%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi donmaya maruz kalan kişiye uygulanan ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Soğuk ayran içirmek
B
Hemen uyumasını sağlamak
C
Soğuk ortamdan uzaklaştırmak
D
Vücuda sıcak uygulama ve hızlı masaj yapmak
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, soğuk hava nedeniyle donma tehlikesi geçiren bir kazazedeye yapılması gereken ilk ve en önemli müdahalenin ne olduğu sorgulanmaktadır. Donma, vücut dokularının aşırı soğuğa maruz kalarak hasar görmesidir ve doğru ilk yardım hayat kurtarıcı olabilir. Amaç, kişiyi daha fazla ısı kaybından korumak ve durumunun kötüleşmesini engellemektir.

Doğru Cevap: c) Soğuk ortamdan uzaklaştırmak

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, donmaya yol açan temel etkenin soğuk ortam olmasıdır. İlk yardımın en temel prensibi, tehlike kaynağını ortadan kaldırmaktır. Kazazedeyi soğuk, rüzgarlı veya ıslak ortamdan daha korunaklı, ılık bir yere taşımak, vücudun daha fazla ısı kaybetmesini anında durdurur. Bu adım atılmadan yapılacak diğer tüm müdahaleler yetersiz kalacaktır çünkü vücut bir yandan ısınmaya çalışırken diğer yandan soğuk nedeniyle ısı kaybetmeye devam edecektir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Soğuk ayran içirmek: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Vücut ısısı zaten tehlikeli derecede düşmüş bir kişiye soğuk bir içecek vermek, vücut ısısının daha da düşmesine neden olur ve hipotermiyi (vücut ısısının tehlikeli düşüşü) hızlandırır. Eğer kazazede bilinçliyse ve yutkunabiliyorsa, ona verilmesi gereken içecekler ılık, şekerli ve alkolsüz sıvılardır.
  • b) Hemen uyumasını sağlamak: Bu uygulama oldukça tehlikelidir. Donma ve hipotermi, kişinin bilincini bulanıklaştırabilir ve uyku haline neden olabilir. Kazazedenin uyumasına izin vermek, bilinç durumunu takip etmeyi imkansız hale getirir. Kişi uyku sırasında bilincini tamamen kaybedebilir veya kalbi durabilir, bu yüzden bilincinin açık tutulması ve sürekli kontrol edilmesi gerekir.
  • d) Vücuda sıcak uygulama ve hızlı masaj yapmak: Bu, halk arasında doğru bilinen en tehlikeli yanlışlardan biridir. Donmuş dokulara aniden sıcak su, soba veya sıcak su torbası gibi doğrudan ısı uygulamak, dokularda ciddi hasara ve yanıklara yol açabilir. Ayrıca, donmuş bölgeyi ovmak veya masaj yapmak, buz kristallerine dönüşmüş olan hücrelerin parçalanmasına ve kalıcı doku hasarına neden olur. Isıtma işlemi yavaş ve kademeli olmalıdır.

Özetle, donmaya maruz kalmış birine yapılacak ilk yardımın altın kuralı şudur: Önce kişiyi güvenli ve ılık bir ortama alarak daha fazla ısı kaybını önleyin. Ardından ıslak giysilerini çıkarıp kuru ve sıcak battaniyelerle sarın. Bilinci yerindeyse ılık ve şekerli içecekler verin ve en kısa sürede profesyonel tıbbi yardım çağırın.

Soru 2
I. Eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılmasıdır. II. Eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılmasıdır. III. Darbe sonucu kemiğin anatomik bütünlüğünün bozulmasıdır. Bulmaca her kutuya bir harf gelecek şekilde tamamlandığında, III numaralı alana aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
A
Kırık
B
Çıkık
C
Yanık
D
Donuk
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımda sıkça karşılaşılan üç temel yaralanma türünün tanımları verilmiş ve bu tanımlardan üçüncüsünün hangi kavrama ait olduğu sorulmuştur. Soruyu doğru cevaplamak için her bir tanımın hangi tıbbi duruma karşılık geldiğini bilmek ve bunları birbirinden ayırt edebilmek gerekir. Özellikle III numaralı tanıma odaklanarak doğru cevabı bulalım ve diğer tanımları da öğrenerek konuyu pekiştirelim.

Doğru Cevabın Açıklaması (a) Kırık

Soruda III numaralı tanım, "Darbe sonucu kemiğin anatomik bütünlüğünün bozulmasıdır" şeklinde verilmiştir. Bu tanım, bir kemiğin dışarıdan gelen bir darbe, düşme veya kaza sonucu çatlaması ya da tamamen ayrılması durumunu ifade eder. Kemiğin normal yapısının ve devamlılığının kaybolduğu bu duruma tıp dilinde ve ilk yardımda KIRIK denir. Dolayısıyla, bulmacanın III numaralı alanına gelmesi gereken kelime "Kırık"tır ve doğru cevap 'a' seçeneğidir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

  • b) Çıkık: Bu seçenek yanlıştır çünkü çıkık, kemiğin kırılması değil, eklemle ilgilidir. Sorudaki II numaralı tanım olan "Eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılmasıdır" ifadesi çıkığı tanımlar. Çıkık durumunda, bir eklemi oluşturan kemiklerin uçları birbirinden kalıcı olarak ayrılır ve eklem normal işlevini yapamaz. Bu nedenle "Çıkık" kelimesi II numaralı tanımın karşılığıdır, III'ün değil.
  • c) Yanık: Bu seçenek de yanlıştır. Yanık, yüksek ısı, kimyasal madde, elektrik akımı veya radyasyon gibi etkenler nedeniyle deride ve deri altı dokularda meydana gelen hasarı ifade eder. Kemiğin bütünlüğünün bozulmasıyla bir ilgisi yoktur.
  • d) Donuk: Bu seçenek de yanlıştır. Donuk, vücudun aşırı soğuğa maruz kalması sonucu dokuların donarak hasar görmesidir. Bu durum da yine kemiğin kırılmasıyla ilgili bir tanım değildir, daha çok doku hasarıyla ilgilidir.

Konuyu Tamamlayan Ek Bilgi

Soruda geçen I numaralı tanım olan "Eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılmasıdır" ifadesi ise BURKULMA'yı tanımlar. Burkulmada eklem bağları aşırı gerilir, eklem yüzeyleri anlık olarak birbirinden ayrılır ve sonra tekrar yerine döner. Bu durum, çıkığa göre daha hafif bir yaralanmadır. Özetle, bu üç tanım ehliyet sınavlarında sıkça sorulan Kırık, Çıkık ve Burkulma konularını kapsamaktadır ve aralarındaki farkı bilmek çok önemlidir.

Soru 3
Kaza geçirmiş yaralıda, solunum ve dolaşım durması varsa ya da olay yerinde yangın ve patlama gibi tehlikeli bir durum söz konusuysa omuriliğine zarar vermeden araçtan çıkarılmasında kullanılan tekniğe ne ad verilir?
A
Ayak bileklerinden sürükleme yöntemi
B
Heimlich manevrası
C
Rentek manevrası
D
İtfaiyeci yöntemi
3 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, belirli acil durum senaryolarında bir yaralının araçtan nasıl güvenli bir şekilde çıkarılacağı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları; yaralının omuriliğine zarar vermemek, solunum ve dolaşımın durmuş olması veya olay yerinde yangın gibi acil bir tehlikenin bulunmasıdır. Bu özel şartlar altında uygulanması gereken doğru tekniğin adını bilmeniz beklenmektedir.

Doğru Cevap: c) Rentek manevrası

Rentek manevrası, tam olarak soruda tarif edilen durumlar için geliştirilmiş bir ilk yardım tekniğidir. Bu manevranın temel amacı, bir kaza sonrası araç içinde sıkışmış veya bilinci kapalı olan bir yaralıyı, baş, boyun ve omurga hattını mümkün olduğunca sabit tutarak araçtan çıkarmaktır. Özellikle yangın, patlama riski veya yaralının kalbinin durması gibi acil müdahale gerektiren durumlarda, yaralının hayatını kurtarmak için bu hızlı ve güvenli çıkarma yöntemi kullanılır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Ayak bileklerinden sürükleme yöntemi: Bu yöntem, yaralıyı genellikle düz bir zeminde, kapalı ve dar bir alandan çıkarmak için kullanılır. Ancak baş ve boyun desteği sağlamadığı için omurilik yaralanması şüphesi olan bir kazazedeye uygulanması son derece tehlikelidir. Bu yöntem, omurga yaralanması riskini en üst düzeye çıkarır.
  • b) Heimlich manevrası: Bu manevra, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu boğulma tehlikesi yaşayan kişilere uygulanır. Karına yapılan basınçla yabancı cismin dışarı atılması hedeflenir. Sorudaki senaryo ile (araçtan çıkarma, omurilik koruması) hiçbir ilgisi yoktur.
  • d) İtfaiyeci yöntemi: Bu, bir ilk yardımcının bilinci kapalı bir yaralıyı omzunda taşıma tekniğidir. Genellikle yaralı tehlikeli bölgeden uzaklaştırıldıktan sonra daha uzun mesafelerde taşımak için kullanılır. Araç içinden birini çıkarmak için uygun bir yöntem değildir ve omurga hattını düz tutmayı garanti etmez.

Özetle, Rentek manevrası, "araçtan çıkarma" ve "omuriliği koruma" anahtar kelimeleri birleştiğinde akla gelmesi gereken tek doğru tekniktir. Bu manevra, yaralının hayatını tehdit eden bir durum varken, ona daha fazla zarar vermeden araçtan tahliye edilmesini sağlar.

Soru 4
Aşağıdaki kanama türlerinden hangisinde, kan kaybı diğerlerine nazaran fazla olduğu için daha kısa sürede hayati  tehlike meydana gelir?
A
Burun kanamaları 
B
Atardamar kanamaları
C
Kılcal damar kanamaları
D
Toplardamar kanamaları
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, farklı kanama türleri arasında hangisinin en hızlı şekilde hayati tehlike oluşturduğu sorulmaktadır. Cevabı belirleyen temel faktör, kanamanın şiddeti ve kan kaybının hızıdır. Bu da doğrudan kanamanın olduğu damarın türü ve içindeki kan basıncı ile ilgilidir.

Doğru cevap b) Atardamar kanamaları seçeneğidir. Atardamarlar, kanı kalpten vücuda taşıyan ana damarlardır. Kalp, kanı bu damarlara çok yüksek bir basınçla pompalar. Bu nedenle bir atardamar kesildiğinde, kan kalp atışıyla uyumlu bir şekilde, kesik kesik ve fışkırarak akar. Bu yüksek basınç ve hızlı akış, çok kısa sürede aşırı miktarda kan kaybına yol açar ve bu durum hayati tehlikeyi en hızlı oluşturan kanama türüdür.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım. d) Toplardamar kanamaları, kanı vücuttan kalbe geri taşıyan damarlarda meydana gelir. Bu damarlardaki kan basıncı atardamarlara göre çok daha düşüktür. Bu yüzden kanama, fışkırmak yerine sürekli ve yavaş bir şekilde koyu kırmızı renkte akar. Ciddi olabilse de, kan kaybı hızı atardamara göre daha yavaş olduğu için hayati tehlike daha geç oluşur.

c) Kılcal damar kanamaları en hafif kanama türüdür. Kılcal damarlar vücuttaki en ince damarlardır ve kan basıncı çok düşüktür. Bu tür kanamalar genellikle küçük kesik ve sıyrıklarda görülür; kan, küçük kabarcıklar şeklinde veya sızıntı halinde yavaşça akar. Genellikle kendi kendine durur ve hayati tehlike oluşturmaz. a) Burun kanamaları ise genellikle kılcal damar kanamasıdır ve basit müdahalelerle durdurulabilir, hayati tehlike riski çok düşüktür.

Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi dış kanamalarda yapılan hatalı ilk yardım uygulamalarındandır?
A
Kanayan bölgeyi aşağıya indirmek
B
Kanayan yer üzerine temiz bir bezle bastırmak
C
Uzuv kopması varsa boğucu sargı (turnike) uygulamak
D
Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulamak
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dış kanamalara müdahale ederken yapılması gereken ilk yardım adımları arasından hangisinin **yanlış** olduğu sorulmaktadır. Amaç, doğru ilk yardım bilgisi ile hatalı ve durumu daha da kötüleştirebilecek bir uygulamayı ayırt etme becerisini ölçmektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve nedenlerini açıklayalım.

a) Kanayan bölgeyi aşağıya indirmek

Bu seçenek, sorunun doğru cevabıdır çünkü bu, dış kanamalarda yapılması gerekenin tam tersi olan hatalı bir uygulamadır. Vücudumuzdaki kan akışı yer çekiminden etkilenir. Kanayan bir uzvu (örneğin kol veya bacak) kalp seviyesinden daha aşağıya indirmek, yer çekiminin etkisiyle o bölgeye daha fazla kan gitmesine ve dolayısıyla kanamanın artmasına neden olur. Doğru ilk yardım uygulaması, kanamayı yavaşlatmak için kanayan bölgeyi kalp seviyesinin üzerine kaldırmaktır.

b) Kanayan yer üzerine temiz bir bezle bastırmak

Bu seçenek hatalı bir uygulama değildir; tam aksine dış kanamalarda yapılması gereken ilk ve en önemli adımdır. Kanayan yaranın üzerine temiz bir bez veya gazlı bez ile doğrudan ve sürekli baskı uygulamak, damarların büzüşmesine ve kanın pıhtılaşarak kanamayı durdurmasına yardımcı olur. Bu nedenle bu, doğru bir ilk yardım yöntemidir ve sorunun cevabı olamaz.

c) Uzuv kopması varsa boğucu sargı (turnike) uygulamak

Bu seçenek de doğru bir ilk yardım uygulamasıdır ancak sadece çok özel ve ciddi durumlarda kullanılır. Uzuv kopması (ampütasyon) gibi, baskı ile durdurulamayan ve hayati tehlike oluşturan atardamar kanamalarında turnike (boğucu sargı) uygulanır. Turnike, kan akışını tamamen kestiği için son çare olarak başvurulan bir yöntemdir ve doğru uygulandığında hayat kurtarır. Dolayısıyla bu, hatalı bir uygulama değildir.

d) Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulamak

Bu seçenek de doğru bir ilk yardım tekniğidir. Eğer yaraya doğrudan baskı yapmak kanamayı durdurmak için yeterli olmuyorsa, kanayan bölgeye kan taşıyan ana atardamarın geçtiği bir basınç noktasına (örneğin koltuk altı, kasık) baskı uygulanır. Bu yöntem, yaraya giden kan akışını yavaşlatarak kanamanın kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Bu nedenle bu da doğru bir yöntemdir ve hatalı bir uygulama olarak kabul edilemez.

  • Özetle: Kanayan bir bölgeyi aşağı indirmek kanamayı artıracağı için kesinlikle yanlıştır. Diğer seçenekler ise (doğrudan baskı, turnike ve basınç noktasına baskı) kanamayı kontrol altına almak için kullanılan doğru ilk yardım yöntemleridir.
Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi bilinç kaybının en ileri durumudur?
A
Koma 
B
Üşüme
C
Bayılma 
D
Terleme
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bilinç kaybı durumları arasındaki şiddet farkı sorgulanmaktadır. Seçenekler arasında bilinç kaybının en ağır, en derin ve en tehlikeli seviyesinin hangisi olduğunu belirlememiz isteniyor. Bu tür sorular, ilk yardım bilgisinin temelini ölçmeyi amaçlar.

Doğru Cevap: a) Koma

Doğru cevabın Koma olmasının sebebi, komanın tanımının tam olarak "bilinç kaybının en ileri durumu" olmasıdır. Koma halindeki bir kişide, dış dünyayla olan tüm bağlantı kesilmiştir. Kişi, sesli ve ağrılı uyaranlar dahil olmak üzere hiçbir uyarıya tepki vermez. Yutkunma, öksürme gibi hayati refleksler bile kaybolmuştur. Bu, beyin fonksiyonlarının en alt seviyede çalıştığı, derin ve uzun süreli bir bilinçsizlik halidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

  • c) Bayılma: Bayılma da bir bilinç kaybıdır ancak komadan önemli bir farkı vardır. Bayılma, beyne giden kan akışının anlık olarak azalması sonucu ortaya çıkan kısa süreli ve geçici bir durumdur. Bayılan kişi genellikle kısa bir süre sonra kendiliğinden ayılır. Bu nedenle, komaya göre çok daha hafif ve yüzeysel bir bilinç kaybı seviyesidir. Dolayısıyla "en ileri durum" tanımına uymaz.
  • b) Üşüme ve d) Terleme: Bu iki seçenek bilinç kaybı durumu değildir. Üşüme ve terleme, vücudun sıcaklık dengesini sağlamak için veya hastalık, korku, heyecan gibi durumlara karşı verdiği fizyolojik tepkilerdir. Bilinci tamamen yerinde olan bir kişi de üşüyebilir veya terleyebilir. Bu sebeple, bu seçenekler bilinç durumuyla doğrudan ilgili olmadığından yanlış cevaplardır.

Özetle

Bilinç kaybı seviyelerini hafiften ağıra doğru sıralarsak; bayılma (kısa süreli ve geçici) en hafif seviyelerden biriyken, koma (derin, uzun süreli ve tepkisizlik hali) en ileri ve en ağır seviyedir. Bu yüzden sorunun doğru cevabı "Koma" seçeneğidir.

Soru 7
I. Spor ve iş kazaları II. Yüksek bir yerden düşme III. Otomobil ya da motosiklet kazaları Verilenlerden hangileri, kafatası ve omurga yaralanmalarının nedenlerindendir?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kafatası ve omurga yaralanmalarına yol açabilecek durumların hangileri olduğu sorulmaktadır. Bu konu, ilk yardımın en kritik noktalarından biridir çünkü bu tür yaralanmalarda yapılacak yanlış bir müdahale, kalıcı sakatlıklara (felç) veya ölüme neden olabilir. Bu yüzden, hangi tür kazaların bu riski taşıdığını bilmek, bir sürücü ve ilk yardımcı için hayati önem taşır.

Doğru Cevap: d) I, II ve III

Kafatası ve omurga, vücudumuzun merkezi sinir sistemini (beyin ve omurilik) koruyan kemik yapılardır. Bu yapılar ancak çok şiddetli darbeler ve sarsıntılar sonucu zarar görürler. Soruda verilen üç durumun hepsi, vücudu bu tür şiddetli darbelere maruz bırakabilecek potansiyele sahiptir. Bu nedenle, her üçü de doğru kabul edilir.
  • I. Spor ve iş kazaları: Düşünün ki bir futbol maçında iki oyuncu kafa kafaya çarpışıyor veya bir inşaat işçisi iskeleden düşüyor. Bu gibi durumlarda oluşan darbenin şiddeti, hem kafatasında çatlaklara veya kırıklara hem de omurganın hassas kemiklerinde zedelenmelere yol açabilir. Bu yüzden bu öncül kesinlikle bir nedendir.
  • II. Yüksek bir yerden düşme: Bir kişinin yüksek bir yerden (örneğin bir merdiven, balkon veya ağaç) düşmesi, vücudun yere çarpmasıyla birlikte çok büyük bir enerji açığa çıkarır. Bu enerji, darbenin etkisiyle doğrudan omurgaya ve kafatasına iletilir. Bu, bu tür yaralanmaların en bilinen ve en tehlikeli nedenlerinden biridir.
  • III. Otomobil ya da motosiklet kazaları: Bu, ehliyet sınavı için en önemli maddedir. Trafik kazaları sırasında ani duruşlar, savrulmalar ve çarpışmalar meydana gelir. Bu sarsıntılar sırasında başın direksiyona, cama veya başka bir sert yüzeye çarpması kafatası yaralanmasına; vücudun ani ve kontrolsüz hareketi ise omurganın, özellikle de boyun bölgesinin (kamçı hareketi/whiplash) ciddi şekilde zarar görmesine neden olabilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler aslında yanlış bilgiler içermiyor, ancak eksik oldukları için doğru cevap olamazlar. Soru, bu yaralanmaların "nedenlerindendir" diyerek genel bir kapsamı sorguluyor. Sadece bir veya iki nedeni seçmek, resmi eksik bırakmak anlamına gelir.
  • a) Yalnız I: Bu seçenek, trafik kazaları ve yüksekten düşme gibi çok yaygın ve tehlikeli iki ana nedeni tamamen göz ardı ettiği için yanlıştır.
  • b) I ve II: Bu seçenek de çok önemlidir ve özellikle bir sürücü adayının bilmesi gereken trafik kazalarını (III. öncül) dışarıda bıraktığı için eksik ve yanlıştır.
  • c) II ve III: Her ne kadar düşmeler ve trafik kazaları en sık görülen nedenler olsa da, spor ve iş kazaları da önemli bir risk faktörüdür. Bu seçeneğin bunu dışlaması, onu eksik kılar.

Özetle: Kafatası ve omurga yaralanmaları, yüksek enerjili travmalar sonucu oluşur. Soruda verilenlerin üçü de (spor/iş kazaları, yüksekten düşme ve trafik kazaları) bu tanıma uyan, ciddi riskler taşıyan durumlardır. Bu nedenle, bu üç durumu da içeren d) seçeneği doğru cevaptır.

Soru 8
Bebeklerde yapay solunumun uygulanmasıyla ilgili verilenlerden hangisi yanlıştır?
A
İlk yardımcı ağzını, bebeğin ağız ve burnunu içine alacak şekilde yerleştirir.
B
Bebeğin göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar, her biri 1 saniye süren 2 solunum verilir.
C
Ağız içi gözle kontrol edilerek hava yolu tıkanıklığına neden olan yabancı cisim varsa çıkartılır.
D
Bebeğin solunum yapıp yapmadığı Heimlich manevrası kullanılarak 1 dakika süreyle kontrol edilir.
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bebeklere uygulanan yapay solunum (suni teneffüs) basamakları hakkında verilen bilgilerden hangisinin hatalı olduğunu bulmanız istenmektedir. Ehliyet sınavlarında ilk yardım bilgisi kritik öneme sahiptir ve her bir adımı doğru bilmek gerekir. Bu soruyu doğru cevaplamak için bebeklere özel ilk yardım prosedürlerini hatırlamanız önemlidir.

Doğru Cevap: d) Bebeğin solunum yapıp yapmadığı Heimlich manevrası kullanılarak 1 dakika süreyle kontrol edilir.

Bu seçeneğin yanlış olmasının birkaç temel sebebi vardır ve bu sebepler ilk yardımın en temel kurallarını içerir. Öncelikle, Heimlich manevrası bir solunum kontrol yöntemi değildir; bu manevra, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu oluşan tam tıkanmalarda, cismi dışarı atmak için kullanılır. İkinci olarak, solunum kontrolü "Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle yapılır ve bu kontrol 1 dakika gibi uzun bir süre değil, en fazla 10 saniye sürer. Bu iki büyük hata, bu seçeneği kesin olarak yanlış yapmaktadır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • a) İlk yardımcı ağzını, bebeğin ağız ve burnunu içine alacak şekilde yerleştirir.
    Bu ifade doğrudur. Bebeklerin yüzü ve solunum yolları çok küçük olduğu için, yetişkinlerdeki gibi sadece ağzı kapatarak etkili bir solunum sağlamak zordur. Bu nedenle, ilk yardımcı kendi ağzıyla bebeğin hem ağzını hem de burnunu tamamen kapatarak hava verir. Bu, havanın akciğerlere etkili bir şekilde ulaşmasını sağlar.
  • b) Bebeğin göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar, her biri 1 saniye süren 2 solunum verilir.
    Bu ifade de doğrudur. Yapay solunumda amaç, akciğerleri aşırı havayla doldurmak değil, normal bir nefes taklidi yapmaktır. Bu yüzden bebeğin sadece göğsünün hafifçe yükseldiğini görecek kadar hava üflenir. Her bir nefesin yaklaşık 1 saniye sürmesi ve iki kurtarıcı nefes verilmesi, temel yaşam desteğinin standart bir adımıdır.
  • c) Ağız içi gözle kontrol edilerek hava yolu tıkanıklığına neden olan yabancı cisim varsa çıkartılır.
    Bu ifade de doğrudur. Yapay solunuma başlamadan önce hava yolunun açık olduğundan emin olmak hayati önem taşır. Eğer bebeğin ağzında görünen bir yabancı cisim (yiyecek parçası, oyuncak vb.) varsa, bu cisim dikkatlice serçe parmağıyla kanca yapılarak çıkarılmalıdır. Eğer cisim görünmüyorsa, körlemesine parmak sokulmamalıdır, çünkü bu cismi daha derine itebilir.

Özetle, soru bizden yanlış olan bilgiyi bulmamızı istiyor. d seçeneği, hem solunum kontrol yöntemini (Heimlich manevrası değil, Bak-Dinle-Hisset olmalı) hem de süresini (1 dakika değil, 10 saniye olmalı) tamamen yanlış belirttiği için doğru cevaptır.

Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi ilk yardımın öncelikli amaçlarındandır?
A
Trafikteki kaza sayısını azaltmak
B
Sağlık personelinin mesleki başarısını artırmak
C
İnsanları zararlı alışkanlıklarından uzak- laştırmak
D
Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en temel, en acil ve en önemli hedefinin ne olduğu sorulmaktadır. "Öncelikli amaç" ifadesi, bir ilk yardımcı olay yerine ulaştığında aklına gelmesi ve uygulaması gereken ilk ve en kritik görevi ifade eder. Seçenekleri bu bakış açısıyla değerlendirmek gerekir.

Doğru cevap d) Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak seçeneğidir. Çünkü ilk yardımın varoluş sebebi, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar geçen kritik dakikalarda kişinin hayatta kalmasını sağlamaktır. Yaşamsal fonksiyonlar; solunum, kan dolaşımı (kalp atışı) ve bilinç durumu gibi hayatın devamı için olmazsa olmaz işlevlerdir. Bu fonksiyonlardan birinin durması, çok kısa sürede beyin ölümüne ve ardından vücudun tamamen ölmesine yol açar. Bu nedenle ilk yardımcının önceliği, bu fonksiyonları kontrol etmek ve gerekiyorsa temel yaşam desteği (suni solunum, kalp masajı vb.) ile sürdürülmesini sağlamaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Trafikteki kaza sayısını azaltmak: Bu, ilk yardımın değil, trafik güvenliği eğitiminin, yol mühendisliğinin ve trafik denetimlerinin bir amacıdır. Kaza sayısını azaltmak bir "önleme" faaliyetidir. Oysa ilk yardım, kaza veya olay "meydana geldikten sonra" yapılan bir "müdahaledir". Bu yüzden ilk yardımın öncelikli amacı olamaz.
  • b) Sağlık personelinin mesleki başarısını artırmak: Olay yerinde yapılan doğru bir ilk yardım, elbette hastaneye ulaşan yaralının durumunun daha stabil olmasını sağlar ve bu da sağlık personelinin işini kolaylaştırır. Ancak bu, ilk yardımın ana hedefi değil, olumlu bir sonucudur. İlk yardımcının temel amacı, sağlık personelinin başarısını düşünmek değil, o an yaralının hayatını kurtarmaktır.
  • c) İnsanları zararlı alışkanlıklarından uzaklaştırmak: Bu, genel bir halk sağlığı ve eğitim konusudur. Sigara, alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzaklaştırmak uzun vadeli bir toplum sağlığı hedefidir. Kaza yerinde, kanaması olan veya kalbi durmuş birine zararlı alışkanlıkları hakkında tavsiye vermek, o anki acil durumla tamamen ilgisiz ve anlamsızdır.

Özetle, bir kaza veya ani bir hastalık durumunda, ilk yardımcının aklındaki tek öncelik, yaralının nefes alıp almadığını, kalbinin atıp atmadığını kontrol etmek ve bu yaşamsal fonksiyonların devamlılığını sağlamaya çalışmaktır. Diğer tüm hedefler ya başka kurumların görevidir ya da ilk yardımın dolaylı bir sonucudur.

Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi ilk yardımın temel uygulamalarından biri değildir?
A
Koruma 
B
Kurtarma
C
Bildirme 
D
Tedavi etme
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın temel adımları veya uygulamaları arasında hangisinin yer almadığı sorulmaktadır. İlk yardım, herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut olanaklar ile yapılan ilaçsız uygulamalardır. Bu tanımı aklımızda tutarak seçenekleri inceleyelim.

İlk yardımın temel uygulamaları, hayat kurtarma zincirinin ilk halkasıdır ve genellikle "KBK" kuralı olarak özetlenir. Bu kural, bir ilk yardımcının olay yerinde izlemesi gereken öncelik sırasını belirtir. Bu adımlar şunlardır:

  • Koruma
  • Bildirme
  • Kurtarma

Şimdi bu adımların ve seçeneklerin ne anlama geldiğine bakalım:

a) Koruma: Bu seçenek, KBK kuralının ilk adımıdır ve ilk yardımın temel uygulamalarından biridir. Koruma, hem kazazedenin hem de ilk yardımcının güvenliğini sağlamak amacıyla olay yerinde alınması gereken önlemleri içerir. Örneğin, bir trafik kazasında olay yerini üçgen reflektörlerle işaretlemek, aracın kontağını kapatmak ve tehlike oluşturabilecek durumları ortadan kaldırmak bu adıma girer. Bu nedenle bu seçenek yanlış cevaptır.

c) Bildirme: Bu seçenek, KBK kuralının ikinci adımıdır ve yine ilk yardımın temel bir parçasıdır. Olay yeri güvenliği sağlandıktan sonra yapılması gereken en önemli şey, profesyonel yardım çağırmaktır. Türkiye'de acil durum numarası olan 112'yi arayarak olayın ne olduğunu, yerini, yaralı sayısını ve durumlarını bildirmek bu aşamayı oluşturur. Bu nedenle bu seçenek de yanlış cevaptır.

b) Kurtarma: Bu seçenek, KBK kuralının son adımıdır ve ilk yardımcının kazazedeye yaptığı müdahaleleri kapsar. Bildirme işlemi yapıldıktan sonra, profesyonel ekipler gelene kadar kazazedeye temel yaşam desteği (suni solunum, kalp masajı), kanama durdurma, yarayı kapatma gibi uygulamalar yapılır. Bu uygulamalar, kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemeyi ve hayatta kalmasını sağlamayı amaçlar. Bu nedenle bu seçenek de yanlış cevaptır.

d) Tedavi etme: Bu seçenek doğru cevaptır çünkü "tedavi etmek" ilk yardımın temel uygulamalarından biri değildir. Tedavi; ilaç kullanmayı, teşhis koymayı, ameliyat yapmayı ve diğer ileri tıbbi müdahaleleri içeren, sadece doktorlar ve sağlık profesyonelleri tarafından hastane veya klinik ortamında yapılan bir işlemdir. İlk yardımcının görevi tedavi etmek değil, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar kişinin hayatını kurtarmak ve durumunu stabil tutmaktır. Bu yüzden "Tedavi etme" bir ilk yardım uygulaması sayılmaz.

Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi omurga yaralanmasına bağlı olarak meydana gelebilir?
A
Saç dökülmesi
B
Bedensel aktivitede artma
C
Ağızdan köpüklü kan gelmesi
D
Yaralanma bölgesinin alt tarafında felç
11 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir omurga yaralanmasının vücutta ne gibi bir sonuca yol açabileceği sorgulanmaktadır. Omurga, vücudumuzun ana destek yapılarından biri olmasının yanı sıra, içinde beynimizden gelen tüm sinir komutlarını taşıyan omuriliği korur. Dolayısıyla omurgada meydana gelecek bir hasar, bu sinirsel iletişim ağına zarar verebilir ve çok ciddi sonuçlar doğurabilir.

Doğru cevap olan d) Yaralanma bölgesinin alt tarafında felç seçeneğini detaylıca inceleyelim. Omurilik, beyin ile kollarımız, bacaklarımız ve diğer organlarımız arasında bir köprü görevi görür. Beyin "yürü" komutunu verdiğinde, bu sinyal omurilikten geçerek bacaklara ulaşır. Eğer bir kaza sonucu omurga ve dolayısıyla omurilik zedelenirse, bu sinyal köprüsü yıkılmış olur. Sinyaller hasarlı bölgenin ötesine geçemez ve bu nedenle yaralanma seviyesinin altındaki vücut kısımlarında hareket ve his kaybı yaşanır. Bu duruma felç denir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu açıklayalım:

  • a) Saç dökülmesi: Bu seçenek yanlıştır. Saç dökülmesi genellikle genetik, hormonal, strese bağlı veya bazı hastalıkların tedavisi gibi nedenlerle ortaya çıkar. Omurga yaralanmasının doğrudan ve ani bir sonucu değildir. Travma sonrası stres uzun vadede saç dökülmesini tetikleyebilse de, bu durum yaralanmanın anlık bir belirtisi olarak kabul edilmez.
  • b) Bedensel aktivitede artma: Bu seçenek de tamamen yanlıştır ve durumun tam tersini ifade eder. Omurilik hasarı, sinir iletimini bozarak hareket kabiliyetini kısıtlar veya tamamen ortadan kaldırır. Bu nedenle bedensel aktivitede bir artış değil, tam aksine çok ciddi bir azalma veya kayıp meydana gelir.
  • c) Ağızdan köpüklü kan gelmesi: Bu seçenek de yanlıştır. Ağızdan köpüklü, pembe renkli kan gelmesi genellikle ciddi bir akciğer yaralanmasının belirtisidir. Trafik kazası gibi büyük bir travmada bir kişinin hem omurgası hem de akciğerleri yaralanabilir. Ancak bu belirti, doğrudan omurga yaralanmasına değil, solunum sistemiyle ilgili bir soruna işaret eder.

Özetle, omurga yaralanmaları sinir sistemini doğrudan etkilediği için en belirgin ve tehlikeli sonucu, hasarlı bölgenin alt kısmında sinirsel iletimin kesilmesine bağlı olarak ortaya çıkan his ve hareket kaybı, yani felçtir. Bu nedenle ehliyet sınavında ve gerçek hayatta, kaza sonrası yaralıları hareket ettirmemenin önemi sürekli vurgulanır.

Soru 12
Omuz veya koldaki kanamalarda, kanamayı azaltmak için hangi bölgeye basınç uygulanır?
A
Çene altına
B
Şakak bölgesine
C
Kasığın iç kısmına
D
Köprücük kemiğinin iç kısmına
12 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, vücudun üst kısmında, özellikle omuz ve kol bölgesinde meydana gelen ciddi bir kanamayı kontrol altına almak için hangi ana basınç noktasının kullanılması gerektiği sorgulanmaktadır. İlk yardımda basınç noktaları, kanamayı durdurmak veya yavaşlatmak amacıyla, atardamarların kemiğe yakın geçtiği ve elle bastırılarak sıkıştırılabileceği özel bölgelerdir. Amaç, kanayan bölgeye giden kan akışını geçici olarak azaltmaktır.

Doğru Cevap: d) Köprücük kemiğinin iç kısmına

Omuz ve kola kan taşıyan ana atardamar (subklavyen arter), köprücük kemiğinin hemen arkasından ve iç kısmından geçer. Bu bölgeye başparmak veya diğer parmaklarla kuvvetlice bastırıldığında, atardamar köprücük kemiği ile altındaki ilk kaburga kemiği arasında sıkışır. Bu sıkışma, kola giden kan akışını önemli ölçüde azaltır ve kanamanın kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Bu nedenle, omuz veya koldaki şiddetli bir kanamada en etkili basınç noktası burasıdır.

  • Neden a) Çene altına değil?

    Çene altındaki basınç noktası, şah damarı (karotis arter) ile ilgilidir ve yüzdeki veya başın ön kısmındaki kanamaları kontrol etmek için kullanılır. Kola kan taşıyan damarlarla bir ilgisi yoktur. Ayrıca şah damarına bilinçsizce baskı yapmak beyne giden kan akışını engelleyebileceği için çok tehlikelidir.

  • Neden b) Şakak bölgesine değil?

    Şakak bölgesindeki basınç noktası, başın yan tarafındaki (kulak önü, alın) kanamaları durdurmak için kullanılır. Bu bölgedeki atardamar sadece kafa derisini besler ve kol bölgesindeki kanamayı durdurmada hiçbir etkisi yoktur. Bu seçenek, tamamen farklı bir vücut bölgesiyle ilgilidir.

  • Neden c) Kasığın iç kısmına değil?

    Kasığın iç kısmı, bacaktaki kanamalar için kullanılan çok önemli bir basınç noktasıdır. Bacağa kan taşıyan ana atardamar (femoral arter) buradan geçer ve bu bölgeye uygulanan baskı, bacaktaki şiddetli kanamaları kontrol eder. Ancak bu noktanın kol ve omuz kanamaları üzerinde hiçbir etkisi yoktur, çünkü vücudun farklı bir dolaşım yoluna aittir.

Özetle, ilk yardımda doğru basınç noktasını bilmek hayati önem taşır. Her uzvun kan akışını kontrol eden farklı bir anahtar noktası vardır. Bu soruda belirtilen omuz ve kol kanamaları için doğru anahtar nokta, kanın kola ulaştığı yer olan köprücük kemiğinin iç kısmıdır.

Soru 13
Aşağıdaki yer işaretlemelerinden hangisi bölünmüş yol başlangıcı anlamındadır?
A
B
C
D
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere bölünmüş bir yola girildiğini bildiren yol işaretlemesinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Bölünmüş yol, bir yöndeki trafiğin diğer yöndeki trafikten bir ayırıcı (refüj, bariyer vb.) ile ayrıldığı yollardır. Soruda verilen şıklar, yola çizilen ve farklı anlamlar taşıyan işaretlemelerdir.

Doğru cevap B seçeneğidir. Görseldeki bu işaretleme, "Taralı Alana Girilmez" levhasının yola çizilmiş halidir ve genellikle "Refüj Başı Ek Tarama" olarak adlandırılır. Bu işaretleme, ileride yolun bir ayırıcı (refüj) ile ikiye ayrılacağını, yani bölünmüş yolun başladığını bildirir. Sürücülerin bu taralı alana girmemesi ve yaklaşan ayırıcının sağından seyrine devam etmesi gerekir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • A Seçeneği: Bu işaretleme "Yan Yana İki Devamlı Çizgi"dir. Bu çizgiler, yolu bölünmüş yol durumuna getirir ve her iki yöndeki araçların bu çizgilerin diğer tarafına geçmesini kesinlikle yasaklar. Ancak bu işaret, bölünmüş yolun başlangıcını değil, bölünmüş yolun kendisini ve şeritler arası geçiş yasağını ifade eder. Başlangıç işareti, bu çizgilerden veya fiziksel ayırıcıdan önce gelir.
  • C Seçeneği: Bu işaretleme "Devamlı Yol Çizgisi"dir. Bu çizginin bulunduğu yerlerde şerit değiştirmek ve öndeki aracı sollamak yasaktır. Genellikle görüşün yetersiz olduğu tepe üstleri, virajlar veya kavşak yaklaşımları gibi tehlikeli yerlerde kullanılır. Bölünmüş yol başlangıcı ile doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • D Seçeneği: Bu işaretleme "Kesik Yol Çizgisi"dir. Bu çizgi, kurallara uymak şartıyla sürücülerin şerit değiştirebileceğini ve öndeki aracı sollayabileceğini belirtir. Trafikte en sık karşılaşılan şerit ayırma işaretidir ve yolun yapısının değiştiğini göstermez.

Özetle, B seçeneğindeki taralı alan, sürücüyü ilerideki fiziksel bir engele (yol ayrımına) karşı uyarır ve onu doğru şeride yönlendirir. Bu nedenle bu işaret, bölünmüş bir yolun başlangıcını en net şekilde bildiren yer işaretlemesidir.

Soru 14
Sola dönüş yapmak isteyen şekildeki araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması doğrudur?
A
Korna çalıp yayayı uyarması
B
Geçiş hakkını yayaya vermesi
C
Geçiş hakkını kendisinin kullanması
D
Bulunduğu şeridin sağına yaklaşması
14 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sola dönüş yapmak isteyen bir araç sürücüsünün, yaya geçidinde bulunan bir yayaya karşı nasıl davranması gerektiği sorgulanmaktadır. Görselde, araç dönüş manevrasına başlarken, bir yayanın da aracın gideceği yöndeki yaya geçidini kullandığı görülmektedir. Bu durum, trafikte sıkça karşılaşılan ve sürücünün doğru kararı vermesi gereken kritik bir andır.

Doğru cevap b) Geçiş hakkını yayaya vermesi seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan yaya geçitlerinde, sürücüler yavaşlamak ve geçidi kullanan veya kullanmak üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır. Bu kural, yayaların trafikteki en savunmasız unsurlar olduğu gerçeğine dayanır ve onların güvenliğini en üst düzeyde tutmayı amaçlar. Bu nedenle, sürücü durarak yayanın karşıya güvenle geçmesini beklemelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Korna çalıp yayayı uyarması: Bu davranış kesinlikle yanlıştır. Korna, bir tehlike anında uyarı amacıyla kullanılır; yayayı acele ettirmek veya geçiş hakkını talep etmek için kullanılamaz. Bu hareket, hem yasal olarak hatalıdır hem de yayayı paniğe sevk ederek kazaya neden olabilir.
  • c) Geçiş hakkını kendisinin kullanması: Bu seçenek, en tehlikeli ve en hatalı davranıştır. Yayanın bariz bir şekilde geçiş hakkı varken sürücünün bu hakkı gasp etmesi, yayanın can güvenliğini hiçe saymak anlamına gelir ve ciddi bir trafik kuralı ihlalidir.
  • d) Bulunduğu şeridin sağına yaklaşması: Bu seçenek, manevra kuralları açısından yanlıştır. Sola dönüş yapacak bir sürücü, şeridinin soluna veya yolun orta çizgisine yakın bir şekilde konumlanmalıdır. Şeridin sağına yaklaşmak, sağa dönüş yapacak araçların izlemesi gereken bir kuraldır.

Özetle, bu senaryoda sürücünün uyması gereken temel ve en önemli kural, yaya önceliğidir. Sürücü, dönüşünü tamamlamadan önce yayanın geçişini güvenli bir şekilde bitirmesini beklemeli ve ona ilk geçiş hakkını tanımalıdır. Bu, hem yasal bir zorunluluk hem de güvenli ve saygılı bir sürüşün temel gerekliliğidir.

Soru 15
Şekildeki durumda sürücünün hangisini yapması zorunludur?
A
Uygun mesafede mutlaka durması 
B
Sola dönecekse, durmadan seyrini sürdürmesi 
C
Sağa dönecekse, durmadan seyrini sürdürmesi 
D
İleri yönde gidecekse, durmadan seyrini sürdürmesi
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün "DUR" levhası bulunan bir kavşağa yaklaşırken hangi davranışı sergilemesinin zorunlu olduğu sorulmaktadır. Görselde, sürücünün tam karşısında sekizgen, kırmızı renkli ve üzerinde "DUR" yazan bir trafik tanzim işareti bulunmaktadır. Bu levhanın anlamını ve gerektirdiği kuralları bilmek, soruyu doğru cevaplamak için anahtardır.

Doğru cevap "a) Uygun mesafede mutlaka durması" seçeneğidir. "DUR" levhası, sürücüye kavşağa gelmeden önce mutlaka durması gerektiğini bildiren bir emirdir. Bu duruş, tekerleklerin hareketinin tamamen kesilmesi anlamına gelir; yavaşlamak yeterli değildir. Sürücü, eğer varsa dur çizgisinde, yoksa kavşağı ve diğer yoldan gelen araçları rahatça görebileceği bir noktada, ancak kavşağa girmeden durmalıdır.

Durduktan sonra ise kavşaktaki yol hakkının diğer yönden gelen araçlarda olduğunu bilmelidir. Sürücü, ana yoldaki trafiği kontrol etmeli, yolun boş ve güvenli olduğundan emin olduktan sonra seyrine devam etmelidir. Bu kural, özellikle görüşün kısıtlı olduğu veya tali yolun ana yola bağlandığı tehlikeli kavşaklarda kazaları önlemek için hayati öneme sahiptir.

Diğer seçenekler olan b, c ve d'nin yanlış olmasının sebebi, hepsinin "durmadan seyrini sürdürmesi" ifadesini içermesidir. "DUR" levhasının en temel ve kesin kuralı, gidilecek yönden bağımsız olarak mutlaka durulmasıdır. Sürücünün sola, sağa veya düz gitmek istemesi, durma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

  • b, c ve d seçenekleri: Bu seçenekler, sürücünün niyet ettiği yöne göre durmadan devam edebileceğini öne sürer. Bu, "DUR" levhasının anlamını tamamen yok saymak demektir ve çok tehlikeli bir trafik ihlalidir. Levhanın amacı, sürücüyü durdurup ana yoldaki trafiği kontrol etmeye zorlayarak güvenliği sağlamaktır. Bu nedenle, durmadan geçmek kesinlikle yanlıştır.

Özetle, kırmızı, sekizgen "DUR" levhasını gördüğünüzde aklınıza gelmesi gereken ilk ve tek şey, yönünüz ne olursa olsun, kavşağa girmeden önce tam olarak durmaktır. Önce durulur, sonra yol kontrol edilir ve en son güvenli ise geçilir. Bu kural, trafik güvenliğinin temel taşlarından biridir.

Soru 16
İşaret levhalarıyla ilgili aşağıdaki davranışlardan hangisi trafiği tehlikeye düşürmez?
A
Yerlerinin değiştirilmesi
B
Üzerlerine yazı yazılması
C
Görülmelerinin engellenmesi
D
Eskiyenlerin yenileriyle değiştirilmesi
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik işaret levhalarına yönelik yapılan eylemlerden hangisinin trafiğin güvenli akışını bozmayacağı, yani bir tehlike yaratmayacağı sorulmaktadır. Seçenekleri incelediğimizde, üç tanesinin tehlikeli ve yasak eylemler olduğunu, bir tanesinin ise trafik güvenliğini artırmaya yönelik olumlu bir davranış olduğunu görmekteyiz. Sorunun mantığı, bu olumlu davranışı diğerlerinden ayırmanızı istemesidir.

Doğru Cevap: d) Eskiyenlerin yenileriyle değiştirilmesi

Zamanla güneş, yağmur ve diğer hava koşulları nedeniyle trafik levhalarının renkleri solar, üzerindeki yazılar ve semboller okunmaz hale gelir. Gece görüşünü sağlayan yansıtıcı (reflektif) özellikleri kaybolabilir. Bu durum, sürücülerin levhayı zamanında fark etmesini veya doğru anlamasını zorlaştırarak kazalara yol açabilir. Bu nedenle, eskiyen, hasar görmüş ve işlevini yitirmiş levhaların standartlara uygun yenileriyle değiştirilmesi, sürücülerin uyarıları ve kuralları net bir şekilde görmesini sağlayarak trafik güvenliğini artıran, tehlike oluşturmayan bir davranıştır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerde belirtilen eylemlerin her biri, trafik güvenliğini doğrudan ve ciddi şekilde tehlikeye atan davranışlardır. Bu eylemlerin neden yanlış ve tehlikeli olduğunu tek tek inceleyelim:

  • a) Yerlerinin değiştirilmesi: Trafik levhaları, uzmanlar tarafından yapılan mühendislik hesaplamaları sonucunda, sürücülerin en doğru zamanda görüp reaksiyon gösterebileceği stratejik noktalara yerleştirilir. Örneğin bir "Dur" levhasının yerini birkaç metre ileri veya geri almak, sürücünün kavşağa kontrolsüz girmesine veya gereksiz yere erken durmasına neden olabilir. Bu eylem, sürücüleri yanıltarak kaza riskini en üst seviyeye çıkarır.
  • b) Üzerlerine yazı yazılması: Levhaların üzerine yazı yazmak, resim çizmek veya etiket yapıştırmak (vandalizm), levhanın içerdiği önemli mesajın (hız limiti, yasaklama, tehlike uyarısı vb.) okunmasını engeller. Özellikle geceleyin veya kötü hava koşullarında, üzerindeki yabancı bir yazı nedeniyle levha anlaşılamaz hale gelebilir. Bu durum, sürücülerin hayati bir bilgiyi gözden kaçırmasına ve kural ihlali yaparak kazaya sebep olmasına yol açar.
  • c) Görülmelerinin engellenmesi: Ağaç dalları, reklam panoları, binalar veya hatalı park etmiş bir araç gibi nedenlerle bir trafik levhasının görüşünün engellenmesi, o levhanın hiç olmamasıyla aynı anlama gelir. Sürücü tarafından görülmeyen bir "Yol Ver" veya "Girilmez" levhası, çok ciddi kazalara davetiye çıkarır. Bu yüzden levhaların görüş alanının her zaman açık tutulması trafik güvenliği için zorunludur.

Sonuç olarak, trafik levhalarına müdahale etmek, yerini değiştirmek, üzerini karalamak veya görüşünü engellemek trafik güvenliğini açıkça riske atarken; onların bakımını yapmak ve eskiyenleri yenilemek güvenliği sağlayan tek doğru ve sorumlu davranıştır.

Soru 17
Dönel kavşaklardaki geriye dönüşlerde aşağıdakilerden hangisinin yapılması yasaktır?
A
Ada etrafında dönerken gereksiz yere şerit değiştirilmesi
B
Dönüş sonrası hızının gerektirdiği şeride girilmesi
C
Orta adaya bitişik şeritten dönüşe geçilmesi
D
Sağa ve sola dönüş kurallarına uyulması
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir dönel kavşakta "U" dönüşü (geriye dönüş) yaparken hangi davranışın kural dışı ve yasak olduğu sorulmaktadır. Dönel kavşaklar, trafiğin kesintisiz ve güvenli bir şekilde akmasını sağlamak için tasarlanmıştır. Bu nedenle, bu alanlarda uyulması gereken özel kurallar vardır ve bu soru bu kurallardan birini test etmektedir.

Doğru Cevap: a) Ada etrafında dönerken gereksiz yere şerit değiştirilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, dönel kavşakların doğası gereği zaten karmaşık bir trafik akışına sahip olmasıdır. Sürücülerin kavşağa girmeden önce gidecekleri yöne göre doğru şeride yerleşmesi ve kavşak içindeyken bu şeridi koruması esastır. Ada etrafında dönüş yaparken aniden veya gereksiz yere şerit değiştirmek, hem kendi arkanızdaki hem de yan şeritteki sürücüler için beklenmedik bir durum yaratır ve kaza riskini ciddi şekilde artırır. Trafik güvenliği ve akışın düzeni için bu davranış kesinlikle yasaktır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) Dönüş sonrası hızının gerektirdiği şeride girilmesi: Bu davranış yasak değil, tam tersine yapılması gerekendir. Dönel kavşaktan çıkıp ana yola katıldığınızda, trafiğin akışına uyum sağlamak için hızınıza uygun olan şeride (genellikle yavaşsanız sağ şeride, hızlanacaksanız sol şeride) geçmeniz gerekir. Bu, güvenli sürüşün temel bir kuralıdır.
  • c) Orta adaya bitişik şeritten dönüşe geçilmesi: Bu davranış da yasak değildir; aksine, dönel kavşakta sola veya geriye ("U" dönüşü) dönecek araçlar için doğru ve zorunlu bir kuraldır. Kavşağa yaklaşırken en soldaki, yani orta adaya en yakın şeride geçmelisiniz. Bu sayede, sağınızdan düz gidecek veya sağa dönecek araçların yolunu kesmemiş ve güvenli bir dönüş yapmış olursunuz.
  • d) Sağa ve sola dönüş kurallarına uyulması: Bu, her zaman ve her yerde geçerli olan temel bir trafik kuralıdır. Sinyal vermek, geçiş hakkı kurallarına uymak gibi genel dönüş kuralları, dönel kavşaklarda da aynen geçerlidir. Dolayısıyla bu kurallara uymak yasak olmak bir yana, mecburidir.

Özetle, dönel kavşakta güvenliğin anahtarı öngörülebilir olmaktır. Kavşağa girmeden doğru şeridi seçmek ve dönüş tamamlanana kadar o şeritte kalmak, kazaları önlemenin en etkili yoludur. Kavşak içinde şerit değiştirmek ise en tehlikeli ve yasak olan davranıştır.

Soru 18
Taşıt yolları üzerine çizilen şekildeki yatay işaretlemelerden hangileri yaya geçidini gösterir?
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
18 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, karayolları üzerine çizilen üç farklı yatay işaretlemenin anlamları sorulmakta ve hangilerinin yaya geçidini belirttiği istenmektedir. Sürücülerin bu işaretlemeleri doğru bir şekilde tanıması, hem yayaların güvenliği hem de trafik akışının düzeni için hayati önem taşır. Her bir işaretlemeyi ve anlamını inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Şimdi görseldeki işaretlemeleri tek tek ele alalım:

  • I Numaralı İşaretleme: Bu işaretleme, kalın ve kesintisiz beyaz çizgilerden oluşur. Trafikte en sık karşılaşılan ve "zebra geçidi" olarak da bilinen standart yaya geçidi işaretidir. Bu alanı gören sürücüler, yavaşlamalı ve geçitten geçen veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır.
  • II Numaralı İşaretleme: Bu işaretleme, kesik ve kalın beyaz çizgilerden oluşur. Görünüşü birinciden farklı olsa da, bu da bir yaya geçidi türüdür ve yasal olarak aynı anlama gelir. Sürücüler, bu tür bir geçitte de yayaların geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu bilmeli ve buna göre davranmalıdır.
  • III Numaralı İşaretleme: Bu işaretleme, yolun enine çizilmiş tek ve kesintisiz kalın bir çizgidir. Bu çizgi bir yaya geçidi değildir; bu bir dur çizgisidir. Genellikle trafik ışıklarından, dur levhalarından veya kontrolsüz kavşaklardan önce bulunur ve sürücünün durması gereken sınırı belirtir. Sürücü, bu çizgiyi geçmeden durmalıdır.

Bu bilgilere dayanarak seçenekleri değerlendirelim:

Doğru Cevap: b) I ve II
Açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, hem I numaralı standart yaya geçidi hem de II numaralı kesik çizgili yaya geçidi, yayaların karşıdan karşıya güvenle geçmesi için ayrılmış alanları gösterir. Bu nedenle her ikisi de yaya geçididir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır, çünkü II numaralı işaretleme de bir yaya geçidi türüdür ve bu seçenekte göz ardı edilmiştir.
  • c) II ve III: Bu seçenek yanlıştır. II numaralı işaretleme yaya geçidi olsa da, III numaralı işaretleme bir "dur çizgisi" olduğu için bu seçenek hatalıdır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü III numaralı işaretlemenin yaya geçidi ile bir ilgisi yoktur ve dahil edilmesi cevabı yanlış kılar.
Soru 19
Aşağıdaki trafik işaretlerinden hangisi öndeki taşıtı geçme yasağının sona erdiğini bildirir?
A
B
C
D
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülere öndeki aracı sollama (geçme) yasağının bittiğini bildiren trafik işaretinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, güvenli sürüş için temel bir kuraldır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım ve nedenlerini açıklayalım.

a) Doğru Cevap: Bu seçenekteki işaret, "Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı Sonu" levhasıdır. Levhanın genel yapısına baktığımızda, beyaz zemin üzerine çekilmiş kalın siyah çapraz bir çizgi veya şerit görürüz. Trafik işaret dilinde bu yapı, daha önce bildirilmiş olan bir yasağın veya kısıtlamanın sona erdiğini ifade eder. Bu levha, önceden başlamış olan sollama yasağının bu noktadan itibaren geçerli olmadığını ve yol, trafik ve hava koşulları uygunsa sollama yapılabileceğini bildirir. Bu nedenle sorunun doğru cevabı budur.

b) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki işaret, "Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı" levhasıdır. Kırmızı çerçeveli yuvarlak levhalar, genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. İçerisinde biri kırmızı, diğeri siyah iki otomobil figürünün bulunması, öndeki aracı geçmenin (sollamanın) yasak olduğunu belirtir. Bu işaret yasağı başlatan işarettir, sona erdiğini bildirmez. Dolayısıyla bu seçenek yanlıştır.

c) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki işaret, "Kamyonlar İçin Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı" levhasıdır. Yine kırmızı çerçeveli bir yasaklama levhasıdır ancak içerisindeki figürlerden biri kamyon, diğeri otomobildir. Bu işaret, sadece kamyon gibi büyük yük taşıtlarının kendilerinden öndeki araçları geçmesinin yasak olduğunu belirtir, tüm araçlar için geçerli genel bir sollama yasağı değildir. Ayrıca bu işaret de yasağı başlattığı için sorunun cevabı olamaz.

d) Yanlış Cevap: Bu seçenekteki işaret, "Kamyonlar İçin Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı Sonu" levhasıdır. Tıpkı 'a' seçeneğindeki gibi yasağın sonunu bildiren bir yapıya sahiptir (beyaz zemin üzerine siyah çapraz şerit). Ancak bu levha, sadece kamyonlar için geçerli olan sollama yasağının sona erdiğini bildirir. Soru genel olarak "öndeki taşıtı geçme yasağının sonu"nu sorduğu için, tüm motorlu taşıtları kapsayan 'a' seçeneği doğru cevaptır.

Soru 20
Şekildeki kavşakta 1 numaralı araç sağa, 2 numaralı araç ise sola dönüş yapmak istemektedir? Bu araçlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangileri doğrudur? I. Her iki araçta dar kavisle dönmelidir. II. 1 numaralı araç geniş, 2 numaralı araç dar kavisle dönmelidir. III. 1 numaralı araç dar, 2 numaralı araç geniş kavisle dönmelidir.
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I, II ve III
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kavşakta sağa ve sola dönüş yapacak olan araçların uyması gereken temel dönüş kuralları, yani kullanmaları gereken kavis (dönüş yayı) sorgulanmaktadır. Görselde 1 numaralı araç sağa, 2 numaralı araç ise sola dönmek istemektedir. Bu araçların dönüş manevralarını trafik kurallarına uygun ve güvenli bir şekilde nasıl tamamlamaları gerektiğini bilmemiz gerekiyor.

Doğru cevap c) Yalnız III seçeneğidir. Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafikteki temel ve en önemli dönüş kurallarından birini ifade etmesidir. Kural şudur: Sağa yapılacak dönüşler her zaman dar bir kavisle, sola yapılacak dönüşler ise her zaman geniş bir kavisle yapılır. III. öncülde "1 numaralı araç dar, 2 numaralı araç geniş kavisle dönmelidir" ifadesi bu kuralı birebir yansıtmaktadır.

  • 1 Numaralı Araç (Sağa Dönüş): Sağa dönecek olan 1 numaralı araç, yolun en sağ şeridine yanaşmalı ve dönüşünü mümkün olan en dar açıyla tamamlamalıdır. Dar kavisle dönmenin amacı, hem karşı yönden gelen trafiğin şeridine girmemek hem de dönüş yapılan yoldaki yaya geçidini veya bisiklet yolunu tehlikeye atmamaktır. Bu manevra, aracın kendi şeridinde kalmasını sağlar.
  • 2 Numaralı Araç (Sola Dönüş): Sola dönecek olan 2 numaralı araç ise öncelikle kavşağın ortasına doğru ilerlemelidir. Karşıdan gelen araç varsa ona yol verdikten sonra, dönüşünü geniş bir kavisle yapmalıdır. Geniş kavisle dönmenin sebebi, dönüş sırasında karşı şeridi kesmemek ve dönüş yaptığı yolun doğru şeridine (genellikle en sol şeridine) güvenli bir şekilde girmektir. Dar kavisle sola dönmeye çalışmak, karşı yönden gelen trafiğin önüne çıkmaya neden olacağı için son derece tehlikelidir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  1. I. Her iki araçta dar kavisle dönmelidir: Bu ifade yanlıştır. Çünkü sadece sağa dönüşler (1 numaralı araç) dar kavisle yapılır. Sola dönecek olan 2 numaralı aracın dar kavisle dönmesi, trafik kazasına yol açabilecek tehlikeli bir manevradır.
  2. II. 1 numaralı araç geniş, 2 numaralı araç dar kavisle dönmelidir: Bu ifade, doğru kuralın tam tersini söylemektedir. Sağa dönecek aracın geniş kavisle dönmesi, sola dönecek aracın ise dar kavisle dönmesi tamamen hatalıdır ve kurallara aykırıdır. Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, bu sorunun anahtarı, trafikteki en temel dönüş prensiplerini hatırlamaktır. Unutmayın: Sağa dönüşler dar, sola dönüşler geniş kavisle yapılır. Bu kural, kavşaklarda güvenli ve düzenli bir trafik akışı sağlamak için zorunludur. III. öncül bu kuralı doğru bir şekilde açıkladığı için doğru cevap "Yalnız III" seçeneğidir.

Soru 21
I- İtfaiye araçları II- Toplu taşıma araçları III- Yaralı ve acil hasta taşıyan araçlar Verilenlerden hangileri geçiş üstünlüğüne sahip araçlardandır?
A
Yalnız I 
B
I ve II 
C
I ve III 
D
I, II ve III
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte hangi araçların "geçiş üstünlüğü" olarak bilinen özel hakka sahip olduğu sorgulanmaktadır. Geçiş üstünlüğü, görev halindeyken can ve mal güvenliğini tehlikeye atmamak koşuluyla, trafik kurallarına (kırmızı ışık, hız limiti vb.) uymama hakkı demektir. Bu hak, acil ve hayati görevleri yerine getiren belirli araçlara tanınmıştır.

I- İtfaiye araçları: Yangın, sel, kaza gibi acil durumlara müdahale eden itfaiye araçları, olay yerine en hızlı şekilde ulaşmak zorundadır. Bu nedenle, görev sırasında sirenlerini ve tepe lambalarını kullanarak geçiş üstünlüğü hakkını kullanırlar. Diğer sürücülerin bu araçlara yol vermesi zorunludur. Dolayısıyla bu öncül doğrudur.

III- Yaralı ve acil hasta taşıyan araçlar: Ambulanslar ve benzeri cankurtaran araçları, hayat kurtarmak gibi kritik bir görev üstlenirler. Hastayı veya yaralıyı en kısa sürede sağlık kuruluşuna ulaştırmak için zamana karşı yarışırlar. Bu sebeple, trafikteki en önemli geçiş üstünlüğüne sahip araçlardan biridirler. Dolayısıyla bu öncül de doğrudur.

Doğru cevabın c) I ve III olmasının sebebi, hem itfaiye araçlarının hem de ambulans gibi acil hasta taşıyan araçların Karayolları Trafik Kanunu'na göre geçiş üstünlüğüne sahip olarak tanımlanmasıdır. Bu araçlar, görevlerini yerine getirirken diğer tüm araçlara göre önceliklidir ve diğer sürücüler bu araçların geçişini kolaylaştırmakla yükümlüdür.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • II- Toplu taşıma araçları: Bu öncül, sınavda en çok karıştırılan noktadır. Otobüs, minibüs gibi toplu taşıma araçlarının geçiş üstünlüğü yoktur. Bu araçların sahip olduğu hak, "geçiş kolaylığı"dır. Bu kural, toplu taşıma araçlarının duraklardan çıkış yaparken diğer sürücülerin onlara yol vermesini ifade eder. Ancak bu hak onlara kırmızı ışıkta geçme veya hız limitini aşma gibi bir yetki vermez. Bu nedenle II numaralı öncül yanlıştır.

Bu bilgiler ışığında diğer şıkları değerlendirelim:

  1. a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır, çünkü yaralı ve acil hasta taşıyan araçları (III) içermemektedir.
  2. b) I ve II: Bu seçenek, toplu taşıma araçlarını (II) yanlış bir şekilde dahil ettiği için hatalıdır.
  3. d) I, II ve III: Bu seçenek de yine toplu taşıma araçlarının (II) geçiş üstünlüğü olmadığını göz ardı ettiği için yanlıştır.
Soru 22
Aşağıdaki araçların hangisinde yangın söndürme cihazının bulundurulması zorunludur?
A
Bisiklet
B
Motosiklet
C
Lastik tekerlekli Traktör
D
Tehlikeli madde taşıyan araç
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre hangi araçlarda yangın söndürme cihazı bulundurmanın yasal bir zorunluluk olduğu test edilmektedir. Sorunun temel amacı, sürücü adayının araçlardaki temel güvenlik donanımları hakkındaki bilgisini ve özellikle risk faktörü yüksek olan araçlara yönelik özel kuralları bilip bilmediğini ölçmektir. Bu, acil durumlara müdahale edebilme açısından kritik bir bilgidir.

Doğru Cevap: d) Tehlikeli madde taşıyan araç

Tehlikeli madde taşıyan araçlar, doğaları gereği en yüksek yangın riskine sahip olan taşıtlardır. Bu araçlar; benzin, LPG, kimyasal maddeler gibi yanıcı, parlayıcı veya patlayıcı yükler taşır. Bu nedenle, olası en küçük bir kıvılcım veya kazanın büyük bir felakete dönüşmesini önlemek için yangın söndürme cihazı bulundurmaları mutlak bir zorunluluktur.

Yasal düzenlemeler, bu tür araçlarda sadece bir tane değil, aracın ve taşınan yükün cinsine göre birden fazla ve belirli kapasitelerde yangın söndürücülerin bulunmasını şart koşar. Bu, hem sürücünün hem de çevredeki diğer insanların can ve mal güvenliğini sağlamak için alınmış hayati bir önlemdir. Bu yüzden bu seçenek kesinlikle doğrudur.

Yanlış Cevapların Açıklaması:

  • a) Bisiklet: Bisikletler, motorlu bir taşıt değildir ve yangına sebep olabilecek bir motor, yakıt sistemi veya karmaşık bir elektrik donanımına sahip değildir. Bu nedenle, bisikletlerde yangın söndürme cihazı bulundurma zorunluluğu yoktur. Bu seçenek mantık olarak da yanlıştır.
  • b) Motosiklet: Motosikletler motorlu taşıt olmalarına rağmen, mevcut trafik yönetmeliğine göre yangın söndürme cihazı bulundurma zorunluluğu olan araçlar kategorisinde yer almazlar. Bunun nedenleri arasında motosikletlerin açık yapısı ve cihazı taşımak için uygun ve güvenli bir yerin olmaması sayılabilir. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
  • c) Lastik tekerlekli Traktör: Traktörler de motorlu araçlardır ancak genellikle tarım ve inşaat gibi özel amaçlar için kullanılırlar. Otomobiller, otobüsler veya kamyonlar gibi genel yolcu ve yük taşımacılığı yapmadıkları için, standart traktörlerde yangın söndürme cihazı zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu seçenek de elenir.

Bu sorunun yanı sıra, genel bir bilgi olarak şunu da bilmekte fayda var: Tehlikeli madde taşıyan araçların dışında, otomobil, minibüs, otobüs, kamyon ve çekici gibi yolcu ve yük taşımacılığı yapan motorlu araçların çoğunda da yangın söndürme cihazı bulundurmak zorunludur. Cihazın sayısı ve kapasitesi aracın büyüklüğüne ve taşıma kapasitesine göre değişiklik gösterir. Örneğin, bir otobüste otomobile göre daha büyük kapasiteli bir cihaz bulunmalıdır.

Özetle, bir aracın taşıdığı risk (yolcu sayısı, yükün cinsi, aracın büyüklüğü) ne kadar yüksekse, yangın söndürme cihazı gibi güvenlik önlemlerinin zorunlu olma olasılığı da o kadar artar. Tehlikeli madde taşıyan araçlar, bu risk hiyerarşisinin en tepesinde yer alır ve bu nedenle en katı kurallara tabidirler.

Soru 23
Verilen şekle göre 2 numaralı aracın hangisini yapması doğrudur?
A
Bisiklet yolunu kullanması
B
Yayaları ikaz ederek bekletmesi
C
Sol şeride geçip yoluna devam etmesi
D
Bu bölgede azami 30 kilometre/saathızla gitmesi
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde görülen trafik levhasını ve yol durumunu dikkate alarak 2 numaralı araç sürücüsünün yapması gereken doğru davranışın ne olduğu sorulmaktadır. Sürücünün önündeki levha, bu sorunun çözümündeki en önemli ipucudur. Levhayı ve yol üzerindeki diğer işaretleri doğru yorumlamak, doğru cevaba ulaşmayı sağlayacaktır.

Doğru cevap d) Bu bölgede azami 30 kilometre/saat hızla gitmesi seçeneğidir. Çünkü resimdeki trafik levhası, bir yaya bölgesine veya okul geçidine yaklaşıldığını ve bu bölgede uyulması gereken azami hız sınırını belirtir. Levhanın altındaki "30" ibaresi, sürücünün saatte 30 kilometreyi geçmemesi gerektiğini açıkça gösteren bir hız sınırlamasıdır. Bu nedenle, sürücünün yapması gereken en temel ve doğru hareket, hızını bu sınıra düşürmektir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Bisiklet yolunu kullanması: Bu seçenek yanlıştır. Resmin sağ tarafında görülen bisiklet yolu, adından da anlaşılacağı gibi sadece bisikletlilerin kullanımı için ayrılmıştır. Motorlu araçların bu yolları kullanması kesinlikle yasaktır ve bir trafik kuralı ihlalidir.

  • b) Yayaları ikaz ederek bekletmesi: Bu seçenek son derece tehlikeli ve yanlıştır. Görüntüde bir yaya geçidi bulunmaktadır ve trafik levhası da bu bölgenin yayalar için önemli olduğunu vurgulamaktadır. Yaya geçitlerinde geçiş üstünlüğü her zaman yayalardadır. Sürücü, yayaları korna veya selektörle ikaz edip yollarını kesmek yerine, yavaşlayarak veya tamamen durarak onlara yol vermelidir.

  • c) Sol şeride geçip yoluna devam etmesi: Bu seçenek de yanlıştır. Yaya geçidine yaklaşırken şerit değiştirmek, özellikle yayaları görmeyen diğer sürücüler için tehlikeli durumlar oluşturabilir. Ayrıca, hız limiti ve yaya önceliği kuralı o bölgedeki tüm şeritler için geçerlidir; sol şeride geçmek sürücüyü bu sorumluluklardan kurtarmaz.

Sonuç olarak, 2 numaralı araç sürücüsü, önündeki uyarı ve hız limiti levhasına uymalıdır. Bu levha, sürücüye hem yaya tehlikesine karşı dikkatli olması gerektiğini hatırlatır hem de uyması gereken maksimum hız sınırını net bir şekilde bildirir. Bu nedenle sürücünün yapması gereken ilk ve en doğru hareket, hızını saatte 30 kilometrenin altına düşürmektir.

Soru 24
Aşağıdakilerden hangisi tehlikeli viraj yön levhasıdır?
A
B
C
D
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, seçeneklerde verilen trafik levhalarından hangisinin "tehlikeli viraj yön levhası" olduğunu bulmamız isteniyor. Bu tür levhalar, sürücüleri özellikle keskin ve görüş açısının kısıtlı olduğu virajlarda uyarmanın ötesinde, virajın yönünü ve seyrini göstererek onlara rehberlik eder. Bu levhaların temel amacı, sürücünün virajı güvenli bir şekilde almasına yardımcı olmaktır.

Doğru Cevap: a seçeneği

a seçeneğindeki levha, Tehlikeli Viraj Yön Levhası'dır. Bu levha, kırmızı ve beyaz renkli ok şeklinde şeritlerden oluşur ve doğrudan virajın içine veya başlangıcına yerleştirilir. Amacı, virajın yönünü net bir şekilde göstermek ve sürücünün dikkatini çekmektir. Özellikle gece sürüşlerinde veya sis gibi görüşün azaldığı durumlarda, bu levha yolun gidişatı hakkında hayati bir görsel ipucu sağlar ve sürücünün şeridinde kalmasına yardımcı olur.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b seçeneği: Bu levha, "Her İki Taraftan Daralan Kaplama" anlamına gelen bir tehlike uyarı işaretidir. Sürücüye ileride yolun her iki taraftan da daralacağını bildirir ve hızını azaltarak daha dikkatli olmasını söyler. Bu levhanın virajlarla bir ilgisi yoktur, yolun fiziksel genişliğiyle ilgilidir.

  • c seçeneği: Bu levha, "Tehlikeli Virajlar" uyarı işaretidir. Sürücüye ileride birbiri ardına devam eden tehlikeli virajların olduğunu haber verir. Levhadaki ilk kıvrımın yönü (bu örnekte sağa), karşılaşılacak ilk virajın yönünü gösterir. Bu levha, virajlara gelmeden önce sürücüyü uyarır, ancak virajın tam içinde yön göstermez.

  • d seçeneği: Bu levha, "Sağa Tehlikeli Viraj" uyarı işaretidir. Sürücüyü ileride tek bir keskin ve tehlikeli sağ viraj olduğu konusunda uyarır. Tıpkı c seçeneğindeki gibi, bu levha da tehlikeye yaklaşırken, yani virajdan önce konumlandırılır ve sürücünün yavaşlaması gerektiğini bildirir.

Özetle; c ve d seçeneklerindeki üçgen levhalar, tehlikeye yaklaşırken sürücüyü uyaran levhalardır. Soruda istenen a seçeneğindeki levha ise tehlikenin tam olduğu noktada sürücüye yön gösteren bir levhadır. Bu nedenle doğru cevap a seçeneğidir.

Soru 25
Kamyon, kamyonet ve römorklarda yükle birlikte yolcu taşınırken aşağıdakilerden hangisinin yapılması yasaktır?
A
Yüklerin üzerine yolcu bindirilmesi
B
Kasanın yan ve arka kapaklarının kapalı olması
C
Yolcuların kasa içinde ayrılacak bir yerde oturtulması
D
Yüklerin sağlam olarak yerleştirilmiş ve bağlanmış olması
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kamyon, kamyonet gibi yük taşımak için tasarlanmış araçlarda, yükle birlikte yolcu taşınmasının kuralları sorgulanmaktadır. Özellikle bu şartlar altında hangi eylemin kesinlikle **yasak** olduğu ve can güvenliğini tehlikeye attığı sorulmaktadır. Amaç, sürücü adayının yük ve yolcu taşımacılığındaki temel güvenlik prensiplerini bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: a) Yüklerin üzerine yolcu bindirilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, can güvenliğini doğrudan ve büyük bir risk altına sokmasıdır. Yüklerin üzeri, yolcular için tasarlanmış bir oturma alanı değildir. Ani bir fren, keskin bir viraj veya yoldaki bir sarsıntı anında, yüklerin üzerindeki yolcular dengelerini kaybederek araçtan düşebilir veya yüklerin arasında sıkışarak ciddi şekilde yaralanabilirler. Bu nedenle Karayolları Trafik Kanunu, bu davranışı kesinlikle yasaklamıştır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Kasanın yan ve arka kapaklarının kapalı olması: Bu seçenek yanlıştır çünkü bu durum yasak değil, tam tersine bir zorunluluktur. Yükle birlikte yolcu taşınırken, hem yüklerin hem de yolcuların güvenliği için kasanın tüm kapaklarının sıkıca kapatılması gerekir. Bu, yolcuların ve yükün seyir halinde dışarı düşmesini engelleyen temel bir güvenlik önlemidir.
  • c) Yolcuların kasa içinde ayrılacak bir yerde oturtulması: Bu seçenek de yanlıştır çünkü bu da yasaklanan bir eylem değil, aksine yapılması gereken doğru bir uygulamadır. Yolcular, yüklerle temas etmeyecekleri, kasa içinde kendileri için ayrılmış güvenli bir bölüme oturtulmalıdır. Bu kural, yüklerin kayması veya devrilmesi durumunda yolcuların zarar görmesini engellemeyi amaçlar.
  • d) Yüklerin sağlam olarak yerleştirilmiş ve bağlanmış olması: Bu seçenek de yasak değil, yine bir zorunluluktur. Yüklerin hareket etmeyecek, devrilmeyecek veya kaymayacak şekilde sabitlenmesi ve bağlanması, hem kasadaki yolcuların hem de trafikteki diğer araçların güvenliği için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle bu, yapılması zorunlu olan bir güvenlik tedbiridir.

Özetle; soru bizden "yasak olanı" bulmamızı istiyor. b, c ve d seçenekleri, güvenli bir taşıma için yapılması gereken zorunlu kuralları belirtirken, a seçeneği doğrudan hayatı tehlikeye atan ve kesinlikle yasaklanmış bir eylemi ifade etmektedir. Bu nedenle doğru cevap 'a' şıkkıdır.

Soru 26
Şekildeki araçlardan hangileri beklemelidir?
A
Yalnız 1 
B
Yalnız 2
C
1 ve 3
D
2 ve 4
26 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik polisinin yönettiği kontrollü bir kavşakta bulunan dört aracın hangilerinin beklemesi gerektiği sorulmaktadır. Kavşaklarda trafik akışını düzenleyen unsurlar arasında bir öncelik sıralaması vardır. Bu sıralamada en üstün olan, trafik polisinin işaretleridir. Yani, kavşakta trafik ışıkları veya levhalar olsa bile, sürücüler öncelikli olarak trafik polisinin talimatlarına uymak zorundadır.

Trafik polisinin duruşu ve kol hareketleri, sürücülere ne yapmaları gerektiğini anlatır. Resimdeki trafik polisi, kollarını iki yana doğru açmış durumdadır. Bu duruşun anlamı şudur: Polisin kollarının işaret ettiği yönlerdeki (yani omuz hizasındaki) araçlar geçebilir. Polisin önünde ve arkasında kalan araçlar ise durmak ve beklemek zorundadır. Bu, kavşak geçişlerinde en temel kurallardan biridir.

Şekildeki araçları bu kurala göre değerlendirelim:

  • 1 numaralı araç ve 3 numaralı araç, trafik polisinin kollarının gösterdiği istikamettedir. Bu nedenle, bu iki aracın geçiş hakkı vardır ve yollarına devam edebilirler.
  • 2 numaralı araç (polis otosu), trafik polisinin ön tarafında kalmaktadır. 4 numaralı araç (motosiklet) ise trafik polisinin arka tarafında bulunmaktadır.

Kural gereği, polisin önünde ve arkasında kalan araçların beklemesi gerektiği için, 2 numaralı polis otosu ile 4 numaralı motosiklet durmalıdır. 2 numaralı aracın bir polis otosu olması, bu durumda bir geçiş üstünlüğü sağlamaz. Çünkü kavşağı yöneten trafik polisinin talimatı, geçiş üstünlüğüne sahip araçlar da dahil olmak üzere herkes için bağlayıcıdır. Bu nedenle 2 ve 4 numaralı araçlar beklemelidir.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

  • a) Yalnız 1: Yanlıştır, çünkü 1 numaralı araç polisin kolu yönünde olduğu için geçmelidir.
  • b) Yalnız 2: Yanlıştır, çünkü sadece 2 değil, 4 numaralı araç da beklemelidir.
  • c) 1 ve 3: Yanlıştır, çünkü 1 ve 3 numaralı araçlar beklemesi gereken değil, tam tersine geçiş hakkına sahip olan araçlardır.
  • d) 2 ve 4: Doğrudur, çünkü bu iki araç trafik polisinin ön ve arka cephesinde kaldıkları için durup beklemek zorundadır.

Soru 27
Ticari amaçla şehirler arası yolda yük ve yolcu taşımacılığı yapan araç sürücüleri, 24 saatlik süre içinde devamlı olarak en fazla kaç saat araç kullanabilirler?
A
5,5
B
4,5
C
3,5
D
2,5
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ticari amaçla yük veya yolcu taşıyan bir şoförün, hiç mola vermeden aralıksız (devamlı) olarak direksiyon başında geçirebileceği en uzun sürenin ne olduğu sorulmaktadır. Bu kural, özellikle uzun yol şoförlerinin yorgunluğa bağlı kaza yapmalarını önlemek için konulmuştur. Sorunun kilit noktası "devamlı olarak" ifadesidir, yani toplam sürüş süresi ile karıştırılmamalıdır.

Doğru Cevap: b) 4,5

Doğru cevabın 4,5 saat olmasının sebebi, Türkiye'deki Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddelerine dayanmasıdır. Yönetmeliğe göre, ticari araç şoförleri aralıksız olarak en fazla 4,5 saat araç kullanabilirler. Bu sürenin sonunda, şoförlerin en az 45 dakika mola vermesi zorunludur. Bu mola, şoförün dinlenmesini, dikkatini toplamasını ve yola daha güvenli bir şekilde devam etmesini sağlar.

Şoförler, bu 45 dakikalık molayı isterlerse 4,5 saatlik sürüş periyodu içinde en az 15'er dakikalık parçalar halinde de kullanabilirler. Örneğin, 2 saat araç kullandıktan sonra 15 dakika, ardından 2,5 saat daha kullandıktan sonra 30 dakika mola verebilirler. Ancak ne olursa olsun, 4,5 saatlik direksiyon başında geçen sürenin sonunda toplamda 45 dakikalık dinlenme süresi tamamlanmış olmalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) 5,5 saat: Bu süre, yasal sınır olan 4,5 saati aşmaktadır. Bir şoförün 5,5 saat boyunca aralıksız araç kullanması hem yasalara aykırıdır hem de aşırı yorgunluğa yol açacağı için çok tehlikelidir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • c) 3,5 saat ve d) 2,5 saat: Bir şoför elbette 2,5 veya 3,5 saat araç kullandıktan sonra mola verebilir. Bunda yasal bir sakınca yoktur ve hatta tavsiye edilebilir. Ancak soru, bir şoförün mola vermeden kullanabileceği "en fazla" süreyi sormaktadır. Yasal olarak izin verilen en üst sınır 4,5 saat olduğu için bu seçenekler doğru cevap olamaz.

Özetle, ehliyet sınavı için unutmamanız gereken iki önemli kural vardır:

  1. Devamlı Araç Kullanma Süresi: En fazla 4,5 saat.
  2. Toplam Araç Kullanma Süresi: 24 saatlik bir gün içinde toplamda en fazla 9 saat.

Bu kurallar, hem sürücünün hem de trafikteki diğer insanların can güvenliğini korumak amacıyla oluşturulmuştur.

Soru 28
Aşağıda verilen taşıtların hangisinde, sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı takması zorunludur?
A
Otobüslerde
B
Minibüslerde
C
Otomobillerde
D
Motosikletlerde
28 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, hangi taşıt türünde sürücü ve yolcu için belirli koruyucu ekipmanların, yani koruma başlığı (kask) ve koruma gözlüğünün, yasal bir zorunluluk olduğu sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktası, hem sürücü hem de yolcu için farklı zorunlulukları (sürücü için kask ve gözlük, yolcu için sadece kask) doğru bir şekilde eşleştiren taşıtı bulmaktır.

Doğru Cevap: d) Motosikletlerde

Doğru cevabın "Motosikletlerde" olmasının sebebi, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin bu konudaki maddeleridir. Motosikletler, sürücü ve yolcunun dış etkenlere tamamen açık olduğu, kaza anında vücut bütünlüğünün en çok risk altında olduğu taşıtlardır. Bu nedenle, can güvenliğini sağlamak amacıyla sürücü ve yolcular için özel koruyucu ekipman kullanımı zorunlu kılınmıştır.

  • Sürücü İçin Zorunluluk: Motosiklet sürücülerinin hem koruma başlığı (kask) takması hem de gözlerini rüzgar, toz, sinek gibi dış etkenlerden koruyarak net bir görüş sağlamak için koruma gözlüğü kullanması zorunludur. Eğer sürücünün kullandığı kaskın kendi koruyucu vizörü (ön camı) varsa, bu vizör gözlük yerine geçtiği için ayrıca gözlük takma zorunluluğu ortadan kalkar.
  • Yolcu İçin Zorunluluk: Motosiklette sürücünün arkasında seyahat eden yolcunun ise sadece koruma başlığı (kask) takması yasal olarak zorunludur. Yolcu için koruma gözlüğü takma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Görüldüğü gibi, soruda belirtilen "sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı takması" kuralı, birebir motosikletler için geçerli olan yasal düzenlemeyi tanımlamaktadır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

a), b) ve c) şıklarında belirtilen otobüs, minibüs ve otomobiller, kapalı kasa olarak tabir edilen taşıtlardır. Bu araçlarda sürücü ve yolcular, aracın metal gövdesi tarafından dış etkenlere ve kaza anındaki darbelere karşı (motosiklete kıyasla) çok daha fazla korunur. Bu nedenle bu taşıtlarda zorunlu olan temel güvenlik ekipmanı kask veya gözlük değil, emniyet kemeridir. Kask ve gözlük kullanımı bu araçlar için ne gerekli ne de zorunludur.

Soru 29
I- Yer işaretlemeleri II- Trafik işaret levhaları III- Işıklı ve sesli trafik işaretleri Belediyeler, yapım ve bakımından sorumlu oldukları kara yollarında, trafiği düzenleme amacı ile yukarıdakilerden hangilerini temin ve tesis etmekle görevlidir?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, belediyelerin kendi sorumluluk alanındaki yollarda trafik güvenliğini ve düzenini sağlamak için hangi görevleri üstlendiği sorgulanmaktadır. Soru, belediyelerin yol yapımı ve bakımı sorumluluğu çerçevesinde, trafikte kullanılan temel düzenleyici unsurlardan hangilerini sağlamakla yükümlü olduğunu bilmenizi ölçmektedir.

Doğru cevap d) I, II ve III seçeneğidir. Çünkü belediyeler, kendi sınırları içerisindeki yollarda trafiğin güvenli ve düzenli bir şekilde akmasını sağlamakla yükümlüdür. Bu sorumluluk, trafiği yöneten tüm temel sistemlerin kurulmasını ve bakımını kapsar. Bir yolda trafik düzeni, bu üç unsurun bir bütün olarak çalışmasıyla sağlanır.

  • I- Yer işaretlemeleri: Bunlar, yolların üzerine çizilen şerit çizgileri, yaya geçitleri, dur çizgileri, park yeri çizgileri ve yön okları gibi işaretlerdir. Yolun fiziksel bir parçasıdırlar ve sürücülere yolun kullanımı hakkında temel bilgileri verirler. Yolun yapımı ve bakımıyla doğrudan ilgili oldukları için belediyenin temel görevlerindendir.
  • II- Trafik işaret levhaları: "DUR", "Yol Ver", "Hız Sınırı", "Park Yapılmaz" gibi levhalar, sürücülere kuralları, yasakları ve tehlikeleri bildiren kritik bilgilendirme araçlarıdır. Bu levhalar olmadan trafikte düzen ve güvenlik sağlanamaz. Belediyeler, sorumlu oldukları yollara bu levhaları yerleştirmek zorundadır.
  • III- Işıklı ve sesli trafik işaretleri: Özellikle kavşaklarda ve yaya geçitlerinde trafiği yöneten trafik lambaları, en önemli düzenleyicilerdendir. Sesli sinyaller ise görme engelli yayaların güvenliğini sağlar. Bu sistemlerin kurulumu ve çalışır durumda tutulması, belediyelerin trafiği düzenleme görevinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler, belediyenin görevlerini eksik tanımladığı için yanlıştır. Trafik düzeni bir bütündür ve bu unsurlar birbirini tamamlar. Birinin eksik olması, sistemin düzgün çalışmasını engeller.

a) Yalnız I: Bu seçenek, belediyenin sadece yolları çizdiğini ancak herhangi bir uyarı levhası veya trafik ışığı koymadığını varsayar. Bu, trafiğin yönetilmesi için kesinlikle yetersizdir ve son derece tehlikeli durumlar yaratır.

b) I ve II: Bu seçenek, belediyenin yolları çizip levhaları koyduğunu ancak yoğun bir kavşağa trafik ışığı sistemi kuramadığını ifade eder. Bu da yanlıştır, çünkü büyük şehirlerde ve yoğun kavşaklarda trafik akışı ışıksız yönetilemez.

c) II ve III: Bu seçenek ise belediyenin levha ve ışık koyduğunu ancak yaya geçidi veya şerit çizgisi gibi temel yer işaretlemelerini yapmadığını ima eder. Bir trafik ışığının olduğu yerde durma çizgisinin veya yaya geçidinin olmaması düşünülemez.

Özetle, belediyeler kendi sorumluluk alanlarındaki kara yollarında güvenli bir trafik ortamı oluşturmak için bu üç unsuru da (yer işaretlemeleri, trafik levhaları ve ışıklı/sesli sinyalizasyon) bir bütün olarak temin etmek ve tesis etmekle görevlidir. Bu nedenle en kapsamlı ve doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 30
Aşağıdaki trafik tanzim işaretlerinden hangisi, bütün yasaklama ve kısıtlamaların sona erdiğini bildirir?
A
B
C
D
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin karşılaştığı tüm yasak ve kısıtlamaları tek seferde ortadan kaldıran trafik tanzim işaretinin hangisi olduğu sorulmaktadır. Yani bu levha görüldüğünde, daha önce konulmuş olan hız limiti, sollama yasağı gibi birden fazla kuralın aynı anda sona erdiği anlaşılmalıdır. Bu, tek bir yasağı değil, bütün yasakları bitiren genel bir "son" işaretidir.

Doğru Cevap: A Seçeneği

A seçeneğinde gösterilen levha, "Bütün Yasaklama ve Kısıtlamaların Sonu" anlamına gelir. Bu levha, üzerinde herhangi bir sembol olmayan, beyaz zemin üzerine siyah çapraz bir çizgiden oluşur. Yolda bu levhayı gördüğünüzde, daha önce geçerli olan azami hız sınırı, öndeki taşıtı geçme yasağı veya sesli ikaz cihazlarının kullanım yasağı gibi o yol bölümü için konulmuş tüm kısıtlamalar kaldırılmış olur. Sürücü, artık o yol için belirlenmiş genel trafik kurallarına uymaya devam etmelidir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

  • b) seçeneği: Bu levha, "Kamyonlar İçin Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı Sonu" işaretidir. Sadece kamyonlar için geçerli olan sollama yasağının bittiğini belirtir. Eğer yolda aynı zamanda bir hız limiti de varsa, bu levha o hız limitini kaldırmaz; sadece kamyonların sollama yasağını sona erdirir. Bu nedenle "bütün" yasakları bitirmediği için yanlış cevaptır.
  • c) seçeneği: Bu levha, "Azami Hız Sınırlaması Sonu" işaretidir. Genellikle içinde 50, 70 gibi bir sayı yazar ve o sayı ile belirtilen hız limitinin artık geçerli olmadığını bildirir. Ancak bu levha, yolda mevcut olabilecek diğer yasakları (örneğin sollama yasağı) sona erdirmez, sadece hız kısıtlamasını kaldırır. Bu yüzden bu da yanlış bir seçenektir.
  • d) seçeneği: Bu levha ise "Öndeki Taşıtı Geçme Yasağı Sonu" anlamına gelir. Bu işaret, otomobiller dahil tüm motorlu taşıtlar için geçerli olan sollama yasağının sona erdiğini ifade eder. Tıpkı diğer yanlış seçenekler gibi, bu levha da yalnızca tek bir yasağı kaldırır ve hız limiti gibi diğer kısıtlamaları etkilemez.

Özetle, A seçeneğindeki içi boş ve üzeri çapraz çizgili levha evrensel bir "son" işaretidir ve tüm yasakları kaldırır. Diğer seçeneklerdeki levhalar ise içlerindeki sembollerle ilgili olan sadece belirli bir yasağın sona erdiğini bildirirler. Bu nedenle, bütün yasaklama ve kısıtlamaların sona erdiğini bildiren işaret A seçeneğindeki levhadır.

Soru 31
Aşağıdakilerden hangisi, duraklanan veya park edilen yerden çıkan araç sürücüsünün uyması gereken kurallardan biri değildir?
A
Işıkla veya kolla çıkış işareti vermesi
B
Aracını ve aracının etrafını kontrol etmesi
C
Yoldan geçen araç sürücülerini ikaz edip yavaşlatması
D
Sakıncalı bir durum olmadığında manevraya başlaması
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, duraklanan veya park edilen bir yerden ayrılarak trafiğe katılacak bir sürücünün yapmaması gereken, yani kurallara aykırı olan davranış sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası "kurallardan biri değildir" ifadesidir. Bu nedenle, şıklardaki dört davranıştan hangisinin yanlış olduğunu ve bir sürücünün yapmaması gerektiğini bulmamız gerekiyor.

Doğru Cevap: c) Yoldan geçen araç sürücülerini ikaz edip yavaşlatması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının temel nedeni, trafik kurallarında geçiş hakkının her zaman akan trafikteki araçlarda olmasıdır. Park yerinden çıkan bir sürücünün, yoldan geçen araçlara yol verme zorunluluğu vardır. Kendi manevrası için yoldaki trafiği durdurma, yavaşlatma veya korna gibi sesli ikazlarla rahatsız etme gibi bir hakkı veya yetkisi yoktur. Aksine, akan trafiğin güvenliğini tehlikeye atmamak için sabırla beklemeli ve tamamen güvenli bir boşluk bulduğunda yola çıkmalıdır.

Bu davranışı sergilemek, hem trafik akışını tehlikeli bir şekilde kesintiye uğratmak hem de kazalara davetiye çıkarmak anlamına gelir. Unutmayın, yola yeni katılan sürücü akan trafiğe uyum sağlamakla yükümlüdür; akan trafikteki araçların, yola çıkan sürücüye uyum sağlama gibi bir zorunluluğu bulunmaz. Bu nedenle bu davranış, yapılması gereken bir kural değil, tam aksine yasak ve tehlikeli bir harekettir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

Diğer seçenekler, sürücünün uyması gereken zorunlu ve doğru davranışları belirtmektedir. Soru bizden kural "olmayanı" istediği için bu şıklar elenir:

  • a) Işıkla veya kolla çıkış işareti vermesi: Bu, yapılması zorunlu bir kuraldır. Sürücü, yola çıkma niyetini diğer sürücülere sinyal vererek önceden bildirmek zorundadır. Bu iletişim, trafikteki öngörülebilirliği artırır ve diğer sürücülerin tedbir almasını sağlayarak kazaları önler.
  • b) Aracını ve aracının etrafını kontrol etmesi: Bu, en temel güvenlik önlemlerinden biridir. Sürücü, manevraya başlamadan önce aynalarını kontrol etmeli, "kör nokta" olarak tabir edilen ve aynalardan görünmeyen alanları kontrol etmek için başını çevirip bakmalı ve aracın etrafında (özellikle arkasında) çocuk, hayvan veya başka bir engel olup olmadığını mutlaka kontrol etmelidir.
  • d) Sakıncalı bir durum olmadığında manevraya başlaması: Bu da uyulması gereken temel bir kuraldır. Sürücü, tüm kontrolleri yaptıktan sonra, hem kendisi hem de yoldaki diğer araçlar, yayalar veya bisikletliler için herhangi bir tehlike oluşturmayacak, güvenli bir anı bekleyerek manevrasına başlamalıdır. Aceleci davranmak büyük riskler taşır.

Özetle, soru bizden kurallara aykırı olan davranışı bulmamızı istiyor. Park yerinden çıkan bir sürücünün temel görevleri; niyetini belli etmek (sinyal), çevresini tam olarak kontrol etmek ve trafik için en güvenli anda yola çıkmaktır. Yoldaki araçları yavaşlatmaya veya durdurmaya çalışmak ise bu görevlerin tam tersi, tehlikeli ve kural dışı bir davranıştır.

Soru 32
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Mopet yolunu
B
Bisiklet yolunu
C
Mopetin giremeyeceğini
D
Motosikletin giremeyeceğini
32 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, size sunulan trafik levhasının anlamını bulmanız istenmektedir. Trafik levhalarını doğru yorumlayabilmek için hem levhanın şeklini ve rengini hem de içindeki sembolü doğru bir şekilde anlamak gerekir. Bu levha, kırmızı çerçeveli daire şeklinde bir "Trafik Tanzim İşareti" grubuna aittir ve bir yasaklama veya kısıtlama bildirir.

Levhayı incelediğimizde, kırmızı bir daire içerisinde bir mopet resmi görüyoruz. Trafik işaret dilinde kırmızı daire, "yasak" anlamına gelir. İçindeki sembol ise bu yasağın neye veya kime yönelik olduğunu belirtir. Bu iki bilgiyi birleştirdiğimizde, levhanın anlamı "Mopetlerin bu yola girmesi yasaktır" şeklinde ortaya çıkar.

Şimdi seçenekleri detaylı olarak inceleyelim:

  • c) Mopetin giremeyeceğini: Bu seçenek, levhanın anlamıyla birebir örtüşmektedir. Kırmızı daire şeklindeki yasaklama işareti ile içindeki mopet sembolü, bu yola mopetlerin girişinin yasak olduğunu açıkça bildirir. Bu nedenle doğru cevap budur.
  • a) Mopet yolunu: Bu seçenek yanlıştır. Belirli bir taşıt türüne ayrılmış yolları gösteren levhalar genellikle mavi zeminli ve daire şeklinde olan "Mecburiyet İşaretleri"dir. Mopet yolu, kırmızı değil, mavi renkli bir levha ile gösterilirdi.
  • b) Bisiklet yolunu: Bu seçenek iki sebepten dolayı yanlıştır. Birincisi, levhanın içindeki sembol bir bisiklet değil, bir mopettir. İkincisi, bisiklet yolu da tıpkı mopet yolu gibi mavi zeminli bir mecburiyet levhasıyla gösterilir.
  • d) Motosikletin giremeyeceğini: Bu seçenek de yanlıştır. Levhadaki sembol, motor gücü daha düşük olan ve genellikle pedallı olabilen bir mopeti temsil eder. Motosikletler için yasaklama levhasında, daha büyük ve sürücüsü üzerinde olan bir motosiklet figürü bulunur. Bu nedenle, bu levha özellikle mopetleri hedef alır, tüm motosikletleri değil.

Özetle, trafik işaretlerinde kırmızı daire her zaman bir yasaklama veya kısıtlama anlamına gelir. İçindeki sembol ise yasağın konusunu belirtir. Bu sorudaki levha, mopetlerin ilgili yola girişinin yasaklandığını bildirmektedir.

Soru 33
Yetkililerce, araçla ilgili belgelerin alınıp aracın belirli bir yere çekilerek trafikten alıkonulmasına ne denir?
A
Trafik suçu
B
Trafik terörü
C
Trafik kusuru
D
Trafikten men
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kurallarını ciddi şekilde ihlal eden bir araca yönelik olarak trafik polisinin veya diğer yetkililerin uyguladığı bir idari yaptırımın adı sorulmaktadır. Sorunun kökünde yer alan "belgelerin alınması", "aracın çekilmesi" ve "trafikten alıkonulması" ifadeleri, bu işlemin ne olduğunu tanımlayan anahtar ipuçlarıdır.

Doğru Cevap: d) Trafikten men

Doğru cevabın "Trafikten men" olmasının sebebi, bu terimin soruda anlatılan işlemi birebir karşılamasıdır. Trafikten men, Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan resmi bir idari yaptırımdır. Bu işlem, aracın tescil belgesine el konulması ve aracın fiziki olarak bir yediemin otoparkına veya benzeri güvenli bir yere çekilerek, belirlenen kusur veya eksiklik giderilene kadar trafiğe çıkmasının yasaklanması anlamına gelir. Örneğin, zorunlu trafik sigortası olmayan, tescilsiz veya muayenesi yapılmamış bir araç trafikten men edilebilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Trafik suçu: Trafik suçu, trafik kurallarının ihlali sonucunda Türk Ceza Kanunu'na göre suç sayılan daha ciddi fiillerdir. Örneğin, alkollü araç kullanarak birinin yaralanmasına veya ölümüne neden olmak bir trafik suçudur. Soru ise bir fiili değil, bu fiile karşılık olarak yetkililerin uyguladığı idari bir işlemi sormaktadır.
  • b) Trafik terörü: Bu ifade, hukuki veya resmi bir terim değildir. Genellikle trafikte makas atma, diğer sürücüleri sıkıştırma, aşırı hız yapma gibi son derece tehlikeli ve sorumsuz sürüş davranışlarını tanımlamak için halk arasında kullanılan bir ifadedir. Bu bir davranış biçimidir, yetkililerin uyguladığı bir ceza veya işlem değildir.
  • c) Trafik kusuru: Trafik kusuru, sürücünün trafik kurallarını ihlal etmesi durumunu ifade eder. Kırmızı ışıkta geçmek, hatalı sollama yapmak veya hız limitini aşmak birer trafik kusurudur. Trafikten men, bu kusurlardan bazılarının bir sonucu olarak uygulanan bir yaptırımdır. Yani trafik kusuru neden, trafikten men ise sonuçtur. Soru, nedeni değil, sonucu sormaktadır.

Özetle, soru, bir aracın belgeleriyle birlikte fiziki olarak trafikten alıkonulması işleminin adını sormaktadır ve bu işlemin resmi adı "Trafikten men"dir. Diğer şıklar ise ya bu işleme neden olan eylemleri (trafik kusuru) ya da daha farklı hukuki durumları (trafik suçu) tanımlamaktadır.

Soru 34
Kara yollarında seyreden araçların yüklenmesine ilişkin usullere göre, aşağıdakilerden hangisinin yapılması yasaktır?
A
Araç dengesinin korunması
B
Trafik güvenliğinin dikkate alınması
C
Taşıma sınırına ve dingil ağırlığına uyulması
D
Taşınan yük üzerine veya araç dışına yolcu bindirilmesi
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Karayolları Trafik Kanunu'na göre bir araca yükleme yapılırken kesinlikle yapılmaması gereken, yani yasak olan davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, seçenekler arasında bir kural ihlalini bulmaktır. Diğer seçenekler ise yükleme sırasında uyulması gereken doğru ve zorunlu kuralları ifade etmektedir.

Doğru cevap olan d) Taşınan yük üzerine veya araç dışına yolcu bindirilmesi seçeneği, trafik güvenliğini en temelden ihlal eden bir durumdur. Yolcuların seyahat edebileceği yerler, aracın içinde, emniyet kemeri gibi güvenlik donanımlarının bulunduğu koltuklardır. Yüklerin üzerine veya aracın kasası gibi dış kısımlarına yolcu bindirmek, ani bir frende, virajda veya sarsıntıda yolcunun düşerek ağır yaralanmasına veya hayatını kaybetmesine neden olabilir. Bu nedenle kanunlar tarafından kesin bir dille yasaklanmıştır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Araç dengesinin korunması: Bu, yasak olmak bir yana, araç yüklenirken dikkat edilmesi gereken en önemli kurallardan biridir. Yükün aracın dengesini bozacak şekilde yerleştirilmesi, özellikle virajlarda veya ani manevralarda aracın devrilmesine yol açabilir. Dolayısıyla araç dengesini korumak bir zorunluluktur.
  • b) Trafik güvenliğinin dikkate alınması: Bu, tüm trafik kurallarının temel amacıdır. Yapılan her işlemde, yükleme de dahil olmak üzere, hem kendi can güvenliğimizi hem de diğer yol kullanıcılarının güvenliğini düşünmek esastır. Bu nedenle trafik güvenliğini dikkate almak bir zorunluluktur.
  • c) Taşıma sınırına ve dingil ağırlığına uyulması: Her aracın ruhsatında belirtilen bir taşıma kapasitesi (istiap haddi) ve yasal dingil ağırlığı sınırı vardır. Bu sınırların aşılması, aracın fren mesafesini uzatır, manevra kabiliyetini azaltır ve lastiklere zarar verir. Bu sebeple bu sınırlara uymak bir zorunluluktur.

Özetle, a, b ve c seçenekleri araç yüklerken yapılması gereken doğru ve mecburi davranışları ifade ederken, d seçeneği açıkça can güvenliğini tehlikeye atan ve kanunen yasaklanmış bir eylemi belirtmektedir. Bu yüzden doğru cevap 'd' seçeneğidir.

Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi özel araçların gereksiz kullanılmasının sonuçlarındandır?
A
Yakıt tüketiminin azalması
B
Gürültü kirliliğinin önlenmesi
C
Zararlı gaz salınımının artması
D
Trafik yoğunluğunun azalması
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, özel araçlarımızı aslında ihtiyaç duymadığımız durumlarda bile kullanmamızın ne gibi sonuçlar doğuracağı sorulmaktadır. Yani, kısa mesafelere yürümek veya toplu taşıma kullanmak yerine sürekli kendi arabamızla yola çıkmanın çevreye ve trafiğe olan etkilerini düşünmemiz istenir. Bu davranışın olumlu mu yoksa olumsuz mu sonuçlar getireceğini mantıksal olarak değerlendirmeliyiz.

Doğru cevap c) Zararlı gaz salınımının artması seçeneğidir. Çünkü trafiğe çıkan her motorlu araç, fosil yakıt (benzin, mazot vb.) yakarak çalışır ve egzozundan çevreye zararlı gazlar salar. Gereksiz yere kullanılan her bir araç, atmosfere salınan karbonmonoksit, azot oksit gibi zehirli gazların miktarını artırır. Bu durum, doğrudan hava kirliliğine, küresel ısınmaya ve insan sağlığı üzerinde solunum yolu hastalıkları gibi olumsuz etkilere yol açar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Yakıt tüketiminin azalması: Bu ifade tamamen yanlıştır. Aksine, trafiğe çıkan araç sayısı arttıkça ve özellikle trafik sıkışıklığı yaşandıkça, araçlar dur-kalk yaparak veya düşük viteste ilerleyerek normalden daha fazla yakıt tüketir. Yani özel araçların gereksiz kullanımı yakıt tüketimini artırır, azaltmaz.
  • b) Gürültü kirliliğinin önlenmesi: Bu seçenek de mantıksal olarak hatalıdır. Her aracın motoru, kornası ve lastikleri belirli bir ses çıkarır. Yollardaki araç sayısı arttıkça, bu seslerin toplamı da artarak gürültü kirliliğine neden olur. Dolayısıyla özel araçların çok kullanılması gürültü kirliliğini artırır, önlemez.
  • d) Trafik yoğunluğunun azalması: Bu, sonucun tam tersini ifade eden bir seçenektir. Herkesin bireysel olarak kendi aracını kullanması, yollardaki araç sayısını maksimum seviyeye çıkarır. Bu durum, trafik yoğunluğunun ve sıkışıklığının artmasına, seyahat sürelerinin uzamasına sebep olur.

Özetle, özel araçların gereksiz yere kullanılması çevreye, ekonomiye ve toplum yaşamına zarar veren bir alışkanlıktır. Bu eylemin en belirgin ve doğrudan sonuçlarından biri, motorlu taşıtların egzozlarından çıkan zararlı gazların artarak hava kalitesini düşürmesidir. Bu nedenle doğru cevap "c" seçeneğidir.

Soru 36
Akünün bakımında, elektrolit seviyesinin düşük olduğu gözlemlendiğinde aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?
A
Asit ilave edilmeli
B
Saf su ilave edilmeli
C
Hava filtresi değiştirilmeli
D
Kutup başları gevşetilmeli
36 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın aküsünün en temel bakım işlemlerinden biri olan sıvı seviyesi kontrolü ve bu durumda yapılması gereken doğru müdahale sorgulanmaktadır. Akü, aracın elektrik sisteminin kalbidir ve doğru çalışması için içerisindeki kimyasal dengenin korunması gerekir. Sorunun temel amacı, sürücü adayının aküdeki sıvı kaybının nedenini ve nasıl telafi edileceğini bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: b) Saf su ilave edilmeli

Akü içerisinde bulunan sıvıya elektrolit adı verilir. Bu sıvı, sülfürik asit ve saf su karışımından oluşur. Aracın çalışması ve akünün şarj-deşarj döngüsü sırasında oluşan ısı nedeniyle, bu karışımdaki sadece su buharlaşır; asit ise buharlaşmaz ve akü içerisinde kalır. Bu nedenle, zamanla elektrolit seviyesi düştüğünde eksilen kısım aslında sudur. Bu eksikliği gidermek ve elektrolitin yoğunluğunu tekrar ideal seviyeye getirmek için aküye sadece saf su (distile su) eklenmelidir. Musluk suyu veya başka sıvılar, içerdikleri kireç ve mineraller nedeniyle akünün içindeki plakalara zarar vererek ömrünü kısaltır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Asit ilave edilmeli: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve aküye ciddi zararlar verebilir. Aküdeki sıvı seviyesi düştüğünde asit değil, su eksilir. Eğer asit ilave edilirse, elektrolit içerisindeki asit yoğunluğu tehlikeli bir şekilde artar. Bu durum, akü plakalarının aşınmasına (sülfatlaşma) ve akünün çok kısa sürede kullanılamaz hale gelmesine neden olur. Asit ilavesi, sadece akü tamamen boşaltılıp yeniden doldurulduğunda profesyoneller tarafından özel ölçümlerle yapılır.

  • c) Hava filtresi değiştirilmeli: Bu seçenek, soruyla tamamen alakasızdır. Hava filtresi, motorun yanma odasına giren havayı temizlemekle görevli bir parçadır ve motorun performansını etkiler. Akünün bakımı veya elektrolit seviyesi ile hiçbir teknik bağlantısı yoktur. Bu şık, sürücü adayının aracın farklı sistemleri arasındaki ayrımı yapıp yapamadığını test etmek için konulmuş bir çeldiricidir.

  • d) Kutup başları gevşetilmeli: Bu seçenek de yanlıştır ve hatta tehlikeli olabilir. Akünün kutup başları, aracın elektrik sistemine gücün iletildiği bağlantı noktalarıdır. Bu bağlantıların her zaman temiz ve sıkı olması gerekir. Kutup başlarının gevşetilmesi, temassızlığa, aracın çalışmamasına veya marş sırasında ark (kıvılcım) oluşmasına neden olabilir. Dolayısıyla, bu işlem elektrolit seviyesiyle ilgili bir çözüm değildir ve akü bakımı için yapılması gerekenin tam tersidir.

Özetle, akünün elektrolit seviyesi azaldığında, bu durumun sebebi suyun buharlaşmasıdır. Bu nedenle, eksilen sıvıyı tamamlamak için plaka seviyelerinin üzerine çıkacak kadar saf su eklemek doğru ve güvenli bir bakım işlemidir.

Soru 37
Kışın aşırı soğuktan dolayı motor soğutma suyu donduğu zaman meydana gelen genleşme kuvveti; silindir bloğu, silindir kapağı ve radyatörü çatlatabilir. Buna göre, donmayı önlemek için motor soğutma suyuna aşağıdakilerden hangisinin yeterli miktarda karıştırılması gerekir?
A
Asit 
B
Saf su
C
Antifriz 
D
Motor yağı
37 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, kış aylarında motor soğutma suyunun donması sonucu oluşabilecek ciddi hasarlar (blok, kapak ve radyatör çatlaması) anlatılmakta ve bu tehlikeli durumu önlemek için soğutma suyuna ne eklenmesi gerektiği sorulmaktadır. Sorunun temelini, suyun donduğunda hacminin artması (genleşmesi) ve bu fiziksel olayın metal parçaları kıracak kadar güçlü olması oluşturur.

Doğru cevap c) Antifriz seçeneğidir. Antifriz, kelime anlamı olarak "donma önleyici" demektir. Genellikle etilen glikol veya propilen glikol bazlı olan bu özel kimyasal sıvı, su ile karıştırıldığında karışımın donma noktasını 0°C'nin çok daha altına düşürür. Bu sayede, en soğuk kış gecelerinde bile motor soğutma sıvısı donmaz, katılaşıp genleşmez ve dolayısıyla motor bloğu gibi pahalı ve kritik parçaların çatlamasını engeller.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Asit: Asit, son derece aşındırıcı (korozif) bir maddedir. Motor soğutma sistemine asit eklemek, radyatörün metalini, motor bloğunun iç kanallarını ve sistemdeki lastik hortumları kısa sürede eritir, deler ve tamamen tahrip eder. Bu seçenek motoru korumak yerine onu yok edecektir.
  • b) Saf su: Sorunun temelindeki problem zaten suyun donmasıdır. Soğutma sistemine sadece saf su eklemek, donma sorununu çözmez, aksine donmaya karşı hiçbir koruma sağlamamış olur. Saf su 0°C'de donacağı için kış koşullarında tek başına kullanılması kesinlikle yanlıştır.
  • d) Motor yağı: Motor yağı ve su birbiriyle karışmayan iki farklı sıvıdır. Motor yağının görevi, motorun hareketli parçalarını yağlayarak sürtünmeyi azaltmak ve aşınmayı önlemektir. Soğutma sistemine yağ karıştırılması, radyatör kanallarını ve su devirdaim kanallarını tıkayarak sıvının dolaşımını engeller ve motorun hararet yapmasına, yani aşırı ısınmasına neden olur.

Özetle, motor soğutma sistemini kışın donmaya, yazın ise aşırı ısınmaya (kaynamaya) karşı koruyan ve aynı zamanda sistemin paslanmasını önleyen tek doğru madde antifrizdir. Bu nedenle soğutma suyuna yeterli miktarda antifriz karıştırılması hayati önem taşır.

Soru 38
Motor yağ seviyesinin tavsiye edilenden az veya çok olması aşağıdakilerden hangisine neden olur?
A
El freninin daha iyi tutmasına
B
Motor parçalarının zarar görmesine
C
Egzoz susturucusunun delinmesine
D
Lastik hava basınçlarının düşmesine
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motor yağ seviyesinin üreticinin belirlediği ideal aralığın dışında olmasının, yani gerekenden az ya da fazla olmasının motorda ne gibi bir sonuca yol açacağı sorgulanmaktadır. Motor yağı, motorun sağlıklı çalışması için hayati öneme sahip bir sıvıdır. Bu nedenle seviyesinin doğru aralıkta olması kritik bir konudur.

Doğru Cevap: b) Motor parçalarının zarar görmesine

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, motor yağının temel görevleriyle doğrudan ilişkilidir. Motor yağının ana görevleri; hareketli parçalar arasında bir film tabakası oluşturarak sürtünmeyi azaltmak, sürtünmeden doğan ısıyı dağıtarak motoru soğutmak ve aşınma sonucu oluşan metal parçacıklarını temizlemektir. Yağ seviyesi bu görevleri etkilediğinde, motor ciddi hasar görür.

  • Yağ Seviyesi Çok Az Olursa: Motorun içinde yeterli miktarda yağ bulunmazsa, yağ pompası tüm parçalara yeterli yağı gönderemez. Bu durumda parçalar arasındaki sürtünme artar, motor aşırı ısınır ve parçalar (pistonlar, yataklar, krank mili vb.) birbirine sürterek aşınır, çizilir ve hatta sıkışıp kalabilir. Bu duruma halk arasında "motorun yatak sarması" denir ve çok masraflı bir arızadır.
  • Yağ Seviyesi Çok Fazla Olursa: Yağ seviyesinin tavsiye edilenden çok olması da zararlıdır. Fazla yağ, motorun alt kısmında hızla dönen krank miline temas eder. Krank mili bu yağı bir mikser gibi çırparak köpürtür. Köpüren yağın içinde hava kabarcıkları oluşur ve yağın yağlama özelliği zayıflar. Ayrıca, bu durum motor içindeki basıncı artırarak keçelerden ve contalardan yağ sızıntılarına neden olabilir. Sonuç olarak, yetersiz yağlamadan dolayı yine motor parçaları zarar görür.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer şıklar, motorun yağlama sistemiyle ilgisi olmayan, tamamen farklı araç sistemleriyle alakalıdır. Bu tür sorularda, alakasız seçenekleri elemek doğru cevabı bulmayı kolaylaştırır.

  1. a) El freninin daha iyi tutmasına: El freni, fren sisteminin bir parçasıdır ve genellikle arka tekerlekleri mekanik bir kablo aracılığıyla durdurur. Motorun yağ seviyesinin, aracın fren sistemi üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Bu iki sistem birbirinden tamamen bağımsızdır.
  2. c) Egzoz susturucusunun delinmesine: Egzoz sistemi, motorda yanan yakıtın gazlarını dışarı atmakla görevlidir. Susturucunun delinmesi genellikle zamanla paslanma, çürüme veya dışarıdan alınan bir darbe sonucu meydana gelir. Motor yağ seviyesinin egzoz susturucusuna doğrudan bir etkisi bulunmaz.
  3. d) Lastik hava basınçlarının düşmesine: Lastikler, aracın yürüyen aksamının bir parçasıdır ve içlerindeki hava basıncı ile çalışırlar. Motor ve lastikler arasında mekanik bir bağlantı olsa da, motorun yağ seviyesi lastiklerin içindeki hava basıncını kesinlikle etkilemez.

Özetle, motor yağı motorun kalbi gibidir ve seviyesinin daima yağ çubuğundaki iki çizgi arasında olması gerekir. Hem az yağ hem de fazla yağ, yetersiz yağlamaya yol açarak motor parçalarının zarar görmesine neden olur. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.

Soru 39
Dizel motorlarda sıkıştırılmış hava üzerine enjektörle aşağıdakilerden hangisi püskürtülür?
A
Benzin 
B
Motorin
C
Antifriz 
D
Su buharı
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, dizel motorların çalışma prensibinin en temel adımlarından biri olan ateşleme sürecinin nasıl gerçekleştiği sorgulanmaktadır. Soru, piston tarafından sıkıştırılarak çok yüksek sıcaklıklara ulaşan havanın üzerine, yanmayı başlatmak için neyin püskürtüldüğünü bilmenizi ölçmektedir. Bu, dizel ve benzinli motorlar arasındaki en temel farklardan biridir.

Doğru cevap b) Motorin seçeneğidir. Dizel motorların çalışma mantığı, havayı aşırı derecede sıkıştırarak ısıtmaya dayanır. Silindirin içine önce sadece hava alınır ve piston bu havayı yaklaşık 16:1 ila 22:1 gibi yüksek bir oranda sıkıştırır. Bu yüksek basınç, havanın sıcaklığını 500-700°C gibi yakıtın kendiliğinden tutuşma sıcaklığının üzerine çıkarır. Tam bu anda enjektör, yüksek basınçla bu kızgın havanın içine motorin (dizel yakıtı) püskürtür ve yakıt anında alev alarak patlar, böylece güç üretilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Benzin: Benzin, benzinli motorlarda kullanılan bir yakıttır ve dizel motorlardan farklı bir çalışma prensibine sahiptir. Benzinli motorlarda hava-yakıt karışımı birlikte sıkıştırılır ve ateşleme bir buji tarafından çıkarılan kıvılcımla sağlanır. Benzin, dizel motordaki gibi yüksek sıcaklıktaki havaya püskürtülürse kontrolsüz bir şekilde ve çok erken patlayarak "vuruntu"ya neden olur, bu da motora ciddi zararlar verebilir.
  • c) Antifriz: Antifriz, motorun soğutma sisteminde dolaşan bir sıvıdır. Temel görevi, motorun çalışma sıcaklığını dengede tutmak ve kışın soğutma sıvısının donmasını önlemektir. Antifrizin yanma odası veya yakıt sistemi ile hiçbir ilgisi yoktur; yanıcı bir madde değildir.
  • d) Su buharı: Su buharı bir yakıt değildir. Aksine, yanma olayını söndürücü bir etkiye sahiptir. Sıkıştırılmış sıcak havanın üzerine su buharı püskürtmek, sıcaklığı düşürerek motorinin ateşlenmesini engeller ve motorun çalışmasını durdurur. Su buharı, yanma sonucunda egzozdan atılan bir üründür, yanmayı başlatan bir unsur değildir.
Soru 40
Yakıttan elde ettiği ısı enerjisini mekanik enerjiye çeviren makinelere ne ad verilir?
A
Alternatör
B
Motor
C
Diferansiyel
D
Vites kutusu
40 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın temel çalışma prensibi sorgulanmaktadır. Yakıttan (benzin, motorin vb.) yanma yoluyla elde edilen ısı enerjisini, tekerlekleri döndürerek aracı hareket ettiren mekanik enerjiye (hareket enerjisine) dönüştüren ana parçanın hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu işlem, içten yanmalı motorların en temel tanımıdır.

Doğru Cevap: b) Motor

Doğru cevap Motor'dur çünkü motor, tam olarak soruda tarif edilen işlevi yerine getirir. Motorun silindirleri içerisinde yakıt ve hava karışımı bir buji veya yüksek basınç ile ateşlenir. Bu yanma işlemi sonucunda ortaya çıkan yüksek ısı ve basınç, pistonları aşağı doğru iterek bir hareket başlatır. Bu doğrusal hareket, krank mili aracılığıyla dairesel bir harekete, yani mekanik enerjiye dönüştürülür ve bu güç daha sonra tekerleklere iletilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, aracın diğer parçalarının görevlerini kavramak için önemlidir. Bu seçenekler "çeldirici" olarak verilmiştir.

  • a) Alternatör: Bu seçenek yanlıştır. Alternatör, aracın elektrik üreten parçasıdır. Motordan bir kayış aracılığıyla aldığı mekanik enerjiyi, aküyü şarj etmek ve aracın elektrikli sistemlerini (farlar, radyo, silecekler vb.) çalıştırmak için elektrik enerjisine çevirir. Yani soruda istenen enerji dönüşümünün (ısıdan mekaniğe) tam tersi bir mantıkla çalışır (mekanikten elektriğe).

  • c) Diferansiyel: Bu seçenek de yanlıştır. Diferansiyel, güç aktarma organlarından biridir ve motorda üretilen mekanik enerjiyi tekerleklere ileten sistemin bir parçasıdır. Asıl görevi, araç viraj alırken virajın iç ve dış kısmında kalan tekerleklerin farklı hızlarda dönmesine izin vererek aracın savrulmasını önlemektir. Diferansiyel enerji üretmez, sadece üretilmiş olan mekanik enerjiyi tekerleklere akıllıca dağıtır.

  • d) Vites kutusu: Bu seçenek de yanlıştır. Vites kutusu (şanzıman), motordan gelen mekanik gücün hızını ve torkunu (döndürme kuvvetini) ayarlamaya yarar. Sürücünün yolun durumuna ve hıza göre aracı en verimli şekilde kullanmasını sağlar. Vites kutusu da diferansiyel gibi bir güç aktarma organıdır; yakıttan enerji üretmez, sadece motordan gelen mekanik enerjiyi düzenler.

Özetle, yakıtın kimyasal enerjisini ısıya, ardından da harekete (mekanik enerjiye) çeviren yegane parça motor'dur. Diğer şıklar ise bu mekanik enerjiyi elektriğe çeviren (alternatör) veya tekerleklere ileten (diferansiyel, vites kutusu) yardımcı sistemlerdir.

Soru 41
Araç, flaşörleri yanık olarak uzun bir süre park hâlinde bırakılırsa aşağıdakilerden hangisinin olması beklenir?
A
Akünün boşalması
B
Benzinin bitmesi
C
Fren balatalarının aşınması
D
Lastik hava basıncının düşmesi
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motoru çalışmayan ve park hâlinde olan bir aracın flaşörlerinin (dörtlü ikaz lambalarının) uzun bir süre boyunca açık bırakılmasının ne gibi bir sonuca yol açacağı sorgulanmaktadır. Bu durumu anlamak için aracın elektrik sisteminin temel çalışma prensibini bilmek gerekir.

Doğru cevap a) Akünün boşalması seçeneğidir. Araçların elektrik sistemi, motor çalışırken ve dururken farklı kaynaklardan beslenir. Motor çalıştığı sırada "alternatör" (şarj dinamosu) adı verilen parça elektrik üretir ve hem aracın elektrikli aksamlarını çalıştırır hem de aküyü şarj eder. Ancak araç park hâlindeyken motor çalışmadığı için alternatör de devre dışıdır ve tüm elektrik ihtiyacı doğrudan aküde depolanan enerjiden karşılanır. Flaşörler de elektrikle çalışan lambalar olduğu için, uzun süre yanık bırakıldıklarında aküdeki enerjiyi yavaş yavaş tüketirler ve sonunda akünün tamamen boşalmasına neden olurlar. Akü boşaldığında ise aracı tekrar çalıştırmak için yeterli güç kalmaz.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • b) Benzinin bitmesi: Benzin veya mazot gibi yakıtlar, motorun çalışması için gereklidir. Araç park hâlindeyken motor çalışmadığı için herhangi bir yakıt tüketimi olmaz. Flaşörlerin yanması, aracın yakıt sistemiyle ilgili bir durum değildir, tamamen elektrik sistemiyle ilgilidir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • c) Fren balatalarının aşınması: Fren balataları, araç hareket hâlindeyken fren yapıldığında tekerlek disklerine sürtünerek aşınan parçalardır. Park hâlindeki bir aracın fren sistemi aktif olarak kullanılmadığı için balatalarda herhangi bir aşınma meydana gelmez. Flaşörlerin yanması ile fren sistemi arasında hiçbir bağlantı yoktur.
  • d) Lastik hava basıncının düşmesi: Lastiklerin hava basıncı zamanla, hava sıcaklığındaki değişimler veya lastikteki çok küçük sızıntılar nedeniyle doğal olarak düşebilir. Ancak bu durumun, aracın flaşörlerinin yanık bırakılmasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. Bu olay, flaşörler açık olsa da kapalı olsa da gerçekleşebilecek genel bir durumdur ve sorunun cevabı olamaz.

Özetle, ehliyet sınavında karşınıza çıkabilecek bu tür sorularda temel mantık şudur: Motor çalışmıyorsa, araçtaki radyo, far, iç aydınlatma veya flaşör gibi elektrikle çalışan her donanım gücünü doğrudan aküden alır. Bu donanımların uzun süreli kullanımı, aküyü şarj edecek bir mekanizma (alternatör) çalışmadığı için akünün boşalmasına yol açar. Bu bilgi, sürüş güvenliği ve aracınızın bakımı için önemli bir temel kuraldır.

Soru 42
Aracın gösterge panelinde aşağıdaki ikaz ışıklarından hangisinin yanıyor olması, araç yakıtının bitmek üzere olduğunu bildirir?
A
B
C
D
42 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın gösterge panelinde beliren ikaz ışıklarından hangisinin yakıtın bitmek üzere olduğunu gösterdiği sorulmaktadır. Sürücülerin bu temel ikaz ışıklarının anlamlarını bilmesi, hem yol güvenliği hem de aracın sağlığı için hayati önem taşır. Soruda verilen her bir simge, aracın farklı bir durumu hakkında sürücüyü bilgilendirir.

Doğru Cevap: C seçeneği

C seçeneğinde görülen simge, bir yakıt pompası figürüdür. Bu ikaz ışığı, araçtaki yakıt seviyesi kritik bir düzeyin altına düştüğünde, yani "yedek depoya" geçildiğinde yanar. Bu ışığın amacı, sürücüye en kısa sürede yakıt alması gerektiğini bildirmektir ve bu nedenle sorunun doğru cevabıdır.

Bu ışık yandığında genellikle aracın modeline göre 50 ila 100 kilometre daha gidebilecek kadar yakıt kalmış demektir. Ancak bu duruma güvenip yolculuğa devam etmek yerine, ilk fırsatta bir akaryakıt istasyonuna uğramak en doğrusudur. Yakıtın tamamen bitmesi, aracın yolda kalmasına ve bazı modern araçlarda yakıt sisteminin zarar görmesine neden olabilir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, ehliyet sınavı için oldukça önemlidir. Bu simgeler de gösterge panelinde sıkça karşılaşılan ve bilinmesi gereken uyarılardır.

  • A Seçeneği: Bu simge, akü (şarj) ikaz ışığıdır. Aracın şarj sisteminde (örneğin alternatörde veya vantilatör kayışında) bir sorun olduğunu ve akünün düzgün bir şekilde şarj edilmediğini gösterir. Yakıt seviyesiyle herhangi bir ilgisi yoktur.
  • B Seçeneği: Bu simge, yağ basıncı ikaz ışığıdır. Motor yağ basıncının tehlikeli derecede düştüğünü belirtir ve bu, en kritik ikaz ışıklarından biridir. Bu ışık yandığında, motorun ciddi hasar görmesini önlemek için araç derhal güvenli bir yere çekilip motor durdurulmalıdır.
  • D Seçeneği: Bu simge ise motor hararet ikaz ışığıdır. Motor soğutma suyunun sıcaklığının aşırı yükseldiğini, yani motorun "hararet yaptığını" gösterir. Bu durumda da araç güvenli bir yere çekilmeli ve motorun soğuması için beklenmelidir.

Sonuç olarak, soruda yakıtın bitmek üzere olduğunu bildiren ikaz ışığı sorulduğu için, üzerinde yakıt pompası sembolü bulunan C seçeneği doğru cevaptır. Diğer seçenekler ise sırasıyla şarj sistemi, motor yağı basıncı ve motor sıcaklığı ile ilgili hayati uyarılardır.

Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi yakıt tüketiminin artmasına neden olmaz?
A
Klimanın açık olması
B
Ani duruş ve kalkış yapılması
C
Hava filtresinin değiştirilmesi
D
Camlar açık şekilde seyahat edilmesi
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın yakıt tüketimini olumsuz etkileyen faktörler arasında hangisinin yer almadığı sorulmaktadır. Yani, şıklardan üç tanesi yakıt tüketimini artırırken, bir tanesi ya azaltır ya da tüketim üzerinde olumsuz bir etki yaratmaz. Sorunun anahtarı, motorun verimliliğini ve aracın aerodinamik yapısını etkileyen unsurları anlamaktır.

Doğru Cevap: c) Hava filtresinin değiştirilmesi

Doğru cevabın "Hava filtresinin değiştirilmesi" olmasının sebebi, bu işlemin yakıt tüketimini artırmak yerine tam tersine azaltmasıdır. Motorun verimli bir şekilde çalışabilmesi için temiz havaya ihtiyacı vardır. Zamanla kirlenen ve tıkanan hava filtresi, motora yeterli havanın girmesini engeller. Bu durum, motorun "nefes almak" için daha fazla zorlanmasına ve yakıtı verimsiz yakmasına neden olarak tüketimi artırır. Dolayısıyla, kirli bir filtreyi yenisiyle değiştirmek, motorun rahatlamasını sağlar, yanma verimliliğini artırır ve sonuç olarak yakıt tüketimini düşürür. Bu işlem bir bakım işlemidir ve aracın performansını olumlu etkiler.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Klimanın açık olması: Klima sistemi, gücünü doğrudan motordan alan bir kompresör ile çalışır. Klima açıldığında, bu kompresör devreye girer ve motorun üzerine ek bir yük bindirir. Motor, hem aracı hareket ettirmek hem de klimayı çalıştırmak için daha fazla güç üretmek zorunda kalır. Bu da doğrudan daha fazla yakıt yakılması anlamına gelir. Bu nedenle klimanın açık olması yakıt tüketimini belirgin bir şekilde artırır.
  • b) Ani duruş ve kalkış yapılması: Bu sürüş tarzı, "agresif sürüş" olarak da bilinir ve yakıt verimliliğinin en büyük düşmanlarından biridir. Araca aniden hızlandırmak için gaza yüklenmek, motorun normalden çok daha fazla yakıt püskürtmesine neden olur. Ardından yapılan ani frenler ise yakıt yakılarak kazanılan hareket enerjisinin ısı olarak boşa harcanması demektir. Sürekli olarak dur-kalk yapmak ve sert hızlanmalardan kaçınmak yerine sakin ve öngörülü bir sürüş, yakıt tasarrufu için kritik öneme sahiptir.
  • d) Camlar açık şekilde seyahat edilmesi: Araçlar, havayı kolayca yararak ilerlemesi için aerodinamik bir tasarıma sahiptir. Özellikle yüksek hızlarda (genellikle 80-90 km/s ve üzeri) camların açılması, bu aerodinamik yapıyı bozar. Açık camlardan içeri dolan hava, aracın içinde bir "hava duvarı" oluşturarak ilerlemeye karşı bir direnç (sürtünme) yaratır. Bu artan sürtünmeyi yenmek için motorun daha fazla çalışması ve daha fazla yakıt tüketmesi gerekir. Bu yüzden yüksek hızlarda klima kullanmak, camları açmaktan daha verimli olabilir.
Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi, araçta sürüş konforunu iyileştirmek amacıyla yol yüzeyinin yapısından kaynaklanan titreşimleri, salınımları ve ani şokları sönümleyerek yumuşatır?
A
Şarj sistemi
B
Soğutma sistemi
C
Süspansiyon sistemi
D
Direksiyon sistemi
44 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın hareket halindeyken yoldaki çukur, tümsek gibi bozuklukların neden olduğu sarsıntıları ve darbeleri emerek yolcuların daha konforlu bir seyahat yapmasını sağlayan sistemin hangisi olduğu sorulmaktadır. Yani, arabanın adeta bir yay gibi davranarak sarsıntıları azaltan parçasını bulmamız isteniyor. Bu işlev, sürüş güvenliği ve konforu için hayati öneme sahiptir.

Doğru cevap c) Süspansiyon sistemi'dir. Süspansiyon sistemi, tekerlekler ile aracın şasisi (gövdesi) arasına yerleştirilmiştir ve temel amacı tam olarak budur. Bu sistem, içerisinde yaylar (helezon yay, makas vb.) ve amortisörler bulunan karmaşık bir yapıdır. Yaylar, yoldan gelen darbeyi ilk olarak emer ve esner; amortisörler ise bu yayların salınımını (zıplamasını) kontrol altına alarak sarsıntıyı yumuşatır ve sonlandırır.

Süspansiyon sisteminin bu görevi sayesinde, yol yüzeyindeki bozukluklar ve ani şoklar yolcu kabinine minimum düzeyde iletilir. Bu durum, hem sürüş konforunu önemli ölçüde artırır hem de tekerleklerin yolla sürekli temas halinde kalmasını sağlayarak aracın yol tutuşunu ve frenleme güvenliğini iyileştirir. Kısacası, konforlu ve güvenli bir sürüşün temel taşlarından biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Şarj sistemi: Bu sistemin görevi, aracın motoru çalışırken elektrik üretmek (alternatör sayesinde) ve bu elektriği aküyü şarj etmek ve diğer elektrikli donanımları (farlar, radyo vb.) çalıştırmak için kullanmaktır. Yol titreşimlerini sönümlemekle hiçbir ilgisi yoktur.
  • b) Soğutma sistemi: Bu sistem, motorun çalışması sırasında ortaya çıkan yüksek ısıyı dağıtarak motorun hararet yapmasını önler. Radyatör, fan, termostat gibi parçalardan oluşur ve motorun ideal çalışma sıcaklığında kalmasını sağlar. Görevi ısı kontrolüdür, sarsıntı kontrolü değildir.
  • d) Direksiyon sistemi: Bu sistem, sürücünün direksiyon simidini çevirerek aracın tekerleklerine yön vermesini sağlar. Aracın istenilen yöne gitmesini kontrol eder. Görevi aracı yönlendirmektir, yoldan gelen darbeleri ve titreşimleri emmek değildir.

Sonuç olarak, soruda tanımı yapılan "yol yüzeyinden kaynaklanan titreşimleri, salınımları ve ani şokları sönümleyerek yumuşatma" işlevi, doğrudan ve sadece süspansiyon sisteminin görevidir.

Soru 45
Öndeki araç yol kenarına park etmeye çalışırken arkadan gelen diğer aracın onu beklemesi durumu, trafikte hangi temel değere sahip olunduğunu gösterir?
A
Öfke 
B
Sabır
C
İnatlaşma 
D
Aşırı tepki
45 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir durum üzerinden sürücülerin sahip olması gereken temel bir davranış biçimi ve insani değer sorgulanmaktadır. Sorunun özü, bir sürücünün, başka bir sürücünün manevrasını tamamlaması için ona zaman tanımasının hangi olumlu özelliği yansıttığıdır. Bu durum, trafik akışının sağlıklı ve güvenli bir şekilde devam etmesi için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap b) Sabır seçeneğidir. Çünkü öndeki aracın park etme manevrası biraz zaman alabilir. Arkadaki sürücünün korna çalmadan, aceleci tavırlar sergilemeden veya tehlikeli bir şekilde onu geçmeye çalışmadan beklemesi, durumu anlayışla karşıladığını ve o anın gerektirdiği sükuneti koruyabildiğini gösterir. Sabır, trafikteki stresi azaltan, olası tartışma ve kazaları önleyen en önemli erdemlerden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Öfke: Öfke, bu durumda gösterilecek olumsuz bir duygudur. Eğer arkadaki sürücü öfkeli olsaydı, beklemez, korna çalar, el kol hareketleri yapar veya söylenirdi. Soruda anlatılan "bekleme" eylemi, öfkenin tam tersi bir davranıştır.
  • c) İnatlaşma: İnatlaşma, sürücülerin birbirine yol vermemek için yarıştığı veya kasıtlı olarak birbirini engellediği bir durumdur. Örneğin, park etmeye çalışan araca yer bırakmamak veya onu sıkıştırmaya çalışmak bir inatlaşma örneği olurdu. Beklemek ise bir uzlaşı ve anlayış göstergesidir, inatlaşma değil.
  • d) Aşırı tepki: Aşırı tepki, yaşanan küçük bir olaya orantısız ve abartılı bir karşılık vermektir. Sürekli korna çalmak, araçtan inip bağırmak veya tehlikeli bir sollama manevrası yapmak aşırı tepkiye girer. Oysa sorudaki sürücü sakin bir şekilde bekleyerek en doğru ve ölçülü davranışı sergilemektedir.

Sonuç olarak, trafikte diğer sürücülere karşı anlayışlı olmak ve onların manevralarını tamamlamaları için sakince beklemek, sabır değerine sahip olunduğunun en net göstergesidir. Bu davranış, hem kendi güvenliğiniz hem de trafikteki diğer insanların güvenliği ve huzuru için hayati önem taşır.

Soru 46
Aşağıdaki davranışlardan hangisi trafik adabına sahip bir sürücü için uygundur?
A
Trafik polisi yoksa kırmızı ışıkta geçmek
B
Sürekli şerit değiştirerek araç kullanmak
C
Denetim korkusu olmadan emniyet kemerini takmak
D
Elektronik denetleme sisteminin olmadığı yerlerde hız limitlerini aşmak
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün davranışlarından hangisinin "trafik adabı" kavramına uygun olduğu sorgulanmaktadır. Trafik adabı, sadece yazılı kurallara uymak değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı saygılı, sabırlı, sorumlu ve düşünceli davranmaktır. En önemli noktası ise, bu doğru davranışları herhangi bir ceza veya denetim korkusu olmadan, içselleştirilmiş bir sorumluluk duygusuyla yapmaktır.

Doğru Cevap: c) Denetim korkusu olmadan emniyet kemerini takmak

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik adabının temelini oluşturan içsel sorumluluğu yansıtmasıdır. Emniyet kemeri, bir kaza anında hayat kurtaran en önemli güvenlik önlemidir. Bu kurala bir polis veya kamera göreceği için değil, kendi can güvenliğine ve sevdiklerine karşı duyduğu sorumluluğa inandığı için uyan bir sürücü, trafik adabına sahip demektir. Bu davranış, kuralın neden konulduğunu anlamış ve onu bir alışkanlık haline getirmiş bilinçli bir sürücüyü tanımlar.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğu:

  • a) Trafik polisi yoksa kırmızı ışıkta geçmek: Bu davranış, trafik adabının tam tersidir. Sürücünün kurallara sadece ceza korkusuyla uyduğunu, denetim olmadığında ise hem kendi hem de başkalarının hayatını hiçe saydığını gösterir. Bu, büyük bir sorumsuzluk ve saygısızlık örneğidir.
  • b) Sürekli şerit değiştirerek araç kullanmak: Agresif sürüş olarak da bilinen bu davranış, trafikteki diğer sürücüleri tedirgin eder, tehlikeye atar ve trafik akışını olumsuz etkiler. Trafik adabına sahip bir sürücü, sabırlı olur, diğer sürücülerin haklarına saygı gösterir ve ani, tehlikeli manevralardan kaçınır. Bu davranış, bencillik ve sabırsızlık göstergesidir.
  • d) Elektronik denetleme sisteminin olmadığı yerlerde hız limitlerini aşmak: Bu seçenek, 'a' şıkkı ile aynı mantıktadır. Hız limitleri, yolun yapısı ve çevresel faktörler göz önüne alınarak can güvenliği için belirlenir. Sadece ceza yazan bir kamera (EDS) varken yavaşlayıp, kamera olmadığında hız yapmak, sürücünün kuralın önemini anlamadığını ve sadece cezadan kaçındığını gösterir. Bu durum, trafik adabıyla bağdaşmaz.

Özetle, trafik adabı; kurallara denetim olmasa bile uymak, başkalarının haklarına saygı göstermek ve güvenliği her zaman ön planda tutmaktır. Doğru cevap olan 'c' şıkkı, bu tanıma uyan tek davranıştır.

Soru 47
Ters yönden gelen bir sürücüye “Bu sokak tek yönlü, herhalde siz girişteki levhayı görmediniz, lütfen daha dikkatli olun.” diyen bir sürücü, trafikte aşağıdaki değerlerden hangisine uygun davranmıştır?
A
İnatlaşmaya
B
Aşırı tepki göstermeye
C
Kaba ve saldırgan davranmaya
D
Trafik kültüründe birbirini uyarmaya
47 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte bir kural ihlali yapan sürücüye karşı başka bir sürücünün gösterdiği tepkinin hangi trafik değerine uygun olduğu sorulmaktadır. Soruyu doğru cevaplamak için, uyarıyı yapan sürücünün kullandığı dilin ve üslubun niteliğini dikkatlice analiz etmemiz gerekir.

Sürücünün kurduğu cümleyi inceleyelim: “Bu sokak tek yönlü, herhalde siz girişteki levhayı görmediniz, lütfen daha dikkatli olun.” Bu ifadede dikkat çeken birkaç önemli nokta vardır. Sürücü, karşı tarafı suçlamak yerine önce durumu (sokağın tek yönlü olduğunu) belirtiyor. Ardından, "herhalde görmediniz" diyerek hatanın kasıtlı olmadığını varsayıyor ve karşı tarafa anlayış gösteriyor. Son olarak, "lütfen" kelimesini kullanarak nazik bir şekilde uyarıda bulunuyor. Bu yaklaşım, çatışmadan uzak, yapıcı ve eğitimci bir tavırdır.

Doğru Cevabın Açıklaması

d) Trafik kültüründe birbirini uyarmaya: Bu seçenek doğrudur. Çünkü gelişmiş bir trafik kültürü, sürücülerin sadece trafik kurallarına uymasını değil, aynı zamanda birbirlerine karşı saygılı, sabırlı ve yardımcı olmalarını da gerektirir. Sorudaki sürücü, tehlikeli bir durumu fark edip diğer sürücüyü kaba bir şekilde değil, yapıcı bir dille uyararak hem olası bir kazayı önlemeye çalışmakta hem de trafikteki genel nezaket ve iş birliği ruhuna uygun davranmaktadır. Bu davranış, tam olarak “birbirini uyarma” değerini yansıtır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) İnatlaşmaya: Bu seçenek yanlıştır. İnatlaşma, bir konuda karşılıklı olarak ısrarcı olmak ve geri adım atmamaktır. Soruda bir tartışma veya karşılıklı bir zıtlaşma durumu yoktur. Sadece tek taraflı, bilgilendirici ve nazik bir uyarı söz konusudur.
  • b) Aşırı tepki göstermeye: Bu seçenek de yanlıştır. Aşırı tepki; sürekli korna çalmak, bağırmak, selektör yapmak veya el kol hareketleriyle öfke göstermek gibi durumu gereğinden fazla büyüten davranışları içerir. Oysa sorudaki sürücünün tepkisi son derece sakin, ölçülü ve olgundur.
  • c) Kaba ve saldırgan davranmaya: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Sürücünün kullandığı dil, “herhalde görmediniz” ve “lütfen” gibi ifadelerle nezaket içermektedir. Bu, kaba ve saldırgan bir davranışın tam tersi bir tutumdur. Kaba bir tepki, hakaret veya aşağılayıcı ifadeler içerirdi.

Özetle, bu soru sürücü adaylarına trafikte karşılaşılan hatalara karşı nasıl bir tutum sergilenmesi gerektiğini öğretmeyi amaçlamaktadır. Unutulmamalıdır ki trafikteki temel amaç, herkesin güvenli bir şekilde hedefine ulaşmasıdır. Bunu sağlamanın yolu ise çatışmacı ve agresif olmak yerine, güvenliği ön planda tutan, yapıcı ve nazik bir iletişim kurmaktan geçer. Bu nedenle, sürücünün davranışı en iyi şekilde “trafik kültüründe birbirini uyarma” değeri ile açıklanır.

Soru 48
Seyir hâlindeki sürücünün, yaptığı birhatadan dolayı eliyle veya yüz ifadesiyle diğer sürücülerden özür dilemesi, trafikte hangi üslubun kullanıldığına örnek olur?
A
Bencilliğin
B
Beden dilinin
C
İnatlaşmanın
D
Tahammülsüzlüğün
48 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte bir sürücünün söz kullanmadan, sadece el hareketleri ve mimikleriyle başka bir sürücüden özür dilemesinin hangi iletişim türüne girdiği sorgulanmaktadır. Sorunun odak noktası, kelimeler olmadan yapılan bu jestin ne anlama geldiğidir. Bu davranış, trafikteki saygı ve nezaket kurallarının önemli bir parçasını oluşturur.

Doğru Cevap: b) Beden dilinin

Doğru cevabın "Beden dilinin" olmasının sebebi, soruda tarif edilen eylemin tam olarak beden dilini tanımlamasıdır. Beden dili; jestler, mimikler, el-kol hareketleri ve duruş gibi sözsüz iletişim biçimlerini kapsar. Sürücünün hata yaptığını kabul edip eliyle veya mahcup bir yüz ifadesiyle özür dilemesi, karşı tarafa "kusura bakma, istemeden oldu" mesajını sözsüz bir şekilde iletmesidir. Bu, trafikteki gerginliği azaltan ve olumlu bir iletişim ortamı yaratan etkili bir yöntemdir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Bencilliğin: Bencillik, sadece kendi çıkarını ve rahatını düşünmek anlamına gelir. Hata yapıp özür dilemek ise bunun tam tersidir; başkalarını düşündüğünü, onların hakkına saygı gösterdiğini ve sorumluluk aldığını gösteren bir davranıştır. Bu yüzden bu seçenek tamamen zıt bir anlam taşır.

  • c) İnatlaşmanın: İnatlaşma, bir konuda ısrarcı olmak, geri adım atmamak ve çatışmayı sürdürmektir. Sorudaki sürücü ise hatasını kabul ederek durumu yatıştırmaya çalışmaktadır. Özür dilemek, inatlaşmanın aksine uzlaşmacı ve alçakgönüllü bir tavırdır.

  • d) Tahammülsüzlüğün: Tahammülsüzlük, başkalarının hatalarına veya farklılıklarına karşı sabır gösterememe durumudur. Özür dileyen bir sürücü, kendi hatasını kabul ederek aslında trafikteki diğer sürücülere karşı anlayış ve saygı beklediğini de ima eder. Bu davranış, hoşgörü ve tahammül kültürünün bir parçasıdır, tahammülsüzlüğün değil.

Özetle, trafikte yapılan bir hata sonrası el veya yüz ifadesiyle özür dilemek, sözsüz bir iletişim olan beden dilini kullanarak saygı ve nezaket göstermektir. Bu davranış, güvenli ve huzurlu bir trafik ortamı için son derece önemlidir.

Soru 49
Trafikte aracıyla kırmızı ışıkta bekleyen sürücünün, ışık yeşile döndüğünde karşıya geçmek için yolu neredeyse yarılamış bir yayanın geçişini tamamlamasını beklemesi, bu sürücünün hangi davranış özelliğine sahip olduğunu gösterir?
A
Öfke 
B
Bencillik
C
Diğergamlık
D
Sabırsızlık
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün trafikteki temel bir nezaket ve güvenlik kuralına uyması üzerinden sahip olduğu bir kişilik özelliği sorgulanmaktadır. Soru, sürücünün yeşil ışık yandığı halde, yolu geçmekte olan bir yayaya öncelik vererek beklemesinin altında yatan temel değeri bulmamızı istiyor. Bu durum, sürücünün yasal hakkı doğmuş olmasına rağmen, daha savunmasız olan yayanın güvenliğini ön planda tuttuğu bir senaryodur.

Doğru Cevap: c) Diğergamlık

Diğergamlık, en basit tanımıyla başkalarının iyiliğini ve mutluluğunu kendi çıkarının önünde tutma, fedakarlık ve özgecilik anlamına gelir. Soru metnindeki sürücü, kendi geçiş hakkı (yeşil ışık) doğmuş olmasına rağmen, yayanın güvenliğini önceliklendirmiştir. Bu davranış, sürücünün kendini yayanın yerine koyduğunu (empati kurduğunu) ve onun güvenli bir şekilde karşıya geçmesini önemsediğini gösterir.

Trafik kuralları sadece yasal zorunluluklar değil, aynı zamanda birer görgü ve nezaket kuralıdır. Sürücünün bu hareketi, bencillikten uzak, başkalarını düşünen bir yaklaşımdır ve bu durum en iyi "diğergamlık" kelimesiyle ifade edilir. Bu özellik, trafikteki en önemli erdemlerden biridir çünkü olası kazaları önler ve daha saygılı bir trafik ortamı yaratır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Öfke: Öfkeli bir sürücü, yayaya yol vermek yerine tam tersi bir tepki gösterirdi. Korna çalmak, acele etmesi için el kol hareketi yapmak veya aracını yayanın üzerine sürmek gibi agresif davranışlar sergilerdi. Oysa sorudaki sürücü sabırla beklemektedir.
  • b) Bencillik: Bencil bir sürücü, sadece kendi hakkını ve zamanını düşünür. "Yeşil bana yandı, bu benim yolum" diyerek yayanın geçişini tamamlamasını beklemeden hareket etmeye çalışırdı. Bu durum, yayanın hayatını tehlikeye atacak bencil bir davranış olurdu.
  • d) Sabırsızlık: Sabırsızlık, bekleme eyleminin tam zıttıdır. Sorudaki sürücü bekleyerek sabırlı olduğunu göstermektedir. Sabırsız bir sürücü, bir an önce hareket etmek için acele eder, korna çalar ve beklemekten rahatsız olurdu.

Sonuç olarak, bu soru sürücü adaylarına sadece trafik kurallarını değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı sorumlu, saygılı ve düşünceli olmanın önemini de öğretmeyi amaçlamaktadır. Yayanın geçişini beklemek, sürücünün diğergamlık ve empati gibi üstün insani özelliklere sahip olduğunun net bir göstergesidir.

Soru 50
I. Geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek II. Aşırı hız yaparak diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtmak

III. Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park etmek

Yukarıdakilerden hangileri trafikte bireye yapılan hak ihlallerindendir?

A
Yalnız I
B
I ve II.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki davranışlardan hangilerinin diğer bireylerin haklarını ihlal ettiği, yani bir "hak ihlali" olduğu sorulmaktadır. Trafik kuralları sadece düzeni sağlamakla kalmaz, aynı zamanda tüm sürücülerin, yayaların ve yolcuların can ve mal güvenliği gibi temel haklarını korumayı amaçlar. Soruyu doğru cevaplamak için her bir öncülü bu "birey hakkı" perspektifinden değerlendirmemiz gerekir.

I. Geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek

Bu davranış bir hak ihlali değildir; tam aksine, toplumsal bir sorumluluk ve yasal bir zorunluluktur. Ambulans, itfaiye veya polis aracı gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçlar, acil bir durumda bir başkasının yaşama hakkını korumak için görev yapmaktadır. Onlara yol vermek, hem o araçların içindeki görevlilerin hem de yardıma muhtaç olan bireylerin haklarına saygı göstermek anlamına gelir. Dolayısıyla bu, olumlu ve doğru bir davranıştır.

II. Aşırı hız yaparak diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtmak

Bu davranış, açık bir hak ihlalidir. Trafikteki her bireyin güvenli bir ortamda seyahat etme hakkı vardır. Aşırı hız yapan bir sürücü, ani manevralar yaparak veya tehlikeli bir şekilde diğer araçlara yaklaşarak çevresindeki sürücülerin paniğe kapılmasına, dikkatlerinin dağılmasına ve kaza riskiyle karşı karşıya kalmalarına neden olur. Bu durum, diğer insanların can ve mal güvenliği hakkını doğrudan tehdit eder.

III. Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park etmek

Bu davranış da çok net bir hak ihlalidir. Engelli park yerleri, engelli bireylerin hastane, alışveriş merkezi gibi sosyal alanlara daha kolay ve güvenli bir şekilde ulaşabilmeleri için onlara tanınmış özel bir haktır. Engeli olmayan bir kişinin bu alanı işgal etmesi, o hakka sahip olan bir engellinin bu imkândan faydalanmasını engeller. Bu, sadece bir park kuralı ihlali değil, aynı zamanda empati yoksunluğu ve engelli bir bireyin hakkını gasp etmektir.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • I. öncül bir hak ihlali değil, bir sorumluluktur. Bu nedenle içinde "I" olan seçenekler (a, b, d) yanlıştır.
  • II. ve III. öncüller ise diğer bireylerin güvenlik ve erişim gibi temel haklarını doğrudan ihlal eden davranışlardır.

Bu değerlendirmeye göre, trafikte bireye yapılan hak ihlalleri II ve III numaralı öncüllerde belirtilen davranışlardır. Bu nedenle doğru cevap c) II ve III. seçeneğidir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI