%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi “kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek için olay yerinin değerlendirilmesi” işlemini kapsar?
A
Koruma
B
Bildirme
C
Kurtarma
D
Tedavi etme
1 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldiğinde yapılması gereken ilk yardım uygulamalarının temel adımlarından biri sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, "kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek" ve "olay yerinin değerlendirilmesi" ifadeleridir. Bu ifadeler, henüz yaralılara müdahale etmeden önce, ortamın güvenliğini sağlamak için atılan ilk adımı tanımlar. Bu adımların doğru sıralaması, ehliyet sınavlarında sıkça sorulan "Koruma, Bildirme, Kurtarma (KBK)" kuralı ile özetlenir.

Doğru cevap ‘a) Koruma’ seçeneğidir. Çünkü ‘Koruma’ işlemi, tam olarak soruda belirtilen amacı taşır: olay yerini ve kazazedeleri daha büyük tehlikelerden korumak. Bu aşama, ikinci bir kazanın yaşanmasını engellemek ve mevcut durumu kontrol altına almak için yapılır. Örneğin, kaza yapan aracın motorunu durdurmak, el frenini çekmek, aracın arkasına reflektör veya uyarı işaretleri koymak gibi eylemler bu adıma aittir. Bütün bu faaliyetler, olay yerinin değerlendirilmesi ve güvenli hale getirilmesi demektir.

  • Neden ‘b) Bildirme’ değil? Bildirme, olay yeri güvenliği sağlandıktan sonra atılan ikinci adımdır. Bu aşamada 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak profesyonel yardım istenir. Olay yerini güvene almadan (koruma yapmadan) yardım çağırmak, hem kendinizi hem de başkalarını riske atabileceğiniz için doğru bir sıralama değildir.
  • Neden ‘c) Kurtarma’ değil? Kurtarma, olay yeri güvene alındıktan ve yardım çağrıldıktan sonra yapılan, yaralılara doğrudan ilk yardım müdahalesini içeren üçüncü ve son adımdır. Örneğin, kanamayı durdurmak veya suni teneffüs yapmak gibi uygulamalar bu aşamada yer alır. Olay yeri güvenli değilken yaralıya müdahale etmek, ilk yardımcının da hayatını tehlikeye atabilir.
  • Neden ‘d) Tedavi etme’ değil? Tedavi etme, ilk yardımcının görevi değildir. İlk yardım, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar hayat kurtarmak veya durumun kötüleşmesini önlemek için yapılan ilaçsız uygulamalardır. Tedavi ise doktor ve sağlık profesyonelleri tarafından yapılan tıbbi müdahaleleri kapsar ve daha ileri bir aşamadır.

Özetle, bir kaza anında ilk yapılması gereken şey paniğe kapılmadan olay yerini güvenli hale getirmektir. Bu, Koruma adımıdır ve amacı, soruda da belirtildiği gibi, kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemektir. Bu nedenle doğru cevap "Koruma"dır.

Soru 2
Beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşan kısa süreli, yüzeysel ve geçici bilinç kaybına ne ad verilir?
A
Koma
B
Bayılma
C
Sara krizi
D
Ateşli havale
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, beynimize giden kan miktarının anlık olarak azalmasıyla yaşanan, uzun sürmeyen ve derin olmayan bilinç kaybının tanımı sorulmaktadır. Sorunun anahtar kelimeleri; **"kısa süreli"**, **"yüzeysel"**, **"geçici"** ve **"beyne giden kan akışının azalması"** olarak öne çıkmaktadır. Bu tanıma en uygun cevabı bularak, diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Bayılma

Doğru cevap bayılma (tıbbi adıyla senkop)'dır. Çünkü bayılma, tam olarak soruda tarif edilen durumdur. Beyne giden kan akışının çeşitli nedenlerle (ani tansiyon düşmesi, korku, heyecan, uzun süre ayakta kalma gibi) anlık olarak azalması, beynin geçici olarak yeterli oksijen alamamasına yol açar. Bu durum, kişinin bilincini kısa süreliğine kaybetmesine neden olur. Bayılma genellikle yüzeysel bir bilinç kaybıdır ve kişi yere düştüğünde veya yatırıldığında beyne tekrar kan gittiği için bilinç kısa sürede geri gelir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Koma: Koma, bayılmadan çok daha ciddi bir durumdur. Bilinç kaybı derin ve uzun sürelidir. Kişi, dışarıdan gelen sesli veya ağrılı uyarılara tepki vermez. Komanın nedeni genellikle ciddi kafa travmaları, beyin kanaması veya ağır hastalıklar gibi durumlardır ve kendiliğinden kısa sürede düzelmez. Bu nedenle, sorudaki "kısa süreli ve yüzeysel" tanımına uymaz.
  • c) Sara krizi (Epilepsi): Sara krizi, beyne giden kan akışının azalmasından değil, beyindeki sinir hücrelerinde meydana gelen anormal elektriksel boşalımlardan kaynaklanır. Kriz sırasında bilinç kaybı yaşanabilse de, genellikle kasılmalar, titremeler ve istemsiz hareketler gibi belirtiler de eşlik eder. Sebebi ve belirtileri bayılmadan tamamen farklıdır.
  • d) Ateşli havale: Ateşli havale, genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, vücut sıcaklığının aniden yükselmesi (yüksek ateş) sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Temel nedeni yüksek ateştir, beyne giden kan akışının azalması değildir. Bu durum da sorudaki tanıma uymamaktadır.

Özetle, soruda verilen "beyne giden kan akışının azalması" ve "kısa süreli, yüzeysel, geçici bilinç kaybı" ifadeleri, doğrudan bayılma durumunu tanımlamaktadır. Diğer şıklar ise farklı nedenlere dayanan ve daha farklı belirtilerle seyreden ciddi tıbbi durumlardır.

Soru 3
İlk yardım uygulaması olarak kazazedenin bacaklarının 30 cm yukarıya kaldırılması aşağıdaki durumların hangisinde sakıncalıdır?
A
Şok
B
Beyin kanaması
C
Ayakta olan kanamalar
D
Ayak bileğinin burkulması
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımda "şok pozisyonu" olarak bilinen, kazazedenin bacaklarını 30 cm yukarıya kaldırma manevrasının hangi durumda tehlikeli olabileceği sorgulanmaktadır. Bu pozisyonun temel amacı, bacaklardaki kanı vücudun merkezine, yani hayati organlara (kalp, akciğer, beyin) yönlendirmektir. Ancak bu uygulamanın faydalı olmadığı, hatta zararlı olabileceği özel bir durum vardır.

Doğru cevap b) Beyin kanaması seçeneğidir. Beyin kanaması durumunda, kafatası içindeki basınç zaten kanama nedeniyle artmıştır. Kazazedenin bacaklarını yukarı kaldırmak, vücudun üst kısmına ve dolayısıyla baş bölgesine daha fazla kan gitmesine neden olur. Bu durum, kafa içi basıncını daha da artırarak beyindeki kanamayı şiddetlendirebilir ve beyin dokusuna daha fazla zarar verebilir. Bu nedenle, kafa travması veya beyin kanaması şüphesi olan bir kazazedeye asla şok pozisyonu verilmemelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Şok: Bu seçenek yanlıştır çünkü bacakları 30 cm yukarı kaldırmak, şok durumunda yapılması gereken temel ilk yardım uygulamasıdır. Şok, kan basıncının düşmesi ve hayati organlara yeterli kan gitmemesi durumudur. Bacakları kaldırarak kanın beyin ve kalp gibi organlara ulaşması sağlanır ve kazazedenin durumu stabil hale getirilmeye çalışılır. Yani bu pozisyon şok için bir tedavi yöntemidir, sakıncalı bir durum değildir.
  • c) Ayakta olan kanamalar: Bu seçenek de yanlıştır. Bacakta veya ayakta bir kanama varsa, kanayan bölgeyi kalp seviyesinden yukarıda tutmak kanamanın yavaşlamasına yardımcı olur. Yer çekimi sayesinde kanama bölgesine giden kan basıncı azalır ve kanamanın kontrol altına alınması kolaylaşır. Dolayısıyla bacakları kaldırmak bu durumda faydalıdır.
  • d) Ayak bileğinin burkulması: Bu seçenek de yanlıştır. Burkulma gibi yumuşak doku zedelenmelerinde ilk yardımın temel prensiplerinden biri, yaralı bölgeyi yukarıda (elevasyon) tutmaktır. Ayak bileği burkulmuş bir kişinin bacağını yukarı kaldırmak, bölgedeki şişliği (ödemi) ve ağrıyı azaltmaya yardımcı olur. Bu nedenle sakıncalı değil, aksine tavsiye edilen bir uygulamadır.

Özetle, bacakları yukarı kaldırma manevrası genel olarak kanı vücudun merkezine toplamak için kullanılır ve şok gibi durumlarda hayat kurtarıcıdır. Ancak bu manevra baş bölgesine kan akışını artırdığı için, beyin kanaması gibi kafa içi basıncın zaten yüksek olduğu durumlarda son derece tehlikelidir ve kesinlikle uygulanmamalıdır.

Soru 4
Trafik kazası sonrası olay yerinin değerlendirmesini yapan bir ilk yardımcı;

I. Olay yerini yeterince görünebilir biçimde işaretliyor,

II. Kıvılcım oluşturabilecek ışıklandırma veya çağrı araçlarının kullanılmasına izin vermiyor,

III. Birinci değerlendirme sonucu tüm uyaranlara karşı tepkisiz olduğu belirlenen kazazedeye şekerli içecekler veriyor.

Bu ilk yardımcı, yukarıdaki uygulamaların hangilerinde hatalı davranmıştır?
A
Yalnız I 
B
Yalnız II
C
Yalnız III 
D
I, II ve III.
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası sonrası olay yerine müdahale eden bir ilk yardımcının yaptığı üç farklı davranış değerlendirilmekte ve hangisinin yanlış olduğu sorulmaktadır. Doğru bir ilk yardım müdahalesinin hem kazazedenin hem de ilk yardımcının güvenliğini sağlaması gerektiğini unutmamalıyız. Şimdi maddeleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

I. Olay yerini yeterince görünebilir biçimde işaretliyor.

Bu, bir ilk yardımcının yapması gereken ilk ve en önemli adımlardan biridir. Kaza yerinin işaretlenmesi, hem olay yerindeki kişilerin (ilk yardımcı, kazazedeler) güvenliğini sağlar hem de yoldan geçen diğer sürücüleri uyararak yeni kazaların (zincirleme kazalar) oluşmasını engeller. Bunun için aracın dörtlü flaşörleri yakılır ve kaza yerinin önüne ve arkasına, yolun durumuna göre uygun mesafelere (genellikle şehir içinde 30 metre, şehir dışında 150 metre) üçgen reflektör konulur. Dolayısıyla bu davranış doğrudur.

II. Kıvılcım oluşturabilecek ışıklandırma veya çağrı araçlarının kullanılmasına izin vermiyor.

Bu uygulama da hayati bir güvenlik önlemidir. Kaza yapmış araçlarda yakıt (benzin, LPG vb.) sızıntısı olma ihtimali yüksektir. Bu sızıntıdan kaynaklanan yakıt buharı, en küçük bir kıvılcımla bile alev alabilir ve patlamaya neden olabilir. Cep telefonları, çakmaklar veya bazı el fenerleri gibi cihazlar kıvılcım oluşturma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle, olay yerinde bu tür cihazların kullanılmasını engellemek, olası bir yangın veya patlama riskini ortadan kaldırmak için yapılan doğru bir davranıştır.

III. Birinci değerlendirme sonucu tüm uyaranlara karşı tepkisiz olduğu belirlenen kazazedeye şekerli içecekler veriyor.

İşte bu, ilk yardımda yapılan en tehlikeli ve temel hatalardan biridir. Soruda kazazedenin "tüm uyaranlara karşı tepkisiz" olduğu belirtiliyor. Bu, kişinin bilincinin kapalı olduğu anlamına gelir. Bilinci kapalı bir kişinin yutma ve öksürme gibi koruyucu refleksleri çalışmaz. Bu durumdaki bir kişiye ağızdan herhangi bir yiyecek veya içecek vermeye çalışmak, verilen sıvının soluk borusuna kaçmasına (aspirasyon) ve kişinin boğulmasına neden olabilir. Bu, ölümcül bir hatadır. Bu nedenle bu davranış kesinlikle hatalıdır.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • İlk yardımcı, I. ve II. maddelerde olay yeri ve çevre güvenliği için tamamen doğru adımlar atmıştır.
  • Ancak III. maddede, bilinci kapalı bir kazazedeye sıvı vererek hayatını tehlikeye atan çok ciddi bir hata yapmıştır.

Soru bize "hangilerinde hatalı davranmıştır?" diye sorduğu için, sadece III. maddedeki uygulamanın hatalı olduğunu görüyoruz. Bu nedenle doğru cevap "Yalnız III" seçeneğidir.

Doğru Cevap: c) Yalnız III

Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi kanamayı azalt­mak için uygulanan bir yöntemdir?
A
Kanama bölgesinde bulunan pıhtıların yıka­narak temizlenmesi
B
Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulanması
C
Kanayan yere sıcak uygulama yapılması
D
Kanayan yerin oksijenli su ile yıkanması
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kanama durumunda kan akışını yavaşlatmak veya durdurmak için yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamasının ne olduğu sorulmaktadır. Amaç, kan kaybını en aza indirerek yaralının durumunun kötüleşmesini önlemektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu anlayalım.

b) Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulanması

Bu seçenek doğrudur. Vücudumuzda atardamarların kemiğe yakın geçtiği ve elle hissedilebildiği belirli noktalar vardır. Bu noktalara "basınç noktası" denir. Kanayan bölge ile kalp arasına, yani kanamanın kaynağına daha yakın olan basınç noktasına elle veya parmaklarla güçlü bir şekilde baskı uygulamak, o bölgeye giden kan akışını yavaşlatır. Bu yöntem, özellikle durdurulamayan şiddetli atardamar kanamalarında, doğrudan yara üzerine baskı yapmaya ek olarak hayat kurtarıcı bir rol oynar.

a) Kanama bölgesinde bulunan pıhtıların yıka­narak temizlenmesi

Bu seçenek yanlıştır. Kanama başladığında vücudun doğal savunma mekanizması devreye girer ve kanın pıhtılaşmasını sağlar. Oluşan pıhtı, adeta doğal bir tıkaç görevi görerek kanamanın durmasına yardımcı olur. Eğer bu pıhtıyı yıkarsanız veya temizlerseniz, kanamayı durduran bu doğal bariyeri ortadan kaldırmış olursunuz ve kanama yeniden başlar, hatta şiddetlenebilir. Bu nedenle pıhtılara kesinlikle dokunulmamalıdır.

c) Kanayan yere sıcak uygulama yapılması

Bu seçenek yanlıştır. Sıcak uygulama, kan damarlarının genişlemesine (vazodilatasyon) neden olur. Damarlar genişlediğinde ise bölgeye daha fazla kan akışı olur. Dolayısıyla kanayan bir yere sıcak uygulamak, kanamayı azaltmak yerine tam tersine artıracaktır. Kan damarlarını büzerek kanamayı yavaşlatmak için sıcak değil, tam tersi soğuk uygulama (örneğin buz torbası) tercih edilir.

d) Kanayan yerin oksijenli su ile yıkanması

Bu seçenek yanlıştır. Oksijenli su (hidrojen peroksit), mikrop öldürücü (antiseptik) bir maddedir ancak kanamayı durdurmak için kullanılmaz. Hatta açık ve derin yaralara uygulandığında, köpürerek hem oluşan pıhtıyı yerinden oynatabilir hem de sağlıklı dokulara zarar verebilir. İlk yardımda öncelik kanamayı durdurmaktır; yaranın temizliği daha sonraki bir aşamadır ve bu işlem genellikle steril solüsyonlarla yapılır. Oksijenli su, kanamayı durdurucu bir yöntem değildir.

Soru 6
• Bulantı ve kusma olması • Burun ve kulaktan kan gelmesi • Göz bebeklerinin farklı büyüklükte olması Yukarıda verilen belirtilerin bir kazazedede görülmesi hangi durumda olur?
A
Kalp spazmı
B
Dalak yırtılması
C
Baş yaralanması
D
Akciğer delinmesi
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kazazedede gözlemlenen üç kritik belirti sıralanarak, bu belirtilerin hangi ciddi duruma işaret ettiği sorgulanmaktadır. Verilen belirtiler; bulantı ve kusma, burun ve kulaktan kan gelmesi ile göz bebeklerinin birbirinden farklı büyüklükte olmasıdır. Bu belirtiler, ilk yardım açısından son derece önemlidir ve acil müdahale gerektiren bir durumu gösterir.

Doğru cevap c) Baş yaralanması seçeneğidir. Çünkü soruda listelenen belirtilerin tamamı, doğrudan beyin ve kafatası ile ilgili ciddi bir travmayı işaret eder. Kaza anında başa alınan sert bir darbe, beyin dokusunda hasara, şişmeye (ödem) veya iç kanamaya neden olabilir. Bu durumlar, kafatası içindeki basıncın tehlikeli seviyelerde artmasına yol açar ve aşağıda açıklanan belirtileri ortaya çıkarır.

  • Bulantı ve kusma: Kafa içi basıncının artması, beyindeki kusma merkezini uyarır. Bu nedenle, özellikle fışkırır tarzda kusma, ciddi bir baş yaralanmasının tipik bir belirtisidir.
  • Burun ve kulaktan kan gelmesi: Bu durum, genellikle kafatası tabanında bir kırık olduğunun en belirgin işaretlerinden biridir. Bazen kanla birlikte beyin-omurilik sıvısı (berrak bir sıvı) da gelebilir, bu da durumun ciddiyetini artırır.
  • Göz bebeklerinin farklı büyüklükte olması (Anizokori): Beynin bir tarafına baskı yapan bir kanama veya şişlik, göz bebeklerinin boyutunu kontrol eden sinirleri etkiler. Bu sinirlerin sıkışması sonucu bir göz bebeği normal kalırken diğeri genişleyebilir veya küçülebilir. Bu, çok acil tıbbi müdahale gerektiren bir nörolojik bulgudur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakacak olursak; a) Kalp spazmı, kalbi besleyen damarların geçici olarak daralması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Belirtileri genellikle göğüste sıkıştırıcı ağrı, sol kola yayılan ağrı ve nefes darlığıdır. Baş yaralanmasına özgü olan kulaktan kan gelmesi veya göz bebeklerinde farklılık gibi belirtilerle hiçbir ilgisi yoktur.

Aynı şekilde, b) Dalak yırtılması karın içi bir kanamaya yol açar ve belirtileri şiddetli karın ağrısı, sol omuzda ağrı (Kehr belirtisi) ve iç kanamaya bağlı şok belirtileridir (solukluk, hızlı nabız, düşük tansiyon). d) Akciğer delinmesi ise solunum sistemiyle ilgili bir sorundur ve nefes almada güçlük, göğüs ağrısı, öksürükle kan gelmesi gibi belirtilerle kendini gösterir. Dolayısıyla bu iki durumun da soruda verilen kafa ve beyinle ilişkili belirtilerle bir bağlantısı bulunmamaktadır.

Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi atardamar kanamalarına ait bir özelliktir?
A
Küçük kabarcıklar şeklinde kanama olması 
B
Yüzeysel bir yaradan yayılarak, yavaş akması 
C
Koyu kırmızı renkteki kanın taşar biçimde akması 
D
Açık kırmızı renkteki kanın, kalp atımı ile eş zamanlı fışkırır tarzda akması
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, vücuttaki en tehlikeli kanama türlerinden biri olan **atardamar kanamasının** ayırt edici özelliklerini bilmeniz istenmektedir. İlk yardımda doğru müdahale için kanamanın türünü (atardamar, toplardamar, kılcal damar) anlamak çok önemlidir. Her kanama türünün rengi ve akış şekli farklıdır ve bu özellikler bize kanamanın kaynağı hakkında bilgi verir.

Doğru Cevap: d) Açık kırmızı renkteki kanın, kalp atımı ile eş zamanlı fışkırır tarzda akması

Bu seçeneğin doğru olmasının iki temel nedeni vardır. Birincisi, kanın rengidir. Atardamarlar, akciğerlerde temizlenmiş ve oksijenle zenginleşmiş kanı kalpten vücuda taşıyan damarlardır. Oksijen bakımından zengin olan kanın rengi parlak ve açık kırmızıdır. İkincisi ise kanın akış şeklidir. Kan, doğrudan kalbin güçlü pompalama basıncı altında olduğu için, her kalp atışıyla birlikte yaradan dışarıya doğru kesik kesik ve fışkırır tarzda akar. Bu iki özellik, atardamar kanamasını diğerlerinden ayıran en net belirtilerdir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Küçük kabarcıklar şeklinde kanama olması: Bu ifade, standart kanama türlerinin bir özelliği değildir. Genellikle kılcal damar kanamaları "sızıntı" şeklinde tarif edilir, ancak "küçük kabarcıklar" tanımı yanıltıcıdır. Bu seçenek, herhangi bir damar kanaması türünü doğru bir şekilde tanımlamadığı için yanlıştır.
  • b) Yüzeysel bir yaradan yayılarak, yavaş akması: Bu tanım, kılcal damar kanamasına aittir. Kılcal damarlar vücudumuzdaki en ince damarlardır ve genellikle derinin yüzeyine çok yakındırlar. Bu nedenle, kılcal damar kanamaları basit sıyrıklarda olduğu gibi yavaş, sızıntı şeklinde ve yüzeysel bir kanamadır. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
  • c) Koyu kırmızı renkteki kanın taşar biçimde akması: Bu özellik ise toplardamar kanamasını tarif etmektedir. Toplardamarlar, vücutta kullanılmış ve oksijenini kaybetmiş (kirli) kanı kalbe geri taşıyan damarlardır. Oksijen bakımından fakir olan kanın rengi koyu kırmızıdır. Ayrıca, bu damarlarda basınç atardamarlara göre daha düşük olduğu için kan fışkırmak yerine, sürekli ve yayılarak (taşar gibi) akar. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, ehliyet sınavında ve ilk yardım uygulamalarında kanama türlerini ayırt etmek için şu üç temel bilgiyi aklınızda tutmalısınız:

  1. Atardamar Kanaması: Rengi açık kırmızıdır ve kalp atışıyla uyumlu olarak fışkırır. En tehlikelisidir.
  2. Toplardamar Kanaması: Rengi koyu kırmızıdır ve sürekli bir şekilde akar (taşar).
  3. Kılcal Damar Kanaması: Genellikle küçük noktacıklar veya sızıntı şeklindedir.
Soru 8
Bilinci kapalı, solunumu ve dolaşımı olmayan kazazedenin omuriliğine zarar vermeden araç içinden çıkarılması için aşağıdaki tekniklerden hangisi kullanılmalıdır?
A
Rentek manevrası
B
Heimlich manevrası
C
Ayak bileklerinden sürükleme yöntemi
D
Koltuk altından tutarak sürükleme yöntemi
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası sonrası araç içinde sıkışmış ve durumu kritik olan bir kazazedeye nasıl müdahale edilmesi gerektiği sorgulanmaktadır. Kazazedenin bilinci kapalı, solunumu ve dolaşımı yok. Bu durum, kişinin kalbinin durduğu ve acilen temel yaşam desteğine (kalp masajı ve suni solunum) ihtiyacı olduğu anlamına gelir. Ancak en önemli nokta, bu müdahalenin araç içinde yapılamayacak olması ve kazazedeyi çıkarırken omuriliğine zarar vermeme zorunluluğudur.

Doğru cevap a) Rentek manevrası'dır. Rentek manevrası, tam olarak bu senaryo için geliştirilmiş özel bir acil taşıma tekniğidir. Bu manevranın temel amacı, kazazedenin baş, boyun ve gövde eksenini mümkün olduğunca sabit tutarak, yani omurgayı bir bütün olarak hareket ettirerek kişiyi araçtan hızlı ve güvenli bir şekilde çıkarmaktır. Özellikle patlama, yangın tehlikesi gibi acil durumlarda veya kazazedeye araç içinde müdahale edilemediğinde (kalp durması gibi) kullanılır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • Heimlich manevrası: Bu manevra, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması (boğulma) durumunda, hava yolunu açmak için kullanılır. Sorudaki kazazedenin solunumunun olmaması bir boğulma kaynaklı olabilir ancak Heimlich manevrası, kişiyi araçtan çıkarmak için kullanılan bir yöntem değildir. Bu bir ilk yardım müdahalesidir, taşıma tekniği değildir.
  • Ayak bileklerinden sürükleme yöntemi: Bu yöntem, bir kazazedeyi taşımak için kullanılabilecek en tehlikeli yöntemlerden biridir. Özellikle trafik kazası geçirmiş birinde baş ve boyun kontrolsüz bir şekilde hareket edeceği için mevcut bir omurilik yaralanmasını çok daha kötüleştirebilir, hatta felce veya ölüme neden olabilir. Bu nedenle kesinlikle yanlıştır.
  • Koltuk altından tutarak sürükleme yöntemi: Bu da bir acil taşıma tekniğidir ancak baş ve boyun desteği sağlamaz. Bu yöntemde kazazedenin başı arkaya düşer ve boyun omurları zarar görebilir. Omurilik yaralanması şüphesi olan bir kazazede için kesinlikle uygun bir yöntem değildir.

Özetle, bir trafik kazasında bilinci kapalı bir kazazedeyi araçtan çıkarırken en büyük öncelik, baş-boyun-gövde eksenini bozmadan omuriliği korumaktır. Bu özel ihtiyacı karşılayan ve bu tür durumlar için tasarlanmış tek yöntem Rentek manevrası'dır. Bu nedenle ehliyet sınavında "araçtan çıkarma" ve "omurilik koruma" ifadelerini bir arada gördüğünüzde aklınıza doğrudan Rentek manevrası gelmelidir.

Soru 9
Hayatın kurtarılması amacıyla olay yerindeki kazazedeye, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç gereçlerle ilaçsız uygulamaları yapan eğitim almış kişiye ne ad verilir?
A
  Sürücü 
B
Girişimci
C
  Trafik polisi 
D
İlk yardımcı
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, profesyonel sağlık ekipleri (ambulans, doktor vb.) olay yerine ulaşana kadar hayat kurtarmak ya da durumun kötüleşmesini önlemek amacıyla yapılan uygulamanın tanımı ve bu uygulamayı yapan kişinin kim olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları; bu kişinin eğitimli olması, tıbbi araç gereç kullanmaması ve ilaçsız müdahalede bulunmasıdır.

Doğru cevap d) İlk yardımcı seçeneğidir. İlk yardımcı, tam olarak soruda tarif edilen kişidir. Acil bir durumda, doktor veya sağlık personeli gelene kadar kazazedenin hayatını kurtarmak veya durumunun daha da kötüye gitmesini engellemek için gerekli temel müdahaleleri yapan, bu konuda özel bir eğitim almış kişidir.

İlk yardımcının en önemli özellikleri, olay yerinde bulduğu malzemeleri (örneğin bir bez, sopa veya giysi parçası) kullanarak müdahale etmesi ve kesinlikle ilaç kullanmamasıdır. Görevi, profesyonel yardım gelene kadar temel yaşam desteği sağlamaktır. Bu tanım, sorudaki tüm kriterlerle birebir örtüşmektedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Sürücü: Sürücü, bir aracı kullanan kişidir. Bir sürücü ilk yardım eğitimi almış olabilir ve bu durumda ilk yardımcı olabilir, ancak "sürücü" kelimesinin tanımı ilk yardım bilgisini içermez. Bu nedenle bu seçenek genel bir tanımdır ve sorunun cevabı olamaz.
  • b) Girişimci: Girişimci, yeni bir iş kuran, risk alan ve ticari faaliyetlerde bulunan kişidir. Bu terimin trafik, kaza veya sağlıkla hiçbir ilgisi yoktur. Tamamen alakasız bir seçenek olarak eklenmiştir.
  • c) Trafik polisi: Trafik polisinin ana görevi trafiği düzenlemek, kurallara uyulmasını sağlamak ve kaza anında olay yerinin güvenliğini almaktır. Trafik polisleri genellikle ilk yardım eğitimi alırlar ancak onların asli unvanı ve görevi ilk yardım yapmak değildir. Soruda bahsedilen eylemi yapan kişinin özel adı "ilk yardımcı"dır.

Özetle, soru metninde tanımı yapılan kişi, özel bir eğitimden geçmiş, ilaçsız ve eldeki imkanlarla müdahale eden ilk yardımcıdır. Bu nedenle doğru cevap kesinlikle 'd' seçeneğidir.

Soru 10
Yukarıda soru işareti (?) ile gösterilen ve temel yaşam desteğinin 1. aşaması olan uygulama aşağıdakilerden hangisidir?
A
Kırık kontrolünün yapılması
B
Kanamanın kontrol edilmesi
C
Şok pozisyonunun verilmesi
D
Hava yolu açıklığının sağlanması
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, görselde soru işaretiyle gösterilen uygulamanın ne olduğu ve Temel Yaşam Desteği'nin ilk aşamasını temsil ettiği belirtilmektedir. Görselde, bir ilk yardımcı bilinci kapalı görünen bir kişiye "Baş-Çene Pozisyonu" vermektedir. Bu pozisyonun amacını ve Temel Yaşam Desteği'ndeki yerini bilmek soruyu doğru cevaplamak için anahtardır.

Doğru cevap "d) Hava yolu açıklığının sağlanması" seçeneğidir. Bunun nedeni, bilincini kaybetmiş bir kişide kasların gevşemesiyle birlikte dilin geriye doğru kayarak soluk borusunu tıkayabilmesidir. Görseldeki "Baş-Çene Pozisyonu" (bir el alında, diğer elin parmak uçları çenede olacak şekilde başın geriye itilmesi) tam olarak bu tehlikeyi önlemek için yapılır. Bu manevra, dili kökünden ileri iterek hava yolunu açar ve kazazedenin nefes alıp almadığını kontrol etmeden önceki ilk ve en hayati adımdır.

Temel Yaşam Desteği (TYD) bir zincir gibidir ve her halkası doğru sırada uygulanmalıdır. Çevre güvenliği sağlandıktan ve hastanın bilinci kontrol edildikten sonraki ilk adım, solunumun devamlılığı için kritik olan hava yolunu açmaktır. Çünkü hava yolu tıkalı bir kişiye suni solunum yapmak veya diğer müdahalelerde bulunmak imkansızdır. Bu nedenle bu uygulama, Temel Yaşam Desteği'nin 1. aşamasıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Kırık kontrolünün yapılması: Kırık kontrolü, ilk yardımın "ikincil değerlendirme" aşamasında yer alır. Yani, hastanın solunumu ve dolaşımı gibi hayati fonksiyonları güvence altına alındıktan sonra yapılır. Hava yolu tıkalı ve nefes almayan bir hastada kırık aramak zaman kaybıdır ve öncelik sıralamasında yanlıştır.
  • b) Kanamanın kontrol edilmesi: Eğer çok şiddetli, fışkırır tarzda bir atardamar kanaması yoksa, solunumu sağlamak her zaman daha önceliklidir. Bir insan nefes almadan sadece birkaç dakika yaşayabilir. Bu nedenle, standart bir ilk yardım uygulamasında öncelik daima hava yolu ve solunumdadır.
  • c) Şok pozisyonunun verilmesi: Şok pozisyonu (hastayı sırt üstü yatırıp bacaklarını 30 cm yukarı kaldırmak), dolaşım yetmezliği belirtileri gösteren hastalara uygulanan bir yöntemdir. Bu pozisyon, ancak hastanın hava yolu açık, solunumu var ve bilinci yerindeyse uygulanabilir. Temel Yaşam Desteği'nin ilk adımı kesinlikle değildir.
Soru 11
Kanamanın fazla olduğu bacak yaralanmalarında, kanamayı azaltmak için basınç uygulanacak bölge aşağıdakilerden hangisidir?
A
Kasık iç kısmı
B
Bacak dış kısmı
C
Dizin ön üst kısmı
D
Karnın ön üst kısmı
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bacakta meydana gelen ciddi bir kanamayı durdurmak veya yavaşlatmak amacıyla, vücudun hangi temel basınç noktasına baskı uygulanması gerektiği sorulmaktadır. İlk yardımda amaç, yaralı bölgeye giden kan akışını, kanamanın kaynağına en yakın ve en etkili noktadan geçici olarak azaltmaktır. Bu noktalar, genellikle büyük atardamarların kemiğe yakın geçtiği ve elle baskı yapılarak sıkıştırılabileceği yerlerdir.

Doğru cevap a) Kasık iç kısmı'dır. Bunun temel sebebi, bacağa kan taşıyan ana atardamar olan femoral arter'in bu bölgeden geçmesidir. Kasık iç kısmına, yani uyluğun gövdeyle birleştiği iç bölgeye kuvvetli bir şekilde baskı uygulandığında, femoral arter kemik ile el arasında sıkışır. Bu durum, kalpten bacağa pompalanan kanın akışını önemli ölçüde yavaşlatır ve yaradaki kanamayı azaltır. Bu yöntem, özellikle turnike uygulanamayan veya turnike malzemesi bulunmayan durumlarda hayat kurtarıcı bir ilk yardım müdahalesidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) Bacak dış kısmı: Bacağın dış kısmında, kan akışını kesecek kadar büyük ve yüzeye yakın bir ana atardamar bulunmaz. Bu bölgeye yapılacak baskı, kemik ve kas dokusuna baskı yapmaktan öteye gitmez ve kanamayı durdurmada etkili bir yöntem değildir.
  • c) Dizin ön üst kısmı: Bu bölge, kanamanın olduğu yere çok yakın olabilir veya kanamanın daha üstünde kalmayabilir. Bacağın tamamına giden kanı kontrol etmek için en etkili nokta değildir. Ana basınç noktası, kanamanın olduğu yer ile kalp arasında kalan en merkezi noktadır ki bu da kasık bölgesidir.
  • d) Karnın ön üst kısmı: Bu bölgenin bacak kanamasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. Karnın ön üst kısmına baskı uygulamak, bacağa giden kan akışını etkilemez ve hatta iç organlara zarar verme riski taşıyabilir. Bu nedenle tamamen yanlış bir müdahaledir.

Özetle, ehliyet sınavında ve gerçek hayatta unutmamanız gereken en önemli bilgi şudur: Vücuttaki büyük kanamalarda, kanamanın olduğu bölge ile kalp arasındaki ana atardamar üzerine baskı uygulanır. Bacak yaralanmaları için bu nokta "kasık iç kısmı", kol yaralanmaları için ise "koltuk altı" veya "kolun iç üst kısmı"dır. Bu bilgi, acil bir durumda doğru müdahaleyi yapmanızı sağlar.

Soru 12
Trafik kazalarına müdahalede ilk yardımın 1. adımı nedir?
A
Tıbbi yardım istenmesi
B
Yaralının hemen araçtan çıkarılması
C
Yaralının hemen hastaneye taşınması
D
Trafik ve can güvenliğinin sağlanması
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasıyla karşılaştığınızda yapmanız gereken ilk ve en önemli eylemin ne olduğu sorulmaktadır. İlk yardımın temel prensibi olan "önce zarar verme" ilkesi ve olay yeri yönetiminin ilk adımı burada ölçülmektedir. Bu nedenle, atılacak adımların doğru bir sırayla yapılması hayati önem taşır.

Doğru Cevap: d) Trafik ve can güvenliğinin sağlanması

Bir kaza anında yapılacak ilk iş, olay yerinde hem kendi can güvenliğinizi hem de kazazedelerin ve diğer sürücülerin güvenliğini sağlamaktır. Güvenli bir ortam oluşturmadan yaralılara yardım etmeye çalışmak, zincirleme bir kazaya yol açabilir ve hem sizi hem de başkalarını tehlikeye atabilir. Bu adım, aracın dörtlülerini yakmak, görünür bir yere uyarı üçgeni (reflektör) koymak ve kaza yapan aracı mümkünse güvenli bir alana çekmek gibi önlemleri içerir.

Bu ilk ve en kritik adımı atmadan diğer müdahalelere geçmek, yardım etmeye çalışırken kendinizin de bir kazazede olmasına neden olabilir. Unutmayın ki, eğer siz güvende değilseniz, kimseye yardım edemezsiniz. Güvenlik sağlandıktan sonra durum değerlendirmesi yapılır ve diğer adımlara geçilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Tıbbi yardım istenmesi: Tıbbi yardım istemek (112'yi aramak) hayati derecede önemlidir, ancak bu ikinci adımdır. Olay yerini güvene almadan, durumu tam olarak anlamadan ve kaç yaralı olduğunu bilmeden 112'yi aramak eksik bilgi vermenize neden olabilir. Önce güvenliği sağlayıp ardından durumu değerlendirerek 112'ye doğru ve sakin bilgi vermek en doğrusudur.
  • b) Yaralının hemen araçtan çıkarılması: Bu, yapılabilecek en tehlikeli hatalardan biridir. Araç içinde yangın veya patlama gibi acil bir tehlike yoksa, yaralı asla bilinçsizce araçtan çıkarılmamalıdır. Özellikle boyun ve omurga yaralanması ihtimaline karşı yapılacak yanlış bir hareket, yaralının felç kalmasına veya hayatını kaybetmesine sebep olabilir. Bu işlem, sadece eğitimli kişiler tarafından ve zorunlu hallerde (örneğin Rentek manevrası ile) yapılmalıdır.
  • c) Yaralının hemen hastaneye taşınması: Bu, ilk yardımcının görevi değildir ve son derece yanlıştır. Yaralıyı uygun ekipman olmadan (sedye, boyunluk vb.) ve profesyonel olmayan bir şekilde taşımak, mevcut yaralanmaları (iç kanama, kırık, omurilik hasarı) çok daha kötü hale getirebilir. Yaralının nakli, olay yerine gelecek olan profesyonel sağlık ekipleri tarafından yapılmalıdır.
Soru 13
Aşağıdakilerden hangisi iki yönlü trafik işaret levhasıdır?
A
B
C
D
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere ilerideki yol durumunun tek yönlüden iki yönlü trafiğe dönüştüğünü bildiren tehlike uyarı işaretinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu işaretler, sürücülerin trafik düzenindeki önemli bir değişikliğe hazırlıklı olmalarını sağlar. Doğru levhayı tanımak, hem kendi güvenliğiniz hem de karşıdan gelen sürücülerin güvenliği için hayati önem taşır.

Doğru cevap "a" seçeneğidir. Bu levha, İki Yönlü Trafik işaretidir. Genellikle tek yönlü bir yoldan veya bölünmüş yolun tek yönlü bir bölümünden çıkıp, karşıdan da araçların geldiği iki yönlü bir yola girileceğini bildirir. Üçgen şekli ve kırmızı çerçevesi, bunun bir "Tehlike Uyarı İşareti" olduğunu gösterir. Sürücü bu levhayı gördüğünde, artık karşı yönden de trafik geleceğini bilmeli, hızını düşürmeli ve daha dikkatli olmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) seçeneği: Bu levha, "Sağdan Daralan Kaplama" işaretidir. Yolun ileride sağ taraftan daralacağını, şerit sayısının azalabileceğini bildirir. Bu işaret, trafik yönüyle değil, yolun fiziki yapısıyla ilgilidir. Dolayısıyla iki yönlü trafikle bir ilgisi yoktur.
  • c) seçeneği: Bu levha, "Karşıdan Gelene Yol Ver" işaretidir. Yuvarlak şekliyle bir "Trafik Tanzim İşareti" yani bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Genellikle köprü, tünel gibi iki aracın yan yana geçemeyeceği kadar dar yerlerde bulunur ve bu levhayı gören sürücünün, karşıdan gelen araca geçiş önceliği vermesi gerektiğini belirtir. Bu işaret, mevcut iki yönlü bir yoldaki geçiş önceliğini düzenler, yolun iki yönlü hale geldiğini bildirmez.
  • d) seçeneği: Bu levha ise "c" seçeneğindeki levhanın tam tersi anlamını taşır ve "Önceliği Olan Yön" veya "Karşıdan Gelene Göre Öncelikli Geçiş Hakkı" işaretidir. Mavi ve kare şekliyle bir "Bilgi İşareti"dir. Dar bir yola yaklaşırken bu levhayı gören sürücü, karşıdan gelen araca göre geçiş önceliğine sahip olduğunu anlar. Bu işaret de yine geçiş üstünlüğü ile ilgilidir, yolun iki yönlü trafiğe başladığını göstermez.

Özetle, soru bizden yolun karakterinin değiştiğini, yani tek yönlüden iki yönlü trafiğe geçildiğini bildiren uyarı levhasını bulmamızı istemektedir. Bu anlamı taşıyan tek levha, zıt yönlü iki oku içinde barındıran üçgen şeklindeki "a" seçeneğindeki levhadır.

Soru 14
Aksine bir durum yoksa, ışıklı trafik işaret cihazında kırmızı ışık yanmakta ise sürücü ne yapmalıdır?
A
Aracını durdurmalı
B
Durmadan geçmeli
C
Gelen araç yoksa dikkatli geçmeli
D
Yayalar geçebileceği için yavaş gitmeli
14 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün trafikteki en temel kurallardan biri olan kırmızı ışık kuralına ne kadar hakim olduğu ölçülmektedir. Sorunun kökünde yer alan "Aksine bir durum yoksa" ifadesi önemlidir. Bu ifade, trafiği yöneten bir polis memurunun geçmenizi işaret etmesi gibi istisnai durumlar haricinde, standart kuralın ne olduğunu sorgulamaktadır.

Doğru Cevap: a) Aracını durdurmalı

Işıklı trafik işaret cihazında yanan sabit kırmızı ışık, trafiğin o yönde akışının durması gerektiğini bildiren kesin ve net bir emirdir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre kırmızı ışık, sürücülerin araçlarını durma çizgisi varsa bu çizginin gerisinde, yoksa yaya geçidinin veya kavşağın ilerisine geçmeden durdurmalarını zorunlu kılar. Bu kural, hem sürücülerin hem de yayaların güvenliğini sağlamak ve trafik akışını düzenlemek için konulmuş en temel kurallardan biridir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Durmadan geçmeli: Bu seçenek, kırmızı ışık kuralının tam tersidir ve çok tehlikeli bir trafik ihlalidir. Durmadan geçmek, yeşil ışık yandığında yapılması gereken davranıştır. Kırmızı ışıkta durmadan geçmek, ciddi kazalara yol açabilir ve ağır trafik cezaları gerektirir.
  • c) Gelen araç yoksa dikkatli geçmeli: Bu davranış, fasılalı olarak yanıp sönen sarı ışık için geçerlidir. Fasılalı sarı ışık, "yol ver" anlamı taşır ve kavşağa dikkatlice yaklaşıp, gelen araç yoksa geçilebileceğini belirtir. Ancak sabit yanan kırmızı ışık, sürücüye böyle bir tercih hakkı tanımaz; durmayı emreder.
  • d) Yayalar geçebileceği için yavaş gitmeli: Trafikte her zaman yayalara karşı dikkatli olmak gerekse de, kırmızı ışığın emri "yavaşlamak" değil, "durmak"tır. Sadece yavaşlayarak kavşağa girmek, hem diğer yönlerden yeşil ışıkta geçen araçlar hem de yaya geçidini kullanan yayalar için büyük bir risk oluşturur. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, bir trafik ışığında kırmızı ışık yanıyorsa ve trafiği yöneten bir polis memuru gibi aksi bir durum belirtilmemişse, sürücünün yapması gereken tek ve doğru hareket, güvenli bir şekilde aracını durdurmaktır. Bu kural, trafik düzeninin ve can güvenliğinin temel taşıdır.

Soru 15
Trafik için kamunun yararlanmasına açıkolan arazi şeridi, köprüler ve alanlara ne ad verilir?
A
Şerit 
B
Kara yolu
C
Geçiş yolu
D
Bağlantı yolu
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafiğin akışı için halkın kullanımına sunulmuş olan yolların, köprülerin ve alanların tamamını kapsayan genel ismin ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun anahtar kelimeleri "kamunun yararlanmasına açık" ve "arazi şeridi, köprüler ve alanlar" ifadeleridir. Bu ifadeler, bizden en geniş ve en kapsayıcı tanımı bulmamızı istiyor.

Doğru cevap b) Kara yolu'dur. Çünkü 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre "kara yolu", trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanların tamamına verilen genel ve resmi isimdir. Bu tanım, soruda belirtilen tüm unsurları (yollar, köprüler, meydanlar, tüneller vb.) içine alan en kapsamlı ifadedir. Bu nedenle, kamunun kullandığı tüm bu yapıların ortak adı kara yoludur.

Peki, diğer seçenekler neden yanlıştır? Gelin onları da tek tek inceleyelim:
  • a) Şerit: Yanlıştır. Şerit, bir kara yolunun taşıtların bir dizi halinde güvenli bir şekilde seyredebilmeleri için ayrılmış bir bölümüdür. Yani şerit, kara yolunun kendisi değil, sadece onun bir parçasıdır. Bir otoyolda birden fazla şerit bulunur ama otoyolun tamamı bir "kara yolu"dur.
  • c) Geçiş yolu: Yanlıştır. Geçiş yolu, bir mülke (örneğin bir benzin istasyonu, bir apartman otoparkı veya bir fabrika) giriş ve çıkışı sağlayan özel yoldur. Bu yollar, genel trafik akışına değil, sadece o mülke erişime hizmet eder. Kara yolu kadar genel ve kamusal bir tanım değildir.
  • d) Bağlantı yolu: Yanlıştır. Bağlantı yolu, kavşaklarda veya farklı kara yollarını birbirine bağlayan kısa yollardır. Örneğin, bir otoyoldan diğerine geçişi sağlayan yonca yaprağı şeklindeki kavşak kolları birer bağlantı yoludur. Bu da kara yolunun tamamını değil, sadece belirli bir birleştirici bölümünü ifade eder.

Özetle, bu sorunun püf noktası, en genel ve kapsayıcı terimi bulmaktır. Şerit, geçiş yolu ve bağlantı yolu, kara yolunu oluşturan daha özel ve küçük parçalardır. Kara yolu ise tüm bu unsurları ve daha fazlasını içinde barındıran ana tanımdır.

Soru 16
Aşağıdakilerden hangisi çevre kirliliğini önleme açısından olumlu bir davranıştır?
A
İniş eğimli yollarda motorun durdurulması
B
Bakım sırasında çıkan eski parça ve malzemelerin çevreye bilinçsizce bırakılmaması
C
Taşıtlarda kalitesiz yakıtların kullanılması
D
Taşıtlardan dışarıya malzeme atılması
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün çevre kirliliğini engellemek için yapması gereken doğru ve olumlu bir davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Seçenekleri incelediğimizde, çevreye karşı duyarlı ve sorumlu olan tek bir davranış öne çıkmaktadır. Amaç, hem trafik kurallarına uyan hem de çevreye saygılı bir sürücü profili çizmektir.

Doğru Cevap: b) Bakım sırasında çıkan eski parça ve malzemelerin çevreye bilinçsizce bırakılmaması

Bu seçenek, çevre koruma bilincini doğrudan yansıtan en doğru davranıştır. Araçların bakımı sırasında ortaya çıkan atık yağ, eski aküler, lastikler, filtreler ve antifriz gibi maddeler tehlikeli atık sınıfına girer. Bu malzemelerin doğaya atılması, toprağı ve yeraltı sularını zehirleyerek kalıcı çevre felaketlerine yol açar. Bu nedenle, bu atıkların uygun şekilde toplanması ve yetkili geri dönüşüm veya imha tesislerine teslim edilmesi, çevre kirliliğini önlemek için atılacak en önemli adımlardan biridir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) İniş eğimli yollarda motorun durdurulması: Bu davranış çevre dostu gibi görünse de aslında son derece tehlikelidir ve kesinlikle yapılmamalıdır. Motor durdurulduğunda, fren sistemine yardımcı olan vakum desteği (fren servosu) ve direksiyonu hafifleten hidrolik sistem devre dışı kalır. Bu durum, frenlerin sertleşmesine ve direksiyonun kontrolünün neredeyse imkansız hale gelmesine neden olarak ciddi kaza riski yaratır. Güvenlik her zaman öncelikli olduğu için bu, olumlu değil, yasak ve tehlikeli bir davranıştır.

  • c) Taşıtlarda kalitesiz yakıtların kullanılması: Kalitesiz veya standartlara uymayan yakıtlar, motor içinde tam olarak yanmaz ve daha fazla zararlı gazın atmosfere salınmasına neden olur. Bu durum, egzozdan çıkan karbonmonoksit, azot oksit gibi zehirli gazların miktarını artırarak hava kirliliğini doğrudan tetikler. Çevreyi korumak isteyen bir sürücü, tam tersine aracına uygun ve kaliteli yakıt kullanmalıdır.

  • d) Taşıtlardan dışarıya malzeme atılması: Bu davranış, en temel çevre kirliliği nedenlerinden biridir ve sorumsuz bir harekettir. Yola atılan bir sigara izmariti, plastik şişe veya herhangi bir çöp, sadece görsel kirlilik yaratmakla kalmaz, aynı zamanda doğada yüzlerce yıl çözünmeyerek toprağa ve suya zarar verir. Bu hareket, çevre kirliliğini önlemek yerine, kirliliği bizzat yaratmaktır.

Soru 17
Trafik görevlisinin hangi hareketi sürücüler için "sağa yanaş ve dur" talimatını içerir?
A
B
C
D
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik görevlisinin hangi el hareketinin "sağa yanaş ve dur" anlamına geldiğini bulmamız isteniyor. Trafik polisinin el ve kol işaretleri, trafik ışıkları ve levhaları kadar önemli ve bağlayıcıdır. Bu nedenle her sürücü adayının bu işaretlerin anlamlarını çok iyi bilmesi, hem sınav başarısı hem de trafikteki güvenlik için kritik bir öneme sahiptir.

Doğru cevap C seçeneğidir. Bu görselde trafik polisi, sağ kolunu dirsekten kırmış ve avuç içi karşıya bakacak şekilde ileri uzatmış, sol koluyla ise yana doğru bir işaret yapmaktadır. Bu hareket, polisin doğrudan hedef aldığı sürücüye veya sürücülere özel olarak verdiği "sağa yanaş ve dur" talimatıdır. Genellikle bir kontrol, denetim veya bir kural ihlali tespit edildiğinde bu işaret kullanılır.

Bu işaretin anlamını daha kolay aklınızda tutmak için iki bölüm olarak düşünebilirsiniz. Polisin ileriye dönük olan eli, sizin ilerlemenizi engelleyen bir "dur" duvarı gibidir. Yana doğru yaptığı işaret ise durmanız gereken yeri, yani yolun sağını göstermektedir. Bu komutu alan bir sürücü, derhal sağ sinyalini yakmalı, hızını güvenli bir şekilde azaltmalı ve polisin gösterdiği uygun alanda durmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır:

  • a) seçeneği: Bu görselde polis, bir kolunu dik bir şekilde yukarı kaldırmıştır. Bu hareket, istisnasız bütün yönlerdeki trafik için genel bir "DUR" emridir. Kırmızı ışıkla tamamen aynı anlama gelir ve kavşaktaki tüm araçların durması gerektiğini belirtir. "Sağa yanaş" gibi özel bir komut içermez.
  • b) seçeneği: Polisin kollarını iki yana tam olarak açması, kolların işaret ettiği yöndeki (yani polisin sağındaki ve solundaki) araçların geçebileceğini, polisin ön ve arka tarafında kalan trafiğin ise durması gerektiğini ifade eder. Bu, trafiğin akışını düzenlemek için kullanılan bir yönlendirme hareketidir.
  • d) seçeneği: Polisin bir kolunu aşağı ve yukarı doğru tekrar tekrar sallaması, o yöndeki sürücüler için "YAVAŞLA" talimatıdır. Bu işaret, sürücülerin hızlarını düşürmesi gereken bir durum (kaza, yol çalışması vb.) olduğunu bildirir. Durma veya yanaşma anlamı taşımaz.

Özet olarak, C seçeneğindeki işaret, belirli bir araca yönelik özel bir durdurma komutu iken; diğer seçenekler trafiğin genel akışını kontrol etmeye yönelik (durdurma, geçiş izni verme, yavaşlatma) genel komutlardır. Bu farkı bilmek, sınavda doğru cevabı kolayca bulmanızı sağlayacaktır.

Soru 18
Kara yollarında kullanılabilen motorlu, motorsuz ve özel amaçlı taşıtlar ile iş makineleri ve lastik tekerlekli traktörlerin genel adı aşağıdakilerden hangisidir?
A
Araç 
B
Ticari taşıt
C
Arazi taşıtı 
D
Taşıt katarı
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte görebileceğiniz çok çeşitli vasıtaları kapsayan **en genel** ifadenin ne olduğu sorulmaktadır. Soru metninde sayılan motorlu (otomobil, otobüs gibi), motorsuz (bisiklet gibi), özel amaçlı (ambulans gibi), iş makinesi ve traktör gibi farklı türlerin hepsini içine alan üst başlığı bulmanız isteniyor. Bu tür sorularda anahtar kelime "genel adı" ifadesidir; yani en kapsayıcı terimi bulmalısınız.

Doğru cevap "a) Araç" seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre "Araç", karayolunda insan, hayvan ve yük taşımaya yarayan bütün motorlu ve motorsuz vasıtaların genel adıdır. Bu tanım, soruda listelenen tüm unsurları (motorlu, motorsuz, özel amaçlı taşıtlar, iş makineleri ve traktörler) eksiksiz bir şekilde kapsar.

Kısacası, yolda gördüğünüz ve hareket eden hemen hemen her şey bir "Araç" olarak tanımlanır. Otomobil bir araçtır, bisiklet bir araçtır, traktör de bir araçtır. Bu nedenle, bu kadar geniş bir yelpazeyi ifade eden en doğru ve kapsayıcı terim Araç'tır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Ticari taşıt: Bu seçenek yanlıştır çünkü çok daha dar bir anlam taşır. Ticari taşıt, yalnızca yolcu veya yük taşıyarak para kazanma amacı güden araçları (kamyon, otobüs, taksi, dolmuş vb.) ifade eder. Soruda belirtilen şahsi otomobiller, bisikletler veya motorsuz taşıtlar bu tanıma girmediği için genel bir ad olamaz.
  • c) Arazi taşıtı: Bu seçenek de yanlıştır. Arazi taşıtı, karayolu dışındaki zorlu zemin koşullarında (dağlık, çamurlu, engebeli arazi vb.) hareket etmek üzere tasarlanmış özel araçlardır (4x4 Jeepler gibi). Bu tanım, şehir içinde kullanılan standart otomobilleri, otobüsleri veya bisikletleri kapsamadığı için eksik kalır.
  • d) Taşıt katarı: Bu seçenek tamamen farklı bir kavramı ifade ettiği için yanlıştır. Taşıt katarı, karayolunda bir birim olarak hareket etmek üzere birbirine bağlanmış araçlar dizisidir (örneğin bir çekicinin arkasına takılmış bir veya daha fazla römork). Tek bir otomobil, bisiklet veya traktör bir taşıt katarı değildir.
Soru 19
Manevra yapacak sürücü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
Ön, arka ve yanlardaki trafiği kontrol etmeli
B
İşaret verdiği anda manevraya başlamalı
C
Manevraya başladıktan sonra işaret vermeli
D
Manevra bitmeden önce işaret vermeyi sona erdirmeli
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte güvenli bir şekilde manevra (şerit değiştirme, dönüş yapma, park etme vb.) yapmak için bir sürücünün izlemesi gereken doğru adımların ne olduğu sorgulanmaktadır. Güvenli sürüşün temel prensibi, her zaman çevrenin farkında olmak ve niyetini diğer sürücülere doğru zamanda bildirmektir. Bu soru, bu temel kuralı ne kadar anladığınızı ölçmektedir.

Doğru Cevap: a) Ön, arka ve yanlardaki trafiği kontrol etmeli

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafikte güvenliğin her zaman ilk sırada gelmesidir. Bir sürücü, aracının hareket yönünü değiştirecek herhangi bir hamle yapmadan önce, bu hareketin başka bir aracı, yayayı veya nesneyi tehlikeye atıp atmayacağından emin olmalıdır. Bu emin olma süreci ise ancak ve ancak aracın önünü, arkasını ve yanlarını (özellikle kör noktaları) dikkatlice kontrol etmekle mümkündür. Bu kontrol, manevranın ilk ve en önemli adımıdır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • b) İşaret verdiği anda manevraya başlamalı: Bu davranış son derece tehlikelidir. Sinyal vermenin amacı, niyetinizi diğer sürücülere önceden bildirmektir. Onlara sizin ne yapacağınızı anlamaları ve kendi pozisyonlarını buna göre ayarlamaları için zaman tanımalısınız. Sinyal verir vermez manevraya başlarsanız, diğer sürücüleri hazırlıksız yakalar ve kazaya sebebiyet verme riskini artırırsınız. Doğru sıra; önce kontrol et, sonra sinyal ver, güvenli olduğundan emin ol ve sonra manevraya başla şeklindedir.
  • c) Manevraya başladıktan sonra işaret vermeli: Bu seçenek, sinyal vermenin amacını tamamen ortadan kaldırır. Sinyal, yapılacak bir eylemi önceden haber vermek için kullanılır. Eğer manevraya zaten başlamışsanız, sinyal vermenin bir anlamı kalmaz çünkü diğer sürücüler için bir uyarı niteliği taşımaz. Bu durum, trafikteki diğer sürücüler için büyük bir belirsizlik ve tehlike yaratır.
  • d) Manevra bitmeden önce işaret vermeyi sona erdirmeli: Bu da hatalı bir davranıştır. Sinyal, manevranız tamamen bitene kadar açık kalmalıdır. Örneğin, şerit değiştiriyorsanız, aracınız yeni şeride tam olarak yerleşene kadar sinyaliniz yanmaya devam etmelidir. Sinyali erken kapatmak, diğer sürücülerin manevrayı tamamladığınızı düşünüp yanlış bir hamle yapmasına neden olabilir. Sinyal, eylem bittikten sonra kapatılmalıdır.

Özetle, güvenli bir manevranın altın kuralı her zaman "Kontrol Et, Niyetini Bildir, Uygula" prensibine dayanır. Bu sorudaki doğru cevap olan "Ön, arka ve yanlardaki trafiği kontrol etmeli" seçeneği, bu prensibin ilk ve en kritik adımını ifade etmektedir.

Soru 20
Bekleme amacıyla yapılan duraklamanın süresi en çok kaç dakikadır?
A
B
10 
C
15 
D
20
20 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kurallarında tanımlanan "duraklama" eyleminin yasal olarak belirlenmiş en üst zaman sınırı sorulmaktadır. Sürücülerin, araçlarını park etmiş sayılmadan, bekleme amacıyla en fazla ne kadar süre boyunca bir yerde tutabileceklerini bilmeleri gerekmektedir. Bu, duraklama ve park etme arasındaki temel farkı anlamak için kritik bir bilgidir.

Doğru cevap a) 5 dakikadır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aracın yolcu indirmek-bindirmek, yük yüklemek-boşaltmak ya da kısa süreli beklemek gibi amaçlarla durdurulması "duraklama" olarak tanımlanır. Ancak bu bekleme amacının bir zaman sınırı vardır ve bu sınır yönetmelikte net bir şekilde en çok 5 dakika olarak belirtilmiştir. Bu süreyi aşan her türlü bekleme, park etme kapsamına girer.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. 10, 15 ve 20 dakika gibi süreler, yasal olarak tanımlanan 5 dakikalık duraklama süresini aşmaktadır. Bir sürücü, bekleme amacıyla aracını 5 dakikadan daha uzun bir süre, örneğin 7-8 dakika veya daha fazla, aynı yerde bırakırsa bu eylem "duraklama" olarak değil, "park etme" olarak kabul edilir. Bu nedenle, park yasağı olan bir yerde 5 dakikadan fazla beklerseniz, duraklama değil park etme ihlali yapmış olursunuz.

Özetle, bu iki kavramı ayırt etmek sınav ve sürüş güvenliği için çok önemlidir:

  • Duraklama: Kısa süreli bekleme, yolcu veya yük alıp bırakma amacıyla yapılır ve süresi en fazla 5 dakikadır.
  • Park Etme: Aracın, bekleme amacıyla 5 dakikadan daha uzun süre bırakılmasıdır.

Bu nedenle, soruda sorulan "bekleme amacıyla yapılan duraklamanın süresi" için yasal üst limit 5 dakikadır.

Soru 21
Şekildeki kara yolunda 1 numaralı araç sürücüsünün Aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Bulunduğu şeritte seyretmesi
B
Geçme sırasında hızını artırması
C
Yol müsait ise önündeki aracı sollayarak geçmesi
D
Yol müsait değilse önündeki aracın sağından geçmesi
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimdeki 1 numaralı araç sürücüsünün yapması durumunda trafik kurallarına aykırı olacak, yani yanlış olan davranışı bulmamız istenmektedir. Soruyu doğru çözmek için hem görseldeki trafik işaretlerini hem de genel trafik kurallarını bilmemiz gerekir. Görseli incelediğimizde, iki şeritli yolun ortasında devamlı (düz) bir yol çizgisi olduğunu görüyoruz.

Doğru cevap d) Yol müsait değilse önündeki aracın sağından geçmesi seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, geçişler yani sollama işlemi her zaman geçilecek aracın solundaki şerit kullanılarak yapılır. Bir aracın sağından geçmek, 'sağlama' olarak bilinir ve birkaç özel durum (örneğin, sola dönmek için sinyal veren bir aracın yanından geçmek gibi) dışında kesinlikle yasaktır ve çok tehlikelidir. Bu kural, yolun müsait olup olmamasından veya yol çizgilerinden bağımsız, temel bir geçiş kuralıdır. Bu nedenle bu davranış her koşulda yanlıştır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Bulunduğu şeritte seyretmesi: Bu, sürücünün yapması gereken doğru ve güvenli davranıştır. Yolun ortasındaki devamlı çizgi, şerit değiştirmenin ve sollama yapmanın yasak olduğunu gösterir. Dolayısıyla sürücünün kendi şeridinde kalması kesinlikle doğru bir harekettir. Soru bizden yanlış olanı istediği için bu seçenek cevap olamaz.
  • b) Geçme sırasında hızını artırması: Bu ifade, kurallara uygun bir sollama manevrasının parçasını tanımlar. Bir sürücü, sollama yapmaya izin verilen bir yerde (kesik çizgi varken) önündeki aracı geçerken, geçişi mümkün olan en kısa sürede ve güvenli bir şekilde tamamlamak için hızını artırmalıdır. Ancak bu sorudaki durumda sollama yapmak zaten yasaktır. Yine de bu eylemin kendisi, bir geçiş anı için doğru bir adımdır ve soru kökündeki en temel yanlışı temsil etmez.
  • c) Yol müsait ise önündeki aracı sollayarak geçmesi: Bu davranış da yanlıştır, çünkü yoldaki devamlı çizgi sollama yapmayı yasaklar. Sürücü, yol boş ve müsait görünse bile bu çizgiye uymak zorundadır. Ancak bu seçenek, sollama işleminin normalde yapıldığı sol şeridi işaret eder. D seçeneğindeki "sağdan geçme" eylemi ise sollama yönteminin temelden yanlış uygulanmasıdır ve trafik güvenliği açısından çok daha büyük ve genel bir kural ihlalidir. Bu nedenle en kesin yanlış D seçeneğidir.

Özetle, bir aracın sağından geçmek temel bir kural ihlaliyken, solundan geçmek doğru yöntemdir ancak yoldaki devamlı çizgi gibi işaretler bu eylemi belirli yerlerde yasaklar. Soru, yapılabilecek en temel ve tehlikeli yanlışı sorduğu için doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 22
Yaralı veya acil hasta taşıyan özel araç sürücüleri, geçiş üstünlüğü hakkını nasıl kullanabilirler?
A
Eskort eşliğinde
B
Seyyar tepe lambası taktırarak
C
Sesli ve ışıklı işaretler vererek
D
Araçlarında bir gözcü bulundurarak
22 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, acil bir durumda, örneğin yaralı birini hastaneye yetiştiren özel bir araç sürücüsünün, trafikteki geçiş üstünlüğü hakkını hangi koşullar altında ve nasıl kullanabileceği sorulmaktadır. Buradaki kilit nokta, aracın ambulans gibi resmi bir geçiş üstünlüğüne sahip araç olmaması, yani sıradan bir vatandaşın kullandığı bir otomobil olmasıdır. Karayolları Trafik Kanunu, bu gibi istisnai durumlar için özel bir düzenleme getirmiştir.

Doğru Cevap: c) Sesli ve ışıklı işaretler vererek

Doğru cevabın bu şık olmasının sebebi, kanunun özel araç sürücülerine bu hakkı belirli şartlar altında tanımasıdır. Can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak kaydıyla, yaralı veya acil hasta taşıyan bir sürücü, diğer sürücüleri durumdan haberdar etmek için aracının standart donanımlarını kullanabilir. Bu, sürekli korna çalmak, selektör yaparak (uzun farları yakıp söndürmek) ve dörtlü ikaz lambalarını yakmak gibi eylemleri içerir.

Bu işaretlerin amacı, trafikteki diğer sürücülerin dikkatini çekerek bir aciliyet durumu olduğunu bildirmek ve onlardan yol vermelerini istemektir. Ancak unutulmamalıdır ki bu hak, mutlak bir üstünlük sağlamaz. Sürücü, kavşaklarda veya diğer tehlikeli noktalarda yine de azami dikkati göstermek ve kimsenin can güvenliğini riske atmamakla yükümlüdür.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Eskort eşliğinde: Eskort hizmeti, genellikle devlet büyükleri, değerli madde taşıyan araçlar veya özel konvoylar için polis veya jandarma tarafından sağlanır. Sıradan bir vatandaşın acil bir durumda eskort talep etmesi veya bulması pratik değildir ve yasal bir gereklilik de değildir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Seyyar tepe lambası taktırarak: Özel araçlara, yetkili kurumların izni olmadan tepe lambası (çakar lamba) takmak ve kullanmak yasaktır. Bu tür donanımlar sadece ambulans, itfaiye, polis gibi görevli araçlara mahsustur. İzinsiz çakar lamba kullanımı ciddi trafik cezaları gerektirir, bu yüzden geçiş üstünlüğü için yasal bir yöntem değildir.
  • d) Araçlarında bir gözcü bulundurarak: Araçta bir gözcünün olması, diğer sürücüler için yasal bir uyarı veya işaret niteliği taşımaz. Gözcü, sürücüye yardımcı olabilir ancak diğer araçların yol verme zorunluluğunu doğurmaz. Geçiş üstünlüğü hakkı, kanunda belirtilen sesli ve ışıklı işaretlerle kullanılır, kişisel yöntemlerle değil.

Özetle, ehliyet sınavında karşınıza çıkabilecek bu önemli kuralı şöyle aklınızda tutabilirsiniz: Acil bir durumda yaralı taşıyan özel bir araçsanız, göreviniz diğer sürücüleri mevcut ve yasal olanaklarla (korna, selektör, dörtlüler) uyarmaktır. Bu hakkı kullanırken trafik güvenliğini asla göz ardı etmemelisiniz.

Soru 23
Aşağıdaki taşıtların hangisinde yangın söndürme cihazının bulundurulması zorunludur?
A
B
C
D
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre hangi araç türünde yangın söndürme cihazı bulundurmanın yasal bir zorunluluk olduğu sorulmaktadır. Sorunun doğru çözümü için araçların sınıflandırılması ve bu sınıflara göre zorunlu olan teçhizatların bilinmesi gerekir. Bu bilgi, sürücülerin hem yasal sorumluluklarını yerine getirmesi hem de acil durumlara hazırlıklı olması açısından çok önemlidir.

Doğru cevap a seçeneğidir. Resimde bir otobüs görülmektedir. Türkiye'deki trafik mevzuatına göre, yolcu taşımacılığı yapan otobüs, minibüs ve sürücü dahil 9'dan fazla oturma yeri olan otomobillerde yangın söndürme cihazı bulundurulması zorunludur. Bu kuralın temel amacı, bir yangın anında araçta bulunan çok sayıda insanın can güvenliğini sağlamak ve yangına hızlıca müdahale etme imkanı tanımaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. b seçeneğindeki motosiklet için yangın söndürme cihazı zorunluluğu yoktur. Motosikletlerin yapısı gereği bu cihazı taşımak için uygun bir yer bulunmamaktadır ve yönetmelik bu araçları zorunluluk kapsamı dışında tutmuştur. Benzer şekilde, d seçeneğindeki bisiklet motorsuz bir taşıt olduğu için yangın riski taşımaz ve bu nedenle herhangi bir yangın söndürme ekipmanı gerektirmez.

c seçeneğinde gösterilen traktör de genellikle bu zorunluluktan muaftır. Tarım veya iş makinesi olarak kullanılan standart traktörlerde yangın söndürme cihazı bulundurma şartı aranmaz. Ancak, tehlikeli madde taşıyan veya özel amaçlarla donatılmış bazı iş makinelerinde farklı güvenlik donanımları istenebilmektedir, fakat genel kural traktörler için bir zorunluluk olmaması yönündedir.

Özetle, yangın söndürme cihazı bulundurma zorunluluğu, taşıdığı yolcu sayısı veya yükün cinsi ve ağırlığı nedeniyle daha yüksek risk taşıyan araçlar için getirilmiştir. Bu kuralın geçerli olduğu başlıca araçlar şunlardır:

  • Otomobil, minibüs ve otobüsler
  • Kamyon, kamyonet ve çekiciler
  • Tehlikeli madde taşıyan araçlar (Bu araçlarda daha özel ve fazla sayıda cihaz gerekebilir)
Soru 24
Şekildeki araç sürücüsü, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtı durağının en az kaç metre mesafe dışına aracını park edebilir?
A
B
10 
C
15 
D
20
24 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün kamu hizmeti yapan yolcu taşıtı durağına (örneğin bir otobüs durağına) en yakın ne kadar mesafede park edebileceği sorulmaktadır. Bu, trafikte hem düzeni hem de güvenliği sağlamak için belirlenmiş önemli bir kuraldır. Sorunun temel amacı, duraklama ve park etme yasaklarına ilişkin yasal mesafeyi bilip bilmediğinizi ölçmektir.

Doğru Cevap: c) 15

Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtlarının duraklarını belirten levhalara her iki yönde 15 metrelik mesafe içinde park etmek yasaktır. Bu kuralın amacı, otobüs gibi toplu taşıma araçlarının durağa rahatça yanaşmasını, yolcularını güvenli bir şekilde indirip bindirmesini ve tekrar trafiğe sorunsuz bir şekilde katılmasını sağlamaktır. 15 metrelik bu alan, otobüsün manevra yapabilmesi için gerekli olan asgari güvenlik boşluğunu oluşturur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) 5 metre ve b) 10 metre: Bu mesafeler, bir otobüsün güvenli bir şekilde durağa yanaşması ve ayrılması için kesinlikle yeterli değildir. 5 veya 10 metreye park edilmiş bir araç, otobüsün durağa tam olarak yanaşmasını engelleyerek hem yolcular için tehlike yaratır hem de trafiğin akışını olumsuz etkiler. Bu nedenle bu şıklar yanlıştır.
  • d) 20 metre: 20 metre mesafeye park etmek yasak değildir, hatta güvenlidir. Ancak soru bizden "en az" kaç metre olması gerektiğini sormaktadır. Yasal olarak belirlenmiş minimum mesafe 15 metre olduğu için, en doğru ve kesin cevap 15'tir. 20 metre, gerekli olan minimum mesafeden daha uzak olduğu için sorunun köküne tam olarak uyan cevap değildir.

Özetle, ehliyet sınavında ve trafikte unutmamanız gereken en önemli kurallardan biri budur: Bir otobüs durağı levhası gördüğünüzde, bu levhanın hem önüne hem de arkasına 15'er metrelik bir alana aracınızı park edemezsiniz. Bu kurala uymak, toplu taşımanın aksamadan işlemesi ve yaya güvenliğinin sağlanması için büyük önem taşır.

Soru 25
Şekildeki gibi sola dönüş yapacak olan sürücü, aşağıdakilerden hangilerini yapmalıdır? I. Sola dönüş lambasını yakmalı II. Hızını azaltmalı III. Dar bir kavisle dönmeli
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
25 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kavşakta sola dönüş yapmak isteyen bir sürücünün uyması gereken temel trafik kuralları sorgulanmaktadır. Güvenli bir sürüş için her manevranın belirli adımları vardır. Sola dönüşler, karşıdan gelen trafiği kesmeyi gerektirebileceği için özellikle dikkatli yapılması gereken manevralardır. Şimdi maddeleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

I. Sola dönüş lambasını yakmalı

Bu ifade kesinlikle doğrudur. Trafikteki en temel iletişim kurallarından biri, niyetinizi diğer sürücülere, yayalara ve yol kullanıcılarına önceden bildirmektir. Sola dönmeden önce sola sinyal (dönüş lambası) vermek, arkanızdaki ve karşı şeritteki sürücülerin sizin ne yapacağınızı anlamasını sağlar. Bu sayede onlar da kendi pozisyonlarını ve hızlarını ayarlayabilir, böylece olası kazaların önüne geçilmiş olur. Sinyal vermek bir tercih değil, yasal bir zorunluluktur.

II. Hızını azaltmalı

Bu ifade de kesinlikle doğrudur. Hiçbir dönüş, düz gidiş hızıyla yapılamaz. Bir viraja veya kavşağa girerken hızı azaltmak, aracın kontrolünü sağlamak için esastır. Hızı azaltarak hem dönüşü daha güvenli bir şekilde tamamlarsınız hem de kavşaktaki diğer araçları veya yayaları kontrol etmek için kendinize yeterli zaman tanımış olursunuz. Yüksek hızla yapılan bir dönüş, savrulmaya veya kazaya neden olabilir.

III. Dar bir kavisle dönmeli

Bu ifade yanlıştır. Trafik kurallarına göre, sola dönüşler geniş bir kavisle yapılır. Bunun sebebi, dönüşü tamamladıktan sonra gidilecek yolun doğru şeridine (genellikle en sol şeridine veya uygun şeride) girebilmektir. Eğer dar bir kavisle dönerseniz, karşı yönden gelen ve sağa dönen araçların yolunu kesme veya dönüş yaptığınız yolun yanlış şeridine girme tehlikesiyle karşılaşırsınız. Dar kavisle dönüş kuralı, sağa dönüşler için geçerlidir.

  • Sola Dönüş: Geniş Kavis
  • Sağa Dönüş: Dar Kavis

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

Yukarıdaki analizlere göre, sola dönüş yapacak bir sürücünün yapması gereken zorunlu eylemler I ve II numaralı maddelerde belirtilmiştir. III numaralı madde ise hatalı bir bilgidir.

  • a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir, çünkü hızı azaltmak (II) da zorunludur.
  • b) I ve II: Bu seçenek doğrudur. Sürücü hem sola dönüş lambasını yakmalı hem de hızını azaltmalıdır. Bu iki kural, güvenli bir sol dönüşün temelini oluşturur.
  • c) II ve III: Bu seçenek yanlıştır, çünkü III. maddedeki "dar kavisle dönme" kuralı sola dönüş için hatalıdır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek de III. maddedeki yanlış bilgiyi içerdiği için yanlıştır.

Özetle, şekildeki sürücü güvenli bir sol dönüş yapmak için öncelikle sinyal vererek niyetini belli etmeli (I), ardından kavşağa yaklaşırken aracın kontrolünü sağlamak için hızını azaltmalı (II) ve son olarak dönüşü geniş bir kavisle tamamlamalıdır. Soruda verilen öncüllerden I ve II doğru olduğu için doğru cevap b) I ve II seçeneğidir.

Soru 26
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
70 metreden sonra yolun daralacağını
B
70 metreden sonra park alanı olduğunu
C
Saatteki hızın 70 kilometreyi geçmeyeceğini
D
Takip mesafesinin 70 metreden az olmayacağını
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücü adaylarına gösterilen bir trafik işaret levhasının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Levhayı doğru yorumlamak, hem sınav başarısı hem de trafikte güvenlik için çok önemlidir. Levhanın üzerindeki sembolleri ve yazıların anlamlarını dikkatlice analiz ederek doğru cevaba ulaşabiliriz.

Öncelikle levhanın yapısını inceleyelim. Kırmızı çerçeveli yuvarlak levhalar, trafik tanzim işaretleri grubuna girer ve genellikle bir yasağı veya kısıtlamayı bildirir. Levhanın içinde art arda giden iki otomobil figürü ve aralarında "70 m" ibaresi bulunmaktadır. Bu görsel, doğrudan öndeki araçla araya konulması gereken mesafeyi, yani takip mesafesini ifade eder.

Bu bilgiler ışığında, levhanın anlamı "Öndeki aracı 70 metreden daha yakın takip etmek yasaktır" şeklinde ortaya çıkar. Dolayısıyla, d) Takip mesafesinin 70 metreden az olmayacağını seçeneği doğru cevaptır. Bu kural, özellikle yüksek hızlarda veya görüşün kısıtlı olduğu durumlarda ani frenlemelere karşı güvenli bir duruş mesafesi bırakmak için konulmuştur ve kazaları önlemede kritik bir rol oynar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) 70 metreden sonra yolun daralacağını: Bu seçenek yanlıştır. Yolun daralacağını bildiren levha, tehlike uyarı işareti grubunda yer alır ve kırmızı çerçeveli bir üçgen şeklindedir. Sorudaki levha ise yuvarlak bir yasaklama levhasıdır.
  • b) 70 metreden sonra park alanı olduğunu: Bu seçenek de yanlıştır. Park alanını gösteren levhalar genellikle mavi zeminli, kare veya dikdörtgen şeklindedir ve üzerinde "P" harfi bulunur. Sorudaki işaretle hiçbir benzerliği yoktur.
  • c) Saatteki hızın 70 kilometreyi geçmeyeceğini: Bu, en çok karıştırılan seçenektir. Hız limiti levhası da kırmızı çerçeveli ve yuvarlaktır, ancak içinde sadece bir sayı (örneğin "70") yazar. Bu sayı, kilometre/saat cinsinden azami hızı belirtir. Sorudaki levhada ise sayının yanında "m" (metre) harfi bulunmaktadır, bu da onun bir hız değil, mesafe belirttiğini açıkça gösterir.

Sonuç olarak, trafik işaretlerini doğru okumak hayati önem taşır. Bu levhada yer alan araç figürleri ve özellikle "m" harfi, levhanın hızla değil, mesafe ile ilgili olduğunu anlamak için kilit noktalardır. Bu ayrımı yapabilmek, sınavda benzer soruları kolayca çözmenizi sağlayacaktır.

Soru 27
Kara yolunda, motorlu veya motorsuz bir aracı veya taşıtı sevk ve idare eden kişiye ne ad verilir?
A
Şoför
B
Sürücü
C
İşleten
D
Araç sahibi
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan temel bir kavramın bilinmesi istenmektedir. Soru, yolda herhangi bir aracı (ister motorlu bir otomobil, ister motorsuz bir bisiklet olsun) kullanan, yani onu yönlendiren ve hareket ettiren kişiye verilen resmi ve genel ismin ne olduğunu sorgulamaktadır. Bu, trafikteki en temel rollerden birinin tanımıdır.

Doğru Cevap: b) Sürücü

Doğru cevabın Sürücü olmasının sebebi, bu terimin yasadaki en kapsayıcı tanım olmasıdır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre sürücü, kara yolunda motorlu veya motorsuz bir aracı veya taşıtı sevk ve idare eden kişidir. Bu tanım, özel otomobilini kullanan bir kişiyi, motosiklet süren birini, bir bisikletliyi ve hatta at arabası gibi motorsuz bir taşıtı kullanan kişiyi bile kapsar. Soru, genel bir tanım sorduğu için en doğru ve en geniş anlamlı kelime "Sürücü"dür.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • a) Şoför: Bu seçenek, sürücü ile en çok karıştırılan terimdir ve çeldirici olarak kullanılmıştır. Şoför, sürücünün özel bir türüdür. Karayolunda, ticari amaçla tescil edilmiş bir motorlu taşıtı sürmeyi meslek edinen kişilere şoför denir. Örneğin, taksi, dolmuş, otobüs veya kamyon kullanan kişiler şofördür. Kendi özel aracını işe gitmek için kullanan bir kişi ise sadece sürücüdür, şoför değildir. Dolayısıyla, "Şoför" tanımı sorudaki genel ifadeyi tam olarak karşılamaz.

  • c) İşleten: İşleten, aracın sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen kişidir. Eğer böyle bir kişi yoksa, aracın uzun süreli kiralanması, ariyet veya rehin gibi durumlarda aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere fiilen elinde bulunduran kişidir. Kısacası işleten, aracın yasal ve mali sorumluluğunu taşıyan kişidir ve aracı o an kullanıyor olması gerekmez. Bir şirket araç filosunun işleteni olabilir ama araçları farklı sürücüler kullanır.

  • d) Araç sahibi: Bu terim, adından da anlaşılacağı gibi, aracın mülkiyetine sahip olan, yani ruhsatta adı yazan kişiyi ifade eder. Araç sahibi, aracını hiç kullanmıyor olabilir veya ehliyeti bile olmayabilir. Aracı o an kim kullanıyorsa, yani kim "sevk ve idare" ediyorsa o kişi sürücüdür. Bu nedenle araç sahibi ile sürücü aynı kişi olmak zorunda değildir.

Özetle, soruda geçen "motorlu veya motorsuz bir aracı sevk ve idare eden" ifadesinin yasal ve en genel karşılığı Sürücü'dür. Diğer şıklar ise daha özel durumları (Şoför) veya farklı yasal rolleri (İşleten, Araç sahibi) tanımladığı için yanlıştır.

Soru 28
Trafik kazasına karışan kişilerin tümü, yetkililerin gelmesini gerekli görmez ve anlaşırlarsa, durumu aralarında yazılı olarak tespit etmek suretiyle olay yerinden ayrılabilirler. Yukarıdaki ifade hangi tür kazalarda geçerlidir?
A
Maddi hasarlı ve yaralanmalı kazalarda
B
Maddi hasarlı kazalarda
C
Yaralanmalı kazalarda
D
Ölümlü kazalarda
28 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kazasına karışan sürücülerin, polisi veya jandarmayı beklemeden, kendi aralarında tuttukları bir tutanak ile olay yerinden ayrılabilecekleri durumun hangi tür kazalar için geçerli olduğu sorulmaktadır. Bu uygulama, "Anlaşmalı Kaza Tespit Tutanağı" olarak bilinir ve belirli şartlar altında sürücülere büyük kolaylık sağlar.

Doğru Cevap: b) Maddi hasarlı kazalarda

Doğru cevabın "Maddi hasarlı kazalarda" olmasının sebebi, kanunların ve yönetmeliklerin bu kolaylığı sadece can kaybı veya yaralanmanın olmadığı durumlar için tanımasıdır. Eğer bir kazada sadece araçlarda, çit, duvar gibi eşyalarda hasar meydana gelmişse ve kazaya karışan tüm sürücüler kazanın oluş şekli konusunda anlaşıyorsa, Kaza Tespit Tutanağı düzenleyerek olay yerinden ayrılabilirler. Bu uygulamanın amacı, küçük çaplı kazalar için trafiği uzun süre meşgul etmemek ve polis kaynaklarını daha önemli olaylara yönlendirmektir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Maddi hasarlı ve yaralanmalı kazalarda: Bu seçenek yanlıştır çünkü içerisinde "yaralanmalı" ifadesi geçmektedir. Bir kazada en ufak bir yaralanma bile varsa, durum adli bir vaka haline gelir. Bu nedenle, yaralı kişiye ilk yardım yapılması ve derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'nin (polis ve ambulans) aranması yasal bir zorunluluktur. Sürücüler kendi aralarında anlaşıp olay yerinden ayrılamazlar.
  • c) Yaralanmalı kazalarda: Bu seçenek, yukarıda açıklanan nedenle tamamen yanlıştır. İnsan sağlığı ve can güvenliği her zaman önceliklidir. Yaralanmanın olduğu bir kazada olay yerine mutlaka sağlık ekipleri ve trafik polisi gelmelidir. Durumun resmi olarak kayıt altına alınması ve yaralının sağlık durumunun profesyoneller tarafından değerlendirilmesi gerekir.
  • d) Ölümlü kazalarda: Bu seçenek en net şekilde yanlış olanıdır. Bir trafik kazasında ölüm meydana gelmişse, bu durum çok ciddi bir adli olaydır ve olay yeri bir suç mahalli olarak kabul edilir. Olay yeri inceleme ekipleri ve savcının gelmesi zorunludur. Araçların yerini değiştirmek veya olay yerinden ayrılmak çok ağır cezalara sebep olan bir suçtur.

Özetle, aklınızda tutmanız gereken en temel kural şudur: Kaza Tespit Tutanağı sadece ve sadece kazada kimsenin burnu bile kanamamışsa, yani hiçbir yaralanma veya can kaybı yoksa ve yalnızca araçlarda veya eşyalarda hasar oluşmuşsa düzenlenebilir. Eğer kazada bir insan bedensel olarak zarar görmüşse, anlaşma yolu kapanır ve yetkilileri çağırmak zorunlu hale gelir.

Soru 29
Sürücülerin taşıt yolunun sol şeridinde aşağıdakilerden hangisini yapması yasaktır?
A
Yavaşlaması
B
Vites küçültmesi
C
Uygun hızla seyretmesi
D
Yolcu indirip bindirmesi
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülerin çok şeritli yollarda en soldaki şeridi kullanırken hangi davranıştan kaçınmaları gerektiği sorgulanmaktadır. Sol şeridin trafikteki özel bir rolü vardır ve bu rolü anlamak, soruyu doğru cevaplamak için anahtardır. Sol şerit, öncelikli olarak daha hızlı giden araçların ve sollama (geçiş) yapan araçların kullanması için ayrılmıştır.

Doğru Cevap: d) Yolcu indirip bindirmesi

Doğru cevabın neden "Yolcu indirip bindirmesi" olduğunu açıklayalım. Sol şerit, trafiğin en hızlı aktığı şerittir. Bu şeritte duraklamak veya durmak, arkadan gelen yüksek hızlı araçlar için çok büyük bir tehlike oluşturur ve zincirleme kazalara neden olabilir. Yolcu indirme ve bindirme işlemi, aracın tamamen durmasını gerektiren bir eylemdir ve bu eylem sadece yolun en sağında, bankette veya bu iş için ayrılmış ceplerde güvenli bir şekilde yapılabilir. Sol şeritte yolcu indirmek, hem yolcunun hem de diğer sürücülerin can güvenliğini hiçe saymaktır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Yavaşlaması: Bir sürücünün sol şeritte yavaşlaması her zaman yasak değildir. Örneğin, önündeki trafik yavaşladığında, bir tehlikeyle karşılaştığında veya sola dönüş yapmak için hazırlanırken yavaşlaması gerekir. Elbette, sol şeridi gereksiz yere işgal edip yavaşlayarak trafiği engellemek yasaktır, ancak "yavaşlama" eyleminin kendisi bir zorunluluk olabilir. Bu nedenle bu seçenek kesin bir yasak değildir.
  • b) Vites küçültmesi: Vites küçültmek, aracın hızını kontrol etmek, yavaşlamak veya hızlanmaya hazırlanmak için yapılan normal bir sürücülük eylemidir. Bu, herhangi bir şeritte yapılabilecek teknik bir manevradır ve sol şeritte yapılmasının özel bir yasağı yoktur. Yavaşlama ihtiyacı duyulduğunda vites küçültmek son derece normaldir.
  • c) Uygun hızla seyretmesi: Bu seçenek, yasak olmak bir yana, sürücüden beklenen bir davranıştır. "Uygun hız", trafik kurallarına, yol ve hava şartlarına göre ayarlanmış hız demektir. Sol şeridi kullanan bir sürücünün, o şeridin akışına ve hız limitlerine uygun bir hızda seyretmesi gerekir. Bu nedenle bu davranış yasak değil, aksine bir kuraldır.

Özetle, sol şerit bir geçiş ve hızlanma şerididir; durma, duraklama veya park etme gibi trafiğin akışını tamamen kesintiye uğratacak eylemler için kesinlikle uygun değildir. Yolcu indirip bindirmek aracı durdurmayı gerektirdiğinden, bu şeritte yapılması kesinlikle yasak ve son derece tehlikelidir.

Soru 30
Trafik kazasına karışanlar aşağıdakilerden hangisini yapmakla yükümlüdürler?
A
Kaza yapan araçların yerlerini değiştirmekle
B
Kaza ile ilgili iz ve delilleri yok etmekle
C
İlk yardım tedbirlerini almakla
D
Yolu trafiğe kapamakla
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasına karışan sürücülerin en temel ve öncelikli yasal sorumluluğunun ne olduğu sorulmaktadır. Kaza anında panik yaşanması doğal olsa da, sürücülerin uyması gereken belirli bir öncelik sırası ve yasal yükümlülükleri vardır. Bu soru, bu öncelik sıralamasında en üstte neyin yer aldığını ölçmeyi amaçlamaktadır.

Doğru cevap c) İlk yardım tedbirlerini almakla seçeneğidir. Çünkü bir trafik kazasında en önemli ve öncelikli konu insan hayatı ve sağlığıdır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, kazaya karışan her sürücü, olay yerinde durmak, trafik güvenliği için gerekli tedbirleri almak ve yaralılara ilk yardım uygulamakla yükümlüdür. Bu, sadece yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda temel bir insani görevdir. Yaralıların durumunu kontrol etmek, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aramak ve profesyonel yardım gelene kadar temel yaşam desteği sağlamak bu yükümlülüğün bir parçasıdır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Kaza yapan araçların yerlerini değiştirmekle: Bu seçenek yanlıştır çünkü kaza sonrası araçların konumu, kazanın nasıl meydana geldiğini gösteren önemli bir delildir. Polis ve sigorta eksperleri inceleme yapana kadar, özellikle yaralanmalı veya ölümlü kazalarda araçların yerleri kesinlikle değiştirilmemelidir. Araçların yerini değiştirmek, delillerin kaybolmasına neden olur ve sorumluluğun belirlenmesini zorlaştırır. Sadece maddi hasarlı kazalarda, taraflar anlaşıp fotoğraf çektikten sonra trafiği engellememek için araçlar güvenli bir yere çekilebilir, ancak bu birincil yükümlülük değildir.
  • b) Kaza ile ilgili iz ve delilleri yok etmekle: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve yasal olarak bir suç teşkil eder. Fren izleri, cam kırıkları, araç parçaları gibi deliller kazanın nedenini ve kusur oranını belirlemek için kritik öneme sahiptir. Bu iz ve delilleri bilerek yok etmek, adaleti yanıltmaya çalışmak anlamına gelir ve ciddi hukuki sonuçları vardır. Bir sürücünün görevi delilleri korumak, yok etmek değil.
  • d) Yolu trafiğe kapamakla: Bu seçenek de yanlıştır. Kazaya karışan bir sürücünün görevi, yolu tamamen trafiğe kapatmak değil, aksine diğer sürücüleri uyarmak ve trafiğin güvenli bir şekilde akmasını sağlamaktır. Bunun için kaza yapan aracın önüne ve arkasına, uygun mesafelere reflektör veya uyarı işaretleri konulmalıdır. Yolu tamamen kapatma kararı, ancak olay yerine gelen trafik polisi veya jandarma tarafından verilebilir.

Özetle, bir trafik kazası meydana geldiğinde sürücünün öncelik sırası; önce kendi can güvenliğini ve olay yerinin güvenliğini sağlamak, ardından derhal yaralı olup olmadığını kontrol ederek gerekli ilk yardım müdahalelerini yapmak veya yapılmasını sağlamaktır. Diğer tüm işlemler (polisi aramak, delilleri korumak vb.) bu hayati adımdan sonra gelir.

Soru 31
Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışıkta sürücü ne yapmalıdır?
A
Durmadan, dikkatli geçmeli
B
Yeşil ışık yanıncaya kadar durmalı
C
Durmalı, trafik uygunsa devam etmeli
D
Yavaşlayıp, yolu kontrol ederek geçmeli
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik ışıklarından biri olan aralıklı yanıp sönen kırmızı ışığın anlamı ve bu durumda sürücünün yapması gereken doğru davranış sorgulanmaktadır. Bu ışık türü, genellikle normal trafik ışığı sisteminin çalışmadığı durumlarda veya daha az yoğun kavşaklarda trafiği düzenlemek için kullanılır. Bu ışığın anlamını bilmek, kavşak güvenliği için hayati önem taşır.

Doğru cevap c) Durmalı, trafik uygunsa devam etmeli seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aralıklı olarak yanıp sönen kırmızı ışık, "DUR" levhası ile birebir aynı anlama gelir. Bu durumda sürücünün yapması gereken iki aşamalı bir eylem vardır: Öncelikle kavşağa veya geçide gelmeden uygun bir mesafede aracını tam olarak durdurmak, ardından geçiş üstünlüğüne sahip diğer araç veya yayalara yol verip, trafik müsait olduğunda yoluna devam etmektir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Durmadan, dikkatli geçmeli: Bu seçenek yanlıştır çünkü bu kural aralıklı yanıp sönen sarı ışık için geçerlidir. Aralıklı yanan sarı ışık "YOL VER" levhası anlamına gelir ve yavaşlayıp yolu kontrol ederek geçmenizi söyler. Kırmızı ışık, yanıp sönüyor olsa bile her zaman durma zorunluluğu getirir.
  • b) Yeşil ışık yanıncaya kadar durmalı: Bu seçenek de hatalıdır. Bu davranış, normal bir trafik lambasındaki sabit yanan kırmızı ışık için doğrudur. Aralıklı yanan kırmızı ışık, genellikle bir arıza durumunu veya kalıcı bir "DUR" uyarısını belirtir ve yeşile dönmez. Yeşil ışığın yanmasını beklemek, hem gereksizdir hem de arkanızdaki trafiği engellemenize neden olur.
  • d) Yavaşlayıp, yolu kontrol ederek geçmeli: Bu seçenek, 'a' seçeneği gibi, aralıklı yanıp sönen sarı ışığın gerektirdiği davranıştır. Aralıklı kırmızı ışığın en önemli ve ayırt edici özelliği, yavaşlamanın yeterli olmaması ve mutlak bir duruş gerektirmesidir. Durmadan sadece yavaşlayarak geçmek, kural ihlalidir ve ciddi kazalara yol açabilir.

Özetle, ehliyet sınavı ve trafikteki güvenliğiniz için unutmamanız gereken en temel kural şudur: Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışığı gördüğünüzde, aklınıza hemen "DUR" levhası gelmelidir. Önce durun, sonra yolu kontrol edin ve ancak yol güvenliyse hareket edin. Bu basit kural, sizi ve diğer sürücüleri olası tehlikelerden korur.

Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi geçiş üstünlüğüne sahip araçların sürülmesine ilişkin esaslardan biri değildir?
A
Halkın can ve mal güvenliğinin korunması
B
Işıklı ve sesli uyarı işaretlerinin bir arada verilmesi
C
Görev hâli dışında bazı kişilere ayrıcalık sağlanması
D
Geçiş üstünlüğü hakkının görev hâlinde iken kullanılması
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, geçiş üstünlüğüne sahip araçların (ambulans, itfaiye, polis aracı gibi) trafikte uyması gereken temel kurallardan hangisinin yanlış olduğu, yani bu kurallardan biri olmadığı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası "esaslardan biri değildir" ifadesidir. Bu nedenle, şıklarda verilen ifadelerden üç tanesi doğru bir kuralı, bir tanesi ise yanlış bir durumu ifade edecektir.

Doğru Cevap: c) Görev hâli dışında bazı kişilere ayrıcalık sağlanması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, geçiş üstünlüğünün kişiye veya araca değil, yapılan göreve bağlı bir hak olmasıdır. Bu hak, sadece ve sadece acil bir durum (hasta nakli, yangına müdahale, bir olayı takip etme vb.) söz konusu olduğunda, yani "görev hâlindeyken" kullanılabilir. Görev bittiğinde veya araç özel amaçlarla kullanıldığında, bu araçlar diğer tüm araçlarla eşit haklara sahip olur ve tüm trafik kurallarına uymak zorundadır. Dolayısıyla, görev dışında birine ayrıcalık sağlamak, bu hakkın kötüye kullanılmasıdır ve kesinlikle bir kural değildir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış (yani neden doğru birer kural) olduğuna bakalım:

  • a) Halkın can ve mal güvenliğinin korunması: Bu ifade, geçiş üstünlüğünün en temel prensiplerinden biridir. Geçiş üstünlüğüne sahip bir araç sürücüsü, bu hakkı kullanırken diğer sürücülerin, yayaların ve kendi can ve mal güvenliğini tehlikeye atmamakla yükümlüdür. Örneğin, bir ambulans kırmızı ışıkta geçiş yaparken kavşağı kontrol ederek ve hızını düşürerek geçmelidir. Bu nedenle bu, uyulması gereken bir esastır.
  • b) Işıklı ve sesli uyarı işaretlerinin bir arada verilmesi: Bu da zorunlu bir kuraldır. Geçiş üstünlüğünü kullanan bir aracın, trafikteki diğer sürücüleri durumdan haberdar edebilmesi için sesli (siren) ve ışıklı (çakar lamba) uyarı sistemlerini birlikte ve aynı anda çalıştırması gerekir. Sadece ışık yakmak veya sadece siren çalmak yeterli değildir; her ikisinin de aktif olması, bu hakkın kullanıldığını gösterir. Bu yüzden bu da doğru bir kuraldır.
  • d) Geçiş üstünlüğü hakkının görev hâlinde iken kullanılması: Bu ifade, geçiş üstünlüğü kavramının tanımıdır. Yukarıda da açıklandığı gibi, bu hak keyfi olarak veya istenildiği zaman kullanılamaz. Sadece kanunla belirtilen acil görev durumlarında geçerlidir. Bu, en temel ve vazgeçilmez esastır.

Özetle, geçiş üstünlüğü bir ayrıcalık değil, acil bir görevin yerine getirilebilmesi için tanınan bir haktır ve bu hak; halkın güvenliğini gözeterek, ışıklı ve sesli uyarılarla ve sadece görev anında kullanılabilir. Görev dışında kullanılması ise bir kural ihlalidir.

Soru 33
Şekildeki kara yolu bölümünde, yan yana çizilmiş kesik ve devamlı yol çizgileri sürücülere aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini
B
Her iki yönde seyreden araçların bölünmüş yola gireceğini
C
Her iki yönde seyreden araçların şerit değiştiremeyeceğini
D
Devamlı çizgi tarafındaki araçların şerit değiştiremeyeceğini
33 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kara yolunda yan yana çizilmiş kesik (aralıklı) ve devamlı (düz) yol çizgilerinin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür yol çizgileri, şerit değiştirme ve sollama kurallarını belirleyen çok önemli bir trafik işaretidir. Görseldeki durum, özellikle görüş mesafesinin kısıtlı olduğu tepe üstleri, virajlar veya kavşak yaklaşımları gibi yerlerde sıkça karşımıza çıkar.

Bu yol çizgisinin temel kuralı oldukça basittir: Her sürücü, kendi şeridine en yakın olan çizginin kuralına uymak zorundadır. Yani, eğer sizin tarafınızdaki çizgi kesik ise şerit değiştirebilir veya sollama yapabilirsiniz. Ancak, sizin tarafınızdaki çizgi devamlı (düz) ise şerit değiştirmeniz ve sollama yapmanız kesinlikle yasaktır.

Doğru Cevabın Açıklaması (d seçeneği):

Doğru cevap "d) Devamlı çizgi tarafındaki araçların şerit değiştiremeyeceğini" seçeneğidir. Görseli incelediğimizde, yolun bir tarafında devamlı çizgi, diğer tarafında ise kesik çizgi bulunmaktadır. Bu kurala göre, devamlı çizginin bulunduğu şeritteki araçlar için bu çizgi, geçilemez bir duvar gibidir. Bu nedenle bu şeritteki sürücüler önlerindeki aracı sollayamaz veya herhangi bir sebeple şerit değiştiremezler.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • a) Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini: Bu ifade yanlıştır. Yan yana kesik ve devamlı çizgiler, yolun yön değiştirdiğini değil, mevcut çift yönlü yoldaki şerit değiştirme kurallarını belirtir. Yön değişiklikleri genellikle trafik levhaları ile bildirilir.
  • b) Her iki yönde seyreden araçların bölünmüş yola gireceğini: Bu ifade de yanlıştır. Bölünmüş yol, ortasında kaldırım, bariyer veya yeşil alan gibi fiziksel bir ayırıcı bulunan yoldur. Bu yol çizgisi ise sadece boya ile yapılmış bir işarettir ve bölünmüş yola girileceğini göstermez.
  • c) Her iki yönde seyreden araçların şerit değiştiremeyeceğini: Bu ifade de yanlıştır çünkü kuralın sadece yarısını söylemektedir. Devamlı çizgi tarafındaki araçlar şerit değiştiremezken, kesik çizgi tarafındaki araçlar trafik kurallarına uymak şartıyla şerit değiştirebilir. Eğer her iki yönde de şerit değiştirmek yasak olsaydı, yan yana iki adet devamlı (düz) çizgi kullanılırdı.

Özetle, bu tür bir yol çizgisi gördüğünüzde aklınıza gelmesi gereken en önemli şey, "bana yakın olan çizgi ne diyor?" sorusudur. Sizin tarafınızdaki çizgi kesik ise geçiş serbest, devamlı ise geçiş yasaktır. Bu basit kural, sınavda ve trafikte hayat kurtarır.

Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi çevreye duyarlı bir davranış değildir?
A
Sigara külü ve izmaritlerinin veya başka şeylerin yola atılıp dökülmesi
B
Bir yere giderken toplu taşıma araçlarının kullanılması
C
Trafiğin yoğun olduğu saatlerde trafiğe çıkılmaması
D
Sürücünün en kısa ve en uygun yolu kullanması
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin sergilediği davranışlardan hangisinin çevre bilincine aykırı olduğu, yani çevreye zarar verdiği sorulmaktadır. Soru kökündeki "değildir" ifadesi önemlidir; bizden olumsuz, çevreye duyarsız olan davranışı bulmamız isteniyor. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

a) Sigara külü ve izmaritlerinin veya başka şeylerin yola atılıp dökülmesi

Bu seçenek, doğru cevaptır. Çünkü sigara izmariti, külü veya herhangi bir çöpü yola atmak, çevreyi doğrudan kirleten bir davranıştır. Sigara izmaritleri, doğada çözünmesi çok uzun yıllar alan plastik ve zehirli kimyasallar içerir. Bu maddeler toprağa ve suya karışarak çevreye ciddi zararlar verir. Bu nedenle bu davranış, çevreye duyarlı bir davranışın tam tersidir.

b) Bir yere giderken toplu taşıma araçlarının kullanılması

Bu seçenek yanlıştır, çünkü toplu taşıma araçlarını kullanmak çevreye duyarlı bir davranıştır. Tek bir araçla çok sayıda insanın taşınması, trafiğe çıkacak bireysel araç sayısını azaltır. Bu durum, daha az yakıt tüketilmesine ve dolayısıyla atmosfere salınan zararlı egzoz gazı miktarının düşmesine yardımcı olur. Bu sayede hava kirliliği ve karbon ayak izi azalır.

c) Trafiğin yoğun olduğu saatlerde trafiğe çıkılmaması

Bu seçenek de yanlıştır. Trafiğin yoğun olduğu saatlerde araç kullanmaktan kaçınmak, çevre dostu bir yaklaşımdır. Sıkışık trafikte araçlar sürekli dur-kalk yapar ve rölantide çalışır, bu da normalden çok daha fazla yakıt tüketmelerine ve daha fazla egzoz gazı salmalarına neden olur. Trafiğin akıcı olduğu saatleri tercih etmek, hem yakıt tasarrufu sağlar hem de hava kirliliğini azaltır.

d) Sürücünün en kısa ve en uygun yolu kullanması

Bu seçenek de yanlış bir cevaptır, çünkü en kısa ve en uygun yolu kullanmak da çevreye duyarlı bir davranıştır. Gidilecek yere daha kısa bir yoldan ulaşmak, aracın motorunun daha az süre çalışması anlamına gelir. Motor ne kadar az çalışırsa, o kadar az yakıt tüketir ve o kadar az zararlı gaz salınımı yapar. Bu nedenle, gereksiz yere yolu uzatmamak çevre için olumlu bir adımdır.

Özetle:

Soru bizden çevreye duyarlı olmayan davranışı bulmamızı istiyordu. b, c ve d seçeneklerindeki davranışlar yakıt tüketimini ve egzoz salınımını azaltarak çevreyi korumaya yönelik olumlu eylemlerdir. Ancak a seçeneğindeki yola çöp atmak, çevreyi doğrudan kirleten, sorumsuz ve çevreye duyarsız bir davranıştır. Bu yüzden doğru cevap a şıkkıdır.

Soru 35
Şekilde görülen geçiş üstünlüğüne sahip araçların görev hâlinde karşılaşmaları durumunda ilk geçiş hakkını hangisi kullanmalıdır?
A
Polis aracı
B
Ambulans
C
İş makinesi
D
İtfaiye aracı
35 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, görev hâlinde olan ve geçiş üstünlüğüne sahip birden fazla aracın bir kavşakta aynı anda karşılaşması durumunda hangi sırayla geçmeleri gerektiği sorgulanmaktadır. Bu durum, trafikte hayati önem taşıyan özel bir kurala tabidir ve sürücülerin bu sıralamayı bilmesi beklenir. Doğru cevabın anlaşılması için bu özel sıralamanın bilinmesi gerekmektedir.

Karayolları Trafik Kanunu'na göre, geçiş üstünlüğüne sahip araçların karşılaşmaları durumunda uyulması gereken bir öncelik sıralaması vardır. Bu sıralama, akılda kalması için "CİPS" olarak kodlanabilir. Bu kodlamanın açılımı ve sıralaması şu şekildedir:

  1. C - Cankurtaran (Ambulans)
  2. İ - İtfaiye
  3. P - Polis aracı
  4. S - Sivil Savunma Aracı

Bu kurala göre, insan hayatı ve sağlığı en öncelikli olduğu için ambulans her zaman ilk geçiş hakkına sahiptir. Ardından yangın ve benzeri acil durumlara müdahale eden itfaiye, sonrasında ise kamu düzeni ve güvenliğini sağlayan polis aracı gelir.

Doğru Cevap: b) Ambulans

Soruya bu kuralı uyguladığımızda, kavşakta bulunan araçlar arasında ambulansın en yüksek önceliğe sahip olduğunu görürüz. CİPS sıralamasının ilk harfi olan "C" cankurtaranı, yani ambulansı temsil eder. Bu nedenle, diğer tüm geçiş üstünlüğüne sahip araçlar, görev hâlindeki bir ambulansa yol vermek zorundadır ve ilk geçiş hakkı ambulansındır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • a) Polis aracı: Polis aracı, CİPS sıralamasında üçüncü sırada yer alır. Bu yüzden kavşakta karşılaştığı hem ambulansa hem de itfaiyeye yol vermelidir. Geçiş hakkı sıralamasında sondadır.
  • c) İş makinesi: İş makineleri, geçiş üstünlüğüne sahip araçlar sınıfına girmez. Normal bir araç gibi trafik kurallarına uymak zorundadır ve bu kavşaktaki tüm geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermelidir. Bu nedenle bu seçenek doğrudan elenir.
  • d) İtfaiye aracı: İtfaiye, sıralamada ikinci sırada yer alır. Polise göre önceliği olsa da, insan hayatı taşıması sebebiyle en yüksek önceliğe sahip olan ambulansa yol vermekle yükümlüdür.
Soru 36
Lastiklerin hava basıncı dengesiz olursa frenleme anında aşağıdakilerden hangisi olur?
A
Araç bir tarafa çeker. 
B
Fren pedalı sertleşir. 
C
Frenlerden ses gelir. 
D
Fren hidroliği azalır.
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın lastiklerindeki hava basınçlarının birbirinden farklı, yani dengesiz olmasının, fren yapıldığı anda ne gibi bir sonuç doğuracağı sorulmaktadır. Bu durum, aracın yol tutuşunu ve güvenliğini doğrudan etkileyen önemli bir konudur. Doğru ve dengeli lastik basıncı, aracın hem performansını hem de güvenliğini sağlamak için kritik bir rol oynar.

Doğru Cevap: a) Araç bir tarafa çeker.

Doğru cevabın neden "Araç bir tarafa çeker" olduğunu açıklayalım. Lastiklerin yere temas eden yüzeyi, yol tutuşunu belirler. Bir lastiğin hava basıncı diğerinden düşükse, düşük basınçlı lastiğin yola temas eden yüzeyi daha fazla yayılır ve şekli bozulur. Frenleme anında, her lastiğe binen yük ve fren kuvveti farklılaşır. Basıncı normal olan lastik daha iyi bir yol tutuşu sağlarken, basıncı düşük olan lastik daha zayıf bir tutunma sergiler. Bu yol tutuşu dengesizliği, fren kuvvetinin tekerleklere eşit dağılmamasına neden olur ve araç, yol tutuşu daha iyi olan veya frenleme kuvveti daha etkili olan tarafa doğru çekme yapar.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Fren pedalı sertleşir: Fren pedalının sertleşmesi, genellikle fren hidrolik sistemindeki bir sorundan, özellikle de fren servosu (westinghouse) arızasından veya vakum hortumlarındaki bir sızıntıdan kaynaklanır. Bu durumun lastiklerin hava basıncıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. Lastik basıncı, fren sisteminin mekanik veya hidrolik işleyişini etkilemez.
  • c) Frenlerden ses gelir: Frenlerden gelen sesler (gıcırdama, sürtünme vb.) çoğunlukla fren balatalarının veya disklerinin aşınmış olmasından, aralarına yabancı bir cisim girmesinden veya sistemdeki mekanik bir sorundan kaynaklanır. Bu da yine lastik basıncından bağımsız bir durumdur ve doğrudan fren donanımıyla ilgilidir.
  • d) Fren hidroliği azalır: Fren hidroliğinin azalması, fren sisteminde bir sızıntı olduğu anlamına gelir. Bu sızıntı fren hortumlarında, rekorlarda veya fren merkezinde olabilir. Bu çok tehlikeli bir durumdur ve frenlerin tutmamasına neden olabilir, ancak lastiklerin hava basıncı ile hiçbir bağlantısı yoktur.

Özetle, lastik hava basınçları arasındaki dengesizlik, tekerleklerin yola tutunma kabiliyetini farklılaştırır. Fren yapıldığında bu farklılık, aracın dengesini bozarak bir yöne doğru çekmesine sebep olur. Bu nedenle aracınızın lastik basınçlarını düzenli olarak kontrol etmek ve üreticinin tavsiye ettiği değerlerde tutmak, sürüş güvenliği için hayati öneme sahiptir.

Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi yakıt enjeksiyon sisteminin parçasıdır?
A
Buji
B
Karter
C
Enjektör
D
Distribütör
37 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, motorun çalışması için gerekli olan sistemlerden biri olan yakıt enjeksiyon sisteminin bir parçasını bulmanız istenmektedir. Yakıt enjeksiyon sistemi, motora yanması için gönderilecek yakıtı, doğru zamanda ve doğru miktarda silindirlerin içine veya emme manifolduna püskürten sistemdir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

Doğru Cevap: c) Enjektör

Doğru cevap Enjektör'dür. Çünkü enjektör, yakıt enjeksiyon sisteminin ana ve en önemli parçasıdır. Kelime anlamı olarak "püskürtücü" demektir ve görevi, yakıt pompasından gelen basınçlı yakıtı, motorun beyninden (ECU) aldığı sinyallerle çok küçük zerreler halinde silindirlere püskürtmektir. Bu hassas püskürtme işlemi, yakıtın hava ile mükemmel bir şekilde karışmasını ve verimli bir yanma gerçekleşmesini sağlar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Buji: Buji, yakıt enjeksiyon sisteminin değil, ateşleme sisteminin bir parçasıdır. Görevi, silindir içinde sıkıştırılmış olan hava-yakıt karışımını ateşlemek için yüksek voltajlı bir elektrik kıvılcımı oluşturmaktır. Yani buji yakıtı göndermez, gönderilmiş olan yakıtı yakar.

  • b) Karter: Karter, motorun yağlama sisteminin bir parçasıdır. Motorun en alt kısmında yer alan ve motor yağını depolayan bir haznedir. Motorun hareketli parçalarının yağlanması için gerekli olan yağı içinde barındırır ve yakıt sistemiyle doğrudan bir ilgisi yoktur.

  • d) Distribütör: Distribütör de buji gibi ateşleme sisteminin bir parçasıdır ve genellikle eski tip (karbüratörlü) araçlarda bulunur. Görevi, ateşleme bobininden gelen yüksek voltajlı elektriği, doğru ateşleme sırasına göre ilgili silindirin bujisine dağıtmaktır. Yakıtın püskürtülmesiyle değil, elektriğin dağıtılmasıyla ilgilidir.

Özetle, soru size yakıtı motora püskürten sistemin parçasını sormaktadır. Bu işlevi doğrudan yerine getiren parça enjektör'dür. Diğer şıklar ise ateşleme ve yağlama gibi motorun farklı sistemlerine ait parçalardır.

Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi, aracın geri manevrası esnasında arkada bulunan diğer araçların durumdan haberdar edilmesi amacıyla yanar?
A
Geri vites lambaları
B
Sinyal lambaları
C
Park lambaları
D
Sis lambaları
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın geriye doğru hareket ettiğini arkasındaki sürücülere bildiren özel aydınlatma sisteminin hangisi olduğu sorgulanmaktadır. Trafik güvenliği açısından, sürücülerin niyetlerini diğer yol kullanıcılarına açıkça belli etmesi çok önemlidir. Geri manevra da bu niyetlerden biridir ve özel bir ışıkla belirtilmesi gerekir.

Doğru cevap a) Geri vites lambaları seçeneğidir. Bir sürücü vites kolunu geri (R) konumuna getirdiğinde, aracın arkasında bulunan ve genellikle beyaz renkte olan bu lambalar otomatik olarak yanar. Bu ışıkların temel amacı, arkadaki sürücülere ve yayalara aracın geriye doğru hareket etmeye başladığını veya hareket edeceğini bildirmektir. Bu sayede arkadakiler gerekli önlemi alabilir, mesafelerini koruyabilir veya araca yol verebilirler.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım. b) Sinyal lambaları, aracın sağa veya sola döneceğini ya da şerit değiştireceğini belirtmek için kullanılır. Genellikle turuncu renkte yanıp sönerler. Geri manevra ile doğrudan bir ilgileri yoktur. Dörtlü ikaz lambası olarak kullanıldıklarında ise bir tehlike veya arıza durumunu bildirirler.

c) Park lambaları, aracın park halindeyken veya düşük ışık koşullarında (tünel, alacakaranlık vb.) görünürlüğünü artırmak için kullanılır. Bunlar, kısa farlara göre daha düşük şiddette yanan ve aracın boyutlarını belli eden ışıklardır. Aracın hareket yönü hakkında bir bilgi vermezler, sadece aracın varlığını belli ederler.

d) Sis lambaları ise, adından da anlaşılacağı gibi, yoğun sis, kar veya şiddetli yağmur gibi görüş mesafesinin çok düştüğü hava koşullarında kullanılır. Hem önde hem de arkada (arka sis lambası daha parlak ve genellikle kırmızıdır) bulunabilirler. Amaçları, zorlu hava şartlarında aracın daha iyi görülmesini sağlamaktır ve geri manevra ile hiçbir bağlantıları yoktur.

Özetle, her aydınlatma sisteminin trafikte belirli bir amacı vardır:
  • Geri vites lambası: Geriye doğru hareketi bildirir.
  • Sinyal lambası: Dönüş ve şerit değiştirme niyetini bildirir.
  • Park lambası: Durmakta olan aracın görünürlüğünü sağlar.
  • Sis lambası: Kötü hava koşullarında görünürlüğü artırır.
Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi balanssız tekerleğin araç üzerindeki etkilerindendir?
A
Direksiyonun titremesi
B
Sürüş konforunun artması
C
Motor yakıtına yağ karışması
D
Fren disk yüzeyinin çabuk soğuması
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın tekerleklerinden birinin veya birkaçının "balanssız" olmasının, yani ağırlık dağılımının dengesiz olmasının ne gibi sonuçlar doğuracağı sorgulanmaktadır. Tekerlek balansı, sürüş güvenliği ve konforu için önemli bir ayardır. Bu ayar bozulduğunda araçta belirgin ve hissedilir etkiler ortaya çıkar.

a) Direksiyonun titremesi: Bu seçenek doğrudur. Tekerleğin ağırlığı, döndüğü merkez etrafında eşit olarak dağılmadığında, tekerlek dönerken "yalpalama" yapar ve zıplama eğilimi gösterir. Bu durum, özellikle belirli hızlara ulaşıldığında (genellikle saatte 80-100 km gibi) bir titreşim oluşturur. Bu titreşim, süspansiyon sistemi üzerinden direksiyon kutusuna ve oradan da sürücünün elinde tuttuğu direksiyon simidine iletilir. Bu nedenle, direksiyonda hissedilen titreme, balanssız tekerleğin en yaygın ve en belirgin belirtisidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • b) Sürüş konforunun artması: Bu seçenek tamamen yanlıştır çünkü balanssız tekerlek tam tersi bir etki yaratır. Sürekli titreşim ve sarsıntı, yolculuğu rahatsız edici hale getirir ve sürüş konforunu ciddi şekilde azaltır. Konforun artması değil, azalması söz konusudur.
  • c) Motor yakıtına yağ karışması: Bu durumun tekerlek balansı ile hiçbir ilgisi yoktur. Motor yakıtına yağ karışması, segmanların aşınması veya silindir kapak contasının yanması gibi ciddi motor arızalarının bir sonucudur. Bu, aracın motor bloğu içinde meydana gelen bir sorundur ve tekerleklerden tamamen bağımsızdır.
  • d) Fren disk yüzeyinin çabuk soğuması: Tekerlek balansının fren disklerinin soğuması üzerinde doğrudan ve belirgin bir etkisi yoktur. Fren diskleri, fren yapıldığında oluşan sürtünme ile ısınır ve araç hareket ettikçe hava akımı sayesinde soğur. Balanssızlık, disklerin soğuma hızını artıracak veya azaltacak bir etki yaratmaz.

Özetle, tekerlek balansı, lastiğin ve jantın ağırlığının dönme ekseni etrafında eşit dağılmasıdır. Bu denge bozulduğunda ortaya çıkan en net sonuç, aracın direksiyonunda ve bazen de genelinde hissedilen titreşimdir. Bu durum sadece konforu bozmakla kalmaz, aynı zamanda lastiklerin düzensiz aşınmasına ve süspansiyon sisteminin erken yıpranmasına da neden olabilir.

Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi motorda yapılan ve yakıt tasarrufuna etki eden ayarlardan biri değildir?
A
Far ayarı
B
Buji ayarı
C
Avans ayarı
D
Rölanti ayarı
40 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın motorunda yapılan ve doğrudan yakıt tüketimini etkileyen ayarlar ile ilgisi olmayan seçeneği bulmanız istenmektedir. Yani, seçeneklerden üç tanesi motorun daha az veya daha çok yakıt yakmasına neden olan ayarlarken, bir tanesinin bu durumla hiçbir ilgisi yoktur. Sorunun amacı, motorun temel çalışma prensipleri ve yakıt ekonomisiyle ilgili bilginizi ölçmektir.

Doğru cevap a) Far ayarı seçeneğidir. Far ayarı, aracın aydınlatma sisteminin bir parçasıdır ve motorun çalışmasıyla doğrudan bir bağlantısı yoktur. Bu ayar, farların ışık huzmesinin yüksekliğini ve yönünü düzenleyerek gece sürüşlerinde karşıdan gelen sürücülerin gözünü almasını engellemek ve yolu en verimli şekilde aydınlatmak için yapılır. Yakıt tüketimi üzerinde herhangi bir etkisi bulunmaz; bu ayar tamamen sürüş güvenliği ve görüş mesafesi ile ilgilidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ve yakıt tasarrufunu nasıl etkilediklerini inceleyelim:

  • Buji ayarı: Bujiler, motorun silindirleri içindeki hava-yakıt karışımını ateşleyen kritik parçalardır. Buji tırnak aralığının doğru ayarlanmamış olması, ateşlemenin zayıf olmasına veya hiç olmamasına neden olur. Bu durum, yakıtın tam olarak yanamadan egzozdan atılmasına, yani çiğ yakıt atılmasına yol açar. Sonuç olarak motorun performansı düşer ve yakıt tüketimi belirgin şekilde artar.
  • Avans ayarı: Avans ayarı, bujinin yakıt-hava karışımını ne zaman ateşleyeceğini belirleyen zamanlama ayarıdır. Ateşlemenin pistonun en ideal konumunda yapılması, motordan maksimum verim alınmasını sağlar. Avans ayarı bozuksa, ateşleme çok erken veya çok geç yapılır, bu da yanma verimini düşürür, motorun gücünü azaltır ve yakıt tüketimini artırır.
  • Rölanti ayarı: Rölanti, aracın durur haldeyken ve viteste değilken motorun çalıştığı en düşük devir sayısıdır. Rölanti devri gereğinden yükseğe ayarlanmışsa, motor durduğu yerde bile sürekli olarak fazla yakıt tüketir. Doğru bir rölanti ayarı, gereksiz yakıt sarfiyatını önleyerek tasarrufa katkıda bulunur.

Özetle, buji, avans ve rölanti ayarları doğrudan motorun yanma verimliliği ve çalışma düzeniyle ilgili olduğu için yakıt tüketimini doğrudan etkiler. Far ayarı ise motor sisteminden tamamen bağımsız bir aydınlatma ve güvenlik ayarıdır, bu nedenle yakıt tasarrufu ile bir ilişkisi yoktur.

Soru 41
Dizel motor kullanan bir araca yanlışlıkla benzin konulması durumunda aşağıdakilerden hangisinin yapılması uygundur?
A
Aracın düşük hızda sürülmesi
B
Yakıt deposunun boşaltılması
C
Aracın yüksek devirde kullanılması
D
Lastik hava basınçlarının düşürülmesi
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, dizel motorlu bir araca yanlışlıkla benzin konulması gibi oldukça ciddi ve motora zarar verebilecek bir durumda yapılması gereken en doğru hareketin ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu durum, araç mekaniği ve yakıt sistemleri hakkında temel bilgi gerektiren önemli bir konudur. Doğru müdahale, binlerce liralık masrafın önüne geçebilir.

Doğru Cevap: b) Yakıt deposunun boşaltılması

Dizel motorlar ile benzinli motorların çalışma prensipleri ve kullandıkları yakıtların özellikleri tamamen farklıdır. Dizel yakıtı (mazot), aynı zamanda yağlı bir yapıya sahiptir ve yüksek basınçlı yakıt pompası ile enjektörler gibi hassas sistem elemanlarını yağlama görevi görür. Benzin ise tam tersine, yağ çözücü ve aşındırıcı bir özelliğe sahip, kuru bir yakıttır.

Dizel depoya benzin konulduğunda ve araç çalıştırıldığında, benzin bu yağlama özelliğini ortadan kaldırır. Yakıt pompası ve enjektörler yağlanmadan, çok yüksek basınç ve sürtünme altında çalışmaya başlar. Bu durum, çok kısa sürede bu parçalarda geri dönülemez hasarlara, aşınmalara ve arızalara yol açar. Bu nedenle yapılacak tek doğru şey, bu yanlış yakıtın motora ve yakıt sistemine ulaşmasını engellemektir. Bunun için de araç kesinlikle çalıştırılmadan yakıt deposu tamamen boşaltılmalı ve sistem temizlenmelidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Aracın düşük hızda sürülmesi: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Aracı düşük hızda da olsa sürmek, motorun çalıştığı ve yanlış yakıt karışımının yakıt sisteminde dolaştığı anlamına gelir. Bu durum, yukarıda bahsedilen hasarın yavaş yavaş ama kesin olarak gerçekleşmesine neden olur. Hasarı engellemek yerine, hasarın oluşmasını sağlamış olursunuz.
  • c) Aracın yüksek devirde kullanılması: Bu, seçenekler arasındaki en kötü ve en zararlı eylemdir. Aracı yüksek devirde kullanmak, yakıt pompasının daha hızlı çalışmasına ve sisteme daha fazla yanlış yakıt pompalanmasına neden olur. Bu da yağsız kalan parçaların çok daha hızlı aşınmasını ve motorun çok daha kısa sürede, çok daha büyük bir hasar almasını sağlar.
  • d) Lastik hava basınçlarının düşürülmesi: Bu seçeneğin konuyla hiçbir ilgisi yoktur. Lastik basıncı, aracın yol tutuşu ve yakıt tüketimi ile ilgili bir ayardır. Yakıt sistemine yanlış yakıt konulması gibi mekanik bir sorunla uzaktan yakından bir bağlantısı bulunmamaktadır. Bu tür ilgisiz seçenekler, sınavda dikkati dağıtmak için konulan çeldirici şıklardır.
Soru 42
Araçların güvenli bir şekilde yavaşlamasını, durmasını ve sabitlenmesini sağlayan sistem aşağıdakilerden hangisidir?
A
Fren sistemi
B
Marş sistemi
C
Ateşleme sistemi
D
Süspansiyon sistemi
42 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın hareketini kontrol altına alarak yavaşlamasını, tamamen durmasını ve park halindeyken sabit kalmasını sağlayan temel güvenlik sisteminin ne olduğu sorulmaktadır. Sürücünün araca hakim olabilmesi için en kritik sistemlerden biridir. Sorunun kökünde yatan anahtar kelimeler "yavaşlama", "durma" ve "sabitleme"dir.

Doğru cevap a) Fren sistemi'dir. Fren sistemi, aracın kinetik enerjisini (hareket enerjisini) ısı enerjisine dönüştürerek aracın hızını azaltır. Ayak freni (servis freni) ile araç yavaşlatılır ve durdurulur; el freni (park freni) ile de araç park halindeyken, özellikle eğimli yollarda, sabitlenir. Bu nedenle soruda belirtilen üç işlevi de (yavaşlama, durma, sabitleme) yerine getiren tek sistem fren sistemidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Marş sistemi: Bu sistem, aracı çalıştırmak için motorun ilk hareketini verir. Kontak anahtarını çevirdiğinizde veya start düğmesine bastığınızda devreye girer ve motorun çalışmasını başlatır. Aracın durması veya yavaşlamasıyla hiçbir ilgisi yoktur; tam tersine, hareketi başlatan sistemdir.
  • c) Ateşleme sistemi: Benzinli motorlarda, silindir içindeki yakıt-hava karışımını buji aracılığıyla bir kıvılcım çıkararak ateşleyen sistemdir. Motorun çalışmaya devam etmesini ve güç üretmesini sağlar. Aracın hareket etmesi için gereklidir ancak yavaşlaması veya durması görevini üstlenmez.
  • d) Süspansiyon sistemi: Bu sistem, yoldan gelen sarsıntıları ve darbeleri emerek sürüş konforunu artırır ve lastiklerin yola sürekli temas etmesini sağlar. Güvenli bir sürüş ve frenleme için önemli olsa da, aracın yavaşlamasını veya durmasını sağlayan ana mekanizma değildir. Süspansiyon sistemi, frenleme anında aracın dengesini korumaya yardımcı olur, ancak fren gücünü kendisi oluşturmaz.

Özetle, ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda, sistemlerin temel görevlerini düşünmelisiniz. Yavaşlama, durma ve sabitleme denildiğinde akla ilk gelmesi gereken ve bu işlevler için özel olarak tasarlanmış olan sistem her zaman fren sistemi'dir.

Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi motor soğutma suyu sıcaklığını çalışma sıcaklığında sabit tutar?
A
Radyatör
B
Vantilatör
C
Termostat
D
Hararet göstergesi
43 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, motorun verimli çalışması için gerekli olan ideal sıcaklığın korunmasını sağlayan, yani bir nevi sıcaklık bekçiliği yapan parçanın hangisi olduğu sorulmaktadır. Motor ne çok soğuk ne de aşırı sıcak olmalıdır; bu dengeyi kuran anahtar parça istenmektedir. Bu görevi üstlenen parçayı ve diğer parçaların neden bu görevi yapmadığını inceleyelim.

Doğru cevap c) Termostat'tır. Termostat, motor soğutma suyu devresinde bir vana gibi çalışır. Motor ilk çalıştığında soğuk olduğu için, termostat kapalı kalarak soğutma suyunun radyatöre gitmesini engeller ve motorun hızla ideal çalışma sıcaklığına ulaşmasını sağlar. Motor yeterli sıcaklığa ulaştığında ise termostat açılarak sıcak suyun soğutulması için radyatöre geçişine izin verir ve böylece motor sıcaklığını sürekli olarak belirli bir aralıkta sabit tutar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Radyatör: Radyatör, soğutma sisteminin önemli bir parçasıdır ancak görevi sıcaklığı sabit tutmak değil, soğutmaktır. Motordan gelen sıcak soğutma suyunu, içindeki kanallar ve petekler sayesinde hava ile temas ettirerek ısısını düşürür. Yani radyatör, termostatın izin verdiği sıcak suyu soğutan bir ısı değiştiricidir; sıcaklığı düzenlemez, sadece düşürür.
  • b) Vantilatör: Vantilatör, radyatörün yardımcısıdır. Özellikle araç dururken veya yavaş giderken radyatör peteklerinin arasından yeterli hava akımı geçmediğinde devreye girer ve havayı zorla çekerek radyatörün soğutma yapmasına yardımcı olur. Vantilatör de doğrudan soğutma işlemine katkı sağlar fakat motor sıcaklığını bir termostat gibi hassas bir şekilde ayarlayıp sabit tutma görevine sahip değildir.
  • d) Hararet göstergesi: Hararet göstergesi, soğutma sisteminde aktif bir rol oynamaz. Bu parça, sürücüye motor soğutma suyunun anlık sıcaklığını bildiren bir bilgilendirme aracıdır. Gösterge panosunda yer alır ve sıcaklık normal mi, düşük mü yoksa aşırı yüksek mi olduğunu gösterir. Yani sıcaklığı ölçer ve bildirir, ancak onu kontrol etmez veya sabitlemez.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi motor soğutma suyunun azalmasına sebep olur?
A
Fren balatalarının aşınması
B
Isıtma bujilerinin arızalanması
C
Hararet göstergesinin arızalanması
D
Radyatör hortumlarının su sızdırması
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın motor soğutma sistemindeki suyun (yani antifrizli suyun) miktarının neden azalabileceği, yani eksilebileceği sorulmaktadır. Motor soğutma sistemi kapalı bir devredir ve normal şartlarda suyunun eksilmemesi gerekir. Suyun azalması, sistemde bir sızıntı veya kaçak olduğu anlamına gelir.

Doğru cevap olan d) Radyatör hortumlarının su sızdırması seçeneğini inceleyelim. Motorun aşırı ısınmasını engelleyen soğutma sistemi, motor ile radyatör arasında soğutma sıvısını dolaştırır. Bu dolaşımı sağlayan parçalar ise kauçuk ve esnek yapıdaki radyatör hortumlarıdır. Zamanla bu hortumlar eskiyebilir, çatlayabilir veya bağlantı noktalarından gevşeyebilir. Böyle bir durumda, sistemdeki basınçlı ve sıcak su bu çatlaklardan veya gevşek bağlantılardan dışarı sızar, bu da motor soğutma suyunun seviyesinin düşmesine neden olur. Bu, su eksilmesinin en yaygın ve doğrudan nedenlerinden biridir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım:
  • a) Fren balatalarının aşınması: Bu durum, aracın fren sistemi ile ilgilidir ve soğutma sisteminden tamamen bağımsızdır. Fren balataları, tekerleklerin dönüşünü yavaşlatmak için disklere sürtünerek görev yapar ve aşınmaları normal bir durumdur. Fren sisteminin kendi hidrolik sıvısı vardır ve bu sıvının motor soğutma suyu ile hiçbir bağlantısı yoktur. Dolayısıyla fren balatalarının aşınması, soğutma suyunu etkilemez.
  • b) Isıtma bujilerinin arızalanması: Isıtma bujileri, özellikle dizel motorlarda soğuk havalarda ilk çalıştırmayı kolaylaştırmak için yanma odasını önceden ısıtan elektrikli parçalardır. Bu parçaların görevi ateşleme sistemiyle ilgilidir. Soğutma sistemiyle ve içindeki sıvıyla herhangi bir teması veya bağlantısı bulunmaz. Arızalanmaları durumunda motor zor çalışır ancak soğutma suyu seviyesinde bir değişikliğe yol açmaz.
  • c) Hararet göstergesinin arızalanması: Hararet göstergesi, sürücüye motorun anlık sıcaklığını bildiren bir panel göstergesidir. Bu bir ölçüm ve bilgilendirme aracıdır. Göstergenin kendisinin arızalanması, motor sıcaklığının yanlış okunmasına veya hiç okunmamasına neden olur. Ancak bu durum, soğutma suyunun fiziksel olarak azalmasına sebep olmaz; yalnızca su kaçağı gibi bir nedenden dolayı motorun hararet yaptığını sürücünün fark etmesini engelleyebilir. Yani gösterge arızası bir sonuçtur, su eksilmesinin nedeni değildir.

Özetle, motor soğutma suyunun azalması, sıvının kapalı sistemin dışına bir yerden sızması gerektiği anlamına gelir. Seçenekler arasında bu fiziksel kaçak durumunu ifade eden tek şık, radyatör hortumlarında meydana gelen bir sızıntıdır. Bu nedenle doğru cevap d seçeneğidir.

Soru 45
Yağmurlu bir günde araç sürerken kaldırımdaki yayalara su sıçratmamaya özen gösterilmesi durumu, trafikte hangi temel değere sahip olunduğuna örnektir?
A
İnatlaşmaya
B
Yardımlaşmaya
C
Nezaket ve saygıya
D
Konuşma üslubuna
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün yağmurlu bir havada su birikintisinin yanından geçerken yavaşlayarak veya dikkatli geçerek yayaları ıslatmamaya çalışması davranışının altında yatan temel trafik değeri sorulmaktadır. Bu davranış, sürücünün sadece kurallara uymasını değil, aynı zamanda diğer yol kullanıcılarına karşı olan tutumunu da gösteren bir trafik adabı örneğidir.

Doğru cevap c) Nezaket ve saygıya seçeneğidir. Çünkü sürücünün bu davranışı, tamamen başkalarını düşünme ve onlara saygı gösterme eylemidir. Yasal bir zorunluluktan çok, sürücünün empati kurarak "Ben o yayanın yerinde olsaydım ıslanmak istemezdim" diye düşünmesiyle ortaya çıkar. Bu düşünceli hareket, trafikteki diğer insanlara karşı gösterilen bir incelik, yani nezaket ve onların varlığına duyulan bir saygıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) İnatlaşmaya: İnatlaşma, trafikte genellikle olumsuz sonuçlar doğuran, başkalarıyla rekabete girme veya kendi istediğini zorla yapma durumudur. Sorudaki davranış ise bunun tam tersi, uzlaşmacı ve düşünceli bir tavırdır. Bu nedenle bu seçenek tamamen yanlıştır.
  • b) Yardımlaşmaya: Yardımlaşma, trafikte zor durumda kalan birine (örneğin aracı bozulan bir sürücüye) yardım etmektir. Yayayı ıslatmamak bir yardım eylemi değil, ona zarar vermekten veya onu rahatsız etmekten kaçınma eylemidir. Bu yüzden, olumlu bir değer olsa da bu durum için en uygun tanım değildir.
  • d) Konuşma üslubuna: Bu seçenek, sürücülerin birbirleriyle veya yetkililerle olan sözlü iletişimini ifade eder. Soruda anlatılan durum ise bir sürüş davranışıdır ve herhangi bir konuşma veya diyalog içermez. Dolayısıyla konuyla hiçbir ilgisi yoktur.

Sonuç olarak, bir sürücünün yayaları düşünerek su sıçratmamaya özen göstermesi, trafikteki diğer bireylerin haklarına ve konforuna değer verdiğini gösterir. Bu durum, trafikteki en temel sosyal değerlerden olan nezaket ve saygının en güzel örneklerinden biridir.

Soru 46
I. Kural ihlallerine II. Tehlikeli davranışlara III. Güvenli sürücülük yeteneklerini olumlu yönde etkilemeye  Trafikte yaşanan öfke duygusu, verilenlerden hangilerine yol açabilmektedir?
A
I ve II 
B
I ve III
C
II ve III 
D
I, II ve III
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte öfkelenmenin bir sürücünün davranışları ve yetenekleri üzerindeki etkileri sorgulanmaktadır. Soru, öfke duygusunun verilen üç ifadeden hangilerine yol açabileceğini bulmanızı istiyor. Bu tür sorular, trafik psikolojisi bilginizi ve trafikteki duygusal durumların ne gibi sonuçlar doğurabileceğini anlayıp anlamadığınızı ölçmeyi amaçlar.

Şimdi maddeleri tek tek inceleyerek öfkenin etkilerini değerlendirelim:

  • I. Kural ihlallerine: Öfke, sürücünün mantıklı düşünme ve muhakeme yeteneğini zayıflatır. Öfkeli bir sürücü sabırsızlaşır, aceleci davranır ve "cezalandırma" veya "ders verme" gibi düşüncelerle hareket edebilir. Bu durum, kırmızı ışıkta geçme, hız limitini aşma, emniyet şeridini ihlal etme gibi birçok kural ihlaline doğrudan zemin hazırlar. Dolayısıyla, bu ifade doğrudur.
  • II. Tehlikeli davranışlara: Kural ihlalleri zaten tehlikeli davranışlardır, ancak bu ifade daha geniş bir anlam taşır. Öfkeli sürücü, diğer araçlara çok yakın takip (tampona yapışma), ani ve sert fren yapma, makas atma, diğer sürücülerle sözlü veya fiziksel sataşmaya girme gibi son derece riskli ve saldırgan davranışlar sergileyebilir. Bu nedenle öfke, tehlikeli davranışlara yol açar. Bu ifade de doğrudur.
  • III. Güvenli sürücülük yeteneklerini olumlu yönde etkilemeye: Bu ifade, öfkenin güvenli sürüşü daha iyi hale getireceğini iddia etmektedir. Ancak bu, gerçekle tamamen çelişir. Öfke; dikkati dağıtır, risk algısını düşürür, karar verme mekanizmasını bozar ve tepki süresini yavaşlatır. Tüm bu olumsuz etkiler, güvenli sürücülük yeteneklerini olumlu değil, tam tersine son derece olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla, bu ifade yanlıştır.

Bu analiz sonucunda, trafikteki öfke duygusunun I. Kural ihlallerine ve II. Tehlikeli davranışlara yol açtığını, ancak III. maddedeki gibi olumlu bir etkisinin kesinlikle olmadığını görüyoruz. Bu nedenle, doğru olan ifadeler I ve II'dir.

Şimdi seçenekleri bu bilgiyle değerlendirelim:

  1. a) I ve II: Bu seçenek, analizimizle tamamen uyumludur. Öfke, hem kural ihlallerine hem de tehlikeli davranışlara neden olur. Bu nedenle doğru cevap budur.
  2. b) I ve III: Bu seçenek, yanlış olan III. ifadeyi içerdiği için hatalıdır. Öfke, sürüş yeteneklerini olumlu etkilemez.
  3. c) II ve III: Bu seçenek de yine yanlış olan III. ifadeyi barındırdığı için hatalıdır.
  4. d) I, II ve III: Tüm maddelerin doğru olduğunu iddia eden bu seçenek, III. ifadenin yanlış olması sebebiyle hatalıdır.

Özetle: Trafikte yaşanan öfke, sürücünün kontrolünü kaybetmesine, mantıksız ve aceleci kararlar almasına neden olur. Bu durum, kaçınılmaz olarak trafik kurallarını çiğnemeye ve hem kendisi hem de diğer sürücüler için tehlike oluşturan davranışlar sergilemesine yol açar. Güvenli sürüş için en temel gerekliliklerden biri sakin kalmak ve duyguları kontrol altında tutmaktır.

Soru 47
Trafik içinde hatalı davranış sergileyen bir sürücüyü uyarmak aşağıdakilerden hangisini azaltır?
A
Trafikteki araç sayısını
B
Sürücünün kaza yapma riskini
C
Yayaların yaya geçidini kullanma oranlarını
D
Diğer sürücülerin trafik kurallarına uyma yüzdelerini
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte tehlikeli veya yanlış bir hareket yapan bir sürücüyü uyarmanın getireceği olumlu ve doğrudan sonuç sorulmaktadır. Temel amaç, bu uyarının trafikteki hangi olumsuz durumu azalttığını bulmaktır. Bu, trafik adabı ve güvenliği ile ilgili temel bir prensibi ölçen bir sorudur.

Doğru Cevap: b) Sürücünün kaza yapma riskini

Trafikte yapılan her hata, bir kaza riskini beraberinde getirir. Örneğin, sinyal vermeden şerit değiştiren, aniden yavaşlayan veya tehlikeli bir şekilde başka bir araca yaklaşan bir sürücü, hem kendisi hem de diğerleri için bir tehlike oluşturur. Bu durumda yapılan yerinde ve nazik bir uyarı (kısa bir korna veya selektör gibi), sürücünün dikkatini toparlamasına ve yaptığı hatanın farkına varmasına yardımcı olur.

Hatasını fark eden sürücü, davranışını düzeltecektir. Bu düzeltme, o an ortaya çıkan kaza tehlikesini ortadan kaldırır veya önemli ölçüde azaltır. Dolayısıyla, bir sürücüyü uyarmak, doğrudan doğruya onun kaza yapma riskini azaltmaya yönelik en etkili eylemdir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Trafikteki araç sayısını: Bir sürücüyü uyarmanın, yoldaki toplam araç sayısı üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Bu seçenek, konuyla tamamen alakasızdır ve mantıksal bir bağlantı kurmaz. Uyarı, mevcut araçların daha güvenli hareket etmesini amaçlar, sayılarını değiştirmez.
  • c) Yayaların yaya geçidini kullanma oranlarını: Bir sürücüye yapılan uyarı, o anki bir durumu düzeltir ancak genel olarak yayaların davranışlarını etkilemez. Yayaların yaya geçidini kullanma oranı, genel trafik eğitimi, denetimler ve altyapı gibi çok daha geniş faktörlere bağlıdır. Tek bir uyarı, bu genel oranı değiştirecek bir etkiye sahip değildir.
  • d) Diğer sürücülerin trafik kurallarına uyma yüzdelerini: Uyarınız, sadece uyardığınız sürücünün davranışını etkileme potansiyeline sahiptir. Trafikteki diğer binlerce sürücünün kurallara uyma alışkanlıkları üzerinde bir etkisi olmaz. Hatta, agresif bir uyarı, trafikteki gerginliği artırarak diğer sürücülerin daha olumsuz davranışlar sergilemesine bile neden olabilir.

Özetle, trafikte hatalı bir sürücüyü uyarmanın temel ve en önemli amacı, potansiyel bir kazayı önlemektir. Bu eylem, tehlikeli durumu anında düzelterek kaza riskini azaltır ve trafik güvenliğine anlık bir katkı sağlar. Diğer seçenekler ise bu eylemin doğrudan ve mantıklı bir sonucu değildir.

Soru 48
Sürücüler, beden dilini ve konuşma üslubunu da dikkate alarak trafik adabı açısından başarılı iletişim kurma becerilerini geliştirmek için aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
İnsanların değişebildiğine inanmalıdır.
B
Dinlerken aynı zamanda değerlendirme eğiliminde olmalıdır.
C
Karşısındakinin kişiliğini sevmediğinde zihnini ona kapatmalıdır.
D
Tek bir olayın, birini anlamak için yeterli bir örnek olduğunu düşünmelidir.
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte başarılı bir iletişim kurmak ve trafik adabına uygun davranmak için bir sürücünün sahip olması gereken temel bir zihniyet sorgulanmaktadır. Soru, sadece kurallara uymayı değil, aynı zamanda diğer sürücülere karşı olumlu bir tutum sergilemeyi, beden dilini ve konuşma üslubunu doğru kullanmayı da içeren geniş bir perspektif sunuyor. Kısacası, iyi bir sürücünün iletişim becerilerini geliştirmek için hangi düşünce yapısına sahip olması gerektiği sorulmaktadır.

Doğru cevap a) İnsanların değişebildiğine inanmalıdır seçeneğidir. Bu düşünce, trafik adabının ve başarılı iletişimin temelini oluşturan hoşgörü ve sabır için bir ön koşuldur. Trafikte hata yapan bir sürücü gördüğünüzde, onun bu hatasından ders çıkarabileceğine ve bir dahaki sefere daha dikkatli olabileceğine inanmak, öfkeyle tepki vermek yerine daha sakin ve anlayışlı kalmanızı sağlar. Bu olumlu bakış açısı, gereksiz tartışmaları ve stresi önleyerek daha güvenli bir trafik ortamı yaratır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • b) Dinlerken aynı zamanda değerlendirme eğiliminde olmalıdır. Bu seçenek yanlıştır çünkü etkili iletişimin temel kuralı, yargılamadan önce anlamaya çalışmaktır. Dinlerken sürekli olarak karşıdakini değerlendirmek veya yargılamak, empati kurmayı engeller ve savunmacı bir tavra yol açar. Trafikte bu tutum, diğer sürücünün yaptığı bir hatayı anlamaya çalışmak yerine hemen öfkeyle tepki vermenize neden olur, bu da iletişimi tamamen koparır.

  • c) Karşısındakinin kişiliğini sevmediğinde zihnini ona kapatmalıdır. Bu ifade, başarılı iletişimin tam zıttıdır. İletişim, fikir ayrılıkları veya kişisel hoşnutsuzluklar olsa bile açık bir zihinle devam etmeyi gerektirir. Karşınızdaki kişiyi sevmediğiniz için zihninizi ona kapatmak, önyargılı bir yaklaşımdır ve olası bir anlaşmazlığı çözmek yerine daha da büyütür. Trafik adabı, kişisel duygulardan bağımsız olarak tüm sürücülere saygılı olmayı ve iletişim kanallarını açık tutmayı gerektirir.

  • d) Tek bir olayın, birini anlamak için yeterli bir örnek olduğunu düşünmelidir. Bu düşünce de yanlıştır ve genelleme hatası olarak bilinir. Tek bir olaya veya hataya dayanarak bir kişi hakkında kesin bir yargıya varmak, hem haksızlık hem de etkili iletişimin önündeki en büyük engellerden biridir. Bir sürücünün o an yaptığı bir hata, onun her zaman kötü bir sürücü olduğu anlamına gelmez. Bu şekilde düşünmek, hoşgörüyü ortadan kaldırır ve trafikteki gerilimi artırır.

Soru 49
Aşağıdakilerden hangisinin trafikte öfke duygusuna kapılan sürücülerde görülme olasılığı diğer sürücülere göre daha fazladır?
A
Dikkatin dağılması
B
Kural ihlallerinin azalması
C
Direksiyon hâkimiyetinin artması
D
Kazaya karışma olasılığının azalması
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfkelenen bir sürücünün davranışlarında ve yeteneklerinde ne gibi olumsuz değişiklikler beklendiği sorgulanmaktadır. Temel olarak, öfke gibi güçlü bir duygunun güvenli sürüş üzerindeki etkilerini bilmeniz isteniyor. Soru, bu olumsuz etkilerden hangisinin öfkeli bir sürücüde görülme ihtimalinin en yüksek olduğunu bulmanızı istiyor.

Doğru Cevap: a) Dikkatin dağılması

Öfke, yoğun ve dikkat dağıtıcı bir duygudur. Sürücü öfkelendiğinde, zihinsel enerjisini ve odaklanmasını yol, trafik işaretleri, diğer araçlar ve yayalar gibi önemli unsurlardan ayırıp öfkesinin kaynağına yöneltir. Örneğin, kendisine hatalı sollama yapan aracı düşünürken önündeki aracın aniden fren yaptığını fark edemeyebilir. Bu durum, sürücünün çevresinde olup bitenleri doğru ve zamanında algılamasını engelleyerek tehlikeli durumlara yol açar.

Yanlış Cevaplar ve Nedenleri:

  • b) Kural ihlallerinin azalması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Öfkeli sürücüler genellikle daha sabırsız, aceleci ve agresif olurlar. Bu ruh hali, hız limitlerini aşma, yakın takip yapma, makas atma veya kırmızı ışıkta geçme gibi kural ihlallerini artırır, azaltmaz.
  • c) Direksiyon hâkimiyetinin artması: Güvenli sürüş, sakin ve kontrollü hareketler gerektirir. Öfke ise vücutta gerginliğe neden olur ve bu durum direksiyonu ani, sert ve kontrolsüz bir şekilde kullanmaya yol açabilir. Dolayısıyla, öfkeli bir sürücünün direksiyon hâkimiyeti artmaz, tam tersine tehlikeli bir şekilde azalır.
  • d) Kazaya karışma olasılığının azalması: Bu seçenek diğer yanlışların bir sonucudur. Dikkati dağılmış, sürekli kural ihlali yapan ve direksiyon hâkimiyeti zayıflamış bir sürücünün kazaya karışma olasılığı doğal olarak azalmaz, aksine ciddi oranda artar. Bu nedenle bu seçenek de mantıksal olarak yanlıştır.

Özetle, öfke duygusu sürücünün hem zihinsel (dikkat) hem de fiziksel (kontrol) yeteneklerini olumsuz etkiler ve onu kural ihlallerine daha yatkın hale getirir. Bütün bu olumsuz etkiler bir araya geldiğinde, kazaya karışma riski önemli ölçüde yükselir. Bu nedenle, trafikte sakin kalmak hayati önem taşır.

Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi sorumluluk duygusuna sahip bir sürücünün özelliklerindendir?
A
Trafik kurallarını önemsemeden araç kullanması
B
Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi
C
Sevdiklerinin hayatını tehlikeye atmaktan çekinmemesi
D
Kendi yetki alanına giren herhangi bir olayı başkalarının üstlenmesini beklemesi
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sorumluluk duygusuna sahip bir sürücünün temel davranış biçimi ve zihniyeti sorgulanmaktadır. Sorumluluk, en basit tanımıyla, bir kişinin kendi eylemlerinin sonuçlarını üstlenmesi ve bu sonuçları önceden düşünerek hareket etmesidir. Trafik gibi birçok insanın can ve mal güvenliğinin iç içe geçtiği bir ortamda bu duygu, kazaları önlemek ve güvenli bir akış sağlamak için hayati önem taşır.

Doğru cevap b) Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi seçeneğidir. Çünkü sorumlu bir sürücü, yapacağı her hamlenin (hızlanma, sollama, şerit değiştirme gibi) sadece kendisini değil, trafikteki diğer sürücüleri, yayaları ve yolcuları nasıl etkileyeceğini öngörür. Örneğin, "Bu hızla viraja girersem aracın kontrolünü kaybedebilir miyim?" veya "Öndeki aracı bu kadar yakından takip edersem ani bir frende durabilir miyim?" gibi soruları kendine sorarak riskleri önceden hesaplar. Bu düşünce yapısı, tehlikeli durumların oluşmasını en başından engeller ve güvenli sürüşün temelini oluşturur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Trafik kurallarını önemsemeden araç kullanması: Bu seçenek, sorumluluğun tam tersidir. Trafik kuralları, toplumun ortak güvenliği için konulmuş sınırlardır ve sorumlu bir sürücü bu kurallara uymayı bir görev bilir. Kuralları önemsememek, hem kendini hem de başkalarını tehlikeye atan sorumsuz bir davranıştır.
  • c) Sevdiklerinin hayatını tehlikeye atmaktan çekinmemesi: Bu ifade, sorumsuzluğun da ötesinde, kabul edilemez bir vurdumduymazlıktır. Sorumlu bir sürücü, aracındaki yolcuların, özellikle de ailesi ve arkadaşlarının can güvenliğini her şeyin önünde tutar. Onları tehlikeye atacak riskli hareketlerden bilinçli olarak kaçınır.
  • d) Kendi yetki alanına giren herhangi bir olayı başkalarının üstlenmesini beklemesi: Bu davranış, sorumluluktan kaçmak ve suçu başkalarına atmak anlamına gelir. Örneğin, bir kazaya karıştığında hatasını kabul etmek yerine hemen karşı tarafı suçlamak veya aracının bakımını ihmal edip yolda kaldığında başkalarından yardım beklemek sorumsuz bir tutumdur. Sorumlu bir sürücü, kendi eylemlerinin ve ihmallerinin sonuçlarını üstlenir.

Özetle, ehliyet sınavındaki bu soru, sürücü adayının trafikteki temel ahlaki duruşunu ölçmeyi amaçlamaktadır. Sorumluluk, sadece kuralları bilmek değil, aynı zamanda empati kurarak ve eylemlerinin olası sonuçlarını öngörerek proaktif bir şekilde güvenliği sağlamaktır. Bu nedenle, davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmek, sorumlu bir sürücünün en belirgin ve en önemli özelliğidir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI