%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi “kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek için olay yerinin değerlendirilmesi” işlemini kapsar?
A
Koruma
B
Bildirme
C
Kurtarma
D
Tedavi etme
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasıyla karşılaşıldığında yapılması gereken ilk yardım temel uygulamalarının ilk adımı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, “kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek” ve “olay yerinin değerlendirilmesi” ifadeleridir. Bu ifadeler, hem kazazedeler hem de ilk yardım yapacak kişi için güvenli bir ortam oluşturma ve mevcut durumu daha kötü hale getirebilecek yeni tehlikeleri ortadan kaldırma amacını vurgular.

Doğru cevap a) Koruma'dır. Çünkü “Koruma” adımı, tam olarak soruda tarif edilen işlemi kapsar. Kaza yerine varıldığında ilk yapılması gereken şey, olay yerini değerlendirerek güvenliği sağlamaktır. Bu, yeni bir kazanın meydana gelmesini, yangın çıkmasını veya başka tehlikelerin oluşmasını önlemek içindir. Örneğin, aracın arkasına reflektör (üçgen yansıtıcı) koymak, aracın kontağını kapatmak ve akan trafiği kontrol altına almak gibi önlemler “Koruma” aşamasının parçalarıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Bildirme: Bu seçenek yanlıştır çünkü “Bildirme”, olay yerinin güvenliği sağlandıktan sonra atılacak ikinci adımdır. Bu aşamada, 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak kaza hakkında sakin, net ve doğru bilgiler verilir. Yani, önce ortamı güvenli hale getirirsiniz (Koruma), sonra yardım çağırırsınız (Bildirme).
  • c) Kurtarma: Bu seçenek de yanlıştır. “Kurtarma”, ilk yardım uygulamalarının üçüncü ve son adımıdır. Olay yeri güvene alınıp, profesyonel yardım çağrıldıktan sonra, yaralılara bilgi ve becerileriniz dahilinde ilk yardım müdahalesi yapma işlemidir. Yaralıyı sakinleştirmek, kanamayı durdurmak veya temel yaşam desteği uygulamak gibi eylemler bu aşamaya aittir.
  • d) Tedavi etme: Bu seçenek, ilk yardımcının görevi değildir. Tedavi, doktor, hemşire veya sağlık personeli gibi profesyoneller tarafından hastanede veya ambulansta yapılan tıbbi işlemleri ifade eder. İlk yardımcı tedavi etmez; sadece profesyonel ekip gelene kadar yaralının durumunun kötüleşmesini engellemeye çalışır. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, ilk yardımın “Hayat Kurtarma Zinciri” olarak da bilinen temel adımları şu sırayla uygulanır: Koruma, Bildirme ve Kurtarma (KBK). Soruda bahsedilen “olay yerinin değerlendirilmesi ve sonuçların ağırlaşmasını önleme” eylemi, bu zincirin ilk ve en temel halkası olan Koruma işlemidir.

Soru 2
Aşağıdakilerin hangisinde kırık olduğunda atelle tespit uygulaması yapılır?
A
Kürek kemiği
B
Ön kol kemiği
C
Kaburga kemiği
D
Köprücük kemiği
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardım sırasında hangi kemik kırığında **atelle tespit** (sabitleme) yönteminin kullanıldığı sorulmaktadır. Atel, kırık kemiğin hareket etmesini önleyerek daha fazla zarar görmesini engelleyen, ağrıyı azaltan ve hastanın taşınmasını kolaylaştıran sert bir destek malzemesidir. Bu yöntemin temel amacı, kırık bölgenin altındaki ve üstündeki eklemleri hareketsiz hale getirmektir.

Doğru cevap "b) Ön kol kemiği" seçeneğidir. Ön kol, iki uzun kemikten oluşur ve bu bölgedeki kırıklar, atelle tespiti en uygun olan durumlardan biridir. Atel (örneğin sert bir karton, tahta parçası veya rulo haline getirilmiş gazete), kırığın altındaki (el bileği) ve üstündeki (dirsek) eklemleri de içine alacak şekilde yerleştirilir. Bu sayede kırık kemik uçlarının hareket etmesi tamamen engellenir ve çevredeki damar, sinir ve kas dokularının zarar görmesi önlenmiş olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Kürek kemiği: Bu seçenek yanlıştır. Kürek kemiği, sırt bölgesinde kasların içinde yer alan yassı bir kemiktir ve yapısı gereği dışarıdan sert bir cisimle (atel) sabitlenmesi pratik değildir. Bu tür bir kırıkta genellikle kol, bir üçgen sargı bezi ile gövdeye sabitlenerek hareket etmesi engellenir.
  • c) Kaburga kemiği: Bu seçenek de yanlıştır ve özellikle dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Kaburga kırıklarında atel veya sıkı sargı kesinlikle uygulanmaz, çünkü bu durum göğüs kafesinin hareketini kısıtlayarak kişinin nefes almasını zorlaştırır ve akciğerlere zarar verebilir. Yaralı, rahat nefes alabileceği yarı oturur bir pozisyona getirilir ve kırık tarafındaki kolu ile göğsüne yumuşak bir yastık veya bezle destek yapması istenebilir.
  • d) Köprücük kemiği: Bu seçenek de yanlıştır. Omuz ile göğüs kafesini birleştiren bu kemiğin kırığında da atel kullanılmaz. Bunun yerine, omuzu desteklemek ve kemik uçlarını yerinde tutmak için yine üçgen sargı bezi veya özel köprücük kemiği bandajı (sekiz şeklinde bandaj) kullanılır. Amaç yine kolun hareketini kısıtlamaktır, ancak bu işlem atelle yapılmaz.

Özetle, atelle tespit uygulaması en tipik olarak kol ve bacak gibi uzun kemiklerin (uzuvların) kırıklarında kullanılır. Gövde ve omuz bölgesindeki kırıklarda ise genellikle üçgen sargı gibi farklı sabitleme yöntemleri tercih edilir. Bu nedenle doğru cevap ön kol kemiğidir.

Soru 3
Kazazedede boyun travması yoksa, hava yolunu açmak için verilebilecek en uygun baş pozisyonu aşağıdakilerden hangisidir?
A
Sırtüstü yatırılmış kazazedenin çenesi kaldırılırken diğer el ile alından bastırılarak başın geriye alınması
B
Çenenin göğüs kemiğine değecek şekilde başın öne eğilmesi
C
Başın sert bir zeminde hafif yana dönük olması
D
Başın sert bir zeminde düz pozisyonda olması
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bilinci kapalı ancak boyun travması şüphesi olmayan bir kazazedede solunumun devamlılığını sağlamak için en temel ve hayati müdahale olan hava yolunu açma tekniği sorulmaktadır. Bilinci kapalı kişilerde dilin geriye kayarak soluk borusunu tıkaması çok sık karşılaşılan bir durumdur ve bu, kişinin nefes almasını engeller. Bu nedenle, hava yolunu açmak için doğru pozisyonu vermek hayat kurtarıcı bir öneme sahiptir.

Doğru Cevap: a) Sırtüstü yatırılmış kazazedenin çenesi kaldırılırken diğer el ile alından bastırılarak başın geriye alınması

Bu seçenek, ilk yardımda "Baş Geri-Çene Yukarı Pozisyonu" olarak bilinen standart ve en etkili manevrayı tarif etmektedir. Kişi bilincini kaybettiğinde, tüm kasları gibi dil kasları da gevşer. Dil, arkaya doğru kayarak soluk borusunun girişini bir tıkaç gibi kapatabilir ve bu durum solunumu engelleyerek boğulmaya neden olur.

Bu pozisyonu uygularken bir el kazazedenin alnına konulur ve baş nazikçe geriye doğru itilir. Aynı anda diğer elin iki parmağı çene kemiğinin altına yerleştirilir ve çene yukarı doğru kaldırılır. Bu basit ama etkili hareket, dili gırtlaktan uzaklaştırarak hava yolunu anında açar ve kazazedenin tekrar nefes alabilmesini sağlar. Soruda özellikle "boyun travması yoksa" denilmesi bu yöntemin güvenle uygulanabileceğini belirtir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Çenenin göğüs kemiğine değecek şekilde başın öne eğilmesi: Bu hareket, hava yolunu açmak yerine tam tersi bir etki yaratır. Başın öne eğilmesi, dilin soluk borusunu daha da fazla tıkamasına ve hava yolunun tamamen kapanmasına neden olur. Bu, kesinlikle yapılmaması gereken tehlikeli bir uygulamadır.
  • c) Başın sert bir zeminde hafif yana dönük olması: Bu pozisyon, solunumu olan ancak bilinci kapalı kazazedeler için kullanılan "Koma (Derlenme) Pozisyonu" ile ilgilidir. Bu pozisyonun temel amacı, kazazedenin kusması durumunda kusmuğun veya diğer sıvıların akciğerlere kaçmasını (aspirasyon) önlemektir. Ancak bu pozisyon, dili kaldırarak hava yolunu açmak için birincil ve en etkili yöntem değildir.
  • d) Başın sert bir zeminde düz pozisyonda olması: Kazazedeyi bulduğumuzda başı zaten genellikle bu pozisyondadır. Bilinç kaybıyla birlikte dilin geriye kaçıp hava yolunu tıkadığı durum tam da bu pozisyonda gerçekleşir. Dolayısıyla bu pozisyonu korumak, sorunu çözmez, aksine mevcut tıkanıklığın devam etmesine neden olur.
Soru 4
Holger-Nielsen (sırttan bastırma, dirsekten kaldırma) metodu ile suni solunum uygulamasında sırttan basınç yapılması kazazedede aşağıdakilerden hangisini sağlar?
A
Bilinç kaybının düzelmesini
B
Kalbin çalışmasını
C
Nefes vermesini
D
Nefes almasını
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, artık eskisi kadar yaygın kullanılmayan ancak ilk yardım bilgisi olarak bilinmesi gereken Holger-Nielsen suni solunum yönteminin bir adımı sorgulanmaktadır. Soru, bu yöntemin "sırttan bastırma" aşamasının kazazede üzerindeki fizyolojik etkisini, yani ne işe yaradığını bulmanızı istemektedir. Yöntemin adımlarını ve mantığını anladığımızda cevap kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Holger-Nielsen metodu, iki temel hareketten oluşan mekanik bir suni solunum yöntemidir. Bu hareketler, kazazedenin akciğerlerinin pasif olarak dolup boşalmasını sağlar. Yöntemin ilk aşamasında, ilk yardımcı kazazedenin sırtına, kürek kemiklerinin üzerine ellerini koyarak kontrollü bir şekilde basınç uygular. Bu basınç, göğüs kafesini sıkıştırır ve akciğerlerin içindeki havayı dışarı çıkmaya zorlar.

c) Nefes vermesini (Doğru Cevap)

Sırttan yapılan basınç, göğüs kafesini daraltır ve akciğerler üzerindeki baskıyı artırır. Tıpkı içi hava dolu bir balona bastırdığınızda havanın dışarı çıkması gibi, bu işlem de akciğerlerdeki havanın soluk borusu yoluyla dışarı atılmasına neden olur. Bu duruma nefes verme (ekspirasyon) denir. Dolayısıyla, soruda belirtilen "sırttan basınç yapılması" eylemi, doğrudan kazazedenin nefes vermesini sağlamaya yöneliktir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Bilinç kaybının düzelmesini: Suni solunumun temel amacı, vücuda oksijen sağlamaktır. Oksijenlenme düzeldikçe bilinç de yerine gelebilir, ancak sırttan bastırma eyleminin doğrudan ve anlık etkisi bilinci düzeltmek değildir. Bu eylem, solunum mekanizmasının bir parçasıdır, bilinç durumunu hedeflemez.
  • b) Kalbin çalışmasını: Holger-Nielsen metodu bir suni solunum yöntemidir; kalbi çalıştırmaya yönelik bir müdahale içermez. Kalbi çalıştırmak için yapılan müdahale kalp masajıdır (göğüs basısı) ve bu yöntemde uygulanmaz. Bu nedenle bu seçenek tamamen yanlıştır.
  • d) Nefes almasını: Bu seçenek, doğru cevabın tam tersidir. Kazazedenin nefes alması, Holger-Nielsen metodunun ikinci aşamasında gerçekleşir. İlk yardımcı, sırttan basıncı kaldırdıktan sonra kazazedenin dirseklerinden tutarak yukarı ve kendine doğru çeker. Bu hareket göğüs kafesini genişletir, akciğerlerde bir vakum etkisi yaratır ve havanın içeri dolmasını, yani nefes almasını (inspirasyon) sağlar.

Özetle, Holger-Nielsen yönteminde her bir hareketin belirli bir amacı vardır. Sırttan bastırmak akciğerleri boşaltarak nefes vermeyi sağlarken, dirseklerden kaldırmak göğüs kafesini genişleterek nefes almayı sağlar. Soru sadece ilk aşamayı sorduğu için doğru cevap "nefes vermesini" sağlamaktır.

Soru 5
Koma durumundaki kazazedeye aşağıdaki pozisyonlardan hangisi verilmelidir?
A
Şok pozisyonu
B
Sırtüstü yatış pozisyonu
C
Yarı yüzükoyun-yan pozisyon
D
Baş geride yarı oturuş pozisyonu
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bilinci tamamen kapalı ancak solunumu devam eden, yani koma durumundaki bir kazazedeye hangi ilk yardım pozisyonunun verilmesi gerektiği sorulmaktadır. Bu durumdaki bir kazazede için en büyük hayati tehlike, dilin geriye kaçarak solunum yolunu tıkaması veya mide içeriğinin (kusmuk) soluk borusuna kaçmasıdır. Bu nedenle verilecek pozisyonun öncelikli amacı solunum yolunu açık ve güvende tutmak olmalıdır.

Doğru cevap c) Yarı yüzükoyun-yan pozisyon'dur. Bu pozisyon, ilk yardımda "Koma Pozisyonu" olarak da bilinir ve tam olarak bu durum için tasarlanmıştır. Kazazede yan yatırıldığında, yer çekimi sayesinde dil öne doğru gelerek solunum yolunu açık tutar. Aynı zamanda, ağızda birikebilecek kan, salya veya kusmuk gibi sıvılar dışarıya akarak akciğerlere kaçması (aspirasyon) engellenir. Bu, bilinci kapalı bir kişinin güvenli bir şekilde ambulansın gelmesini beklemesini sağlayan en temel pozisyondur.

  • a) Şok pozisyonu: Bu pozisyonda kazazede sırtüstü yatırılır ve bacakları 30 cm yukarı kaldırılır. Amacı, beyin ve kalp gibi hayati organlara kan akışını artırmaktır. Ancak komadaki bir kazazedeye bu pozisyon verilirse, sırtüstü yattığı için dili geriye kaçarak solunum yolunu tıkayabilir. Bu nedenle koma durumundaki bir hasta için yanlış ve tehlikelidir.
  • b) Sırtüstü yatış pozisyonu: Bilinci kapalı bir kazazede için en tehlikeli pozisyon budur. Kas kontrolü kaybolduğu için dil doğrudan soluk borusunun üzerine düşerek hava yolunu tıkar. Ayrıca olası bir kusma durumunda, mide içeriği doğrudan akciğerlere kaçarak boğulmaya neden olabilir. Bu nedenle bu seçenek kesinlikle yanlıştır.
  • d) Baş geride yarı oturuş pozisyonu: Bu pozisyon, solunum sıkıntısı çeken (örneğin kalp krizi, astım atağı) ancak bilinci açık olan hastalara uygulanır. Bu pozisyon onların daha rahat nefes almasını sağlar. Bilinci kapalı bir kazazede bu pozisyonda vücudunu kontrol edemez, başı öne düşebilir ve solunum yolu tekrar tıkanabilir. Bu yüzden koma durumu için uygun değildir.

Özetle, ehliyet sınavında veya gerçek hayatta koma durumunda (bilinci kapalı ama nefes alıyor) bir kazazede ile karşılaştığınızda, solunum yolunu güvende tutmak için ona mutlaka Koma Pozisyonu, yani Yarı yüzükoyun-yan pozisyon vermelisiniz.

Soru 6
Yetişkinlere ve bebeklere yapılan temel yaşam desteği uygulamasında, göğüs kemiği kaç cm aşağı inecek şekilde kalp basısı uygulanır? Yetişkin -------- Bebek
A
2 ------------ 1
B
3 ------------ 2
C
5 ------------ 4
D
7 ------------ 6
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kalbi durmuş bir kazazedeye yapılan Temel Yaşam Desteği (TYD) uygulamasında, kan dolaşımını manuel olarak sağlamak için yapılan kalp masajının (göğüs basısı) doğru derinliğinin ne olması gerektiği sorulmaktadır. Doğru derinlik, basının etkili olması ve aynı zamanda kazazedeye zarar vermemesi için hayati öneme sahiptir. Soru, bu derinliğin yetişkinler ve bebekler için ne kadar farklılaştığını ölçmektedir.

Doğru Cevap: c) 5 ------------ 4

  • Yetişkinler için 5 cm: Yetişkin bir bireyde kalp, göğüs kemiği (sternum) ile omurga arasında yer alır. Kalp masajının amacı, bu kemik yapılar arasında kalbi sıkıştırarak içindeki kanı vücuda, özellikle de beyne pompalamaktır. Yapılan araştırmalar ve uluslararası ilk yardım standartları, bu etkinin sağlanabilmesi için göğüs kemiğinin en az 5 cm aşağıya doğru bastırılması gerektiğini belirlemiştir. Bu derinlik, göğüs yüksekliğinin yaklaşık üçte birine denk gelir.
  • Bebekler için 4 cm: Bebeklerin (0-1 yaş) vücut yapıları ve kemik gelişimi yetişkinlerden çok farklıdır. Göğüs kafesleri daha küçük ve hassastır. Bu nedenle, onlara uygulanacak bası daha az derinlikte olmalıdır. Bebeklerde etkili bir kan dolaşımı sağlamak ve aynı zamanda kaburga kırığı veya iç organ yaralanması gibi riskleri en aza indirmek için göğüs kemiğinin 4 cm kadar bastırılması yeterlidir. Bu derinlik de yine bebeğin göğüs yüksekliğinin yaklaşık üçte birine karşılık gelir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

a) 2 cm - 1 cm: Bu derinlikler hem yetişkinler hem de bebekler için çok sığdır. Bu kadar az bir bası, kalbi yeterince sıkıştıramaz ve kanın vücuda pompalanması için gerekli basıncı oluşturamaz. Dolayısıyla bu şekilde yapılan bir kalp masajı etkisiz olur ve kazazedenin hayatta kalma şansını artırmaz.

b) 3 cm - 2 cm: Bu seçenek de doğru derinliklerin altındadır. 3 cm'lik bir bası yetişkin bir bireyde kalbe yeterli basıncı uygulayamazken, 2 cm'lik bir bası da bebek için yetersiz kalacaktır. Temel Yaşam Desteği'nin amacı kanı beyne ulaştırmak olduğu için, bu yetersiz derinlikler uygulamanın amacına ulaşmasını engeller.

d) 7 cm - 6 cm: Bu derinlikler ise tehlikeli derecede fazladır. Yetişkinlerde 6 cm'den fazla bası uygulanması tavsiye edilmez, çünkü bu durum kaburgaların kırılmasına, akciğerlerin veya kalbin zarar görmesine yol açabilir. Benzer şekilde, bir bebeğe 6 cm'lik bir bası uygulamak, çok ciddi iç yaralanmalara ve ölüme neden olabilecek kadar tehlikelidir.

Özetle, ehliyet sınavında ve gerçek hayatta unutmamanız gereken en önemli bilgi şudur: Kalp masajı yaparken amaç, etkili olacak kadar derin ama zarar vermeyecek kadar kontrollü olmaktır. Bu denge, yetişkinler için 5 cm, bebekler için ise 4 cm olarak belirlenmiştir.

Soru 7
I- Her zaman tedbirli olmak II- Soğukkanlılığını korumak III- Emin olmadığı uygulamalardan kaçınmak Yukarıdakilerden hangileri ilk yardımı yapacak kişide bulunmalıdır?
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
7 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kaza veya acil durum anında ilk yardım uygulayacak bir kişide bulunması gereken temel ve en önemli özellikler sorgulanmaktadır. İlk yardımın amacı, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar hayat kurtarmak, durumun kötüleşmesini önlemek ve iyileşmeyi kolaylaştırmaktır. Bu amaçlara ulaşabilmek için ilk yardımcının belirli ilkelere uyması gerekir.

Şimdi soruda verilen öncülleri tek tek inceleyelim:

  • I- Her zaman tedbirli olmak: Bu, ilk yardımın en temel kuralıdır. İlk yardımcı, müdahale etmeden önce kendi can güvenliğini, olay yerinin güvenliğini ve yaralının güvenliğini sağlamalıdır. Örneğin, trafik kazası olan bir yolda uyarı işaretleri koymadan, akan trafiğin ortasında yardım etmeye çalışmak hem ilk yardımcı hem de yaralı için yeni tehlikeler yaratır. Bu nedenle tedbirli olmak, ilk yardımcının olmazsa olmaz bir özelliğidir.
  • II- Soğukkanlılığını korumak: Kaza ve acil durum anları panik ve korku dolu olabilir. İlk yardımcının paniğe kapılması, doğru düşünmesini ve etkili müdahale yapmasını engeller. Soğukkanlı kalmak, durumu doğru analiz etmeyi, öncelikleri belirlemeyi, yaralıyı sakinleştirmeyi ve eldeki imkanları en verimli şekilde kullanmayı sağlar. Bu yüzden soğukkanlılık, başarılı bir ilk yardım için kritik öneme sahiptir.
  • III- Emin olmadığı uygulamalardan kaçınmak: İlk yardımcının temel ilkesi "önce zarar verme" olmalıdır. Bilgi ve becerisinin yetmediği, nasıl yapılacağından emin olmadığı bir müdahaleyi yapmaya çalışmak, yaralıya faydadan çok zarar verebilir. Örneğin, kırık bir kemiği yerine oturtmaya çalışmak veya yaraya yabancı maddeler sürmek durumu çok daha kötüleştirebilir. İlk yardımcı, sadece bildiği ve eğitimini aldığı uygulamaları yapmalı, bilmedikleri için ise 112'yi arayarak profesyonel yardım beklemelidir.

Doğru Cevabın Değerlendirilmesi

d) I, II ve III seçeneği doğrudur. Çünkü yukarıda açıkladığımız gibi, etkili ve güvenli bir ilk yardım için bu üç özelliğin hepsi bir arada bulunmalıdır. Tedbirli olmak güvenliği sağlar, soğukkanlı olmak doğru karar vermeyi sağlar ve bilinmeyen uygulamalardan kaçınmak ise yaralıya zarar vermeyi önler. Bu üç ilke, bir bütün olarak ilk yardımcının temel davranış modelini oluşturur.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  1. a) Yalnız I: Sadece tedbirli olmak yeterli değildir. Tedbirli ama panik içinde olan veya bilmediği bir müdahaleyi yapmaya kalkan bir kişi yine de tehlike yaratabilir. Bu yüzden bu seçenek eksiktir.
  2. b) I ve II: Tedbirli ve soğukkanlı olmak çok önemlidir, ancak bu iki özelliğe sahip bir kişi, eğer bilmediği bir uygulamayı yapmaya kalkışırsa (III. ilkeyi ihlal ederse) yaralıya ciddi zararlar verebilir. Bu seçenek, "zarar vermeme" ilkesini dışarıda bıraktığı için eksiktir.
  3. c) II ve III: Soğukkanlı olup bilmediği uygulamadan kaçınan bir kişi, eğer tedbirli davranmazsa (I. ilkeyi ihlal ederse) olay yerindeki bir tehlike (örneğin trafik, yangın, elektrik kaçağı) nedeniyle kendisi de yaralanabilir. Kendisi yaralanan bir ilk yardımcı kimseye yardım edemez. Bu yüzden bu seçenek de eksiktir.
Soru 8
Hangi durumdaki kazazede kesinlikle sedye ile taşınmalıdır?
A
Omurgasında kırık olan
B
Kaburgasında kırık olan
C
Birinci derece yanığı olan
D
Kolunda yara ve kırık olan
8 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir ilk yardım durumunda hangi yaralının taşınma yöntemine dair kritik bir karar verilmesi gerektiği test edilmektedir. Sorunun anahtar kelimesi "kesinlikle" kelimesidir. Bu, diğer seçeneklerdeki yaralılar için sedye kullanılabilse de, bir tanesi için sedye kullanımının hayati bir zorunluluk olduğu ve başka bir taşıma yönteminin çok tehlikeli sonuçlar doğurabileceği anlamına gelir.

Doğru Cevap: a) Omurgasında kırık olan

Doğru cevabın "Omurgasında kırık olan" seçeneği olmasının sebebi, omurganın vücudumuz için taşıdığı hayati önemdir. Omurga, içerisinden beyinden gelen emirleri vücudun geri kalanına ileten ve vücuttan gelen sinyalleri beyne taşıyan omuriliği korur. Omurgasında kırık şüphesi olan bir kazazedenin bilinçsizce veya yanlış bir yöntemle hareket ettirilmesi, kırık kemik uçlarının omuriliğe baskı yapmasına, onu zedelemesine veya koparmasına neden olabilir.

Omuriliğin zarar görmesi, kazazedenin kalıcı olarak felç kalmasına veya hayatını kaybetmesine yol açabilir. Bu nedenle, bu tür bir yaralanma şüphesi olan kazazedeler, baş-boyun-gövde eksenini hiç bozmadan, sert bir zemin üzerine (sedye veya sırt tahtası) sabitlenerek taşınmalıdır. Bu, ikincil bir zararı önlemek için uyulması gereken en temel ve kesin ilk yardım kuralıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Kaburgasında kırık olan: Kaburga kırığı acı verici ve ciddi bir durum olsa da, kazazede genellikle bilinci açıksa nefes almasını kolaylaştıracak şekilde oturtularak veya yarı oturur pozisyonda taşınabilir. Omurga kırığındaki gibi mutlak bir felç riski taşımaz, bu yüzden sedye kullanımı "kesinlikle" zorunlu değildir.
  • c) Birinci derece yanığı olan: Birinci derece yanık, derinin en üst tabakasını etkileyen, genellikle kızarıklık ve hafif ağrı ile kendini gösteren en hafif yanık türüdür. Bu durumdaki bir kazazede yürüyebilir ve özel bir taşıma tekniği gerektirmez. Sedye kullanımı bu durum için tamamen gereksizdir.
  • d) Kolunda yara ve kırık olan: Kol kırığı da ağrılı bir durumdur ve kanama kontrolü ile kolun sabitlenmesi (atel kullanımı) önemlidir. Ancak bu durum, kazazedenin yürüme veya oturma yeteneğini etkilemez. Kolu uygun şekilde sabitlendikten sonra kazazede destekle yürüyebilir veya oturarak taşınabilir, bu nedenle sedye "kesinlikle" gerekli değildir.

Özetle, bu soru ilk yardımda önceliklendirmeyi ve en büyük riski tanımayı ölçmektedir. Omurga yaralanması, hareket ettirme sırasında oluşabilecek hayati tehlike ve kalıcı hasar (felç) riski nedeniyle, diğer tüm yaralanmalardan ayrılır ve kazazedenin kesinlikle sedye ile taşınmasını zorunlu kılar.

Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi ateşli havalede yapılan hatalı ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Karın ve göğüs bölgesi üzerine direkt olarak buz konulması
B
Musluk suyu ile ıslatılan havlu veya küçük bez parçalarıyla ateşi düşmüyorsa kazazedenin oda sıcaklığındaki su ile yıkanması
C
Kazazedenin koltuk altlarına, kasıklarına, dirseklerin iç yüzü ve avuç içlerine ıslak bez yerleştirilmesi
D
Kazazedenin giysilerinin çıkartılması
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ateşli havale geçiren bir kişiye ilk yardım uygulanırken yapılması gerekenler değil, tam tersine **yapılmaması gereken hatalı bir uygulama** sorulmaktadır. Amaç, vücut ısısını güvenli bir şekilde düşürmektir ve bazı yöntemler faydadan çok zarar getirebilir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve nedenlerini anlayalım.

a) Karın ve göğüs bölgesi üzerine direkt olarak buz konulması

Bu seçenek, sorunun doğru cevabıdır çünkü bu uygulama son derece tehlikeli ve hatalıdır. Vücudun aniden ve şok edici bir şekilde soğutulması, özellikle karın ve göğüs gibi hayati organların bulunduğu bölgelere direkt buz uygulanması, kan damarlarının hızla büzülmesine (vazokonstriksiyon) neden olur. Bu durum, vücudun şoka girmesine ve kan dolaşımının bozulmasına yol açabilir. Ayrıca, vücut bu ani soğumaya tepki olarak titremeye başlayabilir ve titreme, vücut ısısını daha da artırarak durumu kötüleştirebilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış (Yani Neden Doğru Uygulamalardır?)

Soruda "hatalı" olan uygulama arandığı için, diğer seçenekler ateşli havalede yapılması doğru olan ilk yardım adımlarını içermektedir. Bu nedenle bu seçenekler sorunun cevabı olamaz.

  • d) Kazazedenin giysilerinin çıkartılması: Bu, yapılması gereken ilk ve en önemli adımlardan biridir. Kalın ve sıkı giysiler vücut ısısını içeride hapseder ve ateşin düşmesini engeller. Kazazedenin üzerindeki fazla kıyafetleri çıkarmak, cildin hava ile temasını artırarak vücut ısısının doğal yollarla düşmesine yardımcı olur.
  • c) Kazazedenin koltuk altlarına, kasıklarına, dirseklerin iç yüzü ve avuç içlerine ıslak bez yerleştirilmesi: Bu da oldukça etkili ve doğru bir yöntemdir. Belirtilen bu bölgeler (koltuk altı, kasık vb.), büyük kan damarlarının cilde yakın geçtiği yerlerdir. Bu noktalara ılık suyla ıslatılmış bezler koymak, kanın dolaşım sırasında soğumasına ve dolayısıyla vücut ısısının daha hızlı ve güvenli bir şekilde düşmesine olanak tanır.
  • b) Musluk suyu ile ıslatılan havlu veya küçük bez parçalarıyla ateşi düşmüyorsa kazazedenin oda sıcaklığındaki su ile yıkanması: Bu uygulama, diğer yöntemler yetersiz kaldığında başvurulabilecek doğru bir adımdır. Burada kritik olan nokta, suyun "oda sıcaklığında" olmasıdır. Soğuk veya buzlu su kullanmak, şok etkisi yaratacağı için hatalıdır. Oda sıcaklığındaki su ile yapılan ılık bir duş, vücut ısısını yavaş ve kontrollü bir şekilde düşürerek hastayı rahatlatır.

Özetle: Ateşli havalede amaç, vücut sıcaklığını yavaş yavaş ve güvenli bir şekilde düşürmektir. Direkt buz uygulamak gibi ani ve şok edici yöntemler tehlikelidir ve kesinlikle kaçınılması gerekir. Giysileri çıkarmak, nabız alınan bölgelere ıslak bez koymak ve gerekirse oda sıcaklığında duş aldırmak ise doğru ve güvenli ilk yardım uygulamalarıdır.

Soru 10
Hangi çeşit kanamada kısa sürede çok kan kaybedilir?
A
Burun 
B
Atardamar
C
Kılcal damar 
D
Toplardamar
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kanama çeşitleri arasında hangisinin en hızlı ve en tehlikeli kan kaybına yol açtığı sorulmaktadır. İlk yardımda doğru müdahaleyi yapabilmek için kanamanın kaynağını ve ciddiyetini anlamak çok önemlidir. Vücudumuzda üç ana damar tipi bulunur ve her birinin kanaması farklı özellikler gösterir.

Doğru cevap b) Atardamar seçeneğidir. Çünkü atardamarlar, kanı doğrudan kalpten alıp vücuda pompalayan ana damarlardır. Kalbin pompalama gücü nedeniyle bu damarların içindeki kan basıncı çok yüksektir. Bir atardamar kesildiğinde, kan kalp atışlarıyla uyumlu bir şekilde, kesik kesik ve fışkırarak akar. Kanın rengi oksijence zengin olduğu için parlak kırmızıdır ve yüksek basınç sebebiyle kısa sürede çok fazla kan kaybedilir, bu da hayati tehlike oluşturur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • d) Toplardamar: Toplardamarlar, vücuttaki kirli kanı kalbe geri taşıyan damarlardır. İçlerindeki kan basıncı atardamarlara göre oldukça düşüktür. Bu nedenle bir toplardamar kanaması, fışkırma şeklinde değil, yavaş ve sürekli akan bir sızıntı şeklinde olur. Kanın rengi oksijence fakir olduğu için koyu kırmızıdır. Ciddi olabilse de kan kaybı hızı atardamara göre çok daha yavaştır.
  • c) Kılcal damar: Kılcal damarlar vücuttaki en ince damarlardır ve kanamaları en hafif olanıdır. Genellikle küçük sıyrık ve çiziklerde görülür. Kanama, küçük noktacıklar veya hafif bir sızıntı şeklindedir ve kan kaybı çok az olduğu için genellikle kendi kendine durur. Bu nedenle en az tehlikeli kanama türüdür.
  • a) Burun: Burun kanaması, bir damar türü değil, kanamanın meydana geldiği bir bölgedir. Burun kanamaları genellikle kılcal damarların zedelenmesiyle oluşur ve nadiren tehlikeli boyutlara ulaşır. Bu seçenek, kanamanın türünü değil yerini belirttiği için doğru cevap olamaz.

Özetle, kanama türleri arasındaki en temel fark, kanın akış hızı ve şeklidir. Atardamar kanamaları, yüksek basınç nedeniyle fışkırarak aktığı için en acil ve tehlikeli durumdur. Bu nedenle ehliyet sınavında ve gerçek hayatta bu ayrımı bilmek, doğru ilk yardım müdahalesi için kritik öneme sahiptir.

Soru 11
Zorlama, çarpma, düşme veya çeşitli darbeler sonucu oluşan, eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılmasına sebep olan duruma ne ad verilir?
A
Kırık 
B
Çıkık
C
Donma 
D
Burkulma
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, çeşitli darbeler sonucunda bir eklemi oluşturan kemik uçlarının birbirinden kalıcı olarak ayrılması durumunun tanımı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, ayrılmanın "kalıcı" olmasıdır. Bu detayı aklımızda tutarak şıkları inceleyelim.

Doğru cevap b) Çıkık seçeneğidir. Çıkık, eklemi oluşturan kemiklerin uçlarının, bir darbe veya zorlama sonucu normal pozisyonlarından çıkarak birbirinden kalıcı olarak ayrılmasıdır. Eklem yüzeyleri artık birbirine temas etmez ve eklem normal işlevini yapamaz hale gelir. Sorudaki "eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılması" tanımı, tam olarak çıkık durumunu tarif etmektedir.

Neden Diğer Seçenekler Yanlış?

  • a) Kırık: Kırık, kemik bütünlüğünün bozulması, yani kemiğin çatlaması veya parçalara ayrılmasıdır. Bu durumda sorun eklemde değil, doğrudan kemiğin kendisindedir. Kırık durumunda eklem yüzeyleri ayrılmak zorunda değildir, bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • c) Donma: Donma, aşırı soğuğa maruz kalma sonucu dokuların donarak hasar görmesidir. Bu durumun darbelerle veya eklemlerin ayrılmasıyla bir ilgisi yoktur; tamamen bir ısı yaralanmasıdır. Dolayısıyla bu seçenek konuyla alakasızdır.
  • d) Burkulma: Burkulma, çıkık ile en çok karıştırılan durumdur ancak aralarında önemli bir fark vardır. Burkulmada eklem bağları anlık olarak gerilir, zorlanır veya yırtılır. Eklem yüzeyleri birbirinden anlık olarak ayrılır ancak sonra tekrar normal pozisyonuna döner. Soruda ise ayrılmanın kalıcı olduğu belirtildiği için burkulma doğru cevap olamaz.

Özetle, ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda anahtar kelimelere odaklanmalısınız. "Eklem yüzeylerinin kalıcı ayrılması" ifadesi doğrudan Çıkık tanımını yaparken, "eklem yüzeylerinin anlık ayrılması" veya "eklem bağlarının zedelenmesi" ifadesi Burkulma'yı işaret eder. Kemik bütünlüğünün bozulması ise Kırık olarak tanımlanır.

Soru 12
Yanık vakalarında uygulanan ilk yardım­da aşağıdakilerden hangisinin yapılması yanlıştır?
A
Bilinci yerinde ise bol su verilmesi
B
Yanığa bağlı oluşan su dolu kabarcıkların patlatılması
C
Kimyasal madde yanıklarında yanan bölge­nin bol su ile yıkanması
D
Kazazedenin alevli yanması durumunda hava ile temasının kesilmesi
12 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir yanık vakasıyla karşılaşıldığında uygulanacak ilk yardım adımları arasında hangisinin yanlış ve yapılmaması gereken bir hareket olduğu sorulmaktadır. Amaç, ilk yardım bilgisini ölçmek ve tehlikeli bir uygulamayı doğru olanlardan ayırt edebilmektir. Sorunun doğru cevabı olan B seçeneğini ve diğer seçeneklerin neden doğru ilk yardım adımları olduğunu detaylıca inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Yanığa bağlı oluşan su dolu kabarcıkların patlatılması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, yanık bölgesinde oluşan su dolu kabarcıkların (bül veya büller olarak da adlandırılır) patlatılmasının kesinlikle yanlış bir uygulama olmasıdır. Bu kabarcıklar, yanmış ve hassaslaşmış olan alt deriyi dış ortamdaki mikroplardan koruyan doğal bir bariyer görevi görür. Eğer bu kabarcıklar patlatılırsa, bölge enfeksiyona açık hale gelir, iyileşme süreci gecikir ve daha fazla acıya sebep olur. Bu nedenle ilk yardımda amaç, bu kabarcıkları korumak ve kendi kendine sönmelerini beklemektir.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • a) Bilinci yerinde ise bol su verilmesi: Bu, doğru bir ilk yardım uygulamasıdır. Özellikle geniş alanları etkileyen yanıklarda vücut çok fazla sıvı kaybeder ve bu durum "şok" riskini artırır. Kazazedenin bilinci yerindeyse ve yutkunabiliyorsa, kaybedilen sıvıyı yerine koymak ve şoku önlemek amacıyla bol su veya tuzlu-şekerli su karışımları verilmesi hayati önem taşır. Bu nedenle bu seçenek, yapılması gereken doğru bir eylemdir.

  • c) Kimyasal madde yanıklarında yanan bölge­nin bol su ile yıkanması: Bu da çok önemli ve doğru bir ilk yardım adımıdır. Kimyasal madde cilde temas ettiğinde yakmaya devam eder. Bu etkiyi durdurmanın en etkili yolu, kimyasal maddeyi ciltten uzaklaştırmak ve seyreltmektir. Bu da, bölgeyi en az 15-20 dakika boyunca tazyikli olmayan, akan bol su altında yıkayarak yapılır. Bu sayede kimyasalın cilde daha fazla zarar vermesi engellenir.

  • d) Kazazedenin alevli yanması durumunda hava ile temasının kesilmesi: Bu, hayat kurtaran bir reflekstir ve kesinlikle doğrudur. Yanma eyleminin devam etmesi için oksijene (havaya) ihtiyaç vardır. Eğer bir kişinin kıyafetleri alev almışsa, paniğe kapılıp koşması engellenmelidir, çünkü koşmak alevleri daha da artırır. Bunun yerine kişinin yere yatırılıp yuvarlanması ("Dur, Yat, Yuvarlan" kuralı) veya üzerine ıslak olmayan bir battaniye, kilim, palto gibi bir örtü atılarak alevlerin hava ile temasının kesilmesi gerekir. Bu işlem, ateşi söndürür ve yanığın derinleşmesini önler.

Özetle; soru bizden yanlış olan uygulamayı bulmamızı istemektedir. Yanık kabarcıklarını patlatmak enfeksiyon riskini artırdığı için tehlikeli ve yanlış bir harekettir. Diğer seçeneklerde belirtilen su vermek, kimyasal yanığı yıkamak ve alevleri söndürmek ise doğru ve gerekli ilk yardım müdahaleleridir.

Soru 13
Motorlu bisiklet, motosiklet ve sürücüleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinin yapılması yasaktır?
A
Geçme yaparken sinyal verilmesi
B
Yaya yolunda sürülmesi
C
Tehlikeli madde taşıyan araçların geçilmesi
D
Gidiş yönüne göre yolun en sağından seyredilmesi
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motorlu bisiklet ve motosiklet sürücülerinin trafikte yapması kesinlikle yasak olan bir davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafik kurallarının amacı, hem sürücülerin hem de diğer yol kullanıcılarının güvenliğini sağlamaktır. Bu nedenle, seçenekleri bu güvenlik prensibi çerçevesinde değerlendirmemiz gerekir.

Doğru Cevap: b) Yaya yolunda sürülmesi

Doğru cevabın "Yaya yolunda sürülmesi" olmasının nedeni, trafik kurallarının en temel ve kesin maddelerinden birini ihlal etmesidir. Yaya yolları (kaldırımlar), adından da anlaşılacağı üzere, yalnızca yayaların güvenli bir şekilde hareket etmesi için ayrılmış alanlardır. Motorlu veya motorsuz hiçbir aracın bu alanları kullanmasına izin verilmez. Bir motosikletin yaya yolunda sürülmesi, yayaların can güvenliğini doğrudan tehlikeye atan son derece tehlikeli ve yasak bir davranıştır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Geçme yaparken sinyal verilmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü bu davranış yasak değil, tam tersine zorunludur. Trafikteki tüm araçlar, şerit değiştirirken veya sollama (geçme) yaparken niyetlerini diğer sürücülere bildirmek için sinyal vermek zorundadır. Bu, trafiğin öngörülebilir ve güvenli bir şekilde akmasını sağlayan temel bir kuraldır.

  • c) Tehlikeli madde taşıyan araçların geçilmesi: Bu seçenek de yasak bir davranış değildir. Gerekli güvenlik önlemleri alındığı, sollama kurallarına (görüş mesafesi, kesik çizgi vb.) uyulduğu sürece motosiklet sürücüleri, tehlikeli madde taşıyan araçları geçebilirler. Bu konuda motosikletler için özel bir yasak bulunmamaktadır.

  • d) Gidiş yönüne göre yolun en sağından seyredilmesi: Bu ifade de yasak bir eylemi belirtmez. Aksine, Karayolları Trafik Kanunu'na göre motorlu bisiklet ve motosiklet gibi araçlar, çok şeritli yollarda gidiş yönüne göre yolun en sağ şeridini kullanmalıdır. Bu, hem kendi güvenlikleri hem de trafiğin akıcılığı için önemli ve doğru bir sürüş şeklidir.

Özetle, soru bizden yasak olan davranışı bulmamızı istiyor. Sinyal vermek, kurallara uygun sollama yapmak ve yolun sağından gitmek doğru ve gerekli davranışlarken, bir motorlu aracı yayalara ayrılmış bir alanda sürmek kesin bir dille yasaklanmıştır ve büyük bir tehlike oluşturur.

Soru 14
Şekildeki trafik işareti sürücüye neyi bildirir?
A
70 metreden sonra yolun daralacağını
B
70 metreden sonra park alanı olduğunu
C
Saatteki hızın 70 kilometreyi geçmeyeceğini
D
Takip mesafesinin 70 metreden az olmayacağını
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen trafik tanzim işaretinin sürücüye hangi kuralı bildirdiği sorulmaktadır. Bu tür işaretler, sürücülere trafikte uymaları gereken zorunlulukları veya yasaklamaları bildirir. İşareti doğru yorumlamak, hem sınav başarısı hem de trafikte güvenlik için kritik öneme sahiptir.

İşareti dikkatlice incelediğimizde, kırmızı çerçeveli dairesel bir levha içinde art arda giden iki otomobil sembolü görüyoruz. Bu iki otomobil arasında "70" sayısı ve bu sayının mesafeyi belirttiğini gösteren oklar bulunmaktadır. Bu görsel kompozisyon, araçlar arasındaki mesafeye yönelik bir kuralı ifade etmektedir. Kırmızı çerçeveli dairesel işaretler bir yasaklama veya sınırlama bildirdiğinden, bu işaret öndeki araç ile araya konulması gereken minimum mesafeyi belirtir.

d) Takip mesafesinin 70 metreden az olmayacağını ✓

Bu seçenek doğrudur. İşaret, sürücünün önündeki araçla arasında en az 70 metrelik bir takip mesafesi bırakması gerektiğini zorunlu kılar. Bu kural, özellikle ani fren durumlarında zincirleme kazaları önlemek amacıyla tünel, köprü gibi görüş mesafesinin azaldığı veya durmanın riskli olduğu yerlerde kullanılır. Bu nedenle doğru cevap "d" şıkkıdır.

  • a) 70 metreden sonra yolun daralacağını: Bu seçenek yanlıştır. Yolun daralacağını bildiren işaret, üçgen şeklindeki tehlike uyarı işaretidir ve içinde iki yandan sıkıştırılmış bir yol sembolü bulunur. Eğer bu daralma belirli bir mesafe sonra başlayacaksa, bu durum üçgen levhanın altına eklenen dikdörtgen bir panel ile belirtilir. Sorudaki işaretin yolun genişliği ile bir ilgisi yoktur.
  • b) 70 metreden sonra park alanı olduğunu: Bu seçenek yanlıştır. Park alanını gösteren işaret, genellikle mavi zeminli kare bir levhadır ve üzerinde beyaz "P" harfi bulunur. Sorudaki işaret, park etme ile ilgili bir bilgi vermemektedir.
  • c) Saatteki hızın 70 kilometreyi geçmeyeceğini: Bu seçenek, en çok karıştırılan yanlış cevaptır. Azami hız sınırını bildiren işaret de kırmızı çerçeveli ve daireseldir, ancak içinde sadece "70" sayısı yazar. Sorudaki işarette ise hızdan ziyade mesafeyi vurgulayan iki araç sembolü ve oklar bulunmaktadır. Bu nedenle bu işaret bir hız limiti değil, bir takip mesafesi kuralı bildirir.
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi araçlar için duraklamayı ifade eder?
A
Yolcu indirirken beklemek
B
5 dakikadan fazla beklemek
C
Kırmızı ışık yanarken beklemek
D
Görevlilerce verilen emirle durmak
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan ve sürücülerin sıkça karıştırdığı üç temel kavram olan **durma, duraklama ve park etme** arasındaki fark sorgulanmaktadır. Sorunun doğru cevabını anlamak için bu üç kavramın ne anlama geldiğini bilmek çok önemlidir. Bu kavramlar, bir aracın hareket etmediği durumları tanımlar ancak sebepleri ve süreleri açısından birbirinden ayrılır.

Doğru Cevap: a) Yolcu indirirken beklemek

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, "duraklama" eyleminin tanımına tam olarak uymasıdır. Trafik kanununa göre duraklama; yolcu indirip bindirmek, yük yüklemek veya boşaltmak gibi kısa süreli amaçlarla aracın durdurulmasıdır. Bu eylem sürücünün kendi iradesiyle gerçekleşir ve süresi en fazla 5 dakikadır. Yolcu indirmek, bu tanımın en net örneklerinden biridir.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • b) 5 dakikadan fazla beklemek: Bu seçenek yanlıştır çünkü bir aracın yolcu indirme veya yük boşaltma gibi amaçlar dışında 5 dakikadan daha uzun süre bekletilmesi durumuna park etme denir. Duraklama için belirlenen azami süre 5 dakikadır. Bu sürenin aşılması, eylemi park etmeye dönüştürür.

  • c) Kırmızı ışık yanarken beklemek: Bu seçenek duraklamayı değil, durma eylemini ifade eder. Durma, trafik zorunlulukları (kırmızı ışık, trafik sıkışıklığı, öndeki aracın durması vb.) nedeniyle aracın hareketsiz kalmasıdır. Sürücünün kendi isteğiyle yaptığı bir eylem değildir, tamamen zorunludur.

  • d) Görevlilerce verilen emirle durmak: Bu seçenek de, tıpkı kırmızı ışıkta beklemek gibi, durma kapsamına girer. Trafik polisi gibi yetkili bir görevlinin "DUR" emriyle aracın durdurulması bir zorunluluktur. Sürücünün iradesi dışında gerçekleştiği için bu durum durma olarak kabul edilir, duraklama değildir.

Özetle Kavramların Farkları:

  1. Durma: Zorunlu hallerde aracın durdurulmasıdır. (Örnek: Kırmızı ışık, polis emri, trafik sıkışıklığı).
  2. Duraklama: İsteğe bağlı ve kısa süreli (en fazla 5 dakika) olarak yolcu veya yük işlemleri için aracın durdurulmasıdır.
  3. Park Etme: Aracın duraklama amacı dışında veya duraklama süresini (5 dakikayı) aşacak şekilde bırakılmasıdır.
Soru 16
Işıklı trafik işaret cihazında hangisinin yanması, yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu bildirir?
A
Aralıklı yanıp sönen sarı ışık
B
Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışık
C
Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık
D
Kırmızı ışıkla birlikte yanan sarı ışık
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik ışıklarının anlamları ve özellikle sarı ışığın farklı durumlardaki işlevi sorgulanmaktadır. Sürücülerin, trafik ışıklarının sıralamasını ve her bir rengin ne anlama geldiğini bilmesi, trafik güvenliği için hayati önem taşır. Sorunun temel amacı, yeşil ışıktan kırmızı ışığa geçiş anını ifade eden sinyali doğru tespit etmektir.

Doğru Cevap: c) Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık

Doğru cevabın "Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık" olmasının sebebi, trafik akışının standart sıralamasıdır. Trafik ışıkları genellikle Yeşil -> Sarı -> Kırmızı -> Kırmızı+Sarı -> Yeşil döngüsünde çalışır. Yeşil ışık, yolun trafiğe açık olduğunu ve geçişin serbest olduğunu belirtir. Yeşil ışıktan sonra yanan sabit sarı ışık ise bir uyarıdır; bu uyarı, yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu ve birazdan kırmızı ışığın yanacağını bildirir. Bu durumda sürücü, güvenli bir şekilde duramayacak kadar kavşağa yaklaşmışsa dikkatli bir şekilde geçişini tamamlamalı, ancak güvenli bir mesafedeyse yavaşlayarak durmaya hazırlanmalıdır.

Diğer Seçeneklerin Açıklamaları:

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Her bir seçeneğin farklı bir anlamı vardır ve bu anlamları bilmek sınavda ve trafikte size avantaj sağlar.

  • a) Aralıklı yanıp sönen sarı ışık: Bu ışık, "Yavaşla ve Dikkatli Geç" anlamına gelir. Genellikle kavşağın kontrollü olduğunu ancak sürücünün kendi geçiş hakkını dikkatli bir şekilde kullanması gerektiğini belirtir. Bu ışık, yolun kapanmak üzere olduğunu değil, dikkatli bir geçiş yapılması gerektiğini bildirir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışık: Bu ışık, "DUR" levhası ile aynı anlama gelir. Sürücünün mutlaka durması, kavşaktaki yolu kontrol etmesi ve yol müsait olduğunda geçiş yapması gerektiğini belirtir. Yolun kapanmasından ziyade, durup kontrol etme zorunluluğu getirir. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Kırmızı ışıkla birlikte yanan sarı ışık: Bu sinyal, yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu değil, tam tersine trafiğe açılmak üzere olduğunu bildirir. Kırmızı ışıkta bekleyen sürücülere, yeşil ışığın yanmak üzere olduğunu ve harekete hazırlanmaları gerektiğini haber verir. Bu nedenle, soruda istenen durumun zıttını ifade ettiği için bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, sarı ışığın iki temel sabit yanma durumu vardır ve anlamları tamamen farklıdır. Yeşil ışıktan sonra yanan sarı ışık "Durmaya Hazırlan" (yol kapanıyor), kırmızı ışıkla birlikte yanan sarı ışık ise "Harekete Hazırlan" (yol açılıyor) anlamına gelir. Bu ayrımı bilmek, bu tür soruları kolayca çözmenizi sağlar.

Soru 17
Şekildeki kara yolunda 1 numaralı araç sürücüsünün Aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Bulunduğu şeritte seyretmesi
B
Geçme sırasında hızını artırması
C
Yol müsait ise önündeki aracı sollayarak geçmesi
D
Yol müsait değilse önündeki aracın sağından geçmesi
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimdeki 1 numaralı araç sürücüsünün yapması durumunda trafik kurallarına aykırı olacak, yani yanlış olan davranışı bulmamız istenmektedir. Soruyu doğru çözmek için hem görseldeki trafik işaretlerini hem de genel trafik kurallarını bilmemiz gerekir. Görseli incelediğimizde, iki şeritli yolun ortasında devamlı (düz) bir yol çizgisi olduğunu görüyoruz.

Doğru cevap d) Yol müsait değilse önündeki aracın sağından geçmesi seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, geçişler yani sollama işlemi her zaman geçilecek aracın solundaki şerit kullanılarak yapılır. Bir aracın sağından geçmek, 'sağlama' olarak bilinir ve birkaç özel durum (örneğin, sola dönmek için sinyal veren bir aracın yanından geçmek gibi) dışında kesinlikle yasaktır ve çok tehlikelidir. Bu kural, yolun müsait olup olmamasından veya yol çizgilerinden bağımsız, temel bir geçiş kuralıdır. Bu nedenle bu davranış her koşulda yanlıştır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Bulunduğu şeritte seyretmesi: Bu, sürücünün yapması gereken doğru ve güvenli davranıştır. Yolun ortasındaki devamlı çizgi, şerit değiştirmenin ve sollama yapmanın yasak olduğunu gösterir. Dolayısıyla sürücünün kendi şeridinde kalması kesinlikle doğru bir harekettir. Soru bizden yanlış olanı istediği için bu seçenek cevap olamaz.
  • b) Geçme sırasında hızını artırması: Bu ifade, kurallara uygun bir sollama manevrasının parçasını tanımlar. Bir sürücü, sollama yapmaya izin verilen bir yerde (kesik çizgi varken) önündeki aracı geçerken, geçişi mümkün olan en kısa sürede ve güvenli bir şekilde tamamlamak için hızını artırmalıdır. Ancak bu sorudaki durumda sollama yapmak zaten yasaktır. Yine de bu eylemin kendisi, bir geçiş anı için doğru bir adımdır ve soru kökündeki en temel yanlışı temsil etmez.
  • c) Yol müsait ise önündeki aracı sollayarak geçmesi: Bu davranış da yanlıştır, çünkü yoldaki devamlı çizgi sollama yapmayı yasaklar. Sürücü, yol boş ve müsait görünse bile bu çizgiye uymak zorundadır. Ancak bu seçenek, sollama işleminin normalde yapıldığı sol şeridi işaret eder. D seçeneğindeki "sağdan geçme" eylemi ise sollama yönteminin temelden yanlış uygulanmasıdır ve trafik güvenliği açısından çok daha büyük ve genel bir kural ihlalidir. Bu nedenle en kesin yanlış D seçeneğidir.

Özetle, bir aracın sağından geçmek temel bir kural ihlaliyken, solundan geçmek doğru yöntemdir ancak yoldaki devamlı çizgi gibi işaretler bu eylemi belirli yerlerde yasaklar. Soru, yapılabilecek en temel ve tehlikeli yanlışı sorduğu için doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 18
Şekildeki gibi sola dönüş yapacak olan sürücü, aşağıdakilerden hangilerini yapmalıdır? I. Sola dönüş lambasını yakmalı II. Hızını azaltmalı III. Dar bir kavisle dönmeli
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
18 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kavşakta sola dönüş yapmak isteyen bir sürücünün uyması gereken temel trafik kuralları sorgulanmaktadır. Güvenli bir sürüş için her manevranın belirli adımları vardır. Sola dönüşler, karşıdan gelen trafiği kesmeyi gerektirebileceği için özellikle dikkatli yapılması gereken manevralardır. Şimdi maddeleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

I. Sola dönüş lambasını yakmalı

Bu ifade kesinlikle doğrudur. Trafikteki en temel iletişim kurallarından biri, niyetinizi diğer sürücülere, yayalara ve yol kullanıcılarına önceden bildirmektir. Sola dönmeden önce sola sinyal (dönüş lambası) vermek, arkanızdaki ve karşı şeritteki sürücülerin sizin ne yapacağınızı anlamasını sağlar. Bu sayede onlar da kendi pozisyonlarını ve hızlarını ayarlayabilir, böylece olası kazaların önüne geçilmiş olur. Sinyal vermek bir tercih değil, yasal bir zorunluluktur.

II. Hızını azaltmalı

Bu ifade de kesinlikle doğrudur. Hiçbir dönüş, düz gidiş hızıyla yapılamaz. Bir viraja veya kavşağa girerken hızı azaltmak, aracın kontrolünü sağlamak için esastır. Hızı azaltarak hem dönüşü daha güvenli bir şekilde tamamlarsınız hem de kavşaktaki diğer araçları veya yayaları kontrol etmek için kendinize yeterli zaman tanımış olursunuz. Yüksek hızla yapılan bir dönüş, savrulmaya veya kazaya neden olabilir.

III. Dar bir kavisle dönmeli

Bu ifade yanlıştır. Trafik kurallarına göre, sola dönüşler geniş bir kavisle yapılır. Bunun sebebi, dönüşü tamamladıktan sonra gidilecek yolun doğru şeridine (genellikle en sol şeridine veya uygun şeride) girebilmektir. Eğer dar bir kavisle dönerseniz, karşı yönden gelen ve sağa dönen araçların yolunu kesme veya dönüş yaptığınız yolun yanlış şeridine girme tehlikesiyle karşılaşırsınız. Dar kavisle dönüş kuralı, sağa dönüşler için geçerlidir.

  • Sola Dönüş: Geniş Kavis
  • Sağa Dönüş: Dar Kavis

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

Yukarıdaki analizlere göre, sola dönüş yapacak bir sürücünün yapması gereken zorunlu eylemler I ve II numaralı maddelerde belirtilmiştir. III numaralı madde ise hatalı bir bilgidir.

  • a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir, çünkü hızı azaltmak (II) da zorunludur.
  • b) I ve II: Bu seçenek doğrudur. Sürücü hem sola dönüş lambasını yakmalı hem de hızını azaltmalıdır. Bu iki kural, güvenli bir sol dönüşün temelini oluşturur.
  • c) II ve III: Bu seçenek yanlıştır, çünkü III. maddedeki "dar kavisle dönme" kuralı sola dönüş için hatalıdır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek de III. maddedeki yanlış bilgiyi içerdiği için yanlıştır.

Özetle, şekildeki sürücü güvenli bir sol dönüş yapmak için öncelikle sinyal vererek niyetini belli etmeli (I), ardından kavşağa yaklaşırken aracın kontrolünü sağlamak için hızını azaltmalı (II) ve son olarak dönüşü geniş bir kavisle tamamlamalıdır. Soruda verilen öncüllerden I ve II doğru olduğu için doğru cevap b) I ve II seçeneğidir.

Soru 19
Şekle göre 2 numaralı aracın sürücüsü ne yapmalıdır?
A
Hızını artırmalı
B
U dönüşü yapmalı
C
1 numaralı araca yol vermeli
D
1 numaralı aracı ikaz ederek durdurmalı
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen kavşak durumuna göre 2 numaralı aracın sürücüsünün yapması gereken doğru manevra sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için trafik levhalarını ve geçiş üstünlüğü kurallarını dikkatlice incelememiz gerekir. Bu tür kavşak soruları, ehliyet sınavının en temel konularından biridir.

Görseli incelediğimizde, bu kavşağın bir anayol ve tali yol kesişimi olduğunu görüyoruz. Bunu anlamamızı sağlayan en önemli ipuçları trafik levhalarıdır. 2 numaralı aracın bulunduğu yolda "Yol Ver" (ters üçgen) levhası bulunurken, 1 numaralı aracın bulunduğu yolda ise "Anayol" (eşkenar dörtgen) levhası yer almaktadır. Bu levhalar, kavşaktaki geçiş üstünlüğünü net bir şekilde belirler.

"Yol Ver" levhası, sürücünün tali yolda olduğunu ve anayoldan gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerektiğini bildirir. "Anayol" levhası ise sürücüye, kavşakta geçiş önceliğinin kendisinde olduğunu belirtir. Trafik kurallarına göre, tali yoldan anayola çıkan bir sürücü, anayoldaki tüm araçların geçişini beklemek zorundadır.

Doğru Cevabın Açıklaması

Bu kurallar doğrultusunda, tali yolda bulunan ve "Yol Ver" levhasına uymak zorunda olan 2 numaralı aracın sürücüsü, anayoldan gelen 1 numaralı araca yol vermelidir. 1 numaralı araç kendi geçişini güvenli bir şekilde tamamladıktan sonra, 2 numaralı araç sürücüsü kavşağa girebilir. Bu nedenle c) 1 numaralı araca yol vermeli seçeneği doğru ve güvenli olan tek davranıştır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) Hızını artırmalı: Bu seçenek tamamen yanlıştır ve büyük bir kazaya yol açabilir. "Yol Ver" levhası olan bir sürücünün yavaşlaması, gerekirse durarak anayolun boşalmasını beklemesi gerekir; hızını artırması kesinlikle yasaktır.
  • b) U dönüşü yapmalı: Soruda sürücünün U dönüşü yapmasını gerektirecek bir durum yoktur. Kavşaktaki geçiş hakkı sorulmaktadır ve gereksiz yere U dönüşü yapmak hem kural dışı hem de tehlikeli olabilir.
  • d) 1 numaralı aracı ikaz ederek durdurmalı: Bu davranış, trafik adabına ve kurallarına aykırıdır. Geçiş üstünlüğü 1 numaralı araçtadır ve 2 numaralı aracın sürücüsünün onu durdurmaya çalışması, bir hakkı gasp etme girişimidir ve trafikte agresif bir davranış olarak kabul edilir.
Soru 20
Aşağıdaki işlemlerden hangisi trafiğe çıkacak araçların mevzuata uygunluğunu gösterir?
A
Araç üzerinde keyfi değişiklik yapılması
B
Periyodik bakım kartının doldurulması
C
Muayenesinin yaptırılmamış olması
D
Kayıt ve tescilinin onaylanması
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın yasal olarak trafiğe çıkabilmesi için hangi temel ve resmi işlemin zorunlu olduğu sorgulanmaktadır. Yani, bir otomobilin veya herhangi bir motorlu taşıtın "mevzuata uygun" sayılmasını sağlayan en temel resmi işlem hangisidir diye düşünebiliriz. Bu işlem, aracın devlet nezdinde tanınmasını ve kimlik kazanmasını sağlayan adımdır.

Doğru cevap d) Kayıt ve tescilinin onaylanması seçeneğidir. Bir aracın yasal olarak trafiğe çıkabilmesi için öncelikle devletin resmi kayıtlarına girmesi gerekir. Bu işleme "tescil" denir. Tescil işlemi tamamlandığında araca bir plaka tahsis edilir ve adına bir "Araç Tescil Belgesi" (ruhsat) düzenlenir. Bu belge, aracın kimliğidir ve onun yasal olarak trafiğe çıkma hakkı kazandığını gösteren en temel kanıttır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Araç üzerinde keyfi değişiklik yapılması: Bu seçenek yanlıştır çünkü araç üzerinde yapılan onaylanmamış ve keyfi değişiklikler (modifikasyon), aracın mevzuata uygunluğunu bozabilir. Örneğin, standart dışı egzoz takmak veya aydınlatma sistemini değiştirmek, aracın muayeneden geçememesine ve trafikten men edilmesine neden olabilir. Bu durum, uygunluğu göstermek yerine uygunsuzluğa yol açar.
  • b) Periyodik bakım kartının doldurulması: Bu seçenek de hatalıdır. Periyodik bakım, aracın mekanik sağlığı ve güvenliği için son derece önemlidir ancak özel servisler tarafından yapılan bir işlemdir ve bakım kartı resmi bir belge niteliği taşımaz. Devlet, aracın trafiğe uygunluğunu periyodik bakım kartına bakarak değil, zorunlu olan periyodik araç muayenesine (TÜVTÜRK muayenesi) bakarak denetler.
  • c) Muayenesinin yaptırılmamış olması: Bu ifade, mevzuata uygunluğun tam tersi bir durumu belirtir. Trafiğe çıkan araçların belirli periyotlarla (genellikle 2 yılda bir) fenni muayenesinin yapılması yasal bir zorunluluktur. Muayenesi olmayan bir araç, mevzuata aykırı kabul edilir ve trafiğe çıkması yasaktır. Dolayısıyla bu seçenek kesinlikle yanlıştır.

Özetle, bir aracın trafiğe çıkmasının ilk ve en temel yasal adımı, devlet tarafından kayıt altına alınması, yani tescil edilmesidir. Tescil olmadan bir araç yasal olarak var sayılmaz ve trafiğe çıkamaz. Diğer işlemler (bakım, muayene gibi) tescil edilmiş bir aracın trafikte kalmaya devam edebilmesi için gereken sonraki adımlardır.

Soru 21
Şekildeki tehlike uyarı işaretini gören sürücü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
Banketten gitmeli
B
Takip mesafesini artırmalı
C
Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli
D
Acil uyarı ışıklarını yakarak seyretmeli
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün gördüğü tehlike uyarı işaretinin ne anlama geldiğini ve bu durumda nasıl davranması gerektiğini bilmesi istenmektedir. Şekildeki levha, "Kaygan Yol" anlamına gelen bir tehlike uyarı işaretidir. Bu işaret, yol yüzeyinin yağmur, kar, buz veya başka bir nedenle kayganlaştığını ve araçların tekerleklerinin yol tutuşunun azaldığını bildirir. Bu durumda sürücünün alması gereken temel önlem, güvenliği artırmaya yönelik olmalıdır.

Doğru cevap b) Takip mesafesini artırmalı seçeneğidir. Kaygan bir yolda aracın fren mesafesi normal bir yola göre belirgin şekilde uzar. Yani, frene bastığınızda aracınızın durması daha fazla zaman ve mesafe alır. Öndeki araçla aranızdaki takip mesafesini artırmak, ani bir fren durumunda durabilmek için size daha fazla zaman ve mesafe kazandırır. Bu, arkadan çarpma riskini en aza indiren en önemli tedbirlerden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Banketten gitmeli: Banket, acil durumlar dışında araç kullanmak için tasarlanmamıştır ve genellikle yolun kendisinden daha dayanıksız ve tehlikelidir. Özellikle kaygan bir yolda banketten gitmek, aracın zemin farkından dolayı dengesini kaybetmesine veya patinaj yapmasına neden olabilir. Bu nedenle kesinlikle yanlış bir davranıştır.
  • c) Hızını artırarak öndeki aracı geçmeli: Kaygan yolda hız artırmak ve sollama yapmak son derece tehlikelidir. Yol tutuşunun azaldığı bir durumda yapılacak ani manevralar ve yüksek hız, aracın savrulmasına ve kontrolün tamamen kaybedilmesine yol açabilir. Bu işaret görüldüğünde hız artırmak yerine tam tersi, hız azaltılmalı ve ani manevralardan kaçınılmalıdır.
  • d) Acil uyarı ışıklarını yakarak seyretmeli: Acil uyarı ışıkları (dörtlüler), seyir hâlindeyken sürekli olarak kullanılmaz. Bu ışıklar, aracınız arızalandığında ve bir tehlike oluşturduğunda ya da trafikte ani ve beklenmedik bir durma (kaza, sıkışıklık vb.) olduğunda arkadakileri uyarmak için kullanılır. Kaygan yolda normal seyrederken yakılması, diğer sürücülerin kafasını karıştırabilir ve sizin durduğunuzu düşünmelerine neden olabilir.

Özetle, kaygan yol işaretini gören bir sürücü, yol tutuşunun azaldığını ve fren mesafesinin uzadığını bilmelidir. Bu nedenle alacağı en doğru önlem; hızını düşürmek, ani direksiyon hareketlerinden kaçınmak ve olası bir tehlike anında güvenli bir şekilde durabilmek için öndeki araçla arasındaki takip mesafesini artırmaktır.

Soru 22
Geceleyin, görüşün yeterli olmadığı kavşağa yaklaşan sürücü gelişini nasıl haber vermelidir?
A
Birkaç defa selektör yaparak
B
Acil uyarı ışıklarını yakarak
C
Birkaç defa korna çalarak
D
Dönüş ışıklarını yakarak
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün gece vakti ve görüş mesafesinin düşük olduğu (örneğin kör bir nokta, tepe üstü veya virajlı bir yol) bir kavşağa yaklaşırken, diğer yol kullanıcılarını kendi varlığından nasıl haberdar etmesi gerektiği sorgulanmaktadır. Buradaki temel amaç, potansiyel bir tehlikeyi önlemek ve güvenli bir geçiş sağlamak için etkili bir iletişim kurmaktır.

Doğru cevap "a) Birkaç defa selektör yaparak" seçeneğidir. Gece karanlığında, ışık en etkili uyarı aracıdır. Selektör yapmak, yani uzun farları anlık olarak yakıp söndürmek, çok uzaktan bile fark edilebilen güçlü bir görsel uyarıdır. Görüşün kısıtlı olduğu bir kavşakta, sizin geldiğinizi henüz göremeyen bir sürücüyü veya yayayı bu ışık parlaması sayesinde uyararak olası bir kazanın önüne geçebilirsiniz. Bu yöntem, trafik kurallarında bu gibi durumlar için tanımlanmış standart ve doğru bir iletişim biçimidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) Acil uyarı ışıklarını yakarak: Acil uyarı ışıkları, yani dörtlüler, aracın bir arıza nedeniyle durduğunu, tehlikeli madde taşıdığını veya yol üzerinde bir tehlike oluşturacak şekilde yavaşladığını belirtmek için kullanılır. Hareket halinde bir kavşağa yaklaşırken bu ışıkları yakmak, diğer sürücülere aracınızla ilgili bir sorun olduğu yönünde yanlış ve kafa karıştırıcı bir mesaj verir. Bu nedenle kesinlikle yanlış bir kullanımdır.
  • c) Birkaç defa korna çalarak: Korna, ani bir tehlikeyi bildirmek için kullanılır. Ancak, özellikle gece saatlerinde yerleşim yerlerinde gereksiz yere korna çalmak, gürültü kirliliğine neden olduğu için yasaktır ve tavsiye edilmez. Geceleri, ışıklı uyarı cihazları (selektör) sesli uyarılara (korna) göre önceliklidir ve tercih edilmesi gereken yöntemdir.
  • d) Dönüş ışıklarını yakarak: Dönüş ışıkları, yani sinyaller, sadece sağa veya sola dönme ya da şerit değiştirme niyetinizi bildirmek için kullanılır. Kavşağa düz bir şekilde yaklaşırken sinyal vermek, diğer sürücüleri yanıltır. Sinyal, "dönüş yapacağım" anlamına gelir; kavşağa yaklaştığınızı haber verme amacı taşımaz.

Özet olarak, geceleyin görüşün yetersiz olduğu bir kavşağa yaklaşırken varlığınızı belli etmenin en doğru, en güvenli ve kurallara en uygun yolu birkaç defa selektör yapmaktır. Bu, diğer sürücüler için "Dikkat, ben yaklaşıyorum" anlamına gelen evrensel bir işarettir.

Soru 23
Aksine bir işaret yoksa şekildeki aracın yerleşim yeri içindeki azami hızı saatte kaç kilometredir?
A
50
B
70
C
80
D
90
23 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, resimde görülen otomobilin, herhangi bir özel hız sınırı levhası bulunmayan bir yerleşim yeri içindeki yasal olarak izin verilen en yüksek (azami) hızının ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları "aksine bir işaret yoksa" ifadesi, aracın bir "otomobil" olması ve hız sınırının "yerleşim yeri içinde" sorulmasıdır. Bu, genel trafik kurallarını bilmemiz gerektiğini gösterir.

Doğru Cevap: a) 50

Türkiye'deki Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, tüm otomobiller için yerleşim yerleri (şehir, ilçe, köy gibi meskun mahaller) içindeki yasal azami hız sınırı, daha yüksek veya daha düşük bir hızı gösteren özel bir trafik levhası olmadıkça, saatte 50 kilometredir. Resimdeki araç bir otomobil olduğu ve soruda aksine bir işaretin olmadığı belirtildiği için, bu genel kural geçerlidir. Bu kural, yaya güvenliğini sağlamak ve yerleşim yeri içindeki yoğun trafiği düzenlemek amacıyla konulmuştur.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) 70: Bu seçenek yanlıştır. 70 km/s hızı, otomobiller için yerleşim yeri içindeki standart bir hız limiti değildir. Belediyeler tarafından belirlenen bazı geniş bulvarlarda veya çevre yollarında trafik levhalarıyla bu hıza izin verilebilir, ancak bu bir genel kural değildir. Soruda "aksine bir işaret yoksa" denildiği için standart kural olan 50 km/s baz alınmalıdır.
  • c) 80: Bu seçenek de yanlıştır. 80 km/s hızı, genellikle yerleşim yeri dışındaki yollarda geçerli olan bir limittir. Örneğin, otobüslerin bölünmemiş şehirler arası yollardaki azami hızı 80 km/s'dir. Bir otomobilin şehir içindeki standart hız limiti kesinlikle bu değildir.
  • d) 90: Bu seçenek, ehliyet sınavlarında en sık karıştırılan hız limitlerinden biridir. Otomobiller için 90 km/s hızı, yerleşim yeri dışındaki bölünmemiş (çift yönlü) karayollarında geçerli olan azami hızdır. Soru yerleşim yeri içini sorduğu için bu hız limiti geçerli değildir ve bu yüzden yanlış bir cevaptır.

Özetle, ehliyet sınavı için hız limitlerini öğrenirken aracın türünü (otomobil, kamyon, otobüs vb.) ve yolun tipini (yerleşim yeri içi, bölünmüş yol, otoyol vb.) birlikte değerlendirmek çok önemlidir. Bu soruda bir otomobilin yerleşim yeri içindeki standart azami hızı sorulduğundan, doğru cevap 50 km/s'dir.

Soru 24
Şekle göre aşağıdakilerden hangisinin yapılması doğrudur?
A
3 numaralı aracın takip mesafesini azaltması
B
2 numaralı aracın 3 numaralı aracın geçişine yardımcı olması
C
2 numaralı aracın 1 numaralı aracı geçmesi
D
2 numaralı aracın hızını artırması
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki bir sollama (geçiş) durumu analiz edilerek sürücülerin sergilemesi gereken doğru davranışın ne olduğu sorgulanmaktadır. Resimde, 3 numaralı araç, 2 numaralı aracı sollarken karşı yönden 1 numaralı aracın geldiğini görüyoruz. Bu kritik durumda, tüm sürücülerin trafik güvenliğini sağlamak için hangi hareketi yapması gerektiğini bulmamız isteniyor.

Doğru Cevap: b) 2 numaralı aracın 3 numaralı aracın geçişine yardımcı olması

Doğru cevabın neden bu seçenek olduğunu detaylıca inceleyelim. Trafik kurallarına göre, bir araç tarafından geçilmekte olan sürücünün görevi, geçiş işlemini kolaylaştırmaktır. Resimdeki durumda 3 numaralı araç, karşı şeridi kullanarak riskli bir manevra yapmaktadır. 2 numaralı aracın sürücüsü, 3 numaralı aracın bir an önce kendi şeridine güvenle dönebilmesi için ona yardımcı olmalıdır. Bu yardım; hızını artırmamak, mevcut hızını korumak veya gerekirse güvenliği sağlamak için hafifçe yavaşlamak ve şeridinin sağ tarafına doğru yanaşmak şeklinde olur. Bu sayede sollama daha kısa sürede biter ve karşıdan gelen 1 numaralı araçla yaşanabilecek tehlikeli bir durumun önüne geçilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) 3 numaralı aracın takip mesafesini azaltması: Bu seçenek yanlıştır. Çünkü takip mesafesi, bir aracın arkasından giderken korunması gereken mesafedir. Oysa 3 numaralı araç, 2 numaralı aracın arkasında değil, yanında ve onu geçme pozisyonundadır. Dolayısıyla bu kavram, o anki durum için geçerli değildir ve mantıksızdır.
  • c) 2 numaralı aracın 1 numaralı aracı geçmesi: Bu seçenek tamamen yanlıştır. 1 numaralı araç, 2 numaralı aracın bulunduğu şeridin karşı yönünden gelmektedir. Aynı yönde gitmeyen, birbirine doğru hareket eden iki araç birbirini "sollayamaz". Bu durum ancak bir kafa kafaya çarpışma ile sonuçlanabilecek imkansız bir manevradır.
  • d) 2 numaralı aracın hızını artırması: Bu seçenek, yapılabilecek en tehlikeli ve yanlış davranışlardan biridir. Eğer geçilmekte olan 2 numaralı araç hızını artırırsa, 3 numaralı aracın sollama yapmak için katetmesi gereken mesafe ve karşı şeritte kalma süresi uzar. Bu durum, karşıdan gelen 1 numaralı araçla çarpışma riskini en üst seviyeye çıkarır. Bu hareket, trafik kurallarınca kesinlikle yasaklanmıştır ve "trafiği tehlikeye düşürmek" olarak kabul edilir.

Özetle, trafikte güvenliğin temel prensibi sürücülerin birbirine saygılı olması ve yardımcı olmasıdır. Özellikle sollama gibi riskli manevralarda, geçilen sürücünün geçişi kolaylaştırması hayati önem taşır. Bu nedenle 2 numaralı aracın 3 numaralı araca yardımcı olması doğru ve sorumlu bir davranıştır.

Soru 25
Şekildeki gibi bir kavşakta karşılaşan araçların geçiş hakkı sıralaması nasıl olmalıdır?
A
1 - 2 - 4 - 3
B
2 - 1 - 3 - 4
C
2 - 3 - 4 - 1
D
3 - 1 - 2 - 4
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, trafik levhası veya trafik polisi bulunmayan, yani bir kontrolsüz kavşakta karşılaşan dört aracın geçiş hakkı sıralamasının ne olması gerektiği sorulmaktadır. Bu tür kavşaklarda geçiş üstünlüğünü belirlemek için Karayolları Trafik Kanunu'nda belirtilen kuralları adım adım uygulamamız gerekir.

Kontrolsüz kavşaklarda geçiş hakkını belirleyen temel kurallar şunlardır:

  • Bütün sürücüler, geçiş üstünlüğüne sahip olan araçlara (ambulans, itfaiye vb.) yol verir. (Bu resimde geçiş üstünlüğüne sahip bir araç yoktur.)
  • Dönüş yapan araçlar, doğru gitmekte olan araçlara yol verir.
  • Her sürücü, sağındaki araca geçiş hakkını vermek zorundadır.
  • Traktör, iş makinesi gibi motorsuz veya yavaş giden araçlar, diğer motorlu araçlara yol verir. (Ancak bu kural genellikle "sağdaki araç" kuralından sonra gelir.)

Bu kuralları resimdeki duruma uygulayarak doğru sıralamayı bulalım:

  1. İlk Geçmesi Gereken Araç: 2 Numaralı Traktör

    Kontrolsüz kavşaklardaki en temel kural "herkes sağındakine yol verir" kuralıdır. Bu kurala göre her araç, kendi sağındaki yolun boş olup olmadığını kontrol eder. Resme baktığımızda, 1 numaralı aracın sağında 4 numara, 4 numaralı aracın sağında 2 numara, 2 numaralı aracın sağında ise kimse yoktur. Sağı boş olan tek araç 2 numaralı traktör olduğu için kavşağı ilk kullanma hakkı ona aittir. Bu nedenle, ilk geçecek araç 2'dir.

  2. İkinci ve Üçüncü Geçmesi Gereken Araçlar: 1 ve 3 Numaralı Otomobiller

    2 numaralı traktör geçtikten sonra geriye 1, 3 ve 4 numaralı araçlar kalır. Burada devreye "dönüş yapan araçlar, düz gidenlere yol verir" kuralı girer. 3 numaralı araç sola dönüş yaptığı için, karşı yönden düz gelen 1 numaralı araca yol vermek zorundadır. Bu, 1'in 3'ten önce geçmesi gerektiği anlamına gelir. Bu kural, 1 ve 4 arasındaki "sağdaki araç" kuralından daha öncelikli olarak değerlendirilir çünkü bu ikisi doğrudan birbiriyle kesişen bir manevra içerisindedir. Bu sebeple ikinci olarak 1 numaralı araç geçer. 1 numaralı araç geçtikten sonra, dönüş yapmak için bekleyen 3 numaralı araç geçişini tamamlar ve üçüncü olur.

  3. Son Geçmesi Gereken Araç: 4 Numaralı Motosiklet

    Diğer tüm araçlar geçişini tamamladıktan sonra, kavşakta kalan son araç 4 numaralı motosiklettir. Diğer araçların geçmesini beklediği için kavşağı en son o terk eder. Bu nedenle, son geçecek araç 4'tür.

Sonuç olarak, tüm kuralları birleştirdiğimizde ortaya çıkan doğru geçiş hakkı sıralaması 2 - 1 - 3 - 4 şeklindedir. Bu sıralama, B seçeneğinde doğru olarak verilmiştir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) 1 - 2 - 4 - 3 : 1 numaralı araç ilk geçemez, çünkü sağında 4 numaralı araç vardır ve ona yol vermelidir.
  • c) 2 - 3 - 4 - 1 : 3 numaralı araç ikinci geçemez, çünkü dönüş yaptığı için karşıdan düz gelen 1 numaralı araca yol vermek zorundadır.
  • d) 3 - 1 - 2 - 4 : 3 numaralı araç ilk geçemez, çünkü hem dönüş yapmaktadır hem de sağında araçlar bulunmaktadır. En az önceliğe sahip araçlardan biridir.
Soru 26
Kavşağa yaklaşan bir sürücü, trafik işaret ışığının aralıklarla kırmızı yanıp söndüğünü fark etmiştir. Bu durumda sürücü nasıl davranmalıdır?
A
Durmalı, ilk geçiş hakkını kendisi kullanmalı
B
Hızını sabit tutmalı, kontrollü bir şekilde geçmeli
C
Hızını azaltmalı, kontrollü bir şekilde durmadan geçmeli
D
Durmalı, ilk geçiş hakkını diğer yönden gelen araçlara vermeli
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün kavşağa yaklaşırken aralıklarla (fasılalı) yanıp sönen kırmızı ışık gördüğünde uygulaması gereken doğru davranışın ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu durum, trafik güvenliği açısından hayati öneme sahip bir kuralı içerir ve ehliyet sınavlarında sıkça karşınıza çıkabilir. Trafik işaret ışıklarının her rengi ve yanıp sönme şekli farklı bir anlam taşır.

Aralıklı olarak yanıp sönen kırmızı ışık, "DUR" levhası ile aynı anlama gelir. Bu, sürücünün kavşağa gelmeden önce mutlaka durması gerektiğini belirten kesin bir emirdir. Sürücü, kavşak girişindeki durma çizgisinde, eğer çizgi yoksa kavşak girişinde görüş alanını engellemeyecek şekilde aracını tamamen durdurmalıdır. Bu duruş, sadece yavaşlamak değil, tekerleklerin hareketinin tamamen kesilmesi anlamına gelir.

Doğru cevap olan d) Durmalı, ilk geçiş hakkını diğer yönden gelen araçlara vermeli seçeneği bu kuralı eksiksiz bir şekilde açıklamaktadır. Sürücü, durduktan sonra kavşaktaki ve diğer yollardaki trafik durumunu kontrol etmelidir. Eğer kavşaktan geçmekte olan veya kavşağa yaklaşan başka araçlar varsa, geçiş önceliği onlardadır. Sürücü, ancak kavşağın müsait ve güvenli olduğundan emin olduktan sonra hareket edebilir. Bu kural, kontrolsüz bir kavşakta kazaları önlemek için vardır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Durmalı, ilk geçiş hakkını kendisi kullanmalı: Bu seçenek "durmalı" kısmı ile doğru başlasa da "ilk geçiş hakkını kendisi kullanmalı" ifadesiyle tamamen yanlış bir yönlendirme yapmaktadır. Aralıklı kırmızı ışığın asıl amacı, sizin durup diğerlerine yol vermenizi sağlamaktır. İlk geçiş hakkını kendinizde görmeniz, büyük bir kazaya sebep olabilir.
  • b) Hızını sabit tutmalı, kontrollü bir şekilde geçmeli: Bu davranış, yeşil ışıkta veya geçiş üstünlüğüne sahip olduğunuz bir anayolda geçerli olabilir. Ancak aralıklı kırmızı ışıkta hızını sabit tutmak, "DUR" emrini tamamen yok saymak anlamına gelir ve çok tehlikeli bir ihlaldir.
  • c) Hızını azaltmalı, kontrollü bir şekilde durmadan geçmeli: Bu davranış, aralıklı olarak yanıp sönen sarı ışık için geçerlidir. Aralıklı yanan sarı ışık, "YOL VER" levhası ile aynı anlama gelir ve sürücünün yavaşlayıp yolu kontrol ederek, eğer trafik yoksa durmadan geçebileceğini belirtir. Kırmızı ışıkla sarı ışığın anlamını karıştırmak, sınavlarda sıkça yapılan bir hatadır.

Özetle, aralıklı yanıp sönen kırmızı ışığı gördüğünüzde aklınıza hemen "DUR" levhası gelmelidir. Bu, önce duracağınız, sonra da yolu kontrol edip geçiş hakkını diğer araçlara vereceğiniz anlamına gelir. Bu kurala uymak, hem sizin hem de trafikteki diğer kişilerin güvenliği için zorunludur.

Soru 27
Kavşaklara yaklaşırken yol üzerine çizilmiş şekildeki oklar sürücülere neyi bildirir?
A
Durma, duraklama ve park etmenin yasaklanmış olduğunu
B
Seyir yönüne uygun şeridin kullanılması gerektiğini
C
Sağa ve sola dönülemeyeceğini
D
Hızın artırılması gerektiğini
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kavşaklara yaklaşırken yolun üzerine çizilmiş olan yön oklarının sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu oklar, trafik düzenini ve güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılan önemli yol işaretlemeleridir. Sürücülerin kavşağa gelmeden önce gidecekleri yöne göre doğru şeride girmelerini sağlayarak, kavşak içindeki tehlikeli ve ani şerit değiştirmeleri önlemeyi hedefler.

Doğru Cevap: b) Seyir yönüne uygun şeridin kullanılması gerektiğini

Doğru cevap 'b' şıkkıdır çünkü bu oklar, sürücülere bir sonraki kavşakta hangi yöne gideceklerse o yöne uygun şeridi önceden seçmeleri gerektiğini bildirir. Resimdeki oklara baktığımızda, en soldaki şeridin düz gitmek veya sola dönmek, ortadaki şeridin sadece düz gitmek, en sağdaki şeridin ise düz gitmek veya sağa dönmek için kullanılabileceğini anlıyoruz. Bu nedenle sürücüler, kavşağa yaklaşırken niyet ettikleri istikamete göre bu şeritlerden uygun olanına girmeli ve seyrini o şeritten devam ettirmelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Durma, duraklama ve park etmenin yasaklanmış olduğunu: Bu seçenek yanlıştır. Durma, duraklama ve park etme yasakları genellikle yol kenarındaki sarı çizgiler, park yasağı levhaları veya diğer özel işaretlerle belirtilir. Yol üzerindeki yön oklarının bu kurallarla doğrudan bir ilgisi yoktur; bu oklar hareket halindeki araçların yönünü düzenler.
  • c) Sağa ve sola dönülemeyeceğini: Bu seçenek de yanlıştır çünkü resimdeki oklar tam tersini göstermektedir. En soldaki ok sola dönüşe, en sağdaki ok ise sağa dönüşe izin verildiğini açıkça belirtmektedir. Dolayısıyla bu işaretler, dönüşlerin yasak olduğunu değil, hangi şeritten yapılabileceğini bildirir.
  • d) Hızın artırılması gerektiğini: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve tehlikelidir. Kavşaklar, trafiğin kesiştiği potansiyel tehlike noktalarıdır ve sürücülerin bu bölgelere yaklaşırken genellikle hızlarını azaltmaları ve daha dikkatli olmaları gerekir. Yön okları, hız ile ilgili bir bilgi vermez.

Özetle, yol üzerine çizilmiş bu yön okları, trafiğin güvenli ve düzenli bir şekilde akmasını sağlamak için kritik bir rol oynar. Sürücülere, gitmek istedikleri yöne uygun olan şeridi kavşağa gelmeden önce seçmeleri için bir uyarı ve talimat niteliğindedir.

Soru 28
Trafikte bulunanları uyarmak için, şekildeki aracın arkasında yanmakta olan geri vites lambalarının rengi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Mavi
B
Yeşil
C
Beyaz
D
Kırmızı
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın geri manevra yapacağını trafikteki diğer sürücü ve yayalara bildirmek amacıyla yanan lambaların rengi sorulmaktadır. Görselde de bir otomobilin arkasında, geri vitese takıldığında yanan iki lamba gösterilmektedir. Bu lambaların standart ve yasal olarak belirlenmiş bir rengi vardır ve bu renk, trafikteki herkes için ortak bir anlam taşır.

Doğru cevap Beyaz'dır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, motorlu araçların geri vitese takıldığında otomatik olarak yanan lambalarının rengi beyaz olmak zorundadır. Beyaz rengin seçilmesinin iki temel sebebi vardır: Birincisi, gece veya kötü hava koşullarında sürücünün geri manevra yapacağı alanı aydınlatarak görüşü artırmak; ikincisi ise diğer yol kullanıcılarına aracın standart ileri hareket yönünün aksine, geriye doğru hareket ettiği veya edeceği konusunda net ve ayırt edici bir uyarı vermektir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • Kırmızı: Araçların arkasındaki kırmızı renkli ışıklar genellikle tehlike, yavaşlama veya durma anlamı taşır. Fren lambaları ve arka park (stop) lambaları kırmızıdır. Geri vites lambası da kırmızı olsaydı, sürücülerin fren yapıldığını düşünerek kafa karışıklığı yaşamasına ve kazalara neden olabilirdi.
  • Mavi: Mavi renkli tepe lambaları, ambulans, polis, itfaiye gibi geçiş üstünlüğüne sahip görevli ve acil durum araçlarına aittir. Sivil araçlarda mavi ışık kullanılması kesinlikle yasaktır ve trafikte yanlış bir aciliyet algısı yaratır.
  • Yeşil: Yeşil renk trafikte genel olarak "geçiş serbest" veya "ilerle" anlamı taşır (trafik lambalarında olduğu gibi). Araçların aydınlatma donanımında standart olarak kullanılan bir renk değildir ve trafikteki diğer işaretlerle karışıklığa yol açacağı için tercih edilmez.

Özetle, trafikteki her ışık renginin evrensel bir anlamı vardır ve bu, güvenli bir iletişim için kritik öneme sahiptir. Bir aracın arkasında yanan beyaz ışıkları gördüğünüzde, o aracın ya geri vitese takmış olduğunu ya da geri geri hareket ettiğini anlamalısınız. Bu nedenle, geri vites lambalarının standart rengi her zaman beyaz'dır.

Soru 29
Aşağıdakilerden hangisi geçiş üstünlüğüne sahip araçlardandır?
A
Zırhlı taşıt
B
Kamu hizmeti taşıtı
C
Organ nakil araçları
D
Umum servis araçları
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'na göre trafikte belirli şartlar altında yol önceliğine sahip olan, yani "geçiş üstünlüğü" bulunan araç türünün hangisi olduğu sorulmaktadır. Geçiş üstünlüğü, bir aracın görev halindeyken can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak şartıyla trafik kısıtlama ve yasaklarına bağlı olmaması durumudur. Diğer sürücülerin bu araçlara yol vermesi yasal bir zorunluluktur.

Doğru cevap c) Organ nakil araçları seçeneğidir. Çünkü organ nakli, insan hayatı için saniyelerin bile çok önemli olduğu, son derece acil bir durumdur. Nakledilecek organın veya dokunun en hızlı ve güvenli şekilde hastaya ulaştırılması gerekir. Bu sebeple kanun, organ ve doku nakli yapan araçlara, tıpkı ambulanslar gibi, görev esnasında geçiş üstünlüğü hakkı tanımıştır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Zırhlı taşıt: Bu ifade genel bir tanımdır. Eğer bu zırhlı taşıt bir polis veya askeri araç ise ve görev halindeyse geçiş üstünlüğü olabilir. Ancak bankalara ait para nakil araçları gibi özel zırhlı taşıtların geçiş üstünlüğü yoktur. Seçenek bu ayrımı yapmadığı için genel bir kural olarak doğru kabul edilemez.
  • b) Kamu hizmeti taşıtı: Belediye otobüsleri, çöp kamyonları, yol temizlik araçları gibi araçlar kamu hizmeti taşıtıdır. Bu araçlar toplum için önemli görevler yapsalar da trafikte herhangi bir geçiş üstünlükleri bulunmaz. Normal trafik kurallarına uymak zorundadırlar.
  • d) Umum servis araçları: Okul servisleri veya personel taşıyan servis araçları bu kategoriye girer. Bu araçların da geçiş üstünlüğü hakkı yoktur. Hatta okul taşıtları durduğunda arkasındaki araçların durması gibi özel kurallar olsa da, bu durum onlara trafikte öncelik hakkı tanımaz.

Özetle, geçiş üstünlüğü sadece acil ve hayati durumlarla ilgili görev yapan araçlara verilir. Bunların başında cankurtaran (ambulans), itfaiye, polis araçları ve organ nakil araçları gelir. Bu soruda da seçenekler arasında bu tanıma en net uyan ve kanunda açıkça belirtilen araç türü organ nakil araçlarıdır.

Soru 30
Şekildeki kara yolu bölümünde, yan yana çizilmiş kesik ve devamlı yol çizgileri sürücülere aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini
B
Her iki yönde seyreden araçların bölünmüş yola gireceğini
C
Her iki yönde seyreden araçların şerit değiştiremeyeceğini
D
Devamlı çizgi tarafındaki araçların şerit değiştiremeyeceğini
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir karayolunda yan yana çizilmiş biri kesik (aralıklı) diğeri ise devamlı (düz) olan yol çizgilerinin ne anlama geldiği sorgulanmaktadır. Bu işaretleme, sürücülerin şerit değiştirme ve sollama kurallarını anlaması için kritik bir öneme sahiptir. Özellikle görüş mesafesinin azaldığı viraj veya tepe üstü gibi tehlikeli olabilecek noktalarda bu tür çizgilere sıkça rastlanır.

Doğru cevap d) Devamlı çizgi tarafındaki araçların şerit değiştiremeyeceğini seçeneğidir. Trafikte temel kural, her sürücünün kendi şeridine en yakın olan yol çizgisine uymasıdır. Eğer bir sürücünün bulunduğu şeridin hemen yanında devamlı (düz) bir çizgi varsa, bu o sürücünün şerit değiştirmesinin veya sollama yapmasının yasak olduğu anlamına gelir. Bu kural, genellikle o yönden gelenler için görüş mesafesinin yetersiz ve sollama yapmanın tehlikeli olduğunu belirtmek için konulur.

Görseldeki durumu iki yönlü olarak düşünelim. Devamlı çizgi tarafında ilerleyen araçlar için şerit değiştirmek yasaktır. Ancak diğer şeritte, yani kesik çizgi tarafında ilerleyen araçlar, trafik kurallarına uymak ve karşı şeridin boş olduğundan emin olmak kaydıyla şerit değiştirebilir veya sollama yapabilirler. Kısacası, bu işaretleme yolun iki yönü için farklı kurallar getirir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini: Bu durum yol çizgileriyle değil, genellikle "Tek Yön" gibi trafik işaret levhalarıyla bildirilir. Bu çizgiler şerit değiştirme kurallarını belirler, yolun yön tipini değiştirmez.
  • b) Her iki yönde seyreden araçların bölünmüş yola gireceğini: Bölünmüş yol, ortasında fiziksel bir ayırıcı (refüj, bariyer vb.) bulunan yoldur. Bu çizgi, bölünmemiş bir yoldaki sollama kurallarını belirtir, bölünmüş yola girileceğini göstermez.
  • c) Her iki yönde seyreden araçların şerit değiştiremeyeceğini: Eğer her iki yöndeki araçların da şerit değiştirmesi yasak olsaydı, yolun ortasında yan yana iki adet devamlı çizgi (çift devamlı çizgi) bulunurdu. Resimde kesik çizgi de olduğundan, bir yönün şerit değiştirmesine izin verildiği açıktır.

Özet olarak, bu tür bir yol çizgisiyle karşılaştığınızda daima kendi şeridinize en yakın olan çizgiye odaklanmalısınız. Eğer bu çizgi devamlı ise şerit değiştiremezsiniz, kesik ise trafik müsait olduğunda değiştirebilirsiniz.

Soru 31
Taşıt yolu veya park alanında, kaplama üzerine çizilen şekildeki sembolün anlamı nedir?
A
Özürlü sürücü yolu
B
Özürlü taşıtı giremez
C
Özürlü sürücüler çıkabilir
D
Özürlü sürücüler için park yeri
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir taşıt yolu veya park alanı zeminine çizilmiş olan ve tekerlekli sandalye figürünü gösteren sembolün ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu sembol, trafikte sıkça karşılaşılan ve evrensel bir anlama sahip olan önemli bir işarettir. Sürücü adaylarının bu işaretin anlamını ve amacını net bir şekilde bilmesi gerekmektedir.

Doğru Cevap: d) Özürlü sürücüler için park yeri

Bu sembol, uluslararası alanda "Erişilebilirlik Sembolü" olarak bilinir ve engelli bireylerin kullanımına ayrılmış alanları belirtmek için kullanılır. Soru metninde belirtildiği gibi, bu işaret bir park alanının zeminine çizildiğinde, o park yerinin yalnızca engelli sürücülerin veya engelli yolcu taşıyan araçların kullanımına tahsis edildiğini gösterir. Bu park yerleri genellikle binaların girişlerine daha yakın ve manevra kolaylığı sağlamak için daha geniş olur.

Bu alanların amacı, hareket kabiliyeti kısıtlı olan bireylerin sosyal yaşama daha rahat katılmalarını sağlamaktır. Bu nedenle, engelli park kartı veya plakası olmayan araçların bu özel alanlara park etmesi yasaktır ve cezai işleme tabidir. Bu işaret, bir ayrıcalık değil, bir gerekliliktir ve bu alanlara saygı göstermek her sürücünün görevidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Özürlü sürücü yolu: Bu seçenek yanlıştır çünkü bu sembol bütün bir yolu değil, belirli bir alanı (genellikle park yeri, rampa, tuvalet gibi) işaret eder. Trafikte "engelli yolu" şeklinde özel bir yol türü bulunmamaktadır. Bu ifade, sembolün kullanım amacını yanlış yorumlamaktadır.
  • b) Özürlü taşıtı giremez: Bu seçenek de tamamen yanlıştır ve sembolün anlamının tam tersidir. Bu işaret bir yasaklama değil, bir izin ve tahsis belirtir. Yani engelli bireylerin kullanımına açık olduğunu gösterir. Bir yere girişi yasaklayan levhalar genellikle kırmızı bir daire içerisine alınır ve üzerinde bir yasaklama çizgisi bulunur.
  • c) Özürlü sürücüler çıkabilir: Bu ifade de doğru değildir. Sembol, bir "çıkış" noktasını göstermez. Bir park yerinin veya alanın statüsünü, yani kime ayrıldığını belirtir. "Çıkış" genellikle ok işaretleri veya "ÇIKIŞ" yazısı ile gösterilir.
Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi karşıdan gelene yol ver anlamındadır?
A
B
C
D
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte özellikle daralan yollar, köprüler veya tek aracın geçebileceği kesimlerde karşılaşılan bir durumu düzenleyen trafik işaret levhası sorulmaktadır. Amaç, hangi levhanın sürücüye "Karşı yönden gelen araca geçiş önceliği tanı, ona yol ver" komutunu verdiğini bilmektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu açıklayalım.

b) Doğru Cevap: Bu seçenekteki levha, "Karşıdan Gelene Yol Ver" işaretidir. Daire şeklinde ve kırmızı çerçeveli olması, bunun bir tanzim (düzenleme) işareti olduğunu ve uyulması zorunlu bir kural belirttiğini gösterir. İçindeki oklardan kırmızı olan sizin gidiş yönünüzü, siyah olan ise karşıdan gelenin yönünü temsil eder. Kırmızı renk yasaklama ve tehlike belirttiği için, sizin yönünüzü gösteren okun kırmızı olması, geçiş önceliğinizin olmadığını ve karşıdan gelen aracı beklemeniz gerektiğini ifade eder. Bu nedenle soruyla birebir örtüşen doğru cevap budur.

a) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki levha, "İki Yönlü Trafikte Öncelik" veya "Karşıdan Gelene Göre Öncelikli Yol" işaretidir. Mavi ve kare şeklinde olması, bunun bir bilgi işareti olduğunu gösterir. Bu levha, doğru cevaptaki levhanın tam tersi bir anlama sahiptir. Beyaz ve daha kalın ok sizin gidiş yönünüzü, kırmızı ok ise karşıdan gelenin yönünü temsil eder. Beyaz ok öncelikli olduğundan, bu levhayı gördüğünüzde daralan yolda geçiş üstünlüğünün sizde olduğunu ve karşıdan gelen aracın size yol vermesi gerektiğini anlarsınız. Dolayısıyla bu seçenek yanlıştır.

c) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki levha, genel bir anlama sahip olan "Yol Ver" işaretidir. Ters üçgen şeklindeki bu levha, genellikle tali yoldan ana yola çıkışlarda veya kavşaklarda bulunur. Sürücüye, girmek üzere olduğu yoldaki araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerektiğini bildirir. Soruda ise spesifik olarak "karşıdan gelen" araca yol verme durumu sorulmaktadır. Bu levha o özel durumu değil, genel bir yol verme zorunluluğunu belirttiği için doğru cevap değildir.

d) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki levha, herkes tarafından bilinen "DUR" işaretidir. Sekizgen yapısıyla diğer levhalardan kolayca ayrılır ve en kesin kurallardan birini belirtir. Bu levhayı gören sürücü, kavşağa veya kontrol noktasına gelmeden önce mutlaka tam olarak durmak zorundadır. Yol müsait olsa bile durmadan geçmek yasaktır. Soru ise durmayı değil, sadece karşıdan gelen araca öncelik tanımayı ifade ettiği için bu seçenek de yanlıştır.

Soru 33
Şekildeki gibi eğimsiz iki yönlü dar yoldaki karşılaşmada 2 numaralı aracın sürücüsü ne yapmalıdır?
A
U dönüşü yapmalı
B
1 numaralı araca yol vermeli
C
İlk geçiş hakkını kendisi kullanmalı
D
1 numaralı aracın sürücüsünü ikaz edip durdurmalı
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, eğimsiz (düz) ve iki yönlü dar bir yolda karşılaşan iki aracın geçiş hakkı kuralı sorgulanmaktadır. Görselde 1 numara ile bir otomobil ve 2 numara ile bir minibüs/kamyonet bulunmaktadır. Yolun darlığı nedeniyle iki aracın aynı anda geçmesi mümkün değildir, bu yüzden araçlardan birinin diğerine yol vermesi gerekmektedir.

Doğru cevap b) 1 numaralı araca yol vermeli seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aksini gösteren bir trafik işareti bulunmadıkça, eğimsiz ve dar yollarda karşılaşan araçların geçiş üstünlüğü belirli bir sıraya göre düzenlenmiştir. Bu sıralama, araçların manevra kabiliyetleri ve boyutları göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Kurala göre, büyük ve hantal araçlar, daha küçük ve kolay manevra yapabilen araçlara yol vermek zorundadır.

Bu kuralın sıralaması şu şekildedir: Bütün araçlar, kendilerinden önce gelen araca yol verir.

  1. Otomobil
  2. Minibüs
  3. Kamyonet
  4. Otobüs
  5. Kamyon
  6. Arazi Taşıtı
  7. Lastik Tekerlekli Traktör
  8. İş Makinesi

Sorudaki durumda 1 numaralı araç bir otomobil, 2 numaralı araç ise bir minibüstür. Yukarıdaki sıralamaya baktığımızda otomobil, minibüsten önce geldiği için geçiş üstünlüğüne sahiptir. Bu nedenle, 2 numaralı minibüs sürücüsü, 1 numaralı otomobilin geçmesini beklemeli ve ona yol vermelidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
  • a) U dönüşü yapmalı: Bu seçenek yanlıştır. Karşılaşma durumunda U dönüşü yapmak hem gereksiz hem de tehlikeli bir manevradır. Trafik kuralları, bu tür durumlar için geri gitme veya uygun bir yerde bekleme gibi daha güvenli çözümler sunar, U dönüşünü değil.
  • c) İlk geçiş hakkını kendisi kullanmalı: Bu seçenek, trafik kuralının tam tersini ifade ettiği için yanlıştır. Belirtilen kural gereği geçiş hakkı otomobildedir. 2 numaralı aracın sürücüsü bu hakkı kendisi kullanmaya çalışırsa kural ihlali yapmış olur ve kazaya sebebiyet verebilir.
  • d) 1 numaralı aracın sürücüsünü ikaz edip durdurmalı: Bu seçenek de yanlıştır. Geçiş hakkı 1 numaralı araçta olduğu için, 2 numaralı aracın sürücüsünün onu ikaz etmesi veya durdurmaya çalışması hatalı ve saldırgan bir davranıştır. Sorumluluk, geçiş hakkı olmayan 2 numaralı aracın sürücüsündedir.
Soru 34
Trafik kazasına karışanlar aşağıdakilerden hangisini yapmakla yükümlüdürler?
A
Kaza yapan araçların yerlerini değiştirmekle
B
Kaza ile ilgili iz ve delilleri yok etmekle
C
İlk yardım tedbirlerini almakla
D
Yolu trafiğe kapamakla
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasına karışan sürücülerin en temel ve öncelikli yasal sorumluluğunun ne olduğu sorulmaktadır. Kaza anında panik yaşanması doğal olsa da, sürücülerin uyması gereken belirli bir öncelik sırası ve yasal yükümlülükleri vardır. Bu soru, bu öncelik sıralamasında en üstte neyin yer aldığını ölçmeyi amaçlamaktadır.

Doğru cevap c) İlk yardım tedbirlerini almakla seçeneğidir. Çünkü bir trafik kazasında en önemli ve öncelikli konu insan hayatı ve sağlığıdır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, kazaya karışan her sürücü, olay yerinde durmak, trafik güvenliği için gerekli tedbirleri almak ve yaralılara ilk yardım uygulamakla yükümlüdür. Bu, sadece yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda temel bir insani görevdir. Yaralıların durumunu kontrol etmek, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aramak ve profesyonel yardım gelene kadar temel yaşam desteği sağlamak bu yükümlülüğün bir parçasıdır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Kaza yapan araçların yerlerini değiştirmekle: Bu seçenek yanlıştır çünkü kaza sonrası araçların konumu, kazanın nasıl meydana geldiğini gösteren önemli bir delildir. Polis ve sigorta eksperleri inceleme yapana kadar, özellikle yaralanmalı veya ölümlü kazalarda araçların yerleri kesinlikle değiştirilmemelidir. Araçların yerini değiştirmek, delillerin kaybolmasına neden olur ve sorumluluğun belirlenmesini zorlaştırır. Sadece maddi hasarlı kazalarda, taraflar anlaşıp fotoğraf çektikten sonra trafiği engellememek için araçlar güvenli bir yere çekilebilir, ancak bu birincil yükümlülük değildir.
  • b) Kaza ile ilgili iz ve delilleri yok etmekle: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve yasal olarak bir suç teşkil eder. Fren izleri, cam kırıkları, araç parçaları gibi deliller kazanın nedenini ve kusur oranını belirlemek için kritik öneme sahiptir. Bu iz ve delilleri bilerek yok etmek, adaleti yanıltmaya çalışmak anlamına gelir ve ciddi hukuki sonuçları vardır. Bir sürücünün görevi delilleri korumak, yok etmek değil.
  • d) Yolu trafiğe kapamakla: Bu seçenek de yanlıştır. Kazaya karışan bir sürücünün görevi, yolu tamamen trafiğe kapatmak değil, aksine diğer sürücüleri uyarmak ve trafiğin güvenli bir şekilde akmasını sağlamaktır. Bunun için kaza yapan aracın önüne ve arkasına, uygun mesafelere reflektör veya uyarı işaretleri konulmalıdır. Yolu tamamen kapatma kararı, ancak olay yerine gelen trafik polisi veya jandarma tarafından verilebilir.

Özetle, bir trafik kazası meydana geldiğinde sürücünün öncelik sırası; önce kendi can güvenliğini ve olay yerinin güvenliğini sağlamak, ardından derhal yaralı olup olmadığını kontrol ederek gerekli ilk yardım müdahalelerini yapmak veya yapılmasını sağlamaktır. Diğer tüm işlemler (polisi aramak, delilleri korumak vb.) bu hayati adımdan sonra gelir.

Soru 35
Dönel kavşakta, geriye dönüşlerde aşağıdakilerden hangisinin yapılması yasaktır?
A
Sağa ve sola dönüş kurallarına uymak
B
Orta adaya bitişik şeritten dönüşe geçmek
C
Dönüş sonrası hızının gerektirdiği şeride girmek
D
Ada etrafında dönerken gereksiz yere şerit değiştirmek
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir dönel kavşakta "U" dönüşü (geriye dönüş) yaparken hangi davranışın trafik kurallarına aykırı ve yasak olduğu sorulmaktadır. Dönel kavşaklar, trafiğin kesintisiz ve güvenli bir şekilde akmasını sağlamak için tasarlanmıştır ve bu nedenle kendilerine özgü kuralları vardır. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçenekleri inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Ada etrafında dönerken gereksiz yere şerit değiştirmek

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni güvenliktir. Dönel kavşağın içindeyken şerit değiştirmek, trafiğin akışını öngörülemez hale getirir ve diğer sürücüler için ciddi bir tehlike oluşturur. Kavşağa girmeden önce gideceğiniz yöne göre doğru şeride yerleşmeniz ve dönüşünüzü tamamlayana kadar bu şeridi korumanız esastır. Özellikle geriye dönüş gibi kavşak içinde uzun süre kalmayı gerektiren bir manevrada, sürekli aynı şeritte kalmak, kazaları önlemenin en önemli adımıdır.

Ada etrafında dönerken yapılan ani veya gereksiz bir şerit değişikliği, yanınızdaki veya arkanızdaki araçların size çarpmasına neden olabilir. Sürücüler, kavşak içindeki diğer araçların kendi şeritlerini koruyarak çıkışlarına yöneleceğini varsayarlar. Bu varsayımı bozan her türlü gereksiz şerit değiştirme hareketi, trafik kurallarınca yasaklanmıştır.

  • Neden Yanlış a) Sağa ve sola dönüş kurallarına uymak: Bu yasak değil, tam tersine bir zorunluluktur. Dönel kavşağa girerken ve çıkarken sinyal vermek, kavşak içindeki araçlara yol vermek gibi genel dönüş kurallarına uymak, güvenli sürüşün temelidir. Dolayısıyla bu davranışın yapılması gerekir, yasak değildir.
  • Neden Yanlış b) Orta adaya bitişik şeritten dönüşe geçmek: Bu ifade, geriye dönüş için yapılması gereken doğru manevrayı tanımlar. Çok şeritli bir dönel kavşakta sola veya geriye dönecekseniz, kavşağa yaklaşırken orta adaya en yakın olan sol şeride geçmeniz gerekir. Bu, diğer sürücülerin sizin niyetinizi anlamasını sağlar ve trafiği engellemeden güvenli bir dönüş yapmanıza olanak tanır. Bu nedenle bu hareket yasak değil, aksine kuralına uygun bir davranıştır.
  • Neden Yanlış c) Dönüş sonrası hızının gerektirdiği şeride girmek: Bu da tıpkı diğer yanlış seçenekler gibi, yapılması gereken doğru bir davranıştır. Dönel kavşaktan çıkıp yeni bir yola girdiğinizde, hızınıza ve trafik durumuna uygun olan şeride geçerek seyrinize devam etmelisiniz. Bu, trafiğin akışını düzenler ve güvenliği artırır. Dolayısıyla bu eylem yasaklanamaz.

Özetle, dönel kavşaklardaki en temel prensip; kavşağa girmeden önce şeridini seçmek ve dönüş esnasında bu şeridi korumaktır. Ada etrafında dönerken "gezinti yapmak" veya gereksiz yere şerit değiştirmek, hem trafiğin akışını bozar hem de kazalara davetiye çıkarır, bu yüzden kesinlikle yasaktır.

Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi araçta fazla yakıt tüketimine sebep olur?
A
Bujilerin yeni olması
B
Yakıt borularının uzun olması
C
Depodaki yakıt seviyesinin düşmesi
D
Tavsiye edilmeyen araç lastiği kullanılması
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın normalden daha fazla yakıt harcamasına, yani yakıt verimliliğinin düşmesine neden olan bir durumu bulmamız istenmektedir. Sürüş ekonomisini olumsuz etkileyen faktörün hangisi olduğunu anlamak için her seçeneği dikkatlice incelemek gerekir. Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım ele alalım.

d) Tavsiye edilmeyen araç lastiği kullanılması (Doğru Cevap)

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni yuvarlanma direncidir. Araç lastikleri, aracın yolla temasını sağlayan ve motorun ürettiği gücü yola aktaran kritik parçalardır. Araç üreticisi, o model için en ideal yakıt verimliliği ve yol tutuşu sağlayacak lastik boyutlarını, tipini ve hava basıncını tavsiye eder. Tavsiye edilmeyen, örneğin daha geniş tabanlı, yanlış basınçta veya mevsime uygun olmayan bir lastik kullanmak, lastiğin yola sürtünmesini artırır. Bu artan sürtünme (yuvarlanma direnci), motorun aracı hareket ettirmek için daha fazla güç üretmesini gerektirir ve bu da doğrudan yakıt tüketiminin artmasına yol açar.

Diğer Seçeneklerin Analizi

  • a) Bujilerin yeni olması: Bu seçenek yanlıştır çünkü bujilerin yeni olması yakıt tüketimini artırmaz, tam aksine yakıt tasarrufuna yardımcı olur. Bujiler, motorun silindirlerindeki yakıt-hava karışımını ateşleyen parçalardır. Zamanla eskiyen ve kirlenen bujiler, zayıf ateşleme yapar ve bu da yakıtın tam olarak yanamamasına neden olur. Verimsiz yanma, motor gücünü düşürür ve aynı performansı elde etmek için daha fazla yakıt harcanmasına yol açar. Yeni bujiler ise tam ve verimli bir yanma sağlayarak motorun optimum performansta çalışmasını ve yakıt ekonomisinin iyileşmesini sağlar.
  • b) Yakıt borularının uzun olması: Bu seçenek de yanlıştır. Yakıt borularının uzunluğu, aracın mühendislik tasarımı sırasında belirlenen sabit bir özelliktir. Yakıt pompası, bu boru uzunluğuna göre yakıtı motora yeterli basınçta iletecek şekilde tasarlanmıştır. Dolayısıyla, yakıt borularının standart uzunluğu, sürücünün değiştirebileceği veya yakıt tüketimini doğrudan etkileyen bir faktör değildir. Bu durum, aracın normal işleyişinin bir parçasıdır ve fazla tüketime sebep olmaz.
  • c) Depodaki yakıt seviyesinin düşmesi: Bu seçenek de yanlıştır; hatta tam tersi bir durum söz konusudur. Yakıtın bir ağırlığı vardır. Yakıt deposu tamamen doluyken araç, depo boşken olduğundan daha ağırdır. Fizik kuralı gereği, daha ağır bir kütleyi hareket ettirmek için daha fazla enerji gerekir. Bu nedenle, depodaki yakıt seviyesi düştükçe araç hafifler ve bu durum, teorik olarak yakıt tüketimini çok az da olsa azaltır, kesinlikle artırmaz.
Soru 37
Akü başka akü ile takviye yapılacaksa kutup başları nasıl bağlanır?
A
Artı kutup şasi ile
B
Eksi kutup şasi ile
C
Artı kutup, artı kutupla; eksi kutup, eksi kutupla
D
Eksi kutup, artı kutupla; artı kutup, eksi kutupla
37 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir otomobilin bitmiş aküsünü, çalışan başka bir otomobilin aküsünü kullanarak nasıl çalıştıracağımız, yani "akü takviyesi" işleminin doğru ve güvenli bağlantı yönteminin ne olduğu sorulmaktadır. Bu işlem, doğru yapılmadığında hem araçlara ciddi zararlar verebilecek hem de tehlikeli durumlara yol açabilecek bir işlemdir, bu yüzden her sürücünün bilmesi gereken temel bir bilgidir.

Doğru Cevap: c) Artı kutup, artı kutupla; eksi kutup, eksi kutupla

Bu yönteme elektrikte "paralel bağlama" denir. Amaç, bitmiş aküye, dolu aküden doğru voltajda (12 Volt) ve doğru yönde elektrik akımı göndermektir. Araçların elektrik sistemleri bu voltaja göre tasarlandığı için, artı (+) kutupları birbirine ve eksi (-) kutupları birbirine bağlayarak sistemin voltajını değiştirmeden güç aktarımı yapmış oluruz. Bu, enerjinin güvenli bir şekilde bir bataryadan diğerine akmasını sağlayan tek doğru yöntemdir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • d) Eksi kutup, artı kutupla; artı kutup, eksi kutupla

    Bu, en tehlikeli ve yanlış bağlantı şeklidir. Bu duruma "ters kutup bağlama" denir ve anında bir kısa devreye yol açar. Kısa devre, kabloların aşırı ısınmasına, erimesine, şiddetli kıvılcımlar çıkmasına ve hatta akünün içinde biriken hidrojen gazının alev alarak patlamasına neden olabilir. Ayrıca, her iki aracın da beyin (ECU), alternatör gibi hassas elektronik sistemlerine kalıcı ve çok masraflı zararlar verebilir.

  • a) Artı kutup şasi ile

    Otomobillerde şasi (aracın metal gövdesi), akünün eksi (-) kutbuna bağlıdır ve "topraklama" görevi görür. Yani şasi, aslında devasa bir eksi kutup kablosu gibidir. Bu nedenle, artı (+) kutbu doğrudan şasiye bağlamak, aslında artı kutbu eksi kutba bağlamakla aynı etkiyi yaratır. Bu da yine tehlikeli bir kısa devreye sebep olur.

  • b) Eksi kutup şasi ile

    Bu ifade tek başına yanlıştır çünkü bağlantının tamamını açıklamaz. Evet, akü takviyesi işleminin son adımında güvenlik amacıyla eksi (-) kablonun bir ucu, aküsü bitmiş olan aracın boyasız bir metal kısmına (şasiye) bağlanır. Ancak bu, işlemin sadece bir parçasıdır. Soruda kutup başlarının genel olarak nasıl bağlanacağı sorulduğu için bu cevap eksiktir ve temel kural olan "artı artıya" bağlantısını içermediği için doğru kabul edilemez.

Güvenli Akü Takviyesi Adımları

İşlemin doğru ve güvenli sıralaması şu şekildedir:

  1. Takviye kablolarından KIRMIZI (+) olanın bir ucunu, dolu akünün artı (+) kutbuna bağlayın.
  2. KIRMIZI (+) kablonun diğer ucunu, bitmiş akünün artı (+) kutbuna bağlayın.
  3. SİYAH (-) kablonun bir ucunu, dolu akünün eksi (-) kutbuna bağlayın.
  4. (EN ÖNEMLİ GÜVENLİK ADIMI) SİYAH (-) kablonun diğer boşta kalan ucunu, aküsü bitmiş olan aracın aküsünden uzakta, kaputun altındaki boyasız, sağlam bir metal parçasına (motor bloğu veya şasi gibi) bağlayın. Bu, olası bir kıvılcımın aküden çıkabilecek gazları tutuşturmasını engeller.

Özetle, akü takviyesi yaparken akılda tutulması gereken en temel ve hayati kural şudur: Kırmızı kablo ile artı kutuplar birbirine, siyah kablo ile eksi kutuplar birbirine bağlanır. Bu basit kural, hem sizin güvenliğinizi hem de aracınızın sağlığını korur.

Soru 38
Aracın gösterge panelinde aşağıdaki ikaz ışıklarından hangisinin yanıyor olması, arka cam rezistansının çalışmakta olduğunu bildirir?
A
B
C
D
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın gösterge panelinde yanan hangi ışığın arka cam rezistansının çalıştığını gösterdiği sorulmaktadır. Arka cam rezistansı, özellikle soğuk ve yağışlı havalarda arka camda oluşan buğuyu veya donmayı çözerek görüşü netleştiren önemli bir sistemdir. Bu sistemin çalıştığını gösteren özel bir ikaz ışığı bulunmaktadır.

Doğru Cevap: b)

Bu seçenekteki sembol, arka cam rezistansının (ısıtıcısının) çalıştığını gösteren uluslararası standart işarettir. Dikdörtgen şekil arka camı, üzerindeki dalgalı oklar ise ısının yükseldiğini ve buğuyu çözdüğünü simgeler. Bu ışık yandığında, arka camdaki ince teller ısınmaya başlar ve cam yüzeyindeki buğulanma veya buzlanma ortadan kalkar, böylece sürücünün arka görüşü açılır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • a) seçeneği: Bu ikaz ışığı, aracın ön kaputunun açık olduğunu veya tam kapanmadığını bildirir. Sürüş güvenliği için kaputun kapalı olduğundan emin olunması gerektiğini belirten bir uyarıdır. Arka cam rezistansıyla bir ilgisi yoktur.
  • c) seçeneği: Bu sembol, aracın bagaj kapağının açık olduğunu gösterir. Ön kaput uyarısına benzer şekilde, bagajın güvenli bir şekilde kapatılmadığını sürücüye haber verir. Bu da arka cam ısıtıcısıyla ilgili değildir.
  • d) seçeneği: Bu işaret, araçtaki yakıt seviyesinin kritik düzeyde azaldığını gösteren yakıt ikaz ışığıdır. Sürücüyü en kısa zamanda yakıt alması için uyarır. Konuyla tamamen alakasız bir uyarıdır.

Özetle, ehliyet sınavında ve günlük sürüşte gösterge paneli ışıklarının anlamlarını bilmek hayati önem taşır. Dikdörtgen üzerinde dalgalı oklar gördüğünüzde, bunun arka camdaki buğuyu ve donmayı çözmek için kullanılan rezistans sistemini ifade ettiğini unutmamalısınız. Diğer şıklar ise aracın farklı bölümleriyle ilgili fiziksel durum (kaput/bagaj açık) veya yakıt seviyesi gibi konularda uyarı verir.

Soru 39
Radyatör hortumlarında çatlaklar varsa ne yapılır?
A
Bantlanır. 
B
Yapıştırılır.
C
Değiştirilir. 
D
İple sarılır.
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın motor soğutma sisteminin en önemli parçalarından biri olan radyatör hortumlarında bir sorun tespit edildiğinde yapılması gereken doğru müdahale sorgulanmaktadır. Radyatör hortumları, motorun içinde ısınan soğutma sıvısını (antifriz) radyatöre taşıyarak soğumasını sağlar ve soğuyan sıvıyı tekrar motora gönderir. Bu sistem, motorun ideal çalışma sıcaklığında kalması için hayati öneme sahiptir.

Doğru cevap c) Değiştirilir seçeneğidir. Motor soğutma sistemi, yüksek sıcaklık ve basınç altında çalışır. Zamanla kauçuk malzemeden yapılan bu hortumlar, sıcaklık değişimleri ve basınç nedeniyle esnekliğini kaybeder, sertleşir ve üzerinde küçük çatlaklar oluşur. Bu çatlaklar, sistemdeki basınçla birlikte büyüyerek hortumun patlamasına ve tüm soğutma sıvısının aniden boşalmasına neden olabilir. Bu durum, motorun kısa sürede hararet yapmasına ve silindir kapak contası yanması gibi çok ciddi ve masraflı arızalara yol açar. Bu nedenle, güvenlik ve motor sağlığı için çatlak bir hortumun yenisiyle değiştirilmesi tek doğru ve kalıcı çözümdür.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Bantlanır: Bu seçenek yanlıştır. Standart bantlar (koli bandı, elektrik bandı vb.) soğutma sisteminin içindeki yüksek basınca ve yaklaşık 100°C'ye varan sıcaklığa dayanamaz. Bant kısa sürede yapışkanlığını yitirir, erir veya basınçla yırtılır. Bu sadece çok kısa süreli ve güvenilmez bir acil durum "çözümü" olabilir, ancak kalıcı bir tamir yöntemi kesinlikle değildir.
  • b) Yapıştırılır: Bu da yanlış bir yöntemdir. Piyasada bulunan çoğu yapıştırıcı, kauçuk hortumların esnekliğine uyum sağlayamaz ve motorun titreşimleri ile sıcaklık değişimlerinden dolayı kısa sürede çatlar veya tutunma özelliğini kaybeder. Ayrıca soğutma sıvısının kimyasal yapısına ve yüksek sıcaklığa dayanıklı özel bir yapıştırıcı bulmak zordur ve yine de kalıcı bir çözüm sunmaz.
  • d) İple sarılır: Bu seçenek tamamen işlevsiz ve mantıksızdır. İpin, basınçlı bir sıvı sızıntısını durdurma gibi bir özelliği yoktur. Hortumun etrafına ip sarmak, çatlağı kapatmayacak ve sızıntıyı engellemeyecektir. Bu yöntem soruna hiçbir fayda sağlamaz.

Özetle, radyatör hortumları gibi kritik ve basınç altında çalışan parçalarda oluşan çatlaklar veya yıpranmalar asla geçici yöntemlerle tamir edilmemelidir. Motorun sağlığını ve sürüş güvenliğini riske atmamak için bu tür parçaların her zaman yenisi ile değiştirilmesi gerekir.

Soru 40

Motoru çalıştırırken uzun süreli marş yapılması aküye ve marş motoruna zarar verir.

Buna göre, marş durumunda marş motoru dönmüyorsa sorun aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmış olabilir?

A
Akünün boşalmasından
B
Akünün tam şarjlı olmasından
C
Hava filtresinin kirlenmesinden
D
Akü kutup başlarının sıkı olmasından
40 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın kontağını çevirdiğinizde marş motorunun hiç çalışmamasının, yani motoru döndürme girişiminde bulunmamasının nedeni sorulmaktadır. Sorunun giriş cümlesi, marş sisteminin hassas olduğunu ve zorlanmaması gerektiğini hatırlatırken, asıl odaklanmamız gereken nokta "marş motoru dönmüyorsa" ifadesidir. Bu, aracın "tık" sesi bile çıkarmadığı veya sadece zayıf bir ses çıkarıp motoru çeviremediği bir durumu anlatır.

Doğru Cevap: a) Akünün boşalmasından

Doğru cevabın neden "Akünün boşalmasından" olduğunu açıklayalım. Marş motoru, aracın motorunu ilk hareketini vermesi için döndüren çok güçlü bir elektrik motorudur. Bu gücü doğrudan aküden alır. Eğer akü boşalmışsa veya yeterli gücü üretemiyorsa, marş motoruna gerekli olan yüksek elektrik akımını gönderemez. Sonuç olarak, marş motoru motoru döndürecek gücü bulamaz ve hiç dönmez ya da çok zayıf bir "tık" sesi duyulur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Akünün tam şarjlı olmasından: Bu seçenek doğru cevabın tam tersidir. Akünün tam şarjlı olması, marş motorunun en iyi şekilde çalışması için ideal durumdur. Tam şarjlı bir akü, marş motoruna güçlü bir şekilde elektrik gönderir ve motorun kolayca çalışmasını sağlar. Bu bir sorun değil, olması gereken bir durumdur.

  • c) Hava filtresinin kirlenmesinden: Hava filtresi, motora giren havayı temizler. Kirli bir hava filtresi, motorun yanma odasına yeterli hava girmesini engelleyerek motorun performansını düşürür, yakıt tüketimini artırır ve motorun zor çalışmasına (marş motoru döner ama motor ateşleme yapmaz) neden olabilir. Ancak hava filtresinin kirliliği, marş motorunun dönmesini engellemez. Marş motoru yine döner, fakat motor çalışmayabilir.

  • d) Akü kutup başlarının sıkı olmasından: Akü kutup başlarının sıkı olması, elektrik akımının aküden aracın elektrik sistemine sorunsuz bir şekilde iletilmesi için gereklidir. Gevşek veya oksitlenmiş (korozyona uğramış) kutup başları elektrik iletimini engelleyerek marş motorunun çalışmamasına neden olabilir. Dolayısıyla, kutup başlarının sıkı olması bir sorun değil, tam tersine doğru ve istenen bir durumdur.

Özetle: Marş motoru, çalışmak için enerjisini aküden alır. Eğer enerji kaynağı olan akü boş ise, marş motoru görevini yapamaz ve dönmez. Diğer seçenekler ise ya olması gereken durumları (tam şarjlı akü, sıkı kutup başları) ya da marş motorunun dönmesini değil, motorun ateşlemesini etkileyen bir sorunu (kirli hava filtresi) belirtmektedir.

Soru 41
Aracın gösterge panelinde aşağıdaki ikaz ışıklarından hangisinin yanıyor olması araç yakıtının bitmek üzere olduğunu bildirir?
A
B
C
D
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın gösterge panelinde bulunan ikaz ışıklarından hangisinin yakıtın bitmek üzere olduğunu gösterdiği sorulmaktadır. Sürücülerin araçlarının durumu hakkında bilgi sahibi olabilmesi için bu temel sembolleri bilmesi hayati önem taşır. Doğru sembolü tanımak, yolda kalmamak ve güvenli bir şekilde en yakın benzin istasyonuna ulaşmak için gereklidir.

Doğru Cevap: C seçeneği

C seçeneğinde gösterilen sembol, bir benzin pompası figürüdür. Bu sembol, uluslararası olarak araçlarda düşük yakıt seviyesini belirtmek için kullanılır. Bu ikaz ışığı yandığında, aracın yakıt deposundaki yakıtın azaldığı ve aracın "yedek depo" olarak tabir edilen son yakıt miktarını kullanmaya başladığı anlaşılır.

Bu ışık yandıktan sonra genellikle araç, modeline göre değişmekle birlikte yaklaşık 50-100 kilometre daha yol gidebilir. Ancak bu durum, sürücüyü en kısa sürede bir akaryakıt istasyonuna uğraması gerektiği konusunda uyarır. Bu nedenle, yakıt pompasını gösteren bu ışık, yakıtın bitmek üzere olduğunun en net göstergesidir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • a) Akü (Şarj) İkaz Işığı: Bu sembol, akü veya şarj sisteminde bir sorun olduğunu gösterir. Araç çalışırken bu ışık yanıyorsa, alternatör (şarj dinamosu) aküyü şarj etmiyor demektir. Bu durum yakıtla ilgili değildir ve aracın elektrik sisteminde bir arıza olduğunu bildirir.
  • b) Yağ Basıncı İkaz Işığı: Bu sembol, motor yağ basıncının tehlikeli derecede düştüğünü ifade eder. Bu, en kritik ikaz ışıklarından biridir ve yandığında aracın motoruna ciddi zararlar vermemek için derhal durdurulması gerekir. Bu uyarının yakıt seviyesi ile bir ilgisi yoktur.
  • d) Arka Sis Lambası İkaz Işığı: Bu sembol ise arka sis lambasının açık olduğunu gösterir. Özellikle yoğun sis gibi görüş mesafesinin çok düşük olduğu durumlarda diğer sürücülerin sizi fark etmesi için kullanılır. Bir arıza veya eksiklik değil, bir aydınlatma sisteminin aktif olduğunu belirten bir bilgilendirme ışığıdır.
Soru 42
Trafikte bulunanları uyarmak için, şekildeki aracın arkasında yanmakta olan geri vites lambalarının rengi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Mavi 
B
Beyaz
C
Yeşil 
D
Kırmızı
42 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın geri manevra yapacağını veya yapmak üzere olduğunu trafikteki diğer sürücü ve yayalara bildirmek için kullanılan geri vites lambalarının renginin ne olduğu sorulmaktadır. Görselde de geri vitese takılmış ve geri vites lambaları yanan bir araç gösterilmektedir. Bu lambaların temel amacı, hem bir uyarı sinyali vermek hem de gece veya karanlık ortamlarda sürücünün arkayı daha iyi görmesini sağlamaktır.

Doğru Cevap: b) Beyaz

Doğru cevap Beyaz'dır. Karayolları Trafik Yönetmeliği ve uluslararası standartlara göre, araçlarda geri vites lambalarının rengi beyaz olmak zorundadır. Bu rengin seçilmesinin iki temel sebebi vardır. Birincisi, aracın arkasındaki diğer standart ışıklar (kırmızı fren ve park lambaları, sarı sinyal lambaları) arasında beyaz rengin belirgin bir şekilde ayırt edilebilmesidir. İkincisi ise, beyaz ışığın gece veya yetersiz ışık koşullarında sürücüye geri manevra yaparken çevresini aydınlatarak görüş sağlamasıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Mavi: Mavi renkli ışıklar, trafikte sadece geçiş üstünlüğüne sahip özel araçlar (ambulans, polis, itfaiye vb.) tarafından tepe lambası olarak kullanılır. Normal bir binek aracın herhangi bir aydınlatma sisteminde mavi renk kullanması yasaktır ve trafikte ciddi bir kafa karışıklığına neden olur.
  • c) Yeşil: Yeşil renk, trafik ışıklarında "geç" anlamı taşıyan evrensel bir sinyaldir. Araçların aydınlatma sistemlerinde bu rengin kullanılması, trafik ışıklarıyla karışmasına ve tehlikeli durumlar yaratmasına sebep olacağı için tercih edilmez. Araç aydınlatmasında standart bir kullanımı yoktur.
  • d) Kırmızı: Kırmızı renk, aracın arkasında çok önemli ve farklı anlamlara gelir. Fren lambaları (sürücü frene bastığında yanar) ve park/stop lambaları (farlar açıkken sürekli yanar) kırmızıdır. Geri vites lambası da kırmızı olsaydı, sürücünün geri mi geldiği yoksa frene mi bastığı anlaşılamaz ve bu durum kazalara yol açabilirdi.

Özetle, trafikteki her ışığın renginin belirli ve standart bir anlamı vardır. Geri manevra uyarısı ve aydınlatması için belirlenmiş standart renk beyazdır. Bu bilgi, ehliyet sınavında sıkça karşılaşılan temel ve önemli bir kuraldır.

Soru 43
Marşa basılıp motor çalıştığında, aracın gösterge panelinde bulunan aşağıdaki ikaz ışıklarından hangisinin sönmesi gerekir?
A
Kısa farlar ikaz ışığı
B
Yağ basıncı ikaz ışığı
C
El freni çekili ikaz ışığı
D
Sinyal lambası ikaz ışığı
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motor çalıştırıldığı anda gösterge panelindeki hangi ışığın, aracın normal ve sağlıklı bir şekilde çalıştığını göstermek amacıyla sönmesi gerektiği sorgulanmaktadır. Bu tür ışıklar, motor çalışmadan önce sistemin kontrolünü yapar ve motor çalıştığında her şey yolundaysa sönerler.

Doğru Cevap: b) Yağ basıncı ikaz ışığı

Doğru cevabın Yağ basıncı ikaz ışığı olmasının sebebi, bu ışığın motorun en hayati sistemlerinden biri olan yağlama sistemini kontrol etmesidir. Kontağı çevirdiğinizde motor henüz çalışmazken, yağ pompası da devreye girmediği için sistemde yağ basıncı yoktur. Bu nedenle, ampulün ve sistemin çalıştığını göstermek amacıyla yağ basıncı ikaz ışığı yanar. Marşa basıp motor çalıştığı anda ise yağ pompası devreye girer, motorun içinde yeterli basınçta yağ dolaşmaya başlar ve bu ışığın hemen sönmesi gerekir.

Eğer motor çalıştıktan sonra bu ışık sönmüyorsa veya seyir halindeyken aniden yanarsa, bu durum motorun yeterince yağlanmadığı anlamına gelir ve çok ciddi bir arızanın habercisidir. Böyle bir durumda araç derhal güvenli bir yere çekilip motor durdurulmalıdır. Aksi takdirde motor içinde büyük ve masraflı hasarlar meydana gelebilir. Bu yüzden motor çalıştığında sönmesi gereken en önemli ışıklardan biridir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Kısa farlar ikaz ışığı: Bu ışık, sürücünün kısa farları açıp açmadığını gösteren bir bilgilendirme ışığıdır. Motorun çalışmasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. Sürücü farları açtığında yanar, kapattığında söner. Motorun çalışması bu ışığın durumunu değiştirmez.
  • c) El freni çekili ikaz ışığı: Bu ikaz ışığı, park freninin (el freninin) çekili olduğunu sürücüye bildirmek için yanar. Motor çalışsa da çalışmasa da, el freni çekili olduğu sürece bu ışık yanmaya devam eder. Sadece el freni indirildiğinde söner. Amacı, sürücünün el freni çekiliyken aracı hareket ettirmesini önlemektir.
  • d) Sinyal lambası ikaz ışığı: Bu ışık, sürücü sağa veya sola dönüş sinyali verdiğinde yanıp sönen bir göstergedir. Tamamen sürücünün kontrolündedir ve motorun çalışıp çalışmamasından bağımsızdır. Sinyal kolu kullanıldığında yanar, kapatıldığında söner.
Soru 44
Soğutma suyunun çıkışı veya girişine yerleştirilen ve motordaki soğutma suyu sıcaklığının belirli bir seviyede tutulmasını sağlayan araç aşağıdakilerden hangisidir?
A
Buji 
B
Enjektör
C
Su pompası 
D
Termostat
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın motor soğutma sisteminde yer alan ve motorun sıcaklığını ideal bir seviyede sabit tutmaya yarayan parçanın ne olduğu sorulmaktadır. Motorların verimli çalışması ve uzun ömürlü olması için ne aşırı ısınması ne de çok soğuk kalması istenir. İşte bu sıcaklık dengesini kuran parçayı bilmeniz beklenmektedir.

Doğru cevap d) Termostat'tır. Termostat, motorun soğutma suyu devresinde bir vana gibi görev yapar. Temel amacı, motorun en verimli çalıştığı sıcaklık aralığına (genellikle 80-90 derece) hızla ulaşmasını sağlamak ve bu sıcaklıkta kalmasını kontrol etmektir. Motor soğukken kapalı kalarak suyun radyatöre gitmesini engeller ve motorun çabucak ısınmasına yardımcı olur. Motor ideal sıcaklığa ulaştığında ise açılarak sıcak suyun soğutulması için radyatöre geçişine izin verir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Buji: Buji, ateşleme sisteminin bir parçasıdır. Görevi, silindir içerisindeki yakıt-hava karışımını bir kıvılcım ile ateşleyerek yanma işlemini başlatmaktır. Motorun sıcaklığını düzenlemekle değil, çalışmasını sağlamakla görevlidir.
  • b) Enjektör: Enjektör, yakıt sisteminin bir elemanıdır. Motora gerekli olan yakıtı püskürterek yanma odasına gönderir. Soğutma sistemiyle ve sıcaklık kontrolüyle doğrudan bir bağlantısı yoktur.
  • c) Su pompası: Su pompası (devirdaim pompası), soğutma sisteminin çok önemli bir parçasıdır ancak görevi farklıdır. Su pompasının amacı, soğutma sıvısını motor bloğu ve radyatör arasında sürekli olarak dolaştırmaktır. Sıcaklığı düzenlemek yerine, sıvının hareketini ve devirdaimini sağlar. Termostat "kapıyı açıp kapatırken", su pompası "suyu sürekli iter".

Özetle, motorun sıcaklığını sabit bir seviyede tutmak için açılıp kapanarak suyun radyatöre gidip gitmeyeceğine karar veren parça termostat'tır. Su pompası suyu dolaştırır, buji ateşleme yapar ve enjektör yakıt püskürtür. Bu nedenle sorunun doğru cevabı termostattır.

Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi, trafikte diğerlerine göre daha çabuk ve fazla öfkelenen sürücülerin yol açtığı bir durum değildir?
A
Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün artması
B
Kazaya karışma olasılığının azalması
C
Kural ihlallerinin artması
D
Dikkatin dağılması
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfkeli davranışlar sergileyen bir sürücünün yol açtığı sonuçlar ele alınmaktadır. Soru kökünde bizden istenen, bu sonuçlardan biri *olmayan* seçeneği bulmaktır. Yani, öfkeli bir sürücünün hangi durumu yaratmayacağını tespit etmeliyiz. Bu tür "değildir" ile biten olumsuz sorularda, seçenekleri dikkatle değerlendirmek çok önemlidir.

Doğru Cevap: b) Kazaya karışma olasılığının azalması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, öfkenin trafikteki sonuçlarıyla tamamen zıt bir durum ifade etmesidir. Öfke, sürücünün muhakeme yeteneğini zayıflatan, risk alma eğilimini artıran ve ani, agresif tepkiler vermesine neden olan güçlü bir duygudur. Öfkeli bir sürücü, daha hızlı araç kullanır, diğer sürücülerle inatlaşır ve güvenli takip mesafesi gibi önemli kuralları hiçe sayar. Tüm bu olumsuz davranışlar, kazaya karışma olasılığını azaltmak yerine tam tersine ciddi şekilde artırır. Dolayısıyla, "kazaya karışma olasılığının azalması" öfkeli bir sürücünün yol açacağı bir durum olamaz.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu, yani neden öfkeli sürüşün birer sonucu olduklarını inceleyelim:

  • a) Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün artması: Bu durum, öfkenin en temel ve doğrudan sonuçlarından biridir. Öfkelenen bir sürücü, trafikteki diğer yol kullanıcılarının en ufak hatasına veya yavaşlığına bile dayanamaz hale gelir. Sabrı ve toleransı azaldığı için kornayı gereksiz yere kullanma, sıkıştırma gibi tehlikeli davranışlar sergilemeye başlar. Bu yüzden bu seçenek, öfkeli sürüşün bir sonucudur.
  • c) Kural ihlallerinin artması: Öfke, sürücünün kurallara olan saygısını azaltır. "Bana yol vermedi, o zaman ben de kırmızıda geçerim" veya "Çok yavaş gidiyor, sağdan sollayacağım" gibi düşüncelerle hareket edebilir. Hız limitlerini aşmak, emniyet şeridini ihlal etmek veya tehlikeli şerit değiştirmek gibi kural ihlalleri, öfkeli sürücülerde sıkça görülen davranışlardır. Bu nedenle bu seçenek de öfkeli sürüşün bir sonucudur.
  • d) Dikkatin dağılması: Sürücünün zihni öfkeyle meşgul olduğunda, tüm dikkatini yola ve çevresine veremez. Aklı, kendisini sinirlendiren olayda veya kişide kalır. Bu durum, sürücünün yola çıkan bir yayayı, aniden duran bir aracı veya trafik işaretlerini fark etmesini geciktirir. Bu zihinsel meşguliyet, tıpkı telefonla konuşmak gibi bir dikkat dağınıklığı yarattığı için bu seçenek de öfkeli sürüşün bir sonucudur.
Soru 46
Geçme yapan araca, geçilmekte olan araç sürücüsünün yavaşlayıp kolaylık sağlaması durumu, trafikte hangi temel değerle ifade edilir?
A
Bencillik 
B
İnatlaşmak
C
Diğergamlık 
D
Sorumsuzluk
46 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki bir davranışın altında yatan temel insani değerin ne olduğu sorgulanmaktadır. Özellikle, sollama yapan bir araca, sollanmakta olan aracın sürücüsünün hızını azaltarak ve yol vererek yardımcı olması eyleminin hangi kavramla örtüştüğü sorulmuştur. Bu durum, sürücünün sadece kendi durumunu değil, trafikteki diğer sürücülerin güvenliğini ve rahatlığını da düşündüğünü gösteren bir davranıştır.

Doğru cevap c) Diğergamlık seçeneğidir. Diğergamlık, kelime anlamı olarak başkalarının iyiliğini ve mutluluğunu kendi çıkarlarının önünde tutma, özgecilik veya fedakarlık anlamına gelir. Soruda anlatılan sürücü, sollama yapan aracın manevrasını daha güvenli ve hızlı bir şekilde tamamlamasına yardımcı olarak tam olarak bu değeri sergilemektedir. Kendi yolculuğunda belki birkaç saniye kaybedecek olsa da, trafiğin genel akışını ve başka bir sürücünün güvenliğini önceliklendirerek diğergam bir davranışta bulunur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Bencillik: Bencillik, sadece kendi çıkarını ve rahatını düşünmektir. Eğer sürücü bencil olsaydı, sollama yapan araca yol vermez, hatta belki de hızını artırarak geçilmesini zorlaştırırdı. Bu nedenle bu seçenek, tarif edilen davranışın tam zıttıdır.
  • b) İnatlaşmak: İnatlaşmak, trafikte bir tür rekabete girmek ve diğer sürücüye üstünlük kurmaya çalışmaktır. Sollanırken hızlanmak, yol vermemek veya ani manevralar yapmak inatlaşma örneğidir. Sorudaki sürücü ise tam tersine, bir çatışmadan kaçınarak iş birliği yapmaktadır.
  • d) Sorumsuzluk: Sorumsuzluk, bir kişinin üzerine düşen görevleri ve kuralları umursamaması, dikkatsiz ve tehlikeli davranmasıdır. Sollayan araca yavaşlayarak yardım etmek, son derece sorumlu bir davranıştır çünkü olası bir kazayı önlemeye ve trafik güvenliğini artırmaya yöneliktir. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, trafikte sollama yapan bir araca yardımcı olmak, kişisel bir fedakarlık gerektiren ve başkasının güvenliğini düşünen bir eylemdir. Bu davranış, trafikte empati kurmanın ve iş birliği yapmanın en güzel örneklerinden biridir ve en doğru şekilde diğergamlık kavramıyla ifade edilir.

Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi, kara yolunda meydana gelen trafik kazalarının çevreye verdiği zararlardan biri değildir?
A
Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması
B
Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi
C
Köprü, tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması
D
Trafo, elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintiler yaşanması
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasının sonuçlarını farklı kategorilere ayırmanız istenmektedir. Sorunun kilit noktası, kazanın **"çevreye verdiği zararlar"** başlığı altına girmeyen seçeneği bulmaktır. Buradaki "çevre" kelimesi, kaza yerindeki fiziksel ortamı, yani doğal unsurları (ağaçlar, toprak vb.) ve yapay unsurları (yollar, köprüler, elektrik direkleri vb.) kapsamaktadır.

Doğru Cevap: a) Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, yargı sistemindeki iş yükünün artmasının toplumsal (sosyal) bir sonuç olmasıdır. Bu durum, kazanın fiziksel çevresine doğrudan bir etki yapmaz. Mahkemeler, avukatlar ve adli süreçler, kazanın hukuki ve idari sonuçlarıdır ve kazanın meydana geldiği yol, ağaç veya elektrik direği gibi çevresel unsurlarla ilgili değildir. Kısacası bu, kazanın çevreye değil, toplumun adalet sistemine olan bir etkisidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

  • b) Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü ağaçlar, yol çevresinin bir parçası olan doğal unsurlardır. Bir kaza sonucu ağaçların devrilmesi veya hasar görmesi, doğrudan çevreye verilen bir zarardır. Bu durum, hem ekolojik dengeye hem de yol peyzajına zarar verir.
  • c) Köprü, tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması: Bu seçenek de yanlıştır. Köprüler ve tüneller, yolun ve çevresinin bir parçası olan önemli altyapı unsurlarıdır. Bu noktalarda meydana gelen bir kaza, bu yapılara fiziksel zarar verebilir ve yolu kullanılamaz hale getirerek çevresel bir soruna (ulaşım ağının bozulması) yol açar. Ulaşımın aksaması, çevredeki fiziksel bir engelden kaynaklandığı için bu kategoriye girer.
  • d) Trafo, elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintiler yaşanması: Bu seçenek de yanlıştır çünkü trafolar ve elektrik direkleri, yol çevresindeki altyapının, yani yapay çevrenin bir parçasıdır. Bu yapılara çarpılması, onlara fiziksel zarar verir ve bu da doğrudan çevreye verilmiş bir zarardır. Sonucunda yaşanan elektrik kesintisi de bu fiziksel hasarın bir yansımasıdır.

Özetle, soruyu doğru çözmek için kazanın sonuçlarını doğru sınıflandırmak gerekir. B, C ve D seçenekleri kazanın yol açtığı fiziksel ve çevresel hasarları anlatırken, A seçeneği kazanın hukuki ve sosyal bir sonucunu anlatmaktadır. Bu nedenle, çevreye verilen zararlardan biri değildir.

Soru 48
Trafik içinde hatalı davranış sergileyen bir sürücüyü uyarmak aşağıdakilerden hangisini azaltır?
A
Trafikteki araç sayısını
B
Sürücünün kaza yapma riskini
C
Yayaların yaya geçidini kullanma oranlarını
D
Diğer sürücülerin trafik kurallarına uyma yüzdelerini
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte tehlikeli veya yanlış bir hareket yapan bir sürücüyü uyarmanın getireceği olumlu ve doğrudan sonuç sorulmaktadır. Temel amaç, bu uyarının trafikteki hangi olumsuz durumu azalttığını bulmaktır. Bu, trafik adabı ve güvenliği ile ilgili temel bir prensibi ölçen bir sorudur.

Doğru Cevap: b) Sürücünün kaza yapma riskini

Trafikte yapılan her hata, bir kaza riskini beraberinde getirir. Örneğin, sinyal vermeden şerit değiştiren, aniden yavaşlayan veya tehlikeli bir şekilde başka bir araca yaklaşan bir sürücü, hem kendisi hem de diğerleri için bir tehlike oluşturur. Bu durumda yapılan yerinde ve nazik bir uyarı (kısa bir korna veya selektör gibi), sürücünün dikkatini toparlamasına ve yaptığı hatanın farkına varmasına yardımcı olur.

Hatasını fark eden sürücü, davranışını düzeltecektir. Bu düzeltme, o an ortaya çıkan kaza tehlikesini ortadan kaldırır veya önemli ölçüde azaltır. Dolayısıyla, bir sürücüyü uyarmak, doğrudan doğruya onun kaza yapma riskini azaltmaya yönelik en etkili eylemdir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Trafikteki araç sayısını: Bir sürücüyü uyarmanın, yoldaki toplam araç sayısı üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Bu seçenek, konuyla tamamen alakasızdır ve mantıksal bir bağlantı kurmaz. Uyarı, mevcut araçların daha güvenli hareket etmesini amaçlar, sayılarını değiştirmez.
  • c) Yayaların yaya geçidini kullanma oranlarını: Bir sürücüye yapılan uyarı, o anki bir durumu düzeltir ancak genel olarak yayaların davranışlarını etkilemez. Yayaların yaya geçidini kullanma oranı, genel trafik eğitimi, denetimler ve altyapı gibi çok daha geniş faktörlere bağlıdır. Tek bir uyarı, bu genel oranı değiştirecek bir etkiye sahip değildir.
  • d) Diğer sürücülerin trafik kurallarına uyma yüzdelerini: Uyarınız, sadece uyardığınız sürücünün davranışını etkileme potansiyeline sahiptir. Trafikteki diğer binlerce sürücünün kurallara uyma alışkanlıkları üzerinde bir etkisi olmaz. Hatta, agresif bir uyarı, trafikteki gerginliği artırarak diğer sürücülerin daha olumsuz davranışlar sergilemesine bile neden olabilir.

Özetle, trafikte hatalı bir sürücüyü uyarmanın temel ve en önemli amacı, potansiyel bir kazayı önlemektir. Bu eylem, tehlikeli durumu anında düzelterek kaza riskini azaltır ve trafik güvenliğine anlık bir katkı sağlar. Diğer seçenekler ise bu eylemin doğrudan ve mantıklı bir sonucu değildir.

Soru 49
Aşağıdaki değerlerden hangisine sahip olan sürücü, yoğun trafikte bir dizi hâlinde gitmekte olan diğer sürücülerin önlerine geçip trafiği daha da sıkışık hâle getirerek yoluna devam etmez?
A
Bencil
B
Sorumsuz
C
Görgü seviyesi düşük
D
Empati düzeyi yüksek
49 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte olumsuz bir davranış sergileyen sürücü tipinin tam zıttı, yani olumlu bir değere sahip olan sürücünün kim olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, yoğun trafikte sırasını beklemeyip başkalarının önüne geçen ve trafiği daha da kötüleştiren bir davranışı "yapmayacak" olan sürücünün özelliğini bulmaktır. Bu, trafik adabı ve sürücü psikolojisi ile ilgili bir sorudur.

Doğru Cevap: d) Empati düzeyi yüksek

Doğru cevabın neden "Empati düzeyi yüksek" olduğunu açıklayalım. Empati, bir kişinin kendisini başka birinin yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini anlama yeteneğidir. Trafikte empati düzeyi yüksek bir sürücü, kendi yaptığı bir hareketin diğer sürücüleri nasıl etkileyeceğini düşünür. "Ben şimdi bu aracın önüne kırarsam, o sürücü ne hisseder? Belki de dakikalardır bekliyor, bu yaptığım haksızlık olur ve trafiği daha da karıştırır. Başkasının bana bunu yapmasını istemezdim." gibi düşünür ve bu bencil davranıştan kaçınır. Bu nedenle, empati sahibi bir sürücü, başkalarının hakkına saygı gösterir ve trafiği sıkıştıran hareketler yapmaz.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Bencil: Bencil bir sürücü, sadece kendi çıkarlarını ve hedefine bir an önce ulaşmayı düşünür. Diğer sürücülerin ne kadar beklediği, trafiğin ne kadar sıkıştığı veya yaptığının ne kadar haksız olduğu umurunda olmaz. Dolayısıyla, bencil bir sürücü tam da soruda tarif edilen olumsuz davranışı sergileme eğilimindedir.
  • b) Sorumsuz: Sorumsuz bir sürücü, davranışlarının sonuçlarını düşünmez. Yaptığı kural ihlalinin veya saygısızlığın trafiğe, diğer insanlara veya güvenliğe olan etkisini önemsemez. Bu nedenle, sorumsuz bir sürücü de başkalarının önüne geçerek trafiği tehlikeye atmaktan ve sıkıştırmaktan çekinmez.
  • c) Görgü seviyesi düşük: Trafik, aynı zamanda yazılı olmayan görgü ve nezaket kurallarının da geçerli olduğu bir sosyal ortamdır. Görgü seviyesi düşük bir kişi, sıraya girmek, başkasının hakkına saygı göstermek gibi temel nezaket kurallarını bilmez veya umursamaz. Bu yüzden, bu özelliğe sahip bir sürücünün de diğer araçların önüne geçmesi beklenen bir davranıştır.

Özetle, soru bizden trafikteki olumsuz bir davranışı "yapmayacak" olan sürücünün sahip olduğu pozitif özelliği bulmamızı istiyor. Bencillik, sorumsuzluk ve görgüsüzlük bu olumsuz davranışın sebepleri iken, empati bu davranışı engelleyen en temel insani değerdir.

Soru 50
I. Trafikteki bütün kuralların nedenini öğrenir. II. Araç kullanırken yapacağı bir kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunu düşünür. III. Trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde, kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında değildir. Yukarıdakilerden hangileri trafik adabına sahip olan bir sürücü için söylenebilir?
A
Yalnız I.
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, "trafik adabına sahip" bir sürücünün özelliklerinin neler olduğunu belirlememiz isteniyor. Trafik adabı, sadece kuralları bilmek değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı saygılı, sorumlu, sabırlı ve empatik davranmaktır. Bu kavramı aklımızda tutarak verilen öncülleri tek tek inceleyelim.

I. Trafikteki bütün kuralların nedenini öğrenir.

Bu ifade, trafik adabına sahip bir sürücünün temel özelliklerinden birini anlatır. Kuralları ezberlemek yerine, o kuralların neden konulduğunu anlamak, sürücünün daha bilinçli ve sorumlu davranmasını sağlar. Örneğin, bir okul bölgesinde hız sınırının neden düşük olduğunu anlayan bir sürücü, bu kurala sadece ceza korkusuyla değil, çocukların güvenliğini gerçekten önemsediği için uyar. Bu nedenle, bu ifade trafik adabına sahip bir sürücü için söylenebilir.

II. Araç kullanırken yapacağı bir kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunu düşünür.

Bu ifade, trafik adabına sahip olmayan, bencil ve sığ düşünen bir sürücü profilini çizer. Trafik kurallarının ihlali sadece para cezasıyla sonuçlanmaz; yaralanmalara, can kayıplarına ve manevi travmalara yol açabilir. Trafik adabına sahip bir sürücü, eylemlerinin potansiyel olarak ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğinin farkındadır ve sadece cezadan kaçmak için değil, bu tehlikeleri önlemek için kurallara uyar. Dolayısıyla, bu ifade trafik adabına sahip bir sürücü için söylenemez.

III. Trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde, kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında değildir.

Bu ifade de trafik adabından yoksun bir sürücüyü tanımlamaktadır. Trafik adabının en önemli unsurlarından biri, sorumluluk bilinci ve farkındalıktır. Adaba uygun davranan bir sürücü, yapacağı en küçük bir hatanın bile hem kendi canını hem de başkalarının canını tehlikeye atabileceğinin bilincindedir. Bu farkındalık, onu daha dikkatli ve özenli bir sürücü yapar. Bu ifadedeki "farkında değildir" sözü, tam tersi bir durumu anlattığı için trafik adabına sahip bir sürücü için söylenemez.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

Yaptığımız incelemeler sonucunda, verilen üç ifadeden sadece birincisinin (I) trafik adabına sahip bir sürücünün özelliğini yansıttığını görüyoruz. İkinci (II) ve üçüncü (III) ifadeler ise bu adaba sahip olmayan, sorumsuz sürücülerin düşünce ve davranış biçimlerini tanımlamaktadır.

  • a) Yalnız I: Bu seçenek, analizimizle tamamen uyumludur. Sadece I. madde olumlu ve trafik adabına uygun bir davranışı belirtir. Bu nedenle doğru cevap budur.
  • b) I ve II: II. madde yanlış olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
  • c) II ve III: Her iki madde de trafik adabına aykırı davranışları tanımladığı için bu seçenek tamamen yanlıştır.
  • d) I, II ve III: II. ve III. maddeler yanlış olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI