%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
• Bir el alına yerleştirilir. • Diğer elin iki parmağı çene kemiğinin üzerine yerleştirilir. • Alından bastırılıp, çeneden kaldırılarakbaş geriye doğru itilir. Kazazedenin hava yolunu açmak için, uygulama tekniği verilen pozisyon aşağıdakilerden hangisidir?
A
Şok pozisyonu
B
Yarı oturuş pozisyonu
C
Baş geri-çene yukarı pozisyonu
D
Yarı yüzükoyun-Yan pozisyon
1 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bilincini kaybetmiş bir kazazedenin solunum yolunu açmak için uygulanan temel bir ilk yardım tekniğinin adımları verilmiş ve bu tekniğin adının ne olduğu sorulmaktadır. Soruda tarif edilen uygulama, ilk yardımın en kritik adımlarından biridir, çünkü solunumun devamlılığı hayati önem taşır.

Doğru cevap c) Baş geri-çene yukarı pozisyonu'dur. Bu pozisyonun amacı, bilinci kapalı kişilerde gevşeyen dilin geriye düşerek soluk borusunu tıkamasını engellemektir. Soruda verilen adımlar bu tekniği birebir tarif etmektedir: Bir elin alına konulmasıyla baş geriye itilir (Baş Geri), diğer elin parmaklarıyla çenenin yukarı kaldırılmasıyla da (Çene Yukarı) dil yerinden oynatılarak hava yolu açılmış olur.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Şok pozisyonu: Bu pozisyon, dolaşım yetmezliği (şok) durumunda uygulanır. Kazazede sırt üstü yatırılır ve bacakları yaklaşık 30 cm kadar yukarı kaldırılarak hayati organlara (beyin, kalp vb.) kan gitmesi hedeflenir. Bu pozisyonun, soruda tarif edilen hava yolu açma tekniği ile bir ilgisi yoktur.
  • b) Yarı oturuş pozisyonu: Bu pozisyon genellikle bilinci açık olan ve solunum güçlüğü çeken (örneğin kalp krizi, astım krizi, kaburga kırığı gibi durumlarda) hastalara uygulanır. Hastanın sırtı desteklenerek oturur pozisyona getirilmesi, nefes alıp vermesini kolaylaştırır. Ancak bu, bilinci kapalı birinin hava yolunu açmak için kullanılan bir yöntem değildir.
  • d) Yarı yüzükoyun-Yan pozisyon: Bu pozisyon, "Koma Pozisyonu" veya "Derlenme Pozisyonu" olarak da bilinir. Bilinci kapalı ancak solunumu ve nabzı olan kazazedelere uygulanır. Amacı, kişinin kusması durumunda kusmuğun soluk borusuna kaçmasını önlemek ve dilin hava yolunu tıkamasını engellemektir. Soruda tarif edilen "Baş geri-çene yukarı" manevrası, koma pozisyonuna almadan önce solunumu kontrol etmek için yapılan bir adımdır, pozisyonun kendisi değildir.

Özetle, soruda adım adım anlatılan teknik, bilinci kapalı bir kazazedenin dilinin soluk borusunu tıkamasını önleyerek hava yolunu açmak için kullanılan Baş geri-çene yukarı pozisyonu'dur. Bu, temel yaşam desteğinin ilk ve en önemli adımlarından biridir.

Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi delici göğüs yaralanmalarında kazazedeye yapılan doğru bir ilk yardım uygulamasıdır?
A
Ayaklarının yüksekte tutulup yüzüstü yatırılması
B
Bilinci açık ise yarı oturur duruma getirilmesi
C
Ağızdan ılık içecekler verilmesi
D
Batan cismin çıkarılması
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, göğüs bölgesine delici bir cisim battığında (delici göğüs yaralanması) yapılması gereken doğru ilk yardım uygulaması sorulmaktadır. Bu tür yaralanmalar, solunumu doğrudan etkileyebileceği için hayati tehlike taşır ve doğru müdahale kazazedenin hayatta kalma şansını artırır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Bilinci açık ise yarı oturur duruma getirilmesi

Delici göğüs yaralanmalarında en büyük tehlike, akciğerlerin zarar görmesi ve buna bağlı olarak solunumun zorlaşmasıdır. Kazazedeyi yarı oturur pozisyona getirmek, yer çekiminin de yardımıyla karın içi organların aşağıya doğru çekilmesini sağlar. Bu durum, göğüs kafesine ve akciğerlere daha fazla genişleme alanı tanıyarak kazazedenin daha rahat nefes almasına yardımcı olur. Bu nedenle, bilinci açık bir kazazede için en doğru pozisyon budur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Ayaklarının yüksekte tutulup yüzüstü yatırılması: Bu seçenek yanlıştır. Ayakları yükseğe kaldırmak şok durumlarında uygulanan bir yöntem olsa da, kazazedeyi yüzüstü yatırmak göğüs kafesinin hareketini kısıtlar ve nefes almayı daha da zorlaştırır. Göğüs yaralanması olan bir kişi için bu pozisyon son derece tehlikelidir ve solunum sıkıntısını artırır.
  • c) Ağızdan ılık içecekler verilmesi: Bu seçenek yanlıştır. Ciddi yaralanmalarda, kazazedeye ağızdan yiyecek veya içecek vermek genel bir ilk yardım kuralı olarak kesinlikle yasaktır. Yaralının bilincini kaybetme veya ameliyata alınma ihtimali vardır. Bu durumda verilen sıvılar soluk borusuna kaçabilir veya anestezi sırasında kusmaya neden olarak hayati risk oluşturabilir.
  • d) Batan cismin çıkarılması: Bu seçenek en tehlikeli ve yanlış uygulamalardan biridir. Yaralanmaya neden olan batan cisim, bir kan damarını tıkamış olabilir ve adeta bir "tıpa" görevi görüyor olabilir. Cismi çıkarmaya çalışmak, bu tıpanın ortadan kalkmasına ve durdurulamayacak şiddetli bir iç veya dış kanamaya yol açabilir. Bu nedenle batan cisim kesinlikle yerinden oynatılmamalı, etrafı sabitlenerek tıbbi yardım beklenmelidir.

Özetle, delici bir göğüs yaralanmasında temel amaç, kazazedenin solunumunu kolaylaştırmak ve daha fazla zarar vermemektir. Bu nedenle bilinci açıksa yarı oturur pozisyon verilir, batan cisme dokunulmaz ve ağızdan hiçbir şey verilmez.

Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi, şoka girmiş kazazedede görülebilecek belirtilerden biri değildir?
A
Kan basıncında yükselme
B
Bilinç seviyesinde azalma
C
Hızlı ve yüzeysel solunum
D
Ciltte soğukluk, solukluk ve nemlilik
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, tıbbi bir acil durum olan "şok" halindeki bir kazazedede görülmesi beklenmeyen, yani şok belirtisi olmayan seçeneği bulmamız istenmektedir. Şoku ve belirtilerini doğru bir şekilde anlamak, bu soruyu çözmek için anahtardır.

Öncelikle şokun ne olduğunu anlamak önemlidir. Şok, kalp ve damar sisteminin yaşamsal organlara (beyin, kalp, akciğerler vb.) yeterli miktarda kan pompalayamaması durumudur. Bu nedenle organlara yeterli oksijen gitmez ve hayati fonksiyonlar tehlikeye girer. Bu durum, ciddi kanamalar, kalp krizleri, şiddetli alerjik reaksiyonlar veya ağır enfeksiyonlar gibi nedenlerle ortaya çıkabilir.

Doğru cevap a) Kan basıncında yükselme seçeneğidir. Çünkü şok durumunun en temel özelliklerinden biri, dolaşım sisteminin yetersiz kalması sonucu kan basıncının normalin altına düşmesidir (hipotansiyon). Vücut, organlara yeterli kanı gönderemediği için tansiyon yükselmez, tam tersine tehlikeli seviyelerde düşer. Bu nedenle, kan basıncında bir yükselme şok belirtisi olamaz.

Diğer seçeneklerin neden şok belirtisi olduğunu ve dolayısıyla neden yanlış cevaplar olduğunu inceleyelim:
  • b) Bilinç seviyesinde azalma: Bu, tipik bir şok belirtisidir. Beyne yeterli kan ve oksijen gitmediğinde, kişinin zihinsel fonksiyonları yavaşlar. Bu durum, kazazedede huzursuzluk, endişe, kafa karışıklığı, sersemlik ve durum ağırlaştıkça bilinç kaybına kadar gidebilir.

  • c) Hızlı ve yüzeysel solunum: Bu da klasik bir şok belirtisidir. Vücut, dokulara yeterli oksijen ulaştıramadığı için bu açığı kapatmaya çalışır. Daha fazla oksijen alabilmek amacıyla solunum refleks olarak hızlanır. Ancak vücut zayıf düştüğü için bu soluklar derin değil, kesik kesik ve yüzeysel olur.

  • d) Ciltte soğukluk, solukluk ve nemlilik: Bu belirti de şok durumunda sıkça görülür. Vücut, hayatta kalmak için bir savunma mekanizması olarak, kısıtlı olan kan akışını deri ve uzuvlar gibi daha az kritik bölgelerden çekerek beyin ve kalp gibi hayati organlara yönlendirir. Deriye daha az kan gitmesi cildin soluk ve soğuk olmasına, vücudun stres tepkisi ise soğuk terlemeye (nemlilik) neden olur.

Özetle, şoka girmiş bir kazazedede kan basıncı yükselmez, aksine düşer. Bilinçte azalma, hızlı ve yüzeysel solunum ile soğuk, soluk ve nemli cilt ise şokun temel ve beklenen belirtileridir. Bu nedenle sorunun doğru cevabı "a" seçeneğidir.

Soru 4
Suda boğulan kalp ve solunumu durmuş bir yetişkine, ilk yardım yapan kişi tek başı­na ise aşağıdakilerden hangisini uyguladıktan sonra tıbbi yardım istemelidir?
A
15 kalp masajı, 1 suni solunum uygulaması­nın hemen sonrası
B
30 kalp masajı, 2 suni solunumu 5 tur uyguladıktan sonra
C
60 kalp masajı, 1 suni solunumu 5 tur uyguladıktan sonra
D
60 kalp masajı, 2 suni solunum uygulaması­nın hemen sonrası
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, tek başına olan bir ilk yardımcının, suda boğulma sonucu kalbi ve solunumu durmuş bir yetişkine ne zaman tıbbi yardım (112) çağırması gerektiği ve bu süreçte hangi Temel Yaşam Desteği (TYD) uygulamasını yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktaları; ilk yardımcının tek başına olması, kazazedenin suda boğulmuş olması ve yetişkin olmasıdır. Bu durum, standart bir kalp krizinden farklı bir yaklaşım gerektirir.

Doğru Cevap: b) 30 kalp masajı, 2 suni solunumu 5 tur uyguladıktan sonra

Bu seçeneğin doğru olmasının temel sebebi, suda boğulma vakalarında kalbin durma nedeninin oksijensizlik (hipoksi) olmasıdır. Kalp, oksijen yetersizliğinden dolayı durduğu için ilk yardımcının önceliği, kazazedeye hemen bir miktar oksijen sağlamaktır. Tek başına olan ilk yardımcı, hemen 112'yi arayarak vakit kaybederse, beynin oksijensiz kalma süresi uzar ve hayatta kalma şansı ciddi şekilde düşer. Bu nedenle, uluslararası ilk yardım kuralları bu gibi durumlarda (boğulma, zehirlenme, çocuk ve bebekler) önce 5 tur (yaklaşık 2 dakika) Temel Yaşam Desteği uygulanmasını, ardından 112'nin aranmasını önerir.

Yetişkin bir insana uygulanan standart Temel Yaşam Desteği oranı 30 kalp masajı ve 2 suni solunumdur. Bu bir tur olarak kabul edilir. 5 tur boyunca bu döngü tekrarlandıktan sonra, vücuda bir miktar oksijen gitmiş ve kan dolaşımı sağlanmış olur. Bu kritik 2 dakikalık müdahalenin ardından ilk yardımcı hemen 112'yi arayarak profesyonel yardım istemelidir. Bu yüzden "30 kalp masajı, 2 suni solunumu 5 tur uyguladıktan sonra" ifadesi doğru yanıttır.

  • Neden Diğer Seçenekler Yanlış?

a) 15 kalp masajı, 1 suni solunum uygulamasının hemen sonrası: Bu seçenek iki açıdan yanlıştır. Birincisi, yetişkinlerde tek yardımcı ile uygulanan kalp masajı ve suni solunum oranı 30:2'dir; 15:1 veya 15:2 oranı çocuklar için (özellikle iki ilk yardımcı varsa) kullanılır. İkincisi, boğulma vakasında "hemen sonra" yardım çağırmak, hayati öneme sahip ilk 2 dakikalık oksijenlendirme şansını kaçırmak anlamına gelir.

c) 60 kalp masajı, 1 suni solunumu 5 tur uyguladıktan sonra: Bu seçenekteki 60:1 oranı, standart bir Temel Yaşam Desteği protokolü değildir. Kalp masajının etkinliği için belirlenen 30 masajlık setler, hem kan dolaşımını sağlamak hem de ilk yardımcının yorulmasını engellemek için idealdir. 60 masajlık bir set, suni solunum için çok uzun bir ara verilmesine neden olur ve etkili değildir.

d) 60 kalp masajı, 2 suni solunum uygulamasının hemen sonrası: Bu seçenekte de kalp masajı sayısı (60) yanlıştır. Standart oran 30:2'dir. Ayrıca, "hemen sonrası" yardım çağırmak, yukarıda açıklandığı gibi, boğulma vakalarında doğru bir strateji değildir. Önce 5 tur (yaklaşık 2 dakika) müdahale edilmelidir.

Özetle: Unutmayın, eğer bir yetişkinin kalp durmasının nedeninin oksijensizlik (boğulma gibi) olduğundan şüpheleniyorsanız ve tek başınızaysanız, önceliğiniz 112'yi aramak değil, yaklaşık 2 dakika (5 tur 30:2) Temel Yaşam Desteği uygulamaktır. Bu kritik müdahale, ambulans gelene kadar beynin ve diğer organların hayatta kalma şansını artırır.

Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi “kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek için olay yerinin değerlendirilmesi” işlemini kapsar?
A
Koruma
B
Bildirme
C
Kurtarma
D
Tedavi etme
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldiğinde yapılması gereken ilk yardım uygulamalarının temel adımlarından biri sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, "kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek" ve "olay yerinin değerlendirilmesi" ifadeleridir. Bu ifadeler, henüz yaralılara müdahale etmeden önce, ortamın güvenliğini sağlamak için atılan ilk adımı tanımlar. Bu adımların doğru sıralaması, ehliyet sınavlarında sıkça sorulan "Koruma, Bildirme, Kurtarma (KBK)" kuralı ile özetlenir.

Doğru cevap ‘a) Koruma’ seçeneğidir. Çünkü ‘Koruma’ işlemi, tam olarak soruda belirtilen amacı taşır: olay yerini ve kazazedeleri daha büyük tehlikelerden korumak. Bu aşama, ikinci bir kazanın yaşanmasını engellemek ve mevcut durumu kontrol altına almak için yapılır. Örneğin, kaza yapan aracın motorunu durdurmak, el frenini çekmek, aracın arkasına reflektör veya uyarı işaretleri koymak gibi eylemler bu adıma aittir. Bütün bu faaliyetler, olay yerinin değerlendirilmesi ve güvenli hale getirilmesi demektir.

  • Neden ‘b) Bildirme’ değil? Bildirme, olay yeri güvenliği sağlandıktan sonra atılan ikinci adımdır. Bu aşamada 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak profesyonel yardım istenir. Olay yerini güvene almadan (koruma yapmadan) yardım çağırmak, hem kendinizi hem de başkalarını riske atabileceğiniz için doğru bir sıralama değildir.
  • Neden ‘c) Kurtarma’ değil? Kurtarma, olay yeri güvene alındıktan ve yardım çağrıldıktan sonra yapılan, yaralılara doğrudan ilk yardım müdahalesini içeren üçüncü ve son adımdır. Örneğin, kanamayı durdurmak veya suni teneffüs yapmak gibi uygulamalar bu aşamada yer alır. Olay yeri güvenli değilken yaralıya müdahale etmek, ilk yardımcının da hayatını tehlikeye atabilir.
  • Neden ‘d) Tedavi etme’ değil? Tedavi etme, ilk yardımcının görevi değildir. İlk yardım, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar hayat kurtarmak veya durumun kötüleşmesini önlemek için yapılan ilaçsız uygulamalardır. Tedavi ise doktor ve sağlık profesyonelleri tarafından yapılan tıbbi müdahaleleri kapsar ve daha ileri bir aşamadır.

Özetle, bir kaza anında ilk yapılması gereken şey paniğe kapılmadan olay yerini güvenli hale getirmektir. Bu, Koruma adımıdır ve amacı, soruda da belirtildiği gibi, kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemektir. Bu nedenle doğru cevap "Koruma"dır.

Soru 6
Kazazedenin naklinden önce, yaralanma­larda uygulanan genel ilk yardım kuralı aşağıdakilerden hangisidir?
A
Yarayı sargı bezi ile kapattıktan sonra yaralı bölgeyi sabitlemek
B
Yara üzerine merhem sürüp yarayı sarmak
C
Yara üzerine tentürdiyot sürüp bırakmak
D
Yarayı temiz pamukla kapatmak
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yaralanmış bir kazazedeyi taşımadan, yani nakletmeden önce uygulanması gereken temel ve en önemli ilk yardım kuralının ne olduğu sorulmaktadır. Amaç, kazazedenin durumunu daha da kötüleştirmeden, ona en doğru müdahaleyi yapmaktır. Bu nedenle, atılacak adımların sırası ve içeriği büyük önem taşır.

Doğru cevap a) Yarayı sargı bezi ile kapattıktan sonra yaralı bölgeyi sabitlemek seçeneğidir. Çünkü ilk yardımın temel amacı, mevcut durumu korumak ve daha fazla zarar oluşmasını engellemektir. Yarayı temiz bir sargı bezi ile kapatmak, dış etkenlerden ve mikroplardan koruyarak enfeksiyon riskini azaltır. Ardından, özellikle kırık veya çıkık şüphesi varsa, yaralı bölgeyi sabitlemek (hareketsiz hale getirmek), taşıma sırasında kemik uçlarının damarlara, sinirlere veya kaslara zarar vermesini önler ve ağrıyı azaltır.

b) Yara üzerine merhem sürüp yarayı sarmak seçeneği yanlıştır. Çünkü ilk yardım sırasında yaraya doktor tavsiyesi olmadan asla merhem, krem veya herhangi bir ilaç sürülmez. Sürülen madde hem yarayı temizleyecek sağlık personelinin işini zorlaştırabilir hem de kazazedede alerjik reaksiyonlara neden olabilir. İlk yardımın amacı tedavi etmek değil, durumu stabil tutmaktır.

c) Yara üzerine tentürdiyot sürüp bırakmak seçeneği de yanlıştır. Tentürdiyot gibi alkol bazlı antiseptikler, açık yara üzerine direkt uygulandığında sağlam dokulara da zarar vererek iyileşmeyi geciktirebilir. Ayrıca, yarayı açık bırakmak enfeksiyon kapma riskini artırır. Bu nedenle modern ilk yardım uygulamalarında bu tür maddelerin doğrudan yaraya sürülmesi önerilmez.

d) Yarayı temiz pamukla kapatmak seçeneği hatalı bir uygulamadır. Pamuk, lifli yapısı nedeniyle yaranın içine yapışır ve kanla birleşerek pıhtılaşmış bir kütle oluşturur. Bu pamuk liflerini daha sonra yaradan temizlemek çok zordur ve bu işlem sırasında yaraya daha fazla zarar verilebilir. Bu nedenle açık yaraların kapatılmasında pamuk yerine yapışmayan, steril sargı bezi veya gazlı bez kullanılmalıdır.

Soru 7
Kazazedelere baş geri-çene yukarı pozisyonu verilmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A
Kusmayı sağlamak
B
Hava yolunu açmak
C
Kalp masajı yapmak
D
Bilinci değerlendirmek
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardım uygulamalarından biri olan baş geri-çene yukarı pozisyonunun neden yapıldığı, yani temel amacının ne olduğu sorulmaktadır. Bu manevra, özellikle bilinci kapalı olan kazazedelere uygulanan hayat kurtarıcı bir adımdır. Sorunun doğru cevabı, bu pozisyonun en temel işlevini ifade eden seçenektir.

Doğru cevap b) Hava yolunu açmak seçeneğidir. Bilincini kaybetmiş bir kişinin vücudundaki kaslar tamamen gevşer. Dil de büyük bir kas olduğundan, gevşeyerek geriye doğru kayar ve soluk borusunun girişini bir tıpa gibi kapatabilir. Baş geri-çene yukarı pozisyonu, başı geriye itip çeneyi yukarı kaldırarak dil kökünü boğazın arka duvarından uzaklaştırır ve böylece hava yolunun açılmasını sağlar. Bu, kazazedenin nefes alıp almadığını kontrol etmeden (Bak-Dinle-Hisset yöntemi) ve gerekirse suni solunuma başlamadan önce yapılması gereken ilk ve en kritik adımdır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Kusmayı sağlamak: Bu seçenek yanlıştır. İlk yardımda amaç kusmayı sağlamak değil, tam tersine kazazedenin kusması durumunda kusmuğun soluk borusuna kaçmasını engellemektir. Bu pozisyonun kusma ile bir ilgisi yoktur; hatta bilinci kapalı bir kişinin kusması tehlikeli olduğu için, eğer nefes alıyorsa yan yatış (koma) pozisyonuna getirilir.
  • c) Kalp masajı yapmak: Bu seçenek de yanlıştır. Kalp masajı, durmuş olan kalbin kan pompalamasını sağlamak için göğüs kemiğine yapılan bası uygulamasıdır. Baş geri-çene yukarı pozisyonu, kalp masajından ve suni solunumdan oluşan Temel Yaşam Desteği'nin bir parçası olsa da, amacı dolaşımı sağlamak değil, sadece hava yolunu açmaktır. Yani bu pozisyon, kalp masajının kendisi değildir, ondan önce gelen bir hazırlık adımıdır.
  • d) Bilinci değerlendirmek: Bu seçenek de yanlıştır. Bilincin değerlendirilmesi, bu pozisyonu vermeden önce yapılan bir işlemdir. İlk yardımcı, kazazedenin omzuna dokunarak ve "İyi misiniz?" diye seslenerek bilincini kontrol eder. Eğer kazazede tepki vermiyorsa, yani bilinci kapalıysa, işte o zaman hava yolunu açmak için baş geri-çene yukarı pozisyonu verilir. Dolayısıyla bu pozisyon, bilinç kontrolünün bir sonucu olarak yapılır, bilinç kontrol yöntemi değildir.

Özetle, baş geri-çene yukarı pozisyonunun tek ve en önemli amacı, bilinci kapalı kişinin gevşeyen dilinin soluk borusunu tıkamasını engelleyerek hava yolunu açık tutmaktır. Bu sayede kazazedenin nefes alması sağlanır veya suni solunum yapılacaksa havanın akciğerlere ulaşması mümkün hale gelir.

Soru 8
İlk yardımcı olarak bulunduğunuz bir kaza yerinde, kazazedelerden birinin öksürme ile ağzından açık kırmızı renkte, köpüklü kan geldiğini gözlemlediniz. Bu durumda, aşağıdaki organlardan hangisinin yaralandığını düşünürsünüz?
A
Böbrek 
B
Akciğer
C
Bağırsak
D
Karaciğer
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza sonrası yaralının sergilediği belirtilere dayanarak hangi iç organının hasar görmüş olabileceğini teşhis etmeniz istenmektedir. Sorunun kilit noktası, ağızdan gelen kanın rengi, kıvamı ve geliş şeklidir. Bu üç ipucu (öksürme, açık kırmızı renk, köpük) doğru cevaba ulaşmak için çok önemlidir.

Doğru cevap b) Akciğer'dir. Bunun nedenlerini adım adım inceleyelim. Öncelikle kazazedenin kanı "öksürerek" çıkarması, sorunun solunum sistemiyle ilgili olduğunu gösteren en güçlü kanıttır. Kanın "açık kırmızı" renkte olması, oksijence zengin taze kan olduğunu belirtir ki bu da kanın doğrudan, oksijenin kana karıştığı yer olan akciğerlerden geldiğine işaret eder. En ayırt edici belirti ise kanın "köpüklü" olmasıdır; bu durum, akciğerlerdeki hava keseciklerinden sızan kanın, nefes alıp verme sırasında hava ile karışarak köpürmesiyle oluşur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır:

  • a) Böbrek: Böbrek yaralanmalarında kanama genellikle idrar yoluyla olur. Yani kazazedenin ağzından değil, idrarından kan gelir (hematüri). Bu durum karın veya bel bölgesinde şiddetli ağrı ile kendini gösterir.
  • c) Bağırsak: Bağırsak veya mide gibi sindirim sistemi organlarındaki kanamalar, kanın kusma veya dışkılama yoluyla atılmasına neden olur. Eğer kan kusma ile geliyorsa, mide asidiyle temas ettiği için rengi kahve telvesi gibi koyu ve pıhtılaşmış olur. Ağızdan öksürükle ve köpüklü şekilde gelmez.
  • d) Karaciğer: Karaciğer, karın boşluğunun sağ üst kısmında yer alan büyük bir organdır. Yaralanması durumunda genellikle karın içine doğru ciddi bir iç kanama meydana gelir. Bu durum, ağızdan kan gelmesinden ziyade, karında şişlik, sertlik ve şok belirtileri (soluk cilt, hızlı ve zayıf nabız, tansiyon düşüklüğü) ile anlaşılır.

Özetle, bir ilk yardımcı olarak olay yerinde öksürükle birlikte ağızdan gelen parlak kırmızı ve köpüklü kan gördüğünüzde, bu belirtilerin tamamı akciğerlerin zarar gördüğünü ve acil tıbbi müdahale gerektiğini düşündürmelidir. Bu durum, akciğer dokusunun yırtıldığı ve kanın solunum yollarına sızdığı ciddi bir yaralanmanın göstergesidir.

Soru 9
Kazazedenin dolaşımı değerlendirilirken;

I. Bebeklerde kol atardamarından,

II. Çocuk ve yetişkinlerde şah damarından nabız alınır.

Verilenler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A
I. doğru, II. yanlış
B
I. yanlış, II. doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardım uygulamaları sırasında bir kazazedenin dolaşımının, yani nabzının kontrol edilirken hangi yaş grubunda hangi damarın kullanılması gerektiği bilgisi sorgulanmaktadır. Soruda iki farklı durum için iki öncül verilmiştir ve bu öncüllerin doğruluğunu değerlendirmeniz istenmektedir. Bu, ilk yardımın en temel ve hayati adımlarından biridir.

Şimdi öncülleri tek tek inceleyelim:

I. Bebeklerde kol atardamarından nabız alınır.

Bu ifade doğrudur. Bebeklerin (0-1 yaş arası) boyunları kısa ve boğumlu olduğu için şah damarını (karotis arter) bulmak oldukça zordur ve solunum yolunu tıkama riski taşıyabilir. Bu nedenle bebeklerde nabız kontrolü için en güvenilir ve kolay ulaşılabilir bölge, kolun iç yüzünde, dirsek ile omuz arasında bulunan kol atardamarıdır (brakiyal arter). İlk yardımcı, iki parmağıyla bu bölgeye hafifçe bastırarak nabzı kontrol eder.

II. Çocuk ve yetişkinlerde şah damarından nabız alınır.

Bu ifade de doğrudur. Çocuklarda (1-8 yaş arası) ve yetişkinlerde nabız kontrolü için en ideal yer boyunda bulunan şah damarıdır (karotis arter). Şah damarı, kalbe yakın büyük bir atardamar olduğu için, vücudun diğer bölgelerinde (örneğin bilekte) nabız zayıfladığında bile buradan genellikle hissedilebilir. Nabzı kontrol etmek için gırtlaktaki adem elmasının yan tarafındaki boşluğa iki veya üç parmakla hafifçe bastırılır.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

Görüldüğü gibi, verilen her iki bilgi de temel ilk yardım kurallarına göre doğrudur. Bebeklerde nabız kontrolü için kol atardamarı, çocuk ve yetişkinlerde ise şah damarı kullanılır. Bu nedenle her iki öncül de doğru bilgiyi içermektedir.

  • a) I. doğru, II. yanlış: Bu seçenek yanlıştır, çünkü ikinci öncül de doğrudur.
  • b) I. yanlış, II. doğru: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü birinci öncül de doğrudur.
  • c) Her ikisi de doğru: Bu seçenek doğrudur, çünkü hem bebekler için verilen bilgi hem de çocuk/yetişkinler için verilen bilgi ilk yardım prosedürlerine uygundur.
  • d) Her ikisi de yanlış: Bu seçenek tamamen yanlıştır, çünkü her iki bilgi de doğrudur.

Özetle, dolaşım değerlendirmesi yapılırken yaş grubuna göre doğru nabız alma noktasını bilmek hayati önem taşır. Bu soruda verilen her iki bilgi de doğru olduğundan, doğru cevap c seçeneğidir.

Soru 10
Aşağıdaki taşıtların hangisinde ilk yardım çantası bulundurulması zorunlu değildir?
A
Motorlu bisiklet
B
Kamyonet
C
Kamyon
D
Otobüs
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'deki trafik mevzuatına göre hangi araçlarda ilk yardım çantası bulundurmanın zorunlu olmadığı sorgulanmaktadır. Karayolları Trafik Yönetmeliği, araçlarda bulunması gereken mecburi teçhizatları net bir şekilde belirtir. Bu soruyu doğru cevaplamak için hangi araçların bu zorunluluktan muaf tutulduğunu bilmek gerekir.

Doğru Cevap: a) Motorlu bisiklet

Doğru cevabın motorlu bisiklet olmasının sebebi, yönetmeliğin bu araçları ilk yardım çantası zorunluluğundan muaf tutmasıdır. Bunun temel nedeni, motorlu bisikletlerin (ve motosikletlerin) fiziksel yapısı gereği ilk yardım çantası gibi ekipmanları güvenli ve korunaklı bir şekilde taşıyacak uygun bir depolama alanına sahip olmamasıdır. Bu nedenle, sürücünün sürüş güvenliğini tehlikeye atmamak amacıyla bu araçlar için bir istisna getirilmiştir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıklarda yer alan araçların neden yanlış olduğunu ve neden ilk yardım çantası bulundurmak zorunda olduklarını inceleyelim:

  • b) Kamyonet: Kamyonetler, hem yük hem de yolcu taşıyabilen motorlu taşıtlardır. Tıpkı otomobiller gibi, kamyonetlerde de acil durumlarda müdahale edebilmek için standartlara uygun bir ilk yardım çantası bulundurulması yasal bir zorunluluktur.
  • c) Kamyon: Kamyonlar, büyük ve ticari yük taşıtlarıdır. Yaptıkları uzun yolculuklar ve taşıdıkları riskler göz önüne alındığında, güvenlik donanımları büyük önem taşır. Bu nedenle, kamyonlarda da ilk yardım çantası bulundurmak kesinlikle zorunludur.
  • d) Otobüs: Otobüsler, çok sayıda yolcu taşıdıkları için en yüksek risk grubundaki araçlardan biridir. Olası bir kazada çok sayıda kişinin yaralanma ihtimaline karşı, otobüslerde sadece ilk yardım çantası değil, aynı zamanda taşınan yolcu sayısına göre daha kapsamlı ilk yardım malzemeleri bulundurma zorunluluğu vardır.

Özetle, kural oldukça basittir: Motosiklet, motorlu bisiklet, lastik tekerlekli traktör ve iş makineleri dışında kalan bütün motorlu taşıtlarda ilk yardım çantası bulundurmak zorunludur. Bu sınav sorusu, bu istisnai durumu bilip bilmediğinizi ölçmeyi amaçlamaktadır.

Soru 11
Şah damarına bası uygulanması aşağıdaki bölge kanamalarından hangisinde yapılır?
A
Bacak bölgesinde olan kanamalarda
B
Karın bölgesinde olan kanamalarda
C
Yüz bölgesinde olan kanamalarda
D
Kol bölgesinde olan kanamalarda
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, vücuttaki belirli bir "bası noktası" kullanılarak hangi bölgedeki kanamanın durdurulabileceğinin bilinmesi istenmektedir. Bası noktaları, atardamarların kemiğe yakın geçtiği ve cilde yakın olduğu özel bölgelerdir. Bu noktalara doğru şekilde baskı uygulamak, kanamanın olduğu bölgeye giden kan akışını yavaşlatarak hayat kurtarıcı olabilir.

Doğru cevap c) Yüz bölgesinde olan kanamalarda seçeneğidir. Bunun nedeni, şah damarının (karotis arter) boynun her iki yanında bulunan ve beyne, yüze ve başın diğer bölgelerine kan taşıyan ana atardamar olmasıdır. Yüz bölgesinde durdurulamayan ciddi bir kanama olduğunda, kanamanın olduğu taraftaki şah damarına, çene köşesi ile adem elması arasına hafifçe baskı uygulanarak kan akışı yavaşlatılabilir. Bu yöntem, sadece diğer kanama durdurma metotları (doğrudan baskı, sargı bezi vb.) işe yaramadığında ve sadece sağlık profesyonelleri gelene kadar geçici olarak uygulanmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Bacak bölgesinde olan kanamalarda: Bacağa kan taşıyan ana atardamar kasık bölgesinden geçer (femoral arter). Bu nedenle, bacaktaki büyük bir kanamayı kontrol altına almak için bası noktası şah damarı değil, kasık bölgesidir. Şah damarına basmak bacak kanamasını etkilemez.
  • b) Karın bölgesinde olan kanamalarda: Karın bölgesindeki kanamalar genellikle iç kanamalardır ve dışarıdan bir bası noktasına baskı uygulayarak kontrol altına alınamazlar. Bu durum çok ciddidir ve derhal tıbbi müdahale gerektirir. Şah damarına basmanın karın kanamasına hiçbir etkisi yoktur.
  • d) Kol bölgesinde olan kanamalarda: Koldaki kanamalar için bası noktası, kolun üst iç kısmında, koltuk altına yakın bölgeden geçen atardamardır (brakiyal arter). Alternatif olarak köprücük kemiği üzerindeki noktaya da baskı uygulanabilir. Boyundaki şah damarına basmak kol kanamasını durdurmak için yanlış bir uygulamadır.

Özetle, her kanama bölgesi için farklı bir bası noktası vardır ve bu noktalar kanamanın kaynağına giden ana atardamar üzerinde bulunur. Şah damarı baş ve yüz bölgesini beslediği için, bu bölgedeki kanamaları kontrol altına almak amacıyla kullanılan bir bası noktasıdır. Bu nedenle doğru cevap "Yüz bölgesinde olan kanamalarda" seçeneğidir.

Soru 12
Bebeklerde yapay solunumun uygulanmasıyla ilgili verilenlerden hangisi yanlıştır?
A
İlk yardımcı ağzını, bebeğin ağız ve burnunu içine alacak şekilde yerleştirir.
B
Bebeğin göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar, her biri 1 saniye süren 2 solunum verilir.
C
Ağız içi gözle kontrol edilerek hava yolu tıkanıklığına neden olan yabancı cisim varsa çıkartılır.
D
Bebeğin solunum yapıp yapmadığı Heimlich manevrası kullanılarak 1 dakika süreyle kontrol edilir.
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bebeklere uygulanan yapay solunum (suni teneffüs) basamakları hakkında verilen bilgilerden hangisinin hatalı olduğunu bulmanız istenmektedir. Ehliyet sınavlarında ilk yardım bilgisi kritik öneme sahiptir ve her bir adımı doğru bilmek gerekir. Bu soruyu doğru cevaplamak için bebeklere özel ilk yardım prosedürlerini hatırlamanız önemlidir.

Doğru Cevap: d) Bebeğin solunum yapıp yapmadığı Heimlich manevrası kullanılarak 1 dakika süreyle kontrol edilir.

Bu seçeneğin yanlış olmasının birkaç temel sebebi vardır ve bu sebepler ilk yardımın en temel kurallarını içerir. Öncelikle, Heimlich manevrası bir solunum kontrol yöntemi değildir; bu manevra, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu oluşan tam tıkanmalarda, cismi dışarı atmak için kullanılır. İkinci olarak, solunum kontrolü "Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle yapılır ve bu kontrol 1 dakika gibi uzun bir süre değil, en fazla 10 saniye sürer. Bu iki büyük hata, bu seçeneği kesin olarak yanlış yapmaktadır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • a) İlk yardımcı ağzını, bebeğin ağız ve burnunu içine alacak şekilde yerleştirir.
    Bu ifade doğrudur. Bebeklerin yüzü ve solunum yolları çok küçük olduğu için, yetişkinlerdeki gibi sadece ağzı kapatarak etkili bir solunum sağlamak zordur. Bu nedenle, ilk yardımcı kendi ağzıyla bebeğin hem ağzını hem de burnunu tamamen kapatarak hava verir. Bu, havanın akciğerlere etkili bir şekilde ulaşmasını sağlar.
  • b) Bebeğin göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar, her biri 1 saniye süren 2 solunum verilir.
    Bu ifade de doğrudur. Yapay solunumda amaç, akciğerleri aşırı havayla doldurmak değil, normal bir nefes taklidi yapmaktır. Bu yüzden bebeğin sadece göğsünün hafifçe yükseldiğini görecek kadar hava üflenir. Her bir nefesin yaklaşık 1 saniye sürmesi ve iki kurtarıcı nefes verilmesi, temel yaşam desteğinin standart bir adımıdır.
  • c) Ağız içi gözle kontrol edilerek hava yolu tıkanıklığına neden olan yabancı cisim varsa çıkartılır.
    Bu ifade de doğrudur. Yapay solunuma başlamadan önce hava yolunun açık olduğundan emin olmak hayati önem taşır. Eğer bebeğin ağzında görünen bir yabancı cisim (yiyecek parçası, oyuncak vb.) varsa, bu cisim dikkatlice serçe parmağıyla kanca yapılarak çıkarılmalıdır. Eğer cisim görünmüyorsa, körlemesine parmak sokulmamalıdır, çünkü bu cismi daha derine itebilir.

Özetle, soru bizden yanlış olan bilgiyi bulmamızı istiyor. d seçeneği, hem solunum kontrol yöntemini (Heimlich manevrası değil, Bak-Dinle-Hisset olmalı) hem de süresini (1 dakika değil, 10 saniye olmalı) tamamen yanlış belirttiği için doğru cevaptır.

Soru 13

Yerleşim birimleri dışındaki karayollarında geceleri seyrederken, yeterince aydınlatılmamış tünellere girerken, benzeri yer ve hâllerde - - - - yakılması mecburidir.

Verilen ifadede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi yazılmalıdır?

A
sis ışıklarının
B
park ışıklarının
C
yakını gösteren ışıkların
D
uzağı gösteren ışıkların
13 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülerin gece ve yetersiz aydınlatılmış koşullarda hangi tür farları kullanmalarının zorunlu olduğu bilgisi test edilmektedir. Sorunun metninde belirtilen durumlar; yerleşim birimleri dışındaki karayolları, gece vakti ve yeterince aydınlatılmamış tüneller gibi görüş mesafesinin ciddi şekilde azaldığı ve potansiyel tehlikelerin uzaktan fark edilmesi gereken yerlerdir. Bu şartlar altında sürücünün yolu en ileri noktaya kadar görebilmesi, güvenli bir sürüş için hayati önem taşır.

Doğru Cevap: d) uzağı gösteren ışıkların

Doğru cevabın "uzağı gösteren ışıklar" olmasının sebebi, bu ışıkların (uzun farlar olarak da bilinir) yolu yaklaşık 100 metre mesafeye kadar aydınlatmasıdır. Yerleşim yeri dışında, geceleri ve aydınlatması zayıf tünellerde, karşıdan gelen bir araç veya önünüzde giden bir araç yoksa, yolu ve çevresini en net ve en uzak mesafeden görebilmek için uzun farları yakmak zorunludur. Bu, sürücünün olası tehlikelere (yoldaki bir hayvan, bir engel veya keskin bir viraj gibi) karşı tepki vermek için yeterli zamana sahip olmasını sağlar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) sis ışıklarının: Sis ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, yalnızca sis, yoğun kar veya şiddetli yağmur gibi görüşü ciddi şekilde düşüren hava koşullarında kullanılır. Normal hava koşullarında veya soruda belirtilen durumlarda sis farlarını kullanmak, diğer sürücülerin gözünü alabilir ve yasaktır. Bu ışıklar uzağı aydınlatmak için değil, yere yakın bir mesafeyi daha geniş bir açıyla aydınlatarak yol çizgilerini takip etmeyi kolaylaştırmak için tasarlanmıştır.
  • b) park ışıklarının: Park ışıkları (gabarit ışıkları), araç park halindeyken diğer sürücülerin aracı fark etmesi için kullanılan çok düşük güçlü ışıklardır. Sürüş sırasında yolu aydınlatma gibi bir işlevleri yoktur ve seyir hâlindeyken bu ışıklarla ilerlemek son derece tehlikeli ve yasaktır. Bu ışıklar, sürüş için kesinlikle yetersizdir.
  • c) yakını gösteren ışıkların: Yakını gösteren ışıklar (kısa farlar), yolu yaklaşık 25 metre mesafeye kadar aydınlatır. Bu ışıklar genellikle şehir içinde, aydınlatmanın yeterli olduğu yollarda, karşıdan bir araç gelirken veya bir aracı takip ederken kullanılır. Temel amaçları, yolu aydınlatırken diğer sürücülerin gözünü kamaştırmamaktır. Ancak soruda belirtilen "yerleşim birimi dışı, aydınlatılmamış" yollar için 25 metrelik görüş mesafesi, yüksek hızlarda güvenli bir sürüş için yetersiz kalır.

Özetle, trafik kurallarına göre temel prensip şudur: görüşün azaldığı ve çevrede başka bir sürücüyü rahatsız etme ihtimalinin olmadığı durumlarda, maksimum görüş sağlamak için uzağı gösteren ışıklar (uzun farlar) kullanılmalıdır. Karşıdan bir araç geldiğinde veya bir aracın arkasına yaklaşıldığında ise diğer sürücüleri rahatsız etmemek için derhal yakını gösteren ışıklara (kısa farlar) geçiş yapılmalıdır.

Soru 14
Konvoy hâlinde yavaş seyreden araçların arasındaki mesafe ne kadar olmalıdır?
A
Aracın cinsi ve teknik özelliklerinin gerektirdiği kadar
B
Kendilerini geçmek isteyen araçların güvenle girebilecekleri kadar
C
Trafik ve yol durumuna göre istenildiği kadar
D
Araç uzunluğunun üç katı kadar
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte özel bir durum olan "konvoy hâlinde yavaş seyreden araçlar" arasındaki takip mesafesinin ne olması gerektiği sorulmaktadır. Bu, genel takip mesafesi kuralından farklı bir durumu ifade eder ve amacı sadece öndeki araca çarpmayı önlemek değil, aynı zamanda trafik akışını düzenlemektir. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ayrıntılı olarak inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Kendilerini geçmek isteyen araçların güvenle girebilecekleri kadar

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, trafik güvenliği ve akıcılığıdır. Kamyon, traktör veya iş makinesi gibi yavaş ilerleyen araçlar bir konvoy oluşturduğunda, arkalarında uzun bir araç kuyruğu birikebilir. Eğer bu konvoydaki araçlar birbirlerine çok yakın seyrederse, onları sollamak (geçmek) isteyen bir sürücü, tek bir hamlede bütün konvoyu geçmek zorunda kalır ki bu çok tehlikeli ve genellikle imkânsızdır. Bu kural, konvoyu oluşturan her aracın, kendisini sollamakta olan bir aracın tehlike anında veya sollama manevrasını tamamlayamadığında araya güvenle sığınabileceği bir boşluk bırakmasını zorunlu kılar. Bu boşluk, sollama yapan sürücü için bir nevi "güvenli sığınma alanı" görevi görür ve zincirleme kazaların önüne geçer.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Aracın cinsi ve teknik özelliklerinin gerektirdiği kadar: Bu seçenek yanlıştır çünkü konvoy arasındaki mesafe kuralının temel amacı, aracın kendi fren mesafesi veya teknik özelliğinden ziyade, diğer araçların güvenliğini sağlamaktır. Elbette her sürücü kendi aracının fren mesafesini hesaba katmalıdır, ancak konvoy için belirlenen özel kuralın odağı, sollama yapacak araçlara güvenli bir alan yaratmaktır. Bu seçenek, genel takip mesafesi mantığına daha yakın olsa da konvoy durumunun özel gerekliliğini karşılamaz.
  • c) Trafik ve yol durumuna göre istenildiği kadar: Bu ifade, kuralı tamamen sürücünün keyfine bıraktığı için son derece tehlikeli ve yanlıştır. Trafik kuralları, belirsizliğe yer vermeden, tüm sürücülerin uyması gereken net standartlar belirler. "İstenildiği kadar" bırakılan bir mesafe, bazı sürücülerin çok yakın giderek tehlike yaratmasına veya çok fazla boşluk bırakarak trafiği yavaşlatmasına neden olabilir. Bu nedenle bu seçenek, trafik güvenliği ilkesiyle tamamen çelişir.
  • d) Araç uzunluğunun üç katı kadar: Bu seçenek, kulağa mantıklı bir kural gibi gelse de Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde yer alan doğru tanım değildir. Araçların uzunlukları çok değişkendir; örneğin bir otomobil ile bir tırın uzunluğunun üç katı arasında çok büyük fark vardır. Kural, sabit bir metrik ölçüye değil, işlevsel bir amaca dayanır: amaç, başka bir aracın araya sığabilmesidir. Bu yüzden doğru tanım, sollama yapan aracın güvenle girebileceği "fonksiyonel" bir boşluktur, sabit bir kat sayısı değildir.

Özetle, konvoy halinde yavaş ilerlerken bırakılması gereken mesafe, standart takip mesafesinden farklıdır ve temel amacı, sollama yapmak isteyen diğer sürücülere güvenli bir geçiş ve sığınma imkânı tanıyarak genel trafik güvenliğini artırmaktır. Bu nedenle doğru cevap B şıkkıdır.

Soru 15
Geçiş üstünlüğüne sahip araç sürücüsü bu hakkı kullanırken aşağıdakilerden hangisine dikkat etmek zorundadır?
A
Hız sınırlamasına
B
Trafik yasaklarına
C
Çevreyi rahatsız etmemeye
D
Can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamaya
15 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte geçiş üstünlüğü hakkına sahip olan araçların (ambulans, itfaiye, polis aracı gibi) bu hakkı kullanırken uymak zorunda oldukları en temel ve en önemli kural sorulmaktadır. Geçiş üstünlüğü, bu araçlara görev halindeyken bazı trafik kurallarını ihlal etme yetkisi verir, ancak bu yetki sınırsız değildir. Soru, bu yetkinin sınırının ne olduğunu anlamanızı ölçmektedir.

Doğru cevap d) Can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamaya seçeneğidir. Çünkü geçiş üstünlüğü, başka insanların hayatını veya malını tehlikeye atma hakkı vermez. Örneğin, bir ambulans kırmızı ışıkta geçebilir, ancak kavşağa kontrolsüz bir şekilde ve hızla dalamaz. Önce yavaşlamalı, diğer sürücülerin kendisini fark edip yol verdiğinden emin olmalı ve ancak ondan sonra emniyetli bir şekilde geçiş yapmalıdır. Bu hakkın temel amacı hayat kurtarmaktır, yeni tehlikeler yaratmak değil.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Hız sınırlamasına: Bu seçenek yanlıştır, çünkü geçiş üstünlüğüne sahip bir aracın en temel ayrıcalıklarından biri, görev sırasında aciliyet gerektirdiği için hız limitlerine uymama hakkıdır. Bir hastayı hastaneye yetiştirmeye çalışan bir ambulansın 50 km/s hız sınırına uyması beklenemez. Bu nedenle bu kurala dikkat etmek zorunda değildirler.
  • b) Trafik yasaklarına: Bu seçenek de yanlıştır. Geçiş üstünlüğü, kırmızı ışıkta geçme, ters yöne girme veya durma yasağı olan yerlerde durmama gibi birçok trafik yasağını ihlal etme hakkını da içerir. Bir itfaiye aracının yangına ulaşmak için tek yönlü bir sokağa girmesi gerekebilir. Dolayısıyla bu hak, trafik yasaklarına uymama ayrıcalığı tanır.
  • c) Çevreyi rahatsız etmemeye: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Aksine, geçiş üstünlüğüne sahip araçlar görev halindeyken sirenlerini ve tepe lambalarını kullanarak çevreye sesli ve ışıklı uyarı vermek zorundadır. Bu durumun amacı, diğer sürücüleri ve yayaları uyararak kendilerine yol verilmesini sağlamaktır. Bu, doğası gereği çevreyi "rahatsız eden" bir durumdur ama trafik güvenliği için zorunludur.

Özetle, geçiş üstünlüğü hakkı; hız limitleri, trafik ışıkları ve bazı yasaklar gibi kuralları esnetme imkanı sağlar. Ancak bu hak, hiçbir zaman can ve mal güvenliğini riske atma lüksü tanımaz. Bu, tüm trafik kurallarının üzerindeki en temel ve evrensel kuraldır.

Soru 16

“Trafik kazalarında insan, araç, yol ve iklim koşulları etkili olmaktadır.”

Buna göre, aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi iklim koşullarından kaynaklanan bir tehlike olabileceğini bildirir?

A
B
C
D
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarına neden olan faktörlerden biri olan **"iklim koşulları"** ile ilgili bir tehlikeyi bildiren trafik işaret levhasını bulmanız istenmektedir. Sorunun başında verilen bilgi, kazaların sadece sürücü hatasından değil, aynı zamanda yol, araç ve hava durumu gibi dış etkenlerden de kaynaklanabileceğini hatırlatır. Bu nedenle, seçeneklerdeki levhaların anlamlarını bilmeli ve hangisinin doğrudan hava durumuyla ilgili bir tehlikeyi işaret ettiğini belirlemelisiniz.

Doğru Cevap: C Seçeneği

C seçeneğinde gördüğümüz trafik işareti "Gizli Buzlanma" tehlike uyarı levhasıdır. Bu levha, sürücülere yol yüzeyinde, özellikle köprü, viyadük ve gölgelik alanlarda, hava sıcaklığının düşmesiyle oluşabilecek ve gözle görülmesi zor olan buzlanma tehlikesine karşı uyarır. Buzlanma olayı, tamamen düşük sıcaklık, don ve nem gibi iklim koşullarının bir sonucudur. Dolayısıyla bu işaret, doğrudan iklim koşullarından kaynaklanan bir tehlikeyi bildirdiği için doğru cevaptır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

  • A Seçeneği: Bu işaret "Kaygan Yol" levhasıdır. Yolun yağmur, kar, buzlanma gibi nedenlerle kayganlaştığını belirtir. Yağmur ve kar iklimle ilgili olsa da, bu işaret yola dökülmüş yağ veya mazot gibi iklim dışı sebeplerden kaynaklanan kayganlığı da ifade edebilir. C seçeneğindeki "Gizli Buzlanma" işareti daha spesifik olarak iklimle ilgili bir durumu belirttiği için, bu seçenek daha genel kalır ve sorunun tam karşılığı değildir.
  • B Seçeneği: Bu işaret "Gevşek Şev" veya halk arasında bilinen adıyla "Taş Düşebilir, Kaya Düşebilir" levhasıdır. Bu tehlike, yolun geçtiği yerin coğrafi yapısından, yani yamaçların dayanıksız olmasından kaynaklanır. Bu durum, iklim koşullarından çok "yol koşulları" ile ilgili bir tehlikedir. Yağışlar taş düşmesini tetikleyebilse de, tehlikenin asıl kaynağı yolun fiziki çevresidir.
  • D Seçeneği: Bu işaret "Gevşek Malzemeli Zemin" levhasıdır. Yol yüzeyinde stabilize, mıcır veya çakıl gibi gevşek malzeme bulunduğunu ve araçların tekerleklerinden taş sıçrayabileceğini belirtir. Bu durum da yolun yapısıyla ilgili bir "yol koşulu" tehlikesidir ve iklimle doğrudan bir ilişkisi yoktur.

Özet olarak; soru, iklim koşullarıyla doğrudan ilişkili bir tehlikeyi sorduğu için, sadece hava sıcaklığına bağlı olarak ortaya çıkan "Gizli Buzlanma" tehlikesini bildiren C seçeneğindeki işaret doğru yanıttır. Diğer şıklar ise daha çok yolun fiziki yapısı ve zemin durumu ile ilgili tehlikeleri ifade etmektedir.

Soru 17
Canlılarla etkileşim içinde olan doğal ve fiziksel ögelerden oluşan dış ortama ne denir?
A
Atık
B
Çevre
C
İklim
D
Erozyon
17 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, canlıların yaşadığı ve sürekli olarak etkileşimde bulunduğu, hem doğal (ağaçlar, hayvanlar, su gibi) hem de fiziksel (hava, toprak, güneş ışığı gibi) unsurları içeren genel ortama ne ad verildiği sorulmaktadır. Kısacası, etrafımızı saran ve yaşamımızı etkileyen her şeyin toplamına verilen ismi bulmamız isteniyor. Bu tanım, ehliyet sınavında çevre bilinci ve trafik adabı konuları için temel bir bilgidir.

Doğru cevap b) Çevre seçeneğidir. Çünkü "çevre" kelimesi, tanımda belirtilen tüm unsurları kapsayan en geniş ve en doğru terimdir. Çevre, bir canlının yaşamını sürdürdüğü ve diğer canlı ve cansız varlıklarla ilişkiler kurduğu fiziksel, kimyasal ve biyolojik faktörlerin tümüdür. Hava, su, toprak, iklim koşulları, bitkiler ve hayvanlar çevrenin birer parçasıdır ve bu unsurlar birbiriyle sürekli etkileşim halindedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Atık: Atık, insanlar veya diğer canlılar tarafından kullanıldıktan sonra atılan, artık istenmeyen maddelerdir. Atıklar çevrenin bir parçası olabilir ve çevreyi olumsuz etkileyebilirler, ancak çevrenin kendisi değillerdir. Atık, çevre kirliliğine yol açan bir sonuçtur, ortamın tamamını tanımlayan bir kavram değildir.
  • c) İklim: İklim, bir bölgedeki uzun süreli hava olaylarının (sıcaklık, yağış, nem, rüzgar) ortalamasıdır. İklim, çevrenin çok önemli bir fiziksel ögesidir ve o bölgedeki yaşamı doğrudan etkiler. Ancak iklim, çevrenin tamamını değil, sadece atmosferik koşullarını ifade eder; bitkileri, hayvanları veya toprağı kapsamaz.
  • d) Erozyon: Erozyon, toprağın rüzgar ve su gibi dış etkenlerle aşındırılıp taşınması olayıdır. Bu, çevrede meydana gelen doğal bir süreçtir ve çevreyi şekillendiren bir olaydır. Ancak erozyon, çevrenin kendisi değil, çevrede gerçekleşen bir doğa olayıdır.

Sonuç olarak, soruda tanımı yapılan "canlılarla etkileşim içinde olan doğal ve fiziksel ögelerden oluşan dış ortam" ifadesini en doğru ve kapsamlı şekilde karşılayan terim çevre'dir. Bu nedenle doğru cevap 'b' şıkkıdır.

Soru 18
Park edilen araç için aşağıdakilerden han­gisinin yapılmasına gerek yoktur?
A
El freninin çekilmesine
B
Motorunun durdurulmasına
C
Acil uyarı ışıklarının yakılmasına
D
Yol eğimli ise uygun vitese takılmasına
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracı güvenli bir şekilde park ederken uygulanması gereken standart adımlardan hangisinin bir zorunluluk olmadığı sorulmaktadır. Yani, park etme işleminin bir parçası olmayan, aksine özel durumlar için kullanılan bir eylemi bulmamız isteniyor. Soruyu bu şekilde anladıktan sonra seçenekleri tek tek inceleyelim.

Doğru Cevap: c) Acil uyarı ışıklarının yakılmasına

Doğru cevap ‘c’ seçeneğidir çünkü acil uyarı ışıkları, yani dörtlüler, normal bir park etme işlemi sırasında kullanılmaz. Bu ışıkların amacı, trafikteki diğer sürücüleri bir tehlikeye veya acil bir duruma karşı uyarmaktır. Örneğin, aracınız arızalandığında, ani bir fren yapmanız gerektiğinde veya yol üzerinde tehlikeli bir şekilde durmak zorunda kaldığınızda kullanılır. Aracınızı standart bir park yerine güvenli bir şekilde park ettiğinizde dörtlüleri yakmak, hem gereksiz yere akünüzü tüketir hem de diğer sürücüler için yanıltıcı olabilir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

Diğer seçeneklerin neden yanlış, yani park ederken neden yapılması gereken zorunlu eylemler olduğunu açıklayalım:
  • a) El freninin çekilmesine: Bu, park etmenin en temel ve en önemli güvenlik adımıdır. El freni, aracın tekerleklerini kilitleyerek, özellikle eğimli yollarda aracın kaymasını ve hareket etmesini engeller. Aracınızı terk etmeden önce el frenini çekmek mutlak bir zorunluluktur.
  • b) Motorunun durdurulmasına: Park etme işlemi tamamlandığında, aracı terk etmeden önce motor durdurulmalıdır. Bu hem yakıt tasarrufu sağlar, hem çevreyi kirletmeyi önler hem de aracın istem dışı hareket etme riskini ortadan kaldırır. Güvenlik ve verimlilik açısından motoru durdurmak standart bir işlemdir.
  • d) Yol eğimli ise uygun vitese takılmasına: Bu da el frenine ek olarak alınan çok önemli bir ikinci güvenlik önlemidir. Eğer araç yokuş yukarı park edildiyse vites birinci viteste (1), yokuş aşağı park edildiyse geri viteste (R) bırakılır. Bu sayede, olası bir el freni arızası veya boşalması durumunda şanzıman, aracın kaymasını engelleyerek ek bir güvence sağlar.

Özetle, el frenini çekmek, motoru durdurmak ve eğimli yollarda aracı doğru vitese takmak, güvenli bir park işleminin vazgeçilmez adımlarıdır. Ancak acil uyarı ışıklarını yakmak, standart bir park prosedürü değil, sadece acil ve tehlikeli durumlar için ayrılmış bir uyarı yöntemidir.

Soru 19
Aralıklı yanıp sönen sarı ışık aşağıdakilerden hangisi ile aynı anlamı taşır?
A
B
C
D
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik ışıklarından biri olan aralıklı yanıp sönen sarı ışığın, hangi trafik levhası ile aynı anlama geldiği sorulmaktadır. Bu tür sorular, sürücülerin hem ışıklı işaret cihazlarının hem de trafik levhalarının anlamlarını bilmesini ve birbiriyle ilişkilendirebilmesini ölçmeyi hedefler. Sürücülerin kavşaklarda nasıl davranması gerektiğini belirleyen temel kurallardan biridir.

Doğru Cevap: a) seçeneği

Aralıklı olarak yanıp sönen sarı ışık, sürücüye "Yol Ver" anlamını taşır. Bu ışığı gören bir sürücü, kavşağa yaklaşırken yavaşlamalı, kavşağı dikkatli bir şekilde kontrol etmeli ve varsa kavşaktaki diğer araçlara geçiş hakkı vermelidir. Eğer kavşak boş ve güvenli ise durmadan, yavaşlayarak geçiş yapabilir. A seçeneğindeki üçgen şeklindeki levha ise "Yol Ver" levhasıdır ve aralıklı yanan sarı ışık ile birebir aynı anlama gelir. Her ikisi de sürücüye, geçiş önceliğinin kendisinde olmadığını ve dikkatli olması gerektiğini bildirir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) seçeneği: Bu levha "DUR" levhasıdır. Bu levhayı gören sürücü, kavşakta başka bir araç olmasa bile mutlaka durmak zorundadır. Durduktan sonra yolu kontrol edip güvenli ise geçiş yapabilir. Aralıklı yanıp sönen sarı ışık ise mutlaka durulması gerektiğini belirtmez, sadece yavaşlayıp yol vermeyi gerektirir. "DUR" levhasının ışıklı trafik cihazlarındaki karşılığı, aralıklı yanıp sönen kırmızı ışıktır.
  • c) seçeneği: Bu levha "Sesli ikaz cihazlarının (korna) kullanımı yasaktır" anlamına gelir. Bu levhanın amacı gürültü kirliliğini önlemektir ve kavşaktaki geçiş hakkı kurallarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Dolayısıyla aralıklı yanan sarı ışıkla bir anlam ilişkisi bulunmamaktadır.
  • d) seçeneği: Bu levha "Öndeki taşıtı geçmek yasaktır" (Sollama Yasağı) anlamına gelir. Bu kural genellikle görüşün yetersiz olduğu virajlar, tepe üstleri veya dar yollar gibi yerlerde bulunur. Kavşak geçiş kuralları ve geçiş önceliği ile doğrudan bir bağlantısı yoktur. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, aralıklı yanıp sönen sarı ışık ile "Yol Ver" levhası, sürücülere aynı talimatı verir: "Yavaşla, dikkatli ol ve geçiş hakkını diğer araçlara ver." Bu nedenle doğru cevap A seçeneğidir.

Soru 20
Geceleri araç kullanırken aydınlatmanın yeterli olduğu yerlerde araç ışıklarından hangisi kullanılmalıdır?
A
Sis ışıkları
B
Acil uyarı ışıkları
C
Uzağı gösteren ışıklar
D
Yakını gösteren ışıklar
20 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, gece sürüşü sırasında, özellikle şehir içi gibi aydınlatmanın yeterli olduğu bir yolda hangi farların kullanılması gerektiği sorulmaktadır. Bu kural, hem kendi görüş mesafenizi sağlamak hem de trafikteki diğer sürücülerin ve yayaların görüşünü olumsuz etkilememek için hayati bir öneme sahiptir. Doğru ışık kullanımı, güvenli bir sürüşün temel taşlarından biridir.

Doğru cevap d) Yakını gösteren ışıklar seçeneğidir. Çünkü aydınlatmanın yeterli olduğu yollarda (örneğin sokak lambalarıyla aydınlatılmış caddeler) amacımız yolu yüzlerce metre ileriye kadar görmek değil, önümüzdeki yakın mesafeyi kontrol altında tutmak ve en önemlisi diğer yol kullanıcıları tarafından fark edilmektir. Yakını gösteren ışıklar (kısa farlar), bu işlevi yerine getirirken karşıdan gelen sürücülerin veya önümüzdeki araçların gözünü almaz, böylece güvenli bir trafik akışı sağlanmış olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sis ışıkları: Bu ışıklar, yalnızca görüş mesafesinin sis, yoğun kar veya şiddetli yağmur nedeniyle önemli ölçüde düştüğü zorlu hava koşullarında kullanılmalıdır. Normal ve aydınlık bir havada sis farlarını kullanmak hem gereksizdir hem de diğer sürücülerin dikkatini dağıtarak tehlike yaratabilir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.

  • b) Acil uyarı ışıkları: Dörtlü flaşörler olarak da bilinen bu ışıklar, aracın arıza yapması, acil olarak duraklaması veya trafikte ani yavaşlama gibi tehlikeli bir durumu bildirmek amacıyla kullanılır. Normal seyir halindeyken kesinlikle kullanılmamalıdır. Bu ışıkların seyir halinde kullanılması, diğer sürücüler için kafa karıştırıcıdır ve amacı dışında bir kullanımdır.

  • c) Uzağı gösteren ışıklar: Uzun farlar olarak bilinen bu ışıklar, aydınlatmanın hiç olmadığı veya çok yetersiz olduğu yollarda (örneğin, ışıksız bölünmemiş şehirler arası yollar) kullanılır. Aydınlatması yeterli bir yerde uzun farları yakmak, karşıdan gelen veya önünüzde seyreden sürücülerin gözünü alarak geçici körlüğe sebep olabilir. Bu durum, kazalara davetiye çıkaran çok tehlikeli bir davranıştır.

Soru 21
Yetkililerce, araçla ilgili belgelerin alınıp aracın belirli bir yere çekilerek trafikten alıkonulmasına ne denir?
A
Trafik suçu
B
Trafik terörü
C
Trafik kusuru
D
Trafikten men
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kurallarını ciddi şekilde ihlal eden bir araca yönelik olarak trafik polisinin veya diğer yetkililerin uyguladığı bir idari yaptırımın adı sorulmaktadır. Sorunun kökünde yer alan "belgelerin alınması", "aracın çekilmesi" ve "trafikten alıkonulması" ifadeleri, bu işlemin ne olduğunu tanımlayan anahtar ipuçlarıdır.

Doğru Cevap: d) Trafikten men

Doğru cevabın "Trafikten men" olmasının sebebi, bu terimin soruda anlatılan işlemi birebir karşılamasıdır. Trafikten men, Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan resmi bir idari yaptırımdır. Bu işlem, aracın tescil belgesine el konulması ve aracın fiziki olarak bir yediemin otoparkına veya benzeri güvenli bir yere çekilerek, belirlenen kusur veya eksiklik giderilene kadar trafiğe çıkmasının yasaklanması anlamına gelir. Örneğin, zorunlu trafik sigortası olmayan, tescilsiz veya muayenesi yapılmamış bir araç trafikten men edilebilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Trafik suçu: Trafik suçu, trafik kurallarının ihlali sonucunda Türk Ceza Kanunu'na göre suç sayılan daha ciddi fiillerdir. Örneğin, alkollü araç kullanarak birinin yaralanmasına veya ölümüne neden olmak bir trafik suçudur. Soru ise bir fiili değil, bu fiile karşılık olarak yetkililerin uyguladığı idari bir işlemi sormaktadır.
  • b) Trafik terörü: Bu ifade, hukuki veya resmi bir terim değildir. Genellikle trafikte makas atma, diğer sürücüleri sıkıştırma, aşırı hız yapma gibi son derece tehlikeli ve sorumsuz sürüş davranışlarını tanımlamak için halk arasında kullanılan bir ifadedir. Bu bir davranış biçimidir, yetkililerin uyguladığı bir ceza veya işlem değildir.
  • c) Trafik kusuru: Trafik kusuru, sürücünün trafik kurallarını ihlal etmesi durumunu ifade eder. Kırmızı ışıkta geçmek, hatalı sollama yapmak veya hız limitini aşmak birer trafik kusurudur. Trafikten men, bu kusurlardan bazılarının bir sonucu olarak uygulanan bir yaptırımdır. Yani trafik kusuru neden, trafikten men ise sonuçtur. Soru, nedeni değil, sonucu sormaktadır.

Özetle, soru, bir aracın belgeleriyle birlikte fiziki olarak trafikten alıkonulması işleminin adını sormaktadır ve bu işlemin resmi adı "Trafikten men"dir. Diğer şıklar ise ya bu işleme neden olan eylemleri (trafik kusuru) ya da daha farklı hukuki durumları (trafik suçu) tanımlamaktadır.

Soru 22
Aşağıdakilerin hangisinde durulur ve yol kontrol edildikten sonra geçilir?
A
Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışıkta
B
Aralıklı yanıp sönen sarı ışıkta
C
Kırmızı ışıkta
D
Sarı ışıkta
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün hangi trafik ışığı durumunda aracını önce tamamen durdurması, ardından yolu kontrol edip güvenli olduğuna karar verdikten sonra geçiş yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Bu kural, özellikle sinyalizasyonun tam olarak çalışmadığı veya belirli saatlerde farklı bir anlama geldiği kavşaklardaki geçiş üstünlüğünü ve güvenliği sağlamak için çok önemlidir.

Doğru Cevap: a) Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışıkta

Aralıklı olarak, yani fasılalı yanıp sönen kırmızı ışık, trafik işaret levhalarından "DUR" levhası ile birebir aynı anlama gelir. Bu ışığı gören bir sürücü, kavşağa veya durma çizgisine geldiğinde aracını mutlaka tam olarak durdurmak zorundadır. Bu eylem, sadece yavaşlamak değil, tekerleklerin hareketinin bir anlığına tamamen kesilmesi demektir.

Sürücü aracını durdurduktan sonra, geçiş hakkına sahip olan diğer yollardan gelen araç olup olmadığını dikkatlice kontrol etmelidir. Eğer kavşak müsaitse ve geçiş yapmak için herhangi bir tehlike yoksa, yol hakkı kendisinde olmasa bile dikkatli bir şekilde hareket edebilir. Dolayısıyla, "durulur ve yol kontrol edildikten sonra geçilir" kuralı tam olarak bu durumu ifade eder.

Neden Diğer Seçenekler Yanlış?

  • b) Aralıklı yanıp sönen sarı ışıkta: Bu ışık, "YOL VER" anlamı taşır. Sürücünün bu noktaya geldiğinde yavaşlaması ve dikkatli bir şekilde geçmesi gerektiğini bildirir. Mutlak bir durma zorunluluğu yoktur. Sadece, ana yoldan veya geçiş üstünlüğüne sahip başka bir araç geliyorsa ona yol vermek için durulur. Yol boş ise durmadan, yavaşlayarak geçilir.
  • c) Kırmızı ışıkta: Sabit yanan kırmızı ışık, kesin bir durma emridir. Bu ışık yanarken, yol boş olsa bile kesinlikle geçiş yapılamaz. Sürücü, yolu kontrol edip geçmek yerine, ışığın yeşile dönmesini beklemek zorundadır. Bu seçenekte "kontrol ettikten sonra geçme" eylemi yoktur.
  • d) Sarı ışıkta: Sabit yanan sarı ışık, bir uyarıdır ve ışığın yeşilden kırmızıya dönmek üzere olduğunu belirtir. Sürücünün yavaşlayarak güvenli bir şekilde durmaya hazırlanması gerektiğini ifade eder. Eğer sürücü durma çizgisine çok yaklaşmışsa ve güvenli bir şekilde duramayacaksa geçişini tamamlayabilir. Ancak temel anlamı "durmaya hazırlan" demektir, "dur ve kontrol et sonra geç" demek değildir.
Soru 23
Aşağıdaki yakıtlardan hangisini kullanan araçların kapalı otoparka kabul edilmesi yasaktır?
A
LPG
B
Benzin
C
Motorin
D
Biyodizel
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, belirli bir yakıt türünü kullanan araçların neden kapalı otoparklara alınmadığı sorulmaktadır. Bu yasağın arkasındaki temel sebep, güvenlik ve olası bir sızıntı durumunda yakıtın fiziksel özelliklerinin yaratacağı tehlikedir. Cevapları değerlendirirken her yakıtın kapalı bir alanda nasıl davrandığını ve ne tür bir risk oluşturduğunu anlamak önemlidir.

Doğru cevap LPG'dir (Sıvılaştırılmış Petrol Gazı). Bunun en temel ve kritik sebebi, LPG'nin havadan daha ağır bir gaz olmasıdır. Herhangi bir sızıntı durumunda, LPG tanktan gaz halinde çıkar ve havaya karışıp dağılmak yerine, ağır olduğu için doğrudan zemine çöker. Otopark gibi kapalı ve havalandırması sınırlı olabilecek alanlarda, zeminde birikerek adeta görünmez bir gaz gölü oluşturur.

Zeminde biriken bu gaz, son derece yanıcı ve patlayıcıdır. Başka bir aracın çalıştırılması sırasında egzozdan çıkabilecek bir kıvılcım, otoparktaki herhangi bir elektrik aksamının yaratacağı ark veya statik elektrik gibi en ufak bir ateşleyici unsur, birikmiş olan bu gazı anında ateşleyebilir. Bu durum, çok büyük bir patlamaya ve kontrol edilmesi zor bir yangına yol açabilir. İşte bu yüksek ve ölümcül risk nedeniyle, Türkiye'deki "Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik" gereği LPG'li araçların kapalı otoparklara kabul edilmesi yasaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince:

  • Benzin: Benzinli araçlar kapalı otoparklara kabul edilir. Benzin buharı da havadan ağır olsa da, LPG gibi basınçlı bir tanktan sızarak bir anda yoğun bir gaz kütlesi oluşturma riski çok daha düşüktür. Standart otopark havalandırma sistemleri, olası benzin buharı sızıntılarını kontrol altında tutmak için yeterli kabul edilir.
  • Motorin (Dizel) ve Biyodizel: Bu iki yakıt türü, benzine ve özellikle LPG'ye göre çok daha güvenlidir. Parlama noktaları oldukça yüksektir, yani kolay kolay alev almazlar ve çok zor buharlaşırlar. Bu nedenle, kapalı bir alanda patlayıcı bir atmosfer oluşturma riskleri neredeyse sıfırdır. Bu yüzden dizel ve biyodizel yakıtlı araçlar için kapalı otoparklarda herhangi bir kısıtlama bulunmaz.

Özetle, bu sorunun cevabını belirleyen en önemli faktör, yakıtın fiziksel özelliğidir. LPG, havadan ağır olduğu için sızıntı anında zemine çöküp birikerek yüksek patlama riski oluşturur. Diğer yakıtlar ise sıvı formları ve kimyasal özellikleri gereği bu denli büyük bir risk teşkil etmezler.

Soru 24
Sürücüye ait belgeler tam olsa bile, aşağıdaki hâllerin hangisinden dolayı sürücü araç kullanmaktan men edilir?
A
Azami hız sınırını aşmışsa 
B
Taşıma sınırının üstünde yolcu almışsa 
C
Taşıma sınırının üstünde yük yüklemişse 
D
Uyuşturucu madde alarak araç kullanıyorsa
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün ehliyet ve ruhsat gibi tüm resmi belgeleri tam ve geçerli olsa bile, hangi kural ihlalinin doğrudan aracı sürmeye devam etmesini engelleyeceği, yani trafikten derhal men edileceği sorulmaktadır. Buradaki kilit ifade "araç kullanmaktan men edilmek"tir. Bu, sadece para cezası veya ceza puanı almaktan daha ağır bir yaptırım olup, sürücünün o an itibarıyla direksiyon başında kalmasına izin verilmemesi anlamına gelir.

Doğru cevap d) Uyuşturucu madde alarak araç kullanıyorsa seçeneğidir. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altında araç kullanmak, sürücünün algı, muhakeme ve tepki verme gibi temel sürüş yeteneklerini tamamen ortadan kaldırır. Bu durumdaki bir sürücü, hem kendisi hem de trafikteki diğer tüm insanlar için doğrudan ve büyük bir tehlike oluşturur. Bu nedenle trafik kanunları bu suçu en ağır şekilde ele alır ve trafik ekipleri böyle bir sürücüyü tespit ettiğinde, belgeleri tam olsa bile aracı sürmesine kesinlikle izin vermez ve sürücüyü derhal araç kullanmaktan men eder.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Azami hız sınırını aşmışsa: Hız sınırını aşmak bir kural ihlalidir ve para cezası ile ceza puanı yaptırımı uygulanır. Ancak sürücü ceza makbuzunu aldıktan sonra, sürüş güvenliğini tehlikeye atacak başka bir durumu yoksa yoluna devam edebilir. Yani hız yaptığı için anında araç kullanmaktan men edilmez.
  • b) Taşıma sınırının üstünde yolcu almışsa: Aracın kapasitesinden fazla yolcu taşımak da bir ihlaldir ve para cezası gerektirir. Bu durumda trafik polisi, fazla yolcuların araçtan indirilmesini sağlar ve yasal sınıra ulaşıldıktan sonra sürücünün yoluna devam etmesine izin verir. Sürücünün kendisi araç kullanmaktan men edilmez, sadece kurala aykırı durumun düzeltilmesi istenir.
  • c) Taşıma sınırının üstünde yük yüklemişse: Fazla yükleme de tıpkı fazla yolcu gibi para cezası ile cezalandırılır. Sürücüden fazla yükü indirmesi ve yasal ağırlık sınırlarına uyması istenir. Bu şart sağlandıktan sonra sürücü aracı kullanmaya devam edebilir. Dolayısıyla bu durum da sürücünün doğrudan men edilmesini gerektirmez.

Özetle, bu sorunun odak noktası, sürücünün aracı güvenli bir şekilde sürme yeteneğini temelden yok eden durumdur. Hız sınırı veya taşıma limitlerini aşmak idari para cezası ve durumun düzeltilmesini gerektiren ihlallerken, uyuşturucu madde etkisi altında olmak sürücünün bilincini ve yeteneklerini doğrudan etkilediği için kamu güvenliği adına derhal sürüşten men edilmesini zorunlu kılar.

Soru 25
Şekildeki trafik görevlisinin yapmış olduğu işaretin sürücüler için anlamı nedir?
A
Dur
B
Hızlan
C
Yavaşla
D
Sağa yanaş
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik görevlisinin kolunu aşağı ve yukarı doğru sallayarak yaptığı bir işaretin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Trafik polisinin bu ve benzeri işaretlerini doğru anlamak, hem trafik akışının düzeni hem de sürücü güvenliği için hayati önem taşır. Bu hareket, sürücüye hızını ayarlaması için verilen bir komuttur.

Doğru cevap c) Yavaşla seçeneğidir. Trafik görevlisi, kolunu omuz hizasında yana doğru açıp avuç içi aşağı bakacak şekilde, kolunu yavaşça aşağı ve yukarı hareket ettiriyorsa, bu hareketin yapıldığı yönde ilerleyen araç sürücülerine "yavaşla" talimatı vermektedir. Bu işaret, genellikle ileride bir tehlike, trafik sıkışıklığı veya kontrol noktası olduğunu belirtmek ve sürücülerin hızlarını güvenli bir seviyeye düşürmelerini sağlamak amacıyla kullanılır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Dur: Bu seçenek yanlıştır. Trafik polisinin "Dur" işareti genellikle avuç içi karşıya bakacak şekilde kolun yukarı kaldırılmasıyla verilir. Bu hareket, sürücüye kesin bir durma emri verir ve yavaşlama işaretinden çok farklıdır.
  • b) Hızlan: Bu seçenek de yanlıştır. Trafik polisinin "Hızlan" veya "Geç" işareti, genellikle kolun dirsekten kırılarak ileri geri sallanması veya el ile "gel gel" işareti yapılması şeklinde olur. Fotoğraftaki aşağı yukarı sallama hareketi, hızlanmanın tam tersi bir anlama sahiptir.
  • d) Sağa yanaş: Bu seçenek de doğru değildir. "Sağa yanaş ve dur" talimatı için trafik polisi, işaret parmağıyla veya tüm eliyle yolun sağ tarafını gösterir ve genellikle bu işareti "Dur" işaretiyle birleştirir. Görseldeki hareket, herhangi bir yön belirtmemekte, sadece hızın azaltılması gerektiğini ifade etmektedir.

Özetle, trafik polisinin kolunu aşağı yukarı yavaşça sallaması, sürücülere hızlarını azaltmaları için verilmiş evrensel bir işarettir. Bu işareti gördüğünüzde kontrollü bir şekilde yavaşlamalı ve ilerideki duruma karşı daha dikkatli olmalısınız. Ehliyet sınavında trafik polisinin işaretleri sıkça sorulduğu için bu hareketleri iyi öğrenmek sınav başarınız için önemlidir.

Soru 26
Belirlenmiş yangın musluklarına her iki yönden kaç metre mesafe içinde park etmek yasaktır?
A
B
10 
C
15 
D
20
26 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, acil durumlarda itfaiyenin su alabilmesi için hayati önem taşıyan yangın musluklarının yakınına park etme yasağının kaç metrelik bir mesafeyi kapsadığı sorulmaktadır. Bu, trafikte hem düzeni sağlamak hem de acil müdahale ekiplerinin işini kolaylaştırmak için belirlenmiş önemli bir kuraldır. Sürücülerin bu mesafeyi bilmesi ve uygulaması, olası bir felaketin önlenmesinde kritik rol oynar.

Doğru cevap "a) 5" seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, belirlenmiş yangın musluklarına her iki yönden 5 metre mesafe içinde park etmek kesinlikle yasaktır. Bu kuralın temel amacı, bir yangın anında itfaiye araçlarının musluğa engelsiz bir şekilde yanaşabilmesini ve su bağlantısını hızla yapabilmesini sağlamaktır. Bu 5 metrelik boş alan, itfaiye ekiplerinin hortumlarını sermesi ve rahatça çalışabilmesi için hayati bir "operasyon alanı" görevi görür.

Diğer seçenekler olan 10, 15 ve 20 metre ise yanlıştır. Bu mesafeler, yangın muslukları için yasal olarak belirlenmiş mesafe değildir. Kanun koyucu, acil durum müdahalesi için yeterli alanı sağlarken, aynı zamanda şehir içindeki kısıtlı park alanlarını gereğinden fazla işgal etmemeyi amaçlamıştır. 10, 15 veya 20 metrelik bir yasak, özellikle dar sokaklarda ve yoğun yerleşim bölgelerinde sürücüler için büyük bir park sorunu yaratırdı.

Bu kuralı aklınızda tutmak için şöyle düşünebilirsiniz: Ortalama bir otomobilin uzunluğu yaklaşık 4-5 metredir. Yani, yangın musluğunun yanına yaklaşık bir araba boyu kadar boşluk bırakmanız gerektiğini hayal edebilirsiniz. Bu basit görselleştirme, sınav anında ve trafikte doğru kararı vermenize yardımcı olacaktır. Unutmayın ki bu mesafe, musluğun hem sağından hem de solundan, yani her iki yönden de geçerlidir.

Sonuç olarak, ehliyet sınavında ve trafikte karşınıza çıktığında unutmamanız gereken en önemli bilgi, yangın musluklarına park etme yasağının 5 metrelik bir mesafeyi kapsadığıdır. Bu kural sadece bir sınav sorusu olmanın ötesinde, bir toplumun acil durumlara ne kadar hazırlıklı olduğunun bir göstergesidir. Bu mesafeye uymak, hem yasal bir zorunluluk hem de bir vatandaşlık görevidir.

Soru 27
Aksine bir işaret yoksa, otomobillerin yerleşim yeri dışındaki şehirlerarası çift yönlü kara yollarında azami hızı saatte kaç kilometredir?
A
80
B
90
C
110
D
120
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücü adaylarının Türkiye'deki temel hız limitleri bilgisini ölçmek hedeflenmektedir. Sorunun odak noktası; otomobillerin, herhangi bir özel hız limiti levhası bulunmayan, yerleşim yeri dışındaki çift yönlü bir kara yolunda yasal olarak yapabileceği en yüksek hızdır. Bu yol tipi, gidiş ve geliş yönlerinin fiziksel bir ayıraçla (refüj, bariyer vb.) bölünmediği standart şehirlerarası yolları ifade eder.

Doğru cevap b) 90 seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, aksine bir trafik işareti bulunmadığı sürece, otomobiller için yerleşim yerleri dışındaki şehirlerarası çift yönlü kara yollarında belirlenen azami hız limiti saatte 90 kilometredir. Bu yollarda karşı yönden gelen trafikle arada fiziksel bir engel bulunmadığı için, kafa kafaya çarpışma riski daha yüksektir ve bu nedenle hız limiti bölünmüş yollara göre daha düşük tutulmuştur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  1. a) 80: Bu seçenek yanlıştır. Saatte 80 km hız limiti, genellikle aynı yol tipi olan şehirlerarası çift yönlü kara yollarında minibüs, otobüs ve kamyonet gibi araçlar için geçerli olan azami hızdır. Sınavlarda sıkça otomobil ile karıştırılması için verilen bir çeldiricidir.

  2. c) 110: Bu seçenek de doğru değildir. Saatte 110 km hız, otomobiller için yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda geçerli olan azami hız limitidir. Bölünmüş yollar, gidiş ve geliş yönleri birbirinden fiziksel olarak ayrıldığı için daha güvenlidir ve daha yüksek hıza izin verir.

  3. d) 120: Bu seçenek de yanlıştır. Saatte 120 km hız, otomobiller için otoyollarda (otoban) geçerli olan standart azami hız limitidir. Otoyollar, en yüksek güvenlik standartlarına sahip, erişim kontrollü yollar olduğu için en yüksek hız limitine sahiptirler.

Özetle, ehliyet sınavı için otomobillerin standart hız limitlerini yol tipine göre ezberlemek çok önemlidir. Bu temel limitler şöyledir:

  • Yerleşim Yeri İçinde: 50 km/s
  • Şehirlerarası Çift Yönlü Kara Yolunda: 90 km/s
  • Bölünmüş Yolda: 110 km/s
  • Otoyolda: 120 km/s

Bu soruda "şehirlerarası çift yönlü kara yolu" belirtildiği için doğru cevap kuşkusuz 90 km/s'tir.

Soru 28
Aşağıdakilerden hangisi, tüm kara yollarındaki işaretleme standartlarının tespiti, yayınlanması ve kontrolü ile görevlidir?
A
Sağlık Bakanlığı
B
Devlet Planlama Teşkilatı
C
Emniyet Genel Müdürlüğü
D
Karayolları Genel Müdürlüğü
28 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'deki tüm kara yollarında kullanılan trafik işaretleri, yol çizgileri gibi işaretlemelerin standartlarını kimin belirlediği, yayınladığı ve denetlediği sorulmaktadır. Yani, bir "Dur" levhasının neden sekizgen ve kırmızı olduğunu, yol çizgilerinin ne anlama geldiğini belirleyen ve bunu ülke genelinde bir standarda bağlayan kurumun hangisi olduğu öğrenilmek istenmektedir. Bu, trafik güvenliği ve düzeni için hayati bir görevdir.

Doğru cevap "d) Karayolları Genel Müdürlüğü" seçeneğidir. Çünkü bu kurum, Türkiye'deki devlet yolları ve otoyolların yapımından, bakımından ve onarımından sorumlu olan ana organdır. Bu sorumluluğun bir parçası olarak, sürücülerin ve yayaların güvenliği için tüm yollarda kullanılacak trafik işaret ve işaretçilerinin nasıl olması gerektiğini belirler. Bu standartlar, "Trafik İşaretleri El Kitabı" gibi yayınlarla duyurulur ve ülke genelinde tutarlılık sağlanır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • c) Emniyet Genel Müdürlüğü: Bu seçenek en çok karıştırılan çeldiricidir. Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bağlı trafik polisleri, yollardaki kuralların uygulanmasından ve denetlenmesinden sorumludur. Yani, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün belirlediği standartlara ve kurallara sürücülerin uyup uymadığını kontrol ederler. Kuralı koyan değil, kuralın uygulayıcısıdırlar.
  • a) Sağlık Bakanlığı: Bu kurumun görevi, toplum sağlığını korumak ve sağlık hizmetlerini düzenlemektir. Trafik kazaları sonrası ilk yardım veya hastane hizmetleri gibi konularla ilgili olsa da, yol işaretlerinin standartlarını belirlemek gibi bir görevi yoktur. Bu nedenle bu seçenek konuyla ilgisizdir.
  • b) Devlet Planlama Teşkilatı: Bu teşkilat (artık Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın bir parçasıdır), ülkenin genel ekonomik ve sosyal kalkınma planlarını yapar. Büyük altyapı projelerinin planlanmasında rol alabilir ancak trafik levhasının rengi veya yol çizgisinin kalınlığı gibi teknik standartları belirleme görevi yoktur. Görevi daha genel ve stratejiktir.
Soru 29
Taşıt yolu veya park alanında, kaplama üzerine çizilen şekildeki sembolün anlamı nedir?
A
Özürlü sürücü yolu
B
Özürlü taşıtı giremez
C
Özürlü sürücüler çıkabilir
D
Özürlü sürücüler için park yeri
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir taşıt yolu veya park alanı zeminine çizilmiş olan ve tekerlekli sandalye figürünü gösteren sembolün ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu sembol, trafikte sıkça karşılaşılan ve evrensel bir anlama sahip olan önemli bir işarettir. Sürücü adaylarının bu işaretin anlamını ve amacını net bir şekilde bilmesi gerekmektedir.

Doğru Cevap: d) Özürlü sürücüler için park yeri

Bu sembol, uluslararası alanda "Erişilebilirlik Sembolü" olarak bilinir ve engelli bireylerin kullanımına ayrılmış alanları belirtmek için kullanılır. Soru metninde belirtildiği gibi, bu işaret bir park alanının zeminine çizildiğinde, o park yerinin yalnızca engelli sürücülerin veya engelli yolcu taşıyan araçların kullanımına tahsis edildiğini gösterir. Bu park yerleri genellikle binaların girişlerine daha yakın ve manevra kolaylığı sağlamak için daha geniş olur.

Bu alanların amacı, hareket kabiliyeti kısıtlı olan bireylerin sosyal yaşama daha rahat katılmalarını sağlamaktır. Bu nedenle, engelli park kartı veya plakası olmayan araçların bu özel alanlara park etmesi yasaktır ve cezai işleme tabidir. Bu işaret, bir ayrıcalık değil, bir gerekliliktir ve bu alanlara saygı göstermek her sürücünün görevidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Özürlü sürücü yolu: Bu seçenek yanlıştır çünkü bu sembol bütün bir yolu değil, belirli bir alanı (genellikle park yeri, rampa, tuvalet gibi) işaret eder. Trafikte "engelli yolu" şeklinde özel bir yol türü bulunmamaktadır. Bu ifade, sembolün kullanım amacını yanlış yorumlamaktadır.
  • b) Özürlü taşıtı giremez: Bu seçenek de tamamen yanlıştır ve sembolün anlamının tam tersidir. Bu işaret bir yasaklama değil, bir izin ve tahsis belirtir. Yani engelli bireylerin kullanımına açık olduğunu gösterir. Bir yere girişi yasaklayan levhalar genellikle kırmızı bir daire içerisine alınır ve üzerinde bir yasaklama çizgisi bulunur.
  • c) Özürlü sürücüler çıkabilir: Bu ifade de doğru değildir. Sembol, bir "çıkış" noktasını göstermez. Bir park yerinin veya alanın statüsünü, yani kime ayrıldığını belirtir. "Çıkış" genellikle ok işaretleri veya "ÇIKIŞ" yazısı ile gösterilir.
Soru 30
Kamyon, kamyonet ve römorklarda yükle birlikte yolcu taşınırken aşağıdakilerden hangisinin yapılması yasaktır?
A
Yüklerin üzerine yolcu bindirilmesi
B
Kasanın yan ve arka kapaklarının kapalı olması
C
Yolcuların kasa içinde ayrılacak bir yerde oturtulması
D
Yüklerin sağlam olarak yerleştirilmiş ve bağlanmış olması
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kamyon, kamyonet gibi yük taşımak için tasarlanmış araçlarda, yükle birlikte yolcu taşınmasının kuralları sorgulanmaktadır. Özellikle bu şartlar altında hangi eylemin kesinlikle **yasak** olduğu ve can güvenliğini tehlikeye attığı sorulmaktadır. Amaç, sürücü adayının yük ve yolcu taşımacılığındaki temel güvenlik prensiplerini bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: a) Yüklerin üzerine yolcu bindirilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, can güvenliğini doğrudan ve büyük bir risk altına sokmasıdır. Yüklerin üzeri, yolcular için tasarlanmış bir oturma alanı değildir. Ani bir fren, keskin bir viraj veya yoldaki bir sarsıntı anında, yüklerin üzerindeki yolcular dengelerini kaybederek araçtan düşebilir veya yüklerin arasında sıkışarak ciddi şekilde yaralanabilirler. Bu nedenle Karayolları Trafik Kanunu, bu davranışı kesinlikle yasaklamıştır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Kasanın yan ve arka kapaklarının kapalı olması: Bu seçenek yanlıştır çünkü bu durum yasak değil, tam tersine bir zorunluluktur. Yükle birlikte yolcu taşınırken, hem yüklerin hem de yolcuların güvenliği için kasanın tüm kapaklarının sıkıca kapatılması gerekir. Bu, yolcuların ve yükün seyir halinde dışarı düşmesini engelleyen temel bir güvenlik önlemidir.
  • c) Yolcuların kasa içinde ayrılacak bir yerde oturtulması: Bu seçenek de yanlıştır çünkü bu da yasaklanan bir eylem değil, aksine yapılması gereken doğru bir uygulamadır. Yolcular, yüklerle temas etmeyecekleri, kasa içinde kendileri için ayrılmış güvenli bir bölüme oturtulmalıdır. Bu kural, yüklerin kayması veya devrilmesi durumunda yolcuların zarar görmesini engellemeyi amaçlar.
  • d) Yüklerin sağlam olarak yerleştirilmiş ve bağlanmış olması: Bu seçenek de yasak değil, yine bir zorunluluktur. Yüklerin hareket etmeyecek, devrilmeyecek veya kaymayacak şekilde sabitlenmesi ve bağlanması, hem kasadaki yolcuların hem de trafikteki diğer araçların güvenliği için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle bu, yapılması zorunlu olan bir güvenlik tedbiridir.

Özetle; soru bizden "yasak olanı" bulmamızı istiyor. b, c ve d seçenekleri, güvenli bir taşıma için yapılması gereken zorunlu kuralları belirtirken, a seçeneği doğrudan hayatı tehlikeye atan ve kesinlikle yasaklanmış bir eylemi ifade etmektedir. Bu nedenle doğru cevap 'a' şıkkıdır.

Soru 31
Römork takmış otomobilin azami hızı, römorksuz hâlindeki azami hızına göre nasıl olmalıdır?
A
Aynı
B
Yarısı kadar
C
10 km/saat daha az
D
10 km/saat daha fazla
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir otomobile römork takıldığında yasal olarak uyması gereken azami hız sınırının, römorksuz durumuna kıyasla nasıl değiştiği sorgulanmaktadır. Bu, doğrudan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirtilen özel bir kurala dayanan bir bilgi sorusudur. Sürücü adayının, araçların cinsine ve durumuna göre değişen hız limitlerini bilip bilmediği ölçülmektedir.

Doğru cevap c) 10 km/saat daha az seçeneğidir. Türkiye'deki trafik kurallarına göre, bir araca römork veya yarı römork takıldığında, o aracın ilgili yol için belirlenmiş olan azami hız sınırından 10 km/saat daha düşük bir hızla gitmesi zorunludur. Bu kuralın temel amacı, artan ağırlık ve uzunluk nedeniyle ortaya çıkan güvenlik risklerini azaltmaktır.

Römork takılı bir aracın fren mesafesi uzar, manevra kabiliyeti zorlaşır ve özellikle yüksek hızlarda "yalpalama" veya "salınım" yapma riski artar. Bu nedenle yasa koyucu, bu tehlikeleri en aza indirmek için standart bir hız düşürme limiti belirlemiştir. Örneğin, bir otomobil için hız sınırı 90 km/saat olan bölünmüş bir yolda, aynı otomobil römork çektiğinde azami 80 km/saat hızla gidebilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Aynı: Bu seçenek yanlıştır çünkü römork, aracın sürüş dinamiklerini (frenleme, denge, ivmelenme) tamamen değiştirir. Hız limitinin aynı kalması, fren mesafesinin uzaması gibi riskleri göz ardı etmek anlamına gelir ve bu durum trafik güvenliğiyle çelişir.
  • b) Yarısı kadar: Bu seçenek de yanlıştır çünkü bu kadar büyük bir hız düşüşü pratik değildir. Trafiğin akışını tehlikeli bir şekilde yavaşlatarak arkadan çarpma gibi farklı kaza riskleri yaratabilir. Kural, güvenliği sağlarken trafiğin akıcılığını da korumayı hedefler.
  • d) 10 km/saat daha fazla: Bu seçenek mantık dışıdır. Araca ek bir yük ve ağırlık getiren, kontrolünü zorlaştıran bir durum varken hız limitini artırmak, kazaya davetiye çıkarmak demektir. Güvenlik önlemleri hızı azaltmayı gerektirir, artırmayı değil.

Özetle, ehliyet sınavında karşınıza çıkabilecek bu kuralı unutmamanız önemlidir. Bir otomobile römork taktığınızda, gidebileceğiniz yasal en yüksek hız, o yol için belirlenmiş olan normal hız sınırından her zaman 10 km/saat daha azdır. Bu, hem sizin hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği için hayati bir kuraldır.

Soru 32
Şekle göre, araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması yasaktır?
A
Sola dönüş yapması
B
Sağa dönüş yapması
C
Aynı yönde seyretmesi
D
Kavşağa yaklaşırken hızını azaltması
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kavşağa yaklaşan araç sürücüsünün, karşılaştığı trafik levhasına göre hangi davranışı yapmasının yasak olduğu sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için öncelikle görseldeki trafik levhasının anlamını bilmemiz ve bunu seçeneklerdeki eylemlerle karşılaştırmamız gerekir. Görselde yer alan levha, bir tanzim işaretidir. Kırmızı daire içindeki işaretler, sürücülere bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Bu levhada ise ileriye doğru giden bir okun üzeri kırmızı bir çizgiyle çizilmiştir. Bu işaretin Karayolları Trafik Kanunu'ndaki resmi anlamı, "Girişi Olmayan Yol" levhasıdır ve sürücünün bu yola düz devam etmesinin yasak olduğunu belirtir.

Doğru cevabın neden "c) Aynı yönde seyretmesi" olduğuna bakalım:

Levha, sürücünün bulunduğu şeritten düz devam etmesini açıkça yasaklamaktadır. "Aynı yönde seyretmek" ifadesi, aracın yönünü değiştirmeden düz gitmesi anlamına gelir. Trafik levhası tam olarak bu eylemi yasakladığı için, sürücünün aynı yönde seyretmesi kesinlikle yasaktır. Bu nedenle doğru cevap "c" seçeneğidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sola dönüş yapması ve b) Sağa dönüş yapması: Levha sadece düz gitmeyi yasaklar. Sola veya sağa dönüşle ilgili herhangi bir kısıtlama veya yasaklama belirtmez. Bu durumda sürücü, kavşakta mecburen sola veya sağa dönmek zorundadır. Dolayısıyla bu eylemler yasak değil, aksine yapılması gereken muhtemel manevralardır.
  • d) Kavşağa yaklaşırken hızını azaltması: Bu, bir trafik kuralı değil, temel bir sürüş güvenliği ilkesidir. Tüm sürücüler, kontrolsüz veya kontrollü fark etmeksizin, kavşaklara yaklaşırken olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmak ve güvenli bir geçiş yapmak için hızlarını azaltmalıdır. Bu davranış yasak olmak bir yana, yapılması zorunlu ve doğru bir davranıştır.
Özetle, sürücü bu levhayı gördüğünde düz devam edemeyeceğini anlamalıdır. Güvenli bir şekilde kavşağa yaklaşmak için hızını azaltmalı ve ardından yolun durumuna göre sağa veya sola dönüş yapmalıdır. Levhanın doğrudan yasakladığı tek eylem, düz gitmektir.
Soru 33
Şekildeki kazada hangi numaralı araç sürücüsü asli kusurlu sayılır?
A
1
B
2
C
3
D
4
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen trafik kazasında "asli kusurlu" yani kazanın meydana gelmesindeki ana sorumlu olan sürücünün kim olduğunu bulmamız isteniyor. Bu tür soruları çözmek için trafik levhalarını ve geçiş üstünlüğü kurallarını doğru bir şekilde analiz etmemiz gerekir.

Öncelikle kavşaktaki durumu ve trafik levhalarını inceleyelim. 1 ve 2 numaralı araçların bulunduğu yolda "Ana Yol - Tali Yol Kavşağı" levhası bulunmaktadır. Bu levha, 1 ve 2 numaralı araçların ana yolda olduğunu belirtir. 4 numaralı aracın bulunduğu yolda ise "DUR" levhası vardır. Bu da 3 ve 4 numaralı araçların tali yolda olduğunu ve kavşağa girmeden önce durup ana yoldaki araçlara yol vermeleri gerektiğini gösterir. Bu nedenle, 3 ve 4 numaralı araçlar asli kusurlu olamaz çünkü kaza, ana yoldaki iki araç arasında gerçekleşmiştir.

Doğru Cevap Neden 2 Numaralı Araçtır?

Kaza, ana yol üzerinde seyreden 1 ve 2 numaralı araçlar arasında meydana gelmiştir. Bu durumda, ana yol üzerindeki araçların kendi aralarındaki geçiş hakkı kurallarını değerlendirmemiz gerekir. Trafik kurallarına göre, bir kavşakta dönüş yapan araçlar, doğru gitmekte olan araçlara yol vermek zorundadır. Resimde 1 numaralı araç düz bir şekilde yoluna devam ederken, 2 numaralı araç sola dönüş yapmaktadır.

Bu kurala göre, sola dönüş yapan 2 numaralı sürücü, karşıdan düz gelen 1 numaralı aracın geçişini beklemekle yükümlüdür. Ancak 2 numaralı sürücü bu kurala uymamış, 1 numaralı aracın önüne çıkarak kazaya sebebiyet vermiştir. Bu sebeple kazadaki asli kusurlu sürücü 2 numaralı aracın sürücüsüdür.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?
  • a) 1: 1 numaralı araç sürücüsü ana yolda ve düz istikamette ilerlemektedir. Hem tali yoldan gelen araçlara hem de dönüş yapan 2 numaralı araca karşı geçiş üstünlüğüne sahiptir. Herhangi bir kural ihlali yapmadığı için kusurlu değildir.
  • c) 3 ve d) 4: 3 ve 4 numaralı araçlar tali yoldadır. Kavşaktaki "DUR" levhası gereği, ana yoldaki tüm araçlar geçtikten sonra yola çıkmaları gerekir. Kazaya doğrudan karışmadıkları ve geçiş hakkı ihlali yapmadıkları için kusurlu sayılmazlar.
Soru 34
Aksine bir işaret yoksa, yerleşim yeri dışındaki bölünmüş yollarda şekildeki araç için azami hız sınırı saatte kaç kilometredir?
A
90 
B
100 
C
110 
D
120
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, görseldeki aracın (otomobil) uyması gereken azami hız sınırı sorulmaktadır. Sorunun doğru çözümü için üç önemli detayı birleştirmemiz gerekir: aracın cinsi, yolun tipi ve yolun konumu. Bu üç bilgiyi doğru bir şekilde analiz ettiğimizde cevaba kolayca ulaşabiliriz.

Soru metninde ve görselde verilen bilgileri inceleyelim:

  • Araç Cinsi: Görselde bir otomobil bulunmaktadır.
  • Yolun Konumu: "Yerleşim yeri dışındaki" bir yoldan bahsedilmektedir.
  • Yolun Tipi: "Bölünmüş yollarda" ifadesi kullanılmıştır. Bölünmüş yol, gidiş ve geliş yönlerinin bir ayırıcı (refüj, bariyer vb.) ile birbirinden ayrıldığı yollardır.

Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, bu üç şart bir araya geldiğinde otomobiller için belirlenmiş olan standart hız sınırı saatte 110 kilometredir. Bu nedenle doğru cevap "c" şıkkıdır. Bu kural, sürücülerin hızlarını yolun yapısına ve güvenliğine göre ayarlamalarını sağlamak için konulmuştur ve herhangi bir hız sınırı levhası bulunmadığı durumlarda geçerlidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu hız sınırları da farklı durumlar için geçerlidir ancak bu sorunun koşullarına uymazlar.

  1. a) 90 km/s: Bu hız sınırı, otomobiller için yerleşim yeri dışındaki iki yönlü karayollarında geçerlidir. İki yönlü karayolları, ortasında bir ayırıcı bulunmayan ve karşı yönden gelen trafikle ayrılmamış yollardır. Soru "bölünmüş yol" dediği için bu seçenek yanlıştır.
  2. b) 100 km/s: Bu hız sınırı genellikle minibüs ve otobüs gibi araçların bölünmüş yollardaki azami hızıdır. Soruda verilen araç bir otomobil olduğu için bu seçenek de yanlıştır. Araç cinsine göre hız sınırlarının değiştiğini unutmamak önemlidir.
  3. d) 120 km/s: Bu hız sınırı, otomobiller için otoyollarda (erişme kontrollü karayolu) geçerli olan temel azami hızdır. Otoyollar, bölünmüş yollardan daha yüksek standartlara sahip, özel giriş ve çıkışları olan yollardır. Soru "bölünmüş yol" belirttiği için bu seçenek de doğru değildir.

Özetle: Soruda belirtilen otomobil, yerleşim yeri dışında ve bölünmüş bir yolda ilerlediği için uyması gereken yasal azami hız sınırı 110 km/s'tir. Bu nedenle doğru cevap c) 110 seçeneğidir.

Soru 35
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi, öndeki taşıtı geçme yasağının sona erdiğini bildirir?
A
B
C
D
35 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülere daha önce bildirilmiş olan bir sollama (öndeki taşıtı geçme) yasağının bittiğini ve artık sollama yapmanın serbest olduğunu belirten trafik işaret levhasının hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlayabilmek için yasakların başlangıcını ve sonunu belirten levhalar arasındaki temel farkları bilmek önemlidir.

Doğru Cevap: b) seçeneği

b) şıkkındaki levha, "Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı Sonu" anlamına gelir. Bu levhanın genel yapısı, yasak sonu levhalarının standart formatındadır. Gri veya beyaz zemin üzerine çekilmiş siyah ve kalın çapraz bir çizgi, daha önce konulmuş olan bir yasağın artık geçerli olmadığını belirtir. Levhanın içindeki soluk renkli otomobil figürleri ise sona eren yasağın spesifik olarak "sollama yasağı" olduğunu gösterir. Sürücü bu levhayı gördüğünde, yol ve trafik koşulları uygunsa, öndeki aracı güvenli bir şekilde geçebilir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması
  • a) seçeneği: Bu levha, "Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı" anlamına gelir. Kırmızı çerçeveli yuvarlak levhalar genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Bu işaret, görüldüğü noktadan itibaren öndeki aracı geçmenin (sollamanın) yasak olduğunu belirtir. Yani bu levha yasağı bitirmez, tam tersine başlatır. Bu nedenle yanlış cevaptır.
  • c) seçeneği: Bu levha, "Kamyonlar İçin Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı" anlamına gelir. Levhadaki kamyon figürü, bu yasağın sadece kamyon ve türevi büyük yük taşıtları için geçerli olduğunu belirtir. Otomobil sürücüleri için bir sollama yasağı ifade etmez. Ayrıca bu levha da bir yasağın başlangıcını bildirdiği için sorunun cevabı olamaz.
  • d) seçeneği: Bu levha, "Kamyonlar İçin Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı Sonu" anlamına gelir. Tıpkı b şıkkı gibi bir yasak sonu levhasıdır; ancak bu levha, sadece kamyonlar için olan sollama yasağının bittiğini bildirir. Soru genel olarak "öndeki taşıtı geçme yasağının sonu"nu sorduğu için, tüm motorlu taşıtları kapsayan genel yasağın sonunu belirten b şıkkı doğru cevaptır.

Özetle, trafik işaretlerinde kırmızı halka bir yasağın başlangıcını, gri/beyaz zemin üzerine siyah çapraz çizgi ise o yasağın sonunu ifade eder. Bu temel bilgi, benzer birçok soruyu doğru cevaplamanıza yardımcı olacaktır.

Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi süspansiyon sisteminin elemanıdır?
A
Şaft
B
Direksiyon
C
Vites kutusu
D
Helezon yaylar
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın farklı sistemlerine ait parçalar verilmiş ve hangisinin süspansiyon sistemine ait olduğu sorulmuştur. Doğru cevabı bulmak için öncelikle süspansiyon sisteminin ne işe yaradığını ve temel elemanlarının neler olduğunu bilmek gerekir. Süspansiyon sistemi, en basit tanımıyla, yoldaki çukur ve tümsek gibi bozuklukların araç ve içindeki yolcular üzerindeki sarsıcı etkisini azaltan sistemdir.

Süspansiyon sistemi, aracın tekerlekleri ile gövdesi (şasi) arasında yer alır ve sürüş konforunu artırırken aynı zamanda tekerleklerin yola sürekli temas etmesini sağlayarak yol tutuşunu ve fren güvenliğini de artırır. Bu sistemin en temel parçaları yaylar ve amortisörlerdir. Doğru cevap olan (d) seçeneğindeki helezon yaylar da tam olarak bu sistemin en önemli yay tipidir. Bu yaylar, yoldan gelen darbeleri esneyerek üzerine alır ve sarsıntıyı emerek konforlu bir sürüş sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmek için önemlidir. Şimdi diğer şıklara ve hangi sisteme ait olduklarına bakalım:

  • a) Şaft: Bu parça, motorun ürettiği dönme hareketini vites kutusundan alarak tekerleklere ileten bir mildir. Yani aracın hareket etmesini sağlar ve güç aktarma organlarının bir elemanıdır. Süspansiyonla bir görevi yoktur.
  • b) Direksiyon: Aracın istenilen yöne gitmesini sağlayan sistemin kendisidir. Sürücünün direksiyon simidini çevirmesiyle tekerleklere yön verir. Bu parça direksiyon sistemine aittir ve görevi aracı yönlendirmektir.
  • c) Vites kutusu: Şanzıman olarak da bilinir. Motorun gücünü ve hızını ayarlayarak tekerleklere uygun devirde iletilmesini sağlar. Şaft gibi o da güç aktarma organlarının bir parçasıdır ve aracın hızlanması ve yavaşlamasıyla ilgilidir.

Özetle, soru bizden sürüş konforu ve yol tutuşuyla ilgili olan sarsıntı emici sistemin bir parçasını bulmamızı istemektedir. Şaft ve vites kutusu aracın hareketini, direksiyon ise yönünü kontrol eder. Helezon yaylar ise yoldan gelen darbeleri emme görevini üstlendiği için doğrudan süspansiyon sisteminin bir elemanıdır ve bu nedenle doğru cevaptır.

Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi enjektörlere sırası ile basınçlı motorini gönderir?
A
Karbüratör
B
Yakıt filtresi
C
Besleme pompası
D
Yakıt enjeksiyon pompası
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dizel bir motorun yakıt sistemindeki temel bir parçanın görevi sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktası, yakıtı yani "motorini" hem yüksek basınçlı bir hale getiren hem de bunu motorun çalışma düzenine uygun olarak sırası ile enjektörlere ileten parçanın hangisi olduğunu bulmaktır. Bu iki kritik görevi yerine getiren parçayı bilmek, soruyu doğru cevaplamak için yeterlidir.

Doğru Cevap: d) Yakıt enjeksiyon pompası

Doğru cevabın Yakıt enjeksiyon pompası olmasının sebebi, bu parçanın dizel motorların yakıt sistemindeki en hayati bileşenlerden biri olmasıdır. Bu pompa, besleme pompasından aldığı düşük basınçlı motorini, motorun silindirleri içinde kendi kendine tutuşmasını sağlayacak kadar çok yüksek bir basınca (binlerce PSI) çıkarır. Daha da önemlisi, bu yüksek basınçlı yakıtı, motorun ateşleme sırasına göre doğru zamanda ve doğru miktarda ilgili enjektöre gönderir. Kısacası, hem basınçlandırma hem de sıralı gönderme işini yaptığı için sorunun tam karşılığıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Karbüratör: Karbüratör, dizel motorlarda bulunmaz; genellikle eski tip benzinli motorlarda kullanılan bir parçadır. Görevi, yakıtı basınçlandırmak değil, hava ile belirli bir oranda karıştırarak motorun yanma odasına göndermektir. Bu nedenle dizel motorla ve basınçlı yakıt gönderme işleviyle bir ilgisi yoktur.
  • b) Yakıt filtresi: Yakıt filtresinin görevi, adından da anlaşılacağı gibi yakıtı süzmektir. Depodan gelen yakıtın içindeki pislikleri, tortuyu ve suyu temizleyerek yakıt enjeksiyon pompası ve enjektörler gibi hassas sistem elemanlarını korur. Yakıtın basıncını artırma veya onu sırayla gönderme gibi bir işlevi kesinlikle yoktur.
  • c) Besleme pompası: Bu pompa, yakıtı depodan çekerek yakıt enjeksiyon pompasına ileten parçadır. Ancak bu işlemi düşük bir basınçla yapar. Asıl görevi, sistemin sürekli olarak yakıtla beslenmesini sağlamaktır. Yakıtı enjektörlere gönderecek son yüksek basıncı oluşturmaz ve sıralama yapmaz, bu yüzden yanlış bir seçenektir.

Özetle, dizel motorun yakıt akışını şöyle düşünebiliriz: Yakıt deposundan çıkan motorin, besleme pompası ile çekilir, yakıt filtresinde temizlenir ve ardından yakıt enjeksiyon pompasına gelir. Yakıt enjeksiyon pompası ise bu yakıtı çok yüksek basınca çıkarıp doğru zamanlama ile sırayla enjektörlere gönderir ve enjektörler de bu basınçlı yakıtı silindirlere püskürtür. Bu akış, sorunun cevabının neden "Yakıt enjeksiyon pompası" olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Soru 38
Aşağıdakilerden hangisinin motor çalış­ma sıcaklığına ulaşmadan önce yapılması uygun değildir?
A
Ani olarak gaz verilmesi
B
Yan aynaların kontrol edilmesi
C
Sol sinyal lambalarının yakılması
D
Vitesin yumuşak bir şekilde yükseltilmesi
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motor henüz ideal çalışma sıcaklığına ulaşmadan, yani halk arasında "motor ısınmadan" önce yapılmaması gereken, araca zarar verebilecek davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Motorun soğukken hassas olduğunu ve bu dönemde yapılacak bazı hareketlerin motor ömrünü olumsuz etkileyebileceğini bilmek önemlidir.

Doğru cevap a) Ani olarak gaz verilmesi seçeneğidir. Motor soğukken, motor yağı daha kalındır ve motorun tüm hareketli parçalarına tam olarak yayılmamıştır. Bu durumda aniden gaza yüklenmek, yeterince yağlanmamış olan piston, silindir gibi kritik parçaların birbirine aşırı sürtünmesine ve aşınmasına neden olur. Bu durum, uzun vadede motorun ömrünü kısaltan en önemli faktörlerden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • b) Yan aynaların kontrol edilmesi: Yan aynaların kontrolü, sürüş güvenliği için yapılan bir hazırlıktır ve motorun çalışıp çalışmamasından veya sıcaklığından tamamen bağımsızdır. Araca her bindiğinizde ve harekete geçmeden önce yapılması gereken bir güvenlik kontrolüdür. Motorun soğuk olması bu eylemi uygunsuz kılmaz.
  • c) Sol sinyal lambalarının yakılması: Sinyal lambaları, aracın elektrik sistemine bağlıdır ve trafiğe çıkarken veya şerit değiştirirken diğer sürücülere niyetinizi bildirmek için kullanılır. Bu işlemin motorun mekanik durumuyla veya sıcaklığıyla hiçbir ilgisi yoktur. İhtiyaç duyulduğu her an, motorun durumu ne olursa olsun kullanılmalıdır.
  • d) Vitesin yumuşak bir şekilde yükseltilmesi: Bu seçenek, motor soğukken yapılması sakıncalı olanın tam tersine, yapılması tavsiye edilen bir davranıştır. Motor ısınana kadar aracı düşük devirde kullanmak ve vitesleri yumuşak bir şekilde, motoru zorlamadan yükseltmek, aşınmayı en aza indirir. Bu nedenle bu davranış uygunsuz değil, aksine doğrudur.

Özetle, motor soğukken en çok dikkat edilmesi gereken konu, motor devrini (RPM) aniden yükseltmemektir. Motorun kendi doğal ritminde, zorlanmadan ısınmasına izin verilmelidir. Bu nedenle, motor çalışma sıcaklığına ulaşana kadar ani gaz vermekten ve yüksek devir çevirmekten kaçınmak, aracınızın sağlığı için çok önemlidir.

Soru 39
Aşağıdakilerden hangisi motor soğutma suyu sıcaklığını çalışma sıcaklığında sabit tutar?
A
Radyatör
B
Vantilatör
C
Termostat
D
Hararet göstergesi
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, motorun verimli çalışması için gerekli olan ideal sıcaklığın korunmasını sağlayan, yani bir nevi sıcaklık bekçiliği yapan parçanın hangisi olduğu sorulmaktadır. Motor ne çok soğuk ne de aşırı sıcak olmalıdır; bu dengeyi kuran anahtar parça istenmektedir. Bu görevi üstlenen parçayı ve diğer parçaların neden bu görevi yapmadığını inceleyelim.

Doğru cevap c) Termostat'tır. Termostat, motor soğutma suyu devresinde bir vana gibi çalışır. Motor ilk çalıştığında soğuk olduğu için, termostat kapalı kalarak soğutma suyunun radyatöre gitmesini engeller ve motorun hızla ideal çalışma sıcaklığına ulaşmasını sağlar. Motor yeterli sıcaklığa ulaştığında ise termostat açılarak sıcak suyun soğutulması için radyatöre geçişine izin verir ve böylece motor sıcaklığını sürekli olarak belirli bir aralıkta sabit tutar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Radyatör: Radyatör, soğutma sisteminin önemli bir parçasıdır ancak görevi sıcaklığı sabit tutmak değil, soğutmaktır. Motordan gelen sıcak soğutma suyunu, içindeki kanallar ve petekler sayesinde hava ile temas ettirerek ısısını düşürür. Yani radyatör, termostatın izin verdiği sıcak suyu soğutan bir ısı değiştiricidir; sıcaklığı düzenlemez, sadece düşürür.
  • b) Vantilatör: Vantilatör, radyatörün yardımcısıdır. Özellikle araç dururken veya yavaş giderken radyatör peteklerinin arasından yeterli hava akımı geçmediğinde devreye girer ve havayı zorla çekerek radyatörün soğutma yapmasına yardımcı olur. Vantilatör de doğrudan soğutma işlemine katkı sağlar fakat motor sıcaklığını bir termostat gibi hassas bir şekilde ayarlayıp sabit tutma görevine sahip değildir.
  • d) Hararet göstergesi: Hararet göstergesi, soğutma sisteminde aktif bir rol oynamaz. Bu parça, sürücüye motor soğutma suyunun anlık sıcaklığını bildiren bir bilgilendirme aracıdır. Gösterge panosunda yer alır ve sıcaklık normal mi, düşük mü yoksa aşırı yüksek mi olduğunu gösterir. Yani sıcaklığı ölçer ve bildirir, ancak onu kontrol etmez veya sabitlemez.
Soru 40
Şekilde gösterilen marş motorunun görevi nedir?
A
Aküyü şarj etmek
B
Araca ilk hareketi vermek
C
Motora ilk hareketi vermek
D
Motoru çalışma sıcaklığında tutmak
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir arabanın temel parçalarından biri olan ve şekilde gösterilen marş motorunun temel görevinin ne olduğu sorulmaktadır. Marş motoru, aracın çalıştırılması sürecindeki en kritik bileşenlerden biridir. Soruyu ve cevap seçeneklerini adım adım inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevap: c) Motora ilk hareketi vermek

Doğru cevabın "Motora ilk hareketi vermek" olmasının sebebi, marş motorunun tam olarak bu iş için tasarlanmış olmasıdır. Kontağı çevirdiğinizde veya start düğmesine bastığınızda, aküden gelen elektrik enerjisi marş motoruna ulaşır. Marş motoru, bu elektrik enerjisini mekanik bir dönme hareketine çevirir ve kendi üzerindeki küçük dişliyi (marş dişlisi) ileri iterek motorun ana dişlisi olan volan dişlisine kenetler. Bu kenetlenme sayesinde motorun krank milini döndürür, pistonların hareket etmesini sağlar ve böylece motorun kendi kendine çalışması için gereken ilk ateşleme ve yanma döngüsünü başlatır. Motor çalışmaya başladığı anda marş motoru devreden çıkar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmek için çok önemlidir. Şimdi diğer şıkları inceleyelim:

  • a) Aküyü şarj etmek: Bu görev marş motoruna değil, alternatöre (şarj dinamosu) aittir. Alternatör, motor çalışırken ürettiği elektrik enerjisiyle hem aracın o anki elektrik ihtiyacını karşılar hem de aküyü tekrar şarj eder. Marş motoru ise tam tersine, çalışmak için aküden güç çeker.
  • b) Araca ilk hareketi vermek: Bu ifade teknik olarak yanıltıcıdır. Araca ilk hareketi veren, tekerleklere güç ileten sistemdir ve bu gücün kaynağı motordur. Marş motoru aracı değil, motoru çalıştırır. Motor çalıştıktan sonra sürücü vitesi takar ve debriyaj/gaz kullanarak aracı hareket ettirir. Yani marş motoru, aracın hareket etmesini sağlayan motoru başlatan parçadır, aracın kendisini doğrudan hareket ettirmez.
  • d) Motoru çalışma sıcaklığında tutmak: Bu görev soğutma sistemine aittir. Radyatör, termostat, devirdaim pompası ve fan gibi parçalardan oluşan soğutma sistemi, motorun aşırı ısınmasını engelleyerek onu ideal çalışma sıcaklığında tutar. Marş motorunun bu görevle hiçbir ilgisi yoktur.

Özetle, marş motoru, duran bir motoru çalıştırmak için gereken ilk mekanik gücü sağlayan kritik bir parçadır. Bu nedenle sorunun doğru cevabı C seçeneğidir.

Soru 41
Şekilde soru işareti (?) ile gösterilen ve diferansiyelden aldığı hareketi tekerleklere ileten güç aktarma organının adı nedir?
A
Volan 
B
Aks
C
Kavrama 
D
Vites kutusu
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın güç aktarma sisteminde yer alan ve soru işareti ile gösterilen parçanın ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun metninde de bu parçanın görevi, "diferansiyelden aldığı hareketi tekerleklere iletmek" olarak tanımlanmıştır. Bu tanım ve görsel, doğru cevabı bulmamız için kilit rol oynamaktadır.

Doğru cevap b) Aks'tır. Aks, diferansiyel ile tekerlekler arasında bulunan ve motorun ürettiği dönme hareketini diferansiyelden alarak tekerleklere ileten mil şeklindeki bir güç aktarma organıdır. Şekilde de görüldüğü gibi, soru işareti tam olarak diferansiyel kutusundan çıkıp tekerleğe doğru uzanan bu mili göstermektedir. Bu nedenle, soruda tarifi yapılan ve görselde işaretlenen parça akstır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Volan: Volan, motorun krank milinin ucunda bulunur ve motorun daha sarsıntısız çalışmasını sağlar. Aynı zamanda kavrama (debriyaj) sistemi için bir bağlantı yüzeyi oluşturur. Konum olarak motor ile vites kutusu arasındadır ve tekerleklere doğrudan hareket iletmez, bu yüzden bu seçenek yanlıştır.

  • c) Kavrama (Debriyaj): Kavrama, motor ile vites kutusu arasında yer alır ve sürücünün isteğine bağlı olarak motorun hareketini vites kutusuna iletmeyi veya kesmeyi sağlar. Vites değiştirmek için kullanılır. Soru işaretinin gösterdiği yerde bulunmaz ve görevi de farklıdır, bu nedenle yanlış bir cevaptır.

  • d) Vites kutusu (Şanzıman): Vites kutusu, motordan gelen gücü ve hızı ayarlayarak tekerleklere uygun torkun iletilmesini sağlayan dişli sistemidir. Kavramadan sonra, şafttan önce gelir. Şekilde soru işareti ile gösterilen parça vites kutusu değil, ondan çok daha sonra gelen bir elemandır.

Özetlemek gerekirse, bir araçta güç aktarımının temel sırası şöyledir: Motor, gücü üretir; kavrama bu gücü vites kutusuna aktarır veya keser; vites kutusu gücü düzenler; şaft bu gücü diferansiyele taşır; diferansiyel gücü tekerleklere dağıtır ve son olarak aks, bu gücü diferansiyelden alıp tekerleklerin dönmesini sağlar. Bu sıralama, sorudaki parçanın neden aks olduğunu net bir şekilde ortaya koyar.

Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi debriyaj balatasının sıyrılarak aşınmasına sebep olur?
A
Aracın hızlı kullanılması
B
Aracın yavaş kullanılması
C
Ani ve sert kalkış yapılması
D
Park hâlinde viteste bırakılması
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, debriyaj balatasının normalden daha hızlı ve hatalı bir şekilde aşınmasına, yani "sıyrılarak aşınmasına" neden olan sürücü davranışının hangisi olduğu sorgulanmaktadır. Debriyaj sistemi, motorun gücünü tekerleklere ileten veya bu bağlantıyı kesen kritik bir parçadır. Bu sistemin en önemli elemanlarından biri olan debriyaj balatasının sağlığı, doğru kullanım alışkanlıklarına bağlıdır.

Doğru Cevap: c) Ani ve sert kalkış yapılması

Doğru cevabın neden "Ani ve sert kalkış yapılması" olduğunu detaylıca inceleyelim. Araçla kalkış yaparken motor yüksek devirde çalıştırılıp debriyaj pedalı aniden bırakıldığında, motorun dönüş hızı (volan aracılığıyla) ile şanzımanın duran haldeki hızı arasında çok büyük bir fark oluşur. Debriyaj balatası, bu iki farklı hızı eşitlemek için volan ile şanzıman arasında kayarak, yani "sıyrılarak" kavramaya çalışır. Bu esnada ortaya çıkan aşırı sürtünme, çok yüksek miktarda ısı üretir ve balatanın yüzeyini adeta yakarak eritir, bu da balatanın hızla aşınmasına ve ömrünün kısalmasına yol açar.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • a) Aracın hızlı kullanılması: Bu seçenek yanlıştır. Araç seyir halindeyken (vites değiştirme anları hariç) debriyaj pedalı tamamen bırakılmış durumdadır. Bu durumda debriyaj balatası volana tam olarak kenetlenmiştir ve birlikte dönerler. Arada herhangi bir kayma veya sürtünme olmadığı için, aracın hızlı kullanılması doğrudan debriyaj balatasının aşınmasına neden olmaz.
  • b) Aracın yavaş kullanılması: Bu seçenek de yanlıştır. Tıpkı hızlı kullanımda olduğu gibi, araç uygun viteste yavaş bir şekilde ilerlerken de debriyaj balatası tam kavramış durumdadır ve bir sürtünme söz konusu değildir. Ancak, sürekli olarak yarım debriyaj yaparak çok yavaş ilerlemek (örneğin sıkışık trafikte) balataya zarar verir, fakat soruda belirtilen "sıyrılarak aşınma" en şiddetli şekilde ani kalkışlarda meydana gelir.
  • d) Park hâlinde viteste bırakılması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Araç park halindeyken motor çalışmaz ve sistemde herhangi bir dönme hareketi yoktur. Aracı viteste bırakmak, el frenine ek olarak tekerleklerin dönmesini engelleyen bir güvenlik önlemidir. Bu durumun debriyaj balatasının aşınmasıyla hiçbir ilgisi yoktur çünkü hareket ve sürtünme mevcut değildir.

Özetle, debriyaj balatasının en büyük düşmanı, motor ile şanzıman arasında yüksek devir farkı varken gerçekleşen sürtünmedir. Ani ve sert kalkışlar, bu durumu en yoğun şekilde yaratan eylem olduğu için balatanın yüzeyinin sıyrılarak aşınmasına ve kısa sürede işlevini yitirmesine sebep olur. Konforlu ve uzun ömürlü bir sürüş için kalkışların sakin ve motor devrini aşırı yükseltmeden yapılması gerekir.

Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi yakıt sisteminde yapılan kontrellerden biri değildir?
A
Antifriz kontrolü
B
Yakıt filtresi kontrolü
C
Yakıt kaçağı kontrolü
D
Yakıt seviyesi kontrolü
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın farklı sistemlerini ne kadar iyi tanıdığınız test ediliyor. Özellikle, yakıt sistemi ile ilgili olan ve olmayan kontrolleri ayırt etmeniz isteniyor. Soru kökündeki "değildir" ifadesi, seçenekler arasında yakıt sistemiyle ilgisi olmayan işlemi bulmanız gerektiği anlamına gelir.

Doğru cevap a) Antifriz kontrolü seçeneğidir. Çünkü antifriz, aracın yakıt sistemiyle değil, soğutma sistemiyle ilgili bir sıvıdır. Antifrizin temel görevi, motorun soğutma sıvısının kışın donmasını, yazın ise kaynayarak hararet yapmasını önlemektir. Bu nedenle, antifriz seviyesini veya durumunu kontrol etmek, motorun sağlıklı bir sıcaklıkta çalışmasını sağlamak için yapılan bir soğutma sistemi bakımıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu, yani neden yakıt sistemiyle ilgili olduklarını inceleyelim:

  • b) Yakıt filtresi kontrolü: Yakıt filtresi, depodan motora giden yakıtın içindeki kir, pas gibi yabancı maddeleri süzen çok önemli bir parçadır. Motorun temiz yakıtla beslenmesini sağlayarak performansını korur. Bu filtrenin düzenli olarak kontrol edilmesi ve gerektiğinde değiştirilmesi, doğrudan yakıt sistemi bakımının bir parçasıdır.
  • c) Yakıt kaçağı kontrolü: Yakıt deposundan, yakıt borularından veya bağlantı noktalarından yakıt sızıntısı olup olmadığını kontrol etmektir. Yakıt kaçağı hem yakıt israfına yol açar hem de sızan yakıtın sıcak bir motor parçasına temas etmesi durumunda ciddi bir yangın tehlikesi oluşturur. Bu nedenle, yakıt kaçağı kontrolü hayati bir yakıt sistemi güvenlik kontrolüdür.
  • d) Yakıt seviyesi kontrolü: Bu, bir sürücünün yaptığı en temel ve en sık kontroldür. Aracın gösterge panelindeki yakıt göstergesine bakarak depoda ne kadar yakıt kaldığını kontrol etmektir. Bu işlem, aracın yolda kalmasını önlemek için yapılan ve doğrudan yakıt sistemiyle ilgili olan bir kontroldür.

Özetle, soru bizden yakıt sistemiyle ilgisi olmayan kontrolü bulmamızı istiyor. Yakıt filtresi, yakıt kaçağı ve yakıt seviyesi kontrolleri doğrudan yakıt sisteminin birer parçasıyken; antifriz kontrolü motorun soğutma sistemine ait bir işlemdir. Bu ayrımı yapabildiğinizde doğru cevabın "a" şıkkı olduğunu kolayca bulabilirsiniz.

Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi araçlarda egzoz gaz emisyonlarını azaltmak için kullanılır?
A
Egzoz supabı
B
Emme manifoldu
C
Katalitik konvertör
D
Egzoz manifoldu
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araçların motorundan çıkan ve çevreye zararlı olan gazların miktarını azaltmak için kullanılan sistemin hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu sistem, modern araçlarda hava kirliliğini önlemek için zorunlu olan önemli bir parçadır. Sorunun doğru cevabını ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: c) Katalitik konvertör

Doğru cevap c) Katalitik konvertör'dür. Katalitik konvertör, egzoz sistemi üzerinde, egzoz manifoldundan sonra ve susturucudan önce yer alan bir parçadır. İçerisinde bulunan platin, paladyum ve rodyum gibi değerli metaller sayesinde, motordan çıkan zehirli gazları kimyasal bir reaksiyona sokarak daha az zararlı gazlara dönüştürür. Örneğin, zehirli olan karbon monoksit (CO) gazını karbondioksite (CO2), azot oksitleri (NOx) ise zararsız azot gazına (N2) çevirir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Egzoz supabı: Egzoz supabı, motorun silindirleri içinde yer alan bir parçadır. Görevi, yanma işlemi bittikten sonra oluşan egzoz gazlarının silindirden dışarı, egzoz manifolduna atılmasını sağlamak için açılıp kapanmaktır. Yani gazları temizlemez, sadece dışarı çıkışını kontrol eder. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Emme manifoldu: Emme manifoldu, motorun hava giriş sisteminin bir parçasıdır. Görevi, hava ve yakıt karışımını motorun silindirlerine eşit bir şekilde dağıtmaktır. Egzoz gazları ile hiçbir ilgisi yoktur, tam tersine motorun içine giren havayı yönetir. Bu sebeple bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Egzoz manifoldu: Egzoz manifoldu, motordaki her bir silindirden çıkan sıcak egzoz gazlarını toplayarak tek bir boruda birleştiren parçadır. Bu parça, gazları katalitik konvertöre ve egzoz borusunun geri kalanına yönlendirir. Görevi gazları toplamak ve iletmektir, emisyonları azaltmak veya temizlemek değildir. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, egzoz gazı emisyonlarını azaltma görevi, özel olarak bu iş için tasarlanmış olan katalitik konvertöre aittir. Diğer parçalar egzoz sisteminin veya motorun farklı işlevlere sahip temel bileşenleridir ancak gazların kimyasal yapısını değiştirerek onları daha az zararlı hale getirmezler.

Soru 45
Bir sürücünün trafik içindeki istenmeyen durumlara öfkelenmesi ve bu öfkeyi belli etmesi yerine, hangi davranışı göstermesi hâlinde çok daha huzurlu bir trafik ortamı oluşur?
A
Hoşgörülü olması
B
Bencil davranması
C
Aşırı stres yapması
D
Sürekli kornaya basması
45 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte karşılaşılan olumsuz bir duruma karşı sürücünün göstermesi gereken doğru tutum sorgulanmaktadır. Sorunun odak noktası, öfke gibi yıkıcı bir duygu yerine, hem sürücünün kendisi hem de diğer yol kullanıcıları için olumlu ve güvenli bir ortam yaratacak davranışın ne olduğudur.

Doğru Cevap: a) Hoşgörülü olması

Doğru cevap 'Hoşgörülü olması' seçeneğidir. Çünkü hoşgörü, trafikteki diğer sürücülerin veya yayaların hata yapabileceğini kabul etmek, sabırlı olmak ve ani tepkiler vermekten kaçınmak anlamına gelir. Bu tutum, gerginliği azaltır, olası tartışma ve kavgaları önler ve trafiğin daha akıcı ve sakin bir şekilde ilerlemesini sağlar. Öfkenin tam zıttı olan hoşgörü, huzurlu bir trafik ortamının temelini oluşturur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Bencil davranması: Bencil bir sürücü, sadece kendi çıkarlarını düşünür, başkalarının haklarına saygı göstermez ve kuralları ihlal etme eğilimindedir. Bu davranış, trafikteki stresi ve çatışmayı artıran temel nedenlerden biridir; dolayısıyla huzurlu bir ortam oluşturmaz, tam aksine bozar.
  • c) Aşırı stres yapması: Stres, sürücünün dikkatini dağıtan, doğru karar verme yeteneğini zayıflatan ve agresif tepkilere yol açan olumsuz bir durumdur. Öfke gibi, stres de istenmeyen bir duygudur ve trafik ortamını daha tehlikeli ve gergin hâle getirir. Huzurlu bir ortam için stresten uzak durmak gerekir.
  • d) Sürekli kornaya basması: Korna, genellikle bir uyarı aracı olarak kullanılır. Ancak sürekli ve gereksiz yere kornaya basmak, bir öfke ve sabırsızlık göstergesidir. Bu davranış, gürültü kirliliği yaratır ve diğer sürücüleri de strese sokarak ortamı daha da gerginleştirir.

Sonuç olarak, trafik sadece araçların hareket ettiği bir alan değil, aynı zamanda bir sosyal etkileşim ortamıdır. Bu ortamda huzuru sağlamanın yolu, öfke, bencillik ve stres gibi olumsuz davranışlar yerine, hoşgörü, sabır ve empati gibi pozitif tutumları benimsemektir. Bu nedenle, 'hoşgörülü olmak' en doğru ve yapıcı davranıştır.

Soru 46
Aşağıdakilerden hangisi sorumluluk duygusuna sahip bir sürücünün özelliklerindendir?
A
Trafik kurallarını önemsemeden araç kullanması
B
Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi
C
Sevdiklerinin hayatını tehlikeye atmaktan çekinmemesi
D
Kendi yetki alanına giren herhangi bir olayı başkalarının üstlenmesini beklemesi
46 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sorumluluk duygusuna sahip bir sürücünün temel davranış biçimi ve zihniyeti sorgulanmaktadır. Sorumluluk, en basit tanımıyla, bir kişinin kendi eylemlerinin sonuçlarını üstlenmesi ve bu sonuçları önceden düşünerek hareket etmesidir. Trafik gibi birçok insanın can ve mal güvenliğinin iç içe geçtiği bir ortamda bu duygu, kazaları önlemek ve güvenli bir akış sağlamak için hayati önem taşır.

Doğru cevap b) Davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmesi seçeneğidir. Çünkü sorumlu bir sürücü, yapacağı her hamlenin (hızlanma, sollama, şerit değiştirme gibi) sadece kendisini değil, trafikteki diğer sürücüleri, yayaları ve yolcuları nasıl etkileyeceğini öngörür. Örneğin, "Bu hızla viraja girersem aracın kontrolünü kaybedebilir miyim?" veya "Öndeki aracı bu kadar yakından takip edersem ani bir frende durabilir miyim?" gibi soruları kendine sorarak riskleri önceden hesaplar. Bu düşünce yapısı, tehlikeli durumların oluşmasını en başından engeller ve güvenli sürüşün temelini oluşturur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Trafik kurallarını önemsemeden araç kullanması: Bu seçenek, sorumluluğun tam tersidir. Trafik kuralları, toplumun ortak güvenliği için konulmuş sınırlardır ve sorumlu bir sürücü bu kurallara uymayı bir görev bilir. Kuralları önemsememek, hem kendini hem de başkalarını tehlikeye atan sorumsuz bir davranıştır.
  • c) Sevdiklerinin hayatını tehlikeye atmaktan çekinmemesi: Bu ifade, sorumsuzluğun da ötesinde, kabul edilemez bir vurdumduymazlıktır. Sorumlu bir sürücü, aracındaki yolcuların, özellikle de ailesi ve arkadaşlarının can güvenliğini her şeyin önünde tutar. Onları tehlikeye atacak riskli hareketlerden bilinçli olarak kaçınır.
  • d) Kendi yetki alanına giren herhangi bir olayı başkalarının üstlenmesini beklemesi: Bu davranış, sorumluluktan kaçmak ve suçu başkalarına atmak anlamına gelir. Örneğin, bir kazaya karıştığında hatasını kabul etmek yerine hemen karşı tarafı suçlamak veya aracının bakımını ihmal edip yolda kaldığında başkalarından yardım beklemek sorumsuz bir tutumdur. Sorumlu bir sürücü, kendi eylemlerinin ve ihmallerinin sonuçlarını üstlenir.

Özetle, ehliyet sınavındaki bu soru, sürücü adayının trafikteki temel ahlaki duruşunu ölçmeyi amaçlamaktadır. Sorumluluk, sadece kuralları bilmek değil, aynı zamanda empati kurarak ve eylemlerinin olası sonuçlarını öngörerek proaktif bir şekilde güvenliği sağlamaktır. Bu nedenle, davranışlarının sonuçlarını düşünerek hareket etmek, sorumlu bir sürücünün en belirgin ve en önemli özelliğidir.

Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi trafik ortamında sürücülerin en fazla ihtiyaç duyacakları değerlerdendir?
A
Öfke
B
Hoşgörü
C
İnatlaşma
D
Aşırı tepki
47 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte güvenli ve uyumlu bir sürüş için sürücülerin sahip olması gereken en temel ve olumlu insani değerin ne olduğu sorulmaktadır. Soru, kural bilgisinin ötesinde, sürücünün trafikteki tutumunu ve psikolojisini ölçmeyi amaçlar. Seçenekler arasında yer alan olumsuz davranışlar arasından, trafikteki kaosu ve tehlikeyi önleyecek pozitif değeri bulmanız beklenmektedir.

Doğru cevap b) Hoşgörü'dür. Trafik, milyonlarca farklı insanın, farklı yetenek, tecrübe ve ruh halleriyle bir arada bulunduğu karmaşık bir sosyal ortamdır. Bu ortamda, başka bir sürücünün yaptığı hatayı, acemiliğini veya dalgınlığını anlayışla karşılamak, sakin kalabilmek ve çatışmadan kaçınmak anlamına gelen hoşgörü, kazaları önleyen ve stresi azaltan en önemli anahtardır. Hoşgörülü bir sürücü, hem kendi güvenliğini hem de diğerlerinin güvenliğini düşünür ve trafiğin daha akıcı olmasına yardımcı olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • Öfke: Öfke, sürücünün mantıklı düşünme ve doğru karar verme yeteneğini kaybetmesine neden olan son derece tehlikeli bir duygudur. Öfkeli sürücüler, ani ve agresif manevralar yapar, hız limitlerini aşar, yakın takip eder ve diğer sürücüleri tehlikeye atarlar. Bu nedenle öfke, trafikte ihtiyaç duyulan değil, kesinlikle kontrol altında tutulması ve kaçınılması gereken bir durumdur.
  • İnatlaşma: Trafikte "ben haklıyım" diyerek inatlaşmak, küçük bir yol verme meselesini bile büyük bir kaza riskine dönüştürebilir. Örneğin, daralan bir yolda başka bir sürücüye yol vermemek için hızlanmak veya birinin sinyal vererek şerit değiştirmesini engellemeye çalışmak inatlaşmadır. Unutmayın ki trafikte haklı olmaktan daha önemli olan, güvenli bir şekilde hedefinize ulaşmaktır.
  • Aşırı tepki: Bir sürücünün yaptığı küçük bir hataya uzun uzun korna çalarak, selektör yaparak veya el kol hareketleriyle aşırı tepki göstermek, ortamdaki gerilimi tırmandırır. Bu durum, hem tepkiyi gösteren sürücünün hem de diğer sürücülerin dikkatini dağıtarak yeni hatalara ve kazalara zemin hazırlar. Sakin kalmak ve durumu büyütmemek, güvenli sürüşün temelidir.

Özetle, bu soru sürücü adayının trafikteki temel yaklaşımını sorgulamaktadır. Öfke, inatlaşma ve aşırı tepki gibi olumsuz ve tehlikeli davranışların aksine, hoşgörü, sürücülerin hem kendilerini hem de diğer yol kullanıcılarını korumak için en çok ihtiyaç duyacakları pozitif ve yapıcı değerdir. Güvenli bir trafik ortamı, kurallara uymanın yanı sıra, sürücülerin birbirine karşı saygılı ve hoşgörülü olmasıyla mümkündür.

Soru 48
Geçme yapan araca, geçilmekte olan araç sürücüsünün yavaşlayıp kolaylık sağlaması durumu, trafikte hangi temel değerle ifade edilir?
A
Bencillik 
B
İnatlaşmak
C
Diğergamlık 
D
Sorumsuzluk
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte bir sollama durumu esnasında, geçilen aracın sürücüsünün sergilediği olumlu bir davranışın hangi temel insani değerle ifade edildiği sorulmaktadır. Yani, bir araç sizi sollamaya çalıştığında, sizin hızınızı biraz düşürerek ona yardımcı olmanızın adı nedir, diye soruluyor. Bu davranış, hem bir trafik kuralı hem de bir nezaket göstergesidir ve altında yatan temel değeri bulmamız istenmektedir.

Doğru cevap c) Diğergamlık’tır. Diğergamlık, en basit tanımıyla başkalarını düşünme, başkalarının iyiliğini ve faydasını kendi isteklerinin önüne koyma erdemidir. Soruda anlatılan durumda sürücü, kendi hızını koruma isteği yerine, sollama yapan diğer sürücünün manevrasını güvenli ve hızlı bir şekilde tamamlamasını öncelik haline getirmektedir. Bu, trafikteki diğer insanları düşünen, onlara yardımcı olan ve genel trafik güvenliğine katkıda bulunan fedakar bir davranıştır ve tam olarak diğergamlık kavramıyla örtüşür.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Bencillik: Bu seçenek, doğru cevabın tam tersidir. Bencil bir sürücü, sadece kendini ve kendi yolculuğunu düşünür. Böyle bir durumda yavaşlamak yerine, geçilmemek için hızını artırabilir veya diğer sürücünün işini zorlaştırabilir. Bu nedenle bencillik, soruda tarif edilen yardımsever davranışla tamamen çelişir.
  • b) İnatlaşmak: İnatlaşmak, trafikteki en tehlikeli ve olumsuz davranışlardan biridir. Geçilmekte olan bir sürücünün, sollama yapan araçla bir nevi yarışa girmesi, "beni geçemezsin" diyerek hızlanması veya yol vermemek için direnmesi inatlaşmaktır. Bu davranış, sorudaki kolaylık sağlama durumunun tam zıttıdır ve ciddi kazalara yol açabilir.
  • d) Sorumsuzluk: Sorumluluk, bir sürücünün trafik kurallarına uyması ve hem kendi hem de başkalarının can güvenliğini tehlikeye atmayacak şekilde davranmasıdır. Geçen bir araca yavaşlayarak yardımcı olmak, trafik güvenliğini artıran sorumlu bir davranıştır. Sorumsuzluk ise bu durumda aniden frene basmak, şerit değiştirmek veya diğer sürücüyü tehlikeye atacak bir hareket yapmak olurdu.

Özetle, trafikte sollama yapan bir araca yardımcı olmak, kişisel bir fedakarlık gerektiren ve diğer sürücünün güvenliğini düşünen bir eylemdir. Bu davranış, başkalarını önemseme ve onlara öncelik verme anlamına gelen diğergamlık değeri ile en doğru şekilde ifade edilir.

Soru 49

I. Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi

II. Köprü ve tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması

III. Trafo ve elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintilerin yaşanması

IV. Bilhassa yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde büyük ekolojik zararların görülmesi

Yukarıdakilerden hangileri kara yolunda meydana gelen trafik kazalarının kişiye, topluma, kamuya ve çevreye verdiği zararlardandır?

A
I ve II. 
B
I, III ve IV.
C
II, III ve IV. 
D
I, II, III ve IV.
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarının sadece sürücü ve yolculara değil, daha geniş bir çerçevede ne gibi olumsuz etkileri olabileceği sorgulanmaktadır. Sorunun kökünde kazaların "kişiye, topluma, kamuya ve çevreye verdiği zararlar" bütüncül bir şekilde ele alınmıştır. Bu nedenle her bir öncülü bu dört kategoriden en az birine girip girmediğini değerlendirerek incelemeliyiz.

Şimdi maddeleri tek tek analiz edelim:

  • I. Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi: Yol kenarlarındaki ağaçlar, refüjlerdeki bitkiler ve trafik levhaları gibi unsurlar devlete, yani kamuya aittir. Bir kaza sonucunda bu ağaçların veya bitkilerin zarar görmesi, devlete ait bir mülkün zarar görmesi anlamına gelir. Bu durum, doğrudan kamuya verilen bir zarardır. Aynı zamanda ağaçlar çevrenin bir parçası olduğu için dolaylı olarak çevreye de bir zarardır.
  • II. Köprü ve tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması: Bir kaza nedeniyle trafiğin durması veya yavaşlaması, o yolu kullanan yüzlerce, hatta binlerce insanı etkiler. İnsanlar işlerine, okullarına, hastanelere geç kalır; ambulans ve itfaiye gibi acil durum araçları hedeflerine ulaşmakta zorlanır. Bu durum, bireyleri aşan ve bütün bir halkı etkileyen toplumsal bir zarardır.
  • III. Trafo ve elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintilerin yaşanması: Trafolar ve elektrik direkleri, kamu hizmeti sağlayan altyapı tesisleridir ve kamuya aittir. Bunlara çarpılması hem bir kamu zararı oluşturur hem de sonucunda yaşanan elektrik kesintisi bölgedeki evleri, iş yerlerini ve hastaneleri etkileyerek toplumsal bir zarara yol açar.
  • IV. Bilhassa yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde büyük ekolojik zararların görülmesi: Bu madde zaten açıkça "ekolojik zararlar" ifadesini kullanmaktadır. Tehlikeli madde taşıyan bir tankerin devrilmesi sonucu toprağa, suya veya havaya karışan kimyasallar, o bölgedeki doğal yaşamı, bitki örtüsünü ve su kaynaklarını zehirler. Bu, en belirgin çevre zararlarından biridir.

Sonuç ve Doğru Cevabın Açıklaması

Görüldüğü gibi, soruda verilen dört öncülün her biri, trafik kazalarının yol açtığı farklı bir zarar türünü (kamu, toplum veya çevre) başarılı bir şekilde örneklemektedir. Soru, bu zararlardan hangilerinin trafik kazalarının bir sonucu olduğunu sorduğu için, listelenen maddelerin hepsi doğrudur. Bu nedenle, tüm öncülleri içeren D) I, II, III ve IV seçeneği doğru cevaptır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, trafik kazalarının yol açtığı zararların bütününü kapsamadığı için eksiktir ve bu yüzden yanlıştır.

  • a) I ve II: Bu seçenek, elektrik kesintileri (III) ve çevre kirliliği (IV) gibi önemli kamu ve çevre zararlarını dışarıda bırakır.
  • b) I, III ve IV: Bu seçenek, kazaların neden olduğu trafik sıkışıklığı gibi çok yaygın bir toplumsal zararı (II) içermemektedir.
  • c) II, III ve IV: Bu seçenek ise yol kenarındaki ağaçlar gibi kamu mallarına verilen zararı (I) göz ardı etmektedir.

Özetle, trafik kazaları sadece bireysel bir mesele değil, aynı zamanda kamusal, toplumsal ve çevresel sonuçları olan ciddi bir sorundur. Bu soru, sürücü adayının bu geniş bakış açısına sahip olup olmadığını ölçmeyi amaçlamaktadır.

Soru 50
Trafikte hangi temel değere sahip olan sürücü, aracını park ettiği yerin diğer yol kullanıcıları açısından görme-görülme ya da manevra engeli oluşturup oluşturmadığına dikkat eder?
A
Bencil
B
Sorumsuz
C
Görgü seviyesi düşük
D
Empati düzeyi yüksek
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün park ederken sergilediği düşünceli bir davranışın arkasında yatan temel insani değerin ne olduğu sorgulanmaktadır. Soru, sürücünün sadece kendi işini halletmekle kalmayıp, park ettiği yerin başkaları için bir zorluk yaratıp yaratmadığını düşünmesini sağlayan karakter özelliğini bulmamızı istiyor. Bu davranış, trafikteki güvenliğin ve düzenin temelini oluşturan önemli bir yaklaşımdır.

Doğru Cevap: d) Empati düzeyi yüksek

Doğru cevabın neden "Empati düzeyi yüksek" olduğunu açıklayalım. Empati, en basit tanımıyla, bir başkasının duygularını, durumunu veya düşüncelerini anlama ve kendini onun yerine koyabilme yeteneğidir. Trafikte empati sahibi bir sürücü, sadece kendi aracını ve yolculuğunu düşünmez; diğer sürücülerin, yayaların veya bisikletlilerin ne gibi zorluklar yaşayabileceğini de hesaba katar. Aracını park ederken "Ben buraya park edersem, şu köşeden dönecek olan araba beni görebilir mi?" veya "Bir bebek arabası ya da tekerlekli sandalyeli bir yaya bu kaldırımdan geçebilir mi?" gibi soruları kendine sorar. Bu düşünce tarzı, tam olarak soruda tarif edilen davranışın kaynağıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Bencil: Bencil bir sürücü, yalnızca kendi rahatını ve çıkarını düşünür. Diğer yol kullanıcılarının yaşayacağı zorluklar onun için bir önem taşımaz. Hatta tam tersine, en uygun yeri bulmak için bir yaya geçidini, bir garaj çıkışını veya bir engelli rampasını kapatmaktan çekinmez. Bu, soruda belirtilen düşünceli davranışın tam zıttıdır.
  • b) Sorumsuz: Sorumsuz bir sürücü, eylemlerinin sonuçlarını düşünmez veya umursamaz. Park ettiği aracın bir kazaya veya bir anlaşmazlığa neden olma ihtimalini göz ardı eder. "Bana bir şey olmaz" veya "Herkes kendi başının çaresine baksın" gibi bir yaklaşıma sahiptir. Bu nedenle, başkalarının görme veya manevra alanını düşünüp dikkat etmesi beklenemez.
  • c) Görgü seviyesi düşük: Görgü seviyesi düşük olmak, genellikle toplum içindeki yazılı olmayan kurallara uymamaktır. Hatalı park etmek bir görgüsüzlük örneği olabilir. Ancak bu seçenek, davranışın nedenini değil, sonucunu tanımlar. Bir kişinin düşünceli davranmasının arkasındaki temel değer "görgü" değil, görgülü olmasını sağlayan "empati" duygusudur. Empati daha derin ve temel bir değerken, görgü bu değerin dışa yansıyan bir şeklidir. Bu yüzden empati, daha doğru ve kapsayıcı bir cevaptır.

Özetle, aracını park ederken diğer insanların güvenliğini ve rahatını düşünen bir sürücü, kendini o insanların yerine koyabildiği için bunu yapar. Bu temel değer empatidir ve trafikte saygı, sabır ve nezaket gibi birçok olumlu davranışın da temelini oluşturur. Bu soru, ehliyet sınavında sadece kuralları ezberlemenin değil, aynı zamanda trafikte iyi bir insan olmanın önemini de vurgulamaktadır.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI