%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi vücudun tamamında faaliyet gösterir?
A
Sindirim sistemi 
B
Dolaşım sistemi
C
Boşaltım sistemi 
D
Solunum sistemi
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, insan vücudundaki temel sistemlerden hangisinin etki alanının en geniş olduğu, yani organları ve işleviyle vücudun her noktasına ulaştığı sorulmaktadır. "Vücudun tamamında faaliyet göstermek" ifadesi, sistemin sadece belirli bir bölgede değil, baştan ayağa her hücreye hizmet götürdüğü anlamına gelir. Bu bakış açısıyla seçenekleri değerlendirmemiz gerekir.

Doğru cevap "Dolaşım sistemi"dir. Çünkü dolaşım sistemi, vücudun adeta ulaşım ve kargo ağı gibidir. Kalp, kan damarları (atardamar, toplardamar, kılcal damar) ve kandan oluşur. Kalbin pompaladığı kan, en ince kılcal damarlar aracılığıyla beynimizdeki bir sinir hücresinden ayak parmağımızdaki bir deri hücresine kadar vücudun her noktasına ulaşır. Bu sayede hücrelere yaşam için gerekli olan oksijeni ve besinleri taşır, aynı zamanda hücrelerde oluşan atık maddeleri ve karbondioksiti toplayarak uzaklaştırır. Bu kesintisiz taşıma işi sayesinde vücudun tamamında aktif olarak faaliyet gösterir.

### Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • a) Sindirim sistemi: Bu sistemin ana görevi, yediğimiz besinleri parçalamak ve emilimini sağlamaktır. Ağız, mide, bağırsaklar gibi belirli organlardan oluşur ve bu organlar vücudun karın boşluğu gibi sınırlı bir bölgesinde yer alır. Sindirim sonucu elde edilen besinler dolaşım sistemi aracılığıyla tüm vücuda dağıtılır, ancak sindirim sisteminin kendisi vücudun tamamına yayılmış değildir.
  • c) Boşaltım sistemi: Bu sistem, kandaki zararlı atıkları ve fazla suyu süzerek idrar şeklinde vücuttan atmakla görevlidir. Başlıca organları böbrekler, idrar kesesi ve idrar kanallarıdır. Bu organlar da vücudun belirli bir bölgesinde (bel ve karın boşluğunun alt kısmı) bulunur. Tüm vücuttaki kanı temizlese de, sistemin kendisi fiziksel olarak tüm vücutta faaliyet göstermez.
  • d) Solunum sistemi: Bu sistemin görevi, havadan oksijen alıp kana vermek ve kandaki karbondioksiti dışarı atmaktır. Akciğerler ve solunum yolları (burun, gırtlak, soluk borusu) gibi organlardan oluşur ve bu organlar da temel olarak göğüs boşluğunda yer alır. Solunum sistemiyle alınan oksijenin tüm vücuda taşınmasını sağlayan yine dolaşım sistemidir. Dolayısıyla solunum sisteminin faaliyet alanı da sınırlıdır.

Özetle, diğer sistemler belirli bölgelerde yer alıp görevlerini yerine getirirken, dolaşım sistemi bu sistemler arasında bir köprü görevi görerek vücudun her hücresine ulaşan tek sistemdir. Bu nedenle vücudun tamamında faaliyet gösterir.

Soru 2
Aşağıdakilerden hangisi göğüs boşluğunda bulunan bir organdır?
A
Mide
B
Böbrek
C
Kalp
D
Karaciğer
2 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, insan vücudundaki temel organların yerleri hakkındaki bilginiz ölçülmektedir. Soru, size verilen dört organdan hangisinin göğüs kafesi tarafından korunan "göğüs boşluğu" içinde yer aldığını bulmanızı istemektedir. Bu bilgi, özellikle ilk yardım konularında hayati önem taşır.

Doğru cevap c) Kalp seçeneğidir. Kalp, göğüs boşluğunun merkezinde, iki akciğerin arasında yer alan ve kan dolaşımını sağlayan hayati bir organdır. Göğüs kafesi, kalbi ve akciğerleri dışarıdan gelebilecek darbelere karşı koruyan kemik bir yapıdır. Bu nedenle kalp, göğüs boşluğunda bulunan organlara verilebilecek en net örnektir.

Vücudumuzda göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran güçlü bir kas tabakası bulunur; bu yapıya diyafram denir. Diyaframın üstünde kalan bölüm göğüs boşluğu, altında kalan bölüm ise karın boşluğudur. Diğer seçeneklerdeki organların tamamı diyaframın altında, yani karın boşluğunda yer alır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Mide: Sindirim sisteminin önemli bir organıdır ve diyaframın hemen altında, karın boşluğunun üst kısmında bulunur. Bu yüzden göğüs boşluğunda değildir.
  • b) Böbrek: Boşaltım sisteminin temel organlarıdır ve kanı süzme görevi görürler. Karın boşluğunun arka duvarına yakın, bel bölgesinin iki yanında yer alırlar.
  • d) Karaciğer: Vücudun en büyük iç organıdır ve birçok metabolik fonksiyondan sorumludur. Karın boşluğunun sağ üst tarafında, diyaframın altında konumlanmıştır.

Özetle, kalp göğüs boşluğunda bulunurken; mide, böbrek ve karaciğer karın boşluğunda yer alan organlardır. Ehliyet sınavındaki ilk yardım soruları için organların bu temel yerleşimini bilmek, doğru ve zamanında müdahale açısından oldukça önemlidir.

Soru 3
"Kazazedenin genellikle enkaz altından ve tünel gibi dar alanlardan çıkarılmasında kullanılır. Ayrıca ilk yardımcı, fiziksel güç kapasitesini de değerlendirmeli, iri ve kilolu kazazedeleri bu teknikle taşımalıdır." Yukarıdaki açıklama, acil taşıma tekniklerinden hangisine aittir?
A
İtfaiyeci yöntemi
B
Rentek manevrası
C
Heimlich manevrası
D
Sürükleme yöntemi
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, belirli acil durum senaryolarında kullanılan bir taşıma tekniği tarif ediliyor ve bu tekniğin hangisi olduğu soruluyor. Sorunun metnindeki anahtar ifadeler; "enkaz altı", "tünel gibi dar alanlar", ilk yardımcının "fiziksel güç kapasitesini değerlendirmesi" ve "iri ve kilolu kazazedeleri" taşımasıdır. Bu ipuçlarını değerlendirerek doğru cevabı bulalım ve diğer seçenekleri eleyelim.

Doğru Cevap: d) Sürükleme yöntemi

Açıklamada verilen durumlar, sürükleme yöntemini net bir şekilde tarif etmektedir. Çünkü enkaz altı veya tünel gibi kazazedeyi ayağa kaldırmanın mümkün olmadığı dar ve tehlikeli alanlarda, kişiyi güvenli bir yere çekerek çıkarmak en mantıklı yöntemdir. Ayrıca, ilk yardımcının kendisinden daha iri ve kilolu bir kazazedeyi kaldırmaya çalışması hem kendi sağlığı için risklidir hem de başarısız olabilir; bu durumda sürükleyerek taşımak, gücü daha verimli kullanmayı sağlar ve daha güvenlidir. Bu nedenle, sorudaki tüm koşullar sürükleme yöntemi ile birebir örtüşmektedir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) İtfaiyeci yöntemi: Bu teknikte ilk yardımcı, kazazedeyi omzuna alarak taşır. Bu yöntemi uygulayabilmek için ilk yardımcının ayağa kalkması gerekir ki bu, tünel gibi basık veya enkaz gibi dar bir alanda imkansızdır. Ayrıca çok fazla güç gerektirdiği için iri ve kilolu kazazedeler için genellikle uygun değildir.
  • b) Rentek manevrası: Bu manevra, özellikle trafik kazalarında, omurga yaralanması şüphesi olan kazazedeyi araç içinden çıkarmak için kullanılır. Temel amacı baş, boyun ve gövde eksenini bozmadan kazazedeyi güvenli bir yere almaktır. Soruda bahsedilen enkaz veya tünel gibi genel alanlar için değil, araç içi için özel bir tekniktir.
  • c) Heimlich manevrası: Bu bir taşıma tekniği değildir. Soluk borusuna yabancı bir cisim kaçması sonucu oluşan tam tıkanmalarda, boğulmayı önlemek için yapılan bir ilk yardım müdahalesidir. Konuyla tamamen ilgisiz bir seçenektir.
Özetle, soruda tarif edilen zorlu koşullar (dar alan, ağır kazazede) göz önüne alındığında, kazazedeyi kaldırmadan, yerden destek alarak güvenli bir bölgeye çekmeyi sağlayan sürükleme yöntemi en uygun ve doğru acil taşıma tekniğidir.
Soru 4
Bilinç kaybının en ileri durumu, koma hâli olarak bilinir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi koma hâli belirtilerindendir?
A
Öksürmek
B
Yutkunmak
C
İdrar kaçırmak
D
Sesli dürtülere tepki vermek
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bilinç kaybının en ileri seviyesi olan koma durumunun belirtileri sorgulanmaktadır. Koma, kişinin çevresinde olup bitenlere karşı hiçbir şekilde tepki vermediği, derin ve uzun süreli bir bilinçsizlik hâlidir. Bu durumda, beyin fonksiyonları en alt seviyeye indiği için vücudun temel refleksleri ve kontrol mekanizmaları dahi çalışmayabilir.

Doğru cevap c) İdrar kaçırmak seçeneğidir. Koma hâlindeki bir kişide beyin, kaslar üzerindeki kontrolünü tamamen yitirir. İdrar ve dışkı tutmayı sağlayan kaslar (sfinkterler) da buna dahildir. Bu kasların kontrolünün kaybedilmesi sonucu kişi istemsiz olarak idrarını veya dışkısını kaçırabilir, bu durum derin bilinç kaybının ve beyin fonksiyonlarındaki ciddi bozulmanın önemli bir göstergesidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Öksürmek ve b) Yutkunmak: Bu iki eylem, vücudun hayati koruyucu refleksleridir. Soluk borusuna bir şey kaçtığında öksürür, ağızda biriken tükürüğü yutkunuruz. Bir kişinin öksürmesi veya yutkunabilmesi, beyin sapının hâlâ temel fonksiyonlarını yerine getirdiğini gösterir. Koma durumundaki bir kişide ise bu refleksler ya çok zayıflamış ya da tamamen kaybolmuştur. Dolayısıyla bu belirtiler, komadan daha hafif bir bilinç bozukluğuna işaret eder.
  • d) Sesli dürtülere tepki vermek: Komanın tanımı, kişinin sesli ve hatta ağrılı uyaranlara dahi yanıt vermemesidir. Eğer bir kişi kendisine seslenildiğinde gözünü açma, inleme veya hareket etme gibi herhangi bir tepki veriyorsa, bu kişi komada değil, daha yüzeysel bir bilinç kaybı durumundadır. Bu nedenle, tepki vermek koma belirtisi olamaz, aksine kişinin komada olmadığının bir kanıtıdır.

Özetle, ehliyet sınavı ilk yardım sorularında koma hâli, vücudun temel reflekslerini ve kontrolünü kaybettiği en derin bilinçsizlik durumu olarak ele alınır. Bu nedenle öksürme, yutkunma ve sesli uyarana tepki gibi belirtiler bir miktar fonksiyonun varlığına, idrar kaçırma gibi kontrolsüz eylemler ise fonksiyon kaybına ve derin bilinçsizliğe işaret eder.

Soru 5
I. Kazazedenin tedavi edilmesi II. Hayati tehlikenin ortadan kaldırılması III. Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesinin sağlanması Yukarıdakilerden hangileri ilk yardımın öncelikli amaçlarındandır?
A
I ve II.
B
I ve III.
C
II ve III.
D
I, II ve III.
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın ne anlama geldiği ve en temel, yani öncelikli hedeflerinin neler olduğu sorgulanmaktadır. İlk yardım, herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut olanaklar ile yapılan ilaçsız uygulamalardır. Sorudaki "öncelikli" kelimesi, bu tanım içindeki en acil ve en önemli adımları bulmamızı istiyor.

Doğru cevabın neden C) II ve III olduğunu adım adım inceleyelim:

  • II. Hayati tehlikenin ortadan kaldırılması: Bu, ilk yardımın en temel ve acil amacıdır. Örneğin, şiddetli bir kanaması olan kazazedenin kanamasını durdurmak, solunum yoluna bir cisim kaçan birinin soluk yolunu açmak gibi müdahaleler doğrudan hayati tehlikeyi ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu adım atılmazsa, diğer çabaların bir anlamı kalmayabilir.
  • III. Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesinin sağlanması: Hayati tehlike ortadan kaldırıldıktan sonra veya tehlikeyle eş zamanlı olarak, kazazedenin yaşamsal fonksiyonlarının (solunum ve dolaşım gibi) devam etmesini sağlamak gerekir. Örneğin, kalbi durmuş bir kişiye kalp masajı ve suni solunum (Temel Yaşam Desteği) yapmak, bu amaca hizmet eder. Bu, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar kişiyi hayatta tutmak için kritik bir adımdır.

Bu iki madde, birbiriyle doğrudan bağlantılıdır ve ilk yardımın özünü oluşturur. Amaç, profesyonel yardım gelene kadar kişiyi hayatta tutmak ve durumunun kötüleşmesini engellemektir. Bu yüzden II ve III, ilk yardımın öncelikli amaçlarıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Bu sorudaki en önemli çeldirici, I. maddedir. Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak için bu maddeyi doğru yorumlamak gerekir:

  • I. Kazazedenin tedavi edilmesi: "Tedavi etmek" tıbbi bir terimdir ve doktor, hemşire gibi sağlık profesyonelleri tarafından hastane veya klinik ortamında, ilaç ve tıbbi cihazlar kullanılarak yapılan iyileştirme sürecini ifade eder. İlk yardımcı ise bir doktor değildir; ilaç veremez, teşhis koyamaz veya cerrahi müdahalede bulunamaz. İlk yardımın amacı tedavi etmek değil, durumu stabilize etmek ve profesyonel yardım gelene kadar zaman kazanmaktır. Bu nedenle, "tedavi etmek" ilk yardımın bir amacı, özellikle de öncelikli bir amacı değildir.

Bu bilgi ışığında diğer şıkları değerlendirelim:

  • a) I ve II: Bu seçenek, yanlış olan "tedavi edilmesi" (I) maddesini içerdiği için hatalıdır.
  • b) I ve III: Bu seçenek de aynı şekilde, ilk yardımın amacı olmayan "tedavi edilmesi" (I) maddesini içerdiği için yanlıştır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek de yine "tedavi edilmesi" (I) maddesini kapsadığı için doğru olamaz.

Özetle: İlk yardımcının görevi, hayat kurtarmak için acil müdahalede bulunmak (hayati tehlikeyi kaldırmak) ve kişinin yaşamsal fonksiyonlarını desteklemektir. Tedavi süreci ise tamamen sağlık profesyonellerinin sorumluluğundadır. Bu ayrımı anladığınızda, sorunun doğru cevabının neden C seçeneği olduğunu net bir şekilde görebilirsiniz.

Soru 6
Kalp durmasının en önemli göstergesi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Solunumun güç olması
B
Vücutta morarma olması
C
Nabız atımlarının olmaması
D
Kazazedenin bilincini kaybetmesi
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kişide kalp durması (kardiyak arrest) yaşandığını kesin olarak anlamamızı sağlayan en temel ve en güvenilir belirtinin ne olduğu sorulmaktadır. Diğer belirtiler de önemli olmakla birlikte, biri var ki kalp durmasının tanımını oluşturur ve ilk yardım uygulamalarını doğrudan başlatmamız gerektiğini gösterir.

Doğru Cevap: c) Nabız atımlarının olmaması

Kalbin temel görevi, kanı vücuda pompalamaktır. Nabız ise kalbin her atışında atardamarlarda oluşturduğu bu basınç dalgasının hissedilmesidir. Eğer kalp durmuşsa, kan pompalama işlevi de durmuş demektir. Bu durumda atardamarlarda herhangi bir basınç dalgası oluşmaz ve sonuç olarak nabız alınamaz.

Bu nedenle, nabız atımlarının olmaması, kalbin mekanik olarak çalışmadığının en doğrudan ve en kesin kanıtıdır. İlk yardımda, bir kişinin bilinci kapalıysa ve solunumu yoksa veya anormal solunum yapıyorsa, nabız kontrolü yapılarak kalp durması teşhisi kesinleştirilir ve derhal kalp masajına (Temel Yaşam Desteği) başlanır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Solunumun güç olması: Solunum güçlüğü (nefes darlığı), astım krizi, alerjik reaksiyon, panik atak veya kalp krizi gibi birçok farklı durumun belirtisi olabilir. Kişinin solunumu zorlanıyor olabilir ama bu esnada kalbi hala çalışıyor ve nabzı atıyor olabilir. Dolayısıyla bu, kalp durmasının kesin bir göstergesi değildir.
  • b) Vücutta morarma olması: Morarma (siyanoz), dokulara yeterli oksijen gitmediğinde ortaya çıkar ve genellikle dudaklarda, tırnak yataklarında belirginleşir. Kalp durduğunda kan dolaşımı da durduğu için morarma meydana gelir. Ancak bu, hemen ortaya çıkan bir belirti değildir ve ayrıca şiddetli solunum yetmezliği gibi kalbin durmadığı durumlarda da görülebilir. Bu yüzden en önemli ve ilk bakılacak gösterge değildir.
  • d) Kazazedenin bilincini kaybetmesi: Bilinç kaybı, kalp durmasının önemli bir sonucudur çünkü beyne kan akışı saniyeler içinde kesilir. Ancak bayılma, şeker düşüklüğü, kafa travması gibi birçok farklı sebep de bilinç kaybına yol açabilir. Bilinci kapalı olan bir kişinin kalbi hala çalışıyor ve nabzı atıyor olabilir. Bu nedenle bilinç kaybı, tek başına kalp durmasını kanıtlamaz; sadece bizi daha ileri bir kontrol (solunum ve nabız kontrolü) yapmaya yönlendiren kritik bir işarettir.
Soru 7
Derin yaralanmaya sebep olan batıcı cisim yara üzerinde duruyorsa, aşağıdakilerden hangisi uygulanır?
A
Cisim çıkarılır ve yaraya tentürdiyot dökülür.
B
Cismin dışarıda kalan kısmı cilt hizasından kesilir ve yara sıkı sarılır.
C
Cisim çıkarılmadan tespiti yapılır ve yaralı hastaneye sevk edilir.
D
Cisim çıkarılır ve yaralı hastaneye sevk edilir.
7 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, vücuda saplanmış ve derin bir yaralanmaya neden olmuş bir cisimle karşılaşıldığında uygulanması gereken doğru ilk yardım yöntemi sorgulanmaktadır. Bu durum, hayati tehlike oluşturabilecek ciddi bir yaralanmadır ve yapılacak yanlış bir müdahale, durumu çok daha kötüleştirebilir. Bu nedenle ilk yardımcının ne yapması ve daha da önemlisi ne yapmaması gerektiğini bilmesi kritik öneme sahiptir.

Doğru Cevap: c) Cisim çıkarılmadan tespiti yapılır ve yaralı hastaneye sevk edilir.

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, vücuda saplanmış olan cismin bir "tampon" görevi görmesidir. Cisim, girdiği yolda yırtmış olabileceği damarları tıkayarak büyük bir iç veya dış kanamayı engelliyor olabilir. Eğer bu cisim bilinçsizce yerinden çıkarılırsa, baskı ortadan kalkar ve durdurulması çok zor, hayatı tehdit eden bir kanama başlayabilir. Bu yüzden doğru müdahale, cismin etrafını temiz bezler veya sargı bezleri ile destekleyerek hareket etmesini engellemek (tespit etmek) ve yaralıyı bu şekilde derhal hastaneye ulaştırmaktır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Cisim çıkarılır ve yaraya tentürdiyot dökülür: Bu seçenek iki büyük hata içerir. Birincisi, yukarıda açıklandığı gibi cismin çıkarılması şiddetli kanamaya yol açabilir. İkincisi, tentürdiyot gibi alkol bazlı antiseptikler açık ve derin yaralara asla dökülmemelidir; çünkü bu maddeler canlı dokulara zarar verir ve iyileşmeyi geciktirir.
  • b) Cismin dışarıda kalan kısmı cilt hizasından kesilir ve yara sıkı sarılır: Cismi kesmeye çalışmak, titreşime neden olarak içeride daha fazla hasara yol açabilir. Ayrıca, cismin dışarıdaki kısmının kesilmesi, hastanede doktorların cismi güvenli bir şekilde çıkarmasını zorlaştırır. Yaranın sıkıca sarılması ise cismin daha derine itilmesine veya içerideki dokulara daha fazla baskı yapmasına neden olabilir.
  • d) Cisim çıkarılır ve yaralı hastaneye sevk edilir: Bu seçenek, en tehlikeli ve en temel hatayı içermektedir. Cismi çıkarmak, potansiyel bir tamponu ortadan kaldırarak kontrol edilemeyen kanamalara ve ek doku hasarına neden olma riski taşır. İlk yardımcının görevi cismi çıkarmak değil, durumun daha da kötüleşmesini engelleyerek yaralının güvenli bir şekilde profesyonel tıbbi yardım almasını sağlamaktır.

Özetle, ehliyet sınavında ve gerçek hayatta karşılaşılabilecek bu gibi durumlarda unutulmaması gereken altın kural şudur: Vücuda saplanan bir cisim, sadece doktor tarafından ve hastane koşullarında çıkarılır. İlk yardımcının yapması gereken tek şey, cismi sabitlemek, kanama kontrolü yapmak ve 112'yi arayarak acil yardım istemektir.

Soru 8
Delici karın yaralanması olan bir kazazedenin bilinci yerinde ise verilecek pozisyon nasıl olmalıdır?
A
Yan yatış
B
Baş yanda, yarı yüzüstü yatış
C
Bacaklar karna doğru bükülü, sırtüstü yatış
D
Bacaklar yerden 30 cm yüksekte, sırtüstü yatış
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, karnından kesici veya delici bir aletle yaralanmış ve bilinci açık olan bir kişiye uygulanması gereken doğru ilk yardım pozisyonu sorgulanmaktadır. Bu tür yaralanmalar oldukça ciddidir ve verilecek yanlış bir pozisyon, kazazedenin durumunu daha da kötüleştirebilir. Bu nedenle amaç, yaralı bölgedeki gerginliği ve basıncı azaltarak ağrıyı hafifletmek ve daha fazla zarar oluşmasını engellemektir.

Doğru cevap olan c) Bacaklar karna doğru bükülü, sırtüstü yatış seçeneğinin mantığı şudur: Kazazede sırtüstü yatırıldığında vücudu sabitlenmiş olur. Bacaklarını karnına doğru bükerek (dizlerini kırarak) çekmesi ise karın duvarındaki kasların gevşemesini sağlar. Bu gevşeme sayesinde karın içi basınç düşer, yaralı bölgedeki gerginlik azalır ve kazazedenin ağrısı hafifler. Ayrıca, eğer yaradan dışarı organ çıkması gibi bir durum varsa, bu pozisyon organların daha fazla dışarı sarkmasını veya baskı altında kalmasını önlemeye yardımcı olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Yan yatış: Bu pozisyon, yara üzerine baskı yapabilir veya yaralı bölgedeki organların yer çekimi etkisiyle pozisyonunu değiştirerek durumu kötüleştirebilir. Karın kaslarını yeterince gevşetmediği için ağrıyı artırabilir. Bu nedenle delici karın yaralanmalarında tercih edilmez.
  • b) Baş yanda, yarı yüzüstü yatış: Bu pozisyon "koma" veya "iyileşme" pozisyonu olarak bilinir ve bilinci kapalı olan ancak nefes alıp veren kazazedelere uygulanır. Amacı, solunum yolunu açık tutmak ve kusma durumunda mide içeriğinin akciğerlere kaçmasını önlemektir. Soruda kazazedenin bilincinin yerinde olduğu belirtildiği için bu pozisyon tamamen yanlıştır.
  • d) Bacaklar yerden 30 cm yüksekte, sırtüstü yatış: Bu pozisyon, "şok" pozisyonudur ve amacı bacaklardaki kanı hayati organların bulunduğu gövdeye yönlendirmektir. Ancak delici karın yaralanmalarında bu pozisyon kesinlikle uygulanmamalıdır. Bacakları yukarı kaldırmak, karın içindeki basıncı artırır. Bu durum, iç kanamayı şiddetlendirebilir ve yaradan organların dışarı çıkmasını kolaylaştırarak çok tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

Özet olarak, delici karın yaralanması geçirmiş ve bilinci açık bir kazazede gördüğünüzde, onu sırtüstü yatırmalı ve dizlerini bükerek bacaklarını karnına doğru çekmesini istemelisiniz. Bu, hem onun acısını azaltacak hem de tıbbi yardım gelene kadar durumunun daha da kötüleşmesini engelleyecek en güvenli pozisyondur.

Soru 9
Baş ve yüzdeki ağır kanamalarda, aşağıdaki bası noktalarından hangisine basınç uygulanır?
A
Kasık
B
Koltuk altı
C
Şah damarı
D
Köprücük kemiği üzeri
9 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın en kritik konularından biri olan dış kanamalarda kanamayı durdurma yöntemi sorgulanmaktadır. Özellikle baş ve yüz gibi hayati bölgelerdeki ciddi kanamalarda, doğrudan yara üzerine yapılan baskının yetersiz kaldığı durumlarda, kanamanın olduğu bölgeye kan taşıyan ana atardamara baskı uygulanır. Soru, baş ve yüz bölgesini besleyen bu ana atardamarın (bası noktasının) hangisi olduğunu bilmenizi istemektedir.

Doğru cevap c) Şah damarı'dır. Şah damarı (karotis arter), boynun iki yanında yer alan ve doğrudan beyne, yüze ve başın diğer kısımlarına oksijen zengini kan taşıyan ana atardamardır. Baş ve yüzdeki şiddetli bir kanamayı kontrol altına almak için, kanamanın olduğu taraftaki şah damarına, çene köşesi ile boyun arasındaki noktaya parmaklarla baskı uygulanır. Bu baskı, kanın kanama bölgesine akışını yavaşlatarak kan kaybını önemli ölçüde azaltır ve zaman kazandırır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Kasık: Kasık bölgesindeki bası noktası, bacaklardaki büyük kanamaları kontrol etmek için kullanılır. Buradaki atardamar (femoral arter) bacağa kan taşır. Bu nedenle, baş ve yüzdeki bir kanama için kasık bölgesine basınç uygulamanın hiçbir faydası yoktur.

  • b) Koltuk altı: Koltuk altındaki bası noktası, kollardaki şiddetli kanamaları durdurmak amacıyla kullanılır. Buradan geçen atardamar kola kan götürür. Dolayısıyla, bu bölge de baş ve yüz kanamaları için yanlış bir müdahale noktasıdır.

  • d) Köprücük kemiği üzeri: Köprücük kemiği üzerindeki bası noktası, genellikle omuz ve kolun üst kısmındaki kanamaları kontrol etmek için kullanılır. Bu nokta, kola giden kan akışını yavaşlatır. Baş ve yüze giden kan akışını doğrudan ve etkili bir şekilde kesmediği için, şah damarı bu tür kanamalar için çok daha doğru ve etkili bir bası noktasıdır.

Özet olarak, ilk yardımda bası noktaları, kanamanın olduğu bölgeye göre belirlenir. Vücudun hangi bölgesinde kanama varsa, o bölgeye kan taşıyan ve kalbe en yakın olan ana atardamara baskı yapılır. Baş ve yüz için bu nokta şah damarıdır.

Soru 10
Kan şekeri düşüklüğü yaşayan bir kazazedede aşağıdaki belirtilerden hangisi görülür?
A
Tokluk hissi
B
Yavaş nabız
C
Görmede netlik
D
Yüzeysel solunum
10 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kan şekeri aniden düşen (hipoglisemi) bir kişide hangi belirtinin görüleceği sorulmaktadır. Kan şekeri düşüklüğü, vücudun ve özellikle beynin ana enerji kaynağı olan glikozun kanda tehlikeli derecede azalması durumudur. Bu durum, vücutta acil bir durum sinyali oluşturur ve bir dizi belirtiye yol açar.

Doğru cevap d) Yüzeysel solunum seçeneğidir. Kan şekeri ciddi şekilde düştüğünde, beynin fonksiyonları olumsuz etkilenir. Beynin solunum merkezinin etkilenmesiyle birlikte, kişinin bilinci bulanıklaşabilir veya tamamen kaybolabilir. Bu ileri durumlarda, solunum normal derinliğini ve ritmini kaybederek hızlı ve yüzeysel bir hal alır. Bu, vücudun oksijen alımının zayıfladığı ve durumun kritikleştiği anlamına gelen önemli bir belirtidir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Tokluk hissi: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Vücut enerji (şeker) eksikliği yaşadığında, beyin acil olarak "yakıt al" sinyali gönderir. Bu nedenle kan şekeri düşen bir kişide tokluk hissi değil, tam tersine ani ve şiddetli bir açlık hissi görülür.
  • b) Yavaş nabız: Bu da yanlış bir bilgidir. Kan şekeri düştüğünde vücut, bir stres tepkisi olarak adrenalin gibi hormonlar salgılar. Adrenalin, kalp atışını hızlandırır. Bu yüzden kan şekeri düşen birinde yavaş nabız (bradikardi) değil, hızlı ve güçlü bir nabız (taşikardi) beklenir.
  • c) Görmede netlik: Beynin düzgün çalışması için glikoza ihtiyacı vardır ve görme fonksiyonu da beyin tarafından kontrol edilir. Kan şekeri düştüğünde, beyne yeterli enerji gitmediği için görmede bulanıklık, çift görme veya "siyah noktalar" gibi sorunlar yaşanır. Görmede netlik, sağlıklı bir durumun işaretidir, bir belirti değildir.

Özetle, kan şekeri düşüklüğü yaşayan bir kazazedede terleme, titreme, ani açlık hissi, hızlı nabız, kafa karışıklığı gibi belirtiler görülür. Durum ilerledikçe bilinç bulanıklığı, kasılmalar ve yüzeysel solunum gibi daha ciddi belirtiler ortaya çıkar. Bu nedenle doğru cevap "Yüzeysel solunum" seçeneğidir.

Soru 11
Aşağıdakilerden hangisi gözlük veya lens kullanarak görme yeterliliğine sahip olan sürücüler için doğrudur?
A
Bu tür adaylara sürücü belgesi verilmez.
B
Araç kullanırken gözlük veya lenslerini kul­lanmak zorundadırlar.
C
Yalnızca şehir dışı yollarda gözlük veya lens kullanmak zorundadırlar.
D
Yalnızca gece araç kullanırken gözlük veya lens kullanmak zorundadırlar.
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, görme kusurunu gözlük veya kontakt lens ile düzelterek sürücü belgesi almaya hak kazanan bir adayın uyması gereken temel kural sorulmaktadır. Sürücü sağlık raporu alırken yapılan göz muayenesinde, kişinin görme seviyesinin ancak bir düzeltme aracı (gözlük/lens) ile yasal sınırların üzerine çıktığı tespit edilirse, bu durum sürücü belgesine bir kod olarak işlenir. Soru, bu özel duruma sahip sürücülerin trafikteki yasal zorunluluğunu sorgulamaktadır.

Doğru Cevap: b) Araç kullanırken gözlük veya lenslerini kul­lanmak zorundadırlar.

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, sürücünün güvenli bir sürüş için gerekli olan asgari görme standardını yalnızca gözlük veya lens yardımıyla karşılayabilmesidir. Sağlık raporu ve buna bağlı olarak düzenlenen sürücü belgesi, bu şartı bir zorunluluk olarak belirtir. Dolayısıyla, bu sürücüler direksiyon başına her geçtiklerinde, görme kusurlarını düzelten gözlük veya lenslerini takmakla yasal olarak yükümlüdürler. Bu kural, sadece sürücünün kendi can güvenliği için değil, aynı zamanda trafikteki diğer tüm bireylerin (yolcular, yayalar, diğer sürücüler) güvenliği için de hayati önem taşır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Bu tür adaylara sürücü belgesi verilmez: Bu ifade yanlıştır. Tıbbın ve teknolojinin amacı, eksiklikleri gidererek insanların hayatını kolaylaştırmaktır. Eğer bir görme kusuru gözlük veya lens gibi basit ve etkili araçlarla düzeltilebiliyor ve kişi yasal görme sınırlarına ulaşıyorsa, sürücü belgesi almasının önünde bir engel yoktur. Önemli olan, bu düzeltici araçları kullanma şartına uymasıdır.
  • c) Yalnızca şehir dışı yollarda gözlük veya lens kullanmak zorundadırlar: Bu ifade mantıksız ve yanlıştır. Güvenli görme ihtiyacı yol tipine göre değişmez. Hatta şehir içi trafiği; aniden yola çıkan yayalar, sıkışık trafik, çok sayıda tabela ve trafik ışığı gibi nedenlerle çok daha fazla dikkat ve net görüş gerektirir. Bu nedenle, görme zorunluluğu tüm yollarda ve her zaman geçerlidir.
  • d) Yalnızca gece araç kullanırken gözlük veya lens kullanmak zorundadırlar: Bu ifade de yanlıştır. Görme kusuru (miyopi, hipermetropi, astigmatizma vb.) günün her saatinde görüşü etkiler. Gece sürüşü zaten daha zorken gözlüksüz araç kullanmak riski katbekat artırır, ancak bu zorunluluk sadece gece ile sınırlı değildir. Güvenli görüş, gündüz de gece de aynı derecede önemlidir ve zorunludur.

Özetle, sürücü belgenizi alırken sağlık raporunuzda "gözlük veya lensle araç kullanabilir" şeklinde bir ibare yer aldıysa, bu sizin için bir seçenek değil, yasal bir zorunluluktur. Bu kurala uymamak, hem trafik cezası almanıza hem de daha önemlisi, ciddi kazalara sebebiyet vermenize neden olabilir. Güvenli bir sürüş için bu kurala her zaman uymanız gerekir.

Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi trafik kazası grubuna girer?
A
Virajı alamayan aracın devrilmesi
B
Kara yolunda park etmiş olan aracın yanması
C
Kara yolunun doğal nedenlerle trafiğe kapanması
D
Duran otomobil üzerine inşaat hâlindeki binadan tuğla düşmesi
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir olayın yasal olarak "trafik kazası" tanımına girebilmesi için hangi temel unsurları barındırması gerektiği test edilmektedir. Trafik kazası denildiğinde, karayolu üzerinde hareket hâlindeki bir veya daha fazla aracın karıştığı ve sonucunda ölüm, yaralanma veya maddi hasar meydana gelen olaylar anlaşılmalıdır. Bu tanımın en kritik noktası, olayın aracın hareketiyle doğrudan ilişkili olmasıdır.

Doğru cevap olan a) seçeneğinde, 'Virajı alamayan aracın devrilmesi' durumu anlatılmaktadır. Bu olay, bir trafik kazasının tüm unsurlarını taşır. Çünkü araç hareket hâlindedir (virajı almaya çalışmaktadır), kaza sürücünün aracı kontrol edememesi gibi trafiğe özgü bir durumdan kaynaklanmaktadır ve sonuçta maddi hasar veya yaralanma meydana gelmiştir. Bu nedenle bu olay net bir trafik kazasıdır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Kara yolunda park etmiş olan aracın yanması: Bu bir trafik kazası değildir. Buradaki kilit nokta, aracın park hâlinde, yani hareketsiz olmasıdır. Yangının sebebi büyük ihtimalle teknik bir arıza veya dış bir müdahaledir ve aracın trafikteki seyrinden kaynaklanmamaktadır. Bu durum, bir mal hasarı veya yangın olayı olarak sınıflandırılır.
  • c) Kara yolunun doğal nedenlerle trafiğe kapanması: Bu da bir kaza değildir. Heyelan, sel veya yoğun kar yağışı gibi doğal afetler trafiği etkileyen durumlardır ancak bir aracın karıştığı bir çarpışma veya devrilme olayı değildir. Bu, bir trafik olayı değil, trafiği engelleyen bir doğa olayıdır.
  • d) Duran otomobil üzerine inşaat hâlindeki binadan tuğla düşmesi: Bu seçenek de trafik kazası tanımına uymaz. Araç yine hareketsizdir ve olayın sebebi trafikle tamamen ilgisiz, dış bir faktördür (inşaat faaliyeti). Bu olay, duran bir mülke zarar gelmesi durumudur ve sorumluluğu inşaat firmasına ait bir ihmal olabilir.

Özetle, bir olayın trafik kazası sayılabilmesi için en temel şart, en az bir aracın hareket hâlindeyken olaya karışması ve olayın bu hareketten kaynaklanmasıdır. Diğer seçeneklerdeki araçlar ya hareketsizdir ya da olay, trafik dışı etkenlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle doğru cevap 'a' seçeneğidir.

Soru 13
Yerleşim birimleri dışındaki kara yollarında kavşak, tünel ve köprülere 100 metre mesafede, sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması uygundur?
A
Hızını artırması
B
Hızını azaltması
C
Şerit değiştirmesi
D
Taşıt yolu üzerinde duraklaması
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yerleşim birimleri dışındaki yollarda, sürücülerin potansiyel tehlike arz eden kavşak, tünel ve köprü gibi özel noktalara yaklaşırken sergilemesi gereken doğru ve güvenli davranışın ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu tür yerler, normal yol seyrine göre daha fazla dikkat ve tedbir gerektiren alanlardır.

Doğru cevap olan b) Hızını azaltması seçeneğinin neden doğru olduğunu açıklayalım. Kavşaklar, farklı yönlerden gelen araçların yollarının kesiştiği noktalardır ve kaza riski yüksektir. Tüneller, aydınlatmanın ve görüş mesafesinin aniden değiştiği, kaçış alanının olmadığı kapalı mekanlardır. Köprüler ise genellikle daha dar olabilir, yan rüzgarlardan etkilenebilir ve kış aylarında gizli buzlanma riski taşıyabilir. Bu nedenlerle, bu noktalara yaklaşırken hızı azaltmak, sürücüye olası bir tehlikeye karşı daha fazla reaksiyon süresi tanır ve aracın kontrolünü kolaylaştırır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Hızını artırması: Bu seçenek, güvenli sürüşün temel kurallarına tamamen aykırıdır. Tehlike potansiyeli olan bir alana yaklaşırken hızı artırmak, hem kaza riskini yükseltir hem de olası bir kazanın şiddetini artırır. Sürücünün aracı kontrol etme ve ani bir duruma tepki verme yeteneğini ciddi şekilde azaltır.
  • c) Şerit değiştirmesi: Kavşak, tünel ve köprülere yaklaşırken ve bu alanların içinde şerit değiştirmek yasaktır ve son derece tehlikelidir. Bu bölgeler genellikle düz devamlı çizgilerle belirtilir, bu da şerit değiştirmenin yasak olduğunu gösterir. Şerit değiştirme manevrası, bu kritik noktalara gelmeden çok daha önce güvenli bir şekilde tamamlanmalıdır.
  • d) Taşıt yolu üzerinde duraklaması: Karayolları üzerinde, özellikle de tünel, köprü ve kavşak gibi yerlerde keyfi olarak duraklamak veya durmak kesinlikle yasaktır. Akan trafikte aniden durmak, arkadan gelen araçların çarpmasına neden olabilecek çok tehlikeli bir harekettir. Duraklama ve park etme, sadece acil ve zorunlu hallerde (arıza, kaza vb.) güvenlik önlemleri alınarak yapılabilir.

Özetle, bir sürücü olarak kavşak, tünel ve köprü gibi özel ve potansiyel olarak tehlikeli yol kesimlerine yaklaştığınızı belirten trafik işaretlerini gördüğünüzde yapmanız gereken ilk ve en önemli şey, ayağınızı gazdan çekerek veya hafifçe frene dokunarak hızınızı güvenli bir seviyeye düşürmektir. Bu davranış, hem sizin hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği için hayati önem taşır.

Soru 14
Aksine bir işaret yoksa, şekildeki aracın sürücüsü, iki yönlü dört veya daha fazla şeritli yollarda; geçme ve dönme dışında, aşağıdakilerden hangisinde seyretmek  zorundadır?
A
Bankette 
B
Orta şeritte
C
En sağ şeritte 
D
En sol şeritte
14 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'deki trafik kurallarına göre, dört veya daha fazla şeride sahip iki yönlü bir yolda, resimdeki gibi bir otomobil sürücüsünün normal seyrini hangi şeritten yapması gerektiği sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları "geçme ve dönme dışında" ve "iki yönlü dört veya daha fazla şeritli yol" ifadeleridir. Bu, sürücünün sollama veya bir yere sapma gibi özel bir manevra yapmadığı, sadece düz bir şekilde ilerlediği durumdaki zorunlu şeridini bulmamızı istiyor.

Doğru cevap c) En sağ şeritte seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, Türkiye'de trafik sağdan akar. Çok şeritli yollarda temel kural, yol ve trafik durumuna göre hızınıza uygun olan şeridi kullanmaktır. Ancak, herhangi bir geçme veya dönme durumu yoksa, sürücüler trafiği aksatmamak ve düzeni sağlamak için gidiş yönlerine göre en sağdaki şeridi kullanmak zorundadır. Bu kural, sol şeritlerin sadece sollama yapacak daha hızlı araçlar için açık kalmasını sağlar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Bankette: Banket, yolun taşıt yolu kenarında kalan ve genellikle yayaların yürümesi veya araçların zorunlu hallerde (arıza, acil durum vb.) durması için ayrılmış kısımdır. Banketler, normal seyahat için kullanılan bir şerit değildir ve burada araç sürmek kesinlikle yasak ve tehlikelidir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Orta şeritte: Gidiş yönünde ikiden fazla şerit bulunan yollarda (örneğin üç şeritli bir yolda) orta şerit, genellikle sağ şeritteki aracı sollamak için kullanılır. Sürekli olarak orta şeridi işgal etmek, sağ şerit boşken burada ilerlemek bir trafik kuralı ihlalidir. Orta şerit, geçiş amaçlıdır, sürekli seyir için değildir.
  • d) En sol şeritte: Çok şeritli yollarda en sol şerit, sadece "sollama şeridi" olarak kullanılır. Bu şeridin amacı, diğer şeritlerdeki araçları geçmektir. Geçme işlemi bittikten sonra sürücü, güvenli bir şekilde tekrar sağdaki uygun şeride dönmek zorundadır. En sol şeridin sürekli olarak işgal edilmesi yasaktır çünkü bu durum, trafiğin akışını engeller ve arkadan gelen daha hızlı araçlar için tehlike yaratır.

Özetle, trafik kurallarımızdaki temel prensip "sağdan git, soldan geç" şeklindedir. Bu nedenle, özel bir durum (sollama, dönme) olmadıkça, tüm araçlar kendi gidiş yönlerindeki en sağ şeridi takip etmelidir. Bu, hem güvenli hem de düzenli bir trafik akışı için zorunludur.

Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi, Motorlu Taşıt Sürücü Belgesi alacaklarda aranan şartlardan biri değildir?
A
Sağlık şartı 
B
Öğrenim şartı 
C
Eğitim ve sınav şartı 
D
Motorlu araç sahibi olma şartı
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Motorlu Taşıt Sürücü Belgesi (ehliyet) almak için adaylarda aranan yasal zorunluluklardan hangisinin gerekli olmadığını bulmamız isteniyor. Soru kökündeki "değildir" ifadesi, bizden listedeki şartlardan olmayan seçeneği işaretlememizi istiyor. Bu tür olumsuz sorulara dikkat etmek sınavda çok önemlidir.

Doğru cevap d) Motorlu araç sahibi olma şartı seçeneğidir. Çünkü bir kişinin ehliyet alabilmesi için kendi adına kayıtlı bir araca sahip olması gibi bir zorunluluk yoktur. Ehliyet, bir motorlu aracı yasal olarak kullanma yetkisini verir; o araca sahip olma zorunluluğu getirmez.

Birçok kişi ailesine ait bir aracı, şirket aracını veya ileride almayı planladığı bir aracı kullanmak için ehliyet alır. Dolayısıyla, araç sahipliği kişisel bir tercihtir ve ehliyet almanın ön koşulu olarak kabul edilmez. Kanunlar, sürücünün aracı güvenli bir şekilde kullanma yeterliliğine odaklanır, mülkiyetine değil.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Sağlık şartı: Bu seçenek yanlıştır, çünkü bu ehliyet alabilmek için aranan temel şartlardan biridir. Adayların, trafiğe çıkmalarına engel teşkil edecek herhangi bir fiziksel veya ruhsal rahatsızlıklarının olmadığını kanıtlamaları gerekir. Bu durum, yetkili bir sağlık kuruluşundan alınan "Sürücü Olur" sağlık raporu ile belgelenir.

  • b) Öğrenim şartı: Bu seçenek de yanlış bir cevaptır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre sürücü adaylarının belirli bir eğitim seviyesine ulaşmış olmaları zorunludur. Genellikle en az ilkokul diplomasına sahip olma şartı aranır. Bunun sebebi, sürücünün trafik kurallarını, işaret ve levhaları okuyup anlayabilecek temel bir eğitim düzeyine sahip olmasını sağlamaktır.

  • c) Eğitim ve sınav şartı: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü bu şart ehliyet alma sürecinin merkezinde yer alır. Adaylar, sürücü kurslarında teorik (trafik, ilk yardım, motor) ve pratik (direksiyon) eğitimleri almak zorundadır. Bu eğitimlerin sonunda ise hem teorik sınavı hem de direksiyon sınavını başarıyla geçmeleri ehliyet alabilmeleri için mutlak bir gerekliliktir.

Özetle, ehliyet alabilmek için sağlıklı, belirli bir eğitim düzeyinde ve gerekli sürücülük eğitimini alıp sınavlarda başarılı olmanız gerekir. Ancak bir araca sahip olmanız gerekmez. Bu nedenle doğru cevap "d" şıkkıdır.

Soru 16
Şekildeki trafik işaretinin anlamı nedir?
A
Ehli hayvanlar giremez.
B
Ehli hayvanlar geçebilir.
C
Vahşi hayvanlar giremez.
D
Vahşi hayvanlar geçebilir
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kırmızı üçgen çerçeve içinde bir geyik figürü bulunan bir trafik levhasının anlamı sorulmaktadır. Trafik işaretlerini doğru yorumlamak, güvenli bir sürüş için temel gerekliliklerden biridir. Bu işaretin ne anlama geldiğini anlamak için hem şeklini hem de içindeki sembolü doğru analiz etmek gerekir.

Öncelikle, levhanın genel yapısını inceleyelim. Üçgen şeklindeki trafik levhaları, "Tehlike Uyarı İşaretleri" kategorisine aittir. Bu işaretlerin temel amacı, sürücüleri ileride karşılaşabilecekleri potansiyel bir tehlikeye karşı önceden bilgilendirmek ve gerekli tedbirleri (hızını azaltma, dikkatini artırma vb.) almalarını sağlamaktır. Yani bu levha bir yasaklama değil, bir uyarıdır.

Doğru cevabın "d) Vahşi hayvanlar geçebilir" olmasının sebebi şudur: Levhanın içindeki geyik sembolü, vahşi doğada yaşayan hayvanları temsil eder. Üçgen şekli ise bir tehlike ve "ihtimal" bildirdiğinden, bu iki bilgi birleştiğinde "ilerleyen yolda vahşi hayvanların aniden yola çıkma ihtimali olduğu" anlamı ortaya çıkar. Bu işareti gören sürücü, özellikle ormanlık veya kırsal alanlarda, yola fırlayabilecek bir hayvana karşı dikkatli olmalı ve hızını düşürmelidir.

  • a) ve c) seçenekleri neden yanlıştır? Bu seçeneklerde "giremez" ifadesi kullanılmaktadır. "Giremez" anlamı taşıyan işaretler, bir yasağı veya kısıtlamayı belirtir ve genellikle kırmızı çerçeveli daire şeklinde olurlar. Oysa sorudaki işaret bir uyarı levhasıdır, yasaklama levhası değildir. Hayvanların yola girmesini yasaklamaz, sadece bu tehlikeye karşı sürücüyü uyarır.
  • b) seçeneği neden yanlıştır? Bu seçenekte "Ehli hayvanlar" ifadesi geçmektedir. Ehli hayvanlar (inek, koyun, at gibi) için kullanılan tehlike uyarı işaretinde genellikle bir inek figürü bulunur. Sorudaki geyik figürü ise vahşi hayvanları temsil ettiği için bu seçenek de yanlıştır.
Soru 17
Trafik kuruluşunca, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen sürücüye aşağıdaki işlemlerden hangisi uygulanır?
A
Sadece para cezası verilir.
B
Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır.
C
Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geçici olarak geri alınır.
D
En sağ şeritten gitmek koşuluyla araç sürmesine izin verilir.
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik denetimi sırasında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı tespit edilen bir sürücüye uygulanacak yasal yaptırım sorulmaktadır. Bu durum, trafik güvenliğini en üst düzeyde tehlikeye atan en ciddi ihlallerden biri olarak kabul edilir ve cezası da buna göre oldukça ağırdır.

Doğru Cevap: c) Sürücü belgesi 5 yıl süreyle geçici olarak geri alınır.

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddesidir. Kanuna göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde alarak araç kullandığı tespit edilen sürücülerin ehliyetine, suçun ilk kez işlenmiş olup olmadığına bakılmaksızın, doğrudan 5 yıl süreyle el konulur. Bu, alkollü araç kullanma cezalarından çok daha ağır bir yaptırımdır ve bu maddelerin trafikteki tehlikesinin ne kadar büyük olduğunun bir göstergesidir.

Ayrıca, sürücü belgesinin geri alınmasının yanı sıra, sürücüye yüksek bir idari para cezası da uygulanır ve bu kişiler Türk Ceza Kanunu kapsamında adli işleme tabi tutulurlar. Yani ceza sadece ehliyetin alınmasıyla sınırlı kalmaz. Sürücü, aracı kullanmaktan derhal men edilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Sadece para cezası verilir: Bu seçenek yanlıştır çünkü uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanmak, sadece para cezası ile geçiştirilemeyecek kadar ciddi bir suçtur. Asıl amaç, tehlikeli sürücüyü belirli bir süre trafikten uzaklaştırmaktır. Bu nedenle, para cezasına ek olarak sürücü belgesine de el konulur.
  • b) Sürücü belgesi 6 ay süreyle geri alınır: Bu seçenek de yanlıştır. Sürücü belgesinin 6 ay süreyle geri alınması, yasal sınırların üzerinde alkollü olarak ilk defa yakalanan sürücülere uygulanan bir cezadır. Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler için uygulanan ceza çok daha ağırdır ve doğrudan 5 yıldır.
  • d) En sağ şeritten gitmek koşuluyla araç sürmesine izin verilir: Bu seçenek tamamen yanlıştır ve mantığa aykırıdır. Uyuşturucu madde etkisi altındaki bir sürücünün algı, refleks ve muhakeme yeteneği son derece zayıflamıştır. Böyle bir sürücünün hangi şeritte olursa olsun trafiğe çıkması hem kendi hem de başkalarının can güvenliği için büyük bir risk oluşturur. Bu nedenle araç sürmesine kesinlikle izin verilmez.

Özetle, ehliyet sınavında bu konuyla ilgili bir soru geldiğinde unutmamanız gereken en önemli nokta şudur: Alkollü araç kullanmanın cezası kademeliyken (ilk yakalanmada 6 ay, ikincide 2 yıl, üçüncüde 5 yıl), uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımında ceza ilk seferde doğrudan 5 yıldır.

Soru 18
Araçların durma ve duraklama halleri dışında, genelde uzun süreli olarak bekletilmek üzere bırakılmasına ne ad verilir?
A
Park etme 
B
İşaretleme
C
Trafik kazası 
D
Trafikten men
18 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik terminolojisindeki temel kavramlardan biri olan ve bir aracın belirli bir yerde uzun süreli bırakılmasını tanımlayan terim sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, bu eylemin "durma" ve "duraklama" gibi daha kısa süreli eylemlerden farkını anlamaktır. Sürücünün aracı bırakıp gitmesi ve bu beklemenin uzun süreli olması, doğru cevabı bulmamızı sağlayan ipuçlarıdır.

a) Park etme: Bu seçenek doğrudur. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre park etme, araçların durma ve duraklama halleri dışında, genellikle uzun süreli olarak bekletilmek üzere bırakılması eylemidir. Bu tanım, soruda verilen ifadeyle birebir örtüşmektedir. Örneğin, aracınızı bir otoparka bırakıp işinize veya evinize gitmeniz bir park etme eylemidir.

Park etmeyi diğer kavramlardan ayıran en önemli özellik, sürenin uzun olması ve sürücünün genellikle aracın başından ayrılmasıdır. Duraklama ise yolcu indirme-bindirme veya eşya yükleme-boşaltma gibi amaçlarla en fazla 5 dakika gibi kısa bir süre için yapılır. Durma ise trafik zorunlulukları (kırmızı ışık, trafik sıkışıklığı vb.) nedeniyle aracın hareketsiz kalmasıdır ve sürücünün iradesi dışındadır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) İşaretleme: İşaretleme, sürücünün dönüş yapacağını, şerit değiştireceğini veya bir tehlike anında diğer sürücüleri uyaracağını göstermek için sinyal, dörtlü ikaz lambaları veya el işaretleri kullanmasıdır. Aracın bırakılmasıyla ilgili bir durum değil, bir iletişim ve uyarı eylemidir. Bu nedenle bu cevap yanlıştır.
  • c) Trafik kazası: Trafik kazası, karayolu üzerinde hareket halindeki bir veya birden fazla aracın karıştığı, ölüm, yaralanma veya maddi hasarla sonuçlanan istenmeyen bir olaydır. Kaza sonucu araç durmuş olsa bile, bu durum "bekletilmek üzere bırakılma" eylemi değildir; bir olayın sonucudur. Dolayısıyla bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Trafikten men: Trafikten men, yasalara aykırı bir durum (örneğin, sigortasızlık, muayenesizlik, tescilsiz araç kullanma) tespit edildiğinde, trafik polisinin veya yetkili kurumların aracı belirli bir süre için trafikten alıkoymasıdır. Bu, sürücünün yaptığı bir eylem değil, kendisine uygulanan idari bir yaptırımdır. Bu sebeple doğru cevap olamaz.
Soru 19
Park hâlindeki araca çarpan sürücünün aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Aracın sahibini bulamazsa yazılı bilgi bırakması
B
Zarar fazla değilse olay yerinden uzaklaşması
C
Zarar verdiği aracın sahibini bulması
D
Trafik görevlisine haber vermesi
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, park hâlindeki bir araca çarpan bir sürücünün yasal ve ahlaki sorumlulukları çerçevesinde yapması gerekenler ve yapmaması gerekenler sorgulanmaktadır. Soru kökünde altı çizili olarak belirtilen "yanlıştır" kelimesi, bizden şıklardaki davranışlardan hangisinin kabul edilemez ve hatalı olduğunu bulmamızı istiyor. Bu, doğru davranışları eleyip, yanlış olanı işaretlememiz gerektiği anlamına gelir.

Doğru cevap b) Zarar fazla değilse olay yerinden uzaklaşması seçeneğidir. Çünkü bu davranış, "çarpıp kaçma" olarak bilinen ve trafik kanunlarına göre suç teşkil eden bir eylemdir. Hasarın miktarının az ya da çok olması, sürücünün sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bir kazaya karışan sürücü, verdiği zararı karşılamak ve durumu çözüme kavuşturmakla yükümlüdür. Olay yerinden uzaklaşmak, bu sorumluluktan kaçmak anlamına gelir ve ciddi yasal sonuçları (para cezası, ehliyet puanı silinmesi vb.) olabilir.

Diğer seçeneklerin neden doğru davranışlar olduğunu ve bu yüzden sorunun cevabı olamayacağını inceleyelim:

  • a) Aracın sahibini bulamazsa yazılı bilgi bırakması: Bu, sorumlu bir sürücünün yapması gereken doğru bir davranıştır. Eğer aracın sahibine hemen ulaşamıyorsanız, üzerine adınız, soyadınız, telefon numaranız ve olayın kısa bir açıklamasının yazılı olduğu bir notu aracın sileceklerine veya görülebilecek bir yerine bırakmalısınız. Bu, iyi niyetinizi ve sorumluluğu üstlendiğinizi gösterir.
  • c) Zarar verdiği aracın sahibini bulması: Bu, bir kaza anında atılması gereken ilk ve en doğru adımdır. Çevredeki insanlara veya iş yerlerine sorarak aracın sahibine ulaşmaya çalışmak, durumu en hızlı ve en medeni şekilde çözmenin yoludur. Bu sayede sigorta işlemleri veya hasarın karşılanması süreci doğrudan başlatılabilir.
  • d) Trafik görevlisine haber vermesi: Bu da yine yasal ve doğru bir seçenektir. Özellikle aracın sahibini bulamadığınızda veya hasarın boyutu konusunda anlaşmazlık yaşanabileceğini düşündüğünüzde, durumu bir trafik polisine veya en yakın emniyet birimine bildirmek en garantili yoldur. Bu, olayın resmi olarak kayıt altına alınmasını sağlar ve sizi ileride doğabilecek haksız suçlamalardan korur.

Özetle, bu soru sürücü adayının bir kaza anında sorumluluk bilincini ölçmektedir. Park hâlindeki bir araca çarptığınızda yapmanız gerekenler; sahibini bulmak, bulamazsanız iletişim bilgilerinizi bırakmak veya durumu resmi makamlara bildirmektir. Hasarın küçük olduğunu düşünerek olay yerinden uzaklaşmak ise kesinlikle yanlış bir davranıştır ve yasal bir suçtur.

Soru 20
Aşağıdakilerden hangisi Emniyet Genel Müdürlüğünün görevlerinden biri değildir?
A
Araçların muayenesini yapmak 
B
Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek 
C
Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek 
D
El koyduğu trafik kazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Emniyet Genel Müdürlüğüne (özellikle Trafik Polisine) ait olmayan görevin hangisi olduğunu bulmanız istenmektedir. Ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan bu tür sorular, trafikteki farklı kurumların sorumluluk alanlarını bilip bilmediğinizi ölçmeyi amaçlar. Soruyu doğru cevaplamak için her bir seçenekte belirtilen görevin hangi kuruma ait olduğunu bilmek gerekir.

Doğru Cevap: a) Araçların muayenesini yapmak

Doğru cevabın 'a' seçeneği olmasının sebebi, araçların periyodik teknik muayenelerini yapma görevinin Emniyet Genel Müdürlüğüne ait olmamasıdır. Türkiye'de bu görev, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın denetiminde olan ve bu iş için yetkilendirilmiş özel bir kuruluş olan TÜVTÜRK tarafından yerine getirilir. Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı trafik polislerinin görevi ise, bir aracı durdurduğunda o aracın geçerli bir muayenesinin olup olmadığını kontrol etmektir; muayeneyi yapmak değil.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek: Bu, Trafik Polisinin en temel ve en bilinen görevlerinden biridir. Kavşaklarda trafiği yönetmek, yol çalışmalarında veya kaza anında trafiğin akışını sağlamak, trafik ışıklarının yetersiz kaldığı durumlarda düzeni sağlamak gibi işler doğrudan Emniyet Genel Müdürlüğünün sorumluluğundadır.

  • c) Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek: Araçların ilk defa trafiğe çıkarken veya el değiştirdiğinde yapılan kayıt işlemlerine "tescil" denir. Geçmişte bu işlem doğrudan Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Trafik Tescil Şube Müdürlüklerinde yapılıyordu. 2018 yılından itibaren bu görev noterlere devredilmiş olsa da, tescil işlemleri ve verilerin tutulması Emniyet Genel Müdürlüğü ile koordineli bir şekilde yürütülür ve bu görev EGM'nin genel sorumluluk alanı içinde kabul edilir. Bu nedenle, bu seçenek EGM'nin görevlerinden biri sayılır.

  • d) El koyduğu trafik kazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek: Maddi hasarlı, yaralanmalı veya ölümlü trafik kazalarına müdahale etmek Trafik Polisinin görevidir. Kaza yerine gelen polis ekibi, kazanın nasıl meydana geldiğini belirlemek, delilleri toplamak ve tarafların beyanlarını almak suretiyle resmi bir "Trafik Kaza Tespit Tutanağı" düzenler. Bu tutanak, sigorta işlemleri ve hukuki süreçler için temel belgedir.

Özetle, trafik polisinin görevi yoldaki düzeni sağlamak, kurallara uyulup uyulmadığını denetlemek ve kaza gibi olaylara müdahale etmektir. Ancak bir aracın motorunun, frenlerinin veya ışıklarının teknik olarak standartlara uygun olup olmadığını kontrol eden periyodik muayeneyi yapmak, tamamen farklı bir uzmanlık alanıdır ve bu görev TÜVTÜRK'e verilmiştir. Bu ayrımı bilmek, bu soruyu kolayca çözmenizi sağlar.

Soru 21
Yetkililerce, araçla ilgili belgelerin alınıp aracın belirli bir yere çekilerek trafikten alıkonulmasına ne denir?
A
Trafik suçu 
B
Trafik terörü
C
Trafik kusuru 
D
Trafikten men
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kurallarını ihlal eden bir araca yetkililer tarafından uygulanan spesifik bir idari yaptırımın tanımı sorulmaktadır. Bu işlem, aracın evraklarına el konulmasını, aracın fiziken yoldan alınarak bir otopark veya yediemin parkına çekilmesini ve sahibinin aracı kullanmasının geçici olarak engellenmesini içerir. Bu tanıma en uygun olan kavramın bulunması istenmektedir.

Doğru cevap d) Trafikten men seçeneğidir. "Trafikten men", Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanan resmi bir idari işlemdir. Bu işlem, kanunda belirtilen belirli ağır kusurlar veya eksiklikler durumunda, aracın trafik güvenliğini tehlikeye atmasını önlemek amacıyla uygulanır. Aracın belgeleri alınır ve araç, bir çekici vasıtasıyla yetkililerce belirlenen güvenli bir yere götürülür; bu işleme "trafikten men edilmek" denir.

Örneğin, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının (trafik sigortası) olmaması, tescilsiz bir araçla trafiğe çıkılması veya aracın geçerli bir muayenesinin bulunmaması gibi durumlar trafikten men edilme sebepleri arasındadır. Araç sahibi, men sebebini ortadan kaldırana kadar (örneğin sigortayı yaptırana, muayeneyi tamamlatana kadar) aracını geri alamaz. Bu nedenle sorudaki tanım, "trafikten men" kavramıyla birebir örtüşmektedir.

  • a) Trafik suçu: Bu seçenek yanlıştır çünkü "trafik suçu" daha genel bir ifadedir ve genellikle adli işlem gerektiren (örneğin alkollü araç kullanarak kazaya sebep olmak gibi) daha ciddi eylemleri kapsar. Soruda anlatılan işlem ise bir suçun kendisi değil, belirli kusurlar karşılığında uygulanan bir idari yaptırımdır.
  • b) Trafik terörü: Bu seçenek yanlıştır. "Trafik terörü" hukuki bir terim değildir; trafikte makas atmak, diğer sürücüleri sıkıştırmak gibi son derece tehlikeli ve saldırgan sürüş davranışlarını tanımlamak için kullanılan halk arasındaki bir ifadedir. Sorudaki işlem, bu tür bir davranışın sonucu olabilir ancak işlemin adı bu değildir.
  • c) Trafik kusuru: Bu seçenek de yanlıştır. "Trafik kusuru", sürücünün yaptığı hatayı veya kural ihlalini ifade eder (örneğin kırmızı ışıkta geçmek bir kusurdur). Trafikten men ise bu kusurun bir sonucu olarak uygulanan bir cezai işlemdir. Yani trafik kusuru sebep, trafikten men ise sonuçtur.
Soru 22
Aşağıdakilerden hangisi çevre kirliliğini önleyici tedbirlerdendir?
A
Özel araç kullanımının teşvik edilmesi
B
Araçlarda kurşunsuz benzin kullanılması
C
Yürüyerek gidilebilecek yere motorlu araçla gidilmesi
D
Uzun süreli duraklama ve park sırasında motorun çalıştırılması
22 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sürücülerin çevre kirliliğini azaltmak veya engellemek için alabileceği olumlu bir tedbirin hangisi olduğu sorulmaktadır. Yani, şıklardan hangisinin çevreye faydalı bir davranış olduğunu bulmamız gerekiyor. Sorunun amacı, sürücü adayının çevreye duyarlı sürüş alışkanlıklarını bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: b) Araçlarda kurşunsuz benzin kullanılması

Kurşun, insan sağlığı ve çevre için oldukça zehirli bir ağır metaldir. Eskiden benzin içerisinde motorun performansını artırmak için kullanılan kurşun, egzoz gazıyla birlikte havaya karışarak ciddi kirliliğe yol açıyordu. Kurşunsuz benzin kullanımı, bu zehirli maddenin atmosfere salınımını engelleyerek hava kirliliğini önleyen çok önemli bir tedbirdir. Bu yüzden bu seçenek, çevre kirliliğini önleyici bir önlemdir.

Diğer Seçeneklerin Analizi

  • a) Özel araç kullanımının teşvik edilmesi: Bu seçenek yanlıştır çünkü özel araç kullanımının artması, tam tersine çevre kirliliğini artırır. Trafikteki araç sayısı çoğaldıkça, atmosfere salınan egzoz gazı miktarı ve gürültü kirliliği de o oranda yükselir. Çevreyi korumak için toplu taşıma, bisiklet veya yürüme gibi alternatifler teşvik edilmelidir.

  • c) Yürüyerek gidilebilecek yere motorlu araçla gidilmesi: Bu seçenek de yanlıştır. Yürüyerek veya bisikletle gidilebilecek kadar kısa mesafeler için motorlu araç kullanmak, gereksiz yere yakıt tüketimine ve karbon salınımına neden olur. Bu davranış, hem bir enerji israfıdır hem de çevre kirliliğini artıran olumsuz bir alışkanlıktır.

  • d) Uzun süreli duraklama ve park sırasında motorun çalıştırılması: Bu seçenek de çevre kirliliğini artıran bir davranıştır. Aracın uzun süreli duraklamalarda veya park halindeyken motorunun çalışır durumda bırakılması (rölantide çalışma), aracın hareket etmemesine rağmen yakıt tüketmesine ve egzoz gazı üretmesine neden olur. Bu durum, hem yakıt israfıdır hem de hava kirliliğine doğrudan katkı sağlar.

Özet

Sonuç olarak, a, c ve d seçenekleri çevre kirliliğini artıran veya israfa neden olan davranışları tanımlamaktadır. Sadece b seçeneği, zararlı bir maddenin kullanımını sonlandırarak çevreyi korumaya yönelik somut ve önleyici bir tedbiri ifade eder. Bu nedenle doğru cevap b şıkkıdır.

Soru 23
Sola dönüş yapmak isteyen şekildeki 1 numaralı aracın sürücüsü aşağıdakilerden hangisini yapmak zorundadır?
A
2 numaralı aracın geçmesini beklemek
B
Hızlanarak yoluna devam etmek
C
Sağa dönüş işareti vermek
D
Dar bir kavisle dönmek
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kontrolsüz bir kavşakta sola dönüş yapmak isteyen 1 numaralı aracın, karşı yönden düz gitmekte olan 2 numaralı araca göre nasıl davranması gerektiği sorgulanmaktadır. Görseldeki durum, trafikteki en temel ve önemli geçiş üstünlüğü kurallarından birini içermektedir. Doğru davranış, hem yasal bir zorunluluktur hem de can güvenliği için kritik öneme sahiptir. Trafik kurallarına göre, herhangi bir trafik işareti (dur, yol ver levhası gibi) veya trafik ışığı bulunmayan kontrolsüz kavşaklarda, dönüş yapan araçlar her zaman düz giden araçlara yol vermek zorundadır. Bunun sebebi, sola dönüş yapan aracın (1 numara), karşıdan gelen aracın (2 numara) yolunu yani şeridini kesmek zorunda olmasıdır. Bu kesişme anı potansiyel bir kaza noktası olduğu için, kural geçiş hakkını düz giden araca vermiştir.

a) 2 numaralı aracın geçmesini beklemek

Bu seçenek doğrudur. Yukarıda açıklanan temel kural gereği, 1 numaralı araç sürücüsü, karşı yönden gelen ve düz ilerleyen 2 numaralı aracın geçişini beklemekle yükümlüdür. 2 numaralı araç kavşağı güvenli bir şekilde terk ettikten sonra, 1 numaralı araç kendi dönüş manevrasını tamamlamalıdır. Bu, güvenli ve kurallara uygun olan tek davranıştır.

b) Hızlanarak yoluna devam etmek

Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Hızlanarak karşıdan gelen aracın önünden geçmeye çalışmak, "geçiş hakkı ihlali" olarak adlandırılır ve son derece tehlikelidir. Bu hareket, genellikle "kırmızı ışıkta geçmek" gibi ciddi bir kural ihlali olarak kabul edilir ve önden veya yandan çarpışma ile sonuçlanabilecek büyük bir kazaya davetiye çıkarır.

c) Sağa dönüş işareti vermek

Bu seçenek yanlıştır. Sinyal lambaları, sürücünün trafikteki diğer paydaşlara (sürücüler, yayalar) ne yapacağını bildirmek için kullanılır. Soru, aracın "sola dönüş yapmak istediğini" açıkça belirtmektedir. Sola dönecek bir sürücünün sağa sinyal vermesi, diğer sürücüleri yanıltır ve öngörülemez bir duruma yol açarak kaza riskini artırır. Niyet ne ise o yöne sinyal verilmelidir.

d) Dar bir kavisle dönmek

Bu seçenek de yanlıştır. Öncelikle, bu sorudaki ana konu geçiş hakkı olup dönüşün şekli değildir. İkinci olarak, trafik kurallarına göre sola dönüşler her zaman geniş bir kavisle yapılır. Dar bir kavisle dönmek, sürücünün dönüş yaptığı yolun sol şeridine, yani karşı yönden gelen araçların şeridine girmesine neden olabilir. Doğru ve güvenli olan, kavşağın ortasına kadar ilerleyip geniş bir açıyla dönüşü tamamlamaktır.

Soru 24
Şekildeki araç sürücüsü, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtı durağının en az kaç metre mesafe dışına aracını park edebilir?
A
B
10 
C
15 
D
20
24 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün kamu hizmeti yapan yolcu taşıtı durağına (örneğin bir otobüs durağına) en yakın ne kadar mesafede park edebileceği sorulmaktadır. Bu, trafikte hem düzeni hem de güvenliği sağlamak için belirlenmiş önemli bir kuraldır. Sorunun temel amacı, duraklama ve park etme yasaklarına ilişkin yasal mesafeyi bilip bilmediğinizi ölçmektir.

Doğru Cevap: c) 15

Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, kamu hizmeti yapan yolcu taşıtlarının duraklarını belirten levhalara her iki yönde 15 metrelik mesafe içinde park etmek yasaktır. Bu kuralın amacı, otobüs gibi toplu taşıma araçlarının durağa rahatça yanaşmasını, yolcularını güvenli bir şekilde indirip bindirmesini ve tekrar trafiğe sorunsuz bir şekilde katılmasını sağlamaktır. 15 metrelik bu alan, otobüsün manevra yapabilmesi için gerekli olan asgari güvenlik boşluğunu oluşturur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) 5 metre ve b) 10 metre: Bu mesafeler, bir otobüsün güvenli bir şekilde durağa yanaşması ve ayrılması için kesinlikle yeterli değildir. 5 veya 10 metreye park edilmiş bir araç, otobüsün durağa tam olarak yanaşmasını engelleyerek hem yolcular için tehlike yaratır hem de trafiğin akışını olumsuz etkiler. Bu nedenle bu şıklar yanlıştır.
  • d) 20 metre: 20 metre mesafeye park etmek yasak değildir, hatta güvenlidir. Ancak soru bizden "en az" kaç metre olması gerektiğini sormaktadır. Yasal olarak belirlenmiş minimum mesafe 15 metre olduğu için, en doğru ve kesin cevap 15'tir. 20 metre, gerekli olan minimum mesafeden daha uzak olduğu için sorunun köküne tam olarak uyan cevap değildir.

Özetle, ehliyet sınavında ve trafikte unutmamanız gereken en önemli kurallardan biri budur: Bir otobüs durağı levhası gördüğünüzde, bu levhanın hem önüne hem de arkasına 15'er metrelik bir alana aracınızı park edemezsiniz. Bu kurala uymak, toplu taşımanın aksamadan işlemesi ve yaya güvenliğinin sağlanması için büyük önem taşır.

Soru 25
Sürücüler dönüşlerde aşağıdakilerden hangisini yapmak zorundadır?
A
Niyetini dönüş lambasıyla önceden bildirmek
B
İşaret verdiği anda aniden şerit değiştirmek
C
Dönmeye başladıktan sonra işaret vermek
D
Arkadan gelen araçlara yol vermek
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki en temel ve önemli kurallardan biri olan dönüş manevralarının nasıl güvenli bir şekilde yapılması gerektiği sorgulanmaktadır. Sorunun odak noktası, sürücünün bir dönüş yapma niyetini diğer yol kullanıcılarına (diğer sürücüler, yayalar vb.) nasıl ve ne zaman bildirmesi gerektiğidir. Güvenli bir trafik akışı için sürücüler arasında doğru ve zamanında iletişim hayati önem taşır.

Doğru Cevap: a) Niyetini dönüş lambasıyla önceden bildirmek

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafiğin temel prensiplerinden biri olan öngörülebilirlik ve iletişim ilkesine dayanmasıdır. Sürücü, dönüş yapacağı noktaya gelmeden makul bir mesafe önce (yerleşim yerlerinde yaklaşık 30 metre, yerleşim yeri dışında yaklaşık 150 metre önce) sinyal lambasını yakarak niyetini belli etmelidir. Bu erken uyarı, trafikteki diğer sürücülerin sizin ne yapacağınızı anlamasını, hızlarını ayarlamalarını ve gerekli önlemleri almalarını sağlar. Böylece ani fren yapma veya kaza riski en aza indirilir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • b) İşaret verdiği anda aniden şerit değiştirmek: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve son derece tehlikeli bir sürüş davranışıdır. Sinyal vermenin amacı, diğer sürücülere hazırlık yapmaları için zaman tanımaktır. Sinyal verilir verilmez yapılan ani bir manevra, arkadaki veya yandaki sürücüleri şaşırtır ve tepki vermelerine fırsat tanımaz. Bu durum, ciddi kazalara yol açabilecek bir trafik kuralı ihlalidir.

  • c) Dönmeye başladıktan sonra işaret vermek: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü sinyal vermenin amacını tamamen ortadan kaldırır. Eğer sürücü zaten dönme eylemine başlamışsa, sinyal vermenin artık bir anlamı kalmaz. Diğer sürücüler için bu bir uyarı değil, sadece yapılmakta olan bir eylemin teyidi olur ki bu da çok geçtir. Sinyal, bir niyetin önceden bildirilmesi için kullanılır, eylem sırasında veya sonrasında değil.

  • d) Arkadan gelen araçlara yol vermek: Bu ifade, her dönüş durumu için geçerli bir zorunluluk değildir. Elbette şerit değiştirirken veya dönerken arkadan gelen trafiği tehlikeye atmamak gerekir, ancak genel kural "arkadan gelene yol vermek" değildir. Aksine, siz kurallara uygun olarak zamanında sinyal verdiğinizde, arkadaki sürücünün de hızını ayarlayarak size güvenli bir manevra alanı bırakması beklenir. Dönüş yapmak için durup arkadaki tüm araçların geçmesini beklemek trafiği aksatır ve doğru bir davranış değildir.

Özetle, trafikte güvenliğin anahtarı iletişimdir ve dönüş lambaları (sinyaller) bu iletişimin en önemli aracıdır. Bir manevra yapma niyetinizi her zaman önceden ve yeterli bir mesafeden bildirerek hem kendi güvenliğinizi hem de trafikteki diğer kişilerin güvenliğini sağlamış olursunuz.

Soru 26
Aralıklı yanıp sönen sarı ışık aşağıdakilerden hangisiyle aynı anlamı taşır?
A
B
C
D
26 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aralıklı olarak yanıp sönen sarı ışığın hangi trafik işaret levhasıyla aynı anlama geldiği sorulmaktadır. Trafik ışıklarının normal çalışma düzeninde olmadığı (örneğin arıza durumunda veya gece saatlerinde) kavşaklarda, sürücülerin nasıl hareket etmesi gerektiğini belirten bu işaretlerin anlamını bilmek, trafik güvenliği için hayati önem taşır. Bu sorunun amacı, ışıklı işaret cihazları ile trafik işaret levhaları arasındaki anlam ilişkisini ölçmektir.

Aralıklı olarak yanıp sönen sarı ışık, bir uyarı anlamı taşır. Bu ışığı gören sürücü, kavşağa veya tehlikeli noktaya yaklaşırken hızını düşürmelidir. Bu bir "Dur" emri değildir, ancak "Dikkatli Ol, Yavaşla ve Yol Ver" anlamına gelir. Sürücü, kavşağı dikkatlice kontrol etmeli ve geçiş hakkı olan diğer araçlar varsa onlara yol verdikten sonra emniyetli bir şekilde geçişini tamamlamalıdır.

Doğru cevap b) seçeneğidir. Bu seçenekteki üçgen şeklindeki levha, "Yol Ver" işaret levhasıdır. Bu levha da tıpkı aralıklı yanan sarı ışık gibi, sürücünün bulunduğu yolun tali yol olduğunu ve anayoldaki araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerektiğini bildirir. Sürücü yavaşlar, anayolu kontrol eder ve eğer gelen araç yoksa durmadan geçebilir; araç varsa durup yol verir. Dolayısıyla, aralıklı yanan sarı ışık ile "Yol Ver" levhası birebir aynı anlama sahiptir.

  • a) seçeneği neden yanlış? Bu levha "Dur" levhasıdır. Sürücünün, diğer yolda araç olsun ya da olmasın, kavşakta mutlaka tam olarak durmasını emreder. Aralıklı yanıp sönen kırmızı ışık, "Dur" levhası ile aynı anlama gelir. Sarı ışık ise sadece yavaşlama ve yol verme uyarısı yaptığı için bu seçenek yanlıştır.
  • c) seçeneği neden yanlış? Bu levha "Taşıt Trafiğine Kapalı Yol" anlamına gelir. Bu levhanın bulunduğu yola motorlu taşıtların girmesinin yasak olduğunu belirtir. Konuyla, yani bir kavşaktaki geçiş hakkı düzenlemesiyle hiçbir ilgisi yoktur.
  • d) seçeneği neden yanlış? Bu levha "İki Yönlü Trafik" uyarı levhasıdır. Tek yönlü bir yoldan çıkıp, trafiğin her iki yönde de aktığı bir yola girileceğini haber verir. Bu bir tehlike uyarı işaretidir ve geçiş hakkı ile ilgili bir kural belirtmez.

Özetle, ehliyet sınavında ve trafikte unutmamanız gereken en önemli kurallardan biri şudur: Aralıklı yanan sarı ışık = Yol Ver levhası. Her ikisi de "yavaşla, dikkat et ve geçiş hakkını başkasına ver" demektir. Aralıklı yanan kırmızı ışık ise = Dur levhası anlamına gelir ve "mutlaka dur, yolu kontrol et ve sonra geç" demektir.

Soru 27
Tehlikeli eğimli yollarda karşılaşma hâlinde; çıkan aracın geçişi zorsa, inen araç sürücüsü ne yapmalıdır?
A
Çıkan aracın geri gitmesini sağlamalı
B
Motoru durdurup, vitesi boşa alıp inmeli
C
Varsa sığınma cebine girmeli, yoksa sağa yanaşıp durmalı
D
Çıkan araç sürücüsünü ikaz ederek yavaşlatmalı
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, tehlikeli ve dar bir yokuşta karşılaşan iki araçtan, yokuş aşağı inen aracın sürücüsünün, yokuş yukarı çıkan araca yol vermek için nasıl bir manevra yapması gerektiği sorgulanmaktadır. Trafik kurallarında bu durum, güvenlik ve fiziğin temel prensipleri göz önünde bulundurularak net bir şekilde tanımlanmıştır. Amaç, her iki sürücü için de en güvenli geçişi sağlamaktır.

Doğru Cevap: c) Varsa sığınma cebine girmeli, yoksa sağa yanaşıp durmalı

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, trafik kurallarının eğimli yollarda geçiş üstünlüğünü yokuş yukarı çıkan araca vermesidir. Yokuş yukarı hareket eden bir aracın durduktan sonra tekrar kalkış yapması, yokuş aşağı inen bir araca göre çok daha zordur. Çıkan araç, kalkış sırasında geri kayma riski taşır, motoru ve debriyajı daha fazla zorlanır ve momentumunu kaybeder. Bu nedenle, trafik güvenliğini sağlamak amacıyla, daha kolay manevra yapabilecek olan inen aracın, çıkan araca yol vermesi esastır.

Doğru davranış şekli de bu kurala dayanır. Eğer yolda bir sığınma cebi (genişletilmiş alan veya kaçış rampası) varsa, inen araç sürücüsü buraya girerek yolu tamamen açmalı ve çıkan aracın rahatça geçmesini sağlamalıdır. Sığınma cebi yoksa, inen araç sürücüsü yolun en sağına yanaşarak durmalı ve çıkan aracın geçebileceği kadar boşluk bırakmalıdır. Bu, en güvenli ve sorumlu davranıştır.

  • a) Çıkan aracın geri gitmesini sağlamalı: Bu seçenek tamamen yanlıştır çünkü kuralın tam tersidir. Yokuş yukarı çıkan bir aracı geri gitmeye zorlamak son derece tehlikelidir. Sürücünün geri manevra yaparken kontrolü kaybetme, aracı kaydırma veya bir kazaya sebep olma riski çok yüksektir. Geçiş üstünlüğü çıkan araçta olduğu için bu talepte bulunulamaz.
  • b) Motoru durdurup, vitesi boşa alıp inmeli: Bu seçenek, yapılabilecek en tehlikeli hareketlerden biridir. Eğimli bir yolda vitesi boşa almak, aracın kontrolünün büyük ölçüde frenlere kalmasına neden olur ve motorun frenleme etkisinden (motor freni) faydalanmayı engeller. Motoru durdurmak ise hidrolik direksiyon ve fren sistemlerini devre dışı bırakabilir, bu da aracı tamamen kontrolsüz bırakma riski taşır.
  • d) Çıkan araç sürücüsünü ikaz ederek yavaşlatmalı: Bu seçenek de yanlıştır. Sorun, çıkan aracın yavaşlaması değil, geçecek yer bulamamasıdır. Onu ikaz etmek veya yavaşlatmaya çalışmak, zaten zor bir durumda olan sürücünün dikkatini dağıtabilir ve paniğe kapılmasına neden olabilir. Sorumluluk, yolu açması gereken inen araç sürücüsündedir; çıkan sürücüyü meşgul etmek yerine kendi manevrasını yapmalıdır.

Özetle, tehlikeli eğimli yollarda temel kural şudur: İnen araç, çıkan araca yol verir. Bu yol verme işlemi de en güvenli şekilde, varsa sığınma cebine girerek, yoksa yolun sağına yanaşıp durarak yapılır.

Soru 28
Şekildeki 1 numaralı araç 80 km/saat hızla seyrederken önündeki araca en fazla kaç metre yaklaşabilir?
A
10
B
20
C
30
D
40
28 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte seyir halindeyken iki araç arasında olması gereken minimum güvenli mesafenin ne kadar olduğu sorulmaktadır. Bu mesafe "takip mesafesi" olarak adlandırılır ve sürücünün önündeki aracın ani bir manevrası veya fren yapması durumunda, güvenli bir şekilde durabilmesi için hayati önem taşır. Soruda verilen aracın hızı 80 km/saat olduğuna göre, bu hıza uygun güvenli takip mesafesini hesaplamamız gerekmektedir.

Trafik kurallarına göre, araçlar arasındaki takip mesafesi, aracın kilometre/saat cinsinden hızının en az yarısı kadar metre olmalıdır. Bu, "hızın yarısı" olarak bilinen temel ve akılda kalıcı bir kuraldır. Sorudaki araç 80 km/saat hızla hareket etmektedir. Bu kuralı uyguladığımızda, takip mesafesini şu şekilde hesaplarız:

  • Araç Hızı: 80 km/saat
  • Güvenli Takip Mesafesi (metre) = Hız / 2
  • Hesaplama: 80 / 2 = 40 metre

Bu hesaplamaya göre, 80 km/saat hızla giden 1 numaralı aracın, önündeki araçla arasında en az 40 metre mesafe bırakması zorunludur. Dolayısıyla önündeki araca en fazla 40 metreye kadar yaklaşabilir. Bu mesafe, sürücünün tehlikeyi fark etme, tepki verme ve fren yaparak güvenli bir şekilde durabilmesi için gereken minimum mesafeyi temsil eder.

Şimdi seçenekleri değerlendirelim:

  1. a) 10, b) 20, c) 30: Bu mesafelerin hepsi, 80 km/saat hız için hesaplanan 40 metrelik minimum güvenli mesafeden daha kısadır. Bu kadar yakın bir takip, "tampon tampona gitmek" olarak tabir edilir ve son derece tehlikelidir. Öndeki aracın en ufak bir yavaşlamasında bile arkadan çarpma riski çok yüksektir. Bu nedenle bu seçenekler yanlıştır.
  2. d) 40: Bu seçenek, "hızın yarısı" kuralına göre bulunan doğru ve güvenli minimum mesafedir. Bu nedenle doğru cevap 40'tır.

Ayrıca, takip mesafesini kontrol etmenin pratik bir yolu da "2 saniye kuralı"dır. Öndeki araç yol kenarındaki bir ağaç veya levha gibi sabit bir nesnenin yanından geçerken "seksen sekiz, seksen dokuz" diye saymaya başlarsınız. Eğer siz de aynı noktaya geldiğinizde saymayı bitirdiyseniz, aradaki mesafe yaklaşık 2 saniyedir ve bu mesafe güvenli kabul edilir. Unutmayın, yağışlı, sisli veya kaygan zemin gibi olumsuz koşullarda takip mesafesi 2 saniyeden ve hızın yarısından daha fazla olmalıdır.

Soru 29
Aksine bir durum yoksa, ışıklı trafik işaret cihazında yeşil ışık yanmakta ise sürücü ne yapmalıdır?
A
Durmalı, yolu kontrol ettikten sonra geçmeli
B
İlk geçiş hakkı yayaların olduğu için beklemeli
C
Sağdan gelen araçların geçmesini beklemeli
D
Durmadan dikkatli geçmeli
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün ışıklı bir kavşakta yeşil ışık yandığında uygulaması gereken temel ve doğru davranışın ne olduğu sorgulanmaktadır. Sorudaki "aksine bir durum yoksa" ifadesi oldukça önemlidir. Bu ifade, bir trafik polisinin farklı bir yönlendirme yapmadığı, bir ambulans gibi geçiş üstünlüğüne sahip bir aracın gelmediği veya yolda beklenmedik bir engel olmadığı normal şartları kastetmektedir.

Doğru Cevap: d) Durmadan dikkatli geçmeli

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, trafik ışık sistemindeki renklerin evrensel anlamlarına dayanmasıdır. Yeşil ışık, sürücüye "GEÇ" komutunu verir. Bu nedenle, yeşil ışık yandığında sürücünün temel görevi, trafiği aksatmamak için durmadan yoluna devam etmektir. Ancak bu geçişin körü körüne yapılması beklenmez; "dikkatli" kelimesi, sürücünün kavşağı kontrol ederek, olası tehlikelere (örneğin kırmızıda geçen bir araç veya geç kalmış bir yaya) karşı tetikte olarak geçmesi gerektiğini vurgular.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) Durmalı, yolu kontrol ettikten sonra geçmeli: Bu davranış, fasılalı (aralıklı) olarak yanıp sönen sarı ışıkta veya "DUR" levhasının bulunduğu bir kavşakta yapılması gereken bir eylemdir. Sürekli yanan yeşil ışıkta durmak, hem trafik kurallarını ihlal etmek anlamına gelir hem de arkanızdan gelen araçlar için bir kaza riski oluşturur. Yeşil ışığın anlamı "dur" değil, "geç"tir.
  • b) İlk geçiş hakkı yayaların olduğu için beklemeli: Bu ifade yanıltıcıdır. Sürücülere yeşil ışık yanarken, genellikle yayalara kırmızı ışık yanar. Eğer bir yaya, size yeşil yanmasına rağmen yola inmişse veya geçişini tamamlayamamışsa, elbette güvenlik için ona yol verirsiniz. Ancak genel kural olarak, yeşil ışıkta geçiş hakkı sizdeyken, olmayan bir yaya için durup beklemeniz gerekmez. "Dikkatli geçmek" bu tür istisnai durumları zaten kapsamaktadır.
  • c) Sağdan gelen araçların geçmesini beklemeli: "Sağdan gelen araca yol verme" kuralı, trafik ışığı, levhası veya trafik polisi bulunmayan, yani kontrolsüz kavşaklar için geçerli bir kuraldır. Işıklı bir kavşak, kontrollü bir kavşaktır ve bu kavşaklarda geçiş üstünlüğünü trafik ışıkları belirler. Yeşil ışık size yandığı için, sağınızdaki yolda bekleyen araçlara kırmızı ışık yanmaktadır ve onların sizi beklemesi gerekir.

Özetle, trafik ışıklı bir kavşakta yeşil ışığı gördüğünüzde, geçiş hakkının sizde olduğunu bilmelisiniz. Bu nedenle, normal şartlar altında durmanıza gerek yoktur. Ancak her zaman kontrollü ve dikkatli bir şekilde geçiş yaparak hem kendi güvenliğinizi hem de trafikteki diğer unsurların güvenliğini sağlamalısınız.

Soru 30
Aşağıdakilerden hangisi ana yol - tali yol kavşağını bildiren trafik işaret levhalarından biri değildir?
A
B
C
D
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, gösterilen dört trafik işaret levhasından hangisinin bir "ana yol - tali yol kavşağı" durumunu belirtmediği sorulmaktadır. Bu tür soruları çözmek için her bir levhanın anlamını ve kullanıldığı yeri bilmek önemlidir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevap: a) seçeneği

Bu levha, "Karşıdan Gelene Yol Ver" anlamındadır. Genellikle yolun daraldığı, köprü veya tünel gibi aynı anda iki aracın geçemeyeceği yerlerde kullanılır. Bu levhayı gören sürücü, karşı yönden gelen araca geçiş önceliği tanımak zorundadır. Görüldüğü gibi bu levhanın görevi, bir kavşaktaki geçiş üstünlüğünü değil, dar bir yoldaki geçiş sırasını düzenlemektir. Bu nedenle ana yol - tali yol kavşağı ile bir ilgisi yoktur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • b) seçeneği:

    Bu levha, "Yol Ver" işaretidir. Bu işaret, tali yoldan ana yola çıkış yapılan noktalara konulur ve tali yoldaki sürücünün, ana yoldan gelen araçlara yol vermesi gerektiğini bildirir. Dolayısıyla, bu levha doğrudan ana yol - tali yol kavşaklarında kullanılan temel levhalardan biridir. Bu yüzden bu seçenek yanlış cevaptır.

  • c) seçeneği:

    Bu levha, "Anayol" işaretidir. Bu levhayı gören sürücü, bir ana yolda seyrettiğini ve kavşaklarda geçiş önceliğine sahip olduğunu anlar. Levha, ana yolun başlangıcında ve önemli kavşaklardan önce sürücüye bilgi vermek için kullanılır. Bu işaret de doğrudan ana yol - tali yol kavramıyla ilgilidir.

  • d) seçeneği:

    Bu levha, bir tehlike uyarı işaretidir ve "Ana Yol - Tali Yol Kavşağı" olduğunu bildirir. Kalın çizgi ana yolu, ince çizgi ise tali yolu temsil eder. Bu levha, ana yolda ilerleyen sürücüyü ileride sağdan bir tali yol bağlantısı olduğu konusunda uyarır. Dolayısıyla bu levha da tam olarak soruda belirtilen kavşak türüyle ilgilidir.

Özetle; b, c ve d seçeneklerindeki levhalar doğrudan ana yol ve tali yol kavramlarını, bu yolların kesiştiği kavşakları ve bu kavşaklardaki geçiş hakkı kurallarını belirtmek için kullanılır. Ancak a seçeneğindeki "Karşıdan Gelene Yol Ver" levhası, bir kavşak durumuyla değil, yolun fiziki olarak daralmasıyla ilgili bir durumu düzenler. Bu nedenle sorunun doğru cevabı a seçeneğidir.

Soru 31
Ölümcül trafik kazasına karışan sürücülerin aşağıdakilerden hangisini yapmaları gerekir?
A
Yolu trafiğe açmaları
B
İlk yardım önlemlerini almaları
C
Araçların yerlerini değiştirmeleri
D
Kaza tespit tutanağı düzenlemeleri
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün ölümcül bir trafik kazasına karıştığında yapması gereken en öncelikli ve doğru davranışın ne olduğu sorulmaktadır. Buradaki kilit nokta, kazanın "ölümcül" olmasıdır; yani kazada can kaybı veya ağır yaralanma durumu söz konusudur. Bu durum, sadece maddi hasarlı kazalardan çok daha farklı yasal ve insani sorumluluklar getirir.

Doğru Cevap: b) İlk yardım önlemlerini almaları

Ölümcül bir kazada en temel öncelik insan hayatıdır. Kazada hayatını kaybetmiş bir veya daha fazla kişi olsa bile, olay yerinde hayati tehlikesi olan başka yaralılar da olabilir. Sürücülerin, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar, kendi bilgi ve becerileri dahilinde yaralılara temel ilk yardım müdahalelerinde bulunarak hayatta kalma şanslarını artırmaları hem yasal bir zorunluluk hem de vicdani bir görevdir. Bu nedenle, olay yerinin güvenliği sağlandıktan sonra yapılması gereken ilk iş, yaralıların durumunu kontrol etmek ve gerekli ilk yardımı yapmaktır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Yolu trafiğe açmaları ve c) Araçların yerlerini değiştirmeleri: Bu iki seçenek de temelde aynı sebepten yanlıştır. Ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan kazalar, adli bir soruşturma gerektirir. Kaza mahalli, savcılık ve polis tarafından incelenecek bir "olay yeri" niteliğindedir. Araçların yerini değiştirmek veya yolu trafiğe açmak, delillerin kaybolmasına veya bozulmasına neden olacağı için kesinlikle yasaktır ve suç teşkil eder.

  • d) Kaza tespit tutanağı düzenlemeleri: Kaza Tespit Tutanağı, tarafların kendi aralarında anlaştığı ve sadece maddi hasarın meydana geldiği kazalar için kullanılır. İçinde yaralanma veya ölüm olan hiçbir kazada bu tutanak düzenlenmez. Bu tür durumlarda derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak trafik polisine ve sağlık ekiplerine haber vermek zorunludur; resmi işlemleri yetkililer yürütür.

Özetle, ölümcül bir kazaya karışan sürücünün sorumluluk sıralaması nettir. Önce olay yerinin güvenliğini sağlamalı (yeni kazaları önlemek için), hemen 112'yi aramalı ve ardından yaralılara ilk yardım uygulamalıdır. Kaza yeri, yetkililer gelene kadar kesinlikle değiştirilmemelidir çünkü bu, adli soruşturmanın en önemli parçasıdır.

Soru 32
Trafik görevlisinin geceleyin ışıklı işaret çubuğunu şekildeki gibi hareket ettirmesinin sürücüler için anlamı nedir?
A
Dur işareti
B
Dönüş işareti
C
Yavaşlatma işareti
D
Hızlandırma işareti
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik polisinin gece kullandığı ışıklı işaret çubuğuyla yaptığı belirli bir hareketin ne anlama geldiği sorulmaktadır. Trafik polisinin işaretleri, özellikle gece veya görüşün düşük olduğu durumlarda trafiğin güvenli bir şekilde akmasını sağlamak için hayati öneme sahiptir. Bu nedenle her sürücü adayının bu işaretleri doğru bir şekilde bilmesi ve trafikte anında uygulayabilmesi gerekir.

Görselde trafik görevlisinin ışıklı çubuğu bir yay çizecek veya dairesel bir hat üzerinde hareket ettirdiği görülmektedir. Bu hareket, sürücülere dönüş yapmaları veya belirtilen yöne girmeleri gerektiğini bildiren bir işarettir. Genellikle bir kavşakta veya yönlendirmenin gerekli olduğu bir noktada, polisin işaret ettiği istikamete doğru dönüş yapılmasını veya o yola sapılmasını emreder. Bu nedenle doğru cevap 'Dönüş işareti' olan b) şıkkıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
  • a) Dur işareti: Bu seçenek yanlıştır. Trafik polisinin 'Dur' işareti genellikle kolunu veya ışıklı çubuğu vücuduna dik bir açıyla havaya kaldırmasıyla veya doğrudan aracın önünde yatay olarak tutmasıyla verilir. Resimdeki dairesel hareket, durmayı değil, aksine yönlendirilmiş bir hareketi ifade eder.
  • c) Yavaşlatma işareti: Bu seçenek de yanlıştır. 'Yavaşla' işareti için trafik polisi, kolunu veya ışıklı çubuğu aşağı ve yukarı doğru yavaşça sallar (sanki havayı aşağı doğru itiyormuş gibi). Bu hareket, sürücüye hızını düşürmesi gerektiğini anlatır. Sorudaki dairesel hareket bu anlama gelmez.
  • d) Hızlandırma işareti: Bu seçenek de hatalıdır. 'Hızlan' veya 'Geç' işareti, genellikle polisin kolunu veya çubuğu dirsekten kırarak art arda kendisine doğru çekmesiyle verilir. Bu, trafiği hızlandırma amacı taşır. Resimdeki hareket ise hızlanmayı değil, belirli bir yöne sapmayı belirtir.

Özetle, trafik polisinin ışıklı çubukla yaptığı geniş ve dairesel hareketler her zaman bir yönlendirme, yani dönüş veya belirtilen yola girme anlamı taşır. Diğer işaretlerin (Dur, Yavaşla, Hızlan) kendilerine özgü, farklı hareketleri vardır. Bu işaretleri doğru yorumlamak, hem sınavda başarılı olmanız hem de trafikte güvenli bir sürüş gerçekleştirmeniz için çok önemlidir.

Soru 33
Kara yolunda insan, hayvan ve yük taşımaya yarayan araçlara ne ad verilir?
A
Taşıt
B
Tren
C
Ulaşım
D
Taşıma
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kara yolunda kullanılan ve temel amacı insan, hayvan veya yükü bir yerden başka bir yere götürmek olan araçların genel adının ne olduğu sorulmaktadır. Bu, ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan temel bir tanım sorusudur ve Karayolları Trafik Kanunu'ndaki tanımları bilmeyi gerektirir. Sorunun doğru cevabını ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: a) Taşıt

Karayolları Trafik Kanunu'na göre, taşıt, "Karayolunda insan, hayvan ve yük taşımaya yarayan araçlar" olarak tanımlanır. Bu tanım, soruda verilen ifadeyle birebir aynıdır. Otomobil, kamyon, otobüs, motosiklet gibi motorlu araçlar ile bisiklet, at arabası gibi motorsuz araçların tamamı bu genel kategoriye girer. Dolayısıyla, sorunun sorduğu genel ve kapsayıcı terim "taşıt" kelimesidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

Diğer şıkların neden yanlış olduğunu anlamak, doğru cevabı pekiştirmek için çok önemlidir. Bu terimler birbiriyle ilişkili olsa da aralarında net farklar bulunur.

  • b) Tren: Tren de insan ve yük taşımaya yarayan bir araçtır ancak temel farkı, kara yolunda değil, demir yolunda (raylar üzerinde) hareket etmesidir. Soru, özellikle "kara yolunda" kullanılan araçları sorduğu için tren bu tanımın dışında kalır. Bu nedenle tren, bu soru için yanlış bir cevaptır.
  • c) Ulaşım: Ulaşım, bir araç değil, bir sistem veya eylemdir. İnsanların, malların veya hizmetlerin bir yerden başka bir yere aktarılması sürecinin genel adıdır. Taşıtlar, ulaşım sisteminin bir parçasıdır ama "ulaşım" kelimesi aracın kendisini tanımlamaz. Örneğin, "Toplu ulaşım araçları" dediğimizde, ulaşım eylemini gerçekleştiren taşıtlardan bahsederiz.
  • d) Taşıma: Taşıma da ulaşım gibi bir aracı değil, bir eylemi veya işi ifade eder. "Yük taşıma", "yolcu taşıma" gibi ifadelerde olduğu gibi, bir nesneyi veya canlıyı bir yerden bir yere götürme fiilidir. Bu işi yapan araca ise taşıt denir. Kısacası, taşıma eylemdir, taşıt ise o eylemi gerçekleştiren araçtır.

Özetle

Bu sorunun anahtarı, sorulan ifadenin yasal tanımını bilmektir. Taşıt, kara yolunda hareket eden tüm araçları kapsayan genel bir terimdir. Tren farklı bir yolda (demir yolu) hareket eder. Ulaşım ve taşıma ise birer araç değil, birer sistem veya eylemdir. Bu nedenle doğru cevap kesin olarak "a) Taşıt" seçeneğidir.

Soru 34
Aşağıdakilerden hangisi park etmede alınacak tedbirlerden biri değildir?
A
El freni ile tespit edilmesi
B
Eğimli yollarda ön tekerleğin sağa çevrilmesi
C
Eğimli yollarda otobüslerin her iki arka tekerleklerine takoz konulması
D
Aracın terk edilmesi hâlinde camlarının açık bırakılması
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracı park ederken uygulanması gereken güvenlik önlemleri sorgulanmakta ve bu önlemler arasında olmayan, yani yanlış olan davranışın bulunması istenmektedir. Soru, park etme işleminin sadece aracı bir yere bırakmak olmadığını, aynı zamanda hem aracın hem de çevrenin güvenliğini sağlamak için bir dizi kuralı içerdiğini vurgulamaktadır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

d) Aracın terk edilmesi hâlinde camlarının açık bırakılması

Bu seçenek, sorunun doğru cevabıdır. Çünkü bir aracı park edip terk ederken camları açık bırakmak, bir güvenlik tedbiri değil, tam tersine bir güvenlik zafiyetidir. Açık bırakılan camlar, aracın içindeki değerli eşyaların veya aracın kendisinin çalınmasına davetiye çıkarır. Ayrıca yağmur, toz gibi dış etkenlerin aracın içine girmesine neden olarak araca zarar verebilir. Bu nedenle, park etme işleminden sonra alınacak tedbirler arasında aracın tüm kapılarının kilitlenmesi ve camlarının tamamen kapatılması yer alır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden doğru birer park tedbiri olduğunu ve bu yüzden sorunun cevabı olamayacağını açıklayalım:

  • a) El freni ile tespit edilmesi: Bu, park etmenin en temel ve zorunlu adımıdır. El freni (park freni), aracın mekanik olarak sabitlenmesini sağlar ve özellikle eğimli yollarda aracın kaymasını engeller. Motor durdurulduktan sonra vites uygun konuma getirilip el freni çekilerek araç güvenli bir şekilde sabitlenir. Bu, kesinlikle alınması gereken bir tedbirdir.
  • b) Eğimli yollarda ön tekerleğin sağa çevrilmesi: Bu, özellikle yokuş aşağı park ederken hayati bir güvenlik önlemidir. Ön tekerlekler sağa, yani kaldırıma doğru çevrildiğinde, olası bir fren boşalması durumunda araç yola doğru değil, kaldırıma doğru hareket eder. Kaldırım bir takoz görevi görerek aracı durdurur ve olası bir kazayı engeller. Bu da önemli bir park tedbiridir.
  • c) Eğimli yollarda otobüslerin her iki arka tekerleklerine takoz konulması: Otobüs, kamyon gibi ağır vasıtalar, ağırlıkları nedeniyle eğimli yollarda daha büyük bir risk taşır. Bu araçlarda sadece el frenine güvenmek yeterli olmayabilir. Bu nedenle, aracın kaymasını fiziksel olarak engellemek için arka tekerleklerin önüne veya arkasına (eğimin yönüne göre) takoz konulması zorunlu ve doğru bir güvenlik tedbiridir.

Sonuç olarak, a, b ve c seçenekleri araç park edilirken alınması gereken doğru ve gerekli güvenlik önlemlerini ifade etmektedir. d seçeneği ise tam tersi, yapılmaması gereken ve güvenlik açığı oluşturan bir davranıştır. Bu yüzden sorunun doğru cevabı "d" şıkkıdır.

Soru 35
Şekildeki trafik görevlisinin yapmış olduğu işaretin sürücüler için anlamı nedir?
A
Geç
B
Hızlan
C
Yavaşla
D
Sağa yanaş ve dur
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik görevlisinin koluyla yaptığı özel bir işaretin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmaktadır. Trafik polisinin el ve kol hareketlerini doğru yorumlamak, hem sınav başarısı hem de trafikte güvenlik için çok önemlidir. Bu işaretler, sürücülere ne yapmaları gerektiğini bildiren evrensel komutlardır.

Doğru cevap d) Sağa yanaş ve dur seçeneğidir. Şekildeki trafik görevlisi, sağ kolunu yana doğru uzatmış ve elini aşağı yukarı sallamaktadır. Bu hareket, sürücüye yönelik doğrudan bir komuttur ve anlamı "aracını yolun sağına çek ve dur" demektir. Bu işareti alan sürücü, sinyalini vererek güvenli bir şekilde yolun sağına geçmeli ve görevlinin bir sonraki talimatını beklemek üzere durmalıdır. Bu komut genellikle bir trafik kontrolü veya denetim amacıyla verilir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Geç: Bu seçenek yanlıştır. Trafik polisinin "Geç" işareti, genellikle sürücüye dönükken kolunu dirsekten kırarak "gel gel" şeklinde yaptığı davet hareketidir. Resimdeki hareketle bir ilgisi yoktur.
  • b) Hızlan: Bu seçenek de yanlıştır. "Hızlan" işareti, "Geç" işaretinin daha seri ve teşvik edici bir şekilde yapılmasıdır. Sürücünün tereddüt etmeden ilerlemesini sağlamak için kullanılır ve görseldeki hareketten farklıdır.
  • c) Yavaşla: Bu seçenek, en çok karıştırılan cevaptır. "Yavaşla" işareti de polisin kolunu aşağı yukarı hareket ettirmesiyle yapılır ve görseldeki harekete çok benzer. Ancak aralarında önemli bir fark vardır: "Yavaşla" işareti, genel olarak trafik akışını yavaşlatmak için yapılırken, "Sağa yanaş ve dur" işareti, belirli bir araca veya araçlara yönelik, onları trafikten ayırarak durdurmayı amaçlayan daha özel bir komuttur. Sınav sorularında bu hareket, durma komutu olarak kabul edilir.

Sonuç olarak, trafikte bir polis memurunun talimatları, trafik ışıkları ve levhalarından daha önceliklidir. Bu nedenle, şekildeki gibi bir işaretle karşılaştığınızda, bunun bir durma ve kenara çekilme komutu olduğunu bilmeli ve derhal güvenli bir şekilde uygulamalısınız.

Soru 36
Şekilde soru işareti (?) ile gösterilen ve araç için gerekli elektriği üreten parçaya ne ad verilir?
A
Debriyaj
B
Alternatör
C
Distribütör
D
Marş motoru
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, motor bölümünde V kayışı ile hareket alan ve soru işaretiyle gösterilen parçanın adı ve görevi sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, bu parçanın "araç için gerekli elektriği üretmesi"dir. Bu bilgi, doğru cevabı bulmamız için en önemli ipucudur.

Doğru cevap b) Alternatör'dür. Alternatör, mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çeviren bir parçadır. Hareketini, resimde de görüldüğü gibi krank miline bağlı bir V kayışı aracılığıyla motordan alır. Motor çalıştığı sürece dönerek aracın elektrik sistemine (farlar, radyo, silecekler vb.) güç sağlar ve aynı zamanda aküyü şarj eder. Bu nedenle, "araç için gerekli elektriği üreten parça" tanımı doğrudan alternatörü işaret etmektedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Debriyaj: Debriyaj, güç aktarma organlarından biridir ve motor ile vites kutusu arasındaki bağlantıyı isteğe bağlı olarak kesmeye yarar. Vites değiştirirken kullanılır ve elektrik üretimi ile hiçbir ilgisi yoktur. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • c) Distribütör: Distribütör, ateşleme sisteminin bir parçasıdır ve genellikle eski tip benzinli araçlarda bulunur. Görevi, ateşleme bobininden gelen yüksek gerilimi doğru zamanda doğru bujiye dağıtmaktır. Elektrik üretmez, sadece var olan elektriği dağıtır. Dolayısıyla bu cevap da yanlıştır.
  • d) Marş motoru: Marş motoru, aracı ilk çalıştırmak için kullanılan güçlü bir elektrik motorudur. Aküden aldığı elektrik enerjisi ile motorun ilk hareketini sağlar. Yani elektrik üretmek yerine, tam tersi bir görevle elektrik tüketen bir parçadır. Bu yüzden bu seçenek de hatalıdır.

Özetle, resimde gösterilen ve motordan aldığı hareketle aracın elektrik ihtiyacını karşılayıp aküyü şarj eden parçanın adı alternatör'dür. Bu yüzden doğru cevap B şıkkıdır.

Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi silindir bloğunun görevidir?
A
Şafta hareket vermek
B
Rotlara hareket vermek
C
Pistonlara yataklık yapmak
D
Vites dişlilerine yataklık yapmak
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir motorun ana gövdesini oluşturan silindir bloğunun temel görevi sorgulanmaktadır. Motorun en büyük ve en temel parçası olan silindir bloğunun ne işe yaradığını bilmek, motorun genel çalışma prensibini anlamak için çok önemlidir. Soruyu ve cevapları inceleyerek doğru seçeneğe ulaşalım. Doğru Cevap: c) Pistonlara yataklık yapmak

Silindir bloğu, motorun adeta iskeletidir ve en ağır parçasıdır. İçerisinde, pistonların dikey olarak aşağı ve yukarı hareket ettiği silindir adı verilen yuvarlak boşluklar bulunur. Pistonlar, yakıt-hava karışımının yanmasıyla oluşan patlama gücünü krank miline ileten kritik parçalardır ve bu önemli görevlerini silindirlerin içinde kayarak yaparlar. Dolayısıyla silindir bloğunun en temel ve birincil görevi, pistonların içinde düzenli ve sürtünmesiz bir şekilde çalışabileceği bir yatak, yani bir yuva oluşturmaktır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • a) Şafta hareket vermek: Bu ifade yanlıştır çünkü hareketi üreten ve ileten parçalar farklıdır. Pistonlar, yanma gücüyle aşağı itilir ve biyel kolu aracılığıyla krank milini (krank şaftını) döndürür. Yani hareketi başlatan pistonlardır. Silindir bloğu ise bu hareketin gerçekleştiği sabit yapıyı oluşturur; kendisi doğrudan bir parçaya hareket vermez, sadece onlara ev sahipliği yapar.
  • b) Rotlara hareket vermek: Rotlar, aracın direksiyon sistemine ait parçalardır ve tekerleklerin sağa veya sola dönmesini sağlarlar. Motor sistemi ile direksiyon sistemi birbirinden tamamen farklı iki mekanizmadır. Silindir bloğunun, aracın yönünü kontrol eden rotlarla hiçbir işlevsel bağlantısı yoktur.
  • d) Vites dişlilerine yataklık yapmak: Vites dişlileri, şanzıman (vites kutusu) adı verilen ayrı bir sistemin içinde yer alır. Şanzıman, motordan aldığı dönme hareketini farklı hız ve torklarda tekerleklere iletmekle görevlidir ve kendine ait bir muhafazası (şanzıman kutusu) vardır. Silindir bloğu motorun gövdesiyken, vites dişlilerine yataklık yapan parça şanzıman kutusudur.

Özetle, silindir bloğunu motorun ana binası olarak düşünebilirsiniz. Bu binanın içindeki odalar (silindirler) ise pistonların yaşadığı ve çalıştığı yerlerdir. Bu nedenle bloğun temel görevi, motorun kalbi sayılan pistonlar ve krank mili gibi ana parçalar için sağlam bir yataklık ve koruyucu bir muhafaza görevi görmektir.

Soru 38
Aşağıdakilerden hangisi araçlarda gücün kaynağıdır?
A
Şaft
B
Motor
C
Tekerlek
D
Vites kutusu
38 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın hareket etmesini sağlayan ana enerjinin, yani gücün, hangi parçadan üretildiği sorulmaktadır. Aracın ilerlemesi için gerekli olan ilk hareket enerjisini üreten temel bileşen istenmektedir. Bu, bir aracın çalışma prensibini ve güç aktarma organlarının başlangıç noktasını anlamak için temel bir sorudur.

Doğru cevap b) Motor seçeneğidir. Çünkü motor, yakıtı (benzin, dizel, LPG vb.) veya elektrik enerjisini kullanarak bunu mekanik enerjiye, yani hareket gücüne dönüştüren ana parçadır. Aracın kalbi olarak da bilinen motor, ürettiği bu gücü diğer aktarma organlarına ileterek tekerleklerin dönmesini ve aracın hareket etmesini sağlar. Bu nedenle, araçtaki gücün asıl kaynağı her zaman motordur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Şaft: Şaft, gücün kaynağı değildir; gücü taşıyan bir parçadır. Motordan gelen ve vites kutusunda düzenlenen gücü, tekerleklere (diferansiyele) iletmekle görevlidir. Yani bir aracıdır, gücü üreten parça değildir.
  • c) Tekerlek: Tekerlekler, gücün son ulaştığı ve aracı yol üzerinde hareket ettiren parçalardır. Gücü üretmek yerine, kendilerine iletilen gücü kullanarak aracın ilerlemesini sağlarlar. Bu yüzden gücün kaynağı değil, gücün hareketE dönüştüğü son noktadırlar.
  • d) Vites kutusu: Vites kutusu (şanzıman), motordan gelen gücü düzenleyen ve aracın hızına göre tekerleklere uygun devirde ileten çok önemli bir parçadır. Ancak kendisi güç üretmez, sadece motordan aldığı gücü yönetir ve aktarır. Yani gücü işleyen bir mekanizmadır, kaynak değildir.

Özetle, motor gücü üretir; vites kutusu bu gücü düzenler; şaft bu gücü taşır ve tekerlekler de bu gücü kullanarak aracı hareket ettirir. Dolayısıyla aracın tek güç kaynağı motordur.

Soru 39
Marş yapıldığında marş motoru yavaş dönüyorsa sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Enjektörlerin arızalanması
B
Hava filtresinin kirlenmesi
C
Far kablo bağlantılarının oksitlenmesi
D
Akü şarj durumunun yeterli olmaması
39 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, aracın marş anahtarını çevirdiğinizde duyulan "vır-vır-vır" sesinin normalden daha yavaş ve zorlanarak gelmesinin, yani marş motorunun motoru yavaş çevirmesinin temel nedeni sorgulanmaktadır. Bu durum, aracın ilk hareketini sağlayan sistemdeki bir zayıflığa işaret eder. Sorunun çözümü için marş sisteminin nasıl çalıştığını ve neye ihtiyaç duyduğunu anlamak gerekir.

Doğru Cevap: d) Akü şarj durumunun yeterli olmaması

Doğru cevabın bu seçenek olmasının sebebi, marş motorunun çalışmak için çok yüksek miktarda elektrik akımına ihtiyaç duymasıdır. Marş motoru, duran bir motoru ilk hareketini verecek kadar güçlü çevirmekle görevli bir elektrik motorudur. Bu gücü ise doğrudan aküden alır. Eğer akünün şarjı zayıfsa veya bitmeye yakınsa, marş motoruna yeterli gücü gönderemez. Sonuç olarak marş motoru, motoru çevirmeye çalışır ancak gücü yetmediği için bunu yavaş ve isteksiz bir şekilde yapar.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Enjektörlerin arızalanması: Enjektörler, motora yakıt püskürtmekle görevlidir. Eğer enjektörler arızalıysa, marş motoru normal hızda döner ancak motor yakıt alamadığı için çalışmaz veya tekleme yaparak çalışır. Bu durum marş motorunun dönüş hızını etkilemez.
  • b) Hava filtresinin kirlenmesi: Hava filtresi, motora giren havayı temizler. Filtrenin kirli olması, motorun performansını düşürür, yakıt tüketimini artırır ve motorun "boğulmasına" neden olabilir. Ancak bu sorunlar genellikle motor çalıştıktan sonra ortaya çıkar ve marş motorunun ilk dönüş hızına doğrudan bir etkisi yoktur.
  • c) Far kablo bağlantılarının oksitlenmesi: Bu durum, elektrik sistemindeki bir sorundur ancak sadece aydınlatma sistemini etkiler. Farların zayıf yanmasına veya hiç yanmamasına neden olabilir. Marş motorunun kendine ait, çok daha kalın ve yüksek akım taşıyan ayrı kabloları vardır. Far kablolarındaki bir sorun, marş motorunun performansını doğrudan etkilemez.

Özetle, marş motorunun yavaş dönmesi neredeyse her zaman elektrik gücü yetersizliğinin bir işaretidir. Bu gücün ana kaynağı akü olduğu için, akünün şarjının yetersiz olması bu sorunun en yaygın ve temel sebebidir. Bu nedenle doğru cevap d seçeneğidir.

Soru 40
Araç üzerinde bir elektrikli alıcı çalışmadığında ilk bakılacak yer aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?
A
Motordaki yağ seviyesi
B
Ateşleme sistemindeki ilgili buji
C
Sigorta panelindeki ilgili sigorta
D
Yakıt deposundaki yakıt seviyesi
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracımızdaki far, radyo, korna veya silecek gibi elektrikle çalışan bir parçanın (yani bir alıcının) aniden çalışmayı durdurması durumunda, arızayı bulmak için ilk olarak nereye bakmamız gerektiği sorulmaktadır. Bu durum, sürüş sırasında karşılaşılabilecek yaygın bir sorundur ve doğru adımı bilmek hem zaman kazandırır hem de olası daha büyük arızaları önleyebilir. Sorunun mantığı, en basit ve en olası arıza nedeninden başlayarak sorunu çözmeye dayanır.

Doğru Cevap: c) Sigorta panelindeki ilgili sigorta

Araçlardaki elektrik sistemleri, yüksek akım veya kısa devre gibi durumlara karşı sigortalar ile korunur. Sigortanın temel görevi, bir nevi "feda edilebilir" bir parça olmaktır; yani elektrik devresinde anormal bir durum olduğunda, pahalı olan elektronik parçanın (radyo, far beyni vb.) yanmasını önlemek için kendini feda ederek devreyi keser. Bu nedenle, bir elektrikli parça aniden çalışmazsa, bunun en yaygın ve ilk akla gelen sebebi o parçaya ait sigortanın "atmış" olmasıdır. Sigorta paneline bakmak ve ilgili sigortayı kontrol etmek, arızayı tespit etmenin en hızlı, en kolay ve en mantıklı ilk adımıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. a) Motordaki yağ seviyesi: Motor yağı, motorun içindeki hareketli metal parçaların birbirine sürtünerek aşınmasını önlemek ve motorun soğumasına yardımcı olmak için kullanılır. Aracın elektrik sistemiyle doğrudan bir bağlantısı yoktur. Yağ seviyesinin düşük olması motorun sağlığı için çok tehlikelidir ve motora ciddi zararlar verebilir, ancak tek bir lambanın veya kornanın çalışmamasına neden olmaz.
  2. b) Ateşleme sistemindeki ilgili buji: Buji, motorun silindirleri içindeki sıkıştırılmış yakıt-hava karışımını bir kıvılcım ile ateşleyerek motorun çalışmasını sağlayan kritik bir parçadır. Bir buji arızalanırsa, motor tekleme yapar, çekiş gücü düşer veya sarsıntılı çalışır. Yani bujinin görevi motorun kendisiyle ilgilidir; radyo veya silecek gibi bağımsız bir elektrikli alıcının çalışmasını etkilemez.
  3. d) Yakıt deposundaki yakıt seviyesi: Yakıt, motorun çalışması için gereken enerjiyi sağlar. Eğer yakıt biterse motor durur. Motor durduğunda, elektrik üreten alternatör de çalışmayacağı için bir süre sonra akü de biter ve aracın tüm elektrik sistemi devre dışı kalır. Ancak soruda, aracın genelinden değil, "bir" adet elektrikli alıcının çalışmamasından bahsedilmektedir. Bu durum, sorunun genele değil, o alıcıya özel bir hatta olduğunu gösterir.

Özetle, aracınızda belirli bir elektrikli donanım çalışmıyorsa (örneğin sadece uzun farlar yanmıyorsa), sorunun kaynağı büyük ihtimalle o donanımı aşırı akımdan koruyan sigortadır. Bu yüzden arıza ararken ilk kontrol edilmesi gereken yer her zaman sigorta kutusu veya panelindeki ilgili sigorta olmalıdır.

Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi motorla vites kutusu arasındaki irtibatı keserek, vites değiştirme imkânı sağlayan güç aktarma organıdır?
A
Amortisör
B
Helezon yay
C
Fren balatası
D
Kavrama (Debriyaj)
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın hareketini sağlayan temel sistemlerden biri olan güç aktarma organları hakkında bir bilgi sorgulanmaktadır. Sorunun odak noktası, motorun ürettiği gücü tekerleklere ileten sistemde, vites değiştirmeyi mümkün kılan parçanın hangisi olduğudur. Bu parçanın temel görevi, motor çalışmaya devam ederken vites kutusuyla olan bağlantısını anlık olarak kesmektir.

Doğru cevap d) Kavrama (Debriyaj) sistemidir. Kavrama, motor ile vites kutusu arasında yer alır ve bir nevi kontrollü bir köprü görevi görür. Sürücü debriyaj pedalına bastığında, bu köprü ayrılarak motorun dönüş hareketinin vites kutusuna iletilmesini geçici olarak durdurur. Bu sayede vites geçişleri güvenli ve sarsıntısız bir şekilde yapılabilir.

Bu kesinti sayesinde, vites kutusu içindeki dişliler üzerindeki yük kalkar ve sürücü vitesi rahatça, takılma veya "gacırtı" gibi sesler olmadan değiştirebilir. Sürücü vites değiştirme işlemini tamamlayıp ayağını debriyaj pedalından çektiğinde ise kavrama sistemi tekrar motor ile vites kutusunu birleştirir. Böylece motorun gücü, yeni seçilen vites oranında tekerleklere aktarılmaya devam eder.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Amortisör: Bu parça, süspansiyon sisteminin bir elemanıdır. Görevi, yoldaki çukur ve tümseklerin neden olduğu sarsıntıları emerek sürüş konforunu artırmak ve aracın yol tutuşunu sağlamaktır. Güç aktarımı ile doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • b) Helezon yay: Amortisör gibi bu da bir süspansiyon sistemi parçasıdır. Aracın ağırlığını taşır ve tekerleklerin yoldaki engebelere göre esnemesini sağlar. Motor gücünün aktarılmasıyla ilgili bir görevi bulunmaz.
  • c) Fren balatası: Bu parça, fren sisteminin en önemli elemanlarından biridir. Tekerleklerle birlikte dönen disklere veya kampanalara sürtünerek kinetik enerjiyi ısı enerjisine çevirir ve aracı yavaşlatır veya durdurur. Görevi gücü aktarmak değil, tam tersine mevcut hareketi sonlandırmaktır.

Özetle, soru motor gücünü vites değiştirmek amacıyla anlık olarak kesen parçayı sormaktadır ve bu işlevi yerine getiren sistem Kavrama (Debriyaj)'dır. Diğer seçenekler ise aracın süspansiyon (konfor ve yol tutuşu) ve fren (güvenli duruş) sistemlerine ait parçalardır.

Soru 42
Akünün bakımında, elektrolit seviyesinin düşük olduğu gözlemlendiğinde aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?
A
Asit ilave edilmeli
B
Saf su ilave edilmeli
C
Hava filtresi değiştirilmeli
D
Kutup başları gevşetilmeli
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın aküsünün en temel bakım işlemlerinden biri olan sıvı seviyesi kontrolü ve bu durumda yapılması gereken doğru müdahale sorgulanmaktadır. Akü, aracın elektrik sisteminin kalbidir ve doğru çalışması için içerisindeki kimyasal dengenin korunması gerekir. Sorunun temel amacı, sürücü adayının aküdeki sıvı kaybının nedenini ve nasıl telafi edileceğini bilip bilmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: b) Saf su ilave edilmeli

Akü içerisinde bulunan sıvıya elektrolit adı verilir. Bu sıvı, sülfürik asit ve saf su karışımından oluşur. Aracın çalışması ve akünün şarj-deşarj döngüsü sırasında oluşan ısı nedeniyle, bu karışımdaki sadece su buharlaşır; asit ise buharlaşmaz ve akü içerisinde kalır. Bu nedenle, zamanla elektrolit seviyesi düştüğünde eksilen kısım aslında sudur. Bu eksikliği gidermek ve elektrolitin yoğunluğunu tekrar ideal seviyeye getirmek için aküye sadece saf su (distile su) eklenmelidir. Musluk suyu veya başka sıvılar, içerdikleri kireç ve mineraller nedeniyle akünün içindeki plakalara zarar vererek ömrünü kısaltır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Asit ilave edilmeli: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve aküye ciddi zararlar verebilir. Aküdeki sıvı seviyesi düştüğünde asit değil, su eksilir. Eğer asit ilave edilirse, elektrolit içerisindeki asit yoğunluğu tehlikeli bir şekilde artar. Bu durum, akü plakalarının aşınmasına (sülfatlaşma) ve akünün çok kısa sürede kullanılamaz hale gelmesine neden olur. Asit ilavesi, sadece akü tamamen boşaltılıp yeniden doldurulduğunda profesyoneller tarafından özel ölçümlerle yapılır.

  • c) Hava filtresi değiştirilmeli: Bu seçenek, soruyla tamamen alakasızdır. Hava filtresi, motorun yanma odasına giren havayı temizlemekle görevli bir parçadır ve motorun performansını etkiler. Akünün bakımı veya elektrolit seviyesi ile hiçbir teknik bağlantısı yoktur. Bu şık, sürücü adayının aracın farklı sistemleri arasındaki ayrımı yapıp yapamadığını test etmek için konulmuş bir çeldiricidir.

  • d) Kutup başları gevşetilmeli: Bu seçenek de yanlıştır ve hatta tehlikeli olabilir. Akünün kutup başları, aracın elektrik sistemine gücün iletildiği bağlantı noktalarıdır. Bu bağlantıların her zaman temiz ve sıkı olması gerekir. Kutup başlarının gevşetilmesi, temassızlığa, aracın çalışmamasına veya marş sırasında ark (kıvılcım) oluşmasına neden olabilir. Dolayısıyla, bu işlem elektrolit seviyesiyle ilgili bir çözüm değildir ve akü bakımı için yapılması gerekenin tam tersidir.

Özetle, akünün elektrolit seviyesi azaldığında, bu durumun sebebi suyun buharlaşmasıdır. Bu nedenle, eksilen sıvıyı tamamlamak için plaka seviyelerinin üzerine çıkacak kadar saf su eklemek doğru ve güvenli bir bakım işlemidir.

Soru 43
Aşağıdakilerden hangisi yakıt sisteminin elemanıdır?
A
Yakıt filtresi
B
Termostat
C
Marş motoru
D
Endüksiyon bobini
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, verilen dört seçenek arasından hangisinin aracın **yakıt sistemine** ait bir parça olduğunu bulmamız isteniyor. Araç motorunun çalışabilmesi için farklı sistemler (yakıt, ateşleme, soğutma, marş vb.) uyum içinde çalışır. Bu soruyu doğru cevaplamak için her bir parçanın hangi sisteme ait olduğunu bilmek gerekir.

Doğru Cevap: a) Yakıt filtresi

Yakıt filtresi, adından da anlaşılacağı gibi, yakıtı temizlemekle görevlidir. Depodan motora giden yakıtın içindeki pas, kir ve diğer yabancı maddeleri süzerek temizler. Bu sayede, motorun enjektör gibi hassas parçalarının tıkanmasını veya zarar görmesini engelleyerek motorun sağlıklı çalışmasını sağlar. Görevi tamamen yakıt ile ilgili olduğu ve yakıt hattı üzerinde bulunduğu için, yakıt filtresi şüphesiz yakıt sisteminin temel elemanlarından biridir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Termostat: Bu parça, soğutma sistemine aittir. Görevi, motorun çalışma sıcaklığını belirli bir seviyede tutmaktır. Motor soğukken kapalı kalarak motorun çabuk ısınmasını sağlar, ideal sıcaklığa ulaştığında ise açılarak soğutma sıvısının (antifriz) radyatörde dolaşmasına izin verir. Yakıtla doğrudan bir ilgisi yoktur.

  • c) Marş motoru: Bu eleman, aracın marş sisteminin ana parçasıdır. Kontağı çevirdiğinizde aküden aldığı elektrik gücüyle çalışır ve motora ilk hareketi vererek çalışmasını sağlar. Motorun çalışmasını başlatan bir elektrik motorudur ve yakıtın motora taşınması veya temizlenmesiyle bir görevi bulunmaz.

  • d) Endüksiyon bobini: Bu parça, ateşleme sisteminin bir elemanıdır. Aküden gelen düşük voltajlı elektriği (12 Volt), bujilerin kıvılcım çakabilmesi için gereken çok yüksek voltaja (binlerce Volt) dönüştürür. Bu yüksek voltaj sayesinde oluşan kıvılcım, silindir içindeki yakıt-hava karışımını ateşler. Bobin, ateşleme için gereklidir ama yakıt sisteminin bir parçası değildir.

Özetle, soru bizden yakıt sistemine ait bir parçayı istiyor. Yakıt filtresi doğrudan yakıtı temizlerken; termostat soğutma, marş motoru ilk hareket, endüksiyon bobini ise ateşleme sistemlerinde görev yapar. Bu nedenle doğru cevap "Yakıt filtresi" seçeneğidir.

Soru 44
Şekilde soru işareti (?) ile gösterilen sistemin görevi aşağıdakilerden hangisidir?
A
Yakıt tüketimini azaltmak
B
Aracın fren mesafesini kısaltmak
C
Yoldan gelen darbelerin etkisini azaltmak
D
Aracın daha çabuk hızlanmasını sağlamak
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir otomobilin tekerlek bölümünde yer alan ve bir yay ile amortisörden oluşan parça soru işareti ile gösterilmiştir. Sorunun bizden istediği, bu sistemin araçtaki temel görevinin ne olduğunu bulmamızdır. Resimde gösterilen bu yapıya süspansiyon sistemi adı verilir ve sürüş güvenliği ile konforu için hayati bir öneme sahiptir.

Doğru Cevap: c) Yoldan gelen darbelerin etkisini azaltmak

Doğru cevabın "c" seçeneği olmasının sebebi, süspansiyon sisteminin temel amacının tam olarak bu olmasıdır. Araç hareket halindeyken yoldaki çukurlar, tümsekler ve diğer pürüzler nedeniyle tekerlekler sürekli olarak darbeler alır. Süspansiyon sistemi, bu darbeleri ve sarsıntıları emerek hem yolcuların konforlu bir yolculuk yapmasını sağlar hem de aracın yol tutuşunu artırarak tekerleklerin yolla temasının kesilmesini önler. Kısacası, yoldan gelen darbeleri sönümleyerek araca ve yolculara iletilmesini engeller.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Yakıt tüketimini azaltmak: Yakıt tüketimi doğrudan motorun verimliliği, aracın aerodinamik yapısı, lastik basıncı ve sürüş alışkanlıkları gibi faktörlere bağlıdır. Süspansiyon sisteminin birincil görevi yakıt tasarrufu sağlamak değildir. Bozuk bir süspansiyon dolaylı olarak yol tutuşunu etkileyip yakıt tüketimini bir miktar artırabilse de, bu onun ana fonksiyonu değildir.
  • b) Aracın fren mesafesini kısaltmak: Fren mesafesini kısaltan ana sistem fren sistemidir (diskler, balatalar, ABS vb.). Sağlam bir süspansiyon sistemi, frenleme anında aracın dengesini koruyarak ve lastiklerin yola daha iyi basmasını sağlayarak frenlemeye yardımcı olur. Ancak görevi fren mesafesini "kısaltmak" değil, güvenli frenlemeye "destek olmaktır". Bu nedenle bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Aracın daha çabuk hızlanmasını sağlamak: Aracın hızlanması; motorun gücü, torku ve bu gücü tekerleklere ileten güç aktarma organları (şanzıman, diferansiyel vb.) ile ilgilidir. Süspansiyon sisteminin aracın ivmelenmesi üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur.

Özetle, fotoğrafta gördüğünüz helezon yay ve amortisörden oluşan süspansiyon sistemi, yoldaki bozuklukların yarattığı sarsıntıyı emmek için tasarlanmıştır. Bu sayede hem sürüş konforunu artırır hem de aracın yol tutuşunu ve güvenliğini en üst düzeyde tutar.

Soru 45
Trafik adabı aşağıdakilerden hangisini belirler?
A
Trafik içinde hatalı davranış sergileyen sürücülerin uyarılmaması gerektiğini
B
Bir toplumdaki kişilerin birbirlerine karşı davranışlarıyla trafik ortamındaki davranışlarının farklı olduğunu
C
Öfkeli araç kullanmaya eğilimli olmak ile saldırgan sürücülük davranışlarının birbirleriyle ilişkili olmadığını
D
Trafik kurallarının kişiler tarafından ve her koşulda güvenliği sağlamak amacıyla uygulanıp uygulanmayacağını
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, "trafik adabı" kavramının neyi tanımladığı ve trafikteki davranışlarımızı nasıl etkilediği sorulmaktadır. Trafik adabı, sadece yazılı trafik kurallarına uymak değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı saygılı, sabırlı, sorumlu ve yardımsever olmayı içeren yazılı olmayan davranış kurallarıdır. Bu kavram, bir sürücünün kurallara neden ve nasıl uyduğunu belirleyen içsel bir disiplindir.

Neden D Seçeneği Doğru?

Doğru cevap olan d) seçeneği, trafik adabının temel işlevini mükemmel bir şekilde açıklamaktadır. Trafik kuralları (örneğin kırmızı ışıkta durmak, hız limitine uymak) herkese bellidir. Ancak bir sürücünün bu kuralları gece yarısı kimsenin olmadığı bir yolda veya bir polis görmediğinde bile uygulayıp uygulamayacağı, onun trafik adabına sahip olup olmamasına bağlıdır. Trafik adabına sahip bir sürücü, cezadan korktuğu için değil, güvenliğin her şeyden önemli olduğunu bildiği ve topluma karşı sorumluluk hissettiği için kurallara her koşulda uyar. Dolayısıyla trafik adabı, kuralların kişisel bir sorumlulukla ve güvenlik amacıyla uygulanıp uygulanmayacağını belirler.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Trafik içinde hatalı davranış sergileyen sürücülerin uyarılmaması gerektiğini: Bu ifade trafik adabıyla tamamen çelişir. Trafik adabı, başkalarını tehlikeye atmayacak şekilde, nazikçe ve yapıcı bir dille (örneğin korna yerine kısa bir selektörle) uyarmayı teşvik eder. Hataları görmezden gelmek, hem güvenlik açığı yaratır hem de bir sorumluluktan kaçınmaktır. Bu yüzden bu seçenek yanlıştır.
  • b) Bir toplumdaki kişilerin birbirlerine karşı davranışlarıyla trafik ortamındaki davranışlarının farklı olduğunu: Trafik adabı, tam tersine, bir kişinin toplum içindeki saygılı ve olumlu davranışlarını trafik ortamına da taşıması gerektiğini savunur. İyi bir insan, iyi bir sürücü olmalıdır ilkesine dayanır. Bu seçenek, trafik adabının çözmeye çalıştığı bir sorunu, adabın bir ilkesiymiş gibi sunduğu için yanlıştır.
  • c) Öfkeli araç kullanmaya eğilimli olmak ile saldırgan sürücülük davranışlarının birbirleriyle ilişkili olmadığını: Bu ifade hem psikolojik olarak hem de trafik adabı açısından yanlıştır. Öfke kontrolü, trafik adabının en önemli unsurlarından biridir. Öfke, doğrudan saldırgan sürücülük davranışlarına (yakın takip, makas atma, sürekli korna çalma) yol açar. Bu ikisi arasında çok güçlü bir ilişki vardır ve trafik adabı bu ilişkinin tehlikelerinin farkında olmayı gerektirir.

Özetle, trafik adabı, sürücünün trafik kurallarını bir zorunluluk olarak değil, ortak güvenliği sağlamak için benimsenmiş bir sorumluluk olarak görmesini sağlar. Bu nedenle, kuralların her koşulda uygulanıp uygulanmayacağını belirleyen en önemli faktör sürücünün sahip olduğu trafik adabıdır.

Soru 46
Ailesi ile birlikte yolculuk yapan bir sürücü, aracını hız limitlerini aşarak sürdüğünde ailesinin hayatını da tehlikeye atmış olacaktır. Bu sürücü, hız ihlalinden kaynaklanan olası bir kazada sevdiklerinin canını riske atmakla trafikte hangi temel değeri yerine getirmemiş olur?
A
Hırçınlık
B
Sorumluluk
C
Bencillik
D
Hoşnutsuzluk
46 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün ailesi yanındayken hız kurallarını ihlal etmesinin ardında yatan temel ahlaki eksiklik sorgulanmaktadır. Sürücünün bu davranışı, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda yolcularına karşı olan en temel görevlerinden birini göz ardı etmesidir. Sorunun odak noktası, bu görevin hangi temel trafik değeri ile ifade edildiğidir.

Doğru Cevap: b) Sorumluluk

Doğru cevabın sorumluluk olmasının sebebi, sürücülüğün en temelinde yatan kavramlardan biri olmasıdır. Bir sürücü direksiyon başına geçtiği andan itibaren sadece kendisinden değil, aracındaki yolculardan, trafikteki diğer insanlardan ve hatta çevreden de sorumlu hale gelir. Sorudaki sürücü, hız yaparak hem yasal bir sorumluluğu (hız limitine uymak) hem de ahlaki bir sorumluluğu (ailesinin can güvenliğini sağlamak) hiçe saymaktadır. Bu nedenle, yerine getirmediği en temel değer sorumluluktur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Hırçınlık: Hırçınlık, sürücünün agresif veya sinirli bir ruh hali içinde olmasını ifade eder. Sürücü hız yaparken hırçın olabilir, ancak bu durumun temelindeki değer ihlali hırçınlık değildir. Sakin bir şekilde de hız limiti aşılarak sorumluluk ihlal edilebilir. Hırçınlık bir davranış biçimidir, sorumluluk ise bir temel değerdir.
  • c) Bencillik: Sürücünün bu davranışı şüphesiz bencilcedir, çünkü kendi isteğini (hızlı gitmek) sevdiklerinin güvenliğinin önüne koymaktadır. Ancak "sorumluluk", trafik bağlamında daha kapsayıcı ve temel bir değerdir. Trafik kuralları, bireylerin bencillik yapmasını önlemek ve ortak bir sorumluluk bilinci oluşturmak için vardır. Bu nedenle bencillik, sorumluluk eksikliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkar.
  • d) Hoşnutsuzluk: Hoşnutsuzluk, bir durumdan memnun olmama halidir. Sürücünün yavaş gitmekten hoşnutsuz olması, onu hız yapmaya iten bir sebep olabilir. Ancak bu, ihlal ettiği temel trafik değerinin kendisi değildir. Hoşnutsuzluk bir duygudur, sorumluluk ise üstlenilmesi gereken bir görev ve ahlaki bir ilkedir.

Özetle, ailesi yanındayken hız yapan bir sürücü, anlık isteklerini sevdiklerinin can güvenliğinden üstün tutarak en temel görevi olan sorumluluk ilkesini çiğnemiş olur. Bu soru, ehliyet sınavında adayların sadece kuralları ezberlemesini değil, aynı zamanda trafiğin bir sorumluluk alanı olduğunu anlamalarını ölçmeyi amaçlamaktadır.

Soru 47
• Trafikte temel değerleri içselleştirerek doğru davranış göstermek • Trafikte karşılaşılan sorunları doğru yöntemlerle çözmek • Sağlıklı ve güvenli bir trafik ortamı oluşmasına katkı sağlamak Verilenler aşağıdakilerden hangisinin amacını oluşturur?
A
Mizacın
B
Beden dilinin
C
Trafik adabının
D
Konuşma üslubunun
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sergilenmesi gereken olumlu tutum ve davranışların temelini oluşturan kavramın ne olduğu sorulmaktadır. Verilen üç madde, sürücülerin sadece trafik kurallarına uymasını değil, aynı zamanda daha derin bir bilinç ve sorumluluk geliştirmesini hedefleyen bir amacı tanımlamaktadır. Şimdi bu maddeleri ve seçenekleri inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevap: c) Trafik adabının

Doğru cevabın neden "Trafik adabı" olduğunu anlamak için öncelikle bu kavramın ne anlama geldiğini bilmek gerekir. Trafik adabı, trafik kurallarının ötesinde, sürücülerin birbirlerine karşı saygı, empati, sabır ve sorumluluk gibi erdemli davranışları sergilemesidir. Soruda verilen maddeler, tam olarak bu kavramın amaçlarını özetlemektedir.

  • Trafikte temel değerleri içselleştirerek doğru davranış göstermek: Bu, trafik adabının temelidir. Sadece ceza korkusuyla değil, saygı ve sorumluluk gibi değerleri benimseyerek doğru hareket etmeyi ifade eder. Örneğin, yaya geçidinde yayaya yol vermek bir kuraldır, ancak yaşlı bir yayanın geçmesini sabırla beklemek bir adap davranışıdır.
  • Trafikte karşılaşılan sorunları doğru yöntemlerle çözmek: Trafikte bir hata yapıldığında korna çalmak veya öfkelenmek yerine, anlayış göstermek ve sakin kalmak trafik adabının bir gereğidir. Bu madde, sorunlara karşı yapıcı ve sakin bir tutum sergileme amacını vurgular.
  • Sağlıklı ve güvenli bir trafik ortamı oluşmasına katkı sağlamak: Tüm bu olumlu davranışların nihai hedefi, trafiği herkes için daha az stresli, daha güvenli ve daha huzurlu bir yer haline getirmektir. Bu da doğrudan trafik adabının en önemli amacıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden doğru cevap olmadığını anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu seçenekler trafikle ilgili olsalar da sorudaki tanımın tam karşılığı değillerdir.

  1. a) Mizaç: Mizaç, bir kişinin doğuştan gelen karakter özellikleridir (örneğin, sakin, sinirli, sabırsız). Mizaç, bir kişinin trafikteki davranışlarını etkileyebilir ancak soruda bahsedilenler, öğrenilmesi ve içselleştirilmesi gereken bir davranış biçiminin amaçlarıdır. Trafik adabı, mizacı ne olursa olsun her sürücünün benimsemesi gereken bir tutumdur.
  2. b) Beden dili: Beden dili, trafikte el hareketleri veya mimikler gibi sözsüz iletişim yöntemlerini kapsar. Örneğin, yol veren birine teşekkür etmek için el sallamak olumlu bir beden dili örneğidir. Ancak beden dili, soruda belirtilen "temel değerleri içselleştirme" ve "güvenli ortam oluşturma" gibi geniş kapsamlı amaçların sadece küçük bir parçasıdır.
  3. d) Konuşma üslubu: Konuşma üslubu, olası bir anlaşmazlık durumunda sürücülerin birbirleriyle nasıl konuştuğunu ifade eder. Saygılı bir konuşma üslubu trafik adabının bir parçası olsa da, tek başına trafik adabının bütün amaçlarını kapsamaz. Sorudaki maddeler, konuşmanın ötesinde genel bir tutum ve davranış bütününü tanımlamaktadır.

Özetle, soruda verilen maddeler; kuralların ötesinde, saygı ve anlayışa dayalı, daha güvenli bir trafik ortamı yaratmayı hedefleyen trafik adabının amaçlarını eksiksiz bir şekilde tanımlamaktadır.

Soru 48
Aşağıdakilerden hangisi trafikte bireye yapılan hak ihlallerindendir?
A
Aşırı hız yapmaktan kaçınılması
B
Geçiş önceliğine sahip araçlara yol verilmesi
C
Trafikte sürücülerin tek başına olmadığının düşünülmesi
D
Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park edilmesi
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte sergilenen davranışlardan hangisinin başka bir bireyin hakkını doğrudan çiğnediği, yani bir hak ihlali olduğu sorulmaktadır. Trafik kuralları sadece düzeni sağlamakla kalmaz, aynı zamanda tüm yol kullanıcılarının (sürücüler, yayalar, yolcular) haklarını korur. Soru, bu korunan haklardan birinin gasp edildiği durumu bulmamızı istiyor.

Doğru Cevap: d) Engeli olmadığı hâlde engelli kişiler için ayrılmış yerlere park edilmesi

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, yapılan eylemin doğrudan ve açık bir şekilde belirli bir grubun hakkını ihlal etmesidir. Engelli park yerleri, engelli bireylerin kamu alanlarına, binalara ve hizmetlere daha kolay ve güvenli bir şekilde erişebilmeleri için özel olarak ayrılmıştır. Bu yerler genellikle girişlere daha yakındır ve araçtan tekerlekli sandalye gibi yardımcı aletlerin indirilebilmesi için daha geniştir. Engeli olmayan bir sürücü bu alana park ettiğinde, o alana gerçekten ihtiyacı olan bir engelli bireyin erişim ve ulaşım hakkını elinden almış olur. Bu durum, sadece bir park kuralı ihlali değil, aynı zamanda bir bireyin temel hakkına yönelik bir saygısızlıktır.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

Diğer seçenekler ise bir hak ihlali değil, tam tersine trafikte olması gereken olumlu ve sorumlu davranışlardır. Bu davranışlar, başkalarının haklarına saygı göstermeyi ve trafik güvenliğini artırmayı amaçlar. Şimdi bu seçenekleri neden elediğimizi inceleyelim:

  • a) Aşırı hız yapmaktan kaçınılması: Bu, bir hak ihlali değildir; aksine, trafik kurallarına uymak ve hem kendi hem de diğer sürücü ve yayaların can güvenliği hakkına saygı göstermektir. Aşırı hız yapmak bir hak ihlaline yol açabilir, ancak bundan kaçınmak sorumlu bir davranıştır.
  • b) Geçiş önceliğine sahip araçlara yol verilmesi: Ambulans, itfaiye gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermek, yasal bir zorunluluk ve toplumsal bir görevdir. Bu davranış, o araçların taşıdığı hastanın veya yardıma ihtiyacı olan kişinin yaşama hakkına öncelik tanımaktır. Dolayısıyla bu, bir hak ihlali değil, hakka saygıdır.
  • c) Trafikte sürücülerin tek başına olmadığının düşünülmesi: Bu, empatinin ve trafik adabının temelidir. Diğer yol kullanıcılarının varlığını ve haklarını kabul etmek, olası hak ihlallerini en başından önleyen bir düşünce yapısıdır. Bu bilinçle hareket etmek, saygılı ve güvenli bir trafik ortamı yaratır.

Sonuç olarak, a, b ve c seçenekleri trafikte sergilenmesi gereken doğru ve olumlu davranışları ifade ederken, d seçeneği belirli bir grubun yasal olarak tanınmış bir hakkını doğrudan gasp eden bir eylemi tanımlamaktadır. Bu nedenle doğru cevap d seçeneğidir.

Soru 49
Trafikte kırmızı ışıkta beklerken ışık sarıya döner dönmez önündeki araca korna çalan, ışığın yeşile dönmesi için 1 saniye bile bekleyemeyen sürücünün bu davranışı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A
Saygılı
B
Telaşsız
C
Sorumlu
D
Sabırsız
49 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir davranış modeli üzerinden sürücünün kişilik özelliğini yorumlamamız istenmektedir. Kırmızı ışığın sarıya dönmesiyle birlikte, daha yeşil yanmadan öndeki araca korna çalan bir sürücünün bu aceleci tavrının hangi kavramla en iyi açıklandığı sorulmaktadır. Bu davranış, sürücünün zihinsel ve duygusal durumunu yansıtan önemli bir ipucudur.

Doğru cevap d) Sabırsız seçeneğidir. Sabırsızlık, bir kişinin bekleme veya gecikmelere karşı tahammülünün düşük olması durumudur. Soruda anlatılan sürücü, yeşil ışığın yanması için gereken çok kısa bir süreyi bile bekleyememekte ve korna çalarak öndeki sürücüyü acele etmeye zorlamaktadır. Bu davranış, bekleme eylemine karşı gösterilen bir tepki olup, sabırsızlığın en net göstergelerinden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Saygılı: Saygılı bir sürücü, diğer yol kullanıcılarının haklarına ve zamanlarına özen gösterir, onları rahatsız edecek davranışlardan kaçınır. Henüz geçiş hakkı doğmamış bir sürücüye korna çalarak onu rahatsız etmek ve baskı kurmak, saygılı bir davranışın tam tersidir. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • b) Telaşsız: Telaşsız olmak, sakin ve aceleci olmayan bir ruh halini ifade eder. Sorudaki sürücü ise tam aksine, bir an önce harekete geçmek istediği için oldukça telaşlı ve aceleci bir tavır sergilemektedir. Dolayısıyla bu seçenek de doğru olamaz.
  • c) Sorumlu: Sorumlu bir sürücü, trafik kurallarına uyar ve kendi davranışlarının başkaları üzerindeki olası olumsuz etkilerini düşünür. Yeşil ışık yanmadan korna çalmak, öndeki sürücünün paniğe kapılmasına veya hata yapmasına (örneğin, erken hareket edip kazaya karışmasına) neden olabilecek sorumsuz bir davranıştır. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, bu soru trafikte sabrın ne kadar önemli bir erdem olduğunu vurgulamaktadır. Sürücünün sergilediği bu aceleci ve baskıcı tutum, trafikte tehlikeli durumlar yaratabilecek olan sabırsızlık davranışının tipik bir örneğidir. Ehliyet sınavında bu gibi sorularla, sürücü adaylarının trafikteki doğru tutum ve davranışları anlaması hedeflenir.

Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi, trafik kazalarının ülke ekonomisine verdiği zararlardan biri değildir?
A
Trafik işaretlerinin hasar görmesi
B
Kara yollarının zamanından önce yıpranması
C
Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması
D
Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasının ardından ülke ekonomisine doğrudan bir maliyet veya zarar getirmeyen seçeneği bulmanız istenmektedir. Soru, "hangisi... zararlardan biri değildir?" şeklinde olumsuz bir ifade içerdiği için dikkatli olmalısınız. Yani, üç seçenek kazanın ekonomik bir sonucu olacak, bir tanesi ise olmayacak.

Yanlış Cevapların Açıklaması (a, b ve d seçenekleri)

Trafik kazaları meydana geldiğinde, kamu malı olan altyapı unsurları zarar görebilir. a) Trafik işaretlerinin hasar görmesi ve d) Yol kenarındaki oto korkuluklarının tahrip olması, bir kaza sonucunda ortaya çıkan somut ve maddi hasarlardır. Kırılan bir levhanın veya parçalanan bir bariyerin devlet tarafından yenilenmesi gerekir. Bu yenileme işlemi, malzeme, işçilik ve zaman maliyeti yaratarak ülke ekonomisine doğrudan bir yük getirir.

Benzer şekilde, b) Kara yollarının zamanından önce yıpranması da kazaların bir sonucudur. Kaza anında yola dökülen yakıt ve yağlar asfaltı eritebilir, yanan bir araç yola kalıcı hasar verebilir veya sürüklenen araçlar yol yüzeyini çizebilir. Bu tür hasarların onarımı için bütçe ayrılması gerekir ve bu da ülke ekonomisi için bir zarardır. Dolayısıyla a, b ve d seçenekleri, kazaların doğrudan neden olduğu ekonomik kayıplardır.

Doğru Cevabın Açıklaması (c seçeneği)

c) Trafik suçlarına uygulanan cezaların artırılması seçeneği ise bir trafik kazasının sonucu değil, nedenidir. Daha doğrusu, kazaları ve trafik suçlarını önlemeye yönelik bir idari tedbirdir. Devlet, kazaları azaltmak ve sürücüleri daha dikkatli olmaya teşvik etmek için caydırıcı bir yöntem olarak cezaları artırma kararı alır. Bu durum, kazaların yarattığı ekonomik ve sosyal zararları engelleme amacı taşır.

Ekonomik açıdan bakıldığında ise, kesilen trafik cezaları devlet bütçesine gelir olarak kaydedilir. Bu para, bir vatandaşın cebinden çıkıp devletin kasasına giren bir para transferidir. Ülke ekonomisi içinde bir kayıp yaratmaz, aksine bu gelirler yol yapımı gibi kamu hizmetleri için kullanılabilir. Bu nedenle, cezaların artırılması bir "zarar" değil, kazaları önlemeye yönelik bir "önlem" olarak kabul edilir.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI