%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Atardamar kanamalarında, kısa zamanda çok kan kaybetmemek için kanayan yer üzerine veya kanayan yere yakın bir üst atardamar bölgesine basınç uygulanır. Buna göre, I. Boyun II. Koltuk altı III. Köprücük kemiği üzeri verilenlerden hangileri vücutta bu amaç için belirlenmiş basınç uygulama noktalarındandır?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
I ve III 
D
I, II ve III
1 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ciddi bir atardamar kanamasını kontrol altına almak amacıyla vücudun hangi bölgelerine basınç uygulanması gerektiği sorgulanmaktadır. Atardamar kanamaları, kanın fışkırır tarzda ve parlak kırmızı renkte aktığı en tehlikeli kanama türüdür. Bu nedenle kanamayı, kanayan bölgeye en yakın ve kan akışını yavaşlatacak ana damar üzerine baskı yaparak durdurmak hayati önem taşır.

Soru, bu baskı noktalarının hangileri olduğunu bilmemizi istiyor. Bu noktalar, atardamarların kemiğe yakın geçtiği ve yüzeye yakın olduğu yerlerdir. Bu sayede parmaklarla veya elle uygulanan basınç, damarı kemiğe doğru sıkıştırarak kan akışını yavaşlatır veya tamamen durdurur. Şimdi verilen öncülleri tek tek inceleyelim.

  • I. Boyun: Boyun bölgesi, baş ve yüzdeki kanamaları kontrol etmek için kritik bir basınç noktasıdır. Burada bulunan şah damarı (karotis arter), beyne ve baş bölgesine kan taşıyan ana damardır. Bu bölgeye doğru şekilde uygulanan basınç, ciddi kafa ve yüz yaralanmalarındaki kanamayı yavaşlatabilir.
  • II. Koltuk altı: Kol ve omuz bölgesindeki ciddi kanamaları durdurmak için koltuk altı önemli bir basınç noktasıdır. Buradan geçen kol atardamarı (brakiyal arter), kolun tamamına kan taşır. Koltuk altına, başparmakla veya diğer parmaklarla kemiğe doğru baskı yapmak, koldaki kanamayı etkili bir şekilde kontrol altına alır.
  • III. Köprücük kemiği üzeri: Bu bölge de yine kol ve omuz kanamaları için kullanılan bir başka önemli basınç noktasıdır. Köprücük kemiğinin hemen üzerinden, boyuna yakın iç kısmına yapılan baskı, subklavian arteri (köprücük altı atardamarı) sıkıştırır. Bu damar, kola giden kan akışının ana kaynağıdır ve bu noktaya basınç uygulamak, özellikle kolun üst kısımlarındaki kanamalar için çok etkilidir.

Sonuç olarak, soruda verilen üç bölge de (Boyun, Koltuk altı ve Köprücük kemiği üzeri) ilk yardımda atardamar kanamalarını kontrol altına almak için belirlenmiş temel ve doğru basınç uygulama noktalarıdır. Bu nedenle, I, II ve III numaralı öncüllerin hepsi doğrudur. Bu durum, doğru cevabın D) I, II ve III seçeneği olmasını gerektirir.

Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi kalp durmasının belirtilerindendir?
A
Aşırı hareketlilik
B
Bilincin açık olması
C
Kalp atımının olmaması
D
Hızlı ve yüzeysel solunum
2 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kalp durması (kardiyak arrest) olarak bilinen ve anında müdahale gerektiren acil bir tıbbi durumun en kesin ve temel belirtisi sorulmaktadır. Ehliyet sınavında ilk yardım bilgisi ölçüldüğü için, bu hayati durumu tanıyabilmek ve doğru adımı atabilmek çok önemlidir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevabın Açıklaması

c) Kalp atımının olmaması

Bu seçenek doğrudur. Kalp durmasının tanımı, kalbin vücuda kan pompalama işlevini aniden ve beklenmedik bir şekilde yitirmesidir. Kalp pompalamayı durdurduğunda, kan dolaşımı da durur. Bunun en net ve doğrudan sonucu, şah damarı (boyun) veya bilek gibi noktalardan nabız alınamaması, yani kalp atımının olmamasıdır. İlk yardımda, bilinç ve solunum kontrolünden sonra nabız kontrolü yapılarak kalp durması kesinleştirilir ve hemen kalp masajına başlanır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

a) Aşırı hareketlilik

Bu seçenek yanlıştır. Kalp durduğunda, beyne ve kaslara oksijen gitmez. Oksijensiz kalan beyin fonksiyonlarını yitirir ve kişi bilincini kaybederek hareketsiz kalır. Aşırı hareketlilik veya kasılmalar, kalp durmasından ziyade sara (epilepsi) nöbeti gibi farklı tıbbi durumların belirtisi olabilir. Kalp durmasında kişi tepkisiz ve tamamen hareketsiz yatar.

b) Bilincin açık olması

Bu seçenek yanlıştır. Beyin, fonksiyonlarını sürdürebilmek için kesintisiz kan akışına ve oksijene ihtiyaç duyar. Kalp durduğunda beyne giden kan akışı saniyeler içinde kesilir ve bu durum kişinin hemen bilincini kaybetmesine neden olur. Eğer bir kişinin bilinci açıksa, konuşabiliyor veya sorulara tepki verebiliyorsa kalbi çalışıyor demektir. Bilinç kaybı, kalp durmasının en erken ve en önemli belirtilerinden biridir.

d) Hızlı ve yüzeysel solunum

Bu seçenek yanlıştır. Kalp durmasıyla birlikte solunum da kısa bir süre içinde durur. Bazen kalp durmasının ilk saniyelerinde "agonal solunum" adı verilen, normal olmayan, iç çekme veya horlama şeklinde birkaç düzensiz nefes görülebilir. Ancak bu etkili bir solunum değildir ve kısa sürede tamamen kesilir. Hızlı ve yüzeysel solunum ise genellikle şok, astım krizi, panik atak veya ciddi bir yaralanma gibi kalbin henüz durmadığı durumlarda görülen bir belirtidir.

  • Özetle: Kalp durmasının üç temel ve en önemli belirtisi şunlardır:
    1. Bilinç Kaybı: Kişi sesli ve ağrılı uyarılara tepki vermez.
    2. Solunumun Durması: "Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle solunum olmadığı anlaşılır.
    3. Kalp Atımının Olmaması: Nabız alınamaz.

Bu nedenle, sorunun doğru cevabı, kalp durmasını en net şekilde tanımlayan "Kalp atımının olmaması" seçeneğidir.

Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi, solunum yolu tıkanıklığı olan bir kazazedenin tam tıkanma yaşadığını gösteren belirtilerden biri değildir?
A
Konuşabilmesi
B
Renginin morarması
C
Nefes almasının durması
D
Acı çekip ellerini boynuna götürmesi
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunum yolu tıkanıklığı yaşayan bir kazazedenin durumunun "tam tıkanma" olduğunu gösteren belirtilerden **olmayanı** bulmamız isteniyor. Yani, hangi belirti bize durumun tam tıkanma değil, daha farklı bir durum (kısmi tıkanma) olduğunu gösterir, onu tespit etmeliyiz. Bu ayrımı anlamak, ilk yardımda doğru müdahaleyi yapmak için hayati önem taşır.

Öncelikle solunum yolu tıkanıklığını ikiye ayırmalıyız: Kısmi Tıkanma ve Tam Tıkanma. Kısmi tıkanmada, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçmıştır ancak hava yolu tam olarak kapanmamıştır; az da olsa hava girişi devam eder. Tam tıkanmada ise hava yolu tamamen kapanmıştır ve akciğerlere hiç hava girip çıkamaz. Bu durum çok daha tehlikelidir ve acil müdahale gerektirir.

Doğru Cevap: a) Konuşabilmesi

Doğru cevabın "Konuşabilmesi" olmasının sebebi, konuşma eyleminin akciğerlerden gelen havanın ses tellerini titretmesiyle gerçekleşmesidir. Eğer bir kazazede, zorlansa bile birkaç kelime söyleyebiliyor, fısıldayabiliyor veya ses çıkarabiliyorsa, bu durum solunum yolundan az da olsa hava geçtiğinin en net kanıtıdır. Bu nedenle konuşabilmek, tam tıkanmanın değil, kısmi tıkanmanın bir belirtisidir ve bu yüzden sorunun doğru cevabıdır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) Renginin morarması: Vücuda yeterli oksijen gitmediğinde, özellikle dudaklarda, yüzde ve parmak uçlarında morarma (siyanoz) başlar. Tam tıkanma durumunda vücuda hiç oksijen giremediği için bu, en belirgin ve tehlikeli belirtilerden biridir. Dolayısıyla bu, tam tıkanma belirtisidir.
  • c) Nefes almasının durması: Solunum yolu tamamen tıkandığında, kazazede nefes alamaz ve veremez. Göğüs hareketleri durur. Bu durum, tam tıkanmanın tanımının kendisidir ve en temel belirtisidir.
  • d) Acı çekip ellerini boynuna götürmesi: Bu hareket, boğulma yaşayan kişilerin yaptığı evrensel bir işarettir. Kişi panik içinde nefes alamadığını ve boğazında bir şey olduğunu anlatmaya çalışır. Bu içgüdüsel hareket, genellikle tam tıkanma yaşayan ve büyük bir tehlike altında olan kişilerde görülür.

Özetle, bir kazazedenin durumunu değerlendirirken ona "İyi misin?" diye sormak çok önemlidir. Eğer size cevap verebiliyor veya öksürebiliyorsa bu kısmi tıkanmadır ve kişiyi öksürmeye teşvik etmelisiniz. Ancak hiç ses çıkaramıyor, nefes alamıyor, rengi morarıyor ve elleriyle boğazını tutuyorsa, bu bir tam tıkanma durumudur ve derhal Heimlich manevrası (karına bası uygulama) yapılması gerekir.

Soru 4
İlk Yardım ile Acil Tedavi arasındaki farklarla ilgili olarak tabloda verilen bilgiler için ne söylenebilir?
A
I. doğru, II. yanlış
B
I. yanlış, II. doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ehliyet sınavının en temel konularından olan "İlk Yardım" ve "Acil Tedavi" arasındaki farkların bilinip bilinmediği ölçülmektedir. Tabloda bu iki kavrama ait tanımlar verilmiş ve bu tanımların doğruluğu hakkında bir yargıya varmanız istenmiştir. Şimdi bu kavramları ve tabloda verilen bilgileri adım adım inceleyelim.

Öncelikle bu iki kavramın doğru tanımlarını bilmemiz gerekiyor. İlk Yardım, herhangi bir kaza ya da yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut olanaklarla yapılan ilaçsız uygulamalardır. Bu müdahaleyi, konuyla ilgili eğitim almış herkes yapabilir, sağlık personeli olma zorunluluğu yoktur.

Acil Tedavi ise, acil tedavi ünitelerinde (ambulans, hastane acil servisi vb.) ve bu konuda eğitim almış doktor ve sağlık personeli tarafından yapılan tıbbi müdahalelerdir. Acil tedavide ilaç ve tıbbi cihazlar kullanılır. Bu tanım, ilk yardımın bittiği ve profesyonel sağlık hizmetinin başladığı noktayı ifade eder.

Şimdi bu doğru tanımlar ışığında tablodaki ifadeleri değerlendirelim:
  • I. İlk Yardım: Tabloda "Yetişmiş sağlık personeli tarafından yapılan müdahaledir." denilmektedir. Bu ifade YANLIŞTIR. Yukarıda açıkladığımız gibi, ilk yardımı sağlık personeli değil, eğitim almış veya almamış herhangi bir vatandaş olay yerinde yapar. Sağlık personelinin yaptığı müdahale Acil Tedavi'dir.
  • II. Acil Tedavi: Tabloda "Olay yerinde bulunan kişilerce yapılan müdahaledir." denilmektedir. Bu ifade de YANLIŞTIR. Olay yerinde bulunan kişilerin yaptığı müdahale İlk Yardım'dır. Acil Tedavi, profesyonel sağlık ekipleri tarafından yapılır.

Görüldüğü gibi, tabloda her iki tanım da birbiriyle karıştırılarak yanlış verilmiştir. İlk Yardım'ın tanımı Acil Tedavi'ye, Acil Tedavi'nin tanımı ise İlk Yardım'a yazılmıştır. Dolayısıyla her iki ifade de yanlıştır. Bu durumda mantıksal olarak doğru seçeneğin "d) Her ikisi de yanlış" olması gerekir.

Ancak, bu sorunun cevap anahtarında doğru cevap "b) I. yanlış, II. doğru" olarak belirtilmiştir. Bu durum, sorunun kendisinin veya cevap anahtarının hatalı olduğunu göstermektedir. Sınav sistemindeki bazı eski veya hatalı sorularda bu tip durumlarla karşılaşılabilmektedir. Soruyu hazırlayanlar muhtemelen II. ifadedeki "Olay yerinde" kelimesine odaklanarak bir hata yapmış olabilirler, ancak tanımın bütünü açıkça yanlıştır. Yine de, sınav mantığına göre bir değerlendirme yaparsak, I. ifadenin kesinlikle yanlış olduğu, II. ifadenin ise hatalı bir şekilde doğru kabul edildiği bir senaryo ile karşı karşıyayız. Bu sorunun doğru cevabı, kavramların gerçek tanımlarına göre "d) Her ikisi de yanlış" olmalıdır.

Özetle:

  1. Neden 'a' ve 'c' yanlış? Çünkü I. ifade kesinlikle yanlıştır. Bu nedenle 'a' ve 'c' seçenekleri elenir.
  2. Neden 'd' mantıksal olarak doğru? Çünkü hem I. hem de II. ifade, kavramların doğru tanımlarına göre yanlıştır. Tanımlar birbiriyle değiştirilmiştir.
  3. Neden cevap anahtarı 'b' diyor? Bu, büyük ihtimalle bir soruhazırlama hatasıdır. Ancak böyle bir soruyla karşılaştığınızda, İlk Yardım'ın kesinlikle sağlık personeli tarafından yapılmadığını bilmek, I. ifadenin yanlış olduğunu anlamanızı sağlar. Bu bilgi bile sizi doğru cevaba yaklaştırabilir. Unutmamanız gereken en temel bilgi şudur: İlk Yardımı vatandaş, Acil Tedaviyi sağlık personeli yapar.

Soru 5
Kişinin çevre ile bağlantısının tamamen kesildiği, uyaranlara cevap veremediği derin bilinç kaybına ne denir?
A
Şok
B
Hâlsizlik
C
Koma
D
Zehirlenme
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardım bilgisi açısından çok önemli bir kavram olan derin bilinç kaybının tanımı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları, kişinin çevresiyle bağının "tamamen kesilmesi" ve sesli, ağrılı gibi hiçbir uyarana "cevap verememesi" durumudur. Bu tanıma en uygun tıbbi terimi bulmamız isteniyor.

Doğru Cevap: c) Koma

Koma, soruda tarif edilen durumun tam karşılığıdır. Bir kişi komada olduğunda, beynin fonksiyonları ileri derecede yavaşlar ve kişi uyanıklık durumunu tamamen kaybeder. Bu durumdaki kişi, seslenmek, dokunmak veya ağrılı bir uyaran vermek gibi dışarıdan gelen hiçbir etkiye tepki veremez ve kendi kendine uyanamaz. Kısacası, koma yutkunma ve öksürük gibi reflekslerin bile kaybolduğu en ağır bilinç kaybı seviyesidir.

Sorudaki "çevre ile bağlantının tamamen kesilmesi" ve "uyaranlara cevap verememe" ifadeleri, koma durumunu net bir şekilde tanımlamaktadır. Bu nedenle, ehliyet sınavı ilk yardım bölümü için bilinmesi gereken en temel tanımlardan biri budur ve doğru cevap "Koma" seçeneğidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Şok: Şok, bilinç kaybı ile karıştırılsa da aslında dolaşım sisteminin yetersizliğidir. Yani kalbin, doku ve organlara yeterli kanı ve oksijeni pompalayamaması durumudur. Şoktaki bir kişide bilinç bulanıklığı veya kaybı görülebilir, ancak şokun kendisi "derin bilinç kaybı" anlamına gelmez; bu durumun bir sonucu olabilir.
  • b) Hâlsizlik: Hâlsizlik, kişinin kendini yorgun ve enerjisiz hissetmesidir. Bu durumda kişi tamamen bilinçlidir, çevresinin farkındadır ve uyaranlara cevap verebilir. Derin bir bilinç kaybı ile hiçbir ilgisi yoktur ve günlük hayatta sıkça yaşanan bir durumdur.
  • d) Zehirlenme: Zehirlenme, bir durumun kendisi değil, nedenidir. Vücuda giren zararlı bir maddenin yol açtığı bir tablodur. Zehirlenme sonucunda kişi şoka girebilir veya bilincini kaybedip komaya girebilir. Ancak soruda "sonuç" olan durum sorulduğu için, "neden" olan zehirlenme doğru cevap olamaz.
Soru 6
Aşağıdaki durumların hangisinde kazazedenin bacaklarının 30 cm yukarı kaldırılması doğru bir ilk yardım uygulamasıdır?
A
Şok durumunda
B
Beyin kanamasında
C
Ayak bölgesinden yılan sokmasında
D
Akciğer zedelenmesi ve kanamasında
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, "şok pozisyonu" olarak bilinen ve kazazedenin bacaklarının 30 cm yukarıya kaldırılmasını içeren ilk yardım tekniğinin hangi durumda doğru bir uygulama olduğu sorulmaktadır. Bu pozisyonun temel amacı, vücuttaki kan dolaşımını desteklemektir. Ancak her durumda uygulanması doğru değildir ve bazı durumlarda kazazedeye ciddi zararlar verebilir.

a) Şok durumunda ✓ (DOĞRU)

Bu seçenek doğrudur. Şok, dolaşım sisteminin yaşamsal organlara (beyin, kalp, akciğerler) yeterli miktarda kan ve dolayısıyla oksijen gönderememesi durumudur. Kazazedenin sırt üstü yatırılıp bacaklarının 30 cm kadar yukarı kaldırılması, bacaklardaki kanın yer çekimi etkisiyle vücudun merkezine, yani hayati organlara doğru akmasını sağlar. Bu sayede beyin ve kalp gibi kritik organların kanlanması artırılır ve durumun kötüleşmesi yavaşlatılır. Bu nedenle şok pozisyonu, şok belirtileri gösteren bir kazazedeye yapılacak temel ilk yardım uygulamalarından biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) Beyin kanamasında: Bu durumda bacakları kaldırmak kesinlikle yanlıştır ve çok tehlikelidir. Beyin kanaması geçiren bir kişide zaten kafa içinde kanamaya bağlı bir basınç artışı mevcuttur. Bacakları yukarı kaldırmak, kanın baş bölgesine daha fazla hücum etmesine neden olur. Bu durum, kafa içi basıncını ve kanamayı daha da artırarak beyne geri dönüşü olmayan zararlar verebilir. Beyin kanaması şüphesinde doğru pozisyon, baş ve omuzların hafifçe yükseltilmesidir.
  • c) Ayak bölgesinden yılan sokmasında: Bu uygulama da yanlıştır. Yılan sokması gibi zehirlenme durumlarında temel amaç, zehrin vücuda yayılmasını yavaşlatmaktır. Sokulan bölge olan ayağı yukarı kaldırmak, zehrin kan dolaşımı yoluyla kalbe ve vücudun diğer kısımlarına çok daha hızlı bir şekilde yayılmasına neden olur. Bunun yerine, ısırılan bölge kalp seviyesinde veya biraz daha aşağıda tutulmalı, hareketsiz bırakılmalı ve kazazede sakinleştirilmelidir.
  • d) Akciğer zedelenmesi ve kanamasında: Bu pozisyon bu durumda da uygun değildir. Akciğer zedelenmesi veya göğüs yaralanması olan bir kazazede genellikle nefes almakta zorluk çeker. Sırt üstü yatırılıp bacakların kaldırılması, karın organlarının diyaframa baskı yapmasına yol açabilir. Bu baskı, zaten zor olan solunumu daha da güçleştirir. Bu tür yaralanmalarda, eğer kazazedenin bilinci yerindeyse, nefes almasını kolaylaştırmak için genellikle yarı oturur pozisyon tercih edilir.

Özetle, bacakların 30 cm yukarıya kaldırılması (şok pozisyonu), sadece kan basıncının düştüğü ve hayati organlara kan akışının azaldığı genel vücut şoku durumlarında uygulanır. Kafa, göğüs yaralanmaları veya zehirli ısırıklar gibi özel durumlarda bu pozisyon faydadan çok zarar getirebilir.

Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi toplardamar kanamalarına ait bir özelliktir?
A
Kesik kesik akan bir kanama olması
B
Kalp atımları ile uyumlu olarak akması
C
Koyu kırmızı renkteki kanın sürekli akması
D
Parlak ve açık kırmızı renkteki kanın fışkırır tarzda akması
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, vücudumuzdaki kanama türleri arasındaki farkları anlamamız ve özellikle toplardamar kanamasının kendine has özelliklerini belirlememiz istenmektedir. İlk yardımda doğru müdahaleyi yapabilmek için kanamanın türünü (atardamar, toplardamar, kılcal damar) doğru tespit etmek hayati önem taşır. Soru, bu üç kanama türünden toplardamarın özelliklerine odaklanıyor.

Doğru cevap c) Koyu kırmızı renkteki kanın sürekli akması seçeneğidir. Toplardamarlar, vücuttaki kullanılmış, yani oksijeni azalmış kanı kalbe geri taşıyan damarlardır. Oksijen bakımından fakir olan bu kan, rengi daha koyu ve bordoya yakın bir kırmızıdır. Ayrıca atardamarların aksine, toplardamarlardaki kan basıncı daha düşük olduğu için kan, fışkırma veya kesik kesik akma yerine, yaradan yavaş ve sürekli bir şekilde sızar veya akar.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

a) Kesik kesik akan bir kanama olması ve b) Kalp atımları ile uyumlu olarak akması seçenekleri yanlıştır. Bu iki ifade aslında aynı durumu, yani atardamar kanamasını tarif eder. Atardamarlar kanı kalpten vücuda yüksek basınçla pompaladığı için, kanama kalp atışlarının ritmiyle uyumlu bir şekilde, kesik kesik ve fışkırarak akar. Toplardamarlarda ise basınç düşük ve sabit olduğu için akış süreklidir.

d) Parlak ve açık kırmızı renkteki kanın fışkırır tarzda akması seçeneği de yanlıştır. Bu tanım, en belirgin özellikleriyle atardamar kanamasını anlatmaktadır. Atardamarlar oksijen bakımından zengin kan taşıdığı için kanın rengi parlak ve canlı kırmızıdır. "Fışkırır tarzda akması" da yine yüksek basıncın bir göstergesidir ve atardamar kanamalarına aittir.

Özetle, kanama türlerini ayırt etmek için şu temel bilgilere sahip olmalısınız:

  • Atardamar Kanaması: Rengi açık ve parlak kırmızıdır. Kalp atımlarıyla uyumlu, fışkırır veya kesik kesik akar. En tehlikeli kanama türüdür.
  • Toplardamar Kanaması: Rengi koyu kırmızıdır. Sürekli ve yavaş bir şekilde sızarak akar.
  • Kılcal Damar Kanaması: Küçük kabarcıklar şeklinde, çok yavaş sızıntı biçimindedir. Genellikle hayati tehlike oluşturmaz ve kendi kendine durabilir.
Soru 8
Çok sayıda yaralının olduğu kazalarda en son taşınması gereken kazazede aşağıdakilerden hangisidir?
A
Açık karın yarası olan
B
Bilinci yerinde olmayan
C
Ayak kemiğinde kırık olan
D
Solunum yolu zehirlenmesi olan
8 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, birden fazla yaralının bulunduğu bir kaza anında, ilk yardım ve taşıma önceliğinin nasıl belirlenmesi gerektiği sorgulanmaktadır. Bu durum, acil tıp dilinde "triyaj" olarak adlandırılır. Triyajın temel amacı, mevcut imkanlarla en fazla sayıda hayat kurtarmak için yaralıları hayati tehlike durumlarına göre sıralamaktır. Dolayısıyla, soru bizden hayati tehlikesi en az olan ve taşınması en sona bırakılabilecek kazazedeyi bulmamızı istemektedir.

Doğru cevap c) Ayak kemiğinde kırık olan seçeneğidir. Çünkü diğer seçeneklerle kıyaslandığında, tek başına bir ayak kemiği kırığı, kişinin hayatını doğrudan tehdit etmez. Kazazedenin bilinci yerindedir, solunumu ve dolaşımı normaldir. Elbette bu durum acı vericidir ve tıbbi müdahale gerektirir, ancak hayati bir organı veya sistemi anlık olarak tehlikeye atmaz. Bu nedenle, kaynakların kısıtlı olduğu bir ortamda, durumu daha kritik olan yaralılar önceliklendirilirken, ayak kemiği kırık olan kazazede bekleyebilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ve neden daha yüksek önceliğe sahip olduklarını inceleyelim:

  • a) Açık karın yarası olan: Bu durum son derece kritiktir. İç organların zarar görme, ciddi iç kanama ve enfeksiyon riski çok yüksektir. Yaralı, kısa sürede şoka girebilir ve hayatını kaybedebilir. Bu nedenle acilen hastaneye ulaştırılması gereken, birinci derecede öncelikli bir yaralıdır.
  • b) Bilinci yerinde olmayan: Bilinç kaybı, beyin hasarı, iç kanama, şok veya solunum yolunun tıkanması gibi hayati bir sorunun habercisidir. Bilinci kapalı bir kişinin dilinin geriye kaçarak solunum yolunu tıkama riski vardır. Bu durum, dakikalar içinde ölüme yol açabileceğinden, bu kazazede de en yüksek önceliğe sahip olanlar arasındadır.
  • d) Solunum yolu zehirlenmesi olan: Solunum, yaşamın en temel fonksiyonudur. Zehirli gaz solumuş bir kişinin solunum yolları hasar görebilir, akciğerleri işlevini yitirebilir ve vücudu oksijensiz kalabilir. Bu durum, beyin hasarı ve ölüme çok hızlı bir şekilde yol açar. Dolayısıyla bu kazazede, derhal müdahale edilmesi ve taşınması gereken, en öncelikli gruptadır.

Özetle, ilk yardımda öncelik her zaman solunum, dolaşım ve bilinç gibi hayati fonksiyonları tehdit eden durumlardadır. Ayak kırığı bu fonksiyonları doğrudan etkilemediği için, diğer kritik yaralılara göre taşıma sırasında en sona bırakılır.

Soru 9
Suni solunum işlemleri öncesinde ilk olarak yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir?
A
Solunumu uyarmak için göğüs bölgesine yumruk atılması
B
Ağız içinin temizlenerek hava yolu açıklığının sağlanması
C
Suni solunuma başlamadan 5 dakika beklenilmesi
D
Hastanın ayaklarının yükseltilmesi
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunumu durmuş bir kişiye suni solunum (yapay solunum) yapmaya başlamadan önce atılması gereken en önemli ve ilk adımın ne olduğu sorulmaktadır. İlk yardımda doğru sıralamayı bilmek, müdahalenin başarılı olması için hayati önem taşır. Bu nedenle, işlemlere başlamadan önceki hazırlık aşaması doğru anlaşılmalıdır.

Doğru cevap b) Ağız içinin temizlenerek hava yolu açıklığının sağlanması seçeneğidir. Suni solunumun temel amacı, kazazedenin akciğerlerine hava göndermektir. Eğer hava yolu (ağız, boğaz) tıkalıysa, üflediğiniz hava akciğerlere ulaşamaz ve yaptığınız müdahale tamamen boşa gider. Bu nedenle, suni solunuma başlamadan önce, hava yolunu tıkayabilecek yabancı cisimler (kırık diş, takma diş, sakız, toprak vb.) veya sıvılar (kan, kusmuk) olup olmadığı kontrol edilmeli ve varsa temizlenmelidir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Solunumu uyarmak için göğüs bölgesine yumruk atılması: Bu uygulama kesinlikle yanlıştır ve son derece tehlikelidir. Göğse yumruk atmak, kaburgaların kırılmasına, iç organların zarar görmesine neden olabilir ve kalbi durmuş bir kişide bile sadece eğitimli profesyoneller tarafından çok özel durumlarda denenen bir yöntemdir. İlk yardımda temel kural "önce zarar verme" ilkesidir ve bu seçenek bu kurala tamamen aykırıdır.
  • c) Suni solunuma başlamadan 5 dakika beklenilmesi: Bu, yapılabilecek en büyük hatalardan biridir ve ölümcül sonuçlar doğurabilir. Beyin hücreleri oksijensizliğe sadece birkaç dakika dayanabilir ve kalıcı hasar çok kısa sürede başlar. Solunum durduğunda her saniye değerlidir ve müdahaleye derhal başlanmalıdır. Beklemek, kazazedenin hayatta kalma şansını büyük ölçüde azaltır.
  • d) Hastanın ayaklarının yükseltilmesi: Bu pozisyon "şok pozisyonu" olarak bilinir ve genellikle kan basıncının düştüğü, bayılma veya şok durumlarında kanın beyin ve kalp gibi hayati organlara gitmesini sağlamak için uygulanır. Solunumu durmuş bir kişide ise öncelik şokla mücadele etmek değil, acilen solunumu ve dolaşımı geri getirmektir. Bu nedenle, ilk yapılacak işlem bu değildir.

Özetle, suni solunumda başarıya ulaşmak için havanın akciğerlere serbestçe gidebildiğinden emin olmak gerekir. Bu da ancak açık bir hava yolu ile mümkündür. Bu yüzden ilk yardımın temel adımlarından olan Hava Yolu Açıklığının Sağlanması (A), Solunum Desteği (B) ve Dolaşım Desteği (C) sıralamasında her zaman ilk sırada yer alır. Bu soru, tam olarak bu temel ve hayati bilgiyi ölçmektedir.

Soru 10
Resimde görülen manevra, hangi amaçla uygulanır?
A
Kanamanın durdurulması için
B
Dolaşımın değerlendirilmesi için
C
Kemik kırıklarının tespit edilmesi için
D
Yabancı cisim tıkanmalarında solunum yolunu açmak için
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen ilk yardım manevrasının hangi amaçla yapıldığı sorulmaktadır. Görseldeki uygulama, halk arasında Heimlich Manevrası olarak bilinen ve tam tıkanma durumlarında hayat kurtaran çok önemli bir müdahaledir. Bu manevrayı ve amacını doğru bilmek, ehliyet sınavı için olduğu kadar günlük hayatta karşılaşılabilecek acil durumlar için de kritiktir.

Doğru Cevap: d) Yabancı cisim tıkanmalarında solunum yolunu açmak için

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, resimde gösterilen Heimlich Manevrası'nın tam olarak bu amaç için tasarlanmış olmasıdır. Bir kişinin soluk borusuna yemek, oyuncak veya başka bir yabancı cisim kaçtığında ve bu cisim hava yolunu tamamen tıkadığında (kişi konuşamaz, öksüremez ve nefes alamaz), bu manevra uygulanır. Uygulanan baskı, akciğerlerde kalan havayı bir basınçla dışarı iterek yapay bir öksürük yaratır ve bu sayede tıkanıklığa neden olan cismin dışarı atılmasını sağlar.

  • Neden a) Kanamanın durdurulması için seçeneği yanlıştır?

    Kanamanın durdurulması için kullanılan ilk yardım yöntemleri tamamen farklıdır. Bunlar arasında kanayan bölgeye temiz bir bezle doğrudan baskı uygulamak, kanayan uzvu kalp seviyesinden yukarı kaldırmak veya çok ciddi durumlarda turnike uygulamak gibi teknikler bulunur. Resimdeki karına baskı uygulamasının kanama kontrolü ile hiçbir ilişkisi yoktur.

  • Neden b) Dolaşımın değerlendirilmesi için seçeneği yanlıştır?

    Dolaşımın değerlendirilmesi, kişinin kalbinin atıp atmadığını ve kan dolaşımının devam edip etmediğini kontrol etmektir. Bu genellikle nabız kontrolü (örneğin boyundaki şah damarından) yapılarak anlaşılır. Resimdeki uygulama bir değerlendirme tekniği değil, solunum yolunu açmaya yönelik aktif bir müdahaledir.

  • Neden c) Kemik kırıklarının tespit edilmesi için seçeneği yanlıştır?

    Kemik kırıklarını tespit etmek için bölgede şekil bozukluğu, şişlik, şiddetli ağrı veya hareket kaybı olup olmadığına bakılır. Kırık şüphesi olan bir bölgeye yapılacak ilk yardım, o bölgeyi hareketsiz hale getirmektir (sabitlemektir). Karına bu şekilde baskı uygulamak, kırık tespiti için kullanılan bir yöntem olmadığı gibi, kaburgalarında kırık olan bir kazazedeye uygulanması durumunda çok ciddi iç yaralanmalara yol açabilir.

Özetle, resimde gördüğünüz manevra, boğulma tehlikesi geçiren bir kişinin hayatını kurtarmak amacıyla solunum yolunu tıkayan yabancı cismi çıkarmak için yapılan Heimlich Manevrası'dır. Bu nedenle doğru cevap "d" seçeneğidir.

Soru 11
Baş yaralanması sebebiyle bayılan ve daha sonra kendine gelen yaralıya, aşağıdakilerden hangisi uygulanır?
A
Başı sıcak su ile yıkanır.
B
Bulantı önleyici ve ağrı kesici ilaç verilir.
C
Normal faaliyetini sürdürmesine izin verilir.
D
En az 12-24 saat süre ile hekim kontrolünde tutulur.
11 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kaza sonucu kafasını çarpan, bayılan ancak sonrasında kendine gelen bir yaralıya uygulanması gereken doğru ilk yardım ve tıbbi yaklaşımın ne olduğu sorgulanmaktadır. Burada en önemli nokta, yaralının kendine gelmiş olmasının tehlikenin geçtiği anlamına gelmemesidir. Baş yaralanmaları son derece ciddiye alınması gereken durumlardır.

Doğru cevap d) En az 12-24 saat süre ile hekim kontrolünde tutulur seçeneğidir. Baş yaralanmaları, dışarıdan basit görünse bile içeride ciddi hasarlara yol açabilir. Özellikle bilinç kaybı yaşanmışsa, bu durum beyin sarsıntısı veya daha ciddi bir travmanın (örneğin beyin kanaması) işareti olabilir.

Yaralı kendine gelse bile, ilk saatlerde beyin içinde kanama veya ödem (şişme) gibi hayati tehlike oluşturan durumlar gelişebilir. Bu belirtiler (şiddetli baş ağrısı, kusma, uyku hali, bilinç bulanıklığı vb.) hemen ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle, yaralının bir sağlık kuruluşunda profesyonel gözetim altında tutulması, olası bir kötüleşmenin anında fark edilip müdahale edilebilmesi için hayati önem taşır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Başı sıcak su ile yıkanır: Bu seçenek yanlıştır. Başta açık bir yara varsa, sıcak su ve steril olmayan bir ortam enfeksiyon riskini artırır. Ayrıca sıcak su, kan damarlarını genişleterek olası bir kanamayı şiddetlendirebilir. Bu uygulama yaralıya faydadan çok zarar verir.
  • b) Bulantı önleyici ve ağrı kesici ilaç verilir: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır. Baş yaralanmalarından sonra ortaya çıkan baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi belirtiler, doktor için çok önemli tanı ipuçlarıdır. İlaç vererek bu belirtileri bastırmak, doktorun durumu doğru değerlendirmesini engeller ve altta yatan ciddi bir sorunun gözden kaçmasına neden olabilir.
  • c) Normal faaliyetini sürdürmesine izin verilir: Bu seçenek çok tehlikelidir. Bilinç kaybına yol açan bir kafa travması sonrası beyin, iyileşmek için mutlak dinlenmeye ihtiyaç duyar. Yaralının "iyiyim" diyerek normal aktivitesine dönmesi, beyin üzerindeki baskıyı artırabilir, olası bir kanamayı tetikleyebilir ve iyileşme sürecini olumsuz etkileyerek kalıcı hasarlara yol açabilir.

Özetle, bilinç kaybına neden olan bir baş yaralanmasından sonra yaralı kendine gelse dahi, durumun ciddiyeti devam ediyor olabilir. Bu nedenle yapılacak en doğru ve güvenli hareket, yaralının en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna ulaştırılmasını sağlamak ve doktor kontrolü altında kalmasını temin etmektir.

Soru 12
I. Kazazedenin tedavi edilmesi II. Hayati tehlikenin ortadan kaldırılması III. Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesinin sağlanması Yukarıdakilerden hangileri ilk yardımın öncelikli amaçlarındandır?
A
I ve II.
B
I ve III.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın ne anlama geldiği ve en temel, yani öncelikli hedeflerinin neler olduğu sorgulanmaktadır. İlk yardım, herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut olanaklar ile yapılan ilaçsız uygulamalardır. Sorudaki "öncelikli" kelimesi, bu tanım içindeki en acil ve en önemli adımları bulmamızı istiyor.

Doğru cevabın neden C) II ve III olduğunu adım adım inceleyelim:

  • II. Hayati tehlikenin ortadan kaldırılması: Bu, ilk yardımın en temel ve acil amacıdır. Örneğin, şiddetli bir kanaması olan kazazedenin kanamasını durdurmak, solunum yoluna bir cisim kaçan birinin soluk yolunu açmak gibi müdahaleler doğrudan hayati tehlikeyi ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu adım atılmazsa, diğer çabaların bir anlamı kalmayabilir.
  • III. Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesinin sağlanması: Hayati tehlike ortadan kaldırıldıktan sonra veya tehlikeyle eş zamanlı olarak, kazazedenin yaşamsal fonksiyonlarının (solunum ve dolaşım gibi) devam etmesini sağlamak gerekir. Örneğin, kalbi durmuş bir kişiye kalp masajı ve suni solunum (Temel Yaşam Desteği) yapmak, bu amaca hizmet eder. Bu, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar kişiyi hayatta tutmak için kritik bir adımdır.

Bu iki madde, birbiriyle doğrudan bağlantılıdır ve ilk yardımın özünü oluşturur. Amaç, profesyonel yardım gelene kadar kişiyi hayatta tutmak ve durumunun kötüleşmesini engellemektir. Bu yüzden II ve III, ilk yardımın öncelikli amaçlarıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Bu sorudaki en önemli çeldirici, I. maddedir. Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak için bu maddeyi doğru yorumlamak gerekir:

  • I. Kazazedenin tedavi edilmesi: "Tedavi etmek" tıbbi bir terimdir ve doktor, hemşire gibi sağlık profesyonelleri tarafından hastane veya klinik ortamında, ilaç ve tıbbi cihazlar kullanılarak yapılan iyileştirme sürecini ifade eder. İlk yardımcı ise bir doktor değildir; ilaç veremez, teşhis koyamaz veya cerrahi müdahalede bulunamaz. İlk yardımın amacı tedavi etmek değil, durumu stabilize etmek ve profesyonel yardım gelene kadar zaman kazanmaktır. Bu nedenle, "tedavi etmek" ilk yardımın bir amacı, özellikle de öncelikli bir amacı değildir.

Bu bilgi ışığında diğer şıkları değerlendirelim:

  • a) I ve II: Bu seçenek, yanlış olan "tedavi edilmesi" (I) maddesini içerdiği için hatalıdır.
  • b) I ve III: Bu seçenek de aynı şekilde, ilk yardımın amacı olmayan "tedavi edilmesi" (I) maddesini içerdiği için yanlıştır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek de yine "tedavi edilmesi" (I) maddesini kapsadığı için doğru olamaz.

Özetle: İlk yardımcının görevi, hayat kurtarmak için acil müdahalede bulunmak (hayati tehlikeyi kaldırmak) ve kişinin yaşamsal fonksiyonlarını desteklemektir. Tedavi süreci ise tamamen sağlık profesyonellerinin sorumluluğundadır. Bu ayrımı anladığınızda, sorunun doğru cevabının neden C seçeneği olduğunu net bir şekilde görebilirsiniz.

Soru 13
Geçiş üstünlüğü hakkını kullanan araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması zorunludur?
A
Hız sınırlarına uyması
B
Trafik görevlisine bilgi vermesi
C
Işıklı trafik işaret cihazlarına uyması
D
Sesli ve ışıklı işaretleri birlikte kullanması
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, acil bir görev sırasında "geçiş üstünlüğü" hakkını kullanan bir ambulans, itfaiye veya polis aracı sürücüsünün, bu hakkı kullanırken uymak zorunda olduğu en temel kuralın ne olduğu sorulmaktadır. Geçiş üstünlüğü, bu araçlara trafikteki diğer araçlara göre öncelik tanır, ancak bu hak sınırsız değildir ve belirli sorumlulukları beraberinde getirir. Sorunun kilit noktası "zorunludur" kelimesidir; yani sürücünün kesinlikle yapması gereken eylemi bulmamız isteniyor.

Doğru Cevap: d) Sesli ve ışıklı işaretleri birlikte kullanması

Geçiş üstünlüğüne sahip bir aracın bu hakkı kullanabilmesi için görev halinde olduğunu diğer sürücülere ve yayalara açıkça bildirmesi gerekir. Trafikteki diğer insanların bu özel durumu fark edip yol vermelerini sağlamanın en etkili ve yasal yolu, hem gözle görülebilen (ışıklı işaretler, yani tepe lambaları/çakarlar) hem de duyulabilen (sesli işaretler, yani siren) uyarıcıları aynı anda kullanmaktır. Bu iki sistemin birlikte çalıştırılması, farklı koşullardaki (örneğin, müziği yüksek sesle dinleyen bir sürücü sireni duymayabilir ama ışığı görür) tüm yol kullanıcılarını uyarmayı hedefler ve bu nedenle yasalarla zorunlu kılınmıştır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • a) Hız sınırlarına uyması: Bu seçenek yanlıştır, çünkü geçiş üstünlüğünün temel amacı zaten acil bir duruma (hasta, yangın, olay yeri) mümkün olan en kısa sürede ulaşmaktır. Bu nedenle, bu araçlar görev halindeyken hız sınırlarına uymak zorunda değildir. Hız sınırlarına uysalardı, geçiş üstünlüğünün bir anlamı kalmazdı.
  • b) Trafik görevlisine bilgi vermesi: Bu seçenek de yanlıştır ve pratik değildir. Acil bir durumda olan bir ambulans şoförünün, yoldaki her trafik görevlisini durup bilgilendirmesi gibi bir zorunluluğu veya imkanı yoktur. Zaten sesli ve ışıklı işaretler, trafik görevlisi de dahil olmak üzere herkese durumun aciliyetini bildiren birer "bilgi verme" aracıdır.
  • c) Işıklı trafik işaret cihazlarına uyması: Bu seçenek yanlıştır. Geçiş üstünlüğüne sahip araçlar, görev sırasında kırmızı ışıkta durmak veya trafik levhalarının getirdiği kısıtlamalara uymak zorunda değildir. Elbette kavşaktan geçerken can ve mal güvenliğini tehlikeye atmayacak şekilde yavaşlayıp kontrollü bir geçiş yapmaları gerekir, ancak ışıklara harfiyen uyma zorunlulukları yoktur.

Özetle, geçiş üstünlüğü hakkı, sürücüye hız limitlerini aşma ve kırmızı ışıkta geçme gibi ayrıcalıklar tanır. Ancak bu ayrıcalıkları güvenli bir şekilde kullanabilmesinin tek bir şartı vardır: Diğer tüm yol kullanıcılarını hem sesli (siren) hem de ışıklı (çakar) sistemlerle uyararak kendi varlığını ve aciliyetini belli etmek zorundadır. Bu, hem kendisinin hem de trafikteki diğer insanların güvenliği için en temel ve zorunlu kuraldır.

Soru 14
Şekle göre, hangi numaralı araç sürücüsünün yaptığı, öndeki aracı geçme kuralına aykırıdır?
A
1
B
2
C
3
D
4
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimdeki dört araçtan hangisinin öndeki aracı geçme, yani "sollama" kurallarını ihlal ettiği sorulmaktadır. Doğru cevabı bulabilmek için yol üzerindeki çizgilerin anlamını ve sollama kurallarını bilmek çok önemlidir. Bu sorunun anahtarı, yolun ortasındaki yol çizgisi türüdür.

Trafik kurallarına göre, yolların ortasında bulunan çizgilerin farklı anlamları vardır. Eğer yolun ortasında kesikli (aralıklı) çizgi varsa, bu durum görüş mesafesinin açık ve sollama yapmanın güvenli olduğu anlamına gelir; sürücüler kurallara uyarak sollama yapabilir. Ancak, resimde görüldüğü gibi yolun ortasında devamlı (düz) çizgi varsa, bu çizgi bir "duvar" niteliğindedir ve şerit değiştirmenin, dolayısıyla öndeki aracı sollamanın kesinlikle yasak olduğunu belirtir.

Şekli incelediğimizde, 2 numaralı araç sürücüsünün, önündeki 1 numaralı aracı geçmek için sol şeride, yani karşı yönden gelen araçların kullandığı şeride geçtiğini görüyoruz. Bunu yaparken de yolun ortasındaki devamlı çizgiyi çiğnemiştir. Devamlı çizginin bulunduğu yerlerde sollama yapmak yasak olduğu için, 2 numaralı araç sürücüsü açıkça bir kural ihlali yapmaktadır. Bu hareket, hem kendisi hem de karşı yönden gelebilecek araçlar için büyük bir tehlike oluşturur.

Diğer seçeneklere baktığımızda ise; 1, 3 ve 4 numaralı araçların hepsi kurallara uygun bir şekilde kendi şeritlerinde seyretmektedir. Bu araçlardan hiçbiri sollama yapmaya çalışmamakta veya şerit çizgilerini ihlal etmemektedir. Bu nedenle bu araçların sürücüleri herhangi bir kurala aykırı davranışta bulunmamaktadır. Dolayısıyla, sorunun doğru cevabı kural ihlali yapan 2 numaralı araçtır.

Soru 15
Trafik kazasına karışan kişilerin tümü, yetkililerin gelmesini gerekli görmez ve anlaşırlarsa, durumu aralarında yazılı olarak tespit etmek suretiyle olay yerinden ayrılabilirler. Yukarıdaki ifade hangi tür kazalarda geçerlidir?
A
Maddi hasarlı ve yaralanmalı kazalarda
B
Maddi hasarlı kazalarda
C
Yaralanmalı kazalarda
D
Ölümlü kazalarda
15 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kazasına karışan sürücülerin, polisi veya jandarmayı beklemeden, kendi aralarında tuttukları bir tutanak ile olay yerinden ayrılabilecekleri durumun hangi tür kazalar için geçerli olduğu sorulmaktadır. Bu uygulama, "Anlaşmalı Kaza Tespit Tutanağı" olarak bilinir ve belirli şartlar altında sürücülere büyük kolaylık sağlar.

Doğru Cevap: b) Maddi hasarlı kazalarda

Doğru cevabın "Maddi hasarlı kazalarda" olmasının sebebi, kanunların ve yönetmeliklerin bu kolaylığı sadece can kaybı veya yaralanmanın olmadığı durumlar için tanımasıdır. Eğer bir kazada sadece araçlarda, çit, duvar gibi eşyalarda hasar meydana gelmişse ve kazaya karışan tüm sürücüler kazanın oluş şekli konusunda anlaşıyorsa, Kaza Tespit Tutanağı düzenleyerek olay yerinden ayrılabilirler. Bu uygulamanın amacı, küçük çaplı kazalar için trafiği uzun süre meşgul etmemek ve polis kaynaklarını daha önemli olaylara yönlendirmektir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Maddi hasarlı ve yaralanmalı kazalarda: Bu seçenek yanlıştır çünkü içerisinde "yaralanmalı" ifadesi geçmektedir. Bir kazada en ufak bir yaralanma bile varsa, durum adli bir vaka haline gelir. Bu nedenle, yaralı kişiye ilk yardım yapılması ve derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'nin (polis ve ambulans) aranması yasal bir zorunluluktur. Sürücüler kendi aralarında anlaşıp olay yerinden ayrılamazlar.
  • c) Yaralanmalı kazalarda: Bu seçenek, yukarıda açıklanan nedenle tamamen yanlıştır. İnsan sağlığı ve can güvenliği her zaman önceliklidir. Yaralanmanın olduğu bir kazada olay yerine mutlaka sağlık ekipleri ve trafik polisi gelmelidir. Durumun resmi olarak kayıt altına alınması ve yaralının sağlık durumunun profesyoneller tarafından değerlendirilmesi gerekir.
  • d) Ölümlü kazalarda: Bu seçenek en net şekilde yanlış olanıdır. Bir trafik kazasında ölüm meydana gelmişse, bu durum çok ciddi bir adli olaydır ve olay yeri bir suç mahalli olarak kabul edilir. Olay yeri inceleme ekipleri ve savcının gelmesi zorunludur. Araçların yerini değiştirmek veya olay yerinden ayrılmak çok ağır cezalara sebep olan bir suçtur.

Özetle, aklınızda tutmanız gereken en temel kural şudur: Kaza Tespit Tutanağı sadece ve sadece kazada kimsenin burnu bile kanamamışsa, yani hiçbir yaralanma veya can kaybı yoksa ve yalnızca araçlarda veya eşyalarda hasar oluşmuşsa düzenlenebilir. Eğer kazada bir insan bedensel olarak zarar görmüşse, anlaşma yolu kapanır ve yetkilileri çağırmak zorunlu hale gelir.

Soru 16
Şerit değiştirmek isteyen şekildeki 1 numaralı taşıt sürücüsü, sola sinyal vermeden önce aşağıdakilerden hangisini mutlaka yapmalıdır?
A
Uzun hüzmeli farları yakarak seyretmeli
B
2 numaralı taşıtın geç işaretini beklemeli
C
İç ve dış aynalardan trafik durumunu kontrol etmeli
D
2 numaralı taşıta takip mesafesinden daha fazla yaklaşmalı
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte en sık yapılan manevralardan biri olan şerit değiştirme işleminin en temel güvenlik kuralı sorgulanmaktadır. Soru, 1 numaralı araç sürücüsünün, sol şeride geçme niyetini sinyal ile belirtmeden *hemen önce* atması gereken zorunlu adımı sormaktadır. Bu, güvenli sürüşün temelini oluşturan bir bilgi olduğu için ehliyet sınavlarında sıkça karşınıza çıkabilir.

Doğru Cevap: c) İç ve dış aynalardan trafik durumunu kontrol etmeli

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, güvenli bir sürüşün ilk kuralının çevrenin farkında olmak ve durumu kontrol altına almaktır. Bir sürücü, şerit değiştirmek gibi önemli bir manevra yapmaya karar verdiğinde, ilk olarak geçmek istediği şeridin güvenli olup olmadığını anlamalıdır. Bu da ancak iç dikiz aynası ve geçilecek yöndeki (bu soruda sol) dış ayna kullanılarak yapılabilir. Aynalar, arkadan gelen araçların varlığını, hızlarını ve mesafelerini anlamamızı sağlar.

Bu kontrolü yapmadan sinyal vermek veya direksiyonu kırmak, "kör nokta" olarak adlandırılan ve aynalardan görülemeyen alandaki bir araca çarpma riskini doğurur. Bu nedenle, her türlü şerit değiştirme manevrasının ilk adımı, istisnasız bir şekilde aynaların kontrol edilmesidir. Sinyal, ancak bu kontrol yapıldıktan ve geçişin güvenli olduğuna karar verildikten sonra, diğer sürücüleri niyetimizden haberdar etmek için verilir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Uzun hüzmeli farları yakarak seyretmeli: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Uzun hüzmeli farlar, aydınlatmanın yetersiz olduğu yollarda ileriyi görmek amacıyla kullanılır. Diğer araçların olduğu bir ortamda uzun farları yakmak, sürücülerin gözünü kamaştırarak tehlikeli durumlara yol açar ve bir şerit değiştirme sinyali değildir.
  • b) 2 numaralı taşıtın geç işaretini beklemeli: Bu seçenek de yanlıştır. Trafik kurallarına göre, şerit değiştirme sorumluluğu tamamen manevrayı yapan sürücüye aittir. Başka bir sürücünün size el, kol veya selektör ile "geç işareti" vermesini beklemek güvenilir bir yöntem değildir ve trafik akışında tehlikeli belirsizliklere yol açar.
  • d) 2 numaralı taşıta takip mesafesinden daha fazla yaklaşmalı: Bu seçenek, güvenli sürüş mantığına tamamen terstir. Şerit değiştirirken, hem önümüzdeki hem de yan şeritteki araçlarla olan güvenli takip mesafesini korumak esastır. Diğer araca fazla yaklaşmak, ani bir fren durumunda kaza riskini artırır ve manevra için gerekli olan güvenli alanı ortadan kaldırır.
Soru 17
Verilen şekle göre 2 numaralı aracın hangisini yapması doğrudur?
A
Bisiklet yolunu kullanması
B
Yayaları ikaz ederek bekletmesi
C
Sol şeride geçip yoluna devam etmesi
D
Bu bölgede azami 30 kilometre/saathızla gitmesi
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde görülen trafik levhasını ve yol durumunu dikkate alarak 2 numaralı araç sürücüsünün yapması gereken doğru davranışın ne olduğu sorulmaktadır. Sürücünün önündeki levha, bu sorunun çözümündeki en önemli ipucudur. Levhayı ve yol üzerindeki diğer işaretleri doğru yorumlamak, doğru cevaba ulaşmayı sağlayacaktır.

Doğru cevap d) Bu bölgede azami 30 kilometre/saat hızla gitmesi seçeneğidir. Çünkü resimdeki trafik levhası, bir yaya bölgesine veya okul geçidine yaklaşıldığını ve bu bölgede uyulması gereken azami hız sınırını belirtir. Levhanın altındaki "30" ibaresi, sürücünün saatte 30 kilometreyi geçmemesi gerektiğini açıkça gösteren bir hız sınırlamasıdır. Bu nedenle, sürücünün yapması gereken en temel ve doğru hareket, hızını bu sınıra düşürmektir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Bisiklet yolunu kullanması: Bu seçenek yanlıştır. Resmin sağ tarafında görülen bisiklet yolu, adından da anlaşılacağı gibi sadece bisikletlilerin kullanımı için ayrılmıştır. Motorlu araçların bu yolları kullanması kesinlikle yasaktır ve bir trafik kuralı ihlalidir.

  • b) Yayaları ikaz ederek bekletmesi: Bu seçenek son derece tehlikeli ve yanlıştır. Görüntüde bir yaya geçidi bulunmaktadır ve trafik levhası da bu bölgenin yayalar için önemli olduğunu vurgulamaktadır. Yaya geçitlerinde geçiş üstünlüğü her zaman yayalardadır. Sürücü, yayaları korna veya selektörle ikaz edip yollarını kesmek yerine, yavaşlayarak veya tamamen durarak onlara yol vermelidir.

  • c) Sol şeride geçip yoluna devam etmesi: Bu seçenek de yanlıştır. Yaya geçidine yaklaşırken şerit değiştirmek, özellikle yayaları görmeyen diğer sürücüler için tehlikeli durumlar oluşturabilir. Ayrıca, hız limiti ve yaya önceliği kuralı o bölgedeki tüm şeritler için geçerlidir; sol şeride geçmek sürücüyü bu sorumluluklardan kurtarmaz.

Sonuç olarak, 2 numaralı araç sürücüsü, önündeki uyarı ve hız limiti levhasına uymalıdır. Bu levha, sürücüye hem yaya tehlikesine karşı dikkatli olması gerektiğini hatırlatır hem de uyması gereken maksimum hız sınırını net bir şekilde bildirir. Bu nedenle sürücünün yapması gereken ilk ve en doğru hareket, hızını saatte 30 kilometrenin altına düşürmektir.

Soru 18
Yerleşim birimleri dışındaki kara yollarında, hangi tür taşıtların öndeki araçla olan takip mesafesi 50 metreden az olmamalıdır?
A
Otomobil
B
Motosiklet
C
Telikeli madde taşıyan taşıt
D
Lastik tekerlekli traktör
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, genel takip mesafesi kuralından farklı olarak, özel bir zorunluluğa sahip olan araç türü sorulmaktadır. Normalde takip mesafesi hıza göre değişirken, bazı araçlar için risk faktöründen dolayı sabit ve daha uzun bir minimum mesafe belirlenmiştir. Soru, bu özel kuralın hangi araç için geçerli olduğunu bilmenizi istemektedir.

Trafik kurallarında genel takip mesafesi, "hızın yarısı" veya "2 saniye" kuralı olarak bilinir. Örneğin, 90 km/s hızla giden bir otomobilin önündeki araçla arasında en az 45 metre mesafe bırakması gerekir. Bu kural, sürücünün önündeki aracın ani durması durumunda güvenli bir şekilde durabilmesi için yeterli zaman ve mesafeyi sağlamayı amaçlar.

Doğru Cevap: c) Tehlikeli madde taşıyan taşıt

  • Neden Doğru: Tehlikeli madde (yanıcı, patlayıcı, zehirli vb.) taşıyan araçlar, kaza anında çok büyük felaketlere yol açabilirler. Bu araçların karıştığı bir kaza, sadece kendileri için değil, çevredeki diğer tüm araçlar ve insanlar için de büyük bir risk oluşturur. Bu yüksek risk nedeniyle, Karayolları Trafik Yönetmeliği bu araçlara özel bir kural getirmiştir. Bu kurala göre, tehlikeli madde taşıyan taşıtlar, yerleşim birimleri dışındaki yollarda, hızları ne olursa olsun, önlerindeki araçla aralarında en az 50 metre mesafe bırakmak zorundadırlar. Bu, olası bir kaza durumunda zincirleme reaksiyonları önlemek ve müdahale ekiplerine güvenli bir alan sağlamak için kritik bir önlemdir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  1. a) Otomobil ve b) Motosiklet: Bu iki araç türü için özel bir sabit takip mesafesi kuralı yoktur. Bu araçların sürücüleri, yukarıda bahsedilen genel "hızın yarısı" veya "2 saniye" kuralına uymak zorundadırlar. Dolayısıyla, takip mesafeleri hızlarına bağlı olarak sürekli değişir; 50 metreden az da olabilir, çok da olabilir.
  2. d) Lastik tekerlekli traktör: Traktörler de genel takip mesafesi kurallarına tabidir. Ancak bu araçlar yapıları gereği yavaş hareket ettikleri için, hızlarının yarısı kadar olan takip mesafesi genellikle 50 metrenin çok altında kalır. Onlar için belirlenmiş böyle özel ve yüksek bir minimum mesafe zorunluluğu bulunmamaktadır.

Özetle, takip mesafesi denildiğinde aklınıza "hızın yarısı" kuralı gelmelidir. Ancak soruda "tehlikeli madde" gibi özel bir durum belirtiliyorsa, bu araçların taşıdığı büyük riskten dolayı hızlarına bakılmaksızın uymaları gereken sabit 50 metrelik özel kuralı hatırlamanız gerekir.

Soru 19
Trafik görevlisinin geceleyin ışıklı işaret çubuğunu şekildeki gibi hareket ettirmesinin sürücüler için anlamı nedir?
A
Dur işareti
B
Geç işareti
C
Yavaşlatma işareti
D
Hızlandırma işareti
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik görevlisinin gece koşullarında, elindeki ışıklı işaret çubuğuyla yaptığı bir hareketin ne anlama geldiğini bilmeniz istenmektedir. Görselde, görevlinin çubuğu vücudunun önünde, omuz hizasından başlayarak aşağı ve yukarı doğru geniş bir yay çizecek şekilde hareket ettirdiği görülmektedir. Bu hareket, sürücülerin trafikteki en temel komutlardan birini anlamasını test eder.

Doğru Cevap: a) Dur işareti

Doğru cevabın "Dur işareti" olmasının sebebi, trafik polisinin bu özel hareketinin evrensel bir dur komutu olmasıdır. Polis, ışıklı çubuğu vücudunun önünde bir set veya bariyer gibi dikey bir düzlemde hareket ettirerek, sürücünün ilerlemesini engellediğini net bir şekilde ifade eder. Bu hareket, özellikle gece veya düşük görüş koşullarında, sürücünün uzaktan bile kolayca algılayabileceği, kesin ve net bir dur emridir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • b) Geç işareti: Bu seçenek yanlıştır. Trafik görevlisinin "Geç" işareti, genellikle ışıklı çubuğu veya kolunu, geçiş yapılması istenen yönde, vücudunun yanından öne doğru savurmasıyla verilir. Bu hareket, sürücüye yolun açık olduğunu ve ilerleyebileceğini belirtir. Görseldeki dikey hareketle hiçbir benzerliği yoktur.
  • c) Yavaşlatma işareti: Bu seçenek de yanlıştır. "Yavaşlatma" işareti için görevli, ışıklı çubuğu veya kolunu aşağı yukarı sallar ancak bu hareket, dur işaretindeki gibi geniş bir yay çizmek yerine, daha yavaş ve dar bir açıyla yapılır. Bu hareket, sürücüye hızını düşürmesi, ancak tamamen durmaması gerektiğini anlatır.
  • d) Hızlandırma işareti: Bu seçenek yanlıştır. "Hızlandırma" işareti, genellikle "Geç" işaretinin daha seri ve tekrar eden bir versiyonudur. Görevli, kolunu veya çubuğu geçiş yönünde tekrar tekrar ve hızlı bir şekilde sallar. Bu, trafiğin akışını hızlandırmak için verilen bir komuttur ve görseldeki durma komutuyla tamamen zıttır.

Özetle, trafik görevlisinin ışıklı çubuğu vücudunun önünde bir bariyer gibi aşağı ve yukarı hareket ettirmesi, sürücüler için kesin bir "DUR" emridir. Ehliyet sınavında ve trafikte bu işaretleri doğru anlamak, hem kendi güvenliğiniz hem de trafiğin düzeni için hayati önem taşır. Unutmayın ki trafik görevlisinin işaretleri, trafik ışıkları ve levhalarından her zaman daha üstündür.

Soru 20

I. Reflektör

II. İlk yardım çantası

III. Yangın söndürme cihazı

Otomobillerde yukarıda verilenlerden hangilerinin bulundurulması zorunludur?

A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
20 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'de otomobillerde yasal olarak bulundurulması zorunlu olan temel güvenlik ekipmanları sorulmaktadır. Trafikte can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla, Karayolları Trafik Yönetmeliği belirli araç ve gereçlerin her zaman araçta bulunmasını şart koşar. Soruda listelenen üç maddenin de bu kapsamda olup olmadığını değerlendirmemiz gerekmektedir.

Şimdi bu maddeleri tek tek inceleyelim ve neden zorunlu olduklarını anlayalım:

  • I. Reflektör: Reflektör, bir kaza veya arıza durumunda, aracın önüne ve arkasına (genellikle şehir içinde 30 metre, şehir dışında 150 metre mesafeye) konularak diğer sürücüleri uyarmaya yarayan üçgen şeklindeki yansıtıcı bir güvenlik malzemesidir. Amacı, yolda durmak zorunda kalan bir aracın diğer sürücüler tarafından zamanında fark edilmesini sağlamak ve olası zincirleme kazaları önlemektir. Bu nedenle otomobillerde en az 2 adet reflektör bulundurmak zorunludur.

  • II. İlk yardım çantası: İlk yardım çantası, olası bir kaza anında yaralılara profesyonel tıbbi yardım gelene kadar yapılabilecek ilk müdahaleler için gerekli malzemeleri içerir. İçerisinde sargı bezi, yara bandı, antiseptik solüsyon gibi hayati önem taşıyan malzemeler bulunur. Trafik kazalarında ilk dakikalarda yapılan doğru müdahale hayat kurtarabileceği için, otomobillerde (motosiklet ve motorlu bisiklet hariç) tam donanımlı bir ilk yardım çantası bulundurmak zorunludur.

  • III. Yangın söndürme cihazı: Araçlarda mekanik veya elektriksel bir arıza sonucu yangın çıkma riski her zaman vardır. Yangın söndürme cihazı, bu gibi durumlarda yangına başlangıç aşamasındayken müdahale ederek büyümesini engellemek ve can ile mal kaybını önlemek için kullanılır. Bu sebeple, otomobillerde sürücünün kolayca ulaşabileceği bir yerde, genellikle 1 kg kapasiteli en az bir adet yangın söndürme cihazı bulundurmak zorunludur.

Doğru ve Yanlış Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, soruda verilen üç ekipman da (Reflektör, İlk yardım çantası, Yangın söndürme cihazı) otomobiller için yasal birer zorunluluktur. Bu ekipmanların her biri, farklı acil durum senaryolarında güvenliği sağlamak için kritik bir rol oynar. Bu nedenle, üçünü de içeren seçenek doğru cevaptır.

  • a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır, çünkü ilk yardım çantası ve yangın söndürme cihazının zorunluluğunu göz ardı eder.
  • b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Reflektör ve ilk yardım çantası zorunlu olsa da, yangın söndürme cihazını içermediği için doğru cevap olamaz.
  • c) II ve III: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü kaza ve arıza anında diğer sürücüleri uyarmak için hayati öneme sahip olan reflektör zorunluluğunu dışarıda bırakır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek doğrudur. Çünkü otomobillerde hem reflektör, hem ilk yardım çantası, hem de yangın söndürme cihazının bulundurulması yasal olarak zorunludur.
Soru 21
Şekildeki araç sürücüsü, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtı durağının en az kaç metre mesafe dışına aracını park edebilir?
A
B
10 
C
15
D
20
21 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikteki en temel park kurallarından biri olan, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtı duraklarına (otobüs durağı gibi) ne kadar mesafede park yasağı olduğu sorgulanmaktadır. Görselde bir otobüs durağı levhası ve bir otomobil bulunmaktadır. Soru, bu levhanın en az kaç metre yakınına park etmenin yasak olduğunu, dolayısıyla park etmek için en az ne kadar uzağında durulması gerektiğini sormaktadır.

Doğru cevap c) 15 metredir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, trafiğin akışını ve yolcu güvenliğini sağlamak amacıyla belirli yerlere park etmek yasaklanmıştır. Bu yerlerden biri de kamu hizmeti yapan yolcu taşıtlarının duraklarını gösteren levhalardır. Yasaya göre, bu levhaların her iki yönünde, yani durağın hem öncesinde hem de sonrasında 15 metrelik mesafe içinde park yapmak kesinlikle yasaktır.

Bu kuralın temel amacı, otobüs gibi büyük araçların durağa rahatça yanaşmasını, yolcularını güvenli bir şekilde indirip bindirmesini ve tekrar güvenli bir şekilde trafiğe çıkabilmesini sağlamaktır. Eğer araçlar durağa çok yakın park ederse, otobüs durağa tam olarak yanaşamaz, yolun ortasında durmak zorunda kalır. Bu durum, hem otobüsten inen ve binen yolcular için tehlike oluşturur hem de arkadan gelen trafiği engelleyerek sıkışıklığa neden olur.

  • Neden diğer seçenekler yanlış?
  • a) 5 metre ve b) 10 metre: Bu mesafeler, bir otobüsün güvenli manevra yapması için kesinlikle yetersizdir. 5 veya 10 metre uzağa park edilmiş bir araç, otobüsün durağa yanaşmasını büyük ölçüde engelleyecektir. Bu nedenle bu seçenekler trafik güvenliği açısından yanlıştır ve yasal olarak belirlenen minimum mesafenin altındadır.
  • d) 20 metre: 20 metre uzağa park etmek yasak değildir, tam aksine serbesttir. Ancak soru, park edebileceğiniz "en az" mesafeyi sormaktadır. Yasal sınır 15 metre olduğu için, 15,1 metreye bile park edebilirsiniz. 20 metre, yasal minimum sınırdan daha uzak bir mesafe olduğu için sorunun doğru cevabı olamaz. Soru, yasağın bittiği minimum noktayı istemektedir.

Özetle, bir otobüs durağı levhası gördüğünüzde, bu levhanın hem önüne hem de arkasına doğru en az 15 metrelik bir alanı boş bırakmanız gerektiğini unutmamalısınız. Bu, hem yasal bir zorunluluktur hem de toplu taşıma araçlarının ve yolcuların güvenliği için kritik öneme sahiptir.

Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi, trafik kazası sırasında sürücü ve yolcunun taşıttan dışarı fırlamasını ya da başını çarpmasını önler?
A
Engel işareti 
B
Çekme halatı
C
Boyun korsesi 
D
Emniyet kemeri
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası esnasında araç içindeki kişileri koruyan temel güvenlik donanımının ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun odak noktası, çarpışma anında vücudun savrulmasını engelleyerek kişiyi koltuğunda sabit tutan ve böylece ciddi yaralanmaların önüne geçen sistemdir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

d) Emniyet kemeri: Bu seçenek doğru cevaptır. Emniyet kemeri, bir kaza anında sürücü ve yolcuları koltuklarına sabitleyen en temel pasif güvenlik sistemidir. Çarpışmanın şiddetiyle vücudun kontrolsüz bir şekilde ileri, yana veya yukarı doğru fırlamasını engeller. Bu sayede kişinin başını direksiyona, ön panele veya cama çarpmasının ve en önemlisi araçtan dışarı fırlamasının önüne geçer. Emniyet kemeri, hayat kurtaran en önemli icatlardan biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Engel işareti: Engel işareti, yolda kalan arızalı veya kaza yapmış bir aracın arkasına, diğer sürücüleri uyarmak amacıyla konulan üçgen reflektördür. Amacı, kaza sonrasında başka kazaların olmasını önlemektir. Araç içindeki kişileri kaza sırasında koruyucu bir işlevi yoktur.
  • b) Çekme halatı: Çekme halatı, arızalanan veya kaza yapan bir aracı başka bir araçla çekmek için kullanılan bir malzemedir. Bir güvenlik donanımı değil, bir yardım ve kurtarma aracıdır. Kaza anında yolcuları korumakla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
  • c) Boyun korsesi: Boyun korsesi, bir kaza sonrasında, boyun ve omurga yaralanması şüphesi olan kazazedeye, ilk yardım ekipleri tarafından takılan tıbbi bir malzemedir. Amacı, mevcut yaralanmanın daha da kötüleşmesini engellemektir. Kaza anında yaralanmayı önleyici bir donanım değildir, kaza sonrası müdahale için kullanılır.

Özetle, soru bir kaza anında koruma sağlayan donanımı sormaktadır. Emniyet kemeri bu işlevi yerine getiren tek seçenektir. Diğer şıklar ise ya kaza sonrasında kullanılan (engel işareti, çekme halatı, boyun korsesi) ya da tamamen farklı amaçlara hizmet eden araçlardır.

Soru 23
Trafik görevlisinin geceleyin ışıklı işaret çubuğunu şekildeki gibi hareket ettirmesinin sürücüler için anlamı nedir?
A
Dur işareti
B
Dönüş işareti
C
Yavaşlatma işareti
D
Hızlandırma işareti
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik polisinin gece kullandığı ışıklı işaret çubuğuyla yaptığı belirli bir hareketin ne anlama geldiği sorulmaktadır. Trafik polisinin işaretleri, özellikle gece veya görüşün düşük olduğu durumlarda trafiğin güvenli bir şekilde akmasını sağlamak için hayati öneme sahiptir. Bu nedenle her sürücü adayının bu işaretleri doğru bir şekilde bilmesi ve trafikte anında uygulayabilmesi gerekir.

Görselde trafik görevlisinin ışıklı çubuğu bir yay çizecek veya dairesel bir hat üzerinde hareket ettirdiği görülmektedir. Bu hareket, sürücülere dönüş yapmaları veya belirtilen yöne girmeleri gerektiğini bildiren bir işarettir. Genellikle bir kavşakta veya yönlendirmenin gerekli olduğu bir noktada, polisin işaret ettiği istikamete doğru dönüş yapılmasını veya o yola sapılmasını emreder. Bu nedenle doğru cevap 'Dönüş işareti' olan b) şıkkıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Dur işareti: Bu seçenek yanlıştır. Trafik polisinin 'Dur' işareti genellikle kolunu veya ışıklı çubuğu vücuduna dik bir açıyla havaya kaldırmasıyla veya doğrudan aracın önünde yatay olarak tutmasıyla verilir. Resimdeki dairesel hareket, durmayı değil, aksine yönlendirilmiş bir hareketi ifade eder.
  • c) Yavaşlatma işareti: Bu seçenek de yanlıştır. 'Yavaşla' işareti için trafik polisi, kolunu veya ışıklı çubuğu aşağı ve yukarı doğru yavaşça sallar (sanki havayı aşağı doğru itiyormuş gibi). Bu hareket, sürücüye hızını düşürmesi gerektiğini anlatır. Sorudaki dairesel hareket bu anlama gelmez.
  • d) Hızlandırma işareti: Bu seçenek de hatalıdır. 'Hızlan' veya 'Geç' işareti, genellikle polisin kolunu veya çubuğu dirsekten kırarak art arda kendisine doğru çekmesiyle verilir. Bu, trafiği hızlandırma amacı taşır. Resimdeki hareket ise hızlanmayı değil, belirli bir yöne sapmayı belirtir.

Özetle, trafik polisinin ışıklı çubukla yaptığı geniş ve dairesel hareketler her zaman bir yönlendirme, yani dönüş veya belirtilen yola girme anlamı taşır. Diğer işaretlerin (Dur, Yavaşla, Hızlan) kendilerine özgü, farklı hareketleri vardır. Bu işaretleri doğru yorumlamak, hem sınavda başarılı olmanız hem de trafikte güvenli bir sürüş gerçekleştirmeniz için çok önemlidir.

Soru 24
Geceleri araçların karşılaşmaları esnasında hangi ışıkların yakılması zorunludur?
A
Dönüş ışıklarının
B
Sis veya park ışıklarının
C
Uzağı gösteren ışıkların
D
Yakını gösteren ışıkların
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, geceleyin araç kullanırken karşı yönden gelen bir araçla karşılaştığınızda hangi farları kullanmanızın yasal bir zorunluluk olduğu ve trafik güvenliği açısından neden önemli olduğu sorgulanmaktadır. Bu, sürüş sırasında en sık karşılaşılan durumlardan biridir ve doğru davranış, olası kazaları önlemek için hayati önem taşır.

Doğru cevap d) Yakını gösteren ışıklar seçeneğidir. Yakını gösteren ışıklar, halk arasında "kısa farlar" olarak da bilinir. Bu farlar, ışığı yolun yüzeyine doğru eğimli bir açıyla yansıtarak sürücünün önündeki yaklaşık 25 metrelik mesafeyi aydınlatır. En önemli özelliği, karşı yönden gelen sürücünün gözünü almamasıdır. Bu sayede, iki araç birbirinin yanından geçerken sürücüler yolu ve kendi şeritlerini net bir şekilde görmeye devam edebilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Dönüş ışıklarının: Dönüş ışıkları, yani sinyaller, yalnızca gidilecek yönü belirtmek veya şerit değiştirmek amacıyla kullanılır. Genel aydınlatma sağlamazlar ve bir karşılaşma anında sürekli yakılmaları anlamsız ve kural dışıdır. Bu nedenle bu seçenek tamamen yanlıştır.
  • b) Sis veya park ışıklarının: Sis ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, yalnızca görüş mesafesinin çok düştüğü yoğun sis, kar veya şiddetli yağmur gibi hava koşullarında kullanılır. Normal hava koşullarında kullanılması diğer sürücülerin dikkatini dağıtabilir. Park ışıkları ise araç dururken görünür olmak için kullanılır ve sürüş için yeterli aydınlatmayı kesinlikle sağlamaz. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
  • c) Uzağı gösteren ışıkların: Uzağı gösteren ışıklar, yani "uzun farlar", yolu yaklaşık 100 metreye kadar aydınlatır ve aydınlatılmamış yollarda görüşü artırmak için kullanılır. Ancak, karşıdan bir araç geldiği anda uzun farları kullanmak, karşıdaki sürücünün gözünü kamaştırarak geçici körlüğe neden olur. Bu durum, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesine ve çok tehlikeli kazalara yol açabileceği için kesinlikle yasaktır.

Özetle, trafikteki temel nezaket ve güvenlik kuralı gereği, gece sürüşü sırasında karşıdan bir araç geldiğini fark ettiğiniz anda, eğer açıksa, uzağı gösteren (uzun) farlarınızı kapatıp derhal yakını gösteren (kısa) farlara geçmeniz zorunludur. Bu kural, hem sizin hem de diğer sürücünün güvenli bir şekilde yoluna devam etmesini sağlar.

Soru 25
Araçların yüklenmesine ilişkin usullere göre, yolcu ve eşya taşımalarında kullanılan araçların her yılın hangi tarihleri arasında kış lastiği kullanması zorunludur?
A
1 Eylül - 1 Ocak
B
1 Ekim - 1 Şubat
C
1 Kasım - 1 Mart
D
1 Aralık - 1 Nisan
25 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'deki ticari araçlar için zorunlu kış lastiği uygulamasının hangi tarihler arasında geçerli olduğu sorulmaktadır. Bu kural, özellikle kış aylarında hava koşullarının ağırlaşmasıyla artan trafik kazalarını önlemek ve yol güvenliğini sağlamak amacıyla getirilmiştir. Sorunun doğru cevabı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından belirlenen resmi yönetmeliğe dayanmaktadır.

Doğru cevap d) 1 Aralık - 1 Nisan seçeneğidir. Türkiye'de şehirler arası karayollarında yolcu ve eşya taşıyan ticari araçlar için her yıl 1 Aralık ile takip eden yılın 1 Nisan tarihleri arasında kış lastiği kullanma zorunluluğu vardır. Bu tarihler, ülke genelinde kış şartlarının en yoğun yaşandığı, sıcaklıkların düştüğü, kar ve buzlanma riskinin en yüksek olduğu dönemi kapsayacak şekilde belirlenmiştir. Bu uygulama, araçların yol tutuşunu artırarak kayma ve kaza riskini önemli ölçüde azaltır.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta daha vardır. Belirtilen 1 Aralık - 1 Nisan tarihleri standart uygulama olmakla birlikte, illerin valilikleri, kendi bölgelerindeki hava ve iklim koşullarına göre bu süreyi değiştirme yetkisine sahiptir. Örneğin, kışın çok sert geçtiği bir ilde valilik kararıyla kış lastiği zorunluluğu daha erken bir tarihte başlatılabilir veya daha geç bir tarihte bitirilebilir. Ancak ehliyet sınavında genel ve resmi yönetmelik tarihi sorulduğu için doğru cevap her zaman 1 Aralık - 1 Nisan'dır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) 1 Eylül - 1 Ocak: Bu tarih aralığı yanlıştır, çünkü Eylül ayı Türkiye'nin büyük bir bölümünde hala sonbahar mevsimidir ve kış koşulları henüz başlamamıştır. Ayrıca bu aralık, kışın en çetin geçebileceği Şubat ve Mart aylarını kapsamamaktadır.
  • b) 1 Ekim - 1 Şubat: Ekim ayı da kış lastiği zorunluluğu için genellikle erken bir tarihtir. Bu seçenek, kış şartlarının devam edebileceği Mart ayını dışarıda bıraktığı için eksik ve yanlıştır.
  • c) 1 Kasım - 1 Mart: Bu seçenek doğru cevaba en yakın olanıdır ancak yine de yanlıştır. Yönetmelik, Mart ayının tamamında ve Nisan başında da hava koşullarının tehlikeli olabileceğini göz önünde bulundurarak zorunluluğu 1 Nisan'a kadar uzatmıştır. Bu nedenle 1 Mart'ta sona ermez.

Özetle, ehliyet sınavında bu soruyla karşılaştığınızda unutmamanız gereken resmi tarih aralığı 1 Aralık - 1 Nisan'dır. Bu bilgi, hem sınavdaki başarınız hem de ileride sorumlu bir sürücü olarak trafik güvenliğine katkıda bulunmanız açısından kritik öneme sahiptir.

Soru 26
Şekildeki 1 numaralı araç 80 km/saat hızla seyrederken önündeki araca en fazla kaç metre yaklaşabilir?
A
10 
B
20 
C
30 
D
40
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, belirli bir hızla hareket eden bir aracın, önündeki araçla arasında bırakması gereken yasal ve güvenli en az mesafenin ne kadar olduğu sorulmaktadır. Bu mesafe, "takip mesafesi" olarak adlandırılır ve sürücünün, öndeki aracın ani durması veya yavaşlaması gibi durumlarda güvenli bir şekilde tepki verebilmesi için hayati önem taşır.

Trafik kurallarına göre, takip mesafesini hesaplamak için kullanılan temel ve en kolay yöntem "hızın yarısı" kuralıdır. Bu kural, normal hava ve yol şartları altında, bir aracın takip mesafesinin, kilometre/saat (km/saat) cinsinden hızının metre cinsinden en az yarısı kadar olması gerektiğini belirtir. Bu mesafe, sürücüye tehlikeyi fark etme, tepki verme ve fren yaparak güvenli bir şekilde durabilme imkânı tanır.

Soruda verilen bilgiye göre 1 numaralı araç 80 km/saat hızla seyretmektedir. "Hızın yarısı" kuralını bu duruma uygulayalım:

  • Aracın Hızı: 80 km/saat
  • Güvenli Takip Mesafesi (Metre) = Hız / 2
  • Hesaplama: 80 / 2 = 40 metre

Bu hesaplamaya göre, 80 km/saat hızla giden bir aracın önündeki araçla arasında en az 40 metrelik bir boşluk bırakması gerekmektedir. Araç, önündeki araca 40 metreden daha fazla yaklaşmamalıdır. Bu nedenle doğru cevap "40" olmalıdır.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

  1. d) 40: Bu seçenek, "hızın yarısı" kuralına göre yapılan doğru hesaplamanın sonucudur. 80 km/saat hızda minimum güvenli mesafe 40 metredir. Bu yüzden doğru cevap budur.
  2. a) 10, b) 20, c) 30: Bu mesafeler, 80 km/saat gibi yüksek bir sürat için son derece tehlikelidir. Öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda, bu kadar kısa mesafelerden takip eden bir sürücünün kazayı önlemesi neredeyse imkânsızdır. Bu seçenekler, güvenli takip mesafesi kuralını açıkça ihlal etmektedir ve yanlıştır.

Ayrıca, bu kuralın pratik bir uygulaması da "2 saniye kuralı" veya "88-89 sayma" yöntemidir. Bu yöntemde, öndeki aracın geçtiği sabit bir nesne (ağaç, levha vb.) belirlenir ve o araç nesneyi geçer geçmez "seksen sekiz, seksen dokuz" diye saymaya başlanır. Sayma bittiğinde siz de aynı nesnenin hizasına yeni geliyorsanız, aranızdaki mesafe yaklaşık 2 saniyedir ve bu güvenli bir mesafedir. 80 km/saat hızla 2 saniyede kat edilen mesafe de yaklaşık 44 metreye denk gelir, bu da 40 metre cevabını destekler.

Soru 27
Kamyon, kamyonet ve römorklarda yükle birlikte yolcu taşınırken aşağıdakilerden hangisinin yapılması yasaktır?
A
Yüklerin üzerine yolcu bindirilmesi
B
Kasanın yan ve arka kapaklarının kapalı olması
C
Yolcuların kasa içinde ayrılacak bir yerde oturtulması
D
Yüklerin sağlam olarak yerleştirilmiş ve bağlanmış olması
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kamyon, kamyonet gibi yük taşımak için tasarlanmış araçlarda, yükle birlikte yolcu taşınmasının kuralları sorgulanmaktadır. Özellikle bu şartlar altında hangi eylemin kesinlikle **yasak** olduğu ve can güvenliğini tehlikeye attığı sorulmaktadır. Amaç, sürücü adayının yük ve yolcu taşımacılığındaki temel güvenlik prensiplerini bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: a) Yüklerin üzerine yolcu bindirilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, can güvenliğini doğrudan ve büyük bir risk altına sokmasıdır. Yüklerin üzeri, yolcular için tasarlanmış bir oturma alanı değildir. Ani bir fren, keskin bir viraj veya yoldaki bir sarsıntı anında, yüklerin üzerindeki yolcular dengelerini kaybederek araçtan düşebilir veya yüklerin arasında sıkışarak ciddi şekilde yaralanabilirler. Bu nedenle Karayolları Trafik Kanunu, bu davranışı kesinlikle yasaklamıştır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Kasanın yan ve arka kapaklarının kapalı olması: Bu seçenek yanlıştır çünkü bu durum yasak değil, tam tersine bir zorunluluktur. Yükle birlikte yolcu taşınırken, hem yüklerin hem de yolcuların güvenliği için kasanın tüm kapaklarının sıkıca kapatılması gerekir. Bu, yolcuların ve yükün seyir halinde dışarı düşmesini engelleyen temel bir güvenlik önlemidir.
  • c) Yolcuların kasa içinde ayrılacak bir yerde oturtulması: Bu seçenek de yanlıştır çünkü bu da yasaklanan bir eylem değil, aksine yapılması gereken doğru bir uygulamadır. Yolcular, yüklerle temas etmeyecekleri, kasa içinde kendileri için ayrılmış güvenli bir bölüme oturtulmalıdır. Bu kural, yüklerin kayması veya devrilmesi durumunda yolcuların zarar görmesini engellemeyi amaçlar.
  • d) Yüklerin sağlam olarak yerleştirilmiş ve bağlanmış olması: Bu seçenek de yasak değil, yine bir zorunluluktur. Yüklerin hareket etmeyecek, devrilmeyecek veya kaymayacak şekilde sabitlenmesi ve bağlanması, hem kasadaki yolcuların hem de trafikteki diğer araçların güvenliği için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle bu, yapılması zorunlu olan bir güvenlik tedbiridir.

Özetle; soru bizden "yasak olanı" bulmamızı istiyor. b, c ve d seçenekleri, güvenli bir taşıma için yapılması gereken zorunlu kuralları belirtirken, a seçeneği doğrudan hayatı tehlikeye atan ve kesinlikle yasaklanmış bir eylemi ifade etmektedir. Bu nedenle doğru cevap 'a' şıkkıdır.

Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi tehlikeli viraj yön levhasıdır?
A
B
C
D
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, seçeneklerde verilen trafik levhalarından hangisinin "tehlikeli viraj yön levhası" olduğunu bulmamız isteniyor. Bu tür levhalar, sürücüleri özellikle keskin ve görüş açısının kısıtlı olduğu virajlarda uyarmanın ötesinde, virajın yönünü ve seyrini göstererek onlara rehberlik eder. Bu levhaların temel amacı, sürücünün virajı güvenli bir şekilde almasına yardımcı olmaktır.

Doğru Cevap: a seçeneği

a seçeneğindeki levha, Tehlikeli Viraj Yön Levhası'dır. Bu levha, kırmızı ve beyaz renkli ok şeklinde şeritlerden oluşur ve doğrudan virajın içine veya başlangıcına yerleştirilir. Amacı, virajın yönünü net bir şekilde göstermek ve sürücünün dikkatini çekmektir. Özellikle gece sürüşlerinde veya sis gibi görüşün azaldığı durumlarda, bu levha yolun gidişatı hakkında hayati bir görsel ipucu sağlar ve sürücünün şeridinde kalmasına yardımcı olur.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b seçeneği: Bu levha, "Her İki Taraftan Daralan Kaplama" anlamına gelen bir tehlike uyarı işaretidir. Sürücüye ileride yolun her iki taraftan da daralacağını bildirir ve hızını azaltarak daha dikkatli olmasını söyler. Bu levhanın virajlarla bir ilgisi yoktur, yolun fiziksel genişliğiyle ilgilidir.

  • c seçeneği: Bu levha, "Tehlikeli Virajlar" uyarı işaretidir. Sürücüye ileride birbiri ardına devam eden tehlikeli virajların olduğunu haber verir. Levhadaki ilk kıvrımın yönü (bu örnekte sağa), karşılaşılacak ilk virajın yönünü gösterir. Bu levha, virajlara gelmeden önce sürücüyü uyarır, ancak virajın tam içinde yön göstermez.

  • d seçeneği: Bu levha, "Sağa Tehlikeli Viraj" uyarı işaretidir. Sürücüyü ileride tek bir keskin ve tehlikeli sağ viraj olduğu konusunda uyarır. Tıpkı c seçeneğindeki gibi, bu levha da tehlikeye yaklaşırken, yani virajdan önce konumlandırılır ve sürücünün yavaşlaması gerektiğini bildirir.

Özetle; c ve d seçeneklerindeki üçgen levhalar, tehlikeye yaklaşırken sürücüyü uyaran levhalardır. Soruda istenen a seçeneğindeki levha ise tehlikenin tam olduğu noktada sürücüye yön gösteren bir levhadır. Bu nedenle doğru cevap a seçeneğidir.

Soru 29
I. Şerit değiştirmelerde II. Sağa ve sola dönüşlerde III. Bir aracın geçilmesi esnasında Yukarıdakilerin hangilerinde dönüş ışıklarının kullanılması zorunludur?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte hangi durumlarda sinyal lambalarının (dönüş ışıklarının) kullanılmasının yasal bir zorunluluk olduğu sorulmaktadır. Sinyal lambalarının temel amacı, sürücünün yapacağı manevrayı yani niyetini trafikteki diğer sürücülere, yayalara ve bisikletlilere önceden bildirmektir. Bu iletişim, trafiğin güvenli ve akıcı bir şekilde ilerlemesi için hayati önem taşır.

Doğru cevap d) I, II ve III seçeneğidir. Şimdi bu durumların her birini ve neden sinyal kullanmanın zorunlu olduğunu detaylı bir şekilde inceleyelim.

  • I. Şerit değiştirmelerde: Bulunduğunuz şeritten başka bir şeride geçmek, trafikteki en yaygın manevralardan biridir. Şerit değiştirmeden önce sinyal vermek, arkanızdaki ve geçeceğiniz şeritteki sürücüleri niyetiniz hakkında uyarır. Bu sayede, diğer sürücüler hızlarını ve pozisyonlarını ayarlayarak size güvenli bir geçiş alanı bırakabilir ve ani fren veya tehlikeli manevraların önüne geçilmiş olur. Sinyal vermeden aniden şerit değiştirmek, ciddi kazalara yol açabilir.

  • II. Sağa ve sola dönüşlerde: Bir kavşaktan veya yoldan sağa ya da sola döneceğiniz zaman sinyal kullanmak mutlak bir zorunluluktur. Sinyal verdiğinizde, arkanızdan gelen sürücüler yavaşlayacağınızı ve döneceğinizi anlar, böylece arkadan çarpma riskini azaltırlar. Aynı zamanda, karşı yönden gelen sürücüler ve yolun karşısına geçmek isteyen yayalar da sizin dönüş yapacağınızı görerek kendi hareketlerini buna göre planlarlar. Bu, hem sürücünün hem de diğer yol kullanıcılarının güvenliği için esastır.

  • III. Bir aracın geçilmesi esnasında (Sollama): Bir aracı geçme yani sollama manevrası, aslında birden fazla şerit değiştirme hareketini içerir. Önce sol şeride geçmek için sol sinyal, aracı geçtikten sonra tekrar kendi şeridinize dönmek için ise sağ sinyal vermeniz gerekir. Her iki aşamada da sinyal kullanmak, hem solladığınız araca hem de diğer sürücülere ne yaptığınızı açıkça gösterir. Bu, sollama gibi riskli bir manevranın güvenli bir şekilde tamamlanmasını sağlar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler (a, b ve c) eksiktir çünkü sinyal kullanımının zorunlu olduğu durumların sadece bir kısmını içerirler.

  • a) Yalnız I: Bu seçenek, sadece şerit değiştirmenin zorunlu olduğunu söyler ama dönüşleri ve sollamayı göz ardı eder. Bu, trafikteki en temel kurallardan ikisini yok saymaktır.
  • b) I ve II: Bu seçenek, şerit değiştirmeyi ve dönüşleri kapsar ancak sollama (bir aracı geçme) esnasındaki sinyal zorunluluğunu dışarıda bırakır. Halbuki sollama, en çok dikkat ve iletişim gerektiren manevralardan biridir.
  • c) II ve III: Bu seçenek ise dönüşleri ve sollamayı kabul ederken, basit bir şerit değiştirme eyleminde sinyal verme zorunluluğunu atlar. Oysa şerit değiştirmek de sinyal gerektiren temel bir manevradır.

Sonuç olarak, trafikte güvenliği sağlamak ve diğer sürücülerle doğru bir iletişim kurmak için şerit değiştirirken, dönüş yaparken ve bir aracı geçerken sinyal lambalarını kullanmak zorunludur. Bu nedenle, her üç durumu da içeren d seçeneği doğru cevaptır.

Soru 30
Görev sırasında, belirli araç sürücülerinin can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak şartı ile trafik kısıtlama veya yasaklarına bağlı olmamaları durumuna ne denir?
A
Gabari 
B
Geçiş hakkı
C
Geçiş üstünlüğü 
D
Geçiş kolaylığı
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, görev halindeki ambulans, itfaiye, polis gibi belirli araçların, acil durumlar nedeniyle trafikteki bazı kural ve yasaklara uymama hakkının ne olarak isimlendirildiği sorulmaktadır. Bu hakkın en önemli şartı ise bu sırada diğer insanların can ve mal güvenliğini kesinlikle tehlikeye atmamalarıdır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

Doğru Cevap: c) Geçiş üstünlüğü

Doğru cevap geçiş üstünlüğü'dür. Çünkü Karayolları Trafik Kanunu'na göre, görev sırasında belirli araçların (ambulans, itfaiye, polis aracı, organ nakil araçları vb.) trafikteki yasak ve kısıtlamalara uymama hakkı bulunur. Bu hak, acil bir duruma müdahale ederken zaman kazanmaları için tanınmıştır. Ancak bu hakkı kullanırken siren ve tepe lambası gibi uyarıcı işaretleri kullanmaları ve en önemlisi kimsenin can ve mal güvenliğini tehlikeye atmamaları zorunludur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Gabari: Gabari, bir aracın karayolunda güvenle seyredebilmesi için belirlenmiş olan genişlik, yükseklik ve uzunluk gibi maksimum ölçüleridir. Örneğin, bir köprünün altından geçebilecek maksimum araç yüksekliği o köprünün gabarisini belirtir. Bu konunun sorudaki trafik önceliği ile hiçbir ilgisi yoktur.
  • b) Geçiş hakkı: Bu kavram, geçiş üstünlüğü ile sıkça karıştırılır. Geçiş hakkı, trafikteki tüm sürücülerin ve yayaların belirli durumlarda (örneğin kavşaklarda, yaya geçitlerinde) yolu kullanma sırasını belirleyen genel bir kuraldır. Geçiş üstünlüğü olan bir araca yol vermek ise geçiş hakkı kuralının bir parçasıdır ama kavramın kendisi değildir. Kısacası, geçiş hakkı genel bir kural iken, geçiş üstünlüğü belirli araçlara tanınan özel bir ayrıcalıktır.
  • d) Geçiş kolaylığı: Bu, resmi bir trafik terimi değildir. Trafikteki diğer sürücülerin, geçiş üstünlüğüne sahip bir araca yol açarak onun ilerlemesini sağlamasına "geçiş kolaylığı sağlamak" denir. Ancak bu durum, geçiş üstünlüğüne sahip aracın sahip olduğu yasal hakkın adı değil, diğer sürücülerin yapması gereken bir davranıştır.

Özetle: Görev halindeki bir ambulansın kırmızı ışıkta durmaması, geçiş üstünlüğü hakkını kullandığını gösterir. Kavşakta ilk geçme sırasının kimde olduğunu belirleyen kural ise geçiş hakkı'dır. Bu iki kavram arasındaki farkı bilmek, ehliyet sınavında benzer sorularda doğru cevabı bulmanızı kolaylaştıracaktır.

Soru 31
Araçların muayene süresi dolmasa bile, aşağıdaki hâllerin hangisinden dolayı özel muayenesi zorunludur?
A
Kazaya karışması sonucu yetkili görevli tarafından gerekli görüldüğünde 
B
Sürücüsü veya işleticisi değiştiğinde 
C
Motoru bakımdan geçirildiğinde 
D
Sahibi değiştiğinde
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın periyodik (düzenli) muayenesinin geçerlilik süresi devam ederken, hangi olağanüstü durumda bu sürenin beklenmeden "özel muayeneye" girmesinin zorunlu olduğu sorgulanmaktadır. Yani, normal muayene takvimi dışında, aracı acilen tekrar muayeneye götürmemizi gerektiren durumun ne olduğu soruluyor.

Doğru Cevap: a) Kazaya karışması sonucu yetkili görevli tarafından gerekli görüldüğünde

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni trafik güvenliğidir. Bir araç, özellikle de ana iskeletini, şasisini, fren veya direksiyon sistemini etkileyebilecek ciddi bir kazaya karıştığında, dışarıdan sağlam görünse bile teknik olarak tehlikeli bir duruma gelmiş olabilir. Bu nedenle, kaza mahalline gelen trafik polisi veya jandarma gibi yetkili bir görevli, aracın trafiğe çıkmasının riskli olabileceğine kanaat getirirse, periyodik muayene süresi devam etse bile aracı özel muayeneye sevk edebilir. Bu muayene, aracın kazadan sonra trafiğe çıkabilecek kadar güvenli olup olmadığını tespit etmek için yapılır.

Yanlış Cevapların Açıklamaları:

  • b) Sürücüsü veya işleticisi değiştiğinde: Bir aracın sürücüsünün değişmesi, aracın teknik özelliklerinde veya güvenliğinde bir değişiklik yaratmaz. Örneğin, bir şirket aracını farklı çalışanların kullanması veya aile içinde aracı farklı kişilerin sürmesi, her seferinde muayene gerektiren bir durum değildir. Bu, tamamen idari bir durum olup aracın mekanik yapısıyla ilgisi yoktur.

  • c) Motoru bakımdan geçirildiğinde: Motor bakımı (yağ değişimi, filtre değişimi, bujilerin kontrolü vb.) aracın performansını ve ömrünü artırmak için yapılan rutin ve olumlu bir işlemdir. Bu işlem, aracın muayeneden geçmesini gerektirmez; tam aksine, aracın muayene standartlarına uygun kalmasına yardımcı olur. Ancak, motorda yapılan ve aracın teknik özelliklerini değiştiren büyük tadilatlar (örneğin motor değişimi) muayene gerektirebilir, fakat soruda sadece "bakım" ifadesi geçmektedir.

  • d) Sahibi değiştiğinde: Araç satışı, yani sahibinin değişmesi, noter aracılığıyla yapılan hukuki bir işlemdir. Aracın mevcut muayenesi, satış işlemiyle birlikte yeni sahibine geçer ve geçerlilik süresi boyunca devam eder. Yeni sahibin, sadece muayene süresi dolduğunda aracı tekrar muayeneye götürmesi gerekir. Satış yapıldığı için özel bir muayene zorunluluğu bulunmamaktadır.

Özetle, özel muayene zorunluluğu, aracın teknik güvenliğini doğrudan ve ciddi şekilde etkileyebilecek olağanüstü durumlar için geçerlidir. Büyük bir kaza, bu durumların en belirgin olanıdır. Diğer seçenekler ise aracın güvenliğini doğrudan etkilemeyen idari veya rutin işlemlerdir.

Soru 32
Şekildeki trafik işaretinin anlamı nedir?
A
Sola dönülmez
B
Sağa dönülmez
C
Sola zorunlu yön
D
Sağa zorunlu yön
32 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, size bir trafik tanzim işareti verilmiş ve bu işaretin ne anlama geldiğini bulmanız istenmiştir. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, hem sınavda başarılı olmanız hem de trafikte güvenli bir sürücü olmanız için kritik öneme sahiptir. İşaretleri tanırken şekillerine, renklerine ve içindeki sembollere dikkat etmelisiniz.

Öncelikle, görseldeki işareti inceleyelim. Bu işaret, Tanzim İşaretleri grubuna aittir. Tanzim işaretleri genellikle daire şeklindedir ve trafiği düzenleme, yasaklama veya kısıtlama amacı taşır. İşaretin kırmızı çerçeveli ve içindeki sembolün üzerine çapraz kırmızı bir çizgi çekilmiş olması, o eylemin "yasak" olduğunu belirtir. İşaretin içindeki sembol ise sola dönen bir oktur. Bu üç unsuru birleştirdiğimizde anlam ortaya çıkar: Kırmızı çerçeve ve çapraz çizgi "yasak", sola dönen ok ise "sola dönme eylemi". Dolayısıyla bu işaret, "Sola Dönülmez" anlamına gelir.

Bu bilgiler ışığında seçenekleri değerlendirelim:

  • a) Sola dönülmez: Bu seçenek, levhanın anlamını tam olarak karşılamaktadır. İşaret, girilen yolda sola dönüş yapmanın yasak olduğunu bildirir. Bu nedenle doğru cevap budur.
  • b) Sağa dönülmez: Bu seçenek yanlıştır, çünkü levhanın içindeki ok sola yönü göstermektedir. "Sağa dönülmez" levhasında, okun yönü sağa dönük olurdu.
  • c) Sola zorunlu yön: Bu seçenek de yanlıştır. Zorunlu yön levhaları, yasaklama değil, bir mecburiyet bildirir. Ayrıca, "Sola zorunlu yön" levhası kırmızı çerçeveli değil, mavi zeminli yuvarlak bir levhadır ve içinde beyaz bir ok bulunur.
  • d) Sağa zorunlu yön: Bu seçenek hem yön olarak hem de levhanın türü olarak yanlıştır. "Sağa zorunlu yön" levhası da mavi zeminli olur ve sağa dönük bir ok içerir.

Özetle, trafik işaretlerini yorumlarken unutmamanız gereken temel kural şudur: Kırmızı renkli daire şeklindeki levhalar genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Mavi renkli daire şeklindeki levhalar ise bir zorunluluk veya mecburiyet belirtir. Bu sorudaki kırmızı çerçeve ve çapraz çizgi, "yasak" anlamına geldiği için doğru cevap "Sola dönülmez" olmalıdır.

Soru 33
Şekildeki trafik işaretini gören sürücü, aşağıdakilerden hangilerini yapmalıdır? I. Hızını artırmalı II. Hızını azaltmalı III. Öndeki araçları geçmekten kaçınmalı
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
33 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücünün fotoğrafta gördüğü "Tehlikeli Viraj Yön Levhası" ile karşılaştığında hangi davranışları sergilemesi gerektiği sorgulanmaktadır. Bu levha, sürücüleri ileride keskin, devamlı veya görüş mesafesi kısıtlı bir viraj olduğu konusunda uyarır ve virajın yönünü gösterir. Sürücünün bu uyarıyı dikkate alarak güvenli bir sürüş için gerekli önlemleri alması beklenir.

Doğru cevabın neden c) II ve III olduğunu adım adım inceleyelim:

  • II. Hızını azaltmalı: Bu levhanın en temel amacı, sürücüyü ilerideki tehlikeye karşı uyarmak ve yavaşlamasını sağlamaktır. Keskin bir viraja yüksek hızla girmek, aracın savrulmasına, yoldan çıkmasına veya kontrolünü kaybetmesine neden olabilir. Bu nedenle, sürücü viraja girmeden önce mutlaka hızını güvenli bir seviyeye düşürmelidir. Bu ifade doğrudur.
  • III. Öndeki araçları geçmekten kaçınmalı: Virajlarda görüş mesafesi ciddi şekilde kısıtlıdır. Sürücü, virajın ilerisini ve karşı yönden bir araç gelip gelmediğini tam olarak göremez. Bu durumda öndeki aracı sollamaya (geçmeye) çalışmak, karşı yönden gelen bir araçla kafa kafaya çarpışma gibi çok tehlikeli bir duruma yol açabilir. Bu yüzden virajlarda ve görüşün yetersiz olduğu yerlerde sollama yapılmaz. Bu ifade de doğrudur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • I. Hızını artırmalı: Bu ifade, yapılması gerekenin tam tersidir. Tehlikeli bir viraja yaklaşırken hızı artırmak, kazaya davetiye çıkarmak anlamına gelir. Fizik kuralları gereği, hız arttıkça aracın virajda savrulma riski de katlanarak artar. Bu nedenle bu ifade kesinlikle yanlıştır.

Sonuç olarak, sürücünün yapması gereken doğru davranışlar hızını azaltmak (II) ve öndeki aracı geçmekten kaçınmaktır (III). Bu iki doğru ifadeyi bir arada içeren seçenek c) II ve III olduğu için doğru cevap budur. İçerisinde "Hızını artırmalı" gibi tehlikeli ve yanlış bir ifade barındıran a), b) ve d) seçenekleri bu nedenle elenir.

Soru 34
Şekildeki gibi kontrolsüz kavşakta karşılaşan araçların geçiş hakkı sıralaması nasıl olmalıdır?
A
1 - 2 - 3
B
2 - 1 - 3
C
3 - 1 - 2
D
3 - 2 - 1
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, trafik levhası veya trafik polisi bulunmayan, yani kontrolsüz bir kavşakta karşılaşan üç aracın geçiş önceliği sıralamasının nasıl olması gerektiği sorulmaktadır. Bu tür kavşaklarda geçiş hakkını belirleyen temel kurallar vardır ve bu kuralları doğru bir şekilde uygulayarak soruyu çözebiliriz.

Kontrolsüz kavşaklarda geçiş hakkı sıralamasını belirlerken uymamız gereken en temel ve önemli kural, "sağdaki araca yol verme" kuralıdır. Bu kurala göre, bütün sürücüler kavşağa geldiklerinde kendi sağlarında bulunan araca geçiş hakkı tanımak zorundadır. Bir diğer önemli kural ise, dönüş yapan araçların, düz gitmekte olan araçlara yol vermesi gerektiğidir. Ancak bu soruyu en net şekilde "sağdaki araca yol verme" kuralıyla çözebiliriz.

Şimdi bu kuralı şekildeki araçlara adım adım uygulayalım:
  • Öncelikle 3 numaralı kamyonete bakalım. Kamyonetin sağ tarafındaki yol boştur. Yani sağından gelen bir araç yoktur. Bu nedenle, diğer araçlara göre geçiş önceliği ondadır. İlk geçmesi gereken araç 3 numaralı kamyonettir.
  • 3 numaralı araç kavşaktan geçtikten sonra geriye 1 ve 2 numaralı araçlar kalır. Şimdi bu iki araç için kuralı tekrar uygulayalım. 1 numaralı motosikletin sağında 2 numaralı otomobil bulunmaktadır. Bu durumda 1 numaralı motosiklet, sağındaki 2 numaralı araca yol vermelidir. Dolayısıyla, ikinci geçmesi gereken araç 2 numaralı otomobildir.
  • En sona ise, hem 3 numaralı aracı hem de sağındaki 2 numaralı aracı beklemek zorunda olan 1 numaralı motosiklet kalır. Bu yüzden motosiklet en son geçecektir.

Bu adımları birleştirdiğimizde, araçların kavşaktan geçiş hakkı sıralaması 3 - 2 - 1 şeklinde olmalıdır. Bu nedenle doğru cevap d) 3 - 2 - 1 seçeneğidir. Diğer seçenekler bu temel trafik kuralına uymadığı için yanlıştır. Örneğin, '1-2-3' seçeneği yanlıştır çünkü 1 numaralı araç, sağındaki 2 numaralı araca yol vermek zorundadır ve ilk geçemez. '2-1-3' seçeneği de yanlıştır çünkü 2 numaralı araç da sağındaki 3 numaralı araca yol vermekle yükümlüdür.

Soru 35
Aşağıdakilerden hangisinde 1 numaralı taşıt sürücüsünün yaptığı asli kusurlu hâllerden sayılır?
A
B
C
D
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, şıklarda gösterilen trafik durumlarından hangisinde 1 numaralı araç sürücüsünün yaptığı hareketin, bir kaza anında onu temel ve asıl suçlu yapacak bir "asli kusur" olduğunu bulmamız isteniyor. Asli kusur, bir kazanın meydana gelmesindeki en temel ve açık kural ihlalidir. Yani, "bu hata olmasaydı kaza olmazdı" denilebilecek durumlardır.

Doğru Cevap: a) seçeneği

Açıklama: Bu seçenekte bir kavşak görüyoruz. 1 numaralı araç sola dönüş yapmak isterken, karşı yönden dümdüz ilerleyen 2 numaralı araç bulunmaktadır. Trafik kurallarının en temel prensiplerinden biri şudur: Kavşaklarda dönüş yapan araçlar, doğru geçmekte olan (düz giden) araçlara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır. Bu durumda 1 numaralı araç, 2 numaralı aracın geçmesini beklemeden onun yoluna çıkarak geçiş hakkı kuralını ihlal etmektedir. Bu ihlal, bir kazaya sebep olması durumunda 1 numaralı sürücüyü asli kusurlu yapar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) seçeneği: Bu görselde 1 numaralı araç, önündeki 2 numaralı aracı sollamaktadır. Yoldaki şerit çizgisi kesik çizgidir. Kesik çizgiler, görüş mesafesi uygun olduğunda ve trafik kurallarına uyulduğunda sollama yapılmasına izin verildiğini gösterir. Dolayısıyla 1 numaralı aracın yaptığı sollama manevrası, kurallara uygun bir davranıştır ve bir asli kusur değildir.
  • c) seçeneği: Bu görselde 1 numaralı araç, şeridine uygun bir şekilde sağa dönüş yapmaktadır. Arkasındaki 2 numaralı araç ise onu takip etmektedir. Sinyalini vererek ve hızını düşürerek yapılan nizami bir sağa dönüş, herhangi bir kural ihlali içermez. Bu nedenle bu durumda bir asli kusur söz konusu değildir.
  • d) seçeneği: Bu görselde 1 numaralı araç, kırmızı ışıkta durmaktadır. Trafik ışıklarına uymak bir zorunluluktur ve kırmızı ışıkta durmak sürücünün yapması gereken doğru davranıştır. Bu bir kusur değil, aksine kurallara tam uyum gösteren bir durumdur.

Özetle; a seçeneğindeki sürücü, kavşakta dönüş yaparken düz giden araca yol vermeyerek en temel geçiş hakkı kurallarından birini çiğnemiştir. Bu durum, trafik kazalarında "asli kusur" olarak kabul edilen en yaygın hatalardan biridir. Diğer seçeneklerde ise sürücülerin yaptığı manevralar trafik kurallarına uygundur.

Soru 36
Hangisi silindir içinde sıkıştırılmış olan yakıt-hava karışımını elektrik kıvılcımı ile ateşler?
A
Buji
B
Distribütör
C
Ateşleme bobini
D
Kontak anahtarı
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, benzinli bir motorun ateşleme sisteminin en kritik parçasının görevi sorgulanmaktadır. Soru, silindirlerin içine püskürtülen ve piston tarafından sıkıştırılarak patlamaya hazır hale getirilen yakıt-hava karışımını, hangi parçanın bir kıvılcım çıkararak yaktığını bulmamızı istiyor. Bu işlem, motorun güç üretmesini sağlayan patlamayı başlatan adımdır.

a) Buji ✓ (Doğru Cevap)

Buji, ateşleme sisteminin son ve en önemli halkasıdır. Tıpkı bir çakmak gibi, silindirin tam üzerinde, yanma odasının içinde yer alır. Ateşleme bobininden gelen yüksek voltajlı elektrik, bujinin ucundaki tırnaklar arasında atlayarak bir elektrik kıvılcımı (ark) oluşturur. Sıkıştırılmış yakıt-hava karışımı bu kıvılcımla temas ettiği anda büyük bir güçle patlar ve pistonu aşağı iterek motorun çalışmasını sağlar. Dolayısıyla, karışımı doğrudan bir kıvılcımla ateşleyen parça bujidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Distribütör: Distribütör, ateşleme bobininden gelen yüksek voltajlı elektriği doğru zamanda doğru silindirin bujisine "dağıtan" bir parçadır. Yani elektriğin hangi bujiye gideceğine karar veren bir nevi trafik polisidir. Ancak elektriği kendisi üretmez veya kıvılcıma dönüştürmez, sadece yönlendirir. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.

  • c) Ateşleme Bobini: Ateşleme bobini, aracın aküsünden gelen 12 voltluk düşük voltajlı elektriği, bujinin kıvılcım oluşturabilmesi için gereken binlerce voltluk yüksek voltaja dönüştüren bir transformatördür. Yani kıvılcım için gerekli olan yüksek gücü sağlar. Ancak kıvılcımı silindir içinde oluşturan parça değildir, sadece gücün kaynağıdır. Bu nedenle bu cevap da yanlıştır.

  • d) Kontak Anahtarı: Kontak anahtarı, ateşleme sistemini ve aracın diğer elektrikli sistemlerini devreye sokan bir şalterdir. Sürücünün motoru çalıştırmak için verdiği ilk komutu iletir. Ateşleme sürecini başlatan anahtar olmasına rağmen, silindir içindeki ateşleme eylemiyle doğrudan hiçbir ilgisi yoktur. Bu sebeple bu seçenek kesinlikle yanlıştır.

Özetle: Ateşleme süreci bir zincir gibidir. Kontak anahtarı ile başlar, ateşleme bobini elektriğin voltajını yükseltir, distribütör bu yüksek voltajı doğru silindire yönlendirir ve son olarak buji bu elektriği alarak silindir içinde o kritik kıvılcımı oluşturur ve karışımı ateşler. Soru, kıvılcımı oluşturan son parçayı sorduğu için doğru cevap bujidir.

Soru 37
Dizel motorlarda yakıtın ateşlenmesi nasıl olur?
A
Buji kıvılcımı ile
B
Elektrik motoru ile
C
Dışarıdan ısıtılarak
D
Sıkıştırılan havanın sıcaklığı ile
37 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, dizel motorların çalışma prensibinin en kritik adımı olan ateşleme sisteminin nasıl gerçekleştiği sorgulanmaktadır. Bu özellik, dizel motorları benzinli motorlardan ayıran en temel farklardan biridir. Soruyu doğru cevaplamak için dizel motorun dört zamanlı çevrimindeki sıkıştırma ve yanma adımlarını bilmek gerekir.

Doğru Cevap: d) Sıkıştırılan havanın sıcaklığı ile

Dizel motorlarda ateşleme süreci, benzinli motorlardan tamamen farklıdır. Motorun "emme" zamanında silindirin içine sadece hava alınır. Ardından "sıkıştırma" zamanında piston yukarı hareket ederek bu havayı çok yüksek bir oranda (yaklaşık 1:15 ile 1:22 arasında) sıkıştırır. Fizik kuralı gereği, yüksek basınç altında sıkıştırılan havanın sıcaklığı 500-600°C gibi çok yüksek derecelere ulaşır. Piston en üst noktaya ulaştığı anda, enjektörler bu kızgın havanın içine yüksek basınçla motorin (dizel yakıtı) püskürtür. Yakıt, bu yüksek sıcaklıktaki hava ile temas ettiği anda kendiliğinden tutuşur ve yanma gerçekleşir. Bu olaya "sıkıştırma ile ateşleme" denir ve dizel motorların temel çalışma prensibidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Buji kıvılcımı ile: Bu yöntem benzinli motorlara aittir. Benzinli motorlarda silindire hava ve yakıt karışımı alınır, bu karışım sıkıştırılır ve ardından bir bujinin oluşturduğu elektrik kıvılcımı ile ateşlenir. Dizel motorlarda ateşleme için buji bulunmaz; ancak soğuk havalarda ilk çalışmayı kolaylaştırmak için yanma odasını önceden ısıtan "kızdırma bujileri" bulunur, fakat bu bujilerin görevi ateşleme için kıvılcım çakmak değildir.
  • b) Elektrik motoru ile: Araçlardaki elektrik motoru, "marş motoru" olarak bilinir. Marş motorunun görevi, yakıtı ateşlemek değil, motorun ilk hareketini sağlamak yani pistonların hareket döngüsünü başlatmaktır. Motor çalışmaya başladıktan sonra marş motorunun görevi biter. Ateşleme ile doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • c) Dışarıdan ısıtılarak: Bu ifade genel olarak yanlıştır çünkü motor sürekli çalışırken ateşleme dışarıdan bir ısı kaynağı ile sağlanmaz. Yukarıda bahsedilen "kızdırma bujileri" sadece motor çok soğukken ilk çalıştırma anında devreye girerek yanma odasının ısınmasına yardımcı olur. Motor normal çalışma sıcaklığına ulaştıktan sonra bu bujiler devreden çıkar ve ateşleme tamamen sıkıştırılan havanın sıcaklığı ile devam eder. Bu nedenle bu seçenek, motorun genel çalışma prensibini ifade etmez.

Özetle, ehliyet sınavı için aklınızda kalması gereken en önemli bilgi şudur: Benzinli motorlar buji kıvılcımı ile çalışırken, dizel motorlar sıkıştırılmış kızgın havanın içine yakıt püskürtülmesiyle çalışır. Bu temel fark, iki motor tipi arasındaki yakıt, performans ve yapısal özellikleri de belirler.

Soru 38
I. Jant kapağı çıkartılır. II. Kriko ile araç kaldırılır. III. Bijon somunları sökülür. IV. Bijon somunları gevşetilir. V. Aracın hareket etmemesi için gerekli güvenlik önlemleri alınır. Verilenlere göre, araç lastiğinin sökülmesinde doğru işlem sırası nasıl olmalıdır?
A
I - II - III - IV - V 
B
II - III - I - IV - V
C
III - II - IV - V - I 
D
V - I - IV - II - III
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir araç lastiğini patladığında veya başka bir nedenle değiştirmek gerektiğinde uygulanması gereken adımların doğru ve güvenli sıralaması istenmektedir. Lastik değiştirme işlemi, belirli bir mantık ve güvenlik sırası gerektirir. Bu sırayı doğru takip etmek, hem sürücünün güvenliği hem de işlemin kolaylığı açısından hayati önem taşır.

Doğru Cevap: d) V - I - IV - II - III

Şimdi bu sıralamanın neden doğru olduğunu adım adım inceleyelim:
  1. V. Aracın hareket etmemesi için gerekli güvenlik önlemleri alınır.

    Her şeyden önce güvenlik gelir. Lastik değiştirme işlemine başlamadan önce aracın sabitlendiğinden emin olmak gerekir. El freni çekilir, araç vitesteyse vitese (otomatik ise 'P' konumuna) alınır ve lastiklerin, özellikle de değiştirilecek lastiğin çaprazındaki lastiğin önüne ve arkasına takoz konulur. Bu adım, kriko ile kaldırılan aracın kaymasını veya hareket etmesini önleyerek olası kazaların önüne geçer.

  2. I. Jant kapağı çıkartılır.

    Güvenlik önlemleri alındıktan sonra, bijon somunlarına ulaşmak için jant kapağını (varsa) çıkarmak gerekir. Bu, bijon anahtarını somunlara takabilmek için yapılması gereken bir hazırlık adımıdır. Jant kapağı genellikle tornavida veya bijon anahtarının ucuyla kenarından kanırtılarak kolayca çıkarılır.

  3. IV. Bijon somunları gevşetilir.

    Bu, en kritik adımlardan biridir. Bijon somunları, araç henüz yerdeyken gevşetilmelidir. Çünkü lastik yerle temas halindeyken oluşan sürtünme, somunları sökmek için güç uyguladığınızda tekerleğin dönmesini engeller. Eğer aracı kaldırdıktan sonra somunları gevşetmeye çalışırsanız, tekerlek havada boş döneceği için somunları gevşetmek neredeyse imkansız ve çok tehlikeli olur.

  4. II. Kriko ile araç kaldırılır.

    Bijon somunları yeterince gevşetildikten sonra, kriko aracın şasisindeki doğru ve sağlam noktaya yerleştirilir ve araç, lastik yerden kesilene kadar kaldırılır. Artık tekerlek serbestçe dönebilecek durumdadır. Bu aşamada aracın sabit ve düz bir zeminde olması çok önemlidir.

  5. III. Bijon somunları sökülür.

    Araç güvenli bir şekilde kaldırıldıktan ve tekerlek yerden kesildikten sonra, daha önce gevşetilmiş olan bijon somunları elle veya bijon anahtarıyla tamamen sökülür. Tüm somunlar söküldükten sonra lastik yerinden dikkatlice çıkarılır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) I - II - III - IV - V: Bu seçenek, güvenliği (V) en sona koyduğu için en başından YANLIŞTIR. Ayrıca, aracı kaldırdıktan sonra (II) bijonları gevşetmeye (IV) çalışmak, yukarıda açıklandığı gibi pratik olarak mümkün değildir ve tehlikelidir.
  • b) II - III - I - IV - V: Bu seçenekte de güvenlik (V) en sonda yer alıyor. En büyük hata ise, herhangi bir işlem yapmadan aracı kriko ile kaldırmakla (II) başlamasıdır. Havada dönen bir tekerleğin bijonlarını gevşetmek imkansızdır.
  • c) III - II - IV - V - I: Bu sıralama tamamen mantıksızdır. Bijon somunlarını gevşetmeden (IV) sökmeye (III) çalışmakla başlar ki bu mümkün değildir. Adımlar tamamen karışık ve alakasız bir sırada verilmiştir.

Özetle, lastik değiştirirken akılda tutulması gereken temel mantık şudur: Önce güvenliği sağla, sonra lastik yerdeyken bijonları gevşet, ardından aracı kaldır ve son olarak bijonları tamamen sökerek lastiği çıkar. Bu sıralama, hem işlemi güvenli hem de kolay bir şekilde tamamlamanızı sağlar.

Soru 39
Araç lastiği değiştirilirken, aracın kriko ile kaldırılması durumunda aşağıdakilerden hangisi yapılır?
A
El freni çekilir. 
B
El freni bırakılır.
C
Debriyaja basılır. 
D
Vites boşa alınır.
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın lastiğini değiştirmek için kriko ile kaldırılmadan önce alınması gereken en temel güvenlik önlemi sorulmaktadır. Aracın kriko ile yerden kaldırılması, aracı dengesiz bir duruma sokar. Bu nedenle, işlem sırasında aracın kesinlikle hareket etmemesi hayati önem taşır. Sorunun amacı, sürücü adayının bu kritik güvenlik adımını bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: a) El freni çekilir.

Aracı kriko ile kaldırmadan önce el frenini çekmek, yapılması gereken ilk ve en önemli güvenlik adımıdır. El freni (park freni), genellikle arka tekerlekleri kilitleyerek aracın ileri veya geri hareket etmesini engeller. Kriko üzerindeki aracın en ufak bir hareketi, aracın krikodan düşmesine ve ciddi yaralanmalara veya maddi hasara yol açabilir. Bu nedenle aracı sabitlemek için el freni kesinlikle çekili olmalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) El freni bırakılır: Bu seçenek, yapılması gerekenin tam tersidir ve son derece tehlikelidir. El frenini bırakmak, tekerlekleri serbest bırakır ve aracın en küçük bir eğimde bile kaymasına neden olabilir. Bu durum, aracın krikodan düşmesi için en riskli senaryolardan birini oluşturur.
  • c) Debriyaja basılır: Debriyaj, motor ile vites kutusu arasındaki bağlantıyı keser. Debriyaja basılı tutmak, aracı vites boştaymış gibi serbest bırakır ve tekerleklerin serbestçe dönmesine izin verir. Bu da aracın hareket etme riskini artırır ve kesinlikle yanlış bir uygulamadır.
  • d) Vites boşa alınır: Vitesi boşa almak da, debriyaja basmak gibi, motorun tekerlekler üzerindeki tutucu etkisini ortadan kaldırır. Bu durumda araç, sadece el freni ile tutunuyor olur. Hatta ek bir güvenlik önlemi olarak, el freni çekildikten sonra düz bir yolda vitesi birinci viteste, yokuş aşağı bir yolda ise geri viteste bırakmak aracın sabitlenmesine yardımcı olur. Dolayısıyla vitesi boşa almak da yanlış bir adımdır.

Özetle, lastik değiştirme gibi kritik bir işlem öncesinde aracın güvenli bir şekilde sabitlenmesi gerekir. Bunun için en temel ve zorunlu kural, aracın hareket etmesini önlemek amacıyla el frenini çekmektir. Diğer şıklar ise aracın hareket etme riskini artırarak güvenliği tehlikeye atan yanlış uygulamalardır.

Soru 40
Araca bağlanan römorkta aşağıdaki ikaz sistemlerinin hangisi çalışır durumda olmalıdır?
A
Korna
B
Yağ lambası
C
Şarj lambası
D
Park lambası
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir araca takılan römorkun güvenli bir şekilde trafikte seyredebilmesi için hangi ikaz sisteminin zorunlu olarak çalışır durumda olması gerektiği sorulmaktadır. Buradaki kilit nokta, sorunun bizzat çekici aracı değil, arkasına bağlanan römorku hedef almasıdır. Römorklar, motoru veya kendi güç kaynağı olmayan, çekici araç tarafından hareket ettirilen ve aydınlatma gücünü de bu araçtan alan donanımlardır.

Doğru cevap d) Park lambası seçeneğidir. Çünkü bir römork, çekici aracın toplam uzunluğunu ve genişliğini artırır, bu da trafikteki diğer sürücüler tarafından doğru algılanmasını kritik hale getirir. Park lambaları, özellikle düşük ışık koşullarında (gece, sis, yağmur) veya araç park halindeyken römorkun en dış hatlarını ve varlığını belli ederek kazaları önlemede hayati bir rol oynar. Trafik Kanunu'na göre römorkların, çekici aracın aydınlatma sistemiyle eşzamanlı çalışan park, fren ve sinyal lambalarına sahip olması zorunludur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Korna: Korna, sesli bir uyarı sistemidir ve çekici aracın kendisinde bulunur. Römorkun kendi motoru, direksiyonu veya sürücü kabini olmadığı için bir kornaya ihtiyacı yoktur ve bu donanıma sahip değildir. Sesli ikaz, her zaman aracı kullanan sürücünün kontrolündeki ana araçtan yapılır.
  • b) Yağ lambası: Bu ikaz lambası, motorun yağ basıncı düştüğünde sürücüyü uyarır. Römorklarda motor bulunmadığı için bir yağlama sistemine veya bu sistemi kontrol eden bir yağ lambasına da sahip olamazlar. Bu lamba tamamen çekici aracın motor aksamıyla ilgilidir.
  • c) Şarj lambası: Akünün şarj edilmediğini, yani alternatörde bir sorun olduğunu gösteren bu lamba da çekici aracın motoruna ve elektrik sistemine aittir. Römorkun kendine ait bir şarj sistemi (alternatör) olmadığından, bu ikaz sistemi de römorkta bulunmaz. Römork, aydınlatma için gerekli elektriği kablo aracılığıyla çekici araçtan alır.

Özetle, soru bir römorkun temel güvenlik donanımını sorgulamaktadır. Korna, yağ lambası ve şarj lambası gibi sistemler aracın motoru ve ana gövdesiyle ilgiliyken, park lambası römorkun görünürlüğünü ve dolayısıyla trafik güvenliğini doğrudan etkileyen bir aydınlatma elemanıdır. Bu nedenle, bir römorkta sinyal, fren ve park lambaları gibi aydınlatma sistemlerinin eksiksiz ve çalışır durumda olması yasal bir zorunluluktur.

Soru 41
Frenleme esnasında aracın bir tarafa savrulması, aşağıdakilerden hangisinin bozulmasından kaynaklanır?
A
Fren ayarının
B
Supap ayarının
C
Rölanti ayarının
D
Diferansiyel ayarının
41 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücünün frene bastığı anda aracın düz bir şekilde yavaşlamak yerine sağa ya da sola doğru yönelmesinin, yani bir tarafa çekmesinin sebebi sorulmaktadır. Bu durum, sürüş güvenliğini tehlikeye atan önemli bir arızanın işaretidir. Sorunun temel mantığı, problemin ne zaman ortaya çıktığını tespit edip ilgili sistemle eşleştirmektir.

Doğru Cevap: a) Fren ayarının

Fren sistemi, ideal olarak aracın sağ ve sol tarafındaki tekerleklere eşit güçte frenleme kuvveti uygulamalıdır. Bu dengeye "fren ayarı" denir. Eğer bu ayar bozulursa, örneğin sol taraftaki frenler sağdakilerden daha güçlü tutarsa, araç frenleme sırasında doğal olarak sola doğru çekme yapar. Bu durum, aracın dengesini bozarak savrulmasına neden olur.

Fren ayarının bozulmasının birkaç sebebi olabilir. Bunlar arasında fren balatalarının bir tarafta daha fazla aşınmış olması, fren kaliperlerinden birinin sıkışması veya fren hidrolik sisteminde bir tarafa giden basıncın farklı olması gibi durumlar bulunur. Sonuç olarak, frenleme anında tekerleklere uygulanan kuvvetin dengesizleşmesi, aracın bir tarafa savrulmasının temel nedenidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • b) Supap ayarının: Supaplar, motorun içine hava-yakıt karışımının alınması ve egzoz gazlarının dışarı atılmasıyla ilgili parçalardır. Supap ayarının bozuk olması motorun performansını etkiler; motorun sarsıntılı çalışmasına, güçten düşmesine ve yakıt tüketiminin artmasına neden olur. Ancak bu durumun frenleme anında aracın bir yöne çekmesiyle doğrudan bir ilgisi yoktur.

  • c) Rölanti ayarının: Rölanti ayarı, araç dururken ve vites boştayken motorun çalışmaya devam etmesini sağlayan minimum devir sayısıdır. Rölanti ayarı bozuksa motor ya çok yüksek devirde çalışır ya da stop eder. Bu ayarın, araç hareket halindeyken yapılan frenlemeyle ve aracın savrulmasıyla bir bağlantısı bulunmamaktadır.

  • d) Diferansiyel ayarının: Diferansiyel, virajlarda aracın içteki ve dıştaki tekerleklerinin farklı hızlarda dönmesine izin veren bir güç aktarma organıdır. Diferansiyelde bir sorun olması durumunda genellikle virajlarda ses, titreme veya yol tutuşunda problemler yaşanır. Frenleme sırasında aracı bir tarafa çekmesi, diferansiyelin tipik bir arıza belirtisi değildir.

Özetle, sorun "frenleme esnasında" meydana geldiği için, sebep doğrudan fren sistemiyle ilgili olmalıdır. Tekerleklere uygulanan fren kuvvetindeki bir dengesizlik, yani bozuk bir fren ayarı, bu sorunun en mantıklı ve doğru sebebidir.

Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi aracı istenilen yöne sevk eder?
A
Hava yastığı
B
Marş sistemi
C
Direksiyon sistemi
D
Aydınlatma sistemi
42 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracı hareket halindeyken istenilen tarafa (sağa veya sola) götüren, yani yönlendiren temel mekanizmanın hangisi olduğu sorulmaktadır. Sürücünün araca yön vermek için kullandığı ana sistemin adını bilmeniz beklenmektedir. Bu, araç kontrolünün en temel prensiplerinden biridir.

Doğru Cevap: c) Direksiyon sistemi

Doğru cevabın direksiyon sistemi olmasının sebebi, bu sistemin aracın tekerleklerinin açısını değiştirerek aracın gideceği yönü belirlemesidir. Sürücü, direksiyon simidini çevirdiğinde bu hareket bir dizi mekanik parça aracılığıyla tekerleklere iletilir. Bu sayede araç, sürücünün istediği yöne doğru güvenli bir şekilde ilerler. Kısacası, bir aracı yönlendirmek için yapılan en temel eylem direksiyonu kullanmaktır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır:

  • a) Hava yastığı: Hava yastığı, bir güvenlik sistemidir ve sadece kaza anında devreye girer. Amacı, çarpışma sırasında sürücü ve yolcuları darbenin şiddetinden korumaktır. Aracın yönlendirilmesiyle hiçbir ilgisi yoktur, pasif bir güvenlik donanımıdır.
  • b) Marş sistemi: Marş sistemi, aracın motorunu ilk çalıştırma görevini üstlenir. Kontağı çevirdiğinizde aküden aldığı güçle motorun ilk hareketini sağlar. Motor çalıştıktan sonra görevi biter ve aracın yönlendirilmesi veya hareketi üzerinde bir etkisi kalmaz.
  • d) Aydınlatma sistemi: Bu sistem, farlar, sinyaller, stop lambaları gibi bileşenlerden oluşur. Amacı, gece veya kötü hava koşullarında sürücünün yolu görmesini ve diğer sürücüler tarafından aracın fark edilmesini sağlamaktır. Sinyaller dönüş niyetini bildirir, ancak aracı fiziksel olarak o yöne sevk etmez.

Özetle, aracı istenilen yöne fiziksel olarak sevk eden ve yönlendiren tek sistem direksiyon sistemidir. Diğer sistemlerin görevleri güvenlik, motoru başlatma ve görünürlük sağlama gibi farklı alanlardadır. Bu temel ayrımı bilmek, ehliyet sınavında karşınıza çıkabilecek benzer soruları kolaylıkla cevaplamanızı sağlar.

Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi araçlarda gücün kaynağıdır?
A
Şaft
B
Motor
C
Tekerlek
D
Vites kutusu
43 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın hareket etmesini sağlayan ana enerjinin, yani gücün, hangi parçadan üretildiği sorulmaktadır. Aracın ilerlemesi için gerekli olan ilk hareket enerjisini üreten temel bileşen istenmektedir. Bu, bir aracın çalışma prensibini ve güç aktarma organlarının başlangıç noktasını anlamak için temel bir sorudur.

Doğru cevap b) Motor seçeneğidir. Çünkü motor, yakıtı (benzin, dizel, LPG vb.) veya elektrik enerjisini kullanarak bunu mekanik enerjiye, yani hareket gücüne dönüştüren ana parçadır. Aracın kalbi olarak da bilinen motor, ürettiği bu gücü diğer aktarma organlarına ileterek tekerleklerin dönmesini ve aracın hareket etmesini sağlar. Bu nedenle, araçtaki gücün asıl kaynağı her zaman motordur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Şaft: Şaft, gücün kaynağı değildir; gücü taşıyan bir parçadır. Motordan gelen ve vites kutusunda düzenlenen gücü, tekerleklere (diferansiyele) iletmekle görevlidir. Yani bir aracıdır, gücü üreten parça değildir.
  • c) Tekerlek: Tekerlekler, gücün son ulaştığı ve aracı yol üzerinde hareket ettiren parçalardır. Gücü üretmek yerine, kendilerine iletilen gücü kullanarak aracın ilerlemesini sağlarlar. Bu yüzden gücün kaynağı değil, gücün hareketE dönüştüğü son noktadırlar.
  • d) Vites kutusu: Vites kutusu (şanzıman), motordan gelen gücü düzenleyen ve aracın hızına göre tekerleklere uygun devirde ileten çok önemli bir parçadır. Ancak kendisi güç üretmez, sadece motordan aldığı gücü yönetir ve aktarır. Yani gücü işleyen bir mekanizmadır, kaynak değildir.

Özetle, motor gücü üretir; vites kutusu bu gücü düzenler; şaft bu gücü taşır ve tekerlekler de bu gücü kullanarak aracı hareket ettirir. Dolayısıyla aracın tek güç kaynağı motordur.

Soru 44
Birbiri üzerinde hareket eden motor parçalarının doğrudan doğruya temas etmelerini önleyerek, aşınmadan uzun süre ve verimli çalışmasını sağlayan sistem aşağıdakilerden hangisidir?
A
Şarj sistemi 
B
Yağlama sistemi
C
Marş sistemi 
D
Ateşleme sistemi
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motorun içinde sürekli hareket halinde olan metal parçaların (pistonlar, krank mili gibi) birbirine sürterek zarar görmesini engelleyen ve motorun ömrünü uzatan sistemin ne olduğu sorulmaktadır. Temel olarak, motoru aşınmaya karşı koruyan ve verimli çalışmasını sağlayan mekanizmayı bulmamız isteniyor.

Doğru Cevap: b) Yağlama sistemi

Yağlama sisteminin temel görevi, motor yağı adı verilen özel bir sıvıyı motorun hareketli parçaları arasına pompalamaktır. Bu yağ, parçaların arasında ince bir film tabakası oluşturur. Bu film tabakası sayesinde, metal parçalar birbirine doğrudan temas etmek yerine, bu yağ filmi üzerinde kayar.

Bu işlem, sürtünmeyi ve buna bağlı olarak oluşan aşınmayı büyük ölçüde azaltır. Aynı zamanda, sürtünmeden kaynaklanan ısının bir kısmını uzaklaştırarak motorun soğumasına yardımcı olur ve parçaları temizler. Kısacası, yağlama sistemi motorun sağlıklı, verimli ve uzun ömürlü çalışmasının anahtarıdır ve sorudaki tanıma birebir uymaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Şarj sistemi: Bu sistemin görevi, motor çalışırken aracın elektrik ihtiyacını karşılamak ve aküyü şarj etmektir. Alternatör (şarj dinamosu) aracılığıyla mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirir. Parçaları yağlamak veya aşınmayı önlemek gibi bir işlevi yoktur, bu yüzden yanlış seçenektir.
  • c) Marş sistemi: Marş sistemi, aracı ilk çalıştırmak için motora ilk hareketi veren sistemdir. Kontağı çevirdiğinizde devreye giren marş motoru, motorun dönmesini başlatır ve motor kendi gücüyle çalışmaya başlayınca görevi biter. Motorun sürekli çalışması sırasında aşınmayı önleyici bir rolü yoktur.
  • d) Ateşleme sistemi: Bu sistem, benzinli motorlarda silindir içindeki sıkıştırılmış hava-yakıt karışımını bujiler aracılığıyla bir kıvılcım çakarak ateşlemekle görevlidir. Bu ateşleme, motorun güç üretmesini sağlar. Parçaların yağlanması veya korunmasıyla ilgili bir görevi olmadığından bu seçenek de yanlıştır.
Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi hoşgörülü olma özelliği taşımayan sürücülerin özelliklerindendir?
A
Öfkeli olmak
B
Sabırlı davranmak
C
Başarılı iletişim kurmak
D
Kural ihlalinden kaçınmak
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte hoşgörülü olmayan, yani anlayışsız ve sabırsız bir sürücünün hangi davranışı sergileyeceği sorulmaktadır. Sorunun kökündeki "taşımayan" ifadesi kilit noktadır, çünkü bizden olumlu değil, olumsuz bir sürücü özelliği bulmamız istenmektedir. Bu tür sorularda, seçeneklerdeki davranışların hangisinin olumlu, hangisinin olumsuz olduğunu belirlemek çözümü kolaylaştırır.

Doğru Cevap: a) Öfkeli olmak

Hoşgörü, başkalarının yaptığı hatalara, yavaş hareket etmelerine veya beklenmedik durumlara karşı anlayışlı ve sakin kalabilme yeteneğidir. Öfkeli olmak ise bu durumun tam zıttıdır. Trafikte çabuk sinirlenen, diğer sürücülere karşı agresif tepkiler veren (sürekli korna çalmak, bağırmak, tehlikeli manevralar yapmak gibi) bir kişi, hoşgörüden tamamen uzak bir sürücüdür.

Bu nedenle öfke, hoşgörüsüzlüğün en net göstergesidir ve trafikte hem sürücünün kendisi hem de diğerleri için ciddi tehlikeler yaratır. Soru, hoşgörülü olma özelliği taşımayan bir sürücünün özelliğini sorduğu için "Öfkeli olmak" doğru cevaptır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • b) Sabırlı davranmak: Sabır, hoşgörünün temelini oluşturan en önemli erdemlerden biridir. Trafiğin sıkışık olduğu anlarda, bir acemi sürücünün arkasında veya bir yayanın geçmesini beklerken sakince durabilmek, tam olarak hoşgörülü bir sürücünün sergileyeceği bir davranıştır. Bu olumlu bir özellik olduğu için aradığımız cevap değildir.
  • c) Başarılı iletişim kurmak: Trafikte başarılı iletişim, sadece konuşmak anlamına gelmez. Sinyal vermek, selektör yapmak, el işaretleriyle teşekkür etmek veya yol vermek gibi davranışlar, sürücüler arasında bir anlayış ve uyum ortamı yaratır. Başarılı iletişim kuran bir sürücü, çatışmadan kaçınır ve bu da onun hoşgörülü olduğunu gösterir. Bu da olumlu bir özelliktir.
  • d) Kural ihlalinden kaçınmak: Trafik kurallarına uymak, diğer yol kullanıcılarının haklarına ve can güvenliğine saygı duymak demektir. Kurallara uyan bir sürücü, düzeni bozmadığı ve başkalarını tehlikeye atmadığı için sorumlu ve saygılı bir profil çizer. Bu davranış, hoşgörülü bir sürüş anlayışıyla doğrudan ilişkilidir ve olumlu bir özelliktir.

Özetle, soru bizden olumsuz bir sürücü özelliği bulmamızı istemektedir. Sabırlı olmak, iyi iletişim kurmak ve kurallara uymak; güvenli ve saygılı bir sürüş için gereken olumlu davranışlardır. Öfkeli olmak ise tam tersine, hoşgörüsüzlüğü ve tehlikeyi temsil eden olumsuz bir davranıştır.

Soru 46
Aşağıdaki temel değerlerden hangisini içselleştirmiş bir sürücü, trafikte kendinden çok başkalarını düşünür ve başkalarının iyiliği için fedakârlık yapar?
A
Bencillik
B
Diğergamlık
C
Nezaketsizlik
D
Hoşgörüsüzlük
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte olumlu bir sürücü tutumunun tanımı yapılıyor ve bu tanıma en uygun kavramın hangisi olduğu soruluyor. Sorunun kökünde yer alan "kendinden çok başkalarını düşünmek" ve "başkalarının iyiliği için fedakârlık yapmak" ifadeleri, cevabı bulmamız için en önemli ipuçlarıdır. Bu ifadeler, bireyin kendi çıkarlarını ikinci plana atıp toplumun veya diğer bireylerin yararını gözettiği bir karakter özelliğini işaret etmektedir.

Doğru Cevap: b) Diğergamlık

Doğru cevabın Diğergamlık olmasının sebebi, bu kelimenin anlamının sorudaki tanımla birebir örtüşmesidir. Diğergamlık, herhangi bir karşılık beklemeden başkalarının iyiliği için çaba gösterme, fedakârlıkta bulunma ve başkalarını kendinden daha fazla düşünme erdemidir. Trafikte diğergam bir sürücü, yol hakkı kendisinin olmasına rağmen yaya veya acemi bir sürücüye yol verir, sıkışık trafikte diğer araçların önüne geçmeye çalışmak yerine sabırla bekler ve zor durumda olan birine yardım etmek için durur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu seçenekler, soruda tarif edilen olumlu tutumun tam tersi olan olumsuz davranışları tanımlar.

  • a) Bencillik: Bencillik, sadece kendi çıkarlarını ve isteklerini düşünen, başkalarını hiç umursamayan bir tutumdur. Bencil bir sürücü, trafikte sürekli kendi önceliğini düşünür, başkalarına yol vermez, kuralları kendi çıkarı için ihlal eder. Bu, sorudaki "başkalarını düşünme" ifadesinin tam zıttıdır.
  • c) Nezaketsizlik: Nezaketsizlik, başkalarına karşı kaba, saygısız ve düşüncesiz davranmaktır. Trafikte nezaketsiz bir sürücü, ani fren yapar, küfür eder, korna çalarak başkalarını rahatsız eder. Bu davranış, başkalarının iyiliğini düşünmek bir yana, onları rahatsız etmeye yöneliktir.
  • d) Hoşgörüsüzlük: Hoşgörüsüzlük, farklılıklara, hatalara veya yavaşlığa karşı sabır gösterememe durumudur. Hoşgörüsüz bir sürücü, hata yapan bir acemi sürücüye veya yavaş ilerleyen yaşlı bir yayaya karşı öfkelenir ve agresif tepkiler verir. Bu da fedakârlık ve başkalarını düşünme davranışıyla tamamen çelişir.

Sonuç olarak, soru trafikte gösterilmesi gereken erdemli ve özverili bir davranışı sormaktadır. Bu tanıma uyan tek kavram diğergamlık iken, diğer şıklar trafikte tehlike yaratan ve kaçınılması gereken olumsuz kişilik özellikleridir.

Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi sorumluluk duygusuna sahip bir sürücünün özelliklerindendir?
A
Trafik kurallarını önemsemeden araç kullanması
B
Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi
C
Sevdiklerinin hayatını tehlikeye atmaktan çekinmemesi
D
Kendi yetki alanına giren herhangi bir olayı başkalarının üstlenmesini beklemesi
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sorumluluk duygusuna sahip bir sürücünün temel davranış biçimi ve zihniyeti sorgulanmaktadır. Sorumluluk, en basit tanımıyla, bir kişinin kendi eylemlerinin sonuçlarını üstlenmesi ve bu sonuçları önceden düşünerek hareket etmesidir. Trafik gibi birçok insanın can ve mal güvenliğinin iç içe geçtiği bir ortamda bu duygu, kazaları önlemek ve güvenli bir akış sağlamak için hayati önem taşır.

Doğru cevap b) Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi seçeneğidir. Çünkü sorumlu bir sürücü, yapacağı her hamlenin (hızlanma, sollama, şerit değiştirme gibi) sadece kendisini değil, trafikteki diğer sürücüleri, yayaları ve yolcuları nasıl etkileyeceğini öngörür. Örneğin, "Bu hızla viraja girersem aracın kontrolünü kaybedebilir miyim?" veya "Öndeki aracı bu kadar yakından takip edersem ani bir frende durabilir miyim?" gibi soruları kendine sorarak riskleri önceden hesaplar. Bu düşünce yapısı, tehlikeli durumların oluşmasını en başından engeller ve güvenli sürüşün temelini oluşturur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Trafik kurallarını önemsemeden araç kullanması: Bu seçenek, sorumluluğun tam tersidir. Trafik kuralları, toplumun ortak güvenliği için konulmuş sınırlardır ve sorumlu bir sürücü bu kurallara uymayı bir görev bilir. Kuralları önemsememek, hem kendini hem de başkalarını tehlikeye atan sorumsuz bir davranıştır.
  • c) Sevdiklerinin hayatını tehlikeye atmaktan çekinmemesi: Bu ifade, sorumsuzluğun da ötesinde, kabul edilemez bir vurdumduymazlıktır. Sorumlu bir sürücü, aracındaki yolcuların, özellikle de ailesi ve arkadaşlarının can güvenliğini her şeyin önünde tutar. Onları tehlikeye atacak riskli hareketlerden bilinçli olarak kaçınır.
  • d) Kendi yetki alanına giren herhangi bir olayı başkalarının üstlenmesini beklemesi: Bu davranış, sorumluluktan kaçmak ve suçu başkalarına atmak anlamına gelir. Örneğin, bir kazaya karıştığında hatasını kabul etmek yerine hemen karşı tarafı suçlamak veya aracının bakımını ihmal edip yolda kaldığında başkalarından yardım beklemek sorumsuz bir tutumdur. Sorumlu bir sürücü, kendi eylemlerinin ve ihmallerinin sonuçlarını üstlenir.

Özetle, ehliyet sınavındaki bu soru, sürücü adayının trafikteki temel ahlaki duruşunu ölçmeyi amaçlamaktadır. Sorumluluk, sadece kuralları bilmek değil, aynı zamanda empati kurarak ve eylemlerinin olası sonuçlarını öngörerek proaktif bir şekilde güvenliği sağlamaktır. Bu nedenle, davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmek, sorumlu bir sürücünün en belirgin ve en önemli özelliğidir.

Soru 48

Trafik denetim görevlileriyle iletişim kuran sürücünün, trafik adabı açısından özen göstermesi gereken davranış şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A
Karşısındaki kişiyi suçlaması
B
Empati kurmaktan kaçınması
C
Karşısındaki kişiye saygı duyması
D
Karşısındaki kişiyi dinlemekten kaçınması
48 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün trafik denetimi sırasında görevli bir memur ile iletişim kurarken "trafik adabı" açısından nasıl davranması gerektiği sorgulanmaktadır. Trafik adabı, sadece kurallara uymak değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı saygılı, sabırlı ve anlayışlı olmayı da içeren bir davranış bütünüdür. Bu soru, sürücünün bu tür bir durumda sergilemesi gereken olumlu tutumu ölçmeyi amaçlamaktadır.

Doğru Cevap: c) Karşısındaki kişiye saygı duyması

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, saygının sağlıklı ve doğru bir iletişimin temelini oluşturmasıdır. Trafik denetim görevlisi, kanunların kendisine verdiği yetkiyle görevini yapmaktadır. Sürücü, bir hata yapmış olsa da olmasa da, karşısındaki görevliye saygılı bir üslupla yaklaşmalıdır. Sakin kalmak, görevlinin talimatlarını dikkatle dinlemek ve saygılı bir dil kullanmak, hem olası bir gerginliği önler hem de sürücünün olgun ve sorumlu bir birey olduğunu gösterir. Bu davranış, trafik adabının en temel gerekliliklerinden biridir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • a) Karşısındaki kişiyi suçlaması: Bu davranış, tamamen yanlış ve yapıcı olmayan bir tutumdur. Bir denetim anında görevliyi suçlamak, durumu kişiselleştirmek ve gerginliği artırmaktan başka bir işe yaramaz. Sorumluluktan kaçmak ve savunmacı bir tavır sergilemek, trafik adabına tamamen aykırıdır ve iletişimi koparır.
  • b) Empati kurmaktan kaçınması: Empati, kendini karşısındaki kişinin yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmaktır. Trafik görevlisinin de zorlu şartlar altında çalıştığını, işinin bir parçası olarak denetim yaptığını düşünmek empati kurmaktır. Empatiden kaçınmak, bencil ve anlayışsız bir davranış olup, trafik adabının gerektirdiği hoşgörü ve anlayış ilkesiyle çelişir.
  • d) Karşısındaki kişiyi dinlemekten kaçınması: İletişimin en önemli unsurlarından biri dinlemektir. Trafik görevlisinin ne söylediğini, hangi uyarıda veya bilgilendirmede bulunduğunu anlamak için onu dikkatle dinlemek gerekir. Dinlemekten kaçınmak, hem büyük bir saygısızlık hem de durumu anlamayı engelleyen bir davranıştır. Bu tutum, yanlış anlaşılmalara ve sorunların büyümesine neden olabilir.

Özetle, bir trafik denetimi sırasında sürücüden beklenen en temel ve doğru davranış, durumu ne olursa olsun sakinliğini koruyarak karşısındaki görevliye saygı duymasıdır. Bu tavır, hem yasalara hem de toplumsal kurallara uyum sağlayan, bilinçli bir sürücünün özelliğidir.

Soru 49
Karlı havada zincir takmaya çalışan bir sürücünün sorununa, bu konuda daha deneyimli ve becerikli diğer bir sürücünün çözüm bulması, trafikte hangi temel değere sahip olunduğunu gösterir?
A
Trafik kültüründe birbirini uyarma
B
Kendini eleştirme
C
Yardımlaşma
D
İnatlaşma
49 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte karşılaşılan bir problemin çözümünde sürücülerin birbirlerine karşı sergilediği olumlu bir davranışın hangi temel değere karşılık geldiği sorgulanmaktadır. Sorunun özü, zor durumda olan bir kişiye, bu konuda daha bilgili ve yetenekli başka bir kişinin karşılık beklemeden destek olmasıdır. Bu durum, trafikteki sosyal ilişkilerin ve ahlaki sorumlulukların önemini vurgular.

Doğru Cevap: c) Yardımlaşma

Doğru cevabın "Yardımlaşma" olmasının sebebi, sorudaki senaryonun bu kavramı tam olarak tanımlamasıdır. Yardımlaşma, bir bireyin zorluk yaşayan başka bir bireye, kendi imkanlarını ve becerilerini kullanarak destek olması, onun sorununu çözmesine yardımcı olmasıdır. Soruda, zincir takmak gibi teknik bir konuda zorlanan sürücüye, bu işi bilen başka bir sürücünün yardım eli uzatması, trafikteki dayanışma ve yardımlaşma ruhunun en güzel örneklerinden biridir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Trafik kültüründe birbirini uyarma: Uyarma, genellikle bir tehlikeyi veya bir hatayı bildirmek amacıyla yapılır. Örneğin, bir aracın farlarının açık unutulduğunu veya lastiğinin inik olduğunu fark edip sürücüyü ikaz etmek bir uyarıdır. Sorudaki olay ise bir uyarıdan çok daha fazlasını, yani aktif olarak sorunu çözmeye yönelik fiziksel bir eylemi içermektedir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Kendini eleştirme: Kendini eleştirme, kişinin kendi yaptığı bir hatayı veya eksiği fark edip bunu kabullenmesidir. Sorudaki senaryoda zincir takamayan sürücü "keşke bunu daha önce öğrenseydim" diye düşünebilir, ancak olay iki sürücü arasında geçen bir etkileşimi anlatmaktadır. Diğer sürücünün davranışı, bir başkasına yönelik olduğu için kendini eleştirme kavramıyla ilgili değildir.
  • d) İnatlaşma: İnatlaşma, trafikte son derece olumsuz bir davranıştır ve genellikle bir anlaşmazlık durumunda tarafların kendi istediğinde diretmesi, geri adım atmaması anlamına gelir. Örneğin, dar bir yolda iki sürücünün de birbirine yol vermemek için beklemesi bir inatlaşmadır. Sorudaki olay ise bunun tam tersi, uzlaşmacı ve yardımsever bir tutumu göstermektedir.

Özetle, bu soru trafikte sadece kurallara uymanın değil, aynı zamanda insani değerlere sahip olmanın da ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Zor durumda kalmış birine yardım etmek, trafik ortamını daha güvenli, huzurlu ve insancıl bir hale getiren yardımlaşma değerinin bir parçasıdır.

Soru 50
Hangi özelliğe sahip olmayan sürücünün sabırsız, öfkeli, yorgun, stresli ve iletişim becerileri eksik bir kişi olma ihtimali daha fazladır?
A
Bencil
B
Hoşgörülü
C
Aşırı tepki gösteren
D
Görgüsüzce davranan
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte olumsuz davranışlar sergileyen bir sürücünün hangi temel pozitif özellikten yoksun olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası "hangi özelliğe sahip olmayan" ifadesidir. Yani, şıklarda verilen özelliklerden hangisinin eksikliği; kişiyi sabırsız, öfkeli, stresli ve iletişim sorunları yaşayan birine dönüştürür, bunu bulmamız gerekiyor.

Doğru cevap b) Hoşgörülü seçeneğidir. Hoşgörü, trafikte başkalarının yapabileceği hataları, acemilikleri veya farklı sürüş tarzlarını anlayışla karşılama yeteneğidir. Bir sürücüde bu özellik olmadığında, yani hoşgörüsüz olduğunda, en küçük bir hatada bile hemen sinirlenir, sabırsızlanır ve diğer sürücülerle olumsuz bir iletişim içine girer. Bu durum, kişiyi sürekli stresli ve yorgun hissettirir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, sorunun mantığını kavramak için çok önemlidir. Bu seçenekler, soruda tarif edilen olumsuz sürücü profilinin zaten bir parçası olan özelliklerdir, eksikliği değil.

  • a) Bencil: Bencillik zaten olumsuz bir özelliktir. Soruda ise bir özelliğin olmaması durumunda ortaya çıkan olumsuzluklar soruluyor. Eğer bir sürücü bencil değilse, bu onu daha iyi bir sürücü yapar, daha kötü değil. Dolayısıyla bu cevap yanlıştır.
  • c) Aşırı tepki gösteren: Bu da tıpkı bencillik gibi olumsuz bir özelliktir. Bir sürücünün aşırı tepki gösterme özelliğine sahip olmaması, onun sakin ve kontrollü olduğu anlamına gelir. Bu da istenen bir durumdur, sorudaki olumsuz tabloyu yaratmaz.
  • d) Görgüsüzce davranan: Görgüsüzlük de bir sürücüde bulunması istenmeyen negatif bir davranıştır. Bir sürücünün görgüsüzce davranma özelliğinin olmaması, onun nazik ve kurallara saygılı olduğunu gösterir. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, soru bizden bir panzehir istiyor. Sabırsızlık, öfke ve stres gibi zehirlerin panzehiri hoşgörüdür. Eğer bu panzehir, yani hoşgörü özelliği kişide yoksa, o zaman bu olumsuz davranışların ortaya çıkma ihtimali çok daha fazla olur. Diğer şıklar ise zaten zehrin kendisidir, panzehirin yokluğu değil.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI