1. Anasayfa »
  2. En Çok Çıkan Ehliyet Sınav Soruları »

En Çok Çıkan Ehliyet Sınav Soruları 6

%%PUAN%%
%%SONUC%%
Doğru Sayısı: %%SCORE%%
Yanlış Sayısı: %%WRONG_ANSWERS%%
Soru 1
Kaza yerinden, tıbbi yardım istenirken aşağıdakilerden hangisinin bildirilmesine gerek yoktur?
A
Kaza zamanı
B
Açık ve net adres
C
Yaralıların kimlikleri
D
Yaralıların durumu ve sayısı
1 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kaza anında 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aradığımızda, hangi bilginin acil yardım ekiplerinin olay yerine hızla ve doğru bir şekilde ulaşması için öncelikli ve gerekli *olmadığı* sorulmaktadır. Amaç, acil durum iletişiminin en kritik ve hayat kurtarıcı unsurlarını bilmektir. Bu nedenle, hangi bilginin zaman kaybına yol açabileceğini veya o an için gereksiz olduğunu anlamak önemlidir.

Doğru cevap c) Yaralıların kimlikleri seçeneğidir. Çünkü acil tıbbi yardım gönderilmesi için yaralının adının, soyadının veya kimlik numarasının bilinmesine gerek yoktur. Acil yardım ekiplerinin önceliği, kimlik tespiti yapmak değil, yaralının hayatını kurtarmak ve gerekli tıbbi müdahaleyi yapmaktır. Kimlik bilgileri daha sonra hastanede veya polis tarafından olay yerinde kayıt altına alınacak bir detaydır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış, yani neden gerekli bilgiler olduğunu inceleyelim:

  • a) Kaza zamanı: Bu bilgi, olayın ne kadar süredir devam ettiğini anlamak için önemlidir. Örneğin, uzun süre önce olmuş bir kazada yaralıların hipotermi (vücut ısısının düşmesi) gibi ek riskleri olabilir. Ayrıca, olayın aciliyet düzeyini ve ekiplerin hazırlıklı olması gereken durumu belirlemeye yardımcı olur.
  • b) Açık ve net adres: Bu, belki de en kritik bilgidir. Ambulansın, itfaiyenin veya polisin kaza yerine ulaşabilmesi için adresin tam ve anlaşılır olması şarttır. Adres ne kadar net verilirse (örneğin; mahalle, cadde, sokak, numara, yakındaki belirgin bir yer) yardım o kadar hızlı ulaşır. Yanlış veya eksik adres, hayati dakikaların kaybedilmesine neden olur.
  • d) Yaralıların durumu ve sayısı: Bu bilgi, olay yerine kaç tane ambulans ve ne tür ekipman gönderileceğini belirlemek için hayati öneme sahiptir. Örneğin, bir yaralı için bir ambulans yeterliyken, 5 yaralının olduğu bir kaza için daha fazla ekip gerekir. Ayrıca yaralıların durumu (bilinci açık/kapalı, kanaması var, araçta sıkışmış vb.) bildirildiğinde, ekipler gerekli donanımla (örneğin, kurtarma ekipmanı) hazırlıklı gelir.

Özetle, 112'yi aradığınızda odaklanmanız gerekenler; nerede olduğunuz, ne olduğu, kaç kişinin etkilendiği ve onların genel durumudur. Yaralıların kimlikleri, acil müdahale sürecinin bir parçası değildir ve bu bilginin verilmesi için zaman harcamak gereksizdir.

Soru 2
Ülkemizde 112 acil telefon hattı, öncelikle hangi hizmet için kullanılmaktadır?
A
İtfaiye
B
Ambulans
C
Polis imdat
D
Jandarma imdat
2 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Türkiye'de 112 acil çağrı hattının hangi hizmetle özdeşleştiği ve temel olarak hangi amaçla kurulduğu sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası "öncelikle" kelimesidir. Bu kelime, 112'nin günümüzdeki çok amaçlı kullanımından ziyade, onun kökenini ve halk tarafından en bilinen temel görevini ifade etmektedir.

Doğru cevap b) Ambulans seçeneğidir. Çünkü 112 acil yardım hattı, Türkiye'de yıllar boyunca "Sıhhi İmdat" olarak bilinmiş ve sadece acil tıbbi durumlar ile ambulans talepleri için kullanılmıştır. Bu numara, acil sağlık hizmetlerine doğrudan ulaşımı sağlamak amacıyla kurulmuş ve bu görevle hafızalara kazınmıştır. Bu nedenle 112 denildiğinde akla gelen ilk ve temel hizmet ambulans hizmetidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak için eski acil durum numaralarını hatırlamak gerekir. Yakın zamana kadar, her acil durum hizmetinin kendine ait özel bir telefon numarası vardı. Bu durum, 112'nin neden öncelikle ambulans ile ilişkili olduğunu daha net bir şekilde ortaya koyar.

  • a) İtfaiye: Yangın, sel veya kurtarma gibi durumlar için aranması gereken numara 110'du. Bu numara doğrudan itfaiye teşkilatına bağlıydı.
  • c) Polis İmdat: Şehir merkezlerindeki hırsızlık, kavga gibi asayiş olayları için aranması gereken numara 155'ti. Bu numara, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne aitti.
  • d) Jandarma İmdat: Polis sorumluluk bölgesi dışındaki kırsal alanlarda meydana gelen olaylar için ise 156 numaralı jandarma imdat hattı kullanılırdı.

Günümüzde "Tek Numara Tek Merkez" projesiyle birlikte bu numaraların tamamı (110, 155, 156 vb.) tek bir çatı altında birleştirilerek 112 Acil Çağrı Merkezi'ne entegre edilmiştir. Artık herhangi bir acil durumda sadece 112'yi aramak yeterlidir ve çağrı merkezi görevlisi sizi doğru birime yönlendirir. Ancak bu ehliyet sınavı sorusu, 112'nin bu birleşmeden önceki temel ve birincil görevini sorguladığı için doğru cevap Ambulans'tır.

Soru 3
Aşağıdakilerden hangisi yan yatış pozisyonuna alınarak taşınabilir?
A
Bulantı ve kusması olan
B
Kalça kemiğinde kırık olan
C
Omurilik zedelenmesi olan
D
Göğüs kemiğinde kırık olan
3 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, ilk yardım sırasında hangi durumdaki bir yaralının "yan yatış pozisyonu" kullanılarak taşınmasının doğru olduğu sorgulanmaktadır. İlk yardımda yaralıyı taşıma pozisyonu, yaralının durumunu daha da kötüleştirmemek ve hayati fonksiyonlarını korumak için kritik bir öneme sahiptir. Her yaralanma türü için önerilen farklı taşıma ve bekleme pozisyonları vardır.

a) Bulantı ve kusması olan (Doğru Cevap)

Bulantı ve kusması olan bir yaralı, özellikle bilinci tam olarak yerinde değilse, en büyük risk solunum yolunun tıkanmasıdır. Kişi sırt üstü yatarken kustuğunda, mide içeriği soluk borusuna kaçabilir. Bu durum, "aspirasyon" olarak adlandırılır ve boğulmaya, ciddi akciğer enfeksiyonlarına veya ölüme yol açabilir. Yaralıyı yan yatış pozisyonuna (koma pozisyonu olarak da bilinir) getirmek, yer çekimi sayesinde kusmuğun ve diğer sıvıların ağızdan dışarı akmasını sağlar. Böylece solunum yolu açık kalır ve yaralının güvenli bir şekilde nefes alması sağlanır. Bu nedenle bu seçenek doğrudur.

b) Kalça kemiğinde kırık olan (Yanlış Cevap)

Kalça kemiği kırığı olan bir yaralıyı yan çevirmek son derece tehlikelidir. Bu hareket, kırık kemik uçlarının yerinden oynamasına, çevredeki kan damarlarını, sinirleri ve kasları zedelemesine neden olabilir. Bu tür bir yaralanmada temel kural, yaralıyı mümkün olduğunca hareketsiz tutmaktır. Genellikle yaralı, bulunduğu pozisyonda (çoğunlukla sırt üstü) bacakları desteklenerek sabitlenir ve profesyonel yardım beklenir. Yan yatış pozisyonu, yaralanmayı ağırlaştıracağı için kesinlikle uygulanmaz.

c) Omurilik zedelenmesi olan (Yanlış Cevap)

Omurilik zedelenmesi şüphesi, ilk yardımda en dikkatli olunması gereken durumlardan biridir. Baş, boyun ve sırt bölgesine darbe almış yaralılarda bu risk her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Yaralının omurgasını hareket ettirecek en küçük bir yanlış müdahale bile kalıcı felce veya ölüme neden olabilir. Bu nedenle, omurilik zedelenmesi şüphesi olan bir yaralı kesinlikle yan çevrilmez. Baş-boyun-gövde ekseni bozulmadan, sırt üstü pozisyonda sabitlenerek profesyonel ekiplerin gelmesi beklenmelidir.

d) Göğüs kemiğinde kırık olan (Yanlış Cevap)

Göğüs kemiği (sternum) veya kaburga kırıklarında yaralının en büyük sorunu nefes alma güçlüğüdür. Sırt üstü veya yan yatmak, göğüs kafesi üzerindeki baskıyı artırarak solunumu daha da zorlaştırabilir ve ağrıyı artırabilir. Bu tür yaralılar için en konforlu ve güvenli pozisyon genellikle yarı oturur pozisyondur. Bu pozisyon, akciğerlerin daha kolay genişlemesine olanak tanıyarak nefes almayı kolaylaştırır. Dolayısıyla yan yatış pozisyonu bu durum için uygun bir seçenek değildir.

Soru 4
Kaza geçirmiş yaralıda, solunum ve dolaşım durması varsa ya da olay yerinde yangın ve patlama gibi tehlikeli bir durum söz konusuysa omuriliğine zarar vermeden araçtan çıkarılmasında kullanılan tekniğe ne ad verilir?
A
Ayak bileklerinden sürükleme yöntemi
B
Heimlich manevrası
C
Rentek manevrası
D
İtfaiyeci yöntemi
4 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası sonrası araç içindeki yaralının, belirli acil ve tehlikeli durumlarda omuriliğine zarar vermeden nasıl çıkarılacağını tanımlayan tekniğin adı sorulmaktadır. Sorunun kilit noktaları; yaralının araç içinde olması, omurilik hasarı şüphesi ve acil tahliye gerektiren durumlar (solunum/dolaşım durması, yangın, patlama tehlikesi) olmasıdır. Bu şartlar altında uygulanacak doğru ilk yardım tekniğini bilmek hayati önem taşır.

Doğru cevap c) Rentek manevrası'dır. Rentek manevrası, tam da soruda açıklanan senaryo için geliştirilmiş özel bir tekniktir. Bu manevranın temel amacı, baş, boyun ve gövde eksenini mümkün olduğunca sabit tutarak, yani omuriliği koruyarak, yaralıyı araçtan hızlı ve güvenli bir şekilde çıkarmaktır. Özellikle yaralının bilinci kapalıysa, solunumu durmuşsa veya çevrede yangın gibi bir tehlike varsa, yaralıya araç dışında müdahale etmek için bu yöntem uygulanır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Ayak bileklerinden sürükleme yöntemi: Bu yöntem, yaralıyı kapalı veya dar bir alandan çıkarmak için kullanılan kaba bir acil taşıma tekniğidir. Ancak bu yöntemde baş ve boyun tamamen korumasız kalır, yerde sürüklenir ve omurilik yaralanması şüphesi olan bir kazazede için son derece tehlikelidir. Bu nedenle bu senaryoda kesinlikle uygulanmaz.

  • b) Heimlich manevrası: Bu manevra, solunum yoluna yabancı bir cisim kaçması sonucu oluşan tam tıkanıklığı (boğulma) açmak için kullanılır. Karına bası uygulanarak akciğerlerdeki havanın cismi dışarı itmesi hedeflenir. Araçtan yaralı çıkarma veya omurilik koruma ile hiçbir ilgisi yoktur.

  • d) İtfaiyeci yöntemi: Bu, bir ilk yardımcının, bilinci kapalı bir yaralıyı omzuna alarak taşıdığı bir yöntemdir. Genellikle engebeli arazilerde veya merdivenlerden indirirken kullanılır. Ancak bu yöntem, yaralıyı araçtan çıkarmak için değil, güvenli bir yere taşımak için kullanılır ve Rentek manevrası kadar hassas bir omurilik koruması sağlamaz, özellikle araçtan çıkarma aşamasında uygun değildir.

Sonuç olarak, soruda tarif edilen; omurilik hasarı riskini en aza indirerek, acil bir durumda yaralıyı araçtan çıkarma tekniği Rentek manevrası'dır. Bu manevra, ilk yardımcının yaralının koltuk altlarından girerek, bir eliyle çenesini, diğer eliyle de kolunu kavrayıp başını kendi göğsüne sabitleyerek yaralıyı bir bütün halinde dışarı çekmesini içerir.

Soru 5
Aşağıdakilerden hangisi “kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek için olay yerinin değerlendirilmesi” işlemini kapsar?
A
Koruma
B
Bildirme
C
Kurtarma
D
Tedavi etme
5 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik kazası meydana geldiğinde yapılması gereken ilk yardım uygulamalarının temel adımlarından biri sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, "kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek" ve "olay yerinin değerlendirilmesi" ifadeleridir. Bu ifadeler, henüz yaralılara müdahale etmeden önce, ortamın güvenliğini sağlamak için atılan ilk adımı tanımlar. Bu adımların doğru sıralaması, ehliyet sınavlarında sıkça sorulan "Koruma, Bildirme, Kurtarma (KBK)" kuralı ile özetlenir.

Doğru cevap ‘a) Koruma’ seçeneğidir. Çünkü ‘Koruma’ işlemi, tam olarak soruda belirtilen amacı taşır: olay yerini ve kazazedeleri daha büyük tehlikelerden korumak. Bu aşama, ikinci bir kazanın yaşanmasını engellemek ve mevcut durumu kontrol altına almak için yapılır. Örneğin, kaza yapan aracın motorunu durdurmak, el frenini çekmek, aracın arkasına reflektör veya uyarı işaretleri koymak gibi eylemler bu adıma aittir. Bütün bu faaliyetler, olay yerinin değerlendirilmesi ve güvenli hale getirilmesi demektir.

  • Neden ‘b) Bildirme’ değil? Bildirme, olay yeri güvenliği sağlandıktan sonra atılan ikinci adımdır. Bu aşamada 112 Acil Çağrı Merkezi aranarak profesyonel yardım istenir. Olay yerini güvene almadan (koruma yapmadan) yardım çağırmak, hem kendinizi hem de başkalarını riske atabileceğiniz için doğru bir sıralama değildir.
  • Neden ‘c) Kurtarma’ değil? Kurtarma, olay yeri güvene alındıktan ve yardım çağrıldıktan sonra yapılan, yaralılara doğrudan ilk yardım müdahalesini içeren üçüncü ve son adımdır. Örneğin, kanamayı durdurmak veya suni teneffüs yapmak gibi uygulamalar bu aşamada yer alır. Olay yeri güvenli değilken yaralıya müdahale etmek, ilk yardımcının da hayatını tehlikeye atabilir.
  • Neden ‘d) Tedavi etme’ değil? Tedavi etme, ilk yardımcının görevi değildir. İlk yardım, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar hayat kurtarmak veya durumun kötüleşmesini önlemek için yapılan ilaçsız uygulamalardır. Tedavi ise doktor ve sağlık profesyonelleri tarafından yapılan tıbbi müdahaleleri kapsar ve daha ileri bir aşamadır.

Özetle, bir kaza anında ilk yapılması gereken şey paniğe kapılmadan olay yerini güvenli hale getirmektir. Bu, Koruma adımıdır ve amacı, soruda da belirtildiği gibi, kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemektir. Bu nedenle doğru cevap "Koruma"dır.

Soru 6
Aşağıdakilerden hangisi, şoka girmiş kazazedeye yapılan doğru bir ilk yardım uygulaması değildir?
A
Rastgele hareket ettirilmesi
B
Hava yolu açıklığının sağlanması
C
Kanama varsa, hemen durdurulması
D
Sırt üstü yatırılarak ayaklarının 30 cm kadar yükseltilmesi
6 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, şoka girmiş bir kazazedeye yapılması gereken ilk yardım uygulamaları arasından **yanlış olanı**, yani yapılmaması gereken davranışı bulmamız isteniyor. Şok, vücuttaki dolaşım sisteminin yaşamsal organlara yeterli kan gönderememesi durumudur ve hayati tehlike oluşturur. Bu nedenle doğru müdahale çok önemlidir.

Doğru Cevap: a) Rastgele hareket ettirilmesi

Şoka girmiş bir kazazedenin durumu son derece hassastır. Onu rastgele ve gereksiz yere hareket ettirmek, mevcut yaralanmalarını (özellikle iç kanama veya omurga kırığı gibi görünmeyen yaralanmaları) daha da kötüleştirebilir. Ayrıca, hareket ettirmek vücudun daha fazla enerji harcamasına ve paniğe kapılmasına neden olarak şok durumunu derinleştirebilir. Bu nedenle kazazede, hayati bir tehlike (yangın, patlama riski vb.) olmadıkça kesinlikle hareket ettirilmemelidir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış? (Yani Neden Doğru Uygulamalardır?)

Diğer seçenekler, şok durumunda yapılması gereken temel ve hayat kurtarıcı ilk yardım adımlarını ifade ettiği için bu sorunun cevabı olamazlar. Gelin bu adımların neden önemli olduğuna bakalım:

  • b) Hava yolu açıklığının sağlanması: Bu, ilk yardımın en temel kuralıdır. Kazazedenin bilinci kapalıysa veya solunumu güçleşmişse, dilin geriye kaçarak soluk borusunu tıkamasını önlemek ve rahat nefes almasını sağlamak için hava yolu açılmalıdır. Eğer kazazede nefes alamıyorsa, diğer müdahalelerin hiçbir anlamı kalmaz.
  • c) Kanama varsa, hemen durdurulması: Şokun en yaygın nedenlerinden biri aşırı kan kaybıdır. Vücuttaki kan miktarı azaldıkça, organlara giden kan da azalır ve şok derinleşir. Bu nedenle, görünen bir kanama varsa, temiz bir bezle veya elle baskı uygulayarak kanamanın derhal durdurulması hayati önem taşır.
  • d) Sırt üstü yatırılarak ayaklarının 30 cm kadar yükseltilmesi: Bu pozisyona "şok pozisyonu" denir. Amaç, bacaklardaki kanın yer çekimi yardımıyla beyin, kalp gibi hayati organlara yönlendirilmesini sağlamaktır. Bu basit müdahale, yaşamsal organların daha uzun süre kanla beslenmesine yardımcı olarak kazazedenin durumunun stabilize edilmesine katkıda bulunur.

Özetle, hava yolunu açmak, kanamayı durdurmak ve şok pozisyonu vermek hayat kurtaran doğru uygulamalardır. Ancak kazazedeyi rastgele hareket ettirmek, durumu daha da kötüleştirecek tehlikeli ve yanlış bir davranıştır. Bu nedenle sorunun doğru cevabı "a" seçeneğidir.

Soru 7
Aşağıdakilerin hangisinde şok pozisyonu vermek sakıncalıdır?
A
Tansiyonu düşük ve nabız alınamayanlarda
B
Burnundan ve kulağından kanama olanlarda
C
El bileğinde açık kırık ve kanama olanlarda
D
Bacağında açık kırık ve kanama olanlarda
7 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, ilk yardımın önemli bir uygulaması olan şok pozisyonunun hangi durumda uygulanmaması, yani sakıncalı olduğu sorulmaktadır. Bu soruyu doğru cevaplamak için öncelikle şok pozisyonunun ne olduğunu, neden yapıldığını ve en önemlisi hangi durumlarda tehlikeli olabileceğini bilmek gerekir.

Şok pozisyonu, vücuttaki kan dolaşımının aniden azalmasıyla ortaya çıkan ve hayati organlara yeterli kan gitmemesi durumunda uygulanan bir ilk yardım tekniğidir. Bu pozisyonda hasta sırt üstü yatırılır ve bacakları yaklaşık 30 cm kadar yukarıya kaldırılır. Bu hareketin amacı, bacaklardaki kanın beyin, kalp gibi hayati organlara yönlendirilmesini sağlayarak bu organların kanlanmasını artırmaktır.

Doğru Cevabın Açıklaması (b seçeneği)

b) Burnundan ve kulağından kanama olanlarda

Bu seçenek doğrudur, çünkü burundan ve kulaktan kan gelmesi, özellikle bir kaza sonrası meydana geldiyse, ciddi bir kafa travması veya kafatası kırığı belirtisi olabilir. Böyle bir durumda hastaya şok pozisyonu vermek son derece tehlikelidir. Bacakları yukarı kaldırmak, baş bölgesine giden kan akışını ve dolayısıyla kafa içi basıncını artıracaktır. Zaten hasar görmüş beyin dokusuna daha fazla basınç uygulanması, beyin kanamasını artırabilir ve hastanın durumunu çok daha kötüleştirebilir.

Kısacası, kafa travması şüphesi olan bir yaralıda beyne giden kan basıncını artırmak istemeyiz. Bu nedenle, burun ve kulak kanaması gibi belirtiler görüldüğünde şok pozisyonu kesinlikle uygulanmaz. Yaralı, başı hafifçe yüksekte olacak şekilde sabit bir pozisyonda tutulmalı ve acil tıbbi yardım beklenmelidir.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • a) Tansiyonu düşük ve nabız alınamayanlarda: Bu durum, şokun en temel belirtileridir. Vücudun hayati organlarına yeterli kan gitmediğinin bir göstergesidir. Dolayısıyla bu, şok pozisyonunun verilmesi için en ideal durumdur, sakıncalı değildir. Amaç, tam da bu belirtileri gösteren hastanın beyin ve kalp gibi organlarına kan akışını desteklemektir.

  • c) El bileğinde açık kırık ve kanama olanlarda: El bileğindeki bir kanama ve kırık, kan kaybı nedeniyle kişiyi şoka sokabilir. Bu durumda yapılması gereken, öncelikle kanamayı durdurmak ve kırığı sabitlemektir. Ardından, eğer hastada şok belirtileri varsa (tansiyon düşüklüğü, solukluk vb.), şok pozisyonu verilebilir. El bileğindeki yaralanma, şok pozisyonu için doğrudan bir engel teşkil etmez.

  • d) Bacağında açık kırık ve kanama olanlarda: Bu durum da c seçeneğine benzer. Bacaktaki ciddi bir yaralanma ve kan kaybı, şokun en yaygın nedenlerindendir. İlk yardımcının önceliği kanamayı kontrol altına almak ve kırık bacağı hareketsiz hale getirmektir (örneğin bir atel ile sabitlemek). Bu işlemler yapıldıktan sonra, hastanın genel durumu şoku gösteriyorsa, sağlam olan bacağı veya her iki bacağı (kırık olan sabitlendikten sonra) dikkatlice yukarı kaldırılarak şok pozisyonu verilebilir. Yani bu durum, pozisyonun sakıncalı olduğu değil, aksine gerekli olabileceği bir durumdur.

Özetle: Şok pozisyonunun temel mantığı kanı beyne yönlendirmektir. Eğer beyinde veya kafatasında bir hasar şüphesi varsa (burun/kulak kanaması gibi), bu pozisyon durumu daha da kötüleştireceği için kesinlikle uygulanmaz. Diğer seçeneklerdeki yaralanmalar ise şoka neden olabileceğinden, gerekli önlemler alındıktan sonra şok pozisyonu verilmesini gerektirebilir.

Soru 8
Bayılan kazazedeye ilk yardım olarak aşağıdakilerden hangisi uygulanmaz?
A
Soğuk içecekler içirilmesi 
B
Şok pozisyonunda yatırılması 
C
Sıkan giysilerinin gevşetilmesi 
D
Temiz hava almasının sağlanması
8 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bayılan bir kişiye yapılacak ilk yardım uygulamaları arasında hangisinin yanlış ve tehlikeli olduğu sorulmaktadır. Amaç, ilk yardımın temel kurallarını bilip bilmediğinizi ölçmektir. Doğru ilk yardım hayat kurtarırken, yanlış bir müdahale durumu daha da kötüleştirebilir.

Doğru Cevap: a) Soğuk içecekler içirilmesi

Bayılan bir kişi, bilincini geçici olarak kaybetmiştir. Bu durumda kişinin yutkunma refleksi tam olarak çalışmaz veya hiç çalışmaz. Bilinci yerinde olmayan veya tam olarak kendine gelmemiş birine yiyecek ya da içecek vermeye çalışmak son derece tehlikelidir. Verilen sıvı, soluk borusuna kaçarak boğulmaya (aspirasyon) neden olabilir, bu da hayati tehlike yaratır. Bu nedenle, bayılan bir kazazedeye bilinci tam olarak yerine gelmeden kesinlikle ağızdan bir şey verilmemelidir.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) Şok pozisyonunda yatırılması: Bu, bayılan bir kişiye yapılması gereken en önemli ilk yardım uygulamasıdır. Kişi sırt üstü yatırılır ve bacakları yaklaşık 30 cm kadar yukarı kaldırılır. Bu pozisyon, bacaklardaki kanın yer çekimi yardımıyla beyne doğru akmasını sağlar. Bayılmanın temel nedeni beyne anlık olarak yeterli kan gitmemesi olduğu için, bu pozisyon beynin tekrar kanlanmasına ve kişinin bilincinin daha çabuk yerine gelmesine yardımcı olur.
  • c) Sıkan giysilerinin gevşetilmesi: Bu da doğru ve gerekli bir uygulamadır. Özellikle boyun, göğüs ve bel bölgesindeki kravat, gömlek yakası, kemer gibi sıkan giysiler kan dolaşımını ve rahat nefes almayı engelleyebilir. Bu giysileri gevşetmek, kan dolaşımını rahatlatır ve kazazedenin daha kolay nefes almasını sağlayarak iyileşme sürecini hızlandırır.
  • d) Temiz hava almasının sağlanması: Kapalı, kalabalık ve havasız ortamlar bayılmayı tetikleyebilir veya kişinin kendine gelmesini zorlaştırabilir. Ortamın havalandırılması, meraklı kalabalığın dağıtılması ve kazazedenin rahatça oksijen almasının sağlanması, genel durumunun düzelmesine yardımcı olan doğru bir ilk yardım adımıdır.

Özetle, bayılan bir kişiye ilk yardımın amacı, beyne giden kan akışını yeniden sağlamak ve solunumunu rahatlatmaktır. Şok pozisyonu, sıkan giysilerin gevşetilmesi ve temiz hava sağlanması bu amaca hizmet ederken; bilinci kapalı birine sıvı içirmeye çalışmak boğulma riski taşıdığı için kesinlikle uygulanmaz.

Soru 9
I. Spor ve iş kazaları II. Yüksek bir yerden düşme III. Otomobil ya da motosiklet kazaları Verilenlerden hangileri, kafatası ve omurga yaralanmalarının nedenlerindendir?
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
9 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, kafatası ve omurga yaralanmalarına yol açabilecek durumların hangileri olduğu sorulmaktadır. Bu konu, ilk yardımın en kritik noktalarından biridir çünkü bu tür yaralanmalarda yapılacak yanlış bir müdahale, kalıcı sakatlıklara (felç) veya ölüme neden olabilir. Bu yüzden, hangi tür kazaların bu riski taşıdığını bilmek, bir sürücü ve ilk yardımcı için hayati önem taşır.

Doğru Cevap: d) I, II ve III

Kafatası ve omurga, vücudumuzun merkezi sinir sistemini (beyin ve omurilik) koruyan kemik yapılardır. Bu yapılar ancak çok şiddetli darbeler ve sarsıntılar sonucu zarar görürler. Soruda verilen üç durumun hepsi, vücudu bu tür şiddetli darbelere maruz bırakabilecek potansiyele sahiptir. Bu nedenle, her üçü de doğru kabul edilir.
  • I. Spor ve iş kazaları: Düşünün ki bir futbol maçında iki oyuncu kafa kafaya çarpışıyor veya bir inşaat işçisi iskeleden düşüyor. Bu gibi durumlarda oluşan darbenin şiddeti, hem kafatasında çatlaklara veya kırıklara hem de omurganın hassas kemiklerinde zedelenmelere yol açabilir. Bu yüzden bu öncül kesinlikle bir nedendir.
  • II. Yüksek bir yerden düşme: Bir kişinin yüksek bir yerden (örneğin bir merdiven, balkon veya ağaç) düşmesi, vücudun yere çarpmasıyla birlikte çok büyük bir enerji açığa çıkarır. Bu enerji, darbenin etkisiyle doğrudan omurgaya ve kafatasına iletilir. Bu, bu tür yaralanmaların en bilinen ve en tehlikeli nedenlerinden biridir.
  • III. Otomobil ya da motosiklet kazaları: Bu, ehliyet sınavı için en önemli maddedir. Trafik kazaları sırasında ani duruşlar, savrulmalar ve çarpışmalar meydana gelir. Bu sarsıntılar sırasında başın direksiyona, cama veya başka bir sert yüzeye çarpması kafatası yaralanmasına; vücudun ani ve kontrolsüz hareketi ise omurganın, özellikle de boyun bölgesinin (kamçı hareketi/whiplash) ciddi şekilde zarar görmesine neden olabilir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

Diğer seçenekler aslında yanlış bilgiler içermiyor, ancak eksik oldukları için doğru cevap olamazlar. Soru, bu yaralanmaların "nedenlerindendir" diyerek genel bir kapsamı sorguluyor. Sadece bir veya iki nedeni seçmek, resmi eksik bırakmak anlamına gelir.
  • a) Yalnız I: Bu seçenek, trafik kazaları ve yüksekten düşme gibi çok yaygın ve tehlikeli iki ana nedeni tamamen göz ardı ettiği için yanlıştır.
  • b) I ve II: Bu seçenek de çok önemlidir ve özellikle bir sürücü adayının bilmesi gereken trafik kazalarını (III. öncül) dışarıda bıraktığı için eksik ve yanlıştır.
  • c) II ve III: Her ne kadar düşmeler ve trafik kazaları en sık görülen nedenler olsa da, spor ve iş kazaları da önemli bir risk faktörüdür. Bu seçeneğin bunu dışlaması, onu eksik kılar.

Özetle: Kafatası ve omurga yaralanmaları, yüksek enerjili travmalar sonucu oluşur. Soruda verilenlerin üçü de (spor/iş kazaları, yüksekten düşme ve trafik kazaları) bu tanıma uyan, ciddi riskler taşıyan durumlardır. Bu nedenle, bu üç durumu da içeren d) seçeneği doğru cevaptır.

Soru 10
I- Kanın oksijen taşımasının engellenmesi II- Fiziksel aktivitenin artması III- Boğucu etki yapması Karbonmonoksit zehirlenmelerinde yukarı-dakilerden hangilerinin olması beklenir?
A
I ve II
B
I ve III
C
II ve III
D
I, II ve III
10 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, karbonmonoksit (CO) gazının solunması durumunda vücutta meydana gelen etkiler sorgulanmaktadır. Karbonmonoksit, renksiz, kokusuz ve tatsız bir gaz olduğu için "sessiz katil" olarak da bilinir. Bu gazın zehirleyici etkilerini anlamak, soruyu doğru cevaplamak için anahtardır. Şimdi verilen öncülleri ve seçenekleri adım adım inceleyelim.

Doğru Cevabın Açıklaması (b) I ve III

Doğru cevap I ve III numaralı öncülleri içerir. Bunun nedenlerini ayrıntılı olarak ele alalım:

  • I- Kanın oksijen taşımasının engellenmesi: Bu, karbonmonoksit zehirlenmesinin temel mekanizmasıdır. Normalde, soluduğumuz havadaki oksijen, akciğerlerimizden kana geçer ve kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobin adı verilen bir proteine bağlanır. Hemoglobin, oksijeni vücudumuzdaki tüm doku ve organlara taşır. Ancak karbonmonoksit gazı, hemoglobine oksijenden yaklaşık 200-250 kat daha güçlü bir şekilde bağlanır. Bu durumda hemoglobin, oksijen yerine karbonmonoksiti taşımaya başlar ve kanın dokulara oksijen ulaştırma kapasitesi ciddi şekilde düşer. Bu nedenle bu ifade doğrudur.
  • III- Boğucu etki yapması: Karbonmonoksit, kimyasal bir boğulmaya neden olur. Fiziksel boğulma gibi (örneğin nefes borusuna bir şey kaçması) havayollarını tıkamaz, ancak kanın oksijen taşımasını engellediği için hücreler ve dokular oksijensiz kalır. Hücre seviyesinde yaşanan bu oksijen yetersizliği, tıpkı nefes alamamak gibi bir "boğulma" etkisi yaratır. Bu yüzden karbonmonoksit, boğucu gazlar sınıfında yer alır. Bu ifade de doğrudur.

Sonuç olarak, karbonmonoksit zehirlenmesinde hem kanın oksijen taşıma görevi engellenir (I) hem de bu durum vücutta boğucu bir etki yaratır (III). Bu nedenle doğru seçenek "I ve III" içeren b) şıkkıdır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır. Yanlışlığın temel sebebi II numaralı öncüldür:

  • II- Fiziksel aktivitenin artması: Bu ifade tamamen yanlıştır. Vücudun fiziksel aktivite yapabilmesi için enerjiye, bu enerjiyi üretmek için de oksijene ihtiyacı vardır. Karbonmonoksit zehirlenmesinde vücut oksijensiz kaldığı için tam tersi bir durum yaşanır. Zehirlenmenin belirtileri arasında baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk, kas güçsüzlüğü ve uyku hali bulunur. Fiziksel aktivitede artış değil, ciddi bir düşüş ve hareket edememe durumu ortaya çıkar.

Bu bilgi ışığında diğer şıkları değerlendirelim:

  1. a) I ve II: Bu seçenek, yanlış olan "Fiziksel aktivitenin artması" (II) öncülünü içerdiği için yanlıştır.
  2. c) II ve III: Bu seçenek de yine yanlış olan "Fiziksel aktivitenin artması" (II) öncülünü içerdiği için elenir.
  3. d) I, II ve III: Bu seçenek, doğru öncüllerin yanında yanlış olan II numaralı öncülü de barındırdığı için yanlıştır.
Soru 11
Sağlıklı yetişkin bir kişinin dakikadaki solunum sayısı kaçtır?
A
10 - 18 
B
12 - 20
C
14 - 22 
D
16 – 24
11 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, dinlenme halindeki sağlıklı bir yetişkinin bir dakika içinde ortalama kaç kez nefes alıp verdiği sorulmaktadır. Bu değer, ilk yardımda kazazedenin durumunu değerlendirmek için kullanılan temel yaşamsal bulgulardan biridir. Solunum sayısı, bir nefes alma (inspirasyon) ve bir nefes verme (ekspirasyon) hareketinin bir bütün olarak sayılmasıyla ölçülür.

Doğru cevap b) 12 - 20 seçeneğidir. Tıbbi olarak kabul edilen standartlara göre, dinlenme halindeki sağlıklı bir yetişkinin solunum sayısı dakikada 12 ila 20 arasında değişir. Bu aralık, vücudun yeterli oksijeni aldığını ve karbondioksiti etkin bir şekilde attığını gösteren normal ve sağlıklı bir ritmi ifade eder. Ehliyet sınavı ilk yardım bilgisi kapsamında bu standart aralık temel alınır ve bu değerlerin bilinmesi beklenir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?

  • a) 10 - 18: Bu aralık doğru cevaba çok yakın olsa da alt sınırı olan 10, normalden biraz yavaş bir solunumu (bradypne) işaret edebilir. Özellikle çok antrenmanlı sporcularda veya uyku sırasında bu değerler görülebilse de, genel yetişkin popülasyonu için kabul edilen standart aralığın alt sınırından daha düşüktür. Bu nedenle en doğru ve kapsayıcı cevap değildir.
  • c) 14 - 22 ve d) 16 – 24: Bu seçenekler ise üst sınırları nedeniyle yanlıştır. Dakikada 20'nin üzerindeki bir solunum hızı, genellikle "takipne" olarak adlandırılan hızlı solunumu gösterir. Bu durum ateş, kaygı, solunum yolu hastalığı veya başka bir sağlık sorununun belirtisi olabilir. Sağlıklı ve dinlenen bir yetişkin için 22 veya 24 gibi değerler normal kabul edilmez, bu yüzden bu seçenekler elenir.

Bu bilginin ehliyet sınavında sorulmasının temel nedeni ilk yardım bilgisini ölçmektir. Bir kaza anında, yaralının solunumunu kontrol ederken dakikada 12'den az veya 20'den fazla nefes alıp verdiğini fark ederseniz, bu durumun acil tıbbi yardım gerektiren bir sorun olabileceğini anlamalısınız. Bu basit kontrol, 112'ye doğru bilgi vermenize ve yaralıya daha etkili yardım edilmesine olanak tanır.

Soru 12
Aşağıdakilerden hangisi, yaralı taşımalarında ilk yardımcının uyması gereken kurallardan biri değildir?
A
Kendi sağlığını riske atması
B
Kalkarken ağırlığı kalça kaslarına vermesi
C
Sırtın gerginliğini korumak için dizlerini bükmesi
D
Yön değiştirirken ani dönme ve bükülmelerden kaçınması
12 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, yaralı bir kişiyi taşırken bir ilk yardımcının uyması gereken genel kurallar sorgulanmakta ve bu kurallara aykırı olan seçenek istenmektedir. Sorunun kökünde bulunan "değildir" ifadesi, bizden yanlış olan davranışı bulmamızı istemektedir. Yani, şıklardan üç tanesi doğru birer kural iken, bir tanesi kesinlikle yapılmaması gereken bir davranıştır.

Doğru Cevap: a) Kendi sağlığını riske atması

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, ilk yardımın en temel ve değiştirilemez kuralının "Önce kendi can güvenliğini sağlamak" olmasıdır. Bir ilk yardımcı, olay yerinin güvenliğinden emin olmadan ve kendi sağlığını tehlikeye atacak bir duruma girmeden müdahalede bulunmamalıdır. Eğer ilk yardımcı kendini yaralarsa, hem yaralıya yardım edemez hale gelir hem de kendisi yardıma muhtaç ikinci bir vaka oluşturur. Bu nedenle kendi sağlığını riske atmak, bir kural olmak yerine, kuralların en başında gelen yasağıdır.

  • b) Kalkarken ağırlığı kalça kaslarına vermesi: Bu seçenek yanlıştır, çünkü bu uyulması gereken doğru bir kuraldır. Yaralıyı kaldırırken bel ve sırt kasları yerine, vücudun en güçlü kas gruplarından olan bacak ve kalça kaslarını kullanmak, ilk yardımcının belini ve omurgasını sakatlanmalardan korur. Bu, doğru kaldırma tekniğinin temel bir parçasıdır.

  • c) Sırtın gerginliğini korumak için dizlerini bükmesi: Bu seçenek de yanlıştır, çünkü bu da uyulması gereken önemli bir kuraldır. Yaralıyı kaldırmak için eğilirken sırtı dik ve gergin tutmak, omurgaya binen yükü azaltır. Bunu sağlamanın yolu ise çömelirken dizleri bükmektir. Bu hareket, ağırlığın doğru kas gruplarına (bacak ve kalça) yönlendirilmesine yardımcı olur.

  • d) Yön değiştirirken ani dönme ve bükülmelerden kaçınması: Bu seçenek de yanlıştır, zira bu da hayati bir taşıma kuralıdır. Yaralıyı taşırken belden veya sırttan ani bir şekilde dönmek, omurga disklerine ciddi zararlar verebilir. Bunun yerine, yön değiştirmek için ayak adımlarıyla bütün vücudu bir bütün olarak döndürmek gerekir. Bu, hem ilk yardımcının sağlığını korur hem de taşınan yaralının sarsılmasını önler.

Özetle, B, C ve D şıklarında belirtilen davranışlar, ilk yardımcının hem kendi sağlığını koruması hem de yaralıyı güvenli bir şekilde taşıması için uygulaması gereken ergonomik ve doğru tekniklerdir. A şıkkı ise ilk yardımın temel prensibine tamamen aykırı olduğu için yapılması gereken bir kural değil, kesinlikle kaçınılması gereken bir hatadır.

Soru 13
Sürücülerin dönüşlerde aşağıdakilerden hangisini yapması yanlıştır?
A
Geçiş hakkı kurallarına uyması
B
Dönüş yönüne göre uygun şeride girmesi
C
Döneceği yönü önceden işaretle bildirmesi
D
Dönmeye başladıktan sonra işaret vermesi
13 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülerin bir dönüş manevrası sırasında yapması gereken doğru davranışlar arasından, hatalı ve trafik kurallarına aykırı olan eylemin hangisi olduğu sorulmaktadır. Yani, şıklarda verilen dört eylemden üçü güvenli ve yasal bir sürüş için zorunlu iken, biri kesinlikle yapılmaması gereken tehlikeli bir davranıştır. Amacımız bu yanlış davranışı tespit etmektir.

Doğru cevap d) Dönmeye başladıktan sonra işaret vermesi seçeneğidir. Sinyal vermenin temel amacı, trafikteki diğer yol kullanıcılarını (sürücüler, yayalar, bisikletliler) niyetiniz hakkında önceden bilgilendirmektir. Dönüş manevrasına başladıktan sonra verilen bir sinyalin hiçbir faydası yoktur, çünkü eyleme zaten başlamışsınızdır. Bu durum, özellikle arkanızdan gelen veya yanınızdaki sürücüler için ani bir tehlike oluşturur, kaza riskini ciddi şekilde artırır ve trafikteki öngörülebilirliği yok eder.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış cevap olduğunu, yani neden sürücülerin yapması gereken doğru davranışlar olduğunu inceleyelim:

  • a) Geçiş hakkı kurallarına uyması: Bu, her sürücünün en temel sorumluluklarından biridir. Özellikle kavşaklarda ve dönüşlerde, kimin önce geçeceğini belirleyen kurallara (örneğin, ana yoldakine yol verme, dönüş yapan aracın doğru giden araca yol vermesi gibi) uymak, trafik akışının düzenli ve güvenli olmasını sağlar. Bu nedenle bu davranış doğrudur ve yapılması zorunludur.
  • b) Dönüş yönüne göre uygun şeride girmesi: Güvenli bir dönüş için, sürücülerin manevraya başlamadan makul bir mesafe önce, dönecekleri yöne en yakın şeride geçmeleri gerekir. Örneğin, sağa dönecek bir sürücü en sağ şeride, sola dönecek bir sürücü ise en sol şeride (veya dönüş için ayrılmış özel şeride) zamanında yerleşmelidir. Bu kural, hem trafiği tıkamayı önler hem de niyetinizi diğer sürücülere net bir şekilde belli eder.
  • c) Döneceği yönü önceden işaretle bildirmesi: Bu, güvenli sürüşün ve trafikte iletişimin altın kuralıdır. Dönüşe başlamadan yeterli bir mesafe önce sinyal vermek, diğer sürücülere sizin ne yapacağınızı anlamaları ve kendi hızlarını veya pozisyonlarını buna göre ayarlamaları için gerekli zamanı tanır. Bu davranış, 'd' seçeneğindeki yanlış eylemin tam tersi ve doğrusudur.

Özetle, sinyal dönüşten sonra değil, mutlaka dönüşten önce verilmelidir. Dönüşe başladıktan sonra sinyal vermek, hiç vermemek kadar tehlikeli ve anlamsız bir eylemdir. Bu nedenle sorunun doğru cevabı 'd' seçeneğidir.

Soru 14

Şekildeki trafik işareti aşağıdakilerden hangisini bildirir?

A
Dönel kavşak yaklaşımını
B
İleri ve sola mecburi yönü
C
Sağa ve sola mecburi yönü
D
Ada etrafında dönüleceğini
14 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik tanzim işareti görseli verilerek bu işaretin sürücülere ne bildirdiği sorulmaktadır. Trafik işaretlerinin anlamlarını doğru bilmek, hem sınav başarısı hem de trafikte can ve mal güvenliği için hayati önem taşır. İşaretin şekli, rengi ve üzerindeki semboller, onun anlamını çözmek için bize ipuçları verir.

Öncelikle soruda verilen levhayı inceleyelim. Levha, mavi renkli ve daire şeklindedir. Trafik işaretlerinde daire şekli, genellikle bir zorunluluk veya yasaklama bildirir. Mavi zemin ise bu zorunluluğun ne olduğunu belirtir ve bu tür levhalar "Tanzim İşaretleri" grubuna girer. Levhanın üzerinde ileri ve sola dönük iki beyaz ok bulunmaktadır. Bu oklar, sürücülerin gidebilecekleri istikametleri göstermektedir.

Bu bilgiler ışığında doğru cevabın b) İleri ve sola mecburi yönü olduğunu net bir şekilde anlıyoruz. Mavi daire "mecburi" (zorunlu) olduğunu, içindeki oklar ise gidilebilecek yönlerin "ileri" ve "sol" olduğunu belirtir. Bu levhayı gören bir sürücü, kavşağa veya yola geldiğinde sağa dönemeyeceğini, sadece ileri gidebileceğini veya sola dönebileceğini anlamalıdır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu da açıklayalım:

  • a) Dönel kavşak yaklaşımını: Bu seçenek yanlıştır. Dönel kavşak yaklaşımını bildiren levha, genellikle üçgen şeklinde bir tehlike uyarı işaretidir ve içinde dönen oklar bulunur. Sorudaki işaret ise daire şeklinde bir tanzim işaretidir ve kavşağa yaklaşımı değil, kavşaktaki zorunlu yönleri bildirir.
  • c) Sağa ve sola mecburi yönü: Bu seçenek, levhadaki okların yönüyle uyuşmamaktadır. Levhada "ileri" ve "sola" giden oklar vardır, "sağa" giden bir ok yoktur. Dolayısıyla bu seçenek açıkça yanlıştır.
  • d) Ada etrafında dönüleceğini: Bu ifade, dönel kavşağın kendisini tanımlar. Ada etrafında dönülmesini zorunlu kılan levha da mavi ve daire şeklindedir, ancak içinde birbirini takip eden dairesel oklar bulunur. Sorudaki levha ise düz ve sola dönen oklar içerdiği için bu anlama gelmez.

Sonuç olarak, trafik levhasının mavi ve dairesel olması bir mecburiyet bildirdiğini, üzerindeki okların ise bu mecburiyetin hangi yönler için geçerli olduğunu gösterdiğini unutmamalısınız. Bu levha, sürücüye sadece ileri gitme veya sola dönme zorunluluğu getirmektedir.

Soru 15

Şekildeki kavşakta sola dönüş yapacak olan 2 numaralı araç sürücüsü nasıl davranmalıdır?

A
Dar bir kavisle dönmeli
B
Hızını azaltmadan kavşağa girmeli
C
Karşıya geçen yayaya yol vermeli
D
İlk geçiş hakkını kendisi kullanmalı
15 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kavşakta sola dönüş yapmak isteyen 2 numaralı araç sürücüsünün, yaya geçidinde bulunan bir yayaya göre nasıl bir davranış sergilemesi gerektiği değerlendirilmektedir. Sürücünün trafik kuralları, geçiş üstünlükleri ve güvenli sürüş prensipleri çerçevesinde en doğru hareketi seçmesi beklenir. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu ayrıntılı olarak inceleyelim.

c) Karşıya geçen yayaya yol vermeli

Bu seçenek doğrudur. Trafik kurallarının en temel ve en önemli prensiplerinden biri yaya önceliğidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan ancak trafik işareti veya yer işaretleriyle belirlenmiş yaya geçitlerinde, sürücüler yavaşlamak ve geçitten geçen veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermek zorundadır. Şekilde 2 numaralı araç sürücüsü, döneceği yolda yaya geçidinden geçmekte olan bir yaya gördüğü için durmalı ve yayanın güvenli bir şekilde karşıya geçmesini beklemelidir. Yayanın can güvenliği her zaman araçların geçiş üstünlüğünden önce gelir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Dar bir kavisle dönmeli: Bu seçenek yanlıştır. Trafik kurallarına göre sola dönüşler her zaman geniş bir kavisle yapılır. Sürücü, dönüş yapacağı yolun gidişe ayrılan şeridine girecek şekilde manevrasını tamamlamalıdır. Dar bir kavisle dönmek, hem karşı yönden gelen trafiğin şeridine girmeye neden olabilir hem de dönüşün kontrolünü zorlaştırarak tehlikeli bir durum yaratır. Bu nedenle bu davranış şekli hatalıdır.

  • b) Hızını azaltmadan kavşağa girmeli: Bu seçenek yanlıştır. Sürücüler, kavşaklara, dönemeçlere, yaya geçitlerine ve tepe üstlerine yaklaşırken hızlarını mutlaka azaltmak zorundadırlar. Hız azaltmadan kavşağa girmek, olası bir tehlike anında (örneğin aniden yola çıkan bir yaya veya başka bir araç) zamanında durmayı imkansız hale getirir ve ciddi kazalara yol açabilir. Bu davranış, güvenli sürüş ilkesine tamamen aykırıdır.

  • d) İlk geçiş hakkını kendisi kullanmalı: Bu seçenek yanlıştır. Her ne kadar 2 numaralı araç, ana yolda olduğu için tali yoldan çıkan 1 numaralı araca göre geçiş önceliğine sahip olsa da, bu öncelik yayalara karşı geçerli değildir. Belirtildiği gibi, yaya geçitlerinde öncelik her zaman yayalarındır. Sürücünün, araçlara karşı olan geçiş hakkını yayalara karşı da kullanabileceğini düşünmesi büyük bir hatadır ve trafik kuralı ihlalidir.

Özet olarak; bu senaryoda en önemli kural, yaya geçidindeki yayanın güvenliğidir. 2 numaralı araç sürücüsü, diğer tüm kurallardan önce yayaya yol verme zorunluluğunu yerine getirmelidir.

Soru 16
Trafik zabıtası veya trafik işaret levhası ve ışıklı işaret cihazı bulunmayan kontrolsüz kavşaklarda, aşağıdakilerden hangisinin yapılması yanlıştır?
A
Tali yoldan ana yola çıkan sürücülerin, ana yoldan geçen araçlara yol vermesi
B
Dönüş yapan sürücülerin, doğru geçmekte olan araçlara yol vermesi
C
Bütün sürücülerin geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermesi
D
Motorlu araçlardan sağdakinin, soldan gelen araca yol vermesi
16 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, herhangi bir trafik polisi, levha veya ışıkla yönetilmeyen bir kavşakta, yani bir kontrolsüz kavşakta hangi davranışın kurallara aykırı olduğu sorulmaktadır. Bu tür sorularda dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, şıklardan hangisinin "yanlış" bir eylem olduğudur. Yani, şıklardan üç tanesi doğru ve uyulması gereken trafik kurallarını belirtirken, bir tanesi hatalı bir bilgiyi içermektedir.

d) Motorlu araçlardan sağdakinin, soldan gelen araca yol vermesi

Bu seçenek, sorunun doğru cevabıdır çünkü ifade edilen davranış trafik kurallarına göre tamamen yanlıştır. Kontrolsüz kavşaklardaki en temel kural, "sağdan gelen aracın geçiş önceliği" olmasıdır. Yani, bir kavşağa yaklaşan sürücü, kendi sağından gelen araca yol vermek zorundadır. Bu şık ise durumun tam tersini, yani sağdaki aracın soldakine yol vermesi gerektiğini söyleyerek kuralı ihlal etmektedir. Bu nedenle, kontrolsüz bir kavşakta yapılması yanlış olan davranış budur.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması

Diğer seçeneklerin neden cevap olmadığını, yani neden doğru trafik kurallarını ifade ettiklerini inceleyelim:

  • a) Tali yoldan ana yola çıkan sürücülerin, ana yoldan geçen araçlara yol vermesi: Bu ifade doğrudur. Trafik kurallarına göre, ana yol ve tali yolun kesiştiği bir kavşakta geçiş önceliği her zaman ana yoldaki araçlardadır. Tali yoldan gelen sürücü, ana yoldaki trafik müsait olana kadar beklemek ve ana yoldan geçen araçlara yol vermek zorundadır. Bu, yapılması gereken doğru bir davranıştır.
  • b) Dönüş yapan sürücülerin, doğru geçmekte olan araçlara yol vermesi: Bu ifade de doğrudur. Kavşaklarda genel bir kural olarak, dönüş yapan araçlar, karşı yönden gelen ve düz gitmekte olan araçlara yol vermek zorundadır. Düz giden aracın geçiş önceliği vardır. Dolayısıyla bu, yapılması gereken doğru bir davranıştır.
  • c) Bütün sürücülerin geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermesi: Bu ifade de kesinlikle doğrudur. Ambulans, itfaiye, polis aracı gibi "geçiş üstünlüğüne sahip" araçlar, görev halindeyken (sirenleri ve ışıkları açıkken) her zaman ve her yerde geçiş önceliğine sahiptir. Diğer tüm sürücüler, kavşağın kontrollü veya kontrolsüz olduğuna bakılmaksızın bu araçlara yol vermekle yükümlüdür. Bu da yapılması zorunlu ve doğru bir davranıştır.

Özetle, soru bizden yanlış olan davranışı bulmamızı istiyor. A, B ve C şıkları trafikte uyulması gereken doğru kuralları belirtirken, D şıkkı kontrolsüz kavşaklardaki en temel geçiş hakkı kuralını ("sağdaki önceliklidir" kuralını) tersine çevirdiği için yapılması yanlış olan davranıştır ve bu yüzden sorunun doğru cevabıdır.

Soru 17
Şekildeki gibi ışıklı trafik işaret cihazında, sarı ve kırmızı ışığın birlikte yandığını gören sürücü ne yapmalıdır?
A
Harekete hazırlanmalı
B
Yolun en sağına yaklaşmalı
C
Dönüş yapacağı yola girmeli
D
Yaya geçidini kapatmadan durmalı
17 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün trafik ışıklarında kırmızı ve sarı ışığın aynı anda yandığını gördüğünde hangi davranışı sergilemesi gerektiği sorgulanmaktadır. Bu durum, trafik ışıklarının standart çalışma döngüsündeki belirli bir anı ifade eder ve sürücünün bu sinyalin anlamını doğru bilmesi, hem trafik akışının düzeni hem de güvenlik için çok önemlidir.

Doğru Cevap: a) Harekete hazırlanmalı

Trafik ışıklarında kırmızı ve sarı ışığın birlikte yanması, "yolun trafiğe açılmak üzere olduğu" anlamına gelir. Bu, bir sonraki ışığın yeşil olacağının habercisidir. Bu sinyali gören sürücü, henüz hareket etmemeli ancak kalkış için hazırlık yapmalıdır. Bu hazırlık, aracı vitese takmak, freni bırakmaya ve gaza basmaya hazır olmak gibi eylemleri içerir. Bu nedenle "Harekete hazırlanmalı" seçeneği doğrudur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi
  • b) Yolun en sağına yaklaşmalı: Bu davranış, genellikle ambulans, itfaiye gibi geçiş üstünlüğüne sahip bir araca yol vermek için yapılır. Trafik ışığının bu durumuyla hiçbir ilgisi yoktur ve gereksiz bir manevradır. Bu nedenle bu seçenek yanlıştır.
  • c) Dönüş yapacağı yola girmeli: Kırmızı ışık hala yandığı için kavşağa girmek veya dönüş yapmak kesinlikle yasaktır. Kırmızı ışık, "DUR" anlamını taşır ve bu kural, sarı ışıkla birlikte yansa bile geçerliliğini korur. Yeşil ışık yanmadan hareket etmek, trafik kuralı ihlalidir ve kazalara yol açabilir. Bu yüzden bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Yaya geçidini kapatmadan durmalı: Bu, kırmızı ışık yandığında veya yeşilden sarıya geçişte durulması gereken doğru pozisyondur. Ancak soru, zaten durmakta olan ve ışığın değişmesini bekleyen bir sürücünün ne yapması gerektiğini sormaktadır. Kırmızı ve sarı ışık yandığında sürücü zaten durmuş pozisyondadır; bu sinyalin anlamı "durmaya devam et" değil, "kalkışa hazırlan" demektir. Dolayısıyla bu seçenek, o an için yapılması gereken birincil eylemi ifade etmez.

Özetle, trafik ışıklarındaki kırmızı ve sarı ışığın birlikte yanması, sürücüye "Hazırlan, birazdan yeşil yanacak" mesajını verir. Bu durumda sürücünün güvenli bir şekilde ve trafiği aksatmadan kalkış yapabilmek için hazırlıklı olması beklenir. Bu nedenle doğru davranış, harekete hazırlanmaktır.

Soru 18
Geceleyin arkasındaki aracın geçme uyarısını alan araç sürücüsünün aşağıdakilerden hangisini yapması doğrudur?
A
Arkadaki araç sürücüsüne sinyalle geç işareti vermesi
B
Hızını sabit tutması, gerekirse yavaşlaması
C
Uzağı gösteren lambaları yakması
D
Taşıt yolunun soluna yaklaşması
18 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, gece yolculuk yaparken arkanızdaki bir aracın sizi sollamak istediğini ve bunun için size bir uyarı (selektör gibi) verdiğini varsaymamız isteniyor. Bu durumda, sollanacak olan araç sürücüsü olarak sizin yapmanız gereken en doğru ve güvenli davranışın ne olduğu sorgulanmaktadır. Trafikteki temel amaç, hem kendi güvenliğimizi hem de diğer sürücülerin güvenliğini tehlikeye atmadan, geçiş işlemini kolaylaştırmaktır.

Doğru Cevap: b) Hızını sabit tutması, gerekirse yavaşlaması

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, sollama yapan sürücünün işini kolaylaştırmak ve manevrayı mümkün olan en kısa sürede ve en güvenli şekilde tamamlamasına yardımcı olmaktır. Hızınızı artırırsanız, sollama mesafesi uzar ve bu durum tehlike yaratır. Hızınızı sabit tutarak veya trafik durumu müsait değilse hafifçe yavaşlayarak, arkanızdaki aracın sizi daha çabuk geçmesini ve şeridine güvenle dönmesini sağlarsınız. Bu davranış, trafikteki en önemli kurallardan biri olan "geçiş kolaylığı sağlama" ilkesine tam olarak uyar.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Arkadaki araç sürücüsüne sinyalle geç işareti vermesi: Bu davranış kesinlikle yanlıştır ve büyük bir tehlike oluşturur. Siz "geç" işareti verdiğinizde, sollama manevrasının sorumluluğunu üstlenmiş olursunuz. Eğer ileride sizin göremediğiniz bir tehlike (karşıdan gelen araç, yoldaki bir çukur vb.) varsa ve bir kaza olursa, sorumlu tutulabilirsiniz. Sollama kararını ve sorumluluğunu daima sollama yapan sürücü almalıdır.
  • c) Uzağı gösteren lambaları yakması: Geceleyin uzağı gösteren lambaları (uzun farları) yakmak, hem arkanızdaki sürücünün aynalardan yansıyan ışıkla gözlerinin kamaşmasına hem de karşı yönden gelen sürücülerin görüşünün engellenmesine neden olur. Bu durum, sollama gibi riskli bir manevra sırasında kazaya davetiye çıkarmak demektir. Tam tersine, eğer uzun farlarınız açıksa, arkanızdaki araç yanınıza geldiğinde onu rahatsız etmemek için kısa farlara geçmeniz gerekir.
  • d) Taşıt yolunun soluna yaklaşması: Bu da çok tehlikeli ve yanlış bir harekettir. Sollama işlemi aracın sol tarafından yapılır. Sizin sola yaklaşmanız, sollama yapacak aracın geçiş koridorunu daraltır ve onu tehlikeli bir manevraya zorlar. Doğru olan, şeridinizdeki konumunuzu korumak, hatta gerekirse şeridin biraz sağına yaklaşarak geçiş için daha fazla alan bırakmaktır.
Soru 19
Şekildeki trafik işareti neyi bildirir?
A
Kaygan yola yaklaşıldığını
B
Sağa dönmenin yasaklandığını
C
Sağa tehlikeli viraja yaklaşıldığını
D
Sağ taraftan tek yönlü yola girileceğini
19 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, gösterilen trafik işaretinin sürücülere ne anlattığı ve hangi uyarıyı yaptığı sorulmaktadır. Bu tür sorular, trafik levhalarının anlamlarını doğru bilmenin ve yoldaki potansiyel tehlikelere karşı hazırlıklı olmanın önemini ölçer. İşaretin şekli, rengi ve içindeki sembol, onun anlamını çözmek için bize ipuçları verir.

Öncelikle, işaretin genel yapısını inceleyelim. Levha, üçgen şeklindedir ve kırmızı bir çerçeveye sahiptir. Trafik işaretlerinde üçgen şekli, sürücüyü ilerideki bir tehlikeye karşı uyarmak için kullanılır. Bu levhalar "Tehlike Uyarı İşaretleri" grubuna aittir ve sürücüye hızını azaltması ve daha dikkatli olması gerektiğini bildirir.

İşaretin içindeki sembol, yolun ilerideki durumunu betimler. Bu levhada, sağa doğru keskin bir dönüş yapan bir ok bulunmaktadır. Bu sembol, yolun geometrisinin değişeceğini ve ileride sağa doğru tehlikeli bir viraj olduğunu açıkça göstermektedir. Bu nedenle, sürücünün bu viraja güvenli bir hızla girmesi için önceden uyarılması amaçlanır.

Doğru Cevabın Açıklaması:
  • c) Sağa tehlikeli viraja yaklaşıldığını: Bu seçenek doğrudur. Üçgen şeklindeki uyarı levhası ve içindeki sağa dönen ok sembolü, tam olarak ileride sağa doğru tehlikeli bir viraj olduğu anlamına gelir. Sürücü bu işareti gördüğünde yavaşlamalı ve viraja kontrollü bir şekilde girmeye hazırlanmalıdır.
Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması:
  1. a) Kaygan yola yaklaşıldığını: Bu seçenek yanlıştır. Kaygan yolu bildiren tehlike uyarı işareti de üçgen şeklindedir, ancak içinde sağa dönen bir ok yerine, arkasında zikzak izler bırakan bir otomobil figürü bulunur.
  2. b) Sağa dönmenin yasaklandığını: Bu seçenek yanlıştır. Yasaklama bildiren işaretler genellikle yuvarlak şekildedir. "Sağa Dönülmez" işareti, kırmızı çerçeveli yuvarlak bir levhanın içinde, üzerine kırmızı bir çizgi çekilmiş sağa dönen bir ok sembolü ile gösterilir. Bu işaret bir uyarı değil, bir kural (yasak) bildirir.
  3. d) Sağ taraftan tek yönlü yola girileceğini: Bu seçenek de yanlıştır. Tek yönlü yol gibi trafik düzenini bildiren işaretler genellikle kare veya dikdörtgen şeklinde ve mavi renktedir. Bu işaret yolun fiziki yapısı (viraj) hakkında bilgi verir, trafik akış yönü hakkında değil.
Soru 20
Şekildeki gibi sağa dönüş yapacak olan sürücü, aşağıdakilerden hangilerini yapmalıdır? I- Sağa dönüş lambasını yakmalı II- Hızını azaltmalı III- Dar bir kavisle dönmeli
A
Yalnız I 
B
I ve II
C
II ve III 
D
I, II ve III
20 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir kavşakta sağa dönüş yapmak isteyen bir sürücünün, trafik kurallarına uygun ve güvenli bir şekilde bu manevrayı tamamlamak için hangi adımları izlemesi gerektiği sorulmaktadır. Doğru cevap, bu adımların hepsini içeren seçenektir. Şimdi bu adımları ve neden gerekli olduklarını tek tek inceleyelim.

I. Sağa dönüş lambasını yakmalı: Bu, trafikteki en temel iletişim kurallarından biridir. Sürücü, dönüş yapma niyetini diğer yol kullanıcılarına (arkasındaki, karşıdaki araçlar ve yayalar) önceden bildirmek zorundadır. Sinyal vermek, diğer sürücülerin sizin ne yapacağınızı tahmin etmelerini sağlar, böylece onlar da kendi hızlarını ve pozisyonlarını ayarlayabilirler. Bu, olası kazaları ve karışıklıkları önleyen hayati bir güvenlik adımıdır.

II. Hızını azaltmalı: Kavşaklara ve dönüşlere yaklaşırken hızı azaltmak zorunludur. Yüksek hızla bir viraja veya dönüşe girmek, aracın kontrolünü kaybetme (savrulma) riskini artırır. Ayrıca, hızı azaltmak sürücüye etrafını daha iyi kontrol etme, varsa yaya veya bisikletlilere yol verme ve dönüşü güvenli bir şekilde tamamlama zamanı tanır. Güvenli bir manevra için hızın mutlaka düşürülmesi gerekir.

III. Dar bir kavisle dönmeli: Trafik kurallarına göre sağa dönüşler daima dar bir kavisle yapılır. Bu, sürücünün kendi şeridinde kalarak, girmek istediği yolun en sağ şeridine girmesi anlamına gelir. Eğer sürücü geniş bir kavisle dönerse, hem karşı yönden gelen trafiğin şeridini ihlal etme hem de gireceği yoldaki sol şeride tehlikeli bir şekilde girme riski yaratır. Bu nedenle sağa dönüşlerin kuralı, mümkün olan en dar açıyla ve en sağ şeritten yapılmasıdır.

Seçeneklerin Değerlendirilmesi:

  • a) Yalnız I: Sadece sinyal vermek yeterli değildir. Hızı azaltmadan veya yanlış bir kavisle dönmek kazaya sebep olabilir.
  • b) I ve II: Sinyal vermek ve hızı azaltmak doğru adımlardır ancak dönüşün kendisi yanlış (geniş kavisle) yapılırsa yine tehlikeli ve kural dışı bir durum oluşur.
  • c) II ve III: Hızı azaltıp doğru bir kavisle dönmek ama sinyal vermemek, diğer sürücüleri şaşırtır ve arkadan çarpma gibi kazalara davetiye çıkarır.
  • d) I, II ve III: Bu seçenek, güvenli ve kurallara uygun bir sağ dönüş için gerekli olan tüm adımları içermektedir. Sürücü hem niyetini bildirmeli (sinyal), hem manevraya hazırlanmalı (hız azaltma), hem de manevrayı doğru şekilde (dar kavis) yapmalıdır. Bu nedenle doğru cevap budur.
Soru 21
Araç ışıklarının kullanılması kurallarına göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A
Sadece park veya sis ışıkları yakılarak araç sürülmesi
B
Gündüzleri görüşü azaltan sisli, yağışlı ve benzeri havalarda sadece sis ışıklarının kullanılması
C
Geçme sırasında uyarı amacıyla uzağı ve yakını gösteren ışıkların çok kısa süre içinde sıra ile veya ikisinin birlikte aynı zamanda yakılması
D
Karşı yönden gelen araç sürücülerinin ve kara yolunu kullanan diğer kişilerin gözlerini kamaştıracak bütün hâllerde,uzağı gösteren ışıkların yakılmasI
21 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre araç ışıklarının hangi durumda doğru ve kurallara uygun kullanıldığını tespit etmemiz isteniyor. Trafikte güvenli bir sürüş için ışıkların ne zaman ve nasıl kullanılacağını bilmek çok önemlidir. Şimdi şıkları tek tek inceleyerek doğru cevabı ve diğer şıkların neden yanlış olduğunu anlayalım.

c) Geçme sırasında uyarı amacıyla uzağı ve yakını gösteren ışıkların çok kısa süre içinde sıra ile veya ikisinin birlikte aynı zamanda yakılması

Bu seçenek doğrudur. Trafikte "selektör yapmak" olarak bilinen bu hareket, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde tanımlanmış yasal bir uyarı yöntemidir. Özellikle gündüz saatlerinde veya sesli uyarının (korna) yetersiz kalabileceği durumlarda, öndeki aracı geçme niyetinizi bildirmek için kısa aralıklarla uzun ve kısa farları art arda yakıp söndürmek kurallara uygundur. Bu hareket, güvenli bir iletişim aracı olarak kabul edilir.

Şimdi diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Sadece park veya sis ışıkları yakılarak araç sürülmesi
    Bu ifade yanlıştır. Park ışıkları, adından da anlaşılacağı gibi, araç park halindeyken konumunu belli etmek için kullanılır ve seyir halinde kullanılamaz. Sis ışıkları ise sadece sisli, karlı, şiddetli yağmurlu gibi görüşün çok kısıtlı olduğu durumlarda kısa farlarla birlikte kullanılabilir. Tek başına sis ışığı veya park ışığı ile araç sürmek yasaktır ve tehlikelidir.
  • b) Gündüzleri görüşü azaltan sisli, yağışlı ve benzeri havalarda sadece sis ışıklarının kullanılması
    Bu ifade de yanlıştır. Yönetmeliğe göre, görüşü azaltan bu tür hava koşullarında öncelikle yakını gösteren ışıkların (kısa farlar) yakılması zorunludur. Sis farları, bu ışıklara ek olarak görüşü artırmak amacıyla kullanılabilir. Şıktaki "sadece" kelimesi bu kullanımı hatalı kılmaktadır, çünkü asıl yakılması gereken kısa farlar ihmal edilmiş olur.
  • d) Karşı yönden gelen araç sürücülerinin ve kara yolunu kullanan diğer kişilerin gözlerini kamaştıracak bütün hâllerde, uzağı gösteren ışıkların yakılması
    Bu ifade tamamen yanlıştır ve trafik güvenliğinin en temel kurallarından birine aykırıdır. Uzağı gösteren ışıklar (uzun farlar), karşı yönden gelen bir araçla karşılaşıldığında, bir aracı takip ederken veya aydınlatmanın yeterli olduğu yerleşim yerlerinde kesinlikle kullanılmamalıdır. Bu ışıklar diğer sürücülerin ve yayaların gözünü kamaştırarak geçici körlüğe neden olabilir ve ciddi kazalara yol açabilir. Kural, tam tersine, bu durumlarda kısa farlara geçilmesini emreder.
Soru 22
Belirlenmiş yangın musluklarına her iki yönden kaç metre mesafe içinde park etmek yasaktır?
A
B
10 
C
15 
D
20
22 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, acil durumlarda itfaiyenin su alabilmesi için hayati önem taşıyan yangın musluklarının yakınına park etme yasağının kaç metrelik bir mesafeyi kapsadığı sorulmaktadır. Bu, trafikte hem düzeni sağlamak hem de acil müdahale ekiplerinin işini kolaylaştırmak için belirlenmiş önemli bir kuraldır. Sürücülerin bu mesafeyi bilmesi ve uygulaması, olası bir felaketin önlenmesinde kritik rol oynar.

Doğru cevap "a) 5" seçeneğidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre, belirlenmiş yangın musluklarına her iki yönden 5 metre mesafe içinde park etmek kesinlikle yasaktır. Bu kuralın temel amacı, bir yangın anında itfaiye araçlarının musluğa engelsiz bir şekilde yanaşabilmesini ve su bağlantısını hızla yapabilmesini sağlamaktır. Bu 5 metrelik boş alan, itfaiye ekiplerinin hortumlarını sermesi ve rahatça çalışabilmesi için hayati bir "operasyon alanı" görevi görür.

Diğer seçenekler olan 10, 15 ve 20 metre ise yanlıştır. Bu mesafeler, yangın muslukları için yasal olarak belirlenmiş mesafe değildir. Kanun koyucu, acil durum müdahalesi için yeterli alanı sağlarken, aynı zamanda şehir içindeki kısıtlı park alanlarını gereğinden fazla işgal etmemeyi amaçlamıştır. 10, 15 veya 20 metrelik bir yasak, özellikle dar sokaklarda ve yoğun yerleşim bölgelerinde sürücüler için büyük bir park sorunu yaratırdı.

Bu kuralı aklınızda tutmak için şöyle düşünebilirsiniz: Ortalama bir otomobilin uzunluğu yaklaşık 4-5 metredir. Yani, yangın musluğunun yanına yaklaşık bir araba boyu kadar boşluk bırakmanız gerektiğini hayal edebilirsiniz. Bu basit görselleştirme, sınav anında ve trafikte doğru kararı vermenize yardımcı olacaktır. Unutmayın ki bu mesafe, musluğun hem sağından hem de solundan, yani her iki yönden de geçerlidir.

Sonuç olarak, ehliyet sınavında ve trafikte karşınıza çıktığında unutmamanız gereken en önemli bilgi, yangın musluklarına park etme yasağının 5 metrelik bir mesafeyi kapsadığıdır. Bu kural sadece bir sınav sorusu olmanın ötesinde, bir toplumun acil durumlara ne kadar hazırlıklı olduğunun bir göstergesidir. Bu mesafeye uymak, hem yasal bir zorunluluk hem de bir vatandaşlık görevidir.

Soru 23
Şehirler arası yük veya yolcu nakliyatı yapan otobüs, kamyon ve çekicilerde takograf cihazının kullanılmasındaki başlıca amaç nedir?
A
Sürücünün araç kullanma, dinlenme süreleri ile araç kullanırken yaptığı hızı tespit etmek
B
Sürücünün kat ettiği kilometreyi ve tükettiği akaryakıtı tespit etmek
C
Sürücünün taşıdığı yük miktarını ve aldığı parayı tespit etmek
D
Sürücünün çalıştığı günleri ve hak ettiği ücreti tespit etmek
23 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, şehirler arası taşımacılık yapan otobüs, kamyon gibi büyük ticari araçlarda takograf cihazının bulunmasının en temel ve öncelikli sebebinin ne olduğu sorgulanmaktadır. Takograf, bir nevi aracın "kara kutusu" olarak düşünülebilir ve temel amacı, sürücünün ve aracın faaliyetlerini yasal düzenlemeler çerçevesinde kaydetmektir. Bu kayıtlar, hem sürücünün hem de trafikteki diğer insanların güvenliği için hayati önem taşır.

Doğru Cevap: a) Sürücünün araç kullanma, dinlenme süreleri ile araç kullanırken yaptığı hızı tespit etmek

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, takograf cihazının icat edilme ve yasal olarak zorunlu kılınmasındaki ana felsefeyi tam olarak yansıtmasıdır. Cihazın temel görevi, sürüş güvenliğini artırmak ve yasal denetimi sağlamaktır. Bunu da üç temel veriyi kaydederek yapar: sürücünün ne kadar süre aralıksız araç kullandığı, yasal olarak vermesi gereken molaları verip vermediği ve aracın anlık ve ortalama hızı. Bu veriler sayesinde, yorgun ve uykusuz araç kullanımının önüne geçilmesi ve hız ihlallerinin tespit edilmesi hedeflenir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Sürücünün kat ettiği kilometreyi ve tükettiği akaryakıtı tespit etmek: Takograf cihazı kat edilen kilometreyi de kaydeder ancak bu onun birincil amacı değildir; bu bilgi zaten aracın kilometre sayacında da mevcuttur. Tüketilen akaryakıtı tespit etmek ise takografın değil, aracın motor kontrol ünitesi (ECU) gibi daha modern sistemlerin görevidir. Bu nedenle bu seçenek, cihazın ana fonksiyonunu ifade etmez.
  • c) Sürücünün taşıdığı yük miktarını ve aldığı parayı tespit etmek: Taşınan yük miktarı kantarlarda ölçülür ve irsaliye gibi belgelerle kayıt altına alınır; takografın bu bilgiyi ölçme gibi bir özelliği yoktur. Sürücünün aldığı para ise tamamen ticari ve muhasebesel bir konudur ve takograf cihazının ilgi alanına girmez. Bu seçenek, cihazın işleviyle tamamen alakasızdır.
  • d) Sürücünün çalıştığı günleri ve hak ettiği ücreti tespit etmek: Takograf verileri, bir sürücünün çalıştığı günleri doğrulamak için dolaylı olarak kullanılabilir. Ancak cihazın varlık sebebi, bir şirketin bordro veya insan kaynakları departmanına veri sağlamak değildir. Asıl amaç, sürücünün yasal çalışma saatlerine uyup uymadığını denetleyerek trafik güvenliğini sağlamaktır; ücret hesabı ikincil bir sonuçtur.

Özetle, takograf cihazının varlık sebebi ticari bir amaçtan çok, trafik güvenliğini sağlamak ve sürücülerin yasal çalışma ve dinlenme sınırlarına uymasını garanti altına almaktır. Bu nedenle en doğru ve kapsayıcı cevap "a" seçeneğidir.

Soru 24
Geri manevrasını çevre şartları nedeniyle emniyetle yapamayan otobüs sürücüsü ne yapmalıdır?
A
Akan trafiği durdurmalı
B
Bir gözcü bulundurmalı
C
Geri manevradan vazgeçmeli
D
Aşağıya inip bir süre beklemeli
24 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, büyük bir araç olan otobüsün sürücüsünün, görüş alanının kısıtlı olduğu veya çevresel faktörler (dar bir sokak, çocuklar, engeller vb.) nedeniyle geri gitmesinin tehlikeli olduğu bir durumda uygulaması gereken doğru ve güvenli yöntem sorgulanmaktadır. Temel amaç, hem otobüsün hem de çevredeki diğer unsurların (insanlar, araçlar, nesneler) güvenliğini en üst düzeyde sağlamaktır.

Doğru cevap b) Bir gözcü bulundurmalı seçeneğidir. Otobüs gibi büyük ve uzun araçların arkasında, sürücünün aynalardan veya sensörlerden göremediği çok geniş "kör noktalar" bulunur. Sürücü bu kör noktalar nedeniyle arkasındaki bir yayayı, küçük bir çocuğu, bir direği veya başka bir aracı fark edemeyebilir. Bu riski ortadan kaldırmanın en etkili ve en güvenli yolu, araç dışından manevrayı izleyen ve sürücüyü sesli veya işaretle yönlendiren bir gözcünün (muavin, yardımcı veya herhangi bir kişi) yardımını almaktır. Bu yöntem, profesyonel sürücülükte standart bir güvenlik prosedürüdür.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:
  • a) Akan trafiği durdurmalı: Bir otobüs sürücüsünün tek başına akan trafiği durdurma yetkisi ve görevi yoktur. Bu eylem, trafik akışını tehlikeli bir şekilde bozabilir, karışıklığa ve hatta kazalara neden olabilir. Trafiği durdurmak sadece trafik polisi veya yetkili görevlilerin yapabileceği bir iştir. Sürücünün görevi, mevcut trafik içinde en güvenli çözümü bulmaktır.
  • c) Geri manevradan vazgeçmeli: Bu seçenek, durumu çözmek yerine sorundan kaçınmayı önerir. Ancak bazen geri manevra yapmak zorunlu olabilir (örneğin, yanlış bir sokağa girildiğinde veya park alanından çıkarken). Manevradan tamamen vazgeçmek, otobüsü daha kötü bir durumda bırakabilir. Önemli olan, manevrayı imkansız görmek yerine, onu nasıl güvenli hale getireceğini bilmektir.
  • d) Aşağıya inip bir süre beklemeli: Sürücünün manevraya başlamadan önce aşağı inip çevreyi kontrol etmesi iyi bir başlangıçtır. Ancak bu tek başına yeterli değildir. Sürücü aracına bindiği anda, kontrol ettiği alana yeni bir yaya veya araç girebilir. Beklemek ise, eğer sorun kalıcı bir engel veya dar bir alansa, hiçbir çözüm sunmaz. Gözcü, manevra süresince sürekli ve anlık bilgi sağlayarak bu eksikliği giderir.

Özetle, bir otobüs sürücüsü geri manevrayı güvenli bir şekilde yapamadığında, kendi görüş eksikliğini telafi edecek harici bir yardıma, yani bir gözcüye başvurmalıdır. Bu, hem yasal sorumlulukları yerine getirmek hem de olası kazaları önlemek için en doğru ve profesyonel yaklaşımdır. Unutmayın, trafikte en önemli öncelik her zaman emniyettir ve büyük araç sürücüleri bu konuda ek sorumluluk taşır.

Soru 25
Aşağıdakilerden hangisi Emniyet Genel Müdürlüğünün görevlerinden biri değildir?
A
Araçların muayenesini yapmak 
B
Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek 
C
Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek 
D
El koyduğu trafik kazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek
25 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, Emniyet Genel Müdürlüğüne (özellikle Trafik Polisine) ait olmayan görevin hangisi olduğunu bulmanız istenmektedir. Ehliyet sınavlarında sıkça karşılaşılan bu tür sorular, trafikteki farklı kurumların sorumluluk alanlarını bilip bilmediğinizi ölçmeyi amaçlar. Soruyu doğru cevaplamak için her bir seçenekte belirtilen görevin hangi kuruma ait olduğunu bilmek gerekir.

Doğru Cevap: a) Araçların muayenesini yapmak

Doğru cevabın 'a' seçeneği olmasının sebebi, araçların periyodik teknik muayenelerini yapma görevinin Emniyet Genel Müdürlüğüne ait olmamasıdır. Türkiye'de bu görev, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın denetiminde olan ve bu iş için yetkilendirilmiş özel bir kuruluş olan TÜVTÜRK tarafından yerine getirilir. Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı trafik polislerinin görevi ise, bir aracı durdurduğunda o aracın geçerli bir muayenesinin olup olmadığını kontrol etmektir; muayeneyi yapmak değil.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) Duran ve akan trafiği düzenlemek ve yönetmek: Bu, Trafik Polisinin en temel ve en bilinen görevlerinden biridir. Kavşaklarda trafiği yönetmek, yol çalışmalarında veya kaza anında trafiğin akışını sağlamak, trafik ışıklarının yetersiz kaldığı durumlarda düzeni sağlamak gibi işler doğrudan Emniyet Genel Müdürlüğünün sorumluluğundadır.

  • c) Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plakalarını vermek: Araçların ilk defa trafiğe çıkarken veya el değiştirdiğinde yapılan kayıt işlemlerine "tescil" denir. Geçmişte bu işlem doğrudan Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Trafik Tescil Şube Müdürlüklerinde yapılıyordu. 2018 yılından itibaren bu görev noterlere devredilmiş olsa da, tescil işlemleri ve verilerin tutulması Emniyet Genel Müdürlüğü ile koordineli bir şekilde yürütülür ve bu görev EGM'nin genel sorumluluk alanı içinde kabul edilir. Bu nedenle, bu seçenek EGM'nin görevlerinden biri sayılır.

  • d) El koyduğu trafik kazalarında trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek: Maddi hasarlı, yaralanmalı veya ölümlü trafik kazalarına müdahale etmek Trafik Polisinin görevidir. Kaza yerine gelen polis ekibi, kazanın nasıl meydana geldiğini belirlemek, delilleri toplamak ve tarafların beyanlarını almak suretiyle resmi bir "Trafik Kaza Tespit Tutanağı" düzenler. Bu tutanak, sigorta işlemleri ve hukuki süreçler için temel belgedir.

Özetle, trafik polisinin görevi yoldaki düzeni sağlamak, kurallara uyulup uyulmadığını denetlemek ve kaza gibi olaylara müdahale etmektir. Ancak bir aracın motorunun, frenlerinin veya ışıklarının teknik olarak standartlara uygun olup olmadığını kontrol eden periyodik muayeneyi yapmak, tamamen farklı bir uzmanlık alanıdır ve bu görev TÜVTÜRK'e verilmiştir. Bu ayrımı bilmek, bu soruyu kolayca çözmenizi sağlar.

Soru 26
Konvoy hâlinde seyreden araçların arasındaki mesafe en az ne kadar olmalıdır?
A
Takip mesafesi kadar
B
Araç uzunluğunun üç katı kadar
C
Trafik ve yol durumuna göre istenildiği kadar
D
Aracın cinsi ve teknik özelliklerinin gerektirdiği kadar
26 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir grup halinde, yani konvoy şeklinde ilerleyen araçların birbirleriyle aralarında bırakmaları gereken en az güvenli mesafenin ne olduğu sorulmaktadır. Konvoy sürüşü, normal sürüşten farklı olarak, diğer araçların güvenliğini de gözeten özel bir kural içerir. Bu kural, hem konvoydaki araçların hem de diğer sürücülerin güvenliğini sağlamayı amaçlar.

Doğru Cevap: a) Takip mesafesi kadar

Doğru cevabın "Takip mesafesi kadar" olmasının temel nedeni, trafik güvenliğinin en temel prensibine dayanmasıdır. Takip mesafesi, öndeki aracın ani bir fren yapması durumunda arkadaki aracın güvenli bir şekilde durabilmesi için gereken minimum mesafedir. Bu mesafe genellikle "hızın yarısı" (metre olarak) veya uluslararası geçerliliği olan "iki saniye kuralı" ile hesaplanır. Konvoy halinde seyretmek bu temel güvenlik kuralını ortadan kaldırmaz, aksine daha da önemli hale getirir.

Konvoylar için takip mesafesinin bir diğer kritik önemi daha vardır: Konvoyu sollamak isteyen diğer araçlara güvenli bir alan sağlamak. Eğer konvoydaki araçlar birbirlerine çok yakın seyrederse, sollamayı tamamlayan bir araç konvoyun arasına girecek boşluk bulamaz. Bu durum, sollayan aracın karşı şeritte tehlikeli bir şekilde kalmasına neden olabilir. Bu yüzden, her araç kendi önündeki araçla arasına, başka bir aracın güvenle girebileceği kadar, yani en az takip mesafesi kadar boşluk bırakmalıdır.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Araç uzunluğunun üç katı kadar: Bu seçenek yanıltıcıdır çünkü mesafeyi hıza değil, aracın boyutuna bağlar. Örneğin, 90 km/s hızla giden 4 metrelik bir otomobil için bu mesafe sadece 12 metre olur ki bu da ani bir frende durmak için kesinlikle yetersiz ve çok tehlikelidir. Güvenli mesafe, aracın boyutundan çok hıza bağlı olarak değişir.
  • c) Trafik ve yol durumuna göre istenildiği kadar: Bu ifade, kuralı sürücünün keyfi kararına bıraktığı için yanlıştır. Trafik kuralları, herkesin uyması gereken net ve objektif standartlar belirler. "İstenildiği kadar" mesafe bırakmak, bir sürücünün çok yakın gitmesine, diğerinin ise gereksiz yere uzak kalmasına yol açarak trafiğin akışını ve güvenliğini bozar.
  • d) Aracın cinsi ve teknik özelliklerinin gerektirdiği kadar: Aracın cinsi (ağır vasıta, otomobil vb.) ve fren sistemi gibi teknik özellikleri fren mesafesini etkilese de, trafik kanunu herkes için geçerli olan asgari bir standart belirlemiştir. Bu standart "takip mesafesi"dir. Ağır vasıtalar gibi daha geç duran araçlar, takip mesafesini bu kuralın da ötesinde, daha da artırmalıdır; ancak asgari kural tüm araçlar için takip mesafesidir.

Özetle, konvoy halinde ilerlerken de her sürücü, önündeki araçla arasında standart takip mesafesini korumak zorundadır. Bu kural, hem zincirleme kazaları önlemek hem de diğer araçların konvoyu güvenli bir şekilde sollayıp araya girebilmelerine olanak tanımak için hayati önem taşır.

Soru 27
Şekle göre, 1 numaralı aracın sürücüsü aşağıdakilerden hangisini yapmalıdır?
A
Öndeki aracın geç işaretine uymalıdır.
B
Hızını artırarak öndeki aracı geçmelidir.
C
Takip mesafesine uyarak bulunduğu şeridi izlemelidir.
D
Öndeki araca takip mesafesinden daha fazla yaklaşmalıdır.
27 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, 1 numaralı aracın sürücüsünün, önündeki araçla olan ilişkisini ve trafik işaretlerine göre nasıl davranması gerektiğini anlamamız isteniyor. Resimde dikkat etmemiz gereken iki önemli unsur bulunmaktadır: birincisi, araçların bulunduğu şeridi ayıran kesintisiz (düz) çizgi ve ikincisi ise yolun sağındaki "İleri Mecburi Yön" levhasıdır. Bu iki unsur, sürücünün yapması gereken doğru eylemi belirler.

Doğru cevap olan "c) Takip mesafesine uyarak bulunduğu şeridi izlemelidir" seçeneği, trafik kurallarının en temel ve güvenli prensiplerini bir araya getirir. Kesintisiz yol çizgisi, şerit değiştirmenin ve dolayısıyla öndeki aracı sollamanın yasak olduğunu gösterir. Ayrıca, "İleri Mecburi Yön" levhası da sürücünün düz gitmesi gerektiğini belirtir. Bu nedenle, sürücü şeridinde kalmalıdır. Aynı zamanda, her koşulda öndeki araçla arasında güvenli bir takip mesafesi bırakmak, ani duruşlarda kazayı önlemek için hayati önem taşır. Bu seçenek, hem yasal zorunlulukları hem de güvenli sürüş tekniğini bir arada sunduğu için doğrudur.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Öndeki aracın geç işaretine uymalıdır: Bu seçenek yanlıştır çünkü trafikte her sürücü kendi kararından sorumludur. Öndeki sürücünün verdiği bir işaret, sollama yasağını ortadan kaldırmaz. Kesintisiz çizgi varken sollama yapmak kural ihlalidir ve tehlikelidir, öndeki sürücü işaret verse bile bu durum değişmez.
  • b) Hızını artırarak öndeki aracı geçmelidir: Bu seçenek, resimdeki en belirgin kural olan sollama yasağını tamamen göz ardı etmektedir. Kesintisiz düz çizgi, "sollama yapma" anlamına gelir. Hızı artırıp sollama yapmaya çalışmak, hem ciddi bir kural ihlali hem de büyük bir kaza riskidir.
  • d) Öndeki araca takip mesafesinden daha fazla yaklaşmalıdır: Bu davranışa "yakın takip" (tampona yapışma) denir ve son derece tehlikelidir. Güvenli takip mesafesi, öndeki aracın ani fren yapması durumunda durabilmek için gerekli olan minimum mesafedir. Bu mesafeyi azaltmak, arkadan çarpma riskini en üst düzeye çıkarır ve kesinlikle yanlış bir davranıştır.

Özetle, 1 numaralı aracın sürücüsü, yol çizgilerinin ve trafik levhasının getirdiği kurallara uymalıdır. Bu kurallar, sollama yapmasını yasaklamakta ve düz gitmesini emretmektedir. Bu nedenle yapılması gereken tek doğru ve güvenli hareket, şeridini koruyarak ve öndeki araçla güvenli takip mesafesini muhafaza ederek yola devam etmektir.

Soru 28
Şekildeki gibi yeterince aydınlatılmamış tünele giriş yapan aracın sürücüsü, aşağıdakilerden hangisini yapmak zorundadır?
A
Duraklamak
B
Araç içi ışıkları yakmak
C
Uzağı gösteren ışıkları yakmak
D
Sadece park veya sis ışıklarını yakmak
28 numaralı soru için açıklama 
Bu ehliyet sınavı sorusunda, aydınlatması yetersiz olan bir tünele girerken sürücünün yapması gereken doğru davranış sorgulanmaktadır. Bu durum, sürücünün görüş mesafesinin aniden azaldığı ve potansiyel tehlikelere karşı hazırlıklı olması gereken kritik bir andır. Güvenli bir sürüş için doğru aydınlatma sistemini kullanmak hayati önem taşır.

Doğru Cevap: c) Uzağı gösteren ışıkları yakmak

Yeterince aydınlatılmamış tüneller, gece sürüşü yapılan ve sokak lambası olmayan yollarla aynı kategoride değerlendirilir. Bu gibi durumlarda sürücünün amacı, yolu ve çevresini mümkün olan en uzak mesafeye kadar net bir şekilde görebilmektir. Uzağı gösteren ışıklar (uzun farlar), aracın önündeki yolu maksimum mesafede aydınlatarak sürücünün tünel içindeki virajları, olası engelleri veya diğer yol koşullarını önceden fark etmesini sağlar. Bu nedenle tünele girerken uzağı gösteren ışıkları yakmak, hem kendi güvenliğiniz hem de trafik güvenliği için zorunlu ve doğru bir davranıştır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Duraklamak: Tünel girişinde veya içinde duraklamak son derece tehlikelidir. Arkadan gelen araçların size çarpmasına ve zincirleme kazalara neden olabilir. Tünellerde ve benzeri görüşün kısıtlı olduğu yerlerde duraklamak ve park etmek yasaktır. Trafiğin akışını kesintiye uğratmak yerine, hızı azaltarak ve doğru aydınlatmayı kullanarak yola devam etmek gerekir.
  • b) Araç içi ışıkları yakmak: Aracın iç aydınlatmasını yakmak, dışarıyı görmenize hiçbir katkı sağlamaz. Aksine, gece veya karanlık ortamlarda yanan iç ışıklar, ön camda yansımalara neden olarak sürücünün dışarıyı görmesini daha da zorlaştırır. Bu durum, gözün karanlığa adaptasyonunu bozar ve sürüş güvenliğini tehlikeye atar.
  • d) Sadece park veya sis ışıklarını yakmak: Park ışıkları, aracın park halindeyken diğer sürücüler tarafından fark edilmesi içindir ve yolu aydınlatma gücü yoktur. Sis ışıkları ise, adından da anlaşılacağı gibi sis, yoğun yağmur gibi görüşün çok düştüğü hava koşullarında kullanılır ve yolu ileriye doğru değil, daha çok yere yakın ve geniş bir açıyla aydınlatır. Yetersiz aydınlatılmış bir tünelde ileriyi görmek için yeterli aydınlatmayı sağlamazlar.

Özetle, aydınlatması yetersiz bir tünele girildiğinde temel kural, görüş mesafesini en üst düzeye çıkarmaktır. Bunu sağlayan tek ve en etkili aydınlatma seçeneği uzağı gösteren ışıklardır. Ancak unutulmamalıdır ki, tünel içinde karşı yönden bir araç geliyorsa veya önünüzde giden bir araca yaklaştıysanız, diğer sürücülerin gözünü kamaştırmamak için kısa farlara geçiş yapmanız gerekir.

Soru 29
Şekildeki trafik görevlisinin yapmış olduğu işaretin sürücüler için anlamı nedir?
A
Dur
B
Hızlan
C
Yavaşla
D
Sağa yanaş
29 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir trafik görevlisinin el ve kol hareketini gösteren bir görsel verilmiş ve bu işaretin sürücüler için ne anlama geldiği sorulmuştur. Trafik polisinin işaretleri, ışıklı trafik işaret cihazlarının olmadığı veya yetersiz kaldığı durumlarda trafiği düzenlemek için kullanılır ve tüm sürücüler bu işaretlere uymak zorundadır. Bu nedenle her bir hareketin anlamını doğru bilmek hayati önem taşır.

Doğru Cevap: c) Yavaşla

Görselde trafik görevlisi, kolunu omuz hizasında yana doğru açmış ve elini aşağı yukarı sallamaktadır. Bu hareket, sürücülere hızlarını azaltmaları gerektiğini bildiren evrensel bir işarettir. Görevli bu işareti yaptığında, ileride bir tehlike, trafik sıkışıklığı veya kontrol noktası olabileceğini ve sürücülerin kontrollü bir şekilde yavaşlaması gerektiğini anlamalısınız. Bu nedenle doğru cevap "Yavaşla" seçeneğidir.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Dur: Trafik görevlisinin "Dur" işareti genellikle avuç içi karşıya bakacak şekilde kolunu yukarı kaldırması veya her iki kolunu yana açarak beklemesi şeklinde olur. Bu işaret, trafiğin tamamen durması gerektiğini belirtir. Sorudaki hareket ise trafiğin akışını yavaşlatmayı amaçladığı için bu seçenek yanlıştır.
  • b) Hızlan: "Hızlan" veya "Geç" işareti, genellikle görevlinin kolunu dirsekten kırarak "gel gel" şeklinde bir davet hareketi yapmasıyla verilir. Bu işaret, trafiğin daha hızlı ilerlemesi için bir teşviktir. Görseldeki aşağı-yukarı sallama hareketi bunun tam tersi bir anlama geldiği için bu seçenek de yanlıştır.
  • d) Sağa yanaş: Görevlinin "Sağa yanaş" komutu, genellikle belirli bir aracı hedef alarak sağ tarafı işaret etmesi ve durmasını istemesiyle verilir. Bu işaret, genel trafik akışına yönelik bir yavaşlama talimatı değildir. Dolayısıyla, resimdeki hareketle uyuşmadığı için bu seçenek de yanlıştır.

Özetle, trafik polisinin kolunu yana uzatıp elini aşağı yukarı hareket ettirmesi, sürücüler için açık ve net bir "YAVAŞLA" talimatıdır. Bu işareti gördüğünüzde hızınızı düşürmeli ve daha dikkatli bir şekilde yolunuza devam etmelisiniz.

Soru 30
Şekildeki trafik işaretini gören sürücü ne yapmalıdır?
A
Hızını artırmalı
B
Hızını azaltmalı
C
Geriye dönmeli
D
Yolun kayganlığını kontrol etmeli
30 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücünün fotoğrafta gördüğü trafik işaretine nasıl tepki vermesi gerektiği sorulmaktadır. Bu işaret, bir tehlike uyarı işaretidir ve sürücüleri ilerideki yol durumu hakkında önceden bilgilendirerek gerekli tedbirleri almalarını sağlar. İşaretin anlamını ve amacını anladığımızda doğru cevabı kolayca bulabiliriz.

Görseldeki işaret, "Sağa Tehlikeli Viraj" levhasıdır. Üçgen şeklindeki bu uyarı levhaları, sürücüleri ileride karşılaşabilecekleri bir tehlikeye karşı uyarır. Bu özel işaret, ileride keskin ve görüş açısının daralabileceği bir sağ viraj olduğunu bildirir. İşaretin temel amacı, sürücünün viraja güvenli bir hızla girebilmesi için önceden yavaşlamasını ve dikkatini artırmasını sağlamaktır.

Doğru Cevap: b) Hızını azaltmalı

Bu işareti gören sürücünün yapması gereken en temel ve en önemli hareket hızını azaltmaktır. Virajlara yüksek hızla girmek, merkezkaç kuvvetinin etkisiyle aracın savrulmasına, şeritten çıkmasına veya devrilmesine neden olabilir. Sürücü hızını azaltarak hem aracın yol tutuşunu ve kontrolünü artırır hem de viraj içinde beklenmedik bir durumla (örneğin yolda duran bir araç veya bir yaya) karşılaştığında güvenli bir şekilde tepki verecek zamana sahip olur.

Yanlış Seçeneklerin Açıklaması:
  • a) Hızını artırmalı: Bu seçenek tamamen yanlıştır ve son derece tehlikelidir. Tehlikeli bir viraja hızlanarak girmek, kazaya davetiye çıkarmaktır. Bu, uyarı işaretinin konulma amacının tam tersi bir davranıştır.
  • c) Geriye dönmeli: Bu levha, yolun kapalı olduğunu veya geri dönülmesi gerektiğini belirtmez; sadece ilerideki tehlikeye karşı uyarır. Sürücü, gerekli önlemleri alarak yoluna güvenli bir şekilde devam etmelidir. Geriye dönmek için bir sebep yoktur.
  • d) Yolun kayganlığını kontrol etmeli: Yolun kayganlığı her zaman dikkat edilmesi gereken bir durum olsa da, bu işaretin doğrudan mesajı bu değildir. Yolun kaygan olduğunu belirten ayrı bir trafik işareti (içinde kayan bir araba figürü olan "Kaygan Yol" levhası) vardır. Bu işaret, yolun geometrik yapısı (viraj) ile ilgili bir uyarıdır, zemin durumu ile ilgili değil.

Özetle, "Sağa Tehlikeli Viraj" işaretini gören bir sürücünün yapması gereken ilk ve en önemli şey, virajı güvenli bir şekilde dönebilmek için hızını azaltmaktır. Bu, hem kendi güvenliği hem de trafikteki diğer kişilerin güvenliği için zorunludur.

Soru 31
Taşıt yolu üzerine çizilen şekildeki yatay işaretleme sürücülere aşağıdakilerden hangisini bildirir?
A
Şeridin sağdan daralacağını
B
Kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını
C
Sağ tarafta bisiklet yolu bulunduğunu
D
Şeridin sadece ileri seyir veya sağa dönüş için olduğunu
31 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, taşıt yolu üzerine çizilmiş olan ve bir düz ok ile bir sağa dönen okun birleşiminden oluşan yatay işaretlemenin anlamı sorulmaktadır. Bu tür işaretler, sürücülere yaklaşmakta oldukları kavşak veya yol ayrımında hangi manevraları yapabileceklerini önceden bildirerek trafiği düzenlemeyi amaçlar.

Doğru Cevap: d) Şeridin sadece ileri seyir veya sağa dönüş için olduğunu

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, yol üzerindeki işaretin anlamını birebir yansıtmasıdır. Görselde yer alan yatay işaretleme, bir "Yön Oku" olarak adlandırılır. Bu oklar, sürücülerin bulundukları şeritten ilerideki kavşakta hangi yönlere gidebileceklerini gösterir. İşarette hem düz gidişi (ileri seyir) simgeleyen bir ok hem de sağa dönüşü simgeleyen bir ok bir arada bulunmaktadır. Bu durum, bu şeridi kullanan bir sürücünün kavşaktan ya dümdüz devam etmesi ya da sağa dönmesi gerektiğini, başka bir manevra (örneğin sola dönüş) yapmasının yasak olduğunu açıkça belirtir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Şeridin sağdan daralacağını: Bu seçenek yanlıştır. Yolun sağdan daralacağını bildiren işaretler, genellikle üçgen bir uyarı levhası şeklinde olur veya yol çizgileri birbirine yaklaşarak daralmayı gösterir. Görseldeki okların şerit genişliği ile bir ilgisi yoktur, sadece gidilebilecek yönleri bildirir.
  • b) Kontrolsüz kavşağa yaklaşıldığını: Bu seçenek de yanlıştır. Kontrolsüz bir kavşağa yaklaşıldığını bildiren uyarı levhası, içinde "X" işareti bulunan üçgen bir levhadır. Yoldaki bu oklar ise bir kavşağın kontrolsüz olduğunu değil, tam aksine o kavşakta trafiğin belirli kurallara göre nasıl yönlendirildiğini belirtir.
  • c) Sağ tarafta bisiklet yolu bulunduğunu: Bu seçenek yanlıştır. Bir bisiklet yolunu belirten işaretleme, üzerinde bisiklet sembolü (piktogramı) bulunan mavi zeminli bir levha veya yol üzerine çizilmiş bir bisiklet figürüdür. Sorudaki oklar, genel motorlu taşıt trafiği için yönlendirme yapar.

Özetle, yol üzerine çizilmiş bu oklar, sürücülerin kavşağa gelmeden önce gidecekleri yöne uygun şeride girmelerini sağlamak için kullanılır. Bu işaret, içinde bulunduğunuz şeridin size "sadece ileri gitme veya sağa dönme" izni verdiğini net bir şekilde ifade eder. Bu kurala uymak, hem trafik akışının düzenli olmasını sağlar hem de ani ve tehlikeli şerit değişikliklerinin önüne geçer.

Soru 32
Aşağıdakilerden hangisi, sürücünün hızını ayarlamak zorunda olduğu şartlardan biri değildir?
A
Aracın cinsine uygun hız sınırlamaları
B
Görüş, yol, hava ve trafik durumu
C
Aracın yük ve teknik özelliği
D
Aracın muayene tarihi
32 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün seyahat esnasında hızını belirlerken dikkate alması gereken faktörler sorgulanmaktadır. Soru, bu faktörlerden hangisinin hız ayarlaması için bir gerekçe olmadığını bulmamızı istiyor. Güvenli sürüşün temelini oluşturan bu kuralları anlamak, sınavda ve trafikte başarılı olmak için çok önemlidir.

Doğru cevap d) Aracın muayene tarihi seçeneğidir. Şimdi bunun neden doğru olduğunu ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu detaylı bir şekilde inceleyelim.

Neden "d) Aracın muayene tarihi" Doğru Cevaptır?

Aracın periyodik muayenesi, aracın trafiğe çıkmak için yasal olarak güvenli ve standartlara uygun olduğunu belirten bir kontroldür. Muayene tarihi, bu kontrolün ne zaman yapılması gerektiğini gösteren bir takvim bilgisidir. Sürücü, muayenesi geçerli olan bir araçla trafiğe çıkar; ancak sürüş anında hızını, muayenenin son geçerlilik tarihinin yakın ya da uzak olmasına göre ayarlamaz. Hız, o anki dinamik koşullara göre ayarlanır, sabit bir takvim tarihine göre değil. Bu nedenle aracın muayene tarihi, sürücünün anlık hızını ayarlamasını gerektiren bir şart değildir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlıştır?
  • a) Aracın cinsine uygun hız sınırlamaları: Bu seçenek yanlıştır çünkü Karayolları Trafik Kanunu, farklı araç cinsleri (otomobil, kamyon, otobüs vb.) için farklı hız limitleri belirlemiştir. Örneğin, bir otoyolda otomobil için hız sınırı 140 km/s iken, bir kamyon için bu sınır 90 km/s olabilir. Dolayısıyla sürücü, kullandığı aracın cinsine göre hızını yasal sınırlara ayarlamak zorundadır.

  • b) Görüş, yol, hava ve trafik durumu: Bu seçenek yanlıştır çünkü güvenli sürüşün en temel kuralı, hızı mevcut koşullara göre ayarlamaktır. Sisli bir havada görüş mesafesi düştüğünde, yağmurlu havada yol kayganlaştığında, yoğun trafikte veya keskin bir viraja girerken sürücü mutlaka yavaşlamak zorundadır. Bu faktörler, hızı doğrudan etkileyen en önemli şartlardır.

  • c) Aracın yük ve teknik özelliği: Bu seçenek de yanlıştır çünkü aracın yük durumu ve teknik özellikleri, sürüş dinamiklerini doğrudan etkiler. Örneğin, ağır yüklü bir aracın fren mesafesi uzar ve manevra kabiliyeti azalır; bu nedenle sürücünün hızını düşürmesi gerekir. Benzer şekilde, lastiklerin durumu veya frenlerin performansı gibi teknik özellikler de sürücünün hızını ayarlamasını gerektiren önemli faktörlerdir.

Özetle, a, b ve c seçeneklerinde belirtilen durumlar, sürücünün güvenliği sağlamak için hızını anlık olarak ayarlamasını gerektiren aktif ve dinamik şartlardır. Ancak aracın muayene tarihi, yasal bir zorunluluk olmakla birlikte, sürüş esnasında hızı ayarlamayı gerektiren bir durum değildir.

Soru 33
Aşağıdakilerden hangisi köprü yaklaşımını (sağ, sol) gösteren işaret levhasıdır?
A
B
C
D
33 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücülere bir köprüye yaklaştıklarını ve köprünün başlangıcının sağ ve sol taraflarını fiziksel olarak belirten işaret levhasının hangisi olduğu sorulmaktadır. Bu levhalar, özellikle dar köprülerde, menfezlerde veya viyadük girişlerinde sürücünün yolun genişliğini ve köprünün başlangıç noktasını net bir şekilde görmesini sağlar. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevabı bulalım.

Doğru Cevap: D Seçeneği

D seçeneğinde görülen levha, "Köprü Yaklaşım Levhası" olarak adlandırılır. Bu levhalar, köprü, viyadük veya menfez gibi yapıların başlangıcını sağdan ve soldan işaretlemek için kullanılır. Sürücünün, özellikle gece veya görüşün düşük olduğu koşullarda, köprünün tam olarak nerede başladığını ve genişliğini algılamasına yardımcı olurlar. Bu nedenle, soruda sorulan "köprü yaklaşımını (sağ, sol) gösteren işaret levhası" tanımına tam olarak uyan levha budur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu anlamak, trafik işaretleri bilginizi pekiştirmek için çok önemlidir. Bu levhalar da trafikte sıkça karşımıza çıkar ancak farklı anlamlar taşırlar.

  • a) seçeneği: Bu levha, "Tehlikeli Viraj Yön Levhası"dır. Sürücüleri ileride keskin ve tehlikeli bir viraj olduğu konusunda uyarır ve virajın yönünü (bu örnekte sağa doğru) gösterir. Köprü ile bir ilgisi yoktur, görevi sadece viraj hakkında bilgi vermektir.
  • b) seçeneği: Bu levha, "Kontrolsüz Kavşak Yaklaşım Levhası"dır. İleride trafik ışığı, trafik polisi veya başka bir işaretle kontrol edilmeyen bir kavşak olduğunu bildirir. Sürücülerin bu tür kavşaklara yaklaşırken yavaşlaması ve geçiş hakkı kurallarına uyması gerektiğini hatırlatır. Köprü ile ilgili bir anlam taşımaz.
  • c) seçeneği: Bu levha bir tehlike uyarı işaretidir ve "Açılan Köprü" anlamına gelir. Sürücüyü, ileride trafiğe kapanabilen (yukarı doğru açılabilen) bir köprü olduğu konusunda uyarır. Bu levha köprüye gelmeden önce sürücüyü bilgilendirir, ancak köprünün başlangıcını fiziksel olarak işaretlemez. Soruda istenen ise köprünün girişini belirten levhadır.

Özetle

Soru, köprünün başlangıcını sağ ve sol taraftan fiziksel olarak işaretleyen levhayı sormaktadır. D seçeneğindeki "Köprü Yaklaşım Levhası" bu işlevi yerine getirirken, diğer seçenekler viraj, kontrolsüz kavşak ve açılabilen köprü gibi farklı durumlar hakkında sürücüyü uyaran levhalardır. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.

Soru 34
Trafik kuralının ihlal edildiği tarihten geriye doğru bir yıl içinde, toplam 100 ceza puanını aştığı birinci defa tespit edilen sürücülerin sürücü belgeleri kaç ay süre ile geri alınır?
A
2
B
3
C
6
D
7
34 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücünün trafik kurallarını ihlal ederek biriktirdiği ceza puanlarının belirli bir sınırı aşması durumunda uygulanacak yaptırım sorulmaktadır. Sorunun kilit noktası, bu durumun "bir yıl içinde" ve "birinci defa" gerçekleşmesidir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre ceza puanı sisteminin nasıl işlediğini bilmek, doğru cevabı bulmak için esastır.

Doğru cevap a) 2 seçeneğidir. Türkiye'deki trafik mevzuatına göre, bir sürücü, trafik kuralı ihlalinin yapıldığı tarihten geriye doğru son bir yıl içinde toplam 100 ceza puanına ulaşır veya bu puanı aşarsa ve bu durum ilk kez tespit edilirse, sürücü belgesine iki (2) ay süreyle el konulur. Bu sürenin sonunda sürücünün belgesini geri alabilmesi için belirli bir trafik ve çevre bilgisi eğitimini başarıyla tamamlaması gerekmektedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim. 3 ay, 6 ay ve 7 ay gibi süreler, 100 ceza puanının ilk kez aşılması durumunda uygulanan standart ceza süresi değildir. Örneğin, 6 ay süreyle ehliyete el konulması, genellikle ilk defa alkollü araç kullanırken yakalanma gibi daha ciddi ve tekil suçlar için geçerlidir. 3 ve 7 ay ise bu ceza puanı sistematiğinde yer almayan, kafa karıştırmak amacıyla verilmiş çeldirici şıklardır.

Bu konuyu daha iyi anlamak için ceza puanı sisteminin aşamalarını bilmek önemlidir. Bu sistem, sürücüleri kurallara uymaya teşvik etmek için kademeli bir yaptırım uygular:

  • Birinci Defa 100 Puanı Aşmak: Ehliyete 2 ay süreyle el konulur ve sürücü trafik eğitimine tabi tutulur.
  • İkinci Defa 100 Puanı Aşmak (aynı yıl içinde): Ehliyete 4 ay süreyle el konulur ve sürücü psiko-teknik değerlendirmeye gönderilir.
  • Üçüncü Defa 100 Puanı Aşmak (aynı yıl içinde): Sürücü belgesi süresiz olarak iptal edilir.

Dolayısıyla, soruda "birinci defa" vurgusu yapıldığı için doğru cevap net bir şekilde 2 aydır.

Soru 35
Aşağıdakilerden hangisi sürücüler için trafik suçudur?
A
Seyir hâlinde iken elindeki cep telefonu ile konuşmak
B
Yaya ve okul geçitlerinde aracını yavaşlatmak
C
Öndeki aracı güvenli mesafeden izlemek
D
Gidişe ayrılan sağdaki şeritte seyretmek
35 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, sürücüler için yasaklanmış olan ve kanunen "trafik suçu" olarak kabul edilen davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Yani seçenekler arasında, yapılması durumunda cezai işlem gerektiren eylemi bulmamız isteniyor. Diğer üç seçenek ise trafikte uyulması gereken doğru ve güvenli davranışları içermektedir.

Doğru Cevap: a) Seyir hâlinde iken elindeki cep telefonu ile konuşmak

Araç kullanırken sürücünün elinde cep telefonu tutarak konuşması, mesajlaşması veya telefonla ilgilenmesi, Karayolları Trafik Kanunu'na göre açıkça yasaklanmış bir davranıştır ve bir trafik suçu olarak kabul edilir. Bunun temel nedeni, bu eylemin sürücünün dikkatini yoldan ayırmasıdır. Dikkati dağılan bir sürücünün tehlikeleri fark etmesi, doğru kararlar vermesi ve tepki göstermesi gecikir, bu da kaza riskini çok büyük ölçüde artırır. Bu kuralın ihlali para cezası ile sonuçlanır.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • b) Yaya ve okul geçitlerinde aracını yavaşlatmak: Bu bir trafik suçu değil, tam tersine sürücülerin uymakla yükümlü olduğu önemli bir kuraldır. Sürücüler, yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken hızlarını azaltmalı ve bu noktalardan geçen veya geçmek üzere olan yayalara ilk geçiş hakkını vermelidir. Bu davranış, yayaların can güvenliğini korumaya yönelik zorunlu bir eylemdir.

  • c) Öndeki aracı güvenli mesafeden izlemek: Bu da bir trafik suçu olamaz; aksine en temel ve hayati güvenlik kurallarından biridir. "Takip mesafesi" olarak bilinen bu kural, öndeki aracın ani fren yapması durumunda arkadaki sürücünün güvenli bir şekilde durabilmesi için yeterli zaman ve mesafeyi bırakmasını sağlar. Takip mesafesini korumak, zincirleme kazaları önlemenin en etkili yoludur.

  • d) Gidişe ayrılan sağdaki şeritte seyretmek: Türkiye'de trafik akışı yolun sağından ilerler. Trafik kurallarına göre, sürücülerin aksine bir durum veya trafik işareti olmadıkça yolun en sağ şeridini kullanmaları esastır. Sol şeritler genellikle daha hızlı giden araçlar veya sollama yapmak (araç geçmek) için kullanılır. Bu nedenle sağ şeritte seyretmek, tamamen kurallara uygun ve doğru bir davranıştır.

Özetle, seçenekler arasında yer alan davranışlardan sadece seyir hâlinde cep telefonu kullanmak bir kural ihlali ve trafik suçudur. Diğer üç seçenek ise güvenli bir sürüş için yapılması gereken doğru ve zorunlu davranışlardır.

Soru 36
Çalışan parçalarda sürtünmeye bağlı olarak meydana gelen aşınmayı azaltan madde hangisidir?
A
Antifriz
B
Motor yağı
C
Hidrolik yağı
D
Akü elektroliti
36 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir motorun içindeki hareketli parçaların birbirine sürtünerek zamanla yıpranmasını, yani aşınmasını önleyen maddenin ne olduğu sorulmaktadır. Motor gibi karmaşık bir makinede metal parçalar çok yüksek hızlarda ve sıcaklıklarda hareket eder. Bu parçaların ömrünü uzatmak ve verimli çalışmasını sağlamak için sürtünmenin en aza indirilmesi kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap b) Motor yağı seçeneğidir. Motor yağının temel görevi, pistonlar, silindirler, krank mili gibi birbirine temas ederek çalışan metal parçalar arasında ince bir film tabakası oluşturmaktır. Bu yağ filmi, metalin metale doğrudan temasını engelleyerek sürtünmeyi ve buna bağlı olarak oluşan aşınmayı ve ısıyı büyük ölçüde azaltır.

Ayrıca motor yağı, sürtünmeyi azaltmanın yanı sıra motorun soğumasına yardımcı olur, parçaları temizler, paslanmayı önler ve sızdırmazlık sağlar. Yağ olmadan çalışan bir motor, kısa sürede aşırı ısınır, parçalar birbirine kaynar ve "motorun kilitlenmesi" veya "yatak sarması" denilen çok ciddi bir arıza meydana gelir. Bu yüzden motor yağının seviyesini ve durumunu düzenli olarak kontrol etmek hayati önem taşır.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Antifriz: Bu seçenek yanlıştır çünkü antifriz, motorun soğutma sisteminde kullanılır. Görevi, soğutma suyunun kışın donmasını, yazın ise kaynamasını önlemektir. Sürtünmeyi azaltma veya yağlama gibi bir işlevi yoktur; amacı motorun çalışma sıcaklığını ideal seviyede tutmaktır.
  • c) Hidrolik yağı: Bu seçenek de yanlıştır. Hidrolik yağı, gücü ve hareketi iletmek için hidrolik sistemlerde (örneğin, hidrolik direksiyon veya bazı otomatik şanzımanlarda) kullanılır. Kendi çalıştığı sistemdeki parçaları yağlasa da, soruda kastedilen motorun ana çalışan parçalarındaki genel aşınmayı önleyen madde değildir. Temel işlevi yağlama değil, basınç iletimidir.
  • d) Akü elektroliti: Bu seçenek tamamen yanlıştır. Akü elektroliti, sülfürik asit ve saf su karışımıdır ve akünün elektrik üretmesini sağlayan kimyasal reaksiyon için gereklidir. Yağlama özelliği yoktur, tam tersine son derece aşındırıcı (korozif) bir maddedir ve metal parçalara temas etmesi durumunda ciddi hasar verir.

Özetle, motorun hareketli parçaları arasındaki sürtünmeyi azaltarak aşınmayı önleyen ve motorun ömrünü uzatan en temel madde motor yağıdır. Diğer seçenekler ise aracın farklı sistemlerinde (soğutma, hidrolik, elektrik) tamamen başka görevler üstlenirler. Bu nedenle, bu sorunun cevabı kesin olarak Motor Yağı'dır.

Soru 37
Benzinli motorlarda normal yanma olmamasının sebeplerinden biri aşağıdakilerden hangisidir?
A
Frenlerin ayarsız olması
B
Bujilerin kurum bağlaması
C
Depodaki yakıt seviyesinin azalması
D
Lastiklerin hava basıncının fazla olması
37 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir benzinli motorun neden düzgün çalışmayabileceği, yani yakıtı verimli ve olması gerektiği gibi yakamamasının (normal yanma olmamasının) motorla ilgili bir sebebi sorulmaktadır. Doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu adım adım inceleyelim.

Doğru Cevap: b) Bujilerin kurum bağlaması

Benzinli bir motorun çalışabilmesi için silindirlerin içine sıkıştırılmış olan yakıt-hava karışımının bir kıvılcımla ateşlenmesi gerekir. Bu kritik görevi yerine getiren parçaya buji denir. Eğer bujinin ucu zamanla, kalitesiz yakıt veya motorun yağ yakması gibi sebeplerle kurum (siyah, isli bir tabaka) ile kaplanırsa, ürettiği kıvılcım zayıflar veya hiç oluşmaz. Zayıf bir kıvılcım, yakıt-hava karışımını tam olarak ateşleyemez ve bu durum normal olmayan bir yanmaya, yani motorun teklemesine, güçten düşmesine ve yakıt tüketiminin artmasına sebep olur. Dolayısıyla, bujilerin kurum bağlaması, normal yanmayı doğrudan engelleyen önemli bir motor arızasıdır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğu:

Şimdi diğer seçeneklerin neden normal yanma ile doğrudan bir ilgisi olmadığını açıklayalım:

  1. a) Frenlerin ayarsız olması: Frenler, aracın tekerleklerini yavaşlatmak ve durdurmak için kullanılan bir sistemdir. Motorun içindeki yanma odasıyla ve ateşleme sistemiyle hiçbir ilgisi yoktur. Fren ayarsızlığı, aracın duruş mesafesini etkiler veya fren yapıldığında bir tarafa çekmesine neden olabilir, ancak motorun yanma düzenini bozmaz.
  2. c) Depodaki yakıt seviyesinin azalması: Yakıt deposundaki yakıtın az olması, motorun yanma kalitesini etkilemez. Yakıt pompası çalıştığı sürece motora düzenli olarak yakıt gönderilir ve yanma normal şekilde devam eder. Yakıt tamamen bittiğinde ise motor durur, ancak bu durum "anormal yanma" değil, "yanmanın hiç olmaması" durumudur.
  3. d) Lastiklerin hava basıncının fazla olması: Lastikler, aracın yol ile temasını sağlayan ve süspansiyon sisteminin bir parçası olan elemanlardır. Hava basınçlarının fazla olması, yol tutuşunu zayıflatabilir, sürüş konforunu azaltabilir ve lastiklerin orta kısmının daha çabuk aşınmasına neden olabilir. Ancak lastiklerin durumu, motorun silindirleri içinde gerçekleşen kimyasal bir olay olan yanma sürecini kesinlikle etkilemez.

Özetle, bu soru motorun temel çalışma prensiplerinden birini test etmektedir. Normal bir yanma için yakıt, hava ve ateşleme (kıvılcım) üçlüsünün sorunsuz olması gerekir. Bujiler ateşleme sisteminin kalbidir ve kurum bağlamaları bu sistemi doğrudan bozarak anormal yanmaya yol açar. Diğer seçenekler ise aracın motor dışındaki farklı sistemleriyle (fren, yakıt deposu, lastikler) ilgili olduğu için doğru cevap olamaz.

Soru 38
Hareketin motordan tekerlere kadar iletil­mesini sağlayan güç aktarma organlarının çalışma sırası aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
A
Şaft-Kavrama-Vites kutusu-Diferansiyel-Aks
B
Aks-Vites kutusu-Kavrama-Diferansiyel-Şaft
C
Vites kutusu-Kavrama-Aks-Şaft-Diferansiyel
D
Kavrama-Vites kutusu-Şaft-Diferansiyel-Aks
38 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir otomobilde motor tarafından üretilen gücün tekerleklere ulaşana kadar hangi parçalardan, hangi sırayla geçtiği sorulmaktadır. Bu sisteme **güç aktarma organları** denir ve aracın hareket etmesini sağlayan temel mekanizmadır. Doğru sıralamayı anlamak, aracın nasıl çalıştığını kavramak için çok önemlidir.

Doğru cevap d) Kavrama-Vites kutusu-Şaft-Diferansiyel-Aks seçeneğidir. Gelin bu sıralamanın neden mantıklı ve doğru olduğunu her bir parçanın görevini açıklayarak inceleyelim. Bu sıralama, gücün motordan tekerleğe doğru izlediği fiziksel yolu gösterir.

  1. Kavrama (Debriyaj): Motorun ürettiği dönme hareketini alan ilk parçadır. Motor ile vites kutusu arasında yer alır ve bir nevi "bağlantı anahtarı" görevi görür. Sürücü debriyaj pedalına bastığında motorun gücünü keser, pedalı bıraktığında ise gücü vites kutusuna iletmeye başlar. Bu sayede vites geçişleri sarsıntısız bir şekilde yapılır.
  2. Vites Kutusu (Şanzıman): Kavramadan gelen gücü, aracın hızına ve yolun durumuna göre ayarlayan sistemdir. İçindeki dişliler sayesinde motorun dönüş hızını ve torkunu (döndürme kuvvetini) değiştirir. Kalkışta daha güçlü (düşük vites), yüksek hızlarda ise daha hızlı (yüksek vites) hareket etmemizi sağlar.
  3. Şaft (Kardan Mili): Vites kutusundan aldığı dönme hareketini aracın arkasında bulunan diferansiyele taşıyan uzun, metal bir mildir. Özellikle arkadan itişli veya dört çekerli araçlarda gücün önden arkaya iletilmesini sağlar.
  4. Diferansiyel: Şafttan gelen gücü 90 derece bükerek tekerleklere dağıtan akıllı bir dişli sistemidir. En önemli görevi, araç viraj alırken içteki tekerleğin daha az, dıştaki tekerleğin ise daha fazla tur atmasına izin vermektir. Bu, aracın virajları güvenli ve kolay bir şekilde almasını sağlar.
  5. Aks: Güç aktarma organlarının son halkasıdır. Diferansiyelden aldığı dönme hareketini doğrudan tekerleklere ileten millerdir. Her tekerleğe bir aks bağlıdır ve bu sayede tekerlekler dönerek aracı hareket ettirir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Şaft-Kavrama-Vites kutusu-Diferansiyel-Aks: Bu sıralama hatalıdır çünkü şaft, vites kutusundan *sonra* gelir. Gücün önce kavramadan ve vites kutusundan geçmesi gerekir. Şaftın ilk sırada olması mekanik olarak imkansızdır.
  • b) Aks-Vites kutusu-Kavrama-Diferansiyel-Şaft: Bu seçenek tamamen terstir. Aks, gücü tekerleğe ileten *en son* parçadır. Gücün tekerlekten motora doğru geri gitmesi gibi bir durum söz konusu olamaz.
  • c) Vites kutusu-Kavrama-Aks-Şaft-Diferansiyel: Bu sıralama da yanlıştır. Vites değiştirebilmek için önce motorun gücünü kesmek gerekir ve bunu yapan parça kavramadır. Bu nedenle kavrama, her zaman vites kutusundan *önce* gelmelidir.

Özetle, motorun gücü bir zincir gibi sırasıyla bu parçalardan geçer: Önce kavrama ile kontrol edilir, sonra vites kutusunda hızı ayarlanır, şaft ile arkaya taşınır, diferansiyelde tekerleklere dağıtılır ve son olarak akslar aracılığıyla tekerlekler döndürülür. Bu sıralamayı ezberlemek yerine, her bir parçanın görevini ve bir sonrakine nasıl bağlandığını hayal etmek, soruyu kalıcı olarak öğrenmenize yardımcı olacaktır.

Soru 39
Motorun silindirlerini oluşturan ana gövdeye ne ad verilir?
A
Karter
B
Manifold
C
Silindir kapağı
D
Motor bloğu
39 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir içten yanmalı motorun temel yapısını ve silindirlerin bulunduğu ana parçanın adını bilmeniz istenmektedir. Motor, birçok parçanın bir araya gelmesiyle oluşur ve bu parçaların en büyüğü, en temeli ve adeta motorun iskeleti olan parça sorunun doğru cevabıdır. Şimdi seçenekleri tek tek inceleyerek doğru cevaba ulaşalım.

d) Motor bloğu

Doğru cevap motor bloğudur. Motor bloğu, motorun ana gövdesini ve temelini oluşturan en büyük parçadır. Pistonların içinde yukarı ve aşağı hareket ettiği silindirler, doğrudan motor bloğunun içine oyulmuş boşluklardır. Motorun krank mili, pistonlar gibi en önemli ve hareketli parçaları bu bloğun içinde veya üzerinde yer alır. Bu yüzden "motorun silindirlerini oluşturan ana gövde" tanımı tam olarak motor bloğunu ifade etmektedir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  1. Karter: Karter, motor bloğunun en alt kısmına cıvatalarla bağlanan, genellikle çelik sacdan veya alüminyumdan yapılmış bir parçadır. Temel görevi, motor yağını depolamaktır; yani bir yağ haznesi görevi görür. Motorun ana gövdesini veya silindirleri oluşturmaz, sadece motorun altını kapatır ve yağı içinde tutar.
  2. Manifold: Motorlarda emme manifoldu ve egzoz manifoldu olmak üzere iki ana manifold türü bulunur. Emme manifoldu, hava ve yakıt karışımını silindirlere dağıtan boru sistemidir. Egzoz manifoldu ise, yanma sonrası oluşan atık gazları silindirlerden toplayıp egzoz borusuna yönlendirir. Manifoldlar, motor bloğuna veya silindir kapağına bağlanan yardımcı parçalardır, ana gövde değillerdir.
  3. Silindir kapağı: Bu seçenek, motor bloğu ile en çok karıştırılan parçadır. Silindir kapağı, motor bloğunun üzerine takılır ve silindirlerin üstünü bir kapak gibi kapatır. Supapları, bujileri (benzinli motorlarda) ve enjektörleri (dizel motorlarda) üzerinde barındırır. Silindirleri oluşturmaz, sadece onların üstünü kapatarak yanma odasını tamamlar ve sızdırmazlığı sağlar.

Özetle, motor bloğu motorun temel iskeletidir ve silindirler bu iskeletin bir parçasıdır. Karter altta yağı tutar, manifoldlar yanlardan gaz giriş çıkışını sağlar ve silindir kapağı da üstten sistemi kapatır. Bu nedenle doğru cevap D şıkkıdır.

Soru 40
Dizel motorlu araçları çalıştırırken, marşa basmadan önce gösterge panelindeki ikaz ışıklarından hangisinin sönmesi beklenmelidir?
A
Akü şarj ikaz ışığı
B
Yağ basıncı ikaz ışığı
C
Isıtma bujisi ikaz ışığı
D
El freni çekili ikaz ışığı
40 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, dizel motorlu bir aracın doğru çalıştırma prosedürünün önemli bir adımı sorgulanmaktadır. Dizel motorlar, benzinli motorlardan farklı olarak, ateşlemeyi sağlamak için sıkıştırılan havanın yüksek sıcaklığından yararlanır. Soğuk havalarda bu işlemi kolaylaştırmak için ek bir sisteme ihtiyaç duyarlar ve bu soru, tam olarak bu sistemle ilgili bilgi düzeyinizi ölçmektedir.

Doğru Cevap: c) Isıtma bujisi ikaz ışığı

Dizel motorlarda "ısıtma bujisi" veya "kızdırma bujisi" adı verilen parçalar bulunur. Bu bujilerin görevi, motor soğukken, özellikle soğuk havalarda, silindirlerin içindeki havayı önceden ısıtmaktır. Kontak anahtarını marş konumuna getirmeden bir önceki "açık" konuma çevirdiğinizde, gösterge panelinde genellikle sarı veya turuncu renkte, yay veya sarmal şeklinde bir ışık yanar. Bu ışık, ısıtma bujilerinin devreye girdiğini ve yanma odalarını ateşleme için ideal sıcaklığa getirmeye çalıştığını gösterir. Bu ışık söndüğünde, motor marşa basmak için hazırdır.

Bu bekleme süresi, motorun ve havanın sıcaklığına göre birkaç saniye ile yarım dakika arasında değişebilir. Isıtma bujisi ışığı sönmeden marşa basmak, motorun zor çalışmasına, sarsıntılı çalışmasına ve uzun vadede motora zarar vermesine neden olabilir. Bu nedenle, dizel bir aracı çalıştırırken bu ışığın sönmesini beklemek, motor sağlığı ve verimli bir çalışma için kritik öneme sahiptir.

  • a) Akü şarj ikaz ışığı: Bu ışık, motor çalışmıyorken kontağın açık olduğu durumlarda her zaman yanar. Çünkü bu esnada alternatör (şarj dinamosu) devreye girmemiştir ve akü şarj edilmemektedir. Bu ışık, ancak motor çalıştıktan sonra sönmelidir; öncesinde sönmesi beklenmez.
  • b) Yağ basıncı ikaz ışığı: Tıpkı akü ışığı gibi, bu ışık da motor çalışmıyorken yanar, çünkü yağ pompası çalışmadığı için sistemde yeterli yağ basıncı yoktur. Motor çalışıp yağ pompası basınç oluşturduğunda bu ışık hemen söner. Marşa basmadan önce sönmesini beklemek yanlıştır.
  • d) El freni çekili ikaz ışığı: Bu ışığın motorun çalışma mekanizmasıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. Sadece el freninin çekili olduğunu sürücüye bildiren bir uyarıdır. El frenini indirmediğiniz sürece, motor çalışsa da çalışmasa da yanmaya devam eder.

Özetle, dizel motorları benzinli motorlardan ayıran en temel çalıştırma adımı, ısıtma bujilerinin görevini tamamlamasını beklemektir. Gösterge panelindeki ilgili ikaz ışığının sönmesi, motorun sağlıklı bir başlangıç için hazır olduğunun işaretidir. Diğer ışıklar ise motor çalışmadığı sürece yanmaları normal olan veya aracın farklı bir durumuyla (el freni gibi) ilgili olan göstergelerdir.

Soru 41
Aşağıdakilerden hangisi aracı istenilen yöne sevk eder?
A
Marş sistemi
B
Yağlama sistemi
C
Direksiyon sistemi
D
Aydınlatma sistemi
41 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın sürücü tarafından istenen yöne gitmesini sağlayan temel mekanizmanın ne olduğu sorulmaktadır. Yani, aracı sağa veya sola döndürmemizi sağlayan sistemin adını bulmamız isteniyor. Bu işlevi yerine getiren parçalar bütününü ve sistemin genel adını bilmek, ehliyet sınavı için temel bir bilgidir.

Doğru cevap 'c) Direksiyon sistemi' seçeneğidir. Direksiyon sistemi, sürücünün direksiyon simidi aracılığıyla yaptığı hareketleri tekerleklere ileten sistemdir. Sürücü direksiyonu sağa çevirdiğinde ön tekerlekler sağa, sola çevirdiğinde ise sola dönerek aracın istenilen yöne gitmesini, yani "sevk edilmesini" sağlar. Bu nedenle, aracı istenilen yöne sevk etme görevi doğrudan direksiyon sistemine aittir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna ve görevlerinin ne olduğuna bakalım:

  • a) Marş sistemi: Bu sistemin görevi arabanın motorunu çalıştırmak için ilk hareketi vermektir. Kontağı çevirdiğinizde motorun çalışmasını sağlayan mekanizmadır. Aracın yönünü belirleme ile hiçbir ilgisi yoktur; görevi motor çalıştıktan sonra biter.
  • b) Yağlama sistemi: Yağlama sistemi, motorun içinde hareket eden parçalar arasındaki sürtünmeyi azaltmak, aşınmayı önlemek ve motoru soğutmaya yardımcı olmak için motor yağı dolaştırır. Bu sistem motorun sağlığı ve ömrü için kritik öneme sahiptir ancak aracın hangi yöne gideceğini kontrol etmez.
  • d) Aydınlatma sistemi: Aydınlatma sistemi; farlar, sinyaller, stop lambaları gibi bileşenlerden oluşur. Görevi, sürücünün gece veya kötü hava koşullarında yolu görmesini sağlamak ve diğer sürücülere aracın varlığını ve niyetini (dönüş, durma vb.) bildirmektir. Aracı fiziksel olarak yönlendirme gücüne sahip değildir, sadece görüş ve iletişim sağlar.

Özetle, aracı bir yerden bir yere götürürken onun yönünü belirleyen, sürücünün komutlarını tekerleklere ileterek aracı kontrol etmesini sağlayan yegane sistem direksiyon sistemidir. Diğer sistemler aracın çalışması, bakımı ve güvenliği için hayati öneme sahip olsalar da yönlendirme işlevini yerine getirmezler.

Soru 42
Aşağıdakilerden hangisi elektrik devresindeki sigortanın görevidir?
A
Aküyü şarj etmek
B
Bujilere giden akımı yükseltmek
C
Kısa devre olduğunda sistemi korumak
D
Endüksiyon bobinine giden akımı yükseltmek
42 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın elektrik sisteminde bulunan **sigortanın** temel işlevinin ne olduğu sorulmaktadır. Sigortayı, aracınızın elektrik tesisatının bir nevi koruma kalkanı veya güvenlik görevlisi olarak düşünebilirsiniz. Temel amacı, elektrik devresinde bir sorun oluştuğunda daha büyük ve masraflı arızaların önüne geçmektir.

Doğru Cevap: c) Kısa devre olduğunda sistemi korumak

Bu seçeneğin doğru olmasının sebebi, sigortanın tam olarak bu iş için tasarlanmış olmasıdır. Bir elektrik devresinde "kısa devre" meydana geldiğinde, elektrik akımı normalden çok daha yüksek bir seviyeye aniden fırlar. Sigortanın içinde, yalnızca belirli bir akım şiddetine dayanabilecek incelikte bir tel bulunur. Kısa devre anındaki bu aşırı akım, sigortanın içindeki teli anında eriterek koparır ve böylece devreyi keser. Bu sayede, yüksek akımın aracın beyni (ECU), farları, radyosu gibi diğer hassas ve pahalı elektronik bileşenlere ulaşarak onlara zarar vermesi veya kabloların aşırı ısınıp yangın çıkarması engellenmiş olur. Kısacası sigorta, kendini feda ederek sistemin geri kalanını korur.

Diğer Seçeneklerin İncelenmesi:

  • a) Aküyü şarj etmek: Bu görev sigortaya ait değildir. Araçlarda aküyü şarj etme işini, motor çalışırken mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çeviren alternatör (şarj dinamosu) yapar. Sigorta, bu şarj devresini de korur ancak şarj işlemini kendisi yapmaz.
  • b) Bujilere giden akımı yükseltmek: Bu ifade de yanlıştır. Bujilerin ateşleme yapabilmesi için gereken yüksek voltajı (gerilimi) üreten parça endüksiyon bobinidir (ateşleme bobini). Sigortanın görevi akımı veya voltajı yükseltmek değil, tam tersine tehlikeli seviyeye ulaştığında tamamen kesmektir.
  • d) Endüksiyon bobinine giden akımı yükseltmek: Bu seçenek de bir öncekiyle aynı mantıkla yanlıştır. Endüksiyon bobini, aküden gelen düşük voltajı yükselten parçanın kendisidir. Sigorta, endüksiyon bobinine giden devreyi korur fakat o devreye giden akımı yükseltme gibi bir işlevi yoktur.

Özetle, sigorta bir akım veya voltaj üretici ya da yükseltici değil, bir koruma elemanıdır. Görevi, belirlenen akım değerinin üzerine çıkıldığında devreyi keserek sistemi ve aracı güvende tutmaktır. Bu nedenle, kısa devre anında sistemi korumak sigortanın temel ve en önemli görevidir.

Soru 43
Aracın gösterge panelinde aşağıdaki ikazışıklarından hangisinin yanıyor olması, yağlama sisteminin çalışmadığını gösterir?
A
B
C
D
43 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, aracın gösterge panelinde bulunan çeşitli ikaz ışıklarından hangisinin motorun yağlama sistemindeki bir sorunu işaret ettiği sorulmaktadır. Araç gösterge panelindeki ışıkların anlamlarını bilmek, hem sürüş güvenliği hem de aracın sağlığı için hayati öneme sahiptir. Şimdi doğru cevabı ve diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu detaylıca inceleyelim.

Doğru Cevap: d) seçeneği

Bu seçenekte görülen sembol, bir yağdanlık ve damlayan bir yağ damlasını temsil eder. Bu, motor yağı ikaz lambasıdır. Bu ışık, motor çalışırken yanıyorsa, bu durum yağlama sisteminde ciddi bir sorun olduğunu gösterir. Genellikle motor yağ basıncının tehlikeli derecede düştüğü anlamına gelir. Yağ basıncının düşmesi, motorun hareketli parçalarının yeterince yağlanamamasına ve kısa sürede aşınıp büyük hasar görmesine neden olabilir.

Bu ışık yandığında yapılması gereken en doğru hareket, aracı derhal güvenli bir yere çekip motoru durdurmaktır. Ardından motor yağı seviyesi kontrol edilmeli ve eksikse tamamlanmalıdır. Eğer yağ seviyesi normalse, sorun yağ pompasında veya sistemin başka bir yerinde olabilir ve araç bir servise götürülmelidir. Bu nedenle, yağlama sisteminin çalışmadığını gösteren doğru sembol budur.

Diğer Seçeneklerin Açıklaması:

  • a) seçeneği: Bu sembol, bir aküyü temsil eder ve şarj ikaz lambasıdır. Bu ışık yandığında, aracın şarj sisteminde bir sorun olduğunu, yani akünün şarj olmadığını gösterir. Sorun genellikle alternatörde (şarj dinamosu) veya V kayışında olabilir. Bu durumun yağlama sistemiyle bir ilgisi yoktur.
  • b) seçeneği: Bu sembol, fren sistemi ikaz lambasıdır. Genellikle el freninin çekili olduğunu veya fren hidrolik sıvısının seviyesinin azaldığını belirtir. Bazı araçlarda fren balatalarının aşındığını da gösterebilir. Bu uyarı, fren sistemiyle ilgili olup yağlama sistemiyle bağlantılı değildir.
  • c) seçeneği: Bu sembol, motor soğutma suyu sıcaklığı (hararet) ikaz lambasıdır. Bu ışık, motorun aşırı ısındığını, yani hararet yaptığını gösterir. Soğutma sisteminde bir arıza, soğutma sıvısının azalması gibi nedenlerle yanabilir. Bu durum soğutma sistemiyle ilgilidir, yağlama sistemiyle değil.

Özetle; her ikaz ışığı aracın farklı bir sistemi hakkında bilgi verir. "d" şıkkındaki yağdanlık sembolü doğrudan yağlama sistemindeki kritik bir arızayı belirtirken, diğer şıklar sırasıyla şarj (elektrik), fren ve soğutma sistemlerindeki sorunları gösterir. Bu nedenle doğru cevap "d" seçeneğidir.

Soru 44
Aşağıdakilerden hangisi motor ömrünü etkileyen en önemli faktördür?
A
Alaşımlı jant
B
Motor yağı kalitesi
C
Doğru yapılmış far ayarı
D
Delinmiş egzoz susturucusu
44 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, bir aracın motorunun ne kadar uzun süre sorunsuz çalışacağını belirleyen en temel ve kritik unsurun ne olduğu sorulmaktadır. Seçenekler arasında aracın farklı bölümleriyle ilgili maddeler bulunmaktadır ve bizden motorun sağlığına doğrudan ve en güçlü etkiyi yapan faktörü bulmamız istenmektedir. Doğru cevap, motorun iç mekanizmasıyla doğrudan ilişkili olan seçenektir.

Doğru Cevap: b) Motor yağı kalitesi

Motor yağı, bir motorun adeta kanı gibidir ve hayati öneme sahiptir. Motorun içinde birbirine çok yakın mesafede ve yüksek hızda hareket eden yüzlerce metal parça bulunur. Kaliteli motor yağı, bu parçalar arasında ince bir film tabakası oluşturarak metalin metale doğrudan temasını engeller. Bu sayede sürtünmeyi azaltmak ve aşınmayı önlemek gibi en temel görevini yerine getirir. Bu görev, motorun ömrünü doğrudan belirleyen en önemli faktördür.

Ayrıca motor yağı, sürtünme ve yanma sonucu oluşan yüksek ısıyı motorun içinden alarak dağıtılmasına yardımcı olur ve motorun soğumasına katkı sağlar. Aynı zamanda, çalışma sırasında oluşan mikroskobik metal parçacıklarını ve kurum gibi atıkları toplayarak motorun temiz kalmasını sağlar. Kalitesiz veya ömrünü tamamlamış bir yağ bu görevleri yerine getiremez, bu da motorun aşırı ısınmasına, aşınmasına ve sonuç olarak ömrünün ciddi şekilde kısalmasına neden olur.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • a) Alaşımlı jant: Jantlar, lastiklerin takıldığı tekerlek parçalarıdır. Alaşımlı jantlar genellikle daha hafif ve estetik görünümlüdür. Aracın yol tutuşunu ve yakıt tüketimini çok az miktarda etkileyebilse de, motorun iç yapısı ve çalışma ömrüyle hiçbir doğrudan ilgisi yoktur.
  • c) Doğru yapılmış far ayarı: Far ayarı, gece sürüş güvenliği için çok önemlidir. Işığın yolu doğru aydınlatmasını ve karşıdan gelen sürücülerin gözünü almasını engeller. Bu durum tamamen sürüş güvenliği ile ilgili olup, motorun mekanik sağlığı veya ömrü üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.
  • d) Delinmiş egzoz susturucusu: Egzoz susturucusunun görevi, motordan çıkan yüksek sesli egzoz gazlarının sesini azaltmaktır. Susturucunun delik olması, aracın çok daha gürültülü çalışmasına neden olur ve çevreye rahatsızlık verir. Motorun performansını çok az etkileyebilse de, motorun içindeki ana parçaların aşınmasına ve ömrünün kısalmasına doğrudan neden olan bir durum değildir.
Soru 45
Öndeki araç yol kenarına park etmeye çalışırken arkadan gelen diğer aracın onu beklemesi durumu, trafikte hangi temel değere sahip olunduğunu gösterir?
A
Öfke 
B
Sabır
C
İnatlaşma 
D
Aşırı tepki
45 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, trafikte sıkça karşılaşılan bir durum üzerinden sürücülerin sahip olması gereken temel bir davranış biçimi ve insani değer sorgulanmaktadır. Sorunun özü, bir sürücünün, başka bir sürücünün manevrasını tamamlaması için ona zaman tanımasının hangi olumlu özelliği yansıttığıdır. Bu durum, trafik akışının sağlıklı ve güvenli bir şekilde devam etmesi için kritik öneme sahiptir.

Doğru cevap b) Sabır seçeneğidir. Çünkü öndeki aracın park etme manevrası biraz zaman alabilir. Arkadaki sürücünün korna çalmadan, aceleci tavırlar sergilemeden veya tehlikeli bir şekilde onu geçmeye çalışmadan beklemesi, durumu anlayışla karşıladığını ve o anın gerektirdiği sükuneti koruyabildiğini gösterir. Sabır, trafikteki stresi azaltan, olası tartışma ve kazaları önleyen en önemli erdemlerden biridir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğunu inceleyelim:

  • a) Öfke: Öfke, bu durumda gösterilecek olumsuz bir duygudur. Eğer arkadaki sürücü öfkeli olsaydı, beklemez, korna çalar, el kol hareketleri yapar veya söylenirdi. Soruda anlatılan "bekleme" eylemi, öfkenin tam tersi bir davranıştır.
  • c) İnatlaşma: İnatlaşma, sürücülerin birbirine yol vermemek için yarıştığı veya kasıtlı olarak birbirini engellediği bir durumdur. Örneğin, park etmeye çalışan araca yer bırakmamak veya onu sıkıştırmaya çalışmak bir inatlaşma örneği olurdu. Beklemek ise bir uzlaşı ve anlayış göstergesidir, inatlaşma değil.
  • d) Aşırı tepki: Aşırı tepki, yaşanan küçük bir olaya orantısız ve abartılı bir karşılık vermektir. Sürekli korna çalmak, araçtan inip bağırmak veya tehlikeli bir sollama manevrası yapmak aşırı tepkiye girer. Oysa sorudaki sürücü sakin bir şekilde bekleyerek en doğru ve ölçülü davranışı sergilemektedir.

Sonuç olarak, trafikte diğer sürücülere karşı anlayışlı olmak ve onların manevralarını tamamlamaları için sakince beklemek, sabır değerine sahip olunduğunun en net göstergesidir. Bu davranış, hem kendi güvenliğiniz hem de trafikteki diğer insanların güvenliği ve huzuru için hayati önem taşır.

Soru 46
Aracı arıza yaptığı için yolda kalmış ve trafiğin aksamasına sebep olmuş sürücünün sorununa, yoldan geçen diğer bir sürücünün durup çözüm bulması hâli, trafikte hangi temel değere sahip olunduğuna örnektir?
A
Yardımlaşmaya
B
Öfke duygusuna
C
Bencil davranmaya
D
Aşırı tepki göstermeye
46 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte zor bir durumla karşılaşan (arabası bozulan) bir sürücüye, yoldan geçen başka bir sürücünün yardım etme davranışı ele alınmaktadır. Sorunun amacı, bu yardımsever davranışın trafikteki hangi temel insani ve sosyal değeri temsil ettiğini belirlemektir. Bu durum, sürücülerin sadece kendi yolculuklarına odaklanmak yerine, trafiği paylaştıkları diğer insanlara karşı sorumluluk ve duyarlılık göstermesinin bir örneğidir.

Doğru Cevap: a) Yardımlaşmaya

Doğru cevabın "Yardımlaşmaya" olmasının sebebi, sorudaki senaryonun bu kavramı birebir yansıtmasıdır. Yardımlaşma, bireylerin zor durumda olan başkalarına karşılık beklemeden destek olması, onların sorunlarını çözmek için çaba göstermesi anlamına gelir. Soruda, bir sürücü diğerinin sorununa kayıtsız kalmayıp duruyor ve çözüm bulmaya çalışıyor; bu, trafikteki dayanışma ve iş birliğinin en güzel örneklerinden biridir ve doğrudan yardımlaşma değerini gösterir.

Diğer Seçenekler Neden Yanlış?

  • b) Öfke duygusuna: Öfke, trafikte sıkışıklık veya bir sorun karşısında gösterilen olumsuz ve saldırgan bir tepkidir. Sorudaki sürücü, arızalanan araç yüzünden trafiğin aksamasına sinirlenmek yerine durup yardım etmektedir. Bu davranış, öfkenin tam tersi olan sakinlik, empati ve yapıcı bir tutumu sergiler.
  • c) Bencil davranmaya: Bencillik, sadece kendi çıkarını ve rahatını düşünmektir. Bencil bir sürücü, yolda kalmış kişiyi görmezden gelir, "Bu benim sorunum değil" diyerek yoluna devam ederdi. Oysa sorudaki sürücü, kendi zamanından ve konforundan feragat ederek başkasına yardım etmektedir, bu da bencilliğin tam zıttı olan fedakâr bir davranıştır.
  • d) Aşırı tepki göstermeye: Aşırı tepki, bir durum karşısında gereğinden fazla ve kontrolsüz bir reaksiyon vermektir (örneğin sürekli korna çalmak, bağırmak). Yardım etmek ise sakin, kontrollü ve çözüm odaklı bir eylemdir. Dolayısıyla, sorudaki sürücünün davranışı aşırı bir tepki değil, aksine olgun ve sorumlu bir davranıştır.

Özetle, bu soru trafikte sürücülerin birbirlerine karşı göstermesi gereken olumlu tutumları ölçmektedir. Zor durumda kalan birine yardım eli uzatmak, trafikte güvenli ve huzurlu bir ortamın oluşması için vazgeçilmez olan yardımlaşma değerinin en temel göstergesidir.

Soru 47
Hangi özelliğe sahip olmayan sürücünün sabırsız, öfkeli, yorgun, stresli ve iletişim becerileri eksik bir kişi olma ihtimali daha fazladır?
A
Bencil
B
Hoşgörülü
C
Aşırı tepki gösteren
D
Görgüsüzce davranan
47 numaralı soru için açıklama 

Bu soruda, bir sürücüde bulunmadığı zaman onu olumsuz davranışlara iten temel bir özelliğin ne olduğu sorulmaktadır. Yani, hangi pozitif karakter özelliğinin eksikliği; sürücüyü sabırsız, öfkeli, yorgun, stresli ve iletişim becerileri zayıf birine dönüştürür? Sorunun kilit noktası "sahip olmayan" ifadesidir, yani bizden eksik olan olumlu bir özelliği bulmamız isteniyor.

Doğru cevap "b) Hoşgörülü" seçeneğidir. Hoşgörü, trafikteki diğer sürücülerin ve yayaların yapabileceği hataları anlayışla karşılama, beklenmedik durumlara karşı sakin kalabilme ve sabır gösterebilme yeteneğidir. Bu temel özellik, sürücünün zihinsel ve duygusal dengesini korumasını sağlar ve güvenli sürüşün temelini oluşturur.

Bir sürücüde hoşgörü özelliği yoksa, yani kişi hoşgörüsüz ise, trafikte karşılaştığı en ufak bir hatayı bile kişisel bir saldırı olarak algılayabilir. Bu durum, anında sabırsızlığa ve öfkeye yol açar. Sürekli gergin bir şekilde araç kullanmak kişiyi stresli ve yorgun hale getirir ve diğer sürücülerle sağlıklı iletişim kurma becerisini (örneğin korna çalmak yerine anlayış göstermek gibi) ortadan kaldırır. Dolayısıyla, hoşgörünün eksikliği soruda sayılan tüm olumsuzlukların ana nedenidir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • a) Bencil, c) Aşırı tepki gösteren, d) Görgüsüzce davranan: Bu üç seçenek de zaten olumsuz sürücü özellikleridir. Soru ise hangi özelliğe "sahip olmayan" sürücünün kötü davrandığını soruyor. Örneğin, "bencil olmayan" bir sürücü veya "aşırı tepki göstermeyen" bir sürücü, tam tersine daha olumlu ve güvenli bir sürüş sergiler. Bu seçenekler, hoşgörüsüzlüğün bir sonucu olarak ortaya çıkan davranışlardır, eksikliği sorun yaratan temel bir özellik değildir.

Özetle, hoşgörü, trafikteki sosyal uyumun ve güvenliğin temel taşlarından biridir. Bu pozitif özelliğe sahip olmayan bir sürücünün, soruda belirtilen tüm olumsuz davranışları sergileme potansiyeli çok daha yüksektir. Diğer şıklar ise bu olumsuz durumun kendisi veya sonuçlarıdır, nedeni değil.

Soru 48
Seyir hâlindeki sürücünün, yaptığı bir hatadan dolayı eliyle veya yüz ifadesiyle diğer sürücülerden özür dilemesi trafikte aşağıdakilerden hangisinin kullanıldığına örnek olur?
A
Beden dilinin
B
Bencilliğin
C
İnatlaşmanın
D
Tahammülsüzlüğün
48 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte bir sürücünün söz kullanmadan, sadece el ve yüz hareketleriyle başka bir sürücüden özür dileme davranışının hangi kavrama karşılık geldiği sorulmaktadır. Bu, sürücüler arasındaki sözsüz iletişimin ve trafik adabının önemli bir parçasıdır. Şimdi soruyu ve seçenekleri detaylıca inceleyelim.

Doğru cevap "a) Beden dilinin" seçeneğidir. Beden dili, insanların iletişim kurarken kelimeler yerine kullandıkları jestler (el, kol hareketleri), mimikler (yüz ifadeleri) ve vücut duruşunu ifade eder. Soruda anlatılan durumda sürücü, "kusura bakmayın" veya "özür dilerim" demek için sözcükler yerine elini kaldırmakta veya mahcup bir yüz ifadesi takınmaktadır. Bu hareketler, karşıdaki sürücüye bir mesaj iletmenin en etkili yoludur ve doğrudan beden dilinin kullanımına bir örnektir.

Diğer seçeneklerin neden yanlış olduğuna bakalım:

  • Bencilliğin: Bencillik, sadece kendini düşünme ve başkalarının haklarını veya duygularını önemsememe durumudur. Hata yapıp özür dilemek, bencilliğin tam tersine, başkalarına karşı sorumluluk ve saygı duyulduğunu gösteren bir erdemdir. Bencil bir sürücü hatasını kabul etmez, dolayısıyla bu seçenek yanlıştır.
  • İnatlaşmanın: İnatlaşma, trafikte bir konuda ısrarcı olma, geri adım atmama veya bir başka sürücüyle güç mücadelesine girme davranışıdır. Sorudaki sürücü ise hatasını kabul ederek bir uzlaşma ve nezaket ortamı yaratmaya çalışmaktadır. Bu durum, inatlaşmanın tamamen zıttıdır.
  • Tahammülsüzlüğün: Tahammülsüzlük, diğer insanların hatalarına veya farklılıklarına karşı sabır gösterememe halidir. Özür dilemek, olası bir gerginliği önlemek ve karşıdaki sürücünün anlayışına sığınmak için yapılan bir davranıştır. Bu, tahammülsüzlüğün değil, aksine anlayış ve hoşgörünün bir göstergesidir.

Özetle, trafikte yapılan bir hata sonrası el veya yüz ifadesiyle özür dilemek, sürücüler arasında olumlu bir iletişim kurmayı sağlar ve bu iletişimin adı beden dilidir. Bu davranış, trafikteki stresi azaltır, olası tartışmaları önler ve daha saygılı bir sürüş ortamı yaratılmasına katkıda bulunur.

Soru 49
Aşağıdakilerden hangisi, araç kullanırken öfke duygusuna kapılan bir sürücünün kendisini sakinleştirmek için uygulaması gereken yöntemlerden biri değildir?
A
Trafik ortamında gerilimli durumların olabileceğini kabul etmesi
B
Karşılaşılan durumla ilgili negatif çözümler üretmesi
C
Radyo veya müzik açması
D
Derin nefes alması
49 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte öfkelenen bir sürücünün, bu öfke duygusunu kontrol altına almak ve sakinleşmek için yapmaması gereken, yani yanlış olan davranışın hangisi olduğu sorulmaktadır. Soru, sürücünün öfke anında hangi davranıştan kaçınması gerektiğini bilip bilmediğini ölçmeyi amaçlamaktadır. Doğru cevap olan B seçeneği dışındaki seçenekler, öfke kontrolü için tavsiye edilen doğru yöntemlerdir.

Doğru Cevap: b) Karşılaşılan durumla ilgili negatif çözümler üretmesi

Bu seçeneğin doğru cevap olmasının sebebi, negatif çözümler üretmenin öfkeyi azaltmak yerine tam tersine daha da körüklemesidir. Öfkelenen bir sürücü, karşılaştığı durumla ilgili "Şimdi ona gününü göstereceğim", "Bu acemi şoförün ehliyetini kim vermiş?" gibi intikamcı, suçlayıcı veya karamsar düşünceler ürettiğinde, stres seviyesi artar ve sakinleşmesi imkansız hale gelir. Bu tür düşünceler, sürücüyü tehlikeli ve agresif davranışlara (ani fren yapma, sıkıştırma, korna çalma gibi) itebilir. Dolayısıyla bu, bir sakinleşme yöntemi değil, öfkeyi tırmandırma yöntemidir.

Diğer Seçeneklerin Analizi:

  • a) Trafik ortamında gerilimli durumların olabileceğini kabul etmesi: Bu, öfke kontrolünde en önemli adımlardan biridir. Trafiğin doğası gereği kalabalık, stresli ve hatalara açık bir ortam olduğunu baştan kabul etmek, sürücünün beklentilerini doğru ayarlamasını sağlar. Bu sayede, bir hata veya olumsuz bir durumla karşılaştığında bunu kişisel bir saldırı olarak algılamak yerine, "trafiğin normal bir parçası" olarak görüp daha sakin kalabilir. Bu, doğru bir yöntemdir.
  • c) Radyo veya müzik açması: Bu, dikkat dağıtma tekniği olarak bilinen etkili bir yöntemdir. Sürücü, öfkelendiği anda dikkatini yoldaki olumsuz durumdan alıp sevdiği bir müziğe veya bir radyo programına yönlendirdiğinde, zihni meşgul olur ve öfke duygusunun yoğunluğu azalır. Özellikle sakinleştirici müzikler, kalp atış hızını yavaşlatarak fiziksel olarak da rahatlamaya yardımcı olabilir. Bu, doğru bir yöntemdir.
  • d) Derin nefes alması: Bu, öfke kontrolünde kullanılan temel ve çok etkili bir fiziksel tekniktir. Öfke anında vücut "savaş ya da kaç" moduna geçer, kalp hızlı çarpar ve nefes alıp verme sıklaşır. Birkaç kez yavaş ve derin nefes almak, vücudun sakinleşme mekanizmasını devreye sokar, kan basıncını düşürür ve sinir sistemini yatıştırır. Bu, sürücünün hem zihinsel hem de fiziksel olarak kontrolü yeniden ele almasını sağlayan doğru bir yöntemdir.
Soru 50
Aşağıdakilerden hangisi hoşgörülü olma özelliği taşımayan sürücülerin özelliklerindendir?
A
Öfkeli olmak
B
Sabırlı davranmak
C
Başarılı iletişim kurmak
D
Kural ihlalinden kaçınmak
50 numaralı soru için açıklama 
Bu soruda, trafikte hoşgörülü olmayan, yani anlayışsız ve sabırsız bir sürücünün hangi davranışı sergileyeceği sorulmaktadır. Sorunun kökündeki "taşımayan" ifadesi kilit noktadır, çünkü bizden olumlu değil, olumsuz bir sürücü özelliği bulmamız istenmektedir. Bu tür sorularda, seçeneklerdeki davranışların hangisinin olumlu, hangisinin olumsuz olduğunu belirlemek çözümü kolaylaştırır.

Doğru Cevap: a) Öfkeli olmak

Hoşgörü, başkalarının yaptığı hatalara, yavaş hareket etmelerine veya beklenmedik durumlara karşı anlayışlı ve sakin kalabilme yeteneğidir. Öfkeli olmak ise bu durumun tam zıttıdır. Trafikte çabuk sinirlenen, diğer sürücülere karşı agresif tepkiler veren (sürekli korna çalmak, bağırmak, tehlikeli manevralar yapmak gibi) bir kişi, hoşgörüden tamamen uzak bir sürücüdür.

Bu nedenle öfke, hoşgörüsüzlüğün en net göstergesidir ve trafikte hem sürücünün kendisi hem de diğerleri için ciddi tehlikeler yaratır. Soru, hoşgörülü olma özelliği taşımayan bir sürücünün özelliğini sorduğu için "Öfkeli olmak" doğru cevaptır.

Diğer Seçeneklerin Neden Yanlış Olduğunun Açıklaması

  • b) Sabırlı davranmak: Sabır, hoşgörünün temelini oluşturan en önemli erdemlerden biridir. Trafiğin sıkışık olduğu anlarda, bir acemi sürücünün arkasında veya bir yayanın geçmesini beklerken sakince durabilmek, tam olarak hoşgörülü bir sürücünün sergileyeceği bir davranıştır. Bu olumlu bir özellik olduğu için aradığımız cevap değildir.
  • c) Başarılı iletişim kurmak: Trafikte başarılı iletişim, sadece konuşmak anlamına gelmez. Sinyal vermek, selektör yapmak, el işaretleriyle teşekkür etmek veya yol vermek gibi davranışlar, sürücüler arasında bir anlayış ve uyum ortamı yaratır. Başarılı iletişim kuran bir sürücü, çatışmadan kaçınır ve bu da onun hoşgörülü olduğunu gösterir. Bu da olumlu bir özelliktir.
  • d) Kural ihlalinden kaçınmak: Trafik kurallarına uymak, diğer yol kullanıcılarının haklarına ve can güvenliğine saygı duymak demektir. Kurallara uyan bir sürücü, düzeni bozmadığı ve başkalarını tehlikeye atmadığı için sorumlu ve saygılı bir profil çizer. Bu davranış, hoşgörülü bir sürüş anlayışıyla doğrudan ilişkilidir ve olumlu bir özelliktir.

Özetle, soru bizden olumsuz bir sürücü özelliği bulmamızı istemektedir. Sabırlı olmak, iyi iletişim kurmak ve kurallara uymak; güvenli ve saygılı bir sürüş için gereken olumlu davranışlardır. Öfkeli olmak ise tam tersine, hoşgörüsüzlüğü ve tehlikeyi temsil eden olumsuz bir davranıştır.

Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. SINAVI BİTİR
0/50
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
3132333435
3637383940
4142434445
4647484950
Son
Geri dön

EHLİYET SINAVLARI