Soru 1 |
I. Eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılmasıdır. II. Eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılmasıdır. III. Darbe sonucu kemiğin anatomik bütünlüğünün bozulmasıdır. Bulmaca her kutuya bir harf gelecek şekilde tamamlandığında, III numaralı alana aşağıdakilerden hangisi gelmelidir? Kırık | |
Çıkık | |
Yanık | |
Donuk |
Bu soruda, ilk yardım konusunda temel kavramları içeren bir bulmaca verilmiştir. Üç farklı tanım sunulmuş ve bu tanımların karşılığı olan tıbbi terimlerin bulmacaya yerleştirilmesi istenmiştir. Bizden istenen ise III numaralı "Darbe sonucu kemiğin anatomik bütünlüğünün bozulmasıdır." tanımının karşılığını bulmaktır.
Doğru cevap a) Kırık seçeneğidir. III numaralı tanımda "kemiğin anatomik bütünlüğünün bozulması" ifadesi yer almaktadır. Bu ifade, bir kemiğin darbe, düşme veya zorlanma gibi nedenlerle bütünlüğünü kaybetmesi, yani çatlaması veya parçalara ayrılması anlamına gelir. Bu duruma tıp dilinde ve ilk yardımda "Kırık" adı verilir.
Bulmacayı daha iyi anlamak ve diğer terimleri de öğrenmek için diğer tanımlara da bakalım.
- I. Eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılmasıdır: Bu tanım Burkulma'yı ifade eder. Eklemi oluşturan kemiklerin anlık olarak yerinden oynaması ama sonra tekrar yerine gelmesidir. Bu esnada eklem bağları zarar görebilir.
- II. Eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılmasıdır: Bu tanım ise Çıkık'ı tanımlar. Çıkık durumunda, eklem yüzeyleri ayrılır ve bir uzman müdahalesi olmadan kendiliğinden yerine gelmez. Bu durum kalıcı bir ayrılmadır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince: "Çıkık" (b seçeneği), II numaralı tanımın karşılığıdır, kemiğin değil eklemin kalıcı olarak ayrılmasıdır. "Yanık" (c seçeneği) ısı, kimyasal madde veya elektrik gibi etkenlerle deri ve deri altı dokuların zarar görmesidir. "Donuk" (d seçeneği) ise aşırı soğuğa maruz kalma sonucu dokuların donmasıdır. Bu iki durumun da kemik bütünlüğünün bozulmasıyla bir ilgisi yoktur.
Soru 2 |
Yardımı güçleştirecek meraklı kişilerin olay yerinden uzaklaştırılması | |
Olay yerinin diğer araç sürücüleri tarafından görünmesinin engellenmesi | |
Araç LPG´li ise bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılmaması | |
Kazaya uğrayan aracın kontağının açık bırakılması |
Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldikten sonra, hem kazazedelerin hem de yardıma gelecek olanların güvenliğini sağlamak ve ikincil kazaları önlemek amacıyla atılması gereken adımlardan hangisinin doğru olduğu sorulmaktadır. Kaza sonrası panik anında doğru adımları bilmek, hayat kurtarıcı olabilir ve durumu daha kötüye gitmekten alıkoyar. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğerlerinin neden yanlış olduğunu anlayalım.
Doğru Cevap: a) Yardımı güçleştirecek meraklı kişilerin olay yerinden uzaklaştırılması
Bir kaza meydana geldiğinde, etrafta hızla bir kalabalık toplanabilir. Bu meraklı kişiler, iyi niyetli olsalar bile genellikle profesyonel yardım ekiplerinin (ambulans, polis, itfaiye) olay yerine ulaşmasını ve çalışmasını engellerler. Ayrıca, yaralılara yapılacak ilk yardım müdahalesini zorlaştırır, kanıtların kaybolmasına neden olabilir ve en önemlisi, kendilerini ve başkalarını olası bir patlama veya ikinci bir kaza riskine atarlar. Bu nedenle, güvenli bir çalışma alanı yaratmak ve yardımı kolaylaştırmak için bu kişilerin olay yerinden nazikçe uzaklaştırılması, atılması gereken en doğru adımlardan biridir.
Yanlış Cevapların Açıklamaları
- b) Olay yerinin diğer araç sürücüleri tarafından görünmesinin engellenmesi: Bu ifade tamamen yanlıştır ve çok tehlikeli bir duruma yol açar. Aksine, kaza yerinin diğer sürücüler tarafından mümkün olduğunca erken ve net bir şekilde görülmesi gerekir. Bu sayede sürücüler yavaşlayabilir ve güvenli bir şekilde kaza yerinden geçebilirler. Kaza yerini görünür kılmak için aracın dörtlü ikaz lambaları yakılır ve aracın önüne ve arkasına, yolun durumuna göre uygun mesafelere reflektörlü üçgen uyarı levhaları konulur.
- c) Araç LPG´li ise bagajında bulunan tüpün vanasının kapatılmaması: Bu seçenek de kesinlikle yanlıştır ve büyük bir risk oluşturur. Kaza sırasında aracın yakıt sistemi veya LPG tankı hasar görebilir ve gaz sızıntısı başlayabilir. Sızan gaz, en ufak bir kıvılcımla (örneğin aracın elektrik aksamından kaynaklanacak) büyük bir yangına veya patlamaya neden olabilir. Bu nedenle, eğer güvenli bir şekilde ulaşılabiliyorsa, LPG'li bir aracın tank vanası derhal kapatılmalıdır.
- d) Kazaya uğrayan aracın kontağının açık bırakılması: Bu da hatalı bir uygulamadır. Kaza sonrası yapılacak ilk işlerden biri, aracın motorunu durdurmak ve kontağı kapatmaktır. Kontak açık bırakıldığında aracın elektrik sistemi çalışmaya devam eder. Kaza nedeniyle hasar görmüş kablolar kısa devre yapabilir ve bu da yakıt sızıntısıyla birleşerek yangın çıkma riskini ciddi oranda artırır. Kontağı kapatmak, bu riski ortadan kaldırmak için alınan temel bir önlemdir.
Özetle, kaza sonrası güvenliği sağlamak için olay yerini görünür kılmak, potansiyel tehlikeleri (LPG sızıntısı, elektrik kaçağı) ortadan kaldırmak ve yardım ekiplerinin rahat çalışabileceği bir ortam oluşturmak gerekir. Meraklı kalabalığı uzaklaştırmak, bu güvenli ortamı oluşturmanın en önemli parçalarından biridir.
Soru 3 |
Boynuna boyunluk takıldıktan sonra | |
Boyun hareketleri yaptırıldıktan sonra | |
Boyun ağrılarını dindirici ilaç verildikten sonra | |
Boyun bölgesine masaj yapılıp, oturur şekilde |
Doğru Cevap: a) Boynuna boyunluk takıldıktan sonra
Bu seçeneğin doğru olmasının temel nedeni, boyun ve omurga yaralanmalarında en önemli kuralın hareketsizliği sağlamak olmasıdır. Trafik kazalarında, özellikle boyun bölgesine gelen darbeler omurgada hasara yol açabilir. Omurilik, vücudun sinir ağının ana merkezidir ve en ufak bir yanlış hareket, buradaki sinirlerin zedelenmesine, kalıcı felce ve hatta ölüme neden olabilir. Boyunluk (servikal kola), baş, boyun ve gövde eksenini sabit tutarak bu tehlikeli hareketleri engeller ve yaralının güvenli bir şekilde araçtan çıkarılmasına olanak tanır. Bu nedenle, profesyonel ekipler gelene kadar veya yaralıyı mecburen çıkarmak gerekiyorsa, yapılacak ilk ve en önemli uygulama boynu sabitlemektir.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğuna Dair Açıklamalar
- b) Boyun hareketleri yaptırıldıktan sonra: Bu seçenek, ilk yardımın temel prensiplerine tamamen aykırıdır ve yapılabilecek en tehlikeli hatalardan biridir. Yaralanmış olabilecek bir boynu hareket ettirmek, mevcut bir kırığı veya zedelenmeyi çok daha kötü hale getirebilir. Yaralının durumunu kontrol etmek için asla "başını çevirebiliyor musun?" gibi sorular sorulmamalı veya hareket etmesi istenmemelidir. Bu, omuriliğin kopmasına bile yol açabilecek ölümcül bir hata olurdu.
- c) Boyun ağrılarını dindirici ilaç verildikten sonra: İlk yardımcıların yaralılara ağızdan herhangi bir ilaç, yiyecek veya içecek vermesi kesinlikle yasaktır. İlaç vermek sadece doktor ve sağlık personelinin görevidir. Ayrıca, verilecek bir ağrı kesici yaralının bilincini bulandırabilir, alerjik reaksiyona neden olabilir veya mevcut yaralanmanın şiddetinin anlaşılmasını zorlaştırabilir. İlaç vermek, yaralının omurgasındaki fiziksel hasarı düzeltmez, sadece ağrıyı maskeler.
- d) Boyun bölgesine masaj yapılıp, oturur şekilde: Yaralanmış bir bölgeye, özellikle de kırık şüphesi olan bir boyuna masaj yapmak, kemik parçalarının yerinden oynamasına ve sinirlere daha fazla zarar vermesine neden olabilir. Aynı şekilde, yaralıyı boynu sabitlenmeden oturur pozisyona getirmeye çalışmak, omurga üzerine binen yükü artırır ve omurların kaymasına yol açabilir. Bu da felç riskini ciddi şekilde artırır.
Özetle, trafik kazasında boyun yaralanması şüphesi varsa ve olay yerinde ek bir tehlike yoksa, yaralıya yapılacak tek doğru müdahale, baş-boyun-gövde eksenini bozmadan boynuna bir boyunluk takmak ve ardından güvenli bir şekilde araçtan çıkarmaktır. Bu kural, hayat kurtaran en temel ilk yardım bilgisidir.
Soru 4 |
Solunumu zorlaştıracak kıyafetleri gevşetmesi | |
Yabancı cismi görmeden kazazedenin ağız içine kör dalış yapması | |
Kazazedeyi sert ve düz bir zemin üzerine baş, boyun ve gövde ekseni düz olacak şekilde sırtüstü yatırması | |
Bir elini kazazedenin alnına koyarak başı geriye iterken diğer elinin iki parmağıyla çeneyi öne ve yukarı doğru çekmesi |
b) Yabancı cismi görmeden kazazedenin ağız içine kör dalış yapması
Bu seçenek, sorunun doğru cevabıdır çünkü bu davranış kesinlikle hatalıdır ve çok tehlikelidir. İlk yardımda "kör dalış" olarak bilinen bu hareket, yani ağız içinde görülemeyen bir cismi parmakla çıkarmaya çalışmak, cismin daha derine, soluk borusuna itilmesine neden olabilir. Bu durum, kısmi bir tıkanıklığı tam bir tıkanıklığa çevirerek kazazedenin durumunu çok daha kötüleştirebilir. Ayrıca, bu hareket öğürme refleksini tetikleyerek kazazedenin kusmasına ve kusmuğun soluk borusuna kaçmasına (aspirasyon) yol açabilir. Ağız içindeki bir cisim, sadece net bir şekilde görülüyorsa ve kolayca alınabilecek durumdaysa çıkarılmalıdır.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- a) Solunumu zorlaştıracak kıyafetleri gevşetmesi: Bu davranış doğrudur. Kazazedenin boynunu sıkan kravat, gömlek yakası veya fular gibi giysiler solunumu güçleştirebilir. İlk yardımın temel adımlarından biri, solunumu rahatlatmak için bu tür sıkı giysileri gevşetmektir. Bu, doğru ve gerekli bir uygulamadır.
- c) Kazazedeyi sert ve düz bir zemin üzerine baş, boyun ve gövde ekseni düz olacak şekilde sırtüstü yatırması: Bu da doğru bir uygulamadır. Hava yolu açıklığını sağlamak ve gerekirse kalp masajı (CPR) gibi müdahaleleri etkili bir şekilde yapabilmek için kazazedenin sert ve düz bir zeminde yatması gerekir. Baş, boyun ve gövde ekseninin düz tutulması, genel olarak kazazedeyi korumak için önemli bir kuraldır ve doğru bir pozisyondur.
- d) Bir elini kazazedenin alnına koyarak başı geriye iterken diğer elinin iki parmağıyla çeneyi öne ve yukarı doğru çekmesi: Bu tarif edilen pozisyon, "Baş-Geri Çene-Yukarı Pozisyonu" olarak bilinir. Soruda kazazedenin boyun travması olmadığı özellikle belirtildiği için bu, hava yolunu açmak için kullanılan standart ve doğru yöntemdir. Bu manevra, bilinci kapalı kişilerde geriye düşerek soluk yolunu tıkayan dili öne çekerek hava yolunu açar.
Özetle; a, c ve d seçenekleri, boyun travması olmayan bilinci kapalı bir kişiye yapılması gereken doğru ilk yardım adımlarını içerirken, b seçeneğindeki "kör dalış" uygulaması, durumu daha da kötüleştirebilecek tehlikeli ve hatalı bir davranıştır.
Soru 5 |
Trafikteki kaza sayısını azaltmak | |
Sağlık personelinin mesleki başarısını artırmak | |
İnsanları zararlı alışkanlıklarından uzak- laştırmak | |
Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak |
Doğru cevap d) Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak seçeneğidir. Çünkü ilk yardımın varoluş sebebi, profesyonel tıbbi yardım gelene kadar geçen kritik dakikalarda kişinin hayatta kalmasını sağlamaktır. Yaşamsal fonksiyonlar; solunum, kan dolaşımı (kalp atışı) ve bilinç durumu gibi hayatın devamı için olmazsa olmaz işlevlerdir. Bu fonksiyonlardan birinin durması, çok kısa sürede beyin ölümüne ve ardından vücudun tamamen ölmesine yol açar. Bu nedenle ilk yardımcının önceliği, bu fonksiyonları kontrol etmek ve gerekiyorsa temel yaşam desteği (suni solunum, kalp masajı vb.) ile sürdürülmesini sağlamaktır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:- a) Trafikteki kaza sayısını azaltmak: Bu, ilk yardımın değil, trafik güvenliği eğitiminin, yol mühendisliğinin ve trafik denetimlerinin bir amacıdır. Kaza sayısını azaltmak bir "önleme" faaliyetidir. Oysa ilk yardım, kaza veya olay "meydana geldikten sonra" yapılan bir "müdahaledir". Bu yüzden ilk yardımın öncelikli amacı olamaz.
- b) Sağlık personelinin mesleki başarısını artırmak: Olay yerinde yapılan doğru bir ilk yardım, elbette hastaneye ulaşan yaralının durumunun daha stabil olmasını sağlar ve bu da sağlık personelinin işini kolaylaştırır. Ancak bu, ilk yardımın ana hedefi değil, olumlu bir sonucudur. İlk yardımcının temel amacı, sağlık personelinin başarısını düşünmek değil, o an yaralının hayatını kurtarmaktır.
- c) İnsanları zararlı alışkanlıklarından uzaklaştırmak: Bu, genel bir halk sağlığı ve eğitim konusudur. Sigara, alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzaklaştırmak uzun vadeli bir toplum sağlığı hedefidir. Kaza yerinde, kanaması olan veya kalbi durmuş birine zararlı alışkanlıkları hakkında tavsiye vermek, o anki acil durumla tamamen ilgisiz ve anlamsızdır.
Özetle, bir kaza veya ani bir hastalık durumunda, ilk yardımcının aklındaki tek öncelik, yaralının nefes alıp almadığını, kalbinin atıp atmadığını kontrol etmek ve bu yaşamsal fonksiyonların devamlılığını sağlamaya çalışmaktır. Diğer tüm hedefler ya başka kurumların görevidir ya da ilk yardımın dolaylı bir sonucudur.
Soru 6 |
Rastgele hareket ettirilmesi | |
Hava yolu açıklığının sağlanması | |
Kanama varsa, hemen durdurulması | |
Sırt üstü yatırılarak ayaklarının 30 cm kadar yükseltilmesi |
a) Rastgele hareket ettirilmesi
Bu seçenek, sorunun doğru cevabıdır. Çünkü şoka girmiş bir kazazedeye yapılması gereken en önemli şeylerden biri, onu mümkün olduğunca hareketsiz tutmaktır. Kazazedeyi gereksiz yere veya rastgele hareket ettirmek, mevcut yaralanmalarını (özellikle fark edilmemiş iç kanama veya omurga yaralanması gibi) daha da kötüleştirebilir. Ayrıca, hareket etmek vücudun daha fazla enerji ve oksijen harcamasına neden olur, bu da şok tablosunu ağırlaştırır. Kazazede, sadece bulunduğu ortam tehlikeliyse (yangın, patlama riski vb.) minimum sarsıntıyla güvenli bir yere taşınmalıdır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış (Yani Neden Doğru Uygulamalardır)?
-
b) Hava yolu açıklığının sağlanması: Bu, ilk yardımın temel kuralıdır (ABC'nin A'sı - Airway/Hava Yolu). Şoktaki bir kazazedenin bilinci kapalı olabilir ve bu durumda dil geriye kaçarak solunum yolunu tıkayabilir. Hava yolunun açık olduğundan emin olmak, kazazedenin nefes almasını ve vücuduna hayati öneme sahip oksijenin girmesini garanti altına alır. Bu nedenle bu, yapılması gereken doğru bir uygulamadır.
-
c) Kanama varsa, hemen durdurulması: Şokun en yaygın nedenlerinden biri ciddi kan kaybıdır. Vücuttan kan kayboldukça, dolaşımdaki kan hacmi azalır ve organlara yeterli kan pompalanamaz. Dolayısıyla, görünen bir dış kanama varsa, şokun nedenini ortadan kaldırmak ve durumun kötüleşmesini engellemek için kanamanın derhal temiz bir bezle veya elle baskı uygulanarak durdurulması gerekir. Bu da kesinlikle doğru bir ilk yardım uygulamasıdır.
-
d) Sırt üstü yatırılarak ayaklarının 30 cm kadar yükseltilmesi: Bu pozisyon, "şok pozisyonu" olarak bilinir ve standart bir şok müdahalesidir. Kazazedenin ayaklarını yaklaşık 30 cm yukarı kaldırmak, bacaklardaki kanın yer çekimi etkisiyle beyin, kalp ve akciğerler gibi hayati organlara doğru akmasını sağlar. Bu sayede bu önemli organların kanlanması desteklenir ve hastanın durumu stabil hale getirilmeye çalışılır. Bu da yapılması gereken doğru bir uygulamadır.
Özetle: Şoka girmiş bir kazazedeye hava yolunu açmak, kanamayı durdurmak ve onu şok pozisyonuna getirmek hayat kurtarıcı müdahalelerdir. Ancak onu rastgele ve gereksiz yere hareket ettirmek, durumunu daha da kötüleştirecek tehlikeli ve yanlış bir uygulamadır.
Soru 7 |
Yarası sarılarak uyutulur. | |
Yaralı bölgeye sıcak uygulama yapılır. | |
Solunum yolu açık tutularak sevk edilir. | |
Kanama yoksa bir şey yapmaya gerek yoktur |
c) Solunum yolu açık tutularak sevk edilir. ✓ (DOĞRU)
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, baş yaralanmalarında en büyük tehlikelerden birinin bilinç kaybı olmasıdır. Bilincini kaybeden bir kişinin dili geriye kaçarak solunum yolunu tıkayabilir veya kusmuk solunum yoluna kaçabilir. Bu nedenle ilk yardımcının en öncelikli görevi, kazazedenin nefes alıp aldığını kontrol etmek ve solunum yolunu sürekli açık tutmaktır (örneğin, Baş-Çene pozisyonu vererek). Ardından, derhal 112 aranarak kazazedenin bir sağlık kuruluşuna sevk edilmesi sağlanmalıdır, çünkü kesin teşhis ve tedavi sadece hastanede yapılabilir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
-
a) Yarası sarılarak uyutulur.
Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve çok tehlikelidir. Başından yaralanan bir kazazede asla uyutulmaz. Çünkü uyku hali, beyin kanaması gibi durumların en önemli belirtisi olan bilinç düzeyindeki değişiklikleri (uykuya meyil, sersemlik, tepkisizlik) gizler. Kazazedenin bilincini sürekli olarak kontrol etmek, durumunun iyiye mi yoksa kötüye mi gittiğini anlamak için hayati önem taşır. -
b) Yaralı bölgeye sıcak uygulama yapılır.
Bu uygulama da tamamen yanlıştır. Sıcak uygulama, kan damarlarını genişletir ve bölgedeki kan akışını artırır. Bu durum, yaralı bölgedeki kanamayı ve şişliği (ödemi) artırarak beyne olan baskıyı tehlikeli bir şekilde yükseltebilir. Tam tersine, eğer bir uygulama yapılacaksa bu, kanamayı yavaşlatmak ve şişliği azaltmak için soğuk uygulama (buz torbası gibi) olmalıdır. -
d) Kanama yoksa bir şey yapmaya gerek yoktur.
Bu, baş yaralanmalarındaki en büyük yanılgılardan biridir. Dışarıdan görünen kanama, yaralanmanın ciddiyetini belirlemez. "Kapalı kafa travması" adı verilen durumlarda, dışarıda hiçbir kanama veya yara olmasa bile kafatası içinde ciddi bir beyin kanaması veya hasarı meydana gelmiş olabilir. Bu nedenle, görünürde kanama olmasa bile her baş yaralanması ciddi kabul edilmeli ve mutlaka tıbbi yardım istenmelidir.
Soru 8 |
110 | |
112 | |
155 | |
156 |
Bu soruda, bir trafik kazası anında olay yerinde bulunan bir ilk yardımcının, yaralılar için tıbbi destek istemek amacıyla hangi acil durum numarasını araması gerektiği test edilmektedir. Bu bilgi, sürücü adaylarının acil bir durumda doğru ve hızlı müdahalede bulunabilmesi için kritik öneme sahiptir. Doğru numarayı bilmek, hayat kurtarmak için atılacak ilk ve en önemli adımlardan biridir.
Doğru cevap b) 112'dir. Türkiye'de artık tüm acil durumlar için tek bir çatı numara olan 112 Acil Çağrı Merkezi kullanılmaktadır. Bu sistem; ambulans (sağlık), polis (emniyet), jandarma, itfaiye ve orman yangını gibi farklı acil yardım hizmetlerini tek bir merkezde birleştirmiştir. Dolayısıyla, bir kaza durumunda sağlık yardımı gerektiğinde 112'yi aramak, en hızlı ve en doğru harekettir çünkü çağrı merkezi operatörü, olayın niteliğine göre gerekli tüm ekipleri (ambulans, polis, itfaiye vb.) aynı anda olay yerine yönlendirebilir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) 110: Bu numara, 112 sisteminden önce doğrudan İtfaiye'ye ulaşmak için kullanılıyordu. İtfaiyenin görevi yangın söndürmek ve araçta sıkışma gibi teknik kurtarma operasyonları yapmaktır. Kaza yerinde itfaiyeye ihtiyaç olsa bile, çağrı 112 üzerinden yapılmalıdır. 112 operatörü, durumu değerlendirip itfaiyeyi de olay yerine sevk edecektir.
- c) 155: Bu numara, eskiden doğrudan Polis İmdat hattına aitti. Polisin görevi kaza yerinde güvenliği sağlamak, trafiği yönlendirmek ve olayı soruşturmaktır. Ancak soruda özellikle "acil sağlık yardımı" istendiği için, tıbbi müdahale önceliklidir. 112 arandığında, polis ekipleri de olay yerine yönlendirilir.
- d) 156: Bu numara, Jandarma İmdat hattı olarak kullanılıyordu ve jandarmanın sorumluluk bölgesindeki (genellikle kırsal alanlar) asayiş olayları için aranıyordu. Tıpkı polis gibi, jandarmanın da öncelikli görevi sağlık hizmeti vermek değildir. Kaza jandarma bölgesinde olsa dahi, aranması gereken tek numara yine 112'dir.
Özetle, Türkiye'de acil bir durumla karşılaştığınızda aklınıza gelmesi gereken tek numara 112'dir. Bu entegre sistem, vatandaşın hangi birimi araması gerektiği konusunda kafa karışıklığı yaşamasını engeller ve tüm ilgili ekiplerin olay yerine en hızlı şekilde ulaşmasını sağlar. Bu nedenle, kaza yerinde bir ilk yardımcı için doğru ve tek seçenek 112'yi aramaktır.
Soru 9 |
Oturuş pozisyonu | |
Baş-çene pozisyonu | |
Sırtüstü yatış pozisyonu | |
Yüzüstü yatış pozisyonu |
Bu soruda, aniden ve kendiliğinden başlayan bir burun kanaması durumunda, kanamanın durdurulmasına yardımcı olmak ve kazazedenin güvenliğini sağlamak için ona verilmesi gereken doğru vücut pozisyonunun ne olduğu sorgulanmaktadır. İlk yardım bilgisi açısından temel ve hayati bir konudur.
Doğru cevap a) Oturuş pozisyonu'dur. Burun kanaması geçiren bir kişiye yapılması gereken ilk ve en önemli müdahale, onu sakinleştirip oturtmaktır. Kişinin başı, kalbinden daha yukarıda olacağı için burundaki kan damarlarına olan basınç azalır ve bu da kanamanın yavaşlamasına yardımcı olur. Ayrıca, kişinin başı hafifçe öne eğilmelidir ki kan yutularak mideye gitmesin veya soluk borusuna kaçmasın.
Doğru müdahalenin adımları şunlardır:
- Kazazede sakinleştirilir ve oturtulur.
- Başı hafifçe öne doğru eğilir.
- Burun kanatlarına (burnun yumuşak kısmına) yaklaşık 5 dakika boyunca baş ve işaret parmakları ile baskı uygulanır.
- Bu esnada ağızdan nefes alıp vermesi söylenir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- b) Baş-çene pozisyonu: Bu pozisyon, bilinci kapalı olan kazazedelerde solunum yolunu açmak için kullanılır. Burun kanaması olan ve bilinci açık bir kişiye uygulanması tamamen anlamsız ve yanlıştır. Hatta başı geriye iteceği için kanın genze kaçmasına neden olarak durumu daha tehlikeli hale getirir.
- c) Sırtüstü yatış pozisyonu: Bu, halk arasında yaygın olarak yapılan en tehlikeli yanlışlardan biridir. Kişiyi sırtüstü yatırmak ve başını geriye atmak, kanın boğaza, soluk borusuna ve mideye akmasına neden olur. Mideye giden kan bulantı ve kusmaya yol açabilirken, soluk borusuna kaçan kan boğulma tehlikesi yaratır.
- d) Yüzüstü yatış pozisyonu: Bu pozisyon da doğru değildir. Kanamanın kontrol altına alınmasını zorlaştırır, kişinin rahat nefes almasını engeller ve buruna baskı uygulamak neredeyse imkansız hale gelir. Bu pozisyon, burun kanaması için etkili bir ilk yardım yöntemi değildir.
Özetle, burun kanamasında temel amaç kanın dışarı akmasını sağlamak ve yutulmasını engellemektir. Bu nedenle kazazede oturtulmalı ve başı hafifçe öne eğilmelidir. Bu pozisyon hem kanamanın kontrolünü kolaylaştırır hem de olası komplikasyonları (boğulma, kusma) önler.
Soru 10 |
Yalnız I | |
Yalnız II | |
I ve III | |
II ve III |
Bu soruda, ilk yardımda hayati bir durum olan şok tablosunun belirtileri sorgulanmaktadır. Doğru cevabı bulmak için şokun ne olduğunu ve vücutta ne gibi değişikliklere yol açtığını anlamak gerekir. Şok, dolaşım sisteminin yaşamsal organlara (beyin, kalp, böbrekler gibi) yeterli miktarda kan ve oksijen gönderememesi durumudur ve acil müdahale gerektirir.
Şimdi verilen bulguları tek tek inceleyelim ve şok belirtisi olup olmadıklarını değerlendirelim:
- I- Deri soğuk ve nemlidir: Bu ifade doğrudur. Şok durumunda vücut, hayati organlara kan akışını devam ettirebilmek için kanı deriden ve uzuvlardan (kol, bacak gibi) çeker. Kan akışı azalan deri soğur. Vücudun stres tepkisi nedeniyle de terleme görülür, bu da derinin soğuk ve nemli (yapış yapış) olmasına neden olur. Bu, şokun en tipik belirtilerinden biridir.
- II- Nabız düzenli ve dolgundur: Bu ifade yanlıştır. "Düzenli ve dolgun" bir nabız, sağlıklı ve normal bir dolaşım sisteminin işaretidir. Şok durumunda ise kalp, azalan kan basıncını telafi etmek için daha hızlı çalışmaya başlar ancak kan hacmi azaldığı için nabız vuruşları zayıflar. Dolayısıyla şoktaki bir kişinin nabzı hızlı ve zayıftır, dolgun değildir.
- III- Solunum yüzeysel ve hızlıdır: Bu ifade de doğrudur. Vücut dokularına yeterli oksijen gitmediği için, solunum sistemi bu açığı kapatmaya çalışır. Bu nedenle kişi daha sık nefes alıp vermeye başlar (hızlı solunum). Ancak bu solunumlar genellikle etkisiz ve derinden olmayan, yani yüzeysel solunumlardır. Bu da tipik bir şok belirtisidir.
Bu değerlendirmelere göre, şok belirtileri I. ve III. maddelerde doğru bir şekilde verilmiştir. II. madde ise şok durumunun tam tersini ifade etmektedir.
Şimdi seçenekleri inceleyelim:
- a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Çünkü III. maddedeki "solunumun yüzeysel ve hızlı olması" da bir şok belirtisidir.
- b) Yalnız II: Bu seçenek tamamen yanlıştır. "Düzenli ve dolgun nabız" sağlıklı bir durumun göstergesidir, şok belirtisi değildir.
- c) I ve III: Bu seçenek doğrudur. Hem derinin soğuk ve nemli olması (I) hem de solunumun yüzeysel ve hızlı olması (III) şokun klasik belirtilerindendir.
- d) II ve III: Bu seçenek yanlıştır. Çünkü şok belirtisi olmayan II. maddeyi içermektedir.
Soru 11 |
Sinir sistemi | |
Hareket sistemi | |
Boşaltım sistemi | |
Dolaşım sistemi |
Bu soruda, vücudumuzda kanı temizleyen, yararlı maddeleri ayırıp vücutta tutan, zararlı atıkları ise dışarı atan ve bu sayede vücudun genel dengesini (homeostazi) sağlayan sistemin hangisi olduğu sorulmaktadır. Sorunun anahtar kelimeleri "kanı süzmek", "zararlı olanları atmak" ve "iç dengeyi korumak"tır. Bu görevleri yerine getiren sistemi doğru bir şekilde tespit etmemiz gerekmektedir.
Doğru cevap c) Boşaltım sistemi'dir. Çünkü boşaltım sisteminin temel görevi tam olarak soruda tarif edilen işlevleri yerine getirmektir. Bu sistemin ana organı olan böbrekler, kanı sürekli olarak süzer. Bu süzme işlemi sırasında su, mineral gibi vücut için gerekli maddeleri geri emerken; üre gibi zararlı atıkları ve fazla suyu idrar olarak vücuttan dışarı atar. Bu sayede kanı temizler ve vücudun su-tuz dengesini koruyarak iç dengeyi sağlar.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Sinir sistemi: Bu sistem, beyin, omurilik ve sinirlerden oluşur. Vücudun yönetim ve iletişim merkezidir; düşünme, öğrenme, hareket etme gibi komutları verir ve organlar arası koordinasyonu sağlar. Kanı süzme veya atık maddeleri vücuttan uzaklaştırma gibi bir görevi yoktur.
- b) Hareket sistemi: Kemikler, kaslar ve eklemlerden oluşan bu sistem, vücuda destek olur, ona şeklini verir ve hareket etmemizi sağlar. Görevi tamamen fiziksel destek ve hareketle ilgilidir; kanın temizlenmesiyle bir bağlantısı bulunmaz.
- d) Dolaşım sistemi: Bu seçenek, en çok karıştırılabilecek çeldirici cevaptır. Dolaşım sistemi (kalp, damarlar ve kan), besinleri ve oksijeni hücrelere taşır, hücrelerde oluşan atık maddeleri de toplar. Ancak bu atık maddeleri süzüp vücuttan atan kendisi değildir. Dolaşım sistemi, zararlı maddeleri boşaltım sisteminin organı olan böbreklere sadece taşır. Süzme ve atma işini ise boşaltım sistemi yapar. Yani dolaşım sistemi bir "taşıma" sistemiyken, boşaltım sistemi bir "arıtma" sistemidir.
Soru 12 |
Koma | |
Bayılma | |
Sara krizi | |
Ateşli havale |
Bu soruda, belirli özelliklere sahip bir bilinç kaybı durumunun doğru tanımı istenmektedir. Sorunun kilit noktaları; bilinç kaybının "kısa süreli", "yüzeysel", "geçici" olması ve en önemlisi nedeninin "beyne giden kan akışının azalması" olmasıdır. Bu özelliklerin tamamını karşılayan doğru terimi bulmamız gerekiyor.
Doğru cevap b) Bayılma seçeneğidir. Bayılma (tıbbi adıyla senkop), tam olarak soruda tarif edilen durumdur. Beyne giden kan ve dolayısıyla oksijen miktarının geçici olarak azalması sonucu ortaya çıkar. Genellikle kişi ayağa kalktığında kan basıncının aniden düşmesi, aşırı korku, heyecan, ağrı veya uzun süre ayakta kalma gibi nedenlerle tetiklenir ve kişi genellikle birkaç saniye veya dakika içinde kendine gelir.
Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
- a) Koma: Koma, bayılmadan çok daha derin ve uzun süreli bir bilinç kaybıdır. Kişi dış uyarılara (ses, ağrı) tepki vermez ve kendiliğinden uyanamaz. Komanın nedeni genellikle ciddi beyin hasarı, zehirlenme veya metabolik bozukluklar gibi ağır durumlardır; basit bir kan akışı azalması değildir. Bu nedenle "kısa süreli ve yüzeysel" tanımına uymaz.
- c) Sara krizi: Sara krizi (epilepsi nöbeti), beyindeki normal dışı ve ani elektriksel boşalmalar sonucu ortaya çıkar. Nedeni beyne kan akışının azalması değil, beynin elektriksel aktivitesindeki bir bozukluktur. Kriz sırasında bilinç kaybı yaşanabilse de kasılmalar, titremeler gibi farklı belirtiler de görülebilir ve temel mekanizması sorudakinden tamamen farklıdır.
- d) Ateşli havale: Ateşli havale, genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda yüksek ateşin beyni etkilemesiyle ortaya çıkan bir nöbet türüdür. Bilinç kaybına yol açsa da temel nedeni "yüksek ateş"tir, beyne giden kan akışının azalması değildir. Bu durum, belirli bir yaş grubuna ve özel bir nedene (ateş) bağlı olduğu için genel bir tanım olan bayılma ile karıştırılmamalıdır.
Özetle, ehliyet sınavında karşınıza çıkabilecek bu soruda anahtar kelimeler "kısa süreli, geçici ve kan akışının azalması"dır. Bu üç özelliği bir arada bulunduran tek durum bayılmadır. Diğer şıklar ise farklı nedenlere dayanan, daha derin veya daha spesifik bilinç kaybı durumlarını ifade eder.
Soru 13 |
Yerlerinin değiştirilmesi | |
Üzerlerine yazı yazılması | |
Görülmelerinin engellenmesi | |
Eskiyenlerin yenileriyle değiştirilmesi |
Bu soruda, trafik işaret levhalarına yönelik yapılan eylemlerden hangisinin trafik güvenliği için bir risk oluşturmadığı, aksine olumlu bir davranış olduğu sorulmaktadır. Sorunun mantığı, dört seçenek arasından trafiği tehlikeye atan üç yanlışı eleyip, güvenliği artıran tek doğruyu bulmaktır. Bu tür sorularda, her seçeneğin trafikteki etkisini dikkatlice düşünmek gerekir.
d) Eskiyenlerin yenileriyle değiştirilmesi: Bu seçenek doğru cevaptır çünkü zamanla güneş, yağmur gibi dış etkenler nedeniyle yıpranan, rengi solan veya hasar gören trafik levhaları görevini tam olarak yerine getiremez. Bu levhaların okunurluğu azalır, özellikle gece veya kötü hava koşullarında sürücüler tarafından fark edilmeleri zorlaşır. Eskimiş levhaların standartlara uygun, yeni ve reflektif (yansıtıcı) özellikli levhalarla değiştirilmesi, sürücülerin uyarıları ve kuralları net bir şekilde görmesini sağlayarak trafik güvenliğini artırır. Bu nedenle bu davranış trafiği tehlikeye düşürmek yerine, tehlikeleri önleyen bir eylemdir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış ve tehlikeli olduğunu inceleyelim:
-
a) Yerlerinin değiştirilmesi: Bu davranış son derece tehlikelidir. Trafik işaret levhaları, mühendisler tarafından yapılan hesaplamalar sonucunda sürücülerin en doğru zamanda ve mesafede görebileceği şekilde stratejik noktalara yerleştirilir. Örneğin bir "DUR" levhasının yerini değiştirmek, sürücünün kavşağa kontrolsüz girmesine veya ani fren yaparak kazaya neden olmasına yol açabilir. Bu yüzden levhaların yerini değiştirmek, trafik düzenini ve güvenliğini temelden bozar.
-
b) Üzerlerine yazı yazılması: Levhaların üzerine yazı yazmak, resim çizmek veya etiket yapıştırmak, levhanın içerdiği mesajın (sembol veya yazının) okunmasını zorlaştırır veya tamamen engeller. Sürücünün dikkatinin dağılmasına neden olabileceği gibi, hız limiti veya yasaklama gibi önemli bir bilginin anlaşılamamasına yol açar. Bu durum, sürücünün yanlış bir manevra yapmasına ve kazaya sebebiyet vermesine neden olabilir.
-
c) Görülmelerinin engellenmesi: Bir trafik levhasının ağaç dalı, reklam panosu veya hatalı park etmiş bir araç tarafından kapatılması, o levhanın yok hükmünde olmasına neden olur. Sürücü, göremediği bir kurala veya uyarıya uyamaz. Örneğin, görülmesi engellenmiş bir "Girilmez" levhası nedeniyle bir sürücünün tek yönlü bir sokağa tersten girmesi, çok ciddi kazalara yol açabilecek tehlikeli bir durumdur.
Özetle, a, b ve c seçeneklerindeki eylemler trafik levhalarının işlevini bozarak veya ortadan kaldırarak trafik güvenliğini doğrudan tehlikeye atar. Sadece d seçeneğindeki eylem, yani eskiyen levhaları yenilemek, trafik güvenliğini koruyan ve artıran sorumlu bir davranıştır.
Soru 14 |
Olayı en yakın zabıta veya sağlık kuruluşuna bildirmek | |
Kazaya karışan araçların yerini değiştirmek | |
Kaza yerindeki iz ve delilleri yok etmek | |
Olay yerinden uzaklaşmak |
a) Olayı en yakın zabıta veya sağlık kuruluşuna bildirmek: Bu seçenek doğru cevaptır. Bir trafik kazası meydana geldiğinde, yapılması gereken ilk ve en önemli eylem, durumu derhal yetkililere haber vermektir. Günümüzde bu, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yapılır. Bu sayede olay yerine en kısa sürede ambulans, polis veya jandarma gibi profesyonel ekiplerin ulaşması sağlanır ve yaralılara zamanında müdahale edilir. Bu, hem yasal bir zorunluluk hem de bir vatandaşlık görevidir.
b) Kazaya karışan araçların yerini değiştirmek: Bu seçenek yanlıştır. Özellikle yaralanmalı veya ölümlü kazalarda, araçların kaza sonrası konumu, fren izleri ve diğer unsurlar, kazanın nedenini ve kusur durumunu belirlemek için önemli delillerdir. Polis veya jandarma ekipleri gelmeden araçların yerini değiştirmek, bu delillerin kaybolmasına ve soruşturmanın yanlış yönlenmesine sebep olur. Araçlar, yalnızca yaralanmanın olmadığı, tarafların anlaştığı ve Kaza Tespit Tutanağı düzenlediği maddi hasarlı kazalarda trafiği açmak amacıyla hareket ettirilebilir.
c) Kaza yerindeki iz ve delilleri yok etmek: Bu seçenek kesinlikle yanlıştır ve aynı zamanda yasal olarak bir suçtur. Kaza yerindeki cam kırıkları, fren izleri, sürüklenme izleri gibi her türlü delil, olayın aydınlatılması için hayati önem taşır. Bu delilleri bilerek yok etmek veya gizlemeye çalışmak, "suç delillerini karartmak" anlamına gelir ve ciddi hukuki yaptırımları vardır. Sorumluluğumuz, bu delilleri korumaktır.
d) Olay yerinden uzaklaşmak: Bu seçenek de yanlıştır ve yasalara aykırıdır. Bir kazaya karıştıysanız olay yerini terk etmek, "kazayı bildirmeme ve olay yerinden kaçma" suçunu oluşturur. Eğer kazaya sadece tanık olduysanız bile, yaralılara yardım etme ve durumu yetkililere bildirme yükümlülüğünüz vardır. Hiçbir şey yapmadan olay yerinden uzaklaşmak, hem vicdani sorumluluktan hem de yasal yükümlülükten kaçmak demektir.
Soru 15 |
20 | |
25 | |
35 | |
45 |
Bu soruda, ticari amaçla şehirler arası yük ve yolcu taşımacılığı yapan profesyonel bir şoförün, belirli bir süre aralıksız araç kullandıktan sonra yasal olarak vermesi gereken minimum mola süresi sorgulanmaktadır. Bu kuralın temel amacı, uzun süre araç kullanmaktan kaynaklanan yorgunluğu ve dikkat dağınıklığını önleyerek trafik güvenliğini sağlamaktır. Sorunun anahtar noktası "4,5 saat devamlı araç kullanımı" ve "en az dinlenme süresi" ifadeleridir.
Doğru cevap d) 45 seçeneğidir. Türkiye'deki Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, ticari araç şoförlerinin çalışma ve dinlenme süreleri net bir şekilde düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre bir şoför, en fazla 4,5 saat boyunca aralıksız olarak araç kullanabilir. Bu 4,5 saatlik sürüş süresinin sonunda, şoförün en az 45 dakika dinlenmesi yasal bir zorunluluktur. Bu süre, şoförün fiziksel ve zihinsel olarak dinlenip yeniden konsantre olması için belirlenmiş asgari süredir.
Bu 45 dakikalık mola ile ilgili bilinmesi gereken önemli bir detay daha vardır. Şoförler, bu molayı tek seferde kullanmak zorunda değildir. İsterlerse, 4,5 saatlik sürüş periyodu içerisinde bu molayı ikiye bölerek kullanabilirler. Ancak bu durumda molaların süresi şu şekilde olmalıdır:
- Önce en az 15 dakikalık bir mola,
- Daha sonra en az 30 dakikalık bir mola.
Her iki durumda da toplam dinlenme süresi 45 dakikayı bulmak zorundadır. Bu esneklik, şoförün yol ve trafik durumuna göre dinlenmesini planlamasına olanak tanır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelince:
- a) 20, b) 25, ve c) 35 dakika seçenekleri, yönetmelikte belirtilen yasal minimum sürenin altındadır. 4,5 saatlik kesintisiz bir sürüşün ardından bu kadar kısa bir mola, yorgunluğun giderilmesi için yeterli kabul edilmez. Bu nedenle, bu süreler trafik güvenliği açısından riskli bulunur ve yasal olarak geçersizdir. Bir şoförün 45 dakikadan az dinlenmesi kural ihlali sayılır ve denetimlerde cezai işleme neden olur.
Soru 16 |
İnen araç sürücüsünün çıkan araç sürücüsüne yol vermesi | |
Çıkan araç sürücüsünün inen araç sürücüsüne yol vermesi | |
İnen araç sürücüsünün çıkan araç sürücüsünü ikaz edip durdurması | |
İnen araç sürücüsünün aracın motorunu durdurup, vitesi boşa alması |
Doğru Cevap: a) İnen araç sürücüsünün çıkan araç sürücüsüne yol vermesi
Bu seçeneğin doğru olmasının temel sebebi fizik ve güvenliktir. Yokuş yukarı çıkan bir araç, yer çekimine karşı hareket ettiği için daha fazla motor gücüne ihtiyaç duyar ve durduktan sonra tekrar kalkış yapması daha zordur. Kalkış sırasında aracın geriye kayma riski bulunur. Bu nedenle, trafik kuralları yokuşu çıkan aracın momentumunu ve güvenliğini korumak amacıyla ona geçiş önceliği tanır. Yokuş aşağı inen aracın ise durması, kontrolü sağlaması ve gerekirse geri manevra yapması, çıkan araca göre çok daha kolaydır. Bu yüzden inen araç, çıkan araca yol vermelidir.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- b) Çıkan araç sürücüsünün inen araç sürücüsüne yol vermesi: Bu seçenek yanlıştır. Az önce açıklandığı gibi, yokuş yukarı çıkmakta olan bir aracı durdurmak, onu zor durumda bırakır. Tekrar kalkış yaparken yaşanabilecek zorluklar (debriyajın zorlanması, geri kayma riski vb.) tehlikeli durumlar yaratabilir. Bu sebeple geçiş üstünlüğü çıkan araçtadır.
- c) İnen araç sürücüsünün çıkan araç sürücüsünü ikaz edip durdurması: Bu seçenek yanlıştır. Kural, inen aracın yol vermesini gerektirir, çıkan aracı durdurmasını değil. Çıkan aracı durmaya zorlamak, hem kural ihlalidir hem de o sürücüyü tehlikeli bir duruma sokmaktır. İletişim kurmak önemli olsa da, temel kural geçiş hakkını kimin kullanacağıdır.
- d) İnen araç sürücüsünün aracın motorunu durdurup, vitesi boşa alması: Bu seçenek sadece yanlış değil, aynı zamanda son derece tehlikelidir. Eğimli bir yolda motoru durdurmak, fren ve direksiyon gibi hidrolik sistemlerin devre dışı kalmasına (veya zorlaşmasına) neden olabilir. Vitesi boşa almak ise aracın kontrolsüz bir şekilde hızlanmasına yol açar çünkü "motor freni" etkisinden faydalanılamaz. Bu, bir sürücünün yokuş aşağı yapmaması gereken en temel hatalardan biridir.
Özetle, eğimli ve dar yollarda karşılaşma durumunda, yokuş yukarı çıkan aracın işi her zaman daha zordur. Bu nedenle trafik kanunları, güvenliği ve pratikliği ön planda tutarak inen aracın, çıkan araca yol vermesini zorunlu kılmıştır. Bu kuralı bilmek, hem sınavda başarılı olmanızı sağlar hem de gerçek trafikte güvenli bir sürüş yapmanıza yardımcı olur.
Soru 17 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Doğru Cevap: a) seçeneğidir.
Bu seçenekteki görselde, şerit üzerine çizilmiş tek bir düz ok bulunmaktadır. Bu ok, "İleri Yön Oku" olarak adlandırılır. Bu işareti gören bir sürücü, bulunduğu şeritte sadece ve sadece ileri yönde seyrine devam edebilir. Sağa veya sola dönmek, U dönüşü yapmak gibi manevralar bu şeritten kesinlikle yasaktır.
Diğer Seçeneklerin Açıklamaları:
- b) seçeneği: Bu görselde, hem ileri hem de sağa doğru yönelen bir ok bulunur. Bu işaret, "İleri ve Sağa Mecburi Yön" anlamına gelir. Sürücüler bu şeridi kullanarak ya düz gidebilirler ya da sağa dönebilirler. Soru "sadece ileri yönde" dediği için bu seçenek yanlıştır çünkü sağa dönme alternatifi de sunmaktadır.
- c) seçeneği: Bu görselde sadece sağa dönen bir ok yer almaktadır. Bu işaret, "Sağa Mecburi Yön" demektir ve bu şeridin yalnızca sağa dönüş yapacak araçlar için ayrıldığını belirtir. Bu şeritten düz gitmek yasaktır, bu nedenle sorunun cevabı olamaz.
- d) seçeneği: Bu görselde ise sola dönüş ve geriye (U) dönüşü belirten iki ayrı ok bulunmaktadır. Bu işaretlemenin olduğu şerit, "Sola ve Geriye Dönüş" şerididir. Sürücüler bu şeridi ya sola dönmek ya da uygunsa U dönüşü yapmak için kullanmalıdır. İleri gitme seçeneği olmadığı için bu seçenek de yanlıştır.
Özetle, yol üzerindeki yön okları sürücülere gitmeleri gereken zorunlu istikametleri bildirir. Soruda istenen "sadece ileri yönde seyir" anlamını, tek bir düz okun bulunduğu a) seçeneği karşılamaktadır. Ehliyet sınavında bu tür yatay işaretlemelerin anlamlarını bilmek, hem sınav başarısı hem de trafikte güvenli sürüş için çok önemlidir.
Soru 18 |
Durma | |
Park etme | |
Duraklama | |
Trafikten men |
Bu soruda, seyir hâlindeki bir aracın, sürücünün kendi iradesi dışında, dış etkenler ve trafik kuralları gereği hareketini sonlandırması durumunun tanımı sorulmaktadır. Soruda verilen örnekler (kırmızı ışık, yolun kapanması, yetkili işareti) bu durumun zorunlu niteliğini vurgulamaktadır. Bu kavramları doğru anlamak, trafikteki en temel kurallardan biridir.
a) Durma ✓ (DOĞRU)
Doğru cevap Durma'dır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre "Durma", trafik zorunlulukları (örneğin trafik görevlisinin işareti, kırmızı ışık, öndeki aracın durması veya yolun kapanması gibi) nedeniyle aracın durdurulmasıdır. Bu eylem, sürücünün keyfi bir kararı değil, uymakla yükümlü olduğu bir kural veya durumdan kaynaklanır. Soruda verilen tüm örnekler, birer trafik zorunluluğu olduğu için bu tanıma tam olarak uymaktadır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- b) Park etme: Park etme, aracın "durma" ve "duraklama" halleri dışında, genellikle sürücünün aracı terk ettiği uzun süreli bırakılmasıdır. Kırmızı ışıkta beklemek veya polisin "dur" işaretine uymak, aracı uzun süreli bırakma amacı taşımaz. Bu nedenle park etme, bu durum için yanlış bir tanımdır.
- c) Duraklama: Duraklama, sürücünün iradesiyle, yolcu indirip bindirmek, yük alıp boşaltmak veya kısa bir süre beklemek gibi amaçlarla aracın geçici olarak durdurulmasıdır. Duraklamanın en önemli özelliği, sürücünün isteğine bağlı ve kısa süreli olmasıdır. Oysa sorudaki durumlar isteğe bağlı değil, zorunludur. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
- d) Trafikten men: Trafikten men, bir sürüş eylemi değil, idari bir yaptırımdır. Aracın muayenesinin olmaması, zorunlu trafik sigortasının yapılmaması gibi ciddi kural ihlallerinde, yetkililerin araca el koyarak trafikten alıkoyması işlemidir. Soruda bahsedilen durumlarla hiçbir ilgisi yoktur.
Özetle:
Trafikteki bu üç temel kavramı ayırt etmenin en kolay yolu şudur: Eğer durma sebebiniz bir zorunluluktan (kırmızı ışık, polis, kaza) kaynaklanıyorsa bu DURMA'dır. Eğer durma sebebiniz kendi isteğinizle ve kısa süreli bir iş (yolcu indirme gibi) içinse bu DURAKLAMA'dır. Eğer aracı bırakıp gidecekseniz bu da PARK ETME'dir.
Soru 19 |
Şekildeki kavşakta; ileriye yeşil, sola kırmızı ve sağa yeşil oklu ışık yanmaktadır.
Buna göre hangi numaralı şeritteki araçlar yollarına devam edebilir?
Yalnız 2 | |
1 ve 2 | |
1 ve 3 | |
2 ve 3 |
Bu soruda, şekildeki kavşakta bulunan trafik ışıklarının durumuna göre hangi numaralı şeritlerdeki araçların yollarına devam etme hakkına sahip olduğu sorulmaktadır. Doğru cevabı bulmak için her bir aracın bulunduğu şeridi, gitmek istediği yönü ve o yöne hitap eden trafik ışığının ne anlama geldiğini dikkatlice analiz etmemiz gerekir.
Soruda verilen bilgilere göre kavşaktaki ışıkların durumu şöyledir:
- İleriye: Yeşil ışık yanıyor.
- Sola: Kırmızı ışık yanıyor.
- Sağa: Yeşil oklu ışık yanıyor.
Şimdi bu bilgilere göre her bir aracı tek tek inceleyelim:
- 1 Numaralı Araç: Bu araç en sol şeritte bulunmaktadır ve bu şerit sola dönüş yapmak isteyen araçlar içindir. Soru metninde sola dönüşler için kırmızı ışığın yandığı açıkça belirtilmiştir. Trafik kurallarına göre kırmızı ışık "Dur" anlamına geldiği için 1 numaralı araç kesinlikle beklemek zorundadır ve yoluna devam edemez.
- 2 Numaralı Araç: Bu araç orta şerittedir ve şeridin konumu düz gitmek içindir. Kavşakta ileri yönde gidecek sürücüler için yeşil ışık yanmaktadır. Yeşil ışık, yolun o yönde trafiğe açık olduğunu ve sürücülerin kontrollü bir şekilde geçiş yapabileceğini belirttiği için 2 numaralı araç yoluna devam edebilir.
- 3 Numaralı Araç: Bu araç en sağ şeritte yer almaktadır ve sağa dönüş yapmak için konumlanmıştır. Soruda, sağa dönüşler için yeşil oklu ışığın yandığı bilgisi verilmiştir. Yeşil oklu ışık, diğer ışıkların durumuna bakılmaksızın, okun gösterdiği yöne (bu durumda sağa) dönüşün serbest olduğunu ifade eder. Bu nedenle, 3 numaralı araç da güvenli bir şekilde sağa dönüş yapabilir.
Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi
Yaptığımız analize göre, 2 numaralı araç (düz gittiği için) ve 3 numaralı araç (sağa döndüğü için) kendilerine yanan yeşil ışıklar sayesinde yollarına devam edebilirler. 1 numaralı araç ise sola yanan kırmızı ışık nedeniyle durmak zorundadır. Bu durumda, geçiş hakkı olan araçlar 2 ve 3'tür.
- a) Yalnız 2: Bu seçenek yanlıştır, çünkü sağa yanan yeşil oklu ışık sayesinde 3 numaralı aracın da geçiş hakkı vardır.
- b) 1 ve 2: Bu seçenek yanlıştır. 2 numaralı araç geçebilse de, 1 numaralı araç kırmızı ışıkta beklemek zorunda olduğu için geçemez.
- c) 1 ve 3: Bu seçenek de yanlıştır. 3 numaralı aracın geçiş hakkı bulunsa da, 1 numaralı araç kırmızı ışıktan dolayı durmalıdır.
- d) 2 ve 3: Bu seçenek doğrudur. Hem düz giden 2 numaralı araç hem de sağa dönen 3 numaralı araç için trafik ışığı geçiş izni vermektedir.
Soru 20 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Bu soruda, bir trafik görevlisinin gece koşullarında, ışıklı işaret çubuğu kullanarak verdiği talimatlardan hangisinin "geç" anlamına geldiği sorgulanmaktadır. Trafik polisinin el, kol ve vücut hareketleri, sürücüler için uyulması zorunlu talimatlardır ve bu işaretlerin anlamlarını bilmek, trafik güvenliği açısından hayati önem taşır. Özellikle geceleyin veya görüşün düşük olduğu durumlarda kullanılan ışıklı işaretler daha da kritik hale gelir.
Doğru Cevap: a) seçeneği
Doğru cevap 'a' seçeneğidir. Görselde trafik polisi, ışıklı işaret çubuğunu geniş bir kavisle hareket ettirmektedir. Bu hareket, sürücülere "ilerleyin" veya "geçin" talimatını verir. Görevlinin bu dairesel veya kavisli hareketi, trafiğin akmasını istediğini, yolun açık olduğunu ve sürücülerin güvenle devam edebileceğini belirtir. Bu işaret, adeta sürücüyü kendisine doğru çağırır gibi bir anlam taşıdığından, akılda kalıcı ve anlaşılır bir "Geç" komutudur.
Diğer Seçeneklerin Açıklaması
- b) seçeneği: Bu görselde trafik polisi, ışıklı işaret çubuğunu dik bir şekilde havada tutmaktadır. Bu hareket, hem gece hem de gündüz "Dur" anlamına gelir. Sürücünün bu işareti gördüğünde derhal ve güvenli bir şekilde durması gerekmektedir. Bu nedenle, "geç" işaretinin tam tersi bir anlama sahip olduğu için bu seçenek yanlıştır.
- c) seçeneği: Bu görselde görevli, ışıklı çubuğu vücudunun önünde yere paralel bir şekilde sağa ve sola sallamaktadır. Bu hareket, "Yavaşla" talimatıdır. Sürücülerin hızlarını düşürerek daha dikkatli bir şekilde ilerlemeleri gerektiğini belirtir. İleride bir tehlike, kontrol noktası veya trafik sıkışıklığı olabileceğine işaret eder. Bu bir "geç" komutu değil, bir hız uyarısı olduğu için yanlış bir seçenektir.
- d) seçeneği: Bu görselde trafik polisi, ışıklı işaret çubuğuyla belirli bir yönü veya aracı işaret etmektedir. Bu hareket genellikle "Yönlendirme" veya "Kenara Çek" anlamı taşır. Görevli, trafiği belirli bir şeride yönlendirmek, bir aracı durdurup kenara çekmesini istemek veya dönüş yapacak araçlara talimat vermek için bu işareti kullanır. Genel bir "geç" işareti olmadığı için bu seçenek de yanlıştır.
Özetle; ehliyet sınavına hazırlanan bir sürücü adayı olarak, trafik polisinin gece işaretlerini doğru yorumlamak çok önemlidir. Geniş kavisli hareket (a seçeneği) "Geç", dik tutulan çubuk (b seçeneği) "Dur", yatay sallanan çubuk (c seçeneği) "Yavaşla" ve işaret ederek yapılan hareket (d seçeneği) "Yönlendirme/Kenara Çek" anlamına gelmektedir.
Soru 21 |

Okul geçidine | |
Yürüyüş yoluna | |
Gençlik kampına | |
Alt veya üst geçitlere |
Bu soruda, size gösterilen trafik işaret levhasının ne anlama geldiği ve sürücüleri hangi duruma karşı uyardığı sorulmaktadır. Bu levha, Karayolları Trafik Kanunu'nda tanımlanmış bir tehlike uyarı işaretidir. Bu tür işaretlerin amacı, sürücüleri ileride karşılaşabilecekleri potansiyel tehlikelere karşı önceden bilgilendirerek gerekli tedbirleri almalarını sağlamaktır.
Doğru Cevap: a) Okul geçidine
Levhada el ele tutuşmuş, koşan iki insan figürü bulunmaktadır. Bu figürlerden biri daha büyük (yetişkin), diğeri ise daha küçüktür (çocuk). Bu görsel, özellikle çocukların yol üzerinde bulunabileceği bir alana yaklaşıldığını simgeler. Trafikte çocukların en yoğun ve aniden yola çıkma ihtimalinin en yüksek olduğu yerler okul çevreleri olduğu için, bu işaret standart olarak "Okul Geçidi" levhası olarak kullanılır. Bu levhayı gören bir sürücünün, hızını düşürmesi ve her an yola çıkabilecek çocuklara karşı son derece dikkatli olması beklenir.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:
- b) Yürüyüş yoluna: Bu seçenek yanlıştır. Yaya geçitlerini veya yürüyüş yollarını belirten levhalar farklıdır. Genellikle tek bir yetişkin figürünün zebra geçit üzerinde yürüdüğü bir piktogram kullanılır. Okul geçidi levhasındaki en belirleyici fark, çocuk figürünün olması ve figürlerin hareket halinde (koşar gibi) çizilmesidir. Bu, çocukların öngörülemeyen hareketlerine karşı özel bir uyarı niteliği taşır.
- c) Gençlik kampına: Bu seçenek de yanlıştır. Trafik işaretleri sisteminde "Gençlik Kampı" için özel olarak tasarlanmış standart bir tehlike uyarı işareti bulunmamaktadır. Bu tür yerler için genellikle bilgilendirici tabelalar veya gerekliyse ek bir panel ile "Dikkat" levhası kullanılabilir. Sorudaki levha ise net bir şekilde okul geçidini ifade eder.
- d) Alt veya üst geçitlere: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Alt ve üst geçitleri gösteren levhalar, sürücüleri tehlikeye karşı uyaran üçgen levhalar değil, genellikle mavi zeminli, kare veya dikdörtgen şeklindeki bilgi işaretleridir. Bu işaretler, merdivenden inen veya çıkan bir insan figürü içerir ve yayaların yolu güvenli bir şekilde karşıya geçebileceği bir yapı olduğunu bildirir.
Özetle, soruda gösterilen ve bir yetişkin ile bir çocuk figürünün bulunduğu üçgen şeklindeki uyarı levhası, sürücüye bir okul geçidine yaklaştığını bildirir. Bu nedenle sürücünün hızını azaltması, dikkatini artırması ve yayalara, özellikle de çocuklara, geçiş hakkı vermeye hazır olması gerekmektedir.
Soru 22 |
I ve II | |
I ve III | |
II ve III | |
I, II ve III |
Bu soruda, trafik işaret levhalarına yönelik hangi davranışların yasak olduğu, yani yapılmaması gerektiği sorulmaktadır. Trafik güvenliğinin temel taşlarından olan bu işaretlerin korunması ve işlevlerini yerine getirebilmesi için sürücülerin ve yayaların uyması gereken kurallar vardır. Soruyu doğru cevaplamak için verilen öncülleri tek tek "yasak mı, değil mi?" diye değerlendirmemiz gerekir.
Şimdi maddeleri inceleyelim:
- Görülmelerinin engellenmesi: Bir trafik işaretinin ağaç dalı, reklam panosu veya hatalı park etmiş bir araç tarafından kapatılması, sürücülerin o işareti görememesine neden olur. Örneğin, bir "DUR" levhasının görülmemesi, kavşakta çok ciddi kazalara yol açabilir. Bu nedenle, trafik işaretlerinin görüşünü engelleyecek her türlü eylem kesinlikle yasaktır ve trafik güvenliğini doğrudan tehlikeye atar.
- Sorumlu kuruluşların eskiyenleri yenisi ile değiştirmesi: Zamanla güneş, yağmur gibi etkenlerle yıpranan, rengi solan veya hasar gören trafik işaretleri işlevini yitirir. Karayolları Genel Müdürlüğü veya belediyeler gibi sorumlu kurumların bu eskiyen levhaları yenileriyle değiştirmesi bir yasak değil, tam tersine yapılması gereken bir görevdir. Bu işlem, trafik güvenliğinin devamlılığını sağlamak için zorunludur.
- Üzerlerine yazı yazılması, çizilmesi, kırılması, delinmesi, sökülmesi: Trafik işaretlerine bu şekilde zarar vermek, onların okunmasını veya algılanmasını zorlaştırır. Bu durum, kamu malına zarar verme suçunu oluşturduğu gibi, sürücülerin yanlış bilgi almasına veya hiç bilgi alamamasına sebep olarak kazalara davetiye çıkarır. Dolayısıyla bu tür davranışlar da kesinlikle yasaktır.
Bu değerlendirmeler sonucunda, I. ve III. maddelerde belirtilen davranışların yasak olduğunu, ancak II. maddedeki davranışın bir zorunluluk ve görev olduğunu anlıyoruz. Soru bizden yasak olanları bulmamızı istediği için doğru cevap I ve III'ü içeren seçenek olmalıdır.
- a) I ve II: Bu seçenek yanlıştır, çünkü II numaralı öncül (levhaların değiştirilmesi) yasak değil, bir görevdir.
- b) I ve III: Bu seçenek doğrudur. Hem işaretlerin görülmesini engellemek (I) hem de onlara zarar vermek (III) yasaktır.
- c) II ve III: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü II numaralı öncül yasak değildir.
- d) I, II ve III: Bu seçenek, II numaralı öncülü de yasak olarak kabul ettiği için yanlıştır.
Soru 23 |

Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini | |
Her iki yönde seyreden araçların bölünmüş yola gireceğini | |
Her iki yönde seyreden araçların şerit değiştiremeyeceğini | |
Devamlı çizgi tarafındaki araçların şerit değiştiremeyeceğini |
Doğru cevap d) Devamlı çizgi tarafındaki araçların şerit değiştiremeyeceğini seçeneğidir. Trafikte temel kural, her sürücünün kendi şeridine en yakın olan yol çizgisine uymasıdır. Eğer bir sürücünün bulunduğu şeridin hemen yanında devamlı (düz) bir çizgi varsa, bu o sürücünün şerit değiştirmesinin veya sollama yapmasının yasak olduğu anlamına gelir. Bu kural, genellikle o yönden gelenler için görüş mesafesinin yetersiz ve sollama yapmanın tehlikeli olduğunu belirtmek için konulur.
Görseldeki durumu iki yönlü olarak düşünelim. Devamlı çizgi tarafında ilerleyen araçlar için şerit değiştirmek yasaktır. Ancak diğer şeritte, yani kesik çizgi tarafında ilerleyen araçlar, trafik kurallarına uymak ve karşı şeridin boş olduğundan emin olmak kaydıyla şerit değiştirebilir veya sollama yapabilirler. Kısacası, bu işaretleme yolun iki yönü için farklı kurallar getirir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Çift yönlü yoldan tek yönlü yola girileceğini: Bu durum yol çizgileriyle değil, genellikle "Tek Yön" gibi trafik işaret levhalarıyla bildirilir. Bu çizgiler şerit değiştirme kurallarını belirler, yolun yön tipini değiştirmez.
- b) Her iki yönde seyreden araçların bölünmüş yola gireceğini: Bölünmüş yol, ortasında fiziksel bir ayırıcı (refüj, bariyer vb.) bulunan yoldur. Bu çizgi, bölünmemiş bir yoldaki sollama kurallarını belirtir, bölünmüş yola girileceğini göstermez.
- c) Her iki yönde seyreden araçların şerit değiştiremeyeceğini: Eğer her iki yöndeki araçların da şerit değiştirmesi yasak olsaydı, yolun ortasında yan yana iki adet devamlı çizgi (çift devamlı çizgi) bulunurdu. Resimde kesik çizgi de olduğundan, bir yönün şerit değiştirmesine izin verildiği açıktır.
Özet olarak, bu tür bir yol çizgisiyle karşılaştığınızda daima kendi şeridinize en yakın olan çizgiye odaklanmalısınız. Eğer bu çizgi devamlı ise şerit değiştiremezsiniz, kesik ise trafik müsait olduğunda değiştirebilirsiniz.
Soru 24 |
Seyir hâlinde iken elindeki cep telefonu ile konuşmak | |
Yaya ve okul geçitlerinde aracını yavaşlatmak | |
Öndeki aracı güvenli mesafeden izlemek | |
Gidişe ayrılan sağdaki şeritte seyretmek |
Doğru Cevap: a) Seyir hâlinde iken elindeki cep telefonu ile konuşmak
Araç kullanırken sürücünün elinde cep telefonu tutarak konuşması, mesajlaşması veya telefonla ilgilenmesi, Karayolları Trafik Kanunu'na göre açıkça yasaklanmış bir davranıştır ve bir trafik suçu olarak kabul edilir. Bunun temel nedeni, bu eylemin sürücünün dikkatini yoldan ayırmasıdır. Dikkati dağılan bir sürücünün tehlikeleri fark etmesi, doğru kararlar vermesi ve tepki göstermesi gecikir, bu da kaza riskini çok büyük ölçüde artırır. Bu kuralın ihlali para cezası ile sonuçlanır.
Diğer Seçeneklerin Açıklaması:
-
b) Yaya ve okul geçitlerinde aracını yavaşlatmak: Bu bir trafik suçu değil, tam tersine sürücülerin uymakla yükümlü olduğu önemli bir kuraldır. Sürücüler, yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken hızlarını azaltmalı ve bu noktalardan geçen veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermelidir. Bu davranış, yayaların can güvenliğini korumaya yönelik zorunlu bir eylemdir.
-
c) Öndeki aracı güvenli mesafeden izlemek: Bu da bir trafik suçu olamaz; aksine en temel ve hayati güvenlik kurallarından biridir. "Takip mesafesi" olarak bilinen bu kural, öndeki aracın ani fren yapması durumunda arkadaki sürücünün güvenli bir şekilde durabilmesi için yeterli zaman ve mesafeyi bırakmasını sağlar. Takip mesafesini korumak, zincirleme kazaları önlemenin en etkili yoludur.
-
d) Gidişe ayrılan sağdaki şeritte seyretmek: Türkiye'de trafik akışı yolun sağından ilerler. Trafik kurallarına göre, sürücülerin aksine bir durum veya trafik işareti olmadıkça yolun en sağ şeridini kullanmaları esastır. Sol şeritler genellikle daha hızlı giden araçlar veya sollama yapmak (araç geçmek) için kullanılır. Bu nedenle sağ şeritte seyretmek, tamamen kurallara uygun ve doğru bir davranıştır.
Özetle, seçenekler arasında yer alan davranışlardan sadece seyir hâlinde cep telefonu kullanmak bir kural ihlali ve trafik suçudur. Diğer üç seçenek ise güvenli bir sürüş için yapılması gereken doğru ve zorunlu davranışlardır.
Soru 25 |

Kamyon garajını | |
Kamyonun giremeyeceğini | |
Kamyon için geçme yasağının sona erdiğini | |
Kamyon için azami hız sınırlaması olduğunu |
Doğru cevap b) Kamyonun giremeyeceğini seçeneğidir. Trafik işaretlerini anlamak için genel kuralları bilmek işimizi kolaylaştırır. Kırmızı renkli yuvarlak çerçeveye sahip levhalar, genellikle bir yasaklama veya kısıtlama bildirir. Bu levhalara "Trafik Tanzim İşaretleri" denir ve sürücüleri uymaları gereken kurallar hakkında bilgilendirir. Levhanın içindeki kamyon figürü, bu yasağın özellikle kamyonlar için geçerli olduğunu belirtir. Dolayısıyla bu levha, görüldüğü yola kamyonların girişinin yasak olduğunu ifade eder.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Kamyon garajını: Kamyon garajı gibi bilgilendirme amaçlı yerleri gösteren levhalar genellikle mavi veya yeşil renkli, kare veya dikdörtgen şeklindedir. Bu levha ise kırmızı çerçeveli ve yuvarlak olduğu için bir yasaklama bildirir, bir yer göstermez.
- c) Kamyon için geçme yasağının sona erdiğini: Bir yasağın sona erdiğini bildiren levhalar genellikle beyaz veya gri zemin üzerine, yasağı temsil eden sembolün soluk bir şekilde yer aldığı ve üzerinden siyah bir çapraz çizgi geçen levhalardır. Bu levha bir yasağın başlangıcını bildirmektedir, sonunu değil.
- d) Kamyon için azami hız sınırlaması olduğunu: Hız sınırlaması levhaları da kırmızı çerçeveli ve yuvarlaktır ancak içlerinde bir araç figürü yerine, izin verilen en yüksek hızı belirten bir sayı (örneğin 50, 70 gibi) bulunur. Bu levhada bir sayı olmadığı için hız sınırlaması anlamına gelmez.
Özetle, trafik levhalarını yorumlarken şekil ve renk kodlarına dikkat etmek gerekir. Yuvarlak ve kırmızı çerçeveli levhalar bir "YASAK" bildirir. İçindeki sembol ise bu yasağın ne ile ilgili olduğunu açıklar. Bu sorudaki levha, "Kamyon Giremez" levhasıdır ve bu yola kamyonların giriş yapmasının yasak olduğunu net bir şekilde belirtir.
Soru 26 |
Trafik kazalarında koruyucu önlem olarak görmek | |
Araçta bulunan uyarı sistemini susturmak | |
Denetimlerde problem yaşamamak | |
Ceza almaktan çekinmek |
Doğru Cevap: a) Trafik kazalarında koruyucu önlem olarak görmek
Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, emniyet kemerinin varoluş amacını tam olarak açıklamasıdır. Emniyet kemerinin birincil işlevi, olası bir kaza anında sürücüyü ve yolcuları koltuğa sabitleyerek araç içinde savrulmalarını, başlarını veya vücutlarını sert yüzeylere çarpmalarını ve en önemlisi araçtan dışarı fırlamalarını engellemektir. Dolayısıyla, emniyet kemerini bir ceza veya denetim korkusuyla değil, kendi can güvenliğini ve sevdiklerinin can güvenliğini sağlayan hayati bir önlem olarak görmek, bir sürücünün sahip olması gereken en doğru ve temel bilinçtir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- b) Araçta bulunan uyarı sistemini susturmak: Bu, son derece yüzeysel ve tehlikeli bir yaklaşımdır. Araçtaki uyarı sistemi (ikaz sesi), sürücüyü hayati bir tehlikeye karşı uyarmak için vardır. Sadece o sesi susturmak için emniyet kemerini takmak, asıl tehlikeyi göz ardı edip sadece bir rahatsızlığı gidermek anlamına gelir. Bu, bilinçli bir davranış değildir.
- c) Denetimlerde problem yaşamamak ve d) Ceza almaktan çekinmek: Bu iki seçenek de birbirine çok benzer ve dışsal bir motivasyona dayanır. Yani, sürücü emniyet kemerini kendi güvenliği için değil, bir otorite (polis) tarafından yakalanma veya para cezası alma korkusuyla takmaktadır. Oysa bilinçli bir sürücü, yolda hiç denetim olmasa veya ceza sistemi olmasa bile kendi canını korumak için emniyet kemerini her zaman takmalıdır. Cezalar ve denetimler, bu bilince sahip olmayanları teşvik etmek için bir araçtır, amacın kendisi değildir.
Özetle, bu soru sürücü adayının kurallara neden uyması gerektiğini ölçmektedir. Kurallara sadece ceza korkusuyla değil, o kuralların altında yatan mantığı ve can güvenliğini koruma amacını anladığı için uyan bir sürücü profili hedeflenmektedir. Emniyet kemerinin esas nedeni her zaman can güvenliğidir.
Soru 27 |

Dönülen kara yolunun gidiş şeridine girilmesi | |
Karşıya geçen yayalara yol verilmesi | |
Geniş kavisle dönülmesi | |
Dar kavisle dönülmesi |
Doğru cevap c) Geniş kavisle dönülmesi seçeneğidir. Çünkü trafik kurallarına göre sağa dönüşler her zaman dar kavisle yapılır. Sürücü, dönüş yapacağı yolun en sağ şeridine mümkün olduğunca yakın bir şekilde girmelidir. Geniş kavisle dönmek, aracın gereksiz yere orta şeritlere veya karşı yönden gelen trafiğin şeridine taşmasına neden olabilir. Bu durum, hem diğer araçlar hem de sürücünün kendisi için ciddi bir kaza riski oluşturur ve bu nedenle kesinlikle yanlış bir davranıştır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış (yani yapılması gereken doğru davranışlar) olduğuna bakalım:
- a) Dönülen kara yolunun gidiş şeridine girilmesi: Bu ifade, bir dönüşün en temel ve doğru adımıdır. Sağa döndüğünüzde, doğal olarak gideceğiniz yöndeki trafik şeridine girmelisiniz. Aksi takdirde karşı yönden gelen trafiğin içine girmiş olursunuz ki bu da bir kazaya sebep olur. Bu nedenle bu davranış doğrudur.
- b) Karşıya geçen yayalara yol verilmesi: Trafikte yaya önceliği esastır. Özellikle kavşaklarda ve yaya geçitlerinde, dönüş yapan araçlar karşıdan karşıya geçen yayalara yol vermek zorundadır. Bu, hem yasal bir zorunluluk hem de güvenli sürüşün temel bir kuralıdır. Dolayısıyla bu davranış da doğrudur.
- d) Dar kavisle dönülmesi: Yukarıda açıklandığı gibi, bu ifade sağa dönüşler için doğru ve güvenli olan tekniktir. Dar bir kavisle dönerek kendi şeridinizde kalır, diğer araçların yolunu işgal etmez ve trafiğin akışını tehlikeye atmazsınız. Bu davranış, soruda istenen "yanlış" davranışın tam tersi, yani doğru olanıdır.
Özetle, bu sorunun ana fikri sağ ve sol dönüş manevraları arasındaki temel farkı bilmektir. Unutulmaması gereken en önemli kural şudur:
- Sağa Dönüşler: Daima dar kavisle yapılır.
- Sola Dönüşler: Daima geniş kavisle yapılır.
Soru 28 |
![]() | |
![]() | |
![]() | |
![]() |
Doğru Cevap: C Seçeneği
C seçeneğindeki levha, "Karşıdan Gelene Yol Ver" anlamındadır. Bu levha, Trafik Tehlike ve Yasaklama İşaretleri grubunda yer alır ve genellikle yuvarlak kırmızı çerçevelidir. Levhanın üzerindeki kırmızı ok sizin gidiş yönünüzü, siyah ok ise karşıdan gelenin yönünü temsil eder. Kırmızı renk yasaklama veya durma zorunluluğu belirttiği için, bu levhayı gören sürücü, karşı yönden bir araç geliyorsa durup ona yol vermek zorundadır.
Bu işaret levhası, yolun daraldığı ve aynı anda iki aracın güvenli bir şekilde geçemeyeceği kesimlerde bulunur. Sürücü bu levhayı gördüğünde, daralan bölüme girmeden önce karşıdan gelen aracın geçişini beklemelidir. Bu kural, trafikteki karmaşayı önler ve olası kazaların önüne geçer.
Diğer Seçeneklerin Açıklamaları
-
A Seçeneği: Bu levha "Yol Ver" işaretidir. Genellikle tali yoldan ana yola çıkışlarda veya kontrolsüz kavşaklarda bulunur. Bu levhayı gören sürücü, ana yoldaki veya kavşaktaki araçlara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır. Soruda sorulan "karşıdan gelene yol ver" durumuyla doğrudan ilgili değildir, daha genel bir geçiş hakkı kuralını belirtir. -
B Seçeneği: Bu levha, "Karşıdan Gelene Göre Geçiş Önceliği" anlamındadır ve C seçeneğindeki levhanın tam tersidir. Mavi ve kare şeklindeki bu levha, daralan yola yaklaşan sürücüye geçiş üstünlüğünün kendisinde olduğunu bildirir. Beyaz ok sizin yönünüzü, kırmızı ok ise karşı yönü temsil eder; bu da sizin öncelikli olduğunuzu gösterir. -
D Seçeneği: Bu levha "İki Yönlü Trafik" işaretidir. Genellikle tek yönlü bir yoldan çıkıp trafiğin her iki yönde de aktığı bir yola girileceğini belirtmek için kullanılır. Sürücüyü, artık karşı yönden de araç gelebileceği konusunda uyarır, ancak herhangi bir geçiş önceliği kuralı belirtmez.
Özetle; soru, karşıdan gelen araca yol verilmesi gerektiğini belirten levhayı sorduğu için doğru cevap C seçeneğidir. Bu levha, kırmızı rengi ve size dönük kırmızı oku ile bir yasaklama ve zorunluluk bildirerek, geçiş hakkını karşı yöndeki araca vermenizi emreder.
Soru 29 |

Yalnız I | |
I ve II | |
II ve III | |
I, II ve III |
Doğru cevap A seçeneğidir (Yalnız I). Çünkü görselde I numara ile gösterilen "DUR" yazısı, bir yol üzeri işaretlemesidir ve trafik levhalarından "DUR" levhası ile aynı anlama gelir. Bu işaret, sürücüye kavşağa veya kontrol noktasına gelmeden önce aracını mutlaka durdurması, yolu kontrol etmesi ve yol müsait olduğunda hareket etmesi gerektiğini emreder. Bu bir zorunluluktur ve uyulmaması trafik ihlalidir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- II numaralı sembol (Bisiklet): Bu sembol, yol üzerinde bir bisiklet yolu olduğunu veya bisikletlilerin bu güzergahı kullandığını belirtir. Sürücüleri bisikletlilere karşı dikkatli olmaları konusunda uyarır ve bilgilendirir. Ancak bu sembol, sürücülere araçlarını mutlaka durdurmaları yönünde bir emir vermez. Sadece daha dikkatli olunması gerektiğini anlatır.
- III numaralı sembol (Engelli): Bu sembol ise genellikle park alanlarında bulunur ve o park yerinin yalnızca engelli bireylerin kullanımına ayrıldığını gösterir. Hareket halindeki bir araca yönelik bir komut değildir; park etme kurallarını belirten bir bilgilendirme işaretidir. Dolayısıyla, bir durma zorunluluğu bildirmez.
Sonuç olarak, sürücülere araçlarını **uygun mesafede mutlaka durdurmaları gerektiğini** bildiren tek işaret I numaralı "DUR" yazısıdır. Diğer semboller uyarı ve bilgilendirme amacı taşır. Bu nedenle, sorunun doğru cevabı "Yalnız I" seçeneğidir.
Soru 30 |
Rahatsız etmeyecek şekilde kullanılması | |
Uyarı amacı dışında kullanılması | |
Ses tonunun sabit olması | |
Korkutmadan uyarması |
Doğru cevap b) Uyarı amacı dışında kullanılması şıkkıdır.
Karayolları Trafik Kanunu'na göre, korna bir güvenlik ve uyarı aracıdır. Temel amacı, tehlikeli bir durumu bildirmek, diğer sürücüleri veya yayaları olası bir kaza riskine karşı uyarmaktır. Kornayı birini selamlamak, yol istemek, sinirlenince tepki göstermek veya kutlama yapmak gibi amaçlarla kullanmak kesinlikle yasaktır ve trafik kurallarının ihlalidir. Bu nedenle, kornanın "uyarı amacı dışında kullanılması" yanlış bir davranıştır ve sorunun doğru cevabıdır.
Diğer Şıklar Neden Yanlış?
-
a) Rahatsız etmeyecek şekilde kullanılması: Bu ifade, korna kullanımının doğru bir prensibini açıklar. Korna, gereksiz yere ve uzun süreli çalınarak çevredeki insanları rahatsız etmemelidir. Sadece gerektiği kadar, kısa ve net bir şekilde kullanılmalıdır. Bu nedenle bu ifade doğru bir kullanım şeklidir, sorunun istediği yanlış ifade değildir.
-
c) Ses tonunun sabit olması: Bu da korna ile ilgili doğru bir teknik özelliktir. Araçlardaki kornaların ses tonu, yönetmeliklerle belirlenmiş standartlara uygun ve sabit olmalıdır. Melodi çalan veya ses tonu değişen havalı kornalar gibi standart dışı sistemler yasaktır. Dolayısıyla bu ifade de doğrudur ve aradığımız cevap olamaz.
-
d) Korkutmadan uyarması: Bu, korna kullanırken dikkat edilmesi gereken en önemli nezaket ve güvenlik kurallarından biridir. Kornanın amacı tehlikeyi bildirmektir, ancak bunu yaparken yayaları veya diğer sürücüleri paniğe sevk etmemek gerekir. Özellikle bir yayanın veya bisikletlinin hemen arkasında aniden ve şiddetli bir şekilde korna çalmak, onların korkarak yanlış bir hamle yapmasına neden olabilir. Bu yüzden bu ifade de doğru bir kullanım ilkesidir.
Özetle, araç kornası sadece ve sadece tehlike anında bir uyarı mekanizması olarak kullanılmalıdır. Diğer tüm kullanımlar hem trafik kurallarına aykırıdır hem de diğer yol kullanıcıları için rahatsız edicidir. Bu soru, sürücü adayının kornanın bir iletişim veya tepki aracı değil, bir güvenlik donanımı olduğunu anlamasını ölçmektedir.
Soru 31 |
0,20 | |
0,30 | |
0,40 | |
0,50 |
Doğru Cevap: d) 0,50
Doğru cevap D seçeneğidir (0,50). Türkiye'deki yasal düzenlemelere göre, hususi yani kişisel otomobil sürücülerinin kanlarındaki alkol miktarının yasal sınırı 0,50 promildir. Bu değer, 100 mililitre kanda 50 miligram alkol bulunması anlamına gelir. Bu sınırın üzerindeki bir alkol seviyesiyle hususi otomobil kullanmak yasaktır ve ciddi cezai yaptırımları (para cezası, ehliyete el konulması vb.) bulunmaktadır.
Diğer Seçeneklerin Açıklaması
- a) 0,20: Bu seçenek, sorunun en önemli çeldiricisidir. 0,20 promil sınırı, hususi otomobil sürücüleri için değil, ticari araç sürücüleri için geçerli olan yasal sınırdır. Taksi, dolmuş, otobüs, kamyon, çekici gibi ticari amaçla yolcu veya yük taşıyan araçların sürücülerinin 0,20 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullanmaları kesinlikle yasaktır. Soruda "hususi otomobil" belirtildiği için bu seçenek yanlıştır.
- b) 0,30 ve c) 0,40: Bu seçenekler ise Türkiye'deki trafik mevzuatında herhangi bir sürücü kategorisi için belirlenmiş yasal alkol sınırları değildir. Bu değerler, sadece doğru cevabı bulmayı zorlaştırmak ve kafa karıştırmak amacıyla şıklara eklenmiştir. Yasal olarak geçerli olan sınırlar 0,50 (hususi araçlar için) ve 0,20'dir (ticari araçlar için).
Özet ve Akılda Kalması Gerekenler
Ehliyet sınavı için bu konuyu özetlemek gerekirse, aklınızda tutmanız gereken iki temel alkol sınırı vardır:
- Hususi Otomobil Sürücüleri: Yasal sınır 0,50 promil'dir.
- Ticari Araç Sürücüleri: Yasal sınır 0,20 promil'dir.
Bu soruda özellikle "hususi otomobil" vurgusu yapıldığı için doğru cevabın 0,50 promil olması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki alkolün en küçük miktarı bile sürüş becerilerini olumsuz etkileyebilir, bu nedenle en güvenli davranış hiç alkol almadan araç kullanmaktır.
Soru 32 |

Banket | |
Yaya yolu | |
Yaya geçidi | |
Bisiklet yolu |
Doğru Cevap: c) Yaya geçidi
Doğru cevap yaya geçidi'dir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre yaya geçidi, taşıt yolu üzerinde, yayaların güvenli bir şekilde karşıya geçmelerini sağlamak için trafik işaretleri ile belirlenmiş alandır. Resimde gördüğümüz kalın ve beyaz çizgiler, dünya genelinde yaya geçidini belirtmek için kullanılan standart bir işarettir. Sürücüler bu alana yaklaşırken yavaşlamak ve geçitte bulunan veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır.
Diğer Seçeneklerin Açıklaması:
- a) Banket: Banket, karayolunun taşıt yolu kenarı ile şev başı veya hendek iç üst kenarı arasında kalan ve olağan olarak yayaların ve hayvanların kullanacağı, zorunlu hâllerde de araçların faydalanabileceği kısımdır. Genellikle asfalt kaplamanın bittiği yerdeki toprak veya çakıl kısımdır. Resimdeki alan yolun üzerinde ve çizgilerle belirlenmiş olduğu için banket değildir.
- b) Yaya yolu: Yaya yolu (veya kaldırım), karayolunun taşıt yolu kenarında, sadece yayaların kullanımı için ayrılmış olan kısımdır. Genellikle yoldan daha yüksek bir seviyede bulunur ve araç trafiğinden ayrılmıştır. Resimdeki alan ise yolun karşısına geçmek için taşıt yolunun üzerinde yer alır, yolun kenarında değil. Bu nedenle yaya yolu da yanlış bir cevaptır.
- d) Bisiklet yolu: Bisiklet yolu, adından da anlaşılacağı gibi sadece bisikletlilerin kullanımı için ayrılmış özel bir yoldur. Genellikle üzerinde bir bisiklet piktogramı (sembolü) bulunur ve bazen farklı bir renkle (örneğin mavi veya kırmızı) kaplanmış olabilir. Görseldeki işaretler ve alan, bisiklet kullanımı için değil, yayalar için olduğundan bu seçenek de yanlıştır.
Soru 33 |

1 numaralı araca yol vermeli | |
Geçiş hakkını kendisi kullanmalı | |
Hızını artırarak kavşağa önce girmeli | |
Korna çalıp 1 numaralı aracı durdurmalı |
Bu soruda, bir T kavşağında karşılaşan iki aracın geçiş hakkı sıralaması sorgulanmaktadır. Görseli ve trafik kurallarını dikkate alarak 2 numaralı aracın sürücüsünün hangi davranışı sergilemesi gerektiğini bulmamız isteniyor. Bu tür kavşak sorularında, trafik levhaları ve araçların bulundukları yolların (ana yol - tali yol) durumu, doğru cevabı bulmak için en önemli ipuçlarıdır.
Doğru Cevap: a) 1 numaralı araca yol vermeli
Doğru cevabın neden "a" seçeneği olduğunu adım adım inceleyelim:
- Trafik Levhasının Anlamı: Öncelikle 2 numaralı aracın bulunduğu yolun girişinde ters bir üçgen levha bulunmaktadır. Bu levha, "Yol Ver" levhasıdır. Bu levhanın bulunduğu yolun, diğer yola göre daha az öncelikli olduğunu, yani tali yol olduğunu belirtir. Bu levhayı gören sürücü, kavşağa yaklaşırken yavaşlamak ve ana yoldan gelen araçlara yol vermek zorundadır.
- Ana Yol - Tali Yol İlişkisi: 2 numaralı araç "Yol Ver" levhasının bulunduğu tali yolda olduğu için, kavşaktaki geçiş üstünlüğü 1 numaralı aracındır. Çünkü 1 numaralı araç, kesintisiz devam eden ana yol üzerinde hareket etmektedir. Trafik kurallarına göre, tali yoldan ana yola çıkan sürücüler, ana yoldaki tüm araçların geçişini beklemekle yükümlüdür.
- Sonuç: Bu kurallar birleştiğinde, 2 numaralı aracın sürücüsü kavşağa girmeden önce durmalı veya yavaşlamalı ve 1 numaralı aracın sola dönüş manevrasını tamamlayıp güvenli bir şekilde geçip gitmesini beklemelidir. Bu nedenle 1 numaralı araca yol vermesi, yapması gereken doğru ve yasal davranıştır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- b) Geçiş hakkını kendisi kullanmalı: Bu seçenek tamamen yanlıştır. "Yol Ver" levhası ve tali yolda bulunması sebebiyle geçiş hakkı 2 numaralı araçta değil, ana yoldaki 1 numaralı araçtadır. Bu şekilde davranmak, trafik kurallarını ihlal etmek ve ciddi bir kazaya sebep olmak anlamına gelir.
- c) Hızını artırarak kavşağa önce girmeli: Bu davranış, trafik güvenliğini hiçe sayan tehlikeli bir harekettir. Kavşaklara yaklaşırken hız artırmak yerine, yavaşlamak esastır. Özellikle geçiş hakkının kendisinde olmadığı bir durumda hızlanmak, olası bir kazanın şiddetini artırmaktan başka bir işe yaramaz.
- d) Korna çalıp 1 numaralı aracı durdurmalı: Korna, bir tehlikeyi haber vermek veya iletişim kurmak için kullanılır; geçiş hakkı talep etmek için kullanılamaz. Geçiş hakkı kurallarla belirlenmiştir ve 1 numaralı aracın sürücüsünü korna ile durdurmaya çalışmak, hem trafik adabına aykırı hem de kural ihlalidir. Bu davranış, trafikte gereksiz gerginliğe yol açar.
Özetle, bu senaryoda kural çok nettir: 2 numaralı aracın önündeki "Yol Ver" levhası, sürücünün ana yoldaki 1 numaralı araca öncelik tanıması gerektiğini kesin olarak belirtir. Bu nedenle 2 numaralı aracın sürücüsü, 1 numaralı aracın geçişini beklemelidir.
Soru 34 |
Otomobil | |
Motosiklet | |
Lastik tekerlekli traktör | |
Tehlikeli madde taşıyan taşıt |
Bu soruda, trafikteki genel takip mesafesi kuralının dışında, özel bir durumu olan ve hızı ne olursa olsun en az 50 metrelik bir mesafeyi korumak zorunda olan araç türü sorulmaktadır. Trafik kuralları, bazı araçların taşıdığı riskler nedeniyle onlara daha katı ve özel kurallar getirmiştir. Bu soru, bu özel kurallardan birini bilip bilmediğinizi ölçmeyi amaçlamaktadır.
Öncelikle trafikteki genel takip mesafesi kuralını hatırlayalım. Bu kural "2 saniye kuralı" olarak bilinir ve aynı zamanda pratikte "hızın yarısı kadar metre" olarak da uygulanır. Örneğin 90 km/s hızla giden bir otomobilin, önündeki araçla arasında en az 45 metre mesafe bırakması gerekir. Bu kural, normal hava ve yol şartlarında geçerlidir ve sürücünün önündeki araca güvenli bir şekilde durabilmesi için yeterli zaman ve mesafeyi sağlar.
Doğru Cevabın Açıklaması (d)
d) Tehlikeli madde taşıyan taşıt: Bu seçenek doğrudur. Çünkü tehlikeli madde (yanıcı, patlayıcı, zehirli vb.) taşıyan araçlar, potansiyel olarak çok büyük bir risk taşırlar. Bu araçların karıştığı bir kaza, sadece o araç için değil, çevredeki tüm insanlar ve araçlar için felaketle sonuçlanabilir. Bu nedenle, Karayolları Trafik Yönetmeliği bu araçlara özel bir zorunluluk getirmiştir.
Yönetmeliğe göre, yerleşim yerleri dışında tehlikeli madde taşıyan araç sürücüleri, önlerindeki araç ile aralarında hızları ne olursa olsun en az 50 metre takip mesafesi bırakmak zorundadır. Bu sabit mesafe, olası bir ani fren durumunda çarpışmayı önlemek ve bir kaza anında ortaya çıkabilecek yangın veya sızıntı gibi tehlikelerin etki alanını sınırlamak için hayati bir öneme sahiptir.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
- a) Otomobil ve b) Motosiklet: Bu iki araç türü için özel ve sabit bir takip mesafesi kuralı yoktur. Otomobil ve motosiklet sürücüleri, yukarıda bahsedilen genel kural olan "2 saniye" veya "hızın yarısı kadar metre" kuralına uymak zorundadırlar. Yani takip mesafeleri hızlarına göre değişkenlik gösterir; sabit olarak 50 metre değildir.
- c) Lastik tekerlekli traktör: Traktörler, yapıları gereği yavaş giden araçlardır ve genellikle belirli yolları kullanmaları kısıtlanmıştır. Onlar için de geçerli olan kural, hızlarına uygun güvenli bir takip mesafesi bırakmalarıdır. Tehlikeli madde taşıyan araçlar gibi, hızdan bağımsız olarak 50 metre gibi sabit bir mesafe zorunlulukları bulunmamaktadır.
Özetle: Soru, genel kuralın istisnasını sormaktadır. Otomobil, motosiklet gibi standart araçlar hızlarına bağlı değişken bir takip mesafesi bırakırken; taşıdıkları yükün yarattığı büyük risk nedeniyle tehlikeli madde taşıyan taşıtlar, hızları ne olursa olsun en az 50 metrelik sabit bir mesafeyi korumak zorundadır. Bu kural, trafikteki herkesin güvenliği için alınmış özel bir tedbirdir.
Soru 35 |

2 numaralı aracın öncelikle geçmesi | |
1 numaralı aracın hızını artırarak kavşağa girmesi | |
2 numaralı aracın 3 numaralı aracın geçmesini beklemesi | |
3 numaralı aracın 2 numaralı aracı ikaz ederek durdurması |
- Bütün sürücüler, geçiş üstünlüğüne sahip olan araçlara (ambulans, itfaiye vb.) yol verir. (Bu soruda böyle bir araç yoktur.)
- Dönüş yapan araçlar, doğru geçmekte olan araçlara yol verir.
- Motorlu araçlardan soldaki, sağdan gelen araca yol verir. Yani, her zaman sağdaki aracın geçiş önceliği vardır.
- Traktör, iş makinesi gibi motorsuz veya yavaş giden araçlar, diğer motorlu araçlara yol verir.
Doğru Cevap: a) 2 numaralı aracın öncelikle geçmesi
Bu seçeneğin doğru olmasının nedeni şudur: Öncelikle, 1 numaralı araç dönüş yaptığı için, düz gitmekte olan 2 ve 3 numaralı araçlara yol vermek zorundadır. Bu durumda 1 numaralı araç en son geçecektir. Geriye kalan 2 ve 3 numaralı araçları karşılaştırdığımızda ise "sağdaki aracın önceliği" kuralı devreye girer. 3 numaralı traktörün sürücüsü, sağına baktığında 2 numaralı aracı görür. Bu nedenle, 3 numaralı araç, kendi sağında bulunan 2 numaralı araca yol vermelidir. Ayrıca, traktörler normal otomobillere göre geçiş önceliği daha az olan araçlardır. Bu iki kural birleştiğinde, kavşakta ilk geçiş hakkının 2 numaralı araca ait olduğu net bir şekilde ortaya çıkar.
Diğer Seçeneklerin İncelenmesi
- b) 1 numaralı aracın hızını artırarak kavşağa girmesi: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Trafik kurallarına göre, dönüş yapan araçlar her zaman düz giden araçlara yol vermekle yükümlüdür. Hızını artırarak kavşağa girmesi, geçiş hakkını ihlal etmesi ve büyük bir kaza riski oluşturması anlamına gelir. Kavşaklara yaklaşırken hız azaltılmalıdır, artırılmamalıdır.
- c) 2 numaralı aracın 3 numaralı aracın geçmesini beklemesi: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü geçiş hakkı kurallarının tam tersini ifade etmektedir. 2 numaralı araç, 3 numaralı aracın sağında yer aldığı için geçiş önceliği ondadır. Dolayısıyla, beklemesi gereken 2 numaralı araç değil, 3 numaralı araçtır.
- d) 3 numaralı aracın 2 numaralı aracı ikaz ederek durdurması: Bu seçenek mantık dışı ve yanlıştır. Geçiş hakkı 2 numaralı araçta olduğu için, 3 numaralı aracın onu durdurmaya çalışması gibi bir yetkisi veya hakkı yoktur. Tam tersine, 3 numaralı araç sürücüsü yavaşlayarak veya durarak geçiş hakkını 2 numaralı araca vermekle yükümlüdür.
Özetle, bu kavşaktaki doğru geçiş sıralaması kurallara göre 2 - 3 - 1 şeklinde olmalıdır. Bu nedenle, ilk geçmesi gereken ve doğru olan davranış "2 numaralı aracın öncelikle geçmesi"dir.
Soru 36 |
Yalnız I | |
I ve II | |
II ve III | |
I, II ve III |
Bu soruda, bir araçta yakıt tasarrufu sağlamak için yapılması gereken doğru uygulamaların hangileri olduğu sorulmaktadır. Verilen üç öncülü tek tek inceleyerek hangilerinin yakıt tüketimini azalttığını, hangilerinin ise artırdığını analiz etmeliyiz. Amaç, en verimli sürüş alışkanlıklarını ve araç bakımını belirlemektir.
Öncülleri detaylı bir şekilde inceleyelim:
- I- Araç üstü tavan bagajı kullanılması: Bu uygulama yakıt tasarrufu sağlamaz, tam aksine yakıt tüketimini artırır. Araçlar, havayı en az dirençle yaracak şekilde aerodinamik olarak tasarlanır. Tavan üzerine eklenen bir bagaj, bu aerodinamik yapıyı bozar ve rüzgar direncini (sürtünmeyi) artırır. Motor, bu artan direnci yenebilmek için daha fazla güç üretmek zorunda kalır ve bu da doğrudan daha fazla yakıt harcanmasına neden olur. Bu nedenle, I numaralı öncül yakıt tasarrufu sağlamaz.
- II- Tam gazdan ve ani hızlanmalardan kaçınılması: Bu, yakıt tasarrufu için en önemli ve etkili yöntemlerden biridir. Gaza aniden ve sonuna kadar basmak, motora bir anda çok fazla yakıt gönderilmesine neden olur. Sakin kalkışlar yapmak, hızlanmaları yavaş ve kademeli olarak gerçekleştirmek ve sabit bir hızda seyretmek, motorun en verimli devir aralığında çalışmasını sağlar. Bu sürüş tekniği, "ekonomik sürüş" olarak da bilinir ve yakıt tüketimini önemli ölçüde azaltır.
- III- Tavsiye edilen tip ve ebatlarda araç lastiği kullanılması: Bu da yakıt tasarrufu için kritik bir faktördür. Araç üreticileri, motor gücü, ağırlık ve süspansiyon sistemine en uygun lastik tipini ve ebadını belirler. Farklı ebatlarda veya özellikte lastik kullanmak, lastiğin yolla temas yüzeyini ve yuvarlanma direncini değiştirebilir. Artan yuvarlanma direnci, motorun aracı hareket ettirmek için daha fazla zorlanmasına ve dolayısıyla daha fazla yakıt tüketmesine yol açar. Doğru lastik seçimi ve doğru hava basıncı, yakıt verimliliğini korur.
Sonuç ve Seçeneklerin Değerlendirilmesi:
Analizimiz sonucunda, II numaralı öncül (sakin sürüş) ve III numaralı öncül (doğru lastik seçimi) yakıt tasarrufu sağlayan doğru uygulamalardır. I numaralı öncül ise yakıt tüketimini artıran bir durumdur. Bu bilgilere göre seçenekleri değerlendirelim:
- a) Yalnız I: Yanlıştır, çünkü tavan bagajı yakıt tüketimini artırır.
- b) I ve II: Yanlıştır, çünkü I numaralı öncül hatalıdır.
- c) II ve III: Doğrudur. Hem ani hızlanmalardan kaçınmak hem de doğru lastiği kullanmak yakıt tasarrufu sağlar.
- d) I, II ve III: Yanlıştır, çünkü I numaralı öncül hatalıdır.
Bu nedenle doğru cevap c) II ve III seçeneğidir. Yakıt ekonomisi sağlamak için sürüş alışkanlıklarına dikkat etmek ve aracın üretici tavsiyelerine uygun donanımlara sahip olmasını sağlamak büyük önem taşır.
Soru 37 |
Yalnız I | |
I ve II | |
II ve III | |
I, II ve III |
-
Termostatın arızalanması: Termostat, motor soğutma suyunun sıcaklığını düzenleyen bir vanadır. Motor soğukken kapalı kalarak motorun ideal çalışma sıcaklığına daha çabuk ulaşmasını sağlar. Motor ısındığında ise açılarak sıcak suyun soğutulması için radyatöre gitmesine izin verir. Eğer termostat arızalanır ve kapalı konumda takılı kalırsa, sıcak su radyatöre gidemez, motorun içinde hapsolur ve bu durum motorun hararet yapmasına neden olur.
-
Devridaim pompasının arızalanması: Devridaim pompası, soğutma sisteminin kalbi gibidir. Görevi, soğutma sıvısını (antifrizli su) motor bloğu ile radyatör arasında sürekli olarak dolaştırmaktır. Bu pompa bozulursa veya pompayı çeviren V kayışı koparsa, su dolaşımı tamamen durur. Motor içinde ısınan su soğutulmak üzere radyatöre taşınamaz ve motor çok kısa bir sürede hararet yapar.
-
Radyatör üzerinde bulunan fan müşirinin arızalanması: Fan müşiri (veya hararet müşiri), radyatördeki suyun sıcaklığını ölçen bir sensördür. Özellikle araç dururken veya yavaş giderken (trafikte olduğu gibi) radyatörden yeterli rüzgar geçmediği için soğutma yetersiz kalır. Suyun sıcaklığı belirli bir seviyeyi aştığında bu müşir, radyatör fanına elektrik göndererek çalışmasını sağlar. Eğer fan müşiri bozulursa, su ne kadar ısınırsa ısınsın fanı çalıştırmaz ve bu da özellikle dur-kalk trafikte motorun hararet yapmasına sebep olur.
Görüldüğü gibi, verilen üç arıza durumu da soğutma sisteminin farklı aşamalarını etkileyerek motorun aşırı ısınmasına yol açmaktadır. Termostat suyun geçişini, devridaim pompası suyun dolaşımını, fan müşiri ise suyun ek olarak soğutulmasını kontrol eder. Bu üç kritik parçadan herhangi birinin arızası, soğutma görevini aksatır. Bu nedenle, I, II ve III'ün hepsi motorun hararet yapma sebebidir ve doğru cevap D seçeneğidir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna gelirsek:
- a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Sadece termostatı hararet sebebi olarak kabul ederken, devridaim pompası ve fan müşiri gibi çok önemli arızaları göz ardı eder.
- b) I ve II: Bu seçenek de eksiktir. Özellikle şehir içi trafiğinde fanın çalışmaması en yaygın hararet nedenlerinden biridir ve bu seçenekte fan müşiri arızası (III) dikkate alınmamıştır.
- c) II ve III: Bu seçenek de termostatın kapalı kalması gibi kritik ve sık rastlanan bir arızayı dışarıda bıraktığı için eksik bir cevaptır.
Soru 38 |
Frenlerin ayarsız olması | |
Rölanti ayarının bozulması | |
Bujilerin arızalı ve ayarsız olması | |
Aracın hızına uygun olmayan viteste gidilmesi |
Bu soruda, yakıt tüketimini artıran çeşitli durumlar verilmiş ve bunlardan hangisinin doğrudan sürücünün bir hatası veya tercihi olduğunu bulmamız istenmiştir. Sorunun kilit noktası, sorunun bir mekanik arızadan mı yoksa sürücünün bir eyleminden mi kaynaklandığını ayırt etmektir. Bu nedenle seçenekleri "Bu durum sürücünün kontrolünde mi, yoksa aracın bir arızası mı?" diye sorgulayarak incelemeliyiz.
Doğru Cevap: d) Aracın hızına uygun olmayan viteste gidilmesi
Doğru cevabın bu seçenek olmasının sebebi, vites seçiminin tamamen sürücünün sorumluluğunda ve anlık bir kararı olmasıdır. Araç kullanırken hangi hızda hangi vitesi seçeceğine sürücü karar verir. Motorun devrini aracın hızına göre ayarlamak, yakıt ekonomisi için kritik bir sürücülük becerisidir ve bu durum doğrudan sürücüye bağlıdır.
- Düşük viteste yüksek hızla gitmek: Motor gereğinden fazla bağırır, yani çok yüksek devirde çalışır. Bu durum, motorun aşırı yakıt tüketmesine neden olur.
- Yüksek viteste düşük hızla gitmek: Bu durumda ise motor "boğulur" ve aracı hareket ettirmek için zorlanır. Motoru zorlamak ve titretmek, verimsiz yanmaya ve dolayısıyla yakıt tüketiminin artmasına yol açar.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğu
Diğer seçenekler yakıt tüketimini artırsa da, bunlar sürücünün anlık bir hatasından ziyade araçtan kaynaklanan mekanik arızalar veya bakım eksiklikleridir. Sürücü bu sorunları doğrudan sürüş anında oluşturmaz, ancak aracının bakımını yaptırmayarak dolaylı yoldan sorumlu olabilir. Ancak soru, doğrudan "sürücüden kaynaklanan kusuru" sormaktadır.
- a) Frenlerin ayarsız olması: Bu durum, fren balatalarının diske veya kampanaya sürekli sürtünmesine neden olabilir. Araç sanki sürekli hafif bir frene basılıyormuş gibi ilerlemeye çalışır ve motor bu direnci yenmek için daha fazla yakıt harcar. Bu, bir bakım eksikliği ve mekanik bir sorundur, sürücünün sürüş anındaki bir hatası değildir.
- b) Rölanti ayarının bozulması: Rölanti, aracın durduğu yerde motorun çalıştığı minimum devirdir. Eğer bu ayar bozulur ve rölanti devri yükselirse, araç dururken bile normalden fazla yakıt tüketir. Bu ayarı sürücü değil, yetkili servis veya usta yapar; dolayısıyla bu da araçtan kaynaklanan bir kusurdur.
- c) Bujilerin arızalı ve ayarsız olması: Bujiler, yakıt-hava karışımını ateşlemekle görevlidir. Arızalı veya eski bujiler bu ateşlemeyi verimli bir şekilde yapamaz, bu da yakıtın tam yanmamasına ve çiğ olarak egzozdan atılmasına neden olur. Sonuç olarak yakıt tüketimi artar. Bujilerin durumu da aracın bakımıyla ilgili mekanik bir konudur.
Özetle, a, b ve c seçenekleri aracın bakımıyla ilgili mekanik kusurlarken, d seçeneği doğrudan sürücünün sürüş tekniği ve anlık kararlarıyla ilgili bir kullanım hatasıdır. Bu nedenle soruya doğru cevap "d" şıkkıdır.
Soru 39 |
Su | |
Hava | |
Antifriz | |
Asitli su |
Doğru cevap d) Asitli su'dur. Çünkü asit, metaller üzerinde aşındırıcı (korozif) bir etkiye sahiptir. Motorun soğutma sistemi; radyatör, devirdaim pompası, motorun içindeki su kanalları gibi çok sayıda metal parçadan oluşur. Bu sisteme asitli su konulması, bu metal parçaların hızla paslanmasına, aşınmasına ve hatta delinmesine yol açar. Bu durum, soğutma sıvısı sızıntılarına, motorun hararet yapmasına ve sonuç olarak çok büyük ve masraflı motor arızalarına neden olur.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu, yani soğutma sisteminde neden kullanıldıklarını inceleyelim:
- a) Su: Su, ısıyı emme ve taşıma kapasitesi çok yüksek olduğu için soğutma sistemlerinin temel sıvısıdır. Genellikle tek başına değil, antifriz ile karıştırılarak kullanılır. Motorun ürettiği fazla ısıyı alarak radyatöre taşır ve soğumasını sağlar.
- b) Hava: Hava, soğutma sisteminin vazgeçilmez bir parçasıdır. Su soğutmalı sistemlerde, radyatördeki sıcak su, radyatör peteklerinin arasından geçen hava sayesinde soğutulur. Ayrıca, bazı motosikletlerde veya eski model araçlarda doğrudan hava ile soğutulan (hava soğutmalı) motorlar da bulunur. Dolayısıyla hava, soğutma işleminde aktif olarak kullanılır.
- c) Antifriz: Antifriz, soğutma sisteminin en önemli koruyucu sıvılarından biridir. Sadece suyun kışın donmasını engellemekle kalmaz, aynı zamanda suyun kaynama noktasını da yükselterek yazın motorun hararet yapmasını önler. En önemlisi de, içerdiği özel kimyasallar sayesinde sistemi pas ve korozyona karşı korur; yani asitli suyun yapacağı etkinin tam tersini yapar.
Özetle, su, hava ve antifriz motor soğutma sisteminin düzgün çalışması için kullanılan veya kullanılması gereken temel unsurlardır. Asitli su ise sisteme doğrudan zarar veren, aşındırıcı ve tehlikeli bir madde olduğu için kesinlikle kullanılmaz. Bu nedenle doğru cevap "Asitli su" seçeneğidir.
Soru 40 |
Şarj sistemi | |
Marş sistemi | |
Ateşleme sistemi | |
Yağlama sistemi |
Bu soruda, bir motorun çalışması sırasında hareket eden metal parçaların birbirine sürtünerek zamanla yıpranmasını, yani aşınmasını engelleyen veya en aza indiren sistemin hangisi olduğu sorulmaktadır. Motorun ömrünü uzatan en kritik faktörlerden biri olan bu mekanizmayı doğru anlamak önemlidir.
Doğru cevap d) Yağlama sistemi seçeneğidir. Motor, içinde pistonlar, krank mili ve yataklar gibi çok sayıda metal parçanın yüksek hızlarda ve sıcaklıklarda birbirine temas ederek çalıştığı bir makinedir. Yağlama sistemi, motor yağı adı verilen özel bir sıvıyı basınçla bu hareketli parçaların arasına göndererek ince bir film tabakası oluşturur. Bu yağ filmi, metalin metale doğrudan temasını keser, sürtünmeyi büyük ölçüde azaltır ve böylece aşınmayı engeller.
Yağlama sisteminin tek görevi aşınmayı önlemek de değildir. Aynı zamanda sürtünmeden kaynaklanan ısının bir kısmını üzerine alarak motorun soğumasına yardımcı olur. Parçalar arasında oluşan mikroskobik metal talaşlarını ve kirleri temizleyerek yağ filtresine taşır. Bu çok yönlü koruma sayesinde motorun verimli çalışmasını sağlar ve ömrünü uzatır.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Şarj sistemi: Bu sistemin görevi, motor çalışırken alternatör (şarj dinamosu) aracılığıyla elektrik üretmektir. Üretilen bu elektrikle hem aküyü doldurur hem de aracın far, radyo gibi elektrikli aksamlarının ihtiyacını karşılar. Motorun mekanik aşınmasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.
- b) Marş sistemi: Bu sistem, aracı çalıştırmak için motora ilk hareketi verir. Kontak anahtarını çevirdiğinizde aküden aldığı güçle marş motorunu çalıştırır ve motorun dönmesini sağlar. Motor çalıştıktan sonra görevi biter ve devreden çıkar. Motorun çalışması sırasındaki aşınmayı azaltma gibi bir fonksiyonu bulunmaz.
- c) Ateşleme sistemi: Benzinli motorlarda, silindirdeki sıkıştırılmış hava-yakıt karışımını bujilerle kıvılcım çıkararak ateşleyen sistemdir. Bu ateşleme sayesinde güç üretilir ve motor çalışır. Görevi güç üretmektir, motor parçalarını aşınmaya karşı korumak değildir.
Özetle, motorun uzun ömürlü ve sağlıklı çalışabilmesi için parçalar arasındaki sürtünmeyi ve aşınmayı minimuma indiren hayati sistem yağlama sistemidir. Diğer sistemler motorun çalışması için gerekli olan farklı görevleri yerine getirirler ancak aşınmayı önleme görevini üstlenmezler.
Soru 41 |

Elektrik devresinde aşırı şarj veya düşük şarj olduğunu | |
Arka cam rezistansının çalışmakta olduğunu | |
Soğutma sıvısı sıcaklığının çok yükseldiğini | |
Motor kaputunun tam kapanmadığını |
Görselde yer alan sembol, bir dikdörtgen ve içinden geçen dalgalı okları içermektedir. Bu sembol, uluslararası standartlara göre arka cam ısıtıcısını veya diğer adıyla arka cam rezistansını temsil eder. Dikdörtgen şekli arka camı, yukarı doğru hareket eden dalgalı oklar ise ısıyı ve buğunun veya buzun çözülmesini simgeler. Bu düğmenin veya ışığın aktif olması, arka camdaki ince tellerden elektrik akımı geçtiğini ve camın ısınarak üzerindeki buğu, kırağı veya buzun temizlendiğini gösterir.
Doğru Cevabın Açıklaması (b seçeneği)b) Arka cam rezistansının çalışmakta olduğunu: Bu seçenek doğrudur. Soru görselindeki lamba, arka cam rezistansının devreye alındığını ve çalıştığını bildiren standart bir ikaz ışığıdır. Özellikle soğuk ve yağışlı havalarda arka camda oluşan buğulanmayı veya donmayı çözerek sürücünün arka görüşünü netleştirmeye yarar. Düğmesine basıldığında bu ışık yanar ve sistem çalışmaya başlar.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması-
a) Elektrik devresinde aşırı şarj veya düşük şarj olduğunu: Bu durum, genellikle üzerinde "+" ve "-" işaretleri bulunan bir akü (batarya) sembolü ile gösterilir. Bu ışık yandığında, aracın şarj sisteminde (alternatör veya aküde) bir sorun olduğu anlaşılır. Sorudaki sembolle hiçbir ilgisi yoktur.
-
c) Soğutma sıvısı sıcaklığının çok yükseldiğini: Motorun aşırı ısındığını belirten bu uyarı, genellikle hararet göstergesi olarak bilinen bir termometre sembolü ile ifade edilir. Bu ışık kırmızı renkte yanar ve motorun hararet yaptığını, derhal aracı durdurup motoru soğutmanız gerektiğini bildirir. Bu, çok acil ve önemli bir uyarıdır ancak sorudaki sembolle alakası yoktur.
-
d) Motor kaputunun tam kapanmadığını: Bu uyarı ise genellikle üstten bakıldığında ön kaputu açık bir araba silüeti şeklinde bir sembolle gösterilir. Sürücüye, motor kaputunun tam olarak kilitlenmediğini ve sürüş esnasında açılma tehlikesi olduğunu bildirir. Bu da sorudaki sembolden tamamen farklıdır.
Sonuç olarak, soruda gösterilen sembolün tek ve doğru anlamı, arka camdaki buğu ve buz çözücünün aktif olduğudur. Bu nedenle doğru cevap b seçeneğidir.
Soru 42 |
Süspansiyon sisteminde bulunan ve yay salınım süresini kısaltan, şekilde soru işareti (?) ile gösterilmiş parça aşağıdakilerden hangisidir?

Şaft | |
Volan | |
Kavrama | |
Amortisör |
Doğru cevap d) Amortisör’dür. Şekilde soru işareti ile gösterilen parça, süspansiyon sisteminin vazgeçilmez bir elemanı olan amortisördür. Amortisörler, helezon yaylar ile birlikte çalışarak yoldaki kasis ve çukurların neden olduğu sarsıntıları emerek sürüş konforunu ve yol tutuşunu artırır.
Yaylar, yoldan gelen darbeleri ilk anda emer ancak tek başlarına bırakıldıklarında bir top gibi sürekli zıplamaya (salınım yapmaya) devam ederler. İşte bu noktada amortisör devreye girer; yayın bu salınım hareketini kontrol altına alarak sönümler ve tekerleğin yolla temasının kesilmesini önler. Soruda belirtilen "yay salınım süresini kısaltmak" ifadesi, tam olarak amortisörün bu sönümleme görevini tanımlamaktadır. Bu sayede araç daha stabil ve güvenli bir sürüş sunar.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?- a) Şaft: Şaft, motorun ürettiği dönme hareketini şanzımandan alıp diferansiyele (ve oradan tekerleklere) ileten bir güç aktarma organıdır. Görevi güç iletimidir ve süspansiyon sistemiyle doğrudan bir ilgisi yoktur.
- b) Volan: Volan, motorun krank milinin ucunda bulunan ağır bir disktir. Motorun çalışması sırasında oluşan titreşimleri sönümleyerek motorun daha dengeli ve sarsıntısız çalışmasını sağlar. Ayrıca, kavrama (debriyaj) sistemi için bir bağlantı yüzeyi oluşturur. Motorun bir parçasıdır ve süspansiyonla bir alakası bulunmaz.
- c) Kavrama (Debriyaj): Kavrama, motor ile vites kutusu (şanzıman) arasındaki güç akışını isteğe bağlı olarak kesmeye yarayan bir sistemdir. Sürücünün vites değiştirmesine veya aracı durdurduğunda motorun çalışmaya devam etmesine olanak tanır. Bu parça da güç aktarma organlarına aittir ve süspansiyonla bir görevi yoktur.
Özetle, soruda hem görsel olarak gösterilen hem de görevi "yay salınımını kısaltmak" olarak tanımlanan parça, aracın sürüş konforunu ve güvenliğini sağlayan amortisördür.
Soru 43 |
I - II - III - IV - V | |
II - III - I - IV - V | |
III - II - IV - V - I | |
V - I - IV - II - III |
Doğru cevap d) V - I - IV - II - III seçeneğidir. Şimdi bu sıralamanın neden doğru ve güvenli olduğunu adım adım inceleyelim:
- V - Aracın hareket etmemesi için gerekli güvenlik önlemleri alınır.
Herhangi bir tamir işlemine başlamadan önce yapılacak ilk ve en önemli şey güvenliği sağlamaktır. Araç düz bir zemine park edilmeli, el freni çekilmeli, vites (otomatik ise "P" konumuna, manuel ise 1. veya geri vitese) takılmalıdır. Ayrıca, değiştirilecek lastiğin çaprazındaki tekerleğin önüne ve arkasına takoz konularak aracın kayması kesin olarak engellenmelidir. Bu adım, tüm sürecin temelini oluşturur ve her zaman ilk sırada yer almalıdır.
- I - Jant kapağı çıkartılır.
Güvenlik önlemleri alındıktan sonra, bijon somunlarına ulaşmak için jant kapağının sökülmesi gerekir. Bu, bijon anahtarının ucundaki özel bölümle veya bir tornavida yardımıyla kolayca yapılabilir. Bu adım, somunlara fiziksel olarak müdahale etmeden önce yapılması gereken bir hazırlık aşamasıdır.
- IV - Bijon somunları gevşetilir.
Bu, sürecin en kritik adımlarından biridir. Bijon somunları, araç henüz yerdeyken, yani kriko ile kaldırılmadan önce gevşetilmelidir. Çünkü tekerlek yerdeyken, lastiğin yerle olan sürtünmesi tekerleğin dönmesini engeller ve bijon anahtarına güç uygulamanızı kolaylaştırır. Eğer aracı kaldırdıktan sonra bijonları gevşetmeye çalışırsanız, tekerlek havada boşta döneceği için somunları sökemezsiniz.
- II - Kriko ile araç kaldırılır.
Bijon somunları yeterince gevşetildikten sonra, araç kriko kullanılarak lastik yerden kesilecek kadar kaldırılır. Kriko, aracın şasisinde belirtilen, kriko için güçlendirilmiş özel noktalara yerleştirilmelidir. Aracın güvenli bir şekilde havada durduğundan emin olunmalıdır.
- III - Bijon somunları sökülür.
Araç artık havadadır ve bijon somunları daha önceden gevşetildiği için kolayca elle bile sökülebilir duruma gelmiştir. Bijon anahtarı kullanılarak tüm somunlar tamamen sökülür ve lastik yerinden dikkatlice çıkarılır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) I - II - III - IV - V: Bu seçenekte güvenlik önlemi (V) en sona konulmuştur, bu kesinlikle yanlıştır. Ayrıca, bijon somunlarını söktükten (III) sonra gevşetmeye (IV) çalışmak mantıksal olarak imkansızdır.
- b) II - III - I - IV - V: Bu seçenek de güvenliği (V) sona bırakarak en büyük hatayı yapmaktadır. Aracı kaldırdıktan (II) sonra bijonları sökmeye (III) çalışmak, tekerlek döneceği için çok zordur ve tehlikelidir.
- c) III - II - IV - V - I: Bu sıralama tamamen hatalıdır. İşleme bijon somunlarını sökerek (III) başlamak, araç yerdeyken ve somunlar sıkıyken mümkün değildir. Adımların mantıksal bir akışı yoktur.
Sonuç olarak, lastik sökme işlemi önce güvenlik, sonra hazırlık (jant kapağı), ardından araç yerdeyken kuvvet gerektiren işlem (bijonları gevşetme), daha sonra aracı kaldırma ve son olarak sökme işlemini tamamlama şeklinde ilerlemelidir. Bu mantıksal ve güvenli akışı sağlayan tek seçenek "d" şıkkıdır.
Soru 44 |
Emme zamanı | |
Sıkıştırma zamanı | |
Ateşleme (İş) zamanı | |
Egzoz zamanı |
Doğru cevap a) Emme zamanı'dır. Dört zamanlı motorun ilk zamanı olan Emme Zamanı'nda, piston silindir içinde tepe noktadan alt noktaya doğru hareket etmeye başlar. Pistonun bu aşağı yönlü hareketi silindir içinde bir vakum (emme kuvveti) oluşturur. Aynı anda emme supabı açılır ve bu vakum etkisiyle karbüratörden veya enjeksiyon sisteminden gelen yakıt-hava karışımı silindirin içine dolar. Kısacası, soruda belirtilen "emme supabının açılması" ve "yakıt-hava karışımının girmesi" olaylarının her ikisi de sadece Emme Zamanı'nda gerçekleşir.
Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?- b) Sıkıştırma zamanı: Bu zamanda hem emme hem de egzoz supapları kapalıdır. Emme zamanında silindire alınmış olan yakıt-hava karışımı, pistonun yukarı hareketiyle sıkıştırılır. Amaç, karışımın basıncını ve sıcaklığını artırarak ateşlemeye hazır hale getirmektir. Dolayısıyla bu zamanda silindire herhangi bir karışım girişi olmaz.
- c) Ateşleme (İş) zamanı: Sıkıştırmanın son anında, buji tarafından bir kıvılcım çakılarak sıkıştırılmış yakıt-hava karışımı ateşlenir. Oluşan patlama, pistonu büyük bir güçle aşağı iter ve bu güç krank milini döndürerek aracın hareket etmesini sağlar. Bu zamanda da supaplar kapalıdır ve içeriye karışım alınmaz, aksine içerideki karışım yakılarak iş (güç) üretilir.
- d) Egzoz zamanı: İş zamanından sonra, piston tekrar yukarı doğru hareket ederken bu kez egzoz supabı açılır. Pistonun bu itme hareketi, yanma sonucu oluşan atık gazları (egzoz dumanını) silindirden dışarı atar. Bu aşamada emme supabı kapalıdır ve içeriye yeni karışım alınmaz, tam tersine yanmış gazlar dışarı atılır.
Özetle, dört zamanlı motorun çalışma döngüsü şöyledir:
- Emme: Yakıt-hava karışımı silindire alınır.
- Sıkıştırma: Karışım sıkıştırılır.
- Ateşleme (İş): Karışım yakılır ve güç üretilir.
- Egzoz: Yanmış gazlar dışarı atılır.
Her zamanın adı, o zamanda gerçekleşen temel olayı tanımlar. Bu mantıkla yaklaştığınızda, "emme" kelimesinin "içeri alma" anlamına geldiğini ve yakıt-hava karışımının bu zamanda silindire alındığını kolayca hatırlayabilirsiniz.
Soru 45 |
Öfke | |
Sabır | |
İnatlaşma | |
Aşırı tepki |
Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir durum üzerinden sürücülerin sahip olması gereken temel bir davranış biçimi ve insani değer sorgulanmaktadır. Sorunun özü, bir sürücünün, başka bir sürücünün manevrasını tamamlaması için ona zaman tanımasının hangi olumlu özelliği yansıttığıdır. Bu durum, trafik akışının sağlıklı ve güvenli bir şekilde devam etmesi için kritik öneme sahiptir.
Doğru cevap b) Sabır seçeneğidir. Çünkü öndeki aracın park etme manevrası biraz zaman alabilir. Arkadaki sürücünün korna çalmadan, aceleci tavırlar sergilemeden veya tehlikeli bir şekilde onu geçmeye çalışmadan beklemesi, durumu anlayışla karşıladığını ve o anın gerektirdiği sükuneti koruyabildiğini gösterir. Sabır, trafikteki stresi azaltan, olası tartışma ve kazaları önleyen en önemli erdemlerden biridir.
Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:
- a) Öfke: Öfke, bu durumda gösterilecek olumsuz bir duygudur. Eğer arkadaki sürücü öfkeli olsaydı, beklemez, korna çalar, el kol hareketleri yapar veya söylenirdi. Soruda anlatılan "bekleme" eylemi, öfkenin tam tersi bir davranıştır.
- c) İnatlaşma: İnatlaşma, sürücülerin birbirine yol vermemek için yarıştığı veya kasıtlı olarak birbirini engellediği bir durumdur. Örneğin, park etmeye çalışan araca yer bırakmamak veya onu sıkıştırmaya çalışmak bir inatlaşma örneği olurdu. Beklemek ise bir uzlaşı ve anlayış göstergesidir, inatlaşma değil.
- d) Aşırı tepki: Aşırı tepki, yaşanan küçük bir olaya orantısız ve abartılı bir karşılık vermektir. Sürekli korna çalmak, araçtan inip bağırmak veya tehlikeli bir sollama manevrası yapmak aşırı tepkiye girer. Oysa sorudaki sürücü sakin bir şekilde bekleyerek en doğru ve ölçülü davranışı sergilemektedir.
Sonuç olarak, trafikte diğer sürücülere karşı anlayışlı olmak ve onların manevralarını tamamlamaları için sakince beklemek, sabır değerine sahip olunduğunun en net göstergesidir. Bu davranış, hem kendi güvenliğiniz hem de trafikteki diğer insanların güvenliği ve huzuru için hayati önem taşır.
Soru 46 |
Öfke | |
Sabır | |
İnatlaşma | |
Aşırı tepki |
Bu soruda, trafik sıkışıklığı gibi değiştirilmesi sürücünün elinde olmayan bir durumda, sürekli korna çalarak hem kendine hem de çevresine zarar veren bir sürücünün davranışının altında yatan temel eksiklik sorulmaktadır. Sürücünün bu davranışı, trafikteki en önemli değerlerden birine sahip olmadığını göstermektedir. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim.
Doğru Cevap: b) Sabır
Doğru cevabın sabır olmasının sebebi, soruda anlatılan durumun tam olarak sabırsızlık örneği olmasıdır. Sabır, zorlu veya can sıkıcı bir durum karşısında sakin kalabilme, metanetli bir şekilde bekleme ve olumsuz tepkiler vermekten kaçınma erdemidir. Trafik sıkışıklığı, sürücünün kontrolü dışındadır ve bu durumu korna çalarak değiştirmek mümkün değildir. Bunu bildiği halde korna çalan sürücü, bekleme ve durumu olduğu gibi kabul etme yeteneğinden, yani sabır değerinden yoksundur.
Trafikte sabırlı olmak, hem sürücünün kendi ruh sağlığını koruması hem de diğer yol kullanıcıları ve çevredekilerle saygılı bir iletişim kurması için temel bir gerekliliktir. Sabırsızlık ise strese, agresif davranışlara ve sorudaki gibi gürültü kirliliğine yol açar. Bu nedenle, bu davranışın temelinde yatan eksiklik sabırdır.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Öfke: Öfke, sabırsızlığın bir sonucu olarak ortaya çıkan bir duygudur. Sürücü sabırsız olduğu için öfkelenir ve korna çalar. Ancak soru, bu davranışın altında yatan temel değeri sormaktadır. Öfke bir duygu iken, sabır bir değer ve karakter özelliğidir. Sabır eksikliği, öfkeye yol açan asıl sebeptir. Bu yüzden öfke, sonuçtur, kök neden değildir.
- c) İnatlaşma: İnatlaşma, genellikle başka bir sürücüyle veya bir kuralla karşılıklı bir direniş halini ifade eder. Örneğin, yol vermemek için inatlaşmak veya yanlış yere park etmekte ısrar etmek gibi. Sorudaki senaryoda sürücü, başka bir kişiyle değil, durumun kendisiyle mücadele etmektedir. Bu nedenle bu davranış, inatlaşmadan çok, durumun getirdiği zorluğa katlanamamayı, yani sabırsızlığı ifade eder.
- d) Aşırı tepki: Sürekli korna çalmak, evet, duruma verilen aşırı bir tepkidir. Ancak "aşırı tepki" bir davranış biçiminin tanımıdır, eksik olan temel bir değeri ifade etmez. Soru, "Sürücü nasıl bir davranış sergiliyor?" diye sorsaydı "aşırı tepki" düşünülebilirdi. Fakat soru, "Hangi temel değere sahip olunmadığını gösterir?" diye sorduğu için, bu aşırı tepkinin kaynağı olan sabır eksikliğine odaklanmamız gerekir.
Soru 47 |
Üretim ve refah kayıplarının yaşanması | |
Kara yollarının zamanından önce yıpranması | |
Uzun vadede kalkınmaya olumlu etki yapması | |
Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması |
Bu soruda, trafik kazalarının topluma getirdiği olumsuz etkilerden, yani zararlardan biri olmayanı bulmamız isteniyor. Soru kökündeki "değildir" ifadesi çok önemlidir, çünkü bizden kazaların bir sonucu olanları değil, sonucu olmayanı işaretlememiz beklenmektedir. Şıkları tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.
Doğru Cevabın Açıklaması (c şıkkı)
c) Uzun vadede kalkınmaya olumlu etki yapması
Bu seçenek doğru cevaptır çünkü trafik kazaları bir toplumun kalkınmasına asla olumlu etki yapmaz; tam tersine, kalkınmayı engelleyen en önemli sorunlardan biridir. Kazalar, can ve mal kayıplarına yol açarak ülkenin hem insan gücünü hem de ekonomik kaynaklarını tüketir. Sağlık sistemine binen yük, hasar gören araçların ve yolların onarım maliyetleri ve kaybedilen iş gücü, ülke ekonomisine doğrudan zarar verir. Bu nedenle, kazaların kalkınmaya "olumlu" etki yapması mantıksal olarak imkansızdır ve sorunun doğru cevabıdır.
Diğer Şıkların Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması
Diğer seçenekler, trafik kazalarının topluma verdiği gerçek zararları ifade ettiği için bu soruya göre yanlış cevaplardır. Gelin bu zararları daha yakından inceleyelim:
- a) Üretim ve refah kayıplarının yaşanması: Bu ifade, trafik kazalarının doğrudan bir sonucudur. Kazalarda yaralanan veya hayatını kaybeden insanlar, ülkenin üretim gücünün bir parçasıdır. Bu kişilerin işlerine devam edememesi "üretim kaybına" yol açar. Aynı zamanda, ailelerin yaşadığı maddi ve manevi sıkıntılar, tedavi masrafları ve gelir kayıpları toplumun genel "refah seviyesini" düşürür. Dolayısıyla bu, kazaların bir zararıdır.
- b) Kara yollarının zamanından önce yıpranması: Kaza anında yollar, bariyerler, trafik işaretleri gibi altyapı unsurları zarar görebilir. Ayrıca, kaza sonrası yapılan kurtarma çalışmaları, yolun trafiğe kapatılması ve onarım işlemleri de yolun ömrünü kısaltır ve onu yıpratır. Bu da devlete ek bir maliyet yükü getirir. Dolayısıyla bu da kazaların bir zararıdır.
- d) Açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminde iş yükünün artması: Maddi hasarlı, yaralanmalı veya ölümlü kazalar sonrasında sigorta anlaşmazlıkları, tazminat talepleri ve ceza davaları açılır. Bu durum, zaten yoğun olan mahkemelerin ve adalet sisteminin iş yükünü daha da artırır. Davaların uzun sürmesi hem mağdurlar için yıpratıcı bir süreç olur hem de yargı sisteminin verimliliğini düşürür. Dolayısıyla bu da kazaların topluma verdiği önemli bir zarardır.
Özetle; a, b ve d şıkları trafik kazalarının topluma verdiği gerçek ve kanıtlanmış zararları sıralarken, c şıkkı bu zararların tam tersi olan, mantıken mümkün olmayan bir iddiada bulunmaktadır. Bu yüzden doğru cevap c şıkkıdır.
Soru 48 |
Bencil | |
Sorumsuz | |
Görgü seviyesi düşük | |
Empati düzeyi yüksek |
Bu soruda, trafikte olumsuz bir davranış sergileyen sürücü tipinin tam zıttı, yani olumlu bir değere sahip olan sürücünün kim olduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, yoğun trafikte sırasını beklemeyip başkalarının önüne geçen ve trafiği daha da kötüleştiren bir davranışı "yapmayacak" olan sürücünün özelliğini bulmaktır. Bu, trafik adabı ve sürücü psikolojisi ile ilgili bir sorudur.
Doğru Cevap: d) Empati düzeyi yüksek
Doğru cevabın neden "Empati düzeyi yüksek" olduğunu açıklayalım. Empati, bir kişinin kendisini başka birinin yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini anlama yeteneğidir. Trafikte empati düzeyi yüksek bir sürücü, kendi yaptığı bir hareketin diğer sürücüleri nasıl etkileyeceğini düşünür. "Ben şimdi bu aracın önüne kırarsam, o sürücü ne hisseder? Belki de dakikalardır bekliyor, bu yaptığım haksızlık olur ve trafiği daha da karıştırır. Başkasının bana bunu yapmasını istemezdim." gibi düşünür ve bu bencil davranıştan kaçınır. Bu nedenle, empati sahibi bir sürücü, başkalarının hakkına saygı gösterir ve trafiği sıkıştıran hareketler yapmaz.
Diğer Seçenekler Neden Yanlış?
- a) Bencil: Bencil bir sürücü, sadece kendi çıkarlarını ve hedefine bir an önce ulaşmayı düşünür. Diğer sürücülerin ne kadar beklediği, trafiğin ne kadar sıkıştığı veya yaptığının ne kadar haksız olduğu umurunda olmaz. Dolayısıyla, bencil bir sürücü tam da soruda tarif edilen olumsuz davranışı sergileme eğilimindedir.
- b) Sorumsuz: Sorumsuz bir sürücü, davranışlarının sonuçlarını düşünmez. Yaptığı kural ihlalinin veya saygısızlığın trafiğe, diğer insanlara veya güvenliğe olan etkisini önemsemez. Bu nedenle, sorumsuz bir sürücü de başkalarının önüne geçerek trafiği tehlikeye atmaktan ve sıkıştırmaktan çekinmez.
- c) Görgü seviyesi düşük: Trafik, aynı zamanda yazılı olmayan görgü ve nezaket kurallarının da geçerli olduğu bir sosyal ortamdır. Görgü seviyesi düşük bir kişi, sıraya girmek, başkasının hakkına saygı göstermek gibi temel nezaket kurallarını bilmez veya umursamaz. Bu yüzden, bu özelliğe sahip bir sürücünün de diğer araçların önüne geçmesi beklenen bir davranıştır.
Özetle, soru bizden trafikteki olumsuz bir davranışı "yapmayacak" olan sürücünün sahip olduğu pozitif özelliği bulmamızı istiyor. Bencillik, sorumsuzluk ve görgüsüzlük bu olumsuz davranışın sebepleri iken, empati bu davranışı engelleyen en temel insani değerdir.
Soru 49 |
Trafik kazası geçiren kişiler:
I. Canlarına bir zarar gelmese bile psikolojik olarak zarar görürler.
II. Kişilerin bu bozuk psikolojileri ailelerin eve topluma olumsuz yansır.
Verilenler için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
I. doğru, II. yanlış | |
I. yanlış, II. doğru | |
Her ikisi de doğru | |
Her ikisi de yanlış |
I. Öncülün Değerlendirilmesi: "Canlarına bir zarar gelmese bile psikolojik olarak zarar görürler."
Bu ifade kesinlikle doğrudur. Trafik kazası, saniyeler içinde gerçekleşen ve kişinin hayatını tehlikeye atan son derece stresli bir olaydır. Kaza anında yaşanan korku, şok ve panik, kişide derin izler bırakabilir. Fiziksel bir yara almamış olmak, bu olayın zihinsel ve duygusal etkilerinden muaf olunduğu anlamına gelmez. Kazadan sonra kişilerde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), anksiyete, araç kullanma korkusu (vehophobia), uykusuzluk ve sinirlilik gibi psikolojik sorunlar görülebilir.
II. Öncülün Değerlendirilmesi: "Kişilerin bu bozuk psikolojileri ailelerine ve topluma olumsuz yansır."
Bu ifade de doğrudur ve birinci öncülün doğal bir sonucudur. Psikolojik olarak zor bir süreçten geçen bir bireyin davranışları ve ruh hali kaçınılmaz olarak sosyal çevresini etkiler. Örneğin, kaza sonrası sürekli gergin ve sinirli olan bir kişi, ailesiyle olan iletişiminde sorunlar yaşayabilir. İşine odaklanmakta zorlanabilir, bu da iş verimini düşürerek toplumsal hayata olumsuz yansır. Dolayısıyla, bireyin yaşadığı psikolojik travma, bir dalga gibi yayılarak önce ailesini, sonra da içinde bulunduğu toplumu etkiler.
Seçeneklerin İncelenmesi
- a) I. doğru, II. yanlış: Bu seçenek yanlıştır. Çünkü birinci öncülde belirtilen psikolojik zararın, kişinin sosyal çevresini etkilememesi düşünülemez. İnsan sosyal bir varlıktır ve yaşadığı olumsuzluklar çevresine yansır.
- b) I. yanlış, II. doğru: Bu seçenek de mantıksal olarak tutarsız ve yanlıştır. Eğer birinci öncülün yanlış olduğunu, yani kişilerin psikolojik olarak zarar görmediğini varsayarsak, ortada aileye ve topluma yansıyacak olumsuz bir psikoloji de olmazdı.
- c) Her ikisi de doğru: Bu seçenek doğru cevaptır. Yukarıda açıkladığımız gibi, trafik kazaları fiziksel hasar olmasa bile ciddi psikolojik travmalara yol açar (I. öncül) ve bu travmalar kişinin ailesini ve toplumu olumsuz etkiler (II. öncül).
- d) Her ikisi de yanlış: Bu seçenek, trafik kazalarının insani boyutunu tamamen göz ardı ettiği için yanlıştır. Kazaların sadece maddi hasar ve fiziksel yaralanmalardan ibaret olmadığını bilmek, sorumlu bir sürücü olmanın gereğidir.
Özetle, bu soru bize bir sürücü adayının sadece trafik kurallarını değil, aynı zamanda trafiğin insani ve toplumsal yönlerini de anlaması gerektiğini hatırlatır. Bir kaza, metal ve cam yığınından çok daha fazlasıdır; insanların ruhunda ve sosyal ilişkilerinde derin izler bırakabilen ciddi bir olaydır. Bu nedenle her iki ifade de doğrudur.
Soru 50 |
Yalnız I | |
I ve II | |
II ve III | |
I, II ve III |
Öncüllerin Detaylı Analizi
- I. Dikkatin dağılması: Öfke, çok güçlü ve zihni meşgul eden bir duygudur. Sürücü öfkelendiğinde, düşünceleri öfkesinin kaynağına (örneğin, kendisine hatalı sollama yapan araca veya trafikteki bir tartışmaya) odaklanır. Bu durum, sürücünün asıl görevi olan yolu, trafik işaretlerini, yayaları ve diğer araçları takip etme yeteneğini zayıflatır. Dolayısıyla, öfkeli bir sürücünün dikkati dağılır ve çevresindeki tehlikeleri fark etme olasılığı azalır. Bu ifade doğrudur.
- II. Kural ihlallerinin artması: Öfke, mantıklı düşünme ve kendini kontrol etme mekanizmasını olumsuz etkiler. Öfkeli sürücüler daha aceleci, agresif ve risk almaya yatkın hale gelirler. Bu ruh hali, onları normalde yapmayacakları kural ihlallerine iter. Örneğin, hız limitini aşma, ani ve tehlikeli şerit değiştirme, yakın takip (tampona yapışma) veya diğer sürücülere karşı misilleme yapma gibi davranışlar sergileyebilirler. Bu nedenle, öfkeli sürücülerde kural ihlalleri artar. Bu ifade de doğrudur.
- III. Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün azalması: Bu ifade, öfkeli bir sürücünün davranışının tam tersini anlatmaktadır. Öfke duygusu, kişinin sabrını ve toleransını azaltmaz, tam tersine artırır. Öfkeli bir sürücü, trafikteki en küçük bir yavaşlamaya veya bir başka sürücünün yaptığı basit bir hataya bile aşırı tepki gösterir. Yani, sabırsızlığı ve tahammülsüzlüğü en üst seviyeye çıkar. Bu ifadedeki "azalması" kelimesi onu yanlış kılmaktadır.
Seçeneklerin Değerlendirilmesi
- a) Yalnız I: Bu seçenek eksiktir. Çünkü öfkeli sürücülerde dikkatin dağılmasının yanı sıra kural ihlallerinde de artış gözlemlenir. Bu yüzden sadece I. öncülü kabul etmek yeterli değildir.
- b) I ve II: Bu seçenek, analiz ettiğimiz doğru sonuçları içermektedir. Öfkeli bir sürücüde hem dikkatin dağılması (I) hem de kural ihlallerinin artması (II) sıkça görülen tehlikeli durumlardır. Bu nedenle bu seçenek doğrudur.
- c) II ve III: Bu seçenek, yanlış olan III. öncülü ("Sabırsızlık ve tahammülsüzlüğün azalması") içerdiği için hatalıdır. Öfke, sabırsızlığı artırır, azaltmaz.
- d) I, II ve III: Bu seçenek de yine yanlış olan III. öncülü içerdiği için hatalıdır. Bir seçenekteki ifadelerden bir tanesinin bile yanlış olması, o seçeneği tamamen yanlış yapar.
Sonuç olarak; trafikte öfkelenen bir sürücüde, dikkat dağınıklığı ve kural ihlallerinde artış görülme olasılığı diğer sürücülere göre çok daha yüksektir. Sabırsızlık ve tahammülsüzlük ise azalmak yerine tam tersine artar. Bu nedenle doğru cevap I ve II'yi içeren b) şıkkıdır.
|
0/50 |







