavranması
C
Bebeğin başının gergin ve gövdesinden yukarıda olacak şekilde tutulması
D
Bebeğin ilk yardımcının bir kolu üzerine ters olarak yatırılması
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu tam tıkanıklık yaşayan bir bebeğe uygulanacak ilk yardım adımlarından hangisinin yanlış olduğu sorulmaktadır. Bu tür sorular, doğru ilk yardım bilgisini ölçmeyi hedefler ve bir adımı yanlış bilmenin bile ne kadar tehlikeli olabileceğini vurgular. Soruyu doğru cevaplamak için bebeklerde Heimlich manevrasının adımlarını bilmek gerekir.

Doğru Cevap: c) Bebeğin başının gergin ve gövdesinden yukarıda olacak şekilde tutulması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının (yani, yapılması gereken uygulamalardan biri olmamasının) temel nedeni fiziktir. Hava yoluna kaçan yabancı cismin dışarı atılabilmesi için yer çekiminden faydalanmak esastır. Bu nedenle, bebeğe sırt vuruşu uygulanırken başının gövdesinden aşağıda olması hedeflenir. Başın yukarıda tutulması, cismin daha da aşağıya inmesine neden olabilir ve yapılan müdahaleyi etkisiz kılar.

  • Neden Yanlış Bir Uygulamadır: Başın gövdeden yukarıda olması, yer çekiminin cismi dışarı itme gücünü ortadan kaldırır. Doğru pozisyon, bebeğin başının aşağıya eğik olmasıdır. Bu sayede yapılan her vuruş, cismin ağza doğru hareket etmesine yardımcı olur.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

Diğer seçenekler, bebeklerde tam tıkanıklık durumunda yapılması gereken doğru ilk yardım prosedürünün adımlarıdır. Bu yüzden bu soru için "yanlış cevap" olurlar.

  • a) 5 kez el bileğinin iç kısmı ile bebeğin sırtına, kürek kemiklerinin arasına hafifçe vurulması: Bu, bebeklerde Heimlich manevrasının ilk ve en önemli adımıdır. Sırtına, kürek kemiklerinin arasına uygulanan 5 vuruş, akciğerlerdeki havayı sıkıştırarak bir basınç oluşturur ve yabancı cismin dışarı fırlatılmasını amaçlar. Bu uygulama kesinlikle doğrudur.
  • b) Başparmak ve diğer parmakların yardımıyla bebeğin çenesinin kavranması: Bebeği kol üzerine yatırırken başını ve boynunu sabit tutmak çok önemlidir. Çeneyi kavramak, bebeğin başının kontrolsüzce sallanmasını önler ve aynı zamanda hava yolunun açık kalmasına yardımcı olur. Bu, güvenli bir müdahale için zorunlu bir adımdır.
  • d) Bebeğin ilk yardımcının bir kolu üzerine ters olarak yatırılması: Bu, müdahale için bebeğe verilen temel pozisyondur. İlk yardımcı, bebeği yüzüstü şekilde kendi kolunun üzerine yatırır. Bu pozisyon hem bebeğe destek sağlar hem de sırtına vuruşların etkili bir şekilde uygulanabilmesine olanak tanır.

Özetle, soru bizden yanlış olan uygulamayı bulmamızı istiyor. Bebeğin başını gövdesinden yukarıda tutmak, yer çekimi prensibine aykırı olduğu için yabancı cismin çıkmasını zorlaştıran hatalı bir harekettir. Doğrusu, başın gövdeden aşağıda olmasıdır.

Soru 3
• Konuşamıyor. • Nefes alamıyor. • Rengi morarıyor. • Acı çekerek ellerini boğazına götürüyor. Verilen bulgular kazazedede aşağıdaki durumların hangisinin olduğunu gösterir?
A
Koma hâli
B
Uykuya eğilim
C
Solunum yolunun yabancı cisimle tıkanması
D
Dolaşımın durması, kalp atımlarının alınamaması
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kazazedenin gösterdiği çok belirgin fiziksel belirtiler sıralanmış ve bu belirtilerin hangi acil tıbbi duruma işaret ettiği sorulmuştur. Soruyu doğru cevaplamak için her bir belirtinin ne anlama geldiğini bilmek ve bunları bir araya getirerek doğru tanıyı koymak gerekir. Verilen belirtiler, ilk yardımda "tam tıkanma" olarak bilinen çok kritik bir durumu tarif etmektedir.

Doğru Cevap: c) Solunum yolunun yabancı cisimle tıkanması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, soruda verilen tüm belirtilerin solunum yolunun bir cisimle tamamen tıkandığı bir durumu birebir yansıtmasıdır. Akciğerlere hava girişi ve çıkışı tamamen engellendiğinde ortaya çıkan tablo tam olarak budur. Gelin belirtileri tek tek inceleyelim:

  • Konuşamıyor: Sesin oluşabilmesi için akciğerlerden gelen havanın ses tellerini titretmesi gerekir. Soluk yolu tıkalı olduğunda hava geçişi olmaz, bu nedenle kişi ses çıkaramaz ve konuşamaz.
  • Nefes alamıyor: Bu, tıkanmanın en temel sonucudur. Soluk borusunu kapatan cisim, havanın akciğerlere ulaşmasını engeller.
  • Rengi morarıyor: Vücudun yeterli oksijen alamaması durumunda kandaki oksijen seviyesi hızla düşer. Oksijensiz kalan kan koyu bir renk alır ve bu durum özellikle dudaklar, yüz ve parmak uçlarında morarma (siyanoz) olarak görülür.
  • Acı çekerek ellerini boğazına götürüyor: Bu, boğulma yaşayan bir insanın yaptığı evrensel ve içgüdüsel bir harekettir. Kişi panik halindedir ve nefes alamadığı için acı içinde boğazını işaret eder. Bu hareket, tam tıkanmanın en tipik işaretidir ve ilk yardım uygulayacak kişiye önemli bir ipucu verir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. a) Koma hâli: Koma, derin bir bilinç kaybı durumudur. Komadaki bir kişi çevresine tepki vermez, genellikle yatar pozisyondadır ve bilinçli bir şekilde ellerini boğazına götürmek gibi bir hareket yapamaz. Sorudaki kazazede ise bilinçli ve panik halindedir.
  2. b) Uykuya eğilim: Bu, soruda tarif edilen hayati tehlike durumuyla tamamen alakasızdır. Uykuya eğilim, yorgunluk veya farklı bir tıbbi durumun belirtisi olabilir ancak ani nefes kesilmesi, morarma ve panik gibi belirtilerle kesinlikle ilişkili değildir.
  3. d) Dolaşımın durması, kalp atımlarının alınamaması: Bu durum kalp durmasını ifade eder. Kalp durduğunda kişi aniden bilincini kaybeder ve yere yığılır; nabız ve solunum durur. Oysa sorudaki kazazede ayaktadır, bilinçlidir ve nefes almak için mücadele vermektedir. Unutulmamalıdır ki, solunum yolundaki tam tıkanmaya zamanında müdahale edilmezse, bu durum bir süre sonra kalp durmasına yol açabilir. Ancak sorudaki belirtiler, olayın başlangıç anını, yani tıkanmanın kendisini tarif etmektedir.
Soru 4
I- Yara içi kurcalanır. II- Saplanan yabancı cisim çıkarılmaz. III- Yaranın üzeri kapatılarak tıbbi yardım istenir. Yukarıdakilerden hangileri, ciddi yaralanmalarda yapılması gereken doğru bir ilk yardım uygulamasıdır?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ciddi bir yaralanma durumunda, özellikle de vücuda bir cisim saplanmışsa, yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamalarının hangileri olduğu test edilmektedir. Amaç, ilk yardımcının yaralıya zarar vermeden, durumu daha da kötüleştirmeden profesyonel yardım gelene kadar ne yapması gerektiğini bilip bilmediğini ölçmektir. Şimdi öncülleri ve seçenekleri tek tek inceleyelim.

I- Yara içi kurcalanır.

Bu ifade, yapılması gerekenler arasında kesinlikle yanlıştır. Bir yaranın içini kurcalamak, temizlemeye çalışmak veya içindeki yabancı maddeleri çıkarmaya yeltenmek çok tehlikelidir. Bu hareket, yara içerisindeki damar, sinir veya dokulara daha fazla zarar verebilir, kanamayı artırabilir ve en önemlisi enfeksiyon riskini çok ciddi şekilde yükseltir. İlk yardımcının görevi yarayı temizlemek değil, durumu stabilize edip profesyonel yardım çağırmaktır.

II- Saplanan yabancı cisim çıkarılmaz.

Bu ifade, ilk yardımın en temel ve hayati kurallarından biridir ve doğru bir uygulamadır. Vücuda saplanmış bir cisim (bıçak, cam parçası, demir çubuk vb.), bulunduğu yerde bir tampon görevi görerek büyük bir kanamayı engelliyor olabilir. Eğer bu cisim bilinçsizce çıkarılırsa, hasar görmüş büyük bir damar aniden açılabilir ve durdurulması çok zor, hayatı tehdit eden bir kanama başlayabilir. Bu nedenle cisim sabitlenmeli ve kesinlikle çıkarılmamalıdır; bu işlem sadece hastane ortamında doktorlar tarafından yapılmalıdır.

III- Yaranın üzeri kapatılarak tıbbi yardım istenir.

Bu ifade de yine temel ilk yardım kurallarından biridir ve doğru bir adımdır. Yarayı dış etkenlerden ve mikroplardan korumak için temiz bir bezle veya sargı beziyle kapatmak önemlidir. Eğer saplanan bir cisim varsa, cismin etrafı bezlerle desteklenerek sabitlenir ve ardından yaranın üzeri kapatılır. Bu işlemden hemen sonra veya işlem sırasında derhal 112 aranarak profesyonel tıbbi yardım istenmesi, yaralının hayatını kurtarmak için en önemli adımdır.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır, çünkü I numaralı öncül (Yara içi kurcalanır) kesinlikle yapılmaması gereken tehlikeli bir davranıştır.
  • b) I ve II: Bu seçenek de yanlıştır. II numaralı öncül doğru olsa da, I numaralı yanlış öncülü içerdiği için doğru kabul edilemez.
  • c) II ve III: Bu seçenek doğru cevaptır. Çünkü hem saplanan cismin çıkarılmaması (II) hem de yaranın üzerinin kapatılarak tıbbi yardım istenmesi (III), ciddi yaralanmalarda yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamalarıdır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek, yanlış olan I numaralı öncülü içerdiği için hatalıdır. Doğru adımların yanında tek bir yanlış adım bile ilk yardım uygulamasını tehlikeli hale getirir.
Soru 5
Kanın vücuttaki görevleriyle ilgili olarak verilenlerden hangisi yanlıştır?
A
Pıhtılaşmanın sağlanmasında rol oynar.
B
Vücut sıcaklığını ve vücudun sıvı dengesini ayarlar.
C
Oksijen, besin maddesi ve hormonları hücrelere, atık maddeleri ve karbondioksiti ilgili organlara taşır.
D
Vücudun hastalık etkeni olan mikroorganizmalara karşı savunmasını zayıflatır.
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kanın vücuttaki temel görevleri hakkında verilen bilgilerden hangisinin yanlış olduğu sorulmaktadır. Bu tür sorularda doğru bilgileri eleyip, yanlış olan ifadeyi bulmamız gerekir. Kan, vücudumuz için hayati öneme sahip bir sıvıdır ve birden çok kritik görevi vardır.

Doğru cevap d) seçeneğidir. Çünkü bu ifade kanın en önemli görevlerinden birini tamamen ters anlatmaktadır. Kan, içerdiği akyuvarlar (lökositler) sayesinde vücudun bağışıklık sisteminin temel bir parçasıdır. Vücuda giren bakteri, virüs gibi hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı savaşarak vücut savunmasını güçlendirir, zayıflatmaz. Bu nedenle bu ifade yanlıştır ve sorunun doğru cevabıdır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış cevap olduğuna, yani kanın neden doğru görevleri olduğuna bakalım:
  • a) Pıhtılaşmanın sağlanmasında rol oynar: Bu ifade doğrudur. Kanın içerisinde trombositler (kan pulcukları) adı verilen hücre parçacıkları bulunur. Herhangi bir yaralanma olduğunda bu trombositler, yaralı bölgede birikerek bir tıkaç oluşturur ve kanamayı durdurur. Bu hayati fonksiyon, kan kaybını önler.
  • b) Vücut sıcaklığını ve vücudun sıvı dengesini ayarlar: Bu ifade de doğrudur. Kan, sürekli dolaşım halinde olduğu için vücut ısısının tüm vücuda eşit olarak dağılmasını sağlar. Ayrıca kan, su ve elektrolit dengesini koruyarak hücrelerin ve organların düzgün çalışması için gerekli olan sıvı dengesini ayarlar.
  • c) Oksijen, besin maddesi ve hormonları hücrelere, atık maddeleri ve karbondioksiti ilgili organlara taşır: Bu ifade kanın en temel görevini, yani taşıma görevini açıklamaktadır ve doğrudur. Alyuvarlar akciğerlerden aldıkları oksijeni tüm vücut hücrelerine taşır. Aynı şekilde sindirim sisteminden alınan besinleri ve bezlerden salgılanan hormonları da ilgili yerlere ulaştırır. Hücrelerde oluşan karbondioksit ve diğer atık maddeleri ise boşaltım organlarına (akciğerler, böbrekler) taşıyarak vücuttan atılmasını sağlar.

Özetle, kanın görevleri arasında pıhtılaşma, vücut ısısını ve sıvısını dengeleme, taşıma ve vücudu savunma bulunur. d) seçeneği, savunma görevini tam tersi şekilde "zayıflatır" olarak belirttiği için yanlış bir bilgidir ve sorunun doğru cevabıdır.

Soru 6
"Ağızdan ağıza" suni solunum yapılacak olan kazazedede boyun travması yoksa, verilecek en doğru pozisyon aşağıdakilerden hangisidir?
A
Yastıksız olarak sırtüstü yatırılması
B
Başının altına yastık konularak sırtüstü yatırılması
C
Sırtüstü yatar pozisyonda iken başının geriye doğru olması
D
Sırtüstü yatar pozisyonda iken çenesinin göğsüne değecek şekilde olması
6 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, solunumu durmuş ve boyun travması olmayan bir kazazedeye suni solunum yapmadan önce, hava yolunu açık tutmak için verilmesi gereken en doğru pozisyonun hangisi olduğu sorgulanmaktadır. Buradaki temel amaç, suni solunum sırasında verilen havanın mideye değil, doğrudan akciğerlere rahatça ulaşabilmesini sağlamaktır. Bu nedenle hava yolunun açık olması hayati önem taşır.

Doğru Cevap: c) Sırtüstü yatar pozisyonda iken başının geriye doğru olması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, ilkyardımda "Baş-Geri Çene-Yukarı" olarak bilinen hayat kurtarıcı manevrayı tarif etmesidir. Bilinci kapalı bir kişi sırtüstü yattığında, dil kasları gevşer ve dil kökü geriye doğru kayarak soluk borusunu tıkayabilir. Başı geriye doğru itip çeneyi yukarı kaldırdığınızda, dil kökü gırtlaktan uzaklaşır ve hava yolu açılmış olur. Bu pozisyon, suni solunumun etkili olabilmesi için bir ön koşuldur.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • a) Yastıksız olarak sırtüstü yatırılması: Bu pozisyon başlangıç için doğrudur ancak tek başına yeterli değildir. Sadece sırtüstü yatırmak, gevşeyen dilin soluk yolunu tıkamasını engellemez. Hava yolunu açmak için mutlaka başa pozisyon verilmesi gerekir, bu yüzden bu seçenek eksiktir.
  • b) Başının altına yastık konularak sırtüstü yatırılması: Bu seçenek tehlikelidir ve kesinlikle yanlıştır. Başın altına yastık veya benzeri bir yükselti koymak, başın öne doğru eğilmesine neden olur. Bu durum, çenenin göğse yaklaşmasına ve soluk borusunun bükülerek hava yolunun daha da fazla tıkanmasına yol açar.
  • d) Sırtüstü yatar pozisyonda iken çenesinin göğsüne değecek şekilde olması: Bu pozisyon, hava yolunu tamamen kapatan en tehlikeli pozisyondur. Çenenin göğse değmesi, soluk borusunun önünü kapatır ve nefes almayı imkansız hale getirir. Bu, hava yolunu açma amacının tam tersidir ve kazazedenin durumunu kötüleştirir.

Özetle, ehliyet sınavı ve gerçek hayattaki ilkyardım uygulamaları için unutmamanız gereken en önemli bilgi şudur: Boynunda bir yaralanma şüphesi olmayan bilinci kapalı kazazedede, solunum yolunu açmak için her zaman "Baş-Geri Çene-Yukarı" pozisyonu verilir. Bu, suni solunumun başarılı olmasını sağlayan ilk ve en önemli adımdır.

Soru 7
Kaza yerinden, tıbbi yardım istenirken aşağıdakilerden hangisinin bildirilmesine gerek yoktur?
A
Kaza zamanı
B
Açık ve net adres
C
Yaralıların kimlikleri
D
Yaralıların durumu ve sayısı
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza anında 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aradığımızda, hangi bilginin acil yardım ekiplerinin olay yerine hızla ve doğru bir şekilde ulaşması için öncelikli ve gerekli *olmadığı* sorulmaktadır. Amaç, acil durum iletişiminin en kritik ve hayat kurtarıcı unsurlarını bilmektir. Bu nedenle, hangi bilginin zaman kaybına yol açabileceğini veya o an için gereksiz olduğunu anlamak önemlidir.

Doğru cevap c) Yaralıların kimlikleri seçeneğidir. Çünkü acil tıbbi yardım gönderilmesi için yaralının adının, soyadının veya kimlik numarasının bilinmesine gerek yoktur. Acil yardım ekiplerinin önceliği, kimlik tespiti yapmak değil, yaralının hayatını kurtarmak ve gerekli tıbbi müdahaleyi yapmaktır. Kimlik bilgileri daha sonra hastanede veya polis tarafından olay yerinde kayıt altına alınacak bir detaydır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış, yani neden gerekli bilgiler olduğunu inceleyelim:

  • a) Kaza zamanı: Bu bilgi, olayın ne kadar süredir devam ettiğini anlamak için önemlidir. Örneğin, uzun süre önce olmuş bir kazada yaralıların hipotermi (vücut ısısının düşmesi) gibi ek riskleri olabilir. Ayrıca, olayın aciliyet düzeyini ve ekiplerin hazırlıklı olması gereken durumu belirlemeye yardımcı olur.
  • b) Açık ve net adres: Bu, belki de en kritik bilgidir. Ambulansın, itfaiyenin veya polisin kaza yerine ulaşabilmesi için adresin tam ve anlaşılır olması şarttır. Adres ne kadar net verilirse (örneğin; mahalle, cadde, sokak, numara, yakındaki belirgin bir yer) yardım o kadar hızlı ulaşır. Yanlış veya eksik adres, hayati dakikaların kaybedilmesine neden olur.
  • d) Yaralıların durumu ve sayısı: Bu bilgi, olay yerine kaç tane ambulans ve ne tür ekipman gönderileceğini belirlemek için hayati öneme sahiptir. Örneğin, bir yaralı için bir ambulans yeterliyken, 5 yaralının olduğu bir kaza için daha fazla ekip gerekir. Ayrıca yaralıların durumu (bilinci açık/kapalı, kanaması var, araçta sıkışmış vb.) bildirildiğinde, ekipler gerekli donanımla (örneğin, kurtarma ekipmanı) hazırlıklı gelir.

Özetle, 112'yi aradığınızda odaklanmanız gerekenler; nerede olduğunuz, ne olduğu, kaç kişinin etkilendiği ve onların genel durumudur. Yaralıların kimlikleri, acil müdahale sürecinin bir parçası değildir ve bu bilginin verilmesi için zaman harcamak gereksizdir.

Soru 8
Boyun travması olmayan bilinci kapalı bir kazazedenin hava yolu açıklığını sağlamak için aşağıdaki uygulamaları yapan ilk yardımcının, hangi seçenekteki davranışı hatalıdır?
A
Solunumu zorlaştıracak kıyafetleri gevşetmesi
B
Yabancı cismi görmeden kazazedenin ağız içine kör dalış yapması
C
Kazazedeyi sert ve düz bir zemin üzerine baş, boyun ve gövde ekseni düz olacak şekilde sırtüstü yatırması
D
Bir elini kazazedenin alnına koyarak başı geriye iterken diğer elinin iki parmağıyla çeneyi öne ve yukarı doğru çekmesi
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bilinci kapalı ve en önemlisi **boyun travması şüphesi olmayan** bir kazazedeye hava yolunu açmak için yapılan ilk yardım uygulamalarından hangisinin **yanlış** olduğu sorulmaktadır. Amaç, ilk yardımcının yapmaması gereken tehlikeli bir hareketi tespit etmektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

b) Yabancı cismi görmeden kazazedenin ağız içine kör dalış yapması

Bu seçenek, sorunun doğru cevabıdır çünkü bu davranış kesinlikle hatalıdır ve çok tehlikelidir. İlk yardımda "kör dalış" olarak bilinen bu hareket, yani ağız içinde görülemeyen bir cismi parmakla çıkarmaya çalışmak, cismin daha derine, soluk borusuna itilmesine neden olabilir. Bu durum, kısmi bir tıkanıklığı tam bir tıkanıklığa çevirerek kazazedenin durumunu çok daha kötüleştirebilir. Ayrıca, bu hareket öğürme refleksini tetikleyerek kazazedenin kusmasına ve kusmuğun soluk borusuna kaçmasına (aspirasyon) yol açabilir. Ağız içindeki bir cisim, sadece net bir şekilde görülüyorsa ve kolayca alınabilecek durumdaysa çıkarılmalıdır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Solunumu zorlaştıracak kıyafetleri gevşetmesi: Bu davranış doğrudur. Kazazedenin boynunu sıkan kravat, gömlek yakası veya fular gibi giysiler solunumu güçleştirebilir. İlk yardımın temel adımlarından biri, solunumu rahatlatmak için bu tür sıkı giysileri gevşetmektir. Bu, doğru ve gerekli bir uygulamadır.
  • c) Kazazedeyi sert ve düz bir zemin üzerine baş, boyun ve gövde ekseni düz olacak şekilde sırtüstü yatırması: Bu da doğru bir uygulamadır. Hava yolu açıklığını sağlamak ve gerekirse kalp masajı (CPR) gibi müdahaleleri etkili bir şekilde yapabilmek için kazazedenin sert ve düz bir zeminde yatması gerekir. Baş, boyun ve gövde ekseninin düz tutulması, genel olarak kazazedeyi korumak için önemli bir kuraldır ve doğru bir pozisyondur.
  • d) Bir elini kazazedenin alnına koyarak başı geriye iterken diğer elinin iki parmağıyla çeneyi öne ve yukarı doğru çekmesi: Bu tarif edilen pozisyon, "Baş-Geri Çene-Yukarı Pozisyonu" olarak bilinir. Soruda kazazedenin boyun travması olmadığı özellikle belirtildiği için bu, hava yolunu açmak için kullanılan standart ve doğru yöntemdir. Bu manevra, bilinci kapalı kişilerde geriye düşerek soluk yolunu tıkayan dili öne çekerek hava yolunu açar.

Özetle; a, c ve d seçenekleri, boyun travması olmayan bilinci kapalı bir kişiye yapılması gereken doğru ilk yardım adımlarını içerirken, b seçeneğindeki "kör dalış" uygulaması, durumu daha da kötüleştirebilecek tehlikeli ve hatalı bir davranıştır.

Soru 9
El bileği ile dirsek arasında meydana gelen büyük bir dış kanamayı durdurmak için aşağıdakilerden hangisinin uygulanması doğrudur?
A
Sıcak su ile yıkanması
B
Kanayan yere merhem sürülmesi
C
Dirsekle omuz arasına turnike uygulanması
D
Kanayan yerin kalp seviyesinden aşağıda tutulması
9 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ön kol bölgesinde (el bileği ile dirsek arasında) meydana gelen ve "büyük" olarak nitelendirilen, yani durdurulması zor, hayatı tehdit edebilecek bir dış kanamanın doğru müdahale yöntemi sorulmaktadır. Bu tür kanamalar genellikle atardamar kanamalarıdır ve acil, etkili bir müdahale gerektirir. Sorunun anahtarı, kanamanın ciddiyetini ve yerini doğru analiz ederek en uygun ilk yardım tekniğini seçmektir.

Doğru Cevap: c) Dirsekle omuz arasına turnike uygulanması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, turnike uygulamasının temel prensibine dayanmasıdır. Turnike, uzuvlardaki (kol ve bacaklardaki) durdurulamayan büyük atardamar kanamalarında veya uzuv kopmalarında kan akışını tamamen kesmek için kullanılan son çare yöntemidir. Kanamanın olduğu bölgeye kan taşıyan ana damarı sıkıştırmak için, yaranın üst kısmına, yani kalbe daha yakın olan tek kemikli bölgeye uygulanır. El bileği ile dirsek arasındaki bir kanama için kanı taşıyan ana atardamar (brakiyal arter) üst kol bölgesindedir ve bu bölgedeki tek kemik (humerus) sayesinde turnike etkili bir şekilde damarı sıkıştırabilir. Bu nedenle, kanama dirseğin altında ise turnike dirseğin üstüne, yani dirsekle omuz arasına uygulanmalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Sıcak su ile yıkanması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Sıcak su, kan damarlarının genişlemesine (vazodilatasyon) neden olur. Damarların genişlemesi ise kan akışını hızlandırarak kanamayı durdurmak yerine daha da şiddetlendirir. Bu nedenle büyük bir kanamada kesinlikle uygulanmaması gereken bir yöntemdir.
  • b) Kanayan yere merhem sürülmesi: Merhemler, küçük sıyrıklar veya yanıklar gibi yüzeysel yaraların tedavisi için kullanılır ve kan durdurucu bir özellikleri yoktur. Büyük bir dış kanamada merhem sürmek hiçbir işe yaramayacağı gibi, yaranın enfeksiyon kapma riskini de artırabilir. Öncelik kanamayı durdurmaktır.
  • d) Kanayan yerin kalp seviyesinden aşağıda tutulması: Bu da yanlış bir uygulamadır. Fizik kuralları gereği, kanayan bir uzvu kalp seviyesinden aşağıda tutmak, yer çekiminin de etkisiyle o bölgeye giden kan basıncını ve akışını artırır. Bu durum kanamanın şiddetlenmesine yol açar. Doğru olan, kanamayı yavaşlatmak için kanayan uzvu mümkünse kalp seviyesinin üzerine kaldırmaktır.

Özetle, büyük ve durdurulamayan bir kol kanamasında, kanamanın kaynağını kesmek için en etkili yöntem turnikedir. Turnike, yaranın üst tarafında, kalbe daha yakın olan ve tek kemiğin bulunduğu bölgeye (ön kol kanaması için üst kola) uygulanarak ana atardamarı sıkıştırır ve kan akışını durdurur. Diğer seçenekler ise kanamayı artırıcı veya etkisiz yöntemlerdir.

Soru 10
Kazazedenin ağız bölgesine bir cam parçası ya da ayna yaklaştırarak buharlanıp buharlanmadığına bakılması, "Bak-DinleHisset" yönteminin hangi aşamasını oluşturur?
A
Dinle 
B
Bak
C
Hisset 
D
Dinle-Hisset
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımda solunum kontrolü için kullanılan "Bak-Dinle-Hisset" yönteminin adımları sorgulanmaktadır. Soruda belirtilen özel eylem, yani kazazedenin ağzına bir cam veya ayna yaklaştırıp buğulanıp buğulanmadığını kontrol etme işleminin, bu yöntemin hangi aşamasına ait olduğunu bulmamız isteniyor. Bu yöntem, bilinci kapalı bir kişinin nefes alıp almadığını anlamak için kritik bir adımdır.

Doğru cevap olan "b) Bak" seçeneğinin açıklanması:

"Bak-Dinle-Hisset" yönteminin "Bak" aşaması, solunuma dair görsel belirtileri aramayı içerir. Bu aşamada ilk yardımcı, kazazedenin göğüs kafesinin inip kalkıp kalkmadığına bakar. Soruda belirtilen ayna veya cam parçasını ağza yaklaştırma eylemi de tamamen görsel bir kontroldür. Kazazede nefes veriyorsa, nefesteki su buharı soğuk cam yüzeyine çarparak buğulanma (buharlanma) yapar. İlk yardımcının bu buğulanmayı "görmesi", solunumun varlığına dair bir kanıttır ve bu nedenle doğrudan "Bak" aşamasına girer.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunun açıklanması:

  • a) Dinle: "Dinle" aşaması, ilk yardımcının kulağını kazazedenin ağız ve burnuna yaklaştırarak soluk alıp verme sırasında çıkan sesleri duymaya çalışmasıdır. Hırıltı, nefes sesi gibi işitsel veriler bu aşamada değerlendirilir. Ayna ile yapılan kontrolde herhangi bir ses dinlenmediği için bu seçenek yanlıştır.
  • c) Hisset: "Hisset" aşamasında, ilk yardımcı yanağını kazazedenin ağız ve burun bölgesine yaklaştırır. Buradaki amaç, kazazedenin nefesinin sıcaklığını ve oluşturduğu hava akımını kendi cildinde hissetmektir. Ayna kullanımı dokunma veya hissetme duyusuyla ilgili olmadığından bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Dinle-Hisset: Bu seçenek, yukarıda açıklanan iki aşamanın birleşimidir. İlk yardımcı genellikle kulağını yaklaştırdığında hem duymaya hem de hissetmeye çalışır. Ancak sorudaki eylem spesifik olarak görsel bir kontrol olduğu için, sadece işitsel ve dokunsal kontrolleri içeren bu birleşik seçenek de doğru cevap olamaz.

Özetle, "Bak-Dinle-Hisset" yöntemi solunumu üç farklı duyu organıyla kontrol etmeyi amaçlar. Bak ile gözümüzle göğüs hareketlerini ve buğulanmayı, Dinle ile kulağımızla nefes sesini, Hisset ile de yanağımızda nefesin sıcaklığını ve esintisini kontrol ederiz. Soruda tarif edilen ayna ile buğulanma kontrolü, tamamen görme duyusuna dayalı bir işlem olduğu için "Bak" aşamasının bir parçasıdır.

Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi, dış kanamalarda yapılacak ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Uzuv kopması durumunda turnike uygulamaktan kaçınılması
B
Kanama durmazsa ikinci bir bez koyarak basıncın arttırılması
C
Kanayan yere en uzak basınç noktasına baskı uygulanması
D
Kanayan bölgenin kalp hizasının altına indirilmesi
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir dış kanama ile karşılaşıldığında yapılması gereken doğru ilk yardım müdahalesinin hangisi olduğu sorgulanmaktadır. Dış kanamalarda temel amaç, kan kaybını en kısa sürede kontrol altına alarak yaralının hayati tehlike yaşamasını önlemektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu açıklayalım.

b) Kanama durmazsa ikinci bir bez koyarak basıncın arttırılması

Bu seçenek doğrudur. Dış kanamalarda ilk yapılması gereken şey, kanayan yaranın üzerine temiz bir bez veya gazlı bez yerleştirerek doğrudan ve sürekli basınç uygulamaktır. Eğer bu ilk bez kanla tamamen ıslanır ve kanama devam ederse, bu bez asla kaldırılmaz. Çünkü bezi kaldırmak, kanın pıhtılaşma sürecini bozarak kanamayı yeniden başlatır. Bunun yerine, ilk bezin üzerine ikinci bir temiz bez konularak basınç uygulamaya devam edilir ve basınç daha da artırılır. Bu yöntem, pıhtılaşmaya zaman tanır ve kanamayı etkili bir şekilde kontrol altına alır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Uzuv kopması durumunda turnike uygulamaktan kaçınılması
    Bu ifade yanlıştır. Turnike (boğucu sargı), normal basınç yöntemleriyle durdurulamayan, hayatı tehdit eden şiddetli atardamar kanamalarında ve özellikle uzuv kopmalarında başvurulan son çaredir. Uzuv kopması gibi çok ciddi bir durumda kanamayı durdurmak hayati önem taşıdığından, turnike uygulamaktan kaçınmak değil, aksine doğru bir şekilde uygulamak gerekebilir. Bu nedenle bu seçenek hatalı bir ilk yardım bilgisidir.
  • c) Kanayan yere en uzak basınç noktasına baskı uygulanması
    Bu ifade yanlıştır. Doğrudan basınca rağmen durmayan kanamalarda, kanamanın olduğu bölgeye kan taşıyan atardamarın üzerine baskı uygulanır. Bu baskı, kan akışını yavaşlatmak için kanayan bölgeye en yakın ve kalp ile yara arasında kalan ana atardamar noktasına yapılmalıdır. Kanayan yere en uzak noktaya baskı yapmak kanamayı durdurmada etkisiz kalacaktır.
  • d) Kanayan bölgenin kalp hizasının altına indirilmesi
    Bu ifade yanlıştır. Kanayan bölge, eğer bir kol veya bacak ise, kanamayı yavaşlatmak için yer çekiminden faydalanılır. Bunun için kanayan uzuv, kalp seviyesinin üzerine kaldırılmalıdır. Bölgeyi kalp hizasının altına indirmek, kanın o bölgeye daha fazla hücum etmesine ve kanamanın şiddetinin artmasına neden olur. Bu, yapılması gerekenin tam tersidir.
Soru 12
"Ağızdan ağıza" suni solunum yapılacak olan kazazedede boyun travması yoksa, verilecek en uygun baş pozisyonu aşağıdakilerden hangisidir?
A
B
C
D
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bilinci kapalı olan ve boynunda bir yaralanma şüphesi bulunmayan bir kazazedeye suni solunum (yapay solunum) yapmadan önce, hava yolunu açık tutmak için verilmesi gereken en doğru baş pozisyonu sorulmaktadır. Hava yolunun açık olması, verdiğiniz nefesin akciğerlere ulaşabilmesi için hayati önem taşır.

Doğru Cevap: b) Baş-Çene Pozisyonu

Doğru cevap b şıkkıdır. Bu pozisyona ilk yardımda "Baş-Çene Pozisyonu" adı verilir. Bilinci kapalı kişilerde dil, kasların gevşemesiyle geriye doğru kayarak soluk borusunu tıkayabilir. Bu pozisyonun amacı, dili öne doğru çekerek solunum yolunu açmaktır. Bu pozisyonu vermek için bir el kazazedenin alnına konulur, diğer elin parmakları ise çenenin altına yerleştirilir. Alından bastırılıp çeneden yukarı doğru kaldırılarak baş geriye doğru itilir. Böylece solunum yolu nefes alışverişi için en uygun hale gelir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Yetersiz Pozisyon: Bu görselde baş yeterince geriye itilmemiştir. Çene yukarı kaldırılmamış, sadece baş hafifçe geriye eğilmiştir. Bu hareket, dilin soluk borusunu tıkamasını engellemek için yetersiz kalacaktır ve verilen nefes akciğerlere tam olarak ulaşmayabilir. Bu nedenle bu pozisyon uygun değildir.
  • c) Koma (Derlenme) Pozisyonu: Bu görselde gösterilen pozisyon "Koma Pozisyonu"dur. Bu pozisyon, solunumu ve nabzı olan ancak bilinci kapalı kazazedelere uygulanır. Amacı, kişinin kusması durumunda kusmuğun soluk borusuna kaçmasını engellemektir. Suni solunum yapılacak bir kişiye bu pozisyon verilmez, çünkü bu pozisyonda ağızdan nefes vermek mümkün değildir.
  • d) Nötr Pozisyon: Bu görselde kazazede sırt üstü düz bir şekilde yatmaktadır ve başına hiçbir pozisyon verilmemiştir. Bilinci kapalı bir kişi bu şekilde yatarken dili büyük ihtimalle geriye düşerek solunum yolunu tıkayacaktır. Bu pozisyondayken suni solunum yapmaya çalışmak tamamen etkisiz olur, çünkü hava akciğerlere gidemez. Zaten ilk yardımın amacı, kazazedeyi bu pozisyondan kurtarıp hava yolunu açmaktır.

Özetle; boyun travması şüphesi olmayan ve bilinci kapalı bir kazazedeye suni solunum yapmadan önce, hava yolunu açmanın en etkili ve doğru yolu "Baş-Çene Pozisyonu" vermektir. Bu da b şıkkında doğru olarak gösterilmiştir.

Soru 13
.I- Alkol veya madde bağımlılığı II- Eğitim eksikliği ve tedbirsizlik III- Tehlikeye atılmaya hazır kişilik yapısı Yukarıdakilerden hangileri kazalara yol açan faktörlerdendir?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarına yol açan temel insani faktörlerin neler olduğu sorgulanmaktadır. Güvenli sürüşü etkileyen birçok farklı etken bulunur ve soru, bu etkenleri üç ana başlıkta toplayarak hangilerinin kazalara sebep olduğunu belirlememizi istemektedir. Doğru cevabı bulmak için her bir maddeyi ayrı ayrı inceleyelim.

Doğru Cevabın Açıklaması (d) I, II ve III

Doğru cevap d seçeneğidir çünkü verilen üç faktörün tamamı, trafik kazalarının meydana gelmesinde doğrudan veya dolaylı olarak rol oynayan önemli etkenlerdir. Trafik güvenliği sadece kuralları bilmekle değil, aynı zamanda sürücünün fiziksel, zihinsel ve psikolojik durumuyla da yakından ilgilidir. Şimdi bu maddeleri tek tek ele alalım:

  • I- Alkol veya madde bağımlılığı: Alkol ve uyuşturucu maddeler, merkezi sinir sistemini yavaşlatarak sürücünün reflekslerini zayıflatır, karar verme yeteneğini bozar ve dikkatini dağıtır. Sürücü, tehlikeleri zamanında fark edemez ve doğru tepkiyi veremez. Bu nedenle alkol veya madde etkisi altında araç kullanmak, kazalara yol açan en net ve tehlikeli faktörlerden biridir.

  • II- Eğitim eksikliği ve tedbirsizlik: Trafik kurallarını, işaretlerini ve yolun durumuna göre nasıl davranılması gerektiğini bilmemek (eğitim eksikliği) kazalara zemin hazırlar. Bununla birlikte, kuralları bilmesine rağmen dikkatsiz davranmak, hız yapmak, takip mesafesini korumamak veya telefonla ilgilenmek gibi (tedbirsizlik) davranışlar da sürücü hatalarının büyük bir kısmını oluşturur. Bu madde de kazaların en temel nedenlerindendir.

  • III- Tehlikeye atılmaya hazır kişilik yapısı: Bazı sürücülerin kişilik özellikleri, onları daha sabırsız, agresif ve risk almaya yatkın yapar. Sürekli şerit değiştirmek (makas atmak), diğer sürücülerle inatlaşmak ve aşırı hız yapmak gibi davranışlar bu kişilik yapısının bir yansımasıdır. Bu tür bir sürüş tarzı, hem sürücünün kendisi hem de trafikteki diğer masum insanlar için büyük bir risk oluşturur ve kazalara davetiye çıkarır.

Sonuç olarak, verilen üç öncül de trafik kazalarına yol açan kanıtlanmış ve önemli faktörlerdir. Bu sebeple, üçünü de içeren d) I, II ve III seçeneği en kapsamlı ve doğru cevaptır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

Diğer seçenekler, kazalara yol açan faktörlerin sadece bir kısmını içerdiği için eksik ve dolayısıyla yanlıştır.

  1. a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır çünkü kazaların tek nedeni alkol veya madde kullanımı değildir. Sürücünün eğitimsizliği, dikkatsizliği veya agresif kişiliği gibi diğer çok önemli faktörleri tamamen göz ardı etmektedir.

  2. b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Alkol ve eğitim eksikliğini doğru bir şekilde dahil etse de, sürücünün risk alma eğilimi ve agresif kişilik yapısı gibi psikolojik faktörleri (III. madde) dışarıda bırakır. Oysa bu faktör de tek başına birçok kazanın sebebidir.

  3. c) II ve III: Bu seçenek de aynı şekilde yanlıştır. Eğitim eksikliği ve riskli kişilik yapısını kabul ederken, alkol ve madde kullanımının (I. madde) kazalar üzerindeki yıkıcı ve yasal olarak kanıtlanmış etkisini yok sayar. Bu, kabul edilemez bir eksikliktir.

Soru 14
Yayaların ve araç kullananların diğer yaya ve araç kullananlara göre yolu kullanmak sırasındaki önceliğine ne ad verilir?
A
Okul geçidi 
B
Geçiş hakkı
C
Yaya geçidi 
D
Geçiş üstünlüğü
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte bulunan yaya ve sürücülerin, belirli kurallar çerçevesinde yolu kullanma önceliğini tanımlayan genel kavramın ne olduğu sorulmaktadır. Trafik akışının düzenli ve güvenli bir şekilde ilerlemesi için bu öncelik sıralamasının herkes tarafından bilinmesi ve uygulanması gerekir. Sorunun temel amacı, trafikteki temel kavramlardan biri olan bu öncelik hakkının doğru terimini bilip bilmediğinizi ölçmektir.

Doğru Cevap: b) Geçiş hakkı

Geçiş hakkı, Karayolları Trafik Kanunu'na göre, yaya ve sürücülerin yolu kullanma sırasındaki öncelik hakkını ifade eden genel bir terimdir. Bu hak, trafik işaretleri, trafik polisi veya trafik kuralları ile belirlenir. Örneğin, kavşaklarda dönüş yapan aracın düz gitmekte olan araca yol vermesi, anayoldaki aracın tali yoldan çıkana göre öncelikli olması veya bir yaya geçidinde yayaların araçlara göre öncelikli olması "geçiş hakkı" kavramına birer örnektir. Bu, trafiğin her anında, herkes için geçerli olan kurallara dayalı bir önceliktir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Okul geçidi ve c) Yaya geçidi: Bu iki seçenek, bir hakkı veya kavramı değil, yol üzerinde belirli bir yeri veya mekanı tanımlar. Okul geçidi ve yaya geçidi, yayaların karşıya güvenli bir şekilde geçmesi için ayrılmış özel alanlardır. Bu alanlarda yayaların "geçiş hakkı" bulunur, ancak bu terimlerin kendisi, soruda sorulan genel öncelik kavramının adı değildir. Dolayısıyla bu seçenekler, kavram yerine mekan belirttikleri için yanlıştır.

  • d) Geçiş üstünlüğü: Bu kavram, "geçiş hakkı" ile en çok karıştırılan seçenektir ve aradaki farkı bilmek çok önemlidir. Geçiş üstünlüğü, belirli araçların (ambulans, itfaiye, polis aracı vb.) görev halindeyken diğer tüm araç ve yayalara göre sahip olduğu mutlak önceliktir. Bu hak, can ve mal güvenliğini korumak amacıyla verilir ve bu araçlar sesli ve ışıklı uyarı işaretlerini kullandıklarında trafik kurallarının ve yasaklarının dışına çıkabilirler. Geçiş hakkı genel bir kural iken, geçiş üstünlüğü sadece belirli araçlara tanınan istisnai bir ayrıcalıktır.

Özetle, soru trafikteki tüm unsurlar için geçerli olan genel öncelik kuralını sormaktadır ve bu kuralın adı "geçiş hakkı"dır. Geçiş üstünlüğü ise sadece acil durum araçlarına ait özel bir haktır. Bu iki kavram arasındaki farkı anlamak, hem ehliyet sınavında başarılı olmanız hem de trafikte doğru kararlar vermeniz için kritik öneme sahiptir.

Soru 15
I- Yer işaretlemeleri II- Trafik işaret levhaları III- Işıklı ve sesli trafik işaretleri Belediyeler, yapım ve bakımından sorumlu oldukları kara yollarında, trafiği düzenleme amacı ile yukarıdakilerden hangilerini temin ve tesis etmekle görevlidir?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, belediyelerin kendi sorumluluk alanındaki yollarda trafik güvenliğini ve düzenini sağlamak için hangi görevleri üstlendiği sorgulanmaktadır. Soru, belediyelerin yol yapımı ve bakımı sorumluluğu çerçevesinde, trafikte kullanılan temel düzenleyici unsurlardan hangilerini sağlamakla yükümlü olduğunu bilmenizi ölçmektedir.

Doğru cevap d) I, II ve III seçeneğidir. Çünkü belediyeler, kendi sınırları içerisindeki yollarda trafiğin güvenli ve düzenli bir şekilde akmasını sağlamakla yükümlüdür. Bu sorumluluk, trafiği yöneten tüm temel sistemlerin kurulmasını ve bakımını kapsar. Bir yolda trafik düzeni, bu üç unsurun bir bütün olarak çalışmasıyla sağlanır.

  • I- Yer işaretlemeleri: Bunlar, yolların üzerine çizilen şerit çizgileri, yaya geçitleri, dur çizgileri, park yeri çizgileri ve yön okları gibi işaretlerdir. Yolun fiziksel bir parçasıdırlar ve sürücülere yolun kullanımı hakkında temel bilgileri verirler. Yolun yapımı ve bakımıyla doğrudan ilgili oldukları için belediyenin temel görevlerindendir.
  • II- Trafik işaret levhaları: "DUR", "Yol Ver", "Hız Sınırı", "Park Yapılmaz" gibi levhalar, sürücülere kuralları, yasakları ve tehlikeleri bildiren kritik bilgilendirme araçlarıdır. Bu levhalar olmadan trafikte düzen ve güvenlik sağlanamaz. Belediyeler, sorumlu oldukları yollara bu levhaları yerleştirmek zorundadır.
  • III- Işıklı ve sesli trafik işaretleri: Özellikle kavşaklarda ve yaya geçitlerinde trafiği yöneten trafik lambaları, en önemli düzenleyicilerdendir. Sesli sinyaller ise görme engelli yayaların güvenliğini sağlar. Bu sistemlerin kurulumu ve çalışır durumda tutulması, belediyelerin trafiği düzenleme görevinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, belediyenin görevlerini eksik tanımladığı için yanlıştır. Trafik düzeni bir bütündür ve bu unsurlar birbirini tamamlar. Birinin eksik olması, sistemin düzgün çalışmasını engeller.

a) Yalnız I: Bu seçenek, belediyenin sadece yolları çizdiğini ancak herhangi bir uyarı levhası veya trafik ışığı koymadığını varsayar. Bu, trafiğin yönetilmesi için kesinlikle yetersizdir ve son derece tehlikeli durumlar yaratır.

b) I ve II: Bu seçenek, belediyenin yolları çizip levhaları koyduğunu ancak yoğun bir kavşağa trafik ışığı sistemi kuramadığını ifade eder. Bu da yanlıştır, çünkü büyük şehirlerde ve yoğun kavşaklarda trafik akışı ışıksız yönetilemez.

c) II ve III: Bu seçenek ise belediyenin levha ve ışık koyduğunu ancak yaya geçidi veya şerit çizgisi gibi temel yer işaretlemelerini yapmadığını ima eder. Bir trafik ışığının olduğu yerde durma çizgisinin veya yaya geçidinin olmaması düşünülemez.

Özetle, belediyeler kendi sorumluluk alanlarındaki kara yollarında güvenli bir trafik ortamı oluşturmak için bu üç unsuru da (yer işaretlemeleri, trafik levhaları ve ışıklı/sesli sinyalizasyon) bir bütün olarak temin etmek ve tesis etmekle görevlidir. Bu nedenle en kapsamlı ve doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 16
Geçiş üstünlüğü hakkı hangi hâllerde kullanılamaz?
A
Görev hâli dışında
B
Şehirler arası kara yollarında
C
Trafiğin yoğun olduğu kara yollarında
D
Yolların buzlu ve kaygan olması hâlinde
16 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ambulans, itfaiye, polis gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçların bu özel hakkı hangi durumda kullanamayacakları sorulmaktadır. Geçiş üstünlüğü, bu araçların trafikteki diğer sürücülere göre öncelikli olarak hareket etme hakkıdır. Ancak bu hak, sınırsız değildir ve belirli bir koşula bağlıdır.

Doğru Cevap: a) Görev hâli dışında

Doğru cevabın 'a' şıkkı olmasının sebebi, geçiş üstünlüğü hakkının sadece ve sadece aracın aktif bir görevde olmasına bağlı olmasıdır. Örneğin, bir ambulansın içinde hasta veya yaralı taşıması ya da bir vakaya acil olarak gidiyor olması "görev hâli" sayılır. Aynı şekilde bir itfaiye aracının yangına müdahale etmek için yola çıkması veya bir polis aracının bir olayı takip etmesi de görev hâlidir. Bu durumlar dışında, örneğin ambulans şoförü aracını yıkatmaya götürüyorsa veya itfaiye ekibi görev sonrası istasyona dönüyorsa, bu araçlar normal bir araç statüsündedir ve trafik kurallarına uymak zorundadır. Bu nedenle, geçiş üstünlüğü görev hâli dışında kullanılamaz.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Şehirler arası kara yollarında: Bu seçenek yanlıştır çünkü acil durumlar sadece şehir içinde değil, şehirler arası yollarda da meydana gelir. Bir trafik kazası veya acil bir hasta nakli şehirler arası yollarda da olabilir. Bu nedenle geçiş üstünlüğüne sahip araçlar, görevde oldukları sürece yolun türüne bakılmaksızın bu hakkı kullanabilirler.

  • c) Trafiğin yoğun olduğu kara yollarında: Bu seçenek de yanlıştır. Hatta geçiş üstünlüğü hakkının en çok gerekli olduğu durumlar, trafiğin yoğun olduğu zamanlardır. Bu hakkın temel amacı, acil durumlarda aracın trafikte sıkışıp kalmasını önlemek ve hedefine en kısa sürede ulaşmasını sağlamaktır. Diğer sürücülerin yolu açma zorunluluğu tam da bu yüzden vardır.

  • d) Yolların buzlu ve kaygan olması hâlinde: Bu seçenek de yanlıştır. Yolun buzlu ve kaygan olması, geçiş üstünlüğü hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak bu durum, geçiş üstünlüğünü kullanan sürücünün çok daha dikkatli ve kontrollü olmasını gerektirir. Sürücü, hem kendi can güvenliği hem de diğer sürücülerin güvenliği için hızını ve manevralarını yol şartlarına göre ayarlamalıdır, fakat öncelik hakkı devam eder.

Özetle, geçiş üstünlüğü bir araca değil, o aracın yürüttüğü göreve tanınan bir haktır. Görev bittiğinde veya araç görevde değilken, bu özel hak da ortadan kalkar ve araç tüm diğer araçlar gibi genel trafik kurallarına tabi olur.

Soru 17
I. İdari para cezası verilir. II. Kara yolunda araç sürmesine izin verilir. III. Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geçici olarak geri alınır. Trafik kuruluşunca, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen sürücüye yukarıda verilenlerden hangileri uygulanır?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
I ve III 
D
I, II ve III
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik denetimi sırasında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen bir sürücüye uygulanacak yasal yaptırımlar sorulmaktadır. Bu durum, Karayolları Trafik Kanunu'nda en ağır şekilde cezalandırılan ihlallerden biridir. Doğru cevaba ulaşmak için verilen öncülleri tek tek inceleyelim ve yasal düzenlemelerle karşılaştıralım.

Doğru Cevabın Açıklaması (C seçeneği: I ve III)

Soruda verilen öncüllerden I ve III, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanarak araç sürmenin yasal sonuçlarını doğru bir şekilde ifade etmektedir. Bu iki yaptırım, kanunlarımıza göre bir arada uygulanır ve bu suçu işleyen sürücülere yönelik caydırıcılığı hedefler.
  • I. İdari para cezası verilir: Bu ifade doğrudur. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altında araç kullanmak, yüksek miktarda idari para cezası gerektiren bir suçtur. Bu ceza, trafik düzenini ve can güvenliğini tehlikeye atmanın mali bir karşılığıdır.
  • III. Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geçici olarak geri alınır: Bu ifade de doğrudur. Kanun, bu suçu işleyen sürücülerin ehliyetlerine 5 yıl süreyle el konulmasını zorunlu kılar. Bu süre, alkollü araç kullanma cezalarına göre çok daha uzundur ve suçun ciddiyetini vurgulamaktadır.

Sonuç olarak, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen bir sürücüye hem idari para cezası kesilir hem de sürücü belgesi 5 yıl süreyle geri alınır. Bu nedenle I ve III numaralı öncülleri içeren C seçeneği doğru cevaptır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Özellikle II numaralı öncül, sorunun kilit noktasıdır.
  • II. Kara yolunda araç sürmesine izin verilir: Bu ifade kesinlikle yanlıştır. Uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altındaki bir sürücünün algısı, muhakeme yeteneği ve refleksleri son derece zayıflar. Bu durumdaki bir sürücünün trafiğe çıkması hem kendi hem de başkalarının can güvenliği için büyük bir tehdit oluşturur. Dolayısıyla, bu sürücü derhal trafikten men edilir ve aracını kullanmasına kesinlikle izin verilmez.

Bu yanlış bilgiyi içeren seçenekleri eleyerek de doğru cevaba ulaşabiliriz:

  1. a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Sadece para cezası verilmez, aynı zamanda ehliyete de el konulur. Bu nedenle yanlıştır.
  2. b) I ve II: Bu seçenek, yanlış olan "araç sürmesine izin verilir" ifadesini içerdiği için doğrudan elenir. Bir sürücüye hem ceza verip hem de tehlikeli bir şekilde araç kullanmasına izin vermek mantıksız ve yasalara aykırıdır.
  3. d) I, II ve III: Bu seçenek de yine yanlış olan II numaralı öncülü içerdiği için hatalıdır.
Soru 18
Şekildeki durumda, öndeki aracı geçmek isteyen 1 numaralı araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangilerini yapması doğrudur? I- Önündeki araç ile takip mesafesini azaltması II- Geçiş yapacağı şerit boş olduğunda sola dönüş lambasıyla işaret vermesi III- Geçiş yapacağı araç sürücüsünü korna veya selektör yaparak uyarması
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, 1 numaralı aracın önündeki aracı yani sollama manevrasını güvenli ve trafik kurallarına uygun bir şekilde nasıl yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Görselde, yolun ortasındaki kesik çizgi, sollama yapmanın yasak olmadığını göstermektedir. Şimdi, sollama işleminin doğru adımlarını inceleyerek öncülleri değerlendirelim.

I- Önündeki araç ile takip mesafesini azaltması: Bu ifade YANLIŞTIR. Güvenli bir sollama yapabilmek için en önemli kurallardan biri, öndeki araçla yeterli takip mesafesini korumaktır. Takip mesafesini azaltmak, hem karşı şeridi net bir şekilde görmenizi engeller hem de öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda çarpışma riskini artırır. Güvenli takip mesafesi, sollama için gerekli hıza ulaşmanızı ve daha geniş bir görüş açısına sahip olmanızı sağlar.

II- Geçiş yapacağı şerit boş olduğunda sola dönüş lambasıyla işaret vermesi: Bu ifade DOĞRUDUR. Sollama yapmaya karar veren sürücü, öncelikle geçiş yapacağı sol şeridin tamamen boş ve güvenli olduğundan emin olmalıdır. Karşıdan gelen araç olup olmadığını, yolun ilerisinin görüşe açık olup olmadığını kontrol ettikten sonra, sola dönüş sinyalini yakarak diğer sürücülere niyetini açıkça belli etmelidir. Bu, trafikteki en temel iletişim ve güvenlik kurallarından biridir.

III- Geçiş yapacağı araç sürücüsünü korna veya selektör yaparak uyarması: Bu ifade DOĞRUDUR. Sinyal verdikten sonra, özellikle gece veya görüşün kısıtlı olduğu durumlarda, kısa bir selektör (farları yakıp söndürme) veya gündüzleri kısa bir korna çalarak öndeki sürücüyü sollama niyetinizden haberdar etmek ek bir güvenlik önlemidir. Bu uyarı, sollama yaptığınız aracın sürücüsünün ani bir manevra (örneğin sola yanaşma) yapmasını engellemeye yardımcı olur ve sizin varlığınızdan emin olmasını sağlar.

Sonuç ve Doğru Cevap:

  • Birinci öncül (takip mesafesini azaltmak) tehlikeli ve yanlış bir davranıştır.
  • İkinci öncül (şerit boşken sinyal vermek) sollama işleminin zorunlu ve doğru bir adımıdır.
  • Üçüncü öncül (korna veya selektörle uyarmak) güvenliği artıran doğru bir uygulamadır.

Bu değerlendirmeye göre, 1 numaralı araç sürücüsünün yapması gereken doğru davranışlar II ve III numaralı öncüllerde verilmiştir. Bu nedenle doğru cevap, II ve III'ü içeren c) seçeneğidir. Diğer şıklar, yanlış olan I. öncülü içerdiği için elenir.

Soru 19
Kara Yolları Trafik Kanununa göre “M,A1, A2, A, B1, B, BE, F ve G” sınıfı sürücü belgeleri kaç yıl süreyle geçerlidir?
A
10
B
15
C
20
D
25
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'na göre belirli ehliyet sınıflarının ne kadar süreyle geçerli olduğu sorulmaktadır. Soruda listelenen sınıflar M, A1, A2, A, B1, B, BE, F ve G'dir. Bu sınıfların geçerlilik süresini bilmek, ehliyet sınavı için önemli ve temel bir bilgidir.

Doğru Cevabın Açıklaması (a seçeneği)

Doğru cevap 10 yıldır. Karayolları Trafik Yönetmeliği, sürücü belgelerini kullanım amaçlarına ve araç tiplerine göre iki ana gruba ayırmıştır. Soruda belirtilen M (moped), A1, A2, A (motosiklet), B1 (ATV), B (otomobil), BE (römorklu otomobil), F (traktör) ve G (iş makinesi) sınıfları, genellikle kişisel ve hususi kullanıma yönelik araçları kapsar. Bu nedenle bu sınıflar, 1. grup sürücü belgeleri olarak kabul edilir ve geçerlilik süreleri 10 yıl olarak belirlenmiştir.

Bu düzenlemenin amacı, daha çok bireysel sürücülerin kullandığı bu araçlar için yenileme periyodunu daha uzun tutmaktır. 10 yılın sonunda sürücünün güncel bir sağlık raporu alarak ve gerekli harçları ödeyerek ehliyetini yenilemesi gerekir. Bu süre, sürücünün trafikte güvenli bir şekilde araç kullanmaya devam edip edemeyeceğinin belirli aralıklarla kontrol edilmesini sağlar.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak için, mevzuattaki diğer ehliyet grubunu da bilmek faydalıdır. Kamyon, çekici, otobüs gibi ticari ve ağır vasıtaları kapsayan C1, C1E, C, CE, D1, D1E, D, DE sınıfları 2. grup sürücü belgeleridir. Bu gruptaki ehliyetlerin geçerlilik süresi ise 5 yıldır. Dolayısıyla, mevzuatta ehliyetler için sadece 5 yıl ve 10 yıl olmak üzere iki farklı geçerlilik süresi bulunmaktadır.

  • b) 15, c) 20 ve d) 25: Bu süreler, mevcut trafik mevzuatında herhangi bir ehliyet sınıfı için geçerlilik süresi olarak tanımlanmamıştır. Kanun, geçerlilik sürelerini net bir şekilde 10 yıl ve 5 yıl olarak ikiye ayırmıştır. Bu nedenle, 10 ve 5 dışındaki tüm yıl seçenekleri doğrudan yanlıştır ve çeldirici olarak verilmiştir.

Özet ve Sınav İpucu

Ehliyet sınavı için bu ayrımı kolayca aklınızda tutabilirsiniz. Genellikle kişisel olarak kullandığınız motosiklet, otomobil, traktör gibi araçların ehliyetleri 10 yıl geçerlidir. Ticari amaçla kullanılan ve daha büyük sorumluluk gerektiren kamyon, otobüs gibi araçların ehliyetleri ise daha sık sağlık kontrolü gerektirdiğinden 5 yıl geçerlidir.

Soru 20
Fazla eğimli yollarda karşılaşma hâllerinde; çıkan araç için geçiş güç veya mümkün değilse, güvenli geçişi sağlamak üzere inen araçlar, sığınma cebi de yoksa aşağıdakilerden hangisini yapmak zorundadır?
A
Motorun çalışmasını durdurup, vitesi boşa alarak inmek 
B
Çıkan araç için manevra imkânı bulunmadığının açıkça anlaşılması hâlinde geri gitmek 
C
Çıkan aracın sürücüsünü ikaz ederek yavaşlatmak 
D
Çıkan aracın geri gitmesini beklemek
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dar ve eğimli bir yolda karşılaşan iki araçtan hangisinin geçiş önceliğine sahip olduğu ve zor durumda olan araca nasıl yardım edilmesi gerektiği sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktası, "çıkan araç için geçişin güç veya mümkün olmaması" ve "inen aracın" ne yapması gerektiğidir. Bu durum, sürücülerin hem kuralları bilmesini hem de trafikteki en güvenli davranışı seçmesini gerektirir. Trafik kurallarına göre, eğimli ve dar yollarda karşılaşma durumunda geçiş önceliği her zaman yokuş yukarı çıkan araca aittir. Bunun temel sebebi fizikle ilgilidir; yokuş yukarı tırmanan bir aracın durduktan sonra tekrar hareket etmesi, yokuş aşağı inen bir araca göre çok daha zordur. Çıkan araç durmak zorunda kalırsa, geri kayma, motoru durdurma (stop etme) veya kalkışta zorlanma gibi risklerle karşı karşıya kalır. Bu nedenle, trafik akışının güvenliği ve sürekliliği için inen aracın, çıkan araca yol vermesi esastır.

Doğru Cevap: b) Çıkan araç için manevra imkânı bulunmadığının açıkça anlaşılması hâlinde geri gitmek

Bu seçenek, yukarıda açıklanan temel kuralın doğrudan bir uygulamasıdır. İnen araç sürücüsü, çıkan aracın geçiş yapamayacağını veya manevra alanının kalmadığını fark ettiğinde, sorumluluk almalıdır. Güvenli geçişi sağlamanın tek yolu, inen aracın daha kolay kontrol edilebildiği için geri giderek veya uygun bir yere yanaşarak çıkan araca yol açmasıdır. Bu, hem kurala uygun hem de en güvenli ve mantıklı davranıştır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Motorun çalışmasını durdurup, vitesi boşa alarak inmek: Bu seçenek son derece tehlikeli ve kesinlikle yanlıştır. Vitesi boşa almak, aracın "motor freni" özelliğini kaybetmesine neden olur ve tüm yük fren sistemine biner. Eğimli bir yolda bu durum, frenlerin aşırı ısınıp tutmamasına (fren patlamasına) ve aracın kontrolünün tamamen kaybedilmesine yol açabilir. Eğimli yollarda her zaman uygun viteste ve motor freninden faydalanarak inilmelidir.
  • c) Çıkan aracın sürücüsünü ikaz ederek yavaşlatmak: Bu davranış anlamsızdır, çünkü sorun çıkan aracın hızı değil, geçiş için yeterli alanın olmamasıdır. Zaten zor durumda olan ve geçiş üstünlüğüne sahip olan bir sürücüyü ikaz etmek, durumu daha da karıştırabilir ve herhangi bir çözüm sunmaz. Sorumluluk, yolu açması gereken inen araçtadır.
  • d) Çıkan aracın geri gitmesini beklemek: Bu seçenek, trafik kuralının tam tersidir. Geçiş üstünlüğü çıkan araçta olduğu için, inen aracın ondan geri gitmesini beklemesi kural ihlalidir. Ayrıca, yokuş yukarı tırmanan bir aracı geri gitmeye zorlamak, geri kayma riskinden dolayı çok tehlikelidir ve kazaya davetiye çıkarır.
Özetle, eğimli yollarda geçiş üstünlüğü çıkan araçtadır ve inen araç, güvenli bir geçiş ortamı sağlamak için gerekirse geri gitmek de dâhil olmak üzere her türlü kolaylığı göstermek zorundadır. Bu nedenle doğru cevap "b" seçeneğidir.
Soru 21
Sağa dönmek isteyen şekildeki 1 numaralı araç sürücüsü aşağıdaki işlemleri hangi sıra ile yapmalıdır? 1- Hızın azaltılması 2- Dönüş işaretinin verilmesi 3- Dar bir kavisle dönülmesi 4- Sağ şeride girilmesi
A
1 - 2 - 3 - 4 
B
1 - 4 - 2 - 3
C
2 - 4 - 1 - 3 
D
4 - 2 - 1 - 3
21 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafiğin aktığı bir yolda sağa dönüş yapmak isteyen 1 numaralı araç sürücüsünün, bu manevrayı güvenli ve kurallara uygun bir şekilde tamamlamak için hangi adımları hangi sırayla izlemesi gerektiği sorulmaktadır. Görselde aracın sol şeritte olduğu görülmektedir, bu detay sorunun çözümü için kritik bir öneme sahiptir.

Doğru cevap olan c) 2 - 4 - 1 - 3 seçeneğinin adımlarını tek tek inceleyelim ve neden bu sıranın doğru olduğunu anlayalım.

  1. Dönüş İşaretinin Verilmesi (2): Trafikteki en temel kural, yapacağınız manevrayı önceden diğer sürücülere bildirmektir. Sağa dönme niyetiniz varsa, ilk yapmanız gereken şey sağ sinyalinizi yakarak bu niyetinizi arkanızdaki ve yanınızdaki araçlara belli etmektir. Bu, onların sizin ne yapacağınızı tahmin ederek kendi pozisyonlarını ve hızlarını ayarlamalarına olanak tanır.
  2. Sağ Şeride Girilmesi (4): Sinyal vererek niyetinizi belli ettikten sonra, dönüş için doğru konuma geçmelisiniz. Sağa dönüşler her zaman yolun sağ şeridinden yapılır. Sürücü, aynalarını kontrol ederek ve trafiğin uygun olduğundan emin olarak, bulunduğu sol şeritten güvenli bir şekilde sağ şeride geçmelidir.
  3. Hızın Azaltılması (1): Artık doğru şeritte ve dönüş yapmaya hazırsınız. Kavşağa yaklaşırken, dönüşü güvenli bir şekilde yapabilmek için hızınızı azaltmanız gerekir. Hızı azaltma işlemi, dönüş anında değil, dönüşe başlamadan hemen önce yapılmalıdır. Bu, aracın kontrolünü kaybetmenizi önler.
  4. Dar Bir Kavisle Dönülmesi (3): Hızınızı azalttıktan sonra son adım manevrayı tamamlamaktır. Sağa dönüşler her zaman dar bir kavisle yapılır. Bu, hem kendi şeridinizde kalmanızı sağlar hem de karşı yönden gelebilecek veya döneceğiniz yoldaki diğer araçlar için tehlike oluşturmanızı engeller.

Bu adımlar bir araya geldiğinde 2 - 4 - 1 - 3 sıralaması ortaya çıkar. Bu sıralama, sürücünün hem kendi güvenliğini hem de diğer sürücülerin güvenliğini en üst düzeyde tuttuğu mantıksal ve yasal bir akıştır: Önce niyetini belli et, sonra doğru pozisyonu al, ardından yavaşlayarak hazırlan ve son olarak manevrayı tamamla.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) 1 - 2 - 3 - 4: Bu seçenekte hızınızı azaltıp (1) sinyal verdikten sonra (2) dönmeye (3) çalışıyorsunuz. Ancak bu sırada hala sol şerittesiniz, çünkü sağ şeride girme (4) işlemi en sona bırakılmış. Sol şeritten sağa dönmek hem imkansızdır hem de çok büyük bir kazaya sebep olur.
  • b) 1 - 4 - 2 - 3: Burada önce yavaşlayıp (1) sonra sağ şeride geçiyorsunuz (4). Ancak sinyal verme (2) işlemi şerit değiştirdikten sonra yapılıyor. Kural olarak, şerit değiştirmeden veya dönmeden önce sinyal vererek niyetinizi belli etmeniz gerekir.
  • d) 4 - 2 - 1 - 3: Bu seçenekte önce sağ şeride girip (4) sonra sinyal veriyorsunuz (2). Tıpkı (b) seçeneğindeki gibi, bu da hatalıdır. Sinyal, yapacağınız manevranın bir uyarısıdır ve manevradan önce verilmelidir. Sinyal vermeden aniden şerit değiştirmek, arkadan gelen sürücüyü şaşırtır ve tehlikeli bir duruma yol açar.
Soru 22
Şekildeki trafik işaretinin anlamı nedir?
A
Açılan köprü
B
Sola tehlikeli viraj
C
Soldan daralan kaplama
D
Sola tehlikeli devamlı viraj
22 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülere sunulan bir trafik tehlike uyarı işaretinin ne anlama geldiği sorulmaktadır. Trafik işaret levhaları, sürücüleri yol ve trafik durumu hakkında bilgilendirmek, uyarmak ve yönlendirmek için kullanılır. Bu levhanın üçgen şeklinde ve kırmızı çerçeveli olması, onun bir "Tehlike Uyarı İşareti" olduğunu gösterir; yani ileride dikkat edilmesi gereken bir durum olduğu anlamına gelir.

Doğru Cevap: b) Sola tehlikeli viraj

Levhanın içindeki sembol, tehlikenin ne olduğunu açıklar. Bu levhada sola doğru keskin bir dönüş yapan bir ok bulunmaktadır. Bu ok, ileride tek bir tehlikeli viraj olduğunu ve bu virajın sola doğru olduğunu belirtir. Bu işareti gören sürücü, hızını düşürmeli, vites küçültmeli ve viraja kontrollü bir şekilde girmeye hazırlanmalıdır. Bu nedenle "Sola tehlikeli viraj" seçeneği doğru cevaptır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

  • a) Açılan köprü: Bu seçenek yanlıştır. Açılan köprü işaret levhasında, iki yana doğru açılan bir köprü figürü bulunur. Görseldeki işaretle hiçbir ilgisi yoktur.
  • c) Soldan daralan kaplama: Bu seçenek de yanlıştır. Soldan daralan kaplama (yol) işaretinde, yolun sol taraftan daraldığını gösteren düz bir çizgi ve ona doğru eğimlenen bir başka çizgi bulunur. Bu işaret, şerit sayısının azalabileceğini veya yolun fiziksel olarak daralacağını belirtir.
  • d) Sola tehlikeli devamlı viraj: Bu seçenek, en çok karıştırılan şıktır ancak yanlıştır. "Devamlı virajlar" ifadesi, art arda gelen birden fazla virajı, yani bir virajlar serisini (S çizerek) anlatır. Sola tehlikeli devamlı viraj levhasında, sola doğru başlayan ve kıvrılarak devam eden (S harfine benzer) bir ok sembolü bulunur. Sorudaki görsel ise tek bir virajı gösterdiği için bu seçenek doğru değildir.

Özetle, soruda gösterilen trafik işareti, ileride tek bir keskin sol dönüş olduğunu bildirmektedir. Bu tanıma en uygun ve doğru olan seçenek "Sola tehlikeli viraj"dır. Sürücülerin bu işareti gördüklerinde hızlarını azaltarak güvenli bir sürüş için hazırlık yapmaları hayati önem taşır.

Soru 23
Aşağıdakilerden hangisinin trafikteki araç­larda bulunması zorunludur?
A
Kasko poliçesi
B
Yağ değişim kartı
C
Araç tescil belgesi
D
Periyodik bakım kartı
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafiğe çıkan bir araçta yasal olarak bulundurulması zorunlu olan belgenin hangisi olduğu sorulmaktadır. Yani, bir trafik kontrolü sırasında polisin sizden isteyebileceği ve yanınızda olmaması durumunda cezai işlem uygulanabilecek resmi bir evrak aranmaktadır. Bu noktada önemli olan, belgenin tavsiye edilen değil, kanunen zorunlu olmasıdır.

Doğru cevap "c) Araç tescil belgesi" seçeneğidir. Halk arasında "ruhsat" olarak da bilinen araç tescil belgesi, aracın kimlik kartı gibidir. Bu belge, aracın kime ait olduğunu, motor ve şasi numarası gibi teknik bilgilerini ve yasal olarak trafiğe kayıtlı olduğunu gösterir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre sürücüler, trafik denetimlerinde bu belgeyi görevlilere ibraz etmekle yükümlüdür.

a) Kasko poliçesi seçeneği yanlıştır çünkü kasko, isteğe bağlı bir sigorta türüdür. Aracın çalınması, yanması veya kaza sonucu hasar görmesi gibi durumlarda araç sahibinin kendi zararını karşılar. Trafiğe çıkmak için zorunlu olan sigorta ise "Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası" yani trafik sigortasıdır. Kasko yaptırmak bir tercih olduğu için poliçesini araçta bulundurmak yasal bir zorunluluk değildir.

b) Yağ değişim kartı ve d) Periyodik bakım kartı seçenekleri de yanlıştır. Bu kartlar, aracın bakımlarının ne zaman yapıldığını takip etmek için kullanılan, tamamen bilgilendirme amaçlı belgelerdir. Aracın sağlığı ve performansı için önemli olsalar da yasal bir geçerlilikleri yoktur ve trafik denetimlerinde istenmezler. Bunlar, aracın servis kayıtları olup resmi bir evrak niteliği taşımazlar.

Özetle, bir sürücünün trafikteyken aracında mutlaka bulundurması gereken üç temel belge vardır: Sürücü Belgesi (Ehliyet), Araç Tescil Belgesi (Ruhsat) ve geçerli Zorunlu Trafik Sigortası Poliçesi. Bu soru, bu temel belgelerden birini, yani ruhsatı sorgulamaktadır.

Soru 24
  • I. Azami yüklü ağırlığın %20’den fazla aşılması hâlinde, yükü uygun hâle getirilin- ceye kadar araç trafikten men edilir.
  • II. Taşıma sınırı üstünde yolcu alınması durumunda bütün sorumluluk ve gider- ler işletenine ait olmak üzere yolcuların en yakın yerleşim biriminde indirilmesi sağlanır.

Verilen bilgiler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A
I. doğru, II. yanlış
B
I. yanlış, II. doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte aşırı yük ve yolcu taşımacılığıyla ilgili iki önemli kuralın doğruluğu sorgulanmaktadır. Sürücü adaylarının bu kuralları bilmesi hem sınav başarısı hem de trafikteki tüm sürücü, yolcu ve yayaların güvenliği için kritik öneme sahiptir. Her bir öncülü ayrı ayrı inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Birinci öncül (I), yük taşıyan araçların yasal sınırların üzerinde yüklenmesi durumunda uygulanacak yaptırımı belirtmektedir. Bu bilgi doğrudur. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, bir aracın taşıyabileceği azami yüklü ağırlığın %20'den fazla aşılması ciddi bir ihlaldir. Bu durum, aracın fren mesafesini tehlikeli bir şekilde uzatır, manevra kabiliyetini azaltır ve yollara zarar verir. Bu yüzden trafik denetimlerinde böyle bir durum tespit edildiğinde, araç fazla yükü indirene ve yasal ağırlık sınırlarına dönene kadar trafikten men edilir, yani yola devam etmesine izin verilmez.

İkinci öncül (II), yolcu taşıyan araçların kapasitesinden fazla yolcu alması durumunda ne yapılacağını açıklamaktadır. Bu bilgi de doğrudur. Bir otobüsün, minibüsün veya herhangi bir aracın ruhsatında belirtilen yolcu taşıma kapasitesinin aşılması, hem yolcuların konforunu hem de can güvenliğini tehlikeye atar. Bu kural ihlal edildiğinde, denetim yapan yetkililer fazla yolcuların en yakın yerleşim biriminde güvenli bir şekilde indirilmesini sağlar. Bu işlem sırasında doğabilecek tüm masraflar (örneğin yolcuların başka bir araçla gidecekleri yere ulaştırılması) ve yasal sorumluluk, aracı işletene aittir.

Sonuç olarak, verilen her iki bilgi de Türkiye'deki trafik mevzuatında yer alan doğru ve geçerli kurallardır. Birinci öncül yük taşımacılığındaki, ikinci öncül ise yolcu taşımacılığındaki önemli güvenlik tedbirlerini ifade etmektedir. Bu nedenle her iki ifade de doğrudur.

  • a) I. doğru, II. yanlış: Bu seçenek yanlıştır, çünkü II. öncülde verilen bilgi de doğrudur.
  • b) I. yanlış, II. doğru: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü I. öncülde verilen bilgi de doğrudur.
  • c) Her ikisi de doğru: Bu seçenek doğrudur. Yukarıda açıkladığımız gibi, hem aşırı yük durumunda aracın trafikten men edilmesi hem de fazla yolcuların en yakın yerleşim yerinde indirilmesi kuralları geçerlidir.
  • d) Her ikisi de yanlış: Bu seçenek tamamen yanlıştır, çünkü her iki bilgi de trafik kanununda yer alan doğru uygulamalardır.
Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi, yolcu taşımacılığında kullanılan ve sürücüsü dahil dokuzdan fazla oturma yeri olan motorlu taşıttır?
A
Çekici 
B
Otobüs
C
Otomobil 
D
Kamyonet
25 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alan araç tanımlarından biri sorulmaktadır. Sorunun doğru yanıtlanabilmesi için iki temel kritere dikkat etmek gerekir: Birincisi, aracın yolcu taşımacılığı amacıyla kullanılması; ikincisi ise oturma yeri kapasitesinin sürücüsü dahil dokuzdan fazla olmasıdır. Bu iki şartı aynı anda sağlayan araç türünü bulmamız istenmektedir.

Doğru cevap b) Otobüs seçeneğidir. Trafik mevzuatına göre, yolcu taşımacılığında kullanılan ve sürücüsü dahil olmak üzere oturma yeri dokuzdan fazla olan motorlu taşıtlara "otobüs" denir. Bu tanım, soruda verilen kriterlerle birebir örtüşmektedir. Günlük hayatta 10 ile 17 koltuklu araçlara "minibüs" desek de, yasal olarak onlar da "otobüs" sınıfına girer çünkü koltuk sayıları dokuzdan fazladır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • c) Otomobil: Bu seçenek en çok kafa karıştıran şıktır. Otomobil de yolcu taşımak için üretilmiştir, ancak yasal tanımına göre sürücüsü dahil en fazla dokuz oturma yeri olan araçtır. Soru "dokuzdan fazla" dediği için bu tanımın dışında kalır. Kısacası, 1+8 koltuğa kadar olan araçlar otomobil, 1+9 ve üzeri koltuğa sahip olanlar ise otobüs olarak sınıflandırılır.
  • a) Çekici: Çekicinin temel amacı yolcu taşımak değil, kendisi motorlu olmayan römork veya yarı römorkları çekerek yük taşımaktır. Oturma yeri kapasitesi genellikle 2 veya 3 kişi ile sınırlıdır ve ana fonksiyonu yolcu taşımacılığı değildir. Bu nedenle sorudaki tanıma uymaz.
  • d) Kamyonet: Kamyonet de çekici gibi, öncelikli olarak yük taşımak amacıyla üretilmiş bir motorlu taşıttır. İzin verilen azami yüklü ağırlığı 3.500 kilogramı geçmeyen bu araçların ana işlevi yolcu taşımak olmadığından, bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, sorunun anahtar noktası, yolcu taşıyan araçlar arasındaki koltuk sayısı farkını bilmektir. Sürücü dahil 9 koltuğa kadar olanlar otomobil, 9'dan fazla koltuğa sahip olanlar ise otobüs olarak tanımlanır. Bu nedenle doğru cevap otobüstür.

Soru 26
90 km/saat hızla seyreden bir aracın, önündeki araçla arasındaki mesafe en az kaç metre olmalıdır?
A
35 
B
45 
C
55 
D
65
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte güvenli sürüş için kritik bir öneme sahip olan **takip mesafesi** kuralının bilinip bilinmediği ölçülmektedir. Soru, 90 km/saat hızla ilerleyen bir sürücünün, kaza riskini en aza indirmek için önündeki araçla arasında bırakması gereken asgari (en az) mesafenin ne kadar olması gerektiğini sormaktadır. Bu mesafe, sürücünün ani durumlara tepki verebilmesi için hayati önem taşır.

Güvenli takip mesafesini hesaplamak için kullanılan temel ve pratik bir kural vardır. Bu kurala göre, aracın kilometre/saat (km/saat) cinsinden hızının yarısı, metre cinsinden bırakılması gereken en az takip mesafesini verir. Bu kural, özellikle ehliyet sınavlarında sıkça sorulur ve trafikte her zaman akılda tutulması gereken bir prensiptir. Bu kural, kuru ve normal hava koşulları için geçerli olan minimum mesafeyi belirtir.

Şimdi bu kuralı sorudaki verilere uygulayarak doğru cevabı bulalım:

  • Aracın Hızı: 90 km/saat
  • Uygulanacak Kural: Hızın yarısı (Hız / 2)
  • Hesaplama: 90 / 2 = 45
  • Sonuç: 45 metre

Bu basit hesaplama, 90 km/saat hızla seyreden bir aracın önündeki araçla arasında en az 45 metre mesafe bırakması gerektiğini göstermektedir. Bu mesafe, sürücünün önündeki bir tehlikeyi fark etmesi, frene basması ve aracın durması için gereken toplam süreyi ve mesafeyi kapsar.

Doğru Cevabın ve Diğer Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

  1. b) 45: Bu seçenek doğrudur. Yukarıda açıkladığımız "hızın yarısı kadar metre" kuralının doğrudan sonucudur. Bu mesafe, sürücüye güvenli bir reaksiyon ve frenleme payı bırakan standart asgari mesafedir.
  2. a) 35: Bu seçenek yanlıştır. 35 metre, 90 km/saat gibi yüksek bir hız için tehlikeli derecede yetersiz bir mesafedir. Öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda, bu kadar kısa bir mesafede kazadan kaçınmak neredeyse imkansızdır.
  3. c) 55 ve d) 65: Bu seçenekler de yanlıştır. Takip mesafesini 45 metreden fazla bırakmak (örneğin 55 veya 65 metre) güvenlik açısından bir hata değildir, hatta daha tedbirli bir davranıştır. Ancak soru, kurala göre olması gereken "en az" mesafeyi sormaktadır. Bu nedenle, kuralın tam karşılığı olan 45 metre doğru yanıttır.

Özetle, takip mesafesi kuralı, hızınızın yarısını metre olarak almaktır. Bu kuralı bilmek, hem ehliyet sınavında başarılı olmanızı sağlar hem de trafikte sizin ve diğer sürücülerin güvenliğini korur. Unutmayın, yağışlı ve kaygan zeminlerde bu mesafeyi daha da artırmanız gerekir.

Soru 27
I- Aracın yük ve teknik özelliğine II- Aracın cinsine uygun hız sınırlamalarına III- Görüş, yol, hava ve trafik durumuna Sürücüler, hızlarını yukarıdakilerden hangilerine göre ayarlamak zorundadır?
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün güvenli bir sürüş için hızını belirlerken hangi faktörleri göz önünde bulundurması gerektiği sorulmaktadır. Soru, sadece yasal hız limitlerinin değil, aynı zamanda sürüş anındaki değişken koşulların ve aracın kendi durumunun da ne kadar önemli olduğunu ölçmeyi amaçlamaktadır. Güvenli sürüş, bu unsurların tamamını bir arada değerlendirmeyi gerektirir.

Şimdi maddeleri tek tek inceleyerek neden her birinin hız ayarlamasında önemli olduğunu anlayalım:

  1. Aracın yük ve teknik özelliğine: Bu madde son derece kritiktir. Örneğin, yüklü bir kamyonun fren mesafesi, boş bir kamyonunkinden çok daha uzundur. Aynı şekilde, lastikleri aşınmış veya fren sistemi eski bir aracın durma performansı, yeni bir araca göre daha zayıf olacaktır. Bu nedenle sürücü, aracının o anki yük durumunu ve teknik kapasitesini (fren, lastik, motor durumu vb.) bilerek hızını buna göre ayarlamak zorundadır.
  2. Aracın cinsine uygun hız sınırlamalarına: Bu, yasal bir zorunluluktur ve trafik kurallarının temelini oluşturur. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, aynı yolda otomobil, otobüs, kamyon veya motosiklet gibi farklı araç cinsleri için farklı azami hız limitleri belirlenmiştir. Örneğin, bir otoyolda otomobil için hız sınırı 140 km/s iken, aynı yolda bir otobüs için 100 km/s olabilir. Sürücü, kullandığı aracın yasal hız limitlerini bilmeli ve bu limitlere uymalıdır.
  3. Görüş, yol, hava ve trafik durumuna: Bu madde, sürüş anındaki dinamik koşulları ifade eder. Yasal hız sınırı 90 km/s olan bir yolda, eğer yoğun sis varsa, şiddetli yağmur yağıyorsa, yol virajlı veya bozuksa ya da trafik çok sıkışıksa, sürücü hızını bu koşullara uygun olarak yasal sınırın çok daha altına düşürmek zorundadır. Güvenli sürüş, sadece tabeladaki hıza uymak değil, o anki şartların gerektirdiği hıza inmektir.

Doğru Cevabın Açıklaması (d) I, II ve III

Doğru cevap d) I, II ve III seçeneğidir. Çünkü güvenli ve sorumlu bir sürücü, hızını bu üç temel faktörün hepsini aynı anda değerlendirerek ayarlar. Bu faktörler birbirinden bağımsız değildir. Sürücü hem yasal sınırlara (II) uymalı, hem bu sınırlar içinde aracının kapasitesini (I) göz önünde bulundurmalı, hem de tüm bunları o anki hava ve yol koşullarına (III) göre yeniden düzenlemelidir. Bu üç unsurun birleşimi, "duruma uygun hız" veya "güvenli hız" kavramını oluşturur.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır çünkü sürücünün sadece aracının durumuna göre hızını ayarlaması yeterli değildir. Yasal hız sınırlarını (II) ve yol/hava koşullarını (III) tamamen göz ardı etmek hem yasa dışıdır hem de son derece tehlikelidir.
  • b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Sürücü aracının durumunu ve yasal limitleri bilse bile, aniden bastıran bir yağmuru veya yoğun bir sisi (III) dikkate almazsa kaza yapma riski çok yüksek olur. Çevresel faktörler, en az diğerleri kadar önemlidir.
  • c) II ve III: Bu seçenek, en çok yanıltan seçeneklerden biridir. Yasal sınırlara uymak ve hava/yol durumuna göre hızı ayarlamak çok önemlidir, ancak aracın kendi yük ve teknik durumunu (I) hesaba katmamak büyük bir hatadır. Örneğin, frenleri zayıf bir araçla, hava açık ve yol düzgün olsa bile yasal hız limitinde gitmek tehlikeli olabilir.
Soru 28
Şekildeki akaryakıt istasyonundan çıkmak isteyen 2 numaralı aracın sürücüsü ne yapmalıdır?
A
Korna çalıp 1 numaralı aracı durdurmalı
B
1 numaralı aracın geçmesini beklemeli
C
Hızlanarak yoluna devam etmeli
D
Geçiş hakkını kendisi kullanmalı
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir mülkten (akaryakıt istasyonundan) anayola çıkmak isteyen bir aracın uyması gereken temel trafik kuralı sorgulanmaktadır. Görselde, 1 numaralı araç bölünmüş karayolunda seyrederken, 2 numaralı araç akaryakıt istasyonundan bu yola katılmak istemektedir. Bu durumda geçiş hakkının kimde olduğu ve 2 numaralı sürücünün ne yapması gerektiği sorulmaktadır.

Doğru cevap b) 1 numaralı aracın geçmesini beklemeli seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, bir mülkten (akaryakıt istasyonu, otopark, bina, tarla vb.) karayoluna çıkan sürücüler, karayolunda seyreden araçlara yol vermek zorundadır. Bu kural, anayoldaki trafik akışının güvenliğini ve sürekliliğini sağlamak için esastır. Dolayısıyla, anayolda ilerleyen 1 numaralı aracın geçiş üstünlüğü vardır ve 2 numaralı araç sürücüsü, yola güvenli bir şekilde çıkmak için 1 numaralı aracın geçmesini beklemelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Korna çalıp 1 numaralı aracı durdurmalı: Bu seçenek son derece tehlikeli ve yanlıştır. Korna, bir tehlikeyi bildirmek veya uyarıda bulunmak için kullanılır, geçiş hakkı talep etmek için değil. Anayolda seyreden ve geçiş hakkına sahip bir aracı durmaya zorlamak, hem bir kural ihlalidir hem de arkadan çarpma gibi ciddi kazalara yol açabilir.
  • c) Hızlanarak yoluna devam etmeli: Bu davranış, kazaya davetiye çıkarmakla eşdeğerdir. Geçiş hakkına sahip olan 1 numaralı aracın önüne aniden ve hızlanarak çıkmak, yandan çarpışma riskini en üst düzeye çıkarır. Sürücü, yola çıkmadan önce hızlanmak yerine yavaşlamalı, sağı ve solu kontrol etmeli ve yolun müsait olmasını beklemelidir.
  • d) Geçiş hakkını kendisi kullanmalı: Bu ifade, temel trafik kuralıyla tamamen çelişir. Açıklandığı gibi, bir mülkten karayoluna giriş yaparken geçiş hakkı her zaman karayolundaki araçlara aittir. 2 numaralı sürücünün geçiş hakkını kendisinin kullanması söz konusu değildir.

Özetle, bu tür bir senaryoda her zaman hatırlanması gereken altın kural şudur: Bir mülkten veya tali yoldan anayola çıkan araç, anayoldaki araca yol verir. Bu kural, trafiğin düzenli ve güvenli bir şekilde akmasını sağlar. Bu nedenle 2 numaralı sürücünün en doğru ve güvenli hareketi, 1 numaralı aracın geçişini beklemektir.

Soru 29
Şekildeki gibi devamlı çizgi bulunan kara yolu için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A
Öndeki aracın geçilebileceği
B
İki yönlü kara yolu olduğu
C
Diğer şeride geçilemeyeceği
D
Çizginin yolda ayırıcı görev yaptığı
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, üzerinde devamlı (kesiksiz) bir yol çizgisi bulunan bir kara yolunun özellikleri hakkında hangi ifadenin yanlış olduğu sorulmaktadır. Sorunun kökünde "söylenemez" ifadesi geçtiği için, şıklarda verilen bilgilerden bu yol tipi için geçerli olmayan, yani hatalı olanı bulmamız gerekiyor. Bu tür negatif soru köklerine ehliyet sınavında dikkat etmek çok önemlidir. Fotoğrafta gördüğümüz devamlı yol çizgisi, trafik kurallarında çok net ve önemli bir anlama sahiptir. Bu çizgi, şerit değiştirmenin ve öndeki aracı sollamanın (geçmenin) kesinlikle yasak olduğunu belirtir. Genellikle görüş mesafesinin kısıtlı olduğu tepe üstleri, virajlar, kavşaklar veya yaya geçitleri gibi tehlikeli olabilecek yerlere çizilir. Sürücüler, bu çizgi boyunca kendi şeritlerinde kalmak zorundadır.

Doğru Cevap: a) Öndeki aracın geçilebileceği

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, soruda "söylenemez" denmesidir. Devamlı çizginin en temel kuralı, öndeki aracın geçilmesinin, yani sollama yapılmasının yasak olmasıdır. Dolayısıyla, "öndeki aracın geçilebileceği" ifadesi bu yol için tamamen yanlış bir bilgidir. Soru da bizden yanlış olan bilgiyi bulmamızı istediği için doğru cevap budur.

Diğer Seçeneklerin Analizi

  • b) İki yönlü kara yolu olduğu: Bu ifade doğrudur. Yolun ortasındaki tek bir çizgi (ister devamlı ister kesikli olsun), genellikle trafiğin her iki yönde de aktığını gösteren bir bölünmüş yol olmadığını belirtir. Bu çizgi, karşı yönlerden gelen araçların şeritlerini ayırır. Bu nedenle bu ifade, resimdeki yol için söylenebilir.
  • c) Diğer şeride geçilemeyeceği: Bu ifade de doğrudur. Yukarıda belirttiğimiz gibi, devamlı çizginin asıl amacı, sürücülerin şerit değiştirmesini engellemektir. Yani, bu çizgi varken karşı şeride geçmek yasaktır. Bu ifade, yolun kuralını doğru bir şekilde tanımladığı için söylenebilir.
  • d) Çizginin yolda ayırıcı görev yaptığı: Bu ifade de doğrudur. Yola çizilen tüm şerit çizgileri, şeritleri birbirinden ayırma (ayırıcı) görevi görür. Bu devamlı çizgi de karşı yönlerden gelen trafiği birbirinden ayırdığı için bir ayırıcıdır. Bu nedenle bu ifade de söylenebilir.

Özetle, devamlı yol çizgisi "sollama yapma" ve "şerit değiştirme" anlamlarına gelir. Soru bizden bu yol için söylenemeyecek, yani kurala aykırı olan ifadeyi istediğinden, "öndeki aracın geçilebileceği" seçeneği aradığımız cevaptır. Diğer üç seçenek ise bu yolun ve üzerindeki çizginin özelliklerini doğru bir şekilde tanımlamaktadır.

Soru 30
Şekildeki durumda sürücünün hangisini yapması zorunludur?
A
Hızını artırarak kavşağa girmesi
B
Uygun mesafede mutlaka durması
C
Yavaş ve dikkatli bir şekilde geçmesi
D
Ana yoldan gelen araçlara yol vermemesi
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın kavşağa yaklaşırken uyması gereken kural sorulmaktadır. Görseli ve trafik levhasını doğru yorumlayarak sürücünün yapması gereken zorunlu davranışı bulmamız gerekiyor.

Görseldeki en önemli ipucu, sürücünün önünde bulunan sarı baklava şeklindeki "Ana Yol" levhasıdır. Bu levha, sürücünün bulunduğu yolun öncelikli, yani geçiş üstünlüğüne sahip bir yol olduğunu bildirir. Bu durumda, kavşağa diğer yollardan (tali yollardan) bağlanacak olan araçlar, ana yoldaki bu sürücüye yol vermek zorundadır.

Ancak, geçiş üstünlüğüne sahip olmak, kavşağa kontrolsüz ve hızlı bir şekilde girilebileceği anlamına gelmez. Trafiğin en temel kuralı can güvenliğidir. Kavşaklar her zaman potansiyel tehlike bölgeleridir. Diğer sürücülerin hata yapabileceği, bir yayanın yola çıkabileceği veya bir acil durum aracının yaklaşıyor olabileceği her zaman düşünülmelidir.

  • Doğru Cevap: c) Yavaş ve dikkatli bir şekilde geçmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, geçiş üstünlüğü olsa dahi sürücünün kavşağa yaklaşırken hızını azaltmasının ve çevresini kontrol ederek dikkatli bir şekilde geçmesinin zorunlu olmasıdır. Bu, "savunmacı sürüş" tekniğinin bir gereğidir ve olası kazaları önlemenin en etkili yoludur. Sürücü, hakkını kullanırken aynı zamanda güvenliği de sağlamakla yükümlüdür.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  1. a) Hızını artırarak kavşağa girmesi: Bu davranış son derece tehlikelidir ve trafik kurallarına tamamen aykırıdır. Kavşaklara yaklaşırken hız her zaman azaltılmalıdır, asla artırılmaz.
  2. b) Uygun mesafede mutlaka durması: Durma zorunluluğu, yalnızca kırmızı ışık yandığında veya "DUR" levhası bulunduğunda geçerlidir. Ana yol levhası, geçiş önceliği olduğunu belirtir, durma zorunluluğu getirmez. Gereksiz yere durmak, arkadan gelen trafiği de tehlikeye atabilir.
  3. d) Ana yoldan gelen araçlara yol vermemesi: Bu ifade kafa karıştırıcıdır, çünkü sürücü zaten ana yoldadır. Eğer "tali yoldan gelen araçlara yol vermemesi" kastediliyorsa, bu durum geçiş hakkının bir sonucudur fakat yapılması gereken zorunlu eylem değildir. Sürücünün asıl zorunluluğu, bu hakkını güvenli bir şekilde kullanmak için yavaş ve dikkatli olmaktır.
Soru 31
Şekle göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
1 numaralı aracın öncelikle geçmesi 
B
1 numaralı aracın hızını artırarak kavşağa girmesi 
C
1 numaralı aracın 2 ve 3 numaralı araçların geçmesini beklemesi 
D
3 numaralı aracın 2 numaralı aracı ikaz ederek durdurması
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik levhalarının bulunduğu bir T kavşağında araçların geçiş hakkı sıralamasının ne olması gerektiği sorulmaktadır. Doğru sürücü davranışını belirlemek için öncelikle kavşaktaki trafik işaret levhalarını ve araçların konumlarını dikkatlice incelememiz gerekir. Bu tür sorular, sürücü adaylarının trafik kurallarını ve işaretlerini anlama becerisini ölçmeyi amaçlar.

Doğru Cevap Neden "c) 1 numaralı aracın 2 ve 3 numaralı araçların geçmesini beklemesi" seçeneğidir?

Bu sorunun çözümündeki en önemli ipucu, 1 numaralı aracın bulunduğu yoldaki "Yol Ver" levhasıdır. Ters üçgen şeklindeki bu levha, sürücünün tali yoldan ana yola yaklaştığını ve ana yoldaki araçlara yol vermesi gerektiğini belirtir. Yani, 1 numaralı aracın geçiş önceliği yoktur. Ana yoldan gelen araçların geçişini beklemek zorundadır.

2 ve 3 numaralı araçlar ise ana yol üzerinde hareket etmektedir. Resimde 2 ve 3 numaralı araçların bulunduğu yolda görünen baklava dilimi şeklindeki sarı "Anayol" levhası, bu yolun geçiş önceliğine sahip olduğunu teyit eder. Bu nedenle, ana yoldaki 2 ve 3 numaralı araçlar, tali yoldan gelen 1 numaralı araca göre geçiş hakkına sahiptir. Sonuç olarak, 1 numaralı araç sürücüsü, kavşağa girmeden önce yavaşlamalı, durmalı ve ana yoldaki 2 ve 3 numaralı araçların güvenli bir şekilde geçip gitmesini beklemelidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) 1 numaralı aracın öncelikle geçmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü 1 numaralı araç, "Yol Ver" levhasının bulunduğu tali yoldadır. Trafik kurallarına göre tali yoldaki araçlar, ana yoldaki araçlara yol vermek zorundadır. Bu yüzden geçiş hakkı 1 numaralı araçta değildir.
  • b) 1 numaralı aracın hızını artırarak kavşağa girmesi: Bu davranış son derece tehlikeli ve kurallara aykırıdır. "Yol Ver" levhası, sürücüyü yavaşlaması ve gerekirse durması için uyarır. Hız artırmak, ana yoldan gelen araçlarla ciddi bir kaza riski oluşturur.
  • d) 3 numaralı aracın 2 numaralı aracı ikaz ederek durdurması: Bu seçenek de yanlıştır. Hem 2 hem de 3 numaralı araç ana yol üzerindedir ve ikisi de 1 numaralı araca göre geçiş üstünlüğüne sahiptir. 2 ve 3 numaralı araçların kendi aralarında, dönüş kuralları dışında, birbirini durdurmasını gerektirecek bir durum yoktur.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi kazalara ait bir özelliktir?
A
Önlemlere bağlı olarak azalabilmesi
B
Doğal olarak meydana gelmesi
C
Çevresel etkilere bağlı olması
D
Önceden tahmin edilebilmesi
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, "kaza" kavramının temel özelliklerinden hangisinin doğru olduğu sorulmaktadır. Trafik kazalarının doğasını, nedenlerini ve önlenebilirliğini anlamak, ehliyet sınavının ve güvenli sürücülüğün temelini oluşturur. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu açıklayalım.

a) Önlemlere bağlı olarak azalabilmesi (DOĞRU)

Bu seçenek, kazaların en temel ve önemli özelliğini ifade eder. Kazalar, kader veya kaçınılmaz olaylar değildir. Aksine, büyük çoğunluğu insan hataları, dikkatsizlik veya kurallara uymamaktan kaynaklanır. Bu nedenle, alınacak doğru önlemlerle (emniyet kemeri takmak, hız limitlerine uymak, alkollüyken araç kullanmamak, aracın bakımını düzenli yaptırmak gibi) kaza riski önemli ölçüde azaltılabilir. Trafik kurallarının var olma sebebi de budur; kazaları önlemek ve sayılarını azaltmaktır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Doğal olarak meydana gelmesi: Bu ifade yanlıştır çünkü kazalar deprem veya sel gibi doğal afetler değildir. Kazaların neredeyse tamamı insan, araç veya yol kusurlarından kaynaklanan, önlenebilir olaylardır. Onları "doğal" bir süreç olarak kabul etmek, sorumluluktan kaçmak anlamına gelir ve trafik güvenliği anlayışına aykırıdır.
  • c) Çevresel etkilere bağlı olması: Çevresel etkiler (yağmur, sis, buzlanma gibi) kazalar için bir risk faktörü olabilir, ancak kazanın tek veya temel nedeni değildir. İyi bir sürücü, bu tür çevresel koşullara göre önlemini alır, hızını düşürür ve daha dikkatli olur. Dolayısıyla, kazalar sadece çevreye bağlı değildir; sürücünün bu çevreye nasıl tepki verdiğiyle doğrudan ilişkilidir. Bu yüzden bu seçenek, kazanın temel bir özelliği olamaz.
  • d) Önceden tahmin edilebilmesi: Bu ifade de yanlıştır. Eğer bir olayın ne zaman ve nerede olacağı kesin olarak tahmin edilebilseydi, o bir "kaza" olmazdı çünkü insanlar ondan kaçınırdı. Kazaların doğasında beklenmedik olma ve aniden gelişme durumu vardır. Riskli durumlar (örneğin, aşırı hız yapmak) tahmin edilebilir, ancak kazanın kendisi kesin olarak öngörülemez.

Özetle, bu soru bize kazaların kaçınılmaz olmadığını, aksine bilinçli davranışlar ve kurallara uyum sayesinde büyük ölçüde önlenebilecek olaylar olduğunu öğretmektedir. Bu nedenle, alınacak tedbirlerle sayılarının azaltılabilmesi, kazaların en belirgin ve doğru özelliğidir.

Soru 33
Yetkililerce, araçla ilgili belgelerin alınıp aracın belirli bir yere çekilerek trafikten alıkonulmasına ne denir?
A
Trafik suçu 
B
Trafik terörü
C
Trafik kusuru 
D
Trafikten men
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kurallarını ihlal eden bir araca yetkililer tarafından uygulanan spesifik bir idari yaptırımın tanımı sorulmaktadır. Bu işlem, aracın evraklarına el konulmasını, aracın fiziken yoldan alınarak bir otopark veya yediemin parkına çekilmesini ve sahibinin aracı kullanmasının geçici olarak engellenmesini içerir. Bu tanıma en uygun olan kavramın bulunması istenmektedir.

Doğru cevap d) Trafikten men seçeneğidir. "Trafikten men", Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan resmi bir idari işlemdir. Bu işlem, kanunda belirtilen belirli ağır kusurlar veya eksiklikler durumunda, aracın trafik güvenliğini tehlikeye atmasını önlemek amacıyla uygulanır. Aracın belgeleri alınır ve araç, bir çekici vasıtasıyla yetkililerce belirlenen güvenli bir yere götürülür; bu işleme "trafikten men edilmek" denir.

Örneğin, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının (trafik sigortası) olmaması, tescilsiz bir araçla trafiğe çıkılması veya aracın geçerli bir muayenesinin bulunmaması gibi durumlar trafikten men edilme sebepleri arasındadır. Araç sahibi, men sebebini ortadan kaldırana kadar (örneğin sigortayı yaptırana, muayeneyi tamamlatana kadar) aracını geri alamaz. Bu nedenle sorudaki tanım, "trafikten men" kavramıyla birebir örtüşmektedir.

  • a) Trafik suçu: Bu seçenek yanlıştır çünkü "trafik suçu" daha genel bir ifadedir ve genellikle adli işlem gerektiren (örneğin alkollü araç kullanarak kazaya sebep olmak gibi) daha ciddi eylemleri kapsar. Soruda anlatılan işlem ise bir suçun kendisi değil, belirli kusurlar karşılığında uygulanan bir idari yaptırımdır.
  • b) Trafik terörü: Bu seçenek yanlıştır. "Trafik terörü" hukuki bir terim değildir; trafikte makas atmak, diğer sürücüleri sıkıştırmak gibi son derece tehlikeli ve saldırgan sürüş davranışlarını tanımlamak için kullanılan halk arasındaki bir ifadedir. Sorudaki işlem, bu tür bir davranışın sonucu olabilir ancak işlemin adı bu değildir.
  • c) Trafik kusuru: Bu seçenek de yanlıştır. "Trafik kusuru", sürücünün yaptığı hatayı veya kural ihlalini ifade eder (örneğin kırmızı ışıkta geçmek bir kusurdur). Trafikten men ise bu kusurun bir sonucu olarak uygulanan bir cezai işlemdir. Yani trafik kusuru sebep, trafikten men ise sonuçtur.
Soru 34
Sivas'tan hareket eden bir araç, haritada görüldüğü gibi önce Konya'ya oradan da Uşak'a gitmiştir. Bu durumda araç hangi yönlerde hareket etmiş olur?
A
Batı-Doğu
B
Kuzey-Güney
C
Güneybatı-Kuzeybatı
D
Kuzeybatı-Güneydoğu
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın harita üzerinde yaptığı iki aşamalı bir yolculuk verilmiştir. İlk olarak Sivas'tan Konya'ya, ardından Konya'dan Uşak'a giden bu aracın hareket ettiği ana ve ara yönleri doğru bir şekilde belirlememiz istenmektedir. Bu tür soruları çözmek için her hareketin başlangıç noktasına hayali bir pusula yerleştirmek en kolay yöntemdir.

Yolculuğu iki ayrı bölümde inceleyelim:

  1. Birinci Hareket: Sivas'tan Konya'ya
    Haritaya baktığımızda, Sivas'ı merkez olarak kabul edersek Konya'nın Sivas'a göre hem aşağıda (güneyde) hem de solda (batıda) kaldığını görürüz. Bir hareket hem güneye hem de batıya doğru yapılıyorsa, bu yön Güneybatı olarak adlandırılır. Dolayısıyla, aracın ilk hareketi güneybatı yönündedir.
  2. İkinci Hareket: Konya'dan Uşak'a
    Şimdi başlangıç noktamızı Konya olarak almalıyız. Konya'yı merkez olarak kabul ettiğimizde, Uşak'ın Konya'ya göre hem yukarıda (kuzeyde) hem de solda (batıda) yer aldığını görürüz. Bir hareket hem kuzeye hem de batıya doğru yapılıyorsa, bu yön Kuzeybatı olarak adlandırılır. Bu nedenle, aracın ikinci hareketi kuzeybatı yönündedir.

Bu iki hareketi birleştirdiğimizde, aracın sırasıyla Güneybatı ve Kuzeybatı yönlerinde hareket ettiğini buluruz. Bu sonuç, "c) Güneybatı-Kuzeybatı" seçeneği ile tam olarak eşleşmektedir. Bu yüzden doğru cevap C şıkkıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Batı-Doğu: Aracın hareketleri sadece yatay eksende (düz batı veya düz doğu) değildir. Hareketler hem dikey hem de yatay bileşenlere sahiptir. Ayrıca araç hiç doğuya gitmemiştir.
  • b) Kuzey-Güney: Aracın hareketleri sadece dikey eksende (düz kuzey veya düz güney) değildir. Her iki harekette de belirgin bir batı yönelimi vardır.
  • d) Kuzeybatı-Güneydoğu: Bu seçenek, yönleri tamamen yanlış vermektedir. İlk hareket güneybatı iken kuzeybatı denilmiş, ikinci hareket kuzeybatı iken güneydoğu denilmiştir. Bu şık, yönleri karıştıran adaylar için bir çeldiricidir.
Soru 35
Trafik kuruluşunca, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen sürücüye aşağıdaki işlemlerden hangisi uygulanır?
A
Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geçici olarak geri alınır.
B
Sadece şehir içinde araç sürmesine izin verilir.
C
Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır.
D
Sadece para cezası verilir.
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisindeyken araç kullandığı tespit edilen bir sürücüye uygulanacak yasal yaptırımlar sorulmaktadır. Bu durum, Karayolları Trafik Kanunu'nda en ciddi ihlallerden biri olarak kabul edilir ve cezası da bu ciddiyetle orantılıdır. Sorunun doğru cevabını ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: a) Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geçici olarak geri alınır.

Bu seçenek doğrudur çünkü Türkiye'deki mevcut trafik mevzuatına göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanarak araç sürdüğü kan tahlili gibi teknik cihazlarla tespit edilen sürücülerin ehliyetine 5 yıl süreyle el konulur. Bu, trafik güvenliğini en üst düzeyde tehlikeye atan bir davranış olduğu için kanun koyucu tarafından çok ağır bir yaptırım öngörülmüştür. Ayrıca, sürücü belgesinin geri alınmasının yanı sıra, yüksek miktarda idari para cezası uygulanır ve bu kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu kapsamında adli işlem de başlatılır.

Yanlış Cevapların Açıklaması:

  • b) Sadece şehir içinde araç sürmesine izin verilir: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmak her yerde tehlikelidir ve trafik kanununda böyle bir "kısmi kısıtlama" uygulaması yoktur. Amaç, tehlikeli sürücüyü trafikten tamamen uzaklaştırmaktır, sürüş alanını daraltmak değil.
  • c) Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır: Bu seçenek, ehliyet sınavlarında en sık karıştırılan bilgilerden biridir. Sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınması cezası, yasal sınırların üzerinde alkollü araç kullanırken ilk kez yakalanan sürücüler için geçerlidir. Uyuşturucu madde kullanımı çok daha ağır bir suç olarak kabul edildiği için cezası da alkole göre çok daha uzundur. Bu ayrımı bilmek sınav için çok önemlidir.
  • d) Sadece para cezası verilir: Bu seçenek de yanlıştır. Uyuşturucu madde etkisinde araç kullanmak gibi hayati tehlike oluşturan bir durumda sadece para cezası yeterli bir caydırıcı değildir. Bu nedenle, para cezasına ek olarak sürücüyü trafikten uzaklaştırmak amacıyla ehliyete uzun süreli el koyma yaptırımı uygulanır.

Özetle:

Unutulmaması gereken en önemli nokta, alkollü araç kullanma ile uyuşturucu madde etkisinde araç kullanma cezaları arasındaki farktır. Sınavda bu iki durum sıkça birbiriyle karıştırılarak sorulur.

  1. Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde: Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geri alınır.
  2. Alkollü Araç Kullanma (İlk Kez): Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır.
Soru 36
Motor çalışır durumda iken aracın gösterge panelinde yağ basıncı ikaz ışığı yanıyorsa sebebi aşağıdakilerden hangisi  olabilir?
A
Fren hidroliğinin eksilmesi
B
Karterde yağın kalmaması
C
Depodaki yakıtın azalması
D
Radyatörde antifrizin olmaması
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motor çalışır durumdayken aracın gösterge panelinde yanan yağ basıncı ikaz ışığının olası nedeni sorgulanmaktadır. Bu ikaz ışığı, genellikle kırmızı renkte bir yağdanlık simgesi şeklindedir ve motorun sağlığı açısından en önemli uyarılardan biridir. Bu ışığın yanması, motorun yağlama sisteminde ciddi bir sorun olduğunu ve acil müdahale gerektiğini belirtir.

Doğru cevap b) Karterde yağın kalmaması seçeneğidir. Motor yağı, motorun içindeki hareketli parçaların (pistonlar, krank mili vb.) birbirine sürtünmesini engelleyerek aşınmayı önler ve aynı zamanda motorun soğumasına yardımcı olur. Bu yağ, motorun alt kısmında bulunan ve "karter" olarak adlandırılan bir haznede toplanır. Motor çalıştığında, bir yağ pompası bu karterdeki yağı alarak basınçlı bir şekilde motorun tüm hareketli parçalarına gönderir.

Eğer karterde yağ kalmazsa veya seviyesi çok düşerse, yağ pompası sisteme gönderecek yağ bulamaz. Bu durumda motorun içindeki yağ basıncı tehlikeli bir şekilde düşer. Yağ basınç sensörü bu basınç düşüklüğünü algılar ve sürücüyü uyarmak için gösterge panelindeki yağ basıncı ikaz ışığını yakar. Bu, motorun yağlanmadığı ve çok kısa sürede büyük ve masraflı arızalar yaşayabileceği anlamına gelen çok ciddi bir durumdur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Fren hidroliğinin eksilmesi: Fren hidroliği, fren sisteminin bir parçasıdır ve motorun yağlama sistemiyle hiçbir ilgisi yoktur. Fren hidroliği eksildiğinde, gösterge panelinde genellikle içinde ünlem işareti (!) olan bir daire veya "BRAKE" yazılı farklı bir ikaz ışığı yanar.
  • c) Depodaki yakıtın azalması: Yakıt, motorun çalışması için gerekli enerjiyi sağlar. Yakıt azaldığında, gösterge panelinde genellikle sarı renkli bir benzin pompası simgesi belirir. Bu uyarının motorun yağ basıncıyla bir bağlantısı bulunmamaktadır.
  • d) Radyatörde antifrizin olmaması: Antifriz (soğutma sıvısı), motorun aşırı ısınmasını (hararet yapmasını) önler. Radyatörde antifriz olmadığında motor hararet yapar ve hararet göstergesi yükselir veya termometre şeklinde kırmızı bir ikaz ışığı yanar. Bu durum da yağ basıncı ikaz ışığından tamamen farklı bir soruna işaret eder.

Özetle, yağ basıncı ikaz ışığı yandığında, bu durum doğrudan motorun yağlama sistemindeki bir sorunu gösterir. En yaygın ve temel sebep, karterdeki yağın bitmesi veya kritik seviyenin altına düşmesidir. Bu uyarıyı gördüğünüzde, motora kalıcı hasar vermemek için aracı derhal güvenli bir yere çekip motoru durdurmanız hayati önem taşır.

Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi motorda normal yanma olmamasının sebeplerindendir?
A
Far ayarının bozulması
B
Hava filtresinin kirli olması
C
Fren balatalarının aşınması
D
Vantilatör kayışının sıkı olması
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir motorun düzgün çalışmasının temelini oluşturan "normal yanma" sürecini neyin olumsuz etkileyebileceği sorgulanmaktadır. Motorun güç üretebilmesi için silindirlerin içinde yakıt ve havanın ideal bir oranda karıştırılıp ateşlenmesi gerekir. Şıklardan hangisinin bu hassas dengeyi bozabileceğini bulmamız isteniyor.

Doğru cevap olan "Hava filtresinin kirli olması" seçeneğini inceleyelim. Motorun yanma odasına giren havanın temiz ve yeterli miktarda olması, verimli bir yanma için hayati önem taşır. Hava filtresi, dışarıdan emilen havanın içindeki toz, kir ve diğer yabancı maddeleri süzerek motora temiz hava girmesini sağlar. Eğer bu filtre kirlenerek tıkanırsa, motora yeterli miktarda hava giremez. Bu durum, yakıt-hava karışımının bozulmasına ve "zengin karışım" adı verilen, yani yakıtın fazla, havanın ise az olduğu bir yanma durumuna neden olur. Bu da normal yanmayı engelleyerek motorun performansını düşürür, yakıt tüketimini artırır ve egzozdan siyah duman çıkmasına sebep olur.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Far ayarının bozulması: Bu durum, aracın aydınlatma sistemiyle ilgilidir. Farların yolu doğru açıyla aydınlatamamasına neden olur ve gece sürüş güvenliğini etkiler. Ancak motorun içindeki yanma işlemiyle hiçbir ilgisi yoktur.
  • c) Fren balatalarının aşınması: Bu, aracın fren sistemiyle ilgili bir sorundur. Fren balataları aşındığında aracın durma mesafesi uzar ve güvenlik riski oluşturur. Motorun çalışması ve yakıtı yakma süreci üzerinde herhangi bir doğrudan etkisi bulunmaz.
  • d) Vantilatör kayışının sıkı olması: Vantilatör kayışı (veya V kayışı), motorun soğutma sistemi (su pompası) ve şarj sistemi (alternatör) gibi parçalara güç iletir. Kayışın aşırı sıkı olması bu parçaların rulmanlarına zarar verebilir, ancak motorun silindirlerine giren hava ve yakıtın oranını etkilemez. Dolayısıyla, yanma sürecini doğrudan bozan bir sebep değildir.

Özetle, motorun normal bir şekilde yanabilmesi için temiz hava ve yakıtın doğru oranda karışması şarttır. Hava filtresinin kirli olması bu dengeyi doğrudan bozduğu için motorda normal yanma olmamasının en temel sebeplerinden biridir.

Soru 38
Seyir hâlindeyken gösterge panelinde şekildeki ikaz ışığının yanması durumunda aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?
A
Araç ışıkları açılıp kapatılmalıdır.
B
Hız azaltılarak sürüşe devam edilmelidir.
C
Dörtlü ikaz lambaları yakılarak yola devam edilmelidir.
D
Araç güvenli bir şekilde durdurulmalı ve aracın kontağı kapatılmalıdır.
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracınızla yolda giderken gösterge panelinde beliren ve "yağdanlık" veya "Aladdin'in lambası" olarak da bilinen ikaz ışığının ne anlama geldiği ve bu durumda sürücünün ne yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Bu ışık, motorun sağlığı için en kritik uyarılardan biridir ve sürücünün derhal harekete geçmesini gerektirir.

Şekildeki ikaz ışığı, motor yağı basıncının tehlikeli derecede düştüğünü veya yağ seviyesinin çok azaldığını gösterir. Motor yağı, hareketli metal parçalar arasında bir film tabakası oluşturarak sürtünmeyi önler, aşınmayı azaltır ve motorun soğumasına yardımcı olur. Yağ basıncı düştüğünde, bu koruyucu tabaka ortadan kalkar ve metal parçalar doğrudan birbirine sürtmeye başlar. Bu durum, çok kısa bir süre içinde motorda kalıcı ve çok masraflı hasarlara (motorun kilitlenmesi veya "yatak sarması" gibi) yol açar.

Doğru Cevap: d) Araç güvenli bir şekilde durdurulmalı ve aracın kontağı kapatılmalıdır.

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, motor yağ basıncı uyarısının ciddiyetidir. Bu ışık yandığında motoru çalıştırmaya devam ettiğiniz her saniye, motora geri dönülemez zararlar verme riskiniz artar. Bu nedenle yapılması gereken ilk ve en önemli şey, paniğe kapılmadan, trafiği tehlikeye atmayacak şekilde aracı derhal yolun sağına veya en yakın emniyet şeridine çekmek ve motoru hemen durdurmaktır. Motoru durdurarak, yağlama olmadan çalışan parçaların daha fazla hasar görmesini engellemiş olursunuz.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Araç ışıkları açılıp kapatılmalıdır: Bu işlem tamamen anlamsızdır. Aracın aydınlatma sisteminin, motorun yağlama sistemiyle hiçbir teknik bağlantısı yoktur. Bu nedenle bu eylem, sorunu çözmeyeceği gibi zaman kaybına neden olur.
  • b) Hız azaltılarak sürüşe devam edilmelidir: Bu, yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Hızı azaltmak, motorun yağsız veya düşük basınçla çalıştığı gerçeğini değiştirmez. Düşük devirde bile olsa yağlama yetersiz olduğu için motor parçaları aşınmaya ve ısınmaya devam eder. Bu seçenek, motorun tamamen kullanılamaz hâle gelmesine neden olabilir.
  • c) Dörtlü ikaz lambaları yakılarak yola devam edilmelidir: Dörtlü ikaz lambalarını yakmak, diğer sürücüleri bir sorun olduğuna dair uyarmak için doğru bir davranıştır. Ancak bu seçenekteki kritik hata, "yola devam edilmelidir" ifadesidir. Dörtlü ikaz lambaları, aracı güvenli bir şekilde durdurma sürecinde ve durduktan sonra diğer sürücüleri uyarmak amacıyla kullanılmalıdır; arızalı bir şekilde yola devam etmek için değil.

Özetle, motor yağı ikaz ışığı yandığında bu bir "dur" uyarısıdır. Vakit kaybetmeden, güvenli bir şekilde aracı durdurup kontağı kapatmalı ve profesyonel bir yardım (çekici veya yol yardımı) çağırmalısınız.

Soru 39
Aşağıdakilerden hangisinin periyodik bakımı yapılmadığında motorun içine giren hava akışı zorlaşır, motor çekişten düşer ve yakıt sarfiyatı artar?
A
Yağ filtresi
B
Hava filtresi
C
Yakıt filtresi
D
Polen filtresi
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, periyodik bakımı ihmal edilen bir parçanın motora giren hava akışını zorlaştırması, buna bağlı olarak motorun çekiş gücünü düşürmesi ve yakıt tüketimini artırması arasındaki neden-sonuç ilişkisi sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktası, motorun çalışması için gerekli olan "hava" ile ilgili bir parçayı bulmaktır.

Doğru Cevap: b) Hava filtresi

Motorun verimli bir şekilde çalışabilmesi için yakıt ve havanın belirli bir oranda karışması gerekir. Bu karışıma "yakıt-hava karışımı" denir. Hava filtresi, motorun içine giren havayı toz, kir, böcek gibi yabancı maddelerden temizleyen çok önemli bir parçadır. Tıpkı bizim temiz hava solumaya ihtiyaç duymamız gibi, motorun da yanma işlemi için temiz havaya ihtiyacı vardır.

Eğer hava filtresinin periyodik bakımı yapılmaz ve zamanla kirlenerek tıkanırsa, motor yeterli miktarda temiz havayı alamaz. Bu durum, bir insanın burnu tıkalıyken nefes almaya çalışmasına benzer. Yeterli hava alamayan motor, zengin karışım (havaya göre fazla yakıt) ile çalışmaya başlar. Bu da yanma verimini düşürür, motorun gücünü yani çekişini azaltır ve hedeflenen gücü üretebilmek için daha fazla yakıt yakmasına neden olur. Kısacası, tıkanmış bir hava filtresi doğrudan soruda belirtilen üç soruna da yol açar: hava akışı zorlaşır, çekiş düşer ve yakıt sarfiyatı artar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. Yağ filtresi: Bu filtrenin görevi motorun içindeki yağı temizlemektir. Motor parçalarının aşınmasını önleyen motor yağını sirkülasyon sırasında içindeki metal parçacıkları ve kurum gibi kirlerden arındırır. Tıkanması durumunda motorun yağlanması yetersiz kalır ve bu da motor parçalarında ciddi aşınmalara ve hasarlara yol açabilir. Ancak motorun hava akışıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.
  2. Yakıt filtresi: Adından da anlaşılacağı gibi, depodan motora giden yakıtı temizler. Yakıt içindeki pas, tortu ve diğer kirleri süzerek enjektörlerin veya karbüratörün tıkanmasını önler. Yakıt filtresi tıkandığında motora yeterli yakıt gitmez, bu da aracın teklemesine, gaz yememesine ve hatta stop etmesine neden olabilir. Bu durum da çekişi düşürür ancak sorunun temelindeki "hava akışının zorlaşması" ile bir bağlantısı yoktur.
  3. Polen filtresi: Bu filtre, motorla değil, aracın klima ve havalandırma sistemiyle ilgilidir. Dışarıdaki havayı süzerek toz, polen ve diğer alerjenlerin aracın kabinine, yani sürücü ve yolcuların bulunduğu alana girmesini engeller. Tıkanması durumunda klimanın veya kaloriferin üfleme performansı düşer, içeriye kötü koku gelebilir. Motorun çalışması, çekişi veya yakıt tüketimi üzerinde hiçbir etkisi yoktur.
Soru 40
Yanmış gazları, yanma odalarından egzoz borusuna aktaran motor parçası aşağıdakilerden hangisidir?
A
Karbüratör
B
Emme supabı
C
Egzoz manifoldu
D
Emme manifoldu
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir içten yanmalı motorun çalışma prensiplerinden biri olan atık gazların motordan nasıl uzaklaştırıldığı sorgulanmaktadır. Soru, yanma işlemi tamamlandıktan sonra ortaya çıkan sıcak ve basınçlı gazları, silindirlerin içinden alıp egzoz sisteminin başlangıcı olan egzoz borusuna taşıyan parçanın adını bilmenizi istemektedir. Bu işlemi doğru anlamak, motorun "nefes alıp verme" mekanizmasını kavramak açısından önemlidir.

Doğru Cevap: c) Egzoz manifoldu

Egzoz manifoldu, motorun silindir kapağına bağlı olan ve genellikle dökme demirden yapılmış bir parçadır. Motorun her bir silindirinden çıkan yanmış gazları toplamakla görevlidir. Tıpkı bir apartmandaki dairelerin kirli su borularının tek bir ana kanalizasyon borusuna bağlanması gibi, egzoz manifoldu da her silindirden gelen sıcak egzoz gazlarını bir araya getirerek tek bir çıkışta toplar. Bu çıkış, egzoz sisteminin geri kalanı olan egzoz borusuna bağlanır. Dolayısıyla, yanmış gazları yanma odalarından egzoz borusuna aktaran parça tam olarak egzoz manifoldudur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Karbüratör: Karbüratör, motorun "emme" yani nefes alma sisteminin bir parçasıdır. Görevi, yanma işlemi için gerekli olan hava ile yakıtı belirli bir oranda karıştırarak silindirlere göndermektir. Yani, yanmış gazlarla değil, yanacak olan taze karışımla ilgilenir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır. (Modern araçların çoğunda karbüratör yerine enjeksiyon sistemi bulunur.)
  • b) Emme supabı: Supaplar, silindirlerin içine veya dışına gaz akışını kontrol eden kapakçıklardır. Emme supabı, adından da anlaşılacağı gibi, hazırlanan hava-yakıt karışımının yanma odasına "emilmesini" yani girmesini sağlar. Yanmış gazların dışarı atılmasıyla bir görevi yoktur; bu görevi "egzoz supabı" yerine getirir. Soru, gazları toplayıp boruya aktaran parçayı sorduğu için bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Emme manifoldu: Bu parça, egzoz manifoldunun tam tersi bir işlev görür. Karbüratör veya gaz kelebeği tarafından hazırlanan hava-yakıt karışımını alır ve motorun her bir silindirine eşit şekilde "dağıtır". Yani, motora taze karışım taşıyan bir giriş kanalıdır. Yanmış gazların çıkışıyla hiçbir ilgisi yoktur, bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, motorun dört zamanlı çalışma prensibini düşünürsek: Emme (hava-yakıt alımı), Sıkıştırma, Ateşleme (İş) ve Egzoz (atık gazların atılması). Emme manifoldu ve emme supabı "Emme" zamanında görev yaparken, soruda bahsedilen egzoz manifoldu "Egzoz" zamanında görev yapar ve yanmış gazları motordan uzaklaştırır. Bu ayrımı bilmek, ehliyet sınavındaki motor sorularını çözmenizi kolaylaştıracaktır.

Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi, motor yağının kontrolü sırasında yapılması gereken işlemlerden biri değildir?
A
Yağ seviyesi kontrolü
B
Hava filtresi kontrolü
C
Yağ kaçağı kontrolü
D
Yağ rengi kontrolü
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın motor yağı kontrolü yapılırken gerçekleştirilen rutin işlemlerden hangisinin bu kontrole ait olmadığı sorulmaktadır. Amaç, motor yağı kontrolünün adımlarını bilip bilmediğinizi ve bu işlemi diğer araç bakım işlemlerinden ayırt edip edemediğinizi ölçmektir. Motor yağı, motorun sağlıklı çalışması için hayati öneme sahip olduğundan, bu kontrolün nasıl yapıldığını bilmek ehliyet sınavı için temel bir bilgidir.

Doğru cevap b) Hava filtresi kontrolü seçeneğidir. Çünkü hava filtresi, motorun yağlama sistemiyle değil, hava emiş sistemiyle ilgili bir parçadır. Hava filtresinin görevi, motora giren havayı toz, kir ve diğer yabancı partiküllerden temizlemektir. Bu önemli bir bakım işlemi olsa da, motor yağını kontrol ettiğiniz sırada yapmanız gereken bir işlem değildir; ayrı bir kontrol olarak değerlendirilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ve motor yağı kontrolünün bir parçası olduğunu inceleyelim:

  • a) Yağ seviyesi kontrolü: Bu, motor yağı kontrolünün en temel ve birinci amacıdır. Motorun yağ çubuğu çekilerek, yağın minimum (MIN) ve maksimum (MAX) seviyeleri arasında olup olmadığına bakılır. Yağ seviyesinin doğru aralıkta olması, motorun tüm parçalarının yeterince yağlanması için kritik öneme sahiptir.
  • c) Yağ kaçağı kontrolü: Yağ seviyesini kontrol etmek için kaputu açtığınızda, motorun etrafına ve aracın altına göz atmak iyi bir alışkanlıktır. Motor bloğunda, yağ karterinde veya contalarda sızıntı olup olmadığını kontrol etmek, olası büyük arızaları önceden tespit etmenizi sağlar. Bu nedenle yağ kaçağı kontrolü, yağ kontrolü rutininin bir parçası olarak kabul edilir.
  • d) Yağ rengi kontrolü: Yağ çubuğunu çektiğinizde, üzerindeki yağın rengi ve kıvamı size yağın durumu hakkında önemli bilgiler verir. Yeni yağ genellikle açık kahverengi ve şeffafken, kullanılmış yağ zamanla kararır. Eğer yağ çok siyah, çamurumsu bir hal almışsa veya içinde metal parçacıkları varsa, yağın değiştirilme zamanının geldiğini gösterir. Bu yüzden yağ rengi kontrolü de bu işlemin bir parçasıdır.

Özetle, motor yağı kontrolü; yağın seviyesini, olası kaçakları ve yağın rengini/kalitesini incelemeyi kapsayan bir işlemdir. Hava filtresi ise tamamen farklı bir sistemin parçası olduğu için bu kontrol sırasında yapılması gereken işlemlerden biri değildir.

Soru 42
Dizel motorlu aracın gösterge panelinde bulunan şekildeki uyarı lambasının yanıyor olması neyi bildirir?
A
Fren hidrolik seviyesinin çok düştüğünü
B
Arka sis lambasının yanmakta olduğunu
C
Ön ısıtma bujilerinin çalışmakta olduğunu
D
Egzozdan çevreyi tehdit edecek boyutta gaz yayıldığını
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dizel motorlu bir aracın gösterge panelinde beliren sarmal yay şeklindeki uyarı lambasının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu sembol, dizel araçlara özgü önemli bir işlevi temsil eder ve sürücünün aracı doğru şekilde çalıştırması için bir rehberdir. Ehliyet sınavında sıkça karşılaşılan bu tür gösterge paneli soruları, araç tekniği bilginizi ölçmeyi hedefler.

Doğru cevap c) Ön ısıtma bujilerinin çalışmakta olduğunu seçeneğidir. Dizel motorlar, benzinin aksine buji ateşlemesiyle değil, yüksek basınç altında sıkıştırılan havanın ısınmasıyla yakıtı tutuşturarak çalışır. Soğuk havalarda motorun ilk çalıştırılması sırasında yanma odasının yeterli sıcaklığa ulaşması için ön ısıtma bujileri (kızdırma bujileri) devreye girer. Gösterge panelindeki bu lamba, bujilerin aktif olarak çalıştığını ve motoru ısıttığını gösterir; lamba söndüğünde motorun marşa basmaya hazır olduğu anlaşılır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Fren hidrolik seviyesinin çok düştüğünü: Fren sistemiyle ilgili bir uyarı, genellikle kırmızı renkte, içinde bir ünlem işareti (!) veya "P" harfi bulunan bir daire sembolüyle gösterilir. Bu, sorudaki sarmal yay sembolünden tamamen farklıdır ve acil müdahale gerektiren kritik bir durumu bildirir.
  • b) Arka sis lambasının yanmakta olduğunu: Arka sis lambası uyarı ışığı, genellikle turuncu renkte, sağa dönük bir lamba ve ışık hüzmesinin içinden geçen dalgalı bir çizgiden oluşan bir semboldür. Bu sembol de soruda gösterilen ön ısıtma bujisi sembolüyle hiçbir benzerlik taşımaz.
  • d) Egzozdan çevreyi tehdit edecek boyutta gaz yayıldığını: Bu tür bir arıza genellikle "motor arıza lambası" (check engine) tarafından bildirilir. Motor arıza lambasının sembolü ise sarı veya turuncu renkte bir motor bloğu şeklindedir. Egzoz emisyon sistemindeki veya motordaki bir soruna işaret eder, ancak görseli sorudakinden tamamen farklıdır.

Özetle, soruda gösterilen sarmal yay ikaz ışığı, bir arıza belirtisi değil, dizel motorun soğukken çalıştırılmasını kolaylaştıran ön ısıtma sisteminin devrede olduğunu bildiren normal bir işarettir. Bu ışık kontak açıldığında yanar ve kısa bir süre sonra söner. Sürücünün, bu ışık söndükten sonra marşa basması, motorun daha kolay çalışmasını sağlar ve motor sağlığı için önemlidir.

Soru 43
Akünün bakımında aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
Antifriz ilave edilir.
B
Plakaları temizlenir.
C
Suyu boşaltılıp yağlanır.
D
Kutup başlarının oksitleri temizlenir.
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın aküsüne yapılması gereken temel ve düzenli bakımlardan birinin ne olduğu sorulmaktadır. Akü, aracın elektrik sisteminin kalbidir ve doğru çalışması için basit ama önemli bakım adımları gerektirir. Bu adımları bilmek, aracın marş basmaması gibi beklenmedik sorunları önlemeye yardımcı olur.

Doğru cevap d) Kutup başlarının oksitleri temizlenir seçeneğidir. Zamanla akünün pozitif (+) ve negatif (-) kutup başlarında ve kablo bağlantı noktalarında beyaz, yeşil veya mavimsi bir toz tabakası oluşur. Bu duruma oksitlenme veya sülfatlaşma denir ve elektrik akımının iletilmesini engeller. Bu nedenle akü bakımının en önemli adımlarından biri, bir tel fırça veya sıcak su yardımıyla bu oksitlenmeyi temizleyerek metalin parlak ve tam iletken hale getirilmesidir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Antifriz ilave edilir: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Antifriz, motorun soğutma sistemine konulan ve motor suyunun donmasını veya aşırı ısınmasını engelleyen bir sıvıdır. Akünün içerisine sadece saf su (eski tip akülerde) ilave edilebilir. Aküye antifriz koymak, kimyasal yapısını tamamen bozarak aküyü kullanılamaz hale getirir.
  • b) Plakaları temizlenir: Bu seçenek de yanlıştır. Akünün içindeki kurşun plakalar, akü kasasının içinde, asitli bir sıvı olan elektrolitin içinde yer alır. Bu plakalar kullanıcı tarafından temizlenebilecek veya ulaşılabilecek parçalar değildir. Akü kasasını açmaya çalışmak hem çok tehlikelidir hem de aküye kalıcı zarar verir.
  • c) Suyu boşaltılıp yağlanır: Bu seçenek mantıksız ve hatalıdır. Akünün içindeki elektrolit (asitli su) asla tamamen boşaltılmaz; bu işlem aküyü bitirir. Ayrıca, akünün herhangi bir parçasını yağlamak gibi bir bakım işlemi yoktur. Yağ bir yalıtkandır ve elektrik iletimini keseceği için özellikle kutup başlarına sürülmesi (temizlik sonrası koruyucu özel gresler hariç) tamamen yanlış bir uygulamadır.

Özetle, sürücünün periyodik olarak yapması gereken en temel akü bakımı, kutup başlarının temiz ve sıkı olduğundan emin olmaktır. Temiz kutup başları, aküden gelen elektriğin aracın sistemlerine sorunsuz bir şekilde ulaşmasını sağlar ve aracınızın güvenilir bir şekilde çalışmasına yardımcı olur.

Soru 44

Süspansiyon sisteminde bulunan ve yay salınım süresini kısaltan, şekilde soru işareti (?) ile gösterilmiş parça aşağıdakilerden hangisidir?

A
Şaft
B
Volan
C
Kavrama
D
Amortisör
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın süspansiyon sisteminde yer alan ve helezon yayın (spiral yayın) içine yerleştirilmiş olan parçanın ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, bu parçanın görevinin "yay salınım süresini kısaltmak" olarak tanımlanmasıdır. Bu tanım ve görsel, bizi doğru cevaba yönlendiren en önemli ipuçlarıdır.

Doğru cevap d) Amortisör’dür. Şekilde soru işareti ile gösterilen parça, süspansiyon sisteminin vazgeçilmez bir elemanı olan amortisördür. Amortisörler, helezon yaylar ile birlikte çalışarak yoldaki kasis ve çukurların neden olduğu sarsıntıları emerek sürüş konforunu ve yol tutuşunu artırır.

Yaylar, yoldan gelen darbeleri ilk anda emer ancak tek başlarına bırakıldıklarında bir top gibi sürekli zıplamaya (salınım yapmaya) devam ederler. İşte bu noktada amortisör devreye girer; yayın bu salınım hareketini kontrol altına alarak sönümler ve tekerleğin yolla temasının kesilmesini önler. Soruda belirtilen "yay salınım süresini kısaltmak" ifadesi, tam olarak amortisörün bu sönümleme görevini tanımlamaktadır. Bu sayede araç daha stabil ve güvenli bir sürüş sunar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • a) Şaft: Şaft, motorun ürettiği dönme hareketini şanzımandan alıp diferansiyele (ve oradan tekerleklere) ileten bir güç aktarma organıdır. Görevi güç iletimidir ve süspansiyon sistemiyle doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • b) Volan: Volan, motorun krank milinin ucunda bulunan ağır bir disktir. Motorun çalışması sırasında oluşan titreşimleri sönümleyerek motorun daha dengeli ve sarsıntısız çalışmasını sağlar. Ayrıca, kavrama (debriyaj) sistemi için bir bağlantı yüzeyi oluşturur. Motorun bir parçasıdır ve süspansiyonla bir alakası bulunmaz.
  • c) Kavrama (Debriyaj): Kavrama, motor ile vites kutusu (şanzıman) arasındaki güç akışını isteğe bağlı olarak kesmeye yarayan bir sistemdir. Sürücünün vites değiştirmesine veya aracı durdurduğunda motorun çalışmaya devam etmesine olanak tanır. Bu parça da güç aktarma organlarına aittir ve süspansiyonla bir görevi yoktur.

Özetle, soruda hem görsel olarak gösterilen hem de görevi "yay salınımını kısaltmak" olarak tanımlanan parça, aracın sürüş konforunu ve güvenliğini sağlayan amortisördür.

Soru 45
Trafik adabı aşağıdakilerden hangisini belirler?
A
Trafik içinde hatalı davranış sergileyen sürücülerin uyarılmaması gerektiğini
B
Bir toplumdaki kişilerin birbirlerine karşı davranışlarıyla trafik ortamındaki davranışlarının farklı olduğunu
C
Öfkeli araç kullanmaya eğilimli olmak ile saldırgan sürücülük davranışlarının birbirleriyle ilişkili olmadığını
D
Trafik kurallarının kişiler tarafından ve her koşulda güvenliği sağlamak amacıyla uygulanıp uygulanmayacağını
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, "trafik adabı" kavramının neyi tanımladığı ve trafikteki davranışlarımızı nasıl etkilediği sorulmaktadır. Trafik adabı, sadece yazılı trafik kurallarına uymak değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı saygılı, sabırlı, sorumlu ve yardımsever olmayı içeren yazılı olmayan davranış kurallarıdır. Bu kavram, bir sürücünün kurallara neden ve nasıl uyduğunu belirleyen içsel bir disiplindir.

Neden D Seçeneği Doğru?

Doğru cevap olan d) seçeneği, trafik adabının temel işlevini mükemmel bir şekilde açıklamaktadır. Trafik kuralları (örneğin kırmızı ışıkta durmak, hız limitine uymak) herkese bellidir. Ancak bir sürücünün bu kuralları gece yarısı kimsenin olmadığı bir yolda veya bir polis görmediğinde bile uygulayıp uygulamayacağı, onun trafik adabına sahip olup olmamasına bağlıdır. Trafik adabına sahip bir sürücü, cezadan korktuğu için değil, güvenliğin her şeyden önemli olduğunu bildiği ve topluma karşı sorumluluk hissettiği için kurallara her koşulda uyar. Dolayısıyla trafik adabı, kuralların kişisel bir sorumlulukla ve güvenlik amacıyla uygulanıp uygulanmayacağını belirler.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Trafik içinde hatalı davranış sergileyen sürücülerin uyarılmaması gerektiğini: Bu ifade trafik adabıyla tamamen çelişir. Trafik adabı, başkalarını tehlikeye atmayacak şekilde, nazikçe ve yapıcı bir dille (örneğin korna yerine kısa bir selektörle) uyarmayı teşvik eder. Hataları görmezden gelmek, hem güvenlik açığı yaratır hem de bir sorumluluktan kaçınmaktır. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
  • b) Bir toplumdaki kişilerin birbirlerine karşı davranışlarıyla trafik ortamındaki davranışlarının farklı olduğunu: Trafik adabı, tam tersine, bir kişinin toplum içindeki saygılı ve olumlu davranışlarını trafik ortamına da taşıması gerektiğini savunur. İyi bir insan, iyi bir sürücü olmalıdır ilkesine dayanır. Bu seçenek, trafik adabının çözmeye çalıştığı bir sorunu, adabın bir ilkesiymiş gibi sunduğu için yanlıştır.
  • c) Öfkeli araç kullanmaya eğilimli olmak ile saldırgan sürücülük davranışlarının birbirleriyle ilişkili olmadığını: Bu ifade hem psikolojik olarak hem de trafik adabı açısından yanlıştır. Öfke kontrolü, trafik adabının en önemli unsurlarından biridir. Öfke, doğrudan saldırgan sürücülük davranışlarına (yakın takip, makas atma, sürekli korna çalma) yol açar. Bu ikisi arasında çok güçlü bir ilişki vardır ve trafik adabı bu ilişkinin tehlikelerinin farkında olmayı gerektirir.

Özetle, trafik adabı, sürücünün trafik kurallarını bir zorunluluk olarak değil, ortak güvenliği sağlamak için benimsenmiş bir sorumluluk olarak görmesini sağlar. Bu nedenle, kuralların her koşulda uygulanıp uygulanmayacağını belirleyen en önemli faktör sürücünün sahip olduğu trafik adabıdır.

Soru 46
“Hiçbir toplum 24 saat trafik zabıtası tarafından denetlenemez. Toplum yararına kesintisiz denetim - - - - ile mümkündür.”

Verilen ifadede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi yazılmalıdır?

A
trafik adabı 
B
trafik cezası
C
trafik terörü 
D
trafik müfettişi
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte güvenliğin ve düzenin sadece kanunlar ve cezalar gibi dış etkenlerle sürekli olarak sağlanamayacağı vurgulanmaktadır. Sorunun özü şudur: Polis veya herhangi bir denetleyici olmadığında bile trafiğin sorunsuz ve güvenli bir şekilde akmasını sağlayan temel unsur nedir? Cümledeki boşluk, bu "kesintisiz" ve "içsel" denetimi sağlayacak kavramı sormaktadır.

Doğru Cevap: a) trafik adabı

Doğru cevabın trafik adabı olmasının sebebi, bu kavramın sürücülerin kendi kendilerini denetlemesini ifade etmesidir. Trafik adabı, yazılı kuralların ötesinde, sürücülerin birbirine karşı saygı, sabır, empati ve sorumluluk gibi değerlere sahip olmasıdır. Trafik adabına sahip bir sürücü, etrafta polis veya kamera olmasa bile doğru olanı yapar; çünkü bu davranışı bir ceza korkusuyla değil, toplumsal sorumluluk bilinciyle sergiler.

Bu nedenle, bir toplumdaki bireyler trafik adabını benimsediğinde, dışarıdan bir denetime gerek kalmadan, trafik kendi içinde sürekli bir düzene kavuşur. Her sürücü, hem kendisinin hem de başkalarının güvenliğini gözeten bir "iç denetçi" gibi davranır. Cümledeki "toplum yararına kesintisiz denetim" ifadesini en iyi karşılayan kavram budur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. b) trafik cezası: Trafik cezası, kural ihlali yapıldığında uygulanan bir yaptırımdır ve dışsal bir denetim aracıdır. "Kesintisiz" bir denetim sağlamaz; çünkü ceza ancak kural ihlali tespit edildiğinde devreye girer. İnsanlar yakalanmayacaklarını düşündüklerinde kural ihlali yapabilirler. Bu yüzden ceza, trafik adabının yerini tutan bir çözüm değildir.
  2. c) trafik terörü: Bu seçenek, soruda aranan çözümün tam zıttıdır. Trafik terörü, trafikte saldırganlık, kuralsızlık ve başkalarının haklarını hiçe sayma gibi olumsuz davranışları tanımlar. Bu, çözülmesi gereken bir sorundur, bir çözüm yöntemi olamaz.
  3. d) trafik müfettişi: Trafik müfettişi de, sorunun ilk cümlesinde belirtilen "trafik zabıtası" gibi bir dış denetim unsurudur. Bir görevli olduğu için her an her yerde olamaz. Dolayısıyla, sorunun en başında yetersiz olduğu belirtilen "24 saat denetim" sorununa bir çözüm sunmaz.
Soru 47
Öndeki araç yol kenarına park etmeye çalışırken arkadan gelen diğer aracın onu beklemesi durumu, trafikte hangi temel değere sahip olunduğunu gösterir?
A
Öfke 
B
Sabır
C
İnatlaşma 
D
Aşırı tepki
47 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir durum üzerinden sürücülerin sahip olması gereken temel bir değer sorgulanmaktadır. Soru, park etmeye çalışan bir araca zaman tanıyıp onu beklemenin, hangi olumlu davranışı yansıttığını bulmamızı istiyor. Bu davranış, trafik akışının güvenli ve huzurlu bir şekilde devam etmesi için kritik bir öneme sahiptir.

Doğru cevap b) Sabır seçeneğidir. Çünkü öndeki sürücünün park manevrasını bitirmesini beklemek, aceleci davranmadan, sinirlenmeden ve durumu anlayışla karşılayarak o anki gecikmeyi tolere etmektir. Sabırlı bir sürücü, bu kısa süreli gecikmenin trafiğin doğal bir parçası olduğunu bilir ve korna çalmak veya tehlikeli bir şekilde aracı sıkıştırmak yerine sakince bekleyerek hem kendi hem de diğer sürücünün güvenliğini tehlikeye atmaz.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, bu konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu seçenekler, sabrın tam tersi olan olumsuz ve trafikte tehlike yaratan sürücü tutumlarını ifade etmektedir. Güvenli bir sürücü, bu tür davranışlardan her zaman kaçınmalıdır.

  • a) Öfke: Öfke, bekleme durumunda ortaya çıkan sinirlilik halidir. Eğer arkadaki sürücü öfkeli olsaydı, beklemez; korna çalar, selektör yapar veya sözlü olarak tepki gösterirdi. Sorudaki sürücü ise sakince beklediği için bu seçenek yanlıştır.
  • c) İnatlaşma: İnatlaşma, iki sürücünün karşılıklı olarak birbirine yol vermemesi veya birbiriyle yarışması durumudur. Park eden aracı beklemek bir anlayış göstergesiyken, inatlaşma tam tersine bir çatışma durumunu ifade eder. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Aşırı tepki: Aşırı tepki, yaşanan küçük bir olaya orantısız ve abartılı bir karşılık vermektir. Örneğin, park eden bir araca dakikalarca korna çalmak aşırı bir tepkidir. Sakin bir şekilde beklemek ise tam tersine olgun ve ölçülü bir davranıştır.

Sonuç olarak, bu durum trafikte sabır erdeminin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Diğer sürücülere karşı anlayışlı ve sabırlı olmak, potansiyel çatışmaları, stresi ve kazaları önler. Unutmayın ki trafikte herkes hata yapabilir veya zaman alıcı bir manevra yapmak zorunda kalabilir; bu anlarda gösterilen sabır, yolculuğu herkes için daha güvenli ve huzurlu hale getirir.

Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi, trafik kazalarının ülke ekonomisine verdiği zararlardan biri değildir?
A
Trafik işaretlerinin hasar görmesi
B
Kara yollarının zamanından önce yıpranması
C
Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması
D
Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması
48 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kazalarının ülke ekonomisine getirdiği maliyetler ve zararlar sorgulanmaktadır. Seçenekler arasında, bir kazanın doğrudan veya dolaylı bir sonucu olarak ortaya çıkan ekonomik bir kayıp olmayan maddeyi bulmamız isteniyor. Sorunun kilit noktası, "zarar" kelimesinin ekonomik anlamını doğru yorumlamaktır.

Doğru cevap c) Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması seçeneğidir. Çünkü bu seçenek, bir trafik kazasının yarattığı bir ekonomik zarar veya maliyet değildir. Aksine, kazaları önlemek ve trafik düzenini sağlamak amacıyla devlet tarafından alınan idari bir tedbirdir. Bu cezalarla toplanan paralar devlet bütçesine gelir olarak kaydedilir, bir gider veya zarar kalemi oluşturmaz.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ve neden birer ekonomik zarar olduğunu inceleyelim:

  • a) Trafik işaretlerinin hasar görmesi: Bir kaza sırasında trafik levhaları, sinyalizasyon lambaları veya diğer işaretler zarar görebilir. Bu işaretlerin onarılması veya yenisiyle değiştirilmesi devlet için bir maliyettir. Bu nedenle, ülke ekonomisi için doğrudan bir zarardır.
  • b) Kara yollarının zamanından önce yıpranması: Kazalar, yol yüzeyinde ciddi hasarlara yol açabilir. Örneğin, yanan bir araç asfaltı eritebilir veya devrilen ağır bir kamyon yolda çöküntü oluşturabilir. Bu tür hasarların tamiri, planlanan yol bakım bütçesinin dışında ekstra bir masraf yaratır ve bu da ekonomik bir kayıptır.
  • d) Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması: Oto korkulukları (bariyeler), araçların yoldan çıkmasını önlemek için vardır ve kazalarda sıkça hasar görürler. Bu korkulukların tamir edilmesi veya değiştirilmesi gerekir, bu da yine kamu kaynaklarından karşılanan bir maliyettir ve ekonomik bir zarar olarak kabul edilir.

Özetle, a, b ve d seçenekleri bir kaza sonucunda ortaya çıkan ve tamiri için para harcanması gereken somut ve maddi zararları ifade eder. Ancak c seçeneği, kazaları önlemeye yönelik bir yasal düzenlemedir ve ekonomik bir zarar değil, aksine devlete gelir sağlayan bir uygulamadır.

Soru 49
Öndeki araç yol kenarına park etmeye çalışırken arkadan gelen diğer aracın onu beklemesi durumu, trafikte aşağıdaki değerlerden hangisine sahip olunduğunu gösterir?
A
Öfke
B
Sabır
C
İnatlaşma
D
Aşırı tepki
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki temel bir adab ve güvenlik kuralı olan sürücü davranışları sorgulanmaktadır. Soru, yol kenarına park etmeye çalışan bir araca, arkasından gelen başka bir sürücünün yol verip beklemesinin hangi olumlu değeri yansıttığını bulmamızı istiyor. Bu durum, sürücüler arasındaki etkileşimin ve trafikteki genel atmosferin nasıl olması gerektiğine dair önemli bir ipucu verir.

Doğru Cevap: b) Sabır

Doğru cevap sabır'dır. Çünkü trafikte diğer yol kullanıcılarının manevra yapması (park etme, yola çıkma, dönüş yapma gibi) zaman alabilir ve bu son derece normal bir durumdur. Bu gibi durumlarda aceleci davranmak, korna çalmak veya sürücüyü tehlikeye atacak şekilde sıkıştırmak yerine, manevranın güvenli bir şekilde tamamlanmasını beklemek, sabırlı bir sürücü olduğunuzu gösterir. Bu davranış, hem olası kazaları önler hem de trafikteki genel stresi azaltarak daha güvenli ve huzurlu bir sürüş ortamı yaratır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Öfke: Bu seçenek yanlıştır. Öfkeli bir sürücü, park etmeye çalışan aracı beklemek yerine genellikle korna çalarak, el kol hareketleri yaparak veya aracı sıkıştırarak agresif bir tepki gösterirdi. Soruda anlatılan bekleme eylemi, öfkenin tam zıttı olan sakin ve anlayışlı bir tutumu ifade eder.

  • c) İnatlaşma: Bu seçenek de yanlıştır. İnatlaşma, sürücülerin birbirine yol vermemek için direndiği veya kasıtlı olarak birbirini engellediği durumlarda ortaya çıkar. Park eden aracı beklemek bir iş birliği ve anlayış göstergesiyken, inatlaşma tam tersine bir çatışma ve rekabet durumunu ifade eder.

  • d) Aşırı tepki: Bu seçenek yanlıştır. Aşırı tepki, yaşanan küçük bir olaya orantısız ve abartılı bir karşılık vermektir. Örneğin, yavaşça park eden birine uzun süre korna çalmak veya tehlikeli bir şekilde yanından geçmeye çalışmak aşırı bir tepkidir. Oysa sorudaki sürücünün sakince beklemesi, duruma uygun, ölçülü ve doğru bir davranıştır.

Sonuç olarak, trafikte başkalarına karşı gösterilen anlayış ve bekleme davranışı, sürücünün sabır değerine sahip olduğunu kanıtlar. Bu, hem yazılı sınavlarda hem de direksiyon sınavında dikkat edilen en önemli sürücü niteliklerinden biridir.

Soru 50
Aracı arıza yaptığı için yolda kalmış ve trafiğin aksamasına sebep olmuş sürücünün sorununa, yoldan geçen diğer bir sürücünün durup çözüm bulması hâli, trafikte hangi temel değere sahip olunduğuna örnektir?
A
Yardımlaşmaya
B
Öfke duygusuna
C
Bencil davranmaya
D
Aşırı tepki göstermeye
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte zor bir durumla karşılaşan (arabası bozulan) bir sürücüye, yoldan geçen başka bir sürücünün yardım etme davranışı ele alınmaktadır. Sorunun amacı, bu yardımsever davranışın trafikteki hangi temel insani ve sosyal değeri temsil ettiğini belirlemektir. Bu durum, sürücülerin sadece kendi yolculuklarına odaklanmak yerine, trafiği paylaştıkları diğer insanlara karşı sorumluluk ve duyarlılık göstermesinin bir örneğidir.

Doğru Cevap: a) Yardımlaşmaya

Doğru cevabın "Yardımlaşmaya" olmasının sebebi, sorudaki senaryonun bu kavramı birebir yansıtmasıdır. Yardımlaşma, bireylerin zor durumda olan başkalarına karşılık beklemeden destek olması, onların sorunlarını çözmek için çaba göstermesi anlamına gelir. Soruda, bir sürücü diğerinin sorununa kayıtsız kalmayıp duruyor ve çözüm bulmaya çalışıyor; bu, trafikteki dayanışma ve iş birliğinin en güzel örneklerinden biridir ve doğrudan yardımlaşma değerini gösterir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Öfke duygusuna: Öfke, trafikte sıkışıklık veya bir sorun karşısında gösterilen olumsuz ve saldırgan bir tepkidir. Sorudaki sürücü, arızalanan araç yüzünden trafiğin aksamasına sinirlenmek yerine durup yardım etmektedir. Bu davranış, öfkenin tam tersi olan sakinlik, empati ve yapıcı bir tutumu sergiler.
  • c) Bencil davranmaya: Bencillik, sadece kendi çıkarını ve rahatını düşünmektir. Bencil bir sürücü, yolda kalmış kişiyi görmezden gelir, "Bu benim sorunum değil" diyerek yoluna devam ederdi. Oysa sorudaki sürücü, kendi zamanından ve konforundan feragat ederek başkasına yardım etmektedir, bu da bencilliğin tam zıttı olan fedakâr bir davranıştır.
  • d) Aşırı tepki göstermeye: Aşırı tepki, bir durum karşısında gereğinden fazla ve kontrolsüz bir reaksiyon vermektir (örneğin sürekli korna çalmak, bağırmak). Yardım etmek ise sakin, kontrollü ve çözüm odaklı bir eylemdir. Dolayısıyla, sorudaki sürücünün davranışı aşırı bir tepki değil, aksine olgun ve sorumlu bir davranıştır.

Özetle, bu soru trafikte sürücülerin birbirlerine karşı göstermesi gereken olumlu tutumları ölçmektedir. Zor durumda kalan birine yardım eli uzatmak, trafikte güvenli ve huzurlu bir ortamın oluşması için vazgeçilmez olan yardımlaşma değerinin en temel göstergesidir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI