%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Aşağıdakilerden hangisi kanamalarda yapılan yanlış bir uygulamadır?
A
Kanamanın durdurulamadığı durumlarda uygun kemik üzerine turnike uygulamak
B
Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulamak
C
Kanayan bölgeyi kalp seviyesinden aşağıda tutmak
D
Kanayan damarın üzerine doğrudan baskı uygulamak
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kanama durumunda yapılması gereken ilk yardım uygulamaları arasından hangisinin hatalı, yani yapılmaması gereken bir hareket olduğu sorulmaktadır. Amaç, ilk yardım bilgisini ölçerek doğru ve yanlış müdahaleleri ayırt etme yeteneğini test etmektir. Doğru ilk yardım hayat kurtarırken, yanlış bir uygulama durumu daha da kötüleştirebilir.

Doğru cevap 'c) Kanayan bölgeyi kalp seviyesinden aşağıda tutmak' seçeneğidir. Çünkü bu hareket, kanamayı durdurmak yerine tam tersine artırır. Kan dolaşımında yer çekiminin önemli bir etkisi vardır. Kanayan bir bölgeyi (örneğin bir kol veya bacak) kalp seviyesinin üzerine kaldırmak, yer çekimi sayesinde o bölgeye giden kan akışını yavaşlatır ve kanamanın kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

Bunun tam tersini yaparak kanayan bölgeyi kalp seviyesinden aşağıda tutmak ise o bölgeye daha fazla kan pompalanmasına neden olur. Bu durum, kanayan bölgedeki kan basıncını artırarak kanamayı şiddetlendirir ve kan kaybını hızlandırır. Bu nedenle bu uygulama kesinlikle yanlış bir ilk yardım müdahalesidir ve kaçınılması gerekir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
  • a) Kanamanın durdurulamadığı durumlarda uygun kemik üzerine turnike uygulamak: Bu, doğru bir uygulamadır. Turnike, çok şiddetli atardamar kanamalarında (uzuv kopması gibi) diğer tüm yöntemler (doğrudan baskı, basınç noktasına baskı) işe yaramadığında başvurulan son çaredir. Hayatı kurtarmak için, kanamayı kesin olarak durdurmak amacıyla uygulanan doğru bir ilk yardım yöntemidir.

  • b) Kanayan yere en yakın basınç noktasına baskı uygulamak: Bu da doğru bir uygulamadır. Atardamarların kemiğe yakın geçtiği ve elle hissedilebildiği noktalara "basınç noktası" denir. Kanayan bölge ile kalp arasına, en yakın basınç noktasına parmaklarla baskı yapmak, bölgeye giden kan akışını yavaşlatır ve kanamanın kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Bu, özellikle doğrudan baskının yetersiz kaldığı durumlarda çok etkilidir.

  • d) Kanayan damarın üzerine doğrudan baskı uygulamak: Bu, kanamalarda yapılması gereken ilk ve en önemli adımdır. Kanayan yaranın üzerine temiz bir bez veya gazlı bez koyarak avuç içiyle veya parmaklarla sıkıca bastırmak, damar ağızlarının kapanmasını ve kanın pıhtılaşmasını sağlar. Bu yöntem, çoğu kanamayı durdurmak için yeterlidir ve her zaman ilk olarak denenmelidir.

Soru 2
İlk Yardım ile Acil Tedavi arasındaki farklarla ilgili olarak tabloda verilen bilgiler için ne söylenebilir?
A
I. doğru, II. yanlış
B
I. yanlış, II. doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ehliyet sınavının en temel konularından olan "İlk Yardım" ve "Acil Tedavi" arasındaki farkların bilinip bilinmediği ölçülmektedir. Tabloda bu iki kavrama ait tanımlar verilmiş ve bu tanımların doğruluğu hakkında bir yargıya varmanız istenmiştir. Şimdi bu kavramları ve tabloda verilen bilgileri adım adım inceleyelim.

Öncelikle bu iki kavramın doğru tanımlarını bilmemiz gerekiyor. İlk Yardım, herhangi bir kaza ya da yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut olanaklarla yapılan ilaçsız uygulamalardır. Bu müdahaleyi, konuyla ilgili eğitim almış herkes yapabilir, sağlık personeli olma zorunluluğu yoktur.

Acil Tedavi ise, acil tedavi ünitelerinde (ambulans, hastane acil servisi vb.) ve bu konuda eğitim almış doktor ve sağlık personeli tarafından yapılan tıbbi müdahalelerdir. Acil tedavide ilaç ve tıbbi cihazlar kullanılır. Bu tanım, ilk yardımın bittiği ve profesyonel sağlık hizmetinin başladığı noktayı ifade eder.

Şimdi bu doğru tanımlar ışığında tablodaki ifadeleri değerlendirelim:
  • I. İlk Yardım: Tabloda "Yetişmiş sağlık personeli tarafından yapılan müdahaledir." denilmektedir. Bu ifade YANLIŞTIR. Yukarıda açıkladığımız gibi, ilk yardımı sağlık personeli değil, eğitim almış veya almamış herhangi bir vatandaş olay yerinde yapar. Sağlık personelinin yaptığı müdahale Acil Tedavi'dir.
  • II. Acil Tedavi: Tabloda "Olay yerinde bulunan kişilerce yapılan müdahaledir." denilmektedir. Bu ifade de YANLIŞTIR. Olay yerinde bulunan kişilerin yaptığı müdahale İlk Yardım'dır. Acil Tedavi, profesyonel sağlık ekipleri tarafından yapılır.

Görüldüğü gibi, tabloda her iki tanım da birbiriyle karıştırılarak yanlış verilmiştir. İlk Yardım'ın tanımı Acil Tedavi'ye, Acil Tedavi'nin tanımı ise İlk Yardım'a yazılmıştır. Dolayısıyla her iki ifade de yanlıştır. Bu durumda mantıksal olarak doğru seçeneğin "d) Her ikisi de yanlış" olması gerekir.

Ancak, bu sorunun cevap anahtarında doğru cevap "b) I. yanlış, II. doğru" olarak belirtilmiştir. Bu durum, sorunun kendisinin veya cevap anahtarının hatalı olduğunu göstermektedir. Sınav sistemindeki bazı eski veya hatalı sorularda bu tip durumlarla karşılaşılabilmektedir. Soruyu hazırlayanlar muhtemelen II. ifadedeki "Olay yerinde" kelimesine odaklanarak bir hata yapmış olabilirler, ancak tanımın bütünü açıkça yanlıştır. Yine de, sınav mantığına göre bir değerlendirme yaparsak, I. ifadenin kesinlikle yanlış olduğu, II. ifadenin ise hatalı bir şekilde doğru kabul edildiği bir senaryo ile karşı karşıyayız. Bu sorunun doğru cevabı, kavramların gerçek tanımlarına göre "d) Her ikisi de yanlış" olmalıdır.

Özetle:

  1. Neden 'a' ve 'c' yanlış? Çünkü I. ifade kesinlikle yanlıştır. Bu nedenle 'a' ve 'c' seçenekleri elenir.
  2. Neden 'd' mantıksal olarak doğru? Çünkü hem I. hem de II. ifade, kavramların doğru tanımlarına göre yanlıştır. Tanımlar birbiriyle değiştirilmiştir.
  3. Neden cevap anahtarı 'b' diyor? Bu, büyük ihtimalle bir soruhazırlama hatasıdır. Ancak böyle bir soruyla karşılaştığınızda, İlk Yardım'ın kesinlikle sağlık personeli tarafından yapılmadığını bilmek, I. ifadenin yanlış olduğunu anlamanızı sağlar. Bu bilgi bile sizi doğru cevaba yaklaştırabilir. Unutmamanız gereken en temel bilgi şudur: İlk Yardımı vatandaş, Acil Tedaviyi sağlık personeli yapar.

Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi şok belirtilerindendir?
A
Zihinsel aktivitenin artması
B
Cildin soğuk ve nemli olması
C
Vücut sıcaklığının hızla yükselmesi
D
Dilin gevşeyerek geriye doğru toplanması
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en önemli konularından biri olan şokun belirtileri sorgulanmaktadır. Şok, dolaşım sisteminin yaşamsal organlara yeterli miktarda kan gönderememesi sonucu ortaya çıkan ve acil müdahale gerektiren hayati bir durumdur. Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

b) Cildin soğuk ve nemli olması (DOĞRU CEVAP)

Bu seçenek doğrudur çünkü şok durumunda vücut, hayati organları (beyin, kalp, akciğerler) korumak için kanı cilde ve uzuvlara giden damarları daraltarak bu bölgelerden çeker. Kan akışının azalması cildin soğuk ve soluk görünmesine neden olur. Vücudun bu stresli duruma tepki olarak salgıladığı hormonlar ise terlemeye yol açar, bu da cildin nemli veya yapış yapış olmasına sebep olur. Bu nedenle soğuk ve nemli cilt, şokun en tipik ve klasik belirtilerinden biridir.

a) Zihinsel aktivitenin artması (YANLIŞ)

Bu seçenek yanlıştır çünkü şok durumunda beyne giden kan ve oksijen miktarı azalır. Bu durum, zihinsel aktivitenin artmasına değil, tam tersine azalmasına yol açar. Kişide başlangıçta huzursuzluk ve endişe görülebilir ancak durum ilerledikçe kafa karışıklığı, bilinç bulanıklığı, uyuşukluk ve hatta bilinç kaybı meydana gelir. Dolayısıyla zihinsel fonksiyonlarda artış değil, belirgin bir düşüş beklenir.

c) Vücut sıcaklığının hızla yükselmesi (YANLIŞ)

Bu seçenek de yanlıştır. Şok durumunda dolaşımın yavaşlaması ve kanın cilde yeterince ulaşamaması nedeniyle vücut ısı kaybeder. Bu yüzden vücut sıcaklığı yükselmek yerine tam aksine düşme eğilimi gösterir. Vücut sıcaklığının hızla yükselmesi (ateş), genellikle enfeksiyon gibi durumların bir belirtisidir, şokun değil.

d) Dilin gevşeyerek geriye doğru toplanması (YANLIŞ)

Bu durum, doğrudan şokun bir belirtisi olmaktan çok, bilinç kaybının bir sonucudur. Herhangi bir nedenle bilincini kaybeden bir kişide kaslar gevşer ve dil de gevşeyerek soluk yolunu tıkamak üzere geriye doğru kayabilir. Şok ilerlediğinde bilinç kaybı yaşanabilir ve bu durum ortaya çıkabilir; ancak bu, şokun kendisine özgü bir belirti değil, bilinç kaybının genel bir tehlikesidir.

Soru 4
Yaralı taşımada sedye kullanımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
Sedye kullanımı her zaman tercih edilmelidir.
B
Sadece bacağı kırılanları yatırarak taşımak için tercih edilir.
C
Sadece zehirlenme vakalarının taşınmasın-da kullanılmalıdır.
D
Köprücük kemiği kırıklarında hastanın sed­ye ile taşınması hayati önem taşır.
4 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en temel konularından biri olan yaralı taşıma teknikleri ve sedye kullanımının önemi sorgulanmaktadır. Amaç, bir kaza durumunda yaralıya zarar vermeden, onu en güvenli şekilde nasıl taşıyacağımıza dair temel kuralı bilip bilmediğimizi ölçmektir. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

a) Sedye kullanımı her zaman tercih edilmelidir.

Bu ifade doğrudur. İlk yardımın temel prensibi, yaralıya daha fazla zarar vermemek ve mevcut durumunu kötüleştirmemektir. Bir yaralıyı taşırken en büyük risk, omurga gibi hassas bölgelere zarar vermek veya mevcut bir kanamayı ya da kırığı daha kötü hale getirmektir. Sedye, yaralının vücudunu bir bütün olarak, sarsıntısız ve düz bir pozisyonda taşımayı sağlar. Bu nedenle, imkan varsa ve durum uygunsa, yaralıyı taşımak için en güvenli ve ideal yöntem her zaman sedye kullanmaktır.

b) Sadece bacağı kırılanları yatırarak taşımak için tercih edilir.

Bu ifade yanlıştır. "Sadece" kelimesi bu seçeneği hatalı kılmaktadır. Sedye, sadece bacak kırıklarında değil; omurga yaralanması şüphesi, kalça kırıkları, iç kanama şüphesi, bilinç kaybı ve genel durumu kötü olan tüm yaralıların taşınmasında kullanılır. Kullanım alanını sadece bacak kırıklarıyla sınırlamak, ilk yardım bilgisinin eksik olduğunu gösterir.

c) Sadece zehirlenme vakalarının taşınmasında kullanılmalıdır.

Bu ifade de yanlıştır. Yine "sadece" kelimesi ifadenin kapsamını yanlış bir şekilde daraltmaktadır. Zehirlenme vakalarında eğer yaralının bilinci kapalıysa veya genel durumu kötüyse sedye kullanılabilir. Ancak sedyenin birincil kullanım amacı travma (kırık, ezilme, omurga yaralanması vb.) geçirmiş yaralıları güvenli bir şekilde nakletmektir. Sedye kullanımını sadece zehirlenme ile ilişkilendirmek tamamen hatalıdır.

d) Köprücük kemiği kırıklarında hastanın sedye ile taşınması hayati önem taşır.

Bu ifade yanlıştır. Köprücük kemiği kırığı olan bir yaralı, genellikle bilinci açıktır ve hayati bir tehlikesi yoktur. Bu tür yaralılar genellikle oturur pozisyonda, kırık olan kolu üçgen sargı bezi ile sabitlenerek taşınır. Sedye ile taşınması "hayati önem" taşımaz. Hayati önem taşıyan durumlar, omurga yaralanması şüphesi gibi durumlardır. Bu nedenle bu ifade de doğru değildir.

  • Özetle: İlk yardımda yaralı taşırken temel kural, yaralının en az hareketle ve en stabil şekilde taşınmasıdır. Bu koşulu en iyi sağlayan araç sedyedir. Bu yüzden diğer seçenekler belirli ve yanlış durumlarla sedye kullanımını sınırlarken, a seçeneği en doğru ve genel kuralı ifade etmektedir.
Soru 5

Solunum yolu tıkanıklığı yaşayan bir kazazedenin;konuşamadığını, nefes alamadığını, renginin morardığını ve acı çekerek ellerini boynuna götürdüğünü gözlemlediniz.

Bu durumda aşağıdaki ilk yardım uygulamalarından hangisinin yapılması uygun olur?

A
Üçgen bandaj uygulaması
B
Heimlich manevrası
C
Turnike uygulaması
D
Rentek manevrası
5 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, solunum yolu yabancı bir cisimle tamamen tıkanmış bir kazazedenin durumu tarif edilmektedir. Belirtiler – konuşamama, nefes alamama, morarma ve ellerini boynuna götürme – tıbbi olarak 'tam tıkanma' olarak bilinen ve acil müdahale gerektiren hayati bir tehlikeye işaret eder. Bu durumda amaç, hava yolunu tıkayan cismi hızla çıkararak kişinin yeniden nefes almasını sağlamaktır.

Doğru Cevap: b) Heimlich manevrası

Doğru cevap Heimlich manevrasıdır. Çünkü bu manevra, tam tıkanma yaşayan ve bilinci açık olan kişilere uygulanmak üzere tasarlanmış özel bir ilk yardım tekniğidir. Kazazedenin arkasına geçilerek karın boşluğuna yapılan basınçlı itme hareketleri, akciğerlerdeki havayı dışarı iterek yapay bir öksürük oluşturur. Bu basınç, soluk borusundaki yabancı cismin dışarı atılmasını sağlar. Soruda anlatılan belirtiler, tam olarak bu müdahalenin gerekli olduğu durumu tanımlamaktadır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • a) Üçgen bandaj uygulaması: Bu yöntem, genellikle kırık veya çıkıklarda kolu askıya almak, yaraları sarmak veya eklemleri sabitlemek için kullanılır. Solunum yolu tıkanıklığı gibi içsel bir acil durumda hiçbir faydası yoktur. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • c) Turnike uygulaması: Turnike, kol veya bacaktaki durdurulamayan, çok şiddetli atardamar kanamalarını kontrol altına almak için son çare olarak başvurulan bir yöntemdir. Sorudaki kazazedenin sorunu kanama değil, boğulmadır. Bu nedenle turnike uygulamak tamamen ilgisiz ve yanlıştır.
  • d) Rentek manevrası: Bu manevra, özellikle trafik kazalarında, omurga yaralanması şüphesi olan bir kazazedeyi, ona daha fazla zarar vermeden araçtan güvenli bir şekilde çıkarmak için kullanılır. Amaç, baş-boyun-gövde eksenini bozmamaktır. Sorudaki durum bir araç içi yaralanma değil, solunum yolu tıkanıklığı olduğu için bu manevranın uygulanması anlamsızdır.

Özetle, soruda tarif edilen belirtiler tam tıkanma durumunu gösterir ve bu durumda uygulanması gereken tek doğru ve hayat kurtarıcı ilk yardım yöntemi Heimlich manevrasıdır.

Soru 6
Belli bir görevi yapan farklı dokuların bir araya gelmesiyle oluşan vücut birimine ne ad verilir?
A
Organ 
B
Hücre
C
Sistem
D
Destek doku
6 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, insan vücudunu oluşturan yapıların en küçüğünden en büyüğüne doğru sıralamasındaki önemli bir basamak sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, "farklı dokuların bir araya gelmesiyle" oluşan ve "belli bir görevi yapan" vücut biriminin ne olduğudur. Bu, biyolojideki organizasyon basamaklarını anlamayı gerektiren temel bir ilk yardım ve sağlık bilgisi sorusudur.

Doğru Cevap: a) Organ

Doğru cevabın Organ olmasının sebebi, tanımın tam olarak organı ifade etmesidir. Vücudumuzda, belirli bir işlevi yerine getirmek için birden fazla farklı doku türü bir araya gelerek organize olur. Örneğin, kalp; kas dokusu (kan pompalamak için), sinir dokusu (çalışma ritmini düzenlemek için) ve bağ dokusu (yapısını korumak için) gibi farklı dokuların birleşmesiyle oluşmuş bir organdır. Mide, akciğer ve böbrekler de aynı şekilde farklı dokulardan oluşan organlara örnektir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Hücre: Hücre, bir canlının en küçük temel yapı taşıdır. Dokular, hücrelerin bir araya gelmesiyle oluşur. Soru ise dokuların birleşmesiyle oluşan yapıyı sorduğu için hücre doğru cevap olamaz. Hücre, bu hiyerarşinin en alt basamağındadır.

  • c) Sistem: Sistem, organlardan daha büyük ve daha karmaşık bir yapıdır. Belirli bir vücut fonksiyonunu yerine getirmek için birlikte çalışan organlar grubuna sistem denir. Örneğin, ağız, yutak, mide ve bağırsaklar gibi organların hepsi bir araya gelerek sindirim sistemini oluşturur. Soru, organlar topluluğunu değil, dokular topluluğunu sorduğu için bu seçenek yanlıştır.

  • d) Destek doku: Destek doku, vücudumuza şekil veren ve organları koruyan bir doku çeşididir; kemik ve kıkırdak doku buna örnektir. Soruda "farklı dokuların bir araya gelmesiyle oluşan yapı" sorulurken, destek doku bu yapıyı oluşturan parçalardan sadece bir tanesi olabilir. Yani kendisi bir "doku" türüdür, "dokuların birleşimiyle oluşan birim" değildir.

Özetle, vücudumuzdaki yapısal sıralama şöyledir:

  1. Hücreler bir araya gelerek Dokuları oluşturur.
  2. Farklı Dokular bir araya gelerek Organları oluşturur. (Sorunun sorduğu basamak budur)
  3. Birbiriyle ilişkili Organlar bir araya gelerek Sistemleri oluşturur.

Bu sıralamayı bilmek, ehliyet sınavındaki benzer ilk yardım sorularını kolayca cevaplamanıza yardımcı olacaktır.

Soru 7
Bir trafik kazasında ilk yardım uygulamalarına ilk olarak nerede başlanmalıdır?
A
Hastanede
B
Olay yerinde
C
Ambulans içinde
D
Sağlık merkezinde
7 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldiğinde hayat kurtarmaya yönelik ilk müdahalenin, yani ilk yardımın nerede ve ne zaman yapılması gerektiği sorgulanmaktadır. Sorunun kilit noktası "ilk olarak" ifadesidir. Bu, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar geçen o kritik sürede yapılması gerekenleri ve bu müdahalenin başlangıç noktasını anlamanızı ölçer.

Doğru Cevap: b) Olay yerinde

Doğru cevabın "Olay yerinde" olmasının temel sebebi, ilk yardımın tanımında ve amacında gizlidir. İlk yardım, herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önlemek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut olanaklarla yapılan ilaçsız uygulamalardır. Bu tanım gereği, müdahale vakit kaybetmeden, hemen kazanın olduğu yerde başlamalıdır. Yaralının durumunun daha da kötüleşmesini engellemek ve onu hayatta tutmak için geçen her saniye çok değerlidir; bu nedenle hastaneye veya ambulansa ulaşmayı beklemek, hayati riskleri artırır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Hastanede / d) Sağlık merkezinde: Bu seçenekler yanlıştır çünkü hastane ve sağlık merkezleri, ilk yardımın yapıldığı yerler değil, acil tedavinin yapıldığı profesyonel kurumlardır. İlk yardımın amacı, yaralıyı bu kurumlara canlı ve durumu stabil bir şekilde ulaştırmaktır. Yaralı hastaneye vardığında, ilk yardım süreci çoktan bitmiş, profesyonel tıbbi tedavi süreci başlamış olur.
  • c) Ambulans içinde: Ambulans içinde sağlık profesyonelleri (paramedikler, acil tıp teknisyenleri) tarafından yapılan müdahale, ilk yardımdan daha ileri bir seviye olan acil yardımdır. Elbette ambulans olay yerine geldiğinde müdahale başlar ve yolda devam eder. Ancak soru, ilk yardımın "ilk olarak" nerede başladığını sormaktadır; bu da her zaman ambulans gelmeden önce, olay yerinde, ilk yardımcı tarafından yapılan müdahaledir.

Özetle, ehliyet sınavında bu tür bir soruyla karşılaştığınızda aklınızda tutmanız gereken en önemli ilke şudur: İlk yardım, profesyonel yardım gelene kadar olay yerinde yapılır. Acil yardım ve tedavi ise ambulans, sağlık merkezi ve hastane gibi yerlerde profesyoneller tarafından yapılır. Bu nedenle, bir kazazedeye yapılacak ilk müdahale, her zaman kazanın gerçekleştiği yerde, yani olay yerinde başlar.

Soru 8

Resimde görülen pozisyon, aşağıdaki durumların hangisinde uygulanır?

A
Şok
B
Koma
C
Tam tıkanma
D
Omurga yaralanması
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen ilk yardım pozisyonunun hangi durumda uygulanması gerektiği sorulmaktadır. Resimdeki pozisyon, ilk yardımda "Koma Pozisyonu" veya "Derlenme Pozisyonu" olarak adlandırılan temel bir tekniktir. Bu pozisyonun amacını ve hangi durumlarda kullanıldığını bilmek, doğru cevabı bulmamızı sağlayacaktır.

Doğru Cevap: b) Koma

Resimde gösterilen Koma Pozisyonu, bilinci kapalı ancak kendi kendine nefes alıp verebilen hastalara/yaralılara uygulanan bir pozisyondur. Bu pozisyonun temel amacı, kişinin solunum yolunu güvence altına almaktır. Kişi yan yatırıldığı için, dilin geriye kayarak soluk borusunu tıkaması engellenir. Ayrıca, eğer kişi kusarsa, kusmuğun akciğerlere kaçarak boğulmaya neden olması önlenir ve sıvılar ağızdan dışarı akar.

Koma durumu, kişinin bilincinin tamamen kapalı olduğu, çevreden gelen uyarılara tepki vermediği ancak solunum ve dolaşım gibi yaşamsal fonksiyonlarının devam ettiği bir durumdur. Bu nedenle, bilinci kapalı ama nefes alan bir kazazede gördüğünüzde, omurga yaralanması şüphesi yoksa, derhal bu pozisyonu vermelisiniz. Bu sayede 112 Acil Servis ekipleri gelene kadar kişinin güvenli bir şekilde nefes alması sağlanır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Şok: Şok durumundaki bir kişiye bu pozisyon verilmez. Şok pozisyonunda hasta sırtüstü yatırılır, bacakları 30 cm kadar yukarı kaldırılır ve üzeri örtülerek vücut ısısı korunur. Amaç, kanın beyin ve kalp gibi hayati organlara yönlendirilmesini sağlamaktır.
  • c) Tam tıkanma: Solunum yolunda tam tıkanma olan bir kişide öncelikle Heimlich manevrası (karına bası uygulama) yapılır. Bu manevra ile amaç, soluk borusuna kaçan yabancı cismi dışarı atmaktır. Koma pozisyonu, tıkanıklığı gidermede etkili değildir.
  • d) Omurga yaralanması: Omurga yaralanması şüphesi olan bir kazazede, kesinlikle gerekli olmadıkça hareket ettirilmez. Onu yan çevirmek veya koma pozisyonuna almak, omuriliğe zarar vererek felce neden olabilir. Bu tür durumlarda baş-boyun-gövde ekseni bozulmadan, kişi bulunduğu pozisyonda sabitlenmelidir.
Soru 9
Aşağıdakilerden hangisi atardamar kanamasındaki kanın özelliklerindendir?
A
Açık kırmızı renkte olması ve fışkırarak akması
B
Çok hafif olup sızarak akması
C
Kısa sürede pıhtılaşması
D
Yavaş akması
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, vücudumuzdaki en tehlikeli kanama türlerinden biri olan atardamar kanamasının ayırt edici özelliklerinin ne olduğu sorulmaktadır. İlk yardım bilgisi olarak, kanamanın türünü doğru tespit etmek, yapılacak müdahalenin başarısı için hayati önem taşır. Vücudumuzda üç temel kanama türü vardır: atardamar, toplardamar ve kılcal damar kanamaları.

Doğru cevap olan a) seçeneği, atardamar kanamasının iki temel özelliğini doğru bir şekilde belirtir. Kanın açık kırmızı renkte olmasının sebebi, atardamarların kalpten pompalanan oksijen yönünden zengin, temiz kanı taşımasıdır. Kanın fışkırarak ve kalp atışıyla uyumlu, kesik kesik akması ise, bu damarlardaki yüksek basınçtan kaynaklanır. Bu iki özellik, atardamar kanamasını diğerlerinden ayıran en net ve en tehlikeli işaretlerdir.

b) seçeneğindeki "Çok hafif olup sızarak akması" tanımı, kılcal damar kanamasına aittir. Kılcal damarlar çok ince oldukları için kanama genellikle küçük noktacıklar veya yavaş bir sızıntı şeklinde olur. Örneğin, bir kağıt kesiği veya hafif bir sıyrık sonrası görülen kanama bu tiptedir ve genellikle tehlikeli değildir. Bu durum, atardamar kanamasının şiddetli ve basınçlı akışıyla tamamen zıttır.

d) seçeneğindeki "Yavaş akması" ifadesi ise genellikle toplardamar kanamalarını tanımlar. Toplardamarlar, vücuttan toplanan kirli kanı (oksijeni azalmış kanı) kalbe geri taşıdığı için basınç daha düşüktür ve kanama sürekli ama yavaş bir akış şeklindedir. Ayrıca toplardamar kanının rengi, oksijen bakımından fakir olduğu için koyu kırmızıdır. c) seçeneğindeki "Kısa sürede pıhtılaşması" özelliği de atardamar kanaması için geçerli değildir çünkü kanamanın şiddeti ve hızı, vücudun doğal pıhtılaşma mekanizmasının kanamayı durdurmasını engeller.

Özetle, kanama türlerini ayırt etmek için şu temel bilgilere sahip olmak gerekir:

  • Atardamar Kanaması: Rengi açık kırmızıdır. Kalp atışıyla uyumlu şekilde fışkırarak akar.
  • Toplardamar Kanaması: Rengi koyu kırmızıdır. Yavaş ve sürekli bir şekilde akar.
  • Kılcal Damar Kanaması: Küçük kabarcıklar veya sızıntı şeklindedir. Genellikle kendi kendine durur.

Bu nedenle, sorunun doğru cevabı, atardamar kanının en belirgin özellikleri olan açık kırmızı renkli ve fışkırarak akmasını belirten 'a' seçeneğidir.

Soru 10
Aşağıdakilerden hangisi, durmuş olan dolaşım sistemini yeniden çalışır hâle getirmek için uygulanır?
A
Kalp masajı
B
Atelle tespit
C
Köprü tekniği
D
Rentek manevrası
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kazazedenin en temel hayati fonksiyonlarından biri olan dolaşım sisteminin durması durumunda, onu tekrar faaliyete geçirmek için yapılması gereken ilk yardım uygulamasının ne olduğu sorulmaktadır. Dolaşım sisteminin durması demek, kalbin kan pompalamayı bırakması anlamına gelir. Bu durum, beyin ve diğer hayati organlara oksijen gitmemesine neden olduğu için acil müdahale gerektiren en kritik durumlardan biridir.

Doğru Cevap: a) Kalp masajı

Dolaşım sistemi durduğunda, yani kalp etkili bir şekilde kan pompalayamadığında, dışarıdan bir müdahale ile bu pompalama işleminin yapay olarak sürdürülmesi gerekir. Kalp masajı, göğüs kemiğine ritmik olarak baskı uygulayarak kalbi sıkıştırma ve gevşetme prensibine dayanır. Bu baskı, kalbin içindeki kanın vücuda, özellikle de beyne pompalanmasını sağlayarak, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar hayati organların oksijensiz kalmasını önler. Bu nedenle, durmuş olan dolaşım sistemini yeniden çalışır hâle getirmek veya en azından kan dolaşımını yapay olarak devam ettirmek için yapılan temel uygulama kalp masajıdır. Bu uygulama, Temel Yaşam Desteği'nin (TYD) en önemli parçasıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Atelle tespit: Atel, kırık, çıkık veya burkulma gibi durumlarda, yaralı bölgeyi hareketsiz hâle getirmek için kullanılan bir malzemedir. Atelle tespit işlemi, kemik ve eklem yaralanmalarında daha fazla hasar oluşmasını engellemek ve ağrıyı azaltmak amacıyla yapılır. Dolaşım sisteminin durmasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.
  • c) Köprü tekniği: Bu teknik, genellikle omurga yaralanması şüphesi olan bir kazazedeyi, en az dört ilk yardımcı ile güvenli bir şekilde sedyeye taşımak için kullanılan bir hasta taşıma yöntemidir. Amaç, hastanın vücut eksenini bozmadan hareket ettirmektir. Bu bir taşıma tekniğidir, dolaşımı yeniden başlatma yöntemi değildir.
  • d) Rentek manevrası: Bu manevra, kaza yapmış bir araç içindeki yaralıyı, eğer araçta yangın veya patlama gibi bir tehlike varsa, omurgasına zarar vermeden hızlıca dışarı çıkarmak için kullanılır. Bu bir acil durum taşıma ve araçtan çıkarma tekniğidir. Kalbi durmuş birine uygulanan bir yeniden canlandırma yöntemi değildir, ancak araçtan çıkarıldıktan sonra dolaşımı durmuşsa kalp masajı yapılması gerekir.

Özetle, soru doğrudan "duran dolaşım sistemini çalıştırma" amacını sorduğu için, bu amaca hizmet eden tek uygulama kalp masajıdır. Diğer şıklar ise farklı ilk yardım durumlarında (kırıklar, hasta taşıma, araçtan çıkarma) kullanılan önemli ancak farklı amaçlara hizmet eden tekniklerdir.

Soru 11
Bak-Dinle-Hisset yönteminde "Bak" ne anlama gelir?
A
Yaralının göğüs kafesinin inip kalktığına bakılması
B
Kaza bölgesinde yanıcı madde olup olmadığına bakılması
C
Yaralıda kırık olup olmadığına bakılması
D
Kaç yaralı olduğuna bakılması
11 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardımın en temel konularından biri olan Bak-Dinle-Hisset yönteminin "Bak" aşamasının ne anlama geldiği sorulmaktadır. Bu yöntem, bilinci kapalı olan bir yaralının solunum yapıp yapmadığını anlamak için kullanılır ve yaklaşık 10 saniye sürer. Her bir adımı, solunumu farklı bir duyu organıyla kontrol etmeyi amaçlar.

Bak-Dinle-Hisset yöntemini uygularken ilk yardımcı, başını yaralının ağzına ve burnuna yaklaştırır; bu sırada kulağıyla solunum sesini duymaya ("Dinle"), yanağıyla da nefesin sıcaklığını hissetmeye ("Hisset") çalışır. Bu pozisyondayken gözleriyle de yaralının göğsüne doğru bakar. Bu üç eylemin amacı, solunumun varlığını kesin olarak teyit etmektir.

Doğru Cevabın Açıklaması (a seçeneği):

Doğru cevap a) Yaralının göğüs kafesinin inip kalktığına bakılması seçeneğidir. Çünkü "Bak" aşaması, solunumun gözle görülebilen en net işaretini kontrol etmektir. Bir kişi nefes aldığında akciğerler hava ile dolar ve göğüs kafesi yükselir; nefes verdiğinde ise hava boşalır ve göğüs kafesi alçalır. Bu hareketi 10 saniye boyunca gözlemlemek, solunumun varlığı veya yokluğu hakkında ilk yardımcıya kritik bilgi verir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:

  • b) Kaza bölgesinde yanıcı madde olup olmadığına bakılması: Bu seçenek yanlıştır. Kaza yerinde yanıcı veya patlayıcı madde olup olmadığını kontrol etmek, ilk yardımın en başında yer alan "Olay Yeri Güvenliğinin Sağlanması" aşamasıdır. Bu, ilk yardımcının yaralıya müdahale etmeden önce kendi can güvenliğini sağlaması için yaptığı bir kontroldür, Bak-Dinle-Hisset yöntemiyle ilgisi yoktur.
  • c) Yaralıda kırık olup olmadığına bakılması: Bu seçenek de yanlıştır. Kırık, kanama, ezik gibi yaralanmaların kontrolü, "İkincil Değerlendirme" aşamasında yapılır. İkincil değerlendirme, yaralının solunumu ve dolaşımı gibi hayati fonksiyonları güvence altına alındıktan sonra yapılan baştan aşağı detaylı muayenedir. Öncelik her zaman solunumu kontrol etmektir.
  • d) Kaç yaralı olduğuna bakılması: Bu seçenek de yanlıştır. Olay yerinde kaç yaralı olduğunu belirlemek, yine "Olay Yeri Değerlendirmesi" aşamasının bir parçasıdır. Bu bilgi, 112 Acil Yardım'ı ararken doğru bilgi vermek ve yardımı organize etmek için önemlidir. Ancak bu, tek bir yaralının solunumunu kontrol ettiğimiz Bak-Dinle-Hisset yönteminin bir adımı değildir.

Özetle, Bak-Dinle-Hisset yöntemi, sadece ve sadece yaralının solunumunu kontrol etmeye odaklanmış bir tekniktir. Bu teknikteki "Bak" adımı da doğrudan solunumun fiziksel belirtisi olan göğüs kafesi hareketlerini izlemeyi ifade eder.

Soru 12
Soluk yoluna yabancı cisim kaçmış bir kazazedenin öksürüyor, nefes alabiliyor ve konuşabiliyor olduğunu gözlemlediniz. Bu durumda hangi tür tıkanma olduğunu düşünürsünüz?
A
Tam tıkanma 
B
Kısmi tıkanma
C
Damar tıkanması 
D
Solunum durması
12 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, soluk yoluna yabancı bir cisim kaçmış ancak hala bazı yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirebilen bir kazazedenin durumu analiz edilerek doğru tıkanma türünün teşhis edilmesi istenmektedir. Soruda verilen kilit belirtiler; kazazedenin öksürebilmesi, nefes alabilmesi ve konuşabilmesidir. Bu belirtiler, soluk yolunun tamamen kapanmadığını, bir miktar hava giriş çıkışının devam ettiğini gösterir.

Doğru Cevap: b) Kısmi tıkanma

Doğru cevabın "Kısmi tıkanma" olmasının sebebi, soruda tarif edilen belirtilerin bu durumla birebir örtüşmesidir. Kısmi tıkanmada, soluk borusu yabancı bir cisimle tam olarak kapanmamıştır. Hava yolu daralmış olsa da, akciğerlere az da olsa hava girip çıkabilir. Bu durum, kazazedenin öksürerek cismi dışarı atmaya çalışmasına, zor da olsa nefes almasına ve ses çıkararak konuşabilmesine olanak tanır. Bu durumda yapılması gereken en doğru ilk yardım müdahalesi, kazazedeyi öksürmeye teşvik etmektir.

Diğer Şıkların İncelenmesi:

  • a) Tam tıkanma: Bu seçenek yanlıştır çünkü tam tıkanmada soluk yolu tamamen kapanır. Bu durumda kazazede kesinlikle nefes alamaz, konuşamaz ve öksüremez. Genellikle panik içinde boğazını tutar (evrensel boğulma işareti) ve kısa süre içinde morarmaya başlar. Sorudaki belirtiler (nefes alma, konuşma) tam tıkanma ile çelişmektedir.
  • c) Damar tıkanması: Bu seçenek konuyla tamamen ilgisizdir ve bir çeldirici olarak verilmiştir. Damar tıkanması, kan damarlarının (arter veya ven) pıhtı ya da plak gibi nedenlerle tıkanması durumudur ve kalp krizi, inme gibi durumlara yol açar. Soruda bahsedilen durum ise solunum yoluyla ilgili bir problemdir, dolaşım sistemiyle değil.
  • d) Solunum durması: Bu seçenek de yanlıştır. Solunum durması, nefes alıp verme eyleminin tamamen durmasıdır. Oysa soruda kazazedenin açıkça "nefes alabiliyor" olduğu belirtilmiştir. Tam tıkanma müdahale edilmezse solunum durmasına yol açabilir, ancak sorudaki mevcut durum bu değildir.

Özetle, bir kazazedenin boğazına bir şey kaçtığında öksürebiliyor, nefes alıp verebiliyor ve yardım isteyebiliyorsa, bu durum hava yolunun tamamen kapanmadığını gösterir. Bu belirtiler "kısmi tıkanma" olarak adlandırılır ve ilk yardımda öncelik, kişinin kendi öksürük refleksini kullanarak cismi atmasına yardımcı olmaktır.

Soru 13
Şekildeki gibi dönel kavşağa gelen 1 numaralı aracın sürücüsü ne yapmalıdır?
A
Korna çalıp 2 numaralı aracı durdurmalı
B
2 numaralı aracın geçmesini beklemeli
C
Hızlanarak yoluna devam etmeli
D
Geçiş hakkını kendi kullanmalı
13 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir dönel kavşağa yaklaşmakta olan 1 numaralı araç ile kavşak içinde seyir halinde olan 2 numaralı aracın durumu gösterilmektedir. Soru, 1 numaralı aracın sürücüsünün bu durumda uygulaması gereken doğru ve güvenli trafik kuralının ne olduğunu sormaktadır.

Doğru cevap "b) 2 numaralı aracın geçmesini beklemeli" seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, dönel kavşaklarda geçiş üstünlüğü daima kavşak içerisindeki araçlara aittir. Şekilde görüldüğü gibi, 2 numaralı araç zaten kavşağa girmiş ve dönüşünü yapmaktadır. Bu sebeple geçiş hakkı onundur. 1 numaralı aracın sürücüsü, kavşağa girmeden önce yavaşlamalı ve kavşak içindeki 2 numaralı aracın geçişini tamamlamasını beklemelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Korna çalıp 2 numaralı aracı durdurmalı: Bu davranış tamamen yanlıştır. Korna, geçiş hakkı istemek için değil, tehlikeli bir durumu bildirmek veya uyarmak için kullanılır. Geçiş hakkı kendisinde olan bir aracı korna ile durdurmaya çalışmak, trafik kurallarını ihlal etmektir ve kazaya neden olabilir.
  • c) Hızlanarak yoluna devam etmeli: Bu seçenek en tehlikeli davranışlardan biridir. Kavşak içindeki araca yol vermeden hızlanarak kavşağa girmek, "yandan çarpma" şeklinde ciddi kazalara yol açabilecek büyük bir kural ihlalidir. Kavşağa yaklaşırken hız azaltmak esastır.
  • d) Geçiş hakkını kendi kullanmalı: Bu şık da temel kuralı hiçe saymaktadır. Belirtildiği gibi, dönel kavşaklarda öncelik kavşak içindeki araçlarındır. 1 numaralı sürücünün geçiş hakkının kendisinde olduğunu düşünmesi, hem yanlış bir bilgidir hem de trafiği tehlikeye atmaktır.

Özetle, bir dönel kavşağa yaklaştığınızda her zaman hatırlamanız gereken altın kural şudur: "Ada içindekine yol ver". Kavşağa girmeden önce mutlaka yavaşlamalı, kavşak içindeki araçların geçişini beklemeli ve ancak yol müsait olduğunda güvenli bir şekilde kavşağa giriş yapmalısınız. Bu kural, trafiğin akıcı ve güvenli bir şekilde işlemesini sağlar.

Soru 14
Aşağıdakilerden hangisi çevre kirliliğini önleme açısından olumlu bir davranıştır?
A
İniş eğimli yollarda motorun durdurulması
B
Bakım sırasında çıkan eski parça ve malzemelerin çevreye bilinçsizce bırakılmaması
C
Taşıtlarda kalitesiz yakıtların kullanılması
D
Taşıtlardan dışarıya malzeme atılması
14 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün çevre kirliliğini engellemek için yapması gereken doğru ve olumlu bir davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Seçenekleri incelediğimizde, çevreye karşı duyarlı ve sorumlu olan tek bir davranış öne çıkmaktadır. Amaç, hem trafik kurallarına uyan hem de çevreye saygılı bir sürücü profili çizmektir.

Doğru Cevap: b) Bakım sırasında çıkan eski parça ve malzemelerin çevreye bilinçsizce bırakılmaması

Bu seçenek, çevre koruma bilincini doğrudan yansıtan en doğru davranıştır. Araçların bakımı sırasında ortaya çıkan atık yağ, eski aküler, lastikler, filtreler ve antifriz gibi maddeler tehlikeli atık sınıfına girer. Bu malzemelerin doğaya atılması, toprağı ve yeraltı sularını zehirleyerek kalıcı çevre felaketlerine yol açar. Bu nedenle, bu atıkların uygun şekilde toplanması ve yetkili geri dönüşüm veya imha tesislerine teslim edilmesi, çevre kirliliğini önlemek için atılacak en önemli adımlardan biridir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) İniş eğimli yollarda motorun durdurulması: Bu davranış çevre dostu gibi görünse de aslında son derece tehlikelidir ve kesinlikle yapılmamalıdır. Motor durdurulduğunda, fren sistemine yardımcı olan vakum desteği (fren servosu) ve direksiyonu hafifleten hidrolik sistem devre dışı kalır. Bu durum, frenlerin sertleşmesine ve direksiyonun kontrolünün neredeyse imkansız hale gelmesine neden olarak ciddi kaza riski yaratır. Güvenlik her zaman öncelikli olduğu için bu, olumlu değil, yasak ve tehlikeli bir davranıştır.

  • c) Taşıtlarda kalitesiz yakıtların kullanılması: Kalitesiz veya standartlara uymayan yakıtlar, motor içinde tam olarak yanmaz ve daha fazla zararlı gazın atmosfere salınmasına neden olur. Bu durum, egzozdan çıkan karbonmonoksit, azot oksit gibi zehirli gazların miktarını artırarak hava kirliliğini doğrudan tetikler. Çevreyi korumak isteyen bir sürücü, tam tersine aracına uygun ve kaliteli yakıt kullanmalıdır.

  • d) Taşıtlardan dışarıya malzeme atılması: Bu davranış, en temel çevre kirliliği nedenlerinden biridir ve sorumsuz bir harekettir. Yola atılan bir sigara izmariti, plastik şişe veya herhangi bir çöp, sadece görsel kirlilik yaratmakla kalmaz, aynı zamanda doğada yüzlerce yıl çözünmeyerek toprağa ve suya zarar verir. Bu hareket, çevre kirliliğini önlemek yerine, kirliliği bizzat yaratmaktır.

Soru 15
Şekildeki kara yolunda numaralandırılmış şeritlerden hangisi sürekli işgal edilemez?
A
B
C
3
D
1 ve 3
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, resimde gösterilen üç şeritli ve iki yönlü bir karayolunda hangi şeridin kullanım amacının geçici olduğu ve sürekli olarak kullanılamayacağı sorulmaktadır. Trafik kurallarına göre her şeridin belirli bir kullanım amacı vardır ve bu soruyu doğru cevaplamak için bu amaçları bilmek gerekir.

Doğru cevap b) 2 numaralı şerittir. Resimde görülen üç şeritli ve iki yönlü yollarda, ortada bulunan 2 numaralı şerit "geçiş şeridi" veya "sollama şeridi" olarak adlandırılır. Bu şerit, her iki yönden gelen araçlar tarafından sadece öndeki bir aracı sollamak (geçmek) amacıyla kullanılır. Sürücüler, sollama işlemini tamamladıktan sonra güvenliklerini sağladıkları an kendi yönlerine ait olan sağ şeride (1 numaralı şeride) geri dönmek zorundadırlar. Bu şeridin sürekli olarak işgal edilmesi, hem karşı yönden gelen trafiği tehlikeye atar hem de aynı yönde ilerleyen diğer araçların geçiş hakkını engeller.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) 1 numaralı şerit: Bu şerit, yolun sağ tarafında yer alır ve trafiğin normal seyir şerididir. Ağır vasıtalar ve normal hızda giden araçlar bu şeridi sürekli olarak kullanmalıdır. Dolayısıyla bu şeridin sürekli işgal edilmesi bir kural ihlali değildir, aksine olması gerekendir.
  • c) 3 numaralı şerit: Bu şerit, karşı yönden gelen trafiğe aittir. Karşı yönden gelen araçlar için bu şerit, onların normal seyir şerididir ve o yöndeki araçlar tarafından sürekli olarak kullanılır. Bizim yönümüzdeki bir aracın bu şeridi kullanması zaten yasaktır ve son derece tehlikelidir.
  • d) 1 ve 3 numaralı şeritler: Bu seçenek de yanlıştır çünkü 1 numaralı şerit sürekli seyir için, 3 numaralı şerit ise karşı yöndeki araçların sürekli seyri içindir. Sorunun sorduğu "sürekli işgal edilemeyen" şerit tanımına uymazlar.

Özetle, 2 numaralı orta şerit, bir "joker" şerit gibidir ve her iki yön tarafından da sadece kısa süreliğine, sollama yapmak için kullanılır. Bu nedenle bu şerit, trafikteki akıcılığı ve güvenliği sağlamak amacıyla kesinlikle sürekli olarak işgal edilemez.

Soru 16
Şekildeki trafik görevlisinin duruş pozisyonuna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
Görevlinin ön ve arka cephesinde kalan yollar trafiğe açıktır.
B
Görevlinin sağ ve sol kol istikametinde kalan yollar trafiğe açıktır.
C
Yol bütün yönlerdeki trafiğe kapalıdır.
D
Yol bütün yönlerdeki trafiğe açıktır.
16 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik görevlisinin kollarını iki yana açtığı duruş pozisyonunun trafikteki anlamı sorulmaktadır. Trafik polisinin işaretleri, ışıklı trafik işaretleri ve levhalar kadar önemli ve bağlayıcıdır. Bu nedenle her sürücü adayının bu işaretlerin anlamını net bir şekilde bilmesi gerekir.

Şekildeki duruş, trafik polisinin en temel ve sık kullanılan işaretlerinden biridir. Bu pozisyonun anlamı şudur: Trafik akışı, polisin kollarının işaret ettiği yönlerde serbesttir. Yani, polisin sağ ve sol tarafında bulunan araçlar geçiş yapabilir. Buna karşılık, polisin ön ve arka cephesinde bulunan araçlar durmak zorundadır.

Şimdi seçenekleri bu bilgiye göre değerlendirelim:

  • a) Görevlinin ön ve arka cephesinde kalan yollar trafiğe açıktır.

    Bu seçenek yanlıştır. Trafik polisinin vücudunun ön ve arka cephesi, mecazi olarak bir "duvar" görevi görür. Bu yönden gelen araçların durması ve beklemesi gerekir. Bu kural, kavşakta düzeni sağlamak için esastır.

  • b) Görevlinin sağ ve sol kol istikametinde kalan yollar trafiğe açıktır. ✓ (DOĞRU)

    Bu seçenek doğrudur. Trafik polisinin açık olan kolları, o istikametteki trafiğe "geç" komutu vermektedir. Dolayısıyla, görevlinin sağından ve solundan gelen araçlar yollarına devam edebilirler. Bu, sorudaki pozisyonun tam ve doğru tanımıdır.

  • c) Yol bütün yönlerdeki trafiğe kapalıdır.

    Bu seçenek yanlıştır. Trafik polisinin bütün yönlere trafiği kapatmak için kullandığı işaret farklıdır. Genellikle bu durumda polis, bir veya iki elini yukarı kaldırır. Kolların yana açık olması, belirli yönlerin açık olduğunu gösterir.

  • d) Yol bütün yönlerdeki trafiğe açıktır.

    Bu seçenek yanlıştır. Bir kavşakta tüm yönlerin aynı anda trafiğe açık olması kaosa ve kazalara neden olur. Trafik polisinin amacı trafiği düzenlemek ve güvenli bir akış sağlamaktır, bu nedenle hiçbir zaman bütün yönleri aynı anda açmaz.

Özet olarak, bu duruşu kolayca hatırlamak için şu kuralı aklınızda tutabilirsiniz: Polisin kolları hangi yönü gösteriyorsa o yollar açık, önü ve arkası ise kapalıdır. Bu temel kural, ehliyet sınavında ve trafikte karşınıza çıkacak benzer durumları doğru yorumlamanıza yardımcı olacaktır.

Soru 17
Yerleşim yeri içinde, trafik işaret levhalarına yaklaşım yönünde kaç metre mesafede duraklamak yasaktır?
A
15
B
20
C
30
D
50
17 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yerleşim yerleri içerisinde bir aracı, trafik işaret levhasının ne kadar yakınına kadar park edebileceğimiz veya duraklatabileceğimiz ile ilgili bir kural sorgulanmaktadır. Sorunun özü, trafik levhalarının diğer sürücüler tarafından görülmesini engellememek için uyulması gereken minimum mesafeyi bilmektir. Bu kural, trafikteki akıcılığın ve güvenliğin sağlanması için kritik bir öneme sahiptir.

Doğru cevap a) 15 seçeneğidir. Türkiye'deki Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, yerleşim yerleri içinde trafik işaret levhalarına yaklaşım yönünde 15 metre mesafe içinde duraklamak kesinlikle yasaktır. Bu kuralın konulmasındaki temel amaç, arkanızdan gelen veya diğer yönlerden yaklaşan sürücülerin, önemli bilgiler içeren bu levhaları (örneğin "Dur", "Yol Ver", "Hız Sınırı" gibi) zamanında ve net bir şekilde görebilmesidir. Eğer bir araç bu levhalara çok yakın bir noktada duraklarsa, levhanın görünürlüğünü engelleyerek kazalara davetiye çıkarabilir.

Bu 15 metrelik mesafenin neden önemli olduğunu bir örnekle düşünelim. Büyük bir kamyonetin, bir "Dur" levhasının hemen 5 metre önüne park ettiğini hayal edin. Kamyonetin arkasından gelen bir otomobil sürücüsü, levhayı son ana kadar göremeyecek ve kavşağa geldiğinde durması gerektiğini fark edemeyebilir. Bu durum, kavşaktaki diğer araçlar için büyük bir tehlike oluşturur. İşte bu yüzden 15 metrelik bir görüş mesafesi, sürücülerin levhayı fark edip güvenli bir şekilde tepki verebilmesi için standart olarak belirlenmiştir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince:

  • b) 20, c) 30, d) 50 metre: Bu mesafeler, trafik kurallarında başka durumlar için geçerli olabilir. Örneğin, demiryolu geçitlerine park etme mesafesi veya yerleşim yeri dışında arıza durumunda reflektör koyma mesafesi gibi farklı kurallarda bu rakamlarla karşılaşabilirsiniz. Ancak soru specifically "yerleşim yeri içinde" ve "trafik işaret levhalarına" olan mesafeyi sorduğu için, bu özel durumun doğru cevabı 15 metredir. Diğer seçenekler, adayın bilgisini ölçmek için konulmuş güçlü çeldiricilerdir.

Özet olarak, ehliyet sınavı için bu bilgiyi aklınızda tutarken şu şekilde kodlayabilirsiniz: "Yerleşim yeri içi + İşaret Levhası = 15 Metre". Bu basit kural, sadece sınavı geçmenize yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda trafikte sorumlu ve güvenli bir sürücü olmanızın da temelini oluşturur.

Soru 18
Bir kamyonet, eğimsiz iki yönlü dar yolda aksine işaret yoksa aşağıdakilerden hangisine geçiş kolaylığı sağlamalıdır?
A
Otobüse
B
Otomobile
C
İş makinesine
D
Lastik tekerlekli traktöre
18 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, belirli koşullar altında (eğimsiz, iki yönlü, dar bir yolda ve aksini gösteren bir trafik işareti olmadığında) bir kamyonetin hangi araca yol vermesi gerektiği, yani geçiş kolaylığı sağlaması gerektiği sorgulanmaktadır. Bu durum, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde belirtilen ve araçların cinsine göre düzenlenen bir geçiş kolaylığı sıralaması ile çözülür. Temel mantık, daha küçük ve manevra kabiliyeti daha yüksek olan aracın geçişine öncelik tanıyarak trafiğin akışını sağlamaktır.

Doğru cevap "b) Otomobile" seçeneğidir. Çünkü trafik kurallarına göre, eğimsiz ve dar yollarda karşılaşma durumunda, araçlar arasında bir geçiş önceliği sıralaması vardır. Bu sıralamada otomobil, kamyonetten önce gelir. Dolayısıyla, bir kamyonet sürücüsü, karşıdan bir otomobil geldiğini gördüğünde, otomobilin güvenli bir şekilde geçebilmesi için yavaşlamak, gerekiyorsa durmak ve ona yol vermekle yükümlüdür.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Otobüse: Geçiş kolaylığı sıralamasında kamyonet, otobüsten önce gelir. Bu nedenle, bu iki araç dar bir yolda karşılaştığında, geçiş kolaylığı sağlaması gereken taraf kamyonet değil, otobüstür. Otobüs, kamyonetin geçmesini beklemelidir.
  • c) İş makinesine: İş makineleri, bu sıralamanın en sonlarında yer alan, genellikle yavaş ve hantal araçlardır. Kurala göre iş makinesi, kendisinden daha seri olan hemen hemen tüm motorlu araçlara yol vermek zorundadır. Dolayısıyla kamyonete geçiş kolaylığı sağlaması gereken iş makinesidir.
  • d) Lastik tekerlekli traktöre: Traktörler de kamyonetlere göre daha yavaş ve manevra kabiliyeti daha düşük araçlar olarak kabul edilir ve sıralamada kamyonetten sonra gelirler. Bu durumda da traktörün kamyonete yol vermesi gerekir.

Özet olarak, bu tür yollarda "aksine bir işaret yoksa" geçerli olan temel sıralama şöyledir: Otomobil > Minibüs > Kamyonet > Otobüs > Kamyon > Arazi Taşıtı > Traktör > İş Makinesi. Bu sıralamayı ezberlemek, sınavda bu ve benzeri soruları kolayca çözmenizi sağlar. Soruda verilen kamyonet, bu listenin başlarında yer alan otomobile yol vermek zorundadır.

Soru 19
Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini yasaklar?
A
Park etmeyi
B
Sola dönmeyi
C
Sağa dönmeyi
D
U dönüşü yapmayı
19 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, size gösterilen trafik levhasının anlamını bilmeniz ve hangi davranışı yasakladığını bulmanız istenmektedir. Bu tür sorular, sürücü adaylarının trafik tanzim işaretlerini ne kadar iyi anladığını ölçmeyi amaçlar. Gösterilen levha, sürücülerin uyması gereken bir kuralı, yani bir yasağı bildiren önemli bir işarettir.

Levhayı dikkatlice incelediğimizde, dairesel bir şekle, kırmızı bir çerçeveye ve beyaz bir zemine sahip olduğunu görürüz. Bu yapı, trafik tanzim işaretleri grubunda yer alan "yasaklama" işaretlerinin genel formatıdır. Levhanın içinde ise sağa doğru yönelen siyah bir ok ve bu okun üzerini kaplayan kırmızı, çapraz bir çizgi bulunmaktadır. Bu sembol kombinasyonu, ok ile gösterilen eylemin yasak olduğu anlamına gelir.

Bu bilgiler ışığında, levhanın anlamı çok nettir: "Sağa Dönmek Yasaktır". Dolayısıyla, bu levhanın bulunduğu bir yola veya kavşağa gelen sürücünün sağa dönmesine izin verilmez. Bu kural, trafik akışını düzenlemek, olası kazaları önlemek veya o yöndeki yolun tek yönlü ya da kapalı olması gibi nedenlerle konulur. Bu nedenle doğru cevap c) Sağa dönmeyi seçeneğidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım. Bu, levhaları daha iyi tanımanıza yardımcı olacaktır:

  • a) Park etmeyi: Park etme yasağını bildiren levha, genellikle mavi zemin üzerine kırmızı çerçeveli ve içinde "P" harfi bulunan bir levhanın üzerinde tek bir çapraz kırmızı çizgi ile gösterilir. Bu levha, park etmeyi yasaklar.
  • b) Sola dönmeyi: Sola dönüş yasağı, sorudaki levhanın tam tersi şeklinde, yani sola doğru yönelen bir okun üzerinin kırmızı bir çizgi ile çizilmesiyle belirtilir.
  • d) U dönüşü yapmayı: "U" dönüşü yapmanın yasak olduğunu bildiren levhada ise, geri dönen kavisli bir okun (U şeklinde) üzeri kırmızı bir çizgi ile kapatılmıştır.

Sonuç olarak, her trafik yasağının kendine özgü bir sembolü vardır ve bu sorudaki sembol, kesin olarak sağa dönüşün yasaklandığını ifade etmektedir. Ehliyet sınavında başarılı olmak için bu levhaların anlamlarını ezberlemek yerine, şekil ve renklerin ne anlama geldiğini mantıksal olarak anlamak çok daha kalıcı bir öğrenme sağlayacaktır.

Soru 20
Yerleşim birimleri dışındaki kara yollarında geceleri araç ışıklarının kullanılması ile ilgili verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
A
Yeterince aydınlatılmamış tünellere girerken uzağı gösteren ışıkları yakmak
B
Dönüş ışıklarını geç anlamında kullanmak
C
Karşılaşmalarda ışıkları söndürmek
D
Park veya sis ışıkları ile seyretmek
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, yerleşim yerleri dışındaki yollarda, gece vakti araç farlarının doğru kullanımının ne olduğu sorulmaktadır. Gece sürüş güvenliği için ışıkların doğru ve kuralına uygun kullanılması hayati önem taşır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu anlayalım.

a) Yeterince aydınlatılmamış tünellere girerken uzağı gösteren ışıkları yakmak

Bu seçenek DOĞRU cevaptır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, yerleşim birimleri dışındaki yollarda ve yeterince aydınlatılmamış tünellerde, ilerisi net olarak görünmüyorsa uzağı gösteren ışıkların (uzun farların) yakılması zorunludur. Tünel gibi aniden karanlık bir ortama girildiğinde, yolun ilerisini, virajları ve olası tehlikeleri görebilmek için maksimum aydınlatma sağlayan uzun farlar kullanılır. Bu, hem sürücünün yolu daha iyi görmesini sağlar hem de tünel içindeki diğer unsurların fark edilmesine yardımcı olur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Dönüş ışıklarını geç anlamında kullanmak

    Bu ifade kesinlikle YANLIŞTIR. Dönüş ışıkları (sinyaller), sadece dönme veya şerit değiştirme niyetini bildirmek için kullanılır. Sinyalleri "beni geçebilirsin" veya başka bir anlamda kullanmak, trafikte yanlış anlaşılmalara ve çok tehlikeli kazalara sebep olabilir. Her trafik işaretinin ve ışığının standart bir anlamı vardır ve bu anlamların dışında kullanılamazlar.

  • c) Karşılaşmalarda ışıkları söndürmek

    Bu ifade son derece tehlikeli ve YANLIŞTIR. Gece yolculuklarında karşı yönden bir araçla karşılaşıldığında yapılması gereken, diğer sürücünün gözünü almamak için uzağı gösteren ışıkları (uzun farları) kapatıp yakını gösteren ışıklara (kısa farlara) geçmektir. Işıkları tamamen söndürmek, aracınızı hem karşıdaki sürücü hem de diğerleri için tamamen görünmez hale getirir ve ölümcül kazalara davetiye çıkarır.

  • d) Park veya sis ışıkları ile seyretmek

    Bu ifade de YANLIŞTIR. Park ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, araç park halindeyken görünürlüğünü sağlamak içindir ve seyir halinde yeterli aydınlatmayı sağlamaz. Sis ışıkları ise sadece yoğun sis, kar veya şiddetli yağmur gibi görüş mesafesinin çok düştüğü özel durumlarda, kısa farlarla birlikte kullanılmalıdır. Normal hava koşullarında sis farı ile seyretmek hem yasaktır hem de diğer sürücülerin gözünü kamaştırabilir.

Özetle, gece sürüşlerinde temel kural, yolu en iyi şekilde görmek ve diğer sürücüleri rahatsız etmemektir. Yeterince aydınlatılmamış tüneller gibi görüşün aniden azaldığı yerlerde uzun farları kullanmak, güvenli bir sürüş için en doğru davranıştır.

Soru 21
Öndeki aracın güvenle takip edildiği uzaklığa ne denir?
A
Takip mesafesi 
B
Geçiş mesafesi
C
Görüş mesafesi 
D
İntikal mesafesi
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte bir aracın önündeki araçla arasında bırakması gereken emniyetli boşluğun adının ne olduğu sorulmaktadır. Bu mesafe, öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda arkadaki sürücünün güvenli bir şekilde durabilmesi veya manevra yapabilmesi için hayati öneme sahiptir. Doğru terimi bilmek, trafik kurallarını ve güvenli sürüş tekniklerini anladığınızı gösterir.

a) Takip mesafesi: Bu seçenek doğru cevaptır. Takip mesafesi, bir aracın seyir halindeyken kendi hızı ve yol şartlarına göre önündeki araçla arasında bırakması gereken minimum güvenli uzaklığı ifade eden resmi ve teknik terimdir. Bu mesafe, sürücünün tehlikeyi fark etmesi, tepki vermesi ve aracını güvenli bir şekilde yavaşlatıp durdurabilmesi için yeterli zaman ve alanı tanır. Trafik kurallarına göre bu mesafe, genellikle "88-89 Kuralı" veya "2 Saniye Kuralı" ile pratik olarak ölçülür.

Takip mesafesini ayarlamak için kullanılan en yaygın yöntemler şunlardır:

  • 2 Saniye Kuralı: Öndeki aracın yol kenarındaki sabit bir nesneyi (ağaç, levha vb.) geçtiği anı belirleyin. Ardından içinizden "seksen sekiz, seksen dokuz" diye saymaya başlayın. Eğer siz aynı nesnenin yanına geldiğinizde saymayı bitirmişseniz veya saymanız daha uzun sürmüşse, takip mesafeniz yeterli demektir. Yağışlı veya kaygan zeminlerde bu süreyi 3-4 saniyeye çıkarmak gerekir.
  • Hızın Yarısı Metodu: Aracın kilometre cinsinden hızının yarısı, metre olarak takip mesafesini verir. Örneğin, 90 km/s hızla giden bir aracın önündeki araçla en az 45 metre mesafe bırakması gerekir. Bu yöntem de pratik bir ölçüm sağlar.

b) Geçiş mesafesi: Bu seçenek yanlıştır. Geçiş mesafesi, bir aracı sollama (geçme) manevrasını güvenli bir şekilde tamamlamak için gereken toplam mesafeyi ifade eder. Bu mesafe, sollama yapacak aracın hızlanması, diğer aracın yanından geçmesi ve tekrar kendi şeridine güvenle dönmesi için ihtiyaç duyduğu alanı kapsar. Soruda bahsedilen durum, bir aracı takip etme durumudur, geçme (sollama) durumu değildir.

c) Görüş mesafesi: Bu seçenek de yanlıştır. Görüş mesafesi, sürücünün yolun ilerisini net bir şekilde ne kadar uzağa görebildiğini ifade eder. Bu mesafe hava koşullarına (sis, yağmur), yolun yapısına (viraj, tepe) ve gece/gündüz olmasına göre değişir. Güvenli bir sürüş için görüş mesafesi çok önemli olsa da, bu terim iki araç arasındaki boşluğu değil, sürücünün kendi görebildiği alanı tanımlar.

d) İntikal mesafesi: Bu seçenek yanlıştır. İntikal mesafesi, sürücünün bir tehlikeyi fark ettiği andan ayağını frene götürüp basmaya başladığı ana kadar geçen sürede aracın katettiği yoldur. Genellikle "reaksiyon mesafesi" olarak da bilinir. Bu mesafe, toplam duruş mesafesinin sadece bir parçasıdır. Takip mesafesi ise hem intikal mesafesini hem de fren mesafesini (frene basıldıktan sonra aracın durana kadar katettiği yol) kapsayacak şekilde ayarlanması gereken toplam güvenli boşluktur.

Soru 22
Göz muayenesine ilişkin esaslara göre hangi rahatsızlığı olanlar, herhangi bir koşul aranmadan sürücü belgesi  alabilirler?
A
Gece körlüğü
B
Renk körlüğü
C
İki gözü görmeyen
D
Monoküler (tek gözü gören)
22 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücü belgesi alabilmek için gerekli göz sağlığı şartları arasında, hangi rahatsızlığın hiçbir ek koşul veya kısıtlama olmadan ehliyet almaya engel teşkil etmediği sorulmaktadır. Sınavda doğru karar verebilmek için her bir seçeneğin yönetmeliklere göre ne anlama geldiğini bilmek önemlidir.

Doğru Cevap: b) Renk körlüğü

Renk körlüğü, kişilerin belirli renkleri, özellikle kırmızı ve yeşili ayırt etmekte zorlanması durumudur. Ancak bu durum, sürücü belgesi almak için doğrudan bir engel teşkil etmez. Bunun temel sebebi, trafik ışıklarının standart bir dizilime sahip olmasıdır; kırmızı her zaman en üstte, sarı ortada ve yeşil en alttadır. Sürücüler renkleri tam olarak ayırt edemeseler bile, yanan ışığın konumuna bakarak ne yapmaları gerektiğini anlayabilirler. Bu nedenle, renk körlüğü olan kişilere herhangi bir ek şart veya kısıtlama (örneğin sadece gündüz araba kullanma gibi) getirilmez.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Gece körlüğü: Gece körlüğü (tavukkarası), düşük ışık koşullarında veya gece görüşün önemli ölçüde azalmasıdır. Bu durum, gece araç kullanmayı son derece tehlikeli hale getirir. Bu rahatsızlığı olan kişilere ya sürücü belgesi verilmez ya da belgelerine "sadece gün doğumu ve gün batımı arasında araç kullanabilir" gibi özel bir kısıtlama eklenir. Dolayısıyla bu durum, "koşul aranmadan" ehliyet alınabilecek bir durum değildir.
  • c) İki gözü görmeyen: Sürücü belgesi alabilmek için temel şartlardan biri görme yetisidir. İki gözü de yasal olarak belirlenen standartların altında gören veya hiç görmeyen bir kişinin güvenli bir şekilde araç kullanması imkansızdır. Bu durum, sürücü belgesi almak için mutlak bir engeldir.
  • d) Monoküler (tek gözü gören): Tek gözü gören (monoküler) kişiler sürücü belgesi alabilirler, ancak bu durum "herhangi bir koşul aranmadan" gerçekleşmez. Monoküler sürücü adaylarının, gören tek gözlerinin görme keskinliğinin belirli bir seviyede (genellikle tam veya tama yakın) olması ve görüş alanlarının yeterli olması gibi özel şartları karşılamaları gerekir. Ayrıca, ehliyetlerine özel bir kod işlenir ve genellikle ticari araç kullanmalarına izin verilmez. Bu nedenle, bu seçenek de "koşulsuz" olma şartını sağlamamaktadır.

Özetle; renk körlüğü, trafik ışıklarının standart konumu sayesinde tehlike yaratmadığı kabul edildiği için, sürücü belgesi alırken herhangi bir ek şart veya kısıtlama gerektirmeyen tek durumdur.

Soru 23
Aksine bir işaret bulunmadıkça otoyolda minibüs ve otobüsler için azami hız saatte kaç kilometredir?
A
80
B
90
C
100
D
110
23 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'deki otoyollarda, özel bir hız sınırı levhası olmadığı durumlarda minibüs ve otobüslerin yasal olarak yapabileceği en yüksek hızın ne olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, araç tiplerinin (minibüs ve otobüs) ve yol tipinin (otoyol) doğru bir şekilde eşleştirilmesidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde her araç cinsi için farklı yol tiplerinde belirlenmiş standart hız limitleri bulunur.

Doğru Cevap: c) 100

Doğru cevabın 100 km/s olmasının sebebi, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin bu araçlar için otoyolda belirlediği azami hız sınırının bu olmasıdır. Türkiye'de yolcu taşımacılığı yapan M2 ve M3 sınıfı araçlar olan minibüs ve otobüsler, aksini gösteren bir trafik işareti bulunmadığı sürece otoyollarda en fazla 100 km/s hızla seyredebilirler. Bu kural, hem yolcu güvenliğini sağlamak hem de bu büyük araçların yol tutuşu ve fren mesafelerini dikkate alarak trafiğin akışını düzenlemek için konulmuştur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) 80 km/s: Bu seçenek yanlıştır çünkü 80 km/s, minibüs ve otobüslerin otoyolda değil, şehirlerarası çift yönlü karayollarında uymak zorunda oldukları azami hız sınırıdır. Sınavda adayları yanıltmak için sıkça kullanılan bir çeldiricidir, çünkü farklı bir yol tipine ait doğru bir hız limitidir.
  • b) 90 km/s: Bu seçenek de yanlıştır. 90 km/s hızı, minibüs ve otobüslerin bölünmüş yollardaki azami hızıdır. Ayrıca, bu hız sınırı otoyolda kamyon ve çekiciler için geçerli olan sınırdır, minibüs ve otobüsler için değil. Bu nedenle, araç tipi veya yol tipi karıştırıldığında yanlışlıkla seçilebilecek bir cevaptır.
  • d) 110 km/s: Bu seçenek yanlıştır. 110 km/s, genellikle otomobillerin bölünmüş yollardaki azami hız sınırını ifade eder. Minibüs ve otobüs gibi daha büyük ve ağır araçların otoyolda bu hıza çıkmasına izin verilmez. Bu hız, bu araçlar için hem yasal sınırın üzerindedir hem de güvenlik açısından risklidir.

Özetle, ehliyet sınavına hazırlanan bir adayın farklı araç türlerinin, farklı yol tiplerindeki (yerleşim yeri, şehirlerarası çift yönlü yol, bölünmüş yol, otoyol) hız limitlerini ezberlemesi çok önemlidir. Bu soruda doğru eşleştirme şu şekildedir: Minibüs/Otobüs + Otoyol = 100 km/s.

Soru 24
I- Araçlarını ve araçlarının etrafını kontrol etmeleri II- Işıkla veya kolla, gerekli hâllerde her ikisi ile çıkış işareti vermeleri III- Görüş alanları dışında kalan yerler varsa uyarılmaları için bir gözcü bulundurmaları Duraklanan veya park edilen yerden çıkılırken sürücülerin yukarıdakilerden hangilerini yapmaları zorunludur?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
24 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, duraklayan veya park etmiş bir aracın sürücüsünün, tekrar trafiğe katılmak için harekete geçmeden önce yapması gereken zorunlu güvenlik adımları sorgulanmaktadır. Güvenli bir çıkış manevrası için sürücünün hem kendi güvenliğini hem de trafikteki diğer unsurların (yayalar, diğer araçlar vb.) güvenliğini sağlaması gerekir. Şimdi öncülleri ve seçenekleri tek tek inceleyelim.

Öncüllerin Detaylı Açıklaması

  • I- Araçlarını ve araçlarının etrafını kontrol etmeleri: Bu, güvenli bir çıkışın en temel ve ilk adımıdır. Sürücü, araca binmeden önce ve hareket etmeden hemen önce aracın etrafında herhangi bir engel, yaya (özellikle aynalardan görülemeyecek küçük çocuklar), hayvan veya başka bir araç olup olmadığını kontrol etmelidir. Bu kontrol, "kör nokta" olarak adlandırılan ve sadece aynalardan görülemeyen alanları da kapsar. Bu adım, beklenmedik kazaları önlemek için kesinlikle zorunludur.
  • II- Işıkla veya kolla, gerekli hâllerde her ikisi ile çıkış işareti vermeleri: Trafikte iletişim hayati önem taşır. Park yerinden çıkmak, şerit değiştirmekle benzer bir manevradır ve diğer sürücülere niyetinizi önceden bildirmeniz gerekir. Sinyal lambasını (ışıkla işaret) kullanarak çıkış yapacağınız yöne doğru işaret vermeniz, arkanızdan veya yanınızdan geçen araçların yavaşlamasını veya size yol vermesini sağlar. Bu, trafiğin akışını düzenler ve ani kazaları engeller, bu nedenle zorunlu bir kuraldır.
  • III- Görüş alanları dışında kalan yerler varsa uyarılmaları için bir gözcü bulundurmaları: Bu öncül, özellikle zorlu park koşullarında güvenliği en üst düzeye çıkarmayı amaçlar. Örneğin, iki büyük kamyonetin arasından geri geri çıkarken veya görüşünüzün bir duvar tarafından engellendiği durumlarda, aynalar ve sensörler yetersiz kalabilir. Bu gibi durumlarda, sürücünün güvenli bir şekilde çıkabileceğinden emin olması yasal bir sorumluluktur. Eğer sürücü çevresini tam olarak göremiyorsa, bir başkasından (gözcü) yardım istemesi, olası bir kazayı önlemek için zorunlu bir tedbirdir.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi

a) Yalnız I: Bu seçenek yanlıştır. Sadece çevreyi kontrol etmek yeterli değildir. Diğer sürücülere niyetinizi bildirmeniz (işaret vermeniz) de aynı derecede zorunludur. Bu seçenek, iletişimin önemini göz ardı eder.

b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Çevreyi kontrol etmek ve sinyal vermek çoğu durumda yeterli olsa da, soruda "zorunlu olanlar" sorulmaktadır. Görüş alanınızın kısıtlı olduğu bir durumda, güvenliği sağlamak için bir gözcüden yardım almak da bir zorunluluk haline gelir. Dolayısıyla III. öncülü dışarıda bırakmak hatadır.

c) II ve III: Bu seçenek de yanlıştır. Çünkü en temel güvenlik adımı olan aracın ve etrafının kontrol edilmesi (I. öncül) atlanmıştır. Sinyal vermeden veya gözcü istemeden önce ilk yapılması gereken şey, sürücünün kendi gözleriyle durumu değerlendirmesidir.

d) I, II ve III: Bu seçenek doğrudur. Güvenli bir çıkış manevrası için bu üç adımın hepsi bir bütün olarak düşünülmelidir. Sürücü önce çevresini kontrol etmeli (I), ardından niyetini diğer sürücülere sinyal vererek bildirmeli (II) ve eğer görüşü kısıtlıysa ve tehlikeli bir durum varsa mutlaka bir gözcüden yardım almalıdır (III). Bu üç kural, Karayolları Trafik Kanunu'nun sürücülere yüklediği "gerekli tüm tedbirleri alma" sorumluluğunu tam olarak karşılar.

Soru 25
Aşağıdakilerden hangisinin yapılması, karayollarında motorlu taşıt kullanabilmek için zorunludur?
A
Yeni bir iş kurmak
B
Kasko sigortası yaptırmak
C
Motor tamirciliği eğitimi almak
D
Aracın cinsine uygun sürücü belgesi almak
25 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, Türkiye'de karayollarında yasal olarak bir motorlu taşıt kullanmanın en temel ve vazgeçilmez şartının ne olduğu sorulmaktadır. Yani, bir kişinin direksiyon başına geçip trafiğe çıkabilmesi için kanunen yerine getirmesi gereken ilk ve en önemli zorunluluk nedir? Şıklar arasında araç kullanma eylemiyle doğrudan ilgili olan ve yasal bir mecburiyet taşıyan seçeneği bulmamız gerekmektedir.

Doğru Cevap: d) Aracın cinsine uygun sürücü belgesi almak

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddelerine dayanmasıdır. Kanuna göre, Türkiye'de karayollarında motorlu bir taşıt kullanmak isteyen her bireyin, kullanacağı aracın sınıfına (otomobil, motosiklet, kamyon, otobüs vb.) uygun bir sürücü belgesine, yani ehliyete sahip olması mutlak bir zorunluluktur. Sürücü belgesi, kişinin aracı güvenli bir şekilde kullanmak için gerekli teorik bilgiye ve pratik sürüş becerisine sahip olduğunu devlet tarafından onaylayan resmi bir belgedir. Bu belge olmadan trafiğe çıkmak yasa dışıdır ve ciddi cezaları vardır.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • a) Yeni bir iş kurmak: Bir kişinin araç kullanabilmesi ile mesleki durumu veya bir iş sahibi olup olmaması arasında yasal bir bağlantı yoktur. Öğrenciler, emekliler, ev hanımları veya işsizler de dahil olmak üzere şartları sağlayan herkes ehliyet alabilir. Bu nedenle bu seçenek, konuyla tamamen alakasızdır.
  • b) Kasko sigortası yaptırmak: Bu seçenek, ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan bir çeldiricidir. Türkiye'de araçlar için "Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası" (Trafik Sigortası) yaptırmak mecburidir. Ancak bu sigorta, sürücünün değil, aracın trafiğe çıkabilmesi için gereklidir ve olası bir kazada karşı tarafın zararını karşılar. Kasko sigortası ise tamamen isteğe bağlıdır ve aracın sahibinin kendi aracındaki hasarı karşılamaya yöneliktir. Dolayısıyla Kasko, motorlu taşıt kullanabilmek için zorunlu değildir.
  • c) Motor tamirciliği eğitimi almak: Bir aracı kullanmak için gerekli olan beceri ile o aracın motorunu tamir etmek için gereken bilgi ve beceri tamamen farklıdır. Sürücü adaylarından araç tekniği dersinde motorun temel parçalarını ve işleyişini bilmeleri istenir, ancak bu profesyonel bir tamircilik eğitimi seviyesinde değildir. Araç kullanmak için tamirci olmak gibi bir zorunluluk kesinlikle yoktur.

Özetle, karayollarında motorlu bir taşıt kullanabilmenin kişiye bağlı en temel yasal şartı, o aracın sınıfına uygun bir sürücü belgesine sahip olmaktır. Diğer tüm seçenekler ya isteğe bağlıdır ya da konuyla ilgisizdir.

Soru 26
Aksine bir durum yoksa, şekildeki ışıklı trafik işaret cihazına göre sürücüler ok yönündeki dönüşü ne zaman yapmalıdır?
A
Oklu ışık sarı yandığında
B
Oklu ışık yeşil yandığında
C
Oklu ışık kırmızı yandığında
D
Sarı ve kırmızı oklu ışık birlikte yandığında
26 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir kavşakta bulunan ve hem dairesel ana ışığa hem de yön bildiren oklu bir ışığa sahip olan trafik işaret cihazına göre sürücünün ne yapması gerektiği test edilmektedir. Görselde ana ışığın kırmızı, sağa dönüşü gösteren oklu ışığın ise yeşil yandığı görülmektedir. Sorunun kilit noktası, bu iki farklı ışığın sürücü için ne anlama geldiğini doğru yorumlamaktır.

Doğru cevap b) Oklu ışık yeşil yandığında seçeneğidir. Trafik kurallarına göre, oklu ışıklar belirli bir yöne gidecek olan sürücülere özel komutlar verir. Eğer ana ışık kırmızı yanarken, dönmek istediğiniz yöndeki oklu ışık yeşil yanıyorsa, bu durum size o yöne "kontrollü geçiş" hakkı tanır. Yani, diğer yönlerden gelen trafik durdurulmuş olduğu için, ok yönündeki dönüşü güvenli bir şekilde yapabilirsiniz.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Oklu ışık sarı yandığında: Sarı ışığın anlamı, yolun trafiğe açılmak veya kapanmak üzere olduğunu bildiren bir uyarıdır. Yeşil oktan sonra yanan sarı ok, ışığın kırmızıya döneceğini ve durmak için hazırlanılması gerektiğini belirtir. Bu esnada dönüş yapmak tehlikeli olabilir ve kural ihlalidir.
  • c) Oklu ışık kırmızı yandığında: Kırmızı renkli oklu ışık, dairesel kırmızı ışıkla aynı anlama gelir ve kesin bir "DUR" emridir. Ok ile gösterilen yöne dönüş yapılmasını kesinlikle yasaklar. Bu ışık yanarken dönüş yapmak, kırmızı ışık ihlali sayılır.
  • d) Sarı ve kırmızı oklu ışık birlikte yandığında: Bu seçenek, kafa karıştırmak amacıyla verilmiştir. Türkiye'deki trafik ışığı sistemlerinde oklu ışıklar için sarı ve kırmızının aynı anda yandığı standart bir uygulama bulunmamaktadır. Bu nedenle bu durum geçerli bir trafik sinyali değildir.

Özetle, trafik ışıklarında bulunan yeşil ok, sürücüye ana ışığın rengi ne olursa olsun, okla gösterilen yöne ilerleme izni verir. Bu kural, özellikle yoğun kavşaklarda trafiği akıcı ve güvenli hale getirmek için kullanılır. Bu yüzden sürücüler, yeşil oklu ışık yandığında tereddüt etmeden dönüşlerini tamamlamalıdır.

Soru 27
Motorlu bisiklet, motosiklet ve elektrikli bisikletlerin sürülmesi sırasında sürücülerin aşağıdakilerden hangisini kullanması zorunludur?
A
Koruma başlığı ve koruma gözlüğü
B
Rüzgârlık ve boyun korsesi
C
Eldiven ve emniyet kemeri
D
Çocuk bağlama sistemi
27 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, motorlu bisiklet, motosiklet ve elektrikli bisiklet gibi iki tekerlekli araçları kullanan sürücülerin, sürüş esnasında can güvenlikleri için yasal olarak takmakla yükümlü oldukları temel koruyucu ekipmanlar sorulmaktadır. Amaç, sürücünün en savunmasız olduğu durumlarda hayati organlarını koruyacak donanımların bilinip bilinmediğini ölçmektir.

Doğru Cevap: a) Koruma başlığı ve koruma gözlüğü

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddelerinde açıkça belirtilmiş olmasıdır. Sürücünün bir kaza anında en ciddi ve ölümcül darbeyi alabileceği bölge başıdır. Bu nedenle, koruma başlığı (kask) kullanmak, beyin travması ve kafa yaralanmaları riskini en aza indirmek için hayati önem taşır ve kanunen zorunludur. Benzer şekilde, koruma gözlüğü de sürüş sırasında sürücünün gözlerini rüzgâr, toz, böcek veya yoldan sıçrayabilecek küçük taş parçacıkları gibi dış etkenlerden korur. Bu etkenler sürücünün anlık olarak görme yetisini kaybetmesine veya dikkatinin dağılmasına neden olarak ciddi kazalara yol açabilir. Eğer kullanılan kaskın kendi vizörü (ön camı) varsa, bu vizör koruma gözlüğü yerine geçer.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • b) Rüzgârlık ve boyun korsesi: Rüzgârlık, motosiklete takılan ve sürücüyü rüzgârdan koruyan bir aksesuardır, ancak sürücünün giymesi gereken zorunlu bir ekipman değildir. Boyun korsesi ise genellikle profesyonel yarışçılar tarafından veya belirli sağlık sorunları için kullanılan özel bir korumadır, standart trafikte zorunlu tutulmaz. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • c) Eldiven ve emniyet kemeri: Eldiven kullanmak, olası bir düşme anında elleri korumak için şiddetle tavsiye edilir ancak yasal bir zorunluluk değildir. Emniyet kemeri ise otomobil gibi kapalı kasa araçlarda kullanılan bir güvenlik önlemidir. Motosikletlerde emniyet kemeri bulunmaz ve kullanılması tehlikelidir, çünkü bir kaza anında sürücünün araçtan ayrılması gerekir. Bu sebeple bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Çocuk bağlama sistemi: Bu sistem, otomobillerde çocuk yolcuların güvenliğini sağlamak için kullanılır. Motosiklet sürücüsü için geçerli bir ekipman değildir ve konuyla tamamen ilgisizdir. Bu nedenle bu seçenek de açıkça yanlıştır.

Sonuç olarak, trafik kanunları iki tekerlekli motorlu araç sürücüleri için en temel ve kritik korumayı, yani baş ve göz korumasını zorunlu kılmıştır. Bu nedenle doğru cevap "Koruma başlığı ve koruma gözlüğü" olmalıdır.

Soru 28
Tehlikeli madde taşıyan araç sürücüsü, yerleşim yeri dışındaki kara yolunda saatte 60 kilometre hızla seyrederken önündeki araçla arasında en az kaç metre mesafe bırakmalıdır?
A
20
B
30
C
40
D
50
28 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikteki en önemli güvenlik kurallarından biri olan takip mesafesi, özel bir durum için sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, aracın "tehlikeli madde taşıyan araç" olmasıdır. Bu tür araçlar için genel trafik kurallarından farklı, daha katı ve özel bir kural uygulanır.

Normal şartlarda, trafikteki araçlar için takip mesafesi genellikle "hızın yarısı" kadar metre olarak hesaplanır. Bu kural "iki saniye kuralı" olarak da bilinir. Eğer bu sorudaki araç normal bir otomobil olsaydı, 60 km/s hızla giderken takip mesafesi 60 / 2 = 30 metre olacaktı. Ancak, soru özellikle tehlikeli madde taşıyan bir aracı belirttiği için bu genel kural geçerli değildir.

Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, tehlikeli madde taşıyan araç sürücüleri, yerleşim yerleri dışındaki kara yollarında, hızları ne olursa olsun, önlerindeki araç ile aralarında en az 50 metre mesafe bırakmak zorundadır. Bu kuralın sebebi, bu araçların taşıdıkları yükün (yanıcı, patlayıcı, zehirli vb.) potansiyel tehlikesidir. Olası bir kaza anında zincirleme reaksiyonları ve büyük felaketleri önlemek amacıyla bu özel ve sabit mesafe kuralı getirilmiştir.

Şimdi seçenekleri bu bilgi ışığında değerlendirelim:
  • a) 20: Bu mesafe hem genel kurala (30 m) hem de özel kurala (50 m) göre çok kısadır ve tehlikeli derecede yetersizdir. Bu yüzden yanlıştır.
  • b) 30: Bu cevap, "hızın yarısı" olan genel takip mesafesi kuralının uygulanmasıyla bulunur. Ancak soru tehlikeli madde taşıyan bir araçtan bahsettiği için bu genel kural geçersizdir. Bu seçenek, sorudaki özel durumu fark etmeyenler için bir çeldiricidir.
  • c) 40: Bu mesafe de yasal olarak belirlenmiş olan 50 metrelik zorunlu mesafeden daha azdır. Herhangi bir kurala dayanmayan, yanlış bir seçenektir.
  • d) 50: Bu, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde tehlikeli madde taşıyan araçlar için açıkça belirtilen, yerleşim yeri dışındaki yollarda uyulması zorunlu olan asgari takip mesafesidir. Bu nedenle doğru cevaptır.

Özetle, ehliyet sınavında takip mesafesi ile ilgili bir soruyla karşılaştığınızda, öncelikle aracın türüne dikkat etmelisiniz. Eğer araç tehlikeli madde taşıyorsa, hızına bakılmaksızın yerleşim yeri dışındaki yollarda takip mesafesi her zaman en az 50 metre olmalıdır.

Soru 29
Alkollü içki içen bir sürücüde aşağıdaki durumlardan hangisi görülür?
A
Dinç ve zinde olma
B
Reflekslerinde zayıflama
C
Manevra kabiliyetinde artma
D
Aşırı hareketli ve uyumlu olma
29 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, alkolün bir sürücünün bedensel ve zihinsel yetenekleri üzerindeki olumsuz etkileri sorgulanmaktadır. Trafik güvenliği açısından alkolün etkilerini bilmek, hem sınavda başarılı olmak hem de bilinçli bir sürücü olmak için hayati öneme sahiptir. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Reflekslerinde zayıflama

Alkol, merkezi sinir sistemini yavaşlatan bir maddedir. Bu durum, beynin vücuda komut gönderme ve dışarıdan gelen uyarıları algılayıp yorumlama hızını düşürür. Sürücülükte refleksler, aniden yola çıkan bir çocuk veya önünüzde duran bir araç gibi beklenmedik durumlara karşı saniyeler içinde tepki vermenizi sağlar. Alkol tüketen bir sürücünün tehlikeyi fark etmesi, karar vermesi ve frene basması veya direksiyonu kırması normalden çok daha uzun sürer. Bu gecikmeye reflekslerin zayıflaması denir ve trafik kazalarının en önemli nedenlerinden biridir.

Diğer Şıklar Neden Yanlış?

  • a) Dinç ve zinde olma: Bu seçenek doğru cevabın tam tersidir. Alkol, uyarıcı bir madde değil, uyuşturucu ve yavaşlatıcı etkiye sahip bir depresandır. Vücuda alındığında yorgunluk, uyuşukluk ve dikkat dağınıklığına neden olur. Kişinin kendini dinç ve zinde hissetmesi yerine, aksine zihinsel ve fiziksel performansını düşürür.
  • c) Manevra kabiliyetinde artma: Manevra kabiliyeti; direksiyon hakimiyeti, şerit değiştirme, park etme gibi hassas ve koordinasyon gerektiren becerileri içerir. Alkol, kas kontrolünü, dengeyi ve göz-el-ayak koordinasyonunu bozar. Bu nedenle alkollü bir sürücünün manevra kabiliyeti artmaz, tam aksine tehlikeli bir şekilde azalır.
  • d) Aşırı hareketli ve uyumlu olma: Alkol, beyindeki kontrol mekanizmasını zayıflattığı için bazı kişilerde başlangıçta aşırı konuşkanlık veya hareketlilik görülebilir. Ancak bu durum, kontrollü veya "uyumlu" bir hareketlilik değildir; aksine, muhakeme yeteneğinin kaybolmasından kaynaklanan dağınık ve riskli davranışlardır. Alkol, kişinin çevresiyle olan uyumunu ve koordinasyonunu artırmaz, bozar.

Özetle, alkol sürücünün en temel yeteneği olan tehlikeye hızlı tepki verme, yani reflekslerini doğrudan olumsuz etkiler. Diğer seçenekler ise alkolün yarattığı etkilerin tam tersini ifade ettiği için yanlıştır. Unutmayın ki, trafikte bir saniyelik gecikme bile çok ciddi sonuçlara yol açabilir, bu yüzden alkollü araç kullanmak hem yasa dışı hem de son derece tehlikelidir.

Soru 30
Şekildeki kara yolu bölümünde sürücülerin aşağıdakilerden hangisini yapması doğrudur?
A
Hızını azaltması
B
Hız sınırını aşması
C
Önündeki aracı geçmesi
D
Takip mesafesini azaltması
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün resimde gördüğü trafik levhası ve yol durumuna göre nasıl bir davranış sergilemesi gerektiği sorgulanmaktadır. Doğru ve güvenli sürüş tekniğini belirlemek için öncelikle resimdeki uyarı levhasını ve yolun durumunu doğru analiz etmemiz gerekir.

Resimde gördüğümüz sarı zeminli, eşkenar dörtgen şeklindeki levha bir tehlike uyarı işaretidir. İçindeki piktogram, tekerleklerinden iz bırakan kayan bir aracı göstermektedir. Bu levhanın anlamı "Kaygan Yol"dur. Sürücüye, ilerideki yol kesiminin yağmur, kar, buz, dökülmüş yağ veya benzeri nedenlerle kaygan olabileceği ve dikkatli olması gerektiği konusunda önceden uyarıda bulunur.

Kaygan bir yol yüzeyi, lastiklerin yola tutunma kabiliyetini (aderans) ciddi şekilde azaltır. Bu durum, aracın kontrolünü zorlaştırır, fren mesafesini uzatır ve ani manevralarda savrulma riskini artırır. Bu nedenle, sürücünün bu tür bir yola yaklaşırken alması gereken en temel ve en önemli önlem, aracın kontrolünü kaybetmemek için hızını düşürmektir.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • a) Hızını azaltması: Bu seçenek doğrudur. Kaygan yol levhasını gören bir sürücünün yapması gereken ilk şey, güvenli bir seviyeye kadar yavaşlamaktır. Düşük hız, hem olası bir tehlike anında durmak için daha fazla zaman tanır hem de aracın yol tutuşunu artırarak savrulma riskini en aza indirir.
  • b) Hız sınırını aşması: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır. Hız sınırını aşmak her koşulda yasak ve tehlikelidir. Kaygan bir yolda hız sınırını aşmak, adeta bir kazaya davetiye çıkarmaktır, çünkü araç kontrolü neredeyse imkânsız hale gelir.
  • c) Önündeki aracı geçmesi (Sollama yapması): Bu seçenek yanlıştır. Sollama, hızlanma ve şerit değiştirme gibi riskli manevralar içerir. Kaygan bir zeminde bu tür ani manevralar yapmak, aracın kaymasına ve sürücünün kontrolü kaybetmesine neden olabilir. Bu nedenle, kaygan yol kesimlerinde sollama yapmaktan kaçınılmalıdır.
  • d) Takip mesafesini azaltması: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır ve çok tehlikelidir. Kaygan yolda fren mesafesi normal bir yola göre çok daha fazla uzar. Bu yüzden sürücü, önündeki araçla arasındaki mesafeyi azaltmak yerine tam tersine artırmalıdır. Böylece, öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda durmak için yeterli mesafeye sahip olur.

Özetle; "Kaygan Yol" uyarı levhası, sürücüyü potansiyel bir tehlikeye karşı uyarır. Bu durumda sürücünün alması gereken en doğru ve güvenli önlem, aracın kontrolünü sağlamak ve fren mesafesini hesaba katarak hızını azaltmaktır.

Soru 31
Aşağıdaki işlemlerden hangisi trafiğe çıkacak araçların mevzuata uygunluğunu gösterir?
A
Araç üzerinde keyfi değişiklik yapılması
B
Periyodik bakım kartının doldurulması
C
Muayenesinin yaptırılmamış olması
D
Kayıt ve tescilinin onaylanması
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın yasal olarak trafiğe çıkabilmesi için hangi temel ve resmi işlemin zorunlu olduğu sorgulanmaktadır. Yani, bir otomobilin veya herhangi bir motorlu taşıtın "mevzuata uygun" sayılmasını sağlayan en temel resmi işlem hangisidir diye düşünebiliriz. Bu işlem, aracın devlet nezdinde tanınmasını ve kimlik kazanmasını sağlayan adımdır.

Doğru cevap d) Kayıt ve tescilinin onaylanması seçeneğidir. Bir aracın yasal olarak trafiğe çıkabilmesi için öncelikle devletin resmi kayıtlarına girmesi gerekir. Bu işleme "tescil" denir. Tescil işlemi tamamlandığında araca bir plaka tahsis edilir ve adına bir "Araç Tescil Belgesi" (ruhsat) düzenlenir. Bu belge, aracın kimliğidir ve onun yasal olarak trafiğe çıkma hakkı kazandığını gösteren en temel kanıttır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Araç üzerinde keyfi değişiklik yapılması: Bu seçenek yanlıştır çünkü araç üzerinde yapılan onaylanmamış ve keyfi değişiklikler (modifikasyon), aracın mevzuata uygunluğunu bozabilir. Örneğin, standart dışı egzoz takmak veya aydınlatma sistemini değiştirmek, aracın muayeneden geçememesine ve trafikten men edilmesine neden olabilir. Bu durum, uygunluğu göstermek yerine uygunsuzluğa yol açar.
  • b) Periyodik bakım kartının doldurulması: Bu seçenek de hatalıdır. Periyodik bakım, aracın mekanik sağlığı ve güvenliği için son derece önemlidir ancak özel servisler tarafından yapılan bir işlemdir ve bakım kartı resmi bir belge niteliği taşımaz. Devlet, aracın trafiğe uygunluğunu periyodik bakım kartına bakarak değil, zorunlu olan periyodik araç muayenesine (TÜVTÜRK muayenesi) bakarak denetler.
  • c) Muayenesinin yaptırılmamış olması: Bu ifade, mevzuata uygunluğun tam tersi bir durumu belirtir. Trafiğe çıkan araçların belirli periyotlarla (genellikle 2 yılda bir) fenni muayenesinin yapılması yasal bir zorunluluktur. Muayenesi olmayan bir araç, mevzuata aykırı kabul edilir ve trafiğe çıkması yasaktır. Dolayısıyla bu seçenek kesinlikle yanlıştır.

Özetle, bir aracın trafiğe çıkmasının ilk ve en temel yasal adımı, devlet tarafından kayıt altına alınması, yani tescil edilmesidir. Tescil olmadan bir araç yasal olarak var sayılmaz ve trafiğe çıkamaz. Diğer işlemler (bakım, muayene gibi) tescil edilmiş bir aracın trafikte kalmaya devam edebilmesi için gereken sonraki adımlardır.

Soru 32
Aksine bir işaret yoksa dönüş yaparak doğrultu değiştirecek olan araç sürücülerinin aşağıdakilerden hangisini yapması zorunludur?
A
Hızını artırması
B
Sağa geniş, sola dar kavisle dönmesi
C
Dönmeye başladıktan sonra işaret vermesi
D
Dönüş sırasında varsa kurallara uygun olarak karşıya geçen yayalara geçiş hakkını vermesi
32 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün herhangi bir kavşakta veya yolda yön değiştirirken, yani sağa veya sola dönerken uyması gereken temel ve zorunlu bir kural sorulmaktadır. Trafik güvenliğinin temel taşlarından biri olan bu kurallar, hem sürücünün hem de trafikteki diğer unsurların (yayalar, diğer araçlar) güvenliğini sağlamayı amaçlar. Soruyu ve seçeneklerini adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: d) Dönüş sırasında varsa kurallara uygun olarak karşıya geçen yayalara geçiş hakkını vermesi

Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, trafik kanunlarının ve kurallarının en zayıf ve korunmasız olan unsuru, yani yayayı korumayı önceliklendirmesidir. Bir araç sürücüsü sağa veya sola dönüş yaptığında, girmek üzere olduğu yolda karşıdan karşıya geçen yayalar olabilir. Eğer bu yayalar kendilerine ayrılmış bir yaya geçidinde veya trafik ışıklarının izin verdiği bir durumda karşıya geçiyorlarsa, geçiş hakkı daima yayanındır. Sürücü, dönüşünü tamamlamadan önce mutlaka durup yayaların güvenli bir şekilde geçişini beklemek zorundadır. Bu, hem yasal bir zorunluluk hem de en temel trafik adabı kuralıdır.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Hızını artırması: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Dönüşler, aracın yol tutuşunun azaldığı ve kontrolünün zorlaştığı manevralardır. Güvenli bir dönüş yapabilmek için sürücülerin hızlarını artırması değil, aksine mutlaka azaltması gerekir. Hızını artırarak dönüş yapmak, aracın savrulmasına ve ciddi kazalara yol açabilir.
  • b) Sağa geniş, sola dar kavisle dönmesi: Bu seçenek, doğru dönüş kuralının tam tersini ifade etmektedir. Trafik kurallarına göre doğru dönüş şekli şöyledir: Sağa dönüşler dar bir kavisle, sola dönüşler ise geniş bir kavisle yapılır. Sağa dönerken kendi şeridinizin en sağından, kaldırıma yakın bir şekilde dar bir açıyla dönmeniz gerekir. Sola dönerken ise kavşağın ortasına doğru ilerleyip, yolu ortaladıktan sonra daha geniş bir açıyla dönüşünüzü tamamlamalısınız. Bu seçenek, kuralı ters anlattığı için yanlıştır.
  • c) Dönmeye başladıktan sonra işaret vermesi: Bu seçenek de temel bir kuralın ihlalidir. Sinyal (işaret) vermenin amacı, trafikteki diğer sürücüleri ve yayaları yapacağınız manevra hakkında önceden bilgilendirmektir. Dönüşe başladıktan sonra sinyal vermenin hiçbir anlamı yoktur, çünkü artık niyetinizi değil, yapmakta olduğunuz eylemi göstermiş olursunuz. Doğru olan, dönüşe başlamadan makul bir mesafe önce sinyal vererek niyetinizi belli etmektir.

Sonuç olarak, soruda belirtilen seçenekler arasında sürücünün yapması zorunlu olan en temel ve öncelikli eylem, dönüş yapacağı yolda bulunan ve kurallara uygun şekilde karşıya geçmekte olan yayalara yol vermesidir. Bu kural, can güvenliğini doğrudan ilgilendirdiği için diğer tüm teknik manevra kurallarından daha üstündür.

Soru 33
Sola dönüş yapmak isteyen şekildeki araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması doğrudur?
A
Korna çalıp yayayı uyarması
B
Geçiş hakkını yayaya vermesi
C
Geçiş hakkını kendisinin kullanması
D
Bulunduğu şeridin sağına yaklaşması
33 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, sola dönüş yapmak isteyen bir araç sürücüsünün, yaya geçidinde bulunan bir yayaya karşı nasıl davranması gerektiği sorgulanmaktadır. Görselde, araç dönüş manevrasına başlarken, bir yayanın da aracın gideceği yöndeki yaya geçidini kullandığı görülmektedir. Bu durum, trafikte sıkça karşılaşılan ve sürücünün doğru kararı vermesi gereken kritik bir andır.

Doğru cevap b) Geçiş hakkını yayaya vermesi seçeneğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan yaya geçitlerinde, sürücüler yavaşlamak ve geçidi kullanan veya kullanmak üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır. Bu kural, yayaların trafikteki en savunmasız unsurlar olduğu gerçeğine dayanır ve onların güvenliğini en üst düzeyde tutmayı amaçlar. Bu nedenle, sürücü durarak yayanın karşıya güvenle geçmesini beklemelidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Korna çalıp yayayı uyarması: Bu davranış kesinlikle yanlıştır. Korna, bir tehlike anında uyarı amacıyla kullanılır; yayayı acele ettirmek veya geçiş hakkını talep etmek için kullanılamaz. Bu hareket, hem yasal olarak hatalıdır hem de yayayı paniğe sevk ederek kazaya neden olabilir.
  • c) Geçiş hakkını kendisinin kullanması: Bu seçenek, en tehlikeli ve en hatalı davranıştır. Yayanın bariz bir şekilde geçiş hakkı varken sürücünün bu hakkı gasp etmesi, yayanın can güvenliğini hiçe saymak anlamına gelir ve ciddi bir trafik kuralı ihlalidir.
  • d) Bulunduğu şeridin sağına yaklaşması: Bu seçenek, manevra kuralları açısından yanlıştır. Sola dönüş yapacak bir sürücü, şeridinin soluna veya yolun orta çizgisine yakın bir şekilde konumlanmalıdır. Şeridin sağına yaklaşmak, sağa dönüş yapacak araçların izlemesi gereken bir kuraldır.

Özetle, bu senaryoda sürücünün uyması gereken temel ve en önemli kural, yaya önceliğidir. Sürücü, dönüşünü tamamlamadan önce yayanın geçişini güvenli bir şekilde bitirmesini beklemeli ve ona ilk geçiş hakkını tanımalıdır. Bu, hem yasal bir zorunluluk hem de güvenli ve saygılı bir sürüşün temel gerekliliğidir.

Soru 34
Trafik kazasına karışan kişilerin tümü, yetkililerin gelmesini gerekli görmez ve anlaşırlarsa, durumu aralarında yazılı olarak tespit etmek suretiyle olay yerinden ayrılabilirler. Yukarıdaki ifade hangi tür kazalarda geçerlidir?
A
Ölümlü kazalarda
B
Yaralanmalı kazalarda
C
Maddi hasarlı kazalarda
D
Maddi hasarlı ve yaralanmalı kazalarda
34 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazasına karışan sürücülerin hangi durumlarda polis veya jandarma beklemeden, kendi aralarında anlaşıp "Kaza Tespit Tutanağı" düzenleyerek olay yerinden ayrılabilecekleri sorulmaktadır. Bu uygulama, belirli şartlar altında sürücülere tanınan bir kolaylıktır ve bu şartları bilmek ehliyet sınavı için çok önemlidir.

Doğru Cevap: c) Maddi hasarlı kazalarda

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, kanunların sürücülere yalnızca maddi hasar oluştuğunda bu kolaylığı sağlamasıdır. Eğer bir kazada kimse yaralanmamışsa, hayatını kaybetmemişse ve tüm taraflar kazanın oluş şekli konusunda anlaşıyorsa, "Kaza Tespit Tutanağı" doldurulabilir. Bu tutanak, sigorta işlemleri için yeterlidir ve trafiğin gereksiz yere tıkanmasını önler.

Bu uygulamanın temel amacı, küçük çaplı, yani sadece araçların kaportasında hasar oluşan kazalar için polis ve acil durum ekiplerini meşgul etmemek ve süreci hızlandırmaktır. Ancak unutulmamalıdır ki, taraflardan biri bile anlaşmaya yanaşmazsa veya tutanak imzalamak istemezse, yine de trafik polisinin çağrılması zorunludur. Ayrıca, kazaya karışan araçlardan birinin trafik sigortası yoksa veya sürücülerden biri alkollü ise yine polis çağrılmalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Ölümlü kazalarda: Bir kazada ölüm meydana gelmişse, bu durum adli bir vaka haline gelir. Olay yeri inceleme ekipleri ve savcının gelmesi zorunludur. Kaza mahalli kesinlikle değiştirilmemeli ve derhal yetkililere haber verilmelidir. Bu tür bir durumu kendi aranızda çözmeye çalışmak yasa dışıdır ve çok ciddi sonuçları vardır.
  • b) Yaralanmalı kazalarda: Kazada en ufak bir yaralanma bile varsa, ilk yapılması gereken 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak ambulans ve polis istemektir. Yaralının sağlık durumu her şeyden önemlidir ve olayın resmi olarak kayıtlara geçmesi gerekir. Yaralanmanın ciddiyeti o an anlaşılamayabilir, bu yüzden her yaralanmalı kaza yetkililere bildirilmelidir.
  • d) Maddi hasarlı ve yaralanmalı kazalarda: Bu seçenek, "yaralanmalı" ifadesini içerdiği için yanlıştır. Kural çok nettir: Eğer kazada hem maddi hasar hem de yaralanma varsa, yaralanma durumu önceliklidir ve yetkililerin çağrılmasını zorunlu kılar. Anlaşmalı tutanak seçeneği bu durumda tamamen ortadan kalkar.

Özet olarak, aklınızda tutmanız gereken en önemli kural şudur: Sadece ve sadece araçlarda hasar varsa ve kazaya karışan herkesin sağlığı yerindeyse, taraflar anlaştığı takdirde kendi aranızda tutanak tutabilirsiniz. İçinde "ölüm" veya "yaralanma" geçen her türlü kaza, derhal yetkililere bildirilmesi gereken ciddi durumlardır.

Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi deniz veya nehir kıyısında biten yolu bildirir?
A
B
C
D
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücüleri yolun bir deniz, göl veya nehir kıyısında aniden bittiği konusunda uyaran tehlike uyarı işaretini bulmamız istenmektedir. Bu tür yollar özellikle gece veya görüş mesafesinin düşük olduğu hava koşullarında çok tehlikeli olabilir. Bu nedenle, sürücünün yavaşlaması ve durmaya hazır olması için önceden uyarılması kritik öneme sahiptir.

Doğru Cevap: C Seçeneği

C seçeneğindeki levha, "Deniz veya Nehir Kıyısında Biten Yol" tehlike uyarı işaretidir. Levhanın üzerindeki piktogramda, bir arabanın bir rıhtım kenarından suya doğru ilerlediği açıkça görülmektedir. Bu işaret, sürücüye ilerideki yolun bir su kütlesi kenarında son bulduğunu, bu noktadan sonra geçiş olmadığını ve dikkatli olunmazsa arabanın suya düşme tehlikesi olduğunu bildirir. Bu levhayı gören sürücü hızını azaltmalı ve yolun sonuna yaklaştığını bilerek kontrollü bir şekilde ilerlemelidir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, trafik işaretlerini daha iyi öğrenmenize yardımcı olacaktır:

  • a) Kaygan Yol İşareti: Bu levha, yol yüzeyinin yağmur, kar, buz veya başka bir nedenle kaygan olduğunu belirtir. Sürücüyü, ani fren yapmaktan, hızlanmaktan ve sert direksiyon hareketlerinden kaçınması gerektiği konusunda uyarır. Yolun bittiğini değil, yolun zemin durumunu bildirir.
  • b) Tehlikeli Eğim (İniş) İşareti: Bu levha, ileride dik bir iniş olduğunu gösterir. Sürücülerin vites küçülterek motor freniyle yavaşlaması ve frenleri dikkatli kullanması gerektiğini bildirir. Yolun eğimi hakkında bilgi verir, bittiği hakkında değil.
  • d) Gevşek Şev (Taş Düşebilir) İşareti: Bu levha, genellikle dağlık veya yarma arazilerde, yol kenarındaki yamaçtan yola taş, kaya veya toprak düşebileceği tehlikesini bildirir. Sürücünün bu bölgeden geçerken dikkatli olmasını ve duraklama yapmamasını tavsiye eder. Yolun sonlandığını değil, yol kenarındaki bir tehlikeyi işaret eder.

Özetle, soruda belirtilen "deniz veya nehir kıyısında biten yol" tehlikesini açık ve net bir şekilde ifade eden tek işaret C seçeneğindeki levhadır. Ehliyet sınavında bu tür görsel soruları doğru cevaplamak için tehlike uyarı işaretlerinin anlamlarını iyi bilmek çok önemlidir.

Soru 36
Akünün kutup başları araca ters bağlanırsa aşağıdakilerden hangisi arızalanır?
A
Su pompası
B
Şanzuman dişlileri
C
Alternatör diyotları
D
Diferansiyel dişlileri
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir aracın en temel güç kaynağı olan akünün, artı (+) ve eksi (-) kutuplarının yanlışlıkla yer değiştirilerek bağlanması durumunda hangi parçanın zarar göreceği sorulmaktadır. Bu durum, aracın tüm elektrik sistemine aniden ters yönde ve yüksek bir akım gönderilmesi anlamına gelir ve çok tehlikelidir.

Doğru cevap "c) Alternatör diyotları" seçeneğidir. Bunun nedenini anlamak için alternatörün ve diyotların görevini bilmek gerekir. Alternatör, motor çalışırken elektrik üreterek aküyü şarj eden parçadır. Diyotlar ise bu alternatörün içinde bulunan ve elektriğin sadece tek bir yönde (alternatörden aküye doğru) akmasını sağlayan küçük, tek yönlü kapılar gibidir.

Akü ters bağlandığında, aküdeki yüksek akım bu tek yönlü kapıları ters yönde zorlar. Diyotlar bu ters akıma dayanacak şekilde tasarlanmamıştır ve bu zorlama sonucunda anında yanarak bozulurlar. Bu nedenle, akünün ters bağlanması durumunda ilk ve en yaygın olarak arızalanan parça alternatör diyotlarıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Su pompası: Su pompası, motorun soğutma sisteminin bir parçasıdır ve genellikle motorun kendisinden bir kayış yardımıyla güç alan mekanik bir parçadır. Elektrik sistemindeki bir ters bağlantıdan doğrudan etkilenmez.
  • b) Şanzıman dişlileri: Şanzıman, motorun gücünü tekerleklere farklı hızlarda ileten tamamen mekanik bir yapıdır. Dişlilerden oluşur ve elektrikle doğrudan bir bağlantısı yoktur. Bu nedenle akünün ters bağlanmasından zarar görmesi imkansızdır.
  • d) Diferansiyel dişlileri: Tıpkı şanzıman gibi diferansiyel de aracın güç aktarma organlarının bir parçasıdır. Virajlarda tekerleklerin farklı hızlarda dönmesini sağlayan mekanik dişlilerden oluşur. Elektrik sistemindeki bir arızadan etkilenmez.

Özetle, akünün ters bağlanması temel olarak bir elektrik sistemi sorunudur. Bu nedenle, bu durumdan etkilenecek olan parçalar da hassas elektronik veya elektriksel bileşenlerdir. Alternatör diyotları, bu ters akıma karşı en savunmasız parça olduğu için doğru cevaptır. Şanzıman, diferansiyel ve su pompası gibi mekanik parçalar ise bu tür bir elektriksel hatadan doğrudan zarar görmez.

Soru 37
Aşağıdakilerden hangisi bilinç kaybının başlıca nedenlerinden biri değildir?
A
Bayılma
B
Beyin kanaması
C
Yüzün kızarması
D
Aşırı dozda alkol alımı
37 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bilinç kaybına yol açan durumlar ile yol açmayan bir durumun ayırt edilmesi istenmektedir. Yani, şıklardan hangisinin bilinç kaybı için bir neden olmadığını bulmamız gerekiyor. Soruyu doğru anlamak, bilinç kaybının ne olduğunu ve neyin buna sebep olabileceğini düşünmeyi gerektirir.

Doğru cevap olan c) Yüzün kızarması seçeneğini inceleyelim. Yüzün kızarması, genellikle utangaçlık, heyecan, öfke gibi duygusal tepkiler veya fiziksel efor sonucu cilt yüzeyine yakın kan damarlarının genişlemesiyle ortaya çıkan fizyolojik bir durumdur. Bu durum, bilinç kaybının bir nedeni değil, tam tersine vücudun bir tepkisidir. Hatta bilinç kaybı (bayılma) yaşanırken yüz genellikle solar, kızarmaz. Dolayısıyla, yüz kızarması bilinç kaybına yol açmaz.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu, yani neden bilinç kaybına yol açtıklarını açıklayalım:

  • a) Bayılma: Bayılma (senkop), beyne giden kan akışının geçici olarak azalması sonucu meydana gelen kısa süreli bir bilinç kaybıdır. Bu nedenle bayılma, bilinç kaybının tanımı içinde yer alan ve en yaygın nedenlerinden biridir. Soruda "nedenlerinden biri değildir" dendiği için bu şık elenir.
  • b) Beyin kanaması: Beyin kanaması, kafa içinde bir kan damarının yırtılmasıyla beyin dokusu içine kan sızmasıdır. Bu durum, beyin üzerindeki basıncı artırarak ve beyin hücrelerine zarar vererek ciddi ve uzun süreli bilinç kayıplarına, hatta komaya yol açabilir. Bu yüzden bilinç kaybının en tehlikeli ve başlıca nedenlerinden biridir.
  • d) Aşırı dozda alkol alımı: Alkol, merkezi sinir sistemini baskılayan bir maddedir. Aşırı miktarda tüketildiğinde, beynin normal fonksiyonlarını ciddi şekilde yavaşlatır ve bu durum "alkol zehirlenmesi" olarak bilinir. Bu zehirlenme, kişinin bilincini kaybetmesine (sızmasına) neden olabilir, bu yüzden bilinç kaybının önemli nedenleri arasında sayılır.

Özetle, soru bizden bilinç kaybının bir nedeni olmayanı bulmamızı istiyor. Bayılma, beyin kanaması ve aşırı alkol alımı doğrudan bilinç kaybına yol açabilen durumlarken, yüzün kızarması sadece fizyolojik bir tepkidir ve bilinç kaybıyla bir neden-sonuç ilişkisi yoktur. Bu yüzden doğru cevap 'c' şıkkıdır.

Soru 38
I- Koltuğun ayarlanması II- Aynaların ayarlanması III- Baş desteğinin ayarlanması Verilenlerden hangileri, aracı kullanmaya başlamadan önce yapılması gereken hazırlıklardandır?
A
Yalnız I
B
I ve II
C
II ve III
D
I, II ve III
38 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün aracı hareket ettirmeden önce yapması gereken temel güvenlik hazırlıkları sorgulanmaktadır. Güvenli bir sürüş deneyimi, sadece yoldayken dikkatli olmakla değil, aynı zamanda araca ilk bindiğiniz andan itibaren doğru adımları atmakla başlar. Soruda verilen üç öncül de bu ilk ve en önemli hazırlık aşamasını kapsamaktadır.

Doğru cevap d) I, II ve III seçeneğidir. Çünkü listelenen her üç ayar da hem sürüş konforu hem de, daha da önemlisi, sürüş güvenliği için vazgeçilmezdir. Bu ayarlamaların hiçbiri araç hareket halindeyken güvenli bir şekilde yapılamaz. Bu nedenle, kontağı çalıştırmadan önce bu üç adımı da tamamlamak esastır.

Şimdi bu adımların neden bu kadar önemli olduğunu ve neden hepsinin birlikte yapılması gerektiğini inceleyelim:

  • I- Koltuğun ayarlanması: Bu, yapılması gereken ilk ayardır. Sürücü, koltuğunu; debriyaj, fren ve gaz pedallarına rahatça ve sonuna kadar basabilecek şekilde ayarlamalıdır. Aynı zamanda direksiyona olan uzaklık, kolların çok gergin ya da çok bükük kalmayacağı bir mesafede olmalıdır. Doğru koltuk ayarı, hem araç üzerindeki hakimiyeti artırır hem de olası bir kaza anında hava yastığının doğru çalışması için kritik öneme sahiptir.
  • II- Aynaların ayarlanması: Koltuk ayarı yapıldıktan sonraki adım ayna ayarıdır. Çünkü koltuğun konumu değiştiğinde sürücünün bakış açısı da değişir, bu da ayna ayarlarını geçersiz kılar. İç dikiz aynası arka camı tamamen gösterecek şekilde, yan aynalar ise aracın yan tarafını çok az gösterecek ve kör noktaları minimuma indirecek şekilde ayarlanmalıdır. Doğru ayarlanmış aynalar, şerit değiştirirken ve manevra yaparken çevresel farkındalığı en üst düzeye çıkarır.
  • III- Baş desteğinin ayarlanması: Genellikle ihmal edilen ancak hayati bir güvenlik unsurudur. Baş desteği bir konfor aksesuarı değil, özellikle arkadan çarpma gibi kazalarda boyun zedelenmesini (kamçı etkisi) önleyen pasif bir güvenlik sistemidir. Baş desteğinin üst kısmının, sürücünün başının üst hizasıyla aynı seviyede olması idealdir. Bu ayar da aracı kullanmaya başlamadan önce mutlaka yapılmalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım. a), b) ve c) seçenekleri eksiktir çünkü güvenli bir sürüş pozisyonu için bu üç ayarın tamamı bir bütün olarak ele alınmalıdır. Sadece koltuğu ayarlamak (a), aynaları ve baş desteğini ayarlamamak anlamına gelir ki bu da kör noktaların ve kaza anında yaralanma riskinin artmasına neden olur. Benzer şekilde, baş desteğini ayarlamayı atlamak (b) veya koltuk ayarını yapmadan diğerlerini ayarlamaya çalışmak (c) da sürücüyü ciddi risklere maruz bırakır. Bu nedenle, en kapsamlı ve doğru cevap tüm öncülleri içeren d) seçeneğidir.

Soru 39
Aşağıdakilerden hangisinin motor çalış­ma sıcaklığına ulaşmadan önce yapılması uygun değildir?
A
Ani olarak gaz verilmesi
B
Yan aynaların kontrol edilmesi
C
Sol sinyal lambalarının yakılması
D
Vitesin yumuşak bir şekilde yükseltilmesi
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, motor henüz ideal çalışma sıcaklığına ulaşmadan, yani halk arasında "motor ısınmadan" önce yapılmaması gereken, araca zarar verebilecek davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Motorun soğukken hassas olduğunu ve bu dönemde yapılacak bazı hareketlerin motor ömrünü olumsuz etkileyebileceğini bilmek önemlidir.

Doğru cevap a) Ani olarak gaz verilmesi seçeneğidir. Motor soğukken, motor yağı daha kalındır ve motorun tüm hareketli parçalarına tam olarak yayılmamıştır. Bu durumda aniden gaza yüklenmek, yeterince yağlanmamış olan piston, silindir gibi kritik parçaların birbirine aşırı sürtünmesine ve aşınmasına neden olur. Bu durum, uzun vadede motorun ömrünü kısaltan en önemli faktörlerden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • b) Yan aynaların kontrol edilmesi: Yan aynaların kontrolü, sürüş güvenliği için yapılan bir hazırlıktır ve motorun çalışıp çalışmamasından veya sıcaklığından tamamen bağımsızdır. Araca her bindiğinizde ve harekete geçmeden önce yapılması gereken bir güvenlik kontrolüdür. Motorun soğuk olması bu eylemi uygunsuz kılmaz.
  • c) Sol sinyal lambalarının yakılması: Sinyal lambaları, aracın elektrik sistemine bağlıdır ve trafiğe çıkarken veya şerit değiştirirken diğer sürücülere niyetinizi bildirmek için kullanılır. Bu işlemin motorun mekanik durumuyla veya sıcaklığıyla hiçbir ilgisi yoktur. İhtiyaç duyulduğu her an, motorun durumu ne olursa olsun kullanılmalıdır.
  • d) Vitesin yumuşak bir şekilde yükseltilmesi: Bu seçenek, motor soğukken yapılması sakıncalı olanın tam tersine, yapılması tavsiye edilen bir davranıştır. Motor ısınana kadar aracı düşük devirde kullanmak ve vitesleri yumuşak bir şekilde, motoru zorlamadan yükseltmek, aşınmayı en aza indirir. Bu nedenle bu davranış uygunsuz değil, aksine doğrudur.

Özetle, motor soğukken en çok dikkat edilmesi gereken konu, motor devrini (RPM) aniden yükseltmemektir. Motorun kendi doğal ritminde, zorlanmadan ısınmasına izin verilmelidir. Bu nedenle, motor çalışma sıcaklığına ulaşana kadar ani gaz vermekten ve yüksek devir çevirmekten kaçınmak, aracınızın sağlığı için çok önemlidir.

Soru 40
Motor yağının kontrolü yapılırken, yağ seviyesi yağ çubuğunun neresinde olmalıdır?
A
İki çizgisi arasında
B
Alt çizgisinden aşağıda
C
Üst çizgisinden yukarıda
D
Yağ çubuğunda hiç görülmemeli
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın motor yağ seviyesini kontrol ederken yağ çubuğunda olması gereken ideal seviyenin ne olduğu sorgulanmaktadır. Motorun sağlığı ve ömrü için yağ seviyesinin doğru aralıkta tutulması kritik bir öneme sahiptir. Bu nedenle, ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan temel bir motor bilgisi sorusudur.

Doğru cevap a) İki çizgisi arasında seçeneğidir. Motor yağı çubuğunun ucunda genellikle iki belirgin işaret bulunur. Bunlardan alttaki çizgi yağın olması gereken en düşük seviyeyi (Minimum - MIN), üstteki çizgi ise en yüksek seviyeyi (Maksimum - MAX) belirtir. Motorun sağlıklı ve verimli çalışabilmesi için yağ seviyesinin bu iki çizginin arasında olması gerekir. Bu aralık, motorun tüm hareketli parçalarının yeterince yağlanmasını sağlarken, aynı zamanda aşırı yağ basıncından kaynaklanabilecek sorunları da önler.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • b) Alt çizgisinden aşağıda: Eğer yağ seviyesi minimum çizgisinin altındaysa, bu durum motorda yeterli miktarda yağ olmadığını gösterir. Yetersiz yağlama, motor parçaları arasında aşırı sürtünmeye, bu da hararetin yükselmesine ve motorun ciddi şekilde hasar görmesine, hatta "motorun yatak sarması" olarak bilinen arızaya yol açabilir. Bu, motor için çok tehlikeli bir durumdur ve acilen yağ eklenmesi gerekir.
  • c) Üst çizgisinden yukarıda: Motora gereğinden fazla yağ koymak da en az eksik olması kadar zararlıdır. Fazla yağ, motorun içinde krank mili tarafından çırpılarak köpürebilir ve yağlama özelliğini yitirebilir. Ayrıca, motor içinde oluşan aşırı basınç, keçeler ve contalar gibi sızdırmazlık elemanlarına zarar vererek yağ sızıntılarına neden olabilir. Bu nedenle yağ seviyesi asla maksimum çizgisini geçmemelidir.
  • d) Yağ çubuğunda hiç görülmemeli: Bu, seçenekler arasındaki en kritik ve tehlikeli durumdur. Yağ çubuğunda hiç yağ görünmüyorsa, motorda yağ kalmamış veya tehlikeli derecede azalmış demektir. Bu durumda motor kesinlikle çalıştırılmamalıdır. Motoru bu halde çalıştırmak, dakikalar hatta saniyeler içinde geri dönüşü olmayan çok büyük hasarlara yol açacaktır.
Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi frenlerin tutmamasına neden olur?
A
Debriyajın kaçırması
B
Fren balatalarının yeni olması
C
Fren hidrolik sisteminde sızıntı olması
D
Fren lambalarının yanmaması
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın fren sisteminin neden tamamen devre dışı kalabileceği, yani "frenlerin tutmaması" olarak bilinen tehlikeli duruma yol açabilecek temel bir arıza sorulmaktadır. Bu, sürüş güvenliği açısından hayati bir bilgidir, çünkü frenler bir aracın en önemli aktif güvenlik donanımıdır. Sorunun amacı, sürücü adayının aracın farklı sistemleri (aktarma, fren, elektrik) arasındaki farkı anlamasını ve hangisinin doğrudan fren performansını etkilediğini bilmesini ölçmektir.

Doğru Cevap: c) Fren hidrolik sisteminde sızıntı olması

Modern araçların büyük çoğunluğu hidrolik fren sistemi kullanır. Bu sistem, fren pedalına bastığınızda oluşan kuvveti, sıkıştırılamayan bir sıvı (fren hidroliği) aracılığıyla tekerleklere iletme prensibine dayanır. Bu sistemin kapalı bir devre olması gerekir. Eğer fren hortumlarında, borularında veya bağlantı noktalarında bir sızıntı olursa, bu kapalı devre bozulur ve sistemdeki basınç kaybolur.

Fren pedalına bastığınızda, hidrolik sıvı basınç oluşturmak yerine sızıntı olan yerden dışarı akar. Bu durumda fren pedalı normalden daha yumuşak hissedilir, hatta "boşalmış" gibi sonuna kadar gidebilir. Sonuç olarak, fren balatalarını disklere veya kampanalara sıkıştırmak için gereken hidrolik basınç oluşmaz ve araç yavaşlamaz veya durmaz. Bu, frenlerin tamamen tutmamasına neden olan en yaygın ve tehlikeli senaryolardan biridir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  1. Debriyajın kaçırması:

    Debriyaj, motorun ürettiği gücü şanzıman aracılığıyla tekerleklere ileten veya bu bağlantıyı kesen bir aktarma organıdır. Debriyajın kaçırması, motorun gücünün tekerleklere verimli bir şekilde aktarılamaması anlamına gelir. Bu durumda araç hızlanmakta zorlanır, motor devri yükselmesine rağmen araç yavaş kalır. Bu durum, aracın "gitmesiyle" ilgili bir sorundur, "durmasıyla" ilgili olan fren sistemiyle doğrudan bir bağlantısı yoktur.

  2. Fren balatalarının yeni olması:

    Fren balatalarının yeni olması bir arıza değil, tam tersine periyodik bakımın yapıldığını gösteren olumlu bir durumdur. Yeni takılan balataların fren disklerine tam olarak alışması (rodaj süreci) için kısa bir süre gerekebilir ve bu ilk kilometrelerde fren performansı bir miktar düşük olabilir. Ancak bu durum, frenlerin tamamen tutmamasına asla neden olmaz; aksine, alışma süreci tamamlandığında fren performansı eskisinden çok daha iyi ve güvenli hale gelir.

  3. Fren lambalarının yanmaması:

    Fren lambaları, siz frene bastığınızda arkadaki sürücüleri uyarmak için yanan birer sinyaldir ve aracın elektrik sisteminin bir parçasıdır. Frenlerin çalışmasını sağlayan mekanik ve hidrolik sistem ile lambaları yakan elektrik sistemi birbirinden bağımsızdır. Fren lambalarının yanmaması, frenlerinizin tutmadığı anlamına gelmez; frenleriniz normal şekilde çalışmaya devam eder. Ancak bu durum, arkadan çarpma kazalarına yol açabilecek çok ciddi bir güvenlik riskidir, çünkü arkanızdaki sürücüler yavaşladığınızı fark edemez.

Soru 42
I. Akü şarjının azalması II. Fren balatalarının azalması

III. Motor yağının özelliğini kaybetmesi

Aracın çok uzun süre kullanılmadan bekletilmesi sonucunda yukarıdakilerden hangileri meydana gelebilir?

A
Yalnız III
B
I ve II.
C
I ve III.
D
I, II ve III.
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın uzun bir süre boyunca hiç çalıştırılmadan ve kullanılmadan bekletilmesinin ne gibi sonuçlar doğurabileceği sorulmaktadır. Bu durumu anlamak için, aracın farklı parçalarının çalışmadığı zaman nasıl etkilendiğini bilmek gerekir. Soruyu daha iyi anlamak için her bir maddeyi tek tek inceleyelim.

I. Akü şarjının azalması

Bu ifade doğrudur. Akü, aracın elektrik ihtiyacını karşılayan bir güç kaynağıdır. Araç çalışmıyorken bile, alarm sistemi, saat veya araç beyni gibi bazı küçük elektronik sistemler çok az da olsa aküden güç çekmeye devam eder. Ayrıca, aküler zamanla "kendi kendine deşarj" olma eğilimindedir; yani içindeki kimyasal reaksiyonlar yavaşça devam eder ve enerji seviyesi düşer. Bu nedenle, bir araç çok uzun süre kullanılmadan bekletilirse aküsü zayıflar ve sonunda tamamen boşalabilir.

II. Fren balatalarının azalması

Bu ifade yanlıştır. Fren balataları, fren disklerine sürtünerek aracın yavaşlamasını veya durmasını sağlayan parçalardır. Bu sürtünme, balataların zamanla aşınmasına ve azalmasına neden olur. Dolayısıyla, fren balatalarının azalması tamamen aracın kullanılmasına, yani fren yapılmasına bağlı bir durumdur. Araç park halindeyken frenler kullanılmadığı için balatalarda herhangi bir aşınma veya azalma meydana gelmez.

III. Motor yağının özelliğini kaybetmesi

Bu ifade doğrudur. Motor yağı, sadece motor çalışırken değil, beklerken de zamanla bozulur. Yağ, hava ile temas ettiğinde oksidasyona uğrar, yani kimyasal yapısı değişir. Ayrıca havadaki nemi emebilir ve içindeki koruyucu katkı maddeleri zamanla etkinliğini yitirir. Bu nedenle, araç üreticileri motor yağının belirli bir kilometre sonunda veya belirli bir süre (genellikle 1 yıl) sonunda, araç kullanılmasa bile değiştirilmesini tavsiye eder. Uzun süre bekleyen bir aracın motor yağı, koruyucu ve yağlayıcı özelliğini kaybeder.

Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi

  • Doğru Cevap (c) I ve III: Yukarıdaki analizimize göre, aracın uzun süre bekletilmesi sonucunda hem akü şarjı azalır (I) hem de motor yağı özelliğini kaybeder (III). Bu nedenle bu iki durumun birlikte verildiği C seçeneği doğrudur.
  • Yanlış Cevaplar:
    • a) Yalnız III: Bu seçenek eksiktir, çünkü akü şarjının azalması da önemli bir sonuçtur.
    • b) I ve II: Bu seçenek yanlıştır, çünkü fren balataları (II) bekleme sırasında azalmaz, sadece kullanıldığında aşınır.
    • d) I, II ve III: Bu seçenek de fren balatalarının azalması (II) gibi yanlış bir bilgiyi içerdiği için hatalıdır.
Soru 43
Araca bağlanan römorkta aşağıdaki ikaz sistemlerinin hangisi çalışır durumda olmalıdır?
A
Korna 
B
Yağ lambası
C
Şarj lambası 
D
Sinyal lambası
43 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir araca takılan römorkun trafikte güvenli bir şekilde seyredebilmesi için hangi aydınlatma ve ikaz sisteminin zorunlu olarak çalışır durumda olması gerektiği sorgulanmaktadır. Römork, motoru olmayan ve çekici araç tarafından çekilen bir taşıt olduğu için, kendi motoruna veya yönetim paneline ait ikaz sistemlerine sahip değildir. Bu nedenle, römorkun sahip olması gereken sistemler, trafikteki diğer sürücüleri bilgilendirmeye yönelik dış sinyalizasyon sistemleridir.

Doğru cevap olan "d) Sinyal lambası" seçeneğinin açıklaması:

Trafikte güvenli bir sürüş için en temel kurallardan biri, yapacağınız manevraları (dönüş, şerit değiştirme vb.) diğer sürücülere önceden bildirmektir. Çekici araç sinyal verdiğinde, arkasına bağlı olan römorkun da aynı anda sinyal vermesi zorunludur. Özellikle uzun bir araç kombinasyonu oluşturdukları için, römorkun sinyal lambalarının çalışmaması, arkadaki sürücülerin manevrayı fark edememesine ve ciddi kazalara yol açabilir. Bu nedenle, römorkun elektrik sistemi araca bağlanır ve sinyal lambaları, fren lambaları ve park lambaları gibi dış ikaz sistemlerinin çalışması sağlanır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunun açıklaması:

  1. a) Korna: Korna, sesli bir uyarı sistemidir ve sürücünün kontrolünde olan çekici araçta bulunur. Römorkun ayrı bir kornası yoktur ve olmasına da gerek yoktur. Sesli ikaz, çekici araç tarafından yapılır.
  2. b) Yağ lambası: Yağ lambası, motorun yağ basıncının düştüğünü gösteren bir ikaz ışığıdır ve aracın gösterge panelinde yer alır. Römorkun bir motoru olmadığı için yağlama sistemi de yoktur. Dolayısıyla, römorkta bir yağ lambası bulunmaz.
  3. c) Şarj lambası: Şarj lambası (akü ikaz ışığı), aracın aküsünün şarj edilmediğini, yani alternatörde (şarj dinamosu) bir sorun olduğunu belirtir. Bu sistem de çekici aracın motoruna ve elektrik sistemine aittir. Römorkun kendine ait bir şarj sistemi olmadığından, bu lamba da römorkta bulunmaz.

Özetle, römork, çekici aracın bir uzantısı olarak trafikte hareket eder ve onun dış sinyallerini birebir yansıtmak zorundadır. Sinyal lambaları, römorkun trafikteki diğer araçlar tarafından görülebilmesi ve niyetinin anlaşılabilmesi için hayati öneme sahip olan tek sistemdir. Diğer seçenekler ise tamamen çekici aracın motor ve donanımıyla ilgili sistemlerdir.

Soru 44
Dört zamanlı benzinli motorlarda, zamanların oluşum sırası aşağıdaki gibidir. Buna göre, hangi zamanda emme supabı açılır ve silindirlere yakıt-hava karışımı girer?
A
Emme zamanı
B
Sıkıştırma zamanı
C
Ateşleme (İş) zamanı
D
Egzoz zamanı
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dört zamanlı bir benzinli motorun çalışma prensibi ve bu prensibi oluşturan zamanlardan hangisinde silindire yakıt-hava karışımının alındığı sorgulanmaktadır. Dört zamanlı motorlar, gücü dört aşamada (zamanda) üretirler ve her bir zamanın belirli bir görevi vardır. Motorun verimli çalışabilmesi için bu zamanların doğru sırada ve doğru şekilde gerçekleşmesi kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap a) Emme zamanı'dır. Dört zamanlı motorun ilk zamanı olan Emme Zamanı'nda, piston silindir içinde tepe noktadan alt noktaya doğru hareket etmeye başlar. Pistonun bu aşağı yönlü hareketi silindir içinde bir vakum (emme kuvveti) oluşturur. Aynı anda emme supabı açılır ve bu vakum etkisiyle karbüratörden veya enjeksiyon sisteminden gelen yakıt-hava karışımı silindirin içine dolar. Kısacası, soruda belirtilen "emme supabının açılması" ve "yakıt-hava karışımının girmesi" olaylarının her ikisi de sadece Emme Zamanı'nda gerçekleşir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?
  • b) Sıkıştırma zamanı: Bu zamanda hem emme hem de egzoz supapları kapalıdır. Emme zamanında silindire alınmış olan yakıt-hava karışımı, pistonun yukarı hareketiyle sıkıştırılır. Amaç, karışımın basıncını ve sıcaklığını artırarak ateşlemeye hazır hale getirmektir. Dolayısıyla bu zamanda silindire herhangi bir karışım girişi olmaz.
  • c) Ateşleme (İş) zamanı: Sıkıştırmanın son anında, buji tarafından bir kıvılcım çakılarak sıkıştırılmış yakıt-hava karışımı ateşlenir. Oluşan patlama, pistonu büyük bir güçle aşağı iter ve bu güç krank milini döndürerek aracın hareket etmesini sağlar. Bu zamanda da supaplar kapalıdır ve içeriye karışım alınmaz, aksine içerideki karışım yakılarak iş (güç) üretilir.
  • d) Egzoz zamanı: İş zamanından sonra, piston tekrar yukarı doğru hareket ederken bu kez egzoz supabı açılır. Pistonun bu itme hareketi, yanma sonucu oluşan atık gazları (egzoz dumanını) silindirden dışarı atar. Bu aşamada emme supabı kapalıdır ve içeriye yeni karışım alınmaz, tam tersine yanmış gazlar dışarı atılır.

Özetle, dört zamanlı motorun çalışma döngüsü şöyledir:

  1. Emme: Yakıt-hava karışımı silindire alınır.
  2. Sıkıştırma: Karışım sıkıştırılır.
  3. Ateşleme (İş): Karışım yakılır ve güç üretilir.
  4. Egzoz: Yanmış gazlar dışarı atılır.

Her zamanın adı, o zamanda gerçekleşen temel olayı tanımlar. Bu mantıkla yaklaştığınızda, "emme" kelimesinin "içeri alma" anlamına geldiğini ve yakıt-hava karışımının bu zamanda silindire alındığını kolayca hatırlayabilirsiniz.

Soru 45
Trafikte aracıyla kırmızı ışıkta bekleyen sürücünün, ışık yeşile döndüğünde karşıya geçmek için yolu neredeyse yarılamış bir yayanın geçişini tamamlamasını beklemesi, bu sürücünün hangi davranış özelliğine sahip olduğunu gösterir?
A
Öfke 
B
Bencillik
C
Diğergamlık
D
Sabırsızlık
45 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir sürücünün trafikteki temel bir nezaket ve güvenlik kuralına uyması üzerinden sahip olduğu bir kişilik özelliği sorgulanmaktadır. Soru, sürücünün yeşil ışık yandığı halde, yolu geçmekte olan bir yayaya öncelik vererek beklemesinin altında yatan temel değeri bulmamızı istiyor. Bu durum, sürücünün yasal hakkı doğmuş olmasına rağmen, daha savunmasız olan yayanın güvenliğini ön planda tuttuğu bir senaryodur.

Doğru Cevap: c) Diğergamlık

Diğergamlık, en basit tanımıyla başkalarının iyiliğini ve mutluluğunu kendi çıkarının önünde tutma, fedakarlık ve özgecilik anlamına gelir. Soru metnindeki sürücü, kendi geçiş hakkı (yeşil ışık) doğmuş olmasına rağmen, yayanın güvenliğini önceliklendirmiştir. Bu davranış, sürücünün kendini yayanın yerine koyduğunu (empati kurduğunu) ve onun güvenli bir şekilde karşıya geçmesini önemsediğini gösterir.

Trafik kuralları sadece yasal zorunluluklar değil, aynı zamanda birer görgü ve nezaket kuralıdır. Sürücünün bu hareketi, bencillikten uzak, başkalarını düşünen bir yaklaşımdır ve bu durum en iyi "diğergamlık" kelimesiyle ifade edilir. Bu özellik, trafikteki en önemli erdemlerden biridir çünkü olası kazaları önler ve daha saygılı bir trafik ortamı yaratır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Öfke: Öfkeli bir sürücü, yayaya yol vermek yerine tam tersi bir tepki gösterirdi. Korna çalmak, acele etmesi için el kol hareketi yapmak veya aracını yayanın üzerine sürmek gibi agresif davranışlar sergilerdi. Oysa sorudaki sürücü sabırla beklemektedir.
  • b) Bencillik: Bencil bir sürücü, sadece kendi hakkını ve zamanını düşünür. "Yeşil bana yandı, bu benim yolum" diyerek yayanın geçişini tamamlamasını beklemeden hareket etmeye çalışırdı. Bu durum, yayanın hayatını tehlikeye atacak bencil bir davranış olurdu.
  • d) Sabırsızlık: Sabırsızlık, bekleme eyleminin tam zıttıdır. Sorudaki sürücü bekleyerek sabırlı olduğunu göstermektedir. Sabırsız bir sürücü, bir an önce hareket etmek için acele eder, korna çalar ve beklemekten rahatsız olurdu.

Sonuç olarak, bu soru sürücü adaylarına sadece trafik kurallarını değil, aynı zamanda trafikteki diğer insanlara karşı sorumlu, saygılı ve düşünceli olmanın önemini de öğretmeyi amaçlamaktadır. Yayanın geçişini beklemek, sürücünün diğergamlık ve empati gibi üstün insani özelliklere sahip olduğunun net bir göstergesidir.

Soru 46
Aşağıdaki temel değerlerden hangisini içselleştirmiş bir sürücü, trafikte kendinden çok başkalarını düşünür ve başkalarının iyiliği için fedakârlık yapar?
A
Bencillik
B
Diğergamlık
C
Nezaketsizlik
D
Hoşgörüsüzlük
46 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte olumlu bir sürücü tutumunun tanımı yapılıyor ve bu tanıma en uygun kavramın hangisi olduğu soruluyor. Sorunun kökünde yer alan "kendinden çok başkalarını düşünmek" ve "başkalarının iyiliği için fedakârlık yapmak" ifadeleri, cevabı bulmamız için en önemli ipuçlarıdır. Bu ifadeler, bireyin kendi çıkarlarını ikinci plana atıp toplumun veya diğer bireylerin yararını gözettiği bir karakter özelliğini işaret etmektedir.

Doğru Cevap: b) Diğergamlık

Doğru cevabın Diğergamlık olmasının sebebi, bu kelimenin anlamının sorudaki tanımla birebir örtüşmesidir. Diğergamlık, herhangi bir karşılık beklemeden başkalarının iyiliği için çaba gösterme, fedakârlıkta bulunma ve başkalarını kendinden daha fazla düşünme erdemidir. Trafikte diğergam bir sürücü, yol hakkı kendisinin olmasına rağmen yaya veya acemi bir sürücüye yol verir, sıkışık trafikte diğer araçların önüne geçmeye çalışmak yerine sabırla bekler ve zor durumda olan birine yardım etmek için durur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu daha iyi kavramanıza yardımcı olacaktır. Bu seçenekler, soruda tarif edilen olumlu tutumun tam tersi olan olumsuz davranışları tanımlar.

  • a) Bencillik: Bencillik, sadece kendi çıkarlarını ve isteklerini düşünen, başkalarını hiç umursamayan bir tutumdur. Bencil bir sürücü, trafikte sürekli kendi önceliğini düşünür, başkalarına yol vermez, kuralları kendi çıkarı için ihlal eder. Bu, sorudaki "başkalarını düşünme" ifadesinin tam zıttıdır.
  • c) Nezaketsizlik: Nezaketsizlik, başkalarına karşı kaba, saygısız ve düşüncesiz davranmaktır. Trafikte nezaketsiz bir sürücü, ani fren yapar, küfür eder, korna çalarak başkalarını rahatsız eder. Bu davranış, başkalarının iyiliğini düşünmek bir yana, onları rahatsız etmeye yöneliktir.
  • d) Hoşgörüsüzlük: Hoşgörüsüzlük, farklılıklara, hatalara veya yavaşlığa karşı sabır gösterememe durumudur. Hoşgörüsüz bir sürücü, hata yapan bir acemi sürücüye veya yavaş ilerleyen yaşlı bir yayaya karşı öfkelenir ve agresif tepkiler verir. Bu da fedakârlık ve başkalarını düşünme davranışıyla tamamen çelişir.

Sonuç olarak, soru trafikte gösterilmesi gereken erdemli ve özverili bir davranışı sormaktadır. Bu tanıma uyan tek kavram diğergamlık iken, diğer şıklar trafikte tehlike yaratan ve kaçınılması gereken olumsuz kişilik özellikleridir.

Soru 47

Trafik kazası geçiren kişiler:

I. Canlarına bir zarar gelmese bile psikolojik olarak zarar görürler.

II. Kişilerin bu bozuk psikolojileri ailelerin eve topluma olumsuz yansır.

Verilenler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A
I. doğru, II. yanlış
B
I. yanlış, II. doğru
C
Her ikisi de doğru
D
Her ikisi de yanlış
47 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir trafik kazasının sadece fiziksel sonuçlarını değil, aynı zamanda kazaya karışan kişiler ve çevreleri üzerindeki psikolojik ve sosyal etkilerini anlayıp anlamadığınız ölçülmektedir. Soru, size iki öncül (I ve II) sunmakta ve bu öncüllerin doğruluğunu değerlendirmenizi istemektedir. Şimdi bu öncülleri ve seçenekleri adım adım inceleyelim.

I. Öncülün Değerlendirilmesi: "Canlarına bir zarar gelmese bile psikolojik olarak zarar görürler."

Bu ifade kesinlikle doğrudur. Trafik kazası, saniyeler içinde gerçekleşen ve kişinin hayatını tehlikeye atan son derece stresli bir olaydır. Kaza anında yaşanan korku, şok ve panik, kişide derin izler bırakabilir. Fiziksel bir yara almamış olmak, bu olayın zihinsel ve duygusal etkilerinden muaf olunduğu anlamına gelmez. Kazadan sonra kişilerde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), anksiyete, araç kullanma korkusu (vehophobia), uykusuzluk ve sinirlilik gibi psikolojik sorunlar görülebilir.

II. Öncülün Değerlendirilmesi: "Kişilerin bu bozuk psikolojileri ailelerine ve topluma olumsuz yansır."

Bu ifade de doğrudur ve birinci öncülün doğal bir sonucudur. Psikolojik olarak zor bir süreçten geçen bir bireyin davranışları ve ruh hali kaçınılmaz olarak sosyal çevresini etkiler. Örneğin, kaza sonrası sürekli gergin ve sinirli olan bir kişi, ailesiyle olan iletişiminde sorunlar yaşayabilir. İşine odaklanmakta zorlanabilir, bu da iş verimini düşürerek toplumsal hayata olumsuz yansır. Dolayısıyla, bireyin yaşadığı psikolojik travma, bir dalga gibi yayılarak önce ailesini, sonra da içinde bulunduğu toplumu etkiler.

Seçeneklerin İncelenmesi

  • a) I. doğru, II. yanlış: Bu seçenek yanlıştır. Çünkü birinci öncülde belirtilen psikolojik zararın, kişinin sosyal çevresini etkilememesi düşünülemez. İnsan sosyal bir varlıktır ve yaşadığı olumsuzluklar çevresine yansır.
  • b) I. yanlış, II. doğru: Bu seçenek de mantıksal olarak tutarsız ve yanlıştır. Eğer birinci öncülün yanlış olduğunu, yani kişilerin psikolojik olarak zarar görmediğini varsayarsak, ortada aileye ve topluma yansıyacak olumsuz bir psikoloji de olmazdı.
  • c) Her ikisi de doğru: Bu seçenek doğru cevaptır. Yukarıda açıkladığımız gibi, trafik kazaları fiziksel hasar olmasa bile ciddi psikolojik travmalara yol açar (I. öncül) ve bu travmalar kişinin ailesini ve toplumu olumsuz etkiler (II. öncül).
  • d) Her ikisi de yanlış: Bu seçenek, trafik kazalarının insani boyutunu tamamen göz ardı ettiği için yanlıştır. Kazaların sadece maddi hasar ve fiziksel yaralanmalardan ibaret olmadığını bilmek, sorumlu bir sürücü olmanın gereğidir.

Özetle, bu soru bize bir sürücü adayının sadece trafik kurallarını değil, aynı zamanda trafiğin insani ve toplumsal yönlerini de anlaması gerektiğini hatırlatır. Bir kaza, metal ve cam yığınından çok daha fazlasıdır; insanların ruhunda ve sosyal ilişkilerinde derin izler bırakabilen ciddi bir olaydır. Bu nedenle her iki ifade de doğrudur.

Soru 48
• Kaza sonrası meydana gelen maddi hasar miktarı • İş gücü kaybının yanı sıra yaralıların tedavi süreçleri ve maliyeti Trafik kazalarıyla ilgili olarak verilenler, aşağıdakilerden hangisini olumsuz yönde etkiler?
A
Ülke ekonomisini
B
Kasko sigortasının önemini
C
Bireylerde trafik bilincinin oluşmasını
D
Taşıt güvenlik donanımlarının gelişimini
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafik kazalarının yol açtığı iki önemli sonucun, yani maddi hasarlar ile yaralanmalara bağlı iş gücü kaybı ve tedavi masraflarının, verilen seçeneklerden hangisi üzerinde olumsuz bir etki yarattığı sorulmaktadır. Sorunun temel amacı, bir trafik kazasının sadece kazaya karışan kişileri değil, daha geniş bir çerçevede toplumu ve devleti nasıl etkilediğini anlamanızı ölçmektir.

Doğru cevap a) Ülke ekonomisini seçeneğidir. Çünkü soruda belirtilen her iki durum da doğrudan ve büyük ölçekte ülke ekonomisine zarar verir. Kaza sonrası oluşan maddi hasarlar, araçların onarımı veya değiştirilmesi için harcanan parayı ifade eder. Aynı zamanda, yaralıların uzun süren tedavi süreçleri sağlık sistemine büyük bir mali yük getirir ve bu kişiler çalışamadığı için üretimde bir düşüş (iş gücü kaybı) yaşanır. Tüm bu masraflar ve kayıplar birleştiğinde, ülke ekonomisi üzerinde ciddi bir olumsuz etki yaratır.

Peki, diğer seçenekler neden yanlıştır? Onları da tek tek inceleyelim:
  • b) Kasko sigortasının önemini: Trafik kazaları, kasko sigortasının önemini olumsuz yönde etkilemez, tam tersine olumlu yönde etkiler. İnsanlar, kazaların ne kadar büyük maddi hasarlara yol açabileceğini gördüklerinde, kendilerini güvence altına almak için kasko sigortası yaptırmanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlarlar. Yani kazalar, sigortanın önemine dair farkındalığı artırır.
  • c) Bireylerde trafik bilincinin oluşmasını: Kazalar, bireylerde trafik bilincinin oluşmasını da olumsuz etkilemez; aksine bu bilincin artmasına neden olabilir. Bir kaza yaşamak veya bir kazaya tanık olmak, sürücüleri ve yayaları trafik kurallarına uyma, daha dikkatli olma ve risklerden kaçınma konusunda daha bilinçli hale getirir. Dolayısıyla bu etki olumsuzdur denemez.
  • d) Taşıt güvenlik donanımlarının gelişimini: Kazalar, taşıt güvenlik donanımlarının gelişimini kesinlikle olumsuz etkilemez. Tam tersine, otomobil üreticileri ve mühendisler, gerçekleşen kazaları analiz ederek araçları nasıl daha güvenli hale getirebileceklerini araştırırlar. Hava yastıkları, ABS fren sistemleri, elektronik stabilite programları gibi birçok güvenlik donanımı, kaza verilerinin incelenmesiyle geliştirilmiştir. Yani kazalar, bu alanda gelişimi teşvik eden olumlu bir rol oynar.

Özetle, trafik kazalarının yol açtığı maddi kayıplar ve tedavi masrafları, diğer seçeneklerdeki gibi farkındalığı veya gelişimi artırmak yerine, doğrudan paranın ve üretkenliğin kaybedilmesine neden olur. Bu durum, en geniş kapsamda ülke ekonomisine zarar verir. Bu nedenle doğru cevap "Ülke ekonomisini" seçeneğidir.

Soru 49
Ailesi ile birlikte yolculuk yapan bir sürücü, aracını hız limitlerini aşarak sürdüğünde ailesinin hayatını da tehlikeye atmış olacaktır. Bu sürücü, hız ihlalinden kaynaklanan olası bir kazada sevdiklerinin canını riske atmakla trafikte aşağıdaki değerlerden hangisini yerine getirmemiş olur?
A
Hırçınlık
B
Bencillik
C
Sorumluluk
D
Hoşnutsuzluk
49 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün ailesi yanındayken hız yaparak onların hayatını tehlikeye atmasının, trafikteki hangi temel değeri ihlal ettiği sorulmaktadır. Sürücünün bu davranışı, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda taşıdığı yolculara karşı ahlaki bir görevi yerine getirmemesi anlamına gelir. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim.

Doğru Cevap: c) Sorumluluk

Doğru cevabın "Sorumluluk" olmasının sebebi, sürücülüğün temelinde yatan en önemli değerlerden birinin bu olmasıdır. Sorumluluk, bir kişinin kendi davranışlarının sonuçlarını üstlenmesi ve başkalarına karşı olan görevlerini bilerek hareket etmesidir. Bu sorudaki sürücü, direksiyon başına geçtiği andan itibaren hem kendi can güvenliğinden hem de aracındaki yolcuların (özellikle ailesinin) can güvenliğinden birinci derecede sorumludur. Hız limitlerini aşarak bu güvenliği tehlikeye atması, en temel sorumluluğunu göz ardı ettiğini gösterir.

Sürücü, bu hareketiyle "Güvenli bir şekilde yolculuk yapmalarını sağlama" görevini yerine getirmemiş olur. Trafik kuralları, sürücülerin bu sorumluluklarını yerine getirmelerine yardımcı olmak için konulmuştur. Kurallara uymamak ve sevdiklerinin hayatını riske atmak, doğrudan bir sorumluluk ihlalidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Hırçınlık: Hırçınlık, trafikte ani ve agresif davranışlar sergilemek, diğer sürücülere öfkeyle tepki vermek gibi durumları ifade eder. Sürücü hız yaparken hırçın olabilir ama sorunun özü bu değildir. Soru, sürücünün davranışının ailesine olan etkisine odaklanmıştır. Hız yapmak her zaman hırçınlıktan kaynaklanmaz; bu nedenle bu seçenek, durumu tam olarak açıklamaz.
  • b) Bencillik: Bencillik, kişinin sadece kendi istek ve çıkarlarını düşünmesidir. Hız yapan sürücünün bu davranışı şüphesiz bencilce bir eylemdir, çünkü kendi aceleciliğini veya zevkini ailesinin güvenliğinin önüne koymaktadır. Ancak "sorumluluk", bu durumu daha kapsayıcı ve doğru bir şekilde tanımlar. Sorumluluk, kişinin başkalarına karşı olan görevlerini içerirken, bencillik daha çok eylemin arkasındaki motivasyonu açıklar. Trafik etiği bağlamında, hiçe sayılan temel değer "sorumluluk"tur.
  • d) Hoşnutsuzluk: Hoşnutsuzluk, bir durumdan memnun olmama halidir. Bir sürücü trafikten veya başka bir şeyden hoşnutsuz olduğu için hız yapabilir. Fakat bu, sürücünün ruh halini anlatan bir kelimedir; trafikte ihlal ettiği bir değeri değil. Ailesinin canını tehlikeye atması, onun hoşnutsuz olmasından değil, sorumluluklarını yerine getirmemesinden kaynaklanan bir sonuçtur.

Kısacası, bir sürücünün aracındaki yolcuların güvenliğini sağlamak en temel görevi, yani sorumluluğudur. Hız yaparak bu güvenliği riske atmak, bu temel değeri hiçe saymaktır.

Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi trafik kazalarının topluma verdiği zararlardan biri değildir?
A
Üretim ve refah kayıplarının yaşanması
B
Kara yollarının zamanından önce yıpranması
C
Uzun vadede kalkınmaya olumlu etki yapması
D
Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması
50 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafik kazalarının topluma getirdiği olumsuz etkilerden, yani zararlardan biri olmayanı bulmamız isteniyor. Soru kökündeki "değildir" ifadesi çok önemlidir, çünkü bizden kazaların bir sonucu olanları değil, sonucu olmayanı işaretlememiz beklenmektedir. Şıkları tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

Doğru Cevabın Açıklaması (c şıkkı)

c) Uzun vadede kalkınmaya olumlu etki yapması

Bu seçenek doğru cevaptır çünkü trafik kazaları bir toplumun kalkınmasına asla olumlu etki yapmaz; tam tersine, kalkınmayı engelleyen en önemli sorunlardan biridir. Kazalar, can ve mal kayıplarına yol açarak ülkenin hem insan gücünü hem de ekonomik kaynaklarını tüketir. Sağlık sistemine binen yük, hasar gören araçların ve yolların onarım maliyetleri ve kaybedilen iş gücü, ülke ekonomisine doğrudan zarar verir. Bu nedenle, kazaların kalkınmaya "olumlu" etki yapması mantıksal olarak imkansızdır ve sorunun doğru cevabıdır.

Diğer Şıkların Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

Diğer seçenekler, trafik kazalarının topluma verdiği gerçek zararları ifade ettiği için bu soruya göre yanlış cevaplardır. Gelin bu zararları daha yakından inceleyelim:

  • a) Üretim ve refah kayıplarının yaşanması: Bu ifade, trafik kazalarının doğrudan bir sonucudur. Kazalarda yaralanan veya hayatını kaybeden insanlar, ülkenin üretim gücünün bir parçasıdır. Bu kişilerin işlerine devam edememesi "üretim kaybına" yol açar. Aynı zamanda, ailelerin yaşadığı maddi ve manevi sıkıntılar, tedavi masrafları ve gelir kayıpları toplumun genel "refah seviyesini" düşürür. Dolayısıyla bu, kazaların bir zararıdır.
  • b) Kara yollarının zamanından önce yıpranması: Kaza anında yollar, bariyerler, trafik işaretleri gibi altyapı unsurları zarar görebilir. Ayrıca, kaza sonrası yapılan kurtarma çalışmaları, yolun trafiğe kapatılması ve onarım işlemleri de yolun ömrünü kısaltır ve onu yıpratır. Bu da devlete ek bir maliyet yükü getirir. Dolayısıyla bu da kazaların bir zararıdır.
  • d) Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması: Maddi hasarlı, yaralanmalı veya ölümlü kazalar sonrasında sigorta anlaşmazlıkları, tazminat talepleri ve ceza davaları açılır. Bu durum, zaten yoğun olan mahkemelerin ve adalet sisteminin iş yükünü daha da artırır. Davaların uzun sürmesi hem mağdurlar için yıpratıcı bir süreç olur hem de yargı sisteminin verimliliğini düşürür. Dolayısıyla bu da kazaların topluma verdiği önemli bir zarardır.

Özetle; a, b ve d şıkları trafik kazalarının topluma verdiği gerçek ve kanıtlanmış zararları sıralarken, c şıkkı bu zararların tam tersi olan, mantıken mümkün olmayan bir iddiada bulunmaktadır. Bu yüzden doğru cevap c şıkkıdır.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI