%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Kazazedeyi araçtan çıkarırken aşağıdakilerden hangisine dikkat edilmelidir?
A
Kollarının baş hizasında durmasına 
B
Baş tarafından çekilerek çıkarılmasına 
C
Ayak tarafından çekilerek çıkarılmasına 
D
Baş-boyun-gövde hizasının bozulmamasına
1 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası sonrası yaralı bir kişiyi araçtan çıkarırken uygulanması gereken en temel ve hayati ilke sorulmaktadır. Amaç, kazazedeye yardım ederken ona daha fazla zarar vermemek, özellikle de omurgasını korumaktır. Bu nedenle, ilk yardımın en önemli kurallarından biri bu sorunun merkezinde yer alır.

Doğru cevap d) Baş-boyun-gövde hizasının bozulmamasına seçeneğidir. Çünkü bir trafik kazasında, çarpmanın etkisiyle kazazedenin boyun ve omurgasında ciddi bir yaralanma meydana gelmiş olma ihtimali her zaman vardır. Eğer kazazede, bu eksen korunmadan, bilinçsizce hareket ettirilirse, hasar görmüş omurlar omuriliğe baskı yapabilir. Bu durum, kişinin kalıcı olarak felç kalmasına ve hatta ölümüne yol açabilir. Bu yüzden kazazede, sanki tek bir parça halindeymiş gibi, bir bütün olarak hareket ettirilmelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Kollarının baş hizasında durmasına: Bu seçenek yanlıştır. Kazazedenin kollarının pozisyonu, omurga güvenliği gibi hayati bir konunun yanında tamamen ikincil bir detaydır. İlk ve en önemli öncelik omurga hattını korumaktır; kolların duruşu bu sırada önemli bir faktör değildir ve bu duruşu sağlamaya çalışmak zaman kaybına veya yanlış harekete neden olabilir.
  • b) Baş tarafından çekilerek çıkarılmasına: Bu, son derece tehlikeli ve yanlış bir yöntemdir. Bir kişiyi başından çekmek, tüm vücut ağırlığının boyun omurlarına binmesine neden olur. Eğer boyunda bir kırık veya zedelenme varsa, bu hareket durumu çok daha kötüleştirecek ve omuriliğe kesin olarak zarar verecektir. Bu, baş-boyun-gövde hizasını tamamen bozan bir harekettir.
  • c) Ayak tarafından çekilerek çıkarılmasına: Bu seçenek de aynı şekilde çok tehlikelidir. Kazazede ayaklarından çekildiğinde, vücudun üst kısmı ve özellikle baş ile boyun tamamen desteksiz kalır. Bu durumda baş geriye düşer, boyun anormal bir şekilde bükülür ve omurga hizası tamamen bozulur. Bu da felçle sonuçlanabilecek ciddi yaralanmalara neden olabilir.

Özetle, bir kazazedeyi araçtan çıkarırken (özellikle Rentek Manevrası gibi teknikler kullanılarak) tek bir ana kural vardır: Baş, boyun ve gövdeyi düz bir çizgide, bir bütün olarak tutmak. Bu kural, kazazedenin hayatını ve gelecekteki yaşam kalitesini korumak için kritik öneme sahiptir.

Soru 2
Bayılan kazazedeye ilk yardım olarak aşağıdakilerden hangisi uygulanmaz?
A
Soğuk içecekler içirilmesi 
B
Şok pozisyonunda yatırılması 
C
Sıkan giysilerinin gevşetilmesi 
D
Temiz hava almasının sağlanması
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bayılan bir kişiye yapılacak ilk yardım uygulamaları arasında hangisinin yanlış ve tehlikeli olduğu sorulmaktadır. Amaç, ilk yardımın temel kurallarını bilip bilmediğinizi ölçmektir. Doğru ilk yardım hayat kurtarırken, yanlış bir müdahale durumu daha da kötüleştirebilir.

Doğru Cevap: a) Soğuk içecekler içirilmesi

Bayılan bir kişi, bilincini geçici olarak kaybetmiştir. Bu durumda kişinin yutkunma refleksi tam olarak çalışmaz veya hiç çalışmaz. Bilinci yerinde olmayan veya tam olarak kendine gelmemiş birine yiyecek ya da içecek vermeye çalışmak son derece tehlikelidir. Verilen sıvı, soluk borusuna kaçarak boğulmaya (aspirasyon) neden olabilir, bu da hayati tehlike yaratır. Bu nedenle, bayılan bir kazazedeye bilinci tam olarak yerine gelmeden kesinlikle ağızdan bir şey verilmemelidir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) Şok pozisyonunda yatırılması: Bu, bayılan bir kişiye yapılması gereken en önemli ilk yardım uygulamasıdır. Kişi sırt üstü yatırılır ve bacakları yaklaşık 30 cm kadar yukarı kaldırılır. Bu pozisyon, bacaklardaki kanın yer çekimi yardımıyla beyne doğru akmasını sağlar. Bayılmanın temel nedeni beyne anlık olarak yeterli kan gitmemesi olduğu için, bu pozisyon beynin tekrar kanlanmasına ve kişinin bilincinin daha çabuk yerine gelmesine yardımcı olur.
  • c) Sıkan giysilerinin gevşetilmesi: Bu da doğru ve gerekli bir uygulamadır. Özellikle boyun, göğüs ve bel bölgesindeki kravat, gömlek yakası, kemer gibi sıkan giysiler kan dolaşımını ve rahat nefes almayı engelleyebilir. Bu giysileri gevşetmek, kan dolaşımını rahatlatır ve kazazedenin daha kolay nefes almasını sağlayarak iyileşme sürecini hızlandırır.
  • d) Temiz hava almasının sağlanması: Kapalı, kalabalık ve havasız ortamlar bayılmayı tetikleyebilir veya kişinin kendine gelmesini zorlaştırabilir. Ortamın havalandırılması, meraklı kalabalığın dağıtılması ve kazazedenin rahatça oksijen almasının sağlanması, genel durumunun düzelmesine yardımcı olan doğru bir ilk yardım adımıdır.

Özetle, bayılan bir kişiye ilk yardımın amacı, beyne giden kan akışını yeniden sağlamak ve solunumunu rahatlatmaktır. Şok pozisyonu, sıkan giysilerin gevşetilmesi ve temiz hava sağlanması bu amaca hizmet ederken; bilinci kapalı birine sıvı içirmeye çalışmak boğulma riski taşıdığı için kesinlikle uygulanmaz.

Soru 3

I. Aşırı sıvı kaybı

II. Kalp ritim bozuklukları

III. Başa şiddetli darbe alınması

Yukarıdaki durumların hangilerinde şok tablosu görülebilir?
A
I ve II.
B
I ve III.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
3 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, şok tablosuna yol açabilecek durumların hangileri olduğu sorulmaktadır. Şok, tıbbi bir terim olarak, vücuttaki doku ve organlara yeterli kan ve oksijen gitmemesi sonucu ortaya çıkan, hayati tehlike taşıyan bir dolaşım sistemi yetmezliğidir. Bu tanımı aklımızda tutarak soruda verilen öncülleri tek tek inceleyelim.

Öncelikle şokun nedenlerini ve nasıl geliştiğini anlamak, doğru cevabı bulmamızı kolaylaştıracaktır. Vücudun dolaşım sistemini bir su tesisatına benzetebiliriz: Kalp (pompa), damarlar (borular) ve kan (su). Bu sistemin herhangi bir parçasında ciddi bir sorun yaşanması, sistemin çökmesine yani şoka neden olabilir. Şimdi öncülleri bu benzetme üzerinden değerlendirelim.

  1. I. Aşırı sıvı kaybı: Vücuttan aşırı miktarda sıvı (kan, plazma, su) kaybedilmesi, dolaşımdaki kan hacminin tehlikeli bir şekilde azalmasına neden olur. Tesisat örneğimize dönersek, sistemdeki "su" azalmıştır. Yeterli kan (su) olmayınca, kalp (pompa) organlara kan göndermekte zorlanır ve kan basıncı düşer. Bu durum, dokuların oksijensiz kalmasına ve şok tablosunun gelişmesine yol açar. Bu tür şoka "Hipovolemik Şok" denir ve en sık görülen şok türlerinden biridir.
  2. II. Kalp ritim bozuklukları: Kalp, dolaşım sisteminin pompasıdır. Kalbin çok hızlı, çok yavaş veya düzensiz atması gibi ritim bozuklukları, kalbin kanı etkili bir şekilde pompalama gücünü azaltır. Tesisat örneğimizde, "pompa" arızalanmıştır. Sistemde yeterli kan (su) olsa bile, pompa düzgün çalışmadığı için kan organlara ulaşamaz. Bu durum da organların oksijensiz kalmasına ve şoka neden olur. Bu tür şoka "Kardiyojenik Şok" denir.
  3. III. Başa şiddetli darbe alınması: Başa alınan şiddetli darbeler veya omurilik yaralanmaları, sinir sistemini etkileyebilir. Sinir sistemi, kan damarlarının genişliğini (çapını) kontrol eder. Bu tür bir yaralanma, damarların aniden ve kontrolsüz bir şekilde genişlemesine yol açabilir. Tesisat örneğimizde, sistemdeki "borular" aniden aşırı genişlemiştir. Vücuttaki kan miktarı normal olsa bile, damarlar çok genişlediği için kan basıncı aniden düşer ve kan, organlara ulaşmak yerine damarlarda göllenir. Bu da şoka neden olur ve bu şok türü "Nörojenik Şok" olarak adlandırılır.

Sonuç Değerlendirmesi:

Görüldüğü gibi, verilen üç durum da farklı mekanizmalarla da olsa şok tablosuna yol açabilen ciddi durumlardır. Aşırı sıvı kaybı kan hacmini azaltarak, kalp ritim bozuklukları kalbin pompalama gücünü düşürerek ve başa alınan şiddetli darbe damarların kontrolünü bozarak dolaşım yetmezliğine, yani şoka neden olur. Bu nedenle, her üç öncül de şok nedeni olarak kabul edilir.

  • a), b) ve c) seçenekleri neden yanlıştır? Bu seçenekler eksiktir. Sadece bir veya iki doğru durumu içerirlerken, şoka neden olabilecek diğer geçerli durumu dışarıda bırakmaktadırlar. Örneğin, a) seçeneği III. öncülü, b) seçeneği II. öncülü, c) seçeneği ise I. öncülü göz ardı eder. Oysa her üç durum da tek başına şoka sebep olabilir.
  • d) seçeneği (I, II ve III) neden doğrudur? Bu seçenek, şoka neden olabilecek tüm durumları kapsadığı için doğrudur. Ehliyet sınavlarında ilk yardım bilgisi ölçülürken, şokun farklı nedenlerini bilmek hayati önem taşır. Bu yüzden sorunun doğru cevabı, tüm öncülleri içeren d) şıkkıdır.
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi çıkığı olan kazazedeye yapılacak ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Çıkan eklemin yerine oturtulması
B
Çıkık olan bölgede sadece ısı kontrolü yapılması
C
Çıkan eklemin bulunduğu şekilde tespit edilmesi
D
Ağızdan ağrı kesiciler vererek ağrısının azaltılması
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, eklemi yerinden çıkmış bir kazazedeye yapılması gereken doğru ve güvenli ilk yardım uygulamasının ne olduğu sorulmaktadır. İlk yardımın temel amacı, durumu daha kötüye götürmeden, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar kazazedenin hayatını korumak veya durumunu stabil tutmaktır. Bu nedenle, çıkık gibi durumlarda yapılacak müdahalenin bilinçli ve doğru olması kritik öneme sahiptir.

Doğru Cevap: c) Çıkan eklemin bulunduğu şekilde tespit edilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, ilk yardımın en temel kuralı olan "zarar vermeme" ilkesine dayanmasıdır. Çıkık, eklem yüzeylerinin kalıcı olarak birbirinden ayrılmasıdır ve bu durum çevre dokulara, sinirlere ve damarlara zarar verebilir. Çıkan eklemi hareket ettirmek, bu hasarı artırabilir. Bu yüzden eklem, bulunduğu pozisyonda, hareket etmeyecek şekilde bir atel, sargı bezi veya üçgen sargı gibi malzemelerle sabitlenmelidir (tespit edilmelidir). Bu işlem, hem ağrıyı azaltır hem de ek yaralanmaların önüne geçer.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Çıkan eklemin yerine oturtulması: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve çok tehlikelidir. Çıkık bir eklemi yerine oturtma işlemi, sadece uzman sağlık personeli (doktor, ortopedist) tarafından yapılabilir. Bilinçsizce yapılacak bir müdahale, kemiklerin kırılmasına, damarların yırtılmasına veya sinirlerin kalıcı olarak zedelenmesine yol açabilir. İlk yardımcının görevi, eklemi yerine oturtmak değil, güvenli bir şekilde sabitlemektir.
  • b) Çıkık olan bölgede sadece ısı kontrolü yapılması: Bu seçenek yetersiz bir müdahaledir. Bölgedeki kan dolaşımını kontrol etmek (ısı, renk, nabız) önemli bir değerlendirme adımı olsa da, tek başına bir ilk yardım uygulaması değildir. "Sadece" kelimesi bu seçeneği yanlış kılar, çünkü asıl yapılması gereken müdahale olan sabitleme (tespit etme) işlemini içermez.
  • d) Ağızdan ağrı kesiciler vererek ağrısının azaltılması: Bu seçenek de yanlıştır. İlk yardımcı, doktor tavsiyesi olmadan kazazedeye asla ağızdan ilaç vermemelidir. Kazazedenin ilaca karşı alerjisi olabilir, başka bir sağlık sorunu bulunabilir veya acil bir ameliyata alınması gerekebilir. Ağızdan alınan ilaçlar, anestezi sürecini riske atabilir. Ağrıyı azaltmanın en güvenli yolu, bölgeyi doğru şekilde sabitleyerek hareketsiz kalmasını sağlamaktır.

Özetle; bir çıkık vakasıyla karşılaştığınızda yapmanız gereken en doğru ve güvenli ilk yardım uygulaması, eklemi nasıl bulduysanız o şekilde, hiç hareket ettirmeden sabitlemek ve ardından 112'yi arayarak tıbbi yardım istemektir.

Soru 5
Burkulan eklem bölgesinin şişmesini önlemek için yapılması gereken uygulama aşağıdakilerden hangisidir?
A
Burkulan bölgenin kalp seviyesinden yukarıda ve soğuk tutulması
B
Burkulan bölgenin kalp seviyesinden aşağıda ve sıcak tutulması
C
Burkulan bölgenin sürekli hareket ettirilmesi
D
Kişinin yan yatış pozisyonuna alınması
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir eklem burkulması yaşandığında, yaralanan bölgedeki şişliği önlemek veya en aza indirmek için yapılması gereken doğru ilk yardım uygulaması sorgulanmaktadır. Burkulmalar, eklem bağlarının anlık olarak gerilmesi veya yırtılması sonucu oluşur ve bu duruma genellikle ağrı, şişlik ve morarma eşlik eder.

Doğru Cevap: a) Burkulan bölgenin kalp seviyesinden yukarıda ve soğuk tutulması

Bu seçeneğin doğru olmasının iki temel bilimsel nedeni vardır. Birincisi, bölgeyi kalp seviyesinden yukarıda tutmak, yer çekiminden faydalanarak kanın ve doku sıvısının yaralı bölgede birikmesini engeller. Bu sayede kan damarlarından sızan sıvı bölgeden daha kolay uzaklaşır ve şişlik azalır. İkincisi, soğuk uygulama (buz torbası gibi) ise bölgedeki kan damarlarının büzüşmesini sağlar. Büzüşen damarlardan doku arasına daha az kan ve sıvı sızacağı için şişlik ve morarma kontrol altına alınmış olur. Ayrıca soğuk, sinir uçlarını uyuşturarak ağrının azalmasına da yardımcı olur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • b) Burkulan bölgenin kalp seviyesinden aşağıda ve sıcak tutulması: Bu seçenek, yapılması gerekenin tam tersidir ve durumu daha da kötüleştirir. Bölgeyi kalp seviyesinden aşağıda tutmak, kanın ve sıvının orada göllenmesine neden olarak şişliği artırır. Sıcak uygulama ise kan damarlarını genişletir, bölgeye kan akışını hızlandırır ve bu da şişliğin ve iç kanamanın artmasına yol açar. Sıcak uygulama, iyileşmenin ilerleyen aşamalarında kan dolaşımını artırmak için kullanılabilir ancak ilk anda kesinlikle yanlıştır.
  • c) Burkulan bölgenin sürekli hareket ettirilmesi: Bu da son derece yanlış bir uygulamadır. Burkulan eklemdeki bağlar zaten hasar görmüştür. Bölgeyi sürekli hareket ettirmek, bu hasarlı bağların daha fazla yırtılmasına, ağrının artmasına ve iyileşme sürecinin uzamasına neden olur. Burkulmalarda ilk yardımın temel prensiplerinden biri, yaralı bölgeyi dinlendirmek ve hareketsiz tutmaktır.
  • d) Kişinin yan yatış pozisyonuna alınması: Bu pozisyon, genellikle bilinci kapalı ancak nefes alıp veren kazazedelerde, solunum yolunu açık tutmak ve kusmuk gibi sıvıların akciğere kaçmasını önlemek için kullanılır. Koma pozisyonu olarak da bilinir. Bilinci yerinde olan ve sadece eklemi burkulmuş bir kişi için bu pozisyonun herhangi bir faydası yoktur ve tamamen alakasız bir ilk yardım yöntemidir.

Özetle, bir burkulma durumunda şişliği ve ağrıyı kontrol altına almanın en etkili yolu, yaralı bölgeyi dinlendirmek, kalp seviyesinden yukarıya kaldırmak ve düzenli aralıklarla soğuk uygulamaktır. Bu nedenle doğru cevap 'a' seçeneğidir.

Soru 6
Yetişkinlere ve bebeklere yapılan temel yaşam desteği uygulamasında, göğüs kemiği kaç cm aşağı inecek şekilde kalp basısı uygulanır? Yetişkin -------- Bebek
A
2 ------------ 1
B
3 ------------ 2
C
5 ------------ 4
D
7 ------------ 6
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bilinci kapalı ve solunumu durmuş bir kazazedeye yapılan Temel Yaşam Desteği (TYD) sırasında, kalp masajı (göğüs basısı) uygulanırken göğüs kemiğinin ne kadar aşağıya çökertilmesi gerektiği sorulmaktadır. Doğru derinliği bilmek, yapılan müdahalenin etkili ve güvenli olması için hayati önem taşır. Soru, bu derinliğin yetişkinler ve bebekler için ayrı ayrı ne kadar olduğunu bilmenizi gerektirir.

Doğru Cevap: c) 5 ------------ 4

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, güncel ilk yardım kılavuzlarında belirtilen standart ve bilimsel olarak kanıtlanmış ölçüleri yansıtmasıdır. Hem yetişkinlerde hem de bebeklerde temel amaç, göğüs kafesinin yaklaşık üçte biri (1/3) kadar çökertilmesidir. Bu oran, kalbin etkili bir şekilde sıkıştırılıp kan pompalamasını sağlarken, iç organlara zarar verme riskini en aza indirir.

  • Yetişkinler için 5 cm: Yetişkin bir bireyde göğüs kafesinin 1/3'lük derinliği yaklaşık olarak 5 cm'e denk gelir. Bu derinlik, kalbin odacıkları arasında kanın etkili bir şekilde hareket etmesi ve beyin gibi hayati organlara oksijenli kanın gönderilmesi için yeterli ve gereklidir. Daha az bası etkisiz kalır, daha fazlası ise tehlikeli olabilir.
  • Bebekler için 4 cm: Bebeklerin (0-1 yaş) göğüs kafesi daha küçük, esnek ve hassas olduğu için bası derinliği yetişkinlere göre daha azdır. Bebeklerde göğüs kafesinin 1/3'ü ise yaklaşık 4 cm'dir. Bu derinlik, bebeğin küçük kalbine yeterli basıyı uygularken, kaburga kırığı veya iç organ yaralanması gibi ciddi riskleri önlemeye yardımcı olur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıkların neden hatalı olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu seçenekler, ya yetersiz ya da tehlikeli derinlikleri ifade eder.

  1. a) 2 cm ve 1 cm: Bu derinlikler son derece yetersizdir. Kalp masajının etkili olabilmesi için kalbin iki göğüs kemiği arasında yeterince sıkıştırılması gerekir. 1-2 cm'lik bir bası, kan dolaşımını yeniden başlatmak veya sürdürmek için gereken basıncı oluşturmaz ve yapılan müdahale ne yazık ki hayat kurtarıcı olmaz.
  2. b) 3 cm ve 2 cm: Bu değerler de yine standartların altında kalır ve yetersiz kabul edilir. Yapılan kalp masajının kalitesi düşer ve kanın beyne ve diğer organlara yeterli miktarda pompalanmasını engelleyebilir. Etkili bir ilk yardım için gereken minimum derinliğe ulaşılmamış olur.
  3. d) 7 cm ve 6 cm: Bu derinlikler aşırı ve tehlikelidir. Göğüs kemiğini bu kadar fazla bastırmak, kaburgaların kırılmasına, akciğerlerin delinmesine (pnömotoraks) ve diğer ciddi iç organ yaralanmalarına neden olabilir. İlk yardımın temel prensibi "önce zarar verme" ilkesidir ve bu seçenek bu ilkeye tamamen aykırıdır.

Özetle, ehliyet sınavında ve gerçek hayatta unutmamanız gereken en önemli kural, kalp masajı derinliğinin göğüs kafesinin 1/3'ü kadar olmasıdır. Bu kuralın sınavlarda sorulan pratik karşılığı ise yetişkinler için 5 cm ve bebekler için 4 cm'dir. Bu değerler, hayat kurtarmak için en etkili ve güvenli ölçüler olarak kabul edilmektedir.

Soru 7
"Kazazedenin genellikle enkaz altından ve tünel gibi dar alanlardan çıkarılmasında kullanılır. Ayrıca ilk yardımcı, fiziksel güç kapasitesini de değerlendirmeli, iri ve kilolu kazazedeleri bu teknikle taşımalıdır." Yukarıdaki açıklama, acil taşıma tekniklerinden hangisine aittir?
A
İtfaiyeci yöntemi
B
Rentek manevrası
C
Heimlich manevrası
D
Sürükleme yöntemi
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, acil durumlarda kullanılan bir hasta taşıma tekniğinin tanımı verilmiş ve bu tanımın hangi tekniğe ait olduğu sorulmuştur. Sorunun metnindeki anahtar ipuçları; "enkaz altı", "tünel gibi dar alanlar", "ilk yardımcının fiziksel gücü" ve "iri ve kilolu kazazedeler" ifadeleridir. Bu ipuçlarını değerlendirerek doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Sürükleme yöntemi

Soruda verilen açıklama, sürükleme yöntemini tam olarak tarif etmektedir. Sürükleme, kazazedeyi yerden kaldırmadan, genellikle omuzlarından, kollarından, ayak bileklerinden veya bir battaniye yardımıyla çekerek güvenli bir alana taşımaktır. Özellikle enkaz, çökme veya tünel gibi ilk yardımcının ayağa kalkıp kazazedeyi kaldıramayacağı kadar dar ve tehlikeli alanlarda bu yöntem hayat kurtarıcıdır. Ayrıca, ilk yardımcının tek başına olduğu ve kazazedenin iri ve kilolu olduğu durumlarda, onu kaldırmaya gücü yetmeyebilir. Sürükleme, kaldırmaya göre çok daha az güç gerektirdiği için bu tür durumlarda en mantıklı ve güvenli taşıma tekniğidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) İtfaiyeci yöntemi: Bu teknikte ilk yardımcı, kazazedeyi omzunun üzerine alarak taşır. Bu yöntemi uygulayabilmek için hem ilk yardımcının yeterli güce sahip olması hem de hareket edilecek alanın geniş ve engelsiz olması gerekir. Soruda belirtilen "dar alanlar" ve "enkaz altı" gibi durumlar için kesinlikle uygun değildir.
  • b) Rentek manevrası: Bu manevra, özellikle trafik kazalarında, araç içindeki yaralıyı omuriliğine zarar vermeden çıkarmak için kullanılan özel bir tekniktir. Genel bir taşıma tekniği olmayıp, amacı baş-boyun-gövde eksenini korumaktır. Sorudaki enkaz altı veya tünel gibi genel dar alan tanımına uymaz; spesifik olarak araçtan çıkarma ile ilgilidir.
  • c) Heimlich manevrası: Bu bir taşıma tekniği değildir. Solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu boğulma tehlikesi yaşayan kişiye, hava yolunu açmak için uygulanan bir ilk yardım müdahalesidir. Konu olarak kazazedeyi bir yerden başka bir yere nakletmekle hiçbir ilgisi yoktur.

Özetle, sorudaki tanım, bir kazazedeyi dar ve tehlikeli alanlardan çıkarmak veya ilk yardımcının tek başına ağır birini taşıması gerektiğinde başvurulan en etkili yöntem olan sürükleme yöntemini açıkça anlatmaktadır. Bu nedenle doğru cevap "d" seçeneğidir.

Soru 8
Baş ve yüzdeki ağır kanamalarda, aşağıdaki bası noktalarından hangisine basınç uygulanır?
A
Kasık
B
Koltuk altı
C
Şah damarı
D
Köprücük kemiği üzeri
8 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, baş ve yüz bölgesinde meydana gelen ciddi bir kanamayı durdurmak için hangi ana damara (bası noktasına) baskı yapılması gerektiği sorulmaktadır. Vücuttaki bası noktaları, kanamayı kontrol altına almak amacıyla kanamanın olduğu bölgeye giden kan akışını yavaşlatmak için kullanılan stratejik noktalardır. Bu noktalar, atardamarın kemiğe yakın geçtiği ve elle baskı yapılarak sıkıştırılabileceği yerlerdir.

Doğru cevap c) Şah damarı seçeneğidir. Şah damarı (karotis arter), boynun her iki yanında bulunan ve beyne, yüze ve başa kan taşıyan ana atardamardır. Baş ve yüzdeki ağır bir kanama durumunda, kanamanın olduğu taraftaki şah damarına parmaklarla baskı uygulamak, kanamanın kaynağına giden kan akışını önemli ölçüde azaltır ve kanamanın kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

Bu uygulama çok dikkatli yapılmalıdır. Baskı, sadece kanamanın olduğu taraftaki şah damarına uygulanmalı ve asla iki tarafa aynı anda baskı yapılmamalıdır. Çünkü her iki şah damarını aynı anda sıkıştırmak, beyne giden kan akışını tamamen keserek çok tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Kasık: Bu bölge, bacaklardaki atardamar kanamalarını kontrol etmek için kullanılır. Bacağa kan taşıyan ana damar (femoral arter) buradan geçtiği için, bacaktaki bir kanamayı durdurmak amacıyla kasığa baskı uygulanır. Baş ve yüz ile bir ilgisi yoktur.
  • b) Koltuk altı: Kol ve omuz bölgesindeki ağır kanamaları durdurmak için kullanılan bir bası noktasıdır. Kola giden ana damar (aksiller arter) bu bölgededir ve buraya yapılan basınç kol kanamalarını kontrol eder. Baş ve yüz için etkisizdir.
  • d) Köprücük kemiği üzeri: Bu nokta da yine kol ve omuz bölgesindeki kanamaları kontrol etmek için kullanılır. Buradan geçen damar (subklavian arter), kola giden kan akışını kontrol etmeye yarar ve baş-yüz kanamaları için birincil bası noktası değildir.

Özetle, ilk yardımda kanamayı durdurmak için baskı uygulanacak nokta, kanamanın olduğu bölgeye göre belirlenir. Baş ve yüz bölgesi için doğru bası noktası, boyunda bulunan şah damarıdır. Bu bilgi, ehliyet sınavı için önemli bir ilk yardım kuralıdır.

Soru 9
I. Eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılmasıdır. II. Eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılmasıdır. III. Darbe sonucu kemiğin anatomik bütünlüğünün bozulmasıdır. Bulmaca her kutuya bir harf gelecek şekilde tamamlandığında, III numaralı alana aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
A
Kırık
B
Çıkık
C
Yanık
D
Donuk
9 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardım konusunda temel kavramları içeren bir bulmaca verilmiştir. Üç farklı tanım sunulmuş ve bu tanımların karşılığı olan tıbbi terimlerin bulmacaya yerleştirilmesi istenmiştir. Bizden istenen ise III numaralı "Darbe sonucu kemiğin anatomik bütünlüğünün bozulmasıdır." tanımının karşılığını bulmaktır.

Doğru cevap a) Kırık seçeneğidir. III numaralı tanımda "kemiğin anatomik bütünlüğünün bozulması" ifadesi yer almaktadır. Bu ifade, bir kemiğin darbe, düşme veya zorlanma gibi nedenlerle bütünlüğünü kaybetmesi, yani çatlaması veya parçalara ayrılması anlamına gelir. Bu duruma tıp dilinde ve ilk yardımda "Kırık" adı verilir.

Bulmacayı daha iyi anlamak ve diğer terimleri de öğrenmek için diğer tanımlara da bakalım.

  • I. Eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılmasıdır: Bu tanım Burkulma'yı ifade eder. Eklemi oluşturan kemiklerin anlık olarak yerinden oynaması ama sonra tekrar yerine gelmesidir. Bu esnada eklem bağları zarar görebilir.
  • II. Eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılmasıdır: Bu tanım ise Çıkık'ı tanımlar. Çıkık durumunda, eklem yüzeyleri ayrılır ve bir uzman müdahalesi olmadan kendiliğinden yerine gelmez. Bu durum kalıcı bir ayrılmadır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince: "Çıkık" (b seçeneği), II numaralı tanımın karşılığıdır, kemiğin değil eklemin kalıcı olarak ayrılmasıdır. "Yanık" (c seçeneği) ısı, kimyasal madde veya elektrik gibi etkenlerle deri ve deri altı dokuların zarar görmesidir. "Donuk" (d seçeneği) ise aşırı soğuğa maruz kalma sonucu dokuların donmasıdır. Bu iki durumun da kemik bütünlüğünün bozulmasıyla bir ilgisi yoktur.

Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi toplardamar kanamalarına ait bir özelliktir?
A
Kesik kesik akan bir kanama olması
B
Kalp atımları ile uyumlu olarak akması
C
Koyu kırmızı renkteki kanın sürekli akması
D
Parlak ve açık kırmızı renkteki kanın fışkırır tarzda akması
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, vücudumuzdaki kanama türlerinden biri olan **toplardamar kanamalarının** ayırt edici özelliğini bulmamız isteniyor. İlk yardım bilgisi açısından kanamanın türünü doğru tespit etmek, yapılacak müdahale için hayati önem taşır. Soruyu ve cevapları inceleyerek doğru seçeneğe ulaşalım.

Doğru cevap c) Koyu kırmızı renkteki kanın sürekli akması seçeneğidir. Toplardamarlar, vücuttaki kullanılmış, yani oksijeni azalmış kanı kalbe geri taşıyan damarlardır. Bu nedenle içindeki kan, oksijen bakımından fakir olduğu için koyu kırmızı renktedir. Ayrıca, toplardamarlardaki kan basıncı atardamarlara göre daha düşük ve sabittir, bu yüzden kanama fışkırma veya kesik kesik olma şeklinde değil, sürekli ve yayılarak akan bir sızıntı şeklindedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Kesik kesik akan bir kanama olması: Bu özellik, atardamar kanamalarına aittir. Atardamarlardaki kan, kalbin pompalama ritmiyle hareket ettiği için kanama da bu ritme uygun olarak kesik kesik ve fışkırır tarzda olur. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Kalp atımları ile uyumlu olarak akması: Bu ifade de, tıpkı bir önceki seçenekte olduğu gibi, atardamar kanamalarını tanımlar. Kalp her attığında damara bir basınç uygular ve kan bu basınçla dışarı fışkırır. Bu durum, toplardamarların düşük basınçlı yapısıyla uyuşmaz.
  • d) Parlak ve açık kırmızı renkteki kanın fışkırır tarzda akması: Bu seçenek, atardamar kanamasının en net ve eksiksiz tanımıdır. Atardamarlar, kalpten pompalanan oksijen zengini ("temiz") kanı vücuda dağıtır. Oksijen zengini kanın rengi parlak ve açık kırmızıdır ve yüksek basınç nedeniyle fışkırır tarzda akar.

Özetle, kanamanın rengi ve akış şekli, hangi damarın yaralandığını anlamak için en önemli ipuçlarıdır. Parlak kırmızı ve fışkırır/kesik kesik akıyorsa bu bir atardamar kanamasıdır ve çok tehlikelidir. Koyu kırmızı ve sürekli bir şekilde yayılarak akıyorsa bu bir toplardamar kanamasıdır. Eğer kanama küçük noktacıklar veya hafif bir sızıntı şeklindeyse, bu da kılcal damar kanamasıdır ve genellikle en hafif kanama türüdür.

Soru 11
Beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşan kısa süreli, yüzeysel ve geçici bilinç kaybına ne ad verilir?
A
Koma
B
Bayılma
C
Sara krizi
D
Ateşli havale
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, beynimize giden kan miktarının anlık olarak azalmasıyla yaşanan, uzun sürmeyen ve derin olmayan bilinç kaybının tanımı sorulmaktadır. Sorunun anahtar kelimeleri; **"kısa süreli"**, **"yüzeysel"**, **"geçici"** ve **"beyne giden kan akışının azalması"** olarak öne çıkmaktadır. Bu tanıma en uygun cevabı bularak, diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Bayılma

Doğru cevap bayılma (tıbbi adıyla senkop)'dır. Çünkü bayılma, tam olarak soruda tarif edilen durumdur. Beyne giden kan akışının çeşitli nedenlerle (ani tansiyon düşmesi, korku, heyecan, uzun süre ayakta kalma gibi) anlık olarak azalması, beynin geçici olarak yeterli oksijen alamamasına yol açar. Bu durum, kişinin bilincini kısa süreliğine kaybetmesine neden olur. Bayılma genellikle yüzeysel bir bilinç kaybıdır ve kişi yere düştüğünde veya yatırıldığında beyne tekrar kan gittiği için bilinç kısa sürede geri gelir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Koma: Koma, bayılmadan çok daha ciddi bir durumdur. Bilinç kaybı derin ve uzun sürelidir. Kişi, dışarıdan gelen sesli veya ağrılı uyarılara tepki vermez. Komanın nedeni genellikle ciddi kafa travmaları, beyin kanaması veya ağır hastalıklar gibi durumlardır ve kendiliğinden kısa sürede düzelmez. Bu nedenle, sorudaki "kısa süreli ve yüzeysel" tanımına uymaz.
  • c) Sara krizi (Epilepsi): Sara krizi, beyne giden kan akışının azalmasından değil, beyindeki sinir hücrelerinde meydana gelen anormal elektriksel boşalımlardan kaynaklanır. Kriz sırasında bilinç kaybı yaşanabilse de, genellikle kasılmalar, titremeler ve istemsiz hareketler gibi belirtiler de eşlik eder. Sebebi ve belirtileri bayılmadan tamamen farklıdır.
  • d) Ateşli havale: Ateşli havale, genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, vücut sıcaklığının aniden yükselmesi (yüksek ateş) sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Temel nedeni yüksek ateştir, beyne giden kan akışının azalması değildir. Bu durum da sorudaki tanıma uymamaktadır.

Özetle, soruda verilen "beyne giden kan akışının azalması" ve "kısa süreli, yüzeysel, geçici bilinç kaybı" ifadeleri, doğrudan bayılma durumunu tanımlamaktadır. Diğer şıklar ise farklı nedenlere dayanan ve daha farklı belirtilerle seyreden ciddi tıbbi durumlardır.

Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi kanamalarda yapılan yanlış bir uygulamadır?
A
Kanamanın durdurulamadığı durumlarda uygun kemik üzerine turnike uygulamak
B
Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulamak
C
Kanayan bölgeyi kalp seviyesinden aşağıda tutmak
D
Kanayan damarın üzerine doğrudan baskı uygulamak
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kanama durumunda uygulanacak ilk yardım müdahaleleri arasında hangisinin hatalı, yani yapılmaması gereken bir işlem olduğu sorulmaktadır. Amaç, kanamayı durdurmaya yönelik doğru ilk yardım adımlarını bilip bilmediğinizi ölçmektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevap: c) Kanayan bölgeyi kalp seviyesinden aşağıda tutmak

Bu seçenek, kanamalarda yapılması gerekenin tam tersi olduğu için yanlış bir uygulamadır ve bu nedenle sorunun doğru cevabıdır. Kan dolaşımında yer çekiminin önemli bir etkisi vardır. Kanayan bir bölgeyi (örneğin bir kol veya bacak) kalp seviyesinden aşağıda tutmak, yer çekiminin de etkisiyle o bölgeye daha fazla kan pompalanmasına ve kanamanın şiddetlenmesine neden olur. Doğru olan uygulama, kanamayı yavaşlatmak için kanayan uzvu mümkünse kalp seviyesinin üzerine kaldırmaktır. Bu hareket, kan basıncını düşürerek kanamanın kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi (Neden Yanlış Cevaplar?):

Diğer seçenekler, kanamayı durdurmak için uygulanan doğru ilk yardım yöntemleridir. Bu yüzden soruda aranan "yanlış uygulama" tanımına uymazlar.

  • a) Kanamanın durdurulamadığı durumlarda uygun kemik üzerine turnike uygulamak: Bu, doğru bir ilk yardım uygulamasıdır. Turnike (boğucu sargı), özellikle büyük atardamar kanamaları veya uzuv kopması gibi çok ciddi durumlarda, diğer yöntemler (doğrudan baskı, basınç noktasına baskı) işe yaramadığında başvurulan en son çaredir. Hayati tehlikeyi önlemek için kan akışını tamamen kesmeyi amaçlar ve doğru uygulandığında hayat kurtarır.
  • b) Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulamak: Bu da etkili ve doğru bir yöntemdir. Eğer doğrudan yara üzerine baskı yapmak kanamayı durdurmuyorsa, kanayan bölgeye kan taşıyan ana atardamarın geçtiği basınç noktasına (örneğin koltuk altı, kasık gibi) baskı uygulanır. Bu işlem, yaraya giden kan akışını yavaşlatarak kanamanın kontrol altına alınmasını kolaylaştırır.
  • d) Kanayan damarın üzerine doğrudan baskı uygulamak: Bu, dış kanamalarda yapılması gereken ilk ve en önemli müdahaledir. Temiz bir bez veya gazlı bez ile kanayan yaranın üzerine direkt olarak ve kesintisiz bir şekilde baskı uygulamak, pıhtılaşmayı sağlayarak kanamayı durdurmanın en temel yoludur.
Soru 13
Aşağıdakilerin hangisinde dönüş ışıklarının kullanılması zorunlu değildir?
A
Virajlarda
B
Şerit değiştirmelerde
C
Sağa ve sola dönüşlerde
D
Bir aracın geçilmesi esnasında
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin hangi durumda dönüş ışıklarını, yani sinyal lambalarını, kullanmasının yasal bir zorunluluk **olmadığı** sorulmaktadır. Trafikte sinyal lambalarının temel amacı, sürücünün niyetini ve yapacağı bir sonraki hamleyi (dönüş, şerit değiştirme vb.) diğer sürücülere, yayalara ve trafik görevlilerine önceden bildirmektir. Bu soru, bu temel kuralın istisnasını bulmanızı istemektedir.

Doğru Cevap: a) Virajlarda

Doğru cevabın "Virajlarda" olmasının sebebi, virajın sürücünün bir manevra tercihi değil, yolun kendi yapısal bir özelliği olmasıdır. Sürücü virajda bir kavşaktan dönmez veya şerit değiştirmez; sadece mevcut şeridinde kalarak yolun kıvrımını takip eder. Bu durumda sinyal vermek, diğer sürücüler için yanıltıcı olabilir. Örneğin, virajlı bir yolda sinyal veren bir sürücünün, virajın çıkışındaki bir tali yola sapacağı veya kenara çekeceği düşünülebilir, bu da kafa karışıklığına ve tehlikeli durumlara yol açabilir. Bu nedenle, sadece yolu takip ettiğiniz virajlarda sinyal kullanma zorunluluğu yoktur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden zorunlu olduğunu ve dolayısıyla sorunun cevabı olamayacağını inceleyelim:

  • b) Şerit değiştirmelerde: Bir şeritten diğerine geçmek, trafiğin akışını doğrudan etkileyen bir manevradır. Sinyal vererek diğer sürücüleri niyetiniz hakkında önceden uyarmak, arkadan gelen aracın hızını ayarlamasına veya size yol vermesine olanak tanır. Sinyal vermeden aniden şerit değiştirmek, en sık görülen kaza nedenlerinden biridir ve kesinlikle zorunludur.
  • c) Sağa ve sola dönüşlerde: Bir kavşağa, sokağa veya bir park alanına girerken sağa ya da sola dönmek, yapacağınız en temel yön değiştirme hareketidir. Bu manevradan önce mutlaka sinyal vererek hem arkanızdaki hem de karşı yöndeki sürücülere ne yapacağınızı bildirmeniz gerekir. Bu, trafiğin güvenli ve düzenli akışı için en temel kurallardan biridir.
  • d) Bir aracın geçilmesi esnasında (Sollama): Sollama manevrası birkaç adımdan oluşur ve her adımda sinyal kullanımı kritiktir. Önce sol şeride geçmek için sol sinyal, sollama tamamlandıktan sonra tekrar kendi şeridinize dönmek için ise sağ sinyal kullanmak zorunludur. Bu sinyaller, hem geçtiğiniz aracın sürücüsünü hem de diğer sürücüleri yapacağınız hamleler konusunda bilgilendirir ve olası bir kazayı önler.

Özetle, sinyal lambaları sürücünün kendi iradesiyle yapacağı bir yön veya şerit değişikliğini bildirmek için kullanılır. Viraj ise yolun kendi durumudur ve sürücünün iradi bir manevrası değildir. Bu ayrımı anladığınızda, sorunun cevabının neden "Virajlarda" olduğunu kolayca görebilirsiniz.

Soru 14
Yerleşim birimleri dışındaki kara yollarında, hangi tür taşıtların öndeki araçla olan takip mesafesi 50 metreden az olmamalıdır?
A
Otomobil
B
Motosiklet
C
Telikeli madde taşıyan taşıt
D
Lastik tekerlekli traktör
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, genel takip mesafesi kuralından farklı olarak, özel bir zorunluluğa sahip olan araç türü sorulmaktadır. Normalde takip mesafesi hıza göre değişirken, bazı araçlar için risk faktöründen dolayı sabit ve daha uzun bir minimum mesafe belirlenmiştir. Soru, bu özel kuralın hangi araç için geçerli olduğunu bilmenizi istemektedir.

Trafik kurallarında genel takip mesafesi, "hızın yarısı" veya "2 saniye" kuralı olarak bilinir. Örneğin, 90 km/s hızla giden bir otomobilin önündeki araçla arasında en az 45 metre mesafe bırakması gerekir. Bu kural, sürücünün önündeki aracın ani durması durumunda güvenli bir şekilde durabilmesi için yeterli zaman ve mesafeyi sağlamayı amaçlar.

Doğru Cevap: c) Tehlikeli madde taşıyan taşıt

  • Neden Doğru: Tehlikeli madde (yanıcı, patlayıcı, zehirli vb.) taşıyan araçlar, kaza anında çok büyük felaketlere yol açabilirler. Bu araçların karıştığı bir kaza, sadece kendileri için değil, çevredeki diğer tüm araçlar ve insanlar için de büyük bir risk oluşturur. Bu yüksek risk nedeniyle, Karayolları Trafik Yönetmeliği bu araçlara özel bir kural getirmiştir. Bu kurala göre, tehlikeli madde taşıyan taşıtlar, yerleşim birimleri dışındaki yollarda, hızları ne olursa olsun, önlerindeki araçla aralarında en az 50 metre mesafe bırakmak zorundadırlar. Bu, olası bir kaza durumunda zincirleme reaksiyonları önlemek ve müdahale ekiplerine güvenli bir alan sağlamak için kritik bir önlemdir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  1. a) Otomobil ve b) Motosiklet: Bu iki araç türü için özel bir sabit takip mesafesi kuralı yoktur. Bu araçların sürücüleri, yukarıda bahsedilen genel "hızın yarısı" veya "2 saniye" kuralına uymak zorundadırlar. Dolayısıyla, takip mesafeleri hızlarına bağlı olarak sürekli değişir; 50 metreden az da olabilir, çok da olabilir.
  2. d) Lastik tekerlekli traktör: Traktörler de genel takip mesafesi kurallarına tabidir. Ancak bu araçlar yapıları gereği yavaş hareket ettikleri için, hızlarının yarısı kadar olan takip mesafesi genellikle 50 metrenin çok altında kalır. Onlar için belirlenmiş böyle özel ve yüksek bir minimum mesafe zorunluluğu bulunmamaktadır.

Özetle, takip mesafesi denildiğinde aklınıza "hızın yarısı" kuralı gelmelidir. Ancak soruda "tehlikeli madde" gibi özel bir durum belirtiliyorsa, bu araçların taşıdığı büyük riskten dolayı hızlarına bakılmaksızın uymaları gereken sabit 50 metrelik özel kuralı hatırlamanız gerekir.

Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi azami hız sınırlaması anlamındadır?
A
B
C
D
15 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, seçeneklerde verilen trafik levhalarından hangisinin "azami hız sınırlaması" anlamına geldiğini bulmanız istenmektedir. "Azami" kelimesi, "en yüksek" veya "maksimum" demektir. Dolayısıyla soru, sürücülerin bir yolda yasal olarak gidebilecekleri en yüksek hızı belirten işareti sormaktadır.

a) Doğru Cevap: Bu seçenek, kırmızı bir daire içinde "50" yazan trafik levhasını göstermektedir. Bu işaret, uluslararası geçerliliği olan bir azami hız sınırlaması levhasıdır. Sürücülere, bu yol kesiminde en fazla saatte 50 kilometre hızla gidebileceklerini, bu hızın üzerine çıkmanın yasak olduğunu bildirir. Trafik tanzim işaretleri grubunda yer alan kırmızı çerçeveli yuvarlak levhalar, genellikle bir yasağı veya kısıtlamayı ifade eder.

b) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki mavi zeminli yuvarlak levha, bir yasak değil, bir mecburiyet bildirir. İçindeki "50" rakamı, bu yolda gidilmesi gereken asgari (en az) hızı gösterir. Yani sürücülerin, trafik koşulları elverdiği sürece, saatte 50 kilometrenin altında bir hızla gitmemeleri gerekir. Bu nedenle, azami (en yüksek) hızın tam tersi olan asgari (en düşük) hızı belirttiği için yanlış bir seçenektir.

c) Yanlış Cevap: Bu levha, üzerinde "50" yazan ve çapraz bir çizgi ile bölünmüş bir işarettir. Trafik işaretlerinde bu çapraz siyah çizgi, daha önce belirtilen bir yasağın veya kısıtlamanın sona erdiğini ifade eder. Dolayısıyla bu işaret, "azami hız sınırlaması sonu" levhasıdır ve saatte 50 kilometre hız sınırının bittiğini gösterir. Bu işaretten sonra, o yol için geçerli olan genel hız limitlerine geri dönülür.

d) Yanlış Cevap: Bu baklava dilimi şeklindeki sarı ve beyaz levha, "Anayol" levhasıdır. Bu işaret, sürücünün öncelikli bir yolda olduğunu ve bu yolla kesişen yollardan gelen araçlara göre kavşaklarda geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu belirtir. Hız sınırlaması ile ilgili herhangi bir bilgi vermez, sadece yolun öncelik durumunu bildirir. Bu nedenle, soruyla ilgisi olmadığı için yanlış bir cevaptır.

Soru 16
Şekle göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
2 numaralı aracın öncelikle geçmesi
B
1 numaralı aracın hızını artırarak kavşağa girmesi
C
2 numaralı aracın 3 numaralı aracın geçmesini beklemesi
D
3 numaralı aracın 2 numaralı aracı ikaz ederek durdurması
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik ışığı, trafik levhası veya trafik polisi bulunmayan, yani bir **kontrolsüz kavşakta** araçların geçiş önceliği kuralı sorgulanmaktadır. Bu tip kavşaklarda hangi aracın önce geçeceğini belirlemek için belirli trafik kurallarını uygulamamız gerekir. Doğru cevabı bulmak için resimdeki araçların konumlarını ve hareket yönlerini bu kurallara göre değerlendirelim. Kontrolsüz kavşaklarda geçiş üstünlüğünü belirleyen temel kurallar şunlardır:
  • Bütün sürücüler, geçiş üstünlüğüne sahip olan araçlara (ambulans, itfaiye vb.) yol verir. (Bu soruda böyle bir araç yoktur.)
  • Dönüş yapan araçlar, doğru geçmekte olan araçlara yol verir.
  • Motorlu araçlardan soldaki, sağdan gelen araca yol verir. Yani, her zaman sağdaki aracın geçiş önceliği vardır.
  • Traktör, iş makinesi gibi motorsuz veya yavaş giden araçlar, diğer motorlu araçlara yol verir.

Doğru Cevap: a) 2 numaralı aracın öncelikle geçmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının nedeni şudur: Öncelikle, 1 numaralı araç dönüş yaptığı için, düz gitmekte olan 2 ve 3 numaralı araçlara yol vermek zorundadır. Bu durumda 1 numaralı araç en son geçecektir. Geriye kalan 2 ve 3 numaralı araçları karşılaştırdığımızda ise "sağdaki aracın önceliği" kuralı devreye girer. 3 numaralı traktörün sürücüsü, sağına baktığında 2 numaralı aracı görür. Bu nedenle, 3 numaralı araç, kendi sağında bulunan 2 numaralı araca yol vermelidir. Ayrıca, traktörler normal otomobillere göre geçiş önceliği daha az olan araçlardır. Bu iki kural birleştiğinde, kavşakta ilk geçiş hakkının 2 numaralı araca ait olduğu net bir şekilde ortaya çıkar.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

  1. b) 1 numaralı aracın hızını artırarak kavşağa girmesi: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Trafik kurallarına göre, dönüş yapan araçlar her zaman düz giden araçlara yol vermekle yükümlüdür. Hızını artırarak kavşağa girmesi, geçiş hakkını ihlal etmesi ve büyük bir kaza riski oluşturması anlamına gelir. Kavşaklara yaklaşırken hız azaltılmalıdır, artırılmamalıdır.
  2. c) 2 numaralı aracın 3 numaralı aracın geçmesini beklemesi: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü geçiş hakkı kurallarının tam tersini ifade etmektedir. 2 numaralı araç, 3 numaralı aracın sağında yer aldığı için geçiş önceliği ondadır. Dolayısıyla, beklemesi gereken 2 numaralı araç değil, 3 numaralı araçtır.
  3. d) 3 numaralı aracın 2 numaralı aracı ikaz ederek durdurması: Bu seçenek mantık dışı ve yanlıştır. Geçiş hakkı 2 numaralı araçta olduğu için, 3 numaralı aracın onu durdurmaya çalışması gibi bir yetkisi veya hakkı yoktur. Tam tersine, 3 numaralı araç sürücüsü yavaşlayarak veya durarak geçiş hakkını 2 numaralı araca vermekle yükümlüdür.

Özetle, bu kavşaktaki doğru geçiş sıralaması kurallara göre 2 - 3 - 1 şeklinde olmalıdır. Bu nedenle, ilk geçmesi gereken ve doğru olan davranış "2 numaralı aracın öncelikle geçmesi"dir.

Soru 17
Şekildeki trafik işareti hangi yol bölümünde bulunur?
A
Eğimli
B
Kasisli
C
Virajlı
D
Kaygan
17 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir tehlike uyarı levhası gösterilmekte ve bu levhanın anlamı, yani hangi tür bir yol kesiminde sürücüleri uyardığı sorulmaktadır. Tehlike uyarı işaretlerinin ortak amacı, sürücüleri ileride karşılaşabilecekleri potansiyel bir tehlikeye karşı önceden bilgilendirmek ve gerekli tedbirleri almalarını sağlamaktır. Bu işaretler genellikle üçgen şeklindedir ve kırmızı bir çerçeveye sahiptir.

Doğru Cevap: d) Kaygan

Soruda gösterilen levha, resmi olarak "Kaygan Yol" işaretidir. Levhanın üzerindeki resim (piktogram), tekerleklerinden iz bırakarak kontrolünü kaybetmiş gibi görünen bir otomobili simgeler. Bu sembol, yol yüzeyinin normalden daha kaygan olduğunu ve aracın yol tutuşunun azalabileceğini ifade eder. Bu durum yağmur, kar, buz, yola dökülmüş yağ veya mıcır gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Sürücü bu işareti gördüğünde, takip mesafesini artırmalı, hızını düşürmeli ve ani direksiyon hareketlerinden veya sert fren yapmaktan kaçınmalıdır.

  • Neden a) Eğimli seçeneği yanlıştır?

    Eğimli yolları belirtmek için kullanılan işaretler farklıdır. Bu işaretler, bir aracın yokuş yukarı veya yokuş aşağı gittiğini gösteren bir sembol içerir ve genellikle eğimin yüzdesini (örneğin %10 gibi) belirtir. Bu işaretler yolun eğimi hakkında bilgi verir, yüzeyin kayganlığı hakkında değil.

  • Neden b) Kasisli seçeneği yanlıştır?

    Kasisli yolu, yani yoldaki tümseği belirten işaret, üzerinde yol yüzeyinde bir yükselti (tümsek) simgesi bulunan bir levhadır. Bu işaret, sürücüyü hızını azaltması gereken fiziksel bir engele karşı uyarır. Sorudaki işaret ise yolun yüzeyinin durumuyla ilgili bir tehlikeyi bildirir.

  • Neden c) Virajlı seçeneği yanlıştır?

    Virajlı yolları gösteren işaretler, ilerideki virajın yönünü ve şeklini gösteren kıvrımlı oklar içerir. Sağa veya sola tehlikeli viraj ya da birbirini takip eden tehlikeli virajlar gibi farklı türleri vardır. Bu işaretler yolun geometrisi hakkında uyarı yaparken, sorudaki işaret yolun yüzeyinin fiziksel durumu hakkında uyarı yapar.

Özetle, tekerleklerinden iz bırakarak kayan bir araba sembolü gördüğünüzde, bu her zaman ilerideki yolun kaygan olduğu ve ekstra dikkatli olmanız gerektiği anlamına gelir. Bu nedenle doğru cevap "d" şıkkıdır.

Soru 18
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Yaya yolunu
B
Yaya geçidini
C
Yola yayanın çıkabileceğini
D
Yola yayanın giremeyeceğini
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen trafik işaret levhasının ne anlama geldiğini bulmamız isteniyor. Trafik işaretlerini doğru yorumlayabilmek, hem sınavda başarılı olmak hem de trafikte güvenliği sağlamak için kritik öneme sahiptir. Bu levhanın anlamını çözmek için şeklini, rengini ve içindeki sembolü doğru bir şekilde analiz etmeliyiz.

Öncelikle levhanın genel özelliklerini inceleyelim. Levha, daire şeklindedir ve kenarları kırmızı bir çerçeve ile çevrilidir. Trafik işaretleri dilinde, kırmızı çerçeveli daire şeklindeki levhalar "Trafik Tanzim İşaretleri" grubuna girer ve genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirirler. Yani bu levhayı gördüğünüzde, içinde gösterilen eylemin yapılması yasaktır.

Levhanın içinde ise bir yaya figürü (sembolü) bulunmaktadır. Kırmızı çerçevenin getirdiği "yasak" anlamı ile içindeki "yaya" sembolünü birleştirdiğimizde, levhanın anlamı "Yayaların girmesi yasaktır" veya "Yaya giremez" olarak ortaya çıkar. Bu işaret, genellikle motorlu taşıt trafiğine ayrılmış, yayaların yürümesinin tehlikeli ve yasak olduğu otoyol, bağlantı yolu gibi yerlerin girişinde kullanılır.

Şimdi seçenekleri bu bilgi ışığında değerlendirelim:

  • a) Yaya yolunu: Bu seçenek yanlıştır. Mecburi yaya yolunu gösteren levha, zemin rengi mavi olan dairesel bir levhadır. Mavi renk zorunluluk, kırmızı çerçeve ise yasaklama belirtir.
  • b) Yaya geçidini: Bu seçenek de yanlıştır. Yaya geçidini gösteren bilgi levhası, mavi zeminli ve kare şeklindedir. Ayrıca, yaya geçidine yaklaşıldığını bildiren tehlike uyarı levhası da üçgen şeklindedir.
  • c) Yola yayanın çıkabileceğini: Bu ifade bir tehlike uyarısıdır. Sürücüyü ileride bir durum olabileceğine karşı dikkatli olması için uyarır. Yola yayanın çıkabileceğini bildiren "Tehlike Uyarı İşareti", kırmızı çerçeveli ve üçgen şeklindedir. Sorudaki levha ise daire olduğundan bir yasaklama bildirir.
  • d) Yola yayanın giremeyeceğini: Bu seçenek, levhanın anlamıyla tam olarak örtüşmektedir. Kırmızı çerçeveli daire bir yasağı, içindeki yaya figürü de bu yasağın yayalar için geçerli olduğunu bildirir. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.
Soru 19
Trafik görevlisinin geceleyin ışıklı işaret çubuğunu şekildeki gibi hareket ettirmesinin sürücüler için anlamı nedir?
A
Geç işareti
B
Dur işareti
C
Yavaşlatma işareti
D
Hızlandırma işareti
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik görevlisinin geceleyin kullandığı ışıklı işaret çubuğuyla yaptığı belirli bir hareketin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Görselde, trafik görevlisinin çubuğu geniş bir kavisle bir yandan diğer yana doğru salladığı görülmektedir. Bu hareket, trafikteki sürücülere net bir talimat vermek için kullanılır ve anlamını bilmek güvenli sürüş için hayati önem taşır.

Doğru Cevap: a) Geç işareti

Trafik görevlisinin, ışıklı işaret çubuğunu omuz hizasında veya başının üzerinde, vücudunun bir yanından diğer yanına doğru geniş bir yay çizecek şekilde hareket ettirmesi, sürücülere "Geç" talimatı verdiğini gösterir. Bu hareket, adeta sürücünün önündeki yolu temizleyerek ona ilerlemesi için bir davet niteliği taşır. Özellikle gece veya görüşün düşük olduğu durumlarda bu ışıklı ve belirgin hareket, sürücülerin güvenli bir şekilde yola devam etmeleri için en açık işarettir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) Dur işareti: Trafik görevlisinin "Dur" işareti, genellikle ışıklı çubuğu başının üzerinde dik bir şekilde sabit tutması veya avuç içi sürücüye dönük olacak şekilde kolunu yukarı kaldırmasıyla verilir. Amaç, yolu fiziksel olarak veya bir sembolle keserek ilerlemeyi engellemektir. Sorudaki hareket, durmayı değil, tam tersine harekete geçmeyi teşvik etmektedir.
  • c) Yavaşlatma işareti: Yavaşlatma talimatı için trafik görevlisi, ışıklı çubuğu veya elini aşağı ve yukarı doğru kesik kesik sallar. Bu hareket, sürücüye hızını düşürmesi gerektiğini anlatır. Sorudaki geniş kavisli hareket bu anlama gelmemektedir, çünkü bu hareket akışı kesintiye uğratmak yerine devam ettirmeyi amaçlar.
  • d) Hızlandırma işareti: Hızlandırma işareti, genellikle yavaşlatma işaretine benzer ancak daha seri ve teşvik edici bir kol hareketiyle yapılır. Bu işaret, zaten hareket halinde olan trafiğin akışını hızlandırmak için kullanılır. Sorudaki görsel ise duran veya yaklaşan bir araca ilerlemesi için verilen bir başlangıç talimatıdır, mevcut hızı artırma talimatı değildir.

Sonuç olarak, görselde tasvir edilen geniş ve kavisli hareket, trafik akışını yönlendiren en temel ve yaygın işaretlerden biridir ve sürücüler için net bir "Geç" anlamı taşır. Bu işaretleri doğru anlamak, hem trafik görevlilerinin talimatlarına uymayı hem de trafikteki genel güvenliği sağlamayı kolaylaştırır.

Soru 20
Şekildeki araç sürücüsü, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtı durağının en az kaç metre mesafe dışına aracını park edebilir?
A
B
10 
C
15
D
20
20 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikteki en temel park kurallarından biri olan, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtı duraklarına (otobüs durağı gibi) ne kadar mesafede park yasağı olduğu sorgulanmaktadır. Görselde bir otobüs durağı levhası ve bir otomobil bulunmaktadır. Soru, bu levhanın en az kaç metre yakınına park etmenin yasak olduğunu, dolayısıyla park etmek için en az ne kadar uzağında durulması gerektiğini sormaktadır.

Doğru cevap c) 15 metredir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, trafiğin akışını ve yolcu güvenliğini sağlamak amacıyla belirli yerlere park etmek yasaklanmıştır. Bu yerlerden biri de kamu hizmeti yapan yolcu taşıtlarının duraklarını gösteren levhalardır. Yasaya göre, bu levhaların her iki yönünde, yani durağın hem öncesinde hem de sonrasında 15 metrelik mesafe içinde park yapmak kesinlikle yasaktır.

Bu kuralın temel amacı, otobüs gibi büyük araçların durağa rahatça yanaşmasını, yolcularını güvenli bir şekilde indirip bindirmesini ve tekrar güvenli bir şekilde trafiğe çıkabilmesini sağlamaktır. Eğer araçlar durağa çok yakın park ederse, otobüs durağa tam olarak yanaşamaz, yolun ortasında durmak zorunda kalır. Bu durum, hem otobüsten inen ve binen yolcular için tehlike oluşturur hem de arkadan gelen trafiği engelleyerek sıkışıklığa neden olur.

  • Neden diğer seçenekler yanlış?
  • a) 5 metre ve b) 10 metre: Bu mesafeler, bir otobüsün güvenli manevra yapması için kesinlikle yetersizdir. 5 veya 10 metre uzağa park edilmiş bir araç, otobüsün durağa yanaşmasını büyük ölçüde engelleyecektir. Bu nedenle bu seçenekler trafik güvenliği açısından yanlıştır ve yasal olarak belirlenen minimum mesafenin altındadır.
  • d) 20 metre: 20 metre uzağa park etmek yasak değildir, tam aksine serbesttir. Ancak soru, park edebileceğiniz "en az" mesafeyi sormaktadır. Yasal sınır 15 metre olduğu için, 15,1 metreye bile park edebilirsiniz. 20 metre, yasal minimum sınırdan daha uzak bir mesafe olduğu için sorunun doğru cevabı olamaz. Soru, yasağın bittiği minimum noktayı istemektedir.

Özetle, bir otobüs durağı levhası gördüğünüzde, bu levhanın hem önüne hem de arkasına doğru en az 15 metrelik bir alanı boş bırakmanız gerektiğini unutmamalısınız. Bu, hem yasal bir zorunluluktur hem de toplu taşıma araçlarının ve yolcuların güvenliği için kritik öneme sahiptir.

Soru 21
Aksine bir işaret yoksa, eğimsiz iki yönlü dar yolda, otomobil ile otobüsün karşılaşması durumunda, hangisi diğerine yol vermelidir?
A
Otomobil, otobüse
B
Otobüs, otomobile
C
Şeridi daralmış olan, diğerine
D
Azami ağırlığı az olan, diğerine
21 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik işaretlerinin bulunmadığı, düz (eğimsiz) ve dar bir yolda iki farklı araç türünün karşılaşması durumunda hangisinin geçiş önceliğine sahip olduğu test edilmektedir. Bu durum, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde açıkça belirtilmiş bir kurala dayanır. Kuralın amacı, iki aracın aynı anda geçemeyeceği dar yollarda, trafiğin güvenli ve akıcı bir şekilde devam etmesini sağlamaktır.

Doğru cevap (b) Otobüs, otomobile seçeneğidir. Yönetmeliğe göre, eğimsiz ve dar yollarda, aksini gösteren bir trafik işareti yoksa, büyük araçlar küçük araçlara yol vermek zorundadır. Bu kuralın arkasındaki temel mantık, küçük araçların manevra kabiliyetinin daha yüksek olması, daha kolay durup kalkabilmesi ve yolun kenarına daha rahat yanaşabilmesidir. Otobüs, otomobile göre çok daha büyük ve hantal bir araç olduğu için, geçiş kolaylığını sağlamak otobüs sürücüsünün sorumluluğundadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Otomobil, otobüse: Bu seçenek yanlıştır çünkü kuralın tam tersini ifade etmektedir. Geçiş kolaylığı sağlama sorumluluğu, daha az manevra kabiliyetine sahip olan büyük araçtadır. Bu nedenle otomobil değil, otobüs yol vermelidir.
  • c) Şeridi daralmış olan, diğerine: Bu seçenek de bu senaryo için doğru değildir. Bu kural, genellikle yolun ilerleyen bir kısmında bir şeridin bittiği veya bir engel (örneğin yol çalışması) nedeniyle daraldığı durumlar için geçerlidir. Soruda ise yolun genel yapısının dar olduğu belirtilmiştir, belirli bir noktada şeridin daralmasından bahsedilmemektedir.
  • d) Azami ağırlığı az olan, diğerine: Bu ifade de yanıltıcıdır ve yanlıştır. Geçiş önceliği, araçların spesifik ağırlıklarına göre değil, araçların cinslerine göre belirlenmiş bir hiyerarşiye göre düzenlenmiştir. Kural, "büyük araç küçüğe yol verir" prensibine dayanır, doğrudan kilogram karşılaştırması yapmaz.

Kuralın Genel Sıralaması

Eğimsiz dar yollardaki geçiş üstünlüğü sıralaması genel olarak şöyledir. Listede altta bulunan araç, üstte bulunan araca yol vermek zorundadır:

  1. Otomobil, Minibüs, Kamyonet
  2. Otobüs
  3. Kamyon
  4. Lastik Tekerlekli Traktör
  5. İş Makineleri

Bu sıralamaya göre, Otobüs, Otomobil'den sonra geldiği için karşılaşma anında otomobile yol vermelidir. Bu kuralı aklınızda "Büyük olan, küçüğe yol verir" şeklinde basitçe kodlayabilirsiniz. Ancak unutmayın, bu kural sadece eğimsiz (düz) yollar için geçerlidir. Yol eğimli (yokuşlu) olsaydı, yokuş aşağı inen araç, çıkan araca yol verirdi.

Soru 22
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Öndeki taşıtı geçmenin yasak olduğunu
B
Hız sınırlaması sonunu
C
Geçme yasağı sonunu
D
Park yasağını
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, gösterilen trafik levhasının anlamının ne olduğu sorulmaktadır. Levhayı doğru yorumlayabilmek için üzerindeki sembollerin ne anlama geldiğini bilmek gerekir. Levhaya dikkatlice baktığımızda, beyaz zeminli yuvarlak bir şekil, üzerinde sağ üstten sol alta doğru uzanan kalın siyah bir şerit ve levhanın içinde soluk renkte iki otomobil silüeti görmekteyiz. Bu görsel unsurlar, levhanın anlamını çözmemiz için bize ipucu verir.

Doğru Cevap: c) Geçme yasağı sonunu

Bu levha, daha önce "Öndeki Taşıtı Geçmek Yasaktır" levhası ile belirtilmiş olan yasağın artık sona erdiğini bildirir. Trafik işaretlerinde, beyaz veya mavi zemin üzerine çekilmiş kalın siyah veya birden fazla ince çapraz çizgi, genellikle bir kısıtlamanın veya yasağın bittiği anlamına gelir. Levhanın içindeki soluk renkli iki araba figürü ise sona eren yasağın "geçme yasağı" olduğunu net bir şekilde belirtir. Dolayısıyla, sürücüler bu levhayı gördükten sonra, yol ve trafik durumu uygunsa, kurallara uyarak öndeki aracı geçebilirler.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Öndeki taşıtı geçmenin yasak olduğunu: Bu seçeneği bildiren levha, kırmızı çerçeveli beyaz bir daire içinde, sol tarafta kırmızı, sağ tarafta ise siyah bir otomobil figürü içerir. Bu levha bir yasağın başlangıcını bildirirken, sorudaki levha bir yasağın sonunu bildirmektedir. Bu iki levha sıkça karıştırılsa da, "yasak sonu" levhasındaki siyah çapraz çizgi en belirgin ayırt edici özelliktir.
  • b) Hız sınırlaması sonunu: "Hız sınırlaması sonu" levhası da sorudaki levhaya benzer şekilde beyaz zeminli ve üzerinde siyah çapraz bir şerit bulunan bir levhadır. Ancak, o levhanın içinde araba figürleri yerine, sona eren hız limitini gösteren soluk renkli bir sayı (örneğin 50, 70 gibi) bulunur. Sorudaki levhada sayı değil, araba figürleri olduğu için bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Park yasağını: "Park yasağı" levhası (Park Etmek Yasaktır), mavi zemin üzerine kırmızı bir çerçeve ve tek bir kırmızı çapraz çizgiden oluşur. Hem renkleri hem de şekli itibarıyla soruda verilen levhadan tamamen farklıdır. Bu nedenle bu seçenek kolayca elenebilir.

Özetle, sorudaki levha, üzerindeki siyah çapraz şerit nedeniyle bir yasağın "sona erdiğini", içindeki araba sembolleri nedeniyle de bu yasağın "geçme yasağı" olduğunu belirtir. Bu nedenle doğru cevap c) Geçme yasağı sonunu seçeneğidir.

Soru 23
Aşağıdakilerden hangisi, bir kaza anında sürücü ve yolcuları araçta tutacak, vücudun ileri-sağa-sola veya yukarı vurmasını önleyecek teçhizattır?
A
Açılabilir tavan
B
Emniyet kemeri
C
Panoramik cam
D
Hidrolik direksiyon
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası anında araç içindeki kişilerin güvenliğini sağlayan, onları koltuklarında sabit tutarak vücutlarının sert bir şekilde aracın çeşitli noktalarına çarpmasını engelleyen temel güvenlik donanımının ne olduğu sorulmaktadır. Kaza sırasında oluşan ani ve şiddetli sarsıntıda, yolcuların ve sürücünün savrulmasını önleyen sistemin hangisi olduğunu bulmamız gerekir.

Doğru cevap b) Emniyet kemeri seçeneğidir. Emniyet kemeri, bir kaza anında devreye giren en temel pasif güvenlik sistemidir. Aracın ani bir şekilde durması veya yön değiştirmesi durumunda, fizik kuralları gereği vücudumuz aynı hızla hareket etmeye devam etmek ister. Emniyet kemeri, bu kontrolsüz hareketi engelleyerek kişiyi koltuğuna sabitler ve başın direksiyona, cama veya aracın diğer sert kısımlarına çarpmasını önler.

Emniyet kemeri, vücudun en dayanıklı bölgeleri olan omuz, göğüs kafesi ve leğen kemiği üzerinden geçerek kaza anındaki darbe kuvvetini vücuda yayar. Bu sayede, tek bir noktaya binecek ölümcül baskıyı azaltır ve kişiyi araç içinde güvenli bir pozisyonda tutar. Ayrıca, aracın takla atması gibi durumlarda kişilerin araçtan dışarı fırlamasını engelleyerek hayati bir koruma sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Açılabilir tavan: Bu donanım, araca estetik ve konfor katmak amacıyla tasarlanmıştır. Genellikle "sunroof" olarak da bilinir ve bir kaza anında yolcuları sabitleme veya koruma gibi bir güvenlik işlevi bulunmaz. Aksine, bazı durumlarda aracın tavan direncini bir miktar azaltabilir.
  • c) Panoramik cam: Tıpkı açılabilir tavan gibi, panoramik cam da aracın içini daha ferah göstermek ve görüş açısını artırmak için kullanılan bir tasarım özelliğidir. Güvenlikli camdan yapılmış olsa da, temel görevi bir kaza anında yolcuları yerinde tutmak değildir.
  • d) Hidrolik direksiyon: Bu sistem, sürücünün direksiyonu daha az güç harcayarak çevirmesini sağlayan bir sürüş konforu ve kontrol sistemidir. Kazayı önlemeye yardımcı olabilir çünkü ani manevraları kolaylaştırır, ancak kaza meydana geldikten sonra yolcuların güvenliğini sağlayan bir donanım değildir.

Sonuç olarak, soruda tanımı yapılan teçhizat, açıkça emniyet kemeridir. Sürücü ve yolcuları kaza sırasında koltukta tutarak vücudun savrulmasını ve bir yerlere çarpmasını engelleyen en önemli ve temel güvenlik donanımıdır.

Soru 24

“Trafik kazalarında insan, araç, yol ve iklim koşulları etkili olmaktadır.”

Buna göre aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi, yoldan kaynaklanan bir tehlike olabileceğini bildirir?
A
B
C
D
24 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kazalarına yol açan temel faktörler (insan, araç, yol, iklim) hatırlatıldıktan sonra, verilen trafik işaretlerinden hangisinin özel olarak "yoldan kaynaklanan" bir tehlikeyi bildirdiği sorulmaktadır. Yani, tehlikenin kaynağının yolun kendisi, fiziksel yapısı veya tasarımı olması gerekmektedir. Şimdi seçenekleri bu bakış açısıyla tek tek inceleyelim.

a) Doğru Cevap: Bu seçenekte görülen trafik işareti "Yandan Daralan Kaplama" veya "Daralan Yol" levhasıdır. Bu levha, ileride yolun fiziksel olarak daralacağını, şerit sayısının azalabileceğini veya yolun genişliğinin azalacağını haber verir. Tehlikenin kaynağı doğrudan yolun geometrik yapısındaki bir değişikliktir. Bu nedenle bu işaret, soruda belirtildiği gibi yoldan kaynaklanan bir tehlikeyi bildirmektedir ve doğru cevaptır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım:

  • b) Yanlış Cevap: Bu işaret "Vahşi Hayvan Geçebilir" levhasıdır. Sürücüleri, yola aniden vahşi hayvanların (geyik, karaca vb.) çıkabileceği konusunda uyarır. Burada tehlikenin kaynağı yolun kendisi değil, çevresel bir faktör olan hayvanlardır. Bu yüzden bu seçenek yoldan kaynaklanan bir tehlikeyi göstermez.
  • c) Yanlış Cevap: Bu işaret "Kaygan Yol" levhasıdır. Yol yüzeyinin yağmur, kar, buz veya yola dökülmüş bir madde (yağ vb.) nedeniyle kaygan hale geldiğini belirtir. Tehlikenin asıl kaynağı genellikle yolun yapısından çok, iklim koşulları veya dış etkenlerdir. Yolun kendisi kalıcı olarak kaygan tasarlanmamıştır, geçici bir durum söz konusudur. Bu nedenle bu tehlike, yoldan çok iklim/çevre koşulları kategorisine girer.
  • d) Yanlış Cevap: Bu işaret "Yandan Rüzgâr" levhasıdır. Özellikle köprü, viyadük gibi açık alanlarda aracın yandan şiddetli rüzgâr alabileceğini ve direksiyon hâkimiyetinin zorlaşabileceğini bildirir. Tehlikenin kaynağı tamamen bir iklim koşulu olan rüzgârdır. Yolun yapısıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.

Özetle, soru bizden kaynağı doğrudan yolun kendisi olan bir tehlikeyi bulmamızı istemektedir. Yolun daralması (a seçeneği) yolun fiziksel yapısıyla ilgili bir durumken; vahşi hayvanlar (b seçeneği), yolun kayganlaşması (c seçeneği) ve yandan rüzgâr (d seçeneği) yol dışındaki çevresel ve iklimsel faktörlerden kaynaklanan tehlikelerdir. Bu nedenle doğru cevap a seçeneğidir.

Soru 25
Ülkemizde, trafik kazalarındaki kusur oranlarının (%) yıllara göre dağılımı tablodaki gibidir? Bu verilere göre aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenebilir?
A
Kazaların çoğu insan kaynaklıdır.
B
Kara yolları, deniz ve hava yollarına göre daha risklidir.
C
Toplu taşıma yapılması ülke ekonomisini olumlu yönde etkiler.
D
Kara yolu ulaşım sistemi, diğer ulaşım sistemlerinden daha çok kullanılmaktadır.
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bize sunulan ve trafik kazalarındaki kusur oranlarını yıllara göre gösteren tabloyu yorumlamamız isteniyor. Sorunun kilit noktası, seçeneklerden hangisinin sadece ve sadece bu tablodaki verilere bakılarak *kesinlikle* söylenebileceğini bulmaktır. Dışarıdan bilgi veya varsayım katmadan, doğrudan tablodan çıkan sonucu bulmalıyız.

Doğru cevap a) Kazaların çoğu insan kaynaklıdır. seçeneğidir. Tabloyu incelediğimizde, kazalardaki en büyük kusur payının "Sürücü" faktörüne ait olduğunu görüyoruz; bu oran yıllara göre %88-89 civarındadır. Buna "Yaya" kusur oranını (yaklaşık %8-9) ve "Yolcu" kusur oranını da eklediğimizde, toplam insan kaynaklı kusurların oranının %95'in üzerine çıktığını net bir şekilde hesaplayabiliriz. Bu durum, kazaların ezici çoğunluğunun insan hatasından kaynaklandığını kesin olarak kanıtlar.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Kara yolları, deniz ve hava yollarına göre daha risklidir. seçeneği yanlıştır. Çünkü verilen tablo, yalnızca kara yollarında meydana gelen trafik kazalarına ait verileri içermektedir. Tabloda deniz veya hava yolları ile ilgili herhangi bir bilgi, istatistik veya karşılaştırma unsuru bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu veriye bakarak böyle bir karşılaştırma yapmak ve kara yollarının daha riskli olduğunu söylemek mümkün değildir.
  • c) Toplu taşıma yapılması ülke ekonomisini olumlu yönde etkiler. seçeneği de yanlıştır. Bu ifade genel olarak doğru bir bilgi olabilir, ancak sorunun bizden istediği, *sadece tablodaki verilere göre* bir sonuca varmaktır. Tabloda toplu taşıma, ekonomi veya bu ikisi arasındaki ilişkiye dair hiçbir veri yer almamaktadır. Dolayısıyla, bu tabloya bakarak böyle bir yorum yapılamaz.
  • d) Kara yolu ulaşım sistemi, diğer ulaşım sistemlerinden daha çok kullanılmaktadır. seçeneği de bu verilerden çıkarılamaz. Tablo, kara yolu kazalarındaki kusur dağılımını göstermektedir, farklı ulaşım sistemlerinin kullanım yoğunluklarını değil. Belki de kara yolu çok kullanıldığı için kaza sayısı fazladır, ancak bu tablo bize diğer ulaşım türlerinin ne kadar kullanıldığına dair bir bilgi vermez. Bu yüzden bu verilerle böyle bir kıyaslama yapmak kesinlikle doğru olmaz.

Özetle, tablo bize sadece kara yolu kazalarının nedenlerini oran olarak sunmaktadır. Bu oranlara baktığımızda en net ve kesin olarak söyleyebileceğimiz tek şey, kazaların büyük bir bölümünün sürücü, yaya ve yolcu gibi insan faktörlerinden kaynaklandığıdır.

Soru 26
Sürücü belgesinin geri alınma süresi içinde araç kullandığı tespit edilenler hakkında aşağıdaki işlemlerden hangisi uygulanır?
A
İdari para cezası verilir.
B
6 ay hapis cezası verilir.
C
Süresiz araç kullanmaktan men edilir.
D
Sürücü belgesi daha önce geri alındığından hiçbir işlem yapılmaz.
26 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücü belgesine geçici olarak el konulmuş bir kişinin, bu yasaklı süre içerisinde araç kullanırken yakalanması durumunda hangi yaptırımla karşılaşacağı sorgulanmaktadır. Bu durum, trafik kurallarının en ciddi ihlallerinden biri olarak kabul edilir çünkü sürücünün zaten belirli bir sebeple trafikten men edildiğini gösterir.

Doğru Cevap: a) İdari para cezası verilir.

Türkiye'deki 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre, sürücü belgesi geri alındığı süre içinde araç kullandığı tespit edilen kişilere idari para cezası uygulanır. Bu, kanunun ilgili maddesinde (Madde 36) açıkça belirtilmiş olan temel ve doğrudan bir yaptırımdır. Bu ceza, mevcut yasağı ihlal etmenin karşılığı olarak verilir ve sürücünün kural tanımazlığını cezalandırmayı amaçlar.

  • Neden Yanlış: b) 6 ay hapis cezası verilir.

    Hapis cezası, trafik suçlarında genellikle daha ağır durumlar için öngörülür. Örneğin, ölümlü veya yaralanmalı kazalara sebebiyet vermek, alkollü araç kullanarak kazaya karışmak gibi adli suç niteliği taşıyan eylemler hapis cezası gerektirebilir. Sadece ehliyetsiz veya belgesi alınmışken araç kullanmak, tek başına bir hapis cezası nedeni değildir; bu durum bir kabahat olarak değerlendirilir ve idari para cezası ile sonuçlanır.

  • Neden Yanlış: c) Süresiz araç kullanmaktan men edilir.

    Süresiz olarak araç kullanmaktan men edilme, çok istisnai ve ağır bir cezadır. Bu ceza genellikle, trafik güvenliğini tehlikeye atan ve bunu alışkanlık haline getiren, örneğin uyuşturucu madde bağımlısı olan veya birden fazla ölümlü kazaya karışan sürücüler için uygulanabilir. Sürücü belgesi geri alınmışken bir kez araç kullanmak, doğrudan süresiz men cezası gerektiren bir durum değildir.

  • Neden Yanlış: d) Sürücü belgesi daha önce geri alındığından hiçbir işlem yapılmaz.

    Bu seçenek mantıksal olarak tamamen yanlıştır. Sürücü belgesinin geri alınması, sürücüye "bu süre boyunca araç kullanma" yasağı getirir. Bu yasağı çiğnemek, başlı başına yeni bir ihlaldir ve mutlaka bir yaptırımı olmalıdır. Eğer hiçbir işlem yapılmasaydı, sürücü belgesini geri almanın caydırıcı bir etkisi kalmazdı.

Soru 27
Motorlu bisiklet, motosiklet ve elektrikli bisikletlerin sürülmesi sırasında sürücülerin aşağıdakilerden hangisini kullanması zorunludur?
A
Koruma başlığı ve koruma gözlüğü
B
Rüzgârlık ve boyun korsesi
C
Eldiven ve emniyet kemeri
D
Çocuk bağlama sistemi
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, motorlu bisiklet, motosiklet ve elektrikli bisiklet gibi iki tekerlekli araçları kullanan sürücülerin, sürüş esnasında can güvenlikleri için yasal olarak takmakla yükümlü oldukları temel koruyucu ekipmanlar sorulmaktadır. Amaç, sürücünün en savunmasız olduğu durumlarda hayati organlarını koruyacak donanımların bilinip bilinmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: a) Koruma başlığı ve koruma gözlüğü

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddelerinde açıkça belirtilmiş olmasıdır. Sürücünün bir kaza anında en ciddi ve ölümcül darbeyi alabileceği bölge başıdır. Bu nedenle, koruma başlığı (kask) kullanmak, beyin travması ve kafa yaralanmaları riskini en aza indirmek için hayati önem taşır ve kanunen zorunludur. Benzer şekilde, koruma gözlüğü de sürüş sırasında sürücünün gözlerini rüzgâr, toz, böcek veya yoldan sıçrayabilecek küçük taş parçacıkları gibi dış etkenlerden korur. Bu etkenler sürücünün anlık olarak görme yetisini kaybetmesine veya dikkatinin dağılmasına neden olarak ciddi kazalara yol açabilir. Eğer kullanılan kaskın kendi vizörü (ön camı) varsa, bu vizör koruma gözlüğü yerine geçer.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • b) Rüzgârlık ve boyun korsesi: Rüzgârlık, motosiklete takılan ve sürücüyü rüzgârdan koruyan bir aksesuardır, ancak sürücünün giymesi gereken zorunlu bir ekipman değildir. Boyun korsesi ise genellikle profesyonel yarışçılar tarafından veya belirli sağlık sorunları için kullanılan özel bir korumadır, standart trafikte zorunlu tutulmaz. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • c) Eldiven ve emniyet kemeri: Eldiven kullanmak, olası bir düşme anında elleri korumak için şiddetle tavsiye edilir ancak yasal bir zorunluluk değildir. Emniyet kemeri ise otomobil gibi kapalı kasa araçlarda kullanılan bir güvenlik önlemidir. Motosikletlerde emniyet kemeri bulunmaz ve kullanılması tehlikelidir, çünkü bir kaza anında sürücünün araçtan ayrılması gerekir. Bu sebeple bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Çocuk bağlama sistemi: Bu sistem, otomobillerde çocuk yolcuların güvenliğini sağlamak için kullanılır. Motosiklet sürücüsü için geçerli bir ekipman değildir ve konuyla tamamen ilgisizdir. Bu nedenle bu seçenek de açıkça yanlıştır.

Sonuç olarak, trafik kanunları iki tekerlekli motorlu araç sürücüleri için en temel ve kritik korumayı, yani baş ve göz korumasını zorunlu kılmıştır. Bu nedenle doğru cevap "Koruma başlığı ve koruma gözlüğü" olmalıdır.

Soru 28
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisine yaklaşıldığını bildirir?
A
Dönel kavşağa
B
Açılan köprüye
C
Ana yol - tali yol kavşağına
D
Kontrollü demir yolu geçidine
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, verilen trafik levhasının anlamı sorulmaktadır. Bu tür üçgen şeklindeki ve kırmızı çerçeveli levhalar, "Tehlike Uyarı İşaretleri" grubuna aittir. Görevleri, sürücüleri ileride karşılaşabilecekleri potansiyel bir tehlikeye karşı önceden bilgilendirerek hızlarını azaltmalarını ve daha dikkatli olmalarını sağlamaktır.

Doğru cevap c) Ana yol - tali yol kavşağına seçeneğidir. Levhanın içindeki sembolü dikkatle incelediğimizde, dikey ve kalın bir çizgi ile bu çizgiyi sağdan kesen daha ince bir çizgi görmekteyiz. Trafik işaretlerinin dilinde, kalın çizgi, üzerinde seyrettiğiniz ve geçiş üstünlüğüne sahip olduğunuz ana yolu temsil eder. İnce çizgi ise size yol vermesi gereken, daha az yoğun olan tali yolu (ikincil yol) ifade eder. Bu levha, ana yolda ilerlerken sağ tarafınızdan bir tali yolun bu yola bağlandığı bir kavşağa yaklaştığınızı size bildirir ve o yönden çıkabilecek araçlara karşı tetikte olmanız gerektiğini hatırlatır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Dönel kavşağa: Dönel kavşağa yaklaşıldığını bildiren uyarı levhası, üçgen içerisinde birbirini dairesel şekilde takip eden üç adet ok sembolü içerir. Bu işaret, ileride trafiğin bir ada etrafında döndüğü bir kavşak olduğunu belirtir. Sorudaki işaretin şekliyle tamamen farklıdır.
  • b) Açılan köprüye: Açılan köprü tehlikesini bildiren levhada, üçgen içerisinde iki yana doğru açılan bir köprü resmi bulunur. Bu işaret, genellikle gemi trafiği olan yerlerde köprünün açılarak kara yolu trafiğinin durdurulabileceği konusunda uyarır. Sorudaki levha ile ilgisi yoktur.
  • d) Kontrollü demir yolu geçidine: Kontrollü, yani bariyerli (kapanlı) bir demir yolu geçidine yaklaşıldığını bildiren levhanın içinde bir çit sembolü yer alır. Eğer geçit kontrolsüz (bariyersiz) ise, levhanın içinde buharlı bir tren (lokomotif) sembolü bulunur. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.

Özet olarak, soruda gösterilen trafik işareti, sürücünün bir ana yolda ilerlediğini ve sağdan tali bir yoldan katılımın olacağı bir kavşağa yaklaştığını belirtir. Bu işareti gören sürücü, geçiş hakkı kendisinde olmasına rağmen kavşağa yaklaşırken dikkatini artırmalı ve hızını kontrol etmelidir.

Soru 29
Geceleyin otoyolda seyir hâlindeyken öndeki araç sürücüsünü rahatsız etmemek için aracın hangi ışıkları kullanılmalıdır?
A
Sis
B
Sadece park
C
Yakını gösteren
D
Uzağı gösteren
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, gece otoyol gibi yüksek hızla seyahat edilen bir yolda, önümüzdeki aracı takip ederken hangi farları kullanmamız gerektiği sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, "öndeki araç sürücüsünü rahatsız etmemek" ilkesidir. Bu ilke, hem trafik kuralları hem de sürüş güvenliği açısından hayati öneme sahiptir.

Doğru cevap c) Yakını gösteren seçeneğidir. Yakını gösteren farlar, halk arasında "kısa farlar" olarak da bilinir. Bu farlar, aracın önündeki yolu yaklaşık 25-50 metre kadar aydınlatacak şekilde tasarlanmıştır ve ışık hüzmeleri yere doğru eğimlidir. Bu eğim sayesinde, öndeki aracın dikiz aynasına veya yan aynalarına doğrudan yansıyarak sürücünün gözünü almazlar. Bu durum, öndeki sürücünün yolu net bir şekilde görmesini ve güvenli bir şekilde seyahat etmesini sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • d) Uzağı gösteren: Uzağı gösteren farlar, yani "uzun farlar", yolu yaklaşık 100 metre ve daha ilerisini aydınlatmak için kullanılır. Işıkları çok güçlüdür ve doğrudan karşıya yöneliktir. Bir aracın arkasındayken uzun farları yakmak, öndeki sürücünün aynalarından yansıyarak gözlerinin kamaşmasına ve anlık körlük yaşamasına neden olur. Bu, son derece tehlikelidir ve ciddi kazalara yol açabilir. Bu nedenle bu seçenek kesinlikle yanlıştır.
  • a) Sis: Sis farları, sadece yoğun sis, şiddetli yağmur veya kar yağışı gibi görüş mesafesinin önemli ölçüde düştüğü hava koşullarında kullanılmalıdır. Normal hava koşullarında sis farlarını kullanmak, yayılan yoğun ve dağınık ışık nedeniyle diğer sürücüleri (hem öndeki hem de karşıdan gelen) rahatsız edebilir. Ayrıca gereksiz yere kullanılması trafik kurallarına aykırıdır.
  • b) Sadece park: Park lambaları, yolu aydınlatmak için değil, aracın park halindeyken veya kısa süreli duraklamalarda diğer araçlar tarafından fark edilmesini sağlamak için kullanılır. Işık gücü seyir halinde yolu görmeye kesinlikle yetmez. Otoyolda sadece park lambalarıyla gitmek, hem kendi güvenliğinizi hem de diğer sürücülerin güvenliğini büyük bir tehlikeye atmak demektir.

Özetle, gece sürüşlerinde temel kural şudur: Önünüzde bir araç varsa veya karşı yönden bir araç geliyorsa, diğer sürücüleri rahatsız etmemek ve görüşlerini engellememek için daima yakını gösteren (kısa) farları kullanmalısınız. Uzağı gösteren (uzun) farlar ise sadece aydınlatmanın yetersiz olduğu, önünüzde ve karşı şeritte kimsenin olmadığı boş yollarda kullanılmalıdır.

Soru 30
Şekilde iki yönlü ve üç şeritli kara yolu bölümünde seyreden araçlar görülmektedir.Yol çizgilerine göre hangi numaralı araç sürücüleri hatalı sollama yapmaktadır?
A
Yalnız 3
B
1 ve 2
C
2 ve 3
D
1, 2 ve 3
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, görselde verilen üç şeritli ve iki yönlü karayolunda, yol çizgileri ve trafik kuralları dikkate alındığında hangi araçların hatalı sollama (geçme) yaptığını bulmamız istenmektedir. Bu tür yolların kullanım kurallarını anladığımızda soruyu kolayca çözebiliriz.

Öncelikle yolun yapısını ve kurallarını inceleyelim. Bu tip üç şeritli ve iki yönlü yollarda, kenardaki şeritler normal seyir için kullanılır. Ortadaki şerit ise her iki yönden gelen araçlar tarafından sadece sollama yapmak amacıyla kullanılır. Bu şerit kesinlikle sürekli olarak işgal edilemez ve en önemli kural, sollama yapacak sürücünün orta şeridin karşı yönden gelen trafik tarafından boş olduğundan emin olmasıdır.

Şimdi araçların durumlarını tek tek analiz edelim:

  • 1 ve 4 Numaralı Araçlar: Bu iki araç, kendi yönleri için ayrılmış olan en sağdaki şeritlerde normal bir şekilde seyretmektedir. Herhangi bir sollama girişimleri veya kural ihlalleri yoktur. Dolayısıyla bu sürücüler hatalı değildir.
  • 2 Numaralı Araç: Bu araç, 1 numaralı aracı sollamak için orta şeride girmektedir. Kendi şeridi ile orta şerit arasındaki çizgi kesikli olduğu için sollama yapmaya başlayabilir. Ancak, karşı yönden gelen 3 numaralı aracın da aynı anda orta şeridi kullandığını görmelidir. Orta şerit boş değilken sollama yapmak, kafa kafaya çarpışma riski taşıyan çok tehlikeli bir manevradır ve yasaktır. Bu yüzden 2 numaralı sürücü hatalı sollama yapmaktadır.
  • 3 Numaralı Araç: Benzer şekilde, 3 numaralı araç da 4 numaralı aracı sollamak amacıyla orta şeride girmiştir. Fakat karşı yönden gelen 2 numaralı aracın da orta şeride girmekte olduğunu hesaba katmamıştır. Orta şeridi aynı anda zıt yönlerden gelen iki aracın kullanması imkansız ve son derece tehlikelidir. Bu sebeple 3 numaralı sürücü de hatalı sollama yapmaktadır.

Bu analiz sonucunda, hem 2 numaralı aracın hem de 3 numaralı aracın, orta şeridin güvenli ve boş olmasını beklemeden sollama manevrasına başladıkları için hatalı oldukları görülmektedir. Bu durum, her iki sürücünün de Trafik Kanunu'nun sollama kurallarını ihlal ettiğini gösterir.

Doğru Cevabın ve Diğer Seçeneklerin Değerlendirilmesi:
  • c) 2 ve 3: Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, hem 2 numaralı hem de 3 numaralı araç sürücüsü, karşı yönden gelen trafiği dikkate almadan orta şeridi kullanmaya çalıştığı için hatalıdır. Bu nedenle bu seçenek doğrudur.
  • a) Yalnız 3: Bu seçenek yanlıştır, çünkü sadece 3 numaralı aracın değil, 2 numaralı aracın da aynı hatayı yaptığını göz ardı etmektedir.
  • b) 1 ve 2: Bu seçenek yanlıştır, çünkü 1 numaralı araç kendi şeridinde kurallara uygun şekilde ilerlemektedir ve herhangi bir hata yapmamaktadır.
  • d) 1, 2 ve 3: Bu seçenek de 1 numaralı aracın hatalı olmadığını belirttiğimiz için yanlıştır.
Soru 31
Şekildeki kara yolunda 1 numaralı araç sürücüsünün Aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Bulunduğu şeritte seyretmesi
B
Geçme sırasında hızını artırması
C
Yol müsait ise önündeki aracı sollayarak geçmesi
D
Yol müsait değilse önündeki aracın sağından geçmesi
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimdeki 1 numaralı araç sürücüsünün yapması durumunda trafik kurallarına aykırı olacak, yani yanlış olan davranışı bulmamız istenmektedir. Soruyu doğru çözmek için hem görseldeki trafik işaretlerini hem de genel trafik kurallarını bilmemiz gerekir. Görseli incelediğimizde, iki şeritli yolun ortasında devamlı (düz) bir yol çizgisi olduğunu görüyoruz.

Doğru cevap d) Yol müsait değilse önündeki aracın sağından geçmesi seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, geçişler yani sollama işlemi her zaman geçilecek aracın solundaki şerit kullanılarak yapılır. Bir aracın sağından geçmek, 'sağlama' olarak bilinir ve birkaç özel durum (örneğin, sola dönmek için sinyal veren bir aracın yanından geçmek gibi) dışında kesinlikle yasaktır ve çok tehlikelidir. Bu kural, yolun müsait olup olmamasından veya yol çizgilerinden bağımsız, temel bir geçiş kuralıdır. Bu nedenle bu davranış her koşulda yanlıştır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Bulunduğu şeritte seyretmesi: Bu, sürücünün yapması gereken doğru ve güvenli davranıştır. Yolun ortasındaki devamlı çizgi, şerit değiştirmenin ve sollama yapmanın yasak olduğunu gösterir. Dolayısıyla sürücünün kendi şeridinde kalması kesinlikle doğru bir harekettir. Soru bizden yanlış olanı istediği için bu seçenek cevap olamaz.
  • b) Geçme sırasında hızını artırması: Bu ifade, kurallara uygun bir sollama manevrasının parçasını tanımlar. Bir sürücü, sollama yapmaya izin verilen bir yerde (kesik çizgi varken) önündeki aracı geçerken, geçişi mümkün olan en kısa sürede ve güvenli bir şekilde tamamlamak için hızını artırmalıdır. Ancak bu sorudaki durumda sollama yapmak zaten yasaktır. Yine de bu eylemin kendisi, bir geçiş anı için doğru bir adımdır ve soru kökündeki en temel yanlışı temsil etmez.
  • c) Yol müsait ise önündeki aracı sollayarak geçmesi: Bu davranış da yanlıştır, çünkü yoldaki devamlı çizgi sollama yapmayı yasaklar. Sürücü, yol boş ve müsait görünse bile bu çizgiye uymak zorundadır. Ancak bu seçenek, sollama işleminin normalde yapıldığı sol şeridi işaret eder. D seçeneğindeki "sağdan geçme" eylemi ise sollama yönteminin temelden yanlış uygulanmasıdır ve trafik güvenliği açısından çok daha büyük ve genel bir kural ihlalidir. Bu nedenle en kesin yanlış D seçeneğidir.

Özetle, bir aracın sağından geçmek temel bir kural ihlaliyken, solundan geçmek doğru yöntemdir ancak yoldaki devamlı çizgi gibi işaretler bu eylemi belirli yerlerde yasaklar. Soru, yapılabilecek en temel ve tehlikeli yanlışı sorduğu için doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi, trafik kazası sırasında sürücü ve yolcunun taşıttan dışarı fırlamasını ya da başını çarpmasını önler?
A
Engel işareti 
B
Çekme halatı
C
Boyun korsesi 
D
Emniyet kemeri
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazası esnasında araç içindeki kişileri koruyan temel güvenlik donanımının ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun odak noktası, çarpışma anında vücudun savrulmasını engelleyerek kişiyi koltuğunda sabit tutan ve böylece ciddi yaralanmaların önüne geçen sistemdir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

d) Emniyet kemeri: Bu seçenek doğru cevaptır. Emniyet kemeri, bir kaza anında sürücü ve yolcuları koltuklarına sabitleyen en temel pasif güvenlik sistemidir. Çarpışmanın şiddetiyle vücudun kontrolsüz bir şekilde ileri, yana veya yukarı doğru fırlamasını engeller. Bu sayede kişinin başını direksiyona, ön panele veya cama çarpmasının ve en önemlisi araçtan dışarı fırlamasının önüne geçer. Emniyet kemeri, hayat kurtaran en önemli icatlardan biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Engel işareti: Engel işareti, yolda kalan arızalı veya kaza yapmış bir aracın arkasına, diğer sürücüleri uyarmak amacıyla konulan üçgen reflektördür. Amacı, kaza sonrasında başka kazaların olmasını önlemektir. Araç içindeki kişileri kaza sırasında koruyucu bir işlevi yoktur.
  • b) Çekme halatı: Çekme halatı, arızalanan veya kaza yapan bir aracı başka bir araçla çekmek için kullanılan bir malzemedir. Bir güvenlik donanımı değil, bir yardım ve kurtarma aracıdır. Kaza anında yolcuları korumakla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
  • c) Boyun korsesi: Boyun korsesi, bir kaza sonrasında, boyun ve omurga yaralanması şüphesi olan kazazedeye, ilk yardım ekipleri tarafından takılan tıbbi bir malzemedir. Amacı, mevcut yaralanmanın daha da kötüleşmesini engellemektir. Kaza anında yaralanmayı önleyici bir donanım değildir, kaza sonrası müdahale için kullanılır.

Özetle, soru bir kaza anında koruma sağlayan donanımı sormaktadır. Emniyet kemeri bu işlevi yerine getiren tek seçenektir. Diğer şıklar ise ya kaza sonrasında kullanılan (engel işareti, çekme halatı, boyun korsesi) ya da tamamen farklı amaçlara hizmet eden araçlardır.

Soru 33
Aksine bir durum yoksa, saatte 120 kilometre hızla seyreden bir sürücü, önündeki araca en fazla kaç metre yaklaşabilir?
A
20 
B
30 
C
40 
D
60
33 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikteki en temel ve hayati kurallardan biri olan güvenli takip mesafesi hakkındaki bilginiz ölçülmektedir. Soru, saatte 120 kilometre hızla giden bir aracın, normal hava ve yol koşullarında önündeki araçla arasında bırakması gereken minimum mesafenin ne olduğunu sormaktadır. Bu mesafeyi doğru hesaplamak, ani durumlarda kazaları önlemek için kritik öneme sahiptir.

Trafik kurallarına göre, güvenli takip mesafesini belirlemek için kullanılan en yaygın ve basit yöntem "hızın yarısı" kuralıdır. Bu kural, sürücünün seyir halindeki hızının kilometre/saat (km/s) cinsinden değerinin yarısı kadar metreyi, önündeki araçla arasında mesafe olarak bırakması gerektiğini belirtir. Bu mesafe, sürücünün tehlikeyi fark etmesi, tepki vermesi ve fren yaparak güvenli bir şekilde durabilmesi için gerekli olan minimum alanı sağlar.

Şimdi bu kuralı sorudaki verilere uygulayalım:

  • Aracın Hızı: 120 km/s
  • Uygulanacak Kural: Hız / 2
  • Hesaplama: 120 / 2 = 60 metre

Bu hesaplamaya göre, saatte 120 km hızla giden bir sürücünün önündeki araçla arasında en az 60 metre mesafe bırakması gerekmektedir. Bu nedenle doğru cevap (d) seçeneğidir. Bu mesafe, sürücüye yaklaşık 2 saniyelik bir tepki süresi tanır ki bu da uluslararası kabul görmüş güvenli bir süredir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  1. a) 20 metre: Bu mesafe, sadece 40 km/s hızla giderken (40/2=20) yeterli olabilecek bir mesafedir. 120 km/s gibi yüksek bir hızda 20 metre, ani bir frende kazanın kaçınılmaz olacağı kadar tehlikeli ve yetersiz bir aralıktır.
  2. b) 30 metre: Bu mesafe, 60 km/s hızla giderken (60/2=30) bırakılması gereken minimum mesafedir. 120 km/s hızda bu mesafe, sürücünün tepki vermesine dahi fırsat tanımayabilir ve arkadan çarpma riskini aşırı derecede artırır.
  3. c) 40 metre: Bu mesafe ise 80 km/s hızla giderken (80/2=40) uygun olan takip mesafesidir. 120 km/s hızın gerektirdiği fren mesafesi için bu aralık da oldukça kısadır ve güvenli değildir.

Unutulmamalıdır ki, sorudaki "aksine bir durum yoksa" ifadesi normal hava ve yol şartlarını (kuru zemin, açık hava) kastetmektedir. Eğer yol ıslak, karlı, buzlu veya görüş mesafesi düşük ise "hızın yarısı" kuralıyla bulunan bu minimum mesafe kesinlikle artırılmalıdır. Bu gibi durumlarda takip mesafesini iki katına çıkarmak veya daha da fazla artırmak en güvenli yaklaşımdır.

Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi karşıdan gelene yol ver anlamındadır?
A
B
C
D
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin daralan bir yolda karşı yönden gelen araca öncelik tanıması gerektiğini belirten trafik işaretinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafik tanzim işaretleri, sürücülere yoldaki belirli kuralları, yasaklamaları veya zorunlulukları bildirir. Sorunun doğru cevabını ve diğer seçeneklerin ne anlama geldiğini detaylıca inceleyelim.

Doğru Cevap B Seçeneğidir. Bu levha, "Karşıdan Gelene Yol Ver" anlamına gelen bir trafik tanzim işaretidir. Kırmızı ve yuvarlak çerçevesi, bir zorunluluk veya yasaklama bildirdiğini gösterir. Bu işareti gören sürücü, yolun daraldığı (örneğin bir köprü veya onarım alanı) bir kesime yaklaştığını ve eğer karşı yönden bir araç geliyorsa, o aracın geçişini beklemek zorunda olduğunu anlamalıdır. Kırmızı ok sizin yönünüzü, siyah ok ise öncelikli olan karşı yönü temsil eder.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • A Seçeneği: Bu levha, B seçeneğindekinin tam tersi anlama gelir. "İki Yönlü Trafikte Öncelik Hakkı" levhasıdır. Mavi ve kare şeklinde olması, bir yasaklama değil, bir bilgi ve hak belirttiğini gösterir. Bu levhayı gören sürücü, daralan yolda karşıdan gelen araca göre geçiş önceliğinin kendisinde olduğunu bilir. Yani, karşıdaki sürücü durup size yol vermelidir.
  • C Seçeneği: Üçgen şeklindeki bu levha bir tehlike uyarı işaretidir ve "İki Yönlü Trafik" anlamına gelir. Genellikle tek yönlü bir yoldan çıkıp, trafiğin artık karşı yönden de akmaya başlayacağı bir yola girileceğini sürücüye önceden haber verir. Bu levha bir geçiş önceliği kuralı koymaz, sadece yolun durumu hakkında sürücüyü uyarır.
  • D Seçeneği: Bu levha, herkes tarafından bilinen "Taşıt Giremez" işaretidir. Genellikle tek yönlü yolların çıkışına veya araç trafiğine tamamen kapalı olan sokakların girişine konulur. Bu işareti gören bir sürücünün o yola girmesi kesinlikle yasaktır. Soruda istenen geçiş önceliği durumu ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Özetle, B seçeneğindeki yuvarlak ve kırmızı kenarlı levha, karşıdan gelen araca yol verme zorunluluğunu ifade ederken; A seçeneği bu önceliğin sizde olduğunu, C seçeneği yolun çift yönlü hale geleceğini, D seçeneği ise yola girişin tamamen yasak olduğunu belirtir. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 35
Araç sürücüleri, taşıt yolunun dar olduğu yerlerdeki karşılaşmalarda, aksini gösteren bir trafik işareti yoksa aşağıdakilerden hangisine geçiş hakkı vermek suretiyle geçiş kolaylığı sağlamak zorundadır?
A
Otomobili süren otobüse
B
Motorsuz aracı süren motorlu araca
C
Motorlu aracı süren motorsuz araca
D
Minibüsü süren lastik tekerlekli traktöre
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik işaretinin bulunmadığı dar bir yolda karşılaşan iki farklı araçtan hangisinin, diğerine yol vererek geçiş kolaylığı sağlamak zorunda olduğu sorgulanmaktadır. Bu durum, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirtilen genel geçiş hakkı kurallarından birini test etmektedir. Sorunun temel amacı, sürücülerin bu hiyerarşiyi bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: b) Motorsuz aracı süren motorlu araca

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik kanunlarında belirtilen genel geçiş üstünlüğü sıralamasıdır. Trafik kurallarına göre, aksini belirten bir işaret veya özel bir durum (örneğin eğimli yollar) olmadıkça, daralan yollarda motorlu araçlar, motorsuz araçlara göre geçiş önceliğine sahiptir. Bu kuralın mantığı, motorlu araçların manevra kabiliyetinin daha sınırlı, durma ve tekrar kalkış yapma süreçlerinin daha zahmetli olmasıdır. Bisiklet, at arabası gibi motorsuz bir aracın kenara çekilip yol vermesi, bir otomobil veya kamyona göre çok daha kolaydır.

  • Örnek: Dar bir köy yolunda bir otomobil ile bir bisikletli karşılaştığında, bisiklet sürücüsü kenara çekilerek otomobilin geçmesini beklemelidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

a) Otomobili süren otobüse: Bu seçenek yanlıştır çünkü hem otomobil hem de otobüs motorlu araçtır. Bu tür durumlarda "motorsuz araca yol verilir" kuralı uygulanmaz. İki motorlu aracın karşılaştığı durumlarda, geçiş üstünlüğü genellikle eğim durumuna (inen araç çıkan araca yol verir) veya araçların cinsine göre (iş makinesi diğer motorlu araçlara yol verir) belirlenir. Ancak sorunun kökünde genel bir kural sorulduğu için bu seçenek doğru değildir.

c) Motorlu aracı süren motorsuz araca: Bu seçenek, doğru cevabın tam tersidir ve bu nedenle kesinlikle yanlıştır. Belirtildiği gibi, trafik kuralları geçiş önceliğini motorlu araçlara vermektedir. Motorlu bir aracın, motorsuz bir araca yol vermesi kuralı bu senaryo için geçerli değildir.

d) Minibüsü süren lastik tekerlekli traktöre: Bu seçenek de yanlıştır. Minibüs ve traktör, her ikisi de motorlu araç sınıfına girer. Tıpkı 'a' seçeneğinde olduğu gibi, aralarındaki geçiş hakkı bu genel kurala göre değil, yolun eğimi gibi diğer özel durumlara göre belirlenir. Dolayısıyla, bu ifade soruda istenen temel ve genel kuralı yansıtmaz.

Özetle, dar bir yolda karşılaşma anında, eğer ortada durumu düzenleyen özel bir trafik işareti yoksa, en temel kural şudur: Hareketi daha kolay ve esnek olan araç, hareketi daha kısıtlı olan araca yol verir. Bu prensipten yola çıkarak kanun, motorsuz araçların (bisiklet, at arabası vb.) motorlu araçlara (otomobil, otobüs, kamyon vb.) geçiş kolaylığı sağlamasını zorunlu kılmıştır.

Soru 36
Aşağıdakilerden hangisi, araç arızalandığında durma veya mecburi park etme durumunda kullanılır?
A
Sis lambaları
B
Plaka lambaları
C
İç aydınlatma lambaları
D
Acil uyarı (dörtlü ikaz) lambaları
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte seyahat ederken aracınızın beklenmedik bir şekilde arızalanması veya yol kenarında mecburi olarak durmanız gerektiğinde, diğer sürücüleri uyarmak için hangi aydınlatma sistemini kullanmanız gerektiği sorulmaktadır. Bu durum, hem sizin hem de trafikteki diğer kişilerin güvenliği için hayati önem taşıyan bir güvenlik önlemidir. Doğru aydınlatma sistemini kullanmak, olası kazaları önlemek için ilk ve en önemli adımdır.

Doğru cevap d) Acil uyarı (dörtlü ikaz) lambaları seçeneğidir. Çünkü bu lambalar, aracın bir tehlike oluşturduğunu veya acil bir durumda olduğunu diğer sürücülere bildirmek amacıyla tasarlanmıştır. Dörtlü ikaz lambaları yandığında, aracın ön ve arkasındaki tüm sinyal lambaları aynı anda yanıp sönerek dikkat çeker ve diğer sürücülerin yavaşlaması, dikkatli olması ve gerekirse şerit değiştirmesi için güçlü bir görsel uyarı oluşturur. Karayolları Trafik Kanunu'na göre arıza veya acil duraklama hallerinde bu lambaların kullanılması zorunludur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Sis lambaları: Sis lambaları, isminden de anlaşılacağı gibi, görüş mesafesinin düştüğü sisli, karlı veya şiddetli yağmurlu havalarda yolu daha iyi görmek ve görünür olmak için kullanılır. Bir arıza durumu için tasarlanmamışlardır ve standart bir uyarı sinyali vermezler. Gereksiz yere kullanıldıklarında diğer sürücülerin gözünü kamaştırabilirler.
  • b) Plaka lambaları: Plaka lambalarının görevi, gece saatlerinde veya görüşün yetersiz olduğu durumlarda aracın arka plakasının okunur olmasını sağlamaktır. Diğer sürücülere bir tehlike bildirme veya uyarıda bulunma gibi bir işlevi yoktur. Sürekli yanan, küçük ve düşük güçlü ışıklardır.
  • c) İç aydınlatma lambaları: İç aydınlatma lambaları, sadece araç içerisindeki sürücü ve yolcuların görüşü için kullanılır. Dışarıdan fark edilmesi zordur ve trafikteki diğer araçlar için bir uyarı anlamı taşımaz. Güvenlik açısından herhangi bir dış sinyal görevi yoktur.

Özetle, bir araç arızalandığında veya tehlikeli bir şekilde durmak zorunda kaldığında, bu durumu trafikteki diğer tüm unsurlara en etkili ve doğru şekilde bildiren sistem acil uyarı lambalarıdır. Bu nedenle, bu gibi durumlarda dörtlü ikaz lambalarını yakmak, hem yasal bir zorunluluk hem de kazaları önlemek için alınması gereken temel bir güvenlik önlemidir.

Soru 37
Akünün bakımında, elektrolit seviyesinin düşük olduğu gözlemlendiğinde aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?
A
Asit ilave edilmeli
B
Saf su ilave edilmeli
C
Hava filtresi değiştirilmeli
D
Kutup başları gevşetilmeli
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın aküsünün en temel bakım işlemlerinden biri olan sıvı seviyesi kontrolü ve bu durumda yapılması gereken doğru müdahale sorgulanmaktadır. Akü, aracın elektrik sisteminin kalbidir ve doğru çalışması için içerisindeki kimyasal dengenin korunması gerekir. Sorunun temel amacı, sürücü adayının aküdeki sıvı kaybının nedenini ve nasıl telafi edileceğini bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: b) Saf su ilave edilmeli

Akü içerisinde bulunan sıvıya elektrolit adı verilir. Bu sıvı, sülfürik asit ve saf su karışımından oluşur. Aracın çalışması ve akünün şarj-deşarj döngüsü sırasında oluşan ısı nedeniyle, bu karışımdaki sadece su buharlaşır; asit ise buharlaşmaz ve akü içerisinde kalır. Bu nedenle, zamanla elektrolit seviyesi düştüğünde eksilen kısım aslında sudur. Bu eksikliği gidermek ve elektrolitin yoğunluğunu tekrar ideal seviyeye getirmek için aküye sadece saf su (distile su) eklenmelidir. Musluk suyu veya başka sıvılar, içerdikleri kireç ve mineraller nedeniyle akünün içindeki plakalara zarar vererek ömrünü kısaltır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Asit ilave edilmeli: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve aküye ciddi zararlar verebilir. Aküdeki sıvı seviyesi düştüğünde asit değil, su eksilir. Eğer asit ilave edilirse, elektrolit içerisindeki asit yoğunluğu tehlikeli bir şekilde artar. Bu durum, akü plakalarının aşınmasına (sülfatlaşma) ve akünün çok kısa sürede kullanılamaz hale gelmesine neden olur. Asit ilavesi, sadece akü tamamen boşaltılıp yeniden doldurulduğunda profesyoneller tarafından özel ölçümlerle yapılır.

  • c) Hava filtresi değiştirilmeli: Bu seçenek, soruyla tamamen alakasızdır. Hava filtresi, motorun yanma odasına giren havayı temizlemekle görevli bir parçadır ve motorun performansını etkiler. Akünün bakımı veya elektrolit seviyesi ile hiçbir teknik bağlantısı yoktur. Bu şık, sürücü adayının aracın farklı sistemleri arasındaki ayrımı yapıp yapamadığını test etmek için konulmuş bir çeldiricidir.

  • d) Kutup başları gevşetilmeli: Bu seçenek de yanlıştır ve hatta tehlikeli olabilir. Akünün kutup başları, aracın elektrik sistemine gücün iletildiği bağlantı noktalarıdır. Bu bağlantıların her zaman temiz ve sıkı olması gerekir. Kutup başlarının gevşetilmesi, temassızlığa, aracın çalışmamasına veya marş sırasında ark (kıvılcım) oluşmasına neden olabilir. Dolayısıyla, bu işlem elektrolit seviyesiyle ilgili bir çözüm değildir ve akü bakımı için yapılması gerekenin tam tersidir.

Özetle, akünün elektrolit seviyesi azaldığında, bu durumun sebebi suyun buharlaşmasıdır. Bu nedenle, eksilen sıvıyı tamamlamak için plaka seviyelerinin üzerine çıkacak kadar saf su eklemek doğru ve güvenli bir bakım işlemidir.

Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi, araçta sürüş konforunu iyileştirmek amacıyla yol yüzeyinin yapısından kaynaklanan titreşimleri, salınımları ve ani şokları sönümleyerek yumuşatır?
A
Şarj sistemi
B
Soğutma sistemi
C
Süspansiyon sistemi
D
Direksiyon sistemi
38 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın hareket halindeyken yoldaki çukur, tümsek gibi bozuklukların neden olduğu sarsıntıları ve darbeleri emerek yolcuların daha konforlu bir seyahat yapmasını sağlayan sistemin hangisi olduğu sorulmaktadır. Yani, arabanın adeta bir yay gibi davranarak sarsıntıları azaltan parçasını bulmamız isteniyor. Bu işlev, sürüş güvenliği ve konforu için hayati öneme sahiptir.

Doğru cevap c) Süspansiyon sistemi'dir. Süspansiyon sistemi, tekerlekler ile aracın şasisi (gövdesi) arasına yerleştirilmiştir ve temel amacı tam olarak budur. Bu sistem, içerisinde yaylar (helezon yay, makas vb.) ve amortisörler bulunan karmaşık bir yapıdır. Yaylar, yoldan gelen darbeyi ilk olarak emer ve esner; amortisörler ise bu yayların salınımını (zıplamasını) kontrol altına alarak sarsıntıyı yumuşatır ve sonlandırır.

Süspansiyon sisteminin bu görevi sayesinde, yol yüzeyindeki bozukluklar ve ani şoklar yolcu kabinine minimum düzeyde iletilir. Bu durum, hem sürüş konforunu önemli ölçüde artırır hem de tekerleklerin yolla sürekli temas halinde kalmasını sağlayarak aracın yol tutuşunu ve frenleme güvenliğini iyileştirir. Kısacası, konforlu ve güvenli bir sürüşün temel taşlarından biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Şarj sistemi: Bu sistemin görevi, aracın motoru çalışırken elektrik üretmek (alternatör sayesinde) ve bu elektriği aküyü şarj etmek ve diğer elektrikli donanımları (farlar, radyo vb.) çalıştırmak için kullanmaktır. Yol titreşimlerini sönümlemekle hiçbir ilgisi yoktur.
  • b) Soğutma sistemi: Bu sistem, motorun çalışması sırasında ortaya çıkan yüksek ısıyı dağıtarak motorun hararet yapmasını önler. Radyatör, fan, termostat gibi parçalardan oluşur ve motorun ideal çalışma sıcaklığında kalmasını sağlar. Görevi ısı kontrolüdür, sarsıntı kontrolü değildir.
  • d) Direksiyon sistemi: Bu sistem, sürücünün direksiyon simidini çevirerek aracın tekerleklerine yön vermesini sağlar. Aracın istenilen yöne gitmesini kontrol eder. Görevi aracı yönlendirmektir, yoldan gelen darbeleri ve titreşimleri emmek değildir.

Sonuç olarak, soruda tanımı yapılan "yol yüzeyinden kaynaklanan titreşimleri, salınımları ve ani şokları sönümleyerek yumuşatma" işlevi, doğrudan ve sadece süspansiyon sisteminin görevidir.

Soru 39
Sürüş sırasında aracın gösterge panelinde bulu- nan şekildeki ikaz ışığının yanması sürücüye neyi bildirir?
A
Ön ısıtma bujilerinin çalışmakta olduğunu
B
Fren balatalarının bitmek üzere olduğunu
C
Motor yağ basıncının çok düşük olduğunu
D
Fren hidrolik seviyesinin çok düşük olduğunu
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, araç gösterge panelinde beliren ve bir yağdanlık (yağdanlık lambası) şeklinde olan ikaz ışığının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu sembol, motorun sağlığı için hayati öneme sahip bir durumu bildirdiği için sürücülerin anlamını kesinlikle bilmesi gereken en önemli ikaz ışıklarından biridir. Sürüş esnasında bu ışığın yanması, acil müdahale gerektiren ciddi bir soruna işaret eder.

Doğru Cevap: c) Motor yağ basıncının çok düşük olduğunu

Soru görselinde yer alan damlayan yağdanlık simgesi, evrensel olarak motor yağ basıncı uyarı ışığıdır. Bu ışık, motor çalışırken yanıyorsa, motorun yağlama sistemindeki basıncın tehlikeli derecede düştüğü anlamına gelir. Motor yağı, hareketli metal parçalar arasında bir film tabakası oluşturarak sürtünmeyi azaltır ve aşırı ısınmayı önler. Yağ basıncı düştüğünde, bu parçalar yeterince yağlanamaz, birbirine sürter ve çok kısa sürede motor içinde ciddi ve masraflı hasarlar (motorun yatak sarması gibi) meydana gelebilir. Bu nedenle bu ışık yandığında, araç derhal güvenli bir yere çekilmeli ve motor stop ettirilmelidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Ön ısıtma bujilerinin çalışmakta olduğunu: Bu uyarı, sadece dizel araçlarda bulunur ve sembolü bir yayı andıran sarmal bir şekildedir (kızdırma bujisi). Bu ışık, kontak açıldığında yanar ve motorun ilk çalıştırılması için yanma odasının yeterli sıcaklığa ulaştığını gösterir; söndükten sonra marşa basılır. Sürüş sırasında yanması bir arızaya işaret etse de, sorudaki sembolle ilgisi yoktur.
  • b) Fren balatalarının bitmek üzere olduğunu: Fren balatası aşınma uyarısı genellikle parantez içinde kesik çizgili bir daire (O) şeklindedir. Bu ışık, fren balatalarınızın ömrünün sonuna yaklaştığını ve yakında değiştirilmesi gerektiğini bildirir. Acil bir tehlike olmaktan çok, bir bakım uyarısıdır.
  • d) Fren hidrolik seviyesinin çok düşük olduğunu: Fren sistemiyle ilgili genel uyarı ışığı, genellikle içinde bir ünlem işareti bulunan bir dairedir (!). Bu ışık, fren hidrolik seviyesinin düşük olması, el freninin çekili olması veya fren sisteminde genel bir arıza olması gibi durumları bildirir. Bu da çok önemli bir uyarıdır ancak soruda gösterilen yağdanlık sembolü ile farklı bir anlama sahiptir.

Özetle, yağdanlık şeklindeki ikaz ışığı, motorun "kanı" olarak kabul edilen yağın basıncının düştüğünü ve motorun büyük bir hasar riski altında olduğunu bildirir. Bu ışığı gördüğünüzde asla yola devam etmemeli, aracı hemen durdurmalısınız. Bu bilgi, hem sınavda başarılı olmanız hem de gerçek hayatta aracınızın sağlığını korumanız için kritik öneme sahiptir.

Soru 40
Aşağıdakilerden hangisi frenleme esnasında fren pedalının titremesine neden olur?
A
Balataların ıslanması
B
Motor yağının kirlenmesi
C
Araç lastiklerinin yeni olması
D
Disk veya kampana yüzeylerinin bozuk olması
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracı yavaşlatmak veya durdurmak için frene bastığınızda, fren pedalının ayağınızın altında neden titreşim yapabileceği sorulmaktadır. Bu durum, sürüş güvenliğini etkileyen önemli bir mekanik arızanın habercisidir. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

d) Disk veya kampana yüzeylerinin bozuk olması (DOĞRU)

Bu seçenek doğrudur çünkü fren pedalındaki titremenin en yaygın ve doğrudan sebebi budur. Fren sistemi, fren balatalarının dönen disklere veya kampanalara sürtünmesiyle çalışır. Zamanla, özellikle aşırı ısınma ve ani soğuma (örneğin çok ısınmış frenlerle bir su birikintisinden geçmek) nedeniyle disk veya kampana yüzeylerinde eğrilmeler, dalgalanmalar veya pürüzler oluşabilir.

Frene bastığınızda, fren balataları bu bozuk ve dalgalı yüzeye temas eder. Disk dönerken, yüzeydeki eğrilikler balatayı ileri geri ittirir. Bu hareket, fren hidrolik sistemi aracılığıyla bir basınç dalgalanması yaratarak doğrudan fren pedalına iletilir ve sürücü bunu ayağının altında bir titreşim veya vuruntu olarak hisseder. Bu durum özellikle yüksek hızlarda yapılan frenlemelerde daha belirgin hale gelir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Balataların ıslanması: Fren balataları ıslandığında, su balata ile disk arasında kaygan bir tabaka oluşturur. Bu durum fren pedalında bir titremeye değil, fren mesafesinin uzamasına ve frenlerin tutma veriminin geçici olarak düşmesine neden olur. Frene birkaç kez basıp kuruttuktan sonra frenler normal performansına döner.
  • b) Motor yağının kirlenmesi: Motor yağı, motorun içindeki hareketli parçaları yağlamak ve soğutmakla görevlidir. Fren sisteminin motor yağı ile hiçbir ilgisi yoktur. Motor yağının kirlenmesi, motorun performansını düşürür, aşınmasını hızlandırır ancak fren pedalında herhangi bir titremeye yol açmaz. İki sistem birbirinden tamamen bağımsızdır.
  • c) Araç lastiklerinin yeni olması: Yeni lastikler, daha iyi yol tutuşu ve daha kısa fren mesafesi sağlar. Yani yeni lastikler aracın güvenliğini ve fren performansını olumlu yönde etkiler. Fren pedalında titreme gibi olumsuz bir duruma neden olmazlar. Aksine, eski ve dengesiz (balanssız) lastikler direksiyonda titremeye neden olabilir, ancak bu durum fren pedalındaki titreşimden farklıdır.

Özetle, frenleme anında pedalınızda bir titreşim hissediyorsanız, bu durum büyük olasılıkla fren disklerinizin veya kampanalarınızın yüzeyinin bozulduğunun bir işaretidir ve en kısa zamanda bir servise kontrol ettirilmesi gerekir.

Soru 41
Aracın gösterge panelinde aşağıdakilerden hangisinin sürekli yanıp sönmesi, acil uyarı(dörtlü ikaz) lambalarının açık olduğunu bildirir?
A
B
C
D
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın gösterge panelindeki sembollerden hangisinin, acil durumlar için kullanılan ve "dörtlü" olarak da bilinen ikaz lambalarının açık olduğunu gösterdiği sorulmaktadır. Bu lambalar, aracın tüm sinyal lambalarının aynı anda yanıp sönmesini sağlayarak diğer sürücüleri bir tehlikeye veya acil bir duruma karşı uyarır.

Doğru cevap B seçeneğidir. Bu seçenekte görülen, iç içe geçmiş iki üçgen sembolü, evrensel olarak acil durum uyarı (dörtlü ikaz) flaşörlerinin simgesidir. Sürücü, genellikle aracın orta konsolunda bulunan ve üzerinde benzer bir kırmızı üçgen işareti olan düğmeye bastığında, hem aracın dışındaki dört sinyal lambası hem de gösterge panelindeki bu sembol aynı anda yanıp sönmeye başlar. Bu durum, sistemin aktif olduğunu ve aracın bir uyarı sinyali verdiğini sürücüye bildirir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • A Seçeneği: Bu sembol, aracın kısa farlarının açık olduğunu gösterir. Genellikle yeşil renkte yanar ve sürekli bir ışıktır, yanıp sönmez. Gece sürüşlerinde veya görüşün azaldığı durumlarda yolu aydınlatmak için kullanılır ve acil bir durumu belirtmez.
  • C Seçeneği: Bu sembol, arka cam rezistansının (buğu çözücü) çalıştığını ifade eder. Arka camdaki buğuyu veya buzu çözmek için kullanılır. Aktif edildiğinde genellikle turuncu renkte ve sürekli olarak yanar, yanıp sönmez.
  • D Seçeneği: Bu sembol, park lambalarının (gabarit lambaları) açık olduğunu bildirir. Araç park halindeyken veya düşük ışık koşullarında aracın görünürlüğünü artırmak için kullanılır. Genellikle yeşil renkte sürekli yanar ve acil durum uyarısı değildir.

Özetle, her sembolün araçta farklı bir işlevi vardır ve bunları doğru tanımak güvenli sürüş için kritik öneme sahiptir. Acil uyarı lambaları, bir kaza, arıza veya yolda ani duraklama gibi tehlikeli durumlarda diğer sürücüleri uyarmak için kullanılır. Gösterge panelinde yanıp sönen iç içe geçmiş iki üçgen sembolü, bu önemli güvenlik özelliğinin devrede olduğunun en net göstergesidir.

Soru 42
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Sesli ikaz cihazlarını kullanmanın yasak olduğunu
B
Tehlikeli madde taşıtının giremeyeceğini
C
Motorlu taşıt trafiğine kapalı yolu
D
Durmanın yasak olduğunu
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, size gösterilen trafik işaretinin ne anlama geldiğini bulmanız istenmektedir. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, hem sınav başarısı hem de trafikte güvenli bir sürüş için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle her bir işaretin anlamını ve neden kullanıldığını iyi bilmek gerekir.

Şekilde gördüğünüz levha, yuvarlak şekli ve kırmızı çerçevesiyle bir "Tanzim İşareti" grubuna aittir. Bu tür levhalar, sürücülere trafikte uymaları gereken bir yasağı veya kısıtlamayı bildirir. Levhanın içindeki sembol ise neyin yasaklandığını açıkça belirtir. Bu temel bilgiyi aklımızda tutarak seçenekleri değerlendirebiliriz.

a) Sesli ikaz cihazlarını kullanmanın yasak olduğunu: Bu seçenek doğrudur. Levhanın içinde bir korna (klakson) sembolü bulunmaktadır. Kırmızı çerçeveli yasaklama levhası ile birleştiğinde bu sembol, "korna çalmanın" veya "sesli ikaz cihazlarını kullanmanın" yasak olduğu anlamına gelir. Bu işaret genellikle hastane, okul, huzurevi veya gürültünün rahatsızlık verebileceği sessiz olması gereken yerleşim bölgelerinin girişlerinde kullanılır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak da konuyu pekiştirmeniz için önemlidir:

  • b) Tehlikeli madde taşıtının giremeyeceğini: Bu seçenek yanlıştır. Tehlikeli madde taşıyan araçların bir yola giremeyeceğini belirten levhada, yine kırmızı daire içinde ancak bu kez turuncu renkli bir kamyon sembolü bulunur. Soruda gösterilen işaretle bir ilgisi yoktur.
  • c) Motorlu taşıt trafiğine kapalı yolu: Bu da yanlış bir seçenektir. Bir yolun motorlu taşıt trafiğine (motosikletler hariç) kapalı olduğunu bildiren levhada, kırmızı daire içinde bir otomobil sembolü yer alır. Sorudaki korna işaretiyle karıştırılmamalıdır.
  • d) Durmanın yasak olduğunu: Bu seçenek de yanlıştır. Durmanın (ve dolayısıyla park etmenin de) yasak olduğunu bildiren levha, mavi zemin üzerine kırmızı çerçeveli ve içinde çapraz iki kırmızı şerit (X şeklinde) bulunan bir işarettir. Bu işaret, hem görünüm hem de anlam olarak sorudaki işaretten tamamen farklıdır.

Özetle, kırmızı çerçeveli yuvarlak levhalar bir yasağı ifade eder ve levhanın içindeki sembol, yasağın ne ile ilgili olduğunu gösterir. Bu sorudaki korna sembolü, sürücüye bulunduğu bölgede gereksiz yere korna çalarak gürültü yapmasının yasak olduğunu net bir şekilde bildirmektedir.

Soru 43
ABS fren sisteminin avantajlarından biri aşağıdakilerden hangisidir?
A
Kalkışta patinajı önler.
B
Debriyajın kolay ayrılmasını sağlar.
C
Frenleme sırasında tekerlekleri kilitler.
D
Frenleme anında direksiyon hakimiyetini artırır.
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, modern araçlarda bulunan önemli bir güvenlik donanımı olan ABS fren sisteminin temel avantajının ne olduğu sorulmaktadır. ABS, "Anti-lock Braking System" yani "Kilitlenme Karşıtı Fren Sistemi" anlamına gelir. Bu sistemin temel amacı, sürücünün ani ve sert frenlemelerde aracın kontrolünü kaybetmesini önlemektir.

Doğru Cevap: d) Frenleme anında direksiyon hakimiyetini artırır.

Doğru cevabın 'd' şıkkı olmasının sebebi, ABS sisteminin çalışma prensibinde yatmaktadır. Ani bir frenleme durumunda, ABS olmayan bir araçta tekerlekler kilitlenir ve araç kızaklamaya başlar. Kilitlenmiş tekerlekler, yolla olan bağlantısını kaybeder ve bu durumda sürücü direksiyonu ne kadar çevirirse çevirsin araca yön veremez. ABS ise tekerleklerin kilitlenmesini, fren basıncını saniyede onlarca kez azaltıp artırarak (pompalayarak) önler. Bu sayede tekerlekler dönmeye devam eder ve sürücü fren yaparken aynı anda direksiyonu kullanarak engellerden kaçabilir. Yani ABS, en kritik anda direksiyon hakimiyetini korumanızı sağlar.

  • a) Kalkışta patinajı önler. Bu seçenek yanlıştır. Kalkış sırasında veya hızlanırken tekerleklerin boşa dönmesini (patinaj yapmasını) önleyen sistem TCS (Traction Control System) veya ASR (Anti-Patinaj Sistemi) olarak adlandırılır. ABS frenleme ile ilgiliyken, TCS/ASR hızlanma ile ilgilidir.
  • b) Debriyajın kolay ayrılmasını sağlar. Bu seçenek yanlıştır. Debriyaj, motor gücünü şanzımana (vites kutusuna) aktaran veya bu aktarımı kesen bir parçadır. Fren sistemi ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Bu nedenle ABS'nin debriyaj üzerinde bir etkisi bulunmaz.
  • c) Frenleme sırasında tekerlekleri kilitler. Bu seçenek yanlıştır. Hatta bu ifade, ABS'nin yaptığı işin tam tersidir. Sistemin adında bulunan "Anti-lock" (Kilitlenme Karşıtı) ifadesi, görevinin tam olarak tekerleklerin kilitlenmesini önlemek olduğunu belirtir. Tekerleklerin kilitlenmesi, tehlikeli ve istenmeyen bir durumdur.

Özetle, ABS fren sisteminin en büyük ve hayati avantajı, ani frenleme esnasında tekerleklerin kilitlenmesini engelleyerek sürücünün araca yön verebilmesini sağlamasıdır. Bu durum, olası bir kaza anında sürücünün bir engelden kaçmasına olanak tanıyarak güvenliği önemli ölçüde artırır.

Soru 44
Hararet yapmış bir motorda radyatör suyu çok sıcak değilse aşağıdakilerden hangisinin arızalı olduğu düşünülür?
A
Fan müşirinin
B
Termostatın
C
Fan sigortasının
D
Klima kompresörünün
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motorun hararet yaptığı yani aşırı ısındığı bir durum ele alınıyor. Ancak bu senaryoda ilginç bir detay var: Motor çok sıcakken, soğutma işlemini yapması gereken radyatördeki su sıcak değil. Bu durum, soğutma sıvısının (radyatör suyunun) motor ile radyatör arasında düzgün bir şekilde dolaşmadığını gösterir. Bu döngüyü kontrol eden parçanın ne olduğunu bulmamız gerekiyor.

Doğru Cevap: b) Termostatın

Termostat, motor soğutma sisteminde motor bloğu ile radyatör arasında yer alan küçük ama çok önemli bir vanadır. Görevi, motorun ideal çalışma sıcaklığına (genellikle 85-95°C) ulaşana kadar soğutma sıvısının radyatöre gitmesini engellemektir. Motor bu sıcaklığa ulaştığında termostat açılır ve sıcak suyun soğuması için radyatöre gitmesine izin verir. Eğer termostat arızalanır ve 'kapalı' pozisyonda takılı kalırsa, motor ısınsa bile sıcak su radyatöre ulaşamaz. Bu durumda, su motor bloğunda hapsolur, sürekli ısınır ve motor hararet yapar; ancak radyatördeki su soğuk kalır çünkü sıcak su ona hiç ulaşmamıştır. Sorudaki senaryo tam olarak bu durumu tarif etmektedir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Fan müşirinin: Fan müşiri (veya fan anahtarı), radyatördeki suyun sıcaklığını ölçer. Su yeterince ısındığında, müşir radyatör fanının çalışması için sinyal gönderir. Eğer radyatördeki su zaten sıcak değilse, fan müşirinin arızalı olup olmamasının bir önemi yoktur çünkü fanın çalışmasını gerektirecek bir durum henüz oluşmamıştır. Bu arıza, radyatör suyu ısındığı halde fan çalışmıyorsa akla gelmelidir.

  • c) Fan sigortasının: Fan sigortası, fanın elektrik devresini korur. Sigorta atarsa fan çalışmaz. Bu durum da, tıpkı fan müşiri arızası gibi, radyatördeki su ısındıktan sonra bir sorun yaratır. Yani, araç dururken veya yavaş giderken radyatördeki sıcak su soğutulamaz ve hararet yükselir. Ancak bu seçenek de radyatördeki suyun neden en başta soğuk kaldığını açıklamaz.

  • d) Klima kompresörünün: Klima kompresörü, aracın iklimlendirme (klima) sisteminin bir parçasıdır. Motorun ana soğutma sistemiyle doğrudan bir işlevi yoktur. Klima kompresörünün arızalanması motorun hararet yapmasına değil, klimanın soğutmamasına neden olur. Bu nedenle bu şık, sorulan problemle tamamen alakasızdır.

Özetle, motorun sıcak fakat radyatörün soğuk olması durumu, sıcak suyun motordan radyatöre geçişini sağlayan kapının, yani termostatın kapalı kaldığının en belirgin işaretidir.

Soru 45
Aşağıdakilerden hangisi, kara yolunda meydana gelen trafik kazalarının çevreye verdiği zararlardan biri değildir?
A
Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması
B
Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi
C
Köprü, tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması
D
Trafo, elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintiler yaşanması
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasının sonuçlarını farklı kategorilere ayırmanız istenmektedir. Sorunun kilit noktası, kazanın **"çevreye verdiği zararlar"** başlığı altına girmeyen seçeneği bulmaktır. Buradaki "çevre" kelimesi, kaza yerindeki fiziksel ortamı, yani doğal unsurları (ağaçlar, toprak vb.) ve yapay unsurları (yollar, köprüler, elektrik direkleri vb.) kapsamaktadır.

Doğru Cevap: a) Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, yargı sistemindeki iş yükünün artmasının toplumsal (sosyal) bir sonuç olmasıdır. Bu durum, kazanın fiziksel çevresine doğrudan bir etki yapmaz. Mahkemeler, avukatlar ve adli süreçler, kazanın hukuki ve idari sonuçlarıdır ve kazanın meydana geldiği yol, ağaç veya elektrik direği gibi çevresel unsurlarla ilgili değildir. Kısacası bu, kazanın çevreye değil, toplumun adalet sistemine olan bir etkisidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

  • b) Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçların zarar görmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü ağaçlar, yol çevresinin bir parçası olan doğal unsurlardır. Bir kaza sonucu ağaçların devrilmesi veya hasar görmesi, doğrudan çevreye verilen bir zarardır. Bu durum, hem ekolojik dengeye hem de yol peyzajına zarar verir.
  • c) Köprü, tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşımın aksaması: Bu seçenek de yanlıştır. Köprüler ve tüneller, yolun ve çevresinin bir parçası olan önemli altyapı unsurlarıdır. Bu noktalarda meydana gelen bir kaza, bu yapılara fiziksel zarar verebilir ve yolu kullanılamaz hale getirerek çevresel bir soruna (ulaşım ağının bozulması) yol açar. Ulaşımın aksaması, çevredeki fiziksel bir engelden kaynaklandığı için bu kategoriye girer.
  • d) Trafo, elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintiler yaşanması: Bu seçenek de yanlıştır çünkü trafolar ve elektrik direkleri, yol çevresindeki altyapının, yani yapay çevrenin bir parçasıdır. Bu yapılara çarpılması, onlara fiziksel zarar verir ve bu da doğrudan çevreye verilmiş bir zarardır. Sonucunda yaşanan elektrik kesintisi de bu fiziksel hasarın bir yansımasıdır.

Özetle, soruyu doğru çözmek için kazanın sonuçlarını doğru sınıflandırmak gerekir. B, C ve D seçenekleri kazanın yol açtığı fiziksel ve çevresel hasarları anlatırken, A seçeneği kazanın hukuki ve sosyal bir sonucunu anlatmaktadır. Bu nedenle, çevreye verilen zararlardan biri değildir.

Soru 46
Sürücünün aracını hareket ettirmesiyle birlikte trafikteki diğer yol kullanıcıları ile iletişimi başlar ve aracını park edinceye kadar da bu iletişim sürer. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi trafikte olumlu yönde iletişim kurma becerisine örnektir?
A
Korkutmak veya şaşırtmak
B
Su, çamur ve benzerlerini sıçratmak
C
Sola ya da sağa dönüş yapmadan önce sinyal vermek
D
Sigara külü ve izmaritlerini veya başka şeyleri yola atıp dökmek
46 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sürücülerin diğer insanlar (sürücüler, yayalar) ile kurduğu iletişimin ne anlama geldiği ve bu iletişimin "olumlu" bir örneğinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafikte iletişim sadece konuşmak veya el hareketleri yapmak değildir; aracınızla yaptığınız her manevra, verdiğiniz her sinyal, diğer yol kullanıcılarına bir mesaj iletir. Soru, bu mesajlardan hangisinin yapıcı, güvenli ve saygılı olduğunu bulmanızı istiyor.

Doğru Cevap: c) Sola ya da sağa dönüş yapmadan önce sinyal vermek

  • Neden Doğru? Sinyal vermek, trafikteki en temel ve en önemli iletişim yöntemidir. Bir sürücü sinyal verdiğinde, diğer sürücülere ve yayalara bir sonraki hamlesinin ne olacağını önceden bildirmiş olur. Örneğin, sağa sinyal verdiğinizde "Ben sağa döneceğim, lütfen buna göre pozisyon alın veya hızınızı ayarlayın" mesajını iletirsiniz. Bu, niyetinizi açıkça belli eden, belirsizliği ortadan kaldıran ve herkesin güvenliğine katkıda bulunan olumlu bir iletişim şeklidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. a) Korkutmak veya şaşırtmak: Bu davranış, trafikte olumlu iletişimin tam zıttıdır. Ani fren yapmak, bir aracın üzerine aniden direksiyon kırmak veya korna ile taciz etmek gibi hareketler, diğer sürücüleri paniğe sevk eder ve kaza riskini artırır. Bu, iletişim değil, saldırganlık ve tehlike yaratmaktır.
  2. b) Su, çamur ve benzerlerini sıçratmak: Bu hareket, özellikle yağmurlu havalarda yol kenarında bekleyen yayalara veya yanınızdaki araçlara karşı yapılan büyük bir saygısızlıktır. Bu davranış, diğer yol kullanıcılarına karşı düşüncesiz ve kaba olduğunuz mesajını verir. Trafik adabına tamamen aykırı, olumsuz bir tutumdur.
  3. d) Sigara külü ve izmaritlerini veya başka şeyleri yola atıp dökmek: Bu davranış, hem çevre kirliliğine yol açan bir sorumsuzluktur hem de diğer sürücüler için tehlike oluşturabilir. Örneğin, yola atılan bir sigara izmariti, arkadan gelen bir motosiklet sürücüsünün gözüne kaçabilir veya kuru bir alanda yangına sebep olabilir. Bu, hem bir çevre suçu hem de trafik güvenliğini hiçe sayan olumsuz bir eylemdir.

Kısacası, trafikte olumlu iletişim kurmak, diğer yol kullanıcılarının niyetinizi anlamasını sağlamak, onlara saygı göstermek ve genel trafik akışını daha güvenli hale getirmektir. Sinyal vermek bu tanıma mükemmel bir şekilde uyarken, diğer seçenekler trafikteki huzuru ve güvenliği bozan davranışlardır.

Soru 47
I. Geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek II. Aşırı hız yaparak diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtmak

III. Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park etmek

Yukarıdakilerden hangileri trafikte bireye yapılan hak ihlallerindendir?

A
Yalnız I
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki davranışlardan hangilerinin diğer bireylerin haklarını ihlal ettiği, yani bir "hak ihlali" olduğu sorulmaktadır. Trafik kuralları sadece düzeni sağlamakla kalmaz, aynı zamanda tüm sürücülerin, yayaların ve yolcuların can ve mal güvenliği gibi temel haklarını korumayı amaçlar. Soruyu doğru cevaplamak için her bir öncülü bu "birey hakkı" perspektifinden değerlendirmemiz gerekir.

I. Geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek

Bu davranış bir hak ihlali değildir; tam aksine, toplumsal bir sorumluluk ve yasal bir zorunluluktur. Ambulans, itfaiye veya polis aracı gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçlar, acil bir durumda bir başkasının yaşama hakkını korumak için görev yapmaktadır. Onlara yol vermek, hem o araçların içindeki görevlilerin hem de yardıma muhtaç olan bireylerin haklarına saygı göstermek anlamına gelir. Dolayısıyla bu, olumlu ve doğru bir davranıştır.

II. Aşırı hız yaparak diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtmak

Bu davranış, açık bir hak ihlalidir. Trafikteki her bireyin güvenli bir ortamda seyahat etme hakkı vardır. Aşırı hız yapan bir sürücü, ani manevralar yaparak veya tehlikeli bir şekilde diğer araçlara yaklaşarak çevresindeki sürücülerin paniğe kapılmasına, dikkatlerinin dağılmasına ve kaza riskiyle karşı karşıya kalmalarına neden olur. Bu durum, diğer insanların can ve mal güvenliği hakkını doğrudan tehdit eder.

III. Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park etmek

Bu davranış da çok net bir hak ihlalidir. Engelli park yerleri, engelli bireylerin hastane, alışveriş merkezi gibi sosyal alanlara daha kolay ve güvenli bir şekilde ulaşabilmeleri için onlara tanınmış özel bir haktır. Engeli olmayan bir kişinin bu alanı işgal etmesi, o hakka sahip olan bir engellinin bu imkândan faydalanmasını engeller. Bu, sadece bir park kuralı ihlali değil, aynı zamanda empati yoksunluğu ve engelli bir bireyin hakkını gasp etmektir.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • I. öncül bir hak ihlali değil, bir sorumluluktur. Bu nedenle içinde "I" olan seçenekler (a, b, d) yanlıştır.
  • II. ve III. öncüller ise diğer bireylerin güvenlik ve erişim gibi temel haklarını doğrudan ihlal eden davranışlardır.

Bu değerlendirmeye göre, trafikte bireye yapılan hak ihlalleri II ve III numaralı öncüllerde belirtilen davranışlardır. Bu nedenle doğru cevap c) II ve III. seçeneğidir.

Soru 48
Aşağıdakilerden hangisinin trafikte öfke duygusuna kapılan sürücülerde görülme olasılığı diğer sürücülere göre daha fazladır?
A
Dikkatin dağılması
B
Kural ihlallerinin azalması
C
Direksiyon hâkimiyetinin artması
D
Kazaya karışma olasılığının azalması
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfkelenen bir sürücünün davranışlarında ve yeteneklerinde ne gibi olumsuz değişiklikler beklendiği sorgulanmaktadır. Temel olarak, öfke gibi güçlü bir duygunun güvenli sürüş üzerindeki etkilerini bilmeniz isteniyor. Soru, bu olumsuz etkilerden hangisinin öfkeli bir sürücüde görülme ihtimalinin en yüksek olduğunu bulmanızı istiyor.

Doğru Cevap: a) Dikkatin dağılması

Öfke, yoğun ve dikkat dağıtıcı bir duygudur. Sürücü öfkelendiğinde, zihinsel enerjisini ve odaklanmasını yol, trafik işaretleri, diğer araçlar ve yayalar gibi önemli unsurlardan ayırıp öfkesinin kaynağına yöneltir. Örneğin, kendisine hatalı sollama yapan aracı düşünürken önündeki aracın aniden fren yaptığını fark edemeyebilir. Bu durum, sürücünün çevresinde olup bitenleri doğru ve zamanında algılamasını engelleyerek tehlikeli durumlara yol açar.

Yanlış Cevaplar ve Nedenleri:

  • b) Kural ihlallerinin azalması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Öfkeli sürücüler genellikle daha sabırsız, aceleci ve agresif olurlar. Bu ruh hali, hız limitlerini aşma, yakın takip yapma, makas atma veya kırmızı ışıkta geçme gibi kural ihlallerini artırır, azaltmaz.
  • c) Direksiyon hâkimiyetinin artması: Güvenli sürüş, sakin ve kontrollü hareketler gerektirir. Öfke ise vücutta gerginliğe neden olur ve bu durum direksiyonu ani, sert ve kontrolsüz bir şekilde kullanmaya yol açabilir. Dolayısıyla, öfkeli bir sürücünün direksiyon hâkimiyeti artmaz, tam tersine tehlikeli bir şekilde azalır.
  • d) Kazaya karışma olasılığının azalması: Bu seçenek diğer yanlışların bir sonucudur. Dikkati dağılmış, sürekli kural ihlali yapan ve direksiyon hâkimiyeti zayıflamış bir sürücünün kazaya karışma olasılığı doğal olarak azalmaz, aksine ciddi oranda artar. Bu nedenle bu seçenek de mantıksal olarak yanlıştır.

Özetle, öfke duygusu sürücünün hem zihinsel (dikkat) hem de fiziksel (kontrol) yeteneklerini olumsuz etkiler ve onu kural ihlallerine daha yatkın hale getirir. Bütün bu olumsuz etkiler bir araya geldiğinde, kazaya karışma riski önemli ölçüde yükselir. Bu nedenle, trafikte sakin kalmak hayati önem taşır.

Soru 49
Trafikte hangi temel değere sahip olan sürücü, aracını park ettiği yerin diğer yol kullanıcıları açısından görme-görülme ya da manevra engeli oluşturup oluşturmadığına dikkat eder?
A
Bencil
B
Sorumsuz
C
Görgü seviyesi düşük
D
Empati düzeyi yüksek
49 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün park ederken sergilediği düşünceli bir davranışın arkasında yatan temel insani değerin ne olduğu sorgulanmaktadır. Soru, sürücünün sadece kendi işini halletmekle kalmayıp, park ettiği yerin başkaları için bir zorluk yaratıp yaratmadığını düşünmesini sağlayan karakter özelliğini bulmamızı istiyor. Bu davranış, trafikteki güvenliğin ve düzenin temelini oluşturan önemli bir yaklaşımdır.

Doğru Cevap: d) Empati düzeyi yüksek

Doğru cevabın neden "Empati düzeyi yüksek" olduğunu açıklayalım. Empati, en basit tanımıyla, bir başkasının duygularını, durumunu veya düşüncelerini anlama ve kendini onun yerine koyabilme yeteneğidir. Trafikte empati sahibi bir sürücü, sadece kendi aracını ve yolculuğunu düşünmez; diğer sürücülerin, yayaların veya bisikletlilerin ne gibi zorluklar yaşayabileceğini de hesaba katar. Aracını park ederken "Ben buraya park edersem, şu köşeden dönecek olan araba beni görebilir mi?" veya "Bir bebek arabası ya da tekerlekli sandalyeli bir yaya bu kaldırımdan geçebilir mi?" gibi soruları kendine sorar. Bu düşünce tarzı, tam olarak soruda tarif edilen davranışın kaynağıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Bencil: Bencil bir sürücü, yalnızca kendi rahatını ve çıkarını düşünür. Diğer yol kullanıcılarının yaşayacağı zorluklar onun için bir önem taşımaz. Hatta tam tersine, en uygun yeri bulmak için bir yaya geçidini, bir garaj çıkışını veya bir engelli rampasını kapatmaktan çekinmez. Bu, soruda belirtilen düşünceli davranışın tam zıttıdır.
  • b) Sorumsuz: Sorumsuz bir sürücü, eylemlerinin sonuçlarını düşünmez veya umursamaz. Park ettiği aracın bir kazaya veya bir anlaşmazlığa neden olma ihtimalini göz ardı eder. "Bana bir şey olmaz" veya "Herkes kendi başının çaresine baksın" gibi bir yaklaşıma sahiptir. Bu nedenle, başkalarının görme veya manevra alanını düşünüp dikkat etmesi beklenemez.
  • c) Görgü seviyesi düşük: Görgü seviyesi düşük olmak, genellikle toplum içindeki yazılı olmayan kurallara uymamaktır. Hatalı park etmek bir görgüsüzlük örneği olabilir. Ancak bu seçenek, davranışın nedenini değil, sonucunu tanımlar. Bir kişinin düşünceli davranmasının arkasındaki temel değer "görgü" değil, görgülü olmasını sağlayan "empati" duygusudur. Empati daha derin ve temel bir değerken, görgü bu değerin dışa yansıyan bir şeklidir. Bu yüzden empati, daha doğru ve kapsayıcı bir cevaptır.

Özetle, aracını park ederken diğer insanların güvenliğini ve rahatını düşünen bir sürücü, kendini o insanların yerine koyabildiği için bunu yapar. Bu temel değer empatidir ve trafikte saygı, sabır ve nezaket gibi birçok olumlu davranışın da temelini oluşturur. Bu soru, ehliyet sınavında sadece kuralları ezberlemenin değil, aynı zamanda trafikte iyi bir insan olmanın önemini de vurgulamaktadır.

Soru 50
Sürücü, trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde kendisinin ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının farkında olmalıdır. Bu farkındalığı kazanmak için yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir?
A
Trafikteki her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerinin sorgulanıp öğrenilmesi
B
Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi
C
Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi
D
Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün trafik kurallarını sadece bir ceza korkusuyla değil, aynı zamanda bu kuralların kendisinin, sevdiklerinin ve trafikteki diğer insanların can güvenliğini korumak için konulduğunu anlaması, yani bu bilince ve farkındalığa ulaşması için ne yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Asıl amaç, kurallara uymayı bir zorunluluktan çıkarıp, bilinçli bir güvenlik önlemine dönüştürmektir.

Doğru cevabın neden "a) Trafikteki her kuralın altında yatan güvenlik gerekçelerinin sorgulanıp öğrenilmesi" olduğunu ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

a) Doğru Cevabın Açıklaması

Bu seçenek, bir sürücünün kuralları ezberlemek yerine onları anlaması gerektiğini vurgular. Örneğin, "kırmızı ışıkta neden durmalıyım?" sorusunun cevabı sadece "çünkü kural böyle" değildir. Asıl cevap, "kırmızı ışıkta durmazsam, diğer yönden yeşil ışıkta geçen bir araçla çarpışabilir, hem kendi canımı hem de başkalarının canını tehlikeye atabilirim" olmalıdır. Hız limitlerinin neden var olduğunu, takip mesafesinin neden önemli olduğunu anlayan bir sürücü, bu kuralları ihlal etmenin sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini daha iyi kavrar. Bu bilgi, sürücüde gerçek bir güvenlik farkındalığı oluşturur ve onu daha sorumlu bir sürücü yapar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Kural ihlalinin sonucunda sadece maddi ceza olduğunun düşünülmesi: Bu düşünce, soruda istenen farkındalığın tam tersidir. Bir kural ihlalini sadece para cezası olarak görmek, olayın can güvenliği boyutunu tamamen göz ardı etmektir. Bu sığ bakış açısı, sürücüyü "yakalanmazsam sorun yok" mantığına iter ve hayati tehlikeleri küçümsemesine neden olur. Oysa trafik kurallarının asıl amacı can kayıplarını ve yaralanmaları önlemektir, para cezası sadece caydırıcı bir unsurdur.

  • c) Karşılıklı saygının öncelikle başkalarından beklenmesi: Trafikte güvenlik ve saygı, kişisel bir sorumluluktur. Her sürücü, başkalarının ne yaptığına bakmaksızın öncelikle kendisi kurallara uymalı ve saygılı olmalıdır. Saygıyı sürekli başkalarından beklemek, sorumluluğu kendi üzerinden atmaktır ve bu durum trafikte gerginliğe ve tehlikeli durumlara yol açabilir. Güvenli bir trafik ortamı, her bireyin kendi üzerine düşeni yapmasıyla oluşur.

  • d) Kızgın ve yarışmacı motivasyon ile araç kullanılması: Bu, güvenli sürüşün en büyük düşmanlarından biridir. Öfke kontrolünü kaybeden, diğer sürücülerle yarışan veya onları cezalandırmaya çalışan bir sürücü, mantıklı kararlar alamaz. Bu ruh hali, ani ve tehlikeli manevralara, aşırı hıza ve kural ihlallerine yol açar. Soruda aranan "can güvenliği farkındalığı" ile bu agresif sürüş tarzı tamamen zıttır.

Özetle; sorunun istediği farkındalığa ulaşmanın yolu, kuralların ardındaki "neden" sorusunu sormak ve bu kuralların hayat kurtaran mantığını anlamaktır. Diğer seçenekler ise ya tehlikeyi küçümseyen, ya sorumluluktan kaçan ya da doğrudan tehlike yaratan yanlış tutumları ifade etmektedir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI