%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Kanamanın olduğu damar, parmakla kemik arasında sıkıştırılarak kanama durdurulabilir. Bu yöntemin uygulanması aşağıdaki durumların hangisinde sakıncalıdır?
A
Toplardamar kanamaları
B
Bacak bölgesi kanamaları
C
Çökme kırık ile birlikte olan kanamalar
D
Koyu renkli ve yayılarak akan kanamalar
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kanamayı durdurmak için kullanılan temel bir ilk yardım yöntemi olan **doğrudan baskı** uygulamasının hangi özel durumda tehlikeli veya sakıncalı olabileceği sorgulanmaktadır. Normal şartlarda kanayan bir yaranın üzerine temiz bir bezle bastırmak, kan damarını alttaki kemiğe doğru sıkıştırarak kanamayı yavaşlatır ve durdurur. Ancak bu yöntemin her zaman güvenli olmadığını bilmek hayati önem taşır.

Doğru Cevap: c) Çökme kırık ile birlikte olan kanamalar

Çökme kırığı, genellikle kafa travmalarında görülen, kemiğin bir parçasının kırılarak içeri doğru çökmesi durumudur. Böyle bir kırığın üzerinde kanama varsa, bu bölgeye doğrudan parmakla veya elle baskı uygulamak son derece tehlikelidir. Çünkü bu baskı, kırık kemik parçalarını daha da içeri iterek beyin gibi hassas iç organlara zarar verme riskini artırır ve durumu çok daha kötüleştirebilir.

Bu nedenle, çökme kırığının olduğu bir kanamada, yaranın üzerine doğrudan bastırmak yerine, yaranın etrafına halka şeklinde bir sargı bezi yerleştirilip kenarlarına baskı uygulanarak kanama kontrol altına alınmaya çalışılır. Amaç, kırık bölgeye baskı yapmadan kanamayı durdurmaktır. Bu yüzden bu seçenek, baskı uygulamanın sakıncalı olduğu doğru durumdur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Toplardamar kanamaları ve d) Koyu renkli ve yayılarak akan kanamalar: Bu iki seçenek aslında aynı tür kanamayı tarif etmektedir. Toplardamar kanamaları, kirli kanı taşıdığı için koyu renkli olur ve atardamar kanamaları gibi fışkırarak değil, yayılarak ve sızarak akar. Bu tür kanamalarda yapılacak ilk ve en doğru müdahale, kanayan bölgenin üzerine temiz bir bezle doğrudan baskı uygulamaktır. Dolayısıyla bu durumlarda baskı uygulamak sakıncalı değil, tam tersine gereklidir.
  • b) Bacak bölgesi kanamaları: Bacakta, kanamayı durdurmak için damarı sıkıştırabileceğimiz büyük ve sağlam (uyluk ve kaval gibi) kemikler bulunur. Bu nedenle bacak bölgesindeki bir kanamada, kemik ile damar arasına baskı uygulamak etkili ve doğru bir ilk yardım yöntemidir. Bu yöntemin uygulanmasında herhangi bir sakınca yoktur, tabii ki bölgede açık veya çökme şeklinde bir kırık olmadığı sürece.
Soru 2
I. Hoşgörülü olunması II. Bencillikten uzak durulması III. Olaylara aşırı tepki gösterilmesi Trafik ortamını paylaşanlarda, yukarıda verilen tutum ve davranışlardan hangilerinin bulunması hâlinde trafik düzeni ve güvenliği olumlu yönde etkilenir?
A
Yalnız I.
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki sürücülerin, yayaların ve diğer yol kullanıcılarının sahip olması gereken olumlu tutum ve davranışların neler olduğu sorgulanmaktadır. Sorunun anahtarı, hangi davranışların trafik düzenini ve güvenliğini "olumlu yönde" etkilediğini bulmaktır. Bu nedenle her bir maddeyi bu açıdan değerlendirmeliyiz. Şimdi verilen maddeleri tek tek inceleyelim:
  • I. Hoşgörülü olunması: Trafik, farklı yeteneklere, ruh hallerine ve tecrübelere sahip milyonlarca insanın bir arada bulunduğu bir ortamdır. Bu ortamda başkalarının yapabileceği hatalara karşı sabırlı ve anlayışlı olmak, yani hoşgörülü davranmak, ani ve tehlikeli tepkileri önler. Hoşgörü, trafikteki stresi azaltır, tartışmaların ve kavgaların önüne geçer, böylece trafik güvenliğini olumlu yönde etkiler.

  • II. Bencillikten uzak durulması: Bencillik, sadece kendi çıkarlarını düşünmektir. Trafikte bencil davranan bir sürücü, "yol benim hakkım" diyerek başkalarına yol vermez, sıkışık trafikte aralara girmeye çalışır veya kuralları kendi lehine çiğner. Bencillikten uzak durmak ise empati kurmak, yani kendini diğer sürücülerin yerine koymak demektir. Bu tutum, sürücülerin birbirine yardımcı olmasını, yol vermesini ve daha düzenli bir trafik akışı sağlamasını sağlar. Bu da trafik düzenini ve güvenliğini olumlu yönde etkiler.

  • III. Olaylara aşırı tepki gösterilmesi: Trafikte yaşanan küçük bir olaya (örneğin birinin aniden önünüze kırması gibi) aşırı tepki göstermek, ani fren yapmak, kornaya uzun süre basmak veya agresif hareketlerde bulunmak anlamına gelir. Bu tür davranışlar hem tepkiyi gösteren sürücü için hem de çevresindeki diğer sürücüler için büyük bir tehlike oluşturur. Aşırı tepkiler, dikkat dağınıklığına, paniğe ve hatta kazalara yol açabilir. Dolayısıyla bu davranış, trafik güvenliğini olumsuz yönde etkiler.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

Değerlendirmelerimize göre, I (hoşgörü) ve II (bencillikten uzak durma) trafik için olumlu davranışlardır. Ancak III (aşırı tepki gösterme) olumsuz bir davranıştır. Soru bizden olumlu olanları istediği için cevapta I ve II yer almalı, III ise kesinlikle yer almamalıdır.

  • a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir, çünkü II numaralı madde de olumlu bir davranıştır.
  • b) I ve II: Bu seçenek, olumlu olarak belirlediğimiz her iki davranışı da içerir ve olumsuz olanı dışarıda bırakır. Bu nedenle doğru cevaptır.
  • c) II ve III: Bu seçenek yanlıştır, çünkü olumsuz bir davranış olan III'ü içermektedir.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü olumsuz bir davranış olan III'ü içermektedir.
Soru 3
Kazazedenin dolaşımı değerlendirilirken;

I. Bebeklerde kol atardamarından,

II. Çocuk ve yetişkinlerde şah damarından nabız alınır.

Verilenler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A
I. doğru, II. yanlış
B
I. yanlış, II. doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en kritik adımlarından biri olan dolaşım kontrolünün (nabız almanın) yaş gruplarına göre doğru uygulama noktaları sorgulanmaktadır. Temel yaşam desteği uygulamalarında, kazazedenin kalbinin atıp atmadığını anlamak için nabız kontrolü yapılır. Bu kontrol, bebekler ile çocuklar ve yetişkinler için farklı anatomik noktalardan gerçekleştirilir. Şimdi soruda verilen öncülleri ve seçenekleri tek tek inceleyelim.

I. Bebeklerde kol atardamarından nabız alınır.

Bu ifade kesinlikle doğrudur. 0-1 yaş aralığındaki bebeklerde nabız kontrolü için en güvenilir ve doğru yer, üst kolun iç kısmında, dirsek ile omuz arasında yer alan kol atardamarıdır (brakiyal arter). Bunun temel sebebi, bebeklerin boyun yapısının kısa ve boğumlu olmasıdır; bu durum şah damarını bulmayı zorlaştırır. Bu nedenle, ilk yardım eğitimlerinde bebeklerde dolaşım kontrolü için her zaman kol atardamarının kullanılması öğretilir.

II. Çocuk ve yetişkinlerde şah damarından nabız alınır.

Bu ifade de kesinlikle doğrudur. 1 yaşından büyük çocuklar ve tüm yetişkinlerde, dolaşımı değerlendirmek için en ideal nokta boynun iki yanında bulunan şah damarıdır (karotis arter). Şah damarı, kalbe yakın büyük bir damar olduğu için, kazazedenin kan basıncı düşük olsa veya şok durumunda olsa bile nabzın en güçlü hissedildiği yerdir. Bilekten (radyal arter) nabız kontrolü de yapılabilir, ancak acil durumlarda en öncelikli ve güvenilir yöntem şah damarıdır.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi

Şimdi seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendirelim:

  • a) I. doğru, II. yanlış: Bu seçenek yanlıştır, çünkü hem I. öncül hem de II. öncül doğrudur. II. öncülü yanlış kabul etmek hatalıdır.
  • b) I. yanlış, II. doğru: Bu seçenek de yanlıştır. I. öncül, bebeklerdeki doğru uygulamayı ifade ettiği için yanlış değildir.
  • c) Her ikisi de doğru: Bu seçenek doğru cevaptır. Yukarıda açıkladığımız gibi, ilk yardım kurallarına göre bebeklerde kol atardamarından, çocuk ve yetişkinlerde ise şah damarından nabız alınması standart ve doğru bir uygulamadır. Dolayısıyla her iki bilgi de doğrudur.
  • d) Her ikisi de yanlış: Bu seçenek tamamen hatalıdır. Verilen öncüller, uluslararası ilk yardım kılavuzlarında yer alan temel ve hayat kurtaran bilgilerdir.

Sonuç olarak; ehliyet sınavında ve gerçek hayatta unutmamanız gereken temel kural şudur: bir kazazedenin dolaşımını değerlendirirken yaş grubuna dikkat etmek hayati önem taşır. Bebeklerde nabız koldan, çocuk ve yetişkinlerde ise boyundan (şah damarı) kontrol edilir. Bu nedenle sorunun doğru cevabı "c" şıkkıdır.

Soru 4
Beyne giden kan akışının azalması sonucu kısa süreli, yüzeysel ve geçici bilinç kaybına ne denir?
A
Felç 
B
Kriz
C
Koma 
D
Bayılma
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, belirli bir tıbbi durumun tanımı verilerek bu duruma karşılık gelen doğru terimin bulunması istenmektedir. Sorunun kilit noktaları; "beyne giden kan akışının azalması", "kısa süreli", "yüzeysel" ve "geçici bilinç kaybı" ifadeleridir. Bu tanımlayıcı özellikler, doğru cevabı diğer seçeneklerden ayırmamıza yardımcı olacaktır.

Doğru cevap d) Bayılma seçeneğidir. Bayılma (tıbbi adıyla senkop), tam olarak soruda tanımlandığı gibi, beyne giden kanın anlık olarak azalması sonucu ortaya çıkan geçici bir bilinç kaybıdır. Genellikle ayakta dururken veya aniden ayağa kalkınca, aşırı sıcak, korku, heyecan gibi nedenlerle tetiklenebilir. Kişi bayıldığında genellikle yere düşer, bu yatay pozisyon kanın beyne tekrar kolayca ulaşmasını sağlar ve bilinç kısa sürede geri gelir. Bu durum, sorudaki "kısa süreli, yüzeysel ve geçici" tanımına birebir uymaktadır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu pekiştirmek için önemlidir. Bu seçenekler, bilinç kaybı ile ilişkili olsalar da sorudaki spesifik tanıma uymazlar:

  • Felç: Felç, beyin damarlarının tıkanması veya kanaması sonucu beynin bir bölümünün kalıcı veya uzun süreli hasar görmesidir. Bu durum geçici bir bilinç kaybından ziyade, vücudun belirli bir bölgesinde hareket veya his kaybına yol açar. Etkileri genellikle kalıcıdır ve "kısa süreli ve yüzeysel" bir durum değildir.
  • Kriz: Kriz, çok genel bir ifadedir ve farklı durumları tanımlayabilir. Örneğin, sara krizi (epilepsi) beynin anormal elektriksel aktivitesi sonucu oluşur ve kasılmalarla seyreder. Kalp krizi ise kalple ilgili bir sorundur. Bu durumların hiçbiri, doğrudan beyne kan akışının anlık azalmasıyla oluşan geçici bilinç kaybı tanımına tam olarak uymaz.
  • Koma: Koma, bayılmanın aksine derin ve uzun süreli bir bilinçsizlik halidir. Komadaki bir kişi, dış uyaranlara tepki vermez ve kolayca uyandırılamaz. Bu durum "yüzeysel ve geçici" değildir; aksine saatler, günler hatta daha uzun sürebilen ciddi bir tıbbi durumdur.
Soru 5
İlk yardım uygulaması olarak kazazedenin bacaklarının 30 cm yukarıya kaldırılması aşağıdaki durumların hangisinde sakıncalıdır?
A
Şok
B
Beyin kanaması
C
Ayakta olan kanamalar
D
Ayak bileğinin burkulması
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımda sıkça kullanılan ve "şok pozisyonu" olarak bilinen bacakları 30 cm yukarıya kaldırma hareketinin, hangi tıbbi durumda kazazede için yarardan çok zarar getireceği, yani sakıncalı olacağı sorulmaktadır. Bu pozisyonun temel amacı, vücuttaki kanı bacaklardan alıp kalp, beyin gibi hayati organlara yönlendirmektir.

Doğru Cevap: b) Beyin kanaması

Doğru cevabın beyin kanaması olmasının sebebi şudur: Beyin kanaması geçiren bir kişide, kafatası içinde zaten kan birikmesi nedeniyle bir basınç artışı (kafa içi basınç artışı) söz konusudur. Kazazedenin bacaklarını yukarı kaldırdığınızda, vücuttaki kan yer çekimi etkisiyle baş bölgesine doğru daha fazla hücum eder. Bu durum, kafatası içindeki basıncı daha da artırarak beyne daha fazla zarar verir, kanamayı şiddetlendirebilir ve hastanın durumunu kritik bir şekilde kötüleştirebilir. Bu nedenle, kafa travması veya beyin kanaması şüphesi olan bir kazazedeye asla şok pozisyonu verilmez; tam tersine başı ve omuzları hafifçe yükseltilerek yatırılır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Şok: Bacakların 30 cm yukarıya kaldırılması, zaten şok durumunun temel ilk yardım uygulamasıdır. Şok, dolaşım sisteminin yetersizliği nedeniyle hayati organlara yeterli kan gitmemesi durumudur. Bacakları kaldırarak kanın beyin ve kalp gibi organlara gitmesi sağlanır. Dolayısıyla bu durumda sakıncalı değil, tam aksine hayat kurtarıcıdır.
  • c) Ayakta olan kanamalar: Bacakta veya ayakta bir kanama varsa, kanayan bölgeyi kalp seviyesinden yukarı kaldırmak kanamayı yavaşlatır. Çünkü yer çekimi, kanın yaralı bölgeye akışını zorlaştırır. Bu nedenle bacakları yukarı kaldırmak, bu tür kanamalarda yapılması gereken doğru bir müdahaledir.
  • d) Ayak bileğinin burkulması: Ayak bileği burkulması gibi durumlarda ilk yardımın temel prensiplerinden biri "elevasyon" yani yukarı kaldırmadır. Burkulmuş olan ayak bileğini yukarı kaldırmak, bölgedeki şişliği (ödemi) azaltır ve ağrıyı hafifletir. Bu yüzden bu durumda da sakıncalı bir uygulama değildir.
Soru 6
Baş yaralanmalarında kafatası kırığını düşündüren en önemli bulgu hangisidir?
A
Yüzün yaralanması
B
El bileğinin burkulması
C
Köprücük kemiğinin kırılması
D
Kulaktan ya da burundan kan ya da sıvı gelmesi
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir baş yaralanması durumunda kafatası kırığının varlığını en güçlü şekilde işaret eden belirtinin ne olduğu sorulmaktadır. İlk yardım bilgisi açısından bu, son derece kritik bir konudur çünkü kafatası kırıkları, beyin hasarına yol açabileceği için hayati tehlike oluşturabilir. Soruyu ve cevapları adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Kulaktan ya da burundan kan ya da sıvı gelmesi

Doğru cevabın bu seçenek olmasının temel bir tıbbi nedeni vardır. Kafatasımız, beyni dış etkenlerden koruyan sağlam ve kapalı bir kemik yapısıdır. Beynimiz ise "beyin-omurilik sıvısı" (BOS) adı verilen berrak, renksiz bir sıvı içerisinde adeta yüzer. Bu sıvı, beyni sarsıntılara karşı koruyan bir yastık görevi görür.

Bir kaza sonucu kafatası tabanında bir kırık oluştuğunda, bu kapalı sistemin bütünlüğü bozulur. Kırık hattı nedeniyle içerideki kan veya daha da önemlisi berrak renkteki beyin-omurilik sıvısı, kulak veya burun gibi doğal vücut boşluklarından dışarı sızmaya başlar. Bu durum, kafatasının koruyucu bariyerinin aşıldığının ve durumun çok ciddi olduğunun en kesin ve en önemli göstergesidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Yüzün yaralanması: Yüzde meydana gelen bir yaralanma, örneğin burun kırığı, elmacık kemiğinde bir çökme veya yüzde kesikler, baş yaralanmasıyla birlikte görülebilir. Ancak bu durum, her zaman kafatası kemiklerinin de kırıldığı anlamına gelmez. Yüz kemikleri ile beyni çevreleyen kafatası kemikleri farklıdır, bu nedenle bu bulgu tek başına kafatası kırığını düşündüren en önemli belirti değildir.
  • b) El bileğinin burkulması: Bu seçenek, baş yaralanması ile tamamen alakasız bir durumdur. Bir kazazede düşerken hem başını çarpabilir hem de kendini korumak için elini yere koyarak bileğini burkabilir. Ancak bilekteki bir burkulma, başın veya kafatasının durumu hakkında bize hiçbir bilgi vermez. Bu, dikkat dağıtmak için konulmuş bir çeldirici cevaptır.
  • c) Köprücük kemiğinin kırılması: Tıpkı el bileğinin burkulması gibi, köprücük kemiği kırığı da genellikle omuz üzerine düşme sonucu meydana gelir ve baş yaralanmasından bağımsız bir durumdur. Bir trafik kazasında bu iki yaralanma aynı anda olabilir, fakat biri diğerinin belirtisi değildir. Köprücük kemiğindeki kırık, kafatasında bir kırık olduğunu kesinlikle göstermez.

Özetle, kulaktan veya burundan gelen kanlı veya şeffaf sıvı sızıntısı, kafatasının içindeki korunaklı ve steril ortamın dış dünya ile temas ettiğini gösteren çok ciddi bir bulgudur. Bu nedenle, ilk yardımda bu belirti görüldüğünde derhal 112 aranmalı ve yaralının başı sarsılmadan, en uygun pozisyonda sağlık ekiplerinin gelmesi beklenmelidir.

Soru 7
Aşağıdakilerden hangisi kanamalarda yapılan yanlış bir uygulamadır?
A
Kanayan bölgeyi kalp seviyesinden aşağıda tutmak
B
Kanayan damarın üzerine doğrudan baskı uygulamak
C
Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulamak
D
Kanamanın durdurulamadığı durumlarda uygun kemik üzerine turnike uygulamak
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dış kanamalarda yapılması gereken ilk yardım uygulamaları arasından hangisinin hatalı olduğu sorulmaktadır. Yani, şıklarda verilen dört uygulamadan üçü doğru, biri ise kesinlikle yapılmaması gereken yanlış bir harekettir. Amacımız bu yanlış uygulamayı bulmaktır.

Doğru Cevap: a) Kanayan bölgeyi kalp seviyesinden aşağıda tutmak

Bu seçenek, sorunun doğru cevabıdır çünkü kanamalarda yapılması gerekenin tam tersini ifade etmektedir. Kanayan bir bölgeyi, örneğin bir kolu veya bacağı, kalp seviyesinden daha aşağıda tutmak, yer çekiminin de etkisiyle kanın o bölgeye daha fazla akmasına neden olur. Bu durum, kan basıncını artırarak kanamanın şiddetlenmesine yol açar ve kanamayı durdurmayı zorlaştırır.

Yapılması gereken doğru uygulama ise tam tersidir. Mümkünse, kanayan uzuv (kol veya bacak) kalp seviyesinin üzerine kaldırılmalıdır. Bu hareket, yer çekiminden faydalanarak kanın yaralı bölgeye daha az gitmesini sağlar, kan basıncını düşürür ve kanamanın kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

Diğer Seçeneklerin Analizi (Neden Yanlış Cevaplar?):

  • b) Kanayan damarın üzerine doğrudan baskı uygulamak: Bu, dış kanamalarda yapılması gereken ilk ve en önemli adımdır. Yara üzerine temiz bir bez veya gazlı bez ile doğrudan ve sürekli baskı uygulamak, damar ağzını sıkıştırarak kanın pıhtılaşmasına ve kanamanın durmasına olanak tanır. Bu nedenle bu uygulama kesinlikle doğrudur.
  • c) Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulamak: Eğer doğrudan baskı ile kanama durdurulamıyorsa, bir sonraki adım olarak kanayan bölgeye kan taşıyan ana atardamarın geçtiği basınç noktasına baskı uygulanır. Örneğin, kol kanamalarında koltuk altı, bacak kanamalarında kasık bölgesi gibi noktalara baskı yapmak, bölgeye giden kan akışını yavaşlatır. Bu da doğru bir ilk yardım yöntemidir.
  • d) Kanamanın durdurulamadığı durumlarda uygun kemik üzerine turnike uygulamak: Turnike, en son çare olarak başvurulan bir yöntemdir. Uzuv kopması gibi çok şiddetli ve diğer yöntemlerle durdurulamayan atardamar kanamalarında, hayatı kurtarmak amacıyla uygulanır. Doku hasarı riski taşıdığı için sadece eğitimli kişiler tarafından ve başka hiçbir yöntem işe yaramadığında yapılmalıdır, ancak doğru bir uygulamadır.

Özetle, soru bizden yanlış uygulamayı bulmamızı istediği için cevap "a" şıkkıdır. Kanayan bir bölgeyi aşağıda tutmak kanamayı artırırken, diğer şıklarda belirtilen doğrudan baskı, basınç noktasına baskı ve son çare olarak turnike uygulamak, kanamayı durdurmaya yönelik doğru ilk yardım basamaklarıdır.

Soru 8
Dokular üzerinde çekme etkisi ile meydana gelen yaralara ne ad verilir?
A
Ezikli yaralar 
B
Delici yaralar
C
Parçalı yaralar 
D
Kesik yaralar
8 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir yaranın oluşma şekli, yani mekanizması üzerinden yara türünün ne olduğunun bilinmesi istenmektedir. Sorunun kilit noktası "çekme etkisi" ifadesidir. Bu ifade, dokuların bir kuvvetle gerilip yırtılması sonucu meydana gelen yaralanmayı tanımlar. Şimdi cevapları bu bilgi ışığında inceleyelim.

Doğru Cevap: c) Parçalı yaralar

Parçalı yaralar, dokuların aşırı gerilmesi, çekilmesi veya bir yere takılıp yırtılması sonucu oluşur. Bu tür yaralanmalarda yara kenarları düzgün değildir, girintili çıkıntılıdır ve doku kaybı görülebilir. Örneğin bir trafik kazasında, bir uzvun ezilmiş metal parçaları arasında sıkışıp çekilmesiyle bu tür bir yara oluşabilir. Soruda belirtilen "çekme etkisi", doğrudan parçalı yaraların oluşum mekanizmasını tarif ettiği için bu seçenek doğrudur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Ezikli yaralar: Bu yaralar, künt (keskin olmayan) bir cismin sert bir şekilde vücuda çarpmasıyla oluşur. Taş, sopa, yumruk gibi darbeler ezikli yaralara neden olur. Bu durumda dokularda bir "ezilme" söz konusudur, "çekme" değil. Genellikle deri altında kanama (morarma) ile birlikte görülür ve yara kenarları da düzensiz olabilir ancak temel mekanizma darbedir.
  • b) Delici yaralar: Bu yaralar, çivi, iğne, bıçak gibi sivri ve delici aletlerin dokuya saplanmasıyla meydana gelir. Yaranın derinliği, yüzeydeki genişliğinden daha fazladır. Buradaki etki "delme" veya "saplanma"dır, "çekme" değildir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • d) Kesik yaralar: Bıçak, cam, jilet gibi keskin kenarlı aletlerin cildi kesmesiyle oluşur. Bu yaraların en belirgin özelliği, kenarlarının düzgün olmasıdır. Kanama genellikle fazladır ancak doku kaybı pek görülmez. Oluşum mekanizması "kesme" eylemidir, "çekme" değildir. Bu yüzden bu şık da yanlıştır.

Özetle, ehliyet sınavında yara türleri sorulduğunda, yaranın nasıl oluştuğuna odaklanmak önemlidir. Çekme ve yırtılma dendiğinde aklımıza parçalı yaralar; keskin bir cisim dendiğinde kesik yaralar; sivri bir cisim dendiğinde delici yaralar ve sert bir darbe dendiğinde ise ezikli yaralar gelmelidir.

Soru 9
Çocuklarda temel yaşam desteği uygulamasıyla ilgili verilenlerden hangisi doğrudur?
A
Solunum yapıp yapmadığı Heimlich manevrası ile kontrol edilir.
B
Kalp masajı uygulamasının hızı, dakikada 50 bası olacak şekilde ayarlanır.
C
Göğüs kemiğine yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin ½’si kadar kalp basısı uygulanır.
D
Kalp basısı uygulamak için göğüs kemiğinin alt ve üst ucu tespit edilerek alt yarısına bir elin topuğu yerleştirilir.
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, 1-8 yaş arası olarak kabul edilen **çocuklarda temel yaşam desteği (TYD)** uygulamalarına dair doğru bilginin hangisi olduğu sorulmaktadır. Ehliyet sınavlarında ilk yardım bilgisi, acil durumlarda doğru müdahalede bulunabilmek için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle her bir seçeneği dikkatle inceleyerek doğru ve yanlışları net bir şekilde anlamak gerekir.

d) Kalp basısı uygulamak için göğüs kemiğinin alt ve üst ucu tespit edilerek alt yarısına bir elin topuğu yerleştirilir.

Bu seçenek doğrudur. Çocuklarda kalp masajı yaparken doğru noktayı bulmak hayati önem taşır. Bunu yapmak için, göğüs kemiğinin (iman tahtası olarak da bilinir) alt ve üst uçları hayali bir çizgiyle birleştirilir. Bu çizginin tam ortası bulunur ve bu noktanın alt yarısına, tek elin topuğu yerleştirilir. Bu yöntem, basının doğrudan kalbin üzerine uygulanmasını ve kaburgalar ile iç organlara zarar verme riskinin en aza indirilmesini sağlar.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Solunum yapıp yapmadığı Heimlich manevrası ile kontrol edilir.

    Bu ifade yanlıştır. Heimlich manevrası, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu oluşan tam tıkanmalarda uygulanan bir yöntemdir. Bilinci kapalı bir kişinin solunumunu kontrol etmek için kullanılan yöntem ise "Bak-Dinle-Hisset" yöntemidir. Bu yöntemde, ilk yardımcı yanağını kazazedenin ağzına ve burnuna yaklaştırarak 10 saniye boyunca nefes alıp almadığını kontrol eder.

  • b) Kalp masajı uygulamasının hızı, dakikada 50 bası olacak şekilde ayarlanır.

    Bu ifade yanlıştır. Hem yetişkinlerde hem de çocuklarda etkili bir kalp masajı için hedeflenen hız, dakikada 100 ila 120 bası arasında olmalıdır. Dakikada 50 bası, kalbin vücuda yeterli kanı pompalaması için çok yavaş bir ritimdir ve hayat kurtarmada etkisiz kalır. Bu hız, neredeyse saniyede iki basıya denk gelir ve bu ritmi tutturmak önemlidir.

  • c) Göğüs kemiğine yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin ½’si kadar kalp basısı uygulanır.

    Bu ifade yanlıştır. Çocuklarda kalp masajı sırasında göğüs kemiğine uygulanacak bası derinliği, göğüs yüksekliğinin (ön-arka çapının) 1/3’ü kadar olmalıdır. Bu derinlik yaklaşık olarak 5 cm'ye denk gelir. Göğüs yüksekliğinin yarısı (½’si) kadar bastırmak, aşırı bir derinliktir ve akciğer, karaciğer gibi iç organlara ciddi zararlar verme riskini artırır.

Özetle, çocuklarda temel yaşam desteği uygularken doğru el pozisyonunu bulmak, doğru hızda (100-120/dk) ve doğru derinlikte (göğsün 1/3'ü) kalp masajı yapmak kritik önem taşır. Bu sorudaki doğru cevap, kalp masajı için elin yerleştirileceği doğru noktayı tarif eden d seçeneğidir.

Soru 10
Delici göğüs yaralanmalarında kazazedeye, aşağıdaki pozisyonlardan hangisi verilir?
A
B
C
D
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, göğüs bölgesine delici bir cisimle (bıçak, cam parçası vb.) yaralanmış bir kazazedeye hangi ilk yardım pozisyonunun verilmesi gerektiği sorulmaktadır. Bu tür yaralanmalar, akciğerlerin zarar görmesine ve solunum güçlüğüne neden olabileceği için doğru pozisyonu vermek hayati önem taşır. Doğru cevap d) şıkkıdır.

Doğru Cevap: d) Yarı Oturur Pozisyon

Delici göğüs yaralanmalarında kazazedenin en büyük problemi nefes alma güçlüğüdür. d) şıkkında gösterilen "yarı oturur pozisyon", kazazedenin daha rahat nefes almasını sağlar. Bu pozisyonda, yer çekiminin de yardımıyla diyafram aşağı doğru hareket eder, akciğerlerin kapasitesi artar ve solunum kolaylaşır. Ayrıca bu pozisyon, yaralı bölgedeki baskıyı azaltarak ağrının hafiflemesine yardımcı olur ve kazazedenin bilincini daha rahat takip etmemizi sağlar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Şok Pozisyonu: Bu pozisyon, kazazedenin sırt üstü yatırılıp bacaklarının 30 cm kadar yukarı kaldırılmasıyla uygulanır. Amacı, beyin ve kalp gibi hayati organlara kan akışını artırmaktır ve genellikle kanama, bayılma gibi durumlarda tercih edilir. Delici göğüs yaralanmasında bu pozisyon, göğüs kafesine ve diyaframa baskı yaparak solunumu daha da zorlaştıracağı için kesinlikle yanlıştır.
  • b) Koma (Yan Yatış) Pozisyonu: Bu pozisyon, bilinci kapalı ancak solunumu olan kazazedelere uygulanır. Temel amacı, dilin geriye kaçmasını ve kusmuk gibi sıvıların soluk borusuna gitmesini engellemektir. Delici göğüs yaralanması olan bir kazazede genellikle bilinçli olduğu için bu pozisyon uygun değildir; öncelik solunumu rahatlatmaktır.
  • c) Sırt Üstü Yatış Pozisyonu: Kazazedeyi dümdüz sırt üstü yatırmak, yarı oturur pozisyona göre solunumu zorlaştırır. Bu pozisyonda karın içi organlar diyaframa baskı yapar ve akciğerlerin tam olarak genişlemesini engeller. Bu nedenle, solunum sıkıntısı çeken bir göğüs yaralısı için tercih edilmez.

Özetle, delici göğüs yaralanması olan bir kazazede ile karşılaştığınızda, en önemli müdahale onun rahat nefes almasını sağlamaktır. Bu nedenle, sırtını destekleyerek ve dizlerini hafifçe bükerek vereceğiniz yarı oturur pozisyon, en doğru ve hayat kurtarıcı ilk yardım uygulamasıdır.

Soru 11
Delici karın yaralanması olan bir kazazedenin bilinci yerinde ise verilecek pozisyon nasıl olmalıdır?
A
Yan yatış
B
Baş yanda, yarı yüzüstü yatış
C
Bacaklar karna doğru bükülü, sırtüstü yatış
D
Bacaklar yerden 30 cm yüksekte, sırtüstü yatış
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, karnından kesici veya delici bir aletle yaralanmış ve bilinci açık olan bir kişiye uygulanması gereken doğru ilk yardım pozisyonu sorgulanmaktadır. Bu tür yaralanmalar oldukça ciddidir ve verilecek yanlış bir pozisyon, kazazedenin durumunu daha da kötüleştirebilir. Bu nedenle amaç, yaralı bölgedeki gerginliği ve basıncı azaltarak ağrıyı hafifletmek ve daha fazla zarar oluşmasını engellemektir.

Doğru cevap olan c) Bacaklar karna doğru bükülü, sırtüstü yatış seçeneğinin mantığı şudur: Kazazede sırtüstü yatırıldığında vücudu sabitlenmiş olur. Bacaklarını karnına doğru bükerek (dizlerini kırarak) çekmesi ise karın duvarındaki kasların gevşemesini sağlar. Bu gevşeme sayesinde karın içi basınç düşer, yaralı bölgedeki gerginlik azalır ve kazazedenin ağrısı hafifler. Ayrıca, eğer yaradan dışarı organ çıkması gibi bir durum varsa, bu pozisyon organların daha fazla dışarı sarkmasını veya baskı altında kalmasını önlemeye yardımcı olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Yan yatış: Bu pozisyon, yara üzerine baskı yapabilir veya yaralı bölgedeki organların yer çekimi etkisiyle pozisyonunu değiştirerek durumu kötüleştirebilir. Karın kaslarını yeterince gevşetmediği için ağrıyı artırabilir. Bu nedenle delici karın yaralanmalarında tercih edilmez.
  • b) Baş yanda, yarı yüzüstü yatış: Bu pozisyon "koma" veya "iyileşme" pozisyonu olarak bilinir ve bilinci kapalı olan ancak nefes alıp veren kazazedelere uygulanır. Amacı, solunum yolunu açık tutmak ve kusma durumunda mide içeriğinin akciğerlere kaçmasını önlemektir. Soruda kazazedenin bilincinin yerinde olduğu belirtildiği için bu pozisyon tamamen yanlıştır.
  • d) Bacaklar yerden 30 cm yüksekte, sırtüstü yatış: Bu pozisyon, "şok" pozisyonudur ve amacı bacaklardaki kanı hayati organların bulunduğu gövdeye yönlendirmektir. Ancak delici karın yaralanmalarında bu pozisyon kesinlikle uygulanmamalıdır. Bacakları yukarı kaldırmak, karın içindeki basıncı artırır. Bu durum, iç kanamayı şiddetlendirebilir ve yaradan organların dışarı çıkmasını kolaylaştırarak çok tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

Özet olarak, delici karın yaralanması geçirmiş ve bilinci açık bir kazazede gördüğünüzde, onu sırtüstü yatırmalı ve dizlerini bükerek bacaklarını karnına doğru çekmesini istemelisiniz. Bu, hem onun acısını azaltacak hem de tıbbi yardım gelene kadar durumunun daha da kötüleşmesini engelleyecek en güvenli pozisyondur.

Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi donmaya maruz kalan kişiye uygulanan ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Soğuk ayran içirmek
B
Hemen uyumasını sağlamak
C
Soğuk ortamdan uzaklaştırmak
D
Vücuda sıcak uygulama ve hızlı masaj yapmak
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, soğuk hava nedeniyle donma tehlikesi geçiren bir kazazedeye yapılması gereken ilk ve en önemli müdahalenin ne olduğu sorgulanmaktadır. Donma, vücut dokularının aşırı soğuğa maruz kalarak hasar görmesidir ve doğru ilk yardım hayat kurtarıcı olabilir. Amaç, kişiyi daha fazla ısı kaybından korumak ve durumunun kötüleşmesini engellemektir.

Doğru Cevap: c) Soğuk ortamdan uzaklaştırmak

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, donmaya yol açan temel etkenin soğuk ortam olmasıdır. İlk yardımın en temel prensibi, tehlike kaynağını ortadan kaldırmaktır. Kazazedeyi soğuk, rüzgarlı veya ıslak ortamdan daha korunaklı, ılık bir yere taşımak, vücudun daha fazla ısı kaybetmesini anında durdurur. Bu adım atılmadan yapılacak diğer tüm müdahaleler yetersiz kalacaktır çünkü vücut bir yandan ısınmaya çalışırken diğer yandan soğuk nedeniyle ısı kaybetmeye devam edecektir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Soğuk ayran içirmek: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Vücut ısısı zaten tehlikeli derecede düşmüş bir kişiye soğuk bir içecek vermek, vücut ısısının daha da düşmesine neden olur ve hipotermiyi (vücut ısısının tehlikeli düşüşü) hızlandırır. Eğer kazazede bilinçliyse ve yutkunabiliyorsa, ona verilmesi gereken içecekler ılık, şekerli ve alkolsüz sıvılardır.
  • b) Hemen uyumasını sağlamak: Bu uygulama oldukça tehlikelidir. Donma ve hipotermi, kişinin bilincini bulanıklaştırabilir ve uyku haline neden olabilir. Kazazedenin uyumasına izin vermek, bilinç durumunu takip etmeyi imkansız hale getirir. Kişi uyku sırasında bilincini tamamen kaybedebilir veya kalbi durabilir, bu yüzden bilincinin açık tutulması ve sürekli kontrol edilmesi gerekir.
  • d) Vücuda sıcak uygulama ve hızlı masaj yapmak: Bu, halk arasında doğru bilinen en tehlikeli yanlışlardan biridir. Donmuş dokulara aniden sıcak su, soba veya sıcak su torbası gibi doğrudan ısı uygulamak, dokularda ciddi hasara ve yanıklara yol açabilir. Ayrıca, donmuş bölgeyi ovmak veya masaj yapmak, buz kristallerine dönüşmüş olan hücrelerin parçalanmasına ve kalıcı doku hasarına neden olur. Isıtma işlemi yavaş ve kademeli olmalıdır.

Özetle, donmaya maruz kalmış birine yapılacak ilk yardımın altın kuralı şudur: Önce kişiyi güvenli ve ılık bir ortama alarak daha fazla ısı kaybını önleyin. Ardından ıslak giysilerini çıkarıp kuru ve sıcak battaniyelerle sarın. Bilinci yerindeyse ılık ve şekerli içecekler verin ve en kısa sürede profesyonel tıbbi yardım çağırın.

Soru 13
Şekildeki gibi ışıklı trafik işaret cihazında, sarı ve kırmızı ışığın birlikte yanması sürücüye neyi bildirir?
A
Yolda bakım çalışması olduğunu
B
İleride hemzemin geçit bulunduğunu
C
Yolun trafiğe açılmak üzere olduğunu
D
Yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik ışıklarında kırmızı ve sarı ışığın aynı anda yandığı durumun sürücü için ne anlama geldiği sorgulanmaktadır. Bu, trafik ışıklarının standart döngüsü içinde önemli bir geçiş anını ifade eder ve sürücünün doğru hareketi yapması için kritik bir bilgidir. Sürücülerin bu sinyali doğru yorumlaması, hem trafik akışının düzeni hem de güvenlik için zorunludur.

Doğru cevap c) Yolun trafiğe açılmak üzere olduğunu seçeneğidir. Trafik ışığı döngüsünde, ışık kırmızıdan yeşile dönerken arada bir hazırlık aşaması bulunur. İşte bu aşamada, kırmızı ışık sönmeden sarı ışık da yanar. Bu durum, durmakta olan sürücülere bir sonraki ışığın yeşil olacağını bildirir ve kalkış için hazırlanmaları gerektiğini işaret eder. Ancak bu, "hareket et" komutu değildir; sürücüler yeşil ışık yanana kadar beklemelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım. En çok karıştırılan seçenek olan d) Yolun trafiğe kapanmak üzere olduğunu ifadesi, yeşil ışıktan sonra tek başına yanan sarı ışık için geçerlidir. Tek başına yanan sarı ışık, "kırmızı ışık yanmak üzere, hızını düşür ve durmaya hazırlan" anlamına gelir. Kırmızı ve sarının birlikte yanması ise tam tersi, yolun açılacağını bildirir.

a) ve b) seçenekleri ise tamamen farklı durumlar için kullanılan işaretlerdir. a) Yolda bakım çalışması olduğunu bildirmek için genellikle özel uyarı levhaları, dubalar veya fasılalı (yanıp sönen) sarı ışık kullanılır. b) İleride hemzemin geçit bulunduğunu ise kendine özgü "dur" levhaları, bariyerler ve genellikle sıralı olarak yanıp sönen çift kırmızı ışık sistemi bildirir. Bu nedenle bu iki seçenek de verilen durumla ilgisizdir.

Özetle, trafik ışıklarının anlamlarını şu şekilde aklınızda tutabilirsiniz:
  • Sadece Kırmızı: Kesinlikle dur.
  • Kırmızı ve Sarı Birlikte: Kalkış için hazırlan, yol açılmak üzere.
  • Sadece Yeşil: Yolun açık olduğunu, geçebileceğini bildirir.
  • Sadece Sarı: Durmaya hazırlan, yol kapanmak üzere.
Soru 14
Aşağıdaki hâllerin hangisinde sürücü araç kullanmaktan men edilir?
A
Taşıma sınırının üstünde yolcu almışsa
B
Taşıma sınırının üstünde yük yüklemişse
C
Uyuşturucu madde alarak araç kullanıyorsa
D
Zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptırmamışsa
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, hangi kural ihlalinin sonucunda sürücünün bizzat kendisinin araç kullanma yetkisinin elinden alındığı, yani "araç kullanmaktan men edildiği" sorulmaktadır. Buradaki kilit nokta, cezanın araca mı yoksa doğrudan sürücünün ehliyetine mi yönelik olduğunu anlamaktır. Bazı durumlarda araç trafikten men edilirken, bazı durumlarda sürücünün kendisi men edilir.

Doğru cevap c) Uyuşturucu madde alarak araç kullanıyorsa seçeneğidir. Çünkü uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi altında araç kullanmak, sürücünün algı, muhakeme ve tepki verme yeteneklerini tamamen ortadan kaldıran, trafik güvenliğini en ağır şekilde tehlikeye atan bir durumdur. Bu nedenle yasalar bu suça karşı en sert tedbirleri uygular. Bu suçu işleyen sürücü, derhal araç kullanmaktan alıkonulur, ehliyetine uzun bir süreliğine (ilk tespitte 5 yıl) el konulur ve hakkında adli işlem başlatılır. Bu, tam olarak "sürücünün araç kullanmaktan men edilmesi" durumudur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerde belirtilen durumlar da birer kural ihlalidir ve cezaları vardır, ancak bu cezalar doğrudan sürücünün araç kullanma yetkisini tamamen ortadan kaldırmaz. Şimdi bu seçenekleri tek tek inceleyelim:

  • a) Taşıma sınırının üstünde yolcu almışsa: Bu durumda sürücüye idari para cezası uygulanır. Trafik ekipleri, fazla yolcular araçtan indirilmeden aracın seyrine izin vermez. Ancak bu durum, sürücünün ehliyetine el konulmasını veya genel olarak araç kullanmaktan men edilmesini gerektirmez. İhlal giderildikten sonra sürücü yola devam edebilir.
  • b) Taşıma sınırının üstünde yük yüklemişse: Tıpkı fazla yolcu durumunda olduğu gibi, bu kural ihlalinin cezası da idari para cezasıdır. Aracın yola devam etmesine, fazla yük indirilene kadar izin verilmez. Bu ceza araca ve o anki duruma yöneliktir, sürücünün ehliyetini ve araç kullanma hakkını kalıcı olarak etkilemez.
  • d) Zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptırmamışsa: Bu çok önemli bir kural ihlalidir ve cezası ağırdır. Ancak burada men edilen sürücü değil, aracın kendisidir. Sigortasız olduğu tespit edilen araç, sigortası yapılana kadar trafikten men edilir ve bir otoparka çekilir. Sürücüye para cezası kesilir ama ehliyetine el konulmaz. Sürücü, sigortası olan başka bir aracı kullanmaya devam edebilir.

Özetle, soruda istenen "sürücünün men edilmesi" durumu, sürücünün ehliyetine el konularak sürüş hakkının geçici veya kalıcı olarak elinden alınmasıdır. Uyuşturucu madde kullanımı, bu yaptırımın uygulandığı en net ve ağır durumlardan biridir. Diğer seçeneklerde ise yaptırım genellikle para cezası ve aracın o anki seyrinin engellenmesi şeklindedir.

Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi karşıdan gelene yol ver anlamındadır?
A
B
C
D
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, daralan yollarda veya köprü gibi aynı anda iki aracın geçemeyeceği yerlerde, hangi trafik işaret levhasının karşı yönden gelen araca geçiş önceliği verilmesi gerektiğini belirttiği sorulmaktadır. Trafik düzenini ve güvenliğini sağlamak için bu tür durumlarda geçiş üstünlüğünü belirten özel işaretler kullanılır. Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin anlamlarını inceleyelim.

Doğru Cevap: C Seçeneği

C seçeneğindeki levha, "Karşıdan Gelene Yol Ver" anlamındadır. Bu levha, Trafik Tehlike ve Yasaklama İşaretleri grubunda yer alır ve genellikle yuvarlak kırmızı çerçevelidir. Levhanın üzerindeki kırmızı ok sizin gidiş yönünüzü, siyah ok ise karşıdan gelenin yönünü temsil eder. Kırmızı renk yasaklama veya durma zorunluluğu belirttiği için, bu levhayı gören sürücü, karşı yönden bir araç geliyorsa durup ona yol vermek zorundadır.

Bu işaret levhası, yolun daraldığı ve aynı anda iki aracın güvenli bir şekilde geçemeyeceği kesimlerde bulunur. Sürücü bu levhayı gördüğünde, daralan bölüme girmeden önce karşıdan gelen aracın geçişini beklemelidir. Bu kural, trafikteki karmaşayı önler ve olası kazaların önüne geçer.

Diğer Seçeneklerin Açıklamaları

  • A Seçeneği: Bu levha "Yol Ver" işaretidir. Genellikle tali yoldan ana yola çıkışlarda veya kontrolsüz kavşaklarda bulunur. Bu levhayı gören sürücü, ana yoldaki veya kavşaktaki araçlara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır. Soruda sorulan "karşıdan gelene yol ver" durumuyla doğrudan ilgili değildir, daha genel bir geçiş hakkı kuralını belirtir.

  • B Seçeneği: Bu levha, "Karşıdan Gelene Göre Geçiş Önceliği" anlamındadır ve C seçeneğindeki levhanın tam tersidir. Mavi ve kare şeklindeki bu levha, daralan yola yaklaşan sürücüye geçiş üstünlüğünün kendisinde olduğunu bildirir. Beyaz ok sizin yönünüzü, kırmızı ok ise karşı yönü temsil eder; bu da sizin öncelikli olduğunuzu gösterir.

  • D Seçeneği: Bu levha "İki Yönlü Trafik" işaretidir. Genellikle tek yönlü bir yoldan çıkıp trafiğin her iki yönde de aktığı bir yola girileceğini belirtmek için kullanılır. Sürücüyü, artık karşı yönden de araç gelebileceği konusunda uyarır, ancak herhangi bir geçiş önceliği kuralı belirtmez.

Özetle; soru, karşıdan gelen araca yol verilmesi gerektiğini belirten levhayı sorduğu için doğru cevap C seçeneğidir. Bu levha, kırmızı rengi ve size dönük kırmızı oku ile bir yasaklama ve zorunluluk bildirerek, geçiş hakkını karşı yöndeki araca vermenizi emreder.

Soru 16
Şekle göre 2 numaralı aracın sürücüsü ne yapmalıdır?
A
Hızını artırmalı
B
U dönüşü yapmalı
C
1 numaralı araca yol vermeli
D
1 numaralı aracı ikaz ederek durdurmalı
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir T kavşağında karşılaşan iki aracın geçiş hakkı sıralaması ve 2 numaralı sürücünün yapması gereken doğru davranış sorgulanmaktadır. Kavşaktaki trafik işaret levhasını doğru yorumlamak, sorunun çözümündeki en önemli adımdır. Görseli ve trafik kurallarını birlikte değerlendirerek doğru cevaba ulaşabiliriz.

Doğru Cevap: c) 1 numaralı araca yol vermeli

Şimdi bu cevabın neden doğru olduğunu ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Detaylı Açıklama:

Görselde dikkat etmemiz gereken en önemli unsur, 2 numaralı aracın bulunduğu yolda yer alan "Yol Ver" (ters üçgen) levhasıdır. Bu levha, sürücüye bulunduğu yolun bir tali yol (ikinci derecede öneme sahip yol) olduğunu ve birazdan bağlanacağı yolun ise ana yol olduğunu bildirir. Trafik kurallarına göre, tali yoldan ana yola çıkacak olan sürücüler, ana yoldaki tüm araçlara geçiş hakkını vermek zorundadır. 1 numaralı araç ana yolda hareket ettiği için geçiş önceliği ondadır. Bu sebeple 2 numaralı aracın sürücüsü, 1 numaralı aracın geçişini beklemeli ve ona yol vermelidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Hızını artırmalı: Bu seçenek tamamen yanlıştır ve tehlikelidir. "Yol Ver" levhasının olduğu bir kavşağa yaklaşırken sürücünün yavaşlaması, ana yolu kontrol etmesi ve gerekirse durması gerekir. Hızını artırmak, ana yoldan gelen 1 numaralı araçla çarpışmasına neden olabilecek büyük bir kural ihlalidir.
  • b) U dönüşü yapmalı: Soruda 2 numaralı sürücünün U dönüşü yapmasını gerektirecek herhangi bir durum veya işaret belirtilmemiştir. Sürücünün niyeti kavşaktan ana yola çıkmaktır. Gereksiz yere U dönüşü yapmak, hem trafik akışını engeller hem de bu senaryoda mantıksız bir davranıştır.
  • d) 1 numaralı aracı ikaz ederek durdurmalı: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır. Geçiş üstünlüğü 1 numaralı araçtadır. 2 numaralı sürücünün, geçiş hakkına sahip olan bir aracı korna veya selektör gibi yöntemlerle ikaz edip durdurmaya çalışması, trafik kurallarını hiçe saymak anlamına gelir ve son derece tehlikeli bir hareket olur.

Özetle: Trafik işaret levhaları, kavşaklardaki geçiş üstünlüğünü belirleyen en temel unsurlardır. "Yol Ver" levhasını gören bir sürücü, ana yoldaki trafiğin güvenli bir şekilde akmasına izin vermekle yükümlüdür. Bu nedenle 2 numaralı sürücünün yapması gereken tek doğru hareket, ana yoldaki 1 numaralı araca yol vermektir.

Soru 17
Şekildeki durumda aşağıdakilerden hangisinin yapılması doğrudur?
A
4 numaralı aracın hızını artırması
B
1 numaralı aracın sağ şeride girmesi
C
2 numaralı aracın takip mesafesini azaltması
D
2 numaralı aracın 3 numaralı aracı geçmeye teşebbüs etmesi
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, çok şeritli bir yolda gerçekleşen bir sollama (geçme) manevrası sonrası yapılması gereken doğru davranış sorgulanmaktadır. Görselde, 1 numaralı araç en sol şeridi kullanarak 2 numaralı aracı geçmiş veya geçmek üzeredir. Bu durumdaki temel trafik kuralı, sollama şeridinin sürekli olarak işgal edilmemesidir.

Doğru Cevap: b) 1 numaralı aracın sağ şeride girmesi

Trafik kurallarına göre, bölünmüş yollarda ve otoyollarda en sol şerit, sollama şeridi olarak kullanılır. Sürücüler, önlerindeki aracı geçmek için bu şeride geçerler ve geçiş manevrası bittikten sonra, arkadan gelen trafiği engellememek için güvenli bir şekilde tekrar sağ şeride dönmek zorundadırlar. Görseldeki 1 numaralı araç, 2 numaralı aracı geçme işlemini tamamladığı için, yolun sağındaki uygun şeride (bu durumda orta şeride) geçerek sol şeridi boşaltmalıdır. Bu, hem yasal bir zorunluluktur hem de trafik akışının güvenli ve düzenli bir şekilde devam etmesini sağlar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) 4 numaralı aracın hızını artırması: 4 numaralı araç, en sağ şeritte 3 numaralı aracın arkasında seyretmektedir. Önünde bir araç varken hızını artırması, takip mesafesini tehlikeli bir şekilde azaltır ve bir çarpışma riskine yol açar. Bu nedenle bu davranış kesinlikle yanlıştır.
  • c) 2 numaralı aracın takip mesafesini azaltması: "Takip mesafesi" trafik güvenliğinin temelidir ve her zaman korunmalıdır. 2 numaralı aracın önündeki araçla mesafesini azaltması, ani bir fren durumunda kazaya neden olabilir. Özellikle kendisi sollanırken, sürücü hızını ve şeridini korumalı, tehlikeli manevralardan kaçınmalıdır.
  • d) 2 numaralı aracın 3 numaralı aracı geçmeye teşebbüs etmesi: Bir sürücü, kendi aracı başka bir araç tarafından sollanırken kesinlikle başka bir aracı sollamaya veya şerit değiştirmeye kalkışmamalıdır. 1 numaralı araç 2 numaralı aracı geçerken, 2 numaralı aracın şerit değiştirmesi veya hızlanması çok tehlikeli bir durum yaratır. 2 numaralı araç, geçiş tamamlanana kadar kendi şeridinde stabil bir şekilde ilerlemelidir.

Özetle, bu soru sürücülerin "sol şeridin sürekli işgal edilmemesi" kuralını bilip bilmediğini ölçmektedir. Doğru ve güvenli sürüş tekniği, sollama bittikten sonra derhal sağ şeride dönmektir.

Soru 18
Aşağıdaki araçlardan hangisinde takograf bulundurulması zorunludur?
A
Otomobil
B
Traktör
C
Motosiklet
D
Otobüs
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre hangi araç türünde takograf cihazının bulundurulmasının mecburi olduğu sorgulanmaktadır. Takograf, temel olarak sürüş güvenliğini artırmak amacıyla kullanılan bir denetim cihazıdır. Bu nedenle hangi araçların bu denetime tabi olduğunu bilmek ehliyet sınavı için önemlidir.

Takograf cihazı, aracın hızını, katettiği mesafeyi, sürücünün aracı ne kadar süre kullandığını ve ne kadar mola verdiğini kaydeden bir alettir. Bu cihazın temel amacı, özellikle ticari taşımacılık yapan sürücülerin yasal çalışma ve dinlenme sürelerine uymasını sağlamaktır. Böylece uzun yolda yorgunluğa bağlı kazaların önüne geçilmesi hedeflenir.

Doğru cevap "d) Otobüs" seçeneğidir. Çünkü otobüsler, yolcu taşımacılığı yapan ticari araçlardır ve genellikle uzun mesafelerde çalışırlar. Sürücülerin yorgunluğu, hem kendileri hem de taşıdıkları onlarca yolcu için büyük bir risk oluşturduğundan, takograf kullanımı bu araçlarda yasal bir zorunluluktur. Bu kural, sadece otobüsler için değil, aynı zamanda belirli bir ağırlığın üzerindeki kamyon ve çekiciler için de geçerlidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Otomobil: Otomobiller, hususi (özel) kullanım için tasarlanmış araçlardır. Ticari yük veya yolcu taşımacılığı yapmadıkları için takograf bulundurma zorunlulukları yoktur.
  • b) Traktör: Traktörler genellikle tarım veya inşaat işlerinde kullanılan, düşük hızlarda ve kısa mesafelerde çalışan araçlardır. Bu nedenle takograf denetimi kapsamı dışındadırlar.
  • c) Motosiklet: Motosikletler de otomobiller gibi kişisel ulaşım araçlarıdır. Ticari taşımacılıkta kullanılmadıkları için bu zorunluluk onları kapsamaz.

Özetle, takograf zorunluluğu kuralı, ticari amaçla yolcu veya yük taşıyan ve uzun süre trafikte kalan büyük araçları hedeflemektedir. Bu tanıma en uygun araç, verilen seçenekler arasında otobüstür. Bu bilgiyi aklınızda tutarak benzer soruları kolayca çözebilirsiniz.

Soru 19
Aşağıdakilerden hangisi, araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermekle görevlidir?
A
Sağlık Bakanlığı
B
Milli Eğitim Bakanlığı
C
Emniyet Genel Müdürlüğü
D
Karayolları Genel Müdürlüğü
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın trafiğe çıkabilmesi için gerekli olan resmi kayıt işlemlerinin (tescil) kim tarafından yapıldığı ve bu işlem sonucunda verilen tescil belgesi (ruhsat) ile plakaların hangi kurumun sorumluluğunda olduğu sorgulanmaktadır. Bu işlem, aracın kimliğinin oluşturulması ve yasal olarak tanınması anlamına gelir.

Doğru cevap c) Emniyet Genel Müdürlüğü'dür. Uzun yıllar boyunca Türkiye'de araçların ilk tescil, devir, plaka değişikliği gibi tüm işlemleri Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bağlı Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlükleri tarafından yürütülmüştür. Bu nedenle ehliyet sınavı müfredatında ve eski tip sorularda bu kurum sorumlu olarak belirtilmektedir.

ÖNEMLİ GÜNCELLEME: Bu sorunun ehliyet sınavı bilgi bankasında yer almasına rağmen, 2018 yılında yapılan bir yasal düzenleme ile araç tescil işlemleri Emniyet Genel Müdürlüğü'nden alınarak Türkiye Noterler Birliği'ne devredilmiştir. Günümüzde sıfır bir aracın tescili, ikinci el araçların satışı ve devri gibi tüm işlemler noterlerde yapılmaktadır. Ancak sınavda bu şekilde bir soru ile karşılaşırsanız, şıklarda "Noterler" yoksa sorunun eski müfredata göre hazırlandığını düşünerek "Emniyet Genel Müdürlüğü" seçeneğini işaretlemeniz doğru olacaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Sağlık Bakanlığı: Bu bakanlığın görevi, toplum sağlığını korumak ve sağlık hizmetlerini düzenlemektir. Sürücülükle ilgili tek bağlantısı, ehliyet almak için gerekli olan "sürücü olur" sağlık raporlarının verilme sürecini denetlemektir. Araçların kaydı veya plakası ile bir ilgisi yoktur.
  • b) Milli Eğitim Bakanlığı: Bu bakanlık, ülkedeki eğitim ve öğretim faaliyetlerinden sorumludur. Sürücülük alanındaki görevi, sürücü kurslarının açılmasına izin vermek, bu kursları denetlemek ve ehliyet için gerekli olan teorik ve direksiyon sınavlarını düzenlemektir. Yani sürücüyü eğitir ve belgeler, aracı değil.
  • d) Karayolları Genel Müdürlüğü: Bu kurumun ana görevi, devlet ve il yollarını yapmak, bu yolların bakım ve onarımını sağlamak, yol çizgileri, trafik işaret levhaları gibi unsurları yerleştirmektir. Kısacası, araçların üzerinde hareket ettiği altyapıdan sorumludur, araçların kendisinin tescilinden sorumlu değildir.
Soru 20
Aksine bir durum yoksa, şekildeki gibi ışıklı trafik işaret cihazında yeşil ışığın yandığını gören sürücü ne  yapmalıdır?
A
Durmadan dikkatli geçmeli
B
İlk geçiş hakkını yayalara vermeli
C
Durup, yolu kontrol ettikten sonra geçmeli
D
Sağdan gelen araçların geçmesini beklemeli
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ışıklı bir trafik işaret cihazında yanan yeşil ışığın sürücü için ne anlama geldiği ve bu durumda nasıl davranması gerektiği sorgulanmaktadır. Sorudaki "Aksine bir durum yoksa" ifadesi, bir trafik polisinin farklı bir işaret vermesi, bir ambulansın geçmesi veya yayanın zaten yola inmiş olması gibi istisnai durumların olmadığını, standart kuralın ne olduğunu sorduğunu belirtir.

a) Durmadan dikkatli geçmeli

Bu seçenek doğrudur. Trafik kurallarına göre, sabit yanan yeşil ışık, yolun trafiğe açık olduğunu ve sürücünün geçiş hakkına sahip olduğunu belirtir. Bu nedenle sürücü, kavşağa geldiğinde durmasına gerek yoktur. Ancak "dikkatli" kelimesi burada kilit öneme sahiptir; çünkü kavşaklar her zaman potansiyel tehlike barındırır. Sürücü, geçiş hakkı kendisinde olsa bile, kavşağı kontrol ederek ve olası tehlikelere karşı hazırlıklı olarak geçişini tamamlamalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) İlk geçiş hakkını yayalara vermeli: Yeşil ışık sürücüye yanarken, genellikle yayaların ışığı kırmızıdır. Bu nedenle, normal şartlarda bekleyen bir yayaya yol verme zorunluluğu yoktur. Ancak, eğer bir yaya siz yeşil ışığa gelmeden önce karşıya geçmeye başlamış ve yolda kalmışsa, bu "aksine bir durum" teşkil eder ve yayanın geçişini tamamlaması beklenmelidir. Soru standart durumu sorduğu için bu seçenek yanlıştır.
  • c) Durup, yolu kontrol ettikten sonra geçmeli: Bu kural, kırmızı ışıkta veya "DUR" levhasının olduğu yerlerde geçerlidir. Yeşil ışık, "durma" eyleminin tam tersi olan "geç" komutunu verir. Yeşil ışıkta durmak, hem trafik akışını engeller hem de arkanızdan gelen araçların size çarpmasına neden olabilecek tehlikeli bir harekettir.
  • d) Sağdan gelen araçların geçmesini beklemeli: "Sağdan gelen araca yol verme" kuralı, herhangi bir trafik ışığı, levhası veya görevlisinin bulunmadığı kontrolsüz kavşaklar için geçerlidir. Işıklı bir kavşak, kontrollü bir kavşaktır ve buradaki geçiş üstünlüğünü ışıkların rengi belirler. Size yeşil yanarken, sağdan (ve soldan) gelen araçlara kırmızı ışık yanmaktadır, bu yüzden onları beklemeniz gerekmez.

Özetle: Yeşil ışık, sürücüye "durmadan, kontrollü ve dikkatli bir şekilde geçiş yapma" hakkı tanır. Sürücü bu hakkı kullanırken kavşak içindeki diğer unsurlara karşı yine de tedbirli olmalıdır.

Soru 21
Şehir merkezinde araç kullanan bir sürücü aşağıdaki tespitleri yapıyor. • Kavşaklarda ışıklı ve sesli işaret cihazları yok. • Taşıt yolu üzerinde yapılan çalışmalarda tedbir alınmıyor. • Yolun yapısı, trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda değil. Bu durumda aşağıdakilerden hangisinin görevini yerine getirmediği kesinlikle söylenir?
A
Belediye
B
Mahalle muhtarları
C
Tarım İl Müdürlüğü
D
Millî Eğitim Müdürlüğü
21 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün şehir merkezinde karşılaştığı üç temel sorun üzerinden hangi kurumun görevini ihmal ettiğini bulmamız isteniyor. Sürücünün gözlemleri, trafik yönetimi, yol yapım güvenliği ve genel yol altyapısı ile ilgilidir. Bu üç temel sorunun sorumlusunu belirlemek için kurumların görev alanlarını bilmek gerekir.

Soruda belirtilen sorunları tek tek inceleyelim:

  • Kavşaklarda ışıklı ve sesli işaret cihazlarının olmaması: Şehir içi yollarda trafik akışını düzenlemek, trafik ışıklarını ve işaretlerini yerleştirmek ve bunların çalışır durumda olmasını sağlamak.
  • Taşıt yolu üzerindeki çalışmalarda tedbir alınmaması: Yollarda yapılan kazı, onarım gibi çalışmalarda sürücüleri ve yayaları uyarıcı levhalar koymak, güvenlik şeritleri çekmek gibi önlemleri almak.
  • Yolun yapısının trafik güvenliğini sağlamaması: Yollardaki çukurları onarmak, asfaltı yenilemek ve yolun genel yapısını güvenli sürüşe uygun halde tutmak.

Doğru Cevap: a) Belediye

Doğru cevabın Belediye olmasının sebebi, yukarıda listelenen tüm görevlerin Türkiye'deki yasal düzenlemelere göre doğrudan belediyelerin sorumluluk alanında olmasıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre, belediye sınırları içerisindeki yolların yapımı, bakımı, onarımı ve bu yollar üzerindeki trafik düzenlemeleri (trafik ışıkları, levhalar vb.) belediyelerin görevidir. Soruda belirtilen tüm eksiklikler, belediyenin bu temel görevlerini yerine getirmediğini açıkça göstermektedir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. b) Mahalle muhtarları: Muhtarların görevi, yol yapmak veya trafik ışığı dikmek değildir. Onlar, mahallelerindeki bu gibi sorunları tespit edip ilgili kurumlara (belediye gibi) bildirmekle yükümlüdürler. Yani uygulayıcı değil, daha çok bir aracı ve bildirim merciidirler.
  2. c) Tarım İl Müdürlüğü: Bu kurumun görev alanı tarım, hayvancılık, gıda ve kırsal kalkınma ile ilgilidir. Şehir merkezindeki yollar, trafik ışıkları veya altyapı çalışmalarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Bu seçenek, konuyla tamamen alakasız bir çeldiricidir.
  3. d) Millî Eğitim Müdürlüğü: Bu kurumun görevi, il veya ilçe sınırları içerisindeki eğitim ve öğretim faaliyetlerini (okullar, öğretmenler, müfredat vb.) yönetmektir. Yol ve trafik güvenliği gibi konular görev alanlarına girmez. Bu da yine konuyla ilgisiz bir çeldirici seçenektir.

Sonuç olarak, soruda sıralanan tüm problemler (trafik sinyalizasyon eksikliği, yol çalışmasında güvenlik ihmali ve bozuk yol yapısı) doğrudan belediyenin asli görevleri olduğu için, bu durumda görevini yerine getirmeyen kurum kesinlikle belediyedir.

Soru 22
Geceleri araçların karşılaşmaları esnasında hangi ışıkların yakılması zorunludur?
A
Dönüş ışıklarının
B
Sis veya park ışıklarının
C
Uzağı gösteren ışıkların
D
Yakını gösteren ışıkların
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, geceleyin araç kullanırken karşı yönden gelen bir araçla karşılaştığınızda hangi farları kullanmanızın yasal bir zorunluluk olduğu ve trafik güvenliği açısından neden önemli olduğu sorgulanmaktadır. Bu, sürüş sırasında en sık karşılaşılan durumlardan biridir ve doğru davranış, olası kazaları önlemek için hayati önem taşır.

Doğru cevap d) Yakını gösteren ışıklar seçeneğidir. Yakını gösteren ışıklar, halk arasında "kısa farlar" olarak da bilinir. Bu farlar, ışığı yolun yüzeyine doğru eğimli bir açıyla yansıtarak sürücünün önündeki yaklaşık 25 metrelik mesafeyi aydınlatır. En önemli özelliği, karşı yönden gelen sürücünün gözünü almamasıdır. Bu sayede, iki araç birbirinin yanından geçerken sürücüler yolu ve kendi şeritlerini net bir şekilde görmeye devam edebilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Dönüş ışıklarının: Dönüş ışıkları, yani sinyaller, yalnızca gidilecek yönü belirtmek veya şerit değiştirmek amacıyla kullanılır. Genel aydınlatma sağlamazlar ve bir karşılaşma anında sürekli yakılmaları anlamsız ve kural dışıdır. Bu nedenle bu seçenek tamamen yanlıştır.
  • b) Sis veya park ışıklarının: Sis ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, yalnızca görüş mesafesinin çok düştüğü yoğun sis, kar veya şiddetli yağmur gibi hava koşullarında kullanılır. Normal hava koşullarında kullanılması diğer sürücülerin dikkatini dağıtabilir. Park ışıkları ise araç dururken görünür olmak için kullanılır ve sürüş için yeterli aydınlatmayı kesinlikle sağlamaz. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
  • c) Uzağı gösteren ışıkların: Uzağı gösteren ışıklar, yani "uzun farlar", yolu yaklaşık 100 metreye kadar aydınlatır ve aydınlatılmamış yollarda görüşü artırmak için kullanılır. Ancak, karşıdan bir araç geldiği anda uzun farları kullanmak, karşıdaki sürücünün gözünü kamaştırarak geçici körlüğe neden olur. Bu durum, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesine ve çok tehlikeli kazalara yol açabileceği için kesinlikle yasaktır.

Özetle, trafikteki temel nezaket ve güvenlik kuralı gereği, gece sürüşü sırasında karşıdan bir araç geldiğini fark ettiğiniz anda, eğer açıksa, uzağı gösteren (uzun) farlarınızı kapatıp derhal yakını gösteren (kısa) farlara geçmeniz zorunludur. Bu kural, hem sizin hem de diğer sürücünün güvenli bir şekilde yoluna devam etmesini sağlar.

Soru 23
Şekildeki aracın sürücüsü, dönel kavşaktan geriye dönüş yapmak için hangi şeridi izlemelidir?
A
İstediği şeridi 
B
1 numaralı şeridi
C
2 numaralı şeridi 
D
3 numaralı şeridi
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, üç şeritli bir yoldan dönel kavşağa yaklaşan bir sürücünün, kavşağı kullanarak "geriye dönüş" yani geldiği istikamete geri dönmek için hangi şeridi takip etmesi gerektiği sorgulanmaktadır. Dönel kavşaklarda güvenli ve düzenli bir trafik akışı için, sürücülerin kavşağa girmeden önce gidecekleri yöne göre doğru şeride yerleşmeleri esastır. Bu kural, hem kazaları önler hem de trafiğin sıkışmasını engeller.

Doğru cevap b) 1 numaralı şeridi seçeneğidir. Bunun nedeni, dönel kavşaklardaki temel şerit kullanma mantığıdır. Geriye dönüş (U dönüşü), kavşak içerisindeki en uzun mesafeli manevradır ve en soldan gerçekleştirilir. Tıpkı normal bir kavşakta sola dönmek için en sol şeridin kullanılması gibi, dönel kavşakta da sola veya geriye dönecek araçlar en iç şeridi, yani 1 numaralı şeridi kullanmalıdır. Sürücü, kavşağa yaklaşırken zamanında 1 numaralı şeride geçmeli ve kavşak içindeki dönüşünü bu şeritten tamamlamalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) İstediği şeridi: Bu seçenek trafik kurallarının temel mantığına aykırıdır. Trafikteki tüm kurallar, sürücülerin hareketlerini öngörülebilir kılmak ve bir düzen sağlamak içindir. Eğer her sürücü istediği şeridi kullanırsa, dönel kavşak içinde tam bir kaos yaşanır ve kazalar kaçınılmaz olur.
  • c) 2 numaralı şeridi: Ortada bulunan 2 numaralı şerit, genellikle dönel kavşaktan düz karşıya geçmek isteyen sürücüler tarafından kullanılır. Bu şeritten geriye dönmeye çalışmak, 1 numaralı şeritten dönüş yapan araçların yolunu tehlikeli bir şekilde kesmeyi gerektirir. Bu durum, kavşak içinde ani şerit değiştirme zorunluluğu doğurur ve kaza riskini artırır.
  • d) 3 numaralı şeridi: En sağda bulunan 3 numaralı şerit ise, kavşaktan çıkılacak ilk çıkışa (sağa) dönmek için kullanılır. Bu şeritten geriye dönüş yapmaya kalkışmak, en tehlikeli harekettir. Sürücünün, kavşağa giren ve dönen 2 ve 1 numaralı şeritlerdeki tüm araçların yolunu keserek kavşağın en içine girmesi gerekir ki bu, ciddi kazalara yol açacak bir ihlaldir.

Özetle, dönel kavşaklara yaklaşırken kural basittir: En sağ şerit ilk çıkış (sağa dönüş), orta şeritler karşıya geçiş ve en sol şerit ise sola veya geriye dönüşler için kullanılır. Bu nedenle, geriye dönecek bir sürücü mutlaka kavşağa girmeden önce 1 numaralı şeride geçmelidir.

Soru 24
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisine yaklaşıldığını bildirir?
A
Demir yolu alt geçidine
B
Demir yolu üst geçidine
C
Kontrollü demir yolu geçidine
D
Kontrolsüz demir yolu geçidine
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere gösterilen bir tehlike uyarı işaretinin anlamı ve hangi duruma yaklaşıldığını bildirdiği sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, güvenli sürüşün en temel kurallarından biridir. Bu işaret, sürücüyü ileride karşılaşacağı potansiyel bir tehlikeye karşı önceden uyararak gerekli tedbirleri almasını sağlar.

Doğru cevap d) Kontrolsüz demir yolu geçidine seçeneğidir. Resimde görülen üçgen şeklindeki trafik levhası, bir tehlike uyarı işaretidir. İçerisindeki buharlı lokomotif figürü, özellikle bir demir yolu geçidini belirtmek için kullanılır. Bu sembol, geçidin herhangi bir bariyer, ışıklı işaret veya sesli uyarı sistemi gibi aktif bir kontrol mekanizmasına sahip olmadığını, yani "kontrolsüz" olduğunu ifade eder. Bu nedenle sürücü, geçide yaklaşırken yavaşlamalı, durup her iki yönü de dikkatle kontrol etmeli ve tren gelmediğinden emin olduktan sonra geçiş yapmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Demir yolu alt geçidine ve b) Demir yolu üst geçidine: Alt ve üst geçitler, kara yolu ile demir yolunun farklı seviyelerde kesiştiği, birbirine karışmadığı yerlerdir. Bu durumlarda tren ile çarpışma riski bulunmaz. Dolayısıyla, bir çarpışma tehlikesini bildiren bu uyarı levhası alt veya üst geçitler için kullanılmaz. Bu seçenekler bu nedenle yanlıştır.
  • c) Kontrollü demir yolu geçidine: Kontrollü demir yolu geçitleri; bariyerler (kapanan kollar), yanıp sönen kırmızı ışıklar veya sesli uyarı sistemleri (çan) ile donatılmıştır. Tren yaklaşırken bu sistemler devreye girerek araç trafiğini durdurur. Kontrollü demir yolu geçidine yaklaşıldığını bildiren levhada lokomotif figürü yerine çit (bahçe parmaklığı) sembolü bulunur. Sorudaki levhada lokomotif olduğu için bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, lokomotif figürlü bu uyarı levhasını gördüğünüzde, ileride hiçbir otomatik güvenlik önlemi bulunmayan bir demir yolu geçidine (hemzemin geçit) yaklaştığınızı anlamalısınız. Bu durumda tüm sorumluluk sürücüye aittir ve geçiş yapmadan önce azami dikkat göstermek hayati önem taşır.

Soru 25
Okul taşıtının arkasındaki DUR ışıklı işareti hangi hâllerde yakılır?
A
Sadece öğrenci indirip bindirirken
B
Taşıtın fren lambaları arızalandığı zaman
C
Okul taşıtı arızalanıp yolda kaldığı zaman
D
Sadece sisli, yağmurlu veya karlı havalarda
25 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, okul taşıtlarının arkasında bulunan ve üzerinde "DUR" yazan kırmızı ışıklı işaretin hangi durumda ve ne amaçla kullanıldığı sorgulanmaktadır. Bu işaret, trafikteki diğer sürücüleri uyarmak ve özellikle öğrencilerin güvenliğini sağlamak için tasarlanmış çok önemli bir güvenlik donanımıdır. Bu nedenle doğru kullanımını bilmek, ehliyet sınavı ve güvenli sürüş için kritik bir bilgidir.

Doğru cevap a) Sadece öğrenci indirip bindirirken seçeneğidir. Okul taşıtının arkasındaki "DUR" ışığının tek ve en temel amacı, öğrencilerin araca binişi veya araçtan inişi sırasında tam bir güvenlik sağlamaktır. Bu ışık yandığında, okul taşıtını arkadan takip eden tüm araçların, sollama yapmadan durması ve öğrencilerin güvenli bir şekilde işlemi tamamlamasını beklemesi yasal bir zorunluluktur. Bu kural, öğrencilerin araçtan inip dikkatsizce yola fırlayabileceği ihtimaline karşı trafiği tamamen durdurarak olası kazaları önlemeyi hedefler.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • Taşıtın fren lambaları arızalandığı zaman: Bu durum yanlıştır. Aracın fren lambaları veya başka bir aydınlatma sisteminde arıza olduğunda sürücü, arızayı en kısa sürede gidermelidir. Diğer sürücüleri bir tehlike veya arıza konusunda uyarmak için kullanılması gereken işaret ise dörtlü ikaz lambalarıdır (flaşörler). "DUR" ışığı bir arıza sinyali değil, planlı bir eylem için verilen bir komuttur.
  • Okul taşıtı arızalanıp yolda kaldığı zaman: Bu seçenek de yanlıştır. Bir okul taşıtı arızalanıp yolda kaldığında, sürücünün yapması gereken şey yine dörtlü ikaz lambalarını yakmak ve aracın arkasına, yol ve hava şartlarına göre uygun mesafeye reflektör veya benzeri bir uyarı işareti koymaktır. "DUR" ışığı, aracın hareketsiz kaldığı bir arıza durumunu bildirmek için kullanılmaz.
  • Sadece sisli, yağmurlu veya karlı havalarda: Bu durum da kesinlikle yanlıştır. Sisli, yağmurlu veya karlı gibi görüş mesafesinin düştüğü zorlu hava koşullarında, sürücülerin araçlarını daha görünür kılmak için kısa hüzmeli farlarını, gerekliyse sis farlarını kullanmaları gerekir. "DUR" ışığının hava koşullarıyla hiçbir ilgisi yoktur ve bu gibi durumlarda kullanılması diğer sürücülerin kafasını karıştırarak tehlikeli durumlara yol açabilir.

Özetle, okul taşıtının arkasındaki "DUR" ışıklı işaret, çok özel bir anlama sahiptir ve sadece öğrencilerin can güvenliğini sağlamak amacıyla, araca bindikleri veya araçtan indikleri kısa süre boyunca yakılır. Bu ışığı gördüğünüzde, okul taşıtını geçmeden durup beklemeniz gerektiğini unutmamalısınız. Bu, hem yasal bir zorunluluk hem de toplumsal bir sorumluluktur.

Soru 26
Yapım ve bakımından sorumlu olduğu kara yollarında, İçişleri Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle, Kara Yolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen hız sınırlarının üstünde veya altında hız sınırları belirlemek ve işaretlemek hangi kurumun görev ve yetkisidir?
A
Sağlık Bakanlığının
B
Maliye Bakanlığının
C
Kara Yolları Genel Müdürlüğünün
D
Millî Eğitim Bakanlığının
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Türkiye'deki ana kara yollarında (devlet yolları, otoyollar gibi) standart hız limitlerinin dışında, yolun durumuna göre daha yüksek veya daha düşük yeni hız limitleri belirleme yetkisinin hangi kuruma ait olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, bu yetkinin "yapım ve bakımından sorumlu" olan kurumda olması ve bu işlemin "İçişleri Bakanlığının uygun görüşü" alınarak yapılmasıdır.

Doğru Cevap: c) Kara Yolları Genel Müdürlüğünün

Bu sorunun doğru cevabı Kara Yolları Genel Müdürlüğü (KGM)'dür. Çünkü Türkiye'de şehirler arası devlet yolları ve otoyolların yapımı, bakımı ve onarımından sorumlu olan ana kurum KGM'dir. Bir yolun geometrik yapısını, virajlarını, zemin özelliklerini ve trafik yoğunluğunu en iyi bilen kurum, o yolun yapımcısı ve bakımcısıdır.

Bu nedenle, yolun güvenli bir şekilde kullanılabilmesi için standart hız limitlerinin artırılması veya azaltılması gerektiğinde bu teknik kararı KGM alır. Ancak bu karar tek başına alınmaz; trafik güvenliği ve denetiminden sorumlu olan İçişleri Bakanlığı'nın (Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı aracılığıyla) görüşü ve onayı alınır. Bu iş birliği, hem mühendislik hem de güvenlik açısından en doğru kararın verilmesini sağlar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Sağlık Bakanlığı: Bu bakanlığın görevi halk sağlığını korumaktır. Trafik ile ilgili olarak, araçlarda bulunması gereken ilk yardım çantası içeriği, ambulans hizmetleri veya sürücü sağlık raporları gibi konularla ilgilenir. Yolların hız limitlerini belirlemek gibi bir mühendislik ve idari görevi yoktur.
  • b) Maliye Bakanlığı: Bu bakanlık, devletin gelir ve giderlerini, bütçeyi ve vergi politikalarını yönetir. Kara yollarının yapımı için bütçe ayırabilir ancak yolun teknik özellikleri veya trafik kuralları hakkında karar verme yetkisine sahip değildir.
  • d) Millî Eğitim Bakanlığı: Bu seçenek, ehliyet sınavına hazırlananlar için kafa karıştırıcı olabilir. Millî Eğitim Bakanlığı, sürücü kurslarının denetiminden, müfredatının belirlenmesinden ve ehliyet sınavlarının (teorik ve direksiyon) yapılmasından sorumludur. Yani sürücüleri eğitir ve belgeler, ancak yolları ve bu yollar üzerindeki kuralları yönetmez.

Özetle, bir yolun hız limitini belirleme yetkisi, o yolu en iyi tanıyan, yani onu inşa eden ve bakımını yapan kuruma aittir. Bu kurum da Kara Yolları Genel Müdürlüğü'dür. Bu basit mantığı aklınızda tutarak benzer soruları kolayca çözebilirsiniz.

Soru 27
Aşağıdakilerden hangisinin temel işlevi, çarpma anında oluşabilecek etkileri vücudun daha güçlü bölgelerine yönlendirerek ölüm ve yaralanma riskini azaltmaktır?
A
Kriko 
B
Reflektör
C
Emniyet kemeri 
D
Çekme halatı
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası anında devreye girerek insan vücudunu korumaya yönelik bir güvenlik donanımının temel işlevi sorulmaktadır. Sorunun anahtar ifadesi, çarpma kuvvetini vücudun hassas bölgelerinden alıp, bu güce daha iyi dayanabilecek kemikli ve güçlü bölgelere dağıtma prensibidir. Bu tanıma uyan donanımı bularak doğru cevaba ulaşmamız gerekiyor.

Doğru Cevap: c) Emniyet Kemeri

Emniyet kemeri, bir kaza anında vücudun ileri, yana veya yukarı doğru savrulmasını engelleyen en hayati pasif güvenlik sistemidir. Çarpışma sırasında oluşan ani ve şiddetli yavaşlama kuvvetini tek bir noktada toplamak yerine, vücuda yayar. Bu kuvveti özellikle dayanıklı olan leğen kemiği (kalça), göğüs kafesi ve omuz gibi bölgelere yönlendirir.

Bu sayede, çarpmanın etkisi karın bölgesi gibi iç organların bulunduğu hassas alanlardan veya baş ve boyun gibi kritik bölgelerden uzaklaştırılmış olur. Emniyet kemerinin bu kuvvet dağıtma özelliği, iç kanama, organ yaralanması ve kafa travması gibi ölümcül sonuçların riskini büyük ölçüde azaltır. Dolayısıyla soruda tarif edilen işlev, doğrudan emniyet kemerinin çalışma prensibidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Kriko: Kriko, aracın lastiğini değiştirmek veya altına bakmak gibi bakım işlemleri için aracı yerden kaldırmaya yarayan bir alettir. Yolcu güvenliği veya kaza anındaki koruma ile hiçbir ilgisi yoktur.
  • b) Reflektör: Reflektör, araç arızalandığında veya kaza yaptığında, arkadan gelen diğer sürücüleri uyarmak için aracın arkasına konulan üçgen şeklindeki bir ikaz işaretidir. Amacı, kaza anında koruma sağlamak değil, kazayı veya zincirleme kazaları önlemektir.
  • d) Çekme Halatı: Çekme halatı, arızalanan veya hareket edemeyen bir aracı başka bir araçla çekmek için kullanılan bir ekipmandır. Tıpkı kriko gibi bir alettir ve kaza anındaki yolcu güvenliği ile bir fonksiyonu bulunmamaktadır.
Soru 28
I- Park etmek II- Geri gitmek III- Duraklamak Bağlantı yolları üzerinde yukarıda verilenlerden hangilerinin yapılması yasaktır?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafiğin akışını düzenleyen önemli yollardan biri olan "bağlantı yolları" üzerindeki yasaklar sorgulanmaktadır. Bağlantı yolları, genellikle otoyol veya ekspres yol gibi yüksek hızlı yollara giriş (katılma) ve çıkış (ayrılma) için kullanılan kısa, tek yönlü yollardır. Bu yolların temel amacı, araçların güvenli bir şekilde hızlanarak veya yavaşlayarak ana yola katılmasını ya da ana yoldan ayrılmasını sağlamaktır. Şimdi, soruda verilen eylemleri ve bunların bağlantı yollarında neden yasak olduğunu tek tek inceleyelim:
  • I- Park etmek: Bağlantı yolları, kesintisiz ve genellikle yüksek hızlı trafik akışı için tasarlanmıştır. Bu yollara park edilen bir araç, hem yolu daraltarak trafiği tehlikeli bir şekilde sıkıştırır hem de hızla gelen diğer sürücüler için beklenmedik bir engel oluşturur. Bu durum, ciddi kazalara yol açabileceği için park etmek kesinlikle yasaktır.
  • II- Geri gitmek: Bağlantı yolları tek yönlüdür ve trafik belirli bir yönde akar. Geri gitmek, trafik akışının tersine hareket etmek anlamına gelir ki bu, en tehlikeli trafik ihlallerinden biridir. Yola girmek üzere hızlanan bir araç, karşısında geri gelen bir araçla karşılaşırsa feci bir kaza meydana gelebilir. Bu nedenle geri gitmek kesinlikle yasaktır.
  • III- Duraklamak: Duraklamak, park etmekten daha kısa süreli olsa da bağlantı yollarında aynı derecede tehlikelidir. Yolcu indirmek veya bindirmek gibi kısa süreli duruşlar bile, arkadan gelen ve hızını ayarlamaya çalışan sürücüler için ani bir engel teşkil eder. Bu durum, zincirleme kazalara neden olabileceğinden, duraklamak da yasaktır.

Doğru Cevabın Açıklaması (d şıkkı)

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, bağlantı yollarında hem park etmek (I), hem geri gitmek (II), hem de duraklamak (III) trafik güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye attığı için yasaklanmıştır. Bu yolların tek amacı, trafiği aksatmadan ve tehlike yaratmadan ana yollara geçişi sağlamaktır. Bu nedenle, üç eylemi de içeren d) I, II ve III seçeneği doğru cevaptır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Sadece park etmenin yasak olduğunu belirtir, ancak geri gitmek ve duraklamak da aynı şekilde tehlikeli ve yasaktır.
  2. b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Park etmenin ve geri gitmenin yasak olduğunu doğru bir şekilde belirtse de, en az onlar kadar tehlikeli olan duraklama yasağını göz ardı eder.
  3. c) II ve III: Bu seçenek de eksiktir. Geri gitmenin ve duraklamanın yasak olduğunu belirtirken, yine çok tehlikeli bir eylem olan park etme yasağını içermez.
Soru 29
Resimde görülen koruma başlığını, aşağıda verilenlerden hangilerinin kullanması zorunludur? I- Motosiklet yolcuları II- Motosiklet sürücüleri III- Motorlu bisiklet yolcuları IV- Motorlu bisiklet sürücüleri
A
I ve II 
B
III ve IV
C
I, II ve III 
D
I, II, III ve IV
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, resimde gösterilen ve "kask" olarak da bilinen koruma başlığının, trafikte hangi kişiler tarafından kullanılmasının yasal bir zorunluluk olduğu sorgulanmaktadır. Sorunun doğru çözümü için Türkiye'deki Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddelerini bilmek gerekir. Bu yönetmelik, iki tekerlekli motorlu araçların kullanımı sırasında alınması gereken güvenlik önlemlerini net bir şekilde belirtir.

Doğru Cevap: d) I, II, III ve IV

Doğru cevabın d) I, II, III ve IV seçeneği olmasının sebebi, trafik mevzuatının bu konuda hiçbir ayrım yapmamasıdır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, motorlu bisiklet ve motosiklet gibi iki tekerlekli motorlu araçları kullanan sürücülerin koruma başlığı (kask) takması zorunludur. Aynı şekilde, bu araçlarda seyahat eden yolcuların da kask takma zorunluluğu bulunmaktadır. Kanun, can güvenliğini esas aldığı için sürücü ile yolcu arasında veya aracın "motosiklet" ya da "motorlu bisiklet" olması arasında bir fark gözetmez.

  • I- Motosiklet yolcuları: Zorunludur.
  • II- Motosiklet sürücüleri: Zorunludur.
  • III- Motorlu bisiklet yolcuları: Zorunludur.
  • IV- Motorlu bisiklet sürücüleri: Zorunludur.

Tüm bu grupların kask takması yasal bir gereklilik olduğu için, hepsini içeren d) seçeneği doğru yanıttır. Bu kuralın temel amacı, olası bir kaza anında kafa travması riskini en aza indirerek hayati tehlikeyi önlemektir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

Diğer seçenekler, yasal zorunluluğun kapsamını eksik belirttiği için yanlıştır.

  1. a) I ve II: Bu seçenek sadece motosiklet sürücü ve yolcularını kapsar. Motorlu bisiklet sürücü ve yolcularını dışarıda bıraktığı için eksiktir ve bu nedenle yanlıştır.
  2. b) III ve IV: Bu seçenek ise sadece motorlu bisiklet sürücü ve yolcularını kapsar. Motosiklet sürücü ve yolcularını içermediği için bu da eksik bir bilgidir ve yanlıştır.
  3. c) I, II ve III: Bu seçenek motorlu bisiklet sürücüsünü (IV. madde) kapsamadığı için yanlıştır. Kural, motorlu bisiklet sürücüleri için de geçerlidir.

Özetle, ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda unutmamanız gereken en önemli nokta şudur: Türkiye'de iki tekerlekli motorlu bir araca biniyorsanız, sürücü de olsanız yolcu da olsanız, aracın cinsi ne olursa olsun (motosiklet veya motorlu bisiklet) kask takmak zorundasınız. Bu kural hem sizin hem de taşıdığınız yolcunun can güvenliği için hayati önem taşır.

Soru 30
Trafik görevlisinin hangi hareketi bir seri halinde yapması, o yönde akan "trafiğin yavaşlaması" talimatını içerir?
A
B
C
D
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik görevlisinin yaptığı işaretlerden hangisinin "Trafiği Yavaşlat" anlamına geldiği sorulmaktadır. Trafik polisinin el, kol ve vücut hareketleri, sürücüler için tıpkı trafik ışıkları ve levhaları gibi bağlayıcı kurallardır. Bu işaretlerin anlamlarını bilmek, hem sınavda başarılı olmak hem de trafikte güvenli bir şekilde seyretmek için çok önemlidir.

Doğru cevap a seçeneğidir. Görselde, trafik polisi bir kolunu yana doğru uzatmış ve elini aşağı-yukarı doğru hareket ettirmektedir. Bu hareket, işaretin yapıldığı yönde ilerleyen araç sürücülerine "hızınızı azaltın" veya "yavaşlayın" talimatını verir. Hareketin bir seri halinde, yani tekrar edilerek yapılması, bu talimatın sürekliliğini ve önemini vurgular.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) seçeneği: Bu görselde trafik polisi kollarını iki yana açarak sabit bir şekilde durmaktadır. Bu işaret, polisin ön ve arka cephesinde kalan yolların trafiğe kapalı olduğunu, yani bu yönlerden gelen araçların DURMASI gerektiğini belirtir. Polisin kollarının baktığı yönlerdeki (sağ ve solundaki) trafik ise akmaya devam edebilir. Dolayısıyla bu bir yavaşlama değil, durma işaretidir.
  • c) seçeneği: Bu harekette trafik polisi bir kolunu dik bir şekilde yukarı kaldırmıştır. Bu, tüm yönlerden gelen trafik için genel bir DUR talimatıdır. Trafik ışıklarındaki sarı ışığın görevine benzer; yani bir sonraki harekete hazırlık için tüm sürücülerin durması gerektiğini bildirir. Bu da bir yavaşlama değil, kesin bir durma komutudur.
  • d) seçeneği: Bu görselde ise trafik polisi koluyla ileriyi işaret etmektedir. Bu hareket, trafiği yönlendirme, hızlandırma veya belirli bir yöndeki araçlara GEÇ talimatı verme amacıyla kullanılır. Soru bizden yavaşlama talimatını istediği için bu seçenek tam tersi bir anlama sahiptir ve yanlıştır.

Özetle, trafik polisinin kolunu aşağı yukarı sallaması "Yavaşla", kollarını iki yana açması veya tek kolunu yukarı kaldırması "Dur", koluyla işaret etmesi ise genellikle "Geç" veya "Hızlan" anlamına gelir. Bu nedenle sorunun doğru cevabı "a" seçeneğidir.

Soru 31

I. Çocuk trafik eğitim parklarının yapılma, açılma, eğitim, denetim ve çalışma esaslarını belirlemek

II. Sürücü adaylarının teorik ve uygulamalı sınavlarını yapmak ve başarılı olanlara sertifika verilmesini sağlamak

III. Kara yollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak tedbirleri almak ve aldırmak

Verilenlerden hangileri Milli Eğitim Bakanlığının trafikle ilgili görevlerindendir?

A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
I, II ve III
31 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte rol alan çeşitli kurumların görevleri arasından hangilerinin Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) ait olduğunu bulmamız isteniyor. Trafik yönetimi ve denetimi birden fazla kurumun sorumluluğundadır. Bu nedenle her bir kurumun görev alanını iyi bilmek önemlidir. Şimdi verilen öncülleri tek tek inceleyerek hangi kurumun görev alanına girdiğini belirleyelim.

I. Çocuk trafik eğitim parklarının yapılma, açılma, eğitim, denetim ve çalışma esaslarını belirlemek

Bu görev doğrudan eğitim ile ilgilidir. Türkiye'de okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyindeki tüm eğitim faaliyetlerinden sorumlu olan ana kurum Milli Eğitim Bakanlığıdır. Çocuklara yönelik trafik bilincini oluşturmak amacıyla kurulan trafik eğitim parkları da bu kapsamda değerlendirilir. Dolayısıyla bu parkların kurulması, işleyişi ve denetimi Milli Eğitim Bakanlığının görevleri arasındadır.

II. Sürücü adaylarının teorik ve uygulamalı sınavlarını yapmak ve başarılı olanlara sertifika verilmesini sağlamak

Sürücü eğitimi süreci, sürücü kurslarında başlar ve sınavlarla tamamlanır. Sürücü kurslarının denetimi, müfredatlarının belirlenmesi ve en önemlisi sürücü adaylarının girdiği teorik (e-sınav) ve direksiyon sınavlarının organizasyonu tamamen Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluğundadır. Sınavlarda başarılı olan adaylara verilen "Sürücü Sertifikası" da MEB tarafından onaylanır. Bu sertifika ile Nüfus Müdürlüğüne başvurularak ehliyet alınır. Bu nedenle bu görev de kesinlikle Milli Eğitim Bakanlığına aittir.

III. Kara yollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak tedbirleri almak ve aldırmak

Bu görev, yolların fiziki yapısı, bakımı, onarımı ve trafik güvenliğini sağlayacak işaretlemeler (trafik levhaları, yol çizgileri, sinyalizasyon sistemleri vb.) ile ilgilidir. Bu tür teknik ve altyapısal çalışmalar, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı olan Karayolları Genel Müdürlüğünün (KGM) ana görev alanına girer. Belediye sınırları içindeki yollarda ise bu görev ilgili belediyelere aittir. Görüldüğü gibi bu görevin eğitimle bir ilgisi yoktur ve Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluğunda değildir.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

Yaptığımız incelemeler sonucunda şu bilgilere ulaştık:

  • I. Öncül: Milli Eğitim Bakanlığının görevidir.
  • II. Öncül: Milli Eğitim Bakanlığının görevidir.
  • III. Öncül: Karayolları Genel Müdürlüğünün görevidir.

Bu durumda, soruda istenen Milli Eğitim Bakanlığının görevleri I ve II numaralı öncüllerdir. Bu iki öncülü birlikte içeren seçenek a) I ve II seçeneğidir. Diğer seçenekler, yanlış bir şekilde III. öncülü içerdiği veya doğru öncüllerden birini dışarıda bıraktığı için hatalıdır.

Soru 32
Şekle göre 1 numaralı araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Hızını azaltması
B
Öndeki aracı geçmesi
C
Takip mesafesini artırması
D
Duraklama yapmaktan kaçınması
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir tepe üstüne yaklaşan 1 numaralı araç sürücüsünün yapmaması gereken, yani hatalı olan davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Görseldeki en önemli ipucu, aracın görüş mesafesinin çok kısıtlı olduğu bir tepe üstüne yaklaşıyor olması ve yoldaki şerit çizgisinin düz (kesintisiz) olmasıdır. Bu tür yerler, trafik kazaları açısından potansiyel tehlike barındıran noktalardır.

Doğru cevap b) Öndeki aracı geçmesi seçeneğidir. Çünkü tepe üstü gibi görüşün yetersiz olduğu yerlerde karşı yönden bir aracın gelip gelmediği görülemez. Bu durumda sollama yapmak, karşıdan gelen araçla kafa kafaya çarpışma gibi çok tehlikeli bir kazaya yol açabilir. Zaten yoldaki düz çizgi de bu tehlikeden dolayı sollama yapmanın (şerit değiştirmenin) yasak olduğunu belirtir. Bu nedenle sürücünün bu noktada öndeki aracı geçmeye çalışması kesinlikle yanlış ve yasaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna, yani sürücünün neden bu davranışları yapması gerektiğine bakalım:

  • a) Hızını azaltması: Bu, yapılması gereken doğru bir davranıştır. Görüş mesafesinin azaldığı tepe üstü, viraj, tünel gibi yerlere yaklaşırken olası bir tehlikeye karşı zamanında durabilmek veya manevra yapabilmek için hız azaltılmalıdır. Bu nedenle bu seçenek, yapılması yanlış bir davranış değildir.
  • c) Takip mesafesini artırması: Bu da yapılması gereken doğru bir davranıştır. Öndeki aracın, tepe üstünde aniden beliren bir tehlike (örneğin yolda duran bir araç veya bir hayvan) nedeniyle ani fren yapma olasılığı vardır. Takip mesafesini artırmak, bu gibi durumlarda güvenli bir şekilde durabilmek için gerekli zamanı ve mesafeyi tanır.
  • d) Duraklama yapmaktan kaçınması: Bu da yine doğru bir davranıştır. Tepe üstleri gibi görüşün kapalı olduğu yerlerde duraklama veya park etme yapmak çok tehlikelidir. Arkadan gelen ve sizi görmeyen bir sürücü, aracınıza çarpabilir. Bu nedenle bu tür tehlikeli ve görüşün kısıtlı olduğu yerlerde duraklama yapmaktan kaçınmak gerekir.

Özetle, soru bizden yapılması yanlış olan davranışı bulmamızı istiyor. Hızı azaltmak, takip mesafesini artırmak ve duraklama yapmaktan kaçınmak bu durumda yapılması gereken güvenli ve doğru davranışlardır. Ancak öndeki aracı geçmek (sollama yapmak) hem görüş yetersizliği hem de yoldaki düz çizgi kuralı nedeniyle kesinlikle yanlış ve yasaktır.

Soru 33
Şekle göre aşağıdakilerden hangisinin yapılması doğrudur? \"\"
A
Takip mesafesinin azaltılması 
B
Araçların aynı şeritte seyretmesi 
C
Öndeki aracın karşı şeride geçmesi 
D
Arkadaki aracın öndeki aracı geçmesi
33 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, resimde gösterilen trafik durumuna göre sürücülerin yapması gereken doğru ve güvenli davranışın ne olduğu sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için resimdeki trafik işaretlerini ve yol çizgilerini dikkatlice incelememiz gerekir. Resimde iki önemli ipucu bulunmaktadır: birincisi ileride keskin bir viraj olduğunu gösteren "Tehlikeli Viraj Yön Levhası", ikincisi ise şeritleri ayıran "Düz Devamlı Çizgi".

Bu iki unsur, sürücülerin nasıl davranması gerektiği konusunda net kurallar belirler. Tehlikeli viraj levhası, sürücüyü hızını azaltması ve dikkatli olması konusunda uyarır. Düz devamlı yol çizgisi ise şerit değiştirmenin ve öndeki aracı sollamanın (geçmenin) kesinlikle yasak olduğunu belirtir. Bu kurallar, özellikle görüş mesafesinin kısıtlı olduğu viraj gibi tehlikeli yerlerde kazaları önlemek için konulmuştur.

Doğru Cevap: b) Araçların aynı şeritte seyretmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, mevcut trafik kurallarının tam olarak bunu gerektirmesidir. Düz devamlı çizgi, şerit değiştirmeyi yasaklar. Tehlikeli viraj levhası ise riskli manevralardan kaçınılması gerektiğini gösterir. Dolayısıyla, en güvenli ve yasalara uygun davranış, her iki aracın da hızlarını viraja göre ayarlayarak kendi şeritlerinde ilerlemeye devam etmesidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Takip mesafesinin azaltılması: Bu son derece tehlikeli bir davranıştır. Özellikle tehlikeli bir viraja yaklaşırken, öndeki aracın aniden yavaşlama veya fren yapma ihtimaline karşı takip mesafesi azaltılmamalı, aksine artırılmalıdır. Güvenli bir takip mesafesi, acil durumlarda tepki verebilmek için hayati önem taşır.
  • c) Öndeki aracın karşı şeride geçmesi: Bu, hem düz devamlı çizgi kuralını ihlal etmek anlamına gelir hem de virajda karşıdan gelen aracı göremeyeceği için bir kafa kafaya çarpışma riskini beraberinde getirir. Bu, yapılabilecek en tehlikeli ve yasak manevralardan biridir.
  • d) Arkadaki aracın öndeki aracı geçmesi: Öndeki aracı geçmek (sollamak), şerit değiştirmeyi gerektirir. Düz devamlı çizgi olduğu için sollama yapmak yasaktır. Ayrıca, görüş açısının olmadığı bir virajda sollama yapmak, karşı yönden gelen bir araçla çarpışma riskini doğuracağı için kesinlikle yanlıştır.

Özetle, resimdeki trafik işaretleri ve yol çizgileri, sürücülere şerit değiştirmemeleri ve sollama yapmamaları gerektiğini açıkça bildirmektedir. Bu nedenle doğru davranış, araçların mevcut konumlarını koruyarak güvenli bir şekilde aynı şeritte yollarına devam etmeleridir.

Soru 34
I- Çekme halatı II- Pense, tornavida III- Kriko, bijon anahtarı IV- Bir çift patinaj zinciri Yukarıdaki malzeme ve takımlardan hangilerinin otomobillerde bulundurulması zorunludur?
A
I ve II 
B
I, II ve III
C
II, III ve IV 
D
I, II, III ve IV
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'de otomobillerde yasal olarak bulundurulması zorunlu olan malzeme ve takımların hangileri olduğu sorulmaktadır. Sürücülerin yolda karşılaşabilecekleri acil durumlara (lastik patlaması, arıza, karlı yollar vb.) hazırlıklı olmalarını sağlamak amacıyla Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirtilen bu ekipmanların bilinmesi ehliyet sınavı için oldukça önemlidir. Şimdi bu malzemeleri ve neden zorunlu olduklarını tek tek inceleyelim.

  • I- Çekme halatı: Aracınızın arıza yapması veya yolda kalması durumunda başka bir araç tarafından çekilebilmesi için gereklidir. Aynı şekilde, yolda kalmış başka bir sürücüye yardım edebilmeniz için de önemlidir. Bu nedenle, acil durumlar için araçta bulundurulması zorunlu bir güvenlik ekipmanıdır.
  • II- Pense, tornavida: Bu aletler, temel bir takım setinin parçalarıdır. Akü kutup başının gevşemesi, bir vidanın sıkılması veya küçük çaplı bir elektrik aksamının düzeltilmesi gibi basit onarımlar için sürücünün yanında bulunmalıdır. Bu tür küçük sorunları çözerek yola devam etmeyi sağlayabileceği için zorunlu tutulmuştur.
  • III- Kriko, bijon anahtarı: Aracın lastiği patladığında, yedeğiyle (stepne) değiştirebilmek için bu iki alet şarttır. Kriko, aracı yerden kaldırmaya yararken, bijon anahtarı ise tekerleği sabitleyen vidaları (bijonları) söküp takmak için kullanılır. Lastik patlaması en sık karşılaşılan yol sorunlarından biri olduğu için bu ekipmanlar hayati öneme sahiptir ve kesinlikle zorunludur.
  • IV- Bir çift patinaj zinciri: Özellikle kış aylarında, karlı ve buzlu yollarda aracın yol tutuşunu artırmak ve kaymayı önlemek için kullanılır. Yönetmeliğe göre, özellikle kış lastiği zorunluluğu olan tarihlerde (genellikle 1 Aralık - 1 Nisan arası) araçta patinaj zinciri bulundurmak zorunludur. Soru genel bir durumu ifade ettiği için, patinaj zinciri de zorunlu ekipmanlar listesinde yer alır.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

Soruda verilen dört maddenin de otomobillerde bulundurulması yasal bir zorunluluktur. Bu ekipmanlar, sürücünün yolda kalması durumunda temel sorunları çözebilmesi ve güvenli bir şekilde yoluna devam edebilmesi veya yardım alabilmesi için gereklidir. Şimdi seçenekleri bu bilgi ışığında inceleyelim:

  • a) I ve II: Bu seçenek eksiktir. Lastik değiştirmek için en temel aletler olan kriko ve bijon anahtarını (III) ve kış koşulları için patinaj zincirini (IV) içermemektedir.
  • b) I, II ve III: Bu seçenek de eksiktir. Çoğu acil durum ekipmanını içerse de, kış aylarında zorunlu olan patinaj zincirini (IV) dışarıda bırakmıştır.
  • c) II, III ve IV: Bu seçenek de hatalıdır çünkü arıza durumunda çok önemli olan çekme halatını (I) içermemektedir.
  • d) I, II, III ve IV: Bu seçenek, soruda listelenen ve yönetmeliğe göre otomobillerde bulundurulması zorunlu olan tüm ekipmanları içermektedir. Bu nedenle doğru cevap budur.

Sonuç olarak, çekme halatı, temel el aletleri, lastik değiştirme ekipmanları ve patinaj zinciri, bir otomobilde bulunması gereken zorunlu donanımlardır. Bu yüzden sorunun doğru cevabı, tüm bu maddeleri kapsayan d) seçeneğidir.

Soru 35

I. Arkadan çarpma

II. Kavşaklarda geçiş hakkı kuralına uyma

III. Geçme yasağı olan yerlerde öndeki aracı geçme

Yukarıda verilenlerin hangileri, araç sürücülerinin trafik kazalarında asli (esas) kusurlarından sayılır?

A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
I, II ve III
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldiğinde, hangi sürücü davranışlarının kazanın ana nedeni olarak kabul edildiği, yani "asli kusur" (esas kusur) sayıldığı sorulmaktadır. Asli kusur, kazanın oluşumunda temel rol oynayan ve sürücünün sorumluluğunu neredeyse kesinleştiren bariz kural ihlalleridir. Şimdi verilen maddeleri tek tek inceleyelim.

I. Arkadan çarpma

Trafik kurallarına göre her sürücü, önündeki araçla arasında güvenli bir "takip mesafesi" bırakmak zorundadır. Bu mesafe, öndeki aracın ani durması durumunda ona çarpmadan durabilecek kadar olmalıdır. Eğer bir sürücü öndeki araca arkadan çarparsa, bu durum takip mesafesi kuralını ihlal ettiğinin en net kanıtı olarak kabul edilir. Bu nedenle arkadan çarpma, Karayolları Trafik Kanunu'na göre her zaman bir asli kusur durumudur.

II. Kavşaklarda geçiş hakkı kuralına uyma

Bu ifadeye dikkat etmek çok önemlidir. Burada "kurala uymak" eyleminden bahsedilmektedir. Trafik kurallarına uymak, sürücüden beklenen doğru ve sorumlu davranıştır; bir kusur veya hata değildir. Eğer ifade "kavşaklarda geçiş hakkı kuralına uymama" şeklinde olsaydı, bu bir asli kusur sayılırdı. Ancak mevcut haliyle bu madde, doğru bir davranışı tanımladığı için asli kusur olarak kabul edilemez.

III. Geçme yasağı olan yerlerde öndeki aracı geçme

Trafik işaretleri veya yol çizgileriyle (düz çizgi gibi) geçmenin yasaklandığı yerler; tepe üstleri, virajlar, kavşaklar ve görüşün yetersiz olduğu diğer tehlikeli bölgelerdir. Bu yasakların konulmasının sebebi, sollama yapmanın bu noktalarda son derece riskli olmasıdır. Bir sürücü bu yasağı çiğneyerek öndeki aracı geçerse ve bu esnada bir kaza meydana gelirse, bu durum kazanın doğrudan sebebi olarak görülür ve açık bir asli kusur sayılır.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

Yaptığımız incelemeye göre:

  • I numaralı "Arkadan çarpma" bir asli kusurdur.
  • II numaralı "Kurala uyma" bir kusur değildir.
  • III numaralı "Yasak yerde geçme" bir asli kusurdur.

Bu durumda, asli kusur sayılan durumlar I ve III'tür. Şimdi seçenekleri değerlendirelim:

  • a) I ve II: Bu seçenek yanlıştır, çünkü II numaralı madde bir kusur değildir.
  • b) I ve III: Bu seçenek doğrudur, çünkü hem arkadan çarpma hem de yasak yerde geçme asli kusur halleridir.
  • c) II ve III: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü II numaralı madde doğru bir davranışı ifade eder.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek, II numaralı maddeyi yanlış bir şekilde kusur olarak dahil ettiği için yanlıştır.

Dolayısıyla, sorunun doğru cevabı b) I ve III seçeneğidir.

Soru 36
I. Şarj II. ABS

III. Yağ basıncı

Verilen ikaz lambalarından hangilerinin araç gösterge panelinde yanması aracın derhal durdurulmasını ve kontağın kapatılmasını gerektirir?
A
Yalnız III
B
I ve II.
C
I ve III.
D
I ve III. II ve III.
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, araç gösterge panelinde yanan hangi ikaz lambalarının, sürücünün aracı hemen güvenli bir yere çekip motoru durdurmasını gerektiren acil bir durumu işaret ettiği sorulmaktadır. Bu, aracın motorunda veya önemli sistemlerinde geri döndürülemez bir hasarı önlemek için hayati önem taşıyan bir bilgidir. Şimdi verilen ikaz lambalarını ve anlamlarını tek tek inceleyelim.

I. Şarj İkaz Lambası: Bu lamba, genellikle bir akü sembolü şeklinde olan kırmızı renkli bir ışıktır. Araç çalışırken bu lambanın yanması, şarj sisteminde bir sorun olduğunu, yani alternatörün (şarj dinamosu) aküyü şarj etmediğini gösterir. Araç bu durumda sadece akünün gücüyle çalışmaya devam eder ve akü bittiğinde motor aniden durur. Daha da önemlisi, alternatörü çeviren V kayışı kopmuş olabilir ve bu kayış aynı zamanda su pompasını (devirdaim) da çalıştırıyorsa, motor soğutma yapamaz ve çok kısa sürede hararet yaparak ciddi hasar görebilir. Bu nedenle şarj lambası yandığında, araç derhal güvenli bir yere çekilip kontak kapatılmalıdır.

II. ABS İkaz Lambası: ABS (Anti-Blokaj Fren Sistemi) lambası, genellikle sarı veya turuncu renkte yanar. Bu lambanın yanması, fren sisteminin kilitlenmeyi önleyici özelliğinde bir arıza olduğunu belirtir. Ancak bu durum, aracın frenlerinin tamamen tutmayacağı anlamına gelmez; sadece standart (ABS'siz) fren sistemi devreye girer. Bu bir güvenlik uyarısıdır ve en kısa zamanda servise gidilmesi gerekir, fakat aracın derhal durdurulmasını ve kontağın kapatılmasını gerektiren acil bir durum değildir. Araç dikkatli bir şekilde kullanılmaya devam edilebilir.

III. Yağ Basıncı İkaz Lambası: Kırmızı renkli ve ucundan yağ damlayan bir yağdanlık sembolü olan bu lamba, motor için en kritik uyarılardan biridir. Bu lambanın yanması, motorun içerisinde yeterli yağ basıncı olmadığını veya hiç yağ kalmadığını gösterir. Yağ, motorun hareketli parçaları arasında bir film tabakası oluşturarak sürtünmeyi engeller. Yağ basıncı düştüğünde, metal parçalar birbirine doğrudan temas eder, aşırı ısınır ve çok kısa sürede motorun "kilitlenmesine" veya "yatak sarmasına" neden olur. Bu, motorun tamamen kullanılamaz hale gelmesi demektir. Bu yüzden yağ lambası yandığı an, saniyeler içinde araç durdurulmalı ve kontak kapatılmalıdır.

Doğru ve Yanlış Cevapların Değerlendirilmesi

  • Doğru Cevap: c) I ve III.
    Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, hem Şarj (I) ikaz lambası (potansiyel hararet riski ve yolda kalma tehlikesi) hem de Yağ Basıncı (III) ikaz lambası (kesin ve ani motor hasarı riski) yandığında, aracın motorunu korumak için derhal durup kontağı kapatmak zorunludur. Bu iki lamba, en acil müdahale gerektiren uyarılardır.
  • Neden Diğerleri Yanlış?
    • a) Yalnız III: Bu seçenek eksiktir. Yağ basıncı lambası kesinlikle acil durdurma gerektirse de, şarj lambasının yanması da (özellikle V kayışı kopması ihtimaline karşı) aynı derecede acil bir durum yaratabilir.
    • b) I ve II: Bu seçenek yanlıştır çünkü ABS (II) lambası, acil bir durdurma gerektirmez. Sadece fren sisteminin ek bir güvenlik özelliğinin devre dışı kaldığını belirtir.
    • d) II ve III: Bu seçenek de ABS (II) lambasını içerdiği için yanlıştır. ABS uyarısı, yağ basıncı uyarısı kadar kritik ve acil değildir.

Özetle; gösterge panelinizde kırmızı renkte yanan Şarj (Akü) ve Yağ Basıncı (Yağdanlık) lambalarını gördüğünüzde, paniğe kapılmadan ama en hızlı şekilde aracınızı güvenli bir yere çekip motoru durdurmalısınız. Bu, sizi hem yolda kalmaktan hem de çok büyük tamir masraflarından kurtaracak en doğru harekettir.

Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi yakıt tüketiminin artmasında sürücüden kaynaklanan kusurdur?
A
Lastik hava basınçlarının yetersiz olması
B
Motorun gereksiz yere çalışır hâlde tutulması
C
Ön düzen ayarlarının bozuk olması
D
Frenlerin ayarsız olması
37 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, yakıt tüketimini artıran çeşitli durumlar verilmiş ve bunlardan hangisinin doğrudan sürücünün bir davranışı veya alışkanlığı nedeniyle ortaya çıktığı sorulmuştur. Sorunun kilit noktası, problemin kaynağının araçtaki bir arıza mı yoksa sürücünün bir eylemi mi olduğunu ayırt etmektir. Tüm seçenekler yakıt tüketimini artırsa da, sadece bir tanesi doğrudan sürücü kontrolündeki bir eylemdir.

Doğru Cevap: b) Motorun gereksiz yere çalışır hâlde tutulması

Doğru cevabın bu seçenek olmasının sebebi, motoru gereksiz yere çalıştırmanın tamamen sürücünün kararına bağlı bir eylem olmasıdır. Örneğin, kısa bir bekleme anında, birini beklerken veya uzun süren kırmızı ışıklarda kontağı kapatmak yerine motoru çalışır halde bırakmak, sürücünün bir tercihidir. Bu davranış, araç hareket etmediği halde yakıt tüketimine neden olur ve bu durum doğrudan sürücüden kaynaklanan bir kusurdur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Lastik hava basınçlarının yetersiz olması: Lastiklerin havasının inik olması, yuvarlanma direncini artırarak motorun daha fazla güç harcamasına ve dolayısıyla yakıt tüketiminin artmasına neden olur. Ancak bu durum, sürücünün bir sürüş alışkanlığı değil, araç bakımıyla ilgili bir eksikliktir. Sürücünün sorumluluğu lastik havalarını kontrol etmektir, fakat düşük basınç durumu aracın kendisiyle ilgili teknik bir sorundur.

  • c) Ön düzen ayarlarının bozuk olması: Ön düzen (rot) ayarının bozuk olması, lastiklerin yola düzgün basmamasına ve sürtünmenin artmasına yol açar. Bu da yakıt tüketimini artırır. Tıpkı lastik basıncı gibi, bu da sürücünün bir eylemi değil, araçtan kaynaklanan mekanik bir arızadır. Bu arızanın giderilmesi sürücünün sorumluluğundadır ama arızanın kendisi bir sürücü kusuru değildir.

  • d) Frenlerin ayarsız olması: Ayarsız veya sıkı frenler, balataların diske veya kampanaya sürekli sürtünmesine neden olabilir. Bu durum, aracın ilerlemesini zorlaştırır ve motorun bu direnci yenmek için daha fazla yakıt yakmasına sebep olur. Bu da yine bir sürüş alışkanlığı değil, araçtaki mekanik bir arızadır.

Özetle, a, c ve d seçenekleri aracın bakımsızlığı veya mekanik arızaları sonucu ortaya çıkan ve yakıt tüketimini artıran durumlardır. Ancak b seçeneği, aracın durumu ne olursa olsun, sürücünün o anki kararıyla gerçekleştirdiği ve yakıt tüketimini doğrudan etkileyen bir eylemdir. Bu nedenle "sürücüden kaynaklanan kusur" tanımına en uygun olan seçenek budur.

Soru 38
Sürüş sırasında aracın gösterge panelinde bulunan şekildeki ikaz ışığının yanması sürücüye neyi bildirir?
A
Ön ısıtma bujilerinin çalışmakta olduğunu
B
Fren balatalarının bitmek üzere olduğunu
C
Motor yağ basıncının çok düşük olduğunu
D
Fren hidrolik seviyesinin çok düşük olduğunu
38 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, araç gösterge panelinde yanan ve "yağdanlık" veya "Aladdin'in lambası" olarak da bilinen ikaz ışığının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu ışık, motorun sağlığı için hayati öneme sahip bir uyarıdır ve her sürücünün anlamını ve ne yapması gerektiğini bilmesi gerekir.

Doğru Cevap: c) Motor yağ basıncının çok düşük olduğunu

Bu ikaz ışığı, motorun yağlama sistemiyle doğrudan ilgilidir. Motorun içinde hareket eden parçaların (pistonlar, krank mili vb.) birbirine sürtünerek aşınmasını ve aşırı ısınmasını önlemek için motor yağı kullanılır. Yağ pompası, bu yağı basınçlı bir şekilde motorun en kritik noktalarına gönderir. Bu ikaz ışığı yandığında, yağ pompasının yeterli basınç üretemediği veya sistemde yeterli yağ kalmadığı anlamına gelir. Bu durum, motor parçalarının yağlanamadığı ve çok kısa sürede ciddi ve masraflı hasarların oluşabileceği anlamına gelir. Bu nedenle, bu ışık yandığında araç derhal güvenli bir yere çekilmeli ve motor stop ettirilmelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Ön ısıtma bujilerinin çalışmakta olduğunu: Bu seçenek yanlıştır. Ön ısıtma bujileri (kızdırma bujileri), sadece dizel motorlu araçlarda bulunur ve soğuk havalarda motorun ilk çalıştırılmasını kolaylaştırmak için yanma odasını ısıtır. Gösterge panelindeki simgesi genellikle aşağıya doğru kıvrılan bir sarmal veya yay şeklindedir (☆). Bu ışık, kontak açıldığında yanar ve kısa bir süre sonra söner; söndükten sonra marşa basılır.
  • b) Fren balatalarının bitmek üzere olduğunu: Bu seçenek de yanlıştır. Fren balataları aşındığında ve değişim zamanı geldiğinde yanan ikaz ışığının simgesi farklıdır. Genellikle parantez içinde bir daire ve bu dairenin iki yanında kesik çizgilerden oluşur. Bu bir uyarıdır ancak motor yağı uyarısı kadar acil bir durum teşkil etmez.
  • d) Fren hidrolik seviyesinin çok düşük olduğunu: Bu seçenek yanlıştır. Fren hidrolik seviyesi düştüğünde veya el freni çekili olduğunda yanan ikaz ışığı genellikle parantez içinde bir daire ve ortasında bir ünlem işareti (!) şeklinde olur. Bu da fren sistemiyle ilgili ciddi bir soruna işaret eder ve hemen kontrol edilmesi gerekir, ancak soruda gösterilen simge bu anlama gelmez.

Özetle, fotoğraftaki yağdanlık simgesi, motorun "kan basıncının" düştüğünü haber veren kritik bir uyarıdır. Bu uyarıyı gördüğünüzde asla yola devam etmemeli, hemen aracı durdurup motoru kapatmalısınız. Aksi takdirde motorunuzda geri döndürülemez hasarlar meydana gelebilir.

Soru 39
Benzinli motorlar hangi prensibe göre çalışır?
A
Sıkıştırılmış hava üzerine mazot püskürtme
B
Sıkıştırılmış mazot-hava karışımını bujiyle ateşleme
C
Sıkıştırılmış benzin-hava karışımını bujiyle ateşleme
D
Sıkıştırılmış benzin-hava karışımını enjektörle ateşleme
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, benzinli bir motorun çalışmasını sağlayan temel prensip sorgulanmaktadır. Yani, motorun yakıttan nasıl güç ürettiği ve bu sürecin ana adımlarının ne olduğu sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için benzinli ve dizel motorlar arasındaki temel farkları bilmek önemlidir.

Doğru Cevap: c) Sıkıştırılmış benzin-hava karışımını bujiyle ateşleme

Benzinli motorlar, "Dört Zamanlı Otto Çevrimi" adı verilen bir prensiple çalışır. Bu süreçte motor, silindirin içine önce belirli bir oranda karıştırılmış benzin ve hava karışımını çeker. Piston yukarı doğru hareket ederek bu yanıcı karışımı yüksek bir basınçla sıkıştırır, bu da onu daha patlayıcı hale getirir.

Sıkıştırma işleminin en tepe noktasında, buji adı verilen parça bir elektrik kıvılcımı oluşturur. Bu kıvılcım, yüksek basınç altındaki benzin-hava karışımını anında ateşler. Oluşan kontrollü patlama, pistonu büyük bir güçle aşağı iter ve bu itme gücü krank mili aracılığıyla tekerleklere iletilerek aracın hareket etmesini sağlar. Bu nedenle, sıkıştırılmış benzin-hava karışımının bujiyle ateşlenmesi, benzinli motorların temel çalışma ilkesidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Sıkıştırılmış hava üzerine mazot püskürtme: Bu ifade, dizel motorların çalışma prensibini anlatmaktadır. Dizel motorlarda silindire sadece hava alınır ve bu hava çok yüksek oranda sıkıştırılarak aşırı derecede ısıtılır. Daha sonra bu kızgın havanın üzerine enjektörle mazot (dizel yakıt) püskürtülür ve yakıt, sıcaklıkla temas edince kendiliğinden tutuşur. Dizel motorlarda buji bulunmaz.
  • b) Sıkıştırılmış mazot-hava karışımını bujiyle ateşleme: Bu seçenek teknik olarak hatalıdır çünkü iki farklı motor tipinin özelliklerini birbiriyle karıştırmaktadır. Mazot, dizel motor yakıtıdır ve buji ise benzinli motorlarda bulunan bir parçadır. Mazot, yapısı gereği buji kıvılcımı ile verimli bir şekilde ateşlenmez; bu yüzden bu ifade mantıksız ve yanlıştır.
  • d) Sıkıştırılmış benzin-hava karışımını enjektörle ateşleme: Bu seçenek oldukça yanıltıcıdır. Modern benzinli motorlarda yakıtı püskürtmek için enjektör kullanılır, bu doğrudur. Ancak enjektörün görevi ateşleme yapmak değildir; görevi, benzini silindirin içine veya emme manifolduna püskürterek hava ile karışmasını sağlamaktır. Ateşleme görevini her zaman ve sadece buji yapar.

Özetle, aklınızda tutmanız gereken en temel fark şudur: Benzinli motor "buji" ile ateşleme yapar, dizel motor ise sıkıştırılmış sıcak havanın içine yakıt püskürterek kendiliğinden ateşleme yapar. Bu nedenle doğru cevap 'c' seçeneğidir.

Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi dizel motorun soğuk havalarda geç çalışmasına neden olur?
A
Isıtma bujisinin arızalı olması
B
Hararet müşirinin arızalı olması
C
Enjeksiyon basıncının yüksek olması
D
Besleme pompasının fazla yakıt göndermesi
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dizel bir motorun özellikle soğuk havalarda neden zor çalıştığı veya geç marş aldığı sorulmaktadır. Dizel motorların çalışma prensibi, benzinli motorlardan farklıdır ve bu fark, soğuk hava koşullarında motorun ilk çalıştırılması sırasında belirginleşir. Sorunun doğru cevabını ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak için dizel motorun ateşleme sistemini bilmek gerekir.

a) Isıtma bujisinin arızalı olması (Doğru Cevap)

Benzinli motorlarda yakıt-hava karışımını ateşlemek için kıvılcım çıkaran bujiler bulunur. Dizel motorlarda ise ateşleme bujisi yoktur; yakıt, yüksek basınçla sıkıştırılarak aşırı derecede ısınan havanın içine püskürtüldüğünde kendi kendine tutuşur. Soğuk havalarda motor bloğu, silindirler ve emilen hava çok soğuk olduğu için, sıkıştırma işlemi tek başına havanın sıcaklığını yakıtı tutuşturacak seviyeye getirmekte zorlanabilir.

İşte bu noktada ısıtma bujisi (kızdırma bujisi olarak da bilinir) devreye girer. Isıtma bujisi, kontak açıldığında marşa basmadan önce yanma odasını ve içindeki havayı bir miktar ısıtan küçük bir elektrikli ısıtıcıdır. Bu ön ısıtma sayesinde, sıkıştırılan havanın sıcaklığı yakıtın kolayca tutuşabileceği seviyeye ulaşır. Eğer ısıtma bujisi arızalıysa, bu ön ısıtma yapılamaz ve motor ilk hareketi için gerekli sıcaklığa ulaşamaz. Bu durum, motorun çok uzun süre marş basmasına, zorlanarak çalışmasına veya hiç çalışmamasına neden olur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Hararet müşirinin arızalı olması: Hararet müşiri, motor soğutma suyunun sıcaklığını ölçer ve bu bilgiyi gösterge paneline ve motor beynine (ECU) iletir. Bu sensörün arızası, motor sıcaklığının yanlış gösterilmesine, soğutma fanının gereksiz yere çalışmasına veya modern araçlarda yakıt karışımının ayarlanmasında sorunlara yol açabilir. Ancak bu durum, soğukta ilk çalıştırmayı doğrudan ve temel olarak etkileyen bir sebep değildir. Geç çalışmanın asıl nedeni ateşleme için gereken sıcaklığın olmamasıdır.
  • c) Enjeksiyon basıncının yüksek olması: Enjeksiyon basıncı, yakıtın silindirlere ne kadar güçlü bir şekilde püskürtüldüğünü belirtir. Yüksek enjeksiyon basıncı, yakıtın daha küçük parçacıklara ayrılmasını (daha iyi atomizasyon) sağlar. Bu durum, yakıtın hava ile daha homojen karışmasına ve daha verimli yanmasına yardımcı olur. Dolayısıyla, yüksek enjeksiyon basıncı motorun çalışmasını zorlaştırmak yerine tam tersine kolaylaştırıcı bir etkendir.
  • d) Besleme pompasının fazla yakıt göndermesi: Besleme pompası, yakıtı depodan alarak yüksek basınç pompasına iletir. Sisteme gereğinden fazla yakıt gönderilmesi, "zengin karışım" olarak bilinen duruma yol açar ve bu genellikle yanmamış yakıtın egzozdan atılmasına (siyah duman) ve motorun düzensiz çalışmasına neden olur. Ancak soğuk havada geç çalışmanın temel problemi yakıtın miktarı değil, o yakıtı ateşleyecek sıcaklığın olmamasıdır.
Soru 41
Şekilde gösterilen marş motorunun görevi nedir?
A
Aküyü şarj etmek
B
Araca ilk hareketi vermek
C
Motora ilk hareketi vermek
D
Motoru çalışma sıcaklığında tutmak
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir arabanın temel parçalarından biri olan ve şekilde gösterilen marş motorunun temel görevinin ne olduğu sorulmaktadır. Marş motoru, aracın çalıştırılması sürecindeki en kritik bileşenlerden biridir. Soruyu ve cevap seçeneklerini adım adım inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevap: c) Motora ilk hareketi vermek

Doğru cevabın "Motora ilk hareketi vermek" olmasının sebebi, marş motorunun tam olarak bu iş için tasarlanmış olmasıdır. Kontağı çevirdiğinizde veya start düğmesine bastığınızda, aküden gelen elektrik enerjisi marş motoruna ulaşır. Marş motoru, bu elektrik enerjisini mekanik bir dönme hareketine çevirir ve kendi üzerindeki küçük dişliyi (marş dişlisi) ileri iterek motorun ana dişlisi olan volan dişlisine kenetler. Bu kenetlenme sayesinde motorun krank milini döndürür, pistonların hareket etmesini sağlar ve böylece motorun kendi kendine çalışması için gereken ilk ateşleme ve yanma döngüsünü başlatır. Motor çalışmaya başladığı anda marş motoru devreden çıkar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmek için çok önemlidir. Şimdi diğer şıkları inceleyelim:

  • a) Aküyü şarj etmek: Bu görev marş motoruna değil, alternatöre (şarj dinamosu) aittir. Alternatör, motor çalışırken ürettiği elektrik enerjisiyle hem aracın o anki elektrik ihtiyacını karşılar hem de aküyü tekrar şarj eder. Marş motoru ise tam tersine, çalışmak için aküden güç çeker.
  • b) Araca ilk hareketi vermek: Bu ifade teknik olarak yanıltıcıdır. Araca ilk hareketi veren, tekerleklere güç ileten sistemdir ve bu gücün kaynağı motordur. Marş motoru aracı değil, motoru çalıştırır. Motor çalıştıktan sonra sürücü vitesi takar ve debriyaj/gaz kullanarak aracı hareket ettirir. Yani marş motoru, aracın hareket etmesini sağlayan motoru başlatan parçadır, aracın kendisini doğrudan hareket ettirmez.
  • d) Motoru çalışma sıcaklığında tutmak: Bu görev soğutma sistemine aittir. Radyatör, termostat, devirdaim pompası ve fan gibi parçalardan oluşan soğutma sistemi, motorun aşırı ısınmasını engelleyerek onu ideal çalışma sıcaklığında tutar. Marş motorunun bu görevle hiçbir ilgisi yoktur.

Özetle, marş motoru, duran bir motoru çalıştırmak için gereken ilk mekanik gücü sağlayan kritik bir parçadır. Bu nedenle sorunun doğru cevabı C seçeneğidir.

Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi yakıt tüketimi­nin artmasında sürücüden kaynaklanan kusurdur?
A
Frenlerin ayarsız olması
B
Rölanti ayarının bozulması
C
Bujilerin arızalı ve ayarsız olması
D
Aracın hızına uygun olmayan viteste gidilmesi
42 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, yakıt tüketimini artıran çeşitli durumlar verilmiş ve bunlardan hangisinin doğrudan sürücünün bir hatası veya tercihi olduğunu bulmamız istenmiştir. Sorunun kilit noktası, sorunun bir mekanik arızadan mı yoksa sürücünün bir eyleminden mi kaynaklandığını ayırt etmektir. Bu nedenle seçenekleri "Bu durum sürücünün kontrolünde mi, yoksa aracın bir arızası mı?" diye sorgulayarak incelemeliyiz.

Doğru Cevap: d) Aracın hızına uygun olmayan viteste gidilmesi

Doğru cevabın bu seçenek olmasının sebebi, vites seçiminin tamamen sürücünün sorumluluğunda ve anlık bir kararı olmasıdır. Araç kullanırken hangi hızda hangi vitesi seçeceğine sürücü karar verir. Motorun devrini aracın hızına göre ayarlamak, yakıt ekonomisi için kritik bir sürücülük becerisidir ve bu durum doğrudan sürücüye bağlıdır.

  • Düşük viteste yüksek hızla gitmek: Motor gereğinden fazla bağırır, yani çok yüksek devirde çalışır. Bu durum, motorun aşırı yakıt tüketmesine neden olur.
  • Yüksek viteste düşük hızla gitmek: Bu durumda ise motor "boğulur" ve aracı hareket ettirmek için zorlanır. Motoru zorlamak ve titretmek, verimsiz yanmaya ve dolayısıyla yakıt tüketiminin artmasına yol açar.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğu

Diğer seçenekler yakıt tüketimini artırsa da, bunlar sürücünün anlık bir hatasından ziyade araçtan kaynaklanan mekanik arızalar veya bakım eksiklikleridir. Sürücü bu sorunları doğrudan sürüş anında oluşturmaz, ancak aracının bakımını yaptırmayarak dolaylı yoldan sorumlu olabilir. Ancak soru, doğrudan "sürücüden kaynaklanan kusuru" sormaktadır.

  • a) Frenlerin ayarsız olması: Bu durum, fren balatalarının diske veya kampanaya sürekli sürtünmesine neden olabilir. Araç sanki sürekli hafif bir frene basılıyormuş gibi ilerlemeye çalışır ve motor bu direnci yenmek için daha fazla yakıt harcar. Bu, bir bakım eksikliği ve mekanik bir sorundur, sürücünün sürüş anındaki bir hatası değildir.
  • b) Rölanti ayarının bozulması: Rölanti, aracın durduğu yerde motorun çalıştığı minimum devirdir. Eğer bu ayar bozulur ve rölanti devri yükselirse, araç dururken bile normalden fazla yakıt tüketir. Bu ayarı sürücü değil, yetkili servis veya usta yapar; dolayısıyla bu da araçtan kaynaklanan bir kusurdur.
  • c) Bujilerin arızalı ve ayarsız olması: Bujiler, yakıt-hava karışımını ateşlemekle görevlidir. Arızalı veya eski bujiler bu ateşlemeyi verimli bir şekilde yapamaz, bu da yakıtın tam yanmamasına ve çiğ olarak egzozdan atılmasına neden olur. Sonuç olarak yakıt tüketimi artar. Bujilerin durumu da aracın bakımıyla ilgili mekanik bir konudur.

Özetle, a, b ve c seçenekleri aracın bakımıyla ilgili mekanik kusurlarken, d seçeneği doğrudan sürücünün sürüş tekniği ve anlık kararlarıyla ilgili bir kullanım hatasıdır. Bu nedenle soruya doğru cevap "d" şıkkıdır.

Soru 43
I- Yol durumu II- Hava koşulları III- Kişisel kullanım farkları Yukarıdakilerden hangileri, bir aracın periyodik bakımının daha erken yapılmasını gerektirebilecek sürüş koşullarındandır?
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
43 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın üretici tarafından tavsiye edilen standart bakım zamanından (örneğin her 15.000 km veya yılda bir) daha erken servise götürülmesini gerektirebilecek zorlu koşulların neler olduğu sorgulanmaktadır. Araçlar, "normal" ve "ağır" kullanım koşullarına göre farklı bakım ihtiyaçları duyarlar. Bu soru, "ağır" koşulları tanımlayan faktörleri belirlememizi istemektedir.

Doğru cevap olan d) I, II ve III seçeneğinin neden doğru olduğunu maddeler halinde inceleyelim:

  • I- Yol durumu: Aracın kullanıldığı yolların yapısı, aşınma ve yıpranma üzerinde doğrudan etkilidir. Örneğin, sürekli tozlu, çamurlu veya bozuk yollarda araç kullanmak, hava filtresinin çok daha çabuk tıkanmasına, süspansiyon (amortisör, rotil vb.) parçalarının daha erken yıpranmasına neden olur. Aynı şekilde, sürekli dur-kalk yapılan yoğun şehir içi trafiği de motor, şanzıman ve fren sistemleri için "ağır" bir koşul sayılır. Bu nedenle yol durumu, bakım periyodunu kısaltan önemli bir faktördür.
  • II- Hava koşulları: Aşırı sıcak veya aşırı soğuk iklimler, aracın mekanik aksamını normalden daha fazla zorlar. Çok sıcak havalarda motor yağı daha çabuk özelliğini yitirebilir ve soğutma sistemi sürekli tam kapasite çalışır. Çok soğuk havalarda ise motorun ilk çalışması ve ısınması daha zordur, bu da motor içi aşınmayı artırır. Bu yüzden zorlu hava koşulları da aracın daha sık bakıma ihtiyaç duymasına sebep olur.
  • III- Kişisel kullanım farkları: Sürücünün aracı nasıl kullandığı, belki de en önemli faktörlerden biridir. Aracı sürekli yüksek devirde kullanmak, ani hızlanma ve sert fren yapmak (agresif sürüş), motoru, şanzımanı ve fren balatalarını çok daha hızlı eskitir. Bunun yanı sıra, araçla sık sık römork veya karavan çekmek, sürekli kısa mesafeli yolculuklar yapmak (motorun tam ısınmasına fırsat vermeden) da ağır kullanım koşulları olarak kabul edilir ve bakım süresini öne çeker.

Görüldüğü gibi, verilen üç öncülün hepsi de aracın standart koşullardan daha fazla yıpranmasına neden olan ve periyodik bakımının daha erken yapılmasını gerektiren durumlardır. Bu yüzden en kapsayıcı ve doğru cevap I, II ve III'ü içeren (d) şıkkıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  1. a) Yalnız I: Bu seçenek, sadece yol durumunu dikkate alır ve hava koşulları ile sürüş tarzının araca olan etkisini göz ardı eder. Bu yüzden eksiktir.
  2. b) I ve II: Yol ve hava koşullarının etkisini kabul etse de sürücünün kullanım tarzı gibi çok önemli bir faktörü dışarıda bırakır. İki farklı sürücü, aynı yolda ve aynı havada kullandıkları özdeş iki aracın farklı oranlarda yıpranmasına neden olabilir. Bu nedenle bu seçenek de eksiktir.
  3. c) II ve III: Hava koşulları ve kişisel kullanım farklarını içerir ancak bozuk ve tozlu yolların araç üzerindeki doğrudan fiziksel etkisini (örneğin hava filtresi ve süspansiyon) yok sayar. Bu da cevabı eksik kılar.
Soru 44
Araç çalıştırılıp hareket ettirilmek istenildiğinde rahat harekete geçmiyor, zorlanıyor-sa sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Jikle çekilidir.
B
El freni çekilidir.
C
Motor yağı eksiktir.
D
Lastik hava basıncı fazladır.
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motoru çalışan bir aracın harekete başlarken neden zorlanabileceği, yani gaz verildiği halde ilerlemekte güçlük çekmesinin olası bir sebebi sorulmaktadır. Sürücü aracı çalıştırmış ve vitese takıp gaz vererek ilerlemek istiyor, ancak araç sanki bir şey onu tutuyormuş gibi ağır kalıyor ve zorlanıyor. Bu durumu yaratan en temel ve yaygın sebep şıklarda aranmalıdır.

Doğru cevap b) El freni çekilidir seçeneğidir. El freni (park freni olarak da bilinir), araç park halindeyken tekerlekleri kilitleyerek kaymasını önleyen bir güvenlik sistemidir. Eğer sürücü dalgınlıkla el frenini indirmeyi unutursa, motorun gücü tekerlekleri döndürmeye çalışırken, el freninin frenleme kuvveti buna karşı koyar. Bu durum, aracın hareket etmekte aşırı zorlanmasına, motorun devrinin yükselmesine rağmen aracın ya hiç hareket etmemesine ya da çok yavaş ve sarsıntılı bir şekilde ilerlemesine neden olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Jikle çekilidir: Bu seçenek yanlıştır. Jikle, özellikle eski tip karbüratörlü araçlarda, motor soğukken ilk çalıştırmayı kolaylaştırmak için kullanılan bir mekanizmadır. Motor ısındıktan sonra jiklenin çekili kalması, motorun boğulmasına, düzensiz çalışmasına ve yakıt tüketiminin artmasına neden olur. Ancak bu durum, tekerlekleri kilitlemediği için aracın hareketine doğrudan bir engel teşkil etmez; araç yine de hareket eder ama motor performansı düşük olur.
  • c) Motor yağı eksiktir: Bu seçenek yanlıştır. Motor yağının eksik olması, motorun iç parçalarının aşınmasına, hararet yapmasına ve uzun vadede motorda ciddi hasarlara yol açar. Bu durum motorun performansını düşürebilir veya motorun tamamen durmasına neden olabilir, fakat aracın ilk harekete başlarken "zorlanması" şeklinde tarif edilen dirence sebep olmaz. Yağ eksikliği, gösterge panelindeki yağ lambasının yanmasıyla anlaşılır.
  • d) Lastik hava basıncı fazladır: Bu seçenek de yanlıştır. Lastik hava basıncının fazla olması, lastiğin yola temas eden yüzeyini azaltır, bu da yol tutuşunu zayıflatır ve sürüşü sertleştirir. Ancak bu durum, aracın ilk harekete geçişini zorlaştıran bir etken değildir. Hatta teorik olarak yuvarlanma direncini bir miktar azaltacağı için hareketi zorlaştırmaz, aksine sürüş konforunu ve güvenliğini olumsuz etkiler.

Özetle, soruda tarif edilen "rahat harekete geçememe ve zorlanma" durumu, motorun ürettiği güce karşı koyan harici bir fiziksel engeli işaret etmektedir. Şıklar arasında bu engeli yaratan tek mekanizma, tekerlekleri frenleyerek kilitli tutan el frenidir. Bu nedenle, hareket etmeden önce el freninin tamamen indirilmiş olduğundan emin olmak her sürücünün temel kontrol listesinde yer almalıdır.

Soru 45

Trafik psikologları, yaşam tarzı ile araç kullanmanın ilişkili olduğunu belirtmektedirler. Diğer bir deyişle, insan nasıl yaşarsa öyle araç kullanır. Trafik adabı açısından değerlendirmek gerekirse bir toplumdaki kişiler birbirlerine nasıl davranıyorlarsa birlikte yaşama, yol yordamları ne ise trafik ortamında da aynı adap içinde davranırlar.

Buna göre stresle olumlu baş etme konusunda sorun yaşayan sürücülerin, genel olarak trafikte hangi temel değere sahip olmadığı bilinir?

A
Sabır 
B
Öfke
C
Bencillik 
D
İnatlaşma
45 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, verilen metinden hareketle stresle başa çıkmakta zorlanan bir sürücünün trafikte hangi temel pozitif değerden yoksun olduğunu bulmamız isteniyor. Metin, bir kişinin günlük hayattaki davranışlarının ve karakterinin, araç kullanma tarzını da doğrudan etkilediğini vurgulamaktadır. Yani, yaşam tarzımız trafikteki "adap" kurallarını nasıl uyguladığımızı belirler.

Stres, trafikte sıkça karşılaşılan bir durumdur; trafik sıkışıklığı, diğer sürücülerin hataları veya zamanla yarışmak gibi faktörler strese neden olabilir. Stresle olumlu başa çıkabilmek, bu gibi durumlarda sakin kalmayı, aceleci ve fevri tepkiler vermemeyi gerektirir. Bu beceri, doğrudan sabır değeriyle ilişkilidir. Sabırlı bir sürücü, zorlu trafik koşullarında bile sakinliğini koruyabilir, beklemeyi bilir ve ani tepkiler vermekten kaçınır. Dolayısıyla, stresle baş etme sorunu yaşayan bir sürücü, bu temel değer olan sabırdan yoksundur.

Şimdi seçenekleri daha detaylı inceleyelim:

  • a) Sabır: Bu doğru cevaptır. Soruda aranan, sürücüde olması gereken ama olmayan temel bir değerdir. Stres anında kontrolü kaybetmek, bağırmak, korna çalmak veya tehlikeli manevralar yapmak, sabır eksikliğinin en net göstergeleridir. Metnin ana fikriyle de uyumlu olarak, sabırlı olma değeri, stresle başa çıkmanın temelini oluşturur.
  • b) Öfke: Öfke, bir temel değer değil, olumsuz bir duygudur. Stresle başa çıkamamanın ve sabırsızlığın bir sonucudur. Sürücü sabırlı olmadığı için öfkelenir. Soru, bu olumsuz duygunun temelinde yatan eksik değeri sorduğu için öfke yanlış bir cevaptır.
  • c) Bencillik: Bencillik, başkalarını düşünmeden sadece kendi çıkarına hareket etmektir ve olumsuz bir kişilik özelliğidir. Stresle başa çıkma sorunuyla ilişkili olabilse de, sorunun tam merkezinde değildir. Stres anında gösterilen ani ve kontrolsüz tepkilerin temel nedeni, beklemeye veya zorluğa tahammül edememek, yani sabırsızlıktır.
  • d) İnatlaşma: İnatlaşma da bir değer değil, olumsuz bir davranıştır. Genellikle sabırsızlık ve öfkenin bir sonucu olarak trafikte ortaya çıkar. Örneğin, yol vermemek için inatlaşan bir sürücü, bunu genellikle sabırsızlığı ve öfkesi nedeniyle yapar. Bu nedenle inatlaşma, asıl eksik olan değer değil, o eksikliğin bir yansımasıdır.

Özetle, soru bizden stresle başa çıkamamanın altında yatan eksik temel değeri bulmamızı istiyor. Öfke, bencillik ve inatlaşma bu durumun olumsuz sonuçları veya davranışlarıyken, bu olumsuzlukların temelinde yatan eksiklik sabır değeridir.

Soru 46
I. Trafikteki bütün kuralların nedenini öğrenir. II. Araç kullanırken yapacağı bir kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunu düşünür. III. Trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde, kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında değildir. Yukarıdakilerden hangileri trafik adabına sahip olan bir sürücü için söylenebilir?
A
Yalnız I.
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, "trafik adabına sahip" bir sürücünün özelliklerinin neler olduğunu belirlememiz isteniyor. Trafik adabı, sadece kuralları bilmek değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı saygılı, sorumlu, sabırlı ve empatik davranmaktır. Bu kavramı aklımızda tutarak verilen öncülleri tek tek inceleyelim.

I. Trafikteki bütün kuralların nedenini öğrenir.

Bu ifade, trafik adabına sahip bir sürücünün temel özelliklerinden birini anlatır. Kuralları ezberlemek yerine, o kuralların neden konulduğunu anlamak, sürücünün daha bilinçli ve sorumlu davranmasını sağlar. Örneğin, bir okul bölgesinde hız sınırının neden düşük olduğunu anlayan bir sürücü, bu kurala sadece ceza korkusuyla değil, çocukların güvenliğini gerçekten önemsediği için uyar. Bu nedenle, bu ifade trafik adabına sahip bir sürücü için söylenebilir.

II. Araç kullanırken yapacağı bir kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunu düşünür.

Bu ifade, trafik adabına sahip olmayan, bencil ve sığ düşünen bir sürücü profilini çizer. Trafik kurallarının ihlali sadece para cezasıyla sonuçlanmaz; yaralanmalara, can kayıplarına ve manevi travmalara yol açabilir. Trafik adabına sahip bir sürücü, eylemlerinin potansiyel olarak ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğinin farkındadır ve sadece cezadan kaçmak için değil, bu tehlikeleri önlemek için kurallara uyar. Dolayısıyla, bu ifade trafik adabına sahip bir sürücü için söylenemez.

III. Trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde, kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında değildir.

Bu ifade de trafik adabından yoksun bir sürücüyü tanımlamaktadır. Trafik adabının en önemli unsurlarından biri, sorumluluk bilinci ve farkındalıktır. Adaba uygun davranan bir sürücü, yapacağı en küçük bir hatanın bile hem kendi canını hem de başkalarının canını tehlikeye atabileceğinin bilincindedir. Bu farkındalık, onu daha dikkatli ve özenli bir sürücü yapar. Bu ifadedeki "farkında değildir" sözü, tam tersi bir durumu anlattığı için trafik adabına sahip bir sürücü için söylenemez.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

Yaptığımız incelemeler sonucunda, verilen üç ifadeden sadece birincisinin (I) trafik adabına sahip bir sürücünün özelliğini yansıttığını görüyoruz. İkinci (II) ve üçüncü (III) ifadeler ise bu adaba sahip olmayan, sorumsuz sürücülerin düşünce ve davranış biçimlerini tanımlamaktadır.

  • a) Yalnız I: Bu seçenek, analizimizle tamamen uyumludur. Sadece I. madde olumlu ve trafik adabına uygun bir davranışı belirtir. Bu nedenle doğru cevap budur.
  • b) I ve II: II. madde yanlış olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
  • c) II ve III: Her iki madde de trafik adabına aykırı davranışları tanımladığı için bu seçenek tamamen yanlıştır.
  • d) I, II ve III: II. ve III. maddeler yanlış olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
Soru 47
Aşağıdakilerden hangisi trafik ortamında sürücülerin en fazla ihtiyaç duyacakları değerlerdendir?
A
Öfke
B
Hoşgörü
C
İnatlaşma
D
Aşırı tepki
47 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte güvenli ve uyumlu bir sürüş için sürücülerin sahip olması gereken en temel ve olumlu insani değerin ne olduğu sorulmaktadır. Soru, kural bilgisinin ötesinde, sürücünün trafikteki tutumunu ve psikolojisini ölçmeyi amaçlar. Seçenekler arasında yer alan olumsuz davranışlar arasından, trafikteki kaosu ve tehlikeyi önleyecek pozitif değeri bulmanız beklenmektedir.

Doğru cevap b) Hoşgörü'dür. Trafik, milyonlarca farklı insanın, farklı yetenek, tecrübe ve ruh halleriyle bir arada bulunduğu karmaşık bir sosyal ortamdır. Bu ortamda, başka bir sürücünün yaptığı hatayı, acemiliğini veya dalgınlığını anlayışla karşılamak, sakin kalabilmek ve çatışmadan kaçınmak anlamına gelen hoşgörü, kazaları önleyen ve stresi azaltan en önemli anahtardır. Hoşgörülü bir sürücü, hem kendi güvenliğini hem de diğerlerinin güvenliğini düşünür ve trafiğin daha akıcı olmasına yardımcı olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • Öfke: Öfke, sürücünün mantıklı düşünme ve doğru karar verme yeteneğini kaybetmesine neden olan son derece tehlikeli bir duygudur. Öfkeli sürücüler, ani ve agresif manevralar yapar, hız limitlerini aşar, yakın takip eder ve diğer sürücüleri tehlikeye atarlar. Bu nedenle öfke, trafikte ihtiyaç duyulan değil, kesinlikle kontrol altında tutulması ve kaçınılması gereken bir durumdur.
  • İnatlaşma: Trafikte "ben haklıyım" diyerek inatlaşmak, küçük bir yol verme meselesini bile büyük bir kaza riskine dönüştürebilir. Örneğin, daralan bir yolda başka bir sürücüye yol vermemek için hızlanmak veya birinin sinyal vererek şerit değiştirmesini engellemeye çalışmak inatlaşmadır. Unutmayın ki trafikte haklı olmaktan daha önemli olan, güvenli bir şekilde hedefinize ulaşmaktır.
  • Aşırı tepki: Bir sürücünün yaptığı küçük bir hataya uzun uzun korna çalarak, selektör yaparak veya el kol hareketleriyle aşırı tepki göstermek, ortamdaki gerilimi tırmandırır. Bu durum, hem tepkiyi gösteren sürücünün hem de diğer sürücülerin dikkatini dağıtarak yeni hatalara ve kazalara zemin hazırlar. Sakin kalmak ve durumu büyütmemek, güvenli sürüşün temelidir.

Özetle, bu soru sürücü adayının trafikteki temel yaklaşımını sorgulamaktadır. Öfke, inatlaşma ve aşırı tepki gibi olumsuz ve tehlikeli davranışların aksine, hoşgörü, sürücülerin hem kendilerini hem de diğer yol kullanıcılarını korumak için en çok ihtiyaç duyacakları pozitif ve yapıcı değerdir. Güvenli bir trafik ortamı, kurallara uymanın yanı sıra, sürücülerin birbirine karşı saygılı ve hoşgörülü olmasıyla mümkündür.

Soru 48
Trafikte kırmızı ışıkta beklerken ışık sarıya döner dönmez önündeki araca korna çalan, ışığın yeşile dönmesi için 1 saniye bile bekleyemeyen sürücünün bu davranışı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A
Saygılı
B
Telaşsız
C
Sorumlu
D
Sabırsız
48 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir davranış modeli üzerinden sürücünün kişilik özelliğini yorumlamamız istenmektedir. Kırmızı ışığın sarıya dönmesiyle birlikte, daha yeşil yanmadan öndeki araca korna çalan bir sürücünün bu aceleci tavrının hangi kavramla en iyi açıklandığı sorulmaktadır. Bu davranış, sürücünün zihinsel ve duygusal durumunu yansıtan önemli bir ipucudur.

Doğru cevap d) Sabırsız seçeneğidir. Sabırsızlık, bir kişinin bekleme veya gecikmelere karşı tahammülünün düşük olması durumudur. Soruda anlatılan sürücü, yeşil ışığın yanması için gereken çok kısa bir süreyi bile bekleyememekte ve korna çalarak öndeki sürücüyü acele etmeye zorlamaktadır. Bu davranış, bekleme eylemine karşı gösterilen bir tepki olup, sabırsızlığın en net göstergelerinden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Saygılı: Saygılı bir sürücü, diğer yol kullanıcılarının haklarına ve zamanlarına özen gösterir, onları rahatsız edecek davranışlardan kaçınır. Henüz geçiş hakkı doğmamış bir sürücüye korna çalarak onu rahatsız etmek ve baskı kurmak, saygılı bir davranışın tam tersidir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Telaşsız: Telaşsız olmak, sakin ve aceleci olmayan bir ruh halini ifade eder. Sorudaki sürücü ise tam aksine, bir an önce harekete geçmek istediği için oldukça telaşlı ve aceleci bir tavır sergilemektedir. Dolayısıyla bu seçenek de doğru olamaz.
  • c) Sorumlu: Sorumlu bir sürücü, trafik kurallarına uyar ve kendi davranışlarının başkaları üzerindeki olası olumsuz etkilerini düşünür. Yeşil ışık yanmadan korna çalmak, öndeki sürücünün paniğe kapılmasına veya hata yapmasına (örneğin, erken hareket edip kazaya karışmasına) neden olabilecek sorumsuz bir davranıştır. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, bu soru trafikte sabrın ne kadar önemli bir erdem olduğunu vurgulamaktadır. Sürücünün sergilediği bu aceleci ve baskıcı tutum, trafikte tehlikeli durumlar yaratabilecek olan sabırsızlık davranışının tipik bir örneğidir. Ehliyet sınavında bu gibi sorularla, sürücü adaylarının trafikteki doğru tutum ve davranışları anlaması hedeflenir.

Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi öfkenin vücutta ortaya çıkardığı fizyolojik tepkilerden biri değildir?
A
Yüzün kızarması
B
Kaşların çatılması
C
Yumrukların sıkılması
D
Kontrollü davranılması
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, öfke duygusunun vücudumuzda istemsiz olarak ortaya çıkardığı fiziksel değişimleri, yani fizyolojik tepkileri anlamamız isteniyor. Soru, verilen seçeneklerden hangisinin böyle bir otomatik vücut tepkisi olmadığını bulmamızı amaçlıyor. Bu tür sorular, trafikte ani ve stresli durumlarla karşılaştığınızda vücudunuzun nasıl tepki vereceğini ve bu tepkileri nasıl yönetmeniz gerektiğini anlamanız için önemlidir.

Doğru cevap d) Kontrollü davranılması seçeneğidir. Çünkü kontrollü davranmak, öfke anında vücudun verdiği otomatik bir tepki değil, tam tersine, kişinin iradesini ve aklını kullanarak gösterdiği bilinçli bir çabadır. Bu, düşünerek ve karar vererek yapılan bir eylemdir ve bir bilişsel (zihinsel) süreçtir, fizyolojik (bedensel) bir tepki değildir. Öfkelendiğinizde sakin kalmaya çalışmak ve mantıklı kararlar vermek, vücudun doğal akışına karşı koyan bir irade göstergesidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna, yani neden birer fizyolojik tepki olduğuna bakalım:

  • a) Yüzün kızarması: Öfke, "savaş ya da kaç" tepkisini tetikleyen hormonların (özellikle adrenalin) salgılanmasına neden olur. Bu hormonlar kan basıncını artırır ve kan damarlarını genişletir. Yüz bölgesindeki kılcal damarlara daha fazla kan gitmesi sonucu yüzde kızarma meydana gelir ve bu tamamen istemsiz bir vücut tepkisidir.
  • b) Kaşların çatılması: Bu, öfke ve gerginlik anında yüz kaslarının otomatik olarak kasılmasıyla ortaya çıkan evrensel bir ifadedir. Kişi genellikle farkında bile olmadan kaşlarını çatar. Bu durum, duyguların dışa vuran fiziksel bir yansımasıdır.
  • c) Yumrukların sıkılması: Öfke anında vücut, kendini potansiyel bir tehdide veya fiziksel bir mücadeleye hazırlar. Bu hazırlık sürecinde kaslar gerilir ve bu gerilimin en belirgin yansımalarından biri de ellerin yumruk şeklinde sıkılmasıdır. Bu da genellikle düşünülmeden yapılan otomatik bir harekettir.

Özetle, yüzün kızarması, kaşların çatılması ve yumrukların sıkılması vücudun öfkeye verdiği doğal, otomatik ve bedensel tepkilerdir. Ancak kontrollü davranmak, bu otomatik tepkileri bastırıp yönetmeyi ifade eden bilinçli ve zihinsel bir eylemdir. Bu nedenle öfkenin bir fizyolojik tepkisi olarak kabul edilemez.

Soru 50

I. Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi

II. Köprü ve tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması

III. Trafo ve elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintilerin yaşanması

IV. Bilhassa yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde büyük ekolojik zararların görülmesi

Yukarıdakilerden hangileri kara yolunda meydana gelen trafik kazalarının kişiye, topluma, kamuya ve çevreye verdiği zararlardandır?

A
I ve II. 
B
I, III ve IV.
C
II, III ve IV. 
D
I, II, III ve IV.
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarının sadece sürücü ve yolculara değil, daha geniş bir çerçevede ne gibi olumsuz etkileri olabileceği sorgulanmaktadır. Sorunun kökünde kazaların "kişiye, topluma, kamuya ve çevreye verdiği zararlar" bütüncül bir şekilde ele alınmıştır. Bu nedenle her bir öncülü bu dört kategoriden en az birine girip girmediğini değerlendirerek incelemeliyiz.

Şimdi maddeleri tek tek analiz edelim:

  • I. Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi: Yol kenarlarındaki ağaçlar, refüjlerdeki bitkiler ve trafik levhaları gibi unsurlar devlete, yani kamuya aittir. Bir kaza sonucunda bu ağaçların veya bitkilerin zarar görmesi, devlete ait bir mülkün zarar görmesi anlamına gelir. Bu durum, doğrudan kamuya verilen bir zarardır. Aynı zamanda ağaçlar çevrenin bir parçası olduğu için dolaylı olarak çevreye de bir zarardır.
  • II. Köprü ve tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması: Bir kaza nedeniyle trafiğin durması veya yavaşlaması, o yolu kullanan yüzlerce, hatta binlerce insanı etkiler. İnsanlar işlerine, okullarına, hastanelere geç kalır; ambulans ve itfaiye gibi acil durum araçları hedeflerine ulaşmakta zorlanır. Bu durum, bireyleri aşan ve bütün bir halkı etkileyen toplumsal bir zarardır.
  • III. Trafo ve elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintilerin yaşanması: Trafolar ve elektrik direkleri, kamu hizmeti sağlayan altyapı tesisleridir ve kamuya aittir. Bunlara çarpılması hem bir kamu zararı oluşturur hem de sonucunda yaşanan elektrik kesintisi bölgedeki evleri, iş yerlerini ve hastaneleri etkileyerek toplumsal bir zarara yol açar.
  • IV. Bilhassa yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde büyük ekolojik zararların görülmesi: Bu madde zaten açıkça "ekolojik zararlar" ifadesini kullanmaktadır. Tehlikeli madde taşıyan bir tankerin devrilmesi sonucu toprağa, suya veya havaya karışan kimyasallar, o bölgedeki doğal yaşamı, bitki örtüsünü ve su kaynaklarını zehirler. Bu, en belirgin çevre zararlarından biridir.

Sonuç ve Doğru Cevabın Açıklaması

Görüldüğü gibi, soruda verilen dört öncülün her biri, trafik kazalarının yol açtığı farklı bir zarar türünü (kamu, toplum veya çevre) başarılı bir şekilde örneklemektedir. Soru, bu zararlardan hangilerinin trafik kazalarının bir sonucu olduğunu sorduğu için, listelenen maddelerin hepsi doğrudur. Bu nedenle, tüm öncülleri içeren D) I, II, III ve IV seçeneği doğru cevaptır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, trafik kazalarının yol açtığı zararların bütününü kapsamadığı için eksiktir ve bu yüzden yanlıştır.

  • a) I ve II: Bu seçenek, elektrik kesintileri (III) ve çevre kirliliği (IV) gibi önemli kamu ve çevre zararlarını dışarıda bırakır.
  • b) I, III ve IV: Bu seçenek, kazaların neden olduğu trafik sıkışıklığı gibi çok yaygın bir toplumsal zararı (II) içermemektedir.
  • c) II, III ve IV: Bu seçenek ise yol kenarındaki ağaçlar gibi kamu mallarına verilen zararı (I) göz ardı etmektedir.

Özetle, trafik kazaları sadece bireysel bir mesele değil, aynı zamanda kamusal, toplumsal ve çevresel sonuçları olan ciddi bir sorundur. Bu soru, sürücü adayının bu geniş bakış açısına sahip olup olmadığını ölçmeyi amaçlamaktadır.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI