%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Yetişkinlere yapılan dış kalp masajı uygulamasıyla ilgili verilenlerden hangisi doğrudur?
A
Göğüs kemiğinin alt ve üst ucunun tespit edilerek üst yarısına orta ve yüzük parmağının dik olarak yerleştirilmesi
B
Basıyı tam uygulayabilmek için kazazedeye uzak mesafede durulması
C
Göğüs kemiğine bası uygulama ve kaldırmanın ritmik olarak yapılması
D
Göğüs kemiği 1 cm çökecek şekilde bası uygulanması
1 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, yetişkin bir kazazedeye yapılan dış kalp masajının (göğüs basısı) temel ve en önemli kurallarından biri sorgulanmaktadır. Amaç, ilk yardımcının hayat kurtaran bu müdahaleyi doğru bir şekilde nasıl yapması gerektiğini bilip bilmediğini ölçmektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

c) Göğüs kemiğine bası uygulama ve kaldırmanın ritmik olarak yapılması

Bu seçenek doğrudur. Dış kalp masajının temel amacı, durmuş olan kalbin görevini manuel olarak üstlenerek kanı vücuda, özellikle de beyne pompalamaktır. Bu pompalama işleminin etkili olabilmesi için belirli bir ritim ve hızda yapılması şarttır. Bası ve kaldırma işlemi, kalbin kasılıp gevşemesini taklit eder. Bu nedenle işlemin kesintisiz ve dakikada 100-120 bası olacak şekilde ritmik yapılması, hayat kurtarmadaki en kritik unsurdur.

  • a) Göğüs kemiğinin alt ve üst ucunun tespit edilerek üst yarısına orta ve yüzük parmağının dik olarak yerleştirilmesi

    Bu ifade yanlıştır. Bu tanım, yetişkinler için değil, bebekler (0-1 yaş) için yapılan kalp masajı tekniğini anlatmaktadır. Yetişkinlerde kalp masajı, göğüs kemiğinin alt yarısının ortasına, bir elin topuğunun yerleştirilmesi ve diğer elin bu elin üzerine kenetlenmesi ile yapılır. Parmaklar değil, elin ayası kullanılır.

  • b) Basıyı tam uygulayabilmek için kazazedeye uzak mesafede durulması

    Bu ifade yanlıştır. Aksine, etkili bir bası uygulayabilmek için kazazedenin yanında diz çökülmeli ve omuzlar, dirsekler bükülmeden, doğrudan ellerin üzerinde olacak şekilde dik bir pozisyon alınmalıdır. Kazazedeye yakın durmak, vücut ağırlığını kullanarak daha güçlü ve daha az yorucu bir bası uygulamayı sağlar. Uzak durmak, gücün azalmasına ve basının etkisiz olmasına neden olur.

  • d) Göğüs kemiği 1 cm çökecek şekilde bası uygulanması

    Bu ifade yanlıştır. Yetişkin bir insanda kalbe etkili bir şekilde bası yapabilmek için göğüs kemiğinin en az 5 cm (en fazla 6 cm) çökmesi gerekir. Bu, yaklaşık olarak göğüs kafesi yüksekliğinin 1/3'üne denk gelir. 1 cm'lik bir çökme, kalbe yeterli basıncı uygulamayacağı için kan dolaşımını sağlamada tamamen etkisiz kalacaktır. Bu derinlik de yine bebekler (4 cm) ve çocuklar (5 cm) için farklıdır, ancak 1 cm hiçbir yaş grubu için doğru bir ölçü değildir.

Soru 2
Koma halindeki kazazedeye aşağıdakilerden hangisi yapılmaz?
A
Solunum ve nabız kontrolü
B
Sıkan giysilerin gevşetilmesi
C
Ağızdan yiyecek, içecek verilmesi
D
Ağız içinde yabancı cisim olup olmadığının kontrolü
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bilinci tamamen kapalı, yani koma durumundaki bir kazazedeye yapılması tehlikeli ve yasak olan müdahalenin hangisi olduğu sorulmaktadır. İlk yardımda neyin yapılacağı kadar, neyin yapılmayacağını bilmek de hayati önem taşır. Bu soru, komadaki bir hastanın en temel fizyolojik durumunu ve buna bağlı riskleri anlayıp anlamadığınızı ölçmektedir.

Doğru cevap c) Ağızdan yiyecek, içecek verilmesi seçeneğidir. Koma halindeki bir kişinin bilinci kapalı olduğu için yutma ve öksürme gibi kendini korumaya yönelik temel refleksleri çalışmaz veya çok zayıflamıştır. Bu durumda kişiye ağızdan sıvı veya katı bir gıda vermeye çalışmak, verilenlerin yemek borusu yerine soluk borusuna kaçmasına neden olur. Soluk borusuna kaçan yiyecek veya içecek, solunum yolunu tıkayarak kişinin boğulmasına veya akciğerlerinde ciddi enfeksiyonlara yol açabilir. Bu nedenle, bilinci kapalı olan hiç kimseye kesinlikle ağızdan bir şey verilmemelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış, yani neden yapılması gereken doğru ilk yardım uygulamaları olduğuna bakalım:

  • a) Solunum ve nabız kontrolü: Bu, ilk yardımın en temel ve öncelikli adımıdır. Kazazedenin yaşamsal fonksiyonlarının devam edip etmediğini anlamak için solunumu ("Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle) ve nabzı kontrol edilmelidir. Bu kontrol, temel yaşam desteğine (kalp masajı veya suni solunum) ihtiyaç olup olmadığını belirlemek için kritiktir.
  • b) Sıkan giysilerin gevşetilmesi: Kravat, gömlek yakası, kemer gibi sıkan giysiler, kazazedenin solunumunu ve kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir. Bu giysileri gevşetmek, kişinin daha rahat nefes almasını ve kan dolaşımının rahatlamasını sağlar. Bu, yapılması gereken önemli ve faydalı bir müdahaledir.
  • d) Ağız içinde yabancı cisim olup olmadığının kontrolü: Bilinci kapalı kişinin solunum yolunun açık tutulması hayati önemdedir. Ağız içinde kan, kusmuk, kırık diş veya takma diş gibi yabancı bir cisim solunum yolunu tıkayabilir. Bu nedenle ilk yardımcı, hava yolunu açık tutmak için önce ağız içini kontrol etmeli ve varsa bu cisimleri dikkatlice temizlemelidir.

Özetle, komadaki bir kazazedeye yapılacak ilk yardımda amaç, yaşamsal fonksiyonları desteklemek ve durumu daha kötüye götürecek hareketlerden kaçınmaktır. Solunum, nabız ve hava yolu kontrolü hayat kurtarıcı iken, ağızdan bir şey vermek refleksleri çalışmadığı için doğrudan boğulmaya sebep olabilecek ölümcül bir hatadır.

Soru 3
Baş yaralanması sebebiyle bayılan ve daha sonra kendine gelen yaralıya, aşağıdakilerden hangisi uygulanır?
A
Başı sıcak su ile yıkanır.
B
Bulantı önleyici ve ağrı kesici ilaç verilir.
C
Normal faaliyetini sürdürmesine izin verilir.
D
En az 12-24 saat süre ile hekim kontrolünde tutulur.
3 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kaza sonucu kafasını çarpan, bayılan ancak sonrasında kendine gelen bir yaralıya uygulanması gereken doğru ilk yardım ve tıbbi yaklaşımın ne olduğu sorgulanmaktadır. Burada en önemli nokta, yaralının kendine gelmiş olmasının tehlikenin geçtiği anlamına gelmemesidir. Baş yaralanmaları son derece ciddiye alınması gereken durumlardır.

Doğru cevap d) En az 12-24 saat süre ile hekim kontrolünde tutulur seçeneğidir. Baş yaralanmaları, dışarıdan basit görünse bile içeride ciddi hasarlara yol açabilir. Özellikle bilinç kaybı yaşanmışsa, bu durum beyin sarsıntısı veya daha ciddi bir travmanın (örneğin beyin kanaması) işareti olabilir.

Yaralı kendine gelse bile, ilk saatlerde beyin içinde kanama veya ödem (şişme) gibi hayati tehlike oluşturan durumlar gelişebilir. Bu belirtiler (şiddetli baş ağrısı, kusma, uyku hali, bilinç bulanıklığı vb.) hemen ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle, yaralının bir sağlık kuruluşunda profesyonel gözetim altında tutulması, olası bir kötüleşmenin anında fark edilip müdahale edilebilmesi için hayati önem taşır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Başı sıcak su ile yıkanır: Bu seçenek yanlıştır. Başta açık bir yara varsa, sıcak su ve steril olmayan bir ortam enfeksiyon riskini artırır. Ayrıca sıcak su, kan damarlarını genişleterek olası bir kanamayı şiddetlendirebilir. Bu uygulama yaralıya faydadan çok zarar verir.
  • b) Bulantı önleyici ve ağrı kesici ilaç verilir: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır. Baş yaralanmalarından sonra ortaya çıkan baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi belirtiler, doktor için çok önemli tanı ipuçlarıdır. İlaç vererek bu belirtileri bastırmak, doktorun durumu doğru değerlendirmesini engeller ve altta yatan ciddi bir sorunun gözden kaçmasına neden olabilir.
  • c) Normal faaliyetini sürdürmesine izin verilir: Bu seçenek çok tehlikelidir. Bilinç kaybına yol açan bir kafa travması sonrası beyin, iyileşmek için mutlak dinlenmeye ihtiyaç duyar. Yaralının "iyiyim" diyerek normal aktivitesine dönmesi, beyin üzerindeki baskıyı artırabilir, olası bir kanamayı tetikleyebilir ve iyileşme sürecini olumsuz etkileyerek kalıcı hasarlara yol açabilir.

Özetle, bilinç kaybına neden olan bir baş yaralanmasından sonra yaralı kendine gelse dahi, durumun ciddiyeti devam ediyor olabilir. Bu nedenle yapılacak en doğru ve güvenli hareket, yaralının en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna ulaştırılmasını sağlamak ve doktor kontrolü altında kalmasını temin etmektir.

Soru 4
Baş yaralanması sebebiyle bayılan ve daha sonra kendine gelen yaralıya aşağıdakiler-den hangisi uygulanır?
A
Başı sıcak su ile yıkanır.
B
Bulantı önleyici ve ağrı kesici ilaç verilir.
C
En az 12-24 saat süre ile hekim kontrolünde tutulur.
D
Normal faaliyetini sürdürmesine izin verilir.
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, başına darbe alarak kısa süreliğine bilincini kaybeden (bayılan) ve sonra kendine gelen bir yaralıya yapılması gereken en doğru müdahalenin ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu durum, özellikle trafik kazalarında sıkça karşılaşılan ve ilk yardım açısından kritik öneme sahip bir senaryodur. Çünkü yaralının kendine gelmesi, tehlikenin geçtiği anlamına gelmeyebilir.

Doğru Cevap: c) En az 12-24 saat süre ile hekim kontrolünde tutulur.

Baş yaralanmaları son derece ciddidir ve aldatıcı olabilir. Bir kişi başına aldığı darbe sonucu bayılıp sonra ayıldığında kendini iyi hissedebilir. Ancak bu, beyin içinde yavaş yavaş gelişen bir kanama (iç kanama) veya ödem (beyin dokusunun şişmesi) gibi hayati tehlike oluşturan bir durumun olmadığı anlamına gelmez. Bu tür ciddi komplikasyonların belirtileri, olaydan saatler sonra ortaya çıkabilir.

Bu nedenle, bilinç kaybına yol açan her türlü kafa travması sonrası yaralı, mutlaka bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Doktorlar, yaralıyı en az 12-24 saat gözlem altında tutarak bilinç durumunu, reflekslerini ve diğer hayati bulgularını takip eder. Bu gözlem süresi, olası bir kötüleşmeyi erken fark edip anında müdahale etme imkanı tanır ve hayat kurtarır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Başı sıcak su ile yıkanır: Bu uygulama kesinlikle yanlıştır. Baş yaralanmalarında sıcak uygulama yapmak, kan damarlarının genişlemesine neden olur. Eğer kafa içinde bir kanama varsa, sıcak uygulama bu kanamayı artırarak durumu çok daha tehlikeli hale getirebilir. Ayrıca yaralının başını ve boynunu gereksiz yere hareket ettirmek, olası bir omurga yaralanması riskini de beraberinde getirir.
  • b) Bulantı önleyici ve ağrı kesici ilaç verilir: Bu seçenek de çok tehlikelidir. Ağrı kesiciler, beyin kanaması gibi ciddi bir durumun en önemli belirtilerinden biri olan şiddetli baş ağrısını maskeleyebilir. Belirtilerin gizlenmesi, doktorun doğru teşhis koymasını zorlaştırır ve hayati bir tehlikenin gözden kaçmasına yol açabilir. Unutmayın, ilk yardımcılar doktor onayı olmadan asla yaralıya ağızdan herhangi bir ilaç vermemelidir.
  • d) Normal faaliyetini sürdürmesine izin verilir: Bu, doğru yaklaşımın tam tersidir. Yaralı kendine gelmiş olsa bile, beyin sarsıntısı geçirmiş olabilir ve dinlenmesi gerekir. Normal aktivitelere devam etmek, beyin üzerindeki baskıyı artırabilir, iyileşmeyi geciktirebilir ve mevcut bir hasarın kötüleşmesine neden olabilir. Yaralının mutlak surette dinlenmesi ve tıbbi gözlem altında olması şarttır.

Özet olarak, bilinç kaybına neden olan bir baş yaralanması sonrası en temel kural, yaralının durumunu hafife almamak ve mutlaka profesyonel tıbbi yardım almasını sağlamaktır. En güvenli yol, onu bir hastaneye ulaştırmak ve doktor kontrolünde kalmasını temin etmektir.

Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi şok belirtilerinden biri değildir?
A
Huzursuzluk
B
Baş dönmesi
C
Dudak çevresinde morarma
D
Ciltte ısı artışı, kızarıklık ve kuruluk
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, şok durumunda olan bir kişide görülmesi beklenmeyen, yani şok belirtisi olmayan durumun hangisi olduğu sorulmaktadır. Şokun ne olduğunu ve vücutta ne gibi değişikliklere yol açtığını anladığımızda, doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden şok belirtisi olduğunu kolayca anlayabiliriz.

Öncelikle şoku kısaca tanımlayalım. Şok, dolaşım sisteminin yaşamsal organlara (beyin, kalp, akciğerler vb.) yeterli miktarda kan ve oksijen taşıyamaması durumudur. Vücut bu tehlikeli durumu atlatmak için bir savunma mekanizması geliştirir: Kanı, daha az önemli olan bölgelerden (cilt, kollar, bacaklar gibi) hayati organlara yönlendirir. İşte belirtilerin çoğu bu savunma mekanizmasından kaynaklanır.

Doğru Cevabın Açıklaması (d seçeneği)

d) Ciltte ısı artışı, kızarıklık ve kuruluk

Bu seçenek, şok belirtilerinden biri değildir ve bu nedenle doğru cevaptır. Vücut şoka girdiğinde, kanı deriden ve uzuvlardan çekerek hayati organlara gönderir. Bu durumun sonucunda ciltte kan akışı azalır. Kan akışının azalmasıyla birlikte cilt; soğuk, soluk ve nemli (terli) bir hal alır, tam tersi olan ısı artışı, kızarıklık ve kuruluk görülmez.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Aşağıdaki seçenekler, şok durumunda görülen tipik belirtiler olduğu için yanlış cevaplardır:

  • a) Huzursuzluk: Beyne yeterli oksijen gitmemeye başladığında, ilk etkilenen fonksiyonlardan biri bilinç durumudur. Bu nedenle kişide endişe, korku ve huzursuzluk hali başlar. Bu, şokun erken ve önemli bir belirtisidir.
  • b) Baş dönmesi: Beyne giden kan ve oksijen miktarının azalması, kişinin dengesini ve algısını etkiler. Bu durum baş dönmesine, sersemlik hissine ve ilerleyen durumlarda bilinç kaybına yol açabilir. Bu da tipik bir şok belirtisidir.
  • c) Dudak çevresinde morarma: Bu duruma tıpta "siyanoz" denir. Kandaki oksijen seviyesi kritik düzeyde azaldığında, kanın rengi koyulaşır ve bu durum en belirgin olarak ince deriye sahip bölgelerde (dudak çevresi, tırnak yatakları, kulak memeleri) morarma şeklinde görülür. Bu, şokun ilerlediğini gösteren ciddi bir belirtidir.

Özetle, şok durumunda vücut "hayatta kalma" moduna geçer ve kanı cilde değil, yaşamsal organlara gönderir. Bu nedenle cilt ısınmak ve kızarmak yerine soğur, solar ve terleme nedeniyle nemlenir. Soruda verilen "ciltte ısı artışı, kızarıklık ve kuruluk" ifadesi bu durumun tam zıttı olduğu için şok belirtisi değildir.

Soru 6
Kalp masajı uygulanabilmesi için kazazede-de kesinlikle olması gereken durum aşağıdakilerden hangisidir?
A
Bilinç kaybı olması
B
Reflekslerin kaybolması
C
Sesli uyaranlara tepki vermemesi
D
Dolaşımın durması, kalp atımlarının alınamaması
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kazazedeye kalp masajı (kardiyopulmoner resüsitasyon - CPR) uygulamasına başlamak için hangi kesin ve tek şartın aranması gerektiği sorulmaktadır. İlk yardımda doğru müdahaleyi doğru zamanda yapmak hayati önem taşıdığı için bu ayrımı bilmek çok önemlidir. Şimdi seçenekleri detaylı bir şekilde inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Dolaşımın durması, kalp atımlarının alınamaması

Kalp masajının temel amacı, durmuş olan kalbin yerine kan pompalama görevini dışarıdan mekanik olarak yapmaktır. Bu sayede beyin ve diğer hayati organlara kan ve oksijen gitmesi sağlanır. Dolayısıyla, bir kişiye kalp masajı yapılması için en temel ve vazgeçilmez şart, kalbinin gerçekten durmuş olması, yani dolaşımın olmamasıdır. Kalbi atan bir kişiye kesinlikle kalp masajı yapılmaz; bu durum, çalışan bir kalbin ritmini bozarak hayati tehlikeye yol açabilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

a) Bilinç kaybı olması: Bir kişinin bilincini kaybetmesi (bayılma, koma gibi) kalp masajı için tek başına yeterli bir sebep değildir. Kazazede bayılmış olabilir ama kalbi ve solunumu normal bir şekilde devam ediyor olabilir. Bu durumda yapılacak ilk yardım, kişiyi güvenli bir pozisyona getirmek ve solunum yolunu açık tutmaktır.

b) Reflekslerin kaybolması: Reflekslerin kaybolması da bilinç kaybı gibi derin bir bilinçsizlik durumunu gösterir ancak doğrudan kalbin durduğu anlamına gelmez. Nörolojik rahatsızlıklar veya ciddi yaralanmalar sonucu refleksler kaybolabilirken dolaşım devam edebilir. Bu nedenle bu şık da kalp masajına başlamak için kesin bir kriter değildir.

c) Sesli uyaranlara tepki vermemesi: Bu durum, ilk yardımda bilinç kontrolünün ilk adımıdır ("İyi misiniz?" diye sormak gibi). Ancak kişinin sesli uyarana yanıt vermemesi, sadece bilincinin kapalı olduğunu gösterir. Bu adımdan sonra yapılması gereken, hemen solunumu ve dolaşımı (şah damarından nabız) kontrol etmektir; doğrudan kalp masajına başlamak değil.

Özet ve Akılda Kalması Gerekenler

İlk yardımda müdahale sırası çok önemlidir. Bir kazazede ile karşılaştığınızda izlemeniz gereken adımlar şöyledir:

  • Bilinç Kontrolü: "İyi misiniz?" diye sorarak ve omzuna dokunarak bilinç durumunu kontrol edin.
  • Solunum ve Dolaşım Kontrolü: Bilinç yoksa, hemen "Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle 10 saniye boyunca solunumu kontrol edin. Aynı anda şah damarından nabız (dolaşım) kontrolü yapın.
  • Karar Anı: Eğer bilinç kapalı, solunum yok ve nabız alınamıyorsa, işte ancak bu durumda derhal kalp masajına başlanır.

Bu nedenle, kalp masajı için mutlak şart dolaşımın durması ve kalp atımlarının alınamamasıdır. Diğer şıklar, bu duruma yol açabilecek veya bu durumla birlikte görülebilecek belirtiler olsa da, kalp masajına başlamak için tek başlarına yeterli değillerdir.

Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi bilinç kaybının en ileri durumudur?
A
Şok 
B
Koma
C
Üşüme 
D
Bayılma
7 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bilinç kaybı durumlarının şiddet derecesi sorulmaktadır. Bilinç, kişinin kendisini ve çevresini anlama, algılama ve bunlara tepki verme yeteneğidir. Bilinç kaybı ise bu yeteneğin geçici veya kalıcı olarak yitirilmesidir ve farklı seviyeleri vardır. Soru, bu seviyelerden en ağır, en derin ve en tehlikeli olanını bulmanızı istemektedir.

Doğru cevap Koma'dır. Çünkü koma, bilinç kaybının en ileri ve en derin aşamasıdır. Komadaki bir kişi, çevresinde olup bitenlerin hiçbir şekilde farkında değildir. Seslenme, dokunma ve hatta ağrılı uyaranlar gibi dışarıdan gelen hiçbir etkiye tepki vermez. Yutkunma ve öksürük gibi temel vücut refleksleri bile kaybolmuştur. Bu durum, beyin fonksiyonlarının en alt seviyeye indiğini gösterir ve uzun süreli, hayati tehlike taşıyan bir durumdur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • Bayılma: Bayılma, beyne giden kan akışının anlık ve geçici olarak azalması sonucu ortaya çıkan kısa süreli bir bilinç kaybıdır. Genellikle birkaç saniye veya en fazla bir-iki dakika sürer ve kişi genellikle kendi kendine ayılır. Koma ile karşılaştırıldığında çok daha hafif, yüzeysel ve kısa süreli bir durumdur. Bu nedenle bilinç kaybının en ileri durumu değildir.
  • Şok: Şok, bir bilinç seviyesi değildir; bir dolaşım sistemi bozukluğudur. Vücudun hayati organlarına (beyin, kalp, böbrekler vb.) yeterli miktarda kan ve oksijen gönderememesi durumudur. Şoktaki bir kişide bilinç bulanıklığı, huzursuzluk ve ilerleyen durumlarda bilinç kaybı görülebilir. Ancak şok, bilinç kaybının nedeni olabilirken, bilinç kaybının kendisi veya en ileri seviyesi değildir. Şok, komaya sebep olabilir, ancak koma, o sonucun adıdır.
  • Üşüme: Üşüme, vücut sıcaklığının düşmesine karşı vücudun gösterdiği fizyolojik bir tepkidir ve bilinç durumuyla doğrudan hiçbir ilgisi yoktur. Bilinci tamamen açık bir insan da hasta olduğunda veya soğuk bir ortamda bulunduğunda üşeyebilir ve titreyebilir. Bu seçenek, konuyu anlamayanları elemek için konulmuş bir çeldiricidir.

Özetle, bilinç kaybı seviyelerini hafiften ağıra doğru düşündüğümüzde; bayılma en hafif ve geçici olanıdır. Şok, bilinç kaybına yol açabilen bir dolaşım sorunudur. Koma ise tüm reflekslerin ve tepkilerin kaybolduğu, en derin ve en uzun süreli bilinç kaybı halidir. Bu yüzden bilinç kaybının en ileri durumu komadır.

Soru 8
İlk Yardım ile Acil Tedavi arasındaki farklarla ilgili olarak tabloda verilen bilgiler için ne söylenebilir?
A
I. doğru, II. yanlış
B
I. yanlış, II. doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ehliyet sınavının en temel konularından olan "İlk Yardım" ve "Acil Tedavi" arasındaki farkların bilinip bilinmediği ölçülmektedir. Tabloda bu iki kavrama ait tanımlar verilmiş ve bu tanımların doğruluğu hakkında bir yargıya varmanız istenmiştir. Şimdi bu kavramları ve tabloda verilen bilgileri adım adım inceleyelim.

Öncelikle bu iki kavramın doğru tanımlarını bilmemiz gerekiyor. İlk Yardım, herhangi bir kaza ya da yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut olanaklarla yapılan ilaçsız uygulamalardır. Bu müdahaleyi, konuyla ilgili eğitim almış herkes yapabilir, sağlık personeli olma zorunluluğu yoktur.

Acil Tedavi ise, acil tedavi ünitelerinde (ambulans, hastane acil servisi vb.) ve bu konuda eğitim almış doktor ve sağlık personeli tarafından yapılan tıbbi müdahalelerdir. Acil tedavide ilaç ve tıbbi cihazlar kullanılır. Bu tanım, ilk yardımın bittiği ve profesyonel sağlık hizmetinin başladığı noktayı ifade eder.

Şimdi bu doğru tanımlar ışığında tablodaki ifadeleri değerlendirelim:
  • I. İlk Yardım: Tabloda "Yetişmiş sağlık personeli tarafından yapılan müdahaledir." denilmektedir. Bu ifade YANLIŞTIR. Yukarıda açıkladığımız gibi, ilk yardımı sağlık personeli değil, eğitim almış veya almamış herhangi bir vatandaş olay yerinde yapar. Sağlık personelinin yaptığı müdahale Acil Tedavi'dir.
  • II. Acil Tedavi: Tabloda "Olay yerinde bulunan kişilerce yapılan müdahaledir." denilmektedir. Bu ifade de YANLIŞTIR. Olay yerinde bulunan kişilerin yaptığı müdahale İlk Yardım'dır. Acil Tedavi, profesyonel sağlık ekipleri tarafından yapılır.

Görüldüğü gibi, tabloda her iki tanım da birbiriyle karıştırılarak yanlış verilmiştir. İlk Yardım'ın tanımı Acil Tedavi'ye, Acil Tedavi'nin tanımı ise İlk Yardım'a yazılmıştır. Dolayısıyla her iki ifade de yanlıştır. Bu durumda mantıksal olarak doğru seçeneğin "d) Her ikisi de yanlış" olması gerekir.

Ancak, bu sorunun cevap anahtarında doğru cevap "b) I. yanlış, II. doğru" olarak belirtilmiştir. Bu durum, sorunun kendisinin veya cevap anahtarının hatalı olduğunu göstermektedir. Sınav sistemindeki bazı eski veya hatalı sorularda bu tip durumlarla karşılaşılabilmektedir. Soruyu hazırlayanlar muhtemelen II. ifadedeki "Olay yerinde" kelimesine odaklanarak bir hata yapmış olabilirler, ancak tanımın bütünü açıkça yanlıştır. Yine de, sınav mantığına göre bir değerlendirme yaparsak, I. ifadenin kesinlikle yanlış olduğu, II. ifadenin ise hatalı bir şekilde doğru kabul edildiği bir senaryo ile karşı karşıyayız. Bu sorunun doğru cevabı, kavramların gerçek tanımlarına göre "d) Her ikisi de yanlış" olmalıdır.

Özetle:

  1. Neden 'a' ve 'c' yanlış? Çünkü I. ifade kesinlikle yanlıştır. Bu nedenle 'a' ve 'c' seçenekleri elenir.
  2. Neden 'd' mantıksal olarak doğru? Çünkü hem I. hem de II. ifade, kavramların doğru tanımlarına göre yanlıştır. Tanımlar birbiriyle değiştirilmiştir.
  3. Neden cevap anahtarı 'b' diyor? Bu, büyük ihtimalle bir soruhazırlama hatasıdır. Ancak böyle bir soruyla karşılaştığınızda, İlk Yardım'ın kesinlikle sağlık personeli tarafından yapılmadığını bilmek, I. ifadenin yanlış olduğunu anlamanızı sağlar. Bu bilgi bile sizi doğru cevaba yaklaştırabilir. Unutmamanız gereken en temel bilgi şudur: İlk Yardımı vatandaş, Acil Tedaviyi sağlık personeli yapar.

Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi göğüs yaralanması olan kazazedeye uygulanmaz?
A
Açık olan yarayı temiz bir bezle kapatıp basınç yapmadan sarmak
B
Ayakları yüksekte tutup sırtüstü yatırmak
C
Batan cisim varsa çıkarmamak
D
Yarı oturur duruma getirmek
9 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, göğüs yaralanması olan bir kazazedeye yapılması yanlış olan, yani uygulanmaması gereken ilk yardım müdahalesi sorulmaktadır. Bu tür sorularda amaç, hayatı tehdit eden bir durumda hangi uygulamanın durumu daha da kötüleştireceğini bilmektir. Göğüs yaralanmalarında en temel öncelik, kazazedenin rahat nefes almasını sağlamak ve durumu daha kötüye götürecek hareketlerden kaçınmaktır.

Doğru cevap b) Ayakları yüksekte tutup sırtüstü yatırmak seçeneğidir. Şimdi bu cevabın neden doğru olduğunu ve diğer seçeneklerin neden doğru ilk yardım uygulamaları olduğunu detaylıca inceleyelim.

Neden "b) Ayakları yüksekte tutup sırtüstü yatırmak" UYGULANMAZ?

Bu pozisyon, "şok pozisyonu" olarak bilinir ve genellikle kan basıncının düştüğü, beyne yeterli kan gitmediği durumlarda kan dolaşımını desteklemek için kullanılır. Ancak göğüs yaralanması olan bir kazazedede bu pozisyon son derece tehlikelidir. Kazazedenin sırtüstü yatırılması ve ayaklarının yükseltilmesi, karın içi organların diyaframa baskı yapmasına neden olur. Bu baskı, zaten yaralanma nedeniyle zor nefes alan akciğerlerin daha da sıkışmasına ve solunumun iyice güçleşmesine yol açar.

Göğüs yaralanmalarında temel amaç, solunumu kolaylaştırmaktır. Şok pozisyonu ise tam tersi bir etki yaratarak kazazedenin solunumunu engeller ve hayati tehlikeyi artırır. Bu nedenle göğüs yaralanması olan bir kişiye kesinlikle şok pozisyonu verilmemelidir.

Diğer Seçenekler Neden Doğru İlk Yardım Uygulamalarıdır?

  • a) Açık olan yarayı temiz bir bezle kapatıp basınç yapmadan sarmak: Bu, delici göğüs yaralanmalarında yapılması gereken doğru bir müdahaledir. Yaranın temiz bir bezle (mümkünse naylon poşet gibi hava geçirmeyen bir materyalle) kapatılması, dışarıdan akciğer boşluğuna hava girmesini (pnömotoraks) engeller. "Basınç yapmadan sarmak" ifadesi önemlidir, çünkü amaç sadece hava girişini kesmektir; aşırı basınç içerideki dokulara daha fazla zarar verebilir.
  • c) Batan cisim varsa çıkarmamak: Bu, tüm delici yaralanmalar için altın bir kuraldır. Vücuda saplanmış bir cisim, içeride bir kan damarını tıkıyor olabilir ve bir nevi "tampon" görevi görür. Cismi çıkarmak, kontrol edilemeyen iç kanamalara yol açarak durumu çok daha kötüleştirebilir. Bu nedenle batan cisim kesinlikle çıkarılmaz, etrafı desteklenerek sabitlenir ve sağlık ekiplerinin gelmesi beklenir.
  • d) Yarı oturur duruma getirmek: Bu, göğüs yaralanması olan bir kazazede için en doğru pozisyondur. Yarı oturur pozisyon (Fowler pozisyonu), yer çekiminin yardımıyla diyaframın aşağı doğru hareket etmesini kolaylaştırır ve akciğerlerin daha rahat genişlemesini sağlar. Bu sayede kazazede daha kolay nefes alır. Bu nedenle, bilinci açık olan göğüs yaralısı her zaman yarı oturur pozisyona getirilmelidir.

Özetle: Göğüs yaralanmasında öncelik solunumu desteklemektir. Yarı oturur pozisyon solunumu kolaylaştırırken, şok pozisyonu (sırtüstü yatırıp ayakları kaldırmak) solunumu zorlaştırır. Bu nedenle "b" seçeneğindeki uygulama yapılmaz ve sorunun doğru cevabıdır.

Soru 10
İlk yardım girişimlerinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?
A
Hastaları tedavi etmek
B
Trafik kazalarını önlemek
C
Temel yaşam desteği sağlamak
D
Bulaşıcı hastalıklardan korunmayı sağlamak
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir olay yerinde yapılan ilk yardım girişimlerinin temel amacının ne olduğu sorgulanmaktadır. İlk yardımın tanımını ve hedeflerini anladığınızda doğru cevabı bulmak oldukça kolaylaşır. Bu soru, ilk yardımın ne olduğunu ve ne olmadığını ayırt etme yeteneğinizi ölçmeyi hedefler.

Doğru Cevap: c) Temel yaşam desteği sağlamak

Doğru cevabın "Temel yaşam desteği sağlamak" olmasının sebebi, ilk yardımın en temel tanımıyla doğrudan örtüşmesidir. İlk yardım, herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlileri gelinceye kadar hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önlemek amacıyla olay yerindeki mevcut imkanlarla yapılan, ilaçsız uygulamalardır. Bu tanımın özü, kişinin hayati fonksiyonlarını (solunum, dolaşım vb.) sürdürmesine yardımcı olmak, yani temel yaşam desteği sunmaktır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Hastaları tedavi etmek: Bu seçenek yanlıştır çünkü "tedavi etmek" tıp eğitimi almış profesyonellerin (doktor, hemşire vb.) yaptığı bir iştir. İlk yardımcı, tedavi etmez; sadece profesyonel yardım gelene kadar durumu stabil tutmaya ve hayatı korumaya çalışır. Örneğin, ilk yardımcı kırık bir kolu alçıya almaz, sadece sabitler ve daha fazla zarar görmesini engeller.
  • b) Trafik kazalarını önlemek: Bu seçenek de yanlıştır. Kazaları önlemek, ilk yardımın değil, trafik kurallarına uymak, dikkatli araç kullanmak ve yol güvenliği önlemleri almak gibi konuların amacıdır. İlk yardım, bir kaza veya olay meydana geldikten sonra devreye giren bir müdahaledir, öncesinde bir önlem değildir.
  • d) Bulaşıcı hastalıklardan korunmayı sağlamak: Bu seçenek de temel amaç değildir. Elbette ilk yardımcı, müdahale sırasında hem kendini hem de yaralıyı enfeksiyonlardan korumak için (örneğin eldiven kullanarak) önlem almalıdır. Ancak bu, ilk yardımın ana hedefi değil, uygulamanın güvenli bir şekilde yapılması için dikkat edilmesi gereken bir kuraldır. Asıl amaç, yaralının hayatını kurtarmaktır.

Özetle, ilk yardımın birincil ve en önemli amacı, profesyonel tıbbi yardım ulaşana kadar geçen kritik dakikalarda kişinin hayatta kalmasını sağlamak için gerekli olan temel yaşam desteği faaliyetlerini (kalp masajı, suni solunum, kanama durdurma gibi) yerine getirmektir.

Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi, yaralanmalarda uygulanan genel ilk yardım kurallarından biri değildir?
A
Kanamanın durdurulması
B
Yara yerinin değerlendirilmesi
C
Yara üzerinin pamukla kapatılması
D
Yaşam bulgularının kontrol edilmesi
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir yaralanma durumunda uygulanması gereken genel ilk yardım adımları arasında yer almayan, yani yapılması hatalı olan uygulama sorulmaktadır. Sınavda bu tür "değildir", "yanlıştır" gibi olumsuz ifadelere özellikle dikkat etmek gerekir. Sorunun amacı, temel ilk yardım bilgisi içinde sıkça yapılan bir hatayı bilip bilmediğinizi ölçmektir.

Doğru Cevap: c) Yara üzerinin pamukla kapatılması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, yaranın üzerine doğrudan pamuk koymanın ilk yardımda yapılan en yaygın ve tehlikeli hatalardan biri olmasıdır. Pamuk, yara sıvısına ve kana yapışarak yaranın içine lifler bırakır. Bu lifler hem enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırır hem de sağlık kuruluşunda yaranın temizlenmesini zorlaştırarak daha fazla acıya neden olur.

Bunun yerine, yaralanmalarda yara üzeri temiz ve steril bir gazlı bez veya bulunamıyorsa temiz bir bez ile kapatılmalıdır. Bu materyaller yaraya yapışmaz ve enfeksiyon riskini en aza indirir. Bu nedenle, pamukla kapatmak doğru bir ilk yardım uygulaması değildir ve sorunun doğru cevabıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış (yani neden doğru ilk yardım adımları) olduğuna bakalım:

  • a) Kanamanın durdurulması: Bu, yaralanmalarda en öncelikli ve hayat kurtarıcı adımdır. Ciddi kanamalar şoka ve ölüme yol açabilir. Bu yüzden yara üzerine temiz bir bezle baskı uygulayarak kanamayı kontrol altına almak esastır. Bu, doğru bir ilk yardım kuralıdır.
  • b) Yara yerinin değerlendirilmesi: Yaraya müdahale etmeden önce ne tür bir yara olduğunu, içinde yabancı bir cisim olup olmadığını ve ne kadar derin olduğunu anlamak gerekir. Değerlendirme, doğru müdahaleyi belirlemek için kritik bir adımdır. Bu da doğru bir ilk yardım kuralıdır.
  • d) Yaşam bulgularının kontrol edilmesi: Yaralının bilincinin açık olup olmadığı, nefes alıp almadığı gibi temel yaşam bulgularının kontrolü her ilk yardım durumunun temelidir. Bazen küçük bir yara, daha büyük bir iç sorunun (şok gibi) belirtisi olabilir. Bu nedenle yaşam bulgularını kontrol etmek hayati önem taşır ve doğru bir ilk yardım kuralıdır.

Özetle, kanamayı durdurmak, yarayı değerlendirmek ve yaşam bulgularını kontrol etmek yaralanmalarda uygulanması gereken temel ve doğru ilk yardım kurallarıdır. Ancak yaranın üzerine pamuk koymak, faydadan çok zarar getireceği için kesinlikle kaçınılması gereken yanlış bir uygulamadır.

Soru 12
Sıcak çarpması sonucu oluşan bitkinli­ğin esas sebebi aşağıdaki durumlardan hangisidir?
A
Nabız sayısının azalması
B
Kan dolaşımının yavaşlaması
C
Sindirim sisteminin çalışmaması
D
Terleme sonucu aşırı su ve tuz kaybı olması
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sıcak havalarda vücudun aşırı ısınması sonucu ortaya çıkan ve "sıcak çarpması" olarak bilinen durumun yol açtığı yorgunluk ve bitkinliğin temel kaynağı sorulmaktadır. Vücudun neden bu kadar halsiz düştüğünü anlamak, ilk yardım açısından da büyük önem taşır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

d) Terleme sonucu aşırı su ve tuz kaybı olması (DOĞRU)

Bu seçenek, sıcak çarpmasındaki bitkinliğin esas sebebini doğru bir şekilde açıklamaktadır. Vücudumuz, sıcak havada ısısını dengelemek ve kendini soğutmak için terler. Ancak bu terleme aşırı boyutlara ulaştığında, vücut sadece su değil, aynı zamanda kan dolaşımı, sinir iletimi ve kas fonksiyonları için hayati olan sodyum (tuz) gibi önemli mineralleri de kaybeder.

Bu aşırı su ve tuz kaybı, kanın hacminin azalmasına ve yoğunlaşmasına neden olur. Kalp, yoğunlaşan bu kanı vücuda pompalamak için daha fazla çalışmak zorunda kalır ve bu durum yorgunluğa yol açar. Aynı zamanda, tuz gibi elektrolitlerin kaybı kaslarda kramplara, halsizliğe ve genel bir bitkinlik hissine sebep olur. Dolayısıyla, sıcak çarpmasındaki bitkinliğin temelinde yatan ana mekanizma budur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Nabız sayısının azalması: Bu seçenek yanlıştır çünkü gerçekte durum tam tersidir. Vücut, su kaybı nedeniyle azalan kan hacmini telafi etmek ve organlara yeterli oksijen taşıyabilmek için kalbi daha hızlı çalıştırır. Bu nedenle sıcak çarpması geçiren bir kişide nabız sayısı azalmaz, aksine hızlanır (artar).
  • b) Kan dolaşımının yavaşlaması: Bu ifade de yanıltıcıdır. Vücut, soğumak için kan damarlarını genişleterek kanı cilde yönlendirir ve kalp daha hızlı atar. Dolayısıyla dolaşım "yavaşlamaz", aksine hızlanmaya çalışır. Asıl sorun, dolaşımın yavaşlaması değil, dolaşımda yeterli miktarda sıvı (kan) olmamasıdır. Bu nedenle bu seçenek de temel sebep değildir.
  • c) Sindirim sisteminin çalışmaması: Vücut, sıcak çarpması gibi bir stres durumuna girdiğinde, kan akışını hayati organlara (beyin, kalp) ve cilde (soğutma için) yönlendirir. Bu sırada sindirim sistemi gibi daha az öncelikli sistemlerin çalışması yavaşlayabilir veya durabilir. Ancak bu durum, bitkinliğin bir sonucudur, sebebi değildir. Genel bitkinlik hissi, sindirimin durmasından değil, tüm vücudu etkileyen su ve tuz kaybından kaynaklanır.
Soru 13
Şekildeki trafik işaretini gören sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması doğrudur?
A
Hızını artırması
B
Sert fren yapması
C
Vitesi boşa alması
D
Uygun vitesle inmesi
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün karşısına çıkan ve üzerinde "%10" yazan tehlikeli eğim (iniş) trafik işaretini gördüğünde hangi davranışı sergilemesi gerektiği sorulmaktadır. Bu işaret, ileride yolun dik bir şekilde aşağıya doğru ineceğini ve sürücünün buna karşı önlem alması gerektiğini bildirir. Amaç, aracın kontrolünü kaybetmeden güvenli bir şekilde yokuştan inmektir.

Doğru Cevap: d) Uygun vitesle inmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, dik ve uzun inişlerde aracın hızını kontrol altında tutmanın en güvenli yolunun motor freni kullanmak olmasıdır. Sürücü, yokuşu çıkarken hangi vitesi kullanıyorsa, inerken de genellikle aynı veya bir alt vitesi tercih etmelidir. Düşük viteste motorun devri yükselir ve bu durum, tekerleklerin dönüşünü yavaşlatarak aracın hızlanmasını engeller. Bu sayede fren pedalına sürekli basma ihtiyacı ortadan kalkar ve fren sisteminin aşırı ısınıp (frenlerin şişmesi) etkisini kaybetmesi riski önlenmiş olur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Hızını artırması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Eğimli bir yolda hızlanmak, yer çekiminin de etkisiyle aracın kontrolünü kaybetmeyi çok kolaylaştırır. Virajlarda savrulma, fren mesafesinin tehlikeli bir şekilde uzaması gibi riskler doğurur. Bu işaret bir tehlike uyarısıdır ve sürücünün yavaşlaması gerektiğini belirtir.
  • b) Sert fren yapması: Uzun bir yokuşta sürekli veya sert fren yapmak son derece tehlikelidir. Fren balataları ve diskleri sürtünme nedeniyle aşırı ısınır. Belli bir sıcaklığın üzerine çıkan fren sistemi, etkinliğini yitirmeye başlar ve "fren boşalması" olarak bilinen durum yaşanabilir. Bu durumda fren pedalı işe yaramaz hale gelir ve çok ciddi kazalara yol açar. Frenler, sadece gerektiğinde hızı düşürmek için aralıklarla kullanılmalıdır.
  • c) Vitesi boşa alması: Bu, yokuş aşağı inerken yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Vitesi boşa almak, motor ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı tamamen keser. Bu durumda motor freninden faydalanılamaz ve araç, yer çekiminin etkisiyle kontrolsüz bir şekilde hızlanır. Aracın tüm yükü fren sistemine biner, bu da frenlerin kısa sürede aşırı ısınıp devre dışı kalmasına neden olur.

Özetle; bu trafik işaretini gördüğünüzde yapmanız gereken en doğru hareket, yokuşun eğimine ve aracınızın yük durumuna göre vitesi küçülterek (örneğin 4. vitesten 3'e veya 2'ye düşürerek) motorun yavaşlatma gücünden faydalanmaktır. Bu yöntem, size güvenli ve kontrollü bir iniş imkânı tanır.

Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi sürücü belgesinin geri alınmasının sebeplerindendir?
A
Sürücü belgesi sınıfına uymayan araç kullanılması
B
Sürücü belgesinin hile ile alınmış olduğunun tespit edilmesi
C
Sürücünün kaza yaptığının tespit edilmesi
D
Sürücünün 65 yaşını doldurmuş olması
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücü belgesinin hangi durumda sürücüden kalıcı olarak geri alındığı, yani iptal edildiği sorulmaktadır. Trafik kuralları gereği, bazı ihlallerde sürücü belgesine geçici olarak el konulurken, bazı durumlarda ise belge tamamen geçersiz kılınır. Soru, bu kalıcı iptal durumlarından birini bulmamızı istiyor.

Doğru cevap b) Sürücü belgesinin hile ile alınmış olduğunun tespit edilmesi seçeneğidir. Bir sürücü belgesinin sınavda kopya çekmek, yerine başka birini sınava sokmak, sahte sağlık raporu veya sahte diploma gibi yasa dışı ve hileli yollarla alındığı tespit edilirse, o belge temelden geçersiz sayılır. Bu durum, belgenin hak edilmeden alındığını gösterdiği için, yetkili makamlar tarafından derhal ve kalıcı olarak iptal edilir. Bu, belgenin varlığını hukuken sonlandıran en temel sebeplerden biridir.

a) Sürücü belgesi sınıfına uymayan araç kullanılması seçeneği yanlıştır. Örneğin, sadece motosiklet (A sınıfı) ehliyeti olan birinin otomobil (B sınıfı) kullanması ciddi bir kural ihlalidir. Ancak bu durumun cezası genellikle idari para cezası ve ehliyet sınıfına uygun olmayan aracı kullanmaktan men edilmektir. Sürücünün sahip olduğu geçerli A sınıfı ehliyet bu sebeple kalıcı olarak geri alınmaz.

c) Sürücünün kaza yaptığının tespit edilmesi seçeneği de yanlıştır. Her kaza, ehliyetin geri alınmasıyla sonuçlanmaz. Kazadaki kusur oranına göre sürücüye ceza puanı ve para cezası uygulanabilir. Sadece bir yıl içinde 100 ceza puanını doldurmak gibi durumlarda ehliyete geçici olarak el konulur. Tek bir kaza yapmak, ehliyetin kalıcı olarak iptali için doğrudan bir sebep değildir.

d) Sürücünün 65 yaşını doldurmuş olması seçeneği de doğru değildir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, sürücü belgesi almak veya kullanmak için bir üst yaş sınırı yoktur. Ancak, ileri yaştaki sürücülerin belirli aralıklarla sağlık kontrolünden geçerek "sürücü olur" raporu almaları gerekmektedir. Sağlık durumu elverişli olduğu sürece, kişi yaşı kaç olursa olsun ehliyetini yenileyerek kullanmaya devam edebilir.

Soru 15
Aşağıdakilerin hangisindeki araçlar park yerine uygun şekilde park edilmiştir?
A
B
C
D
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir otoparktaki araçların, kendilerine ayrılan park çizgileri arasına doğru ve kurallara uygun şekilde nasıl park etmeleri gerektiği değerlendirilmektedir. Amaç, sürücü adayının nizami park etme kurallarını bilip bilmediğini ölçmektir. Doğru park etme, hem trafik düzeni hem de diğer sürücülerin haklarına saygı göstermek açısından büyük önem taşır.

Doğru Cevap: b)

Doğru olan b seçeneğidir çünkü bu görseldeki her iki araç da kendilerine ayrılan park alanının sınırlarını belirleyen beyaz çizgilerin tam arasına, ortalı bir şekilde park etmiştir. Araçların tekerlekleri veya gövdeleri çizgilere temas etmemekte veya çizgileri aşmamaktadır. Bu park şekli, hem sürücünün kendi aracından rahatça inip binmesine hem de yan taraftaki park yerini kullanacak diğer sürücüye yeterli manevra ve kapı açma alanı bırakmasına olanak tanır. Bu, kurallara uygun, güvenli ve saygılı park etme yöntemidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) seçeneği neden yanlış?
    Bu seçenekteki araçlar, park alanını ayıran çizgilerin tam üzerine park etmiştir. Bu hatalı bir park yöntemidir çünkü yan taraftaki park alanını daraltır. Çizginin üzerine park etmek, hem nizami değildir hem de yanınıza park edecek veya park yerinden çıkacak olan başka bir sürücünün işini zorlaştırır.
  • c) seçeneği neden yanlış?
    Bu seçenek, en bariz hatalı park etme şekillerinden birini göstermektedir. Araçlar, park alanına çapraz bir şekilde girmiş ve birden fazla park yerini aynı anda işgal etmiştir. Bu durum, park alanı kurallarının açık bir ihlalidir ve diğer sürücülerin park yeri bulmasını engelleyen, son derece saygısız bir davranıştır.
  • d) seçeneği neden yanlış?
    Bu seçenekteki araçlar, park alanının içinde olsalar da bir tarafa çok fazla yanaşarak çizgiyi taşmışlardır. Araçların ortalı olmaması, yandaki araç için iniş-biniş alanını kısıtlar. Nizami bir park, aracın ayrılan alan içinde mümkün olduğunca ortalanmasını gerektirir; çizgiyi bu şekilde ihlal etmek de hatalı kabul edilir.

Özetle, bir aracı park ederken temel kural, aracın tamamının (tekerlekler ve gövde dahil) size ayrılan iki beyaz çizginin arasında kalması ve mümkün olduğunca ortalanmasıdır. Bu kurala eksiksiz uyan tek seçenek B seçeneğidir.

Soru 16

I. Çocuk trafik eğitim parklarının yapılma, açılma, eğitim, denetim ve çalışma esaslarını belirlemek

II. Sürücü adaylarının teorik ve uygulamalı sınavlarını yapmak ve başarılı olanlara sertifika verilmesini sağlamak

III. Kara yollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak tedbirleri almak ve aldırmak

Verilenlerden hangileri Milli Eğitim Bakanlığının trafikle ilgili görevlerindendir?

A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
I, II ve III
16 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte rol alan çeşitli kurumların görevleri arasından hangilerinin Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) ait olduğunu bulmamız isteniyor. Trafik yönetimi ve denetimi birden fazla kurumun sorumluluğundadır. Bu nedenle her bir kurumun görev alanını iyi bilmek önemlidir. Şimdi verilen öncülleri tek tek inceleyerek hangi kurumun görev alanına girdiğini belirleyelim.

I. Çocuk trafik eğitim parklarının yapılma, açılma, eğitim, denetim ve çalışma esaslarını belirlemek

Bu görev doğrudan eğitim ile ilgilidir. Türkiye'de okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyindeki tüm eğitim faaliyetlerinden sorumlu olan ana kurum Milli Eğitim Bakanlığıdır. Çocuklara yönelik trafik bilincini oluşturmak amacıyla kurulan trafik eğitim parkları da bu kapsamda değerlendirilir. Dolayısıyla bu parkların kurulması, işleyişi ve denetimi Milli Eğitim Bakanlığının görevleri arasındadır.

II. Sürücü adaylarının teorik ve uygulamalı sınavlarını yapmak ve başarılı olanlara sertifika verilmesini sağlamak

Sürücü eğitimi süreci, sürücü kurslarında başlar ve sınavlarla tamamlanır. Sürücü kurslarının denetimi, müfredatlarının belirlenmesi ve en önemlisi sürücü adaylarının girdiği teorik (e-sınav) ve direksiyon sınavlarının organizasyonu tamamen Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluğundadır. Sınavlarda başarılı olan adaylara verilen "Sürücü Sertifikası" da MEB tarafından onaylanır. Bu sertifika ile Nüfus Müdürlüğüne başvurularak ehliyet alınır. Bu nedenle bu görev de kesinlikle Milli Eğitim Bakanlığına aittir.

III. Kara yollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak tedbirleri almak ve aldırmak

Bu görev, yolların fiziki yapısı, bakımı, onarımı ve trafik güvenliğini sağlayacak işaretlemeler (trafik levhaları, yol çizgileri, sinyalizasyon sistemleri vb.) ile ilgilidir. Bu tür teknik ve altyapısal çalışmalar, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı olan Karayolları Genel Müdürlüğünün (KGM) ana görev alanına girer. Belediye sınırları içindeki yollarda ise bu görev ilgili belediyelere aittir. Görüldüğü gibi bu görevin eğitimle bir ilgisi yoktur ve Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluğunda değildir.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

Yaptığımız incelemeler sonucunda şu bilgilere ulaştık:

  • I. Öncül: Milli Eğitim Bakanlığının görevidir.
  • II. Öncül: Milli Eğitim Bakanlığının görevidir.
  • III. Öncül: Karayolları Genel Müdürlüğünün görevidir.

Bu durumda, soruda istenen Milli Eğitim Bakanlığının görevleri I ve II numaralı öncüllerdir. Bu iki öncülü birlikte içeren seçenek a) I ve II seçeneğidir. Diğer seçenekler, yanlış bir şekilde III. öncülü içerdiği veya doğru öncüllerden birini dışarıda bıraktığı için hatalıdır.

Soru 17
Araç sürücülerinin duraklanan veya parkedilen yerden çıkarken;

I. Işıkla veya kolla çıkış işareti vermeleri,

II. Araçlarını ve araçların etrafını kontrol etmeleri,

III. Yoldan geçen araçları ikaz ederek durdurmaları,

IV. Görüş alanları dışında kalan yerler varsa gözcü bulundurmaları mecburidir.

Verilen bilgilerden hangileri doğrudur?

A
I ve III.
B
I, II ve IV.
C
II, III ve IV.
D
I, II, III ve IV.
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, duraklayan veya park etmiş bir aracın sürücüsünün, tekrar trafiğe katılmak için harekete geçerken uyması gereken zorunlu ve güvenli adımlar sorgulanmaktadır. Bu kurallar, hem sürücünün kendi güvenliği hem de trafikteki diğer araçların ve yayaların güvenliği için hayati önem taşır. Soruyu doğru cevaplamak için her bir öncülü trafik kuralları ve güvenli sürüş prensipleri açısından değerlendirmemiz gerekir.

Doğru Cevap: b) I, II ve IV.

Şimdi bu öncüllerin neden doğru olduğunu ve III. öncülün neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

  • I. Işıkla veya kolla çıkış işareti vermeleri: Bu ifade doğrudur. Trafikteki en temel kurallardan biri, niyetinizi diğer sürücülere önceden bildirmektir. Park yerinden çıkarken sinyal vermek, yoldan geçen diğer sürücülerin sizin harekete geçeceğinizi anlamasını sağlar. Bu durum, onların hızlarını ayarlamalarına ve olası bir kazayı önlemelerine yardımcı olur. Bu nedenle sinyal vermek zorunludur.
  • II. Araçlarını ve araçların etrafını kontrol etmeleri: Bu ifade de doğrudur. Sürücü, aracına binmeden önce ve hareket etmeden hemen önce aracın etrafında (özellikle kör noktalarda) çocuk, hayvan veya herhangi bir engel olup olmadığını kontrol etmelidir. Hareket etmeden önce aynalar ve omuz üstü bakış (kör nokta kontrolü) ile yolun durumu kontrol edilmelidir. Bu, güvenli bir çıkışın en önemli adımlarından biridir.
  • IV. Görüş alanları dışında kalan yerler varsa gözcü bulundurmaları mecburidir: Bu ifade de doğrudur. Özellikle geri geri çıkarken veya görüşün bir bina, başka bir araç gibi engellerle kısıtlandığı durumlarda, sürücünün göremediği alanlar olabilir. Güvenliği tam olarak sağlamak için, eğer mümkünse, bir başkasından (gözcü) yardım istemek hem yasal bir sorumluluk hem de kazaları önlemek için en etkili yöntemdir. Bu, özellikle büyük araçlar için daha da önemlidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Bu sorunun kilit noktası III. öncülün yanlışlığını anlamaktır.

III. Yoldan geçen araçları ikaz ederek durdurmaları: Bu ifade kesinlikle yanlıştır. Trafik kurallarına göre, duraklayan veya park edilen bir yerden çıkacak olan sürücü, akan trafikteki araçlara yol vermek zorundadır. Yani geçiş hakkı, yolda seyir hâlinde olan araçlardadır. Park yerinden çıkan sürücünün diğer araçları durdurmaya çalışması, trafik akışını tehlikeye atmak ve kazaya davetiye çıkarmak anlamına gelir. Doğru olan, akan trafiğin güvenli bir mesafeye gelmesini beklemek ve ardından çıkış yapmaktır.

Sonuç olarak; I, II ve IV numaralı öncüller güvenli ve kurallara uygun bir çıkış için yapılması gerekenleri doğru bir şekilde ifade ederken, III numaralı öncül temel bir trafik kuralı olan geçiş hakkı kuralını ihlal etmektedir. Bu nedenle III. öncülü içeren a), c) ve d) seçenekleri yanlıştır. Doğru olan tüm adımları içeren seçenek ise b) I, II ve IV'tür.

Soru 18
İşaret levhalarıyla ilgili aşağıdaki davranışlardan hangisi trafiği tehlikeye düşürmez?
A
Yerlerinin değiştirilmesi
B
Üzerlerine yazı yazılması
C
Görülmelerinin engellenmesi
D
Eskiyenlerin yenileriyle değiştirilmesi
18 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik işaret levhalarına yönelik yapılan eylemlerden hangisinin trafik güvenliği için bir risk oluşturmadığı, aksine olumlu bir davranış olduğu sorulmaktadır. Sorunun mantığı, dört seçenek arasından trafiği tehlikeye atan üç yanlışı eleyip, güvenliği artıran tek doğruyu bulmaktır. Bu tür sorularda, her seçeneğin trafikteki etkisini dikkatlice düşünmek gerekir.

d) Eskiyenlerin yenileriyle değiştirilmesi: Bu seçenek doğru cevaptır çünkü zamanla güneş, yağmur gibi dış etkenler nedeniyle yıpranan, rengi solan veya hasar gören trafik levhaları görevini tam olarak yerine getiremez. Bu levhaların okunurluğu azalır, özellikle gece veya kötü hava koşullarında sürücüler tarafından fark edilmeleri zorlaşır. Eskimiş levhaların standartlara uygun, yeni ve reflektif (yansıtıcı) özellikli levhalarla değiştirilmesi, sürücülerin uyarıları ve kuralları net bir şekilde görmesini sağlayarak trafik güvenliğini artırır. Bu nedenle bu davranış trafiği tehlikeye düşürmek yerine, tehlikeleri önleyen bir eylemdir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış ve tehlikeli olduğunu inceleyelim:

  • a) Yerlerinin değiştirilmesi: Bu davranış son derece tehlikelidir. Trafik işaret levhaları, mühendisler tarafından yapılan hesaplamalar sonucunda sürücülerin en doğru zamanda ve mesafede görebileceği şekilde stratejik noktalara yerleştirilir. Örneğin bir "DUR" levhasının yerini değiştirmek, sürücünün kavşağa kontrolsüz girmesine veya ani fren yaparak kazaya neden olmasına yol açabilir. Bu yüzden levhaların yerini değiştirmek, trafik düzenini ve güvenliğini temelden bozar.

  • b) Üzerlerine yazı yazılması: Levhaların üzerine yazı yazmak, resim çizmek veya etiket yapıştırmak, levhanın içerdiği mesajın (sembol veya yazının) okunmasını zorlaştırır veya tamamen engeller. Sürücünün dikkatinin dağılmasına neden olabileceği gibi, hız limiti veya yasaklama gibi önemli bir bilginin anlaşılamamasına yol açar. Bu durum, sürücünün yanlış bir manevra yapmasına ve kazaya sebebiyet vermesine neden olabilir.

  • c) Görülmelerinin engellenmesi: Bir trafik levhasının ağaç dalı, reklam panosu veya hatalı park etmiş bir araç tarafından kapatılması, o levhanın yok hükmünde olmasına neden olur. Sürücü, göremediği bir kurala veya uyarıya uyamaz. Örneğin, görülmesi engellenmiş bir "Girilmez" levhası nedeniyle bir sürücünün tek yönlü bir sokağa tersten girmesi, çok ciddi kazalara yol açabilecek tehlikeli bir durumdur.

Özetle, a, b ve c seçeneklerindeki eylemler trafik levhalarının işlevini bozarak veya ortadan kaldırarak trafik güvenliğini doğrudan tehlikeye atar. Sadece d seçeneğindeki eylem, yani eskiyen levhaları yenilemek, trafik güvenliğini koruyan ve artıran sorumlu bir davranıştır.

Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi, sürücünün hızını ayarlamak zorunda olduğu şartlardan biri değildir?
A
Aracın cinsine uygun hız sınırlamaları
B
Görüş, yol, hava ve trafik durumu
C
Aracın yük ve teknik özelliği
D
Aracın muayene tarihi
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün seyahat esnasında hızını belirlerken dikkate alması gereken faktörler sorgulanmaktadır. Soru, bu faktörlerden hangisinin hız ayarlaması için bir gerekçe olmadığını bulmamızı istiyor. Güvenli sürüşün temelini oluşturan bu kuralları anlamak, sınavda ve trafikte başarılı olmak için çok önemlidir.

Doğru cevap d) Aracın muayene tarihi seçeneğidir. Şimdi bunun neden doğru olduğunu ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu detaylı bir şekilde inceleyelim.

Neden "d) Aracın muayene tarihi" Doğru Cevaptır?

Aracın periyodik muayenesi, aracın trafiğe çıkmak için yasal olarak güvenli ve standartlara uygun olduğunu belirten bir kontroldür. Muayene tarihi, bu kontrolün ne zaman yapılması gerektiğini gösteren bir takvim bilgisidir. Sürücü, muayenesi geçerli olan bir araçla trafiğe çıkar; ancak sürüş anında hızını, muayenenin son geçerlilik tarihinin yakın ya da uzak olmasına göre ayarlamaz. Hız, o anki dinamik koşullara göre ayarlanır, sabit bir takvim tarihine göre değil. Bu nedenle aracın muayene tarihi, sürücünün anlık hızını ayarlamasını gerektiren bir şart değildir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?
  • a) Aracın cinsine uygun hız sınırlamaları: Bu seçenek yanlıştır çünkü Karayolları Trafik Kanunu, farklı araç cinsleri (otomobil, kamyon, otobüs vb.) için farklı hız limitleri belirlemiştir. Örneğin, bir otoyolda otomobil için hız sınırı 140 km/s iken, bir kamyon için bu sınır 90 km/s olabilir. Dolayısıyla sürücü, kullandığı aracın cinsine göre hızını yasal sınırlara ayarlamak zorundadır.

  • b) Görüş, yol, hava ve trafik durumu: Bu seçenek yanlıştır çünkü güvenli sürüşün en temel kuralı, hızı mevcut koşullara göre ayarlamaktır. Sisli bir havada görüş mesafesi düştüğünde, yağmurlu havada yol kayganlaştığında, yoğun trafikte veya keskin bir viraja girerken sürücü mutlaka yavaşlamak zorundadır. Bu faktörler, hızı doğrudan etkileyen en önemli şartlardır.

  • c) Aracın yük ve teknik özelliği: Bu seçenek de yanlıştır çünkü aracın yük durumu ve teknik özellikleri, sürüş dinamiklerini doğrudan etkiler. Örneğin, ağır yüklü bir aracın fren mesafesi uzar ve manevra kabiliyeti azalır; bu nedenle sürücünün hızını düşürmesi gerekir. Benzer şekilde, lastiklerin durumu veya frenlerin performansı gibi teknik özellikler de sürücünün hızını ayarlamasını gerektiren önemli faktörlerdir.

Özetle, a, b ve c seçeneklerinde belirtilen durumlar, sürücünün güvenliği sağlamak için hızını anlık olarak ayarlamasını gerektiren aktif ve dinamik şartlardır. Ancak aracın muayene tarihi, yasal bir zorunluluk olmakla birlikte, sürüş esnasında hızı ayarlamayı gerektiren bir durum değildir.

Soru 20
Araçların yüklü veya yüksüz olarak kara yolunda güvenli seyirlerini temin amacı ile uzunluk, genişlik ve yüksekliklerini belirleyen ölçülere ne denir?
A
Dingil ağırlığı
B
Taşıma sınırı
C
Gabari
D
Hız sınırlayıcı
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın karayolunda güvenli bir şekilde seyahat edebilmesi için uyması gereken maksimum boyutlarının, yani uzunluk, genişlik ve yükseklik ölçülerinin teknik adının ne olduğu sorulmaktadır. Bu ölçüler, araçların köprü, tünel, alt geçit gibi yapılarla veya trafik levhalarıyla temas etmeden, şeritlere sığarak güvenli bir şekilde ilerlemesini sağlamak için belirlenmiştir. Kısacası soru, araçların dıştan dışa en büyük boyutlarını ifade eden kavramı bulmamızı istiyor.

Doğru cevap c) Gabari seçeneğidir. Gabari, bir aracın karayolunda seyir halindeyken sahip olabileceği azami (en yüksek) genişlik, yükseklik ve uzunluk ölçülerini tanımlayan bir terimdir. Trafik güvenliği için hayati önem taşır. Örneğin, bir köprünün altından geçmeden önce gördüğünüz "Yükseklik 4.50 m" gibi uyarı levhaları, o noktadaki yükseklik gabarisini belirtir ve bu yükseklikten daha fazla olan araçların oradan geçemeyeceğini bildirir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Dingil ağırlığı: Bu seçenek yanlıştır, çünkü dingil ağırlığı aracın boyutları ile değil, ağırlığı ile ilgilidir. Araçtaki toplam yükün, tekerleklerin bağlı olduğu dingiller üzerinden yola ne kadar kuvvet uyguladığını ifade eder. Yolların yapısının bozulmaması için dingil ağırlığı sınırlandırılmıştır, ancak bu kavram aracın yüksekliği veya genişliği hakkında bilgi vermez.

  • b) Taşıma sınırı: Bu seçenek de yanlıştır. Taşıma sınırı, bir aracın yasal olarak taşıyabileceği en fazla yolcu ve yük miktarını (ağırlığını) belirtir. Diğer bir adı "istiap haddi"dir. Bu da yine aracın dış boyutları yerine, içine alabileceği ağırlık kapasitesiyle ilgili bir kavramdır.

  • d) Hız sınırlayıcı: Bu seçenek de konuyla ilgisiz olduğu için yanlıştır. Hız sınırlayıcı, genellikle kamyon ve otobüs gibi büyük araçlarda bulunan ve aracın fabrikasyon olarak belirlenmiş veya yasal olarak izin verilen en yüksek hızı geçmesini engelleyen elektronik bir donanımdır. Aracın fiziksel boyutlarıyla hiçbir bağlantısı yoktur.

Özetle, soruda tanımı yapılan "uzunluk, genişlik ve yükseklik" gibi fiziksel boyutları belirleyen ölçülerin tamamına Gabari denir.

Soru 21
Park hâlindeki araca çarpan sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Aracın sahibini bulamaz ise yazılı bilgi bırakması
B
Zarar fazla değilse olay yerinden uzaklaşması
C
Zarar verdiği aracın sahibini bulması
D
Trafik görevlisine haber vermesi
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, park halindeki bir araca çarpan bir sürücünün yasal ve ahlaki sorumlulukları çerçevesinde yapması gerekenler ve yapmaması gerekenler sorgulanmaktadır. Soru, sürücüden beklenen doğru davranışları bilip bilmediğinizi ölçmeyi amaçlar. Temel ilke, bir kazaya neden olunduğunda sorumluluktan kaçmamaktır.

Doğru Cevap: b) Zarar fazla değilse olay yerinden uzaklaşması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının nedeni, bir kazadan sonra olay yerinden uzaklaşmanın, verilen zararın miktarına bakılmaksızın yasal olarak suç teşkil etmesidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, maddi hasarlı bir kazaya karışan sürücülerin olay yerini terk etmesi "trafiği tehlikeye düşürmek" ve "kaza sonrası yükümlülükleri yerine getirmemek" olarak kabul edilir. Buna halk arasında "vurup kaçmak" denir ve bu davranışın cezai yaptırımları vardır. Hasarın az ya da çok olması bu durumu değiştirmez; önemli olan sürücünün sorumluluğunu üstlenmesidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

Diğer seçenekler, sürücünün yapması gereken doğru ve sorumlu davranışları ifade ettiği için yanlış cevaplardır. Soru bizden "yanlış olanı" bulmamızı istediği için bu şıklar elenir. Şimdi bu doğru davranışları tek tek inceleyelim:

  • c) Zarar verdiği aracın sahibini bulması: Bu, bir kazadan sonra atılması gereken ilk ve en doğru adımdır. Aracın sahibine ulaşarak durumu bildirmek, sigorta işlemlerinin başlatılması ve hasarın giderilmesi için en medeni ve yasal yoldur. Çevredeki iş yerlerine veya konutlara sorarak araç sahibine ulaşmaya çalışmak, sürücünün iyi niyetini ve sorumluluk bilincini gösterir.
  • a) Aracın sahibini bulamaz ise yazılı bilgi bırakması: Eğer tüm çabalara rağmen aracın sahibine ulaşılamıyorsa, yapılması gereken bir sonraki doğru hareket budur. Aracın sileceklerine veya görülebilecek bir yerine; ad, soyad, telefon numarası ve olayın kısa bir özetini içeren bir not bırakmak zorunludur. Bu not, sürücünün sorumluluktan kaçmadığını ve zararı karşılamaya niyetli olduğunu gösteren resmi bir kanıt niteliği taşır.
  • d) Trafik görevlisine haber vermesi: Araç sahibine ulaşılamadığı ve not bırakmanın yetersiz kalabileceği düşünülen durumlarda (örneğin, hasarın büyük olması veya notun kaybolma riskinin bulunması), durumu trafik polisine veya jandarmaya bildirmek en garantili yoldur. Bu sayede olay resmi olarak kayıt altına alınır ve sürücü kendini yasal olarak güvenceye almış olur. Bu, aynı zamanda "vurup kaçtı" suçlamasının da önüne geçer.

Özetle, park halindeki bir araca çarptığınızda yapmanız gerekenler sorumluluk almayı gerektirir. Olay yerinden hiçbir şey yapmadan uzaklaşmak, hasarın boyutu ne olursa olsun yasalara aykırı ve yanlış bir davranıştır. Doğru olan ise sırasıyla; araç sahibini bulmak, bulamazsanız iletişim bilgilerinizi içeren bir not bırakmak ve/veya durumu trafik görevlilerine bildirmektir.

Soru 22
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Kamyon garajını
B
Kamyonun giremeyeceğini
C
Kamyon için geçme yasağının sona erdiğini
D
Kamyon için azami hız sınırlaması olduğunu
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir trafik tanzim işaretinin ne anlama geldiğini doğru bir şekilde bilmemiz istenmektedir. Levhanın şekli, rengi ve içindeki sembol, onun anlamını çözmek için bize ipuçları verir. Bu tür işaretleri doğru yorumlamak, hem sınav başarısı hem de trafikte can ve mal güvenliği için hayati önem taşır.

Doğru cevap b) Kamyonun giremeyeceğini seçeneğidir. Trafik işaretlerini anlamak için genel kuralları bilmek işimizi kolaylaştırır. Kırmızı renkli yuvarlak çerçeveye sahip levhalar, genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Bu levhalara "Trafik Tanzim İşaretleri" denir ve sürücüleri uymaları gereken kurallar hakkında bilgilendirir. Levhanın içindeki kamyon figürü, bu yasağın özellikle kamyonlar için geçerli olduğunu belirtir. Dolayısıyla bu levha, görüldüğü yola kamyonların girişinin yasak olduğunu ifade eder.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Kamyon garajını: Kamyon garajı gibi bilgilendirme amaçlı yerleri gösteren levhalar genellikle mavi veya yeşil renkli, kare veya dikdörtgen şeklindedir. Bu levha ise kırmızı çerçeveli ve yuvarlak olduğu için bir yasaklama bildirir, bir yer göstermez.
  • c) Kamyon için geçme yasağının sona erdiğini: Bir yasağın sona erdiğini bildiren levhalar genellikle beyaz veya gri zemin üzerine, yasağı temsil eden sembolün soluk bir şekilde yer aldığı ve üzerinden siyah bir çapraz çizgi geçen levhalardır. Bu levha bir yasağın başlangıcını bildirmektedir, sonunu değil.
  • d) Kamyon için azami hız sınırlaması olduğunu: Hız sınırlaması levhaları da kırmızı çerçeveli ve yuvarlaktır ancak içlerinde bir araç figürü yerine, izin verilen en yüksek hızı belirten bir sayı (örneğin 50, 70 gibi) bulunur. Bu levhada bir sayı olmadığı için hız sınırlaması anlamına gelmez.

Özetle, trafik levhalarını yorumlarken şekil ve renk kodlarına dikkat etmek gerekir. Yuvarlak ve kırmızı çerçeveli levhalar bir "YASAK" bildirir. İçindeki sembol ise bu yasağın ne ile ilgili olduğunu açıklar. Bu sorudaki levha, "Kamyon Giremez" levhasıdır ve bu yola kamyonların giriş yapmasının yasak olduğunu net bir şekilde belirtir.

Soru 23
Şekildeki trafik işaretinin anlamı nedir?
A
Sola dönülmez
B
Sağa dönülmez
C
Sola zorunlu yön
D
Sağa zorunlu yön
23 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, size bir trafik tanzim işareti verilmiş ve bu işaretin ne anlama geldiğini bulmanız istenmiştir. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, hem sınavda başarılı olmanız hem de trafikte güvenli bir sürücü olmanız için kritik öneme sahiptir. İşaretleri tanırken şekillerine, renklerine ve içindeki sembollere dikkat etmelisiniz.

Öncelikle, görseldeki işareti inceleyelim. Bu işaret, Tanzim İşaretleri grubuna aittir. Tanzim işaretleri genellikle daire şeklindedir ve trafiği düzenleme, yasaklama veya kısıtlama amacı taşır. İşaretin kırmızı çerçeveli ve içindeki sembolün üzerine çapraz kırmızı bir çizgi çekilmiş olması, o eylemin "yasak" olduğunu belirtir. İşaretin içindeki sembol ise sola dönen bir oktur. Bu üç unsuru birleştirdiğimizde anlam ortaya çıkar: Kırmızı çerçeve ve çapraz çizgi "yasak", sola dönen ok ise "sola dönme eylemi". Dolayısıyla bu işaret, "Sola Dönülmez" anlamına gelir.

Bu bilgiler ışığında seçenekleri değerlendirelim:

  • a) Sola dönülmez: Bu seçenek, levhanın anlamını tam olarak karşılamaktadır. İşaret, girilen yolda sola dönüş yapmanın yasak olduğunu bildirir. Bu nedenle doğru cevap budur.
  • b) Sağa dönülmez: Bu seçenek yanlıştır, çünkü levhanın içindeki ok sola yönü göstermektedir. "Sağa dönülmez" levhasında, okun yönü sağa dönük olurdu.
  • c) Sola zorunlu yön: Bu seçenek de yanlıştır. Zorunlu yön levhaları, yasaklama değil, bir mecburiyet bildirir. Ayrıca, "Sola zorunlu yön" levhası kırmızı çerçeveli değil, mavi zeminli yuvarlak bir levhadır ve içinde beyaz bir ok bulunur.
  • d) Sağa zorunlu yön: Bu seçenek hem yön olarak hem de levhanın türü olarak yanlıştır. "Sağa zorunlu yön" levhası da mavi zeminli olur ve sağa dönük bir ok içerir.

Özetle, trafik işaretlerini yorumlarken unutmamanız gereken temel kural şudur: Kırmızı renkli daire şeklindeki levhalar genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Mavi renkli daire şeklindeki levhalar ise bir zorunluluk veya mecburiyet belirtir. Bu sorudaki kırmızı çerçeve ve çapraz çizgi, "yasak" anlamına geldiği için doğru cevap "Sola dönülmez" olmalıdır.

Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi sağa tehlikeli devamlı viraj trafik işaretidir?
A
B
C
D
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin "sağa tehlikeli devamlı viraj" trafik işaret levhasını doğru bir şekilde teşhis etmesi beklenmektedir. Bu ifade, yolun ilerleyen bölümünde peş peşe gelen, birden fazla ve ilki sağa doğru olan tehlikeli dönemeçlerin bulunduğunu anlatır. Bu tür tehlike uyarı işaretleri, sürücüleri önceden uyararak hızlarını azaltmalarını ve daha dikkatli seyretmelerini sağlamak amacıyla kullanılır.

Doğru cevap B seçeneğidir. B seçeneğinde gösterilen trafik işareti, "Sağa Tehlikeli Devamlı Virajlar" levhasıdır. Levhanın üzerindeki kıvrımlı ok şekli, art arda gelen birden fazla virajı simgelerken, okun başlangıç yönünün sağa doğru olması bu viraj serisinin sağa doğru bir dönemeçle başladığını belirtir. Bu işareti gören bir sürücü, hızını düşürmeli, direksiyon hakimiyetini artırmalı ve karşı yönden gelebilecek araçlara karşı dikkatli olmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • A seçeneği: Bu işaret "Sağa Tehlikeli Viraj" levhasıdır. İleride sadece bir adet sağa doğru tehlikeli bir viraj olduğunu bildirir. Soruda "devamlı" yani birden fazla viraj istendiği için bu seçenek yanlıştır.
  • C seçeneği: Bu işaret "Sola Tehlikeli Devamlı Virajlar" levhasıdır. Bu levha da birden fazla viraj olduğunu belirtir ancak viraj serisinin başlangıç yönü soldur. Soruda "sağa" tehlikeli virajlar sorulduğu için bu seçenek de doğru değildir.
  • D seçeneği: Bu işaret "Sola Tehlikeli Viraj" levhasıdır. Sadece tek bir tane ve sola doğru olan tehlikeli bir virajı ifade eder. Bu nedenle, hem viraj sayısı (tek olması) hem de yönü (sola olması) açısından sorunun istediği cevabı karşılamamaktadır.

Özetle, tehlikeli viraj levhalarını yorumlarken iki temel unsura dikkat etmek gerekir: Birincisi, levhadaki kıvrım sayısı (tek ise normal viraj, çoklu ise devamlı viraj) ve ikincisi, kıvrımın başladığı yön (sağa veya sola). Bu soruda hem "sağa" hem de "devamlı" olması istendiği için doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi iki yönlü trafik işaret levhasıdır?
A
B
C
D
25 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülere ilerideki yolun tek yönlü bir yoldan çıkıp hem gidiş hem de gelişin olduğu bir yola dönüştüğünü bildiren tehlike uyarı işaretinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu işaret, özellikle tek yönlü yollardan veya bölünmüş yolların sonundan iki yönlü trafiğin başladığı kesimlere girerken sürücüleri uyarmak için kullanılır. Sürücünün bu levhayı gördüğünde, karşıdan araç gelebileceğini bilerek daha dikkatli olması ve yolun sağından gitmeye özen göstermesi gerekir.

Doğru Cevap: a) seçeneğidir. Bu levha, "İki Yönlü Trafik" tehlike uyarı işaretidir. Üçgen şekli, ileride bir tehlike olduğunu bildirir. İçindeki zıt yönlü iki ok ise, girilmekte olan yol kesiminde trafiğin her iki yönde de aktığını, yani karşıdan araç gelebileceğini ifade eder. Bu nedenle sürücüler, bu levhayı gördüklerinde şeritlerini terk etmemeli ve karşı yönden gelen trafiğe karşı hazırlıklı olmalıdırlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) seçeneği: Bu levha, "Karşıdan Gelene Yol Ver" anlamında bir trafik tanzim işaretidir. Yuvarlak şekli, bir yasaklama veya kısıtlama bildirdiğini gösterir. Genellikle trafiğin daraldığı (köprü, menfez, yol çalışması gibi) ve iki aracın aynı anda geçemeyeceği yerlerde bulunur. Bu işareti gören sürücü, karşıdan gelen araca geçiş önceliği vermek zorundadır.
  • c) seçeneği: Bu levha, "İki Yönlü Yolda Karşıdan Gelene Göre Öncelik" anlamında bir bilgi işaretidir. Kare veya dikdörtgen şeklindeki levhalar genellikle bilgi verir. Bu işaret, 'b' seçeneğindeki levhanın tam tersi anlama gelir ve daralan yolun diğer ucunda bulunur. Bu işareti gören sürücünün karşıdan gelen araca göre geçiş önceliği vardır.
  • d) seçeneği: Bu levha, "Sağdan Ana Yola Giriş" (veya Sağdan Tali Yol Kavşağı) tehlike uyarı işaretidir. İleride sağ taraftan tali bir yoldan ana yola katılım olacağını ve bu nedenle dikkatli olunması gerektiğini bildirir. Bu levhanın, yolun tek yönlü veya çift yönlü olmasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur; sadece bir kavşak veya birleşme noktası hakkında uyarır.
Soru 26
Alkollü içki içen bir sürücüde aşağıdaki durumlardan hangisi görülür?
A
Dinç ve zinde olma
B
Reflekslerinde zayıflama
C
Manevra kabiliyetinde artma
D
Aşırı hareketli ve uyumlu olma
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, alkolün bir sürücünün bedensel ve zihinsel yetenekleri üzerindeki olumsuz etkileri sorgulanmaktadır. Trafik güvenliği açısından alkolün etkilerini bilmek, hem sınavda başarılı olmak hem de bilinçli bir sürücü olmak için hayati öneme sahiptir. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Reflekslerinde zayıflama

Alkol, merkezi sinir sistemini yavaşlatan bir maddedir. Bu durum, beynin vücuda komut gönderme ve dışarıdan gelen uyarıları algılayıp yorumlama hızını düşürür. Sürücülükte refleksler, aniden yola çıkan bir çocuk veya önünüzde duran bir araç gibi beklenmedik durumlara karşı saniyeler içinde tepki vermenizi sağlar. Alkol tüketen bir sürücünün tehlikeyi fark etmesi, karar vermesi ve frene basması veya direksiyonu kırması normalden çok daha uzun sürer. Bu gecikmeye reflekslerin zayıflaması denir ve trafik kazalarının en önemli nedenlerinden biridir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • a) Dinç ve zinde olma: Bu seçenek doğru cevabın tam tersidir. Alkol, uyarıcı bir madde değil, uyuşturucu ve yavaşlatıcı etkiye sahip bir depresandır. Vücuda alındığında yorgunluk, uyuşukluk ve dikkat dağınıklığına neden olur. Kişinin kendini dinç ve zinde hissetmesi yerine, aksine zihinsel ve fiziksel performansını düşürür.
  • c) Manevra kabiliyetinde artma: Manevra kabiliyeti; direksiyon hakimiyeti, şerit değiştirme, park etme gibi hassas ve koordinasyon gerektiren becerileri içerir. Alkol, kas kontrolünü, dengeyi ve göz-el-ayak koordinasyonunu bozar. Bu nedenle alkollü bir sürücünün manevra kabiliyeti artmaz, tam aksine tehlikeli bir şekilde azalır.
  • d) Aşırı hareketli ve uyumlu olma: Alkol, beyindeki kontrol mekanizmasını zayıflattığı için bazı kişilerde başlangıçta aşırı konuşkanlık veya hareketlilik görülebilir. Ancak bu durum, kontrollü veya "uyumlu" bir hareketlilik değildir; aksine, muhakeme yeteneğinin kaybolmasından kaynaklanan dağınık ve riskli davranışlardır. Alkol, kişinin çevresiyle olan uyumunu ve koordinasyonunu artırmaz, bozar.

Özetle, alkol sürücünün en temel yeteneği olan tehlikeye hızlı tepki verme, yani reflekslerini doğrudan olumsuz etkiler. Diğer seçenekler ise alkolün yarattığı etkilerin tam tersini ifade ettiği için yanlıştır. Unutmayın ki, trafikte bir saniyelik gecikme bile çok ciddi sonuçlara yol açabilir, bu yüzden alkollü araç kullanmak hem yasa dışı hem de son derece tehlikelidir.

Soru 27
Aşağıdakilerden hangisi, duraklanan veya park edilen yerden çıkan araç sürücüsünün uyması gereken kurallardan biri değildir?
A
Işıkla veya kolla çıkış işareti vermesi
B
Aracını ve aracının etrafını kontrol etmesi
C
Yoldan geçen araç sürücülerini ikaz edip yavaşlatması
D
Sakıncalı bir durum olmadığında manevraya başlaması
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, duraklanan veya park edilen bir yerden ayrılarak trafiğe katılacak bir sürücünün yapmaması gereken, yani kurallara aykırı olan davranış sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası "kurallardan biri değildir" ifadesidir. Bu nedenle, şıklardaki dört davranıştan hangisinin yanlış olduğunu ve bir sürücünün yapmaması gerektiğini bulmamız gerekiyor.

Doğru Cevap: c) Yoldan geçen araç sürücülerini ikaz edip yavaşlatması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının temel nedeni, trafik kurallarında geçiş hakkının her zaman akan trafikteki araçlarda olmasıdır. Park yerinden çıkan bir sürücünün, yoldan geçen araçlara yol verme zorunluluğu vardır. Kendi manevrası için yoldaki trafiği durdurma, yavaşlatma veya korna gibi sesli ikazlarla rahatsız etme gibi bir hakkı veya yetkisi yoktur. Aksine, akan trafiğin güvenliğini tehlikeye atmamak için sabırla beklemeli ve tamamen güvenli bir boşluk bulduğunda yola çıkmalıdır.

Bu davranışı sergilemek, hem trafik akışını tehlikeli bir şekilde kesintiye uğratmak hem de kazalara davetiye çıkarmak anlamına gelir. Unutmayın, yola yeni katılan sürücü akan trafiğe uyum sağlamakla yükümlüdür; akan trafikteki araçların, yola çıkan sürücüye uyum sağlama gibi bir zorunluluğu bulunmaz. Bu nedenle bu davranış, yapılması gereken bir kural değil, tam aksine yasak ve tehlikeli bir harekettir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

Diğer seçenekler, sürücünün uyması gereken zorunlu ve doğru davranışları belirtmektedir. Soru bizden kural "olmayanı" istediği için bu şıklar elenir:

  • a) Işıkla veya kolla çıkış işareti vermesi: Bu, yapılması zorunlu bir kuraldır. Sürücü, yola çıkma niyetini diğer sürücülere sinyal vererek önceden bildirmek zorundadır. Bu iletişim, trafikteki öngörülebilirliği artırır ve diğer sürücülerin tedbir almasını sağlayarak kazaları önler.
  • b) Aracını ve aracının etrafını kontrol etmesi: Bu, en temel güvenlik önlemlerinden biridir. Sürücü, manevraya başlamadan önce aynalarını kontrol etmeli, "kör nokta" olarak tabir edilen ve aynalardan görünmeyen alanları kontrol etmek için başını çevirip bakmalı ve aracın etrafında (özellikle arkasında) çocuk, hayvan veya başka bir engel olup olmadığını mutlaka kontrol etmelidir.
  • d) Sakıncalı bir durum olmadığında manevraya başlaması: Bu da uyulması gereken temel bir kuraldır. Sürücü, tüm kontrolleri yaptıktan sonra, hem kendisi hem de yoldaki diğer araçlar, yayalar veya bisikletliler için herhangi bir tehlike oluşturmayacak, güvenli bir anı bekleyerek manevrasına başlamalıdır. Aceleci davranmak büyük riskler taşır.

Özetle, soru bizden kurallara aykırı olan davranışı bulmamızı istiyor. Park yerinden çıkan bir sürücünün temel görevleri; niyetini belli etmek (sinyal), çevresini tam olarak kontrol etmek ve trafik için en güvenli anda yola çıkmaktır. Yoldaki araçları yavaşlatmaya veya durdurmaya çalışmak ise bu görevlerin tam tersi, tehlikeli ve kural dışı bir davranıştır.

Soru 28
Şekildeki trafik işaretini gören sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması doğrudur?
A
Yolun solundan gitmesi
B
Takip mesafesini azaltması
C
Yavaş ve daha dikkatli gitmesi
D
Sağa dönüş lambasını yakması
28 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücünün resimde gördüğü trafik işaret levhasının anlamını bilmesi ve bu anlama göre trafikte hangi doğru davranışı sergilemesi gerektiği ölçülmektedir. Resimdeki levha, üçgen şekli ve kırmızı çerçevesiyle bir Tehlike Uyarı İşareti'dir. İçindeki sembol ise, tekerleklerden taş sıçradığını gösterir ve bu levhanın anlamı "Gevşek Malzemeli Zemin"dir.

Bu işaret, yol yüzeyinde mıcırlı, çakıllı veya stabilize bir bölümün olduğunu ve araçların tekerleklerinden taş sıçrayabileceğini bildirir. Gevşek zeminler, lastiklerin yol tutuşunu azaltır ve fren mesafesini uzatır. Ayrıca, öndeki araçtan veya kendi aracınızdan sıçrayan taşlar hem sizin hem de diğer araçların camlarına ve kaportasına zarar verebilir. Bu nedenle, bu levhayı gören bir sürücünün alması gereken en temel önlem, potansiyel tehlikelere karşı hazırlıklı olmaktır.

Doğru Cevap: c) Yavaş ve daha dikkatli gitmesi

  • Neden Doğru? Gevşek malzemeli bir zeminde hız yapmak, aracın savrulma (kayma) riskini artırır ve fren yapıldığında durma mesafesini önemli ölçüde uzatır. Hızı azaltarak (yavaş giderek) aracın kontrolünü sağlamak kolaylaşır. Aynı zamanda daha dikkatli olmak, hem öndeki araçtan sıçrayabilecek taşlara karşı hazırlıklı olmayı hem de ani manevralardan kaçınmayı gerektirir. Bu, en güvenli ve mantıklı davranıştır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. a) Yolun solundan gitmesi: Türkiye'de trafik akışı yolun sağından sağlanır. Bu levha, yolun şeridini veya gidiş yönünü değiştirmeniz gerektiği anlamına gelmez. Yolun solundan gitmek, karşı yönden gelen araçlarla çarpışma riskini doğuran son derece tehlikeli bir kural ihlalidir.
  2. b) Takip mesafesini azaltması: Bu, yapılması gerekenin tam tersidir. Gevşek zeminli yollarda öndeki araçtan taş sıçrama ihtimali çok yüksektir. Takip mesafesini azaltmak, bu taşların aracınıza isabet etme riskini artırır. Güvenli bir sürüş için takip mesafesi artırılmalıdır.
  3. d) Sağa dönüş lambasını yakması: Sinyal lambaları, şerit değiştirme veya dönüş yapma niyetini diğer sürücülere bildirmek için kullanılır. Bu levha bir kavşak veya dönüşü değil, yolun zemin yapısındaki bir tehlikeyi bildirir. Gereksiz yere sinyal yakmak, diğer sürücüleri yanıltır ve kazalara neden olabilir.
Soru 29
Şekildeki trafik işaretinin anlamı nedir?
A
Ehli hayvanlar giremez.
B
Ehli hayvanlar geçebilir.
C
Vahşi hayvanlar giremez.
D
Vahşi hayvanlar geçebilir
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kırmızı üçgen çerçeve içinde bir geyik figürü bulunan bir trafik levhasının anlamı sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, güvenli bir sürüş için temel gerekliliklerden biridir. Bu işaretin ne anlama geldiğini anlamak için hem şeklini hem de içindeki sembolü doğru analiz etmek gerekir.

Öncelikle, levhanın genel yapısını inceleyelim. Üçgen şeklindeki trafik levhaları, "Tehlike Uyarı İşaretleri" kategorisine aittir. Bu işaretlerin temel amacı, sürücüleri ileride karşılaşabilecekleri potansiyel bir tehlikeye karşı önceden bilgilendirmek ve gerekli tedbirleri (hızını azaltma, dikkatini artırma vb.) almalarını sağlamaktır. Yani bu levha bir yasaklama değil, bir uyarıdır.

Doğru cevabın "d) Vahşi hayvanlar geçebilir" olmasının sebebi şudur: Levhanın içindeki geyik sembolü, vahşi doğada yaşayan hayvanları temsil eder. Üçgen şekli ise bir tehlike ve "ihtimal" bildirdiğinden, bu iki bilgi birleştiğinde "ilerleyen yolda vahşi hayvanların aniden yola çıkma ihtimali olduğu" anlamı ortaya çıkar. Bu işareti gören sürücü, özellikle ormanlık veya kırsal alanlarda, yola fırlayabilecek bir hayvana karşı dikkatli olmalı ve hızını düşürmelidir.

  • a) ve c) seçenekleri neden yanlıştır? Bu seçeneklerde "giremez" ifadesi kullanılmaktadır. "Giremez" anlamı taşıyan işaretler, bir yasağı veya kısıtlamayı belirtir ve genellikle kırmızı çerçeveli daire şeklinde olurlar. Oysa sorudaki işaret bir uyarı levhasıdır, yasaklama levhası değildir. Hayvanların yola girmesini yasaklamaz, sadece bu tehlikeye karşı sürücüyü uyarır.
  • b) seçeneği neden yanlıştır? Bu seçenekte "Ehli hayvanlar" ifadesi geçmektedir. Ehli hayvanlar (inek, koyun, at gibi) için kullanılan tehlike uyarı işaretinde genellikle bir inek figürü bulunur. Sorudaki geyik figürü ise vahşi hayvanları temsil ettiği için bu seçenek de yanlıştır.
Soru 30
Aksine bir işaret yoksa, şekildeki aracın sürücüsü, iki yönlü dört veya daha fazla şeritli yollarda; geçme ve dönme dışında, aşağıdakilerden hangisinde seyretmek  zorundadır?
A
Bankette 
B
Orta şeritte
C
En sağ şeritte 
D
En sol şeritte
30 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'deki trafik kurallarına göre, dört veya daha fazla şeride sahip iki yönlü bir yolda, resimdeki gibi bir otomobil sürücüsünün normal seyrini hangi şeritten yapması gerektiği sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları "geçme ve dönme dışında" ve "iki yönlü dört veya daha fazla şeritli yol" ifadeleridir. Bu, sürücünün sollama veya bir yere sapma gibi özel bir manevra yapmadığı, sadece düz bir şekilde ilerlediği durumdaki zorunlu şeridini bulmamızı istiyor.

Doğru cevap c) En sağ şeritte seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, Türkiye'de trafik sağdan akar. Çok şeritli yollarda temel kural, yol ve trafik durumuna göre hızınıza uygun olan şeridi kullanmaktır. Ancak, herhangi bir geçme veya dönme durumu yoksa, sürücüler trafiği aksatmamak ve düzeni sağlamak için gidiş yönlerine göre en sağdaki şeridi kullanmak zorundadır. Bu kural, sol şeritlerin sadece sollama yapacak daha hızlı araçlar için açık kalmasını sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Bankette: Banket, yolun taşıt yolu kenarında kalan ve genellikle yayaların yürümesi veya araçların zorunlu hallerde (arıza, acil durum vb.) durması için ayrılmış kısımdır. Banketler, normal seyahat için kullanılan bir şerit değildir ve burada araç sürmek kesinlikle yasak ve tehlikelidir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Orta şeritte: Gidiş yönünde ikiden fazla şerit bulunan yollarda (örneğin üç şeritli bir yolda) orta şerit, genellikle sağ şeritteki aracı sollamak için kullanılır. Sürekli olarak orta şeridi işgal etmek, sağ şerit boşken burada ilerlemek bir trafik kuralı ihlalidir. Orta şerit, geçiş amaçlıdır, sürekli seyir için değildir.
  • d) En sol şeritte: Çok şeritli yollarda en sol şerit, sadece "sollama şeridi" olarak kullanılır. Bu şeridin amacı, diğer şeritlerdeki araçları geçmektir. Geçme işlemi bittikten sonra sürücü, güvenli bir şekilde tekrar sağdaki uygun şeride dönmek zorundadır. En sol şeridin sürekli olarak işgal edilmesi yasaktır çünkü bu durum, trafiğin akışını engeller ve arkadan gelen daha hızlı araçlar için tehlike yaratır.

Özetle, trafik kurallarımızdaki temel prensip "sağdan git, soldan geç" şeklindedir. Bu nedenle, özel bir durum (sollama, dönme) olmadıkça, tüm araçlar kendi gidiş yönlerindeki en sağ şeridi takip etmelidir. Bu, hem güvenli hem de düzenli bir trafik akışı için zorunludur.

Soru 31
Şekildeki gibi devamlı çizgi bulunan kara yolu için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A
Öndeki aracın geçilebileceği
B
İki yönlü kara yolu olduğu
C
Diğer şeride geçilemeyeceği
D
Çizginin yolda ayırıcı görev yaptığı
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, üzerinde devamlı (kesiksiz) bir yol çizgisi bulunan bir kara yolunun özellikleri hakkında hangi ifadenin yanlış olduğu sorulmaktadır. Sorunun kökünde "söylenemez" ifadesi geçtiği için, şıklarda verilen bilgilerden bu yol tipi için geçerli olmayan, yani hatalı olanı bulmamız gerekiyor. Bu tür negatif soru köklerine ehliyet sınavında dikkat etmek çok önemlidir. Fotoğrafta gördüğümüz devamlı yol çizgisi, trafik kurallarında çok net ve önemli bir anlama sahiptir. Bu çizgi, şerit değiştirmenin ve öndeki aracı sollamanın (geçmenin) kesinlikle yasak olduğunu belirtir. Genellikle görüş mesafesinin kısıtlı olduğu tepe üstleri, virajlar, kavşaklar veya yaya geçitleri gibi tehlikeli olabilecek yerlere çizilir. Sürücüler, bu çizgi boyunca kendi şeritlerinde kalmak zorundadır.

Doğru Cevap: a) Öndeki aracın geçilebileceği

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, soruda "söylenemez" denmesidir. Devamlı çizginin en temel kuralı, öndeki aracın geçilmesinin, yani sollama yapılmasının yasak olmasıdır. Dolayısıyla, "öndeki aracın geçilebileceği" ifadesi bu yol için tamamen yanlış bir bilgidir. Soru da bizden yanlış olan bilgiyi bulmamızı istediği için doğru cevap budur.

Diğer Seçeneklerin Analizi

  • b) İki yönlü kara yolu olduğu: Bu ifade doğrudur. Yolun ortasındaki tek bir çizgi (ister devamlı ister kesikli olsun), genellikle trafiğin her iki yönde de aktığını gösteren bir bölünmüş yol olmadığını belirtir. Bu çizgi, karşı yönlerden gelen araçların şeritlerini ayırır. Bu nedenle bu ifade, resimdeki yol için söylenebilir.
  • c) Diğer şeride geçilemeyeceği: Bu ifade de doğrudur. Yukarıda belirttiğimiz gibi, devamlı çizginin asıl amacı, sürücülerin şerit değiştirmesini engellemektir. Yani, bu çizgi varken karşı şeride geçmek yasaktır. Bu ifade, yolun kuralını doğru bir şekilde tanımladığı için söylenebilir.
  • d) Çizginin yolda ayırıcı görev yaptığı: Bu ifade de doğrudur. Yola çizilen tüm şerit çizgileri, şeritleri birbirinden ayırma (ayırıcı) görevi görür. Bu devamlı çizgi de karşı yönlerden gelen trafiği birbirinden ayırdığı için bir ayırıcıdır. Bu nedenle bu ifade de söylenebilir.

Özetle, devamlı yol çizgisi "sollama yapma" ve "şerit değiştirme" anlamlarına gelir. Soru bizden bu yol için söylenemeyecek, yani kurala aykırı olan ifadeyi istediğinden, "öndeki aracın geçilebileceği" seçeneği aradığımız cevaptır. Diğer üç seçenek ise bu yolun ve üzerindeki çizginin özelliklerini doğru bir şekilde tanımlamaktadır.

Soru 32
Şekildeki trafik işaretlerine göre 1 numaralı araç sürücü nasıl davranmalıdır?
A
Hızını artırmalı
B
Önündeki aracı geçmeli
C
Öndeki araçla arasındaki takip mesafesini azaltmalı
D
Daralan yol kesiminde karşıdan gelen araca yol vermeli
32 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, 1 numaralı araç sürücüsünün karşısındaki trafik işaretlerine göre nasıl hareket etmesi gerektiği sorgulanmaktadır. Doğru ve güvenli bir sürüş için bu işaretlerin anlamlarını bilmek ve birlikte yorumlamak kritik öneme sahiptir. Şimdi bu işaretleri ve cevap şıklarını adım adım inceleyerek doğru davranışın ne olduğunu anlayalım.

Öncelikle resimdeki iki trafik işaretini anlamamız gerekiyor. Üstte yer alan üçgen şeklindeki levha bir tehlike uyarı işaretidir ve "Sağdan Daralan Kaplama" anlamına gelir. Bu işaret, sürücüye ileride yolun sağ taraftan daralacağını haber verir ve dikkatli olması, hızını azaltması gerektiğini belirtir. Yani sürücü, ileride fiziksel bir değişikliğe karşı uyarılmaktadır.

Altta bulunan yuvarlak levha ise bir trafik tanzim işaretidir ve uyulması zorunlu bir kuralı ifade eder. Bu levhanın adı "Karşıdan Gelene Yol Ver" levhasıdır. Levhadaki kırmızı ok bizim ilerlediğimiz yönü, siyah ok ise karşıdan gelen yönü temsil eder. Kırmızı renk daima bir kısıtlama veya yasaklama belirttiği için, bu levha bizim yönümüzdeki araçların, daralan bu yol kesiminde karşıdan gelen araçlara geçiş önceliği vermesi gerektiğini zorunlu kılar.

Doğru Cevabın Açıklaması

d) Daralan yol kesiminde karşıdan gelen araca yol vermeli

Bu seçenek, alttaki "Karşıdan Gelene Yol Ver" levhasının doğrudan anlamıdır. Üstteki levha yolun daralacağını haber verirken, alttaki levha bu daralan yolda kimin önceliği olduğunu net bir şekilde belirtir. Bu nedenle 1 numaralı araç sürücüsü yavaşlamalı, daralan bölüme girmeden önce karşıdan gelen bir araç varsa onun geçmesini beklemeli ve yol vermelidir. Bu, trafik akışının güvenli bir şekilde sağlanması için zorunlu bir kuraldır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) Hızını artırmalı: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Tehlike uyarı işaretleri, sürücüleri yavaşlamaları ve daha dikkatli olmaları konusunda uyarır. Yolun daraldığı bir kesime hızlanarak girmek, hem kontrolü kaybetme hem de olası bir kazaya neden olma riskini ciddi şekilde artırır.

  • b) Önündeki aracı geçmeli: Bu davranış son derece tehlikelidir. Yolun daraldığı bir bölümde görüş mesafesi azalır ve manevra alanı kısıtlanır. Bu durumda öndeki aracı sollamaya çalışmak, karşı yönden gelen bir araçla kafa kafaya çarpışma riskini en üst düzeye çıkarır ve kesinlikle yapılmamalıdır.

  • c) Öndeki araçla arasındaki takip mesafesini azaltmalı: Bu da güvenli sürüş ilkelerine aykırıdır. Tehlikeli veya dikkat gerektiren yol kesimlerine yaklaşırken, öndeki aracın ani bir manevra yapma veya durma ihtimaline karşı takip mesafesi azaltılmaz, aksine artırılır. Mesafeyi azaltmak, olası bir tehlike anında tepki verme süresini ortadan kaldırır.

Soru 33
“Trafik kazalarında insan, araç, yol ve iklim koşulları etkili olmaktadır.” Buna göre aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi yol koşullarından kaynaklanan bir tehlike olabileceğini bildirir?
A
B
C
D
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarına neden olan dört ana faktörden (insan, araç, yol, iklim) hangisinin "yol koşulları" ile ilgili olduğunu belirten trafik levhasını bulmanız istenmektedir. Soru, yolun fiziksel yapısı veya durumuyla ilgili bir tehlikeyi işaret eden levhayı sormaktadır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

Doğru Cevap: b) Kaygan Yol İşareti

B seçeneğinde gördüğümüz trafik levhası "Kaygan Yol" anlamındadır. Bu işaret, sürücülere yol yüzeyinin yağmur, kar, buz, dökülmüş yağ veya benzeri nedenlerle kaygan hale geldiğini bildirir. Yolun yüzeyinin kaygan olması, doğrudan doğruya "yol koşulları" ile ilgili bir tehlikedir. Bu durumda sürücünün hızını düşürmesi, ani fren ve direksiyon hareketlerinden kaçınması ve takip mesafesini artırması gerekir. Dolayısıyla, soruda belirtilen "yol koşullarından kaynaklanan bir tehlike" tanımına en uygun seçenek budur.

Diğer Seçeneklerin Analizi

  • a) Vahşi Hayvan Geçebilir İşareti: Bu levha, yola aniden vahşi hayvanların (geyik, karaca vb.) çıkabileceği bir bölgeye yaklaşıldığını belirtir. Tehlikenin kaynağı yolun kendisi değil, yola çıkabilecek harici bir canlıdır. Bu durum, yol koşullarından ziyade çevresel bir faktör olarak değerlendirilir.
  • c) Kontrolsüz Demiryolu Geçidi İşareti: Bu levha, sürücüleri ileride bariyeri veya herhangi bir trafik ışığı olmayan bir demiryolu geçidi olduğu konusunda uyarır. Tehlikenin ana kaynağı yolun yapısından çok, o yoldan geçebilecek olan trendir. Bu, yolun bir özelliği olsa da, tehlike doğrudan yolun yüzey durumuyla ilgili değildir.
  • d) Arızalı Araç ve Reflektör: Bu görsel bir trafik işaret levhası değildir. Yolda arıza yapmış bir aracın, diğer sürücüleri uyarmak için arkasına koyduğu üçgen reflektörü temsil etmektedir. Buradaki tehlike, "araç" kaynaklı geçici bir durumdur ve yolun kalıcı bir koşulu ile ilgili değildir.

Özetle

Soru, doğrudan yolun fiziksel durumuyla ilgili bir tehlikeyi soruyor. "Kaygan Yol" işareti, yol yüzeyinin durumu hakkında net bir uyarı yaptığı için "yol koşullarından" kaynaklanan bir tehlikedir. Diğer seçenekler ise çevresel faktörler (vahşi hayvan), yol üzerindeki özel geçitler (demiryolu) veya geçici araç kaynaklı durumlar (arıza) ile ilgilidir. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 34
Hız sınırlarını yüzde otuzdan fazla aşmak suretiyle ihlal edenlerin, sürücü belgelerinin bir yıl süre ile geri alınabilmesi için, aynı suçun bir yıl içinde kaç kez işlenmesi gerekir?
A
5
B
4
C
3
D
2
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin hız sınırını belirli bir oranın üzerinde aşmaları durumunda, ehliyetlerinin bir yıl süreyle geri alınması için bu kural ihlalini belirli bir zaman diliminde kaç defa yapmaları gerektiği sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktaları; hız aşım oranının **yüzde otuzdan fazla** olması, ehliyetin **bir yıl** süreyle geri alınması ve bu durumun **bir yıl içinde** gerçekleşmesidir.

Doğru cevap a) 5 seçeneğidir. Türkiye'deki Karayolları Trafik Kanunu'na göre, hız sınırlarını %30'dan fazla aşmak suretiyle trafik kuralını ihlal eden bir sürücü, bu suçu geriye dönük olarak bir yıl içerisinde toplam beş kez işlerse, sürücü belgesine bir yıl süreyle el konulur. Bu kural, özellikle tekrar eden ve trafik güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atan sürücüleri caydırmayı amaçlamaktadır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. Eğer sürücü bu suçu bir yıl içinde 2, 3 veya 4 kez işlerse, her seferinde para cezası ve ceza puanı yaptırımı ile karşılaşır ancak ehliyeti geri alınmaz. Kanun, ehliyetin bir yıl süreyle geri alınması gibi ağır bir yaptırım için net bir sınır belirlemiştir ve bu sınır beşinci ihlalde dolmaktadır. Dolayısıyla, dördüncü ihlalden sonra bile ehliyet geri alınmaz, ancak beşinci ihlal gerçekleştiği anda bu yaptırım devreye girer.

Bu durumu bir örnekle somutlaştıralım. Bir sürücünün 1 Ocak'ta hız sınırını %30'dan fazla aştığını düşünelim. Bu ilk ihlalidir. Aynı sürücü, takip eden aylarda bu suçu işlemeye devam ederse ve örneğin 15 Aralık'ta beşinci kez aynı suçu işlerse, geriye dönük bir yıl kontrol edildiğinde beş ihlale ulaştığı için sürücü belgesi bir yıl süreyle geri alınır. Ancak 15 Aralık'ta dördüncü ihlalini yapsaydı, sadece o ihlalin cezasını öder ve ehliyetini kullanmaya devam ederdi.

Soru 35
Boşaltıldığı ortamda çevre kirliliği meyda­na getirecek maddelere ne ad verilir?
A
Atık
B
Kireç
C
Yanıcı madde
D
Yakıcı madde
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kullanıldıktan sonra doğaya bırakıldığında veya döküldüğünde çevre için zararlı olan, kirlenmeye sebep olan maddelerin genel isminin ne olduğu sorulmaktadır. Bu tanıma en uygun olan genel kavramı bulmamız gerekiyor.

Doğru cevap a) Atık seçeneğidir. Atık, kullanıldıktan veya tüketildikten sonra geride kalan, artık ihtiyaç duyulmayan ve çevreye bırakıldığında hava, su veya toprak kirliliğine yol açma potansiyeli taşıyan her türlü madde için kullanılan en genel ve kapsayıcı ifadedir. Örneğin, bir arabanın eski motor yağı, bitmiş bir akü, yol kenarına atılan plastik bir şişe veya egzozdan çıkan zararlı gazlar birer atıktır ve hepsi çevre kirliliğine neden olur.

Sorunun tanımına en uygun kavram "atık" kelimesidir. Çünkü bir maddenin atık olarak nitelendirilmesi için temel kriter, artık işe yaramaması ve bulunduğu ortama zarar verme potansiyelidir. Soru kökünde belirtilen "boşaltıldığı ortamda çevre kirliliği meydana getirmesi" ifadesi, atık tanımının tam karşılığıdır.

  • b) Kireç: Bu seçenek yanlıştır. Kireç, belirli bir kimyasal maddenin adıdır. Her ne kadar aşırı miktarda ve kontrolsüzce doğaya bırakılması toprağın kimyasal yapısını bozarak bir tür kirliliğe neden olabilse de, çevre kirliliği yaratan tüm maddeleri kapsayan genel bir terim değildir. Soru, tek bir maddeyi değil, genel bir kategoriyi sormaktadır.
  • c) Yanıcı madde ve d) Yakıcı madde: Bu seçenekler de yanlıştır. Bu terimler, maddelerin kimyasal özelliklerini belirtir. Yanıcı madde, benzin gibi kolayca alev alabilen maddelerdir. Yakıcı madde ise, başka maddelerin yanmasını sağlayan veya şiddetlendiren (oksitleyici) maddelerdir. Bir maddenin yanıcı veya yakıcı olması, onun yangın tehlikesini belirtir, çevre kirliliği potansiyelini değil. Soru, maddelerin yangın riskini değil, çevreye verdikleri kirlilik zararını sormaktadır.

Sonuç olarak, çevreye bırakıldığında kirliliğe neden olan maddelerin tümünü kapsayan en doğru ve genel terim atık'tır. Diğer seçenekler ise ya belirli bir maddeyi (kireç) ya da maddenin belirli bir özelliğini (yanıcı/yakıcı) ifade ettiği için yanlış cevaplardır.

Soru 36
Yakıt içerisinde toz, su veya pislik varsa motor nasıl çalışır?
A
Rölantide
B
Yüksek devirde
C
Zengin karışımla
D
Düzensiz, tekleyerek
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motorun en temel ihtiyacı olan yakıtın kalitesinin, motorun çalışma düzenini nasıl etkilediği sorgulanmaktadır. Motorun sağlıklı ve verimli çalışabilmesi için yakıtın temiz, yani içerisinde yabancı maddeler olmadan silindirlere ulaşması gerekir. Yakıt içerisindeki toz, su veya pislik gibi istenmeyen maddeler, motorun hassas çalışma dengesini doğrudan bozar.

Doğru Cevap: d) Düzensiz, tekleyerek

Yakıt sistemi, depodan aldığı yakıtı yakıt filtresi aracılığıyla süzerek temizler ve enjektörlere veya karbüratöre gönderir. Eğer yakıtın içinde toz ve pislik gibi katı parçacıklar varsa, bunlar öncelikle yakıt filtresini, ardından da yakıt pompası ve enjektörler gibi çok hassas ve dar geçişlere sahip parçaları tıkayabilir. Bu tıkanıklık, silindirlere yeterli ve düzenli miktarda yakıt gönderilmesini engeller ve yakıt akışında kesintilere neden olur.

Su ise yakıttan daha yoğun olduğu için depoda dibe çöker ve yakıtla birlikte motora çekilebilir. Su, yanıcı bir madde olmadığından silindire ulaştığında buji ateşleme yapsa bile yanma gerçekleşmez. Bu durum, motorun o ateşleme çevriminde güç üretememesine, yani "teklemesine" neden olur. Hem tıkanıklık nedeniyle yakıtın kesintili gelmesi hem de su nedeniyle yanmanın gerçekleşmemesi, motorun çalışmasında bariz düzensizliklere yol açar. Araç sahibi bunu motorun sarsıntılı çalışması, gaz yememesi ve güçten düşmesi olarak hisseder. Bu durumun tanımı düzensiz ve tekleyerek çalışmadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Rölantide: Rölanti, motorun en düşük ve yüksüz çalışma devridir. Yakıttaki pislik motorun rölantide de düzensiz çalışmasına neden olur, ancak bu sorun sadece rölantiye özgü değildir; motor her devirde sorun yaşar. Bu seçenek, motorun "nasıl" çalıştığını değil, "hangi devirde" olduğunu belirttiği için durumu tam olarak açıklamaz ve yanlıştır.
  • b) Yüksek devirde: Yüksek devir, motorun hızlı çalıştığı durumdur. Aksine, yakıt sistemi tıkalı veya yakıtı bozuk bir motor, yüksek devirlere çıkmakta zorlanır veya çıksa bile tekleme ve güç kaybı çok daha şiddetli hissedilir. Dolayısıyla motorun sorunsuz bir şekilde yüksek devirde çalışması mümkün değildir.
  • c) Zengin karışımla: Zengin karışım, yanma odasına hava-yakıt karışımında yakıt oranının normalden fazla olması demektir. Oysa yakıttaki pislikler genellikle yakıt akışını kısıtlayarak tam tersi bir duruma, yani fakir karışıma (yakıtın az olması) neden olur. Bu nedenle bu seçenek, teknik olarak olası sonucun tam zıddıdır.

Kısacası, motoru bir insan vücudu gibi düşünebilirsiniz. Nasıl ki kirli su içtiğimizde veya bozuk yemek yediğimizde sağlığımız bozulur ve düzgün hareket edemezsek, motora da kirli yakıt verildiğinde çalışma düzeni bozulur. Bu bozulma, kendini en net şekilde düzensiz çalışma ve tekleme olarak gösterir.

Soru 37
I- Akü kontrolü II- Lastik kontrolü III- Antifriz kontrolü Yukarıda verilenlerden hangileri, aracın kış koşullarına hazırlanmasında alınması gereken önlemlerdendir?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın kış mevsimine güvenli bir şekilde hazırlanması için yapılması gereken temel kontrollerin hangileri olduğu sorulmaktadır. Kış koşulları; düşük sıcaklıklar, kar yağışı, buzlanma ve ıslak zeminler gibi zorlu şartları beraberinde getirir. Bu nedenle, aracın bu şartlara uyum sağlayabilmesi için bazı özel önlemlerin alınması hayati önem taşır.

Doğru cevap d) I, II ve III seçeneğidir. Çünkü verilen üç kontrol de aracın kış aylarında güvenli ve sorunsuz çalışması için kritik öneme sahiptir. Bu kontrollerin her biri, farklı bir risk faktörünü ortadan kaldırmaya yöneliktir ve bir bütün olarak aracın kışa hazır olmasını sağlar. Şimdi bu üç maddenin neden gerekli olduğunu tek tek inceleyelim.

  • I- Akü Kontrolü: Soğuk havalar, akünün kimyasal reaksiyonlarını yavaşlatarak performansını önemli ölçüde düşürür. Zayıf bir akü, normal havalarda aracı çalıştırabilirken, kışın dondurucu soğuklarında motoru çalıştırmak için yeterli gücü üretemeyebilir. Bu durum, yolda kalmanıza neden olabilir. Bu yüzden kışa girmeden önce akünün şarj durumu, sıvı seviyesi ve kutup başları mutlaka kontrol edilmelidir.
  • II- Lastik Kontrolü: Kış aylarında yol tutuşu, kar, buz ve ıslak zeminler nedeniyle ciddi şekilde azalır. Yaz lastikleri 7 derecenin altındaki sıcaklıklarda sertleşir ve yol tutuş özelliklerini kaybeder. Bu nedenle, güvenli bir sürüş ve daha kısa fren mesafesi için diş derinliği yeterli olan kış lastiklerinin takılması zorunludur. Ayrıca lastik hava basınçları da düzenli olarak kontrol edilmelidir.
  • III- Antifriz Kontrolü: Antifriz, motor soğutma suyunun donma noktasını düşürerek en soğuk havalarda bile motorun zarar görmesini engeller. Eğer soğutma sistemindeki su donarsa, genleşerek radyatörü ve hatta motor bloğunu çatlatabilir. Bu, çok masraflı ve ciddi bir arızaya yol açar. Bu sebeple kış gelmeden önce soğutma sistemindeki antifriz seviyesi ve donma derecesi mutlaka ölçülmelidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, kış hazırlığını eksik bıraktıkları için yanlıştır. Güvenli bir sürüş için bu kontrollerin hiçbiri atlanamaz.

  1. a) Yalnız I: Sadece akü kontrolü yapmak, aracın kışa hazır olduğu anlamına gelmez. Akünüz tam dolu olsa bile, kötü lastiklerle buzlu bir yolda duramazsınız veya antifriz eksikliği nedeniyle motorunuz donabilir.
  2. b) I ve II: Akü ve lastik kontrolü çok önemlidir, ancak antifriz kontrolünü atlamak büyük bir risktir. Bu seçenek, motoru donma tehlikesine karşı korumasız bırakır ve bu da aracın en temel parçasının hasar görmesine neden olabilir.
  3. c) II ve III: Lastikleriniz ve antifriziniz mükemmel durumda olsa bile, eğer aracınız soğuk bir sabah zayıf bir akü yüzünden çalışmazsa bu hazırlığın bir anlamı kalmaz. Aracın ilk hareketini sağlayan akü, en az diğerleri kadar kritik bir parçadır.

Sonuç olarak, aracın kış koşullarında hem güvenli bir şekilde hareket edebilmesi hem de mekanik olarak sorun çıkarmaması için akü, lastik ve antifriz kontrollerinin üçü de eksiksiz bir şekilde yapılmalıdır. Bu nedenle en kapsamlı ve doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 38
Aşağıdakilerden hangisinin aşınması direksiyon boşluğunun fazlalaşmasına neden olur?
A
Pistonların
B
Krank milinin
C
Rot başlarının
D
Vites kutusunun
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, direksiyonu çevirdiğimizde tekerleklerin hemen tepki vermemesi, yani direksiyonda oluşan boşluğun hangi parçanın eskimesi veya aşınması sonucu arttığı sorulmaktadır. Direksiyon boşluğu, direksiyon simidini sağa veya sola hafifçe çevirdiğinizde tekerleklerin henüz dönmeye başlamadığı aralıktır. Bu boşluğun artması, sürüş güvenliği için bir risktir ve aracın muayeneden geçememesine neden olabilir.

Doğru cevap c) Rot başlarıdır. Rot başları, direksiyon kutusundan gelen komutu tekerleklere ileten kritik bağlantı parçalarıdır. Bu parçalar, tekerleklerin sağa ve sola dönmesini sağlarken aynı zamanda süspansiyonun hareketiyle yukarı aşağı oynamasına da izin veren mafsallı (eklemli) bir yapıya sahiptir. Zamanla bu mafsallar aşınır ve içinde bir gevşeklik, yani boşluk oluşur. Direksiyonu çevirdiğinizde, hareket önce bu boşluğu alır ve ancak boşluk kapandıktan sonra tekerleklere iletilir. İşte bu durum, direksiyon boşluğunun artmasına ve aracın direksiyon tepkilerinin gecikmesine yol açar.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Pistonlar: Pistonlar, motorun içinde silindirlerde hareket ederek yakıtın yanmasıyla oluşan gücü krank miline ileten parçalardır. Pistonların direksiyon sistemiyle hiçbir ilgisi yoktur. Pistonların aşınması, motorun yağ yakmasına, güç kaybetmesine veya sesli çalışmasına neden olur, direksiyon boşluğuna değil.
  • b) Krank mili: Krank mili, pistonlardan gelen doğrusal hareketi dairesel harekete çeviren ana motor parçasıdır. Yani motorun ürettiği gücü vites kutusuna aktarır. Tıpkı pistonlar gibi, krank milinin de direksiyon mekanizmasıyla doğrudan bir bağlantısı bulunmaz ve aşınması direksiyon boşluğu yaratmaz.
  • d) Vites kutusu: Vites kutusu (şanzıman), motorun ürettiği gücü tekerleklere farklı hızlarda iletmekle görevlidir. Güç aktarma organlarının bir parçasıdır ve görevi vites değiştirmektir. Vites kutusundaki bir arıza, vites geçişlerinde zorlanma, ses veya aracın hareket etmemesi gibi sorunlara yol açar, direksiyon sistemini etkilemez.

Özetle, direksiyon boşluğu doğrudan direksiyon sistemiyle ilgili bir sorundur. Rot başları bu sistemin en önemli ve en çok aşınan parçalarından biri olduğu için, eskimeleri direksiyonda hissedilir bir boşluğa neden olur. Diğer şıklarda belirtilen piston, krank mili ve vites kutusu ise motor ve güç aktarma sistemlerinin parçalarıdır ve direksiyonla bir bağlantıları yoktur.

Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi yakıt tüketiminin artmasında sürücüden kaynaklanan kusurdur?
A
Aşırı hız yapılması
B
Frenlerin ayarsız olması
C
Rölanti ayarının bozuk olması
D
Lastiklerin havasının az olması
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yakıt tüketimini artıran sebepler arasında hangisinin doğrudan sürücünün davranışlarından ve alışkanlıklarından kaynaklandığı sorulmaktadır. Yani, aracın mekanik bir arızası değil, sürücünün aracı kullanma tarzıyla ilgili bir hata bulmamız isteniyor. Sorunun kilit noktası "sürücüden kaynaklanan kusur" ifadesidir.

Doğru cevap a) Aşırı hız yapılması seçeneğidir. Çünkü hız yapmak, tamamen sürücünün kontrolünde olan ve onun tercihlerine bağlı bir eylemdir. Araçlar, belirli bir ekonomik hız aralığında (genellikle 90 km/s civarı) en az yakıtı tüketirler. Bu hızın üzerine çıkıldığında, motor daha yüksek devirde çalışır ve hava direncini yenmek için çok daha fazla güç harcar, bu da yakıt tüketimini önemli ölçüde artırır. Bu durum, doğrudan bir sürücü tercihidir ve bir sürüş kusuru olarak kabul edilir.

Diğer seçeneklerin neden doğru cevap olmadığını inceleyelim. Bu seçeneklerin hepsi yakıt tüketimini artırır, ancak temel farkları, sorunun kaynağının sürücünün anlık bir eylemi olmamasıdır:

  • b) Frenlerin ayarsız olması: Bu durum, fren balatalarının diske veya kampanaya sürekli sürtünmesine neden olarak aracı yavaşlatır ve motorun bu direnci yenmek için daha fazla yakıt yakmasına sebep olur. Ancak bu, bir sürüş hatası değil, aracın teknik bir arızasıdır.
  • c) Rölanti ayarının bozuk olması: Rölanti devrinin normalden yüksek olması, araç dururken bile motorun gereğinden fazla yakıt tüketmesine yol açar. Bu da sürücünün kullanım tarzıyla ilgili değil, motorun ayarlarıyla ilgili mekanik bir sorundur.
  • d) Lastiklerin havasının az olması: Düşük lastik basıncı, lastiğin yola temas eden yüzeyini artırarak yuvarlanma direncini yükseltir. Motor, bu artan direnci aşmak için daha fazla güç üretir ve daha çok yakıt harcar. Bu durum, sürücünün sorumluluğunda olan bir bakım eksikliği olsa da, sorunun kökeni aracın donanımıyla ilgili bir durumdur, anlık bir sürüş kusuru değildir.

Özetle, bu soru sürücünün anlık olarak yaptığı ve yakıt tüketimini doğrudan etkileyen bir eylemi, aracın bakım eksikliği veya mekanik arızalarından ayırt etme becerisini ölçmektedir. Aşırı hız, bu tanıma uyan tek seçenektir çünkü diğerleri aracın teknik durumu ile ilgilidir ve sürücünün o anki sürüş tarzından bağımsızdır.

Soru 40
Kullanma kılavuzuna göre, belirli kilometre sonunda araçta aşağıdakilerden hangisi değiştirilmelidir?
A
Radyatör 
B
Yağ filtresi
C
Dikiz aynaları 
D
Direksiyon simidi
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın düzenli olarak yapılması gereken periyodik bakımlarında, yani belirli bir kilometre veya zaman dolduğunda, hangi parçasının rutin olarak değiştirilmesi gerektiği sorulmaktadır. Araçların kullanım kılavuzlarında, motorun sağlığını korumak ve aracın performansını yüksek tutmak için bu tür bakımların ne zaman yapılacağı açıkça belirtilir. Bu soru, sürücü adayının bu temel bakım bilgisini ölçmeyi amaçlamaktadır.

Doğru Cevap: b) Yağ filtresi

Doğru cevabın yağ filtresi olmasının sebebi, motorun en hayati bakım işlemlerinden birinin yağ ve yağ filtresi değişimi olmasıdır. Motor yağı, zamanla ve kullanımla kirlenir, özelliğini kaybeder. Yağ filtresinin görevi ise motor içinde dolaşan yağı süzerek metal talaşları, kurum ve diğer zararlı partikülleri tutmaktır. Belirli bir kilometre (örneğin 10.000 veya 15.000 km) sonunda bu filtre tamamen tıkanır ve görevini yapamaz hale gelir. Bu nedenle her periyodik yağ değişiminde, motor yağının yanı sıra yağ filtresinin de mutlaka değiştirilmesi gerekir. Bu, motorun ömrünü uzatan standart ve zorunlu bir işlemdir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıklarda verilen parçalar, periyodik olarak belirli kilometrede değiştirilen sarf malzemeleri değildir. Bu parçalar, ancak bir arıza, kaza veya yıpranma durumunda değiştirilirler. Bu durumu daha iyi anlamak için diğer seçenekleri tek tek inceleyelim:

  • a) Radyatör: Radyatör, motorun soğutma sisteminin ana parçasıdır ve motorun hararet yapmasını önler. Çok dayanıklı bir parçadır ve belirli bir kilometrede değiştirilmez. Sadece delinme, tıkanma veya kaza sonucu hasar görmesi durumunda değiştirilmesi gerekir.
  • c) Dikiz aynaları: Dikiz aynaları, sürücünün çevresini ve arkasını görmesini sağlayan güvenlik donanımlarıdır. Bu aynaların belirli bir kilometrede değiştirilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Yalnızca kırıldıklarında veya hasar gördüklerinde yenilenirler.
  • d) Direksiyon simidi: Direksiyon simidi, aracı yönlendirmek için kullanılan temel bir parçadır. Aşırı yıpranma, üzerindeki tuşların bozulması veya airbag arızası gibi özel durumlar dışında değiştirilmez. Periyodik bakımlarda kontrol edilir ancak rutin olarak değiştirilen bir parça değildir.

Özetle, bu soru bir aracın "tüketim malzemeleri" ile "dayanıklı donanım parçaları" arasındaki farkı bilip bilmediğinizi ölçmektedir. Yağ filtresi, hava filtresi, polen filtresi gibi parçalar belirli aralıklarla ömrünü tamamlayan ve değiştirilmesi gereken malzemelerken; radyatör, ayna, direksiyon simidi gibi parçalar arıza yapmadığı sürece değiştirilmez.

Soru 41
Kışın akünün donmaması için aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
Akünün içerisine saf su konur.
B
Akünün içerisine antifriz konur.
C
Akünün tam şarjlı olmasına dikkat edilir.
D
Akünün yarım şarjlı olmasına dikkat edilir.
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kış aylarında araç aküsünün soğuk hava nedeniyle donmasını engellemek için yapılması gereken en doğru işlemin ne olduğu sorulmaktadır. Akünün donması, içerisindeki sıvının genleşerek akü kutusuna ve plakalarına zarar vermesi anlamına gelir. Bu durum akünün tamamen bozulmasına ve kullanılamaz hale gelmesine yol açabilir.

Doğru Cevap: c) Akünün tam şarjlı olmasına dikkat edilir.

Doğru cevabın neden c seçeneği olduğunu anlamak için akünün çalışma prensibini bilmek gerekir. Akünün içerisinde elektrolit adı verilen sülfürik asit ve saf su karışımı bir sıvı bulunur. Akü deşarj olduğunda, yani elektriksel gücü azaldığında, içerisindeki sülfürik asit oranı düşer ve su oranı artar. Saf su 0°C'de donduğu için, şarjı zayıf bir akü soğuk havalarda kolayca donabilir.

Buna karşılık, akü tam şarjlı olduğunda içerisindeki sülfürik asit yoğunluğu en yüksek seviyededir. Asitli suyun donma noktası, saf suya göre çok daha düşüktür. Tam şarjlı bir akünün elektrolit sıvısı -50°C ile -70°C gibi çok düşük sıcaklıklara kadar donmaya karşı direnç gösterir. Bu nedenle, kışın aküyü donmaya karşı korumanın en etkili ve doğru yolu, onun daima tam şarjlı olmasını sağlamaktır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Akünün içerisine saf su konur: Aküye sadece elektrolit seviyesi azaldığında ve plakaların üzerine çıkacak kadar saf su eklenir. Kışın donmayı önlemek amacıyla fazladan saf su eklemek, akü içindeki asit oranını düşüreceği için donma noktasını yükseltir ve akünün daha kolay donmasına neden olur. Bu nedenle bu seçenek tamamen yanlıştır.
  • b) Akünün içerisine antifriz konur: Antifriz, motorun soğutma sisteminde kullanılan ve suyun donmasını engelleyen bir kimyasaldır. Bu sıvının akü ile hiçbir ilgisi yoktur ve kesinlikle akünün içerisine konulmamalıdır. Aküye antifriz koymak, içerisindeki kimyasal yapıyı tamamen bozarak akünün anında arızalanmasına yol açar.
  • d) Akünün yarım şarjlı olmasına dikkat edilir: Akünün yarım şarjlı olması, deşarj olmuş (boş) olmasına göre daha iyidir ancak yine de donma riski taşır. Yarım şarjlı bir akünün içindeki su oranı, tam şarjlı bir aküye göre daha fazladır. Bu yüzden donma sıcaklığı tam şarjlı bir akü kadar düşük değildir ve özellikle sert kış koşullarında donma riski devam eder. En güvenli yöntem tam şarjdır.
Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi motorun hareketinin tekerleklere iletilmesinde görev yapar?
A
Rot
B
Amortisör
C
Diferansiyel
D
Helezon yay
42 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, motor tarafından üretilen gücün tekerleklere ulaşmasını sağlayan temel parçanın hangisi olduğu sorulmaktadır. Yani, aracın ilerlemesini sağlayan hareketin aktarım zincirindeki kilit bir elemanı bulmamız isteniyor. Bu sisteme genel olarak güç aktarma organları denir ve görevi motorun gücünü tekerleklere kontrollü bir şekilde ulaştırmaktır.

Doğru Cevap: c) Diferansiyel

Diferansiyel, güç aktarma organlarının en önemli parçalarından biridir. Motordan gelen dönme hareketini şaft aracılığıyla alır ve bu hareketi tekerleklere iletir. En temel görevi, özellikle virajlarda, aracın iç ve dış tekerleklerinin farklı hızlarda dönmesine izin vermektir. Bu sayede araç savrulmadan ve lastikler aşırı aşınmadan güvenli bir şekilde dönebilir.

Kısacası, diferansiyel hem hareketi tekerleklere aktarır hem de bu aktarımı virajlarda akıllıca yönetir. Bu nedenle motor hareketinin tekerleklere iletilmesinde doğrudan görev yapan parça diferansiyeldir ve doğru cevap budur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Rot: Rot, direksiyon sisteminin bir parçasıdır. Direksiyonu çevirdiğinizde tekerleklerin sağa veya sola dönmesini sağlayan bağlantı çubuğudur. Görevi tekerleklere yön vermektir, motor gücünü iletmek değil. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
  • b) Amortisör: Amortisör, süspansiyon sisteminin bir elemanıdır. Yoldaki kasis ve çukurlarda yayların salınımını kontrol ederek (sönümleyerek) aracın yola tutunmasını ve sürüş konforunu artırır. Güç aktarımı ile hiçbir ilgisi yoktur, görevi sarsıntıyı emmektir.
  • d) Helezon yay: Helezon yay da amortisör gibi süspansiyon sistemine aittir. Aracın ağırlığını taşır ve yoldaki bozuklukların etkisini emerek sarsıntıyı azaltır. Görevi, darbeleri sönümlemektir; motor hareketini iletmek değildir.

Özetle, bu soruda aracın farklı sistemleri arasındaki ayrımı bilmek önemlidir. Rot direksiyon sistemine, amortisör ve helezon yay ise süspansiyon sistemine aittir. Sadece diferansiyel, motor gücünü tekerleklere ileten güç aktarma sisteminin bir parçasıdır.

Soru 43
Hararet yapmış bir motorda radyatör suyu çok sıcak değilse aşağıdakilerden hangisinin arızalı olduğu düşünülür?
A
Fan müşirinin
B
Termostatın
C
Fan sigortasının
D
Klima kompresörünün
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motorun hararet yaptığı yani aşırı ısındığı bir durum ele alınıyor. Ancak bu senaryoda ilginç bir detay var: Motor çok sıcakken, soğutma işlemini yapması gereken radyatördeki su sıcak değil. Bu durum, soğutma sıvısının (radyatör suyunun) motor ile radyatör arasında düzgün bir şekilde dolaşmadığını gösterir. Bu döngüyü kontrol eden parçanın ne olduğunu bulmamız gerekiyor.

Doğru Cevap: b) Termostatın

Termostat, motor soğutma sisteminde motor bloğu ile radyatör arasında yer alan küçük ama çok önemli bir vanadır. Görevi, motorun ideal çalışma sıcaklığına (genellikle 85-95°C) ulaşana kadar soğutma sıvısının radyatöre gitmesini engellemektir. Motor bu sıcaklığa ulaştığında termostat açılır ve sıcak suyun soğuması için radyatöre gitmesine izin verir. Eğer termostat arızalanır ve 'kapalı' pozisyonda takılı kalırsa, motor ısınsa bile sıcak su radyatöre ulaşamaz. Bu durumda, su motor bloğunda hapsolur, sürekli ısınır ve motor hararet yapar; ancak radyatördeki su soğuk kalır çünkü sıcak su ona hiç ulaşmamıştır. Sorudaki senaryo tam olarak bu durumu tarif etmektedir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Fan müşirinin: Fan müşiri (veya fan anahtarı), radyatördeki suyun sıcaklığını ölçer. Su yeterince ısındığında, müşir radyatör fanının çalışması için sinyal gönderir. Eğer radyatördeki su zaten sıcak değilse, fan müşirinin arızalı olup olmamasının bir önemi yoktur çünkü fanın çalışmasını gerektirecek bir durum henüz oluşmamıştır. Bu arıza, radyatör suyu ısındığı halde fan çalışmıyorsa akla gelmelidir.

  • c) Fan sigortasının: Fan sigortası, fanın elektrik devresini korur. Sigorta atarsa fan çalışmaz. Bu durum da, tıpkı fan müşiri arızası gibi, radyatördeki su ısındıktan sonra bir sorun yaratır. Yani, araç dururken veya yavaş giderken radyatördeki sıcak su soğutulamaz ve hararet yükselir. Ancak bu seçenek de radyatördeki suyun neden en başta soğuk kaldığını açıklamaz.

  • d) Klima kompresörünün: Klima kompresörü, aracın iklimlendirme (klima) sisteminin bir parçasıdır. Motorun ana soğutma sistemiyle doğrudan bir işlevi yoktur. Klima kompresörünün arızalanması motorun hararet yapmasına değil, klimanın soğutmamasına neden olur. Bu nedenle bu şık, sorulan problemle tamamen alakasızdır.

Özetle, motorun sıcak fakat radyatörün soğuk olması durumu, sıcak suyun motordan radyatöre geçişini sağlayan kapının, yani termostatın kapalı kaldığının en belirgin işaretidir.

Soru 44
Aracın gösterge panelinde aşağıdaki ikaz ışıklarından hangisinin yanıyor olması, arka cam rezistansının çalışmakta olduğunu bildirir?
A
B
C
D
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın gösterge panelinde yanan hangi ışığın arka cam rezistansının çalıştığını gösterdiği sorulmaktadır. Arka cam rezistansı, özellikle soğuk ve yağışlı havalarda arka camda oluşan buğuyu veya donmayı çözerek görüşü netleştiren önemli bir sistemdir. Bu sistemin çalıştığını gösteren özel bir ikaz ışığı bulunmaktadır.

Doğru Cevap: b)

Bu seçenekteki sembol, arka cam rezistansının (ısıtıcısının) çalıştığını gösteren uluslararası standart işarettir. Dikdörtgen şekil arka camı, üzerindeki dalgalı oklar ise ısının yükseldiğini ve buğuyu çözdüğünü simgeler. Bu ışık yandığında, arka camdaki ince teller ısınmaya başlar ve cam yüzeyindeki buğulanma veya buzlanma ortadan kalkar, böylece sürücünün arka görüşü açılır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • a) seçeneği: Bu ikaz ışığı, aracın ön kaputunun açık olduğunu veya tam kapanmadığını bildirir. Sürüş güvenliği için kaputun kapalı olduğundan emin olunması gerektiğini belirten bir uyarıdır. Arka cam rezistansıyla bir ilgisi yoktur.
  • c) seçeneği: Bu sembol, aracın bagaj kapağının açık olduğunu gösterir. Ön kaput uyarısına benzer şekilde, bagajın güvenli bir şekilde kapatılmadığını sürücüye haber verir. Bu da arka cam ısıtıcısıyla ilgili değildir.
  • d) seçeneği: Bu işaret, araçtaki yakıt seviyesinin kritik düzeyde azaldığını gösteren yakıt ikaz ışığıdır. Sürücüyü en kısa zamanda yakıt alması için uyarır. Konuyla tamamen alakasız bir uyarıdır.

Özetle, ehliyet sınavında ve günlük sürüşte gösterge paneli ışıklarının anlamlarını bilmek hayati önem taşır. Dikdörtgen üzerinde dalgalı oklar gördüğünüzde, bunun arka camdaki buğuyu ve donmayı çözmek için kullanılan rezistans sistemini ifade ettiğini unutmamalısınız. Diğer şıklar ise aracın farklı bölümleriyle ilgili fiziksel durum (kaput/bagaj açık) veya yakıt seviyesi gibi konularda uyarı verir.

Soru 45
Geçilmekte olan araç sürücüsünün yavaşlayıp geçme yapan araca kolaylık sağlaması durumu, trafikte aşağıdaki değerlerden hangisiyle ifade edilir?
A
Bencillik
B
İnatlaşmak
C
Diğergamlık
D
Sorumsuzluk
45 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sollama yapılırken geçilen aracın sürücüsünün sergilediği olumlu bir davranışın hangi temel değerle ifade edildiği sorulmaktadır. Sorunun özü, bir sürücünün başka bir sürücünün işini kolaylaştırmak için kendi hızından feragat etmesinin ne anlama geldiğidir. Bu davranış, trafik adabının ve güvenli sürüşün önemli bir parçasıdır.

Doğru Cevap: c) Diğergamlık

Doğru cevabın diğergamlık olmasının sebebi, kelimenin anlamıyla ilgilidir. Diğergamlık, başkalarının iyiliğini ve çıkarını kendi çıkarından daha fazla veya en az onun kadar düşünme, fedakarlık yapma ve özgecilik anlamına gelir. Sorudaki sürücü, kendisi için bir zorunluluk olmamasına rağmen, sollama yapan aracın manevrasını daha güvenli ve hızlı tamamlayabilmesi için yavaşlamaktadır. Bu hareketiyle kendi seyahat süresinden küçük bir fedakarlık yaparak diğer sürücüye ve genel trafik akışının güvenliğine katkıda bulunmaktadır. Bu, tam olarak diğergamlık davranışının bir örneğidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Bencillik: Bencillik, sadece kendi çıkarını ve rahatını düşünmektir. Eğer geçilen sürücü bencil olsaydı, yavaşlamak yerine hızını korur, hatta sollama yapan aracı engellemek için hızını artırabilirdi. Bu durum, soruda anlatılan davranışın tam tersidir.
  • b) İnatlaşmak: İnatlaşmak, trafikte son derece tehlikeli bir davranıştır ve genellikle "yol vermeme" veya "yarışma" şeklinde ortaya çıkar. Geçilmekte olan bir sürücünün sollama yapan araçla inatlaşması, hızını artırması veya yolunu kapatması anlamına gelir. Sorudaki sürücü ise tam aksine yardımcı olmaktadır, bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Sorumsuzluk: Sorumsuzluk, trafik kurallarını ve güvenliği hiçe sayan davranışları ifade eder. Geçilen aracın yavaşlayarak sollama yapan araca yardımcı olması, tehlikeyi azaltan ve trafik güvenliğini artıran sorumlu bir davranıştır. Sorumsuz bir davranış, aniden hızlanmak veya şerit üzerinde tehlikeli hareketler yapmak olurdu.

Özetle; bir sürücünün, kendisini geçen başka bir araca yol vererek ve yavaşlayarak yardımcı olması, trafikteki diğer sürücüleri düşündüğünü ve onların güvenliğine önem verdiğini gösterir. Bu fedakar ve düşünceli davranış, diğergamlık olarak adlandırılır ve güvenli bir trafik ortamı için tüm sürücülerin sahip olması gereken önemli bir değerdir.

Soru 46

Kendinden çok başkalarını düşünen, başkalarının iyiliği için fedakârlık yapan ve özgeci şeklinde tanımlanır. Yardım etme davranışının bir alt kategorisidir.

Yukarıdaki açıklama hangi davranış özelliğine aittir?

A
Bencillik 
B
Saldırganlık
C
Diğergamlık 
D
Sorumsuzluk
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte ve sosyal hayatta önemli bir kavram olan bir davranış özelliğinin tanımı verilmiş ve bu tanımın hangi kavrama ait olduğu sorulmuştur. Sorunun metninde yer alan "kendinden çok başkalarını düşünen", "fedakârlık yapan" ve "özgeci" gibi anahtar ifadeler, bizi doğru cevaba yönlendiren ipuçlarıdır. Bu özellik, özellikle trafikte güvenli ve saygılı bir ortamın oluşması için kritik öneme sahiptir.

Doğru Cevap: c) Diğergamlık

Doğru cevap diğergamlık'tır çünkü soruda verilen tanım bu kavramı birebir karşılamaktadır. Diğergamlık, herhangi bir karşılık beklemeden, başkalarının iyiliği için çaba gösterme ve fedakârlıkta bulunma durumudur. Sorudaki "özgeci" kelimesi de zaten diğergamlık ile eş anlamlıdır ve bu kavramı pekiştirir. Trafikte aracı arızalanan bir sürücüye yardım etmek veya bir yayanın güvenle karşıya geçmesini beklemek diğergamlık örnekleridir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Bencillik: Bu kavram, diğergamlığın tam zıttıdır. Bencil bir kişi, başkalarını düşünmeden sadece kendi çıkarını ve rahatını ön planda tutar. Trafikte başkasının hakkını gasp etmek veya acil bir durumda yol vermemek bencillik davranışıdır.
  • b) Saldırganlık: Bu davranış, başkalarına kasıtlı olarak zarar verme veya onları incitme eğilimidir. Trafikte korna çalarak taciz etmek, sıkıştırmak veya sözlü hakarette bulunmak saldırganlığa örnektir. Sorudaki yardım etme ve fedakârlık tanımıyla hiçbir ilgisi yoktur.
  • d) Sorumsuzluk: Sorumsuzluk, bir kişinin üzerine düşen görev ve yükümlülükleri yerine getirmemesi anlamına gelir. Örneğin, aracının bakımını yaptırmamak veya trafik kurallarına uymamak birer sorumsuzluktur. Bu durum, başkalarına yardım etmekten ziyade, görevleri ihmal etmektir.

Özetle, soru metni bize karşılıksız iyilik yapma ve başkalarını önceliklendirme davranışını tarif etmektedir. Bu tanıma uyan tek kavram "diğergamlık"tır. Ehliyet sınavında bu tür sorular, sürücü adaylarının sadece kuralları değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı göstermeleri gereken olumlu tutum ve davranışları ne kadar anladığını ölçmeyi amaçlar.

Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi hoşgörülü olma özelliği taşımayan sürücülerin özelliklerindendir?
A
Öfkeli olmak
B
Sabırlı davranmak
C
Başarılı iletişim kurmak
D
Kural ihlalinden kaçınmak
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte hoşgörülü olmayan, yani anlayışsız ve sabırsız bir sürücünün hangi davranışı sergileyeceği sorulmaktadır. Sorunun kökündeki "taşımayan" ifadesi kilit noktadır, çünkü bizden olumlu değil, olumsuz bir sürücü özelliği bulmamız istenmektedir. Bu tür sorularda, seçeneklerdeki davranışların hangisinin olumlu, hangisinin olumsuz olduğunu belirlemek çözümü kolaylaştırır.

Doğru Cevap: a) Öfkeli olmak

Hoşgörü, başkalarının yaptığı hatalara, yavaş hareket etmelerine veya beklenmedik durumlara karşı anlayışlı ve sakin kalabilme yeteneğidir. Öfkeli olmak ise bu durumun tam zıttıdır. Trafikte çabuk sinirlenen, diğer sürücülere karşı agresif tepkiler veren (sürekli korna çalmak, bağırmak, tehlikeli manevralar yapmak gibi) bir kişi, hoşgörüden tamamen uzak bir sürücüdür.

Bu nedenle öfke, hoşgörüsüzlüğün en net göstergesidir ve trafikte hem sürücünün kendisi hem de diğerleri için ciddi tehlikeler yaratır. Soru, hoşgörülü olma özelliği taşımayan bir sürücünün özelliğini sorduğu için "Öfkeli olmak" doğru cevaptır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • b) Sabırlı davranmak: Sabır, hoşgörünün temelini oluşturan en önemli erdemlerden biridir. Trafiğin sıkışık olduğu anlarda, bir acemi sürücünün arkasında veya bir yayanın geçmesini beklerken sakince durabilmek, tam olarak hoşgörülü bir sürücünün sergileyeceği bir davranıştır. Bu olumlu bir özellik olduğu için aradığımız cevap değildir.
  • c) Başarılı iletişim kurmak: Trafikte başarılı iletişim, sadece konuşmak anlamına gelmez. Sinyal vermek, selektör yapmak, el işaretleriyle teşekkür etmek veya yol vermek gibi davranışlar, sürücüler arasında bir anlayış ve uyum ortamı yaratır. Başarılı iletişim kuran bir sürücü, çatışmadan kaçınır ve bu da onun hoşgörülü olduğunu gösterir. Bu da olumlu bir özelliktir.
  • d) Kural ihlalinden kaçınmak: Trafik kurallarına uymak, diğer yol kullanıcılarının haklarına ve can güvenliğine saygı duymak demektir. Kurallara uyan bir sürücü, düzeni bozmadığı ve başkalarını tehlikeye atmadığı için sorumlu ve saygılı bir profil çizer. Bu davranış, hoşgörülü bir sürüş anlayışıyla doğrudan ilişkilidir ve olumlu bir özelliktir.

Özetle, soru bizden olumsuz bir sürücü özelliği bulmamızı istemektedir. Sabırlı olmak, iyi iletişim kurmak ve kurallara uymak; güvenli ve saygılı bir sürüş için gereken olumlu davranışlardır. Öfkeli olmak ise tam tersine, hoşgörüsüzlüğü ve tehlikeyi temsil eden olumsuz bir davranıştır.

Soru 48
Trafik içinde sorumluluk, yardımlaşma, tahammül, saygı, fedakârlık, sabır vb. değerlere sahip olabilme yetisidir. Bu cümlede tanımı yapılan kavram, aşağıdakilerden hangisidir?
A
Mizaç
B
Beden dili
C
Trafik adabı
D
Konuşma üslubu
48 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sergilenmesi gereken bir dizi olumlu ve ahlaki değerin (sorumluluk, yardımlaşma, tahammül, saygı, fedakârlık, sabır) tanımı verilmiştir. Bizden istenen, bu değerler bütününü ifade eden doğru kavramı şıklar arasından bulmaktır. Soru, aslında trafikte sadece kanun ve kurallara uymanın yeterli olmadığını, aynı zamanda diğer insanlara karşı gösterilen olumlu tutum ve davranışların da ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.

Doğru Cevap: c) Trafik adabı

Doğru cevabın neden "Trafik adabı" olduğunu açıklayalım. Trafik adabı, yazılı trafik kurallarının ötesinde, sürücülerin ve trafikteki diğer bireylerin birbirlerine karşı göstermesi gereken nezaket, saygı, hoşgörü ve sorumluluk gibi davranışların tümünü kapsayan bir kavramdır. Soruda sıralanan sorumluluk (davranışlarının sonucunu üstlenmek), yardımlaşma (yolda kalmış birine yardım etmek), tahammül (başkasının hatasına karşı sabırlı olmak), saygı (diğer sürücülerin haklarına öncelik tanımak), fedakârlık (kendi hakkından feragat etmek) ve sabır gibi erdemler, tam olarak trafik adabının temelini oluşturur. Bu nedenle verilen tanım, doğrudan trafik adabı kavramını açıklamaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Mizaç: Mizaç, bir kişinin doğuştan gelen huyunu, karakter yapısını ifade eder. Örneğin, bir insanın genel olarak sakin, sinirli, neşeli veya içe kapanık olması onun mizacıyla ilgilidir. Mizaç kişisel bir özelliktir; oysa trafik adabı, trafikteki tüm bireylerin öğrenmesi ve uygulaması gereken ortak bir davranış kültürüdür. Dolayısıyla mizaç, sorudaki tanımı karşılamaz.
  • b) Beden dili: Beden dili, söz kullanmadan jest, mimik ve duruş gibi vücut hareketleriyle iletişim kurma yöntemidir. Trafikte teşekkür etmek için el sallamak veya yol vermek için işaret yapmak bir beden dili örneğidir. Ancak beden dili, soruda belirtilen sorumluluk, fedakârlık, sabır gibi soyut ve ahlaki değerlerin tamamını kapsayan genel bir kavram değildir; sadece bu adabın gösterilme biçimlerinden biri olabilir.
  • d) Konuşma üslubu: Konuşma üslubu, bir kişinin iletişim kurarken seçtiği kelimeler ve ses tonu gibi ifade tarzını belirtir. Trafikteki etkileşimlerin büyük bir kısmı sözsüz gerçekleşir. Bu seçenek, trafikteki genel davranış bütününü değil, sadece sözel iletişimi tanımladığı için sorudaki sorumluluk, sabır ve yardımlaşma gibi geniş kapsamlı değerleri ifade etmekte yetersiz kalır.

Özetle, soruda tanımı yapılan ve trafikteki tüm paydaşların birbirine karşı göstermesi gereken olumlu davranışlar ve ahlaki değerler bütünü, en doğru şekilde "trafik adabı" kavramıyla ifade edilir. Bu kavram, güvenli ve huzurlu bir trafik ortamı oluşturmanın anahtarıdır.

Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi öfkenin vücutta ortaya çıkardığı fizyolojik tepkilerden biri değildir?
A
Yüzün kızarması
B
Kaşların çatılması
C
Yumrukların sıkılması
D
Kontrollü davranılması
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, öfke duygusunun vücudumuzda istemsiz olarak ortaya çıkardığı fiziksel değişimleri, yani fizyolojik tepkileri anlamamız isteniyor. Soru, verilen seçeneklerden hangisinin böyle bir otomatik vücut tepkisi olmadığını bulmamızı amaçlıyor. Bu tür sorular, trafikte ani ve stresli durumlarla karşılaştığınızda vücudunuzun nasıl tepki vereceğini ve bu tepkileri nasıl yönetmeniz gerektiğini anlamanız için önemlidir.

Doğru cevap d) Kontrollü davranılması seçeneğidir. Çünkü kontrollü davranmak, öfke anında vücudun verdiği otomatik bir tepki değil, tam tersine, kişinin iradesini ve aklını kullanarak gösterdiği bilinçli bir çabadır. Bu, düşünerek ve karar vererek yapılan bir eylemdir ve bir bilişsel (zihinsel) süreçtir, fizyolojik (bedensel) bir tepki değildir. Öfkelendiğinizde sakin kalmaya çalışmak ve mantıklı kararlar vermek, vücudun doğal akışına karşı koyan bir irade göstergesidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna, yani neden birer fizyolojik tepki olduğuna bakalım:

  • a) Yüzün kızarması: Öfke, "savaş ya da kaç" tepkisini tetikleyen hormonların (özellikle adrenalin) salgılanmasına neden olur. Bu hormonlar kan basıncını artırır ve kan damarlarını genişletir. Yüz bölgesindeki kılcal damarlara daha fazla kan gitmesi sonucu yüzde kızarma meydana gelir ve bu tamamen istemsiz bir vücut tepkisidir.
  • b) Kaşların çatılması: Bu, öfke ve gerginlik anında yüz kaslarının otomatik olarak kasılmasıyla ortaya çıkan evrensel bir ifadedir. Kişi genellikle farkında bile olmadan kaşlarını çatar. Bu durum, duyguların dışa vuran fiziksel bir yansımasıdır.
  • c) Yumrukların sıkılması: Öfke anında vücut, kendini potansiyel bir tehdide veya fiziksel bir mücadeleye hazırlar. Bu hazırlık sürecinde kaslar gerilir ve bu gerilimin en belirgin yansımalarından biri de ellerin yumruk şeklinde sıkılmasıdır. Bu da genellikle düşünülmeden yapılan otomatik bir harekettir.

Özetle, yüzün kızarması, kaşların çatılması ve yumrukların sıkılması vücudun öfkeye verdiği doğal, otomatik ve bedensel tepkilerdir. Ancak kontrollü davranmak, bu otomatik tepkileri bastırıp yönetmeyi ifade eden bilinçli ve zihinsel bir eylemdir. Bu nedenle öfkenin bir fizyolojik tepkisi olarak kabul edilemez.

Soru 50
Sürücü, trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında olmalıdır. Bu farkındalığı kazanmak için yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir?
A
Trafikteki her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerinin sorgulanıp öğrenilmesi
B
Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi
C
Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi
D
Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün trafik kurallarını sadece bir ceza korkusuyla değil, aynı zamanda bu kuralların kendisinin, sevdiklerinin ve trafikteki diğer insanların can güvenliğini korumak için konulduğunu anlaması, yani bu bilince ve farkındalığa ulaşması için ne yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Asıl amaç, kurallara uymayı bir zorunluluktan çıkarıp, bilinçli bir güvenlik önlemine dönüştürmektir.

Doğru cevabın neden "a) Trafikteki her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerinin sorgulanıp öğrenilmesi" olduğunu ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

a) Doğru Cevabın Açıklaması

Bu seçenek, bir sürücünün kuralları ezberlemek yerine onları anlaması gerektiğini vurgular. Örneğin, "kırmızı ışıkta neden durmalıyım?" sorusunun cevabı sadece "çünkü kural böyle" değildir. Asıl cevap, "kırmızı ışıkta durmazsam, diğer yönden yeşil ışıkta geçen bir araçla çarpışabilir, hem kendi canımı hem de başkalarının canını tehlikeye atabilirim" olmalıdır. Hız limitlerinin neden var olduğunu, takip mesafesinin neden önemli olduğunu anlayan bir sürücü, bu kuralları ihlal etmenin sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini daha iyi kavrar. Bu bilgi, sürücüde gerçek bir güvenlik farkındalığı oluşturur ve onu daha sorumlu bir sürücü yapar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi: Bu düşünce, soruda istenen farkındalığın tam tersidir. Bir kural ihlalini sadece para cezası olarak görmek, olayın can güvenliği boyutunu tamamen göz ardı etmektir. Bu sığ bakış açısı, sürücüyü "yakalanmazsam sorun yok" mantığına iter ve hayati tehlikeleri küçümsemesine neden olur. Oysa trafik kurallarının asıl amacı can kayıplarını ve yaralanmaları önlemektir, para cezası sadece caydırıcı bir unsurdur.

  • c) Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi: Trafikte güvenlik ve saygı, kişisel bir sorumluluktur. Her sürücü, başkalarının ne yaptığına bakmaksızın öncelikle kendisi kurallara uymalı ve saygılı olmalıdır. Saygıyı sürekli başkalarından beklemek, sorumluluğu kendi üzerinden atmaktır ve bu durum trafikte gerginliğe ve tehlikeli durumlara yol açabilir. Güvenli bir trafik ortamı, her bireyin kendi üzerine düşeni yapmasıyla oluşur.

  • d) Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması: Bu, güvenli sürüşün en büyük düşmanlarından biridir. Öfke kontrolünü kaybeden, diğer sürücülerle yarışan veya onları cezalandırmaya çalışan bir sürücü, mantıklı kararlar alamaz. Bu ruh hali, ani ve tehlikeli manevralara, aşırı hıza ve kural ihlallerine yol açar. Soruda aranan "can güvenliği farkındalığı" ile bu agresif sürüş tarzı tamamen zıttır.

Özetle; sorunun istediği farkındalığa ulaşmanın yolu, kuralların ardındaki "neden" sorusunu sormak ve bu kuralların hayat kurtaran mantığını anlamaktır. Diğer seçenekler ise ya tehlikeyi küçümseyen, ya sorumluluktan kaçan ya da doğrudan tehlike yaratan yanlış tutumları ifade etmektedir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI